Duyuru

Collapse
No announcement yet.

BAL, BAL ŞURUBU, BAL Şerbeti, Honey

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • BAL, BAL ŞURUBU, BAL Şerbeti, Honey

    Bal Şerbeti Nedir? 10 Bilinmeyen Faydası
    Bal şerbeti nedir ve neden tüketmeliyiz diye merak ediyorsanız bu içerik tam da size göre. Tarihi Osmanlı mutfağına dayanan bu şerbet eski zamanlarda oldukça tüketilen bir içecekti. Bağışıklık sistemine destek veren ve dinç kalmamıza yardımcı olan bu içeceği düzenli olarak tüketerek faydalarını görmek mümkündür. Peki bu şerbet nedir ve faydaları nelerdir? Hadi hep beraber bal şerbetinin inanılmaz faydalarını inceleyelim. İçindekiler;

    Bal Şerbeti Nedir?
    Bal şerbeti nedir sorusuna gelecek olursak bunu isminden de anlayacağınız üzere bal ile su karıştırarak elde edebiliriz. Sindirim ve bağışıklık sistemine olan faydalarıyla bilinen bu şerbet özellikle de aç karnına içildiği zaman etkili oluyor. Zayıflamayı düşünen ve diyette olan kişilere de diyetisyenlerin sıkça önerdiği bir şerbettir. Balın antiseptik etkisi aynı zamanda mide asidini düzenleyerek mide sorunlarını da engelliyor. Özellikle de kabızlık problemleri yaşıyorsanız düzenli olarak tüketmenizde fayda olacaktır.

    Bal Şerbeti Nedir?

    Bal Şerbeti Faydaları
    Bal şerbeti faydaları tıpkı bal faydaları gibidir. Ilık su içerisine bal eklenerek yapılan bal şerbetinin inanılmaz yararları bulunuyor. Bunları özetleyecek olursak bal şerbeti;
    • Öksürüğü hafifletiyor
    • Balgam söktürmeye yardımcı oluyor
    • Bağışıklık sistemini güçlendiriyor
    • Sindirim sistemini düzenliyor
    • Enerjik hissetmenizi sağlıyor
    • Ağızdaki bakterileri yok ederek diş sağlığına iyi geliyor
    • Metabolizmayı hızlandırıyor. Bal şerbetinin daha çok fazla faydası olduğunu söyleyebiliriz. Siz de daha sağlıklı ve düzenli bir yaşam istiyorsanız bal şerbetini hayatınıza sokabilirsiniz.
    Bal Şerbeti Nasıl Yapılır?
    Bal şerbeti faydaları açısından oldukça zengin bir karışımdır. Peki bu şerbeti nasıl yapabiliriz? Aslında bal şerbetini yapmak oldukça kolay. Gereken malzemeler sadece bal ve su. Tabii isteğe göre limon suyu da ekleyebilirsiniz. 1 su bardağı sıcak suya 2 tatlı kaşığı bal ekleyerek karıştırın. İsterseniz içerisinde limon suyu da ekleyebilirsiniz. Daha farklı ve aromalı tat sevenler tarçın kabuğu ekleyerek tatlandırabilir. Tabii mutlaka şerbette kullanacağınız balın organik ve hakiki olmasına özen gösteriniz. Toros Dağı Bal olarak üretmekte olduğumuz hakiki balları bu muhteşem tarifte gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz.

    Bal Şerbeti Ne Zaman İçilir?
    Bal şerbeti neye iyi gelir hiç düşündünüz mü? Bu özel karışım aslında bağışıklık sistemi açısından oldukça önemlidir. Özellikle de soğuk kış günlerinde hastalıklardan korunmak için düzenli olarak tüketebilirsiniz. Bunun dışında kötü kolesterolü düşürmede de etkili olduğu bilinmektedir. Kalp ve damar sağlığını korumanın en önemli yolu balı düzenli olarak tüketmektir. Sabahları aç karnınıza bal şerbeti tüketerek daha sağlıklı bir yaşam elde edebilirsiniz.

    Bal Şerbetinin Tadı Nasıldır?
    Bal şerbetinin tadı tahmin edilebileceği gibi hafif bir lezzettedir. Ilık bir su ile balın karışımından elde edilen bu karışım hemen hemen herkesin seveceği bir tada sahiptir. Daha önce tadına bakmadıysanız evde kolay bir şekilde hazırlayıp deneyimleyebilirsiniz. Düzenli olarak bu şerbeti tüketerek kendinize daha iyi bakabilirsiniz. Hakiki ve organik ballar ile bu tarifi hazırlayarak sağlıklı bir yaşam sürmek mümkündür. Hemen şimdi Toros Dağı Balcılık olarak bünyemizde mevcut olan bal çeşitlerine göz atabilirsiniz.

    .................................................. ..

    Kur'an-ı kerimde "Rabbin bal arısına şöyle vahyetti 'Dağlardan, ağaç*lardan ve kurdukları çardaklardan' evler edin. Sonra meyvelerin her türünden ye ve Rabbi'nin yolla*rında boyun eğerek yürü!..' Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, ondan insanlar İçin şifa vardır. El*bette bunda düşünen bir kavim için büyük bir ibret vardır." (Nahl 69)

    Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
    “Bal şerbetinden daha üstün bir ilâç bulunmaz” (C. Sağır 2/125)

    "Bal şerbeti gönlümdeki üzüntüyü, sıkıntıyı giderir ve gözümün görme duyusunu da kuvvetlendirir."( E. Nucayım vr. 131 b; İ. Sünni vr. 63.)
    Hafızayı kuvvetlendirmek için bal yiyin! [M.Nasihat]
    Bedeni besleyen üç şeyden biri de bal yemektir. [Şir’a]
    Hastaya, bal gibi şifalı bir şey yoktur. [Ebu Nuaym]
    Balda bereket ve şifa vardır. 70 Peygamber bala dua etmiştir.) [B.Arifin]
    Şifa olan şeyden biri de bal yemektir.) [Buhari]
    Faydalı tedavilerden biri de bal şerbeti içmektir.) [Buhari]
    Her ay, 3 sabah aç karnına bal yiyene, büyük bir hastalık isabet etmez.) [Beyheki]
    Helal para ile alınan bal, yağmur suyu ile şerbet yapılıp içilirse her derde deva olur.) [Deylemi]
    Böğür sancısının ilacı sıcak bal şerbetidir.) [Hakim]
    Şu üç şeyde şifa vardır: Bal şerbeti, hacamat, ateşle dağlama. Ama ümmetimi ateşle dağlamadan men ederim.) [Buhari]
    İki şifa kaynağını elden bırakmayın: Bal ve Kur’an.) [İbni Mace]

  • #2
    Bal Şerbetinin Faydaları Nelerdir? Kabızlığa Ve Mide Problemlerine Karşı Bal Şerbeti

    Ses sanatçılarının sahne performanslarından önce içtikleri bilinen bal şerbetinin faydaları ise saymakla bitmemektedir. Günümüzde gittikçe daha çok kişi tarafından tüketilen bu şerbetin bu kadar sevilmesinin sebebi ile ilgili merak edilenlere ulaşabilirsiniz. Bunun yanında kabızlık ve mide problemlerine olan faydalarına da ayrıntılı bir şekilde derledik. Tarifi son derece basit olan bal şerbetini yapmak için gerekli olanlar sadece ılık su ve bal olmaktadır.

    Bal Şerbetinin Faydaları Nelerdir?
    Doğal enerji kaynağıdır,
    Kilo vermeye yardımcıdır,
    Aç karnına içilen bal şerbeti sindirim sistemini güçlendirmektedir,
    Sindirim sistemini harekete geçirir
    Kabızlık probleminin giderilmesinde kullanılmaktadır,
    Balın en kısa sürede yararlarını göstermesini sağlamaktadır,
    Güçlü bir antioksidan bulunması sebebi ile serbest radikallerle savaşmaktadır,
    Bağışıklık sistemini güçlendirir,
    Polen alerjilerine karşı etkilidir,
    Özellikle mevsim geçişlerinde görülen alerjilerin daha az semptomlarla geçmesini sağlar,
    Boğaz ağrısı ile öksürüğe iyi gelir,
    Öksürüğün sebep olduğu tahrişi azaltır,
    Üst solunum yolları enfeksiyonunda görülen semptomların azalmasını sağlar,
    Düzenli olarak tüketilmesi durumunda vücutta biriken toksinlerin atılmasını sağlar,
    Limon eklenmesi durumunda ise idrar yollarının temizlenmesini sağlamaktadır,
    Limon eklenmesinin bir diğer etkisi ise karaciğerdeki toksinlerin atılmasını sağlar,
    Bal şerbetine limon eklenmesinin bir diğer faydası ise ağız sağlığının korunmasını sağlamaya yardımcı olmasıdır,
    Kötü kokulu nefesin önlenmesinde de limonlu bal şerbeti etkili olmaktadır,
    Limon ile zenginleştirilen bal şerbeti yüksek oranda kolajen içermektedir,
    Limonlu bal şerbeti hücrelerin temizlenmesini sağlamaktadır,
    Kan üretiminin arttırılmasında da yine limonlu bal şerbetinden faydalanılmaktadır,
    Limonlu bal şerbeti vücudun yenilenmesini sağlamaktadır,
    Kandaki kötü kolestrolün düşürülmesinde de bal şerbetinden faydalanılmaktadır,
    Kalbi destekler,
    Yaraların daha hızlı iyileşmesini sağlamaktadır,
    Beyin fonksiyonlarını hızlandırır,
    Balın içerisinde bulunan vitaminler göz sağlığı üzerinde faydalıdır,
    Diyabetin sebep olduğu kan şekerindeki değişimlerin düzenlenmesini sağlar.

    Kabızlığa ve Mide Problemlerine Karşı Bal Şerbeti
    Bal şerbeti özellikle sindirim sistemi üzerinde birçok etkisi bulunan bir besin olmaktadır. Şikayete bağlı olarak şerbetin içilme zamanı ve sıcaklığı etkili olmaktadır.
    Sindirim sistemi rahatsızlıklarından birisi olan kabızlığın kısa süre içerisinde giderilmesinde de yine bal şerbetinden faydalanılmaktadır
    Balın içerisinde bulunan şeker mide rahatsızlıklarına iyi gelmektedir,
    Balın içeriğinde bulunan şeker mide tarafından kolay bir şekilde emilir ve sindirilmesi gerekmez,
    Bal mide duvarından geçerken midede bulunan toksinleri de azaltmaktadır,
    Soğuk bir şekilde içilen bal şerbeti ise görülen ishalin tedavisinde etkili olmaktadır,
    Ilık olarak aç karnına içilen bal şerbeti ise mide ve bağırsakların çalışmasında faydalı olmaktadır,

    .................................................. ........
    Anzer Balı Faydaları

    ‘Anzer balının faydaları nelerdir?’ sorusu merak uyandırıyor. Sağlık açısından faydalı olan gıdaların başında bal geliyor. Anzer balı ise son yıllarda öne çıkan gıdaların başında geliyor.

    Anzer‘de ağaç yetişmemektedir. Bu sebeple Anzer balında, sadece Anzer Yaylasında yetişen endemik çiçeklerin polenleri bulunmalıdır aksi taktirde gerçek Anzer balı değildir. Anzer balının sahte olup olmadığını anlamak için polen analizi yapılmaktadır.

    Anzer balına dışarıdan şeker veya herhangi başka bir katkı maddesi verilmemektedir. Anzer balı ısıl işlem görmeden sağılmaktadır. 40 °C’ın üzerindeki sıcaklıklar balın içindeki enzimleri ve polenleri etkisiz hale getirdiğinden soğuk sağım yapılmaktadır. Anzer balı ekmeğe sürülüp kahvaltıda tüketilen normal ballardan değildir.

    Günde bir yemek kaşığı Anzer balı yemek, kanı temizliyor ve damarları rahatlatıyor. İçinde C vitamini, potasyum ve kalsiyum olmak üzere birçok yararlı madde bulunan Anzer balı, bu bileşenler sayesinde halsizliği de tedavi ediyor.

    Anzer balının antioksidan özelliği sadece kış hastalıklardan korumakla kalmıyor, bağışıklık sistemini güçlendirdiği için vücuda içten dışa bir koruma sağlıyor. Bu da cildi de Anzer balıyla koruyabileceğimiz anlamına geliyor. Sindirim sistemine oldukça faydalı olan Anzer balı, ishali kesme özelliği ile de sıkça kullanılıyor. İçinde birçok vitamin ve mineral bulunan Anzer balı, kış günlerinde de hastalıklardan koruyor. ANZER BALININ FAYDALARI NELERDİR?

    • Anzer balının içerisinde bulunan fenolik bileşenler oldukça güçlü antioksidan özelliği taşır. Bu sayede bağışıklık sisteminin güçlenmesinde önemli rol oynar. İyi bir antioksidan olan Anzer balı aynı zamanda kanın temizlenmesini sağlar.
    • Bağışıklık sistemini güçlendirmesi dolayısıyla birçok hastalıktan korunmayı sağlar.
    • Sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına yardım eder.
    • İştah açar. Kilo alma problemi yaşayan kişilerin kullanması önerilir.
    • Enerji verir, düzenli kullanımda gün içerisindeki halsizlik ve yorgunluğun önüne geçer.
    • Cildin daha sağlıklı ve parlak görünmesini sağlar, cilt lekelerini iyileştirir.
    • Kemik sağlığı için oldukça faydalıdır. Kemiklerin kırılma ya da burkulmaya karşı daha dirençli olmasını sağlar.
    • Kalp ve damar hastalıklarının önlenmesinde etkilidir.
    • Kansere karşı oldukça güçlü bir koruyucu olduğu gibi, kanser tedavilerine de destek olur.
    • Damar sağlığı açısından oldukça faydalı olan Anzer balı kalp ve damar hastalıklarına yakalanmayı önler.
    • Vücut gelişimi ve büyümede etkilidir. Hücre yenilenmesini sağlar.
    • Metabolizmayı düzenler.
    • Saç dökülmesini önler.
    • Kısırlığa karşı koruma sağlar.
    • Cinsel gücü artırıcı özellik taşımaktadır. ANZER BALI HANGİ HASTALIKLARA İYİ GELİR?

    • Akciğerle ilgili hastalıkların iyileşmesinde etkilidir.
    • Ciltteki yaraların hızla iyileşmesini sağlar. Özellikle ameliyat yaralarının daha hızlı kapanması için kullanılması tavsiye edilir.
    • Hazımsızlığı giderir ve bağırsak sağlığını korur. İshal problemlerinin çözülmesini sağlar.
    • Damar tıkanıklığı ve sertliği gibi hastalıkların hem önlenmesinde hem de var olanların iyileşmesinde fayda sağlar. Kalp çarpıntısını önler.
    • Mide ülserinin iyileşmesinde ve tümörlerin küçülmesinde etkilidir.
    • Kasların güçlenmesini sağlayarak, istemsiz kasılmaları engeller.

    Yorum yap


    • #3
      Anzer balının insan lenfositlerinde X ışınlarının neden olduğu genotoksisite üzerine etkisi: Bir in vitro çalışma

      Gülçin Bağatır 1, murat kaya 1, İlknur Süer 1, Kıvanç Cefle 1, Ayşe Palanduz 2, Şükrü Palanduz 1, Hatice Bilge Becerir 3, Mine Koçyiğit 4, Şükrü Öztürk 1
      üyelikler yıkılmak üyelikler
      • 1Tıbbi Genetik Anabilim Dalı, İç Hastalıkları Anabilim Dalı, İstanbul Tıp Fakültesi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul, Türkiye.
      • 2Aile Hekimliği Anabilim Dalı, İstanbul Tıp Fakültesi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul, Türkiye.
      • 3Onkoloji Enstitüsü, İstanbul Üniversitesi, İstanbul, Türkiye.
      • 4Farmasötik Botanik Anabilim Dalı, İstanbul Eczacılık Fakültesi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul, Türkiye.
      Soyut


      Anzer balı Türkiye'de iyi bilinir ve tıbbi özellikleri nedeniyle özellikle farenjit, bademcik iltihabı, ülser ve kanser için kullanılır. Bu çalışmada antioksidan, antitümör ve antiinflamatuar özelliklere sahip olduğu gösterilen Anzer balının X ışınlarının neden olduğu genotoksik hasara karşı koruyucu etkisinin olup olmadığı sitogenetik yöntemlerle araştırıldı. 20 sağlıklı gönüllüden izole edilen periferik kan lenfositleri iki gruba ayrıldı ve konvansiyonel yöntemlerle kültürlendi. Çalışma grubu lenfositleri %10 seyreltilmiş balla tedavi edilirken kontrol grubundakilere uygulanmadı. Kültürün 48. saatinde her iki gruba da yüksek doz (2 Gy) röntgen uygulandı. Kromozomal kırılma ve halka oluşumunu değerlendirmek için geleneksel sitogenetik boyama ve Giemsa bantlama yöntemleri uygulandı. Mikronükleus frekansları, sitokinez-blok mikronükleus (CBMN) tahlili ile belirlendi. Grupları karşılaştırmak için paired sample t testi kullanıldı. Melisopalinolojik olarak analiz edilmiş Anzer balı kullanılmıştır. Mikronükleus frekansı çalışma grubunda (CI = 348,75 ± 31, median 326, min. 98, max. 704) kontrol grubuna (CI = 489,10 ± 27, median 500, min. 216, max. 645) göre anlamlı olarak azaldı. (p = .001). Kromozomal kırılma da çalışma grubunda (CI = 118,70 ± 16, medyan 109, min. 12, maks. 316) kontrol grubuna (CI = 233,60 ± 25, medyan 225, min. 65, maks. 492) göre önemli ölçüde azaldı. ) (p < .0001). Bu, sağlıklı gönüllülerin periferik kan lenfositlerinde X-radyasyonu ile indüklenen genotoksik hasarın in vitro olarak Anzer balı eklenerek önlenebileceğini veya hafifletilebileceğini gösteren ilk çalışmadır. Bu sonuçlar, balın koruyucu etkileri hakkında daha fazla araştırma yapılmasını teşvik etmektedir. ARAŞTIRMADAN ÖNE ÇIKANLAR: Anzer balı, muhtemelen oksidasyon hasarını önleyerek, radyasyona bağlı genotoksisiteye karşı genoprotektif bir etkiye sahiptir.

      Anahtar Kelimeler: Anzer balı; X-radyasyonu; kromozomal kırılma; genotoksisite; mikronükleus.

      © 2022 Wiley Süreli Yayınlar LLC.


      .............................................
      Anzer balı, sıçanlarda N-etilmaleimidin neden olduğu karaciğer hasarını önler

      Aslı Korkmaz 1, dürdane kolankaya
      üyelikler yıkılmak üyelik
      • 1Biyoloji Bölümü, Fen Fakültesi, Hacettepe Üniversitesi, Beytepe Yerleşkesi, Ankara, Türkiye. aslid@hacettepe.edu.tr
      Soyut


      N-etilmaleimid (NEM), endojen sülfidrilleri alkilleyerek vücuttaki sülfidril bağımlı antioksidan sistemi (esas olarak glutatyon) bozan bir sülfidril blokerdir. Bu çalışma, Anzer balının sıçanlarda NEM kaynaklı karaciğer hasarı üzerindeki etkilerini araştırmak için tasarlanmıştır. Otuz adet dişi Wistar albino sıçan eşit olarak üç gruba ayrıldı. Grup 1: kontrol; Grup 2: NEM; 3. Grup: Anzer balı+NEM. NEM (0.075mg kg(-1)) hem grup 2'ye hem de 3. gruba subkutan (sc) 30 gün süreyle verildi. Anzer balı+NEM grubundaki hayvanlara her NEM enjeksiyonundan 1 saat önce 0.275g kg(-1), (po) dozunda Anzer balı uygulandı. 30 günlük tedavi süresinin sonunda glutatyon düzeylerinin belirlenmesi ve histolojik inceleme için karaciğer örnekleri alındı. Tek başına NEM tedavisi, grup 2'de karaciğer glutatyon düzeylerinde önemli bir azalmaya neden oldu. Ayrıca NEM tedavisi, kontrol grubuyla karşılaştırıldığında karaciğerde konjesyon ve mononükleer hücre infiltrasyonuna neden oldu. Grup 3'te Anzer balı tedavisi, normalde NEM tarafından indüklenen histopatolojik değişikliklerin yanı sıra glutatyon seviyesindeki tüm değişiklikleri tersine çevirdi. Bulgular, glutatyon konsantrasyonunun tükenmesinin NEM kaynaklı karaciğer hasarında nedensel bir rol oynadığını ve Anzer balının hepatoprotektif etkisinin sülfidril-duyarlı süreçler aracılığıyla aracılık edilebileceğini ima etmektedir. Ayrıca antioksidan özelliklere de sahip olabileceğini ima ediyorlar. Anzer balı tedavisi, normalde NEM tarafından indüklenen histopatolojik değişikliklerin yanı sıra glutatyon seviyesindeki tüm değişiklikleri tersine çevirdi. Bulgular, glutatyon konsantrasyonunun tükenmesinin NEM kaynaklı karaciğer hasarında nedensel bir rol oynadığını ve Anzer balının hepatoprotektif etkisinin sülfidril-duyarlı süreçler aracılığıyla aracılık edilebileceğini ima etmektedir. Ayrıca antioksidan özelliklere de sahip olabileceğini ima ediyorlar. Anzer balı tedavisi, normalde NEM tarafından indüklenen histopatolojik değişikliklerin yanı sıra glutatyon seviyesindeki tüm değişiklikleri tersine çevirdi. Bulgular, glutatyon konsantrasyonunun tükenmesinin NEM kaynaklı karaciğer hasarında nedensel bir rol oynadığını ve Anzer balının hepatoprotektif etkisinin sülfidril-duyarlı süreçler aracılığıyla aracılık edilebileceğini ima etmektedir. Ayrıca antioksidan özelliklere de sahip olabileceğini ima ediyorlar.

      ...............................................

      Anzer Balının Faydaları Nelerdir? Anzer Balı Hangi Hastalığa İyi Gelir?

      Anzer balı son zamanlarda isminden oldukça söz ettiren bir besindir. Anzer balının faydalı olduğu ve tüketilmesi gerektiği bilinse bile tam olarak faydaları bilinmemektedir. Anzer balı neye iyi gelir? Anzer balının yararları nelerdir? Anzer balı hangi hastalıklara iyi gelir? Anzer balı nasıl tüketilir? İşte, tüm detaylar.

      Anzer balı, yapılacağı zaman arıcıların tercihleri genel olarak Kafkas veya Kafkas cinsi arılardan yana olmaktadır. Çok fazla tüketilmediği ve dozunda tüketildiği zaman vücut için oldukça fazla faydası bulunan anzer balı sizin de faydalarını öğrendikten sonra kullanmak isteyeceğiniz bir besin olabilir.

      Anzer Balının Faydaları Nelerdir?
      - Anzer balı oldukça şifalı bir baldır ve günlük olarak tüketilen baldan biraz farklıdır.
      - Ağrı ve sancılar için doğal bir ağrı kesici olarak kullanılabilmektedir.
      - Beyinsel gelişimi güçlendirici bir etkisi bulunmaktadır.
      - Bademciklerde oluşan iltihabı yok ederek iyileşmenize yardımcı olur.
      - Yeterli vitamin alınamaması sebebiyle vücutta meydana gelebilecek olan hastalıkları önler.
      - Ağızda oluşan yaraların tedavisinde kullanılabilir.
      - Bağırsak hareketlerini düzenler ve kabızlık oluşumunu engeller.
      - Vücutta hücre yenilenmesini sağlayan bir özelliği bulunur.
      - Enerji ihtiyacınızı karşılar ve kendinizi iyi hissetmenizi sağlar.

      Anzer Balı Hangi Hastalığa İyi Gelir?
      - Anzer balı, vücut gelişimi için oldukça önemli olan bir besindir. Büyüme döneminde bulunan çocukların gelişimi açısından oldukça faydalıdır.
      - Kansere karşı oldukça koruyucu bir etkiye sahip olan anzer balı aynı zamanda kanser tedavisinde de kullanılan oldukça etkili bir besindir.
      - Kalp ve damar rahatsızlıklarını önlemek için kullanılabilir.
      - İshali kesme özelliği ile de bilinen anzer balı tüketilirken miktarına oldukça dikkat edilmelidir.
      - Ciltte bulunan lekeleri geçirerek daha sağlıklı bir cilde sahip olmanızı sağlar.
      - İştah açıcı bir etkisi olması sebebi ile kilo alma problemi olan kişilerin anzer balı tüketilmesi tavsiye edilir.
      - Saç dökülmesini önleyici bir özelliği de bulunur.
      - Kemiklerde meydana gelen kırılmaların tedavisi içinde tüketilmesi önerilmektedir.
      - Kısırlık oluşma ihtimaline karşı oldukça koruyucu bir besindir.
      - Astım ve öksürük gibi hastalıkların tedavisinde de oldukça etkili olan bir besindir.

      Anzer Balı Nasıl Tüketilmelidir?
      - Anzer balı oldukça dikkatli bir şekilde sadece belirtilen ölçüler kadar kullanılmalıdır.
      - 1 yaşından küçük çocuklara bal verilmesi tavsiye edilmez.
      - Küçük çocuklar için günde bir tatlı kaşığı, yemeklerden hemen önce verilebilir.
      - Büyükler için ise yemekten önce bir yemek kaşığı tüketilmesi uygundur
      .......................................


      Sabahları ve gece yatarken ballı su içmenin faydalarını biliyor musunuz? Ballı su tarifi nasıl yapılır.


      Bal fonksiyonel bir besindir; özel bileşimi ve antibakteriyel özelliği ile pek çok hastalığa karşı koruyucu ve tedavi edici özelliktedir. Bir bardak ılık suyun faydasını veya cildiniz için balın ne kadar yararlı olduğunu duymuş olabilirsiniz. Peki, ballı suyun bir arada ne kadar etkili olduğunu biliyor musunuz? Ballı su ne zaman içilmeli, Bal suyu nasıl yapılır, ballı ılık su kilo aldırır mı, bal şerbeti neye iyi gelir? İşte tüm soruların cevapları...

      Gece yatarken ballı su içmek
      Ilık su boğazınızı yumuşatırken bal da boğazınızın ince bir tabakayla örtülmesini sağlar. Bu yumuşatıcı etki ile birlikte öksürüğün giderilmesine yardım eder. Uyku kalitesini arttırır. Üst solunum yolunu açarak rahat bir uyku uyumanıza yardımcı olur.

      Neden Her Sabah Aç Karnına Bir Bardak Ballı Su İçmelisiniz?
      Balın antiseptik etkisi midenin asit derecesini düşürür. Ballı su içmek kalın bağırsağınızın susuz kalmasını önler; böylelikle kabızlık, şişkinlik sorunlarına da iyi gelir. Ballı su içtiğinizde gaz, mide ağrısı ve yanması gibi problemlerinizin de geçtiğini görürsünüz. İşte ballı su hakkındaki tüm detaylar

      BALLI SU FAYDALARI
      Bal fonksiyonel bir besindir; özel bileşimi ve antibakteriyel özelliği ile pek çok hastalığa karşı koruyucu ve tedavi edici özelliktedir. Bileşiminde bulunan çeşitli vitaminler, mineraller, organik asitler ve enzimler nedeniyle sindirimi kolay, besleyici bir gıdadır. Balın yaklaşık %17 sini su, kalanını ise fruktoz, glukoz, maltoz ve sakkaroz olmak üzere sekerler oluşturur. Ayrıca az miktarda protein, bazı B grubu vitaminler, C vitamini ve çeşitli mineraller de bulunmaktadır. Bal, içerdiği organik asitler nedeniyle asidik bir gıdadır, PH 'ı 3,9 dur. Balın hastalık ve enfeksiyonlara neden olan birçok mikroorganizmanın gelişimine engel olabilme özelliği içeriğindeki şeker ve lizozim enzimi ile oluşan antibakteriyel fonksiyonu sayesindedir.

      ENERJİ VE GÜÇ VERİR
      Enerji değeri çok yüksek ve sindirimi kolay bir besin olan bal başta çocuklar, sporcular ve yaşlılar olmak üzere tüm insanların beslenmesinde kullanılır. Özellikle çabuk enerjiye dönüşen hazır bir gıda olması nedeniyle yüzme, dağcılık, atletizm, basketbol, futbol, bisiklet yarışı gibi sporlarla meşgul olan kimselere güç vermek ve yorgunluklarını hafifletmek için kullanılabilir.

      BAĞIŞIKLIĞI GÜÇLENDİRİR, BAZI RAHATSIZLIKLARIN İLACIDIR
      Bal, binlerce yıllardan beri özellikle yara ve yanıkların tedavisinde, cilt rahatsızlıklarında ve mide rahatsızlıklarında yoğun olarak kullanılmaktadır. Yapılan birçok çalışma balın mide ve bağırsakla ilgili bozukluklarda yara ve yanıkların iyileşmesinde antimikrobiyal bir ajan olarak etkili koruma sağladığı kanıtlanmıştır. Ballı su düzenli olarak içildiğinde bağışıklığı güçlendirerek hastalığa yol açan toksinlerden de kurtulmanıza yardımcıdır.

      SİNDİRİM SİSTEMİNİ İYİLEŞTİRİR
      Sabahları ballı ılık bir bardak su içmek sindirim sisteminizi iyileştirmeye yardım eder. Mide ağrısına ve yanmasına iyi gelir. Balın antiseptik etkisi midenizdeki asitlik derecesini hafifletir. Ballı su kalın bağırsağınızın susuz kalmasını önler ve kabızlık sorunu yaşamazsınız, bu sebeple de sindirim problemlerine bağlı şişkinliklerin önüne geçilir ve özellikle fazla kilo problemi olan kişilerin zayıflamasında destektir. Bağırsaklarınız ağrıyor ve gazınız varsa, bir bardak ılık ballı su içmek gaz sorununuza yardımcı olacaktır.


      Ballı ılık su kilo aldırır mı?
      KİLO VERMENİZE YARDIMCI OLUR

      Kilo verme programlarında sabahları aç karnına içilen ballı su, balın içindeki şeker sağlıklı kalori kaynağı olan doğal şeker olduğu için, şekerli meşrubatlara karşı duyduğunuz istekle savaşmada önemlidir. Kolalı içecekler, hazır meyve suları gibi şekerli içecekler boş kaloriyle doludur. Bunları azaltarak ballı suyu tercih ederseniz kalori alımınızı azaltır ve kilo verirsiniz.

      KALP SAĞLIĞINI KORUMAYA YARDIMCI OLUR
      Kilo verme programlarında vücudunuz susuz kalırsa kendinizi uyuşuk, tembel ve halsiz hissedersiniz enerjinizi artırmak için kahve ve yeşil çay gibi içeceklere ek olarak veya özellikle kafeinli içecekler sevmeyen, içemeyen bireyler, tansiyon hastaları bu içecekler yerine ılık ballı suyu tercih edebilirler. Ayrıca kahve idrar söktürücüdür ve vücudunuzun susuzluk çekmesine yol açabilmektedir. Ballı ılık su içmek sadece vücudun su oranını dengede tutmakla kalmaz, aynı zamanda vücudunuzdaki iyi kolesterol seviyesini artırmaya ve kalp sağlığını korumaya yardımcı olur.

      GÜÇLÜ BİR DOĞAL ANTİOKSİDANDIR
      Bal şaşırtıcı bir bakteri öldürme özelliğine sahiptir. Özellikle tükettiğiniz balın organik olmasına dikkat edin. Çünkü bu bal bakterilere karşı faydalı olan enzimlerle doludur. Balın içindeki antioksidanlar kötü olan serbest radikallerle savaşır.


      Ballı Su Nasıl Hazırlanır? Tarifi
      Tek yapmanız gereken şey 1 yemek kaşığı organik balı, 1 bardak ılık suda çözmek ve aç karnına ya da gece yatmadan önce içmektir.

      Bal Şerbetinin Faydaları Nelerdir?
      Beyin fonksiyonlarını hızlandırır, Balın içerisinde bulunan vitaminler göz sağlığı üzerinde faydalıdır, Diyabetin sebep olduğu kan şekerindeki değişimlerin düzenlenmesini sağlar. Bal şerbeti özellikle sindirim sistemi üzerinde birçok etkisi bulunan bir besin olmaktadır.

      BAL TÜKETİMİ İLE İLGİLİ DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
      Önemli olan ballı suyu tüketirken ölçüsünü fazla kaçırmamaktır. Günde en fazla 2-3 su bardağı ballı ılık su içmelisiniz ve özellikle 1 su bardağı ılık suyun içine koyacağınız balın 1 tatlı kaşığını geçmemesine dikkat ediniz. Bal; kilolu ve çok iştahlı, beden hareketi az olanlar ve şeker hastalığı olan kişiler için uygun olmayan bir besindir. Bal, şeker hastalarının zaten yüksek olan kan şekerlerini aniden yükseltebilir. Ancak bazı kişilerde kan şekerlerinde ani düşüşler olabilir. Bal ancak bu gibi durumlar için uygundur. Mide ameliyatlarından sonra “damping sendromu” denilen durumlar için de bal uygun değildir. Bal sindirimi gerektirmediğinden aniden kana geçerek kan şekerinin önce yükselmesine, sonra da düşmesine neden olabilir. Bu nedenle, bu gibi durumu olanların da bal tüketmemeleri gerekir. Bal tüketiminde dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri de piyasadaki yapay ballardan uzak durmaktır. Şekerden, bazı katkı maddeleri ve biraz da süzme bal eklenerek “yapay bal” elde edilir bu ballarda ‘yapay bal’ ibaresi kullanılmamaktadır, bu sebeple güvenilir yerlerden bildiğiniz ve sürekli tükettiğiniz, vücudunuzun alerjik reaksiyon vermeyeceği, zehirlenme riskinizin olmayacağı güvenilir ballar, doğal ballar tercih etmelisiniz.

      Ballı su ne zaman içilmeli?
      Sabahları aç karnına içilen ballı su, kilo kontrolünde size yardımcı oluyor. Bal fonksiyonel bir besindir; özel bileşimi ve antibakteriyel özelliği ile pek çok hastalığa karşı koruyucu ve tedavi edici özelliktedir.

      Ballı ılık su kabızlığa iyi gelir mi?
      Düzenli olarak tüketilen ballı ılık su, kabızlık sorununu ortandan kaldırır. Ilık su ve bal bağırsakları aktif hale getirir. Buradaki en önemli nokta her sabah aynı saatte aç karnına tüketmek. Hastalığa neden olan toksinleri vücuttan uzaklaştırır.

