Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Obsesif Kompulsif Bozukluk, Obsesyon, Takıntı, Takıntı Hastalığı,

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Obsesif Kompulsif Bozukluk, Obsesyon, Takıntı, Takıntı Hastalığı,

    Takıntı Hastalığı – Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB)

    Anksiyete türü bir rahatsızlık olan obsesif-kompülsif bozukluk (OKB), insanları tekrarlanan düşünce ve davranışlar döngüsüne hapsederek kısıtlayan bir hastalıktır. Obsesif-kompülsif bozukluğu olan kişiler, kontrol edemedikleri yinelenen ve stres yaratan düşünceler, korkular veya görüntüler (obsesyonlar) nedeniyle huzursuz olurlar. Bu düşüncelerin yarattığı anksiyete bazı ritüelleri ya da rutinleri acil olarak gerçekleştirme ihtiyacına (kompülsiyonlar) neden olur. Ritüeller takıntılı düşünceleri önleme veya akıldan uzaklaştırma girişimiyle yapılır.
    Ritüel anksiyeteyi geçici olarak durdurur, obsesif düşünceler tekrar oluştuğunda kişinin ritüeli hemen tekrar etmesi gerekir. Bu OKB döngüsü kişinin gününden saatler çalarak normal günlük işlerini yapmasını engelleyebilir. Obsesif-kompülsif bozukluğu olan kişiler saplantılarının ve takıntılarının gerçek dışı veya manasız olduğunun farkında olabilirler, fakat kendilerini durduramazlar.OKB (Obsesif Kompülsif Bozukluk) belirtileri nelerdir?

    Yaygın obsesyon belirtileri:
    • Pislik veya mikrop bulaşmasından korkma
    • Başkasına zarar vermekten korkma
    • Hata yapmaktan korkma
    • Rezil olmaktan veya sosyal açıdan kabul edilemez bir şekilde davranmaktan korkma
    • Şeytanca veya günahkar düşünmekten korkma
    • Düzen, simetri, kusursuzluk ihtiyacı
    • Aşırı kuşku ve sürekli güvence ihtiyacı

    Yaygın kompülsiyon belirtileri:
    • Tekrar tekrar yıkanma, duş alma veya ellerini yıkama
    • El sıkışmayı veya kapı tokmağına dokunmayı reddetme
    • Kilit, ocak gibi şeyleri sürekli kontrol etme
    • Rutin işleri yaparken içinden veya yüksek sesle sürekli sayı sayma
    • Sürekli bir şeyleri belli bir biçimde düzenleme
    • Belirli bir sıraya göre yemek yeme
    • Genellikle rahatsız edici olan, akıldan çıkmayan ve uykuyu bölen kelimelere, görüntülere veya düşüncelere takılıp kalma
    • Belirli kelimeleri, cümleleri veya duaları tekrarlama
    • İşleri belirli bir sayıda yapma ihtiyacı
    • Değeri olmayan şeyleri toplama veya biriktirme
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2

    Obsesif-kompülsif bozukluğa ne neden olur?

    Nedeni tam olarak anlaşılmamış olsa da, araştırmalar biyolojik ve çevresel faktörlerin OKB ile ilişkili olabileceğini göstermiştir.Biyolojik faktörler: Beyin karmaşık bir yapıdır. Bedenin normal işleyişi için ihtiyaç duyulan, nöron adı verilen milyarlarca sinir hücresi vardır. Nöronlar elektrik sinyalleri yoluyla iletişim kurar. Nörotransmiter adı verilen kimyasallar bu sinyallerin nörondan nörona iletilmesine yardım eder. Araştırmalar serotonin adı verilen nörotransmiterin seviyesinin düşmesi ile OKB gelişimi arasında bir bağlantı saptamıştır. Serotonin dengesizliğinin ebeveynden çocuğa geçtiğine dair kanıt da vardır. Bu da obsesif-kompülsif bozukluğun genetik olabileceğinin göstergesidir. Ayrıca beynin belirli bölgeleri serotonin dengesizliğinden etkilenir, bu da OKB’ye yol açar. Bu problemin, beynin sağduyu ve planlama ile ilgili bölgeleri ve bedensel hareketleri içeren mesajları süzen bölgeleriyle bağlantılı olan beyin yolaklarıyla alakalı olduğu görülür.Araştırmalar Streptokok bakterisinin neden olduğu belli bir tür enfeksiyon ile OKB arasında bir ilişki de saptamıştır. Eğer bu enfeksiyon nükseder ve tedavi edilmezse, OKB gelişimine ve çocuklarda diğer bozukluklara sebep olabilir.Çevresel faktörler: Bazı çevresel stres yaratıcı faktörler OKB’yi tetikleyebilir. Belirli çevresel faktörler ise kişide var olan bu rahatsızlığı kötüleştirebilir. Bunlar;
    • Taciz
    • Yaşamsal değişiklikler
    • Hastalık
    • Sevilen birinin ölmesi
    • İş veya okulla ilgili değişiklikler veya problemler
    • İlişkiyle ilgili kaygılar

    OKB (Obsesif Kompülsif Bozukluk) ne kadar yaygındır?

