Duyuru

Collapse
No announcement yet.

ACI BİBER, Acı biber Cayennen pfetter, Capsicum frutescens, Capcicum annum

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • ACI BİBER, Acı biber Cayennen pfetter, Capsicum frutescens, Capcicum annum

    ACI BİBER



    Çok Yıllık 6-9 Aylar 0,3-1 m Meyvesi Ho, Na, Ba, Se

    Acı biber Cayennen pfetter Capsicum frutescens
    Şilis Syn: Capcicum annum L.
    Chillies var. frutescens
    Cili biber
    Tabasko
    Cin biberi
    Tıbbi biber
    Afrika biberi
    Antalya biberi
    Familyası: Patlıcangillerden Nachtschatengewâchse Solanaceae
    Drugları: Acı biber meyvesi Capsici fructus acer veya
    Capsici fructescentis fructus

    Acı biberin meyvesi ilaç tentür baharat yapımında ve sebze olarak yemek için veya yemeklere veya salatalara katmak için kullanılır.

    Giriş: Patlıcangiller ailesinin bir alt grubu olan Capsicumgillere bibergiller) dahil takriben 30 tür ve bunlardan üretilen 30 kırmızı biber alt türü mevcuttur. Bizi tıbbi biber; Capsicum frutescens ve Kırmızıbiber; Capsicum annumum ilgilendirmektedir. Acı biberle Kırmızıbiber birbirleriyle aşılanarak çok çeşitli türler üretilmiştir. Eskiden yemek ve salataya katılan ve sindirim bozukluklarında ve de üşütmeye karşı kullanılmıştır. Son 10 yıldır yapılan araştırmalarda Acı biber ekstrasından elde edilen merhemlerin ağrıları dindirici özelliğe sahip olduğu ve yan tesirinin de önemsiz (kızarıklık yanma gibi geçici) olması nedeni ile tercih edilir olmuştur. Vatanı Güney Amerika olan biber İspanyollar tarafından Avrupa’ya getirilmiş ve bitki kısa sürede tropik ve subtropik ülkelerde çok yaygın olarak yetiştirilmeye başlanmıştır. Sadece Hindistan’da yılda 250.000 ton Acı biber üretilmektedir.

    Botanik: Acı biber 30-100cm boyunda çok yıllık yarı odunsu dikine yükselen bir bitkidir. Yaprakları ovalimsi mızrak şeklinde 1,5-3cm uzunluğunda 1-2cm eninde ve koyu yeşil renktedir. Çiçekleri 6 adet taç yaprağa sahip bu yapraklar oval beyaz renkli ve 5-10mm büyüklüğünde ortada küçük döllenme tozlukları ve bir göbeği vardır. Meyveleri 1-3cm uzunluğunda 0,8-2,5cm eninde uca doğru sivri veya küt oval veya koni şeklinde önce yeşil ve olgunlaşınca kırmızı bir şekil alır. Acı biberle Kırmızıbiberi birbirinden ayıran en önemli fark acı biberin meyveleri 1-3cm büyüklüğünde koni şeklinde ve yukarı doğru dik olarak durur. Kırmı-zıbiberin meyveleri 3-7cm büyüklüğünde sivrice ve genellikle dalda iken aşağı doğru sarkıktır. Acı biber kırmızı portakal rengi veya esmerde olabilir.
    Yetiştirilmesi: Türkiye’nin Akdeniz Bölgesinde hemen her lokantada her masada küçük bir tabakta mutlaka birkaç tane Acı biber bulunur. Bu yörede iyi tanınan acı biber yaygın olarak ta yetiştirilir. Bu biber diğerlerinden farklı olarak kışın da yetiştirilebilir. Çok acı olmasını istemiyorsanız tohumları yirmi dört saat bir miktar suda bekletildikten sonra ekilirse acılığı azalır. Kışın soğuk olan bölgelerde bitki süs bitkisi olarak evlerde yetiştirilebilir.

    Hasat Zamanı: Sonbaharda olgunlaşan meyveleri toplandıktan sonra güneşte kurutulur ve de öğütülerek toz haline getirilir.

    Birleşimi: Acı biberin birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz.

    a) Capsaicinoidler (acı maddeler) % 0,3-1 arasında olup bununda Capsaicin (Vanillylamid-(E)-8-Metil-6-nonenasit)% 60-80 Dihidrocapsaicin (Vanillylamid-8-Metil nonenasit) % 10-30 Nordihidrocapsaicin(Vanillyamid-7-Metiloktanasit) % 1-8 Homodihidrocapsaicin I. Homodihidrocapsaicin II. Caprylasitvanillyamid (Vanillyamidcaprylasit) ve Nonylasit Vanillyamid içerir.

    b) Karotinoitler (Carotinoitler) yüzde 0,3-0,8 arasında olup önemlileri; Capsanthin Capsorubin Capsolutein α- ve B- Carotin (Provitamin A) Zeaxanthin ve Violaxanthin

    c) Ayrıca Flavonitler C-Vitamini Sabit yağlar Uçucu yağlar ve Vitaminler içerir.

    Araştırmalar: Son 10 yıldır Acı biber ekstresinden elde edilen merhemli çeşitli hastalıkların neden olduğu ağrılara karşı 6000 klinik araştırması yapıldığını Zürich Üniversitesi doğal tedavi fakülte kliniğinden Prof. Dr.Reinhard Saller tespit etmiştir. Bu ağrılar genellikle romatizmalı artrit (eklem iltihaplanması), osteoartrit (kemik erimesi ve iltihaplanması sonucu ağrılar), Post-Zoster-Nevralji (zona hastalığı sonrası sinirsel ağrılar), diyabetik polinevropati (şeker hatalıklarındaki sinirsel ağrılar), mastektomi (memenin ameliyatla alınması) ağrıları ve amputasyon ağılarına (kol bacak veya parmakların kesildikten sonra sinirsel ağrıların devamı) karşı birçok deney yapılmış ve etkili olduğu tespit edilmiştir. İşte bunlardan birkaçı;

    1) Romatizmalı artrit ve osteoartrit nevraljisi olan toplam 314 hasta üzerinde beş ayrı klinikte Acı biber ekstresinden elde edilen merhemle tedavi denemesi yapılmış ve hasaların %50-60 oranında iyileştikleri görülmüştür. (ZP.2.01.91 ZP.6.97.332)

    2) Post herpestik nevralji (uçuk sonrası sinirsel ağrı) ve post-zoster-nevralji (zona hastalığı sonrası sinirsel ağrı) rahatsızlığı olan toplam 319 hasta üzerinde 8 klinikte Acı biber merhemi ile tedavi denemesi yapılmış ve hastaların iyileştiği görülmüştür. (ZP.2.01.91 ZP.6.967.332)

    3) Diyabetik polinevropati (şeker hastalarında görülen sinirsel ağrılar) rahatsızlığı olan 355 hasta üzerinde altı klinikte tedavi denemesi yapılmış ve hastalarda büyük oranda iyileşme görülmüştür. (ZP.02.01.91 ZP.6.97.332)

    4) Avustralyalı John Prescott yaptığı araştırmalarda Acı biberin birle-şimindeki Capsaicinin mutluluk hormonu Endorfini artırdığını ve böylece ağrıların azalıp sevincin çoğaldığını tespit etmişlerdir. (NH.11.98.668)

    5) Japonların yaptığı bir araştırmada Acı biberin aynı Aspirin gibi etki ettiğini yani kanı incelerek beyin kanaması Kalp enfarktüsü ve damar sertliğini (arterskleroz) önlediğini tespit etmişlerdir. (NH.9.59.454)

    6) Acı biber üzerine yapılanları okuduktan (Mart 1996) sonra kendi üzerimde denemek için biber sosu yemeye başladım ve hemen belimde yanma hissettim ve kas ağrılarım 2 hafta sonra geçti.

    7) Mide ve onikiparmak bağırsak ülseri olan tanıdığıma bir İtalyan iş arkadaşım Acı biber sosu yemesini tavsiye etmiş. O da buna uyarak 3-4 Acı biber sosu yemiş ve rahatsızlıkları geçmiş

    8) Ayaklarda ve başta soğuktan üşüme hasıl olursa Acı biber bunu iyileştirir. Fakat kalıcı çözüm Çörek’tedir.

    9) Güneydoğu Asyalılarda (Vietnam Tayland Filipin Çin) pek şişman insanlara rastlamadım çünkü bu insanlar her gün düzenli Acı biber kullandıkları ve bu nedenle zayıf olduklarını ve de kilo alamadıklarını tespit ettim.
    Tesir şekli: Ağrıları dindirici kanı inceltici kan dolaşımını artırıcı mide salgınsı artırıcı bağırsakları hareketlendirici ve iltihapları önleyici özelliklere sahiptir.

    Kullanılması:

    a) Araştırmalara göre bazı hastalıkların sebep olduğu ağrılara karşı etkili olduğu bu nedenle bu rahatsızlıklara karşı kullanılır. Bu rahatsızlıkların başında diyabetik nevropatı (şeker hastalarındaki sinirsel rahatsızlık), amputasyon ağrıları (ameliyat sonrası fantom ağrıları), postherpetik nevralji (uçuk sonucu sinirsel ağrılar), romatizmalı artrit (romatizmalı eklem iltihaplanması nedeniyle sinirsel ağrılar) ve nevraljiye karşı kullanılır. Mutluluk hormonu Endorfin salgısını arttırarak kişiye neşe sevinç ve mutluluk verir.

    b) Komisyon E nin 01.02.1990 tarihli ve 22a nolu Monografi bildirisinde Acı biber merheminin başta omuz, boyun, kol, bel, sırt ve kalça kaslarındaki ağrı ve sertliklere karşı kullanılabileceği beyan edilmiştir.

    c) Homeopati’de başta nevralji, orta kulak iltihaplanması, göğüs iltihaplanması, ağız içi iltihaplanması, gastrit, enterit (bağırsak iltihaplanması), basur, husye erimesi, iktidarsızlık, kas ve eklem romatizması, uçuk (herpes), idrar yolları iltihaplanması gibi rahatsızlıklara karşı kullanılır.

    d) Halk arasında; mide ve bağırsak iltihap ve de ülserleri (yaraları), üşütme, bağırsakları üşütme, boğaz, orta kulak, eklem iltihapları, halsizlik, iştahsızlık, iktidarsızlık, damar sertliği, romatizma, yağlanma, sivilce, akne ve basura karşı kullanılır.
    Açıklama: Acı biber merhemi derideki ağrı ve ısı reseptörlerin uyarmakta ve böylece burada kan dolaşımı artarak rahatsızlık veren maddeler o bölgeden taşınır ve ağrılar azalarak zamanla rahatsızlık yok olur. Güneydoğu Asyalıların neden güler yüzlü neşeli ve mutlu olduklarını çok merak ederdim. Japonların yaptığı araştırmalardan da bunun nedenini anladım. Çünkü Acı biber mutluluk hormonunun salgısını artırır.

    Çayı: Çok acı olması nedeni ile üşütme, mide üşütmesi, bağırsakları üşütme gibi hallerde 0,5gr Acı biber tozundan demliğe konur ve üzerine 200-300ml kaynar su ilave edilir ve 5-10dk bekletildikten sonra içilir.

    Salata: Salata çorba ve sulu yemeklere çok az miktarda Acı biber katılırsa insanın iştahını açar. Hazmını kolaylaştırır. Hindistan’da Acı biber, karabiber ve sarımsaktan yakı yapılır. Almanya’da da ABC-yakısı; Altın çiçek ve Acı biber karışımı ile yapılır. Yine Hindistan’da Acı biber, Kitre ile şekerler, pastiller veya bonbonlar yapılır. Macaristan, Hindistan ve Güneydoğuda Acı biber cinsel gücü arttırıcı ilaç gibi görülür ve kullanılır.

    Homeopati’de: Kurutulmuş ve öğütülmüş Acı biber tozundan 10gr bir şişeye konur ve üzerine 90ml %70’lik Alkol ilave edilerek 4-6hafta bekletildikten sonra süzülerek Homeopati’de <> ismi ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-5defa 10-15damla 4-6hafta süre ile alınır. Homeopati’de genellikle Kırmızıbiber (Capcicum annuum) kullanılır. Aynı şekilde Acı biber sirkesi de hazırlanabilir.

    Yan tesirleri: Acı biberi tarife uygun kullanıldığında yan tesiri yoktur fakat aşırı miktarda alınırsa mideye zarar verir. Halk arasında biber yendiğinde basuru azdıracağı kanaati hâkimdir. Acı biberde bu böyle değildir. Yani Acı biber basuru iyileştirir azdırmaz. Bu görüş diğer biberler için geçerlidir.

  • #2

    çık Erişim gözden geçirmek Kanser Önleme ve Tedavisi İçin Baharatlar
    Jie Zheng, Yue Zhou, Ya Li, Dong-Ping Xu, Sha Li,ve Uua-Bin Li,
    Guangdong Eyaleti Gıda, Beslenme ve Sağlık Ana Laboratuvarı, Halk Sağlığı Okulu, Sun Yat-Sen Üniversitesi, Guangzhou 510080, Çin
    Çin Tıbbı Okulu, Hong Kong Üniversitesi, Hong Kong, Çin South China Sea Bioresource Exploitation and Utilization Collaborative Innovation Center, Sun Yat-Sen University, Guangzhou 510006, China

    Yazışmanın ele alınması gereken yazar.
    Besinler 2016 , 8 (8), 495; https://doi.org/10.3390/nu8080495
    Geliş: 1 Haziran 2016 / Revize: 22 Temmuz 2016 / Kabul: 5 Ağustos 2016 / Yayınlanma: 12 Ağustos 2016
    Citation Export

    Öz
    Baharatlar, binlerce yıldır gıda tatlandırıcıları ve halk ilaçları olarak yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Akciğer, karaciğer, meme, mide, kolorektum, serviks ve prostat kanserleri dahil olmak üzere çeşitli kanserlerin önlenmesi ve tedavisi ile ilgili olabilecek baharatların antioksidan, antienflamatuvar ve immünomodülatör etkilerini çok sayıda çalışma belgelemiştir. Curcuma longa (tumeric), Nigella sativa (siyah kimyon), Zingiber officinale (zencefil), Allium sativum (sarımsak), Crocus sativus (safran), Piper nigrum (karabiber ) gibi çeşitli baharatlar kanserlerin önlenmesi ve tedavisi için potansiyel kaynaklardır. ) ve Capsicum annum(acı biber), kurkumin, timokinon, piperin ve kapsaisin gibi birkaç önemli biyoaktif bileşiği içerir. Ana etki mekanizmaları arasında apoptozun indüklenmesi, proliferasyonun inhibe edilmesi, tümörlerin göçü ve invazyonu ve tümörlerin radyoterapi ve kemoterapiye duyarlı hale getirilmesi yer alır. Bu derleme, kanserlerin önlenmesi ve tedavisi için bazı baharatlar üzerine yapılan son çalışmaları özetledi ve biyoaktif bileşenlere ve etki mekanizmalarına özel dikkat gösterildi.
    Anahtar Kelimeler: baharat ; kanser ; curcumin ; thymoquinone ; kapsaisin

