Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Sıtma, sıtma tedavisi, sıtma hastalığı, malerya tedavi, sıtma aşısı, sıtma ilacı,sıtm

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Sıtma, sıtma tedavisi, sıtma hastalığı, malerya tedavi, sıtma aşısı, sıtma ilacı,sıtm


    Sıtma anofel cinsi sivrisineklerin ısırması ile insanlara bulaşan bir protozoonozdur. Hastalığın en önemli özelliği nöbetler şeklinde gelişen ateş, anemi ve splenomegali ile seyretmesi, başlangıçta akut seyirli, fakat tedavi edilmediğinde kronikleşme eğilimi göstermesidir. Dünyada halen yaygın bir hastalıktır

    Parazitler sivrisinekler aracılığıyla taşınır. Sivrisinek, enfeksiyonlu bir insanı ısırdığında, kişinin kanındaki parazitler, sivrisinek tarafından emilir. Parazitler sivrisinekte bir hafta ya da daha fazla süre geliştikten sonra eğer bu canlı sizi ısırırsa parazitler kanınıza karışır. Ardından bu parazitler karaciğerinize girer ve orada gelişerek çoğalır.

    Bir süre sonra, parazitler karaciğeri terk ederek alyuvarlara girer. Bu durum birkaç gün ya da aylarca sürer. Parazitler, şişerek gözle görülür hale gelene kadar, alyuvarlarda daha çok parazit üretirler. Böylece kan dolaşımına yeni parazitleri girmiş olur. Bunlar daha fazla sayıda alyuvarın hastalanmasına neden olur. Parazitler karaciğerdeyken kendinizi hasta hissetmeyebilirsiniz fakat parazitler kan hücrelerinizi etkilediğinde, belirtiler ortaya çıkmaya başlar.
    Aşağıdaki ülkeler dahil, 90’dan fazla tropikal iklimli ülkede sıtma riski yüksektir:

    •Afrika’nın tropikal bölgeleri
    •Orta Amerika
    •Dominik Cumhuriyeti
    •Haiti
    •Hindistan
    •Orta Doğunun tropikal bölgeleri
    •Güneydoğu Asya


    Belirtileri


    Sıtma hastalığı yapan dört tip plasmodium vardır. Belirtiler de bu tiplere göre değişiklikler gösterir. Ancak hepsinin ortak özelli*ği baş ağrısı, titreme, terleme, kol ve bacaklarda ağrıdır. Alyuvar*ların içinde bölünüp çoğalan merozoitler kana karışırlarken has*tanın ateşi yükselir.

    "Malaria" tipi plazmodiumun sebep olduğu sıtmada parazi*tin karaciğerde kalış müddeti 8 gündür. Alyuvarlara hücumları ve tekrar kana karışmaları 72 saat sürer.

    "Falcifarium" tipi plazmodiumlar karaciğerde 6 saat kalır*lar. Alyuvarlarda kalış ve kana geçiş zamanları düzensizdir. Bir kısmı gelişip çoğalırken bir kısmı beklemede kalırlar. Bu sebeple falcifarium sıtmasına "habis sıtma" adı verilmektedir. En tehlike*lisi de budur. Parazitler, kümeler halinde beyin, omirilik, akciğer ve böbreküstü bezlerinin kılcal damarlarına hücum ederek onları tıkayabilirler ve âni ölümlere yol açabilirler. Hastalığın ağır geç*mesi halinde alyuvar yıkımı olarak tarif edebileceğimiz "karasu humması" görülebilir.

    "Vivaks ve Ovale" tipi plazmodiumların ise karaciğerde ka*lış müddetleri 8 gündür. Alyuvarlarda kalış ve kana tekrar geçiş*leri 48 saatte tamamlanır.

    Malaria, Vivaks ve ovale tipi plazmodiumların hepsi karaci*ğeri terketmezler. Bir kısmı karaciğerde kalarak çoğalmaya de*vam ederler.


