Duyuru
Collapse
No announcement yet.
Madde Bağımlığı, Esrar Beyni Çürütür, Beyin Fonksiyonları Azalır, Kokain Aptallaştırır
Collapse
X
-
Madde bağımlılığı tedavisi
Bağımlılık madde kullanımı sorunu içinde önemli bir kavramdır. “Uyuşturucu” madde tanımında bile bağımlılık kavramı kullanılır. Bunlar “bağımlılık” yapıcı maddelerdir. Bu nedenle bağımlılığın çok iyi bilinmesi ve anlaşılması gerekir.
Bağımlılık bir sendromdur. Psikiyatrik bozuklukların sınıflandırılmasına ilişkin DSM IV adlı kitaba göre bağımlılığın çeşitli ölçütleri vardır. Buna göre aşağıda yer alanlardan sadece üçü bağımlılık tanısı koymak için yeterlidir.
- Tolerans gelişmesi (kullanılan madde miktarının aynı etkiyi sağlamak amacıyla giderek artırılması)
- Madde kesildiğinde ya da azaltıldığında fiziksel veya ruhsal yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması
- Madde kullanımını denetlemek ya da bırakmak için yapılan ama boşa çıkan sürekli çabalar
- Maddeyi sağlamak, kullanmak ya da bırakmak için büyük zaman harcama
- Madde kullanımı nedeni ile sosyal, mesleki ve kişisel etkinliklerin azalır ya da tamamen bırakılması
- Maddenin tasarlandığından daha uzun ve yüksek miktarlarda alınması
- Fiziksel ya da ruhsal sorunların ortaya çıkmasına ya da artmasına rağmen madde kullanımının sürdürülmesi
Bağımlılığı tehlikeli kullanımdan ayırmak gerekir. Tehlikeli kullanım, madde kullanımının kişinin kendine, hayatına ve çevresine zarar vermesidir. Bunlar içinde çeşitli zararlar sayılabilir. Madde kullanımına bağlı olarak kişi işine gitmez, okula devam etmez, işinde başarısızlıklar ortaya çıkar, ailesini ve çocuklarını ihmal eder ya da bedeninde fiziksel bozulmalar olur. Madde kullanımı nedeni ile tartışma, kavga gibi yineleyen kişilerarası ve toplumsal sorunlar, madde taşımak ve bulundurmak ya da madde etkisi ile gelişen davranış bozuklukları dolayısıyla yasal sorunlar ortaya çıkabilir.
Bağımlılık bir süreç içinde gelişir. Kişi önce maddeyi dener. Ardından düzenli kullanmaya başlar. Onunda kişide bağımlılık gelişir. Bu nedenle her madde kullanan kişiyi bağımlı olarak adlandırmak yanlış olacaktır.
Bağımlıların büyük çoğunluğu kontrol edebileceği inancı ile madde kullanmaya başlar. Hiçbir zaman bağımlı olabileceğini düşünmez. Amaç ara sıra kullanmaktır. Ancak sonuçta kişi bağımlı hale gelir. Çünkü, bağımlılık madde kullanımının kaçınılmaz sonucudur. Kişi bağımlı olduğunun farkına varamaz.
Hayatta her nesne bağımlılığa yol açabilir. İnsan herhangi bir maddeye bağımlı hale gelebilir. Herşeyin bağımlılık riski vardır. Ancak bazı maddelerin bağımlılık potansiyeli daha yüksektir. İşte bu bağımlılık potansiyeli yüksek olan maddelere insanlar daha kolay ve sık olarak bağımlı olmaktadır.
Kişi madde kullanmaya başladıktan ne kadar sonra bağımlılık gelişeceğine ilişkin yeterli veri elimizde yoktur. Bağımlılık gelişme riski kullanılan madde cinsine, maddenin saflığına, kullanılan kişinin fiziksel ve ruhsal yapısına göre değişir.
İnsan bir kez bağımlı oldu mu artık bir daha tam olarak bu bağımlılıktan kurtulamaz. Ancak bu demek değildir ki, bağımlılık düzelmez. Bağımlılık düzelir ancak iyileşmez. Kişi madde kullanmadığı sürece iyidir. Bir sorunu yoktur. Ancak madde kullandığı andan itibaren bağımlılık sorunu derhal canlanır ve her şey yeniden başlar. Örneğin alkol bağımlıları düzeldikten sonra her zaman arada sırada bir içmenin hayali ile yaşarlar. Ancak bu hayalin gerçekleşmesi mümkün değildir. Çünkü, bir kez alkol aldıktan sonra kısa bir süre içinde gene bütün gün içmeye başlarlar.
Bağımlılığı şeker hastalığı gibi düşünebiliriz. Şeker hastalığında da kişi eğer şeker kullanmaz ve diyetine dikkat ederse, rahat yaşar ve hastalık onun için bir sorun olmaz. Ancak ne zaman şeker yer ise hastalık canlanır ve o kişi için ciddi bir sorun yaşanmaya başlar.
Bağımlılık uzun zaman ruhsal ve fiziksel bağımlılık olarak ikiye ayrılmıştır. Fiziksel bağımlılık; maddenin varlığına karşı duyulan fizyolojik bir istektir. Beden uyuşturucu maddeye karşı bir adaptasyon geliştirir. Madde alınmadığı zaman, ortaya bazı belirtiler çıkar. Çünkü, bedenin bulduğu fizyolojik adaptasyon bozulmuştur. Kendini yeni duruma göre ayarlamak zorundadır. İşte bu dönemde belirtiler gözlenir. Ruhsal bağımlılık, alışkanlık, itiyat gibi diğer bazı terimler ile de açıklanır. Kişinin duygusal ya da kişilik yapısı gereği, gereksinimlerini tatmin etme, gidermek amacı ile o maddeye düşkünlüğü biçiminde tanımlanabilir, ruhsal bağımlılık. Ruhsal bağımlılıkta madde alındığında doyum, rahatlama ve haz meydana gelir. Ancak günümüzde bu iki tanım birbirinden ayrılmamaktır. Çünkü, kişide hem ruhsal, hem de fiziksel bağımlılık aynı anda görülebilir. Pratikte de bunun bir yararı yoktur. Fiziksel bağımlılık kısa bir süre içinde sonlanabilir. Ancak asıl sorun ruhsal bağımlılığın sonlandırılmasıdır. Bu daha uzun bir süreç ve çaba gerektiren bir durumdur.
-
Madde Bağımlılığı Nedir?Eroin, esrar, kokain, alkol, amfetamin, tiner, bally vb. gibi uyuşturucu maddelerin sık kullanımına bağlı olarak gelişen patolojik durumdur. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından dört ana özellik ile tanımlanmıştır:- Maddeyi elde etmeye ve kullanmaya yönelik yoğun arzu ve ihtiyaç.