    OKB ABD’ de 3.3 milyon yetişkini ve 1 milyon çocuk ve genci etkilemektedir. Rahatsızlık ilk olarak çocuklukta, gençlikte ve yetişkinliğin ilk yıllarında ortaya çıkar. Irk ve sosyoekonomik alt yapı fark etmeden tüm kadın ve erkeklerde eşit oranda görülür.OKB (Obsesif Kompülsif Bozukluk) teşhisi nasıl konur?

    OKB için laboratuvar testi yapılmaz. Doktor hastanın ritüellere ayırdığı zaman da dahil olmak üzere hastanın belirtilerini değerlendirerek teşhisini koyar.OKB (Obsesif Kompülsif Bozukluk) nasıl tedavi edilir?

    OKB kendi kendine geçmez, bu yüzden tedavi edilmesi önemlidir. En iyi tedavi yöntemi ilaç ve bilişsel davranış terapisidir.Bilişsel davranış terapisi: Bilişsel davranış terapisinin hedefi, obsesif-kompülsif bozukluğu olanların ritüellerini gerçekleştirmeden korkularıyla yüz yüze gelmelerini ve anksiyetenin azaltılmasını sağlamaktır. Bu terapi obsesif-kompülsif bozukluğu olanlarda sıkça görülen abartılmış veya felaketler içeren düşünceleri azaltmaya da odaklanılır.İlaç tedavisi: Trisiklik antidepresanlar, selektif serotonin geri alım inhibitörleri OKB tedavisinde yardımcı olabilir. Hastaların ilaç ve bilişsel davranış terapisine cevap vermedikleri şiddetli vakalarda Eloktrokonvulsif Terapi (EKT) veya beyin cerrahisi kullanılabilir. EKT esnasında hastanın başına elektrotlar takılır ve beyne nöbete sebep olan bir dizi elektrik şoku verilir, bu nöbetler beyinde nörotransmitterlerin salınmasına sebep olur.Sürekli tedavi sonucunda hastalar normal veya normale yakın yaşam sürerler. Erken teşhis her zaman tedavi süresini azaltır.

    Yorum yap


    • #3
      OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK (Takıntı Hastalığı): Nedir ve Tedavileri Nelerdir.

      “Ya sevdiklerimin başına kötü bir şey gelirse?”
      “Sevdiklerime bir zarar verir miyim?”
      “ Dua ederken içimden Allah’a sövmek geliyor”
      “ Yolda değdiğim kişilerden mikrop bulaşır mı?”
      “İnsanlara kötü sözler söyler miyim ya da onlara bir zara verir miyim?”
      “ Ocağı veya kapıyı açık unutmuş olabilir miyim?”
      “ İçimden arabayı duvara çarpmak geliyor”


      Bu ve benzeri düşünceler;
      • istemeden aklınıza geliyorsa,
      • yaşamınızda belirgin bir sıkıntıya neden oluyorsa
      • saçma olduklarını düşündüğünüz halde kafanızdan atamıyorsanız



      Bu düşünceleri baskılamak veya etkisiz hale getirmek için;
      • katı biçimde uygulanması gereken
      • yapmaktan kendinizi alıkoyamadığınız
      • sürekli tekrarlanan davranışlarınız oluyorsa



      VE

      Bu düşünceler yada davranışlar nedeniyle hayatınızın alt üst olduğunu , çekilmez hale geldiğini düşünüyorsanız

      Obsesif- kompulsif bozukluğunuz (takıntı hastalığı) var demektir.

      Bu hastalıktan ve yaratabileceği olumsuz sonuçlardan örnekler üzerinden söz edelim.