    1. Giriş
    Baharatlar tadı, tadı ve rengi nedeniyle binlerce yıldır çeşni olarak yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Halk hekimliğinde çeşitli hastalıkların tedavisi için şifalı bitkiler olarak çeşitli baharatlar kullanılmıştır, çünkü bunlar birçok biyoaktif bileşik içerirler ve birçok yararlı sağlık etkisine sahiptirler. Örneğin, kurkumin (zerdeçal), öjenol (karanfil) ve kapsaisin (kırmızı biber) gibi baharatlardan elde edilen bazı antioksidanların, antioksidan özellikleri ve reaktif oksijen üretimini bloke etme kapasiteleri nedeniyle hücresel oksidatif stresi kontrol ettiği deneysel olarak kanıtlanmıştır. türler ve sinyal iletim yollarına müdahale [ 1 , 2 ]. Ayrıca, enflamatuar süreçler, kurkumin ve timokinon gibi baharat bileşikleri tarafından modüle edildi [ 3 ,4 ]. Ek olarak, baharatlar bazen Cinnamomum [ 5 ] cinsine ait bazı baharatlar da dahil olmak üzere alternatif antimikrobiyal stratejilerin kaynağı olarak kullanılmıştır . Ayrıca, timokinon gibi bazı baharat bileşiklerinin immünomodülatör etkileri de doğrulanmıştır [ 4 ]. Kısacası, baharatların antioksidan, antiinflamatuvar ve immünomodülatör etkileri birçok çalışmada doğrulanmıştır [ 6 ]. Bu nedenle, baharatlar kanserleri önlemek ve tedavi etmek için kullanılabilir, çünkü oksidatif stres [ 7 , 8 , 9 , 10 , 11 , 12 ], inflamatuar stres [ 13 , 14 ] ve immün yanıt [15 , 16 ] kanserlerin oluşumu, büyümesi ve metastazı ile ilişkilendirilmiştir [ 17 , 18 , 19 ]. Aslında, epidemiyolojik ve deneysel kanıtlar bazı baharatların bazı kanser risklerini azaltabileceğini göstermiştir [ 20 , 21 , 22 , 23 ]. Kanser, 2012 yılında dünya çapında yaklaşık 14 milyon yeni vaka ve 8,2 milyon kansere bağlı ölümle dünyadaki başlıca ölüm nedenlerinden biridir [ 24 ] ve yeni vaka sayısının bir sonraki dönemde yaklaşık% 70 artması beklenmektedir. yirmi yıl. Cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi başlıca tedavi yöntemleridir. Bununla birlikte, tek başına cerrahi veya tek başına radyasyon, yalnızca tümör lokalize ve küçük olduğunda etkilidir ve kemoterapi tek başına küçük boyutlu bir tümör için etkili olabilir. Ayrıca bazı yan etkilere neden olabilirler. Bu nedenle, azaltılmış yan etkileri olan yeni antikanser ilaçlara gerçek bir ihtiyaç vardır ve baharatlar umut verici bir kaynaktır ve kemoterapiye bağlı hazımsızlık, mide bulantısı, kusma ve metalik tadı tedavi edebilir [ 25 , 26 ]. Bu derleme, anti-kanser ve kimyasal önleme aktivitesi sergileyen baharat türevi maddeler ve bunların etki mekanizmaları hakkında bazı çalışmaları özetledi. Ayrıca, gelecekteki çalışmalar için bazı öneriler ve beklentiler sunulmuştur.

    2. Zerdeçal ve Kurkumin
    Zerdeçal ( Curcuma longa ) baharat olarak kullanılır ve Asya yemeklerinde kendine özgü bir tat ve sarı renk verir. Polifenolik bir bileşik olan curcumin ( Şekil 1 ), zerdeçalın rizomlarından izole edilen ikincil bir metabolittir ve farklı moleküler düzenleyicileri modüle ederek anti-kanser özellikleri dahil olmak üzere bir dizi terapötik etki sergiler [ 27 , 28 , 29 ].

    Şekil 1. Kurkuminin yapısı.

    2.1. Nazofarengeal Kanser
    G neden Kurkumin 2 / M mitokondri ile ilişkilendirilmiştir insan nazofarengeal karsinom hücreleri (NPC), faz durması ve apoptoz faktörü ve kaspaz-3 bağımlı yolları [apoptoz indükleme 30 ]. Ayrıca, NPC'nin radyosensitivitesi, uzun kodlamayan RNA'lar (lncRNA'lar) profilleri ile ilişkili olan kurkumin tarafından indüklendi. LncRNA ve mRNA'nın ifadesi, kurkumin tarafından önemli ölçüde tersine çevrildi. Curcumin, NPC hücrelerinde ışınlama (IR) ile indüklenen farklı şekilde eksprese edilen lncRNA'ları tersine çevirerek radyosensitizasyonu artırdı; bu, lncRNA'ların IR ile indüklenen radyorezistansta önemli fonksiyonlara sahip olduğunu gösterdi [ 31]. Başka bir çalışmada, kurkumin miR-125a-5p ekspresyonunu inhibe ederek ve tümör proteini 53 (TP53) geninin ekspresyonunu artırarak NPC üzerinde inhibitör etkiler gösterdi [ 32 ]. Translasyonel bir çalışmada, kurkumin tedavisi fare ksenograftlarında hücre dışı düzenlenmiş protein kinaz (ERK) -1/2 sinyal yolağında proteinlerin ekspresyonunu değiştirerek NPC'nin proliferasyonunu inhibe edebilir [ 33 ].

    2.2. Akciğer kanseri
    Bir çalışmada, küçük hücreli akciğer kanserinde B-hücreli lenfoma-2 (Bcl-2) ve B-hücreli lenfoma-xL (Bcl-xL) ekspresyonu kurkumin tarafından azaltılırken, Bax ekspresyonu artmış, böylece apoptozu indüklemiştir. hücre içi reaktif oksijen türlerinin (ROS) seviyelerinin arttırılması. Mitokondriyal membran potansiyeli azaldı, sitokrom c'nin sitozole salınması indüklendi ve ardından kaspaz-9 ve kaspaz-3 aktive edildi [ 34 ]. Ayrıca, kurkumin, epidermal büyüme faktörü reseptörü (EGFR) hücre içi alanının enzimatik aktivitesini inhibe etti ve ayrıca akciğer kanserinin büyümesinde rol oynayan EGFR'nin hücre zarı ortamını da etkiledi [ 35]. Başka bir çalışmaya göre, adherens bağlantı noktaları ve Wnt sinyal yolları arasındaki çapraz konuşma, erken büyüme yanıtı 1 (EGR-1) tarafından düzenlendi ve bu, EGR-1'in hücre çoğalmasını ve göçünü düzenleyebileceğini düşündürdü ve bu da in vitro olarak onaylandı. Aynı zamanda, küçük hücreli olmayan akciğer kanseri (NSCLC) hücrelerinde kurkuminin anti-proliferasyon ve anti-migrasyon aktivitesinde rol oynayan kurkumin kaynaklı EGR-1 düşüşü de doğrulanmıştır [ 36]. Ye ve arkadaşlarına göre, transkripsiyon 3'ün (STAT3) sinyal dönüştürücüleri ve aktivatörleri, bazı skuamöz hücreli akciğer karsinomu (SCC) tümörlerinde terapötik bir hedefti ve aktif STAT3'ün (PIAS3) protein inhibitörü, STAT3'ün bir endojen inhibitörü idi. SCC tümör hücre çizgilerinde inhibe edildi. Endojen PIAS3 ekspresyonu, kurkumin muamelesi ile artırıldı ve hücre büyümesi ve canlılığı, bir SCC modeli olan Calu-1 hücrelerinde de azaldı [ 37 ]. Ek olarak, kurkumin kaynaklı apoptoz, miR-192-5p / 215 indüksiyonu ile ilişkilendirildi; X'e bağlı apoptoz inhibitörü (XIAP) miR-192-5p / 215'in transkripsiyonel bir hedefiydi ve p53-miR-192-5p / 215-XIAP yolağının NSCLC için önemli bir terapötik hedef olduğunu gösterir [ 38]. Başka bir çalışmada, insan akciğer kanseri hücrelerine kurkumin tedavisinin DNA hasarına neden olabileceği ve meme kanseri duyarlılık geni 1 (BRCA1), 14-3-3 protein σ, O6 gibi DNA onarımı ile ilişkili proteinlerin ekspresyonunu inhibe edebileceği doğrulanmıştır. -metilguanin-DNA metiltransferaz (MGMT) ve DNA hasarı kontrol noktası 1 (MDC1) aracısı [ 39 ]. Hayvanlar üzerinde yapılan bazı çeviri çalışmaları, curcuminin akciğer kanserinde anti-tümör etkilerini de doğruladı. Örneğin kurkumin, ortotopik insan NSCLC ksenograftlarının tümör büyümesini önemli ölçüde inhibe etti ve tedavi edilen atimik farelerin hayatta kalma oranını artırdı ve COX-2, p65 ekspresyonunu ve ERK1 / 2 aktivitesini inhibe ederek NSCLC hücrelerinde hayatta kalma oranını ve apoptoz indüksiyonunu önemli ölçüde azalttı [ 40 , 41 ]. Ek olarak, kurkumin JAK2 aktivitesini inhibe edebilir ve JAK2 / STAT3 sinyal yolunu inhibe ederek tümör kürelerini azaltabilir. Bu nedenle, curcumin, akciğer kanseri ksenograft çıplak fare modelinde tümör büyümesini güçlü bir şekilde bastırdı [ 42 ].

    2.3. Hepatobiliyer Kanser
    Hipoksi ile indüklenebilir faktör (HIF) -1, HIF-1α ve aril hidrokarbon reseptörü nükleer translokatörden (ARNT / HIF-1β) oluşan, hipoksik tümörlerde hücre hayatta kalmasında ve anjiyogenezde merkezi bir rol oynayan bir transkripsiyon faktörüdür. HIF-1α ve HIF-2α protein seviyeleri, hipokside kurkumin tarafından düşürüldü ve ARNT protein seviyeleri ve HIF transkripsiyonel aktivitesi, kurkumin ile normoksi ve hipokside azaldı ve Hep3B hepatom hücrelerinin hayatta kalması negatif olarak etkilendi [ 43 ]. Dietilnitrosamin (DENA) ile indüklenen hepatokarsinogenez ve hasar, sıçanlarda kurkumin ile önlendi ve tersine çevrildi [ 44 , 45]. Curcumin, α feto-protein (AFP), interlökin-2 (IL-2), interlökin-6 (IL-6), alanin amino transferaz (ALT) ve malondialdehit (MDA) ve ayrıca gen ekspresyonunun serum seviyelerini önemli ölçüde bastırdı. ve glutatyon peroksidaz (Gpx), glutatyon redüktaz (GR), katalaz (CAT) ve süper oksit dismutaz (SOD) gen ekspresyonunu ve aktivitelerini artırmıştır [ 44 ]. Dahası, büyüme faktörü-p (TGF-p) ve protein kinaz B'yi (PKB) dönüştüren anjiyojenik ve anti-apoptotik faktörlerin aşırı ifadesi azalırken kaspaz-3 ifadesi iyileştirildi. Karaciğer marker enzimleri, aspartat aminotransferaz (AST) ve ALT ve lipid peroksidasyonu normalize edildi [ 45 ]. Ek olarak, kurkumin, çıplak farelerde doza bağımlı bir şekilde karaciğer kanserinin büyümesini inhibe etti [46 ].
    Kolanjiyokarsinoma da dikkat edildi. Curcumin, kolanjiyokarsinom hücrelerinde antiproliferasyon ve apoptozu indükledi. Apoptoz, süperoksit anyon üretimiyle önemli ölçüde ilişkiliyken, tümör proteini 53 (P53) ve Bcl-2 ilişkili X proteininin (Bax) yukarı regülasyonu oksidatif stres ve apoptoz ile ilişkiliydi [ 47 ]. Ayrıca, kurkumin ile tedavi edilen kolanjiyokarsinom hücreleri, kontrol tedavisine kıyasla azalmış canlılık sergiledi. Bölünmüş poli (ADP) riboz polimeraz ve kaspaz aktivitesinin ekspresyonu arttı, bu da apoptozun curcumin tarafından indüklendiğini gösterdi [ 48 ].

    2.4. Meme kanseri
    Strofer ve arkadaşlarına göre, hipoksideki HIF-1α ve HIF-2α protein seviyeleri kurkumin ile düşürülmüştür. Kurkumin ayrıca MCF-7 meme karsinom hücrelerinde hem normokside hem de hipokside ARNT protein seviyelerini ve HIF transkripsiyonel aktiviteyi azaltmıştır [ 43 ]. Ek olarak, 12-O-tetradekanoilforbol-13-asetat (TPA) ile indüklenen matris metaloproteinaz (MMP) -9 ekspresyonu ve hücre istilası, protein kinaz C-α (PKC-α), mitojenle aktive edilmiş protein baskılanması yoluyla curcumin tarafından inhibe edildi. kinaz (MAPK) ve nükleer faktör-κB / aktif protein-1 (NF-κB / AP-1) yolu [ 49 ]. Ayrıca göğüs kanseri kök hücreleri, cur-katenin nükleer translokasyonunu inhibe ederek kurkumin tarafından restore edilen E-kaderin baskılanması nedeniyle göçü şiddetlendirebilir [ 50]. Üçlü negatif meme kanseri, kötü prognozlu agresif bir meme kanseri fenotipidir. Östrojen reseptörü, progesteron reseptörü ve epidermal büyüme faktörü reseptörü 2 (EGFR2) ekspresyonundan yoksundur. Kurkumin, muhtemelen EGFR sinyal yolunu inhibe ederek üçlü negatif meme kanseri hücrelerinin proliferasyonunu inhibe edebildi [ 51 , 52 ]. Ek olarak, kurkumin ve 5-floroürasil (5-FU) kombinasyonu, normal hücreleri azaltılmış canlılıktan korudu ve 5-FU'nun daha yüksek doz veya daha uzun tedavi sürelerine izin verdi, böylece sitotoksik tarafı olan bir antimetabolit olan 5-FU'nun kemoterapötik etkinliğini artırdı. efektler [ 53]. Ek olarak, retinoik aside dirençli üçlü negatif meme kanseri hücreleri, retinoik aside karşı da kurkumin tarafından duyarlı hale getirilmiştir [ 54 ]. Kurkuminin meme kanserinde anti-tümör etkileri hayvan modellerinde incelenmiştir. Fare modelinde curcumin ile indüklenen tümör büyümesinin inhibisyonu ve anjiyogenez, siklin D1, trombosit endotel hücre adhezyon molekülü-1 (PECAM-1) ve p65 [ 55 ] ekspresyonunun aşağı regüle edilmesiyle ilişkiliydi . Başka bir hayvan çalışması, kurkuminin, tümör mikro ortamında m1 / m2 makrofaj dengesini değiştirerek farelerde metastatik meme kanserini baskıladığını göstermiştir [ 56 ]. Ek olarak, kurkumin tedavisi, meme kanserinin ksenogreft modelinde tümör hacminde ve hücre proliferasyonunda bir azalmaya yol açtı [ 55 , 57 ]. Birkaç klinik çalışma, curcumin'in meme kanserindeki etkilerini araştırdı. Randomize, çift kör, plasebo kontrollü bir klinik çalışmada, radyoterapi sırasında oral kurkuminin (6,0 g / gün) meme kanseri hastalarında radyasyon dermatitinin şiddetini azalttığı bulunmuştur [ 58 ]. Başka bir çalışma, kurkuminin in vivo göğüs kanseri direnç proteini inhibitörü olarak kullanılabileceğini gösterdi [ 59 ]. Ayrıca, ileri ve metastatik meme kanseri hastalarında kombinasyon tedavisi için standart bir dosetaksel dozu ile kombinasyon halinde önerilen kurkumin dozu, her 3 haftada bir yedi ardışık gün boyunca 6000 mg / gün'dür [ 60 ].

