Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Unutkanlık Yaşlanmanın Değil, Hastalığın Belirtisi ve

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Unutkanlık Yaşlanmanın Değil, Hastalığın Belirtisi ve






    Unutkanlık Yaşlanmanın Değil, Hastalığın Belirtisi

    Unutkanlık her yaştan insanın en sık yakınmasıdır ancak çoğunlukla bir hastalık belirtisi olarak görülmemektedir. Gençlere “bu yaşta unutkanlık olmaz” denirken, yaşlılara “unutması normal” gözüyle bakılır. Oysa unutkanlık altta yatan bir hastalığın belirtisi olarak düşünülmeli ve uzman bir hekim tarafından araştırılmalıdır.

    Unutkanlık kimi zaman depresyon, vitamin eksiklikleri, tiroid fonksiyon bozukluklarına bağlı olarak görülebilir ve uygun tedavi ile tam şifa sağlanır. Ancak unutkanlığın bunamanın ilk belirtisi olabileceği de bilinmelidir. Bunama (demans), orta-ileri yaşlarda başlayan, akli becerilerde ilerleyici kayıplara neden olan bir hastalıktır. Hastalık, zihinsel fonksiyonlar ve günlük yaşam aktivitesinde ilerleyici bozulma ve davranış problemleri ile tanımlanır. Alzheimer hastalığı, demansın en sık nedeni olmakla birlikte, bunamaya neden olabilen pek çok başka hastalık da vardır.

    Hastalık, doğası gereği ilerleyici özelliktedir. Şu anki mevcut tedavi seçeneklerimiz hastalığın ilerleme hızını duraklatma ile sınırlıdır. Güncel klinik araştırmalar yakın gelecekte çeşitli tedavi olanaklarının mümkün olabileceğini düşündürmektedir. Demans hastalığının seyrini başlangıç, orta ve ileri evreler olarak gruplandırabiliriz.

    Başlangıç evresindeki hastanın zihinsel fonksiyonlarında aksaklıklar mevcuttur. Zihinsel fonksiyonlarımız konuşma, anlama, iletişim, soyut düşünme, muhakeme gibi entelektüel becerilerimizdir. Demans hastası okuduğunu anlayamaz, konuşurken kelime bulmakta güçlük çeker, okuduğunu anlayamaz/yorumlayamaz. Basit unutkanlıklar olarak başlayan bu yeti kayıpları genellikle fark edilmez ya da yaşla ilişkili olağan değişiklikler olarak yorumlanır. Ne yazık ki bu evrede hekime başvuru çok azdır. Oysa erken teşhis, her hastalıkta olduğu gibi bunamada da tedavinin daha yüz güldürücü olmasını sağlamaktadır.

    Zihinsel işlevlerdeki aksaklıklar, günlük yaşamı etkilemeye başladığında sorunlar dikkat çekici hale gelir. Örneğin hasta telefonu nasıl kullanacağını bilemez, kişisel temizliliği/bakımını yapamaz, para hesabını yapamaz hale gelir! Günlük yaşam aktivitelerinin etkilenmeye başladığı orta evrede, hastalar temel gereksinimleri için bile yakınlarına bağımlı hale gelirler. Bu dönemde hasta çorbasını çatalla içmeye çalışır veya yemek yediğini unutarak tekrar ister.

    İleri evrede ise artık davranış problemleri başlar. Bu dönem, sosyal ve ahlak öğretilerine uygun olmayan davranışlar nedeniyle hasta yakınlarının en sıkıntılı olduğu evredir. Hasta tuvaletini nereye yapacağını bilemez, fiziksel veya sözlü tacizler de bulunabilir, saldırganlık gösterebilir. Zaman içinde hastalar yatağa bağımlı hale gelir.

    Demans 65 yaşının üstünde olan insanların yaklaşık %15´inde görülür. Hastalığın görülme sıklığı yaşla doğru orantılı olarak artmaktadır. 80’li yaşlarda her iki yaşlıdan birinde demans görülmektedir. Dünyada yaşlı nüfusun artmasıyla, demans görülme sıklığının artışının da katlanarak artacağı öngörülmektedir.

    Demans İçin Risk Faktörleri: ileri yaş, düşük eğitim düzeyi, kadın cinsiyeti, kafa travması öyküsü, orta yaşlarda başlayan şeker hastalığı ve kalp-damar hastalığı olarak sayılabilir.
    Bunama, hasta kadar yakınlarını da sosyal ve ekonomik olarak etkileyen bir hastalıktır.

    Demans İçin Uyarıcı 10 İşaret:

    1. Unutkanlık


    Randevularımızı, telefon numaralarını unuttuğumuz olmuştur ancak demans hastasında unutkanlık daha sıktır ve özellikle yakın geçmişe ait olaylar daha kolay unutulur, geçmiş döneme göre hafıza daha iyidir.

    2. Düzenli Görevleri Yapmada Güçlük

    Zaman zaman hepimiz zihinsel dağınıklık yaşarız ve yemeğe tuz koyup koymadığımızdan emin olmayız. Ancak demans hastası yapmayı iyi bildiği bir yemeği pişirirken içine koyması gereken ana maddeleri eklemeyi unutabilir.

