Duyuru

Collapse
No announcement yet.

itp, idyopatik Trombositopenik Purpura, itp hastasıyım

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • itp, idyopatik Trombositopenik Purpura, itp hastasıyım


    LEVENT Nickli öğeden Alıntı
    Sn. GÖKÇEK

    Eşim ITP (immüm/idyopatik Trombositopenik Purpura) hastası hastalığın tedavisi olmadığı için sürekli KORTİZON kullanmak zorunda iksiriniz bu konuda işe yarar mı?

    Konuya tıp adamı veya araştırmacı olarak bakmayın lütfen bu konuya insani şekilde yaklaşmanızı ve ne kadar çaresiz olduğumuzu bilmenizi isterim. İlgilenmeniz bile bizi çok memnun ve minnettar edecektir
    Saygılarımla
    İTP?DE NEDEN TROMBOSİT SAYISI AZALIR?
    Bağışıklık sistemimiz yabancı organizmaları (bakteriler, virüsler, kanser hücreleri ve benzeri) tanır, antikor denen maddeler ile işaretler ve çöpçü hücreler tarafından işaretlenmiş hücreler yok edilir. İTP?de bilinmeyen bir nedenle bağışıklık sistemi trombositleri yabancı olarak işaretler ve bu da trombositlerin başta dalak olmak üzere savunmada görev alan organlarda parçalanmasına yol açar.

    Yani bağışıklık sisteminde problem var bu probleme Gökçek İksiri iyi gelebilirmi bunu bilemiyorum. Normal olarak Gökçek İksiri bağışıklık sistemini güçlendirir. Ama bu problemi çözermi bilemiyeceğim, çünkü denmedim. Denerseniz ne olur, herhangi bir yan tesiri yoktur. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Bana göre denemkte fayda var. Bir deneyin 3 ay sonra tekrar kan tahlili yaptırın değerlerinizi karşılaştırın. iyi yönde bir değişim oluyorsa devam edersdiniz.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

    Enginar Forte, Zerdeçal Forte, Spirulina Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Damar çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    Itp hastasıyım...

    42 yaşındayım... 2006 yılında itp tanısı konuldu. buna bağlı olarak dalak ameliyatı geçirdim. tedaviler devam etmektedir. tronbositlerim(plt) 2ye kadar düşmektedir. aldığım ilaçlar ( damardan ) : mapteera,win kırıstın, dekort... normal günlük kullandıklarım : sandomim( yan etkisinden ötürü kesildi), prednol, kalsiyum, omeprol... prednol ilacı 2006dan bu yana dek dewam ettirildi tabi bunun yan etkileride oldu... kemik erimesi,mide delinmesi,karaciğer yağlanması,gözlerde katarak,tansiyonda dengesizlik ve bunun gibi bi çok yan etki ile mücadele etmekteyim. buna ek olarakda iki kezde acilde yatarak birinde on ünite diğerinde 6 ünite tronbosit aldım. buna rağmen tronbositim(plt) 82 de. doktorlarım dalak ameliyatından sonra iyileşeğime dair %80 ihtimal veriyolardı ama kaç senedir olduğum bu ameliyatın bana hiç bi yararı olmadı. 10 günde 1 sürekli hastanede kontrol altındayım artık verilecek ilaçda bulunamamakta sadece prednola(cortizon) cevap veriyorum. buda vücuduma zarar verdiğinden artık bundan kurtulmak istiyorum ama bu ilaçda kesildiği zaman acillik oluyorum.

    sizce ne yapmalıyım ???
    şimdiden teşekkür ederim
    saygılarımla...

    Yorum yap


    • #3

      Akgül Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
      42 yaşındayım... 2006 yılında itp tanısı konuldu. buna bağlı olarak dalak ameliyatı geçirdim. tedaviler devam etmektedir. tronbositlerim(plt) 2ye kadar düşmektedir. aldığım ilaçlar ( damardan ) : mapteera,win kırıstın, dekort... normal günlük kullandıklarım : sandomim( yan etkisinden ötürü kesildi), prednol, kalsiyum, omeprol... prednol ilacı 2006dan bu yana dek dewam ettirildi tabi bunun yan etkileride oldu... kemik erimesi,mide delinmesi,karaciğer yağlanması,gözlerde katarak,tansiyonda dengesizlik ve bunun gibi bi çok yan etki ile mücadele etmekteyim. buna ek olarakda iki kezde acilde yatarak birinde on ünite diğerinde 6 ünite tronbosit aldım. buna rağmen tronbositim(plt) 82 de. doktorlarım dalak ameliyatından sonra iyileşeğime dair %80 ihtimal veriyolardı ama kaç senedir olduğum bu ameliyatın bana hiç bi yararı olmadı. 10 günde 1 sürekli hastanede kontrol altındayım artık verilecek ilaçda bulunamamakta sadece prednola(cortizon) cevap veriyorum. buda vücuduma zarar verdiğinden artık bundan kurtulmak istiyorum ama bu ilaçda kesildiği zaman acillik oluyorum.

