Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Üretra Darlığı, üretra hastalıkları, İdrar Kanalı Darlığı nedir, üretra darlığı nedir,

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Üretra Darlığı, üretra hastalıkları, İdrar Kanalı Darlığı nedir, üretra darlığı nedir,

    üretra Darlığ, üretra hastalıkları üretra darlığı nedir üretra darlığı tedavisi üretr


    İbrahim Bey Kolay Gelsin.

    Kronik Üretra Darlığı Problemim Var 3 Kez Kapalı Ameliyat Oldum.Yinede Hastalığın Geçmesi Garati olmuyor ameliyatla . Ve Ameliyatlardan Sonra Testislerimde Ağrı Olmaya başladı Çok kez muayene oldum herhangi bir şey gözükmüyor testislerde ama ağrı oluyor.

    Bu konurlarla ilgili yardımcı olursanız sevinirim.

    İyi Çalışmalar.

  • #2


    zeroxy Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
    İbrahim Bey Kolay Gelsin.

    Kronik Üretra Darlığı Problemim Var 3 Kez Kapalı Ameliyat Oldum.Yinede Hastalığın Geçmesi Garati olmuyor ameliyatla . Ve Ameliyatlardan Sonra Testislerimde Ağrı Olmaya başladı Çok kez muayene oldum herhangi bir şey gözükmüyor testislerde ama ağrı oluyor.

    Bu konurlarla ilgili yardımcı olursanız sevinirim.

    İyi Çalışmalar.
    Ayı Üzümü ile Almanya'da 75 Ürolog 186.000 Sistit ve idrar Yolları Enfeksiyonu olan hastayı tedavi etmişlerdir.Ayı Üzümü Forte, Cranberry Forte, Spirulina Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Böbrek-Mesane çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

    Yorum yap


    • #3
      brezilian Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
      Konuya girmeden önce ibrahim beye çok teşekkürlerimi sunmak isterim,annem 71 yaşında ve yaklaşık 7 sene önce mesane ve kasık bölgesinde hafif ağrı ve yanmayla başlayan şikayetlerle doktora gittik,tahliller yapıldı hiç bir sebep bulunamadı ve bu arada rahatsızlığı hep ilerledi gittikçe kötüleşmeye başladı bizde bir umut olarak her defasında belki başka doktora götürürsek sanki daha iyi olucakmış gibi çok doktor değiştik ancak hepsinde aynı hayal kırıklığını yaşadık tedaviler, antibiotikler hiç bir netice vermiyordu,annemin iyileşmek gibi bir umududa kalmamıştı artık psikolajik olarak yaşadığı hayal kırıklı onu iyiden iyiye üzmüştü,sosyal hayatıda bitmişti .. nedenini bir türlü bilemediğimiz gittikçe şiddetlenen sık sık tekrarlayan hatta kriz şeklinde gelen mesane bölgesinde bir ağrı ve yanma yaşıyordu, sık idrara çıkma ..şu sözünü annemin hiç unutamıyorum 'Allahım canımı al ne olur dediğini' ,yani her yolu deniyorduk.. bir doçent annemin istestisyal sistit olduğunun tanısını koydu..ve mesanneye ilaç uygulaması yapıldı ondanda netice alamadık , ve takibinde elmiron ilacına geçtik..onu kullandığı zamanlardada hiç bir şekilde rahatlamadı..hatta günden güne sanki annemi kaybediyorduk ve elden hiç bir şey gelmiyordu..bu arada internette gökçek iksir tadavisi gözüme ilişti ve siteyi baya inceledim, okudum burada yazılanları görünce içimize bir umut doğdu ve derhal ibrahim beyi aradım kendisine annemin rahatsızlığını anlatıp, sadece annem değil ibrahim bey biz de onunla birlikte hastayız dedim , o kadar durumu vahimdi çünkü..artık geceleri hiç uyumuyordu hep ağlıyordu sancıdan ..ve ibrahim bey bize gökçek iksir ve tonik tavsiye etti ,hemen getirttik ve kullanmaya başladı şimdi yaklaşık 1,5 aydır kullanıyor ve o krizlerinden eser kalmadı diyebilirim..gece uykusunu alabiliyor..artık işten geldiğimde annemi inliyor vaziyette görmediğim için ibrahim beye gerçekten çok teşekkürederim.. ve halen içmeye devam ediyor ve edecekde inşallah daha da iyi olacak ..


      Hamd olsun intersistiyel sistit gibi çok ağır bir hastalığı tedavi etmek bana nasip olduğu için çok mutluyum.Bu hastalığı dünyada tedavi edebilen tek kişi benim ve bu konuda dünyada bir çığır açtım.Antibiyotik kullandıkca mesanede ki mantarlar çoğalır ve ağrılar azar.Bu nedenle antibiyotik kullanmak problemi daha da çözülmez hale getirir.Geniş bilgi için bağırsak mantarlarına bakın.Anneniz de 1,5 ay çok iyi gelişmeler olması çok güzel fakat tedaviyi yarıda bırakmamak gerek.Mümkünse 3-4 Ayı Üzümü ile Almanya'da 75 Ürolog 186.000 Sistit ve idrar Yolları Enfeksiyonu olan hastayı tedavi etmişlerdir.Ayı Üzümü Forte, Cranberry Forte, Spirulina Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Böbrek-Mesane çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.

      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

      Yorum yap


      • #4




        Mesane iltihaplanması, cystitis, sistitis, sistit:
        İdrar yolları iltihaplanması deyince buna böbrekler, idrar kordonları, mesane ve idrar kanalıiltihaplanması akla gelir. Böbreklerin iltihaplanmasına üst idrar yolları iltihaplanmasıda denir ve ayrıca elle alınır. Alt idrar yolları iltihaplanmasına ise mesane, idrar kordonu ve idrar kanalı iltihaplanması dahildir. Genelikle bağırsak bakterileri idrar yolları iltihaplanmasına sebep olur. İdrar yolları iltihaplanmasına sebep olur. İdrar yolları iltihaplanması bayanlarda erkeklere göre daha çok görülür. Bayanlarda daha sık enfeksiyon görülmesinin nedeni onlarda idrar yollunun oldukca kısa olmasıdır. Prostat problemi olan yaşlı erkeklerdede oldukca sık mesane iltihaplanması görülebilir.



        Mesane iltihaplanmasının sebepleri:Sistit akut ve kronik olabilir, şayet iltihaplanma tedaviden sonra beli aralıklarla yenide ortaya çıkıyorsa buna kronik sistit, yok tedavi edilebiliyorsa buna akut sistit denir. Sistit genelikle feçes (dışkı ) florası sebep olur, çünkü fecesten sonra makadı sadece tuvalet kağıdı ile silmek yeterli değildir ve hatta bu enfeksiyona sebep olan en büyük etkendir..