    3. Konuşma / İletişim Problemleri

    Demans hastası kelime bulmakta güçlük çektiği için konuşmasının akıcılığı bozulmuştur. Kendisine söylenen uzun cümleleri anlayamaz.

    4. Yer ve Zamana Oryantasyonun da Bozulma

    Bazen ayın kaçı olduğunu unuttuğumuz olmuştur ancak bir demans hastası evinin yolunu bulmaz, evde odaların yerini karıştırabilir.

    5. Bozulmuş Yargılama

    Hasta, mevsimlere uygun giyinemez, bahar geldiğinde hale kışlık kalın kıyafetlerini giymeyi sürdürebilir.

    6. Soyut Düşüncede Problem

    Bir demans hastası masayı görünce tanıyabilir ancak masanın yemek yemek için kullanılacağını düşünemez.

    7. Eşyaların Yerlerini Karıştırma

    Anahtar ya da güneş gözlüğünüzü nereye koyduğunuzu hatırlayamadığınız zamanlar oluyordur. Bir demans hastası ise eşyaları uygunsuz yerlere koyabilir; ütüyü buzdolabına, makası fırına.

    8. Davranış ve Duygularda Değişiklikler

    Hepimiz zaman zaman üzgün oluruz. Demans hastasının duygularında dalgalanmalar dikkat çekicidir, nedensiz öfkelenme ya da ağlamalar sıktır.

    9. Kişilik Değişiklikleri

    Demans hastası şüphecidir, yersiz öfkelenmeleri olabilir.

    10. İnisitayif Kaybı

    Demans hastası oldukça pasif hale gelmiştir, karar vermekte zorlanır, desteklenmeye ihtiyacı vardır.

  • #2









    Alzheimer hastalığı, demans, dement, bunama



    Alzheimer hastalığı dementin en çok görülen alttürdür. Bunamanın % 70?ini Alzheimer, % 20?ini vaskuler demens (beyin damarlarındaki rahatsızlıklar nedeniyle ortaya çıkan demens) ve % 10?unuda diğer 55 tür oluşturur. Bu nedenle çoğunlukla demnes deyince akla Alzheimer gelmektedir. Alois Alzheimer 1906?da keşfetiği hastalığın belirtileini hanımı üzerinde görmüş ve ailesi ölünce beynini incelemiştir. Ailesinin beyninde taş gibi setleşmiş protein brikintileri (curuf, plak, Plaques) ve lifler (fibrinler) keşfetmiştir.


    Açıklama:
    Alzheimer hastalığı ilerleyen yaşlarda ortaya çıkan ve beyin fonksiyonlarını dumura uğratan bir durumdur. Hastanın davranışları, hafızası ve aklı çok yoğun olarak bu durumdan etkilenir. Demens bunama demektir ve bu durumdaki kişi düşünce karmaşası günlük yaptığı işleri yapamama, hafıza kayıbı, uyku rahatsızlıkları, takipedildiğini zannetme ve hatta hayatı ölümle sonuçlanabilir. Alzheimer ilerledikce daha çok görülür. 65 yaşı üzerindekilerde % 5, 80 yaşı üzerindekilerde ise % 20 oranındadır. Almanyada Alzheimer sayısı 800.000 civarındadır ve buda nüfusu % 1 demektir.

    Hastalığın sebepleri:
    Alzheimernın neden olduğu kesin olarak bilinmemekte ve bunun sebepleri konusunda bir çok hipotes ileri sürülmktedir. Bunların başında immün zafiyeti, tosik zehirlenmeler, genetik bozulma, enfeksiyon olduğuna dair görüşlerdir. Alzheimer ile kişide hafıza kayıbı ve şaksiyet kayıbı baş göstermektedir. Yapılan araştırmalarda beynin kenarında küremsi birikintiler (plaques) veya liflerin (fibriller) oluştuğu oluştuğu tesbitedilmiştir. Bu artık madde (plaques) yığılmasının beta-A4 proteini (42 aminoasitten oluşur) ve APP proteinin (amyloid percurcor protein) sebep olduğu 1987?de tesbitedilmiştir. Ayrıca genetik olarak kişi anne veya babadan alabilir, yani bozuk gen Alzheimer sebep olur. Buna ilavetten boksörlerde ve beyin yaralanması (trauma) geçirenlerde APP ve beta-A4 proteinlarının artığı görülmüştür. Beyindeki bu beta-A4 ve APP proteinlarına amiloidler denir. Amiloidler (Amyloidler) beyin hücreleri arasındaki haberleşmeyi önler ve beyin hücreleri yavaş yavaş ölür

