Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Laktoz intoleransı, Laktoze İntoleranz, laktoz intoleransı, süt şekeri intoleransı

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Laktoz intoleransı, Laktoze İntoleranz, laktoz intoleransı, süt şekeri intoleransı

    Laktoz intoleransı, Laktoze İntoleranz, laktoz intoleransı, süt şekeri intoleransı



    [quote=igokcek]
    Serhat Nickli öğeden Alıntı
    Mrb ibrahim bey

    bu defa Annem ve yegin icin yaziyorum.
    daha önce yazmistim .annemde laktoz problemi var .Ve kendisi her zaman hasta.
    Ayni zamanda kücük yenimde de ortaya cikti kendi henüz 13 yasinda. sizin sayfayi okudum. bir senedir karinda rahatsizliklar devam etti. Teshis laktoze hazimsizligi.
    Tedavi önerilerinizi bekliyorum.
    Serhat bey
    Laden Gülü Forte, KOLOREX Forte, Spirulina Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Damar çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2


    Gökçek Tonik: Bu bildiğimiz lahana suyu değildir, birleşiminde aryıca bazı şifalı bitkiler (KM, YD, AB, LS, AK, SÜ) bulunur. Bu nedenle sadece lahana suyu olarak anlaşıldığı için Gökçek Tonik olarak isim değişikliği yapmak zorunda kaldık. Mide ve bağırsak rahatsızlıklarına karşı en ideal ve en doğal üründür Metilmetioninsulfoniumbromit ve sütasidi bakterileri içerir ve bu bağırsaklardaki zararlı bakterileri ve mantarları yokeder. Böylece mide ve bağırsaklardaki iltihapı (gastrit, enterit) ve ülseri önler.Normal olarak B12-Vitamini sadece hayvansal besinlerde bulunur, Gökçek Tonik bu alanda B12-Vitamini içeren ayrıcalıklı tek üründür.Geniş bilgi için Gökçek TonikÜstte sütasidi bakterileri, igA, sütşekeri (laktoz) ve sütasidinin resmi.





    Gökçek Tonik başta allerji, kaşıntı, oburluk, bağırsak ve deri mantarı vede mide-bağırsak rahatszılıklarından; gastrit (midemukazası iltihapalanması ), ülser (mide yarası ), reflü, enterit (incebağırsak iltihapalanması ), kolit (kalınbağırsak iltihapalanması ), ülseratif kolit, Morbus Krohn, hazımsızlık ve şişkinliğe karşı kulanılır. Gökçek Tonik'in yeni bir özeliğini daha keşfetik, evet aynı zamanda zatıflatıyor,yani kilolu bay, bayan ve çocuklar içn ideal vede doğal bir diyet ürünüdür. (Gökçek Diyet zayıflamak için daha etkilidir). Ülseratif kolit kronik ve peryodik olarak ağırlaşan kalın bağırsak iltihapalanmasıdır. Kalın bağırsak mukazasının genelikle yüzeyi iltihapalanır ve ülsere (yara) dönüşür ve hafif kanamalı şekilde kendini beli eder. Hastalığın tipik belirtisi kanlı feces, ishal ve karın ağrısıdır. Ülseratif kolit Morbus Krohn hastalığına çok benzer ve bir birinden ayrımak oldukca zordur.


    Morbus Krohn hastalığı genellikle bağırsakaların tamamında görülsede daha çok ince bağırsakta ve tabii kalın bağırsaktada görüldüğünden bu iki hastalığı bir birinden ayrımak zor olmaktadır. Aşırı yemek yemek ihtiyacı mide ve bağırsakaların besinleri hazmedememesi nedeniyle ortaya çıkan vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glukoz vb.., besleyici madde yetersizliğini karşılama içindir. Hücreler ihtiyaçları olan besleyici maddeyi alamayınca uyarı doymamışlık hissini uyarmak için beyne siyanler gönderir ve kişide haliyle aşırı yemek yemek zorunda kalır. Mide ve bağırsakalardaki rahatzılıklar giderilince besleyici madde absorsiyonu normale döner. Ve kişide az besinle doyar hale gelir. Tabii her lokmayı 20-25 defa çiğnedikten sonra yutmakta çok önemlidir. Böylece sindirim organlarının zorlanması engelenir.

    Allerjinin oluş sebebi gastrite sebep olan halicobaker pylori ve bağırsak mantarlarıdır. Bu bakteri ve mantarlar toksik maddeler üretirler ve bunlardan en önemliside zehirli gazlar (etan, metan, propan, heksan), zehirli alkoller (etanol, metanol, propanol, butenol vs..) ve biyojen aminler üretirki bunlardan en önmliside histamindir. Histamin damarları ve bronşları büzer, hücre memranını sertleştirir. Böylece hücreler alerjenlere karşı aşırı tepki gösterir ve allerji ortaya çıkar. Histamini dengelemek için sürekli kortizon vermek çare değildir. Ayrıca vücudun kendi üretiği kortizonla suni dışarıdan alınan kortizon farklıdır. Kimyasal olarak aynı olabilir. Ama vücudun üretiği kortizonun hiçbir yantesiri olmazken kimyasal ilaç olarak alınan kortizon büyük tahribatlar yapar ve bunların başında; depresyon, kemik erimesi, derinin incelmesi, yüz şişmesi, kaserimesi vb.., yan tesirleri vardır. Kaşıntının sebebide bağırsak mantarlarının üretiği toksik maddeler (mikotoksinler) olup, tedavisi ancak ve ancak bağırsakalrı bu mantarlardan tenizlemekle olur. Örneğin kasık, makat, ense, dizboynu, dirsekboynu ve ayak mantar ve kaşıntısını sayabiliriz. Çaresi Gökçek Toniktir.

