Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Ekinezya SBC, Sodyum Bikarbonat

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Ekinezya SBC, Sodyum Bikarbonat

    Bağışıklık sistemi kan’ın pH değeri: 7,40 ve hafif üzerinde olursa daha aktif olur ve pH Değeri 7, 40’ın altında olursa bu seferde mikroplar daha aktif olur. Bu nedenle Gökçek İksir, Gökçek Tonik, Aloe Vera Jel, Bitkisel Kapsüller ve Çayları kullananların Ekinezya SBC ile tedavi süreci çok çok kısalır. Çünkü Ekinezya SBC kanın pH Değerini alkalik yapar..

    Ekinezya SBC : Bir litre suya bir tatlıkaşığı Ekinezya SBC bir karıştırılarak içilir. Not: Yüksek Tansiyon Problemi olanların 1 litre suya bir çay kaşığı Ekinezya SBC ile karıştırıp içilebilir. Ekinezya SBC sadece Sodyum Bikarbonat (NaHCO3) olmayıp, C-Vitamini ve 19 ŞifalıBitki ekstresi içerir ve karbonattan farklıdır. Dikkat ingiliz Karbonatı yaniSodyum Karbonat (Na2CO3) kullanılmaz.

    Asidoza karşı etkili doğal ürünler

    Tedavisi: Enginar Forte, KORDİSEP Forte, Spirulina Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Mantar Çayı, Enfeksiyon Çayı ve Ekinezya SBC kullanmanız gerekir.

    Asidoz: Helicobacter pylori isimli bakteri asidoz nedeniyle zayıflayan mide ve onikiparmak bağırsağına daha kolay yerleşir. Candida albicans isimli maya mantaları ise bütün sindirim organlarının mukazasında bunsada daha çok bağırsaklarda, özeliklede kalın bağırsağa yerleşir. Her ikiside asitlenmeye sebep olur ve toksik maddeler özeliklede zehirli gazlar, zehirli alkoller ve biyojen aminler (örneğin allerjiye sebep olan histamin) üretirler.

    Bir çözeltide varlığı ile bir asit veya bir alkalinin eklenmesinden oluşan pH değişmelerini azaltan kimyevi maddelere tampon adı verilir. Vücudun kimyevi tamponları içinde 4 ana tampon sisteminden söz edilebilir: Eritrosit-Hemoglobin tampon sistemi, protein tampon sistemi, fosfat tampon sistemi ve bikarbonat-karbonik asit tampon sistemi. İnsan bünyesinde, kanın pH'sı bir ömür boyu belirli bir denğede tutulmakta olup ortalama pH:7,4'dır. İnsan ömrü boyunca, yaz ve kış, gece ve gündüz demeden kanın pH'sı sabit tutulmaya çalışılmaktadır. pH'da çok az bir oynamanın (asit veya baz (alkali) 02 oranında dahi kayma olunca hayati tehlike olur. Yani pH'sı 7,35'in altı veya 7,45'in üstü olursa hayati tehlike olur. pH'nın korunmasında vücudun tampon sistemleri ve bu arada akciğer ve böbreğin büyük rolü vardır. Akciğer ve böbreklerde asit iyonların dışarı atılır. Bikarbonat-karbonik asit tampon sistemi tampon sistemler içinde adından en fazla bahsedilen bir sistemdir. Bikarbonat-karbonik asit sistemi, zayıf bir asit ve bunun kuvvetli bir bazla meydana getirdiği tuzun karışımından ibaret bir sistem olup, diğer bütün tampon sistemlerin tabi olduğu kanunlar uyarınca çalışır.

    Vücudumuzda 100 trilyon hücredeki metabolik değişimler yani hücrede enerji oluşumu sırasında karbonikasit (H2CO3) çıkar ve ayrıca bazı besinler (et, peynir ve mamüleri) ve içecekler (siyah çay, kahve ve kola) vücudun asit oranını aşırı yükselir. Eritrosit-Hemoglobin tampon sistemi ve sodyumbikarbonat (NaHCO3) karbonikasidi tampon sistemi ile vücudun aist-baz denğesi korunur. Karbonikasit ve laktikasit (sütasidi) su ve karbondiokside dönüşür ve buda böbrekler ve akciğer tarafından dışarı atılır. Dışarı atılamayan asitler mineraller tarafından tuza (asidik tuzlar, bazik tuzlar veya halojenik tuzlar, yemek tuzu değil) dönüştürülür, sonra bağdokularına CURUF şekline yerleşir (depolanır) ileride atılmak için. Bu sürekli depolama hücre ve dokuların beslenmesini engeller. HCO3 + X (metal, ametal helogen, örneğin sodyum, klor, flor, kalsiyum, magnesiyum vb.)------>HCO2X oluşur. Ve bu CURUFTUR ve bu curufa ileride bakteri virüs ve mantarlar yerlaşerek zehirli gazlar, zehirli alkoller ve hormona benzer biyojen aminler üretirler. Vede sayısız hastalıkların merkezi oluşur.

    Kanda ve hücreler arası sıvıda karbonik asit, asetik asit, fosforik asit, sülfirik asit ve sütasidi (laktik asit) yoğunlaşması kalp kaslarına zarar verir ve kalp krizi ortaya çıkar. Ayrıca beyin kanaması, kandolaşımı anormalikleri ve müzmin iyileşmeyen yaralar görülür. Hemoglobin ve sodyumbikarbonat asidin bir kısmını tampon sistemi ile baza çevirir ve asitlenmeyi önler. Tabii vücutta yeterince mineral varsa, yoksa depoluyarak CURUF oluşturur. Bu nedenle derin nesfes alınca daha çok karbondioksit dışarı atılır ve buda vücuttaki asidin azalması demektir. Mide tarafından tuz ve karbonikasidin sodyumbikarbonat ve tuzasidine çevrilmesi ile ortaya çıkar. ( NaCl + H2CO3 ----> NaCO3 + HCl ) Mide derisi bir kaç tabakadan oluşur iç tabakalar bu görevi görür. Tuz asidi midenin içine verilirken sodyumbikarbonat Pankreasa gönderilir.

    Kanın pH-Değeri 7,4'dır, yani hafifi bazik olup bu değer 7,35-7,45 arasında hafif değişebilir. Vücüdumuzdaki bir çok metabolizma hareketleri sonucu (proteinler parçalanınca fosforik asit, sülfirik asit, yağlar ve karbonhidratlar parçalanınca asetik asit va karbonik asit oluşur.) asit oranı yükselir ve bunun beli bir zaman sonra yeniden normal seviyeye gelmesi gerekir. Bazik olan minereallerle (potasyum, sodyum, kalsiyum, magnesyum) gibi) kanın asit-baz denğesini sağlamada önemli rol oynar. Bilindiği gibi tuzun yapısı sodyum ve klorid isimli iki elementten oluşur. Şayet kişi aşırı et, peynir ve mamülleri, tatlılar yer ve siyah çay, sigara ve alhol içerse kandaki pH-değerinin asitlesmesine sebep olur, çünkü bu besinler asitleşmeye neden olurlar.

    Bağırsaklar'da pH-Değeri 5-7 arası olması gerkir, yani hafif asidik bir ortam olması gerekir. Bağısakflorasının en önemli faydalı bakterisi olan laktikasitbakterileri (sütasidibakterileri) ancak bu ortamda yaşayabilirler. Bagirsakflorasini oluşturan bakteriler lifli besinleri parcaliyarak yağasitlerine dönüştürürler, bu insan sağliği için cok önemlidir. Bağirsakforasi ayni zamanda B12 ve K2-Vitamini gibi önemli vitaminleride yaparlar. Bu ne demek, bu kişi şayet lifli besinler (sebzeler, meyveler ve kepekli un mamüleri) yemezse avitaminoza (vitaminyetersizliği) ortaya cikar.

    Bağırsaklardaki zehirli gaz dışarı atılmazsa sindirim salğılarına karışır ve zehirlenmeye neden olur.
    1. Kalp kaslarının pH'sı 6,9 yani çok hafif asitli ortamdadır, fakat 6,5'in altına düşerse kalp krizi olur.
    2. Asitleri lenf bezi asidik tuz çevirirken şişer.
    3. Asidoz nedeniyle mantarlar özeliklede bağırsak mantarları çoğalır.
    4. Asidozla birlikte amoniak, aflotoksin ve aldehidler çoğalır ve bunlaer başta karaçiğer ve beyine zarar verirler.
    5. Asidoz nedeniyle küçük kandolaşımı anormalikleri ortaya çıkar ve basur oluşur.
    6. Tatlı besinler metabolik değişimler sonucu aside dönüşür. Bu asidi atmaya çalışır aramazsa curufa dönüştürerek depolar.
    7. Fazla yağlar (et ve peynir) asetikaside buda asetik tuzuna dönüşür. Bu nedenle Et mamülerindeki protein ürük aside dönüşür, buda ürikasit tuzuna dönüşerek curuf şeklinde depolanır.
    8. Asitler asidik tuza dönüşürken aşırı oranda sodyum, potasyum ve kalsiyum gibi mineraller harçanır. Asitleri nötürleştirmekte veya hücre yapımında kulanılması gereken mineraller azalır.
    9. Hücre asitlenmesi ve curuflanması nedeniyle hücreler sertleşir. Örneğin Eritrozitler sertleşince oksijeni ve besleyici maddeleri hücrelere kadar taşıyamaz çünkü esnekliğini kaybeder.
    10. Asidoz nedeniyle nefes darlığı ortaya çıkar çünkü eritrozitler oksijen taşımakta ve ve kılcal damarları çemkete zorlanır.
    11. Asidozla birlikte kanda proteinde varsa kanın akışı yavaşlar çünkü koyulaşır.
    12. Curuf için harçanan mineraller saç, kemik ve kemikten alındığından, kemiklerin yoğunluğu azalır, tırnaklar kırılır ve saçlar dökülür.
    13. Curufun sertleşmesi deride şişli,klere yani selülite sebep olur.
    14. Asidoz nedeniyle iğne şekilinde asit kristalleri oluşur ve bu kristaller kıkırtakları tahripeder ve neticede disklerde beslenemez ve disk fıtığı görülür ve eklemler deforme olur.
    15. Asit kristalleri sinir hücrelerine batar ve sinirsel ağrılar görülür.


    Asitlenme kolesterola'da sebep olur. Asit kandaki kalsiyumu kendine bağlar, kanda kalsiyum bulamazsa damarların iç duvarındaki kalsiyumu alır ve buradada bulamazsa kemiklerden kalsiyum alır. Alınan kalsiyum yerine kolesterol görev alır. Şayet sürekli azalan kalsiyum yerine kolesterol eklenirse damarlar sertleşir. Bu sertleşen damarlar mesela tansiyonun yükselmesi ile birlikte damarın iç duvarında çentikler (küçük yırtılmalar) görülür. Bu yırtıklarda kolesterolla yamanır ve sürekli damarlar sertleşir. Kemiklerde bir miktar kalsiyumun eksilmesi büyük bir problem olmayabilir ama kanın çok hafif asitlenmesi ölüm demektir.

    Kemo terapi gören ağır hastalarda aşırı hücre ölümü görülür, hücre ölümleri kandaki ürikasidi artırır. Bu nedenle eksilen kalsiyumu açil olarak damardan takviyeetmek gerekir.

    Fosforasitli içecekler (limonata) kandaki ve kemikteki kalsiyumu dışlar ve onun yerine geçer. Böylece kemik erimesi görülür.

    Romatizma bir asidoz hastalığıdır. Et ve peynir yiyenlerde aşırı oranda ürikasit görülür. Bunu asidik tuza çevirmek için aşırı oranda X-Elementleri (sodyum, potasyum, kalsiyum, flor, klor, magnesiyum vb..) gerekir. Ürikasiti Ürikasit kristallerine dönüştürerek depolanır. Böbrekler beli miktarda ürükasiti dışarı atar. Şayet protein alımı devam ederse veya çürük diş varsa (buda sürekli protein parçalanmasına neden olur) böbrekler bu kristalleri dışarı atamazsa, ürikasit tuzuna çevirerek depolar ve bu kristallerde dokuya batarak ağrı verir.

    Midenin zayıflaması veya iltihaplanması nedeniyle kaliteli veya yeterince sodyumbikarbonat üretemez. Buda vücutta asitlenmeyi önleyen en önemli faktör olan sodyumbikarbon yetersizliğine vede neticede asidoza sebep olur. Asidoz sonucu: Kalp ve kandolaşımı rahatsızlıkları, kabızlık, romatizma, gut hastalığı, şeker, yağ hazımsızlığı, kanser ve diğer iltihaplı bir çok hastalık ortaya çıkar.

    Et-, peynir ve etmamüleri vücudumuzdaki H+ (hidrojen) ve C+ (karbon) iyonlarının yükselmesine neden olur. Bunu nötüleştirmek için O2- (oksijen) iyonları gerekir ve O2- iyonlari ile birlikte H2CO3 (karbonikasit) ortaya çıkar. Buda H2O (su) idraryoları ile CO2 (karbondioksit) nefesyolları ile dışarı atılır. Aşırı et-, peynir ve etmamülleri ise H2CO3?nin aşırı yükselmesine sebep, buda kanın asitlenmesi demekdir ve bu büyük tehlikedir. Asitlenmeyi durdurmak için küçük beyin akçiğere O2- alımını yavaşlatmayı emreder, O2-alımının yavaşlaması ile birlikte beslenemeyen hücreler nedeniyle kişi hemen yorulur. Uyumakla yorğunluk geçmez, bu nedenle en fazla haftada iki gun et yenmelidir ve asla peynir yenmemelidir.