      Takıntılar içinde en sık görülenlerinden biri; kirlenme veya hastalık bulaşacağı ile ilgili olanlarıdır. Otobüste veya sokakta birisi dokunduğunda kirlendiğini düşünüp eve koşan ve ellerini, eşyalarını defalarca yıkayan hatta bununla da yetinmeyip her şeyini çamaşır suyuna basan veya paraya elini sürdüğünde derisi soyuluncaya kadar ellerini yıkayan veya eve girerken eşinin ve çocuklarını tüm eşyalarını daha kapıda çıkarmalarını isteyen ve su sabunu kapıya getirerek onları orada yıkayan veya her misafirden sonra evi baştan aşağı büyük temizlik yaparcasına temizleyen veya her tuvalete girenin arkasından tuvaleti çamaşır sularıyla dezenfekte eden pek çok kişi tanımışsınızdır. Bu durum abartılı hal aldığında eldivensiz dolaşamayan, sokağa veya herhangi bir arkadaşının evine dahi gidemeyen ve hatta eşine çocuklarına dokunamayan, onları öpemeyen insanları görebilmekteyiz.

      Sık rastlanılan bir başka takıntı ise; kuşkularla ilişkilidir. Evden çıkarken tüpü, kapıyı kapatıp kapatmadığından emin olamadığı için defalarca eve geri dönen, geri geri giderken arabasıyla her hangi bir canlıyı ezdiğini düşünerek sürekli kuşku içinde yaşayan ve kendini suçlu hisseden, aklından sürekli küfürler geçen veya dua ederken ya da namaz kılarken Allah’a küfredeceğinden endişelenen , anneme üzerine yemin ettim ya benim yüzümden ölürse diye düşünen, çocuklarıma kızar da onlara zarar verirsem diye evdeki bütün kesici aletleri toplayan ,sevdikleri zarar görmesin diye her gün bir tören tarzında dualar etmekten kendini alıkoyamayan kişiler tanımışsınızdır.

      Duvardaki tablonun simetrik olmaması nedeniyle sürekli onu düzelten, “ona kadar saymadan” bir işe başlamayı uğursuzluk kabul eden ve sayamadığı zaman çok büyük sıkıntı hisseden, uygun olmayan yerlerde aklına pornografik görüntüler gelen kişilerde takıntılı olarak sayabileceğimiz kişilerdir.

      Takıntılı kişiler düşüncelerinin anlamsız, abartılı olduğunun farkındadırlar; ancak bu düşüncelerin zihinlerine doluşmasına engel olamamaktadırlar. Bazen bu mantıksız düşüncelere karşı mücadele etmek isterler ve çaba gösterirler. Ancak bu çaba çoğu zaman var olan gerginliklerini arttırmaktan başka bir işe yaramaz ve başka bir yineleyici, ancak işlevi olmayan davranış geliştirirler. Zamanla artık direnmekten vazgeçerler, bu düşünceler ve davranışlar günlük hayatlarının bir parçası halini alır. Hatta bu davranışlar günlük yaşamı kolaylaştıran davranışların yerini alabilir. Temizlikle ilgili takıntıları olan bir kadının bir gün içinde ne kadar çok boşa enerji harcadığını düşünün, gün sonunda hem çok yorgun olacak, hem çevresindekileri huzursuz ettiği için ev ortamı gergin olacak ve hem de evinin halen yeterince temiz olmadığını hala ortalıkta mikropların kol gezdiğini düşünebilecektir. Aklına takılan “ sevdiğime zarar verir miyim” ya da “ ya sevdiklerimin başına kötü bir kaza gelirse” düşüncesi kişinin dikkatinin dağılmasına ve yaptığı işe yeterince konsantre olamamasına neden olabilir.”Mikrop bulaşırsa “ düşüncesiyle kişiler evinden dışarı adım atamayabilir, hiç kimseyle görüşemeyebilir, ve böylece sosyal yaşamı ortadan kalkmış olur. “Birine baktığımda gözüme cinsel organı takılıyor”diyen bir kişinin karşı cinsten biriyle herhangi bir ilişki kurabilmesi neredeyse olanaksız hale gelmektedir. “Her dua ettiğimde içimden Allah’a sövüyorum” diyen bir imamın işini yaparken çektiği sıkıntıyı düşünün. Veya çocuklarına kirli olduklarını düşündüğü için dokunamayan bir annenin çektiği acıyı...