      Bal ve sıcak su zararlı mı?
      Genellikle sindirim sistemini güçlendirmek için ılık su ile alınması tavsiye edilir ama balı soğuk su ile de kullanabilirsiniz. Ancak bal kaynatılmamalıdır. Isıtılmış balın tüketilmesi, ısıtma işlemi sırasında toksin bileşenlerin oluşumu nedeniyle kişilerin sağlıkları üzerinde zararlı etkilere sebep olabilir.

      Balın üstüne su içilir mi?
      Sabahları ballı ılık bir bardak su içmek sindirim sisteminizi iyileştirmeye yardım eder. Balın antiseptik etkisi midenizdeki asitlik derecesini hafifletir. Kalın bağırsağınızın susuz kalmasını önler ve kabızlık sorunu yaşamazsınız. Bal şaşırtıcı bir bakteri öldürme özelliğine sahiptir.

      Yorum yap


      • #4
        Bal Çeşitlerinin Biyobelirteçleri Olarak Antioksidan Aktivite

        Małgorzata Dżugan , 1, * Monika Tomczyk , 1 Patrycja Sowa , 1 ve Dorota Grabek-Lejko 2
        María Pilar Almajano, Akademik Editör ve Derek J. McPhee, Akademik Editör
        Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri PMC Sorumluluk Reddi
        1 Kimya ve Gıda Toksikolojisi Bölümü, Biyoloji ve Ziraat Fakültesi, Rzeszow Üniversitesi, Ćwiklińskiej 1a St., 35601 Rzeszów, Polonya; lp.ude.ru@akswolosewm (MT); lp.po@awosajcyrtap (PS)
        2 Biyoteknoloji ve Mikrobiyoloji Bölümü, Biyoloji ve Ziraat Fakültesi, Rzeszów Üniversitesi, Zelwerowicza 4, 35-601 Rzeszów, Polonya; lp.2o@keborod
        * Yazışma: lp.ude.ru@naguzdm ; Tel.: +48-17872-16-19
        Git: Soyut

        Bal çeşidi genellikle arıcılar tarafından nektar akışının mevcudiyetine göre tanımlanır ve doğrulama sağlayan tek laboratuvar yöntemi melissopalinolojik analizdir. Bu nedenle, bal çeşidinin doğru bir şekilde değerlendirilmesi için hızlı ve basit bir yöntem halen araştırılmaktadır. Çalışmanın amacı, balın antioksidan aktivitesini çok değişkenli istatistiksel analiz kullanarak çeşitliliğin bir göstergesi olarak değerlendirmektir. Çalışmanın materyalleri 90 çeşit Polonya balından oluşuyordu (kolza-12, tilia-10, altınbaşak-11, karahindiba-5, karabuğday-6, çok çiçekli-17, nektar-bal özü-8 ve iğne yapraklı bal özsu-16 ve yapraklı bal özsu -5) doğrudan arı kovanlarından elde edilir. Ballar, standart ACW ve ACL kitleri kullanılarak fotokemilüminesans (PCL) yöntemleri ile antioksidan kapasite açısından incelenmiştir. Referans olarak FRAP ve DPPH yöntemleri kullanılmıştır. Toplam fenolik içerik (TPC), Folin-Ciocalteu yöntemiyle belirlendi. Kullanılan yöntemden bağımsız olarak en güçlü antioksidan aktivite karabuğdayda bulunurken, en zayıf antioksidan aktivite kolza balında bulundu. Kullanılan yöntemlerin sonuçları pozitif korelasyonluydu (r = 0.42 ila 0.94). PCL yöntemiyle yapılan analiz, bal antioksidanlarının küçük bir kısmının hidrofobik özellikler gösterdiğini doğrulamıştır. Bal çeşitlerinin PCA ve Kümeleme yöntemi kullanılarak net bir şekilde ayrılması, antioksidan aktivitenin balın botanik orijinini belirlemede yararlı bir parametre olabileceğini göstermektedir. kullanılan yöntemden bağımsız olarak en zayıfı kolza ballarında bulunmuştur. Kullanılan yöntemlerin sonuçları pozitif korelasyonluydu (r = 0.42 ila 0.94). PCL yöntemiyle yapılan analiz, bal antioksidanlarının küçük bir kısmının hidrofobik özellikler gösterdiğini doğrulamıştır. Bal çeşitlerinin PCA ve Kümeleme yöntemi kullanılarak net bir şekilde ayrılması, antioksidan aktivitenin balın botanik orijinini belirlemede yararlı bir parametre olabileceğini göstermektedir. kullanılan yöntemden bağımsız olarak en zayıfı kolza ballarında bulunmuştur. Kullanılan yöntemlerin sonuçları pozitif korelasyonluydu (r = 0.42 ila 0.94). PCL yöntemiyle yapılan analiz, bal antioksidanlarının küçük bir kısmının hidrofobik özellikler gösterdiğini doğrulamıştır. Bal çeşitlerinin PCA ve Kümeleme yöntemi kullanılarak net bir şekilde ayrılması, antioksidan aktivitenin balın botanik orijinini belirlemede yararlı bir parametre olabileceğini göstermektedir.

        Anahtar Kelimeler: bal, antioksidan aktivite, fenolik bileşikler, PCL, küme analizi, PCA
        Git: 1. Giriş
        Bal, besinsel öneminin yanı sıra, biyoaktif bileşenlerin varlığı nedeniyle değerli terapötik özelliklere sahip olan doğal bir gıda ürünüdür. Genel olarak baldaki biyolojik olarak aktif bileşikler iki gruba ayrılabilir: Antibakteriyel ve antioksidan [ 1 , 2 ]. Bununla birlikte, bu iki faktör birbirini etkiler ve bunların kombinasyonu, balın sağlığı geliştirici özelliklerinin yüksek olmasıyla sonuçlanır. Bal, çeşitli insan patojenlerine, özellikle Staphylococcus aureus , Escherichia coli ve Pseudomonas spp [ 3 , 4] gibi gram-pozitif bakterilere karşı bakteriyostatik ve bakterisidal bir aktivite sergiler.]. Balın benzersiz antibakteriyel başlatıcıları şunlardır: Yüksek şeker içeriği, düşük su aktivitesi, hidrojen peroksit, güçlü asitlerin varlığı, flavonoidler ve fenolik asitler, metilglioksal ve arı defensin-1 [5 ] . Antibakteriyel aktivitenin yanında bal, güçlü antioksidan aktivite sergiler. Bu özellikten aşağıdaki bileşenler sorumludur: Polifenol bileşikleri (fenolik asitler ve flavonoidler), C vitamini, E vitamini, enzimler (örn. katalaz, peroksidaz) ve eser elementler [ 6 ] .

        Balın bileşimi öncelikle çiçek kaynağına bağlıdır, ancak mevsimsel ve çevresel faktörler büyük önem taşımaktadır [ 7 , 8 , 9 ]. Sonuç olarak, balın kimyasal bileşimi son derece değişkendir. Farklı bal türleri, kimyasal bileşimleri (uçucu bileşikler, karbonhidratlar ve fitokimyasallar), fiziksel özellikleri (renk, viskozite, higroskopik özellikler ve pH) ve tadın yanı sıra öncelikle biyolojik aktiviteye göre değişir. Bu nedenle, farklı bal çeşitleri, farklı sağlığı teşvik edici özellikler sergiler [ 1 , 2 , 10]. Bu nedenle bal çeşidinin doğru bir şekilde belirlenmesi oldukça önemlidir. Şu anda, çoğu durumda arıcılar balın çeşitliliğini nektarın oluşma zamanına ve bireysel nektar akışlarının mevcudiyetine göre belirlemektedir. Bal çeşidi hakkında kesinlik sağlayan tek laboratuvar yöntemi melissopalinolojik yöntemdir. Böyle bir teknik, incelenen balda bulunan bitki polenlerinin mikroskobik kantitatif tanımlamasına dayanır. Bu yöntemdeki özel zorluklar, polen morfolojisi hakkında iyi deneyim ve bilgi ihtiyacı ve kapsamlı bir polen taneleri koleksiyonunun mevcudiyeti ile ilişkilidir. Bu sorunun üstesinden gelmek ve ayrıca zamandan ve paradan tasarruf etmek için, bazı fizikokimyasal özelliklerinden botanik kökenini tahmin etme girişimleri test edilmiştir [ 11] ., 12 , 13 , 14 ]. Uçucu bileşikler, fenolik bileşikler, karbonhidratlar, nitrojen içeren bileşikler ve mikro elementler gibi çeşitli çiçek kökenli fitokimyasal belirteç grupları zaten araştırılmıştır [ 15 , 16 , 17 ].

        Biyobelirteçler arasında fenolik bileşikler, balda bildirilen ana antioksidanlar yoğun bir şekilde incelenmiştir. Balda fenolik asitler ve flavonoidler dahil olmak üzere 150'den fazla fenolik bileşik araştırılmıştır [ 6 , 18 ]. Bu bileşikler ısıya dayanıklı bal bileşenleri olarak sınıflandırılır ve yüksek sıcaklığın etkilerine karşı hassas değildir [ 19 ]. Ayrıca antioksidan aktivite yerine bakterisidal, antiinflamatuar , antialerjik, antikoagülan ve anti-kanser etkiler sergilediklerine dikkat edilmelidir.]. Polifenol içeriğinin bal rengiyle önemli ölçüde ilişkili olduğu bildirilmiştir, bu da koyu renkli balın daha yüksek fenolik bileşik içeriği sergilediğini ve bunun da antioksidan aktivitenin arttığını gösterir [7 , 21 ] .

        Balın antioksidan potansiyelinin belirlenmesi için birçok analitik yöntem geliştirilmiştir [ 22 ]. En sık kullanılan tahliller arasında DPPH (serbest radikal süpürme aktivitesi), FRAP (ferrik indirgeme/antioksidan güç), ORAC (oksijen radikal absorbans kapasitesi), AEAC (askorbik asit içeriği) ve TEAC (Trolox eşdeğeri antioksidan aktivite) bulunur [23 ] . Her tahlilin avantajları ve dezavantajları vardır. DPPH testinin metal iyon şelasyonu ve enzim inhibisyonu gibi bazı yan reaksiyonlardan etkilenmediği bildirilmektedir [ 24 ]. Ayrıca bal, serbest radikal üretimi ile antioksidan seviyesi arasındaki dengesizliği azaltabilen bol miktarda serbest radikal temizleyici içerir [ 25]. Baldaki glikoz ve fruktoz gibi yüksek miktarda indirgeyici şeker (>%65), FRAP testinde daha yüksek indirgeyici antioksidan güce katkıda bulunabilir, bu da antioksidan aktivitenin belirlenmesinde pozitif hataya yol açar [26 ] . Ek olarak, bu yöntem yavaş reaksiyona giren polifenolik bileşikleri ve tiolleri tespit edemez [ 27 ]. Nadiren kullanılan fotokemilüminesans (PCL) yöntemi, hidrofobik ve hidrofilik antioksidan fraksiyonlarının suda çözünürlüklerine göre ayırt edilmesini sağlar (suda çözünür fraksiyon-ACW testi ve yağda çözünen fraksiyon-ACL testi). PCL yönteminin ana özelliği, serbest radikallerin üretimi için basit ve güvenilir bir proses ile bunların çok hassas kemiluminometrik tespitinin bir kombinasyonudur [ 21 ,28 , 29 ].

        Çalışmanın amacı, balın antioksidan aktivitesini çok değişkenli istatistiksel analiz kullanarak çeşitlilik göstergesi olarak değerlendirmektir.

        Git: 2. Sonuçlar ve Tartışma
        Çalışılan Polonya ballarının kalitesi, geçerli AB [ 30 ] ve Polonya [ 31 ] düzenlemelerine göre incelenmiştir. Tüm bal numuneleri, fizikokimyasal parametreler (yani nem içeriği, serbest asitlik, pH, elektriksel iletkenlik, şeker içeriği ve hidroksimetilfurfural) ve duyusal parametreler (renk, koku, tat) (veriler gösterilmemiştir) açısından mevcut standartların gerekliliklerini mükemmel bir şekilde karşıladı. Renk yoğunluğuna bağlı olarak, test edilen ballar, 1 mAU'nun üzerinde renk yoğunluğu sergileyen koyu renkli ballar (karabuğday, nektar-bal özü, iğne yapraklı bal özü ve yapraklı bal özü) ve 1 mAU'dan daha az sergileyen açık renkli ballar (kolza, tilia, altınbaşak, karahindiba ve çok çiçekli) (Şekil 1).

        İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-23-02069-g001.jpg'dir.
        Şekil 1
        Test edilen bal numunelerinin mAU olarak ifade edilen renk yoğunluğu. Bal çeşidi: R-kolza, T-tilia, G-altınbaşak, D-karahindiba, M-multifloral, NH-nektar-bal özü, CH-iğne yapraklı tatlı özsu, LH-yapraklı tatlı özsu, B-karabuğday. Anlamlı farklar ( p < 0.05): BR, BT, BG, BD, BM, RT, R-NH, R-CH, R-LH.

        2.1. Test Edilen Balların Antioksidan Aktivitesi
        Bal, oksitleyici ajanların neden olduğu hasarla mücadele ederek, yani kalp hastalığı, kanser, bağışıklık sistemi düşüşü, katarakt, farklı enflamatuar süreçler vb. [ 32 , 33 , 34 ]]. Balın antioksidan aktivitesinin belirlenmesi için resmi bir yöntem yoktur ve bu nedenle balın antioksidan aktivitesini test etmek için kullanılan yöntemlerin hiçbiri ideal değildir, çünkü her biri farklı bir antioksidan grubunun ölçülmesine izin verir. Bu nedenle bu çalışmada iki standart spektrofotometrik yöntem kullanılmıştır: Radikal yakalama aktivitesi için DPPH testi ve antioksidan gücü azaltmak için FRAP yöntemi. Yeni bir fotokemilüminesans tekniği (ACW ve ACL) uygulandı (tablo 1). Balın antioksidan ve antiradikal özelliklerinin esas olarak fenolik bileşiklerin varlığına atfedilmesi nedeniyle (Beretta ve diğerleri, 2005), bu tür bileşenler test edilen bal numunelerinde de ayırt edilmiştir (Beretta ve diğerleri, 2005).tablo 1). tablo 1


        Analiz edilen balların çeşidine bağlı olarak %20 a / h bal çözeltisi için antioksidan kapasitesi (PCL-ACW, PCL-ACL), indirgeyici/antioksidan gücü (FRAP), radikal süpürücü aktivitesi (DPPH) ve toplam fenolik içeriği (TPC). Ortalama ± SD, değişkenlik aralığı (min-maks) ve varyasyon katsayısı (%VC) sunuldu.
        Kanola [R] n = 12 ortalama ± SS 10,59 ± 3,96 0,40 ± 0,19 21,81 ± 3,15 656,73 ± 119,40 254,52 ± 34,71
        en az en çok 5,37–17,95 0,21–0,73 17.34–27.65 486,54–859,62 205,41–310,81
        %VK 37.43 47.87 14.42 18.18 13.46
        Ihlamur [T] n = 10 ortalama ± SS 12,71 ± 2,06 0,57 ± 0,28 40,53 ± 13,01 1060,19 ± 307,37 409,10 ± 69,76
        en az en çok 8.29–15.08 0,19–1,22 24.35-65.36 619,23–1626,92 302,70–549,55
        %VK 16.19 49.49 32.11 28.99 17.05
        Altın Başak [G] n = 11 ortalama ± SS 22,77 ± 12,46 0,97 ± 0,79 45,34 ± 21,44 1259,97 ± 721,13 456,84 ± 220,20
        en az en çok 7.01–45.24 0,17–2,32 22,49–82,47 605,77–2350,00 284,68–966,67
        %VK 54.75 80.84 47.27 57.23 48.20
        Karahindiba [D] n = 5 ortalama ± SS 13,58 ± 4,78 0,76 ± 0,40 42,59 ± 17,65 1593,85 ± 567,98 508,11 ± 180,95
        en az en çok 7,65–18,98 0,33–1,16 28,36–64,25 1038.46-2257.69 326,13–738,74
        %VK 35.19 52.45 41.44 35.64 35.61
        karabuğday [B] n = 6 ortalama ± SS 24,03 ± 2,68 1,41 ± 0,60 82,41 ± 4,59 3635,49 ± 1328,22 1353,66 ± 314,15
        en az en çok 19.80–26.88 0,66–2,41 76.42–89.03 1973.08–5051.92 922,52–1876,58
        %VK 11.17 42.51 5.57 36.53 23.21
        Çok çiçekli [M] n = 17 ortalama ± SS 16,82 ± 6,07 1,14 ± 0,66 39,89 ± 15,08 1562,67 ± 995,11 490,09 ± 225,30
        en az en çok 8,74–27,49 0,23–2,40 22,45–65,78 580,77–3340,38 236,94–1021,62
        %VK 36.09 58.07 37.84 63.68 45.97
        Nektar-bal özü [NH] n = 8 ortalama ± SS 17,98 ± 7,78 1,62 ± 0,64 59,72 ± 15,19 2013,70 ± 721,08 630,29 ± 170,17
        en az en çok 10.50–33.44 0,67–2,62 35,26–79,58 911,54–2767,31 409.01–962.16
        %VK 43.28 39,78 25.44 35.81 27.00
        İğne yapraklı tatlı özsu [CH] n = 16 ortalama ± SS 19,98 ± 6,08 1,29 ± 0,55 66,82 ± 11,21 2153,37 ± 663,92 600,11 ± 161,52
        en az en çok 7,83–33,87 0,33-2,17 51,39–85,29 1180,77–3701,92 372,97–1001,02
        %VK 30.57 43.05 16.77 30.83 26.91
        Yapraklı tatlı özsu [LH] n = 5 ortalama ± SS 14,41 ± 4,07 1,62 ± 0,68 61,07 ± 7,87 2019,62 ± 574,85 585,95 ± 166,35
        en az en çok 8,89–18,60 0,73–2,41 50,47–69,27 1080,77–2448,08 345,95–754,95
        %VK 28.24 41.85 12.89 28.46 28.39
        Önemli farklılıklar * RB, RG, R-CH, TB, TG RM, RB, R-NH, R-CH, R-LH, T-LH, T-NH R-hepsi, BM, BD, BT, BG, CH-M, CH-D, CH-T, CH-G B-hepsi, RM, R-CH, R-LH, R-NH, T-CH B-hepsi, RM, R-CH, R-LH, R-NH
        Ayrı bir pencerede aç
        * Sembollerle işaretlenen örnekler, sütunlarda önemli ölçüde farklılık gösterdi ( p > 0,05). ** DPPH testi için pozitif kontrol: Trolox 10 ve 50 µg mL -1 konsantrasyonunda sırasıyla %10,40 ve %59,52 inhibisyon gösterdi; 10 ve 50 µg mL -1 konsantrasyonunda kuersetin sırasıyla %16.51 ve %68.69 inhibisyon gösterdi.

        Test edilen bal çeşitleri arasında en büyük değişkenlik altınbaşak balında gözlenirken, en kararlı kolza balı olmuştur. Her iki melez bitkinin de farklı bir çiçeklenme dönemi vardır. Polonya koşullarında, tecavüz Mayıs ayında yaklaşık üç hafta çiçek açarken, altınbaşak arılar için yaz sonu-sonbaharda mevcuttur, çünkü bu tür bitkiler Ağustos-Eylül aylarında çiçek açar. Bu, arılar ne kadar homojen nektar toplarsa, balın kimyasal bileşiminin stabilitesinin o kadar yüksek olduğunu gösterir.

        Farklı testler tarafından verilen sonuçlar karşılaştırıldığında, en yüksek değişkenlik PCL yöntemi sonuçlarında gözlemlenebilir. Bu yöntem, test edilen bal örneklerinde yalnızca hidrofilik (ACW testi) ve lipofilik (ACL testi) antioksidan fraksiyonlarını ayırt etmemizi sağlar. Çeşitli bal örneklerinin antioksidan kapasitesi üzerine PCL-ACW testi ile yapılan çalışmalar, çeşitli bal türleri için farklı suda çözünür antioksidan aktivite göstermiştir. Anlamlı bir şekilde, en yüksek ( p < 0.05) hidrofilik fraksiyon seviyesi karabuğday ve altınbaşak ballarında (sırasıyla 24.03 ve 22.77 mM AA kg -1 ), en düşük ise kolza ballarında (10.59 mM AA kg- 1 ) bulundu . Test edilen numuneler arasında en düşük ( pSuda çözünmeyen antioksidan fraksiyonun (PCL-ACL) < 0.05) aktivitesi , diğer çeşitlerle karşılaştırıldığında kolza balı (0.40 mM TE kg -1 ) için test edilmiştir . PCL yöntemiyle yapılan analiz, hidrofobik özellikler sergileyen bal antioksidanlarının küçük fraksiyonunun en çeşitli olduğunu doğruladı (%41'den %81'e kadar VC). Suda çözünen fraksiyonda flavonoidler, askorbik asit ve amino asitler gibi antioksidanlar saptanırken, lipidde çözünen fraksiyonda tokoferoller, tokotrienoller ve karotenoidler ölçülür [28 ] . Ek olarak, ACW/ACL oranı hesaplamaları, balın antioksidan fraksiyonunun bileşiminde değişiklik göstermiştir (şekil 2), ancak gözlemlenen farklılıklar istatistiksel olarak anlamlı değildi ( p > 0.05). Tecavüz ve altınbaşak ballarında suda çözünür bileşenlerin güçlü bir baskınlığı bulunurken, bu fraksiyonun tüm bal çeşitlerinde daha yüksek payı tespit edilmiştir. Mevcut sonuçlar, hidrofilik fraksiyonların baskın olduğunu bulduğumuz ve bal tipine bağlı olarak ACW/ACL oranındaki istatistiksel olarak anlamlı farklılıkları doğruladığımız 40 çeşit Polonya balı üzerindeki önceki çalışmamızla uyumludur [21 ] .
        İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-23-02069-g002.jpg'dir.
        şekil 2
        PCL tahlili ile belirlenen çeşitli bal numuneleri için hidrofilik ve hidrofobik fraksiyonun (ACW/ACL) antioksidan kapasitesinin oranı. Bal çeşidi: R-kolza, T-tilia, G-altınbaşak, D-karahindiba, B-karabuğday, M-multifloral, NH-nektar-bal özü, CH-iğne yapraklı tatlı özsu, LH-yapraklı tatlı özsu

        Test edilen numunelerin antioksidan aktivitesi, en kararlı serbest radikallerden biri olan ve doğal gıdalardaki radikal süpürücülerin değerlendirilmesinde sıklıkla kullanılan DPPH testi ile yapılmıştır. %20 a / h bal çözeltisi için ölçülen test edilen bal numunelerinin ortalama antioksidan aktivitesi (% inhibisyon olarak ifade edilir), %21,81 (kolza) ila %82,41 (karabuğday) balları arasında değişmiştir. Elde edilen sonuçlar, Wilczyńska'nın [ 35 ] çalışmasıyla karşılaştırılabilirdi ; burada %20 a / h bal çözeltisi için ölçülen DPPH radikal reaksiyon sistemi, %23.8 (Polonya nektarı-bal özü) ila %100 (Polonya funda ve karabuğday balları) arasında değişmiştir. Jasicka-Misiak ve ark. [ 17] , mevcut çalışma ile karşılaştırıldığında %20 a / h bal çözeltisi için ölçülen Polonya altınbaşak balı için benzer değerleri (%31-40) tanımlamıştır. Kaçaniova ve ark. [ 36 ], %25 w / v bal solüsyonu için ölçülen Slovak balı örneklerinin radikal süpürme aktivitesi bizim çalışmamıza benzer şekilde %45.9-86.6 aralığında değişmiştir. Perna ve ark. [ 37 ] İtalyan ballarını test etti ve %3-60 a / h bal çözeltisi için ölçülen radikal yakalama aktivitesinin narenciye balı için %55,06'dan kestane balı için %75,37'ye kadar değiştiğini buldu . DPPH kolay ve basit bir yöntemdir; ancak lipofilik antioksidanlara karşı daha duyarlıdır [ 38 ].

        Test edilen numuneler arasında, FRAP testi ile ölçülen en güçlü indirgeyici antioksidan gücü karabuğday balında (3635,49 μmol TE kg -1 ) bulundu, bu diğer nektar ballarından en az iki kat daha yüksek ( p < 0,05) ve yaklaşık %40 daha yüksekti. ballarda ( p < 0.05). En düşük indirgeyici antioksidan güç kolza balında (656.73 μmol TE kg -1 ) saptanmıştır . Sonuçlar, diğer yazarların FRAP yöntemiyle ölçülen antioksidan aktivite seviyelerinin 95 ila 2705 μmol TE kg -1 [ 39 , 40 ] arasında değiştiği gözlemleriyle uyumludur . Öte yandan, bu çalışmanın sonuçları Anand ve ark. [ 41], Manuka balını ve Chua ve diğerlerini test eden. Literatürde güçlü antioksidan aktivite sergilediği bilinen Tulang ve Gelam ballarını test eden [ 23 ] [ 25 ].

        Modifiye Folin-Ciocalteu yöntemiyle belirlenen toplam fenolik içerik bal türleri arasında büyük farklılıklar göstermiştir.tablo 1. Ancak tek çeşitte bu parametre diğerlerine göre daha stabil olmuş ve değişkenlik katsayısı altınbaşak ve karahindiba balları hariç %30'un altında kalmıştır. Karabuğday balı, test edilen diğer çeşitlerle karşılaştırıldığında ( p < 0.05) önemli ölçüde daha yüksek fenolik bileşik içeriği (ortalama 1353.66 mg GAE kg -1 ) ile karakterize edildi. Toplam fenolik bileşiklerin en düşük içeriği kolza balı tarafından sergilenmiştir (254.52 mg GAE kg -1 ). Test edilen geri kalan çeşitler için fenolik bileşiklerin içeriği 409.10 (tilia) ila 630.26 (nektar-bal özü) mg GAE kg −1 arasında test edilmiştir. Elde edilen sonuçlar diğer yazarların bulguları ile karşılaştırılabilir. Wilczyńska [ 35] Polonya balları için toplam fenolik içeriği 175.7 (kolza) ila 1895.2 (flanş) mg GAE kg -1 aralığında buldu . Mellen ve ark. [ 42 ] multifloral Polonya balındaki toplam fenolik içeriği 611 ile 990 mg GAE kg -1 arasında değişmektedir . Bertoncelj ve ark. [ 7 ] Sloven balları için yapılan testler, mevcut çalışmaya kıyasla toplam fenolik bileşik değerlerinin daha düşük olduğunu gösterdi; akasya balında 44,8 mg GAE kg -1'den değişiyor ve ıhlamur, çok çiçekli, orman ve bal özünde daha da yükseliyor (241,4 mg GAE kg -1 ) ). 2.2. İstatistiksel analiz


        ACL ve ACW dışındaki farklı yöntemlerle ölçülen antioksidan aktivite arasında güçlü bir korelasyon, Sperman'ın sıra düzenine göre hesaplandı (Tablo 2). Böyle bir gözlem daha önceki çalışmalarımızda [ 21 , 43 , 44 ] test edilmiş ve diğer yazarlar tarafından da kanıtlanmıştır [ 7 , 23 , 33 , 45 ]. Tablo 2


        Spearman sıralama sırasına göre hesaplanan test edilen yöntemlerin korelasyonu (önem düzeyi p < 0.001).
        PCL-ACW 1.000
        PCL-ACL 0,422 1.000
        SIKI BAĞLAMAK 0,622 0,673 1.000
        TCP 0,647 0,674 0,943 1.000
        DPPH 0,621 0,648 0,876 0,912 1.000
        Renk Yoğunluğu 0,597 0,566 0,793 0,831 0,928 1.000
        Ayrı bir pencerede aç
        2.2.1. Temel Bileşenler Analizi (PCA)

        PCA, farklı bal çeşitlerini sınıflandırmak ve kimyasal bileşim, fizikokimyasal ve antioksidan özelliklere dayalı olarak farklı çiçek kökenli örnekler arasındaki benzerlikleri analiz etmek için çeşitli çalışmalarda kullanılmıştır [ 16 , 46 , 47 , 48 , 49]. Elde edilen sonuçlar, balın botanik kökeninin ve balın kimyasal bileşiminin ve çalışılan diğer parametrelerin önemli etkisini doğrulamıştır. Bu çalışmada, bal örnekleri arasındaki farklılıkların antioksidan aktiviteye referansla değerlendirilmesine odaklandık. Suda çözünen antioksidanlar ve lipidlere dayalı sınıflandırma ilk kez yapılmıştır. Antioksidan parametrelere ek olarak, onlarla güçlü bir pozitif korelasyon gösteren renk yoğunluğu (Tablo 2) PCA analizi sırasında da dahil edilmiştir. Renk yoğunluğu ile antioksidan aktivite arasındaki yüksek korelasyon daha önce doğrulanmıştır [ 7 , 21 , 44 ]. Örnek sayısının fazla olması nedeniyle her bir bal çeşidi için elde edilen ortalama sonuçlar kullanılmıştır. Altı değişken (FRAP, DPPH, TPC, PCL-ACW, PCL-ACL ve renk) iki ana bileşene (PC'ler) indirgenmiştir. Bu bileşenler, analiz edilen bal numunelerindeki toplam varyansın %91,2'sini açıklamıştır (PC1 varyansın %82,81'ini ve PC2 %8,42'sini açıklamıştır). Şekilde gösterilen yükleme matrisine göreTablo 3, PC1, test edilen tüm parametrelerle güçlü bir negatif korelasyona sahipken, PC2, ACL ile pozitif korelasyona sahipti. Bu parametre, PCA'da gözlemlenen numunelerin ayrımı için en alakalı değişkendi (kuvvet 0.98). Tablo 3


        Bileşen matrisi.
        ACW -0.81 -0,23
        EKL -0,79 0.60
        SIKI BAĞLAMAK -0,97 -0.04
        TPC -0.93 -0,24
        DPPH -0,97 0.11
        Renk -0,97 -0,13
        Ayrı bir pencerede aç
        PCA analizinin sonuçları şu adreste sunuldu:Figür 3VeŞekil 4. Görüntülenen değişkenlerFigür 3ACW ve toplam fenolik içerik (TPC) arasındaki en güçlü korelasyonu gösterir, ancak diğer değişkenlerin yakın mesafede bulunduğuna dikkat edilmelidir. Ayrıca, yaygın olarak kullanılan yöntemlerin (FPAP ve DPPH) suda çözünen antioksidanların ölçülmesinde daha etkili olduğunu ve antioksidan aktiviteden sorumlu suda çözünen bileşenlerin ana fraksiyonunun fenolik bileşikler olduğunu önerebilir.Şekil 4incelenen bal çeşitlerinin bileşen puanlarına göre grafik dağılımını temsil eder. Karabuğday, iğne yapraklı bal özü, yapraklı bal özü ve nektar-bal özü (koyu ballar) gibi daha yüksek antioksidan aktivite değerleri sergileyen ve daha fazla fenolik bileşik içeren bal çeşitleri parselin sol tarafında yer almıştır (PC1'in negatif değeri). Düşük antioksidan aktiviteye sahip hafif bal çeşitleri, pozitif PC1 değeri ile sağ tarafta yer aldı. Ayrıca botanik orijine bağlı olarak ayrışma gözlenmiştir. Ağırlıklı olarak nektar kaynaklarından üretilen bal grafiğin alt kısmında (PC2'nin negatif değeri) ve bitkilerin canlı kısımlarına bitki emen böceklerin salgılarından elde edilen bal (bal balları) üst kısımda lokalize edilmiştir. Bunun tek istisnası çok çiçekli baldı. botanik orijin açısından son derece çeşitli bir bal çeşididir. Bal çeşitlerinin PCA yöntemi kullanılarak bu kadar net bir şekilde ayrılması, antioksidan aktivitenin, bir bal türünün botanik kökenini belirlemek için yararlı bir parametre olabileceğini göstermektedir.
        İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-23-02069-g003.jpg'dir.
        Figür 3
        PC1'e karşı PC2'nin fonksiyonu olarak değişkenlerin projeksiyonu.

        İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-23-02069-g004.jpg'dir.
        Şekil 4
        Çalışılan bal çeşitlerinin sınıflandırılması için PC1 ve PC2 grafiği.

