Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Panik Atak,panik atak testi panik atak belirtileri panik atak ilaçları, anksiyete

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Panik Atak,panik atak testi panik atak belirtileri panik atak ilaçları, anksiyete

    Panik Atak,panik atak testi panik atak belirtileri panik atak ilaçları, anksiyete



    Hocam Panik atak problemim var ne tavsiyeedebilisiniz?
    Depresyon, Ruhi çöküntü

    Depresyona eskiden ruhi çöküntü , bitkinlik, yorğunluk, gevşeme ve cesareti kırılma gibi kelimelerde tarif edilebilirdi. Depresyon psikolojik bir rahatsızlık olup haftalarca, aylarca ve hatta yıllarca sürebilir. Almanyada 4 milyon kişinin depresyon rahatsızlığı olduğu düşünülürse işin önemi anlaşılır.Depresyonun sepeplerinden en önemlisi sağlıklı insanlarda normal çalısan serotonin ve noradrenalin gibi nörotransmitik maddelerin (sinir uclarından dokulara haber veya uyarı taşıyan madde) normal üretim ve elimine şeklinin bozulması sonucu ortaya çıkar.

    Beyindeki serotonin ve noradrenalin gibi hormonlarda azalma görülür. Buda depresyona sebep olur. Avupa ülkeleindeki iş krizi nedeniyle işçi hakaları 50-60 yılın gerisine döndü ve işyerlerinde işçi ve memurlar uygulanan baskılar insanların psikolojisini bozdu. Molalar azldı, ücretler düştü ve yeni işcilerin artık yıllık çalışma planlarıda yok işverenin çağrı güçü (abruf Kraft) adını verdiği bu işciler birgün sabahcı, birgün ögleci ve birgün gececi olarak işe gelmekteler. Sürkli vardiye değişimi, çok çok düşük üçret ve ağır baskılar insanların morallerini bozmakta insanlar sinirsel gerilimle yaşamaka ve depresyona yakalanmaktadırlar.

    Çin, Hindistan, Malezya ve Endoneya gibi güney doğu ülkelerinin son 30 yıldır dormayan kalkınışları başta ABD ve Avrupa ülkelerinin rekabet güçünü düşürmekte ve işvernleri işcilere baskıya zorlamaktadır. Çare işcinin işyerine ortak olmasıdır. Ortak olan insanlar daha verimli ve kaliteli ürün üreteceklerinden bu heme işvereni hemde işcileri memun edecektir. İşciler arasında veya şefleri ile sürtüşmeler minimuma düşecektir. Ortaklık sistemine geçenler, çağı yakalıyark çok, kaliteli üretim ve dayanışma ile problemler aşılacak ve işcilerde hem bedenen, hemde ruhen rahatlıyacaklar.

    Depresyonun belirtileri: Kişinin kendini bazen yorğun, bitkin ve ümitsiz hissetmesi normaldir. Normal olan bu durumla, hafif depresyon arasındaki fark birbirine çok yakındır. Buna ancak aşağıdaki rahatsızlıklar ortaya çıkıyorsa o zaman depresyon diyebiliriz.
    1-) Ürkek davranışlar
    2-) Normal eğlence ve toplantılara karşı isteksiz, ilgisiz ve sevincle katılamama
    3-) İştahsızlık çekme, zayıflama ve nadirende aşırı yiyerk şişmanlama
    4-) Uykurahatsızlıkları
    5-) Acıverici huzursuzluk, hedeflerinden tavizverme meyli, düşünememe, konsentre olamama, kararsızlık vb..
    6-) Cinsel arzularda azalma
    7-) Enerjisizlik ve yorğunluk
    8-) İkidebir ölümü düşünme veya intihar etmeyi düşünme, intihar teşebbüsü
    9-) Çok sevdiğini kaybetme
    10-) Hayat şartlarını çekilemez bulma ve anlamsız bulma
    11-) Beyindeki bazı hormonların yetersiz salğılanması
    Bunlar depresyonun belirtileridir.

