Duyuru

Collapse
No announcement yet.

3'lü BALAYI Bombası: Kısırlık ve Nüfus Azalmasına Son, Mucize Formül

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • 3'lü BALAYI Bombası: Kısırlık ve Nüfus Azalmasına Son, Mucize Formül

    Hacı Ali Bey 55 yaşında 1. Hanımın dan boşanmış, 2. eşi 20 yaşında ve evlendikten sonra balayı için Antalyaya gitmiş.Bir Otele yerleşmiş.3. gün beni arıyor ve ''Hocam bana acil yardım et çok zordayım'' dedi. Ne oldu diye sordum.2. günde cinsel performansı düşmüş ve kimyasal ilaç almış aldığı ilaçlar kalp çarpıntısı yapmış ve az kalsın ölecekmiş.Ben onun için çok çok özel bir formül geliştirdim.

    3' lü BALAYI Bombası:
    1. Aloe Veralı Süt: 500 ml Süte bir çorba kaşığı Çörek Otu, bir çorba kaşığı Bal ve 20-25 gr. bir parça Aloe Vera yaprağı katılarak kaynatılır.Aloe Veralı Süt hergün taze hazırlanır ve içilir.Düzenli olarak Aloe Veralı Süt içildiğinde cinsel performans katlanarak artar.
    2. Gökçek Epimediumlu Macun: Macun'dan hergün günde 3-4 defa bir çay kaşığı alındığında cinsel performans sürekli artar. Herhangi bir Epimediumlu Macun aynı işi görmez, çünkü bizim ürünün içinde çok özel ilk defa Dünyada bizim kullandığımız 3-4 performans artırıcı özel birki ekstresi var.
    3. Gökçek Epimediumlu Kapsül: Bu kapsül acil durumlarda hemen cinsel performansı artırır.

    3' Balayı Bombası:
    1. Süt sperm üretiminde çok çok önemli proteinler, aminoasitler ve mineraller içerir.Peygamber Efendimizin sabah kalktığında kahvaltı da sadece bir bardak süt içtiği bilinmektedir.Peygamber Efendimiz ''bir Müslüman gayri Müslim'den cinsellikte 10 kat daha iyidir'' diyor.
    2. Çörek Otu doymamış yağ asitleri içerir, bu yağ asitleri arahidon aside, arahidon asit PG1 ve PG2'ye dönüşür, PG1 ve PG2 ise hormona dönüşür.Çörek Otu Çinko içerir ve çinko 300 enzimin oluşumunda anahtar rol oynar.Peygamber Efendimiz ''Çörek Otu ölüm hariç her derde devadır'' buyurmuştur.
    3. Bal hakkında fazla birşey söylemeye gerek yok kişiye enerji ve güç verir.İçermiş olduğu aminoasitler hücreleri yeniler.
    4. Aloe Vera 22 çeşit aminoasit, 15 çeşit vitamin, 12 çeşit enzim ve lifli maddeler içerir.Peygamber Efendimiz Aloe Vera da çok şifa var bütün insanların bilip tanıması ve kullanması gerekir buyurmuşlardır.

    3' lü BALAYI Bombasını 10 gündür kullanan Hacı Ali Bey beni aradı ve ''Hocam iyi ki varsın.Allah senden razı oldun.Valla 20 yaşında ki performansımı aştım.Çok çok mükemmel bir durumdayım sana ne kadar teşekkür etsem az.''Evet Hacı Ali beyin durumunda ki olumlu güzel gelişmeler beni çok sevindirdi.Süt asla pastörize süt olmamalı, çünkü pastörize süt ölü süttür bir işe yaramaz.GünlüK doğal veya Köy Sütü kullanmak gerekir.

    İran'dan gelen işverenlerle iş görüşmesi yaptıktan sonra onları öğle yemeğine davet ettim, bana ''İran'da biz iki öğün yeriz, siz üç öğün yersiniz'' dediler.İran da kilolu insan yok, Pakistan, Malezya, Endonezya ve Hindistan Müslümanları da ve aynı şekilde iki öğün yemek yerler.Sadece Araplar ve Türkler 3 öğün bazıları da abartarak 5 öğün yerler.Ben çocukken köye sabah kahvaltı yapar veya sadece süt içerdik öğle öğünü yoktu ve akşam yemek yerdik o da bugün ki gibi değil sade ve az yemek.Bugün Türkiye de insanlar yemek yemiyor adeta hergün yemek yeme yarışı yapıyoruz.Bu beslenme tarzı insaların % 95'inin hastalıklı olmasına sebep oluyor.Bundan 40-50 yıl önce bir çok insan kolesterol, böbrek yetmezliği, kal krizi, beyin kanaması, intersistiyel sistit, akne inverse vs. bir çok hastalığın adını bile duymamıştılar.Bugün bütün hastalıkları yaşıyoruz.Hz Muhammedin sünnetine uyduğumuz zamanlar Dünya'nın yarısını (Osmanlı, Safavi, Altınordu, Babür ve Türkistan imparatorlukları) yönetecek güçe ulaşmışız, terkedince böyle medil büyüklüğünde ki Türkiyemiz bile bize çok görülmeye başlanmıştır.Çare nedir? ve Çare nerededir? dememe gerek var mı?Necip Fazıl Kısakürek Güneşi ceketinin cebinde unutmuş, aydınlanmak için mumarayan zavalı olduğumuzu söylüyor.Doğru değil mi?
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2




    zona
    ALOE VERA

    Çok Yıllık -0,3m 1-4 Aylar Ca, Ho, Na Öz Suyu Hafif Zehirli

    Aloe vera, Aloe, Aloe vera, Sabır, Syn: Aloe barbadensis L. MILL.
    Sabur “ officinalis FORSK.
    Alo
    Sarısabır
    Ödağacı
    Sarı sabır
    Öd çiçeği
    Familyası: Sarısabırgillerden, Affodillgewächse, Asphodelaceae
    Drugları: Aloe vera (Sabır ekstresi); Aloes extractum
    Aloe vera (Sabır tentürü); Aloe
    Aloe vera (Sabır) yapraklarının iç kısmındaki özsuyu çeşitli şekillerde işlenerek çay, tentür, natürel ilaç ve sabır suyu elde edilir.

    Giriş: Sabırgillerin takiben 350 alttürü mevcuttur ve bunlardan en çok iki tür kullanılır ve bunlar; Sarısabır; Aloe vera (A. Barbadensis) ve Kap-Sabırı; Aloe ferox (Aloe capensis) diye anılır. Türkçe de sadece Aloe vera (Sarısabır) diye anılan bu bitki genellikle sarı çiçek açtığından bu adla anılır. Eskiden Aloe bardensis diye anılmasının sebebi Barbados adasında ihracının yapılmasından dolayıdır. Bitkinin ismi Arapça Alloek den gelir ve parlak acı demektir, vera wahre´de yani hakikiden ferox ise yabani anlamına gelir. Sabıkın asıl vatanı Sudan, Somali, Sokotra adası ve Arap yarımadası olup zamanla tropik ve subtropik iklimin hâkim olduğu her yere yayılmıştır. Günümüzde özelikle ABD'nin Güney Eyaletlerinde kozmetik maddelerin ve ilaç yapımında kullanılmak için özel olarak yetiştirilmektedir. Tarihte ilk defa Mısırlılar tarafından güzellik banyosu ve cilt bakımı için M.Ö. 4000 yıllarında kullanılmaya başlanmış. (Mısırlılar medeniyeti Sümerlerden, yani Türklerden almıştır. Bütün medeniyetlerin kaynağı Sümerler yani Türkler dayanır. ) Peygamber Efendimiz tarafından Sabır suyu göz ağrılarına karşı kullanılmasını tavsiye etmiştir.

    Botanik: Aloe veranın (Sabıkın) gövdesi ya yoktur veya 10-30cm olabilir, şayet alt yaprakları kesilirse zamanla gövde ortaya çıkar. Bitkinin ortasından çıkan çiçek sapı 50-100cm boyunu bulur ve bununda 15-35cm'ine salkım şeklinde oldukça çok çiçek dizilmiştir. Çiçekleri silindir şeklinde 2,5-3,5cm uzunluğunda sapı ise 3-4,5cm olup, çiçeklerin içinde esmerimsi sarı döllenme tozlukları bulunur. Yaprakları 40-60cm uzunluğunda 6-10cm eninde uca doğru sivrice, kenarlarında, seyrek şekilde dizilmiş dikenleri vardır ve grimsi yeşil veya mavimsi yeşil yaprakların üzerinde yer yer beyazımsı benekler bulunur.

    Yetiştirilmesi: Türkiye'nin Akdeniz, Ege ve Marmara bölgesinde rahatlıkla dışarıda yetişebilir. Almanya'da yazın bahçelerde kışın seracıklarda veya güneş gören pencere önünde yetiştirilmektedir. Bitki hem tohumları ile hem de köklerinin çevresine saldığı sürgünlerle çoğalır ve yayılır. Sabıkın kullanılış maksadına göre çeşitli şekillerde işlenir.

    Hasat zamanı:
    1) Aloe vera (Sabır) tozu; Mart-Nisan veya Ağustos-Ekim aylarında kesilen yapraklarının en az iki yıllık olması gerekir ve kesik kısımları aşağı gelecek şekilde dizilir ve de akan sıvılar oluk şekildeki keçi veya at derisinden bakır kazanlara akar. Bakır kazanların altı yakılır ve sıvı kaynatılır ve de kristaller elde edilir. Günümüzde Sarısabırdan elde edilen kristale Kuraca Aloe ( Curaca Aloe veya Aloe lucide ve yahut ta blanke Aloe denir) çünkü cam gibi içi gözükür ve genellikte esmerimsi siyah renklidir. Kap-Sabırının özsuyu kurutulunca donuk, içi gözükmeyen kristal elde edilir ve buna Karaciğer Aloe (Aloe hepatica) denir. Kristaller öğütülerek toz haline getirilir ve sabır tozu kabızlığa karşı kullanılır.
    2) Aloe vera (Sabır) şurubu; Sabır özsuyu çıkarıldıktan sonra bozulmaması için C ve E Vitaminleri ve sorbit katılır ve böylece bozulması önlenir. Sabır özsuyunun birleşimindeki 1,8-Dihidroksiantrasen türevleri özel bir metotla ayrılarak ayrıca ilaç yapımında kullanılır ve geri kalan kısım özel işlemler sonucunda şurup gibi içilecek halle getirilir ve bu sabır özsuyu veya sabır şurubu birçok hastalığa karşı ve immun sistemini kuvvetlendirici olarak içilir.
    3) Cilt bakımı için haricen kullanmak maksadı ile jeli elde edilir ve bu jel, krem, merhem veya losyon yapımında kullanılır.

