Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Vitamin Hapları ve Multivitamin hapları Öldürüyor

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Vitamin Hapları ve Multivitamin hapları Öldürüyor

    Bilim adamlarının 230 bin kişi üzerinde yaptığı 67 vitamin araştırmasının sonucu şok etkisi yarattı...

    230 bin kişi üzerinde yapılan vitamin hapı araştırmasından çıkan sonuç: Her gün vitamin hapı içmek bırakın hastalıklara karşı koruyup ömrü uzatmayı, kanser ve ölüm riskini artırıyor!

    DÜNYADA milyonlarca insan tarafından her gün kullanılan vitamin hapları hakkında şok bir araştırma dün tıp dünyasına ***** gibi düştü. Bu hapların işlevlerine dair bugüne kadar 230 bin kişi üzerinde yapılan 67 araştırmayı inceleyen Kopenhag Üniversitesi uzmanları, günlük alınan takviye vitamin tabletlerinin bırakın hastalıklara karşı koruyup ömrü uzatmayı, insanların ölüm riskini artırdığını ortaya çıkardı.

    Avrupa 'nın en saygın ve tarafsız tıp dergilerinden Cochrane Libraryde yayınlanan ve bilim dünyasında şok etkisi yaratan araştırmada A, C, E vitaminleri ile selenyum ve beta keroten takviyeleri incelendi. Araştırmada şu sonuçlara varıldı:

    A vitamini: Erken ölüm riskini yüzde 16
    artırıyor.

    Beta-karoten: Havuç, domates ve brokoli gibi gıdalarda bulunan bu pigment vücut tarafından A vitaminine dönüştürülüyor. Erken ölüm riskini yüzde 7 yükseltiyor.

    E vitamini: Ölüm riskini yüzde 4 artırıyor.
    Araştırmaya göre, bu antioksidanları n ölüm riskini artırmasının nedeni hücre DNA&
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    Vitamin haplarının zararları nelerdir? Vitamin haplarının yan etkileri

    Son yıllarda yeterli miktarda vitamin alamadığını düşünen insanlar gıda ve vitamin takviyelerine yöneldi. Hatta çocuğu yemek yemek istemeyen anneler bile çevresinden duyduklarına inanıp doktoruna danışmadan çocuklarına vitamin şurupları verebiliyor. Peki bu vitaminlerin yanlış kullanıldığında ya da fazla tüketildiğinde zehirlenmelere gidecek kadar ciddi problemlere yol açtığını biliyor musunuz?

    Foxnews'te yer alan habere göre, birçok kişinin her gün kullandığı multivitamin gibi gıda takviyeleri hakkındaki doğruları bilmeniz çok önemli. Çünkü bazı vitaminler size yarardan çok zarar getirebiliyor. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi' ne göre, Amerika'da yetişkinlerin yaklaşık yarısı günde en az 1 tane multivitamin gibi gıda takviyesi alıyor. Bu da yılda vitaminler, gıda takviyeleri ve mineraller için 28 milyar dolar harcandığı anlamına geliyor.

    Uzmanlar bu üç grup arasındaki farkı anlamanın önemli olduğunu söylüyorlar. Vitaminler doğal olarak oluşur, organik besinlerdir ve bu haplarda A, B, C, D, E ve K vitamini bulunuyor. Mineraller ise doğal süreçlerden geçmiş inorganik besinlerdir ve kalsiyum, magnezyum, demir ve sodyum gibi isimleri vardır. Gıda takviyeleri ise vitamin, mineral, şifalı bitkiler, çeşitli bitkileri içerir.

    Vitamin ve mineraller arasındaki diğer önemli fark vitaminlerin suda ya da çözünebilir olması, minerallerin ise çözünememesidir. Yağda çözünebilen vitaminler de yağ olarak depolanabilir ve yüksek dozlarda alındığında ise tehlikeli olabilir. Ayrıca suda çözünebilen vitaminler idrar yoluyla vücuttan atılıyor. Fazla miktarda alındığında nadiren tehlike oluşturuyor.

    "Journal of the American Medical Association "JAMA" isimli dergide yayınlanan çalışmaya göre, her gün içilen multivitamin 50 yaş ve üzerindeki erkeklerde kanser riskini yüzde 12 düşürüyor. Buna rağmen tehlikeli bir yanetkisi olmayan multivitaminlerin prostat kanseri riski için bir yararı olmadığı da tespit edildi.

    Vitamin takviyelerinin kullanımı artsa da bazı kişilerde A vitamini eksikliği görülebiliyor. A vitamininin saf hali yumurtada, karaciğerde, kaymaklı sütte, koşu yeşil yapraklı sebzelerde ve portakal/sarı renkli meyvelerde da bulunuyor. A vitaminin saf hali olan bu retinol beta-karoten versiyonundan daha iyi emiliyor. Ayrıca birçok insan beslenme yoluyla bol miktarda B vitamini kazanabilir. C vitamini soğuk algınlığından korunmanıza veya soğuk algınlığı belirtileri azaltmada yardımcı olur. D vitamini biraz güneş ışığına maruz kalmayla harekete geçer. Aynı zamanda yağlı balıklarda, yumurtalarda ve güçlendirilmiş süt ürünlerinde bulunur.