    2.5. Mide kanseri
    Curcumin, bozulmuş ATP'ye duyarlı potasyum kanalı (KATP) açıklığı ile ilişkili olan mide kanseri hücrelerinde mitokondriyal membran potansiyelinin kaybına neden olmuş ve hücre apoptotik oranını artırmıştır [ 61 ]. Ayrıca, Kruppel benzeri faktör 4 (KLF4) aşırı ekspresyonu ve kurkuminin kombinasyonu, insan mide karsinomu hücreleri üzerinde önemli anti-proliferasyon, pro-apoptoz ve anti-invazyon etkilere sahipti, bu da KLF4'ün potansiyel bir terapötik hedef olduğunu ve curcumin'in umut verici bir mide kanserinde terapötik ilaç [ 62]. Ek olarak, bir in vivo insan mide kanseri modeli, lenfatik damar endotel reseptörü 1 (LYVE-1), prospero homeobox 1 (Prox-1), podoplanin ve vasküler endotelyal büyüme faktörü reseptörü 3'te (VEGFR -3) mRNA ekspresyonu aşağı regüle edildi, bu da mide kanseri lenf nodu metastazının kurkumin tarafından inhibe edilebileceğini gösterdi [ 63 ]. Ayrıca, curcumin, kanser hücresi büyümesini inhibe etti, G 2 / M fazında hücre döngüsü durmasını indükledi ve glikolitik enzimlerin ekspresyonunu aşağı doğru düzenleyerek hücre büyümesini bloke etti [ 64 ]. Ek olarak, bir in vivo çalışma, kurkumin ve 5-FU / oksaliplatin kombinasyonunun, BGC-823 ksenogreft tümörlerinde güçlü büyüme inhibisyonu sergilediğini göstermiştir [ 65 ].

    2.6. Kolorektal kanser
    Kurkumin, pro-karsinojenik eikosanoid 5-hidroksiyeikosatetraenoik asit (5-HETE) ve prostaglandin E-2'nin (PGE-2) mukozal konsantrasyonlarının üretimini inhibe eden kolorektal karsinojenezin murin modellerinde anormal kript odaklarını (ACF) ve adenomları önlemiştir [ 66 ] ve kurkuminin indüklediği apoptoz, kolon kanseri hücrelerinde PGE-2 ile tersine çevrilebilir [ 67 ]. Ek olarak, kurkumin, insan kolon adenokarsinom hücre hatlarının büyümesini inhibe etti ve nükleer parçalanmanın yanı sıra yoğunlaşma ve DNA parçalanması ile kanıtlandığı gibi apoptozu indükledi [ 68]. Başka bir araştırmaya göre, heksokinaz II'nin ekspresyonu ve aktivitesi, kurkumin tarafından aşağı regüle edildi ve kurkumin ile heksokinaz II'nin mitokondriden ayrışması mitokondriyal aracılı apoptoza yol açtı [ 69 ]. Dahası, epigenetik demetilasyon ve akciğer ve özofagus kanserinde silinmenin yukarı regülasyonu 1 (DLEC1), bir tümör baskılayıcı gen, kurkuminin insan kolon kanseri hücrelerinin ankrajdan bağımsız büyümesi üzerindeki inhibitör etkisinde rol oynayabilir [ 70]. Ek olarak, kolorektal kanserin 5-FU'ya kemorezistansı, epitelyal-mezenkimal geçiş (EMT) ve curcumin ve 5-FU kombinasyonundan kaynaklandı ve 5-FU dirençli hücrelerde çoğalmayı inhibe etti. Kurkumin tedavisi, 5-FU dirençli hücrelerde EMT-baskılayıcı miRNA'ları yukarı düzenledi [ 71 ].
    Kurkuminin meme kanseri üzerindeki etkilerini araştıran çeşitli klinik çalışmalar. Örneğin, kolorektal neoplazinin önlenmesine yönelik bir faz IIa klinik kurkumin çalışmasında, kurkumin hastalarda hem 2 g hem de 4 g'de iyi tolere edildi ve ACF sayısını azaltabilir [ 66 ]. Ek olarak, kurkumin tedavisi, tümör hücrelerinde p53 molekülü ekspresyonunu yukarı düzenleyerek kolorektal kanserli hastaların genel sağlığını iyileştirdi ve sonuç olarak tümör hücresi apoptozunu hızlandırdı [ 72 ].

    2.7. Prostat kanseri
    Androjen reseptörünün (AR) yeniden canlanma aktivitesi ve koaktivatör protein p300 ve cAMP yanıt elementi bağlayıcı proteinin (CBP) yukarı regülasyonu, prostat kanserinde agresif fenotiplere ve hormon tedavisi başarısızlıklarına neden oldu. Curcumin, histon asetilasyonunu azaltarak ve kromatin manzarasını değiştirerek, böylece tümör büyümesini azaltarak ve kastrata dirençli hastalığın başlangıcını geciktirerek AR fonksiyon bölgelerinde CBP ve p300 işgalini baskıladı [ 73 ]. Ek olarak, prostat kanseri hücrelerinin (PC-3) proliferasyonu ve ksenograftlanmış tümörlerin (fare modeli) büyümesi, küçük müdahaleci RNA tarafından DNA bağlanması 1 inhibitörünün aşağı regülasyonu yoluyla inhibe edildi [ 74]. Ayrıca, PC-3 ksenogreft tümörlü şiddetli kombine immün yetmezlik (SCID) fareleri, a-tomatin ve curcumin ile tedavi edildi. PC-3 tümörlerinin büyümesi, her iki ajanın tek başına olmasından daha güçlü bir şekilde inhibe edilmiştir [ 75 ].

    2.8. Rahimdeki kanser
    Kurkumin bazlı servikal krem ​​ile tedaviden sonra, HPV + servikal kanser hücreleri seçici olarak elimine edildi, antijen E6 dönüşümü ve EGFR ekspresyonları inhibe edildi ve eşzamanlı olarak p53 indüklendi. Sağlıklı farelerin vajinal epitelyumundaki kurkumin bazlı vajinal kremin HPV + kanser hücrelerini yok ettiğini ve kanserli olmayan dokuyu etkilemediğini gösterdi [ 76 ]. Ek olarak, insan endometriyal karsinom hücrelerinin proliferasyonu ve apoptozu, Wnt sinyal yolunun aracılık ettiği AR ekspresyonlarını aşağı regüle ederek kurkumin tarafından aşağı regüle edildi [ 77]. Başka bir çalışmada, kurkumin, HeLa hücrelerinde global DNA hipermetilasyonunun aracılık edebileceği kanser hücresi proliferasyonunun hızlılığını yansıtan gümüş boyama nükleolar düzenleyici bölge (AgNOR) protein havuzlarında azalmaya neden olmuştur [ 78 ]. Ayrıca, rahim ağzı kanseri implante edilmiş farelerde tümör büyümesi ve anjiyogenez, aşağı düzenleyici vasküler endotelyal büyüme faktörü (VEGF), siklooksijenaz-2 (COX-2) ve EGFR [ 79 ] yoluyla kurkumin tarafından inhibe edildi .

    2.9. Hematopoetik Tümör
    Curcumin veya diğer ilaçlarla kombinasyon halinde hematopoietik tümör hücrelerinde hücre ölümünü artırmıştır [ 27 ]. Örneğin, Wilms tümör 1 (WT1) geni, akut miyeloid lösemili hastalarda yüksek oranda eksprese edilen hücre proliferasyonunda düzenleyici bir faktördür [ 80 , 81 ]. WT1 (+ / +) mRNA seviyesi, kurkumin tarafından güçlü bir şekilde inhibe edildi ve eksojen WT1 (+ / +) protein yarı ömrü, post-translasyonel işlem sırasında protein kinaz C yoluyla da azaldı [ 80 ]. Başka bir çalışmada, hücre proliferasyonu ve klonojenisitesi baskılanmıştır ve G 2 / M fazındaki hücre döngüsü durması , WT1 seviyelerinde azalma ile kurkumin tarafından indüklenmiştir [ 81]. Dahası, CCRF-CEM insan T hücresi lösemi hücrelerinde (lenfatik), DNA plazmitleri Cu 2+ varlığında kurkumin ile muameleden sonra çoğunlukla hasar görürken, kurkumin veya Cu 2+ tek başına DNA hasarına neden olmadı [ 82 ]. Ek olarak, kurkumin büyümeyi inhibe edebilir ve akut promiyelositik lösemiden türetilen lösemik hücrelerin apoptozunu destekleyebilir. Kurkumin tarafından indüklenen apoptoz, muhtemelen yanlış katlanmış nükleer reseptör corepressor proteininin ER'de birikmesinden kaynaklanan endoplazmik retikulum (ER) stresinin bir amplifikasyonu yoluyla olmuştur [ 83 ]. Başka bir çalışmada, Burkitt'in lenfoma hücre hatlarında, iyonlaştırıcı radyasyona bağlı apoptoz ve G 2/ M fazı tutukluğu, kurkuminin NF-κB yolu üzerinden ön tedavisi ile artırılmıştır [ 84 ]. Ek olarak, HuT-78 hücrelerinde (T-hücre lenfoma), kurkumin aracılı hızlı ROS üretimi, farklı hücre sağkalımını ve hücre ölüm yollarını modüle ederek apoptozu indükledi [ 85 ].

    2.10. Diğer kanserler
    Kurkuminin diğer kanserler üzerindeki etkileri de incelenmiştir. Örneğin, glioblastoma modellerinde proliferasyon ve göç inhibe edilmiş ve hücre ölümü kurkumin tarafından indüklenmiştir. Fosfatidilinozitol 3-kinaz (PI3K) / PKA ve NF-κB sağkalım yolaklarının yapısal aktivasyonu, kurkumin ile azalmış, buna antiapoptotik NF-κB ile düzenlenmiş protein Bcl-xl'in aşağı regüle edilmesi ve apoptoza bir başlangıç ​​olarak mitokondriyal disfonksiyonun indüklenmesi eşlik etmiştir [ 86 ]. Ek olarak, pankreas kanserinde hücre büyümesi, göçü ve invazyonu, kurkumin tarafından bastırıldı ve hücre apoptozu indüklendi, bu da miR-7'nin artmış ekspresyonu ve ardından miR-7 hedeflerinden biri olan SET8 ekspresyonunun azalması ile ilişkilidir [ 87]. Ayrıca K1 papiller tiroid kanser hücrelerinin canlılığı, hücre bağlanması, yayılması, göçü ve invazyon yetenekleri baskılanmış, hipoksiye bağlı ROS up-regülasyonu curcumin tarafından inhibe edilmiş ve HIF-1α'nın mRNA ve protein ekspresyon seviyeleri azalmıştır. hücreler. E-kaderin ekspresyonu arttı ve MMP-9 enzim aktivitesi inhibe edildi [ 88 , 89 ]. Dahası, curcumin up-regüle pro-apoptotic Bik, baş ve boyun skuamöz hücreli karsinom hücre hatlarında Akt ve NF-κB tarafından aşağı regüle edilmiş sağkalım sinyalini düzenledi [ 90 ]. Curcumin, periferik sinir kılıfı tümörleri [ 91 ] ve oral skuamöz hücreli karsinom [ 92 ] gibi diğer birçok kanserin tedavisinde önemli bir rol oynar .

    3. Nigella sativa ve Thymoquinone
    Çoğunlukla siyah kimyon olarak adlandırılan Nigella sativa L., eski Mısır zamanlarından beri kullanılan oryantal bir baharattır. Akdeniz ve Hindistan sınırındaki ülkelerde yıllık olarak büyüyen bir bitkidir ve ateşten bağırsak rahatsızlıklarına, kansere kadar birçok akut ve kronik durumun tedavisinde doğal bir ilaç olarak kullanılmaktadır [ 93 , 94 , 95 , 96 ]. Timokinon ( Şekil 2 ), Nigella sativa'nın siyah tohumlarından izole edilen baskın biyoaktif bileşendir ve çok çeşitli tümörlere karşı antineoplastik aktiviteye sahip olduğu gösterilmiştir [ 97 ].

    Şekil 2. Timokinonun yapısı.

    3.1. Akciğer kanseri
    Nigella sativa'nın tohum özütü ve tohum yağının hücre yaşayabilirliğini önemli ölçüde azalttığı ve konsantrasyona bağlı bir şekilde insan akciğer kanseri hücrelerinin hücresel morfolojisini değiştirdiği bulunmuştur [ 98 ]. Ek olarak, timokinon, A549 akciğer kanseri hücrelerinin proliferasyonunu, göçünü ve istilasını inhibe etmede rol oynadı ve proliferasyon hücre nükleer antijeni, siklin D1, MMP-2 ve MMP-9 ekspresyonu, ERK-1 yoluyla timokinon tarafından inhibe edildi. / 2 yolu [ 99 ]. Dahası, bir fare ksenogreft modelinde, timokinon ve cisplatin kombinasyonu iyi tolere edildi ve farelerde ilave toksisite olmaksızın tümör hacmi ve tümör ağırlığını önemli ölçüde azalttı [ 100 ].

    3.2. Hepatobiliyer Kanser
    Thymoquinone G düzenleyerek, güçlü bir anti-proliferatif aktiviteye sahiptir 1 / S faz hücre döngü dönüşümünü ve [hepatoselüler kanser oluşumunun tedavisinde faydalı bir rol sergiledi 101 , 102 ]. Ayrıca timokinon, insan kolanjiyokarsinom hücre hatlarının büyümesini inhibe etti, hücre döngüsü tutuklamasını indükledi ve apoptozu teşvik etti. Timokinon ile indüklenen antikanser etkisi, p-Akt, p65, XIAP, Bcl-2, COX-2 ve VEGF dahil olmak üzere PI3K / Akt ve NF-κB tarafından düzenlenen gen ürünlerinin aşağı regülasyonundan kaynaklanıyordu [ 102 ].

    3.3. Meme kanseri
    Timokinonun anti-proliferatif ve pro-apoptotik etkileri, ROS üretimi yoluyla p38 fosforilasyonunu indükleme [ 103 ] ve genellikle tümör hücrelerinde hiper-aktive olan Akt kinazları inhibe etme ile ilişkilendirilmiştir [ 104 ]. Ek olarak, tamoksifen ile birlikte timokuinon, göğüs kanserinde önemli bir apoptozis ve hücre büyümesinde belirgin bir inhibisyona yol açtı; kaspazlar [ 105]. Ayrıca, timokinonun mutant p53 ile üçlü negatif meme kanseri hücre çizgileri üzerindeki büyümeyi önleyici etkileri, Akt fosforilasyonunun azalmasını ve XIAP ekspresyonunun azalmasını içeriyordu. Sisplatin ve dosetaksel kaynaklı sitotoksisite de timokinon ile artırılmıştır [ 106 ]. Ek olarak, XIAP, survivin, Bcl-xL ve Bcl-2 gibi anti-apoptotik genlerin protein ekspresyonu, meme kanseri hücrelerinde ve meme tümörü ksenograftında timokinon tarafından inhibe edildi [ 103 ].