      sizce ne yapmalıyım ???
      şimdiden teşekkür ederim
      saygılarımla...
      Kullandığınız ilaçların yan tesiri çok çok ağır ve tehlikeli, Sizin Enginar Forte, Zerdeçal Forte, Spirulina Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Damar çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

      Yorum yap


      • #4
        itp: trombosit düşüklüğü

        kanımda trombosit düşüklüğü var. bunun için ne yapmalıyım

        Yorum yap


        • #5

          peri06 Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
          kanımda trombosit düşüklüğü var. bunun için ne yapmalıyım
          Bunun için iksir, tonik ve kan çayı kullanmalısınız besinlerde ki vitamin, mineral, enzim vs yi absorbe eden kanallarda (vilüs) körelme olmuşsa tedavi süresi sarkar.Sizin Enginar Forte, Zerdeçal Forte, Spirulina Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Damar çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

          Yorum yap


          • #6
            itp

            itp hastalığında tonik ve iksirle tedavis süresi ne kadardır
            igokcek Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
            Bunun için iksir, tonik ve kan çayı kullanmalısınız besinlerde ki vitamin, mineral, enzim vs yi absorbe eden kanallarda (vilüs) körelme olmuşsa tedavi süresi sarkar.

            Yorum yap


            • #7
              TEDAVİ SÜRECİ KİŞİDEN KİŞİYE GÖRE DEĞİŞİR, kimi 3 ayda kimi 5 ayda iyileşir.Rahatsızlığın ne kadar ağır olduğunu bilmek mümkün değildir.
              Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

              Yorum yap


              • #8
                21 yaşındayım.Bundan 2 yıl önce dalak ameliyatı oldum.vede ondan öncesinde yaklaşık 2-3 yıl ilaç tedavisi gördüm.ameliyattan 2 yıl sonra plt değerlerim 5 bine kadar düştü.şuan tekrardan ilaç tedavisi görüyorum.hastalığımın tam olarak nedenini bilmiyorum.doktorların tek söylediği şey bağışıklık sistemiyle alakalı...Sizce ne gibi bir bitkisel tedavi uygun olabilir.

                Yorum yap


                • #9
                  BLue_End Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                  21 yaşındayım.Bundan 2 yıl önce dalak ameliyatı oldum.vede ondan öncesinde yaklaşık 2-3 yıl ilaç tedavisi gördüm.ameliyattan 2 yıl sonra plt değerlerim 5 bine kadar düştü.şuan tekrardan ilaç tedavisi görüyorum.hastalığımın tam olarak nedenini bilmiyorum.doktorların tek söylediği şey bağışıklık sistemiyle alakalı...Sizce ne gibi bir bitkisel tedavi uygun olabilir.
                  Enginar Forte, Zerdeçal Forte, Spirulina Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Damar çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
                  Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                  Yorum yap


                  • #10
                    yaseminaladag Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                    Hocam biliyorsunuz ben bundan 6 ay önce iksir, tonik, enfeksiyon ve romatizma çayı karışımı çayınızı kullanmaya başladım.Sizin ürünleri kullanmaya başlamadan önce yıllarca kimyasal ilaç kullandım ve hiçbirinin etkisi olmamıştı.Size de bu nedenle tam güvenemiyordum.Ama başkada bir çarem yoktu.Kanımda ki lökosit oranı 1500'e kadar düşmüştü ve halsizlikten dermansızlıktan, perişan, bitkin, yorğun, halsiz olduğumdan hiçbir ev işini yapamıyor ve evde uyuyor yatıyor ve uzanıyordum. Başkada bir şey yapamıyordum.Sizinle konuşunca bana güven verdiniz ve sizin ürünleri kullanmaya başladım.Ve aradan tam 6 ay geçti son 2 aydır artık ev işi yapabiliyorum hamd olsun ve hatta dün tam 6 saat ütü yapabildim. ibrahim bey çok mutluyum ve enerji doluyum, ölü gibi olan yasemin gitti artık hayat dolu yasemin geldi, çünkü kanımdaki lökosit oranı artık 5200'e çıktı son testlerde.Allah ne muradınız varsa versin, tutğunuz altın olsun. Abi iksir, tonik ve çayı ben daha uzun süre kullanmak istiyorum, ürünlerinize alıştım.Uzun süre kullanınca bir problem olurmu?Bunu bana açıklarsanız çok sevinirim.
                    Yasemin hanım iyileştiğinize çok sevindim, Allah sağlık sıhhat versin.İksir, tonik ve çayı birlikte yıllarca kullanabilirsiniz benim mide ve bağırsakların ortasında yumruk büyüklüğünde yağ bezi (lipom) vardı ve bu nedenle korkum dan 3 yıl iksir kullandım.
                    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                    Yorum yap