    Ancak uzmanlar E vitamini veya selenyum kullanımını yaşlı erkeklerde desteklemiyorlar. Çünkü 2008 yılında yapılan bir araştırmaya göre, günde 400 IU E vitamini kullanan erkeklerde prostat kanseri gelişme riskinin arttığı belirlendi. E vitamini kan pıhtılaşmasını engelleyebiliyor, bu nedenle kan sulandırıcı ilaçlarla birlikte alınmaması gerekiyor.

    Multivitaminler, hamile, emziren ya da hamile kalmayı düşünen kadınlar ile günde bin 200 kaloriden az tüketenler ya da sindirimi ve yiyecek emilimini etkileyen tıbbi koşullara sahip insanlar gibi bazı belirli gruplar için faydalı olabilir. Doktorunuz yüzde 100 vitamin takviyesi önermiyorsa, muhtemelen ihtiyacınız yok demektir. Sebze, meyve, tahıl, süt ürünleri ve protein ile dolu yiyeceklerle ihtiyacınız olan besin değerlerini alabiliyorsanız fazladan takviyeye ihtiyacınız yoktur. Aşırı miktarda yağda eriyen vitaminler (A, D, E, K vitaminleri) ise vücutta depolanır ve zehirlenmeye neden olabilir.

    Vitamin takviyesine başlamadan önce bir doktora gidip gerçekten vitamine ihtiyacınız olup olmadığını anlamak için çeşitli testler yaptırmalısınız. Ayrıca kullandığınız ilaçları da doktorunuza anlatmalısınız. Çünkü bazı ilaçlar ile vitaminler etkileşime girip size zarar verebilir. İhtiyacınız olan vitamin ve mineraller için sağlıklı gıdalar (özellikle sebze, meyve, tam tahıllı yiyecekler) tüketmelisiniz. Bunun yanı sıra egzersiz, sağlıklı beslenme ve sigarasız bir yaşamı bir araya getirseniz fazladan vitamin takviyesine ihtiyacınız kalmaz.

    Yorum yap


    • #3
      Vitamin Hapı Kullanırken Nelere Dikkat Etmeli?
      17.12.2009 - 7728 defa okundu.
      Soğuk havalara ek olarak domuz gribi salgınının da hayatımızın tam ortasına bir kabus gibi gelip çökmesi doğal beslenmeye, vücut dengemizi koruma ihtiyacına ve de vitaminlere olan talebi artırdı. Oysa gelişigüzel kullanılan ya da internet sitelerinden sipariş edilen vitaminler. yarardan çok zarar getirebiliyor. Vitaminlerin kesinlikle doktor kontrolünde ve dozunda tüketilmesi gerekiyor.
      Memorial Ataşehir Tıp Merkezi Dahiliye Bölümü’nden Prof. Dr. Birsel Kavaklı, vitamin kullanımında dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi.

      SAĞLIĞIN ANAHTARI: VİTA+ AMİNE= VİTAMIN

      Vitaminler, birçok fizyolojik olayda anahtar rol üstlenen moleküllerdir. Vitaminler insan vücudu tarafından sentezlenemedikleri için besinlerden sağlanması gerekmektedir. Vitaminlerin isimleri latincede hayat anlamına gelen ‘vita` ve nitrojen içeren anlamına gelen ‘amine` kelimelerinin kombinasyonundan türetilmiştir. Aslında günümüzde bilinen bütün vitaminler nitrojen içermez fakat ilk bulunan vitaminler içerdiği için isim bu şekilde kalmıştır.

      Sağlıklı bireylerde gıdalara ek olarak vitamin almaya gerek yoktur. Ancak vitamin ihtiyacını artıracak durumlar veya eksikliğinin saptandığı olgularda vitamin verilmesi gerekir.
      BİLİNÇSİZ VİTAMIN KULLANIMI KARACİĞER BOZUKLUĞUNDAN BÖBREK RAHATSIZLIKLARINA KADAR PEK ÇOK HASTALIĞA NEDEN OLABİLİR
      Vitaminin doktor kontrolünde kullanılması gerekir. Kişinin kafasına göre ya da eş dost tavsiyesi ile vitamin alması kesinlikle yalnıştır. Mutlaka doktor önerisiyle alınmalıdır. Bilinçsizce tüketilen A vitamini karaciğer bozukluğuna, fazla C vitamini böbrek taşına ve mide rahatsızlıklarına, D vitamini intoksikasyona sebep olabilir.
      ÇOCUĞA D, SİGARA IÇENE C, VEJETARYENE B12 VITAMİNİ

      Büyüme ve gelişme çağında, hamilelikte, ileri yaşlarda, kronik hastalığı olanlarda, alkolizmde eksikliği saptanan vitaminler kullanılmalıdır. Gerekli olan vitamin miktarı genellikle tavsiye edilen günlük miktar RDA olarak tanımlanmaktadır. Bu değerler ürünlerin etiket bilgilerinde yer almaktadır. Ama yine de ihtiyaç duyulan miktar kişiden kişiye farklılık gösterebilmektedir. Örneğin belirli hastalıklarda kişiye daha yüksek oranda vitamin tavsiye edilir; ayrıca ilaçlar vitaminlerin aktivitelerini engelleyebilmektedir. Belirli grupların özel vitaminlere daha fazla ihtiyacı vardır.

      Örneğin çocuklar (D vitamini), hamile bayanlar (folik asit), yaşlılar (D vitamini), sigara içenler (C vitamini), çok alkol tüketenler (B1 vitamini) veya vejeteryanlar (B12 vitamini) belirli vitaminlere daha fazla ihtiyaç duyarlar.

