Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Hiperaktif Çocukları, Dikkat eksikliği, Hiperaktivite Bozukluğu, Gerginlik, Stres

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Hiperaktif Çocukları, Dikkat eksikliği, Hiperaktivite Bozukluğu, Gerginlik, Stres

    ertugrul36 Nickli öğeden Alıntı
    Oğlum 12 yaşında ve yıllardır problemli ve hiperaktif ve de çocuk yerinde duramıyordu.Çocuk doktoru ve piskolog çok ağır kimyasallardan bahsetti.Bu ilaçları bir araştırdım ne göreyim.Bu kimyasal ilaçlar çocuğun hormon değerlerini bozuyormuş ve cinselliğini sıfırlıyormuş.Bu nedenle Çocuk doktoru ve piskologu bıraktım.Bunun üzerine ben internetten aştırma yaptım ve İbrahim Gökçek beye ulaştım İbrahim bey bize IQ Plus, Spirulina Forte, Sarı Kantaron Forte, Depresyon Çayı, Enfeksiyon Çayı, iksir ve jel tavsiye etti.Biz bu ürünleri aldık ve düzenli olarak oğlum 6 hafta da 3 set kullandı ve maşallah çok çok iyi bir durumda oğlum artık agresif değil, saldırgan davranışları, kırıcı ve gerginlik yaratıcı hareketleri bıraktı şimdi çok çok sakin ve derine çalışıyor.İbrahim Gökçek adamın dibisin sen saygılar sunarım hocam.Diğerini dinleseyim oğlum zehirlencekti.Size minnettarım.

