Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Akdeniz anemisi, ailevi akdeniz ateşi, talasemi, Orak Hücreli Anemi, AAA, fmf

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Akdeniz anemisi, ailevi akdeniz ateşi, talasemi, Orak Hücreli Anemi, AAA, fmf

    merhaba :

    öncelikle kendimi tanıtayım daha doğrusu rahatsızlıklarımı..

    25 yaşındayım.doktorlar sayesinde 16 yaşıma kadar kendimi akdeniz anemisi olarak bildim.cok sık ve cok sıddetlı agrılar gecırıyordum ve halada oyle.kendım evde ıgne yıyerek bas edemedıgım zamanlarda hastaneye gıttıgımde doktorlar benle dalga gecıyordu ve hala oyle.nedenmı sen anemısın bu kadar sıddetlı agrının olması ımkansız.sana morfın verıyoruz senın acıların morfınle bıle bır saat diniyor.

    okul hayatım :

    öğretmenlerimin müdürlerimin inanmaması bı yana doktorların ınanmaması :

    hasta oldugumda okuldan devamsızlıktan kalmamak ıcın doktora gıdıp durumumu anlatıp rapor talep ettıgımde doktorların 10da 9 u hep dalga gecti.ve halada aynı.

    16 yasımda orak hucrelı anemı oldugumu ogrendım.doğustan.zaten dogustan gelıyormus.neyse..bı yıl hastanelere gidip geldim.sonuçmu sıfır..hep dalga gecıldım ılaclarla mahfedıldım tedavısı yok caresı yok..gibi sözler davranıslar..

    17 yasımdan beri doktorlara sadece rapor almak ıcın gıdıyorum.hastaneye asla gıtmıyorum.cunku hep test hep test hıc ama hıc bır faalıyet yok.bende kendımı alternatıf tıbba verdim.ıkı kurus paramla ıkı kurusluk ılaclar aldım.onlarda fos cıktı..buraya bunları yazıyorum aslında sızlerede ınanmıyorum ama nedense hala bıseylere bırılerıne ınanmak ıstıyorum..

    rahatsızlıklarım kusurlarım :

    1- orak hücreli anemi
    2- boyum kısa
    3- dalak şiş
    4- karaciğer 2 cm büyük
    5- safra kesesinde kucuk taslar var
    6- böbreklerimden birinde kısmi hasar var
    7- sanırım yukardakı rahatsızlıklardan dolayı hazımsızlık karın şişliği var ve yemekten bi saat sonra bile acıkıyorum.
    8-uyuyamıyorum
    9-sinirlilik hallerim sıklaşıyor..
    10-sureklı uyumak ıstıyorum sureklı halsizim
    11-hastalıgımdan sapsarıyım
    12-durduk yerde senede bı ıkı kez yuzumun gozumun etrafında mınıcık cıkan bır sıvılceyı sıkıyorum dıye butun yuzum sısıyor bı kac gunden once ınmıyor o mınıcık sıvılceden mübalağa yapmak gerekırse tonlarca iltihap akıyor beyaz saru ve daha sonrasında kanla karısık sarı ya da beyaz.
    13-hatta hıc bı nedenı yokken bıle ıkı ucseneyebı butun yuzum davul gıbı sısıyor ve bu sıslık bı haftadan onceınmıyor
    14-bı hap bı ıgne bıle yesem karnım davul gıbı oluyor
    15-gecenin bi yarısı kalkıp tatlı ve tatlı seyler aramak ıcın butun evı arıyorum bulamazsam cıldırıyorum bu olay s365 gunluk senenın nerdeyse uc ayı oluyor.
    16-hepatit c ama kesinleşmedi.kesinleşemiyor.varmı yokmu bulamıyorlar..
    vs.. vb..

    bu konulardakı bilgilerinizi rica edebilirmiyim...


  • #2
    sicklecell Nickli öğeden Alıntı
    merhaba :

    öncelikle kendimi tanıtayım daha doğrusu rahatsızlıklarımı..

    25 yaşındayım.doktorlar sayesinde 16 yaşıma kadar kendimi akdeniz anemisi olarak bildim.cok sık ve cok sıddetlı agrılar gecırıyordum ve halada oyle.kendım evde ıgne yıyerek bas edemedıgım zamanlarda hastaneye gıttıgımde doktorlar benle dalga gecıyordu ve hala oyle.nedenmı sen anemısın bu kadar sıddetlı agrının olması ımkansız.sana morfın verıyoruz senın acıların morfınle bıle bır saat diniyor.

    okul hayatım :

    öğretmenlerimin müdürlerimin inanmaması bı yana doktorların ınanmaması :

    hasta oldugumda okuldan devamsızlıktan kalmamak ıcın doktora gıdıp durumumu anlatıp rapor talep ettıgımde doktorların 10da 9 u hep dalga gecti.ve halada aynı.

    16 yasımda orak hucrelı anemı oldugumu ogrendım.doğustan.zaten dogustan gelıyormus.neyse..bı yıl hastanelere gidip geldim.sonuçmu sıfır..hep dalga gecıldım ılaclarla mahfedıldım tedavısı yok caresı yok..gibi sözler davranıslar..