    3.4. Pankreas kanseri
    Pankreas kanseri hücrelerinin apoptozu arttı ve tümör büyümesi, hem in vitro hem de in vivo olarak Gemsitabin ile kombine timokinon tarafından, Notch1 ve Notch hücre içi alanını (NICD) baskılama, PTEN (fosfataz ve tensin) yukarı regüle etme gibi çoklu moleküler sinyal hedeflerini modüle ederek sinerjistik olarak inhibe edildi. homolog, kromozom on'da silinmiştir) ve Akt / maliantargetofrapamisin (mTOR) / S6 sinyal yollarını inaktive eder. Kombinasyon tedavisi, Bcl-2, Bcl-xL ve XIAP dahil olmak üzere aşağı regüle edilmiş anti-apoptotik faktörler, kaspaz-3, kaspaz-9 ve Bax dahil olmak üzere pro-apoptotik moleküllerin yukarı regüle aktivasyonu ve sitokrom c'nin artan salınımı.107 ].

    3.5. Hematopoetik Tümör
    Apoptoz, akut lenfosit lösemik hücre hattında (lenfatik) mitokondriyal disfonksiyondan kaynaklanan timokinon ile indüklendi. Bcl-2 aşağı regüle edildi ve Bax, hücre ölümü transdüksiyon sinyalleri ile timokuinon kaynaklı apoptoz eşliğinde yukarı regüle edildi [ 108 ]. Ayrıca, timokinon erken apoptozu artırmış, anti-apoptotik protein Bcl-2'yi aşağı-regüle etmiş ve apoptotik protein Bax'ı yukarı regüle ederek murin lösemi hücrelerine (lenfatik) karşı yüksek toksisite göstermiştir [ 109 ].

    3.6. Kolorektal kanser
    Timokinonun hem ön tedavisi hem de sonrası tedavisi, başlangıçta 1,2-dimetil-hidrazin (DMH) ile indüklenen oksidatif stresi tersine çevirebilir ve histolojik değişiklikler ve tümör gelişimi oluşturabilir [ 110 ]. Başka bir çalışmada, ApcMin (Min, çoklu bağırsak neoplazisi) farelerindeki tümör büyümesi, tümör hücresine özgü apoptozu indükleyerek ve Wnt sinyallemesini glikojen sentaz kinaz (GSK) -3β'nin aktivasyonu yoluyla modüle ederek timokinon tarafından engellenmiştir; bu, Nigella sativa yağının (veya timokinon ) ailesel adenomatöz polipozda besin takviyesi olarak yararlı olabilir [ 111]. Dahası, timokinon, Janus kinaz (JAK) 2- ve EGFR tirozin kinazın Src aracılı fosforilasyonunun inhibisyonu yoluyla STAT3 sinyalini bloke etti, böylece insan kolon kanseri hücrelerinde apoptozu indükledi [ 112 ]. Ayrıca, timokinon , irinotekan dirençli LoVo kolon kanseri hücrelerinde mitokondriyal dış membran geçirgenliği ve c-Jun N - terminal kinaz (JNK) ve p38'in aktivasyonu yoluyla kaspazdan bağımsız, otofajik hücre ölümüne yol açmıştır [ 113 ]. Ek olarak, HCT116 kolon kanseri hücrelerinin bir ksenograft modelinde, timokinon, tümör hücrelerinin büyümesini önemli ölçüde inhibe etti [ 114 ].

    3.7. Diğer kanserler
    Ağız kanserinde timokinonun anti-tümör aktivitesi, p38β MAPK'nın aşağı regülasyonuna atfedilebilir [ 115 ]. Ayrıca, baş ve boyun skuamöz hücreli karsinomunda timokinon, Bax ekspresyonunda ve kaspaz-9 aktivasyonunda bir artışla ilgili apoptozu indükledi ve otofajik vakuollerin ve LC3-II proteinlerinin, spesifik otofaji belirteçlerinin artan seviyelerine bağlı olan otofajiyi indükledi [ 116 ]. Dahası, apoptoz, Siha ve C33A gibi iki insan servikal hücre hattında timokuinon ile belirgin şekilde indüklendi. Siha hücrelerinde timokinon ile indüklenen apoptoz, p53'e bağlı yol iken, C33A hücrelerindeki apoptoz kaspaz-3'ün aktivasyonu ile ilişkiliydi [ 117 , 118]. Benzer şekilde, timokinon da glioblastoma [ 119 ], melanoma [ 120 ], insan T-hücresi lösemi virüsü-I-negatif T-hücresi lenfomaları [ 121 ] ve osteosarkomun [ 122 ] tedavisinde rol oynadı .

    4. Zencefil
    Dünya çapında yiyecek ve içeceklerde yaygın bir baharat olan zencefil ( Zingiber officinale ), antioksidan, antiinflamatuvar içeren gingeroller, paradoller ve shogaoller gibi uçucu olmayan keskin bileşikler de dahil olmak üzere birçok biyoaktif fenolik madde bakımından zengindir [ 123 ] ( Şekil 3 ). , antifungal, anti-mikobakteriyel ve antikarsinojenik özellikler [ 124 , 125 , 126 ]. Ayrıca zencefil yaprağı uzun süredir sebze, çay ve bitkisel ilaç olarak kullanılmaktadır [ 127 ].

    Şekil 3. 6-gingerol ( a ) 'nın yapıları ; 6-shogaol ( b ) ve 6-paradol ( c ).

    4.1. Meme kanseri
    Kanser gelişimi ve ilerlemesi, göğüs tümörü ile ilişkili dendritik hücrelerden (TADC'ler) türetilen inflamatuar mediatör kemokin (CC motifi) ligand 2 (CCL2) üretimini inhibe ederek 6-shogaol ile azaltılabilir [ 128 ]. Dahası, meme kanseri tanısı almış obez kadınlarda zencefil desteğinin adiponektin, NO ve GPx'i artırdığı ve MDA'yı azalttığı bulunmuştur [ 129 ]. Ayrıca, başka bir klinik çalışma, inhale zencefil aromaterapisinin meme kanserli kadınlarda kemoterapiye bağlı bulantı ve kusma için tamamlayıcı bir tedavi olabileceğini göstermiştir [ 130 ].

    4.2. Kolorektal kanser
    6-Gingerol, kolon kanseri hücrelerinde hücre proliferasyonunu inhibe etti ve apoptozu indükledi, ancak ERK1 / 2 / JNK / AP-1 yolağının inhibisyonu ile ilişkili olan normal kolon hücrelerinde değil [ 131 ]. Ayrıca, insan vücudundaki shogaollerin başlıca metabolitleri olan sisteinle konjuge shogaoller, insan kolon kanseri hücrelerine karşı benzer toksisite sergilemiştir [ 132 ]. Ek olarak, doza bağlı olarak zencefil yaprağı ekstraktları tarafından insan kolorektal kanser hücrelerinde hücre canlılığı azaldı ve apoptoz indüklendi ve etkiler ATF3 promotörünün aktivasyonundan ve ERK1 / 2 aktivasyonu yoluyla ATF3 ekspresyonunun artmasından kaynaklandı [ 127 ] . Çeşitli klinik çalışmalar zencefilin kolorektal kanser üzerindeki etkilerini araştırdı. Bir pilot çalışmada, kolorektal kanser riski yüksek olan kişilerde, normal görünen kolorektal epiteldeki proliferasyon azaldı ve zencefil apoptoz ve farklılaşma arttı [ 133 ]. Üretimi COX-1 ve NAD + -bağımlı 15-hidroksiprostaglandin dehidrojenaz (15-PGDH) tarafından düzenlenen yüksek PGE-2 doku seviyeleri, kolorektal kanserde erken bir olaydır. Zencefil tüketiminden sonra, kolorektal kanser riski yüksek olan katılımcılarda kolonik COX-1 protein ekspresyonu önemli ölçüde azaldı, ancak normal kolorektal kanser riski olan katılımcılarda bu düşüş görülmedi. Artmış veya normal riskli katılımcılarda 15-PGDH protein ekspresyonu değişmedi [ 134]. PGE-2'ye odaklanan başka bir çalışmada, kolorektal kanser için normal risk altındaki deneklerde zencefil tedavisinden sonra araşidonik asitte önemli bir azalma olmuştur. Bu şekilde, zencefil COX'i inhibe etti ve adenomların insidansını ve çokluğunu ve ayrıca PGE-2 konsantrasyonlarını azalttı [ 23 ].

    4.3. Prostat kanseri
    Tam zencefil özütü (GE), hücre döngüsü ve apoptoz düzenleyici molekülleri modüle etti, üreme kapasitesini bozdu, hücre döngüsü ilerlemesini bozdu ve insan prostat kanseri hücrelerinde indüklenmiş apoptoz. GE ile tedavi edilen farelerden alınan tümör dokusu baskılanmıştır ve GE normal dokularda herhangi bir saptanabilir toksisite sergilememiştir [ 123 ]. Ayrıca, GE ve bileşenlerinin kombinasyonu (özellikle 6-gingerol), GE'nin antiproliferatif aktivitesinde belirgin bir artışa yol açmıştır [ 135]. Ek olarak, yapıcı ve interlökin (IL) -6 ile indüklenen STAT3 aktivasyonu azaltıldı ve yapıcı ve TNF-α ile indüklenen NF-κB aktivitesi, insanda (LNCaP, DU145 ve PC3) ve farede (HMVP2) 6-shogaol tarafından inhibe edildi. ) prostat kanseri hücreleri. Birkaç STAT3 ve NF-KB ile düzenlenen hedef genlerin ve apoptoz düzenleyici genlerin ekspresyonu, 6-shogaol ile azaltıldı. 6-Shogaol, prostat kanseri hücrelerinin hayatta kalmasını azaltmada zencefilde diğer iki bileşik olan 6-gingerol ve 6-paradol'den daha etkiliydi [ 136 ].

    4.4. Diğer kanserler
    6-Paradol, zencefilin keskin bir fenolik biyoaktif bileşenidir. Erkek altın Suriye hamsterlerinde DMBA ile indüklenen neoplastik değişiklikler 6-paradolün oral uygulamasıyla tersine çevrildi ve apoptozla ilişkili genlerin (p53, Bcl-2, kaspaz-3 ve TNF-α) ekspresyonu da iyileştirildi [ 137 ]. Ek olarak, 6-shogaol, TADC'lerin (tümör ilişkili dendritik hücreler) - türetilmiş CCL2 [ 128 ] üretimini inhibe ederek insan akciğer kanseri A549 üzerinde sitotoksisiteye sahipti . Dahası, zencefil melanom [ 138 ] ve glioblastom [ 139 ] tedavisinde kullanılabilir .

    5. Sarımsak
    Sarımsak ( Allium sativum ), yaygın olarak kullanılan bir baharattır ve aynı zamanda çeşitli rahatsızlıklar için geleneksel bir ilaçtır. Sarımsak, kanser önleyici potansiyele ve bağışıklık sistemi üzerinde önemli artırıcı etkilere sahiptir. Sarımsağın potansiyel antikanser etkileri, metabolik yan ürünleri olan organosülfür bileşenlerine bağlanmaktadır [ 140 , 141 ]. Doğal organosülfür bileşikleri, antioksidan ve kemo-sensitizasyon özellikleri sergilerler ve dialil sülfid, dialil disülfid, dialil trisülfid, dialil tetrasülfid, S -allil merkaptosistein ve allisin gibi geniş ilgi görürler [ 142 ] ( Şekil 4 ).

    Şekil 4. dialil sülfit ( a ) yapıları ; dialil disülfür ( b ); dialil trisülfür ( c ); S- alil merkaptosistein ( d ) ve allisin ( e ).

    5.1. Meme kanseri
    Meme kanseri büyümesi miR-34a tarafından inhibe edildi ve diallil disülfidin anti-tümör etkisi miR-34a ile artırıldı. SRC ekspresyonu, miR-34a tarafından inhibe edildi, bu da SRC / Ras / ERK yolağının baskılanmasıyla sonuçlandı. Diallil disülfür, MDA-MB-231 hücrelerinde miR-34a ekspresyonunu yukarı regüle etti, bu nedenle sitotoksisite etkilerine sahipti [ 143 ]. Dahası, dialil sülfid, insan meme epitel hücrelerinde (MCF-10A) dietilstilbestrol ile indüklenen DNA hasarını inhibe etti ve lipid peroksidasyonunu azalttı [ 144 ]. Ayrıca, S- alil merkaptosistein ile tedaviden sonra , hücre büyümesi, G 0 / G'de tutuklanan hücre döngüsünü indükleyerek insan meme kanseri hücre hatları MCF-7 (ER + ) ve MDA-MB-231'de (ER - ) inhibe edildi.1 aşama. Hücre döngüsü tutuklaması ile birlikte apoptoz teşvik edildi. Mitokondriyal apoptotik yol Bax'ı aktive ederek, Bcl-2 ve Bcl-XL ekspresyonunu azaltarak ve ardından kaspaz-9 ve kaspaz-3'ü aktive ederek tetiklendi [ 145 ]. Ek olarak, CCL2 salınımının zayıflatılması veya bloke edilmesi, kanserle ilişkili enflamasyonun önlenmesine yol açtı. Dialil disülfür, insan göğüs tümörü (MDA-MB-231) hücrelerinde TNF-α ile indüklenen CCL2 salımını tersine çevirdi [ 146 ]. Benzer şekilde, östrojen reseptörü-a (ER-a) aktivitesi, insan göğüs kanseri hücrelerinde dialil trisülfür tarafından inhibe edildi. ER-α proteini, MCF-7 ve T47D hücrelerinde dialil trisülfide maruz kaldıktan sonra aşağı regüle edildi, buna ER-α proteininin nükleer seviyelerinde bir düşüş eşlik etti, ancak 17β-estradiol varlığında etkilenmedi [147 ].
    Deney hayvanlarında allisin kemoterapötik yanıtı artırdı ve hormona bağlı meme kanserinin tedavisinde yaygın olarak kullanılan tamoksifen tarafından indüklenen hepatik hasarı iyileştirdi [ 148 ]. Başka bir hayvan çalışmasında, diallil disülfür ile tedavi, aktif-katenin ekspresyonunu azaltarak MDA-MB-231 ksenograft farelerde tümör hacmini ve ağırlığını önemli ölçüde azalttı ve apoptozu artırdı [ 149 ].