        2.2.2. Küme analizi


        Balı sınıflandırmak ve kimyasal bileşime dayalı olarak aralarındaki benzerlikleri karşılaştırmak için kullanılan bir diğer çok değişkenli yöntem küme analizidir (CA). Daha önceki çalışmalarımızda, bu yöntem, ortalama antioksidan aktivite değerine dayalı olarak analiz edilen bal ürünleri grupları (nektar balı, ticari bitki balları, bitki katkılı kremalı multifloral bal ve doğal bitki balı) arasındaki benzerlikleri bulmak için kullanıldı [ 43 , 50 ] . Ward'ın bağlantı yöntemiyle küme analizi ve Öklid mesafesi, incelenen parametrelerin ortalama değerine göre çizildi. CA ile elde edilen sonuçlar, PCA analizinden elde edilen sonuçlara çok benzerdi. Bal çeşitleri iki ana gruba ayrılmıştır (Şekil 5). Grafiğin sol tarafında antioksidan aktivite değeri yüksek olan koyu renkli bal, sağ tarafında ise antioksidan aktivitesi düşük olan açık renkli bal yer almaktadır. Nektar-bal özü ve yapraklı bal özü ile iğne yapraklı bal özü arasında kapalı korelasyon (sırasıyla bağ mesafesi 0.8 ve 1.3) gözlendi. Karabuğday balı hem CA hem de PCA analizlerinde en uzak olan bal olmuştur. Bu, bu balın antioksidan aktivitesinin diğerlerinden önemli ölçüde farklı olduğu anlamına gelir. Ayrıca kolza balı diğerlerinden hafifçe ayrılmıştır (hem CA hem de PCA analizinde), bu da çalışılan ballar arasında en düşük antioksidan aktiviteye sahip olduğunu kanıtlamaktadır.
        İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-23-02069-g005.jpg'dir.
        Şekil 5
        Küme analizi ağaç diyagramı. Bal çeşidi: R-kolza, T-tilia, G-altınbaşak, D-karahindiba, B-karabuğday, M-multifloral, NH-nektar-bal özü, CH-iğne yapraklı tatlı özsu, LH-yapraklı tatlı özsu

        Git: 3. Malzemeler ve Yöntemler

        3.1. Örnekler


        Çalışmanın materyali 90 çeşit bal örneğinden oluşuyordu (Tablo 4) doğrudan güneydoğu Polonya'da (Podkarpacie, Polonya) faaliyet gösteren arıcılardan elde edilmiştir. Ballar 2016 yılı arıcılık sezonunda toplanmış ve analiz anına kadar 3 ayı geçmemek üzere oda sıcaklığında karanlıkta depolanmıştır. Örneklerin çiçek orijini arıcılar tarafından kovan yeri ve mevcut çiçek kaynaklarına göre belirlendi. Tablo 4


        Bal örneklerinin özellikleri.
        KANOLA ( Brassica napus ) 12
        Ihlamur ( Tilia ) 10
        Altın Başak ( Solidago virgaurea ) 11
        Karahindiba ( Taraxacum officinale ) 5
        Karabuğday ( Fagopyrum esculentum ) 6
        çok çiçekli 17
        nektar-bal özü 8
        iğne yapraklı tatlı özsu 16
        Yapraklı tatlı özsu 5
        Ayrı bir pencerede aç 3.2. Yöntemler


        3.2.1. Antioksidan Kapasite PCL Testi
        Bal numunelerinin antioksidan kapasitesi, Wesołowska ve Dżugan'a [ 21 ] göre Photochem® (Analytik Jena AG, Jena, Almanya) cihazı kullanılarak fotokemilüminesans (PCL) yöntemiyle belirlendi . Test iki farklı protokol ile gerçekleştirilmiştir: Suda (ACW) ve yağda (ACL) çözünür antioksidan fraksiyonların belirlenmesi. ACW için su ve ACL için metanol içindeki bal solüsyonu (10 g L -1 ) kullanıldı. Toplam antioksidan kapasitesinin ölçümleri, kesinlikle üreticinin prosedür talimatlarına göre üretici (Jena, Almanya) tarafından sağlanan reaktif kitleri kullanılarak yapıldı. Sonuçlar, standart eğrilere dayalı olarak, kg bal başına mmol Askorbik asit eşdeğerleri cinsinden hesaplandı (mM AA kg -1) ACW için ve ACL için kg bal (mM TE kg -1 ) başına μmol Trolox eşdeğerleri. Sonuçlar ACW için mmol Askorbik asit (AA) kg -1 bal ve ACL için μmol Trolox kg -1 bal olarak ifade edildi .

        3.2.2. DPPH Testi (Radikal Temizleme Aktivitesi)
        Bal örneklerinin antiradikal aktivitesi, daha önce Blois [ 51 ] tarafından biraz modifikasyonla tarif edilen bir test olan sentetik serbest radikal 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH) kullanılarak belirlendi. Bal numuneleri (2 g) 10 mL distile su içinde çözüldü. 0.2 mL bal solüsyonu metanol (Sigma Aldrich Co., ABD) içindeki 1.8 mL 0.1 mM DPPH (Sigma Aldrich Co., St. Louis, MO, ABD) solüsyonu ile karıştırılarak karanlıkta oda sıcaklığında 60 dakika bekletildi. . Daha sonra kör olarak metanole göre 517 nm'de spektrofotometrik olarak (UV-VIS Spectrometer Biomate 3, Thermo Sci., Madison, WI, ABD) absorbanstaki azalma ölçüldü. 0,1–100 µg mL −1 konsantrasyonlarda Trolox (Sigma Aldrich Co., St. Louis, MO, ABD) ve quercetin (Sigma Aldrich Co., St. Louis, MO, ABD)metanol içinde pozitif kontrol olarak kullanılmıştır. Radikal süpürme aktivitesi (%A) aşağıdaki denklemle hesaplandı:
        %A = ((A 0 - A a )/A 0 ) × 100
        burada: A a çalışılan numunenin absorbansıydı ve A 0 kontrol numunesinin absorbansıydı.

        3.2.3. FRAP Testi (Toplam Antioksidan Aktivite)


        Ferrik indirgeyici antioksidan güç (FRAP), daha önce Bertoncejl ve ark . [ 7 ]. FRAP reaktifi, 40 mM HCI içinde 2,5 mL 10 mM TPTZ (Sigma Aldrich Co, St. Louis, MO, ABD) solüsyonu, 2,5 mL 20 mM FeCl3 (Sigma Aldrich Co., ABD) ve 25 mL 0,3 M içeriyordu . asetat tamponu (pH 3.6). 0,2 mL bal çözeltisinin alikotları (1 g 10 mL -1) 1,8 mL FRAP reaktifi ile karıştırıldı ve karışımın absorbansı spektrofotometrik olarak (UV-VIS Spectrometer Biomate 3, Thermo Sci., Madison, WI, ABD) 593 nm'de 37 °C'de köre karşı 10 dakika inkübasyondan sonra ölçüldü. 25–300 nmol mL -1 aralığında Trolox (Sigma Aldrich Co., St. Louis, MO, ABD) etanol çözeltisi için y = 0,026x (R² = 0,998) doğrusal formülü ile kalibrasyon eğrisi hazırlandı ve sonuçlar şu şekilde ifade edildi : kg bal başına μmol Trolox eşdeğerleri (TE) ( balın μmol TE kg −1'i ).

        3.2.4. Toplam Fenolik Bileşikler (TPC)


        Baldaki toplam fenolik bileşiklerin (TPC) tayini, Pilijac-Zegarac ve ark. [ 53 ]. 0,2 mL bal çözeltisi (1 g 10 mL -1 ) alikotları, 1 mL %10 Folin-Ciocalteu reaktifi (Merck, Darmstadt, Almanya) ve 0,8 mL %7,5 a / h sodyum karbonat (Na2C03) ile karıştırıldı .; POCH SA, Gliwice, Polonya). 120 dakika oda sıcaklığında inkübasyondan sonra, köre karşı 760 nm'de spektrofotometrik olarak (Biomate 3, Thermo, Madison, WI, ABD) absorbans ölçüldü. TPC, 25–250 µg mL -1 aralığında gallik asit (Sigma Aldrich Co., St. Louis, MO, ABD) için hazırlanan kalibrasyon eğrisine (y = 0,0555x; R² = 0,998) göre hesaplandı . Sonuçlar, her bir kg (mg kg -1 ) bal için mg gallik asit eşdeğeri (GAE) olarak ifade edildi .

        3.2.5. Renk Yoğunluğu


        Renk yoğunluğu Beretta ve ark. [ 33 ]. %50 ( w / v ) sulu bal solüsyonu homojenleştirildi ve 14,000 rpm'de beş dakika santrifüjlendi, ardından bir spektrofotometre Biomate 3 (Thermo, Madison, WI, ABD) kullanılarak 450 ve 720 nm'de absorbans ölçüldü. Renk yoğunluğu, 450 ve 720 nm'de (mUA) net absorbans olarak sunuldu. 3.3. İstatistiksel analiz


        Tüm tahliller üç tekrarda yapıldı. Sonuçlar, standart sapmalar (SD) ile ortalama değerler olarak ifade edildi. % (%VC) olarak sunulan değişken katsayısı da hesaplanmıştır. Balın çeşidine bağlı olarak test edilen parametrelerin seviyesindeki önemli farklılıklar, tek yönlü varyans analizi ve ardından Tukey (HSD) testi ile hesaplandı ( p < 0.05). Test edilen parametreler arasındaki korelasyonlar, Spearman'ın sıralama korelasyon katsayısı (r) kullanılarak belirlendi. Farklı botanik orijinli ballar arasındaki antioksidan özelliklerine dayalı farklılıkları değerlendirmek için toplam fenolik içerik ve renk karakteristikleri çok değişkenli analiz (PCA—Temel bileşen analizi ve CA—küme analizi) yapılmıştır. Tüm hesaplamalar yazılım (Cracow, Polonya) kullanılarak yapılmıştır.

        Git: 4. Sonuçlar


        Polonya balları, diğer ülkelerden gelen ürünlerle karşılaştırıldığında yüksek antioksidan aktivite ile karakterize edildi. Genel olarak, koyu renkli ballar, aktivitesi bal ile karşılaştırılabilir olan altınbaşak balı dışında, açık renkli ballara kıyasla daha iyi antioksidan aktivite (karabuğday ve ardından bal balları) göstermiştir. Uygulanan yöntem ne olursa olsun en zayıf antioksidan aktiviteyi karabuğday balına göre 3-6 kat daha düşük olan kolza balı göstermiştir.

        Çeşitli yöntemlerle elde edilen sonuçlar pozitif korelasyonluydu. Bal çeşidini ayırt etmek için en umut verici araç PCL yöntemi önerilmiştir. Çok değişkenli istatistiksel analiz (PCA ve CA yöntemi) kullanılarak, balın botanik kökenini antioksidan aktiviteye dayalı olarak sınıflandırma olasılığı kanıtlanmıştır.

        Git: Yazar Katkıları


        MD deneyleri tasarladı ve tasarladı; MT ve DG-L. deneyleri gerçekleştirdi; PS verileri analiz etti; MD tarafından sağlanan reaktifler/materyaller/analiz araçları; Makaleyi MD ve MT yazdı. Tüm yazarlar son makaleyi okudu ve onayladı.

        Git: Finansman


        Bu araştırma, Polonya Cumhuriyeti Bilim ve Yüksek Öğrenim Bakanlığı tarafından finanse edilmiştir (Proje no PB/KCHTZ/2017 University of Rzeszów)

        Git: Çıkar çatışmaları


        Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir. Kurucu sponsorların çalışmanın tasarımında hiçbir rolü yoktu; verilerin toplanmasında, analiz edilmesinde veya yorumlanmasında; taslağın yazımında ve sonuçların yayımlanması kararında.

        Git: Dipnotlar




        Numune Bulunabilirliği: Bal numuneleri yazarlardan sınırlı bir süre için temin edilebilir.



        Git: Referanslar

        1. Ramanauskiene K., Stelmakiene A., Briedis V., Ivanauskas L., Jakštas V. Litvanya balındaki biyolojik olarak aktif bileşiklerin kantitatif analizi. Gıda Kimyası 2012; 132 :1544–1548. doi: 10.1016/j.foodchem.2011.12.007. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
        2. Wieczorek J., Pietrzak M., Pomianowski J., Wieczorek Z. Biyoaktif bileşiklerin kaynağı olarak bal. Pol. J. Gıda Bes. bilim 2014; 29 :275–285. [ Google Akademik ]
        3. Olaitan PB, Oe A., Io O. Bal: Mikroorganizmalar için bir rezervuar ve mikroplar için bir inhibitör ajan. Afr. Sağlık Bilimi 2007; 7 :159–165. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
        4. Aggad H., Guemour D. Balın Antibakteriyel Aktivitesi. Med. Arom. Bitkiler. 2014; 3 :152. doi: 10.4172/2167-0412.1000152. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        5. Kwakman PH, Zaat SA Balın antibakteriyel bileşenleri. IUBMB Hayat. 2012; 64 :448–455. doi: 10.1002/iub.578. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
        6. Gheldof N., Wang X., Engeseth NJ Çeşitli çiçek kaynaklarından balların antioksidan bileşenlerinin tanımlanması ve miktarının belirlenmesi. J. Agric. Gıda Kimyası 2002; 50 :5870–5877. doi: 10.1021/jf0256135. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
        7. Bertoncelj J., Doberšek U., Jamnik M., Golob T. Slovenya balının fenolik içeriği, antioksidan aktivitesi ve renginin değerlendirilmesi. Gıda Kimyası 2007; 105 :822–828. doi: 10.1016/j.foodchem.2007.01.060. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        8. Kaškonienė V., Maruška A., Kornyšova O. Balda fenolik bileşiklerin kantitatif ve kalitatif tayini. Kimya Teknolojisi. 2009; 3 :74–80. [ Google Akademik ]
        9. Manyi-Loh CE, Ndip RN, Clarke AM Baldaki uçucu bileşikler: Aroma, botanik köken belirleme ve potansiyel biyomedikal faaliyetlerdeki katılımları üzerine bir inceleme. Int. J. Mol. bilim 2011; 12 :9514–9532. doi: 10.3390/ijms12129514. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
        10. Da Silva PM, Gauche C., Gonzaga LV, Costa ACO, Fett R. Bal: Kimyasal bileşim, kararlılık ve özgünlük. Gıda Kimyası 2016; 196 :309–323. doi: 10.1016/j.foodchem.2015.09.051. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
        11. Popek S. Bal tipini belirleme prosedürü. Gıda Kimyası 2002; 79 :401–406. doi: 10.1016/S0308-8146(02)00391-6. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        12. Terrab A., Diez MJ, Heredia FJ Fas unifloral ballarının fizikokimyasal özelliklerine göre karakterizasyonu. Gıda Kimyası 2002; 79 :373–379. doi: 10.1016/S0308-8146(02)00189-9. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        13. Devilliers J., Morlot M., Pham-Dele`Gue MH, Dore JC Monofloral balların kalite kontrol verilerine göre sınıflandırılması. Gıda Kimyası 2004; 86 :305–312. doi: 10.1016/j.foodchem.2003.09.029. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        14. Khalafi R., Goli SAH, Behjatian M. Birkaç monofloral İran balının fizikokimyasal özelliklere ve antioksidan aktiviteye dayalı olarak karakterizasyonu ve sınıflandırılması. Int. J. Gıda Ürünleri 2016; 19 :1065–1079. doi: 10.1080/10942912.2015.1055360. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        15. Kaškonienė V., Venskutonis PR Çeşitli botanik ve coğrafi kökenlerden balda çiçek işaretleri: Bir gözden geçirme. kompr. Rev. Gıda Bilimi Gıda Saf. 2010; 9 :620–634. doi: 10.1111/j.1541-4337.2010.00130.x. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        16. Oroian M., Amariei S., Leahu A., Gutt G. Orijinallik analizi için uygun bir araç olarak balın çok elementli bileşimi. Pol. J. Gıda Bes. bilim 2015; 65 :93–100. doi: 10.1515/pjfns-2015-0018. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        17. Jasicka-Misiak I., Makowicz E., Stanek N. Lehçe altın başak ( Solidago virgaurea L.) balı ve çiçeğinin kromatografik parmak izi, antioksidan aktivitesi ve renk özelliği. Avro. Gıda Res. Teknoloji 2018; 244 :1169–1184. doi: 10.1007/s00217-018-3034-3. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        18. Tsiapara A., Jaakkola M., Chinou I., Graikou K., Tolonen T., Virtanen V., Moutsatsou P. Yunan bal özlerinin meme kanseri (MCF-7), prostat kanseri (PC-3) üzerindeki biyoaktivitesi ve endometriyal kanser (Ishikawa) hücreleri: Ekstraktların profil analizi. Gıda Kimyası 2009; 116 :702–708. doi: 10.1016/j.foodchem.2009.03.024. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        19. Elbanna K., Attalla K., Elbadry M., Abdeltawab A., Gamal-Eldin H., Ramadan MF Etkisi çiçek kaynakları ve farklı unifloral balların antimikrobiyal aktiviteleri üzerinde işleme. Asya Pasifik J. Trop. Dis. 2014; 4 :194–200. doi: 10.1016/S2222-1808(14)60504-1. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        20. Cornara L., Biagi M., Xiao J., Burlando B. Farklı bal arısı ürünlerinden elde edilen biyoaktif bileşiklerin terapötik özellikleri. Ön. Eczane. 2017; 8 :412. doi: 10.3389/fphar.2017.00412. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
        21. Wesołowska M., Dżugan M. Cila balının antioksidan aktivitesinin değerlendirilmesinde Photochem cihazının kullanımı. Gıda Analizi Yöntem. 2017; 10 :1568–1574. doi: 10.1007/s12161-016-0715-z. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        22. Moniruzzaman M., Khalil MI, Sulaiman SA, Gan SH Balın antioksidan özelliklerinin belirlenmesine yönelik analitik yöntemlerdeki gelişmeler: Bir inceleme. Afr. J. Trad. Tamamlayıcı Altern. Med. 2012; 9 :36–42. doi: 10.4314/ajtcam.v9i1.5. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
        23. Chua LS, Lee JY, Chan GF Bal proteini ekstraksiyonu ve kütle spektrometresi ile tayini. Anal. Biyoanal. kimya 2013; 405 :3063–3074. doi: 10.1007/s00216-012-6630-2. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
        24. Amarowicz R., Pegg RB, Rahimi-Moghaddam P., Barl B., Weil JA Kanada çayırlarından seçilen bitki türlerinin serbest radikal süpürme kapasitesi ve antioksidan aktivitesi. Gıda Kimyası 2004; 84 :551–562. doi: 10.1016/S0308-8146(03)00278-4. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        25. Kishore RK, Halim AS, Syazana MSN, Sirajudeen KNS Tualang balı, diğer bal kaynaklarına kıyasla daha yüksek fenolik içeriğe ve daha fazla radikal süpürme aktivitesine sahiptir. Nutr. Res. 2011; 31 :322–325. doi: 10.1016/j.nutres.2011.03.001. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
        26. Ferreira I., Aires E., Barreira J., Estevinho L. Portekiz bal numunelerinin antioksidan aktivitesi: Tüm balın ve fenolik ekstraktın farklı katkıları. Gıda Kimyası 2009; 114 :1438–1443. doi: 10.1016/j.foodchem.2008.11.028. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        27. Jerkovic I., Marijanovic Z. Oak (Quercus frainetto Ten.) Uçucu organik bileşimin ve antioksidan kapasitenin (dpph ve frap tahlili) Moleküllerinin taranmasına bal özü yaklaşımı . 2010; 15 :3744–3756. doi: 10.3390/moleküller15053744. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
        28. Besco E., Braccioli E., Vertuani S., Ziosi P., Brazzo F., Bruni R., Sacchetti G., Manfredini S. Baobab ürünlerinin bütünleyici antioksidan kapasitesinin ölçümü için fotokemilüminesans kullanımı. Gıda Kimyası 2007; 102 :1352–1356. doi: 10.1016/j.foodchem.2006.05.067. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        29. Zielińska D., Szawara-Nowak D., Michalska A. Isıl işlem görmüş karabuğdayın antioksidan kapasitesi. Pol. J. Gıda Bes. bilim 2007; 57 :465–470. [ Google Akademik ]
        30. Bal ile ilgili 20 Aralık 2001 tarihli Direktif C. 110/EC. Kapalı. J.Eur. komün. 2002; 10 :47–52. [ Google Akademik ]
        31. RMRiRW Rozporządzenie Ministra Rolnictwa ve Rozwoju Wsi z dnia 29 mayja 2015 r. Zmieniające Rozporządzenie w Sprawie Szczegółowych Wymagań w Zakresie Jakości Handlowej Miodu (Tarım ve Kırsal Kalkınma Bakanı'nın 29 Mayıs 2015 tarihli Balın Ticari Kalitesi Alanındaki Özel Gereklilikler Hakkında Yönetmelik Hakkında Yönetmeliği), Dz. U. z 2015, Poz. 850. [(18 Ağustos 2018'de erişildi)]; 2015 Çevrimiçi olarak erişilebilir: http://www.dziennikustaw.gov.pl/du/2015/850
        32. Aljadi AM, Kamaruddin MY İki Malezya çiçek balının fenolik içeriklerinin ve antioksidan kapasitelerinin değerlendirilmesi. Gıda Kimyası 2004; 85 :513–518. doi: 10.1016/S0308-8146(02)00596-4. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        33. Beretta G., Granata P., Ferrero M., Faccino FM Balın antioksidan özelliklerinin spektrofotometrik/florimetrik analizler ve kemometri kombinasyonu ile standardizasyonu. Anal. Chim. Açta. 2005; 533 :185–191. doi: 10.1016/j.aca.2004.11.010. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        34. Küçük M., Kolaylı S., Karaoğlu S., Ulusoy E., Baltacı C., Candan F. Anadolu'dan gelen üç farklı balın biyolojik aktiviteleri ve kimyasal bileşimi. Gıda Kimyası 2007; 100 :526–534. doi: 10.1016/j.foodchem.2005.10.010. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        35. Wilczyńska A. Farklı Polonya balı türlerinin fenolik içeriği ve antioksidan aktivitesi—Kısa bir rapor. Pol. J. Gıda Bes. bilim 2010; 60 :309–313. [ Google Akademik ]
        36. Kačániová M., Vukovic N., Bobková A., Fikselová M., Rovná K., Haščík P., Čuboň J., Hleba L., Bobko M. Slovak balı örneklerinin antimikrobiyal ve antiradikal aktivitesi. JMBFS. 2011; 1 :354–368. [ Google Akademik ]
        37. Perna A., Intaglietta I., Simonetti A., Gambacorta E. Farklı botanik kökenli İtalyan ballarının fenolik profili, C vitamini içeriği ve antioksidan aktivitesi üzerine karşılaştırmalı bir çalışma. Int. J. Gıda Bilimi Teknoloji 2013; 48 :1899–1908. doi: 10.1111/ijfs.12169. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        38. Önceki RL, Wu X., Saich K. Gıdalarda ve diyet takviyelerinde antioksidan kapasite ve fenoliklerin belirlenmesi için standartlaştırılmış yöntemler. J. Agric. Gıda Kimyası 2005; 53 :4290–4302. doi: 10.1021/jf0502698. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
        39. Gheldof N., Engeseth NJ İnsan serum numunelerinde in vitro lipoprotein oksidasyonunun inhibisyonu ve oksijen radikal absorbans kapasitesinin belirlenmesine dayalı olarak çeşitli çiçek kaynaklarından balların antioksidan kapasitesi. J. Agric. Gıda Kimyası 2002; 50 :3050–3055. doi: 10.1021/jf0114637. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
        40. Kesic A., Mazalovic M., Crnkic A., Catovic B., Hadzidedic S., Dragosevic G. l -askorbik asit içeriğinin arı balının toplam antioksidan aktivitesi üzerindeki etkisi . Avro. J. Sci. Res. 2009; 32 :95–101. [ Google Akademik ]
        41. Anand S., Pang E., Livanos G., Mantri N. Avustralya'da yetiştirilen agastache rugosa'dan üretilen biyoaktif balın fiziko-kimyasal özelliklerinin ve antioksidan kapasitelerinin karakterizasyonu ve bunun renk ve poli-fenol içeriği ile ilişkisi. moleküller. 2018; 23 :108. doi: 10.3390/molecules23010108. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
        42. Mellen M., Fikselová M., Mendelová A., Haščík P. kaynağından ve menşeinden etkilenen doğal balların antioksidan etkisi. Pol. J. Gıda Bes. bilim 2015; 65 :81–85. doi: 10.1515/pjfns-2015-0020. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        43. Dżugan M., Sowa P., Kwaśniewska M., Wesołowska M., Czernicka M. Bitkilerle zenginleştirilmiş arı balının fizikokimyasal parametreleri ve antioksidan aktivitesi. Bitki Besinleri Hum. Nutr. 2017; 72 :74–81. doi: 10.1007/s11130-016-0593-y. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
        44. Sowa P., Grabek-Lejko D., Wesołowska M., Swacha S., Dżugan M. Melilotus albus balının hidrojen peroksit bağımlı antibakteriyel etkisi. Letonya Uygulama Mikrobiyoloji. 2017; 65 :82–89. doi: 10.1111/lam.12749. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
        45. Chis AM, Purcarea C., Dżugan M., Teusdea A. Seçilmiş Romen ve Polonya balının karşılaştırmalı antioksidan içeriği ve aktivitesi. Rahip Chim. 2016; 67 :214–218. [ Google Akademik ]
        46. ​​Sant'Ana LD, Sousa JPLM, Salgueiro FB, Lorenzon MCA, Castro RN Kimyasal profillerinin ve antioksidan aktivitelerinin çok değişkenli analizi ile monofloral balların karakterizasyonu. J. Yiyecek. bilim 2012; 71 :C135–C140. doi: 10.1111/j.1750-3841.2011.02490.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
        47. Nayik GA, Nanda V. Hindistan'ın Keşmir vadisinden üç farklı bal çeşidinin çok değişkenli yaklaşımla fiziko-kimyasal, enzimatik, mineral ve renk karakterizasyonu. Pol. J. Yiyecek. Nutr. bilim 2015; 65 :101–108. doi: 10.1515/pjfns-2015-0022. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        48. Kaygusuz H., Tezcan F., Erim FB, Yıldız O., Şahin H., Can Z., Kolaylı S.Anadolu ballarının minerallere, biyoaktif bileşenlere ve ana bileşen analizine dayalı karakterizasyonu. LWT-Gıda Bilimi Teknoloji 2016; 68 :273–279. doi: 10.1016/j.lwt.2015.12.005. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        49. Kek SP, Chin NL, Yusof YA, Tan SW, Chua LS Fizikokimyasal ve antioksidan özelliklerine göre balın entomolojik kökeninin sınıflandırılması. Int. J. Gıda Ürünleri 2017; 20 :S2723–S2738. doi: 10.1080/10942912.2017.1359185. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        50. Purcarea C., Dżugan M., Wesolowska M., Chis AM, Zagula G., Teusdea AC, Puchalski C. Seçilen cila ve Romanya bal numunelerinde metal içeriğinin karşılaştırmalı bir çalışması. Rahip Chim. 2017; 68 :1163–1169. [ Google Akademik ]
        51. Kararlı bir serbest radikal kullanılarak Blois MS Antioksidan tayinleri. Doğa. 1958; 181 :1199–1200. doi: 10.1038/1811199a0. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        52. Benzie IFF, Strain JJ "Antioksidan Güç" ölçüsü olarak plazmanın ferrik indirgeme yeteneği (FRAP): FRAP testi. Anal. biyokimya 1996; 239 :70–76. doi: 10.1006/abio.1996.0292. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
        53. Piljac-Žegarac J., Stipčević T., Belščak A. Farklı çiçek kökenli balların antioksidan özellikleri ve fenolik içeriği. J. ApiProd. ApiMed. bilim 2009; 1 :43–50. doi: 10.3896/IBRA.4.01.2.04. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]

        Yorum yap


        • #5
          Bal: tıbbi özelliği ve antibakteriyel aktivitesi
          Manisha Deb Mandal 1 ve Shyamapada Mandal 2, *
          Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri PMC Sorumluluk Reddi
          1 Fizyoloji ve Biyofizik Bölümü, KPC Tıp Fakültesi ve Hastanesi, 1F Raja SC Mallick Road, Jadavpur, Kalküta-700 032, Hindistan
          2 Zooloji Bölümü, Gurudas Koleji, Narkeldanga, Kolkata-700 054, Hindistan
          *Sorumlu yazar: Shyamapada Mandal, Zooloji Bölümü, Gurudas Koleji, Narkeldanga, Kolkata-700 054, Inida. E-posta: moc.liamg@demportmas
          Git: Soyut


          Gerçekten de balın tıbbi önemi dünyanın en eski tıp literatürlerinde belgelenmiştir ve antik çağlardan beri yara iyileştirme etkisinin yanı sıra antimikrobiyal özelliğe sahip olduğu bilinmektedir. Balın iyileştirici özelliği, antibakteriyel aktivite sunmasından, nemli bir yara durumunu sürdürmesinden ve yüksek viskozitesinin enfeksiyonu önlemek için koruyucu bir bariyer sağlamaya yardımcı olmasından kaynaklanmaktadır. İmmünomodülatör özelliği yara onarımıyla da ilgilidir. Çoğu baldaki antimikrobiyal aktivite, hidrojen peroksitin enzimatik üretiminden kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte, peroksit olmayan bal (yani, peroksit olmayan bal) adı verilen başka bir bal türü de vardır ., manuka balı), hidrojen peroksit aktivitesi bloke edildiğinde bile önemli antibakteriyel etkiler gösterir. Mekanizması, balın düşük pH seviyesi ve mikropların büyümesini engellemeye yetecek kadar yüksek şeker içeriği (yüksek ozmolarite) ile ilgili olabilir. Tıbbi sınıf ballar, güçlü in vitro özelliklere sahiptir.antibiyotiğe dirençli bakterilere karşı bakterisidal aktivite, insanlarda yaşamı tehdit eden çeşitli enfeksiyonlara neden olur. Ancak, bazı doğal balların antimikrobiyal aktivitesinde, nektar kaynaklarındaki mekansal ve zamansal farklılıklardan dolayı büyük farklılıklar vardır. Bu nedenle, aktif ilke(ler)in tanımlanması ve karakterizasyonu, balların kalitesi ve olası terapötik potansiyeli (insanların çeşitli sağlık bozukluklarına karşı) hakkında değerli bilgiler sağlayabilir ve bu nedenle, balların tıbbi özelliklerini antibakteriyel aktivitelerine vurgu yaparak tartıştık.

          Anahtar Kelimeler: Bal, Antibakteriyel aktivite, Yara iyileştirici özellik, Glikoz oksidaz, Peroksit olmayan etki, Tıbbi kalitede bal, Antimikrobiyal ajanlar, Tıbbi özellik, Antimikrobiyal özellik, İmmünomodülatör özellik
          Git:

          1. Giriş
          Antimikrobiyal ajanlar, bulaşıcı hastalıkların küresel yükünü azaltmada esasen önemlidir. Ancak dirençli patojenler gelişip yayıldıkça antibiyotiklerin etkinliği azalır. Antimikrobiyal ajanlara karşı bu tür bakteriyel direnç, halk sağlığı için çok ciddi bir tehdit oluşturmaktadır ve başlıca son çare ilaçlar da dahil olmak üzere her tür antibiyotik için direnç sıklığı dünya çapında artmaktadır [1] , [ 2 ] . Bu nedenle, alternatif antimikrobiyal stratejilere acilen ihtiyaç duyulmaktadır ve bu durum bitkiler ve bal dahil olmak üzere bitki bazlı ürünler gibi eski ilaçların terapötik kullanımının yeniden değerlendirilmesine yol açmıştır [3] – [5] .

          Enfeksiyonu tedavi etmek için geleneksel tıbbın kullanımı insanlığın başlangıcından beri uygulanmaktadır ve Apis mellifera ( A. mellifera ) tarafından üretilen bal, çeşitli insan hastalıklarının tedavisinde önemli olduğu düşünülen en eski geleneksel ilaçlardan biridir. Şu anda, birçok araştırmacı balın antibakteriyel aktivitesini bildirmiştir ve doğal ısıtılmamış balın, patojenik bakterilere, oral bakterilere ve gıda bozulmasına neden olan bakterilere karşı test edildiğinde geniş spektrumlu antibakteriyel aktiviteye sahip olduğunu bulmuştur [6] , [ 7 ]. Çoğu eski kültürde bal hem beslenme hem de tıbbi amaçlar için kullanılmıştır. Balın bir besin, ilaç ve merhem olduğu inancı günümüze taşınmış ve bu nedenle son yıllarda apiterapi adı verilen alternatif tıp dalı geliştirilerek birçok hastalığa karşı bal ve diğer arı ürünlerine dayalı tedaviler sunulmaktadır. bakteriyel enfeksiyonlar dahil. Şu anda, standartlaştırılmış antibakteriyel aktivite seviyelerine sahip bir dizi bal satılmaktadır. Balların en iyi bilineni olan Leptospermum scoparium (L. scoparium) balının, aeroblar ve anaeroblar, gram-pozitifler ve gram-negatifler dahil olmak üzere yaklaşık 60 bakteri türü üzerinde inhibe edici bir etkiye sahip olduğu bildirilmiştir [ 8 ] . Tan ve diğerleri [9]Tualang balının birçok farklı türde yara ve enterik bakteriye karşı değişken ancak geniş spektrumlu aktivitelere sahip olduğunu bildirmiştir. Glikoz oksidazın aksine, Leptospermum spp. ballar hafif ve ısıya dayanıklıdır. Diğer kaynakların doğal balı, hidrojen peroksit nedeniyle antibakteriyel aktivitelerinin gücünde 100 kata kadar değişebilir [6] , [10] . Ayrıca bal higroskopiktir, yani çevreden nemi çekip bakterileri kurutabilir ve yüksek şeker içeriği ve düşük pH seviyesi de mikropların büyümesini önleyebilir.

          Çeşitli biyomedikal bilim dergilerindeki kapsamlı araştırmalara ve web tabanlı raporlara dayanarak, bu derlemede balların tıbbi özellikleriyle ilgili güncellenmiş gerçekleri ve fenomenleri, balların antibakteriyel aktivitelerine vurgu yaparak tartıştık.

          Git: 2. Tıbbi özellik
          Bal, özellikle geleneksel modern terapötik ajanların başarısız olduğu durumlarda, tıp mesleği tarafından son zamanlarda 'yeniden keşfedilen', enfekte yaraların tedavisi için eski bir ilaçtır. 2100-2000 yıllarına dayanan bir Sümer tablet yazısı olan bala ilişkin ilk yazılı referans, balın ilaç ve merhem olarak kullanılmasından bahseder. Aristoteles (M.Ö. 384-322), farklı ballardan bahsederken soluk baldan “göz ve yaralara merhem kadar iyi” olarak söz etmiştir. Manuka balının, Staphylococcus aureus ( S. aureus ) ve Helicobacter pylori ( H. pylori ) gibi patojenik bakterilere karşı antimikrobiyal aktivite gösterdiği, bu balı yaraların veya mide ülserlerinin tedavisi için umut verici bir fonksiyonel gıda haline getirdiği bildirilmiştir.[10] .

          Bal, eski zamanlardan beri yara iyileşmesini hızlandırma yöntemi olarak kullanılmıştır [11] ve balın yara iyileşmesine yardımcı olma potansiyeli defalarca gösterilmiştir [12] , [13] . Bal, yanık ve yaralardan kaynaklanan ülserler, yatak yaraları ve diğer deri enfeksiyonlarının tedavisi için bir ajan olarak kabul görmektedir [14] , [15] . Balın iyileştirici özellikleri, antibakteriyel aktivite sunmasına, iyileşmeyi destekleyen nemli bir yara ortamını korumasına ve enfeksiyonu önlemek için koruyucu bir bariyer sağlamaya yardımcı olan yüksek viskoziteye sahip olmasına bağlanabilir [6] .. Balın yaralara, yanıklara, deri ülserlerine ve iltihaplara pansuman olarak çok etkili olduğuna dair birçok rapor vardır; balın antibakteriyel özellikleri, yarayı iyileştirmek için yeni dokunun büyümesini hızlandırır [16] . Medihoney ve manuka balının in vivo aktiviteye sahip olduğu ve ülserlerin, enfekte yaraların ve yanıkların tedavisi için uygun olduğu gösterilmiştir [6] , [17] .

