Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Üzerlik, Üzerlik Otu, peganum harmala

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Üzerlik, Üzerlik Otu, peganum harmala





    Üzerlik otunun mucizevi faydaları
    üzerlik otu nasıl kullanılır üzerlik otu faydaları otunun faydaları
    Üzerlik otunu görmüştüm.Ama bu kadar çok faydası olduğunu bilmiyordum.Meğersem hemen hemen her derde devaymış.Rabbim bir çok bitki vermiş ama faydasınıda vermiş.Her bitkinin bir faydası vardır.Hiç biri boşa değil şu dünyada...


    Üzerlik otunun mucizevi faydaları
    Kalp çarpıntısı ve nefes darlığına iyi gelir. Cinsel gücü artırır .Kadınların hamileliği kolaylaştırır.Halk arasında nazar otu olarak da bilinen üzerlik otunun, kök ve tohumlarından faydalanılıyor. Harmalin, harmin, harbamol ve peganin içeriyor. Bağırsak parazitlerini düşürücü, terletici ve adet söktürücü etkisi bulunuyor. Sinir sistemini rahatlatıcı olarak da kullanılabiliyor. Bu ottan elde edilen öz, ateş düşürücü özellik taşıyor. Bel ve baş ağrılarını dindiriyor, gözleri kuvvetlendiriyor, kalp çarpıntısını önlüyor, sinirleri teskin ederek, histeriye iyi geliyor. Nefes yolları hastalıklarına karşı da etkili olan üzerlik otu çayı, kan pıhtılaşması, damar tıkanması durumlarda da etkili oluyor. Ayrıca bayılma, sersemleme, yorgunluk ve halsizlik ile adale zafiyetine iyi geliyor.


    FAYDALARI :
    * Sinir sistemini uyarır.
    * Balgam söktürür.
    * Mide ve kulunç ağrılarında faydalıdır.
    * Sulu egzamada şikayetleri giderir.
    Üzerlik otunun mucizevifaydaları

    üzerlik otu nasılkullanılırüzerlikotufaydalarıotununfaydaları
    Üzerlik otunu görmüştüm.Ama bu kadar çokfaydasıolduğunubilmiyordum.Meğersemhemenhemenhe r derde devaymış.Rabbim bir çok bitki vermiş amafaydasınıdavermiş.Herbitkinin birfaydasıvardır.Hiçbiri boşa değil şu dünyada...

    Üzerlik otunun mucizevi faydaları
    Kalp çarpıntısı venefesdarlığınaiyi gelir. Cinsel gücü artırır .Kadınların hamileliği kolaylaştırır.Halkarasında nazar otu olarak da bilinen üzerlik otunun,kökvetohumlarından faydalanılıyor. Harmalin, harmin, harbamol ve peganin içeriyor.Bağırsak parazitlerini düşürücü, terletici ve adet söktürücü etkisi bulunuyor.Sinir sistemini rahatlatıcı olarak da kullanılabiliyor. Bu ottan elde edilenöz, ateş düşürücü özellik taşıyor. Bel ve baş ağrılarını dindiriyor, gözlerikuvvetlendiriyor, kalp çarpıntısını önlüyor, sinirleri teskin ederek, histeriyeiyi geliyor. Nefes yolları hastalıklarına karşı da etkili olan üzerlik otuçayı, kan pıhtılaşması, damar tıkanması durumlarda da etkili oluyor. Ayrıcabayılma, sersemleme, yorgunluk ve halsizlik ile adale zafiyetine iyi geliyor.


    FAYDALARI :
    * Sinir sistemini uyarır.
    * Balgam söktürür.
    * Mide ve kulunç ağrılarında faydalıdır.
    * Sulu egzamada şikayetleri giderir.
    * Ruhsal sıkıntıları;
    * Histeriyi giderir. Karın ağrısınıgeçirir.
    * İdrar söktürür, böbrek ye mesaneağrısını hafifletir.
    * Cinsel gücü artırır .Kadınlarınhamileliği kolaylaştırır.
    * Regl (Adet) söktürür,
    * Hemoroide etkilidir,
    * Kalp çarpıntısı ve nefes darlığına iyigelir.