    Depresyonu önlemek için serotonin içeren hapların kulanmanılması mahzurludur, çünkü sayılmayacak kadar çok yantesiri vardır. Bunedenle serotonin salğılamasını doğal olarak artıran Gökçek İksiri ve Kılıçotu preparatları kulanılır. Ayrıca günde bir tane turunç veya greyfurt yenirse buda iyi gelir. Dresyonla basğırsak florasının ne ilgisi var diyenler olacaktır? Bağırsaklardaki zararlı bakteriler ve mantarlar sürekli toksik maddeler üretir ve bu toksik maddeler absorbe edildikten sonra beyine olumsuz etkiler yapar. Ve depresyona sebep olabilir.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

    Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    Panİk Atak

    ANKSİYETE BOZUKLUKLARI

    PANİK ATAK

    İnsanların yaşamlarını devam ettirmeleri, tehlikeli durumlardan korunmaları açısından anksiyete ve stres oldukça önemlidir. Anksiyete kısaca kaygı veya bunaltı olarak tarif edilebilir. Anksiyeteli kişi sıkıntılı ve heyecanlıdır, aniden kötü bir haber alacak veya kötü bir şey olacakmış gibi hissedebilir. Bu ruhsal belirtilere çarpıntı, nefes darlığı, terleme, titreme gibi bedensel belirtiler de eşlik edebilir.


    Anksiyete normalde tehlikeli durumlarda kişinin kendisini korumasına yardımcıdır ve belirli hedeflere ulaşmak için zorlayıcı olmaktadır. Tehlikenin algılanması ile döğüş ya da kaç ilkesi uygulanır. Örneğin ısırmak amacıyla üzerine koşarak gelen bir köpeği gören kişide ilk tepki köpekten kaçmaktır. Köpeğin saldırısı tehlikelidir, bu saldırıya duyarsız kalmak kişinin yaralanmasına sebep olur. Bu tehlikeyi sezerek korkmak kişinin kendisini koruma mekanizmalarını harekete geçirmek açısından önemlidir. Benzer şekilde sınava girme kaygısı sayesinde sınavlara daha iyi hazırlanılır. İşinde başarısız olma kaygısı olan kişiler işini daha dikkatli yaparlar.
    Sağlıklı kişilerde korku ve kaygının nedeni bellidir. Hastalık durumunda ise nedensiz korku ve kaygı duyulur. Hastalık düzeyinde kaygı tek başına olabilir ve bu anksiyete bozukluğu olarak adlandırılır veya depresyon, alkol-madde bağımlılığı, tiroid bezi hastalıkları gibi çeşitli bedensel ve ruhsal hastalıklara eşlik edebilir.

    Kişinin yaşamı boyunca anksiyete bozukluğu geçirme oranı % 25 dolayındadır. Çoğu kişi bu hastalığı doktora başvurmadan kendi başına atlatmaya çalıştığı için psikiyatriye başvuranların sayısı oldukça düşüktür.

    Ansiyete bozuklukları çeşitlidir:

    Panik bozukluğu
    Yaygın anksiyete bozukluğu
    Sosyal fobi ve diğer fobiler
    Obsesif kompulsif bozukluk
    Travma sonrası stres bozukluğu
    1.PANİK BOZUKLUĞU (PANİK ATAK)

    Anksiyete belirtileri ataklar halinde gelir. Ataklar genelde 15-30 dakika kadar sürer. Atakların sıklığı ve şiddeti tanı açısından önemlidir. Panik atağın ne zaman geleceği bilinmez ve bu da kişilerin kaygısını artıran sosyal uyumunu bozan en önemli etmenlerden biridir.

    Genelde gençlik döneminde ortaya çıkar. Gerçek nedeni bilinememektedir, ancak sıklıkla stres yaratan önemli yaşam olayları ile ilişkisi vardır (okulu bitirmek, evlenmek, çocuk sahibi olmak, yeni bir işe başlamak, yakınını kaybetmek, ağır hastalık geçirmek gibi).