    Pankreas zafiyeti: Bir diğer faktör ise bilindiği gibi mide asidi olup onu pankreasın salğıladığı sodyumhidrojenkarbonat?la nöturleştirir. Şayet pankreas zafiyeti söz konusu ise o zamanda kandaki asit ? baz dengesi bozulabilir. Asit-baz denğesinin bozulmasi bir çok hastalığın ortaya çıkmasına sebeb olabilir. Bu hastalıkların başında hertürlü allerji, hertü iltahaplı (enfeksiyon) rahatsızlıkları, kronik yorğunluk, belfıtığı, kas ve eklem rahatsızlıkları, mide-bağırsak rahatsızlıkları ve yüksek tansiyona sebeb olabilir. Bu nedenle bazik ağırlıklı besinlerle beslenmek gerekir ve bunlarin basında sebze ve kepekli ekmek gelir.

    Yanlış beslenme sonucu bağırsaklarda pH-7 civarına (nötür) veya hafif üstüne çikarsa, buda besinmaddelerinin sindirimi sırasında ortaya çıkan amonyumu (NH4+) amonyaka (NH3) dönüşmesi demektir. Amonyak nötür, yani positif veya negatif yüklü olmadığından kolaylıkla hücrelere sızar ve buradan kana karışır. Kandaki amonyak biyojen aminler ve mikropların salğıladığı zehirli gazlar ve zehirli alkoller'de karaçiğer tarafından arıtılır. Bu ise karaciğeri aşırı yorar vede asli görevini yapamaz, yanıi enzimler salğılıyamaz hale gelir. Bu durumun uzun sürmesi bağırsakflorasının bozulmasına vede daha çok artık madde ortaya çıkması demektir ve bu şeytan üçğeni bozulmaz ise bir çok hastalığa neden olur. Amonyak hücreler için tehlikeli bir zehirdir, amonyum ise bağırsakmukazasını temizleyici özeliklere sahiptir.

    Mide-Bağırsak zafiyeti: Bir diğer önemli faktör ise mide aşırı katkı maddesi içeren besinler (konserveler, çikolata, keks vb.), soft içecekler (kola, fanta vb.), özeliklede dikkatsizce kulanılan kimyasal ilaçlar ve bunlarında en tehlikelisi olan ve bağırsak florasını ve mide mukazasını tahrip eden antibiyotiklerdir. Böylece zamanla çok kolay gastrit (mide iltihaplanması, midemukazası iltihaplanması ve bağırsak florasının bozulması ve iltihaplanması tabi azalan faydalı bakterilerin yerine MANTARLARIN yerleşmesi. Bunedenle Mide yeterince intrinsic fakrorü (sialinasitli glukoprotein) salğılıyamaz ve bağırsakalrdaki mantarlarda sürekli mikotoksinler (mantar zehirleri) üretir. Intrinsic faktorü B12-Vitamini, Folikasit, Methionin ve minerallerin bağırsaklar tarafından absorbe (emilme) edilmesini sağlar. Yani nasılki diabet hastaları için insulin ne kadar önemli ise besinlerin sindirilmesi içinde İntrinsic faktorüde o kadar önemlidir. İntrinsic faktorünün yetersizliği vitamin ve mineral yetersizliğine sebep olur. Neticede bir çok hastalık ortaya çıkar ve bunlardan bazıları: Allerji, derihastalıkları, sindirim organlarindaki rahatsızlıklar, vb hastalıklar ortaya çıkar. (Nhp 12.03.1722)

    Asidoz, hastalıkları tetikleyen sebeplerin başında gelir.Asidozu tetikleyen sebepler:
    a)Alkol: Kişi alkol içiyorsa karaciğer alkolü aside dönüştürür ve fazladan ortaya çıkan Asit Asidoza sebep olur.
    b)Hayvansal Besinler: Yağ içerir ve yağlar yağ asidine dönüşür, Yağ asitleri ise aside dönüşür ve bu fazladan ortaya çıkan asit asidoza sebep olur.
    c)Barsak Mantarları: Mantarların üretmiş olduğu toksik maddeler, özelikle de zehirli alkolleri karaciğer Aside dönüştürür.Fazladan ortaya çıkan Asit Asidoza sebep olur.Asidoz son 50 yılda Dünyada hızla yayıldı. Çünkü insanlar aşırı Kimyasal ilaç kullanıyorlar veya işlenmiş Gıda (Cips, Kola vs.) tüketiyorlar. Kimyasal ilaçlar ve işlenmiş gıdalar bağırsak florasını bozuyor, faydalı bakterileri yok ediyor ve çok tehlikeli bağırsak mantarlarının çoğalmasına sebep oluyor ve bu mantarların üretmiş olduğu toksik maddeler Asidoza sebep oluyor. Mantarların sebep olduğu Asidoz diğer faktörlere göre hemen hemen % 90’ını teşkil eder.
    Bütün Hastalıkların % 95’ini Asidoz tetikler, Çünkü Asidi nötürleştirmek için ;
    1- Kandaki Kalsiyum asitle reaksiyona girerek asidik-tuz oluşur.
    2- Şayet kanda Kalsiyum bulunamazsa damarların iç yüzeyindeki Endotel tabakasındaki kalsiyum emilerek asitle reaksiyona girer.Damarların iç yüzeyindeki kalsiyumun azalması Duvarda ki Tuğlanın sökülmesi gibidir.Eksilen Kalsiyumun yerine Kolesterol yaması yapılır.Bu yamada eksilen Tuğlanın yerine kağıt yapıştırmak gibidir.
    3- Kanda ve Endotel tabakada Kalsiyum bulunmazsa Kemikteki Kalsiyum asitle reaksiyona girerek bileşir ve kemikler zamanla incelerek Cam Kemik oluşur.
    4- Kan, Damar ve Kemiğin haricinde Hücre içerisinde Endoplazmik Retikulum da depolu bulunan Kalsiyumu asit mıknatıs gibi kendine çeker ve birleşerek asidik-tuz oluşur.İşte böylece kişide Obezite, Cilt Hastalıkları, Alerji, Şeker Hastalığı, Tansiyon, Kolesterol, Karaciğer Yağlanması, Bronşit, Astım, Romatizma, Miyom, Lipom, Kalp-Damar Rahatsızlıkları vb. bir çok hastalık ortaya çıkar.Barsak Mantarlarını yok etmedikce, asidozu önleyemezsiniz.Asidozu önlemdikce hastalıklardan kurtulamazsınız.Kalsiyum kaçağının bütün bu hastalıkları tetiklediğini Harvard Üni. Tıp Fakültesi Genetik Bilimler ve Kompleks Hastalıklar anabilim dalı başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil ve ekibi bunu belgeldi.

    Protein Diyeti aslında Hollywood Diyetinin (Protein Diyeti) geliştirilmiş halidir. Daha öncede Protein Diyetini Dr. Atkins, Dr. Dukan ve bir çoğu denediler ve geliştirdiler. Kişi aşırı et, peynir ve yumurta yerse aşırı oranda arahidon asit ortaya çıkar ve bu da asidoza sebep olur. Asidoz damar sertliği, ödem, kalp krizi, beyin kanaması, romatizma, kısırlık ve organlarda yağlanmaya sebep olur. Asidozlu ortamda bakteri virüs ve mantarlar hızla yayılır.Protein Diyeti bir saçmalıktır.Sağlıklı olan Peygamber Diyetidir. Peygamber Diyetinde kişi günde 2 öğün yer, az yer ve çok çiğner çok basit ve en sağlıklı metot budur. Fakat kişinin ilk zamanlar buna alışması biraz zaman alır.

    Bazı diyetisyenlerde nedense sürekli şu kadar et ve şu kadar peynir yenmeli diyorlar. Et, peynir ve mamülleri kanda asitlenmeye neden olduğu bu asidi nötürleştirmek içinse aşırı oksijen ve kalsiyum harcanmasına sebep olduğu tesbit edilmiştir. Oksijen yetersizliği halsizlik, dermansızlık ve immün sisteminde (bağışıklık sistemi) zafiyete neden olur. İmmün zafiyeti ise birçok hastalığa davetiye çıkarır. Bu nedenle beli bir yaştan sonra bu 35 olabilir çok az et ve et mamülleri tüketilmeli ve asla peynir yenmemelidir.(Nhp 10.06.1416)

    Tavuk Yumurta: Tavuk Yemi hazırlanmasında kullanılan Premix (Ön Karışım) Avrupa Ülkelerinden ithal edilmektedir.Premixin içeriğinde Östrojen (dişilik hormonu), antibiyotik ve beta karoten gibi katkı maddeleri var.Tavuk yemi hazırlanırken bir ton yeme bir kilogram premix katılır.Bu suni yemle beslenen tavukların eti ve yumurtasını hamile anneler, emzikli anneler, bebekler ve küçük çocuklar yerse cinsel organı normal gelişmez.Yetişkinler hormonlu tavuk ve yumurta yerse iktidarsızlık, prostat büyümesi ve prostat kanseri rizikosu oluşur.Tavuk ve yumurtanın nereden geldiğini bilmiyorsanız asla yemeyin, aksi halde telafisi imkansız durumlar ortaya çıkar.

    ÇİĞNEME: Her Lokma en az 30 defa çiğnenmeli, doğru ÇİĞNEME den yutulan besinler mide başta olmak üzere diğer organlara zarar verir.Hücre merkezlerinde bulunan mitokondirininleri soba veya mini atomsentraline benzetebiliriz.Sobaya kalitesiz kömürü doldurursanız duman içinde kalırsınız ve aşırı artık madde (kül, duman, is) ortaya çıkar.Çiğnenmeyen besinlerde kalitesiz kömür gibi hücreler, hücre araları, bağ dokuları ve bütün organlarda artık madde (curuf) yoğunlaşmasına sebep olur.Curuflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.Az çiğneme sonuçu ortaya çıkan aşırı asidoz ve cürufu atmak için toplar damarlar, lenf kanaları, böbrekler ve akciğerler sürekli çok çalışmaktan artık arıtmaz hala gelirler.Belediyenin fen işleri gibi çalışan lenf sistemi mikropları yok edeceğine mikrop üretir hale gelir.Yıllar önce İstanbul Belediye Başkanı Nurettin Sözen'di ve onun zamanında İstanbul çöplüğe dönmüştü.Kapalı çarşı ve Emin önünde iş yeri sahipleri birbiri ile kavga yapıyorlardı benim iş yerimin önüne çöp atmayın diye ve Turistler ağızlarını tıkayarak ''Oh My God'' diye bağırarak kaçıyorlardı.Lenf sistemi de aynı Belediyenin Fen işleri gibi günde 3 litre ölü hücre, ölü bakteri, protein artıkları, yanmamış yağlar vb artık maddeler ile birlikte fazla kirli sıvıyı (yoğun olarak su) toplar.Lenf sistemine aşırı yükleme olursa mikropları yok edeceğine mikrop üreten merkez olur.Böbrekler sürekli kan temizlerken kan aşırı kirli olursa böbrekler yorulur ve yavaş yavaş kronik böbrek yetmezliği başlar, aşırı kirlenene kanı akçiğer arıtmazsa bronşit, astım ve nefes darlığını tetikler.Sürekli vücutta cüruf (artık madde, ölü hücreler, mikroplar vs) oranının yüksek olması kist, miyom, lipom, nodül, damarlarda yağlanma daralma sonucu beyin, kalp, pankreas, karaciğer vb., organlarda yağlanma sonucu bir mikroplar için ideal bir cüruf (bataklık) oluşur ve kişi çok kolay hastalanır ve kolay kolay iyileşemez.Gökçek İksir, Aloevera jel, damar çayı ve enfeksiyon çayı ile vücutta ki cürufu arıtmak mümkündür, fakat yeniden cüruf olşmaması için mutlaka çok çiğnemek gerekir.

