Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Erken Kalkmanın Faydaları ve Yolları

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Erken Kalkmanın Faydaları ve Yolları

    Erken Kalkmanın Faydaları ve Yolları
    “Erken yatıp erken kalkmak bir adamı sağlıklı,zengin ve akıllı kılar.” - Ben Franklin

    Güne merhaba deyin.Güneş doğmadan kalkıp o gün için hazırlanabilirsiniz,dua edebilirsiniz.
    Güneşin doğuşunu seyredebilirsiniz: Dünyadaki en muhteşem olaylardan birini seyretme fırsatınız olur.
    Sessizlik : Çocuk ağlamalarının,araba kornalarının,şehir gürültülerinin neredeyse hiç olmadığı saatler gün doğumundan önceki saatler.Bu ilham verici,dinlendirici,huzur verici muhteşem sessizliğin tadını çıkarabilirsiniz.
    Kahvaltı : Günün en önemli öğünü olduğu halde insanların büyük kısmı tarafından zaman darlığı nedeniyle es geçilen kahvaltı için zamanınız olur.Kuvvetli bir kahvaltı sizi daha zinde yapar,strese ve hastalıklara karşı daha dayanıklı olursunuz.Kilo kontrolünde daha başarılı olursunuz.
    Spor : Elbette günün diğer saatlerinde de spor yapılabilir ancak çalışmalar göstermiştirki günün erken saatlerinde yapılan spor vücutta daha çok yağ yakılmasını sağlamaktadır.Ayrıca iş sonrası spor yapmak iş yorgunluğu nedeniyle pek kolay olmaz,ayrıca işten sonra çeşitli aktiviteler nedeniyle egzersiz programı iptal edilebilir,sabah saatleri kişisel aktivitelere ayrılmak için daha uygundur.
    Üretkenlik : Sabah saatleri günün en üretken saatleridir,Vücut dinlenmiştir,yeni bir gün başlamıştır,ışık oldukça parlaktır.
    Trafik : İşe daha çabuk gidebilirsiniz.Daha erken saatlerde işinizin başında olabilirsiniz.Bu saatler trafik yoğunluğunun en az olduğu saatlerdir.
    Nasıl erken kalkabilirsiniz?
    Erken yatıp erken kalkmaktan kastımız saat 9:00-9:30 saatlerinde yatmak ve gece 3:00-4:30 arası uyanmaktır.Ayurvedik tıbba göre,gece 12:00 den öceki 1 saat uyku 12 den sonraki 2 saatlik uykuya bedeldir.Kişisel gelişim uzmanı Wyne Dyer bu sistemi uygulayanlardan biridir.Amerika'nın en zengini Rockfeller'ın gece 4 de işinin başında olduğu söylenir.
    Atalarımız güneşin üzerlerine doğmasına izin vermez mutlaka güneşten önce kalkarlardı.Asırlarca dünyayı yönettiler.
    Başarılı insanların özelliklerinden bir tanesi erken kalkmaktır.Bu erken kalkmaktan kasıt güneşten önce hatta imsaktan önce kalkmaktır.
    Erken kalkmak için alıştığınınz düzende ani değişiklik yapmayın,başarızılıkla sonuçlanma ihtimali yüksektir.Küçük değişikliklerle hedefe yavaş ama emin adımlarla yaklaşın.Önce yatma saatinizi 15 dakika geriye alın ve 15 dakika önce kalkın.Bunu bir kaç gün sürdürün.Daha sonra 15 dakika daha erken yatın ve erken kalkın.Bu şekilde hedeflediğiniz saate ulaşana kadar devam edin.
    Alarmı yataktayken uzanabileceğinizden daha uzağa koyun böylece alarmı yataktan kalkarak kapatmak zorunda kalacaksınız.
    Yatmadan 2-4 saat önce akşam yemeğinizi yemiş olun.Yemeği erken yerseniz hem uyku kaliteniz artar hem daha çabuk uyursunuz.Yatmanıza en az 2 saat kala artık su içmeyin gece ortasında uykunuzu tuvalet için bölmek zorunda kalmayın.
    Yattığınız oda münkün olduğunca karanlık olmalı,iyi bir uyku çekmenizi sağlayan melatonin hormonu ortam ne kadar karanlıksa o kadar fazla salgılanır ayrıca bu hormon anti-kanserdir.
    Sizi sersemleten hatta neredeyse bayıltan uyku haplarından uzak durun bunun yerine kedi otu çayı içebilirsiniz.(Yatmadan 2 saat önce)
    Çoraplarınızla yatın.Evet yanlış duymadınız.Ayaklar en çok üşüyen organladır,ve gece boyunca üşüyüp uyanmanıza neden olabilirler,onları sıcak tutun.Göreceksiniz daha güzel uyuyacaksınız.
    Erken kalkmak için iyi bir sebep bulun.Benjamin Franklin'in sözünü kendinize telkin edebilirsiniz:
    Erken yatıp erken kalkan
    Zengin olur
    Sağlıklı olur
    Akıllı olur...
    Alıntıdır



    Sabahlarınızı Aydınlatmak İçin 20 Yöntem

    Uyanma Rutini



    Sabahları kalkmak belki sizin için çok zor.Hele gece yarısına kadar oturuyorsanız.
    Hatırlayın: Stres bağışıklık sisteminize zarar verir.Güne mutlu ve dinlenmiş olarak başlayın,sağlıklı ve üretken bir gününüz olsun.

    1. Perdeleriniz yarı açık olarak yatın.Böylece güneş doğarken,güneş ışığıyla birlikte beyninize uyku hormonu melatonin salgılamayı bırakıp adrenalin salgılama mesajı,kalkma zamanı mesajı gider.
    Daha iyisi:Yatağa erken gidin böylece güneşle beraber kalkarsınız ve ihtiyacınız olan 7 saatlik uykuyu almış olursunuz.Bu rutine uyarsanız,biyolojik saatiniz çalışmaya başlayacağından alarma ihtiyacınız kalmayabilir.
    2. Alarmı 15 dakika erkene kurun. Yataktan zıplayıp alelacele hazırlanmak zorunda kalmazsınız.Sabaha yatakta uzanarak başlayabilir yavaş yavaş kalkabilirsiniz.Haberleri izleyebilirsiniz,ne giyeceğinizi,ne yapacağınızı,kahvaltıda ne yiyeceğinizi düşünebilirsiniz.Güne zihinsel olarak hazırlanmak fiziksel olarak hazırlanmak kadar önemlidir.Yataktaki bu 5-10 dakika tamamen sizin.
    3. Bütün eklemlerinizi 15 saniye esnetin Bunu gözlerinizi bile açmadan deneyin.Kollarınızı uzatın ve her parmağınızı esnetin,sonra ellerinizi,bileğinizi,kollarınızı,ayaklarınızı,aya k bileklerinizi,bacağınızı.Son olarak yataktan çıkmanızı sağlayacak şekilde boyun ve sırtınızı esnetin.
    Bütün kaslarınızı ve eklemlerinizi esnettiniz.Vücudunuza kan akışını artırdınız,bütün dokularınıza ekstra oksijen sağladınız.

    4. Duşun altında oturun. Duşun altına oturun ve suyun sırtınızdan aşağıya akmasını sağlayın.Bu su masajı dinlendirici ve enerji vericidir.Bir kaç dakika sonra normal duşunuza devam edebilirsiniz.

    5. Her sabah motivasyonel bir söz okuyun.Bu gün boyu size bir çerçeve sağlayabilir,bir çeşit kendi kendine telkin,negatif düşüncelerden sıyrılıp pozitife odaklanmanıza yardım eder.



    7. Kararlardan kaçının. Tamamıyle dingin bir sabah için yapmanız gereken seçimleri vermeniz gereken kararları sıfıra indirin.
    Bunu başarmanın 1. yolu:kararları geceden verin.Ne giyeceğiniz,ne yiyeceğiniz,işe nasıl gideceğiniz gibi.
    2.yol:Sabahları yapacağınız şeyleri mümkün olduğu kadar rutinleştirin.

    8. Çocuklarınızı kucaklayıp okşayın. Yorgun bir 5. sınıf öğrencisinden ve horlayan bir liseliden daha stres verici bir kaç şey vardır belki ama,bu saatler sizin hala çocuklarınıza ulaşabileceğiniz bir kaç vakitten biri.
    Yatağına oturun başını hafif hafif okşayın.Daha küçük bir çocuğunuz varsa yanına uzanın ve ona hafifçe sarılın.Bu bir kaç dakika size gün boyu mutluluk dalgaları gönderecektir.
    9. Her sabah 5-10 dakika müzik dinleyin Bu üretkenliğinizi artırır.
    10. Kahvenin kokusuna uyanın. Gerçekten kaliteli bir kahve.Alabileceğiniz en kaliteli kahveyi alın.Kahve makinasına her zamankinin 2 katı kadar kahve koyun.Kahve makinası demleme zamanını ayarlayabileceklerinizde olursa daha iyi olur.Kaliteli bir kahvenin kokusunu almak sizi yatağınızdan pijamalarınıza olta kancası takılmış gibi çıkarır.
    Eğer kafein alıyorsanız bunun için en uygun zaman sabah saatleridir.Kafein amfetamin tarzı uyarıcı ilaçlar gibi merkezi sinir sistemini uyarır,sizi uyandırır ve kasların aktivitesini artırır.18 erkek üzerinde yapılan bir çalışmada,kafeinin zihin berraklığını,mutluluğu ve sakinliği ,dikkat testlerinde ve problem çözmede performansı artırdığı görülmüş.

    11. Bir dakika dilinizi fırçalayın.Güne taze ve nane ferahlığında nefesle başlamanın en iyi yolu.Ayrıca ağzımızda 300 den fazla bakteri türü var.Dişleri çabucak fırçalamanın onları temizlediğini mi zannediyorsunuz?

    13. Kahvenizde gerçek şeker kullanın ya da portakal suyu için.Virginia Üniversitesinde,araştırmacılar 60 ve 80 yaş arası insanlarda yaptıkları araştırmalarda sabah az miktarda şeker kullananların daha kuvvetli bir hafızaya sahip olduklarını,bir gün öncesini daha net hatırladıklarını tespit etti.Küçük miktarlardan söz ediyoruz,mesela bir çay kaşığı kadar,bırakın o lokma tatlısını.

    14. Sabah takviminizi kontrol edin.Bu mutfağınızda görebileceğiniz bir yere astığınız büyük bir takvim ya da not tahtası.Bu takvime bütün programlarınızı yazın doğum günlerini,çocuklarınızın özel günlerini,randevularınızı,faturalarınızı vs...Sabah çayınızı veya kahvenizi yudumlarken bu notları kontrol edin.Gününüzü programlamanıza yardım edecektir ve önemli bir şeyi unutmanın stresinden kurtulursunuz.


    16. Su için. Bütün geceyi susuz geçiriyoruz ve sabahları vücudumuz su ihtiyacıyla uyanıyor.

    17.Çocuklarınız için bir kontrol listesi oluşturun.Sabah kaosunu engellemek için not tahtasına çocuklar evden çıkmadan yapılması gereken şeylerin listesini yapın.Diş fırçalamak,kahvaltı yapmak,çantayı hazırlamak,yatağı toplamak vs...Listedekiler evden çıkmadan 5 dakika önce bitirilmezse bu akşam TV seyretmek,bilgisayar oyunları oynamak vs. yok!
    18. Kapıya yakın bir yere her çocuğunuz için bir sepet koyun.Bu sepete dışarı çıkarken çocuğunuzun yanına alması gereken eşyaları koyun.Böylece her sabah eşya arama derdinden kurtulun.

    19. Koşu bandında 30 dakika koşun.Çalışmalar egzersizlerini sabahları yapan insanların sporu bırakma oranının daha düşük olduğunu gösteriyor.Sabahları egzersizinizi bölecek engelleyecek sorunlar daha az karşınıza çıkar.Gün boyu etkisini sürdürecek endorfin üreteceksiniz.