          Bal, topikal olarak uygulandığında, enfeksiyonlu derin cerrahi yaraların iyileşmesini kolaylaştırmak için yara enfeksiyonunu hızla temizler [18] . Balın uygulanması , metisiline dirençli S. aureus [19] , [20] ile enfekte olmuş yaralar da dahil olmak üzere, antibiyotikler ve antiseptikler [18] gibi geleneksel tedaviye yanıt vermeyen enfekte yaralarda iyileşmeyi destekleyebilir . Ayrıca deri greftlerinde ve enfekte deri greft donör bölgelerinde başarıyla kullanılabilir [21] .

          Manuka, jöle çalısı ve mera balları, makrofajların öncüleri olan monositleri TNF-α salgılaması için uyarabilir [22] , [23] . Öte yandan, glikosile edilmiş proteinler, makrofajlar tarafından TNF-α salgılanmasını indükleyebilir ve bu sitokinin, yara onarım mekanizmasını indüklediği bilinmektedir. Ayrıca, balın 'reaktif ara maddelerin salınımını' [23] azaltma yeteneği, doku hasarını oldukça sınırlayabilir . Yara iyileşmesi sırasında aktif makrofajlar tarafından. Bu nedenle balın immünomodülatör özelliği yara onarımı ile ilgilidir.

          Peptik ülserler ve gastrit için bir tedavi rejimi olarak balın kullanılmasına yönelik destek, modern zamanlardaki raporların yanı sıra geleneksel folklordan gelmektedir [24] . Bal, hasarlı bağırsak mukozasının onarımını teşvik edebilir, yeni dokuların büyümesini teşvik edebilir ve bir anti-inflamatuar ajan olarak çalışabilir [24] , [25] . Ham bal, flavonoidler ve antioksidan görevi görebilen diğer polifenoller gibi bol miktarda bileşik içerir [26] . Yaralara bal uygulandığında inflamasyon semptomlarının azaldığına dair klinik gözlemler bildirilmiştir. Bal ile pansuman yapılan yaralardaki eksüdanın çıkarılması, iltihaplı yaraların tedavisinde yardımcıdır [18] .

          Git: 3. Antibakteriyel aktivite
          3.1. Potansiyel antibakteriyel ajan
          Balın mikrobiyal enfeksiyonlar için geleneksel bir ilaç olarak kullanılması çok eski zamanlara dayanmaktadır [8] . Escherichia coli ( E. coli ) , Enterobacter aerogenes , Salmonella typhimurium , S. aureus [6 ] , [27] . Laboratuvar çalışmaları balın metisiline dirençli S. aureus (MRSA), β- hemolitik streptokoklara ve vankomisine dirençli Enterokoklara (VRE) karşı etkili olduğunu ortaya koymuştur.[28] , [29] . Bununla birlikte, yeni tanımlanmış balların, gelişmiş antimikrobiyal aktivite, yerel üretim (dolayısıyla mevcudiyet) ve tıbbi açıdan önemli organizmalara karşı daha fazla seçicilik nedeniyle manuka balına göre avantajları veya benzerlikleri olabilir [6] . Koagülaz-negatif stafilokoklar , benzer antibakteriyel potansiyele sahip bala duyarlılıkları açısından S. aureus'a [14] , [30] çok benzer ve Pseudomonas aeruginosa ( P. aeruginosa ) ve Enterococcus türlerinden [14] daha duyarlıdır .

          Disk difüzyon yöntemi, temel olarak bakterilerin antimikrobiyal maddelere duyarlılığını tespit etmeye yönelik kalitatif bir testtir; ancak minimum inhibitör konsantrasyonu (MIC), bakteriyel inhibisyon için gereken miktarı yansıtır. İn vitro yöntemlerin ardından , insan enfeksiyonlarına neden olan ve ballara duyarlı bulunan birkaç bakteri (çoğunlukla çoklu ilaca dirençli; MDR)tablo 1. tablo 1

          Balın, insanlarda yaşamı tehdit eden enfeksiyonlara neden olan bakterilere karşı antibakteriyel etkinliği.
          Bakteri türü klinik önemi Yazarlar
          Proteus türleri Septisemi, üriner enfeksiyonlar, yara enfeksiyonları [8 ]
          Agbagwa ve Frank-Peterside [33]
          serratia marcescens Septisemi, yara enfeksiyonları [8 ]
          Vibrio kolera Kolera [8 ]
          S. aureus Toplum kökenli ve nozokomiyal enfeksiyon Taormina ve diğerleri [50]
          Chauhan ve diğerleri [34]
          Sherlock ve arkadaşları [35]
          E. coli İdrar yolu enfeksiyonu, ishal, septisemi, yara enfeksiyonları Chauhan ve diğerleri [34]
          Sherlock ve arkadaşları [35]
          P. aeruginosa Yara enfeksiyonu, diyabetik ayak ülseri, Üriner enfeksiyonlar Chauhan ve diğerleri [34]
          Sherlock ve arkadaşları [35]
          Mullai ve Menon [36]
          S. maltophilia Pnömoni, idrar yolu enfeksiyonu, kan dolaşımı enfeksiyonu, nozokomiyal enfeksiyon Tan ve diğerleri [9]
          A. baumannii Fırsatçı patojen, bağışıklığı baskılanmış bireyleri açık yaralar, kateterler ve solunum tüpleri yoluyla enfekte eder. Tan ve diğerleri [9]
          A. schubertii Yanık yarası enfeksiyonu Hassanein ve diğerleri [38]
          H. paraphrohaemlyticus
          Mikrokok luteus
          Selülosimikrobium selülanlar
          Listonella anguillarum
          A. baumannii
          H. pilori Kronik gastrit, peptik ülser, mide maligniteleri Ndip ve diğerleri [57]
          Salmonella enterica serovar Typhi enterik ateş Mulu ve diğerleri [58]
          Chauhan ve diğerleri [34]
          [8 ]
          Tüberküloz Tüberküloz Asadi-Pooya ve diğerleri [59]
          Ayrı bir pencerede aç

          3.2. Bölge inhibisyon çapı
          E. coli O157: H7 (12 mm – 24 mm) ve S. typhimurium'a (0 mm – 20 mm) karşı farklı bal numunelerinin (%5–%20) zon inhibisyon çapı (ZDI) belirlenmiştir [ 31] . Nilgiris ballarının ZDI'ları S. aureus , P. aeruginosa ve E. coli için sırasıyla (20-21) mm, (15-16) mm ve (13-14) mm olarak bulunmuştur [32] . Agbagwa ve Frank-Peterside [33] farklı bal örneklerini incelediler: Batı Nijerya balı, Güney Nijerya balı, Doğu Nijerya balı ve Kuzey Nijerya balı ve bunların S. aureus , P. aeruginosa , E. coli büyümesini engelleme yeteneklerini karşılaştırdı.ve sırasıyla ortalama ZDI (5,3–11,6) mm, (1,4–15,4) mm, (4,4–13,5) mm ve (9,1–17) mm ve %80 bal konsantrasyonları ile Proteus mirabilis ( P. mirabilis ) -100%. Ham ve işlenmiş bal özleri, gram-pozitif bakterilere karşı ZDI (6,94–37,94) mm gösterdi . , S. aureus , Bacillus subtilis , Bacillus cereus ve ayrıca E. coli , P. aeruginosa ve S. enterica serovar Typhi [34] gibi gram-negatif bakteriler .Şekil 1ulmo ve manuka ballarından kaynaklanan gram-negatif ve gram-pozitif bakteri suşları için ZDI'ları temsil eder.
          İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: apjtb-01-02-154-g001.jpg
          Şekil 1.


          Klinik (C) MRSA ve standart (S) MRSA, E. coli ve P. aeruginosa izolatları için üretilen ZDI bazlı ulmo ve manuka ballarının antibakteriyel aktivitesi . 3.3. Minimum inhibitör konsantrasyon
          MİK testi, MRSA izolatları için ulmo ( Eucryphia cordifolia ) balında (%3,1 - %6,3 v/v) manuka balına (%12,5 v/v) göre daha düşük bir MİK gözlemlendiğini göstermiştir ; E. coli ve Pseudomonas suşları için eşdeğer MIC'ler gözlenmiştir (%12.5 v/v) [35] . Birçok patojenik gram-pozitif ve gram-negatif bakteriye karşı Tualang balı için MIC'ler %8,75 - %25, manuka balı için olanlar ise %8,75 - %20 arasında değişmektedir [9 ] . P. aeruginosa'nın klinik ve çevresel izolatlarına karşı manuka, funda, khadikraft ve yerel balların MİK'leri sırasıyla %10 – %20, %10 – %20, %11 ve %10 – %20 olarak kaydedilmiştir [36] . A. mellifera'nın MIC'leriS. aureus'a karşı bal (126.23 – 185.70) mg/mL ve Tetragonisca angustula balı (142.87 – 214.33) mg/mL arasında değişmektedir [37] . Mısır yonca balı MİK değeri S. typhimurium ve E. coli O157:H7 için 100 mg/mL idi [31] . Nilgiri balı MİK'leri S. aureus , P. aeruginosa ve E. coli için sırasıyla %25, %35 ve %40 idi [32] . S. aureus , B. subtilis , B. cereus ve gram-negatif bakteriler ( E. coli ,P. aeruginosa ve S. typhi [34] .

          Görsel incelemeyle, yara ve enterik mikroorganizmalara karşı Tualang balının MIC'leri %8,75 - %25 arasında değişirken, manuka balının MİK'leri (%8,75 - %20): Streptococcus pyogenes ( S. pyogenes ), koagülaz negatif Staphylococci , MRSA , Streptococcus agalactiae , S. aureus , Stenotrophomonas maltophilia ( S. maltophilia ), Acinetobacter baumannii ( A. baumannii ), S. Typhi , P. aeruginosa , Proteus mirabilis , Shigella flexneri, E. coli , Enterobacter cloacae ( E. cloacae) [9] . Yanık hastalarından altı bakteri suşu, yani Aeromonas schubertii ( A. schubertii ), Haemophilius paraphrohaemlyticus ( H. paraphrohaemlyticus ), Micrococcus luteus ( M. luteus ), Cellulosimicrobium cellulans ( C. cellulans ), Listonella anguillarum ( L. anguillarum ) Hassanein ve ark .. Ballar, koagülaz-negatif Stafilokoklara karşı %3,6 – %0,7 (v/v), mera balı için %3,4 – %0,5 (v/v) ve manuka balı için seyreltmelerde inhibitördü [10 ] . Çeşitli patojen bakteri suşları için çeşitli bal tiplerinin MİK'leri birçok yazar tarafından belirlenmiştir [39] ; Bu makalede, oral bakteri suşları ve yara enfeksiyonlarına neden olan bakteri suşları için bal MİK'lerişekil 2Ve​ve33.
          İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: apjtb-01-02-154-g002.jpg
          Şekil 2.
          Dört farklı balın (şekilde gösterildiği gibi) oral bakteri suşlarına ( Streptococcus spp., E. coli ve S. aureus ) MİK değerleri.
          Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı apjtb-01-02-154-g003.jpg'dir.
          Figür 3.
          Yara enfeksiyonlarına neden olan bakteri suşları için farklı bal türlerinin MİK değerleri. 3.4. Zaman öldürme çalışması
          Öldürme kinetiği, antimikrobiyal ajanların antimikrobiyal aktivitesinin MIC'den daha doğru tanımını sağlar [2] . Daha önceki çalışmamızda, Batı'nın bir köyünden toplanan bu tür yerel balın (daha önce çalışılmamış) potansiyel etkinliğini belirlemek için otoklavlanmış balın E. coli , P. aeruginosa ve S. Typhi'ye karşı zaman öldürücü aktivitesini araştırdık. Bengal eyaleti, Hindistan [5] . Antibiyotik duyarlı ve dirençli S. aureus , S. epidermidis , Enterococcus faecium , E. coli , P. aeruginosa , E. cloacae ve izolatlarıKlebsiella oxytoca %10-%40 (v/v) bal ile 24 saat içinde öldürüldü [40] . Bu nedenle, öldürme kinetiklerine ve bunların MDR enfeksiyonlarına karşı etkili in vivo uygulamalarına dayalı çeşitli yerel ballar oluşturmak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır .

          Git: 4. Antibakteriyel aktiviteyi etkileyen mekanizma ve faktörler
          4.1. Antibakteriyel aktivite mekanizması
          Balın yararlı rolü, yüksek ozmolaritesi, asiditesi (düşük pH) ve hidrojen peroksit (H 2 O 2 ) içeriği ve peroksit olmayan bileşenler, yani metilglioksal ( metilglioksal gibi fitokimyasal bileşenlerin varlığı) açısından antibakteriyel özelliğine atfedilir. [41] , [ 42] . Baldaki antimikrobiyal ajanlar ağırlıklı olarak, konsantrasyonu arı tarafından sentezlenen glikoz oksidazın nispi seviyeleri ve çiçek poleninden kaynaklanan katalaz tarafından belirlenen hidrojen peroksittir [41] . Çoğu bal türü H 2 O 2 üretirseyreltildiğinde, glukozu glukonik asit ve H202'ye oksitleyen glukoz oksidaz enziminin aktivasyonu nedeniyle , bu da antimikrobiyal aktiviteyi tanımlar [ 43] . Ancak bazı durumlarda baldaki peroksit aktivitesi ısı veya katalaz varlığı ile kolayca yok edilebilir.

          Geleneksel balların çoğunda endojen glikoz oksidaz enzimi tarafından üretilen H 2 O 2'nin yanı sıra , balın benzersiz antibakteriyel aktivitesinden başka birkaç peroksit olmayan faktörün sorumlu olduğu bulunmuştur [13] . Bal, katalaz varlığında (glikoz oksidaz yokluğunda) bile antimikrobiyal aktivitesini koruyabilir ve bu nedenle bu bal türü "peroksit olmayan bal" olarak kabul edilir [8] , [13] . Manuka ağacından ( L. scoparium ) elde edilen manuka balında kapsamlı bir şekilde çalışılan metil şırınga ve metilglioksal varlığı gibi birkaç bileşenin peroksit olmayan aktiviteye katkıda bulunduğu bilinmektedir [42], [ 44 ]. Manuka balından farklı olarak, ulmo balının aktivitesi büyük ölçüde H202 üretimine bağlıdır : %25 (v/v) ulmo balı çözeltisi katalaz varlığında test edildiğinde saptanabilir antibakteriyel aktivite göstermezken, aynı konsantrasyonda manuka bal, katalaz varlığında (H 2 O 2 yokluğunda ) antibakteriyel aktivitesini korumuştur [35] . Gama ışınlamasının sterilizasyon prosedüründen hiçbir aktivite türü etkilenmez [13] .

          Bal karakteristik olarak asidiktir ve pH değeri 3,2 ile 4,5 arasındadır, bu da birkaç bakteriyel patojene karşı inhibitör olacak kadar düşüktür
          [45] ;Şekil 4farklı balların pH değerlerini gösterir. Bazı yaygın patojenik bakterilerin büyümesi için minimum pH değerleri şunlardır: E. coli (4.3), Salmonella spp. (4.0), P. aeruginosa (4.4), S. pyogenes (4.5) [46] ve dolayısıyla seyreltilmemiş balda asitlik önemli bir antibakteriyel faktördür. Balın antibakteriyel özelliği, glukonik asidin asidik özellikleri ve H 2 O 2'sinin antiseptik özelliklerinin yanı sıra, yüksek şeker içeriği ve düşük nem içeriğinin ozmotik etkisinden de kaynaklanmaktadır [47 ] . Balın antimikrobiyal özelliklerini in vitro inceleyen yakın tarihli bir çalışma , H 2 O'nun2 , MGO ve bir antimikrobiyal peptit olan bee defensin-1, balın bakterisidal aktivitesinde yer alan farklı mekanizmalardır [48] .
          Resim, illüstrasyon vb. tutan harici bir dosya. Nesne adı apjtb-01-02-154-g004.jpg'dir.
          Şekil 4.
          Antibakteriyel aktiviteye sahip farklı balların pH değerleri 4.2. Balın antibakteriyel yapısını etkileyen faktörler
          Molan ve Cooper [49], farklı ballar arasındaki antimikrobiyal potansiyel farkının, balın coğrafik, mevsimsel ve botanik kaynağının yanı sıra hasat, işleme ve depolama koşullarına bağlı olarak 100 kattan fazla olabileceğini bildirmiştir. Balın antibakteriyel doğası, tekil veya sinerjistik olarak çalışan çeşitli faktörlere bağlıdır; bunların en göze çarpanları H 2 O 2 , fenolik bileşikler, yara pH'ı, balın pH'ı ve balın uyguladığı ozmotik basınçtır. Hidrojen peroksit, balın antimikrobiyal aktivitesine en büyük katkıyı yapandır ve bu bileşiğin farklı ballardaki farklı konsantrasyonları, değişen antimikrobiyal etkilere neden olur [8].. Ayrıca fiziksel özelliğin yanı sıra coğrafi dağılım ve farklı çiçek kaynaklarının balın antimikrobiyal aktivitesinde önemli rol oynayabileceği bildirilmiştir [50] . Birkaç yazar, farklı balların, bitki kaynağına göre değişen antibakteriyel aktivitelerinin gücünde önemli ölçüde değiştiğini bildirmiştir [6] , [7] , [51] . Böylece, balın antimikrobiyal aktivitesinin < %3 ila %50 ve daha yüksek konsantrasyonlar arasında değişebileceği gösterilmiştir [6] , [10] , [51] . Balın bakterisidal etkisinin kullanılan balın konsantrasyonuna ve bakterinin doğasına bağlı olduğu bildirilmektedir [4] , [52]. Bal konsantrasyonunun antibakteriyel aktivite üzerinde etkisi vardır; balın konsantrasyonu ne kadar yüksekse, bir antibakteriyel madde olarak faydası o kadar fazladır [31] . Taormina ve arkadaşları [50], S. typhimurium büyümesinin tamamen önlenmesi için gerekli bal konsantrasyonunun <%25 olduğunu bildirmiştir.

          Git: 5. Sonuç


          Bala karşı mikrobiyal direnç hiç bildirilmemiştir [53] , bu da onu antibiyotiğe dirençli bakterilerin ( örn . MDR S. maltophilia ) enfeksiyonuna karşı ve bala yanıt vermeyen kronik yara enfeksiyonlarının tedavisinde çok ümit verici bir topikal antimikrobiyal ajan haline getirmektedir. antibiyotik tedavisi. Bu nedenle bal son çare ilaç olarak kullanılmıştır. Manuka balı geniş çapta araştırılmıştır ve antibakteriyel potansiyeli dünya çapında tanınmaktadır. Tualang balı gibi balların mikroorganizmalara karşı gücü, özellikle yara enfeksiyonu olmak üzere belirli tıbbi durumlarda alternatif bir terapötik ajan olarak kullanılma potansiyelini ortaya koymaktadır.

          Lusby ve diğerleri [6] , ticari olarak temin edilebilen antibakteriyel ballar ( örn . manuka balı) dışındaki balların, bakteriyel patojenlere karşı eşdeğer antibakteriyel aktiviteye sahip olabileceğini bildirdi. S. typhi , S. flexneri ve E. coli gibi mide enfeksiyonlarına neden olan bakteri türlerinin büyümesi, düşük konsantrasyonlarda Tualang balı tarafından inhibe edilir. Tualang balının E. coli , S. typhi ve S. pyogenes'e karşı etkili olduğu bildirilmiştir [54]ve bu nedenle, saf seyreltilmemiş haliyle ağızdan alındığında, bu bal bu tür enfeksiyonlardan iyileşmeyi hızlandırmaya yardımcı olabilir. Bal, oral rehidrasyonda glikoz yerine kullanıldığında etkilidir ve antibakteriyel aktivitesi bakteriyel ishalin süresini kısaltır.

          Şu anda, yanık yarası bakteriyel patojenlerinde ortaya çıkan antimikrobiyal direnç eğilimleri ciddi bir sorun teşkil etmektedir [55] . Bu nedenle, MRSA ve MDR P. aeruginosa, Acinetobacter türleri ve Enterobacteriaceae familyasının üyeleri gibi yanık yarası enfeksiyonları ve nozokomiyal enfeksiyonlarla ilişkilendirilen antibiyotiğe dirençli organizmalara karşı etkili antimikrobiyal özelliklere sahip balın kullanılması beklenmektedir . 55] , [56] .

          Genel olarak, standardize edilmemiş balın öngörülemeyen antibakteriyel etkinliği , çeşitli balların in vitro antibakteriyel etkinliğindeki farklılıklar nedeniyle bir antimikrobiyal madde olarak kullanılmasını engelleyebilir . Şu anda standartlaştırılmış antibakteriyel aktivite seviyelerine sahip bir dizi bal satılmaktadır ve bunlardan en iyi bilineni manuka ( Leptospermum ) balı ve Tualang ( Koompassia excelsa) balıdır.) Bal. Geniş spektrumlu bakterisidal aktivitesi nedeniyle topikal bir antibakteriyel profilaksi olma veya antibiyotiğe dirençli ve antibiyotiğe duyarlı bakterilerin neden olduğu topikal enfeksiyonların tedavisi olma potansiyeline sahip tıbbi sınıf bal (Revamil, medihoney) , terapötik kullanım için düşünülmelidir. Ayrıca, dağ, manuka, kapillano ve eko-ballar, H. pylori izolatlarına karşı %10 (v/v) konsantrasyonunda inhibitör aktivite sergilemiştir [57] , bu da yerel olarak üretilen balların ticari ballarla karşılaştırılabilir mükemmel antibakteriyel aktiviteye sahip olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, diğer yerel olarak üretilen ancak henüz test edilmemiş balların antimikrobiyal aktiviteleri açısından çalışılması gerekmektedir.

          Git: Dipnotlar
          Çıkar çatışması beyanı: Herhangi bir çıkar çatışmamız olmadığını beyan ederiz.

          Git: Referanslar

          1. Levy SB, Marshall B. Dünya çapında antibakteriyel direnç: nedenler, zorluklar ve yanıtlar. Nat Med. 2004; 10 :122–129. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          2. Mandal S, Pal NK, Chowdhury IH, Deb Mandal M. Siprofloksasin ve trimetoprimin tek başına ve kombinasyon halinde, Vibrio cholerae O1 biyotip El Tor serotip Ogawa izolatlarına karşı antibakteriyel aktivitesi. Lehçe J Microbiol. 2009; 58 :57–60. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          3. Mandal S, Deb Mandal M, Pal NK. Emblica officinalis ve Nymphae odorata özleri ile kombinasyon halinde amoksisilinin sinerjik anti- Staphylococcus aureus aktivitesi . Asya Pac J Trop Med. 2010; 3 :711–714. [ Google Akademik ]
          4. Basualdo C, Sgroy V, Finola MS, Juam M. Farklı kaynaklardan gelen balın antibakteriyel etkinliğinin genellikle deri yaralarından izole edilen bakterilere karşı karşılaştırılması. Veteriner Mikrobiyolu. 2007; 124 :375–381. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          5. Mandal S, Deb Mandal M, Pal NK, Saha K. Balın Escherichia coli , Pseudomonas aeruginosa ve Salmonella enterica serovar Typhi'nin klinik izolatlarına karşı antibakteriyel aktivitesi . Asya Pac J Trop Med. 2010 (kabul edildi) [ Google Scholar ]
          6. Lusby PE, Coombes AL, Wilkinson JM. Farklı balların patojenik bakterilere karşı bakterisidal aktivitesi. Arch Med Res. 2005; 36 :464–467. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          7. Mundo MA, Padilla-Zakour OI, Worobo RW. Seçilmiş ham ballar tarafından gıda kaynaklı patojenlerin ve gıda bozulma organizmalarının büyümesinin engellenmesi. Int J Gıda Mikrobiyolü. 2004; 97 :1–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          8. Molan PC. Balın antibakteriyel özelliği. Antibakteriyel aktivitenin doğası. Arı Dünyası. 1992; 73 :5–28. [ Google Akademik ]
          9. Tan HT, Rahman RA, Gan SH, Halim AS, Hassan SA, Süleyman SA, et al. Manuka balına kıyasla Malezya tualang balının yara ve enterik mikroorganizmalara karşı antibakteriyel özellikleri. BMC Tamamlayıcı Alternatif Med. 2009; 9:34 . doi: 10.1186/1472-6882-9-34. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          10. Fransız VM, Cooper RA, Molan PC. Balın koagülaz negatif Staphylococci'ye karşı antibakteriyel aktivitesi . J Antimikrob Kemoterapi. 2005; 56 :228–231. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          11. Van den Berg AJ, Van den Worm E, Van Ufford HC, Halkes SB, Hoekstra MJ, Beukelman CJ. Karabuğday balının antioksidan ve antiinflamatuar özelliklerinin in vitro incelenmesi. J Yara Bakımı. 2008; 17 :172–178. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          12. Molan PC. Balın yara örtüsü olarak kullanılmasını destekleyen kanıtlar. Int J Düşük Ekstrem Yaralar. 2006; 5 :40–54. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          13. Simon A, Traynor K, Santos K, Blaser G, Bode U, Molan P. Yara bakımı için tıbbi bal - hala 'En Son Çare' Kanıta Dayalı Tamamlayıcı Alternat Med. 2008 doi: 10.1093/ecam/nem175. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          14. Cooper RA, Molan PC, Harding KG. Yaralarda klinik öneme sahip bal ve gram pozitif koklar. J Appl Microbiol. 2002; 93 :857–863. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          15. Cooper RA, Halas E, Molan PC. Balın Pseudomonas aeruginosa suşlarını enfekte yanıklardan inhibe etmedeki etkinliği . J Yanık Bakımı Rehabilitasyon. 2002; 23 :366–370. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          16. Lusby PE, Coombes A, Wilkinson JM. Bal: Yara iyileşmesi için güçlü bir ajan mı? J Yara Ostomi Kontinans Hemşireleri. 2002; 29 :295–300. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          17. Al-Waili NS, Akmal M, Al-Waili FS, Saloom KY, Ali A. Birleşik Arap Emirlikleri balının bazı mikrobiyal izolatlar üzerindeki antimikrobiyal potansiyeli. Tıp Bilimi Monitörü. 2005; 11 :433–438. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          18. Ahmed AK, Hoekstra MJ, Hage J, Karim RB. Ballı pansuman: eski bir çarenin modern terapiye dönüştürülmesi. Ann Plastik Cerrahı. 2003; 50 :143–148. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          19. Natarajan S, Williamson D, Gray J, Harding KG, Cooper RA. Bal ile MRSA kolonize hidroksiüre kaynaklı bacak ülserinin iyileşmesi. J Dermatol Tedavisi. 2001; 12 :33–36. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          20. Dunford C, Cooper RA, Molan PC. Balın enfekte cilt lezyonları için pansuman olarak kullanılması. Nur Zamanları. 2000; 96 :7–9. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          21. Mısırlıoğlu A, Eroğlu S. Kısmi kalınlıkta deri grefti donör bölgelerinin iyileşmesinde yardımcı madde olarak balın kullanılması. Dermatol Cerrahi 2003; 29 :168–172. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          22. Tonks AJ, Cooper RA, Jones KP, Blair S, Parton J, Tonks A. Bal, monositlerden enflamatuar sitokin üretimini uyarır. Sitokin. 2003; 21 :242–247. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          23. Tonks A, Cooper RA, Fiyat AJ, Molan PC, Jones KP. bal tarafından monositlerde TNF-alfa salınımının uyarılması. Sitokin. 2001; 14 :240–242. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          24. Molan PC. Bal neden ilaç olarak etkilidir? 1. Modern tıpta kullanımı. In: Munn P, Jones R, editörler. Bal ve Şifa. Birleşik Krallık: Uluslararası Arı Araştırma Derneği; 2001. [ Google Akademik ]
          25. Molan PC. Bal neden ilaç olarak etkilidir? 2. Etkilerinin bilimsel açıklaması. In: Munn P, Jones R, editörler. Bal ve Şifa. Birleşik Krallık: Uluslararası Arı Araştırma Derneği; 2001. [ Google Akademik ]
          26. Blassa M, Candracci M, Accorsi A, Piacentini MP, Albertini MC, Piatti E. Ham millefiori balı antioksidanlarla doludur. Gıda Kimyası 2006; 97 :217–222. [ Google Akademik ]
          27. Visavadia BG, Honeysett J, Danford MH. Manuka bal sosu: Kronik yara enfeksiyonları için etkili bir tedavi. Br J Maxillofac Surg. 2006; 44 :38–41. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          28. Allen KL, Hutchinson G, Molan PC. MRSA ve VRE ile enfekte yaraları tedavi etmek için bal kullanma potansiyeli. Birinci Dünya Şifa Kongresi, Melbourne, Avustralya. 2000:10–13. [ Google Akademik ]
          29. Kingsley A. Enfekte yaraların tedavisinde balın kullanımı. İngiliz J Hemşirelik. 2001; 10 :S13–S16. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          30. Abhishek KJ, Ravichandran V, Madhvi S, Agrawal RK. 2-ikameli-4,5-difenil-N-alkil imidazol türevlerinin sentezi ve antibakteriyel değerlendirmesi. Asya Pac J Trop Med. 2010; 3 (6):472–474. [ Google Akademik ]
          31. Badawy OFH, Shafii SSA, Tharwat EE, Kamal AM. Balın antibakteriyel aktivitesi ve Escherichia coli O157:H7 ve Salmonella typhimurium enfeksiyonuna karşı terapötik faydası. Rev Sci Technol Int. Epiz. 2004; 23 :1011–1122. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          32. Rajeswari T, Venugopal A, Viswanathan C, Kishmu L, Venil CK, Sasi kumar JM. Balın enfekte yaralardan Staphylococcus aureus'a karşı antibakteriyel aktivitesi. Eczacılık çevrimiçi. 2010; 1 :537–541. [ Google Akademik ]
          33. Agbagwa OE, Frank-Peterside N. Nijerya'dan gelen ham ticari balların seçilmiş patojenik bakteriler üzerindeki etkisi. Afrika J Microbiol Res. 2010; 4 :1801–1803. [ Google Akademik ]
          34. Chauhan A, Pandey V, Chacko KM, Khandal RK. Ham ve işlenmiş balın antibakteriyel aktivitesi. Elektron J Biol. 2010; 5 :58–66. [ Google Akademik ]
          35. Sherlock O, Dolan A, Athman R, Power A, Gethin G, Cowman S, et al. Şili'den ulmo balı ve manuka balının metisiline dirençli Staphylococcus aureus, Escherichia coli ve Pseudomonas aeruginosa'ya karşı antimikrobiyal aktivitesinin karşılaştırılması . BMC Tamamlayıcı Alternatif Med. 2010; 10:47 . [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
          36. Mullai V, Menon T. Farklı bal türlerinin Pseudomonas aeruginosa'nın klinik ve çevresel izolatlarına karşı bakterisidal aktivitesi . J Alternatif Tamamlayıcı Med. 2007; 13 :439–441. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          37. Miorin PL, Levy NC, Custodio AR, Bretz WA, Marcucci MC. Apis mellifera ve Tetragonisca angustula'dan bal ve propolisin Staphylococcus aureus'a karşı antibakteriyel aktivitesi . J Uygulamalı Mikrobiyoloji. 2003; 95 :913–920. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          38. Hassanein SM, Gebreel HM, Hassan AA. Ain Shams Üniversitesi hastanesindeki hastaların yanık yara enfeksiyonlarından izole edilen bakterilere karşı bazı antibiyotiklerle balın karşılaştırılması. J American Sci. 2010; 6 :301–320. [ Google Akademik ]
          39. Cooper R. Bal yaraları nasıl iyileştirir? In: Munn P, Jones R, editörler. Bal ve Şifa. Birleşik Krallık: Uluslararası Arı Araştırma Derneği; 2001. [ Google Akademik ]
          40. Kwakman PHS, Johannes PC, Van den Akker, Ahmet G, Aslami H, Binnekade JM, et al. Tıbbi kalitede bal, in vitro olarak antibiyotiğe dirençli bakterileri öldürür ve cilt kolonizasyonunu yok eder. Klinik Enfeksiyon Dis. 2008; 46 doi: 10.1086/587892. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          41. Weston RJ. Katalaz ve diğer doğal ürünlerin balın antibakteriyel aktivitesine katkısı: bir inceleme. Gıda Kimyası. 2000; 71 :235–239. [ Google Akademik ]
          42. Mavric E, Wittmann S, Barth G, Henle T. Yeni Zelanda'dan gelen manuka ( Leptospermum scoparium ) ballarının baskın antibakteriyel bileşeni olarak metilglioksalın tanımlanması ve miktarının belirlenmesi . Mol Nutr Gıda Arş. 2008; 52 :483–489. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          43. Bang LM, Buntting C, Molan PC. Seyreltmenin baldaki hidrojen peroksit üretim hızına etkisi ve bunun yara iyileşmesi üzerindeki etkileri. J Alternatif Tamamlayıcı Med. 2003; 9 :267–273. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          44. Adams CJ, Boult CH, Deadman BJ, Farr JM, Grainger M NC, Manley-Harris M, et al. Yeni Zelanda manuka ( Leptospermum scoparium ) balının HPLC ile izolasyonu ve biyoaktif fraksiyonunun karakterizasyonu . Karbonhidrat Res. 2008; 343 :651–659. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          45. Haniyeh K, Seyyed MS, Hussein M. Khuzestan (İran) Asya Pac J Trop Med'deki bazı şifalı bitkilerin antibakteriyel aktivitesi üzerine ön çalışma . 2010; 3 (3):180–184. [ Google Akademik ]
          46. ​​O'Grady FW, Lambert HP, Finch RG, Greenwood D. Antibiyotik ve Kemoterapi. 7. baskı New York: Churchill Living Stone; 1997. [ Google Akademik ]
          47. Khan FR, Abadin UI, Rauf N. Honey; Beslenme ve tıbbi Değer. Medscape Bugün. 2007 [Çevrimiçi] Şu adresten erişilebilir: http://www.medscape.com/viewartide/565913 . [ Google Akademik ]
          48. Kwakman PH, Te Velde AA, de Boer L, Speijer D, Vandenbroucke-Grauls CM, Zaat SA. Bal bakterileri nasıl öldürür? FASEB J.2010; 24 :2576–2582. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          49. Molan PC, Cooper RA. Yaralar ve ülserler için pansuman olarak bal ve şeker. Trop Dok. 2000; 30 :249–250. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          50. Taormina PJ, Niemira BA, Beuchat LR. Balın hidrojen peroksit varlığından ve antioksidan güç seviyesinden etkilenen gıda kaynaklı patojenlere karşı inhibe edici aktivitesi. Int J Gıda Mikrobiyolü. 2001; 69 :217–225. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          51. Wilkinson JM, Cavanagh HM. 13 balın Escherichia coli ve Pseudomonas aeruginosa'ya karşı antibakteriyel aktivitesi . J Med Gıda. 2005; 8 :100–103. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          52. Adeleke OE, Olaitan JO, Okepekpe EI. Bal ve gentamisin'in Escherichia coli ve Pseudomonas aeruginosa'ya karşı karşılaştırmalı antibakteriyel aktivitesi . Yıllıklar Yangın Felaketlerini Yakıyor. 2006; 19 :n4. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
          53. Dixon B. Bakteriler bala karşı koyamaz. Lancet Enfeksiyon Dis. 2003; 3 :116. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          54. Tumin N, Halim NA, Shahjahan M, Noor Izani NJ, Sattar MA, Khan AH, et al. Yerel Malezya balının antibakteriyel aktivitesi. Malezya J Pharma Sci. 2005; 3 :1–10. [ Google Akademik ]
          55. Church D, Elsayed S, Reid O, Winston B, Lindsay R. Yanık yarası enfeksiyonları. Clin Microbiol Rev. 2006; 19 :403–434. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
          56. Erol S, Altoparlak U, Akçay MN, Celebi F, Parlak M. Yanık hastalarında mikrobiyal flora ve yara kolonizasyonundaki değişiklikler. Yanıklar. 2004; 30 :357–361. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          57. Ndip RN, Alertia E, Takang M, Echakachi CM, Malongue A, Akoachere JTK, et al. Helicobacter pylori'nin klinik izolatları üzerinde seçilen balların in vitro antimikrobiyal aktivitesi . Afrika Sağlık Bilimi 2007; 7 :228–231. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
          58. Mulu A, Tessema B, Derbie F. Balın yaygın insan patojenleri üzerindeki antimikrobiyal potansiyelinin in vitro değerlendirmesi. Etiyopya J Sağlık Dev. 2004; 18 :107–112. [ Google Akademik ]
          59. Asadi-Pooya AA, Pnjehshahin MR, Beheshti S. Balın antimiko-bakteriyel etkisi: Bir in vitro çalışma. Rivista Di Biologia. 2003; 96 :491–495. [ PubMed ] [ Google Akademik ]