        Diğer önemli faktörler:
        1-) Hamilelik ve doğumda enfeksiyonun yayılmasına sebep olur.
        2-) Menopoz devresinde östrojen hormonunun azalması
        3-) Erkeklerde prostat büyümesi rahatsızlığı
        4-) İdrar yollarındaki taş, kum, veya ur nedeniyle daralma
        5-) Metabolizma hastalığı, şeker hastalığı ve nikris (gut hastalığı )
        6-) İdrar yollarına yapılan müdahale (sonda vb.) ile oluşan tahribatlar
        7-) Bebeklerde ve küçük çocuklarda görülen ümmün zafiyeti
        8-) Sapık cinsel ilişkilerde bulunanlarda enfeksiyon sık görülür.

        Mesane iltihaplanmasının belirtileri:
        1-) İdrar yaparken yanma ve ağrı hissetme (algüri)
        2-) Sık sık idrar yapmak için tuvalette gitme (poliüri)
        3-) İdrar yapmakta zorlanma (disüri)
        4-) Kasıkta ağrı ve kramplar
        5-) Nadiren kanda idrar görülebilir (hemaüri)
        Şayet zamanında tedaviedilmez ise, bu yükek ateş ve bel ağrısına sebep olabilir.

        Mesane iltihaplanmasının teşhisi:
        Hastanın hastalıkla ilgili rahatsızlıklarını analatması ile aldeedilen bilgiler (anamnez) ve idrarın kokusu, yoğunluğu, rengi ve içinde oluşan şekillerde bilgi vericidir. İdararda alyuvar, akyuvar, hücre artıkları ve bakteri ölüleri görülmesi halinde kan muayeneside gerekli olabilir. Ayrıca gerkli görülürse ultrasonlada bakılabilir. Böbrek iltihaplanması ve mesane iltihaplanmasını bir birine karıştırmamak gerekir. İdrar testinde dikkat edilmesi gereken bir diğer hususta idrarın ilk kısmı yabancı madde içerebilir. Bu nedenle biraz idrar bıraktıktan sonra başka bir bardağa idrar yapmak daha uygundur. Yani idrarın ilk ve son kısımlarının hijyen olmayabilir. Bu nedenle mümkün oldukca idrarın orta kısmı alınır. Böylece idrarın asıl yapısının ne olduğu anlaşılır.



        Mesane iltihaplanmasının komplikasyonları:
        Mesane iltihaplanması zamanında tedavi edilmezse o zaman iltihaplanmaya sebep olan bakteriler böbreklere yükselir vede böbreklerde iltihaplanır. Böbreklerin iltihaplanması yüksek ateş, soğuk soğuk terleme, idrar yaparken bel ağrısı ve sırt ağrısı görülür. ,İlerleyen durumlarda böbrek iflasına sebep olur. Erkeklerde prostat iltihaplanmasınada sebep olabilir. Ayrıca tedavilerde geç kalınırsa mesane dokusu bozularak büzülür ve amaliyatla alınmak zorunda kalınabilinir. Tedavi edilemeyen sistit kanın zehirlenmesine neden olur. Kanın zehirlenmesi demekse , bu mikropların bütün vücudda yayıması vehatta ölüme dahi sebep olabilir.

        Ne yapılabilir?
        Bayanların büyük abdestten sonra kağıtla silinmeleri yeterli değildir vehatta çok mahzurludur, çünkü fecesteki bakteri ve virüsler enfeksiyona sebep olur. Bu nedenle Büyük abdesten sonra mutlaka taharetlenmek gerekir. Ayrıca cinsl münasebetten sonra gusül abdesti almamada çok önemli faktörlerdendir. Bu duru genelikle gayri müslimlerde daha yaygındır, fakat müslüman olduğu halde taharetlenmeyen insanlarımızda oldukca çoktur. İslam bilen için nimettir

        Sistitin tedavisi:
        1-) Feces?den sonra (dışkı ) makat kağıtla silindikten sonra tekrar yıkanmalı
        2-) Cinsel münasebetten sonra hemen gusul abdesti almak mümkün değilse, önce cinsel organlar yıkanır.
        3-) İdrar yolları için iyi gelen şifalı bitki çayları içilmelidir ve bunların başında çörekotu-, ZYE-, altınbaşakotu-, atkuyruğuotu-, ısırganotu-, veya ardıç kozalağı preparatları, Gökçek Tonik ve Gökçek İksiri gelir.
        4-)Hastalık ilerlemişse mutlaka antibiyotik ilaçların kulanılması gerekir.
        5-) Antibiyotik ilaçlardan sonra tahrip olan bağırsakflorası ve idraryolları florası Gökçek İksiri, Gökçek Tonik ve ZYE ile yenilemek (regenerasyon) ve immün sistemini kuvvetlendirmek için gerekir.


        Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.
        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

        Yorum yap


        • #5
          İbrahim Bey,

          erkek kardeşim idrar yapamama şikayetiyle doktora gitmişti..sorun üretra darlığı (idrar kanalı darlığı) olduğu için devlet hastanesinde kanal genişletme ameliyatı oldu ama geçmedi.. hastanenin ihmali diye düşündük özel bir hastaneye götürdük darlığın tam açılmadığını söylediler ertesi gün ameliyata aldılar.. önceki gibi sancılı olmadı ilk 2 gün idrarını rahat yapabildi ama şimdi eskisinden daha kötü olduğunu söylüyor..ameliyat olalı 1 hafta oldu ve hiçbir gelişme yok, tedavi edilmezse kronik böbrek yetmezliği oluşuyormuş..internette aynı hastalığı yaşayanların yorumlarını okudum, 15 kere ameliyat olup hala iyileşemeyen var.. önerebileceğiniz birşey var mıdır?