- Kullanılan dozu arttırma eğilimi.
- Maddenin fiziksel ve psikolojik etkilerine karşı yoğun hassasiyet ve bu etkileri arayış.
- Maddenin kişinin hayatındaki en önemli şey haline gelmesi.
DSM-IV madde bağımlılığını üç aşama ile tanımlar:- Madde ile meşguliyet/ beklenti
- Yoğun kullanım
- Yoksunluk
Bu aşamalar çerçevesinde, öncelikle kişi maddenin fiziksel ve psikolojik etkilerini yeniden yaşamak amacıyla, kendi isteği ile maddeyi alır ve kullanır. Sosyal ortamlarda da maddeyi kullanmak ya da madde kullanan kişilerle arkadaş olmak kullanımı arttırır. Sonraki aşamada kişi madde kullanmadığında ortaya çıkan yoksunluk belirtilerini yaşamamak için madde kullanmaya başlar ve son aşamada artan tolerans dolayısıyla daha iyi hissedebilmek için değil, normal hayatına devam edebilmek için madde kullanmak zorunda kalır.Sıklıkla kullanılan, bağımlılık yapan maddeler ve vücuda etkileriEsrar: Kısa vadede keyif hissettirir ve odaklanmayı arttırır. Uzun vadede hafıza sorunlarına, solunum ve kalp problemlerine, problem çözmede aksaklıklara, bilişsel yeteneklerde azalmaya, paranoya ve gerçeklik kaybına neden olabilir.Eroin: Keyif ve uyuşukluk hissettirir; ağrının hissedilmesini engeller. Solunumu baskılar, kabızlığa ve kilo kaybına neden olur. Yüksek dozda eroin kana karıştığında kalp krizi ve bilinç kaybına, hatta ölüme (“altın vuruş”) neden olabilir.Kokain: Enerjik ve keyifli hissettirir; vücut sıcaklığını, kan basıncını ve kalp atış ritmini arttırır. Kullananların kalp krizi, solunum yetmezliği, kan damarlarının daralması ve felç geçirme olasılıkları vardır. Uzun vadede kilo kaybı, depresyon ve paranoyaya yol açabilir. Nadir durumlarda, ilk kullanımda ölüm meydana gelebilir.Halusinojenler: Ortalama 12 saat süren, “trip” adı verilen beklenmedik psikolojik tepkilere neden olur. Yüksek dozlarda alındığında sanrılara, varsanılara ve bilinç kaybına yol açabilir. Vücut sıcaklığını, kalp atış hızını, kan basıncını arttırır; iştahı azaltır.Ecstasy: Düşük dozda alındığında duyusal algıda artış, duygusal rahatlık ve artan fiziksel enerji hissettirir. Bulantı, titreme, kas krampları, bulanık görmeye de neden olabilir. Vücut sıcaklığı dengesinin bozulmasına ve bu sebeple nadir de olsa ölüme sebep olabilir.Uçucu Maddeler (tiner, bally vb.): Düşük miktarda alındığında duyu kaybına ve hatta bilinç kaybına neden olur. Duyma yetisinin kaybına, akciğer spazmına, merkezi sinir sisteminde sorunlara yol açabilir. Çok yüksek dozda alındığında madde akciğerdeki oksijen ile yer değiştirerek kişinin boğularak ölmesine neden olabilir.Ergenlerin madde kullanmasına neden olan risk faktörleri nelerdir?Bireysel Faktörler:- Dürtüleri kontrol edememe
- İsyankarlık, kuralları sıklıkla ihlal etme
- Farklı yaşam tarzlarına duyulan merak
- Engellenme ve reddedilmeye karşı yoğun hassasiyet
- Akademik ve sosyal başarısızlık
- Depresyon ve kaygı bozuklukları
- Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (ADHD)
Ailesel Faktörler:
- Ailede ve/veya yakın çevrede alkol ya da uyuşturucu kullanan kişilerin olması
- Ailede travma (boşanma, bir aile bireyinin ölümü, taciz, tecavüz…)
- Aile bireyleri arasında çatışmalar
- Aile içi dayanışma ve iletişimin olmaması
- Yetersiz ebeveyn takibi
- Tutarsız ya da katı cezalandırmanın varlığı
Sosyal Nedenler:
- Madde kullanımını onaylayan arkadaş çevresi
- Kişinin ilgi ve yeteneklerini ortaya koyabileceği sosyal olanakların yetersizliği
- Madde kullanımını engelleyen yasal düzenlemelerin eksik oluşu.
Ergenlerde madde kullanımının erken belirtileri nelerdir?- İçe kapanma
- Özbakımın azalması ve/veya farklılaşması
- Okulu ya da işi aksatmaya başlaması
- Dalgın, düşünceli görünme
- Aşırı tedirginlik hali ve artan gizlilik
- Eski arkadaş grubundan uzaklaşıp yeni ve farklı sosyal çevrelere girme
- Farklı düşünce ve inançlar benimseme
- Arkadaşları ile kodlu bir dil kullanma
- Aşırı neşe ve saldırgan tutumlar arasında gidip gelen davranışlar gösterme
- Daha fazla para harcama, borç isteme
- Evdeki değerli eşyaların kaybolması
- Odasında dumanı ya da kimyasal kokuları gizlemek için yoğun biçimde oda parfümü, tütsü vb. kullanma
- Yeme alışkanlığının değişmesi; kilo kaybı
Çocuğunuzun madde kullandığını öğrendiğinizde ne yapabilirsiniz?Onunla Konuşun!Plan yapın. Durum hakkındaki gerçekleri gözden geçirin. Paniğe kapılmayın. Öfke ve hayal kırıklığı gibi olumsuz duygulara kapılmamaya çalışın çünkü bu duygular çocuğunuzun ters tepki vermesine neden olabilir. Düşüncelerinizi net bir şekilde organize etmeye çalışın.Gerçeklerden bahsedin. Konuşmaya sakin bir şekilde, çocuğunuza ne kadar değer verdiğinizi ifade ederek başlayın. Madde kullandığını nasıl öğrendiğinize dair gerçeklerden, hayatındaki değişikliklerden duyduğunuz kaygıdan bahsedin.Dinleyin. Konuşmanızı bitirdiğinizde çocuğunuza neler düşündüğünü sorun. Onu dinleyin ve ne söylediğini anlamaya çalışın.Tartışın. Kuşkusuz bu, en zor kısımdır. Paylaştığınız bilgileri ortak bir zeminde değerlendirmeye çalışın. Öfkenizi kontrol edin. Duruma sakin ve tutarlı bir şekilde yaklaşın ve çocuğunuzun bakış açısından değerlendirme yapmaya çalışın.Kurallar Koyun. Çocuğunuzun madde kullanmasına razı olmayacağınızı sakin bir şekilde belirtin ve hayatında madde kullanmamanın yanında, yapması ve yapmaması gerekenleri sıralayın.