    Panik atağı sırasında aşağıdaki belirtilerden en az dördü bir arada bulunmalıdır:

    Çarpıntı
    Terleme
    Nefes darlığı, boğuluyormuş gibi hissetme
    Titreme
    Baş dönmesi
    Bulantı
    Yaşadıklarının gerçek olmadığı hissi
    Ateş basması veya üşüme hissi
    Bedeni uyuşuyormuş gibi hissetme
    Göğüs ağrısı
    Ölüm korkusu
    Aklını yitirme veya çıldırma korkusu
    Panik ataklarda yukarıdaki belirtiler yanında aşağıdaki özellikler de önemlidir:

    Ataklar genelde aniden ortaya çıkar, atak ortaya çıktığında bunu durduracak bir yol yoktur.
    Kaygının şiddeti ile yaşanılan durum arasında genelde bağlantı yoktur.
    Atak genelde birkaç dakikada geçer, ancak bazen daha uzun süre devam eden ataklar olabilir.
    Atakların sıklığı kişiye göre değişir, ayda bir iki tane olabileceği gibi bazılarında hemen her gün görülebilir veya sık tekrarlayan ataklardan sonra uzun bir süre atak görülmeyebilir. Panik ataklarının ortaya çıkışı belli bir nedene bağlı olabilir veya nedensiz olarak kendiliğinden ortaya çıkabilir. Sadece baş dönmesi ve çarpıntı belirtileri ortaya çıkıyorsa sınırlı belirtileri olan ataktan bahsedilir. Sınırlı belirtileri olan ataklar iyileşme sürecinde olabileceği gibi ağır atakların öncü belirtileri de olabilir. Panik ataklar panik bozukluğunda görülmesinin yanında fobiler ve travma sonrası stres bozukluğunda olduğu gibi diğer anksiyete bozukluklarında da görülebilir.

    Ruhsal belirtilere bedensel belirtilerde eşlik ettiği için hastalar genelde bedensel sorun olduğunu düşünür ve öncelikle başka branştan hekimlere başvururlar. Yaşadıklarının ruhsal bir sorun olabileceğini akıllarına getirmezler veya kabul etmek istemezler.

    Panik atakları genelde tehlikeli değildir, ancak kişi kontrolünü yitirdiği duygusuna kapıldığı için tedirgindir. Tedavi edilmediği taktirde ciddi sonuçlar doğurabilir. Panik atağı geçirmiş kişilerin en büyük korkusu aynı şeyi tekrar yaşamaktır. Bu nedenle panik yaratan durumdan uzak durmaya çalışırlar sonuçta fobiler ortaya çıkabilir. Bunların içinde en önemlisi agorafobidir (açık alan korkusu). Kişiler dışarıya çıktığında panik yaşayacağı korkusu ile evde kalmayı tercih eder ve bir süre sonra hiç sokağa çıkamaz olabilir. Bu durumda yaşam kalitesi düşer, sosyal aktiviteler ve hobiler için harcanan zaman azalır, kişi kendisini hasta ve diğer kişilere bağımlı hissetmeye başlar, yalnız başına evde duramaz veya sokağa çıkamaz, çalışamaz veya işine gidemez duruma gelebilir. Hastalar panik ataklar sırasında sıklıkla acil servislere başvururlar. Zamanla depresyon, alkol-madde bağımlılığı ve intihar görülebilir.

    Aslında bütün bunların olmaması için bir an önce doktora başvurmak önemlidir. Sonuçta panik bozukluğu uygun ilaç tedavisi ile kolayca tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır.

    PANİK ATAKLARI NEDEN OLUR?

    Gerçek neden bilinememektedir. Neden olan faktörler kısaca biyopsikososyal olarak ifade edilebilir. Bu konuda çeşitli teoriler vardır. Bazı araştırmacılar beynin temporal lobunun işlev bozukluğu veya hastalığın öğrenme yolu ile geliştirilmiş olduğunu ileri sürmektedir. Bazı araştırmalarda ise beyinde nörotransmitter (haberci) dediğimiz maddelerin düzenlenmesi ve işlevlerinde bozukluk olduğu öne sürülmektedir.

    Stresli yaşam olayları panik atakların ortaya çıkışını tetiklemektedir. Yakın dönemde kayıp yaşamış veya yakınlarından, işinden veya bulunduğu çevreden ayrılmış kişilerde yaşamlarındaki bu değişikliklerle panik ataklarının başlangıcı arasında ilişki olduğu gösterilmiştir. Araştırmacılara göre stresli yaşam olayı kişinin direncini düşürmekte ve bu dönem hastalığın ortaya çıkışını kolaylaştırmaktadır.

    Ailesel yatkınlık vardır. Panik hastalarının yakınlarında panik ataklar ve depresyon gibi başka ruhsal bozukluklar sıktır. Hastalık genelde 25 yaşından önce başlar. Kadınlarda erkeklere göre iki kat daha fazladır. Çocuklarda da görülebilmektedir.

