Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Damla Sakızı, Çitlembik, Çitenbik, Menegiş, Sakız Ağacı, Pistacia lentiscus L,

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Damla Sakızı, Çitlembik, Çitenbik, Menegiş, Sakız Ağacı, Pistacia lentiscus L,

    KULLANILMASI; KLİNİK ARAŞTIRMALARA GÖRE; GATRİT, ÜLSER, KOLİT, ENTERİT, DUODENİT ve KOLON KANSERİNE karşı etkili olduğu belgelenmiştir.

    Araştırmalar:
    Klinik Araştırmalar;
    1984 yılında Musul Üniversitesin’de AL-HABBAL ve ekibi yaptıkları araştırmalarda DUODENİT (Onikiparmak bağırsağı ülseri) oluşum sürecini takip etmişlerdir. Bu çalışma için seçilen 38 gonullu hastayi 2 gruba ayırmış, 1. Gruba damla sakızı (mastic gum) 2. Gruba ise laktoz 2 hafta boyunca günlük 1 gr olalarak verilmiştir. 2 hafta sonunda gonulluler endoskopi ile ülser olusumu izlenmiştir. Sonuçlara gore damla sakızı (mastic gum) kullanan gruptaki %80 gonullunun rahatsızlıkları azaldığı oniki parmak bağırsağındaki ülserli bölgenin %70 nin düzeldiği gözlenmiş olup Damla sakızı’nın (mastic gum) her hangi bir yan etkisi olmadiginin kanisinada varmışlardır. Klinik çalışmaların MİDE ve Oniki Parmak Ülserine karşı güçlündirici, iyileştirci ve dindirici olduğu için damla sakızı (mastic gum) kullanılmasını tavsiye etmiştir. Diğer önemli sonuç , damla sakızının üretmiş olduğu herhangi bir yan etkisinin olmadığını araştırmalar göstermiştir. [1]

    Aynı araştırma grubunun yayınladığı Notingen ing. F.HUWEZ ve ekibi. 1986 iyi huylu GASTRİK ÜLSERLİ hastaların üzerinde yeni bulgular elde etmişlerdir. Bu amaç için, 4 hafta boyunca günlük 2 gr (1 gr kahvaltıdan önce, 1 gr yatmadan önce) damla sakızı (mastic gum) alan gastroskopi ile ülser teşhisi konan 6 hasta üzerinde uygulanmıştır. Klinik çalışmalar baslamadan en az iki ay önceden Hasta olmayan birine farmasotik işlemin diğer turu uygulanmıştır. Damla sakızı (mastic gum) gastroskopi etki değerleri yani sıra rutin laboratuvar kan kontrolu, idrar kontrolu ve biyo kimyasal veriler muamele işlemi başlamadan önce, iki hafta sonra, 4 hafta sonra ve damla sakızı (mastic gum) verilmeye başlandıktan 2 ay sonra kayıt altına alınmıştır. Sonuçlar gösteriyor ki damla sakızı (mastic gum) alan 6 hasta katılımcıdan 5’nin ağrısının azaldığı ayrıca endoskopi cihazıyla bulgular doğrulanmıştır. Çalışma boyunca ayrıca istenmeyen yan etkisi iki ay sonunda bulunmamıştır. [2]

    2002 ROE ve ekibi, KİM ve LEE Yayınlanmış bir klinik çalışmada Damla sakızı (mastic gum) MİDE KANSERİNE sebep olan H. pylori bakterilerine karşı etkisi ile ilgili araştırma South Korea Society of Gastroenterology dergisinde yer verilmiştir. Guney Kore DAN-KOOK Universitesi Tip fakultesinde yapilan çalışmaya katılan 48 gönüllüye H.pilori bakterisinin bulaştigi UBT (idrar-nefes testi tekniği) testiyle bulunmuştur. Katılımcılar iki gruba ayrılmıştır. Birinci grup damla sakızı (mastic gum) ikinci gruba ise laktoz gum verilmiştir.sonuçlara göre damla sakızı (mastic gum) kullanan hastaların midesinde ki h.pilori bakterilerinde azalma olduğu tespit edilmiştir. [3]

    2007 yılında araştırmacı dr. Asterios, Theodoros Sergentianis, TRİANTAFYLLU ve ekibi 133 kişiyi (50 yaş ve üzeri) rastgele 2 gruba ayırarak test uyguladı. 1.gruba (yuksek doz), günlük 5 gr damla sakızı (mastic gum) tozu verildi. 2. Gruba (yüksek doz), günlük damla sakızı (mastic gum) solusyonu verilmiştir. Sonuçlara gore; 1. Grupta kandaki toplam KOLESTEROL’UN azaldigi belirledi. 2. Grupta ise, erkeklerde,KANDAKİ GLUKOZ seviyesinin azaldi gözlemlenmiştir. [4]

    2010 yılında araştırmaci Dr. K.J. DABOS ve ekibi Atina Üni. damla sakızı (mastic gum) MİDE AĞRISI ve MİDE YANMASINA iyi geldigini mide ust duvarindaki yanmaların 3 hafta boyunca gunde 1 gr damla sakızı (mastic gum) kullanan 54 hastanin %75 nin şikayetlerinin azaldığını gözlemlemişlerdir. Ayrıca Damla sakızı’nın (mastic gum) mide kanserine neden olan Helikobakteri pilori bakterilerinide araştırmalarında takip etmiştir. Klinik çalışmalarına katılan 52 hastadan rastgele secilmişlere 14 gün boyunca günde 3 defa 350 mg saf damla sakızı (mastic gum) verilmiştir. Uygulanan bu yontemin sonuçunda bakterilerin giderek azaldığı gözlemlenmiştir. [5]

    Atina üni 2007 yılında, araştırmacı dr. A. C. KALİORA ve ekibi, CHRON hastası (kolon kanseri olma ihtimali yüksek iltihaplı bağırsak hastalığı) olan hastalar uzerinde damla sakızının (mastic gum) etkisi uzerine bir çalışma gercekleştirdiler. Bu çalışma, chron hastaları uzerinde sağlık kontrolleri şeklinde, belli bir dereceye kadar tekrar edilmiştir. 10 hastaya 4 hafta boyunca damla sakızı (mastic gum) kapsulu (günlük 6 kapsul, 1 kapsul 0,37 gram) verilmiştir. 10 hastanın damla sakızı (mastic gum) kapsül kullanmadan önceki ve kullandıktan sonraki TNF-alfa (kanda) ölçümleri yapılmıştır. Ve chron hastasi olan bu 10 hastanın damla sakızı (mastic gum) uygulanmasiyla TNF-alfa salgisinin azalmasina cozum bulundugu gözlemlenmiştir. Bu bulgular gösteriyor ki, damla sakızı (mastic gum)kullanımı, CHRON hastalığına karşı bir bağışıklık kazandırabilir. [6]

    Miami Üniversitesin’den Balan, J. Prince, Z. Han, Atina Üniversitesin’den Dr. K. Dimas, Dr. Sitaras ve P. Pantazis, SelanikÜniversitelerinden Dr. M. Cladaras, Sakız ağacının sakız reçinesi in vitro ortamdaki HCT116 insan kolon kanseri hücrelerinin çoğalmasını engellediği ve bu hücrelerin ölümünü başlatan bileşimleri içerdiği bilinmektedir [7]


    NOT: TNF-alfa= hücre tarafından salğılanan , kanserli hücrelerin yıkımını sağlayan bir sitokindir (hücre etkileşimini sağlayan bir tür protein)
    [1] Al Habbal M, et al. A double-blind controlled clinical trial of mastic and placebo in the treatment of duodenal ulcer. Clin Exp Pharmacol Physiol . 1984;11(5):541-544.
    [2] Huwez et al. (1998) Mastic gum kills helicobacter pylori. N Engl J Med. 399:194-196
    [3] Roe IH, Kim JT, Lee HS, Lee JH. Detection of Helicobacter DNA in bile from bile duct diseases. J Korean Med Sci. 1999;14:182–186.
    [4] Triantafyllou A, Chaviaras N, Sergentanis TN, Protopapa E, Tsaknis J: Chios mastic gum modulates serum biochemical parameters in a human population. J Ethnopharmacol 2007, 111:43–49
    [5] K J Dabos et. Al Phytomedicine, 17(3-4), 296-299 (2010)
    [6] Kaliora AC, Mylona A, Chiou A, Petsios DG, Andrikopoulos NK. Detection and identification of simple phenolics in Pistacia lentiscus resin. J Liq Chrom Rel Technol. 2004;27:289–300.
    [7] K.V. Balana, J. Princea, Z. Hana, K. Dimasb, M. Cladarasc, J.H. Wychea, N.M. Sitarasd, P. Pantazisa,b, aDepartment of Biology, University of Miami, Coral Gables, Miami, FL, USA
    bLaboratory of Pharmacology–Pharmacotechnology, Foundation for Biomedical Research, Academy of Athens, Greece cSchool of Biology, Aristotle University of Thessaloniki, Greece
    dDepartment of Pharmacology, Medical School, University of Athens, Greece

    Bileşimi:
    Sakız reçinesinin kimyasal analizi sonucu, mastikte % 1-3 arasında mastik yağı, %4 oranında a ve b mastisinik asit, % 0.5 mastikhonik asit, % 20 a-mastikonik asit, % 18 b-mastikonik asit, % 30 a-mastik rezinesi ve % 20 b-mastik rezinesi bulunmuştur [51]. Sakız reçinesi, % 1-3 oranında uçucu yağ içerir. Sakız bitkisinin yapraklarından da % 0,8 oranında uçucu yağ elde edilebilir. Bu uçucu yağın en önemli bileşenleri alfa pinen, mirsen, beta karyofillen, limonen, anetol ve alfa humulen‘dir [19]. Mastikten elde edilen uçucu yağ bileşenleri çoğunlukla monoterpenik ve seskiterpenik yapıdadır. Monoterpenler sekrolitik, ekspektoran, sedatif ve tonik etkileriyle bilinirler. Seskiterpenler, yapıdaki fonksiyonel gruba bağlı olarak değişkenlik göstermekle birlikte, anti enflamasyon etkidir.


    Sevim Selen
    TONİK SETİ kullanıyorum MİDEM için çok çok faydasini gördüm herkese tavsiye ederim
    KAYNAK

    ‎İbrahim Yıkılmaz‎
    Bende REFLÜ ve ÜLSER vardı. Belki çok iddialı olacak ama 2 günde midedeki ağrı ,siskinlik yanmalar gitti. Tabiki İbrahim Bey'in şunları yemeyin dediği faydasi olmayan besinleri bıraktım DAMLA SAKIZI SETİ kullandım. Teşekkürler sayın Gökçek.
    KAYNAK

    Mehmet Erarslan
    Evet bu DAMLA SAKIZI SETİNDEKİ ilaçları MİDEMDEKİ REFLÜ, ÜLSER, GASTRİTE iyi geliyor
    KAYNAK

    Zafer Çil
    Geçtiğimiz çarşamba günü TONİK SETİ aldım sette 6 tane olduğu için denemek istedim aslında tek satılmıyordu ancak benim için istisna olarak gönderdiler tereddütlü olduğum için denemek istedim 4-5 gündür 1 şişe toniği kullanıyorum tadı alışık olduğumuz bir tat değil ilk başlarda zor olabilir ama şifa için sabrettim ve yavaş yavaş alıştım bu kısa sürede MİDEMDEKİ YANMADA AZALMA oldu hazımsızlık kısmen geçti. toniği isteyen sulandırıp incelterek kullanabilir ben öyle yaptım yarın 1 set sipariş vereceğim sabırla devam edersem gastritimin tamamen geçeceğini umuyorum bittiğinde sonucu yorum olarak paylaşacağım
    KAYNAK

    Zafer Çil
    Yaklaşık iki haftadır TONİK SETİ kullanıyorum yarın bir set sipariş daha vereceğim artık korkarak yemek yeme işkence günleri geride kaldı zira TONİK SETİ ile en sevdiğim yemekleri rahatla yiyorum hem yemekten önce hem yemek sırasında tonik içiyorum özellikle lahmacunun yayında şalgam suyu niyetine içilebilir midemdeki gastritten ötürü her şeyi yiyemiyordum şiddetli ağrı hazımsızlık şişkinlik oluyordu ama şimdi TONİK SETİ İLE MİDE AĞRILARIM AZALDI yediklerimi daha kolay hazmediyorum ve şişkinlikte yok denecek kadar azaldı. İbrahim beye teşekkür ederim...
    KAYNAK

    ‎Seyfullah Gümüşhan
    İbrahim Gökçek hocama teşekkür ediyorum 5 yıldır doktor doktor gezmeme rağmen bir teşhis konamadı. Umudumu yitirmiştim son bir özel doktora gitmem neticesinde MİDEMDE PANGASTRİT HELİCOBAKTERİ POZİFİT göründü. Keza mantarda (CANDİDA MANTARI) çok yoğundu. Antibiyotik surecine girdim bu süre de iyice kötü bir hal almış bulundum bakteriye direnç kazandı. Taki ibrahim hocayla tanışana kadar bilgisi tecrübesi ile beni aydınlattı kullanmam gereken MASTİK GUM - BT SETİ ürününü söyledi şuan çok şükür iyiye gidiyorum vücudum adeta kendini yeniliyor saygılar sevgiler dilerim hocama
    KAYNAK

    Ismail Özdemir
    Selam ibrahim bey GASTRİT REFLÜ ile ilgili bir vidyonuzu izledim söylediğiniz DAMLA SAKIZI MACUNU SETİ tavsiyelere uydum işeyaramaya başladı doktorların yazdığì ilaclardan daha etkili.
    KAYNAK

    Aydın Ercik
    MİDE RAHATSIZLIKLARIM için DAMLA SAKIZI MACUN SETİNİ daha önce kullanarak ÇOK İYİ olmuştum ve çokta faydasını gördüm
    KAYNAK

    Aysel Dogan
    MİDEMDEKİ EKŞİME-YANMA için DAMLA SAKIZLI MACUN kullandım midemdeki ekşime ve yanma kalmadı silip süpürdü çok şükür.
    KAYNAK

    Levent Ebrar
    Allah razı olsun hocam bende DAMLA SAKIZI MACUN SETİ kullandım MİDE RAHATSIZLIKLARIM için çok faydasını gördüm Allah sizden razı olsun hocam.
    KAYNAK

    Mahmut Guler
    MİDEMDEKİ EKŞİME-YANMA için DAMLA SAKIZI MACUN SETİ kullandım midemde ekşime yanma kalmadı silip süpürdü çok şükür.
    KAYNAK

    Konu ahmetkirmizi tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/18434-ahmetkirmizi Saat 19 May 2023, 13:30 ) değiştirilmiştir.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    Damla Sakızı, Çitlembik, Çitenbik, Menegiş, Sakız Ağacı, Pistacia lentiscus L,

    Konu murattt tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/13772-murattt Saat 13 May 2020, 15:57 ) değiştirilmiştir.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

    Yorum yap


    • #3
      Sakız sakızının antikanser potansiyeline dair güncel kanıtlar

      Constantinos Giaginis 1, Stamatios Theocharis
      üyelikler yıkılmak üyelik

      • 1Adli Tıp ve Toksikoloji Anabilim Dalı, Tıp Fakültesi, Atina Üniversitesi, Atina, Yunanistan. cgiaginis@yahoo.gr
      Soyut

      Pistacia lentiscus L. varyasyon chia bitkisinden elde edilen sakız sakızının, çok çeşitli insan hastalıkları üzerinde yararlı etkiler gösterdiği gösterilmiştir. Şimdiye kadarki en kapsamlı veriler, sakız sakızının mide-bağırsak bozukluklarına ve bakteriyel enfeksiyonlara karşı koruma sağladığını göstermiştir. Önemli kanıtlar, sakız sakızının hepatoprotektif ve kalp koruyucu, antiinflamatuar/antioksidan ve antiaterojenik özellikler sergilediğini de öne sürdü. Son on yılda, artan sayıda çalışma, sakız sakızının çeşitli insan neoplazisi türlerine karşı potansiyel antiproliferatif özelliklerini daha fazla değerlendirdi. Bu derleme, sakız sakızı ve ana bileşenlerinin antikanser aktiviteleri ile ilgili mevcut verileri özetlemeyi amaçlamaktadır. antikanser işlevi uyguladıkları moleküler mekanizmaları da vurgulamaktadır. Triterpenoidlerin kimyasal sınıfına ait sakız sakızı bileşenleri, antikanser potansiyelinden esas olarak sorumlu görünmektedir. Bu nedenle, sakız sakızı bileşenlerine benzer kimyasal yapıya sahip sentetik ve doğal olarak oluşan triterpenoid analoglarının antikanser aktivitesine kısa bir tartışma ayrılmıştır. Şimdiye kadar eldeki veriler göz önüne alındığında, Sakız sakızı, etkili antikanser ilaçların bir araya gelmesi olarak düşünülebilir. kısa bir tartışma, sakız sakızı bileşenlerine benzer kimyasal yapıya sahip sentetik ve doğal olarak oluşan triterpenoid analoglarının antikanser aktivitesine adanmıştır. Şimdiye kadar eldeki veriler göz önüne alındığında, Sakız sakızı, etkili antikanser ilaçların bir araya gelmesi olarak düşünülebilir. kısa bir tartışma, sakız sakızı bileşenlerine benzer kimyasal yapıya sahip sentetik ve doğal olarak oluşan triterpenoid analoglarının antikanser aktivitesine adanmıştır. Şimdiye kadar eldeki veriler göz önüne alındığında, Sakız sakızı, etkili antikanser ilaçların bir araya gelmesi olarak düşünülebilir.
      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

      Yorum yap


      • #4
        Sakız Helicobacter pylori'yi Öldürür

        https://www.nejm.org/doi/full/10.105...99812243392618
        Düşük dozlarda sakız sakızı - iki hafta boyunca günde 1 mg - bile peptik ülserleri çok hızlı bir şekilde tedavi edebilir, ancak sorumlu mekanizma net değildir. Sakızın , peptik ülserli hastalarda terapötik etkisini açıklayabilecek olan Helicobacter pylori'ye karşı aktif olduğunu bulduk .

        Sakız, Pistacia lentiscus'un gövdesinden ve ana yapraklarından elde edilen reçineli bir akıntıdır . Akdeniz bölgesinde gıda maddesi olarak kullanılır. Klinik olarak mastik, iyi huylu mide ülserleri 1 ve duodenal ülserlerin tedavisinde etkili olmuştur . 2 Sıçanlarda sakız, sitoprotektif ve hafif düzeyde salgı önleyici özellikler göstermiştir. 3 Mastiğin antibakteriyel özelliklerini H. pylori'ye karşı değerlendirdik .

        H. pylori suşları NCTC 11637 (standart bir referans suş) ve altı taze klinik izolat (üçü metronidazole duyarlı ve üçü dirençliydi), yüzde 7 at çikolata kanlı agarda veya IsoSensitest sıvı besiyerinde (yüzde 5 fetal- buzağı serumu) 37°C'de mikroaerobik atmosferde (nitrojende yüzde 6 oksijen ve yüzde 5 karbon dioksit).

        Mastik, etanol içinde mililitrede 50 mg'lık bir konsantrasyonda bir stok solüsyonu olarak hazırlandı ve mililitrede 0.0075 ila 1.0 mg arasında değişen nihai bir konsantrasyon için sıvı kültürde (mililitrede 107 H. pylori hücresi içeren) seyreltildi. Kontrol kültürlerine uygun konsantrasyonlarda etanol eklendi. Kültürler inkübe edildi, 10 ul'lik alikotlar elde edildi ve 48 saate kadar çeşitli zamanlarda agar plakalarına ekildi ve minimum bakterisidal konsantrasyonlar (gece boyunca inkübasyondan sonra ortamdaki organizmaların yüzde 99,9'unu öldürmek için gereken minimum ilaç konsantrasyonu) ) belirlendi.

        Mastik, organizmanın nitroimidazollere duyarlılık seviyesinden bağımsız olarak H. pylori NCTC 11637 suşunu ve altı klinik izolatı (canlı sayısında 1000 kat azalma) öldürdü. İncelenen tüm suşlar için 24 saatteki minimum bakterisidal konsantrasyon, mililitre başına 0.06 mg ham mastikti. Daha düşük konsantrasyonlarda, kullanılan en düşük konsantrasyon olan mililitrede 0,0075 mg'da bile net bir postantibiyotik etkiyle bakteri üremesi önemli ölçüde engellendi. Transmisyon elektron mikroskopisi ile gösterildiği gibi (veriler gösterilmemiştir) mastik, organizmada açık ultrastrüktürel değişiklikleri indüklemiştir.

        Bu sonuçlar sakızın H. pylori'ye karşı kesin antibakteriyel aktiviteye sahip olduğunu düşündürmektedir . Bu aktivite, sakızın anti-peptik-ülser özelliklerini en azından kısmen açıklayabilir. 1,2 Son zamanlarda tanımlanan çeşitli mastik bileşenlerinin H. pylori karşıtı etkisinin incelenmesi , 4 aktif içeriği kesin olarak belirleyebilir. Sakız ucuzdur ve Üçüncü Dünya ülkelerinde yaygın olarak bulunur; bu nedenle, verilerimizin gelişmekte olan ülkelerdeki peptik ülserlerin yönetimi için önemli çıkarımları olmalıdır.

        Farhad U. Huwez, MRCP, Ph.D.
        Barnet Genel Hastanesi, Barnet, Herts EN5 3DJ, Birleşik Krallık

        Debbie Thirlwell, B.Sc.
        Alan Cockayne, Ph.D.
        Dlawer AA Ala'Aldeen, Ph.D., MRCPath.
        Üniversite Hastanesi, Nottingham NG7 2UH, Birleşik Krallık
        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

        Yorum yap


        • #5
          DAMLA SAKIZI İle Gastrit Ve Mide Kanseri



          DAMLA SAKIZI İle Mide Ülseri Ve Gastrit


          Yorum yap


          • #6
            Sakız sakızı, influenza A virüs replikasyonunu ve viral patojeniteyi inhibe eder

            Dong In Kim 1, Yong Bin Cho 1, Young Hyun Lim 1, So Hee Hong 2, Bumsuk Hahm 3, Sang-Myeong Lee 4 5, Se Chan Kang 6, Young-Jin Seo 1
            üyelikler yıkılmak üyelikler
            • 1Yaşam Bilimleri Bölümü, Chung-Ang Üniversitesi, Seul, Kore Cumhuriyeti.
            • 2Biyoteknoloji Bölümü, Kore Katolik Üniversitesi, Bucheon, Kore Cumhuriyeti.
            • 3Cerrahi ve Moleküler Mikrobiyoloji ve İmmünoloji Bölümleri, Missouri Üniversitesi, Columbia, MO 65212, ABD.
            • 4Veteriner Fakültesi, Chungbuk Ulusal Üniversitesi, Cheongju, Kore Cumhuriyeti.
            • 5Biyoteknoloji Bölümü, Çevre ve Biyolojik Kaynaklar Koleji, Jeonbuk Ulusal Üniversitesi, Iksan, Kore Cumhuriyeti.
            • 6Doğu Tıbbı Biyoteknoloji Bölümü, Yaşam Bilimleri Fakültesi, Kyung Hee Üniversitesi, Yongin, 17104, Kore Cumhuriyeti.
            Soyut


            Sakız ağacı sakızı (CMG), sakız ağacının bir reçinesi ( Pistacia lentiscusvar. chia), 2500 yılı aşkın bir süredir gastrointestinal bozuklukların ve bakteriyel enfeksiyonların neden olduğu birçok bozukluğu tedavi etmek için kullanılmaktadır. Bununla birlikte, CMG'nin antiviral aktivitesi hakkında çok az şey bilinmektedir. CMG'nin hücre proliferasyonu, farklılaşması ve apoptoz gibi çoklu hücresel süreçleri etkilediği bilinmektedir. Virüs replikasyonu büyük ölçüde konak hücre metabolizmasına bağlı olduğundan, CMG'nin virüs enfektivitesini düzenlediği düşünülebilir. Bu nedenle, bu çalışmada CMG'nin influenza A virüsü (IAV) enfeksiyonunu tedavi etme potansiyelini bir antiviral ilaç olarak değerlendirdik. CMG tedavisi, IAV'nin sitopatojenik etkisini ve RNA'ların, proteinlerin ve bulaşıcı parçacıkların üretimini önemli ölçüde azalttı. İlginç bir şekilde CMG, viral bağlanmadan sonra virüs yaşam döngüsünün erken aşamasına müdahale etti. Daha da önemlisi, CMG uygulaması, IAV ile enfekte olmuş farelerde morbidite ve mortaliteyi büyük ölçüde iyileştirmiştir. Sonuçlar, CMG'nin viral replikasyonun erken evresini bloke ederek güçlü bir anti-IAV aktivitesi gösterdiğini göstermektedir. Böylece sakız sakızı, IAV enfeksiyonuna karşı yeni bir terapötik ajan olarak kullanılabilir.

            Anahtar Kelimeler: Sakız sakızı; anti-virüs; grip A virüsü; viral giriş; viral patoloji.

            Yorum yap


            • #7
              DAMLA SAKIZI İle Ülser Ve Gastrit



              DAMLA SAKIZI İle Kolon Kanseri Ve Gastrit


              Tırnak plağı hasarlarının tedavisi için Pistacia lentiscus ve hyaluronik asit içeren yeni bir kozmetik topikal tedavinin etkinliği ve güvenliğine ilişkin literatürün gözden geçirilmesi

              Michela Starace 1, Corinne Granger 2, Miriam Anna Karpanese 1, Aurora Alessandrini 1, Francesca Bruni 1, Bianca Maria Piraccini 1
              üyelikler yıkılmak üyelikler
              • 1IRCCS Dermatoloji, Policlinico di Sant'Orsola-Malpighi, Deneysel, Teşhis ve Özel Tıp Bölümü, Bologna Üniversitesi, Bologna, İtalya.
              • 2İnovasyon ve Geliştirme ISDIN, Barselona, ​​İspanya.
              Soyut


              Amaç: Çalışmamızın amacı, tırnak plağı hastalıklarının iyileştirilmesinde kullanılan hyaluronik asit ve Pistacia lentiscus içeren suda çözünür yeni bir güçlendirilmiş tırnak (WSNS) ürününün etkinlik ve güvenilirliğine ilişkin literatürün gözden geçirilmesidir.

              Gereç ve yöntemler: Hyaluronik asit ve P. lentiscus'un tırnak değişikliklerinin iyileştirilmesinde kullanıldığını bildiren tüm çalışmaları belirlemek için PubMed/MEDLINE'da literatür araştırması yaptık.

              Bulgular: Literatürde yayınlanmış P. lentiscus ve hyaluronik asit içeren WSNS ile tedavi edilen 96 hastayı açıklayan iki rapor ve iki poster bulduk. 83 hasta kırılgan tırnaklardan ve 13 hasta onikomikozdan etkilenmiştir.

              Sonuçlar: Bu inceleme, P. lentiscus ve hyaluronik asit içeren bu yeni ürünün günlük uygulamasının, tırnak kırılganlığı ve onikomikoz (TIRNAK MANTARI) gibi yaygın tırnak hastalıklarını iyileştirmek için kozmetik bir adjuvan olarak kullanılabileceğini ve tırnak kalitesi ve görünümü üzerinde önemli sonuçlar elde edebileceğini göstermektedir. Hastalar herhangi bir yan etki bildirmemiştir ve uygulama kolaylığı ve kozmetik nitelikleri tedaviye büyük uyum sağlamasına katkıda bulunmaktadır.

              Anahtar Kelimeler: kırılgan tırnaklar; kozmetik uygulama; tırnak kırılganlığı; onikomikoz; terapi.

              © 2022 Wiley Süreli Yayınlar LLC.
              Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
              Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

              Yorum yap


              • #8
                DAMLA SAKIZI İle Ülseratif Kolit Ve Kolon Kanseri



                Damla Sakızı ile Yapılan Klinik Araştırmalar, Damla Sakızı ile Gastrit Tedavisi


                Pistacia lentiscus var. chia, deneysel kolon kanseri modellerinde tümör büyümesini baskılar

                Katerina Spyridopoulou 1, Angeliki Tiptiri-Kourpeti 1, Evangeli Lampri 2, Eleni Fitsiou 1, Stavros Vasileiadis 1, Manolis Vamvakias 3, Haido Bardouki 3, Anna Goussia 2, Vasiliki Malamou-Mitsi 2, Mihalis I Panayiotidis 4, Alex Galanis 1, Aglaya Pappa 1, Katerina Chlichlia 5
                üyelikler yıkılmak üyelikler

                • 1Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü, Trakya Demokritos Üniversitesi, Üniversite Kampüsü-Dragana, Dedeağaç, 68100, Yunanistan.
                • 2Sağlık Bilimleri Fakültesi, Patoloji Anabilim Dalı, Yanya Üniversitesi, Üniversite Kampüsü, Yanya, 45110, Yunanistan.
                • 3VIORYL SA, 28th km National Road Athens - Lamia, Afidnes, 19014, Yunanistan.
                • 4Uygulamalı Bilimler Bölümü, Sağlık ve Yaşam Bilimleri Fakültesi, Northumbria Üniversitesi, Ellison Building A516, Newcastle Upon Tyne, NE1 8ST, Birleşik Krallık.
                • 5Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü, Trakya Demokritos Üniversitesi, Üniversite Kampüsü-Dragana, Dedeağaç, 68100, Yunanistan. achlichl@mbg.duth.gr.
                Ücretsiz PMC makalesi Soyut

                Bitki kaynaklı biyoaktif bileşikler, potansiyel kemopreventif antikanser ajanları olarak büyük ilgi görmektedir. Pistacia lentiscus var. chia ve kolon karsinomu proliferasyonu üzerindeki etkilerini, a) kolon kanseri hücre dizilerine karşı in vitro ve b) oral uygulamayı takiben farelerde tümör büyümesi üzerindeki in vivo etkilerini karşılaştırmalı olarak araştırdı. Sakız yağı, ana bileşenlerinden daha etkili bir şekilde, kolon kanseri hücrelerinin in vitro çoğalmasını, zayıflatılmış migrasyonu ve survivin'in (BIRC5a) aşağı regüle edilmiş transkripsiyonel ifadesini inhibe etti. Oral olarak uygulandığında, sakız yağı farelerde kolon karsinom tümörlerinin büyümesini inhibe etti. Gözlenen etkilere, tümör dokularında Ki-67 ve survivin ekspresyonunun azalması eşlik etti. özellikle, sadece %67,7 α-pinen ve %18,8 mirsenden oluşan sakız yağı farelerde istatistiksel olarak anlamlı bir anti-tümör etkisi oluşturdu, ancak α-pinen, mirsen veya bunların bir kombinasyonunu oluşturmadı. Bu nedenle, terpenlerin bir kombinasyonu olarak mastik yağı, kolon kanserine karşı büyümeyi inhibe edici etkiler göstererek, kolon kanserine karşı mücadelede nutrasötik bir potansiyel olduğunu düşündürür. Bildiğimiz kadarıyla bu, oral olarak uygulanan sakız yağının deneysel kolon kanserine karşı tümör baskılayıcı etkilere neden olduğunu gösteren ilk rapordur. kolon kanserine karşı mücadelede nutrasötik bir potansiyel olduğunu düşündürmektedir. Bildiğimiz kadarıyla bu, oral olarak uygulanan sakız yağının deneysel kolon kanserine karşı tümör baskılayıcı etkilere neden olduğunu gösteren ilk rapordur. kolon kanserine karşı mücadelede nutrasötik bir potansiyel olduğunu düşündürmektedir. Bildiğimiz kadarıyla bu, oral olarak uygulanan sakız yağının deneysel kolon kanserine karşı tümör baskılayıcı etkilere neden olduğunu gösteren ilk rapordur.
                Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                Yorum yap


                • #9
                  DAMLA SAKIZI İle Mide Ve Kolon Kanseri



                  DAMLA SAKIZI İle Kolit Ve Ülseratif Kolit


                  Pistacia lentiscus sulu ekstraktının deneysel kolitte yararlı rolü: antiinflamatuar ve potansiyel terapötik etkiler

                  Insaf-Meriem Boutemine 1, manel amri 1, Karim Dorgham 2, Zine-Charaf Amir 3, Sara Benazzouz 1, Fahima Ameur 1, Karim Layaida 4, Hans Yssel 2, Chafia Touil-Boukoffa 5
                  üyelikler yıkılmak üyelikler

                  • 1Ekip "Sitokinler ve NO Sentazları", LBCM (Hücresel ve Moleküler Biyoloji Laboratuvarı), FSB (Biyolojik Bilimler Fakültesi), USTHB (Bilimler ve Teknoloji Üniversitesi Houari Boumediene), BP 32, El-Alia, 16111, Cezayir, Cezayir.
                  • 2İmmünoloji ve Bulaşıcı Hastalıklar Merkezi, Inserm U1135 CERVI La Pitié-Salpétrière Hastanesi, Paris, Fransa.
                  • 3Patoloji Bölümü, Mustapha Pacha Hastanesi, Cezayir, Cezayir.
                  • 4Gastroenteroloji Bölümü, Mustapha Pacha Hastanesi, Cezayir, Cezayir.
                  • 5Ekip "Sitokinler ve NO Sentazları", LBCM (Hücresel ve Moleküler Biyoloji Laboratuvarı), FSB (Biyolojik Bilimler Fakültesi), USTHB (Bilimler ve Teknoloji Üniversitesi Houari Boumediene), BP 32, El-Alia, 16111, Cezayir, Cezayir. touilboukoffa@yahoo.fr.
                  Soyut

                  Arka plan: Pistacia lentiscus L. (PL), gastrointestinal bozuklukların tedavisinde geleneksel olarak kullanılan çiçekli bir bitkidir. Bu bitkinin özleri, güçlü farmakolojik aktivitelerle donatılmıştır. Mevcut çalışmamızın amacı, PL yapraklarının sulu ekstraktının (PLAE) Dekstran Sülfat Sodyum (DSS) kaynaklı akut kolite karşı anti-enflamatuar ve potansiyel terapötik etkilerini araştırmaktı.

                  Gereçler ve yöntemler: PLAE'nin terapötik etkisi, tek başına veya PLAE (50, 100 veya 200 mg/Kg) ile birlikte %3 DSS'nin oral olarak uygulanmasından sonra değerlendirildi. Mukozal lezyonlar makroskobik ve histopatolojik inceleme ile değerlendirildi. Bu kapsamda deney boyunca günlük olarak kanama, ishal, kilo kaybı ve hastalık aktivite indeksi (DAI) belirlendi. Aynı şekilde, kolon mukozasının hematoksilen-eozin ve Alcian blue boyaması sırasıyla mukozal hasarları ve mukus üretimini değerlendirmek için kullanıldı. Ayrıca nitrik oksit (NO) ve proinflamatuar sitokinlerin [tümör nekroz faktörü-a (TNF-a) ve interlökin-6 (IL-6)] seviyeleri plazmada ve ayrıca kolonik eksplantlarda ve peritoneal makrofaj kültürleri süpernatanlarında ölçüldü.

                  Bulgular: DSS + PLAE uygulaması, tek başına DSS uygulamasına kıyasla akut kolit DAI'nin klinik skorunda önemli bir düşüş gösterdi. İlginç bir şekilde, mukozanın histolojik analizi, DSS + PLAE ile tedavi edilen grupların, bozulmamış bir epitel yapısı ve mukozada daha az enflamatuar hücre infiltrasyonu ile kanıtlanan neredeyse normal histoloji sergilediğini gösterdi. Alcian bleu boyama, DSS + PLAE ile tedavi edilen grupların neredeyse normal mukus üretimi sergilediğini ortaya çıkardı. Daha da önemlisi, DSS + PLAE ile tedavi edilen farelerdeki kolonik eksplantların ve peritoneal makrofajların plazma ve kültür süpernatanlarında doza bağlı bir şekilde pro-inflamatuar mediatörler (NO, IL-6 ve TNF-a) seviyelerinde önemli bir azalma bildirilmiştir. DSS grubu ile karşılaştırıldığında.

                  Sonuç: Sonuçlarımız, PL'nin sulu yaprak ekstraktının sistemik ve lokal antiinflamatuar aktivitelerinin akut kolitin klinik belirtilerini iyileştirdiğini gösterdi. Verilerimiz, PLAE'nin yararlı etkileri olduğunu ve düzensiz bağışıklık tepkisini hedefleyerek akut ülseratif kolite karşı umut verici bir yaklaşım oluşturabileceğini göstermektedir.

                  Anahtar Kelimeler: Akut kolit; sulu ekstrakt; sitokinler; DSS; mukus; HAYIR; Menengiç lentiskus.

                  © 2021. Yazar(lar), Springer Nature Switzerland AG'nin münhasır lisansı altındadır.
                  Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                  Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                  Yorum yap


                  • #10
                    DAMLA SAKIZI'nın Önemi Ve Üniversitelerin Durumu



                    DAMLA SAKIZI İle Reflü, Gastrit Ve Ülser



                    Sakız Sakızı Ekstraktlarının ve Bileşenlerinin Helicobacter pylori'ye Karşı In Vitro ve In Vivo Etkinlikleri ▿

                    Sotirios Paraschos , 1 Prokopios Magiatis , 1 Sofia Mitakou , 1, * Kalliopi Petraki , 2 Antonios Kalliaropoulos , 2 Petros Maragkoudakis , 2 Andreas Mentis , 2 Dionyssios Sgouras , 2, * ve Alexios-Leandros Skaltsounis 1
                    Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                    Farmakognozi ve Doğal Ürünler Kimya Laboratuvarı, Eczacılık Bölümü, Atina Üniversitesi, Panepistimiopolis Zografou, Atina 15771, Yunanistan, 1
                    Tıbbi Mikrobiyoloji Laboratuvarı, Hellenic Pasteur Institute, 127 Vassilisis Sofias Avenue, Atina 11521, Yunanistan 2
                    * Sorumlu yazar. D. Sgouras'ın posta adresi: Department of Medical Microbiology, Hellenic Pasteur Institute, 127 Vassilisis Sofias Avenue, Atina 115 21, Yunanistan. Telefon: 30210-6478824. Faks: 30210-6440171. E-posta: rg.ruetsap@saruogs . S. Mitakou için posta adresi: Farmakognozi ve Doğal Ürünler Kimyası Laboratuvarı, Eczacılık Bölümü, Atina Üniversitesi, Panepistimiopolis Zografou, Atina 15771, Yunanistan. Telefon: 30210-7274290. Faks: 30210-7274594. E-posta: rg.aou.mrahp@uokatim .
                    Git:

                    SOYUT
                    Sakız sakızının özleri ve saf ana bileşenleri ( Pistacia lentiscus var. chia reçinesi), Helicobacter pylori'ye karşı aktiviteleri açısından test edildi . Çözünürlüğü iyileştirmek ve in vivo aktiviteyi arttırmak için, içerilen çözünmeyen polimerin uzaklaştırılmasından sonra, polimersiz bir toplam mastik ekstraktı (TMEWP) hazırlandı. TMEWP'nin H. pylori SS1 ile enfekte olmuş farelere 3 aylık bir süre boyunca ortalama 0.75 mg/gün dozla uygulanması, H. pylori kolonizasyonunda yaklaşık 30 kat azalmaya yol açtı (1.5 log CFU/g doku). Bununla birlikte, H. pylori'de zayıflama yok-ilişkili kronik inflamatuar infiltrasyon ve kronik gastrit aktivitesi gözlendi. Potansiyel aktif sakız bileşenlerini daha fazla karakterize etmek için TMEWP, asidik ve nötr bir fraksiyona ayrıldı. Her ikisi de, her fraksiyonda bulunan bileşenlerin yapısını aydınlatmak için nükleer manyetik rezonans ve kütle spektroskopisi ile kapsamlı bir şekilde karakterize edildi. Kromatografik ayırmadan sonra, asit fraksiyonu ana triterpenik asitleri verirken, nötr fraksiyon birkaç triterpenik alkol ve aldehit verdi. Sakız ekstraktları ve izole edilmiş saf triterpenik asitler, 11 H. pylori paneline karşı in vitro aktivite açısından test edilmiştir.klinik suşlar. Asit fraksiyonunun en aktif ekstrakt olduğu bulundu (minimum bakterisidal konsantrasyon [MBC], 0.139 mg/ml) ve en aktif saf bileşik izomastikadienolik asitti (MBC, 0.202 mg/ml [0.443 mM]). Sonuçlarımız, TMEWP uygulamasının H. pylori kolonizasyonunu azaltmada etkili olabileceğini ve asit ekstraktındaki ana triterpenik asitlerin böyle bir aktiviteden sorumlu olabileceğini göstermektedir. Pistacia lentiscus L. , Doğu Akdeniz bölgesinde çok yaygın olan Anacardiaceae familyasından yaprak dökmeyen bir çalıdır . Chia (Duham) çeşidi, Ege'de bir Yunan adası olan güney Sakız Adası'nda benzersiz bir şekilde yetiştirilmektedir. Bu bitkinin reçinesi olan sakız sakızı, gövde ve dallara "acı çektikten" sonra bir eksuda olarak elde edilir.

