Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Yalancı iğde, hippophae rhamnoides l.'nin kimyasal içeriği ve biyolojik aktiviteleri

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Yalancı iğde, hippophae rhamnoides l.'nin kimyasal içeriği ve biyolojik aktiviteleri

    MYO-ÖS 2010- Ulusal Meslek Yüksekokulları Öğretici Sempozyumu
    21-22 EKİM 2010-DÜZCE

    HİPPOPHAE RHAMNOİDES L. (YALANCI İĞDE)'NİN KİMYASAL İÇERİĞİ VE BİYOLOJİK AKTİVİTELERİ

    Gülsüm YALDIZ1 Hasan TUNÇ1 1Pazar Meslek Yüksekokulu - Rize Üniversitesi - RİZE gulsum.yaldiz@rize.edu.tr hasantunc@hotmail.com
    ÖZET

    Ülkemizde Hippophae rhamnoides L (Yalancı iğde) ile ilgili yapılan araştırmaların yeterli seviyede olmadığı ve çeşitli kullanım alanlarının (gıda maddesi, hastalık tedavisi ve kozmetik, vb) yararlarının bulunmasına rağmen yeterince önemsenmediği görülmektedir. Myrtflores-Thymelaelas takımının Elaeagnaceae familyasına aittir ve Türkiye'de Hippohae rhamnoides L. ssp caucasica Rousi doğal olarak bulunmaktadır. Hippophae rhamnoides L. üzerinde yapılan çalışmalar, başlıca flovanoidler, vitaminler, karatonler ve organik asitler gibi önemli fitokimyasalların varlığının saptandığını, izole edildiğini ve yapılarının aydınlatıldığını ve çeşitli alanlarda kullanıma sahip olduğunu göstermektedir. Bu derlemede Hippophae rhamnoides L.'nin içerdiği etken maddelere ve sahip oldukları biyolojik aktivitelere dair bilgiler verilecektir.
    Anahtar kelimeler: Hippophae rhamnoides L., Thymelaeaceae, Kimyasal bileşim, Biyolojik aktivite
    CHEMICAL CONSTITUENTS AND BIOLOGICAL ACTIVITIES OF
    HİPPOPHAE RHAMNOİDES L.
    ABSTRACT

    Although buckthorn has various areas of use ( food product, illness treatment and cosmetics etc.), it has not been recognised and given enough importance in our country. Ssp caucasica Rousi type of buckthorn Hippohae rhamnoides L. which belongs to the family of Elaeagnaceae, team of Myrtflores-Thymelaelas, is naturally found in Turkey. Many research performed on Hippophae rhamnoides L., show mainly presence of flavonoids, carotenoids, vitamins and organic acids, their isolation and structural analysis. In addition, Hippophae rhamnoides L., (as connected with the effective compounds) has various usages in different areas. In this review, regarding to chemical constituents of Hippophae rhamnoides L. and possesive biological activities were discussed.
    Keywords: Hippophae rhamnoides L., Thymelaeaceae, Chemical contituents, Biological activity

    1.GİRİŞ
    Myrtflores-Thymelaelas takımının Elaeagnaceae familyasına ait Hippohae rhamnoides L. ssp caucasica Rousi Türkiye'de deniz yüzeyinden 2000 m ye kadar hemen hemen her yükseltide farklı iklim koşullarında yetişir. Bitkinin yerel isimleri, yalancı iğde, cıcılık, çıçırgan, çişkan (Erzurum bölgesi), çay çalısı, Ilgaz ve Sivas yöresinde ise Sincan çalısıdır. Tohumla ve vegetatif üreme ile kolayca kültüre alınır, meyilli alanlarda toprağı tutması yeteneği ile kumluk alanlarda kumulların rüzgar etkisi ile ilerlemesini durdurabilir, köklerinde azot fiske eden mikroorganizmaları bulunur, bu nedenle kumların ve çakılların da bulunduğu kuru derelerde bile yetişir. Bitki topraktaki erimeyen organik ve mineral maddeleri daha çözünebilir maddelere dönüştürme yeteneğindedir [1].


    Hippophae rhamnoides L. 10 m. yükseklikte, kışın yapraklarını döken, dikenli bir ağaççıktır. Yapraklar dar, sapsız, 3-6 cm yükseklikte, grimsi renkli, meyve 3-7 mm boyunda, portakal sarısı renkli tek tohumlu, ekşi lezzetlidir. Yaprakları boğumlu, üstü koyu yeşil-gri, altı sarımsı veya beyaz, gümüş gibi parlaktır. Çiçekleri çift eşeylidir. Küçük çekirdekli yemişinin rengi kırmızı veya sarımsı, tadı ekşidir. Yemişi şıralı yumuşak ve çabuk ezilir. Hammadde olarak pişmiş yemişi toplanır. Yemişi hava soğuyunca (-150C) çırpılarak toplanır [2].

    Bugüne kadar yapılan pek çok araştırmada, Hippophae rhamnoides L.'de başlıca flavonoid, vitamin, yağ ve aminoasit yapıda maddelerin varlığının saptandığından söz edilmiştir. Halk arasında değişik amaçlarla kullanılan Hippophae rhamnoides L.'nin mide, bağırsak ve yel hastalıklarında, deri hastalıklarında, avitaminozda, kötü karakterli şişlerin tedavisinde kullanımları da literatür de kayıtlıdır [3]

    Bu derlemede, özellikle yurtdışında halk arasında çeşitli alanlarda kullanıma sahip Hippophae rhamnoides L.'ye ait etken maddeler ve bu maddeler üzerinde yapılmış aktivite çalışmalarına dair ayrıntılı bilgiler verilecektir.