    Sütasidi bakterileri (Laktik asit bakterileri (LAB)):
    Sütasidi bakterilerinin bir çok alt grubu vardır ve bunlardan ikisi grubu çok önemlidir ve bunlardan bazı laktobaziller: l. acidophilus, l. casei, l. plantarum., l. reuteri, l. rhamnosus, l. gasseri, l. johnsonii, l. paracasei, l. bulgaricus, l. alactus, l. fermentum ve l. helveticus ince bağırsaklarda ve bifidobacteriumun alt grubundakiler: b. animalis, b. bifidum, b. breve, b. infantis ve b. longum kalın bağırsaklarda bulunur. Bu bakterilerin özeliği laktozu (sütşekeri), sütasidine (laktik asit) dönüştürmesidir. Sütasidi bakterileri en önemli probiotiklerdendir. Sütasidi bakterileri bağışıklık sistemini güçlendirir, allerjiyi önler, laktoz?un sindirilmesini sağlar.

    Sütasidi bakterileri içeren yiyecek ve içecekler günümüzde moda haline gelmiştir. Sütasidi bakterileri aldığınızda bağışıklık sistemini kat kat yükseltiği görülmüştür. Eskiden turşu, kefir ve ekşi süt?te bu sütasidi bakterilerinin fermentesyonu (mayalamsı ile bakterilerin bozulması veya yok olması önlenmiştir, yani bir çeşit dondurulmuştur. Gökçek Tonik içince sütasidi bakterileri harekete geçerler ve en etkili antibiyotikten daha etkili olup hiçbir yantesiride yoktur.

    Günümüzde vitamin, mineral vs hapları özeliklede çok tehlikeli atibiyotikler kulanılıyor ve bu antibiyotikler bağırsaklara atılan mini atom bombası gibi milyarlarca faydalı bakteride yokedilmektedir ve insanlar sürekli hastalanmaktadır. Bağırsaklarda 1-10 katrilyon faydalı bakteri vardır ve bu bakteriler bizim için vitaminler üretirler, yağasitlerini parçalarlar. Arı kendisi için bal yapar, ama balın belki % 1?ini kendi yer diğerini insanlar. Bağırsak florasının (faydalı bakterilerin) üretiği vitaminlerinde çok büyük bir kısmı insanın sağlığı için kulanılır.

    Sütasidi bakterileri üzerine 20. yüzyılın başında Paris?te Pastör-Enstitüsünden Ukranya asıllı immunolog ve mikrobiyolog Metchnikoff Kafkaslar ve Bulgaristan?da yaşayan köylüler üzerinde yaptığı araştırmalarda burada yaşıyan insanların ekşi süt ve lahana turşusu kulandıkları ve bu nedenle çok uzun ömürlü oldukları tesbitedilmiştir. Sütasidi bakterilerinin üretiği bakterizitler (payolojik bakterileri öldürücü maddeler: Laktocin, Acidolin, Nisin, diasetil-2,3-butandiol) hatalığa sebep olan bakterileri bu maddeler yokeder. Böylece faydalı bakteriler çoğalırken zararlı bakteriler azalır.

    Japonyalı mikrobiyolog Shirota 1930-40 yılları arasında yaptığı araştırmalarda endüstrileşme ile birlikte insanlarda bir çok hastalık ortaya çıktığını bunun önlenmesinin ancak ve ancak bağırsak florasını rehabilite etmekle mümkün olduğunu tesbitetmiştir. Türklerin binlerce yıl önce geliştirdiği turşu ile bağırsaklardaki faydalı bakteriler artarken zararlı bakterilerin azaldığını görmüştür. Bu yöntemi geliştirmişler ve günümüzde bir çok besin maddesinde artık laktobaziller bulunmaktadır. Hatta lactobazillus acidophilus LA-5 ve Bifidobakterium lactis BB-12 probiyotik olarak ilaçları yapılmaktadır. (Antibiyotik canlıya karşı ve probiyotik canlı için anlamına gelir).

    Sütasidi bakterilerinin en önemli iki alt grubu Laktobazillus ve bifidobakterium türleri besinleri bozulmadan korur ve diğer zararlı bakterilere yaşam ortamı tanımaz. Laktobaziller hem oksijenli (areob) ve oksijensiz (anaroeb) ortamda yaşayabilmektedir. Bu bakteri kişinin ağıziçi, ince ve kalın bağırsak ve deride vede vajinada bulunur. Laktobaziller çubuk şeklinde iken, bifidobakteriıum ise Y şeklindedir. Bifidobakterileri ise genelikle kalın bağırsakta yaşamaktadır.