          Yorum yap


          • #6
            Alerjik Hastalıklara Çare Olarak Balın Potansiyel Kullanımı: Mini Bir İnceleme

            Poi Yi Aw Yong , 1 , † Fahmida Islam , 1 , † Hanis Hazeera Harith , 2 Daud Ahmad Israf , 2 Ji Wei Tan , 1 , * ve Chau Ling Tham 2 , *
            Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri PMC Sorumluluk Reddi
            1 Fen Fakültesi, Monash Üniversitesi Malezya, Subang Jaya, Malezya
            2 Biyomedikal Bilimler Bölümü, Tıp ve Sağlık Bilimleri Fakültesi, Universiti Putra Malaysia, Selangor, Malezya
            Düzenleyen: Michał Tomczyk , Bialystok Tıp Üniversitesi, Polonya
            İnceleyen: Abdullah Alangari , Kral Suud Üniversitesi, Suudi Arabistan
            Marco Biagi , Siena Üniversitesi, İtalya

            *Yazışma: Chau Ling Tham, ym.ude.mpu@gniluahc ; Ji Wei Tan, ude.hsanom@iewij.naT
            † Bu yazarlar bu çalışmaya eşit katkıda bulunmuştur.
            Bu makale Frontiers in Pharmacology dergisinin bir bölümü olan Ethnopharmacology'ye gönderilmiştir.
            Git: Soyut


            Bal geleneksel olarak gıda olarak tüketilmektedir. Bununla birlikte, geleneksel bir tıp olarak uygulanması nedeniyle tedavi edici özellikleri de büyük ilgi görmüştür. Balın anti-mikrobiyal, anti-enflamatuar, anti-kanser ve yara iyileştirme gibi terapötik özellikleri yaygın olarak bildirilmiştir. Bir dizi ilginç çalışma, alerjik hastalıkların tedavisinde balın potansiyel kullanımını bildirmiştir. Anafilaksi, astım ve atopik dermatit (AD) gibi alerjik hastalıklar dünya nüfusunun yaklaşık %20'sini tehdit etmektedir. Alerjik reaksiyonlar bir şekilde antihistaminikler, kortikosteroidler ve mast hücre stabilizatörleri gibi farklı ilaçlarla kontrol edilebilse de, alerjik hastalıklarla bağlantılı modern diyet değişiklikleri, bal dahil olmak üzere diyet besinlerinin önleyici ve terapötik değerlerini değerlendirmek için araştırmalara yol açmıştır. Birçok bilimsel kanıt, balın alerjik hastalıkların hücresel ve hayvan modellerinde patolojik durumu hafifletebildiğini ve enflamatuar hücrelerin işe alımını düzenleyebildiğini göstermiştir. Klinik olarak, birkaç çalışma, hastalarda bal uygulanmasından veya tüketilmesinden sonra alerjik semptomların hafiflediğini göstermiştir. Bu nedenle, bu mini derlemenin amacı, çeşitli alerjik hastalıklar için bir tedavi veya önleyici yaklaşım olarak balın etkinliğini tartışmaktır. Bu mini inceleme, klinik ortamlarda alerjik hastalıkların tedavisinde balın potansiyel kullanımına ilişkin içgörü sağlayacaktır. birkaç çalışma, bal uygulandıktan veya tüketildikten sonra hastalarda alerjik semptomların hafiflediğini göstermiştir. Bu nedenle, bu mini derlemenin amacı, çeşitli alerjik hastalıklar için bir tedavi veya önleyici yaklaşım olarak balın etkinliğini tartışmaktır. Bu mini inceleme, klinik ortamlarda alerjik hastalıkların tedavisinde balın potansiyel kullanımına ilişkin içgörü sağlayacaktır. birkaç çalışma, bal uygulandıktan veya tüketildikten sonra hastalarda alerjik semptomların hafiflediğini göstermiştir. Bu nedenle, bu mini derlemenin amacı, çeşitli alerjik hastalıklar için bir tedavi veya önleyici yaklaşım olarak balın etkinliğini tartışmaktır. Bu mini inceleme, klinik ortamlarda alerjik hastalıkların tedavisinde balın potansiyel kullanımına ilişkin içgörü sağlayacaktır.

            Anahtar Kelimeler: alerjik rinokonjonktivit, atopik dermatit, alerjik rinit, alerjik astım, alerji, bal, alerjik fungal rinosinüzit, mini derleme
            Git: giriiş


            Alerjik hastalıklar, dünya çapında en sık görülen hastalıklardan biri olup, immünolojik mekanizmaların aracılık ettiği, doku hasarına ve yaşamı tehdit eden reaksiyonlara neden olabilen bir grup aşırı duyarlılık bozukluğudur (Jutel ve Akdis, 2011 ; Kaplan ve ark., 2012 ). Prevalansları cinsiyet, yaş ve ırk gruplarında endişe verici bir oranda artmaya devam ediyor ve böylece gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde son 20 yılda küresel sağlık yükünü önemli ölçüde artırıyor (Pawankar ve diğerleri, 2011 ) . Dünya Alerji Örgütü'ne göre, alerjiler artık dünya çapında nüfusun %30-40'ını etkilemektedir ve bu hastalıkların en büyük yükünü çocuklar ve genç yetişkinler taşımaktadır ( Pawankar ve ark., 2011).). Alerjik hastalıkların yaygın örneklerinden bazıları arasında alerjik rinit, astım, konjonktivit, atopik egzama ve hayatı tehdit eden anafilaksi bulunur. Kirliliğin artması, iklim değişikliği, biyoçeşitliliğin azalması, toplumların kentleşmesi ve yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarındaki değişikliği içeren çeşitli faktörlerin alerjik vakalardaki dramatik artıştan sorumlu olduğu düşünülmektedir (Pawankar ve ark., 2011 ) . Alerjik hastalıklar için mevcut olan mevcut tedavi, antihistaminikler (karbinoksamin; hidroksizin), kortikosteroidler (beklometazon; siklesonid), biyolojikler (omalizumab; dupilumab) ve alerjen immünoterapisini içerir. Her biri, lipodistrofi, glukokortikoid kaynaklı osteoporoz, purpura ve rosacea gibi çeşitli yan etkilerle kuşatılmıştır ( Schacke ve diğerleri, 2002 ;Coondoo ve diğerleri, 2014 ). Alerjiler için mevcut tedavilerin sakıncaları, alternatif bir tedavi olarak tamamlayıcı ve alternatif tıbba (TAT) olan ilgiyi artırmıştır. Modern tıpta dikkat çeken bir TAT örneği baldır.

            Bal, arılar tarafından toplanan, işlenen ve depolanan nektar ve bitki tatlı tortularından üretilen doğal bir gıda maddesidir. Hem besleyici hem de terapötik değerler açısından yüksektir ve geleneksel olarak yanıkları, yaraları, öksürüğü, astımı ve diğer bazı gastrointestinal ve kardiyovasküler sorunları tedavi etmek için kullanılmıştır (Eteraf-Oskouei ve Najafi, 2013 ). Bal, nektar kaynağına göre, yani çiçek balı veya çiçek balı olarak sınıflandırılabilir. Rengi, kalınlığı, aroması, tadı ve bileşimi kaynağına, arı türüne, hava durumuna, coğrafi konumuna, hasat mevsimine ve işleme ve saklama koşullarına bağlı olarak büyük farklılıklar gösterir (Subramanian ve ark., 2007 ; Silvano ve ark., 2014 ) .). Bal, ağırlıklı olarak fruktoz ve glikoz olmak üzere şekerden ve maltoz ve sükroz gibi az miktarda diğer şekerlerden oluşan karmaşık bir maddedir ( Khan ve ark., 2007 ). Baldaki protein içeriği eser miktarda prolin, alanin, glisin gibi amino asitlerden ( Hermosin ve diğerleri, 2003 ) katalaz, amilaz, invertaz gibi enzimlere ( Jeffrey ve Echazarreta, 1996 ) kadar değişir ve arıya göre değişir. bal üreten türler. Ağırlığının sadece %0,02'sini oluşturan çok düşük vitamin ve mineral içeriğine sahiptir ( Alqarni ve ark., 2014).). Balın ortalama pH'ı 3,9'dur (3,4 ile 6,1 arasında değişir); bu asidik pH, büyük ölçüde balda bulunan %0,57'lik organik asitlere, özellikle de glukonik asit ve sitrik asitlere atfedilir ( Gündoğdu ve ark., 2019 ). Fitokimyasal bileşim açısından, Tualang, Manuka ve Gelam gibi balların çok sayıda flavonoid ve quercetin, kaempferol, chrysin ve apigenin gibi polifenoller içerdiği gösterilmiştir. Bazı fitokimyasallar için kantitatif analiz, aşağıda gösterilen diğer çalışmalar tarafından da rapor edilmiştir.tablo 1. Bu fitokimyasal bileşiklerin balın antiinflamatuar, antioksidan, antimikrobiyal, antialerjik, antidiyabetik, antikanser, antiparazitik aktivite, antiülser gibi tıbbi özelliklerinden sorumlu olduğu bildirilmiştir. yara iyileşmesi ve kardiyovasküler hastalık önleme ( Cornara ve diğerleri, 2017 ; Samarghandian ve diğerleri, 2017 ). Bildirilen bu faydalı etkiler arasında, çeşitli ballardan elde edilen anti-enflamatuar, antioksidan, anti-kanser ve anti-mikrobiyal aktiviteler iyi bir şekilde belgelenmiştir ( Cornara ve diğerleri, 2017 ). Örneğin, baldan izole edilen apigenin, chrysin ve quercetin'in çeşitli bakteri türlerinin büyümesini engellediği bildirilen bir çalışmada kanıtlanmıştır ( Das ve diğerleri, 2015).), oysa baldan izole edilmiş kaempferol, anti-kanser ve anti-inflamatuar aktivite içerir ( Hämäläinen ve diğerleri, 2007 ; Ghaffari ve diğerleri, 2012 ). Bununla birlikte, balın anti-alerjik özelliklerini incelemek için çok sınırlı araştırma yapılmıştır. Bu nedenle, bu mini derleme, bal ve balın anti-alerjik bir ajan olarak potansiyeli hakkındaki mevcut bulguları özetlemeyi amaçlamaktadır. Bu derleme, hem preklinik hem de klinik çalışmalardan elde edilen bulguları eleştirel bir şekilde analiz ediyor ve alerji yönetiminde balın sınırlamalarını ve gelecekteki beklentilerini tartışıyor. TABLO 1


            Tualang, Gelam ve Manuka balında bulunan yaygın olarak bildirilen fenolik ve flavonoid bileşikler ve bunların her birinin ilgili nicel verileri. tasarım ve çalışma sonucu bildirildi.
            Sarfarz ve Nor Hayati (2013) ; Halil ve ark. (2011) Tualang tatlım kateşin 12.9–35.6
            kafeik asit 2,5–3,2
            Benzoik asit 0,2–1,0
            Naringenin 0.6
            trans-sinnamik asit 0,01–0,5
            gallik asit 0,4–0,4
            Kaempferol 0,02–0,2
            şırınga asidi 0,02–0,1
            p-Kumarik asit 0.04
            luteolin ND
            sümbül ND
            Putri Shuhaili ve ark. (2016) ; Hüseyin ve ark. (2011) Gelam balı kuersetin 1.588,9–1.594,3
            Krisin 1.498.6–1.504.6
            Hesperetin 1.475,2–1.477,8
            gallik asit 859.4–876.8
            ellagik asit 558,8–575,7
            Klorojenik asit 502.8–528.1
            kafeik asit 428,8–442,0
            Ferulik asit 356,9–381,4
            p-Kumarik asit 301.5–308.3
            Alvarez-Suarez ve ark. (2014) ; Sarfarz ve Nor Hayati (2013) ; Yao ve ark. (2003) Manuka balı kuersetin 180–550 4-Metoksibenzoik asit ND
            isorhamnetin 320–470 Absisik asit ND
            Krisin 370–400 metil şırınga ND
            luteolin 130–430 fenillaktik asit ND
            pinosembrin 150–230 2-Metoksibenzoik asit ND
            Kaempferol 130–260 (4-Metoksifenil)-asetik asit ND
            protokatekuik asit 45,7–53,7 Pinostrobin kalkonu ND
            şırınga asidi 37–43 desoksianizoin ND
            Genistik asit 24,7–36,1 metil şırınga ND
            gallik asit 24,2–34,6 3,5-Dimetoksibenzoik asit ND
            Benzoik asit 6,5–29,9 3-fenillaktik asit ND
            protokateşualdehit 6.3–20.1 Salisilik asit ND
            kafeik asit 17.2–18.6 Apigenin ND
            klorojenik 16.1–16.9 tektokrisin ND
            p-Kumarik asit ND 8-Metoksikaempferol ND
            mirisetin ND izoferulik asit ND
            Pinobanksin ND galangin ND
            Ayrı bir pencerede aç
            ND, veri yok.

            Git: ÇEŞİTLİ ALLERJİK HASTALIKLARDA BALIN ETKİLERİ ÜZERİNE KLİNİK ÇALIŞMALAR

            Atopik dermatit


            Alangari ve ark . (2017)manuka balının Atopik Dermatit (AD) lezyonları üzerindeki etkinliğini balla tedavi edilen bölgenin patolojik durumunu tedavi edilmeyen bölgeyle karşılaştırarak araştırdı. Eritem, ödem/papülasyon ve ekskoriyasyonun derecesini belirlemek için Üç Madde Şiddet Skoru (TIS) kullanıldı. İki taraflı benzer şekilde etkilenen bölgeleri olan Birleşik Krallık'tan on dört AD adayından, geceleri lezyon bölgesine bir kat bal sürmeleri ve ertesi sabah yedi gün boyunca yıkamaları istendi. Yazarlar, balla tedavi edilen lezyonun, balla tedaviden 7 gün sonra ortalama TIS skorunda önemli bir iyileşme olduğunu bildirdi. İlginç bir şekilde, 1 yıllık bir takip, katılımcılardan üçünün çalışma süresinden sonra bal kullanmadan egzama durumlarında genel bir iyileşme bildirdiğini ortaya çıkardı.

            Al-Waili (2003) tarafından bildirilen başka bir çalışmayazarların iki AD hastası grubunda zeytinyağı (bal karışımı) ile önceden karıştırılmış BAE, Al-Theed City'den elde edilen doğal balın etkilerini karşılaştırdığı, hasta körü bir klinik çalışmaydı. Birinci hasta grubu, çalışma dönemi öncesinde ve sırasında herhangi bir ilaç tedavisi almamış 10 AD hastasından oluşuyordu. İkinci hasta grubunu ise çalışma öncesi ve sırasında kortikosteroid tedavisi alan 11 AD hastası oluşturdu. Birinci gruptaki tüm hastalara sadece bal karışımı tedavisi uygulanırken, ikinci gruptaki tüm hastalara farklı v/v oranlarında hem bal karışımı hem de kortikosteroid pomad tedavisi uygulandı: karışım A (1:1), karışım B ( 2:1) ve karışım C (3:1). Bu çalışmadan,Tablo 2). Bu arada, ikinci gruptaki hastalar, bir doz aralığında kortikosteroid bağımlılığında en az %50 oranında başarılı bir azalma gösterdi. Bu klinik çalışma, bal karışımının topikal uygulamasının AD semptomlarını hafifletebildiğini ve AD hastalarının kortikosteroid bağımlılığını azaltabildiğini göstermesine rağmen, zeytinyağının kendisinin herhangi bir anti-alerjik özellik gösterip göstermediği gösterilmedi ve tartışılmadı. Bu, daha yeni araştırmalar zeytinyağının anti-alerjik etkilerini bildirdiği için önemlidir ( Isoda ve diğerleri, 2012 ; Wani ve diğerleri, 2015 ). Böylece, Al-Waili (2003) tarafından yapılan çalışmanın sonucuhastaların yalnızca zeytinyağı aldığı ek bir kontrol grubu tarafından önemli ölçüde iyileştirilebilir. Bu, zeytinyağının bal karışımında uyguladığı olası anti-alerjik aktiviteleri ele alabilecektir. Bununla da kalmayıp, ikinci grupta tedavi olarak sadece kortikosteroid uygulanan bir kontrol grubunun olmaması verilerin yorumlanmasını zorlaştırabilir. Ayrıca, ikinci grupta kullanılan farklı dilüsyonları dikkate alırsak, her bir alt gruptaki katılımcı sayısı azdı (alt grup başına üç ila dört hasta) ve bu nedenle elde edilen sonuçlar genelleştirilebilir olmayabilir. Son olarak, balın zeytinyağında çözünmez olması bu çalışmanın sonucunu etkileyebilir. TABLO 2


            Çeşitli bal türlerinin anti-alerjik potansiyeli üzerine rapor edilen klinik çalışmaların hastalık modelinin, deneysel tasarımının ve çalışma sonucunun özetini gösterir.
            Alangari ve ark. (2017) Atopik dermatit Manuka balı 14 Cinsiyet: 8 Kadın; 6 Erkek
            Ortalama yaş: 23–43
            Tüm katılımcılar: geceleri cilt lezyonları üzerine topikal bal uygulaması ve üzerini gazlı bezle örtün. Örtüyü çıkarın ve bölgeyi sabah yıkayın 1 hafta boyunca günde bir kez 0-9 puan (Üç Madde Önem Puanı) Eritem
            Ödem/papülasyon
            Ekskoriyasyon
            Evet yok
            Al-Waili ve ark. (2003) Atopik dermatit Doğal işlenmemiş bal 21 Cinsiyet: 4 Kadın; 17 Erkek
            Yaş aralığı: 5–16 yaş
            Grup 1 (işe alım sırasında topikal tedavi uygulanmayan 10 katılımcı)
            Sağ vücut cilt lezyonları: topikal Vazelin uygulaması
            Sol vücut cilt lezyonları: bal karışımının topikal uygulaması
            Grup 2 (çalışma sırasında topikal kortikosteroid tedavisi devam eden 11 katılımcı)
            Sağ vücut derisi lezyonlar: Vazelin ve betametazon esterleri 0.1%'in topikal uygulaması
            Sol vücut cilt lezyonları: kortikosteroid merhem ile bal karışımının topikal uygulaması
            2 hafta boyunca günde üç kez 0 - 4 puan Eritem
            Pullanma
            Likenifikasyon
            Ekskoriasyon
            Sertleşmeler/papülasyon
            Sızıntı/kabuklanma
            Kaşıntı
            Evet Most patients also successfully reduced their dose of corticosteroid in honey mixture
            Asha'ari et al. (2013) Allergic rhinitis Tualang honey 40 Gender: 26 Female; 14 Male
            Age range: 20–50 years
            Group 1 (20 participants): daily 10 mg of loratadine for 4 weeks
            Oral ingestion of honey-flavored corn syrup (placebo) for another 4 weeks
            Group 2 (20 participations): daily 10 mg of loratadine for 4 weeks
            Oral ingestion of Tualang honey at 1 g/kg body weight for another 4 weeks
            Once/day for 28 days 0 to 4 points (Allergic Rhinitis and Its Impact on Asthma Classification) Nasal blockage
            Rhinorrhea
            Hyposmia
            Nasal, eye and palatal itchiness
            Sneezing
            Yes NA
            Thamboo et al. (2011) Allergic Fungal Rhinosinusitis Manuka honey 34 Gender: No data
            Age range: >19 years
            All participants: Intranasal application of 2 ml 1:1 honey/saline mixture using a mucosal atomization device in selected nostril Once/day for 30 days 0 to 9 points (Philpott-Javer Endoscopic Scoring System) Mucosal oedema and polyps
            Presence of mucin
            No Only nine out of 34 patients showed improment
            Rajan et al. (2002) Allergic rhinoconjunctivitis Local honey
            Clover honey
            36 Gender: 24 Female; 12 Male
            Age range: 20–72 years
            Group 1 (12 participants): Oral ingestion of locally collected honey
            Group 2 (12 participants): Oral ingestion of Clover honey
            Group 3 (12 participants): Oral ingestion of honey-flavored corn syrup (placebo)
            Once/day for 30 weeks 0 to 3 points Burun semptomları: Burun
            akıntısı
            Hapşırma
            Kaşıntılı burun Geniz
            akıntısı
            Tıkanmış burun
            Oküler semptomlar:
            Ağrılı gözler Şişmiş
            gözler
            Sulu gözler
            Kaşıntılı gözler
            HAYIR yok
            Ayrı bir pencerede aç
            NA, Uygulanamaz. Alerjik rinit


            Asha'Ari ve diğerleri tarafından randomize, plasebo kontrollü bir çalışma yapıldı . (2013), Tualang balının Alerjik Rinite (AR) karşı önleyici etkilerini incelemek için. Kırk hasta ilk olarak ilk 4 hafta günde bir kez 10 mg ikinci kuşak antihistamin (loratidin) ile tedavi edildi, ardından 2 ay daha oral bal tedavisi (günde kg vücut ağırlığı başına 1 g) veya plasebo uygulandı. Çalışmanın 0., dördüncü ve sekizinci haftalarında hastalar, yedi semptoma odaklanan Allerjik Rinit ve Astım Üzerindeki Etkisi (ARIA) sınıflandırmasına göre değerlendirildi (Tablo 2). Yazarlar, balın yutulmasının, balla tedavi edilen grup ile plasebo grubu arasındaki toplam semptom skorunun ortalamasını önemli ölçüde iyileştirdiği sonucuna vardılar; bu, Tualang balı tüketimini takiben AR semptomlarında ilerleyici bir iyileşme olduğunu düşündürüyor. Aslında, bu hastalarda antihistaminiklerin kesilmesinden sonra bile AR'nin kardinal semptomları önemli ölçüde düzeldi. Muhtemelen antihistamin tedavisinin kesilmesi nedeniyle AR semptomlarındaki iyileşme 4. haftadan sonra azalan plasebo grubunda bu durum gözlenmedi. Bu nedenle, bu çalışma, olağan standart ilaçlarla birlikte bal alımının, bildirilen herhangi bir yan etki olmaksızın AR semptomlarını hafifletmede faydalı olduğunu göstermektedir. Alerjik Rinokonjonktivit


            Rajan ve ark . (2002), Bristol, İngiltere'den yerel olarak toplanan balın ve yonca balının (Lancaster, İngiltere'den) etkilerini karşılaştırarak bal tüketiminin rinokonjonktivit üzerindeki etkisini gösterdi. Otuz altı Alerjik Rinokonjonktivit (ARC) hastası rastgele üç gruba ayrıldı; birinci ve ikinci grup katılımcılara sırasıyla yerel olarak toplanan bal ve yonca balı tüketmeleri talimatı verilirken, üçüncü gruba bal aromalı mısır şurubu ile plasebo verildi. Tüm hastalardan 30 hafta boyunca günde bir kez bir yemek kaşığı bal veya mısır şurubu tüketmeleri istendi. Hem nazal hem de oküler semptomlardan oluşan bu çalışmada on ana semptom izlendi ve puanlandı (Tablo 2). Çalışmanın sonunda, iki bal tedavisi grubunda plasebo grubuna kıyasla semptom skoru açısından anlamlı bir iyileşme bulunmadı. Bunun, semptomları hafifletmek için yetersiz bal dozundan kaynaklandığı düşünülmektedir. Yazarlar ayrıca kullanılan dozajın gönüllülerin 1/3'ünün günlük tüketilecek balın tatsız olması nedeniyle çalışmadan çekilmesine neden olduğunun altını çizdiler. Alerjik Fungal Rinosinüzit


            Thamboo ve ark . (2011), İki taraflı fonksiyonel endoskopik sinüs cerrahisi (FESS) geçirmiş ve AFRS'nin ana semptomlarını sergileyen 34 Alerjik Fungal Rinosinüzit (AFRS) hastası çalışmaya alındı. Hastalardan 30 gün boyunca günde bir kez 2 ml manuka balı-tuzlu su solüsyonunu (1:1 oranında) seçtikleri burun deliğine püskürtmeleri istendi ve reçeteli ilaç kullananlara bal solüsyonunu püskürtmeden önce ilaçlarını almaları söylendi. Tüm hastalar her iki burun deliğinde de mevcut tıbbi tedavilerine devam ederken kendi kontrolleri gibi hareket ettiler, ancak bal tedavisine tabi tutulmak üzere yalnızca bir burun boşluğu seçildi. Değerlendirme, semptomları esas olarak müsin, mukozal ödem ve poliplerin varlığına göre derecelendiren Philpott-Javer Endoskopik Skorlama Sistemi kullanılarak yapıldı. Alerjik Hastalıkların Tedavisinde Balın Klinik Görünümü


            Sınırlı olmasına rağmen, yukarıda açıklanan klinik kanıtlar, balın AD ve AR tedavisinde büyük bir potansiyele sahip olduğunu göstermektedir. Eritem, sıyrık ve ödem gibi AD'nin genel semptomları, önemli bir yan etki olmaksızın balın topikal uygulamasıyla önemli ölçüde iyileştirilebilir. ( Al-Waili, 2003 ; Alangari ve diğerleri, 2017 ). Ancak bu çalışmalarda balın tam dozu tam olarak tanımlanamamıştır çünkü bal ya lezyon bölgesine ince bir tabaka halinde sürülmüştür ya da bal karışımı zeytinyağı gibi başka bileşenlerle hazırlanmıştır. Her ne kadar 4 hafta boyunca günlük bal tüketiminin de AR semptomlarını iyileştirdiği bildirildi. ( Asha'Ari ve diğerleri, 2013), farklı tedavi yöntemleri (ağızdan alım, burun içi ve topikal uygulama) kullanılan balın etkilerini, alerjik hastalıklardan bağımsız olarak farklı çalışmalarda karşılaştırmak hala zordur. Bu nedenle, balın çeşitli alerjik hastalıklara karşı etkinliği karşılaştırılırken tutarsızlığa katkıda bulunabileceğinden, gelecekteki çalışmalarda tüm bu faktörler dikkate alınmalıdır.

            AD ve AR gibi bazı alerjik vakalarda dikkate değer iyileşmeler gözlemlense de, diğer araştırmalar balın AFRS ve ARC gibi bazı alerjik hastalıklarda önemli bir inhibitör etkisi olmadığını bildirmiştir.Tablo 2), balın yalnızca belirli alerjik hastalık türlerine karşı etkili olabileceğini öne sürüyor. Balın AFRS üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı bildirilmiş olsa da, bal tedavisine olumlu yanıt veren AFRS hastalarının yüksek düzeyde spesifik IgE'ye sahip olduğunun gösterilmesi ilginçtir (Thamboo ve diğerleri, 2011 ) . Bu tür bir gözlem, balın spesifik IgE düşürücü etki içerdiğinin gösterildiği başka bir çalışma ile açıklanabilir ( Duddukuri ve diğerleri, 1997).), hastalarda IgE seviyelerinin baskılanması yoluyla AFRS'ye karşı inhibe edici bir etki gösterme kabiliyeti ile sonuçlanır. Bununla birlikte, olumlu yanıtlarına katkıda bulunan olası faktörleri belirlemek için bu AFRS hastaları üzerinde daha fazla araştırma yapılması gerekecektir. Balın AFRS üzerindeki etkileriyle ilgili gelecekte yapılacak herhangi bir çalışma, Thamboo ve ark. (2011) hastaların kendi kontrolleri olarak hareket ettiği ve sadece bir burun boşluğunun bal tedavisine tabi tutulacağı seçilmiştir. Literatür taramasına dayanarak, birkaç çalışma kullanılan balın türü hakkında sınırlı bilgi sağlamıştır. Örneğin, ARC ve AD ile ilgili klinik çalışmaRajan ve ark. (2002) ve Al-Waili (2003) tarafından AD üzerine yapılan bir klinik çalışma, yerel bir balın etkisini araştırdı, ancak arıların bal üretmek için nektarı topladığı arı türleri veya flora kaynakları gibi ek ayrıntılar bildirilmedi. Bu faktörlerin balın terapötik etkilerini etkileyebileceğine dair kanıtlar olduğundan, bu ek bilgi, ilgili çalışmaların sonuçları için daha iyi bir açıklama sağlayabilir ( Liu ve diğerleri, 2013 ).

            Git: Balın Etkileri Üzerine Preklinik Çalışmalar

            Mast Hücre Degranülasyonunun İn Vitro Modeli


            Bir çalışma, manuka balının mast hücre tepkisini modüle ederek alerjik hastalığı önleyebildiğini göstermiştir ( Alangari ve diğerleri, 2017 ). Çalışmada, kalsiyum iyonofor tarafından indüklenen LAD-2 insan mast hücre dizisi, mast hücre degranülasyonunun önemli bir göstergesi olan histamin salınımının inhibisyonunu ölçmek için bir in vitro alerjik reaksiyon modeli olarak kullanıldı. Balın ön işleminin (%0.5, 1 ve 2) histamin salınımını konsantrasyona bağlı bir şekilde engelleyebildiğini bildirdiler. Spesifik IgE Düşürücü Etki


            Duddukuri ve ark . (1997), 100 µl Rock arı balının ( Apis dorsata ) intraperitoneal (ip) olarak uygulandığını göstermiştir.) 10 ug OVA ile indüklenen BALB/c, C57BL/6 ve SWR/J farelerinde antikor tepkilerini inhibe etti. Spesifik olarak, anti-pasif kutanöz anafilaksisi, antijene özgü IgE düzeylerinin (IgE titresi <4) baskılanmasıyla belirtilmiştir. Bu etkinin farklı haplotiplere sahip farklı fare suşlarında gözlemlenmiş olması, Rock arı balının spesifik IgE düşürücü etkisinin genetik varyasyondan etkilenme olasılığının düşük olduğunu vurgulamaktadır. Buna ek olarak, yazarlar, Rock arı balının, BALB/c farelerinde 100 µg börülce veya parmak darı tarafından indüklenen antijene özgü IgE seviyelerini inhibe edebildiğini de gösterdiler; farklı alerjen türlerine. Çalışma, Rock arı balının yanı sıra, Batı Bengal'den elde edilen Apiary ve Dabur balının da olduğunu gösterdi. Hindistan, OVA ile indüklenen BALB/c farelerinde antijene özgü IgE üretimini azaltmada etkili olmuştur. Bu, diğer Hint ticari ballarında antijene özgü IgE'nin potansiyel düşürme etkisini göstermektedir. Ancak yazarlar, kaya arısı balının aksine, bulguların olumlu sonucunu daha iyi bir gerekçelendirmek için önemli olan çalışmalarında kullanılan Apiary ve Dabur balları hakkında herhangi bir ayrıntı belirtmediler. Alerjik Astım


            Balın alerjik astımdaki yararlı etkileri, önceki çalışmaların balın alerjik astımı tedavi etmek için umut verici bir aday olduğunu desteklediği hem farelerde hem de tavşan modellerinde gösterilmiştir. Malezya menşeli ham Gelam balının ( Apis mellifera ) anti-astım etkisi daha önce bildirilmiştir ( Shamshuddin ve Mohd Zohdi, 2018).). Bu çalışma, Gelam balının (%40 ve %80 (v/v)) oral olarak uygulanmasının, hava yolu epitel kalınlaşmasında ve peribronşiyolar bölgede enflamatuar hücrelerin (lenfositler, nötrofiller ve eozinofiller) infiltrasyonunda doza bağımlı önemli bir azalma gösterdiğini ve OVA ile indüklenen BALB/c farelerinin BALF'sinde. Ek olarak, Gelam balı (%10, 40 ve %80 (v/v)) bronşiyal bölgedeki mast hücrelerinin infiltrasyonunu ve BALF'deki beta-hekzosaminidaz üretimini azaltmada da etkili olmuştur, bu balın anti-astım etkisi gösterdiğini düşündürmektedir. diğer enflamatuar hücrelerden ayrı olarak mast hücrelerinin aktivitelerini modüle ederek etki gösterir. Bununla birlikte, Gelam bal tedavisi, yazarların deksametazon (3 mg/kg) ile karşılaştırılabilir olduğunu iddia ettiği bir gözlem olan, yalnızca %80'de (v/v) solunum yolu müsin ifadesinde belirgin bir azalmaya neden olmuştur.