    Bir araştırmaya gönüllü olarak katılan bir grup insana yemeleri için kek verildi ve 15 defa çiğnemeleri söylendi ve aynı kişilere tekrar kek verildi ve bu kez 40 defa çiğnemeleri söylendi.40 defa çiğnediklerinde % 12 daha az kalori aldıkları izlendi.Sakız çiğnemenin yemek çiğnemekle ilgisi ve faydası yoktur.Harbinli Doktorlar 16 orta kilolu ve 14 şişman üzerinde yaptıkları araştırmalarda obez olanlarla normal kiloda olanların aynı hızla lokmaları çiğnedikleri, fakat obezlerin lokmaları daha çabuk yuttukları tespit edilmiştir.İlim adamlarının yaptığı araştırmalarda çok çiğneyerek beslenenlerin beyinin de tokluk hissi uyandıran ghrelin hormonun erken salgıladığını ve hızlı yemek yiyenlerde tokluk hissi veren hormon yerine açlık hissi veren grelinin harmonu çok yavaş azaldığı gözlenmiştir.Bundan anlaşılması gerekende çok çiğneyince kişi bir tabak yemek yiyince doyuyorsa hızlı yemek yediğinde 4 tabak yemekte ancak doyabilir.Kişi fazla yemek yiyince sindirim organlar, böbrekler, damarlar, lenf sistemi yani kısaca bütün organlarda cüruf oranı çoğalır.Artan cürufu atmak zorlaştıkca hastalıklarda ağırlaşır.Basit bir örnek verecek olursak Muftakta bulaşık yıkamanız gerekiyor, bulaşıkları yıkamadan önce bulaşık artıklarını çöpe dökmeniz gerekir, aksi taktirde iri yiyecek artıkları gideri tıkar.Kişi hızlı yemek yerse proteinler küçük molekülü aminoasitlere dönüşeceğine küçük proteinlere dönüşür, metabolik değişimler sırasında çok artık madde ortaya çıkar.Bu da vücutta cürufun yoğunlaşması demektir.Eskiden köyde Taş değirmen vardı, değirmen takriben 800-1000 kg olup tepsi gibi yuvarlak ve ortasında 15-20 cm çapında bir deli var ve bu deliğe yukarıdaki hazneden bir oluk vasıtası ile yavaş yavaş az miktarda buğday akar ve buğday un haline gelir. Şayet, değirmene olması gerek den fazla buğday akarsa un yerine elinize küspe geçer.İşte doğru çiğnenmeyen besinde sindirim sisteminde büyük felaketlere sebep olur.Aynı şekilde kahve değirmeninde misk cevizi (Küçük Hindistan Cevizi) öğütmeye kalkarsanız, değirmeni kırarsınız.

    Doğal ilaçlarla asidoz, yani kanın asitlenmesi tedavi edilebilir. Bunların başında
    1-) Gökçek İksiri
    2-) Gökçek Tonik
    3-) Bazik Tuz gelir, fakat bu kalıcı bir tedavi değildir, sadece geçici olarak asidi düşürür.
    Kalıcı tedavi sadece Gökçek İksiri, Ekinezya SBC, Aloe Vera Jel ve Gökçek Tonik ile mümkündür. Su alırken asitli su veya içecek (cola, fanta, gasoz) vede özelikle siyah çay asla içilmemelidir. Özelikle içme sularına karbonikasit (gazlı içeceklerin hepisinde mevcuttur.) katılmaktadır, bu ise sağlıklı değildir. Bunedenle naturel su içilmeli vede birleşiminde hidrojenkarbonat olanlar tercihedilmelidir.

    2-) Asit-baz dengesini en iyi Ekinezya SBC veya Gökçek İksiri dengelemede yardımcı olabilir. Bu asidoza doğru yönelen pH-değerini normala çevirir vede hertürlü mikrobu (bakteri, mantar, virus ve parazitler,) zararsız halle getirir. Ayrıca aradoku ve muhazadaki (sümüksü iç deri; mide mukazası, bağırsak mukazası gibi) artık maddelerin dışarı atılmasını sağlar ve lenf bezelerini çalıştırır (nezleye bak). Ayrıca stres, aşırı çalışma temposuda vücudun asitlenmesine neden olur ve bu nedenle psikolojik rahatlama (izin yaprak veya meditasyonla) gereklidir.

    3-) Pankreas zafiyeti nedeniyle Pankreasın yeterince bikarbont (H CO3-) salğılayaması sonucu ortaya çıkan asidoza karşı karbonat hapı (sodyumhidrojenkarbonat = NaHCO3) alınır, fakat bu kalıcı bir tedavi metodu değildir. Mutlak suretle mide ve bağırsakaların regenerasyonu gerekir. Buda anacak ve ancak Ekinezya SBC ile mümkündür.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2


    Karbonatın Faydaları



    Halk arasında yaygın olarak ‘‘karbonat’’ olarak adlandırılır. ‘Sodium bicarbonate’ olarak da bilinen karbonat daha çok hamur işlerinde ve mutfaklarda kullanılır. Karbonatın sağlığa olan faydaları hakkında çok az şey bilinir ama yazıyı okuduğunuzda karbonat hakkında öğreneceğiniz yeni şeylerin sizi çok şaşırtacağından eminiz.
    Yazının en başında bir uyarı yapmak istiyoruz, Karbonat etkili bir kimyasal maddedir bu yüzden bu yazıda ele alacağımız bazı kullanım şekillerini uygularken bu özelliğini unutmayın.
    Karbonat sodyum açısından çok zengin bir kaynaktır ve bu yüzden daha çok bakım ve kozmetik ürünlerinden çok fazla kullanılmaktadır. Özellikle saç ve cilt bakımında vazgeçilmez kozmetik ürünlerinden bir tanesidir.
    Karbonatın Sağlığa Faydaları

    Karbonat daha çok mutfaklarda hamur işlerinde kullanılmaktadır ama çok az bilinen bir özelliği de kozmetik ürünlerinde , saç ve cilt sağlığı için kullanılıyor olmasıdır. Bu özelliğinin dışında karbonatın bazı hastalıklara iyi geldiği uzmanlar tarafından söylenir. Fakat karbonatın en önemli özelliği, cilt, diş ve saç bakımında fazla kullanılıyor olmasıdır.
    Karbonat Ülser Ağrısına İyi Gelir: Uzmanların bir kısmı karbonatın ülser ağrısını hafiflettiğini söylemişlerdir. Karbonatın mide asidini nötralize ettiği için ülser ağrısının şiddetini azattığı söylenmektedir. Bir büyük bardak suya 1-2 tatlı kaşığı karbonat ekleyerek içmek bir nebze olsun ülser ağrılarından kurtulmaya yardımcı olur.

    Güneş Yanığına Çözüm: Özellikle yaz aylarında güneş yanığından kaynaklanan sorunları mutlaka hepimiz yaşamışızdır. Günş yanığını tedavisinde karbonatın çok etkisi vardır. Bunun için duş alacağınız suya bir fincan kabartma tozu ekleyerek banyo yapmanız sorunu azaltır. Bunun yanında bir miktar suya kabartma tozu katarak karışımı doğrudan güneş yanığı olan bölgeye uygulayabilirsiniz. Bu şekilde güneş yanığından kaynaklanan sorunları çözmeniz mümkündür.
    Performasnı Arttırır: Kabartma tozunun performansı arttırıcı özelliği vardır ve vücuda enerji depolamaktadır. Özellikle uzun mesafeli koşucuların enerji hatta doping sağladığı bazı uygulamaları vardır. Bu uygulamalar sayesinde yarışlardaki performasnlarını arttırmayı başarmaktadırlar. Bu yüzden kabartma tozunu kapsül şekline alma özelliği de daha sonraları keşfedilmiştir. Biz ise karbonatın kapsül olarak değil doğal olarak yemeklerde kullanılarak tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Yazının başında belirttiğimiz gibi, etkili bir kimyasal madde olduğu için kullanımına dikkat edilmesi gerekir.

    Diş ve Diş Etine Faydaları: Diş ve diş etleri için inanılmaz faydaları vardır. Daha fazla etkili olması için kabartma tozuna bir parça deniz tuzu ekleyin ve bu karışımı uzun süre karıştırın 20-30 dakika boyunca. Karışımı fazla yaparak daha sonra kullanmak için baş bir kap ile muhafaza edebilirsiniz. Hazırladığınız bu karışımı parmağınızın ucunu ıslatarak dişerinize ve diş etlerinize uygulayabilirsiniz. Yalnız diş etlerinizin dişelerinizin dış kısmına değil, aynı zamanda alt ve üst dişe ve diş etlerinizin iç ve dış kısmına uygulayabilirsiniz. Bu uygulama aynı zamanda dişlerinizin temizlenmesine ve parlamasına da yardımcı olacaktır. Fakat daha fazla parlaklık elde etmek için fazla uygulama ve kullanımdan kaçınmalısınız.
    Bu uygulamayı yaptıktan 15-20 dakika sonra ağzınızı çalkalayarak temizleyebilirsiniz. Bu uygulama sadece diş ve diş etlerinizi güçlendirmekle kalmaz. Aynı zamanda ağzınızda bulunan zararlı bakterileri de yok eder. Bakterileri yok etmede inanılmaz faydalı sonuçlar alabilirsiniz.

    Böcek Isırıklarına İyi Gelir: Böcek ısırmaları yaz aylarında sık sık karşılaşılan bir olaydır. Özellikle çocuklar çok fazla bu tür sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Karbonat ve su ile yapılan bir karışım ile böcek ısırmaları sonucu ciltte meydana gelen yaralara sürülür. Bunun yanında böceğin ısırdığı yere toz halinde de uygulayabilirsiniz. Karbonat ayrıca ciltte meydana gelen bazı kaşıntılara da şifa olmaktadır. Kaşıntılı bölgelere toz veya su ile karıştırılarak uygulandığında sorunu ortadan kaldırabilir.
    Karbonat Dişleri Beyazlatır: Karbonatın dişeri beyazlatıcı özelliği olduğu genelde bilinen bir şeydir. Sağlıklı görünen ve beyaz dişlerin sahibi olmak istiyorsanız düzenli olarak karbonat kullanabilirsiniz. Bunun için 1-2 tane çileği ezerek karbonata katabilir ve dişlerinizin üzerine uygulayabilirsiniz. Bu karışımı dişlerin üzerine yaydıktan sonra 5-7 dakika beklemelisiniz. 7 dakika sonra karışımı çıkarmadan dişlerinizi bu karışımla fırçalayın. Bu uygulama dişlerinizin sağlığına ve beyazlığına fayda sağlar ama kesinlikle aşırı kullanımından kaçının. Karışımı aşırı şekilde kullanmanız diş minelerinize zarar verebilir. Bu yüzden haftada bir veya iki haftada bir kez uygulaya çalışmalısınız.
    Ayak Bakımı ve Temizliği İçin Karbonat: Karbonatın ayak sağlığına olan faydaları çok az bilinir. Ayaklarda meydana gelen yorgunluk mantar ve buna benzer enfeksiyon sorunlarına karşı etkilidir. Ayrıca ayaklarda ve ayak parmakları arasında bulunan bakterileri söker atar. Ayak sağlığını korumanıza yardımcı olur.
    Yüz Cildine Faydalıdır: Bir miktar karbonat suya karıştırılır ve yüze uygulanır. Bu uygulama Exfoliator diye adlandırılan ölü hücrelerin tekrar aktif hale gelmesine yardımcı olur. Veya ölü hücrelerden meydana gelen sorunların ortadan kalkmasını sağlar. Böylece yüz hatlarında meydana gelen sorunları doğal yöntemlerle ortadan kaldırabilirsiniz. Doğal ve ucuz yöntemlerle sağlıklı bir cilt sahibi olmanız karbonatla mümkün olur.
    Karonat İle Detoks Banyosu: Karbonatı suya karıştırrarak banyo yapabilirsiniz. Küvete bir miktar karbonat atıp, elma ile karıştırdığınızda yorgunluğunuzu giderir, sakinleştirici özelliği vardır. Vücut temizliğine de inanılmaz katkı sağlar.
    Saç Bakımı İçin Karbonat: Kadınlar ve uzun saçları seven erkekler için en önemli sorun saç bakımıdır. Bu yüzden bazılarımız uzun saçı sevmemize rağmen uzatmayız. Bakımı pahalı ve zahmetli olduğu için uzak dururuz. Ama karbonatın yardımıyla bu sorunu kökünden halledebilirsiniz. Sağ sağlığınız için saç diplerine makul miktarda karbonat serpiştirebilirsiniz. Bu uygulama sayesinde hem saçlarınızın düzel bir görünüm yakalamasını sağlarsınız hemde temizliğine katkıda bulunursunuz. Karbonat ile saç bakımı hem Doğal hem ucuz hem de güvenli bir yöntemdir.
    Karbonat Sivilce Tedavisi: Karbonatın sivilce tedavisi için kullanıldığı bilinen bir gerçektir. Özellikle ergenlik yaşlarında olan genç bayan ve erkeklerin sık sık rastladığı sorunlardan olan sivilce tedavisi için kullanılabilir. Sivilce ve akne sorunları ile mücadele ederken pahalı kimyasal maddeler yerine ucuz ve doğal olan karbonat ve bal karışımını kullanabilirsiniz. Bunun için karbonatı bala karıştırın ve yüzünüze uygulayın. 15 dakika beklettikten sonra yüzünüzü yıkayın. Periyodik olarak bu uygulamaya devam edin. Belirli bir süre sonra sorunun ortadan kalktığını göreceksiniz.
    Tırnak Sağlığı İçin Karbonat: Özellikle sigara kullanan kişilerde ve oje kullanan bayanlarda tırnak temizliği biraz sorun oluşturmaktadır. Sigaradan dolayı meydana gelen sarılıklar ayrıca öz güveni etkilemektedir. Karbonat, oje ve sigaradan dolayı oluşan sarılıklara karşı çok etkili ve doğal bir temizleyici maddedir. Oksijenle karıştırılıp uygulandığında daha sağlıklı sonuçlar almanız mümkündür.
    Tırnak temizliği ve bakımı yanında pedikür ve yüz parlatmak için de karbonat yaygın olarak kullanılan maddeler arasındadır.
    Karbonat Diyeti: Son zamanlarda, özellikle ilkbaharın gelmesiyle birlikte kilolarından kurtulmak isteyen kişilerin suya karıştırarak içtiği bir kullanım şeklidir karbonat diyeti. Karbonat diyetinin popüleritesi günden güne artıyor fakat biz bu diyetin bazı ciddi hastalıklara yol açma riskinden dolayı tavsiye etmiyoruz.
    Özellikle bu konuyla alakalı taradığımız onlarca yabancı kaynakların hiç birinde bu diyetin sağlıklı olduğuna veya işe yaradığına dair bir kanıt bulamadık. Halk arasında yaygın olmasına rağmen, faydası ıspatlanmadığı için önermiyoruz. Aksine kalp ve mide sorunlarına neden olduğu yapılan bilimsel araştırmalarla ortaya konulmuş.
    Bazı uzmanlar, karbonatın su ile tüketilmesinin soğuk algınlığı gibi hastalıklarla mücadelede faydalı olduğunu söylemektedirler.
    Tavsiyeler
    Karbonatın farklı kullanımlarının birçok açıdan sağlığa faydası olduğu gibi özellikle cilt, saç ve diş sağlığına iyi geldiğini söyleyebiliriz. Düzenli olarak suya karıştırılarak içilmesi durumunda kilo vermeyi kolaylaştıracağı yönünde bir kanaat var fakat risklerinden dolayı tavsiye etmiyoruz. Kilo ve diyet için daha sağlıklı besinlerin kullanılmasını öneriyoruz.