    2. Hippophae rhamnoides L., 'nin Kimyasal İçeriği

    Hippohae rhamnoides L. üzerinde bu güne kadar yurt dışında pek çok araştırma yapılmıştır. Literatür incelemeleri sonucunda Hippophae rhamnoides L.'nin içerdiği etken maddeler aşağıda verilmiştir.
    2.1. Hippophae rhamnoides L. 'de Vitamin, Şeker ve Organik Asit Yapısındaki Bileşikler
    Hippophae rhamnoides L. tohumunda 100.2-159.4 mg/ 100 g, posasında ise 98.2-248.5 mg/100 vitamin E bulunduğunu bildirmiştir [4].

    Hippophae rhamnoides L. tohumunda, posasına göre daha fazla vitamin E bulunduğu, Vitamin E 'nin en aktif formunun alfa- tokoferol (1046 mg/100 g posa yağı) olduğu belirtilmiştir [5].

    Macaristan'da çay gibi ürünler üretmek amacıyla, Hippophae rhamnoides L. meyve suyu konsantrasyonunda, membran ayırma yöntemi kullanılarak çalışılmış, meyve suyu konsatrasyonunun mikrofiltrasyon kombinasyonunu, nanofiltrasyon ve klarifikasyonsuz ters ozmozis ile başarmışlar ve vitamin C miktarını belirlemişlerdir [6].

    Finlandiya'da yapılan çalışmada, Hippophae rhamnoides L. hasat tarihinin şeker, asit ve şeker/asit oranında önemli rol oynadığı belirlenmiştir. Hasat periyodu esnasında etilglikoz miktarının arttığı, bu artışında glikoz miktarını azalttığı belirtilmiştir. Metil inositol miktarı hasatın ilk zamanlarda yüksek bulunmuştur [7].

    Finlandiya ve Çin'de yapılan çalışmada Hippophae rhamnoides L. meyvelerinin bileşenlerini GC-MS ile analiz etmişler ve HPLC de izole etmişler, inositol ve metilinositolların varlığını saptamışlardır [8].

    Hippophae rhamnoides L., tohumunda toplam 207 mg/100g, meyve suyunda 171 mg/100g, posasında 300-600 mg/100g Vitamin E; tohumunda 110-230 mg/100g, posasında 54-59 mg/100g Vitamin K bulunduğunu bildirmiştir [3].


    [IMG]file:///C:\Users\Gokcek\AppData\Local\Temp\msohtmlclip1\01 \clip_image001.gif[/IMG]
    Farklı orijinli Hippophae rhamnoides L. suyunda meyve asitlerinin yaklaşık % 90'ını malik ve quinic asitler oluşturmaktadır [12].
    2.2. Hippophae rhamnoides L. 'de Karoten, Sterol ve Flavonoid Yapısındaki Bileşikler
    Hippophae rhamnoides L. tohum yağında 14.6-33.6 mg/100 g, posasında ise 122.7-364.8 mg/100 g P-karoten bulunmaktadır [4].

    Hippophae rhamnoides L. orijinine bağlı olarak P-karotenin, toplam karotenlerin % 15-55 'nin oluşturduğunu bildirmişlerdir [14,15].

    Hippophae rhamnoides L., meyve posası yağında toplam 550 mg/100g flavonoid bulunduğunu ve önemli flavonoid bileşenlerinin; ısorhamnetin-3-O- galactorhamnoside, ısorhamnetin-3-O-glucoside, ısorhamnetin-3-O-glucorhamnoside, ısorhamnetin-5-O-glucoarabinoside, ısorhamnetin-3-Oglucoglucoside, ısorhamnetin-7-Orhamnoside, ısorhamnetin, ısorhamnetin-3-O-gluco-7-Orhamnoside, myricetin, quercitin-3-O-rutin, 2,4-dihydroxy-chalcones-2-Oglucoside, quercitin, ısorhamnetin-3-O-galactoside, ısorhamnetin-3-O-gluco-(1*6) glucoside, quercitin-3-O-glucoside, quercitin-7-O-rhamnoside, quercitin-3-methyl ether, kaempferol olduğunu bildirmiştir [3].

    Hippophae rhamnoides L., tohumunda 30-250 mg/100g, meyve suyunda 300-870 mg/100g, posasında 1280-1860 mg/100g karoten; tohumunda 1094 mg/100g, meyve suyunda 721 mg/100g sterol bulunduğunu bildirmiştir [3].


    [IMG]file:///C:\Users\Gokcek\AppData\Local\Temp\msohtmlclip1\01 \clip_image002.gif[/IMG]
    Tablo 2.3. Hippophae rhamnoides subsp. sinensis Serbest Amino Asit içeriği [17]
    Serbest Amino Asitler mg/100 g Serbest Amino Asitler mg/100 g
    Aspartic asit 3.72 Isoleucine 0.97
    Treonin 6.24 Lösin 1.94
    Serin 5.31 Tirosin 1.79
    Glutamik asit 2.65 Fenilalalin 3.21
    Glisin 0.63 Histidin 1.06
    Alanin 2.50 Lizin 3.49
    Sistein 0.82 Arginin 0.47
    Valin 2.85 Prolin 12.28
    Metionin 1.12
    Trytophan 0.51 Total 51.57

    Hippophae rhamnoides L. serbest amino asitler bakımından zengindir. Hippophae rhamnoides L meyve suyunda 18 tane serbest amino asit belirlemişler ve bunlardan 8 tanesinin (Treonin, Valin, Metionin, Lösin, Lizin, Trytophan, Isoleucine ve Fenilalalin) insan vücudu için gerekli ve önemli aminoasitler olduğu bildirilmiştir (Tablo 2.3) [16, 17].