    Kafeinli gıdalar ve kokain gibi uyarıcılar atağı ortaya çıkarmaktadır.

    Panik ataklar panik bozukluğunda olduğu gibi tek başına ortaya çıkabildiği gibi kalp hastalıkları, solunum yolu ve endokrin hastalıklar gibi çeşitli bedensel hastalıklara da eşlik edebilir veya alkol madde bağımlılığı ile birlikte görülebilir.

    PANİK BOZUKLUĞU VE PANİK ATAKLAR NASIL TEDAVİ EDİLİR?

    Yapılan araştırmalar panik atak geçiren kişilerin psikiyatriye başvurmadan önce ortalama 10 ayrı doktora başvurduğunu göstermiştir. Bu hastaların panik atağı geçirdiği genelde anlaşılamamakta ve bu nedenle yanlış tanı ve tedavi sık olmaktadır. Panik ataklar sıklıkla kalp krizi ile karıştırılmaktadır. Bu hastalar atak sırasında sıklıkla ?kalp krizi geçiriyorum? kaygısı ile acil servise başvururlar. Aynı şekilde ataklar kalp hastalığı ile karıştırılıp buna yönelik tedavi başlanabilmektedir.

    Bu nedenle doğru tanı konması önemlidir. Doğru tanı koyabilmek için ayrıntılı fizik muayene, ruhsal muayene yapılmalı, nörolojik, endokrin, kalp ve solunum sistemi hastalıkları araştırılmalıdır. Bedensel bir hastalığın ortaya çıkması panik atak olmadığını göstermez. Bazı bedensel hastalıklara panik ataklar da eşlik ediyor olabilir. Bu durumda yine panik atakları önlemeye yönelik tedavi başlanmalıdır.

    Panik bozukluğunun en uygun tedavisi ilaç kullanımının yanında bilişsel ve davranışçı terapi tekniklerinin kullanılmasıdır. Gevşeme egzersizlerinin de hastaya öğretilmesi faydalı olabilir. Panik atakları sırasında ilaç kullanımının pek faydası olmaz. Uygun doz ve uygun süre ilaç kullanımı ile atakların tekrarlaması önlenir. Yine diğer terapi yöntemlerinde amaç atakların tekrarını önlemektir.

    Panik atağını uyaran gıdalardan uzak durulması, uyku ve yeme alışkanlıklarının düzenlenmesi atakları önlemeye yardımcıdır.

    Uzm.Dr.Sibel Mercan

    Yorum yap


    • #3

      hocam ıyı gunler bende 12 yıldan beri deprasyon ve panık atak var cok değişik tedavi yöntemleri uyguladı ama bırturlu ıyıleşemedim mtam ıyıleşiyorum aradan zaman geçince takrarlıyor bırde ırıtabı barsak ve iç hemoroıd hastalığım var bana yol gösterır senız sevınırım ıyı çalışmalar... Koray Şanlı
      Koray bey bağırsaklarınıza mantar yerleşmiş, mantarlar tedavi edilmeden tedavi olmazsınız.Antibiyotikler mantarları çoğaltır ve daha da kötüleşirsiniz.Enginar Forte, ÇOBAN ÇANTASI Forte, Spirulina Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Damar çayı ve Basur Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

      Yorum yap


      • #4
        Emine Salış Nickli öğeden Alıntı
        yoğun gaz şikayetim panik atak problemlerim var.yardımcı olursanız sevinirim. Emine Salış
        Emine hanım bağırsaklarınıza mantar yerleşmiş, mantarlar tedavi edilmeden tedavi olmazsınız.Antibiyotikler mantarları çoğaltır ve daha da kötüleşirsiniz.Enginar Forte, Sarı Kantaron Forte, Spirulina Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Sinir çayı ve Reflü Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

        Yorum yap


        • #5
          panik atak

          panik atak rahatsızlığı olan hastaya ne önerirsiniz? (Bir yakınının ölümü görünce sürekli bir kasılma nöbetleri geçiriyor. kendini kaybedip bayılıyor.)