                    Sakız sakızı, geleneksel Yunan tıbbında 2.500 yıldan fazla bir süredir gastralji, dispepsi ve peptik ülser gibi çeşitli gastrointestinal rahatsızlıklar için kullanılmaktadır. Hipokrat, Dioskorides, Theophrastos ve Galenos gibi antik Yunan hekimleri özelliklerinden bahsetmiş ve kullanılmasını tavsiye etmişlerdir. Modern zamanlarda, Akdeniz mutfağında baharat olarak, sakız üretiminde, parfümeride, diş hekimliğinde ve Sakız Adası'nın yerel halkı tarafından mide ağrısını gidermek ve peptik ülsere karşı korunmak için kullanılmaktadır. Deneysel olarak indüklenmiş mide ve duodenal ülserleri olan sıçanlara mastik uygulanmasını içeren ilk çalışmalar, serbest asitlikte önemli bir azalma olduğunu göstermiştir ( 2). Ayrıca, semptomatik ve endoskopik olarak kanıtlanmış duodenal ülseri olan hastalar üzerinde yürütülen çift kör bir klinik çalışma, plasebo alan hastalara kıyasla mastik (günde 1 g) alan hastalarda artan semptomatik rahatlama gösterirken, endoskopik olarak kanıtlanmış iyileşme hastaların %70'inde meydana geldi. sakız ( 1 ).

                    1983'te Barry Marshall ve Robin Warren, gastrik inflamasyonun ve peptik ülserasyonun Helicobacter pylori'nin neden olduğu bir enfeksiyonun sonucu olduğunu öne sürdüler ( 34 ). Takip eden yıllarda, H. pylori enfeksiyonunun varlığının kronik aktif gastritin etiyolojik belirleyicisi olduğu ve peptik ülser hastalığı, mide atrofisi, mide adenokarsinomu ve mukoza ile ilişkili lenfoid doku lenfoması gelişimi için önemli bir risk faktörü olduğu gösterilmiştir. ( 23 ). Antibiyotik eradikasyon şemalarının enfeksiyonu temizlemede çok etkili olduğu kanıtlanmıştır; ancak, düşük hasta uyumu ve antibiyotik direncinin gelişmesi, yeni H. pylori ihtiyacını doğurmuştur.yok etme stratejileri. Sakız sakızının önemli in vitro antibakteriyel ve antifungal aktivitelere sahip olduğu bildirilmiştir ( 32 ). Birkaç yıl önce, in vitro olarak Helicobacter pylori'ye karşı etkili olduğu özellikle bildirildi ( 7 , 12 , 21 ). Bununla birlikte, H. pylori enfeksiyonuyla ilgili daha yakın tarihli bir in vivo çalışmada , sakız sakızının aktivitesi antibiyotik eradikasyon şemaları ile karşılaştırıldı ve 7 günlük bir tedaviden sonra, sakız verilen farelerin midelerinden bakterinin yok edildiği gözlenmedi (17) . ). Son olarak H. pylori pozitif olan hastalara 7 gün sakız kapsülü tedavisi uygulandı ve hepsi H. pylori olarak kaldı.uygulamadan sonra pozitif ( 6 ). Son iki çalışma, ham sakızdan "antibiyotik benzeri" bir aktivite beklenmemesi gerektiği sonucuna varmıştır.

                    Önceki tüm çalışmalarda kullanılan ham reçine, yüksek oranda (%30) çözünmez ve yapışkan bir polimer (poli-β-mirsen) ( 33 ) içermekte olup, bu açıkça oral yoldan verilmesini engellemektedir ve içerilen aktif bileşiklerin biyoyararlanımını azaltmaktadır. Bu tür sorunları aşmak için, polimersiz (TMEWP) toplam sakız özütü hazırladık ve H. pylori SS1 suşu ile enfekte olmuş farelerde H. pylori'ye karşı etkinliğini test ettik . Ek olarak, iyi karakterize edilmiş sakız sakızı fraksiyonları ve izole edilmiş saf bileşikler, en aktif bileşenleri belirlemek amacıyla in vitro olarak H. pylori'ye karşı test edildi.

                    Git: MALZEMELER VE YÖNTEMLER
                    Genel prosedürler.
                    Optik rotasyonlar, bir Perkin-Elmer 341 polarimetre ile ölçüldü. Nükleer manyetik rezonans (NMR) spektrumları, Bruker DRX 400 ve Bruker AC 200 spektrometrelerinde ( 1H [400 ve 200 MHz] ve 13C [50 MHz]) kaydedilmiştir; kimyasal kaymalar, tetrametil silandan ppm olarak ifade edilir. 1 H- 1 H ve 1 H- 13C NMR deneyleri (polarizasyon transferi ile distorsiyonsuz geliştirme, ilişkili spektroskopi [COSY], uzun menzilli eşleşmeler için COSY, heteronükleer çoklu kuantum uyumu, heteronükleer çoklu bağ korelasyonu ve nükleer Overhauser etkisi spektroskopisi [NOESY]) standart Bruker mikroprogramları kullanılarak yapıldı. Bir Finnigan GCQ Plus kütle spektrometresi üzerinde gaz kromatografisi-kütle spektroskopisi (MS) analizi yapıldı. Elektron çarpması ve kimyasal iyonizasyon-MS spektrumları , kimyasal iyonizasyon reaktifi olarak CH4 ve bir AEI MS-90 spektrometresi üzerinde yüksek çözünürlüklü kütle spektrometresi kullanılarak bir Finnigan GCQ Plus kütle spektrometresi üzerinde belirlendi . Orta basınçlı sıvı kromatografisi (MPLC), Si jel (tip 60; 20 ila 40 um; Merck) içeren kolonlar üzerinde bir Büchi model 688 aparatı ile gerçekleştirildi.

                    Çıkarma işlemi.
                    Ticari sakız sakızı, reçinenin dünya çapındaki tek üreticisi olan Sakız Sakızı Sakız Yetiştiricileri Derneği tarafından sağlandı. Bir miktar damla sakızı (500 g) etil asetat (500 mi) içinde seyreltildi ve ardından metanol (1.500 mi) ilave edildi (Şekil 1).​(Şek.1).1). Karışım bekletildi ve 2 gün sonra bir poli-P-mirsen tabakası (150 g) boşaltıldı. Berrak süpernatan solüsyonu, süzme yoluyla elde edildi ve solvent karışımı, 45°C'de 80-kPa vakumla (ekstraksiyon A) döner bir buharlaştırıcıda buharlaştırıldı. Nihai yan katı tortu, bir kurutucuda 70°C'de ve 1,000 mbar vakumda kurutuldu ve beyaz bir toz (350 g) verdi. TMEWP, yalnızca uzun süreli ısıtma altında ham reçine için uygun olan etanol içinde serbestçe çözünürdü. TMEWP, Barton ( 5 ) (ekstraksiyon B) tarafından tarif edildiği gibi sulu %5 Na2C03 (1 litre) ve eter (3.5 litre) arasında paylaştırıldı . Organik faz, %5 Na2C03 ile üç kez yeniden ekstre edildi(her seferinde 1 litre) (ekstraksiyon C) ve organik faz olarak sakızın nötr fraksiyonunu (135 g) verdi. Sulu faz ekstraksiyon B'ye eklendi ve 1 N HCI (3 litre) ile asitleştirildi. Asidik çözelti, eter (6 litre) ile yeniden özümlendi (ekstraksiyon D) ve organik faz, sakızın asit fraksiyonunu (190 g) verdi.


                    Resim, illüstrasyon vb. tutan harici bir dosya. Nesne adı zac0020763290001.jpg'dir.

                    İNCİR. 1.
                    Sakız sakızı ekstraksiyonu.

                    Ham sakız sakızı ve TMEWP kimyasal profilinin karşılaştırılması.
                    Ham sakız sakızı ve TMEWP, solvent sistemi olarak bir CH2CI2 ve metanol (MeOH) (98/2) karışımı kullanılarak silis jel üzerinde ince tabaka kromatografisine tabi tutuldu . Kromatografik bölgeler, metanol içinde bir vanilin ve sülfürik asit çözeltisi püskürtüldükten sonra tespit edildi. Her iki maddenin kromatogramları, yalnızca ham reçinede bulunan poli-β-mirsen dışında aynıydı (veriler gösterilmemiştir).

                    Saf triterpenik asitlerin ve nötr bileşiklerin izolasyonu.
                    Asidik fraksiyonun bir kısmı (20 g), önce bir sikloheksan- CH2CI2 gradyanı (50 / 50'de sikloheksan-CH2CI2'den % 100'de CH2CI2'ye ) ile normal fazlı silis jel üzerinde MPLC'ye tabi tutuldu . ) ve sonra bir CH2Cl2 - MeOH gradyanı ile ( % 100'de CH2CI2'den CH2CI2'ye-MeOH, 80/20'de). Kullanılan toplam solvent hacmi 17.3 litre idi. Toplam 24 fraksiyon elde edildi, bunların ayrılmasına ince tabaka kromatografisi (çözücü olarak kullanılan birkaç sistemle) temelinde karar verildi ve kromatografik bölgeler yukarıda bahsedildiği gibi tespit edildi (tüm kromatografik işlemlerde aynı ayırma prosedürü izlendi). aşağıda belirtilen ayrımlar). Fraksiyon 11 (1.252 g), bir CH2CI2 - MeOH gradyanı (%100'de CH2CI2'den 80 / 20'de CH2CI2-MeOH'ye; kullanılan toplam solvent hacmi) ile normal faz silika jeli üzerinde MPLC ile ayrıldı , 2.1 litre) ve oleanonik asit (515 mg) sağladı ( 29 , 30) ve moronik asit (338 mg) ( 13 ). Fraksiyon 12 (2.431 g), bir CH2Cl2 -MeOH gradyanı (%100'de CH2CI2'den 80 / 20'de CH2CI2 - MeOH'ye; toplam solvent hacmi) ile elüt edilen normal fazlı silis jeli üzerinde MPLC ile ayrıldı kullanılmış, 3.3 litre) ve 24Z -mastikadienonik asit (1.1 g) ( 5 , 8 , 22 ) ve 24Z- izomastikadienonik asit (1.0 g) ( 26 ) sağladı . Fraksiyon 17 (198 mg), bir CH2CI2 - MeOH gradyanı (CH'den99/1 ila 80/20 arasında 2Cl2 - MeOH ; kullanılan toplam çözücü hacmi, 1.1 litre) ve 24Z -mastikadienolik asit (85 mg) ( 9 , 22 ) ve 24Z- izomastikadienolik asit (92 mg) ( 24 ) sağladı . Moleküler yapılar Şekil l'de gösterilmektedir.​İncir. 2.2. Yukarıdaki tüm bileşenler, tek boyutlu (1D) ve 2D NMR ve MS ile ve literatürdeki verilerle karşılaştırılarak tanımlandı. 24Z- izomastikadienonik asit için hiç bildirilmemiş olan tam NMR verileri aşağıda sunulmuştur.

                    Resim, illüstrasyon vb. tutan harici bir dosya. Nesne adı zac0020763290002.jpg'dir.

                    İNCİR. 2.
                    Mastik asidik ve nötr fraksiyonlardan izole edilen triterpenik bileşikler.

                    24 Z -izomastikadienonik asit.
                    Beyaz "toz", erime noktası 166 ila 167°C; [a] D : +34° ( c 1.10 , MeOH), EI-MS ( m/z ): 454 (34), 439 (100), 421 (62), 393 (13), 271 (11), 257 (19). 1H -NMR (CDCl3 , 400 MHz): 8 = 0,70 (3H, s, H-18), 0,82 (3H, s, H-30), 0,86 (3H, d, J = 5,8 Hz, H-21) ), 0,98 (3H, s, H-28), 1,02 (3H, s, H-19), 1,04 (3H, s, H-29), 1,08 (1H, H-22α), 1,19 (1H, H- 15α), 1,38 (1H, H-20), 1,45 (1H, H-17), 1,46 (1H, H-22β), 1,48 (1H, H-15β), 1,57 (1H, H-1α), 1,64 ( 1H, H-5), 1,67 (2H, H-12), 1,80 (2H, H-6), 1,84 (3H, s, H-27), 1,88 (1H, H-16α), 1,90 (2H, H -11), 1,99 (1H, H-16β), 1,93 (1H, H-1β), 2,06 (2H, dd, J= 7 Hz, 14 Hz, H-7), 2,39 (1H, H-23α), 2,42 (1H, H-2α), 2,49 (1H, H-2β), 2,51 (1H, H-23β), 6,01 ( 1H, t, J = 7 Hz, H-24). 13C -NMR (CDCI3 , 100 MHz): 8 = 15.51 (C-18), 18.53 (C-21), 19.74 (C-27), 20.22 (C-6), 20.51 (C-19), 21.06 (K-28), 21,32 (İ-16), 24,15 (İ-30), 26,65 (İ-29), 26,83 (İ-23), 27,42 (İ-7), 28,01 (İ-11), 29,74 ( K-15), 30,65 (K-12), 34,55 (K-2), 35,51 (K-1), 35,80 (K-22), 36,39 (K-20), 37,09 (K-10), 49,99 (K -13), 47,23 (K-4), 49,99 (İ-14), 49,99 (İ-17), 51,42 (İ-5), 125,81 (İ-25), 132,61 (İ-9), 134,63 (K- 8), 147,35 (C-24), 173,40 (C-26), 218,32 (C-3).

                    Nötr fraksiyonun bir kısmı (17.2 g), 22 fraksiyon verecek şekilde bir sikloheksan-CH2CI2 gradyanı (%100'de sikloheksandan %100'de CH2CI2'ye) ile normal fazlı silis jel üzerinde kolon sıvı kromatografisine tabi tutuldu . Kullanılan toplam çözücü hacmi 21 litre idi. Fraksiyon 5 (839 mg), bir sikloheksan-CH2CI2 gradyanı (%90/10 ila %100 CH2CI2 ; kullanılan toplam hacim , 2 litre ) ile normal fazlı silis jeli üzerinde MPLC ile ayrıldı ve tirucallol (110 mg) ( 23 ) ve dammaradienon (128 mg) ( 20 )). Fraksiyon 8 (533 mg) , bir sikloheksan- CH2CI2 gradyanı (%80/20'den %100 CH2CI2'ye ; kullanılan toplam hacim, 1.5 litre) ile ayrıştırılan normal fazlı silis jeli üzerinde MPLC ile ayrıldı ve 28- verdi norolean-12-en-3-on (206 mg) ( 20 ). Fraksiyon 10 (396 mg), bir sikloheksan-CH2CI2 gradyanı (%80/20'den %100 CH2CI2'ye ; kullanılan toplam hacim, 1.4 litre) ile yıkanan normal fazlı silis jeli üzerinde MPLC ile ayrıldı ve oleanonik aldehit sağladı (152 mg) ( 25 ) ve oleanolik aldehit (98 g) ( 3 ). Moleküler yapılar Şekil l'de gösterilmektedir.​İncir. 2.2. Yukarıdaki tüm bileşenler, 1D ve 2D NMR ve MS ile ve yayınlanmış literatürdeki verilerle karşılaştırılarak tanımlandı.

                    Nötr fraksiyon ayrıca gaz kromatografisi-MS ile analitik ayırmaya tabi tutuldu. Kütle spektrumlarının MS veri kitaplığı Wiley 275.l ve literatürdeki veriler ( 4 ) ile karşılaştırılması, yukarıda belirtilen beş bileşiğin ana nötr olanlar olarak tanımlanmasına neden olurken, birkaç küçük diterpen veya aldehit, keton veya hidroksil gruplu triterpenler Moleküler ağırlık temelinde tespit edildi, ancak tam olarak tanımlanmadı.

                    Sakız toplam özü, fraksiyonları ve saf bileşiklerin in vitro testi.
                    Minimum bakterisidal konsantrasyonlar (MBC), H. pylori referans suşu CCUG 38771 ve gastrit veya duodenal veya mide ülseri (LAVHP-1 ila LAVHP) olan hastalardan alınan gastrik antrum biyopsilerinden izole edilen Hellenic Pasteur Institute koleksiyonuna ait diğer 10 klinik suş kullanılarak değerlendirildi . -10). H. pylori izolatları -80°C'de %20 gliserol ile desteklenmiş beyin kalp infüzyon suyu (BHIB) içinde saklandı. Kullanımdan önce tüm suşlar, mikroaerofilik koşullar altında (CampyPak Plus; Becton-Dickinson, Cockeysville, MD) 24 saat boyunca 37°C'de, %7 (hacim/hacim) at ilave edilmiş Chalgren's-Wilkins (CHW) agar plakalarında iki kez kültürlendi kan ve %1 (hacim/hacim) Vitox (Oxoid, Basingstoke, Birleşik Krallık). H. pylori'nin sıvı kültürleri109 CFU/ml yoğunluğa kadar bakteriler, %10 fetal dana serumu (Flow Laboratories, Irvine, İskoçya) ve %0.25 maya özütü (Oxoid) ile takviye edilmiş BHIB (Oxoid) içinde süspansiyonla hazırlandı. BHIB ortamındaki her sakız ekstraktının veya saf bileşiğin art arda iki kat seyreltileri, toplam 100 ul hacim içinde sterilize edilmiş 96 oyuklu düz tabanlı mikroplakalara (Sarstedt, Numbrecht, Almanya) yerleştirildi. Ardışık iki katlı dilüsyonların 0.060 ila 1.920 mg/ml arasında değiştiği asidik fraksiyon haricinde, tüm ekstraktlar 0.049 ila 1.560 mg/ml nihai konsantrasyon aralığında test edildi. Mastik dilüsyonları içeren her kuyucuğa, yaklaşık 107 CFU H. pyloribakteriler 100 ul'lik bir hacim içinde eklendi ve mikroplakalar, mikroaerofilik koşullar altında sürekli çalkalama ile 37°C'de 24 saat inkübe edildi. Daha sonra H. pylori'nin canlılığı, mikroaerofilik koşullar altında 37°C'de 48 saat inkübasyonun ardından CHW agar plakalarında canlı CFU'nun belirlenmesiyle değerlendirildi. MBC, orijinal inokulumda bulunan CFU'nun en az %99.9'unu öldüren en düşük sakız özü veya saf bileşik konsantrasyonu olarak tanımlandı. Her sakız müstahzarı için ortalama MBC, üç bağımsız deneyin ortalaması olarak belirlendi.

                    Farelerin H. pylori suşu SS1 ile enfeksiyonu.
                    Spesifik patojen içermeyen 6 ila 8 haftalık dişi C57BL/6 fareleri, Helenik Pasteur Enstitüsünün Merkezi Hayvan Tesisinden temin edildi. İlgili Yunan ulusal mevzuatına göre barındırıldılar, ticari bir diyetle beslendiler ve aksi belirtilmediği sürece ad libitum su verildi. SS1 suşu tarafından H. pylori enfeksiyonları, daha önce tarif edildiği gibi gerçekleştirilmiştir ( 27 , 28 ). Kısaca, BHIB (Oxoid) içinde H. pylori suşu SS1'in taze hazırlanmış alikotları (100 ul; 108 CFU ) , bir hafta içinde üç kez orogastrik aşılama yoluyla farelere uygulandı. Buna göre, enfekte olmayan tüm kontrol fareleri, aynı hacimde düz BHIB ile aşılanmıştır.

                    TMEWP'nin in vivo yönetimi.
                    TMEWP, 180 mg/ml'lik bir konsantrasyonda etanol içinde seyreltildi ve daha sonra 180 ug/ml'lik nihai bir sulu çözelti içinde çözüldü. Ekstrakt, ilk H. pylori enfeksiyonundan 1 ay sonra başlayarak ve 3 ay daha hayvanların içme suyu yoluyla uygulandı . Aşağıdaki hayvan grupları çalışmaya dahil edildi: TMEWP uygulanan H. pylori ile enfekte fareler (SMH; n = 10); TMEWP uygulanan enfekte olmamış fareler (SM; n = 10); ve tedavi edilmeden bırakılan H. pylori ile enfekte fareler (SH; n= 10) kontrol grubu olarak. Hayvan ağırlığı, tüm gözlem süresi boyunca hayvanların sağlığının bir ölçüsü olarak izlendi. Günlük su tüketimi ölçüldü ve tüm uygulama süresi boyunca hayvan başına ortalama günlük TMEWP tüketimi 0.75 mg olarak hesaplandı. Yukarıdaki terapötik in vivo protokolüne ek olarak, C57BL/6 farelerine ( n = 5) H. pylori enfeksiyonundan bir hafta önce TMEWP uygulandığı ve H. pylori kolonizasyonunu enfeksiyondan 2 hafta sonra değerlendirdiğimiz bir ön profilaktik çalışma yürüttük. ilk enfeksiyon.

                    H. pylori kolonizasyon düzeylerinin değerlendirilmesi .
                    3 aylık gözlem süresinin sonunda kuyruk damarından kan örnekleri alındı ​​ve hayvanlar servikal dislokasyon ile sakrifiye edildi. Eksize edilen mideler küçük eğrilik boyunca diseke edildi ve mide dokusunda H. pylori tespiti, H. pylori kantitatif kültürü ve PCR ile gerçekleştirildi. H. pylori SS1 kantitatif kültürü için , önceden tartılmış yarım mide numuneleri tiyoglikolat ortamında (Oxoid) homojenleştirildi, fosfat tamponlu salin içinde seri olarak seyreltildi ve antibiyotiklerle (vankomisin, 10 μg/ml; trimetoprim, 10 μg) CHW agar plakalarına kaplandı /ml;polimiksin B, 10 4IU/litre; amfoterisin B, 2 ug/ml; nalidiksik asit, 10 μg/ml; basitrasin, 30 μg/ml; florositozin, 5 ug/ml; tümü Sigma, St. Louis, Mo.'dandır). Kültürler, mikroaerofilik koşullar altında 37°C'de 6 güne kadar inkübe edildi. H. pylori kolonileri, üreaz aktivitesi temelinde görselleştirildi ve sonuçlar, mide dokusunun gramı başına log CFU olarak ifade edildi. Bu yöntemle tespit edilen minimum bakteri yoğunluğu, gram başına 100 CFU idi. Gastrik numunelerde kalitatif H. pylori saptaması , daha önce açıklandığı gibi ( 18 ) ureC ( glmM ) geni için primerler kullanan H. pylori'ye özgü PCR ile gerçekleştirildi . H. pylori tespiti için genomik DNAdoku örneklerinde veya bakteri kolonilerinde PCR ile bir DNeasy doku kiti (QIAGEN) kullanılarak izole edildi.

                    Gastrik doku örneklerinin histopatolojik analizi.
                    Eksize edilen mideler küçük eğrilik boyunca açıldı ve uzunlamasına yarısı %10 nötr tamponlu formalin solüsyonunda sabitlendi, parafine gömüldü ve histopatolojik analiz için işlendi. Aynı bölümde antral, vücut ve kardiyoözofageal mukoza örnekleri incelendi. Her numuneden on bir seri uzunlamasına 4 um'lik kesitler kesildi; Bunlardan 9 tanesi gastrik inflamasyonun değerlendirilmesi için hematoksilen-eozin ile, 2 tanesi H. pylori kolonizasyonunun değerlendirilmesi için May-Grünwald Giemsa boyama yöntemi ile boyandı . Mide mukozasının bakteri yoğunluğu ve patolojik özellikleri güncel Sydney sistemine göre değerlendirildi ( 11). Histopatolojik değerlendirme, histopatolog tarafından örneklerin kimliği hakkında önceden bilgi sahibi olmadan yapıldı.

                    Serum anti- H. pylori immunoglobulin G düzeylerinin belirlenmesi .
                    In-house enzim bağlantılı immunosorbent assay yöntemi ile toplanan serum örneklerinde anti- H. pylori antikorlarının Immunoglobulin G (IgG) seviyeleri saptandı. Kısaca, sonikasyon ve müteakip diyaliz (SpectraPor; kesme gözenek boyutu, 8 kDa) ile üretilen 15 ug H. pylori SS1 antijeni, 96 oyuklu plakaları kaplamak için kullanıldı. Toplanan fare serum numuneleri (1/50 seyreltilmiş) öncelikle plakalarda 24 saat 4°C'de inkübe edildi ve ardından ikincil inkübasyon (2 saat) için tavşan anti-fare IgG (tüm molekül)-peroksidaz konjugatı (Sigma) kullanıldı. 37°C'de). Renk, o -fenilendiamin (Sigma) ilavesiyle geliştirildi ve 492 nm'de optik yoğunluk, bir Sunrise mikrotiter plaka okuyucusunda (Tekan) ölçüldü.

                    İstatistiksel analiz.
                    İn vivo deneylerden elde edilen sonuçların analizi, Welch düzeltmeli iki kuyruklu eşleştirilmemiş t testi ile H. pylori kolonizasyonu açısından ve verilerin sıralı yapısından dolayı ilişkili gastrit açısından Wilcoxon sıra toplamı testi ile yapıldı. Her iki testte de P < 0.05 değeri anlamlı kabul edildi.

                    Git: SONUÇLAR
                    TMEWP, asit ve nötr fraksiyonlar ve triterpenik bileşiklerin izolasyonu.
                    TMEWP, Barton ( 5 ) tarafından açıklanan yöntemin bir modifikasyonu kullanılarak %70 oranında ham sakız sakızından elde edildi . Büyük miktarlarda reçine işlenirken riski en aza indirmek için eterin yerini daha uygun ve patlayıcı olmayan bir çözücü olan etil asetat aldı.

                    TMEWP ayrıca asidik ve nötr olmak üzere iki fraksiyona ayrıldı. Birkaç kromatografik ayırmadan sonra TMEWP'nin asidik fraksiyonu, majör triterpenik asitleri verdi (Şekil 1b).​(İncir. 2)2) oleanonik asit (515 mg), moronik asit (338 mg), 24 Z -masticadienonic asit (1,1 g), 24 Z- izomastikadienonik asit (1,0 g), 24 Z- masticadienolic asit (95 mg) ve 24 Z- izomastikadienolik asit (102 mg). Nötr fraksiyon, benzer bir işlemden sonra, beş nötr triterpenik bileşik verdi: tirucallol (110 mg), dammaradienone (128 mg), 28-norolean-12-en-3-one (206 mg), oleanonic aldehit (152 mg) ve oleanolik aldehit (98 mg).

                    Yukarıdaki bileşenlerin tümü, NMR ( ' H, 13C , polarizasyon transferi ile distorsiyonsuz geliştirme, COSY, heteronükleer çoklu kuantum tutarlılığı, heteronükleer çoklu bağ korelasyonu ve NOESY) ve MS ile ve literatürdeki verilerle karşılaştırılarak tanımlandı . 24Z - izomastikadienonik asit için1H ve13C NMR verileri hiçbir zaman rapor edilmemiştir ve mastikadienonik asit, izomastikadienonik asit, mastikadienolik asit ve izomastikadienolik asidin 24. pozisyonundaki çift bağın stereokimyası hiç çalışılmamıştır . Her durumda, Me-27'nin çift bağ protonu H-24 ile NOESY korelasyonu, stereokimyayı Z olarak doğruladı . 1H ve _24Z - izomastikadienonik asidin13C NMR verileri burada ilk kez rapor edilmiştir.

                    Mastik TMEWP'nin in vivo H. pylori enfeksiyonuna karşı in vivo aktivitesi.
                    Deney süresince, katılan farelerin hiçbiri ölmedi ve üç grup arasında hayvan kilo alımı açısından hiçbir istatistiksel fark gözlenmedi (veriler gösterilmemiştir). Ortalama su tüketimi her hayvan grubu için yaklaşık olarak aynıydı ve TMEWP'nin varlığına bakılmaksızın 4,2 ila 4,5 (± 0,1 [ortalamanın standart hatası]) ml arasında değişiyordu. Ortalama ekstrakt tüketimi, hem SM hem de SMH grupları için aynıydı, fare başına 0.75 mg olarak hesaplandı ve ortalama su tüketim hacimleri dikkate alındı. Enfekte olmayan kontrol grubu SM'de, H. pylori enfeksiyonunun olmadığı PCR, seroloji veya gastrik numunelerin H. pylori kültürü ile doğrulandı . Tedavi edilmemiş H. pylori ile enfekte SH grubunda H. pylori varlığıPCR ve 10 hayvandan 9'unda kantitatif kültürleme ile doğrulandı. H. pylori negatif hayvanda , serum anti- H. pylori IgG antikorlarının ileri analizi enfeksiyonun olmadığını doğruladı ve bu nedenle çalışmadan çıkarıldı. Hayvanların geri kalanı PCR ile H. pylori varlığı açısından pozitifti ve ortalama H. ​​pylori kolonizasyonu 7.5 ± 0.18 log CFU/g doku olarak hesaplandı. TMEWP ile tedavi edilen H. pylori ile enfekte SMH grubunda, H. pylori'nin varlığı tüm hayvanlarda PCR ile doğrulandı ve ortalama H. ​​pylori kolonizasyonu 6.0 ± 0.35 log CFU/g gastrik doku olarak hesaplandı. İstatistiksel olarak önemli bir azalmaH. pylori yaşayabilir sayıları iki hayvan grubu arasında hesaplandı ( P = 0.0024) (Şekil 1).​(Şek. 3).3). Bu sonuçlar ayrıca, TMEWP ile tedavi edilen SMH grubunda gastrik antrumda ve korpusta bakteri kolonizasyonunun azaldığını gösteren histopatolojik gözlemlerle tutarlıydı ( antrum için P = 0.031, korpus için P = 0.037) (Tablo​(Tablo 11).


                    Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı zac0020763290003.jpg'dir.

                    İNCİR. 3.
                    Polimer olmadan (SMH; n = 10 hayvan) veya tedavi edilmeden bırakılan (SH; n = 9 hayvan) toplam sakız özütünün sürekli olarak uygulanmasını takiben H. pylori ile enfekte olmuş farelerde H. pylori kolonizasyonu . Canlı H. pylori sayıları log CFU/g gastrik doku cinsinden ifade edilir. SH kontrol grubuyla karşılaştırıldığında SMH çalışma grubunda H. pylori kolonizasyonunda 1,5 log'luk orta düzeyde bir azalma gözlendi ( P = 0,0024). TABLO 1.


                    TMEWP ile tedavi edilen H. pylori ile enfekte farelerde H. pylori kolonizasyonu
                    Antrum SH 1 3 3 2
                    SMH 3 6 1 0 0,031
                    Corpus SH 5 4 1 0
                    SMH 10 0 0 0 0,038
                    Ayrı bir pencerede aç
                    a Kolonizasyon dereceleri, güncellenmiş Sidney sistemine ( 11 ) göre aşağıdaki gibidir: normal, 0; hafif, 1; orta, 2; işaretli, 3.
                    b Wilcoxon sıra toplamı testi ile yapılan SH kontrol grubuna referansla istatistiksel analiz. Gösterilen her iki korelasyon da anlamlıydı.
                    H. pylori'ye özgü IgG antikorları, kronik olarak H. pylori ile enfekte olmuş farelerin serumlarında bulunan baskın antikor sınıfıdır ve başarılı H. pylori enfeksiyonunun bir göstergesi olarak hizmet edebilir . H. pylori ile enfekte olmuş (SH ve SMH grupları) ve enfekte olmayan kontrol fareleri (SM) arasında anti- H. pylori IgG antikor titrelerinde anlamlı bir fark gözlendi . Bununla birlikte, serum anti- H. pylori IgG seviyeleri açısından TMEWP ile tedavi edilen SMH grubu ile tedavi edilmemiş H. pylori ile enfekte SH grubu arasında istatistiksel bir fark saptanmadı (Şekil 1a).​(Şek.44).


                    Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı zac0020763290004.jpg'dir.

                    İNCİR. 4.
                    Polimersiz toplam sakız özütü (SMH) ile tedavi edilen veya tedavi edilmeden bırakılan (SH) H. pylori ile enfekte hayvanlarda serum anti- H. pylori IgG antikor tepkisi . Polimer olmadan toplam sakız özütü alan enfekte olmamış kontrol fareleri de tasvir edilmiştir (SM). Fare serumu 1:50'ye seyreltildi. SMH ve SH grupları arasında enfeksiyondan 12 hafta sonra anti- H. pylori titrelerinde hiçbir fark gözlenmedi.

                    Mide mukozasının histopatolojik değerlendirmesi, tedavi edilmemiş H. pylori ile enfekte SH grubundaki hayvanlarda antrumda ve korpus fundusta hafif bir kronik gastrit indüksiyonunu ortaya çıkardı (Tablolar​(Tablolar22Ve​ve3).3). Mide örnekleri, dağınık lenfositler ve nötrofiller ile lamina proprianın hafif infiltrasyonu ile karakterize edildi. Antrumdaki kronik enflamatuar infiltrasyon, sekiz hayvanda hafif ve bir hayvanda orta düzeydeydi. Korpusta, sadece altı hayvan hafif kronik enflamatuvar infiltrasyon geliştirdi (Tablo​(Tablo 2).2). Gelişen kronik gastritin aktivitesi hafif ile orta arasında olmuştur (altı hayvanda hafif, iki hayvanda orta düzeyde) (Tablo​(Tablo 3)3) antrumda ve korpusta daha hafif (yedi hayvanda normal, iki hayvanda hafif) (Tablo​(Tablo 3).3). Enfeksiyon başlangıcından itibaren geçen zaman aralığı çok kısa olduğu için glandüler atrofi veya bağırsak metaplazisi gelişimi gözlenmedi. Ekstraktla tedavi edilen H. pylori ile enfekte SMH grubunda, kronik gastrit gelişimi SH grubuna benzerdi (Tablolar​(Tablolar22Ve​ve3),3), bazı durumlarda lamina propriaya sızan marjinal olarak azalmış nötrofil sayısı ile. Bununla birlikte, kronik enflamatuvar infiltrasyon veya kronik aktif gastrit gelişimi ile ilgili istatistiksel analiz, iki hayvan grubu arasında önemli bir fark göstermedi. Hayvan çalışmalarından toplanan veriler, H. pylori ile enfekte farelere sürekli olarak 0.75 mg TMEWP uygulamasının , ilişkili gastrit üzerinde derin bir etki olmaksızın H. pylori kolonizasyon sayılarını orta derecede azaltabileceğini göstermiştir. Ancak profilaktik TMEWP uygulaması H. pylori kolonizasyonunu engellemedi (veriler gösterilmemiştir). TABLO 2.


                    TMEWP ile tedavi edilen H. pylori ile enfekte farelerde kronik enflamatuar infiltrasyon a
                    Antrum SH 0 8 1
                    SMH 0 8 2 0,713
                    Corpus SH 3 6 0
                    SMH 7 3 0 0,569
                    Ayrı bir pencerede aç
                    Lenfosit infiltrasyonu.
                    b Histopatoloji dereceleri güncel Sydney sistemine ( 11 ) göre şu şekildedir: normal, 0; hafif, 1; ılımlı, 2.
                    c Wilcoxon sıra toplamı testi ile yapılan SH kontrol grubuna referansla istatistiksel analiz. TABLO 3.


                    TMEWP ile tedavi edilen H. pylori ile enfekte farelerde kronik gastrit a aktivitesi
                    Antrum SH 1 6 2
                    SMH 5 2 3 0,369
                    Corpus SH 7 2 0
                    SMH 8 1 1 0,967
                    Ayrı bir pencerede aç
                    Nötrofil infiltrasyonu .
                    b Histopatoloji dereceleri güncel Sydney sistemine ( 11 ) göre şu şekildedir: normal, 0; hafif, 1; ılımlı, 2.
                    c Wilcoxon sıra toplamı testi ile yapılan SH kontrol grubuna referansla istatistiksel analiz.
                    Mastik toplam ekstraktının, fraksiyonlarının ve bileşiklerinin H. pylori suşu SS1'e karşı in vitro aktivitesi.


                    H. pylori'ye karşı orta düzeyde bir in vivo antimikrobiyal etki gözlemledikten sonra , TMEWP'nin ve bunun asidik ve nötr fraksiyonlarının H. pylori'nin 10 klinik izolatından oluşan bir panele ve CCUG 38771'e karşı potansiyel in vitro anti- H. pylori aktivitesini araştırmaya devam ettik. referans suşu (Tablo​(Tablo4).4). Figür​Şekil 55LAVHP-6 (en az duyarlı suşlardan biri) ve LAVHP-7 (en duyarlı suş) suşları için karakteristik öldürme eğrilerini gösterir. Sakız ekstraktları, konsantrasyona ve suşa bağlı bakterisidal aktiviteler sergilemiştir. Daha spesifik olarak, test edilen tüm suşlarda, istisnasız olarak asidik fraksiyon, ortalama 0,136 mg/ml MBC ile en yüksek aktiviteyi sergiledi ve ardından TMEWP (MBC, 0,256 mg/ml) geldi. TMEWP'nin nötr fraksiyonu (0,638 mg/ml) için azaltılmış aktivite gözlendi. Test edilen bireysel suşlar arasında MBC'de iki kata kadar farklılıklar gözlendi ve yalnızca LAVHP-7 suşu durumunda TMEWP'ye ve asidik fraksiyonuna karşı daha yüksek bir duyarlılık gözlendi.

                    Resim, illüstrasyon vb. tutan harici bir dosya. Nesne adı zac0020763290005.jpg'dir.

                    İNCİR. 5.
                    Sıvı bir ortamda H. pylori'ye karşı sakız sakızı ekstraktlarının bakterisidal aktivitesi . H. pylori suşları LAVHP-6 (daha dirençli suş) ve LAVHP-7 (en duyarlı suş), Malzemeler ve Yöntemlerde açıklandığı gibi BHI'de mikroaerofilik koşullar altında kültürlendi ve aşağıda belirtilen konsantrasyonlarda asidik, TMEWP ve nötr fraksiyonlara maruz bırakıldı. efsane. Daha fazla inkübasyondan sonra, her zaman noktasında canlılık belirlendi. TABLO 4.


                    Mastik ekstraktlarının H. pylori suşları üzerindeki minimum bakterisidal konsantrasyonları
                    CCUG 38771 0,390 0,240 1.560
                    LAVHP-1 0,195 0,120 0,390
                    LAVHP-2 0,195 0,120 0,780
                    LAVHP-3 0,195 0,120 0,780
                    LAVHP-4 0,390 0,120 0,780
                    LAVHP-5 0,195 0,120 0,390
                    LAVHP-6 0,390 0,120 0,780
                    LAVHP-7 0,090 0,060 0,390
                    LAVHP-8 0,390 0,120 0,390
                    LAVHP-9 0,195 0,240 0,390
                    LAVHP-10 0,195 0,120 0,390
                    Ayrı bir pencerede aç
                    a Ardışık iki katlı dilüsyonların 0,060 ila 1,920 mg/ml arasında değiştiği asidik fraksiyon dışında, diğer tüm ekstraktlar 0,049 ila 1,560 mg/ml nihai konsantrasyon aralığında test edildi.
                    TMEWP'nin asidik fraksiyonu ile en yüksek aktiviteyi elde ettikten sonra, anti- Helicobacter aktivitesi için izole edilmiş saf asidik bileşikleri test etmeye devam ettik. En yüksek genel aktivite tutarlı bir şekilde elde edildi ve 11 H. pylori suşunun tümü için ortalama MBC 0,202 mg/ml (0,443 mM) ile izomalstikadienolik asit ve ardından mastikadienolik (0,220 mg/ml [0,482 mM]), oleanonik ile test edildi. (0,292 mg/ml [0,643 mM]) ve moronik asit (0,310 mg/ml [0,683 mM]) (Tablo​(Tablo5).5). İlginç bir şekilde, 3-okso türevleri, isomastikadienonik ve mastikadienonik asitler, karşılık gelen 3-hidroksil türevlerine kıyasla düşük aktivite gösterdi. TABLO 5.


                    H. pylori a'ya karşı mastik asidik fraksiyon içindeki mastik triterpenik asit bileşiklerinin ortalama MBC'si
                    24 Z -izomastikadienonik asit 0,333 (0,733)
                    24 Z -Masticadienonic asit 0,350 (0,770)
                    24 Z -izomastikadienolik asit 0,202 (0,443)
                    24 Z -Mastikadienolik asit 0,220 (0,482)
                    Oleanonik asit 0,292 (0,643)
                    moronik asit 0,310 (0,683)
                    Ayrı bir pencerede aç
                    H. pylori suşları Tablo'da açıklanmıştır.​Tablo44.
                    Git:

                    TARTIŞMA
                    Sakız sakızının H. pylori'ye karşı aktivitesini değerlendiren önceki tüm in vivo çalışmalarda , yüksek oranda (%30) çözünmez ve yapışkan bir polimer içeren ham bir sakız müstahzarı kullanılmıştır. Polimerin varlığının sakızın oral uygulama sırasındaki potansiyel in vivo aktivitesini engellediğini tahmin ettik ve bu nedenle TMEWP hazırladık. TMEWP'nin kimyasal kıvamının, polimerin olmaması dışında ham sakız sakızınınkiyle hemen hemen aynı olduğunu ve ayrıca daha iyi çözünürlük özellikleri ve artan aktif bileşen konsantrasyonu sunduğunu doğruladık. Potansiyel anti- Helicobacter'in belirlenmesi için önceki hayvan çalışmalarısakız sakızının aktivitesi kısa süreli bir uygulama planına göre organize edildi. Ancak, yönetimimizi genişlettik ve bu nedenle TMEWP etkinliğini 3 aylık bir süre boyunca test ettik.