                    • #11

                      g.bozkaya Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                      Ben Gültekin annem lösemi nedeniyle hastanede kaldı ve 4 ay kemoterapi gördü kemo terapiden sonra eve çıkınca kan değerleri hemen çok ağır bir şekilde bozulduğu için tekrar hastaneye götürdük ve yeniden kan verildi.Annemin trombositi 14,4 e kadar düşmüştü, normal olarak 130-400 arasında olması gerekir, lökozitleri ise aşırı olarak fırlamış 18,8 'i bulmuştu.Sizin ürünleri 26.08.2011 de kullanmaya başladığımızda bütün kan değeri bozuktu ve 19.09.2011 de tekrar kan tahlili yaptırdığımızda bütün kan değerleri düzelmişti ve hastanedeki doktorları dahi duruma şaşırdılar.Hocam Allah sizden razı olsun iyi ki varsını annemin bitmek tükenmek bilmeye ağrıları çok çok hafifledi artık rahat rahat yatabiliyor.
                      Evet Gültekin beyin annesinde ki gelişmeler mükemmel kan kanseri yani lösemide bu kadar kısa sürede bu kadar gelişme olması bir mucizedir.Lösemiyi tedavi edebilmek hamdolsun bize nasip oldu.Fakat Annenizin en az 3-4 ay daha Yoğurt Otu Forte, Kordisep Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Kanser çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar. Artı her lokma en az 30 defa çiğnemeli, aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
                      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                      Yorum yap


                      • #12
                        İmmün Trombositopenik Purpura

                        “Deri içine kanamalar sonucu oluşan küçük kırmızı döküntüler ve kolay çürük oluşumu kanamaya yatkınlığın sık rastlanan belirtilerindendir. Kanamaya yatkınlık yaratan kan hastalıklarından biri de ITP’dir.”
                        İmmün Trombositopenik Purpura (İTP)
                        İTP NEDİR?
                        İTP, immün/ idyopatik trombositopenik purpura hastalığının baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır.

                        Bu hastalık
                        1. İmmün bir hastalıktır. İmmün hastalıklar bağışıklık sisteminde oluşan bozukluklar nedeniyle vücudun kendi yapılarına saldırdığı hastalıklardır.
                        2. İdyopatik, yani neden oluştuğu tam olarak bilinmeyen bir hastalıktır.
                        3. Trombositopeni, yani trombosit sayısının düşüklüğü ile seyreder.
                        4. Trombosit sayısının düşüklüğü vücutta purpura denen kırmızı-mor renkte döküntülere neden olur.

                        TROMBOSİT NEDİR? NE İŞE YARAR? NORMAL DEĞERLERİ NEDİR?

                        Şekil1: Trombositler (kan pulcukları) kanın en küçük hücresel elemanlarıdır.

                        Şekil 2: Kemik iliğinde megakaryosit adı verilen dev hücreler tarafından yapılırlar.
                        Trombositler, kanamanın durdurulmasında rol oynarlar. Kanama bölgelerinde birbirlerine yapışarak bir tıkaç oluştururlar. Normalde kanın 1 mm3’ünde 150.000-400.000 adet trombosit vardır. Trombosit sayısının 150.000/mm3’ün altında olmasına trombositopeni (trombosit düşüklüğü) denir. Trombosit sayısı azaldığında birbirlerine yapışmaları ve yeterli bir tıkaç oluşturmaları zorlaşır, buna bağlı olarak özellikle darbelerden sonra kanamalar uzun sürer.
                        Trombosit sayısı 50.000/mm3 altına düşmedikçe genellikle bir belirti vermez, bu değerin altında olduğunda darbelerden sonra çabuk morarma meydana gelebilir. Trombosit sayısı 30.000/mm3 altına indiğinde diş eti, burun kanamaları ortaya çıkabilir. Kadın hastalarda uzamış adet kanamaları görülebilir. Trombosit 10.000/mm3 ve altında olduğunda kendiliğinden ciltte nokta şeklinde veya geniş morartılar şeklinde kanamalar görülebilir. Hayatı tehdit eden kanamalara bağlı risk nedeni ile bu durumda mutlaka doktorunuzla görüşmeniz gerekir.

                        İTP’DE NEDEN TROMBOSİT SAYISI AZALIR?
                        Bağışıklık sistemimiz yabancı organizmaları (bakteriler, virüsler, kanser hücreleri ve benzeri) tanır, antikor denen maddeler ile işaretler ve çöpçü hücreler tarafından işaretlenmiş hücreler yok edilir. İTP’de bilinmeyen bir nedenle bağışıklık sistemi trombositleri yabancı olarak işaretler ve bu da trombositlerin başta dalak olmak üzere savunmada görev alan organlarda parçalanmasına yol açar.

                        İTP HASTALIĞI NEDEN ORTAYA ÇIKAR?
                        Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Trombositlere karşı bağışıklık sistemi tarafından antikor adı verilen işaretler yapılır. Antikorlar trombositlerin üzerine bağlanır ve trombositlerin parçalanmasına neden olur.
                        Bu hastalık kadınlarda erkeklere kıyasla daha fazla görülür. Gebelikte İTP daha sıktır. İTP tanısı bilinen kadınlarda gebelik sırasında trombositler çok daha fazla azalabilir. Bu nedenle İTP hastalığı olan kadınlar gebelik boyunca yakından takip edilmelidir.
                        Çocuklarda ve bebeklerde de İTP gelişebilir, ancak erişkinden daha farklı tedavi edilirler. Genellikle çocuklarda görülen İTP kısa sürelidir, oysa erişkin hastalarda kronik (süreğen, uzun süreli) olma eğilimindedir.
                        Bazen İTP, başka hastalıkların seyrinde (sistemik lupus eritematozus-SLE, lenf bezesi kanserleri-lenfoma, hepatit ve HIV virüsü ile oluşan enfeksiyonlar gibi) ortaya çıkabilir.

