Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Devedikeni Forte

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Devedikeni Forte

    İki Yıllık | 0,3-1,5m | Ca,Ho,Na | Tohumları, Otu

    Devedikeni Mariendistel Silybum marianum
    Karaciğer dikeni Syn: Carduus marianum
    Safra dikeni
    Ak kız
    Kadın dikeni
    Kengel
    Meryem ana dikeni

    Familyası: Bileşikgillerden, Korbblütler, Asteraceae

    Drugları: Devedikeni meyvesi (tohumu); Silyi mariane fructus
    Devedikeni otu; Cardai mariae herba
    Devedikeninin genellikle meyveleri (tohumu) çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır. Otundan ise nadiren çay yapılır.

    Giriş: Devedikeni Bileşikgillerin alt grubu olup bu grupta olan Mari-anumgillerden’dir. Devedikeni bu grupta bilinen ve kullanılan en önemli türdür. Bazı yörelerde kengel diye anılmaktadır. Bu da köklerinden kengel sakızı elde edilen esmer çiçekli diken (kengel sakızı dikeni) ile karıştırmamak gerekir. Yine Batı yörelerde bitki kangal ismi ile anılır. Oysa kangal (eşek dikeni) ile anılan bitki sapı soyulduktan sonra yenir ve yaprakları grimsi beyazdır. Türkçe bitkinin Devedikeni denmesinin nedeni bu bitkiyi devenin çok sevmesidir. Latince Marianum ismi ile anılması ise Meryem ana nedeniyledir. Devedikeni ile ilgili araştırmaları muhtemelen İbn-i Sina yapmıştır. Çünkü Türkçe kitaplarda Devedikeninin safra ve karaciğer rahatsızlıklarını iyileştirdiği beyan edilmiştir. Hemopati doktoru Altschul 1864, Hahnemann 1940 ve Rademacher 1955 yapmışlar ve onları modern klinik araştırmaları takip etmiştir. Vatanının Güney batı Asya ve Doğu Karadeniz bölgeleri olup buradan dünyanın hemen her yöresine yayılmıştır.

    Botanik: Devedikeni 2 yıllık bir bitki olup; 1. yıl sadece rozet şeklindeki yapraklara sahiptir ve 2. yıl çiçek açar. Bitki dikine yükselir ve az çatallaşan bir yapıya sahiptir. Yaprakları gövdeye oturmuş olup kenarları derin loplu, dişli ve kertikli olup, diş ve kertiklerinin ucunda sivri dikenleri bulunur. Yapraklardaki ve loplardaki damarlar ve damarların çevresi beyaz renkte, gri, kalın kısmı ise yeşil renkte olduğundan sadece bu özelliği bu bitkiyi diğer bitki türlerinden ayırır. Gövde yuvarlak, çatalı ve boyu 30-150cm arasında yer yer beyaz renkli fakat genellikle yeşil renktedir. Çiçekleri 10-15cm çapında genellikle kan kırmızısı renkte, nadiren pembe veya kiraz çürüğü renginde, ince, uzun, püskül şeklindeki taç yaprakları ve onu saran kupa yaprakları yeşilimsi ve sivri diken şeklindedir. Meyveleri 6-7mm uzunluğunda, 2-3mm eninde, yumurta şeklinde, grimsi esmer veya açık siyahımsı renkte olup bir demet grimsi beyaz tüycükler baş kısmına dizilmiştir. Bu tüycükler sayesinde hafif rüzgarlı havalarda meyveleri açarak çevreye yayılırlar.

    Yetiştirilmesi: Mart ve Nisan ayında tohumları direkt bahçe ve yahut da tarlaya dikilebilir ve yahut da Şubat’ta kasa, saksı, çamlık, yastık veya seralara dikilir ve büyüyen fideleri Nisan’da bahçe veya tarlalara dikilir. Devedikeni hem kuru hem de nemli topraklarda yetişebilir. Önemli olan güneşli bir yere ekmektir.

    Hasat zamanı: Ağustos ayından itibaren olgunlaşan Devedikeni mey-veleri topuz şeklinde olan kafaların üst kısmından hafif açılarak beyaz tüycüklerini göstermeye başlar. Bu işaret devedikeni tohumlarının olgunlaştığı anlamına gelir ve bu şekildeki kafalar Ağustos’tan itibaren Ekim ayına kadar toplanır ve kurutulduktan sonra dövülerek tohumları çıkarılır ve mümkün ise porselen kaplarda muhafaza edilir.

    Birleşimi: Devedikeni tohumlarının birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
    a) Silimarin türevleri %1,5-3 arasındadır ve en önemlileri; %50 ile Silybin (Silibinin), Silychristin ve Silydianin’den oluşur ve az miktarda izosilybin, İzochristin, 2,3-Dehydrosilybin, 2,3-Dehydrosilychristin, Silymoin ve Silandrin’den oluşur. Silinmarinler bir Flavanon türevleri karışımıdır.
    b) Flavonit türevleri; Taxifolin, Quercetin, Kampferol, Dihydrokâmpferol, Apigenein, Laringenin, Eriodyctiol, Luteolin ve az miktarda bunların alt türevlerini içerir.
    c) Doymamış yağ asitleri %20-30 arasında olup bunun %60’ını Linolasit, %25-30 Oleik asit, %10’uda Palmidasit içerir.
    d) Sterol türevleri; Cholesterol, Campesterol ve Stigmasterol içerir.
    e) Ayrıca %20-30 Protein, musilaj ve az miktarda Vitamin-E içerir.

    Araştırmalar: Avrupa’da her yıl yüzlerce insan mantardan zehirlenmek-teydi ve zehirlenmelerde yetişkinlerin %25’i, çocukların %50’si ölmekteydi bu zehirlenmeye büyük mantar (tabak gibi başı, silindir şeklinde gövdesi olup kremsi beyaz renkte) sebep olmaktadır ve birleşimindeki α-Amanitin karaciğer ve böbrek hürelerini bozarak kişinin ölümüne sebep olmaktadır. Mantarın Latince ismi Amanita phallotoides’dir. Devedikeni tohumunun birleşimindeki maddelerden Silymarin’in bir alt türevi olan Silybin’in (Silybinin) mantarın zehir maddesi olan Amanitini karaciğer ve böbrek hürelerine yaklaşmasını önlemekte ve zehirlenmede böylece ortadan kalkmaktadır. Devedikeni tohum ekstresi ile mantar zehirlenmesi, kimyasal ilaç zehirlenmesi ve alkol bağımlılarındaki siroza karşı tedavi denemeleri yapılmıştır.
    1) Almanya’nın Maiz şehri ve çevresinde 1988 yılı mantar toplama zamanında 18 kişi mantar zehirlenmesi nedeni ile kliniğe getirilmiş ve bunlar Silybinin Dihemisuccinat (L…..) İnfüzyonuyla (damardan serumla ilaç verme) tedavi edilmişlerdir. (Nhp.08.99.1249)
    2) Artweiler 1977, Bertelli ve ekibi 1977, Faulstich ve ekibi 1980 ve de Vogel 1980 büyük mantar zehirlenmelerine karşı Devedikeni ekstresi ile tedavi denemesi yapmışlar ve hastanın zamanında tedaviye baş-laması halinde hastaların kurtulabileceğini beyan etmişlerdir. (PP.180)
    3) Hohn ve ekibi 1968, Raven ve Schriewer 1973 ve de Siblikova ve ekibi 1980’de kimyasal madde; tetraklorkarbon, Galactosamin, Thioasetamid ve Praseodym zehirlenmelere karşı Devedikeni tohumu ekstresi (L….) ile tedavi denemesi yapmışlar ve etkisini tespit etmişlerdir. (Age)
    4) Martines ve ekibi 1980, Leng-Peschlow 1983 ve de Ortenberg ve Tazhudinowa 1984 kimyasal ilaç zehirlenmelerine karşı Devedikeni tohum ekstresi ile tedavi denemesi yapmışlar ve etkisini belgelemiş-lerdir. (Age)
    5) Alkol nedeni ile karaciğer zehirlenmesi, yıpranması ve nihayet siroza dönüşmesine karşı 7 büyük araştırma yapılmıştır. Sirozu tedavi için yapılan 7 büyük araştırma (Varis ve ekibi 1978 Fintelmann ve Albert 1980, Benda ve ekibi 1980, Salomi ve Sarno 1982, Feher ve ekibi 1988, Feher ve ekibi 1989, Ferenci ve ekibi 1989) yapılmış ve bu tedavi denemesinde 2169 sirozlu hasta katılmıştır. Devedikeni tohumu ekstresi ile tedavi olan sirozlu hastaların diğerlerine göre daha uzun yaşadıkları tespit edilmiştir. (RP.239)
    6) Portekizli bir arkadaşım sarılığa(hepatit B) yakalanmış ve doktoru şayet iki hafta içinde iyileşmez ise hastaneye yatması gerektiğini söylemişti. Ben ona Cheiranthol ve marianon yazdım. Bu kişi dört hafta içinde iyileşti ve hastaneye yatmasına gerek kalmadı. Doktorda aynı ilaçlara devam etmesini istemiş.

    Tesir şekli: Antihepatoksik (karaciğer zehirlenmesini önleyici), karaciğer kuvvetlendirici ve koruyucu, safra artırıcı, sarılığı önleyici ve iyileştirici (hepatit), karaciğerin büzülmesini (siroz) ve yağlanmasını (alkoliklerde) önleyicidir.

    Kullanılması:
    a) Araştırmalar göre Devedikeni tohumu veya tohum ekstresi başta kimyasal maddelerin (kimyasal ilaçlar=tetraklorkarbon, Galactosamin, Thioasetamid, Praseodym, Paracetamol, Azothioprin, Indometachin, İzoniazid, Lorazepam, Tolbutomid, Clofibrat, Estradiol, Halothan, Fosfatasit alt türevleri ve Benzpyren) zehirli mantarların ve alkolün karaciğeri zehirlemesine ve siroza karşı kullanılır.
    b) Komisyon E’nin 13/03/1986 tarih ve 50 nolu Monogafi bildirisine göre Devedikeni tohumu, ekstresi veya natürel ilaçları başta; kronik iltihaplı karaciğer hastalıkları (hepatit) ve siroza karşı kullanılır.
    c) Homeopati’de; Devedikeni tohum tentürü başta; karaciğer veya safra rahatsızlıkları, siroz, safra taşı, safra koliti, sarılık, kabızlık, kepitop-lardamar tıkanması, varis, basur ve baldır ülserine karşı kullanılır.
    d) Devedikeni tohumu halk arasında karaciğer ve safra rahatsızlıkları, varis, basur, migren, alkolün kimyasal ilaçların ve zehirli mantarın sebep olduğu karaciğer zehirlemesine karşı kullanılır.
    e) Komisyon E’nin 11/03/1992 tarih ve 49 nolu Monografi bildirisine göre Devedikeni otu (yaprak ve çiçekleri) karaciğer ve safra rahatsızlıkları, sarılık (hepatit), safra koliti, dalak rahatsızlığı ve böğür batmasına karşı kullanılır.

    Açıklama: Genellikle ormanda yetişen tabak gibi şapkası ve silindir gibi gövdesi olan büyük mantar çok zehirlidir ve takriben 10mg α-Amanitin içerir. Bu zehir zamanında (24 sa içinde) tedavi olamayan kişiyi öldü-rebilir. Bu zehir karaciğerde RNA-polimerazenin(Enzim) oluşmasını engeller ve hasta 12-24 saat içinde ölebilir. Eğer hemen Devedikeni tohumu ekstresinden elde edilen Silybinin(Legolan) ile damardan infüzyonla (serum damardan verilir) tedaviye başlanır ise Silybinin zehirli maddeyi (α-Amanitin) enzimden (RNA-polimeraze) uzaklaştırır ve böylece karaciğer yeniden protein yapmaya başlar ve hasta kurtulur. (Rationale Phytotherapie 239 ve Phytopharmaka 180) Silybinin (Legalon) damardan verilmesi kişinin ağırlığı ile orantılı olarak artar. Kişinin kg ağırlığına 20mg Silybinin gerekir. Mesela 70kg ağırlığındaki bir kişiye 1400mg Silybinin gerekir ve bunun günde 4 defa iki saat süren infüzyonla yapılması gerekir.

    Çayı: Devedikeni tohumunu birleşimindeki Silymarin türevleri çayın demine geçmez. Bu nedenle Devedikeni tohumları önce karabiber değir-meninde öğütülür veya havanla dövülerek toz haline getirilir. Devedikeni tohumlarının tozundan iki kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-400ml kaynar su ilave edilir ve 5-10dk demlenmeye bıraktıktan sonra süzülerek içilir.

    Çay Harmanları;

    Gökçek Safra çayı
    >20 gr Hindiba otu ve kökü
    >20 gr Devedikeni tohumu
    >20 gr Nane yaprağı
    >20 gr Zerdeçal kökü
    >20 gr Kimyon tohumu

    Gökçek Karaciğer ve Safra çayı
    >30g Hindibaotu ve kökü
    >20g Deve dikeni tohumu
    >20g Nane yaprağı
    >20g Cava Zerdeçal kökü

    Karaciğer ve safra çayı
    >40 gr Hindiba otu ve kökü
    >30 gr Devedikeni tohumu
    >10 gr Kantaron otu
    >10 gr Civanperçemi otu
    >10 gr Melek otu kökü

    Gökçek karaciğer ve safra çayı
    >30 gr Devedikeni tohumu
    >30 gr Nane yaprağı
    >20 gr Pelin otu
    >20 gr Zerdeçal kökü

    Gökçek Karaciğer rahatsızlıkları çayı;
    >10 gr Mübarek otu
    >30 gr Hindiba otu ve kökü
    >30 gr Devedikeni tohumu
    >20 gr Enginar yaprağı
    >10 gr Rezene tohumu

    Gökçek Karaciğer ve Safra çayı
    >40g Devedikeni tohumu
    >40g Nane yaprağı
    >20g Pelin otu

    Homeopati’de: Devedikeni tohumundan 50gr havanda dövülerek ezilir veya karabiber değirmeni ile öğütülerek bir şişeye konur ve üzerine 250ml %70’lik alkol ilave edilerek güneş ışınlarından uzakta muhafaza edilirken (iki günde bir çalkalanır) sonra süzülerek Homeopati’de <> ismi ile anılan tentürü elde edilir. Bu tentürden günde 3-5 defa 10-15damla 4-6hafta süreyle alınır.

    Hastalığın belirtileri (semptom):
    1) Hasta soluna yattığında derin nefes alınca veya hareket edince karaciğeri ağrıyorsa
    2) Yemekten sonra alında ve sırtta terleme oluyorsa
    3) Sağ kürek kemiğinin altında ağrılar hissediyorsa
    4) Gaitası kuru, sert, düğüm gibi, yeşil veya açık sarı renkli ve yahut da çömlek renginde ise
    5) Deri kirlimsi sarı renkli ve göğüste koyu renkli lekeler oluşursa
    6) Alın ve şakak ağrıları ve genellikle gözün yarısı ağrıyorsa
    7) Dilin üzerinde beyaz tabaka ve kenarlarında diş izi
    8) Nefes darlığı, kuru öksürük ve öksürüğün bitmemesi ve de böğür batması varsa
    9) Deride kaşıntı, büyük yorgunluk, baş dönmesi, sanki önüne düşecekmiş gibi
    10) El, kol, bacak ve ayaklarda dövülmüş gibi ağrı, ayaklarda dermansızlık, bacaklarda ödem ve varis varsa bu gibi hallerde Devedikeni tohum tentürü kullanılır.

    Yan tesirleri: Bilinen hiçbir yan tesiri yoktur.


    Hepatite Ne İyi Gelir Hepatitten Nasıl Kurtulurum Sarılığa Ne İyi Gelir
    Murat Ünver
    DEVEDİKENİ ve ENGİNAR kapsül ile ORMUS GMS, DEVEDİKENİ MİNİ SETİ kullanmaktayım. Karaciğer enzimleri olan ALT VE AST NORMAL SEYRİNE DÖNDÜ, özellikle AST ORANINDA DÜŞÜŞ OLDU. ENGİNAR VE DEVEDİKENİ karaciğer enzimlerini düzenlerken, aynı zamanda detoks etkisi yapıp, KANIDA TEMİZLİYOR ama ekstrat olmalı. Hocanın ekstrat ve destilasyon yoluyla elde ettiği ürünler bunun örneğidir.
    KAYNAK

    Ayten Demir
    İbrahim Gökçek hocama minnettarım çünkü benim 8 yıl süren kronik hastalıklarımı yani halk dilinde SARILIK denen HEPATİT B denen bu illeti kıymetli günümüz lokman hekimi İBRAHİM GÖKÇEK ÇÖZMÜŞTÜR. Tüm ürünleri sağlık bakanlığı onaylıdır. Kendine çok güveniyor her hususta. Diğer herbalistlere güvenemedim ben çok araştırdım açıklamaları araştırmaları çok dikkat çekici Hoca çok mütevazi, çünkü boş başak dik durur. Beni kurtaran bu değerli insana herkes güvenmeli. Yurt dışından gelip bir müddet burada yaşayan bir yabancı birinin tesadüfen HEPATİT B olduğunu öğrenmesi sonucu tavsiye ile kıymetli hocama gelmiş adam yıkık bir halde umutsuzca geliyor 3-4 ay sonunda DEVEDİKENİ B SETİ İLE HEPATİT B RESMEN YOK OLDU. Nasıl bir herbalist bu insan çok şaşırdım. Beni HEPATİT B DEN KURTARAN İbrahim Gökçek beye sonsuz teşekkürler. Herkese öneriyorum bu cümleleri kuran kişi bir ingilizdi takdirini saygıdeğer takipçilere bırakıyorum. Hocam siz var ya, iyi ki varsınız saygılarımla nev-i şahsına munahsır kıymetli hocam.
    KAYNAK

    Bayram Şencan
    sürekli bi HALSİZLİK EKLEM AĞRISI ATEŞ VARDI. Son zamanlarda da GÖZ BEBEKLERİM SARARMIŞTI. DOKTORLAR BANA SARILIK TEŞHİSİ KOYDU. BÖBREK HASTASIYIM ilaç kullanamam diye şifalı bitkilere yöneldim. 3 HAFTADIR DEVEDİKENİ SETİNİ KULLANIYORUM HEPATİTİ ATLATTIM. Ama biraz sabirli olmak gerekiyor DEVEDİKENİ SETİ
    KAYNAK

    Özgür Öz
    KARACİĞER YAĞLANMASI ve KRONİK HEPATİT B rahatsızlığım nedeniyle DEVEDİKENİ SETİ kullandım. Hem ENZİMLERİMİ DÜŞÜRMESİNE YARIMCI OLDUĞU için hemde ZİNDE KALDIĞIMI HİSSETTİM. Çok teşekkür ederim
    KAYNAK

    Özgür Öz
    Annem, DEVEDİKENİ SETİ - TO kullandı. KARACİĞER YAĞLANMASI AZALDIĞI GİBİ Annemdeki BAĞIRSAK ve MİDE ŞİŞKİNLİK PROBLEMLERİ DE ÇÖZÜLDÜ. Sizlere çok teşekkür ederiz.
    KAYNAK

    Tahir Tahir
    Hocam iyi aksamlar DEVEDİKENİ SETİ kullanıyorum 1 HAFTA olmasına ragmen kendimi çok iyi hisediyorum inşallah tamamen biter HEPATİT B
    KAYNAK

    Leyla Emel Peltek
    SİROZ BİTKİ DESTEK SETİ İbrahim Gökçek hocamız dan aldığım DEVEDİKENİ SETİ Annem için Resmen BİR İNANILMAZ MUCİZE İÇİNİ YIKIYOR TÜM HASTALIKLARINI DIŞARI ATTI. ANNEMİN HAYATINI KURTARDI resmen. Saygı ve minnetimiz sonsuz ilmine ve kendine önünde eğiliyorum ben şok?
    KAYNAK

    Necati Akçay
    KARACİĞERDE oluşan rahatsızlığımın en etkili ilaç olarak DEVEDİKENİ kapsülünü gördüm, faydası saymakla bitmez, DEĞERLER NORMALE DÖNDÜ. Bu gibi rahatsızlığı olanlara tavsiyemdir.
    KAYNAK

    Ayhan Batu
    Ben kendim dört kutu kullandım her ikisinden DEVEDİKENİ ve ENGİNARDAN sağ tarafımda KARACİĞER BÖLGESİNDE sanki HAFİFLEDİM NEFESİM AÇILDI DETOKS YAPTI resmen kuş gibi oldum karaciğer bölgesindeki AĞRILAR YOK OLDU AYAKLARDA ATEŞLENMESİ VARDI GEÇTİ süper ötesi ürünler teşekkürler İbrahim bey
    KAYNAK

    Murat Ünver
    DEVEDİKENİ ve ENGİNAR kapsül ile ORMUS GMS (DEVEDİKENİ MİNİ SETİ) kullanmaktayım. Karaciğer enzimleri olan ALT VE AST NORMAL SEYRİNE DÖNDÜ, özellikle AST ORANINDA DÜŞÜŞ OLDU. ENGİNAR VE DEVEDİKENİ karaciğer enzimlerini düzenlerken, aynı zamanda detoks etkisi yapıp, KANIDA TEMİZLİYOR ama ekstrat olmalı. Hocanın ekstrat ve destilasyon yoluyla elde ettiği ürünler bunun örneğidir.
    KAYNAK

    Murat Ünver
    DEVE DİKENİ SETİ kullanmaktayım KARACİĞER ENZİMLERİ olan ALT ve AST NORMAL SEVİYELERE DÖNDÜ, özellikle ast oranında düşüş oldu. DEVE DİKENİ SETİ, KARACİĞER ENZİMLERİNİ DÜZENLİYOR aynı zamanda DETOKS ETKİSİ YAPIYOR. Kanı temizliyor ama ekstrakt olmalı hocamın ekstrakt ve destilasyon yolu ile elde ettiği ürünler bunun örneğidir.
    KAYNAK

    Necati Akçay
    Gökçek ürünlerini kullandım çok faydasını gördüm, KARACİĞER için DEVE DİKENİ SETİ, BAĞIRSAK MANTARI içinde COCO LNK kesinlikle çok faydalı. Ayrıca BRONŞİT ile GENİZ AKINTISI içinde AFRİKA SARDUNYA kullandım ŞİFASINI BULDUM. Kullanmaya devam ediyorum, bu gibi derdi olanlar mutlaka kullanmasını tavsiye ediyorum.
    KAYNAK

    okanpolatt_
    1 aydır PYCNOGENOL ve 3 aydır DEVEDİKENİ KAPSÜLÜ, KARACİĞER ENZİM YÜKSEKLİĞİM için kullanıyorum KAN DEĞERLERİMDE YÜKSELME oldu rengim sarıya yakındı o da düzelmeye başladı.
    KAYNAK

    Ülkü Çiçek Yaşar
    5 aydır DEVEDİKENİ SETİ kullanıyorum GÖZLERİMDEKİ SARILIKLAR GİTTİ, SAÇLARIM ÇOĞALDI ve GÜRLEŞTİ. Herkese tavsiye ederim.
    KAYNAK

    Ahmet Önfaz
    Merhaba ben DEVE DİKENİ SETİ aldım 20 gündür kullanıyorum saçımdaki EGZAMA, AĞZIMDAKİ YARALAR geçti bademciğim sürekli şişiyordu yemek yiyemiyordum şuna çok rahatça istediğim her şeyi tüketebiliyorum hocam dan Allah razı olsun.
    KAYNAK

    Ahmet Önfaz
    Merhabalar DEVE DİKENİ - S SETİNİ 1 aydır kullanıyorum. Sürekli BACAĞIM AĞRIYORDU, HALSİZLİK, MİDE BULANTISI, İŞTAHSIZLIK vardı. Sizin ürünlerin sayesinde tüm rahatsızlıklarım geçti halen de kullanmaya devam ediyorum çok teşekkür ederim böyle insanlara şifa bulacak şeyler ürettiğiniz için hocam Allah yolunuzu açık etsin hayırlı işler bol kazançlar.
    KAYNAK

    serpilyardimcikaymak
    Yıllardır KANSIZLIK problemi yaşıyordum. Kimyasal ilaçlardan hiçbir fayda görmedim İbrahim hocamdan DEVE DİKENİ SETİ ve ÇEMEN KAPSÜL aldım yaklaşık iki ayda KAN DEĞERLERİM NORMALE DÖNDÜ. Ürünleri kullanırken hiçbir yan etki olmadı çok faydasını gördüm. İbrahim hocama bu güzel ürünler için teşekkürler.
    KAYNAK

    frenzekara
    Hocam KARACİĞER YAĞLANMASI vardı TRİGLESERİD 290 SEVİYELERİNDEYDİ. Sizden DEVE DİKENİ SETİ kullandım tüm değerlerim normale döndü ilaçların yapamadığını sizin ürünler yaptı.
    KAYNAK

    Yilmaz Tekin
    Hocam daha önce KARACİĞER rahatsızlığım için DEVEDİKENİ SETİ almıştım işe yaradı rahatladım.

    KAYNAK
    Halil Sahin
    hocam karaciğerimdeki kistler eridi allah sizden razı olsun. iyiki varsınız

    KAYNAK
    Kadir Bulut
    DEVEDİKENİ SETİ kullandım 4 ay içerisinde HEPATİT-B den kurtuldum. sağ olun var olun allah sizden razı olsun. ürünleriniz mükemmel, çok faydasını gördüm. deve dikeni seti muhteşem.
    KAYNAK

    Alkın Küçükbayrak
    Hocam Selamlar. DEVEDİKENİ SETİ ile KARACİĞER DEĞERLERİM 0 kilometre oldu neredeyse. Piyasaki muadillerinin çok çok üstünde ürünler Saygılar
    KAYNAK

    Yilmaz Cakir
    Hocam karaciğer yağlanması vardı trigleserid 290 sevilerindeydi. Sizden DEVEDİKENİ SETİ kullandım tüm değerlerim normale döndü ilaçların yapamadığını sizin ürünler yaptı.
    KAYNAK

    Erkan Uysal
    Devedikeni ekstratı kullandım karaciğer şişkinliği çok iyi geldi elimize sağlık.
    KAYNAK

    Inci Erdil
    KARACİĞER DEĞERLERİM çok yüksekti hocamdan DEVE DİKENİ KAPSÜL aldım 2 AY kullandım doktora gittim dün tahlillerim NORMALE DÖNMÜŞ DEĞERLERİM teşekkürler hocam
    KAYNAK

    Burak Yıldırım
    KARACİĞER PROBLEMİ olan herkese DEVEDİKENİ SETİNİ tavsiye ediyorum. İbrahim Gökçek Hocamdan aldığım seti 4 aydır kullanıyorum, siroz problemime çok iyi geldi, faydasını gördüm değerlerim güzel çıktı
    KAYNAK

    Konu ozgurcay tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/18435-ozgurcay Saat 07 November 2023, 15:38 ) değiştirilmiştir.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    Devedikeni Mariendistel Silybum marianum

    Yorum yap


    • #3
      Karaciğer Zehirlenmesi ve Tüm Zehirlenmelere Karşı Deve Dikeni



      KARACİĞER Zehirlenmesi; Mantar ve Kimyasal İlaç Zehirlenmesinin Devedikeni ile tedavisi



      DEVEDİKENİ İle Mantar Ve Karaciğer Zehirlenmesi



      DEVEDİKENİ İle Sarılık (Hepatit)


      Kronik hepatit B karaciğer fibrozu için bir adjuvan tedavi olarak Ganshuang granüllerinin klinik etkinliği ve güvenliği

      Sistematik inceleme ve meta analiz için bir protokol
      Shaoqian Zeng , MD, a Yefang Liu , MM, b Cen Jiang , MD, a Baixue Li , MD, a Li Wen , PhD, a and Quansheng Feng , MD a, ∗
      bir Chengdu Geleneksel Çin Tıbbı Üniversitesi
      b 3 Nolu Bağlı Hastane Chengdu TCM Üniversitesi (Batı Bölgesi), TCM Chengdu Pidu Bölge Hastanesi, Chengdu, Sichuan, Çin.
      Şuraya gidin:

      Öz

      Arka fon:


      Kronik hepatit B karaciğer fibrozu önemli bir halk sorunudur. Ganshuang granülleri (GSG), karaciğer fibrozunu uzun süre tedavi etmek için kullanılır. Bu çalışmanın amacı, kronik hepatit B karaciğer fibrozu için bir adjuvan tedavi olarak GSG'nin etkinliğini ve güvenliğini araştırmak için ilgili verileri sentezlemektir. Yöntemler:

      İlgili çalışmaları belirlemek için elektronik veri tabanı kullanılmıştır. Geri alma aracı olarak PubMed, China Knowledge Network Infrastructure, China Biomedical Database, Wan Fang Data, VIP Database, EMBASE ve Cochrane Library'yi seçtik. Yayın seçimi, veri çıkarma, veri değerlendirmesi iki bağımsız kişi tarafından gerçekleştirildi. 2 araştırmacı arasındaki herhangi bir sorun, üçüncü bir gözden geçiren tarafından müzakere yoluyla çözülecektir. Veri analizi için RevMan 5.3 (The Cochrane Collaboration, Kopenhag, Danimarka) yazılımı kullanılacaktır.

      Sonuçlar:
      Bu çalışma, kronik hepatit B karaciğer fibrozunu tedavi etmek için GSG'nin etkinliğini ve güvenliğini sistematik olarak tespit edecektir.

      Sonuç:
      Bu çalışma, GSG'nin kronik hepatit B karaciğer fibrozunun tedavisinde etkinlik ve güvenlik olup olmadığını araştırmak için bilimsel kanıt sağlayacaktır.

      PROSPERO kayıt numarası:
      INPLASY202090027

      Anahtar Kelimeler: adjuvan tedavi, kronik hepatit B karaciğer fibrozu, Ganshuang granülleri, protokol
      Şuraya gidin: 1. Giriş


      Küresel bir dağılım hastalığı olan kronik hepatit B virüsü enfeksiyonu, olumsuz sekel ile ilişkili morbidite ve mortalite nedeniyle ciddi bir sorundur. [ 1 - 2 ] İnsanlar bu enfeksiyonu genellikle doğum veya kişiden kişiye bulaşma yoluyla alırlar. Kronik HBV enfeksiyonunun tahmini küresel yaygınlığı 2016'da% 3 ila% 5 idi ve 257 milyon kişi kronik olarak enfekte oldu. [ 3 ] Aşılama, enfeksiyonun ve virüs taşınmasının önlenmesinde etkili olduğunu göstermektedir. [ 4 ] Küresel olarak azalan enfeksiyon prevalansıyla, bu virüs birçok ülke ve bölgede ciddi bir tehdit olmaya devam ediyor. [ 5 ]Karaciğer fibrozu, bazı hastalarda siroza, hatta hepatoselüler karsinomaya neden olan kronik hepatit B hepatitinin ana olumsuz bir sekelidir. Karaciğer fibrozunun geri dönüşümlü olduğu düşünülmektedir. [ 6 ] Kronik hepatit B karaciğer fibrozu için en etkili tedavi antiviral tedavidir. Antiviral tedavi, siroz geliştirme ve kansere ilerleme riskini azaltabilir, hatta karaciğer fibrozunu tersine çevirebilir. [ 7 ] Düşük iyileşme oranları nedeniyle, yaşam boyu antiviral tedavi çoğu hasta için önemlidir. Bununla birlikte, resveratrol, vitamin E, silimarin gibi anti-fibrojenik ajanlar hala yeterli kanıttan yoksundur. Bugüne kadar, FDA tarafından onaylanmış karaciğer fibrozu için biyokimyasal ilaç bulunmamaktadır.

      Geleneksel Çin tıbbı (TCM), onlarca yıldır kronik hepatit B karaciğer fibrozunu tedavi etmek için kullanılmaktadır. [ 8 ] Sendrom farklılaşması, tedavisi ve çok hedefli farmakolojik etkisi nedeniyle, TCM, kronik hepatit B karaciğer fibrozunun tedavisinde benzersiz bir avantaj göstermektedir. [ 9 ] Tamamlayıcı ve alternatif bir tıp olarak TCM, kronik hepatit B karaciğer fibrozuna karşı yeni yöntemler sağlar. Ganshuang granülleri (GSG), karaciğer fibrozunu tedavi etmek için hazırlanmış reçeteli bir ilaçtır. Bu ilaç Dangshen ( Codonopsis pilosula ), Chaihu ( Nasturtium officinale ), Baishao ( Paeonia lactiflora ), Danggui ( Angelica sinensis ), Fuling (Wolfiporia extensa ), Baizhu ( Atractylodes macrocephala ), Zhike (Kirpi), Pugongyin (Karahindiba), Huzhang (Dev knotweed), Xiakucao (Selfheal), Danshen ( Salvia miltiorrhiza ), Taoren (Şeftali çekirdeği), Biejia (Kaplumbağa kabuğu). Çin'de, antiviral tedavi ile kombine GSG, kronik hepatit B karaciğer fibrozu için endikedir. Yakın zamanda yapılan bir çalışma, GSG'nin, rapamisinin memeli hedefini inhibe ederek karaciğer yıldızsı hücrelerin uyarılmasını inhibe ettiğini göstermektedir. [ 10 ] Başka bir deney, GSG'nin anti-karaciğer fibroz mekanizmasının düzenleyici T hücrelerini baskıladığını öne sürüyor. [ 11 ]

      Antiviral tedavi ile kombinasyon halinde GSG, Çin'de kronik hepatit B karaciğer fibrozunun tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte, GSG'nin etkinliği ve güvenliği hala belirsizdir. Burada, GSG'nin etkinliğini ve güvenliğini değerlendirmek için bu araştırmayı yaptık. Bu çalışmanın, kronik hepatit B karaciğer fibrozu için yardımcı tedavi olarak GSG'nin klinik uygulamasına katkıda bulunacağını umuyoruz.

      Şuraya gidin: 2. Yöntemler

      2.1. Dahil edilme kriterleri
      2.1.1. Çalışma türleri
      Kronik hepatit B karaciğer fibrozunun tedavisi için GSG'nin etkililiği ve güvenliğini içeren herhangi bir randomize kontrollü çalışma dahil edilecektir.

      2.1.2. Katılımcılar
      Bu çalışmada, kronik hepatit B karaciğer fibrozu olan herhangi bir denek, yaş ve cinsiyete bakılmaksızın dahil edilecektir.