    Birleşimi: Sabır yapraklarının özsuyundaki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz; Sabık'ın birleşiminde 260 madde bugüne kadar keşfedilmiştir ve bunlar;
    a) 1-8-Dihidroksiantrasen türevleri %25-40 arasında olup en önemlileri; 1-) Barbaloinler (10-Glukosylantronlar) % 23-35 orandadır ve bunlara Aloin A ve B´de denir. 2-) %3-7 oranında 7-Hidroksialoin Ave B (izobarbaloin Ave B) ile 8-0-Metil-7-hidroksi-Aloin A ve B, Emodin, aloetikasit, barbaloin, monosulfonikasit, antranol, restannol3-) 1,8-Dihidroksiantrakinonlar % 0,05-0,5 arasında olup en önemlileri; Aloeemodin ve Chrysophanol'dur.
    b) Aloe-Reçinesi (=Chromon-C-glukozitler) %20-30 arasında olup en önemlileri; Aloeresin B,C, A ve D (Aloesin A,B,C ve D diye de anılırlar)
    c) Aminoasitler; Lysin, histidin, prolin, hidroksiprolin, cistin, theronin, glutaminasit, salm, asparagin, aspartinasit, glutaminasit, arginin, gistin, valin, leusin, izoleusin, serin, tyrosin, alanin, glyserin.
    d) Mukomono- ve mukopolisakkaridler; Acemannan, uronasit, galakturanasit, glukoronasit, manuronasit, pentosan, ramnoz, glukoz, selluloz, manoz, arabinoz, galaktoz, ksyloz, aldentoz
    e) Enzimler; Oksidaz, amailaz, bradkynaz, sellulaz, katalaz, lipaz, kreatin, fosfokinaz (phosphokinasz), proteaz, pentosan, alimaz, transaminaz, fosfataz (phosphataz)
    f) Mineraller; Alüminyum, kalsiyum, kükürt, klor, demir, bakır, sodyum, mangan, potasyum, magnezyum, çinko, krom
    g) Vitaminler; B1, B2, B3, B6, B12, E, C-Vitaminleri, Provitamin A (betakaroten), folikasit
    h) Yağ asitleri; Kolesterol, Kampesterol, beta-Sitosterol, Lupeol
    i) Ayrıca Ligninler, saponinler, salisilik asit ve eterik yağlar içerir.

    Araştırmalar:
    1) Kaliforniya Linus Pauling Enstitüsü 1985´de Aloe vera (sabır) özsuyu ile hastalar üzerinde yaptığı tedavi denemesinde sabır şurubunun (özsuyu) bağırsak mantarlarını zararsız hale getirdiği ve böylece mantarların sebep olduğu ekzema ve nörodermatoz gibi deri hastalıklarının iyileştirdiği tespit edilmiştir (Nhp7.98.1105)
    2) Mısır'da 1973 yılında akneli hastalar tedavi denemsi yapılmış ve dahilen sabır şurubu haricen Aloe vera (sabır) jeli kullananların akneden kurtulduğu görülmüştür. Mısırlılar tarafından yine bacak ülserine karşı tedavi denemsi hem haricen hem dahilen yapılmış ve yaralar iyileşmiştir (Nhp7.89.1106)
    3) Alman Farmakoloji endüstri birliği (Budesverband der Pharmazentische Industire = BPI) ve Alman ilaç üreticiler birliği (Bundesverband der Arzneimittelhersteller =BAH) tarafından dünyanın çeşitli ülkelerinde binlerce hasta üzerinde bir düzine klinik araştırma yapmışlardır. Bu araştırmalarda sinameki ve Aloe vera (sabır) özsuyunun (sabır şurubu) bağırsak kanserine sebep olmadığı, aksine bağırsak kanserine yanlış beslenme (Et, Peynir, Alkol, Kahve, Siyah çay) ve Kronik kabızlığın neden olduğu tespit edilmiştir. (HV.3.97.60)
    4) Bangkok Üniversitesi tarafından yaşları 35-60 arasındaki şeker hastaları üzerinde Aloe vera (sabır) şurubu ile deneyler yapılmış ve hastaların iyi olduğu tespit edilmiştir (ZP.5.97.282)
    5) Fukuyama Üniversitesi (Hiroshima) tarafından yapılan bir araştırmada Aloe vera (sabır) şurubu, sabır ekstresi ve sabır jelinin hücre gelişmesini olumlu yönde etkilediği görülmüştür. (ZP.3.97.172)

    Tesir şekli: İltihapları önleyici, bakteri, virüs ve mantarları zararsız hale getirir, müshil yapıcı, mideyi kuvvetlendirir, karaciğeri kuvvetlendirici ve yaraları iyileştirici özeliklere sahiptir.

    Kullanılması:
    a) Aloe vera (Sabır) şurubu; Üniversite araştırmalarına göre Sabır özsuyu çıkarıldıktan sonra C, E Vitamini ve Sorbit katılır bozulması böylece önlenir; Sabır özsuyundaki 1,8-Dihidroksiantrasen türevleri özel bir metotla ayrılarak sabır şurubu (sabır özsuyu) içilebilir hale gelir. Sabır şurubu çok yeni olarak keşfedilmiş olup başta; Bağışıklık sistemini güçlendirir ve cilt bakımı için kullanılır.

    Aloe vera (Sabır) jeli; Krem, merhem veya losyon yapımında hem dahilen hem de haricen cilt bakımı, güneşe karşı korunma, güneş yanığı, akne, yanıklar ve tıraştan sonra yüz bakımı için kullanılır.

    b) Komisyon E'nin 21.07.1993 tarih ve 133 Nolu Monografi bildirisine göre; Sabır tozu, ekstresi ve hapı kabızlığa karşı kullanılır.

    c) Halk arasında; İltihaplı ve ağrılı göz rahatsızlıklarında taze sabır yaprağı kesilir. 1-2damla göze sürülür. Ayrıca mide rahatsızlıkları, safra yetmezliği, sarılık, şeker hastalığı, adet rahatsızlıkları ve bağırsak solucanlarına karşı kullanılır.

    d) Homeopati'de; Dizanteri (Kanlı ishal), basur, makatın dışarı çıkması, baş ağrısı, başa kan hücumu, deri hastalıkları, makat kaslarının tutmaması, bel ağrısı gibi rahatsızlıklara karşı kullanılır.

    Açıklama: Nasıl ki bir askeri birlikte hava, kara, deniz, lojistik ve özel vurucu timlerden oluşursa insanın immun sistemi de T-Hücreleri, B-Hücreleri, makrofaj, lenfositler ve granülozitler gibi çeşitli savunma güçleri ve bunların ürettiği ve kullandığı özel silahlardan (antikor) oluşur. Bu sistemi oluşturan unsurların farklı vitamin, mineral, enzim ve Aminoasitler ihtiyaçları vardır. Aloe vera dahili olarak kullanıldığı gibi harici olarak da cilt ve saç bakımı için kullanılır.

    Çay Harmanları:

    Dr.E.Scheider'ya göre adet yetersizliğine karşı çay;
    >5 gr Sabır tozu
    >5 gr Arnika çiçeği
    >10 gr Andız kökü
    >20 gr Sefa çiçeği
    >30 gr Sedef otu
    >30 gr Civanperçemi otu
    Flam-Kroeber ve Seel'e göre adet söktürücü çay;
    >10 gr Sabır tozu
    >40 gr Sedef otu
    >50 gr Biberiye yaprağı
    Dr.E.Scherider'a göre iştah çayı;
    >2 gr Sabır tozu
    >4 gr Şerbetçi otu kozalağı
    >14 gr Süt şekeri


    Homeopati'de: Şayet evinizde Aloe vera (sabır) var ise yaprakları baştan uca kadar kenarlardan kesilir içindeki jel gibi olan bitki özsuyu bir kazanda veya tavada hafif kaynatılır ve bundan 50gr ezildikten sonra bir şişeye konarak üzerine % 70'lik 500 ml Alkol ilave edilir. Şayet Sabır bitki olarak evde yok ise eczaneden sabır tozu alınarak aynı işlem yapılır. Takriben 4-6hafta sonra süzülerek Homeopati'de <> adı ile anılan tentür elde edilir, Aloe tentüründen günde 3-4defa 10-15damla 4-8 hafta süreyle alınır.

    Ekstraksı: Ekstresi Aloe vera (Sabır) özsuyu çıkarıldıktan sonra sıcak su ile ekstresi yapılır ve ekstresi de aynı tentürü gibi kullanılır.

    Hastalığın belirtileri (semptom):
    1) Karına kan hücumu, makat veya mesanede ağırlık ve basınç hissi
    2) Makatı kapayan kaslarda (sfinkter) kontrolü kaybetme ve bu yüzden idrarını yaparken veya yellenirken dışkı (gaita) kaçırma korkusu ki bu genellikle olur. Yani kişi bazen istemeden altına büyük abdestini yapabilir.
    3) El ve ayaklar sürekli soğuk, baş ve yüz sıcak olur
    4) Herhangi bir konuyu düşünemez, bunalır, sıkılır ve yorulur
    5) Özellikle de burunda aşırı derecede kızarıklık olursa
    6) Baş ağrısı; sanki alında bir yük varmış gibi
    7) Sıcakta ağrılar artar, soğukta iyileşir
    8) Sabahları yürümek ve kalkmakla ağrılar artar
    9) Makat kaşıntısı, yanması
    10) Makatta üzüm gibi basur oluşur ve bu kanlı-yakıcıdır.

    Yan tesirleri: Uzun süre Aloe vera (sabır) tozu veya sade olarak taze yaprakları kullanılırsa kandaki potasyum azalır, idrar kırmızılaşır, idrara kan karışır ve albümin (idrarda protein) ortaya çıkar. Sabır şurubu veya ekstresi içince bu yan etkiler olmaz. Bazı firmalar kaliteye dikkat etmemektedir bu nedenle bağımsız Enstitüler tarafından kalite beyannamesi alınan ürünler tercih edilmelidir.

    Aloe vera hakkında sorulan binlerce soruya cevap vermek içi yoğun bir araştırma yaptım. Aloe vera üreten binlerce firma mevcuttur. Bir arkadaşımın tavsiyesi ile Aloe vera üreten bir şirketin dağıtıcılığını yapmaya karar verdim ve üye oldum. Bu işte hatır gönül işi olmaz, zira insanların sağlığı söz konusu diye yeniden detaylı bir araştırma yaptım. Bu araştırma sırasında sadece bir firmanın kalite belgesine sahip olduğunu gördüm ve bu şirketle çalışmaya karar verdim.

    Kap Sabırı, Kap-Aloe, Aloe ferox (Syn: Aloe capensis)
    Kap sabırı 3-5m boyunda bir ağaç şeklinde olup yaprakları gövdenin üst kısımlarında bulunur ve çiçekleri en üst noktadan çıkan bir sapın üzerinde durur. Çiçek önce 3-5cola sonra yine 3-5cola ayrılır ve toplam 10-25çiçek demeti bulunur. Çiçekleri genellikle kırmızı renkli ve silindir şeklinde topluca bir aradadır. Birleşiminde %15-20 Aloin A ve B, %6-10 Aloinosit A ve B (sadece kap sabırında vardır), 5-Hidroksialoin A ve B ve %20 civarında Aloeresin A ve %15 Aloeresin B (Aloe reçinesi) içerir. Kullanılış şekil ve maksatları aynıdır.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

    Yorum yap


    • #3




      zona

      hakan Nickli öğeden Alıntı
      İBRAHİM BEY ÜRÜNLERİ DÜN KULLANDIM İLK DEFA DEĞİŞİKLİGİ HİSSEDİYORSUN YILLARDIR YORGUNLUK HİSSİ GİTTİ ENERJİ GELDİ KENDİ KENDİME BOKS YAPTIM BÜYÜK BİR ÇALIŞMANIN ÖZVERİNİN AKLIN ÜRÜNÜ KARIŞIMLAR ZATEN SİZİ TVLERDE İZLERKEN DİĞER KİŞİLERDEN FARKLI OLDUGUNUZU ANLADIM SİZİNLE BİRLİKDE ALOVERA VE İKSİRE HAYRAN OLMAMAK ELDE DEĞİL HER TÜRLÜ HASTALIGA UMUT DAĞITIYORSUNUZ HASTALARI SERİNLETİYORSUNUZ BENCE SİZ SON YÜZYILIN DEHASISINIZ ZAMAN İÇİNDE MUTLAKA SIRLARINIZI BİRİLERİNE ÖĞRETİN Kİ MİLLETİMİZ FAYDALANSIN SİZDEN SONRA İKSİRSİZ ALOVERSIZ KALMASIN İNSANLAR. BU YAZIYI OKUYAN BAZILARI ABARTILI YADA İBRAHİM BEYİN ADAMI OLDUGUMU DÜŞÜNECEKLER DÜŞÜNSÜNLER SORUN DEĞİL FAKAT İBRAHİM BEY EN BÜYÜK TIP ÖDÜLÜNÜ HAKEDİYOR HERGÜN HAYRANLARINIZ ARTACAKTIR SAYGILAR
      Hakan bey sağolun, şayet iyileşen bütün hastalr düşüncelerini sizin gibi yazsalar inanın çok büyük yeni bir forum oluşur teşekkürler.