    Teşhis Ve Tedavi

    Eğer bir sene öncesinde, sıtma riski bulunan bir bölgede seyahat ettiyseniz ve ateş ya da grip gibi bir hastalık nedeniyle hastalandıysanız en kısa zamanda doktorunuza başvurun. Ona sıtma riski bulunan bölgede seyahat ettiğinizi belirtin. Uzmanınız hastalık geçmişinize bakıp sizi muayene eder. Parazitleriniz için kan testleriniz yapılır. Sıtma reçeteli ilaçlarla iyileştirilebilir. İlaçların türü ve tedavinin süresi sıtmanızın türüne, yaşınıza ve ne kadar hasta olduğunuza bağlıdır.

    Korunma

    Hastalığı geçirenlerde türe özgü bağışıklık kalabilir. Korunma için sıtmanın endemik olduğu bölgelere gideceklere kemoprofilaksi yararlıdır. Klorokin ve primetamin kombinasyonu verilebilir. Plasmodiumların çeşitli formlarına karşı etkili bir aşı elde edilmesi çalişmaları halen sürmektedir. Sıtma ile savaşın bir başka yanı da vektör olan anofel ile savaştır. Bu amaçla olgun sivrisinekler ve larvaları ile mücadelede çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Özellikle bataklıkların kurutulması gibi çalışmalar sıtmanın önlenmesinde son derece yararlıdır. Yapılan tarımla ilgili olarak özellikle çeltik tarlaları olan ya da durgun suların bulunduğu yerlerde sıtma mücadelesi yapılması gereklidir. Sıtmanın yayılımı coğrafi olarak da kontrol edilebilir ve mutlaka yeni bir uygulama yapılırken bu açıdan da değerlendirilmelidir. Baraj gölleri ya da küçük sulama göletleri çok amaçlı olarak oluşturulurken hiç beklenmedik şekilde sıtma olgularının ortaya çıktığı daha önceki yıllarda görülmüştür.

    Türkiye'de Sıtmanın Durumu


    Cumhuriyetin ilk yıllarında özellikle Antalya yöresinde yaşayan insanların %75'inin sıtma hastalığına yakalandığı bilinmektedir. Gerek işgücü, gerekse ekonomik kayıplara yol açması nedeniyle sıtma hastalığına büyük önem verilmiş; 1926 yılında bu hastalık için dikey bir örgütlenme oluşturularak yoğun bir savaşıma girişilmiştir. 1940'lı yıllarda DDT'nin de kullanılmaya başlanılması, sağlık çalışanları ve halkın bu konuda duyarlı olması sonucunda 1970 yılında saptanan olgu sayısı yalnızca 1.260 olmuştur. Bu tarihten sonra sıtmaya verilen önem azalmış ve olgu sayılarında büyük artışlar gözlenmeye başlanmıştır.
    Sıtma insidansının yıllara göre dağılımı incelendiğinde, 1925-1945 yılları arasında, sıtma savaşımının yoğunlaştırılması, daha önce saptanamayan olguların saptanmış olması ve İkinci Dünya Savaşı sırasında sıtma savaşımında gerekli çalışmaların yapılamaması nedeniyle olgu sayısı yüksek görülmektedir. 1945 yılından sonra çalışmalara hız verilmiş ve 1970 yılında sıtma insidansı yüz binde 3.55 olmuştur. Bu tarihten sonra gerek sağlık çalışanları ve gerekse halktaki duyarlılığın azalması sonucunda ülkemizde 1977 (yüzbinde 293) ve 1994 (yüzbinde 139.38) yıllarında iki epidemi yaşanmıştır. 1994 yılındaki epidemiden sonra çalışmalara hız verilmiş ve 1998 yılında insidansı yüzbinde 57.92'ye gerilemiştir.

    Ülkemizde sıtma savaşımında kanlar; aktif sürveyans, seçici aktif sürveyans, pasif sürveyans ve kitle taramaları ile toplanmaktadır. Kanların %75-80'i aktif sürveyans ile toplanmaktadır. Yıllar itibariyle toplanan kan sayısı azalmakla birlikte her yıl yaklaşık 1.600.000-1.700.000'dür. Alanda özellikle seçici aktif sürveyansın uygulanmasına bağlı olarak toplanan kan sayısı azalmaktadır.