    Asetilkolin nörotransmitter (haberci) dokulardaki bilgiyi (enfermasyon) veya başka sinirlerdeki bilgiyi taşıyan asetilkolin görevini yaptıktan sonra asetilkolin esteraz isimli enzim tarafından parçalanır. Bir sonraki bilgi aktarımı için yeniden asetilkolin üretmek gerekir. Bu ise Alzheimerlılarda yeterince üretilmemektedir. Doktorlar asetilkolini parçalayan asetilkolin esterazyi frenleyerek hastayı tedavi etmeyi düşünmektedirler. İkinci önemli nörostransmitter ise ( haberci) gulutamattır. Gulutamat sinir hücrelerinde % 70 oranında bulunur ve görevi öğrenme ve hafızadır. Alzheimer hastasında bu gulutamat çok aşırı şekilde salğılanır ve bu ise vsinir hücrelerinin tahrip olmasına sebep olur. Ortadoks tıpa göre gulutamat salgılaması frenlenirse sinir hücrelerinin ölümünün yavaşlıyacağı ve Alzheimer hastasının sağlık durumununu kötüleşmiyeceği yönündedir. (tedaviye bak)

    Alzeimer hastalığının belirtiler:
    1-) Kısa hafıza kayıdında bozukluklar
    2-) Düşünme zorluğu, konsentre olamama
    3-) Depresyon
    4-) Kararsızlık
    5-) Konuşma bozuluğu
    6-) Hayal görme
    7-) Şahsiyet bozuklukları
    8-) Yorgunluk
    Hastada önce kısa hafıza kayıbının zayıflaması, yani kişininbiraz önce yaptıklarının hatırlanmaması ilk belirtilerdir. Sonra düşünme ve konsentre olma kabiliyeti azalır, konuşma zorlukları ve hemen yorulma görülür. Sonra kişide davranış bozuklukları, hayal görme, korkma, depresyon, iç huzursuzluk ve agresif davranışlar gelir ve nihayet giyinme, yemegini yeme vede alış-veri yapma yeteneklerini kaybeder.

    Hastalığın teşhisi:
    Komputertomografi ile beynin küçüldüğü ve EEG ilede beyin fonksiyonlarının azaldığı tesbitedilebilmktedir. Meyindeki metabolik değişimlerin değiştiğide tesbitedilebilir, fakat bu belitiler. Bu belirtiler başka beyin hastalarındada olbilir. Bu bakımdan beyindeki değişimler bir ölçüde belirleyici etken olabilmektedir. En sağlıklı teşhis ise kişide görülen şahsiyet değişimleridir. Alzheimer hastası ilk zamanlar bilgileri hafızaya kaydedemezve ilerleyen safhalarda ise düşünememe, yön tayinedememe, kelimeleri bulamama, kelimeleri dğiştirememe ve hareketlerinde anormalikler görülür.


    Hastalığın tedavisi:
    Kimyasal ilaçlarla tedavi günümüzde mümkün değildir. Hstanın durumu erken teşhisedilirse, bazı tedbirlerin alınması gerekir ve bu tedbirlerin başında hastanın çevresinden kopmaması için ilgilenilmesi, şayet korku, depresyon ve uykurahatsızlıkları görülürse bunların tedaviedilmesi gerekir. Yeni üretilen bezı ilaçların merkez sinir sistemi veya asetilkolin vede gulutamat üzerinde etki yaptığı ve böylece hastanın durumu hafiflemektedir. Kimyasal ilaçların bazıları mide-bağırsak rahatsızlıklarından: bulantı ve kusma, uykurahatsızlıkları ve başağrısına sebep olmaktadır. Bazı ilaçlar ise şaşkınlık, başdönmesi, başağrısı, yorğunluk, bulantı ve hayalet görme (halusinasyon) gibi durumlar ortaya çıkmaktadır. Kolinesterazlı ilaçlardan Donezpil/Aricept, Rivatigmin/Exelon ve Galantam/Reminyl zamanla arıtıcı enzim olan CYP 450 Enziminin karaciğer tarafından salğılanmasını önler. Buda karaciğerin vücuttaki zehirleri arıtamaması demektir, yani zehirler vücutta yoğunlaşır. Böylece ilaçlarla tedavi olacağız derken dah büyük belalar hastanın başına gelir.

    Öncelikle uzman bir doktora gidilmelidir, ayrıca doğal ilaçalardan Gökçek Tonik, Gökçek İksiri,çörekotu yağı veya ZYEimmün sistemini güçlendirici ve vücudu arıtıcı olarak kulanılabilir. Gökçek İksirihücreleri korurur ve beyindeki protein artıklarını temizler ve haberleşmeyi yeniden normale dönüştürmede yardımcı olabilir.. Ayrıca ginkgo preparatlarıda beyindeki kan dolaşımına olumlu etkileri vardır, fakat hem noninin hemde ginkgonun o kadar sahtesi türemiştirki hangisinin etkili olacağını tesbit edemezsiniz. Örneğin ginseng Almayada yüzlerce firma tarafından üretülmekte ve satılmaktadır, fakat sadece 2 ürün yeterli etki maddesi içermektedir.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.

    Yorum yap


    • #3
      Unutkanlık nedeninizi bir dakikada öğrenin!

      Günlük yaşamın koşuşturması içinde önemsenmeyip, tedavisi geciktirilen unutkanlık, bunama hastalığına ya da depresyona işaret ediyor olabilir.