    Sütasidi bakterilerin etki şekli nasıldır?
    Sütasidi bakterileri mide ve bağırsakalardaki yerleşik olan patalojik bakterileri vede besinlerle alınan patolojik (hastalık yapıcı bakterileri yokeder. Laktobaziller:
    1. ) Patolojik bakterilere karşı küçük molekülü karbonikasit (formikasit, asetikasit, laktikasit, propionikasit sütasidi (laktikasit)) üretir. Bu asitler bağırsak içinde asit konsentresini artırır ve patolojik bakterilerin ölümüne sebep olur.
    2. ) Uygun şartlarda sütasidi bakterileri hidrojenperoksit üretir, bu hidrojenperoksid patolojik bakterileri yokeder.
    3. ) Sütasidi bakterileri bakterizitler (laktocin, nisin, acidolin ve diasetil-2,3-butandiol) üretir ve bu bakteriozitler patolojik bakterileri öldürür.
    4. ) Sütasidi bakterileri (laktobaziller ve bifidobakteriler) immün sistemini güçlendirir.
    5. ) Laktobaziller bağırsak mukazası üzerinde bir biofilm oluşturur ve böylece allerjiyi önlemede önemli rol oynar, çünkü allerjiye sebep olan antijenler muhazaya etki yapamaz.
    6. ) Laktobaziller sütşekerini (laktoz) porçalayan laktaz anzimi üretir. Laktaz laktozu (disakkarid) oluşturan glukoz ve galaktoz?a ayırır. Laktoz ince bağırsaklarda laktaz tarafından parçalanmazsa kalın bağırsakalardaki diğer bakteriler tarafından normal olan glukoz ve galaktoza ayrılmayıp, metan, karbondioksit ve hidrojen gazı gibi gazlar üretilir. Buda kişinin karnın sürekli şiş olmasına neden olur.
    7. ) Bağırsaklardaki bazı bakterilerin üretiği anzimler (beta-Glucuronidaz, azoreduktaz, nitratreduktaz) kanserojen olabilecek özeliklerdedir. Laktobaziller bu kanserojen özelikteki anzimleri azaltır.
    8. ) Sütasidi bakterileri (latobaziller ve bifidobakteriler) makrofajı aktifleştirir, yani patolojik bakteriler karşı hem hüceler arasında hemde sıvılı alanda daha etkin olur.
    9. ) Sütasidi bakterileri immunglobulin A oranı artırır, igA mesane, bağırsaklar ve sütün içinde bulunur ve bakterilere karşı bir bariye oluşturan antikordur.

    Laktoz nasıl daha iyi hazmedir?
    Laktozintoleranz (laktoz hazmısızlığı süt emen insan veya hayvanda emmeyi bıraktıktan sonra laktozintoleranz rahatsızlığı ortaya çıkar. Laktoz yani sütşekeri bir disakkarid olup glukoz ve galaktoz moleküllerinden oluşur. Bu molekülü laktaz enzimi önce glukoz ve galaktoza vede sonra sütasidine dönüştürür. Bu enzim ince bağırsak mukazasında bulunur. Yaş ilerledikce veya sütasidi bakterileri azalınca laktaz enzimi azalır ve laktoz moleküllere ayrılmadan kalın bağırsağa geçer. Kulanılan kimyasal ilaçlar, özeliklede antibiyotikler, kola, fanta gibi aşırı katkı maddeli içeçekler, hamburger, chesburger gibi lifsiz besinler bağırsakalrdaki faydalı bakterilerin azalmasına ve onun yerine patolojik (hastalık yapıcı bakterilerin çoğalmasına neden olur.

    Peynir kanın asitlnemesine ve uzun vadede iltihaplı hastalıklara, siyah çay bağırsakları kurutarak vitamin ve mineral alınmasını önler vede et ve et mamüleri aşırı ve sürekli alındığında asidoza sebep olur ki sonu romatizmalı ve ağrılı hastalıklardır. Kalın bağırsakalardaki patolojik bakteriler laktozu metan, karbondioksit ve hidojen gazına dönüştürür. Metan gazı kişide yorğunluk, halsizlik ve dermansızlığa sebep olur. Bu gazlarda karında şişkinliğe sebep olur. Kalın bağırsakalardaki faydalı bakterilerin azalması ile onun yerine yerleşen bakteri ve mantarlar toksik maddeler üretirler ve kişide allerji, immün zafiyeti, kabızlık, ishal, hormon anormalikler ve hatta depresyona sebep olurlar. Bağırsaklardaki patolojik bakteriler ve mantarlar proteinı aminoasitlere dönüştüreceklerine biyojen aminlare dönüştürürler. Örneğin aşırı oranda histamin ortaya çıkar ve buda kişide allerjiye sebep olur. Hastalıkların % 99'u bağırsak florasının bozulması nedeniyle olur. Bunu düzenlemek ancak ve ancak Gökçek İksiri ve Gökçek Tonik ile mümkündür. Bu iki ürün bağırsak florasını yeniden sağlıklı ortama dönüştürür.
    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

    Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet

    Yorum yap


    • #3
      Laktoz intoleransı

      Yıllarca, inek sütü midede şişkinlik, hazımsızlık, ürtiker plakları (vücutta oluşan kaşıntılı kızarıklıklar) gibi istenmeyen rahatsız edici semptomların kaynağı diye bilinir. Bu reaksiyonlar süt proteinlerine karşı alerji yada laktoz intoleransından kaynaklanır. Bebeklerde her ikisi de aynı anda olabilir. Süt, çocuğun karşılaştığı ilk yabancı protein kaynağı ve muhtevasıyla çok önemli bir besin kaynağıdır ve bu nedenle bebeklerin diyetinden kolayca çıkarılamaz.Laktoz intoleransı, sütün baskın şekeri laktozun yeterli sindirilememesinden kaynaklanır. Bu yetersizlik laktaz enziminin eksikliğinden kaynaklanır. Laktaz enzimi normalde ince bağırsak hücreleri tarafından üretilir. Laktaz enzimi laktozu emilip kana geçebilmesi için daha küçük formları olan galaktoz ve glikoza parçalar. Alınan laktozu sindirebilmek için gerekli laktaz yeterli olmadığı zaman, çok tehlikeli olmasa da ciddi bir stres oluşur. Laktaz enzim eksikliği olan her insanda semptom görülmese de bu insanlarda laktoz intoleransı var kabul edilir. Genel olarak semptomlar; mide bulantısı, kramplar, dolgunluk, şişkinlik, gaz, ishaldir. Bu semptomlar laktoz alındıktan yarım saat ile 2 saat arasında bir süre sonra başlar. Semptomların şiddeti kişinin laktozu tolere edebilmesine göre değişir.