  • #2


    ÜZERLİK
    Prof.Dr. Şükrü Halûk Akalın
    Nazar, kaynağı tarihin derinliklerine kadar uzanan bir halk inancıdır. Eski Yunanlılar'dan Romalılar'a, Budistler'den Hindular'a, Moseviler'den Müslümanla'ra kadar bütün topluluklarda bu inancın bulunduğunu görüyoruz (1).Kendisini pek çok tehlikeden korumasını bilen insanoğlu; kaza, hastalık, ölüm getireceğine inandığı nazardan da korunmak amacıyla çeşitli koruyucu nesnelere sarılmıştır. Topluca nazarlık olarak adlandırdığımız koruyucu nesneler, nazara inan bütün topluluklarda hemen hemen birbirinin aynidir.Halkımız tarafından da kullanılan nazarlıklar arasında mavi boncuk, yedi delikli boncuk, kendiliğinden delinmiş taş, eski süpürge, sarımsak, kartal pençesi, hurma çekirdeği, sarı kehribar, yumurta kabuğu, kurban gözü, geyik boynuzu, öküz boynuzu, at kafası, çörek otu, günlük, kuru karanfil ve üzerliği sayabiliriz.Bu sıraladığımız nazarlıkların bazıları evlere asılmakta, bazıları üstte taşınmakta, bazıları da bağ, bahçe ve tarlalarda bulundurulmaktadır. Çörek otu, günlük, kuru karanfil ve üzerlik ise nazara karşı yapılan tütsüde kullanılmaktadır. Ayrıca, üzerlikten yapılan nazarlıklar evlere de asılmaktadır.
    Üzerlik otu (peganum harmala) yabani kimyongiller (zygophyllaceae) familyasına dahil bir bitkidir. Çiçekleri beyaz renktedir. Taç yaprakları 4-5 tane olabilmekte, boyu 60-70 cm. ye kadar çıkabilmektedir. Meyveleri kapsül içindedir. Yaprakları almaşık* ve yapışkandır. Bazı türlerinde yapraklar benekli olabilir. Genellikle kumlu, taşlık ve kurak yerlerde yetişir (2).Halk arasında yaygın bir inanca göre üzerlik otu, şehit kanı dökülmüş topraklarda etişmektedir.Aslında bu inançta biraz
    * Almaşık yaprak: Sapın iki yanında karşılıklı değil de aralıklı olarak bir sağda bir solda bitmiş yapraklar.
    (1) Anabritannica, İstanbul, 1991, c. 16, s.427.
    (2) Türk Ansiklopedisi, Ankara, 1984, c.33, s.226.
    gerçek payı da yok değildir. Üzerlik otu, fosfatlı toprakları çok sever . Bunun için de fosfatlı toprağın bol olduğu mezarlıklarda yetişir.Üzerlik otu eskiden beri çeşitli tedavilerde kullanılan bir bitkidir. Hititlerde ilaç yapımında kullanıldığını biliyoruz (3). I. yüzyılda Dioscorides üzelik otundan yararlanmıştır (4). Çok daha eskiden Hindistan'da üzerlikten solucan düşürücü ilaç yapılmış, üzerlik narkotik olarak kullanılmıştır (5). Zehirlenmelere, yılan sokmasına karşı panzehir yapımında üzerlikten yararlanılmıştır (6). Yunanlılar ve Romalılar üzerlik otunu ishallere karşı mide kuvvetlendirici olarak kullanmışlardır (7). Bugün modern tıpta da üzerlik, solucan düşürücü ve narkotik harmin, merkezi sinir sistemi uyarıcısı olarak kullanılır.
    Çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmasının yanısıra erkekte cinsel gücü artırıcı macunların hazırlanmasında da üzerlikten faydalanılmıştır. Tohumlarının balla karıştırılması sonucu elde edilen bir macun, eski toplumlarda uzun süre cinsel gücü artırıcı madde (afrodizyak) olarak kullanılmıştır (9).Üzerliğin tohumlarında harmalin, harmin, harmalol ve peganin adlı alkaloitler ve eterik yağ bulunmaktadır (10).Ayrıca tohumlarından kırmızı renkli bir boya maddesi elde edilebilmektedir (11).(3) Zeki Çıkman, Folklorumuzda ve Edebiyatımızda Göz, Kültür Bakanlığı yayını, Ankara, 1977, s.57 (4) H. Ertem, Boğazköy Metinlerine Göre Hititler Devri Anadolusunun Flo rası, Ankara, 1974, s. 54
    (5) Müjgan Üçer, Üzerlik, Sivas Folkloru dergisi, yıl I, sayı 6, s. 3
    (6) Üçer, agm, s. 3
    (7) Türk Ansiklopedisi, c. 33, s. 226
    (8) Pars Tuğlacı, Okyanus Ansiklopedik Sözlük, İstanbul, 1971, c. VI, s. 2934
    (9) ; car, agm, s. 3
    (10) Okyanus Ansiklopedik Sözlük, c. VI, s. 2964;
    Anabritannica, c. 16, s. 427; Türk Ansiklopedisi, c.33 s.226
    (11) Okyanus Ansiklopedik Sözlük, c. VI, s. 2964 - 2 4 8 –
    Üzerlik otu ülkemizde en çok Ankara, Kayseri, Niğde, Erzincan v« Konya illerinde yetişir (12). Dünyada en fazla yetiştiği yerler ise Asya, Afrika ve Amerika kıtalarıdır (13).Üzerlik Kelimesinin Kökeni Bildiğimiz kadarıyla bugüne kadar üzerlik kelimesinin kökeni üzerinde ciddi olarak durulmamıştır. Türkçenin köken bilgisi sözlüklerinde de kelimenin nederen geldiğine dair açıklayıca bilgilere rastlamıyoruz.Üzerlik otunun, nazara karşı insan üzerinde taşınması; tütsünün nazar değdiği inanılan kişilerin üzerine tutulması ve küçük çocukların tütsünün üzerinden geçirilmesi sebebiyle *üzeri+lik şeklinden orta hece ünlüsünün düşmesiyle kelimenin türediği düşünülebilir. Nitekim Sivas Folkloru dergisinde yayımlanan bir yazısında Müjgân Üçer, kelimenin bu şekilde türemiş olabileceğini belirtir (14).Ancak, kelimenin eski metinlerimizde yüzerlik (şeklinde geçtiğini görüyoruz:
    Kişi anber yüküne olsa mâlik
    Ayıptır ger dütüzürse yüzerlik
    Işk-nâme, 98-2
    Kızıl üzüm ve büber ve yüzerlik tohumu, her birinden beraber alalar.