      Takıntılı kişilerin bazı ortak kişilik özellikleri de olduğu dikkati çekmektedir. Genellikle temiz, ve özenli giyinen, resmi bir tavır içinde görünen kişilerdir.. Tüm hareketlerinde çok dikkatlidirler ve hata yapmamaya özen gösterirler. Oldukça ayrıntıcıdırlar. Uzun ve kapsamlı cümleler kurarlar, resmi ve kalıplaşmış ifadelere sık rastlanır. “ Oysa ki...........yine de........”, “bir yandan.....öte yandan..........”gibi birbirini dengeleyen cümlecikler kullanmaları karakteristiktir. En basit konularda bile çok entelektüel terimler kullanırlar. Söylediklerinin arasına “aslında”, “elbette”, “sanıldığı gibi” gibi çok sayıda gereksiz sözcük serpiştirirler. Çok gergindirler ve bu gerginliklerini kontrol edebilmek için kesintisiz konuşurlar, çok katı tavırlar alırlar. Hep söyleyecekleri bir şeyler eksik kalmıştır, basit konularda bile tuttukları notlara başvururlar. Pek çok günlük davranış tören halini almıştır, hep aynı şekilde başlaması, devam etmesi ve bitmesi gerekmektedir, olayların akışında en ufak bir terslik olursa kendilerini çok huzursuz hissederler. Ayrıntılara çok takıldıkları, bir türlü bir davranışa başlayamadıkları ve yaptıklarından bir türlü emin olamadıkları için saatlerce banyoda kalabilirler. Traş olmak için çok uzun zaman harcarlar.

      Takıntı hastalığı birdenbire de başlayabilir, sıkıntılı bir olaydan sonra da ortaya çıkabilir. Ancak başlaması ile kişilerin bir yardıma gereksinimi olduklarını fark edip bir psikiyatriste başvurdukları zaman arasındaki süre yılları bulabilir. Bazen de çevresindekiler o kişinin bu durumuna dayanamayarak onun bir doktora gitmeye zorlayabilirler.

      Tüm bu takıntıların kişinin yaşamını ne kadar zorlaştırabildiği ve hatta yaşamın tüm amacının bu takıntılara uygun davranmak olarak şekillenebildiği ortada. Zaman zaman bu hastalığa depresyon gibi kişiyi daha da umutsuz, mutsuz, yaşamdan zevk almaz, bezgin hale sokan hastalıklar eklenebilmekte. Kişiler sıkıntılarını hafifletebilmek için alkol kullanabilmekte, sigara kullanmakta veya miktarını çok arttırmakta ve beden de bu durumdan zarar görmeye başlamaktadır. İntihar riski de bu kişilerde artabilmektedir.

      Takıntılar sadece bu rahatsızlığı yaşayanı değil yakın çevresini de çok rahatsız edebilmektedir. Sürekli kendini merak eden ebeveynlerini düşünmek zorunda kalan bir genç. Eşinin temizlik takıntısı nedeniyle evde serbest davranamayan bir koca. Tüpleri, kapıları kontrol eden bir koca nedeniyle sürekli her yere geç kalmak, azarlanmak, hatta bazen aşağılanmak durumunda kalan bir kadın.. Annesi tuvalete gitmesini istemediği için okulda sürekli sıkışan ve kendini kontrol altında tutmaya çalışan bir çocuk. Başına bir şey gelip gelmediğini merak ettiği için babası tarafından günde en az on kere işyerinden aranan bir adam.

      Hastalığın kendisi ve olası sonuçlarını göz önüne aldığımızda tedavisinin en kısa zamanda yapılması kaçınılmaz görünmektedir. Bir psikiyatristin üstlenmesi gereken bu tedavide; ağırlık ilaçlarda olmakla birlikte, takıntılı hale gelmiş düşüncelerin ve davranışların üstüne gitme şeklinde yapılan alıştırma tedavileri de kişiler için çok yararlı olmaktadır. Doktoruyla kurulacak iyi bir diyalog ve bu takıntılardan kurtularak normal yaşamına geri dönebileceklerine dair hissettikleri güvence tedavinin ilk adımıdır.

      Takıntılar yaşamı herkes için çekilmez hale getirir.Takıntılarınızdan kurtulduğunuzda yeni bir yaşama merhaba demiş olursunuz.


      Psk. Gönül Acar

      Yorum yap


      • #4
        OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK
        Hastalar ve yakınları için rehber
        Türkiye Psikiyatri Derneği
        Anksiyete Bozuklukları Bilimsel Çalışma Birimi
        Birçok insan zaman zaman çeşitli konularda evham, endişe ve takıntılara kapılabilir. Ancak çoğu kez günlük yaşam içinde ortaya çıkan bu duygular ile baş edebilir ve sorunlarımızı yaşamımızı etkileme noktasına varmadan çözüme ulaştırabiliriz.Takıntılı düşüncelerin günlük yaşamımızı etkileyecek, günlük aktivitelerimizi kısıtlayacak düzeye gelmesi durumunda OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK (OKB) adı verilen bir ruhsal hastalık akla gelmelidir.

        OKB NEDİR?

        OKB, obsesyon adı verilen takıntılı düşünce, fikir ve dürtüler ile kompulsiyon adı verilen yineleyici davranışlar ve zihinsel eylemlerden oluşan bir ruhsal hastalıktır.