İyi davranışları ödüllendirin. Çocuğunuza davranışlarından kendisinin sorumlu olduğunu bildirin. İyi davranışlarının iyi, kötü davranışlarının da kötü sonuçlar doğuracağını belirtin. İyi yaptığı bir şeyi örneklemeyi de unutmayın.Engelleri aşın. Çocuğunuz öfkeyle kalkar ve odayı terk etmeye çalışırsa şaşırmayın ve ortamı sakinleştirerek konuşmayı yeniden başlatın. Çocuğunuzun olası “Herkes yapıyor.”, “Bu seni ilgilendirmez.” gibi sözlerine karşılık, sakin bir şekilde, hiçbir mazeretin madde kullanmak için geçerli sebep olmadığını belirtin.Konuşmaya devam edin. Sonraki konuşma tarihinizi belirleyin. Çocuğunuzla konuşmak devamlı bir süreçtir. Fakat aynı konuşmaları defalarca yaptığınız halde anlaşılamadığınızı düşünürseniz bir profesyonelden yardım alın.Bağımlılık tedavisi nedir?Öncelikle bağımlı bireylerin madde arayış ve kullanımını durdurmalarını hedefler. Bağımlılık, yeniden başlama riskinin çok yüksek olduğu bir hastalık olduğu için, tedavi farklı ortamlarda, farklı şekiller ve sürelerde gerçekleşebilir. Kısa süreli ya da tek seferlik bir tedavi genellikle yeterli değildir. Pek çok kişi için bağımlılık uzun süreli takip ve tedavi gerektiren bir süreçtir.Bağımlılık tedavisinde bilinmesi gerekenler- Madde bağımlılığı ya da kötüye kullanımı sorunu olanların çoğu madde kullanmaya 18 yaşın altındayken başlar ve tedavi görmedikleri takdirde eroin ve kokain gibi maddeleri 5-10, esrar ve alkol gibi maddeleri 20-30 yıl arası kullanabilirler.
- Bağımlılık tedavisinde nüksetme olasılığı çok yüksektir. Tedavinin birkaç kez tekrarlanması gerekebilir.
- Kişinin madde kullandığı ortamlara geri dönmesi, öfkesini kontrol edememesi, sağlıklı sosyal çevreden uzak kalması nüksetme habercileri olabilir.
- Tedaviden sonraki ilk üç ay nüksetme oranının en yüksek olduğu zamanlardır. Tedavi ve takibin bu süre zarfında sürdürülmesi gerekir.
Madde bağımlılığını önlemek için neler yapılabilir?Madde bağımlılığı, Türkiye bir kavşak ülke olduğu için gittikçe artan bir tehlikedir ve bu mücadelede ailelere büyük görev düşmektedir. Aileler öncelikle çocuklarıyla konuşmalı, onları uyuşturucu maddeler ve bu maddelerin zararları konusunda bilgilendirmelidirler. Uyuşturucu maddelerle ilgili konuşmanın çocukları özendireceğine dair kanı tamamen yanlıştır. Esasında, çocuğun internet, televizyon gibi kanallar aracılığıyla edinmiş olduğu üstünkörü bilgi, ailesinin bilgilendirmesi ile netleşir ve pekişir. Ailenin bilgilendirirken aynı zamanda çocuğunu dinlemesi ve onun fikirlerini anlamaya çalışması gerekir. Zira, ancak dikkatli dinleme neticesinde çocuğun bilgilerindeki eksikler ortaya çıkacaktır. Bu konuşma-dinleme pratiği hem çocuğun dışarıda gittikçe büyüyen madde kullanımı ile ilgili bilinçlenmesini sağlayacak, hem de aile içi bağları kuvvetlendirecektir. Ailenin rol-model olması, çocuğun kimlik gelişimi ve gelecekteki davranış kalıplarını belirlemesi açısından çok önemlidir. Ailenin yanı sıra okullarda ve medyada da madde bağımlılığının yıkıcı tablosunun yer alması, pek çok bireyin ve aile açısından olumlu sonuçlar doğurabilir.Kaynaklar:Kalyoncu, A. (2010-baskıda). Plastik Düşler. Kapital Yayınevi, İstanbul.Ogel, K. (2002). Türkiye’de Madde Bağımlılığı. Türkiye İş Bankası Yayınları, İstanbul.http://www.nida.nih.govhttp://www.drugabuse.govhttp://www.theantidrug.comHazırlayan:Yeşim Keskinİstanbul Bilgi Üniversitesi Yüksek Lisans Klinik ProgramıYorum yap
-
BAĞIMLILIK
Bağımlılık bir sendromdur.Bağımlılığın çeşitli ölçütleri vardır. Buna göre aşağıda yer alanlardan sadece üçü bağımlılık tanısı koymak için yeterlidir.
Madde kesildiğinde ya da azaltıldığında yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması. Madde kullanımını denetlemek ya da bırakmak için yapılan ama boşa çıkan sürekli çabalar.Maddeyi sağlamak, kullanmak ya da bırakmak için büyük zaman harcamak.Madde kullanımı nedeni ile sosyal, mesleki ve kişisel etkinliklerin azalması ya da tamamen bırakılması.Maddenin tasarlandığından daha uzun ve yüksek miktarlarda alınması.Fiziksel ya da ruhsal sorunların ortaya çıkmasına ya da artmasına rağmen madde kullanımını sürdürmek.
Bağımlılığı tehlikeli kullanımdan ayırmak gerekir. Tehlikeli kullanım, madde kullanımının kişinin kendine, hayatına ve çevresine zarar vermesidir. Madde kullanımına bağlı olarak kişi işine gitmez, okula devam etmez, işinde başarısızlıklar ortaya çıkar, ailesini ve çocuklarını ihmal eder, bedeninde fiziksel bozulmalar olur. Madde kullanımı nedeni ile tartışma, kavga gibi yineleyen kişilerarası ve toplumsal sorunlar, madde taşımak ve bulundurmak ya da madde etkisi ile gelişen davranış bozuklukları dolayısıyla yasal sorunlar yaşanabilinir.
Bağımlılığı şeker hastalığı gibi düşünebiliriz…
Şeker hastalığında da kişi eğer şeker kullanmaz ve diyetine dikkat ederse, rahat yaşar ve hastalık onun için bir sorun olmaz. Ancak ne zaman şeker yer ise hastalık canlanır ve o kişi için ciddi bir sorun yaşanmaya başlar.