    5.2. Üst Sindirim Sistemi Kanseri
    Hücre döngüsünün yeniden dağıtılması, insan mide kanseri hücrelerinde dialil disülfid ile modüle edilmiş antikarsinojenik etkilerde önemli bir rol oynar, bu nedenle kontrol noktası kinazları (Chk1 ve Chk2) daha fazla çalışıldı. Sonuçlar, dialil disülfid aracılı G 2 / M tutuklamasının Chk1 ile ATR / Chk1 / CDC25C / siklin B1 [ 150 ] aracılığıyla düzenlendiğini gösterdi . Benzer şekilde, hücre canlılığı, yemek borusu skuamöz hücreli karsinom hücrelerinde diyallil disülfid tarafından doz ve zamana bağlı olarak önemli ölçüde azaldı. G 2 / M fazı tutulmasını siklin B1, CDC2, p-CDC2 ve cdc25C, ve aktive p53 / p21 yolu azaltarak diallil disülfid ile oluşturuldu. Apoptoz, kaspazların aktivasyonu, Bax / Bcl-2 dengesinin değiştirilmesi ve MEK-ERK yolağının baskılanması yoluyla dialil disülfit tarafından indüklendi [ 151]. Sonuçlar ayrıca insan özofagus karsinomu ECA109 hücrelerinde ve farelerde de doğrulandı [ 152 ]. Ek olarak, MGC803 insan mide karsinom hücrelerinin apoptozisi, bölünmüş kaspaz-3 ekspresyon seviyelerinin artmasıyla birlikte allisin ile belirgin şekilde artmıştır ve p38'in protein ekspresyon seviyeleri de artmıştır [ 153 ]. Epidemiyolojik çalışmalar ayrıca sarımsak alımının mide kanseri riskini azalttığını da göstermiştir [ 154 , 155 ].

    5.3. Kolorektal kanser
    Sarımsak , inorganik Se'den daha düşük toksisiteye ve daha iyi antikanser aktivitelerine sahip olan selenometiyonin ve se-metil- l - selenosistein (MseC) gibi doğal organoselenyum bileşikleri içeriyordu . Colo 205 hücrelerindeki% 80 apoptoz, kaspaz aktivasyonu, dışsal apoptotik yol ve ER stresinin indüklediği apoptozun düzenlenmesinde rol oynayan MseC'den kaynaklanmıştır [ 156 ]. Ayrıca, yaş sarımsak özü (AGE), 10 aydan fazla bir süre taze sarımsaktan üretilir. AGE sayısı azaldı. Adenom ve adenokarsinom lezyonlarındaki proliferatif aktiviteler, normal kolon mukozası üzerinde etki olmaksızın baskılanmıştır. Hücre döngüsü ilerlemesi, siklin B1 ve cdk1 ekspresyonu, insan kolorektal kanser hücrelerinde NF-κB'nin inaktivasyonu yoluyla aşağı regüle edildi [ 157].

    5.4. Hematopoetik Tümör
    Suda ve arkadaşlarına göre ısı şoku proteini 27 (HSP27), insan lösemik hücre hattı U937'de (miyeloid) [ 158 ] dialil trisülfidin moleküler hedeflerinden biridir . Başka bir çalışmada, K -benzil- N -methyldecan-1-amin (NBNMA) diş sarımsak izole edilmiştir. G 2 / M fazında hücre döngüsü tutuklaması ve apoptotik hücreler, U937 hücrelerinde NBNMA tarafından indüklendi. G düzenleyici genlerin ekspresyonu, 2 / M faz ilerlemesi, bağımlı kinaz (CDK) 2- ve CDC2 siklin bastırıldı ve p21WAF1 / CIP1 inhibitörü Cdk ekspresyonu geliştirilmiştir. Kaspaz-8 ve kaspaz-9 da aktive edildi [ 159 ].

    5.5. Diğer kanserler
    Sarımsaktan elde edilen bileşikler, diğer birçok kanserin tedavisinde önemli rol oynar. Örneğin, sarımsaktan türetilmiş bir bileşik olan z-ajoene, glioblastoma multiforme kanser kök hücrelerini spesifik olarak hedefleyerek glioblastoma multiforme tedavisi için potansiyel bir adaydı [ 160 ]. Ek olarak, tiyakremonon, yüksek sıcaklıkta yüksek basınçla işlenmiş sarımsaktan üretilen yeni bir kükürt bileşiğidir. Akciğer tümör hücrelerinin büyümesi, etkileşim yoluyla peroksiredoksin 6'nın Gpx aktivitesini inhibe ederek tiyakremonon tarafından inhibe edildi [ 161 ]. Dahası, dialil trisülfid osteosarkom, pankreas kanseri ve mesane kanserinde kanseri önleyici etkilere sahipti [ 162 , 163 , 164 ]. Ayrıca, S-allilsistein, yumurtalık kanserinin tedavisinde yararlı olabilir [ 165 ] ve ( S ) - N - trans- ferüloyoktopamin melanomun tedavisinde kullanılabilir [ 166 ].

    5.6. Diğer Allium Cinsi Baharatlar
    Soğan ( Allium cepa ) ve yeşil soğan ( Allium fistulosum ) da sülfür içeren bileşiklere atfedilen kanser önleyici etkiler gösteren Allium cinsine dahil edilmiştir [ 141 ]. Ayrıca soğanda antikanser etkilere sahip quercetin ve fisetin gibi başka bileşenler de vardır. Örneğin, quercetin kaynaklı göç ve insan oral kanser hücrelerinin istilasının inhibisyonu, MAPK ve PI3K / AKT sinyal yollarını ve NF-κB ve uPA'yı bloke ederek PKC ve RhoA'nın aşağı regüle edilmesine bağlanarak MMP-2 ve MMP-9'u baskıladı. sinyal [ 167 ]. Ayrıca fisetin, kanser hücresi modellerinde PI3K / Akt / mTOR yolunu modüle ederek kanseri önleyici etkiler gösterdi [ 168] ve hayvan modellerinde [ 169 ]. Benzer şekilde, soğanda selenometiyonin ve Se-metil- l - selenosistein de bulunmuştur ve etkisi sarımsaktaki gibidir [ 156 ]. Ayrıca kırmızı soğan yumurtalık kanseri riskini azaltabilir [ 170 , 171 ].
    Başka bir çalışmada, yeşil soğan özleri, anahtar inflamatuar belirteçler COX-2 ve iNOS'u inhibe ederek ve tümör apoptozunda, proliferasyonunda, anjiyogenezinde ve invazyonunda rol alan çeşitli hücresel belirteçlerin ekspresyonunu baskılayarak farelerde kolon tümörü büyümesinin önemli ölçüde bastırıldığını gösterdi [ 172 ].

    6. Safran
    Kurutulmuş koyu kırmızı çiçek olan safran ( Crocus sativus ) bitkinin stigmalarından hasat edilir. Dünyanın en pahalı baharatlarından biriydi ve gıdaları tatlandırmak ve renklendirmek için baharat olarak ve halk hekimliğinde bir bitki bitkisi olarak kullanıldı. Bir dizi çalışma, safranın, içerdiği krosin ve krosetin gibi biyoaktif bileşiklere atfedilen antikanser etkilere sahip olduğunu gösterdi ( Şekil 5 ). Bileşikler safran bakımından bol miktarda bulunurdu ve apoptozu indükledi ve hücre proliferasyonunu inhibe etti [ 173 , 174 ].

    Şekil 5. yapıları crosin (R 1 = R 2 = gentiobiosyl) ve krosetin (R 1 = R 2 = H).

    6.1. Akciğer kanseri
    Samarghandian ve arkadaşlarına göre, kültürlenmiş insan alveolar bazal epitelyal karsinom hücrelerinde hücre canlılığı, akciğer kanserinde potansiyel bir kemoterapötik ajan olabilecek safranın etanolik özütü tarafından inhibe edildi [ 175 ]. Daha ileri çalışmalarında, sulu safran özütünün sitotoksisite aktivitesi, A549 hücrelerinde kaspaz bağımlı yolakları aktive ederek apoptozu indüklemek ve hücre proliferasyonunu inhibe etmek yoluyla olmuştur [ 176 ]. 6.2. Sindirim Sistemi Kanseri

    Hem insan adenokarsinom mide kanseri hücrelerinde hem de mide kanseri sıçan modelinde, krosetin mide adenokarsinom hücrelerinde apoptozu indükledi, Bcl-2'yi bastırdı ve Bax ekspresyonunu arttırdı. Crocetin ayrıca serum antioksidan aktivitesi ve laktat dehidrojenazdaki 1-metil-3-nitro-1-nitrosoguanidin ile indüklenen değişiklikleri tersine çevirdi [ 177 ]. Ayrıca, krosin, mide adenokarsinom hücrelerinde apoptozu indükledi. Bax / Bcl-2 oranının artması apoptozun krosin tarafından uyarıldığını ve krosinin antikanser etkisine sahip olduğunu gösterdi [ 178 ]. Ek olarak, krosin kolon kanseri hücrelerinde otofajiden bağımsız klasik programlanmış hücre ölümünü indükledi [ 179 ].

    6.3. Üreme Sistemi Kanseri
    Safran özü ve ana bileşeni olan krosin, kötü huylu prostat kanseri hücre hatlarında hücre çoğalmasını azaltmıştır. Safran özütü ve krosin, Bcl-2'nin ekspresyonunu azaltabilir ve Bax ekspresyonunu artırabilir [ 180 ]. Ayrıca, krosin ve safran ile karşılaştırıldığında krosetin, N -kaderin ve p-katenin ekspresyonunu azaltarak ve E-kaderin ekspresyonunu artırarak doğrulanan daha güçlü antitümör etkilere sahipti . Prostat kanseri hücresi istilası ve göçü, aşağı modüle edilen metaloproteinaz ve ürokinaz ekspresyonu / aktivitesi yoluyla safran, krosetin ve krosin tarafından inhibe edildi, bu da bu ajanların metastatik süreçleri etkileyebileceğini düşündürdü [ 181]. Ayrıca, krosin, yumurtalık kanseri HO-8910 hücrelerinin büyümesini önemli ölçüde bastırabilir, hücreleri G 0 / G 1 fazında tutabilir ve p53 ve Fas / APO-1 ekspresyonunu artırarak ve kaspaz-3 ile düzenlenmiş apoptotik aktive ederek hücre apoptozunu destekleyebilir. yol [ 182 ].

    6.4. Diğer kanserler
    Krosetin, safran içinde bol miktarda bulunan bir karotenoid dikarboksilik asittir. Oldukça istilacı MDA-MB-231 hücrelerindeki çoğalma ve istila, krosetin tarafından belirgin şekilde engellendi. MMP'ler kanser invazivliği ve metastaz ile ilişkiliydi. Crocetin, pro-MT1-MMP ve pro-MT2-MMP'nin gen ve protein ekspresyonunu önemli ölçüde baskıladı ve pro-MMP-9 aktivitesini ve pro-MMP-2 / MMP-2 protein seviyelerini düşürdü [ 183 ]. Ayrıca, krosin, artmış DNA fragmantasyonu ile modüle edilen lösemik hücreler üzerinde hafif sitotoksik etkiler göstermiştir [ 184 ]. Dahası, krosin ve safranal K-562 insan kronik miyelojenöz lösemi hücrelerine (miyeloid) karşı sitotoksik yanıtı modüle etti [ 185 ]. Ek olarak, krosin, osteosarkomun potansiyel bir antikanser ajanıydı [ 186 ].

    7. Karabiber ve Piperin
    Karabiber ( Piper nigrum ) yaygın olarak tüketilen bir baharattır ve aynı zamanda halk hekimliğinde de yaygın olarak kullanılan bir bitkidir. Karabiberin önemli bir alkaloid bileşeni olan Piperin ( Şekil 6 ), çeşitli kanserlerde antitümör aktiviteleri uygular.

    Şekil 6. Piperin yapısı. 7.1.

    Meme kanseri

    Piperin, kaspaz-3 ve PARP klevajını aktive ederek proliferasyonu inhibe etti ve apoptozu indükledi. EGF ile indüklenen MMP-9 ekspresyonu, ERK1 / 2, p38 MAPK ile etkileşime girerek piperin tarafından bastırıldı ve göçte bir azalmaya yol açtı. İnsan epidermal büyüme faktörü reseptörü (HER) 2-aşırı eksprese eden meme kanseri hücrelerinin paklitaksele duyarlılığı piperin ile artırıldı [ 187 ]. Ek olarak, çalışmada taranan doğal bitkilerden yoksun bırakılan 55 bileşik arasında piperin, muhtemelen inhibe etme yoluyla modüle edilen üçlü negatif meme kanseri hücrelerinde TNF ile ilişkili apoptozu indükleyen ligand bazlı tedavilerin etkinliğini arttırmada en güçlü adjuvandı. survivin ve p65 fosforilasyon [ 188]. Ayrıca, üçlü negatif meme kanseri hücrelerinin ve hormona bağımlı meme kanseri hücrelerinin büyümesi engellendi. Piperin ayrıca üçlü negatif meme kanseri hücrelerinde mitokondriyal yolla apoptozu indükledi. Piperin ve γ radyasyonunun bir kombinasyonu, üçlü negatif meme kanseri hücreleri için tek başına γ radyasyona göre daha fazla sitotoksisite uyguladı. Piperin, bağışıklık eksikliği olan farelerde üçlü negatif meme kanseri ksenograftlarının büyümesini inhibe etti [ 189 ].

    7.2. Prostat kanseri
    LNCaP, PC-3, 22RV1 ve DU-145 prostat kanseri hücrelerinin proliferasyonu, piperin tarafından inhibe edildi. Piperin tedavisi prostat kanseri hücreleri ile ksenotransplante edilmiş çıplak fare modelinde hem androjene bağımlı hem de androjenden bağımsız tümör büyümesini önemli ölçüde baskıladı [ 190 ]. Dahası, piperin tedavisi doza bağlı olarak proliferasyonu inhibe etti, G 0 / G 1'de hücre döngüsü durmasını indükledi , siklin D1 ve siklin A'da aşağı regüle edildi ve LNCaP ve PC-3 hücrelerinde otofajiyi teşvik etti [ 191 ]. Ayrıca, bir piperin ve dosetaksel kombinasyonu, insan kastrasyona dirençli prostat kanserinin bir ksenograft modelinde dosetakselin anti-tümör etkinliğini önemli ölçüde geliştirdi [ 192 ].

    7.3. Kolorektal kanser
    Piperin, HRT-18 insan rektal adenokarsinom hücrelerinin metabolik aktivitesini inhibe etti ve sitostatik bir etkiye işaret etti. Piperin, hücre döngüsü ilerlemesini inhibe etti ve apoptozu indükledi [ 193 ]. Bundan başka, piperin G neden olarak HT-29 kolon karsinoma hücre proliferasyonunu inhibe 1 faz hücre siklüs hapsine. Piperin, mitokondriyal membran bütünlüğünün kaybına ve poli (ADP-riboz) polimeraz-1'in bölünmesine neden oldu. Koloni oluşumu ve HT-29 sferoidlerinin büyümesi inhibe edildi [ 194 ].

    7.4. Diğer kanserler
    Piperin ile modüle edilmiş ROS, DNA hasarını ve Chk1'in aktivasyonunu indükledi, böylece melanom hücrelerinde G 1 hücre döngüsü durmasına ve apoptozise yol açtı [ 195 ]. Benzer şekilde, piperin de osteosarkom tedavisinde umut verici bir terapötik ajandı [ 196 ].

    8. Kırmızı Acı Biber ve Kapsaisin
    Kırmızı acı biber ( Capsicum annum ) tüm dünyada yaygın olarak tüketilen bir baharattır. Kırmızı acı biberlerin en bol bulunan keskin içeriği olan kapsaisin ( Şekil 7 ), çeşitli insan malignitelerinde güçlü antikanser etki gösterir [ 197 ].