    Ertuğrul bey 6 hafta içinde çok olumlu gelişmelerin olması çok güzel, fakat sizin tedaviye 3-4 ay daha devam etmeniz ve düzenli olarak IQ Plus, Sarı Kantaron Forte, KOLOREX Forte, Spirulina Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Damar çayı ve Sinir Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    HİPERAKTİF ÇOCUKLAR
    DİKKAT EKSİKLİĞİ ve HİPERAKTİVİTE DURUMU NEDİR ?
    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite durumu adından da anlaşılacağı gibi çocuklarda genellikle doğumdan beri var olan ve özellikle 3-4 yaşlarından itibaren fark edilen, yaşıtlarına ve gelişimsel dönemine kıyasla çok aşırı hareketlilik, yerinde duramama ve kıpır kıpır olma durumu ile birlikte, dikkatin çok çabuk dağılması, dikkatini uzun süre bir işte devam ettirememe ile karakterize olan bir durumdur. Genelde hem dikkat eksikliği hem hiperaktivite durumunun birlikte yoğun olarak bulunmasına karşın bazen hareketliliğin ön planda olduğu, dikkat eksikliğinin geri planda olduğu veya tam tersi olarak dikkat eksikliğinin ön planda olduğu, hareketliliğin geri planda olduğu durumlar olabilir. Aynı zamanda çocuğa hiperaktif diyebilmemiz için hem 7 yaşından önce bazı belirtilerin olması hem de en az iki farklı ortamda bu tablonun görülmesi gerekir. Yani her hareketli çocuğa hiperaktif demek mümkün değildir. Genel olarak eğilim, hareketli çocukların tamamına bu türlü bir tanımlamanın kullanılması şeklindedir. Ama doğru tanı bu durumun tedavisinin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Yanlış tanı durumunda başka sıkıntısı olan çocuklar hiperaktivite tedavisi ile oyalanmaktadırlar.
    BELİRTİLER NELERDİR ?
    Bu çocuklar genel olarak dikkatlerini uzun süre toparlayamazlar, başladıkları işlerin sonunu getirmekte güçlük çekerler, dikkat gerektiren günlük işlerden kaçınırlar, eşyalarını sık sık kaybederler, günlük işlerde unutkanlıkları vardır (bu unutkanlık zeka sorunundan değil bizzat hastalığın doğasında olan dikkat eksikliğinden kaynaklanmaktadır), işlerini düzensiz ve dağınık yaparlar, genelde bir işten diğerine çok sık geçiş yaparlar, karşısındakini sanki dinlemiyormuş gibi görünme ve sık sık konu değiştirme görülür, dikkatleri ilgisiz uyaranlarla sık sık dağılır, çalışmaları plansızdır, yaptıkları işlerde dikkatsizce hatalar yaparlar.Ek olarak hareketlilik ile ilgili olarak da yerinde duramama hali vardır, devamlı kıpır kıpır haldedirler, kendi yaşıtlarına göre belirgin farklılık ile sürekli hareket halindedirler, mobilyaların üzerinde gezme, ev içinde koşuşturma, bir iş yaparken sık sık ayağa kalkma gezinme halindedirler, konuşmanın sonu gelmeden araya girerler, başkaları onların sözünü kesememekten yakınır, ellerinde sürekli bir şeylerle oynarlar, olası sonuçlarını düşünmeden tehlikeli işlere girme görülür, sakinlik isteyen grup içi etkinliklere katılmakta zorlanırlar, etraftaki insanlar tarafından sık sık hareketlilik ve çok yaramazlık konusunda uyarılırlar. Bir çocuğa hiperaktif denmesi için bu belirtilerin tamamının olması gerekmez çoğunluğunun olması yeterlidir.
    BU DURUMUN SONUÇLARI NELER OLABİLİR ?
    Hiperaktif çocukların işlevselliği belirgin olarak bozulur, grup içerisindeki kurallara uymakta zorlanırlar, oyun içerisindeki kurallara uyum sağlayamayabilirler, bu uyum sorunundan dolayı sık sık öğretmeninden uyarı alma durumu görülür. Derse konsantre olamadıkları ve dikkat eksikliği olduğu için, çoğu zaman normal hatta normalin üstünde zeka sahibi olmalarına rağmen derslerde göreceli başarısızlık görülür. Bu hareketlilik durumu iyi kanalize edilemezse ek davranış sorunları gelişebilir . Tedavi edilmeyen çocukların bir kısmında anne baba ile olan ilişkiler, arkadaş ilişkileri, öğretmen ile olan ilişkiler bozulur. Bu çocuklar etraftan sık sık uyarı aldıkları ve yaramaz ve tembel olarak bilindikleri için kendi özgüvenlerinde yetersizlikler olabilir.
    BU DURUM EN SIK NERELERDE GÖZE ÇARPAR ?
    Hiperaktivite ve dikkat eksikliği olan çocuklar okul çağından önce anne babaları ve yakınları tarafından farkedilmelerine karşın en sık olarak grup ortamına uyum sağlamaya çalıştıkları ve dikkat gerektiren işleri sık olarak yapmak zorunda oldukları okul çağında bu durum belirgin olarak göze çarpar.
    BU DURUMA YOL AÇAN BAŞKA NEDENLER VAR MIDIR?
    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda diğer psikiyatrik durumlar olabilir. Bu psikiyatrik durumlar sık olarak hiperaktivite ile karşışabilir . Bunlar arasında öğrenme güçlükleri, karşı gelme bozukluğu, davranış bozukluğu, kaygı bozuklukları, kronik depresyon sayılabilir .Önemli olan bu tanının bir çocuk ve ergen psikiyatristi tarafından psikiyatrik muayene ile kesinleştirilmesidir.
    BU DURUMUN TEDAVİSİ NASIL YAPILMAKTADIR ?
    Tedavi konusunda temel yaklaşım ve en iyi netice elde edilen tedavi seçeneği, ilaç tedavisidir. Türkiye'de mevcut ilaçlar ile dikkat eksikliği ve hiperaktivite belirtileri büyük oranda kontrol altına alınabilmektedir. En sık olarak kullanılan ilaç Amerika ve Avrupa'da uzun süredir kullanılmasına karşın, ülkemize son yıllarda gelen '' '' adlı ilaçtır. Başka ilaç seçenekleri de mevcuttur. İlaç tedavisinin yanı sıra ek olarak pedagojik eğitim ile dikkat süresini artırma ve davranışçı tedavi yaklaşımları uygulanmasında yarar vardır. İlaç tedavisinin ne kadar devam edeceği klinik görünüm ve belirtilerin devam etmesine göre tespit edilir. Ailelerin ilaç tedavisi konusunda memnuniyeti oldukça belirgindir. Genelde aileler ilk başlangıç aşamasında ilaç kullanımına sıcak bakmamalarına rağmen elde edilen fayda sonrası bu düşünceleri sıklıkla değişmektedir. Önemli olan doğru tanı ve tedavinin yapılmasıdır.