    20. Evden çıkarken ailenizi öperek çıkın.Sevdiklerinizle temas stresi azaltır,sizi rahatlatır ve güne pozitif bir başlangıç sağlar.

    Motivasyon için
    "Eğer" şiiri: EĞER

    Eğer, bütün etrafındakiler panik içine düştüğü
    ve bunun sebebini senden bildikleri zaman
    sen başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybetmezsen;

    Eğer sana kimse güvenmezken sen kendine güvenir
    ve onların güvenmemesini de haklı görebilirsen;

    Eğer beklemesini bilir ve beklemekten de yorulmazsan
    veya hakkında yalan söylenir de sen yalanla iş görmezsen,
    ya da senden nefret edilir de kendini nefrete kaptırmazsan,
    bütün bunlarla beraber ne çok iyi ne de çok akıllı görünmezsen;

    Eğer hayal edebilir de hayallerine esir olmazsan,

    Eğer düşünebilip de düşüncelerini amaç edinebilirsen,

    Eğer zafer ve yenilgi ile karşılaşır
    ve bu iki hokkabaza aynı şekilde davranabilirsen;

    Eğer ağzından çıkan bir gerçeğin bazı alçaklar tarafından
    ahmaklara tuzak kurmak için eğilip bükülmesine katlanabilirsen,
    ya da ömrünü verdiğin şeylerin bir gün başına yıkıldığını görür
    ve eğilip yıpranmış aletlerle onları yeniden yapabilirsen;

    Eğer bütün kazancını bir yığın yapabilir
    ve yazı-tura oyununda hepsini tehlikeye atabilirsen;
    ve kaybedip yeniden başlayabilir
    ve kaybın hakkında bir kerecik olsun bir şey söylemezsen;

    Eğer kalp, sinir ve kasların eskidikten çok sonra bile
    işine yaramaya zorlayabilirsen
    ve kendinde 'dayan' diyen bir iradeden
    başka bir güç kalmadığı zaman dayanabilirsen;

    Eğer kalabalıklarda konuşup onurunu koruyabilirsen,
    ya da krallarla gezip karakterini kaybetmezsen;

    Eğer ne düşmanların ne de sevgili dostların seni incitmezse;

    Eğer aşırıya kaçmadan tüm insanları sevebilirsen;

    Eğer bir daha dönmeyecek olan dakikayı,
    altmış saniyede koşarak doldurabilirsen;

    Yeryüzü ve üstündekiler senindir

    Ve dahası

    sen bir İNSAN olursun oğlum...

  • #2


    Erken kalkmak için 21 ipucu

    Bazı bilinmeyen nedenlerden ötürü, erken kalkmak kazanılması en zor alışkanlıklardan biridir – sadece benim için değil, neredeyse tanıdığım herkes için. İşte size, erken kalkmanız ve gün boyunca zinde kalmanız için 21 öneri. Benim en çok işime yarayanlar: #1, #9 ve #12 oldu .
    1. Erken kalkmak için Zorlayıcı Bir Sebep Belirleyin. Bu ne olabilir? Kişisel faaliyetler? Daha fazla işi halletmek? Güne iyi bir başlangıç yapmak? Neredeyse tüm erken kalkma çabaları başarısızlıkla sonuçlanır, çünkü bu alışkanlığı kazanmak için yeterince güçlü bir neden yoktur. Kişisel olarak şunu iddia edebilirim ki, erken kalkmak istediğim günlerde, bunu sırf erken kalmış olmak için yaptığımda kesinlikle başarısız olurum. Buna rağmen, erken kalkmak için yeterince zorlayıcı bir sebep olduğunda (örnek bir sebep için #12′ye bakın), ne kadar uykulu olursam olayım yataktan kalkabilirim. Eğer erken kalkmayı gerçekten istiyorsanız, önce kendinize güçlü bir neden belirlemelisiniz.
    2. Uyarıcılardan uzak durun. Kafein ve alkol gibi uyarıcılar uyku düzeninizi bozar. Bunlar uykunuzu ve uykunuzun kalitesini bozar, bu durum da, erken kalkma kabiliyetinizi etkiler.
    3. Bir Değişim Başlatın. Eğer her zaman sabah 10-11 gibi uyanıyorsanız, ertesi gün sabah 5′te kalkma beklentisi içinde olmak hiç de gerçekçi bir istek değildir. Kalkış saatinizi her gün 15-30 dakika kadar erkene alın ve hedefinize ulaşana kadar buna devam edin.
    4. Bir ödül belirleyin ve erken kalkarsanız kendinize bu ödülü verin. Ödüller ekstra motivasyon sağlar. (Ancak #1′deki zorlayıcı sebep bulma yöntemi işinize yarıyorsa ödül gerekli olmayabilir.)
    5. Hedefinizi görebileceğiniz bir yere yerleştirin: Hedefinizi destekleyen bir çevre, bu hedefi bilinçli olarak ya da bilinç dışı etkisiyle zihninize yerleştirir. Eğer bir panonuz varsa, hedefinizi bu panoya asabilirsiniz. Bilgisayarınızın ekranına hedefin yazılı olduğu yapışkanlı not kağıtları yapıştırmak veya hedefi masaüstü arka planı haline getirmek gibi diğer seçenekler de işe yarayabilir.
    6. Diğer kişilere karşı sorumluluk oluşturun. Hedefinizi; arkadaşlarınız/aileniz/tanıdıklarınızla paylaşın. Bu, erken kalkma amacınızı gerçekleştirmeniz için size bir sorumluluk yükler.
    7. Ertesi gün için değiştirilemez bir gündem hazırlayın. Bu gündem, tam olarak kalkmanız gereken saatten başlayıp yatacağınız saatte bitmeli. Eğer o saatte kalkmazsanız, tüm programınızı alt üst edersiniz ve günün sonunda birikmiş işleriniz olur.
    8. Aciliyet yaratın # 1. Kalkar kalkmaz ilk iş olarak yapılacak önemli ve acil görevler belirleyin. Bu sayede uyanmak ve bu işleri bitirmek zorunda kalırsınız.
    9. Aciliyet yaratın # 2. Sabahın erken saatlerine bir buluşma ayarlayın. Bu buluşma, iptal edilemeyecek kadar önemli veya iptal edilmesi halinde olumsuz sonuçlar doğuracak bir buluşma olmalıdır. Bu öneri, benim için diğerlerinden açık ara farkla daha etkili bir yöntemdir. Buna rağmen, erken kalkmanıza engel olan kronik bir rahatsızlığınız varsa, diğer yöntemleri denemeniz daha iyi olur. İtibarınızı ve bu kişiyle olan ilişkinizi, uyuyakalarak bozma riskini göz almak istemezsiniz. Zamanında, uyuyakalarak kaçırdığım randevular oldu ve her seferinde bu durumla yüzleşmek çok can sıkıcıydı. Bugünlerde ise bu sorunu bir daha asla yaşamayacağımdan eminim.
    10. Uyandırma servisi kullanın. Örneğin; 135 Telekom Uyandırma Servisi. Ya da, o saatte uyanık olacağını bildiğiniz birinden sizi arayarak uyandırmasını isteyebilirsiniz.
    11. Size eşlik edecek birini bulun. Erken kalkmak isteyen bir arkadaşınızın olması ve bu çabayı onunla birlikte göstermek size daha fazla motivasyon kazandıracaktır.
    12. Erken yatın. Gerçekçi olun – sabah 5′te kalkmak gibi bir hedefiniz varsa, tam zamanında uyanmak için gece saat 1-2′de yatamazsınız. Yoksa amacınıza ulaşamazsınız. Gece erken yattığımda, yeterli uykuyu alarak tam zamanında uyanmam çok daha kolay oluyor.
    13. Alarmınızı kurun (saati doğru ayarlayın). Bu size pek özgün bir fikir değilmiş gibi gelebilir, ama insanların bana, alarmlarını kurmadıkları ya da yanlış kurdukları için uyanamadıklarını ne kadar çok anlattıklarına inanamazsınız. Yeni bir uyuma alışkanlığına geçmeyi planlıyorsanız, ilk haftalarda bir çalar saate mutlaka ihtiyacınız olur. Bu çalar saati kullanmaya alıştığınızda, o olmadan da her gün aynı saatte uyanmaya başlarsınız.
    14. Birden fazla çalar saat kurun.3 ya da 5 tanesini aynı saate ya da 5 dakika aralıklarla kurun. Uykunuz ağırsa, bu tam size göre bir öneri.
    15. Çalar saat(ler)inizi uzağa koyun, ama bu yer, duyabileceğiniz ve ulaşmak için yataktan kalkmanızı gerektirecek bir uzaklıkta olsun. Alarmı kapattıktan sonra yatağa dönmeyin tabi ki!
    16. Alarmı en sevdiğiniz müzik olarak ayarlayın (günümüzde pek çok cep telefonunda bu özellik mevcut). Yeni bir güne başlamanın en sevdiğiniz şarkıyı dinlemekten daha güzel bir yolu olabilir mi? Müzik sona erdiğinde, daha uyanık ve kalkmaya hazır olacaksınız.
    17. Uyumadan önce, kalkmak istediğiniz saati iyice düşünün. Bu size uydurma bir öneri gibi gelebilir, ama benim gerçekten çok işime yarıyor. Başlangıçta, bu yöntemi kullanarak erken kalkmayı başaran tek kişi olduğumu düşünüyordum. Ta ki bir arkadaşım da aynı şeyi yaptığını bana söyleyene kadar (o da bunu, aynı yöntemi kullanan bir arkadaşından öğrenmiş). Bilinçaltımızın gizemli işleyişi.
    18. Alarmı, belirlediğiniz zamanın 5 dakika öncesine ayarlayın. Alarm çaldığı zaman, erteleme tuşuna basın ve 5 dakikanızı yatakta yarı uyanık biçimde, kendinizi zihinsel olarak önünüzdeki güne hazırlayarak geçirin. Alarm ikinci kez çaldığında yataktan kalkın. Bu benim işime yarayan başka bir yöntem.
    19. Alarmı duyar duymaz yataktan kalkın. Sabahları uyanmanın nasıl bir şey olduğunu hepiniz bilirsiniz – siz her ne kadar uyanmayı isteseniz de, kafanızdaki ses sizi tüm sabahı uyuyarak geçirmeniz için ikna etmeye çalışır. Bu sesin konuşmasına izin vermek yerine, alarmın ikinci çalışında kendinizi yataktan kaldırın. Uykusuzluk hissi ilk 5~10 dakika çok güçlü olur, ama daha sonra zayıflamaya başlar. Bu yöntemle, uykusuzluğunuzu hissetmeden önce yataktan kalkmış ve güne başlamaya hazır olacaksınız.
    20. Bunu günlük alışkanlık haline getirin. Bunu günlük alışkanlık haline getirmek gerekir. Günlük alışkanlıkları sürdürmek, haftada sadece 5 gün yapılan bir şeyi sürdürmekten çok daha kolaydır. Vücudunuzu hafta içinde ve hafta sonunda farklı zaman programlarına uydurmaya çalışırsanız biyolojik saatinizin dengesi sıkça değişir ve amacınıza ulaşmanız zorlaşır.
    21. Buradaki önerilerin bir kombinasyonunu oluşturun. Alçak gönüllü olup buradaki önerilerin sadece bir iki tanesini kullanmayın. Bildiğiniz gibi, erken kalkmak başlı başına çok zor bir iştir. Başarılı olma şansınızı artırmak için olabildiğince fazla öneriyi birleştirin. Askeri literatürdeki ‘ezici güç’ diye bilinen tabir gibi; bir şeye ne kadar kaynak yatırırsanız, başarılı olma şansınız o kadar fazladır.