      ANTİBİYOTİK TEDAViSİNDE VİTAMİN KULLANIMI GEREKEBİLİR
      Gerekmedikçe vitamin kullanmak vücuda yarar yerine zarar getirecektir. Vitaminlerin bilinçli ve doğru kullanılması şarttır. Örneğin antibiyotik tedavisinde bağırsaktaki yararlı bakteriler de etkilenir. Buna bağlı olarak pamukçuk gibi mantar hastalıkları, ishal, hazımsızlık ve gaz şikayetleri ortaya çıkar. Bu nedenle antibiyotik tedavisinde özellikle B kompleks vitamini almak yararlıdır.

      SAĞLIĞIN A, B, C’SİNİ GELİŞİGÜZEL KULLANMAYIN

      A, D, E, K ve C vitaminlerine ait zarar ve yan etkiler iyi bilinmektedir. A vitamini vücutta birikip karaciğer toksisitesine yol açar. A vitamini toksisitesi, onu bağlayan proteinlerin yok olması ve bu yüzden A vitamininin hücrelere hücum etmesiyle belirir. Bu genellikle vitaminlerin diyetten alınması durumunda ortaya çıkmaz; fakat kişinin takviye kullanması durumunda belirebilir. Belirtileri mide bulantısı, kusma, karın ağrısı, ishal ve kilo kaybıdır. Kas ve sinir sistemi de iştahsızlık, sinirlilik, yorgunluk, uykusuzluk, bitkinlik, baş ağrısı ve kaslarda zayıflık belirtileri göstererek etkilenir.

      D vitamini uzun etkilidir ve birikir. D vitamininin fazlası kandaki kalsiyumun yüksek konsantrasyonda olmasına neden olur. Kalsiyum böbrek taşı oluşturabilir. Kandaki yüksek kalsiyum seviyesi ayrıca kan damarlarının sertleşmesine neden olur ki; özellikle bu da kalp ve akciğer arterleri için tehlikelidir ve ölümcül olabilir. D vitamini toksisitesinin ek belirtileri ise; iştahsızlık, baş ağrısı, zayıflık, halsizlik, aşırı susuzluk, sinirliliktir.
      E vitamini ile zehirlenme çok fazla miktarda alınırsa olur; fakat A ve D vitaminlerinde olduğu gibi kolay olmaz. Belirtileri baş ağrısı, zayıflık, baş dönmesi, halsizlik ve görme bozukluklarıdır.

      K vitamini zehirlenmesi sadece K vitamini için suda çözünen kaynakları tüketen insanlarda meydana gelir. Belirtileri ise kırmızı hücrelerin hemolizi, sarılık ve beyinde hasarlanmadır.
      Tiaminin (B1)anormal bir şekilde çok alımı sinir sistemini etkiler. Güçsüzlük, baş ağrısı, alınganlık ve uyku bozukluğuna yol açar. Ayrıca taşikardi yapabilir.
      Yüksek miktardaki niasin (B3) sinir sisteminde, kandaki glukoz ve yağda uyuşturucu etkisi yaratabilir. Kusma, dilin şişmesi, bayılma gibi belirtiler meydana gelebilir. Ilaveten, karaciğerin fonksiyonunu etkileyebilir ve düşük kan basıncına neden olabilir.
      B6 vitamininin uzun süreli yüksek dozda alımı, kimi zaman geri dönüşümü olmayan sinir hasarlarına neden olur. Ayaklarda uyuşmayla başlar, sonra ellerde his kaybolabilir ve ağız uyuşabilir. Daha başka toksik semptomlar ise yürümede zorluk, bitkinlik ve baş ağrısıdır. Alımı azaltıldığı zaman bu semptomlar azalır; fakat her zaman tamamen kaybolmaz.
      Folat’ın toksisite belirtileri ishal, uyku bozukluğu ve alınganlıktır. B12 vitaminiyle olan yakın ilişkisinden dolayı, folatın yüksek miktarı B12 vitamini eksikliğini kapatır.

      C vitamini toksisitesi kusma, karın krampları uyku bozukluklarıdır. Böbrek taşına da yol açabilir.
      VİTAMIN KULLANIMI KANSERİ TETİKLER Mİ?
      ABD`de yapılan bir bilimsel araştırmada aşırı vitamin kullanımınıyla ilerlemiş prostat kanseri arasında bağlantı olabileceği bildirildi. Araştırma kapsamında 300 bin erkeğin sağlık durumlarına ve beslenme alışkanlıklarına bakıldı. Bunlardan üçte birinin, her gün çeşitli vitaminler aldıkları ve yüzde 5`inin aşırı vitamin tükettiği belirlendi. Araştırmanın başlamasından itibaren geçen 5 yıl içinde, 10 bin 241 erkeğe prostat kanseri teşhisi konuldu.

      Journal of the National Cancer Institute dergisinde yayınlanan araştırmada, aşırı miktarda vitamin kullananlarda öldürücü prostat kanserine yakalanma riskinin hiç kullanmayanlara oranla iki kat fazla olduğu sonucuna varıldı. Bununla birlikte araştırmacılar, vitamin kullanımıyla prostat kanserinin ilk safhası arasında ilişki bulamadılar.