          Yorum yap


          • #6
            mbatuhan Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
            panik atak rahatsızlığı olan hastaya ne önerirsiniz? (Bir yakınının ölümü görünce sürekli bir kasılma nöbetleri geçiriyor. kendini kaybedip bayılıyor.)
            Panik atak genelikle bağırsaklara mantar yerleşmesi nedeniyle mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa diğer organlara depolar.Beyinde ki toksik maddeler hormon anormaliklerine sebep olur.Sarı Kantaron Forte, Ginkgo Forte, Spirulina Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Sinir çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

            Yorum yap


            • #7
              Panik Atak ve depresyon ile gelen eklem ağrıları ve mide kasılması

              Merhaba İbrahim bey.
              12 yıldır yaşamış olduğum PANİK ATAK ve depresyon ile ilgili yaşadıklarımdan aşağıdaki sorunlar ortaya çıktı.Hertürlü ilaç ve tedaviyi denedim ama geçmedi.

              1. Halsizlik, yorgunluk, isteksizlik ve eklem yerlerinde özellikle dizlerde ağrılar.
              2. Uykusuzluk,uykudan sık sık uyanma ve yorgun uyanma.
              3. Midede ve çenede kasılmalar ve buna bağlı nefes alamama
              4. Burunda tıkanıklık genizde akıntı ve kokulara karşı hassasiyet
              5. Konsantre bozukluğu, unutkanlık ve buna bağlı iş kaybı.
              6. Cildimde, kulak içi ve arkasında aşırı yağlanma saçlarımda yağlanma ve dökülme

              Hangi ürününüzü ne kadar kullanmalıyım ?

              Yorum yap


              • #8
                Panik Atak ile gelen eklem ağrıları,mide ve çene kasılması

                Merhaba İbrahim bey.
                Panik atak ile vucuduma giren hastalıkları haddi hesabı yok.
                Eklemlerde ağrı, halsizlik, mide ve çenede kasılma ve buna bağlı vucudumun saçlarımın yağlanması, saç ve kıllarımın dökülmesi, sinüslerde tıkanıklık, akıntı ve kokularda hassasiyet var.
                Psikiyatri doktorları ilaç verip gönderdi ama beni insanlardan uzaklaştırmak ve uyutmaktan başka birşey yapmadı.Psikoloklar konuşma ve düşünme terapisi uyguladı oda olmadı.Hipnozu denedim oda yeterli olmadı.Daha sonra eklem ağrılarım için gittiğim prof tüm tahlillerim temiz çıktığı için FİBROMİYALJİ teşhisi koydu bunun için ozon ve nöral terapi gördüm.vücudumun asidik olduğunu söylediler ve PEYNİR başta olmak üzere tüm asitli yiyecek ve içecekleri yasakladı.Biraz rahatladım perhiz yapınca ama bence yeterli değil.
                BANA YARDIM EDİN LÜTFEN NE YAPMAM GEREKİYOR HANGİ ÜRÜNLERİ ALMAM GEREKİYOR VE NASIL KULLANMAM GEREKİYOR???

                Yorum yap


                • #9
                  panikayhan Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                  Merhaba İbrahim bey.
                  12 yıldır yaşamış olduğum PANİK ATAK ve depresyon ile ilgili yaşadıklarımdan aşağıdaki sorunlar ortaya çıktı.Hertürlü ilaç ve tedaviyi denedim ama geçmedi.

                  1. Halsizlik, yorgunluk, isteksizlik ve eklem yerlerinde özellikle dizlerde ağrılar.
                  2. Uykusuzluk,uykudan sık sık uyanma ve yorgun uyanma.
                  3. Midede ve çenede kasılmalar ve buna bağlı nefes alamama
                  4. Burunda tıkanıklık genizde akıntı ve kokulara karşı hassasiyet
                  5. Konsantre bozukluğu, unutkanlık ve buna bağlı iş kaybı.
                  6. Cildimde, kulak içi ve arkasında aşırı yağlanma saçlarımda yağlanma ve dökülme

                  Hangi ürününüzü ne kadar kullanmalıyım ?
                  Sarı Kantaron Forte, Ginkgo Forte, Spirulina Forte, Gökçek TONİK ve Gökçek İksir, Sinir çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
                  Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                  Yorum yap


                  • #10
                    İbrahim bey cevabınız için teşekkür ederim.
                    Ancak Bu ürünlerin kullanma talimatlarını hiç bir sitenizde bulamadım.
                    İksir, tonik, depresyon çayı, ozon yağı, enfeksiyon çayı ve himalaya tuzunu nasıl kullanıcam.Günde kaç sefer hangi ölçülerde kullanacağım ?