      2.1.3. Müdahaleler ve karşılaştırma

      Tedavi grubu, entekavir ile kombine GSG ile tedavi edilir. Kontrol grubu, herhangi bir dozaj formunda (tabletler, dispersiyonlar, kapsüller) entekavirin oral uygulamasıdır.

      2.2. Sonuçlar
      Bu çalışmanın birincil sonuçları, karaciğer fibrozunun 4 göstergesi olan hyaluronik asit, tip IV kollajen, laminin ve pre-tip-iii kollajendir. Bu çalışmanın ek sonuçları ALT, AST ve HBV-DNA negatif dönüşüm oranlarını içerir.

      2.3. Arama stratejisi
      Bu araştırma, Sistematik İncelemeler için Tercih Edilen Raporlama Maddeleri ve Meta-analiz Beyanı kılavuzlarına uygun olarak yürütülmüştür. [ 12 ] Bu çalışmayı Web of Science, PubMed, China Knowledge Network Infrastructure, China Biomedical Database, Wan Fang Data, VIP Database, EMBASE ve Cochrane Library'de arama yaparak yürütüyoruz. Yukarıdaki veritabanı kuruluşundan Temmuz 2020'ye kadar alınacaktır. Tabloda gösterildiği gibi, terimler veya anahtar kelimeler tek tek veya çeşitli kombinasyonlarda aranacaktır.​Tablo 11. tablo 1


      PubMed veritabanında kullanılan arama stratejisi.



      2.4. Seçimi ve veri çıkarmayı inceler


      İki yazar (SQ Zeng ve YF Liu), dahil edilme kriterlerini karşılayacak potansiyel olarak ilgili makaleleri seçmek için başlıkları ve özetleri bağımsız olarak tarar. Yinelenen ve alakasız makaleler kaldırılacaktır. Herhangi bir farklılık, istişarelerle çözülecektir. Seçilen makaleler üçüncü gözden geçiren tarafından incelenecektir. İki yazar (SQ Zeng ve YF Liu), makalelerin uygun kriterleri karşılayıp karşılamadığını değerlendirmek için makalelerin başlıklarını ve özetlerini bağımsız olarak kontrol eder. Dahil edilen tüm makaleler tam metin olarak incelenecektir. Belirli bir makale şüpheye düşerse, nihai karar üçüncü bir gözden geçiren tarafından verilecektir. Yayınlardan çıkarılan içerik yazar, dergi, yayın yılı, çalışma ortamı; katılımcı demografisi ve temel özellikler (Şek.​(Şekil 11).

      Şekil 1
      Çalışma seçim sürecinin akış şeması. 2.5. Önyargı değerlendirmesi riski


      Dahil edilen denemelerin metodolojik kalitesi, Cochrane yanlılık riski aracı ile değerlendirilecektir. [ 13 ] Her çalışmada önyargı riski değerlendirilecektir. Her çalışmayı 3 sınıfa ayıracağız: düşük risk, yüksek risk ve belirsiz risk. Bir bilgi sayfası kalite değerlendirmesinin sonuçlarını listeleyecektir.

      2.6. Veri sentezi
      Veri analizi RevMan 5.3 yazılımı (The Cochrane Collaboration, Kopenhag, Danimarka) tarafından yapılacaktır. Ağırlıklı ortalama fark (KİS) sürekli sonuçlar için kullanılacaktır. İkili sonuçlar için risk oranı benimsenecektir. Çalışmalar arasındaki heterojenlik I 2 testi kullanılarak kontrol edilecektir . I 2 <% 50 veya P > .10, çalışmalar arasında heterojenliği önerir ve havuz analizi için sabit etkiler modeli yürütülecektir. I 2 >% 50 veya P <.10 ise, havuzlanmış efekt boyutları bir rastgele efekt modu ile hesaplanacaktır. Güven aralığı% 95 olarak ayarlanacaktır. Yayın önyargısı, huni grafikleriyle görsel olarak değerlendirilecektir.

      2.7. Alt grup analizi
      Gerekirse, farklı çalışma özelliklerine, çalışma kalitesine ve sonuç ölçümlerine dayalı olarak bir alt grup analizi yapılacaktır.

      2.8. Duyarlılık analizi
      Birleşme sonuçlarının istikrarı, duyarlılık analizi ile kontrol edilecektir. Herhangi bir düşük kaliteli deneme varsa, onu kaldıracağız.

      2.9. Etik ve yaygınlaştırma
      Bu çalışma sadece yayınları içermektedir ve hastalardan herhangi bir bilgi toplamayacaktır. Bu nedenle etik onay gerekli değildir. Bu çalışma hakemli bir dergiye gönderilecektir.

      3. Tartışma
      Kronik hepatit B virüsü enfeksiyonu, dünya çapında acil bir tıbbi sorun olmaya devam etmektedir. Aktif viral replikasyon ile bu kronik enfeksiyon ilerlemeye devam edebilir ve karaciğer fibrozu, siroz, hepatoselüler karsinom meydana gelebilir. Kronik hepatit B karaciğer fibrozu, Asya-Pasifik ülkeleri ve bölgelerinde yaygındır. [ 5 ] Antiviral tedavi, klinik uygulama için temeldir. Bununla birlikte, güçlü anti-fibro genik maddeler hala eksiktir. [ 14 ]Bu nedenle, klinisyenler antiviral tedavi uygularken bu sorunu çözmek için başka yöntemler kullanmayı planlamaktadır. Çin'de TCM uzun süredir hastalıkları tedavi ediyor. TCM teorisinde, karaciğer fibrozu esas olarak karaciğerdeki kan stazından kaynaklanır. GSG'nin karaciğer fibrozunun ilerlemesini yavaşlatmak için karaciğerdeki kan dolaşımını destekleyebileceğine inanılmaktadır. Sonuç olarak, antiviral terapi ile birlikte GSG, kronik hepatit B karaciğer fibrozunun tedavisi için klinik uygulamada sıklıkla kullanılmaktadır. Bu protokol, bu hastalıkta yardımcı bir ilaç olan GSG'nin etkinliğini ve güvenliğini araştırmak için hazırlanmıştır. Bu çalışmanın GSG kullanımına rehberlik edecek klinik kanıt sağlayabileceğini umuyoruz.

      Şuraya gidin: Yazar Katkıları


      Kavramsallaştırma: Cen Jiang, Baixue Li.

      Veri küratörlüğü: Shaoqian Zeng, Yefang Liu.

      Biçimsel analiz: Shaoqian Zeng, Yefang Liu.

      Finansman edinimi: Quansheng Feng, Cen Jiang, Li Wen.

      Soruşturma: Shaoqian Zeng, Yefang Liu.

      Metodoloji: Cen Jiang, Li Wen.

      Proje yönetimi: Li Wen, Quansheng Feng.

      Kaynaklar: Baixue Li.

      Yazılım: Shaoqian Zeng, Yefang Liu, Li Wen.

      Denetim: Baixue Li, Quansheng Feng.

      Doğrulama: Quansheng Feng.

      Yazıyı yazan - orijinal taslak: Shaoqian Zeng.

      Yazma - inceleme ve düzenleme: Quansheng Feng. Dipnotlar

      Kısaltmalar: GSG = Ganshuang granülleri, TCM = geleneksel Çin tıbbı.

      Bu makaleden nasıl alıntı yapılır: Zeng S, Liu Y, Jiang C, Li B, Wen L, Feng Q.Kronik hepatit B karaciğer fibrozu için bir adjuvan tedavi olarak Ganshuang granüllerinin klinik etkinliği ve güvenliği: sistematik inceleme ve meta analiz için bir protokol . Tıp . 2020; 99: 41 (e22692). Bu çalışma, Sichuan Eyaleti Bilim ve Teknoloji Bölümü Anahtar Araştırma ve Geliştirme Programı (20ZDYF2382), Chengdu Şehri Teknoloji Bürosu Programı (2016-XT00-00033-GX), Chengdu Geleneksel Çin Tıbbı Vakfı (BSH2018001) tarafından desteklenmiştir. Geleneksel Çin Tıbbı Vakfı Chengdu Üniversitesi (QNXZ2019010), Chengdu Geleneksel Çin Tıbbı Üniversitesi Vakfı (YXRC20180021). Yazarların ifşa etmesi gereken herhangi bir çıkar çatışması yoktur. Bu çalışma sırasında üretilen veya analiz edilen tüm veriler bu yayınlanmış makaleye [ve ek bilgi dosyalarına] dahil edilmiştir. Referanslar

      [1] Chan SL, Wong VW, Qin S, ve diğerleri. Enfeksiyon ve kanser: Hepatit B vakası . J Clin Oncol 2016; 34 : 83–90. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      [2] Chan HL, Jia J. Asya'da kronik hepatit B - son on yıldan yeni içgörüler . J Gastroenterol Hepatol 2011; 26 : Özel Sayı 1 : 131–7. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      [3] Hutin Y, Nasrullah M, Easterbrook P, et al. Hepatit b virüsü enfeksiyonu için tedaviye erişim - dünya çapında, 2016 . MMWR Morb Mortal Wkly Rep 2018; 67 : 773–7. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      [4] Yuen MF, Chen DS, Dusheiko GM, vd. Hepatit B virüsü enfeksiyonu . Nat Rev Dis Primers 2018; 4 : 18035. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      [5] Wong MCS, Huang JLW, George J, vd. Asya-Pasifik bölgesinde karaciğer hastalıklarının değişen epidemiyolojisi . Nat Rev Gastroenterol Hepatol 2019; 16 : 57–73. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      [6] Ellis EL, Mann DA. Karaciğer fibrozunun gerilemesi için klinik kanıt . J Hepatol 2012; 56 : 1171–80. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      [7] Sundaram V, Kowdley K. Kronik hepatit B enfeksiyonunun yönetimi . BMJ 2015; 351 : h4263. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      [8] Song Y, Zhao J, Wang S, vd. Kronik HBV ile ilişkili karaciğer fibrozu veya siroz tedavisi için entekavir ile birlikte Çin patent tıbbının etkinliği: randomize kontrollü çalışmaların veya prospektif kohort çalışmalarının sistematik bir incelemesi ve meta-analizi için protokol . Tıp (Baltimore) 2019; 98 : e15732. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      [9] Luk JM, Wang X, Liu P, vd. Karaciğer fibrozu ve kanser tedavisi için geleneksel Çin bitkisel ilaçları: laboratuvar keşfinden klinik değerlendirmeye . Liver Int 2007; 27 : 879–90. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      [10] Shi H, Shi H, Ren F, vd. Ganshuang granülündeki Naringin, rapamisinin memeli hedefini inhibe ederek anti-fibrozis etkisi için hepatik yıldızsı hücrelerin aktivasyonunu baskılar . J Cell Mol Med 2017; 21 : 500–9. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      [11] Liu YM, Shi HB, Liu YR, vd. Ganshuang granüllerinin fare modelinde düzenleyici T hücrelerini baskılayarak karaciğer sirozu üzerindeki koruyucu etkisi . Chin J Integr Med 2019; 25 : 51–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      [12] Moher D, Liberati A, Tetzlaff J, vd. Sistematik incelemeler ve meta analizler için tercih edilen raporlama öğeleri: PRISMA beyanı . BMJ 2009; 339 : b2535. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      [13] Sterne JAC, Savovic J, Sayfa MJ, et al. RoB 2, randomize çalışmalarda yanlılık riskini değerlendirmek için gözden geçirilmiş bir araçtır . BMJ 2019; 366 : l4898. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      [14] Bottcher K, Pinzani M. Karaciğer fibrozunun patofizyolojisi ve anti-fibrojenik ajanların geliştirilmesinin önündeki metodolojik engeller . Adv Drug Deliv Rev 2017; 121 : 3–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]

      Yorum yap


      • #4
        DEVEDİKENİ İle Hepatit -B-C

        HEPATİT C Tedavi edilmez ise zamanlar Siroza dönüşebilir ve Devedikeni seti ile tedavi ederiz



        Devedikeni ile Hepatit Tedavisi, Hepatite Doğal Çözüm, Hepatit B, Hepatit C (2)



        Devedikeni ile Hepatit Tedavisi, Hepatite Doğal Çözüm, Hepatit B, Hepatit C



        Hepatit B virüsü enfeksiyonunun küresel epidemiyolojisi: Yaşa özgü HBsAg seroprevalansı ve endemisite için yeni tahminler

        Yazar bağlantıları yer paylaşımı panelini açarJJ Ott aG.A. Stevens aJ. Groeger bS.T. Wiersma a


        Öz
        Amaç
        Kronik hepatit B virüsü enfeksiyonu, en ciddi enfeksiyonlardan biridir ve siroz ve karaciğer kanserinden ölümler için önemli bir risk faktörüdür. Kronik HBV enfeksiyonunun yaşa, cinsiyete ve bölgeye özgü prevalansını tahmin ediyor ve kronik olarak enfekte olan kişilerin mutlak sayısını hesaplıyoruz. Yöntemler


        HBV enfeksiyonunu bildiren çalışmalar için literatürün sistematik bir incelemesi yapıldı ve dünya çapında HBsAg seroprevalans verileri 27 yıllık bir dönem boyunca (1980–2007) toplandı. Gözlemlenen verilere dayanarak, yaşa özgü yaygınlık ve endemiklik, deneysel bir Bayes hiyerarşik model kullanılarak küresel düzeyde ve tüm dünya bölgeleri için 1990 ve 2005 için tahmin edilmiştir.

        Bulgular
        1990'dan 2005'e kadar çoğu bölgede kronik HBV enfeksiyonunun prevalansı azaldı. Bu özellikle Orta Sahra Altı Afrika, Tropikal ve Orta Latin Amerika, Güney Doğu Asya ve Orta Avrupa'da belirgindi. Yaygınlıktaki bu azalmaya rağmen, HBsAg pozitif kişilerin mutlak sayısı 1990'da 223 milyondan 2005'te 240 milyona yükseldi. Yaşa özgü yaygınlık, Sahra altı Afrika'da en yüksek endemisite düzeylerine sahip coğrafi bölgeye ve bu tür bölgelerde yaygınlık% 2'nin altında değişiyordu. Tropikal ve Orta Latin Amerika, Kuzey Amerika ve Batı Avrupa olarak. Asya bölgeleri, Güney Asya'da daha düşük orta yaygınlık, ancak Doğu Asya'da% 8,6 HBsAg yaygınlığı ile belirgin yaygınlık modelleri gösterdi. Güneydoğu Asyalı çocuklarda güçlü düşüşler görüldü.

        Sonuç
        HBV enfeksiyonu prevalansındaki düşüşler, genişletilmiş aşılama ile ilişkili olabilir. HBV ile kronik olarak enfekte olan bireylerin artan genel sayısı ve HBV prevalansındaki yaygın küresel farklılıklar, HBV ile ilişkili mortalite ve morbiditenin üstesinden gelmek için hedefli yaklaşımlar gerektirmektedir. Hastalık yükünü tahmin etmek ve sağlık ve aşı politikasına rehberlik etmek için ülke düzeyinde ve alt ulusal düzeyde HBV enfeksiyonu yaygınlık verilerine ihtiyaç vardır.

        Öne Çıkanlar
        ► Global hepatit B prevalansının sistematik incelemesi ve verilerin modellenmesi. ► HBsAg-pozitif kişiler, 1990'da 223 milyondan 2005'te 240 milyona yükseldi. ► HBsAg yaygınlığı, en yüksek endemisite ile Sahra altı Afrika'da coğrafi olarak değişiklik gösterdi. ► HBsAg yaygınlığı genel olarak azalmıştır, ancak küresel farklılıklar mevcuttur. ► Demografik değişiklikler, hedeflenmiş hepatit B'nin önlenmesini gerektirir.

        Anahtar kelimeler

        Hepatit B
        Hepatit B yüzey antijeni (HBsAg)
        Epidemiyoloji
        Yaygınlık
        Sistematik inceleme
        Yaş dağılımı
        Seroepidemiyolojik çalışmalar
        Modelleme

        1 . Giriş
        Bölgeye ve yaşa özgü hepatit B enfeksiyonu yaygınlığı bilgisi, aşılama programlarının ve ulusal hastalık önleme ve kontrol çabalarının değerlendirilmesi açısından önemlidir. Ayrıca, hepatit B virüsü (HBV) ile ilişkili hastalık yükünün herhangi bir modellemesi ve değerlendirmesi, yaygınlık tahminlerini gerektirir. Şimdiye kadar, HBV seroprevalansıyla ilgili küresel çalışmalar sınırlıdır ve pek çok ülke için kapsamlı veriler mevcut değildir. Ek olarak, demografik değişiklikler ve genişletilmiş aşılama, bölgeye özgü endemisite düzeylerini etkileyen yeni epidemiyolojik virüs kalıpları yaratabilir.

        HBV, çoğunlukla enfekte kan ve diğer vücut sıvılarına perkütan veya mukozal maruziyet yoluyla, çok sayıda insan bulaşma şekliyle yayılır. HBV enfeksiyonunun sekelleri arasında akut ve kronik enfeksiyon, karaciğer sirozu ve birincil karaciğer kanseri yer alır. Kronik enfeksiyona ilerleme olasılığı enfeksiyon anındaki yaşla ters orantılıdır. Perinatal olarak enfekte olan bebeklerin yaklaşık% 90'ı, doğumda aşılanmadıkça kronik taşıyıcı haline gelir. Kronik HBV enfeksiyonu riski, 1-4 yaşları arasında enfekte olan çocukların% 30'una ve yetişkin olarak enfekte olanların% 5'inden azına düşer [1] , [2] .

        Kronik HBV enfeksiyonu, immün toleranslı fazdan immün klirens veya immünoaktif faza, replikatif olmayan inaktif faza ve olası reaktivasyona [3] , [4] kadar 3-4 fazda doğrusal olmayan bir şekilde ilerler . HBV ile enfeksiyondan sonra çoğu hasta ya bağışıklık geliştirir (% 87-90) ve enfeksiyonu temizler ya da kronik taşıyıcı haline gelir. Daha düşük bir yüzde, siroz, karaciğer kanseri veya her ikisini birden geliştirme riski ile birlikte karaciğer hastalığı veya kronik aktif hepatit geliştirecektir [5] . Bu hastalıkların ölümcüllüğü ve hepatit enfeksiyonuna atfedilmesi iyi bilinmektedir: Yılda 600.000 HBV'ye bağlı ölümün meydana geldiği tahmin edilmektedir [6]ve dünya çapındaki tüm karaciğer kanseri ölümlerinin% 73'ü hepatit virüslerine bağlıdır, düşük ve orta gelirli ülkelerde çok daha yüksek oranlar vardır [7] .

        HBV enfeksiyonu ile ilişkili karmaşık seroloji ve doğal geçmiş, HBV yaygınlığının değerlendirilmesi ve karşılaştırılabilir küresel tahminlerin sağlanması için zorluklar yaratır. Bunun nedeni, hepatit B enfeksiyonu için birden fazla laboratuvar belirtecinin bulunmasıdır. Bu enfeksiyonla ilişkili antikorlar ve antijenler arasında hepatit B yüzey antijeni (HBsAg), hepatit yüzey antijenine karşı antikor (anti-HBs), hepatit B çekirdek antijenine karşı antikor (anti-HBc) ve anti-HBc'nin IgM antikor alt sınıfı (IgM anti -HBc). Bazı çalışmalarda ayrıca hepatit B "e" antijeni (HBeAg), HBeAg'ye karşı antikor (anti-HBe) ve kantitatif HBV-DNA gibi yüksek HBV replikasyonu belirteçleri de rapor edilmektedir.

        HBsAg, akut veya kronik enfeksiyonu gösteren ana klinik belirteçtir ve HBV enfeksiyonunun prevalansının yanı sıra endemisitesi de HBsAg varlığı ile tanımlanır [8] . HBsAg testi, kronik HBV enfeksiyonu olan kişileri belirlemenin birincil yoludur ve bu serolojik belirtecin çeşitli özellikleri, yüksek özgüllük, uzun serum kalıcılığı, HBsAg'yi kaybetme kronik vakaların düşük olasılığı dahil olmak üzere HBsAg tahminlerinin kesinliğini arttırır [3] , [8] , [9]. Bununla birlikte, kronik viral hepatitin rutin popülasyon sürveyansı şu anda nadirdir. Standartlaştırılmış izleme, yalnızca bir popülasyon düzeyindeki hastalık yükünün ölçülmesine değil, aynı zamanda enfekte bireylerin özelliklerinin belirlenmesine, daha fazla bulaşmadan kaçınılmasına ve uygun tedavinin tahsis edilmesine yardımcı olacaktır. Bu, özellikle Çin, Endonezya, Nijerya ve çok büyük mutlak sayıda insanın virüsle yaşadığı Afrika ve Asya'nın bazı bölgeleri gibi kronik hepatit B enfeksiyonu için yüksek oranda endemik olarak kategorize edilen kalabalık ülkeler için özellikle önemlidir [6] , [ 8]. Bununla birlikte, güncel, bölgeye özgü ve küresel olarak karşılaştırılabilir kronik HBV yaygınlık verileri eksiktir ve bu konuyla ilgili hiçbir meta-analiz yayınlanmamıştır. Ek olarak, HBV ile kronik olarak enfekte olan kişilerin mutlak sayısı bilinmemektedir.

        Bu boşluk ışığında, çalışmamızın amacı, sistematik bir inceleme yaparak ve HBsAg prevalansını modelleyerek 1990 ve 2005 yıllarında yaşa ve bölgeye özgü HBsAg prevalansını tahmin etmektir. Bu araştırma, 1990 ve 2005 olmak üzere iki dönem için karşılaştırılabilir tahminler üretmek amacıyla hastalık ve risk faktörlerine ilişkin küresel verilerin eksiksiz sistematik değerlendirmelerini gerçekleştiren Küresel Hastalık Yükü, Yaralanmalar ve Risk Faktörleri Çalışmasının bir parçasıdır.

        Global Hastalık Yükü Çalışmasında tanımlandığı gibi 21 bölge tarafından kategorize edilen ve endemisite düzeyine göre coğrafi olarak haritalanan ayrıntılı HBsAg yaygınlık tahminleri sağlıyoruz. Küresel Hastalık Yükü bölgeleri, coğrafi bölgelere veya kıtalara dayanmaktadır ve her ülkedeki çocuk ve yetişkin ölüm seviyeleri ve başlıca ölüm nedenlerine göre gruplandırılmıştır (bkz. Bölüm 2 ).

        2 . Yöntemler
        2.1 . Sistematik inceleme
        1980'den 2007'ye kadar 27 yıllık bir dönem boyunca tüm ülkelerde hepatit B, C ve D virüsü enfeksiyonu prevalansını bildiren makaleleri belirlemek için yayınlanmış literatürün ve verilerin sistematik bir incelemesi yapıldı. Bu zaman çerçevesinde yayınlanan makaleler ne olursa olsun dahil edildi. veriler toplandığında. (1) Hepatit B, C veya D virüsü veya bunların hepatit enfeksiyonu belirteçleri ile ilgili bir terim ve (2) bunlardan herhangi biri ile ilgili bir terim içeren makale özetlerini tanımlamak için her veri tabanına tıbbi konu başlık terimleri ve alt metin arama terimleri dahil edildi yaygınlık, insidans veya hastalık yükü (arama terimleri yazarın talebi üzerine mevcuttur). Sonuçlar, İngilizce orijinal araştırma makaleleriyle sınırlandırıldı. Özetler tarandı ve hepatit B veya C prevalansını veya insidansını bildirmeleri istendi. Özetlerin eksik veya eksik olduğu durumlarda, tam metin makale alındı ​​ve hepatit B veya C virüsü enfeksiyonu prevalansını rapor edip etmediğini belirlemek için manuel olarak gözden geçirildi. Toplam 6064 İngilizce alıntı bulundu (3273 Medline, 2283 Embase, 508 Cinhal). İnceleme makaleleri, salgın araştırmaları ve ulusal enfeksiyon hastalıkları bildirim raporları, olay veya akut vakalar hakkında bilgi sağladıkları için hariç tutulmuştur. Makalede bildirilen veriler, özel bir yüksek riskli grup (yani enjekte eden uyuşturucu kullanıcıları, HIV pozitif bireyler) veya viral hepatit veya viral hepatit için bir risk faktörüne dayalı olarak seçilmiş bir popülasyon arasında yürütülmek yerine, genel popülasyonu makul şekilde temsil etmelidir. hepatit enfeksiyonu ile ilişkili bir durum ( tam metin makale alındı ​​ve hepatit B veya C virüsü enfeksiyonunun yaygınlığını bildirip bildirmediğini belirlemek için manuel olarak gözden geçirildi. Toplam 6064 İngilizce alıntı bulundu (3273 Medline, 2283 Embase, 508 Cinhal). İnceleme makaleleri, salgın araştırmaları ve ulusal enfeksiyon hastalıkları bildirim raporları, olay veya akut vakalar hakkında bilgi sağladıkları için hariç tutulmuştur. Makalede bildirilen veriler, özel bir yüksek riskli grup (yani enjekte eden uyuşturucu kullanıcıları, HIV pozitif bireyler) veya viral hepatit veya viral hepatit için bir risk faktörüne dayalı olarak seçilmiş bir popülasyon arasında yürütülmek yerine, genel popülasyonu makul şekilde temsil etmelidir. hepatit enfeksiyonu ile ilişkili bir durum ( tam metin makale alındı ​​ve hepatit B veya C virüsü enfeksiyonunun yaygınlığını bildirip bildirmediğini belirlemek için manuel olarak gözden geçirildi. Toplam 6064 İngilizce alıntı bulundu (3273 Medline, 2283 Embase, 508 Cinhal). İnceleme makaleleri, salgın araştırmaları ve ulusal enfeksiyon hastalıkları bildirim raporları, olay veya akut vakalar hakkında bilgi sağladıkları için hariç tutulmuştur. Makalede bildirilen veriler, özel bir yüksek riskli grup (yani enjekte eden uyuşturucu kullanıcıları, HIV pozitif bireyler) veya viral hepatit veya viral hepatit için bir risk faktörüne dayalı olarak seçilmiş bir popülasyon arasında yürütülmek yerine, genel popülasyonu makul şekilde temsil etmelidir. hepatit enfeksiyonu ile ilişkili bir durum ( Olay veya akut vakalar hakkında bilgi sağladıkları için salgın araştırmaları ve ulusal enfeksiyon hastalık bildirim raporları hariç tutulmuştur. Makalede bildirilen veriler, özel bir yüksek riskli grup (yani enjekte eden uyuşturucu kullanıcıları, HIV pozitif bireyler) veya viral hepatit veya viral hepatit için bir risk faktörüne dayalı olarak seçilmiş bir popülasyon arasında yürütülmek yerine, genel popülasyonu makul şekilde temsil etmelidir. hepatit enfeksiyonu ile ilişkili bir durum ( Olay veya akut vakalar hakkında bilgi sağladıkları için salgın araştırmaları ve ulusal enfeksiyon hastalık bildirim raporları hariç tutulmuştur. Makalede bildirilen veriler, özel bir yüksek riskli grup (yani enjekte eden uyuşturucu kullanıcıları, HIV pozitif bireyler) veya viral hepatit veya viral hepatit için bir risk faktörüne dayalı olarak seçilmiş bir popülasyon arasında yürütülmek yerine, genel popülasyonu makul şekilde temsil etmelidir. hepatit enfeksiyonu ile ilişkili bir durum (Şekil 1 , hariç tutma kriterleri).
        1. İndir: Tam boyutlu resmi indirin

        Şekil 1 . Makale taramasının akış şeması.

        * Ek dışlama kriterleri tam metin taramasında uygulandı ve ilk makale incelemesi sırasında böyle tanımlanmadı (a) Akut (viral) hepatit vakaları, karaciğer kanseri ve siroz gibi HBV ile ilgili hastalıkları olanlar dahil olmak üzere hepatit için yüksek risk altındaki kişilerin popülasyonları; HIV pozitifler. (b) Diğer yüksek riskli çalışma popülasyonları ve yakın zamanda edinilmiş cinsel yolla bulaşan hastalıkları belirten mahkumlar, HIV / STD kliniği katılımcıları, seks işçileri, çoklu transfüzyon yapılan hastalar, uyuşturucu bağımlısı bireyler ve damar içi uyuşturucu kullanıcıları, karaciğer nakli alıcıları, mülteciler, evsiz insanlar gibi yüksek tanımlı popülasyonlar. (c) Akut hastalık sürveyans raporları (olay vakalarını, akut vakaları veya 100.000 nüfus başına oranları bildirme). (d) Eksik raporlar ve veriler (örneğin, test edilen sayı sağlanmadı veya 20'nin altında). (e) NHANES yaygınlığı dışında ABD'de HBsAg yaygınlığını bildiren alıntılar. .
        Özette manuel tekilleştirme ve dışlama kriterleri uygulandıktan sonra 1233 makale elde edildi (referanslar Web Ek 1'de listelenmiştir ). Bunlar, ülkeye özgü yaygınlık bilgileri çıkarılmadan önce, belirtilen dışlama kriterleri için ve tam metinde ilgilenilen işaretçi olarak HBsAg için daha da tarandı. Bir ülke için, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) için, temsili bir birincil ulusal veri kaynağı mevcuttu ve veriler yalnızca Ulusal Sağlık ve Beslenme İnceleme Anketi'nden (NHANES) [10] , [11] yaygınlığı bildiren makalelerden dahil edildi . 1

        Yalnızca HCV markörünü (222) ve HBV'nin özetini veya diğer markörlerini (82) bildiren makaleler hariç tutulmuştur; Tüm uygunluk kriterlerini karşılayan 396 makale belirlendi.