      Laktaz etki mekanizması (www.indiana.edu/~ensiweb/ lessons/tp.milk3.html ' den alınmıştır)
      Laktoz intoleransının bazı sebepleri çok iyi bilinmektedir. Örneğin ince bağırsak ülseri enzim üretimini azaltabilir. Daha seyrek olarak çocuklarda laktaz üretimi doğuştan düşük olabilir. Bir çok insan için ise laktaz eksikliği doğal olarak zamanla gelişen bir durumdur. Yaklaşık 2 yaşından sonra, vücut; laktazı daha az üretmeye başlar. Bununla birlikte bir çok insan yaşlanmadan önce semptomlarla karşılaşmayabilir.Her ne kadar Kuzey Avrupalı bir çok insan hayatları boyunca kendilerine yetecek laktaz üretebiliyor olsalar da; Ortadoğu, Hindistan, Afrika'nın bir bölümünde yaşayan insanlarda yada bu insanların dünyanın herhangi bir yerindeki akrabalarında laktaz eksikliği oldukça yaygındır. Yetişkinlerin %70' inde değişik derecede laktoz intoleransı mevcuttur. Avrupa'da bir çok ülkede beyazların %5' inde, diğer etnik gruplarda ise daha yüksek oranlarda laktoz intoleransı mevcuttur.İntoleransa neden olan süt ve süt ürünlerinin miktarı insandan insana semptom çeşitliliğine neden olur. Düşük bağırsak laktaz aktivitesine sahip bir çok insan, bir bardak sütü rahatsızlık hissetmeden tolere edebilir. Sert peynir (laktozu düşüktür), ve yoğurt gibi fermente süt ürünlerini de rahatlıkla tolere edebilir. Yoğurt gibi fermente süt ürünlerinin, dünyanın laktaz eksikliği çok olan bölgelerde yaygın bir şekilde tüketilmesinin nedeni de budur.

      Tedavi
      Genelde, sindirim sisteminde laktoz emilimini belirlemek için kullanılan testler laktoz tolerans testi, hidrojen solunumu testi ve dışkı asit testidir. Bu testler bir hastanede, klinikte yada muayenehanede yatmaya gerek olmadan ayaktan bir hastada uygulanabilir.Laktoz tolerans testi önce bir aç kalma süreciyle başlar ve daha sonra laktoz içeren bir sıvının içilmesi onu takip eder. 2 saatlik periyotlarla kan örnekleri alınır. Laktozun emilimi ile artması gereken kanda glikoz seviyesi ölçülür. Normalde, laktoz sindirim sistemine girdiğinde laktaz enzimi tarafından galaktoz ve glikoza parçalanır. Kana geçen galaktoz ve glikoz karaciğere gider. Galaktoz karaciğerde glikoza dönüşür ve kan glikoz düzeyi yükselir. Eğer laktoz tam olarak parçalanmazsa kan glikoz seviyesi yükselmez ve tedavi endikasyonu doğar.Solunumda hidrojen testinde, insanın solunumundaki hidrojen miktarı ölçülür. Solunumda normalde çok düşük miktarda hidrojen vardır. Laktoz sindirilmediğinde kalın bağırsakta bulunan bakteriler tarafından fermente edilir. Bunun sonucu hidrojenide içeren çeşitli gazlar açığa çıkar. Bu hidrojen gazı bağırsaktan emilir ve kana geçer ve akciğerler yolu ile atılır. Testte hastalar laktozlu bir sıvı içerler ve düzenli aralıklarla solunum havası analiz edilir. Yükselen hidrojen oranı laktoz sindiriminin bozuk olduğunu gösterir. Çeşitli besinler, medikal ürünler ve sigara testin hassasiyetine etki edebilir. Bu yüzden test boyunca bunlardan kaçınmak gerekir. Bu test hem çocuklara hem de yetişkinlere uygulanabilir.

      Sütteki laktoz miktarı
      Bütün hayvan sütleri laktoz içerir. Soya sütü aslında bir bitki suyudur ve laktoz içermez. Diğer şekerlerden içerse de laktoz intoleransı olan insanlarda benzer semptomlara yol açabilir.Değişik hayvan sütlerindeki laktoz miktarı (100 ml'de gram olarak)
      Hayvan türleri Yağ Protein laktoz
      Fil 22,1 3,2 7,4
      Şempanze 3,7 1,2 7,0
      İnsan 4,0 1,3 6,5
      At 1,6 2,7 6,2
      Koyun 9,0 4,7 5,8
      Zebra 4,8 3,0 5,3
      Deve 5,4 3,8 5,1
      Domuz 5,0 3,7 5,0
      Kedi 5,0 7,2 4,9
      İnek 3,7 3,3 4,8
      Kanguru 4,0 3,9 4,7
      Keçi 4,1 3,7 4,2
      Köpek 11,8 8,7 3,3
      Fare 12,0 9,2 3,3
      Kutup ayısı 9,5 9,6 3,0
      Fok balığı 53,2 11,2 2,6
      Kunduz 19,8 9,0 2,2
      Tavşan 10,5 15,5 2,0
      Yunus 34,9 10,6 0,9
      Bazı insanlar sadece inek sütüne karşı alerjik rahatsızlığa sahip olsalar da, laktoz intolerant insanların tüm hayvani sütlerden uzak durmaları gerekmektedir. Keçi sütü kullanmak ta semptomları azaltmamaktadır.Gizli laktozHer ne kadar süt ve sütten yapılan gıdalar doğal besin kaynakları olsa da, laktoz sık sık hazır gıdalara eklenmektedir. Laktoz toleransı düşük olan insanlar şunu bilmelidirler ki; bir çok gıda ürününde düşük oranlarda laktoz bulunabilir. Örneğin;
      • Ekmek ve diğer fırın ürünleri
      • İşlenmiş kahvaltılık tahıllar
      • Toz patates, çorba ve kahvaltılık içecekler
      • Margarin
      • Salata sosları
      • Şekerlemeler ve diğer çerezler
      • Bisküvi ve kek karışımları