    Yorum yap


    • #3










      ÇOCUĞUNUZA BU İLACI VERMEDEN ÖNCE BU YAZIYI OKUYUN

      RİTALİN,CONCERDO adlı ilaçlar, hiperaktif tanısı konulan cocuklara 'SAKİNLEŞMELERİ' için veriliyor.Habercocuk bu ilaçların, yan etkilerini tartışmaya açacak.

      HABERCOCUK Ritalin dosyasını açıyor
      İlacın adı RİTALİN. İlaç ‘Hiperaktif’ tanısı konulan aşırı hareketli ya da dikkat eksikliği olan çocukları ‘SAKİNLEŞTİRMEK’’ için veriliyor. İlaç, dünyanın birçok ülkesinde satılıyor. Ülkemizde,çok büyük bir ilaç firması tarafından satılan 42 yıllık bir ilaç.
      Hakkındaki tüm olumsuz iddialara karşın, 1990′ların başında ilacın kullanımı yedi kat arttı. İlaç en çok Amerika’da tüketildi. Yüksek oranda tüketim ABD'yi korkuttu. Üretilen ilacın neredeyse yüzde doksanını üreten ABD yetkilileri sonunda frene bastı. Ritalin'in ABD’de kontrollü kullanılması kararlaştırıldı. Kırmızı reçeteyle satılan bu ilacı, Amerikan İlaç-Madde Kontrol Dairesi’nin (DEA, Drug Enforcement Agency) 2 no’lu listesine aldı. .
      Benzer yüksek oranlar diğer ülkeler için de söz konusu. İngiltere’de ilaç kullanan çocuk sayısı son 6 yılda 12 katına çıktı. İlacın hiç kullanılmadığı Japonya’da bile dikkat çekici artış var.
      Dünyanın birçok ülkesinde ilacın kullanılmaması konusunda tartışmalar başlatılırken, peki Türkiye’de ne oluyor. Verilere göre: büyük bir ilaç firması ülkemizde 2002′de 72 bin kutu Ritalin Satmış. İlacın yüze 37’si İstanbul ve Trakya’da, yüzde 21′i İzmir ve çevresinde, yüzde 20’si Ankara ve civarında gerçekleşmiş.
      İlacı kullanana çocuklar üzerindeki etkileri anlatan örnekler ise tüyler ürpertici. Örneğin hiperaktive tedavisi gören ve '’Rıtalin’' isimli ilacı kullanan 15 yaşındaki İngilizAnthony Cole, kendini astı. İddiaya göre bu gencin intihar etmesinde ilacınn yan etkisinin olduğuydu. Çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktive tedavisi için kullanılan 'Rıtalin’’, daha önce de uyku bozukluğu, agresifilik ve benzeri yan etkilerinden dolayı eleştiri almıştı.
      İlaç kullanan çocukların ileride ‘kokain’ gibi uyuşturucu bağımlısı olduğunu öne süren araştırmalar var. Ritalin hakkındaki en ciddi tartışmalardan biri de ilacın bağımlılık yaratıp yaratmadığı, hatta kokainden farklı olup olmadığı. Tıp dünyasında genellikle olduğu gibi, Ritalinlehine ve aleyhine sonuçlara ulaşan sayısız araştırma mevcut.