Ruhsal ve fiziksel bağımlılık
Bağımlılık uzun zaman ruhsal ve fiziksel bağımlılık olarak ikiye ayrılmıştır: Fiziksel bağımlılık; maddenin varlığına karşı duyulan fizyolojik bir istektir. Beden uyuşturucu maddeye karşı bir adaptasyon geliştirir. Madde alınmadığı zaman, ortaya bazı belirtiler çıkar. Çünkü, bedenin bulduğu fizyolojik adaptasyon bozulmuştur. Kendini yeni duruma göre ayarlamak zorundadır. İşte bu dönemde belirtiler gözlenir.
Ruhsal bağımlılık, alışkanlık, itiyat gibi diğer bazı terimler ile de açıklanır. Kişinin duygusal ya da kişilik yapısı gereği, gereksinimlerini tatmin etme, gidermek amacı ile o maddeye düşkünlüğü biçiminde tanımlanabilir, ruhsal bağımlılık. Ruhsal bağımlılıkta madde alındığında doyum, rahatlama ve haz meydana gelir. Ancak günümüzde bu iki tanım birbirinden ayrılmamaktır. Çünkü, kişide hem ruhsal, hem de fiziksel bağımlılık aynı anda görülebilir. Pratikte de bunun bir yararı yoktur. Fiziksel bağımlılık kısa bir süre içinde sonlanabilir. Ancak asıl sorun ruhsal bağımlılığın sonlandırılmasıdır. Bu daha uzun bir süreç ve çaba gerektiren bir durumdur.
Bağımlılık yapan maddelerin psikolojik etkileri çok yoğundur. Bu nedenle bir kez kullanım bile sorun yaratabilir. Örneğin kokain bir kez kullanıldıktan ve etkisi geçtikten sonra 15-16 saat süre ile istenmeyen ruhsal etkilere neden olur. Katkı maddeleri ile fazla karıştırılmamış eroin, ilk kullanımdan sonra bile bağımlılık yapabilir. Bu nedenle bu maddelerin bir kez kullanılması bile sakıncalı yaratır ve bağımlılık riski vardır.
Bağımlılık Yapan Maddeler
Alkol ,Sigara ,Esrar ,Uçucu Maddeler ,Eroin ,Morfin ,Ketamin ,Meskalin (kaktüs) ,Metamfetamin ,Steroidler ,Kokain ,Ecstasy ,Rohypnol (Roche) ,LSD,GHB ,Ice ,Crack ,Fensiklidin (PCP) ,Ritalin ,Mantar (Psylocibin)
UYARICI ve UYUŞTURUCU MADDE BAĞIMLILIĞI
Nedir bu uyuşturucu maddeler ve bağımlılığı?
Tıp dilinde uyuşturucu madde bağımlılığı "Kişinin tabii veya sentetik yolla elde edilen bir maddeyi iradesi dışında almak zorunda kalışı" veya "kendini psişik ve bazen ilave olarak fizyolojik belirtiler gösteren ve alınan maddeye karşı arzu veya açlık oluşmasından ötürü o maddenin kişi tarafından devamlı ya da periyodik olarak kullanılmasıyla ortaya çıkan durum" olarak tarif edilmektedir. Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) uyuşturucu bağımlılığında bilhassa şu özellikleri tespit etmişti.İrade ve mantık ile önlenemeyen uyuşturucu kullanma isteği.Uyuşturucu maddenin giderek artan dozda kullanılmasının engellenememesi.Kişinin uyuşturucuya fiziki ve ruhi olmak üzere tam bağımlılığı, Bağımlının şahsiyetinin tamamen çöküşü, bedenen ve ruhen meydana gelen ve hayatına mal olabilen tahribat.
Gerek İlaç Gerekse Uyuşturucu Bağımlılığının Yayılmasındaki Etken Faktörler
Toplum içinde tıbbın ve ilaçların bütün sorunları çözümlediği hakkında geniş ve yaygın bir yanlış inanışın olması ve çoğu zaman bu nedenle sıkıntılardan ve korkulardan kurtulmak ve beğenmediği çevreden geçici bir süre uzaklaşmak için kişilerin ilaç alma eğiliminin doğması,Uyuşturucu maddelerin gelip geçici olarak keyif, ferahlık ve mutluluk vermesi,Gençlerin, çevrenin ve geleneklerin baskısını kırma, onlardan bağımsız olduğunu gösterme isteği. Bu tür gençler, giyiniş, zevk ve davranış yönünden farklı olan bir alt grup oluşturarak diğer gençler içinde özendirici olmaları.
Uyuşturucu Madde Alışkanlığının Genelde Dört Özelliği Sahip Olduğu Görülür.
1. insan beynini uyuşturması ve iradeyi dumana uğratması, yeni uyuşturuculuk vasfı,
2. Hangi şart altında olursa olsun uyuşturucu maddeyi veya ilacı kullanmayı sürdürmekte önüne geçilmez. Bir arzu ve ihtiyacın duyulması.
3. Zamanla kullanım miktarının artırılması lüzumu.
4. İlacın tesirine karşı Psikolojik veya Fizyolojik bir ihtiyacın duyulması. Yani bağımlılığın oluşması.
Gelişen teknolojiye paralel olarak gittikçe bağımlılık yapıcı uyuşturucu maddelerin adetleri artmaktadır. Bunların her birisinin insana olan etkisi ve bu etkiden ortaya çıkan zararlar bazı farklılıklar göstermiş olmakla beraber, bir genelleştirme yaparak ortalama bir şekilde yapmış oldukları zararları şöyle sıralayabiliriz:
1. Müptelanın yanlış olarak alacağı miktarı hesaplamaması üzerine ölüme, kollaps ve koma ortaya çıkabilir.
2. Kişi birkaç defa uyuşturucuyu aldıktan sonra hemencecik alışkanlık husule gelir. Maddeye karşı gittikçe bağımlılığı (fizyolojik ve psikolojik anlamlarda ve toleransı (aynı etkiyi elde etmek için gittikçe artan miktar) artar. Bu durumda maddeyi elde etmek için müptelanın dünyada feda etmeyeceği hiçbir şey söz konusu değildir.
3. Beyin dokusunun kimyası, fizyolojisi değişmiş olduğu içindir ki, ruhsal elementlerin, fonksiyonların teker teker her birisi normal dışı bir şekilde çalışmaya başlarlar. Böylece algılama, zeka, bellek, düşünce, muhakeme, bilinç, irade, iç görü, duygulanım, kişilik, konuşma, otokritik tutum, davranış bozuklukları, çarpıklıkları, kusurları ortaya çıkar ve müptela kişi bunlarla, düşük bir düzeyden ait olduğu toplum içerisinde yaşamını sürdürüp, uyumunu (adaptasyonunu) sağlamaya çalışır. Sonuç itibariyle, dejenere olur, bunar gider. Amacını yitirip, rollerini kaybeder. Suç işlemeye karşı büyük bir eğilim göstermeye başlar.
Uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin türüne göre etkileri ve bağımlılık yaratan miktarı farklı olmakla birlikte bu tür maddelerin hepsi de doğrudan bağımlılık sağlar ve doğrudan doğruya kişinin bilinç alanını etkiler.
Bilinç üzerine etkileri sıra ile şöyledir:
Bilinç Alanının Daralması: Düşüncelerin bağlanmasında güçlük, dikkat yöneltilmesinde yetersizlik.
Bilinç Alanındaki Şaşkınlık: Kişi sis perdesi varmış gibi dış dünyadan ayrılır.
Bilinç Alanının Bulutlanması: Bilincin açıklığı kaybolmuştur. Kişi şaşkın, donuk, duygusuz ve ağır durumdadır.
Bilinç Bulanıklığı: Kişinin kendisi ve çevresi ile ilgili uyumu bozulmuştur. Durgun ve donuk olabildikleri gibi taşkınlıkta gösterebilir.
Alacakaranlık Durumu: Rüyayı andıran bilinç bulanıklığıdır.
Koma Öncesi: Bilinç kaybının başladığı dönemdir. Hasta en çok şiddetli bedensel uyarılara cevap verir.
Koma: Uyarılara cevap alınmaz. Gözler birbirinden ayrı olarak istem dışı hareket edebilir.
Ölüm: Göz bebeklerin küçülüp, iğne başı gibi olması geri dönülemez duruma gelindiğini gösterir. Sonuç ölümdür.
Bilinen uyuşturucu madde çeşitlerinden bazıları şunlardır: afyon (opiom), esrar, kokain, amfetaminler, L.S.D. v.b.
UYUŞTURUCU MADDELERİN TEDAVİSİ
Tıbbi merkezlere tedavi için başvuran veya resmen sevk edilen müptelalık vakalara ayaktan değil, fakat mutlaka yatırılarak tedavi altına alınmalıdır. Tıbbi tedavinin esasları vakanın özelliğine göre ele alınır ve yürütülür. Vücutta uyuşturucu maddenin yerini tutacak ilaç cinsinden maddeler (metadon gibi) son zamanlarda geliştirilmiştir. Yattığı sürece, psikoterapadik bir yanaşma yapılarak, uğraş tedavilerine, grup tedavilerine ve diğer rehabilitasyon çabalarına sokularak ekip çalışmaları sonucunda, taburcu edildikten sonra toplumda ve ailesi içerisinde yekinen izleyerek topluma tekrar kazandırılmaya çalışılır. Bütün bunlar en iyi şekilde yapılmış olsa bile vakanın nüks etmesi olasılığı büyüktür. Yani, çoğu zaman kişi tekrar uyuşturucu maddeyi almaya, kanına sokmaya, bedenini ve ruhunu parçalamaya devam eder.
BAĞIMLILIK
Bağımlılık bir sendromdur.Bağımlılığın çeşitli ölçütleri vardır. Buna göre aşağıda yer alanlardan sadece üçü bağımlılık tanısı koymak için yeterlidir.
Madde kesildiğinde ya da azaltıldığında yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması. Madde kullanımını denetlemek ya da bırakmak için yapılan ama boşa çıkan sürekli çabalar.Maddeyi sağlamak, kullanmak ya da bırakmak için büyük zaman harcamak.Madde kullanımı nedeni ile sosyal, mesleki ve kişisel etkinliklerin azalması ya da tamamen bırakılması.Maddenin tasarlandığından daha uzun ve yüksek miktarlarda alınması.Fiziksel ya da ruhsal sorunların ortaya çıkmasına ya da artmasına rağmen madde kullanımını sürdürmek.
Bağımlılığı tehlikeli kullanımdan ayırmak gerekir. Tehlikeli kullanım, madde kullanımının kişinin kendine, hayatına ve çevresine zarar vermesidir. Madde kullanımına bağlı olarak kişi işine gitmez, okula devam etmez, işinde başarısızlıklar ortaya çıkar, ailesini ve çocuklarını ihmal eder, bedeninde fiziksel bozulmalar olur. Madde kullanımı nedeni ile tartışma, kavga gibi yineleyen kişilerarası ve toplumsal sorunlar, madde taşımak ve bulundurmak ya da madde etkisi ile gelişen davranış bozuklukları dolayısıyla yasal sorunlar yaşanabilinir.
Bağımlılığı şeker hastalığı gibi düşünebiliriz…
Şeker hastalığında da kişi eğer şeker kullanmaz ve diyetine dikkat ederse, rahat yaşar ve hastalık onun için bir sorun olmaz. Ancak ne zaman şeker yer ise hastalık canlanır ve o kişi için ciddi bir sorun yaşanmaya başlar.
Ruhsal ve fiziksel bağımlılık
Bağımlılık uzun zaman ruhsal ve fiziksel bağımlılık olarak ikiye ayrılmıştır: Fiziksel bağımlılık; maddenin varlığına karşı duyulan fizyolojik bir istektir. Beden uyuşturucu maddeye karşı bir adaptasyon geliştirir. Madde alınmadığı zaman, ortaya bazı belirtiler çıkar. Çünkü, bedenin bulduğu fizyolojik adaptasyon bozulmuştur. Kendini yeni duruma göre ayarlamak zorundadır. İşte bu dönemde belirtiler gözlenir.
Ruhsal bağımlılık, alışkanlık, itiyat gibi diğer bazı terimler ile de açıklanır. Kişinin duygusal ya da kişilik yapısı gereği, gereksinimlerini tatmin etme, gidermek amacı ile o maddeye düşkünlüğü biçiminde tanımlanabilir, ruhsal bağımlılık. Ruhsal bağımlılıkta madde alındığında doyum, rahatlama ve haz meydana gelir. Ancak günümüzde bu iki tanım birbirinden ayrılmamaktır. Çünkü, kişide hem ruhsal, hem de fiziksel bağımlılık aynı anda görülebilir. Pratikte de bunun bir yararı yoktur. Fiziksel bağımlılık kısa bir süre içinde sonlanabilir. Ancak asıl sorun ruhsal bağımlılığın sonlandırılmasıdır. Bu daha uzun bir süreç ve çaba gerektiren bir durumdur.
Bağımlılık yapan maddelerin psikolojik etkileri çok yoğundur. Bu nedenle bir kez kullanım bile sorun yaratabilir. Örneğin kokain bir kez kullanıldıktan ve etkisi geçtikten sonra 15-16 saat süre ile istenmeyen ruhsal etkilere neden olur. Katkı maddeleri ile fazla karıştırılmamış eroin, ilk kullanımdan sonra bile bağımlılık yapabilir. Bu nedenle bu maddelerin bir kez kullanılması bile sakıncalı yaratır ve bağımlılık riski vardır.