      Süt ürünleri içermez diye etiketlenen bazı ürünler örneğin, kahve kremaları ve diğer kremalar aynı zamanda süt ürünlerinden türetilen dolayısı ile laktoz içeren katkı maddeleri bulundurabilirler.Akıllı tüketiciler gıdaların etiketlerine dikkatli bakmayı öğrenirler. Sadece süt ve laktoz miktarı ile yetinmezler aynı zamanda peynir altı suyu, süt yan ürünleri, ve yağsız süt tozlarına dikkat ederler. Eğer etiket üzerinde bunlardan birisi mevcutsa ürün laktoz içeriyor demektir.Bunlara ek olarak laktoz; reçete ilaçlarının % 20' sinin, diğer ilaçların ise % 6 ‘sının yapımında kullanılır. Bir çok doğum kontrol hapında da, mide asidi ve gazı için üretilen tabletlerde olduğu gibi laktoz vardır. Bunlar ancak şiddetli laktoz intoleransı olanlarda etki gösterir.Bu bilgiler; Lactose Intolerance - National Digestive Diseases Information Clearinghouse' den ve D. Miller Ben Shaul (The composition of the milk of wild animals. In : Animal milk analyses and hand-rearing techniques. International Zoo Yearbook, 1959)' den alınmıştır.

      Daha fazla bilgi için:
      Gluten ve buğdaymonosodyumglutamat

      Yorum yap


      • #4


        LAKTOZ İNTOLERANSI NEDİR?

        Laktoz sütte bulunan disakkarid yapısında bir şekerdir. Disakkaridler iki farklı şeker türünün bir araya gelmesi ile oluşurlar. Glukoz ile galaktoz bir araya gelerek süt şekerini yani laktozu oluşturur.
        Sütteki laktoz sindirim sistemine girdiğinde barsak yüzeyinde bulunan ve laktaz adı verilen bir enzim yardımı ile parçalanarak glukoz ve galaktoza ayrılır. Laktaz enziminin eksikliği ya da tam işlev görmemesi durumunda laktoz intoleransından söz edilir.
        Temel anlamda laktoz intoleransı süt ya da süt ile üretilmiş ürünleri sindirememek ya da bunda güçlük yaşamak anlamına gelir. Bu duru süt veya süt ürünleri alındığında ishal, şişkinlik ve aşırı gaz çıkarma şeklinde belirtilerin ortaya çıkmasına yol açar.

        LAKTOZ İNTOLERANSININ SIKLIĞI NEDİR?
        Süt intoleransı ya da laktaz eksikliği olarak da adlandırılan bu durum tüm dünyada en sık karşılaşılan sindirim bozukluklarından birisidir. Beyaz ırktaki yetişkinlerin %10-30′unda değişik derecede laktoz intoleransı mevcuttur. Zencilerde ve Asya toplumunda bu oran %90′a kadar çıkabilmektedir. Kaba bir tahminle dünya üzerinde yaşayan her 10 insandan birinin sütü sindiremediği sanılmaktadır.
        LAKTOZ İNTOLERANSININ SEBEPLERİ NELERDİR? KİMLERDE GÖRÜLÜR?
        Süt ile alınan laktozun barsaklardan emilebilmesi için laktaz enzimi tarafından parçalanması gerekir. Laktaz ince barsak yüzeyinde bulunur. İnce barsakta yeterli seviyelerde laktaz enzimi üretilemediğinde laktoz intoleransı ortaya çıkmaktadır. Bu enzimin seviyesi doğum sırasında en yüksek iken yaklaşık 2 yaşından sonra enzim aktivitesi azalmaya başlar. Bu nedenle laktoz intoleransı genellikle zaman içinde ortaya çıkan bir durumdur.
        Nadir görülen bir durum da genetik geçiş gösteren konjenital laktaz eksikliğidir.