    Kaynaklar
    1. Use Baking Soda to Remove Splinters — and to Address Many Other Health Needs
    2. 51 Fantastic Uses for Baking Soda
    3. Sodium Bicarbonate
    4. 8 Beauty Uses for Baking Soda
    5. 31 Surprising Baking Soda Uses
    6. Lemon & Baking Soda Shown To Be Powerful Healing Combination
    7. Baking Soda Health Benefits & Remedies
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

    Yorum yap


    • #3
      Haber: Gülşen Kaş
      Sağlık Haberleri, İstanbul - Mart 2009
      Doğru Beslenme

      pH Seviyesinin Önemi

      Yanlış beslenme, insanların yaşamlarında fiziksel, düşünsel ve ruhsal alanda negatif etkiler yayıyor. Vücut için sağlıklı gıdaların tüketilmemesi ve uygun olmayan yaşam biçimi vücuttaki pH dengesini bozarak pek çok hastalığa zemin hazırlıyor.

      pH derecesi 0 ile 14 arasında değişen bir değer olup, O-7 arası asidik, 7-14 arası baziktir.

      Doğru besleme vücut sağlığı ve insan hayatının canlılığını koruyabilmesi için çok önemlidir. Doğru gıda alınması, açık havada yapılan yürüyüşler ve diğer fiziksel hareketler, stresi az olan bir yaşam biçiminin sürdürülmesi vücudun kendini koruma altına almasını sağlar. ve Vücut bu sayede kendini iyileştirme yeteneğine sahip olur ve devamlı olarak da kendini sağlıklı tutar.

      Gıdaların insan sağlığının sürekliliğini ve insanların kendilerini her zaman iyi hissedebilmesini sağlayabilecek en önemli ana koşul, insan vücudunda dolaşan sıvıların ve tüm dokulardaki pH seviyesinin sürekli olarak ideal seviyede tutulabilmesi ve bunu sağlayacak bir iç ortama sahip olmasıdır. Bunu sağlayabilmek içinde insanların yaşam biçimleri ve koşulları bu dengeyi asit tarafına itmeyecek bir şekilde olması gerekir. Bu durumda vücut sıvılarının asit-alkali dengesinin 7.0 -7.5 veya bu değerin biraz üstünde bir seviyede olması ve her iki yönde de (asit-alkali) aşırı uçlara gidilmesinden uzak durulması gerekir.

      Bu nedenle, pH seviyesinin nötr diye adlandırılan seviyenin sadece biraz üstüne, yani 7.0nin üstüne - alkali alanına çıkarılması gerekir. Her şekilde, ideal bir pH seviyesi, kendi başına, iyi bir sağlık göstergesi olacağı gibi kişinin, dış görüntüsü ve hiç bir hastalık semptomunun olmaması da bunu gösterecektir.
      Kişinin pH seviyesi asit seviyesine yaklaşırsa yani, 7nin altına düşerse hastalıklarla ilgili semptomlar ortaya çıkmaya başlar.

      Vücudumuz kendini onarma kapasitesine sahiptir. Bu sayede vücudumuz sürekli olarak pH seviyesini dengede tutmaya çalışır. Bunu başarabilmek içinde sıvı ve dokuların ihtiyaç duyduğukalsiyum, magnezyum, potasyum, sodyum gibi ana alkali mineralleri, normal beslenme yoluyla yada hava ve su yoluyla alması gerekir. Eğer bu mineraller vücut tarafından yukarıda bahsedildiği şekilde alınamıyorsa, vücut bunu sağlamak için kemik, adale ve diğer dokulardan bunları çekerek almak zorunda kalır.
      Bütün canlı varlıklar, ihtiyaçlarını karşılamak ve kendilerini onarabilmek için alarm sistemlerine sahiptirler ve ihtiyaç duyduklarında ise bu sistemi harekete geçirirler. Çeşitli ve özellikle tedavisi güç olan hastalıklar kendilerini gösterdiklerinde, sağlıklı gıda yeterince hücrelere ulaşamıyorsa ve bu nedenle de vücudun kendini onarma süreci başlayamıyorsa, vücut kendi kendini yiyerek beliren acil gereksinmeyi karşılamaya çalışır. Bu acil yardım sistemi yetersiz kalınca da pH dengesi kaybolur.
      Pek çok halde pH değerleri asit alanına doğru gidebilir. Bu değerlerin kritik seviyelere ulaşması sonucunda, kişi sadece sağlıklı gıda alarak iyileştirmeyi sağlayamadığı gibi çok önemli ve tedavisi güç olan hastalıklar da bu sebeple ortaya çıkar. İnsanlar pH dengesine dikkat eder, vücudun gereksinim duyduğu pHı ideal seviyelere çıkarır ve dışarıdan gözlenebilen ve kendisinin de fark edebileceği fiziki, akli, ve psikolojik iyilik durumu gözlenebilirse tatmin edici bir şekilde enerjik ve canlı olacaktır.
      Yediğimiz gıdaların iyi çiğnenmesi gerekir...

      İnsan vücudunun, sağlıklı bir yaşam sürdürebilmesi ve enerjisini ideal bir seviyede tutabilmesi için iyi ve çalışan bir sindirim - boşaltım sistemine ihtiyacı vardır. İyi bir çiğneme, vücuda alınan gıdanın hazım sürecinde ilk adım ve çok önemli bir safhadır.
      Etkili bir hazım sürecinin sürdürülebilmesi için, bakteri ve mantar gibi zararlı parazitlerin hızla çoğalmalarının önlenmesi ve mikrop ve diğer zehirli maddelerin yok edilmesi gerekir. Bunu sağlamak için de vücudun oldukça yüksek bir alkali seviyesinde (pH seviyesinin ) tutulmasına ihtiyaç vardır. Bu süreç, ağızda tükürük bezlerinin doğal olarak alkali olan pitiyalin enzimi salgılaması ve onun hazım işlemine katılması ile başlar.
      İyi çiğneme, gıdanın cinsine bağlı olarak 50-60 defa çiğnemeyi gerektirir. sindirim sürecinin ilk safhası özellikle, karbonhidratların ön sindirilmesini sağlar ve ağza alınan gıdaları alkalileştirerek daha ileri sindirim safhalarına hazırlar.
      Gıdaların iyi çiğnenmesi halinde katı gıdalar yutulmadan önce yeteri kadar çiğnenerek sıvı hale getirilir ve sıvı gıdalar da hemen yutulmayarak, katı gıdalar gibi bir süre ağızda tutulmak suretiyle alkalileşme sürecinden faydalandırılır.
      Çiğneme işleminin iyi yapılması, baştan sona kadar sindirme olayının başarılı bir şekilde geçmesini, etkili bir metabolizma oluşmasını sağlar. Bunu takip eden süreç içinde de işlenen gıdanın vücut tarafından emilmesi garanti altına alınmış olur. Bu sayede sindirim sonunda biriken katı ve sıvı artıklar büyük ölçüde atılmış olur.
      İyi çiğnemenin diğer faydası ise, Bu süreçte beynin sinir sistemi merkezi bütün sindirim sistemini alınan gıdalar hakkında bilgilendirerek, onlara uygun ve yeterli sindirim enzimlerini üretmeleri için vakit kazandırmış olur. Bu sayede bütün sindirim organları görevlerini başarı ile yerine getirirler.

      Ağızda başlayan ilk sindirim, dişlerin ve diş etlerinin alkalileşme sürecine dahil olmaları ile onların sağlığının korunmasına yardımcı olur.
      Ağızda, mide ve bağırsaklarda yeterince sindirilmemiş olan besinler, (özellikle proteinler) ve bağırsaklar (özellikle karbohidratlar, nişasta, yağlar, vitamin ve mineraller gibi gıdalar) bütün sindirim sistemi boyunca bazı sindirim ve emilme zorlukları çıkarır ve vücutta bazı sorunlara neden olurlar.
      Bu nedenle, gıdanın yeterli ve iyi çiğnemesi çok önemlidir. Buna dikkat edilmesi, mide ve bağırsaklarda da gıdaların iyi sindirilebilmesine yardımcı olacaktır.

      Vücutta hastalık yaratan nesneler iyi sindirilmemiş olan gıdalarla beslenir...
      Bir çok hastalık, kötü gıda alınmasından, yavaş yavaş veya ani gıda zehirlenmesinden ve de gıdanın iyi hazmedilemeyip vücutça etkin bir biçimde emilememesinden kaynaklanır.
      Bu gibi durumlarda, vücut kendisini koruyabilmek için de kemiklerden adalelerden ve diğer organlardan ihtiyaç duyduğu besin maddelerini çekerek yaşamını sürdürmeye çalışır. Ancak bu şekilde bir beslenme ileride vücudun hastalanmasına neden olur. Bu nedenle vücudun hastalanmaması için doğru ve iyi besinlerin tüketilmesi gerekir.
      Kişinin sağlık durumunun ilk göstergesi onun dış görünüşüdür. Kişinin dış görünüşü, vücut içinde olanlarının dışarıya mükemmel bir şekilde yansımasıdır. Gözler, deri, saçlar, ve kişinin hareket kabiliyeti ve genel davranışları sağlık durumu hakkında pek çok bilgi verir. Bu uyarıcı semptomlara dikkat edilmediği taktirde ileride vücudun daha ileri safha semptomlarının oluşmasına neden olur.