        2.2 . Verilerin analizi ve modellenmesi
        Yaşa, cinsiyete ve ülkeye özgü HBsAg seroprevalans verileri çıkarıldı. Elde edilen ek bilgiler şöyleydi: birincil yazar, yayın yılı, HBsAg için test edilen kişi sayısı, laboratuvar testi / yöntemi ve çalışma yılı. Yıl eksikse, yayından önceki iki yıl çalışma yılı olarak kabul edildi. Yaşın daha fazla belirtilmemesi durumunda, hamile kadınların ve doğum yapanların 15-49 yaş, askere alınanların ve 18-45 yaş arası askerlerin, 17-65 yaş arası kan ve organ bağışçılarının varsayılması gibi bağlamsal bilgilere dayanılarak atanmıştır. yaş ve 5 ile 15 yaş arası okul çocukları. Çıkarılan veriler 21 Küresel Hastalık Yükü Bölgesine göre gruplandırılmıştır ( Web Ek 2) ve nüfus büyüklüğüne, örneklemeye ve genel popülasyonun temsil edilebilirliğine dayalı bir kalite derecelendirmesi atandı. Çıkarılan çalışma seroprevalans verileri kullanılarak, HBsAg prevalansı, jenerik bir hastalık modelleme sistemi olan Dismod III v3.0 kullanılarak modellenmiştir [12] . DisMod III, Global Hastalık Yükü 2010 çalışması [13] için 200'den fazla hastalık ve 20'den fazla ana risk faktörüyle ilişkili hastalık yükünün tahminlerini oluşturmak için verileri sentezlemeyi amaçlamaktadır [13]. DisMod III, parametreler arasında tutarlılığı sağlamak için insidans, prevalans, remisyon ve mortalite dahil olmak üzere birçok hastalık parametresini modeller. Bu parametrelerin her birine ilişkin veriler, modellenen her bölgede gözlemlenen verilere, diğer bölgelerde gözlemlenen verilere ve diğer zaman dönemlerinden gelen verilere (bir zaman eğilimi tahmin edilerek) dayalı olarak 21 dünya bölgesi için tahminler yapmak üzere hiyerarşik deneysel Bayes modeli kullanılarak sentezlenir. Kısaca, Dismod III ilk olarak her hastalık parametresi için ayrı ayrı bir deneysel ön tahmine uyar (ör., Yaygınlık ve görülme oranı). Deneysel önceki aşağıdaki unsurlara sahiptir: her bölge için tahminlerin aynı bölgeden ve (daha az ölçüde) diğer bölgelerden gelen verilerle bilgilendirildiği coğrafi hiyerarşi; esnek bir yaş örüntüsü; doğrusal bir zaman trendi; ve erkeklerle ilgili veriler için bir ofset. İkinci, Her zaman periyodu (1980–1996 ve 1997 – günümüz), cinsiyet ve bölge (21 dünya bölgesi) için Dismod, o zaman – cinsiyet – bölge grubundaki tüm verileri ve tüm epidemiyolojik parametreler için deneysel öncülleri kullanarak bir Bayes modeline uyar. dahili olarak tutarlı olan insidans, prevalans, remisyon ve mortaliteye ilişkin son tahminler. Modelimizde, insidans, remisyon ve mortaliteye ilişkin ampirik öncelikler bilgilendirici değildi; bu nedenle posterior yalnızca yaygınlık verileri ile bilgilendirildi. Deneysel öncekiler gibi, arka modeller de doğrusal zaman eğilimlerini, esnek yaş kalıplarını ve erkeklerle ilgili veriler için dengelemeleri içerir. 1990 ve 2005 için bölgeye özgü nüfus rakamları uygulanarak, HBV ile kronik olarak enfekte olmuş bireylerin mutlak sayısını hesaplamak için yaşa ve bölgeye özgü HBsAg yaygınlığı kullanılmıştır. Cinsiyet ve bölge (21 dünya bölgesi) için Dismod, o zaman-cinsiyet-bölge grubundaki tüm verileri ve tüm epidemiyolojik parametreler için deneysel öncülleri kullanarak, dahili olarak posterior insidans, prevalans, remisyon ve mortalite tahminleri üreten bir Bayes modeline uyar. tutarlı. Modelimizde, insidans, remisyon ve mortaliteye ilişkin ampirik öncelikler bilgilendirici değildi; bu nedenle posterior yalnızca yaygınlık verileri ile bilgilendirildi. Deneysel öncekiler gibi, arka modeller de doğrusal zaman eğilimlerini, esnek yaş kalıplarını ve erkeklerle ilgili veriler için dengelemeleri içerir. 1990 ve 2005 için bölgeye özgü nüfus rakamları uygulanarak, HBV ile kronik olarak enfekte olmuş bireylerin mutlak sayısını hesaplamak için yaşa ve bölgeye özgü HBsAg yaygınlığı kullanılmıştır. Cinsiyet ve bölge (21 dünya bölgesi) için Dismod, o zaman-cinsiyet-bölge grubundaki tüm verileri ve tüm epidemiyolojik parametreler için deneysel öncülleri kullanarak, dahili olarak posterior insidans, prevalans, remisyon ve mortalite tahminleri üreten bir Bayes modeline uyar. tutarlı. Modelimizde, insidans, remisyon ve mortaliteye ilişkin ampirik öncelikler bilgilendirici değildi; bu nedenle posterior yalnızca yaygınlık verileri ile bilgilendirildi. Deneysel öncekiler gibi, arka modeller de doğrusal zaman eğilimlerini, esnek yaş kalıplarını ve erkeklerle ilgili veriler için dengelemeleri içerir. 1990 ve 2005 için bölgeye özgü nüfus rakamları uygulanarak, HBV ile kronik olarak enfekte olmuş bireylerin mutlak sayısını hesaplamak için yaşa ve bölgeye özgü HBsAg yaygınlığı kullanılmıştır. Dismod, bu zaman-cinsiyet-bölge grubundaki tüm verileri ve tüm epidemiyolojik parametreler için deneysel öncülleri kullanarak, dahili olarak tutarlı olan insidans, prevalans, remisyon ve mortalite için posterior tahminler üreten bir Bayes modeline uyar. Modelimizde, insidans, remisyon ve mortaliteye ilişkin ampirik öncelikler bilgilendirici değildi; bu nedenle posterior yalnızca yaygınlık verileri ile bilgilendirildi. Deneysel öncekiler gibi, arka modeller de doğrusal zaman eğilimlerini, esnek yaş kalıplarını ve erkeklerle ilgili veriler için dengelemeleri içerir. 1990 ve 2005 için bölgeye özgü nüfus rakamları uygulanarak, HBV ile kronik olarak enfekte olmuş bireylerin mutlak sayısını hesaplamak için yaşa ve bölgeye özgü HBsAg yaygınlığı kullanılmıştır. Dismod, bu zaman-cinsiyet-bölge grubundaki tüm verileri ve tüm epidemiyolojik parametreler için deneysel öncülleri kullanarak, dahili olarak tutarlı olan insidans, prevalans, remisyon ve mortalite için posterior tahminler üreten bir Bayes modeline uyar. Modelimizde, insidans, remisyon ve mortaliteye ilişkin ampirik öncelikler bilgilendirici değildi; bu nedenle posterior yalnızca yaygınlık verileri ile bilgilendirildi. Deneysel öncekiler gibi, arka modeller de doğrusal zaman eğilimlerini, esnek yaş kalıplarını ve erkeklerle ilgili veriler için dengelemeleri içerir. 1990 ve 2005 için bölgeye özgü nüfus rakamları uygulanarak, HBV ile kronik olarak enfekte olmuş bireylerin mutlak sayısını hesaplamak için yaşa ve bölgeye özgü HBsAg yaygınlığı kullanılmıştır. dahili olarak tutarlı olan yaygınlık, remisyon ve ölüm oranı. Modelimizde, insidans, remisyon ve mortaliteye ilişkin ampirik öncelikler bilgilendirici değildi; bu nedenle posterior yalnızca yaygınlık verileri ile bilgilendirildi. Deneysel öncekiler gibi, arka modeller de doğrusal zaman eğilimlerini, esnek yaş kalıplarını ve erkeklerle ilgili veriler için dengelemeleri içerir. 1990 ve 2005 için bölgeye özgü nüfus rakamları uygulanarak, HBV ile kronik olarak enfekte olmuş bireylerin mutlak sayısını hesaplamak için yaşa ve bölgeye özgü HBsAg yaygınlığı kullanılmıştır. dahili olarak tutarlı olan yaygınlık, remisyon ve ölüm oranı. Modelimizde, insidans, remisyon ve mortaliteye ilişkin ampirik öncelikler bilgilendirici değildi; bu nedenle posterior yalnızca yaygınlık verileri ile bilgilendirildi. Deneysel öncekiler gibi, arka modeller de doğrusal zaman eğilimlerini, esnek yaş kalıplarını ve erkeklerle ilgili veriler için dengelemeleri içerir. 1990 ve 2005 için bölgeye özgü nüfus rakamları uygulanarak, HBV ile kronik olarak enfekte olmuş bireylerin mutlak sayısını hesaplamak için yaşa ve bölgeye özgü HBsAg yaygınlığı kullanılmıştır. esnek yaş kalıpları ve erkeklerle ilgili veriler için dengelemeler. 1990 ve 2005 için bölgeye özgü nüfus rakamları uygulanarak, HBV ile kronik olarak enfekte olmuş bireylerin mutlak sayısını hesaplamak için yaşa ve bölgeye özgü HBsAg yaygınlığı kullanılmıştır. esnek yaş kalıpları ve erkeklerle ilgili veriler için dengelemeler. 1990 ve 2005 için bölgeye özgü nüfus rakamları uygulanarak, HBV ile kronik olarak enfekte olmuş bireylerin mutlak sayısını hesaplamak için yaşa ve bölgeye özgü HBsAg yaygınlığı kullanılmıştır.

        Endemisite haritalarının oluşturulması amacıyla HBsAg'nin endemisite seviyeleri düşük (<% 2), düşük orta (% 2-4), yüksek orta (% 5-7) ve yüksek ((% 8) olarak tanımlanmıştır. HBsAg enfeksiyon seviyeleri geleneksel olarak HBsAg için seropozitif olan popülasyon oranını gösteren üç endemisite kategorisine göre tanımlanmıştır [8] , [14] . Bununla birlikte, düşük endemisiteye çok yakın bölgeler (<% 2) (ör. 2005'te Batı Avrupa ve Orta Latin Amerika'daki çocuklar arasında% 2,0 yaygınlık) ve yüksek endemisiteye oldukça yakın (≥% 8) (ör. 2005 yılında Doğu Asya'da yetişkinler arasındaki yaygınlık) orta düzey kategorisinin bölünmesi, bölgesel farklılıkları ve bunların sonuçlarını daha iyi yansıtmaktadır.

        3 . Sonuçlar


        Tüm dahil etme ve hariç tutma kriterlerini uyguladıktan sonra HBsAg prevalansı ile ilgili 396 çalışma belirledik. Küresel endemisiteyi göstermek için, 2005 yılında tahmini ve kategorize edilmiş HBsAg prevalansı dünya nüfusu yaş ağırlıklarını uygulayan çocuklar için (5-9 yaş) Harita 1'de ve yetişkinler için (19-49
        yaş) Harita 2'de gösterilmektedir.





        Harita 2 . Yetişkinler için harita.
        Yaşa özgü HBsAg prevalans örüntüsü bölgeye göre büyük farklılıklar gösteriyordu ve yaşla birlikte azalan yaygınlık eğilimi, bazı bölgelerde, örneğin Güney Doğu Asya'nın yaşla birlikte istisnai bir artış gösterdiği 2005'e kıyasla 1990'da daha belirgindi. Çoğu bölge için, ağırlıklı olarak Tropikal Latin Amerika, Batı Sahra altı Afrika, Avustralasya ve Kuzey Afrika, Şek. 2-5 , 1990 ile 2005 arasında HBsAg yaygınlığında genel bir düşüşe işaret etmektedir. Doğu Asya ve Batı Avrupa'da bir miktar artış yaşanmıştır
        .

        İncir. 2–5 . Erkekler ve kadınlar için ayrı ayrı bölgeye ve yaş grubuna göre HBsAg seroprevalansı, 1990 ve 2005.
        Erkekler ve kadınlar arasındaki küresel farklılıklar küçüktü, ancak kadınlarda genel HBsAg prevalansı erkeklerde% 3,9'a kıyasla 2005'te% 3,5 oranında daha düşüktü. 2005 yılında dünya çapında 240 milyon kişinin kronik olarak enfekte olduğunu tahmin ettik ( Tablo 1 ).

        Tablo 1 . Genel Bakış: Global HBsAg ve kronik olarak enfekte kişiler.
        1990 118 milyon 4.4 105 milyon 4.0 223 milyon 4.2
        2005 127 milyon 3.9 113 milyon 3.5 240 milyon 3.7
        3.1 . GBD dünya bölgesine göre HBsAg yaygınlığı ( Tablo 2–5: Web Ek 3 )
        HBV prevalansı en çok Afrika'nın Sahra altı bölgelerinde görüldü. Batı Sahra-altı Afrika ülkeleri, dünyadaki en yüksek yaşa özgü HBsAg prevalansına sahip ülkelerden bazılarına sahipti ve 1990'da 19 yaşına kadar olan yaş gruplarındaki çocuklar ve ergenler arasında% 12'ye ulaştı. 2005'te bir düşüş olmasına rağmen, bölge erkekler arasında daha belirgin olan yüksek HBV endemisitesine sahip olmaya devam etti.

        Daha genç yaş grupları (0-14 yaş) arasında kronik HBV enfeksiyonunda , 1990'a kıyasla 2005 yılında Güney Sahra altı Afrika'da meydana gelen ve genç kadınlar arasında yaşa özel% 8-9'luk bir yaygınlık ile sonuçlanan bir artış meydana geldi . Ayrıca Doğu Sahra altı Afrika ülkeleri en genç yaşlarda bir artışla karşılaştı ve diğer yaş gruplarında neredeyse hiç değişiklik olmadı. 2005 yılında, prevalans 0-4 yaş erkek ve kızlarda yaklaşık% 7'ye yükseldi ve bu bölgede yaşla birlikte azaldı.

        1990'da genç bireyler (34 yaşına kadar olan yaş grupları) arasında yüksek endemisiteden 2005'te tüm yaşlarda orta düzeyde endemiteye geçiş yapan Orta Sahra Altı Afrika'da yaygınlıkta bir azalma görüldü .

        Kuzey Afrika ve Orta Doğu bölgesi , 2005 yılında tüm yaş gruplarında daha düşük orta HBsAg endemikliği göstermiştir. Prevalans, özellikle 34 yaşına kadar erkekler arasında 1990'dan 2005'e düşmüştür.

        Kuzey Amerika'nın yüksek gelirli ülkelerindeki (Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri) yaygınlık düşüktü ve 1990 ile 2005 yılları arasında her iki cinsiyette ve tüm yaşlarda azaldı. Erkeklerde her iki dönemde kadınlardan daha yüksek HBsAg pozitifliği vardı, erkeklerde 0– 4 yaş grubu 1990 ve 2005 yıllarında sırasıyla% 2.71 ve% 2.14'tür. En yaşlı yaşlar (65+ yaş), 2005 yılında yaklaşık% 1 ile en düşük prevalansı göstermiştir.

        Hem Tropikal Latin Amerika hem de Orta Latin Amerika , 1990 ile 2005 yılları arasında HBsAg yaygınlığında güçlü bir düşüş gösterdi. Tropikal Latin Amerika, orta düzeyden düşük endemikliğe dönüştü. 1990'da 0-9 yaşındaki erkek çocukların orta düzeyde endemikliği% 5'in üzerindeyken, HBsAg yaygınlığı 2005'te yalnızca% 1,6 idi. Benzer şekilde, Orta Latin Amerika'da yaygınlık bu dönemde yarı yarıya azaldı ve çoğu yetişkin yaş grubu düşük bir düzeye kaydı. 2005'teki endemisite düzeyi. And Latin Amerika ve Güney Latin Amerika gibi diğer Latin Amerika bölgeleriyaşa göre azalan bir prevalans gösterdi, ancak nispeten sabit ara endemisite seviyeleri gösterdi. Güney Latin Amerika'daki HBsAg prevalansındaki artışla paralel olarak, And Latin Amerikalıları arasında 1990'dan 2005'e kadar yaygınlıkta görülen hafif bir düşüş görüldü.

        Karayiplerdeki 0-19 yaş arası çocuk ve ergenlerde HBV kronik enfeksiyon oranları % 4,3 ile% 5,4 arasında değişmekte ve zaman içinde oldukça sabit kalmıştır. HBsAg prevalansı yaşla birlikte azaldı.

        Pasifik ve Hint Okyanuslarının ( Okyanusya ) ada ülkelerinde HBsAg, 1990 yılında erkekler ve kadınlar arasında oldukça endemikti ve 10-34 yaş arası erkeklerde yaklaşık% 10'a ulaştı. 2005 yılına kadar yaygınlıktaki azalma, 54 yaşına kadar olan yaş grupları arasında daha yüksek bir orta endemisite düzeyine ve yaşlı yetişkinlerde (55+) daha düşük bir orta endemisite düzeyine geçişe yol açmıştır.

        Avrupa bölgeleri arasında, HBsAg seroprevalansı Batı Avrupa'da sürekli olarak düşük yaygınlık göstermiştir . Bu, özellikle dönemler boyunca yaygınlığı% 2'nin altında olan kadınlar için geçerliydi. Bununla birlikte, 1990 ile 2005 arasında, her iki cinste de, genç erkeklerde başlangıçta düşük endemisiteden 2005 yılında düşük-orta endemisite düzeyine bir değişime yol açan bir artış gözlendi; buna yaşlı bireylerde (65+ yaş) prevalansta bir azalma eşlik etti. Orta ve Doğu AvrupaÇocuklar 1990'da daha yüksek bir orta HBsAg endemisitesine sahipti ve bu 2005'te azaldı. Özellikle daha yaşlı Orta Avrupalı ​​kadınlar 2005'e kadar güçlü bir HBsAg prevalans düşüşü gösterdi. Bebeklerde ve genç kızlarda yaygınlık 1990'da% 6'dan 2005'te% 3'e geriledi. bölge. Buna karşılık, Doğu Avrupa ülkeleri en genç yaş gruplarında HBsAg prevalansında o kadar güçlü bir azalma yaşamadılar. Hem Orta hem de Doğu Avrupa'da 0-9 yaş grubu HBsAg enfeksiyonundan en çok etkilenen grup olmaya devam etmektedir.

        Tüm Asya bölgeleri arasında, Doğu Asya HBV enfeksiyonunun en yüksek prevalansına sahipti ve 1990 ile karşılaştırıldığında 2005 yılında çocuklarda hafif bir azalma ve 25 yaşın üzerindeki tüm yaş gruplarında artış dışında 1990 ile 2005 arasında pek bir değişiklik olmadı. 1990'da prevalans her iki cinste de yaşla birlikte azalmış, ancak 2005 yılında yaşla birlikte artmış ve 35 yaş üstü erkekler arasında% 8'in üzerinde en yüksek prevalansı göstermiştir. Genel olarak, endemisite bu bölgede yüksek veya yüksek bir endemisiteye yakın kalır, bu özellikle erkekler için geçerlidir. Orta HBsAg endemisitesi, Orta Asya için de tahmin edilmiştir.Kafkasya ve Orta Asya ülkelerini içerir. 1990 ile 2005 arasında küçük bir düşüş gözlendi, ancak Orta Asyalı çocuklar ve daha genç yetişkinler 2005 yılında yaklaşık % 5 HBsAg prevalansına sahipti. Güney Asya'da 45 yaşına kadar olan nüfusun yaklaşık% 3'ü HBsAg pozitifti ve yaşlı bireylerde azalma oldu 2005'te düşük bir yaygınlık sergileyen.

        Diğer Asya bölgelerinden farklı olarak, Güney Doğu Asya , 1990 ile 2005 yılları arasında HBsAg yaygınlığında, özellikle 2005 yılında% 1,2-1,4 yaygınlık düzeyine sahip 0-14 yaşındaki genç yaş gruplarında güçlü bir düşüş yaşadı. 2005 yılında sürekli olarak% 5 ila% 6'nın üzerinde daha yüksek ara HBsAg prevalansına sahip olduğu görülmüştür. Yaşla artan yaygınlık modeli 1990'da çok belirgindi ve diğer bölgelere kıyasla oldukça istisnai idi.

        1990 ile 2005 yılları arasında HBsAg yaygınlığında bir miktar azalma, Japonya, Kore Cumhuriyeti ve Singapur dahil olmak üzere yüksek gelirli Asya Pasifik ülkelerinde de meydana geldi . Orta yaşlar (25-54) en çok etkilenen yaş gruplarıydı, ancak genel olarak endemisite, 2005'te yaklaşık% 4 gibi daha düşük bir orta düzeyde kaldı. İlginçtir, 1990'da 75 yaşın üzerindeki en yaşlı yaş grupları, tüm yaş grupları.

        Avustralasya ülkeleri HBsAg yaygınlığında bir azalma yaşadılar ve 2005 yılında daha düşük bir orta endemisite bölgesi olarak kategorize edildi. 2005 yılında tüm yaş gruplarından erkekler% 4 aralığında yaygınlığa sahipken, 55 yaşına kadar kadınların% 2-3 en yaşlı yaş gruplarında keskin bir artışla kronik HBV enfeksiyonu.

        4 . Tartışma
        Tüm Sahra altı Afrika bölgelerinde, Doğu Asya'da ve daha az ölçüde Okyanusya ve And Latin Amerika'da çok büyük bir HBsAg enfeksiyon yükü bulduk. Yüksek ve orta gelire sahip diğer birçok bölge, düşük ve yüksek orta HBV endemikliğinin bir karışımını göstermiştir. Çoğu yaş grubunda sadece birkaç bölge% 2'nin altında yaygınlık göstermiştir. Bunlar arasında Tropikal Latin Amerika, Orta Latin Amerika, Kuzey Amerika ve Batı Avrupa vardı. Daha genç yaş gruplarında HBsAg prevalansında 1990'dan 2005'e genel bir düşüş olmuştur ve bu, özellikle düşük gelirli bölgelerde yaygın hepatit B aşılamasıyla yakından ilişkili olabilir. Gambiya [15] , [16] ve Senegal gibi Afrika ülkelerinden bağışıklamaya bağlı olarak HBsAg prevalansında önemli düşüşler bildirilmiştir.[17] . Bununla birlikte, enfeksiyon, Sahra altı Afrika'da son derece yaygın olmaya devam etmektedir ve atfedilebilir HBV ile ilişkili hastalık yükünün yüksek kalması beklenebilir. Bu aynı zamanda birincil karaciğer kanserinden yüksek bir ölüm oranına, kronik HBV enfeksiyonunun bir sekeline ve bu bölgedeki erkekler arasında kanser ölümlerinin en sık nedenine de yansımıştır [18] .

        Kuzey Amerika ve Avrupa'da HBsAg prevalansında gözlenen azalmalar, geçici olarak artmış hepatit B aşısı kapsama oranları [19] , kan ürünlerinin daha iyi taranması ve güvenli enjeksiyon materyallerinin bulunabilirliğinin artmasıyla [20] , [21] ilişkilendirilmiştir . Bu ülkelerdeki genel olarak düşük HBsAg endemisite seviyeleri, bildirilen akut hepatit B vakalarındaki istikrarlı düşüşle paraleldir [22] , [23] . Öte yandan, HBV ile enfekte olan çok sayıda birey, yüksek gelirli ülkeler de dahil olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde karaciğer sirozu ve kanser vakalarının sayısını etkilemektedir [24]ve kronik olarak enfekte bireyleri tespit etmek ve böylece daha fazla bulaşmayı önlemek ve ikincil ve üçüncül önleme için fırsatlar sağlamak için tarama ve izleme programlarına olan ihtiyacı vurgulamaktadır [3] .

        Asya ülkeleri, örneğin GBD Güney Doğu ve Doğu Asya bölgelerindekiler, HBsAg prevalansında bir azalmanın eşlik ettiği rutin bebek hepatit B aşısının kapsamında da dramatik artışlar yaşamışlardır. HBsAg prevalansındaki bu azalmanın etkisi, geçmişte oldukça endemik olan ülkelerde, örneğin Tayvan [25] , [26] ve Çin [27] , [28] ' de HBV ile ilişkili hastalık yükünde önemli bir azalma ile ölçülebilirdi .

        Bu çalışmanın güçlü yönleri, kapsamlı sistematik literatür taraması ve bölgeye özgü HBsAg yaygınlığını ve endemikliğini tahmin etmek ve daha sonra HBV ile kronik olarak enfekte olan kişilerin mutlak sayısını hesaplamak için ampirik bir Bayes hiyerarşik modelin kullanımını içerir.

        Bu çalışmanın bir takım sınırlılıkları vardır. Gözlemlenen HBsAg yaygınlık verileri bazı bölgelerde eksiktir ve bu verileri bildiren çalışmaların kalitesi genellikle düşüktür. Orta ve düşük gelirli bölgeler, örneğin Okyanusya, Orta Asya ve And Latin Amerika, sınırlı bir kanıt tabanına sahipti veya Güney Asya bölgesinin bir parçası olarak Hindistan veya Güney Doğu Asya'da yer alan Tayland'da olduğu gibi, çalışmalar tek bir ülkede yoğunlaştı. bölge. Buna göre, yaygınlık simülasyonları, özellikle daha yüksek ekonomik standartlara ve daha iyi araştırma altyapısına sahip ülkelerde çalışmaların yürütülme olasılığı daha yüksekse, gerçek bölgesel profilin potansiyel olarak küçümsenmesine yol açabilir. Temsile ilişkin konuları ele almak için, Gri ve İngilizce olmayan literatür gelecekteki çalışmalarda dikkate alınmalıdır ve düşük kaynak ortamlarından daha yüksek kaliteli veri üretmeye ihtiyaç vardır. Yüksek kaliteli çalışmaların çoğu, örneğin Batı Avrupa bölgesi gibi yüksek gelirli ülkelerde yapılmıştır. HBsAg yaygınlığını bildiren ulusal temsili, popülasyon temelli çalışmalar yalnızca ABD'den elde edilmiştir.

        Diğer bir sınırlama, genotip bilgileri gibi analizimizde dikkate alınmayan faktörlerle ilgilidir. Viral genotiplerin, risk altındaki popülasyonlara ve coğrafi kökenlerine bağlı olarak ülkeler arasında ve içinde farklılık gösterdiği bilinmektedir. Çok az sayıda HBV prevalans çalışması genotip hakkında bilgi vermektedir ve ülkelere göre genotipe özgü HBV dağılımı yeterince çalışılmamıştır. Sonuç olarak, bazı genotiplerin daha şiddetli hastalık veya tedaviye klinik yanıt ile ilişkili olduğu gerçeği göz önüne alındığında çok önemli olabilecek bu bilgiye göre ayarlama yapmadık [29] , [30] , [31]. Benzer şekilde, HBsAg'yi saptamak için kullanılan laboratuar yöntemi yalnızca birkaç çalışmada bildirilmiştir ve bu faktörü analizde dikkate almadık, bu da çalışmalar arasında HBsAg yaygınlığının karşılaştırılabilirliğini etkileyebilir.

        Bu çalışmanın genel amacı, HBV yaygınlığının bölgesel bir resmini sağlamak olduğundan, sonuçlar bir ülkedeki alt popülasyonlar arasında var olan potansiyel heterojenliği yakalayamamaktadır. Batı Avrupa ve Kuzey Amerika'daki bazı düşük endemisite bölgelerinin, göçmenler [32] , [33] , [34] , [35] ve diğer ülkeler arasında daha yüksek prevalans ve daha yüksek hepatite bağlı mortalite ile birlikte büyük ülke içi varyasyonlarla karşı karşıya olduğu unutulmamalıdır. -özel veriler, ulusal hepatit B önleme ve kontrol programlarına kapsamlı bir şekilde rehberlik etmek ve en savunmasız nüfus gruplarını hedeflemek için çok önemli olacaktır.

        Sistematik incelemelerden ve modellemeden elde edilen yaygınlık verileri ihtiyatlı bir şekilde yorumlanmalıdır. Yüksek gelirli bölgelerde yürütülen tanımlayıcı epidemiyolojik araştırmalar genellikle marjinalleştirilmiş ve daha yüksek riskli nüfuslara odaklanabilirken, düşük gelirli bölgelerden yapılan çalışmalar, yoksul bölgelerde yaşayanlara göre daha düşük enfeksiyon oranları yaşayan kentsel ve daha yüksek eğitimli nüfuslara odaklanabilir. Sonuç olarak, bu çalışmada bildirilen kronik HBV enfeksiyonu prevalansı, yüksek gelirli bölgeler için olduğundan fazla ve düşük gelirli bölgeler için olduğundan az tahmin edilebilir. Ancak bu, bu bölgeler arasındaki tahmini farklılıkları artıracak ve bulgularımızı destekleyecektir.

        Sistematik olarak toplanan ve popülasyona dayalı HBV enfeksiyon verilerine ihtiyaç vardır. HBeAg ve anti-HBc gibi diğer HBV belirteçlerine ilişkin verilere de mevcut ve gelecekteki HBV ile ilişkili hastalık yükünü tanımlamak için ihtiyaç duyulmaktadır.

        Teşekkürler
        Abraham Flaxman'ın Dismod III'ü kullanma ve uyarlama konusunda paha biçilmez rehberlik sağlaması ve Seth Flaxman'ın Dismod III'ü amaçlarımıza uyarlaması için yaptığı katkı ve çabaları çok takdir ediyoruz. Çalışmaları soyutlayan Don Ward ( † vefat 7 Eylül 2010) ve ekibinin çabalarını çok takdir ediyoruz . Veri arama, soyutlama ve düzenleme konusundaki çalışmaları için Erica Din, Craig Lammert ve Melissa Creary'ye teşekkür ederiz. Coğrafi haritalar konusunda Claire Preaud'un yardımını kabul ediyoruz.

        Katkıda bulunanlar : JJO taslağı yazdı, verileri modelledi, analiz etti ve yorumladı. GAS, veri modelleme konusunda rehberlik etti ve yazmaya katkıda bulundu. JG, literatür taraması ve gözden geçirilmiş makaleleri tasarladı ve gerçekleştirdi. STW, çalışmayı başlattı, çalışmanın tüm bileşenlerini denetledi ve makalenin yazılmasına katkıda bulundu.

        Çıkar çatışması beyanı : Beyan edilmemiştir.

        Finansman : Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinin Viral Hepatit Bölümü , Dünya Sağlık Örgütü ve Bill ve Melinda Gates Vakfı'nın mali desteğini kabul ediyoruz .


        Bu makale için araştırma verileri

        Cambridge Kristalografik Veri Merkezi
        Kristalografik veriler
        Makaleyle ilişkili veriler:
        HIV-1 ters transkriptaz Q151M mutantının yapısı: HIV-1 ters transkriptazın inhibitör direncine ve Hepatit B virüsü polimerazının nükleotid bağlama cebinin yapısına ilişkin içgörüler
        Araştırma verileri hakkında

        Referanslar

        [1] KC Hyams
        Akut hepatit B virüsü enfeksiyonunu takiben kronikleşme riskleri: bir inceleme
        Clin Infect Dis , 20 ( 1995 ) , s. 992 - 1000
        CrossRefKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar [2] BJ McMahon , WL Alward , DB Hall , vd.
        Akut hepatit B virüsü enfeksiyonu: yaş ile hastalığın klinik ekspresyonu ve ardından taşıyıcı durumun gelişimi
        J Infect Dis , 151 ( 1985 ) , s. 599 - 603
        CrossRefKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar [3] CM Weinbaum , I. Williams , EE Mast , SA Wang , L. Finelli , A. Wasley , vd.
        Kronik hepatit B virüsü enfeksiyonu olan kişilerin belirlenmesi ve halk sağlığı yönetimi için öneriler
        MMWR Recomm Rep , 57 ( 2008 ) , s. 1 - 20
        Kaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar [4] SN Wong , AS Lok
        Hepatit B tedavisi: kim, ne zaman ve nasıl
        Arch Intern Med , 166 ( 2006 tarihinden bu ) , s. 9 - 12
        CrossRefKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar [5] ST Goldstein , MJ Alter , IT Williams , vd.
        Amerika Birleşik Devletleri'nde akut hepatit B için insidans ve risk faktörleri, 1982–1998: aşılama programları için çıkarımlar
        J Infect Dis , 185 ( 2002 ) , s. 713 - 719
        Kaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar [6] ST Goldstein , F. Zhou , SC Hadler , BP Bell , EE Direk , HS Margolis
        Küresel hepatit B hastalığı yükünü ve aşılamanın etkisini tahmin etmek için matematiksel bir model
        Int J Epidemiol , 34 ( 2005 ) , s. 1329 - 1339
        CrossRefKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar [7] JJ Ott , A. Ullrich , M. Mascarenhas , GA Stevens
        Davranış ve enfeksiyonun neden olduğu küresel kanser insidansı ve ölüm oranı
        J Halk Sağlığı (Oxf) , 33 ( 2011 ) , s. 223 - 233
        Epub 2010 8 Ekim
        CrossRefKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar [8] CW Shepard , EP Simard , L. Finelli , AE Fiore , BP Bell
        Hepatit B virüsü enfeksiyonu: epidemiyoloji ve aşılama
        Epidemiol Rev , 28 ( 2006 ) , s. 112 - 125
        CrossRefKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar [9] C. Bréchot , V. Thiers , D. Kremsdorf , B. Nalpas , S. Pol , P. Paterlini-Brechot
        Kalıcı hepatit B virüsü: klinik olarak anlamlı, tamamen gizli
        Hepatology , 34 ( 2001 ) , s. 194 - 203
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar [10] GM McQuillan , PJ Coleman , D. Kruszon-Moran , LA Moyer , SB Lambert , HS Margolis
        Amerika Birleşik Devletleri'nde hepatit B virüsü enfeksiyonunun yaygınlığı: Ulusal Sağlık ve Beslenme İnceleme Araştırmaları, 1976'dan 1994'e
        Am J Halk Sağlığı , 89 ( 1999 ) , s. 14 - 18
        CrossRefKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar [11] A. Wasley , D. Kruszon-Moran , W. Kuhnert , EP Simard , L. Finelli , G. McQuillan , vd.
        Aşılama Çağında Amerika Birleşik Devletleri'nde Hepatit B Virüsü enfeksiyonunun prevalansı
        J Infect Dis , 202 ( 2010 hakkında ) , s. 192 - 201
        CrossRefKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar [12] DISMOD III: http://winthrop.ihme.washington.edu/public/ . DISMOD III, DisMod kodunun eksiksiz deposu: https://github.com/aflaxman/gbd/tree/master/dismod3 adresinden ulaşılabilir .
        Google Scholar [13] GBD 2005 Çalışması. Küresel Hastalık Yükü, Yaralanmalar ve Risk Faktörleri Çalışması operasyon kılavuzu (son taslak, Ocak 2009). Satıcı: http://www.globalburden.org .
        Google Scholar [14] JH Toynak
        Kronik hepatit B
        N Engl J Med , 323 ( 1990 ) , s. 337 - 339
        CrossRefKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar [15] S. Viviani , A. Jack , AJ Hall , vd.
        Gambiya'da bebeklik döneminde Hepatit B aşısı: 9 yaşında taşımaya karşı koruma
        Aşı , 17 ( 1999 ) , s. 2946 - 2950
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar [16] H. Whittle , S. Jaffar , M. Wansbrough , vd.
        Gambiyalı çocuklarda hepatit B aşısı denemesinden 14 yıl sonra aşı etkinliğine ilişkin gözlemsel çalışma
        BMJ , 325 ( 2002 ) , s. 569 - 573
        Kaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar [17] S. Coursager , D. Leboulleux , M. Soumare , ve diğ.
        Senegalli bebeklerde hepatit B aşılamasının on iki yıllık takip çalışması
        J Hepatol , 21 ( 1994 ) , s. 250 - 254
        Google Scholar [18] J. Ferlay , HR Shin , F. Bray , D. Forman , C. Mathers , DM Parkin
        GLOBOCAN 2008, Dünya Çapında Kanser İnsidansı ve Ölümleri: IARC CancerBase No. 10
        Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı , Lyon, Fransa ( 2010 )
        [İnternet] Erişim adresi : http://globocan.iarc.fr
        Google Scholar [19] DSÖ aşıyla önlenebilir hastalıklar: izleme sistemi. 2010 genel özeti. DSÖ; 2010. http://www.who.int/immunization/docu.../en/index.html adresinden ulaşılabilir .
        Google Scholar [20] Güvenli Enjeksiyon Küresel Ağı (SIGN) 2010 toplantısı raporu. DSÖ; 2010. http://www.who.int/injection_safety/...10_meeting.pdf adresinden ulaşılabilir .
        Google Scholar [21] Dünya Sağlık Örgütü (WHO)
        Hepatit B pozisyon beyanı
        Wkly Epidemiol Rec , 84 ( 2009 ) , s. 405 - 420
        Google Scholar [22] Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC)
        Akut viral hepatit için sürveyans - Amerika Birleşik Devletleri, 2006
        MMWR Morb Mortal Wkly Rep , 57 ( 2008 ) , s. SS2
        Google Scholar [23] M. Rantala , MJW van de Laar
        Avrupa'da hepatit B ve C'nin sürveyansı ve epidemiyolojisi - bir inceleme
        Euro Surveill , 13 ( 2008 )
        Google Scholar [24] D. Lavanchy
        Hepatit B virüsü epidemiyolojisi, hastalık yükü, tedavisi ve mevcut ve ortaya çıkan önleme ve kontrol önlemleri
        J Viral Hepat , 11 ( 2004 ) , s. 97 - 107
        Kaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar [25] YC Lin , MH Chang , YH Ni , HY Hsu , DS Chen
        Tayvan'da evrensel hepatit B virüsü aşılamasının uzun vadeli immünojenitesi ve etkinliği
        J Infect Dis , 187 ( 2003 ) , s. 134 - 138
        Kaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar [26] CL Lee , KS Hsieh , YC Ko
        Tayvan'da büyük ölçekli hepatit B aşılamasından sonra kız ve erkek çocuklarda hepatoselüler karsinom insidansındaki eğilimler
        Kanser Epidemiol Biomarkers Önceki , 12 ( 2003 ) , s. 57 - 59
        Kaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar [27] SS Liao , RC Li , H. Li , vd.
        Plazma kaynaklı hepatit B aşısının uzun vadeli etkinliği: Çinli çocuklar arasında 15 yıllık bir takip çalışması
        Aşı , 17 ( 1999 ) , s. 2661 - 2666
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar [28] Dünya Sağlık Örgütü
        2012 hepatit B kontrolü dönüm noktasını karşılama yolunda ilerleme: DSÖ Batı Pasifik Bölgesi, 2011
        Wkly Epidemiol Rec , 86 ( 19 ), ( 2011 ) , s. 180 - 188
        Google Scholar [29] CQ Pan , JX Zhang
        Hepatit B virüsü enfeksiyonunun doğal seyri ve klinik sonuçları
        Int J Med Sci , 2 ( 2005 ) , s. 36 - 40
        CrossRefKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar [30] SE Livingston , JP Simonetti , BJ McMahon , vd.
        Alaska'da Hepatit B virüsü genotipleri Hepatoselüler karsinomlu yerli insanlar: genotip F'nin üstünlüğü
        J Infect Dis , 195 ( 2007 tarihinden bu ) , s. 5 - 11
        CrossRefKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar [31] S. Schaefer
        Hepatit B virüsü: genotiplerin önemi
        J Viral Hepat , 12 ( 2005 ) , s. 111 - 124
        CrossRefKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar [32] Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC)
        Asya / Pasifik Adası popülasyonları arasında kronik hepatit B taraması - New York, 2005
        MMWR Morb Mortal Wkly Rep , 55 ( 2006 ) , s. 505 - 509
        Google Scholar [33] C. Maffre , Y. Le Strat , E. Delarocque-Astagneau , vd.
        2004 yılında Fransa'da hepatit B ve C virüsü enfeksiyonu prevalansı: bilinen risk faktörlerine göre ayarlama yapıldıktan sonra sosyal faktörler önemli öngörücülerdir
        J Med Virol , 82 ( 2010 ) , s. 546 - 555
        Google Scholar [34] BJ McMahon , S. Schoenberg , L. Bulkow , vd.
        52.000 Alaska Yerlisinde hepatit B viral belirteçlerinin seroprevalansı
        Am J Epidemiol , 138 ( 1993 ) , s. 544 - 549
        Google Scholar [35] JJ Ott , AM Paltiel , V. Winkler , H. Becher
        Enfeksiyöz ajanlarla ilişkili kronik hastalık mortalitesi: İsrail ve Almanya'daki Eski Sovyetler Birliği'nden göçmenlerin karşılaştırmalı bir kohort çalışması
        BMC Halk Sağlığı , 8 ( 2008 ) , s. 110
        Kaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar 1 Kronik HBV enfeksiyonunun tanımı ve kullanılan ilgili belirteç, araştırma iletim dönemine göre biraz değişmiştir. 1988'den itibaren HBV enfeksiyonu, anti-HBc ve HBsAg'nin varlığı olarak tanımlandı. Bu tahmini dahil ettik çünkü tüm HBsAg pozitif bireylerin anti-HBc'ye sahip olması beklenmelidir.