                    Yorum yap


                    • #11
                      panikayhan Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                      İbrahim bey cevabınız için teşekkür ederim.
                      Ancak Bu ürünlerin kullanma talimatlarını hiç bir sitenizde bulamadım.
                      İksir, tonik, depresyon çayı, ozon yağı, enfeksiyon çayı ve himalaya tuzunu nasıl kullanıcam.Günde kaç sefer hangi ölçülerde kullanacağım ?
                      Ürünler nasıl kulanılır?

                      Gökçek İksir: Vakti müsait olanların günde 5 defa 2 yemek kaşığı yemekten önce alması uygundur. İş nedeniyle vakti olmayanlar günde 3 defa 3 yemek kaşığı, bünyesi güçlü olanlar günde 5 defa 3 yemek kaşığı ve zayıf olanlar 5 defa 1 yemek kaşığı alabilir. Benim tavsiyem size ağır gelmiyorsa günde 5 defa 3-5 yemek kaşığı alın, böylece tedavi süreci kısalır. Yaşlı, çocuk (4 yaşından küçük) ve ağır hastalar günde 5 defa 1 tatlı kaşığı almalıdır. Bir yaşından büyük bebeklere günde 5 defa 1 çay kaşığı verilebilir. Yaşlı ve bebekler için tadı acı bulunursa portakal suyu ile alınabilir. Gökçek İksir ile Gökçek Toniki aynı anda kullanmak isterseniz, tonik yemekten önce iksir yemekten sonra alınmalıdır. Yağ bezi nedeniyle Gökçek İksiri kullananların günde 3 defa yarım çay bardağı, yani 3 defa 30 ml alması gerekir.Gökçek İksirini kullanma dan önce çalkamanız gerekir, çünkü iksirin 1/10 unu eterik yağlar ve doymamış yağlardan oluşur.

                      Gökçek İksir kademeli olarak artırmak uygun olur, şayet hastaya ağır gelmiyorsa
                      1.Hafta günde 3 defa 2 yemek kaşığı veya 5 defa 2 yemek kaşığı
                      2.Hafta günde 3 defa 3 yemek kaşığı veya 5 defa 3 yemek kaşığı
                      3.Hafta günde 3 defa 4 yemek kaşığı veya 5 defa 4 yemek kaşığı
                      4.Hafta günde 3 defa 5 yemek kaşığı veya 5 defa 5 yemek kaşığı
                      5.Hafta ve bundan sonra ki süreç için günde 3 defa veya 5 defa yarım çay bardağı alınabilirse tedavi süreci kısalır.

                      Gökçek Tonik: Günde3 defa yemekten 15-20 dakika önce 200-250 ml, yani günde 600-750 ml alınamalıdır. Veya basitce günde 3-5 defa bir su bardağı alınabilir. Zamanı olanların mümkünse günde 3 defa değil de 4-5 defa 200 ml (su bardağı ) alınırsa daha iyi olur. Tadı ekşimsidir, herhangi bir yan tesiri yoktur, isteyen suyla karşıtırarak içebilir. Ağır hasta ve çocukarın günde 3 defa 100 ml almaları uygundur. Çocuklar ve yaşlılar bu dozajın yarısını almalıdır. Aşırı zayıf olanların alması iyi değildir. Mutlaka buzdolabında muhafaza edilmelidir.

                      Gökçek Tonik: Zayıflamak isteyenler hemen yemekten önce günde 3-5 defa 300 ml (bir su bardağı) tonik 100 ml (çeyrek su bardağı) sıcak su ile karıştırılır ve içilirse iştahı azalır ve fazla yemek yiyemez.Böylece kişi otomatik zayıflar.Artı tatlı yiyecek ve içeceklere dikkat eder, hamurlu yiyecekleri yemezse (kepekli, ekmek az yenebilir) ve peynir yemezse hem mide ve bağırsakları tedavi olur hemde zayıflar.

                      Gökçek Çay harmanları: Çay harmanların dan 2 çorba kaşığı demliğe konur ve üzerine 1 litre kaynar su ilave ediler gün boyu içilir. Posası son bardağı içtiğinide atılır ve birgün sonra yeniden demlemeniz gerekir.