    [IMG]file:///C:\Users\Gokcek\AppData\Local\Temp\msohtmlclip1\01 \clip_image003.gif[/IMG]
    Tablo 2.4.'te Hippophae rhamnoides L. 'de kuru meyvelerinde ya da meyve suyunda potasyumun bol miktarda bulunduğu görülmektedir. N, Ca, K, Na, Mg, Cu, Fe, Zn ve Mn konsantrasyonunun meyve olgunluğunu etkilediğini bildirmişlerdir [19]. Bu araştırıcılar, meyvelerdeki element farklılıklarını bitkinin büyüdüğü yerdeki toprakta bulunan doğal element içeriği yanı sıra toprak su kirliliği (etkileşimi) olduğu sonucuna varmışlardır.

    Hippophae rhamnoides L. 'den hazırlanmış likörde Al, As, Ca, Cd, Cr, Cu, Fe,K, Mg, Mn, Na, Li, Pb, Rb ve Zn gibi iz elementlerin bulunduğunu bildirmişlerdir [20].
    2.5. Hippophae rhamnoides L. 'de Yağ Bileşikleri
    Hippophae rhamnoides L. 'nin taze meyvesinde % 2.5-7.9, tohumunda % 1.0-14.2, meyvenin yumuşak taze posasında % 3.2-5.4, kuru ezmede % 4.1-27.6 yağ bulunduğunu belirtmiştir
    [15].
    Hippophae rhamnoides L. tohumları ve posası yağı (et, öz) besinsel özellikleri için araştırılmış, tohum ve posasının yağ verimi ve kalitesi üzerine dondurarak kurutma ve açık havada kurutmanın etkisi belirlenmiştir. Yağ ekstraktı için hekzan kullanılmıştır. Açık havada ve dondurularak kurutulan tohumlar benzer ekstraksiyon verimi verirken (% 12), dondurularak ve havada kurutulan posalarda farklılıklar kaydetmiştir (%0.8-35.9, % 0.6*


    17.1). Tohum yağında, linolenik (% 37.2-39.6), linoleik (% 32.4-34.2) ve oleik asit (%13.1) başlıca yağ asitleri olarak bulunmuştur. Posa yağının ise palmitoleik (% 39.9), palmitik (% 35.4) ve linoleik (% 10.6) asitleri bakımından zengin olduğunu, başlıca lipitlerin veriminin % 93.9-95.8 arasında değiştiğini bildirmiştir [21].

    Erzurum'da Hippophae rhamnoides L. meyveleri GC ve GC-MS tarafından analiz edilmiş, 30 bileşik bulunmuş ve bunların da yağın % 94.6'sını oluşturduğunu, Hippophae rhamnoides L. meyvelerinin mezokarpinde major yağ asitleri olarak palmitoleik asit (% 47.8) ve palmitik asit (% 29.3), tohumunda major yağ asitleri olarak oleik asit (% 32.8), palmitik asit (% 26.3), linoleik asit (% 21.7) bulunduğunu bildirmiştir [22].

    Hippophae rhamnoides L. tohumları GC ile analiz edilmiş ve yüksek miktarda doymamış linoleik, linolenik ve oleik asit bulunmuştur. Yağ asidi bileşiminin oranı, palmitik % 5.73*7.33, stearik % 2.99-3.32, oleik % 14.66-28.66, linoleik % 31.5-39.6, linolenik % 27.37*41.35 ve diğerleri % 1.74-2.05 olarak bulunmuştur. Ayrıca 1997-1999 yılları arasında hasat edilen tohumların ağırlıklarının 1.24-2.32 g/100 tohum ve yağ içeriğinin % 7.72-17.79 arasında değiştiği belirtilmiştir [23].

    Hippophae rhamnoides L. sarı ve turuncu-sarı meyvelerin, turuncu ve turuncu-kırmızı meyvelerden daha yüksek yağ içerdiği bulunmuştur [24].

    Hippophae rhamnoides L. hasat zamanının tüm meyvelerde yağ konsantrasyonunu önemli bir şekilde etkilediğini belirtmişlerdir [25].

    Hippophae rhamnoides L. tohumunda ve mezokarp dokusunda daha fazla yağ biriktiğini bildirmiştir [26].

    Hippophae rhamnoides L meyvesinin yumuşak kısmının palmitolik (16:1n7), palmitik (16:0), oleik (18:1n9), linoleik (18:3n3) ve vaccenic (18:1n7) asitleri yönünden, tohum yağının ise linoleik (18:2n6), a-linolenik, oleik, palmitik, stearik (18:0), and vaccenic asitler yönünden zengin olduğunu bildirmişlerdir [26,12,15,25].