            Başka bir çalışma, aerosol haline getirilmiş Tualang balının (%25 ve %50 (v/v)) OVA ile indüklenen tavşanlarda hem kurtarıcı hem de önleyici maddeler olarak etkinliğini araştırmıştır (Kamaruzaman ve diğerleri, 2014).). Dozaj ve tedavi yönteminden (ön tedavi veya birlikte tedavi) bağımsız olarak, aerosol haline getirilmiş Tualang balı goblet hücresi hiperplazisini, aşırı mukus üretimini ve peribronşiyal bölgede enflamatuar hücrelerin (eozinofiller, mononükleer, nötrofiller ve makrofaj) infiltrasyonunu ve BALF'yi önemli ölçüde inhibe edebildi. OVA kaynaklı tavşanlar. Bu bulgular, Tualang balının alerjik astımı önleme ve semptomları hafifletme potansiyelini vurgulamaktadır. Bununla birlikte, aerosol haline getirilmiş Tualang balı, dozaj ve tedavi yöntemlerinden bağımsız olarak, yalnızca hem epitelyal hem de mukozal bölgelerin hava yolu kalınlaşmasında önemli bir azalma gösterdi, ancak submukozal bölgede değil. Submukozal kalınlaşma daha çok en içteki düz kas tabakasının kalınlaşmasına bağlı olduğundan ( Kamaruzaman ve ark., 2014)), aerosol haline getirilmiş Tualang balının hava yolu içindeki düz kas tabakasının kalınlaşmasını engelleyemediği tahmin edilmektedir.

            Öte yandan El-Aidy ve ark. (2015), Mısır, Dakahlia'dan elde edilen Apiary balının, conalbumin ile indüklenen bir fare alerjik astım modelindeki etkisini göstermiştir. Çalışma, indükleyici olarak intratrakeal konalbumin uygulamasıyla birlikte 650 mg / kg balın intraperitoneal uygulamasının CD1 farelerinde herhangi bir önemli inhibitör etkiye sahip olmadığını bildirdi. Hassaslaştırılmış grupla karşılaştırıldığında özellikle akciğer dokularında infiltre enflamatuar hücrelerin (eozinofil, monositler, nötrofiller ve lenfositler) sayısında anlamlı bir azalma olmamıştır.

            Git: BALIN ANTİALLERJİK MADDE OLARAK KULLANIMINA İLİŞKİN PREKLİNİK ÇALIŞMALARDAN TARTIŞMALI SONUÇLAR


            Yukarıda açıklandığı gibi, sınırlı olmasına rağmen, preklinik çalışmalar esas olarak balın mast hücre degranülasyonunu, anti-alerjen IgE seviyelerini önemli ölçüde engelleyebildiğini ve ayrıca alerjik astımın tüm histopatolojik parametrelerini iyileştirdiğini göstermektedir.Tablo 3). Ancak tüm bu olumlu sonuçların aksine El-Aidy ve ark. (2015), balın herhangi bir anti-alerjik etki göstermediğini ileri sürmektedir. Bu farklılık çalışmalar arasındaki farklılıklardan kaynaklanmış olabilir. Örneğin, El-Aidy ve ark. (2015), indükleyici olarak balla verilen konalbumini kullanırken, Shamshuddin ve Mohd Zohdi (2018) fareleri ovalbumin ile indükledi. Önceki bir araştırmaya göre, konalbümin ovalbümin ile karşılaştırıldığında daha hızlı tepki süresine ve daha güçlü indüksiyon düzeyine sahiptir ( Ho, 1979 ). Bu faktörler, bağışıklık yanıtını etkileyebilir ve bu iki çalışma tarafından bildirilen farklı yanıtları kısmen açıklayabilir. El-Aidy ve diğerleri tarafından bildirilen bulgular . (2015)uygulama yolundan da etkilenebilir. Çalışmada intraperitoneal olarak bal uygulandı. Son zamanlarda yapılan bir araştırma, balın aerosol yöntemiyle uygulanmasının, balın hava yollarında kolayca birikmesini ve daha kolay emilmesini sağladığını vurgulamıştır ( Abbas ve ark. 2019).). Bunun dışında, ARC ve AD ile ilgili klinik çalışmalara benzer şekilde, bu çalışmada kullanılan bal hakkında, arı türleri veya arıların ballarını üretmek için kullandıkları flora kaynakları gibi ek detaylar belirtilmemiştir. Bu ek bilgi, çalışmanın olumsuz sonuçları için daha iyi bir açıklama sağlayabilir. Daha da önemlisi, baldaki biyoaktif bileşikler önceki çalışmalarda henüz tanımlanmamıştır. Balın kendi içindeki kimyasal bileşim farklı terapötik tepkilere yol açabileceğinden, bu durum balın anti-alerjik aktivitesini etkileyebilir ( Rao ve diğerleri, 2016 ). TABLO 3


            Çeşitli bal türlerinin anti-alerjik potansiyeli üzerine klinik öncesi çalışmalar.
            Kamaruzaman ve ark. (2014) alerjik astım Tualang tatlım Tavşanlar ( Oryctolagus cuniculus ) 40 (her grupta 5 adet) Ortalama yaş: ND
            Cinsiyet: 3 Kadın; 37 Erkek
            Ortalama ağırlık: 2,40 ± 0,56 kg
            ön arıtma Grup 1: Normal kontrol
            Grup 2: OVA ile ip enjeksiyon (1. ve 14. gün)
            Grup 3: OVA ile ip enjeksiyon (1. ve 14. gün), ardından aerosolize OVA (28–30. gün)
            Grup 4: PBS ile ip enjeksiyon ( 1. ve 14. gün), ardından aerosol haline getirilmiş PBS (28-30. gün)
            Alerjik astım indüksiyonu, 1. ve 14. günlerde OVA'nın ip enjeksiyonu ile yapıldı.
            Grup 5: Aerosolize %25 (v/v) bal (23-27. günler)
            Grup 6: Aerosolize %50 (v/v) bal (23.-günler) 27)
            Grup 7: Aerosolize %25 (v/v) bal (23–27. Gün), ardından aerosol OVA (28–30. Gün)
            Grup 8: Aerosol %50 (v/v) bal (23–27. Gün), ardından aerosol haline getirilmiş OVA (28–30. gün)
            Enflamatuar hücre yanıtı (Wright-Giemsa boyası):
            ↓ bronkoalveoler lavaj sıvısında (BALF) nötrofiller, eozinofiller ve makrofajlar infiltrasyonu
            Goblet hücreleri (AB-PAS boyası):
            ↓ bronşiyollerde hücre hiperplazisi ve mukus birikimi
            Evet
            Shamshuddin ve Mohd Zohdi (2018) alerjik astım Gelam balı Fareler (BALB/c) 42 (her grupta 6 adet) Ortalama yaş: 8–12 haftalık
            Cinsiyet: 42 Kadın
            Ortalama kilo: ND
            ön arıtma Grup 1: Normal kontrol
            Grup 2: OVA ile ip enjeksiyon (0, 7 ve 14. günler), ardından OVA ile intranazal instilasyonlar (14, 25, 26 ve 27. günler) Grup 3: OVA ile ip enjeksiyon (0
            , 7 ve 14), ardından OVA ile intranazal damlatmalar (14, 25, 26 ve 27. günler) ve PBS Grup 4'ün oral beslenmesi: OVA ile
            ip enjeksiyon (0, 7 ve 14. günler), ardından OVA ile intranazal damlatmalar OVA (14, 25, 26 ve 27. gün) ve 3 mg/kg deksametazonun oral beslenmesi
            Alerjik astım indüksiyonu, 0, 7 ve 14. günlerde OVA'nın ip enjeksiyonu ile yapıldı.
            Grup 5-7: OVA ile intranazal instilasyonlar (14, 25, 26 ve 27. günler) ve %10, 40 veya 80 ile oral beslenme (v/v) bal (14, 25, 26 ve 27. gün)
            Histopatolojik analiz (hematoksilen ve eozin (H&E) boyası):
            ↓ akciğer dokusunda eozinofil, nötrofiller ve lenfosit infiltrasyonu
            Müsin ekspresyonu (PAS boyası):
            ↓ hava yolu epitelinde müsin ekspresyonu
            Mast hücre sayısı (toluidin boyası):
            ↓ bronşiyol başına mast hücre sayısı
            Toplam enflamatuvar hücre sayısı (wright-giemsa boyası):
            ↓ BALF'ta inflamatuar hücre sayısı
            Beta hekzosaminidaz salınım testi:
            ↓ BALF'de beta heksosaminidaz salınımı
            Evet
            El-Aidy ve ark. (2015) alerjik astım arı kovanı balı Fareler (Albino CD1) 36 (her grupta 6 adet) Ortalama yaş: 6 haftalık
            Cinsiyet: 42 Erkek
            Ortalama ağırlık: 18–20 g
            ortak tedavi Grup 1: Normal kontrol
            Grup 2: konalbumin ile ip enjeksiyon (0. ve 7. günler), ardından intratrakeal konalbümin uygulaması
            (14., 20. ve 30. günler)
            Grup 3: konalbümin ile ip enjeksiyon (0. ve 7. günler), ardından konalbümin ile intratrakeal uygulama (14, 20 ve 30. günler) ve 0.5 mg/kg deksametazon ile ip enjeksiyon (15-33. günler)
            Grup 4: conalbumin ile ip enjeksiyon (0 ve 7. günler), ardından intratrakeal conalbumin uygulaması (14, 20 ve 30. günler) ve 650 mg/kg bal ile ip enjeksiyon (15-33. günler) Histopatolojik analiz (H&E boyama):
            Akciğer dokularında eozinofil, monositler, nötrofiller ve lenfosit infiltrasyonunda anlamlı ↓ yok
            HAYIR
            Duddukuri ve ark. (1997) Pasif kutanöz anafilaksi Kaya balı Fareler (BALB/c, C57BL/6 ve SWR/J) ND Ortalama yaş: 8 haftalık
            Cinsiyet: Kadın
            Ortalama kilo: ND
            ortak tedavi Grup 1: Normal kontrol
            Grup 2–4: OVA/börülce/parmak darı ile ip enjeksiyon (0, 21 ve 35. günler)
            Grup 5–7: 100 µl kaya balı ile karıştırılmış OVA/börülce/parmak darı ile ip enjeksiyon (0, 21 ve 35. günler) ↓ 3 fare türünün tümünün periferik kanındaki IgE antikor düzeyi Evet
            Alangari ve ark. (2017) Mast hücre degranülasyonu Manuka balı LAD-2 (insan mast hücre dizisi) yok yok ön arıtma Grup 1: Normal kontrol hücreleri
            Grup 2 ve 3: Kalsiyum iyonofor A23187 ile uyarılan hücreler
            Grup 3–5: %0,5, 1 veya 2 bal ile ön işleme tabi tutulmuş ve daha sonra kalsiyum iyonofor-A23187 ile indüklenmiş hücreler Histamin EIA kiti:
            histamin salınımında doza bağlı ↓
            Evet
            Ayrı bir pencerede aç
            ND, veri yok; NA, Uygulanamaz.

            Balın çeşitli şeker türleri ve makro besin maddeleri içerdiği bilinmektedir; bununla birlikte, araştırma esas olarak balın biyoaktivitesini büyük ölçüde belirleyen flavonoidleri ve fenolik asitleri içeren polifenoller gibi biyokimyasal bileşiklere odaklanmaktadır. ( Alvarez-Suarez ve diğerleri, 2014 ; Putri Shuhaili ve diğerleri, 2016 ; Ranneh ve diğerleri, 2018). Balın genel şeker bileşimi benzer olabilse de, polifenolik içeriği çiçek kaynakları ve yerel iklim gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişebilir. Bu nedenle, baldaki biyoaktif bileşiklerin yanı sıra ilgili inhibitör sinyal yollarının tanımlanması, balın alerjiye karşı etki mekanizması hakkında daha eksiksiz bir fikir sağlamak için gereklidir. Örneğin, klinik ve preklinik kanıtlar, Manuka ve Tualang balının alerjik hastalıkların tedavisinde iyi adaylar olabileceğini düşündürmektedir. Kimyasal bileşim analizleri, hem Manuka hem de Tualang balının, antioksidan, yara iyileştirme ve anti-kanser özellikleri dahil olmak üzere biyoaktiviteleriyle ilişkilendirilen çok sayıda fitokimyasal içerdiğini göstermiştir (Alvarez-Suarez ve diğerleri, 2014) .). İlginç bir şekilde, hem Manuka hem de Tualang balı, gallik asit, p-kumarik asit, kaempferol, siringik asit ve kafeik asit gibi benzer kimyasal bileşime sahiptir (Sarfarz ve Nor Hayati, 2013 ; Alvarez-Suarez ve diğerleri, 2014 ; Ranneh ve diğerleri, 2018 ) ve bu biyoaktif bileşiklerin diğer çalışmalarda anti-alerjik etkiler gösterdiği bildirilmiştir (Şekil 1). Örneğin, Kim ve ark. (2006), gallik asidin, muhtemelen nükleer faktör-κB'nin (NF-κB) düzenlenmesi yoluyla sıçan peritoneal mast hücrelerinde (RPMC) histamin, hücre içi kalsiyum ve proinflamatuar sitokinlerin (TNF-α ve IL-6) salınımını inhibe ettiğini bildirdi. ) ve mitojenle aktive olan protein kinaz (MAPK'ler) aktivitesi. Ayrıca, Lee ve ark. (2010) ayrıca, kaempferolün, β-heksosaminidaz ve sitokinlerin (TNF-a ve IL-4) salınımının baskılanması yoluyla anti-alerjik özellikler sergilediğini ve ayrıca bir in vitro modelde p38 MAPK'nın IL-4 kaynaklı aktivasyonunu gösterdiğini bildirdi . RBL-2H3 hücreleri ( Lee ve diğerleri, 2010 ). Zhu ve diğerleri tarafından yürütülen başka bir çalışma . (2015)p-kumarik asit ve kafeik asidin, IgE aracılı RBL-2H3 hücre degranülasyonu yoluyla β-heksosaminidaz salınımını inhibe edebildiğini gösterdi. Bununla birlikte, sümbül ve luteolin gibi anti-alerjik özellikleri henüz bilimsel olarak kanıtlanmamış balda tanımlanmış birçok başka fitokimyasal bileşik vardır. Ayrıca, bu fitokimyasalların bir alerjik reaksiyonun zayıflamasındaki olası sinerjistik etkisi de araştırılabilir.
            Resim, çizim vb. tutan harici bir dosya. Nesne adı fphar-11-599080-g001.jpg'dir.
            ŞEKİL 1
            balda bulunan ve anti-alerjik özellikler sergileyen fitokimyasal bileşiklerin (gallik asit, p-kumarik asit, kaempferol, kafeik asit vb.) ilişkisini ve bunların etki mekanizmalarını gösterir. Yaygın olarak bildirilen bu fitokimyasal bileşiklerin birçoğunun, çeşitli mast hücre degranülasyon sinyal yollarını inhibe ederek anti-alerjik etkilerini gösterdikleri bildirilmiştir. Örneğin, gallik asidin (GA) NF-kB, MAPK'leri ve sonunda alerjik semptomların zayıflamasına yol açan histamin ve β-heksosaminidaz içeren granüllerin salınımını inhibe ettiği bildirilmiştir.

            Git: Çözüm


            Özet olarak, bu mini derleme, balın TAT olarak potansiyelini göstermek için çeşitli alerjik hastalıklarda balın etkinliğine ilişkin kanıtları özetlemektedir. Sınırlı kanıt olmasına rağmen, bazı çalışmalar belirli alerjik hastalık türlerine karşı dikkate değer gelişmeler gösterdi ve balın etkili bir anti-alerjik ajan olduğunu desteklemektedir. Bununla birlikte, özellikle belirli balın anti-alerjik etkilerinden sorumlu olan biyoaktif fitokimyasal bileşiklerin tanımlanması başta olmak üzere, bazı araştırma boşlukları doldurulmaya devam etmektedir. Son olarak, balın çeşitli alerjik hastalıkların patogenezindeki aktivitesini ve gelecekteki potansiyel bir anti-alerjik ajan olarak rolünü daha da haklı çıkarmak için etki mekanizmasını doğrulamak için daha fazla klinik çalışma gerekmektedir.

            Git: Yazar Katkıları


            PA ve FI el yazmasını hazırladı. JT ve CT fikri tasarladı, taslakları gözden geçirdi ve tamamlama için önemli bilgiler sağladı. HH ve DI taslağı inceledi ve tamamlanması için önemli bilgiler sağladı. Tüm yazarlar, bu makalenin son versiyonunun sunulmasını onayladı.

            Git: Finansman


            Bu çalışma, Malezya Yüksek Öğrenim Bakanlığı'ndan (FRGS/1/2018/SKK06/MUSM/03/1) Temel Araştırma Hibe Programı (FRGS) 2018 tarafından desteklenmiştir.

            Git: Çıkar çatışması


            Yazarlar, araştırmanın potansiyel bir çıkar çatışması olarak yorumlanabilecek herhangi bir ticari veya finansal ilişki olmaksızın yürütüldüğünü beyan eder.

            Git: Referanslar
            • Abbas AS, Ghozy S., Minh LHN, Hashan MR, Soliman AL, Van NT, et al. (2019). Bronşiyal astımda bal: halk masallarından bilimsel gerçeklere . J.Med. Yiyecek 22 , 543–550. 10.1089/jmf.2018.4303 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            • Al-Waili NS (2003). Atopik dermatit veya sedef hastalığı için doğal bal, balmumu ve zeytinyağı karışımının topikal uygulaması: kısmen kontrollü, tek kör çalışma . Zorunlu orada. Med. 11 , 226–234. 10.1016/s0965-2299(03)00120-1 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            • Alangari AA, Morris K., Lwaleed BA, Lau L., Jones K., Cooper R., et al. (2017). Bal, atopik dermatit tedavisinde potansiyel olarak etkilidir: klinik ve mekanik çalışmalar . Bağışıklık İltihabı Dis. 5 , 190–199. 10.1002/iid3.153 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            • Alqarni AS, Owayss AA, Mahmoud AA, Hannan MA (2014). Suudi Arabistan'da yerli ve ithal balların mineral içerikleri ve fiziksel özellikleri . J. Suudi Kimya. Sos. 18 , 618–625. 10.1016/j.jscs.2012.11.009 [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            • Alvarez-Suarez J., Gasparrini M., Forbes-Hernández T., Mazzoni L., Giampieri F. (2014). Balın bileşimi ve biyolojik aktivitesi: Manuka Balı'na bir bakış . Yiyecekler 3 , 420–432. 10.3390/foods3030420 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            • Asha'Ari ZA, Ahmad MZ, Wan Din WSJ, Che Hussin CM, Leman I. (2013). Balın yutulması, alerjik rinit semptomlarını iyileştirir: Malezya Yarımadasının Doğu Kıyısında randomize, plasebo kontrollü bir çalışmanın kanıtı . Ann. Suudi Med. 33 , 469–475. 10.5144/0256-4947.2013.469 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            • Coondoo A., Phiske M., Verma S., Lahiri K. (2014). Topikal steroidlerin yan etkileri: gecikmiş bir tekrar ziyareti . Hint Dermatol. Çevrimiçi J.5 , 416–425. 10.4103/2229-5178.142483 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            • Cornara L., Biagi M., Xiao J., Burlando B. (2017). Farklı bal arısı ürünlerinden elde edilen biyoaktif bileşiklerin terapötik özellikleri . Ön. Eczane. 8 , 412 10.3389/fphar.2017.00412 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            • Das A., Datta S., Mukherjee S., Bose S., Ghosh S., Dhar P. (2015). Fenolik bileşikler ve Lignanlar içeren Sesamum indicum balının antioksidan, antibakteriyel ve probiyotik büyümeyi uyarıcı aktivitelerinin değerlendirilmesi . LWT - Gıda Bilimi Teknoloji 61 , 244–250. 10.1016/j.lwt.2014.11.044 [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            • Duddukuri GR, Kumar PS, Kumar VB, Athota RR (1997). Balın farelerde alerjene özgü hümoral antikor yanıtının indüklenmesi üzerindeki immünosüpresif etkisi . Int. Ark. Alerji İmmünolü. 114 , 385–388. 10.1159/000237699 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            • El-Aidy WK, Ebeid AA, Sallam AE-RM, Muhammed IE, Abbas AT, Kamal MA, et al. (2015). Fare konalbumin kaynaklı astım modelinde periferik kan lökositlerinin ve akciğer iltihabının iyileştirilmesinde propolis, bal ve arı sütünün değerlendirilmesi . Suudi J. Biol. bilim 22 , 780–788. 10.1016/j.sjbs.2014.11.005 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            • Eteraf-Oskouei T., Najafi M. (2013). Doğal balın insan hastalıklarında geleneksel ve modern kullanımları: Bir inceleme . İran J. Temel Med. bilim 16 , 731–742. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
            • Ghaffari A., Somi MH, Safaiyan A., Modaresi J., Ostadrahimi A. (2012). İnsan mide mukozasında bal ve apoptoz . Sağlık Teşviki. Perspektif. 2 , 53–59. 10.5681/hpp.2012.007 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            • Gündoğdu E., Çakmakçı S., Şat İ. (2019). Balın genel görünümü: bileşimi, beslenme ve fonksiyonel özellikleri . J. Gıda Bilimi Müh. 9 , 10–14. 10.17265/2159-5828/2019.01.003 [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            • Hämäläinen M., Nieminen R., Vuorela P., Heinonen M., Moilanen E. (2007). Flavonoidlerin anti-inflamatuar etkileri: genistein, kaempferol, quercetin ve daidzein, STAT-1 ve NF-κB aktivasyonlarını inhibe ederken, flavone, isorhamnetin, naringenin ve pelargonidin, iyon ekspresyonu üzerindeki inhibitör etkileri ile birlikte sadece NF-κB aktivasyonunu inhibe eder ve hiçbir aktif makrofajlarda üretim . medyat. İltihap 2007 ( 45673 ), 10 10.1155/2007/45673 [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            • Hermosin I., Chicón RM, Dolores Cabezudo M. (2003). Balın serbest amino asit bileşimi ve botanik orijini . Gıda Kimyası 83 , 263–268. 10.1016/S0308-8146(03)00089-X [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            • Ho TH (1979). Fizyolojik genetikte “ 3-Gen ekspresyonunun hormonal kontrolü ” . Editörler Scandalios JG (Cambridge, MA: Academic Press; ), 109–139. [ Google Akademik ]
            • Hüseyin SZ, Yusoff KM, Makpol S., Yusof YAM (2011). İki tür Malezya balında gama ışınlaması ile antioksidan kapasiteler ve toplam fenolik içerikler artar . Moleküller 16 , 6378–6395. 10.3390/molecules16086378 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            • Isoda H., Motojima H., Margout D., Neves M., Han J., Nakajima M., et al. (2012). Picholine zeytinyağı içinde su emülsiyonlarının β-heksosaminidaz salımının inhibisyonu ve fizikokimyasal özelliklerinin karakterizasyonu yoluyla antialerjik etkisi . J. Agric. Gıda Kimyası 60 , 7851–7858. 10.1021/jf3016078 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            • Jeffrey AE, Echazarreta CM (1996). Balın tıbbi kullanımları . Rahip Biomed. 7 , 43–49. [ Google Akademik ]
            • Jutel M., Akdis CA (2011). Alerjene özgü immünoterapinin immünolojik mekanizmaları . Alerji 66 , 725–732. 10.1111/j.1398-9995.2011.02589.x [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            • Kamaruzaman NA, Süleyman SA, Kaur G., Yahaya B. (2014). Balın solunması, ovalbümin kaynaklı kronik astımın bir tavşan modelinde hava yolu iltihabını ve histopatolojik değişiklikleri azaltır . BMC Kompl. Alternatif Med. 14 , 1–11. 10.1186/1472-6882-14-176 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            • Kaplan DH, Igyártó BZ, Gaspari AA (2012). Alerjik kontakt dermatit indüksiyonunda erken immün olaylar . Nat. Bağışıklık. 12 , 114–124. 10.1038/nri3150 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            • Khalil MI, Alam N., Moniruzzaman M., Sulaiman SA, Gan SH (2011). Malezya ballarının fenolik asit bileşimi ve antioksidan özellikleri . J. Gıda Bilimi 76 , C921–C928. 10.1111/j.1750-3841.2011.02282.x [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            • Khan FR, Abadin ZU, Rauf N. (2007). Bal: besinsel ve tıbbi değer . Int. J. Clin. Pratik 61 , 1705–1707. 10.1111/j.1742-1241.2007.01417.x [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            • Kim S.-H., Jun C.-D., Suk K., Choi B.-J., Lim H., Park S., et al. (2006). Gallik asit, mast hücrelerinde histamin salınımını ve proinflamatuar sitokin üretimini inhibe eder . Toksikol. bilim 91 , 123–131. 10.1093/toxsci/kfj063 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            • Lee E.-J., Ji G.-E., Sung M.-K. (2010). Quercetin ve kaempferol, RBL-2H3 ve Caco-2 hücrelerinde immünoglobulin E aracılı alerjik inflamasyonu baskılar . İltihap Res. 59 , 847–854. 10.1007/s00011-010-0196-2 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            • Liu J.-R., Ye Y.-L., Lin T.-Y., Wang Y.-W., Peng C.-C. (2013). Çiçek kaynaklarının Tayvan'daki balların antioksidan, antimikrobiyal ve antiinflamatuar aktiviteleri üzerindeki etkisi . Gıda Kimyası 139 , 938–943. 10.1016/j.foodchem.2013.02.015 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            • Pawankar R., Canonica GW, Holgate ST, Lockey RF, Lockey RF, Blaiss MS (2011). Alerji hakkında WAO beyaz kitabı . Milwaukee, WI: Dünya Alerji Örgütü. [ Google Akademik ]
            • Putri Shuhaili S., Haszianaliza H., Muhammed Fairuz A., Zar CT (2016). Gelam Balı: antioksidan, antienflamatuar, antikanser ve yara iyileştirici yönlerinin gözden geçirilmesi . Med. Sağlık 11 , 105–116. 10.17576/MH.2016.1102.01 [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            • Rajan TV, Tennen H., Lindquist RL, Cohen L., Clive J. (2002). Balın yutulmasının rinokonjonktivit semptomlarına etkisi . Ann. Alerji Astım Immunol. 88 , 198–203. 10.1016/s1081-1206(10)61996-5 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            • Ranneh Y., Ali F., Zarei M., Akim AM, Abd Hamid H., Khazaai H. (2018). Malezya iğnesiz arı ve Tualang balları: sıvı kromatografi-kütle spektrometrisi kullanılarak toplam antioksidan kapasite ve fenolik profilin karşılaştırmalı bir karakterizasyonu . ÇSS 89 , 1–9. 10.1016/j.lwt.2017.10.020 [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            • Rao PV, Krishnan KT, Salleh N., Gan SH (2016). Bal arıları ve iğnesiz arılar tarafından üretilen balın biyolojik ve terapötik etkileri: karşılaştırmalı bir inceleme . Rev Bras Farmacognit. 26 , 657–664. 10.1016/j.bjp.2016.01.012 [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            • Samarghandian S., Farkhondeh T., Samini F. (2017). Bal ve sağlık: son klinik araştırmaların gözden geçirilmesi . Eczacılık. Res. 9 , 121–127. 10.4103/0974-8490.204647 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            • Sarfarz A., Nor Hayati O. (2013). Tualang balının tıbbi etkilerinin gözden geçirilmesi ve manuka balı ile karşılaştırılması . Malaylar. J.Med. bilim 20 , 6–13. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
            • Schacke H., Docke WD, Asadullah K. (2002). Glukokortikoidlerin yan etkilerinde yer alan mekanizmalar . Eczane. orada. 96 , 23–43. 10.1016/s0163-7258(02)00297-8 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            • Shamshuddin NSS, Mohd Zohdi R. (2018). Gelam balı, alerjik astımın bir fare modelinde ovalbümin kaynaklı hava yolu iltihabını hafifletir . J. Geleneksel Tamamlayıcı Med. 8 , 39–45. 10.1016/j.jtcme.2016.08.009 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            • Silvano MF, Varela MS, Palacio MA, Ruffinengo S., Yamul DK (2014). Buenos Aires yöresi ballarının fizikokimyasal parametreleri ve duyusal özellikleri . Gıda Kimyası 152 , 500–507. 10.1016/j.foodchem.2013.12.011 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            • Subramanian R., Umesh Hebbar H., Rastogi NK (2007). Balın işlenmesi: bir inceleme . Int. J. Food Prop.10 , 127–143. 10.1080/10942910600981708 [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            • Thamboo A., Thamboo A., Philpott C., Javer A., ​​Clark A. (2011). Alerjik fungal rinosinüzitte manuka balının tek kör çalışması . Otolaringol. Baş Boyun Cer. 40 , 238–243. 10.2310/7070.2011.100235 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            • Wani F., Rahiman S., Ahmad B., Arabia S. (2015). Sızma zeytinyağının (Olea e uropea) süt kaynaklı lökositoz ve eozinofiliye karşı anti astım etkisinin değerlendirilmesi . Av. biyo. Res. 6 , 15–18. 10.15515/abr.0976-4585.6.1.1518 [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            • Yao L., Datta N., Tomás-Barberán FA, Ferreres F., Martos I., Singanusong R. (2003). Avustralya ve Yeni Zelanda Leptospermum ballarında flavonoidler, fenolik asitler ve absisik asit . Gıda Kimyası 81 , 159–168. 10.1016/s0308-8146(02)00388-6 [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            • Zhu F., Xu Z., Yonekura L., Yang R., Tamura H. (2015). Rosmarinik asit esterlerinin antialerjik aktivitesi, hidrofobiklik ve alkil yan zincirin hacmi ile modüle edilir . Biyosci. Biyoteknoloji biyokimya 79 , 1178–1182. 10.1080/09168451.2015.1010478 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]

            Yorum yap


            • #7
              Candida auris'e karşı Tıbbi Derecede Bal Formülasyonunun Antifungal Etkinliği

              Theun de Groot , 1, * Tom Janssen , 1 Dirk Faro , 1 Niels AJ Cremers , 2 Anuradha Chowdhary , 3 ve Jacques F. Meis 1, 4, 5
              Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri PMC Sorumluluk Reddi
              1 Tıbbi Mikrobiyoloji ve Bulaşıcı Hastalıklar Bölümü, Canisius Wilhelmina Hastanesi (CWZ), 6532 SZ Nijmegen, Hollanda; moc.liamtoh@1152nessnaj.mot (TJ); moc.liamg@oraf.krid (DF); moc.liamg@siem.seuqcaj (JFM)
              2 Triticum Exploitatie BV, Sleperweg 44, 6222 NK Maastricht, Hollanda; moc.nartisem@slein
              3 Tıbbi Mikoloji Bölümü, Vallabhbhai Patel Göğüs Enstitüsü, Delhi Üniversitesi, Delhi 110007, Hindistan; moc.liamtoh@ahdarunard
              4 Mikoloji Uzmanlık Merkezi Radboudumc/CWZ, 6532 SZ Nijmegen, Hollanda
              5 Biyoproses Mühendisliği ve Biyoteknoloji Yüksek Lisans Programı, Paraná Federal Üniversitesi, Curitiba 80060-000, Brezilya
              * Yazışma: moc.liamg@7toorgednueht ; Tel.: +31-24-365-8677 İlişkili Veriler

              Tamamlayıcı Malzemeler Veri Kullanılabilirliği Bildirimi
              Git: Soyut

              Candida auris, yoğun bakım ünitelerinde salgınlara neden olan ve ölüm oranı yüksek patojen bir mayadır. C. auris kolonizasyonunun tedavisi, yüksek direnç oranları nedeniyle zordur. Potansiyel bir alternatif antifungal tedavi, tıbbi kullanıma uygun baldır. Bu çalışmada C. auris ve diğer Candida türlerinin tıbbi kullanıma uygun bal bazlı L-Mesitran ® Soft formülasyonuna duyarlılığı araştırıldı. Tıbbi kullanıma uygun bal formülasyonu, C. auris ve diğer Candida türlerinin gelişimini azaltmıştır.türler doza bağlı olarak Bu inhibisyon sadece bal bileşeninden kaynaklanmıyordu, çünkü bu bileşenin aynı konsantrasyonuyla yapılan tedavi daha az etkiliydi ve hatta C. albicans ve C. glabrata'nın büyümesini uyardı , bu da tıbbi sınıf bal formülasyonundaki takviyelerin olduğu yorumunu destekliyor. antimikrobiyal aktiviteyi arttırdı. Seyreltilmemiş tıbbi sınıf bal formülasyonunda da bulunduğu gibi, bal bileşeninin konsantrasyonunun %40'a çıkarılması, tüm Candida türlerinin 1 ila 4 log inhibisyonuna yol açar. İşlenmemiş yerel bal, neredeyse tüm Candida türlerinin büyümesini tıbbi baldan daha güçlü bir şekilde azaltmıştır. C. auristıbbi dereceli bal formülasyonuna duyarlılık, coğrafi kökene veya direnç profiline bağlı değildi, ancak çok dirençli izolatlar daha duyarlı olma eğilimindeydi. Toplamda, tıbbi sınıf bal formülasyonu, C. auris ve diğer Candida türlerine karşı güçlü bir antifungal aktiviteye sahiptir. Gelecekteki çalışmalar, açık yaraların veya C. auris ile kolonize olmuş derinin tedavisinin klinik ortamda uygulanabilir ve etkili olup olmadığını göstermelidir.

              Anahtar Kelimeler: Candida auris , kandidiyazis, enfeksiyon, genotipleme, antifungal direnç, tıbbi kullanıma uygun bal, alternatif tedavi
              Git: 1. Giriş

              Candida türleri, insanlarda mantar enfeksiyonlarının en yaygın nedenidir. Çeşitli Candida türleri mukozal yüzeylerde ve deride kolonize olurken, bu kolonizasyon sağlıklı bireylerde hastalığa yol açmaz [ 1 ]. Mukozal veya cilt bariyerinin yaralanması veya zayıflamış bir bağışıklık sistemi, bu mayaların istilasına yol açabilir ve sistemik enfeksiyonlara neden olabilir. Dünya çapındaki kandidiyazis vakalarının çoğuna C. albicans , C. glabrata , C. tropicalis , C. parapsilosis ve C. krusei dahil olmak üzere az sayıda tür neden olur [ 2 ]. Son birkaç yılda, C. aurisSon zamanlarda ortaya çıkan bir tür olan , istilacı Candida enfeksiyonlarına giderek daha fazla katkıda bulunuyor . Ayrıca, bu tür son derece bulaşıcıdır ve on yıl içinde dünya çapında sadece birkaç yerden birçok yere yayılmasından kaynaklanmaktadır [ 3 ]. C. auris, yoğun bakım ünitelerinde %60'a varan ölüm oranlarıyla altı kıtada nozokomiyal salgınlara neden oldu [ 4 , 5 ]. Bu tür hastalar zaten ciddi şekilde hasta olsalar da, bu mayanın yüksek patojenitesini gösterir. Tam genom dizilimi, C. auris'in genotipik olarak Güney Asya (I), Doğu Asya (II), Afrika (III), Güney Amerika (IV) ve İran'dan (V) olmak üzere beş farklı klana ayrılabileceğini göstermiştir [ 6 ,7 ]. Sınıf I-IV'ün tümü farklı kıtalara yayılmış olsa da, şimdiye kadar beşinci kuşaktan yalnızca bir izolat tanımlandı [ 6 ].