    17 yasımdan beri doktorlara sadece rapor almak ıcın gıdıyorum.hastaneye asla gıtmıyorum.cunku hep test hep test hıc ama hıc bır faalıyet yok.bende kendımı alternatıf tıbba verdim.ıkı kurus paramla ıkı kurusluk ılaclar aldım.onlarda fos cıktı..buraya bunları yazıyorum aslında sızlerede ınanmıyorum ama nedense hala bıseylere bırılerıne ınanmak ıstıyorum..

    rahatsızlıklarım kusurlarım :

    1- orak hücreli anemi
    2- boyum kısa
    3- dalak şiş
    4- karaciğer 2 cm büyük
    5- safra kesesinde kucuk taslar var
    6- böbreklerimden birinde kısmi hasar var
    7- sanırım yukardakı rahatsızlıklardan dolayı hazımsızlık karın şişliği var ve yemekten bi saat sonra bile acıkıyorum.
    8-uyuyamıyorum
    9-sinirlilik hallerim sıklaşıyor..
    10-sureklı uyumak ıstıyorum sureklı halsizim
    11-hastalıgımdan sapsarıyım
    12-durduk yerde senede bı ıkı kez yuzumun gozumun etrafında mınıcık cıkan bır sıvılceyı sıkıyorum dıye butun yuzum sısıyor bı kac gunden once ınmıyor o mınıcık sıvılceden mübalağa yapmak gerekırse tonlarca iltihap akıyor beyaz saru ve daha sonrasında kanla karısık sarı ya da beyaz.
    13-hatta hıc bı nedenı yokken bıle ıkı ucseneyebı butun yuzum davul gıbı sısıyor ve bu sıslık bı haftadan onceınmıyor
    14-bı hap bı ıgne bıle yesem karnım davul gıbı oluyor
    15-gecenin bi yarısı kalkıp tatlı ve tatlı seyler aramak ıcın butun evı arıyorum bulamazsam cıldırıyorum bu olay s365 gunluk senenın nerdeyse uc ayı oluyor.
    16-hepatit c ama kesinleşmedi.kesinleşemiyor.varmı yokmu bulamıyorlar..
    vs.. vb..

    bu konulardakı bilgilerinizi rica edebilirmiyim...
    ENGİNAR FORTE, SİNİRLİ OT FORTE, Gökçek Aloe Vera JEL ve Gökçek İKSİR, Mantar çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Bağırsaklarınıza mantar yerleşmiş, mantarlar tedavi edilmeden tedavi olmazsınız, çünkü mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa diğer organlara depolar.Hangi organa veya dokuya toksik madde depolanırsa orda problem çıkar.Günümüzde bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Antibiyotikler ve yanlış beslenme (tatlı, peynir türleri, siyah çay, kola vs) mantarları çoğaltır ve daha da kötüleşirsiniz.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme nedeniyle bozulan asit-baz dengesini kurmak gerekir, çünkü mikroplar asidik ortamda daha hızlı çoğalırlar.Her Lokma en az 30 defa çiğnenmeli, doğru ÇİĞNEME den yutulan besinler mide başta olmak üzere diğer organlara zarar verir.Hücre merkezlerinde bulunan mitokondirininleri soba veya mini atom sentraline benzetebiliriz.Sobaya kalitesiz kömürü doldurursanız duman içinde kalırsınız ve aşırı artık madde (kül, duman, is) ortaya çıkar.Çiğnenmeyen besinlerde kalitesiz kömür gibi hücreler, hücre araları, bağ dokuları ve bütün organlarda artık madde (cüruf) yoğunlaşmasına sebep olur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

    Yorum yap


    • #3
      İNTERNET DOKTORU FMF ( Ailesel Akdeniz Ateşi )

      FMF ( Ailevi Akdeniz Ateşi ) genellikle Akdeniz ülkeleri halklarında (daha çok Türk, Arab, İspanya kökenli Sefardik Yahudilerde ve Ermenilerde) görülen, tekrarlayan akut ateş ve seröz zarların iltihabı ile karakterize, otozomal resesif geçişli, genetik (kalıtımsal) bir hastalıktır. Sebebi bilinmemektedir.

      Hastalığın birbirinden bağımsız iki ayrı klinik tablosu vardır:
      1-Ani başlayan ve kısa süreli karın, göğüs veya eklemlerde ağrı ile birlikte yüksek ateş olması,
      2-Genç yaşta bile böbrek yetmezliğine neden olabilen böbrek amiloidozu.

      Hastaların bir kısmında artrit bulguları gözlenmekle beraber, karın ağrısı en belirgin klinik bulgudur. Vaskülit (damar iltihabı ) ve amiloidoz hastalığın dikkat edilmesi gereken yönleridir. Amiloidoz; böbrek yetmezliğine yol açabilmesi nedeniyle, en önemli komplikasyondur.

      Belirtiler genç yaşta (20 yaşından önce) ortaya çıkar; hastalığın başlaması hastaların yarısında 10 yaşından öncedir. Toplumumuzda her 1000 kişiden 1 ila 3'ü FMF hastasıdır. Hastalığın görülme sıklığı bölgeden bölgeye değişir. En son araştırmalara göre Pyrin geninin mutasyonunun FMF'e yol açtığı saptansa da hastalığın gerçek nedeni hala bilinmemektedir.

      Olguların %95'inde görülen periton tutuluşu; şiddetli karın ağrısı ile birlikte distansiyon, rijidite, rebound, barsak seslerinde azalma, bulantı, kusma ve lökositoz gibi akut batında görülen bulguların ortaya çıkmasına neden olur. Bu nedenle FMF krizi doktorlar tarafından (apandisit vb) akut batın zannedilebilir. Bu bulgular hastada birden fazla laparotomi (akut batında teşhis amacıyla karın içinin araştırılması işlemi) yapılmasına neden olur. Karın ağrısı ile birlikte nöbetler süresince (özellikle çocuklarda) kabızlık vardır.