          Yorum yap


          • #6


            emosmos Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
            İbrahim Bey,

            erkek kardeşim idrar yapamama şikayetiyle doktora gitmişti..sorun üretra darlığı (idrar kanalı darlığı) olduğu için devlet hastanesinde kanal genişletme ameliyatı oldu ama geçmedi.. hastanenin ihmali diye düşündük özel bir hastaneye götürdük darlığın tam açılmadığını söylediler ertesi gün ameliyata aldılar.. önceki gibi sancılı olmadı ilk 2 gün idrarını rahat yapabildi ama şimdi eskisinden daha kötü olduğunu söylüyor..ameliyat olalı 1 hafta oldu ve hiçbir gelişme yok, tedavi edilmezse kronik böbrek yetmezliği oluşuyormuş..internette aynı hastalığı yaşayanların yorumlarını okudum, 15 kere ameliyat olup hala iyileşemeyen var.. önerebileceğiniz birşey var mıdır?
            Ayı Üzümü ile Almanya'da 75 Ürolog 186.000 Sistit ve idrar Yolları Enfeksiyonu olan hastayı tedavi etmişlerdir ve aynı şekilde Cranberry ile yapılan klinik araştırmalrda idrar yolları enfeksiyonunu önlediği belgelenmiştir.Kardeşiniz için Ayı Üzümü Forte, Cranberry Forte, Spirulina Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Böbrek-Mesane çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

            Yorum yap


            • #7
              Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

              Yorum yap


              • #8
                Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                Yorum yap


                • #9
                  Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                  Yorum yap


                  • #10









                    İnterstisyel Sistit: Kronik Pelvik Ağrı Sendromu

                    İnterstisyel sistit sık idrar yapma, urgency, noktüri ve suprapubik ağrı ile karakterize olan mesanenin etyolojisi bilinmeyen kronik inflamatuar bir hastalığıdır. Bu sendrom bir çok hastada farklı bir sekilde ortaya çıkmasına rağmen, kronik pelvik ağrı ve günlük aktivitelerin kısıtlanması hastalığın değişmeyen bulgularıdır. Etyolojisini açıklamaya yönelik bir çok teori ileri sürülmesine rağmen bu konu halen tam olarak aydınlatılabilmiş değildir. Bu derleme interstisyel sistitin epidemiyolojisi, etyolojisi, teşhisi ve tedavisi
                    ile ilgili olan son gelişmeleri içermektedir. Anahtar Kelimeler: İnterstisyel Sistit, Pelvik Ağrı, Sendrom Interstitial Cystitis: Chronic Pelvic Pain Syndrome

                    SUMMARY
                    Interstitial cystitis, is a chronic inflammatory disease of the bladder of unknown etiology characterized by urinary frequency, urgency, nocturia and suprapubic pain. The syndrome presents differently in many patients, with the unifying factor being chronic pelvic pain and disruption of daily life activities.Although there are abundance of theories, the etiology of the condition remains unclear. This review focuses on recently published literature on the
                    epidemiology, etiology, diagnosis and treatment of interstitial cystitis. Key Words: İnterstitial Cystitis, Pelvic Pain, Syndrome

                    GİRİŞ
                    İnterstisyel sistit, mesanenin etyolojisi bilinmeyen kronik inflamatuar bir hastalığıdır.
                    Çoğunlukla kadınlarda görülen dizüri, noktüri, pollaküri ve şiddetli suprapubik ağrı ile
                    karakterize olan bu hastalık değişik derecelerde morbiditeye yol açabilmektedir. Hastalık ortalama 40 yaş civarında başlamakla beraber, hastaların %25?i 30 yaşının altındadır. Hastalığın semptomları bazen oldukça şiddetli olabilmekte ve hastaların yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir (1). Yapılan çalışmalarda interstisyel sistitli hastaların yaşam kalitesinin kronik böbrek yetmezliği olan hastalardan bile daha düşük olduğu saptanmıştır (2).
                    Günümüzde ABD?de interstisyel sistit tanısı konmuş olan 700.000 hasta olduğu bildirilmektedir (3). İnterstisyel sistit, nadir görülen bir hastalık olarak bilinmesine karşın gerçekte Kistik Fibrozis veya Hemofili gibi hastalıklardan çok daha yüksek oranlarda görülmektedir. Yapılan istatistiklerde interstisyel sistitli hastaların doğru tanıyı almaları için geçen sürenin ortalama 2-4.5 yıl arasında olduğu saptanmıştır. Ayrıca bu hastaların bu süre
                    zarfında 2-5 bazen 10 ayrı doktor tarafından görüldükleri bildirilmiştir. Bir çok hasta teşhis
                    konmadan 10-30 yıl süre ile bu hastalıkla birlikte yaşamaktadır (2). İnterstisyel sistit, 100 yıldan daha uzun bir süredir bilinmesine ve bu konuda oldukça yoğun araştırmalar yapılmasına rağmen Hanash ve Pool?un 1969 yılında, ?Hastalığın sebebi bilinmemektedir, teşhisi oldukça zordur, tedavisi geçici ve palyatiftir? şeklinde yaptıkları tespitler günümüzde halen geçerliliğini korumaktadır (4)

                    Hastalığın etyopatogenezi
                    İnterstisyel sistitin etyopatogenezi hakkında çok sayıda teori öne sürülmüştür. Araştırılmakta olan sebepler arasında; enfeksiyon, otoimmünite, disfonksiyonel mesane epiteli, mast hücre infiltrasyonu ve nörojenik mekanizmalar yer almaktadır.

                    Enfeksiyon
                    Bakteriyel bir enfeksiyonun interstisyel sistite yol açabileceğinden ilk olarak 1915yılında Hunner şüphelenmiştir. Fakat şimdiye kadar etken olarak spesifik bir bakteriyel, fungal veya viral mikroorganizma tespit edilememiştir. ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından oluşturulan konseyde, interstisyel sistit tanısı konulabilmesi için idrar yolu enfeksiyonunun olmaması gerektiği bildirilmiştir (5). Ancak interstisyel sistitin ve üriner enfeksiyonların birçok benzer özelliklere sahip oldukları bilinmektedir. Bu özellikler arasında her ikisinin de kadınlarda daha sık görülmesi, irritatif mesane semptomlarının olması, ani başlangıç ve epizodik bir seyir göstermesi, nonspesifik inflamatuar değişiklerin görülmesi sayılabilir. İnterstisyel sistitli hastaların yaklasik olarak %90?nını kadınlar oluşturmaktadır.

                    Otoimmunite
                    İnterstisyel sistit, sistemik lupus eritematozus, kollajen doku hastalıkları, romatoid artrit, ülseratif kolit gibi bazı kronik inflamatuar hastalıklarla birlikte görülmekte ve benzer bir takım özellikler taşımaktadır. Bundan dolayı bazı araştırmacılar tarafından etyolojisinin immünolojik kökenli olabileceğine dair görüşler bildirilmiştir. Bugüne kadar yapılan çok
                    sayıda serolojik, histolojik ve hücre tiplemesi çalışmalarında interstisyel sistin mesaneye
                    özgü veya özgü olmayan otoimmün bir hastalık olabileceği düşüncesini destekleyen herhangi bir bulgu elde edilememiştir (6-8).