    Yorum yap


    • #3
      erken kalkmak için basit ama etkili Pavlina yöntemi

      "Akıllı İnsanlar İçin Kişisel Gelişim" isimli sitesiyle Amerika'da ve dünya'da tanınan Steve Pavlina, erken kalkmayı alışkanlık haline getirmek için bazı ilginç öneriler sunuyor. Pavlina'nın kişisel gelişim ve değişim için en etkili yöntemlerinden biri 30 gün deneme süresi koymak. Pavlina, insan iradesinin vücuttaki diğer kaslar gibi çalıştırıldıkça güçleneceğini savunuyor. Yani, kendi iradenizi eğitebilirsiniz, yavaş yavaş ama kalıcı olarak... Ve hayatınızı kazandığınız yeni alışkanlıklarla bambaşka bir yöne çevirebilirsiniz.Bu yönteme göre; örneğin televizyon alışkanlığını bırakmak istiyorsunuz, "bundan sonra hayatım boyunca hiç tv izlemeyeceğim" deyip, sonra da başarısız olup daha fazla savrulmak yerine Pavlina'nın yöntemiyle, kendinize bu yeni alışkanlığı denemek ve iradenizi güçlendirmek için 30 günlük deneme süresi veriyorsunuz. Örneğin hep erken kalkan bir insan olmak istediniz ama bir türlü başaramadınız, hayatınız çalar saati hep beş dakika sonraya kurmakla geçiyor. Artık erken kalkan biri olmaya karar verdiniz, ne yapacaksınız. Pavlina'ya göre "Bundan sonra hayatım boyunca her sabah erken kalkacağım" şeklinde keskin bir kararın başarı şansı düşük çünkü henüz iradeniz istediğiniz kadar güçlü olmayabilir. İradenizi eğitmek için küçük hedeflerden başlayın ve hedeflerinizi yavaş yavaş büyütün.Bir alışkanlık kazanabilmek için 30 günün yeterli olabildiği belirtiliyor. Kısacası erken kalkmayı eziyet olmaktan çıkarıp alışkanlık haline getirebilmek için kendinize 30 günlük deneme süresi verin. Bu süre içinde erken kalkabilmek için Pavlina'nın bazı önerileri kısaca şöyle:*Yatağa tamamen uykulu olduğunuz bir anda gidin. Bu akşam 21:30 da olabilir, 24:00 de olabilir. Önemli olan uykunuzun gerçekten gelmiş olması. Burada kriter başınızı yastığa koyduğunuzda birkaç dakika içinde uykuya dalacak kadar uykunuzun gelmiş olması.*Saati her gün aynı saate kurun.*Burada denenmiş ve kesinlikle işe yaradığı tescilli en önemli tavsiye geliyor: Alarm çaldığı anda hiçbir şey düşünmeyin, alarmı duyar duymaz yataktan çıkın. Kesinlikle kendi kenidinize bir iç konuşma için fırsat vermeyin cünkü bunu yaparsanız muhtemelen kendinizi tekrar uyumak için ikna edeceksiniz. Bu nedenle düşünmeyin hemen yataktan kalkın.İlk birkaç günden sonra yöntemin başarılı olduğunu gördükçe kendinize güveninizi kazanacaksınız. 30 gün bu sisteme uymak konusunda ısrarlı olun. Daha sonra her şey daha kolay.Sabahları günden kazandığınız ekstra zamanlarda kendiniz için bir şeyler yapın: Örneğin hep ertelediğiniz sabah yürüyüşlerini ya da egzersizlerinizi ya da sadece rahat rahat yapılan bir kahvaltının ardından geç kalma stresi yaşamadan işe gitmenin zevkini çıkarın. O zaman bu alışkanlığı ne kadar seveceğinizi göreceksiniz ve hayatınızı ne kadar değiştirebildiğini...

      Yorum yap


      • #4
        Az uyumanın yolları

        Daha az uyumanın sırrı
        Lale, sabahları uyanamamaktan son derece üzgündü. Saat çalıyor; ama Lale uyku mahmurluğuyla saate uzanıyor ve saati kapatıp uyumaya devam ediyordu. Bu yüzden de bir sürü yere geç kalıyor ya da sabah yapılması gereken işleri yapamıyordu.
        Uykuya doyamıyor; sekiz saatten aşağı hiçbir uyku ona hiç yetmiyordu. Arkadaşı Merih ise günde üç dört saat uykuyla dolaşabiliyor; bu durumu hiç sorun etmiyordu. İki genç kız bazen birlikte kalıyorlar; Merih sabah beş-altı gibi kalkarken Lale sekizden önden önce yataktan doğrulamıyordu. Lale, Merih'in bu özelliğine gıpta ediyor; nasıl yaptığını soruyordu. Ancak Merih de nasıl daha az uyku ile idare edebildiğini tam bilmiyordu. Neden bazılarının daha az uyuyarak yaşayabildiği ve bazılarının daha çok uykuya ihtiyaç duyduğu bir sır gibiydi. Sonunda bu konudaki kitapları okumaya karar verdiler.

        Lale'nin okuduğu bir kitapta insanların yüzde üç-dördünün iki-üç saat uykuyla yaşayabildiği, yüzde elliden fazlasının ise sekiz buçuk saat uykuya ihtiyaç duyduğu belirtiliyordu. Geri kalanlar ise üç saat ile sekiz saat arasında bir uykuyla idare edebiliyordu. Peki bu farklar neden kaynaklanıyordu? Yapılan araştırmalar, 200 saat hiç uyumadan yaşayabilen insanlar olduğunu gösteriyordu. Bu bilgi, insanın hiç uykuya ihtiyacı olmadığını gösterebilirdi. Ancak 200 saatlik uykusuzluktan sonra zihinde ve ifadelerde karışıklık, bulanıklık hakimdi. Uyku ile ilgili kuramlardan bir tanesi, insanın günlük yaşamdaki bilgilerini uyku sırasında beyninin kitaplığına yerleştirdiğini iddia ediyordu. Uyunmadığı zaman bu dosyalama işlemi yapılamıyordu. Ancak bu konuda bir ayrıntı vardı. Yeterince uyunamadığı zaman bu dosyalama işlemi gerçekleşmiyordu. Uyku beş aşamalı bir süreçti. Dosyalama işlemi beşinci aşamada gerçekleşiyordu. Bu beşinci aşama "REM" denilen (Rapid Eye Movement-Hızlı Göz Hareketi) aşamaydı. İnsanlar beşinci aşamada alt beyin rüyaları görüyor; gözler de sanki bir aksiyon filmi izlercesine hızlı bir şekilde hareket ediyordu. Hızlı göz hareketlerini açıklayan tam bir kuram henüz gelişmemişti. Melih Arat bir söyleşisinde, beşinci aşamada uykudaki göz hareketlerinin beynin bir işlemi ters gerçekleştirmesiyle ilgili olabileceğini söylemişti. Uyanıkken göz gördüklerine ilişkin bilgiyi sinirler aracılığıyla beyne ulaştırıyor ve beyin onu bir resme dönüştürüyordu. Alt beyin rüyalarının görülmesi sırasında bunun tersi oluyordu. Beyin resmi kendi kendine görüyor; sanki onu gözüyle görüyormuşçasına gözlerine onu takip etmesine ilişkin talimatlar gönderiyordu. Melih Arat, neden bazı insanların az uyuyarak yaşayabildiğini, bazılarınınsa yaşamadığını açıklamak için de bir model bulmuştu.

        Sekiz saat uyuyan sıradan bir insan belki dördüncü beşinci saatten sonra "Hızlı Göz Hareketi" aşamasına geçebiliyordu. Alarmlı saat çaldığında beyin o dosyalama işlemlerini tamamlamadıysa kişi kalkamıyordu. Kısa süre uyuyan nadir yüzde üçlük kesim ise, başını yastığa koyar koymaz "Hızlı Göz Hareketi" moduna giriyor ve dosyalama işleri bittiğinde rahatça kalkabiliyordu. Eğer herkes "Hızlı Göz Hareketi" moduna hızlıca girebilse, herkes daha az uyuyabilirdi.

        Hızlı Göz Hareketi moduna girmenin sırrı ise gün içinde zihinsel ve fiziksel olarak yorulmaktı. Hızlıca uykunun beşinci aşamasına geçebilmek içinse hem zihinsel, hem de fiziksel olarak yorulmak gerekiyordu. Diyelim ki, bütün gün üniversite hazırlık problemi çözer gibi problem çözmek ve iki saat koşmak gerekiyordu ya da bunların alternatifleri; Uzun süre bir şey yazmak, bir konuşma yapmak, bisiklete binmek, yük taşımak ve benzerleri. Kısa süre uyku uyumak için bunları bir gün yapmak da yetmiyordu. Sürekli yapmak gerekiyordu. Teori tersine çalışıyordu. Her iki yönden de çok yorulan insanların daha fazla uyuması ve dinlenmesi gerektiği düşünülüyordu; ama bu insanların hızlıca beşinci aşamaya geçebildikleri için daha az uyku onlara yetiyordu. Bir de zihinsel ve fiziksel olarak çok çalışarak üreten insanların başarı duygusu daha yüksekti. Onlara fazladan enerji veriyordu. Lale, her gün çok miktarda kitap okumaya ve düzenli olarak spor yapmaya karar verdi. İki hafta sonra beş saatlik uyku ona yetmeye başlamıştı.


        SABAH ERKEN KALKMANIN BEREKETİ


        ‘De ki: Sabahın Rabbine sığınırım' (Felak Suresi, 113)

        "Bereket sabah başlar" Gün ortasında uyanmak, neredeyse günü bitirmek, zamanı tüketmek demektir Tüm canlılar sabahın ilk ışıklarında uyanıp yiyecek aramaya, yani çalışmaya başlarlar İnsanların da rızıklarını kazanmak için, erken kalkma zorunlulukları vardır Aksi takdirde bereketsiz ve şevksiz bir hayat sürmeleri kaçınılmazdır

        Geceyi eğlence alemlerinde geçirip günü yarım yaşayanların, yaradılışa aykırı olan bu tavır ve davranışlarından ötürü, tüm hayatlarında bir bereketsizlik hakim olur Ayrıca toplumun büyük çoğunluğunun yaşadığı olayları ve haberleri de, hep geriden takip ederler

        “O sabahı yarıp çıkarandır Geceyi bir sükun (dinlenme), güneş ve ay'ı bir hesap (ile) kıldı Bu, üstün ve güçlü olan, bilen Allah'ın takdiridir” (En'am Suresi, 96)

        Yüce Allah, yarattığı tüm varlıkları ve kainatı, ayetin ifadesiyle, bir sistem, hesap ve düzen içinde tertiplemiştir Geceyi dinlenme, gündüzü çalışma olarak, insanları da bu sisteme uygun şekilde yaratmıştır Günün ilk saatleri olan sabahı uykuda geçirerek yaradılışa aykırı davranıldığında, her şeyde olduğu gibi, burada da bir çok olumsuzlukları beraberinde getirmektedir
        Erken kalkıp günü en başından yaşamak, hem daha zinde olmamızı sağlar, hem de verimli çalışarak gün içinde yapılacak işlerin bir çoğunu, henüz gün yarılanmadan bitirmemize sebep olur

        “Doğrusu gece neşesi (gece ibadeti, insanın iç dünyasında uyandırdığı) etki bakımından daha kuvvetli, okumak bakımından daha sağlamdır Çünkü gündüz, senin için uzun uğraşılar vardır” (Müzzemmil Suresi, 6-7)
        Ayette Yüce Allah, ibadetleri, sessizliğin ve konsantrasyonun yoğun olduğu zaman olan, gece yapılmasının daha makbul olacağını bildirmektedir Dolayısıyla geceleri uyku ve ibadetle geçirmemizi tavsiye etmektedir Daha sonra “gündüz için uzun uğraşlar vardır” ifadesiyle, insan yaradılışına en uygun olan bu durumu bildirmektedir
        ‘…Yarattığı şeylerin şerrinden, Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden' (Felak Suresi, 113)