        Yorum yap


        • #5
          DEVEDİKENİ İle Hepatit Ve Karaciğer Zehirlenmesi



          DEVEDİKENİ İle Karaciğer Ve Mantar Zehirlenmesi


          Deve Dikeninin ( Silybum marianum L. Gaernt.) Başlıca Biyoaktif Bileşeni olan Silybin—Kimya, Biyoyararlanım ve Metabolizma

          Michal Bijak
          Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
          Bu makale, PMC'deki diğer makaleler tarafından alıntılanmıştır .
          Git: Soyut


          Devedikeni ( Silybum marianum ), binlerce yıldır çeşitli rahatsızlıklara çare olarak kullanılan şifalı bir bitkidir. S. marianum'un ana bileşenimeyve özütü (silymarin), silybin adı verilen bir flavonolignan olup, sadece ana silimarin elementi değil, aynı zamanda bu ekstraktın en aktif bileşenidir ve çeşitli çalışmalarla doğrulanmıştır. Bu bileşik, flavonolignanlar olarak bilinen flavonoid grubuna aittir. Silybin'in yapısı iki ana birimden oluşmaktadır. Birincisi bir taksifolin, ikincisi ise bu durumda koniferil alkol olan bir fenilpropanoid birimine dayanır. Bu iki birim, bir okseran halkası ile tek bir yapı halinde birbirine bağlanmıştır. 1970'lerden beri, silybin resmi tıpta hepatoprotektif özelliklere sahip bir madde olarak kabul edilmiştir. Silybin'in diğer birçok sağlıklı özelliğini gösteren çok sayıda araştırma var, ancak moleküler yapısı, kimyası, metabolizması ve yeni uygulama biçimine odaklanan makaleler hala eksik. Öyleyse,

          Anahtar Kelimeler: silibin, silimarin, kimya, biyoyararlanım
          Git: 1. Giriş


          Devedikeni ( Silybum marianum L. Gaernt.), bazen yabani enginar olarak da adlandırılır, binlerce yıldır çeşitli rahatsızlıklara çare olarak kullanılan tıbbi bir bitkidir. [ 1 ]. Süt devedikeni, Asteraceae familyasının yıllık ila iki yıllık bir bitkisidir ve Temmuz-Ağustos aylarında kırmızımsı-mor çiçeklerle çiçek açar. Devedikeni sıcak bir atmosferde ve kuru toprakta büyümeli ve 3 m yüksekliğe ve 1 m genişliğe kadar büyüyecektir. Bununla birlikte, en yaygın olarak 0.9-1.8 m yüksekliğe ulaşır. Devedikeninin Yerli habitatları Güney Avrupa, Güney Rusya, Asya Minör ve Kuzey Afrika, ve Kuzey ve Güney Amerika gibi kuyuda Güney Avustralya [vatandaşlığa edilir 2]. Süt devedikeni çiçek başları 4-8 cm çapındadır ve 13-25 mm boyutunda eflatundan mora kadar değişen yaklaşık 50-200 borulu çiçek (bir çiçek grubunun parçasını oluşturan tek tek çiçekler) içerir. Çiçeklerin altındaki bracts, bir omurgada biten yuvarlak bir uzantı ile geniş ve serttir. Bu bitkinin bir uzun taprootu var. Devedikeni, 75 cm uzunluğa ve 30 cm genişliğe kadar alacalı koyu ve açık yeşil dikenli yapraklara sahiptir, üst yüzeyi düzgün, alt yüzeyi tüylüdür. Yapraklar, ortak adı Silybum marianum'a ilham veren süt beyazı damarlara sahiptir .

          Deve dikeninin meyve mi yoksa tohum mu olduğu konusunda kafa karışıklığı var. Botanik olarak doğru, bu bitkinin tohuma benzeyen ancak teknik olarak bir meyve olan cypselae'si vardır. Her meyve (kakao benzeri bir kokuya ve yağlı, acı bir tada sahiptir) yaklaşık 5-8 mm uzunluğunda, 2-3 mm genişliğe kadar ve 1,5 mm kalınlığındadır ve parlak, kahverengimsi-siyah ila grimsi bir kabuğa sahiptir. Tüysüzdürler ancak ince kıllardan oluşan beyaz, ipeksi bir pappusa (ek) sahiptirler. Meyveler halka etrafında birleştirilir (Şekil 1).

          Şekil 1
          Süt devedikeni ( Silybum marianum L. Gaernt.).

          In Silybum marianum meyveler süt üretimini uyarmak için anneler tarafından kullanılmaktadır. S. marianum , bitkinin yapraklarındaki beyaz damarların, İsa'nın annesinin sütünün bir damlasından kaynaklandığına dair bir efsaneyle de ilişkilidir. Bebek İsa ile Mısır'dan ayrılırken, devedikeni dikenli yapraklarından yapılmış bir çardakta bir sığınak bulur. Bu efsane sayesinde süt devedikeni bazen Meryem devedikeni, Aziz Mary devedikeni, kutsal devedikeni, kutsanmış bakire devedikeni veya İsa'nın tacı olarak adlandırılır [ 2 ].

          Silybum marianum , eski hekimler ve şifalı bitkilerle uğraşanların zamanından beri bir dizi karaciğer fonksiyon bozukluğunu ve safra kesesi bozukluklarını tedavi etmek için kullanılmaktadır. Bu bitkinin ilk kayıtları Eski Ahit'te bulunabilir (Yaratılış 3:18). Antik Yunanistan'da Silybum marianum karaciğer fonksiyon bozukluğunu tedavi etmek için uygulandı. Hint ve Çin ilaçlarının klinik uygulamada karaciğer ve safra kesesi sorunları için Silybum marianum kullandığı da keşfedilmiştir [ 2 ]. Karaciğer koruyucu etkisi birçok araştırmacı tarafından kanıtlanmıştır [ 3 , 4 , 5]. Sağlıklı özellikleri sayesinde, süt devedikeni meyvelerinin bir özü olan silimarin, 1970'lerde WHO tarafından hepatoprotektif özelliklere sahip resmi bir ilaç olarak sınıflandırılmıştır [ 6 ].

          Silymarin, meyvenin kuru ağırlığının %1,5-3'ünü temsil eder ve benzersiz flavonoid kompleksleri olan flavonolignanların izomerik bir karışımıdır. Silimarin içinde sunulan bu grubun ana temsilcileri silybin, isosilybin, silychristin, isosilychristin, silydianin ve silimonindir [ 2 , 7 , 8 , 9 , 10 , 11]. Deve dikeni meyvesinin kimyasal bileşimi flavonolignanların yanı sıra diğer flavonoidleri (taksifolin, kersetin, dihidrokaempferol, kaempferol, apigenin, naringin, eriodyctiol ve chrysoeriol gibi), 5,7-dihidroksi kromon, dehidrokoniferil alkol, sabit yağ (%60 linoleik) içerir. asit; %30, oleik asit; %9 palmitik asit), tokoferol, steroller (kolesterol, kampesterol, stigmasterol ve sitosterol), şekerler (arabinoz, ramnoz, ksiloz ve glukoz) ve proteinler [ 2 ]. Bununla birlikte, ekstraktın yaklaşık %50-70'ini oluşturan en yüksek konsantrasyon, ekstraktın ana biyoaktif bileşeni olan ve çeşitli çalışmalarda doğrulanmış olan silibindir. Silybin konsantrasyonları tipik olarak %20-40 arasında silimarin içeren yaygın farmasötik ürünlerde bulunur [ 11]. Hepatoprotektif etkisinin yanı sıra silibin, güçlü antioksidan özelliklere sahiptir ve çeşitli hücre sinyal yollarını modüle ederek proinflamatuar mediatörlerin azalmasına neden olur [ 12 ]. Silybin ayrıca potansiyel bir antikanser ve kemo-koruyucu ajan olarak da çalışılmaktadır [ 13 ]. Geçen yıl yapılan araştırmalar, silibin'in kan pıhtılaşma sürecinde yer alan serin proteazları inhibe edebildiğini [ 14 , 15 ] ve ayrıca kan trombositlerinin fizyolojik agonistlere tepkisini azaltabildiğini gösteriyor [ 16 , 17 , 18 , 19 ].

          Git: 2. Silybin Yapısı ve Kimyası


          Silybin kimyasal yapısı ilk dikkatle incelenmesi ile, 1968 Pelter ve Hansel tarafından kurulmuştur 1 'H-NMR (100 MHz, DMSO- d 6 ) ve MS spektrumları [ 20 ]; bununla birlikte, C-2 ve C-3 pozisyonlarındaki mutlak silibin konfigürasyonu, 1975'te aynı araştırmacılar tarafından parçalayıcı bir yöntem kullanılarak keşfedildi [ 21 ]. Ayrıca, silybina ve silybine silymarin flavobin, silliver, silybine denir silibin, C bir moleküler formüle sahiptir 25 , H 22 O 10ve moleküler ağırlığı 482.441, CAS No. 22888-70-6 (veriler pubchem web sitesinden elde edilmiştir). Silybin yapısı iki ana birimden oluşmaktadır. Birincisi, flavonoidlerdeki bir flavonol grubu olan bir taksifoline dayanmaktadır. İkincisi, bu durumda koniferil alkol olan bir fenilpropanoid birimidir. Bu iki birim, bir okseran halkası [ 22 , 23 ] ile tek bir yapı halinde birbirine bağlanmıştır .

          Silybin yapısı, değişen karbon ve hetero döngülere sahip küçük, yüksek düzeyde işlevselleştirilmiş bir molekül olarak karakterize edilebilir. Bu bileşik, Bronsted asidik koşullar altında çok kararlı iken, Lewis asitlerinin varlığında veya bazik koşullar altında stabilite azalır. Ek olarak, 100 °C'nin üzerinde uzun süreli ısıtma, iskeletinin bozulmasına neden olur. Silybin indirgemeye oldukça dirençlidir, ancak iki oksijen molekülü tarafından 2,3-dehidrosilibine kolayca oksitlenir [ 24 ].

          Nötr sulu çözeltilerde silibin ap ile hafifçe asidik bir özelliklere sahip K a 20-OH grubu [7-OH grubunun 5-OH grubu için 6.63, 7,7-7,95 ve 11.0 25 , 26 ].

          Silybin'in yapısında, türevlendirme işleminin birincil hedefleri olan beş hidroksil grubunu ayırt edebiliriz. Bu hidroksil gruplarından üçü (5-OH, 7-OH ve 20-OH) fenolik bir yapıya sahiptir. 5-OH grubu, aromatik halka ile konjugasyonda olan ve 5-OH grubu ile hidrojen bağına serbest elektron çifti vericisi olarak görev yapan komşu okso grubuna çok güçlü bir hidrojen bağına sahiptir. 7-OH ve 20-OH benzer özelliklere sahiptir, ancak C-7 OH grubu, daha düşük sterik engelinden ve bir hidrojen bağının varlığından dolayı 20-OH grubundan daha reaktiftir. C-23 OH grubu, karboksilik grupların esterleşmesine veya oksidasyonuna yol açan özelliklere sahiptir. C-3 OH grubu, bir 2,3-dehidrosilibin oluşumundan sorumlu olan bir ketona kolayca oksitlenebilir (atmosferik oksijenle bile).24 ].

          Doğada, silibin iki trans diastereoizomer şeklinde oluşur : A ve B. Bu iki diastereoizomer, 1,4-benzodioksan halkasındaki C-10 ve C-11 referans pozisyonlarına göre farklılaşır [ 22 , 27 ]. Silybin A ve silybin B'nin her ikisi de çok benzer olan (herhangi bir karakteristik sinyal olmaksızın) 1H ve 13C NMR spektrumlarına sahiptir ve bireysel izomerlerin ayrıntılı tanımlanmasını engeller [ 28 ]. Tutma süresi: [analizi ile molekülleri ayırt edebilmektedir, bu iki diastereoizomerin ayrıştırılması en yaygın kullanılan yöntem, yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC), 29 , 30]. Şöyle NMR spektrumuyla ilgili sorunlara rağmen, bu diastereoizomerin mutlak konfigürasyonları kurulmuştur: silibin A2, R ' , 3 R , 10 R , 11 R (2 uygun bir IUPAC ismi ile izomer R , 3 R ) -2- [ ( 2R , 3R )-2,3-dihidro-3-(4-hidroksi-3-metoksifenil)-2-(hidroksimetil)-1,4-benzodioksin-6-il]-2,3-dihidro-3 ,5,7-trihidroksi- 4H -1-benzopiran-4-on. Silybin B, 2 R , 3 R , 10 S , 11 S konfigürasyonuna sahiptir ve IUPAC name (2 R ,3 R )-2-[(2 S ,3S )-2,3-dihidro-3-(4-hidroksi-3-metoksifenil)-2-(hidroksimetil)-1,4-benzodioksin-6-il]-2,3-dihidro-3,5,7- trihidroksi- 4H -1-benzopiran-4-on (şekil 2) [ 28 , 31 , 32 ].

          Ayrı bir pencerede aç
          şekil 2
          Silybin'in kimyasal yapısı. http://pubchem.ncbi.nlm.nih.gov/ adresindeki InChI kodundan oluşturulan yapı .

          Silybin diastereoizomerleri ayrıca farklı optik rotasyon parametrelerine sahiptir: silybin A'nın bir [ α ]23NS+20.0° ( c 0.21, aseton), silybin B'nin bir[ α ]23NS−1.07° ( c 0.28, aseton) [ 32 ]. Silybin A ve silybin B arasındaki farklar, bileşik kristalizasyonundan sonra da gözlemlenebilir. Silybin A (MeOH–H 2 O), erime noktası 162-163 °C olan sarımsı yassı kristaller oluştururken silybin B, erime noktası 158–160 °C olan sarı tanecikli kristaller (MeOH–H 2 O) oluşturur [ 28 ].

          Gelen Silybum marianum , flavonolignans flavonoid ve lignanı yapıların bir araya getirilmesiyle oluşturulmaktadır. Bu, flavonoidler ve bir fenilpropanoid arasındaki oksidatif bağlanma süreçleri yoluyla gerçekleşir. Bu sürecin ilk hipotezi Freudenberg [ 33 ] tarafından tanımlanmış ve Hansel [ 34 , 35 ] tarafından doğrulanmıştır . (+)-taksifolin ve koniferil alkolden silibin biyosentezi, peroksidaz enzimi tarafından katalize edilen oksidatif bir süreçtir [ 36].]. Bu işlemin ilk adımı, hem taksifolin hem de koniferil alkolden türetilen serbest radikallerin oluşumuna yol açan substratların tek elektron oksidasyonunu içerir. Bu bireyler, bir eklenti oluşumu ile sonuçlanan O-β eşleşme aşamasında reaksiyona girer. Daha sonra, eklenti, koniferil alkol tarafından üretilen kinin metide fenol nükleofilinin eklenmesiyle siklizasyona uğrar. İki silibin diastereoizomerinin oluşumu, radikal birleştirme reaksiyonunun stereospesifik olmadığını gösterir [ 36 , 37 ].

          Git: 3. Silybin Metabolizması


          Oral uygulamadan sonra silibin yoğun enterohepatik dolaşıma girer. Silibinin eliminasyon yarı ömrü yaklaşık 6 saattir [ 38 ]. Oral olarak uygulanan silybinin %3-8'inin idrarla değişmeden atıldığı tespit edilmiştir. Silybinin yaklaşık %80'i glukuronid ve sülfat konjugatları olarak safra ile atılır (safradaki silibin konsantrasyonu serumdakinden 60-100 kat daha yüksektir ve hatta 0.1 mM'lik bir düzeye ulaşır) [ 38 , 39 , 40 ]. Safra silibinin %20-40'ının geri kazanıldığı, kalan kısmının ise dışkı yoluyla atıldığı varsayılmaktadır [ 38 ]. Silybin, karaciğer hücrelerinde biyotransformasyonun hem faz I hem de faz II'sine maruz kalır [ 41]]. Son on yılda yürütülen çalışmalar, silybinin sınırlı sayıda sitokrom (CYP) ile etkileşime girdiğini çok net bir şekilde göstermektedir [ 42 ]. Birkaç in vitro çalışma, silimarin özütlerinin ve çeşitli bireysel bileşenlerin CYP450 2D6, CYP450 2E1, CYP450 3A4, CYP450 2C9 ve CYP450 2C8'i inhibe ettiğini göstermiştir [ 43 , 44 , 45 ]. Ancak Kawaguchi-Suzuki ve ark. [ 46 ] silimarin'in CYP450 1A2, CYP450 2C9, CYP450 2D6 veya CYP 450 3A4/5'in aktiviteleri üzerinde önemli bir etkisinin olmadığını gösterdi.

          Nükleer manyetik rezonans (NMR) kullanarak, Jancova ve ark. [ 47 ] silibin'in in vitro olarak CYP450 2C8 tarafından O- demetilatsilibin (majör) ve hem mono- hem de dihidroksi-silibin (minör) metabolitlerine metabolize edildiğini gösterdi . Bu metabolitlerin mevcudiyeti, sıvı kromatografi-kütle spektrometrisi (LC-MS) kullanılarak Gunaratna ve Zhang [ 48 ] tarafından da doğrulandı . Ek olarak, hidroksilasyon bölgesi NMR tarafından belirlenmemiş olmasına ve bu metabolitlerin kesin yapısı bilinmemesine rağmen, silibinin bir dizi başka hidroksillenmiş metabolitini de tanımladılar. Buna rağmen faz I, silibin in vivo metabolizmasında marjinal bir rol oynar [ 49 ].

          Silybin monoglukuronidler ve diglukuronidlerin yanı sıra silibin monosülfatlar ve silybin diglukuronides sülfat, silibin biyotransformasyonunun II. fazı sırasında oluşur [ 41 ]. Kren ve ark. [ 50 ], silibinin üç -OH grubunda (C-5, C-7 ve C-20) glukuronide olduğunu gösterdi. Ancak insanlarda silibinin glukuronidasyonu esas olarak C-20 ve C-7'dedir. Ek olarak, glukuronidasyon sürecinin stereo seçiciliği silybin metabolizmasında çok önemli bir rol oynar. Silybin B daha verimli bir şekilde glukuronidasyona tabi tutulur ve glukuronidasyon C-20 pozisyonunda daha çok tercih edilir. Silybin A, hem C-7 hem de C-20 pozisyonlarında benzer bir etkinlikle glukuronidlenir [ 31 ].

          Faz II'de oluşan silibin glukuronidler daha sonra safra akışı ile bakteriyel enzimlerin şeker parçalarını parçaladığı ve tekrar emilebilen silibin aglikonları serbest bıraktığı bağırsak yoluna taşınır, böylece enterohepatik dolaşımı teşvik eder [ 39 , 51 ].

          Git: 4. Silybin Uygulamasının Farklı Formlarında Biyoyararlanım ve Farmakokinetik


          Yüksek hidrofobik ve iyonize olmayan kimyasal yapısı nedeniyle silybin, 50 μg/mL'den daha az suda zayıf çözünürlük gösterir ve bunun biyoyararlanımı üzerinde büyük bir etkisi vardır [ 52 ]. Bununla birlikte, silibinin çözünürlüğü çeşitli organik çözücülerde önemli ölçüde artar: örneğin, silibinin transkutol, etanol, polisorbat 20 veya gliseril monooleat içindeki çözünürlük parametreleri sırasıyla 350,1, 225,2, 131.3 ve 33.2 mg/mL'ye yükselir [ 41 ] . Oral uygulamadan sonra silibin midede hızla emilir (Tmaks yaklaşık 2-4 saat ve 1 / 2'de yaklaşık 6-8 saat). Ancak, daha önce bahsedildiği gibi, absorpsiyon verimliliği oldukça düşüktür [ 40 , 53 , 54]. Sıçan modelleri üzerinde yapılan çalışmalar, saf silibin formunun mutlak oral biyoyararlanımının %0.95 seviyesinde olduğunu göstermiştir [ 55 ].

          Gastrointestinal sistemdeki silibinin biyoyararlanımı, müstahzarın konsantrasyonu ve çözünürleştirici bir karaktere sahip ek maddelerin (örn., yağ, proteinler, amino asitler, kolesterol veya diğer flavonoidler) varlığı gibi çeşitli faktörlere bağlıdır [ 56 ].

          Sadece silimarin özüne dayanan geleneksel preparatların oral yoldan verilmesinden sonra kandaki silybin konsantrasyonlarının düşük olduğu kabul edilir. Silybin biyoyararlanımı ile ilgili ilk çalışmalardan biri Lorenz ve ark. [ 39 ]. Altı sağlıklı denekle yaptıkları çalışmada, 240 mg silybin uygulamasından sonra maksimum serum konsantrasyonları (Cmax) düşüktü ve 0.18 ila 0.62 µg/mL arasındaydı. Bununla birlikte, salgılanan safradaki seviyeler, 11 ile 44 µg/mL arasında değişen, serumdakinden yaklaşık 100 kat daha yüksekti. Usman ve ark. oral 200 mg silimarin tablet dozu alan sağlıklı erkek gönüllülerin Cmax değerleri 1.9 ± 0.1 ve 2.9 ± 0.3 µg/mL idi; eğri altındaki alan (AUC) parametreleri 10.8 ± 0.4 ve 11.2 ± 0.7 µg/mL × sa idi; Tmax parametreleri 1.8 ve 1.9 h iken t 1/2parametreler 2.5 ve 3.8 sa idi [ 57 ]. Farklı parçalanma seviyelerine sahip silibin içeren üç farklı silimarin preparatının (Liverman kapsülü, Legalon ® kapsülü ve silimarin tabletleri) 24 sağlıklı gönüllü üzerinde oral biyoyararlanımının bir karşılaştırması Kim ve ark. [ 58 ]. Her denek, 3 x 3 çaprazlama çalışmasında 120 mg'lık bir silibin dozu aldı. Elde edilen sonuçlar, sırasıyla 6,04, 1,33 ve 1,13 µg/mL'lik bu preparatlar için elde edilen maksimum plazma konsantrasyonlarındaki farklılıkları gösterdi ve AUC parametreleri sırasıyla 13,9, 5,59 ve 4,24 µg/mL x sa idi. Bu sonuçlar, silibin biyoyararlanımının, silimarin uygulamasının şekline bağlı olduğunu göstermektedir.

          Silybin biyoyararlanımı, standart silimarin farmasötik ürününe çözünürleştirici maddeler eklenerek önemli ölçüde iyileştirilebilir [ 49 ]. Silybin'in oral biyoyararlanımını artırmanın diğer potansiyel yolları, fitozomlar oluşturduğu için hazırlanmasında fosfatidilkolin [ 2 , 59 ] kullanmaktır. Fitozomların, konveksiyonel iletim sistemleri ile yeni iletim sistemleri arasında bir köprü oluşturan bir fitolipid iletim sistemi olduğu bilinmektedir. Fitozomlar, doğal bir ürün ile soya fosfolipidleri gibi doğal fosfolipidler arasındaki bir komplekstir. Bu kompleks, stokiyometrik miktarlarda fosfolipid ve substratın uygun bir çözücü içinde reaksiyona girmesiyle elde edilir [ 60 , 61]]. Bu tür kompleksleri kullanan preparatların ilk farmakokinetik çalışmalarından biri Barzaghi ve ark. [ 62] silipid (IdB 1016)—silibin ve fosfatidilkolin kompleksi kullanılarak. Elde ettikleri sonuçlar, sağlıklı insanlarda oral uygulamadan sonra silibin biyoyararlanımında belirgin bir artış gösterdi. 120 mg silybin eşdeğerinin uygulanmasından sonra Cmax, silipid için 298 ng/mL ve normal silimarin için 102 ng/mL iken, EAA değerleri sırasıyla 881 ve 257 ng/mL x sa idi. Bu değerler, tek dozların yanı sıra 8 günlük uygulamadan sonra çok benzerdi. Silibin ve fosfatidilkolin kompleksinin artan biyoyararlanımının etkisi, muhtemelen ilacın gastrointestinal sistemden geçişi ile ilgilidir. Silipid ve silibin saf formunun bir sonraki karşılaştırmalı farmakokinetik çalışması Morazzoni ve ark. [ 63]. Tek bir oral dozun (silibin olarak 200 mg/kg) silipid uygulamasından sonra konjuge olmayan ve toplam silybin Cmax seviyeleri sırasıyla 8.17 ve 74.23 µg/mL iken, ortalama EAA (0-6 saat) değerleri 9.78 ve 232.15 µg/ idi. sırasıyla mL × h. Silibinin doğal formunun uygulanmasından sonra, hem konjuge olmayan hem de toplam bileşiğin plazma seviyeleri analitik saptama limitinin altındaydı. Li ve ark. [ 64] sağlıklı erkek Çinli gönüllülerde bir silibin-fosfatidilkolin kompleksinin (fitozom olarak da bilinir) farmakokinetiğini inceledi. Silybin plazma seviyeleri, silybin-fosfatidilkolin kompleksinin (280 mg silybine eşdeğer) tek oral dozlarının uygulanmasından sonra 20 denekte belirlendi. Bu kompleksten silibbin, gastrointestinal sistemden hızla emildi (Tmax, ortalama 1,4 saat ile 0,67 ila 2,67 saat aralığındaydı. Plazmadaki Cmax değeri 4,24 ± 2,30 µg/mL idi ve AUC, 5,95 ± 1,90 µg seviyesine ulaştı) /mL × h Çalışma, fosfatidilkolin ve silibin fitozom kompleksinde gelişmiş silibin biyoyararlanımını da gösteren köpek modelinde gerçekleştirilmiştir.Toplam plazma silibin için Cmax, Tmax ve AUC (0-24 saat) değerleri 1310 ± Sırasıyla 880 ng/mL, 2,87 ± 2,23 sa ve 11 200 ± 6520 ng/mL × sa,65 ].

          Oral uygulamadan sonra silibin biyoyararlanımını artırmak için oluşturulan bir başka formülasyon, silibin, fosfatidilkolin ve silibin çözünürlüğünü önemli ölçüde artıran E vitamini derlemesidir [ 66 ]. Bu formülasyonu kullanan 12 sağlıklı gönüllü üzerinde bir çalışma yapılmış ve silibinin, fosfatidilkolin ve E vitamini kompleksinin (47 mg silibine karşılık gelir) oral yoldan alınmasından sonra, silibinin biyoyararlanımının tipik silimarin ile karşılaştırıldığında çok daha yüksek olduğunu göstermiştir. 58 mg silibin içeren granüller (sırasıyla 213 ng/mL'ye karşı 18 ng/mL'lik plazma konsantrasyonları) [ 67 ].

          Silybin'in oral biyoyararlanımını arttırmak için bir sonraki öneri, safra tuzları karışık misellerinin oluşumudur. Birçok yazar [ 68 , 69 , 70 , 71 , 72 , 73 ] safra tuzlarının biyolojik membranlar boyunca lipofilik madde taşınmasını güçlendirerek suda az çözünen ilaçların oral biyoyararlanımını artırabildiğini öne sürmüştür [ 74 ]. Yu et al. [ 52] silybin-sodyum kolat/fosfolipid-karışık miseller (ortalama partikül boyutu 75.9 ± 4.2 nm) hazırladı ve 90 mg silybin eşdeğeri dozlarında köpekler üzerinde biyoyararlanımlarını test etti. Karışık misellerin optimum formülasyonunda silibinin en büyük çözünürlüğünün 10.0 ± 1.1 mg/mL olduğu bulundu. Silibin- N -metilglukamin ile karşılaştırıldığında , oral uygulamadan sonra karışık miseller göreli biyoyararlanımı %252.0 olmuştur. Cmaksimum değerler sırasıyla 107.0 ve 94.7 ng/mL idi, ancak AUC değerleri 13.372.4 ve 505.8 ng/mL x sa idi. Tmax, her iki preparasyon için de benzerdi - 1 saat. Safra tuzu (SM-Lip-SEDS) içeren silimarin yüklü lipozomların yaratılması, silybin'in sıçanlarda oral biyoyararlanımında 4.8 katlık bir artış sağladı. SM-Lip-SEDS için Cmax ve AUC değerleri (20 mg/kg doz tedavisinden sonra) sırasıyla 1.296 ± 0.137 µg/mL ve 18.406 ± 1.481 µg/mL × h iken, silimarin tozu için bu değerler 0.640 ± 0.132 µg idi. /mL ve 3.824 ± 0.355 µg/mL × sa [ 75 ].

          Silybin'in biyoyararlanımını arttırmanın bir sonraki en umut verici yolu Kendinden Mikro Emülsifiye Edici İlaç Dağıtım Sistemidir (SMEDDS). Bu, mekanik araçlar yerine kimyasal yollarla elde edilen bir mikroemülsiyon kullanan bir ilaç dağıtım sistemidir. Bu şekilde kaplanmış ilaçlar, hidrofobik ilaçların verilmesi için alternatif stratejiler olarak potansiyelleri ile iyi bilinmektedir [ 76 ]. SMEDDS formülasyonu, ilaç, yağ, emülgatör ve ko-emülgatörden oluşan izotropik bir karışımdır. Bu maddeler , partikül boyutu 100 nm'den küçük olan sulu fazlar ile seyreltmeyi takiben hafif çalkalama altında ince bir su içinde yağ ( o / w ) mikroemülsiyonu oluşturur [ 77 , 78 , 79 , 80]. Gastrointestinal sistemde bir emülsiyonun bu kendiliğinden oluşumu, ilacı çözünmüş bir formda sunar ve oluşan damlacıkların küçük boyutu, ilaç emilimi için geniş bir ara yüzey alanı sağlar [ 77 ]. Ek olarak, çözündürme dışında, bu formülasyondaki lipidlerin varlığı, ilaç emilimini doğrudan etkileyerek biyoyararlanımı iyileştirir [ 76].]. Yu ve ark. tarafından köpeklere uygulanan silybin çalışması. SMEDDS kullanılarak etil linoleat, Cremophor EL, etil alkol ve salinden (tek doz silimarin 50 mg/kg) oluşuyordu ve bu formülasyonun sert kapsüllerden yaklaşık 2.2 kat daha yüksek biyoyararlanıma sahip olduğunu gösterdi. EAA (0-12 saat) ve Cmax, SMEDDS için 4,75 ± 0,26 μg /mL × h ve 1,85 ± 0,09 μg/mL ve Liverman's ® kapsülü için 2,09 ± 0,15 μg /m x h ve 1,06 ± 0,04 μg/mL idi ve Legalon ® sırasıyla. Legalon için SMEDDSlerden nispi biyo ® Tmax parametresi halinde, belirgin bir fark (gözlenmiş olmasına rağmen,% 227 idi s> 0.05) iki formülasyon için. Ek olarak, Yu ve arkadaşlarının deneyinde silimarin, polisorbat 20'dekine daha yakın olan SMEDDS (130.8 mg/mL) ile 327 kat başarılı bir şekilde çözündürüldü [ 81 ]. Wu et al. [ 54] silimarin/etillinoleat/Tween 80/etil alkolden oluşan SMEDDS formülasyonlarını kullanarak bir tavşan modelinde (300 mg/kg dozlarda) silibin biyoyararlanımını inceledi. SMEDDS olarak uygulanan silybinin nispi biyoyararlanımı, silimarin PEG 400 solüsyonu ve süspansiyonu ile karşılaştırıldığında sırasıyla ortalama 1.88 ve 48.82 kat oranında radikal bir şekilde artmıştır. Plazmada elde edilen maksimum konsantrasyon 1,01 ± 0,21 µg/mL iken, AUC 6,23 ± 1,75 µg/mL × sa idi. Silimarin/gliseril monooleat/polisorbat 20/HCO-50'den yapılan SMEDDS'nin (özellikle 67 nm boyutunda) kullanımı, silybinin oral biyoyararlanımının artmasıyla sonuçlandı. Referans kapsülden—Legalon ®. Sıçanlarda (140 mg/kg dozunda) oral uygulamasından sonra, ilacın SMEDDS'den biyoyararlanımı referans kapsülden birkaç kat daha yüksekti: Cmax değerleri 24.79 ± 4.69 μg/mL ve 3.47 ± 0.20 μg/mL idi, sırasıyla, EAA (0–6 sa) sırasıyla 81.88 ± 12.86 µg/mL × sa ve 22.75 ± 3.19 µg/mL × sa idi. Legalon için Buna ilaveten, SMEDDSlerden için Tmax 0.5 saat oldu ® 1.1 saat [oldu 82 ].