    Doğu Anadolu Bölgesinde bulunan seçilmiş 10 adet Hippophae rhamnoides L genotipi yağ asidi ve RAPD profillerine göre biyokimyasal ve genetik belirteçler ile karşılaştırılmış ve aralarındaki ilişkiler belirlenmeye çalışılmıştır. Genotiplerin yağ asidi tayini gaz kromotoğrafi ile belirlenmiş ve genotipler yağ asitlerinin meyvelerinde var-yok durumu ve oranı bakımından farklılıklar göstermiştir. Myristik asit sadece ESB8 ve ESB9 genotiplerinde, nervonik asit ESB5 genotipinde ve linoleik asit ESB4 genotipinde belirlenmiştir. RAPD sonuçları da ESB4 genotipinin diğer genotiplerden ayrı bir grupta yer aldığını ortaya koymuştur. Elde edilen sonuçlara göre, hem linoleik asidin meyvelerde bulunup bulunmaması ve hem de RAPD verilerinin Hippophae rhamnoides L genotiplerini karakterize etmede kullanılabileceği ortaya çıkmıştır [27].

    3. Hippophae rhamnoides L. Biyolojik Etkileri

    Hippophae rhamnoides L.'nın flovanoidler, karatonler ve yağ asitleri gibi önemli fitokimyasallar içerdiğini, potansiyel antioksidan aktiviteye sahip olduğunu ve kardiovasküler risk faktörlerini azaltmak için uzun dönem terapilerde, kanser terapilerinde, ülser tedavisinde, karaciğer, siroz tedavilerinde, cilt hastalıklarında kullanıldığını belirtmiştir [3].


    Hippophae rhamnoides L. yağı çok önemli hastalıkların tedavisinde kullanıldığı, kolesterol, doku onarıcı, ciltte ve memrandlarda iltihap önleyici, oksidasyonu önleyici, kanser hücrelerinin büyümesini engelleyici ve kardiovasküler hastalıkları azaltıcı etkiye sahip olduğu saptanmıştır [28, 29, 30, 15].

    Hippophae rhamnoides L.'nın özellikle vitamin A, C ve E, flovanoidler ve diğer biyoetken bileşikler bakımından zengin olduğu tespit edilmiştir. Meyvesinin portakaldan (50 mg/100 g) daha fazla vitamin C (360 mg/100 g) içerdiği, vitamin E ve yağ asidi içeriğinin ise mısır, buğday, ayçiçeği ve soyadan daha fazla olduğu, Rusya ve Çin'de 10'dan fazla ilacı bulunduğu ve kullanıldığı belirtilmiştir. Bitkinin meyvelerinin uçucu yağ (% 3-9.2) bakımından zengin olduğu ve bu yağın yanık kremlerinde, egzema, mide rahatsızlıklarında, taze preslenmiş meyve suyu soğuk algınlığı, ateşli hastalıklarda kullanıldığı bildirilmiştir. Ayrıca tohumlarının % 12-13 sabit yağ, yaprak ve dallarınında % 4-5 tanen içerdiği saptanmıştır [31,
    32, 33, 34 ].
    Hippophae rhamnoides L. meyvelerinde olan vitaminlerin her birinin büyük tedavi önemi olduğu kayıtlıdır. Örneğin geçici hastalıklara karşın dayanıklılığı artıran A vitaminin genellikle çocuklar için faydalı olduğu, bu gözün görme kabiliyetine olumlu etki gösterdiği, B1 vitaminin sinir sisteminin kuvvetlendirilmesine ve iş kabiliyetinin artmasına yardım ettiği, B2 vitaminin diyabet, karaciğer hastalıklarının tedavisinde, ayrıca kan azlığında ve antibiyotik ilaçlarla uzun tedaviden baş veren çeşitli hastalıklarda olumlu etki gösterdiği, A vitamini ile P vitaminin birlikte hipertansiyon hastalığının tedavisinde çok kullanıldığı, C vitamininin organizmanın normal gelişmesini sağladığı, organizmanın madde alış verişini iyileştirdiği, kan basıncını normalleştirdiği, iltihabı ortadan kaldırdığı belirtilmiştir. Bundan dolayı da C vitamini birkaç hastalıkta (kan azlığında, sıngada, anginde, sivilceli yatalakta) geniş kullanıldığı bildirilmiştir. Meyvesinin yağının yaraların iyileşmesini hızlandırdığı, derinin çeşitli ışınlarla zarar görmelerinde iyileştirici etkiye sahip olduğu, yağından hazırlanan % 5'lik merhemin deriden kızartıyı ve ağrıyı ortadan kaldırdığı, çatlamaların, uyuzun (dermenin) iyileşmesini sağladığı belirtilmiştir. Ağız boşluğunun zedelenmesinde uzun flegmanoz sivilcelerinde bu yağın faydalı ilaç olarak kullanıldığı ve yemek borusu kanseri hastalığında Hippophae rhamnoides L. yağından günde 2-3 defa yarım yemek kaşığı alındığı belirtilmektedir [34].

    Çin ve Danimarka'da, Hippophae rhamnoides L. tohumlarından ekstra edilen toplam flavonoidlerin antihipertansif etkisi araştırılmış ve kontrol altında kronik sukrozla beslenen farelerin insulin ve angiotensin II düzeyini düzenleme yetenekleri değerlendirilmiştir. Yüksek sukroz diet beslenmesinde (HS: karbonhidratın %77 kcal proteinden % 16 ve lipitden % 6 ) 6 hafta için % 25.60 sistolik ile kan basıncında, % 114.24 plasma ile insulinde, % 85.14 trigliserit ile böbrek ve kalpte anjiyotensin II içeriğinde önemli artışlar görüldüğü belirtilmiştir. Hipertansiyon, hyperinsulinemia ve dyslipidemia'nın önemli bir şekilde dengelendiği ve çalışmaları sonucunda Hippophae rhamnoides L. toplam flavonoidlerinin kardiovasküler hastalıklar ile hyperinsulinemia yönetiminde potansiyel kullanımı olacağını belirtilmiştir [35].