    Müntehabü'ş-Şifa, 87
    Harmel (Ar.) : Yüzerliktir, galiz hırıltı keser.
    Müfredat-ı Ibn Baytar Tercümesi, 51
    Sepend (Fa.) : Yüzerlik, harmel mânâsına ki yaramaz gözden ötürü tütsü ederler.
    Camiü'l-Fürs, 84-1
    Espend (Fa.) : Yüzerlik tohumu, sipend dahi derler, isabet-i ayn def'i için ateşte buhur ederler.
    Burhan-ı Katı" Tercümesi,62 (15)
    (12) A. Baytop, Tıbbi Bitkiler Atlası, İstanbul, 1985, s. 150; Türk Ansiklopedisi, c. 33, s. 226
    (13) Türk Ansiklopedisi, c. 33, s. 226Müntehabû'ş-Şifa,87
    (14) Üçer, agm, s.6
    (15) Tarama Sözlüğü, TDK yayını, Ankara, 1972, c. VI, s. 4783 -249-

    Dîvân'da, söz konusu bitkiye sadece Oğuzların yüzerlik adını verdiğini yazan Mahmud-el-Kâşgarî, bitkinin Kâşgar dilinde yıdıg ot, Uç ve Barsgan dillerinde ise eldrük ve ilrük olarak adlandırıldığını belirtmektedir:YIDIG yıdıg "Stinking (muntin), " of anything. YDIG'UT yıdıg ot "Rue (harmal)" dialect of Kâşgar; in the dialect of Uc and Barsgan it is called İDRUK ildrük and in that of Oğuz YUVZ'ARLK yüzerlik (16).
    Bölge ağızlarında kelimenin üzerlik, üzerik, üzerrik, üzeriyh (17) şekillerinin yanı sıra yüzerlik, yüzelik, yüzellik (18) şekillerinde de kullanıldığını görüyoruz.
    Türkiye Türkçesinin de yer aldığı Oğuz grubunda ön seste ytüremesi çok görülen bir ses olayı değildir. Eski Türkçe döneminde ön seste y- türemesi olayı görülmüştür.
    em > yem "ilaç" inçke > yinçke "ince"
    ir > yır "müzik, şarkı" ir > yir "kuzey" (19)
    Ancak, bu türemenin Oğuz grubu için söz konusu olmadığı, Kâşgarlı'dan beri bilinmektedir (20).Bazı bölge ağızlarımızda ön seste y- türemesi olayı görülmektedir. Ancak, bu olay bir kaç örnekle siniridir:inmek > yinmek (21)
    (16) Mahmud al-Kaşgari, Compendium of the Turkic Dialects Divan Lügat at- Turk, (yay. R.Dankoff, J.Kelly), Harvard, 1982, c. II, s. 152
    (17) Derleme Sözlüğü, TDK yayını, Ankara, 1979, c. XI, s. 4085
    (18) Derleme Sözlüğü, c. XII, s. 4336
    (19) A von Gabain, Eski Türkçenin Grameri, (Çev. M. Akalın), TDK yayını, Ankara, 1988, s.39
    (20) Körösi Csoma Archivum, Budapeşte, s.38'den aktaran A.von Gabain, age, s. 128, 20. not
    (21) M. Ergin, Türk Dil Bilgisi, İÜ Edebiyat Fakültesi yayını, İstanbul, 1972, s. 52 -250-