      GÖKÇEK Aloeverajel
      Gökçek Aloeverajel bağırsaklardaki mantarlara dünyada en etkili üründür.Gökçek Tonik mantara karşı etkili fakat bazı mantar türlerinde problem yaşıyoruz bu nedenle arayışlara girdim ve aloeverajeli üretim.Tonik mide deki bakteriyi problemsiz yok ederken bazen çok nadir bağırsak bantarlarının bazı alt türlerinde yetersiz kalıyor.Bu belki 100 kişide 5 kişidir, fakat çözülmesi gereken bir problemdir diye yıllarca düşündüm ve üretmek şimdi nasip oldu.Aslında bu reçete bende tam 25 yıldır var, fakat tam istediğim gibi mükemmel olmadığının dan arayış içinde idim ve sonunda çok şükür başardım.Eskiden Sovyetlerde ki hasta olan özelikle de kanser hastası bütün parti yöneticileri ve üst bürokratlar ve yakınlarını Fahrettin Amca tedavi etmiş. Fahrettin Amca Çeçen savaşında bütün mal varlığını kaybetmiş ve can güvenliği de olmayınca Türkiye'ye kaçmış ondan da esinlenerek GÖKÇEK ALOEVERAJELİ ürettim.

      Bundan tam 19 yıl önce Almanya'nın Frankfurt şehrine konferans vermek için gelen Ahmet ER (Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlunun eğitimci kadrosundan başkan yardımcısı) ile tanıştım.Ahmet ER ne işle meşgulsünüz diye sorunca şifalı bitkilerle ilgili araştırmalarım yapıyorum kitap yazıyorum diyince çok heycanlandı ve hemen seninle özel görüşmem gerek dedi.Ahmet bey rüyasında peygamberimizi gördüğünü ve peygamberimizin ona aloverayı göstererek ''Ahmet bu bitkide çok şifa var bu bitkiyi insanlara tanıtın ve yayın'' demiş.Ahmet bey rüya üzerine düşünmüş ve anlamını çözememiş.Benim ile tanışınca demek bu rüya senin içinmiş İbrahim bey dedi.Ahmet bey büyük bir sorumluluktan ve ağır bir yük taşıma duygusundan kurtulmuş ve rahatlamıştı.Bana ''Ben bu rüyanın ne anlama geldiğini anlamamış ve bunu düşünüp duruyordum ve bu vebalden kutulamazsam ne olacak diye uyuyamamıştım.Allah’ıma şükürler olsun ki karşıma sen çıktın. İbrahim bey iyi ki geldiniz beni çok büyük ve ağır bir mesuliyetten kurtardınız’’ dedi.

      Ben o zamanlar aloe vera ürünleri satan bir firmanın distribütörlğünü yaptım.Bu ürünleri kullananlar önce çok seviniyorlar, fakat sonra rahatsızlık yeniden nüksetti diyorlardı.Bu beni o zaman çok üzdü.İnsan kazanmak para kazanmaktan önemli diyerek çok çok iyi para kazanmama rağmen distribütörlüğü bıraktım ve bundan sonra iksir, tonik, tentür, diyet ve çayları üretmeye başladım.O günden bugüne kadar aloe vera neden klinik araştırmalarda çok çok etkili oluyorda ürünleri kullanınca aynı etkiyi yapmıyor diye düşündüm.Lahanayı haşladığınızda nasıl ki birleşimindeki etkin maddeler yok oluyorsa, aloe vera hazırladığınızda da en etkili maddeler yok oluyor.Bu nedenle etkisi azalıyor.Ben hem Berezilyalılar'dan, hem de Fahrettin hocadan aldığım reçetelere klinik araştırmalarla elde edilen bilgileri de ekleyerek mükemmel ve yepyeni bir ürün üretim.Allah’ıma hamdolsun.Tonik midedeki bakteriye karşı çok çok etkili, yani gastrit, ülser, kolit, enterit ve allerji de tonik vazgeçilmez.Gökçek Aloevrajel çok amansız bağırsak mantarları, deri hastalıklarından: akne, ekzem, atopik ekzem ve diabete (şeker hastalığı) karşı ve de hücre yenileyici özlikleri ile mükemmel bir üründür.Klinik araştırmalarda zaten bunu ispatlanmıştır.

      Aloeverajel aloe vera, bal ve 19 çeşit bitkiden oluşan özel bir karışım.Bu güne kadar bağırsaklarında mantar olanların asla tatlı yememeleri ve hatta tatlı meyve bile yememelerini söyledim.Fakat ben kendim içinde bal olan bir şurup üretim.Bu çelişki değil mi diye soranlar oluyor.Evet çelişki gibi gözüküyor doğru.Bağırsak mantarları glikoz yani şekerle beslenir ve şekerin her türü mantarın hızla yayılmasına sebep olur.Peki ben yıllarca tatlı yemeyin derken neden mantara karşı bir şurup üretim.Evet çok ilginç bir buluş yaptım.Burada mantarı fare olarak düşünün balı peynir ve 19 şifalı bitkiyi de fare kapanı olarak düşünün.Evet aynı teknikle mantarı balla beslenmek isterken diğer şifalı bitkiler mantarları yok ediyor.Yani mantara karşı bir tuzak kurdum ve çok şükür çok çok etkili olduğunu gördüm.Aloe vera ile ilgili klinik araştırmalar yapılmış ve zaten etkisi belgelenmiştir.Bizim burada farkımız kimyasal ilaç kullanmadan doğal bazı yöntemlerle bu GÖKÇEK Aloeverajelini üretmiş olmamızdır.

      Bağırsaklara mantar yerleşmişse, mantarlar tedavi edilmeden tedavi olmak mümkün değildir.Çünkü mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa diğer organlara depolar.Hangi organa veya dokuya toksik madde depolanırsa orda problem çıkar.Günümüzde bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahillerinden hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansızdır ve ancak belirtilerinden ve dilden anlaşılabilir.Antibiyotikler ve yanlış beslenme (tatlı, peynir türleri, siyah çay, kola vs) mantarları çoğaltır ve daha da kötüleşirsiniz.Tonik mide de gastrit ve ülsere sebep olan haliko bakter pylori ye karşı etkilidir, bununla ilgili olarak Kaliforniya’nın Standford Üniversitesi’nde Cheney ve ekibi 1950-52 yılları arasında Lahana suyu ile üç büyük tedavi denemesi yapmıştır ve bunu 1956’da Wasler ile Miller’in tedavi denemeleri takip etmiştir. Hastalar mide, onikiparmak bağırsağı ve ince bağırsak ülseri olanlardan seçilmiştir ve de 1-4 hafta süre ile günde 1 lt Lahana suyu verilmiştir. Lahana suyunun gün boyu yudum yudum içilmesi gerekir. Cheney tarafından 1950’de yapılan 13 hasta üzerinde deneye yapılmıştır ve bunların altısında mide, yedisinde onikiparmak bağırsağı ülseri olduğu röntgenle tespit edilmiştir. Tamamı Lahana suyu ile normal tedavi süresinden önce iyileşmişlerdir.(Age).Yalnız sadece Lahana suyu Guvatıra sebep olabilir bu nedenle biz lahana suyu nu 19 çeşit bitki ile takviye ettik.

      Aloe vera ile ilgili bir çok klinik araştırması yapılmıştır bunlardan bir kaç örnek vermek istiyorum
      1) Kaliforniya Linus Pauling Enstitüsü 1985´de Aloe vera (sabır) özsuyu ile hastalar üzerinde yaptığı tedavi denemesinde sabır şuru-bunun (özsuyu) bağırsak mantarlarını zararsız hale getirdiği ve böy-lece mantarların sebep olduğu ekzema ve nörodermatoz gibi deri hastalıklarının iyileştirdiği tespit edilmiştir (Nhp7.98.1105)
      2) Mısır’da 1973 yılında akneli hastalar tedavi denemsi yapılmış ve dahilen sabır şurubu haricen Aloe vera (sabır) jeli kullananların akneden kurtulduğu görülmüştür. Mısırlılar tarafından yine bacak ülserine karşı tedavi denemsi hem haricen hem dahilen yapılmış ve yaralar iyileşmiştir (Nhp7.89.1106)
      3) Alman Farmakoloji endüstri birliği (Budesverband der Pharmazen-tische Industire = BPI) ve Alman ilaç üreticiler birliği (Bundesverband der Arzneimittelhersteller=BAH) tarafından dünyanın çeşitli ülkelerinde binlerce hasta üzerinde bir düzine klinik araştırma yapmışlardır. Bu araştırmalarda sinameki ve Aloe vera (sabır) özsuyunun (sabır şurubu) bağırsak kanserine sebep olmadığı, aksine bağırsak kanserine yanlış beslenme (Et, Peynir, Alkol, Kahve, Siyah çay) ve Kronik kabızlığın neden olduğu tespit edilmiştir. (HV.3.97.60)
      4) Bangkok Üniversitesi tarafından yaşları 35-60 arasındaki şeker hastaları üzerinde Aloe vera (sabır) şurubu ile deneyler yapılmış ve hastaların iyi olduğu tespit edilmiştir (ZP.5.97.282)
      5) Fukuyama Üniversitesi (Hiroshima) tarafından yapılan bir araş-tırmada Aloe vera (sabır) şurubu, sabır ekstresi ve sabır jelinin hücre gelişmesini olumlu yönde etkilediği görülmüştür. (ZP.3.97.172)
      Tesir şekli: İltihapları önleyici, bakteri, virüs ve mantarları zararsız hale getirir, müshil yapıcı, mideyi kuvvetlendirir, karaciğeri kuvvetlendirici ve yaraları iyileştirici özeliklere sahiptir.

      Gökçek Aloe Vera Jel genelikle bağırsak mantarlarına karşı etkilidir.Bu nedenle bağırsakların da mantar olanların ilk 6 hafta dan sonra Tonik yerine Aloe Vera Jeli kullanmaları daha uygun olur.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme nedeniyle bozulan asit-baz dengesini kurmak gerekir, çünkü mikroplar asidik ortamda daha hizlı çoğalırlar.Vücudumunuzun bozulan asit baz dengesini Himalaya tuzu ile yeniden düzenleeybiliriz.Örneğin normal tuz ödeme sebep olurken Himalaya tuzu ödemi önler. TECRÜBELER Sarımsak kokusundan rahatsız olanlar, iksiri aldıktan 5-10 dakika sonra bir miktar süt (en az yarım çay bardağı) içerse bu süt kokuyu emer ve yok eder.
      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

      Yorum yap


      • #4
        Bu konudaki videomuz








        ERKEKLERDE Afrodizyak Macun Etkisi;

        Epimedyum çok kuvvetli erkeklik ereksiyon kuvveti veren,
        Sperm sayısını arttıran
        Geçiktirici etkisi olan,
        cinsel kuvveti arttıran,
        ereksiyon süresini uzaltan,
        cinsel birleşme sayısını arttıran,
        doğurganlık etkisi veren,
        ve bunları sağlarken hiç bir yan etki vermeyen tamamıyla bitkisel bir afrodizyaktır.