      Mesela New York’taki Brookhaven Labaratuvarı’nda ayapılan deneyler sonucunda, kokainin dopami taşıyıcısı iletkenlerden sadece yüzde 50'sini bloke ettiği, Ritalin'e ise bu oranın yüzde 70'lere kadar vardığı, yani Ritalin’in kokainden daha etkili olduğu ortaya çıkmış. 40 yıldan berihiperaktif çocuklarda kullanılan Rital’in nasıl olup da bağımlılık yaratmadığı sorusunu ise onlar da çözümleyememiş.
      Hollanda'da hiperaktif olan ve konsantrasyon bozukluğu çeken çocuklara tavsiye edilen Ritalinadlı hapın, alındığında kokain tesiri bıraktığı ortaya çıktı. Ritalin’in uyuşturucu amacıyla öğrenciler arasında kullanılmaya başlandığı ve okul bahçelerinde rahatlıkla alınıp satıldığı bildirildi. Hollandalı uzmanların açıklamalarına göre, Ritalin satışı geçen yıl % 60'ın üzerinde artış gösterdi. Ritalin’in fazla miktarda alındığında kişiyi ölüme götürebildiği belirtildi. Hap sürekli alındığında bağımlılık da yapıyor"
      Ritalin’in güçlü bir bağımlılık oluşturması dışında, kısa ve uzun vadeli yan tesirleri de var: Hemen ya da birkaç hafta içinde çıkan yan tesirleri; uykusuzluk, sinirlilik, aşırı tepki verme, ağlamak, kişilik değişimi, ciltte kızarıklık, mide bulantısı, baş dönmesi, kalp atışlarının hızlanması, kan basıncı değişikliği, diskinezi (garip dil ve yüz hareketleri), sersemleme, anjin ve göğüs ağrısı, karın ağrıları ve ateş yükselmesi..
      Bazen toksik (zehirlenmeye bağlı) psikoz, yani çocuğun realiteyle bağlantısının kopması ve ilâcın zehirli boyuta ulaşması görülebiliyor. Bütün amfetamin ve kokain kullananlarda görüldüğü gibi, kilo kaybı ve aneroksi olabiliyor. İntihar düşüncesi, turet sendromu (tiklerin oluştuğu ve küfürlü konuşmaların istem dişi ağızdan döküldüğü bir nörolojik bozukluk) hattta depresyon gibi komplikasyonlar da görülebiliyor.
      İlacın ülkemizde şeker gibi dağıtıldğını öne sürenlerden bir gazeteci Can Dündar. Dündar, özel kulların tanesinde öğretmenlernini kendi elleriyle çocuklara ‘ritalin’ adlı ilacı dağıttığını öne sürmüştü.Bu iddia birkaç gün gazetelerde yer aldı. Sonra her zaman yaptığımız gibi bu konuyu da unutup, dosyayı tozlu raflara kaldırdık.
      Oysa bu konuyu sık sık gündeme getirip sıcak tutmak isteyen çok önemli bir isim var. Çukurova Üniversitesi öğretim görevlisi, sosyal psikolog Üstün Öngel. ÇuBu ilaca ‘en keskin’ ve ‘cesur’ tepkiyi ise ilk defa sosyal psikolog Üstün Öngel verdi. Çok sayıda psikiyatristi ve ilaç firmalarının hedefi olma uğruna ‘ilacın’ yan ettkileri konusunda yapılan araştırmaları kamuoyunda açıkladı. Öngel ile yaptığımız röportajı aşağıda muttlaka okuyun.
      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