                    Disfonksiyonel mesane epiteli
                    Mesane mukozasını kaplayan glikozaminoglikan tabakası, mesane duvarının idrara karşı geçirgenliğini engelleyen epitelyal bir bariyerin oluşmasını sağlar. Bu bariyer idrardaki üre ve kalsiyum gibi maddelerin mesane duvarına hasar vermesini engeller. Glikozami noglikan tabakasındaki defekt veya eksikliklerin interstisyel sistitin patogenezinde rol oynadığı düşünülmektedir. Mukus tabakasından oluşmuş bu bariyerin belirli bir grup interstisyel sistitli hastada anormal fonksiyon gösterdiği ve polisakkarid tedavisinin bu grup hastalarda etkili olabileceği öne sürülmektedir (9).

                    Mast Hücreleri
                    İnterstisyel sistitli hastalarda artmış sayıda mast hücreleri bulunmasına rağmen mast hücrelerinin hastalığın patogenezindeki ve doğal seyrindeki rolü henüz tam olarak çözülememiştir. İnterstisyel sistitin mast hücrelerinden kaynaklanan bir hastalık olduğuna dair
                    herhangi bir bulgu saptanamamıştır (10,11).

                    Nörojenik mekanizmalar
                    İnterstisyel sistitli hastaların mesane duvarlarında histopatolojik olarak nöroproliferasyon ve kronik perinöritin saptanması bu hastalığın etyolojisinde nörojenik mekanizmaların rol oynayabileceği düşüncesini doğurmuştur. Ancak deneysel, klinik veya terapötik açıdan herhangi bir delil bulunamamıştır (6).

                    Teşhis
                    İnterstisyel sistitin tanısı ve tedavisi ile ilgili çok sayıda araştırma yapılmış olmasına rağmen, hastalığın teşhisi tamamıyla hekimin uyanık ve şüpheci olmasına bağlıdır (12). İnterstisyel sistit hastalığında pek az patognomonik bulgu vardır. Genellikle interstisyel sistitin tanısı hastalığın semptomatolojisine yol açabilecek olan diğer hastalıkların ekarte edilmesiyle konmaktadır.

                    İlk olarak 1987 yılında ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından, araştırma protokollerinde spesifikliği ve standardizasyonu sağlamak amacıyla bir grup kriter geliştirilmiş ve daha sonraları bu kriterler interstisyel sistit teşhisinin konulabilmesi için gerekli hale getirilmiştir. Ancak 1988 yılında bu kriterlerin oldukça kısıtlayıcı olduğu görüşü kabul edilmiş ve bazı
                    değişiklikler yapılarak günümüzdeki haline ulaşılmıştır (5)(Tablo 1). A B D Ulusal Sağlık Enstitüsü Kriterleri İnterstisyel sistit tanısı konabilmesi için aşağıdaki kriterlerden herhangi biri ekarte edilmelidir.

                    1. Sistometri esnasında mesane kapasitesinin 350 ml? nin üzerinde olması
                    2. Sistometri esnasında mesane, dakikada 30-100 ml dolum hızı ile 100-150 ml?ye kadar doldurulduğunda şiddetli idrar yapma hissinin bulunmaması.
                    3.Yukarıda tarif edilen şekilde mesane doldurulduğunda mesanede unstabil kontraksiyonların bulunması
                    4. Semptomların 9 aydan az bir süredir bulunuyor olması.
                    5. Noktürinin olmaması.
                    6. Semptomların antimikrobiyaller, üriner antiseptikler, antikolinerjikler veya antispazmodikler ile geçmesi
                    7. Sık idrar yapma şikayetinin bir günde 8? den az olması.
                    8. Son üç ay içinde bakteriel sistit veya prostatit teşhisinin bulunması.
                    9. Mesane veya üreter alt uç taşının bulunması.
                    10. Aktif genital herpes.
                    11. Uterus, serviks, vajen veya üretra kanseri.
                    12. Üretral divertikül
                    13. Cyclophosphamide bağlı veya herhangi bir
                    tür kimyasal sistitin bulunması
                    14. Tüberküloz sistiti.
                    15. Radyasyon sistiti.
                    16. Mesane tümörü
                    17. Vajinit
                    18. Hastanın 18 yaşın altında olması
                    Gerekli kriterler: Sistoskopik incelemede Glomerülasyonlar veya Hunner Ülserinin görülmesi.

                    Öykü
                    Hastaların %90?ı kadın ve semptomların başlangıcı 30-50 yaşlar arasındadır. İnterstisyel
                    sistit hastaları sürekli olarak sık aralıklarla idrar yapmaktan ve ani idrar yapma hissinden
                    şikayet etmektedirler. Mesane doldurulduğunda artan suprapubik ağrı ve boşaltıldığında
                    geçen pelvik rahatsızlık hissi vardır. Noktüri, genellikle hastaların hepsinde görülmektedir.
                    Cinsel temas esnasında ağrı duyulması hastalığın diğer semptomları arasında sayılabilir. Genelde interstisyel sistit hastaları doğru teşhis konuluncaya kadar 3-7 yıl süre ile bu rahatsız-
                    lıkları çekmektedirler (13-15).

                    Fizik Muayene
                    İnterstisyel sistitli hastalarda abdominal, pelvik ve nörolojik muayeneler nonspesifiktir.
                    Laboratuar
                    İdrar tetkiki genellikle normaldir. Mikroskobik hematüri ve piyüri hastaların az bir kısmında saptanabilir. ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü kriterlerine göre hastaların idrar kültürlerinde üreme olmaması gerekmektedir.

                    Potasyum testi
                    Bu test ile mesane epitel hucrelerinin anormal permeabiltesi ölçülmektedir.Mesane içerisine 40 mEq/100ml potassium chloride solüsyonu verildikten sonra interstisyel sistitli hastalarda kısa süreli de olsa urgency ve ağrı olusmaktadır. Normal bireylerde %4 olan pozitivite oranı interstisyel sistitli hastalarda % 75-80? lere kadar çıkmaktadır.

                    Ürodinami
                    Sistometri esnasında mesane doldurulurken 150 ml?ye kadar hastaların ?urgency? hissetmeleri ve mesane kapasitesinin 350 ml?nin altında olması gerekmektedir.

                    Sistoskopi
                    Düzgün bir öykü ve fizik muayeneden başka potansiyel bir interstisyel sistit hastasını teşhis edebilmemiz için elimizdeki en önemli alet sistoskopidir. Genel anestezi altında yapılan sistoskopide mesane distansiyona uğratılmalı ve eğer mevcut ise glomerülasyonlar ve/ veya Hunner ülseri görülmelidir. İnterstisyel sistit sistoskopik bulgularına göre ülseratif (klasik) tip ve ülseratif olmayan (erken) tip şeklinde iki gruba ayrılmaktadır. Hunner ülseri klasik gruptaki hastalarda bulunurken glomerülasyonlar ise ülseratif olmayan grupta daha sık olarak görülmektedir (4).