    Türkiye'de sıtma olgularının stratalara göre dağılımı incelendiğinde, 1980'li yılların sonlarına kadar Strata 1A, olguların en sık görüldüğü bölgedir. Bu bölgeye özgü yürütülen çalışmalar sonucunda 1998 yılında saptanan olgu sayısı 1.344 olmuştur. Bununla birlikte Strata 1B olguların sık görülmeye başlandığı bölge olarak dikkat çekmektedir.
    1998 yılı itibariyle bu bölgede saptanan olgular, ülke genelinde saptanan olguların %89'unu oluşturmaktadır. Bu sonuç göz önüne alındığında çalışmaların yoğunlaştırılması gereken bölgenin Strata 1B olması gerektiği ortaya çıkmaktadır.

    Türkiye'de sıtma olgularının mevsimsel özelliği, subtropikal bölgede yer alması ve sivrisineğin aktivitesine bağlı olarak Mart ayında artmaya başlamakta, Temmuz-Eylül aylarında en yüksek düzeylerine ulaşmakta ve Ekim ayından sonra düşmektedir.

    Sıtma olgularının yaş gruplarına göre dağılımı yıllara göre bir değişiklik göstermemektedir. Olguların büyük bir kısmı 15 yaş üstü gruptadır. 0 yaş grubunda yıllara göre olgu sayısında bir yükselme söz konusudur. Bu yükselme özellikle GAP Bölgesi’nde yer alan Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman ve Siirt illerinden kaynaklanmaktadır.
    Türkiye'de saptanan olgular P. vivax etkenine bağlı olarak gelişen olgulardır. 1993-1998 yılları arasında dış kaynaklı olmak üzere 85 P. falciparum, dört P. malaria ve bir P. ovale olgusu saptanmıştır. Bu olguların büyük bir bölümünü Afrika ve Uzakdoğu ülkelerinden gelen kişiler oluşturmaktadır.

    Ülkemizde sıtma olgularının çoğunluğu yerli ya da emporte olgu olarak sınıflandırılmaktadır. Olgu sınıflandırılması yıllara göre ele alındığında yerli olgu oranı artmaktadır. 1980'li yıllarda yerli olgular toplam olguların %60'ını, emporte olgular %27'sini oluştururken, 1998 yılında yerli olgular %83, emporte olgular %17 olarak saptanmıştır. Bunun nedeni, son yıllarda GAP'ın devreye girmesi ile 1980'li yıllarda Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden Çukurova-Amik Ovası Bölgesi’ne tarım alanında çalışmak için göçer işçilerin bu bölgeye daha az gelmeleridir.



    kaynak

  • #2



    Sıtma, malaria, malarya: resimde anofel sivrisineği ve parazitli alyuvarlar

    Sıtma hayati tehlikeye sahip olan bir enfeksiyondur, bu enfeksiyona anofel adı ile anılan sivrisineklerin taşıdığı tek hücreli parazit olan plsmodium sebep olur. Sıtma tropik ve subtropik bölgelerde yaşayan insanlar için en büyük tehlikelerden biridir. Dünya Sağlık Teşkilatına göre yılda 300 milyon insan sıtmaya yakalanmakta ve bunların 1,5 milyonu ölmektedir. Sıtma veremden sonra dünyada en yaygın olan hastalıktır.

    Tropik ve subtropik ülkelere seyahat eden Avrupalı Turistlerden 120 bini yılda sıtmaya yakalanmaktadır. Sıtmaya karşı kulanılan kimyasal ilaçların yantesirinin çok büyük olması nedeniyle, son zamanlarda yantesiri olmayan ve daha etkili olan dogal ilaçalar kulanılmaktadır. Kültür bitkisi olarak yetiştirilen Sıtmaotu (artemisia annua) takriben 30 kat daha fazla etki maddesi içermekte ve boyu 6 ayda 4 metreyi bulmaktadır. Sıtmaotundan elde edilen doğal ilaçlar Çin, Tayland ve Viyetnamda kulanılmaya başlanmıştır.