      Uyarıcı semptomlar:
      Aşırı meraklılık, çok hareketlilik, düzensiz kalp atışları, düzensiz tansiyon inip çıkmaları, kanda yüksek kolesterol seviyeleri belirtileri, LDL ve özellikle VLDLnin artması, HDLnin azalması, solunum zorlukları, stres, deri problemleri, artan kilo alma eğilimi, gıda alerjileri, mide bulanması, depresyon, hafif baş ağrısı, mafsal ve adale ağrıları, romatizma belirtileri, kokuya ve kimyasal maddelere karşı hassasiyet, çok kokulu idrar, uykusuzluk, sabah yataktan kalkma zorluğu ve rijid, genellikle az enerjik oluş, soğuk el ve ayak, uyuşma, dilde beyaz bir tabaka ve madenimsi bir tat, sindirim yollarında aşırı gaz ve kabızlık, kolit, burunda mukus ve doluluk, kulak ağrısı, bronşit, sinus enfeksiyonu, herpes, hafıza azalması ve konsantrasyon eksikliği, saç dökülmesi, bakteri-virus-mantar enfeksiyonları, idrar yolları enfeksiyonu, sistit, v.b...
      Uyarıcı semptomların belirmesi, vücudun pH dengesinin asite kaydığını ve kanda asit seviyesinin yükselme eğilimi gösterdiğine işarettir. Yani, kandaki pH seviyesi 7nin altına kaymaya başlamıştır. Vücut pH dengesini sağlayabilmek için kemiklerden, adalelerden ve dokulardan eksiklikleri tamamlamak için az miktarda da olsa alkali özellikteki mineralleri çeker.
      Bu işlem sırasında vücudun kalsiyum, magnezyum, potasyum ve sodyum gibi alkali mineral deposu varlığı azalacaktır. Sonuç olarak ta kemikler ve adaleler zayıflayacak ve önemli organların çalışması sekteye uğrayacaktır. Vücut giderek iyi hissetmemeye başlayacaktır.
      İleri safha semptomları:
      Obezite, zatürre, lösemi, tüberküloz, şiddetli kronik yorgunluk, yüksek tansiyon, ciddi kalp problemi, MS, her türlü kanser, lupus, römatoid artirit, fibromalji, miyastenia gravis, dikkat teksifi eksikliği ve diğer sinirsel bozukluklar, Alzheimer, AIDS, v.b...
      Protein, Yağ ve Karbohidrat gibi çeşitli gıdaların hazmedilmesi için değişik zamanlarda alınması gerekir.
      Vücudun her zaman sağlıklı olabilmesi için uygun yaşam biçimine, doğru ve yeterli beslenmeye ihtiyacı vardır. Bu besinler, makro-besinler(karbonhidratlar, yağlar, ve proteinler) ve mikro-besinler (vitamin, mineral, su, ve hava) olarak 2ye ayrılır. Vücudun sağlıklı kalabilmesi için makro ve mikro elementlerin (besinlerin) uygun ve dengeli bir şekilde alınması gerekir.
      Bu besin dengesinin kurulabilmesi için, vücuda gereksinim duyduğu enerjiyi sağlayacak büyük bir kısmı bitki kaynaklı olan, sebzeler, meyveler, çeşitli tahıllı gıdalar, vücudun az miktarda da olsa ihtiyaç duyduğu hayvansal gıdalar ve daha az kısmı da hayvansal yağ, şeker, nişasta ve tuzların alınması yoluyla olur.
      Makro-besinler: Karbonhidratlar, vücudunu pek çok fonksiyonunu gerekli şekilde yerine getirebilmesi ve adalelerin kuvvetli olabilmesi için alınması gereken önemli bir enerji kaynağıdır. Karbonhidratlar, diğer gıdaların hazmedilebilmesi ve vücut tarafından emilebilmesi için çok gereklidir. Ayrıca, protein ve yağ metabolizmasının düzenlenmesine yardım ettiği gibi yağların, onların karaciğerde dönüşmesine katkıda bulunurlar.
      Proteinler, vücuttaki bütün dokuların büyümesini, gelişmesini, kanın, adalelerin, derinin, beyin ve kalp dahil bütün iç organların yapılanmasında rol alan gerekli en önemli maddesel kaynaktır. Proteinler kandaki pH seviyesini dengede tutmaya yardım ederek, dokuların asit ve alkali yönünde aşırı uçlara gitmesini engeller. Ayrıca vücuttaki sıvı miktarlarını düzenlemesine de yardım eder.
      Asit seviyesini artıran gıdaların aşırı yenilmesi vücutta hastalıkların oluşmasına neden olabiliyor.
      Asidik yapıdaki gıdalar:
      Protein grubu:
      Her türden et, süt ve bunlardan yapılan ürünlerde,
      Kuru yemişlerde,
      Zeytinde, (asidik yapıda değildir)
      Bütün tahıllarda,
      Bakliyatlarda,
      Az da olsa bütün taze gıdalarda bulunur.
      Yukarıda bulunan gıdaların hemen hemen hepsi genellikle asidik yapıdadır.

      Nişasta, şeker, şuruplar, ve tatlı meyveler:
      Nişasta bütün tahıllarda, bakliyat grubu gıdalarda, patateste, kestanede, yer-fıstığında, bal kabağında, v.b gıdalarda bulunur;
      Karnıbahar, pancar ve havuç az nişastalı gıdalar grubuna girer;
      Şurup ve şekerler, beyaz ve esmer (arındırılmamış) şekerde, süt şekerinde, kamış şurubunda, balda v.b gıdalarda bulunur;
      Muz, muşmula, hurma, incir, üzüm, kuru erik, kuru armut, mango, papaya, kiraz, gibi tatlı meyveler da bu gruba girer.
      Bu grupta bulunan gıdaların bir çoğu asidik yapıdadır.
      Taze incir, armut, kiraz ve tatlı şeftali, elma, kayısı ve erik gibi meyveler az asidik grubuna girerler.
      Yağlar: Kuyruk yağı, yağlı et, yağlı süt ve mamulleri, tereyağı, krema, fındık yağı, avokado, bütün tohum yağları, zeytinyağı, kuru yemişler de bulunur.
      Portakal, greyfut, ananas, nar, domates, limon, lime, ekşi elma, üzüm, şeftali ve erik asidik meyvelerdir. Ancak, yukarıdaki çoğu meyve ya şekersizdir yada içindeki şeker miktarı çok azdır bu nedenle hazmedildikleri zaman alkali olarak metabolize olurlar.
      [IMG]file:///C:\Users\GOKCEK~1\AppData\Local\Temp\msohtmlclip1\ 01\clip_image001.png[/IMG]
      Sabahları kahvaltı etmeden ve gece yatmadan önce bir kaç damla limon suyu veya tatlı olmayan portakal greyfurt gibi meyve suyu sıkılmış bir bardak ılık su içilmesi vücudun alkalileşmesine yardım eder.

      Alkali yapıdaki gıdalar:
      Meyvelerin çoğu çok olgun ve tatlılaşmamış ise alkalidirler. Badem gibi kuru yemişler de bu gruba girer.
      İçinde nişasta bulunmayan marul, kereviz yaprağı, otlar, kabak, karnabahar, brokoli, brüksel lahanası, ıspanak, bamya, salatalık-hıyar, kuş-konmaz, turp, patlıcan, zeytin, bezelye, yeşil fasulye, maydanoz, soğan, pırasa, sarımsak, kabak, pancar yaprakları, tatlı biber kereviz, pancar gibi taze sebzelerin genellikle hepsi alkalidir.
      Patates (az tüketilmeli), mercimek, bakla içi, doğal pirinç, susam, ayçiçeği ve kabak çekirdeği, pek çok kuru yemişler, aralarında badem özellikle faydalı, fındık, kestane (az tüketilmeli), az miktarlarda Omega-6 grubu çoklu doymamış yağlar, en başta (keten tohumu , ceviz omega-3 ve Omega-6 ihtiva eder) susam ve üzüm çekirdeği yağları, (sızma zeytin yağı; içinde fazlaca Omega 3 ve Omega bulunmaz, fazla kullanılması halince vücuttaki Omega 3 ve Omega 6 dengesini bozmaz ve Omega-9 olarak adlandırılır.
      Kavun ve karpuz ve benzeri meyveler, çok tatlı olmamaları halinde alkalidirler.

      Bazı besinlerin birlikte alınması sindirim sistemi açısından sakıncalıdır...
      Asit-nişasta: Asitler, hafif derecede asit olan gıdalar da dahil nişastalarla birlikte tüketildiklerinde sindirimi zorlaştırır. Bu nedenle asit ve nişastalı gıdaların ayrı öğünlerde tüketilmesi gerekir.
      Protein-nişasta: Bu tip gıdaların birlikte alınması her iki gıdanın da hazmını zorlaştıracaktır. Mide proteinleri hazmetmek için asit salgılayarak midede gaz oluşumuna neden olur.
      Protein-protein: Farklı proteinlerin bir arada alınması hazmı zorlaştırdığı gibi gıda değerlerinin de düşmesine neden olur.
      Yağlı gıda-protein: Yağlar, daha önce taze yeşil sebze yenilmemiş ve midede hala bulunmuyorsa gastrik asit salgılanmasını bastırarak midenin sindirimini azaltır. Bu nedenle proteinlerle birlikte alınmaması gerekir.
      Şeker-protein: Şekerler ince bağırsakta sindirilirler. Başka gıdalarla birlikte tüketildiklerinde diğer gıdaların ince bağırsağa ulaşmalarını geciktirir ve şekerli gıda fermantasyona uğrayarak maya kültürü geliştirmeye başlar. Bunlar gıdanın bağırsaklara ulaşmasına kadar olan süreç içinde sıcak ve nemden dolayı daha da artar. Bu nedenlerden dolayı şekerli gıdalar ve nişastalar tek başlarına veya bol sebze ile alınmalı yada diğer gıdalardan çok önce yenmelidir ve hiçbir şekilde proteinlerle birlikte tüketilmemelidir.
      Kaynak: http://www.iias.edu
      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

      Yorum yap


      • #4
        Bir An Bile Yüzüne Bakmayacağımız Karbonatın Vücudunuza 13 Yararı
        mignon
        Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş
        Karbonat denilince aklıma sadece ama sadece pasta yapmak geliyor desem yanılmam. Her seferinde pastaya bir tatlı kaşığı katmak için koca bir paket aldığımız karbonatın aslında bilseniz ne çok faydası var.
        Hayatınızı kolaylaştıran karbonat bakın vücudunuza nasıl güzel şeyler yapıyor.


        1. Kendi diş macununuzu yapmak sandığınızdan daha kolay!
        İçinde ne olduğunu bilmediğimiz bir çok ürünü kullanıyoruz. Zaman zaman da buna zorunda kalıyoruz farkındayım. Ama bence evde yapabileceklerimizi evde yapmak hem sağlığımız hem ekonomimiz açısından iyi olabilir.
        5 Y.K karbonat ve 4 Y.K hindistan cevizi yağına dilediğiniz bir esanstan 10-15 damla (nane, portakal, çilek) karıştırın. Son olarak da içerisine tercih ettiğiniz oranda toz ya da sıvı tatlandırıcı koyun. Bütün malzemeleri bir macun olana kadar karıştırın. Bir kavanoz içerisinde saklayın.

        2. Diş macunundan sonra bir de gargara yapmasak mı?
        Ağız temizliğinin 3 ana maddesi vardır.
        1) Diş macunu
        2) Diş ipi
        3) Gargara
        Ne mutlu ki karbonat bunlardan 2 tanesini bize bedavaya yapabiliyor.
        60 ml su içerisine 1/8 T.K karbonat ve deniz tuzu katın. Ardından içerisine birkaç damla nane esansı ekleyin ve karıştırın. Bu karışım marketten aldığınız gargaralardan hem daha sağlıklı hem daha ucuz.

        3. Şu sıcak günlerde terlemek başınıza bela oluyorsa çözümü işte burada!



        Her sabah duş alıp evden çıkıyorsunuz ama daha yolun yarısına gelmeden burnunuza kötü kokular gelmeye başlıyorsa bunun nedeni koltuk altlarınızda bakteri oluşması olabilir. En güzel antiseptiklerden biri de karbonat. Duştan çıktıktan önce biraz karbonatı pamuğa döküp koltuk altlarınıza uygularsanız kokuyu emecektir.

        4. Cildinizi yenileyecek tek şeyin karbonat olması çok güzel değil mi?



        Yüz için olan birçok peeling'in ana maddesi karbonattır. Bunun nedeni ise hem bakteri öldürücü yapıya sahip olması hem de suda kolay erimemesidir.
        Yüzünüzü ve ellerinizi ıslatın. Ardından avucunuzun içerisine bir miktar karbonat dökün ve ellerinizi ovuşturarak bir macun kıvamına getirin. Dairesel hareketler ile yüzünüze sürün birkaç dakika sonra yıkayın. Yüzünüz pırıl pırıl ve yumuşacık olacak.

        5. O sinekler bir türlü rahat bırakmıyorlar değil mi?
        Sinek ısırıklarının kaşıntısını en güzel alan şey birkaç damla su ve karbonat karışımı. Bu karışımı kaşınan yere sürdüğünüzde kaşındı birkaç dakika içerisinde yok olacak.

        6. Mutfakta en çok başa gelen şey: Yanıklar!
        Ev kazalarının birçoğu mutfakta geçiyor ve bunların da pek çoğu yanıklardan oluşuyor. Tabii ki çok ciddi bir yanıktan bahsetmiyorum ancak, hafif bir yanık vakasında yapmanız gereken buzlu suyun içerisine karbonat atmak. Ardından bir peçete ya da bezi bu su ile ıslatıp yanan yerinize koymak. Sızı dinene kadar işlemi tekrarlayabilirsiniz.

        7. Kızların gizli sırrı kuru şampuanın ana maddesi karbonat desem?
        Kuru şampuan hepimizin anlık kurtarıcılarından bilirim. Emin olun yapması gidip almasından daha kolay. Eşit miktarlarda mısır nişastası ve karbonatı karıştırın. İçerisine dilediğiniz miktarda ve istediğiniz kokuda bir yağ ekleyin. İyice karıştırın. İşte hazır!

        8. Banyoda rahatlamak için biraz karbonat yeterli.

        Ilık banyo suyunuza karbonat katmanız hem cilt sorunlarının önüne geçiyor hem de psikolojik olarak siz rahatlatıyor.
        Banyoda karbonatın kullanımı için.

        9. Melek yavrunuzun poposu kızarmasın.

        Bir bebeğin en büyük huysuzluk kaynağı pişik olmuş poposudur. Bu nedenle ne onlar ne de siz huzursuz olun diye size bir formülüm var. Bebeğinizin banyo suyuna 3 Y.K kadar karbonat atın bu onu rahatlatacaktır.

        10. Mide yanmalarında hemen ilaçlara koşmayın.
        Evet bir çok ilaç şıp diye mide yanmanıza çözüm olabiliyor ama vücudunuza da bir o kadar zararlılar. Onlar yerine ilk olarak daha doğal yöntemlere başvurabilirsiniz.
        Yarım bardak su içerisine yarım tatlı kaşığı karbonat katıp karıştırın ve için. Mide yanmanızı tıpkı ilaçlar gibi hemen geçirecek.

        11. Burnunuz her tıkandığında bunu yapıyorsunuz değil mi?
        Dünyanın en kötü işkenceleri sıralamasında ilk 10'a girecek şeylerden biri de burun tıkanıklığı. Ne yaparsanız yapın açılmayan burnunuz için biraz karbonat ve tuzu su ile karıştırıp kendi burun damlanızı yapabilirsiniz.