    Şekil 7. Kapsaisinin yapısı.

    8.1. Akciğer kanseri
    Kapsaisin, küçük hücreli olmayan akciğer karsinom hücrelerinde VEGF'yi aşağı regüle ederek anjiyogenezi özel olarak hedefledi [ 198 ]. Ayrıca, kapsaisin, insan küçük hücreli akciğer kanseri hücrelerinde geçici reseptör potansiyeli vanilloid (TRPV) reseptörünü aşağı regüle ederek proapoptotik aktivite sergilemiştir [ 199 ]. Ek olarak, kapsaisin, küçük hücreli olmayan akciğer karsinom hücrelerinde, p53 / miR-34a düzenleyici eksenle ilişkili olan oksidatif DNA hasarını indükledi [ 200 ]. Ayrıca, kapsaisin, hücre kültüründe ve çıplak fare modellerinde E2F yolu aracılığıyla insan küçük hücreli akciğer kanserine karşı anti-proliferatif aktivite göstermiştir [ 201 ].

    8.2. Meme kanseri
    Daha önce belirtildiği gibi, TRPV üst ailesi, kapsaisin tarafından modüle edildi. Bununla birlikte, TRPV1'in aşırı ekspresyonu veya aktivasyonu, MCF-7 göğüs kanseri hücrelerinde kapsaisin kaynaklı proliferasyon ile ilişkili değildi. C-Fos ve RIP3'ün yukarı regülasyonu, kapsaisin ile indüklenen hücre ölümünden sorumluydu [ 202 ]. Ayrıca acı biber tohumlarının su ekstraktının sitotoksik etkileri araştırıldı. Ekstrakt fenol içeriyordu ancak kapsaisinoid içermiyordu. Ekstrakt ile meme kanseri hücrelerinin proliferasyonu baskılanmış, E-kaderin ekspresyon seviyeleri artırılmış ve MMP-2 ve MMP-9 sekresyonu azaltılmıştır [ 203]. Ayrıca, kapsaisin ile tedavi edilen farelerin tümörlerinde ERK aktivasyonu ve HER-2 ve siklin D1 ekspresyonu azalırken kaspaz aktivitesi ve PARP klevaj ürünleri artmıştır [ 204 ].

    8.3. Mide kanseri
    Meral ve diğ. Göre, kapsaisin önemli bir sitotoksik etkilere sahip ve inhibitör konsantrasyonu IC azalmış 50 5-florourasil [değerini 205 ]. Ek olarak, kapsaisin insan mide kanseri hücrelerinin (AGS hücreleri) çoğalmasını inhibe etti ve bölünmüş kaspaz-3'ün artması, Bcl-2'nin azalması ve fosforile ERK 1/2, p38 MAPK veya JNK ekspresyonunda azalma yoluyla apoptozu indükledi. [ 206 ].

    8.4. Kolanjiyokarsinom
    Kapsaisin, kolanjiyokarsinom hücrelerinde NF-κB p65'in inhibisyonu yoluyla anti-migrasyon ve anti-invazyon etkileri indükledi ve bunun sonucunda MMP-9 ekspresyonunun baskılanmasına neden oldu [ 207 ]. Başka bir çalışmada, insan kolanjiyokarsinom hücrelerinin proliferasyonu, göçü ve istilası, Hedgehog sinyal yolunun düzenlenmesi ile ilişkili olan kapsaisin tarafından etkili bir şekilde inhibe edilmiştir [ 208 ].

    8.5. Prostat kanseri
    Kapsaisinin prostat kanseri üzerindeki kemopreventif potansiyeli, fare prostat modelinin transgenik adenokarsinomunda araştırıldı. Kapsaisin ile tedavi edilen fareler, kontrol grubuna kıyasla daha iyi farklılaşmış adenokarsinomlu daha düşük dereceli bir hastalık eğilimi gösterdi. Prostat tümörlerinde metastatik yük azaldı ve PC3 hücrelerinin invazyon ve migrasyon kapasitesi in vitro baskılanmıştır [ 209 ]. Dahası, kapsaisin, insan prostat kanseri hücrelerini NF-κB sinyalini inhibe ederek radyoterapiye duyarlı hale getirdi. Kapsaisin ve radyoterapinin oral uygulaması kombinasyonu, in vivo olarak tek başına kapsaisin veya radyoterapiye göre daha belirgin bir büyüme gecikmesi ve azalmasına yol açtı [ 210]. Ek olarak, ağızdan verildiğinde, kapsaisin, farelerde boyut ve ağırlık ile ölçüldüğü üzere PC-3 prostat kanseri ksenograftlarının büyümesini önemli ölçüde yavaşlatmıştır [ 211 ].

    8.6. Diğer kanserler
    Kapsaisin, akut lenfoblastik lösemi hücrelerinde (lenfatik), hücre sinyal yollarının aşağı regülasyonu ile ilişkili olan apoptozu indükledi [ 212 ]. Ayrıca, kapsaisinin pankreas kanseri [ 213 , 214 ], kolorektal kanser [ 215 ] ve mesane kanseri [ 216 ] üzerindeki antikanser etkisi .

    9. Biberiye
    Biberiye ( Rosmarinus officinalis ), Batı diyetlerinde, özellikle kardiyovasküler hastalıklar, diyabet ve çeşitli katı kanserlerin önleyici etkilerini gösteren “Akdeniz Diyeti” nde yaygın olarak kullanılan popüler bir baharattır. Karnosik asit, karnosol ve rosmanol ( Şekil 8 ), biberiyenin anti-kanser aktivitesinden sorumlu olan aktif bileşenler olabilir [ 217 ].

    Şekil 8. Karnosik asidin yapıları ( a ); karnosol ( b ) ve rosmanol ( c ). 9.1. Kolorektal kanser

    Süper kritik sıvı biberiye ekstraktı (SFRE, biberiye yapraklarından süper kritik sıvı ekstraksiyonu ile elde edilen ekstrakt) tek başına veya 5-FU ile birlikte kolon kanseri hücreleri üzerinde sitotoksik bir etki yarattı. 5-FU dirençli hücreler, aşağı regüle edici TYMS, TK1 ve 5-FU direnci ile ilişkili enzimler yoluyla özüt tarafından duyarlılaştırıldı [ 218 ]. Ek olarak, karnozik asit açısından zengin biberiye özütü kolon ve pankreas kanserinde antikanser özellikler gösterdi ve GCNT3 ekspresyonu, antitümör mekanizmasında rol oynadı [ 219 ]. Dahası, karnosol, ROS oluşturarak, p53'ü indükleyerek, kaspazları aktive ederek ve STAT3 sinyal yolunu inhibe ederek insan kolon kanserinde hücre yaşayabilirliğini önemli ölçüde azaltmış ve apoptozu indüklemiştir [ 220 ].

    9.2. Diğer kanserler
    SFRE, göğüs kanseri hücrelerine karşı antitümör aktivitesi ve östrojene bağımlı a ve HER2 reseptörlerini aşağı doğru düzenledi. Meme kanseri kemoterapisinin etkisi de SFRE [ 221 ] ile önemli ölçüde artmıştır . Ek olarak, karnosik asit B16F10 hücre göçünde epitelyal-mezenkimal geçişi inhibe ederek hücre göçünü inhibe etti ve adhezyonu baskıladı [ 222 ]. Ayrıca, karnosik asit, c-FLIP ve Bcl-2 ekspresyonunu aşağı doğru düzenleyerek ve ER stres aracılı DR5, Bim'i yukarı düzenleyerek insan böbrek karsinomu, insan hepatoselüler karsinomu ve insan meme karsinomu hücrelerinde TRAIL aracılı apoptozu belirgin şekilde indükledi. ve normal hücreleri etkilemeden transkripsiyonel seviyelerde p53 apoptoz (PUMA) ekspresyonunun yukarı regüle modülatörü [ 223]. Ayrıca biberiye özütü, 22Rv1 ve LNCaP gibi insan prostat kanseri hücre dizilerinde androjen reseptör ekspresyonunu azaltmış ve tümör büyümesini baskılamıştır [ 224 ]. Ek olarak, karnosol yetişkin T hücreli lösemi / lenfoma hücrelerinde (lenfatik) redoks durumunu etkileyerek ve glutatyonu azaltarak apoptozu indükledi [ 225 ]. Ek olarak, karnozik asit, HepG2 hücrelerinde, Akt / mTOR yolağının inhibisyonu ile ilişkili olan otofajik hücre ölümünü anlamlı şekilde indükledi [ 226 ].

    10. Diğer Baharatlar
    Bitkiden güneşte kurutulmuş, açılmamış çiçek tomurcuğu olan karanfil ( Syzygium aromaticum ), yaygın bir baharat ve geleneksel bir Çin tıbbı olarak kullanılmıştır. Antiseptik, antibakteriyel, antifungal ve antikanser özelliklere sahiptir. Eugenol, karanfil ve fesleğen, tarçın ve defne yaprağı gibi diğer bazı baharatlarda önemli bir bileşendi. Oleanolik asit aynı zamanda antitümör aktivitesine atfedilen karanfil özütünün bileşenlerinden biridir. Örneğin, öjenol ATP kullanımını ve oksidatif stresi azalttı ve oral skuamöz hücreli karsinom hücrelerinde poliaminleri ve glikolitik metabolitleri arttırdı [ 227 ]. Ek olarak, öjenol aynı zamanda E2F1 / survivin yolunu hedefleyerek hem in vitro hem de in vivo meme kanserinde kanseri önleyici özellikler göstermiştir [ 228] ve öjenol, insan servikal kanser hücrelerinde pro-apoptotik ve antiinflamatuvar özellikler göstermiştir [ 229 ]. Karanfil, sindirim sistemi kanserlerine karşı potansiyel bir terapötik ajan olabilir. Dwivedi ve arkadaşlarının çalışmasında, karanfilin su, etanol ve yağ özütleri arasında, yağ özütü maksimum sitotoksik aktivite gösterdi. Hücre büyümesi, TE-13 özofagus kanseri hücre dizilerinde özütün yağ özütü ile inhibe edildi [ 230 ]. Dahası, karanfil, kolorektal kanserin tedavisi için yeni bir terapötik bitkiyi temsil edebilir ve oleanolik asit, antitümör aktivitesinden sorumlu karanfilin etil asetat ekstresindeki bileşenlerden biriydi [ 231 ]. Benzer şekilde, öjenol de karaciğer kanserine karşı tedaviye katkıda bulunmuştur [ 232 ]. Havlıcan ( Alpinia officinarum ) geleneksel bir oryantal baharattır ve halk hekimliğinde kullanılır. Havlıcan'dan türetilen bir flavonol olan Galangin, melanom, hepatom ve kolon kanseri hücreleri dahil olmak üzere çeşitli kanserler üzerinde antikanser etkiler gösterdi. Örneğin, kanser hücrelerindeki apoptotik yollar, uzun süreli endoplazmik retikulum stresi ile aktive edilebilir. Galangin, hepatoselüler karsinom hücrelerinde (HepG2, Hep3B ve PLC / PRF / 5 hücreleri) endoplazmik retikulum stresini indükledi [ 233 ]. Ek olarak galangin, TGF-β reseptörü / Smad yolunu aktive ederek hepatoselüler karsinom hücrelerinde otofajiyi indükledi [ 234]. Ayrıca MMP-9, bazal membrandaki tip IV kollajeni degrade eder ve tümörijenez ve enflamasyon dahil olmak üzere çeşitli patolojik sonuçlarda önemli roller oynar. Bu çalışmada, insan fibrosarkom HT-1080 hücrelerinde forbol-12-miristat-13-asetat ile indüklenen MMP-9 ekspresyonu, NF-APB ve AP-1'in aktivasyonunu bloke ederek galangin tarafından bastırıldı [ 235 ]. Ayrıca galangin, kolon kanseri hücrelerinde [ 236 ] ve melanom hücrelerinde [ 237 ] antikanser etkiler de uygulamıştır . Kişniş ( Coriandrum sativum ), Apiaceae ailesinin yaygın bir mutfak baharatı ve şifalı bitkisi olarak kullanılır. Kişniş köklerinin etil asetat özütü, MCF-7 hücreleri üzerinde antiproliferatif aktiviteye sahipti, DNA hasarını inhibe etti ve H 2 O 2 tarafından indüklenen MCF-7 hücre göçünü önledi [ 238 ]. Ayrıca kişnişte bol miktarda bulunan linalool, antikanser etkisinden sorumlu aktif bileşenlerden biridir. Linalool'un antikanser etkisi oksidatif stresi indükleyerek oldu. Linalool, tümör dokusunda pro-oksidan etki gösterdi ve normal hücreleri etkilemeden tümör taşıyan farelerde dalak hücrelerinin proliferasyonunu modüle etti [ 239 ]. Wasabi ( Wasabia japonica ), Brassicaceae ailesine ait olan ve çeşitli izotiyosiyanatlar (ITC'ler) içeren tipik bir Japon baharatıdır . Wasabi'den izole edilmiş aromatik bir bileşen olan 6- (Metilsülfinil) heksil izotiyosiyanat (6-MITC), 6-MITC'ler NF-κB'yi inhibe ederek ve PI3K / AKT yolunu modüle ederek meme kanseri hücrelerinde apoptozu indükledi [ 240 ]. Geleneksel bir doğuya özgü şifalı bitki olan Tarçın ( Cinnamomum cassia ) da baharat olarak yaygın olarak kullanılmaktadır. Tarçının gövde kabuğundan izole edilen biyoaktif bileşen olan sinnamaldehit, çeşitli kanserlere karşı antikanser aktivite gösterdi. Örneğin, farelere sinnamaldehit uygulandıktan sonra tümörlerin hacmi ve melanom hücrelerindeki yeni damarların sayısı azaldı. Sinnamaldehit, melanomda HIF-α ve VEGF ekspresyonunu baskıladı [ 241 ]. Dahası, tarçın polifenolleri, Bcl-2'yi düzenleyerek ve SIRT1 ekspresyonunu artırarak C6 glioma hücrelerinde nöroprotektif etkiler gösterebilir [ 242]. Ayrıca, kemoterapötik ajanlarla (5-FU, OXA) kombine sinnamaldehit, kolorektal karsinom hücrelerinde sitotoksisite üzerinde sinerjistik bir etki yarattı. BRCA1, TOPO1, ERCC1 ve TS mRNA ekspresyonu sinnamaldehit tarafından baskılanmıştır [ 243 ]. Başka bir çalışmada, tarçında bulunan bir bileşik olan 2′-hidroksisinamikdehit, Pim-1 kinazın doğrudan hedeflenmesinin bir sonucu olarak güçlü bir antikanser ajanıydı [ 244 ]. Ek olarak, tarçın sulu özütü insan miyelositik lösemi hücre hattında (miyeloid) apoptozu indükledi [ 245 ]. Kekik ( Origanum vulgare ), "Akdeniz Diyetinde" yaygın olarak kullanılan bir baharattır ve karvakrol, timol ve diğer birçok antikanser bileşeni içerir. Örneğin, kekik dahil tıbbi bitkilerin uçucu yağlarından izole edilen bir seskiterpen olan β-karyofilen oksit, kanser hücrelerinde STAT3 aktivasyon yolunu bloke ederek bir antikanser etkisi göstermiştir [ 246 ]. Dahası, karvakrol, kolon kanseri hücrelerinde mitokondriyal apoptotik yol ve MAPK ve PI3K / Akt sinyal yolları yoluyla apoptozu indükledi [ 247 ]. Bir diyet bitki ürünü olan kakule ( Elettaria kakule ) baharat olarak kullanılır ve kanserin kemopreventif potansiyeline sahiptir. Kakule yutulması, DMBA ile tedavi edilen farelerde deri papillomlarında NF-κB aktivasyonunu ve aşağı regüle edilmiş siklo-oksijenaz-2 ekspresyonunu bloke etti [ 248 ]. Ayrıca, kakule farelerde B (α) P ile indüklenen ön mide tümörü insidansını azaltmış ve hepatik aktiviteleri önemli ölçüde artırmıştır [ 249 ]. Ayrıca, Çemen otu ( Trigonella foenum graecum ) [ 250 ], kırmızı maya pirinci [ 251 ], Piper sarmentosum [ 252 ] ve Murraya koenigii [ 253 ] gibi daha az kullanılan bazı baharatların antikanser potansiyeli de literatürde belirtilmiştir.
    2012 yılında en yaygın kanser teşhisi konulan bölgeler akciğer, karaciğer, meme, mide, kolorektum, serviks ve prostattır [ 24 ] ve bu kanserler baharat araştırmalarında büyük ilgi görmektedir ( Tablo 1 ).
    Tablo 1. Baharatların antikanser aktiviteleri.