        Bayanlarda Afrodizyak Macun Etkisi;

        Epimedyumlu Macun 45 dakika içerisinde etkilerini gösterir. Vajina içerisinde daralmayı ve
        G-noktası duyaranlarının hissiyat hassaslığını hissedebilirsiniz.
        Daha fazla zevk ve rahatlık sağlar
        Cinsel İstek Dürtüsünü maksimuma Çıkartır
        Korku ve Endişeyi Azaltır
        Fazla mukusu azaltır
        Kadında libido artışı sağlar
        Östrojen salınımını artırır
        Vajinal kuruluk problemini çözer
        Seksüel zevkin şiddetini artırır
        Vajinal salgıyı artırır
        Islaklığı tekrar oluşturur

        Ürünün Adı: Gökçek Epimediumlu Bitki karışımlı Macun (Azgin Teke Macunu)

        Bu Azgin Teke Macunu 19 çeşit bitki özü içerir.
        Kullanım önerisi: Sperm yetersizliği söz konusu ise günde 2-3 defa yemeklerden önce veya sonra birer çay kaşığı macundan alınabilir.Şayet cinsel güçü artırmak için kullanılacaksa işlev den (seks) önce bir tatlı kaşığı almak yeterlidir.
        Saklama Koşulları: Direkt gün ışığına maruz bırakmayınız.Ağzı kapalı şekilde çocukların ulaşamayacağı yerde muhafaza ediniz.

        Ürünümüz bir gıda takviyesidir. Ürünümüz bir ilaç değildir ve ilaç olarak görülmemelidir. Ürünümüz bu niteliklerle veya amaçlarla kullanılmamalıdır. Firmamız, ürünleri ile ilgili herhangi bir hastalığı önleyici veya tedavi edici bir taahhütte bulunmamaktadır. Yukarıdaki bilgiler ürün içinde kullanılan bitkiye ait geleneksel kullanım amaçlarını yazmakta olup, bu bitki ile ilgili bilimsel araştırmalar ve çalışmalar sonucu elde edilen verilerden alınmıştır.
        Her erkeğin cinsel yaşamını daha aktif ve daha renkli yaşaması için formüle edilmiştir.Aynı zamanda erken boşalma ve sertleşme(geç ereksiyon) sorunlarında güvenle kullanabilecek etkili bir bitkisel destektir. İçeriğindeki diğer şifalı bitki ekstraktlarının tamamı kalite analiz sertifikasına sahip bitki ekstratlarıdır.
        Cinsel isteğinizi arttırarak seksteki performansınızı maksimum düzeye çıkarır.
        Orgazm duygusunu daha güçlü yaşatır.
        Sizi kısa sürede birden fazla ilişkiye hazır durumda tutar.
        Erken boşalma riskini azaltır.
        Epimediumlu Macun, Penise giden damarlardaki kan akışını artırarak. daha sert ve uzun süreli ereksiyon sağlar.
        Cinsel ilişkide heycanı ve aktivitesini artırır.
        İlişkiden sonra teskin edicidir ve cinsel ilişkiden sonra yükselen nefes alış-verişlerini azaltıcı.
        Kan basıncı ve kan şekerini düşürücü.
        Beta-lipoprotein kolesterolü düşürücü.
        İltihabı önleyici ve bağışıklık sistemini güçlendiricidir.

        a-) Azgın Teke otu, Epimedium brevicornum

        Bitkinin Bilinen Diğer Adları: Azgın teke otu, Epimedium brevicornum, Barrenwort, yin yang huo
        Botanik adları: Epimedium brevicornum Maxim.; Epimedium sagittatum (Siebold. et Zucc.) Epimedium Maxim., Epimedium wushanense koreanum Nakai., TSYing Epimedium pubescens Maxim., Epimedium sinense.

        Epimedium: Uzakdoğu kökenli çok yıllık bir bitkidir. Flavonlar, glikozitler, icariin ve noricariin içerir. Etkili bölümü %3 icariin içeren kurutulmuş yapraklarıdır. Uzakdoğu’ da yıllardan beri çeşitli amaçlarla kullanılmasına rağmen, birincil kullanım şekli erkekler için afrodizyak olarak kullanımıdır. Özellikle ereksiyon problemlerinin çözümü olarak asırlardır kullanılmış bir bitkidir.

        Diğer geleneksel kullanım amaçları ise; kemik ve eklemleri güçlendirmede destek, sakinlik vermek, kalbin rahatlatmasına ve bağışıklık (savunma) sistemini güçlendirmeye yardımcı olmaktadır. ( 1,2,4,5 )

        Epimedium; çok yıllık Çiçekli bitkidir, Çinin güneyinde bol miktarda yetişir, azgın teke otu olarak bilinen Epimediumun diğer adları kısır otu, papaz şapkası ve peri kanatıdır. Birleşiminde Flavonlar, glikozitler, icariin ve noricariin içerir. İçerisindeki aktif madde icariin, kurutulmuş yapraklarında 3 olarak bulunur. Ekstraktlarıda İcariin oranı 60 kadar çıkabilir. Uzakdoğu’ da yıllardan beri çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır ve 60’a yakın türü mevcuttur.
        Epimedium flavonlar, glikozitler, icariin ve noricariin içerir. Etkili bölümü %3 icariin içeren kurutulmuş yapraklarıdır. Çok güçlü bir cinsel uyarıcı (afrodizyak) dır. Özellikle Çin, Kore ve Japonya'da bu bitki ve etkileri ile ilgili geniş kapsamlı olarak yapılan hem laboratuvar, hem de klinik çalışmalarda kesin ve açık biçimde insanlarda cinsel aktiviteyi ve performansı artırdığı gözlenmiştir. Epimedium bitkisi aynı zamanda, tüm beden boyunca duyusal sinirleri, özellikle genital bölgeyi uyararak sperm üretimini artırdığı düşünülmektedir. Epimedium tansiyonu normal seviyede seyreden insanların tansiyonunu düşürmeksizin, yüksek tansiyonu düşürmekte etkili olabilmektedir. Kalp damar sistemi üzerinde de oldukça etkili olan epimedium bitkisi koroner kalp damarlarını genişletmekte ve koroner vasküler direnci azaltarak koroner kan akışını artırmakta yararlı olabilmektedir. Epimedium bitkisi sadece cinsel fonksiyonları düzenleyici olarak değil, aynı zamanda cinsel istek, dikkat, düşünce konsantrasyonu ve zihnin odaklanma kapasitesini artırmak için de katkıda bulunabilmektedir.

        Azgın teke otu libido, erektil fonksiyon desteklediği China.Many kültürler raporunda cinsiyete artırıcı olarak kullanılan 2000 yıl vardır ve menopoz rahatsızlığı gidermek için yardımcı olur. Bir madde, maca, menopoz geçiren kadınlar için ve erkekler ve kadınlar düşük libido için sertleşme sorunları, destek olduğu bildirilmektedir. Azgın Teke otu (Epimedium) yüksek ova ve dağ yamaçlarında bol Epimedium birkaç türü yetişir. Azgın Teke Otu genital bölgedeki kan akımını artar, çünkü bir bitkisel afrodizyak olarak kullanılmaktadır. Maddede kaynaklanan Çin Yin-Yang Huo, Azgın Teke Otu olarak da genital bölgeye kan ulaşmını kan artırır.. Azgın Teke Otu ve Asya ve Akdeniz havzasında bir süs bitkisi olarak yetiştirilir ve bunlardan Epimedium sagittatum, Epimedium brevicornum, Epimedium wushanense, Epimedium koreanum ve Epimedium pubescens türleri tıbbi amaçlar için kullanılır.Azgın Teke Otu ve yaprakları, polisakkaritler, lignan, sesquiterpenler, fenolik ve penethylol glikozitler, ionones, steroller ve bir alkaloid denilen magnaflorine flavonoidler çeşitli içerir.Azgın Teke Otu tedavi edici etkileri, öksürük giderici ve tansiyon düşürücü, kas spazmı azalan, tendonları ve kemikleri güçlendirir ve erkek infertilitesi tersine, böbrek fonksiyon canlandırıcı içerir. Ot aynı zamanda karaciğer ve böbrekleri güçlendirir, karaciğere iyi geldiği ve kronik böbrek yetmezliğinde dahi Çinde yapılan klinik bir araştırmada tesbit edilmiştir.

        Farmakoloji: Bilim adamları erektil disfonksiyon üzerinde icariin (ICA) terapötik etkimekanizması (ED) cGMP-spesifik PDE5 inhibisyonu, Liao HJ bir faktör ed.theçalışmalar immün arttırıcı etkisi sarf Çin tıbbı Epimedium göstermek olduğunu göstermektedir Kronik böbrek yetmezliği hayvan modeli. Bunun daha fazla araştırmada Epimedium kronik böbrek hemodialysis.a klinik geçiren hastalarda cinselbozukluk ve immunolojik yetersizliği üzerinde terapötik etkiye sahip öneriyor.Epimedium bileşik iskemik kalp-beyin damar hastalıkları böbrek yetmezliği sendromuolan hastalarda terapötik etkili bir tedavi olduğunu gösterir . Araştırmacılar osteoklastlar izole ve Epimedium farklı konsantrasyonları ile tedavi. Çalışma Epimedium, osteoklast apoptoz tetikleyebilir kemik yıkımı engellemek ve kemik yoğunluğunu artırır.. Araştırmanın genel ica olarak kardiyovasküler sistem, dolaşım sistemi, bağışıklık sistemi, üreme organları ve kemik iliği sistem üzerindeki etkileri tesbitedilmiştir.. Çin'de, böbrek hastalığı ve kemik iliği üzerine klinik tedavileri için ana madde olarak kullanılan ica ile pek çok ilaç yapımında kullanılır.



        Özellikle Çin, Kore ve Japonya’ da bu bitki ile ilgili geniş kapsamlı olarak yapılan hem laboratuar hem de klinik çalışmalarda; kesin ve açık bir şekilde hayvanlar ve insanlarda cinsel aktivitenin artmasına yardımcı olduğu gözlenmiştir. (2,5)

        Bu bitki aynı zamanda, tüm beden boyunca duyusal sinirleri, özellikle genital bölgenin (Cinsel organların bulunduğu bölge) uyarılmasına ve sperm üretiminin artmasına yardımcı olmaktadır. (5)

        Epimedium; tansiyonu normal olan insanların tansiyonunu (kan basıncı) düşürmeksizin hipertansiyonu (Yüksek tansiyon) düşürmeye yardımcı olmaktadır. (2,3)

        Azgın Teke ot Alacaklar
        Azgın Teke Otu yorgunluk tedavisinde ve cinsel dürtüleri güçlendirmek için Epimedium geleneksel olarak kullanımıaktadır.Bu nedenle Batılıların beslenme talepler çoğunlukla cinsel dürtü etrafında merkezi takviyeleri oluşturmaktadır.?? artırır libido (cinsel istek) enerji seviyenizi yükseltir ve ağır egzersizden (sportif faliyetler) sonra bünyenin kısa sürede toparlanmasını sağlar.