        Yukarıdaki ayette, “gecenin şerrinden Sana sığınırım” bilgisi, buradan gece yaşantısının insanın yaradılışına uygun olmayan bir zaman olduğu anlaşılmaktadır Dolayısıyla bu zaman diliminin uykuda ve ibadetle geçmesi, insanlar için en hayırlı olanıdır (Kuşkusuz en doğrusunu Allah bilir)

        Bir başka ayette ise, “Ve nefes almaya başladığı zaman, sabaha;” (Tekvir Suresi, 18) ifadesiyle sabahın sağlık açısından da önemine dikkat çekilmektedir Bilindiği gibi oksijenin en bol olduğu saatler sabah saatleridir Tüm yeşil bitkiler, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kendi besinlerini üretmek üzere, karbondioksiti alarak oksijeni havaya vermeye başlarlar Güneş battıktan sonra ise, tıpkı bizler gibi solunum yapmaya, yani oksijeni alıp karbondioksiti dışarı vermeye başlarlar Görüldüğü gibi Yüce Allah, bir lütuf olarak sabah saatlerinin çalışmaya başlamak için en uygun zaman olduğunu ayetler doğrultusunda haber vermiştir Bu durumun daha bilmediğimiz sayısız hikmetleri olduğu da bir gerçek

        Erken kalkmak tüm yaratılmışlarla beraber uyanmaktır Ayette dediği gibi “nefes alan sabahı” yakalamaktır Güneşin muhteşem doğuşunu, izleyerek güne başlamak, bu heyecanı ve şevki yaşamakla beraber, insanları bekleyen ışıl, ışıl yeni günü müjdelemektedir Bu durumu alışkanlık haline getirip, yaşam boyu hayata geçirip yaşayanlar, genç ve dinç yaşlanarak, moralleri daima yüksek olup, yaşamlarına huzur ve bereket hakim olur alıntı


        Değerli Kardeşimiz;

        Güneşin doğuşundan, yaklaşık 45 dakika geçinceye kadar geçen zamanda uyumak iyi değildir Aslolan erken yatıp erken kalkmaktır Sabah namazını kıldıktan sonra uyumamak, Kur'ân, hadis tefsir, ilmihal okuduktan sonra işbaşı yapmak lazımdır
        Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Sabahın erken saatlerinde bereket ve başarı vardır"

        Henüz sabah namazının vakti girmeden, yani seherde kalkmaya çalışmalıdır Seher vakti kalkmak berekettir Hele sabah namazının vakti girdikten sonra, güneş doğana kadar uyumak rızk yönünden de zararlıdır Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

        "Sabah uykusu, rızka manidir" (Beyhaki)

        Son zamanlarda gittikçe artan bereketsizliğin ve başarısızlığın hikmeti bu hadis-i şerifin ışığında aranıp bulunmalıdır Maalesef televizyon, "erken uyumanın düşmanı" olarak insanın karşısına dikilmiştir Bu şedit düşmanı alt edip, mümkün mertebe erken yatıp, teheccüd namazına kalkmak, daha sonra güneş doğmadan önce sabah namazına dinç olarak uyanmak ve ondan sonra yatmayıp çalışmaya başlamak lazımdır Zinde, dinç, çalışkan oluşlarına hepimizin şahit olduğu dedelerimiz ve ninelerimiz böyle yaparlardı Bu güzel âdet yok olunca, sağlık ta, bereket de, huzur da yok oldu

        Sabah Erken Kalkmak

        Bütün rızıklar, sabah fecir vaktinde taksim olduğu için, bu vakti uykuda geçirenler rızıklarını tam alamazlar. Evdeki ufak, büyük herkesin kaldırılması yerinde olur. Güneş doğduktan sonra isterlerse tekrar uyurlar.

        Duâları mümkün olursa üçer defa okumalıdır. Zira üçer defa okumak duânın kabûlüne sebep olur

        Hayvanatta bile bereket?

        Evet, seher vakti böyle mübarek ve muazzez bir vakittir İçindeki ibadetleri bile kat kat yücelten özellik ve güzelliğe sahip bir zaman parçası

        Sabahın nasıl bir bereket vakti olduğunu, sabahda uyanık olanların nasıl bir berekete nail olduklarını Hazret-i Mevlana verdiği bir cevapta şöyle ifade eder Biri sorar:
        Efendim der, koyun nesli hem kasaplık hem de kurbanlık olarak kesildiği halde bir türlü tükenmez, aksine daha da çoğalıp devam eder Ama köpek nesli hem de birkaç tane birden yavruladığı, kasaplık olarak kesilmeyip korunduğu halde bir türlü çoğalmaz, koyun gibi sürüler haline gelemez Neden acaba?

        Hazret-i Mevlana'nın cevabı şöyle olur:

        Sabaha karşı seher vakti bereket vaktidir Bu bereket vaktinde koyunlar asla uyumaz, hep uyanık olurlar Köpekler ise hiç uyanık olmaz hep uykuya dalar, gaflette olurlar Onun için koyun nesli seherin bereketine nail olur, köpekler ise bereketsizliğine maruz kalırlar Böyle izah eder Hz Mevlana seher vakti uykusunu


        Uykuya dair bir çok konu hakkında geniş bilgi bulabileceğiniz güzel bir yazı. Bu yazıda uykunun, başarı ve hayat üzerindeki önemini bulacaksınız. Aynı zamanda uyku üzerine tavsiyeler, püf noktaları ve önemli tespitleri okuyacaksınız.
        DÜZENLİ VE VÜCUDA YARARLI UYUMAK İÇİN İZLENECEK BASAMAKLAR
        Başarıya ulaşmak için izlenecek yolların aşılması için ve kalıcı olabilmesinin temel şartlarından birisi, insanın iyi uyumuş, dinlenmiş ve zinde bir şekilde uyanmasıdır. Bu anlamda uyku çok büyük önem kazanır. Uykudaki aksaklıklar dalga dalga tüm benliğimize ve çevremize yayılır. Önce uykumuzun nasıl olması gerektiğine karar vermeliyiz. Burada tespit etmemiz gereken nasıl yatmalı, ne kadar uyumalı ve uykudaki temel yöntemin ne olacağı sorularının cevaplarıdır. Aşağıdaki yazılı 6 maddede toplanmış tavsiyeleri uygulayın, göreceksiniz sabahları dinlenmiş olarak kalkacaksınız. Yeni günü yeni heyecanla karşılayın. Bu maddelerin tamamını yerine getirin ve 1 ay boyunca bunu uygularsanız eminim ki bir daha; bu tavsiyerin dışına çıkmayacaksınız.
        Tavsiyeler :
        1. Uyku saatlerimizi değiştirmeden günde 6-7 saatten fazla uyumamalıyız.
        2. Sabah erken kalkmalı ve öğlen vaktine kadar bir daha uyumamalıyız.

        3. Öğlen yarım saat süreyle(11:00-13.30 arasında) ve gece 23:00 - 05:30 arası (1 saatlik kayma olabilir) uyuyor olmalıyız ve akşama yakın vakitte uyumamalıyız.

        4. Asla tok uyumamalıyız. Yemeğimizi uykudan en az 2.5- 3 saat önce yemeliyiz.

        5. Uyku öncesinde vücut adalelerimizi gevşetmeliyiz.

        6. Bizi rahatsız edecek gürültülü, kötü kokulu, çok yumuşak veya tümsekli zeminde uyumamalıyız.

        Uyku Gizli Güçtür
        Uykunun kalitesi daima uyunan süreden daha önemlidir. Pek çok kişi uzun süre yatakta kalıp, kendisi ile şu veya bu şekilde oyunlar oynayarak, kendini ikna etmeye çalışarak süreyi uzatmaya çalışır. Bu tür uykular hem vücudu dinlendirmez, hem de müthiş bir pişmanlık uyandırır sonrasında. Beyinsel bir ağırlıkla, uyku sersemi, kararsız ve isteksiz kalkılır yataktan. Büyük bir suçluluk duygusuyla. Çünkü normal normlarda gün başlamıştır dünyada. İlahi bir güçle programlanmış gibi kalkmış, şevkle işine gücüne başlamış, konusunda yol almıştır tüm insanlar. Ve biz türlü kandırmacalarla yatakta oyalanmış, herkesten geri kalmış gibi hissederiz kendimizi. İtiraf etmesek de, bilinçaltımız rahatsızdır bu büyük ayıptan. Ağzımızda ve beynimizde bu burukluk, güne rengini verir.
        Dinler de uyku konusunda çeşitli disiplinler getirmiştir. Müslümanların yatış ve kalkışları güneşin hareketine bağlanmış, uyku öncesi ve sonrası beden ve ruh eğitimi çok incelikle belirtilmiştir. Prof. Dr. Ahmet Akgündüz dinlediğim bir sohbetinde başarısının bir sırrının da “uyuyorken güneşin üzerine doğmaması” olarak belirtiyor ve sabah güneş doğmadan kalkmanın ona getirdiği nimetleri anlatıyordu. Hıristiyanlarda da değişik biçimlerde bu tür ibadetler söz konusudur. Ancak herkesin kaliteli uykuya ulaşmak için kendine özgü bir yöntem bulması zorunludur güzel rüyalar için.
        Uyku iyi çözümlerin dinamosudur. Ve genel başarımızın da temel taşı. Şöyle bir düşünelim. İyi uyuyamamışsak aldığımız kararların doğruluğundan ne kadar emin olabilir ve çalışmalarımızdan nasıl verim bekleyebiliriz? Yorgunken kitap okuma , dost sohbetindeki başarımızın derecesi nedir? Yediğimiz içtiğimizden ne zevki alabiliriz?
        Uyku, hayatımızda her şeyin düzene konulduğu, tamir ve tedavi edildiği son derece önemli bir süreç olarak yaratılmıştır. Bir kaç hafta uykusuz kalmanın ölüme neden olduğu hayvanlar üzerinde yapılan deneylerle ispat edilmiştir. Daha da ötesi insanın yetersiz uykusu ile zihinsel güç kaybı arasında yakın bir ilişki olduğu, uykusuz kalan insanların zihinsel çalışmalarının tamamen durduğu ve düşüncelerini hiçbir şeyin üzerinde yoğunlaştıramadıkları ispat edilmiştir. 48 saat uykusuz bırakılan yüksek öğrenimli kişilerin, ilkokul çocuklarına öğretilen matematik işlemleri yapamadıkları görülmüştür.(Hürriyet 26.5.1193) A.B.D.’de 1993 yılında yapılan bir araştırma sadece düzensiz uykunun A.B.D. ekonomisine 1993 yılı kurlarıyla verdiği zarar 360 trilyon liradır.(Bozdağ,1996,40)
        Günde 8 veya 10 saat uyuyor olabilirsiniz. Ancak yine de bu uykunuz hiçbir işe yaramıyor olabilir. Çoğumuzun sandığının aksine uykusuzluğun hayatımızdaki engelleyiciliği tahmin ettiğimizden de büyüktür. Oysa çoğu zaman rahatsızlıklarımızın uykusuzluktan kaynaklandığını bilemeyiz bile.
        Uyku beynin dinlenme vakti sanılmamalıdır. Tersine uyku beynin vücudun dinlenme ve tamir işiyle meşgul olduğu vakittir. Beynin elektriksel yapısı üzerinde yapılan araştırmalar zihnimizin uyku esnasında en az uyanık dönemde olduğu kadar yoğun çalıştığını göstermiştir. Aradaki tek fark gece ve gündüz yapılan işlerin farklı olmasıdır.