      Memorial Hizmet Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uz. Psikolog Sevda Sevimli Yurtseven, unutkanlık nedenleri, tedavi yöntemleri ve nöropsikolojik testler hakkında bilgi verdi.

      Depresyonla birlikte unutkanlık ortaya çıkabilir

      Depresyon, derin bir üzüntü hali içinde olup, sıkıntı, ağlamalar, uyku bozukluğu, fiziksel durgunluk, hiçbir şeyden zevk alamama, unutkanlık, konsantrasyon güçlüğü gibi belirtilerden oluşan bir tablodur. Depresyondaki kişi; kendi hayatı, gelecek, diğer kişiler ve olaylar ile ilgili olumsuz kavramları zihninde geliştirmeye yatkındır. Bir olaydan genelleme yaparak her şeyin olumsuz ve kötü gittiğine dair çıkarımlarda bulunabilir. Depresyonla beraber; iş performansında düşme, algılama sorunları, eşyaların yerini unutma, yeni bilgileri daha önceki performansından düşük şekilde öğrenebilme ve odaklanamama gibi sorunlar sıklıkla görülmektedir.

      Bunama ileri yaşlarda daha sık görülüyor

      Yaşlı bir kişinin unutkanlıkla ilgili şikayetleri varsa, çevre tarafından oldukça normal karşılanabilir. Normal yaşlılık unutkanlığında kişi, günlük yaşamında tümüyle bağımsızdır. Kendi işlerini halledip, planlama yapabilmektedir. Ancak çağımızın hastalığı olan bunama(demans), yaşam süresinin uzamasıyla beraber insanı tehdit eder duruma gelmiştir. Özellikle “Alzehimer Tipi Demans” yaşlılık öncesi ve yaşlılıkta en çok görülen bunama nedenidir. Bu hastalığın başlangıç döneminde tanı koymak oldukça güç olduğundan, gerçek sıklığı saptamak çok mümkün görünmemektedir. Genel olarak 65 yaşın üstündeki nüfusta %2-4 arasında görülür ve 75 yaş üstü sıklık artmaktadır. Hafif demanslı kişilerde işte ve ev dışında bağımsızlık bozulmaya başlamaktadır. Orta demanslılardabağımlılık artar, kişi yaşamı ve kendi bakımında sorunlar yaşar. Ağır demanslı hastalarda ise sürekli bakım gerekir ve kişi tümüyle çevresine bağımlı hale gelmiştir.

      Hastanın günlük yaşantısını olumsuz etkiliyor

      Hafif evredeki demanslı hasta çalışıyorsa işinde verimliliğini yitirir. Yakın geçmişe ait olayların hatırlanmasında güçlük çekme, aynı soruların tekrarlanması ve kelime bulma güçlükleri hastanın yakınlarının dikkatini çeken başlıca özellikler arasında yer almaktadır. Hasta kendi bildiği mekanları dolaşabilse de, yabancı mekanlarda kaybolabilir. Yeni telefon numaralarını öğrenememe, yemek yaparken malzemeleri unutma ve uyku kalitesinde bozulma görülmektedir. Bu bozukluklarla beraber depresyon da tabloya eşlik edebilir.

      Unutkanlığınızın nedeni Depresyon mu? Bunama mı?

      Unutkanlıkla ilgili durumlarda nöropsikolojik değerlendirme, nörolojide yardımcı muayene yöntemlerinden biridir. Bu muayene beyin-davranış ilişkisi temeline oturan nöropsikolojik testlerle gerçekleştirilmektedir. Alzheimer hastalığının erken dönemlerinde beynin hareket ve duyu sistemleri dışında kalan bölgeler de etkilenmektedir. Beyin bölgelerinin aracılık ettiği mental işlevleri değerlendiren ve bunlardaki bozulmaları gösteren nöropsikolojik testlerdir. Klinik olarak özellikle ayırt edilmesi zor olan depresyon ve bunamanın ayırt edici tanısında nöropsikoloji yardımcı olmaktadır. Bu tip testlerle; hastanın basit dikkat, dikkati sürdürme, bellek, soyutlama, planlama, görsel mekansal algı ve yapılandırma özelliklerine bakılıp unutkanlığın neye bağlı olduğuna dair fikir oluşturulabilmektedir.


      Yorum yap


      • #4
        Her Unutkanlık Bunama Mıdır?



        Unutkanlık, kişinin etkinliklerinde kısıtlılığa yol açan ve beynimizin en önemli işlevlerinden biri olan bellek bozukluğu sonucu ortaya çıkan bir sorundur. Özellikle yaşlılarda bunama hastalığının ilk bulgusu olabileceğinden dolayı ciddiye alınması gerekir. Yaşlanma ile kişilerde ılımlı bir unutkanlık olabilir. "Yaşla-ilintili unutkanlık" ismi verilen bu durum ilerlemediği sürece herhangi bir hastalığa yol açmaz. Buna karşın bu tip hastaların periyodik olarak takip altında olması gereklidir çünkü bu unutkanlık, eğer ilerleme gösteriyorsa, ciddi hastalıkların habercisi olabilir.
        Daha gençlerde görülen unutkanlığın altında ise sıklıkla psikiyatrik sorunlar yatar. Örneğin günümüz şehir ve çalışma hayatının getirdiği stres, depresyon, gerginlik beyin işlevlerinden dikkat toparlama ve yöneltmeyi bozarak unutkanlık yapar. Buna karşın bazı vitamin eksiklikleri, guatr hastalıkları, beyin tümörleri, beyin damarındaki tıkanmalar, beyin kanamaları, MS ve daha bir çok hastalık da kendisini unutkanlıkla gösterir. Sonuç olarak devam eden bir unutkanlık tıbbi olarak araştırılmayı hak eden bir bulgudur.