Bağımlılık Yapan Maddeler
Alkol ,Sigara ,Esrar ,Uçucu Maddeler ,Eroin ,Morfin ,Ketamin ,Meskalin (kaktüs) ,Metamfetamin ,Steroidler ,Kokain ,Ecstasy ,Rohypnol (Roche) ,LSD,GHB ,Ice ,Crack ,Fensiklidin (PCP) ,Ritalin ,Mantar (Psylocibin)
UYARICI ve UYUŞTURUCU MADDE BAĞIMLILIĞI
Nedir bu uyuşturucu maddeler ve bağımlılığı?
Tıp dilinde uyuşturucu madde bağımlılığı "Kişinin tabii veya sentetik yolla elde edilen bir maddeyi iradesi dışında almak zorunda kalışı" veya "kendini psişik ve bazen ilave olarak fizyolojik belirtiler gösteren ve alınan maddeye karşı arzu veya açlık oluşmasından ötürü o maddenin kişi tarafından devamlı ya da periyodik olarak kullanılmasıyla ortaya çıkan durum" olarak tarif edilmektedir. Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) uyuşturucu bağımlılığında bilhassa şu özellikleri tespit etmişti.İrade ve mantık ile önlenemeyen uyuşturucu kullanma isteği.Uyuşturucu maddenin giderek artan dozda kullanılmasının engellenememesi.Kişinin uyuşturucuya fiziki ve ruhi olmak üzere tam bağımlılığı, Bağımlının şahsiyetinin tamamen çöküşü, bedenen ve ruhen meydana gelen ve hayatına mal olabilen tahribat.
Gerek İlaç Gerekse Uyuşturucu Bağımlılığının Yayılmasındaki Etken Faktörler
Toplum içinde tıbbın ve ilaçların bütün sorunları çözümlediği hakkında geniş ve yaygın bir yanlış inanışın olması ve çoğu zaman bu nedenle sıkıntılardan ve korkulardan kurtulmak ve beğenmediği çevreden geçici bir süre uzaklaşmak için kişilerin ilaç alma eğiliminin doğması,Uyuşturucu maddelerin gelip geçici olarak keyif, ferahlık ve mutluluk vermesi,Gençlerin, çevrenin ve geleneklerin baskısını kırma, onlardan bağımsız olduğunu gösterme isteği. Bu tür gençler, giyiniş, zevk ve davranış yönünden farklı olan bir alt grup oluşturarak diğer gençler içinde özendirici olmaları.
Uyuşturucu Madde Alışkanlığının Genelde Dört Özelliği Sahip Olduğu Görülür.
1. insan beynini uyuşturması ve iradeyi dumana uğratması, yeni uyuşturuculuk vasfı,
2. Hangi şart altında olursa olsun uyuşturucu maddeyi veya ilacı kullanmayı sürdürmekte önüne geçilmez. Bir arzu ve ihtiyacın duyulması.
3. Zamanla kullanım miktarının artırılması lüzumu.
4. İlacın tesirine karşı Psikolojik veya Fizyolojik bir ihtiyacın duyulması. Yani bağımlılığın oluşması.
Gelişen teknolojiye paralel olarak gittikçe bağımlılık yapıcı uyuşturucu maddelerin adetleri artmaktadır. Bunların her birisinin insana olan etkisi ve bu etkiden ortaya çıkan zararlar bazı farklılıklar göstermiş olmakla beraber, bir genelleştirme yaparak ortalama bir şekilde yapmış oldukları zararları şöyle sıralayabiliriz:
1. Müptelanın yanlış olarak alacağı miktarı hesaplamaması üzerine ölüme, kollaps ve koma ortaya çıkabilir.
2. Kişi birkaç defa uyuşturucuyu aldıktan sonra hemencecik alışkanlık husule gelir. Maddeye karşı gittikçe bağımlılığı (fizyolojik ve psikolojik anlamlarda ve toleransı (aynı etkiyi elde etmek için gittikçe artan miktar) artar. Bu durumda maddeyi elde etmek için müptelanın dünyada feda etmeyeceği hiçbir şey söz konusu değildir.
3. Beyin dokusunun kimyası, fizyolojisi değişmiş olduğu içindir ki, ruhsal elementlerin, fonksiyonların teker teker her birisi normal dışı bir şekilde çalışmaya başlarlar. Böylece algılama, zeka, bellek, düşünce, muhakeme, bilinç, irade, iç görü, duygulanım, kişilik, konuşma, otokritik tutum, davranış bozuklukları, çarpıklıkları, kusurları ortaya çıkar ve müptela kişi bunlarla, düşük bir düzeyden ait olduğu toplum içerisinde yaşamını sürdürüp, uyumunu (adaptasyonunu) sağlamaya çalışır. Sonuç itibariyle, dejenere olur, bunar gider. Amacını yitirip, rollerini kaybeder. Suç işlemeye karşı büyük bir eğilim göstermeye başlar.
Uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin türüne göre etkileri ve bağımlılık yaratan miktarı farklı olmakla birlikte bu tür maddelerin hepsi de doğrudan bağımlılık sağlar ve doğrudan doğruya kişinin bilinç alanını etkiler.
Bilinç üzerine etkileri sıra ile şöyledir:
Bilinç Alanının Daralması: Düşüncelerin bağlanmasında güçlük, dikkat yöneltilmesinde yetersizlik.
Bilinç Alanındaki Şaşkınlık: Kişi sis perdesi varmış gibi dış dünyadan ayrılır.
Bilinç Alanının Bulutlanması: Bilincin açıklığı kaybolmuştur. Kişi şaşkın, donuk, duygusuz ve ağır durumdadır.
Bilinç Bulanıklığı: Kişinin kendisi ve çevresi ile ilgili uyumu bozulmuştur. Durgun ve donuk olabildikleri gibi taşkınlıkta gösterebilir.
Alacakaranlık Durumu: Rüyayı andıran bilinç bulanıklığıdır.
Koma Öncesi: Bilinç kaybının başladığı dönemdir. Hasta en çok şiddetli bedensel uyarılara cevap verir.
Koma: Uyarılara cevap alınmaz. Gözler birbirinden ayrı olarak istem dışı hareket edebilir.
Ölüm: Göz bebeklerin küçülüp, iğne başı gibi olması geri dönülemez duruma gelindiğini gösterir. Sonuç ölümdür.
Bilinen uyuşturucu madde çeşitlerinden bazıları şunlardır: afyon (opiom), esrar, kokain, amfetaminler, L.S.D. v.b.