        UYKU ÜZERİNDEKİ TESPİTLER:

        1.REM ve NREM uykusu:
        İnsan her uyku seansında iki ayrı uyku türünü paylaşımlı olarak ve ihtiyaca göre uyur. Uykumuz ya derindir ya da hafif olarak yüzeyde seyreder. Derin uyku NREM olarak adlandırılmıştır. Bu donemde cisimsel beden üzerindeki hücre tamirlerinin düzenlenmesiyle ilgilenir. Gün boyunca alkol, sigara, kirli hava gibi etkiler, aşırı yorulma, yaralanma, enfeksiyon gibi nedenler hücre ölümlerine yol açar. Ayrıca bedende her gün normal olarak 10 milyar hücre ölümü gerçekleşir. Bedeni bir milyon katlı bir gökdelen olarak düşünelim. Her gün on binlerce tuğlası birlikte çürüyüp düşmekte, gökdelenin çökmemesi için yerlerine yenilerinin yerleştirilmesi gerekmektedir. Ancak böyle bir çalışmanın sağlıklı gerçekleşmesi sıfır hatalı bir haberleşme ve analiz sistemini gerektirir.İşte beynimiz NREM adı verilen derin uyku esnasında vücudun maddi tamirinin gerçekleşmesi görevini yüklenir. Çok yorulduğumuzda aşırı enerji tüketimi, hatta oksijen eksik olduğunda hücreler yakılarak enerji üretilmesi gibi nedenlerle hücre ölümü daha çoktur. Bu durumda derin uykuyu daha fazla uyuruz. Bu süreci şüphesiz biz kurmadık ve biz yürütmüyoruz. Ancak yaptığımız bazı hatalar bu süreci aksatmaktadır. Eğer NREM uykusunu yeterince uyuyamazsak vücudumuz erken çöker, çöküşü cildimizdeki pörsümeden okuyabiliriz. Ayrıca ardı arkası kesilmeyen hastalıklar da savunma sisteminin tahrip olmasından kaynaklanır. Bu sistem ise uykusuzluktan oldukça fazla etkilenir.Yaşadığımız ikinci ve hafif uyku ise REM olarak adlandırılır. Rüya gördüğümüz uyku bu uykudur. Gün boyu yaşadığımız çatışma ve tepkimelerin diğer boyutu duygu, düşünce ve hayallerimizle ilişkilidir. Sevinçlerimiz, öfkelerimiz, nefretlerimiz, heyecanlarımız birer içsel algı olarak gün boyu yaşanır. Duygu hayal ve düşünceler cisimsel algı girişleri vasıtasıyla alınmazlar, içte yaşanırlar. Ancak hissettiğimiz her bir duygu anında kanımıza u duyguyu temsil eden hormon enjekte edilir. Duygularımız tamir olmadığında bu defa psikolojik bozukluklarla karşılaşırız. Herhangi bir duyguda aşırıya kaçtığımızda yorgun olduğumuzu hissederiz. Mutlaka bir çok defa aşırı bir üzüntünün ıstırabından kurtulabilmek için uyumuşsunuzdur. Uyandığınızda ise uyumadan önceki durumunuza çok daha rahat olduğunuzu tespit etmişsinizdir. Eğer REM uykusunu uyuyamamış olsaydık sadece duygularımızın biriken yükü kısa sürede bizi depresyona sokar zihinsel ve duygusal kimliğimizi tamamen kaybederdik.

        2. Doğal uyku dönemleri:
        Uyku üzerinde yapılan bir diğer tespit insanların biyolojik ritmiyle ilişkilidir. İnsanların iki ayrı uyku dalgasına göre programlandığı tespit edilmiştir. Rodenburg Üniversitesinden Prof. Jurgen Zulley’in araştırmalarına göre bu iki dalgadan biri öğle arasında 10-30 dakikalık bir süre içerir. Öğle vakti ve öğle yemeği öncesi uyunacak bu uyku, uykusuzluğun en önemli çözümlerinden biri olarak görülüyor. Diğeri gece 12.00-04.00 arası uyanacak uykudur. Bu iki vakti düzenli olarak uykuda geçiren kişiler uykusuzluk sorununu aşacaktır.(Sabah 23.11.1993)Görüldüğü gibi uykusuzluk sorunu az uyumaktan değil vaktinde uyumamaktan, hatta gereğinden fazla uyumaktan kaynaklanmaktadır. Günümüzde çoğu üst düzey devlet adamları öyle uykusunu mutlaka uyumaktadır. ABD Başkanı Bill Clinton çalışma odasında ergonomik koltuğunu geriye yaslamakta ve üzerine bir battaniye alarak uyumaktadır. Uzak Doğunun süratle kalkınan dev şirketlerinde çalışan işçiler sistemli olarak öğle uykusu arası vermekte ve böylece iş veriminin zirvesine çıkmaktadırlar.İlginç ve çarpıcı olan bir gerçek Peygamberimizin(asm) öğle uykusunu çok faydalı bir uyku olarak ümmetine 14 asır önce tavsiye etmesidir. Öğleyin uyunacak 30 dakikalık uykunun sair vakitlerde uyunacak iki saat uykudan faydalı olduğunu söylemiştir.(28)

        3. Erken kalkma faktörü:
        Uykunun sağlıklı olabilmesi ve yeterince dinlenilebilmesi için mutlaka sabah erkenden kalkılmalıdır. Araştırmalar sabah uyandıktan sonra tekrar uyuma yoluyla gece boyu yapılan tamiratın tekrar tahrip edildiğini göstermiştir. En büyük hatamız uyku dalgası geldiğinde uyanık olmamız, uyanıklı dalgası geldiğinde uyuyor olmamızdır. Çünkü biz ne yaparsa yapalım beyin sadece yaratıcı tarafından programlandığı dalgaya göre çalışır. Güneşin ilk ışıklarını alan vücut melatonin hormonu salgılar ve bu hormon biyolojik saatimizi belirler. Biyolojik saatimiz kendi kurallarına göre çalışır.Sabah uyandıktan sonra tekrar uyuma isteği alışkanlıktan ve tembellikten kaynaklanır. Bu alışkanlığı yenen kişi en fazla 10 gün içinde büyük bir dinçlik gözlemleyecektir. Bunu kendi hayatınızda hemen deneyebilirsiniz. Bu gece saat 11.00′de uyuyunuz ve sabah 5.30′da kalkarak bütün uyuma isteğinize direnerek çeşitli meşguliyetler bularak bir daha uyumayınız. Alışkanlık nedeniyle en fazla bir kaç saat kendinizi yorgun hissedeceksiniz. Ancak ardından geç saatlere kadar kendinizi oldukça dinç ve güçlü hissedeceksiniz. Ertesi gün aynı saatte uyuyunuz. Uyanma isteğinize rağmen saat 10.00′da yatağınızdan kalkınız. Bu defa akşama kadar kendinizi hafif sarhoş gibi hissedeceksiniz. Zihninizi toplamak güçleşecek, maddi gücünüz bile azalacak hatta başınız bile akşama doğru ağrıyabilecektir.Kuşlar gibi erken kalkan hayvanlardaki dinçliğe, canlılığa dikkat ediniz. Daha güneş doğmadan uyanırlar ve cıvıldaşmaya başlarlar. Evinizde kedi besliyorsanız çok erken uyanıp miyavlamaya başladığını göreceksiniz. İnsan da erken uyanmaya programlanmıştır. Çocuk yetiştirmişseniz küçük çocukların erken uyuduklarını, gece uyanarak tekrar uyuduklarını ancak sabah mutlaka çok erkenden uyandıklarını görürsünüz. Bebeklerin yetişkinlere göre daha fazla uyumaları vücutlarında hücre yaratılmasının çok hızlı olmasından ve sürekli artış göstermesindendir.Geç uyanmanın zihin ve bedenimizde tahribata neden olduğu bilimsel araştırmalarla kesin olarak tespit edilmiştir. Sevgili Peygamber de (asm) günün erken vaktindeki uykunun aklı azalttığını, insanı tembelleştirdiğini, rızkta bereketsizliğe neden olduğunu söylemektedir.

        4. Uykuyu etkileyen dış faktörler:
        Uyku esnasında göz dışındaki algı girişleri açıktır. Uyuyan kişi çevresindeki sesleri duyar, teni dokunmaları hisseder, burnu kokuyu alır. Bu gerçek telkin ve beyin yıkamada çok önemli bir vasıta olarak görünüyor. Bir çok ciddi psikolojik hastalık uyuyan kişinin kulağına yapılan düzenli telkinlerle tedavi edilebilmektedir.Dolaysıyla uyuduğumuz mekan bizim için son derece önemlidir. Sokak gürültüleri duyulan bir ortamda uyuyorsak, evimizde bulunan televizyon veya bilgisayar gibi cihazların oluşturduğu radyasyona muhatap oluyorsak, zihnimiz sadece bedenimizin içindeki dünya ile baş başa kalamaz. Dışarıdan alınan mesajları da işlemek, hem de tam teslimiyetle işlemek zorunda kalır. Uyku esnasında bilinçsizce yatağımızda döneriz. Bu gerçek, beynimizin dokunmayı hissedebilmesinden ve damar daralmaları varsa dönmek suretiyle bunu yok edebilme isteğinden kaynaklanır. Uyurken anlımızda bir sinek dolaşsa farkında olmadan onu kovarız.Bütün bu gerçekler uyuma ortamımızda dışardan gelen her türlü uyarıcının zihnimizi meşgul ettiğini göstermektedir. Yattığımız ortam orta-sert olmalı, ortam temiz kokulu ve gürültüsüz düzenlenmelidir.

        5. Gergin uyuma tehlikesi: Yeterince uyuduğumuz halde hala ısrarla dinlenemememizin bir nedeni zihnimizi çeşitli sorunlarla baş başa bırakmamızdır. Bu sorunlardan biri gergin uyumamız, diğeri tok halde iken uyumamızdır. Her iki durumda karabasanlar ve kötü rüyalar görmemiz mümkündür.Bazı kişiler uykuya yattığında kaslarını, omuzlarını, dizlerini iyice gererler. uyku mekanizması vücudu gevşetmeye çalışır. Bazen tam gevşerken insan ani boşluğa düşer gibi irkilebilir. Bunu bir defa yaşamışsanız derhal kendinizi kontrol etmelisiniz. Uyurken bütün adalelerimize “gevşe, rahat ol, boşluğa düşmüş gibi kendini bırak” emrini vermeliyiz. Bu emri bir süre devamlı verdiğimizde uyku anında alt şuurumuz bu emirleri bilinçli olarak almasa bile otomatik olarak uygulamaya koyar ve her defasında gevşemiş olarak uyuruz. Aksi taktirde edineceğimiz gergin uyuma alışkanlığı, beynimizin uyku boyunca kaslarımıza sürekli gerilme emri göndermesine yol açacaktır. Bu durum hem kasları sürekli çalıştırarak yoracak, tahrip edecektir; hem de beyni meşgul ederek yoracaktır. Böyle bir uykunun sonu yorulmuş olarak uyanmaktır.

        6. Tok uyuma tehlikesi: Yorgun uyanmanın diğer önemli nedeni tok karnına uyumaktır. Tok karnına uyuduğumuzda beyin sürekli mide içeriğini parçalamakla meşgul olacaktır. Dolaşımdaki kanın önemli bir kısmı sindirim bölgesinde odaklaşacaktır. Uykunun durgunluğunda midenin peristaltik hareketi çok zor olacaktır. Mide duvarının parçalanmasını istemiyorsak midemizde bekleyen içeriğin bir an önce boşaltılmasına yardımcı olmalıyız. Beyin uykumuzda midemizi çürümekten kurtarmak için çırpınır, didinir. Uyandığımızda ise sanki hiç uyumadığımız hissine kapılırız. Kendimizi kendi ellerimizle tahrip ederiz. Hikmet ve ilmen açlıkta gizli olduğunu buyuran sevgili Peygamberimiz(asm) “Aç olarak uyuyan kişinin etrafında sabaha kadar huriler dolaşır” demektedir. Almanya’da yapılmış olan bir araştırma saat 23.00′de uyuyan kişinin en geç 20.30′da akşam yemeğini yemiş olması gerektiğini ortaya koymuştur.