        Hafif Kognitif Bozukluk-Bunama Öncesi DurumYaşlılardaki unutkanlık hafif olmaktan çıkıp daha aşikar duruma geldiğinde ise "hafif kognitif bozukluk-HKB" adı verilen tablo ortaya çıkar. Bu durum artık bir hastalık olarak ele alınmalıdır çünkü bu durum birçok bunamanın erken dönemini teşkil ettiğinden önem verilmesi ve araştırılması gereken bir durumdur. Bu durumda yıllık demans dönüşüm oranı %10'dur; yani 10 HKB hastasından 1 tanesi ertesi yıl bunama hastası olur. Süre arttıkça bu oran da artmaktadır. Bu durumun ortaya konması için ayrıntılı bellek ve diğer beyin işlevlerini değerlendiren "nöropsikolojik testler" yapılmalıdır.

        Yaşlılıktaki hangi unutkanlık durumlarında endişelenilmelidir?*** Yaşlılıktaki her türlü unutkanlık bir nörolog, psikiyatrist veya geriatristin görmesi ve takip etmesi gereken bir durumdur.Unutkanlığı giderek artan, unutkanlık dışında yol bulamama, aritmetik yapamama, içe kapanma, canlı hayaller görme gibi ilave bulguları olan, ailesinde Alzheimer hastası olan, felç geçiren, ciddi kaza geçiren kişilerde unutkanlık daha ciddiye alınmalıdır. Bilinen bir nörolojik hastalığı olan (örneğin beyin damar hastalığı, MS, epilepsi gibi) veya diğer tıbbi hastalıkları olan (örneğin şeker hastalığı, kalp krizi, herhangi bir kanser gibi ) kişilerdeki unutkanlığın altında mevcut hastalıklar yatabildiğinden daha titiz bir inceleme gerekir.
        Unutkanlık nasıl değerlendirilir?İlk olarak hekim, kişinin şikayetlerini dinler, tüm tıbbi hikayesini edinir ve ardından da hastayı iyi bilen bir yakını ile konuştuktan sonra unutkanlığın günlük yaşamdaki etkisini saptar. Hastayı en iyi bilen yakın, her zaman aileden birisi olmak zorunda değildir. Bazı durumlarda bu kişi, bir komşu, evdeki bakıcı kadın, mahalledeki bakkal gibi başka birisi olabilir.Bunun ardından "nöropsikolojik testler" adı verilen ve kişi ile yüz yüze ona sorular sorma, çizimler yaptırma ve bazıları bilgisayar başında tuşlara basma şeklinde yaptırılan bir takım testler ile unutkanlığın tipi ve şiddeti ölçülür. Bu testlerin ardından hekim gerekli görürse laboratuar ve diğer tetkikleri isteyebilir (Tomografi, EEG, lomber ponksiyon, SPECT,PET, kan-idrar tetkikleri vs.) Bu tetkiklerden MR incelemesi özellikle nadir rastlanan ama unutkanlığa yol açabilecek diğer nedenleri dışlamada oldukça etkindir. Bazı durumlarda basit vitamin eksiklikleri (B12 ve folik asit) ya da guatr hastalıkları da unutkanlık yapabileceğinden bunlara yönelik kan testleri de yapılmalıdır. Bütün tetkikler ile birlikte hekim bir klinik yargıya vararak tanıya ulaşır.MR çekimi yaklaşık 20-30 dakika sürer ve hastanın çekim sırasında hiç hareket etmemesi gerekir. Kapalı yer korkusu olan kişilere sıklıkla MR çekilemez. Devamlı hareket eden veya klostrofobisi olan hastalara MR yerine bir diğer inceleme olan bilgisayarlı tomografi yapılabilir. Bu daha kısa süren ve daha ferah bir şekilde yapılan bir yöntem olmasına karşın MR kadar detaylı bilgi sağlamaz.