                      HİMALAYA TUZU: Himalaya Tuzundan 250 bir cam kavanoza konu ve üzerine 750 ml su ilave edilir ve bu çözeltiden bir tatlı kaşığı içilecek her bardak suya katılarak içilir, yemeklere de katılır.Tansiyon ve böbrek hastalarının ilk etapta bir çay kaşığı bu konsentre tuzlu sudan (sole) su bardağına katmaları uygun olur
                      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                      Yorum yap


                      • #12
                        ahmet Nickli öğeden Alıntı
                        Merhaba Sayın İbrahim hocam,

                        Benim ismim ahmet kocaeli de yaşıyorum,yaşım 36 , kilo:107 boy:1,75

                        Mevcut sağlık sorunlarıma çözüm ararken sizin sitenizle tanışdım..Birden fazla sorun var
                        ve sizin ürünlerinizden alırken bir öncelik sırası oluşturup ,ürünleri ve kullanım şekilllerini birbirine karıştırmadan ve bir beslenme programı ilede destekleyerek etki bir tedavi yöntemi başlatmak istiyorum.

                        Sorunlarım arasında en çok beni zorlayan sizin şu video dada bahsettiğiniz gibi:

                        http://bitkiara.com/f221/sinirlilik_..._sin-6445.html

                        Melankolik Ruh hali,Herhangi birşeye konsantre olamama,Kararsızlık,çabuk vazgeçme ,yanlız kalmak isteme,arkadaş edinmeme,herkezden uzaklaşma,hayata karşı isteksizlik,uzun uzun vapur tren v s gibi taşıtları izleme,gün içinde düşüncelere dalıp dalıp gitme , kapalı yerlerde gelen ruh sıkılması,sesden ve gürültüden rahatsız olma ,istem dışı gelen düşünceler,sabah uyandıgında sersemlik.Ayrıntı ve detaylara takılma...

                        v s

                        Bunun için video da tavsiye ettiğinzi çayın beyni temizleme özelliğinden ötürü çok sevindim.Öncelikle onu almak istiyorum...

                        Teşhisi koyulmuş diğer rahatsızlıklarım:

                        1-Sedef hastalığı (dizler,eller,ayaklar,dirsekler)olmak üzere vucutda sadece 4 bölgede var

                        akıntı kaşıntı yok,artmada olmuyor 25 senedir devam ediyor,duygusal bir acı ve tranva yaşadıktan sonra başladı.Pek çok ilaç merhem kullandım şu an birşey kullanmıyorum.

                        2-Spastik kolon(Hassas bağırsak sendromu) :18 yıldır devam ediyor,özellikle kışın soguk aylarda ,yemeklerden sonra şişkinlik hazımsızlık,gaz oluşması,bagırsağın istem dışı

                        hareketliliği,mevsim geçişlerinde nüksetmesi,gurultu v s

                        3-El ayak üşümesi:özellikle ayaklarda üst üste çorap giyiyorum neden üşüyor bilemiyorum

                        doktorlar buda kaygı yüzünden ordan kan çekiliyor o yüzden diyorlar

                        4-Boyun düzleşmesi ve kireçlenmesi:stresse baglı olarak boyun kaslarının gerilmesi,sürekli saga sola döndürerek kütletme isteği

                        5-Tip 2 şeker hastalıgı ,insülin direnci:Bu yeni yeni başladı,yemekden sonra halsizlik alnın üstünden terleme,agızda sabah kalkınca agır ekşi bir tat,yemeği çok kaçırınca karaciğer üzerinde yanma.öğlen yemeginden sonra uyuklama,çabuk yorulma.

                        6-Kanda ağır metal tetkik testi istenmişdi:Ağır metallerde beynin çalışmasını engelliyormuş

                        normal referans degersen 5 kat fazla "kurşun" tespit edildi vucudumda bunuda atmam gerekiyor.

                        7-Takıntı hastlığı ,melankoly,depresyon gibi sorunların çözümü için bana psikatride :

                        "Lustral,Xanax,zedprex,Akineton" gibi piyasada çok kullanılan anti depresanlar verildi,

                        Amaç beyindeki "serotonin ve dopamin "hormonunu tekrar yerine koymak.Bu ilaçlar bana çok kilo aldırdığı için ve sürekli uyuttuğu için fazla kullanmayıp bıraktım.Beynin ön bölgesine yani pre frontal lob a serotonin düşük oldugundan az kan gittiğini ve bu bölge yeterince kan alamadıgı için bu bölgenin görevi olan karar alma mekanizmasının yeterince olmadıgı bana söylendi.Ayrıca gün içinde kararsızlıkla beraber,konuşmak istemeyen

                        birisi soru sordugunda cevap vermek bile yorucu gelen bir durumda hissetmeye başladım.