                    Bu çalışmada, sürekli TMEWP uygulamasının H. pylori kolonizasyonu ve ilişkili gastrit gelişimi üzerindeki potansiyel terapötik etkisini değerlendirmek için yerleşik bir H. pylori enfeksiyon modelini kullandık. Bu model, C57BL/6 faresini yoğun bir şekilde kolonize eden ve insan H. pylori enfeksiyonunu yakından taklit eden kayda değer gastrit düzeylerinin gelişmesine yol açan, fareye uyarlanmış H. pylori Sydney suşu 1'i (SS1) içerir ( 16 , 19 , 31 ). Belirli bir enfeksiyon modeli, geçmişte antibiyotikler gibi bir dizi ajanın potansiyel anti- H. pylori aktivitesini değerlendirmek için başarılı bir şekilde kullanılmıştır ( 14) ., 15 ) veya laktik asit üreten bakteriler ( 27 , 28 ).

                    Deneylerimiz, mastik toplam ekstraktının , mide antrumunda ve korpusunda H. pylori kolonizasyonunu orta derecede azaltabildiğini gösterdi . Hesaplanan kolonizasyon seviyelerindeki azalma, 1.5 log CFU/g doku aralığında yaklaşık 30 kat olmuştur. Bu sonuçlar , histopatoloji değerlendirmelerinde gözlemlenen H. pylori kolonizasyonundaki gözle görülür azalma ile uyumluydu . Bununla birlikte, H. pylori kolonizasyon sayılarında böylesine orta düzeyde bir düşüş, H. pylori ile ilişkili kronik aktif gastritte herhangi bir zayıflamayı destekleyemez . Lamina propria içinde ne nötrofilik ne de lenfositik infiltrasyonda böyle bir düşüş belgelemedik. Aynı şekilde, serum anti- H. pylori'ye göre azalma gözlenmediSakızla tedavi edilen ve tedavi edilmeyen hayvan grupları arasındaki IgG antikorları. Toplu olarak, bu sonuçlar, %100 etanol içinde seyreltilmiş ham sakız gözyaşı ile 7 günlük monoterapinin H. pylori'yi yok edemediği aynı enfeksiyon modelini içeren daha önceki gözlemlerle uyumludur ( 17). Yine de, polimer gideriminin ardından muhtemelen aktif mastik bileşenlerinin biyoyararlanımını artırarak kolonizasyon seviyelerinde orta düzeyde bir düşüş belgeleyebildik. Çalışmamızın bir diğer önemli avantajı daha uzun uygulama ve gözlem periyodunun uygulanmasıdır. Bu şekilde, diğer çalışmalarda bildirilen sadece 1 haftalık tedavi rejimlerinin aksine, 0,75 mg TMEWP'yi (yaklaşık 1 mg toplam sakız sakızına eşdeğer) hayvan su kaynağından 3 aylık bir süre boyunca sürekli olarak uygulayabildik. . Uygulama şeklimiz, aktif sakız bileşenlerinin günlük sakız sakızı tüketimini takiben sürekli salınım modunda salınabildiği gerçek yaşam koşullarını daha yakından taklit etmiştir. 3 ay, mastiğin toplam ekstraktının H. pylori'yi yok etmesi için çok kısa bir süre olduğunu kanıtlasa da, sonuçlar, gerçek hayatta, çok daha uzun bir süre boyunca sakız sakızının alışılmış günlük tüketiminin, H. pylori kolonizasyon seviyelerinde bir azalmayı destekleyen koşullar yaratabileceğini göstermektedir . Bununla birlikte, gözlemlerimiz az sayıda hayvana dayanmasına rağmen, TMEWP'nin H. pylori enfeksiyonu üzerinde profilaktik aktivitesi gözlemlemedik . Aynı şekilde, Sakız Adası'nın sakız sakızı tüketen nüfusu arasında böyle bir profilaktik etkiyi destekleyecek hiçbir epidemiyolojik veri bugüne kadar mevcut değildir.

                    Sakız özütlerindeki potansiyel olarak en aktif fraksiyonları belirlemek için ayrıntılı bir in vitro araştırma yapılmıştır. TMEWP ayrıca asidik ve nötr bir fraksiyona ayrıldı ve bu fraksiyonların yanı sıra mastik toplam ekstraktının antimikrobiyal aktiviteleri belirlendi. Ortalama MBC 0,256 mg/ml'de 11 H. pylori suşu paneline karşı toplam sakız ekstraktı için orta düzeyde bir aktivite gözlemledik ; bu, daha önce etanolde seyreltilmiş sakız sakızı preparatları için H. pylori SS1 suşuna karşı bildirilenden daha yüksektir. ( 17 ). Bu, metodolojideki farklılıklara ve çeşitli H. pylori'nin farklı duyarlılığına bağlanabilir.in vitro verilerimizin açıkça gösterdiği gibi izolatlar. TMEWP'nin asidik fraksiyonunun, test edilen tüm suşlarda tutarlı bir şekilde 0,136 mg/ml kadar düşük bir MBC ile en aktif olduğu bulundu. İçerilen triterpenik asitler arasında en aktif bileşeni belirlemek için, asit fraksiyonu ayrıca altı ana bileşeni sağlayan birkaç kromatografik ayrıma tabi tutuldu. Hepsi, mastik ekstraktlarıyla aynı H. pylori suşlarına karşı test edildi ve en aktif olanın izomalstikadienolik asit olduğu bulundu. Saf bileşiklerin hiçbiri tüm asit fraksiyonundan daha aktif değildi, bu da anti- H. pylori'ye rağmensakızın aktivitesi özellikle asidik fraksiyonda bulunabilir, muhtemelen nihai aktivite tüm asit bileşenleri arasındaki sinerjinin bir sonucudur. Spesifik mastik asit triterpenik bileşiklerinin anti- H. pylori aktivitesi gösterdiği ilk vaka olmasına rağmen , sakızda bulunanlara benzer diğer tetrasiklik asitlerin Escherichia coli'ye karşı aktif olduğu bildirilmiştir ( 35 ). Ancak çalışmamızda, izolasyon ve saflaştırma adımlarındaki sınırlamalar nedeniyle, bireysel triterpenik bileşiklerin potansiyel antimikrobiyal in vivo aktivitesini test edemedik.

                    Ortaya çıkan antibiyotik direnci ve azalan hasta uyumu, başarısız H. pylori eradikasyon tedavisinin ana nedenleridir . Ek olarak, bir proton pompası inhibitörü ile birlikte uygulanan antibiyotik rejiminin kayda değer masrafı, kombinasyon terapisi için alternatif antibiyotiklere ihtiyaç yaratır. Mevcut çalışma, polimer bileşeni poli-β-mirsen içermeyen bir sakız sakızı ekstraktının, 3 aylık bir uygulama süresi boyunca enfekte farelerde H. pylori kolonizasyon seviyelerini 30 kat azaltmada etkili olduğunu ve aktivitenin triterpenik ile ilişkilendirilebileceğini göstermiştir. sakız ekstraktlarının asit fraksiyonundaki asitler. Bu sonuçlar, kurucu poli-β-mirsen polimerinin çıkarılmasının, anti-Bir beslenme ürününün tüm avantajlarını taşıyan, daha kısa sürede saptanabilen H. pylori aktivitesi. Sinerjik etkileri değerlendirmek için ilgili triterpenik bileşenlerin tek başına ve kombinasyon halinde uygulanmasını takiben kapsamlı hayvan çalışmalarında sakız sakızının asidik ve nötr fraksiyonlarının gerçek terapötik potansiyelini daha fazla değerlendirmeyi planlıyoruz. Bu tür sakız bileşenlerinin rolü, halihazırda kullanılan antibiyotik eradikasyon şemaları ile potansiyel sinerji referans alınarak da değerlendirilecektir.

                    Son olarak, sonuçlarımız, sakız sakızı tüketen popülasyonda H. pylori enfeksiyonu prevalansının azaldığı hipotezini destekleyen hiçbir epidemiyolojik veri olmamasına rağmen, uzun süreli sakız tüketimi alışkanlığının H. pylori kolonizasyonunu hafifletmede etkili olabileceğini de göstermektedir. Adası manzarası.

                    Git: TEŞEKKÜRLER
                    Yunan Pasteur Enstitüsü Merkez Hayvan Evi personeline ve özellikle A. Marandidou'ya yardım ve destekleri için teşekkür ederiz. Proje kısmen Yunanistan Araştırma ve Teknoloji Genel Sekreterliği tarafından desteklenmiştir PAVET, program 00BE308, “Geleneksel bitki kaynağından izole edilmiş potansiyel antimikrobiyal ve iyileştirici aktiviteye sahip biyolojik olarak aktif maddelerin incelenmesi” ve farmasötik, kimyasal madde üreten bir şirket olan LAVIPHARM SA. , ve kozmetik ürünler.

                    Git: DİPNOTLAR
                    ▿ Baskıdan önce 20 Kasım 2006'da yayınlandı.

                    Git: REFERANSLAR

                    1. Al Habbal, MJ, Z. Al Habbal ve FU Huwez. 1984. On iki parmak bağırsağı ülserinin tedavisinde sakız ve plasebonun çift-kör, kontrollü bir klinik deneyi. klinik Tecrübe. Eczane. Fizyol. 11 : 541-544. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    2. Al Said, M., AM Ageel, NS Parmar ve M. Tariq. 1986. Pistacia lentiscus'tan elde edilen ham bir ilaç olan sakızın gastrik ve duodenal anti-ülser aktivitesi açısından değerlendirilmesi. J. Ethnopharmacol. 15 : 271-278. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    3. Ampofo, SA ve PG Waterman. 1986. Üç Garcinia türünden ksantonlar. Fitokimya 25 : 2351-2355. [ Google Akademik ]
                    4. Assimopoulou, AN ve VP Papageorgiou. 2004. Pistacia türlerinin reçinelerinden penta- ve tetra-siklik triterpenlerin GC-MS analizi . Bölüm I. Pistacia lentiscus var. Chia. Biyomed. Kromatr. 19 : 1077-1079. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    5. Barton, DHR ve E. Seoane. 1956. Triterpenoidler. Bölüm XXII. Mastikadienonik asidin yapısı ve stereokimyası. J. Chem. Sos. 189 : 4150-4157. [ Google Akademik ]
                    6. Bebb, JR, N. Bailey-Flitter, D. Ala Aldeen ve JC Atherton. 2003. Sakız sakızının in vivo Helicobacter pylori yükü üzerinde etkisi yoktur . J. Antimikrob. kimyager. 52 : 522-523. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    7. Bona, S., L. Bono, L. Daghetta ve P. Marone. 2001. Pistacia lentiscus sakız sakızının Helicobacter pylori'ye karşı bakterisidal aktivitesi . Am. J. Gastroenterol. 96 : Ö49. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    8. da Silva, MFGF, RHP Fransisco, AI Gray, JR Lechatt ve PG Waterman. 1990. Santiria trimera'nın gövde kabuğundan elde edilen Lanost-7-en triterpenler . Fitokimya 29 : 1629-1632. [ Google Akademik ]
                    9. Deng, J.-D., SR Starck, D.-A. Sun, M. Sabat ve SM Hecht. 2000. Brackenridgea nitida ve Bleasdalea bleasdalei'den DNA polimeraz β'yı inhibe eden yeni bir 7,8-euphadien-tipi triterpenoid . J. Nat. Üretim 63 : 1356-1360. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    10. de Pascual Teresa, J., JG Urones, P. Basabe, MJ Sexmero Cuadrado ve R. Fernandez Moro. 1986. Euphorbia broteri'den triterpenler . Fitokimya 26 : 1767-1776. [ Google Akademik ]
                    11. Dixon, MF, RM Genta, JH Yardley ve P. Correa. 1996. Gastritin sınıflandırılması ve derecelendirilmesi. Güncellenmiş Sidney sistemi. Am. J. Cerrahi Pathol. 20 : 1161-1181. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    12. Huwez, FU, D. Thirlwell, A. Cockayne ve DA Ala'Aldeen. 1998. Sakız sakızı Helicobacter pylori'yi öldürür . İngilizce J.Med. 339 : 1946. [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                    13. Ito, J., F.-R. Chang, H.-K. Wang, YK Park, M. Ikegaki, N. Kilgore ve K.-H. Lee. 2001. Anti-AIDS ajanları. 48. Brezilya propolisinden izole edilen moronik asit türevlerinin ve yeni melliferon ile ilişkili trierpenoidin anti-HIV aktivitesi. J. Nat. Üretim 64 : 1278-1281. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    14. Jenks, PJ, A. Labigne ve RL Ferrero. 1999. İn vivo olarak metronidazole maruz kalma, Helicobacter pylori'de kolayca direnci indükler ve farelerde eradikasyon tedavisinin etkinliğini azaltır. Antimikrob. Ajan Chemother. 43 : 777-781. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                    15. Jenks, PJ, RL Ferrero, J. Tankovic, JM Thiberge ve A. Labigne. 2000. Farelerde metronidazole duyarlı ve dirençli Helicobacter pylori enfeksiyonlarının nitrofurantoin kombinasyon tedavisinin değerlendirilmesi. Antimikrob. Ajan Chemother. 44 : 2623-2629. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                    16. Lee, A., J. O'Rourke, MC de Ungria, B. Robertson, G. Daskalopoulos ve MF Dixon. 1997. Helicobacter pylori enfeksiyonunun standardize edilmiş bir fare modeli : Sydney türünün tanıtılması. Gastroenterology 112 : 1386-1397. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    17. Loughlin, MF, DA Ala'Aldeen ve PJ Jenks. 2003. Mastik ile yapılan monoterapi , farelerdeki Helicobacter pylori enfeksiyonunu ortadan kaldırmaz . J. Antimikrob. kimyager. 51 : 367-371. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    18. Lu, JJ, CL Perng, RY Shyu, CH Chen, Q. Lou, SK Chong ve CH Lee. 1999. Mide dokularında Helicobacterpylori DNA'sının tespiti için beş PCR yönteminin karşılaştırılması . J. Clin. Mikrobiyoloji. 37 : 772-774. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                    19. Mähler, M., S. Janke, S. Wagner ve HJ Hedrich. 2002. Doğuştan fare suşlarının Helicobacter pylori enfeksiyonuna farklı duyarlılığı. Tara. J. Gastroenterol. 37 : 267-278. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    20. Marner, F.-J., A. Freyer ve J. Lex. 1991. Sakız sakızından elde edilen triterpenoidler, Pistacia lentiscus'un reçinesi . Fitokimya 30 : 3709-3712. [ Google Akademik ]
                    21. Marone, P., L. Bono, E. Leone, S. Bona, E. Carretto ve L. Perversi. 2001. Pistacia lentiscus sakız sakızının Helicobacter pylori'ye karşı bakterisidal aktivitesi . J. Kimyager. 13 : 611-614. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    22. Mulholland, DA ve JJ Nair. 1994. Disoxylum pettigrewianum kaynaklı triterpenoidler . Fitokimya 37 : 1409-1411. [ Google Akademik ]
                    23. Peek, RM ve JE Crabtree. 2006. Helicobacter enfeksiyonu ve gastrik neoplazi. J. Pathol. 208 : 233-248. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    24. Pozzo-Balbi, T., L. Nobile, G. Scapini ve M. Cini. 1978. Schinus molle'nin triterpenoid asitleri . Fitokimya 17 : 2107-2110. [ Google Akademik ]
                    25. Reddy, GC, S. Rangaswami ve R. Sunder. 1977. Gardenia gummifera'nın gövde kabuğunun triterpenoidleri. Bitki Med. 32 : 206-211. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    26. Seoane, E. 1956. Sakız sakızının diğer kristalli bileşenleri. J. Am. kimya Sos. 189 : 4158-4160. [ Google Akademik ]
                    27. Sgouras, DN, EG Panayotopoulou, B. Martinez-Gonzalez, K. Petraki, S. Michopoulos ve Α. Mentis. 2005. Lactobacillus johnsonii La1, Helicobacter pylori ile ilişkili gastriti hafifletir ve C57BL/6 farelerinde proinflamatuar kemokinlerin seviyelerini azaltır. klinik teşhis Laboratuvar immünol. 12 : 1378-1386. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                    28. Sgouras, D., P. Maragkoudakis, K. Petraki, B. Martinez-Gonzalez, E. Eriotou, S. Michopoulos, G. Kalantzopoulos, E. Tsakalidou ve A. Mentis. 2004. Lactobacillus casei suşu Shirota tarafından Helicobacter pylori'nin in vitro ve in vivo inhibisyonu . Uygulama çevre. Mikrobiyoloji. 70 : 518-526. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                    29. Shirane, N., Y. Hashimoto, K. Ueda, H. Takenaka ve K. Katoh. 1996. Chaetomium longirostre mantarı tarafından 3-okso-olean-12-3n-28-oik asidin A halkası bölünmesi . Fitokimya 43 : 99-104. [ Google Akademik ]
                    30. Sung, TV, J. Peter-Katalinic ve G. Adam. 1991. Schefflera octophylla'dan bir bidemosidik triterpenoid saponin . Fitokimya 30 : 3717-3720. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    31. Sutton, P., J. Wilson ve A. Lee. 2000. Helicobacter pylori fare aşılama modelinin daha da geliştirilmesi . Aşı 18 : 2677-2685. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    32. Tassou, CC ve GJE Nychas. 1995. Damla sakızı esansiyel yağının ( Pistacia lentiscus var. chia ) et suyu ve model gıda sistemindeki gram pozitif ve gram negatif bakteriler üzerindeki antimikrobiyal aktivitesi. Int. Biyodeter. Biyolojik bozunma 36 : 411-420. [ Google Akademik ]
                    33. van den Berg, KJ, J. van der Horst, JJ Boon ve OO Sudmeijer. 1998. cis -1,4-Poly-β-mircene: sakız reçinesinin ( Pistacia lentiscus L.) polimerik fraksiyonunun yapısı aydınlatıldı. Tetrahedron Lett. 39 : 2645-2648. [ Google Akademik ]
                    34. Warren, JR ve B. Marshall. 1983. Aktif kronik gastritte mide epiteli üzerinde tanımlanamayan kıvrık basil. Lancet 321 : 1273-1275. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    35. Yang, S.-P. ve J.-M. Evet. 2001. Pseudolarix kaempferi'den iki yeni sitotoksik ve antimikrobiyal triterpenoid . Biorg. Med. kimya Letonya 11 : 3119-3122. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                    Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                    Yorum yap


                    • #11
                      DAMLA SAKIZI İle Gastrit




                      Erkek Sıçanların Peptik Mukozasının Soğuk Kısıtlama Stresine Karşı Korunmasında Omeprazol'e Karşı Pistacia Lentiscus Chia Reçinesinin Kullanımı

                      Despoina Kakagia , *, 1 Apostolos Papalois , 2 Maria Lambropoulou , 3 Fotini Papachristou , 1 Gregory Trypsiannis , 4 Constantinos Anagnostopoulos , 5 Mike Pitiakoudis , 1 ve Alexandra Tsaroucha 1
                      Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                      1 Demokritos Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Dedeağaç, Dedeağaç Yunanistan
                      2 Elpen Araştırma Merkezi, Elpen İlaç, Yunanistan
                      3 Histoloji- Embriyoloji Anabilim Dalı, Trakya Demokritos Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dedeağaç, Yunanistan
                      4 Tıbbi İstatistik Anabilim Dalı, Trakya Demokritos Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Alexandropoulis, Yunanistan
                      5 Biyokimya Anabilim Dalı, Trakya Demokritos Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dedeağaç, Yunanistan
                      * E-posta: moc.oohay@aigakakaniopsed
                      Git: Soyut

                      giriiş


                      Akut stresin neden olduğu peptik mukozal hasar, kritik hastalarda ciddi bir morbidite ve mortalite nedenidir. Bu çalışma, doğal olarak Pistacia Lentiscus var. Sıçan mide ve kolon mukozasında soğuk kısıtlama stresinin (CRS) etkilerine karşı, gastritin önlenmesi ve tedavisinde kullanılan standart bir ilaç olan Omeprazol ile Chia'nın karşılaştırılması.

                      Yöntemler
                      Yirmi bir erkek Wistar rat ön tedavi rejimine göre rastgele üç gruba ayrıldı: Kontrol (K), Omeprazol (O) ve CMG (M) ve 4 0 C'de 3 saat CRS'ye tabi tutuldu . Mide ve kolonik mukozal lezyonlar histolojik olarak değerlendirildi. ELISA, TNF-α, IL-1β, peroksidaz, süperoksit dismutaz (SOD) ve toplam antioksidan kapasitenin (TEAC) kan konsantrasyonlarını ölçmüştür.

                      Sonuçlar
                      Her iki grupta da O ve M'de gastrik mukozal hiperemi, hemorajik infiltrasyon ve mukozal ödem ile kolonik mukozal hiperemi ve hemorajik infiltrasyon kontrollere göre anlamlı olarak azaldı (p<0.05). Grup O ve M arasında anlamlı fark gözlenmedi. TNF-α seviyeleri Grup M'de Grup O'ya göre anlamlı olarak düşüktü (p=0,013). IL-1β seviyeleri M ve O gruplarında kontrol ile karşılaştırıldığında anlamlı olarak azaldı (p≤ 0.001). Hem peroksidaz hem de SOD enzimlerinin aktivitesi grup M'de, grup O (sırasıyla p= 0.043 ve p=0.047) ve kontrole (sırasıyla p=0.018 ve p< 0.001) göre azaldı. Sonuçlar


                      Doğal Sakız sakızı, peptik mukozayı CRS'ye karşı koruyucu özelliklere sahip, anti-enflamatuar ve antioksidan etkiler sergileyen umut verici bir besin takviyesidir.

                      Anahtar Kelimeler: soğuk tutma stresi, kolit, mide ülseri, oksidatif stres, Pistacia Lentiscus Chia, Omeprazol
                      Git: giriiş


                      Stres gastrit ve daha az sıklıkla stres kolit, diğer konuların yanı sıra travma, sepsis, şok, çoklu organ yetmezliği veya uzun süreli cerrahi tedavi gören kritik hastalarda görülür [1 , 2 , 3 , 4 ] . Mide mukozasının lezyonları fokal veya yaygın, yüzeysel olabilir veya potansiyel olarak ülserasyon veya önemli morbidite ve mortalite ile ilişkili mide kanamasına neden olabilir. Stresin neden olduğu gastrik mukozal hasarın patogenezinin baskın teorisi, yakın zamana kadar, mideyi gastrik sıvılara karşı savunmasız hale getiren iskemiye bağlı gastrik mukozal bariyerin yıkımıydı [1 , 2 , 3 ] .

                      Ya soğuğa [ 4 , 5 , 6 , 7 , 8 ] veya suya daldırmayı [ 9 , 10 , 11 , 12 , 13 , 14 , 15 , 16 , 17 , 18 , 19 , 20 , 21 , 22 , 23 , 24 , 25 içeren deneysel immobilizasyon modelleri , 26 , 27 , 28], kemirgenlerde gastrik mukozal lezyonlara neden olduğu iyi belgelenmiştir. Her modelin sempatik adrenomedüller sistemi hızla aktive eden, mide mukozasına kan akışını azaltarak lokal hipoksi ve iskemi, epitelyal nekroz ve hemorajik gastrik mukozal korozyona neden olan bir uyarı ürettiği bulunmuştur [5 , 6 , 7 , 8 , 9 , 10 , 11 , 12 , 13 , 14 , 15 , 16 , 17 , 18 , 19 , 20 , 21 ,22 , 23 , 24 , 25 , 26 , 27 , 28 ].

                      Soğuk kısıtlama stresinin (CRS), azalmış veya normal asit sekresyonu seviyeleri ile ilişkili gastrik lezyonları indüklediği bulunmuştur [ 27 , 29 ]. Salgılanan asidi nötralize etmek için antasitlerin uygulanması, stres ülserini önlemez [ 30 ], bu da ülser oluşumunda gastrik asit dışındaki faktörlerin rol oynadığını düşündürür. · O2- ve ·OH gibi reaktif oksijen türlerinin (ROS) artık oksidatif hasar yoluyla mukozal lezyonlar için başlıca nedensel faktörler olduğu düşünülmektedir [ 21 , 22 , 27 , 31 , 32 , 33 ].

                      Strese bağlı kolit, ağır hastalarda daha az görülür ve kolorektal lezyonlar genellikle ilaç hasarına veya ilacın neden olduğu kolonik flora bozukluklarına bağlı olduğu için klinik olarak araştırılmamıştır.

                      Deneysel kemirgen modellerinde, hareketsiz kalmanın neden olduğu stresin kolit gelişimine katkıda bulunduğu bildirilmiştir [ 4 ]. Bildiğimiz kadarıyla, CRS deneysel modellerinin hiçbiri, kemirgenlerde stres kaynaklı kolonik mukozal değişiklikleri incelemek için kullanılmamıştır [ 4 , 5 , 29 ].

                      Sakız sakızı (CMG), Kuzey Ege Denizi'ndeki Yunanistan'ın Sakız adasının güney bölgesinde, Pistacia lentiscus var. Chia. Bu geleneksel sakız, kendine özgü özü nedeniyle, Doğu Akdeniz ve Arap ülkelerinde bir besin maddesi olarak çok popülerdir. Dioscurides ve Galen tarafından belgelendiği gibi, özellikle mide-bağırsak bozuklukları için yararlı sağlık etkileri 2500 yıldan fazla bir süredir bilinmektedir.

                      Önceki çalışmalar, CMG'nin anti-ülser aktivitelerine sahip olduğunu [ 2 , 3 ] gösterirken, CMG'nin antibakteriyel, antioksidan ve kemopreventif özellikleri de belgelenmiştir [ 22 , 34 , 35 , 36 , 37 , 38 ]. Terpenoidler, CMG'nin antiinflamatuar ve ayrıca antioksidan etkiler sergileyen aktif bileşikleridir [ 36 , 37 ].

                      Sakız sakızı sıçanlarda ilaca bağlı gastroduodenal ülser ve kolit tedavisinde etkilidir [ 22 , 36 , 37 ], ancak Helicobacter pylori'ye karşı in vivo monoterapi olarak herhangi bir etkisi yoktur [ 38 , 39 ].

                      Omeprazol, 1989'dan beri peptik ülser hastalığı için standart bir önleme ve tedavi ilacı olmuştur. Endikasyonları arasında gastroözofageal reflü hastalığı, Zollinger-Elisson sendromu ve eozinofilik gastrit yer alır. Ayrıca, yüksek risk altındaki ancak belirli yan etkiler ve ilaç etkileşimleri ile ilişkili olan kişilerde üst gastrointestinal kanamayı önlemek için kullanılır [ 40 , 41 ].

                      Sakızın birçok ülkede yaygın olarak kullanılan doğal bir ürün olduğu göz önüne alındığında, mide ve kolon mukozası üzerindeki potansiyel koruyucu etkisi, onu kritik hastaların farmakolojik yönetimi için önemli bir hedef haline getirebilir. Mide ve kolon mukozasında strese bağlı değişikliklerin beslenme müdahaleleri yoluyla önlenmesi, kritik hastalarda morbidite ve mortaliteyi önemli ölçüde azaltabilir.

                      Bu çalışma, sıçan mide ve kolonik mukozasında indüklenen KRS etkileri üzerinde Omeprazol'e karşı CMG ön tedavisinin koruyucu, antioksidan ve antienflamatuar etkisini araştırmayı amaçladı.

                      Sıfır hipotezi, CMG'nin sıçan peptik mukozası üzerinde CRS'ye karşı koruyucu etkisinin olmadığıdır.

                      Git: Malzemeler ve yöntemler


                      Bu çalışmada 12-14 aylık ve 320-380 g ağırlığında 21 erkek Wistar sıçanı kullanıldı [ 42 ].

                      Hayvanlar standart laboratuar koşullarında tel kafeslerde barındırıldı. Laboratuvarda deneyden önce iki hafta süreyle ortama alıştırıldılar. Koşullar, 12 saatlik aydınlık-karanlık döngüleri, 22–25 0 Croom sıcaklığı ve %55–58 nem idi. Hayvanlar, standart bir laboratuvar olağan pelet diyeti ve su alımı ile serbestçe beslendi.

                      Bu çalışmadaki tüm deneysel prosedürler, Bölgesel Devlet Lisansı 1635/1503-2016 altında ve deneysel ve diğer bilimsel amaçlar için kullanılan hayvanların korunması ve refahına ilişkin 86/609/EEC sayılı Direktifin Avrupa yönergelerine uygun olarak yürütülmüştür.

                      Örnek büyüklüğü güç analizi ile belirlendi.

                      Hayvanlar, her biri yedi hayvandan oluşan şu üç gruba rastgele ayrıldı: Kontrol (C), Omeprazol (O) ve CMG (M). Uygulanan maddelerin hazırlanması

                      Kullanılan maddeler şunlardı:
                      1. Omeprazol süspansiyonu (Omeprazol & SyrSpend ® SF Alka Convenience Pack 2 mg/mL, Fargon Hellas-Kertus ICSA, Trikala, Hellas)
                      2. Sakız Sakız Sakızı mikropartikül formda öğütülmüş doğal reçine (Sakız Sakız Sakız Üreticileri Derneği, Sakız, Yunanistan), kimyasal olarak analiz edilmiş ve çalkalanarak suda süspansiyon haline getirilmiştir.
                      3. Kontrol grubu hayvanlarına aktif maddeler yerine musluk suyu verildi.

                      Tüm maddeler kullanımdan hemen önce hazırlandı ve bir orogastrik tüp aracılığıyla uygulandı.

                      deneysel protokol
                      İndüklenen stresten iki gün önce, hayvanlara günde bir kez orogastrik tüp ile aşağıdakiler uygulandı.

                      Grup C, ilave su 10 mL;[ 26 ].

                      Grup O, omeprazol 20 mg/kg su;[ 21 ].

                      Grup M, Sakız sakızı tozu 500 mg suda süspansiyon haline getirilmiş mikro partikül formunda [ 22 , 23 ]. Deneyden bir gün önce, koprofajiyi önlemek için, hayvanlar tel tabanlı kafeslere yerleştirildi ve 24 saat boyunca gıdadan mahrum bırakıldı, ancak musluk suyuna serbestçe erişimleri sağlandı ve yukarıda belirtilen rejime göre ön tedavi uygulandı.

                      Deney gününde, hayvanlar Bollmann kafeslerine aktarıldı, hareketsiz hale getirildi ve üç saat süreyle 4°C'de tutuldu [ 8 ].

                      Deney sonunda hayvanlara ketamin 100 mg/kg BW (Ketamin, IFET , Athens, Greece) ve ksilazin 20 mg/kg BW (Xylamed, Bimeda INC, Oakbrook Terrace, IL, ABD) ile anestezi uygulandı. Daha sonra her hayvanın karnı açıldı ve ELISA ile oksidatif stres ve enflamasyon belirteçlerinin ölçümü için abdominal aorttan 1,5-2,5 mL kan alındı ​​[ 12 ].

                      Daha sonra histolojik inceleme için tüm mide ve çıkan kolon çıkarıldı. Kör değerlendirmeyi sağlamak için tüm kan ve doku örnekleri uygun şekilde kodlanmıştır. Hayvanlar, 0.6 mg/kg BW pentobarbital sodyum BP20% (Dolethal, Vetoquinol Ltd, UK) intrakardiyak infüzyonu ile ötenazi edildi.

                      Serum antioksidan ve antiinflamatuar parametrelerin belirlenmesi

                      Oksidatif durum, oksidatif stres belirteçleri peroksidaz, Troloks eşdeğerlerinde toplam antioksidan kapasite (TEAC) ve süperoksit dismutaz (SOD) belirlenerek değerlendirildi. Anti-enflamatuar özellikler, tümör nekroz faktörü-alfa (TNF-a) ve interlökin-1 beta (IL-1β) ölçümü ile değerlendirildi. Serum numunelerindeki her markörün konsantrasyonu, enzime bağlı immünosorbent deneyi (ELISA) ile ölçüldü.

                      Serum süperoksit dismutaz aktivitesini (U/mL) belirlemek için Süperoksit Dismutaz Aktivitesi (SOD) yalnızca araştırma amaçlı kit (Cayman Chemical Company, Ann Arbor, MI, ABD) kullanıldı .

                      Tahlil, üreticinin talimatlarına göre yapıldı. Sıçan serum numuneleri, numune tamponu ile 1:5 oranında seyreltildi ve absorbans, 450 nm'de ölçüldü.

                      TNF-a ve IL-1β serum seviyeleri (pg/mL), üreticinin talimatlarına göre (sıçan TNF-alfa ELISA kiti ve sıçan IL-1 beta ELISA kiti, Raybiotech, Norcross, GA, ABD) ELISA ile belirlendi. Sıçan serum numuneleri tahlil seyreltici A ile 1:2 seyreltildi. Absorbans 450 nm'de ölçüldü.

                      Serum örneklerinde toplam antioksidan kapasite ve peroksit konsantrasyonunu belirlemek için antioksidan ve peroksit tahlil kitleri (Sigma-Aldrich, St. Louis, MO, ABD) kullanıldı. Her iki deney de üreticinin talimatlarına göre yapıldı. Test tamponu ile 1:20 seyreltilmiş serum örneklerinde toplam antioksidan kapasitesi (mM Trolox eşdeğerleri) belirlendi ve absorbans 405 nm'de ölçüldü.

                      Peroksit konsantrasyonu (uM H 2 O 2 ) ultra saf su ile 1:2 oranında seyreltilmiş serum örneklerinde (Cayman chemic company, Ann Arbor, MI, ABD) belirlendi ve absorbans 592 nm'de ölçüldü.

                      Absorbans ölçümleri, Εxpertplus (ASYS GmBH, Avusturya) mikrotiter plaka okuyucu kullanılarak yapıldı.

                      Dokuların patolojik değerlendirmesi
                      Çıkarıldıktan hemen sonra, mideler bir mL %2 formalin enjekte edilerek şişirildi, ardından %2 formalin içinde on dakika sabitlendi, ardından büyük kurvatür boyunca açıldı ve %10 formalin solüsyonunda stabilizasyondan önce mide içeriğini ve pıhtıları çıkarmak için salinle durulandı. 5 mikron kalınlığında kesitler bir mikrotom (HIRAX M60, Carl Zeiss, Almanya) üzerinde kesildi ve hematoksilen ve eozin (HE) ile boyandı.

                      Gastrik mukozal lezyonlar diseksiyon mikroskopisi ile incelendi ve lezyon skoru hesaplandı.

                      Hasar puanları şu şekilde kategorize edildi:
                      • Her histolojik bölümün bir cm'lik bölümü aşağıdakiler için değerlendirildi:
                        • –
                          hiperemi (puan: 0–3)
                        • –
                          epitel hücrelerinin kaybı (EC) (puan: 0-3)
                        • –
                          üst mukozada ödem (puan: 0-3)
                        • –
                          hemorajik infiltrasyon (puan: 0-3)
                        • –
                          enflamatuar hücrelerin varlığı (IC) (skor: 0-3) [ 19 , 21 ].
                      • Her hayvan grubunda mide mukozal lezyonlarının ortalama skoru hesaplandı ve sonuçlar istatistiksel olarak analiz edildi.
                      • Çıkan kolon daldırıldı ve durulandı. Hazırlanan kolon mukozal kesitleri %10'luk formalin solüsyonu ile stabilize edildi; parafin blokları oluşturuldu ve HE ve Periodic acid-Schiff ( PAS) ile boyandı . Müsin içeren hücre yüzeyi hücrelerinin sayısı, on paralel kript içeren bir bölgede ölçüldü [ 4 , 43 ].
                      • Sonuçlar, kolonun 100 epitel hücresi başına mukus içeren çanak hücre sayısı olarak ifade edildi [ 4 ]. Kolonik müsinin kantitatif ölçümü yapılmadı.
                      • Belirlenen kolonik mukozal histolojik hasarlar şunlardı:
                        • –
                          hiperemi (puan: 0–3) ve
                        • –
                          hemorajik infiltrasyon (puan: 0-3)
                      • Her hayvan grubunda kolonik mukozal lezyonların ortalama skoru hesaplandı ve sonuçlar istatistiksel olarak analiz edildi.
                      • Aynı patolog, kodlanmış tüm preparatları körü körüne taradı.
                      istatistiksel analiz


                      Verilerin istatistiksel analizi SPSS versiyon 19.0 (IBM, Corp.) kullanılarak yapıldı.

                      Kantitatif değişkenlerin normalliği Kolmogorov-Smirnov testi ile test edildi.

                      Tüm serum antioksidan ve antiinflamatuar parametreler, ortalama ve standart sapma, [ortalama(SD)] olarak ifade edildi.

                      Bu parametrelerin üç grup arasındaki farklılıkları, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile değerlendirildi.

                      Üç farklı deney grubu arasındaki kesin farkları göstermek için, anlamlılık düzeyinde herhangi bir ayarlama yapılmadan En Az Önemli Fark (LSD) testi kullanılarak çoklu karşılaştırmalar yapıldı.

                      Dokuların patolojik değerlendirmesinin tüm indeksleri, hiperemi, hemorajik infiltrasyon, EC kaybı, gastrik mukoza için mukozal ödem ve IC varlığı ve kolon mukozası için hiperemi ve hemorajik infiltrasyon, kalitatif değişkenler olarak kabul edildiğinde mutlak frekanslar ve yüzdeler (%) olarak, nicel değişkenler olarak kabul edildiğinde Ortalama (SD) ve Medyan (min-maks) değerleri olarak ifade edildi.

                      Sırasıyla ki-kare testi, ANOVA ve Kruskal-Wallis testi kullanılarak analiz edildi.

                      Tüm testler iki kuyrukluydu ve anlamlılık düzeyi α=0.05 olarak ayarlandı.

                      Git: Sonuçlar

                      Sakız Sakızı Analizi
                      Tedarik edilen reçine kimyasal olarak analiz edildi ve şunları içerdiği bulundu: doğal Polimer – cis-1,4 poli-β-mirsen (%25-30 a/a), mastik yağı (%2-3 a/a), toplam sakız özütü (%70 a/a), asit fraksiyonu (%38-42 a/a) ve nötr fraksiyon (%28-32 a/a).

                      CRS'ye gastrik mukozal yanıt
                      KRS'yi takiben, sıçanlarda her üç grupta da hiperemi, hemorajik infiltrasyon, mukozal ödem, EC kaybı ve IC ile infiltrasyon gibi gastrik mukozal lezyonlar gelişti (Şekil 1).
                      İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı jccm-06-100-g001.jpg'dir.
                      Şekil 1
                      Mide mukozası bölümleri. HE x 200. Mukozal değişiklikler: a. Sakız sakızı grubu: minimal hiperemi ve ödem, nadir inflamatuar hücreler, b. Omeprazol grubu: hafif hiperemi ve ödem, minör enflamatuar hücre birikintileri c. kontrol: daha yaygın hiperemi ve ödem ve enflamatuar hücre birikintileri, orta derecede hemorajik infiltrasyon ve epitel hücrelerinin belirgin kaybı.

                      Bu lezyonların şiddeti, önceden omeprazol veya mastik tozunun uygulanmasından etkilenmiştir.