      Yorum yap


      • #4










        RİTALİN’E HAYIR
        NO MORE RİTALİN
        Dr.Marry Ann Block


        Önceleri (15senelik) ev hanımı olan Dr. Marry Ann Block, 39 yaşından sonra Tıp okumaya karar verir. Bu yaştan sonra karar vermesinin nedeni de, küçük yaşlardan beri hasta olan kızını iyileştirme çabasıyla verdiği mücadeleler sonucu, kendince bu kararı
        alma yoluna gitmesindendir….
        Kızı Michelle’in, 4 yaşından beri idrar yolu enfeksiyon problemi olan ve bir türlü geçmek bilmeyen bu kronik enfeksiyon nedeniyle değişik doktor ve uzmanlara başvurmuş. Uzman doktorların başlatmış olduğu ilaç tedavisi ise kızını iyileştireceği yerde, durumunun daha kötüye gitmesine neden olmuştur. Kızında idrar torbasında oluşan enfeksiyondan daha sonraları, çocukta altını ıslatma problemleride ortaya çıkmıştır. Bu nedenle uzman doktor tarafından verilen 3 değişik ilaç önerisiyle tedaviye başlanılmış. Altını ıslattığı gerekçesiyle verilen Tofranil (antidepresan ilacı ve bu ilaç Dikkat eksikliği ve hiperaktivite tedavisi için de kullanılıyor) kullanılmaya başladıktan sonra, kızının idrar yollarında daha fazla enfeksiyon oluşmasına vede yan etkiler göstermesine yol açmış.
        Bir gün yazarın, okumuş olduğu bir magazin dergisinde, şu anda kızına verilen ilaçların yan etkilerinin neler olabileceğini belirten bir yazı gözüne çarpmış. Bu tip ilaçların vücutta, ciddi bir şekilde nörolojik hasarlara yol açabileceğini belirten yazı ile birlikte, yazar soluğu kendi doktorunda almış. Doktoruna bu tür şeylerin olup olmayacağı konusunda sorular sorduğunda ise doktoru ona bu tür şeylere kulak asmaması gerektiğini söyleyerek, tedaviye devam etmesini söylemiş.
        Bu geçen süre zarfında kızının durumu iyileşeceği yerde her geçen gün daha kötüye gitmeye başlamış. Anne ise endişeli görünmekle beraber, elinden ise hiç bir şey gelmemekte. Doktorun sözlerinemi, vermiş olduğu ilaçlara mı inansın, yoksa kızıyla geçirdiği 24 saat gözlemlerine mi?…
        Kızının durumu iyiden iyiye ağırlaşınca, tekrar doktorunun yolunu tutmuş. Doktoru ise ona, bu ilaçları bu kadar uzun süreli kullandığını bilmiyordum diyerek derhal bu ilaçları kesmesini söylemiş. Bir hafta sonra yazar kızındaki ani değişiklikler gözüne çarpmış. Hiperaktif ve depresyon belirtileri baş göstermeye başlamış. Yerinde duramayan, kıpır kıpır, oraya buraya tırmanan kızı, bir an geliyor yerinden kalkamayacak kadar yorgun bir şekilde yerlere yapışıp kalıyormuş. Ters giden bir şeyler vardı ama ne?…
        Doktoruyla görüştükten sonra, aniden kesilen bu antidepresan ilaçlarının, yan etkilerinin olduğunu öğreniyor. Kızı tekrar ilaç tedavisine yöneltilip, bu ilaçların yavaş kesilmesi konusunda karar alınılmış. Yapılan bir kaç kan testinin sonucunda ise, kızının
        kan hücrelerindeki akyuvarların azaldığı tespit edilmiş. (Bunlar verilen ilaçların bir yan etkisi, bunu yazar Tıp okuluna gittiği zaman kendi gözleriyle görüyor.) Zira kansızlık ve Lösemiye varacak derecede kızı bitkin ve hasta durumuna düşmüş…