                        İTP TANISI NASIL KONUR?
                        Hastalığınızla ilgili öykü, fizik muayene bulguları, kan sayımı ve periferik yaymanın incelenmesi ile İTP ön tanısı konulabilir. Kesin tanı için diğer trombositopeni yapan hastalıkların (kemik iliğinin kanserleri, dalağı büyüten hastalıklar, hepatitler ve benzeri) olmadığının gösterilmesi gerekir. Bu amaçla bazı biyokimyasal testler, kemik iliği aspirasyonu ve batın ultrasonografisi yapılmaktadır. Şüphelenilen kişilerde viral enfeksiyonlar açısından gerekli kan testleri yapılabilir. Başka bir hastalık bulunamayan bir kişide kanda trombositler düşük iken, kemik iliğinde anormal hücreler görülmemesi ve megakaryositlerin bulunması ile İTP tanısı konur. Trombositlere yapışan antikorların araştırılması, test metotlarının çok güvenilir olmaması nedeniyle önerilmemektedir.

                        İTP NASIL TEDAVİ EDİLİR?
                        İTP’li hastaların çoğunda trombosit değeri normalin altında olmakla beraber, tedavi vermeyi gerekmez. Trombosit sayısı 30.000-50.000/mm3 altında olup kanama bulguları olan hastalarda tedavi gereklidir.
                        Tedavinin hedefi, bağışıklık sisteminin baskılanarak trombositlere karşı antikor gelişiminin engellenmesi ve dalakta trombositlerin parçalanmasının durdurulmasıdır.
                        Bu amaçla kortikosteroid ilaçlar (kortizon), intravenöz immünglobulin, Anti-D ve hayatı tehdit eden kanama durumunda trombosit süspansiyonları kullanılır. Bu tedavi ile erişkinlerin bir kısmında başarılı sonuçlar alınır.
                        Eğer bu ilaçlarla kalıcı bir etki elde edilemezse, trombositlerin başlıca parçalandığı yer olan dalağın çıkartılması gerekebilir (splenektomi). Genellikle (% 50-80) bu ameliyattan sonra trombosit değerleri güvenli bir düzeye yükselir. Nadiren splenektomiye rağmen kanamaya yol açacak kadar düşük trombosit değerleri sebat edebilir. Bu durumda bağışıklık sistemini baskılayacak daha güçlü ilaçların kullanılması söz konusu olabilir.

                        İTP TEDAVİSİNDE KULLANILAN İLAÇLARIN YAN ETKİLERİ/ ZARARLARI NELERDİR?
                        Kortikosteroidler: İştahı arttırırlar ve vücutta su ve tuz tutulmasına neden olurlar. Kilo artışı, özellikle yüzde şişme, kızarma, gövdede yağ toplanması, kollarda ve bacaklarda incelme yapabilir. Bu nedenle kortikosteroid kullanırken, diyete dikkat etmeli, fazla şekerli ve tuzlu yememelidir. Özellikle daha önceden şeker hastalığı (diyabet) olan kişilerde çok dikkatli kullanılmalıdır. Bazen bilinen şeker hastalığı olmayan kişilerde kan şekerinde aşırı yükselmeye neden olabilir. Eğer çok su içme, çok idrara çıkma ve halsizlik yakınmaları başlarsa mutlaka doktorunuza başvurunuz. Kortikosteroidler su ve tuz tutucu etkileri nedeniyle kan basıncını yükseltebilirler (hipertansiyon), tansiyonu yüksek olan kişilerde ilaca rağmen dengesizlik olabilir. Kortikosteroid kullanırken mutlaka kan basıncınızı kontrol ettiriniz.
                        Kortikosteroidler ayrıca deride incelme, kızarma, karında mor çatlaklar, sivilceler, kadınlarda kıllanma ve adet düzensizlikleri yapabilir. Enfeksiyonlara, özellikle mantar enfeksiyonlarına eğilim artar. Bazı hastalarda psikolojik problemler (depresyon veya mani) görülebilir.
                        Kortikosteroidlerin yan etkileri dozu ve kullanma süresi ile ilişkilidir. Bu nedenle özellikle kronik İTP hastalarında uzun süre yüksek doz kullanılmamaya çalışılır. Kronik olgularda splenektomi önerilir.
                        İntravenöz İmmünglobulin (IVIG): Genellikle kortikosteroid ile birlikte verilir. Damardan 2-6 saatte infüzyon şeklinde uygulanır, 1-5 gün arka arkaya tekrarlanabilir. Bunlar çok sayıda insanın plazmasından elde edilen antikorlardır. Bağışıklık sistemini şaşırtarak, işaretli trombositlerin parçalanmasını engeller. IVIG insanlardan elde edilirken, virüs bulaşmasını engellemek için çeşitli işlemlerden geçirilmektedir, bu nedenle güvenli oldukları kabul edilmektedir. Çok hızlı etki ederler, ancak etkileri geçicidir. Kırıklık, baş ağrısı, bulantı, ateş, titreme, nadir olarak ölümcül ilaç reaksiyonlarına (anafilaksi) neden olabilirler. Bu nedenle mutlaka hastanede, doktor kontrolünde uygulanırlar.
                        Anti-D (Anti-Rh): Rh-pozitif eritrositlere bağlanan bir antikordur. Eritrositleri işaretleyerek bağışıklık sistemi şaşırtılır, trombositler yerine eritrositler parçalanır. Kullanım sırasında hafif kansızlık (anemi) ve hafif sarılık oluşabilir. Ateş, üşüme, titreme, anafilaksi görülebilir.