          Silybin biyoyararlanımını yoğunlaştırmanın en etkili yöntemlerinden biri, spesifik nanoemülsiyonların ve nanosüspansiyonların oluşturulmasıdır. Silybin nanoemülsiyonu, bir yağ olarak sefsol-218'den, bir yüzey aktif madde olarak Tween 80'den ve bir yardımcı yüzey aktif madde olarak etanolden (nano-damlacık boyutuna ve düşük viskoziteye sahip) oluşabilir. Parveen'in sonuçları, bir yüzey aktif madde olarak Tween 80 kullanılarak nanoemülsiyon formülasyonunda silimarin stabilitesinin arttırılabileceğini göstermiştir [ 83 ]. Sefsol-218/tween 80/etanol nanoemülsiyonunun sıçanlara (20 mg/kg silybin eşdeğeri) oral yoldan verilmesinden sonra, hepatoprotektif etki standart silimarin için olduğundan daha yüksekti [ 84]. %0.2 lesitin ve %0.1 poloksamer 188 içeren diğer silybin nanosüspansiyonları, Caco-2 hücre tek tabakası boyunca ilaç taşınmasını artırma yeteneğine sahipti. Beagle köpeklerde nanosüspansiyonun (20 mg/kg) oral uygulamasından sonra, bu formülasyon, kaba tozla karşılaştırıldığında (Cmax (μg/mL) 2,73 ± 0,30 ve 1,53 ± 0,22 ve EAA (µg/mL ×) ile karşılaştırıldığında silibin biyoyararlanımını önemli ölçüde artırdı. h) 9552'ye karşı 3264, sırasıyla) [ 85 ].

          Silimarin'in çözünmesini ve biyoyararlanımını iyileştirmenin çok ilginç bir başka yöntemi de süper kritik akışkanlar (SEDS) ile çözeltiyle güçlendirilmiş dispersiyonun kullanılmasıdır. SEDS veya silimarin tozları olarak oral olarak 20 mg/kg silimarin uygulanan sıçanlar üzerinde yapılan bir çalışma, SEDS'nin silimarin tozundan çok daha iyi biyoyararlanım ve farmakokinetik parametrelere sahip olduğunu göstermiştir: Cmax (μg/mL) 1.093 ± 0.249'a karşı 0.57 ± 0.143, EAA (µg/ mL × h) 5.017 ± 0.35 - 2.054 ± 0.074. Ek olarak SEDS, ayrıca t 1/2 (h) 7.830 ± 3.204'e karşı 2.938 ± 0.694 [ 75 ] arttı .

          Son birkaç yılda gerçekleştirilen en umut verici çalışmalardan birinde, geliştirilmiş bir çözünme profili ve geliştirilmiş oral biyoyararlanımı olan yüzeye bağlı silimarin yüklü katı dispersiyon, silimarin, polivinilpirolidon (PVP) ve Tween 80 kullanılarak formüle edilmiştir. 5/2.5/2.5 ağırlık oranında silimarin/PVP/Tween 80 ile hazırlanan optimize edilmiş katı dispersiyon, standart silimarin tozuna kıyasla neredeyse 650 kat arttı. Sıçanlarda oral uygulamadan sonra (140 mg/kg silimarin dozuna eşdeğer), bu formülasyon Cmax ve EAA değerlerinde (44.85 ± 11.42 μg/mL ve 366.49 ± 93.62 μg/mL × sa) 16.74 ± 1.63 μg/ artışa neden olmuştur. mL ve 157.04 ± 36.29 µg/mL × h) [ 86 ].

          Git: 5. Sonuçlar


          Özetle, silybin çok ilginç bir kimyasal bileşik olup, besin takviyesi olarak kullanımı tüm dünyada artmaktadır ve bu, oral biyoyararlanımını artırmaya yönelik son çalışmaları açıklamaktadır.

          Git: Teşekkür


          Yazar , bu yazıda kullanılan Silybum marianum fotoğrafı için BJ Boisse'e teşekkür eder . Bu çalışma, Lodz Üniversitesi'nden 506/1136 ve B1611000001144.02 Hibeleri ile desteklenmiştir.

          Git: Çıkar çatışmaları


          Yazar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir.

          Git: Referanslar

          1. Rainone F. Süt devedikeni. NS. Dostum. Doktor. 2005; 72 :1285–1288. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          2. Abenavoli L., Capasso R., Milic N., Capasso F. Karaciğer hastalıklarında devedikeni: Geçmiş, şimdi, gelecek. Fitoster. Araş. 2010; 24 :1423–1432. doi: 10.1002/ptr.3207. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          3. Salmi HA, Sarna S. Silimarin'in karaciğerin kimyasal, fonksiyonel ve morfolojik değişiklikleri üzerindeki etkisi. Çift kör kontrollü bir çalışma. Tarama. J. Gastroenterol. 1982; 17 :517–521. doi: 10.3109/00365528209182242. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          4. Szilard S., Szentgyorgyi D., Demeter I. Organik çözücülere maruz kalan işçilerde Legalon'un koruyucu etkisi. Acta Med. Asılı. 1988; 45 :249–256. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          5. Feher J., Deak G., Muzes G., Lang I., Niederland V., Nekam K., Karteszi M. Kronik alkolik karaciğer hastalıklarında silimarin tedavisinin karaciğer koruyucu etkisi. Orv. Hetil. 1989; 130 :2723–2727. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          6. Wesolowska O., Lania-Pietrzak B., Kuzdzal M., Stanczak K., Mosiadz D., Dobryszycki P., Ozyhar A., ​​Komorowska M., Hendrich AB, Michalak K. Silybin'in fosfolipidin biyofiziksel özellikleri üzerindeki etkisi çift ​​katmanlı. Acta Pharmacol. Günah. 2007; 28 :296–306. doi: 10.1111/j.1745-7254.2007.00487.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          7. Kren V., Walterova D. Silybin ve silymarin—Yeni efektler ve uygulamalar. Biyomedikal. baba. Med. Fak. Üniv. Palacky Olomouc Çekoslov. Cumhuriyet. 2005; 149 :29-41. doi: 10.5507/bp.2005.002. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          8. Gazak R., Walterova D., Kren V. Silybin ve silimarin—Tıpta yeni ve ortaya çıkan uygulamalar. Kör. Med. Kimya 2007; 14 :315–338. doi: 10.2174/092986707779941159. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          9. Kim NC, Graf TN, Sparacino CM, Wani MC, Wall ME Süt devedikeni ( Silybum marianum ) Org. biyomol. Kimya 2003; 1 :1684-1689. doi: 10.1039/b300099k. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          10. Hackett ES, Twedt DC, Gustafson DL Süt devedikeni ve türev bileşikleri: Karaciğer hastalığının tedavisi için fırsatların gözden geçirilmesi. J. Veteriner Stajyer. Med. 2013; 27 :10–16. doi: 10.1111/jvim.12002. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          11. Lee JI, Narayan M., Barrett JS Sıvı kromatografi-elektrosprey iyonizasyon kütle spektrometrisi ile ticari standartlaştırılmış silimarin ekstraktlarındaki aktif bileşenlerin analizi ve karşılaştırılması. J. Kromatogr. B Anal. Teknoloji. Biyomedikal. Hayat Bilimi. 2007; 845 :9–103. doi: 10.1016/j.jchromb.2006.07.063. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          12. Federico A., Dallio M., Loguercio C. Silymarin/silybin ve kronik karaciğer hastalığı: Uzun yıllara dayanan bir evlilik. Moleküller. 2017; 22 :191. doi: 10.3390/moleküller22020191. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          13. Bijak M. Flavonolignans—Sadece karaciğer tedavisi için bileşikler. Pol. Merkur. Lekarski. 2017; 42 :34–37. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          14. Bijak M., Ponczek MB, Nowak P. Flavonoidlere ait polifenol bileşikleri pıhtılaşma faktörü X'in aktivitesini inhibe eder. Int. J. Biol. Makromol. 2014; 65 :129-135. doi: 10.1016/j.ijbiomac.2014.01.023. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          15. Bijak M., Ziewiecki R., Saluk J., Ponczek M., Pawlaczyk I., Krotkiewski H., Wachowicz B., Nowak P. Bazı polifenolik bileşiklerin trombin inhibitör aktivitesi. Med. Kimya Araş. 2014; 23 :2324–2337. doi: 10.1007/s00044-013-0829-4. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          16. Bijak M., Szelenberger R., Saluk J., Nowak P. Flavonolignanlar, tam kanda ADP ile indüklenen kan trombosit aktivasyonunu ve agregasyonunu inhibe eder. Int. J. Biol. Makromol. 2017; 95 :682–688. doi: 10.1016/j.ijbiomac.2016.12.002. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          17. Bijak M., Dziedzic A., Saluk-Bijak J. Flavonolignanlar kan trombositinin kollajene tepkisini azaltır. Int. J. Biol. Makromol. 2017 doi: 10.1016/j.ijbiomac.2017.08.091. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          18. Bijak M., Saluk-Bijak J. Flavonolignanlar kan trombositlerinde araşidonik asit yolunu inhibe eder. BMC Tamamlayıcı. Alternatif. Med. 2017; 17 :396. doi: 10.1186/s12906-017-1897-7. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          19. Bijak M., Dziedzic A., Synowiec E., Sliwinski T., Saluk-Bijak J. Flavonolignanlar, kan trombositleri ve lökositler arasında IL1-beta kaynaklı çapraz konuşmayı inhibe eder. Besinler. 2017; 9 :1022. doi: 10.3390/nu9091022. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          20. Pelter A., ​​Hansel R. Silybin'in yapısı (silybum E6), ilk flavonolignan. Dörtyüzlü Lett. 1968; 9 :2911–2916. doi: 10.1016/S0040-4039(00)89610-0. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          21. Pelter A., ​​Hansel R. Silybin yapısı. 1. Degradatif deneyler. Kimya Ber.-Recl. 1975; 108 :790-802. doi: 10.1002/cber.19751080312. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          22. Althagafy HS, Meza-Avina ME, Oberlies NH, Croatt MP Süt devedikeni içindeki flavonolignan diastereoizomerlerin biyomimetik sentezinin mekanik çalışması. J. Org. Kimya 2013; 78 :7594–7600. doi: 10.1021/jo4011377. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          23. Kurkin VA Şifalı bitkilerden fenilpropanoidler: Dağılım, sınıflandırma, yapısal analiz ve biyolojik aktivite. Kimya Nat. Compd. 2003; 39 :123–153. doi: 10.1023/A:1024876810579. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          24. Biedermann D., Vavrikova E., Cvak L., Kren V. Silybin Kimyası. Nat. Ürün Rep. 2014; 31 :1138–1157. doi: 10.1039/C3NP70122K. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          25. Bai T., Zhu J., Hu J., Zhang H., Huang C. Silibinin sulu hidroklorik asit çözeltisi içinde çözünürlüğü. Akışkan Faz Dengesi. 2007; 254 :204–210. doi: 10.1016/j.fluid.2007.03.009. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          26. Van Wenum E., Jurczakowski R., Litwinienko G. Silibin ve 2,3-dehidrosilibin antioksidan etki mekanizması üzerindeki medya etkileri: Enol grubunun rolü. J. Org. Kimya 2013; 78 :9102-9112. doi: 10.1021/jo401296k. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          27. Napolitano JG, Lankin DC, Graf TN, Friesen JB, Chen SN, McAlpine JB, Oberlies NH, Pauli GF HiFSA parmak izi neredeyse aynı NMR spektrumlarına sahip izomerlere uygulandı: Silybin/isosilybin vakası. J. Org. Kimya 2013; 78 :2827–2839. doi: 10.1021/jo302720h. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          28. Lee DY, Liu Y. Silybum marianum'dan (süt devedikeni) izole edilen silybin A, silybin B, izosilybin A ve izosilybin B'nin moleküler yapısı ve stereokimyası J. Nat. Ürün 2003; 66 :1171–1174. doi: 10.1021/np030163b. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          29. Weyhenmeyer R., Mascher H., Birkmayer J. Yeni bir stereospesifik deney kullanılarak silibinin diastereomerlerinin farmakokinetiğinin doz doğrusallığı üzerine çalışma. Int. J. Clin. farmakol. orada. Toksikol. 1992; 30 :134–138. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          30. Rickling B., Hans B., Kramarczyk R., Krumbiegel G., Weyhenmeyer R. Elektrokimyasal algılama ve ters fazlı kromatografi ile kolon değiştirme kullanarak plazmada serbest ve toplam silibinin diastereomerlerinin belirlenmesi için iki yüksek performanslı sıvı kromatografik deney ultraviyole algılama ile. J. Kromatogr. B Biyomedya. Uygulama 1995; 670 :267-277. doi: 10.1016/0378-4347(95)00168-9. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          31. Han YH, Lou HX, Ren DM, Sun LR, Ma B., Ji M. Glukuronidasyon sürecinde silibin diastereoizomerlerinin stereoselektif metabolizması. J. Ecz. Biyomedikal. Anal. 2004; 34 :1071-1078. doi: 10.1016/j.jpba.2003.12.002. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          32. Monti D., Gazak R., Marhol P., Biedermann D., Purchartova K., Fedrigo M., Riva S., Kren V. Silybin diastereoizomerlerinin enzimatik kinetik çözünürlüğü. J. Nat. Ürün 2010; 73 :613–619. doi: 10.1021/np900758d. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          33. Freundenberg K., Neish A. Ligninlerin Oluşumu ve Biyosentezi. Cilt 2. Springer-Verlag; Berlin/Heidelberg, Almanya: 1968. s. 132. Moleküler Biyoloji, Biyokimya ve Biyofizik. [ Google Akademik ]
          34. Hansel R., Rimpler H. Silybin yapısı: Sentetik çalışmalar. Dtsch. Apoth. Ztg. 1968; 108 : 1985. doi: 10.1039/C39720000195. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          35. Hansel R., Schulz J., Pelter A. Silybin yapısı: Sentetik çalışmalar. J. Chem. Soc. Kimya Komün. 1972; 1 :195–196. doi: 10.1039/C39720000195. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          36. Nyiredy S., Samu Z., Szucs Z., Gulacsi K., Kurtan T., Antus S. Silybum marianum'un beyaz çiçekli varyantındaki flavanolignanların biyosentezine yeni bakış . J. Kromatogr. bilim 2008; 46 :93-96. doi: 10.1093/chromsci/46.2.93. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          37. AbouZid S. Fitokimyasallar—Beslenme ve Sağlıktaki Rollerine Küresel Bir Bakış. InTech; Londra, İngiltere: 2012. Silymarin, Milk Thistle'dan Doğal Flavonolignanlar; s. 255–272. [ Google Akademik ]
          38. Saller R., Brignoli R., Melzer J., Meier R. Silimarin klinik kanıtı için meta-analiz ile güncellenmiş bir sistematik derleme. Forsch. Tamamlayıcı. 2008; 15 :9–20. doi: 10.1159/000113648. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          39. Lorenz D., Lucker PW, Mennicke WH, Wetzelsberger N. İnsan serumu ve safrasında silimarin ile farmakokinetik çalışmalar. Yöntemler Bul. Tecrübe. Klinik. farmakol. 1984; 6 :655-661. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          40. Morazzoni P., Montalbetti A., Malandrino S., Pifferi G. Sıçanlarda silipid ve silimarin karşılaştırmalı farmakokinetiği. Avro. J. İlaç Metab. Farmakokinet. 1993; 18 :289-297. doi: 10.1007/BF03188811. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          41. Javed S., Kohli K., Ali M. Silimarin biyoyararlanımının yeniden değerlendirilmesi. Alternatif. Med. Rev. 2011; 16 :239–249. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          42. Sridar C., Goosen TC, Kent UM, Williams JA, Hollenberg PF Silybin, sitokrom P450 3A4 ve 2C9'u inaktive eder ve majör hepatik glukuronosiltransferazları inhibe eder. İlaç Metab. Elden çıkar. 2004; 32 :587–594. doi: 10.1124/dmd.32.6.587. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          43. Beckmann-Knopp S., Rietbrock S., Weyhenmeyer R., Bocker RH, Beckurts KT, Lang W., Hunz M., Fuhr U. Silibinin'in insan karaciğer mikrozomlarındaki sitokrom P-450 enzimleri üzerindeki inhibitör etkileri. farmakol. Toksikol. 2000; 86 :250–256. doi: 10.1111/j.0901-9928.2000.860602.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          44. Venkataramanan R., Ramachandran V., Komoroski BJ, Zhang S., Schiff PL, Strom SC Süt devedikeni, bitkisel bir takviye, insan hepatosit kültürlerinde CYP3A4 ve üridin difosfoglukuronosil transferaz aktivitesini azaltır. İlaç Metab. Elden çıkar. 2000; 28 :1270–1273. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          45. Zuber R., Modriansky M., Dvorak Z., Rohovsky P., Ulrichova J., Simanek V., Anzenbacher P. Silybin ve türdeşlerinin insan karaciğer mikrozomal sitokrom P450 aktiviteleri üzerindeki etkisi. Fitoster. Araş. 2002; 16 :632-638. doi: 10.1002/ptr.1000. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          46. Kawaguchi-Suzuki M., Frye RF, Zhu HJ, Brinda BJ, Chavin KD, Bernstein HJ, Markowitz JS Süt devedikeni ( Silybum marianum ) insan sitokrom P450 aktivitesi üzerindeki etkileri . İlaç Metab. Elden çıkar. 2014; 42 :1611-1616. doi: 10.1124/dmd.114.057232. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          47. Jancova P., Anzenbacherova E., Papouskova B., Lemr K., Luzna P., Veinlichova A., Anzenbacher P., Simanek V. Silybin, in vitro olarak sitokrom P450 2C8 tarafından metabolize edilir. İlaç Metab. Elden çıkar. 2007; 35 :2035–2039. doi: 10.1124/dmd.107.016410. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          48. Gunaratna C., Zhang T. İnsan karaciğer mikrozomlarında silibinin metabolizmasını araştırmak için sıvı kromatografi-elektrosprey iyonizasyon-iyon tuzak kütle spektrometrisinin uygulanması. J. Kromatogr. B Anal. Teknoloji. Biyomedikal. Hayat Bilimi. 2003; 794 :303–310. doi: 10.1016/S1570-0232(03)00484-7. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          49. Saller R., Meier R., Brignoli R. Karaciğer hastalıklarının tedavisinde silimarin kullanımı. İlaçlar. 2001; 61 :2035–2063. doi: 10.2165/00003495-00161140-00003. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          50. Kren V., Ulrichova J., Kosina P., Stevenson D., Sedmera P., Prikrylova V., Halada P., Simanek V. Silybin beta-glukuronidlerin kemoenzimatik preparasyonu ve biyolojik değerlendirmeleri. İlaç Metab. Elden çıkar. 2000; 28 :1513–1517. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          51. Hawke RL, Schrieber SJ, Soule TA, Wen Z., Smith PC, Reddy KR, Wahed AS, Belle SH, Afdhal NH, Navarro VJ, ve diğerleri. Silymarin artan çoklu oral dozlama fazı I kronik hepatitli sirotik olmayan hastalarda çalışma C. J. Clin. farmakol. 2010; 50 :434–449. doi: 10.1177/0091270009347475. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          52. Yu JN, Zhu Y., Wang L., Peng M., Tong SS, Cao X., Qiu H., Xu XM Sodyum kolat/fosfolipid-karışık misellerle suda az çözünen ilaç silibinin oral biyoyararlanımının arttırılması . Acta Pharmacol. Günah. 2010; 31 :759-764. doi: 10.1038/aps.2010.55. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          53. Biber J. Süt devedikeni: Silybum marianum . NS. J. Sağlık Sist. Eczacılık 1999; 56 :1195-1197. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          54. Wu W., Wang Y., Que L. Kendi kendine mikroemülsifiye edici ilaç dağıtım sistemi ile silimarin geliştirilmiş biyoyararlanımı. Avro. J. Ecz. Biyofarm. 2006; 63 :288–294. doi: 10.1016/j.ejpb.2005.12.05. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          55. Wu JW, Lin LC, Hung SC, Chi CW, Tsai TH Hepatobiliyer atılım ve oral biyoyararlanım uygulaması için sıçan plazması ve safrasında silibinin analizi. J. Ecz. Biyomedikal. Anal. 2007; 45 :635–641. doi: 10.1016/j.jpba.2007.06.026. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          56. Voinovich D., Perissutti B., Grassi M., Passerini N., Bigotto A. Silybum marianum kuru ekstraktının betasiklodekstrinlerle katı hal mekanokimyasal aktivasyonu : Ortak zemin sistemlerinin karakterizasyonu ve biyoyararlanımı. J. Ecz. bilim 2009; 98 :4119-4129. doi: 10.1002/jps.21704. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          57. Usman M., Ahmad M., Madni A., Akhtar N., Asghar W., Aghtar M., Atif M., Qamar-uz-zaman M. Sağlıklı erkekte Silymarin'in (Süt Devedikeni) In-vivo Kinetiği gönüllüler. Trop. J. Ecz. Araş. 2009; 8 :311-316. doi: 10.4314/tjpr.v8i4.45222. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          58. Kim YC, Kim EJ, Lee ED, Kim JH, Jang SW, Kim YG, Kwon JW, Kim WB, Lee MG Sağlıklı erkek gönüllülerde silibinin karşılaştırmalı biyoyararlanımı. Int. J. Clin. farmakol. orada. 2003; 41 :593-596. doi: 10.5414/CPP41593. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          59. Arcari M., Brambilla A., Brandt A., Caponi R., Corsi G., Di RM, Solinas F., Wachter WP Silibinin ve beta-siklodekstrinlerin yeni inklüzyon kompleksi: İn vitro çözünme kinetiği ve in vivo absorpsiyon geleneksel formülasyonlarla karşılaştırıldığında. Boll. Chim. Çiftlik. 1992; 131 :205–209. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          60. Awasthi R., Kulkarni G., Pawar V. Fitozomlar: Bitki özlerinin biyoyararlanımını arttırmaya yönelik bir yaklaşım. Int. J. Ecz. Eczacılık bilim 2011; 3 :1–3. [ Google Akademik ]
          61. Gandhi A., Dutta A., Pal A., Bakshi P. İyileştirilmiş biyoyararlanım ile bitkisel özün verilmesi için fitozomların son trendleri. J. Pharmacogn. Bitki kimyası. 2012; 1 :6–14. [ Google Akademik ]
          62. Barzaghi N., Crema F., Gatti G., Pifferi G., Perucca E. Sağlıklı insan deneklerde bir silibin-fosfatidilkolin kompleksi olan IdB 1016 üzerinde farmakokinetik çalışmalar. Avro. J. İlaç Metab. Farmakokinet. 1990; 15 :333–338. doi: 10.1007/BF03190223. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          63. Morazzoni P., Magistretti MJ, Giachetti C., Zanolo G. Yeni bir flavanolignan kompleksi olan Silipide'nin sıçanlarda karşılaştırmalı biyoyararlanımı. Avro. J. İlaç Metab. Farmakokinet. 1992; 17 :39-44. doi: 10.1007/BF03189986. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          64. Li W., Gao J., Zhao HZ, Liu CX Silibin-fosfatidilkolin kompleksi (silibinin kapsülleri) için bir HPLC-UV testinin geliştirilmesi ve sağlıklı erkek Çinli gönüllülerde farmakokinetik çalışması. Avro. J. İlaç Metab. Farmakokinet. 2006; 31 :265–270. doi: 10.1007/BF03190466. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          65. Filburn CR, Kettenacker R., Griffin DW Köpeklerde bir silibin-fosfatidilkolin kompleksinin biyoyararlanımı. J. Veteriner farmakol. orada. 2007; 30 :132–138. doi: 10.1111/j.1365-2885.2007.0834.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          66. Di SA, Bendia E., Taffetani S., Omenetti A., Candelaresi C., Marzioni M., De MS, Benedetti A. Sıçanlarda yeni bir silybin-fosfatidilkolin-E Vitamini kompleksinin hepatoprotektif ve antifibrotik etkisi. Kaz. Karaciğer Dis. 2005; 37 :869-876. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          67. Loguercio C., Festi D. Silybin ve karaciğer: Temel araştırmalardan klinik uygulamaya. Dünya J. Gastroenterol. 2011; 17 :2288–2301. doi: 10.3748/wjg.v17.i18.2288. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          68. Sallee VL, Dietschy JM Kısa ve orta zincirli yağ asitleri ve alkollerin bağırsak mukozal alımının belirleyicileri. J. Lipid Res. 1973; 14 :475-484. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          69. Westergaard H., Dietschy JM Safra asidi misellerinin, bağırsak mukoza hücresine yağ asidi ve kolesterol alımı oranını arttırdığı mekanizma. J. Clin. Araştırın. 1976; 58 :97-108. doi: 10.1172/JCI108465. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          70. Wilson FA Safra asitlerinin bağırsakta taşınması. NS. J. Physiol. 1981; 241 :G83–G92. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          71. O'Reilly J., Corrigan O., O'Driscoll C. Karışık misel sistemlerinin, safra asidi/yağ asitlerinin anestezi uygulanmış sıçanda klofazimin (B663) çözünürlüğü ve bağırsak emilimi üzerindeki etkisi. Int. J. Phram. 1994; 109 :147–194. doi: 10.1016/0378-5173(94)90142-2. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          72. Magee GA, French J., Gibbon B., Luscombe C. İstatistiksel deneysel tasarım kullanılarak zayıf çözünür bir steroid molekülünün çözünürlüğü için optimize edilmiş safra tuzu/lesitin karışık miseller. İlaç Geliştirme San. Ecz. 2003; 29 :441–450. doi: 10.1081/DDC-120018379. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          73. Lv Q., Li X., Shen B., Dai L., Xu H., Shen C., Yuan H., Ha J. Hızlı çözünen oral filmlere dayanan katı fosfolipid-safra tuzları-karıştırılmış miseller suda az çözünen ilaçların oral biyoyararlanımını iyileştirin. J. Nanopart. Araş. 2014; 16 :2455. doi: 10.1007/s11051-014-2455-6. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          74. Garidel P., Hildebrand A., Knauf K., Blume A. Safra tuzlarının membranolitik aktivitesi: Biyolojik membran özelliklerinin ve bileşiminin etkisi. Moleküller. 2007; 12 :2292–2326. doi: 10.3390/12102292. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          75. Yang G., Zhao Y., Zhang Y., Dang B., Liu Y., Feng N. Bir safra tuzu içeren lipozomlar kullanılarak silimarin geliştirilmiş oral biyoyararlanımı: Süper kritik sıvı teknolojisi ile hazırlama ve in vitro ve in vivo değerlendirme. Int. J. Nanomed. 2015; 10 :6633–6644. doi: 10.2147/IJN.S92665. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          76. Patel AR, Vavia PR Fenofibrat içeren SMEDDS'nin (kendi kendine mikroemülsifiye edici ilaç dağıtım sistemi) hazırlanması ve in vivo değerlendirmesi. AAPS J. 2007; 9 :E344–E352. doi: 10.1208/aapsj0903041. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          77. Charman SA, Charman WN, Rogge MC, Wilson TD, Dutko FJ, Pouton CW Kendiliğinden emülsifiye edici ilaç verme sistemleri: Araştırmada olan bir lipofilik bileşiğin formülasyonu ve biyofarmasötik değerlendirmesi. Eczacılık Araş. 1992; 9 :87-93. doi: 10.1023/A:1018987928936. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          78. Constantinides PP İlaç çözünmesini ve oral absorpsiyonu iyileştirmek için Lipid mikroemülsiyonları: Fiziksel ve biyofarmasötik yönler. Eczacılık Araş. 1995; 12 :1561–1572. doi: 10.1023/A:1016268311867. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          79. İlaçların oral uygulaması için Pouton CW Lipid formülasyonları: Emülsifiye olmayan, kendi kendine emülsifiye edici ve 'kendi kendine mikroemülsifiye edici' ilaç dağıtım sistemleri. Avro. J. Ecz. bilim 2000; 11 (Ek 2):S93–S98. doi: 10.1016/S0928-0987(00)00167-6. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          80. Lawrence MJ, Rees GD Yeni ilaç dağıtım sistemleri olarak Mikroemülsiyon bazlı ortam. reklam İlaç Teslimatı Rev 2000; 45 :89-121. doi: 10.1016/S0169-409X(00)00103-4. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          81. Li X., Yuan Q., Huang Y., Zhou Y., Liu Y. Gelişmiş oral biyoyararlanım ile silimarin kendi kendine mikroemülsifiye edici ilaç dağıtım sisteminin geliştirilmesi. AAPS PharmSciTech. 2010; 11 :672–678. doi: 10.1208/s12249-010-9432-x. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          82. Woo JS, Kim TS, Park JH, Chi SC SMEDDS kullanılarak silimarin Formülasyonu ve biyofarmasötik değerlendirmesi. Kemer Eczacılık Araş. 2007; 30 :82-89. doi: 10.1007/BF02977782. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          83. Parveen R., Baboota S., Ali J., Ahuja A., Ahmad S. Yüzey aktif madde olarak Tween 80 içeren silimarin nanoemülsiyonunun stabilite çalışmaları. J. Ecz. Biyolojik Bilimler 2015; 7 :321–324. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          84. Parveen R., Baboota S., Ali J., Ahuja A., Vasudev SS, Ahmad S. Silimarin'in geliştirilmiş oral iletimi için yağ bazlı nanotaşıyıcı: In vitro ve in vivo çalışmalar. Int. J. Ecz. 2011; 413 :245–253. doi: 10.1016/j.ijpharm.2011.04.041. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          85. Wang Y., Zhang D., Liu Z., Liu G., Duan C., Jia L., Feng F., Zhang X., Shi Y., Zhang Q. Silybin nanosüspansiyonlarının in vitro ve in vivo değerlendirmesi oral ve intravenöz teslimat için. Nanoteknoloji. 2010; 21 :155104. doi: 10.1088/0957-4484/21/15/155104. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          86. Hwang DH, Kim YI, Cho KH, Poudel BK, Choi JY, Kim DW, Shin YJ, Bae ON, Yousaf AM, Yong CS, et al. Doğal ürün yüklü ilaç için yeni bir katı dağılım sistemi: Gelişmiş oral biyoyararlanım ve hepatoprotektif aktiviteye sahip Silymarin Yüklü katı dağılım. J. Mikroenkapsül. 2014; 31 :619–626. doi: 10.3109/02652048.2014.911375. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

          Yorum yap


          • #6


            DEVEDİKENİ İle Hepatit-B-C



            DEVEDİKENİ İle Hepatit - C





            Kronik hepatit B'li hastalarda yaşam tarzı değişikliği ile birlikte silibinin kapsüllerinin hepatik steatoz üzerindeki etkisi

            Duo-Duo Lv , 1 You-Juan Wang , 2 Meng-Lan Wang , 1 En-Qiang Chen , 1 Ya-Chao Tao , 1 Dong-Mei Zhang , 1 ve Hong Tang 1

            İlişkili Veriler

            Öz
            HBV enfeksiyonu ile hepatik steatozun bir arada bulunması, karaciğer hastalığının yeni bir özelliğidir. Silibinin kapsülleri (SC), alkolik olmayan yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD) dahil olmak üzere çeşitli karaciğer hastalıkları üzerinde dikkate değer bir biyolojik etki gösteren, biyoaktif bileşen olarak silbin içeren bir silbin-fosfolipid kompleksidir. Bu çalışmanın amacı (1) genel popülasyonda ve kronik hepatit B'li (KHB) hastalarda hepatik steatoz prevalansını araştırmak ve (2) SC'nin terapötik yaşam tarzı değişiklikleri (TLC) ile kombine etkisini TLC ile karşılaştırmaktır. KHB'li hastalarda tek başına hepatik steatozda. Kontrol zayıflama parametresi (CAP) ölçümü ile toplam 16.451 kişiye geçici elastografi (TE) uygulandı; bunlardan hepatik steatoz prevalansı KHB'li hastalarda% 31.1 ve 42 idi. Genel popülasyonda% 2. Hepatik steatoz prevalansı, KHB'li hastalar ile 40 yaş ve üzerindeki genel popülasyon arasında farklılık gösteriyordu, ancak 39 yaş ve altındaki kişilerde benzerdi (p <0.05). Ayrıca, hepatik steatoz gösteren KHB'li hastalarda, SC'de TLC grubu ile kombine edilmiş CAP'deki 6 ay sonrası görece azalma (p = 0.001), tek başına TLC grubundan anlamlı olarak daha yüksekti (p = 0.183). TLC grubu ile kombine SC'de farklı steatoz derecelerinin (S1, S2 ve S3) CAP dağılımı azalmış ve S0 (CAP <248 dB / m) anlamlı olarak artmış, ancak TLC grubunda anlamlı olmamıştır. Bu nedenle, TLC ile kombine SC, KHB'li hastalarda hepatik steatozu etkili bir şekilde iyileştirebilir. Hepatik steatoz prevalansı, KHB'li hastalar ile 40 yaş ve üzerindeki genel popülasyon arasında farklılık gösteriyordu, ancak 39 yaş ve altındaki kişilerde benzerdi (p <0.05). Ayrıca, hepatik steatoz gösteren KHB'li hastalarda, SC'de TLC grubu ile kombine edilmiş CAP'deki 6 ay sonrası görece azalma (p = 0.001), tek başına TLC grubundan anlamlı olarak daha yüksekti (p = 0.183). TLC grubu ile kombine SC'de farklı steatoz derecelerinin (S1, S2 ve S3) CAP dağılımı azalmış ve S0 (CAP <248 dB / m) anlamlı olarak artmış, ancak TLC grubunda anlamlı olmamıştır. Bu nedenle, TLC ile kombine SC, KHB'li hastalarda hepatik steatozu etkili bir şekilde iyileştirebilir. Hepatik steatoz prevalansı, KHB'li hastalar ile 40 yaş ve üzerindeki genel popülasyon arasında farklılık gösteriyordu, ancak 39 yaş ve altındaki kişilerde benzerdi (p <0.05). Ayrıca, hepatik steatoz gösteren KHB'li hastalarda, SC'de TLC grubu ile kombine edilmiş CAP'deki 6 ay sonrası görece azalma (p = 0.001), tek başına TLC grubundan anlamlı olarak daha yüksekti (p = 0.183). TLC grubu ile kombine SC'de farklı steatoz derecelerinin (S1, S2 ve S3) CAP dağılımı azalmış ve S0 (CAP <248 dB / m) anlamlı olarak artmış, ancak TLC grubunda anlamlı olmamıştır. Bu nedenle, TLC ile kombine SC, KHB'li hastalarda hepatik steatozu etkili bir şekilde iyileştirebilir. Hepatik steatoz gösteren KHB'li hastalarda, SC'de TLC grubu ile kombine edilmiş CAP'deki 6 ay sonrası göreli azalma (p = 0.001), tek başına TLC grubundan anlamlı olarak daha yüksekti (p = 0.183). TLC grubu ile kombine SC'de farklı steatoz derecelerinin (S1, S2 ve S3) CAP dağılımı azalmış ve S0 (CAP <248 dB / m) anlamlı olarak artmış, ancak TLC grubunda anlamlı olmamıştır. Bu nedenle, TLC ile kombine SC, KHB'li hastalarda hepatik steatozu etkili bir şekilde iyileştirebilir. Hepatik steatoz gösteren KHB'li hastalarda, SC'de TLC grubu ile kombine edilmiş CAP'deki 6 ay sonrası göreli azalma (p = 0.001), tek başına TLC grubundan anlamlı olarak daha yüksekti (p = 0.183). TLC grubu ile kombine SC'de farklı steatoz derecelerinin (S1, S2 ve S3) CAP dağılımı azalmış ve S0 (CAP <248 dB / m) anlamlı olarak artmış, ancak TLC grubunda anlamlı olmamıştır. Bu nedenle, TLC ile kombine SC, KHB'li hastalarda hepatik steatozu etkili bir şekilde iyileştirebilir. ancak TLC grubunda önemli değil. Bu nedenle, TLC ile kombine SC, KHB'li hastalarda hepatik steatozu etkili bir şekilde iyileştirebilir. ancak TLC grubunda önemli değil. Bu nedenle, TLC ile kombine SC, KHB'li hastalarda hepatik steatozu etkili bir şekilde iyileştirebilir.