      Eklem ağrısı %50-60, göğüs ağrısı %20-40 olguda görülmesi bakımından karın ağrısı ile birlikte bu hastalıktaki en sık bulgulardır. Bunların tümü beraber olabileceği gibi tek tek de görülebilir. Göğüs ağrısı ve eklem ağrısının ortak özelliği tek taraflı olmasıdır. Göğüs ağrısı göğüsün önünde, arkasında (sırtta) veya yanında olabilir. Ağrıdan dolayı hasta rahat nefes alamayabilir. Eklem ağrısı ise genelde ayak bileği ya da dizde olur. Ağrı ile birlikte bazen eklemde şişlik ve (erizipel benzeri eritem denen FMF'e özgü) kırmızı döküntüler de olabilir. Eklem tutulumu karın vb. diğer tür tutulumlardan daha uzun sürer, fakat bir haftada iyileşir. Vaskülite bağlı olarak da kanama gibi GİS belirtileri oluşabilir. Nadir görülen bulgular arasında bacak ağrıları, perikardit (kalp dış zarı iltihabı ), myozit (kas iltihabı ), menenjit (beyin zarı iltihabı ), orşit (testis iltihabı da yer alır. Eklem bulguları (artrit), myozit ve orşit genelde çocuklukta görülür, yaş büyüdükçe giderek bu bulgular daha az görülür. FMF'li çocuklarda Henoch Schönlein Purpurası (HSP) ve Poliarteritis Nodosa (PAN) damar iltihabı ile karakterize vs hastalıkların sık görülmesi de dikkat çekicidir. Bu hastalıkların FMF ile ilişkili olduğuna dair bilimsel veriler vardır.

      FMF'de bulgular 1 ila 4 gün içinde geriler ve kaybolur. Profilaktik (koruyucu) kolşisin tedavisi ile bu tip olguların çoğunda remisyon (iyilik hali) sağlanır.

      Hastalıkta tanı koydurucu 4 major (ana) kriterin yanısıra 5 minor (yardımcı ) kriter ve tanıyı destekleyici kriterler vardır. Tanı için ; en az bir major kriterin yanısıra ikiden fazla minor kriter, veya bir minor kriterin yanısıra ikiden fazla destekleyici kriter, veya bir minor kriterin yanısıra aşağıda sayılan destekleyici kriterden ilk beşinden en az dördünün mevcudiyeti gereklidir.

      - Major (ana) kriterler :

      Tekrarlayan ataklarda :
      1- Jeneralize peritonit (yaygın karın zarı iltihabı )
      2- Tek taraflı pleurit (göğüs zarı iltihabı ) veya perikardit (kalp dış zarı iltihabı )
      3- Monoartrit (Tek bir eklemin iltihaplanması ) (Diz, kalça veya ayak bileği eklemlerinden biri)
      4- Sadece yüksek ateş olması

      - Minör (yardımcı ) kriterler :

      1- Karın tutulumu ile karakterize inkomplet ataklar
      2- Göğüs tutulumu ile karakterize inkomplet ataklar
      3- Eklem tutulumu ile karakterize inkomplet ataklar
      4- Hareketle artan bacak ağrısı
      5- Kolşisin tedavisine olumlu yanıt

      - Tanıyı destekleyici kriterler :

      1- Ailede FMF hastalığının olması
      2- Ailenin Akdeniz ırkından olması (hangi ülkede yaşarsa yaşasın)
      3- Hastalığın başlangıç yaşının 20'den küçük olması
      4- Atakların tipik olması ve özellikleri
      5- Hastanın ataklar esnasında istirahate ihtiyaç duyması
      6- Ataklar arasında semptomsuz dönemlerin olmas
      7- Enflamasyonu gösteren bazı laboratuvar verilerinin olması;Lökositoz, sedimantasyon hızının artışı, serum Amiloid A ve fibrinojen değerlerindeki artışlar.
      8- Dönem dönem proteinüri (idrarda protein çıkmas&#305 ve hematüri (idrarda kan çıkması ) olması
      9- Laparatomi ve appendektomiden bir sonuç elde edilememiş olması
      10-Hastanın anne-babasının akraba evliliği yapmış olması.

      FMF tanısı klinik bulgular, ailede bu hastalığın varlığı öyküsü, muayene ve (özellikle atak esnasında yapılan) laboratuvar incelemeleri ile konur. Kolşisin tedavisine olumlu yanıt da tanıda önemli yer tutar.

      FMF tanısı için hastadan alınan kan ile yapılan "gen testi" yapılmaktadır. Bu test ile hastalık büyük oranda teşhis edilebilmektedir. Türkiye'de bazı merkezlerde yapılabilen bu testte MEFV (akdeniz ateşi) geninde mutasyon olup olmadığı incelenmektedir. Testin sonucu 3-4 haftada alınmaktadır. MEFV geni, 781 aminoasitten oluşan ve iltihabın sınırlandırılmasında rol oynayan pyrin (marenostrin) proteinini kodlar. FMF hastalığında bu gende 3 adet mutasyon meydana gelmektedir. MEFV geninde mutasyon olmuşsa bu sınırlandırma düzgün yapılamaz ve FMF gelişir. Gen testi ile bu mutasyonlar saptanmaktadır. Hastalığa ait değişik klinik bulgular, farklı mutasyonlardan kaynaklanmaktadır. Hastalıkta rol oynayan diğer genler ve mutasyonlarla ilgili araştırmalar sürmektedir. FMF bulunan bazı olgularda henüz genetik mutasyon oluşmamış olduğu için bu test (hastalık bulunmasına rağmen) negatif çıkar. Lakin bu durum hastalık bulunmadığı anlamına gelmez. Bu nedenledir ki gen testi pozitif çıkarsa FMF'in varlığının ortaya konması açısından anlamlıdır, fakat testin negatif çıkması 'FMF yoktur' anlamına gelmez.

      Ana-babadan alınan kan ile yapılacak genetik incelemenin ise (bazı istisnai durumlar haricinde) tanı koymadaki değeri sınırlıdır ve pek bir önemi yoktur çünkü hastaların % 80 'inde hastanın kendi geninde mutasyon (değişiklik) olmakta ve ana-babasından aldığı gen değişmektedir.