        Alzheimer Hastalığı ve UnutkanlıkAlzheimer hastalığı bunama yapan hastalıklar içinde en sık izlenen bozukluktur. İlk bulgusu UNUTKANLIKTIR. Zaman içinde bu unutkanlığa yön bulamama, giyinememe, idrar tutamama, muhakeme yapamama ve çeşitli davranış bozuklukları eklenir.Bu hastalık yeni bir hastalık olmasa da hastaların sayısı giderek artmaktadır. Bu hastalık için en önemli risk faktörünün "yaşlanma-ileri yaş" olmasından ileri gelmektedir. Günümüzde tüm dünyada (özellikle gelişmiş ülkelerde ve refah toplumlarında) en hızlı artan yaş grubunu 65 yaş ve üstü kişiler oluşturmaktadır. Alzheimer hastalığının görülme sıklığı yaş ile artmaktadır (65 yaş üstü 100 kişiden 8'inde Alzheimer hastalığı görülmektedir). Yaşlanma kaçınılmazdır. Günümüzde Türkiye'de 230 bin civarında Alzheimer hastası olduğu düşünülmektedir ve bu sayı ileride maalesef artacaktır. Çünkü Türkiye'de 2000 yılında 65 yaş üstü nüfus 5 yıl içinde yaklaşık ikiye katlanarak 4 milyon düzeyine yaklaşmıştır. Genç nüfusun giderek yaşlanacağı bir ülke olarak Türkiye'de 30-40 yıl sonra bu hastalığın en önemli sağlık sorunu olacağını söylemek münecimlik olmayacaktır. Mevcut tedavilerin erken dönemde etkili olmasından dolayı ve çeşitli koruyucu tedbirleri almak amacıyla hastalıkta ERKEN TANI hatta TANI ÖNCESİ DEĞERLENDİRME büyük öneme haizdir.

        Hastalık Neden Olmaktadır?Alzheimer hastalığı henüz nedeni tam aydınlatılamayan şekilde beyin hücrelerinin programlanandan daha erken ölmesi nedeniyle olmaktadır (yaşla beraber her kişide beyin hücre ölümü olmaktadır ama Alzheimer hastalığında bu süreç çok hızlı ve erken olmaktadır). Hücre ölümüyle birlikte beyin yavaş büzüşmeye başlar ve küçülür (bkz şekil 1) Alzheimer hastalığı bulaşıcı bir hastalık değildir, bir kanser hastalığı değildir. Çok nadir (yaklaşık 100 hastanın 5'inde) olmakla birlikte ırsi formları mevcuttu ama bunlara nadir rastlanmaktadır.
        Hastalık için en önemli risk faktörleri :
        • Yaş (değiştirilemez faktör)
        • Geçmişte depresyon (değiştirilebilir faktör)
        • Damar hastalıkları (Kalp krizi, tansiyon yüksekliği, kolestrol yüksekliği...) değiştirilebilir faktörler
        • Geçmişte ciddi kafa yaralanmaları
        • Düşük eğitim düzeyi

        Korunmak için ne yapmalıyız?
        • Genel sağlımıza dikkat etmeliyiz.
        • Sağlıklı yaşlanmalıyız.
        • Tansiyon yüksekliği, kolestrol yüksekliği gibi kalp hastalığı riskleri bunama için de risk faktörü olduğundan kontrol altına aldırmalıyız.
        • Zihinsel aktivite yapmalıyız. Bulmaca, sudoku çözmeli, kitap okumalıyız.
        • Düzenli yürüyüş yapmalıyız ve vücudumuzu zinde tutmalıyız.
        • Düzenli beslenmeliyiz. Katı yağlar yerine sıvı yağlar tüketmeliyiz, daha çok yeşil sebzeli yiyecekler yemeliyiz.
        • Özellikle depresyon gibi psikiyatrik hastalıklar varsa tedavi olmalıyız.
        • Aşırı alkol tüketmemeliyiz. Günde 1 kadeh kırmızı şarabın kalp ve damar hastalıklarına iyi geldiği prensibiyle bu miktarın üstünde alkol almamalıyız ve tercihan kırmızı şarap içmeliyiz.
        • Sigara içmemeliyiz.
        • Unutkanlık olduğunda "yaşlılıktandır" demeyip bir hekime başvurmalıyız.