        UYKUYU EN AZA İNDİRİN

        Oda arkadaşınızı sabah saat 7.00’de uyandırmaya gidersiniz. Homurdanır, “Teşekkürler, hemen kalkıyorum.” der. Beş dakika sonra geri döndüğünüzde onu horul horul uyurken bulursunuz. Onu tekrar sarsar, “Hani kalkmıştın!” dersiniz. Gözlerini yarı açarak “Evet, evet” der ve tekrar uykuya dalar.

        Böyle bir durum hiç başınıza geldi mi? Ne yazık ki bu çoğumuzun hayatını nasıl sürdürdüğüne dair çok doğru bir betimleme. Diyebilirsiniz ki , “Daha fazla vakit kaybetmeye tahammülüm yok. Tamam artık. Kendimi işime vermeye başlayacağım.” Bir saat sonra her şeyi unutursunuz. Uykuya geri dönmüşsünüzdür bile.

        “Bi-miut Şayna” kelime anlamıyla “uykuyu en aza indirmek” demektir. Yaşama arzusu uykuya karşı bir mücadeledir. Daha derin bir anlamda , hayata uyanmak demektir.
        Uyanık kalmak hayatta sürekli bir mücadele gerektirir. Sezgilerimiz vardır. Kararlar alırız. Ama bir saniyeden fazla uyanık kalabilecek miyiz?

        UYKUNUN AMACI
        Elbette , uykunun olumlu yanı bedenlerimizin çalışması için ona gereksinim duymasıdır. Uyku yeniden enerjiyle dolmamız için bize fırsat verir. Gerilimleri çözer, hem bedenen hem de ruhen iyileşmenizi sağlar.
        Hiçbir zaman uykuyu kendi içinde bir son olarak algılamayın. Uykuyu yorucu bir günün ardından gelen bir ödül olarak görmeyin. Uykuyu yeni bir güne başlamak için pillerinizi doldurmanın bir yolu olarak görün.
        Gereğinden fazla uyumayın ve “Uyumaya bayılıyorum” diyen bir kişi olmayın. Eğer uykuyu çok severseniz, onu daha çok isteyecek ve hayatınızı uykuyla geçirip gitmiş olacaksınız.
        Uykunun iyileştirici gücünden yararlanmanın en iyi yolu kestirmektir. Gözlerinizin kapandığını hissettiğinizde 20 dakika kadar kestirin. Bundan daha fazla uyursanız yeniden günün hızına ayak uydurmak için büyük bir çaba harcamanız gerekir.
        Doğru dengeyi yakalayın. Genelde, mümkün olduğunca az uyuyun. Rahat etme arzunuzla mücadele edin. Uykuyu en aza indirin- - ve uyanıklığı en çoğa.

        YAŞAMA HEYECANI
        Uyku bir serap olabilir. Heyecan ve enerjiyle dolu olduğunuzda uyuyamamanız da bunun kanıtıdır. Hiç güneş doğmadan bir dağa tırmanmak için sabaha karşı saat 4.00’te uyandığınız oldu mu? Uykulu değilsinizdir. Heyecan ve zindelik duygusuyla dopdolu ve uyanıksınızdır.Eğer hayat sizin için sıkıcıysa canınız uyumak ister. Hayatı seven bir kişi gece uyumak istemez. Yorgunluktan uyuyup kalıncaya kadar koşturur durur- -ertesi sabah bir aslan gibi yatağından fırlar.

        Çocuklar kusursuz bir örnektir. Bir bebek gözlerini açar açmaz, enerjiyle doludur. “Yeni bir gün...yeni maceralar..keşfedecek birçok şey ...yaşanacak onca deneyim...heeey!!!!beni beşiğimden kaldırın!”

        Hiç bir bebeği uyutmaya çalıştınız mı? Neredeyse imkansızdır! Yaşayacağı heyecanları kaçırmaktan korkar.

        Bu yaşama şevkini yakalayabilmek için, hayatın daha derin anlam ve amacına odaklanmanız gerekir. İlginç, doyurucu aktiviteler arayın. Olmasını bekleyeceğinize, yaşamda zevk alınacak durumları kendiniz yaratmaya çalışın. Heyecanlısınız. Yeni bir güne ümitle bakıyorsunuz. Tamamen uyanıksınız.

        Niçin bazen yetişkinler uyumak için can atarlar. Sorumluluklarımız üstümüzde baskı yapar. Biraz nefes almak için yatağa girip çarşafların altına gizlenmek isteriz.
        Esasa gelindiğinde, yaşamanın güzel olduğunu düşünüyor musunuz? Yoksa hayat mücadelesinden kaçıyor musunuz? Yaşamak güzelse, uyku da bir kaçıştır.

        NE KADAR UYKUYA GEREKSİNİMİZ VAR?
        Uykuyu günlük programınızın içine alın, gününüzü uykuya bağlı olarak programlamayın. İyi çalışmak için ne kadar uykuya ihtiyacınız olduğunu hesaplayın. Gereğinden fazla mı uyuyorsunuz? Uyku düzeninizin bir aylık çizelgesini çıkarın ve ortalamasını bulun. İhtiyacınız olanı bulmak için bilinçli bir karar almadıkça, sadece uyuklayıp duruyorsunuz demektir.Uyuklamak yaşamak değildir. Sizi varoluşunuzdan eder.Maimonides der ki, hasta olmadığınız sürece, sekiz saatlik uyku maksimumdur. Kendinizi ne kadar az uyumaya alıştırabilirseniz, o kadar iyidir. Bir şeyler başarmak, öğrenmek, ve bilge bir kişi olabilmek için daha çok vaktiniz olacak. Vilna Gaon, son 500 yılın en büyük rabisi, günde sadece dörder defa yarımşar saatten olmak üzere, 24 saatte toplam iki saat uyurdu.Ortalamadan az uyumaktan korkmayın. İnsan çok az bir uykuyla da fiziksel kondisyonunun en üst düzeyinde olabilir. Acemi erlere bazen gecede sadece iki ya da üç saat uyuma izni verilir. Onların “Çılgına dönüyorum.....Kemiklerim eriyor......Deliriyorum!” gibi sözler sarf ettiğini duymazsınız. Kampı bitirdiklerinde mükemmel bir fiziksel formdadırlar.

        DAHA AZ UYUMA TEKNİKLERİ
        Kendinizi uyanık tutmak için çeşitli teknikler vardır. Oturacağınıza ayakta durun, ya da ayaklarınızı soğuk suya koyun veya soğuk taşlara basın. Babam kendine yatakta uyuma olanağını sadece haftada bir kere, cuma geceleri tanırdı.
        Yeruşalayim’de Bet-Amikdaş zamanında Kohen Agadol Yom Kipur gecesi mekik çekerek gece boyunca uyanık kalıyordu. Her türlü egzersiz bedeninize ve zihninize enerji verir.Daha az uyumak için kendinizi zorlayın. Korkmayın. Ölmezsiniz. Başınıza gelebilecek en kötü şey ne olabilir? Yorgun düşüp uyuyakalacaksınız!Sabah erkenden yataktan kalkmak için bedeninizi kandırmaya çalışın: “Haydi. Kalkalım! Yoksa bugünkü müthiş [boşluğu siz doldurun] deneyimini kaçıracağız.”Sıcak bir beden sabahleyin kalkmakta zorlanır. Yalnızca örtüleri üstünüzden atmak bile sizi yataktan kaldırabilir. Bazıları yerde bile uyurlar, çünkü insan yumuşak bir yatağa yapıştığı gibi sert yere yapışmaz.Her sabah uyandığınızda, dün olanları yeniden düşünün, gözden geçirin ve değerlendirin. Hatalarınızdan ders alın. Yeni bir başlangıç hedefleyin. Uyanık olmaya daha hevesli olacaksınız.

        YENİDEN ENERJİYLE DOLMAK
        İlginç bir proje üzerinde çalışırken kendinizi kaptırıp sabahladığınız oldu mu? Yorulmaya başladığınız halde kendinizi devam etmeye zorladınız. Derken gücünüz yenilendi, zihninizin yeniden berraklaşıp canlandığı bir an geldi.
        Gücün yenilenmesi ancak bir aktivite üzerinde iyice yoğunlaştığımızda gerçekleşir. Canı sıkılan kimse ise uyuklamaya başlar.
        Yenilenme gücünü harekete geçirebilmek için kendinizi nasıl işinize vereceğinizi öğrenin. Öğrenciliğimde Perşembe gecelerini sabaha kadar hiç uyumadan ders çalışarak geçirme konusunda arkadaşlarımla yarışırdık. Kendinize benzer bir uğraş seçin. Uykuyla nasıl mücadele edileceğini öğrenmek için iyi bir sınav olur.

        YAŞAYAN BİR ÖLÜ OLMAKTAN KAÇININ
        Yorgunluk ve uyku hali ile mücadele aslında bir anlam arayışı mücadelesidir. Bir ömür boyu yaşayıp çevrenizdeki birçok şeye karşı duyarsız kalabilirsiniz. Konuşmanız, yürümeniz, yemek yiyişiniz, bilinci yarı açık bir kişininki gibi olmasın. Uyanık olun.
        Potansiyelimizin ancak çok az bir bölümünü kullanırız. Bir proje ilgimizi çekip bizi heyecanlandırırsa bütün yaratıcılık salgılarımız ve zihinsel yeteneklerimiz harekete geçer. Uyku haliyle mücadele edin. Her zaman uyanık ve dikkatli olun.
        Yaşayan bir ölü olmamaya dikkat edin. Kafanız “bomboş” olarak ortada dolaşmayın. Bazen süper markette sırada beklersiniz ve kafanızda tek bir düşünce bile yoktur, durmuş gibidir. Uyanık kalmak için başınızı sallayın. Kendinizi uyarın: “ Ben ne yapıyorum? Nereye gidiyorum? Niçin gidiyorum?

        Yahudilikte esas hedefimiz berraklığa ulaşmaktır. Hayattaki amacınızın ne olduğuna “uyanın”. Şöhret, romantizm gibi hayalleri bir kenara bırakın. Üniversiteden mezun olduğunuzda hemen yönetici olacağınızı sanıp sonra da şoka uğramayın.Büyük olmak, iyi olmak, insanlığa yardım etmek istiyorsunuz. Bunu nasıl yapacaksınız? Büyük meselelere el atın ve gerçek cevaplar alın. Kendinize sorun: “Ne için yaşıyorum? Hayatımın geri kalan kısmında ne yapmak istiyorum?”Yalnız yarını ya da gelecek yılı düşünmeyin. Uzun vadeli bir tahmin yürütün. “Mezar taşımda ne yazmasını istiyorum?” Üniversiteden mezun olduktan sonra bir milyon dolar kazandığımı, büyük bir evim olduğunu mu yazsın? Yoksa insanlığa önem verip yardım ettiğimi mi yazsın?Yaşamanın zevkini keşfedin. Eğer idealleriniz yüksek ve ileriye dönükse, hayatınızı uyuyarak geçirmekten kaçınırsınız. Bu hayat oyunundan vazgeçmek istemezsiniz. Büyük mü olmak istiyorsunuz. Önce bunun farkına varın. Elbette, yaşam bir mücadeledir. Ama o kadar heyecan verici bir mücadeledir ki!