    Hippophae rhamnoides L. meyvelerinde organik asitler (malik asitler), vitaminler (B grubu, E ve C) ve flavon glikozları bulunduğu ve kabız, kuvvet verici ve antiseptik etkileri olup, taşıdığı yüksek oranda vitamin C nedeniyle grip ve soğuk algınlığına karşı koruyucu olarak kullanıldığı ve infusyonunun (% 5), şurup veya reçel halinde alındığı, etkili ve zararsız drog olduğu belirtilmiştir [2].


    Hindistan'da yapılan çalışmada Hippophae rhamnoides L. yaprak estraktlarının anti-dangaktiviteye ve dang humma muamelesi için önemli bir potansiyele sahip olduğu belirtilmiştir [36].

    Meyvelerinin içerisinde tedavide kullanılan maddelerden oleik, stearik, linoleik ve palmitik asitlerin gliseriti olan % 8'e kadar doymuş yağ olduğu, bunlara ilave olarak meyvesinde glikoz organik asitlerden (elma, etil alkol asitleri) aşı maddeleri de belirlenmiştir. Tohumlarında % 12,5 e kadar doymuş yağ, çok miktarda A, B1, B2, E vitaminleri ve karoten bulunduğu bildirilmiştir. Bundan dolayı Hippophae rhamnoides L. meyveleri son 25-35 yıldır bilim adamlarının dikkatini daha çok çekmiş ve yapılan araştırmalar sonucunda Hippophae rhamnoides L. meyvelerinde olan maddelerin, kötü karakterli şişlerin tedavisinde iyi etki gösterdiği, ayrıca bu vitaminlerin deri hastalıklarının tedavisinde, avitaminozda son derece faydalı olduğu bildirilmiştir [34].

    Hippophae rhamnoides L. kabuğu eczacılık ve kozmetikte, yaprakları; eczacılık, kozmetik, çay ve hayvan yemi olarak, meyvelerinden içerilen meyve suyunun sportif içkiler ve sağlık şuruplarında, eterik yağın ise eczacılık, içkiler ve besin maddesi olarak, meyve posası yağı eczacılık ve kozmetikte, tohumlarında bulunan yağ eczacılık ve kozmetikte, artıkları ise hayvan yemi olarak kullanıldığını bildirmiştir [37].

    Hippophae rhamnoides meyvelerinin bileşenlerinde buldukları inositol ve metilinositol'ların insan psikolojilerini düzenleyen biyoaktif bileşenler olduğunu bildirmişlerdir [8].

    Hippophae rhamnoides L. tohumunda bulunan Vitamin E'den dolayı güçlü bir antioksidan etkiye sahip olduğunu bildirmişlerdir [5].

    4. Hippophae rhamnoides L. Halk Arasında Kullanımı

    Çiçekleri halk tarafından çay gibi demlenerek, mide, bağırsak ve yel hastalıklarında; meyveleri ise rahatsızlık durumunda vücudu kuvvetlendirici olarak kullanılır. Tohumları mide ve bağırsak organları için yumuşatma amacı ile kullanılır [34].

    Halk tarafından şırası sıkılıp alındıktan sonra kalan kısmı kurutulur ve sonra bitki yağında bekletilir. Bu işlem birkaç aşamadan geçirilir ve sonuçta yalancı iğde yağı elde edilir. Çıçırgan yağı ciltte mukozada oluşan çeşitli yaraları tedavi eder. Bu yüzden bu yağ yemek borusundaki zararlı şişliklerde mide ve oniki parmak bağırsaktaki yara hastalığında ayrıca rahim ağzı iltihabında ve başka jinekolojik hastalıkların tedavisinde kullanılır. Çıçırgan yağı, cilt hastalıklarında (egzame, erpes), uzun zamandır iyileşmeyen yaraların tedavisinde olumlu sonuç verir. Tibet hekimliğinde çıçırganın yaprakları romatizmada kompres olarak kullanılır. Çıçırgan yağında iltihaplı hastalıklarda ağrıyı azaltmak ve dindirmek için yararlanılır. Kozmetik amaçla, çıçırgan yağından özel maske hazırlanarak ciltteki çeşitli lekeleri sivilceleri gidermek ve saç dökülmesinde faydalanılır. Çıçırgan yağı mide suyunun fazla salgılanmasını azaltarak, karaciğer hastalığında rastlanılan zehirlenmelere karşı etkilidir. Çıçırganın yağında katı yağ asitleri (linol, lipolen), yağda eriyen vitaminler (retinol, tokoferol), fosfolipitler, bitki sterinleri çok sayıda bulunur; ateroskleroz önlemekte kullanılır. Çıçırgan yağı, kandaki kolestrol düzeyinde azalma olunca da kullanılabilir. Ayrıca kansere karşı kullanıldığı belirtilmektedir. Çıçırgan yağı eczanelerde 50-100 ml.lik cam şişelerde satılır [1]


    Hippophae rhamnoides L. meyvesinden dallarından, kökünden, yapraklarından sarı boya elde edilir. Siyahımsı kahverengi boya ise genç yapraklar ve sürgünlerden elde edilir. Bu nedenle halı gibi şeyler boyamasında kullanılır. Kökü fuel ve mangal kömüründe kullanılır [34].