        Azgın Teke ot Teorisi
        Azgın Teke Otu bir şifalı biki olarak Epimedium libido (cinsel güç) artırıcı ve iktidarsızlıksızlığı önlemede tedavi edici olarak kullanılır. Azgın Teke Otu üreme sistemi için bir tonik olarak kullanılmış olan en azından MÖ 400 yılına kadar uzanır gençleştirici bir tonik olarak yorgunluğu gidermek için kullanılmıştır. Epimedium kortizol düzeylerinin modülasyonu (birincil stres hormonu) ile çalıştırmak için düşünülmektedir. Azgın Teke Otu cinsel ilişkiden sonra ortaya çıkan yorğunluk, halsizlik, dermansızlık ve enerji seviyesinin düşmesini önler.Azgın Teke Otu bu yüzden metabolizmayı normale dönüştürücü özeliklere sahiptir ve enerji kazandırıcı ve cinsel güçü artırıcıdır.

        Bilimsel Destek
        Hayvanlar üzerinde yapılan klinik araştırmalarda ancak, epinefrin, norepinefrin, serotonin ve onlar (bir enerji teşvik etkisi) düşük dopamin düzeylerini artırarak gibi ginseng etki yapar.Azgın Teke otu bir adaptogen gibi biraz işlevi olabileceğini göstermiştir.Azgın Teke otu anti-stres etkiye sahip olup olduğundan, kortizol seviyelerini azaltır ve kişiye rahatlatıcı ve teskin edicidir.Azgın Teke otu tiroid hormonu ve testosteron hormonunu düşük düzeyden normal değere yükseltiği tesbitedilmiştir.Azgın Teke otunun ekstraktı libidonun kalitesini artırdığı ve düzenlediği tesbitedilmiştir.Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda azgın teke otu ekstraktının kemikerimesini azaltıcı, kas yoğunluğunu güçlendirici ve vücut yağını azaltıcı olduğu ispatlanmıştır.Kortisol değerlerinin normale dönmesi ile kalp atışlarıda normale döner.Çinde hayvanalr ve insanlar üzerinde yapılan araştırmalarda azgın teke otu ekstratının bağışıklık sistemini baskı altına aldığı ve kemik dokusunu güçlendirdiği gözlemlenmiştir.Azgın teke otu ekstraktı insanlarda kandaki kortisolu düşürdüğü bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve hayvanlarda kemik erimesini yavaşlatığı ve kemik dokusunu güçlendirdiği tesbit edilmiştir.

        Güvenlik
        En az 15 onbeş aktif bileşikler Epimedium özler, (luteolin, icariin, quercetin ve çeşitli epimedins) tanımlanmış olmasına rağmen, birçok ek şirketler şu anda alkol icariin yüksek düzeyde sadece standart özler kullanımı dikkat çekicidir.Epimedium geleneksel kullanımı, ancak, daha çok ticari ürünlerinde kullanılan yüksek icariin alkol ekstreleri ile karşılaştırıldığında aktif bileşenlerin çok farklı bir profil ortaya çıkacak bir sıcak su kaynatma (çay), gibi. en az bir test tip çalışmada çeşitli toksik bileşikleri ile birlikte karaciğer hücrelerini tahribattan koruduğu gözlenmiştir, çünkü icariin toksik maddeleri kendine bağlar ve atılmasını sağlar.DKemeler üzerinde yapılan bir araştırmada yüksek doz icariin’in böbrek ve karaciğer zehirlenmesineseebp olduğu idea edimektedir.Önerilen doz (günde 250 ile 1000 mg) de Epimedium geleneksel olarak su destilasyonu hazırlanan ekstraktın hiçbir yan etkileri rapor edilmemiştir.

        Dozaj
        Azgın Teke otu ekstraktı, faakt su destilasyonu ile eldeedilen akstraktın anti-stres ve kortizol-kontrol etkisi olduğu tesbit edilmiştir.Azgın otunun çayı ve su destilasyunun çok faydalı olduğu ve güvenilir oldu tesbit edilmiştir.Günümüzde ise genelikle alkol ile destilasyonu yapılmaktadır ve alkolle yapılan ekstrakt su ile elde edilen ekstraktan kalite bakımından daha düşüktür.Bu nedenle mutlaka su destilasyonu ile eldeedilen ekstrat veya sadece çayı kullanılmalıdır.Azgın teke ot ekstraktından günde 2-3 defa 250-1000 mg alınabilir, yani günde 1-4 defa bir tatlı kaşığı demektir.


        Bilinen hiç bir yan etkisi yoktur. Hamile veya emziren bayanlarınve 12 yaş altında ki çocukların kullanmaları önerilmez.

        Referanslar;
        1- Cai D, Shen S, Chen X. Clinical and experimental research of Epimedium brevicornum in relieving neuroendocrino-immunological effect inhibited by exogenous glucocorticoid. Zhongguo Zhong Xi Yi Jie He Za Zhi. 1998 Jan;18(1):4-7.

        2- Chen MD, Kuang AK, Chen JL. Influence of yang-restoring herb medicines upon metabolism of thyroid hormone in normal rats and a drug administration schedule. Zhong Xi Yi Jie He Za Zhi. 1989 Feb;9(2):93-5, 70.

        3- Gau S, Fu D, Zhang H. Advances in the study on the treatment of osteoporosis with Epimedium brevicornum and its compound prescription. Zhongguo Zhong Yao Za Zhi. 1999 Apr;24(4):249-51.

        4- Gu Y, Meng G. Preparation conditions for decoction of Epimedium grandiflorum Morr. Zhongguo Zhong Yao Za Zhi. 1990 Jul;15(7):412-3, 446.

        5- Kuang AK, Chen JL, Chen MD. Effects of yang-restoring herb medicines on the levels of plasma corticosterone, testosterone and triiodothyronine. Zhong Xi Yi Jie He Za Zhi. 1989 Dec;9(12):737-8, 710. 6. Lee MK, Choi YJ, Sung SH, Shin DI, Kim JW, Kim YC. Antihepatotoxic activity of icariin, a major constituent of Epimedium koreanum. Planta Med. 1995 Dec;61(6):523-6.

        b-) Ginseng
        botanik ismi olan "Panax", Yunanca "tam iyileşme" anlamına gelen "panacea" kelimesinden türetilmiştir. Dünyanın diğer ülkelerinde yetiştirilen ginseng türlerinin, ideal iklim ve toprak özelliklerine sahip olan Kore Ginsengi kadar nitelikli olmadığı saptanmıştır. Büyük kazık köklü çok yıllık otsu bir bitkidir. 6-8 yaşındaki bitkilerin köklerinin çapı 10 santimetreyi bulmakta olup kırmızı renklidir. Çin, Japonya, Kore gibi Uzakdoğu ülkelerinde yabani olarak bulunmasının yanısıra, kültürü (yetiştirilmesi) de yapılmaktadır. Bitki ginsenosit adı verilen triterpenik saponositler, panaxosidesitler, panaxatnol, D grubu vitaminleri taşımaktadır.

        c-) Mabet ağacı (Ginkgo biloba);
        günümüzde varlığını sürdüren hiçbir yakın türü veya benzeri bulunmayan, tamamıyla kendine özgü bir ağaçtır. Bilinen yaşayan fosil türlerinin en iyi örneklerinden biridir. Ginkgolar 20-35 metre aradın da yüksekliğe varan (Çin deki bazı ginkgoların boyu 50 metreyi aşabilmektedir) orta ile geniş arası boyutlarda yaprak döken ağaçlardır. Genel olarak bitki hastalıklarına karşı olağanüstü dirençli olmaları, gövdelerinin bitki haşaratına çok iyi karşı koyabilmesi, yüzeyde ilave kökler ve tomurcuklar oluşturabilmeleri ginkgoların çok uzun ömürlü olmalarına imkan vermekte, bazı ağaçların yaşı 2500 yıla varabilmektedir. Ginkgo biloba içeriğinden 40a yakın aktif madde izole edilmiştir. Bunlardan en önemlileri flavonoidler ve terpenoidlerdir. Flavonoidler, antioksidan etki göstermektedir

        c-) Demirdikeni (Tribulus terrestris);
        tek yıllık, çiçekli bir bitkidir. Dünyanın birçok yerinde doğal olarak yetişir. Genellikle bahçelerde yabani ot olarak bilinmektedir. Hindistan ve Afrikada bol miktarda yetişmektedir. Toprak üzerine yatık olarak bulunur. Kökleri alkaloid, resin, azot ve sabit yağlar; meyveleri 5 yağ, peroxidase, diastase, az miktarda glikosid resin, proteinler ve inorganik maddeler içerir. Protein yüzdesi yaklaşık 10-11 civarında olup; altısı temel olmak üzere on dört amino asit içerir. Sap ve gövdesi nişasta, fructose ve sucrose açısından zengindir. İçerdiği carboline saponinler (harmine, harmaline, harman, tetrahydroharmine), steroidal saponinler (çoğunlukla furostanol) bitkiden değişik yöntemlerle ayrıştırılabilmekte ve bitki ekstrelerinde oranları standart hale getirilebilmektedir.

        d-) Zencefil,
        Zencefilgiller familyasının örnek bitkisidir. Anayurdunun Güneydoğu Asya olduğu sanılmakta, günümüzde Hindistan ve Malezya ile diğer bazı tropikal bölgelerde yetiştirilmektedir. Ülkemizin iklimi uygun olmadığından Türkiyede zencefil yetişmez. Yararları Çin ve Hindistanda çok eski çağlardan beri bilinen bitki, Avrupaya tüccarlar tarafından getirilip tanıtılmıştır. Zencefil zingiberon, zingiberol, fellandron, borneol, sineol sitrali içeren uçucu yağ ile nişasta, yapışkan bitki sıvısı ve reçine yönünden zengindir. Taze kökleri sökülüp dilimlenerek bazı Uzakdoğu yemeklerine katılır. Kurutulup öğütülerek toz haline getirilmiş kökleri ekmek, tatlı ve pasta yapımında kullanılır. Ayrıca zencefil tozu, baharat olarak tüketilir.Zencefilin B6 vitamini, C vitamini, kalsiyum, demir, magnezyum, fosfor, potasyum, manganez ve lif açısından yüksek besin değerlerine sahiptir.

        e-) Kişniş,
        Maydanozgiller familyasındandır. Anayurdu Akdeniz havzası olup günümüzde birçok yerde ve ülkemizde yabani bitki ya da kültür bitkisi olarak yetişmektedir. 60 cmye kadar boylanabilen bir yıllık otsu bitkidir. Kişnişin tohumunu taşıyan meyvesinde nişasta, tanen, şekerler, sabit ve uçucu yağlar bulunur. Uçucu yağında yüksek oranda coriandrol ile düşük oranda geraniol, borneol, pinen, phelladron ve asetik asit vardır.

        f-) Çakşır,
        Maydanozgiller familyasına dahil özellikle Hatay’da ve Doğu Anadolu’nun çoğu vilayetlerinde yaygın olarak kullanılan ve yetişen bir bitkidir. Gövdeleri silindir şeklinde veya köşeli, sarı renkli çiçekler açan yüksek boylu otlar. Yapraklar büyük, çok parçalı ve parçalar iplik şeklindedir. Çiçekler şemsiye şeklindeki durumlarda toplanmışlardır Orta ve Doğu Anadolu dağlarında yetişen diğer bir Ferula rigidula türü “suyabu” adıyla tanınır. Bunun da çiçekleri sarı olup boyu 70-100 cm civârındadır. Birleşiminde Tanen, saponin, nişasta, reçine, uçucu yağ ve alkaloidler vardır.