                        SPLENEKTOMİ NEDİR? ZARARI VAR MIDIR?
                        Dalağın ameliyatla çıkarılmasıdır. Splenektomi önemli bir cerrahi girişim olmakla beraber, güvenli bir biçimde yapılabilmektedir. Gebelerde zorunlu olmadıkça uygulanmaz. Genellikle başlangıç tedavisine cevap vermeyen, kronik (hastalığı 3-6 aydan uzun süren) kişilerde uygulanır.
                        Dalak kapsüllü mikroplara karşı vücudumuzu koruduğu için, dalağın çıkarılması bazı mikroplara karşı savunmasız kalmamıza neden olabilir. Bu nedenle splenektomi ameliyatından önce mutlaka pnömokok ve temin edilebilir ise hemofilus influenza ve meningokok aşıları yapılır. Bu aşıların her 5 yılda bir tekrarlanması önerilir.
                        Splenektomi ameliyatı yaklaşık 3-7 gün hastanede yatmayı gerektirir. Genellikle 1 ay sonunda kişi normal aktivitelerine geri döner.

                        İTP HASTALIĞI BULAŞICI MIDIR?
                        Hayır, kesinlikle eşinize veya yakınlarınıza bulaşmaz. Gebelikte İTP hastalığı olanlarda, bebeğe bir miktar antikor geçebilir, ancak yapılan çalışmalarda çocukta genellikle bir problem oluşmadığı gösterilmiştir. Geçici bir trombosit düşüklüğü olan bebekler kısa zamanda düzelmektedir. Bu hastalık tamamen kişiye özgü bir hastalıktır.

                        İTP’LİLERDE BAŞKA HASTALIKLARA YAKALANMA SIKLIĞI ARTAR MI?
                        İTP hastalığı başka hastalıklara yakalanmanızı kolaylaştırmaz. Vücut direncinizde bir sorun yoktur. Ancak hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçlar vücudun direncini etkileyebilir. Kullandığınız ilaçların yan etkileri konusunda doktorunuzdan bilgi isteyiniz.

                        İTP KİŞİNİN ÖMRÜNÜ KISALTIR MI?
                        İTP hastalığının kendisi hayatınızı kısaltmaz. Ancak kontrolsüz diyabet, hipertansiyon, ülser, kalp hastalığı gibi durumların bulunması ve splenektomi ameliyatı sırasında oluşabilecek sorunlar hayatı tehdit eden durumların ortaya çıkmasına neden olabilir. Splenektomi öncesi aşıları tam yapılan, gerekli korunma işlemleri tamamlanan ve diğer hastalıkları kontrol altında olan kişilerde genellikle güvenli bir şekilde splenektomi gerçekleştirilir.

                        İTP’Lİ HASTALARIN DİKKAT ETMESİ GEREKEN DURUMLAR NELERDİR?
                        Eğer trombosit sayınız normalden düşük ise aşağıdaki durumlarda dikkat etmelisiniz:

                        1. Ağrı kesici ilaç kullanımı: Herhangi bir nedenle ağrı kesici kullanmanız gerektiğinde doktorunuza başvurunuz. Aspirin ve pek çok ağrı kesici ilaç trombositlerin fonksiyonlarını bozar ve tehlikeli kanamalara neden olabilir. Özellikle aspirin içeren ilaçların alınması çok zararlıdır. Asetaminofen veya parasetamol grubu ilaçlar (Minoset, Parol, Tylol ve benzeri) kullanılabilir.
                        2. Diş tedavisi: Dolgu, diş çekimi, diş taşı temizliği gibi işlemlerde aşırı kanama olabilir, mutlaka doktorunuza danışınız.
                        3. Enfeksiyonlardan korunma: Bulaşıcı hastalığı olan kişiler ile yakın temastan kaçınınız. Viral enfeksiyonlar trombosit değerlerinizde düşmeye yol açabilir.
                        4. Cerrahi girişim: Herhangi bir cerrahi girişim yapılması gerekirse doktorunuza İTP hastası olduğunuzu mutlaka belirtiniz.
                        5. Gebelik: Gebelikte trombosit sayısı normal kişilerde de azalabilir, ancak genellikle hafif trombositopeni şeklindedir. İTP hastalığı olanlarda ağır trombositopeni gelişebilir. Bu nedenle mutlaka düzenli aralıklarla kan sayımı yapılmalıdır. Eğer trombosit değeri çok düşerse, gebeliğin üçüncü ayından sonra kortikosteroid ilaçlar güvenli bir şekilde kullanılabilir. Kortikosteroidler etkili olmazsa doğum sırasında IVIG veya trombosit süspansiyonu ile destek yapılır.
                        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                        Yorum yap