      Araştırmacılar, yüksek dozda vitaminin tümör ortaya çıkana kadar etkisinin fazla olmadığı; ancak tümör oluştuktan sonra muhtemelen hızla büyümesine yol açtığı tahmiminde bulundular. Daha az kapsamlı benzer araştırmalarda da aynı sonuca varılmasına karşın, aşırı miktarda vitamin kullanımıyla prostat kanseri arasında kesin bir ilişki bulunduğunu kanıtlamak için başka araştırmalara ihtiyaç olduğu da vurgulandı.

      “SOĞUK ALGINLIĞINDAN KORUNMAK İÇİN BOL C VİTAMİNİ KULLANAYIM” DİYORSANIZ DİKKAT!
      Alınan C vitamininin fazlası böbrekler yoluyla dısarı atılır. Ana metabolitlerinden birisi oksalattır. Bu nedenle yüksek dozda uzun süre vitamin C alımında oksalat taşları oluşabildiği bildirilmiştir. Ayrıca C vitamininin mide asidini artırdığı ve midenin saldırgan faktörlerinden biri olduğu da bilinmektedir.
      Demir emilimini artırır. Anemik hastalarda demirle birlikte C vitamini alınması önerilir; ancak demir birikimi olan hemokromatoz durumlarında ve hemolitik anemilerde C vitamini önerilmez. Vitamin C nitratlardan “nitrosamin” oluşumunu engeller. Bu nedenle nitrit, nitrat katkısı yapılmış besinlerden sindirim sisteminde nitrozamin oluşumunu engellemek için C vitamininden zengin bir besin alınması önerilir. Böylece mide ve özefagus kanserlerine karşı koruyucu olduğu belirtilmektedir.
      Uzun yıllardan beri C vitamininin soğuk algınlığından koruyucu etkisi üzerinde durulmaktadır. Bu konuda yapılan çalışmalar sonucunda C vitamininin profilaktik etkisi tesbit edilmemiştir. Ancak soğuk algınlığı geçiren kişilerde hastalık süresini kısaltığı ve semptomların ciddiyetini azaltığı bildirilmektedir. Sigara içiminin C vitamininin kandaki düzeyini düşürücü etkisi olduğundan, sigara içenlerin normallere göre 2 kat daha çok C vitamini almaları gerekmektedir. Vitamin C yetersizliğinde skorbüt ortaya çıkar. Vitamin C’ nin günlük alınması gerekli miktar yetişkinler için günde 50-75 mg’ dır.

      Yorum yap


      • #4
        vitamin haplarının zararları

        Azı karar fazlası zarar

        İngiliz Daily Mail gazetesinde çıkan bir habere göre aşırı miktarda alınan vitamin hapları vücuda zarar veriyor. Fazla vitamin tüketimi kemiklerin güçsüzleşmesine ve çeşitli böbrek hastalıklarına yol açabiliyor.
        ...
        Bazı bilim adamları vitamin haplarının inanılanın tersine kanser kalp krizi ve diğer çok sayıda hastalık riskini hiçbir şekilde azaltmadığını da savundular.

        İngilteredeki ünlü Oxford Üniversitesinin Klinik Deneyler bölümüne mensup bir grup bilim adamı tarafından yapılan araştırmalarda vitamin haplarının sadece zaman ve para kaybından ibaret olduğu sonucuna varıldığı açıklandı.

        Yaklaşık 20 bin kişi üzerinde yapılan ve 5 yıl süren bu nedenle de konuyla ilgili araştırmaların en kapsamlılarından biri olarak kabul edilen araştırmada 3 vitamin hapından oluşan kokteylin bir günlük dozunu sürekli kullanan kişilerin kalp krizi ve kanser risklerinin yanı sıra zihinsel gerilemelerinde de hiçbir değişikliğin kaydedilmediği belirtiliyor.

        Konuyla ilgili raporun yazarlarından Oxford Üniversitesi profesörlerinden Rory Collins 5 yıl boyunca yakından izledik ve vitamin tabletlerinin zaman kaybından ibaret oldukları hiçbir etki yaratmadıkları görüşüne vardık dedi.

        Bu hapların kalp krizi kanser veya diğer bazı rahatsızlıklara karşı koruyucu etki yarattıklarına dair bir bulguya da rastlayamadık diyen Prof. Collins vitamin haplarının zararsız olduklarını ancak bir işe de yaramadıklarını öne sürdü.

        AYNI RİSKLERİ TAŞIYORLAR

        Araştırmanın başlatılma nedeninin de kalp hastalıklarına karşı koruma yöntemlerinin anlaşılabilmesi olduğunu belirten bilim adamları 5 yıl boyunca süren araştırmaları sırasında yaşları 40 ile 80 arasında değişen 20 bin kişiyi izlediklerini kaydettiler.

        Bu araştırma sırasında kolesterol düşürücü ilaçların yanı sıra vitamin E C ve beta karoten kokteylinin etkilerini izlediklerini belirten bilim adamları bütün bu deneylerin sonucunda vitamin kullanan kişilerin kullanmayanlarla aynı riskleri taşıdıkları sonucuna varıldığını ifade ettiler.

        Bilim adamlarına göre aynı araştırmada izlenen kolesterol düşürücü ilaçlar ise kalp krizi ve beyin kanamalarını yüzde 30 oranında azalttı.

        BOL BOL TAZE MEYVE-SEBZE YİYİN
        Kanser katarakt kemik kırılmaları astım zihinsel gerileme gibi hastalık risklerinde de bir farklılık oluşmadığını belirten bilim adamları ünlü tıp dergisi Lancet te yer alan makalelerinde bu sonuçlar vitaminlerin bir işe yaramadığını insanların bunlara para harcayacaklarına bol bol taze meyve-sebze almalarının daha doğru olacağını kanıtlıyor görüşünü savundular.