        g-) Arı Sütü, işçi arıların vücudunda polenlerin sindirimi sırasında ortaya çıkan krem kıvamında bir sıvıdır; arıların başlarının iki yanındaki bezlerden salgılanmaktadır. Arı sütü, işçi arıların ve kraliçe arı adaylarının beslenmesi için petek gözlerinde depolanır ve özel olarak vakumlanarak toplanmaktadır. İşçi arılar sadece üç gün boyunca arı sütüyle beslenmekte, kraliçe arı ise tamamen arı sütüyle beslenmektedir. Sırf bu beslenme farkından dolayı işçi arılar yedi-sekiz hafta yaşadığı halde, kraliçe arı 5-7 yıl ömür sürmektedir. Ayrıca, işçi arılar kısır dişilerdir, ancak sürekli arı sütüyle beslenen kraliçe arı cinsiyet fonksiyonları tam gelişmiş, yüksek doğurganlık yeteneğine sahip bir dişidir. Arı sütünde 2.0-6.4 oranında 10 hidroksi delta-2-dekenoik asit (HDA) bulunmaktadır. Arı sütünün içeriğinde kolajen, lesitin, A, C, D ve E vitaminleri ile tüm B vitamini kompleksleri bulunmaktadır, pantotenik asit açısından oldukca zengin bir bileşimdir. Bunula beraber, fitosteroller (özellikle beta-sitosterol), enzimler, asetilkolin ve estrodiol ve testosteron gibi hormonlar da içermektedir.

        h-) Roket otu....................

        i-) Geyik otu...............

        j-)

        l-)

        m-)

        n-)

        o-)

        ö-)
        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

        Yorum yap


        • #5
          Balın Faydaları

          Bal bakteri barındırmaz. Bütün canlıların yaşamlarını devam ettirebilmek için bir miktar neme ihtiyacı vardır. Bakteriler balla temas ettiklerinde nemden yoksun kalır ve yok olurlar ayrıca balın asidik tepkisi de bakterilerin yaşaması için uygunsuz bir ortam oluşturur.
          İnsan vücudunu etkileyen birçok mikroorganizma balda yok olur. Bal içinde bakteri barındırmamakla kalmaz aynı zamanda bir bakteri yok edici olarak kullanılır. Örneğin Antibiotiklere karşı dirençli olduğu bilinen MRSA ( Metisiline Reziztans Staf Aureus) bakterisinin bala karşı koyamadığı tespit edilmiştir.
          Dr. W.Sackett bal sayesinde tifo mikroplarını 48 saat içinde yok etmiştir. Dizanteri mikropları 10 saat içinde ölmüştür. (Murray Hayt ,The World of Bees ,Coward Mcnann Inc ,N.Y. s.185 )
          Vücutta kemik ve dişlerin teşekkülünde önemli rol oynayan minerallerin balda bulunuşu kansız kalmış şahıslar, büyüme ve gelişme çağındaki gençler ve her yaşta insanların beslenmelerinde önemli rol oynamaktadır.
          Balda şimdiye kadar oniki değişik enzim olduğu saptanmıştır. Enzimsiz yaşam mümkün olmazdı enzimler bütün biyokimyasal süreci organize eder, yönetir, düzene koyar ve hızlandırır hastalıkları iyileştirir. Balın içerdiği Magnezyum damarlarda kanın pıhtılaşmasını önler,ayrıca stresin olumsuz etkilerinden korur. Potasyum bağırsak adalelerinin faaliyetini hareketlendirir. Ayrıca sindirim için polenlerde önemlidir. Araştırmalarda alınan sonuca göre çiçek polenleri ince barsak mukozasında dolaşımı hareketlendirir. Dahası balı yedikten 20 dk. Sonra bağırsak cidarının bağışıklık sistemini kuvvetlendiren ve besinler yoluyla alınan zararlı maddelerin etkisinden koruyan maddeler barsakta serbest bırakılmasında etkili olur .Balda ayrıca vücudun ancak az miktarda üretebildiği Chocin maddesi vardır. Bu nedenle bu madde vücuda günde iki,üç gram verilmelidir. Chocin karaciğerin yağ metabolizmasını ayarlar ve bu organın yağ bağlamasını önler. (Doal la BAL)
          Amerikan Dental Araştırmalar Birliğinin İllinois Chicago da düzenlenen ‘Oral Sağlık İçin Yararlı Yiyecekler’ konulu sempozyumda, balın diş çürüğünü önlediği ortaya konmuştur.Yeni Zelenda Waikata Üniversitesi Biyokimya uzmanı Bal Araştırma Ünitesi başkanı Doç. Dr.Peter Molan diş çürüğünden sorumlu bakterilerden Streptococcus mitis, Streptococcus Sabrinus ve Lactobacillus casii'nin ürettikleri asit miktarını balın önemli ölçüde azalttığını belirtmiştir. Bu durumun balın dental plaktaki dextran üretimini engellediğinden kaynaklandığı ve baldaki bir enzimin Hidrojen Peroksit ürettiği görülmüş bunun balın antibakteriyel etkisini artıracağını böylece dişetinin enflamatuar enfeksiyonlarının tedavisinde balın bu etkisinden faydalanılabileceği bildirilmiştir. Anti enflamatuar kompenentleri sayesinde şişliği ve ağrıyı azaltan özelliği ile balın yaraları iyileştirme konusunda mükemmel +bir sonuç verdiği saptanmıştır. (Dentalgazete.com " Dişhekimliğinin En Geniş Portalı ")
          Rota Virüs, E.Coli, Salmenalla gibi mikroorganizmaların sebep olduğu, ani ishal ve kusmalarla başlayan AKUT GASTROENTERİT’in yılda 0-5 yaş arası 500 milyon çocuğu ölümle tehdit ettiği belirtilmektedir. Son elli yıldır ishalli hastalara serum takılıyor, hasta damar yoluyla tedavi ediliyordu. Bunun pıhtı oluşması ve herhangi bir damarı tıkaması gibi sakıncalarının olduğu belirtilmektedir. Son zamanlarda Oral Rehidratasyon mayil denen şekerli, tuzlu solüsyonlar ile çok iyi netice elde ettiler. İshalli bir çocuğun aç bırakılması çocuğun ölmesine sebep olabilir.Oral tedavi Dünya Sağlık Teşkilatı tarafından bütün dünyaya asrın buluşu olarak tavsiye edilmiş olup Brıtish Medical Journal adlı dergide yayınlanan bir makalede de Şeker yerine bal kullanmayı tavsiye etmiştir. (Mustafa ÖZER,Alternatif tıp ve şifa sofrası,İSTANBUL)
          Yukarıda birkaç örneği verilen pekçok bilimsel araştırmalar sonucunda Bal gerek içinde barındırdığı vitaminler ve minerallerle gerekse yapısal özellikleri sebebiyle insanlar için tam bir şifa kaynağı olduğu tespit edilmiştir. Yaklaşık balın 500 hastalığa faydalı olduğu belirtilmiştir. İşte Balın faydalarından birkaçı:
          İYİ BİR KORUYUCUDUR: Antibakteriyel özelliğinden dolayı içinde birçok gıda bozulmadan saklanabilir.
          MİDEYE KUVVET VERİR: Baldaki şeker emilimi en kolay olan şeker olması ve Hazmı gerektirmediğinden kolayca kana geçer. Ve midedeki fazlalıkları dışarı atar.
          KANSIZLIĞI GİDERİR: Kan yapıcı özelliğinin yanında hastalıktan yeni kalkmışlara kuvvet verir.
          DAMARLARI AÇAR: Diğer şekerlerin oksine okisjen ile reaksiyona girdiğinde tam yanma meydana geldiği için kanda daha az atık madde bırakır. Kalp adelesine faaliyet ve zindelik vermesiyle Kalp Hastalarına faydalıdır.
          ROMATİZMA:Romatizmal hastalıklarda haricen kullanmak hastayı kısa sürede iyileştirir.
          ALERJİ: Alerjik vakıalarda pahalı ve zahmetli tedavilerin yerini alacak bir alternatif tedavidir.
          AĞRI DİNDİRİCİ: Balın bilhassa buharı ağrı ve sızıyı birkaç dakika içinde dindirmeye başlar.
          İŞTAH AÇICI: İhtiva ettiği A,B,C, ve diğer vitaminler ve mineraller insana zindelik verir.
          DOĞAL DİŞ MACUNU: Diğer tatlı ve meyvelerin zıttı bal dişleri ve diş etlerini temizleyip parlatan bir macundur. Dişleri ve diş etlerini mikroplardan korur,ağızdaki yaraları tedavi eder.
          KABIZLIK: Bilhassa sıcak bal şerbeti kabızlığı kısa sürede geçirir.
          ŞİŞMANLIK: Bal içerdiği enzimler sebebiyle şişmanlığı önler. Bilhassa ılık bal şerbetinin zayıflatıcı özelliği vardır.
          YARA İLTİHAP GİDERİR: Bugün modern tıpta ameliyat yaralarında bal kullanıldığı bilinmektedir. Cavanagh ve BEAZLEY adlı araştırmacılar balın laboratuar şartlarında özellikle boğaz iltihaplarında kendini gösteren Kalbi Tutacoli mikropları ile Candida Albicans isimli mantarlar üzerinde balın etkili olduğunu gözlüyorlar. İnhibin mikropların üremesini de önler.
          BALGAM SÖKTÜRÜR: Balgamı keser vücudun pis rutubetini giderir.
          GÖZE FAYDALIDIR: Gözün görme gücünü arttırır. Nar suyu ile karıştırılıp göze sürme gibi çekilirse gözün keskin görmesini sağlar.
          KARIN AĞRISI: Karın ağrısını geçirir. Bal şerbeti karın ağrılarını çok kısa bir sürede dindirir.
          İDRAR: Söktürür. Mesane yollarını temizler. İltihabını giderir.
          KÖPEK ISIRMASI’na karşı faydalıdır. Köpek ısırınca bal şerbeti içilir. Ve köpeğin ısırdığı yere bal sürülür.Kuduz ihtimaline karşı tıbbi tedbirler ayrıca alınmalıdır.
          CİLDİ GÜZELLEŞTİRİR: Vücud bal ile oğulursa cilt yumuşar. Bitleri öldürür.
          SAÇLAR’ ı besler. Saça sürülürse saçları yumuşatır. Besler,uzatır,parlaklık ve canlılık kazandırır.
          NEZLE’yi geçirir. Bal limonla veya sütle içilirse nezle için çok faydalıdır.
          VEREM: Özellikle çiçek balı gül ile karıştırılıp sabah akşam yenirse akciğer yaraları ve vereme çok faydalıdır.
          YANIKLAR: Bal zeytinyağı ve gres yağıyla karıştırılıp yanan yerlere sürülürse acı,sızı çekilmez. Yanık kısa sürede iyileşir. Yanık izi kalmaz.
          VARİS’e faydalıdır. Bal vücudda olan olan varis ve varis yaralarına masaj yapılarak sürülürse çok faydalıdır.
          KARACİĞER: Bal karaciğer ve göğsü temizler. Baldaki ciholin karaciğerin fonksiyonunu kuvvetlendirir. Ve hücrelerinde toplanan yağın giderilmesi için harekete geçirir.
          SARILIK: Balla salatalık rendelenerek yenirse susuzluğu giderir. Kanı temizler. Sarılığı kısa sürede iyileştirir.
          TERLEME’yi giderir. Bal mumu ile birlikte birkaç gün sakız gibi çiğnenirse burun tıkanıklığı ve bundan dolayı meydana gelen terlemeyi giderir.
          İSHAL’i durdurur. Soğuk bal şerbeti ishale çok faydalıdır. Kısa sürede durdurur.
          ALACA: Alaca hastası olanlar en az iki-üç ay sabah aç karnına bir su bardağı bal şerbeti içerse şifa görür.
          KOLESTOL’ü düşürür. Yatağını ıslatan çocuklar için gayet faydalıdır. İLAÇLARIN YAN TESİRİ’ni önler. Zararlarını nötüre eder. AKNE için iki çorba kaşığı bal iki çorba kaşığı süt limon suyundan oluşan karışımın sürülmesi faydalıdır. Büyüme çağındaki çocukların ZEKA GELİŞİMİ’ne azımsanmayacak derecede olumlu etkisi vardır. Ayrıca önemli ölçüde CİNSEL GÜCÜ arttırıcı özelliği vardır.
          *Daha önce kişisel sitemde yayınladığımda çok fazla okuyucu ve buna paralel olumlu tepki alan bu yazının kaynağını maalesef hatırlamıyorum. Internet’te yaptığım araştırmada 2 farklı sitenin bu yazıyı (muhtemelen) benden alarak kullandığını gördüğüm için eğer doğru kaynağı bilen varsa yazıya eklemekten memnuniyet duyarım.