      Amiloidoz daha çok hiç tedavi görmemiş ve hastalığı erken yaşta başlamış FMF hastalarında görülür. Amiloid; böbrek, barsak, deri, kalp gibi bazı doku ve organlarda patolojik olarak depolanan bir tür proteindir. Depolanmasına ise amiloidoz denir; bu durum özellikle böbreklerde ilerleyici fonksiyon kaybına neden olur. Amiloidoz sadece FMF?de görülmez; romatoid artrit, juvenil kronik artrit ve tüberküloz gibi bazı kronik iltihabi hastalıklar tedavi edilmediğinde de görülebilir. FMF'de amiloidoz için tanı, biyopsi ile barsaklarda ya da böbrekte amiloid maddesi saptanarak konur. Basit bir işlem olan ve barsakların son kısmından alınan küçük bir parçanın incelenerek burada amiloid birikiminin olup olmadığı saptanan rektal biyopsi sayesinde amiloidoz tanısı konabilir. Bu mümkün olmaz ise veya tanıyı teyid etmek için başka bir metod gerekirse böbrek biyopsisi yapılır. Hastalığın erken devresinde yapılacak basit bir idrar tahliliyle idrarda protein çıkışı saptanarak, amiloidoz FMF'in erken döneminde de teşhis edilebilir.

      Bu hastalığın profilaktik tedavisinde Kolşisin (Colchicin) kullanılır. Bu ilacın dozu günde 1-2 mg dır ve sürekli kullanılmalıdır. İlaç FMF için tartışmasız yararlıdır; (sürekli kullanımı halinde) hastaların çoğunda atak oluşmasını , hemen hemen tüm hastalarda da amiloidozun başlamasını önler. Ne var ki böbrek şikayeti olmayan hastalarda ve kolşisin kullanmaya başlamadan önce amiloidoz gelişmiş olan FMF'li hastalarda da amiloidozun görülmesi istisnai bir durumdur. FMF tedavisinde şu nokta çok önemlidir ki; atak esnasında kolşisin dozlarının artırılmasının atak süresini ve şiddetini azaltıcı hiçbir etkisi yoktur. Zira koruyucu bir tedavi olan bu tedavide amaç, atakların gelmesini ve amiloidoz gibi komplikasyonların oluşmasını önlemektir.

      Kolşisin'in atakların ve amiloidozun oluşumunu nasıl önlediği bilinmemektedir. Fakat şu gerçek bilinmektedir ki; kolşisin kullanmasına rağmen sık atak geçiren fakat amiloidozun duraklatıldığı hastalarda, ilacın FMF ataklarını önlemedeki etkisi ile (amiloidozda böbrekte anormal olarak biriken madde olan) amiloid yapımını durdurucu etkisi arasında hiçbir ilişki bulunmamaktadır. Profilaktik Kolşisin tedavisi FMF hastaları için en güvenli ve uygun seçenektir. Diğer başka tedavilerle ilgili çalışmalar sürmektedir ancak kolşisin dışında başka bir ilacın FMF'de kullanımının etkinliği ve güvenilirliği ispat edilmemiştir. FMF'e bağlı gelişen amiloidoz tedavisinde ise interferon vb tedaviler uygulanır.

      Kolşisin kullanımına bağlı yan etki nadirdir. Bunlar içinde en sık görüleni ishaldir. İshal özellikle çocuklarda görülebilir; doktora gidip kontrol olmak, gerekirse doz ayarlanması ishalin kesilmesi için yeterli olacaktır. Kolşisin ve diğer metabolitleri böbrekler ve karaciğer yoluyla atılırlar. Eliminasyon yarı ömrü ise 20-40 saat arasında değişir. Bu süre zarfında karaciğer enzimlerinde özellikle SGPT değerinde artış görülmesi normaldir. İlaç bırakılınca bu olay geri döner. Daha nadir görülen yan etkiler şunlardır: Bulantı, kusma, karın krampı, kas güçsüzlüğü, vs.. Gebe ve emziren kadınların ilacı kesmelerini gerektiren bir duruma rastlanmamıştır. İlacı güvenle kullanmaları önerilir.

      Primer infertilite (sebebi yapılan araştırmalara rağmen bulunamamış kısırlık), FMF'li kişilerde normal kişilere göre daha fazla görülür. Ayrıca FMF'li kadınların düşük yapma ihtimali normal kadınlara göre daha fazladır ; (amiloidoz ve ağır seviyedeki böbrek yetmezliğinin anne ve bebek için birçok tehlikeler oluşturması nedeniyle) amiloidozu olan hastalara gebe kalmamaları önerilir.

      İlacı kullanan hastaların çocuklarında Kolşisin'in herhangi bir teratojenik etkisine rastlanmamasına rağmen, gerekirse FMF'li gebelerde (bebekte ilaçtan dolayı gelişebilecek herhangi bir sakatlığın vs tesbiti için) "amniosentez" yapılabilir. Amniosentezde; özel bir yöntemle bebeğin beslenmesini sağlayan plasenta içindeki amnion sıvısından örnek alınarak bebekte gelişebilecek herhangi bir hastalık veya anormal bir durumun varlığı araştırılır. Ayrıca fetüste kromozom anomalisi olup olmadığının araştırılması için "karyotip analizi" yapılır.