        Laktoz intoleransına sahip hastalar 3 grupta toplanabilir:
        1- Konjenital (doğuştan) laktoz entoleransı
        2- Mukoza hasarına bağlı laktoz entoleransı;
        - Akut gasroenterit
        - Giardiasis ya da ascariasis gibi parazit hastalıkları
        - Crohn hastalığı
        - Çölyak hastalığı (Gluten enteropatisi)
        - Radyasyon ve kemoterapiye bağlı barsak hasarlanmaları
        - İnce barsak lenfomaları
        3- İnce bağırsak rezeksiyonuna bağlı laktoz entoleransı

        LAKTOZ İNTOLERANSININ BELİRTİLERİ NELERDİR?
        Laktoz intoleransının belirtileri kullanılan süt ürününün miktarına ve çeşidine bağlı olarak değişir ve klinik bulgular her insanda farklı şiddette olabilir. Düşük bağırsak laktaz aktivitesine sahip bir çok insan, bir bardak sütü rahatsızlık hissetmeden tolere edebilir. Sert peynir (laktozu düşüktür) ve yoğurt gibi fermente süt ürünlerini de rahatlıkla tüketebilir. Yoğurt gibi fermente süt ürünlerinin, dünyanın laktaz eksikliği çok olan bölgelerde yaygın bir şekilde tüketilmesinin nedeni de budur.
        Eğer barsaklarda laktaz aktivitesi yoksa ya da düşük seviyede ise sindirilmeden kalan laktoz barsak muhtevasındaki osmotik dengeyi bozarak barsak içinde sıvı ve elektrolit birikmesine neden olur. Genişleyen barsaklarda hareketlilik artar ve ishal ortaya çıkar. Öte yandan serbest halde yıkılmadan kalın barsaklara ulaşan laktoz buradaki bakteriler tarafından fermentasyona uğrar ve ortaya hidrojen gazı çıkar. Fazla miktardaki hidrojen, hem ishali arttırır hem de gaz ve şişkinik başta olmak üzere diğer sindirim sistemi yakınmalarına yol açar.
        Süt ve süt ürünlerinin tüketimiyle karında şişlik, gaz, mide bulantısı, ishal veya kramp tarzında karın ağrıları ortaya çıkar. Yakınmalar laktoz içeren besinleri aldıktan 30-120 dakika sonra oluşur. Bu belirgin semptomlar dışında malnutrisyon (beslenme bozukluğu) ve kilo kaybı görülebilir.
        Laktaz enzim eksikliği olan her insanda laktoz entoleransı belirtileri oluşmayabilir. Bazı insanlarda laktaz aktivitesi çok düşük olmasına karşın belirtiler ortaya çıkmaz. Bu durumun nedeni bilinmemektedir. Laktoz intoleransı genelde rahatsızlık verici bir durum olmakla beraber hayati bir sorun yaratmaz.
        LAKTOZ İNTOLERANSININ TEŞHİSİ NASIL KOYULUR?
        Laktoz intoleransının tanısı genelde klinik bulgular ile konur.
        Bunun için en basit yöntem (Evde kendin yap testi) birkaç gün süreyle laktoz içeren besinlerden uzak durulmasıdır. Daha sonra 2 bardak yağsız süt içilir. Eğer karın ağrısı ve yakınmalar ortaya çıkıyor ise laktoz intoleransınız var demektir. Eğer kesin bir tanı istenir ise bazı laboratuvar incelemelerinin yapılması gerekebilir.
        Laktoz tolerans testi: Açlık kan şekeri ölçüldükten sonra laktoz içeren sıvı içilir ve daha sonra birkaç kez kan şekeri ölçümü yapılır. Eğer kan şekeri 20mg’ın altında bir artış gösteriyorsa laktoz intoleransı var demektir.
        Soluk testi: Laktoz içeren bir sıvı içildikten sonra nefeste hidrojen gazı ölçülür.
        Biopsi: Barsaktan biopsi alınır. Ancak biopsi ile sadece ince barsaklarda laktoz intoleransına yol açabilecek başka bir hastalık bulunup bulunmadığı anlaşılabilir, laktoz intoleransı olup olmadığı söylenemez.
        LAKTOZ İNTOLERANSI NASIL TEDAVİ EDİLİR? ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER NELERDİR ?
        Süt ve süt ürünlerinin diyetten çıkarılması ve/veya tüketilen miktarın azaltılması faydalı olur. Yeterli kalsiyum alımının sağlanması için diyete kalsiyumdan zengin başka kaynakların eklenmesi gerekir. Hastaların büyük çoğunluğu laktoz miktarı düşük olan sert peynirleri ve yoğurt gibi fermente süt ürünlerini de rahatlıkla tolere edebilirler. Fermente süt ürünleri arasında sayılan yoğurt, kefir, keçi peyniri ve bazı diğer peynir türleri azar azar diyete eklenerek semptomlar test edilmeli, sorun yoksa tolere edilir dozlarda beslenme programına eklenmelidir. Laktoz içermeyen veya laktaz içeren süt ürünlerinin tüketilmesi süte eklenebilen laktaz damlaları veya laktaz tabletleri ya da kapsüllerinin alınması da tedavide yardımcı olabilmektedir.
        Besin etiketleri dikkatlice okunmalı, süt ürünleri dışında da laktoz içerebilen diğer gıda ürünlerinin bulunabileceği unutulmamalıdır. Ekmek ve diğer fırın ürünleri, salata sosları, hazır çorba ve kahvaltılık tahıllar, bisküvi, gofret gibi hamur işlerine özellikle dikkat edilmelidir. Etiket bilgilerinde, içeriğinde peynir altı suyu, süt yan ürünleri ve yağsız süt tozları içeren ürünler laktoz içeriyor demektir.