        Bilim adamları daha önce de vitaminler üzerinde bazı araştırmaların yapıldığını ancak bu araştırmanın vitamin kokteylleri üzerinde yapılmış ilk büyük araştırma olduğunu hatırlatırken hayal kırıklığına uğradık ama çok şaşırdık denemez dediler.

        Yorum yap


        • #5
          Vitamin haplarının zararlarını yazdı
          ABD'li uzman Dr. Offit yazdığı kitabında vitamin haplarının verdiği zararları anlattı.






          ABD'nin Philadelphia eyaletinde bir çocuk hastanesinde çalışan Dr. Paul Offit, gereksiz yere vitamin hapı almanınfaydasından çok zararı olduğunu açıklayan bir kitap yazdı. Besin takviyeleri ve vitamin haplarının çoğu durumda faydasız olduğunu belirten Dr. Offit, tüketim miktarı arttıkça sağlık için riskin de arttığını ifade etti. Dr. Offit, “Fazla miktarda,
          günlük tavsiye edilen miktarın 5-10 katı miktarda vitamin alınması kalp hastalıkları, kanser ihtimalini arttırır, ömrü kısaltır” dedi.

          Yorum yap


          • #6
            Vitamin haplarının yarardan çok zararı var

            Çoğunlukla kış aylarında olmak üzere Almanya'da pek çok marketin vitrinlerinde görülmeye başlayan vitamin haplarının hastalıklara karşı pek fazla koruma sağlamadığı bildirildi.


            Bild gazetesinde yer alan bir araştırmanın sonuçlarına göre, vitamin hapı kullanan ve bu hapları hiç kullanmayanların kış hastalıklarına yakalanma ve hastalığı atlatma oranları arasında herhangi bir fark görülmedi. İngiliz bilim adamları konuya ilişkin yaklaşık 6 yıl boyunca 8 bin kişi üzerinde inceleme yaptı ve neticede ilave vitamin hapı alanlar ve almayanlar arasında herhangi bir farkın bulunmadığını tespit etti.

            İngiltere'nin başkenti Londra'daki St. Hospital adlı hastanenin uzman doktorlarından Catherine Collins, insanları bu tür vitamin haplarına yönelten unsurun ''hastalıklara yakalanma korkusu'' olduğunu belirterek, sorunun tamamen psikolojik olduğunu kaydetti. Uzmanlara göre vitaminlerin bazı zararları da bulunuyor. E vitaminine, Beto-Keratin, selenyum ve çinko gibi ilave olarak alınan bazı vitamin çeşitleri cilt kanseri riskini artırıyor. Diğer bazıları da çeşitli hastalıklara davetiye çıkarıyor. Doktorlar bu tür vitaminlerin tablet olarak alınması yerine, sebze ve meyve tüketilerek doğal yollardan hastalıklara karşı koruma sağlanabileceğine dikkat çekiyor.

            Yorum yap


            • #7
              Bilinçsiz Vitamin Kullanımının Zararları

              Vitaminlerin kesinlikle doktor kontrolünde ve dozunda tüketilmesi gereklidir. Vitaminlerin aşırı ve gereksiz kullanımları vücuda zarar verir.