      Kaynaklar:
      1- Harrison's Principles of Internal Medicine (12th Edition)
      2- The Merck Manuel (16th Edition)
      3- Cecil Essentials of Medicine (2nd Edition)
      4- Pathology (Robbins and Kumar)
      5- http://www.bilkent.edu.tr/bilgen
      6- http://enginkelkitli.tripod.com/aileviakdenizatesifmf
      7- Vasculitis in FMF, J Rheumatol 24:323-327,1997 (OzdoganH,ArısoyN,KasapcapurD)
      8- The changing face of FMF Semin Arthritis Rheum 26:612-627,1997 (LangewitzALP,ZererD,PadehS et al)

      Yenileme : 24 Kasım 2005
      Hazırlayan r Şahi Kuray

      Yorum yap


      • #4
        Orak hücre anemisi

        Merhaba
        Ben 31 yaşında orak hücre anemisi olan biriyim
        sanırım ben senden daha şanslıydım
        ben kıbrıs ta yaşadığımdan bu hastalık burada daha bilindik durumda.
        Hastalık belirtileri ben ana sınıfındayken başladı
        tanı konduktan sonra klasik olarak ağrılar geldiği zaman serum ve ağrı kesiciden başka çare yok
        Bu arada dalağım şiş demişsin
        kendini şanslı say çünkü bu hastalıkta dalak giderek küçülüp kayboluyormuş
        ( tabii ben de şanslıyım çünkü benimki de hala yerinde)
        Ben evlendim ve bir oğlum var, eşim taşıyıcı olmadığı için oğluma geçmedi şanslıyım....

        yaşım küçükken krizler daha sıktı ve özellikle üniversitede engel sınavına girmediğim bir sınav dönemi yaşamadım....

        şimdi krizler senede bir falan oluyor ama şiddetli

        biz kriz döenmlerinde özellikle sprite ve soda gibi bol gazlı içeceklerin faydalı olduğuna (kandaki oksijeni taşımayı kolaylaştırdığı için)
        ananas suyunun kanın akışını kolaylaştırdığını doktorlarla da konuşarak farkettik ve uyguladık
        sen de bu döenmlerde bol sıvı tüketirsen iyi olur.

        Gelelim karşılaşabileceğin sorunlara
        hastalık sadece ağrılarla kalmıyor
        4-5 defa zattüre oldum
        saframda taş olduğu için alındı
        ve
        en kötüsü bu bence tabii Allah daha kötüsünü göstermesin
        kasığımda ağrı ile doktora gittim ve bunun femur başı avasküler nekroz olduğunu söyledi ve bir ay içinde ameliyat oluyorum
        femur da kılcal damarlarda tıkanmalar yapmış ve şimdi erken teşhis olduğu için %70 ameliyatla geçermiş olmazsa kalça protezi.
        Fazla içini karartmak istemezdim ama keşke bana da daha önce birileri bunla karşılaşabileceğimi söyleseydi de ben de hazırlıklı olurdum
        kendine iyi bak...

        Yorum yap


        • #5
          Karamsarl??a kap?lma...

          sicklecell arkada??m merhaba)gecenin 4'ü yine orak hücreli arkada?lara moral vermek için aramalar yaparken senin açt???n konuyu gördüm hemen siteye üye olup yazmayama karar verdim.madem sende önce kendini tan?tm??s?n bende kendimi tan?tarak konuya giri? yapay?m hem biraz senin içini rahatlat?rsa ne mutlu bana;

          arkada?lar 22 ya??nday?m,çukurova üniversitesi iktisat mezunuyum ve ?uanda iktisat anabilim dal?nda yüksek lisans yapmaktay?m.

          Hastal?kla tan??mam 6 ayl?kken olmu?,tan? konulduktan sonra 2 ya??mda ilk kez kan almaya ba?lam???m,çocukluk dönemlerinde 7 ya??na kadar çok s?k kan al?yordum daha sonra bu sebepten dolay? dala??m ?i?ti ve 9 ya??nda dala??m al?nd?,bu ameliyattan sonra kan alma olay?m azald? ama krizler s?k s?k devam ediyordu,daha sonra benimde safra kesemde ta? görüldü ve safra kesem al?nmak zorunda kald? bu operasyonuda 15 ya??mda geçirdim.üniversiteyi kazand?ktan sonrada bu durum devam etti 2 ayda bir krize giriyordum daha sonra bu süre aç?lmaya ba?lad? 3 ay,4 ay zamanla senede 2 gibi...

          Sicklecell arkada??m zannediyorum ki senin ?ans?zl???n bulundu?un ?ehirle alakal?,nerdesin bilmiyorum yazarsan sevinirim ama seni rahatlatacaksa ?öyle söyleyim türkiyenin birçok bölgesinde anemi hastal??? genel bir tabir olarak akdeniz anemisi diye biliniyor tamamiyle bir halk tabiri,ben tarsustay?m(mersin) ve bu yörelerde bizim gibi ayn? rahats?zl?kta çok ki?i var zaten akdeniz anemisi deyimide bu bölgede s?kça rahats?zl???n görülmesinden geliyor...laf? uzatmay?m...bulundu?un yerde hastal???n?n te?his edilememesi ne yaz?k ki test yapan doktorlar?n cehaleti ve bu durumla alay edilmeside kar??la?t???n ki?ilerin insanl?k vas?flar? ile alakal? o da seninle alakal? de?il hiç üzülme