        Anne çaresiz ve endişeli… Şimdiye kadar kızının vücudunda verilen ilaçların bir sürü yan etkileri oluşmuş durumda.. Anne için büyük bir hayal kırıklığı vede verilen ilaçlara karşı güvenini yitirmiş.. Kendince bir şeyler yapması gerektiğini kavrayarak, işte kendince bir araştırma ve inceleme yoluna gider…
        Bir gün bir arkadaşının tavsiyesi üzerine osteopathic( kemik ve kas bilimi ) doktoru olan Mr.Champlle ile tanışır. Zira bu doktordan çok faydalı ve yararlı bilgiler öğrenmiş. Saygı vede sevgi çerçevesi içinde kızını bu doktorun eline büyük bir güvenle teslim etmiş. Bu geçen süre zarfında da kızı iyileşip, eski sağlığına döner. Şu anda kızı Michelle ise, bütün sorun ve problemlerinden arınmış olarak, sağlıklı ve mutlu bir şekilde hayatını sürdürmekte. Yazar bu konuda her zaman Mr.Champple kızını iyileştirdiği için minnettar kalacağını vurguluyor…
        Ann Marry 15 senelik ev hanımlığından sonra 39 yaşında Tıp okuluna gitmesinin nedeninin, kızının başına gelenler, diğer çocukların başına gelmesin diye ve Mr. Champlle’dan da öğrenmiş olduğu faydalı bilgilere dayanaraktan, hem medical, hem de osteopathic olmak üzere 6 sene tıp okumuş.. Okulu bittikten sonra ise kendine bir merkez açarak, kendi bilgi, beceri ve tecrübeleriyle, buraya getirilen çocukları iyileştirme yoluna gitmektedir. Kızının bugün sağlıklı bir birey olarak hayatını devam ettirmesini, Mr.Champple ve onun geliştirmiş olduğu tekniklere ve de vitamin, mineral ve nutritional besinlere bağlıyor.
        İşte hikayemiz ve bilgilerimiz ise böylece başlamış oluyor….
        II.BÖLÜM
        DEHS ENDÜSTRİSİ
        Ofisime bir gün 9 yaşlarındaki Jason getirildi. Çocukluğundan beri kronik kulak iltihabı, astım ve vücudunda kaşıntıları olan Jason, çocukları itip kalkan, ısıran, eşyalarını oraya buraya atan fırlatan, hırçın, afacan bir çocuktu… Bu arada kurallara ve okul yönetimine karşı gelen Jasona, okul yönetimi tarafından Ritalin verilmesi gerektiği ön görülüyor. Annesi de başına daha fazla kötü şeyler gelmesinden korkarak ilaç tedavisini kabul ediyor. Ritalin, Jason’da fazla bir olumlu yapı sergilemesine yardımcı olmuyor. Daha fazla hırçın ve agresif bir yapıya bürünüyor. ..
        Ann Marry, bu tür çocuklara bu ismi vermenin, etiketlemenin çok yanlış olduğunu, bunun sadece psikiyatrinin dış görünüş ve gözlemleriyle konulmuş bir teşhis olduğunu vurguluyor.. Ann Marry, kendi merkezinde yapmış olduğu, birtakım testler sonucu ise şu teşhisi koyuyor. Jason’da DEHS (Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite) değil, Hipoglisemi var ve bazı yiyeceklere karsı bünyesi hassas (Food sensetive) olduğunu söylüyor. Jason’a özel bir diyet uygulanıyor. Bir süre sonra Jasonda çok büyük gelişmeler kaydediliyor. Hipoglisemi çocuğun sistemini etkilediği için, Jason zamanla çok tatlı, düşünceli, kişilik ve davranışları yerine oturmuş bir şekilde hayata yeniden kazandırılmış…. Jason’in okul problemlerime ”Learn How to Learn” programıyla ile çözüme kavuşturulmuş. Şu anda okulda çok başarılı bir öğrenci……
        Sonuç, Jasonda DEHS değil hipoglisemi ve yiyeceklere karşı hassas ve de kendine has değişik öğrenme şekli vardı.