        Hamilelik ve laktoz intoleransı
        Hamileliğin laktoz metabolizması üzerindeki etkisi kişiye göre değişik olabilir. Daha önceden sorun yaşamadığı halde hamilelik sırasında sütü sindirmede güçlük yaşamaya başlayan kişiler olduğu gibi tam aksine laktoz intoleransının hamilelik süresince hafiflediğini bildiren kadınlar da vardır. Burada önemli olan, rahatsızlığın nedeninin laktoz metabolizmasında ortaya çıkan bir sorun mu yoksa gebeliğe bağlı başka sindirim sorunları mı olduğunun ayrımının yapılmasıdır. Yapılan bir araştırmada laktoz intoleransı olan kadınların hamileliklerinin son dönemlerinde laktozu hamilelik öncesi döneme göre daha kolay tolere ettikleri, doğumdan bir süre sonra ise durumun eski haline döndüğü saptanmıştır. Sebebi tam olarak bilinmeyen bu durumun olası nedenleri arasında barsak hareketlerinin yavaşlaması ve dolayısı ile laktozun barsaktan geçiş süresinin uzaması ile barsaklardaki bakterilerin yüksek laktoz alımına gösterdikleri uyum olabileceği ileri sürülmüştür.
        Süt kalsiyumun ana kaynağıdır ve kalsiyum da sağlam kemikler ve sağlıklı bir yaşam için gereklidir. Hamileler ve emziren kadınlar (günde 1200 mg gerekli) ve menapoz sonrası kadınlar (günde 1500 mg gerekli) hariç günlük kalsiyum ihtiyacı 1000 mg dır. Laktoz entoleransı olanların yeterli kalsiyumu almaları zor olabilir. Eğer laktoz intoleransı nedeni ile süt içemiyorsanız endişelenmeyin. Hamilelikte süt önemli bir kalsiyum kaynağı olmakla birlikte kalsiyum almak için tek yöntem değildir. Diğer pek çok yol ile vücudunuzun ve bebeğinizin gerek duyduğu kalsiyumu alabilirsiniz;

        - Sütü az miktarlarda içmeye çalışın. Laktoz intoleransı olan pekçok insan bir seferde bir bardak ya da daha az miktarda sütü tolere edebilmektedir. Günde 3-4 defa azar azar içmeyi deneyin
        - Piyasada satılan laktazlı ya da laktozu azaltılmış sütleri içmeyi deneyin. Light süt içtiğinizde yeterli kalsiyumu alırken hem gereksiz yağ almamış olursunuz hem de daha kolay sindirebilirsiniz.
        - Sütü yemeklerle birlikte içmeyi deneyin. Genelde yemekle birlikte alınan süt daha kolay sindirilir.
        - Bakterilerle fermente edilmiş yoğurt, beyaz peynir gibi süt ürünleri süte göre çok daha kolay sindirilir.
        - Kalsiyum ile zenginleştirilmiş meyve suları içebilirsiniz. Tüm bu yöntemlerin başarısız olması durumunda kalsiyum içeren vitaminler kullanabilirsiniz.

        Sorularınız için;
        Prof.Dr.Ahmet Dobrucalı

        Yorum yap


        • #5
          Laktoz İntoleransı( Laktoz Hassasiyeti ) @


          Laktoz intoleransı daha kolay anlaşılır bir dille süt şekerine hassasiyettir. İnek sütü alerjisi ile karıştırılmamalıdır. İnek sütü alerjisinde savunma (bağışıklık) sistemimiz sütteki proteinlere karşı tepki verirken, buradaki sorun savunma mekanizmasının bir tepkisi değildir. Biz sütün içine şeker atmasak da sütün içinde doğal olarak bulunan laktoz isimli 2 farklı şekerin birleşmesinden oluşan bir süt şekeri mevcuttur. Bu şeker bütün hayvan sütlerinde bulunduğundan, bazı insanlar sadece inek sütüne karşı alerjik rahatsızlığa sahip olsalar da, süt şekerine hassas insanların tüm hayvani sütlerden uzak durmaları gerekmektedir.

          Bağırsaklarımızda normalde bulunması gereken laktaz isimli kimyasal madde laktoz ve su ile birleşince süt şekerini galaktoz ve glukoz isimli daha küçük parçacıklara bölerek kana geçmesini sağlar. Süt şekerine hassas olan bireylerde laktaz isimli kimyasal madde ya hiç yoktur veya yetersizdir. Sonuç olarak süt şekeri kana geçebilecek daha küçük parçacıklara bölünemediğinden barsak içinde kalarak buranın sıvı-mineral dengesini olumsuz etkiler. Aşırı sıvı-mineral birikimiyle genişleyen barsaklarda hareketlilik artar ve ishal ortaya çıkar. Bunun yanında serbest halde yıkılmadan kalın barsaklara ulaşan laktoz buradaki bakteriler tarafından mayalanma işlemine uğrar ve ortaya hidrojen gazı çıkar. Fazla miktardaki hidrojen hem ishali arttırır hem de gaz ve şişkinlik başta olmak üzere diğer sindirim sistemi yakınmalarına yol açar.
          Laktazın tamamen yok olduğu durum genetik bir durumdur ve çok nadir görülür ancak, kısmi yetersizlikler oldukça sık görülür ortalama 10 kişiden birinde değişen derecelerde hassasiyet görülebilir. Veya hayatlarının bir döneminde başka hastalıklar veya durumlara bağlı olarak ikincil ve geçici hassasiyet sorunları yaşayabilirler.


          Yakınmalar laktoz içeren besinleri aldıktan 30-120 dakika sonra ortaya çıkar. Bazı kişilerde yakınmalar fazla miktrda laktoz aldıktan sonra ortaya çıkarken bazı bireylerde 1 bardak süt, hatta çok hassas bireylerde sadece içinde katkı maddesi olarak laktoz içeren bir besinin yenmesi sonucu bile ortaya çıkabilir. Bu hassasiyet farkları bireylerin barsaklarındaki laktaz yetersizliğinin derecesiyle ilgilidir. Süt şekeri hassasiyeti genelde rahatsızlık verici bir durum olmakla beraber hayati bir sorun yaratmaz.