          Gelelim yazd???n rahats?zl?klara(kusur olarak hiçbir zaman görme),içini rahatlatmas? için tek tek söyleyim ayn? ?ekilde benim boyumda k?sayd?,karaci?erde büyüme ya?lanma,böbreklerimde büyüme vard?...
          di?er etkiler mesela kar?n toklu?u ve ac?kma olay? bende halen var yemek yiyorum sofradan kalk?nca ac?kt???m? hissediyorumsana tavsiyem bu durum için s?k s?k ye azda olsa s?k s?k ye. özellikle krizlerde kendini zorla yinede yemene dikkat et.uyuyamama halini ?uanda yar?n 9da dersim olmas?na ra?men mesaj? yaz?yor olmamdan anlayabilirsin herhalde bende de oldu?unusinirlilik halleri demi?sin bende aniden birisine sinirlerim a??r? tepki gösteririm hatta ama bir saat bile geçmeden pi?man olurum fakat bunu rahats?zl?ktan dolay? alg?lama san?r?m biraz karakterlerimizde varsürekli uyuma iste?i ayn? ?ekilde bende de oluyor haftasonlar? 10 saat uyuyup uykuya doymad???m? bilirimi?te geldik en kötü olaya ?u rahats?zl?ktan dolay? en sinir oldu?um olay gözbebeklerimizin sar? olmas?burdan sar?l?k m?s?n diye soran tüm ?ah?slarada selam olsun b?kt?rd?laryüzüm ?i?iyor demi?sin enfeksiyondan dolay? genellikle benimde dizlerimde ellerimde oluyordu en son dirse?ime do?ru olmu?tu bir ?i?me..gecenin bir yar?s? tatl? arama yiyecek arama aynen bende de oluyor laf?n k?sas? senin ü?enmeyip tek tek yazd?klar?n? okuyunca hayat?m film ?eridi gibi gözümün önünden geçti yaln?z de?ilsin benimde ba??mdan geçti birço?u baz?s? hala geçiyorda...

          Gelelim son sözlere,biraz uzun oldu kusura bakmay?n ama ayn? rahats?zl??? ta??d?m arkada?lar?m?n hepsine ula??p teseli etmek istiyorum..
          Benim dü?üncem rahats?zl???m?z?n as?l faktörünün bir noktadan sonra(ergenlik döneminden sonra genellikle veya ya? ilerledikçe)tamamen psikolojik oldu?u.krizlerin bir noktadan sonra strese ba?l? oldu?unu dü?ünüyorum arkada?lar,tabiki so?uk hava,a??r? s?v? kayb?,vücut yorgunlu?u,enfeksiyon etkiliyor fakat bunlar? tetikleyen ?ey tamamiyle stres,üzüntü....bir örnek verim hepimizde bir spor yapma mera?? vard?r sonras?nda krize giriyordunuz sizde de?il mi,veya so?ukta kald?ktan sonra,veya yaz?n havuza denize girdikten sonra (vb.bunlar? ço?altabiliriz)bende de ayn? durum vard?,fakat ?uan günde yar?m saat ko?u yap?yorum,haftada bir gün hal? saha maçlar?na gidiyorum,yaz?n havuza denize giriyorum yani vücudumu yoracak ve so?ukta kal?nacak ço?u ?eyi yap?yorum tabiki bunlar? yapt?ktan sonrada dinlenip kendime iyi bak?yorum,arkada?lar laf?n k?sas? kendinize gerçektende iyi bak?n yemenize ve özellikle su içmenize(günde en az 1-1,5 litre) dikkat edin,ben ilaç olarak sadece folbiol kullan?yorum,uykunuza dikkat edin 8 saat en az uyuyun,stres yapmamaya çal???n ve pozitif dü?ünün,spor yap?n bence fakat a??r? zorlamay?n kendinizi,fazla ilaç kullanmaktan kaç?n?n.umar?m sizde faydas?n? görürsünüz ama bence göreceksiniz.

          Sicklecell arkada??m sana tavsiyem bir t?p fakültesinde hemotoloji bölümünde tedavi olman,e?er yak?nsan çukurova bölgesine,balcal? hastahanesini öneririm(çukurova üni t?p fakültesi)fakat bunu bir an evvel yap söyledi?in bir kaç ?ey beni tedirgin etti kendini ihmal etme

          hepiniz kal?n sa?l?cakla,sicklecell umar?m bu yaz?y? okursun kendine iyi bak....

          Yorum yap


          • #6
            karamsarliga kapilma

            sicklecell arkadasim tum saydiklarin bende de vardi ve cogu halen var ama kendimi iyi hissediyorum ve senede bir veya iki defa krize giriorum 22 yasindayim tavsiyem bir tip fakultesine gorunmen cukurova bolgesindeysen balcaliyi oneririm..kal saglicakla...

            Yorum yap


            • #7
              Ailevi Akdeniz Ateşi Hastalığı, FMF Hastalığı

              Selam İbrahim Bey ben 1. derece FMF(Akdeniz Ateşi) hastasıyım. Bu hastalık doğduğumdan beri var yani genetik bir rahatsızlık. Bu hastalık kanda iltihap şeklinde oluyor. Bu hastalığın tıpta kalıcı hiçbir tedavisi yok. Sadece rahatsızlığın vücuda zarar vermesini önleyecek ve ömür boyu kullanılması gereken kolşisin(yazılışını bilmiyorum okunuşunu yazdım ilacın) adı verilen bir ilacı kullanıyorum. Ama bu ilaç önemli rahatsızlıklarımın hiçbirini önlemiyor. Bu yüzden uzun süre çalışamadığım için hayatımı başkasına muhtaç sürdürüyorum. Yani anne ve babaya muhtaç.
              Şimdi rahatsızlığımı anlatıyorum. Uzun süre yürüyünce ya da oturunca ayaklarımdan başlayarak tüm diz boyu önce kuru bir ağrı oluyor. Sonra şiddetlendikçe belirli bölgelerde(yani ayaklarda en çok, dizin arkası baldırlarda her yerinde oluyor) şişme oluyor. Bu hale gelince çok acı çekiyorum ve hareket edemez, yürüyemez hale geliyorum. Bu yüzden hiçbir işte çalışamıyorum. 2 kere işe girdim, başladığım gün işi bıraktım. Ama rahatsızlanınca veya ayaklarım ağrıyınca, şişince yatarak dinleniyorum ve geçiyor rahatsızlığım ama uzun bir süre ya da 2-3 gün sürekli yatınca geçiyor bu rahatsızlık. Bu rahatsızlık yorulmaya bağlı değil, uzun süre ayakta durunca ya da oturunca oluyor. Ne kadar hafif iş yapsamda farketmiyor.
              Şu anda 22 yaşındayım ve daha hiçbir işte çalışamadım bu hastalık yüzünden. Bu yüzden psikolojim bozuldu ve aklıma ben nasıl evlencem, eve nasıl ekmek getiricem. Hep bunu düşünüyorum. En fazla 1 gün çalışabiliyorum sonra bir süre yatalak oluyorum.
              Sizden ricam bu rahatsızlığı engelleyebilecek bir iksiriniz var mı? Varsa ne kadar süre kullanmalıyım? Yani bir kaç sene mi yoksa ömür boyu mu? Eğer bunu iyileştirebilirseniz hayatım kurtulcak. Kimseye muhtaç kalmıycam. Herhangi bir işte çalışabilcem. Ve de siz hayatımı kurtarmış olcaksınız.