                      Da gösterildiği gibitablo 1, hiperemi, hemorajik infiltrasyon ve mukozal ödem ölçümleri Grup O ve M'de sırasıyla kategorik veya sürekli değişkenler için Grup C'ye göre (ki-kare testi; p<0.05), (ANOVA; p<0.05), (Kruskal-Wallis testi; p<0.05) daha az belirgindi (şekil 2). Aynısı EC kaybı için de geçerliydi. (ki-kare testi; p=0,084.) Grup O ve M arasında bu parametrelerin hiçbirinde istatistiksel fark yoktu (LSD testi ve Mann-Whitney U testi; p>0,05). tablo 1


                      Üç grupta gastrik mukozal lezyonlar
                      hiperemi 0,001 bir
                      Olumsuz 0 (0.0) 2 (28,6) 1 (14.3)
                      Düşük 0 (0.0) 5 (71,4) 6 (85,7)
                      Ilıman 6 (85,7) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Yüksek 1 (14.3) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Ortalama değer (SD) 2,14 (0,38) 0,71 (0,49) 0,86 (0,38) <0,001 milyar <0,001 c <0,001 c 0,530 c
                      Medyan değer (min-maks) 2 (2 – 3) 1 (0 – 1) 1 (0 – 1) <0,001 gün 0,001 e 0,001 e 0,530 gün

                      Hemorajik infiltrasyon 0,001
                      Olumsuz 0 (0.0) 7 (100.0) 6 (85,7)
                      Düşük 4 (57,1) 0 (0.0) 1 (14.3)
                      Ilıman 3 (42,9) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Yüksek 0 (0.0) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Ortalama değer (SD) 1,43 (0,54) 0,0 (0,0) 0,14 (0,38) <0,001 <0,001 <0,001 0,489
                      Medyan değer (min-maks) 1 (1 – 2) 0 0 (0 – 1) <0,001 0,001 0,002 0,317

                      EC kaybı 0,084
                      Olumsuz 0 (0.0) 4 (57,1) 3 (42,9)
                      Düşük 5 (71,4) 3 (42,9) 4 (57,1)
                      Ilıman 2 (28,6) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Yüksek 0 (0.0) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Ortalama değer (SD) 1,29 (0,49) 0,43 (0,54) 0,57 (0,54) 0,014 0,006 0,019 0,613
                      edian değeri (min-maks) 1 (1 – 2) 0 (0 – 1) 1 (0 – 1) 0,026 0,015 0,030 0,606

                      Ödem 0,017 bir
                      Olumsuz 0 (0.0) 5 (71,4) 4 (57,1)
                      Düşük 7 (100.0) 2 (28,6) 3 (42,9)
                      Ilıman 0 (0.0) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Yüksek 0 (0.0) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Ortalama değer (SD) 1.00 (0.0) 0,29 (0,49) 0,43 (0,54) 0,012 b 0,005 c 0,020 c 0,530 c
                      Medyan değer (min-maks) 1 0 (0 – 1) 0 (0 – 1) 0,020 gün 0,007 e 0,023 e 0,591 e

                      Sızma IC 0,466
                      Olumsuz 3 (42,9) 5 (71,4) 3 (42,9)
                      Düşük 4 (57,1) 2 (28,6) 4 (57,1)
                      Ilıman 0 (0.0) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Yüksek 0 (0.0) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Ortalama değer (SD) 0,57 (0,54) 0,29 (0,49) 0,57 (0,54) 0,507 0,317 1.000 0,317
                      Medyan değer (min-maks) 1 (0 – 1) 0 (0 – 1) 1 (0 – 1) 0,483 0,298 1.000 0,298
                      Ortalama histolojik skor, ortalama (SD) 6.43 (1.13) 1,71 (0,95) 2,57 (1,62) <0,001 <0,001 <0,001 0,221
                      Ayrı bir pencerede aç
                      bir ki-kare testi; b ANOVA; c LSD testi; d Kruskal-Wallis testi; e Mann-Whitney Testi U testi. C: Kontrol O: Omeprazol M: Sakız.

                      İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı jccm-06-100-g002.jpg'dir.
                      İncir. 2
                      Üç grup arasında gastrik mukozal lezyonların istatistiksel karşılaştırması için grafik.

                      IC varlığı açısından üç grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmedi. (p>0,05; ki-kare testi, ANOVA ve Kruskal-Wallis testi. Ayrıca ortalama total histolojik skor Grup O'da (p<0,001;LSD testi ve Grup M (p<0,001;LSD testi) Grup C'ye göre anlamlı olarak düşüktü. Grup O ve M arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p=0,221; LSD testi).

                      Omeprazol ve sakız sakızının kolon mukozası üzerindeki etkileri
                      Her üç hayvan grubunda da, sıçanların 4 0 C'de üç saat süreyle soğuk tutulması, çıkan kolonun kesitlerinde histolojik olarak gözlemlendiği gibi mukozal değişikliklere neden oldu.

                      İncelenen kesitlerde hiperemi ve hemorajik infiltrasyon gibi mukozal değişiklikler gözlendi. Kolonik mukozanın stres uyaranına tepkisi, müsin içeren Goblet hücrelerinin sayısı ile hesaplandı (Figür 3) [ 43 ].

                      Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı jccm-06-100-g003.jpg'dir.

                      Şek. 3
                      Çıkan kolonun histolojik kesitlerinde müsin içeren mukozal Goblet Hücreleri, pembe çiçek yaprakları olarak kendini gösterir. Periyodik asit–Schiff ( PAS ) X 200. a. CMG ile ön tedaviden sonra, b. Omeprazol ile ön tedaviden sonra ve c. kontrol grubunda .

                      Kolonik mukozal lezyonların hiperemi ve hemorajik infiltrasyon ölçümleri Grup O ve M'de Grup C'ye göre daha az belirgindi (sırasıyla p=0,001 ve p=0,002; Ki-kare testi) veya (p<0,001; ANOVA) ve (p<0,001; Kruskal-Wallis testi (Tablo 2VeŞekil 4).


                      Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı jccm-06-100-g004.jpg'dir.
                      Şekil 4
                      Üç gruptaki kolonik mukozal lezyonların istatistiksel karşılaştırma grafiği Tablo 2


                      Üç grupta çıkan kolonda görülen mukozal lezyonlar
                      hiperemi 0,001 bir
                      Olumsuz 0 (0.0) 3 (42,9) 0 (0.0)
                      Düşük 1 (14.3) 4 (57,1) 7 (100.0)
                      Ilıman 3 (42,9) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Yüksek 3 (42,9) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Ortalama değer (SD) 2,29 (0,76) 0,57 (0,54) 1.00 (0.0) <0,001 milyar <0,001 c <0,001 c 0,151 c
                      Medyan değer (min-maks) 2 (1 – 3) 1 (0 – 1) 1 0,001 gün 0,003 e 0,003 e 0,060 e

                      Hemorajik infiltrasyon 0,002
                      Olumsuz 0 (0.0) 7 (100.0) 5 (71,4)
                      Düşük 3 (42,9) 0 (0.0) 2 (28,6)
                      Ilıman 4 (57,1) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Yüksek 0 (0.0) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Ortalama değer (SD) 1,57 (0,54) 0,0 (0,0) 0,29 (0,49) <0,001 <0,001 <0,001 0,217
                      Medyan değer (min-maks) 2 (1 – 2) 0 0 (0 – 1) <0,001 0,001 0,004 0,141
                      Ortalama Histolojik Skor,ortalama (SD) 3,86 (1,22) 0,57 (0,54) 1,29 (0,49) <0,001 <0,001 <0,001 0,119
                      Kadeh hücresi sayısı 50,54 (3,56) 52,71 (2,84) 52,51 (2,83) 0,370 0,206 0,249 0,905
                      Ayrı bir pencerede aç
                      bir ki-kare testi; b ANOVA; c LSD testi; d Kruskal-Wallis testi; e Mann-Whitney Testi U testi. C: Kontrol O: Omeprazol M: Sakız.
                      Grup O ve M arasında hem hiperemi hem de hemorajik infiltrasyon benzerdi (p>0.05; LSD testi ve Mann-Whitney U testi). Ayrıca ortalama total histolojik skor Grup O ( p<0,001;LSD testi) ve Grup M'de (p<0,001;LSD testi) Grup C'ye göre anlamlı olarak düşüktü. Grup O ve M arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p=0,119; LSD testi). Üç grup arasında kolonik Goblet hücrelerinin sayısı açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmedi (p=0.370;ANOVA)Tablo 2.

                      Omeprazol ve sakız reçinesinin antioksidan ve antiinflamatuar özellikleri
                      Tablo 3hem birlikte hem de çiftler halinde üç grup arasında anti-inflamatuar ve oksidatif stres belirteçlerinin karşılaştırılmasına yönelik sonuçları içerir (Şekil 5).
                      İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı jccm-06-100-g005.jpg'dir.
                      Şekil 5
                      Üç grup arasında antioksidan ve antiinflamatuar belirteçlerin istatistiksel karşılaştırmasının grafikleri Tablo 3


                      Üç grupta serum antioksidan ve antiinflamatuar belirteçler
                      μΜ Peroksidaz/mg protein 0,151 (0,039) 0,144 (0,027) 0,110 (0,016) 0,039 0,666 0,018 0,043
                      mM TEAC/mg protein 0,024 (0,006) 0,028 (0,004) 0,031 (0,009) 0,277 0,386 0,114 0,450
                      SOD U/mg protein 0,156 (0,012) 0,104 (0,016) 0,087 (0,016) <0,001 <0,001 <0,001 0,047
                      pg TNFa/mg protein 0,999 (0,437) 1,202 (0,396) 0,653 (0,264) 0,040 0,322 0,100 0,013
                      pg IL1β/mg protein 4.399 (1.450) 2,426 (0,762) 1,587 (0,291) <0,001 0,001 <0,001 0,120
                      Ayrı bir pencerede aç
                      gruplar arasında bir karşılaştırma (tek yönlü ANOVA); b gruplar arasında ikili karşılaştırmalar (LSD testi). C: Kontrol O: Omeprazol M: Sakız. TEAC: Trolox Eşdeğeri antioksidan kapasitesi, SOD: Süperoksit dismutaz.
                      Üç grup arasında istatistiksel olarak anlamlı peroksidaz seviyeleri farklılıkları gözlendi (p=0.039; ANOVA).

                      Post-hoc analiz, Grup M'de Grup C'ye göre %27,2 (p=0,018; LSD testi) ve Grup O'da %23,6 (p=0,043;LSD testi) %23,6 daha düşük gözlendiğini ortaya koydu.

                      Peroksidaz seviyeleri C ve O gruplarında anlamlı farklılık göstermedi (p=0,666;LSD testi).

                      Üç grup arasında TEAC düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmedi (p=0.277;ANOVA)

                      Varyans analizi, üç grup arasında SOD düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğunu ortaya koydu (p<0.001). LSD testi kullanılarak yapılan post-hoc analiz, grup C'ye göre SOD düzeylerinin Grup O'da %33,3 (p<0,001) ve Grup M'de %44,2 (p<0,001) daha düşük olduğunu gösterdi. Ayrıca SOD düzeyleri Grup M'de Grup O'ya göre anlamlı olarak %16,3 oranında daha düşüktü (p=0,047).

                      Anti-enflamatuar özelliklerle ilgili olarak, varyans analizi, üç grup arasında TNF-α ve IL-1β seviyelerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar gösterdi (Tablo 3).

                      TNF-α düzeyleri Grup M'de Grup C'ye göre %34,6 (p=0,100) ve Grup O'ya göre %45,7 (p=0,013) anlamlı olarak düşüktü.

                      Grup C'ye göre Grup O'da %44,9 (p=0,001) ve Grup M'de %63,9 (p<0,001) oranında daha düşük IL-1β seviyeleri gözlendi.

                      Ayrıca Grup M'de Grup O'ya göre %34,6 daha düşük IL-1β düzeyi vardı (p=0,120), ancak bu fark istatistiksel anlamlılığa ulaşmadı.

                      Git: Tartışma


                      Çok sayıda çalışma, CRS'nin, önemli ölçüde _OH üretiminin neden olduğu oksidatif hasarın bir sonucu olarak gastrik mukozal lezyonları indüklediğini belgelemiştir [ 13 , 22 , 28 , 29 , 30 ].

                      Bu çalışmada CMG, hafif şiddette bir protokol tarafından indüklenen KRS'ye karşı gastrik ve kolonik mukozanın korunması olarak Omeprazol'e karşı test edilmiştir. İki ajanın antioksidan ve antiinflamatuar etkileri de değerlendirildi.

                      Omeprazol , gastrik pariyetal hücrelerin salgı yüzeyinde bulunan H + /K + -ATPaz sisteminin spesifik inhibisyonu yoluyla mide asidi sekresyonunu baskılayan, seçici ve geri dönüşümsüz bir proton pompası inhibitörüdür [ 40 , 41 ]. Biswas ve ark. (2003), Omeprazol'ün sadece gastrik asit sekresyonunu azaltarak etki etmediğini göstermiştir [ 44 ].

                      Strese bağlı artan ·OH üretimini ve ilişkili lipid peroksidasyonu ve protein oksidasyonunu bloke ederek, antioksidan rolünün oksidatif hasarı önlemede önemli bir rol oynadığını gösterir. Omeprazol, in vitro olarak ·OH'nin neden olduğu stres kaynaklı DNA fragmantasyonunu da önler [ 44 ]. Bununla birlikte, Omeprazol ile ilişkili ciddi yan etkiler , pnömoni veya kemik kırılma riskinde artış olan Clostridium difficile koliti içerebilir . Ayrıca, CYP2C19 ve CYP3A4 enzimlerinin bir inhibitörü olarak hareket eden Omeprazol, antikoagülanların, antidepresanların, analjeziklerin ve bazı antibiyotiklerin emilimini ve plazma seviyelerini değiştirebilir [40 , 41 ] .

                      Daha önceki deneysel bulgularla uyumlu olarak, buradaki çalışmada mide mukozasında hiperemi, hemorajik infiltrasyon, EC kaybı, mukozal ödem ve her üç hayvan grubunda da IC varlığı gibi histolojik değişiklikler gözlenirken gerçek ülserler saptanmadı. Kontrol grubuyla karşılaştırıldığında Omeprazol veya sakız sakızının yararlı önleyici etkisi, hiperemi, hemorajik infiltrasyon, EC kaybı ve ödem için daha belirgindi ve IC varlığı için neredeyse yoktu. Bununla birlikte, beş histolojik parametrenin herhangi biri için Omeprazol ve sakız sakızı karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir etki görülmedi.

                      Bu sonuçlar, CMG'nin (Sakız Ağacı Recinesi) , KRS'nin neden olduğu sıçanların mide mukozasında hiperemi ve hemorajik infiltrasyon, ödem ve EC kaybının önlenmesinde Omeprazol kadar etkili olduğunu göstermektedir.

                      Kolonik mukozanın hiperemi ve hemorajik infiltrasyonu, kontrol grubuyla karşılaştırıldığında omeprazol veya sakız sakızı uygulamasından sonra daha az belirgindi, ancak iki ajan arasında anlamlı bir fark yoktu. Sonuçlara göre CMG, CRS'nin neden olduğu kolon mukozasında hiperemi ve hemorajik infiltrasyonu önler.

                      Kantitatif olarak değerlendirilen kolonik müsin içeren çanak hücreler, gastrointestinal (GI) sistem boyunca koruyucu bir tabaka oluşturan müsinleri, yüksek moleküler ağırlıklı glikoproteinleri sentezler ve salgılar. Bu tabaka, GI yolunun enflamatuar durumlarında müsinlerdeki değişiklikler, mikropsuz hayvanlarda değişen Goblet hücre tepkisi ve enfeksiyonlara yanıt olarak görülen artan mukus sekresyonu ile gösterildiği gibi etkili bir bariyer görevi görür [4 , 43 ] . Müsinin kantitatif ve kalitatif değerlendirmesi bu çalışmada değerlendirilmemiştir.

                      Triantafyllou ve ark. (2011), CMG'nin anti-enflamatuar aktivitesinin, antioksidan aktivitesi ile ilişkili olduğunu göstermiştir [ 37 ]. Proinflamatuar sitokinler, NADPH oksidazlar tarafından süperoksit üretimini uyarır, böylece inflamatuar yolların ileri beslemeli aktivasyonunu sağlar. Bu süperoksit üretimi sakız sakızı tarafından inhibe edilir. Son çalışmalar, CMG'nin bir peroksizom proliferatör-aktive edilmiş reseptör (PPAR) modülatörü olarak hareket ettiğini öne sürmektedir [ 45 ]. PPAR'lar, metabolik sendrom, inflamasyon, ateromatozis ve kanser yollarında yer alan gen ekspresyonu seviyesinde transkripsiyon yoluyla hücresel fonksiyonları kontrol eden nükleer reseptörlerdir [36 , 45 ] .

                      Bu çalışmada, sakız sakızının antioksidan enzimler peroksidaz ve SOD'u etkilediği açıktı.

                      Damla sakızı uygulaması, Omeprazol uygulamasıyla gözlemlenen seviyelere kıyasla her iki enzimin aktivitesini önemli ölçüde azaltmıştır. SOD, ancak peroksidaz değil, kontrol grubu ile karşılaştırıldığında Omeprazol için önemli ölçüde azaldı.

                      CMG'nin anti-inflamatuar özellikleri ile ilgili olarak, prostaglandin E2 (PGE2) ve nitrik oksit (NO) gibi proinflamatuar sitokinlerin inhibisyonu, esas olarak NO'nun temizlenmesinden ziyade aktif makrofajlar tarafından iNOS ve COX-2 protein ekspresyonunun inhibisyonuna bağlanır [46 ] .

                      Ayrıca, deneysel kolit ile ilgili çalışmalarda, CGM uygulaması, TNF-a, IL-6 ve ICAM-1 gibi inflamatuar belirteçlerde ve aşağı regüle edilmiş NF-jB p65 [37 , 38 ] gibi önemli bir azalma ile sonuçlanmıştır . Papalois ve ark. [ 36 ] Sakız sakızının asidik, nötr bileşenleri veya oleanolik asit yerine bir bütün olarak farelerde NF-jB regülasyonu yoluyla trinitrobenzen sülfonik asit (TNBS) ile indüklenen kolitte kolonik mukoza üzerinde anti-enflamatuar bir etki gösterdiğini göstermiştir.

                      Bu çalışmada sakız sakızı, proinflamatuar sitokin TNF-α için Omeprazole kıyasla ve IL-1β için kontrol grubuna kıyasla daha düşük değerler göstermiştir.

                      Git: Sonuçlar


                      Akut stresin neden olduğu peptik mukozal hasar, kritik hastalarda ciddi bir morbidite ve mortalite nedenidir. Bu çalışmada hafif bir CRS protokolü, önceden CMG (Sakız Ağacı Recinesi) veya Omeprazol ile tedavi edilen hayvanlarda azalan peptik mukozal değişiklikleri indüklemiştir. Ayrıca, CMG'nin mide mukozasında hiperemi, hemorajik infiltrasyon, ödem ve epitel hücrelerinin kaybını ve ayrıca kolon mukozasında hiperemi ve hemorajik infiltrasyonu önemli ölçüde azalttığı görülmüştür. Aynı zamanda, çeşitli belirteçlerle test edilen antioksidatif ve antiinflamatuar özellikleri, Omeprazol'ünkilerle karşılaştırılabilir bulunmuştur. Sakız sakız reçinesinin sıçanlarda CRS'nin neden olduğu peptik mukozal hasara karşı etkili olduğu sonucuna varıldı. Çalışma, Sakız sakızının bir besin takviyesi olarak kullanımının ve bunun klinik uygulamada terapötik araştırma protokollerine dahil edilmesinin umut verici sonuçlarını gösterdi.

                      Git: teşekkürler


                      Bu çalışma, aynı zamanda bu proje için araştırma olanakları sağlayan, Atina, Yunanistan'daki ELPEN İlaç Deneysel Araştırma Merkezi'nde (ERCE hibe numarası 1503, 2016) yapılmıştır.

                      Yazarlar, deneyler sırasındaki önemli yardımları için ERCE personeli A. Zacharioudaki DVM, MLAS, E. Karampela, MSc, M. Karamperi, K. Tsarea, N. Psychalakis, A. Karaiskos, S. Gerakis ve E. Gerakis'e teşekkür eder.

                      Git: Referanslar

                      1. Guth PH. Kısıtlama stresinde mide kan akımı. Dig Dis Sci. 1972; 17 :807–13. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      2. Abdel-Salam OM, El-Batran S. Kemirgenlerde iltihaplanma, ağrı ve mide hasarı modellerinde trimetazidinin farmakolojik araştırması. Farmakoloji. 2005; 75 :122–32. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      3. Castagliuolo I, Lamont JT, Qi B. Akut stres, sıçan kolonundan müsin salınımına neden olur: kortikotropin salma faktörü ve mast hücrelerinin rolü. Ben J Physiol. 1996; 271 :884–92. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      4. Sutanto W, de Kloet ER. Stres ve stresle ilgili fenomenlerin incelenmesinde çeşitli hayvan modellerinin kullanılması. Laboratuar Animasyonu 1994; 28 :293–306. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      5. Takeuchi K, Amagase K. Gastrointestinal Sistemde Mukozal Koruma ve Ülser İyileşmesinde Siklooksijenaz, Prostaglandin E2 ve EP Reseptörlerinin Rolleri. Curr Ecz. Des. 2018; 24 :2002–11. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      6. Amagase K, Izumi N, Takahira Y, Wada T, Takeuchi K. Stres koşulları altında gastrik mukozal bütünlüğü modüle etmede siklooksijenaz-1/prostasiklinin önemi. J Gastroenterol Hepatol. 2014; 4 :3–10. 29 Ek [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      7. Takeuchi K, Kato S, Ogawa Y, Kanatsu K, Umeda M. Mide ülserojenik ve iyileşme tepkilerinde endojen prostasiklin rolü - IP reseptörü devre dışı bırakılmış fareler kullanılarak yapılan bir çalışma. J Physiol. 2001; 95 :75–80. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      8. Hayase M, Takeuchi K. Suya daldırma stresi altındaki sıçanlarda mide asidi salgılanması ve lezyon oluşumu. Dig Dis Sci. 1986; 31 :166–71. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      9. Kitagawa H, Fujiwara M, Osumi Y. Sıçanlarda suya daldırma stresinin gastrik sekresyon ve mukozal kan akışı üzerindeki etkileri. Gastroenterol. 1979; 77 :298–302. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      10. Zhong C, Zhan P, Tian H, Wang P, Lei F. Sıçanlarda Ferula lehmannii Boiss yaprağının üç farklı özünün anti-ülser aktivitesi. Pak J Eczacılık Sci. 2019; 32 (6):2625–32. Kasım [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      11. Adzu B, Balogun SO, Pavam E. Copaifera malmei Harms'ın standardize yaprak infüzyon ekstraktının güvenlik, gastroprotektif aktivitesi ve etki mekanizmasının değerlendirilmesi. J Etnofarmakol. 2015; 22 :152–5. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      12. Wang FY, Liu JM, Luo HH. Clostridium butyricum'un farelerde deneysel mide ülserleri üzerindeki potansiyel koruyucu etkileri. Dünya J Gastroenterol. 2015; 8 :340–51. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      13. Batista LM, de Almeida AB, Lima GR. Syngonanthus macrolepsis'ten elde edilen flavonoid açısından zengin bir fraksiyonun gastroprotektif etkileri (kemirgenlerde). J Pharm Pharmacol. 2014; 66 :445–52. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      14. Balogun SO, Damazo AS, de Oliveira Martins DT. Helicteres sacarolha A. deney hayvanlarında gastroprotektif ve olası etki mekanizması. J Etnofarmakol. 2015; 26 :176–84. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      15. Park CH, Son HU, Son M, Lee SH. Acer mono Max'in koruyucu etkisi. suya daldırma kısıtlama stres kaynaklı mide ülserasyonu üzerinde özsuyu. Exp Ther Med. 2011; 2 :843–8. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      16. Takahashi T, Suzuki G, Nibuya M. Paroksetin'in farelerde stres kaynaklı gastrik lezyonlar üzerindeki terapötik etkisi. Prog Neuropsychopharmacol Biol Psikiyatri. 2012; 36 :39–43. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      17. Zhao J, Harada N, Sobue K. İnsülin benzeri büyüme faktörü-I, farelerde nötrofil aktivasyonunu inhibe ederek stres kaynaklı gastrik mukozal hasarı azaltır. Büyüme Hormu IGF Res. 2009; 19 :136–45. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      18. Shah PJ, Gandhi MS, Shah MB. Deneysel mide ülserlerinde Mimusops elengi kabuğunun incelenmesi. J Etnofarmakol. 2003; 89 :305–11. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      19. Yeşilada E, Gürbüz Ö, Toker G. Anti-ülserojenik aktivite ve aktif ilkelerin Sambucus ebulus L. yapraklardan çözülmesi. J Etnofarmakol. 2014; 153 :478–83. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      20. Arun LB, Arunachalam AM, Arunachalam KD, Annamalai SK, Kumar KA. Gymnema sylvestre R Br'den izole edilen gymnemik asidin in vivo anti-ülser, anti-stres, anti-alerjik ve fonksiyonel özellikleri. BMC Tamamlayıcı Altern Med. 2014; 22 :14–70. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      21. Al-Said MS, Ageel AM, Parmar NS, Tariq M. Pistacia lentiscus'tan elde edilen ham bir ilaç olan sakızın gastrik ve duodenal anti-ülser aktivitesi açısından değerlendirilmesi. J Etnofarmakol. 1986; 15 :2718. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      22. Katsanou ES, Kyriakopoulou K, Emmanouil C, Fokialakis N, Skaltsounis AL, Machera K. Erkek Wistar Sıçanlarına Sakız Sakızı Sakızının Oral Uygulanmasından Sonra CYP1A1 ve CYP1A2 Hepatik Enzimlerin Modülasyonu. PLOS Bir. 2014; 9 :e 100190. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      23. Amang PA, Tan PV, Patamaken SA, Mefe MN. Sıçanlarda Eremomastax speciosa'nın metanol ekstraktının sitoprotektif ve antioksidan etkileri. Afr J Geleneksel Tamamlayıcı Altern Med. 2013; 11 :165–71. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      24. Chul-Hong P, Hyung-U S, Minsik S. Acer mono Max'in koruyucu etkisi. suya daldırma kısıtlama stres kaynaklı mide ülserasyonu üzerinde özsuyu. Uzman Ther Med. 2011; 2 :843–8. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      25. Takagi K, Susumu O. Sıçanlarda stres ülseri oluşturmak için basit bir yöntem. Jpn J Pharmacol. 1968; 18 :9–18. [ Google Akademik ]
                      26. Guo S, Gao X, Cao JM. Suya daldırma stresinde mide mukozal hasarı: GHRP-6 ile mekanizma ve önleme. Dünya J Gastroenterol. 2012; 18 :3145–55. et al. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      27. Jia YT, Wei W, Ma B. p38 MAPK'nin reaktif oksijen türleri tarafından aktivasyonu, stres kaynaklı gastrik mukozal hasarın sıçan modelinde esastır. J İmmunol. 2007; 179 :7808–19. et al. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      28. Das D, Banerjee RK. Stresin antioksidan enzimler ve mide ülserasyonu üzerindeki etkisi. Mol Hücre Biyokimyası 1993; 125 :115–25. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      29. Ye B, Zhou PY, Jia M. NF-κB alt birimi p50'nin olmaması, soğuk immobilizasyon stresinin neden olduğu mide ülserlerini iyileştirir. Biochem Biophys Res Kom. 2013; 10 :547–51. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      30. Yoshikawa T, Naito Y, Kishi A. Sıçanlarda indometasinin neden olduğu gastrik mukozal hasarın patogenezinde aktif oksijen, lipid peroksidasyonu ve antioksidanların rolü. Bağırsak. 1993; 34 :732–7. et al. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      31. Van Hecke T, Basso V, De Smet S. Helicobacter pylori Gastrit Koşullarında Domuzun İn Vitro Gastrointestinal Sindirimi Sırasında Lipid ve Protein Oksidasyonu. J Tarım Gıda Kimyası 2018; 66 :13000–10. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      32. Bhattacharjee M, Bhattacharjee S, Gupta A, Banerjee RK. H. pylori aracılı ve aracısız mide ülserinde oksidatif hasarı kontrol etmede endojen bir mide peroksidazının kritik rolü. Serbest Radik Biol Med. 2002; 32 :731–43. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      33. Bandyopadhyay D, Biswas K, Bhattacharyya M, Reiter RJ, Banerjee RK. Oksijen türevli reaktif türlerin neden olduğu mide toksisitesi ve mukozal ülserasyon: melatonin ile koruma. Cur Mol Med. 2001; 1 :501–13. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      34. Andreadou I, Mitakou S, Paraschos S, Efentakis P, Magiatis P, Kaklamanis L, Halabalaki M, Skaltsounis L, Iliodromitis EK. Pistacia lentiscus L., normal beslenen anestezi uygulanmış tavşanlarda enfarktüs boyutunu azaltır ve kolesterolle beslenen tavşanlarda antiateromatik ve hipolipidemik aktiviteye sahiptir. Bitki ilacı. 2016; 23 :1220–6. 15. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      35. Kaliora AC, Kountouri AM. Kanseri Önleme—Mekanizmalardan Translasyonel Faydalara (Georgakilas A, ed.) InTech, Rijeka, Hırvatistan: 2012. Akdeniz şifalı bitkilerinin kemopreventif aktivitesi; sayfa 261–84. [ Google Akademik ]
                      36. Papalois A, Gioxari A, Kaliora AC. Deneysel kolitte sakız sakızı fraksiyonları: kültürlenmiş HT29 hücrelerinde nükleer faktör κB yolunun anlamı. J Med Gıda. 2012; 15 :974–83. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      37. Triantafyllou A, Bikineyeva A, Dikalova A. Sakız sakızının anti-enflamatuar aktivitesi, TNF-alfa kaynaklı oksidatif stresin inhibisyonu ile ilişkilidir. Beslenme J. 2011; 10 :64–73. et al. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      38. Bebb JR, Bailey-Flitte N, Ala'Aldeen D, Atherton JC. Sakız sakızının in vivo Helicobacter pylori yükü üzerinde etkisi yoktur. J Antimikrob Kemoterapi. 2003; 52 :522–3. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      39. Loughlin MF, Ala'Aldeen DA, Jenks PJ. Mastik ile yapılan monoterapi, farelerde H. pylori enfeksiyonunu ortadan kaldırmaz. J Antimikrob Kemoterapi. 2003; 51 :367–71. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      40. Bavishi C, Dupont HL. Sistematik inceleme: proton pompası inhibitörlerinin kullanımı ve enterik enfeksiyona karşı artan duyarlılık. Alim Eczacılık Ter. 2011; 34 (11–12):1269–81. Aralık [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      41. Shirasaka Y, Sager J E., Lutz J D., Davis C, Isoherranen N. Inhibition of CYP2C19 and CYP3A4 by Omeprazole Metabolites and Their Contribution to Drug-Drug Interactions” Drug Metab. İmha 2013; 41 (7):1414–24. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      42. Shimozawa N, Okajima K, Harada N. Farelerde stres kaynaklı gastrik mukozal hasarın gelişiminde duyu nöronlarının cinsiyet farklılığına katkısı. Gastroenteroloji. 2006; 131 :1826–34. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      43. Kakagia DD, Tsaroucha A, Lambropoulou MA. Çiçek Bağırsakları. Int J Surg Pathol. 2018 doi: 10.1177/1066896918776800. 1066896918776800. doi. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      44. Biswas K, Bandyopadhyay U, Chattopadhyay I. Omeprazolün hidroksil radikalini temizleyerek mide ülserini bloke etmede yeni bir antioksidan ve antiapoptotik rolü. J Biol Chem. 2003; 278 :10993–11001. et al. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      45. Georgiadis I, Karatzas T, Korou LM. Sakız Sakızı Sakızı ve peroksizom proliferatörle aktive olan reseptörlerin sağlığa yararlı etkileri: ortak mekanizmaların göstergeleri. J Med Gıda. 2015; 18 :1–10. et al. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      46. ​​Zhou L, Satoh K, Takahashi K, Watanabe S. Aktive edilmiş makrofajlar kullanılarak mastiğin anti-enflamatuar aktivitesinin yeniden değerlendirilmesi. Vivo'da. 2009; 23 :583–90. et al. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                      Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                      Yorum yap


                      • #12
                        Damla Sakızı İle Gastrit




                        Pistacia lentiscus'tan elde edilen ham bir ilaç olan sakızın gastrik ve duodenal anti-ülser aktivitesi açısından değerlendirilmesi

                        Yazar bağlantıları bindirme panelini açarMansur S. Al-Said,AM Ageel,NS Parmar,M. Tarık Departments of Pharmacology & Pharmacognosy and the Research Centre, College of Pharmacy, King Saud University, P.O. Box 2457, Riyadh-11451 Saudi Arabia
                        Accepted 25 November 1985, Available online 6 November 2002.
                        https://doi.org/10.1016/0378-8741(86)90165-0Haklar ve içerik alın Soyut


                        Pistacia lentiscus ağacının gövdesinden elde edilen beton reçineli bir sızıntı olan sakızın etkisi ,Sıçanlarda deneysel olarak indüklenen mide ve duodenal ülserler üzerinde çalışılmıştır. 500 mg/kg'lık bir oral dozda sakız, pilor ligasyonu, aspirin, fenilbutazon, reserpin ve kısıtlama + soğuk stresinin neden olduğu gastrik mukozal hasarın yoğunluğunda önemli bir azalma sağladı. 6 saatlik pilorla bağlanmış farelerde serbest asitlikte önemli bir azalma ve farelerde %50 etanole karşı belirgin bir sitoprotektif etki üretmiştir; bu etki, önceden indometasin tedavisiyle tersine çevrilebilir. Fenilbütazon ve kısıtlama + soğuk stresi modellerinde intraperitoneal verildiğinde koruyucu etki görülmedi. Sisteamin ile indüklenen duodenal ülserlerde ülserasyon yoğunluğundaki azalma, mastik ile önceden tedavi edilmiş sıçanlarda istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. Sonuçlar, anti-ülser aktivitesinden hafif salgı önleyici ve lokalize adaptif bir sitoprotektan etkisinin sorumlu olabileceğini düşündürmektedir. Bu gözlemler, onikiparmak bağırsağı ülserinin tedavisinde sakızın klinik etkinliğine ilişkin daha önceki bir çalışmanın sonuçlarını desteklemektedir.

                        Referanslar (24)
                        A. Robert ve ark. Sıçanlarda prostaglandinler tarafından sitoproteksiyon Gastroenteroloji (1979)
                        M. Tarık ve ark. Sıçanlarda aspirin, fenilbutazon ve reserpin tarafından indüklenen gastrik mukozal hasar üzerine nikotin ve kafein ön tedavisinin etkisi toksikoloji ve Uygulamalı Farmakoloji (1985)
                        MJ Al-Habbal ve ark. Duodenal ülser tedavisinde mastik (saladin) ve plasebonun çift kör denemesi R. Bentley ve ark. Şifalı Bitkiler G. Bucciarelli ve ark. Fenilbütazonun gastrik antrum hücrelerinin mitotik aktivitesi üzerindeki etkisi Deneysel (1968)
                        M. Dass ve ark. Sıçanlarda aspirinin neden olduğu mide ülserasyonunun patogenezinde biyojenik aminler Indian Journal of Medical Research (1977)
                        HW Davenport Mide mukozal bariyerinde salisilat hasarı New England Tıp Dergisi (1967)
                        S. Emas ve ark. Reserpin sonrası kedilerde gastrinin vagal salınımı Acta Physiologica İskandinavya (1965)
                        MB Gupta ve ark. Albino sıçanlarda reserpinin ülserojenik aktivitesinin mekanizması Avrupa Farmakoloji Dergisi (1974)
                        H. Hemmati ve ark. Alfa metildopa ve disülfiram ile sıçanlarda aspirin kaynaklı ülserasyonun önlenmesi Farmakoloji (1973
                        Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                        Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                        Yorum yap


                        • #13
                          DAMLA SAKIZI MACUNU İle Reflü



                          Sakız Esansiyel Yağının Kimyasal Bileşimi ve İlaca Dirençli Helicobacter pylori'ye Karşı Antibakteriyel Aktivitesi

                          Tomofumi Miyamoto , 1 Tadayoshi Okimoto , 2 ve Michihiko Kuwano 3
                          Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                          1 Doğal Ürünler Kimyası Bölümü, Eczacılık Bilimleri Enstitüsü, Kyushu Üniversitesi, Fukuoka, Japonya
                          2 Gastroenteroloji Bölümü, Oita Üniversitesi Tıp Fakültesi, Oita, Japonya
                          3 Moleküler Kanser Biyoloji Laboratuvarı, Farmasötik Bilimler Enstitüsü, Kyushu Üniversitesi, Fukuoka, Japonya
                          Tomofumi Miyamoto, Telefon: 092-642-6636, E-posta: pj.ca.u-uhsuyk.rahp@otomayim .
                          Katılımcı Bilgileri .
                          Sorumlu yazar.
                          Git: Grafik Özeti
                          Sakız , sadece Yunanistan'ın Hios Adası'nda yetişen Pistacia lentiscus adlı ağaçtan elde edilir . Mastik'in Helicobacter pylori'yi ( H. pylori ) öldürdüğü ilk kez 1998'de bildirildiğinden , mastiğin hangi bileşeninin spesifik olarak H. pylori'ye karşı antimikrobiyal aktivite gösterdiğini aydınlatmak için başka bir çalışma yapılmadı . Bu çalışmada, sakız sakızının hangi bileşeninin anti- H. pylori aktivitesinden sorumlu olduğunu inceledik . Sakız sakızı esansiyel yağını hazırladık ve GC-MS analizi ile 20 bileşen belirledik. Anti- H. pylori aktivitesi için on standart bileşen test edildi ve a -terpineol ve ( E)-metil izoöjenol , gastrit, mide ülseri ve mide kanseri olan hastalardan elde edilen dört farklı H. pylori suşuna karşı anti- H. pylori aktivitesi göstermiştir. Bu bileşenler, midede ilaca dirençli H. pylori büyümesinin üstesinden gelmek için faydalı olabilir .







                          Anahtar Kelimeler: Damla sakızı, Pistacia lentiscus , Anti- Helicobacter pylori , α -terpineol, ( E )-metil izoöjenol
                          Git: giriiş

                          Helicobacter pylori ( H. pylori ), gram-negatif bakteri, dünya nüfusunun yarısında kronik gastrik enfeksiyona neden olur. H. pylori enfeksiyonu sıklıkla duodenal ülser, gastrik ülser ve gastrik karsinomun yaşayabilir bir oranı ile ilişkilidir [ 1 , 2 ]. H. pylori'nin onlarca yıllık kronik enfeksiyon sürecinde , bakteri enfeksiyonu önce kronik gastriti indükler ve atrofik gastrit ve metaplaziye ve ardından kansere ilerler [ 3 ]. Bağırsak tipi mide kanseri, atrofik gastritten bağırsak metaplazisine ve displaziye kadar çok aşamalı bir karsinojenik süreç gösterir. Japonya'da, Fukase ve ark. [ 4] , çok merkezli bir randomize kontrollü çalışmada mide kanserinin post-endoskopik gastrik mukozal rezeksiyonunda H. pylori eradikasyonu ile mide kanserinin inhibe edildiğini bildirmiştir . Mide kanserinin önlenmesine yönelik bir yaklaşım olarak, H. pylori enfeksiyonu, çeşitli antimikrobiyal ajanlar ve proton pompası inhibitörleri ile kombine tedavi ile ortadan kaldırılmıştır. Ancak bu yaklaşım, terapötik ajanların yüksek maliyeti ve antibiyotik direncinin ortaya çıkması nedeniyle tüm popülasyon için her zaman tatmin edici faydalar sağlamaz [ 5 ]. Anti- H. pylori için yeni bir yaklaşımaşıların yakın zamanda geliştirildiği görülmüştür ve bu aşılardan bazıları eradikatif hayvan modellerinde bir miktar başarı elde etmiştir ve bu aşıların etkinliğini insan aşı denemelerinde kanıtlama çabaları devam etmektedir [6 ] .

                          Güçlü antimikrobiyal ilaçların daha fazla geliştirilmesinin, H. pylori'nin patogenezine karşı terapötik ve önleyici etkileri iyileştirmesi beklenmektedir . Zaidi ve ark. [ 7 ] Mallotus philippinenesis adlı bitkiden, Japon ve Pakistan H. pylori'nin klaritromisine ve metronidazole dirençli suşlarına karşı etkili izole edilmiş bakterisidal bileşenlere sahiptir . Öte yandan Pistacia lentiscus'un sapından salgılanan bir reçine olan sakız sakızının H. pylori'ye karşı etkili olduğu bulunmuştur [ 8 ]. Bu çalışmamızda sakız sakızından hazırlanan uçucu yağın hangi bileşeninin sakız büyümesini engelleyebileceğini inceledik.H. pilori. Mastik bileşenlerinin bakterisidal aktivitesi, ilaç direncini tersine çeviren etkileri ile bağlantılı olarak tartışılacaktır.

                          Git: Sonuçlar ve tartışma
                          Sakız Esansiyel Yağının Kimyasal Bileşimi
                          Sakız sakızı esansiyel yağının GC-MS analizi, Tabloda listelenen bileşenlerin tanımlanmasına yol açtı. 1. Sakız sakızı esansiyel yağının tipik bir GC-MS kromatogramı, Şekil 1'de gösterilmektedir. 1. Bileşenlerin tanımlanması, kütle spektrumlarının NIST ve Wiley kitaplıklarınınkilerle karşılaştırılmasının yanı sıra tutulma sürelerinin [ 9 , 10 ] ve analiz edilen standart bileşenlerin karşılaştırılmasına dayanıyordu. Uçucu yağın ana bileşeni α -pinen (Peak 1; %82.26) olup, damla sakızı uçucu yağından toplam 20 bileşen tespit edilmiştir.