              Vitamin Nedir?
              Vitaminler, birçok fizyolojik olayda anahtar rol üstlenen moleküllerdir. Vitaminler insan vücudu tarafından sentezlenemedikleri için besinlerden sağlanması gerekmektedir. Vitaminlerin isimleri latincede hayat anlamına gelen 'vita' ve nitrojen içeren anlamına gelen 'amine' kelimelerinin kombinasyonundan türetilmiştir. Aslında günümüzde bilinen bütün vitaminler nitrojen içermez fakat ilk bulunan vitaminler içerdiği için isim bu şekilde kalmıştır. Sağlıklı bireylerde gıdalara ek olarak vitamin almaya gerek yoktur. Ancak vitamin ihtiyacını artıracak durumlar veya eksikliğinin saptandığı olgularda vitamin verilmesi gerekir. Bilinçsiz vitamin kullanımı karaciğer bozukluğundan böbrek rahatsızlıklarına kadar pek çok hastalığa neden olabilir
              Vitaminin doktor kontrolünde kullanılması gerekir. Kişinin kafasına göre ya da eş dost tavsiyesi ile vitamin alması kesinlikle yalnıştır. Mutlaka doktor önerisiyle alınmalıdır. Bilinçsizce tüketilen A vitamini karaciğer bozukluğuna, fazla C vitamini böbrek taşına ve mide rahatsızlıklarına, D vitamini intoksikasyona sebep olabilir.
              Çocuğa D Vitamini. Sigara içene C Vitamini. Vejetaryene B12 vitamini!
              Büyüme ve gelişme çağında, hamilelikte, ileri yaşlarda, kronik hastalığı olanlarda, alkolizmde eksikliği saptanan vitaminler kullanılmalıdır. Gerekli olan vitamin miktarı genellikle tavsiye edilen günlük miktar RDA olarak tanımlanmaktadır. Bu değerler ürünlerin etiket bilgilerinde yer almaktadır. Ama yine de ihtiyaç duyulan miktar kişiden kişiye farklılık gösterebilmektedir. Örneğin belirli hastalıklarda kişiye daha yüksek oranda vitamin tavsiye edilir; ayrıca ilaçlar vitaminlerin aktivitelerini engelleyebilmektedir. Belirli grupların özel vitaminlere daha fazla ihtiyacı vardır. Örneğin çocuklar (D vitamini), hamile bayanlar (folik asit), yaşlılar (D vitamini), Sigara içenler (C vitamini), çok alkol tüketenler (B1 vitamini) veya vejetaryenler (B12 vitamini) belirli vitaminlere daha fazla ihtiyaç duyarlar. Antibiyotik tedavisinde vitamin kullanımı gerekebilir
              Gerekmedikçe vitamin kullanmak vücuda yarar yerine zarar getirecektir. Vitaminlerin bilinçli ve doğru kullanılması şarttır. Örneğin antibiyotik tedavisinde bağırsaktaki yararlı bakteriler de etkilenir. Buna bağlı olarak pamukçuk gibi mantar hastalıkları, ishal, hazımsızlık ve gaz şikayetleri ortaya çıkar. Bu nedenle antibiyotik tedavisinde özellikle B kompleks vitamini almak yararlıdır.
              Sağlığın A B C' sini gelişigüzel kullanmayın!
              A, D, E, K ve C vitaminlerine ait zarar ve yan etkiler iyi bilinmektedir.
              Vitaminlerin Aşırı Kullanımında Oluşabilecek Zararlar!
              A Vitamini
              A vitamini vücutta birikip karaciğer toksisitesine yol açar. A vitamini toksisitesi, onu bağlayan proteinlerin yok olması ve bu yüzden A vitamininin hücrelere hücum etmesiyle belirir. Bu genellikle vitaminlerin diyetten alınması durumunda ortaya çıkmaz; fakat kişinin takviye kullanması durumunda belirebilir. Belirtileri mide bulantısı, kusma, karın ağrısı, ishal ve kilo kaybıdır. Kas ve sinir sistemi de iştahsızlık, sinirlilik, yorgunluk, uykusuzluk, bitkinlik, baş ağrısı ve kaslarda zayıflık belirtileri göstererek etkilenir.
              C Vitamini
              C vitamini toksisitesi kusma, karın krampları uyku bozukluklarıdır. Böbrek taşına da yol açabilir.
              "Soğuk algınlığından korunmak için Bol C vitamini kullanayım" diyorsanız dikkat! Alınan C vitamininin fazlası böbrekler yoluyla dışarı atılır. Ana metabolitlerinden birisi oksalattır. Bu nedenle yüksek dozda uzun süre vitamin C alımında oksalat taşları oluşabildiği bildirilmiştir. Ayrıca C vitamininin mide asidini artırdığı ve midenin saldırgan faktörlerinden biri olduğu da bilinmektedir. Demir emilimini artırır.
              Anemik hastalarda demirle birlikte C vitamini alınması önerilir; ancak demir birikimi olan hemokromatoz durumlarında ve hemolitik anemilerde C vitamini önerilmez. Vitamin C nitratlardan"nitrosamin" oluşumunu engeller. Bu nedenle nitrit, nitrat katkısı yapılmış besinlerden sindirim sisteminde nitrozamin oluşumunu engellemek için C vitamininden zengin bir besin alınması önerilir.
              Böylece mide ve özefagus kanserlerine karşı koruyucu olduğu belirtilmektedir. Uzun yıllardan beri C vitamininin soğuk algınlığından koruyucu etkisi üzerinde durulmaktadır. Bu konuda yapılan çalışmalar sonucunda C vitamininin profilaktik etkisi tespit edilmemiştir. Ancak soğuk algınlığı geçiren kişilerde hastalık süresini kısalttığı ve semptomların ciddiyetini azalttığı bildirilmektedir. Sigara içiminin C vitamininin kandaki düzeyini düşürücü etkisi olduğundan, Sigara içenlerin normallere göre 2 kat daha çok C vitamini almaları gerekmektedir. C vitamin yetersizliğinde skorbüt ortaya çıkar. C vitaminini günlük alınması gerekli miktar yetişkinler için günde 50-75 mg'dır
              D vitamini
              D vitamini uzun etkilidir ve birikir. D vitamininin fazlası kandaki kalsiyumun yüksek konsantrasyonda olmasına neden olur. Kalsiyum böbrek taşı oluşturabilir. Kandaki yüksek kalsiyum seviyesi ayrıca kan damarlarının sertleşmesine neden olur ki; özellikle bu da kalp ve akciğer arterleri için tehlikelidir ve ölümcül olabilir. D vitamini toksisitesinin ek belirtileri ise; iştahsızlık, baş ağrısı, zayıflık, halsizlik, aşırı susuzluk, sinirliliktir.
              E vitamini
              E vitamini ile zehirlenme çok fazla miktarda alınırsa olur; fakat A ve D vitaminlerinde olduğu gibi kolay olmaz. Belirtileri baş ağrısı, zayıflık, baş dönmesi, halsizlik ve görme bozukluklarıdır.
              K Vitamini
              K vitamini zehirlenmesi sadece K vitamini için suda çözünen kaynakları tüketen insanlarda meydana gelir. Belirtileri ise kırmızı hücrelerin hemolizi, sarılık ve beyinde hasarlanmadır.
              Tiaminin (B1) Vitaminin
              Tiaminin (B1)anormal bir şekilde çok alımı sinir sistemini etkiler. Güçsüzlük, baş ağrısı, alınganlık ve uyku bozukluğuna yol açar. Ayrıca taşikardi yapabilir.
              Niasin (B3) Vitamini
              Yüksek miktardaki niasin (B3) sinir sisteminde, kandaki glukoz ve yağda uyuşturucu etkisi yaratabilir. Kusma, dilin şişmesi, bayılma gibi belirtiler meydana gelebilir. Ilaveten, karaciğerin fonksiyonunu etkileyebilir ve düşük kan basıncına neden olabilir.
              B6 Vitamini
              B6 vitamininin uzun süreli yüksek dozda alımı, kimi zaman geri dönüşümü olmayan sinir hasarlarına neden olur. Ayaklarda uyuşmayla başlar, sonra ellerde his kaybolabilir ve ağız uyuşabilir. Daha başka toksik semptomlar ise yürümede zorluk, bitkinlik ve baş ağrısıdır. Alımı azaltıldığı zaman bu semptomlar azalır; fakat her zaman tamamen kaybolmaz.
              Folik Asit
              Folat'ın toksisite belirtileri ishal, uyku bozukluğu ve alınganlıktır. B12 vitaminiyle olan yakın ilişkisinden dolayı, folatın yüksek miktarı B12 vitamini eksikliğini kapatır.