                    Patoloji
                    Sistoskopi esnasında saptanan şüpheli alanlardan yüzeysel ve derin biyopsiler alınmalıdır. Biyopsi detrusör kas liflerini de içermeli ve iki ayrı yerden alınmalıdır. Ne yazık ki nterstisyel
                    sistit için herhangi bir patognomonik histolojik bulgu yoktur. Biyopsi genelde nonspesifik
                    sistitler ile mesanenin premalign veya malign hastalıklarını ekarte etmek için alınmaktadır.

                    Tedavi
                    Interstisyel sistitin tedavisi küratif olmaktan ziyade daha cok ampirik ve palyatiftir. Mevcut tedaviler 4 grup halinde incelenebilir; Destekleyici, oral, intravezikal, minimal invaziv ve invaziv cerrahi tedaviler. Ancak günümüzde mevcut olan ilaçlardan sadece iki tanesi FDA (Food and Drug Administration) onayı alabilmiştir ( oral pentosan polysulfate ve intravezikal dimethyl sulfoxide).

                    Destekleyici tedaviler
                    Diyet modifikasyonu, hijyen arttırcı önlemler, stres ve anksiyetenin azaltılması destekleyici
                    tedavilerin başlıcalarındandır. Sık idrara çıkmaları azltmak için yapılan mesane eğitim tedavileri, masaj terapisi, fiziksel terapisi ve ısı tedavilerinin bazı hasta gruplarında faydalı
                    olduğu bildirilmiş ancak prospektif çalışmalarla etkinlikleri gösterilmemiştir (16-19).

                    Oral tedaviler
                    Oral tedavide kullanılan major ajanlar, analjezikler, antibiyotikler, pentosan polysulfate,
                    antihistaminikler, and antidepresanlardır. Analjezikler bir çok hasta tarafından ağrıyı hafifletmek amacıyla kullanılmaktadır. Bir tricyclic antidepressan olan Amitripty line ve antiepileptik bir ajan olan gabapentin, kronik ağrrıları olan interstisyel sistitli hastalarda analjezi oluşturabilmektedirler (20,21). Hydroxyzine H1 reseptörlerini bloke eden bir antihistaminiktir. Mesane biyopsilerinde mast hücre infiltrasyonu tespit edilen ve allerjik bünyesi olan hastalarda fayda görüldüğüne dair yayınlar mevcuttur (22).

                    Pentosan polysulfate oral kullanılan ilaçların içinde FDA onayı olan tek ajanldır. Eksik olan GAG tabakasını kaplar.Yapılan prospektif randomize çalışmalarda plaseboya oranla etkinliği gösterilmiştir. (23-25). Ancak klinik düzeyde fayda görebilmek için en az 6 ay süre ile kullanılması gerekmektedir (26). Cimetidine (27), quercetin (28), methotrexate (29), suplatast tosilat (IPD-115 IT) (30), nifedipine (31) ve L-arginine (32) tedavide kullanılan diğer oral ajanlardır. Bu ajanlarin icinde cimetidine ve quercetin?in plaseboya çok az bir oranda üstünlüğü gösterilmiştir.

                    İntravezikal tedavi
                    Dimethyl sulfoxide (DMSO) bu gruptaki ilaçların içinde FDA onayı olan tek ajandır. DMSO?in intravezikal uygulanımının hastalarda objektif ve subjektif fayda sağladığı ve
                    plaseboya oranla etkin olduğu gösterilmiştir (33). Haftada bir kez olmak üzere 6 haftalık
                    kürler halinde uygulanmaktadır. Heparin (34), hyaluronic acid (35), chondroitin sulfate (36), pentosan polysulfate (37) gibi Intravesical glikozaminoglikanların faydalı olduğuna dair çalışmalar mevcuttur. Gerek prospektif randomize çalışmaların olmayışı, gerekse yan etkilerinin çokluğu bu ajanların kullanımını kıstlamaktadır. Bacillus Calmette-Guérin (BCG) halen deneysel aşamada çalışmalar yürütülen diğer bir ajandır. Lokal immünomodülatörler vasıtası ile etki gösterdiği düşünülmektedir. Randomize placebo kontrollü çalışmalarda
                    plaseboya oranla umut verici sonuçlar elde edilmiştir. (38-40) En önemli dezavantajı yan
                    etkilerinin çokluğudur. Bir capsaicin analogu olan Resiniferatoxin deneysel aşamada çalışmalar yürütülen diğer bir ajandır. Yapılan bir çalışmada hastaların sık idrara çıkma, nokturi ve ağrı gibi şikayetlerini %50 oranında azalttığı bildirilmiştir (41).

                    Minimal invaziv ve İnvaziv cerrahi tedaviler
                    Mesanenin hidrodistansiyonunun hastaların %30-54?ünde 6 ay kadar süre semptomatik ile iyileşme sağlamıştır (42). Transelektrik sinir stimülasyonu (43), periferal afferent sinir stimülasyonu (44), akapunktur (45) ve sakral sinir kökü nöromodülasyonunun (46) bazı hasta gruplarında fayda gösterdiği bildirilmiştir. Mevcut tedavilere rağmen ileri evre interstisyel sistitli hastaların % 10?unda cerrahi tedavi gerekebilmektedir (47). İnvaziv cerrahi tedavilerde mesanenin bir kısmı veya tamamı çıkartılmaktadır. Ancak bu işlemlere en son tedavi seçeneği olarak başvurulmalıdır. Mesanenin tamamının çıkarıldığı ve üriner diversiyon uygulanan hastalarda daha yüksek oranlarda başarı elde edilmektedir (48). Ancak sistektomi işlemine rağmen hastalarda pelvik ağrı devam edebilmektedir (49). Diğer taraftan intertisyel sistitli hastalarda sistektomi ve diversiyon işlemine bağlı komplikasyonlar diğer hastalara oranla daha yüksek oranda görülmektedir (50,51).

                    KAYNAKLAR
                    1. Koziol JA. Epidemiology of Interstitial cystitis. Urol, Clin North Am, 1994; 21:7-20,

                    2.Held PJ, Hanno PM, Wein AJ, Pauly MV, Chan MA: Epidemiology of Interstitial cystitis, in Hanno PM, Staskin DR, Krane RJ, Wein AJ (Eds). Interstitial Cystitis, NewYork, Springer-Verlag, 1990: 29-48.

                    3. Ratner V, Taylor N, Wein AJ, Hanno PJ. Re. Epidemiology of interstitial cystitis: a population based study. J Urol,, 1999:162:500.