    Türkiye Türkçesi ağızlarında ön seste y- türemesi olayından çok, başta y- düşmesi olayı görülmektedir. Özellikle Güneydoğu ve Doğu Anadolu ağızlarında ve Azeri Türkçesinde ön seste y- düşmesi olayına çok sık rastlanır:
    yüce > üce
    yüz > üz
    yıl > il
    yılan > ilan, ilan (22)
    Şu halde, yüzerlik kelimesindeki ön ses y-'nin türeme bir ses olmadığını açıklıkla söyleyebiliriz. Kelimenin asıl şeklinin eski metinlerimizde geçtiği şekilde yüzerlik olduğu anlaşılıyor. Daha sonraki dönemlerde kelimenin başındaki y- ünsüzü düşmüş, böylece kelime üzerlik şekline gelmiştir.Bu noktada, bir tıp kitabı olan Edviye-i Müfrede'de rastladığımız önemli bir kayıttan söz etmek istiyoruz.Eserin i. bölümünde (1a-46b) tek başına ilaç olarak kullanılabilecek bitkiler, yiyecekler, içecekler alfabetik bir sıralama içerisinde verilmiştir. Bu sıralamada üzerlik otu'nun yeri dikkati çekmektedir. Üzerlik otu, (elif) harfi ile başlayan bitkiler arasında yer almıştır. Bu durumda kelimenin ( dUjjj I ) şeklinde yazılması gerekirken, ( ^jjy. ) şeklinde yazıldığını görüyoruz. Bu değişikliğin müstensih tarafından yapıldığı anlaşılıyor. Müstensih, ( dÜjjj 1 ) şeklinde yazılan ve ilk harfi de (elif) olduğu için (elif) harfi altında sıralanan bitkinin asıl adının yüzerlik olduğunu bildiğinden alfabetik sıralamayı bozma pahasına kelimeyi, doğru şekliyle ( ) yüzerlik olarak yazmıştır (23).

    (22) M. Ergin, Azeri Türkçesi, İÜ Edebiyat Fakültesi yayını, İstanbul, 1971, s. 90-91
    (23) Mustafa Canpolat, Değerli bir tıp eseri Edviye-i Müfrede, DTCF, Türkoloji Dergisi, c. V, sayı 1, s. 27 -251 -