              Yorum yap


              • #8
                Vitamin ve Multivitamin hapları sentetik olduğu için tehlikelidir

                Spirulina ise Gıda olduğu için yan etkisi yok ve bütün Mineraller, Vitaminler, Aminoasitler ve Omega Yağlarını içerir ve Anne sütüne eş değerdedir.




                Spirulina:
                Aminoasitler, Omega-3,6,9, kompleks vitaminler, 94 mineral, 2000’den fazla enzim, antioksidanlar ve birçok biyoaktif maddenin doğal deposudur ...

                Ürün Bilgileri
                İnsanlık tarafından kullanımı Kanem İmparatorluğu’na (MÖ.500), Maya’lara (MS.300-900) ve Aztek’lere (MS. 1300-1500) dayanan, ayrıca günümüzde NASA ve Avrupa Uzay Ajansı tarafından astronot gıdası olarak kullanılan, sodalı sularda yetişen, spiral yapıda, mikroskobik, mavi yeşil alg türüdür. 1 kilo Spirulina, 1 ton çeşitli sebzelerin ve meyvelerin besin değerine eşdeğer olarak kabul edilmektedir. Doğada sadece anne sütünde ve Spirulina’da, tüm esansiyel aminoasitler, omega-3,6,9 yağ asitleri ve GLA (Gama Linolenik Asit) dengeli bir şekilde bulunmaktadır.

                Food Safety Research, UNIDO, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Amerikan Gıda ve İlaç Bakanlığı (FDA), Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Spirulina’yı her yaş grubu için ve ayrıca gebelikte herhangi bir yan etkisi ve/veya etkileşimi olmayan güvenli gıda olarak kabul etmiştir.
                • Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO): "Geleceğin en iyi gıdası”
                • ABD Gıda ve İlaç Bakanlığı (FDA): "En iyi besin takviyesi”
                • Uluslararası Gıda Konferansı (1993): "En iyi doğal besin”


                Spirulina’nın mucizevi bir besin maddesi olarak kabul edilmesi, yüksek kaliteli tam protein (esansiyel amino asitlerin tamamını içerir) içermesi (600 - 700 g/kg ham protein), demir, selenyum, magnezyum, kalsiyum gibi 94 kadar mikro ve makro mineral içermesi, vitamin kompleksleri, esansiyel besin maddeleri, antioksidanlar, omega-3,6,9 yağ asitleri, 2000’den fazla enzim ve diğer biyoaktif maddelerin doğal deposu olması gibi nedenlere dayanmaktadır. Yukarıda sayılanlara ilave olarak doğada GLA (Gama Linolenik Asit), DHA (Docosahexaenoicacid), ALA (Alfa Linolenik Asit), SOD (SuperOxide Dismutase), Phycocyanin (>%10), Zeaxanthin gibi ksantofiller, triterpenoidler, yeşil, mavi, turuncu pigmentler (klorofil, fikosiyanin, karotenler), DNA, RNA, fikosiyanobilin, polisakkaritler, sülfolipidler, fitosteroller, aynı anda doğal olarak içeren tek besin kaynağı Spirulina’dır.

                Kullanımı
                Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sağlıklı yaşam ve dengeli beslenme için günlük 5 porsiyon meyve ve sebze tüketilmesini önermektedir. Günlük 1 porsiyon Spirulina (6 tablet) tüketilmesi bu ihtiyacı yeterince karşılamaktadır. Ayrıca ağır işlerle uğraşanlar, sporcular, vejeteryanlar, yoğun strese maruz kalanlar, yaşlılar, rahatsızlık çekenler vb. günde 3-5 porsiyon güvenle kullanabilir. Sağlıklı her bireyin Spirulina kullanması, kişinin yaşam kalitesini ve enerjisini arttıracağı gibi, kişinin aynı zamanda hastalıklara yakalanma riskini de azaltacaktır. Spirulina, saflığı ve kalitesinden dolayı birçok dünya ve olimpiyat şampiyonu tarafından yüksek miktarlarda performans arttırmak amacıyla güvenle kullanılmaktadır.