                          tablo 1
                          Damla sakızı uçucu yağının kimyasal bileşimi
                          1 α -pinen 5.4 82.26 11 α -terpineol 13.8 0,77
                          2 β -pinen 6.4 2,96 12 p -cymene-8-ol 14.1 0,54
                          3 β -mirsen 6.7 1.92 13 myrtenal 14.2 0.29
                          4 p -cymene 7.8 0.41 14 mine çiçeği 14.7 1.50
                          5 limonen 7.9 0,84 15 ( E )-carveol 15.0 0.23
                          6 linalol 10.4 1.50 16 2-undekanon 17.9 0,16
                          7 kampüs 11.4 0.31 17 β -karyofilen 22.7 0,73
                          8 pinokarvenal 12.0 1.25 18 α -karyofillen 24.0 0.09
                          9 verbenol 12.2 0,71 19 ( E )-Me izoöjenol 25.6 0.07
                          10 mirenol 13.2 0.43 20 karipilen oksit 28.5 0,14
                          İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2014_33_Article_Fig1_HTML.jpg

                          Sakız sakızı esansiyel yağının GC – MS kromatogramı

                          Mastik Bileşenlerinin Antibakteriyel Etkinliği
                          Daha sonra hangi bileşenin H. pylori'nin büyümesini engellediğini inceledik . Ticari olarak temin edilebilen 10 bileşik, H. pylori klinik suşlarına karşı antibakteriyel aktiviteler açısından test edilmiştir . Sonuçlar Tabloda özetlenmiştir 2. Şaşırtıcı bir şekilde, bazıları klaritromisin (CAM)- ve/veya metronidazole (MNZ) dirençli suşlara karşı antibakteriyel aktivite gösterdi. Figür 2( E )-metil izoöjenol ve a -terpineolün en güçlü anti-piloritik aktivitesini sadece ilaca duyarlı suşlara (#09-292) karşı değil, aynı zamanda ilaca dirençli suşlara (#09-87, #09-224 ve #09-243) karşı da gösterir. Bu 10 bileşik ayrıca üç farklı suşa ( E. coli, S. aureus, B. subtilis ) karşı antibakteriyel aktivite göstermiştir [ 9 ].

                          Tablo 2
                          Damla sakızı esansiyel yağının seçilmiş bileşiklerinin antibakteriyel aktivitesi (inhibisyon bölgeleri, mm)
                          α -pinen 10 – – – –
                          100 10 12 – 13
                          β -pinen 10 – – – –
                          100 – – – –
                          β -mirsen 10 – – 10 –
                          100 – – – –
                          p -cymene 10 – – – –
                          100 11 11 – –
                          limonen 10 – – – –
                          100 11 11 11 12
                          linalol 10 – – – –
                          100 15 14 14 14
                          α -terpineol 10 – – – –
                          100 17 20 18 22
                          mine çiçeği 10 – – – –
                          100 11 11 – 11
                          β -karyofilen 10 – – – –
                          100 12 10 – –
                          ( E )-metil izoöjenol 10 – 10 – 15
                          100 25 23 35 35
                          sakız sakızı esansiyel yağı 10 – – – –
                          100 – 11 10 –
                          a 1 μg/disk dozunda antibakteriyel aktivite gözlenmedi ve veriler silindi

                          b #09-87: CAM'a duyarlı, MNZ'ye dirençli suş; #09-224: CAM'ye dirençli, MNZ'ye duyarlı suş; #09-243: CAM'ye dirençli, MNZ'ye dirençli tür; #09-292: CAM'ye duyarlı, MNZ'ye duyarlı suş

                          Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2014_33_Article_Fig2_HTML.jpg
                          İncir. 2
                          ( E )-metil izoöjenol ve a -terpineolün #09-292 H. pylori klinik suşuna karşı antibakteriyel aktivitesi . a kontrol, b 100 μg/disk ( E )-metil izoöjenol

                          Sakız sakızının antibakteriyel aktivitesi ilk olarak yaklaşık yirmi yıl önce rapor edilmiştir [ 11 ]. 2007'de Paraschos ve ark. sakız sakızının asidik fraksiyonunun H. pylori klinik suşlarına karşı güçlü bakterisidal aktivite gösterdiğini ve en aktif bileşiğin isomastikadienolik asit olduğunu bildirmiştir [ 12 ]. Damla sakızı esansiyel yağına ilişkin tarama analizimizde, 20 kimyasal bileşim belirledik ve bir ( E )-metil izoöjenolün, CAM- ve MNZ-dirençli suş da dahil olmak üzere dört H. pylori suşuna karşı güçlü antibakteriyel aktivite gösterdiği bulundu . Başka bir bileşik olan a -terpineol de antibakteriyel aktivite gösterdi, ancak etkisi ( E)-metil izoöjenol. Önceki raporda [ 9 ], verbenon, a -terpineol ve linalool, diğer tüm bileşenlerden daha yüksek antibakteriyel aktivite gösterdi ve ( E )-metil izoöjenol, E. coli , S. aureus , B. subtillis'e karşı orta düzeyde aktivite gösterdi . ( E )-metil izoöjenol ve a -terpineol, uçucu yağın iz bileşenleridir. Bununla birlikte, bu çalışmamızda, bu bileşenler ilk önce H. pylori'ye karşı aynı dozda uçucu yağ ile karşılaştırıldığında çok daha yüksek antibakteriyel aktivite göstermiştir.

                          H. pylori enfeksiyonunun mide ve duodenum ülseri, gastrit ve metaplazi , mide kanseri ve MALT lenfoması ile ilişkili olduğu bilinmektedir [ 13-17 ]. H. pylori enfeksiyonu, çeşitli antimikrobiyal ajanlar ve proton pompası inhibitörleri ile kombine tedavi ile ortadan kaldırılabilir. Fukase ve ark. H. pylori'nin ortadan kaldırılmasının mide kanseri insidansını azalttığını bildirmişlerdir [ 4 ]. Japonya'da, birinci basamak eradikasyon tedavisi olarak proton pompa inhibitörü (PPI), amoksisilin (AMPC) ve CAM ile kombine tedavi uygulandı ve ikinci basamak eradikasyon tedavisi olarak MNZ, CAM'ın yerini aldı [ 18]. Bununla birlikte, Japonya'da CAM'a karşı bakteri direncindeki müteakip artış, birinci basamak tedavinin eradikasyon oranında bir düşüşe neden olmuştur [ 19 ]. Mevcut çalışmamız, ( E )-metil izoöjenol ve a -terpineolün CAM- ve MNZ-dirençli H. pylori suşlarına karşı antibakteriyel etkilerini gösterdi (Tablo 2). Sakız sakızından türetilen bu bileşikler, ilaca dirençli H. pyroli de dahil olmak üzere H. pylori'nin yok edilmesi için daha fazla yararlı olabilir .

                          Git: Deneysel Bölüm
                          Malzeme ve Kimyasallar
                          Sakız, Sunsho Pharmaceutical Co. Ltd.'den (Fujinomiya, Japonya) satın alınmıştır. Standart bileşikler, a -pinen, β -pinen, β -karyofillen, terpineol, Sigma Aldrich Japonya'dan (Tokyo, Japonya), β -myrcene, p -cymene, linallol, anethole, verbenone, Wako Pure Chemical Industries, Ltd.'den (Osaka, Japonya), limonen ve ( E )-metil izoöjenol, Tokyo Chemical Industry Co. Ltd.'den (Tokyo, Japonya) satın alınmıştır.

                          Sakız Esansiyel Yağının Hazırlanması
                          Uçucu yağ, Japon Farmakopesindeki üretim protokolüne göre hazırlandı. 300 mL'lik yuvarlak dipli bir şişe içindeki sakız sakızları (30 g), öngörülen bir damıtma aparatına ayarlandı ve 300 mL damıtılmış su ile 5 saat süreyle geri akıtılarak 0.9 mL uçucu yağ (731.2 mg, %2.4 verim) elde edildi.

                          Sakız Esansiyel Yağının Kimyasal Bileşimi
                          Uçucu yağın GC-MS analizi, 70 eV iyonizasyon enerjisi ile elektron iyonizasyon (EI) modunda çalışan bir Shimadzu QP-5050A GC-MS sistemi (Kyoto, Japonya) kullanılarak yapılmıştır. Alet, taşıyıcı gaz olarak 1,4 mL/dak akış hızında helyum içeren bir INERTCAP-5MS/SIL kapiler kolon (30 m, id 0,25 mm, GL Sciences, Tokyo Japonya) ile donatıldı. Sütun sıcaklığı başlangıçta 2 dakika tutuldu. 60 °C'de kademeli olarak 3,5 °C/dk hızla 180 °C'ye yükseltilir, ardından 10 °C/dk hızla 280 °C'ye yükseltilir ve 5 dakika tutulur. Enjektör ve arayüz, sırasıyla 300 ve 280 °C'ye ayarlandı. Kütle spektrumu , m/z 40'ta başlayan ve m/z'de biten izlendi500, 0,5 s tarama aralığı ile. ve eşik 1000'dir ve solvent kesimi 2 dakikaya ayarlanmıştır. Enjeksiyon hacmi 1 μL idi. Enjeksiyon solüsyonu aseton (%50 v/v) içinde uçucu yağdı. Uçucu yağın kimyasal bileşimi, kütle spektral verilerinin (Shimadzu Corporation) NIST ve Wiley kaydı kullanılarak analiz edildi.

                          H. pylori Klinik Suşları
                          Bu çalışmada, Oita, Japonya'daki Oita Üniversite Hastanesinde endoskopik inceleme yapılan hastalardan elde edilen dört klinik H. pylori izolatı kullandık . İlaç duyarlılığı için Epsilometer testine (E testi) dayalı olarak, bu suşlar sırasıyla 1 µg/mL (CAM) ve 16 µg/mL veya daha yüksek (MNZ) minimum inhibitör konsantrasyonda (MIC) klaritromisin (CAM) ve metronidazole (MNZ) karşı duyarlı veya dirençli olarak değerlendirilmiştir. 4 suşun klinik arka planı ve ilaç duyarlılığı takip edildi. atrofik gastritten türetilen CAM'ye duyarlı, MNZ'ye dirençli suş #09-87; mide ülserinden CAM'ye dirençli, MNZ'ye duyarlı suş #09-224; atrofik gastritten CAM'ye dirençli, MNZ'ye dirençli suş #09-243; Mide kanserinden CAM'ye duyarlı, MNZ'ye duyarlı suş #09-292.


                          Antibakteriyel Aktivite Testi
                          Plakaları aşılamak için H. pylori kültür süspansiyonu kullanıldı ve kültür plakalarına 1, 10, 100 μg bileşik içeren diskler uygulandı. Plakalar mikroaerofilik koşullar altında 37 °C'de 3 gün süreyle antibiyotiksiz %7 at kanı eklenmiş Mueller Hinton II Agar (Becton Dickinson, Franklin Lakes, NJ, ABD) plakasında inkübe edildi. Antibakteriyel aktiviteler, inhibisyon halkasının çapı ölçülerek değerlendirildi.



                          Git: teşekkürler
                          Bize sakız sakızı sağladığı ve verimli tartışma için Bay Hideo Minobe'ye (Alliance Co., Ltd, Fukuoka, Japonya) teşekkür ederiz.

                          Çıkar çatışması
                          Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir.

                          Git: Katılımcı Bilgileri
                          Tomofumi Miyamoto, Telefon: 092-642-6636, E-posta: pj.ca.u-uhsuyk.rahp@otomayim .
                          Tadayoshi Okimoto, E-posta: pj.ca.u-atio@otomiko .
                          Michihiko Kuwano, E-posta: pj.ca.u-uhsuyk.rahp@onawuk .

                          Git: Referanslar

                          1. Herrera V, Parsonnet J. Clin. Mikrobiyoloji. bulaştırmak. 2009; 15 :971–976. doi: 10.1111/j.1469-0691.2009.03031.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          2. Wroblewski LE, Peek RM, Jr, Wilson KT. klinik Mikrobiyoloji. Rev. 2010; 23 :713–739. doi: 10.1128/CMR.00011-10. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          3. Kabir S. Helicobacter. 2009; 14 :159–171. doi: 10.1111/j.1523-5378.2009.00677.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          4. Fukase K, Kato M, Kikuchi S, Inoue K, Uemura N, Okamoto S, Terao S, Amagai K, Hayashi S, Asaka M. Lancet. 2008; 372 :392–397. doi: 10.1016/S0140-6736(08)61159-9. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          5. Suzuki H, Nishizawa T, Hibi T. Future Microbiol. 2010; 5 :639–648. doi: 10.2217/fmb.10.25. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          6. Hernández-Hernández Ldel C, Lazcano-Ponce EC, López-Vidal Y, Aguilar-Gutiérrez GR. Selam. kamu. Meksika 2009; 51 :447–454. doi: 10.1590/S0036-36342009000900010. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          7. Zaidi SFH, Yoshida I, Butt F, Yusuf MA, Usmanghani K, Kadowaki M, Sugiyama T. Biol. eczane Boğa. 2009; 32 :631–636. doi: 10.1248/bpb.32.631. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          8. Huwez FU, Thirlwell D, Cockayne A, Ala'Alden DAA. Yeni Müh. J.Med. 1998; 339 :1946. doi: 10.1056/NEJM199812243392618. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          9. Koutsoudaki C, Krsek M, Rodger A.J. Agri. Gıda Kimyası 2005; 53 :7681–7685. doi: 10.1021/jf050639s. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          10. Magiatis P, Melliou E, Skaltsounis AK, Chinou IB, Mitaku S. Planta Med. 1999; 65 :749–752. doi: 10.1055/s-2006-960856. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          11. Lauk L, Ragusa S, Rapisadra A, Franco S, Nicolosi VM. J. Kimyager. 1996; 8 :207–209. doi: 10.1179/joc.1996.8.3.207. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          12. Paraschos S, Magiatis P, Mitakou S, Petraki K, Kalliaropoulos A, Maragkoudakis P, Mentis A, Sgouras D, Skaltsounis AL. Antimikrob. Ajan Chemother. 2007; 51 :551–559. doi: 10.1128/AAC.00642-06. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          13. Uemura N, Okamoto S, Yamamoto S, Matsumura N, Yamaguchi S, Yamakido M, Taniyama K, Sasaki N, Schlemper RJ. Yeni Müh. J.Med. 2001; 345 :784–789. doi: 10.1056/NEJMoa001999. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          14. Ohkusa T, Takashimizu I, Fujiki K, Suzuki S, Shimoi K, Horiuchi T, Sakurazawa T, Ariake K, Ishii K, Kumagai J, Tanizawa T. Ann . Stajyer. Med. 1998; 129 :712–715. doi: 10.7326/0003-4819-129-9-199811010-00006. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          15. Stolte M, Eidt S. Lancet. 1993; 342 :568. doi: 10.1016/0140-6736(93)91404-A. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          16. Wotherspoon AC, Doglioni C, Diss TC, Pan L, Moschini A, de Boni M, Isaacson PG. Lancet. 1993; 342 :575–577. doi: 10.1016/0140-6736(93)91409-F. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          17. El-Omar EM, Penman ID, Ardill JES, Chittajallu RS, Howie C, McColl KEL. Gastroenteroloji. 1995; 109 :681–691. doi: 10.1016/0016-5085(95)90374-7. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          18. Helicobacter pylori enfeksiyonu için terapötik kılavuz 2009. Jpn. J. Helicobacter Res. 10 ek, 1–25. http://www.jshr.jp/ . 15 Mart 2009'da erişildi
                          19. Rimbara E, Noguchi N, Tanabe M, Kawai T, Matsumoto Y, Asatsu SM. klinik Mikrobiyoloji. bulaştırmak. 2005; 11 :307–311. doi: 10.1111/j.1469-0691.2005.01099.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                          Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                          Yorum yap


                          • #14
                            DAMLA SAKIZI MACUN İle Gastrit


                            Pistacia lentiscus L. Türevlerinin Oral Biyofilmle İlişkili Hastalıklara Karşı Antimikrobiyal Etkinliği —Anlatısal Bir İnceleme

                            Egle Patrizia Milia , 1, 2, * Luigi Sardellitti , 1, 2, * ve Sigrun Eick 3
                            Paola Angelini, Akademik Editör , Roberto Venanzoni, Akademik Editör ve Giancarlo Angeles Flores, Akademik Editör
                            Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                            1 Tıp, Cerrahi ve Eczacılık Bölümü, Sassari Üniversitesi, Viale San Pietro 43, 07100 Sassari, İtalya
                            2 Diş Ünitesi, Azienda Ospedaliero-Universitaria di Sassari, 07100 Sassari, İtalya
                            3 Periodontoloji Bölümü, Diş Hekimliği Fakültesi, Bern Üniversitesi, Freiburgstrasse 3, 3010 Bern, İsviçre; hc.ebinu@kcie.nurgis
                            * Yazışma: ti.ssinu@aitime (EPM); ti.ssinu.itneduts@ittiledras.l (LS); Tel.: +39-328-4145203 (EPM); +39-348-4001335 (LS) İlişkili Veriler

                            Veri Kullanılabilirliği Bildirimi
                            Git: Soyut

                            Pistacia lentiscus L. (PlL) geleneksel tıpta yüzyıllardır kullanılmaktadır. Pll türevlerinin antimikrobiyal biyomoleküllerindeki zenginlik, oral enfeksiyonlara karşı kullanılan kimyasal olarak formüle edilmiş ajanlara bir alternatif teşkil edebilir. Bu gözden geçirme, oral biyofilm ile ilişkili hastalıklarda ilgili olan mikroorganizmalara karşı PlL esansiyel yağının (EO), ekstraktlarının ve sakız reçinesinin antimikrobiyal aktivitesi hakkındaki bilgileri özetlemektedir. Sonuçlar, PiL polifenol ekstraktlarının potansiyelinin bilimsel ilginin artmasına yol açtığını göstermiştir. Aslında özler, diğer PIL türevlerinden önemli ölçüde daha etkili bir ajandır. Periodontal patojenlerin ve C. albicans'ın inhibisyonuna ilişkin olumlu bulgular, antioksidan aktivite ve enflamatuar yanıtların azaltılması ile birlikte, ekstraktların ağız içi disbiyozun önlenmesinde ve/veya tersine çevrilmesinde kullanılmasını önermektedir. Diş macunu, ağız gargaraları ve lokal dağıtım cihazları bu ağız hastalıklarının klinik yönetiminde etkili olabilir.

                            Anahtar Kelimeler: bitki kaynaklı ürünler, polifenol ekstraktları, şifalı bitkiler, periodontal hastalık, çürük, Candida
                            Git: 1. Giriş

                            En yaygın ağız hastalıkları, mikrobiyal homeostaz kaybı ve biyofilm gelişimi ile güçlü bir şekilde ilişkilidir.

                            Karbonhidratları fermente eden Streptococcus mutans ve Actinomyces , Lactobacillus , Dialister , Eubacterium , Olsenella , Bifidobacterium , Atopobium , Propionibacterium , Scardovir , Abiotrophia , Selenomonas , Veillonella ve Candida albicans cinsi türleri içeren bir mikrobiyota nedeniyle diş yüzeylerinde oluşan biyofilmler diş çürüğüne neden olabilir [ 1]. Dişeti ve subgingival kenarlarda biyofilm birikimi, konağın bağışıklık tepkisindeki dengesizliğin bir sonucu olarak enflamatuar bir sızıntı olarak ortaya çıkan diş eti iltihabına yol açabilir. Öbiyozisin kaybı proteolitik ve anaerobik bakterilerin yüzdesini artırabilir, örneğin Porphyromonas gingivalis , Tannerella forsythia , Treponema denticola , Prevotella intermedia , tümü periodontal hastalığı karakterize eder [ 2 , 3 , 4 ]. Ayrıca bakteri birikimine bağlı olarak implant çevresi hastalıklar gelişebilir [ 5 ]. Ayrıca Porphyromonas , Fusobacterium vePrevotella ssp. Tannerella forsythia ve Veillonella spp . uçucu kükürt bileşiklerinin (VSC'ler) üretimi ile ağız içi halitozda en ilişkili oral bakterileri temsil eder [ 6 ]. Gram-negatif anaerobik bakterilerin aktivitesinden türetilen bileşikler, Gram-pozitif bakteri ve mantarlar tarafından desteklenir [ 7 , 8 ]. Karşılaştırıldığında, Gram-negatif anaerobik çubuklar ve proteolitik bakteri biyofilmi, pulpa nekrozu ile ilişkili endodontik ve periapikal enfeksiyonlarda tekrar eder [ 9 ]. Maya ile ilgili olarak, C. albicans ve/veya C. glabrata'nın yüksek prevalansına sahip Candida biyofilmibağışıklığı baskılanmış hastalarda, bu patolojik koşullar altında ciddi sonuçlara yol açabilen oral kandidiyazise yol açar [ 10 ]. Son olarak, Primer Herpetik Gingivostomatit (PHG) ve herpes labialis, Herpes Simplex Virus tip-1 (HSV-1) tarafından gerçekleştirilen oral viral enfeksiyonların en yaygın klinik kanıtını temsil eder [11 ] .

                            Buna göre antiseptikler, yukarıda belirtilen durumları önlemek ve tedavi etmek için yaygın olarak kullanılmaktadır. Klorheksidin diglukonat hala antiseptikler arasında altın standarttır [ 12 ]. Bununla birlikte, klorheksidin kullanıldığında diş lekelenmesi, taş oluşumu ve insan fibroblastları ve osteoblastlarına karşı yüksek sitotoksisite yan etkiler olarak tanımlanmıştır [ 13 , 14 ]. Antibiyotikler, örneğin , amoksisilin, metronidazol ve azitromisin, ciddi periodontal hastalık vakalarında uygulanmakta ve mide bulantısı, kusma, ishal ve diğerleri gibi yan etkiler bildirilmektedir [15 ] . Bununla birlikte, bu maddelerin kullanımı ile ilişkili olan antimikrobiyallere direnç, küresel bir sorun haline gelmiştir.

                            Bitki kaynaklı maddelerin antiseptik ve antibiyotik sorunlarının üstesinden geldiği düşünülmüştür, bitki kaynaklı maddeler oldukça tartışılmaktadır [ 16 ]. Anacardiaceae familyasına [ 17 ] ait olan PL, geleneksel tıpta yüzyıllardır kullanılmaktadır. Yaprakları, meyveleri, odunu ve sakız reçinesi dahil olmak üzere bitkinin hemen hemen tamamı, çok çeşitli hastalıklara çare olarak kullanılmıştır.Şekil 1). Antimikrobiyal ve antiinflamatuar biyomoleküllerdeki zenginlik, kimyasal olarak formüle edilmiş tedavilere bir alternatif teşkil edebilir.
                            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı, mikroorganizmalar-11-01378-g001.jpg'dir.
                            Şekil 1
                            Yabani bir çalı olan Pistacia lentiscus L.'nin dişi bitkisi.

                            Sert yetiştirme koşulları, kuruluk ve sıcak bir ortam, PL'nin ikincil metabolitlerinin genotipi ve zenginliği üzerinde etkilidir. Esas olarak EO'da terpenoidler ve ekstraktların polifenol karışımında flavonoidler, fenolik asitler ve türevleri ile temsil edilirler [ 17 , 18 ].

                            Etno-farmakolojide, EO, kaynatılmış özler, çiçek ve yaprak kümes hayvanları, ağaç yamaları ve sakız reçinesi dahil olmak üzere farklı popüler PL formülasyonları kullanılmıştır [19 , 20 , 21 , 22 , 23 , 24 , 25 ] . Ayrıca, PIL, özellikle osteoartrit, bronşit ve alerji durumlarında, yumuşak odun ve yaprakların yakılması veya kaynatılmasıyla elde edilen duman şeklinde uygulanmıştır [21 , 25 ] . Ayrıca, içecekler ve gargara için yaprak özlerinin kullanılması veya yumuşak sapların, yaprakların veya sakızın doğrudan çiğnenmesi, diş ağrısı ve diş eti iltihabını antagonize etmek için hala kullanılmaktadır [24] ., 25 , 26 , 27 ]. Ek olarak, toz mastik, yara iyileşmesine izin vermek [ 19 , 20 ] ve Staphylococcus aureus metisiline dirençli türler [ 28 ] dahil olmak üzere gram-pozitif bakterileri antagonize etmek için uygulanabilirken , yapraklar EO, ​​Escherichia coli ve Pseudomonas aeruginosa gibi gram-negatif çubuklara karşı yüksek antibakteriyel kapasite ile etki eder [ 29 ].

                            Enflamasyon ile ilgili olarak, PL'nin yararlı etkisi, antioksidan kapasite [ 30 , 31 , 32 , 33 ] ve inflamatuar sitokinlere, yani interlökin (IL)-1β, IL-6 ve tümör nekroz faktörü-α (TNF-α) [ 32 , 34 ] antagonizmiyle ilişkili olabilir . Ek olarak, araşidonik asit zincirine, özellikle COX'lere ve 5-LOX enzimlerine karşı kanıtlanmış aktivite de gösterilmiştir [ 35 , 36 ].

                            Anti-inflamatuar ve anti-ROS gücü ve oral bakterileri hedefleme kapasitesi, PL türevlerinin oral hastalıklara karşı doğal bir antimikrobiyal ajan olarak önerilmesine yol açmıştır [18 , 36 , 37 , 38 ] .

                            Yukarıdaki düşünceler göz önüne alındığında, PlL'nin ana kimyasal bileşenlerini tanımladıktan sonra, aşağıdaki genel bakış, oral biyofilmle ilişkili hastalıklarda ilgili olan mikroorganizmalara karşı EO, ekstraktlar ve mastiğin antimikrobiyal aktivitesi hakkındaki in vitro çalışmaları tartışır. Ek olarak, PL'nin bilimsel değerini belirlemek için yapılan klinik çalışmalar özetlenmiştir. Son olarak, bir oral ajan olarak PIL sekonder metabolitlerinin potansiyelini ve bunların oral hastalıkları önleme ve tedavi etmede sahip olabilecekleri daha büyük endikasyonları tartıştık.

                            Git: 2. Pistacia lentiscus'un Fitokimyasal Bileşenleri

                            Büyüme ortamı, hasadın mevsimselliği ve materyal türü (bitkinin yenilebilir veya yenilebilir olmayan kısımları), Akdeniz bölgeleri arasındaki PL yağlarının ve ekstraktlarının kimyasal farklılıklarını etkiler [17 ] (tablo 1).

                            PIL EO, başta monoterpenler ve seskiterpenler olmak üzere terpenler ve terpenoidlerin bir karışımından oluşur. Bitki ve türevlerinin karakteristik kokusundan ve aromasından sorumludurlar [ 39 ]. Bunların arasında a -pinen, terpinen, karyofilen, limonen ve mircen, yaprakların PL EO'sunda en çok tekrar eden bileşiklerdir [ 17 , 40 , 41 , 42 , 43 ]. Ek olarak, yaprakların EO parmak izinde, aralarında bazı terpenoidlerin Cannabis sativa'yı oluşturan fraksiyonlar olduğu 64'e kadar fraksiyon tanımlanmıştır [ 44] ve "kanabinoid olmayan terpenoidler" olarak rapor edilir. İmmün aracılı inflamatuar ve otoimmünite hastalıklarda, nöroinflamatuar, nörolojik ve nörodejeneratif durumlarda kanabinoid benzeri özellikleri indükleyebilirler ve anti-enfektif ve anti-kanser özellikleri gösterebilirler [45 , 46 ] . Ayrıca, monoterpenlerin ve oksijenli seskiterpenlerin yaygın fraksiyonları göz önüne alındığında, bölgelerde farklı EO kemotipleri birleşir [ 17 , 36 ]. İtalya, Kuzey Sardinya'da, diğer bileşiklerle karşılaştırıldığında tekrarlayan yüksek miktarda a -pinen (%16.9–19.5) ve terpinen-4-ol (%7.7–16.5), EO yapraklarının a -pinen/terpinen-4-ol kemotipi [ 36]. Yağın Korsika kemotipi üç ana fenotip ile ifade edilirken: ilki α -pinen/terpinen-4-ol; ikincisi terpinen-4-ol/limonendir; ve üçüncüsü mirsen açısından zengindir (%88) [ 17 ].

                            Mısır'dan gelen PL EO, δ-3-caren (%65) [ 47 ] açısından zenginken , monoterpen terpinen-4-ol, a -pinen ve seskiterpen mirsen ile birlikte İspanya, Fas ve Türkiye'den gelen EO'nun kimyasında daha yüksek temsil edilen fraksiyonlar arasındadır [ 40 , 41 , 43 ].

                            Mastik reçine yağları ile ilgili olarak, α -pinen (%65-86) ve β -mirsen (%3) ana fraksiyonlardır [ 27 , 48 , 49 , 50 ]. ????-pinene ek olarak limonen, sabinen ve myrcene, EO meyvelerini temsil eden başlıca bileşiklerdir [ 51 ]. antosiyaninlerdeki zenginlik, maddenin antioksidan kabiliyetine uygun olarak, böğürtlen yağında oldukça karakteristiktir [ 52 ].

                            Kimyasal özelliklerinin araştırılmasının yanı sıra, PL yapraklarının metanol ve alkol özleri üzerinde kapsamlı çalışmalar yapılmıştır. Ekstrakttaki yüksek polifenol konsantrasyonu, faydalı bir bakış açısından son derece çekicidir. Polifenoller, kardiyovasküler, hepatoprotektif ve osteoporotik önleyici etkilerle daha da artan anti-kanser, anti-obezite ve anti-diyabetik karakter uygulayarak oksidatif stresi ve enflamasyonu antagonize edebilir [53 , 54 ] . Ek olarak, polifenoller anti-enfektif bileşikler olarak yüksek değere sahiptir [ 32 , 55 , 56 , 57 ].

                            Cezayir'de yetişen bitkilerden alınan PIL yapraklarının metanol ekstraktlarında 46 farklı molekül tanımlanmıştır [ 58 ]. Flavonoidler, fenolik asitler ve mirisetin glikozit, kateşin, β -glukogallin ve quercitrin gallate dahil olmak üzere türevleri en bol bulunanlardı . Yaprakların etil asetat ve metanol özlerinde yüksek dozlarda polifenoller, Romanlar ve çalışma arkadaşları tarafından bulundu [ 59]. Bu araştırmada, PL polifenolleri yaprak kurusunun %7,5'ine kadar ulaştı. Ek olarak, ekstrede üç ana ikincil metabolit sınıfı tespit edildi (i) hem glukoz hem de kinik asidin gallik asit ve galloil türevleri; (ii) flavonol glikozitler, yani mirisetin ve kersetin glikozitler; ve (iii) antosiyaninler, yani delfinidin 3-O-glukozit ve siyanidin 3-O-glukozit. Yaprak ekstraktı, tersine daha yüksek sayıda tanen sergileyen meyveninkinden daha fazla fenol ve flavonoid içeriğine sahipti. Polifenol içeriği ile PlL ​​ekstraktlarının biyolojik kapasitesi arasındaki ilişki Garofulić ve çalışma arkadaşları tarafından gelişmiş bir mikrodalga destekli ekstraksiyon (MAE) kullanılarak daha da güçlendirilmiştir [ 60]. MAE ile yazarlar, malzemenin antioksidan kapasitesini orantılı olarak artıran flavonoid glikozitler, prosiyanidinler ve tanenlerin ısıya daha duyarlı karmaşık yapıları dahil olmak üzere artan oranda biyomolekül izole edebildiler. Çok yakın bir zamanda, bir fitokimyasal çalışma, fenol, flavonoid ve tanen içeriği ile ekstraktın antioksidan aktivitesi arasındaki bağlantıyı daha da doğrulamıştır [ 61 ].

                            Antimikrobiyal mekanizma ile ilgili olarak, polifenollerin aktivitesinin, hücre zarı sentetazlarının, nükleik asit sentetazlarının, bakteriyel virülansın, akış pompasının, NADH-sitokrom C redüktazın ve ATP sentetazın inhibisyonu ile birlikte bir membran bozucu mekanizma içerdiği öne sürülmüştür. Quorum Sensing'in bozulmasıyla daha da artan tüm bu hücre bozuklukları, mikroorganizmaların biyofilm oluşturamamasına yol açar [ 62 , 63 , 64 ]. tablo 1

                            Pistacia lentiscus L.'nin kimyasal profilleri Milia ve diğerleri, 2021'den uyarlanmıştır [ 18 ].
                            Esans
                            bitki materyali Menşei Ana bileşenler Test Tahlilleri Ref.
                            Yapraklar Sardunya (İtalya) α -pinen (%14,8–22,6), terpinen-4-ol (%14,2–28,3), β -mirsen (%1,0–18,3) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-MS [ 17 ]
                            damla sakizi Yunanistan α -pinen (%65–86) ve β -mirsen (%3) GC-MS [ 27 ]
                            Yapraklar Doğu Fas Taforalt ve Saidia alanları: limonen, a -pinen, a -terpineol ve β -karyofillen.
                            Laayoune ve Jerada bölgeleri: mirsen ve β -karyofillen.
                            GC-MS [ 29 ]
                            Kurumuş yapraklar δ-kadinen (%17,04), a -amorfen (%10,32), δ-germacren (%9,01) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-MS
                            Yapraklar Sardunya (İtalya) a -pinen, a -thujen, kamhen, sabinen, β -pinen, myrcen, a -phellandren, α -terpinen, para -cymen , β -phellandren, trans -oksemen, γ -terpen, terpinolen, 2 -nonanon, lopentil, 2 -nonanon, liyol, izopinolen, 2 -nonanon, lokenolen, 2 -nonanon, lokenolen, 2 -nonanon, lokentil, 2 -nonanon, lokentil, terin, -lainolen, 2 -nonanon, liyol, izopinolen, 2 -nonanon, lokenolen, 2 -nonanon, liyol, izopinolen, 2 -nonanon, lokenolen, 2 -nonanon, lokentil, 2 -nonanon, lokent, izopinolen, 2 -nonanon, lokenolen, diğerleri . GC-MS [ 34 ]
                            Yapraklar Sardunya (İtalya) Germacrene D (%19.9), β -karyofillen (%6.6), a -pinen (%6.3) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-MS [ 35 ]
                            Yapraklar Sardunya (İtalya) a -pinen (%16.9), terpinen-4-ol (%16.5), sabinen (%7.8) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-MS [ 36 ]
                            Yapraklar Türkiye Terpinen-4-ol (%29,9), a -terpineol, (%11,6), limonen (%10,6) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-MS [ 40 ]
                            Yapraklar Fas Mirsen (%39,2), limonen (%10,3), β -gurjunen (7,8) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-FID; GC-MS [ 41 ]
                            Yapraklar Yunanistan α -pinen (%9,4–24,9), terpinen-4-ol (%6,8–10,6), limonen (%9,0–17,8) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-MS [ 42 ]
                            Yapraklar ispanya β -mirsen (%19), a -terpineol + terpinen-4-ol (%15) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-MS [ 43 ]
                            olgunlaşmamış meyve β -mirsen (%54), a -pinen (%22). GC-MS
                            olgun meyve β -mirsen (%19), a -pinen (%11), δ-3-karen. GC-MS
                            Yapraklar Mısır δ-3-karen (%65), seskiterpen alkoller (%4). GC-MS [ 47 ]
                            damla sakizi Yunanistan α -pinen (%41–67), limonen, β -linalool ve perilen GC-MS [ 48 ]
                            Damla sakizi Türkiye α -pinen (%56,2–70) mirsen (%2,5–20,1) ve β -pinen (%2,5–3,1) GC-FID, GC-MS, Kiral GC [ 49 ]
                            Yapraklar Yunanistan Myrcene (%20,6), germacren D (%13,3), E-karyofilen (%8,3) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-MS [ 65 ]
                            Yapraklar ve dallar Sardunya (İtalya) Terpinen-4-ol (%25,2), α -felandren (%11,9), β -felandren (%10,2) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-FID, GC-MS [ 66 ]
                            dişi çiçekler α -limonen (%28,7), germacren-D (%23,7), elemol (%6,7) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-MS
                            Çiçeklenme sırasında erkek bitkilerin yaprakları α -limonen (%18,8), germacren-D (%13,1), β -karyofilen (%8,8) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-MS
                            Çiçeklenme sırasında dişi bitkilerin yaprakları Germacrene-D (%20.7), δ-cadinene (%15.6), β -karyofilen (%12.1) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-MS
                            olgun meyveler β -mirsen (%75.6), a -pinen (%12.6), a -limonen (%3.2) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-MS
                            özler
                            Bitki materyali Menşei Ana bileşenler Test Tahlilleri Ref.
                            Yapraklar/metanol-su Cezayir Toplam fenolik asitler 429,58 ± 3,26 (mg CatE/g E), toplam flavonoidler 139,38 ± 3,11 (mg RutE/g E), toplam tanen 142,56 ± 2,60 (mg TAE/g E). UPLC-BABA [ 32 ]
                            Hava parçaları/metanol suyu Yunanistan Toplam fenolik asitler (mg gallik asit/g bitki) 483 ± 2,7 (kış mevsimi), 588 ± 32,7 (Bahar mevsimi), 581(a) ± 14,0 (Yaz mevsimi) Folin-Ciocalteu [ 42 ]
                            Yapraklar/etil asetat ve metanol İtalya 3,5-O-digalloil kinik asit (26,8 ± 0,15 mg/g DA), 3,4,5-O-trigalloil kinik asit (10,3 ± 2,45 mg/g DA), 5-O-galloil kinik asit (9,6 ± 2,45 mg/g DA) ve diğer küçük fraksiyonlar. HPLC-DAD, HPLC-MS, NMR [ 59 ]
                            Yapraklar/su etanol Hırvatistan Toplam Fenolik İçerik (mg/g) 108,14 ± 2,12 Folin ciocalteu yöntemi [ 60 ]
                            Meyveler/su etanol Toplam Fenolik İçerik (mg/g) 41,14 ± 0,76
                            Meyveler/metanol-su Tunus Gallik asit, Tirosol, 4-hidroksifenilasetik asit, Vanilik asit, p-kumarik asit, Ferulik asit, Trans-4-hidroksi-3-metoksisinnamik asit, o-kumarik asit, Oleuropein aglikon, Luteolin, Kaempferol, Naftoresorsinol, Salisilik asit, Pinoresinol, Apigenin, Kumarin, Karnosik asit ve Trans sinnamik asit. HPLC-BABA [ 54 ]
                            Meyveler/metanol-su Toplam fenolik asitler 205,79 ± 6,51 (mg CatE/g E), toplam flavonoidler 6,28 ± 1,04 (mg RutE/g E), toplam tanen 216,74 ± 2,605,31 (mg TAE/g E).
                            Yapraklar ve gövdeler/metanol suyu Cezayir Toplam fenolik asitler 114,95 ± 6,25 (mg GAE/1 g özü), toplam flavonoidler 25,212 ± 2,13 (mg QE/g özü) Folin-Ciocalteu, ACCM, TLC [ 67 ]
                            Ayrı bir pencerede aç
                            Kısaltmalar. Gaz kromatografisi-alev iyonlaşma tespiti (GC-FID); Gaz kromatografisi–kütle spektrometresi (GC-MS); Diyot Dizisi Tespiti (UPLC-DAD) ile Ultra Performanslı Sıvı Kromatografisi; Diyot Dizisi Tespiti (HPLC-DAD) ile Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi; Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografi-Kütle Spektrometresi (HPLC-MS); Nükleer Manyetik Rezonans (NMR); Alüminyum klorür kolorimetrik yöntem (ACCM); İnce Katman Kromatografisi (TLC).

                            Git: 3. Oral Planktonik Mikroorganizmalar Üzerine In-Vitro Veriler

                            Birçok laboratuvar çalışması, PL türevlerinin antimikrobiyal aktivitesini doğrulamaktadır. Agar disk difüzyon testi (ADD) ve minimum inhibitör konsantrasyonu (MIC) belirleyen mikro-broth seyreltme yöntemi genellikle bu kapasiteyi ölçmek için uygulanmıştır. Daha nadiren, antimikrobiyal gücü ölçmek için minimum bakterisidal/fungisidal konsantrasyon (MBC/MFC) ve zaman öldürme testi seçildi.

                            Yaygın olarak incelenen oral mikroorganizmalar, Gram-pozitif bakterilerden ( Streptococcus spp., Enterococcus faecalis ) Gram-negatif bakterilere ( Porphyromonas gingivalis , Fusobacterium nucleatum , Actinomyces spp. Tannerella forsythia ), Candida albicans ve C. glabrata mayalarına ve bazen esas olarak herpes simpleks virüsü ile temsil edilen virüslere kadar çeşitlilik gösterir. Streptococcus sp. ile ilgili birçok çalışma, S. mutans'ın PlL'ye karşı yüksek duyarlılığını göstermiştir [ 37 , 68 ]. Ayrıca, periodontal patobiontlar, ajan tarafından güçlü bir şekilde inhibe edilmiştir.36 ]. Tersine , klinik izolat sp . _ _ _ _ _ _ _ _ _ EO [ 36 ] yaprakları kullanılarak çok yakın zamanda gösterilmiştir .