        Görüldüğü gibi, bir sürü çocuk, DEHS teşhisiyle günümüze kadar geldi ve bu gün artık bir endüstri olarak geniş bir şekilde büyümeye devam ediyor… Doktorlardan ilaç şirketlerine, Psikiyatriden psikoloğa, okul yönetiminden, öğretmenlere kadar bu zincir uzayıp gidiyor… Şirketler bunun arkasından milyonlarca dolar kazanıyor. Bu güne kadar DEHB değişik isimler adı altında günümüze kadar geldi. Bu isim ise her 5 senede bir değiştiriliyor. Bu bana çok tuhaf geliyor. Kanser her zaman kanserdir ve bu isim altında tedavi edilir. Demek ki ilaç şirketleri hala bunun bilincinde değiller. Bir sonuca hala ulaşılamamış ki, değişik bir şeyler öğrendiklerinde, otomatik olarak ta teşhisteki isimde değiştiriliyor.
        DEHB için bugün Amerika’daki en yaygın tedavi şekli ilaç tedavisidir. Yaklaşık %80 DEHB çocuklar ilaç kullanmaktadırlar. Ritalin çoğunlukla kullanılan ilaçların ön sırasında yer alır. Bunun arkasından Dexedrine, Cylert, Tofranil, Norpramin, Prozac ve Paxil geliyor. Su an Addreall ve Prozac yeni şekliyle piyasalara sunulmuş ve kullanılmaya başlanılmıştır.
        Ritalin’e ben su ismi vermek istiyorum. “Pediatrik Kokain” çünkü bunlar madde bağımlılığı yapan memfatamin ailesinden geliyor.. Kokain bağımlılık yaparken, Ritalin bağımlılık yapmaz diyenlere de şaşıyorum. Ritalin kanunen kırmızı reçete ile veriliyor ama kokain değil?….Ritalin sadece gösterilen belirtileri örtbas eder tedavi etmez. İlacı bıraktığın zaman belirtiler tekrar ortaya çıkacaktır.. Bu ilaçlar uzun süreli kullanıldığı sürece gerçekten madde bağımlılığı yapıyor ve bunu küçük çocuklar üzerinde kullanmaları ise beni çok düşündürüyor….
        Bütün kullanılan diğer ilaçlar gibi Ritalin’inde yan etkileri var. Kısa süreli olan yan etkileri, iştahsızlık, büyümeyi etkileme, yüzde tiklerin oluşması, sinirlilik, depresyon belirtileri, çabuk öfkelenme, alınganlık, kalp çarpıntısı, uykusuzluk, karın ağrısı, mide bulantısı, kilo kaybı ve toksik zehirlenmeler. Uzun süreli etkileri konusunda henüz fazla bir şey söylenmiyorsa da, uzun süreli kullanıldığı sürece kalp, böbrek, ciğerler ve sinir sistemini nasıl etkilediğini bilmeniz gerekir..
        III.BÖLÜM
        DEHB’YI İLAÇSIZ NASIL TEDAVİ ETTİM
        Vücudunuzda eğer bir rahatsızlığınız varsa, size bunu bir şekilde sinyal verir. Bu ise bir ipucudur. Bu nedenle belirtileri ilaçlarla yok etmek yanlıştır. Vücudunuzun sesini dinlerseniz, size bir şeyleri haber vermeye çalışıyodur. Bana göre DEHS”nin işaretleri, genellikle bunun altında sağlıksız beslenme şekilleri yatar. Çocuğun dış görüntüsüne göre karar verip, ilaç tedavisine başlamak ise çok yanlıştır. Mesela düşünün bir gün başınız ağrıdığında aldığınız ağrı kesicilerle o an için ağrılardan kurtulursunuz ama devam eden sürekli bir baş ağrınız varsa bunu ilaçlarla yok etmeniz bence anlamsız. Vücudunuz size bir belirtiyi haber veriyor olabilir. Bu baş ağrısı belki stres’ten alerjiden veya beyin tümüründen kaynaklanabilir. Eğer her gün alınan ilaçlarla bunları örtbas ederseniz, hiçbir zaman sorunun kaynağını bulamazsınız ve kronik bir ilaç bağımlılığı kazanmış olursunuz.
        Ben tedavi seklimde su 3 şeyi göz önünde bulundururum.
        -Osteoloji(Osteopathic) bilimi
        -Bilimsel olarak vücut nasıl ve ne şekilde çalışır
        -Sağ duyu