    5. SONUÇ

    Çok yönlü kullanım alanları bulunan ve ürünün değerli olması nedeniyle özellikle Amerika ve Kanada'da yetiştirilerek ülke ekonomisine katkıda bulunduğu bilenen ve Türkiye'nin hemen hemen tüm florastik bölgelerinde geniş bir yayılışı olan Hippophae rhamnoides L., ülkemizde yeterince tanınmamış ve önemsenmemiştir. Türkiye'nin Hippophae rhamnoides L. üzerine yapılmış olan çok sınırlı yayınlara, yetiştiricilik ve etken madde içeriğinin incelenmesiyle yeni bulgularla katkıda bulunulması gerekmektedir. Hippophae rhamnoides L. yetiştiriciliğinin gelişmesiyle tarla tarımının yapılmasının zor olduğu ve heyelan görülen koşullardaki arazilerin üretime kazandırılmasının yanısıra, ülke ekonomisine de katkı sağlanacaktır.




    KAYNAKLAR

    [1]Anonim."www.,Bikudo.Com/Product_Search/Details/8903/Hippophae_Rhamnoides_Seab erry". 2009/a.

    [2] Baytop T., "Türkiye'de Bitkiler İle Tedavi Geçmişte Ve Bugün". İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi. Isbn : 975-420-021-1. 1984.

    [3] Zeb A., "Chemical and Nutrional Constituents of Sea Buckthorn Juice". Pakistan Journal of Nutrition, 3(2), 99-106. 2004.

    [4] Lu R., "The chemical composition of Hippophae rhamnoides L fruits in China". In: Proceedings of International Symposium on sea Buckthorn (Hippophae rhamnoides L ). 1993, Barnaul, Russia. pp 398-412. 1993.

    [5] Farrell P., Roberts R. "Vitamin E. In: Shils M, Olson JA, and Shike M, ed. Modern Nutrition in Health and Disease". 8th ed. Philadelphia, PA: Lea and Febiger. pp 326-341.
    1994.
    [6] Vincze I., Stefanovits E.B., Vatai G., "Concentration of Sea Buckthorn (Hippophae rhamnoides) Juice With Membrane Separation". Separation and Purification Technology V.
    57, Issue 3, P. 455-460. 2007.
    [7] Yang B., "Sugars, Acids, Ethyl B-D-Glucopyranose and Methyl Insositolin Sea Buckthorn (Hippophae rhamnoides L.) Berries". Food Chemistry Volume 112, Issue, 1, 1 January 2009
    P.89-97. 2008.
    [8] Kallio H., Lassila M., Jarvenpaa E., Haraldsson G., Jonsdottır S., Yang B., "Inositols And Methylinositols İn Sea Buckthorn (Hippophae rhamnoides) Berries". Journal Of Chromatography B. V. 877, Issues 14-15, 15 May 2009, P.1426-1432. 2009.


    [9] Rousi A., Aulin H., "Ascorbic Acid Content in Relation to Ripeness in Fruits of Six Hippophae rhamnoides L. clones from PyhÃ*ranta", SW Finland. Ann. Agric. Fenn. 16: 80-87. 1977.
    [10] Darmer G., "Der Sanddorn Sls Wild-und Kulturepflaze". 89 p. Leipzig. 1952.
    [11] Yao Y., Tigerstedt P.M.A., Joy P., "Variation of Vitamin C Concentration and Character Correlation and Between and Within Natural Sea Buckthorn (Hippophae rhamnoides L. ) Populations". Acta Agriculturae Scandinavica Section B-Soil and Plant Science 42: 12-17.
    1992.
    [12] Kallio K., Yang B.R., Tahvonen R., Hakala M., "Composition of Seabuckthorn Berries Of Various Origins". Proceeding of International Symposium on Sea Buckthorn;(Hippophae rhamnoides L), Beijing 1999, China. 1999.

    [13] Makinen, K.K., Soderling, E., "A Quantitative Study of Mannitol, Sorbitol, Xylitol and Xylose in Wild Berries and Commercial Fruits". Journal of Food Science, 45: 367-374. 1980.

    [14] Lian Y.S., Lu S.G., Xue S.K., Chen X.L., "Biology and Chemistry of the Genus Hippophae", Dansu Scientific and Technological Publishing House, Lanzhou, China. pp 88*91. 2000.

    [15] Yang, B.R., "Lipophilic Components of Sea Buckthorn (Hippophae rhamnoides L) Seeds and Berries and Physiological Effects of Sea Buckthorn Oils". PhD Dissertation, Turku University, Finland. 2001.

    [16] Zhang W., Yan J., Duo J., Ren B., Guo J., "Preliminary study of biochemical constitutes of berry of sea buckthorn growing in Shanxi Province and their changing trend. Proceeding of International Symposium on Sea Buckthorn (Hippophae rhamnoides L.)" Xian, China, Oct 19-23. pp. 96-105. 1989.

    [17] Chen T., "Studies of the Biochemical Composition of Hippophae rhamnoides L. and its Quality Assessment in Gansu Province". In Hippophae rhamnoides L , No. 1 p.19-26 (in
    Chinese). 1988.
    [18] Tong J., Zhang C., Zhao Z., Yang Y., Tian K. "The Determination of Physical-Chemical Constants and Sixteen Mineral Elements in Sea Buckthorn Raw Juice". Proceeding of International Symposium on Sea Buckthorn (Hippophae rhamnoides L.), Xian, China, Oct 19-23, 1989. pp. 132-137. 1989.