                        • #13
                          İmmün Trombositopenik Purpura

                          “Deri içine kanamalar sonucu oluşan küçük kırmızı döküntüler ve kolay çürük oluşumu kanamaya yatkınlığın sık rastlanan belirtilerindendir. Kanamaya yatkınlık yaratan kan hastalıklarından biri de ITP’dir.”
                          İmmün Trombositopenik Purpura (İTP)
                          İTP NEDİR?
                          İTP, immün/ idyopatik trombositopenik purpura hastalığının baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır.

                          Bu hastalık
                          1. İmmün bir hastalıktır. İmmün hastalıklar bağışıklık sisteminde oluşan bozukluklar nedeniyle vücudun kendi yapılarına saldırdığı hastalıklardır.
                          2. İdyopatik, yani neden oluştuğu tam olarak bilinmeyen bir hastalıktır.
                          3. Trombositopeni, yani trombosit sayısının düşüklüğü ile seyreder.
                          4. Trombosit sayısının düşüklüğü vücutta purpura denen kırmızı-mor renkte döküntülere neden olur.

                          TROMBOSİT NEDİR? NE İŞE YARAR? NORMAL DEĞERLERİ NEDİR?

                          Şekil1: Trombositler (kan pulcukları) kanın en küçük hücresel elemanlarıdır.

                          Şekil 2: Kemik iliğinde megakaryosit adı verilen dev hücreler tarafından yapılırlar.
                          Trombositler, kanamanın durdurulmasında rol oynarlar. Kanama bölgelerinde birbirlerine yapışarak bir tıkaç oluştururlar. Normalde kanın 1 mm3’ünde 150.000-400.000 adet trombosit vardır. Trombosit sayısının 150.000/mm3’ün altında olmasına trombositopeni (trombosit düşüklüğü) denir. Trombosit sayısı azaldığında birbirlerine yapışmaları ve yeterli bir tıkaç oluşturmaları zorlaşır, buna bağlı olarak özellikle darbelerden sonra kanamalar uzun sürer.
                          Trombosit sayısı 50.000/mm3 altına düşmedikçe genellikle bir belirti vermez, bu değerin altında olduğunda darbelerden sonra çabuk morarma meydana gelebilir. Trombosit sayısı 30.000/mm3 altına indiğinde diş eti, burun kanamaları ortaya çıkabilir. Kadın hastalarda uzamış adet kanamaları görülebilir. Trombosit 10.000/mm3 ve altında olduğunda kendiliğinden ciltte nokta şeklinde veya geniş morartılar şeklinde kanamalar görülebilir. Hayatı tehdit eden kanamalara bağlı risk nedeni ile bu durumda mutlaka doktorunuzla görüşmeniz gerekir.

                          İTP’DE NEDEN TROMBOSİT SAYISI AZALIR?
                          Bağışıklık sistemimiz yabancı organizmaları (bakteriler, virüsler, kanser hücreleri ve benzeri) tanır, antikor denen maddeler ile işaretler ve çöpçü hücreler tarafından işaretlenmiş hücreler yok edilir. İTP’de bilinmeyen bir nedenle bağışıklık sistemi trombositleri yabancı olarak işaretler ve bu da trombositlerin başta dalak olmak üzere savunmada görev alan organlarda parçalanmasına yol açar.

                          İTP HASTALIĞI NEDEN ORTAYA ÇIKAR?
                          Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Trombositlere karşı bağışıklık sistemi tarafından antikor adı verilen işaretler yapılır. Antikorlar trombositlerin üzerine bağlanır ve trombositlerin parçalanmasına neden olur.
                          Bu hastalık kadınlarda erkeklere kıyasla daha fazla görülür. Gebelikte İTP daha sıktır. İTP tanısı bilinen kadınlarda gebelik sırasında trombositler çok daha fazla azalabilir. Bu nedenle İTP hastalığı olan kadınlar gebelik boyunca yakından takip edilmelidir.
                          Çocuklarda ve bebeklerde de İTP gelişebilir, ancak erişkinden daha farklı tedavi edilirler. Genellikle çocuklarda görülen İTP kısa sürelidir, oysa erişkin hastalarda kronik (süreğen, uzun süreli) olma eğilimindedir.
                          Bazen İTP, başka hastalıkların seyrinde (sistemik lupus eritematozus-SLE, lenf bezesi kanserleri-lenfoma, hepatit ve HIV virüsü ile oluşan enfeksiyonlar gibi) ortaya çıkabilir.