        Tedavimde öncelikle çocuğun altında yatan problemlere yönelirim. Bu yönde bir şeyler buldum mu bunun derinliklerine iner, problemin kaynağını keşfederim. Psikiyatrinin yaptığı gibi, ilaçlarla örtbas etme yoluna gitmem. Benim düşünceme göre toplum olarak bugüne kadar çocuklarımızı etiketlemekten, ilaç sunmaktan başka bir şey yapılmamış…

        DEHB’nin altında yatan sebepler şunlardır.

        1- Hipoglisemi

        2- Alerj

        3- Öğrenme yetersizliği

        4- Triod bezleri

        5- Sağlıksız beslenme



        Osteoloji eğitimi, insanin sinir ve bağışıklık sistemi üzerinde yoğunlaşarak, insan vücudunun nasıl çalıştığını anlatan bir bilim dalıdır. Benim bu konuya yaklaşımım, osteoloji teorisine bağlı olarak, vücudun altında yatan nedenleri bularak vücudun kendi kendini iyileştirme temelinde yatar. Bir vücut için magnesium çok gerekli bir elementtir. Eğer vücutta yeterli miktarda yoksa, vücut doğru ve gerekli şekilde çalışmaz…



        Doktorlar Tıp okulunda küçükte olsa beslenme dersleri alırlar ama geniş kapsamlı değildir. Onlara daha çok ilaçları öğretirler, bu nedenle doktorlar ilaç dışında diğer tedavi yöntemlerini ret ederler. Ama artık bugün değişik bir sürü tıp problemleri patlak vermeye başladı. Bu nedenle hayat tarzımızı değiştirmemiz gerekiyor. Biliriz ki yüksek tansiyonu ilaç alarak normale düşürebiliriz ama ilaçları kestiğimizde, yediklerimize dikkat etmeksek tekrar tansiyonumuz yukarı fırlayacaktır. Bunun altında sağlıksız beslenme yatar. Öncelikle bu konunun altına eğilmek gerekir. Sağlıklı bir şekilde beslenildiği takdirde bu problemlerde ortadan kalkacaktır.. Sağlıklı beslenmekte vitamin, mineral ve yararlı maddeler dolu besinleri almakla olur.


        Her zaman için hastalarımı büyük bir sabır ve titizlikle dinlerim. Nedenine gelince, aileler çoğu zamanını çocuklarıyla geçiren kişiler ve benden daha çok, onlar iyi tanırlar çocuklarını. İnanıyorum ki beraberce işbirliği yaparsak, çocukların altında yatan problemleri beraberce bulmuş oluruz…
        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

        Yorum yap


        • #5








          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

          Yorum yap


          • #6









            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

            Yorum yap


            • #7








              Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
              Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

              Yorum yap


              • #8








                Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                Yorum yap


                • #9








                  Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                  Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                  Yorum yap


                  • #10





                    Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                    Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                    Yorum yap


                    • #11








                      Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                      Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                      Yorum yap


                      • #12








                        Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                        Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                        Yorum yap


                        • #13








                          Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                          Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                          Yorum yap


                          • #14

                            Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                            Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                            Yorum yap


                            • #15
                              Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                              Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X