              Yorum yap


              • #8
                Ahmet007 Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                Selam İbrahim Bey ben 1. derece FMF(Akdeniz Ateşi) hastasıyım. Bu hastalık doğduğumdan beri var yani genetik bir rahatsızlık. Bu hastalık kanda iltihap şeklinde oluyor. Bu hastalığın tıpta kalıcı hiçbir tedavisi yok. Sadece rahatsızlığın vücuda zarar vermesini önleyecek ve ömür boyu kullanılması gereken kolşisin(yazılışını bilmiyorum okunuşunu yazdım ilacın) adı verilen bir ilacı kullanıyorum. Ama bu ilaç önemli rahatsızlıklarımın hiçbirini önlemiyor. Bu yüzden uzun süre çalışamadığım için hayatımı başkasına muhtaç sürdürüyorum. Yani anne ve babaya muhtaç.
                Şimdi rahatsızlığımı anlatıyorum. Uzun süre yürüyünce ya da oturunca ayaklarımdan başlayarak tüm diz boyu önce kuru bir ağrı oluyor. Sonra şiddetlendikçe belirli bölgelerde(yani ayaklarda en çok, dizin arkası baldırlarda her yerinde oluyor) şişme oluyor. Bu hale gelince çok acı çekiyorum ve hareket edemez, yürüyemez hale geliyorum. Bu yüzden hiçbir işte çalışamıyorum. 2 kere işe girdim, başladığım gün işi bıraktım. Ama rahatsızlanınca veya ayaklarım ağrıyınca, şişince yatarak dinleniyorum ve geçiyor rahatsızlığım ama uzun bir süre ya da 2-3 gün sürekli yatınca geçiyor bu rahatsızlık. Bu rahatsızlık yorulmaya bağlı değil, uzun süre ayakta durunca ya da oturunca oluyor. Ne kadar hafif iş yapsamda farketmiyor.
                Şu anda 22 yaşındayım ve daha hiçbir işte çalışamadım bu hastalık yüzünden. Bu yüzden psikolojim bozuldu ve aklıma ben nasıl evlencem, eve nasıl ekmek getiricem. Hep bunu düşünüyorum. En fazla 1 gün çalışabiliyorum sonra bir süre yatalak oluyorum.
                Sizden ricam bu rahatsızlığı engelleyebilecek bir iksiriniz var mı? Varsa ne kadar süre kullanmalıyım? Yani bir kaç sene mi yoksa ömür boyu mu? Eğer bunu iyileştirebilirseniz hayatım kurtulcak. Kimseye muhtaç kalmıycam. Herhangi bir işte çalışabilcem. Ve de siz hayatımı kurtarmış olcaksınız.
                ENGİNAR FORTE, SİNİRLİ OT FORTE, Gökçek Aloe Vera JEL ve Gökçek İKSİR, Mantar çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Bağırsaklarınıza mantar yerleşmiş, mantarlar tedavi edilmeden tedavi olmazsınız, çünkü mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa diğer organlara depolar.Hangi organa veya dokuya toksik madde depolanırsa orda problem çıkar.Günümüzde bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Antibiyotikler ve yanlış beslenme (tatlı, peynir türleri, siyah çay, kola vs) mantarları çoğaltır ve daha da kötüleşirsiniz.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme nedeniyle bozulan asit-baz dengesini kurmak gerekir, çünkü mikroplar asidik ortamda daha hızlı çoğalırlar.Her Lokma en az 30 defa çiğnenmeli, doğru ÇİĞNEME den yutulan besinler mide başta olmak üzere diğer organlara zarar verir.Hücre merkezlerinde bulunan mitokondirininleri soba veya mini atom sentraline benzetebiliriz.Sobaya kalitesiz kömürü doldurursanız duman içinde kalırsınız ve aşırı artık madde (kül, duman, is) ortaya çıkar.Çiğnenmeyen besinlerde kalitesiz kömür gibi hücreler, hücre araları, bağ dokuları ve bütün organlarda artık madde (cüruf) yoğunlaşmasına sebep olur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
                Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                Yorum yap


                • #9
                  Dediklerinizi alsam ne kadar tutar?

                  Almayı düşünüyorum. Hepsini alsam ne kadar tutar? Bunları ne kadar süre kullansam kalıcı olarak iyileşmiş olurum?