        Obsesyon
        Kişinin zihnine girmesine engel olamadığı, zihninden uzaklaştıramadığı düşünce, fikir ve dürtülerdir. Kişinin isteği dışında gelirler, kişi tarafından mantıkdışı olarak değerlendirilirler ve yoğun sıkıntı ve huzursuzluğa yani anksiyeteye neden olurlar.KompulsiyonObsesyonların neden olduğu yoğun sıkıntı ve huzursuzluğu azaltmak ya da ortadan kaldırmak üzere yapılan yineleyici davranış ve zihinsel eylemlerdir.

        OKB NE KADAR SIKLIKTA GÖRÜLÜR?
        OKB önceleri nadir olarak görülen bir hastalık olarak kabul edilmesine karşın son yıllarda yapılan araştırmalarda hiç de nadir olmadığı belirlenmiştir. Büyük toplum kesimlerinde yapılan araştırmalarda OKB’nin her 100 kişiden 2-3’ünde görüldüğü saptanmıştır.

        OKB HANGİ YAŞLARDA BAŞLAR VE KİMLERDE DAHA SIK GÖRÜLÜR?
        Genellikle ergenlik döneminde ve 20-30’lu yaşlarda başlamasına karşın, okul öncesi çağdaki çocuklar dahil herhangi bir yaşta görülebilir. Erkeklerde daha erken yaşlarda başlamasına karşın genel olarak kadınlarda daha sık görülmektedir.

        OKB BELİRTİLERİ NELERDİR?
        Obsesyon ve kompulsiyonlar toplum-dan topluma, kültürden kültüre değişiklik gösterebilir. Ülkemizde ve tüm dünya toplumlarında en sık görülen obsesyon ve kompulsiyon türleri aşağıda örnekler verilerek sıralanmıştır.

        Bulaşma Obsesyonu ve Temizlik Kompulsiyonu
        Kişinin bedeninin ve giysilerinin kir, mikrop, toz gibi etkenler; kimyasal maddeler, deterjanlar, zehirler ile idrar, gaita ve diğer beden salgıları ile bulaşacağına ilişkin takıntıları ve bu takıntıların yarattığı sıkıntıyı gidermek için yaptığı davranışlarıdır.
        34 yaşında ev kadını, eve gelen misafirlerin dışarıdan mikrop taşıyacağı şeklindeki obsesyon-larından dolayı evdeki tüm terlikleri yıkanabilir terlik olarak değiştirmişti ve misafirler gittikten sonra hepsini çamaşır makinesinde yıkıyordu.
        43 yaşında erkek hasta, ev ortamı dışında tuvalete gitmiyor, evde de tuvalete her gittiğinde idrar sıçradığı şeklinde takıntılı düşünceler ile çoraplarını ve pantolonunu değiştiriyordu.

        Bu örneklerde kişilerin bedenlerine ve elbiselerine değişik maddelerin bulaşacağı düşüncesi bulaş obsesyonu, ortaya çıkan sıkıntıyı gidermek için temizlik ve yıkanma davranışları yapmaları ise kompulsiyo-nu oluşturmaktadır.Kuşku obsesyonu ve kontrol kompulsiyonuEn sık görülen obsesyon ve kompulsi-yonlardandır. Kişi gaz ocağı, kapı, kilit gibi nesnelerin açık kalmış olabileceğinden, ütü vs. elektrikli aletlerin fişlerinin prizde takılı kalmış olabileceğinden kuşku duyar (Kuşku obsesyonu) ve emin olmak için tekrar tekrar kontrol etme gereksinimi duyar (Kontrol kompulsiyonu). Bu kuşku ve kontroller yaşamın birçok alanında kendini gösterebilirler.
        45 yaşında erkek hasta, her akşam işinden evine döndüğünde otomobilini park edip evine girdikten sonra otomobilin kapısını kilitlediğin-den emin olmuyor ve bazen iki-üç kez olmak üzere sokağa çıkıp otomobil kapılarını kontrol ediyordu.
        54 yaşında erkek hasta, her sabah kendi kullandığı otomobili ile bir kavşaktaki polisin yanından geçiyor, biraz uzaklaştıktan sonra “acaba otomobilin sol aynası ile polise çarpıp yaralamış mıyımdır?” şeklinde kuşkular nedeni ile geri dönüyor, polisin sağlıklı olduğundan emin olduktan sonra rahatlayarak işine gidiyordu.