        DEĞİŞEBİLİRSİNİZ
        Hepimizin bilinçlenme anları, bir şeyi ilk kez kavrayıp “hah!” dediğimiz anlar vardır. Mantığa uyan bir şey duyarsınız. Bir ışık parıltısı belirir- bu bir önsezi, bir geçek, hayatın güzel olduğuna dair bir anlayış olabilir. Bu bilgeliğe varmanın zevkidir. Ampul yanmaya devam eder, ve siz bu fikir çerçevesinde, o ana kadar uyuyordunuz demektir. Uyanmak harika bir duygudur.Hepimiz zaman zaman böyle aydınlanma anları yaşar, sonra da tekrar uykuya dalarız. Bu yazıyı okuyup diyebilirsiniz ki “ Evet, bu gerçekten iyi bir nokta. Bunu etraflıca düşünüp bir plan yapmalıyım. Sonuçta, hayatta daha bilinçli olmak arzu ettiğim bir şey.
        Bu düşünceler aklınızdan geçer ama kitabı kapatır kapatmaz tekrar uykuya dalarlar.Bir önseziniz olduğunda onu yakalayın. Tıpkı araba sürerken uyuklamaya başladığınızda ne yapıyorsanız öyle yapın. Bir anlık uyukladınız ve yoldan çıktınız. Kendinizi zamanında yakaladınız ve o an hemen uyandınız. Yaşadığınız adrenalin şokunu hatırlayın. Bunun bir daha tekrarlamasını istemezsiniz.

        Bir aydınlanma anı yakaladığınızda, hemen bir karar verin. Değişebileceğinize, her şeyin farklı olabileceğine karar verin. “Bu önemli, bu konu üzerinde daha fazla düşüneceğim” deyin.
        Ruhsal aydınlanmaya Yahudilikte düzelme anlamına gelen “Teşuva” denir. Hatalarınızın sebep olduğu zararlara bir bakın ve sonuçta ne kadar kaybettiğinizi düşünün.
        Yaşınız ne olursa olsun, değişebilirsiniz. Her yaşta gerçeği keşfedip ona göre davranabilirsiniz.
        Uyanmayı bir mücadele olarak görün ve gidin savaşı kazanın.

        NİÇİN “UYKUYU EN AZA İNDİRMEK”(“UYANMAK”)BİLGELİĞİN BİR PARÇASIDIR?
        • Yaşam mücadelesi uyanık kalma mücadelesidir.
        • Hayatın güzel olduğuna karar verin. Yoksa uyuklarsınız.
        • Vücudunuzu sonuna kadar kullanın ama ona işkence de etmeyin.
        • Çok uyuyarak hayatın sunduğu fırsat ve zevkleri kaçırmayın.
        • Yaşayan bir ölü olmamaya dikkat edin. Bomboş bir kafayla ortada dolaşmayın.
        • Fazla uyku beyni uyuşturur.
        • Yorgunluk bir alışkanlıktır. Onu kırın.
        • Eğer uyanık kalmak için önlem almazsanız, uykuya yenilirsiniz.
        • Yeni bir şey öğrendiğinizde, öğrenmeden önce yarı uykuda olduğunuzu kabul edin.
        • Eğer zevk alarak yaşamayı öğrenirseniz, uyku kaybolur.
        • “Son uyku”nuzda sizin için ne yazılmasını istiyorsunuz?


        Yorum yap


        • #5
          Ne Zaman Uyuyalım



          İnsanlar genellikle gündüzleri çalışıp, geceleri dinlenir. Nitekim Mukaddes Beyan'da: "Dinlenip sükúnet bulmanız için geceyi karanlık, çalışıp iş yapmanız için de gündüzü aydınlık kılan O'dur. Elbette bunda işitip dinlemesini bilen kimseler için nice deliller ve ibretler vardır." (Yunus, 10/67) ifadesiyle bu hususa dikkat çekilmiştir. Fakat bazı insanlar için durum her zaman böyle değildir. Bazıları gündüz uyumayı sever. Uyku düzenlerine göre insanların fizyolojileri de belli bir uyum içine girer ve insanlar sabahçı veya akşamcı tipler diye ayrılır.
          Sabahçı tipler sabah erken vakitte dinç uyanırlar, öğlene kadar aktif olarak çalışırlar, saat 1500'ten sonra enerjileri azalmaya başlar. Akşam olunca da, erken yatarlar ve sabaha daha dinç kalkarlar.

          Akşamcı tipler günün ilk yarısını uykuda geçirirler, isteksiz olarak uyanırlar, yataktan öğlene doğru kalkarlar. Güne başlarken hareketleri yavaş ve isteksizdir. Yemek istekleri yoktur, çok az kahvaltı ederler veya hiç etmezler, öğle sonuna kadar kendilerine gelemezler. Öğleden sonra dinamizmleri artmaya başlar, en iyi çalışmayı akşamları yaparlar ve genellikle sabahın ilk saatlerine kadar aktif kalırlar. Genelde saat 0300-0400 arasında uykuya dalarlar. Akşamcı kişilerde uyku-uyanıklık tablosu ters olduğundan, aile hayatı ve yapılan işlerin çoğu için uygun zemin bulamayan bu kişiler erken yatsalar da uyuyamazlar. Bu sebeple akşamcı kişilerde fizikî ve psikolojik sıkıntıların eşlik ettiği ağır bir uykusuzluk vardır. Fakat Rabbimiz insana sırlı bir kabiliyet olarak çok farklı durumlara uygun biyolojik saatlerini ayarlama hususiyeti vermiştir. Aksi takdirde hayat yaşanamaz bir hâl alırdı. Meslek icabı bu tip sıkıntılara giren insanların zorluğu uyku saatini geceye kaydırmak için biyolojik saati ayarlayana kadar devam eder. Biyolojik saatin (circadien ritm) ayarı yapılamazsa bu kişilerde, gecikmiş uyku devresi sendromu açığa çıkar.

          Uyku, gıda gibi bir ihtiyaçtır. Furkan sûresi 47. âyette Allah (cc) şöyle buyuruyor: "Sizin için geceyi bir örtü, uykuyu istirahat, gündüzü de dağılıp çalışma zamanı olarak yaratan O'dur."

          Gece uykusu mu, gündüz uykusu mu?
          Çeşitli sebeplerle gece çalışıp gündüz uyuyan kişilerde acaba gündüz uykusu gecenin yerini tutar mı? Gündüz uyunacaksa ne kadar uyunmalıdır? Bütün gece uyumak çok mu faydalıdır? Vücudumuzun biyolojik ritmine göre hangi saatte neler salınıyor, bu saatlerde uyuyalım mı, uyumayalım mı, hangi saatlerde uyursak bedenen ve ruhen sağlıklı oluruz? Bunları incelemeye çalışalım:

          Vücut ısısı: İnsanlarda vücut ısısı 36,5-37 0C arasında seyreder. Bu ısı günün muhtelif saatlerinde farklılık gösterir. Vücut ısımız saat 1600'dan itibaren düşmeye başlar, 0100-0400 arasında ise en düşük seviyeye gelir. 0600'da ise yükselmeye başlar, en düşüğü 36,5, en yükseği ise 37 oC olur. Uykuyu getiren sebeplerin en başında vücut ısısının düşmesi vardır. Yapılan araştırmalarda vücut ısısının en yüksek seviyeye ulaştığı ikindi vakti uyunduğu zaman, uyku ihtiyacının arttığı ve bir uyaran olmadığı zaman ertesi gün sabaha kadar uyunduğu görülmüştür. Vücut ısısının düşük olduğu zaman da vücut uykuya temayül gösterir. Bu vakit 1800 ile 0600 saatleri arasıdır. Bu durumda uyku ihtiyacı ve arzusunun vücut ısısıyla alçalıp yükselen bir istek olduğu söylenebilir. (Şekil 1)

          Melatonin yükselişi: Epifiz bezinde üretilen bu hormon 1800'de salınmaya başlar, 0200-0300 arası azamî seviyeye ulaşır, 630'da asgarî seviyeye iner. Epifiz bezi eskiden beri Darwinciler tarafından kalıntı veya körelmiş bir organ olarak görülürken, salgıladığı melatoninden dolayı ruhî durumlarımız ile ilgili bazı davranışlara ait bir merkez olduğu, cinsî hayatın düzenine tesir ettiği, enfeksiyonlara karşı vücudu koruduğu ve uykuyu getirdiği, ruh durumunu düzelttiği anlaşılmıştır. Hattâ iyi çalıştığı takdirde ömrü % 10-20 uzattığı bile iddia edilen bu bezin mükemmelliği kalıntı diyenleri yalancı çıkarmıştır. Sadece belirli mevsimlerde üreyen hayvanların epifiz bezleri çıkarılınca üreme periyotlarının kaybolduğu görülmüştür. Epifiz bezine gözlere gelen günlük ışık miktarı kontrol ettirilir. Işık uyarısı göz sinirleriyle hipotalamusa sonra da epifize geçerek, hormon salınmasını aktive eder, geceleyin kandaki melatonin yüksekliği gündüz vakti ışıkla bilhassa da ikindi ve sabah vaktinde, gözün ışığa en hassas olduğu zamanda alınan ışıkla yakından alâkalıdır. Hormonun aktivasyon süresi 7-8 saattir. Melatoninin en yüksek olduğu saati yakalamak için 2100'de uyunup, 0300'te kalkılmalıdır. Bu vakitte ışık alındığı zaman melatonin salınması devam eder, beynin 3. ventrikul denilen boşluğundan salınan sıvılar vasıtası ile giderek hipofizden gonodatropinlerin salınması artırılır. Devamlı kış olan ve güneş görmeyen ülkelerde gonodatropin adı verilen cinsiyet hormonlarının kışın azaldığı ve ilkbahar güneşiyle arttığı görülmüştür. Bu faaliyete de ilkbahar aktivasyonu denmektedir. Dolayısıyla ışık ile melatoninin salınma devreleri birbirini tamamlamaktadır. Gündüz gün ışığından faydalanmak ve saat 0300-0400 arası uyanmak, kişinin, psikolojik durumunun düzenlenmesi, enfeksiyona karşı direncin artırılması, cinsiyet hormonlarının yüksek miktarda salgılanması için gereklidir. (Şekil 1)

          Büyüme hormonu ve prolaktin yükselişi: Prolaktin ve büyüme hormonu saat 2400'te en yüksek seviyeye ulaşır. Bu saatlerde kişi mutlaka uykuda olmalıdır, çünkü büyüme hormonu çocuklara tesir ettiği gibi, her yaştaki insana da tesir eder. Büyüme hormonu protein yapımını ve depolanmasını artırır. Hücre çoğalmasına ve farklılaşmasına tesir ederek bütün vücudun büyümesini sağlar, yağ dokusundan kana yağ asidinin geçişini artırır. Serbest yağ asitlerinden enerji elde edilir. Karaciğerde glikoz yapımını artırır, pankreasta insülin salınımını artırır, iskelet kasında ve bazı dokularda glikoz tutulmasını azaltır. Saat 2400'te en yüksek seviyeye ulaşan prolaktin 0500-0600'da en düşük seviyeye iner, gebelikte normale göre 10-20 kat daha fazla salgılanan bu hormon vasıtasıyla merhameti ve şefkati sonsuz Rabbimiz, dünyaya gelecek yavrunun beslenmesi için, annenin meme bezlerinin gelişmesini ve süt salgılamasını artırır. (Şekil 1)