                  Yorum yap


                  • #10
                    Ahmet007 Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                    Almayı düşünüyorum. Hepsini alsam ne kadar tutar? Bunları ne kadar süre kullansam kalıcı olarak iyileşmiş olurum?
                    4 Set tonik, 4 şişe iksir ve 2 paket çay kullanırsanız iyileşirsiniz, Enginer FORTE, Sinirli Ot FORTE, Gökçek Aloe Vera JEL ve Gökçek İKSİR, Mantar çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Bağırsaklarınıza mantar yerleşmiş, mantarlar tedavi edilmeden tedavi olmazsınız, çünkü mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa diğer organlara depolar.Hangi organa veya dokuya toksik madde depolanırsa orda problem çıkar.Günümüzde bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Antibiyotikler ve yanlış beslenme (tatlı, peynir türleri, siyah çay, kola vs) mantarları çoğaltır ve daha da kötüleşirsiniz.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme nedeniyle bozulan asit-baz dengesini kurmak gerekir, çünkü mikroplar asidik ortamda daha hızlı çoğalırlar.Her Lokma en az 30 defa çiğnenmeli, doğru ÇİĞNEME den yutulan besinler mide başta olmak üzere diğer organlara zarar verir.Hücre merkezlerinde bulunan mitokondirininleri soba veya mini atom sentraline benzetebiliriz.Sobaya kalitesiz kömürü doldurursanız duman içinde kalırsınız ve aşırı artık madde (kül, duman, is) ortaya çıkar.Çiğnenmeyen besinlerde kalitesiz kömür gibi hücreler, hücre araları, bağ dokuları ve bütün organlarda artık madde (cüruf) yoğunlaşmasına sebep olur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
                    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                    Yorum yap


                    • #11
                      igokcek Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                      4 Set tonik, 4 şişe iksir ve 2 paket çay kullanırsanız iyileşirsiniz
                      Tamam teşekkür ederim. Yakında uygun bir zamanda bakıcam.

                      Yorum yap


                      • #12
                        Kızım 19 yaşında , kızımda 16 yıldır FMF hastası ve ömür boyu ilaç kullanması gerekiyor.
                        Bahsettiğiniz;iksir,tonik ve enfeksiyon çayı ile kesin tedavisi mümkünmü?
                        Kolaylıklar dilerim.

                        Yorum yap


                        • #13
                          Kemalettin Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                          Kızım 19 yaşında , kızımda 16 yıldır FMF hastası ve ömür boyu ilaç kullanması gerekiyor.Bahsettiğiniz;iksir,tonik ve enfeksiyon çayı ile kesin tedavisi mümkün mü?
                          Kolaylıklar dilerim.
                          Evet sizin Çoban Çantası Forte, Kordisep Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Kolit çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Artı o, bu, şu diyet değil Peygamber Diyetine göre beslenmek gerekir.Peygamber Diyetinde kişi de 1 gram yağlanma olmaz çünkü bünyemiz yağları yakıcı leptin salgılar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
                          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                          Yorum yap


                          • #14
                            OZGE GEZER Nickli öğeden Alıntı
                            OGLUMUZA

                            Merhabalar,
                            2 yasındaki oglumuz MONONÜKLEOZ ENFEKSİYONU (ÖPÜCÜK HASTALIĞI) geçiriyor. 2 ay once de su çiçegi gecirmisti. talasemi taşıyıcısı aynı zamanda... oneriniz nedir??
                            Tskler
                            Gökçek İksir ile mononükleoz enfeksiyonundan kutulabilir, çünkü böyle hastta daha ağır olap bir hastayı tedavi ettim. Çok şükür. Fakat telasemiyi iyileştirmi bunu bilemem. Ban göre iyileştiri, çünkü bunun sebebi bir virüstür. Fakat kesin konuşamam. Öpücük hastalığı ise Gökçek İksiri inş. kısa sürede problem olmaktan çıkar.

                            Ailevi Akdeniz Ateşine karşı immün sistemini güçlendirmek için kimyasal ilaçların yanında Gökçek İksiri, çörekotu-, veya ZYE preparatları alınabilir. Sağlıklı kalabilmenin ve sağlıklı yaşayabilmenin en önemli faktörü kılcal kandolaşımıdır, çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim vb., besleyici maddenin hücrelere ulaşması vede mikroplarla mücadele eden maktofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır. Çoban Çantası Forte, Kordisep Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Kolit çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Artı o, bu, şu diyet değil Peygamber Diyetine göre beslenmek gerekir.Peygamber Diyetinde kişi de 1 gram yağlanma olmaz çünkü bünyemiz yağları yakıcı leptin salgılar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
                            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                            Yorum yap


                            • #15
                              nur demir
                              Nickli öğeden Alıntı
                              lutfen hastalıgımın tedavısıne yardımcı olun..


                              ocak ayından berı ayaklarınmdan agrılar cekıyorum ve bu agrılar daha sonra dızlerıme yayıldı.bırcok doktora gıtmeme ragmen hıc kımse hastalıga kesın bır tanı konulamadı ve her doktor farklı hastalıklar oldugunu soyluyor.agrılarım sag ayak tabanındakı sıslıkten sol ayagımada gectı.daha sonra dız kapaklarımın ust kısmına ve kalcama agrılar vurdu.bazı doktolar ıltıhaplı romatızma oldugunu soyledıler bazı doktorlar ıse rahatsızlıgımdan 3 hafta once gecırdıgım amıplı dızanterıden kaynaklandıgını soyledıler.kuzenımde fmf hastalıgı oldugu ıcın bana tahlıl yaptırmamı oncerdı ve tahlıl sonucunda fmf tasıyıcısı oldugum cıktı ancak kımı doktorlar tasıyıcıların hasta olmadıgını soylerken bazılarıda fmf hastalıgı uzerıne tadavımı gerceklestırmek ıstedıler.sızce ne yapmam gereklı?yardım edersenız cok memnun olucam..saygılarımla.
                              Isırgan Forte, Kordisep Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Romatizma çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Artı o, bu, şu diyet değil Peygamber Diyetine göre beslenmek gerekir.Peygamber Diyetinde kişi de 1 gram yağlanma olmaz çünkü bünyemiz yağları yakıcı leptin salgılar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
                              Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X