                    4. Sonny L. Johansson, Kumiko Ogawa; Magnus Fall, The Pathology of Interstitial cystitis, In: Interstitial Cystitis, Edited by Grannum R.Sant, chapter 18, 1997: 143-151.

                    5. Gillenwater JY, Wein AJ. Summary of the National Institute of Arthritis,Diabetes, Digestive and Kidney Diseases workshop on Interstitial Cystitis. J Urol,, 1988: 140; 203.

                    6. Messing EM: Interstitial Cystitis and related syndromes, in:Walsh PC, Retik AB, Stamey TA and Vaughan ED Jr (eds): Campbell?s Urol,ogy,Vol.1, 7th ed. Philadelphia, WB saunders co, 1998: 631-662.

                    7. Holm-Betzen M, Nordling J, Hald T: Etiology: etiologic and pathogenetic theories in interstitial cystitis, in Hanno Pm, Staskin DR, Krane RJ and Wein AJ (eds): Interstitial Cystitis.London, Springer-Verlag, 1990: 63-77.

                    8. Ratliff TL, Klutke CG, Mc Dougall EM. The etiology of Interstitial Cystitis. Urol, Clin
                    North Am, 1994: 21; 21-30.

                    9. Ngoc Ho, James A.Koziol, C. Lowell Parsons: Epidemiology of Interstitial cystitis,
                    In: Interstitial Cystitis, Edited by Grannum R.Sant, chapter 2, 1997: 9-16.
                    10. Sant GR Theoharides TC, The role of mast cell in Interstitial Cystitis. Urol, Clin
                    North Am, 1994: 21; 41-53.

                    11. Aldenborg F, Fall M, Enerback L, Mast cells and interstitial cystitis, in Hanno PM,
                    Staskin DR, Wein AJ (eds): Interstitial Cystitis.London, springer-Verlag, 1990: 95-106.

                    12. Denise A. Nigro and Alan J.Wein: Interstitial Cystitis: Clinical and Endoscopic Features In: Interstitial Cystitis, Edited by Grannum R. Sant, chapter 17, 1997: 137-142.

                    13..Messing EM, Stamey TA. Early diagnosis, pathology and treatment. Urol,ogy, 1978: 12; 381-392.

                    14..Leach GE, Raz S. Interstitial Cystitis. In: Female Urol,ogy, Philadelphia.WB saunders, 1983: 351-356.

                    15. Held PJ, Hanno PM, Wein AJ, Pauly MV, Chan MA: Epidemiology of Interstitial Cystitis: 2.In: Hanno Pm, Staskin DR, Krane RJ and Wein AJ (eds): Interstitial Cystitis.
                    London, Springer-Verlag, 1990: 35.

                    16. Webster DC, Brennan T. Self-care effectiveness and health outcomes in women with interstitial cystitis: implications for mental health clinicians. Issues Ment Health Nurs 1998;19:495-519.

                    17. Parsons CL, Koprowski PF. Interstitial cystitis: successful management by increasing urinary voiding intervals. Urol,ogy 1991;37:207-12.

                    18. Chaiken DC, Blaivas JG, Blaivas ST. Behavioral therapy for the treatment of refractory
                    interstitial cystitis. J Urol,, 1993;149:1445-8.

                    19. Whitmore KE. Self care regimes for patients with interstitial cystitis. Urol, Clin North Am 1994;21:121-30.

                    20. Hanno PM. Amitriptyline in the treatment of interstitial cystitis. Urol, Clin North Am 1994;21:89-91.

                    21. Sasaki K, Smith CP, Chuang YC, Lee JY, Kim JC, Chancellor MB. Oral gabentin (Neurontin) treatment of refractory genitourinary pain. Tech Urol,, 2001;7:47-9

                    22. Theoharides TC, Sant GR. Hydroxyzine therapy for interstitial cystitis. Urol,ogy 1997;49(suppl 5A):108-10

                    23. Mulholland SG, Hanno P, Parsons CL, Sant GR, Staskin DR. Pentosanpolysulfate sodium for therapy of interstitial cystitis: a double-blind placebo-controlled clinical study. Urol,ogy, 1990;35:552-8.

                    24. Parsons CL, Benson G, Childs SJ, Hanna P, Sant GR, Webster G. A quantitatively controlled method to study prospectively interstitial cystitis and demonstrate the efficacy of pentosanpolysulfate. J, Urol, 1993;150:845-8.

                    25..Holm-Bentzen M, Jacobsen F, Nerstrom B, et al. A prospective double blind clinically controlled multicentre trial of sodium pentosan polysulfate in the treatment of interstitial cystitis and related painful bladder disease. J Urol,, 1987;138:503-7

                    26..Hwang P, Auclair B, Beechinor D, Diment M, Einarson TR. Efficacy of pentosanpolysulfate in the treatment of interstitial cystitis: a meta-analysis. Urol,ogy, 1997;50:39-43

                    27. Seshadri P, Emerson L, Morales A. Cimetidine in the treatment of interstitial cystitis. Urol,ogy, 1994;44:614-6.

                    28. Katske F, Shoskes DA, Sender M, Poliakin R, Gagliano K, Rajfer J. Treatment of interstitial cystitis with a quercetin supplement. Tech Urol,, 2001;7:44-6.

                    29. Moran PA, Dwyer PL, Carey MP, Maher CF, Radford NJ. Oral methotrexate in the management of refractory interstitial cystitis. Aust N Z J Obstet Gynaecol, 1999;39:468-71.

                    30. Ueda T, Tamaki M, Ogawa O, Yamauchi T, Yoshimura N, et al. Improvement of interstitial cystitis symptoms and problems that developed during treatment with oral IPD-1151T. J Urol, 2000;164:1917-20.

                    31. Fleischmann JD, Huntley HN, Shingleton WB, Wentworth DB. Clinical and immunological response to nifedipine for the treatment of interstitial cystitis. J Urol,, 1991;146:1235-9.

                    32. Smith SD, Wheeler MA, Foster Jr. HE, Weiss RM. Improvement in interstitial cystitis
                    symptom scores during treatment with oral L- arginine. J Urol,, 1997;158:703-8

                    33. Perez-Marrero R, Emerson LE, Feltis JT. A control study of dimethyl sulfoxide in interstitial cystitis. J Urol,, 1988;140:36-9.

                    34. Emtage J, Morales A, Heaton JPW, Perez-Marrero R. Heparin in the treatment of interstitial cystitis. J Urol,, 1985;133:168A.

                    35. Morales A, Emerson L, Nickel JC, Lundie M. Intravesical hyaluronic acid in the treatment of refractory interstitial cystitis. J Urol, 1996;156:45-8.