UYUŞTURUCU MADDELERİN TEDAVİSİ
Tıbbi merkezlere tedavi için başvuran veya resmen sevk edilen müptelalık vakalara ayaktan değil, fakat mutlaka yatırılarak tedavi altına alınmalıdır. Tıbbi tedavinin esasları vakanın özelliğine göre ele alınır ve yürütülür. Vücutta uyuşturucu maddenin yerini tutacak ilaç cinsinden maddeler (metadon gibi) son zamanlarda geliştirilmiştir. Yattığı sürece, psikoterapadik bir yanaşma yapılarak, uğraş tedavilerine, grup tedavilerine ve diğer rehabilitasyon çabalarına sokularak ekip çalışmaları sonucunda, taburcu edildikten sonra toplumda ve ailesi içerisinde yekinen izleyerek topluma tekrar kazandırılmaya çalışılır. Bütün bunlar en iyi şekilde yapılmış olsa bile vakanın nüks etmesi olasılığı büyüktür. Yani, çoğu zaman kişi tekrar uyuşturucu maddeyi almaya, kanına sokmaya, bedenini ve ruhunu parçalamaya devam eder.
ESRAR
Kimyasal Özellikleri ve Elde Ediliş Biçimi
Tüm dünyada yaygın olarak kullanılan bir madde olan esrar “haşiş” olarak da bilinir. Esrar, Hint keneviri bitkisinin yapraklarının kurutulup bastırılması suretiyle hazırlanan ve aktif maddesini bu kısımlardan salgılanan reçine içindeki kannabinoidlerin oluşturduğu bir maddedir. Kannabinoidlerin içinde esrarda en fazla bulunan ve esrarın farmakolojik etkilerinden sorumlu olan etkin ana madde THC/tetrahidrokannabinol’dür.
Hint keneviri bitkisinin yüksek oranda THC içeren kısımları gölgede kurutulur, daha sonra ufalanıp elenir. Bu eleme sonucu elde edilen ince toz halindeki maddeye “toz esrar”, bu dozun ısıtılıp kalıplaştırılmasıyla elde edilen plaka şeklindeki haline de “plaka esrar” denir. En ince toz ipek elekten geçirilince altta kalan esrar birinci kalite esrardır. Buna esrar piyasasında "Gubar" ismi verilir. Eleğin üstünde kalanlar tekrar elenir ve orta derecede kaliteli esrar elde edilir. Buna da "Marihuana" denir. Bunlardan sonra en altta kalan üçüncü kısım kalitesizdir ve buna da "Paspal" ismi verilir. Bu arada, “haşiş” (hint keneveri/cannabis indica) ile “Afyon haşhaşı” (papaver Somniferum L) birbirine karıştırılmamalıdır. Bu iki bitki aynı familyadan olmakla birlikte, birbirlerinden farklı bitkilerdir. Afyon haşhaşından üretilen ya da afyon türevleri olan maddeler eroin, morfin, kodein, afyon gibi maddeler iken, haşişten esrar, ganja gibi maddeler elde edilir. İşleniş biçimlerine göre farklılıklar gösteren bu maddeler arasında marihuana, Guba, ve Ganja isimleri sayılabilir. Esrar kullanımı genellikle “gateway” - (geçiş/giriş kapısı) olarak bilinir ve kişinin daha güçlü maddeleri kullanmaya devam edip etmeyeceğinin büyük bir belirleyicisidir. A.B.D’de gençlerle yapılan bir çalışmada esrar kullananların %73’nün daha sonra kokain, %33’nün eroin kullandığı görülmüştür (Özden,1982).
Görünüşü ve Kullanış Biçimleri
Ham esrar kendine has kokusu olan, sarı ile yeşilimtırak renkte bir tozdur. Zamanla kahverengine dönüşebilir. Plaka veya çubuklar halinde piyasada satılır. Bunun için baskı aletleri (pres) kullanılabilir. levha ya da çubuk biçimine getirildikten sonra daha çok tütüne karıştırılarak sigara gibi içilir. Ayrıca çiğnenerek ve bal, yağ gibi çeşitli yiyecek ve içeceklere karıştırılarak kullanılır.
Fiziksel ve Psikolojik Etkileri
İnsanda ağız yoluyla THC maddesinin etkili olduğu doz 50-200mg/kg; sigara ile içildiğinde 25-50mg/kg’dır. Alındıktan 30 dk. sonra etkisini gösterir. Sigara ile içilen esrarın etkisi 2-4 saat; sindirim yoluyla alındığında bu etki 5-12 saat, düşük etkili marihuana etkisi ise 3 saatten uzun sürmez. Nabız hızında artış görülür. Gözlerin kızarması, ağızın kuruması, baş dönmesi, kalp atışlarının hızlanması, sık sık idrar yapma ihtiyacı duyulur. Kişinin içinde bulunduğu duygu durumuna göre etki yaratır, ancak gene de değişmeyen etkileri vardır. Zaman algısıyla ilgili bir farklılaşma (zamanının yavaşladığı duygusu; örn, 1 saatlik bir dönem 8-10 saat gibi algılanabilir); renkleri ve sesleri algılamaya karşı duyarlılık artar; yaratıcılığı arttırıyor diye düşünülmesinin nedeni de budur. İştahta artış görülür. Refleksleri bozar; bu nedenle reflekse dayalı işler yapılması bazı kazalara ve yaralanmalar yol açabilir (Ör., araba kullanılması tehlikelidir). Kişiler esrar aldıktan sonra sedasyon (sakinleşme) ve gevşeme yaşarlar; kendilerini daha rahat hissederler, alkolde olduğu gibi ruhsal inhibisyonları ortadan kalkar. Öfori ve bazen önüne geçilemeyen gülme krizleri gerçekleşir. Daha konuşkan olurlar. Yüksek dozda alındığında kullanıcı hoş olmayan duygular yaşayabilir; bunaltıya, ruhsal çöküntüye, aşırı uçlara varan ruhsal değişikliklere yol açabilir.
Uzun süre esrar kullanımı sonucu kişinin çevreye karşı ilgisi azalır, çalışma ve hareket gücü düşer, kısaca yaşam kalitesini düşürür. Mc Glotthin ve West (1968), uzun süreli yüksek doz kullananlarda apati (ilgisizlik) geliştiğini, kişinin daha pasif, ilgisiz ve isteksiz olduğunu belirtmişlerdir. Bu kişiler çalışmak ve üretmek istemezler. Uzun süreli planlar yapamazlar. Kompleks işleri yapmaya karşı hem istek hem de kapasite azalmıştır. Konsantrasyon yetenekleri kaybolmuştur. Tüm bunlara amotivasyon sendromu denmiştir. Karakter değişikliği ve hayat tarzında farklılaşma, anksiyete ve depresyon, amotivasyon sendromu, diğer madde kullanımları görülebilir.