            Konu terimleri: Hepatit B, Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı, Hepatit B
            Giriş
            Hepatit B virüsü (HBV) enfeksiyonu, karaciğer hastalıklarının yaygın bir nedenidir. Yaklaşık 240 milyon kişinin HBV ile kronik bir enfeksiyona sahip olduğu tahmin edilmektedir ve dünya çapında 2 milyar kişiye kronik hepatit B (KHB) teşhisi konmuştur 1 . Olmayan yağlı karaciğer hastalığı (NAYKH) göz önüne alındığında, bir büyüyen ve yayılma karaciğer hastalığı dünya çapında 2 , kronik hepatit hastalarında hepatik steatoz, tahmin edilen frekans 27-51% olduğu 3 . HBV ile kronik olarak enfekte hastalar için, steatozun bir arada bulunması hastalığın ilerlemesini hepatik siroza, hepatik dekompansasyona ve hatta hepatoselüler karsinoma hızlandırabilir ve ayrıca antiviral tedavinin etkinliğini değiştirebilir 4. Bugüne kadar, hepatik steatoz, gelişmiş ülkelerde en yaygın kronik karaciğer lezyonu haline gelmiştir ve son zamanlarda Asya ülkelerinde 5 önemli ölçüde artmıştır . Yaygınlığı, obezitede küresel artışa bağlı olarak artmaktadır ve şu anda genel popülasyonun% 20-44'ünde mevcuttur 6 . Hem KHB hem de yağlı karaciğer yaygındır ve birçok hasta her iki durumdan da muzdariptir. Bununla birlikte, KHB'li hastalarda hepatik steatoz prevalansı belirsizliğini korumaktadır.

            Son zamanlarda, kontrol zayıflama parametresi (CAP) olarak adlandırılan geçici elastografi (TE) kullanarak ultrason zayıflamasının değerlendirilmesine dayanan yeni bir aracın, histopatolojik steatoz evre 7 ile iyi korelasyon gösterdiği gösterilmiştir . Bu yaklaşım, yağlı karaciğer 8 olan hastalarda steatoz aşamasının noninvaziv ve doğru bir değerlendirmesini sağlar . Karaciğer biyopsisi geleneksel olarak steatoz derecelendirme için altın standart olarak kabul edilmiş olsa da, değişken örnekleme yöntemleri 9 nedeniyle komplikasyonlar ve düşük doğruluk ile ilişkili olabilir . Karaciğer biyopsisine ekonomik olarak çekici bir alternatif olan CAP, KHB 10 olan hastalarda steatozun tanımlanmasında invazif olmayan bir standart olarak kabul edilir.. Buna ek olarak, CAP ölçüm nüfus çapında tarama ve hastalık takipte için izin içi ve gözlemciler arası anlaşmanın iyi düzeylerine sahiptir 11 . Bu nedenle, genel popülasyonda ve KHB hastalarında steatozu değerlendirmek için CAP ölçümlerini kullandık.

            Hepatik steatoz genel popülasyonda veya KHB'li hastalarda araştırılmış olsun, basit steatoz iyi huylu ve geri dönüşümlü olarak kabul edilir, ancak şiddetli steatoz, asemptomatik karaciğer basit steatozundan yağlı steatohepatite, siroz ve karaciğer yetmezliğine ve hatta hepatosellüler karsinomaya (HCC) kadar değişebilir 12 , 13 . Silimarin uzun yıllardır karaciğer hastalıklarını tedavi etmek için kullanılmaktadır 14 . Ek olarak, birkaç insan klinik araştırması, silibinin NAFLD 15 , 16 için yararlı bir tedavi olabileceğini göstermiştir . Nitekim, silybin antioksidan, anti-inflamatuar ve antifibrotik özelliklere sahiptir 17 . Jiayin Yao ve ark. 18silybin, intrahepatik yağ birikimini, lobüler inflamasyonu, balonlaşmayı ve serum yağ seviyelerini azaltır. Bilhassa silbin, viseral yağ birikimini azaltmada, adipoz trigliserit lipaz (ATGL) geninin transkripsiyonunu teşvik ederek lipolizi indüklemede ve yukarıda bahsedilen metabolik yolda yer alan bazı genlerin ekspresyonunu susturmak için glukoneogenezi inhibe etmede önemli rollere sahiptir 18 . Bununla birlikte, silybin, suda çözünürlüğünün düşük olması nedeniyle zayıf bir absorpsiyona ve biyoyararlanıma sahiptir, bu nedenle klinik uygulamalarını ve terapötik etkinliğini sınırlar. Heyecan verici bir şekilde, standart silimarin farmasötik ürününe çözünürleştirici maddeler (özellikle fosfolipidler) eklenerek silibinin biyoyararlanımı önemli ölçüde iyileştirilmiştir 19. Silibinin KHB ile ilişkili yağlı karaciğeri olan hastalar üzerindeki etkisi yetersiz olmadığından, CHB'li hastalarda hepatik steatozu iyileştirmede silibinin kapsüllerinin (SC) etkinliğini daha fazla araştırmayı amaçladık.

            KHB, Çin'deki en yaygın kronik karaciğer hastalığıdır ve hepatik steatoz da oldukça yaygındır 20 . Dahası, HBV enfeksiyonu ve hepatik steatozun bir arada bulunması, karaciğer hastalığının yeni bir özelliğidir ve Çin popülasyonunda görülme sıklığı giderek artmaktadır. Bu nedenle, TKP ile ölçülen hepatik steatoz prevalansını araştırmayı, KHB'li hastalarda TKP düzeyini etkileyen faktörleri netleştirmeyi ve esas olarak SC terapötik müdahalenin steatozu iyileştirmedeki etkisini ortaya çıkarmayı amaçladık.

            Sonuçlar
            Çalışma popülasyonunun özellikleri ve NAYKH yaygınlığı
            Çalışma popülasyonunun özellikleri Tablo'da gösterilmiştir. ​Tablo 1.1. Bu çalışma için toplam 16,451 denek işe alındı; Hepatit B yüzey antijeni (HBsAg) için pozitif 5680 katılımcı ve HBsAg için negatif 10.771 kişi genel popülasyon olarak görev yaptı. Hastaların yarısından fazlası erkekti: KHB'li hastalarda% 71,8 erkek ve genel popülasyonda% 54,4 erkek (p <0,001). KHB'li hastaların ve genel popülasyondaki katılımcıların ortalama yaşları sırasıyla 42.6 ± 11.2 ve 46.9 ± 10.6 yıldı (p <0.001). BMI ve yüksek yoğunluklu lipoprotein seviyelerine (HDL-C) ek olarak, iki çalışma popülasyonu arasındaki diğer parametrelerdeki farklılıklar istatistiksel olarak anlamlıydı (p <0.05). tablo 1


            Genel popülasyondaki katılımcıların ve KHB'li hastaların temel özellikleri.
            Yaşam yılları 46.9 ± 10.6 42.6 ± 11.2 <0.001
            Erkek hastalar, n (%) 5859 (54,40) 4073 (71,8) <0.001
            BMI, kg / m 2 23.87 ± 3.2 23.29 ± 3.1 0.923
            Bel çevresi, cm 81.76 ± 10.0 81.1 ± 13.5 0.004
            Kalça çevresi, cm 94.73 ± 5.7 94.2 ± 24.9 0.045
            ALT, U / L 21 (15–31) 34 (23–51) <0.001
            AST, U / L 23 (19–28) 31 (25–42) <0.001
            Açlık glikozu, mmol / L 5.18 ± 1.2 5.96 ± 4.7 <0.001
            TG, mmol / L 1.65 ± 1.4 1.42 ± 2.9 <0.001
            Kolesterol, mmol / L 4.93 ± 0.9 4.36 ± 2.6 <0.001
            HDL-C, mmol / L 1.39 ± 0.4 1.43 ± 2.1 0.481
            LDL-C, mmol / L 2.90 ± 0.8 2.52 ± 3.2 <0.001
            ALB, g / L 47.83 ± 2.6 46,35 ± 14,0 <0.001
            GLB, g / L 27.92 ± 3.8 30,57 ± 6,9 <0.001
            TB, μmol / L 14.21 ± 6.0 18.16 ± 12.7 <0.001
            DB, μmol / L 3.90 ± 1.7 6.12 ± 6.4 <0.001
            GGT, U / L 21 (13–38) 25 (16–44) <0.001
            ALP, U / L 72 (60–87) 78 (63–97) <0.001
            Trombosit × 10 9 / L 191 (152–232) 120 (80–164) <0.001
            LSM, kPa 4.60 ± 1.2 10.02 ± 8.0 <0.001
            CAP, dB / m 241,99 ± 49,5 228,29 ± 49,8 <0.001
            BMI beden kitle indeksi, ALT -alanin aminotransferaz, AST aspartat aminotransferaz, TBC toplam bilirubin, DB direkt bilirubin, TG triasilgliserol, HDL , yüksek yoğunluklu kolesterol lipoprotein , LDL-C düşük yoğunluklu kolesterol lipoproteini GGT gama glutamil, ALP alkalin fosfataz, LSM karaciğer sertliği ölçümü, CAP kontrollü zayıflama parametresi.

            KHB'li hastalarda ve genel popülasyonda hepatik steatoz prevalansı sırasıyla% 31.1 ve% 42.2 idi (P <0.001) (Şekil. 1). Genel popülasyonla karşılaştırıldığında, KHB'li hastalarda hepatik steatoz prevalansı önemli ölçüde daha düşüktü. Genel popülasyonda farklı derecelerde hepatik steatoz prevalans oranları da KHB'li hastalara göre anlamlı olarak daha yüksekti (p <0.001) (Şekil. 1a). Yaşa göre tabakalandırıldığında, 40 yaşında veya daha büyük KHB'li hastalar, Şekil 2'de gösterildiği gibi, genel popülasyondaki katılımcılara göre önemli ölçüde daha düşük yağlı karaciğer prevalansına sahipti. 1b. Hem hepatit B hem de genel popülasyon gruplarında, yağlı karaciğer prevalansı 40 yaşın altındaki katılımcılarda benzerdi (Şek. 1b). Bu nedenle, artmış bir CAP'ye sahip bireyler, genel popülasyonda, özellikle 40-70 yaşları arasındaki bireyler arasında, KHB'li hastalara göre önemli ölçüde daha sık teşhis edildi.


            ( a ) KHB'li hastaların ve hepatik steatoz evresi S0 (<248 dB / m), S1 (248-268 dB / m), S2 (268-280 dB / m) ve S3 olan genel popülasyondaki katılımcıların oranı CAP ölçümünden belirlenen (≥ 280 dB / m). ( b ) Hepatit B virüsü enfeksiyonu olan ve olmayan hastalarda yaşa göre tabakalandırılmış hepatik steatoz prevalansı.

            Tek değişkenli ve çok değişkenli lojistik regresyon analizleri kullanılarak KHB'li hastalarda CAP ile ilişkili faktörler
            Çalışmamızda KBH hastalarından toplam 1769 hastanın CAP ≥ 248 dB / m olduğu görüldü. Diğer deneklerle karşılaştırıldığında, TE'ye göre yüksek CAP'ye sahip deneklerin erkek olma olasılığı önemli ölçüde daha yüksekti; ek olarak, artmış bir CAP'ye sahip denekler daha yüksek bir BMI, bel çevresi, kalça çevresi, AST seviyesi, ALT seviyesi, trigliserit seviyesi, açlık glikoz seviyesi, LDL-C seviyesi, CHOL seviyesi ve trombosit sayısı, ancak daha düşük bir HDL-C seviyesine sahipti ( p <0.05).

            Tek değişkenli analizde, artmış bir CAP ≥ 248 dB / m, yaş, erkek cinsiyet; daha yüksek BMI, bel çevresi, kalça çevresi, AST seviyesi, ALT seviyesi, trigliserit seviyesi, açlık glikoz seviyesi, LDL-C seviyesi, CHOL seviyesi, DB seviyesi, GGT seviyesi ve LSM seviyesi; ve daha düşük bir HDL-C seviyesi ( P  <0.05, Tablo​Tablo 2).2). ≥ S1'e kıyasla S0 ile ilişkili faktörleri belirlemek için çok değişkenli bir lojistik regresyon analizi yapıldı. BMI (OR 1.142,% 95 CI 1.057–1.234, p = 0.001), ALT seviyeleri (OR 1.011,% 95 CI 1.006–1.017, p <0.001), TG seviyeleri (OR 1.537,% 95 CI 1.255–1.881, p < 0.001), LDL-C seviyeleri (OR 1.887,% 95 CI 1.172–3.034, p = 0.011) ve trombosit sayısı (OR 1.003,% 95 CI 1.000–1.017, p = 0.023), KHB olan hastalar (Tablo​(Tablo 22). Tablo 2


            KHB'li hastalarda kontrollü zayıflama parametre değerlerini etkileyen faktörlerin tek değişkenli ve çok değişkenli lojistik regresyon analizleri.
            Yaşam yılları 42.21 ± 11.5 43,42 ± 10,4 1.010 (1.005–1.015) <0.001
            Erkek hastalar, n (%) 2651 (68,8) 1422 (80.5) 1.962 (1.713–2.246) <0.001
            BMI, kg / m 2 22.78 ± 2.8 24.28 ± 3.5 1.218 (1.194–1.243) <0.001 1.142 (1.057–1.234) 0.001
            Bel çevresi, cm 80,14 ± 7,9 85.56 ± 8.5 1.085 (1.077–1.094) <0.001
            Kalça çevresi, cm 92.47 ± 6.3 96,67 ± 22,8 1.099 (1.088–1.110) <0.001
            ALT, U / L 31 (21–47) 39 (28–57) 1.009 (1.007–1.011) <0.001 1.011 (1.006–1.017) <0.001
            AST, U / L 31 (25–42) 33 (26–42) 1,001 (0,998–1,003) 0.629
            GLU 5.61 ± 1.8 5.86 ± 3.5 1.027 (0.980–1.076) 0.269
            TG, mmol / L 1.16 ± 1.0 1.63 ± 1.1 1.736 (1.526–1.975) <0.001 1.537 (1.255–1.881) <0.001
            Kolesterol, mmol / L 4.21 ± 1.2 4.63 ± 4.1 1.185 (1.081–1.299) <0.001
            HDL-C, mmol / L 1.43 ± 0.46 1.41 ± 3.3 0,436 (0,341–0,558) <0.001
            LDL-C, mmol / L 2.34 ± 0.75 2.62 ± 1.1 1.522 (1.333–1.737) <0.001 1.887 (1.172–3.034) 0.011
            ALB, g / L 45.86 ± 5.5 46.00 ± 5.1 1,005 (0,993–1,018) 0.427
            GLB, g / L 30.47 ± 6.8 30.78 ± 7.2 1.006 (0.997–1.016) 0.182
            TB, μmol / L 18.20 ± 11.9 18.09 ± 14.2 0,999 (0,994–1,005) 0.797
            DB, μmol / L 6.34 ± 7.0 5.67 ± 4.7 0,977 (0,963–0,992) 0.003
            GGT, U / L 24 (16–41) 28 (18–50) 1,003 (1,002–1,005) <0.001
            ALP, U / L 78 (63–97) 79 (64–97) 1,001 (0,999–1,003) 0.350
            Trombosit × 10 9 / L 118 (79–162) 124 (84–167) 1.002 (1.000–1.003) 0.035 1.003 (1.000–1.017) 0.023
            LSM, kPa 10.16 ± 8.3 9.70 ± 7.3 0.992 (0.985–1.000) <0.001
            Ayrı bir pencerede aç
            BMI beden kitle indeksi, ALT -alanin aminotransferaz, AST aspartat aminotransferaz, TBC toplam bilirubin, DB direkt bilirubin, TG triasilgliserol, HDL , yüksek yoğunluklu kolesterol lipoprotein , LDL-C düşük yoğunluklu kolesterol lipoproteini GGT gama glutamil, ALP alkalin fosfataz, LSM karaciğer sertliği ölçümü, CAP kontrollü zayıflama parametresi.

            KHB'li hastalarda yağlı karaciğer için CAP'de iyileşme üzerindeki tek başına TLC ve TLC ile kombine SC'nin etkilerinin karşılaştırılması
            Tabloda 2 grup arasındaki klinik parametreleri karşılaştırdık (SC, TLC grubu ve TLC grubu ile kombine) ​Tablo 3.3. Yaş (42.7 ± 8.9'a karşı 45.49 ± 9.6 yıl, p = 0.004), cinsiyet (% 93.9'a karşı% 80.6, P = 0.002), ALT seviyeleri (46 (32-68) karşısında 34 (23-47) hariç, p <0.001) ve AST seviyeleri (37 (27-53) ve 30 (24-39), p = 0.001), farmakolojik müdahale çalışma grubu ile tedavi olmayan çalışma grubu arasında demografik olarak istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar gözlenmedi. Özellikle, iki grup arasındaki ortalama CAP değeri istatistiksel olarak önemli ölçüde farklı değildi. Tablo 3


            Müdahaleden önce TLC grubu ve TLC grubu ile kombine edilen SC'nin temel özelliklerinin karşılaştırılması.
            Yaşam yılları 42.7 ± 8.9 45,49 ± 9,6 0.004
            Erkek hastalar, n (%) 108 (93.9) 125 (80.6) 0.002
            BMI, kg / m 2 25.21 ± 3.2 24.2 ± 3.1 0.629
            Bel çevresi, cm 87,38 ± 16,1 85.2 ± 7.4 0.216
            Kalça çevresi, cm 96.74 ± 5.6 95.12 ± 5.4 0.389
            ALT, U / L 46 (32–68) 34 (23–47)  <0.001
            AST, U / L 37 (27–53) 30 (24–39) 0.001
            Açlık glikozu, mmol / L 5.67 ± 1.3 5.90 ± 1.9 0.881
            TG, mmol / L 1.76 ± 1.2 1.55 ± 1.0 0.417
            Kolesterol, mmol / L 4.18 ± 1.2 4.17 ± 0.8 0.836
            HDL-C, mmol / L 1.40 ± 1.2 1.21 ± 0.4 0.546
            LDL-C, mmol / L 2.43 ± 0.8 2.42 ± 0.73 0.983
            ALB, g / L 45.83 ± 5.3 45.30 ± 4.1 0.281
            GLB, g / L 31,37 ± 9,9 31.2 ± 6.4 0.127
            TB, μmol / L 22.8 ± 38.0 19.17 ± 13.4 0.297
            DB, μmol / L 9.3 ± 26.8 6,37 ± 7,1 0.815
            GGT, U / L 32 (19–58) 28 (17–46) 0.117
            ALP, U / L 78 (62–101) 75 (65–99) 0.811
            Trombosit × 10 9 / L 118 (81–169) 108 (72–168) 0.678
            Saptanamayan HBV DNA, n (%) 90 (78.3) 122 (78.7) 0.929
            HBeAg-negatif, n (%) 79 (68.7) 108 (69.7) 0.469
            NAs tedavisi, n (%) 70 (60.9) 101 (65.2) 0.449
            LSM, kPa 12.31 ± 8.0 11.48 ± 8.2 0.279
            CAP, dB / m 282.11 ± 37.30 272,43 ± 28,20 0.115
            BMI beden kitle indeksi, ALT -alanin aminotransferaz, AST aspartat aminotransferaz, TBC toplam bilirubin, DB direkt bilirubin, TG triasilgliserol, HDL , yüksek yoğunluklu kolesterol lipoprotein , LDL-C düşük yoğunluklu kolesterol lipoproteini GGT gama glutamil, ALP alkalin fosfataz, LSM karaciğer sertliği ölçümü, CAP kontrollü zayıflama parametresi.

            0 haftada ve 24 hafta sonra CAP değerindeki ortalama değişiklikleri iki çalışma grubu arasında karşılaştırdık (Şek. 2a). 0 hafta ile karşılaştırıldığında, CAP değeri 24 hafta sonra TLC grubu ile kombine SC'de anlamlı (282.11 ± 37.30'a karşı 262.93 ± 52.60, p = 0.001), TLC grubunda ortalama CAP değeri 24 hafta sonra azaldı, ancak fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (P = 0.183). Şekil 1'de gösterildiği gibi. 2b, TLC grubuyla kombine SC'deki KHB hastalarının% 45.20'si 24. haftada CAP <248 dB / m2 gösterirken, TLC grubundaki hastaların sadece% 16.13'ü önemli ölçüde azalmış hepatik steatoz derecesi gösterdi. SC ile TLC'yi birleştiren müdahale, yağlı karaciğer dejenerasyonunu önemli ölçüde iyileştirdi. Benzer şekilde, hafif ve orta dereceli TLC grubu ile kombine SC'de S1 (253,6 ± 6,1'e karşı 235,9 ± 19,4, P = 0,003) ve S2 (272,5 ± 3,0'a karşı 262,9 ± 25,6, P <0,001) olan hastalarda CAP değerlerinde azalma gözlenmiştir. steatoz. Daha da önemlisi, S3 evresindeki şiddetli hepatik steatoz için CAP değeri de önemli ölçüde azalmıştır (316.7 ± 30.3'e karşı 290.3 ± 37.9, P = 0.002) (Şekil. 2c). Aksine, TLC tek başına hafif, orta ve şiddetli steatozlu hastaların CAP değerlerini iyileştirmedi (258,74 ± 18,9'a karşı 258,69 ± 25,4, P = 0,525), S2 (277,87 ± 18,13'e karşı 275,04 ± 21,9, P = 0,807) ve S3 (292.98 ± 11.9'a karşı 290.78 ± 15.5, p = 0.051) 24 hafta sonra (Şek. 2d). TLC grubunda steatoz için CAP değerinde hafif bir düşüş gözlendi, ancak 0 hafta ile 24 hafta sonra farklı steatoz derecelerine sahip hastalarda fark gözlenmedi.


            ( a ) Tek başına TLC ve TLC grupları ile kombine SC'de CAP değerinde 0'dan 24 haftaya değişiklik. ( b ) TE kullanılarak CAP ölçümü ile değerlendirildiği üzere, tek başına TLC ve TLC grupları ile kombine SC'de başlangıçta ve müdahalenin sonunda farklı derecelerde hepatik steatozlu hastaların yüzdelerinin dağılımı. ( c , d ) Farklı steatoz derecelerine (S1, S2 ve S3) sahip hastaların CAP değerinde, tek başına TLC ve TLC grubu ile kombine SC'de 0 ila 24 hafta arasındaki değişiklik.

            Tartışma
            Artan obezite salgınıyla birlikte, yağlı karaciğer hastalığı, karaciğerle ilişkili morbidite ve mortalitenin ana nedenlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Aslında, kronik HBV enfeksiyonu ile hepatik steatoz arasındaki ilişki uzun süredir tartışmalı bir konudur. Klinik çalışmalar, HBV enfeksiyonu ile daha düşük hepatik steatoz, metabolik sendrom ve hipertrigliseridemi prevalansı arasında bir ilişki olduğunu bildirmiştir 21. Çalışmamız tutarlı sonuçlar elde etti; KHB'li hastalarda hepatik steatoz insidansı% 31 idi, bu genel popülasyon için gözlenen% 42 değerinden daha düşük bir değerdi. KHB ve yağlı karaciğerin bir arada bulunması hepatik steatoz insidansını azaltabilse de, iki hastalık aynı anda mevcut olduğunda, hastanın durumu hala hastalığın ilerlemesini izlemek için dikkatimizi gerektirir.

            Birçok çalışma, bir CAP ölçümünün, kronik karaciğer hastalığı 22 olan hastalarda hem fibroz tanısı hem de steatozu değerlendirme kapasitesi için iyi sonuçlar elde ettiğini göstermesine rağmen , CAP değeri birkaç metabolik parametre ile güçlü bir şekilde korelasyon göstermiştir. İleriye dönük bir çalışmaya göre, CAP değeri, daha yüksek bir BMI, bel çevresi, kolesterol seviyesi ve trigliserid seviyesi 23 ile yakından ilişkilidir . Ayrıca, CAP değerleri, özellikle NAFLD 24 , 25 olan hastalarda VKİ ile önemli ölçüde ilişkilidir.. Önceki çalışmaların sonuçlarıyla tutarlı olarak, KHB'li hastalarda ölçülen CAP değerleri, bu çalışmada VKİ, cinsiyet ve metabolik sendrom ile güçlü bir şekilde korelasyon gösterdi. Bu nedenle, KHB'li hastaların CAP değerinin, inflamasyon ve metabolik faktörlerden etkilendiği, ancak fibrozdan etkilenmediği görülmüştür. Ek olarak, PLT sayısı, çok değişkenli analizde CAP değerinin bağımsız bir öngörücüsüydü. Ancak Saremi ve ark. NAYKH olan hastalar ve sağlıklı katılımcılar 26 arasında ortalama PLT sayısında anlamlı bir fark ortaya koymadı . Bu duruma kronik hepatit B neden olabilir. Bu nedenle, KHB'li hastalarda PLT sayısı ile hepatik steatoz arasındaki ilişki daha fazla çalışma gerektirir.

            Genel olarak, yağlı karaciğer hastalığının yönetimi öncelikle kilo vermek için yapılan yoğun yaşam tarzı değişikliklerine, ancak birçok farklı ilaca (inkretin bazlı ilaçlar, insülin duyarlılaştırıcılar, antioksidanlar, lipid düşürücü ajanlar ve kilo verme ilaçları dahil) ve bariatrik cerrahi veya karaciğer transplantasyonuna bağlıdır. hastalığın yönetimi için gerekli olduğunda TLC'ye eklenebilecek terapötik seçenekleri temsil eden ortaya çıktı 5 , 27 . Özellikle, çok sayıda çalışma, Silybin'in özel özellikleri 28 ile NAYKH tedavisi üzerindeki terapötik etkisi arasındaki korelasyonları belgelemiştir . Örneğin, Zhong ve diğerleri tarafından yürütülen randomize kontrol denemelerinin bir meta-analizine göre. 29Silimarin, hepatoprotektif ilaçlar ve metabolik bozukluğu hedef alan ilaçlara kıyasla NAYKH hastaları, özellikle NASH hastaları için umut verici ve tercih edilen bir seçenek olabilir. Ayrıca Loguercio C ve meslektaşları, 12 ay boyunca Realsil'in (E vitamini ile birlikte formüle edilmiş bir silbin fitozom kompleksinden oluşan) kullanımının, plasebo grubuna kıyasla NAFLD'li HCV pozitif hastalarda steatoz, iltihaplanma ve balonlaşmayı önemli ölçüde iyileştirdiğini bulmuşlardır 30. Gıda alımı ve fiziksel aktivite açısından yaşam tarzı müdahaleleri, NAYKH'yi önlemek ve tedavi etmek için birinci basamak yaklaşımdır, ancak bu müdahalelerin uygulamaya konması zordur. Daha da önemlisi, NAYKH çeşitli karaciğer hastalıklarını kapsar, ancak çoğu çalışma NAYKH aşamalarından ziyade NASH'a odaklanmıştır. Burada, KHB ve yağlı karaciğeri olan hastalarda SC kullanımını retrospektif olarak inceledik. TLC ile kombine SC ve tek başına TLC grupları arasında 0 ve 24. haftalardaki CAP değerleri karşılaştırıldıktan sonra, CAP değerleri açıkça düştüğü için, TLC ile kombine edilen SC'nin hepatik yağ içeriğini azaltmadaki etkinliği bu çalışmada çok önemliydi. Ayrıca, TLC grubunda CAP değeri azaldı, ancak fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. Böylece,

            Bu çalışmanın bazı sınırlılıkları vardır. İlk olarak, deneklere karaciğer biyopsisi yapılmadı. İkinci olarak, CAP değerlerinin analizi, XL probu kullanılmadan sadece geleneksel bir M probu kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Ek olarak, geriye dönük bir çalışma yürüttüğümüz için, SK'ye veya yaşam tarzı değişikliklerine bağlılığın bir değerlendirmesi eksikti. Ayrıca, bu çalışmada altı aylık sınırlı bir gözlem süresi kullanılmıştır ve daha uzun gözlem süreleri, ilaçların terapötik etkilerinin belirlenmesine izin verebilir.

            Sonuç olarak, HBV enfeksiyonu, takip sırasında steatozun şiddetini değerlendirmek için CAP ölçümü kullanıldığında daha düşük yağlı karaciğer prevalansı ile ilişkilidir. Dahası, 24 haftayı aşkın (6 ay) yaşam tarzı müdahaleleri ile kombine edilen SC, CAP değerlerinde etkili değişikliklere yol açtı ve tek başına yaşam tarzı değişikliklerine göre ilişkili hepatik steatozu azaltmada daha etkili olabilir.

            Yöntemler
            Çalışma popülasyonu
            Retrospektif gözlemsel çalışma, Batı Çin Hastanesi'nden Şubat 2013'ten Ağustos 2017'ye kadar bir karaciğer hastalığı taraması geçiren ve TE kullanılarak güvenilir bir karaciğer sertliği ölçümü (LSM) ve CAP ölçümü olan 16.451 ardışık kişiyi değerlendirdi (Şek. 3). Tüm durumlarda, kronik hepatit B teşhisi, serumda HBsAg ile kondu en az 6 ay süreyle, karaciğer transaminaz seviyeleri yükselmiş, ve / veya 10 den bir HBV-DNA içeriği, büyük 4 kopya / ml'ye 1 . Hem daha önce tedavi görmemiş hem de tedavi gören KHB hastaları alındı. CAP, hepatik steatozun standart, invazif olmayan bir ölçümünü sağlar ve yağlı karaciğer, CAP ≥ 248 dB / m 8 olarak tanımlanmıştır.. Aşağıdaki hastalar çalışmadan çıkarıldı: (1) hepatit A, C, D ve E gibi diğer hepatit virüsleriyle birlikte enfeksiyon; (2) otoimmün hepatit (AIH), alkolik yağlı karaciğer hastalığı (AFLD) ve birincil biliyer siroz (PBC) gibi diğer karaciğer hastalıklarının bir arada bulunması; (3) dekompanse siroz; (4) ALT seviyesi> 5 × NÜS; (5) önceki karaciğer nakli; ve (6) hepatoselüler karsinom (HCC).


            Figür 3
            Mevcut çalışmanın katılımcı eğilimi. Geçici elastografi kullanarak CAP ölçümü


            CAP ve karaciğer sertliği ölçümleri, bir FibroScan502 Touch cihazı (Echosens, Paris, Fransa) kullanılarak deneyimli operatörler tarafından gerçekleştirilen TE aracılığıyla elde edilmiştir. Tüm hastalara en az 8 saat aç kaldıktan sonra dorsal dekübit pozisyonunda ve sağ kol maksimal abdüksiyonda yatarken, interkostal boşluklardan karaciğerin sağ lobunda FibroScan M probu kullanılarak TE uygulandı. CAP yalnızca doğru zayıflamayı sağlamak için LS değeri geçerli olduğunda hesaplanmıştır 31. Güvenilir LS ve CAP değerleri, aşağıdaki üç kriter kullanılarak tanımlanmıştır: (a) en az 10 geçerli atış, (b) bir başarı oranı (SR: geçerli atışların toplam atış sayısına oranı) en az% 60 ve (c) medyan LS değerinin (IQR / M \% 30)% 30'undan daha az bir çeyrekler arası aralık (IQR). Cihazın TE sonuçları, karaciğer steatozunu metre başına desibel (dB / m) cinsinden ve sırasıyla 100 ila 400 dB / m ve 2.5 ila 75 kPa arasında değişen kilopaskal (kPa) cinsinden karaciğer sertliğini tahmin etmektedir 32 . Hepatik steatoz, 248 dB / m'lik bir CAP ölçümü olarak tanımlandı, orta derecede karaciğer steatozu (S ≥ 2) teşhisi için kontrollü zayıflama parametresinin optimum kesimi 268 dB / m ve CAP ölçümü ≥ 280 dB / m olarak tanımlandı. şiddetli steatoz (S3) 8. Siroz> karaciğer sertliği olarak tanımlanan ALT düzeyleri 1-5 x normalin üst sınırının hastalarda normal ALT seviyesi ile 12 kPa veya> 13.4 kPa edildi 33 .

            Müdahale stratejisi
            TE teşhisi konulan 5680 KHB hastasından, yağlı karaciğeri iyileştirmek için günde 3 kez 70 mg SC kapsülü ağızdan ve TLC [fiziksel aktiviteye bağlı normal diyet (30 dakika-1 saat boyunca günlük orta düzeyde egzersiz)] ile kombine edilmiş 115 hasta TLC grubu ile kombine edilen SC'ye dahil edildi. Benzer şekilde, CHB ile ilişkili yağlı karaciğeri olan tedavi edilmemiş 155 hasta, kontrol grubu olarak seçildi ve tek başına TLC aldı. Bu tedavi için gözlem süresi 24 haftaydı. Tedavi süresince başka hepatoprotektif ilaç kullanılmadı.