                        İyi haber şu ki,Sigara ve Alkolda hayatımda hiç kullanmadım.

                        Tip 2 şeker hastalıgınında yorgunluga ,beyinde kararsızlıga ve isteksizliğe sebep oldugunu biliyorum.Fakat kilo verebilirsem bu durumdan kurtulabilirmişim bu geçici bir döngü dediler.Sizin bahsettiğiniz EBV virüsü var,yorgunlugun nedeni buda olabilir...Aynı zamanda zaman zaman kalbimde farklı bir ritimde atışlar hissediyorum.

                        Kabızlık yok,aksine her sabah kalktıgımda bir kaç birşey yedikten sonra

                        hemen büyük abdes için tuvalete gitme ihtiyacı doğuyor buda son 1 yıldır başladı.

                        Normal kilomun üstündeyim elbetde kilo vermeyide çok isterim ,ama dediğim gibi öncelikle belli bir sıralama ile gitmek çok önemli

                        Eski hastalarınızdan birinin yazdığı şu yazı:

                        "-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

                        İksir ,Alovera Jel , depresyon çayı, Damar Çayı , Ödem Çayı , Kabızlık Çayı gibi ürünleri kullandım.İyileştim.Ben korkudan çoğu zaman yatağımdan çıkamıyor ve normal bir hayat düzenim yoktu ve panik atak ve ölüm korkusu vardı.Artı kolersterolum yüksekti ve sürekli kabızlık hali vardı. Allah ibrahim beyden razı olsun şimdi depresyon korku, panik atak, kabızlık ve kolesterol gibi prolemlerin hepsinden kurtuldum ve şimdi kızımın rahatsızlığı için bu ürünleri kullanmaya başlıyacağız.Biz ailece ibrahim beye çok çok güveniyoruz iyi ki varsınız hocam.Teşekkür ederim ilginiz için.
                        Ahmet bey sizin 3-4 ay Sarı Kantaron Forte, NANE Forte, Spirulina Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Sinir çayı ve Kolit Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
                        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                        Yorum yap


                        • #13
                          h.kilic Nickli öğeden Alıntı
                          boyun kıreclenmesı+ibs sendromu+panık atak
                          Sarı Kantaron Forte, Nane Forte, Söğüt Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Sinir çayı ve Kemik Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
                          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                          Yorum yap


                          • #14
                            merla33 Nickli öğeden Alıntı
                            bende 15 yıldır depresyon ve panik atak var bununla ilgili ne kullanabilirim
                            SARI Kantaron Forte, Sinirli Ot Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Depresyon çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Bağırsaklarınıza mantar yerleşmiş, mantarlar tedavi edilmeden tedavi olmazsınız, çünkü mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa diğer organlara depolar.Hangi organa veya dokuya toksik madde depolanırsa orda problem çıkar.Günümüzde bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Antibiyotikler ve yanlış beslenme (Çin tuzu, mısır şurubu, abur cubur, tatlı, peynir türleri, siyah çay, kola vs) mantarları çoğaltır ve daha da kötüleşirsiniz.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme nedeniyle bozulan asit-baz dengesini kurmak gerekir, çünkü mikroplar asidik ortamda daha hızlı çoğalırlar.Her Lokma en az 30 defa çiğnenmeli, doğru ÇİĞNEME den yutulan besinler mide başta olmak üzere diğer organlara zarar verir.Hücre merkezlerinde bulunan mitokondrinleri soba veya mini atom sentraline benzetebiliriz.Sobaya kalitesiz kömürü doldurursanız duman içinde kalırsınız ve aşırı artık madde (kül, duman, is) ortaya çıkar.Çiğnenmeyen besinlerde kalitesiz kömür gibi hücreler, hücre araları, bağ dokuları ve bütün organlarda artık madde (cüruf) yoğunlaşmasına sebep olur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
                            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                            Yorum yap


                            • #15
                              Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X