                    36. Steinhoff G, Attah B, Rowan S. The efficacy of chondroitin sulfate 0.2% in treating interstitial cystitis. Can J Urol, 2002;9:1454-8.

                    37. Bade JJ, Laseur M, Nieuwenburg LT, van der Weele LT, Mensink HJ. A placebo controlled study of intravesical pentosanpolysulfate for the treatment of interstitial cystitis. Br J Urol, 1997;79:168-71.

                    38. Peeker R, Haghsheno MA, Holmang S, Fall M. Intravesical bacillus Calmette-Guérin and dimethyl sulfoxide for treatment of classic and non-ulcer interstitial cystitis: a prospective randomized double-blind study. J Urol, 2000;164:1912-6.

                    39. Peters K, Diokno PK, Steinert B, Yuhico M, Mitchell B, Krohta S, et al. The efficacy of intravesical TICE strain bacillus Calmette-Guérin in the treatment of interstitial cystitis: a double-blind prospective placebo control trial. J Urol, 1997;157:2090-4.

                    40. Peters KM, Diokno AC, Steinert BW, Gonzalez JA. The efficacy of intravesical bacillus Calmette-Guérin in the treatment of interstitial cystitis: long term follow up. J Urol, 1998;159:1483-6.

                    41. Lazzeri M, Beneforti P, Spinelli M, Zanollo A, Baragli G, Turini D. Intravesical resiniferatoxin for the treatment of hypersensitive disorder: a randomized placebo controlled study. J Urol, 2000;164:676-9.

                    42. Hanno PM, Wein AJ. Conservative therapy of interstitial cystitis. Semin Urol,1991;9:143.

                    43..Bristow SE, Hasan ST, Neal DE. TENS: a treatment option for bladder dysfunction. Int Urogynecol J Pelvic Floor Dysfunct, 1996;7:185-90.

                    44. Kumar V, Hough C, Mansfield C, Irwin PP. Stoller's afferent nerve stimulator for interstitial cystitis: does it work? [abstract 286] J Urol, 2001;164(suppl 5):70.

                    45. Geirsson G, Wang YH, Lindstrom S, Fall M. Traditional acupuncture and electrical stimulation of the posterior tibial nerve: a trial in chronic interstitial cystitis. Scand J Urol, Nephrol, 1993;27:67-70.

                    46. Maher CF, Carey MP, Dwyer PL, Schluter PL. Percutaneous sacral nerve root neuromodulation for intractable interstitial cystitis. J Urol, 2001;165:884-6.

                    47. Irwin PP & Galloway NM. Surgicalmanagement of interstitial cystitis. Urol, Clin North Am 1994;21:145 51

                    48. Irwin PP, Galloway NTM. Surgical management of interstitial cystitis. Urol, Clin North Am 1994;21:145-51.

                    49. Baskin LS, Tanagho EA. Pelvic pain without pelvic organs. J Urol, 1992;147:683-6.

                    50. Nurse D, Parry JR, Mundy AR. Problems in the surgical treatment of interstitial cystitis. Br J Urol, 1991;68:153-4.

                    51. Albertini JJ, Mohanted A, Helal MA, et al. Long term follow-up demonstrates a markedly increased ureteroenteric anastomotic stricture rate in interstitial cystitis patients undergoing urinary diversion. [abstract 99] J Urol, 1999;161:29.
                    Yazışma Adresi
                    Fatih ATUĞ
                    Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji A.D.
                    E-mail: fatihatug@h
                    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                    Yorum yap


                    • #11
                      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                      Yorum yap


                      • #12
                        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                        Yorum yap


                        • #13
                          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                          Yorum yap


                          • #14
                            Üretra Darlığı, İdrar Kanalı Darlığı nedir, belirtileri nelerdir?

                            Üretra Darlığı, İdrar Kanalı Darlığı nedir, belirtileri nelerdir?
                            İdrar kesesinin dışarı bağlantısı ve idrar kanallarının son bölümü olan üretra herhangi bir nedenle zarar görürse kanalın genişliğini azaltan bir yara dokusu oluşabilir ve bu durum idrar ve/veya meninin akışını yavaşlatabilir veya bazı durumlarda tamamen engelleyebilir.
                            Üretra dediğimiz bu idrar kanalındaki darlıklar hastalarda kendini,

                            • idrar akımında yavaşlama
                            • idrar yaparken ağrı
                            • idrarın çatallanması ve saçılması
                            • idrar yaptıktan sonra damlama ile gösterebilir.

                            İdrar kanalı darlığının nedenleri
                            İdrar kanalındaki bu darlıkların en sık nedeni geçirilmiş enfeksiyonlardır. Bunun yanında idrar kanalından gerçekleştirilen sonda takılması gibi girişimler ve ameliyatlar ile dışarıdan alınan darbeler de idrar kanalında nedbe oluşumuna ve dolayısıyla darlıklara neden olabilir.

                            İdrar kanalı darlığı nasıl teşhis edilir?
                            Bu darlıktan şüphelenilen hastalarda teşhise yönelik ilk tetkik idrar akım hızının bilgisayarlı ölçülmesi olan üroflowmetridir. Bu tetkikte elde edilen sonuca göre hasta retrograd üretrografi görüntülemesine yönlendirilebilir.

                            Bu görüntüleme yönteminde idrar kanalı x-ışınları altında opak olarak görüntü veren kontrastlı madde ile doldurularak floroskopi altında idrar kanalının yapısını ortaya konur.
                            İdrar kanalındaki darlığın şekli, yeri ve uzunluğuna göre aşağıdaki tedavi şekillerinden biri tercih edilebilir:

                            1) ÜRETROTOMİ İNTERN
                            Halk arasında "kapalı ameliyat" olarak bilinen üretrotomi intern, ucunda kamera ve ışık kaynağı bulunan özel cihazlar ile idrar deliğinden girilerek darlık noktasına kadar ilerlenmesi ve bu noktada darlığın direkt görüş altında soğuk bıçak ile kesilerek açılmasını içerir. Ameliyat sonrası hasta için ağrısız ve oldukça basit bir girişim olması nedeniyle çok ileri derecede olmayan idrar kanalı darlıklarında genellikle ilk tercihtir.