              C. auris izolatlarının çoğu standart antifungal ajan olan flukonazole dirençlidir [ 3 , 8 ]. Bunun başlıca nedeni lanosterol 14α-demetilazı kodlayan ERG11 genindeki Y132F ve K143R mutasyonlarıdır [ 5 , 8 ]. Bu enzim, azol ajanlarının hedefi olan ergosterol üretimini sağlar. Her iki mutasyon da bu enzimi azol inhibisyonuna karşı daha az duyarlı hale getirir [ 5 , 8 ]. Ek olarak, bazı izolatlar amfoterisin B'ye ve daha az ölçüde ekinokandinlere bile direnç geliştirmiştir [ 5 , 8]. Amfoterisin B direncinin moleküler nedeni hala anlaşılmaz olsa da, ekinokandin direnci , bir polimer olan 1,3-beta-D-glukan, bir polimerin üretiminde yer alan bir enzimi kodlayan FKS1 genindeki S639F mutasyonu ile tekrar tekrar ilişkilendirilmiştir. ekinokandinler ile hedeflenen mantar hücre duvarının önemli bileşeni [ 8 , 9 ]. S639F mutasyonu, bu enzimin ekinokandin kaynaklı inhibisyonunu bloke eder. Tedavi seçenekleri, bu tür çoklu dirençli izolatlar ile sınırlıdır [ 3 , 8 ].

              Multidirençli izolatların sınırlı tedavi seçenekleri nedeniyle tedavi seçeneklerinin genişletilmesi elzemdir. Yaralarda ve cilt kolonizasyonunda mayaların tedavisi için umut verici bir aday baldır. Tıbbi kalitede bal, güvenliğini, kalitesini ve etkinliğini garanti etmek için katı kriterleri takip eder ve ayrıca C. albicans ve C. tropicalis gibi farklı Candida türlerini inhibe etmede etkili olduğu bulunmuştur [ 10 , 11 , 12 , 13 ]. Tıbbi kalitede bal, botanik kökeni, coğrafi konumu ve arı salgılarından etkilenen 200'den fazla farklı bileşenden oluşur [ 14]. Balın antimikrobiyal aktivitesi çoklu mekanizmalara dayanır ve ozmotik aktivite, düşük pH, hidrojen peroksit oluşumu ve alkaloitler ve flavonoidler (kafeik asit, kersetin, pinobanksin, krizin ve galangin) gibi çeşitli fitokimyasalların varlığını içerir. ve antimikrobiyal etki gösterebilen apidaecin ve bee-defensin-1 gibi arı eklenmiş peptidler [ 14 , 15 ]. Antimikrobiyal mekanizmaların çok yönlülüğü nedeniyle bala karşı antimikrobiyal direnç bildirilmemiştir [ 16 ]. Balın tam bileşimi büyük ölçüde coğrafi kökene ve nektarın türüne bağlıdır ve bu nedenle antimikrobiyal aktivite farklı bal türleri arasında büyük farklılıklar gösterebilir [ 15 ]. L- Mesitran®%40 tıbbi kalitede bal, C ve E vitaminleri, lanolin ve polietilen glikol (PEG) 4000 içeren bir formülasyon olan Soft, halihazırda yara bakımı için bir merhem olarak kullanılmaktadır ve in vitro çalışmalar, klinik Candida izolatlarına karşı etkinliğini göstermektedir [ 15 ]. Bu balın etkinliği için vitaminlerin ve diğer bileşenlerin eklenmesi gerekli olabilir [ 15 , 17 , 18 ]. Ayrıca, L-Mesitran ® Soft'taki tıbbi sınıf bal, olası kirleticilerin varlığını en aza indirecek şekilde dikkatle seçilirken, mevcut olabilecek hareketsiz endosporlar gama sterilizasyonu ile yok edilir [ 15 ]. Bu çalışmanın amacı, C. auris'in duyarlılığını araştırmaktır.ve L-Mesitran ® Soft'a diğer Candida türleri , antimikrobiyal aktivitenin yalnızca tıbbi sınıf bal bileşenine atfedilip atfedilemeyeceği ve başka bir yerel işlenmemiş balın benzer etkiler gösterip gösteremeyeceği.

              Git: 2. Malzemeler ve Yöntemler

              2.1. Bal Örnekleri ve Hazırlanışı

              CE ve FDA onaylı L-Mesitran ® Soft [ 16 , 19 ] (%40 medikal sınıf bal, hipoalerjenik lanolin, propilen glikol, PEG 4000 ve C ve E vitaminleri içeren formülasyon), sıkı yönergeleri izleyen tıbbi kalitede saf bal [ 10 ] ( ® L-Mesitran® Soft'un bal bileşeni , Brezilya çiçek balı) ve işlenmemiş (sterilize edilmemiş) yerel bal (Hollanda, Mook'tan yerel arıcı tarafından sağlanan) bu çalışmaya dahil edildi. Bu bileşikler, Candida süspansiyonlarının eklenmesinden sonra %16 ve %40'lık ( h / h ) nihai konsantrasyonlara ulaşmak için 1x RPMI 1640 ortamında süspanse edildi . L-Mesitran'daki bal yüzdesi olarak® Soft %40'tır, L-Mesitran ® Soft solüsyonlarındaki %16 ve %40'lık ( v / v ) nihai bal konsantrasyonları sırasıyla %6,4 ve %16 olmuştur. Daha sonra diğer iki bal ürününden oluşan %16'lık bir çözelti, %40 L-Mesitran ® Soft ile aynı miktarda bal içerir. 2.2. Candida Suşları

              C. auris , C. albicans , C. glabrata , C. krusei ve C. parapsilosis ( Ek Tablo S1 ) için farklı coğrafi bölgelerden klinik izolatlar seçilirken , yalnızca C. auris üzerindeki testler için 32 C. auris izolatı kullanılmıştır . İzolatlar standart prosedürlere göre -80 °C'de saklandı. Dizileme ve/veya matris yardımlı lazer desorpsiyon iyonizasyon-uçuş süresi kütle spektrometresi (MALDI-TOF MS) aracılığıyla tür tanımlaması daha önce tarif edildiği gibi yapılmıştır [ 20 ]. 2.3. Balın Antifungal Etkisinin Test Edilmesi

              Bal numunelerinin farklı konsantrasyonlarına sahip RPMI 1640 ortamı (Gibco, Paisley, İskoçya, BK), Corning Costar hücre kültürü kümesi 96 oyuklu plakalara (Corning Costar Inc., Tewksbury, MA, ABD) eklendi ve -80 °C'de saklandı kullanana kadar. Suşlar, 2.5 mL steril fizyolojik tuz içinde süspanse edildi ve maya miktarı, Genesys 20 Spectrophotometer (ThermoSpectronic, UK) kullanılarak belirlendi. 1-5 x 105 koloni oluşturan birim (CFU)/mL'ye karşılık gelen %75-77 geçirgenliğe seyreltmeden sonra , süspansiyonlar RPMI 1640 ortamında 100 kat seyreltildi. Bu süspansiyonlar (100 uL), bal süspansiyonları (100 uL) ile Cornstar 96 oyuklu plakaya üç kopya halinde ilave edildi ve O2 içinde inkübe edildi .35 °C'de 24 saat inkübatör. Daha sonra, bu süspansiyonlar koyun kanlı agar (ThermoFisher Scientific, Waltham, MA, ABD) üzerinde ayrı ayrı ekildi ve O2 inkübatöründe 35 °C'de 24 saat inkübe edildi. 2.4. Antifungal Duyarlılık Testi

              32 C. auris izolatının ( n = 32) in vitro antifungal duyarlılığı, CLSI'nin (Clinical and Laboratory Standards Institute) M38-A2 brot mikrodilüsyon yöntemi kullanılarak belirlendi [ 5]. Test edilen antifungaller arasında amfoterisin B (Bristol Myers Squib, Woerden, Hollanda), flukonazol (Pfizer Central Research, Sandwich, BK), itrakonazol (Janssen Cilag, Beerse, Belçika), vorikonazol (Pfizer Central Research), posakonazol (Merck, Sharp) yer almaktadır. & Dome, Haarlem, Hollanda), izavukonazol (Basilea Pharmaceutica, Basel, İsviçre), mikafungin (Astellas Pharma, Toyama, Japonya) ve anidulafungin (Pfizer Central Research), tümü DMSO içinde çözünmüştür. İzolatlar, tarif edildiği gibi RPMI 1640 ortamında yeniden süspanse edildi, antifungal içeren mikrotitre plakalarına aktarıldı, 35 °C'de inkübe edildi ve 24 saat sonra görsel olarak analiz edildi. İlaç ve maya içermeyen kontroller dahil edildi. 2.5. C. auris DNA İzolasyonu, Moleküler İşaret Bazlı Erime Eğrisi Analizi ve Dizileme

              Tekli koloniler, 200 U litikaz (Sigma-Aldrich, St. Louis, MO, ABD) içeren fizyolojik salin içinde yeniden süspanse edildi ve 37 °C'de 5 dakika, ardından 100 °C'de 15 dakika inkübe edildi. Bu DNA içeren çözeltiler, aşağıdaki moleküler analizler için kullanıldı. C. auris'te FKS1'de S639F'nin varlığını analiz etmek için , CauF1H1-L (5′-GGGTCACTGTGTTTGCTGCTAAGTTGG-) sınırlayıcı primer CauF1H1-X (5′-CGTCATGGTGGACAAGTTTCTA-3 ′) ile moleküler işaret bazlı bir erime eğrisi analizi kullanıldı. 3') ve moleküler işaret CauF1H1-WT (5'-FAM-CGCGACTTCTTGACTTTGTCCTTGAGAGATCCTGTCGCG-BHQ1-3') [ 21]. Termal program, 95 °C'de 3 dakikalık inkübasyondan oluşuyordu; 95 °C'de 10 sn, 60 °C'de 20 sn ve 72 °C'de 30 sn'lik 45 döngü; 72 °C'de 2 dakikalık inkübasyon ve amplifikasyonun ardından, numuneler 95 °C'de 2 dakika inkübe edildi ve 0,025 °C/s artış hızıyla 54 °C'den 67 °C'ye eritildi [ 21] ve bir Thermocycler (Westburg, Biometra, Göttingen, Almanya) kullanılarak yürütüldü. PCR bileşenleri, MgCl2, 0,2 mM deoksinükleozit trifosfatlar (dNTP'ler), 1 U Faststart Taq polimeraz (Roche Diagnostics, Almanya), 1 uM CauF1H1-X, 40 nM CauF1H1-L ve 500 nM CauF1H1- içeren 1× Fast Start Taq polimeraz tamponu içermektedir. WT, su ve DNA. Sekanslama için, Y132 ve K143 içeren ERG11 bölgesi önce PCR bileşenleri ve programı ile 5'-TGCTTATCCCACTTGACCACTCCAG-3' ve 5'-ACTTCCTCTTGGATTCTGGG-3' primerleri kullanılarak amplifiye edildi ve her iki primer için 0.5 uM'lik nihai konsantrasyonlarla yukarıda tarif edildiği gibi programlandı. Amplifikasyondan sonra sekanslama tarif edildiği gibi yapıldı [ 22]. Kısaca, Ampliclean yöntemi (NimaGen, Nijmegen, Hollanda) kullanılarak saflaştırmadan sonra, dizileme PCR'si, 0,5 uL BrilliantDye ön karışımı, 1,75 uL BrilliantDye 5x sıralama tamponu (NimaGen), 5 pmol fwd veya rev primer, 5,75 uL su kullanılarak gerçekleştirildi. ve 1 μL DNA. D-Pure saflaştırmasından (NimaGen) sonra dizileme, 3500XL genetik analiz cihazı (Applied Biosystems, Foster City, CA, ABD) kullanılarak yapıldı ve veriler Bionmerics 7.6.1'de (Applied Maths, Kortrijk, Belçika) analiz edildi. 2.6. İstatistiksel analiz

              Farklı balların C. auris üzerindeki etkisinin diğer Candida türleri üzerindeki etkilerinden farklı olup olmadığını belirlemek için Bonferroni'nin çoklu karşılaştırma testi ile 2 yönlü ANOVA kullanılırken , diğer analizler için Bonferroni'nin çoklu karşılaştırma testi ile 1 yönlü ANOVA kullanıldı. Veriler Prism kullanılarak analiz edildi.

              Git: 3. Sonuçlar

              3.1. Tıbbi Derecede Bal Formülasyonu, C. auris Büyümesini Konsantrasyona Bağlı Bir Şekilde Azaltır

              C. auris'in diğer Candida türleriyle karşılaştırıldığında tıbbi sınıf L-Mesitran ® Soft bal formülasyonuna duyarlılığını araştırmak için C. auris , C. albicans , C. glabrata , C. krusei ve C'den üçer izolat seçtik. Farklı coğrafi bölgelerden parapsilosis . Tıbbi sınıf bal formülasyonuna karşı potansiyel bir duyarlılığın büyük ölçüde bal bileşeninden mi yoksa tüm bileşenlerin sinerjistik etkisinden mi kaynaklandığını test etmek için Candidaizolatlar ayrıca yalnızca saf tıbbi sınıf bal bileşenine maruz bırakıldı. Kültürden sonra, bu izolatların yeniden süspansiyonları, L-Mesitran ® Soft veya tıbbi kalitede balla kuyucuklu plakalara eklendi . Tıbbi kalitede bal formülasyonu ile 24 saatlik bir inkübasyon, C. auris CFU ve diğer Candida türlerinde konsantrasyona bağlı bir azalmaya neden oldu (Şekil 1). Şaşırtıcı bir şekilde, L-Mesitran ® Soft'daki bal konsantrasyonuna benzeyen %16'lık bir tıbbi sınıf bal konsantrasyonu— %40, C. auris , C. krusei ve C. parapsilosis'in CFU'sunu 1-log'dan daha az düşürürken, hatta C. albicans ve C. glabrata'da büyümeyi uyardı , bu da bal bileşeninin tek başına tıbbi sınıf bal formülasyonunun etkisini açıklamadığını gösteriyor (Şekil 1).
              İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı jof-07-00050-g001.jpg'dir.
              Şekil 1
              L-Mesitran ® Soft ve bal bileşeninin farklı Candida türleri üzerindeki etkisi . Beş Candida türünden izolatlar ( her tür için n = 3), L- Mesitran® Soft (%16 ve —%40) ve tıbbi kullanıma uygun bal — %16 ile inkübe edildi . Veriler, CFU'da azalma olarak sunulur. Önemli farklılıklar ( p < 0.05) bir yıldız işaretiyle belirtilmiştir. 3.2. Candida Büyümesi Bal Tarafından Engellenir

              Ardından, 2,5 kat daha yüksek tıbbi sınıf bal konsantrasyonunun (%40) C. auris ve diğer Candida türlerinin büyümesini etkileyip etkilemediğini test ettik . Bu konsantrasyondaki tıbbi kullanıma uygun bal, seyreltilmemiş tıbbi kullanıma uygun bal formülasyonunda da mevcuttur. Ayrıca, tıbbi sınıf balın potansiyel mantar önleyici etkisinin rastgele başka bir baldan daha etkili olup olmadığını belirlemek için, etkinliğini işlenmemiş yerel bal ile karşılaştırdık. %40'lık bir konsantrasyonda tıbbi kullanıma uygun bal, tüm Candida türleri için daha düşük sayıda CFU'ya yol açarken , bu aynı zamanda yerel işlenmemiş bal için de gözlendi—%40 (şekil 2). Tıbbi sınıf balın etkisini yerel işlenmemiş bal ile karşılaştırdığımızda, ikinci balın , önemli bir fark bulunmayan C. krusei dışında tüm Candida türlerini azaltmada daha etkili olduğunu bulduk .
              Resim, çizim vb. tutan harici bir dosya. Nesne adı jof-07-00050-g002.jpg'dir.
              şekil 2
              Tıbbi kalitede balın yerel bala karşı farklı Candida türlerinin büyümesi üzerindeki etkisi . Beş Candida türünden izolatlar ( her tür için n = 3), %40 tıbbi kullanıma uygun bal (MGH) veya yerel işlenmemiş bal (LUH) ile inkübe edildi. Veriler, CFU'da azalma olarak sunulur. MGH ile karşılaştırıldığında önemli farklılıklar ( p < 0.05) bir yıldız işareti ile belirtilmiştir. 3.3. Tıbbi Derecede Bal Formülasyonuna C. auris Duyarlılığı Genetik Kökene Bağlı Değildir, Ancak Çoklu Dirençli İzolatlarda Artmış Görünmektedir

              C. auris'in tıbbi sınıf bal formülasyonu L-Mesitran ® Soft'a duyarlılığının genetik kökenine veya antifungallere direncine bağlı olup olmadığını araştırmak için bu tıbbi sınıf bal formülasyonunu 32°C'de %40'lık bir konsantrasyonda test ettik . bilinen beş C. auris soyundan kaynaklanan auris izolatları ve antifungal duyarlılığı belirlemiştir. Farklı sınıflar arasında tıbbi dereceli bal formülasyonuna duyarlılık açısından hiçbir fark bulunmadı (Figür 3A). Daha sonra, antifungal direnci analiz ederek, 32 izolattan 30'unun flukonazole, 3'ünün amfoterisin B'ye ve 2'sinin ekinokandinlere dirençli olduğunu bulduk (tablo 1). Sıralama yoluyla flukonazol ve ekinokandin direncinin moleküler nedenini araştırarak, flukonazole dirençli 30 izolattan 13'ünün ERG11'de Y132F mutasyonunu ve 8'inin K143R mutasyonunu barındırdığını bulduk . Erime eğrisi analizini kullanarak, ekinokandin dirençli iki izolatın her ikisinin de FKS1'de S639F mutasyonunu barındırdığını bulduk ( Ek Şekil S1 ). Şaşırtıcı bir şekilde, ekinokandinlere duyarlı in vitro İran izolatının erime eğrisi de FKS1'deki S639F mutasyonunun göstergesiydi. Tüm genom dizileme verilerini kullanarak bu bölgeyi analiz etme [ 6], bu izolatın gerçekten de S639'u kodlayan üçüncü nükleotidde bir SNP içerdiğini doğruladı, ancak bu SNP, amino asit kodlamasını değiştirmedi ve bu haliyle ekinokandin duyarlılığını etkilemedi. Flukonazole duyarlı izolatlar, flukonazole dirençli izolatlar ve çoklu dirençli izolatlar (flukonazol ve ekinokandin veya amfoterisin B'ye dirençli) gruplandırıldığında %40'lık bir konsantrasyonda tıbbi sınıf bal formülasyonuna maruz kalmaya yanıtta büyümede anlamlı bir fark bulunmadı. . Bununla birlikte, çoklu dirençli izolatlar, L-Mesitran ® Soft maruziyetine karşı daha duyarlı olma eğilimindeydi (Figür 3B).
              Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı jof-07-00050-g003.jpg'dir.
              Figür 3
              C. auris özelliklerinin L-Mesitran ® Soft'un antifungal aktivitesi üzerindeki etkisi . ( a ) farklı coğrafi kökenlere sahip C. auris izolatları ve; ( b ) farklı mantar önleyici duyarlılıklar, L- Mesitran® Soft ile inkübe edildi - %40. Multidirençli izolatlar, flukonazol ve ekinokandin ve/veya amfoterisin B'ye dirençli olanları içerir. Gruplar arasında anlamlı fark bulunmadı. tablo 1

              Karşılık gelen mutasyonlara sahip klinik C. auris izolatlarının duyarlılığına genel bakış.
              10-11-10-19 Hollanda BEN 1 64 0,063 0,25 <0,016 <0,016 0,063 0,063 4.7 Y132F WT WT
              10-11-10-29 Umman BEN 2 16 <0,016 0,063 <0,016 <0,016 0,031 0,031 4.4 WT K143R WT
              10-11-10-30 Umman BEN 1 >64 0,25 1 0,063 0,125 0,063 0,063 5.2 WT K143R WT
              10-11-13-25 Hindistan BEN 1 64 0,125 0,125 0,031 0,031 0,063 0,063 4.6 WT K143R WT
              10-04-18-46 Hindistan BEN 1 >64 0,25 4 0,125 0,5 0,063 0,063 5.3 Y132F WT WT
              10-12-18-19 Hindistan BEN 1 >64 0,25 0,5 0,063 0,125 0,125 0,063 3.6 WT WT WT
              10-12-12-01 Almanya BEN 1 16 <0,016 0,125 <0,016 <0,016 0,031 0,063 5.3 Y132F WT WT
              10-12-12-02 Almanya BEN 1 8 0,063 0,125 <0,016 <0,016 0,125 0,125 4.2 Y132F WT WT
              10-08-12-39 İngiltere BEN 1 4 <0,016 0,031 <0,016 <0,016 0,031 0,031 5.1 Y132F WT WT
              10-08-12-40 İngiltere BEN 1 16 <0,016 0,125 <0,016 <0,016 0,125 0,063 4.8 Y132F WT WT
              10-12-18-16 Pakistan BEN 0,25 1 <0,016 <0,016 <0,016 <0,016 0,063 0,063 5.2 WT WT WT
              10-12-18-17 Pakistan BEN 1 >64 0,25 1 0,063 0,125 0,063 0,063 4.0 WT K143R WT
              10-08-13-03 Kuveyt BEN 1 >64 0,25 1 0,063 0,25 0,125 0,063 5.2 WT K143R WT
              10-08-13-46 Kuveyt BEN 1 >64 0,25 0,5 0,063 0,125 0,063 0,063 5.3 WT K143R WT
              10-05-12-66 Hindistan BEN 8 64 0,5 2 0,25 0,5 8 8 5.3 WT K143R S639F
              10-05-12-72 Hindistan BEN 2 64 0,125 16 4 4 0,125 0,125 5.3 Y132F WT WT
              10-05-12-42 Hindistan BEN 4 64 0,5 8 2 2 0,125 0,06 5.3 Y132F WT WT
              10-05-12-62 Hindistan BEN 0,5 64 0,125 2 0.03 0,25 8 8 5.3 WT K143R S639F
              10-11-13-45 Hindistan BEN 1 64 16 16 8 2 0,25 0,125 5.4 Y132F WT WT
              10-03-10-62 Güney Kore III 0,5 64 0,25 1 0,063 0,25 0,031 0,063 5.5 WT WT WT
              10-03-10-63 Güney Kore III 0,5 64 0,25 1 0,063 0,5 0,063 0,063 5.4 WT WT WT
              10-12-18-10 Japonya III 0,5 1 <0,016 <0,016 <0,016 <0,016 0,063 0,063 5.1 WT WT WT
              10-03-10-64 Japonya III 0,5 2 <0,016 <0,016 <0,016 <0,016 0,063 0,063 4.4 WT WT WT
              10-05-15-49 Güney Afrika III 0,5 64 0,125 2 0,031 0,031 0,25 0,125 4.4 WT WT WT
              10-05-15-50 Güney Afrika III 0,5 64 0,063 1 0,031 0,031 0,125 0,063 5.3 WT WT WT
              10-08-12-09 ispanya III 0,25 >64 0,125 0,5 <0,016 <0,016 0,063 0,063 4.5 WT WT WT
              10-08-08-21 ispanya III 0,5 64 0,125 1 0,063 0,063 0,063 0,063 5.4 WT WT WT
              10-08-01-01 Venezuela IV 0,5 >64 0,25 4 0,063 0,5 0,125 0,063 4.9 Y132F WT WT
              10-08-01-02 Venezuela IV 0,5 >64 0,25 4 0,125 0,5 0,125 0,125 4.1 Y132F WT WT
              10-11-03-69 Kolombiya IV 1 2 0,063 0,031 <0,016 0,031 0,125 0,063 5.3 WT WT WT
              10-11-03-87 Kolombiya IV 0,5 4 0,031 0,031 <0,016 0,031 0,063 0,063 4.0 WT WT WT
              10-11-10-18 İran V 0,5 16 0,063 0,125 <0,016 0,063 0,016 0,031 5.2 WT WT ağ *
              Ayrı bir pencerede aç
              1 CWZ Kimliği, CWZ'deki (Canisius Wilhelmina Ziekenhuis) yerel kimlik numarasını ifade eder. 2 CDC'nin geçici sınır değerleri amfoterisin B (AMB) için ≥2 μg/mL, flukonazol (FLC) için ≥32 μg/mL, ekinokandinler anidulafungin (ANI) ve mikafungin (MICA) için ≥4 μg/mL, triazoller itrakonazol için ise (ITC), vorikonazol (VOR), posakonazol (POS) ve isavukonazol (ISA) sınır değerleri mevcut değildir. 3 L-Mesitran Soft %40 ile tedaviden sonra log büyümesinde azalma. 4 Sırasıyla ERG11 veya FKS1'de Y132F/K143R ve S639F mutasyonlarının varlığı veya yokluğu. WT, vahşi tip. * WGS verileri [ 6 ] kullanılarak belirlenmiştir (erime eğrisi analizi S639F'nin varlığını göstermiştir).

              Git: 4. Tartışma

              Bu çalışmada tıbbi sınıf bal formülasyonu L-Mesitran ® Soft'un C. auris CFU'yu doza bağlı bir şekilde azalttığını bulduk. C. albicans , C. glabrata , C. krusei ve C. parapsilosis için benzer etkiler bulundu . L-Mesitran ® Soft, %40 tıbbi kalitede bal, hipoalerjenik lanolin, propilen glikol, PEG 4000 ve C ve E vitaminlerinden oluşur. Bu tıbbi kalitede bal formülasyonunun mantar önleyici etkisinin esas olarak bal bileşeninden kaynaklanıp kaynaklanmadığını anlamak için, C. auris ve diğer Candida'yı açığa çıkardıktürler ayrıca yalnızca tıbbi kullanıma uygun bal bileşenine de sahiptir. Tıbbi kullanıma uygun bal formülasyonunda bulunan balın aynı konsantrasyonu, C. auris , C. krusei ve C. parapsilosis'in gelişimini neredeyse hiç azaltmazken , C. albicans ve C. glabrata'nın büyümesini bile uyardı . Bu nedenle, bal bileşeni tek başına C. auris üzerindeki tıbbi sınıf bal formülasyonunun etkisini taklit etmek için yeterli değildir . L-Mesitran ® Soft'un gelişmiş antimikrobiyal aktivitesi, daha önce formülasyondaki farklı takviyelere atfedilmiştir [ 15 , 17 , 18 , 23] .]. Son zamanlarda, L-Mesitran ® Soft'un farklı bileşenlerinin neden olduğu sinerjistik bir aktivitenin Pseudomonas aeruginosa ve Staphylococcus aureus biyofilm oluşumuna ve yok edilmesine karşı olduğu gösterilmiştir [ 23 ].

              Yalnızca bal bileşeninin etkisini daha fazla analiz etmek için, daha yüksek bal konsantrasyonlarının farklı Candida türlerinin büyümesini etkileyip etkilemediğini araştırdık . Bal konsantrasyonunun %16'dan % 40'a çıkarılması C. auris'in CFU'sunda 2 log azalmaya yol açarken , diğer Candida türlerinin CFU'ları da 1 ila 4 log arasında azaldı; en az duyarlı ve C. krusei en duyarlı. Önceki çalışmalarda, mayaların farklı bal türlerine duyarlılığında farklılıklar bulunduğundan [ 11 , 12 , 13 ], beş Candidatürler ayrıca yerel işlenmemiş bal ile muamele edildi. Yerel işlenmemiş bal (%40), tüm Candida türlerinde 2 ila 5 günlük azalmaya neden oldu . Bu nedenle, yerel işlenmemiş bal, Candida büyümesini azaltmada tıbbi sınıf baldan kabaca 1 log daha etkiliydi . Bu, işlenmemiş yerel balın antifungal bileşenlerinin daha etkili olduğunu veya balın gama ışınlamasının tıbbi sınıf balın etkinliğini azalttığını göstermektedir. Bal türleri arasında antimikrobiyal aktivitede 100 kat fark daha önce rapor edilmiştir [ 24 , 25 ], ancak daha ilginç bir şekilde, burada balın antimikrobiyal aktivitesinin L-Mesitran'da kullanılanlar gibi takviyeler kullanılarak güçlü bir şekilde artırılabileceğini gösteriyoruz. ®Yumuşak. 6,25 kat seyreltmede bile, bu tıbbi sınıf bal formülasyonu, tüm Candida suşlarında 1 log'dan fazla azalmaya neden oldu. Bu tıbbi sınıf bal formülasyonu, enfekte insan yaralarını (çok dirençli) bakteriler [ 16 ] ve köpek otitis externa [ 26 ] ile etkili bir şekilde tedavi eder . Bu nedenle L-Mesitran ® Soft, C. auris ve diğer Candida türleri ile kolonize olmuş cilt ve yaraların tedavisi için potansiyel bir adaydır .

              Son olarak, C. auris'in L-Mesitran ® Soft'a duyarlılığının coğrafi kökeninden etkilenmediğini bulduk , çünkü farklı türlerin bu tıbbi sınıf bal formülasyonuna duyarlılığı farklı değildi. Flukonazole tek başına veya ekinokandin ve/veya amfoterisin B direnci ile birlikte direnç, C. auris izolatlarının tıbbi sınıf bal formülasyonuna duyarlılığını etkilemedi , ancak çoklu dirençli izolatlar daha duyarlı olma eğilimindeydi. Multidirençli mikroorganizmaların alternatif tedavilere artan duyarlılığı daha önce gözlemlenmiştir ve kollateral duyarlılık olarak bilinir [ 27 , 28 , 29]. Daha fazla sayıda çoklu dirençli izolat içeren çalışmalar, çoklu dirençli C. auris'in aynı zamanda kollateral duyarlılık gösterip göstermediğini belirlemelidir .

              Git: 5. Sonuçlar

              C. auris ve diğer Candida türleri, tıbbi bala ve yerel işlenmemiş bala in vitro olarak oldukça duyarlıdır. Daha da ilginci, tıbbi kalitede bal bazlı bir yara bakım formülasyonu olan L-Mesitran ® Soft, tıbbi kalitede balın antimikrobiyal aktivitesinin farklı takviyelerle güçlü bir şekilde arttığı yorumunu destekleyerek önemli ölçüde daha yüksek antimikrobiyal aktivite gösterdi. Bu nedenle, bu tıbbi sınıf bal formülasyonu, C. auris ile kolonize olan açık yaralar veya cilt için umut verici bir tedavi olabilir . Gelecekteki çalışmalar, bu tür bir tedavinin klinik ortamda uygulanabilir ve etkili olup olmadığını göstermelidir.

              Git: teşekkürler

              Triticum Exploitatie BV'ye L-Mesitran Soft ve tıbbi sınıf ham bal bileşenlerini bağışladığı için teşekkür ederiz.

              Git: Tamamlayıcı Malzemeler

              Aşağıdakiler çevrimiçi olarak https://www.mdpi.com/2309-608X/7/1/50/s1 adresinde mevcuttur , Ek Şekil S1. C. auris izolatları için Normalleştirilmiş Erime Eğrileri . Ek Tablo S1: Her Candida türü için suşlara genel bakış .
              Ek veri dosyası için buraya tıklayın. (257K, pdf)
              Git: Yazar Katkıları

              Kavramsallaştırma, TdG, JFM; metodoloji, DF; biçimsel analiz, TJ, DF, TdG; soruşturma, TJ, DF; kaynaklar, AC, JFM; yazma—orijinal taslak hazırlama, TdG, TJ; yazma—inceleme ve düzenleme, DF, AC, NAJC, JFM Tüm yazarlar makalenin yayınlanmış sürümünü okumuş ve kabul etmiştir.

              Git: Finansman

              Bu araştırma herhangi bir dış finansman almamıştır.

              Git: Kurumsal İnceleme Kurulu Beyanı

              Uygulanamaz.

              Git: Bilgilendirilmiş Onam Beyanı

              Uygulanamaz.

              Git: Veri Kullanılabilirliği Bildirimi

              Bu çalışmada sunulan veriler, ilgili yazardan makul talep üzerine temin edilebilir.

              Git: Çıkar çatışmaları

              NAJC, L-Mesitran Soft üreticisi Triticum Exploitatie BV tarafından istihdam edilmektedir. Triticum Exploitatie BV çalışmanın tasarımında, verilerin toplanmasında, analiz edilmesinde veya yorumlanmasında ve sonuçların sunulmasında yer almamıştır. Diğer tüm yazarlar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir.

              Git: Dipnotlar


              Yayıncının Notu: MDPI, yayınlanan haritalardaki ve kurumsal bağlantılardaki yetki iddiaları konusunda tarafsız kalır.