    11. Baharatlardan Elde Edilen Aktif Bileşiklerin Biyoyararlanımı
    Baharatlardan türetilen bileşikler genellikle kurkumin, timokinon, piperin ve kapsaisin gibi görece düşük biyoyararlanıma sahiptir [ 254 , 255 , 256 , 257 ]. Bu bileşiklerin in vivo biyoyararlanımını artırmak için birçok yöntem önerilmiştir. Örneğin, kurkuminin biyoyararlanımı, kurkuminin pH'a duyarlı katyonik kopolimer ile moleküler kompleksleşmesi ile artırılabilir [ 258 ]. Dahası, nano taşıyıcı yüklemesi ve kurkumin içeren mikropartiküller kurkuminin biyoyararlanımını artırabilir [ 259 , 260 ]. Ek olarak, yeni bir kurkumin analoğu, anti-tümör aktivite ve gelişmiş biyoyararlanım gösterdi [ 261]. Timokinon ile ilgili olarak, uygulamadan sonra emilimi nispeten yavaştır [ 256 ] ve timokinonun yeni analogları, üstün biyoyararlanım ve anti-tümör aktiviteye sahip olabilir [ 262 ]. Zencefil ile ilgili bir çalışmada, zencefil özü içeren, uygun şekilde tasarlanmış çok partikülatlı bir sistem kolon kanserinin terapötik etkinliğini artırmıştır [ 263 ]. Ek olarak, kapsaisin yüklü mikroemülsiyon ve lipozomal nanoformülasyonun her ikisi de oral biyoyararlanımı artırdı [ 264 , 265 , 266 , 267 ]. Piperine gelince, kendi kendine emülsifiye edici bir ilaç verme sistemi piperinin oral biyoyararlanımını artırabilir [ 268 ].

    12. Aktif Bileşiklerin Baharatlardan Yan Etkileri
    Baharatlar genellikle insan diyetlerinde tüketilir ve çoğu çeşit uygun dozlarda insanlar için güvenlidir. Saflaştırılmış bileşikler, hastalıkların tedavisi için baharatlardan ayrılır. Birkaç çalışma, bu biyoaktif bileşiklerin kanser tedavisi için kullanıldıklarında yan etkilerini bildirmiştir. Bazı bileşikler, belirli koşullar altında toksik ve kanserojen etkiler oluşturabilir. Örneğin, sıçanlarda ve farelerde uzun süreli bir çalışmada (2 yıl) kurkuminin kanserojen ve toksik etkileri bulunurken, kısa süreli çalışmalarda (3 ay) hiçbir kanserojen etki gözlenmemiştir [ 269 ]. Curcumin , in vitro ve in vivo Cu2 + varlığında normal hücrelerde DNA hasarına neden olabilir [ 270 , 271]. Ek olarak, benzodioksollerin bir üyesi olan safrol kanserojen aktiviteler gösterir ve karabiber, kimyon, zencefil vb. Baharatların uçucu yağlarında doğal olarak bulunur. Kurutma (70 ° C, 30 dakika) veya kaynatma (5 dakika) gibi ısıl işlemler ) pişirme sırasında safrol dozunu daha güvenli bir düzeye düşürebilir [ 272 ]. Ayrıca, sarımsak, çörek otu, zencefil, çemen otu ve zerdeçaldan anti-trombosit etkileri olan çeşitli bileşikler, kemik iliği baskılanması olan hastalarda aşırı kanamaya neden olabilir [ 273 , 274 , 275 ].

    13. Sonuçlar
    Akciğer, karaciğer, göğüs, mide, kolorektum, serviks ve prostat kanserleri dahil olmak üzere çeşitli baharatlar antikanser etkiler göstermiştir. Doğrudan özüt, uçucu yağ ve baharatlardan izole edilen bileşikler yaygın olarak incelenir. Bahsedilen bileşikler arasında, geniş bir kanser yelpazesinin önlenmesi ve tedavisinde faydalı olabilecek kurkumin en çok makalelerde araştırılmıştır ve timokinon da büyük ilgi görmüştür. Bazı baharat bileşikleri, hem hücrelerde hem de hayvan modellerinde antikanser özellikler sergiler ve insan kanserinde etkili olabileceklerini düşündürür. Baharatların çeşitli bileşenleri (özellikle zencefil ve sarımsak), kanser önleyici etkilerini sindirim sisteminde gösterir, bu da bu baharatların kanseri doğrudan önlemek için sağlıklı bir beslenme aracı olabileceğini gösterir. Bazı baharatlar antikanser özelliklerini apoptozu indükleyerek kullandılar.2/ M arrest, tümörigenezi inhibe eder, proliferasyon, invazyon, metastaz ve migrasyon. Ek olarak, baharatların göğüs ve prostat kanserine karşı antikanser özellikleri, östrojen reseptörü ve androjen reseptörü dahil olmak üzere hormonların veya hormon reseptörlerinin düzenlenmesi ile ilgilidir. Bazı baharatlar ayrıca kanser hücrelerini radyoterapi ve 5-FU ve gemsitabin gibi kemoterapötik ilaçlara duyarlı hale getirebilir. Radyasyonun veya kemoterapi ilaçlarının eşdeğer kanser kontrolünü sağlamak için dozlar, baharatların kombine tedavisi ile düşürüldü, böylece normal dokulara olan yan etkiler en aza indirildi. Mevcut kemoterapötik ajanların ve radyoterapinin etkinliği artmıştır, bu da kombine tedavinin kanserler için potansiyel bir terapötik strateji olduğunu göstermektedir. Kısacası, baharatlar kanserin adjuvan tedavisi için umut verici kaynaklardır. Gelecekte,

    Teşekkür
    Bu çalışma, Çin Ulusal Doğa Bilimleri Vakfı (No. 81372976), Guangdong Eyaleti Bilim ve Teknoloji Programının Anahtar Projesi (No. 2014B020205002) ve Sun Yat-Sen Üniversitesi'nin Yüz Yetenek Programı tarafından desteklenmiştir.

    Yazar Katkıları
    Jie Zheng, Sha Li ve Hua-Bin Li bu makaleyi tasarladı; Jie Zheng, Yue Zhou, Ya Li ve Dong-Ping Xu bu makaleyi yazdı; ve Sha Li ve Hua-Bin Li makaleyi revize etti.

    Çıkar çatışmaları
    Yazarlar çıkar çatışması beyan etmemektedir.

    Kısaltmalar
    Bu el yazmasında aşağıdaki kısaltmalar kullanılmıştır:
    ACF, anormal kript odakları; AP-1, aktif protein-1; AFP, a feto-protein; AgNOR, gümüş boyama nükleolar düzenleyici bölge; ALT, alanin amino transferaz; AR, androjen reseptörü; AST, aspartat aminotransferaz; Bax, Bcl-2 bağlantılı X proteini; Bcl-2, B-hücreli lenfoma-2; Bcl-xL, B-hücreli lenfoma-xL; BRCA1, göğüs kanseri duyarlılık geni 1; CAT, katalaz; CBP, cAMP yanıt elemanı bağlayıcı protein; COX, siklooksijenaz; DLEC1, akciğer ve özofagus kanserinde silinmiştir 1; EMT, epitel-mezenkimal geçiş; EGR, erken büyüme yanıtı; DENA, dietilnitrosamin; EGFR, epidermal büyüme faktörü reseptörü; ERK, hücre dışı regüle protein kinaz; 5-FU, 5-florourasil; GR, glutatyon redüktaz; Gpx, glutatyon peroksidaz; 5-HETE, 5-hidroksiieikosatetraenoik asit; HIF, hipoksi ile indüklenebilir faktör; IL-2, interlökin-2; IL-6, interlökin-6; KLF4, Kruppel benzeri faktör 4; LYVE, lenfatik damar endotel reseptörü; lncRNA'lar, uzun kodlamayan RNA'lar; MAPK, mitojenle aktive olan protein kinaz; MDA, malondialdehit; MDC1, DNA hasarı kontrol noktası 1 aracısı; MGMT, O6-metilguanin-DNA metiltransferaz; NF-κB, nükleer faktör-B; NPC, nazofaringeal karsinom hücreleri; NSCLC, küçük hücreli olmayan akciğer kanseri; P53, tümör proteini 53; PC-3, prostat kanseri hücreleri; PECAM-1, platelet endotelyal hücre yapışma molekülü-1; PKC, protein kinaz C; PGE, prostaglandin E; PIAS3, aktive STAT3'ün protein inhibitörü; PKB, protein kinaz B; Prox-1, prospero homeobox 1; ROS, reaktif oksijen türleri; SCC, skuamöz hücreli akciğer karsinomu; SCID, şiddetli kombine immün yetmezlik; SOD, süper oksit dismutaz; STAT3, sinyal dönüştürücüleri ve transkripsiyon 3 aktivatörleri; TGF, dönüştürücü büyüme faktörü; TPA, 12-O-tetradekanoilforbol-13-asetat; TP53, tümör proteini 53; VEGF, vasküler endotelyal büyüme faktörü; XIAP, X'e bağlı apoptoz inhibitörü.

    Referanslar
    https://www.mdpi.com/2072-6643/8/8/495/htm

    Yorum yap


    • #3
      İnsan Kolorektal Kanserinde Kapsaisin ve 3,3′-Diindolilmetanın Sinerjistik Antikanser Aktivitesi

      KONULAR:


      Kanser, dünya çapında morbidite ve mortalitenin önde gelen nedenidir. Umut vaat eden bir kanser araştırma alanı, besinsel bileşiklerle kemoprevansiyona odaklanmıştır. Epidemiyolojik çalışmalar, meyve, sebze ve baharat alımı ile kanser oranları arasında güçlü bir negatif ilişki olduğunu göstermiştir. Bireysel aktif bileşikler, önemli antikanser aktivite sergilemelerine rağmen, gelişmekte olan bir araştırma alanı, kanser üzerinde daha büyük etkilere sahip olmak için sinerjik olarak hareket eden çoklu diyet bileşiklerinin kombinasyonuna odaklanmaktadır. Mevcut çalışma, turpgillerden elde edilen 3,3′-diindolilmetan (DIM) ile kombinasyon halinde kırmızı acı biberden aktif bir bileşik olan kapsaisinin potansiyel sinerjistik etkilerini değerlendirdi. Kapsaisin ve DIM kombinasyonu ile tedavi edilen insan kolorektal kanser hücrelerinde sinerjistik bir apoptoz indüksiyonu ve hücre proliferasyonunun inhibisyonu gözlendi. Ayrıca bu iki bileşiğin NF-KB ve p53'ün transkripsiyonel aktivitesini sinerjistik olarak aktive ettiği de gözlendi. Kombinasyon tedavisi, nükleer p53'ü stabilize etti ve NF-KB ve p53'ün aşağı akışında olan birkaç hedef genin yukarı veya aşağı düzenlenmiş ekspresyonunu sağladı. Bu çalışma, kapsaisin ve DIM'in, hücre proliferasyonunu inhibe etmek ve NF-KB, p53 ve apoptoz ile ilişkili hedef genlerin transkripsiyonel aktivitesini modüle ederek kolorektal kanserde apoptozu indüklemek için sinerjistik olarak çalıştığını ileri sürmektedir. Kombinasyon tedavisi, nükleer p53'ü stabilize etti ve NF-KB ve p53'ün aşağı akışında bulunan birkaç hedef genin yukarı veya aşağı düzenlenmiş ekspresyonunu sağladı. Bu çalışma, kapsaisin ve DIM'in, hücre proliferasyonunu inhibe etmek ve NF-KB, p53 ve apoptoz ile ilişkili hedef genlerin transkripsiyonel aktivitesini modüle etmek suretiyle kolorektal kanserde apoptozu indüklemek için sinerjik olarak çalıştığını ileri sürmektedir. Kombinasyon tedavisi, nükleer p53'ü stabilize etti ve NF-KB ve p53'ün aşağı akışında olan birkaç hedef genin yukarı veya aşağı düzenlenmiş ekspresyonunu sağladı. Bu çalışma, kapsaisin ve DIM'in, hücre proliferasyonunu inhibe etmek ve NF-KB, p53 ve apoptoz ile ilişkili hedef genlerin transkripsiyonel aktivitesini modüle ederek kolorektal kanserde apoptozu indüklemek için sinerjik olarak çalıştığını ileri sürmektedir. Alıntı yapan