          Yorum yap


          • #6
            Bal'ın faydaları ve gerçek Bal nasıl anlaşılır?

            Bildiğiniz gibi kış gelirken insanoğlunun tatlı yeme hırsı artar.
            En güzel tatlı olarak bal her zaman ön plana çıkar.
            Şu günlerde hortlayan “Domuz Gribi” gibi rahatsızlıklara da iyi geleceği düşüncesi ile Bal’ın faydaları ve iyi bal nasıl anlaşılır sizler için araştırdım.
            Bal, her şeyden önce mikrop öldürücü özelliğe sahip bir yiyecek. Bu özelliğinden dolayı bal, göz ağrılarını gidermek için kullanılır. Bal, karın ağrılarını keser, mideye ferahlık verir. Mide ve bağırsaktaki yaraları tedavi eder. Ülserli hastalardan 4 kilo bal, yiyen (1 haftada) ve buna 1 ay devam eden 100 hastadan 97 sinde ülserden kesin eser kalmadığı saptanmış. Tabi Şeker Hastaları değil!
            Öncelikle Bal’ın faydaları;
            * Bal, kalp çarpıntısından ve yüksek tansiyondan şikâyetçi olanlar için son derece yararlı bir besinmiş.
            * Bal, yiyerek, sinir bozukluğundan yakınan uykusuz kişiler rahatlayabilirlermiş.
            * Bal, altını ıslatan çocuklara 1-2 ay devamlı yedirilirse bu huylarından vazgeçtikleri saptanmış. Çünkü balın sinirler üzerinde olumlu etkisi varmış.
            * Bal, beslenmeden doğan bazı eksiklikler çocuklara ve hatta büyüklerde bile kemikle ilgili hastalıkların tedavisinde çok faydalıymış. * Bal, bel ağrıları için havanda dövülen kuyruk yağı ile karıştırılıp sürülürse 3 gün içinde ağrı gittikçe azalır ve sonunda yok olurmuş.
            * Bal, soğuk su ile karıştırılıp içilirse ishali durdurur, sıcak su ile veya ılık su ile içilirse kuvvetli müshil olurmuş.
            * Bal, boğaz ağrılarında ılık nemli bezle boğaza sürülüp sarılırsa ağrı kısa zamanda geçer yok olurmuş.
            * Bal, bir miktar tuzla karıştırılıp, devamlı içilirse balgam söktürürmüş.
            * Bal, sırt ağrılarında ağrıyan yere sürülür, üzerine dövülmüş karabiber ekilirse ağrı kesilirmiş.
            * Bal, beynin çalışmasını kolaylaştırır, düşünceye mükemmellik kazandırırmış.
            * Bal, kan yaparmış. Kanın temizlenmesine yardımcı olurmuş. Kan dolaşımını hem düzenler, hem kolaylaştırır ve damar sertliğinde olumlu etki yaparmış.
            * Bal, yağın hazmını kolaylaştırır, anne ve inek sütünün demir eksikliğini tamamlar, iştah açar ve bağırsaklara özgü hareketleri artırarak rahatlık sağlarmış.
            * Bal, hem sabah hem akşam devamlı yedirilirse, sarılık hastalığı çok kısa zamanda tedavi edilebilirmiş.
            * Bal, kusma, öksürük, bronşit gibi hastalıklarda kaynatılmış arpa suyu ile içirilirse hastalık tedavi edilirmiş.
            * Bal, bademciklerin doğal ilacıymış. Kaynatılmış ada çayına biraz sirke biraz bal karıştırılıp önce gargara yapılıp sonra yudum yudum içilirse boğaz içindeki ağrılar geçer, bademcik iltihaplarında iyileşme görülürmüş.
            * Balın çabuk enerjiye dönüşen hazır gıda maddesi olması özelliği ile sporla meşgul olan kimselere enerji vermek için ve yorgunluklarını gidermek için sade veya portakal suyuna karıştırılarak kullanılmalıymış.
            * Bal, kozmetik sanayisinde çeşitli güzellik malzemelerinin yapımında da kullanılmaktaymış. Bal, limon suyu ve bir bardak sıcak su ile içildiğinde boğaz ağrısını ve öksürüğünü giderir, gribe yakalanmış kişileri rahatlatırmış.
            Bu kadar faydalı bir besin olan balın hakiki olup olmadığını nasıl anlayacağız?

            Uzmanlar her ne kadar biyolojik incelemeler dışında; bakarak ya da tadarak balın sahte veya gerçek olduğunu anlamanın pek mümkün olmadığını iddia etseler de, her zaman her ortam bir Biyoloji laboratuarı bulmak pek mümkün değil. Onun için aşağıdaki önerilere kulak vererek balın sahte mi, gerçek mi olduğunu anlamak pekâlâ mümkün.
            * Bal buzdolabında şekerleniyorsa gerçektir.
            * Yoğunluğu çok, akışkanlığı sürekli olmalıdır, kesik kesik akan bal sahte olabilir
            * Gerçek bal kaşıkla alındığı zaman kesintisiz gelir.
            * Çiçek balı hızlı, çam balı ise daha yavaş akar.
            * Buzdolabında belli bir süre bekletilen balın krem ya da tereyağı kıvamına gelmesi balın hakiki olduğunu gösterir.

            * Şöyle bir deneme yapabilirsiniz: Elinize sabit kalem alın, bala uç kısmını daldırın, sonra parmağınıza sürün, renkli olarak çıkıyorsa bal karışıktır, çıkmıyorsa gerçektir.

            * Soğuk havada donmayan bal sahtedir.

            * Balı kaşıkla alıp yere döktüğünde, sahte bal uzayıp örümcek ağı gibi havada uçar.

            * Balın şekerlenmesi durumunda eski halini alması için güneşe çıkarılması veya kabıyla birlikte sıcak suya konulması yeterlidir.

            * Bal şekerle yapılan diğer şerbetlere nazaran çok daha keskindir. Fazla yendiğinde genizde hafif yanma yapar. Bu gerçek baldır.

            * Kristalize olan gerçek bal ağza alındığında margarin gibi erir.

            * Gerçek bal, çok uzun yıllar dayanabilir. Çünkü bal bakteri üretmez.
            Sağlıklı günler dileğiyle; afiyet olsun.

            Yorum yap


            • #7
              Süt, kadınların ve dişi hayvanların yavrularını beslemek için memelerinden gelen, besin değeri yüksek beyaz sıvıdır. Ayrıca bazı bitkilerin türlü organlarında bulunan beyaz renkte öz suya ve erkek balığın tohumuna da süt denir.




              .Ö. 8000 yılına ait, Anadolu’da tapınak duvarlarında, evcilleştirilmiş, taşıma, süt ve et temini maksadıyla kullanılan sığırları gösteren çizimlere rastlanmıştır

              İnsanoğlu, 5000 yıldan beri süt içiyor. Bu konudaki ilk kanıtlar Dicle ve Fırat ırmakları arasında kurulan Sümer Uygarlığı'nın Ur kentinde bulunmuştur. Bir yaşam mucizesi diye nitelenebilecek kadar büyük besin değerine sahip olan sütün, insan yaşamındaki yeri insanlık tarihi kadar eskidir. M.Ö 26.Yüzyıl'a ait Babil kabartmalarında süt ve süt kesiği temalarının işlendiğini görüyoruz.

              Yine M.Ö. 8. Yüzyıl'da Homer'in yazılarında süt, süt kesiği ve peynirle ilgili anlatımlara rastlanır.

              İncil'de de İbrahim Peygamber'in üç meleğe tatlı ve ekşi süt sunduğu anlatılır. M.Ö. 4. Yüzyıl'da Antik Trakya ahalisi bugün yoğurt adıyla bildiğimiz "prokiş" dedikleri bir çeşit ekşi süt üretiyorlardı. Süt işleme tekniklerini bugünkü Rusya, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine tanıtanların da Moğollar, Persler ve Türkler'le birlikte diğer göçebe kavimler olduğu söylenir. Yüzyıllardır sağlığa yararlı bir içecek olduğu söylenen sütün yararları uzmanlarca kanıtlanmıştır. Süt içerdiği bol tüm kalsiyum ve vitaminlerle birçok hastalığı önler, hatta tedavi eder. Bu yüzden uzmanlar, sağlık açısından bol miktarda süt tüketilmesini öneriyorlar.

              Kanser düşmanı süt; kanseri özellikle de bağırsak kanserini önlemeye yardımcı olur. Kaliforniya Universitesi'nden Doktor Cedric Garland'ın 20 yıllık bir araştırması, süt tüketen kişilerin daha sağlıklı bağırsaklara sahip olduğunu gösterdi. 20 yıl boyunca 2000 kişiyi inceleyen Garland, günde 2-3 bardak süt içen kişilerde bağırsak sorunlarına, hatta bağırsak kanserine pek rastlamadığını belirtti. Bu yüzden Garland, bağırsak kanserini önlemek için günde 2-3 bardak süt tüketilmesini öneriyor. Tıpkı diğer bilim adamları gibi, Garland da sütün içerdiği kalsiyum ve D vitamininden dolayı bu kadar yararlı olduğunu ileri sürüyor. 1987 yılında yapılan bir araştırmada, Avusturya'da bol miktarda bağırsak kanserine rastlanması dikkat çekti. Hafta'da en az 2-3 bardak süt tüketmeyen kişilerde, bağırsak kanserine yakalanma olasılığının daha yüksek olduğu tespit edildi.

              Uzmanlar, sütte bulunan kalsiyumun bağırsaklardaki, kansere yol açabilen fazla asitleri yok ettiğini ve böylece sindirim sisteminin sağlıklı bir şekilde çalıştığını belirtiyorlar. New York Kanser Araştırma merkezi'nde kanser hastaları incelendi ve süt içen hastaların kanser hücrelerine bakıldığında, hücre gelişmelerinde yavaşlamaya rastlandı. Böylece, kalsiyumun kanser hücrelerini yavaşlattığı kanıtlanmış oldu. Bostonlu bilim adamları, fermente sütün içerdiği "Asidofilis" bakterisinin de bağırsak kanserine karşı etkili olduğunu söylüyorlar.

              Yapılan araştırmalarda, bu bakterinin kanser üreten hücreleri yok ettiği ortaya çıktı. Japon araştırmacılar, her gün süt içerek mide kanserinden de uzak durulabileceğini savunuyorlar. Yapılan birçok uluslararası araştırmalarda, süt tüketen kişilerde akciğer kanserine de pek rastlanmadı. Johns Hopkins Üniversitesi araştırmacıları, süt içen kişilerde kronik bronşite pek rastlamadıklarını dile getirdiler. Uzmanlar sütün; sigara, alkol ve bol miktarda kahve gibi bağımlılık yapan maddeleri tüketen kişileri bile koruduğuna dikkat çektiler. Yapılan araştırmalarda 1-2 paket sigara içen ve süt tüketmeyen kişilerde, kronik bronşite yakalanma olasılığının daha yüksek olduğu görüldü.