                          İTP TANISI NASIL KONUR?
                          Hastalığınızla ilgili öykü, fizik muayene bulguları, kan sayımı ve periferik yaymanın incelenmesi ile İTP ön tanısı konulabilir. Kesin tanı için diğer trombositopeni yapan hastalıkların (kemik iliğinin kanserleri, dalağı büyüten hastalıklar, hepatitler ve benzeri) olmadığının gösterilmesi gerekir. Bu amaçla bazı biyokimyasal testler, kemik iliği aspirasyonu ve batın ultrasonografisi yapılmaktadır. Şüphelenilen kişilerde viral enfeksiyonlar açısından gerekli kan testleri yapılabilir. Başka bir hastalık bulunamayan bir kişide kanda trombositler düşük iken, kemik iliğinde anormal hücreler görülmemesi ve megakaryositlerin bulunması ile İTP tanısı konur. Trombositlere yapışan antikorların araştırılması, test metotlarının çok güvenilir olmaması nedeniyle önerilmemektedir.

                          İTP NASIL TEDAVİ EDİLİR?
                          İTP’li hastaların çoğunda trombosit değeri normalin altında olmakla beraber, tedavi vermeyi gerekmez. Trombosit sayısı 30.000-50.000/mm3 altında olup kanama bulguları olan hastalarda tedavi gereklidir.
                          Tedavinin hedefi, bağışıklık sisteminin baskılanarak trombositlere karşı antikor gelişiminin engellenmesi ve dalakta trombositlerin parçalanmasının durdurulmasıdır.
                          Bu amaçla kortikosteroid ilaçlar (kortizon), intravenöz immünglobulin, Anti-D ve hayatı tehdit eden kanama durumunda trombosit süspansiyonları kullanılır. Bu tedavi ile erişkinlerin bir kısmında başarılı sonuçlar alınır.
                          Eğer bu ilaçlarla kalıcı bir etki elde edilemezse, trombositlerin başlıca parçalandığı yer olan dalağın çıkartılması gerekebilir (splenektomi). Genellikle (% 50-80) bu ameliyattan sonra trombosit değerleri güvenli bir düzeye yükselir. Nadiren splenektomiye rağmen kanamaya yol açacak kadar düşük trombosit değerleri sebat edebilir. Bu durumda bağışıklık sistemini baskılayacak daha güçlü ilaçların kullanılması söz konusu olabilir.

                          İTP TEDAVİSİNDE KULLANILAN İLAÇLARIN YAN ETKİLERİ/ ZARARLARI NELERDİR?
                          Kortikosteroidler: İştahı arttırırlar ve vücutta su ve tuz tutulmasına neden olurlar. Kilo artışı, özellikle yüzde şişme, kızarma, gövdede yağ toplanması, kollarda ve bacaklarda incelme yapabilir. Bu nedenle kortikosteroid kullanırken, diyete dikkat etmeli, fazla şekerli ve tuzlu yememelidir. Özellikle daha önceden şeker hastalığı (diyabet) olan kişilerde çok dikkatli kullanılmalıdır. Bazen bilinen şeker hastalığı olmayan kişilerde kan şekerinde aşırı yükselmeye neden olabilir. Eğer çok su içme, çok idrara çıkma ve halsizlik yakınmaları başlarsa mutlaka doktorunuza başvurunuz. Kortikosteroidler su ve tuz tutucu etkileri nedeniyle kan basıncını yükseltebilirler (hipertansiyon), tansiyonu yüksek olan kişilerde ilaca rağmen dengesizlik olabilir. Kortikosteroid kullanırken mutlaka kan basıncınızı kontrol ettiriniz.
                          Kortikosteroidler ayrıca deride incelme, kızarma, karında mor çatlaklar, sivilceler, kadınlarda kıllanma ve adet düzensizlikleri yapabilir. Enfeksiyonlara, özellikle mantar enfeksiyonlarına eğilim artar. Bazı hastalarda psikolojik problemler (depresyon veya mani) görülebilir.
                          Kortikosteroidlerin yan etkileri dozu ve kullanma süresi ile ilişkilidir. Bu nedenle özellikle kronik İTP hastalarında uzun süre yüksek doz kullanılmamaya çalışılır. Kronik olgularda splenektomi önerilir.
                          İntravenöz İmmünglobulin (IVIG): Genellikle kortikosteroid ile birlikte verilir. Damardan 2-6 saatte infüzyon şeklinde uygulanır, 1-5 gün arka arkaya tekrarlanabilir. Bunlar çok sayıda insanın plazmasından elde edilen antikorlardır. Bağışıklık sistemini şaşırtarak, işaretli trombositlerin parçalanmasını engeller. IVIG insanlardan elde edilirken, virüs bulaşmasını engellemek için çeşitli işlemlerden geçirilmektedir, bu nedenle güvenli oldukları kabul edilmektedir. Çok hızlı etki ederler, ancak etkileri geçicidir. Kırıklık, baş ağrısı, bulantı, ateş, titreme, nadir olarak ölümcül ilaç reaksiyonlarına (anafilaksi) neden olabilirler. Bu nedenle mutlaka hastanede, doktor kontrolünde uygulanırlar.
                          Anti-D (Anti-Rh): Rh-pozitif eritrositlere bağlanan bir antikordur. Eritrositleri işaretleyerek bağışıklık sistemi şaşırtılır, trombositler yerine eritrositler parçalanır. Kullanım sırasında hafif kansızlık (anemi) ve hafif sarılık oluşabilir. Ateş, üşüme, titreme, anafilaksi görülebilir.