      Bu makale 29 yayın tarafından alıntılanmıştır.
      1. Jihye Lee , Jee-Young Imm ve Seong-Ho Lee . β-Catenin, Preadipositlerde ve Meme Kanseri Hücrelerinde Arctigenin'in Anti-adipojenik ve Antikanser Etkilerine Aracıdır. Tarım ve Gıda Kimyası Dergisi 2017, 65 (12), 2513-2520. https://doi.org/10.1021/acs.jafc.7b00112
      2. Brunno Felipe Ramos Caetano , Mariana Baptista Tablas , Marcela Gonçalves Ignoti , Nelci Antunes de Moura , Guilherme Ribeiro Romualdo , Luís Fernando Barbisan , Maria Aparecida Marchesan Rodrigues . Kapsaisin, 1,2-dimetilhidrazin ile indüklenen bir sıçan modelinde kolon karsinojenezinde tümör teşvik edici etkilerden yoksundur. Çevre Bilimi ve Kirlilik Araştırması 2021, 28 (2), 2457-2467. https://doi.org/10.1007/s11356-020-10683-6
      3. Maojian Chen , Chanchan Xiao , Wei Jiang , Weiping Yang , Qinghong Qin , Qixing Tan , Bin Lian , Zhijie Liang , Changyuan Wei . Kapsaisin, FBI-1 Aracılı NF-κB Yolunu Aşağı Düzenleyerek Meme Kanserinde Çoğalmayı Önler ve Apoptozu İndükler. İlaç Tasarımı, Geliştirme ve Terapi 2021, Cilt 15 , 125-140. https://doi.org/10.2147/DDDT.S269901
      4. Balasubramanian Arul , Ramalingam Kothai . Kapsaisinin Antikanser Etkisi ve Analogları. 2020 , https://doi.org/10.5772/intechopen.91897
      5. . Kırmızıbiber. 2020 , https://doi.org/10.5772/intechopen.87455
      6. Papita Koli , Reena , Harish K. Indurthi , Deepak K. Sharma . 3,3′ ‐ Diindolilmetanın Antikanser Aktivitesi ve Çeşitli Kanser Hücre Hatlarında Bulunan Moleküler Mekanizma. ChemistrySelect 2020, 5 (37), 11540-11548. https://doi.org/10.1002/slct.202003137
      7. Jihye Lee , Byungwhi Kong , Seong-Ho Lee . Pogostemon cablin'den bir Bileşik olan Paçuli Alkol Obeziteyi Engelliyor. Tıbbi Gıda Dergisi 2020, 23 (3), 326-334. https://doi.org/10.1089/jmf.2019.0182
      8. Ariadna Gasa-Falcon , Isabel Odriozola-Serrano , Gemma Oms-Oliu , Olga Martín-Belloso . Biyoaktif Bileşiklerin İşlevselliğini Artırmak İçin Bir Strateji Olarak Nanoyapılı Lipid Bazlı İletim Sistemleri. Gıdalar 2020, 9 (3), 325. https://doi.org/10.3390/foods9030325
      9. Nai-Qing Ma , Shi-Zuan Chen , Fu-Xiang Yu . Sindirim sistemi tümörlerinin önlenmesi ve tedavisinde kapsaisinin rolünün anlaşılmasında ilerleme. Dünya Çin Digestology Dergisi 2020, 28 (3), 98-102. https://doi.org/10.11569/wcjd.v28.i3.98
      10. Xueli Tian , KangDong Liu , Xueyin Zu , Fayang Ma , Zhi Li , MeeHyun Lee , Hanyong Chen , Yan Li , Yuzhou Zhao , Fangfang Liu , Naomi Oi , Ann M. Bode , Zigang Dong , Dong Joon Kim . 3,3'-Diindolilmetan, COX1 / 2 ve ERK1 / 2'yi hedefleyerek hastadan türetilen ksenograft kolon tümörü büyümesini inhibe eder. Yengeç Mektupları 2019, 448 , 20-30. https://doi.org/10.1016/j.canlet.2019.01.031
      11. Guilherme BL De Freitas , Durinézio J. De Almeida , Emerson Carraro , Ivo I. Kerppers , Guilherme AG Martins , Rubiana M. Mainardes , Najeh M. Khalil , Iara JT Messias-Reason . Kapsaisin yüklü albümin nanopartiküllerinin formülasyonu, karakterizasyonu ve in vitro / in vivo çalışmaları. Malzeme Bilimi ve Mühendisliği: C 2018, 93 , 70-79. https://doi.org/10.1016/j.msec.2018.07.064
      12. Teodora Costea , Ariana Hudiță , Oana-Alina Ciolac , Bianca Gălățeanu , Octav Ginghină , Marieta Costache , Köstence Ganea , Maria-Magdalena Mocanu . Kolorektal Kanserin Diyet Bileşikleri ile Kimyasal Önlenmesi. International Journal of Molecular Sciences 2018, 19 (12), 3787. https://doi.org/10.3390/ijms19123787
      13. Yun Mi Dang , Young Shin Hong , Cheong Mi Lee , Naeem Khan , Sunhyun Park , Seung-Weon Jeong , Kyong Su Kim . Güney Kore'den Kırmızı Biber Ürünlerinde Kapsaisinoidlerin Floresan Tespiti ile Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi ile Belirlenmesi. Analitik Mektuplar 2018, 51 (9), 1291-1303. https://doi.org/10.1080/00032719.2017.1376679
      14. Kangzhen Tian , Wen Wang , Yue Yao , Xinming Nie , Aixia Lu , Ying Wu , Caiqin Han . Yüzeyde geliştirilmiş Raman spektroskopisi kullanarak kapsaisini tespit ederek oluk yağının hızlı tanımlanması. Raman Spektroskopi Dergisi 2018, 49 (3), 472-481. https://doi.org/10.1002/jrs.5306
      15. Simone GJ van Breda , Theo MCM de Kok . Meyve ve Sebzelerdeki Biyoaktif Bileşiklerin Akıllı Kombinasyonları, Kronik Hastalıkların Kişiselleştirilmiş Önlenmesi için Yeni Stratejilere Kılavuz Olabilir. Moleküler Beslenme ve Gıda Araştırmaları 2018, 62 (1), 1700597. https://doi.org/10.1002/mnfr.201700597
      16. Megha Bansal , Neha Singh , Saurabh Pal , Indra Dev , Kausar Mahmood Ansari . Kolorektal Kanserde Diyet Fitokimyasallarının Kemopreventif Rolü. 2018, ,, 69-121. https://doi.org/10.1016/B978-0-444-64199-1.00004-X
      17. . . 2018 , https://doi.org/
      18. Md Nur Alam , Muhammed Almoyad , Fazlul Huq . Kolorektal Kanserde Polifenoller: Klinik Araştırmalar ve Moleküler Etki Mekanizması dahil Mevcut Bilgi Durumu. BioMed Research International 2018, 2018 , 1-29. https://doi.org/10.1155/2018/4154185
      19. Yanrui Xu , Zhiyuan Lou , Seong-Ho Lee . Arctigenin, insan akciğer kanseri hücrelerinde TGF-β ile indüklenen epitelyal mezenkimal geçişi baskılar. Biyokimyasal ve Biyofiziksel Araştırma İletişimi 2017, 493 (2), 934-939. https://doi.org/10.1016/j.bbrc.2017.09.117
      20. Mathias Kaiser , Inocencio Higuera , Francisco M. Goycoolea . Kapsaisinoidler: Oluşum, Kimya, Biyosentez ve Biyolojik Etkiler. 2017, ,, 499-514. https://doi.org/10.1002/9781119158042.ch23
      21. . Meyve ve Sebze Bitkisel Kimyasalları. 2017 , https://doi.org/
      22. Jihye Lee , Yiren Yue , Yeonhwa Parkı , Seong-Ho Lee . 3,3′-Diindolilmetan, 3T3-L1 Adipositlerinde ve Caenorhabditis elegans'ta AMPK α-Bağımlı Mekanizmayı Kullanarak Adipogenezi Bastırır. Tıbbi Gıda Dergisi 2017, 20 (7), 646-652. https://doi.org/10.1089/jmf.2016.0165
      23. Hanna Bessler , Meir Djaldetti . Kapsaisin, İnsan Mononükleerleri ve İki Kolon Karsinom Hattından Hücreler Arasındaki Bağışıklık Çapraz Konuşmasını Modüle eder. Beslenme ve Kanser 2017, 69 (1), 14-20. https://doi.org/10.1080/01635581.2017.1247893
      24. Min-Ji Kim , Soo-Jeong Lee , Chong-Tai Kim . Kapsaisin yüklü Nanoemülsiyonların Mikroakışkanlaştırma ile Hazırlanması ve Stabilitesi. Kore Gıda ve Beslenme Dergisi 2016, 29 (6), 985-997. https://doi.org/10.9799/ksfan.2016.29.6.985
      25. Shaherin Basith , Minghua Cui , Sunhye Hong , Sun Choi . Ağrı ve Diğer Hastalıklarda Kapsaisinin Tedavi Potansiyelinden ve Analoglarından Yararlanma. Moleküller 2016, 21 (8), 966. https://doi.org/10.3390/molecules21080966
      26. Jie Zheng , Yue Zhou , Ya Li , Dong-Ping Xu , Sha Li , Hua-Bin Li . Kanserlerin Önlenmesi ve Tedavisi için Baharatlar. Besinler 2016, 8 (8), 495. https://doi.org/10.3390/nu8080495
      27. Jiuheng Yin , Baifa Sheng , Bin Han , Aimin Pu , Kunqiu Yang , Ping Li , Qimeng Wang , Weidong Xiao , Hua Yang . AhR, hücre döngüsü ile ilişkili proteinler aracılığıyla LoVo hücre proliferasyonunun düzenlenmesinde rol oynar. Cell Biology International 2016, 40 (5), 560-568. https://doi.org/10.1002/cbin.10592
      28. Elisabetta Zerazion , Roberto Rosa , Erika Ferrari , Paolo Veronesi , Cristina Leonelli , Monica Saladini , Anna Maria Ferrari . Fitokimyasal bileşikler mi yoksa bunların sentetik karşılıkları mı? Kurkumin sentezi ve ekstraksiyonu için nicel çevresel değerlendirmenin ayrıntılı bir karşılaştırması. Yeşil Kimya 2016, 18 (6), 1807-1818. https://doi.org/10.1039/C6GC00090H
      29. Siwei Cao , Huoji Chen , Shijian Xiang , Junhui Hong , Lidong Weng , Hongxia Zhu , Qiang Liu . Acı Biberlerdeki Kapsaisinin Anti-Kanser Etkileri ve Mekanizmaları. Amerikan Bitki Bilimleri Dergisi 2015, 06 (19), 3075-3081. https://doi.org/10.4236/ajps.2015.619300

      Yorum yap


      • #4
        Kırmızı biberin faydaları nelerdir? Hangi hastalıklara iyi gelir?
        Kırmızı biber, içerdiği vitamin ve mineraller yardımıyla genel vücut sağlığına oldukça faydalıdır. Kırmızı biberin içerisinden bulunan C vitamini diğer besin kaynaklarından çok daha fazla olduğundan dolayı güçlü bir antioksidan olarak bilinmektedir. Yeşil bibere oranla çok daha tatlı olan kırmızı biberin sağlık açısından faydaları oldukça fazladır. Kırmızı biberin sağlığa olan faydalarını merak edenler için araştırdık...

        KIRMIZI BİBER
        Patlıcangiller familyasından olan biber copsicum cinsidir. Yüksek verimliliği olan zengin mineralli, kumlu ve killi toprağı seven kırmızı biber daha çok ılıman ve sıcak iklim kuşaklarında yetişir. Yetişme döneminde bol sulu ve ılık havayı olgunlaşma döneminde de yüksek sıcaklık ve sulu ortamlarda yetiştirilen kırmızı biber ülkemizin bir çok kesiminde yetiştirilmektedir.

        Kırmızı biber ülkemizde en sık zengin topraklara sahip olan Çukurova bölgesi, Harran ovası ve Gaziantep yörelerinde yetiştirilir. Kırmızıbiber en çok Şanlıurfa ve Gaziantep şehirlerinde işlem görür. Taze olarak bolca tüketildiği gibi kurutularak veya toz haline gelerek de tüketilmektedir. Kırmızıbiberde yüksek oranda C vitamini bulunur.

        KIRMIZI BİBERİN BESİN DEĞERLERİ NELERDİR?

        Kırmızı biber, C ve A vitamini, folik asit ve potasyum oranı yüksek bir besindir. İçeriğindeki kapsaisin maddesinin diyabeti önleyici ve kötü kolesterolü düşürücü etkisi vardır. Kırmızı biberin 100 gramında 37 kcal kalori bulunmaktadır.



        KIRMIZI BİBERİN FAYDALARI NELERDİR?

        * Nottingham Üniversitesince yapılan araştırma sonucuna göre acı kırmızı biber kanser hücrelerini yok edici özelliktedir.
        * İçerdiği C vitamini, beta-karoten ve antioksidanlarla kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltır. Kırmızı biber dolaşımı hızlandırarak kalp krizi ve felce karşı koruma sağlar.
        * Prostat ve rahim kanserine yakalanma riskini azaltan kırmızı biber, aynı zamanda bağırsakların temizlenmesini de sağlayabilir.
        * Kırmızıbiberin doğal yapısından dolayı etli oluşu zengin lif içeriğine sahiptir. Bu özelliğiyle kabızlığa, sindirim sistemine, mesane ağrılarına prostata, mide ağrılarına ve ülsere iyi gelir.
        * Kırmızı biberin doğal cinsel gücü artırıcı etkisi bulunmaktadır. Bu nedenle özellikle erkekler tarafından düzenli olarak tüketildiğinde cinsellik hormonlarında artış meydana gelebilmektedir.
        * Stresi azaltarak sinirleri yatıştırıcı bir etkiye sahiptir.
        * Kolesterolü düşürücü etkisi vardır.
        * Romatizmal ağrıları azaltır.
        * İştah açar.
        * Mide asidini önler.
        * Bulaşıcı hastalıklara karşı vücudu dirençli kılar.
        * Kan dolaşımını olumlu oranda etkiler.
        * Sindirimi kolaylaştırır.
        * Acı kırmızı biberdeki kapsaisin kanser hücrelerinin ölümünü tetiklemekte ve sağlıklı hücrelere zarar vermemektedir.
        * Yakılan enerji miktarını arttırarak zayıflamaya yardım eder.
        * İçeriğindeki likopen kansere karşı oldukça etkilidir. Pankreas, prostat ve rahim kanseri bu kanser çeşitleri arasında yer alır.
        * İshali engeller.
        * Eklem iltihaplarını tedavi eder.
        * Kırmızı biberin içerisinde bulunan capsaicin adlı maddenin meme, mide, mesane, karaciğer ve akciğer kanserlerinin engellenmesinde faydalıdır.
        * Bronşite ve buna benzer solunum hastalıklarına faydalıdır. Solunum yollarını açar.
        * Terlemeyi arttırarak vüücuttan zararlı toksinlerin atılmasını sağlar.
        * Endorfin hormonu salgılanmasına yardımcı olur ve böylece, insanda mutluluk hissini uyandırır.
        * Midede gaz birikimini önler.
        * Yüksek düzeyde A vitamini içeren kırmızı biber, göz sağlığı için çok faydalıdır.
        * Hafıza ve beyin sağlığına faydalı olan B vitamini içeren kırmızı biber, düzenli tüketilmesi durumunda beyin, hafıza ve hatta ruh sağlığının korunmasına yardımcı olur.
        * Kırmızı biberin bol miktarda E vitamini içermesi kan hücreleri için faydalıdır. Bu özelliği sayesinde kan hücrelerinin başta kanser hücreleri olmak üzere, diğer virüs ve mikroplara karşı direncini arttırır.

        KIRMIZI BİBER HANGİ HASTALIKLARA İYİ GELİR?
        Kırmızı biberin önlenmesinde büyük yardımı dokunduğu hastalıklar mevcuttur. Zengin besin değerleri sayesinde vücuda oldukça faydası olan kırmızı biber tıp dünyasında antibiyotik olarak anılan bir besindir. Kırmızı biberin önlenmesinde yardımcı olduğu hastalıklar;

        * Kalp krizi
        * Sedef hastalığı
        * Damar tıkanıklığı
        * Solunum yolları hastalıkları
        * Kanser hastalığı
        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

        Yorum yap


        • #5
          Acı Biberin Faydaları Nelerdir Acı Biberin Mutluluk Hormonu Etkisi
          Konu mert tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/685-mert Saat 18 June 2021, 15:26 ) değiştirilmiştir.

          Yorum yap

          Hazırlanıyor...
          X