                            Genel anestezi veya spinal anestezi altında gerçekleştirilen bu işlem darlığın tipine göre ortalama 20 dakika ile 1 saat arasında sürmektedir. Hastaya ameliyat sırasında idrar sondası takılmakta ve hasta genellikle aynı gün içinde taburcu edilmektedir. Ameliyat sonrası kullanmanız için antibiyotik ve ağrı kesici verilecektir. İdrar sondası yaklaşık olarak 3 gün sonra alınmaktadır.
                            Darlığın nüks etmesini engellemek umuduyla idrar sondasının 6 haftaya kadar uzayan sürelerde tutulması denenmiş fakat sondanın bu kadar uzun kalmasının 3 gün kalmasına oranla belirgin bir fark yaratmamış olduğu bilimsel yayınlarla gösterilmiştir. Takip eden günde işlerinize ve hayatınıza geri dönebilmenize rağmen ağır spor ve cinsel ilişkiden operasyondan sonraki iki hafta süre ile uzak durmanız uygun olacaktır.
                            Üretrotomi intern operasyonunun başarısı tartışmalı bir konudur. Bir cm'den kısa darlıklarda kısa dönem takiplerde başarı %50 - 85 oranında bildirilse de hastalar uzun süre takip edildiğinde başarı oranı %6 - 28'e düşmektedir.
                            Üretrotomi intern sırasında soğuk bıçak yerine lazer kullanılması başarıda belirgin bir fark yaratmamaktadır.
                            İşlemin basitliği göz önüne alındığında 1 cm'den kısa darlıklarda tüm hastalara ilk tedavi seçeneği olarak üretrotomi intern ameliyatı önerilmektedir. Eğer hastada darlık tekrarlarsa ikinci üretrotomi intern girişimi ile başarıyı arttırmak mümkün olmadığından diğer tedavi seçeneklerine yönelme hasta ile tartışılmaktadır.

                            2) ÜRETRAL DİLATASYON
                            Doktor tarafından veya hastanın kendi kendine gerçekleştirdiği idrar kanalının bir sert sonda veya buji ile düzenli genişletilmesine dayanan üretral dilatasyon bir dönem özellikle üretrotomi sonrası darlıkların tekrarlamaması için yaygın olarak kullanılmaktaydı.

                            Son çalışmalar göstermiştir ki bu uygulama haftada iki defa ve 1 sene boyunca uygulansa bile darlığın yeniden oluşmasını engelleyememekte ve sadece darlığın gelişmesine kadar geçen süreyi uzatabilmektedir.
                            Üretral dilatasyon içinde lokal anestezik madde bulunan özel jeller yardımı ile poliklinik şartlarında veya evde gerçekleştirilir. Hasta dilatasyondan hemen sonra gündelik aktivitesine geri dönebilir ve herhangi bir ilaç kullanması gerekmez.
                            Düşük uzun dönem başarısına rağmen bazı hastalar kompleks açık cerrahi girişimler yerine tekrarlayan üretrotomi intern ve dilatasyon seansları tercih edebilmektedir. Bilinmesi gereken nokta bu girişimlerin çok sayıda yapılmasının yara dokusunun sertliğini arttırdığından ileride yapılacak açık cerrahi girişimleri de zorlaştırabileceği ve başarısını düşürebileceğidir.
                            3) ÜRETRAL STENTLER
                            Üretral stentler hem görünüş hem de fonksiyon olarak kalp stentlerine benzerler. Amaç idrar kanalında oluşan darlığa içeriden yerleştirilen genişleyebilir bir kafes yapı ile idrarın geçmesini sağlayacak bir kanal yaratmaktır. Bu işlem genellikle daha kısa ve derinliği az darlıklarda etkindir. Unutulmaması gereken nokta bu darlıkların aynı zamanda internal üretrotomi ve açık cerrahi ile de en kolay tedavi edilebilir darlıklar olmasıdır.

                            Stentler çıkarılabilir ve kalıcı olarak ikiye ayrılır. En popüleri Memokath™ olan çıkarılabilir stentler genellikle üretrotomi sonrası erken dönemde oluşan darlıkların engellenmesi ve 6 ay ile 1 sene sonra iyileşme süreci sona erdiğinde stentin çıkarılması amaçlandığında kullanılır.
                            En popüleri UroLume™ olan kalıcı stentler ise daha sıklıkla anestezi alması sorunlu olan, ileri yaşlı ve açık rekonstrüktif cerrahi adayı olamayan hastalarda tercih edilmektedir. Bu hastalarda darlık stent ile genişletilmekte ve stent kalıcı olarak darlık noktasında bırakılmaktadır.
                            Stent uygulaması genellikle rejyonel anestezi altında gerçekleştirilmesine rağmen sedasyon ile desteklenmiş lokal anestezi ile de uygulanabilir. İşlem yaklaşık olarak 30 dakika sürmektedir ve hastaya işlem sonrası genellikle idrar sondası takılmamaktadır. Hasta operasyondan sonra birkaç saat dinlenip taburcu olmaktadır.
                            Genellikle ameliyat sırasında komplikasyon gelişmeyen bu işlemin uzun dönem başarısı ise şaşırtıcı şekilde düşüktür. On senelik takiplerde stent hastalarında memnuniyet %30'un altındadır.

                            4) AÇIK CERRAHİ
                            Açık cerrahi diğer hiçbir tedavi yönteminin sunamadığı %85 gibi yüksek bir başarıya sahiptir. Açık cerrahide amaç idrar kanalının darlığa yol açan bölümünün çıkarılması ve sağlam uçların tekrar birbiri ile birleştirilmesine dayanır. Bu tedavi sırasında eğer idrar kanalında olan darlık çok uzunsa sağlam uçlar bir araya getirilemeyecek kadar birbirinden uzak kalabilir.

                            Böyle bir durumda vücudun başka bir noktasından alınacak yama ile arada kalan boşluğun kapatılması yoluna gidilir. Bunun için günümüzde en çok kullanılan materyal ağız içini kaplayan cilt olan "mukoza"yken, cilt, tunica albuginea, tensor fascia lata gibi farklı yama materyalleri de kullanılabilir.
                            Açık cerrahi genel anestezi veya spinal anestezi altında gerçekleştirilebilir.

                            Operasyon darlığın yeri ve uzunluğuna göre 1 ila 2,5 saat arasında sürer. Ameliyat sonrası genellikle bir gece hastanede konaklamanız istenir. Taburcu edilirken ağrı kesici ve antibiyotik verilecektir. Ameliyat sırasında takılmış olan idrar sondası darlığın onarım şekline göre 10 ila 21 gün sonra alınacaktır. Yaklaşık 4 gün sonra sondanız ile günlük rutininizi takip edecek duruma geleceksiniz.
                            Genel olarak sorunsuz geçen bu ameliyatlardan sonra kanama, enfeksiyon, penis eğriliği, sertleşme bozukluğu veya darlığın tekrarlaması gibi sorunlar görülebilir.

                            Yorum yap


                            • #15
                              Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X