Uzun süre kullananlarda uyku hali, uyuşukluk, dengesizlik, kaslarda eşgüdüm bozukluğu vardır. Birey bazı motor yetilerini kaybedebilir. Fazla terlerler. Ayaklarda karıncalanma olur. Sigara gibi içildiğinde göğüs sıkışması yaşanabilir.
Yoksunluk Belirtileri
Diğer maddelerde olduğu gibi bırakıldığında yada azaltıldığında yoksunluk belirtisi dediğimiz davranışlar gözükmez. Ancak her madde gibi esrarında bağımlılık potansiyeli vardır ve toleransı arttırır. Uzun süre esrar kullananlar kullanımı kestiklerinde sinirlilik, gerginlik, uykusuzluk, iştahsızlık gibi problemler yaşayabilirler.
Entoksikasyon (zehirlenme  
Belirtileri ve Sonuçları
En önemli fizyolojik etkilerinden biri tütün benzeri akciğer sorunlarını ortaya çıkarmasıdır (akciğer kanseri,bronşit, astım vb). Uzun süre ve yoğun olarak kullananlardaki diğer bir etkisi belleğin zarar görmesidir, kısa süreli hafıza etkilenir. Öğrenme ile ilgili fonksiyonlar da zarar görebilir. Sık kullananlarda paranoid tipte psikoz yaratır; hezeyanlar gözlenir. Uzun süreli kullanımı, esrar entoksikasyonuna bağlı olmayan, esrar kullanımından bağımsız, kalıcı bir psikotik tablonun oluşmasına neden olabilir.
UÇUCU MADDELER
Kimyasal Özellikleri ve Elde Ediliş Biçimleri
Koklanan maddeler uçucu maddelerdir; kimyasal buharlar üretirler ve içe çekildiğinde zihni uyaran etki yaparlar. Uzmanlar 1000’ e yakın ev ürününün koklanan madde olarak kullanılabileceğini doğrulamışlardır. Genellikle çocukların esrar, sigara veya alkol kullanmadan önce ilk denedikleri madde uçucu madde olmaktadır. Başlama yaşları da genellikle geç çocukluğun bittiği ve ergenliğin başladığı dönemlere denk gelmektedir. Uçucu madde diye nitelendirdiğimiz maddelerin en tehlikeli yanı ilk, üçüncü ya da 100. kullanışta ölüme neden olabilmeleridir. “Sudden Sniffing Death” - ani ölüm- dediğimiz olay, uçucu maddelerin kalp ritmini bozup, kalbin durmasına yol açmasıyla olur.
Uçucu, yani gaza dönüşebilen maddeler (volatile solvents) sıvıdırlar. Pahalı olmayan, kolayca elde edilebilen, ev işleri ve endüstriyel amaçlar için yaygın olarak kullanılan maddelerdir. Bunlar, boya incelticisi tineri, kuru temizle maddelerini, benzin, uhu, oje, bali gibi yapıştırıcı maddeleri kapsar. Aerosol dediğimiz maddeler spreydir, bu maddelerin içine sinek öldürücüler, deodorantlar, saç spreyleri, boya spreyleri vb. maddeler girmektedir. Gazlar, medikal anestetikleri kapsadığı gibi ev işerinde ve endüstriyel ürünleri de kapsar. Nitritler uçucu maddeler içinde özel bir sınıf olarak düşünülür. Diğerlerinden farklı olarak merkezi sinir sistemi üzerinde direkt rol oynarlar. Nitritler temel olarak kan damarlarını genişletir ve kasları gevşetirler. Diğer maddeler duygu durumunu değiştirmek için kullanılırken, nitritler temel olarak cinselliği arttırmak için kullanılır. Eğer bir kişi uçucu madde alıyorsa; giysilerinde, kimyasal bir koku vardır ve alışıldık olmayan bir şekilde nefesleri kokar; sözcükleri kötü bir şekilde telaffuz eder veya dağınık bir konuşma tarzları oluşur; içkili, sersemlemiş gibi bir halde olurlar; parmaklarında ya da yüzünde normalde olmayacak boya ve diğer ürünlerin işaretleri vardır; gözleri kırmızı ve suludur, burun ve ağız çevresinde lekeler ve yaralar bulunur; mide bulantısı ve/veya iştah kaybı görülür; kronik kullanıcılarda anksiyete, irrite olma, gerginlik, heyecan gözükür.
Kullanış Biçimleri
Burundan dumanı çekerek, aerosol-spreyleri direkt ağza veya burna sıkarak, plastik veya kağıt torbaların içinde maddeyi döküp burna ya da ağza çekerek, avucunun içine yerleştirdiği bez parçasının üstüne döktüğü maddeyi koklayarak, nitrit oksit ile doldurulmuş balonları içine çekerek kullanılmaktadırlar.
Etkileri
Alınan madde ciğerler tarafından kan dolaşımına ve çabucak beyne ve diğer organlara dağıtılır. Alındıktan birkaç dakika sonra kullanıcı, alkolün etkilerine benzer bir zehirlenme yaşar. Kelimeler birbirine karışır, koordineli hareketlerinde yeteneksizlik, öfori, baş dönmesi görülür. Bunların yanı sıra kişi, başını yokmuş gibi hissedebilir, halüsinasyonlar, hezeyanlar –uçabileceklerini düşünmeleri gibi- yaşarlar. “Kafa yapıcı” etkisi çok kısa sürede sona erdiğinden, kullanıcılar etkinin daha uzun sürmesi için birkaç saat boyunca tekrar tekrar madde çekerler ve bu çok tehlikelidir. Bilinç kaybı hatta ölüm meydana gelebilir. Kişide ayrıca ilgisizlik, bozulmuş muhakeme yeteneği, okul-iş ve sosyal ortamlardaki işlevselliğinin bozulması gibi belirtiler ortaya çıkar. Uzun süreli etkileri arasında; ilk kullanışta dahi meydana gelme olasılığı olan ani ölüm, kısa süreli hafıza kaybı, duyma kaybı, kol ve bacaklarda spazmları, kalıcı beyin hasarları, kemik iliğine zarar, ciğer ve böbreklere zarar, ölümcül alkol sendromuna benzeyen muhtemel ölümcül etkiler ve zehirlenme olarak sıralanabilir.
Zehirlenme (entoksikasyon)
Yüksek doz alındığında kişide konfüzyona ve deliryuma yol açabilir. Mide bulantısı ve kusma görülebilecek diğer yan etkilerdir.
Yoksunluk belirtileri
Kullanmayı bırakan kişilerde kilo kaybı, kas güçsüzlüğü, koordinasyon yokluğu, irrite olma durumu, odaklanamama, oryantasyonun bozulması ve depresyon görülür.
KAYNAKLAR
Uyuşturucuya Karşı Anne Baba Eğitimi UKABEYorum yap

Yorum yap