        Yorum yap


        • #5
          Kaç Trilyon Hücremiz Var?.. Rakamlarla İnsan Hücreleri..
          Kaç Trilyon Hücremiz Var?.. Rakamlarla İnsan Hücreleri.. Mumsema Rakamlarla insan hücreleri Sadece rakamlar ve birimler olarak ifade edildiğinde bile insanın ne kadar muhteşem bir sanat eseri olduğunu görmek mümkün. İşte insan hücrele-riyle ilgili şaşırtıcı rakamlar.
          Bir insandaki toplam hücre sayısı 100 trilyon
          Bir insandaki farklı hücre çeşitleri 210 kadar
          Her saniye ölen hücre sayısı yaklaşık 50 milyon
          Her saniye yeni yaratılan hücre sayısı yaklaşık 50 milyon
          Toplam alyuvar sayısı (eritrosit) 25 trilyon
          Toplam akyuvar sayısı (lökosit) 25–100 milyar arası
          Toplam sinir hücresi sayısı 30 milyar (Bir sinekte 100 bin, fare beyninde ise 10 milyon sinir hücresi vardır)
          Beyin kabuğundaki (korteks) sinir hücresi sayısı 10 milyar
          Beyincik korteksindeki hücre sayısı 10 milyar
          Bütün sinir hücrelerinin toplam sinaps sayısı 100 trilyon
          Normal hâlde günlük ölen sinir hücresi sayısı 50.000–100.000
          Bir hatırlama sürecinde faal olan beyin hücresi sayısı 10 milyon–100 milyon
          Mide asiti üreten hücre sayısı (erkekte) yaklaşık 1 milyar (kadında) yaklaşık 820 milyon
          En küçük hücre olan spermlerin boyu 3–5 µm
          Beyindeki glia hücrelerinin boyu 5 µm
          En büyük hücre olan yumurta hücresinin çapı 100–120µm
          Bir karaciğer hücresinin ortalama büyüklüğü 30–50µm
          Bir alyuvarın çapı 7 µm
          Bir böbrek hücresinin çekirdeğinin çapı 6,2 µm
          Metafazda dizilmiş kromosomların toplam genişliği 4,5 µm
          Omurilikteki ganglion hücresinin çekirdeğinin çapı 1,2 µm
          Bir mitokondrinin çapı 0,5–1,2 µm
          Bir lizosomun (parçalayıcı enzim taşıyan organel) çapı 0,2–0,5 µm
          Bir mikrovilli (barsak hücresindeki çıkıntılar) kalınlığı takriben 100 nm
          Bir ribosomun çapı 12–20 nm
          Hücre zarının toplam kalınlığı 8,0 nm
          Hücre zarındaki bir bağlantı bölgesinin (nexus) çapı 3,0 nm
          DNA çift spiral zincirinin çapı 2,0 nm
          Bir aminoasit molekülünün boyu 0,8–1,1 nm
          Bir atomun çapı 0,1–0,5 nm
          Anüs örtü epitel hücresinin ömrü 4,3 gün
          Üst deri (epidermis) hücresinin ömrü 19,2 gün
          Kalınbarsak örtü epiteli hücresinin ömrü 10 gün
          İncebarsak mukoza hücresinin ömrü 1,4 gün
          Sonbarsak (rektum) mukoza hücresinin ömrü 6,2 gün
          İdrar torbası (mesane) epiteli hücresinin ömrü 66,5 gün
          Dudak epidermis hücresinin ömrü 14,7 gün
          Ayak tabanı epidermis hücresinin ömrü 19,1 gün
          Nefes borusunu (trake) döşeyen epitel hücresi ömrü 47,6 gün
          Akciğer alveol hücresi ömrü 8,1 gün
          Midenin giriş bölgesini (cardia) döşeyen epitel hücresi ömrü 9,1 gün
          Midenin çıkış bölgesini (pylorus) döşeyen epitel hücresi ömrü 1,8–1,9 gün
          Kulak içini döşeyen epitel hücresi ömrü 34,5 gün
          Alyuvarların ömrü 120 gün
          Nötrofil akyuvarın ömrü 4–5 gün
          Eosinofil akyuvarın ömrü 10 gün
          Lenfositlerin ömrü 5 günden senelerce
          Monosit akyuvarın ömrü aylarca
          Karaciğer hücresinin ömrü 222 gün
          Böbrek epiteli hücresinin ömrü 286 gün
          Tiroid epiteli hücresinin ömrü 287 gün
          Kemik hücresinin ömrü 25–30 yıl
          Sinir hücresinin ömrü ömür boyu çalışırlar
          Bölünerek sayılarını artıramayan hücreler yumurta hücresi, beyin ve sinir hücreleri, kıl soğancığı hücresi, ter bezi hücreler
          Not: 1 µm (mikrometre)= 1/1.000 (10–3) mm
          1 nm (nanometre) = 1/1000µm= 1/1.000.000 (10–6) mm