        12. Günün yorgunluğunu en çok ayaklarımız çeker biraz onları şımartmaya ne dersiniz?


        Bütün gün ayakta çalışanlar iyi bilir her akşam eve geldiklerinde ayaklarında oluşan sızlamayı... İşte bunun için kendinize bir ayak banyosu hazırlayın. Biraz ılık su içerisine karbonat atarak ayaklarınızı en az yarım saat bekletin.

        13. Deniz anaları tatilinizi zehir etmesin.
        Biliyorum pek de tatil kalmadı ama yine de aklınızın bir köşesinde bulunsun. Deniz anası yanıklarında yara üzerine bir miktar karbonat dökülmesi zehrin atılmasına yardımcı olacaktır.
        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

        Yorum yap


        • #5



          Karbonatın Hiç Duymadığınız 19 Yararı.

          Açıkçası önceden karbonatı hiç kullanmıyordum. İnternette okuduklarımdan sonra ise sık sık karbonat almayı düşünüyorum. Kabartma tozu gibi karbonat da kurabiye gibi şeyler hazırarken epey yardımcı oluyor ancak karbonatın diğer faydalarını hiç bilmiyordum. Aşağıdaki listede karbonatı günlük hayatınızda kullanabileceğiniz birçok alan var. Benim favorim ise karbonatı deodorant olarak kullanabilmek.
          Wİ
          1- Sivrisinek ve diğer böceklerin ısırıkları canınızı yakıyordur mutlaka. Artık yakmayacak. Karbonatı su ile karıştırın ve ısırılan bölgeye sürün. 10 dakika bekletin ve daha sonra soğuk su ile bölgeyi temizleyin. Isırığın acısı anında geçecek!


          2- Alışverişe gittiniz ya da uzun süre yürüdünüz diyelim. 3-4 çay kaşığı karbonatı 2.5 litre su ile karıştırın ve ayağınızı suda bekletin. İnanın masaj koltukları kadar etkili olacak.



          3- Karbonat sadece ayak masajı konusunda işe yaramıyor. Ayrıca ayakkabınızdaki kötü kokuları yok ediyor. Göz kararı karbonatı ayakkabınızın içine döküp bekletin. Ertesi gün kokunun yok olduğunu göreceksiniz.



          4- Fasulye, mercimek ve bamya gibi diğer sebzelerden yemek yaparken yemeğin içine birkaç çay kaşığı karbonat ilave edin. Yumuşadıklarını göreceksiniz.



          5- Buzdolabınız kötü mü kokuyor? Küçük bir kaba karbonat doldurun ve ağzı açık şekilde buzdolabınızda bekletin. Kötü kokuların yok olduğunu hissedeceksiniz.



          6- Yazın vazgeçilmezi olan soğuk içecekler tazeliğini çabuk kaybeder. Soğuk suyun içine biraz şeker, limon suyu ve yarım çay kaşığı karbonat ekleyin. Karbonat, limondaki asidi karbonik aside dönüştürecektir. Karbonat az miktarda tüketildiğinde zararsızdır. Günde en fazla bir çay kaşığı karbonat tüketin.



          7- Karbonat, mide ekşimesini önlemede en önemli yardımcınızdır. Bir çay kaşığı karbonat ile bir bardak suyu karıştırın ve için. Göreceksiniz ki ne mide ekşimesi kalacak ne de şişkinlik.



          8- Eğer küvet kullanıyorsanız, 50 ile 100 gram arasında karbonatı su dolu küvetinize dökün. Karbonat, suyu yumuşatır. Bunu haftada en fazla iki kez yapabilirsiniz.



          9- Hafif nemlendirilmiş pamuğun üzerine karbonat serpin. Doğal deodorant olarak kötü kokuları uzun süreli yok edecektir.



          10- Ağzında istenmeyen koku olanlara müjde! Ilık su ile bir çay kaşığı karbonatı karıştırın ve gargara yapın. Kötü koku anında yok olacaktır.


          11- Evdeki minik dostlarımız da karbonattan faydalanabilirler. Kedi kumlarına ekleyeceğiniz bir miktar karbonat, kumdaki kötü kokuyu yok edecektir. Ayrıca karbonatı çöplerinize de atabilirsiniz.



          12- Suyun metalle tepkimeye girmesi sonucu termoslarda rahatsız edici bir koku oluşur. Birkaç çay kaşığı karbonatı ılık suya ilave edin ve termosa boşaltıp çalkalayın.



          13- Bir miktar sirkeyle beraber karıştırıldığında, karbonat lekeleri temizlemeye de yardımcı olur. Lavabonuzu tıkadıktan sonra bir miktar sirkeyi dökün, üzerine de biraz karbonat. Lavabonuzdaki lekelerin azaldığını göreceksiniz.



          14- Gümüşten yapılma kaşık ve çatal benzeri gereçlerinizi sıcak suyun içinde bekletin. Parçalar halinde alüminyum folyo ve birkaç çay kaşığı karbonat ekleyin. Soğuk suyla duruladıktan sonra iyice kurulayın.



          15- Karbonatın ne kadar etkili olduğuna hala inanmıyorsanız bir de bunu deneyin. Dişlerinizi karbonat ile fırçalayabilirsiniz. Karbonat, ağzınızdaki korozif asitleri etkisiz hale getirir. Gerçekten harika!



          16- Bunu yaptığınız için çiçekleriniz adeta dile gelip size teşekkür edecek. Su ile karbonatı karıştırın ve toprağa dökün. Sonuçlara siz bile inanamayacaksınız.



          17- Bifteğiniz çok mu sert? Üzerine karbonat dökün ve birkaç saat bekletin. Daha sonra doğrayıp pişirebilirsiniz. Ne kadar yumuşadığına inanamayacaksınız.



          18- Bulaşık makinenizin sıvı deterjan bölümüne karbonat ekleyin. Tabii ki bunu bulaşık makineniz boşken uygulamanız gerekiyor. Kokular yok olacaktır.



          19- Karbonat ile hem ocağınızı hem de fırınınızı temizleyebilirsiniz. Su ile karbonatı karıştırın ve yumuşak bir sünger ile kirli bölgeyi temizleyin. Sonuçlara ancak gözünüzle görünce inanabilirsiniz.



          Karbonatın faydalarına bayıldım. Arkadaşlarınızla yazıyı paylaşarak karbonatın sihirli gücünden yararlanmalarını sağlayın!
          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

          Yorum yap


          • #6
            Karbonatın Cilde Faydaları


            Karbonatın cilde faydalarına geçmeden önce ne olduğunu, içeriğinde neler bulunduğunu ve genel olarak nasıl ve nerelerde kullanıldığını belirtmekte fayda var.

            Karbonat nedir ve nasıl kullanılır?
            Halk arasında, (geçmiş dönemlerde satış amacıyla kullanılan ambalajların üzerinde öyle yazıldığı için) daha çok “soda” olarak bilinen, kısaca karbonat olarak tanımladığımız sodyum bikarbonat; karbondioksit, su ve sodyum bikarbonatın bileşiminden oluşmuş alkali bir tuz.
            İngilizce “baking soda” terimi yerine geçen karbonat, kimi yerde yanlış çeviriyle “hamur sodası” olarak kullanılıyor, bu tanımlamayı kullanmaktan kaçınmalı.
            Ekolojik bir ürün olan bu beyaz pudra, kek kabartmaktan temizliğe, çamaşır ağartmaktan mide rahatlatmaya kadar çok geniş bir kullanım alanına sahip.
            Öte yandan bir cilt dostu olarak karbonatın sayısız faydası var. Kimi zaman tek başına, kimi zaman biraz su ilave edilerek dahi kullanılabiliyor. Bunun yanı sıra karbonattan, bitkisel yağ özleri, lavanta, tarçın, kekik gibi yağlar, limon suyu, tuz, nişasta ve sirke gibi başka ürünlerle de karıştırılarak çok çeşitli reçeteler yapılabiliyor.
            Karbonat, ucuz ve sağlıklı bir temizleyici, cildi sakinleştirip dinlendirici, hatta ağartıcı ve arındırıcı özellikleri nedeniyle büyükannelerimizin günlük hayatındaki önemini, bugün modern kadının kozmetik dolabında da yer alarak koruyor.

            Karbonatı Nereden Satın Alabiliriz?
            Karbonat eczanelerde ve aktarlarda rahatlıkla bulunabilir. Hatta sadece cilt için değil evde daha pek çok alanda (mutfak, temizlik v.s.) kullanılabileceği için aktarlarda satıldığı biçimiyle kiloluk olarak almak daha uygun olabilir. Yüksek fiyatlı bir ürün olmadığını da söyleyelim.

            Karbonatı Cildimize Nasıl Uygulamalıyız?
            Çevre dostu, antitoksik ve temizleyici özellikli bir kimyasal olan karbonat, şampuan olarak kullanımından, kaşıntı pomadı, vücut kremi, tıraş losyonu şeklinde uygulanmasına kadar çok çeşitli formüllerle cildimizi korumaya ve temiz tutmaya yardımcı oluyor.
            Ağrıyan, kaşınan, tahriş olmuş, dış etkenler nedeniyle yıpranmış ve kirlenmiş cildimize, vücuttaki kötü kokulara karşı bir önlem olarak karbonatla neler yapabileceğimize birkaç örnek verelim:

            El ve Ayak Banyosu
            Günlük yaşantımız ya da işimiz gereği ayaklarımızı ve/veya ellerimizi çok yoruyor hatta nasırlaşmaya yol açacak şekilde kullanıyorsak günün sonunda onlara biraz vakit ayırmak iyi gelebilir.
            Bunun için büyük bir kaba (ayaklarınızı rahatça sokabileceğimiz kadar) koyacağımız 4 ölçü suya, bir ölçü karbonat katarak (örnek olarak 12 bardak suya -2 litre-, 3 bardak karbonat karıştırıp) bu solüsyonda ayaklarımızı 15- 30 dakika kadar dinlendirebilir, hem nasırları yumuşatabilir hem de ayaklarımızı gevşetebiliriz. Aynı solüsyonu ellerimiz için de hazırlayabiliriz.

            Karbonatın Deodorant Etkisi
            Vücudumuzun gün içinde kötü kokmasını istemiyor ve sağlıklı bir şekilde korunmak, cilde zararlı maddeler içeren ürünlerden olabildiğince uzak durabilmek istiyorsak işte bir alternatif: Banyodan çıktıktan sonra vücudumuzun ıslaklığını giderip nemliyken koltuk altlarımıza avucumuza aldığımız bir parça karbonatı sürebiliriz.

            Karbonatlı Yüz Peelingi ve Arındırıcı Vücut Maskesi
            3 ölçü karbonata 1 ölçü ılık su kullanmak yeterli. Örnek olarak eğer bu karışımı yüzümüz için yapıyorsak 3 çay bardağı karbonata karşılık bir çay bardağı suyu iyice karıştırıp elde ettiğimiz yoğun kıvamlı macunu parmak uçlarımızla yüzümüze dairesel hareketlerle yedirip birkaç dakika sonra yıkayabiliriz. Özellikle siyah noktaların yoğun olduğu burun, alın ya da çene gibi bölgelerde dairesel uygulamayı biraz uzun tutabiliriz. Cildimiz hem yağdan ve makyaj artıklarından temizlenecek, hem de aynı sebeple dolan gözeneklerimiz kirden arınıp açılacak. Maskeyi, yukarıda verilen ölçeklere uygun miktarda artırarak vücudumuza da uygulamak mümkün. Duş öncesi yapılacak bu vücut maskesi yumuşak yapısıyla her gün rahatlıkla uygulanabilir.

            Kaşıntı ve Böcek Isırıkları için Merhem
            Özellikle yaz aylarında sadece açık havada değil evlerimizde dahi gecemizi gündüzümüzü zehir eden sivrisinek ve sinek ısırıkları için karbonatlı merhemin formülü hem pratik hem de etkili olabiliyor. 3 yemek kaşığı karbonatı bir yemek kaşığı suyla krem kıvamına gelene kadar karıştırıp kaşıntının ya da yanmanın olduğu kızarıklık olan bölgeye hafifçe sürmek yeterli oluyor. Su eğer saf su olursa, daha da etkili olabilir. Saf su, eczanelerde rahatça bulanabilecek hijyenik bir ürün.

            Saçlar için Karbonat
            Saçlarımıza şekil vermek için kullandığımız pek çok kozmetik ürün, saç tellerinin incelip kırılmasına, matlaşmasına, saç derisinin kurumasına, kurumaya bağlı tahriş ve hatta kepeğe neden olabiliyor. Saçlarımızı, her zaman kullandığımız şampuanımıza, (şişesine ekleyeceğimiz) yarım avuç kadar karbonat karıştırıp yıkadığımızda daha parlak, yumuşak bir görünüm sağlayabilir, saçlı deriyi daha sağlıklı bir nem dengesine kavuşturabiliriz.