                            Berry yağı ile ilgili olarak Orrù ve arkadaşları [ 37 ], MIC ve MBC/MFIC kullanarak ajanın farklı Streptococcus türlerine karşı seçici bir inhibisyonunu buldular. S. agalactiae , S. intermedius , S. mutans , S. pyogenes oldukça hassastır ve bu, bakterilerin patojenik profili ile ilişkilidir.

                            Git: 4. Biyofilm Deneyleri Üzerine In-Vitro Veriler

                            Orrù ve çalışma arkadaşları ayrıca PL meyve yağının Streptococcus sp. biyofilmde [ 37 ]. Sonuçlar, bakterilerin duyarlılığının türe özgü olduğunu gösterdi. S. salivarius K12/M18'in iki probiyotik suşu yağa duyarlı değildi. Tersine, S. agalactiae , S. intermedius , S. mutans ve S. pyogenes patojenlerinin duyarlılığıyağın yağ asidi profili ile ilişkilendirilmiştir. Yağ içeren büyütme ortamının kromatografik analizi, halihazırda antimikrobiyal kapasiteleriyle bilinen oleik, palmitik ve linoleik asitlerde önemli bir artış gösterdi. Bu bağlamda, PIL berry yağının, yararlı bakterilerin canlılığını korurken, yağ asidi metabolik yolu ile patojenlerin büyümesini seçici olarak engellediği söylenmiştir.

                            Git: 5. Diş Çürükleri İle İlgili Araştırmalar

                            Birçok çalışma, in vitro ve in vivo araştırmalar yaparak, PL'nin karyojenik biyofilme karşı etkinliğine işaret etmiştir.Tablo 2,Tablo 3VeTablo 4). Çoğu çalışma , demineralizasyon sürecine yol açan çok yönlü olaylarda anahtar bir bakteri olarak S. mutans'ı antagonize etme kapasitesine odaklanmıştır [ 73 , 74 ]. Ek araştırma, asitojenik mikroorganizmaları, yani Lactobacillus'u , mutan olmayan Streptokokların asidik suşlarını ve Actinomyces'i içermiştir [ 73 ]. Bu bakteriler birlikte, karyojenik biyofilmi oluşturan biyokütle ve hücre dışı polimerik maddede (EPS) bir artışa katkıda bulunur. Tablo 2

                            Pistacia lentiscus L. yağlarının oral patojenlere karşı antimikrobiyal aktivitesi .
                            Yunanistan Sakız Yağı Escherichia coli verilmedi EKLEMEK Aktif [ 27 ]
                            Doğu Fas Hava araçları parçaları Streptokok spp. verilmedi EKLEMEK Aktif [ 29 ]
                            E. coli verilmedi Aktif
                            Pseudomonas spp. verilmedi Aktif
                            Sardunya (İtalya) Yapraklar Streptokok gordonii ATCC 10558 MİK Aktif [ 36 ]
                            Actinomyces naeslundii ATCC 12104 Aktif
                            Fusobacterium nucleatum ATCC 25586 Aktif
                            Porfiromonas diş eti ATCC 33277 Aktif
                            P. dişeti Klinik ( n = 2) Aktif
                            Tannerella hor çiçeği ATCC 43300 Aktif
                            hor çiçeği Klinik ( n = 2) Aktif
                            Candida albicans Laboratuvar Aktif
                            C. albicans Klinik ( n = 2) Aktif
                            candida glabrata Laboratuvar Aktif
                            C. glabrata Klinik ( n = 2) Aktif
                            Sardunya (İtalya) meyveler Streptokok pyogenes Klinik EKLE, MİK Aktif değil [ 37 ]
                            Streptokok mutans Toplamak Aktif değil
                            E. coli ATCC 25922 Düşük aktivite
                            C. albicans Klinik Aktif değil
                            C. glabrata Klinik Aktif değil
                            Yunanistan Reçine, yapraklar, dallar E. coli ATCC25922 EKLE, MİK Aktif [ 65 ]
                            C. albicans verilmedi Aktif
                            Tunus meyveler E. coli verilmedi EKLE, MİK, MBC Aktif değil [ 71 ]
                            C. albicans verilmedi Aktif değil
                            Ayrı bir pencerede aç Tablo 3

                            Pistacia lentiscus L. özlerinin oral patojenlere karşı antimikrobiyal aktivitesi .
                            Yunanistan Sakız/etanol E. coli verilmedi EKLEMEK Aktif değil [ 27 ]
                            Libya Yapraklar ve gövdeler/su özü/etil asetat/etanol C. albicans Laboratuvar EKLEMEK Aktif [ 75 ]
                            Sicilya (İtalya) Hava parçaları/etanol ve su E. coli ATCC 35218 MİK, MBC, MFC Aktif [ 69 ]
                            C. albicans Klinik ( n = 18) Aktif
                            C. glabrata Klinik ( n = 11) Aktif
                            Toskana (İtalya) Yapraklar/etil asetat ve metanol C. albicans Klinik EKLE, MİK, MFC Aktif değil [ 70 ]
                            C. glabrata Klinik Aktif değil
                            Tunus Meyveler/su metanol E. coli verilmedi EKLE, MİK, MBC Aktif [ 71 ]
                            Pseudomonas aeruginosa verilmedi Aktif
                            C. albicans verilmedi Aktif değil
                            Cezayir Yapraklar ve gövdeler/su metanol E. coli verilmedi EKLE, MİK Aktif değil [ 67 ]
                            Cezayir Yapraklar/etanol ve etil asetat Enterococcus faecalis ATCC 49452 MİK, MBC, EKLE Düşük aktivite [ 72 ]
                            E. coli ATCC 25922 Düşük
                            P. aeruginosa ATCC 27853 Aktif
                            C. albicans ATCC1024 Aktif
                            Türkiye Mastik/kloroform; aseton/
                            petrol eteri/etanol
                            S. mutanlar ATCC27351 EKLE, MİK Aktif [ 76 ]
                            Yunanistan Mastik/etanol; metanol/dikloro-metan/
                            sikloheksan
                            S. mutanlar DSM 20523 MİK, MBC Aktif [ 77 ]
                            Streptokok sobrinus DSM 20381 Aktif
                            E. dışkı ATCC 29212 Aktif
                            E. coli ATCC25922 Aktif
                            P. dişeti W381 Aktif
                            Prevotella intermedia ATCC 25611 Aktif değil
                            F. nükleatum ATCC 25586 Aktif
                            C. albicans Laboratuvar Aktif
                            Almanya sakız/etanol P. dişeti DSMZ 20709 EKLEMEK Aktif [ 78 ]
                            Aggregatibacter actino - mycetemcomitans DSMZ No.11123 Aktif
                            P. intermedia DSMZ No. 20706 Aktif
                            F. nükleatum DSMZ No. 20482 Aktif
                            S. mutanlar DSMZ No. 20523 Aktif
                            İsrail mastik/metanol P. dişeti ATCC 53977 EKLEMEK Aktif [ 79 ]
                            Cezayir Yapraklar/etanol P. aeruginosa 22212004 EKLEMEK Aktif [ 80 ]
                            E. coli 5044172 Aktif
                            C. albicans 444 Aktif
                            Cezayir Yapraklar/etanol C. albicans Klinik EKLE, MİK Aktif [ 81 ]
                            Sudan Yapraklar ve gövde/su, etanol, petrol eteri, etil asetat, n-bütanol E. coli ATCC 25922 EKLEMEK Aktif [ 82 ]
                            P.aeruginosa ATCC 27853 Aktif
                            C. albicans ATCC 7596 Aktif
                            Fas Yapraklar/diklorometan-etilasetat etanol-metanol-su E. coli verilmedi EKLE, MİK Aktif [ 83 ]
                            Ayrı bir pencerede aç Tablo 4

                            Pistacia lentiscus L. türevlerini ağız hastalıklarına karşı değerlendiren klinik deneyler .
                            [ 65 ] Diş macunu bazlı mastik ve kontrol S. mutans ve Lactobacillus'un tükürük CFU'su , plak
                            indeksi
                            60 sağlıklı denek 4 hafta Gruplarda herhangi bir farklılık
                            [ 72 ] Mastik sakız ve kontrol Tükürük toplam CFU, plak indeksi, dişeti indeksi 20 sağlıklı genç denek 10 dk Daha büyük antibakteriyel ve antiplak etkiler
                            [ 76 ] Mastik sakız kontrolü Tükürük S. mutans CFU ve mutans Streptococci 25 sağlıklı genç denek 7 gün S. mutans ve
                            Mutans streptokoklara karşı daha fazla antibakteriyel etki
                            [ 84 ] damla sakizi S. mutans, lactobacilli, canlı bakterilerin tükürük CFU'su Ortodontik sabit apareyli 25 kişi 15 dakika S. mutans
                            ve Mutans streptokoklara karşı daha fazla antibakteriyel etki
                            [ 85 ] Sakız ve kontrol S. mutans'ın tükürük CFU'su 60 sağlıklı denek 15 dakika Önemli antikaryojenik etki
                            [ 86 ] Damak tabletleri ve kontrol Koku yargıç puanı,
                            sülfür monitörü
                            56 sağlıklı genç denek 60–120 dk Sakız içeren tabletler
                            kötü koku ve VSCs seviyesinde etkili olmuştur.
                            Ayrı bir pencerede aç
                            Bu bağlamda üzerinde en çok çalışılan malzemelerden biri de popüler tıpta diş ağrısına karşı yaygın olarak kullanılan sakız reçinesi olmuştur. Sakızın oral streptokoklara karşı yeteneği esas olarak ADD, MIC ve MBC kullanılarak değerlendirildi (Tablo 2VeTablo 3).

                            Bu alanda, Aksoy ve arkadaşları [ 76 ], sakız çiğnemenin Mutans streptokok ve Lactobacillus spp. tükürükte [ 76 , 84 ]. Sakız çiğnemeden sonra tükürük örneklerinde kontrole kıyasla önemli ölçüde daha düşük bakteri bulundu ( p < 0.001). Sonuçlar , reçineye ilgili biyolojik özellikler kazandıran sakız sakızındaki terpinen-4-ol ve a -terpineolün kimyasal içeriği ile ilgiliydi . Sonuç, sakızın hastalığı önlemede yararlı bir ajan olduğunu ileri sürdü.

                            Sakız çiğnemenin S. mutans'ın tükürük sayımlarına karşı etkinliği , reçineli sakızın kapasitesini ksilitollü sakızla karşılaştıran bir grup çocukta test eden Preethi [ 85 ] tarafından da rapor edilmiştir . Sakız sakızı, ksilitol sakızına kıyasla tükürükteki bakteride istatistiksel olarak anlamlı bir azalma gösterdi. Tükürükteki karyojenik bakteri sayısını düşürme özelliği, bitkisel diş macununun bir bileşeni olarak PL ekstraktının varlığına da atfedilmiştir [ 87 ].

                            Daha ileri çalışmalar konuyu araştırdı. Karygianni ve arkadaşları [ 77 ], PlL reçine ekstraktından türetilen üç terpenoid asidin antibakteriyel aktivitesini kanıtladı: 24Z-izomastikadienolik asit, oleanolik asit ve oleanonik aldehit. Yazarlar, asitlerin S. mutans ve diğer streptokoklara ( S. sobrinus , S. oralis ) karşı inhibe edici bir etkiye sahip olduğunu gösterdi. Üç bileşik arasında en aktif olanı, sadece S. mutans'a karşı en büyük etkiye sahip olmakla kalmayan, aynı zamanda karyojenik biyofilmde artan saldırganlığın bir nedeni olarak C. albicans mayasını da inhibe eden pentasiklik triterpenoid oleanolik asitti [ 74]. Oleanolik asidin antimikrobiyal mekanizmasının, hücre ölümüne yol açan hücre zarfını bozduğu gösterilmiştir. Doğal bileşikler ve Candida arasındaki etkileşim, transmisyon elektron mikroskobu (TEM) kullanılarak daha da aydınlatılmıştır [ 88 , 89 ].

                            Bu çalışma, Orrù ve çalışma arkadaşları tarafından planktonik ve biyofilm kültürlerinde rapor edildiği gibi, PL yağının yağ asitlerinin anti-kariyojenik etkisini daha da desteklemektedir [ 37 ].

                            Daha fazla analiz, E. faecalis ve F. nucleatum'a ek olarak S. mutans ve Lactobacillus acidophilus'u hedefleyen yaprakların PlL EO'sunun antimikrobiyal aktivitesini doğrulamıştır [ 90 ].

                            Git: 6. Periodontal Hastalıklarla İlgili Araştırmalar

                            Pek çok çalışma, PlL türevlerinin periodontal patojenlere karşı kapasitesini inceledi (Tablo 2,Tablo 3VeTablo 4). Bunlar arasında, sakızın periodontal hastalıkta anahtar bir bakteri olarak P. gingivalis'e karşı antagonizmasını aydınlatmayı amaçlayan birkaç çalışma vardır [ 77 , 91 , 92 ]. Mastiğin su-eter ekstraktlarının antimikrobiyal aktivitesi, üç majör triterpenoid asidin mevcudiyeti ile ele alınmıştır [ 77 ]. Bunu doğrulamak için 24Z-izomastikadienolik asit, oleanolik asit ve oleanonik aldehit izole fraksiyonlar olarak P. gingivalis'e karşı tarandı . F. nucleatum ve Parvimonas micra. Asitler, bakterilere karşı farklı engelleme kapasiteleri gösterdi, en etkili olanı oleanolik asit oldu.

                            Ayrıca, sakız çiğnemenin tükürükteki toplam anaerobik bakteriye karşı kapasitesi plasebo sakızınkiyle karşılaştırıldı [ 93 ]. Çalışma 20 genç, sağlıklı denek üzerinde gerçekleştirildi. Uyarılmamış tükürük, temel örnek olarak toplandı. Daha sonra her grup kendisine verilen sakızı 10 dakika kullanmış ve çiğnemeden 1, 2, 3 ve 4 saat sonra tekrar tükürük toplanmıştır. Kültürlenmiş tükürük numuneleri, kontrol grubuna kıyasla mastik grubundaki toplam anaerobik bakteri miktarında önemli bir azalma gösterdi.

                            Ek olarak, P. gingivalis'in PL meyve özüne ve yaprak özüne duyarlılığı bir araştırmada gerçekleştirilmiştir [ 94 ]. Sonuçlar, meyve ekstraktının bakteriye karşı yaprak ekstraktından daha yüksek inhibisyon aktivitesi olduğunu gösterdi. Aynı çalışmada yazarlar, esas olarak gallik asit, kateşin, 3,4-dihidroksihidro-sinamik asit, benzoik asit, salisilik asit ve luteolin'den oluşan meyve parmak izindeki daha güçlü antimikrobiyal fraksiyonu belirlemeye çalıştılar. Bununla birlikte, tüm fraksiyonlar arasındaki sinerjik aktivitenin, meyve ekstraktının antimikrobiyal gücünden sorumlu olduğu kanıtlanmıştır.

                            EO ile ilgili olarak, P. gingivalis'e karşı ve T. forsythia ve F. nucleatum'a karşı PL yaprak yağının antimikrobiyal aktivitesi yakın zamanda bildirilmiştir [ 36 ]. Özellikle, P. gingivalis , T. forsythia'ya karşı PlL'nin MIC'si EO bırakır 3.13 mg/mL arasında değişmiştir. Sonuç, limonen (%3,89) β -mirsen (%0,87), seskiterpenler (Z)-karyofillen (%1,39) ve (E)-karyofilen (%0,07) mevcudiyetine ek olarak a -pinen (%16,89) ve terpinen-4-ol (%16,49) içeren yağ kemotipini karakterize eden terpenlerin farmakolojik fraksiyonları arasında ayrım yapmaya yöneliktir . .

                            Birkaç çalışma ayrıca, antimikrobiyal bileşikler olarak PIL ekstraktlarının ve yağlarının biyouyumluluğu hakkında da rapor vermektedir. Sitotoksisite testi çeşitli hücreler için gerçekleştirilmiştir, yani, insan ölümsüzleştirilmiş keratinositleri [ 94 ], insan dişeti, periodontal bağ fibroblastları, dişeti keratinositleri ve displastik oral keratinositleri [ 36 ], insan osteoblastik hücre dizileri ve fare fibroblast hücre dizileri [ 78 ]. Bununla birlikte, yapılan değerlendirmelerde antimikrobiyal kapasiteye ek olarak PL türevlerine hücre dizileri üzerindeki herhangi bir potansiyel toksik etki atfedilmiştir. Tersine, WST-1 metabolik tahlil testi PL EO tarafından fibroblastların canlılığında bir artış rapor edildi [ 33]. Bu nedenle, tüm raporlar, PL türevlerinin yüksek biyolojik karakterinin oral antimikrobiyal olarak kullanıldığında ortaya çıktığını göstermektedir.

                            Git: 7. Oral Ağız Kokusu

                            Sakız, periodontal hastalık, ağız kuruluğu, sigara, alkol tüketimi ve stresin yaygın bir klinik belirtisi olan ağız kokusuna [ 79 ] karşı eski bir ilaçtır [ 74 , 95 ]. Ağız kokusu, Gram-pozitif bakteriler tarafından desteklenen Gram-negatif anaerobik bakteriler tarafından büyük ölçüde üretilen VSC'lerden kaynaklanır [ 7 ]. Ayrıca, C. albicans , ağız yüzeylerinde birikmesi kanser gelişimine katkıda bulunabilecek olan VSC'lerin [ 8 ] üretimine dahil olabilir [ 96 ].

                            Birkaç araştırmacı, VSC'lerin üretiminden sorumlu oral bakterileri inhibe etmede sakız sakızının aktivitesine odaklandı.Tablo 2VeTablo 3). Bu bağlamda, Sterer ve arkadaşları [ 86 ], oral kötü koku ve VSC düzeylerini antagonize etmek üzere formüle edilmiş damak mukozasına yapışan tabletlerin bir bileşeni olarak sakız sakızının kapasitesini araştırdı. ADD'yi kullanan yazarlar, sakızın oral ağız kokusuyla ilgili patojenler olarak P. gingivalis , C. albicans ve S. mutans'a karşı gücünü gösterdiler .

                            Git: 8. Kandida Enfeksiyonu

                            PlL'nin aktivitesi, genel olarak mayalara ve Candida sp. özellikle, geniş çapta araştırılmıştır (Tablo 2VeTablo 3).

                            Ekstreler incelenerek C. albicans üzerinde yüksek bir inhibe edici etki bildirilmiştir. Bu bağlamda, antifungal güç, ekstraktın anti-antioksidan gücü ile ilişkilendirildi, bu da flavanol konsantrasyonundaki artışla daha da ilişkiliydi [ 66 , 71 , 72 , 80 , 81 , 82 , 83 ]. Daha fazla kanıt, tanik asit miktarıyla ilgilidir. Bu fenol, genellikle antifungal ajanlar olarak kullanılan nistatin ve amfoterisin'den daha etkiliydi. Ayrıca, linalool ve a -terpineol, sakız reçinesinin buharla damıtılmasıyla elde edilen sakız suyunda güçlü antifungaller olarak tanımlandı [ 97]. Ayrıca ekstraksiyon çözücüsünün, ajanın antifungal ve antioksidan kapasitesini artırmada çok önemli olduğu bildirilmiştir [ 82 ].

                            C. albicans'a karşı ek aktivite, macunun bir bileşeni olarak PIL su ekstraktının dahil edildiği bir poli-bitkisel karışım tarafından rapor edilmiştir. Bu durumda, önemli kapasite flukonazolünkiyle karşılaştırılabilirdi [ 98 ].

                            PlL EO'nun antifungal gücü ile ilgili çelişkili veriler [ 37 , 71 ]. Bununla birlikte, klinik izolat sp. olan C. albicans ve glabrata'ya karşı düşük MİK'ler , PIL'nin EO bıraktığını tahlil ederek fark edildi [ 36 ]. Yazarlar bu aktiviteyi, %0.05'in üzerinde bir konsantrasyonda geri kazanılan altı farmakolojik terpenin varlığına bağladılar. Aynı araştırmada, yazarlar, EO'nun PGE2 seviyesini antagonize etme kapasitesini varsayarak, yağın COX2'yi inhibe etme ve LOX'u düşürme kapasitesini gösterdiler. Aslında, Candida'nın agresifliği, aynı zamanda konağınkiyle çapraz reaktivite sergileyen yüksek miktarda fungal PGE2 üretme yeteneği ile güçlü bir şekilde ilişkilidir [ 99, 100 , 101 ]. Veriler, Candida'nın biyofilm gelişimini, direncini ve istilasını antagonize etmek için COX-2 ve LOX inhibitörleri önerildiğinden, yapraklar EO'nun mayaya karşı önemli özelliklerini doğrulayabilir .

                            Git: 9. Oral Virüs Enfeksiyonu

                            Sadece iki çalışma, PIL türevlerinin HSV'lere karşı kapasitesini değerlendirdi. Etil asetat özü dışında, Suzuki ve meslektaşları [ 102 ] farklı PIL özütlerinin kapasitesini bildirdiler. Ayrıca Bouslama [ 103 ], PIL sapının metanol ekstraktının HSV-2'ye karşı önemli bir etkinliği tanımlamıştır. Bu verilerin bir açıklaması, PlL ekstraktlarının polifenollerinin zenginliğinde ve hormesis mekanizmalarını geri kazanma kapasitelerinde bulunabilir.

                            Git: 10. Klinik Çalışmalar

                            Birkaç çalışma, PL türevlerinin klinik olarak etkinliğini belgelemiştir. Sakızın diş ağrısı ve diş eti iltihabını antagonize etme konusundaki popüler kapasitesini doğrulamak için işaret edildi. Bu amaçla, çift kör, randomize, plasebo kontrollü bir çalışmada Takahashi ve arkadaşları, sakız sakızının diş plağı oluşumuna ve dişeti iltihabına karşı yeteneğini incelediler [ 93]. Çalışma sağlıklı dişeti olan 20 genç gönüllü üzerinde yürütülmüştür. Plak ve diş eti indeksleri, tek ağız hijyeni aracı olarak bir sakız sakızı veya plasebo sakızının çiğnendiği çalışmanın başlangıcında ve sonunda kaydedildi. Klinik veriler, kontrol grubuna kıyasla sakız çiğneyen grupta plak birikimi ve diş eti iltihabı derecesinin anlamlı derecede düşük olduğunu göstermiştir.

                            Sakız reçinesi ayrıca oral kötü koku üretimine ve VSC'lere antagonizmada palatal mukoadhezif tabletler oluşturan bitkisel polimerlerin bir karışımına dahil edilmiştir [ 86 ]. Sonuçlar, kontrol grubuyla karşılaştırıldığında deney grubunda kötü koku skorlarında ve VSC seviyelerinde önemli bir azalma olduğunu gösterdi.

                            Git: 11. Tartışma

                            Bu gözden geçirme, PL biyomoleküllerinin oral biyofilmle ilişkili hastalıklara yönelik antimikrobiyal kapasitesi hakkındaki bilimsel bilgileri özetlemeyi amaçladı. Veriler ışığında, bu çalışmanın ikinci bir amacı, PL türevlerinin bir sağlık iyileştirme ajanı olarak olası bir kullanımını önermekti. Bu, dirençli bakteri ve hastalıklara neden olan biyofilmlerle savaşabilecek yeni ajanlar bulma ihtiyacına uygundur.

                            Araştırmamızla ilgili olarak, antimikrobiyal kapasite ile birlikte, aynı anda geniş biyouyumluluk ve PL biyomoleküllerinin sahip olduğu harika antioksidan ve antienflamatuar özellikler hakkında rapor veren çok sayıda araştırma bulduk. Doğal moleküllerin aynı anda birçok fayda sağlayabildiğine dair kanıtlar, kimyasal olarak formüle edilmiş antimikrobiyal ajanlara kıyasla çeşitli çalışma yeteneklerini güçlü bir şekilde göstermektedir. Aslında, doğal antimikrobiyaller patojenleri antagonize edebilir ve değişen çevreyi düzenleyecek şekilde davranabilir. Ayrıca, doğal bileşikler, kimyasal ajanlar kullanılırken yer alan süreçlerden ziyade biyosit içermeyen etkilere sahip virülans/zararlı faktörler yoluyla bakterileri hedefleyebilir ve bu da biyofilm zorluklarının sürdürülebilir yönetimine yol açar. Oyle bir sekilde,

                            Polifenol özlerinin potansiyel gücü, bilimsel ilginin artmasına neden olmuştur. Birkaç deneme, hücre homeostatik sistemlerinin yönetimi nedeniyle sağlıklı durumu koruma ve iyileştirmede bu moleküllerin değerini doğrulamaktadır. Polifenoller, redoks ortamını, proteostatik ve metabolik homeostazı, organel dönüşümünü ve enflamatuar yanıtı kontrol etmek için hücre savunma sistemlerini aktive eden maruz kalan hayvan hücrelerine stres etkeni olarak davranır [103] .]. Homeostazdaki bozulma aynı zamanda ağız hastalıklarının gelişimi ile güçlü bir şekilde ilişkili olduğundan, PL ekstraktlarının yüksek polifenol içeriği, yeni tip ağız sağlığı bakım maddeleri arayışında özellikle çekicidir. Ekstraktlar, elde edildikleri bitkinin kısımlarından bağımsız olarak literatürde tanımlanan polifenoller açısından en zengin ekstraktlar arasındadır. Yaprak ekstraktında, moleküller yaprağın kuru ağırlığının %7,5'i kadar bir aralığa sahipti; burada antosiyaninlere ek olarak flavonol glikozitlerle birlikte büyük ölçüde mirisetin türevleri tarafından temsil edilen galloil kinik asit türevleri ve kuersetin ana ifade edilen maddelerdir. Antimikrobiyal özelliklere ek olarak, bu kimyasal fraksiyonlar ekstraktlara yüksek antioksidan ve antiinflamatuar kapasite, antikanser, hepatoprotektif,

                            Literatürü gözden geçirdiğimizde, çalışmaların çoğunun C. albicans'a ek olarak PiL türevlerinin karyojenik ve periodontal bakterilere karşı inhibe edici etkisine dikkat çektiğini gördük . S. mutans ve diğer karyojenik mikroorganizmalar ile ilgili uyumsuzluk verileri toplanmıştır . Mastik reçinesi ve EO'lar genel olarak S. mutantlarına ve karyojenik bakterilere karşı en aktif bileşiklerdi. Sakız ekstraktı dışında, yapraklardaki ve meyvelerdeki polifenoller bakterileri engelleyemedi.

                            Çeşitli türevlerin tümü kullanılarak P. gingivalis ve diğer periodontal patojenlere karşı önemli antiseptik aktivite rapor edilmiştir . Birkaç çalışma, P. gingivalis'e karşı en aktif biyomolekülleri izole etmeye çalıştı., ancak bakterinin canlılığını durdurmak için tüm fraksiyonlar arasında sinerjik bir etki gerekliydi. Ekstrakt ile ilgili olarak, laboratuvar çalışmaları, meyve ekstraktının yapraklara kıyasla daha fazla etkili olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, ikincisi, flavonoidlerin ana içeriği ile ilişkili olan en yüksek antioksidan kapasiteyi göstermiştir. Yüksek bir anti-ROS özelliği ve anti-enflamatuar yetenek, periodontal disbiyoz nedeniyle değişen oral homeostazı iyileştirmek için hala gereklidir ve bu yeteneklerin her ikisi de MIC'den bağımsız olarak çalışır. Aslında, tespit edilen MIC'den daha düşük doz aralıklarında, gallik asit açısından zengin ekstrakt, P. gingivalis tarafından gingipains ekspresyonunu aşağı regüle edebildi ve enflamatuar genlerin (yani, COX-2) salınımını önemli ölçüde etkiledi [ 104]. Bu veriler, ölümcül olmayan polifenol konsantrasyonlarının uygun bir zamana bağlı antibiyofilm etkisine sahip olduğu bulgusuyla tutarlıdır [ 60 , 105 ].

                            Candida sp. ile ilgili olarak , çok sayıda referans, PIL özlerini anti- Candida ajanları olarak belirtirken, EO'lar ve mastik reçine zıt veriler gösterdi. Ekstrakttaki yüksek flavonoid içeriğinin mayayı elimine etmede belirleyici olduğu bildirilmektedir. Bu biyomoleküller arasında fenol tanik asit, genellikle kemoterapi ajanları olarak uygulanan kimyasallardan daha yüksek antifungal aktivite göstermiştir. Çok sayıda çalışma, polifenollerin kültüre alınmış Candida türlerine karşı MIC kapasitesinin doğrulandığını vurgulamıştır.. Çalışmalarda klinik türler nadiren değerlendirilirken, hepsinde biyofilm analizi yapılmıştır. Bu, konakçı bağışıklık yanıtına ve antimikrobiyal ilaçlara karşı içsel direnç ile karakterize edilen bu tür karmaşık topluluklardaki biyomoleküllerin kapasitesini araştırma ihtiyacını ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, hücre büyümesi inhibisyonuna ek olarak, polifenol özellikleri de dikkate alınmalıdır. Kateşin ve proantosiyanidinlerin, çekirdek algılama davranışına müdahale ederek patojenik mantarların sporları ve hifleriyle reaksiyona girdiği bulundu. Ek olarak, doğal fenoller, anti-enflamatuar maddeler olarak, COX enzimlerinin seviyesini azaltabilir, böylece biyofilm oluşumunda Candida için gerekli olan prostaglandin E2 (PGE2) ekspresyonunun salınmasına müdahale edebilir [106] .]. Bu kanıt göz önüne alındığında, çifte etki, PlL polifenollerini kullanarak Candida oral enfeksiyonlarını antagonize edebilir: mayaya karşı doğrudan bir aktivite ve onun virülansına karşı dolaylı bir etkinlik ve ayrıca çalışmalarda büyük ölçüde doğrulandığı üzere sitotoksisitenin olmaması.

                            Son olarak, bu gözden geçirme, PL türevlerinin etkinliğine ilişkin birkaç klinik çalışmayı belgelemiştir. Bununla birlikte, klinik bilgiyi artırma ihtiyacı, PL polifenollerinin ağız sağlığı ve hastalıklarındaki davranışını daha iyi anlamak için denemeler yapılmasını gerektirir.

                            Git: 12. Sonuçlar

                            Antioksidan aktivite ve inflamatuar yanıtların azaltılması ile birlikte periodontal patojenlerin ve C. albicans'ın inhibisyonuna ilişkin olumlu bulgular , intraoral disbiyozun önlenmesi ve/veya tersine çevrilmesinde PL polifenollerinin kullanımını kuvvetle önerir. Aslında ekstrakt, diğer PIL türevlerinden önemli ölçüde daha etkili bir ajan gibi görünmektedir.

                            Diş macunu, ağız gargaraları ve lokal dağıtım cihazları bu ağız hastalıklarının klinik yönetiminde etkili olabilir. Nanoteknoloji kapsülleme, ağız hastalıklarının önlenmesi ve tedavisinde PIL türevlerinin farmasötik kapasitesini aktarabilen stabil bileşiklerin elde edilmesinde faydalı olacaktır.

                            Git: Finansman Tablosu

                            Bu araştırma herhangi bir dış finansman almamıştır.

                            Git: Veri Kullanılabilirliği Bildirimi

                            Veriler makale içinde yer almaktadır.

                            Git: Çıkar çatışmaları

                            Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir.

                            Git: Dipnotlar


                            Sorumluluk Reddi/Yayıncının Notu: Tüm yayınlarda yer alan ifadeler, görüşler ve veriler yalnızca bireysel yazar(lar)a ve katkıda bulunan(lar)a aittir ve MDPI ve/veya editör(ler)e ait değildir. MDPI ve/veya editör(ler), içerikte atıfta bulunulan herhangi bir fikir, yöntem, talimat veya üründen kaynaklanan kişi veya mal yaralanmalarından sorumluluk kabul etmez.