                          SPLENEKTOMİ NEDİR? ZARARI VAR MIDIR?
                          Dalağın ameliyatla çıkarılmasıdır. Splenektomi önemli bir cerrahi girişim olmakla beraber, güvenli bir biçimde yapılabilmektedir. Gebelerde zorunlu olmadıkça uygulanmaz. Genellikle başlangıç tedavisine cevap vermeyen, kronik (hastalığı 3-6 aydan uzun süren) kişilerde uygulanır.
                          Dalak kapsüllü mikroplara karşı vücudumuzu koruduğu için, dalağın çıkarılması bazı mikroplara karşı savunmasız kalmamıza neden olabilir. Bu nedenle splenektomi ameliyatından önce mutlaka pnömokok ve temin edilebilir ise hemofilus influenza ve meningokok aşıları yapılır. Bu aşıların her 5 yılda bir tekrarlanması önerilir.
                          Splenektomi ameliyatı yaklaşık 3-7 gün hastanede yatmayı gerektirir. Genellikle 1 ay sonunda kişi normal aktivitelerine geri döner.

                          İTP HASTALIĞI BULAŞICI MIDIR?
                          Hayır, kesinlikle eşinize veya yakınlarınıza bulaşmaz. Gebelikte İTP hastalığı olanlarda, bebeğe bir miktar antikor geçebilir, ancak yapılan çalışmalarda çocukta genellikle bir problem oluşmadığı gösterilmiştir. Geçici bir trombosit düşüklüğü olan bebekler kısa zamanda düzelmektedir. Bu hastalık tamamen kişiye özgü bir hastalıktır.

                          İTP’LİLERDE BAŞKA HASTALIKLARA YAKALANMA SIKLIĞI ARTAR MI?
                          İTP hastalığı başka hastalıklara yakalanmanızı kolaylaştırmaz. Vücut direncinizde bir sorun yoktur. Ancak hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçlar vücudun direncini etkileyebilir. Kullandığınız ilaçların yan etkileri konusunda doktorunuzdan bilgi isteyiniz.

                          İTP KİŞİNİN ÖMRÜNÜ KISALTIR MI?
                          İTP hastalığının kendisi hayatınızı kısaltmaz. Ancak kontrolsüz diyabet, hipertansiyon, ülser, kalp hastalığı gibi durumların bulunması ve splenektomi ameliyatı sırasında oluşabilecek sorunlar hayatı tehdit eden durumların ortaya çıkmasına neden olabilir. Splenektomi öncesi aşıları tam yapılan, gerekli korunma işlemleri tamamlanan ve diğer hastalıkları kontrol altında olan kişilerde genellikle güvenli bir şekilde splenektomi gerçekleştirilir.

                          İTP’Lİ HASTALARIN DİKKAT ETMESİ GEREKEN DURUMLAR NELERDİR?
                          Eğer trombosit sayınız normalden düşük ise aşağıdaki durumlarda dikkat etmelisiniz:

                          1. Ağrı kesici ilaç kullanımı: Herhangi bir nedenle ağrı kesici kullanmanız gerektiğinde doktorunuza başvurunuz. Aspirin ve pek çok ağrı kesici ilaç trombositlerin fonksiyonlarını bozar ve tehlikeli kanamalara neden olabilir. Özellikle aspirin içeren ilaçların alınması çok zararlıdır. Asetaminofen veya parasetamol grubu ilaçlar (Minoset, Parol, Tylol ve benzeri) kullanılabilir.
                          2. Diş tedavisi: Dolgu, diş çekimi, diş taşı temizliği gibi işlemlerde aşırı kanama olabilir, mutlaka doktorunuza danışınız.
                          3. Enfeksiyonlardan korunma: Bulaşıcı hastalığı olan kişiler ile yakın temastan kaçınınız. Viral enfeksiyonlar trombosit değerlerinizde düşmeye yol açabilir.
                          4. Cerrahi girişim: Herhangi bir cerrahi girişim yapılması gerekirse doktorunuza İTP hastası olduğunuzu mutlaka belirtiniz.
                          5. Gebelik: Gebelikte trombosit sayısı normal kişilerde de azalabilir, ancak genellikle hafif trombositopeni şeklindedir. İTP hastalığı olanlarda ağır trombositopeni gelişebilir. Bu nedenle mutlaka düzenli aralıklarla kan sayımı yapılmalıdır. Eğer trombosit değeri çok düşerse, gebeliğin üçüncü ayından sonra kortikosteroid ilaçlar güvenli bir şekilde kullanılabilir. Kortikosteroidler etkili olmazsa doğum sırasında IVIG veya trombosit süspansiyonu ile destek yapılır.
                          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                          Yorum yap


                          • #14
                            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                            Yorum yap


                            • #15
                              Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X