            Rahatlatıcı Bir Banyo için Karbonat
            Karbonat tek başına ya da birkaç damla suyla cildimizde son derece olumlu sonuçlar yaratabiliyor. Ancak yazımızın başında da belirttiğimiz gibi kimi zaman bazı doğal ürünlerle de birleştirilerek kullanılabiliyor. En basiti, bir ya da birkaç hoş kokulu bitkisel yağı banyo suyumuza damlattıktan sonra bir çay fincanı kadar karbonatı da eklersek cildimizi temiz, yumuşak ve hoş kokulu yapacak bir küvet keyfi yaşayabiliriz.
            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

            Yorum yap


            • #7
              Karbonatın binbir farklı kullanımı

              Karbonatın diş macununda, deodorantlarda veya buzdolabında ne işi var demeyin! İşte karbonatın farklı kullanımları...









              Sodyum bikarbonat ya da soda olarak da bilinen ve kimyasal reaksiyon ile hamurun kabarmasını sağlayan karbonat, mayalanmaya yardımcı olur. Hamur işlerindeki en büyük yardımcınız olan karbonat aslında yüzlerce farklı şekilde kullanılabilir. Peki, karbonat hangi alanlarda kullanılır?



              Kepek sorununuzu gidermek için şampuanla yıkadığınız saçınıza karbonatla masaj yapıp durulayın. Ardından da son durulama suyuna 1 kaşık elma sirkesi ekleyin ki saçınız pırıl pırıl olsun.


              Buzdolabına, vestiyere, ayakkabılığa koyacağınız bir miktar karbonat bütün kötü kokuyu emer.



              Bir kutu açık karbonat kötü buzdolabı ya da oda kokusunu gidermeye yardımcı olur. Karbonatı sprey şişe içerisinde su ile karıştırarak ucuz ve basit bir oda parfümü elde edebilirsiniz!



              Sadece fırında pişen yiyecekler için değil, ocakta yapılan yemekler için de karbonat kullanabilirsiniz..



              Fasulyeyi ıslattığınız suya bir tutam karbonat attığınızda, mide gazına neden olan bileşikleri azaltmaya yardımcı olacaktır.



              Salça, domates sosu ve kahveye yine bir tutam eklenen karbonat içerisindeki asit miktarını azaltır.



              Aynı zamanda proteinleri parçalamaya yardımcı olduğu için etlerinizin yumuşacık olmasını sağlar.

              Ucuz ve basit bir temizlik isteyenlere müjde! Koku giderici ve temizleyici özelliğe sahip karbonatı banyo ve mutfakta da gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz. Ayrıca diş macunları, koltukaltı deodorant ve roll-on larda da bulunan karbonatı bir bardak suya ekleyip içine takma dişlerinizi koyabilirsiniz. Bu sayede üzerinde tortular ve plaklar temizlenecektir.



              Çamaşır makinesinin deterjan gözüne yarım ölçek eklenen karbonat deterjanın etkisini arttırır. Durulama gözüne eklendiğinde ise çamaşırlardaki kötü kokuyu yok eder.



              Banyo suyuna ekleyeceğiniz karbonat kuru cildinizin yumuşamasına yardımcı olur.



              Karbonat, güneş yanıklarına ve sivrisinek ısırıklarının yarattığı kaşıntıya da iyi gelir. Bir kabın dörtte üçüne karbonat, dörtte birine de su koyulup macun kıvamına gelene kadar karıştırıp kaşıntılı bölgeye uygulayabilirsiniz. Konuyla ilgili bir tedavi uyguluyorsanız doktora danışmanızı tavsiye ederiz.








              Yüzme havuzuna eklenen karbonat suyun temiz kalmasını sağlar ve pH dengesini düzenler.
              Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

              Yorum yap


              • #8
                Karbonatlı Suyun Faydaları


                Karbonatlı Suyun Faydaları Neler? Karbonatlı su nasıl yapılır? Zayıflamaya etkileri ve fazla içilmesinin zararları.




                Karbonatlı Suyun Faydaları
                Son günlerde zayıflamak adına birçok televizyon programında ve zayıflama yöntemlerinde karbonatlı suyu duyuyoruz. Peki karbonatlı su gerçekten zayıflatıyor mu? Karbonatlı suyun faydaları neler?

                Karbonatlı Suyun Faydaları
                • Karbonatlı su zayıflamaya etkisi olduğu kadar cildinde güzelleşmesinde etkilidir. Doğru şekilde ve bilinçli tüketerek karbonatlı sudan en iyi şekilde faydalanabilirsiniz.
                • Suyun alkali olmasını sağlayarak Ph seviyesinin yükselmesinde etkilidir.
                • Karbonatı su ile karıştırarak güneş yanığı oluşan yerlere sürüldüğünde sızıları azalır.
                • Hafif yanıklarda karbonatlı su etkilidir.
                • Karbonatlı su ile dişlerin beyazlamaları sağlanır.
                • Ağız kokusunun giderilmesi için karbonatlı su ile gargara yapılır.
                • Kötü kokan ayaklar karbonatlı suda bekletilerek önlenebilir.
                • Çatlayan ve kuruyan ayakları için sıcak suya karbonat ve sirke ekleyip 20 dakika bekletin.
                • Peeling etkisi oluşturan karbonatlı su ile cildi tahriş etmeden masaj yapılır.
                • Cildin yumuşamasında karbonatlı su etkilidir.
                • Saçlarda oluşan kepeklenme için karbonatlı su ile durulanabilir.
                • Dezenfektan özelliği bulunur.
                • Karbonatlı su ile kirli ve yağlı alanlar temizlenir.
                • Karbonatlı su mide rahatsızlıklarının azalmasına yardımcı olur.
                • Karbonatlı su ile ciltte bulunan hücrelerin aktif hale gelmesi sağlanır.

                Karbonatlı Su Nasıl Yapılır?
                • Karbonat ( yarım tatlı kaşığı )
                • Su ( 1 litre )

                Hazırlanışı: 1 litre suyun içerisine karbonatı ekleyip karıştırın ve gün boyu için. Hazırladığınız bu suyu başka içeceklerinize de azar, azar ekleyebilirsiniz.

                Karbonatlı Suyun Zararları
                1. Aşırı kullanımdan kaçınmak gerekir.
                2. Kilo vermek için kullanılan karbonatlı ( alkali su ) suyun herhangi bir kanıtlanmış etkisi bulunmamaktadır.
                3. Karbonatlı su yüksek tansiyon ve kalpte çarpıntıya neden olabilir.
                4. Kuru ciltlere tavsiye edilmez peeling etkisi ile daha çok cildi kurutabilir.
                5. Aşırı kullanım sonucunda ülserin daha fazla artmasına neden olur.
                Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                Yorum yap


                • #9


                  Karbonatın Faydalarını Biliyor Musunuz
                  Teknoloji ne kadar çok ilerlese de daha bazı işlerimizi halletmek için eski usul yöntemlere başvururuz. Karbonat kullanılması da bu yöntemlerin içinde önemli bir yere sahiptir. Genellikle eski zamanlarda birçok alanda kullanılmasının yanında günümüzde de faydaları bilinmekte ve hala kullanılmaktadır. Aslında onun yerine birçok alternatif ürün kullanılabilir. Fakat yine de o , hala birçok kişi tarafından gerek ev temizliği gerek vücut temizliği gerekse kek, hamur yapımında kullanılır. Tabii bu kadar kıymetli bir materyal olması sebebiyle aslında bir açıdan tercih edilmesi de doğaldır. Hala iş görüyor, hala istenilen temizliğe yardım ediyor. Üstelik ulaşmak çok kolay, birçok yerde satılıyor ve oldukça da ucuz. Hal böyle olunca yıllar da geçse karbonat birçok alanda tercih edileceğe benziyor.


                  Karbonat Nedir?
                  Genellikle adını dedelerimizden, ninelerimizden duyduğumuz bu madde, aslında birçok alanda aktif olarak kullanılmaktadır. Asıl adı sodyum bikarbonattır. Magnezyum karbonat, amonyum karbonat gibi türleri de bulunmaktadır. Kullanılacak alana göre tercih edilir. Aslında kimyada CO3 iyonunu oluşturan bileşik de diyebiliriz. Yani kimyasal bir maddedir. Bu yüzden aşırı miktarda kullanımı yarar yerine zarar da verebilir. Fakat uygun miktarlarda kullanılırsa oldukça işe yarar, faydalıdır. Aynı zamanda bu kimyasal madde kabartma tozu ile de sık sık karıştırılır. Aslında benzer işi yapsalar da, karbonat daha asidik bir maddedir, kabartma tozu ise asit ile bazı dengeler. Yani bazı durumlarda hamur kabartmak için dengeyi sağlamak amacıyla mecburen kabartma tozu kullanılmalıdır.

                  Karbonat Faydaları Saymakla Bitmiyor
                  Bu kimyasal madde, mutfaktan, b
                  anyoya, diş temizliğinden, vücut temizliğine kadar birçok alanda kullanılabilir ve kendini gösterebilir. Mutfakta hamur yapımında kullanılırken, aynı madde dişleri beyazlatmada da kullanılabilir.Öncelikle hemen hemen herkesin bildiği bir faydası vardır. Diş temizliğine ve dişleri beyazlatmaya etkisi herkes tarafından bilinir. Bunun için banyoda bir çay tabağı yada kasede bir miktar karbonat bulundurmanızda yarar vardır. Dişlerinizi fırçaladıktan sonra, son fırçalamada fırçanızı karbonata batırın ve dişlerinizi son kez de bu şekilde fırçalayın. Daha sonra ağzınızı suyla durulayın. 2-3 günde bir dişlerinizi bu şekilde fırçalarsanız zamanla beyazladığını göreceksiniz. Bu sayede bembeyaz gülüşlere kavuşabilirsiniz. Fakat bu maddeyi hergün uygulamayın. Fazla kullanım diş minesine zarar verebilir.
                  1. Diğer bir kullanım alanı da mutfaktır. Hamurun kabartılması için özellikle eski zamanlarda kabartma tozu yerine sık sık kullanılırmış. Hala günümüzde bu maddeyi hamur kabartmak için kullananlar vardır. Kek ve ekmek yapımında kullanılabilir.
                  2. Harika bir dezenfektandır. Antibakteriyel özelliği vardır. Bu sayede temizlikte de kullanılabilir.
                  3. Evde yerleri silerken, zemini temizlerken yada toz alırken, temizlik yaptığınız suyun içine bir miktar ekleyin. Bu sayede temizlediğiniz yüzeylerin parladığını ve daha iyi şekilde temizlendiğini fark edeceksiniz.
                  4. Ayakkabılardaki ayak kokusunu gidermek için de kullanılabilir.
                  5. Saçınızda kepek varsa ve bu durumdan şikayetçiyseniz yine adresiniz bu kimyasal maddedir. Saçtaki kepeğin zamanla dökülmesini ve yok olmasını sağlar. Saçları kepekten arındırır.
                  6. Kabartma tozuyla yapılan gargara diş eti tedavisinde bir yöntem olarak kullanılabilir.
                  7. Sindirimin kolaylaşmasına da yardım eder. Hazımsızlığı, gastriti ve mide ekşimesini giderir.
                  8. Mutfak yada banyo lavabosu, küvet gibi yüzeylerde bu madde ile ovulabilir. Temizleme suyuna bir çorba kaşığı karbonat ilave edin ve bu su ile yüzeyleri silin. Yüzeylerin pırıl pırıl parladığını ve tertemiz olduğunu göreceksiniz.
                  9. Tavalardaki veya tepsilerdeki lekeleri çıkarmak için de oldukça faydalıdır. Leke olan tepsi yada tavayı bu madde ile ovarsanız lekelerin kolayca çıktığını fark edeceksiniz.
                  10. Çöp kutusunun kokusundan bıktıysanız, onu da bu madde ile yıkayabilirsiniz. Çöp kovasındaki kötü kokuyu gidererek hijyen sağlayacaktır.
                  11. Lavabo tıkandıysa yine çözüm karbonattır. Tıkanan lavaboya 1 çay bardağı karbonat ve 1 çay bardağı sirke dökün. Son olarak da 1,5-2 litre sıcak suyu lavaboya boşaltın. Lavabo açılacak ve tertemiz olacaktır.
                  12. Halı temizliğinde de etkilidir. Halıların ve yolluk, paspasların temizlenmesi, kötü kokularının giderilmesi için de kullanılabilir. Bu etkisi için halıya bir miktar serpin. Yarım saat kadar bekleyip halıyı süpürün. Halıdaki kötü kokudan ve bakterilerden eser kalmayacaktır.
                  13. Paslanan eşyalarda karbonatla ovulursa, paslanmaktan kurtulur.
                  14. Buzdolabındaki kötü kokulara karşı da oldukça etkilidir. Buzdolabını kötü kokulardan korumak için bir kaseye karbonat koyun. Buzdolabının bir köşesinde bekletin. Kötü kokuların zamanla yok olduğunu göreceksiniz.
                  15. Buzdolabı gibi elbise dolabındaki kötü kokulardan da kurtulmak istiyorsanız, elbise dolabına da aynı yöntemi uygulamanız mümkündür.
                  16. Ayrıca sinüzit rahatsızlığı yaşıyorsanız bir çay bardağı suyun içine 1 çay kaşığı tuz, yarım çay kaşığı karbonat atın. Bu suyu burnunuza çekin ve gelenleri ağzınızdan tükürün. Zamanla sinüzitin temizlendiğini fark edeceksiniz.
                  17. Terleme ve ter kokularına karşı da duştan çıktıktan sonra özellikle koltuk altlarınızı bir parça karbonatla ovun. Koltuk altınızın ter kokmaktan kurtulacak ve terlemeye son vereceksiniz.