              Git: Referanslar

              1. Kühbacher A., ​​Burger-Kentischer A., ​​Rupp S. Candida türlerinin deri ile etkileşimi. mikroorganizmalar. 2017; 5:32 . doi: 10.3390/microorganisms5020032. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              2. Singh DK, Tóth R., Gácser A. Patojenik Candida türlerinin konak tamamlayıcı saldırısından kurtulma mekanizmaları. Ön. Hücre Enfeksiyonu. Mikrobiyoloji. 2020; 10:94 . doi: 10.3389/fcimb.2020.00094. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              3. Chowdhary A., Sharma C., Meis JF Candida auris : Küresel olarak hastane kaynaklı çoklu ilaca dirençli mantar enfeksiyonlarının hızla ortaya çıkan bir nedeni. PLoS Hastalığı. 2017; 13 :e1006290. doi: 10.1371/journal.ppat.1006290. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              4. Cortegiani A., Misseri G., Fasciana T., Giammanco A., Giarratano A., Chowdhary A. Candida auris enfeksiyonlarının epidemiyolojisi, klinik özellikleri, direnci ve tedavisi . J. Yoğun Bakım. 2018; 6:69 . doi: 10.1186/s40560-018-0342-4. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              5. Chowdhary A., Prakash A., Sharma C., Kordalewska M., Kumar A., ​​Sarma S., Tarai B., Singh A., Upadhyaya G., Upadhyay S., et al. Hindistan'da 350 Candida auris izolatı (2009-17) arasında antifungal duyarlılık modellerine ilişkin çok merkezli bir çalışma : ERG11 ve FKS1 genlerinin azol ve ekinokandin direncindeki rolü. J. Antimikrob. kimyager. 2018; 73 :891–899. doi: 10.1093/jac/dkx480. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              6. Chow NA, de Groot T., Badali H., Abastabar M., Chiller TM, Meis JF Potansiyel beşinci clade of Candida auris , İran, 2018. Emerg. bulaştırmak. Dis. 2019; 25 :1780–1781. doi: 10.3201/eid2509.190686. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              7. Lockhart SR, Etienne KA, Vallabhaneni S., Farooqi J., Chowdhary A., Govender NP, Colombo AL, Calvo B., Cuomo CA, Desjardins CA, et al. Çoklu ilaca dirençli Candida auris'in 3 kıtada aynı anda ortaya çıkışı tam genom dizilimi ve epidemiyolojik analizlerle doğrulandı. klinik bulaştırmak. Dis. 2017; 64 :134–140. doi: 10.1093/cid/ciw691. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              8. Kordalewska M., Perlin DS İlaca dirençli Candida auris'in tanımlanması . Ön. Mikrobiyoloji. 2019; 10 :1918. doi: 10.3389/fmicb.2019.01918. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              9. Kordalewska M., Lee A., Park S., Berrio I., Chowdhary A., Zhao Y., Perlin DS Yeni ortaya çıkan patojen Candida auris'te ekinokandin direncini anlamak . Antimikrob. Ajan Chemother. 2018; 62 :e00238-18. doi: 10.1128/AAC.00238-18. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              10. Hermanns R., Mateescu C., Thrasyvoulou A., Tananaki C., Wagener FADTG, Cremers NAJ Tıbbi kalitede bal için standartların tanımlanması. J. Apic. Res. 2020; 59 :125–135. doi: 10.1080/00218839.2019.1693713. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              11. Anand S., Deighton M., Livanos G., Pang ECK, Mantri N. Agastache balı, önemli ticari ballara kıyasla üstün antifungal aktiviteye sahiptir. bilim 2019 ; 9 :18197. doi: 10.1038/s41598-019-54679-w. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              12. Fernandes L., Oliveira A., Henriques M., Rodrigues ME Bal, Pseudomonas aeruginosa ile karışık biyofilmlerde Candida tropikalis ile savaşma stratejisi olarak . antibiyotikler. 2020; 9:43 . doi: 10.3390/antibiyotikler9020043. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              13. Irish J., Carter DA, Shokohi T., Blair SE Bal, Candida türlerine karşı antifungal etkiye sahiptir . Med. Mikol. 2006; 44 :289–291. doi: 10.1080/13693780500417037. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              14. Nolan VC, Harrison J., Cox JAG Balın antimikrobiyal bileşiminin incelenmesi. antibiyotikler. 2019; 8 :251. doi: 10.3390/antibiyotikler8040251. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              15. Hermanns R., Cremers NAJ, Leeming JP, van der Werf ET Tatlı rahatlama: Candida albicans'ın vajinal izolatlarına karşı tıbbi sınıf balın antimikrobiyal aktivitesinin belirlenmesi . J. Mantarlar. 2019; 5:85 . doi: 10.3390/jof5030085. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              16. Nair HKR, Tatavilis N., Pospisilova I., Kucerova J., Cremers NAJ Tıbbi kalitede bal, antibiyotiğe dirençli bakterileri öldürür ve enfekte ülserli diyabetiklerde amputasyonu önler: Prospektif bir vaka serisi. antibiyotikler. 2020; 9 :529. doi: 10.3390/antibiyotikler9090529. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              17. Cremers N., Belas A., Santos CS, Couto I., de Rooster H., Pomba C. Yaygın yüksek riskli metisiline dirençli stafilokoklara ve Pseudomonas spp.'ye karşı iki tıbbi sınıf bal formülasyonunun in vitro antimikrobiyal etkinliği . patojenler. Veteriner. Dermatol. 2020; 31 :90–96. doi: 10.1111/vde.12811. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              18. Oliveira AMP, Devesa JSP, Hill PB Bal bazlı bir jelin Staphylococcus pseudintermedius ve Malassezia pachydermatis'in köpek klinik izolatlarına karşı in vitro etkinliği . Veteriner. Dermatol. 2018; 29 :180-e65. doi: 10.1111/vde.12533. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              19. Smaropoulos E., Cremers NAJ Prematüre yenidoğanlarda damar dışı kaynaklı yaralanmaların tedavisi için tıbbi sınıf bal — Bir vaka serisi. Av. Yenidoğan Bakımı. 2020 doi: 10.1097/ANC.0000000000000781. Basında. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              20. Prakash A., Sharma C., Singh A., Kumar SP, Kumar A., ​​Hagen F., Govender NP, Colombo AL, Meis JF, Chowdhary A. Candida auris izolatları arasındaki genotipik çeşitliliğin kanıtı, çoklu yerleşim dizisi tiplemesi ile , matris destekli lazer desorpsiyon iyonizasyon uçuş süresi kütle spektrometrisi ve güçlendirilmiş parça uzunluğu polimorfizmi. klinik Mikrobiyoloji. bulaştırmak. 2016; 22 :277.e1–277.e9. doi: 10.1016/j.cmi.2015.10.022. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              21. Hou X., Lee A., Jiménez-Ortigosa C., Kordalewska M., Perlin DS, Zhao Y. Candida auris'te ERG11 ile ilişkili azol direncinin ve FKS ile ilişkili ekinokandin direncinin hızlı tespiti . Antimikrob. Ajan Chemother. 2019; 63 :e01811-18. doi: 10.1128/AAC.01811-18. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              22. de Groot T., Puts Y., Berrio I., Chowdhary A., Meis JF Candida auris kısa tandem tekrar tiplemesinin geliştirilmesi ve küresel izolat koleksiyonuna uygulanması. mBio. 2020; 11 :e02971-19. doi: 10.1128/mBio.02971-19. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              23. Pleeging CCF, Coenye T., Mossialos D., De Rooster H., Chrysostomou D., Wagener FADTG, Cremers NAJ Tıbbi kullanıma uygun balın Pseudomonas aeruginosa biyofilm oluşumuna ve yok edilmesine karşı sinerjik antimikrobiyal aktivitesi. antibiyotikler. 2020; 9 :866. doi: 10.3390/antibiyotikler9120866. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              24. Lusby PE, Coombes AL, Wilkinson JM Farklı balların patojenik bakterilere karşı bakterisidal aktivitesi. Ark. Med. Res. 2005; 36 :464–467. doi: 10.1016/j.arcmed.2005.03.038. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              25. Mandal MD, Mandal S. Bal: Tıbbi özelliği ve antibakteriyel etkinliği. Asya Pak. J. Trop Biomed. 2011; 1 :154–160. doi: 10.1016/S2221-1691(11)60016-6. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              26. Maruhashi E., Braz BS, Nunes T., Pomba C., Belas A., Duarte-Correia JH, Lourenço AM Efficacy of Medical Grade Honey in Canine Otitis Externa'nın Yönetimi—Bir pilot çalışma. Veteriner. Dermatol. 2016; 27 :93-e27. doi: 10.1111/vde.12291. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              27. Horinouchi T., Suzuki S., Kotani H., Tanabe K., Sakata N., Shimizu H., Furusawa C. Gen ekspresyon profilleri ve genomik mutasyonlarla çapraz direnç ve kollateral duyarlılığın tahmini. bilim 2017 ; 7 :14009. doi: 10.1038/s41598-017-14335-7. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              28. Lozano-Huntelman NA, Singh N., Valencia A., Mira P., Sakayan M., Boucher I., Tang S., Brennan K., Gianvecchio C., Fitz-Gibbon S., et al. Mutant önleme konsantrasyonu ve mutant seçim penceresi kullanılarak Staphylococcus epidermidis'te antibiyotik çapraz direncinin ve teminat duyarlılığının evrimi . Evrim. Uygulama 2020; 13 :808–823. doi: 10.1111/eva.12903. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              29. Roemhild R., Linkevicius M., Andersson DI Antibiyotik nitrofurantoine karşı kollateral duyarlılığın moleküler mekanizmaları. PLoS Biol. 2020; 18 :e3000612. doi: 10.1371/journal.pbio.3000612. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]

              Yorum yap


              • #8
                Lavanta balının Candida albicans , Candida krusei ve Cryptococcus neoformans'a karşı antifungal etkisi

                Maria Leticia Estevinho, Sílvia Esteves Afonso ,ve Xesús Feás
                Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri PMC Sorumluluk Reddi
                CIMO-Dağ Araştırma Merkezi, 5301-855 Bragança, Portekiz
                Bragança Ziraat Fakültesi, Bragança Politeknik Enstitüsü, Campus Santa Apolónia, E 5301-855 Bragança, Portekiz
                Analitik Kimya, Beslenme ve Bromatoloji Bölümü, Santiago de Compostela Üniversitesi, E-27002 Lugo, Galicia İspanya
                Maria Leticia Estevinho, Telefon: +351-273-303342, Faks: +351-273-325405, E-posta: tp.bpi@aicitel .
                Sorumlu yazar.
                Git: Soyut


                Monofloral lavanta balı örnekleri ( n = 30), Candida albicans , Candida krusei ve Cryptococcus neoformans'a  karşı antifungal etkiyi test etmek için analiz edildi . Spesifik büyüme oranları (μ), bal varlığında tüm maya büyümelerinin azaldığını göstermiştir. Maya büyümesinin %10'unu ( X min ) engelleyen bal konsantrasyonu (% w/v), %31.0 ( C. albicans ), %16.8 ( C. krusei) ve %23.0 ( C. neoformans) arasında değişmektedir . Şekerlere atfedilebilen antifungal aktiviteyi belirlemek için sentetik bir bal çözeltisi de test edildi. C. krusei'de sentetik balın varlığı%58,0'in (w/v) üzerindeki konsantrasyonlarda kültür ortamı X min olarak belirlenirken , C. albicans ve C. neoformans daha dirençliydi, çünkü X min değerlerine test edilen aralığın (%10–60, w/v) üzerinde ulaşılmadı ). Verilerin öne sürdüğü şey, lavanta balındaki gözlenen antifungal in vitro özelliklerden sorumlu bileşenin şeker bazlı olmadığıdır. Bal, mikotik enfeksiyonların tedavisi için yeni ilaçlar aramak için doğal bir kaynak olarak kullanılabilir. Bu, antifungallerin artan direnci göz önüne alındığında çok faydalı olabilir. Bu çalışmanın lavanta balının patojenik mayaların büyümesi üzerindeki etkisine ilişkin ilk çalışma olduğu unutulmamalıdır.

                Anahtar Kelimeler: Bal, Antifungal, Lavanta, Candida albicans , Candida krusei , Cryptococcus neoformans
                Git: giriiş


                Bal, bal arılarının çiçeklerin nektarından veya bitkilerin canlı kısımlarının salgılarından veya bitkilerin canlı kısımları üzerindeki bitki emen böceklerin dışkılarından ürettikleri, bal arılarının toplayıp dönüştürdükleri ve sahip oldukları belirli maddelerle birleştirdikleri doğal tatlı maddedir. sahip olun ve daha sonra olgunlaşmak ve olgunlaşmak için bal peteğinde saklayın ve bırakın (Codex 2002 ). Bir enerji kaynağı olarak balın yararlı özellikleri, yüksek besin değeri ve tüketildiğinde karbonhidratlarının hızla emilmesidir (Viuda-Martos ve ark. 2008 ). Modern bilim, balların terapötik özelliklerini analiz ederken ve incelerken, tıbbi önemini bakterisidal, bakteriyostatik, antiviral, antioksidan, antiinflamatuar ve antitümör (Molan) olarak belirlemeyi mümkün kılmıştır.2001a ; Lusby ve ark. 2005 ; Bardy ve ark. 2008 ; Estevinho ve ark. 2008 ). Birçok araştırmacı, balı yara ve yanıkların iyileştirilmesi ve ağız sağlığı için uygun bir alternatif olarak bulmuştur (Lay-Flurrie 2008 ; Molan 2001b ). Bal ayrıca gıdalardaki oldukça değerli bir bileşendir (Bath ve Singh 2001 ; Naveena ve diğerleri 2007 ; Kotoki ve Deka 2010 ; Wadikar ve diğerleri 2010 ).

                Bugüne kadar balın mantar önleyici özelliklerini değerlendirmek için çok az girişimde bulunulmuştur (Theunissen ve ark. 2001 ; Irish ve ark. 2006 ; Küçük ve ark. 2007 ; Boukraa ve ark. 2008 ; Koç ve ark. 2008 ), özellikle balın önemli antibakteriyel aktiviteye sahip olduğunu ortaya koyan geniş hacimli yayınlanmış literatürle karşılaştırıldığında. Toplum ve hastane ortamlarında mantar enfeksiyonlarının insidansı artmaktadır (Fridkin 2005 ) ve başka hiçbir mikotik patojen, insanlarda ve hayvanlarda Candida kadar geniş bir fırsatçı hastalık spektrumu üretmez (Pappas ve ark. 2003 ; Tortorano ve ark. 2006 ).). Ayrıca albicans dışı türlerin neden olduğu kandidemi oranı da artmaktadır. Bu kandidiyazlar arasında bazı tıp merkezlerinde izole edilen fırsatçı bir patojen olan candida krusei duyarlı hastalarda ciddi enfeksiyonlara yol açabilmektedir (Nguyen ve ark. 2010 ). Bir diğer önemli kapsüllenmiş maya benzeri mantar , AIDS hastalarında bulaşıcı hastalıklardan sorumlu olan Cryptococcus neoformans'tır (Perfect ve Casadevall 2002 ).

                Bu kısa çalışmanın amacı, Portekiz lavanta balının Candida albicans , Candida krusei ve Cryptococcus neoformans'a karşı in vitro antifungal özelliklerini değerlendirmektir .

                Apis mellifera iberica'dan monofloral lavanta ( Lavandula stoechas ) bal örnekleri ( n  = 30), 2007 yılında Portekiz'in kuzeyindeki ayrı arı kovanlarından toplanmıştır. Doğal bala benzer bir karbonhidrat bileşimine sahip sentetik bir bal çözeltisi, önleyici etkilerin bal numunelerinin şeker içeriğinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını belirlemek için kullanıldı - 100 g, 1.5 g sükroz, 7.5 g maltoz, 40.5 g D-fruktoz çözülerek hazırlandı. ve 17 ml steril, deiyonize su içinde 33.5 g D-glikoz.

                Coleción Española de Microorganismos Tipo (CECT) mikroorganizmaları, Valensiya Üniversitesi (CECT)'nden elde edilirken, Escola Superior Agrária (ESA) mikroorganizmaları, Bragança'daki Centro Hospitalario do Nordeste EPE'de klinik olarak izole edilen ve Mikrobiyoloji bölümünde tanımlanan suşlardır. Bragança Politeknik Enstitüsü Laboratuvarı. Kullanılan mantar suşları Candida albicans (CECT 1394), Candida krusei (ESA 11) ve Cryptococcus neoformans idi.(ESA 3). Mikroorganizmalar, %2 (a/h) glukoz, %1 (a/h) pepton, %1,5 (a/h) agar ve %0,5 (a/h) içeren steril Maya Pepton Dekstroz (YPD) ortamında 30 °C'de aerobik olarak kültürlendi. v) maya özütü. Antifungal aktivite için test analizlerinden önce, bal numuneleri Becker ve ark. ( 1996). 50 ml YPD ortamı içeren Erlenmeyer şişeleri (150 mi), maya süspansiyonu (108 CFU/ml) ile aşılandı ve test edilecek %0 ila %60 (a/h) aralığındaki her bir bal konsantrasyonu eklendi. 2 gün boyunca 37 °C'de bir döner çalkalayıcıda 150 rpm'de (Stuart Scientific SI50 modeli, Birleşik Krallık) inkübasyon gerçekleştirildi. Maya kültürlerinin spesifik büyüme oranları (μ), UV-görünür bir spektrofotometrede (Varian Cary 50 Scan modeli, Amerika Birleşik Devletleri) 640 nm'de optik yoğunluk ölçülerek izlendi ve lineer kısmına uyan en küçük kareler ile hesaplandı. semilog büyüme grafiği. Xmin (maya büyümesinin %10'unu engelleyen konsantrasyon), lineer regresyon analizi ile belirlendi (Calhelha ve ark. 2006 ).

                Xmin arasındaki farklar, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve ardından α = 0.05 ile Tukey HSD Testi kullanılarak analiz edildi  . Bu tedavi Windows® için SPSS 18.0 kullanılarak gerçekleştirilmiştir.

                Mantarlar için spesifik büyüme oranı (μ) belirlendi ve sonuçlar Tablo'da sunuldu. 1. Sonuçlar, lavanta balı konsantrasyonlarındaki artışın çalışılan tüm organizmaların μ değerinde bir azalmaya neden olduğunu göstermiştir. Xmin değerleri %31.0 (C. albicans), %16.8 ( C. krusei) ve %23.0 ( C. neoformans) aralığındaydı ; C. krusei, büyüme engellemesi minör düzeyde ulaşıldığından bala en duyarlı olandı. C. krusei kültür ortamında %58'in (w/v) üzerindeki konsantrasyonlarda sentetik balın varlığı X min olarak belirlenirken , X min değerlerine aralığın üzerinde ulaşılmadığından C. albicans ve C. neoformans'ın daha dirençli olduğu tespit edilmiştir. test edildi (%10–60, ağırlık/hacim). C. krusei'ye karşı antifungal aktivite, özellikle, bu türün flukonazole karşı kazanılmış ve içsel direnci dikkate alındığında dikkate değerdir (Nguyen ve ark. 2010 ). Bildiğimiz kadarıyla balın C. neoformans ve C. krusei'ye karşı etkisini bildiren herhangi bir çalışma bulunmamaktadır . tablo 1


                Sentetik bal ve lavanta balı varlığında mantar üreme hızı
                C. albicans 0,21 ± 0,05 0,20 ± 0,05 0,21 ± 0,05 0,21 ± 0,09 0,19 ± 0,07 0,19 ± 0,05 0,18 ± 0,08 0,21 ± 0,05 0,20 ± 0,05 0,19 ± 0,04 0,18 ± 0,05 0,15 ± 0,05 0,11 ± 0,03 0,09 ± 0,03
                krusei 0,19 ± 0,05 0,18 ± 0,08 0,17 ± 0,08 0,18 ± 0,05 0,16 ± 0,07 0,15 ± 0,07 0,13 ± 0,04 0,19 ± 0,05 0,18 ± 0,05 0,15 ± 0,05 0,11 ± 0,05 0,08 ± 0,03 0,05 ± 0,01 0,03 ± 0,01
                cr. neoformanlar 0,17 ± 0,06 0,17 ± 0,05 0,16 ± 0,05 0,17 ± 0,08 0,16 ± 0,05 0,16 ± 0,06 0,15 ± 0,07 0,17 ± 0,06 0,17 ± 0,06 0,16 ± 0,05 0,13 ± 0,04 0,11 ± 0,05 0,09 ± 0,05 0,07 ± 0,02
                Ayrı bir pencerede aç
                C.albicans (Candida albicans); C krusei (Candida krusei); cr. neoformanlar(Cryptococcus neoformans); ( n  = 30); Tüm testler üç kopya halinde gerçekleştirildi

                Verilerimiz, mantar büyümesinin inhibisyonu için bal mekanizmasının, kültür ortamında şekerin varlığından türetilen ozmotik şokla ilişkili olmadığını göstermektedir. Aslında, Tukey testini kullanarak ( P < 0.05), sentetik bal ve lavanta balındaki X min determinantı  arasındaki önemli farklılıkları doğruladık . Bu, test edilen tüm mikroorganizmalarda gözlendi (Tablo 2). Aynı şekilde önceki raporlar, artan bal konsantrasyonlarının C. albicans büyümesinin azalmasına neden olduğunu göstermiştir , yani %25'lik konsantrasyonlarda wasbessie balının varlığında büyüme üzerindeki %29.4'lük inhibisyon doğrulanmıştır (Theunissen ve ark. 2001 ). Balların Candida türlerinin izolatlarına ( C. albicans C. glabrata ve C. dubliniensis ) karşı minimum inhibitör konsantrasyonu klinik bir ortamda elde edilebilir (Irish ve ark. 2006 ); C dublinensistüm balların ozmotik etkisine ve Jarrah balının mantar önleyici etkilerine karşı daha duyarlıydı. Bununla birlikte, diğer yandan, farklı bal türleri ile %0,1 ila %20 (Lusby ve ark. 2005 ) ve %25 ila %100 (Omafuvbe ve Akanbi 2009 ) arasında değişen çeşitli konsantrasyonlarda test edilen önceki çalışmalar, C. albicans ballar tarafından inhibe edilmemiştir. Tablo 2


                Sentetik bal ve lavanta balı varlığında X min (%)
                Candida albicans >60 bir 31 ± 0,05 b
                candida krusei 58 ± 0,08 bir 16,8 ± 0,04 b
                Cryptococcus neoformans >60 bir 23 ± 0,05 b
                Ayrı bir pencerede aç
                (a, b) harfleri, α  = 0.05 anlamlılığıyla Tukey testine göre hangi X min'in farklı olduğunu temsil eder.

                Balın antifungal aktivitesini birkaç faktör etkileyebilir. Örneğin, DeMera ve Angert ( 2004 ), farklı fitocoğrafik bölgelerden gelen balların, mayaların büyümesini engelleme yeteneklerinde değişiklik gösterdiğini bildirerek, botanik orijinin antifungal aktiviteyi etkilemede önemli bir rol oynadığını ileri sürer. Ayrıca farklı ballarda fenolik asitler, flavonoidler ve diğer biyomoleküller dahil olmak üzere çok çeşitli bileşenler bulunur. Balın biyolojik aktivitesi esas olarak fenolik bileşiklere atfedilir (Estevinho ve ark. 2008 ). Aslında, fenoliklerin antimikrobiyal etkisi iyi bilinmektedir ve bu, genellikle yüzey aktif maddeler olarak sınıflandırılan proteinleri denatüre etme yetenekleriyle ilgilidir.

                Git: Çözüm


                Sonuç olarak, farklı konsantrasyonlarda bal içeren kültür besiyerlerinde lavanta balının antifungal etkisi değerlendirilmiştir. Verilerin öne sürdüğü şey, lavanta balında gözlenen antifungal in vitro özelliklerden sorumlu bileşenin şeker olmadığıdır. Şu anda ilaç geliştirmede kullanılan yeni ve güçlü yüksek verimli tekniklerin kullanılması, balın tıbbi özelliklerini tespit etmek için değerli olacaktır. Bileşiğin yapısı bilindiğinde, kimyasal, benzer kimyasal yapıya sahip daha etkili terapötik ajanlar tasarlamak için bir prototip veya "öncü bileşik" görevi görebilir. Bu antifungal aktivitenin herhangi bir klinik uygulamaya sahip olup olmadığını göstermek için şimdi daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

                Git: Referanslar
                • Bath PK, Singh N. Mikrodalga ısıtmanın Helianthus annuus ve Eucalyptus lanceolatus balında hidroksimetilfurfural oluşumu ve esmerleşme üzerindeki etkisi. J Food Sci Technol. 2001; 38 :366–368. [ Google Akademik ]
                • Bardy J, Slevin NJ, Mais KL, Molassiotis A. Bal kullanımlarının sistematik bir incelemesi ve onkoloji bakımındaki potansiyel değeri. J Klinik Hemşireleri. 2008; 17 :2604–2623. doi: 10.1111/j.1365-2702.2008.02304.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                • Becker JM, Caldwell GA, Zachgo EA. Sterilizasyon yöntemleri, biyoteknoloji. 2. Akademik Basın: San Diego; 1996. sayfa 210–211. [ Google Akademik ]
                • Boukraa L, Benbarek H, Moussa A. Diastaz sayısı ile korelasyon içinde Candida Albicans'a karşı nişasta ve balın sinerjik etkisi . Braz J Mikrobiol. 2008; 39 :40–43. doi: 10.1590/S1517-83822008000100010. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                • Calhelha RC, Andrade JV, Ferreira IC, Esteviño LM. Mantar ilacı kalıntılarının şarap üretim süreci üzerindeki toksisite etkileri. Gıda Mikrobiyolü. 2006; 23 :393–398. doi: 10.1016/j.fm.2005.04.008. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                • Codex A. Codex standardı 12– bal için gözden geçirilmiş kodeks standardı. Stan Yöntemleri. 2002; 11 :1–8. [ Google Akademik ]
                • DeMera JH, Öfke Acil Servis. Kosta Rika'nın farklı fitocoğrafik bölgelerinden Tetragonisca angustula (Meliponinae) ve Apis mellifera tarafından üretilen balın antimikrobiyal aktivitesinin karşılaştırılması. Apidoloji. 2004; 35 :411–417. doi: 10.1051/apido:2004033. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                • Estevinho L, Pereira AP, Moreira L, Dias LG, Pereira E. Kuzeydoğu Portekiz balının fenolik bileşik özlerinin antioksidan ve antimikrobiyal etkileri. Gıda Kimyasal Toksikol. 2008; 46 :3774–3779. doi: 10.1016/j.fct.2008.09.062. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                • Fridkin SK. Sağlık bakım ortamlarında mantar enfeksiyonlarının değişen yüzü. Klinik Enfeksiyon Dis. 2005; 41 :1455–1460. doi: 10.1086/496935. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                • Irish J, Carter DA, Shokohi T, Blair S. Balın Candida türlerine karşı antifungal etkisi vardır. Med Mycol. 2006; 44 :289–291. doi: 10.1080/13693780500417037. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                • Koç AN, Silici S, Kasap F, Hörmet-Öz HT, Mavus-Buldu H. Türk balının Candida spp: and Trichosporon spp an in vitro değerlendirmeye karşı antifungal aktivitesi. Med Mycol. 2008; 2 :1–6. doi: 10.1080/13693780802572554. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                • Kotoki D, Deka SC. Su tutma kapasitesinin artırılmasına özel önem verilen ekmeğin pişme kaybı. J Food Sci Technol. 2010; 47 :128–131. doi: 10.1007/s13197-010-0008-2. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                • Küçük M, Kolailı S, Karaoğlu Ş, Ulusoy E, Baltacı C, Candan F. Anadolu'dan üç farklı balın biyolojik aktiviteleri ve kimyasal bileşimi. Gıda Kimyası 2007; 100 :526–534. doi: 10.1016/j.foodchem.2005.10.010. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                • Lay-Flurrie K. Yara bakımında bal: etkiler, klinik uygulama ve hasta yararı. Br J Nurs. 2008; 17 :32–36. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                • Lusby PE, Coombes AL, Wilkinson JM. Farklı balların patojenik bakterilere karşı bakterisidal aktivitesi. Arch Med Res. 2005; 36 :464–467. doi: 10.1016/j.arcmed.2005.03.038. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                • Molan P. Bal neden ilaç olarak etkilidir? Arı Dünyası. 2001; 82 :22–40. [ Google Akademik ]
                • Mol PC. Balın yara ve yanık tedavisindeki potansiyeli. Ben J Clin Dermatol. 2001; 2 :13–19. doi: 10.2165/00128071-200102010-00003. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                • Naveena BM, Sen AR, Vaithiyanathan S, Muthukumar M, Babji Y. Bal ve C vitamininin mikrodalgada pişirilmiş tavuk köftelerinin kalitesine etkisi. J Food Sci Technol. 2007; 44 :505–508. [ Google Akademik ]
                • Nguyen KT, Ta P, Hoang BT, Cheng S, Hao B, Nguyen MH, Clancy CJ. Mikafunginin Candida albicans , Candida glabrata , Candida parapsilosis ve Candida krusei izolatlarına karşı antifungal sonrası etkilerinin karakterize edilmesi . Int J Antimikrob Ajanları. 2010; 35 :80–84. doi: 10.1016/j.ijantimicag.2009.09.003. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                • Omafuvbe BO, Akanbi OO. Bazı ticari Nijerya ballarının mikrobiyolojik ve fiziko-kimyasal özellikleri. Afr J Microbiol Res. 2009; 3 :891–896. [ Google Akademik ]
                • Pappas PG, Rex JH, Lee J, Hamill RJ, Larsen RA, Powderly W, et al. Kandidemi üzerine prospektif bir gözlemsel çalışma: hastanede yatan yetişkin ve pediatrik hastalarda epidemiyoloji, terapi ve mortalite üzerindeki etkiler. Klinik Enfeksiyon Dis. 2003; 37 :634–643. doi: 10.1086/376906. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                • Mükemmel JR, Casadevall A. Kriptokokoz. Dis Clin North Am'ı enfekte edin. 2002; 16 :837–874. doi: 10.1016/S0891-5520(02)00036-3. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                • Theunissen F, Grobler S, Gedalia I. Üç Güney Afrika balının Candida albicans üzerindeki antifungal etkisi. Apidoloji. 2001; 32 :371–379. doi: 10.1051/apido:2001137. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                • Tortorano AM, Kibbler C, Peman J, Bernhardt H, Klingspor L, Grillot R. Avrupa'da Kandidemi: epidemiyoloji ve direnç. Int J Antimikrob Ajanları. 2006; 27 :359–366. doi: 10.1016/j.ijantimicag.2006.01.002. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                • Viuda-Martos M, Ruiz-Navajas Y, Fernández-López J, Pérez-Álvarez JA. Bal, propolis ve arı sütünün fonksiyonel özellikleri. J Gıda Bilimi 2008; 73 :117–124. doi: 10.1111/j.1750-3841.2008.00966.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                • Wadikar D, Nanjappa C, Premavalli KS, Bawa AS. Biber bazında tüketime hazır mezelerin geliştirilmesi ve kalite değerlendirmesi. J Food Sci Technol. 2010; 47 :638–643. doi: 10.1007/s13197-010-0105-2. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]

                Yorum yap


                • #9
                  Etiyopya multiflora balının AIDS hastalarının ağız boşluğundan izole edilen flukonazole dirençli Candida türleri üzerine etkisi

                  Bir Mulu 1, E Diro , H Tekleselassie , Y Belyhun , B Anagaw , M Alemayehu , bir Gelaw , F Biadglegne , K Desalegn , S Yifiru , M Tiruneh , Bir Kassu , T Nishikawa , E Isogai
                  üyelikler yıkılmak üyelik

                  Soyut

                  Bu çalışma Etiyopya multiflora balının AIDS hastalarının ağız boşluğundan izole edilen Candida türlerine karşı antifungal etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. 13 AIDS hastasından ağız çalkalama sıvıları elde edildi ve 37°C'de 48 saat boyunca CHROMagar plakalarında kültürlendi. Candida türleri mikrobiyolojik ve moleküler tekniklerle teşhis edildi. Bal örneğinin Candida üzerindeki antifungal etkisi agar seyreltme tekniği ile araştırıldı. Candida türlerinin flukonazole duyarlılığı, yarı modifiye edilmiş bir mikrodilüsyon yönteminin ardından test edildi. Hem flukonazole duyarlı hem de -dirençli Candida türlerinin büyümesi, %35-40 (h/h) balın minimum fungisidal konsantrasyonu (MFC) ile inhibe edilmiştir. Farklı Candida türlerinin MFC'si önemli ölçüde farklı değildi (P > 0.05). Duyarlılık açısından test edilen toplam 25 Candida izolatından 11'i (%44), sekizi (%32) ve altısı (%24) duyarlı (minimum inhibitör konsantrasyonlar [MİK'ler] < 8 µg/mL), duyarlı (doz) -bağımlı: MİK'ler 16-32 µg/mL) ve flukonazole dirençli (MİK'ler > 64 µg/mL). Etiyopya multiflora balı, AIDS hastalarının ağız boşluğundan izole edilen flukonazole dirençli Candida türlerine karşı antifungal aktiviteye sahiptir. Bu, oral lezyonları tedavi etmek için balın kullanıldığı mevcut folklorik uygulamayı destekler. Bununla birlikte baldaki biyoaktif ajanların tanımlanması, klinik değerlendirmeleri ve farmakolojik standardizasyonları çok önemlidir. MIC'ler 16-32 µg/mL) ve flukonazole dirençli (MIC'ler > 64 µg/mL). Etiyopya multiflora balı, AIDS hastalarının ağız boşluğundan izole edilen flukonazole dirençli Candida türlerine karşı antifungal aktiviteye sahiptir.

                  Yorum yap


                  • #10
                    Candida albicans ve Aspergillus niger'e karşı bal ve nişastanın ilave etkisi

                    Laid Bukraâ 1, Sarah Bouchegrane
                    üyelikler yıkılmak üyelik

                    • 1Veterinerlik Bilimleri Bölümü, Zirai-Veterinerlik Bilimleri Fakültesi, Tiaret İbn-Khaldoun Üniversitesi, Cezayir. lay_bouk@hotmail.com
                    ücretsiz makale Soyut

                    Nişastanın balın antifungal aktivitesi üzerindeki etkisini değerlendirmek için nişastalı ve nişastasız kültür ortamına bal eklemenin karşılaştırmalı bir yöntemi kullanıldı. Candida albicans'a karşı nişasta içermeyen iki bal çeşidi için % (v/v) olarak ifade edilen minimum inhibitör konsantrasyon (MIC) sırasıyla %42 ve %46 idi. Aspergillus niger için nişastasız MİK sırasıyla %51 ve %59 idi. Nişasta bal ile inkübe edildiğinde ve daha sonra ortama eklendiğinde, C. albicans için MIC, %3.6'lık bir nişasta konsantrasyonu ile sırasıyla %28 ve %38 iken A. niger için MIC, bir nişasta ile %40 ve %45 idi. sırasıyla %5,6 ve %5,1 konsantrasyon. Bu çalışma, balda bulunan amilazın şeker miktarını ve dolayısıyla antifungal aktiviteyi artırarak ortamdaki ozmotik etkiyi arttırdığını düşündürmektedir.

                    Yorum yap

                    Hazırlanıyor...
                    X