    [19] Bounous G., Zanini E., "The Variability of Some Components and Biometric Characteristics of Fruits of Six Tree and Shrub Species". Horticulture Abstract, 60: 4153.
    1988.
    [20] Harju K., Ronkainen P., "Netals in the Finnish Liquirs". Z. Lebensm. Unters. Forsch.,
    178: 393-396. 1984.
    [21] Alvarez L.F.G., "Extraction Et Caractéristiques Des Huiles De L'argousier (Hippophaë Rhamnoides L.) Mémoire Présenté". À La Faculté Des Études Supérieures De L'université Laval Dans Le Cadre Du Programme De Maîtrise En Génie Agroalimentaire Pour


    L'obtention Du Grade De Maître Ès Sciences (M.Sc.) Département Des Sols Et De Génie Agroalımentaıre Faculté Des Sciences De L'agriculture Et De L'alimentation Université Laval Québec. 2007.

    [22] Çakir A., "Essential Oil And Fatty Acid Composition Of The Fruits Of Hippophae rhamnoides L. (Sea Buckthorn) And Myrtus Communis L. From Turkey". Atatürk University, Kazim Karabekir Education Faculty, Department Of Chemistry, 25240-Erzurum, Turkey. 2003.

    [23] Schroeder B., Jana S., "Seabuckthorn Cultivar And Orchard Development İn Saskatchewan". Adf Project 98000273. Final Report April, 2002.

    [24] Daigativ D.D., Muratchaeva P.M., Magomedmirzaev M.M., "Correlation of Some Fruit Characteristics with Lipid and Tocopherol Content in Hippophae rhamnoides L." Rastit. Resur. (Russian) 21: 283-288. 1985.

    [25] Yang B.R., Kallio H.P., "Effects Of Harvesting Time On Triacylglycerols And Glycerophospholipids Of Sea Buckthorn (Hippophae Rhamnoides L.) Berries Of Different Origins". Journal Of Food Composition And Analysis (İn Press). 2002.

    [26] Berezhnaya G.A., Ozerinina O.V., Yeliseev I.P., Tsydendambaev V.D., Vereshchagin, A.G., "Developmental Changes İn The Absolute Content And Fatty Acid Composition Of Acyl Lipids Of Sea Buckthorn Fruits". Plant Physiology And Biochemistry 31: 323-332.
    1993.
    [27] Ercişli S., Orhan E., Karlidağ, H., Turan M., "Morphological And Biochemical Diversity Among Sea Buckthorn Genotypes (Hippophae rhamnoides L.) From Turkey. ", Azerbaycan/ Baku, 23-24.09.2009, 42-46 p., Biodiversity And Plant Introduction, Materials Of The İnternational Scientific Conference. 2009.

    [28] Lu R., "Seabuckthorn - A Multipurpose Plant Species For Fragile Mountains". ICIMOD Occasional Paper No. 20. Kathmandu, Nepal. 62 p. 1992.

    [29] Johansson A.K., Korte H., Yang B.R., Stanley J.C., Kallio H.P.,"Sea Buckthorn Berry
    Oil inhibits Platelet Aggregation". Journal Of Nutritional Biochemistry 11: 491-495.2000.
    [30] Yang B., Kalimo K.O., Tahvonen R.L., Mattila L.M., Katajisto J.K., Kallio H.P., "Effect Of Dietary Supplementation With Sea Buckthorn (Hippophaë Rhamnoides) Seed And Pulp Oils On The Fatty Acid Composition Of Skin Glycerophospholipids Of Patients With Atopic Dermatitis". J. Nutr. Biochem., 11: 338-340. 2000.

    [31]Anonim,www.mysitem.biz/myforum/seabuckthorn berry hippophae rhamnoides2009/b.

    [32] Li T.S.C., Scroeder W. R., "Sea Buckthorn (Hippophae rhamnoides L.) ;A Multipurpose Plant". Hort Technology 6.370-380. 1996.

    [33] Ahmad S.D., Jasra A.W., Imtiaz A.,"Genetic Diversiy İn Pakistani Genotypes Of Hippophae rhamnoides L.ssp. Turkistanica".International Journal Of Agriculture&Biology 1560-8530/2003/05-1-10-13. 2003.


    [34] Zeynalov Y., "İlaç Bitkiler Tarihi Gelişimi Ve Kullanımları". Nd-Aden Yayıncılık Sağlık Dizisi. S. 146-149. 2008.

    [35] Pang X., Zhao J., Zhang W., Zhuang X., Wang J., Xu R., Xu Z., Qu W., "Antihypertensive Effect Of Total Flavones Extracted From Seed Residues Of Hippophae rhamnoides L. İn Sucrose-Fed Rats". Journal Of Ethnopharmacology Volume 117, P.325-331. 2008.


    [36] Jain M., Ganju L., Katiyal A., Padwad Y., Mishra K.P., Chanda S., Karan D., Yogendra K.M.S., Sawhney R.C., "Effect Of Hippophae rhamnoides Leaf Extract Against Dengue Virus infection İn Human Blood-Derived Macrophages". Phytomedicine Volume 15, Issue 10, 17 October 2008, Pages 793-799. 2008.

    [37] Tayhan Ç., "Türkiye'nin Hippophae rhamnoides L. Taksonu Üzerinde Ksilolojik Ve Palinolojik Araştırmalar". İstanbul Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Biyoloji Anabilim Dalı (Bitki Sistematiği Programı). Doktora Tezi. 1997.