            Klinik veriler
            TE'nin CAP ölçümünün yapıldığı gün, demografik veriler (cinsiyet, yaş, bel çevresi, kalça çevresi ve vücut kitle indeksi gibi) ve klinik laboratuvar parametreleri (biyokimyasal parametreler ve rutin kan testleri dahil) kaydedildi. Poliklinik bölümünde SC almaya başlayan hastalar başlangıç ​​zaman noktası olarak kabul edildi ve katılımcıların demografik ve laboratuvar verileri ile LSM ve CAP değerleri de başlangıçta ve 24. haftada toplandı. Katılımcıların kan örneklerinin tüm analizleri Sichuan Üniversitesi Batı Çin Hastanesinde yapıldı.

            istatistiksel analiz
            Klinik ve demografik parametrelerin tanımlayıcı istatistikleri, sürekli değişkenler için ortalama ± SD olarak, normal olmayan bir dağılıma sahip değişkenler için medyanlar (çeyrekler arası aralıklar) ve kategorik değişkenler için sayılar ve yüzdeler olarak sunulur. Sürekli değişkenler için Student t-testi ve Mann-Whitney testi ve kategorik değişkenler için Ki-kare testi kullanılarak genel popülasyon ve KHB olan hastalar arasında demografik veriler karşılaştırıldı. KHB'li hastaların CAP değerlerini etkileyen faktörleri belirlemek için tek değişkenli analiz yapıldı, ardından tek değişkenli analizde p <0,05 olan faktörlerin kullanıldığı çok değişkenli lojistik regresyon modeli uygulandı. TLC grubu ile kombine edilmiş SC ve tek başına TLC grubu arasındaki sürekli verileri karşılaştırmak için uygun şekilde ki-kare veya Mann-Whitney testleri kullanıldı. P <0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı bir fark olarak kabul edildi. Verilerin analizi için SPSS 22.0 yazılımı kullanılmış ve grafikler GraphPad Prism 6 yazılımı ile çizilmiştir.

            Etik onay ve bilgilendirilmiş onay beyanı
            Bu çalışma, Sichuan Üniversitesi Batı Çin Hastanesi Etik Komitesi tarafından onaylandı. Çalışmanın geriye dönük niteliği nedeniyle, bilgilendirilmiş onam feragati Etik Kurul tarafından onaylandı. Bu çalışmada açıklanan tüm yöntemler, ilgili kılavuz ve yönetmeliklere uygun olarak gerçekleştirilmiştir.

            Teşekkürler
            Bu çalışmaya katılan tüm hastalara içtenlikle teşekkür ederiz. Bu çalışma, Ulusal Bilim ve Teknoloji Ana Enfeksiyon Hastalıkları Kontrolü Projesi'nden (No. 2017ZX10105003) ve mükemmellik disiplinleri için 1.3.5 projesi, Batı Çin Hastanesi, Sichuan Üniversitesi'nden (No. ZYGD20009) bir Hibe tarafından kısmen desteklenmiştir.

            Yazar Katkıları
            HT ve EQC çalışmayı tasarladı ve tasarladı. DDL verileri analiz edip yorumladı ve taslağı hazırladı. YJW, MLW, YCT ve DMZ verileri topladı, birleştirdi ve yorumladı. Tüm yazarlar makaleyi önemli entelektüel içerik açısından eleştirel bir şekilde gözden geçirdi ve revize etti. Tüm yazarlar son metni okudu ve onayladı.

            Finansman
            Bu çalışma, kamu, ticari veya kar amacı gütmeyen sektördeki herhangi bir finansman kuruluşundan özel bir hibe almadı.

            Veri kullanılabilirliği
            Bu çalışma sırasında üretilen veya analiz edilen tüm veriler bu yayınlanan makaleye dahil edilmiştir.

            Çıkar çatışması
            Yazarlar, rakip çıkar beyan etmemektedir.

            Dipnotlar
            Yayıncının notu
            Springer Nature, yayınlanan haritalardaki ve kurumsal bağlantılardaki yargı yetkisine ilişkin iddialar konusunda tarafsız kalır.



            Katılımcı Bilgileri
            En-Qiang Chen, E - posta: moc.liamtoh@3891gnaiqnenehc .

            Hong Tang, E-posta: moc.liamtoh@8916gnath .

            Referanslar

            1. Sarin SK, vd. Hepatit B yönetimine ilişkin Asya-Pasifik klinik uygulama kılavuzları: 2015 güncellemesi. Hepatol. Int. 2016; 10 : 1–98. doi: 10.1007 / s12072-015-9675-4. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            2. Petta S, Muratore C, Craxi A. Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı patogenezi: Bugün ve gelecek. Sindirmek. Liver Dis. 2009; 41 : 615–625. doi: 10.1016 / j.dld.2009.01.004. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            3. Minakari M, vd. Kronik hepatit B enfeksiyonu olan hastalarda karaciğer steatozu: Konakçı ve viral risk faktörleri. Avro. J. Gastroenterol. Hepatol. 2009; 21 : 512–516. doi: 10.1097 / MEG.0b013e328326792e. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            4. Ou H, Cai S, Liu Y, Xia M, Peng J. Kronik hepatit B'li hastalarda alkolik olmayan hepatik steatozu değerlendirmek için invazif olmayan bir tanı modeli . Adv. Gastroenterol. 2017; 10 : 207–217. doi: 10.1177 / 1756283X16681707. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            5. Pappachan JM, Babu S, Krishnan B, Ravindran NC. Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı: Klinik bir güncelleme. J. Clin. Çeviri Hepatol. 2017; 5 : 384–393. doi: 10.14218 / JCTH.2017.00013. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            6. Blachier M, Leleu H, Peck-Radosavljevic M, Valla DC, Roudot-Thoraval F. Avrupa'da karaciğer hastalığının yükü: Mevcut epidemiyolojik verilerin bir incelemesi. J. Hepatol. 2013; 58 : 593–608. doi: 10.1016 / j.jhep.2012.12.005. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            7. Mueller S. CAP: Yağlı karaciğeri daha iyi ölçmek için yeni bir dönem mi? JGLD. 2015; 24 : 11–13. doi: 10.15403 / jgld.2014.1121.smu. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            8. Karlas T, vd. Steatozu değerlendirmek için kontrollü zayıflama parametresi (CAP) teknolojisinin bireysel hasta verileri meta analizi. J. Hepatol. 2017; 66 : 1022–1030. doi: 10.1016 / j.jhep.2016.12.022. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            9. Bedossa P, Carrat F. Karaciğer biyopsisi: En iyisi, altın standart değil. J. Hepatol. 2009; 50 : 1–3. doi: 10.1016 / j.jhep.2008.10.014. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            10. Castera L, vd. Kronik hepatit C'de fibrozun değerlendirilmesi için geçici elastografi, fibrotest, APRI ve karaciğer biyopsisinin ileriye dönük karşılaştırması. Gastroenteroloji. 2005; 128 : 343–350. doi: 10.1053 / j.gastro.2004.11.018. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            11. Mikolasevic I, vd. Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı olan hastalarda karaciğer steatozu ve fibrozun değerlendirilmesinde kontrollü zayıflama parametresi ile geçici elastografi (FibroScan ((R))): Nerede duruyoruz? World J. Gastroenterol. 2016; 22 : 7236–7251. doi: 10.3748 / wjg.v22.i32.7236. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            12. Fazel Y, Koenig AB, Sayiner M, Goodman ZD, Younossi ZM. Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığının epidemiyolojisi ve doğal seyri. Metabolizma. 2016; 65 : 1017–1025. doi: 10.1016 / j.metabol.2016.01.012. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            13. Calzadilla Bertot L, Adams LA. Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığının doğal seyri. Int. J. Mol. Sci. 2016; 17 : 1. doi: 10.3390 / ijms17050774. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            14. Flora K, Hahn M, Rosen H, Benner K. Karaciğer hastalığının tedavisi için süt devedikeni (Silybum marianum). Am. J. Gastroenterol. 1998; 93 : 139–143. doi: 10.1111 / j.1572-0241.1998.00139.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            15. Wah Kheong C, Nik Mustapha NR, Mahadeva S. Alkolsüz steatohepatitin tedavisi için randomize bir silimarin denemesi. Clin. Gastroenterol. Hepatol. 2017; 15 : 1940–1949. doi: 10.1016 / j.cgh.2017.04.016. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            16. Federico A, vd. Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı olan hastalarda D vitamini ve E vitamini uygulamasıyla silibinden elde edilen etkinin klinik, metabolik, endotel disfonksiyonu, oksidatif stres parametreleri ve serolojik kötüleşme belirteçleri üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi. Oksit. Med. Hücre. Uzun. 2019; 2019 : 8742075. doi: 10.1155 / 2019/8742075. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            17. Loguercio C, Festi D. Silybin ve karaciğer: Temel araştırmadan klinik uygulamaya. Dünya J Gastroenterol. 2011; 17 : 2288–2301. doi: 10.3748 / wjg.v17.i18.2288. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            18. Yao J, vd. Alkolsüz yağlı karaciğeri olan sıçanların karaciğerinde insülin direncini düzenlemede silibinin etkisi ve olası mekanizmaları. Braz. J. Med. Biol. Res. 2013; 46 : 270–277. doi: 10.1590 / 1414-431x20122551. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            19. Di Sario A, vd. Sıçanlarda yeni bir silbin-fosfatidilkolin-E Vitamini kompleksinin hepatoprotektif ve antifibrotik etkisi. Sindirmek. Liver Dis. 2005; 37 : 869–876. doi: 10.1016 / j.dld.2005.05.011. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            20. Fan JG, Farrell GC. Çin'de alkolsüz yağlı karaciğer hastalığının epidemiyolojisi. J. Hepatol. 2009; 50 : 204–210. doi: 10.1016 / j.jhep.2008.10.010. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            21. Wong VW, vd. Genel popülasyonda Hepatit B virüsü enfeksiyonu ve yağlı karaciğer. J. Hepatol. 2012; 56 : 533–540. doi: 10.1016 / j.jhep.2011.09.013. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            22. Sasso M, vd. Kontrollü zayıflama parametresi (CAP): Hepatik steatozun değerlendirilmesi için yeni bir VCTE rehberliğinde ultrasonik zayıflama ölçümü: çeşitli nedenlere bağlı kronik karaciğer hastalığı olan bir hasta kohortunda ön çalışma ve doğrulama. Ultrason Med. Biol. 2010; 36 : 1825–1835. doi: 10.1016 / j.ultrasmedbio.2010.07.005. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            23. Carvalhana S, Leitao J, Alves AC, Bourbon M, Cortez-Pinto H. Genel popülasyonda karaciğer steatozunu değerlendirmek için kontrollü zayıflama parametresi ve yağlı karaciğer indeksi ne kadar iyidir: Ultrason ile korelasyon. Liver Int. 2014; 34 : E111 – E117. doi: 10.1111 / liv.12305. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            24. Tasneem, AA, Luck, NH & Majid, Z. Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD) olan hastalarda alkolsüz steatohepatit (NASH) ve ilerlemiş fibrozu öngören faktörler. Trop. Doct . 49475517742261. 10.1177 / 0049475517742261 (2017). [ PubMed ]
            25. Patel PJ, vd. NAYKH'deki kontrollü zayıflama parametresi, optimal altı glisemik ve metabolik kontrol riskini tanımlar. J. Diabetes Compl. 2018; 32 : 799–804. doi: 10.1016 / j.jdiacomp.2018.05.008. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            26. Saremi Z, Rastgoo M, Mohammadifard M, Bijari B, Akbari E. Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı ve normal bireyler arasında trombosit sayısı ve fonksiyonunun karşılaştırılması. J. Res. Med. Sci. 2017; 22 : 75. doi: 10.4103 / jrms.JRMS_711_16. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            27. Rezende RE, vd. Randomize klinik çalışma: Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı olan menopoz sonrası kadınlarda 24 hafta boyunca aerobik fiziksel aktivitenin faydaları. Menopoz. 2016; 23 : 876–883. doi: 10.1097 / GME.0000000000000647. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            28. Trappoliere M, vd. Silimarinin bir bileşeni olan silbin, insan hepatik yıldız hücreleri üzerinde anti-enflamatuar ve anti-fibrojenik etkiler uygular. J. Hepatol. 2009; 50 : 1102–1111. doi: 10.1016 / j.jhep.2009.02.023. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            29. Zhong S, vd. Alkolsüz yağ hastalığının tedavisinde silimarinin terapötik etkisi: Randomize kontrol çalışmalarının bir meta-analizi (PRISMA). İlaç. 2017; 96 : e9061. doi: 10.1097 / MD.0000000000009061. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            30. Loguercio C, vd. Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı olan hastalarda fosfatidilkolin ve E vitamini ile kombine silbin: Randomize kontrollü bir çalışma. Ücretsiz Radic. Biol. Med. 2012; 52 : 1658–1665. doi: 10.1016 / j.freeradbiomed.2012.02.008. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            31. Andrade P, vd. Kronik karaciğer hastalığı olan hastalarda hepatik steatozun saptanması için kontrollü zayıflama parametresinin tanısal doğruluğu. GE Limanı. J. Gastroenterol. 2017; 24 : 161–168. doi: 10.1159 / 000453364. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            32. de Ledinghen V, Vergniol J. Karaciğer fibrozunun teşhisi için geçici elastografi. Uzman Rev. Med. Dev. 2010; 7 : 811–823. doi: 10.1586 / erd.10.46. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            33. Avrupa Araştırma Derneği, L. & Asociacion Latinoamericana para el Estudio del, H. EASL-ALEH Klinik Uygulama Kılavuzları: Karaciğer hastalığının ciddiyetinin ve prognozunun değerlendirilmesi için invazif olmayan testler. J. Hepatol. 63 , 237–264. 10.1016 / j.jhep.2015.04.006 (2015). [ PubMed ]
            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

            Yorum yap


            • #7
              KARACİĞER Zehirlenmesinin Devedikeni ile Tedavisi, Mantar ve Kimyasal İlaç Zehirlenmesi için




              Hepatite Ne İyi Gelir Hepatitten Nasıl Kurtulurum Sarılığa Ne İyi Gelir




              DEVE DİKENİ



              DEVEDİKENİ İle Hepatit B-C



              BAKLİYAT İLE DİYABET



              Statinler, Kolestrol, Lipid, Trigliserid, LDL Kolesterolu, HDL Kolesterolu, Homosistein, Margarin



              Şeker Kolestrol ve Romatizma için Gıda Takviyesi, Şeker Hastalığı, Ginamik Asit, Romatizma


              Doğal veya kimyasal toksisitelere karşı bir panzehir veya koruyucu bir madde olarak süt devedikeni ( Silybum Marianum ): bir inceleme

              Sahar Fanoudi 1, Mohaddeseh Sadat Alavi 1, Gholamreza Karimi 2 3, Hüseyin Hüseyinzade 2 3
              üyelikler yıkılmak üyelikler
              • 1Meşhed Tıp Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı, Meşhed, İran.
              • 2Farmasötik Araştırma Merkezi, Farmasötik Teknoloji Enstitüsü, Meşhed Tıp Bilimleri Üniversitesi, Meşhed, İran.
              • 3Farmakodinamik ve Toksikoloji Bölümü Eczacılık Okulu, Meşhed Tıp Bilimleri Üniversitesi, Meşhed, IR, İran.
              • PMID: 30033764
              • DOI: 10.1080/01480545.2018.1485687
              Soyut


              Biyolojik ve kimyasal maddeler farklı maruz kalma yolları ile insan sağlığı üzerinde tehlikeli etkilere neden olmaktadır. Son zamanlarda, bitkisel ilaçlar toksisiteler için biyolojik ve güvenli bir tedavi olarak kabul edilmektedir. Asteraceae familyasına ait olan Silybum marianum (devedikeni), hepatoprotektif, kardiyoprotektif, nöroprotektif, antiinflamatuar ve anti-kanserojen aktiviteler gibi farklı etkilere sahiptir. Çeşitli araştırmalar bu bitkinin toksik maddelere karşı koruyucu özelliklere sahip olduğunu göstermiştir. Burada S. marianum'un koruyucu etkilerive ana bileşeni olan silibinin, silydianin ve silychristin içeren flavonolignanların karışımı olan silymarin, farklı biyolojik (mikotoksinler, yılan zehirleri ve bakteriyel toksinler) ve kimyasallara (metaller, florür, pestisitler, kardiyotoksik, nörotoksik, hepatotoksik ve nefrotoksik) karşı etki gösterir. ajanlar) zehirler özetlenmiştir. Bu derleme, süt devedikeni ve bileşenlerinin ana koruyucu etkilerinin, radikal süpürücü, anti-oksidatif, şelatlayıcı, anti-apoptotik özelliklere ve inflamatuar yanıtları düzenlemeye atfedildiğini ortaya koymaktadır.

              Anahtar Kelimeler: Devedikeni; Silybum marianum; koruyucu; silibinin; silimarin; toksin.
              Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

              Yorum yap


              • #8
                DEVEDİKENİ İle Hepatit Ve Karaciğer Zehirlenmesi



                DEVEDİKENİ İle Karaciğer Zehirlenmesi


                Devedikeni (Silybum marianum): Karaciğer hastalıklarında kimyası, farmakolojik ve nutrasötik kullanımları hakkında kısa bir genel bakış

                Ludovico Abenavoli 1, Angelo A İzzo 2, Nataşa Miliç 3, Carla Çikala 2, antonello santini 2, raffaele capasso 4
                üyelikler yıkılmak üyelikler
                • 1Sağlık Bilimleri Bölümü, Magna Graecia Üniversitesi, Catanzaro, İtalya.
                • 2Napoli Federico II Üniversitesi Tıp ve Cerrahi Fakültesi Eczacılık Anabilim Dalı, Napoli, İtalya.
                • 3Novi Sad Üniversitesi Tıp Fakültesi Eczacılık Anabilim Dalı, Novi Sad, Sırbistan.
                • 4Tarım Bilimleri Bölümü, Napoli Federico II Üniversitesi, Napoli, İtalya.
                • PMID: 30080294
                • DOI: 10.1002/ptr.6171
                Soyut


                Asteraceae familyasının bir üyesi olan devedikeni (MT; Silybum marianum), 2000 yıllık kullanım geçmişine sahip tedavi edici bir bitkidir. MT meyveleri, ana bileşeni silybin (silibinin olarak da adlandırılır) olan ve topluca silymarin olarak bilinen flavonolignanların bir karışımını içerir. Bu makale, MT'nin kimyasını, farmakokinetiğini ve biyoyararlanımını, karaciğer hastalıkları için farmakolojik olarak ilgili etkilerini (örneğin, anti-enflamatuar, immünomodülatör, antifibrotik, antioksidan ve karaciğer yenileyici özellikler) ve ayrıca alkolik karaciğeri olan hastalardaki klinik potansiyeli gözden geçirmektedir. hastalığı, alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı, viral hepatit, ilaca bağlı karaciğer hasarı ve mantar zehirlenmesi. Genel olarak, literatür verileri, cesaret verici preklinik verilere rağmen,

                Anahtar Kelimeler: karaciğer fibrozu; oksidatif stres; silibin; silimarin.
                Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                Yorum yap


                • #9
                  DEVEDİKENİ İle Karaciğer Yağlanması


                  Metabolik sendromda potansiyel bir terapötik bitki olarak Silybum marianum (devedikeni) ve ana bileşeni silymarin: Bir inceleme

                  Atefeh Tajmohammadi 1, Bibi Mercan Razavi 2 3, Hüseyin Hüseyinzade 4 3
                  üyelikler yıkılmak üyelikler
                  • 1Eczacılık Fakültesi, Meşhed Tıp Bilimleri Üniversitesi, Meşhed, İran.
                  • 2Hedefli İlaç Verme Araştırma Merkezi, Farmasötik Teknoloji Enstitüsü, Meşhed Tıp Bilimleri Üniversitesi, Meşhed, İran.
                  • 3Farmakodinamik ve Toksikoloji Anabilim Dalı, Eczacılık Okulu, Meşhed Tıp Bilimleri Üniversitesi, Meşhed, İran.
                  • 4Farmasötik Araştırma Merkezi, Farmasötik Teknoloji Enstitüsü, Meşhed Tıp Bilimleri Üniversitesi, Meşhed, İran.
                  • PMID: 30015401
                  • DOI: 10.1002/ptr.6153
                  Soyut


                  Metabolik sendrom, obezite, hipertansiyon, dislipidemi ve diyabet gibi karmaşık bir metabolik risk faktörlerini tanımlar. Bu sendrom, kilo alımı, yüksek tansiyon, yüksek kan şekeri ve lipid profilinde bozulma gibi tıbbi durumlar ile teşhis edilir. Metabolik sendrom, önemli ve artan bir küresel sağlık sorunu haline geldi, bu nedenle daha az yan etkiye sahip potansiyel olarak yeni çözümler bulmak sağlık sorunları için elverişlidir. Bitkisel tedavi, farklı hastalıkların tedavisinde önemli bir rol oynar. Silybum marianum karaciğer ve safra yolları hastalıklarında bitkisel tedavi olarak yüzyıllardır kullanılan bir bitkidir. Silymarin, S. marianum'un ana bileşenidir ve S. marianum'un (süt devedikeni) meyvelerinden ve tohumlarından elde edilir. S. marianum'un antioksidan, lipit düşürücü, antihipertansif, antidiyabetik, antiaterosklerotik, anti-obezite ve hepatoprotektif etkiler. Bu nedenle, bu derlemenin amacı, S. marianum'un metabolik sendromdaki etkisine ilişkin farklı hayvan ve insan çalışmalarını özetlemek ve altta yatan etki mekanizmalarını belirlemektir.

                  Anahtar Kelimeler: Silybum marianum; diyabet; dislipidemi; hipertansiyon; metabolik sendrom; süt devedikeni; obezite; silibyn; silimarin.

                  Yorum yap


                  • #10
                    DEVEDİKENİ İle Yüksek Trombosit


                    Silimarinin metabolik sendrom üzerindeki etkileri: bir gözden geçirme

                    Meryem Vahabzadeh 1, Nafise Amiri 2, Gholamreza Karimi 3 4
                    üyelikler yıkılmak üyelikler
                    • 1Tıbbi Toksikoloji Araştırma Merkezi, Tıp Fakültesi, Meşhed Tıp Bilimleri Üniversitesi, Meşhed, İran.
                    • 2Eczacılık Fakültesi, Meşhed Tıp Bilimleri Üniversitesi, Meşhed, İran.
                    • 3Farmasötik Araştırma Merkezi, Farmasötik Teknoloji Enstitüsü, Meşhed Tıp Bilimleri Üniversitesi, Meşhed, İran.
                    • 4Farmakodinamik ve Toksikoloji Bölümü, Eczacılık Okulu, Meşhed Tıp Bilimleri Üniversitesi, Meşhed, İran.
                    • PMID: 29736939
                    • DOI: 10.1002/jsfa.9115
                    Soyut


                    Metabolik sendrom, örneğin miyokard enfarktüsü ve hipertansiyon riskini artırması gibi neden olabileceği çeşitli klinik komplikasyonlar nedeniyle yükselen küresel sağlık sorunlarından ve tıbbi zorluklardan biridir. Bununla birlikte, bitkisel ilaçların değerinin belirlenmesine büyük önem verilmiştir. Silimarinin metabolik sendromun farklı bileşenleri üzerindeki önleyici ve tedavi edici etkilerine ilişkin yeni ortaya çıkan çalışmalar bulunmaktadır. Süt devedikeni bitkisinin (Silybum marianum L.) kurutulmuş tohumlarından elde edilen silymarin, uzun yıllardır farklı hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Bu bitki için insülin direncini azaltmak, kan basıncını ve lipid profilini düzenlemek, ayrıca antioksidan ve sitoprotektif etkiler gibi çeşitli koruyucu etkiler tanımlanmıştır. Bu derleme, silimarinin metabolik sendromun farklı unsurları üzerindeki ümit verici etkilerine ilişkin mevcut insan ve deneysel araştırmaları tartışmayı amaçlamaktadır. 2012'den bugüne kadar yayınlanan ilgili tüm insan ve deneysel makaleler bu incelemeye dahil edildi. Silimarinin metabolik sendrom üzerindeki etkilerine ilişkin farklı insan ve deneysel çalışmaları gözden geçirerek, silimarinin bu sendromun farklı bileşenleri üzerinde ümit verici etkilere sahip olduğu sonucuna vardık. Silimarin için tam etki mekanizması ve hedef organlar daha fazla doğrulama ve araştırma gerektirse de, yüksek riskli kişiler bu bitkisel ilaçla takviyeden yararlanabilir. © 2018 Kimya Endüstrisi Derneği. 2012'den bugüne kadar yayınlanan ilgili tüm insan ve deneysel makaleler bu incelemeye dahil edildi. Silimarinin metabolik sendrom üzerindeki etkilerine ilişkin farklı insan ve deneysel çalışmaları gözden geçirerek, silimarinin bu sendromun farklı bileşenleri üzerinde ümit verici etkilere sahip olduğu sonucuna vardık. Silimarin için tam etki mekanizması ve hedef organlar daha fazla doğrulama ve araştırma gerektirse de, yüksek riskli kişiler bu bitkisel ilaçla takviyeden yararlanabilir. © 2018 Kimya Endüstrisi Derneği. 2012'den bugüne kadar yayınlanan ilgili tüm insan ve deneysel makaleler bu incelemeye dahil edildi. Silimarinin metabolik sendrom üzerindeki etkilerine ilişkin farklı insan ve deneysel çalışmaları gözden geçirerek, silimarinin bu sendromun farklı bileşenleri üzerinde ümit verici etkilere sahip olduğu sonucuna vardık. Silimarin için tam etki mekanizması ve hedef organlar daha fazla doğrulama ve araştırma gerektirse de, yüksek riskli kişiler bu bitkisel ilaçla takviyeden yararlanabilir. © 2018 Kimya Endüstrisi Derneği. Silimarin için tam etki mekanizması ve hedef organlar daha fazla doğrulama ve araştırma gerektirse de, yüksek riskli kişiler bu bitkisel ilaçla takviyeden yararlanabilir. © 2018 Kimya Endüstrisi Derneği. Silimarin için tam etki mekanizması ve hedef organlar daha fazla doğrulama ve araştırma gerektirse de, yüksek riskli kişiler bu bitkisel ilaçla takviyeden yararlanabilir. © 2018 Kimya Endüstrisi Derneği.

                    Anahtar Kelimeler: diyabet; dislipidemi; hipertansiyon; metabolik sendrom; süt devedikeni; silimarin.

                    © 2018 Kimya Endüstrisi Derneği.

                    Yorum yap


                    • #11
                      DEVEDİKENİ İle Hepatit


                      Silymarin'in ( Silybum marianum ) Spontan Hipertansif Sıçanlarda Asetaminofenin Neden Olduğu Hepatotoksisite Üzerinde Hepatoprotektif Etkisi

                      Abel Felipe Freitag , * Gabriel Fernando Esteves Cardia , Bruno Ambrósio da Rocha , Rafael Pazzinatto Aguiar , Francielli Maria de Souza Silva-Comar , Ricardo Alexandre Spironello , Renata Grespan , Silvana Martins Caparroz-Assef , Ciomar Aparecida Bersani-Amado ,ve Roberto Kenji Nakamura Cuman *
                      Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                      Farmakoloji ve Terapötik Bölümü, Maringá Eyalet Üniversitesi, Avenida Colombo 5790, 870020-900 Maringa, PR, Brezilya
                      *Abel Felipe Freitag: moc.liamtoh@gatierf_leba ve
                      *Roberto Kenji Nakamura Cuman: rb.meu@namucnkr
                      Akademik Editör: Mohamed Eddouks
                      Git: Soyut


                      Bu çalışmanın amacı spontan hipertansif sıçanlarda (SHR ) Silymarin'in (SLM) hipertansiyon durumu ve asetaminofenin (APAP) neden olduğu karaciğer fonksiyon değişiklikleri üzerindeki etkisini araştırmaktı . Normotansif (N) veya hipertansif (SHR) hayvanlar APAP (3 g/kg, oral) ile tedavi edildi veya edilmedi veya daha önce SLM ile tedavi edildi. APAP uygulamasından on iki saat sonra, karaciğer fonksiyon belirteçlerinin plazmatik seviyeleri: alanin aminotransferaz (ALT), aspartat aminotransferaz (AST), glukoz (GLU), gama glutamil transferaz ( γ-GT) ve tüm grupların alkalen fosfataz (ALP) değerleri belirlendi. Karaciğer hasarı histolojik çalışmalar kullanılarak değerlendirildi. Karaciğer örnekleri daha sonra miyeloperoksidaz (MPO) aktivitesini ve nitrik oksit (NO) üretimini belirlemek için kullanıldı ve ayrıca histolojik analiz için bölümlere ayrıldı. SHR ve normotansif sıçan grupları arasında ALT, γ -GT ve GLU seviyeleri açısından fark gözlenmedi . Ancak hipertansif hayvanlarda AST ve ALP seviyeleri yükselmiştir. APAP tedavisi, hem SHR hem de N'de ALT ve AST'de bir artışı teşvik etti. Ancak, yalnızca SHR için, γ-GT seviyeleri yükseltildi. MPO aktivitesi ve NO üretimi ile değerlendirilen enflamatuar yanıt, SHR'nin lökosit infiltrasyonunu artırarak APAP etkisine daha duyarlı olduğunu gösterdi. Silymarin tedavisi (Legalon), normotansif ve hipertansif hayvanlarda APAP tarafından indüklenen hepatosit fonksiyonel ve histopatolojik değişiklikleri restore etti.

                      Git: 1. Giriş


                      Artan sayıda hasta, birden fazla kronik bozukluğu tedavi etmek için birkaç ilaca ihtiyaç duymaktadır. Birden fazla ilacın reçete edilmesi, ilaca bağlı advers olay riskinin artmasıyla ilişkilidir, bunlar arasında karaciğer hasarı da vardır. Karaciğer, ara metabolizmada hayati öneme sahiptir ve toksik maddelerin detoksifikasyonunda ve eliminasyonunda yer aldığı için sürekli olarak ksenobiyotiklere, çevresel kirleticilere ve kemoterapötik ajanlara maruz kalır [1 ] . Karaciğer hasarı, değişmiş metabolik fonksiyonlarla ilişkilidir ve karaciğer hastalıklarının tedavisinde kullanılan konvansiyonel ilaçların ciddi yan etkileri olduğundan, halen ciddi bir sağlık sorunudur [ 2 ].

                      Arteriyel hipertansiyon (AH) gibi kardiyovasküler hastalıklar, kan damarlarında ve miyokardda fonksiyonel ve yapısal değişiklikleri teşvik ederek sol ventrikül hipertrofisine, miyokard enfarktüsüne, serebral vasküler kazaya, böbrek hastalığına ve hayati organların komplikasyonlarına yol açar [2 – 4 ] . Ayrıca AH, kan akışındaki değişiklikleri teşvik eder ve böbrekler, akciğerler ve karaciğer gibi farklı organların kan perfüzyonunu etkileyebilir. Bu nedenle, hipertansif hastalarda şiddetli karaciğer hasarı gelişebilir ve yeni farmakolojik tedaviyi araştırmak için çeşitli deneysel hepatotoksisite modelleri kullanılır. Bununla birlikte, hepatotoksisiteye sahip hipertansif hayvanlarda yeni stratejik terapötiği araştıran az sayıda çalışma vardır.

                      APAP, analjezik-antipiretik ilaç olarak yaygın şekilde kullanılır ve olağan terapötik dozlarda kullanıldığında oldukça güvenli bir ilaç olarak kabul edilir. APAP toksisitesi, bir kısmı sitokrom P450 [ 5 ] tarafından metabolize edildiğinde toksik metabolitlerin oluşumundan kaynaklanır . Parahidroksil grubunun sülfasyonu ve glukuronidasyonu ile metabolize edilir. APAP hepatotoksisitesine, APAP kaynaklı hepatotoksisite için bir ön koşul olan oksidatif strese ve glutatyon (GSH) tükenmesine neden olan reaktif metaboliti N -asetil-p-benzokinon imin (NAPQI) neden olur [ 6 , 7]. Doz aşımında, insanlarda ve hayvanlarda ölümcül olabilen fulminan hepatik ve renal tübüler nekroz üreten güçlü bir hepatotoksindir. Karaciğer bozukluklarının tedavisini iyileştirmek için hepatotoksisiteye karşı koruma ile ilgili çeşitli çalışmalar araştırılmıştır. Hepatik hücrelerin yenilenmesi ve karaciğerin hasara karşı korunması için bitkisel ekstraktlar içeren birçok formülasyon kullanılmaktadır [ 8 ]. Silymarin (SLM) , Compositae familyasına ait ve Akdeniz'in dar bir bölgesine özgü otsu bir bitki olan Silybum marianum'un tohumlarından ve meyvelerinden izole edilen lipofilik bir ekstrakttır . SLM, az miktarda flavonoidler ve yağ asitleri (%20-35) ve diğer polifenolik bileşiklerle birlikte birkaç flavonolignan izomerinden (%65-80) oluşur [ 9 –11 ]. SLM'nin ana izole edilmiş ve yapısal aktif bileşeni, toplam SLM ağırlığının yaklaşık %33'ünü oluşturan silibindir ve karaciğer hasarlarını tedavi etmek için klinik olarak hepatoprotektör olarak kullanılır [ 12 , 13 ] . Ayrıca hepatoprotektif/hepatik rejeneratör, immünomodülatör, antiinflamatuar, antioksidan ve antifibrotik aktiviteler gibi SLM için diğer biyolojik aktiviteler tarif edilmiştir [ 11 , 13 , 15 ]. SLM'nin farklı ilaçların neden olduğu hepatik hastalıkta etkili olduğuna dair kanıtlar vardır [ 14 , 16 ]. Şu anda SLM, hepatoprotektif yeni ilaçların taranmasında referans ilaç olarak kullanılmaktadır [ 11 ,17 , 18 ]. Bu çalışma, SHR'de APAP uygulamasından sonra silymarin'in karaciğer fonksiyonundaki değişiklikler üzerindeki etkisini araştırmayı amaçladı, çünkü kan damarlarında ve miyokardda [ 19 ] yapısal ve fonksiyonel değişiklikleri teşvik eden kardiyovasküler hastalıklar (AH dahil) farklı kan perfüzyonunu etkileyebilir . böbrek, akciğer, kalp ve ayrıca karaciğer gibi organlar.