        Başkalarına zarar vereceği, elinde olmadan saldırgan davranışlarda bulunacağı şeklinde obsesyonlarBazen hastalarda elinde olmadan başkalarına rahatsızlık ya da zarar vereceği, ağzından hoş karşılan-mayacak nitelikte sözcükler kaçıracağı, yanındaki insanlara elinde olmadan zarar vereceği şeklinde obsesyonlar olabilir.
        40 yaşında erkek hasta, evde ailesi ile birlikte otururken “kontrolümü kaybeder de elimden bir kaza çıkar, eşime, çocuğuma zarar verir miyim” şeklinde düşünceleri nedeni ile aile üyelerinin bulunduğu ortamda eline makas/bıçak gibi kesici/delici aletler almıyordu.
        Lohusalık dönemindeki genç bir anne bebeğini emzirirken ya da altını temizlerken “kontrolümü kaybederim de bebeğimi boğar, öldürür müyüm” şeklinde düşünmekten alıkoyamadığı ve çok yoğun sıkıntıya neden olan takıntılı düşüncelere sahipti.

        Cinsel içerikli obsesyonlar

        Zaman zaman OKB’li hastalarda kendine, yaşına, toplumdaki yerine hiç yakıştıramadığı bir biçimde, cinsel içerikli obsesyonlar bulunur.
        65 yaşında, dini inançları kuv-vetli kadın hasta, çevresindeki erkeklere ilişkin cinsel içerikli hayaller kurmaktan kendini alamıyor, bu hayalleri zihninden bir türlü uzaklaştıramıyor ve çok rahatsızlık duyuyordu.
        16 yaşında lise öğrencisi erkek hasta, “Kontrolümü kaybedip de elimde olmadan bayan öğret-menlerime ve kız arkadaşlarıma sarkıntılık yapar mıyım ya da yanlış anlaşılabilecek davranış-larda bulunur muyum?” şeklinde cinsel içerikli obsesyonlara sahipti.

        Dini içerikli obsesyonlar

        Özellikle dini inançları yoğun yaşayan toplum kesimlerinde sık görülen bir obsesyon türüdür. Kişi kendini inanç ve görüşlerine tam karşıt bir biçimde ve çok yoğun sıkıntı yaratacak şekilde dini içerikli takıntılı düşünceleri düşünmek-ten alıkoyamaz.
        58 yaşında, dini ibadetlerini tam olarak yerine getirdiğini ifade eden bir erkek hasta, namaz sırasında tam başını secdeye koyduğunda “Allah’ın varlığından kuşku duyma” şeklinde takıntılı düşünceler geldiğinden yakınıyordu.

        Simetri/düzen obsesyon ve kompulsiyonları

        Simetri gereksinimi ve düzen takıntıları da sık görülen belirtilerdendir. Kişinin tüm yaşamında simetri gereksinimi ve düzenlilik hakimdir.
        35 yaşında ev kadını, sehpaların üzerinde bulunan örtülerin sehpanın tam ortasında durmasına özen gösteriyor, halının saçaklarından ters dönenler varsa düzeltmeden duramıyordu.
        43 yaşında erkek hasta görev yaptığı kütüphanede raflardaki kitapları büyükten küçüğe, kalın ciltliden ince ciltliye belirli bir düzen içinde yerleştirmek için günlük mesaisinin büyük bir kısmını harcıyor, yapması gereken diğer işleri aksatıyordu.

        Dokunma kompulsiyonları

        Zaman zaman bazı OKB’li hastalar bazı davranışları yapmadan önce kendilerince önemsedikleri bir eşyaya dokunma gereksinimi duyarlar.
        37 yaşında erkek hasta, sabahları işine giderken vestiyerin yanında asılı duran ve üzerinde mutlu bir aile resmi bulunan anahtarlık kutusuna dokunmadan çıkarsa, ailesini ilgilendiren olumsuz bir olay ile karşı karşıya kalabileceklerinden endişe duyuyor, bazen geri dönüp yeniden dokunma gereksinimi duyuyordu.

        Sayma kompulsiyonları

        Bazı OKB’li hastalar herhangi bir günlük aktiviteyi belirli bir sayıya kadar saymadan yaparsa işinin rast gitmeyeceğini düşünerek sayma davranışında bulunurlar.
        33 yaşında kadın hasta, sabahları çocuğunu okula gönderirken üç kez “yolun açık olsun” demezse başına kötü bir şey geleceğinden endişe duyuyordu.

        Biriktirme ve saklama kompulsiyonlarıSık görülen kompulsiyon türüdür. Kişi “ileride gerekli olabilir” şeklinde bir düşünce ile gerekli olmayacak eşyaları bile biriktirebilir / saklayabilir.
        38 yaşında erkek hasta, uzun yıllardan beri düzenli olarak aldığı gazeteleri “içindeki bilgiler ileride çocuklarıma gerekli olabilir” şeklide bir düşünce ile düzenli bir şekilde ve tarih sırasına göre paketleyerek saklıyordu.