          Tanı
          Süt şekeri hassasiyetinin tanısı genelde klinik bulgular ile konur. Bunun için en basit yöntem birkaç gün süreyle laktoz içeren besinlerden uzak durulmasıdır. Daha sonra 2-3 bardak süt içilir. Eğer karın ağrısı ve yakınmalar ortaya çıkıyor ise laktoz hassasiyetiniz olabilir demektir.

          Eğer kesin bir tanı istenir ise bazı laboratuar incelemelerinin yapılması gerekebilir.
          • Laktoz tolerans testi: Açlık kan şekeri ölçüldükten sonra laktoz içeren sıvı içilir ve daha sonra birkaç kez kan şekeri ölçümü yapılır. Eğer kan şekeri yükseliyorsa laktoz intoleransı yok demektir.
          • Soluk testi: Laktoz içeren bir sıvı içildikten sonra nefeste hidrojen gazı ölçülür
          • Biopsi: Barsaktan biopsi alınır.

          Tedavi
          En etkin ve tek tedavi şekli dietten laktoz içeren ürünleri çıkarmaktır. Tedavinin şekli yakınmaların şiddetine göre değişir. Hafif yakınması olan kişilerde alınan süt ürünü miktarının azaltılması yeterli olurken şiddetli olgularda tamamen laktozsuz diet gerekli olabilir.
          Çok hassas kişilerde örneğin kahve kremasının içindeki çok az miktardaki laktoz bile yakınmalara neden olabilir.

          Hangi gıdalarda laktoz vardır ?
          En sık tüketilen laktoz kaynakları şunlardır:
          • Süt
          • Tereyağ
          • Margarin
          • Yoğurt
          • Peynir
          • Süttozu
          • Çikolata
          • Kaymak, krema

          Yoğurt bu ürünler arasında farklı bir yere sahiptir. İçindeki mayalayıcı bakteriler laktozu parçalar ve süt içemeyen pekçok kişi rahatlıkla yoğurt yiyebilir
          Son dönemlerde piyasada laktazlı süt ve süt ürünleri ya da laktozu alınmış süt satılmaktadır. Bu ürünlerin tüketilmesi de yakınmaların ortaya çıkmasını engeller.


          Doktoramcam Mobil uygulamasını denediniz mi?

          Gizli laktoz
          Her ne kadar süt ve sütten yapılan gıdalar doğal besin kaynakları olsa da, laktoz sık sık hazır gıdalara da eklenmektedir. Laktoz hassasiyeti yüksek olan insanlar şunu bilmelidirler ki; bir çok gıda ürününde, hatta bazı ilaçlarda düşük oranlarda laktoz bulunabilir. Ekmek ve diğer fırın ürünleri.,


          . İşlenmiş kahvaltılık tahıllar
          • Hazır patates püresi, çorbalar ve kahvaltılık içecekler
          • Salata sosları
          • Şekerlemeler ve diğer çerezler
          • Bisküvi ve kek karışımları
          • Kahve kremaları

          Süt ürünleri içermez diye etiketlenen bazı ürünler örneğin, kahve kremaları ve diğer kremalar aynı zamanda süt ürünlerinden türetilen dolayısı ile laktoz içeren katkı maddeleri bulundurabilirler.
          Bilinçli tüketici sadece süt ve laktoz miktarı ile yetinmemeli aynı zamanda peynir altı suyu, süt yan ürünleri, ve yağsız süt tozlarına da dikkat etmelidirler. Eğer etiket üzerinde bunlardan birisi mevcutsa ürün laktoz içeriyor demektir.
          Çocuklarda süte bağlı bu 2 rahatsızlığın yanında da bir sorunu olmayanlarda da sütün fazlası kabzılık ve demir eksikliği gibi sorunlara yol açabilir.

          HAMİLELİKTE LAKTOZ HASSASİYETİ
          Eğer laktoz intoleransı nedeni ile süt içemiyorsanız endişelenmeyin. Hamilelikte süt önemli bir kalsiyum kaynağı olmakla birlikte kalsiyum almak için tek yöntem değildir. Diğer pekçok yol ile vücudunuzun ve bebeğinizin gerek duyduğu kalsiyumu alabilirsiniz.
          • Sütü az miktarlarda içmeye çalışın. Laktoz intoleransı olan pekçok insan bir seferde yarım bardak ya da daha az sütü kabul edebilmektedir. Günde 3-4 defa azar azar içmeyi deneyin
          • Piyasada satılan laktazlı ya da laktozu azaltılmış sütleri içmeyi deneyin. Hafif (light) süt içtiğinizde yeterli kalsiyumu alırken hem gereksiz yağ almamış olursunuz, hem de daha kolay sindirebilirsiniz.
          • Sütü yemeklerle birlikte içmeyi deneyin. Genelde yemekle birlikte alınan süt daha kolay sindirilir.
          • Bakterilerle fermente edilmiş yoğurt, beyaz peynir gibi süt ürünleri süte göre çok daha kolay sindirilir.
          • Kalsiyum ile desteklemiş meyve suları içebilirsiniz.
          Tüm bu yöntemlerin başarısız olması durumunda ise kalsiyum içeren vitaminler kullanabilirsiniz.
          Uzm.Dr. Anıl Yeşildal

          Yorum yap

          Hazırlanıyor...
          X