              Dünyanın en yararlı içeceği süt, insanların doğumlarından itibaren ilk aldıkları besindir. İlk günlerinde annelerinin sütüyle beslenen bebeklere, daha sonraları hem anne sütü hem de hayvani sütler verilir. Süt bebeklerin narin vücutlarını sağlamlaştırır, güçlendirir. Süt binlerce yıldır olduğu gibi yine insan vücudunun en fazla ihtiyaç duyduğu içecek olmayı sürdürüyor. Sütün kadınlar için önemi ise, güzelliğe güzellik katması.

              -

              Sütün Faydaları

              Büyüme ve gelişmeyi sağlar. Vücudu sağlamlaştırır, güçlendirir.
              Kemik erimesini önler
              Mikrobik enfeksiyonlara karşı etkilidir
              İshali tedavi eder
              Mide rahatsızlıklarını giderir
              Sindirim sistemini düzene sokar
              Ülseri önler
              Beyne enerji verir
              Diş çürüklerini önler
              Kronik bronşiti önler
              Tansiyonu düşürür
              Yağsız süt, kolestrolü düşürür
              Kanserin önlenmesine yardımcı olur
              Saç ve tırnakların oluşumunda büyük rol oynar.
              Yaşlanmayı geciktirir.
              Vücutta ödem yapan sıvıların toplanmasını önler.
              Cilt üzerinde nemlendirici etki yaparak cildin yıpranmasını engeller


              Kaynak : tr.wikipedia.org

              Yorum yap


              • #8

                Süt ve Sütün Faydaları

                Dünyaya geldiğimiz ilk andan itibaren hayatta kalmamız için gerekli havadan sonra en temel maddedir süt. İçerdiği A ve B2 vitaminleri, demir bakır ve kalsiyum gibi tuzlar ve hayvansal protein ile gelişimimizin baş rol oyuncusudur. İçerdiği kalsiyum ile kemiklerin gelişimine büyük destek olur. Menopoz dönemindeki kadınlarda sıklıkla görülen kemik erimesi osteoporoz- süt takviyesi ile yavaşlatılabilir. Hatta erken yaşlarda düzenli içilen süt ile hiç başlamaması sağlanabilir. Süt tüketimi vücuttaki kansere neden olan bazı bakterilerin çoğalmasını da engeller. Günde içilecek 2 bardak süt ile prostat, barsak, rahim ve mesane kanserlerinden doğal yollarla korunabilirsiniz. Bakterileri dengede tutan süt mide rahatsızlıklarını önleyip, sindirim sistemini düzene sokar. Bazı ishal çeşitlerinin tedavi edilmesinde de faydalıdır.Kemik yapısına olan katkısı ile dişlerin, tırnakların ve saçların da sağlıklı ve kuvvetli olmasını sağlar. Tansiyon düşürücü etkisine ek olarak yağsız içilen sütün kolesterolü düşürdüğü de bilinmektedir. Süt çok eski zamanlardan bu yana, cildi yumuşatmak ve nemlendirmek için kullanılan eşsiz bir kozmetiktir. Kleopatra’nın da deve sütüyle banyo yaptığından bahsedilir. Vücuttaki ödemi de alır. Kuruyup çatlayan dudaklar için en iyi çözüm süt kreması ile masaj yapmaktır. Sıklıkla süt içildiğinde mide yanmasından, gazdan şikayet edildiğini duyarız. Laktoz intoleransı olarak adlandırılan bu rahatsızlık basit olarak süt ya da süt ile üretilmiş ürünleri sindirememek ya da bunda güçlük yaşamak olarak açıklanabilir. Laktaz enziminin eksikliği ya da tam işlev görmemesi durumunda oluşur. Şeker katılmış süt tüketildiğinde bu problem de genellikle çözülmektedir. Ancak ileri safhalarında kahve kreması, çikolata, tereyağı, peynir bile size dokunabilir. Yoğurt bütün bunlardan farklı olarak parçalanmış şeker içerdiğinden zararsızdır.

                Yorum yap


                • #9
                  Ballı Sütün Faydaları
                  Uzman Dr. Hüsnü Yeşil, çocuklara bir bardaksütün bir tatlı kaşığı bal katılarak verilmesi halinde öksürüğe çok iyigeleceğini kaydetti.

                  Bunun çocukların daha iyi uyumalarınısağlayacağını söyleyen Dr. Yeşil, "Sütün içinde bulunan yağ asitleriçocuğun beyin gelişimi için çok önemlidir. Çocuklukta ve gençlikte güçlükemikler için de süt vazgeçilemez bir besin kaynağıdır. Süt, kışın çocuklarınağız kenarlarında görülen yaralara da iyi gelir." dedi. Dr. Hüsnü Yeşil,Hacettepe Üniversitesi'nin yaptığı bir araştırmaya göre bir bardak sütün 5-6yaşındaki bir çocuğun günlük besin ihtiyacının yarısını karşıladığının tespitedildiğini dile getirdi. Bir bardak sütle B12 vitamininin yüzde 98'inin,fosforun yüzde 55'inin, kalsiyumun yüzde 52'sinin, B2 vitamininin yüzde 44'ününkarşılandığını kaydeden Yeşil şu bilgileri verdi: "Bu çok değerli besindençocuklarımızı mahrum etmemeliyiz. Yaz aylarında çocuklar dondurma gibibesinlerle sütten faydalanıyor. Ancak kış aylarında dondurma tüketimi azalıyor.Bu bakımdan özellikle bu soğuk kış günlerinde çocuklarımıza iyi ve dengelibeslenmesi ve vücut direncinin artması için mutlaka süt içirmeliyiz. Sade sütüsevmeyen çocukların süt içmesini özendirmek için kakao ve çikolata katılabilir.

                  Sütle kiloverebilirsiniz
                  Ailelere çocuklarına örnek olmalarıbakımından süt içmeleri çağrısında bulunan Dr. Hüsnü Yeşil, şunları söyledi:"Süt obezite ve kronik hastalıklardan korur. Dengeli beslenmeyi sağlar.İlaçların yan tesirini azaltır. Kemiklerin güçlü kalmasını sağlar ve kemikerimesini engeller. Vücut ağırlığını azaltır ve kilo verdirmeyi kolaylaştırır.Yetişkinler günde en az 2 bardak süt tüketmelidir."

                  Yorum yap


                  • #10
                    SÜTÜN FAYDALARI VE SÜTÜN İÇİNDEKİVİTAMİNLER

                    Kimi insanın çok sevdiği, kiminin ise nefretettiği ama vücudumuza yararları tarşılamayan bir gıda süt. Sütün bileşenlerindebulunan beş ana besin maddesi dengeli beslenmemiz için bize kaynak sağlıyor.
                    Laktoz (Sütşekeri);
                    • Doğada yüksekoranda sadece sütte bulunan laktoz enerji sağlar.
                    • Sütte bulunangalaktoz, beyin ve sinir dokularının oluşumunda rol oynar.
                    • Laktozunhidrolizi sonucu oluşan laktik asit bağırsaklarda istenmeyenmikroorganizmaların gelişimini dolaylı olarak inhibe eder ve tipik barsakflorasını geliştirici etki yapar.
                    • Laktoz vücudunkalsiyum ve fosfordan daha iyi yararlanmasını sağlar. Bu nedenle kemik ve dişoluşumunda, bebeklerin beslenmesinde önemli rol oynar.
                    • Laktoz enzimiyetersizliği nedeniyle laktoz intoleransı gösteren kişilerin süt yerinefermente süt ürünlerini tüketmeleri önerilmektedir.
                    Süt yağı;
                    Dengeli beslenmedeyeterli miktarda yağın gıdalarla birlikte alınması önemlidir.
                    • Süt yağı enerjikaynağıdır.
                    • Süt yağı,laktozun en iyi şekilde kullanımını ve vücudumuz için gerekli olan A, D, E, Kvitaminlerinin taşınmasını sağlar.
                    • Süt yağındakifosfolipitler, beyin ve sinir hücrelerinin hayati önem taşıyan kısımlarınıoluşturur.
                    • Vücut içingerekli olan doymamış yağ asitlerini bünyesinde bulundurmasından dolayı sütyağının beslenmede önemli fonksiyonları bulunmaktadır.
                    • Çeşitli gıdamaddelerinde bulunan kolestrol miktarına göre süt, sanıldığı kadar yüksekoranda kolestrol içermemektedir. 100 mililitre sütün içerdiği kolestrol miktarısadece 12 gramdır.
                    Süt proteini
                    Vücudun yapıtaşı olarak kabul edilen proteinlerin beslenmede önemli bir yeri bulunmaktadır.
                    • Süt proteinininbiyolojik değeri bitkisel proteinlere göre daha yüksek olduğundan, vücut diğerproteinlere oranla süt proteininden daha iyi yararlanmaktadır.
                    • Süt proteinihücre ve dokuların oluşmasında önemli rol oynar.
                    • Süt proteinibüyüme ve gelişmeyi sağlar.
                    Süt proteini saç vetırnakların oluşumunda büyük rol oynar.
                    • Süt proteinikasların kasılmasına yardımcı olur.
                    • Süt proteinivücutta ödem yapan sıvıların toplanmasını önler.
                    • Sütproteinlerinde büyük bir kısmı “esansiyel amino asit” olan yaklaşık 23 adetamino asit bulunmakta olup, bunların bir kısmı hayati önem taşımaktadır.
                    SütteBulunan Mineral ve maddeler
                    İnsanların iyi birşekilde beslenmesi için bütün minerallere ihtiyaçları vardır. Sütte bulunanbaşlıca mineraller fosfor ve kalsiyumdur.
                    • Kalsiyumözellikle çocukların kemik ve diş oluşumlarının tamamlanmasında büyük rol oynar.
                    • Kemikyoğunluğunun en üst noktaya ulaştığı 25-30 yaşlarına kadar alınan kalsiyumkemik yoğunluğunun artmasına neden olmaktadır. Bu yaşlardan sonra kemikyoğunluğu artmamakta ancak kalsiyum alımına düzenli olarak devam edildiğindekemik yoğunluğundaki azalma yavaşlamakta veya gecikmektedir. Süt içmenin kemikyapısına olan olumlu etkisi en fazla çocukluk ve gençlik yıllarındagörülmektedir. Bu dönemlerde yeterli süt tüketimi, dolayısıyla kalsiyum alımı,tüm yaşam boyunca kemik sağlığı için önemlidir.
                    • Kalsiyum ihtiyacıözellikle hamilelik ve emzirme döneminde de önemli olup, bu dönemlerde yetersizkalsiyum alımı, ileri yaşlarda “osteomalacia” ve “osteoporosis” gibi kemikhastalıklarına yol açmaktadır.
                    • Sütte bulunanfosfor, kemik oluşumunda önemli rol oynamaktadır.
                    Vitaminler
                    Süt, beslenmemiziçin gerekli olan, yağda ve suda eriyen vitaminlerin hepsini içermektedir.
                    • Özellikle zekagelişiminde etkili olan, deri ve göz sağlığında gerekli B2 vitamini (riboflavin) için süt en iyi kaynaktır.
                    • Vücudun ihtiyacıolan B12, A ve C vitaminleri süt içerek önemli ölçüde karşılanabilmektedir.
                    • Süttekivitaminler hastalıklara karşı direnci arttırır.
                    • Süttekivitaminler büyümeye yardım eder.


                    Yorum yap

                    Hazırlanıyor...
                    X