    Enfeksiyon tehlikesi:
    Sivrisineğin insanı sokması sırasında taşıdığı plasmodium insana geçer. Sıtmaya yakalanma sıtmaya sebep olan paraziti taşıyan sivrisinekleri yaşadığı ülkelerde daha yüksektir. Türkiyede ise genelikle Çukurova ve güney doğu Anadolu bölgesinde görülür. Fakat bu sineğin yaşam alanı tropik ve subtropik ülkelerdir. Sıtmaya sebep olan dört plasmodium türü vardır. Bunlardan malaria tropica en tehlikeli olanıdır ve bu parazitin sebep olduğu sıtma tedavi edilmezse % 30 oranında ölüme sebep olur. Malarya tersiyanada nadiren ölüme sebep olur ve en hafif olanı ise malarya quartanadır.

    Sıtma rahatsızlıkları:
    Parazitler farklı şekilde ürerler. Sivrisinekte gelişim devresine cinsel gelişim insandaki gelişim devrsine cinsiyetsiz gelişim denir.İnsana sivrisinekle geçen parazit karaciğer hücrelerine yerleşir ve burada ilk devresine sporozoit denir. Bu devreyi tamaladıktan sonra karaciğer hücrelerini parçalıyarak kana geçer. Kanın alyuvarlarına yerleşir ve burada merzoit devresini tamamladıktan sonra kan hücrelerini parçalıyarak yeniden yeni kanhücrelerine (alyuvarlar) yerleşir. Parazitler alyuvarların yapısını bozar ve yapısı bozulan alyuvarlar kılcal damarlarda birbirine veya damara yapışarak buralarda tıkanmalara neden olur. Böylece oksijensiz kalan bölgelerde hücrelerin ölmesine ve hatta bu beyinde olursa komaya sebep olur. Ayrıca akciğer, karaciğer, pankreas, mide, bağırsaklar ve böbrekleri tahrip edebilir.

    Sıtma türleri:
    Tersiyan sıtma, qurtan sıtma ve tropik sıtma olmak üzere üç ana gruba ayrılır. Tersiyan sıtmaya plasmodium vivax veya plasmodium oval parazitleri sebep olur ve belirtileri aynıdır. Quartan sıtmaya plasmodium quartana pasmodiumu sebep olur ateşlenme süresi 4-5 Saat olup 72 saatte bir ateşlenme nöbetleri görülür. Tropik sıtmaya plasmodium falciparium sebep olur ve en tehlikelisidir vede tedavi edilmediğinde sonu ölümle bitebilir.

    Sıtma türü: Malaria tertiana, Malaria quartana, Malaria tropica
    Parazittürü: Pl. Vivax ,Pl. Oval, Pl. Malariae,Pl. Falciparium
    Yaşam alanı: Ilıman iklim, Tropik iklim, Tropik ve subtropik
    Ortaya çıkışı: Çok ani, Hızlı, Çok ani
    Ateşlenme süresi: 3-4 Saat, 4-5 Saat, Düzensiz
    Ateşlenme nöbeti: 48 Saatte bir, 72 Saatte bir, Düzensiz
    Hastalığın komplikasyonları: Genelikle problemsiz, Genelikle problemsiz, Genelikle çok ağırkoplikasyonlar: Kolapsüs, şok, akciğerödemi, böbreğin iflası gibi
    Tedavisiz iyiylşme: 3 Hafta sonra, 8 Hafta sonra, Genelikle ölümcül
    Hastalığın yenilenmesi: 5 yıl sonra genelikle yeniden görülür, 1 yıl sonra genelikle yeniden görülür,Hastalığı atlatanlarda yeniden ve aynı ağırlıkta ve tehlike ile ortaya çıkar.