          Kortizol yükselişi: Saat 0200-0300 arasında yükselmeye başlayan ve 0600'da en yüksek seviyeye ulaşan kortizol, alerjik reaksiyonları önler, aminoasitleri harekete geçirir, ateşi düşürür. Vücut ısısının bu saatlerde en düşük seviyede olması bu yüzdendir. Kortizol ayrıca glikoz yapımını hızlandırır, hücrelerde glikoz kullanım hızını artırır, vücut dokularında proteinler azalırken, plazmada ve kanda artma olur. En önemli zararı lökositlerin (akyuvarların) sayısını ve faaliyetini azaltmasıdır. Vücudun savunması için mikropları öldürme vazifesi verilen lökositlerin azalması, vücut ısısının düşmesi ile birleşince kişinin hastalıklara yakalanması daha kolay olur. O zaman neler yapılmalıdır? Saat 0200'den sonra, bilhassa kortizolun en yüksek seviyeye çıktığı saat 0600'dan önceye rastgelen zaman periyodunda uyanık kalınmalıdır. Bu saatlerde uyanık kalırsak kortizolun yan tesirinden korunmuş oluruz. Kortizol salgılanmasını bu saatlerden başka saatlere kaydırmak için, saat 0700-0800 veya saat 1200-1300 arası uyumak lâzımdır. Çünkü saat 0200'de uyanan birisinin aktif dinçlik zamanı sabah 0700-0900'da biter veya öğle vaktine kadar uzayabilir. Metabolizmanın ve vücut ısısının yüksek olduğu saatlerde kısa süreli uyumakla kortizol salınımı artabilmekte ve zararlı tesir giderilmektedir. Çünkü kortizolun yükselip alçalması beynimizdeki hipotalamustan çıkan sinyallerin 24 saatlik devri-daimler şeklindeki değişikliğinden kaynaklanır. Kişi günlük alışkanlığını değiştirdiği zaman bu devri-daim de ona uygun olarak değişir (Guyton 2001, s. 880). Uyku saatlerini değiştirdiğiniz veya kaydırdığınız zaman, kortizol salınımındaki zamanlama da değişir, dolayısıyla vücut ısısının en düşük olduğu saat 0200-0600 arasında uyanık olmak en uygunudur. Bundan dolayı Peygamber Efendimiz (sas)'in sünnetini yaşatan İslâm geleneğinde yatsı namazından hemen sonra yatılır, gece ibadetle geçirilir, sabahın erken saatlerinde güneş doğmadan uyanılır. (Şekil 1)

          Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre Efendimiz (sas) yatsı namazından önce uyumayı, namazdan sonra da sohbet etmeyi sevmezdi. Efendimiz gecenin ikinci yarısını ibadetle geçirirdi. Dolayısıyla İslâmî hayat; fıtratla, yani yaratılışımızla uyum halindedir.

          Tansiyon ve kalp atışı
          Saat 2200'de tansiyon ve kalp atım sayıları düşer. Saat 0400'ten sonra tansiyon ve kalp atışlarında yükselme başlar ve 1500-1800 arası en üst seviyeye ulaşır, yine ister gıdalarla, isterse içkiyle alınan alkol metabolizması da en üst seviyeyi bulur. Alkol, biyolojik saati üç gün boyunca bozar. Alkol alındığı zaman adrenalin seviyesi on katına çıkar, dolayısıyla tansiyon ve kalp atımının yüksek olduğu, kanda alkol seviyesinin arttığı ve hücrelerin en üst derecede metabolize olduğu bir dönemde uyunmamalıdır. Çünkü alkol beyni etkiler, potansiyel olarak iptilaya yol açar. Ayrıca bu vakitte uyumakla yüksek tansiyon ve kalp rahatsızlığına da davetiye çıkarılmış olur. İslâm âlimlerinin ikindi vakti uykuyu tavsiye etmemelerindeki hikmetlerden biri de bu olsa gerektir. Bunun yerine onlar glikoz metabolizmasının en yüksek seviyede olduğu saat 1100-1300 arasında kısa bir öğle uykusunu tavsiye etmişlerdir. (Şekil 1)

          Adrenalin: Saat 0400-0500 arası yükselmeye başlar, 1200'ye kadar yükselmeye devam eder. Kalp atımını hızlandırır, kalori kullanımını artırır, lipolizi (yağların parçalanmasını) ve glikolizi (karbonhidrat yakılmasını) sağlar. Adrenalinin salındığı saatlerde uyumamak lâzımdır. Özellikle gündüz saatlerinde uyuyanlarda adrenalinin ve güneş ışığının etkisi ile sığ bir uyku olur. Derin bir uyku gerçekleşmediğinden sempatik aktivitenin de tesiriyle uykuda doyum olmaz. Bundan dolayı güneş doğmasıyla saat 1100 arasındaki uyku dinlendirici değildir. (Şekil 1)

          Sempatik aktivasyon: Saat 0600'da artmaya başlayan sempatik aktivasyon saat 1200'ye kadar en üst seviyeye ulaşır. Sempatik tesirle göz bebeklerimiz genişler, ışığı daha fazla alır. Ter bezlerinden bol ter çıkışı başlar, kas kasılması artar, glikoz serbestleştirilir. Böbrekte tansiyonu düşüren renin denilen maddenin salgılanmasında azalma ve mental (zihnî) aktivitede artmanın olduğu bir vakitte uyumak zararla koyun koyuna yatmak demektir. Gündüz sempatik aktivitenin yüksek olduğu bir dönemde uyuyanın derin uykusu hem kısalır, hem de sığlaşır. REM uykusu (hızlı göz hareketlerinin olduğu dönem) daha erken başlar.

          Peptidler
          Bazı araştırmacılar uyku süresince salgılanan hormonların kimyevî değişikliklere sebep olduğunu göstermişlerdir. Yapılan araştırmalarda saat 2100-2200'den sonra beyinde peptidlerin çoğaldığı görülmüştür. Peptidler çoğaldıkça uykuya olan ihtiyaç arttığı gibi, daha uzun ve derin uyku yaşanmaktadır. Son yapılan PET'li (positron emmission tomografi cihazı) araştırmalarda uyku sırasında sinir hücrelerinin uyanıkken yaptıkları kadar çok hızlı elektrikî sinyal gönderdikleri tespit edilmiştir. Bunun peptid birikimiyle alâkalı olabileceği ve günlük hadiselerin hafızaya kaydı için sinyallerin devam etmesi gerektiği ileri sürüldü. (Şekil 1)

          Nature Neuroscience dergisinde yayımlanan bir makaleye göre, derin uyku safhası ile REM uykusunun, hafızanın değişik biçimleri üzerinde (şuurlu hafıza ve şuurdışı hafıza) tesirli olduğu görülmüştür. Bir öğrenme faaliyeti esnasında aktif halde bulunan sinir hücreleri, uyku esnasında tekrar aktifleşmektedir. Bu aktifleşmeyi başlatanın da Zif268 adı verilen bir gen olduğu sonraki araştırmalarda anlaşılmıştır. Büyük ihtimalle beyinde peptid birikimi bu genin akivitesiyle ortaya çıkmaktadır.

          Uyku ve yemek: Yemek vakitlerinin ve miktarının kontrolü beynimizce yapılmaktadır. Her gün saat 1230'da yemek yiyorsak, metabolizma, sistemi buna göre ayarlar. Yemek vakti gelmeden insülin ve glikogon gibi hormonların salınması ile sindirim enzimleri hazırlanır. Yemeği görünce önce norepinefrin salınarak iştah harekete geçirilir. Öğle yemeği kaldırılırsa ve buna 37 gün dayanılırsa beyin circadian ritmini değiştirir. Böylece saat 1230 olunca yemek ihtiyacı hissedilmez. Araştırmacılar açlık, doyma ve sindirimin beyinde başladığını ve yeme alışkanlığımızın düzenlenmesinde beynin önemli olduğunu ileri sürmüşlerdi. Nitekim ramazan ayında birkaç gün geçtikten sonra öğle yemeği aklımıza gelmez. Fakat iftardan önce iştahımız kabarır. (Şekil 1)

          Hangi vakitlerde yemeliyiz: İnsan vücudu saat 1100-1200 arası karbonhidratları maksimum olarak kullanır. Bundan dolayı ideal bir kahvaltının karbonhidratlı (tatlı ve unlular), akşam yemeğinin ise büyüme hormonunun etkisinden dolayı büyük ölçüde protein, tercihen sebzeler, baklagiller ve balıktan oluşması gerektiği ileri sürülmüştür. Vücut mekanizması, seçtiğimiz her şeyi günün her saatinde kabul etmeye hazır değildir. Dengeli beslenme, ne kadar yediğimize değil, günün hangi vaktinde yediğimize de bağlıdır. Bundan dolayı metabolizmaya göre yemek vakitleri tespit edilmelidir.

          Şahıstan şahısa değişse de ortalama olarak günün 8 saatini uykuda, 16 saatini uyanık geçiririz. Bebeklerde ve küçük çocuklarda bu ihtiyaç yüksek olduğu halde, ileri yaşlarda bu durum 4-5 saate kadar düşer. 16 saatlik uyanıklık dönemine besinlerin metabolizmasını kaç kez sığdırabiliriz?

          Yediğimiz gıdalardan karbonhidratlar bir saat sonra mideyi terk eder, altı saat sonra hücrede ilgili metabolizma başlar. Proteinler iki saat sonra terk eder, yedi saat sonra bunların hücredeki metabolizması başlar. Yağlar üç saat sonra mideyi terk eder ve sekiz saat sonra hücredeki metabolizmaları başlar. Üç öğünde sadece karbonhidrat yesek 18 saat, yağ yesek 24 saat, protein yesek 21 saat gibi bir zamana ihtiyacımız olacaktır. Uyku ile birleştirirsek, 24 saati geçen bir süreye ihtiyaç duyulacaktır. Araştırmalara göre bir öğünde alınan gıdanın hazmı, kanda bulunuşu, hücrelerde metabolizmaya girmesi için ortalama 7-8 saatin gerektiği, aksi takdirde sık yeme sonucu fazla kalori ve vücut salgılarının hazmı için gerekli salgıların artacağı, bunun da vücutta olumsuzluklara yol açacağı tespit edilmiştir. Sadece kahvaltı yapanların haftada 643 gram zayıfladığı, aşırı olmamak kaydıyla sabah-akşam yiyenlerin formlarını koruduğu ve sağlıklı oldukları görülmüştür.

          Araştırmacılar; vücudun, öğle sonrasına kadar karbonhidrat ihtiyacının olduğunu, bu yüzden kahvaltının karbonhidratça zengin olmasını, gece protein ihtiyacı arttığından da akşam yemeğinin proteinli yemeklerden seçilerek iki öğün yenmesini tavsiye etmektedir. Öğün sayısı azaltılırken miktar artırılmamalıdır. Efendimiz (sas)'in buyurduğu gibi: "Akşam yemeğinin terki ihtiyarlıktır." Yine Efendimiz (sas)'in başka hadislerinde buyurdukları gibi, midenin 1/3'ünü yemek, 1/3'ünü su ve 1/3'ünü de hava ile doldurarak sofradan kalkmak daha uygundur.

          Neticede ne yapmalı?
          Melatoninin yükselmesi, akşam kortizolun düşmesi, gece kalp atımlarının ve tansiyonun düşmesiyle, parasempatik aktivasyonun da artmasıyla, gece yarısı büyüme hormonu ve prolaktin salınır. Bundan dolayı, gecenin ilk yarısından biraz fazlası (saat 0200-0300'e kadar) uykuyla geçirilmelidir. Melatoninden faydalanmak; kortizolun yan tesirinden, kalb atışının ve adrenalin yüksekliğinden korunmak için 0200 ile 0400 saatleri arasında uyanık olunmalıdır. Sabah güneş ışınlarına yakalanmadan uyanılmalıdır. Vücut ısısının ve sempatik aktivasyonun arttığı, tansiyonun ve alkol metabolizmasının en üst seviyede olduğu öğleden önce (gün doğumu) ve öğleden sonra (saat 1500-1800 arasında) uyunmamalıdır. Fizikî aktivite azalmış ve yorgunluk artmışsa, saat 1200-1500 arasında uyunmalıdır.

          Tabii ki, böyle bir hayatı sürdürebilmek için gerekli olan eğitim, meslek, iş dünyasıyla ilgili düzenlemeler elimizde olmadığı gibi, çoğumuz gece geç vakitlere kadar televizyon seyredip, güneş doğduktan sonra öğleye kadar uyuyoruz. Böylelikle, günün bereketi ve verimi kaçmış oluyor.
          Dr. Arslan MAYDA / Sağlık - Ekim 2002

          Yorum yap

          Hazırlanıyor...
          X