                      Git: 2. Malzemeler ve Yöntemler

                      2.1. Hayvanlar


                      Normotansif Wistar erkek sıçanlar (N, diyastolik = 95 ± 2 mmHg, sistolik = 124 ± 5 ​​mmHg) ve SHR ( spontan hipertansif sıçan , diyastolik = 191 ± 2 mmHg, sistolik = 231 ± 1 mmHg) [ 20 ], 14-16 yaş arası 250–330 g ağırlığındaki haftalar, Maringá Eyalet Üniversitesi Merkez Hayvan Evi tarafından sağlandı. Hayvanlar, 23 ± 2°C'de 12/12 saat aydınlık/karanlık döngüsünde su ve istenildiği kadar rasyon (Nuvilab) altında barındırıldı . Deneylerden önce hayvanlar, APAP uygulamasından 12 saat önce gece boyunca istenildiği kadar su sağladı . Deney protokolleri, Maringá Eyalet Üniversitesi Hayvan Deneyleri Etik Kurulu (144/2012 CEAE/UEM) tarafından onaylanmıştır. 2.2. APAP'ın Neden Olduğu Hepatotoksisite ve Hayvanların Silymarin (SLM) ile Tedavisi


                      Hayvanlar, her biri 12 hayvandan oluşan 6 deney grubuna ayrıldı. N ve SHR, tarif edildiği gibi [ 22 ] APAP kaynaklı hepatotoksisiteden önce oral araç (%2 Tween 80 içeren salin), APAP (3 g/kg) [ 21 ] veya APAP + SLM (200 mg/kg) aldı . 2.3. Serum AST, ALT, GLU, γ -GT ve ALP Düzeylerinin Belirlenmesi


                      APAP tarafından indüklenen 12 saatlik hepatotoksisiteden sonra, tüm sıçanlara %3 halotan ile anestezi uygulandı ve plazmatik ALT (alanin aminotransferaz), AST (aspartat aminotransferaz), GLU (glikoz), y- GT ( gama glutamil transferaz) ve ALP (alkalin fosfataz) Analyze Gold Kitlerini kullanarak. 2.4. MPO (Miyeloperoksidaz) Aktivitesinin Tayini


                      MPO enzim aktivitesi, karaciğer dokusu bölümlerinin homojenatının süpernatanında ölçüldü. Kısaca, karaciğer kesitleri bir Potter homojenleştiricide fosfat tamponlu salin (PBS) içine konuldu ve homojenat bir girdap içinde karıştırıldı ve santrifüjlendi. 96 oyuklu bir mikroplaka içinde her bir oyuğa üç kopya halinde süpernatandan on mikrolitre ilave edildi. 4,21 mg o-dianisidin dihidroklorür (Sigma), 22,5 mL çift damıtılmış su, 2,5 mL potasyum fosfat tamponu (pH = 6) ve 10 μL %1 H202  içeren PBS çözeltisi ( 200  μL ) katma. Enzim reaksiyonu 30 μ ile durduruldu L sodyum asetat ilavesi (20 mL çift damıtılmış suda 2.23 g). Enzim aktivitesi, bir mikroplaka spektrofotometre (Asys Expert Plus) kullanılarak 450 nm'de ölçülen absorbans ile belirlendi. 2.5. NO (Nitrik Oksit) Üretiminin Tayini


                      NO üretimi, nitrit üretimini belirleyen karaciğer dokusu bölümlerinin süpernatanında Griess yöntemi ile belirlendi [ 23 ]. İki yüz mikrolitre süpernatan, 96 oyuklu bir mikroplaka içinde üç kopya halinde her bir oyuğa ilave edildi. Sırasıyla, oda sıcaklığında Griess'e (2.5 mL fosforik asit içinde 1 g sülfanilamid ve 0.1 g dihidroklorür N-(1-naftil)etilendiamin mili-Q su) çözelti (50  uL ) ilave edildi. Okuma, 550 nm dalga boyunda bir ELISA plaka okuyucusu kullanılarak alındı. ON üretimi standart bir sodyum nitrit eğrisinden hesaplandı. Sonuçlar μ M olarak ifade edildi. 2.6. Karaciğer İndeksi ve Histopatolojik Analiz


                      Sıçanların karaciğerleri toplandı ve makroskopik olarak incelendi. Karaciğer indeksi, karaciğer ağırlığının vücut ağırlığına bölünmesiyle hesaplandı. Her bir karaciğerin en büyük sağ lobu eksize edildi ve tüm hayvanların histopatolojik analizleri için %10 formalin solüsyonunda sabitlendi. Daha sonra, karaciğerler artan alkol konsantrasyonlarında (% 80-100, v/v) dehidre edildi ve 6 μ'da bölümlere ayrılmış parafin bloklara gömüldü  .Leica Döner Mikrotomda (Leica Microsystems, Gladesville, NSW, Avustralya) m kalınlık. Organ kesitleri, ışık mikroskobu kullanılarak doku morfolojisinin değerlendirilmesi için hematoksilen/eozin (H&E) ile boyandı. Doku morfolojisindeki değişiklikler, hem periportal hem de merkezi alanlarda nükleer varyasyonlar, sitoplazmik eozinofili, şişme ve vakuolasyon açısından değerlendirildi. Hepatik lezyon alanının yüzdesi, [enflamatuar alan/toplam alan] x 100 [ 24 ] olarak tahmin edilmiştir. 2.7. İstatistiksel analiz


                      Veriler, her grup için ortalama ± SEM olarak ifade edildi. Sonuçlar, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve ardından Tukey testi kullanılarak istatistiksel olarak analiz edildi. P < 0.05 olduğunda farklılıklar önemli kabul edildi . İstatistiksel analizler, GraphPad Prism (Sürüm 5.0 GraphPad Software, Inc.) kullanılarak yapıldı. Sonuçlar ayrı deneylerde ifade edilir ve temsil edilir.

                      Git: 3. Sonuçlar


                      APAP ile indüklenen hepatotoksisiteye sahip sıçanlarda karaciğer ağırlığı üzerindeki SLM etkileri,tablo 1. Her iki grupta da APAP ile indüklenen hepatotoksisiteden veya SLM ile ön tedaviden sonra karaciğer ağırlığında önemli farklılıklar gözlendi. APAP tedavisinden sonra karaciğer indeksi artmış, ancak SLM ön tedavisinden sonra normal değerlere geri dönmüştür (tablo 1). tablo 1
                      N 309 ± 11 11,63 ± 0,42 3,4 ± 0,04
                      SHR 267 ± 9 # 11,10 ± 0,15 3,8 ± 0,04
                      N + APAP 321 ± 6 11,39 ± 0,33 3,7 ± 0,1 *
                      SHR + APAP 248 ± 10 ## 10,12 ± 0,36 4,4 ± 0,1 **
                      N + SLM + APAP 317 ± 8 11,02 ± 0,37 3,5 ± 0,07 *
                      SHR + SLM + APAP 233 ± 4 ### 8,89 ± 0,34 3,4 ± 0,1 **
                      Ayrı bir pencerede aç
                      APAP uygulamasından (3 g/kg) ve SLM (200 mg/kg) ile ön tedaviden 12 saat sonra tüm sıçan gruplarında vücut ağırlığı (g), karaciğer ağırlığı (g) ve karaciğer indeksi (%). Ortam ± SEM, n = grup başına 12. * P < 0,05 N + APAP - N, * P < 0,01 N + SLM + APAP - N + APAP, ** P < 0,05 SHR + APAP - SHR, ** P < 0,05 SHR + SLM + APAP - SHR + APAP,   # P < 0,05 N - SHR, ## P < 0,05 N + APAP - SHR + APAP ve ### P < 0,05 N + SLM + APAP - SHR + SLM + APAP.

                      SLM'nin plazmatik ALT, AST, ALP, γ -GT ve GLU üzerindeki etkileri, APAP ile tedavi edilen sıçanlardan sonra araştırıldı ve aşağıdaki şekillerde temsil edildi:Şekil 1. Veriler, N ve SHR hayvanları arasında plazmatik ALT seviyelerinde önemli bir fark göstermedi. Bununla birlikte, her iki grupta da APAP tedavisinden sonra ALT seviyelerinde önemli bir artış (%72 ve %71 sırasıyla) doğrulanırken, SLM tedavisi normal seviyelere (%64 ve %58) geri getirildi (Şekil 1(a)).

                      Şekil 1
                      ALT ( a), AST (b), ALP (c), y -GT'nin tedavi edilmemiş, APAP (3 g/kg, oral) ile tedavi edilmiş ve SLM (200 mg/kg) ile önceden tedavi edilmiş tüm gruplardaki sıçanların serum parametreleri (d) ve GLU (e), APAP zehirlenmesinden 12 saat sonra belirlendi. Sonuçlar, grup başına 12 sıçanın ortalama ± SEM'sini temsil eder. * P < 0,05 N + APAP - N, ** P < 0,01 N + SLM + APAP - N + APAP, * P < 0,05 SHR + APAP - SHR, ** P < 0,05 SHR + SLM + APAP - SHR + APAP, # P < 0,05 N - SHR ve ## P < 0,05 N + APAP - SHR + APAP.

                      Veriler, N ve SHR hayvanları arasında plazmatik AST seviyelerinde önemli bir fark gösterdi. Ancak her iki grupta da APAP tedavisi sonrası AST düzeylerinde anlamlı artış (sırasıyla %61 ve %54), SLM ile düzeldi (%40 ve %42) (Şekil 1(b)). Aynı şekilde SHR ve N grupları karşılaştırıldığında ALP düzeylerinde anlamlı fark gözlendi. Bununla birlikte, SLM tedavisinden sonra değişen seviyeler (Şekil 1(c)).

                      γ -GT seviyeleri (Şekil 1(d)) SLM tedavisi ile geri kazanılan SHR'ye (%61) kıyasla SHR + APAP tedavisinde (%55) artmıştır. Bu nedenle, APAP tedavisi ve SLM ön tedavisi için her iki grupta da GLU seviyeleri arasında anlamlı fark bulunmadı (Şekil 1(e)).

                      SLM'nin karaciğer dokularında MPO aktivitesi ve NO üretimi üzerindeki etkileri, APAP ile tedavi edilen sıçanlardan sonra araştırıldı veşekil 2. SLM ile önceden tedavi edilmiş sıçanlarda MPO aktivitesi, APAP grubuyla karşılaştırıldığında N (%64) ve SHR'de (%57) önemli ölçüde azaldı (N'de %69 ve SHR'de %65 arttı) (Şekil 2(a)).

                      şekil 2
                      Tedavi edilmeyen, APAP (3 g/kg, oral) ile tedavi edilen ve SLM (200 mg/kg) ile önceden tedavi edilen tüm gruplardaki sıçanların serum parametreleri, MPO aktivitesi (a) ve NO üretimi (b), APAP zehirlenmesinden 12 saat sonra belirlendi. . Sonuçlar, grup başına 12 sıçanın ortalama ± SEM'sini temsil eder. * P < 0,05 N + APAP - N, ** P < 0,05 N + SLM + APAP - N + APAP, * P < 0,05 SHR + APAP - SHR ve ** P < 0,05 SHR + SLM + APAP - SHR + APAP .

                      İçindeŞekil 2(b)Aşırı dozda APAP ile tedavi edilen N ve SHR hayvan grubu, NO üretiminde önemli bir artışla gözlenen önemli karaciğer hasarı geliştirdi. APAP tedavisinden sonra SLM uygulaması, APAP gruplarında NO üretiminde önemli bir azalma (N'de %43 ve SHR'de %46) ile sonuçlanmıştır (sırasıyla %49 ve %54) ve APAP'ın zararlı etkisini azaltmada koruyucu görünmektedir. .

                      Tedavi edilmemiş SHR ve N gruplarının karaciğerleri herhangi bir histopatolojik değişiklik göstermedi (Şekiller3 A)Ve3(b)), oysa APAP ile tedavi, orta derecede nötrofil infiltrasyonu ve enflamasyonun varlığı da dahil olmak üzere, enflamatuvar hepatik dokuların tipik özellikleriyle karakterize edilen ciddi hasar gösterirken, biyokimyasal ve enzimatik deneylerle belirtildiği gibi hepatik hasarın özellikleri (Şekiller)3(c)Ve3 boyutlu)). SLM tedavisinden sonra, histopatolojik analiz ile APAP tedavisi ile indüklendikten sonra hiçbir patolojik işaretin gözlenmediği gösterildi (Şekiller3(e)Ve3(f)).

                      Figür 3
                      APAP enjeksiyonundan 12 saat sonra karaciğerlerin histopatolojisi. APAP uygulamasından (3 g/kg) sonra tüm gruplardan 12 saat sonra karaciğerler toplandı. Paneller (a) ve (b): Sırasıyla yalnızca araç alan N ve SHR grubu, (c) ve (d): Sırasıyla APAP alan N ve SHR grubu. (e) ve (f): Standart ilaç (SLM, 200 mg/kg/7 gün) ile önceden tedavi edilen N ve SHR grubu. Oklar lökosit infiltrasyonunu gösterir. Kesitler H&E ile boyandı (büyütme, x40).

                      Karaciğer histopatolojisi ayrıca APAP normotansif ve hipertansif sıçanlarda artmış bir inflamatuar alan ortaya çıkardı (Şekiller3(c)Ve3 boyutlu): 12 saatte sırasıyla %37,7 ve %48,9, ağızdan APAP aracı alan sıçanlara kıyasla (Şekiller3 A)Ve3(b)). 12 saatte hepatik lezyonların morfometrik analizi, SLM ile önceden tedavi edilmiş N ve SHR sıçanlarında enflamatuar alan yüzdesinde bir azalma gösterdi (Şekiller3(e)Ve3(f): APAP tedavisi ile karşılaştırıldığında sırasıyla %31.7 ve %36.7.

                      Git: 4. Tartışma ve Sonuç


                      Kronik hastalar genellikle birden fazla ilaçla tedavi edilir. Hipertansif durum sırasında, kan akışında artış, organ perfüzyonu ve oksidatif stres patlamasına bağlı ROS salınımı gibi birçok yapısal ve fonksiyonel değişiklik meydana gelir. Bu nedenle, hipertansif durumun hepatik hasarı ve çeşitli organlardaki diğer yaralanmaları artırabileceğini varsaymak makuldür.

                      Karaciğer, ilaçların detoksifikasyonunda ve eliminasyonunda yer alır ve bir karaciğer hasarı, ilaçların farmakokinetik parametrelerini etkileyebilir ve advers ilaç etkisi riskini artırabilir.

                      APAP tarafından indüklenen karaciğer yaralanmaları, serbest radikallerin ve oksidatif süreçlerin hepatotoksisitede önemli bir rol oynadığı ilaçların hepatoprotektif aktivitelerinin taranması için yaygın olarak bir model olarak kullanılır [ 8 ].

                      APAP tedavisinden sonra toplam serum proteinindeki bir azalma, hepatosit sayısındaki azalma ile ilişkilendirilebilir, bu da karaciğerin protein sentezleme kapasitesinin azalmasına ve sonuç olarak karaciğer ağırlığının azalmasına neden olabilir [25 , 26 ] . Sonuçlarımız, hipertansif ve normotansif sıçanların karaciğer ağırlıklarının farklı olmadığını gösterdi. Ancak APAP tedavisinden sonra artan, ancak SLM ön tedavisinden sonra normal değerlere dönen karaciğer indeksinde değişiklikler gözlenir.

                      APAP gibi hepatotoksik ilaçların, ALT, AST, ALP ve bilirubin gibi enzimlerin serum seviyelerinde belirgin yükselmeye neden olarak, önemli hepatoselüler hasara işaret ettiği bilinmektedir [27 ] . Hepatopati olduğunda, bu enzimler karaciğer hasarının derecesine uygun olarak kan dolaşımına sızar [ 28 , 29 ]. Verilerimiz, ALT, AST, γ -GT ve ALP düzeylerinin SHR'de artması, ancak glikoz düzeylerinde artmaması nedeniyle karaciğer aktivite fonksiyonelinin değiştiğini göstermiştir [ 30 ]. Genel olarak, sarhoş sıçanlarda serum transaminazlarının aktivitesinde artış vardır [ 31], bu çalışmada gözlemlendiği gibi. Ancak ALT ve AST seviyeleri yükselmiştir ancak bu karaciğerin yapısal bütünlüğünün bozulmasına atfedilmek için yeterlidir çünkü transaminazlar sitoplazmik enzimlerdir ve hücresel hasardan sonra dolaşıma salınır [32 ] . İlginç bir şekilde, çalışmamızda APAP tedavisinden sonra γ -GT seviyeleri arttı, ancak normotansif hayvanlarda artmadı. γ -GT, karaciğer hasarı ve alkol tüketiminin yaygın bir biyobelirteçtir [ 33 ]. Bununla birlikte, son epidemiyolojik ve klinik çalışmalar da γ arasında yakın bir ilişki bulmuştur.-GT düzeyi ve kardiyovasküler hastalık, diyabet ve metabolik sendrom riski, hipertansiyon ve hepatik hasar [ 19 , 34 , 35 ] arasında bir ilişki olduğunu göstermektedir, bu da bizim sonuçlarımızın gösterdiği gibi.

                      Silymarin hepatoprotektif özelliklere sahiptir ve çeşitli karaciğer hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır [ 11 ]. Çeşitli çalışmalar Silimarinin güçlü antioksidan aktivite gösterdiğini [ 36 ] ve lipid peroksidasyonunu inhibe ederek çok çeşitli ajanların neden olduğu hepatik toksisiteye karşı koruyucu etkiler gösterdiğini göstermektedir [ 30 , 37 ]. Daha yüksek toplam fenolik içeriğin ekstraktların [ 38 ] antioksidan aktivitesine katkıda bulunduğu bilinirken , antioksidan aktivite bazı ekstraktların hepatoprotektif etkisi ile de bağlantılıdır [ 38 , 39 ]. Bu bulgular, SLM'nin hepatoprotektif bir aktivite sergileme kabiliyetine ilişkin sonuçlarımızla desteklemektedir.

                      Bu çalışmada, SLM tedavisi, APAP ile tedavi edilen tüm hayvanlarda ALT, AST seviyelerini ve ayrıca SHR'de sadece bu hayvan grubunda değiştirilen γ -GT seviyelerini normal değerlere döndürdü. SLM uygulamasının bir sonucu olarak bu enzimlerin azaltılmış konsantrasyonları, muhtemelen kısmen, ekstrakttaki kimyasal bileşenlerin mevcudiyetinden dolayı olabilir [ 17 ]. Bu işaretleyici enzimlerin plazmatik indirgenmesi, normal değerlere yakın değerlere dönmesi, SLM'nin antihepatotoksik etkisinden kaynaklanmaktadır.


                      Histopatolojik çalışmalar, bu çalışmada analiz edilen biyokimyasal parametrelerin kanıtlarını destekledi. APAP ile tedavi edilen sıçan karaciğerinin histolojik analizleri, nötrofillerin orta derecede infiltrasyonunun varlığı da dahil olmak üzere, enflamatuar hepatik dokularla karakterize edilen önemli hepatotoksisite gösterdi. APAP tarafından indüklenen hepatotoksisiteden sonra, tüm gruplarda merkezi ven çevresinde yoğun enflamatuar hücre infiltrasyonu ve hücresel sınırların kaybı vardı [ 24]. APAP'ın neden olduğu karaciğer hasarından sonra gözlemlendiği gibi akut bir enflamatuar süreci göstermek için yüksek MPO ve NO üretimi aktivitesi kullanıldı. MPO aktivitesi ve NO üretimi ile değerlendirilen inflamatuar yanıt, SHR'nin lökosit infiltrasyonunu artırarak APAP etkisine daha duyarlı olduğunu göstermiştir. Enflamatuar süreçte bulunan bir serbest radikal olan NO üretimi, SHR ve N gruplarında farklılık göstermedi. APAP ile tedaviden sonra her iki hayvan grubunda da NO üretiminde önemli bir artış oldu. SLM ile ön tedavi NO üretimini azalttı, bu ilacın anti-inflamatuar ve anti-serbest radikal özelliklerini düşündürdü. SLM tedavisi, APAP tedavisinden sonra gözlemlenenle karşılaştırıldığında karaciğer hasarının şiddetini azaltmıştır.

                      Çalışmamızın ışığında, burada hipertansiyon ve hepatik hasar arasında önemli bir ilişki olduğunu gösterdik. SLM, APAP tarafından indüklenen hasarın karaciğerini korumada etkili olmuştur. Hepatotoksisiteyi tedavi etmek için doğal ürünlerin SLM olarak kullanılması, kronik hastalıklar nedeniyle çeşitli ilaçlar alan hastalar için önemli olabilir.

                      Git: teşekkürler


                      Yazarlar, teknik yardım için Jailson Araujo Dantas ve Celia Regina Miranda'ya teşekkür eder. Bu çalışma Brezilya'daki CAPES (Coordenadoria de Aperfeiçoamento de Pessoal de Nível Superior), Fundação Araucária ve CNPq (Conselho Nacional de Desenvolvimento Científico e Tecnológico) tarafından sağlanan hibelerle desteklenmiştir.

                      Git: Çıkar Çatışması


                      Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması olmadığını beyan ederler.

                      Git: Referanslar

                      1. Gu X., Manautou JE Kimyasal karaciğer hasarının altında yatan moleküler mekanizmalar. Moleküler Tıpta Uzman İncelemeleri . 2012; 14, makale e4 doi: 10.1017/s1462399411002110. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      2. Hayden MR, Sowers JR Kardiyometabolik sendromda savunmasız adacığı korurken hipertansiyonu tedavi etmek. Amerikan Hipertansiyon Derneği Dergisi . 2008; 2 (4):239–266. doi: 10.1016/j.jash.2007.12.002. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      3. Plante GE Sağlık ve hastalıkta strese vasküler yanıt. Metabolizma: Klinik ve Deneysel . 2002; 51 (6):25–30. doi: 10.1053/meta.2002.33187. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      4. Mambelli E. Diyalizde arteriyel hipertansiyon: hangi noktaya kadar düzeltilmelidir? Duruma göre değişir. GiornaleItaliano di Nefrologia . 2011; 28 (3):261–265. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      5. Das J., Ghosh J., Manna P., Sil PC Asetaminofen, oksidatif stres ve JNK aktivasyonu yoluyla akut karaciğer yetmezliğini indükledi: sitokrom P450 2E1'in baskılanmasıyla taurinin koruyucu rolü. Serbest Radikal Araştırması . 2010; 44 (3):340–355. doi: 10.3109/10715760903513017. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      6. Aubert J., Begriche K., Delannoy M., et al. Obez ob/ob ve db/db fareleri arasındaki erken asetaminofen hepatotoksisitesindeki farklılıklar. Farmakoloji ve Deneysel Terapötikler Dergisi . 2012; 342 (3):676–687. doi: 10.1124/jpet.112.193813. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      7. Zhang L., Gavin T., Geohagen BC, Liu Q., Downey KJ, LoPachin RM Bir fare asetaminofen hepatotoksisite modelinde 2-asetilsiklopentanonun koruyucu özellikleri. Farmakoloji ve Deneysel Terapötikler Dergisi . 2013; 346 (2):259–269. doi: 10.1124/jpet.113.205435. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      8. Jaeschke H., Williams CD, McGill MR, Xie Y., Ramachandran A. Fitoterapötiklerin ve diğer doğal ürünlerin değerlendirilmesi için ilaca bağlı karaciğer hasarı modelleri. Gıda ve Kimyasal Toksikoloji . 2013; 55 :279–289. doi: 10.1016/j.fct.2012.12.063. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      9. Kim N.-C., Graf TN, Sparacino CM, Wani MC, Wall ME Deve dikeninden ( Silybum marianum ) silibinlerin ve izosilibinlerin tam izolasyonu ve karakterizasyonu Organik ve Biyomoleküler Kimya . 2003; 1 (10):1684–1689. doi: 10.1039/b300099k. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      10. Lee JI, Hsu BH, Wu D., Barrett JS Sıvı kromatografi-elektrosprey tandem kütle spektrometresi ile süt devedikeni ekstraktında silybin, isosilybin, silydianin ve silychristin'in ayrılması ve karakterizasyonu. Kromatografi Dergisi A. 2006; 1116 (1-2):57–68. doi: 10.1016/j.chroma.2006.03.053. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      11. Elmowafy M., Viitala T., İbrahim HM, et al. Hepatik hedefleme için silymarin yüklü lipozomlar: in vitro değerlendirme ve HepG2 ilaç alımı. Avrupa Farmasötik Bilimler Dergisi . 2013; 50 (2):161–171. doi: 10.1016/j.ejps.2013.06.012. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      12. Pradhan SC, Girish C. Hepatoprotektif bitkisel ilaç, deneysel farmakolojiden klinik tıbba silimarin. Indian Journal of Medical Research . 2006; 124 (5):491–504. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      13. Fehér J., Lengyel G. Karaciğer hastalıklarının ve birincil karaciğer kanserinin önlenmesi ve tedavisinde Silymarin. Güncel Farmasötik Biyoteknoloji . 2012; 13 (1):210–217. doi: 10.2174/138920112798868818. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      14. Hau DK-P., Wong RS-M., Cheng GY-M., et al. Asetaminofen kaynaklı akut karaciğer hasarı için gecikmiş tedavi olarak silimarinin yeni kullanımı. Forschende Komplementarmedizin . 2010; 17 (4):209–213. doi: 10.1159/000319317. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      15. Das S., Roy P., Auddy RG, Mukherjee A. Silymarin nanoparçacık, parasetamole bağlı hepatotoksisiteyi önler. Uluslararası Nanotıp Dergisi . 2011; 6 :1291–1301. doi: 10.2217/nnm.11.128. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      16. Sherif IO, Al-Gayyar MMH Silimarin'in sodyum nitritin neden olduğu karaciğer fonksiyon bozukluğu üzerindeki antioksidan, antienflamatuar ve hepatoprotektif etkileri. Avrupa Sitokin Ağı . 2013; 24 (3):114–121. doi: 10.1684/ecn.2013.0341. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      17. Cordero-Pérez P., Torres-González L., Aguirre-Garza M., et al. Ticari bitki özlerinin Wistar sıçanlarında karbon tetraklorür kaynaklı karaciğer hasarı üzerindeki hepatoprotektif etkisi. Farmakognozi Araştırması . 2013; 5 (3):150–156. doi: 10.4103/0974-8490.112417. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      18. Raj S., Gothandam KM Amorphophallus commutatus var. swiss albino farelerinde CCl 4 kaynaklı hepatik hasara karşı wayanadensis . Gıda ve Kimyasal Toksikoloji . 2014; 67 :105–112. doi: 10.1016/j.fct.2014.02.028. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      19. Houschyar KS, Lüdtke R., Dobos GJ, et al. Vücut demir depolarının flebotomi ile indüklenen azalmasının metabolik sendrom üzerindeki etkileri: randomize bir klinik çalışmanın sonuçları. BMC Tıp . 2012; 10 (1, madde 54) doi: 10.1186/1741-7015-10-54. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      20. Salsoso R., Guzmán-Gutiérrez E., Arroyo P., et al. Kendiliğinden hipertansif sıçanlardan aort endotel hücrelerinde azaltılmış L-karnitin taşınması. PLoS BİR . 2014; 9 (2):11. doi: 10.1371/journal.pone.0090339. e90339 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      21. Fakurazi S., Hairuszah I., Nanthini U. Moringa oleifera Lam, glutatyon seviyesinin restorasyonu yoluyla asetaminofenin neden olduğu karaciğer hasarını önler. Gıda ve Kimyasal Toksikoloji . 2008; 46 (8):2611–2615. doi: 10.1016/j.fct.2008.04.018. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      22. Quan J., Yin X., Xu H. Boschniakia rossica, farede karbon tetrakloridin neden olduğu hepatotoksisiteyi önler. Deneysel ve Toksikolojik Patoloji . 2011; 63 (1-2):53–59. doi: 10.1016/j.etp.2009.09.008. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      23. Silvia Fröde Saleh T., Batista Calixto J., Santos Medeiros Y. Karragenanın neden olduğu fare plörezisinde anti-enflamatuar ilaçların nitrat ve miyeloperoksidaz seviyeleri üzerindeki etkileri. peptitler _ 1999; 20 (8):949–956. doi: 10.1016/S0196-9781(99)00086-8. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      24. Singhal R., Ganey PE, Roth RA Farelerde asetaminofen kaynaklı karaciğer hasarında komplement aktivasyonu. Farmakoloji ve Deneysel Terapötikler Dergisi . 2012; 341 (2):377–385. doi: 10.1124/jpet.111.189837. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      25. Bhadauria M. Sıçanlarda asetaminofen kaynaklı akut hasara karşı emodinin doza bağımlı hepatoprotektif etkisi. Deneysel ve Toksikolojik Patoloji . 2010; 62 (6):627–635. doi: 10.1016/j.etp.2009.08.006. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      26. Oyagbemi AA, Odetola AA Cnidoscolus aconitifolius'un etanolik ekstraktının sıçanlarda parasetamol kaynaklı karaciğer hasarı üzerinde hepatoprotektif etkileri. Pakistan Biyolojik Bilimler Dergisi . 2010; 13 (4):164–169. doi: 10.3923/pjbs.2010.164.169. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      27. Green TJ, Sivilotti MLA, Langmann C., et al. Akut asetaminofen doz aşımından sonra aminotransferazlar ne zaman yükselir? Klinik Toksikoloji . 2010; 48 (8):787–792. doi: 10.3109/15563650.2010.523828. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      28. Alkiyumi SS, Abdullah MA, Alrashdi AS, Salama SM, Abdelwahab SI, Hadi AHA Ipomoea Aquatica özü, tiyoasetamid kaynaklı hepatotoksisiteye karşı koruyucu etki gösterir. moleküller _ 2012; 17 (5):6146–6155. doi: 10.3390/moleküller17056146. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      29. Bell LN, Vuppalanchi R., Watkins PB, et al. İlaca bağlı karaciğer hasarı olan hastalarda serum proteomik profili. Beslenme Farmakolojisi ve Terapötikleri . 2012; 35 (5):600–612. doi: 10.1111/j.1365-2036.2011.04982.x. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      30. Binda D., Nicod L., Viollon-Abadie C., et al. Sıçanlarda hepatik antioksidan durumundaki tür farkı (WKY, SPRD) ve hipertansiyonun etkisi (SHR, DOCA). Ex vivo ve in vitro veriler. Moleküler ve Hücresel Biyokimya . 2001; 218 (1-2):139–146. doi: 10.1023/A:1007268825721. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      31. Dremza IK, Cheshchevik VT, Zabrodskaya SV, et al. Asetaminofenin hepatotoksik etkileri. Triptofan türevlerinin koruyucu özellikleri. Biyomeditsinskaya Khimiya . 2010; 56 (6):710–718. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      32. Kelava T., Ćavar I., Vukojević K., Saraga-Babić M., Čulo F. Asetaminofenin neden olduğu akut karaciğer hasarı üzerinde glukagon ve siklik adenosin monofosfatın etkisi. Histoloji ve Histopatoloji . 2013; 28 (2):245–255. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      33. Nakanishi N., Suzuki K., Tatara K. Serum γ -glutamiltransferaz ve orta yaşlı Japon erkeklerde metabolik sendrom ve tip 2 diyabet riski. Diyabet Bakımı . 2004; 27 (6):1427–1432. doi: 10.2337/diacare.27.6.1427. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      34. Ryu S., Chang Y., Woo HY ve ark. Referans aralığındaki (gama)-glutamiltransferazdaki uzunlamasına artış, orta yaşlı Koreli erkeklerde metabolik sendromu öngörür. Metabolizma: Klinik ve Deneysel . 2010; 59 (5):683–689. doi: 10.1016/j.metabol.2009.08.024. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      35. Lee DS, Evans JC, Robins SJ ve ark. Gama glutamil transferaz ve metabolik sendrom, kardiyovasküler hastalık ve ölüm riski: Framingham Kalp Çalışması. Arterioskleroz, Tromboz ve Vasküler Biyoloji . 2007; 27 (1):127–133. doi: 10.1161/01.atv.0000251993.20372.40. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      36. Simeonova R., Vitcheva V., Kondeva-Burdina M., Krasteva I., Manov V., Mitcheva M. Gypsophila trichotoma wend'den izole edilen saponarin'in hepatoprotektif ve antioksidan etkileri . Sıçanlarda parasetamole bağlı karaciğer hasarı üzerine. BioMed Araştırma Uluslararası . 2013; 2013 :10. doi: 10.1155/2013/757126. 757126 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      37. Bosisio E., Benelli C., Pirola O. Silybum marianum L. flavanolignanlarının sıçan karaciğer mikrozomlarında ve yeni izole edilmiş hepatositlerde lipid peroksidasyonu üzerindeki etkisi. Farmakolojik Araştırma . 1992; 25 (2):147–154. doi: 10.1016/1043-6618(92)91383-r. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      38. Yuan L., Gu X., Yin Z., Kang W. In vitro antioksidan aktiviteler ve Nelumbo nucifera yapraklarının in vivo hepatoprotektif etkileri . Afrika Geleneksel, Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Dergisi . 2014; 11 (3):85–91. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      39. Gu F., Gu X., Xu Q., Kang W. In vitro antioksidan aktivite ve Phlomis maximowiczii'nin in vivo hepatoprotektif etkisi . Afrika Geleneksel, Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Dergisi . 2014; 11 (3):46–52. doi: 10.4314/ajtcam.v11i3.8. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]

                      Yorum yap


                      • #12
                        Hepatite Ne İyi Gelir Hepatitten Nasıl Kurtulurum Sarılığa Ne İyi Gelir



                        Yorum yap


                        • #13
                          Hepatit B ve Hepatit C'ye Ne İyi Gelir Siroza Ne İyi Gelir Devedikeninin Faydaları.

                          Yorum yap


                          • #14
                            Hepatite Ne İyi Gelir Hepatitten Nasıl Kurtulurum

                            Yorum yap


                            • #15
                              Deve Dikeninin Faydaları Nedir Deve Dikeninin Karaciğere Faydaları

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X