    Sıtmanın belirtileri:
    Hastalık aniden ortaya çıkan başağrısı, sırt ağrısı, titreme, ateş basması ve özeliklede ateşlenme nöbetleri ile kendini belieder. Sıtmanın belitileri gripe çok benzer, bu nedenlede birbirinden ayırmakta pek mümkün değildir. Sıtma nöbetleri diyebileceğimiz, ateşlenme nöbetleri tropik sıtma hariç sıtmanın türüne göre farklılık gösterir. Tropik sıtmada ise ateşlenme nöbetleri düzensiz aralıklarla görülür. Tropik sıtmada ateşlenme nöbetleri hiç görülmeyebilirde işte o zaman hasta için çok tehlikeli olabilir. En tehlikeliside beyin sıtmasıdır. Hastada önce sersemleme ve sonra ölümle biter. Beyin haricinde kalp, akciğer, mide, bağırsaklar ve böbreklerde tahribata sebep olur.

    Teşhis:
    Kanın mikroskopla muayenesi ile sıtma paraziti olup olmadığı anlaşılır ve kanın ateşlenme nöbetleri sırasında alınması gerekir. Sıtmanın belirtileri gripe çok benzer ve sadece beli aralıklarla görülen ateşlenme nöbeti ile farklılık gösterir. Fakat bu durum tropik sıtmada düzensiz olarak görülür veya hiç görülmeye bilir. Bu nedenle en tehlikeli sıtma olan tropik sıtmanın teşhisi oldukca zordur. Hastada enfeksiyonun ortaya çıkması ile birlikte üşüme, ateşlenme, dermansızlık, nabız atışlarında hızlanma, kas ve eklem ağrıları, mide-bağırsak rahatsızlıkları görülür.

    Tedavi:
    Yıllar önce sıtmaya karşı üretilen ve başarılı olduğu iddia edilen chloroquin?e karşı parazitleri dayanıklık (resistanz) göstermeleri ile birlikte yeni ilaç bulma çalışmaları tekrar hız kazanmıştır.Özelikle topik sıtmaya sebep olan plasmodium falciparium bu ilaça karşı dayanıklılık göstermiştir.

    a-) Kinin (chinin): Chloroquin?e karşı parazitlerin dayanıklılık göstermeleri nedeniyle yeniden kinine dönüş görülmektedir. Kinin?in yantesirinin büyük olması nedeniyle mutlaka doktorun gözetim ve denetimi gerekir.

    b-) Chloroquin (klorokuin): Bu ilaça karşı tropik sıtmasının dayanıklılık göstermesi nedeniyle vede yan tesirinin büyük olması nedeniyle mutlaka doktor gözetim ve denetimine alınması gerekir.

    c-) Mefloquin: Bu preparatı birçok özelikleri kinine benzer ve yantesirininde büyük olması nedeniyle mutlaka doktor gözetim ve denetimi gerekir.

    d-) Sulfodoxin-pyrimethamin: Pyrimethaminin sade olark kulanıldığında pek etkili olmamakta ve genelikle sulfodoxin?le birlikte kulanılmaktadır.
    e-) Halofantin: Yantesirinin büyük olması nedeniyle, özeliklede kalp hastaları içi uygun değildir.

    Bu yukraıdaki kimyasal ilaçların yanında birde sıtmaotundan (artemisia annua) eldeediln yarı sentetik artemisininmetileter ve arteannuin B?in kimyasal ilaçlardan daha etkili olduğu ve yantesirinin olmadığı Çin, Tayland ve Vietnamda yapılan araştırmalarla ispatlanmıştır. (ZP.3.94.172) Bu doğal ürünün haricinde immün sistemini güçlendirmek içinsıtmaotu-, ZYE preparatları, Gökçek Tonik veya Gökçek iksirini kulanılması tavsiye edilir.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

    Yorum yap


    • #3
      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

      Yorum yap


      • #4
        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

        Yorum yap

        Hazırlanıyor...
        X