  • #2
    Saure Powerbeeren

    Es ist nicht leicht, die orangeroten Beeren von den dornigen Sträuchern zu ernten – aber es lohnt sich: Sie sind vollgepackt mit gesunden und heilenden Wirkstoffen. // Von Silvia Liebermann
    Südliche Sonne für den dornigen Busch

    Der Sanddorn-Buscherinnert an raue Küsten – und weniger an die sonnenverwöhnte Toskana. Doch genau hier, in der Maremma, hat der Schweizer Kurt Künzi den optimalen Standort für das Ölweidengewächs gefunden.
    Weil das Licht intensiv und klar ist, kann er hier besonders vitaminreiche Sanddorn-Sorten anbauen. Auf seinem Gut San Mario kultiviert er Bio-Sanddorn nach Demeter-Richtlinien. Hauptabnehmer der Ernte ist seit 1999 das Unternehmen Weleda, das daraus Hautcremes, Körperöle und Vitamintrunks macht, aber auch andere Naturkosmetik-Firmen beziehen Künzis Sanddorn. Die Ernte ist schwierig, da die Sträucher dornig sind und die Beeren fest am Holz haften. Auf San Mario fährt eine extra dafür entwickelte Erntemaschine durch die Sanddornreihen und schneidet die dicht mit reifen Beeren behängten Äste ab. Die Ernte wird anschließend sofort in die betriebseigene Tiefkühlanlage gebracht. Erst in gefrorenem Zustand können die Früchte ohne Verletzungen von den Zweigen entfernt werden.

    Kulivierte Wildpflanze

    Die ersten deutschen Sanddornplantagen gab es in den 1960er-Jahren in der ehemaligen DDR
    Sanddornsträucher sind relativ anspruchslos, sie wachsen beinahe auf jedem Boden, auch an Felsrändern, kargen Sandflächen und Dünen. Als unbedingt notwendiges Lebenselixier brauchen sie nur eines: genügend Sonnen*licht. Erhalten sie zu wenig Lichteinfall, stagniert das Wachstum sofort.
    Die ursprüngliche Heimat des Ölweidengewächses ist Zentralasien. Nach dem Ende der letzten Eiszeit breitete sich die Wildpflanze nach Europa aus. Wilder Sanddorn wächst in China, der Mongolei, Russland, den GUS-Staaten, den Karpaten, den baltischen Ländern, im Alpenraum sowie an den Nord- und Ostseeküsten. Die ersten Plantagen wurden in den 1960er-Jahren in der ehemaligen Sowjetunion angelegt.
    Der größte Teil des weltweiten Sanddornbestandes stammt aus Asien. China ist der größte Produzent von Sanddorn, die kultivierten Flächen wurden zum großen Teil als Schutz vor Erosion angebaut. Die Pflanze bildet ein dichtes Wurzelwerk und sorgt für eine gute Bodenqualität. In Deutschland kultivierte man die Wildpflanze zum ersten Mal in den 1960er-Jahren in der ehemaligen DDR. Heute erleben die großen Plantagen in Mecklenburg-Vorpommern und Brandenburg einen neuen Boom.
    Wilder Sanddorn ist in Deutschland übrigens geschützt: In den Naturschutzgebieten darf nicht gesammelt werden.

    Heilende Wirkung

    In der Naturheilkunde hat der Einsatz der orangeroten Beeren eine lange Tradition – in Europa wie auch in Asien. In Russland, China und Tibet ist die Pflanze wichtiger Bestandteil der traditionellen Medizin. Auch die Germanen wussten schon die Heilwirkung der Wildpflanze zu schätzen und weihten sie den Göttern, erzählt die Kräuterkennerin und Autorin Rosmarie Bog. Im Volksmund heißt es: "Verachtet mir den Sanddorn nicht, er hilft bei Rheuma*schmerz und Gicht." Und auch bei Hauterkrankungen, Magenbeschwerden sowie bei Erkältungen kommt die Pflanze zum Einsatz.

    Produkttipp: Erfrischendes Körpergel
    Das leichte Körpergel Amea von Tautropfen enthält Bio-Sanddorn aus der Toskana und Feigenextrakte. Die pflanzlichen Wirkstoffe sollen die Haut regenerieren und schützen. Das Gel zieht schnell ein und hat einen frisch-fruchtigen Duft.

    Energiespender & Schönmacher

    "Zitrone des Nordens" wird der Sanddorn auch genannt. Kein Wunder, in seinen Beeren steckt außergewöhnlich viel Vitamin C, aber auch reichlich Vitamin A und E sowie Mineralien und Spurenelemente. Roh schmecken die leuchtenden Beeren sehr sauer, deshalb genießt man sie am besten verarbeitet. Ob als Saft, Likör, Sirup, Mus, Marmelade oder auch im Joghurt – in den vergangenen Jahren erlebten Sanddornprodukte einen Boom. Mit seinem hohen Vitalstoffanteil ist Sanddorn ein Booster für das Immunsys-tem und wird bei Infektanfälligkeit und Erschöpfung eingesetzt.
    Nicht nur innerlich sind die Beeren ein Energiespender, sie leisten auch wertvolle Dienste bei der Schönheitspflege. Das kalt gepresste Öl aus Fruchtfleisch und Kernen enthält einen Wirkstoffcocktail aus hautpflegenden Vitaminen und ungesättigten Fettsäuren wie der seltenen Palmitoleinsäure und eignet sich damit bestens für trockene und irritierte Haut. Mit seinem hohen Anteil an Carotinoiden bietet es außerdem einen leichten natürlichen Sonnenschutz.

    Yorum yap

    Hazırlanıyor...
    X