                            Git: Referanslar

                            1. Aas JA, Griffen AL, Dardis SR, Lee AM, Olsen I., Dewhirst FE, Leys EJ, Paster BJ Çocuklarda ve genç erişkinlerde süt ve kalıcı dişlerde diş çürüğü bakterileri. J. Clin. Mikrobiyoloji. 2008; 46 :1407–1417. doi: 10.1128/JCM.01410-07. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            2. Slots J. Periodontitis: Gerçekler, yanlışlar ve gelecek. periodontal. 2000. 2017; 75 :7–23. doi: 10.1111/prd.12221. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            3. Sanz M., Beighton D., Curtis MA, Cury JA, Dige I., Dommisch H., Ellwood R., Giacaman RA, Herrera D., Herzberg MC, et al. Ağız sağlığının korunmasında ve diş çürüğü ve periodontal hastalıkların gelişiminde mikrobiyal biyofilmlerin rolü. Çürük ve periodontal hastalık arasındaki sınırlarla ilgili Ortak EFP/ORCA çalıştayının 1. grubunun fikir birliği raporu. J. Clin. periodontal. 2017; 44 :S5–S11. doi: 10.1111/jcpe.12682. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            4. Murakami S., Mealey BL, Mariotti A., Chapple ILC Diş plağı kaynaklı dişeti koşulları. J. Periodontol. 2018; 89 :S17–S27. doi: 10.1002/JPER.17-0095. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            5. Fu JH, Wang HL Peri-implantitis dalgasını kırmak. periodontal. 2000. 2020; 84 :145–160. doi: 10.1111/prd.12335. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            6. Hampelska K., Jaworska MM, Babalska Z.Ł., Karpiński TM The Role of Oral Microbiota in Intra-Oral Halitosis. J. Clin. Med. 2020; 9 :2484. doi: 10.3390/jcm9082484. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            7. Sterer N., Rosenberg M. Streptococcus salivarius, Porphyromonas gingivalis tarafından müsin çürümesini ve kötü koku üretimini teşvik eder. J. Dent. Res. 2006; 85 :910–914. doi: 10.1177/154405910608501007. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            8. Tiso M., Schechter AN Fizyolojik koşullar altında bağırsak bakterileri tarafından nitratın nitrit, nitrik oksit ve amonyağa indirgenmesi. PLoS BİR. 2015; 10 :e0119712. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                            9. Larsen T., Fiehn NE Dental biyofilm enfeksiyonları—Bir güncelleme. Apmis. 2017; 125 :376–384. doi: 10.1111/apm.12688. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            10. Richardson JP, Moyes DL, Ho J., Naglik JR Mukozada Candida doğuştan gelen bağışıklık. Semin. Hücre Dev. Biol. 2019; 89 :58–70. doi: 10.1016/j.semcdb.2018.02.026. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            11. Kolokotronis A., Doumas S. Herpes simpleks virüs enfeksiyonu, özellikle primer herpetik gingivostomatitin ilerlemesi ve komplikasyonlarına atıfta bulunularak. klinik Mikrobiyoloji. bulaştırmak. 2006; 12 :202–211. doi: 10.1111/j.1469-0691.2005.01336.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            12. Takenaka S., Ohsumi T., Noiri Y. Dental biyofilmler için kanıta dayalı strateji: Dental biyofilm ve diş eti iltihabında gargaraların mevcut kanıtı. Jpn. Diş. bilim Rev. 2019; 55 :33–40. doi: 10.1016/j.jdsr.2018.07.001. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            13. Mummolo S., Severino M., Campanella V., Barlattani A., Jr., Quinzi V., Marchetti E. Periodontal ceplerde antiseptik olarak kullanılan klorheksidin jeli. J. Biol. Regl. Homeost. Ajanlar. 2019; 33 :83–88. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            14. Zanatta FB, Antoniazzi RP, Rösing CK Plaksız ve plak kaplı yüzeylerde %0,12 klorheksidin durulamalarından sonra lekelenme ve taş oluşumu: Randomize bir çalışma. J. Uygulama Sözlü Bilim 2010; 8 :515–521. doi: 10.1590/S1678-77572010000500015. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            15. Khattri S., Kumbargere Nagraj S., Arora A., Eachempati P., Kusum CK, Bhat KG, Johnson TM, Lodi G. Periodontitisin cerrahi olmayan tedavisi için yardımcı sistemik antimikrobiyaller. Cochrane Database Syst Rev. 2020; 11 :CD012568. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                            16. Dünya Sağlık Örgütü . Antimikrobiyal Direnç: Küresel Gözetim Raporu. Dünya Sağlık Örgütü; Cenevre, İsviçre: 2014. [ Google Scholar ]
                            17. Barra A., Coroneo V., Dessì S., Cabras P., Angioni A. Farklı kökenlerden Pistacia lentiscus L.'nin uçucu yağındaki uçucu bileşenlerin ve bunun antifungal ve antioksidan aktivitesinin karakterizasyonu . J. Agric. Gıda Kimyası 2007; 22 :7093–7098. doi: 10.1021/jf071129w. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            18. Milia E., Bullitta SM, Mastandrea G., Szotáková B., Schoubben A., Langhansová L., Quartu M., Bortone A., Eick S. Pistacia lentiscus L.'nin Yaprakları ve Meyveleri Hazırlamaları: Enflamasyon ve Enfeksiyonda Etnopharmakolojik Kullanımlar ve Etkileri Üzerine Bir İnceleme. antibiyotikler. 2021; 10 :425. doi: 10.3390/antibiyotikler10040425. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            19. Camarda I. Ricerche etnobotaniche nel comune di Dorgali (Sardegna centro-orientale) Boll. Della Sok. Sarda Sci. Nat. 1990; 27 :147–204. [ Google Akademik ]
                            20. Loi MC, Frailis L., Maxia A. Gesturi (Sardegna centro-meridionale) Bölgesinde Kullanılan Tıbbi Cihazlar Atti Soc. Tosc. bilim Nat. Mem. Sör. B.2002 ; 109 :167–176. [ Google Akademik ]
                            21. Ballero M., Poli F., Sacchetti G., Loi MC Fluminimaggiore (güneybatı Sardunya) Fitoterapia bölgesinde etnobotanik araştırma . 2001; 72 :788–801. doi: 10.1016/S0367-326X(01)00334-3. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            22. Loi MC, Poli F., Sacchetti G., Selenu MB, Ballero M. Ethnopharmacology of ogliastra (villagrande strisaili, sardunya, İtalya) Fitoterapia. 2004; 75 :277–295. doi: 10.1016/j.fitote.2004.01.008. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            23. Sanna C., Ballero M., Maxia A. Ogliastra'da (sardegna centro-orientale) patologie epidermiche'nin kontrol edici tıbbi kullanımı Atti Soc. Tosc. bilim Nat. Mem. Sör. B.2006 ; 113 :73–82. [ Google Akademik ]
                            24. Leporatti ML, Ghedira K. İtalya ve Tunus'ta geleneksel tıpta kullanılan şifalı bitkilerin karşılaştırmalı analizi. J. Ethnobiol. Etnomed. 2009; 5:31 . doi: 10.1186/1746-4269-5-31. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            25. Di Rosa A. İçinde: Sardegna'da Erbe e Piante Medicinali. 3. baskı Delfino C., editör. Ilisso; Sassari, İtalya: 2018. [ Google Akademik ]
                            26. Dimas KS, Pantazis P., Ramanujam R. Gözden Geçirme: Sakız sakızı: Çok çeşitli farmasötik ve biyomedikal özellikler sergileyen, bitkilerden üretilen bir reçine. Vivo. 2012; 26 :777–785. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            27. Koutsoudaki C., Krsek M., Rodger A. Pistacia lentiscus Var. Uçucu Yağın ve Sakızın Kimyasal Bileşimi ve Antibakteriyel Aktivitesi . chia. J. Agric. Gıda Kimyası 2005; 53 :7681–7685. doi: 10.1021/jf050639s. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            28. La Camera E., Bisignano C., Crisafi G., Smeriglio A., Denaro M., Trombetta D., Mandalari G. Staphylococcus türlerinin Klinik Suşlarının Biyokimyasal Karakterizasyonu. ve Antep Fıstığından ( Pistacia vera L.) Patojenlerden Polifenollerce Zengin Ekstraktlara Duyarlılıkları . 2018; 7:82 . doi: 10.3390/pathogens7040082. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            29. Aouinti F., Zidane H., Tahri M., Wathelet JP Ali El Bachiri1Doğu Fas'tan Pistacia lentiscus L. meyvelerinin kimyasal bileşimi, mineral içerikleri ve antioksidan aktivitesi . J. Mater. çevre. bilim 2014; 5 :199–206. [ Google Akademik ]
                            30. Atmani D., Chaher N., Berboucha M., Ayouni K., Lounis H., Boudaoud H., Debbache N., Djebbar Atmani D. Seçilen Cezayir şifalı bitkilerinin antioksidan kapasitesi ve fenol içeriği. Gıda Kimyası 2009; 112 :303–309. doi: 10.1016/j.foodchem.2008.05.077. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            31. Bullitta S., Piluzza G., Manunta MDI Etnobotanik geleneklerle ilgili on bir Akdeniz bitki türünün hücre içi Reaktif Oksijen Türlerinin üretimini modüle etme yeteneğinin hücre bazlı ve kimyasal analizleri. Genet. kaynak. Mahsul. Evrim. 2013; 60 :403–412. doi: 10.1007/s10722-012-9842-6. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            32. Remila S., Atmani-Kilani D., Delemasure S., Connat JL, Azib L., Richard T., Atmani D. Pistacia lentiscus (Anacardiaceae) yaprak ve meyve özlerinin antioksidan, sitoprotektif, antiinflamatuar ve antikanser aktiviteleri. Avro. J. Entegre Med. 2015; 7 :274–286. doi: 10.1016/j.eujim.2015.03.009. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            33. Khedir SB, Mzid M., Bardaa S., Moalla D., Sahnoun Z., Rebai T. Pistacia lentiscus meyve yağının antiinflamatuar etkisinin ve oksidatif stres üzerindeki etkilerinin in vivo değerlendirilmesi. Kanıta Dayalı Tamamlayıcı. Altern. Med. 2016; 2016 :6108203. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                            34. Maxia A., Sanna C., Frau MA, Piras A., Karchuli MS, Kasture V. Pistacia lentiscus esansiyel yağının anti-enflamatuar aktivitesi: IL-6 ve TNF-alfa katılımı. Nat. Üretim komün. 2011; 6 :1543–1544. doi: 10.1177/1934578X1100601033. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            35. Quartu M., Poddighe L., Melis T., Serra MP, Boi M., Lisai S., Carta G., Murru E., Muredda L., Collu M., et al. Endokannabinoid sistemin geçici ortak karotid arter oklüzyonu ve reperfüzyonuna fizyolojik yanıtta yer alması. Lipitler Sağlık Dis. 2017; 16:14 . doi: 10.1186/s12944-016-0389-y. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            36. Milia E., Usai M., Szotáková B., Elstnerová M., Králová V., D'hallewin G., Spissu Y., Barberis A., Marchetti M., Bortone A., et al. Pistacia lentiscus L. Yaprak Uçucu Yağının Periodontal Bakteriler ve Candida sp. ve Antiinflamatuar Potansiyeli. antibiyotikler. 2020; 9 :281. doi: 10.3390/antibiyotikler9060281. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            37. Orrù G., Demontis C., Mameli A., Tuveri E., Coni P., Pichiri G., Coghe F., Rosa A., Rossi P., D'hallewin G. The Selective Interaction of Pistacia lentiscus Oil vs. Human Streptococci, an Old Functional Food with New Tools. Ön. Mikrobiyoloji. 2017; 8 :2067. doi: 10.3389/fmicb.2017.02067. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            38. Siano F., Cutignano A., Moccia S., Russo GL, Volpe MG, Picariello G. Mercimek ( Pistacia lentiscus ) Berry Oil: A Revalued Source of Phenolics'in Fitokimyasal Karakterizasyonu ve Hücre Çoğalması Üzerindeki Etkileri . Bitki Besinleri Hum. Nutr. 2020; 75 :487–494. doi: 10.1007/s11130-020-00835-x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            39. Quartu M., Serra MP, Boi M., Pillolla G., Melis T., Poddighe L., Del Fiacco M., Falconieri D., Carta G., Murru E., et al. Pistacia lentiscus L. esansiyel yağının akut uygulamasının, geçici iki taraflı ortak karotid arter tıkanıklığını takiben sıçan serebral korteksi üzerindeki etkisi. Lipitler Sağlık Dis. 2012; 11 :8. doi: 10.1186/1476-511X-11-8. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            40. Duru ME, Çakır A., ​​Kordalı S., Zengin H., Harmandar M., İzumi S., Hirata T. Üç Pistacia türünün uçucu yağlarının kimyasal bileşimi ve antifungal özellikleri. Fitoterapi. 2003; 74 :170–176. doi: 10.1016/S0367-326X(02)00318-0. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            41. Zrira S., Elamarani A., Benjilali B. Fas'tan Pistacia lentiscus L.'nin uçucu yağının kimyasal bileşimi -mevsimsel bir değişim. Lezzet Kokusu J.2003 ; 18 :475–480. doi: 10.1002/ffj.1221. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            42. Gardeli C., Papageorgiou V., Mallouchos A., Theodosis K., Michael K. Pistacia lentiscus L. ve Myrtus communis L.'nin uçucu yağ bileşimi : Metanolik özlerin antioksidan kapasitesinin değerlendirilmesi. Gıda Kimyası 2008; 107 :1120–1130. doi: 10.1016/j.foodchem.2007.09.036. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            43. Boelens MH, Jemenez R. Sakızdan ve Pistacia lentiscus L.'nin (Sakız Sakız Ağacı) çeşitli kısımlarından elde edilen esansiyel yağın kimyasal bileşimi Lezzet Fragr. J.1991 ; 6 :271–275. doi: 10.1002/ffj.2730060406. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            44. Russo EB, Marcu J. Esrar Farmakolojisi: Olağan Şüpheliler ve Umut Veren Birkaç Lider. Av. Eczane. 2017; 80 :67–134. doi: 10.1016/bs.apha.2017.03.004. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            45. Catalani S., Palma F., Battistelli S., Benedetti S. Pistacia lentiscus hava parçalarından elde edilen uçucu yağa maruz kalan insan tiroid karsinoma hücrelerinde oksidatif stres ve apoptoz indüksiyonu . PLoS BİR. 2017; 12 :e0172138. doi: 10.1371/journal.pone.0172138. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            46. ​​Gonçalves ECD, Baldasso GM, Bicca MA, Paes RS, Capasso R., Dutra RC Terpenoids, Cannabimimetic Ligands, Beyond the Cannabis Plant. moleküller. 2020; 25 :1567. doi: 10.3390/molecules25071567. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            47. De Pooter HL, Schamp NM, Aboutabl EA, Tohamy SF, Doss SL Mısır'da yetişen üç Pistacia türünün yapraklarının esansiyel yağı. Lezzet Kokusu J.1991 ; 6 :229–232. doi: 10.1002/ffj.2730060313. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            48. Rigling M., Fraatz MA, Trögel S., Sun J., Zorn H., Zhang Y. Sakız Sakızı Sakızının ( Pistacia lentiscus Variety Chia ) Aroma İncelemesi, Koku Tespiti ve Kiral Analizle Birleştirilmiş Headspace Gaz Kromatografisi Kullanılarak. J. Agric. Gıda Kimyası 2019; 67 :13420–13429. doi: 10.1021/acs.jafc.9b00143. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            49. Tabanca N., Nalbantsoy A., Kendra PE, Demirci F., Demirci B. Pistacia lentiscus Var. Türkiye'den Chia . moleküller. 2020; 25 :2136. doi: 10.3390/moleküller25092136. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            50. Paraschos S., Mitakou S., Skaltsounis AL Chios sakız sakızı: Biyolojik aktivitelerinin gözden geçirilmesi. Curr. Med. kimya 2012; 19 :2292–2302. doi: 10.2174/092986712800229014. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            51. Bozorgi M., Memariani Z., Mobli M., Salehi Surmaghi MH, Shams-Ardekani MR, Rahimi R. Beş Pistacia türü (P. vera , P. atlantica , P. terebinthus , P. khinjuk ve P. lentiscus ): Geleneksel kullanımları, fitokimyası ve farmakolojisi üzerine bir inceleme. bilim Dünya J.2013; 2013 :219815. doi: 10.1155/2013/219815. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            52. Vogelman TC Bitki doku optiği. Rev. Bitki Fizyol. Bitki Mol. Biol. 1993; 44 :231–251. doi: 10.1146/annurev.pp.44.060193.001311. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            53. Imran M., Saeed F., Hussain G., Imran A., Mehmood Z., Gondal TA, El-Ghorab A., Ahmad I., Pezzani R., Arshad MU, et al. Myricetin: Biyolojik potansiyelleri üzerine kapsamlı bir inceleme. Gıda Bilimi Nutr. 2021; 9 :5854–5868. doi: 10.1002/fsn3.2513. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            54. Mezni F., Slama A., Ksouri R., Hamdaoui G., Khouja ML, Khaldi A. Fenolik profil ve yetiştirme alanının Pistacia lentiscus tohum yağı üzerindeki etkisi. Gıda Kimyası 2018; 257 :206–210. doi: 10.1016/j.foodchem.2018.03.019. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            55. Jiang F., Chen W., Yi K., Wu Z., Si Y., Han W., Zhao Y. Potansiyel HIV-1 bütünleştirici inhibitörleri olarak bir galloil parçası içeren kateşinlerin değerlendirilmesi. klinik immünol. 2010; 137 :347–356. doi: 10.1016/j.clim.2010.08.007. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            56. Zhao Y., Jiang F., Liu P., Chen W., Yi K. Potansiyel anti-HIV-1 bileşikleri olarak bir galloil parçası içeren kateşinler. İlaç Keşfi Bugün. 2012; 17 :630–635. doi: 10.1016/j.drudis.2012.02.015. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            57. Zhou Y., Zheng J., Li Y., Xu D.-P., Li S., Chen Y.-M., Li H.-B. Kanserin Önlenmesi ve Tedavisinde Doğal Polifenoller. Besinler. 2016; 8 :515. doi: 10.3390/nu8080515. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            58. Rodríguez-Pérez C., Quirantes-Piné R., Amessis-Ouchemoukh N., Madani K., Segura-Carretero A., Fernández-Gutierrez A. Bir metabolit profili oluşturma yaklaşımı, Pistacia lentiscus yapraklarından yeni bileşiklerin tanımlanmasına olanak tanır . J. Ecz. Biyomed. Anal. 2013; 77 :167–174. doi: 10.1016/j.jpba.2013.01.026. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            59. Romani A., Pinelli P., Galardi C., Mulinacci N., Tattini M. Pistacia lentiscus L. Phytochem. Anal. 2002; 13 :79–86. doi: 10.1002/pca.627. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            60. Garofulić EI, Kruk V., Martić A., Martić I., Zorić Z., Pedisić S., Dragović S., Dragović-Uzelac V. Pistacia lentiscus L. Yapraklar ve Meyve Ekstraktının Optimize Edilmiş Mikrodalga Destekli Ekstraksiyonla Elde Edilen Polifenolik Profilinin ve Antioksidan Aktivitesinin Değerlendirilmesi . yiyecekler. 2020; 9 :1556. doi: 10.3390/foods9111556. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            61. Souilah N., Amina B., Hamdi B., Miara MD, Daoud N., Mustafa AM, Yılmaz MA, Öztürk M., Caprioli G., Maggi F. El Kala'da (Cezayir) yetiştirilen Pistacia lentiscus L.'nin etnobotanik araştırması ve uçucu yağının ve özlerinin fitokimyasal çalışması ve antioksidan aktivitesi. Nat. Üretim Res. 2023; 37 :1583–1588. doi: 10.1080/14786419.2021.2024825. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            62. Huber B., Eberl L., Feucht W., Polster J. Polifenollerin bakteriyel biyofilm oluşumu ve çekirdek algılaması üzerindeki etkisi. Z. Naturforsch. C J. Biosci. 2003; 58 :879–884. doi: 10.1515/znc-2003-11-1224. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            63. Bouarab-Chibane L., Forquet V., Lantéri P., Clément Y., Léonard-Akkari L., Oulahal N., Degraeve P., Bordes C. Polifenollerin Antibakteriyel Özellikleri: Karakterizasyon ve QSAR (Kantitatif Yapı-Aktivite İlişkisi) Modelleri. Ön. Mikrobiyoloji. 2019; 10 :829. doi: 10.3389/fmicb.2019.00829. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            64. Christodoulou MS, Villa F., Pinto A., Cappitelli F. Ölümcül Olmayan Konsantrasyonlarda Fitokimyasalların Redoks Homeostazının Bozulması ile Antibiyofilm Kapasitesi Arasındaki Korelasyon. antioksidanlar. 2022; 11 :2451. doi: 10.3390/antiox11122451. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            65. Magiatis P., Melliou E., Skaltsounis AL, Chinou IB, Mitaku S. Pistacia lentiscus var. chia. Bitki Med. 1999; 65 :749–752. doi: 10.1055/s-2006-960856. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            66. Marengo A., Piras A., Falconieri D., Porcedda S., Caboni P., Cortis P., Foddis C., Loi C., Goncalves MJ, Salgueiro L., et al. Sardunya Adası'ndan (İtalya) Pistacia cinsine ait üç taksonu ve bunların antifungal aktivitelerini ayırt etmek için kimyasal ve biyomoleküler analizler. Nat. Üretim Res. 2018; 32 :2766–2774. doi: 10.1080/14786419.2017.1378211. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            67. Missoun F., Bouabedelli F., Benhamimed E., Baghdad A., Djebli N. Cezayir'in batısındaki Dahra bölgesinden toplanan Pistacia lentiscus L' nin farklı özlerinin fitokimyasal çalışması ve antibakteriyel aktivitesi . J. Fundam. Uygulama bilim 2017; 9 :669–684. doi: 10.4314/jfas.v9i2.4. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            68. Suzuki Y., Nagasawa R., Senpuku H. Fruktanazın Streptococcus mutans'ta yetkinliği uyaran peptit bağımlı çekirdek algılama sistemi üzerindeki etkilerinin engellenmesi. J. Bulaş. kimyager. 2017; 23 :634–641. doi: 10.1016/j.jiac.2017.06.006. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            69. Iauk L., Ragusa S., Rapisarda A., Franco S., Nicolosi VM Pistacia lentiscus L. ekstrelerinin in vitro antimikrobiyal aktivitesi : Ön rapor. J. Kimyager. 1996; 8 :207–209. doi: 10.1179/joc.1996.8.3.207. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            70. Turchetti B., Pinelli P., Buzzini P., Romani A., Heimler D., Franconi F., Martini A. Bazı bitki özlerinin maya ve maya benzeri suşlara karşı in vitro antimikotik aktivitesi. fitoter. Res. 2005; 19 :44–49. doi: 10.1002/ptr.1622. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            71. Mezni F., Aouadhi C., Khouja ML, Khaldi A., Maaroufi A. Pistacia lentiscus L. yenilebilir yağ ve fenolik ekstraktın in vitro antimikrobiyal aktivitesi. Nat. Üretim Res. 2015; 29 :565–570. doi: 10.1080/14786419.2014.952232. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            72. Bakli S., Harzallah D., Zerroug A., Sadrati N., Bouguerra A., Gaamoune S., Naili O. Pistacia lentiscus L.'den Ekstrakte Edilen Flavonoidlerin Antimikrobiyal ve Antioksidan Aktiviteleri, Yapraklar . J. İlaç Teslimi. Terapi 2020; 10 :82–89. doi: 10.22270/jddt.v10i1-s.3895. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            73. Marsh PD, Baş DA, Devine DA Oral biyofilmlere ekolojik yaklaşımlar: Öldürmeden kontrol. Çürük Res. 2015; 49 :46–54. doi: 10.1159/000377732. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            74. Pinna R., Usai P., Filigheddu E., Garcia-Godoy F., Milia E. Adeziv rezin restorasyonlarının başarısızlığında adeziv materyallerin ve oral biyofilmin rolü. Am. J. Dent. 2017; 30 :285–292. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            75. Elgubbi H., Alfageih L., Zorab A., Elmeheshi F. Pistacia lentiscus ağacı ve bazı çevre kirleticilerinden kurtulmadaki rolü. EC Nutr. 2017; 10 :8–14. [ Google Akademik ]
                            76. Aksoy A., Duran N., Köksal F. Mastik sakızın Streptococcus mutans ve mutans streptokoklara karşı in vitro ve in vivo antimikrobiyal etkileri. Ark. Oral Biol. 2006; 51 :476–481. doi: 10.1016/j.archoralbio.2005.11.003. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            77. Karygianni L., Cecere M., Argyropoulou A., Hellwig E., Skaltsounis AL, Wittmer A., ​​Tchorz JP, Al-Ahmad A. Olea europaea ve Pistacia lentiscus'tan elde edilen bileşikler oral mikrobiyal büyümeyi engeller. BMC Tamamlayıcı. Altern. Med. 2019; 19:51 . doi: 10.1186/s12906-019-2461-4. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            78. Koychev S., Dommisch H., Chen H., Pischon N. Mastik Ekstraktının Oral ve Periodontal Patojenlere Karşı Antimikrobiyal Etkileri. J. Periodontol. 2017; 88 :511–517. doi: 10.1902/jop.2017.150691. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            79. Sterer N. Sakız sakızı metanolik özütünün Porphyromonas gingivalis'e karşı antimikrobiyal etkisi. J.Med. Yiyecek. 2006; 9 :290–292. doi: 10.1089/jmf.2006.9.290. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            80. Nabila B., Fawzia AB, Tatjana KP Pistacia lentiscus ve Pistacia atlantica ekstraktlarının antioksidan ve antimikrobiyal aktiviteleri . Afr. J. Ecz. Eczane. 2008; 2 :022–028. [ Google Akademik ]
                            81. Mansour-Djaalab H., Kahlouche-Riachi F., Djerrou Z., Serakta-Delmi M., Hamimed S., Trifa W., Djaalab I., Pacha YH Lawsonia inermis, Pistacia lentiscus ve Juglans regia'nın antifungal etkilerinin in vitro değerlendirilmesi. Int. J.Med. Aromat. Bitkiler. 2012; 2 :263–268. [ Google Akademik ]
                            82. Alhadi EA, Hamdi OAA, Ayoub SMH, Yagi S. Pistacia lentiscus , Phyllanthus anderssonii ve Cinnamomum verum ham ekstrelerinin ve fraksiyonlarının in vitro antioksidan ve antimikrobiyal aktiviteleri . J.Med. Bitkiler Arş. 2018; 12 :186–193. [ Google Akademik ]
                            83. Salhi A., Bellaouchi R., El Barkany S., Rokni Y., Bouyanzer A., ​​Asehraou A., Amhamdi H., Hammouti B. Pistacia lentiscus yapraklarından ekstraktların toplam fenolik içeriği, antioksidan ve antimikrobiyal aktiviteleri . Casp. J. Çevre. bilim 2019; 17 :189–198. [ Google Akademik ]
                            84. Aksoy A., Duran N., Toroğlu S., Köksal F. Ortodonti hastalarında sakız sakızının tükürükteki karyojenik bakteri konsantrasyonları üzerine kısa vadeli etkisi. Açı Ortodu. 2007; 77 :124–128. doi: 10.2319/122205-455R.1. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            85. Preethi N., Chikkanarasaiah N., Bethur S., Umapathy T. Sakız Çiğneme Sakızlarının Tükürük Streptococcus Mutans Sayısı Üzerindeki Etkisi. Int. J. Önceki klinik Diş. Res. 2015; 2 :9–15. [ Google Akademik ]
                            86. Sterer N., Nuas S., Mizrahi B., Goldenberg C., Weiss EI, Domb AJ, Davidi MP Bitkisel formülasyon içeren bir damak mukoadhezif tablet ile oral kötü koku azaltma. J. Dent. 2008; 36 :535–539. doi: 10.1016/j.jdent.2008.04.001. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            87. Biria M., Mohtavipour S., Eslami G., Akbarzadeh Baghban A. Tükürük ve plak indeksinin Streptococcus mutans ve Lactobacillus üzerindeki etkilerinin karşılaştırılması. JIDA. 2017; 29 :29–35. doi: 10.30699/jidai.29.1.29. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            88. Pinna R., Filigheddu E., Juliano C., Palmieri A., Manconi M., D'hallewin G., Petretto G., Maioli M., Caddeo C., Manca ML, et al. Thymus capitatus ve Citrus limon var. Ham Ekstraktlar ve Nanoveziküller olarak pompia. Eczacılık. 2019; 11 :234. doi: 10.3390/eczacılık11050234. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            89. Stähli A., Schröter H., Bullitta S., Serralutzu F., Dore A., Nietzsche S., Milia E., Sculean A., Eick S. Propolis'in Oral Mikroorganizmalar ve Biyofilmler Üzerindeki İn Vitro Etkinliği. antibiyotikler. 2021; 10 :1045. doi: 10.3390/antibiyotikler10091045. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            90. Pinna R., Usai M., Szotáková B., Marchetti M., Juliano C., Eick S., Hromčík F., Usai P., Spano G., Bortone A., et al. Pistacia lentiscus L. Essential Oil—Ağız Sağlığı Bakımında Potansiyel Yeni Bir Antimikrobiyal; 2018 IADR/PER Genel Oturum Tutanakları; Londra, Birleşik Krallık. 25–28 Temmuz 2018. [ Google Scholar ]
                            91. Karygianni L., Cecere M., Skaltsounis AL, Argyropoulou A., Hellwig E., Aligiannis N., Wittmer A., ​​Al-Ahmad A. Temsili Akdeniz doğal bitki özlerinin oral mikroorganizmalara karşı yüksek düzeyde antimikrobiyal etkinliği. Biyomed. Res. Int. 2014; 2014 :839019. doi: 10.1155/2014/839019. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            92. Karygianni L., Al-Ahmad A., Argyropoulou A., Hellwig E., Anderson AC, Skaltsounis AL Natural Antimicrobials and Oral Microorganisms: A Systematic Review on Herbal Interventions for the Eradication of Multispecies Oral Biofilms. Ön. Mikrobiyoloji. 2016; 6 :1529. doi: 10.3389/fmicb.2015.01529. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            93. Takahashi K., Fukazawa M., Motohia H., Ochiai K., Nishikawa H., Miyata T. Ağız boşluğunda sakız sakızının antiplak etkileri üzerine bir pilot çalışma. J. Periodontol. 2003; 74 :501–505. doi: 10.1902/jop.2003.74.4.501. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            94. Carrol DH, Chassagne F., Dettweiler M., Quave CL Ağız sağlığı için kullanılan bitki türlerinin Porphyromonas gingivalis'e karşı antibakteriyel aktivitesi . PLoS BİR. 2020; 15 :e0239316. doi: 10.1371/journal.pone.0239316. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            95. De Geest S., Laleman I., Teughels W., Dekeyser C., Quirynen M. Ağız kokusu kaynağı olarak periodontal hastalıklar: Diş hekimleri ve diş hijyenistleri için kanıt ve tedavi yaklaşımlarının gözden geçirilmesi. periodontal. 2000. 2016; 71 :213–227. doi: 10.1111/prd.12111. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            96. Karpinski TM Oral Mikrobiyotanın Kanser Gelişimindeki Rolü. mikroorganizmalar. 2019; 7:20 . doi: 10.3390/microorganisms7010020. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            97. Paraschos S., Magiatis P., Gousia P., Economou V., Sakkas H., Papadopoulou C., Skaltsounis A.-L. Sakız suyunun ve ana bileşenlerinin kimyasal araştırması ve antimikrobiyal özellikleri. Gıda Kimyası 2011; 129 :907–911. doi: 10.1016/j.foodchem.2011.05.043. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            98. Raslin A., Rajkumar J. Poliherbal formülasyon Ambrex'in antimikrobiyal aktivitesi. Int. J. Mater. Üretim Teknoloji 2017; 55 :286–295. doi: 10.1504/IJMPT.2017.084976. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            99. Ohshima T., Ikawa S., Kitano K., Maeda N. Candida'nın Neden Olduğu Ağız Hastalıkları İçin Çözüm Önerisi: Mini Bir İnceleme. Ön. Mikrobiyoloji. 2018; 9 :1522. doi: 10.3389/fmicb.2018.01522. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            100. Zhou Y., Wang G., Li Y., Liu Y., Song Y., Zheng W., Zhang N., Hu X., Yan S., Jia J. Candida albicans ve C. parapsilosis'in planktonik hücrelerine ve biyofilm hücrelerine karşı aspirin ve amfoterisin B arasındaki in vitro etkileşimler . Antimikrob. Ajan Chemother. 2012; 56 :3250–3260. doi: 10.1128/AAC.06082-11. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            101. Liu X., Wang D., Yu C., Li T., Liu J., Sun S. Araşidonik asit kademesindeki bir enzime dayalı bir Candida biyofilmine karşı potansiyel antifungal hedefler — Bir inceleme. Ön. Mikrobiyoloji. 2016; 7 :1925. doi: 10.3389/fmicb.2016.01925. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            102. Suzuki R., Sakagami H., Amano S., Fukuchi K., Sunaga K., Kanamoto T., Terakubo S., Nakashima H., Shirataki Y., Tomomura M., et al. Sakız Ekstraktlarının Biyolojik Aktivitesinin Kemoterapötik İndekslere Göre Değerlendirilmesi. Vivo. 2017; 31 :591–598. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                            103. Bouslama L., Benzekri R., Nsaibia S., Papetti A., Limam F. Pistacia lentiscus'tan izole edilen bir antiviral bileşiğin tanımlanması . Ark. Mikrobiyoloji. 2020; 202 :2569–2578. doi: 10.1007/s00203-020-01980-2. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            104. Leri M., Scuto M., Ontario ML, Calabrese V., Calabrese EJ, Bucciantini M., Stefani M. Bitki Polifenollerinin Sağlıklı Etkileri: Moleküler Mekanizmalar. Int. J. Mol. bilim 2020; 21 :1250. doi: 10.3390/ijms21041250. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            105. Bunte K., Hensel A., Beikler T. Periodontal hastalığın önlenmesi ve tedavisinde polifenoller: In vivo, ex vivo ve in vitro çalışmaların sistematik bir incelemesi. Fitoterapi. 2019; 132 :30–39. doi: 10.1016/j.fitote.2018.11.012. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            106. de Oliveira Caleare A., Hensel A., Mello JC, Pinha AB, Panizzon GP, ​​Lechtenberg M., Petereit F., Nakamura CV Limonium brasiliense'den Flavan-3-oller ve proantosiyanidinler, Porphyromonas gingivalis'in ginpains ile etkileşime girerek epitel konakçı hücrelere yapışmasını engeller. Fitoterapi. 2017; 118 :87–93. doi: 10.1016/j.fitote.2017.03.002. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                            Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                            Yorum yap


                            • #15
                              DAMLA SAKIZI MACUN Faydaları Ve Klinik Araştırmalar


                              Temsili Akdeniz Doğal Bitki Özlerinin Oral Mikroorganizmalara Karşı Yüksek Düzey Antimikrobiyal Etkinliği

                              Lamprini Karygianni , 1 Manuel Cecere , 1 Alexios Leandros Skaltsounis , 2 Aikaterini Argyropoulou , 2 Elmar Hellwig , 1 Nektarios Aligiannis , 2 Annette Wittmer , 3 ve Ali Al-Ahmad 1 , *
                              Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                              1 Operatif Diş Hekimliği ve Periodontoloji Bölümü, Diş Hekimliği Merkezi, Freiburg Üniversitesi, Hugstetter Straße 55, 79106 Freiburg, Almanya
                              2 Farmakognozi ve Doğal Ürün Kimyası Anabilim Dalı, Eczacılık Fakültesi, Atina Ulusal ve Kapodistrian Üniversitesi, 15771 Atina, Yunanistan
                              3 Hijyen ve Mikrobiyoloji Bölümü, Albert-Ludwigs Üniversitesi, 79104 Freiburg, Almanya
                              *Ali Al-Ahmad: ed.grubierf-kinilkinu@damha-la.ila
                              Akademik Editör: Nikos Chorianopoulos
                              Git: Soyut

                              Doğa, yeni fitofarmasötiklerin keşfedilmemiş bir deposudur. Biyofilmle ilişkili ağız hastalıkları genellikle antibiyotik direnci ile ilişkili olduğundan, bitki kaynaklı antimikrobiyal ajanlar mevcut tedavi seçeneklerini geliştirebilir. Bu nedenle, bu raporun gerekçesi, Akdeniz doğal özlerinin oral mikroorganizmalar üzerindeki antimikrobiyal etkisini incelemekti. Olea europaea , sakız sakızı ve Inula viscosa'dan elde edilen beş farklı ekstrakt , on bakteri ve bir Candida albicans'a karşı test edilmiştir.gerilmek. Ekstraksiyon protokolleri yerleşik deneysel prosedürlere göre yürütülmüştür. Minimum inhibitör konsantrasyon (MIC) testi ve minimum bakterisidal konsantrasyon (MBC) testi olmak üzere iki antimikrobiyal test uygulandı. Taranan ekstraktların, test edilen mikroorganizmaların her birine karşı aktif olduğu bulundu. O. europaea sırasıyla 0,07–10,00 mg mL -1 ve 0,60–10,00 mg mL -1 MIC ve MBC aralıkları sundu . Sakız sakızı ve I. viscosa için ortalama MBC değerleri sırasıyla 0,07–10,00 mg mL -1 ve 0,15–10,00 mg mL -1 idi. Ekstraktlar C. albicans'a karşı daha az etkiliydive katı anaerobik bakteriler ( Porphyromonas gingivalis, Prevotella intermedia, Fusobacterium nucleatum ve Parvimonas micra ) üzerinde 0,07–5,00 mg mL -1 konsantrasyon aralığında bakterisidal etkiler uyguladı . Etil asetat I. viscosa ekstraktı ve toplam sakız ekstraktı, oral mikroorganizmalara karşı önemli antimikrobiyal aktivite gösterdi ve bu nedenle alternatif doğal anti-enfeksiyöz ajanlar olarak kabul edilebilir.

                              Git: 1. Giriş

                              Hipokrat'ın "Doğa, talimat veya bilgi olmadan gerekli olanı yapar" ifadesi, bitkiler aleminin çeşitli hastalıkların tedavisine sağaltıcı katkısını akıllıca kabul eder. Doğal bitki özlerinin küçük bir kısmının insan vücudundaki ciddi enfeksiyonları tedavi etme potansiyeli bugüne kadar iyi bir şekilde kanıtlanmıştır [ 1-4 ]. Özellikle, çeşitli Akdeniz doğal bitki ürünleri, antioksidan ve antimikrobiyal etkileri açısından karlı bir şekilde taranmıştır [ 5 – 8 ]. Origanum dictamnus , Olea europaea , Sakız sakızı , Inula viscosa , Petroselinum crispum ve Sideritisspp. en iyi bilinen örneklerden bazılarıdır [ 7 , 9 , 10 ]. Bununla birlikte, mevcut 300.000'den fazla bitki türünün biyolojik davranışının daha fazla çalışılması gerekmektedir [ 11 ].

                              Birkaç bitki türünün dikkat çekici immün sistemi uyarıcı aktivitesi, aynı zamanda, vahşi benzerlerinde enfeksiyöz süreçlerin düşük oranda ortaya çıkmasından da sorumludur. Bitki kaynaklı antimikrobiyal ajanların en bilinen geniş spektrumlu savunma mekanizmaları, “fitoaleksinlerin” varlığı ile ilgilidir. İkincisi küçük moleküllü antibiyotiklerdir (moleküler ağırlık: MW < 500) ve sınıflandırmalarına göre polifenoller, flavonoidler, terpenoidler ve glikosteroidleri içerir [ 12 ]. Patojenik saldırganları yenmek için, yukarıda belirtilen hafif antimikrobiyaller genellikle sinerjistik olarak hareket eder. Ayrıca, (1–3)- β içeren bir şeker polimeri olan kalloz üretimi-D-glukan alt birimleri, bitki hücre duvarındaki mikrobiyal istila bölgelerinde, bitkisel organizmaların tipik bir patojene özgü tepkisini oluşturur [ 13 ]. Saldıran mikroorganizmaların mevcudiyetinde avirülans (Avr) genleri tarafından tetiklenen direnç ( R ) proteinlerinin salgılanması da bitkilerin mikroplara özgü başka bir savunmasıdır [ 14 ].

                              Bakteriler, virüsler ve mantarlar çok sayıda bulaşıcı hastalığın nedenidir. İnsan vücudunun resmi sakinleridirler ve insan substratları üzerinde biyofilmler, dinamik mikrobiyal ağlar oluşturma yeteneğine sahiptirler [ 15 ]. Özellikle ağız boşluğunda, ya planktonik formda ya da polisakkarit zengini hücre dışı bir katmana gömülmüş 700'den fazla mikrobiyal tür geri kazanılmıştır [16 ] . Diş yüzeyleri ve diş eti dokuları üzerindeki olumsuz koşullara rağmen, oral mikroorganizmalar, oral substratlar ile karmaşık fizikokimyasal iletişim paternleri yoluyla hayatta kalma konusunda yeteneklidirler [ 17 ]. Bu yüzeyler üzerindeki zararlı mikrobiyal etki, çürük, diş eti iltihabı veya periodontitis oluşumuna neden olur.

                              Son yıllarda, biyofilmle ilişkili diş hastalıklarının aydınlatılması ve ortadan kaldırılması üzerine oral mikrobiyoloji araştırmalarında bir odak görüldü [ 18 , 19 ]. Mikrobiyal biyofilm topluluklarının, eşdeğer planktonik kültürlerine karşı antibiyotiklere 1000 kata kadar daha dirençli olduğu bulunurken, çoklu ilaca dirençli oral mikroorganizmalar tanımlanmıştır [ 19 ]. Vankomisine dirençli enterokokların (VRE) ve metisiline dirençli Staphylococcus aureus'un (MRSA) varlığı, ağız boşluğuyla ilgili bu birincil sağlık tehlikesiyle karşı karşıya kalan antibiyotiklerin sınırlarını vurgulamaktadır [ 20 ]. Ayrıca, endokarditle ilişkili bir Enterococcus faecalisefaA adlı virülans geni, kök kanallarındaki tedaviye dirençli suşlardan elde edilmiştir [ 21 ].

                              Oral mikrobiyal türlere karşı yeni etkili tedavi stratejileri keşfetme ihtiyacı, doğal bitkisel kaynaklara olan ilgiyi artırmıştır. Bitki kökenli yeni antimikrobiyal ajanlar, geleneksel tedavi paradigmalarını modern tıbba yeniden kazandırmayı amaçlamaktadır. Aslında bitkiler, çeşitli mikroorganizmalara ikincil metabolizma aracılı kimyasal tepkileri ve geliştirdikleri sinerjistik paradigmalar nedeniyle dikkate değer bir farmasötik aralık sergiler. İkincisi, mikropların antibiyotik monoterapisine direnmesini ve dolayısıyla tedavi edilemez hale gelmesini önler.

                              Bu raporun amacı, Akdeniz kökenli doğal bitki ve meyve özlerinin çeşitli mikrobiyal türlere karşı antimikrobiyal aktivitesini incelemektir. Daha spesifik olarak, zeytin yaprağı, sofralık zeytin, sakız sakızı ve Inula viscosa'dan (Syn. Dittrichia viscosa ) beş farklı ekstrakt, bir Candida albicans suşu da dahil olmak üzere oral mikrofloranın tipik sakinlerini oluşturan dokuz ilgili patojenik mikroorganizma paneline karşı tarandı . Ayrıca Staphylococcus aureus ve Escherichia colinormalde deri ve bağırsak florasının bir parçası olan , referans bakteri suşları olarak görev yaptı. Bu raporun sıfır hipotezi, yukarıda belirtilen ekstraktların test edilen mikroorganizmalar üzerinde antimikrobiyal etkisinin olmadığıydı. Bu amaçla, minimum inhibitör konsantrasyon (MIC) testi ve minimum bakterisidal konsantrasyon (MBC) testi olmak üzere iki antimikrobiyal test kullanıldı.

                              Git: 2. Malzemeler ve Yöntemler

                              2.1. Ekstraksiyon Süreci

                              2.1.1. Zeytin yaprağı

                              Olea europaea yaprakları iyi havalandırılan gölgeli bir yerde kurutuldu ve ardından karanlık bir odada saklandı. Yapraklar ekstraksiyondan önce, 3 mm'lik bir elekle Allen West tipi bir SCIS öğütücü kullanılarak öğütüldü. Yapraklar (3.5 Kg), aseton (2 x 2.5 L) ile 12 saat mekanik karıştırma ile özümlendi. Ekstrakt tamamen buharlaştırıldı ve bir CH2CI2 / MeOH 98:2 (3 L) karışımı ile yıkandı . Çözünmeyen malzeme ayrıldı ve indirgenmiş basınç altında kurutularak %60 oleuropein [ 22 ] içeren sarı bir toz (360 g) üretildi.

                              2.1.2. Sofralık Zeytin İşleme Atıksuları

                              Zeytin meyveleri, sulu bir %8 NaCl (w/v) solüsyonu kullanılarak 4 aylık bir süre boyunca kürlenmiştir. Su ekstraktı (400 mL), Amberlite XAD-4 reçinesine uygulandı ve kolon, %96 etanol ile yıkandı. Desorpsiyondan sonra, etanol 40°C'de kurutularak buharlaştırıldı ve fenolik fraksiyon (1.34 g) geri kazanıldı [ 22 , 23 ].

                              2.1.3. Sakız Sakızının Geleneksel Ekstraksiyonu

                              Bir miktar damla sakızı (500 g) etil asetat (500 mL) içinde seyreltildi. Daha sonra 1,500 mL metanol eklendi. 2 günlük bir sürenin ardından, bir poli- p -mirsen tabakası (150 g) boşaltıldı. Berrak bir süpernatan solüsyonu elde etmek için süzme uygulandı ve çözücü karışımı, 45°C'de 80 kPa vakumla (ekstraksiyon A) bir döner buharlaştırıcıda buharlaştırıldı. Nihai yarı katı tortu, bir desikatörde 70°C'de ve 1.000 mbar vakumda kurutuldu ve beyaz bir toz (350 g) [ 24 ] ile sonuçlandı.

                              2.1.4. Inula viskoz

                              Inula viscosa (Asteraceae) basınçlı sıvı ekstraksiyonu ile ekstre edildi. Bu amaçla, 100 mL paslanmaz çelik kaplara sahip bir Dionex hızlandırılmış solvent ekstraksiyonu (ASE) 300 Sistemi (Dionex, Sunnyvale, CA) kullanıldı. Spesifik olarak, 20 g öğütülmüş I. viskoz hava parçaları boru şeklindeki ekstraksiyon hücrelerine yerleştirildi. Bunlar daha sonra karusele yerleştirildi ve numuneler belirtilen koşullar altında özümlendi: sıcaklık: 70°C, basınç: 120 bar (cihaz tarafından önceden ayarlanmıştır), ön ısıtma süresi: 1 dakika, ısıtma süresi: 5 dakika, her biri 5 dakikalık statik süreli 2 ekstraksiyon döngüsü, yıkama hacmi: %100 ve boşaltma: 120 saniye. Etil asetat ekstraktları ve metanol ekstraktlarının ayrı preparasyonları yapıldı. Analitik dereceli etil asetat ve metanol kullanıldı ve 40°C'de bir döner buharlaştırıcı (Buchi Rotavapor R-200) kullanılarak indirgenmiş basınç altında kuruyana kadar buharlaştırıldı. Elde edilen verimler, etil asetat ekstraksiyonu için 2.08 gr ve metanol için 3.51 gr idi. 2.2. Ekstraktların Kimyasal Analizi

                              Test edilen ekstraktların (zeytin yaprakları, sofralık zeytin işleme atıksuyu ve Inula viscosa ) kalitatif ve kantitatif tayini, bir HPLC-DAD sisteminde gerçekleştirildi: Spectral System UV6000LP PDA detektörü ile birleştirilmiş Thermo Finnigan HPLC sistemi (Thermo Finnigan, San Jose, CA). İki solventli bir gradyan yöntemi kullanıldı: (A) H20 ve (B) asetonitril. Akış hızı 1 mL/dak'ya ayarlandı ve aşağıdaki elüsyon programı uygulandı: %0 A'dan %50 B'ye 0–60 dakikalık doğrusal gradyan; %100 B'ye 60–65 dakikalık doğrusal gradyan; 65–70 dakika %100 B izokratik; %0 B'ye 70–75 dk doğrusal gradyan; 75–85 dakika %0 B izokratik. Analiz 25°C'de yapıldı ve enjeksiyon hacmi 20  μ idi.L. Tespit 280 nm'de yapılmıştır ve kullanılan kolon Supelco Analytical Discovery HS C18'dir (25 cm x 4,6 mm iç çap, 5,0  μm ). Oleuropein ve hidroksitirosolün standart çözeltileri hazırlandı ve zeytin yaprağı ve sofralık zeytin işleme atıksu özlerinde aynı koşullar altında çalıştırıldı [ 22 , 23 ].