        Batıl itikatlar, uğurlu, uğursuz sayılar ve renklerÇoğu kişinin kültürel özelliklerinin bir parçası olarak bazı inanışları, davranışları, uğurlu ya da uğursuz saydığı sayı ve renkleri olabilir. Merdiven altından geçmemek, çocukların üstünden atlayıp geçmemek, evden sağ ayakla çıkmak, yatağın sol tarafından kalkmamak gibi.Bu tür inanışlar günlük yaşam aktivitelerini engelleyecek ya da günlük işlevlerimizi kısıtlayacak kadar sık ve yoğun ise o zaman hastalık düzeyinde değerlendirilebilir.

        HER TAKINTILI DÜŞÜNCE YA DA DAVRANIŞ OKB MİDİR?
        Yukarıdaki örnekleri okuduğunuzda aklınızdan “temiz, tertipli ve düzenli olmanın; güvenlik amacı ile kapıları, pencereleri kontrol etmenin ne zararı var, bunlar hastalık mı sayılmalı?” şeklinde düşünceler geçebilir. Elbette bu davranışları günlük yaşamımızda yapıyoruz ve hastalık olarak sayılmamalıdır. Ancak tıbbi açıdan bu şekildeki düşünce ve davranışların hastalık sayılabilmesi için günlük işlevlerimizi etkileyecek, kısıtlayacak, bozacak kadar şiddetli ve yoğun olmalıdır. Örneğin, bir ev kadınının temiz ve düzenli olması doğal olarak hastalık sayılmaz ama hemen her gün, günün her saatinde temizlik yapıyor, her gün çamaşır yıkıyor ve bu davranışları nedeni ile de çocuklarına onları sağlıklı bir biçimde yetiştirebilmek için yeterli zamanı ayıramıyorsa hastalık olarak değerlendirilebilmelidir. Bir kişinin otomobilinin camlarının kapalı, kapılarının kilitli olduğundan emin olması güvenlik nedeni ile garip karşılanmayabilir ama evinden tekrar tekrar çıkarak ya da yolda geriye dönerek cam ve kapıları kontrol etmesi dikkat edilmesi gereken bir durumdur.

        OKB’NİN NEDENLERİ NELERDİR?
        Herhangi bir kesinlik kazanmamasına karşın OKB’nin nedeni olarak birkaç varsayım üzerinde durulmaktadır.Genetik nedenlerOKB’li hastaların anne-babalarında ve diğer birinci derece akrabalarında OKB’nin sık olarak görülmesi hastalığın genetik olabileceğini düşündürmekte-dir.Beyin işlevlerinde bozulma ve serotoninBeyin üzerinde yapılan araştırmalarda beynin bazı bölgelerinde ve özellikle de beyin içindeki sinirsel iletimde önemli rolü olan serotonin maddesinin işlevlerinde bozukluk saptanması bunların OKB’nin nedeni olarak araştırılmasına yol açmıştır.Çocukluk çağı travmalarıÇocukluk çağı travmalarına (örneğin, cinsel istismar) maruz kalanlarda ileri yaşamlarında önemli bir stres yaşantısı ardından OKB’nin ortaya çıkabilmesi erken çocukluk dönemlerinin OKB gelişiminde önemli rol oynadığını göstermektedir.Kişilik özellikleriKişilik yapısı olarak titiz, kuralcı, ayrıntıcı, mükemmeliyetçi özelliklere sahip olan kişiler OKB’ye yatkın kişiler olarak değerlendirilmektedir.

        OKB NASIL TEDAVİ EDİLİR?
        OKB günlük yaşam etkinliklerini ciddi olarak kısıtlayabilen, aile, meslek ve sosyal yaşamda önemli işlev kayıplarına yol açan, yaşam kalitesini düşüren bir hastalıktır.Kronikleşme yani müzmin hale gelme olasılığının yüksek olması tedavinin önemini arttırmaktadır. Tedavide kullanılan birkaç yöntem bulunmak-tadır.