          Yorum yap


          • #6
            BEYIN HÜCRELERI NEKADAR YAŞAR
            İnsanoğlu ana rahmine düşünce, embriyon halinde iken, hücreleri bölünerek çoğalmaya baslar. İleride vücudun hangi parçasının bir hücresi olacaklarını bilirler. Yani bir kısmı kas hücresi olarak gelişirken bir diğeri göz, sinir, vb. hücresi olmak üzere çoğalır. Sinir sistemimizdeki nöron hücreleri ise anne karnında oluşumlarının son safhasına ulaşırlar, tüm yaşam boyunca ulaşabilecekleri en çok sayı olan bu miktarda da kalırlar. Beynimizin milyarlarca hücresinin bu safhada oluşabilmesi için dakikada 2,5 milyon nöron meydana gelir. Beyin hücreleri oluştuktan sonra ölünceye kadar sayı olarak artmazlar. Aslında vücudumuzda sonradan çoğalmayan başka hücreler de vardır. Ama boyut olarak büyüyebilirler. Eğer vücudu geliştirmek için halter çalışılırsa, kaslar büyür ama bu yeni kas hücrelerinin oluşması demek değildir. Mevcut hücrelerin boyutları büyümüştür. Çalışma bırakıldığında bu kaslar tekrar pörsüyebilirler. Bir insan doğduğunda beyni 350 gram ağırlığındadır. Bir yaşında 1000 grama, gelişme tamamlanınca da nihai ağırlığına ulaşır. Beyin hücreleri daha anne karnında iken son şekillerini aldıklarına göre bu artış miktarı nereden geliyor diye sorulabilir. Burada da kas örneğinde olduğu gibi hücrelerin çoğalması değil büyümeleri söz konusudur.
            20 yaşına gelince beyin hücrelerinde eksilme başlar. Her gün yaklaşık 50 bin tanesi ölür. Bu sayı 60 yaşlarında günde 100 bin hücreyi bulur. 75 yaşına geldiğimizde tüm nöronların yüzde 10′unu kaybetmiş oluruz. Tabii bu doğduğumuz ana oranla zekamızın yüzde 10 azaldığı anlamına gelmez. İnsan hayatında iyi beslenme, tecrübe ve öğrenme gibi faktörler geriye kalannöronların kapasitelerinin daha da gelişmelerini sağlarlar. Yani beyin ne kadar çok kullanılırsa o kadar iyi durumda olur. Beynin oksijen tüketimi sabittir. Beyinde oksijenle birlikte sadece glikoz kullanılır ve bunların beyinde yedeği yoktur. Bu demektir ki, sinir hücrelerinin yaşaması her an için kan dolaşımının getireceği miktara bağlıdır. Oksijensizliğinve kanda glikoz azalmasının yol açtığı kötü ve onarılmaz sonuçlar hatta beynin bazı bölümlerinin ölmesi bununla açıklanabilir. Beyindeki bu kan akımı vücudun diğer kısımlarına oranla bağımsızdır. Kalpten çıkan kanın yaklaşık beşte biriburaya gider. Vücut ağırlığımızın yalnızca yüzde 2′sini oluşturan beynimiz, toplam enerji üretimimizin yüzde 20′sini tüketir. Bu enerjiyi kanın taşıdığı oksijen ve glikozdan alır. Kanımızdaki glikoz (kan şekeri) seviyesi düşerse önce acıkır vehuzursuz oluruz. Seviye daha da alçalırsa beyin faaliyetini azaltır, biz de yarı baygın hale geliriz. Oksijen daha da hayati bir önem taşır. Oksijensiz kalan beyin hücreleri en fazla 5 dakika içinde ölürler. Beynin bir bölümünde kan dolaşımıduracak olursa, o bölgede hayatiyet sona erer. Spor yaparken kalp daha hızlı çalışır, daha fazla kan pompalar. Bu durumdabeyne daha çok kan gitmesi, dolayısıyla beynin daha iyi çalışması gerekmez mi? Hayır. Beyne giden kan miktarı hep aynıdır. Ortalama bir kalp dakikada yaklaşık 5 litre kanı vücudun her tarafına pompalar. Bunun 750 mililitresi beyne giderken 600 mililitresi de bacakların diz altındaki kısımlarına gider. Spor yaparken kalbin pompaladığı miktar 17 litreye kadar çıkar. Bunun 14.000 mililitresi bacaklara giderken beyne giden miktar yine aynı, yani 750 mililitredir.

            Yorum yap


            • #7
              b-cemil Nickli öğeden Alıntı
              Ben Cemil Beykoz'da oturuyorum, mesane tümörü nedeniyle ibrahim beyi kardeşim bulmuş onun zoru ile ibrahim beye gitti. Aslında ben bitkisel tedaviye pek inanmıyordum, şimdiye kadar. İbarhim beyin verdiği iksir, jel, zerdeçal forte, enginar forte, kolloidal gümüş ve iki çay mesane çayı ve kist çayı verdi. Ben bu ürünleri kullanmaya başlayınca önce çok çok korktum, çünkü idrarımdan beyaz beyaz belteler gelmeye başaldı ve hafif kanama oldu. İbrahim beyin yanına gittim. Mesanedeki mantarlar ve enfeksiyon dökülüyor, daha ne istiyorsun içeride kalsa dahamı iyi olacaktı dedi. Yapacak bir şey yoktu, amaliya olmak istemediğimden 2-3 ay denemek istedim. 6 hafta sonra elimde ki titremler geçti ne söyleyim çok çok şaşırdım, unutkanlık ve yorgunlukta geçti. Ben şimdi 65 yaşındayım ama kendimi çok çok iyi hissetmeye başladım. Doktora gittim muayene oldum tümör küçülmüş, bir şeymi deniyorsun dedi. Bende Gökçek beyden anlatım, iyi geliyor devam edin dedi, doktorum sağolsun beni rahatlattı. İbrahim beye minnettarım kendisine saygılarımı sunarım.
              Evet Cemil beyi ikna etmek beni hayli yormuştu, ama değdi. Maşallah çok kısa sürede Parkinson, unutkanlık gibi rahatsızlıkların yok olması ve tümörün küçülmesi çok çok sevindirici bir olay sabredip 2 ay kadar bu ürünleri kullanmaya devam ederseniz. Hiçbir rahatsızlık kalmaz inş. Çünkü bir beyninde tavuk yumurtası kadar tümör olan şahsı bile tedavi ettik hamd olsun
              Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

              Yorum yap


              • #8

                Yorum yap


                • #9



                  Yorum yap


                  • #10

                    Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                    Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                    Yorum yap

                    Hazırlanıyor...
                    X