                Spirulina doğası gereği havayı/suyu temizleme özelliğine sahiptir. Spirulina üretimi yapılan yerin havası, kullanılan suyun kalitesi, kültürün özellikleri ve uygulanan işlemler ürün kalitesi üzerindeki en etkili faktörlerdendir. Bu bakımdan çevre/hava kirliliği olan yerlerde üretim yapıldığı taktirde üretilen Spirulina’nın kalitesi önemli derecede düşer.
                Spirulina’nın içerdiği besin değerleri ve antioksidanlar en fazla kurutma ve tabletleme işlemleri sırasında uygulanan ısı ve oksitlenme nedeniyle zarar görmektedir..

                Besin Değerleri (1 porsiyon = 6 tablet = 3 g Spirulina):
                %99.5 saf Spirulina; hindiba inülini, bitkisel magnezyum stearat, doğal silika
                • Toplam Kalori: 10 cal
                • Yağ: 0.15 g
                • Kolesterol: 0 mg
                • Karbonhidrat: <1 g
                • Protein: 2 g


                Vitaminler
                • Vitamin A (Beta Karoten): 9000 IU
                • Vitamin K: 60 mcg
                • Tiyamin (B1): 75 mcg
                • Riboflavin (B2): 140 mcg
                • Niasin (B3): 450 mcg
                • Vitamin B6: 30 mcg
                • Folik asit (B9): 6 mcg
                • Vitamin B12: 9 mcg
                • Biotin (Vitamin H): 0.8 mcg
                • Pantothenik asit (B5): 4.5 mcg
                • İnositol (B8): 1.7 mcg
                • Vitamin E: 45 mcg


                Mineraller
                • Kalsiyum: 14 mg
                • Demir: 9 mg
                • Fosfor: 33 mg
                • İyot: 15 mcg
                • Magnezyum: 23 mg
                • Çinko: 0.09 mg
                • Selenyum: 1 mcg
                • Bakır: 21 mcg
                • Mangan: 0.4 mg
                • Krom: 40 mcg
                • Molibden: 12 mcg
                • Sodyum: 42 mg
                • Potasyum: 60 mg
                • Bor: 90 mcg


                Fitobesinler, Enzimler, Biyoaktif maddeler
                • Beta Karoten: 9 mg
                • Klorofil: 24 mg
                • Fikosiyanin: 360 mg
                • Zeaxantin: 9 mg
                • SuperOksitDismutaz (S.O.D): 2250 IU


                Diğer BiyoAktif Maddeler
                • Karbonhidratlar: Rhamnose, Phosphorylated cyclitols, Glucosamine, Muramic, Cyanophycean Glycogen, Sialic Acid
                • Fitobesinler: Polysaccharides, Glycolipid, Sulfolipids
                • Fitosteroller: β-sitosterols, Stigmasterol, vb.
                • Triterpenoidler: Lanosterol
                • Xanthophylller: Myxoxanthophylls, Zeaxanthin, Cryptoxanthin, Echinenone
                • Karotenler: α-Carotene, β-Carotene, Euglenanone, Lutein,
                • Pigment Fitobesinler: Chlorophyll (Yeşil), Phycocyanin (Mavi), Carotenoid Pigments (Turuncu)
                • Enzimler ve diğerleri: DNA, RNA, fikosiyanobilin, SOD


                Yağ Asitleri (Toplam 48mg/gram)
                Omega 6 Ailesi
                • GLA (Gama Linolenik Asit) : 30 mg
                • Esansiyel Linoleik Asit: 33 mg
                • Dihomogamma Linolenik Asit: 1.59 mg

                Omega 3 Ailesi
                • DHA (Docosahexaenoic): 0.0435 mg
                • ALA (Alfa Linolenik Asit): 0.0435 mg

                Omega 9 Ailesi
                • Palmitoleik Asit: 5.94 mg
                • Oleik Asit: 0.51 mg
                • Erüsik Asit: 72 mcg

                Diğer Yağ Asitleri
                • Palmitik Asit: 61 mg
                • Myristik Asit: 0.4 mg
                • Stearik Asit: 2.5 mg
                • Araşidonik Asit: 0.2 mg
                • Behemik Asit: 144 mcg
                • Lignoserik Asit: 72 mcg


                Aminoasitler
                Esansiyel Aminoasitler
                • İsoleusin: 97.8 mg
                • Leusin:.7 mg
                • Lizin: 78.6 mg
                • Metionin: 39.9 mg
                • Fenilalanin: 78.3 mg
                • Threonin: 84.3 mg
                • Triptofan: 25.5 mg
                • Valin: 112.2 mg

                Esansiyel Olmayan Aminoasitler
                • Alanin: 139.8 mg
                • Arjinin: 142.8 mg
                • Aspartik Asit: 218.4 mg
                • Sistin: 16.8 mg
                • Glutamik Asit: 253.2 mg
                • Glisin: 95.7 mg
                • Histidin: 45 mg
                • Prolin: 74.1 mg
                • Serin: 79.5 mg
                • Tirozin: 71.4 mg

                Yasal Uyarı: Yukarıda tanıtımı yapılan ürün ilaç değildir. Bitkisel gıda desteğidir. Yukarıda verilen bilgiler doktor tavsiyesi veya uygulayacağı tedavinin yerine geçmez.Ürünlerle ilgili her türlü sorumluluk üretici ve ithalatçı firmalara aittir.

                Yorum yap

                Hazırlanıyor...
                X