        İlaç tedavisi
        Özellikle serotonin sistemi üzerinde etkili olan ilaçlar OKB tedavisinde oldukça yaralı olmaktadır. Serotonin Geri Alım Engelleyiciler adı verilen bu grup ilaçlar OKB tedavisinde yaygın ve başarılı şekilde kullanılmaktadır.Tedavinin ilk günlerinde hafif bulantı, baş ağrısı, uyku bozukluğu, midede huzursuzluk gibi geçici yan etkiler ile hastaların çoğunun dile getirmeye çekindikleri cinsel yan etkiler görülebilir. Ancak bu grup ilaçlar genellikle hastalar tarafından kolaylıkla kullanılan ve kullanımları sırasında bir sorun yaşanmayan ilaçlardır.Etkilerinin görülmesi için iki hafta kadar beklemek gerekir. İlacın etkili olup olmadığına karar vermek için en az 10 hafta süre geçmesi beklenmelidir. Etkili olduğuna karar verilirse tedavinin gerekirse günlük doz arttırılarak en az iki yıl sürdürülmesi gerekir.Bilişsel-davranışçı tedaviObsesif hastalar kaygı verici düşünceler ile bu düşüncelerden kaçarak ve kaçınarak başa çıkmaya çalışırlar. Ne var ki düşüncelerden kaçmaya çalıştıkça bu düşünceler daha da artmakta ve böylelikle kısır bir döngü oluşmaktadır. Davranış tedavilerinde amaç hastayı kaygı veren ve kaygı oluşturduğu için kaçma ve kaçınma davranışlarına neden olan düşüncelerle [obsesyonlar] karşı karşıya getirmek ve bu karşılaştırmanın oluşturduğu kaygıyı azaltmak için devreye giren tekrarlayıcı davranışları [kompulsiyonlar] engellemektir. Hedef rahatsızlık veren düşüncenin oluşturduğu kaygıyı söndürmek ve alışma durumunun oluşmasını sağlamaktır. Bu şekilde yapılan tedaviye alıştırma tedavileri adı verilir.

        Bilişsel tedavilerde ise amaç rahatsız edici düşüncelerin oluşturduğu sorumluluk algısını azaltmaktır. Sorumluluk biçiminde bir algılama olmadığında hastalar akla gelen rahatsızlık verici düşünceleri yansızlaştırmak ve etkisiz kılmak için tekrarlayıcı davranışlar gösterme ihtiyacı hissetmeyeceklerdir. Amaç düşünceleri gerçek gibi algılamayı azaltmaktır. Bu nedenle tedavide tehdit tehlike ve aşırı sorumluluk algılarının ne oranda gerçekçi olduğu ve hangi düşünce hataları sonucu abartılı tehdit ve tehlike algılarının ortaya çıktığı hasta ile birlikte araştırılır. Bilişsel hataların belirlenmesinden sonra yeterince işlevsel olmayan bu düşüncelerin daha gerçekçi ve işlevsel olanları ile yer değiştirmesi sağlanır. Düşüncelerinin bir felaketle sonuçlanacağını düşünen hastalardan bu dü-şünceleri durdurmak yerine özellikle akla getirmeleri istenmekte ve ardından korkulan sonuçların oluşmadığını görmeleri tedaviye uyum sağlamakta önemli yararlar oluşturmaktadır.
        Bilişsel ve davranışçı terapiler hem hastalığın tedavisinde hem de özelikle nükslerin önlenmesinde çok önemli bir yer tutmakta, tedavide bazen tek başlarına bazen de ilaç tedavileri ile birlikte kullanılabilmektedirler. Bilişsel davranışçı tedaviler tedavi seçenekleri arasında en önemli yeri tutmaktadır.

        AİLE VE ARKADAŞLARA DÜŞEN GÖREVLEROKB’li hastalar sıklıkla takıntılı düşünce ve davranışları çevredekiler tarafından fark edildiğinde, öğrenildiğinde nasıl karşılanacakları, ile ilgili endişe yaşarlar. Çoğu hasta ayıplanacağı, dalga geçileceği, küçük düşürülebileceği düşüncesi ile hissettiklerini paylaşmaktan ya da açığa vurmaktan kaçınır. Hastalar, damgalanma kaygısı ile tedaviye hastalığın başlamasından çok uzun süre sonra gelebilmektedir. Aile üyeleri ve arkadaşları hastanın zaman zaman çevreye de huzursuzluk verecek düzeye varan takıntılı davranışlarının hastalar tarafından engellenemeyen, karşı koyamadıkları düşüncelerden kaynaklandığını bilmelidir, tedaviye uyum sağlanması konusunda yardımcı olmalıdırlar.

        KENDİNİZDE OKB OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORSANIZ NE YAPMALISINIZ?
        Kişinin kendindeki bazı düşünce ve davranışların bir ruhsal hastalığın belirtileri olabileceğine karar vermesi çoğu kez güçtür. Okumuş olduğunuz bu broşürde kısaca tanıtılmaya çalışılan OKB’nin sizde olabileceğin-den kuşku duyuyorsanız bir psikiyatri uzmanına başvurarak profesyonel yardım talep edebilirsiniz.

        Yorum yap

        Hazırlanıyor...
        X