                  İşte bu şekilde karbonatın birçok faydası vardır. Hatta faydaları saymakla bitmez. Çok eski zamanlarda özellikle kadınlar ev işlerinde, ev temizliğinde bu maddeyi çokça tercih ederlermiş. Kişisel temizlikte yada mutfakta kullanılması da oldukça dikkat çekici bir özelliğidir. Kullanım alanının fazla olması nedeniyle hemen hemen her evde bulunan bir maddedir.
                  Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                  Yorum yap


                  • #10
                    Karbonatın Mideye Faydaları

                    Karbonatın Mideye Faydaları, Karbonat günümüzde hamurun dışında temizlikte kokuda ve sağlıkta kullanılmaktadır. Halk arasında karbonat olarak adlandırılan sodium bikarbonat mideye faydaları konusunda çok bir şey bilinmese de, geçirebileceği rahatsızlıkları vardır.

                    Karbonatın mideye faydaları olarak bilinen ekşime, kusma, yara, yanma, ülser, koku yaratıcı gibi rahatsızlıkları yok ettiğinden dolayı mide ilaçlarının içinde azar miktarda bulunduğu karbonat insan sağlığında faydalıdır.



                    Mide ağrılarına karbonat iyi gelmektedir, ülser ağrılarına iyi gelmektedir, mideyi rahatlatarak performansı arttırır, midedeki suyun fazlalığını atmaya faydalıdır. Genelde Uzmanlar karbonatın ülser tedavisini ve ülser ağrılarını hafiflettiğini söylerler. Karbonatın mide asidini nötralize ettiği için ülser ağrısının şiddetini azalttığı görülmektedir. Örneğin bir bardak suya 1-2 tatlı kaşığı karbonat ekleyerek içmek bir nebze olsun ülser ağrılarından kurtulmaya yardımcı olur. Birde kabartma tozunu kapsül şeklinde alma özelliği de vardır. Özellikle uzmanlar karbonatı yemeklerin içerisine azar şekilde kullanılmasını önermektedir. Fakat yaz aylarında karbonat tüketimine dikkat edilmelidir. Günlük bir bardak suya karbonat ekleyerek tüketmenizde fayda olacaktır çünkü mide rahatlayarak kişinin performansını arttırıyor. Örneğin hazır suyu genelde uzmanlar önermektedir çünkü hazır suyun içinde az miktarda karbonat etkisi vardır. Ve mide bulantılarına iyi gelmektedir. Bu yüzden mide ağrılarından ve bulantılardan azda olsa kurtulabilirsiniz. Karbonat mideyi oldukça hızlandırarak sindirim sisteminin hızlanmasını sağlar ve zayıflatma özelliğini gösterir. Birde karbonatı aşırı tüketmenin zararı da olmaktadır mideye zararı örneğin ülseri tekrardan açabilir. Ayrıca karbonat iştahı açarak küçük çocuklarda azar miktarda kullanılabilir. Mide ve bağırsak şikayetlerine karşı faydalı olan karbonat, mide ekşimesine de faydalı olmaktadır. Mide ve bağırsak gazlarının giderilmesinde de kullanımına gayet iyi gelmektedir.
                    Karbonatın mideye faydaları olarak bilinen bir diğer kullanımı ise patates ve bakliyat türü haşlamalar da bir tatlı kaşığı karbonat eklenmesi hem çabuk pişmesine hemde midede kolay sindirilmesine yardımcı olur. Genelde yatalak ve yaşlıların en büyük sıkıntısı olan kabızlık ve bağırsak sorunu karbonatla geçirilebilmektedir. Hasta olan kişiye doktor tavsiyesi altında karbonatlı su vererek rahatlatılabilir ve sindirimi kolaylaştırdığı için karın ağrılarından kurtulunur. Sizlere örnek vermek istediğim bir yakınım şöyle rahatsızlığından kurtuldu. Büyük bir bardağa iki tatlı kaşığı karbonat atıldıktan sonra üzerine azar azar kaynar su koyup, köpürtüp ve karbonatın suda iyice çözülmesini bekliyor. Sonra üzerine normal su döküp karıştırıp içiyordu. Bu uygulamayı yemeklerden önce iki defa kullanıyordu ve bir hafta sonra doktor yavaş yavaş iyiye gittiğini söylemişti bu uygulamayı bırakmayıp defam etti ve birkaç ay sonra hastalığından tamamen kurtulduğunu söyledi. Karbonat su ile karıştırılarak kullanıldığında midedeki yaraların ağıza vurduğu kokulardan kurtulmak mümkündür.

                    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                    Yorum yap


                    • #11


                      Sodyum Hidrojen Karbonat


                      Sodyum hidrojen karbonat, E 500 kodu ile tanımlanan bir gıda katkı maddesidir. Sodyum hidrojen karbonat, suda çözünen, kuru havada hükümlü beyaz toz (NaHCO3 ). Sodyum bikarbonatta sodyum hidrojen karbonat maddesi 270°C'ye ulaşana kadar ısıtıldığı zaman sodyum karbonat (Na2CO3 ) ve karbon dioksid maddelerine (CO2) ayrışır. Sonuçta elde edilen sodyum karbonat maddesi kullanılan işlemle hazırlanır. Bazı kullanılma amaçları ateş düşürücü ve sindirim düzelticidir. Gıda katkı maddeleri günlük hayatın her noktasında vardır. Bu maddelerden kaçma gibi bir imkan maalesef yok. Endüstriyel kuruluşlar ve besin tekellerini kontrol edenler aracılığıyla tüketmek zorunda kaldığımız bu maddeler malesef suçsuz da değiller. Tek gıdaya, belli tek işlevi mahaline getirmesi amaçlı profesyonel ve kontrollü kullanılan maddelerdir. Ürünün işlenmesi, ambalajlanması ya da depo edilmesiı evrelerinde lezzet-koku-görünüm-mimari benzeri özellikleri muhafaza etmek, düzeltmek, ya da kabul görmeyecek değişikliklere mani olmak amaçlarıyla besin ürünlerine katılmaktadır. Tek maddenin katkı şeklinde kullanılmasına müsaade verilmesi ancak belli kriterleri karşılamasına bağlıdır. Bunların en önemlileri;
                      • teknolojik açıdan ya da tüketici beğenisi açısından gereken olması
                      • sağlık açısından zararsızlık dozunun tarafından olması
                      • saflık kriterlerinin bilinmesi ve muayene edilebilmesi
                      • gıdadaki miktarının tahlili amaçlı olabilitesi yüksek tek yol bulunmasıdır


                      Ambalajlı model pazarlanan besin ürünlerine dahil olmak üzere olan katkı maddelerinin kesinlikle etiket üstünde belirtilme mecburiyeti vardır. Bildirim amaçlı çeşitli formatlar kullanışlı, mesela besin ürünü Monosodium glutamate içeriyorsa;
                      • lezzet artırıcı olması için Monosodium glutamate (E621) kullanılmıştır
                      • lezzet artırıcı olması için E621 kullanılmıştır " şeklindeki ifadelerden biri ile belirtilebilir .


                      E kodu (EC) besin katkı maddesi amaçlı Avrupa Birliği'nce onaylanarak belirlenmiş kod numaralarıdır. E harfi EU (Avrupa Birliği demektir yanındaki sayı ise o katkı maddesinin fonksiyonel sınıfıyla alakalıdır. E kodu kullanılması partner tek lisan meydana gelmesi ve uluslararası ticaretin kolaylaşması açısından önem taşır. Katkı maddelerinin sistematik tek biçimde ele alınması 1956'da WHO (Dünya Sağlık Teşkilatı) ve FAO (Bm Besin ve Tarım Teşkilatı ) aracılığıyla, 43 dünya geneli ülkede tarama çalışmasıyla gerçekleşmiştir. 1962'de FAO ve WHO kuruluşlarının bu konularda profesyonel durumda olan eksperleri tek araya gelerek JECFA örgütünü oluşturdular. JECFA, günümüzde de katkı maddesi model kullanılan her kimyevi madde amaçlı toksikolojik çalışmaların düzenlenmesini, yürütülmesini ve neticelerinin değerlendirmelerini üstlenmiş yegane uluslararası müessesedir. JECFA'nın raporları CCFAC (WHO ve FAO aracılığıyla hayat ticaretinin geliştirilmesi, kolaylaştırılması, tüketici sıhhatinin korunması ve uluslararası alandaki bütün besin standartları çalışmalarında eş güdümü sağlamak için kurulan besin komisyonu) aracılığıyla değerlendirilerek her besin ürün grubunda sakıncasızca kullanılabilecek katkılar ve üst limitleri belirlenmekte ve alakalı Codex dökümanına dahil olmak üzere edilmektedir .

                      Yayınlanma Tarihi : 26.08.2015 01:36:05
                      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                      Yorum yap


                      • #12


                        Karbonatla Kanser Tedavisi


                        Karbonatla Kanser Tedavisi, Kanser günümüzde ne yazık ki çok yaygın bir şekilde görünen bir hastalık olmaya başlamıştır. Herkesin ailesinden bir iki kişi bu amansız hastalığın pençesine düşmekte ve her geçen gün bu hastalıktan hayatını kaybedenlerin sayısı artmaktadır. Kanser tedavilerinin de çok ağır olması, kullanılan ilaçların yüksek oranlarda yan etkilere sahip olması ve buna rağmen bu ilaçların çok verimli olmaması nedeniyle insanlar alternatif tıpa yönelmiştir. Bu yöntemlerden bir tanesi de kansere karşı karbonat kullanılmasıdır. Kanser için kullanılacak karbonat türü İngiliz karbonatı, Solvey karbonatı, cep sodası ve Garra karbonat isimleriyle de bilinen sodyum bikarbonattır.

                        Kanser tedavisinde karbonat nasıl kullanılır?

                        Bazı uzmanlara göre kanserin esas sebebi vücudun asidik bir hale gelmesidir. Bunun temel sebebi ise günümüzde ki beslenme ve yaşam tarzımızdır. Yediğimiz organik olmayan ve protein ağırlıklı beslenme sebebiyle çok fazla asit vücutta birikmektedir. Vücutta biriken yüksek oranda asit hücrelerin oksijen alamamasına neden olmakta böylece hücrenin çürümesine neden olmaktadır. Diğer hücreler çürüyen bu hücrelerin etrafını sararak daha fazla yayılmasını engellemeye çalışırlar. Böylece tümörler oluşmaktadır. Bu uzmanlara göre vücudun pH değerini yükseltip alkali bir hale getirdiğimiz zaman kanser otomatik olarak iyileşmeye başlamaktadır. Çok kolay bir şekilde uygulanabilir olması ve herhangi bir yan etkisinin bulunmaması nedeniyle insanlara umut ışığı olmuştur. Kanser hastaları karbonat tedavisine başlamadan önce dijital bir pH ölçer almalıdırlar. Bu dijital pH ölçerle her sabah idrarlarının pH'ını ölçmeli ve bu pH değeri en az sekiz olana kadar karbonat kullanımına sıkı bir şekilde devam etmelidirler. İdrarın pH değeri sekiz olduktan sonra bu değeri iki hafta korumamız gerekmektedir. Bu pH değerini yakalamak için günde 5-6 çay kaşığı karbonat tüketmek gerekebilmektedir. Öncelikle bir çay kaşığı karbonat bir su bardağı suya koyulur ve karıştırılır. Bu sudan bir miktar içilir ve yere uzanılır. Sağa sola 360 derece dönerek hareketler yapılır sonra bir miktar daha karbonatlı su içilerek bu hareketler tekrarlanır ve su bitinceye kadar bu şekilde tekrar edilir.


                        Karbonatlı su tüketiminde nelere dikkat edilmeli?

                        Karbonatlı su tüketimi genel olarak bir yan etkiye sahip olmasa da midelerinde ülser yarası bulunanların karbonat kullanması sıkıntılıdır. Karbonat ülser yaralarını iyice azmasına neden olmaktadır. Ayrıca yüksek tansiyona sahip olanların karbonatlı suyu birden almaları sakıncalıdır. Bu hastalığa sahip olanların karbonatlı suyu gün içinde azar azar almaları gerekmektedir. Her karbonatlı su tüketiminde bir yere uzanarak yirmi dakika kadar dinlenilmelidir. Bir diğer önemli husus ise her ne kadar kanser hastalığına yakalandıktan sonra karbonat tüketimi bir şifa kaynağı olarak gösterilse de daha da önemli olanı bu hastalığa yakalanmadan önlem alınmasıdır. Yine bunun için günde bir çay kaşığı karbonat tüketimi kansere karşı mükemmel bir koruma sağlar. Bu bir kaşık karbonatın yarısı sabah yarısı akşam alınmalıdır. Bu yarım çay kaşığı karbonat bir su bardağı suya katılıp karıştırılıp tüketilmelidir.
                        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                        Yorum yap


                        • #13


                          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                          Yorum yap

                          Hazırlanıyor...
                          X