                              Damla sakızı ile ilgili olarak, test edilen ekstrakt, asidik ve nötr olmak üzere iki fraksiyona ayrıldı. Birkaç kromatografik ayırmadan sonraki asidik fraksiyon, başlıca triterpenik asitleri verdi: oleanonik asit, moronik asit, 24Z-masticadienonic asit, 24Z-izomastikadienonik asit, 24Z-masticadienolik asit ve 24Z-izomastikadienolik asit. Nötr fraksiyon, beş nötr triterpenik bileşik verdi: tirucallol, dammaradienone, 28-norolean-12-en-3-one, oleanonic aldehit ve oleanolic aldehyde. Yukarıdaki tüm bileşenler, NMR (1H, 13C, COSY, HMQC ve NOESY) ve MS ile ve literatürdeki verilerle karşılaştırılarak tanımlandı. Nükleer manyetik rezonans (NMR) spektrumları, 295 K'de Bruker DRX 400 ve Bruker AC 200 (13C NMR için 50.3 MHz) cihazlarına kaydedildi.22 ]. 2.3. Bakteriyel ve Mantar Suşları

                              Sekiz farklı türden toplam on bakteri suşu ve bir Candida albicans suşu incelenmiştir. Test edilen bakteri suşlarının sekizi ve C. albicans oral florada bulunurken, Staphylococcus aureus ve Escherichia coli sırasıyla deri ve bağırsak florasından elde edilir. Son ikisi, doğal ekstrelerin oral inhibitör etkisini genel antimikrobiyal aktiviteleriyle spesifik olarak karşılaştırmak için referans mikroorganizmalar olarak kullanıldı. Özellikle Streptococcus mutans DSM 20523, Streptococcus sobrinus DSM 20381, Streptococcus oralis ATCC 35037, Enterococcus faecalis ATCC 29212 veS. aureus ATCC 25923 fakültatif anaerobik Gram-pozitif türlerdir, oysa E. coli ATCC 25922 de fakültatif anaerobiktir ancak Gram-negatif hücre duvarına sahiptir. Porphyromonas gingivalis W381, Prevotella intermedia ATCC 25611, Fusobacterium nucleatum ATCC 25586 ve Parvimonas micra ATCC 23195 zorunlu anaeroblardır. Tüm bakteri ve mantar suşları, Freiburg'daki Albert-Ludwigs Üniversitesi'nin Bulaşıcı Hastalıklar Bölümü ve Tıbbi Mikrobiyoloji ve Hijyen Enstitüsü tarafından sağlandı. Mikroorganizmalar, kullanımlarına kadar -80°C'de %15 (v/v) gliserol içeren bazik büyüme ortamında biriktirildi. 2.4. Minimum İnhibitör Konsantrasyonun (MIC) Tayini

                              İlk olarak, CLSI yönergelerine [ 25 , 26 ] göre her bakteri ve mantar suşunun bir gecelik kültürü hazırlandı . Her dilüsyon, Columbia kanlı agar (CBA) plakalarına veya maya-sistein kan agarı (HCB) plakalarına kaplandı. Fakültatif anaerobik bakteriler ve C. albicans, CBA agar plakalarında 37°C'de ve %5-%10 CO2 atmosferinde 24 saat süreyle inkübe edildi . Anaerobik bakteriler, 37°C'de 48 saat boyunca HCB agar plakalarına yerleştirildi (anaerobik oda, Genbox BioMérieux SA, Marcy/Etoile, Fransa). Mikrodilüsyon tahlili için, tüm fakültatif anaerobik suşlar Mueller-Hinton suyu (MHB), anaerobik bakteriler Wilkins-Chalgren suyu (WCB) içinde ve C. albicans Sabouraud dekstroz suyu (SDB) içinde aşılandı, her biri 10°C'de test edilecek6 koloni oluşturan birim (CFU) mL -1 . Daha sonra, uygun hacimlerde MHB/WCB/SDB mikrobiyal kültürleri, çok kanallı bir pipet kullanılarak 96 oyuklu bir mikrotitre plakasına aktarıldı. Hazırlanan doğal ekstraktlar daha sonra dimetil sülfoksit (DMSO, Sigma, Steinheim, Almanya) içerisinde çözündürüldü ve aqua destillata içerisinde seyreltildi. DMSO'daki tüm özüt çözeltileri , 2 kattan 512 kata kadar başlayan seyreltme seviyelerinde 10 mg mL -1 ila 0.02 mg mL -1 arasında değişen bir konsantrasyon serisinde tarandı . Deneyler iki kopya halinde gerçekleştirildi. Sırasıyla bakteri ve mantarlar için normal salin içinde 0.5/1 A McFarland standart süspansiyonu hazırlandı. 96 oyuklu mikrotitre plakasının her oyuğunun toplam hacmi 200  μ idiL. DMSO kalıntılarının potansiyel antimikrobiyal etkilerini hariç tutmak için, paralel olarak bir DMSO seyreltme serisi incelenmiştir. Yalnızca MHB/WCB/SDB veya %0,2 klorheksidin (CHX) içeren kuyular, bakteri üremesi için sırasıyla pozitif ve negatif kontroller olarak görev yaptı. Steril MHB/WCB/SDB kullanılarak kontaminasyon olasılığı en aza indirildi. Daha sonra fakültatif anaerobik bakteriler ve C. albicans 37°C'de ve %5–%10 CO2'de inkübe edildi .atmosferde 24 saat, anaerobik bakteriler ise 37°C'de 48 saat tutuldu (anaerobik oda, Genbox BioMérieux SA, Marcy/Etoile, Fransa). Her bir bakteri ve mantar suşu için tüm deneyler, en azından iki kopya halinde gerçekleştirildi. Spesifik bir suşun MİK değerlerinin aynı olmaması durumunda en yüksek minimum inhibitör konsantrasyon (MİK) değerleri dikkate alınmıştır. MIC, her bir doğal ekstraktın, bakteri büyümesinin gözle görülür inhibisyonunun indüklendiği en düşük konsantrasyonu olarak tanımlandı ve bu nedenle, söz konusu konsantrasyonda bakteri büyümesinin yüzdesi ile ifade edildi. Ortak test edilen DMSO seyreltme serilerinde bakteri üremesi gözlemlenirse, DMSO'nun inhibe edici etkisi göz önünde bulundurulmuştur. 2.5. Minimum Bakterisidal Konsantrasyonun (MBC) Tayini

                              Minimum bakterisidal konsantrasyon (MBC) da CLSI yönergelerine [ 25 , 26 ] göre değerlendirildi . MIC testinin tamamlanmasından sonra, yukarıda bahsedilen 96 oyuklu mikrotiter plakalar, MBC testi için tekrar inkübe edildi. Kısaca, test edilen doğal ekstrakt konsantrasyon serisini içeren her kuyudan 10  uL , Columbia kanlı agar (CBA) veya maya-sistein kanlı agar (HCB) plakalarına kaplanmıştır. Özellikle fakültatif anaerobik bakteriler ve C. albicans, CBA plakalarında 37°C'de ve %5–%10 CO2'de inkübe edildi .2 gün boyunca atmosfer. Kesinlikle anaerobik bakteriler, 37°C'de 5 gün boyunca HCB plakalarında yetiştirildi (anaerobik oda, Genbox BioMérieux SA, Marcy/Etoile, Fransa). Koloni oluşturan birimler (CFU) görsel olarak belirlendi. MBC, pozitif kontrol ile karşılaştırıldığında bakteri büyümesinde üç günlük bir düşüşün (= %99.9) saptandığı konsantrasyon olarak tanımlandı.

                              Git: 3. Sonuçlar

                              3.1. Olea europaea

                              Zeytin işleme yan ürünlerinden üretilen iki ekstrakt test edildi. Zeytin yapraklarının aseton ile özütlenmesi , bir CH2CI2 /MeOH 98:2 karışımı ile yağı alınmış bir polar fraksiyon verdi. Elde edilen öz, %60 oleuropein içeriyordu . Sofralık zeytin işleme atık suyundan gelen ekstrakt, ana bileşik olarak yaklaşık %15 oranında oleuropeinin bozunma ürünü olan hidroksitirosol içermektedir.

                              O. europaea ekstraktlarının her biri için ortalama MIC ve MBC değerleri ve ayrıca test edilen bakteri/mantar suşları,tablo 1. tablo 1

                              Zeytin yaprağı ve sofralık zeytin ekstraktlarının ( O. europaea ) mg mL −1 cinsinden antimikrobiyal aktivitesi .
                              Streptococcus mutans DSM 20523 1.25 yok 1.25 5.00 5.00 40.00
                              Streptococcus sobrinus DSM 20381 2.50 yok 2.50 5.00 20.00 20.00
                              Streptokok oral ATCC 35037 0.07 yok 1.25 2.50 10.00 20.00
                              Enterococcus faecalis ATCC 29212 0.60 yok 5.00 yok 20.00 80.00
                              Candida albicans DSM 1386 yok yok yok yok 10.00 10.00
                              Escherichia coli ATCC 25922 yok yok 5.00 yok 20.00 40.00
                              Staphylococcus aureus ATCC 25923 2.50 5.00 2.50 2.50 20.00 40.00
                              Porphyromonas gingivalis W381 0.30 0.60 0,15 1.25 5.00 20.00
                              Prevotella intermedia ATCC 25611 2.50 5.00 0.30 0.60 2.50 5.00
                              Fusobacterium nucleatum ATCC 25586 0.60 1.25 0.60 2.50 10.00 10.00
                              Parvimonas micra ATCC 23195 0.30 1.25 0,15 0.60 10.00 20.00
                              Ayrı bir pencerede aç
                              NA: etkinlik gözlemlenmedi; MIC veya MBC 10.00 mg mL- 1'de ölçüldü .

                              *MIC: optik yoğunluk (OD) ölçümünün minimum bakteri üremesi gösterdiği ekstrakt konsantrasyonu.

                              **MBC: bakteri üremesinde üç log azalmanın (%99,9) indüklendiği ekstrakt konsantrasyonu.

                              Genel olarak sofralık zeytin özü, zeytin yaprağı özünden daha aktifti. 0,15 mg mL -1 ( Porphyromonas gingivalis, Parvimonas micra ) ila 10,00 mg mL -1 ( Candida albicans ) ortalama konsantrasyon aralığı ile test edilen mikroorganizmaların neredeyse tamamına karşı etkili olmuştur . Fakültatif anaerobik bakteriler için MİK değerleri 1,25 mg mL -1 ( Streptococcus mutans , Streptococcus oralis ) ile 5,00 mg mL -1 ( Enterococcus faecalis ) arasında değişmektedir. Sofralık zeytin ekstraktının MBC değerleri 0,60 ile 10,00 mg mL -1 arasında değişmektedir . Zorunlu anaeroblar ( Prevotella intermedia ,P. micra ), E. faecalis ve C. albicans'a (10,00 mg mL -1 ) kıyasla daha kolay eradike edilmiştir (0,60 mg mL -1 ).

                              Zeytin yaprağı özleri, oral patojenlere karşı daha hafif bir inhibitör etki göstermiştir. Eradike edilen mikrobiyal suşların MİK değerleri 0,07 mg mL -1 ( S. oralis ) ile 10,00 mg mL -1 ( C. albicans , Escherichia coli ) arasındaydı. MBC değerleri, O. europaea yaprak ekstraktlarının (10.00 mg mL -1 ) varlığında fakültatif anaerobların kalıcılığını göstermiştir . Bununla birlikte, P. gingivalis özün 0,60 mg mL -1'i tarafından inhibe edilirken , 1,25 mg mL -1'i , Fusobacterium nucleatum ve P. micra'nın %99,9'unu öldürdü . 3.2. Damla sakizi

                              Tablo 2taranan tüm mikrobiyal suşlar için test edilen sakız sakızı ekstraktının MIC ve MBC değerlerini özetler. İçerilen çözünmeyen polimerin uzaklaştırılmasından sonra, polimersiz bir toplam mastik özü hazırlandı. Ekstraktın NMR ve MS ile kapsamlı karakterizasyonu, bunun triterpenik asitler, triterpenik alkoller ve aldehitler içerdiğini ortaya çıkardı. Tablo 2

                              Dört sakız sakızı ekstraktının mg mL -1 cinsinden antimikrobiyal aktivitesi .
                              Streptococcus mutans DSM 20523 yok yok 5.00 40.00
                              Streptococcus sobrinus DSM 20381 yok yok 10.00 20.00
                              Streptokok oral ATCC 35037 2.50 5.00 10.00 20.00
                              Enterococcus faecalis ATCC 29212 yok yok 10.00 80.00
                              Candida albicans DSM 1386 yok yok 10.00 10.00
                              Escherichia coli ATCC 25922 yok yok 10.00 10.00
                              Staphylococcus aureus ATCC 25923 2.50 5.00 20.00 80.00
                              Porphyromonas gingivalis W381 0.02 0.07 10.00 20.00
                              Prevotella intermedia ATCC 25611 0.07 0.30 2.50 5.00
                              Fusobacterium nucleatum ATCC 25586 2.50 2.50 10.00 20.00
                              Parvimonas micra ATCC 23195 0.60 0.60 2.50 10.00
                              Ayrı bir pencerede aç
                              NA: etkinlik gözlemlenmedi; MIC veya MBC 10.00 mg mL- 1'de ölçüldü .

                              *MIC: bakteri üremesinde üç log azalmanın (%99,9) indüklendiği ekstrakt konsantrasyonu.

                              **MBC: bakteri üremesinde üç log azalmanın (%99,99) indüklendiği ekstrakt konsantrasyonu.

                              Total sakız ekstraktı MİK değerleri 0,02 mg mL -1 ( P. gingivalis ) ile 10 mg mL -1 arasında değişen tüm mikroorganizmalara karşı etkili olmuştur . Ortalama MBC değerleri 0,07 mg mL -1 ( P. gingivalis , P. micra ) ile 10,00 mg mL -1 ( S. mutans , S. sobrinus , E. faecalis , C. albicans ve E. coli ) arasındaydı. 0,07 ile 2,50 mg mL -1 arasındaki ekstrakt konsantrasyonları , esas olarak katı anaerobik, Gram-negatif bakteriler ( P. gingivalis , P. intermedia) üzerinde bakterisidal etki göstermiştir.ve F. nucleatum ). 3.3. Inula viskoz

                              Tablo 3seçilen oral bakteri/mantar suşlarına karşı test edilen iki I. viscosa ekstraktının MIC ve MBC değerlerinin aralığını özetler . I. viscosa'nın havadaki kısımları , ayrı bir özütlemenin ardından farklı polariteye sahip iki çözücü ile özümlendi. Etil asetat ekstraktı, orta polariteli bileşikler, esasen 3-0 - asetilpadmatin, 7- O -metilaromadendrin, hispidulin, apigenin, luteolin, seskiterpenik bileşikler ve triterpenoidler gibi flavonoidler verdi. Metanol ekstraktı, etil asetat ekstraktı ile bazı ortak bileşikler içerirken, fenolik asitler ve flavonoidler de tespit edildi. Tablo 3

                              mg mL −1 cinsinden antimikrobiyal aktivite I . viskoz özleri.
                              Streptococcus mutans DSM 20523 0,15 1.25 1.25 5.00 5.00 40.00
                              Streptococcus sobrinus DSM 20381 2.50 2.50 2.50 5.00 20.00 20.00
                              Streptokok oral ATCC 35037 0.30 0.30 0.60 0.60 10.00 20.00
                              Enterococcus faecalis ATCC 29212 2.50 5.00 5.00 5.00 20.00 80.00
                              Candida albicans DSM 1386 1.25 2.50 5.00 5.00 10.00 10.00
                              Escherichia coli ATCC 25922 2.50 5.00 yok yok 20.00 40.00
                              Staphylococcus aureus ATCC 25923 0.60 1.25 1.25 2.50 20.00 40.00
                              Porphyromonas gingivalis W381 0.07 0,15 0,15 0.30 5.00 20.00
                              Prevotella intermedia ATCC 25611 0,15 0.30 0.30 0.60 2.50 5.00
                              Fusobacterium nucleatum ATCC 25586 0.30 0.60 0.60 1.25 10.00 10.00
                              Parvimonas micra ATCC 23195 0,15 0.60 0.60 1.25 10.00 20.00
                              Ayrı bir pencerede aç
                              NA: etkinlik gözlemlenmedi; MIC veya MBC 10.00 mg mL- 1'de ölçüldü .

                              *MIC: optik yoğunluk (OD) ölçümünün minimum bakteri üremesi gösterdiği ekstrakt konsantrasyonu.

                              **MBC: bakteri üremesinde üç log azalmanın (%99,9) indüklendiği ekstrakt konsantrasyonu.

                              İki I. viscosa ekstraktı arasında, etil asetat ekstraktı, metanol ekstraktına kıyasla taranan mikroorganizmalara karşı daha güçlü bir antimikrobiyal etki gösterdi. Etkisi altında, 0,07 mg mL -1 ( P. gingivalis ) ila 2,50 mg mL -1 ( S. sobrinus , E. faecalis ve E. coli ) arasında bir ortalama inhibitör konsantrasyon aralığı gözlendi. Etil asetat ekstraktının MBC değerleri 0,15 ila 5,00 mg mL -1 arasında değişmiştir . P. gingivalis (0,15 mg mL -1 ) gibi zorunlu anaeroblar, daha kalıcı olanlara kıyasla azaltılmış ekstrakt konsantrasyonları ile verimli bir şekilde ortadan kaldırılmıştır.E. faecalis ve E. coli suşları (5,00 mg mL -1 ).

                              I. viscosa metanol ekstraktı ayrıca oral bakteri ve mantarlar üzerinde önemli bir inhibitör etkiye sahipti. Eradike edilen mikroorganizmaların MİK değerleri 0,15 mg mL -1 ( P. gingivalis ) ile 10,00 mg mL -1 ( E. coli ) arasında değişmektedir. MBC değerleri 0,30 ile 10,00 mg mL -1 arasında değişmektedir . Bu nedenle, P. gingivalis, 0,30 mg mL -1 ekstrakt ile elimine edilirken , 0,60 mg mL -1 , P. intermedia ve S. oralis için bakteri üremesinde üç logluk bir azalmaya neden oldu .

                              Git: 4. Tartışma

                              Oral biyofilmlerin antibiyotik direncini dikkate alan bu çalışma, tedaviye dirençli diş hastalıklarının tedavisinde yeni bitki kaynaklı antimikrobiyal ajanları tanıtmayı amaçladı. Bu nedenle, beş farklı Akdeniz doğal bitki ve meyve özünün antimikrobiyal etkisi, temsili oral bakteri suşları ve C. albicans üzerinde araştırıldı . Bildiğimiz kadarıyla bu, ağız boşluğunun kommensal florasına ait mikroorganizmalara karşı Olea europaea , sakız sakızı ve Inula viscosa'nın antimikrobiyal etkinliğine ilişkin ilk rapordur.

                              Bu çalışmada, test edilen O. europaea ekstraktlarının özellikle Porphyromonas gingivalis , Prevotella intermedia ve Fusobacterium nucleatum gibi Gram-negatif, anaerobik periodontal patojenlere karşı etkili olduğu bulundu . Aslında, O. europaea ekstraktlarının ve çeşitli mikrobiyal türleri kullanan saf bileşiklerin mükemmel antibakteriyel aktivitesi hakkında birkaç rapor vardır [ 7 , 27 – 29 ]. Sudjana ve ark. ticari zeytin yaprağı ekstraktının Campylobacter jejuni , Helicobacter pylori ve Staphylococcus aureus'a karşı dar spektrumlu antibakteriyel etkisini doğrulamıştır ,yanı sıra metisiline dirençli S. aureus'a (MRSA) karşı [ 30 ]. Bu, O. europaea ekstraktlarının C. jejuni ve H. pylori gibi gastrik Gram-negatif mikroorganizmalar ile düzenleyici girişimini vurgulamaktadır . Başka bir raporda, zeytin yaprağı özleri Gram-negatif Escherichia coli , Pseudomonas aeruginosa ve Klebsiella pneumoniae'yı ortadan kaldırmayı başardı [ 31 ]. Bununla birlikte, Gram-negatif mikroorganizmalar, aktif akış pompalarının ekspresyonu nedeniyle, geleneksel antimikrobiyal ilaçlara genellikle dirençlidir [ 32] .]. İnatçı doğaları, bozundurucu enzimlerin salınması ve antibiyotik hedeflerinin moleküler başkalaşımı ile de desteklenir [ 33 ]. Ayrıca, hücre duvarı ile dış zar arasındaki yapısal farklılıkları içeren Gram-negatif bakterilerin aşırı hassas yapısı, çeşitli antimikrobiyal maddelere duyarlılıklarını etkiler [ 34 ].

                              Ayrıca, sofralık zeytin özü, daha hafif antistafilokokal aktivite sunarak, Gram-pozitif bakteriler üzerinde ek bir etki olduğunu düşündürmektedir. Önceki bir rapor, O. europaea yapraklarının Gram-pozitif Bacillus cereus'a karşı antimikrobiyal etkinliğini tanımlamıştır [ 27 ]. O. europaea ekstraktlarının Gram-pozitif hücre duvarına tam sızma ve yıkım mekanizması, muhtemelen antiquorum sensing (QS) bileşiklerinin varlığını ima eder [ 35 ]. S. aureus gibi Gram-pozitif mikroorganizmaların patojenitesi, agr operon veya analog QS iletişim kalıpları tarafından tetiklenen "quormones" adlı küçük peptitlere dayandığından , O. europaeavarsayımsal olarak eylemlerine müdahale edebilir [ 36 ]. Daha önceki bir çalışmanın sonuçlarının aksine, Candida albicans sofralık zeytin ekstraktına duyarlı bulunmamıştır [ 27 ]. Çelişkili sonuçlar, kaynatma da dahil olmak üzere kullanılan farklı ekstraksiyon yöntemlerine bağlanabilir. Bununla birlikte, sayısız fenolik veya diğer bileşiklerden hangisinin bu olumlu etkiden sorumlu olduğu bilinmemektedir. Bu çalışmada, ekstraktların iki ana bileşiği zeytin yaprağındaki oleuropein ve sofralık zeytin işleme atık suyundaki hidroksitirosol olmuştur. Birçok çalışma, iki bileşiğin güçlü antimikrobiyal aktivitesini iddia etmektedir [ 22 , 37 ].

                              Sakız sakızı, Akdeniz ağacı Pistacia lentiscus var. chia. P. gingivalis , P. intermedia , F. nucleatum ve P. micra incelenen sakız sakızı ekstraktlarının tamamına karşı yüksek duyarlılık göstermiştir. Sakız sakızının olumlu antimikrobiyal özelliklerine ilişkin çok sayıda rapor, çeşitli patojenlere karşı etkinliğinin de altını çizmektedir [ 6 , 24 , 38 – 40 ]. Daha spesifik olarak, sıvı formda (%2) mastik içeren ticari bir ürün, Gram-negatif P. gingivalis'e karşı dar bir antibakteriyel spektrum göstermiştir vePrevotella melaninogenica [ 40 ]. Gram-pozitif bakteriler ( Streptococcus mutans , S. aureus ) ve mantarlar ( C. albicans ) etkilenmedi. Takahashi ve ark. 4 saatlik sakız sakızından sonra bakteriyel tükürük kolonilerinin toplam sayısında bir azalma olduğunu doğruladı [ 41 ]. Klorheksidin (CHX) gibi geleneksel oral antibakteriyel kimyasalların uygulanmasına diş renginin solması ve artan hücre toksisitesi gibi yan etkiler eşlik ettiğinden, sakızdan türetilen ağız çalkalama sularının kullanılması minimum dezavantajla antiplak aktiviteyi destekleyebilir.

                              Genel olarak sakız sakızı, en önemlileri a -pinen, β -mirsen, β -karyofillen, β -pinen ve limonen olan çeşitli uçucu bileşenlerden oluşur [ 6 ]. Bununla birlikte, burada test edilen ekstrakt, çoğunlukla aktif prensipler olabilecek triterpenik asitler içeriyordu. Çoğunlukla majör triterpenik asitler içeren polimer içermeyen toplam mastik ekstraktının, H. pylori gibi diğer kalıcı mikroorganizmaları etkili bir şekilde ortadan kaldırdığı daha önce bulunmuştu . Triterpenik alkoller ve aldehitler için azaltılmış aktivite gözlendi [ 24]. Ek olarak bulunan triterpenik alkoller ve aldehitler, ilgili bir antimikrobiyal etki göstermemiştir. Koutsoudaki ve ark. B. subtilis ve S. aureus'un β -myrcene'e karşı orta ila yüksek duyarlılığı tespit edilirken , E. coli bu maddeye karşı hiçbir duyarlılık göstermedi [ 39 ]. Ayrıca, β -pinene'in E. coli ve S. aureus'a karşı etkisiz olduğu kanıtlanırken , B. subtilissadece hafif bir tepki gösterdi. Bu değişken sonuçlar, sakız sakızı ekstraktlarının farklı bileşenlerinin sinerjistik bir aktivitesinin, antimikrobiyal etkisinden sorumlu olabileceğini düşündürmektedir. Bu nedenle, mevcut çalışmanın sonuçları, belirli sakız bileşenlerinin birbirine bağlı antimikrobiyal aktivitesinin, tedaviye dirençli Gram-negatif oral mikroorganizmaların yok edilmesine odaklandığını göstermektedir.

                              Bu çalışmada I. viscosa , yalnızca Gram-negatif anaerobik patojenlere karşı değil, aynı zamanda streptokoklara ( S. mutans , S. oralis ) karşı da oldukça etkiliydi . Oral kavitedeki avantajlı etkileri ilk kez burada gösterilmiş olmasına rağmen, genel antibakteriyel, antifungal ve antiviral özelliklerini değerlendiren birçok rapor bulunmaktadır .]. İki ekstraktın aktiviteleri arasındaki fark, farklı kimyasal profillere bağlanabilir. Genellikle iki ekstrakt pek çok ortak metabolit içerir; ancak, en polar olanlar metanol ekstraktında bulunur. Önceki bir raporda, bitkinin metanol ekstraktlarının S. aureus gibi Gram-pozitif bakterilere karşı etkili antimikrobiyal davranış gösterdiği ve E. faecalis , C. albicans ve Candida tropicalis'in de I. viscosa'ya duyarlı olduğu , oysa Gram-negatif bakterilerin daha az duyarlı olduğu bulunmuştur [ 45 ]. I. viscosa'nın antimikrobiyal etkisi Bacillus cereus üzerinde de gözlemlendi veSalmonella typhimurium . Ek olarak, bitkinin 3,3'-di-O-metilquercetin adlı bir bileşiğinin, çeşitli bakteri hücre duvarlarına nüfuz ettikten sonra sitoplazmik zarları bozabileceği ortaya çıktı [ 44 ]. Ayrıca, Wang ve ark. I. viscosa'nın Oomycetes, Ascomycetes ve Basidiomycetes familyalarının patojenlerine karşı fungisidal özellikler gösterdiğini bildirmiştir [ 46 ]. Bu, I. viscosa'nın C. albicans'a karşı 2,50–5,00 mg mL -1 konsantrasyon aralığında bakterisidal etkiler gösterdiği bu çalışmanın bulgularıyla uyumludur .

                              Şifalı bitkilerin, gelişmiş antibakteriyel özelliklere sahip çok sayıda biyolojik olarak aktif bileşenin bol miktarda rezervuarı olduğu kanıtlanmıştır. Diş macunları ve ağız gargaraları gibi dişçilik ürünlerinde yaygın olarak kullanılan sentetik kimyasalların dişlerde renk bozulmasına, hücre toksisitesine, kusmaya veya ishale neden olabileceği iyi bilinmektedir [ 47 , 48]. Bu nedenle, bitki özleri, yeni nesil oral farmasötikler için güçlü alternatif bileşikler olarak kabul edilir. Aslında, dental kemoterapötiklerin yeni bitki kaynaklı bileşenleri (ağız çalkalama suları, irrigasyon solüsyonları ve intrakanal ilaçlar), antibiyotiğe dirençli patojenler, bağışıklığı baskılanmış bireyler ve mali açıdan zayıf gelişmekte olan ülkeler için etkili tedaviye olanak sağladıklarından, plak kontrol stratejilerinde uzmanlaşmış dişçilik endüstrisinin gelecekteki çok önemli kaynaklarıdır.

                              Git: 5. Sonuç

                              Sonuç olarak, bu raporun sonuçları, tedaviye dirençli oral mikroorganizmalara karşı antimikrobiyal aktiviteye sahip alternatif doğal bileşiklerin keşfine olan ilgiyi artırmaktadır. Genel olarak, O. europaea , sakız sakızı ve I. viscosa'dan elde edilen ekstraktlar, test edilen oral patojenlere, özellikle Gram-negatif anaerobik bakterilere karşı aktifti ve bu nedenle periodontite karşı kullanılabilecek alternatif doğal anti-enfeksiyöz ajanlar olarak düşünülebilir.

                              Git: Çıkar Çatışması

                              Yazarlar bu makalenin yayınlanmasıyla ilgili herhangi bir çıkar çatışması olmadığını beyan ederler.

                              Git: Referanslar

                              1. Sofrata A, Santangelo EM, Azeem M, Borg-Karlson A, Gustafsson A, Pütsep K. Salvadora persica'nın köklerinden elde edilen önemli bir bileşen olan Benzyl isothiocyanate, Gram-Negatif bakterilere karşı oldukça aktiftir. PLoS BİR . 2011; 6 (8) e23045 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                              2. Paddon CJ, Westfall PJ, Pitera DJ ve diğerleri. Güçlü antimalaryal artemisinin yüksek düzeyde yarı sentetik üretimi. Doğa _ 2013; 496 (7446):528–532. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              3. Takebe Y, Saucedo CJ, Lund G ve ark. Kırmızı ve mavi-yeşil alglerden elde edilen antiviral lektinler, hepatit C virüsüne karşı güçlü in vitro ve in vivo aktivite gösterir. PLoS BİR . 2013; 8 (5) e64449 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                              4. Trentin DS, Silva DB, Amaral MW, et al. Bakteriyostatik etkiye sahip tanenler, Pseudomonas aeruginosa adezyonunu ve biyofilm oluşumunu bozar. PLoS BİR . 2013; 8 (6) e66257 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                              5. Spanou C, Stagos D, Tousias L, et al. Eşsiz Yunan Leguminosae bitki çeşitlerinden ekstraktların antioksidan aktivitesinin in vitro analizler kullanılarak değerlendirilmesi . Antikanser Araştırması . 2007; 27 (5A):3403–3410. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              6. Paraschos S, Mitakou S, Skaltsounis AL. Sakız sakızı: biyolojik aktivitelerinin gözden geçirilmesi. Güncel Tıbbi Kimya . 2012; 19 (14):2292–2302. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              7. Odiatou EM, Skaltsounis AL, Constantinou AI. Zeytin polifenolleri oleuropein ve hidroksitirosolün in vitro pro-oksidan ve sitotoksik aktivitelerinden sorumlu faktörlerin belirlenmesi. Kanser Mektupları . 2013; 330 (1):113–121. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              8. Silva N, Alves S, Goncalves A, Amaral JS, Poeta P. Akdeniz aromatik bitkilerinden elde edilen uçucu yağların çeşitli gıda kaynaklı ve bozulmaya neden olan bakterilere karşı antimikrobiyal aktivitesi. Uluslararası Gıda Bilimi ve Teknolojisi . 2013; 19 (6):503–10. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              9. Liolios CC, Graikou K, Skaltsa E, Chinou I. Girit Dittany: botanik ve etnofarmakolojik inceleme. Etnofarmakoloji Dergisi . 2010; 131 (2):229–241. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              10. González-Burgos E, Carretero ME, Gómez-Serranillos MP. Sideritis spp.: kullanımlar, kimyasal bileşim ve farmakolojik aktiviteler—bir inceleme. Etnofarmakoloji Dergisi . 2011; 135 (2):209–225. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              11. Ngo LT, Okogun JI, Halk WR. 21. Yüzyıl doğal ürün araştırmaları ve ilaç geliştirme ve geleneksel ilaçlar. Doğal Ürün Raporları . 2013; 30 (4):584–592. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                              12. Hemaiswarya S, Kruthiventi AK, Doble M. Enfeksiyon hastalıklarına karşı doğal ürünler ve antibiyotikler arasındaki sinerji. Bitki ilacı 2008; 15 (8):639–652. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              13. Maor R, Shirasu K. Silahlanma yarışı devam ediyor: Bitkiler ve mantar patojenleri arasındaki savaş stratejileri. Mikrobiyolojide Güncel Görüş . 2005; 8 (4):399–404. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              14. Dangl JL, Jones JDG. Bitki patojenleri ve enfeksiyona karşı entegre savunma tepkileri. Doğa _ 2001; 411 (6839):826–833. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              15. Battin TJ, Sloan WT, Kjelleberg S, et al. Mikrobiyal manzaralar: Biyofilm araştırmasına yeni yollar. Doğa İncelemeleri Mikrobiyoloji . 2007; 5 (1):76–81. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              16. Keijser BJ, Zaura E, Huse SM, et al. Sağlıklı yetişkinlerin oral mikroflorasının Pyrosequencinq analizi. Diş Araştırma Dergisi . 2008; 87 (11):1016–1020. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              17. Socransky SS, Haffajee AD. Dental biyofilmler: zor terapötik hedefler. Periodontoloji 2000 . 2002; 28 (1):12–55. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              18. Al-Ahmad A, Wunder A, Auschill TM, et al. Streptococcus spp., Actinomyces naeslundii , Fusobacterium nucleatum ve Veillonella spp.'nin in vivo dinamikleri . beş renkli multipleks floresan in situ hibridizasyon ile analiz edildiği gibi diş plağı biyofilminde . Tıbbi Mikrobiyoloji Dergisi . 2007; 56 (5):681–687. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              19. Karygianni L, Follo M, Hellwig E, et al. Oral biyofilmlerin büyük ölçekli analizi için mikroskop tabanlı görüntüleme platformu. Uygulamalı ve Çevresel Mikrobiyoloji . 2012; 78 (24):8703–8711. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                              20. Smith K, Robertson DP, Lappin DF, Ramage G. Ticari gargaralar oral MRSA biyofilmlerine karşı etkisizdir. Oral Cerrahi, Oral Tıp, Oral Patoloji ve Oral Radyoloji . 2013; 115 (5):624–629. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              21. Al-Ahmad A, Ameen H, Pelz K, et al. Kök dolgulu dişlerle ilişkili endodontik enfeksiyonlardan izole edilen farklı bakterilerin antibiyotik direnci ve biyofilm oluşturma kapasitesi. Endodonti Dergisi . 2014; 40 (2):223–230. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              22. Kyriazis JD, Aligiannis N, Polychronopoulos P, Skaltsounis A, Dotsika E. Zeytin ağacı özlerinin Leishmanicidal aktivite değerlendirmesi. Bitki ilacı 2013; 20 (3-4):275–281. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              23. Agalias A, Magiatis P, Skaltsounis AL, et al. Zeytinyağı fabrikası atık suyunun yönetimi ve doğal antioksidanların geri kazanımı için yeni bir süreç. Tarım ve Gıda Kimyası Dergisi . 2007; 55 (7):2671–2676. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              24. Paraschos S, Magiatis P, Mitakou S ve ark. Sakız sakızı ekstraktlarının ve bileşenlerinin Helicobacter pylori'ye karşı in vitro ve in vivo aktiviteleri . Antimikrobiyal Ajanlar ve Kemoterapi . 2007; 51 (2):551–559. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                              25. NCCLS. Ulusal Klinik Laboratuvar Standartları Komitesi . Wayne, Pa, ABD: NCCLS; 1999. [ Google Akademik ]
                              26. NCCLS. Ulusal Klinik Laboratuvar Standartları Komitesi . 6. baskı. Villanova, Pa, ABD: NCCLS; 2003. [ Google Akademik ]
                              27. Pereira AP, Ferreira ICFR, Marcelino F, et al. Zeytin ( Olea europaea L. Cv. Cobrançosa) yapraklarının fenolik bileşikleri ve antimikrobiyal aktivitesi . moleküller _ 2007; 12 (5):1153–1162. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                              28. Lee OH, Lee BY. Olea europaea yaprak ekstraktındaki bireysel ve kombine fenoliklerin antioksidan ve antimikrobiyal aktiviteleri . Biyokaynak Teknolojisi . 2010; 101 (10):3751–3754. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              29. Zoidou E, Melliou E, Gikas E, Tsarbopoulos A, Magiatis P, Skaltsounis A. Geleneksel bir Yunan sofralık zeytin çeşidi olan throuba thassos'un besleyici açıdan zengin bir oleuropein kaynağı olarak tanımlanması. Tarım ve Gıda Kimyası Dergisi . 2010; 58 (1):46–50. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              30. Sudjana AN, D'Orazio C, Ryan V, et al. Ticari Olea europaea (zeytin) yaprağı ekstraktının antimikrobiyal aktivitesi. Uluslararası Antimikrobiyal Ajanlar Dergisi . 2009; 33 (5):461–463. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              31. Markín D, Duek L, Berdícevsky I. Zeytin yapraklarının in vitro antimikrobiyal aktivitesi. mikozlar _ 2003; 46 (3-4):132–136. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              32. Pagès J, Amaral L. İlaç akışının mekanizmaları ve bunlarla mücadele stratejileri: Gram-negatif bakterilerin akış pompasına meydan okumak. Biochimica ve Biophysica Açta . 2009; 1794 (5):826–833. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              33. Piddock LJV. Bakterilerde klinik olarak ilgili kromozomal olarak kodlanmış çoklu ilaç direnci akış pompaları. Klinik Mikrobiyoloji İncelemeleri . 2006; 19 (2):382–402. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                              34. Friedman M, Henika PR, Mandrell RE. Bitki esansiyel yağlarının ve izole edilmiş bazı bileşenlerinin Campylobacter jejuni , Escherichia coli , Listeria monocytogenes ve Salmonella enterica'ya karşı bakterisidal aktiviteleri . Gıda Koruma Dergisi . 2002; 65 (10):1545–1560. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              35. Gray B, Hall P, Gresham H. Çoklu gram-pozitif bakteriyel enfeksiyonları tedavi etmek için ortak terapötiklerin geliştirilmesi için agr- ve agr-benzeri çekirdek algılama sistemlerini hedefleme. sensörler _ 2013; 13 (4):5130–5166. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                              36. Wright JS, III, Traber KE, Corrigan R, Benson SA, Musser JM, Novick RP. Agr radyasyonu : stafilokokların evriminde erken bir olay. Bakteriyoloji Dergisi . 2005; 187 (16):5585–5594. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                              37. Obied HK, Prenzler PD, Omar SH, et al. Zeytin biyofenollerinin farmakolojisi. Moleküler Toksikolojideki Gelişmeler . 2012; 6 :195–242. [ Google Akademik ]
                              38. Magiatis P, Melliou E, Skaltsounis A, Chinou IB, Mitaku S. Pistacia lentiscus var. chia _ Planta Medica . 1999; 65 (8):749–752. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              39. Koutsoudaki C, Krsek M, Rodger A. Pistacia lentiscus Var. chia. Tarım ve Gıda Kimyası Dergisi . 2005; 53 (20):7681–7685. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              40. Sakagami H, Kishino K, Kobayashi M, et al. Mastiğin seçici antibakteriyel ve apoptoz modüle edici aktiviteleri. Vivo'da . 2009; 23 (2):215–224. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              41. Takahashi K, Fukazawa M, Motohira H, Ochiai K, Nishikawa H, Miyata T. Sakız sakızının ağız boşluğunda plak önleyici etkileri üzerine bir pilot çalışma. Periodontoloji Dergisi . 2003; 74 (4):501–505. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              42. Maoz M, Neeman I. Inula viscosa özütünün dermatofitlerde ve Candida albicans'ta kitin sentezi üzerindeki etkisi . Etnofarmakoloji Dergisi . 2000; 71 (3):479–482. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              43. Sassi AB, Harzallah-Skhiri F, Bourgougnon N, Aouni M. Bazı Tunus şifalı bitkilerinin Herpes simpleks virüsü tip 1'e karşı antiviral aktivitesi. Doğal Ürün Araştırması . 2008; 22 (1):53–65. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              44. Talib WH, Abu Zarga MH, Mahasneh AM. Inula viscosa'dan izole edilen bileşiklerin antiproliferatif, antimikrobiyal ve apoptozu indükleyici etkileri. moleküller _ 2012; 17 (3):3291–3303. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                              45. Gökbulut A, Özhan O, Satılmış B, Batçioğlu K, Günal S, Şarer E. Türkiye'den seçilmiş inula türlerinin antioksidan ve antimikrobiyal aktiviteleri ve fenolik bileşikleri. Doğal Ürün İletişimi . 2013; 8 (4):475–478. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              46. ​​Wang W, Ben-Daniel BH, Cohen Y. Inula viscosa özleri ile bitki hastalıklarının kontrolü . fitopatoloji _ 2004; 94 (10):1042–1047. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              47. Chung JY, Choo JH, Lee MH, Hwang JK. Myristica fragrans'tan (hindistan cevizi) izole edilen macelignan'ın Streptococcus mutans'a karşı antikariyojenik aktivitesi. Bitki ilacı 2006; 13 (4):261–266. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              48. Neumegen RA, Fernández-Alba AR, Chisti Y. Aktif çamurda triklosan, fenol ve bakır sülfatın toksisiteleri. Çevresel Toksikoloji . 2005; 20 (2):160–164. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                              Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X