    Bu düzeltme, bize yüzerlik şeklinin yanı sıra üzerlik şeklinin de kullanıldığını gösteriyor. Metinlerimizde pek sık geçen bir kelime olmadığı için, üzerlik şeklinin hangi dönemde ortaya çıktığını söyleyemiyoruz. Ancak, kelimenin uzun süre yüzerlik olarak aslî şekliyle kullanıldığını: sonradan başta y- ünsüzü düşmesiyle üzerlik şeklinin ortaya çıktığını; iki şekil bir arada kullanılırken üzerllk'in yaygınlaştığını buna karşılık yüzerlik'in yaygınlık alanının gittikçe daraldığını söyleyebiliriz. Bugün de iki şeklin bir arada kullanıldığını, fakat üzerlik şeklinin daha yaygın olduğunu görüyoruz.Clauson, köken bilgisi sözlüğünde üzerlik maddesinden yüzerlik maddesine yaptığı göndermede, kelimenin addan veya somut bir varlığın tanımlanmış adı olan yüzer gödeşinden yapıldığını belirtiyor. Ancak, bu gövdenin yüzer (yüz+er) veya yüz- ile açık bir anlam ilişkisi olmadığını da hemen açıklama gereği duyuyor: yü:ze:rlik 'the plant rue, peganon harmala'; Den. N. (Conc. N) fr. yü:ze:r, but there is no obvious semantic connetion w. yüzer or 1 or 2 yüz-. Survives only (?) SW Az. üzerlik; Osm. yüzerlik/üzerlik. Cf. ildrük Oğuz XI Kaş. III 12 (yıdıg) : Kıp. XIV al-harmal 'rue 1 yüzerlük Bul. 7,3; Osm. XIV to XVI yüzerlik occurs in several texts, mostly dict. translating Ar. harmal or Pe. sipand (and the like) 'wild rue' (24).Martti Râsânen'in köken bilgisi sözlüğünde ise kelimenin sadece açıklaması yapılmış, kökeni konusunda bilgi verilmemiştir: Üzârlik, Jüzârlik 'Raute (eine Pflanze)' 'die Samenkörner verschiedener Pflanzen, die zur Raucherung bei der Heilung von Krankheiten verwendet vverden 1
    (25).
    (24) Sir Gerard Clauson, An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth- Century Turkich, Oxford, 1972, s. 988
    (25) Martti Rasanen, Versuch Eines Etymologischen VVörterbuchs Der Türksprachen, Helsinki, 1969, s. 524 -252-
    W. Radloff'un sözlüğünde de kelimenin açıklaması yer almakt;Ruta (rastenıe)- dle Raute (eine Pflanze); üzerlik tokumu simya rutı - der Same der Raute (26).Yüzerlik maddesinde ise kelime yüz+er+lik şeklinde gösterilmiş, kelimenin kökü aydınlatılmamıştır (27).Köken bilgisi sözlüklerinde kelimenin nasıl türediğine dair tatmin edici bir bilgi edinememize rağmen, halk arasında kelimenin kökeni üzerine çeşitli açıklamalarda bulunulduğunu görüyoruz. Otun tütsüsünün insana yüz iyilik getireceğine inanılması sebebiyle kelimenin yüz eyilik; tütsünün yüze ve ele tutulması sebebiyle yüz(lük) ellik; ottan cinsel gücü artırıcı macun yapımında yararlanılması sebebiyle yüz erlik vb... Ancak, bunların birer halk yakıştırması(etymologie popularie ) olduğu açıktır.Kelimenin kökeni üzerinde durabilmek için bölge ağızlarımızdaki ve Türk diyalektlerindeki şekilleri incelemek yararlı olacaktır.Anadolu ve Rumeli ağızlarında üzerlik otu için sipend, sipendan, isfend, mahmurçiçeğl, nazarotu, sarı sarmısak, yabani sedef otu ve ilezik (28) gibi çeşitli adlar kullanılmaktadır. Bu adlardan isfend, sipendan Farsça sipend kelimesinin halk ağzından bozulmuş şeklidir. Bu adlar içerisinde ilezik dikkatimizi çekiyor. Konya'nın Kadınhanı ilçesine bağlı Kurthan köyünden (29) derlenmiş olan bu kelimenin, Divan'da yer alan ilrük ve eldrük kelimeleri ile ilgili olduğu anlaşılıyor.
    Çağdaş Türk diyalektlerinde de bitkinin çeşitli şekillerde adlandırıldığını görüyoruz: Azeri Türkçesinde üzerlik (30), Türmencede üzerlik, isvent
    (26) W. Radloff, Versuch Eines VVörterbuches Der Türk-Dialecte, Petersburg, 1893-1911, b. 1893
    (27) Radloff, c. III
    (28) Ingeborg Hauenschild, Türksprachige volksnamen für Krauter un Stauden, VVİesbaden, 1989, s.123
    (29) Derleme Sözlüğü, c. VII, s. 2521
    (30) Rusça-Azerbaycanca Lügat, c. I, Baku, 1956, s. 209; Azerbaycan Dilinin İzahlı Lügeti, c. IV, s. ; Hauenschild, s. 123 2 5 3 -ve adraspan (31);
    Kazakçada adıraspan (32), andız (33); Doğu Türkistan Kazakçasında ajerek ve tüyejaperak (34); Kırgızcada adıraşaman (35) ; ısırık (36); Kırım Tatarcasında özerlik (37); Uygurcada edrasman (38) ; Doğu Türkistan Uygurcasında adirasman.gül asman (39); Özbekçe'de isirik (40), adrespan, isvent, yuzarlık (41).
    Söz konusu bitki Türkiye Türkçesinden başka Azerice ve Türkmence'de üzerlik, Kırım Tatarcasında özerlik ve Özbekçede yuzarlık olarak adlandırılmaktadır. Kazakça, Kırgızca, Uygurca ve Özbekçede ise adraspan, adıraşman gibi farklı şekiller karşımıza çıkmaktadır.Özbekçedeki isirik şekli is ad kökünden türetilmiştir. Bitkinin tütsü yapılarak kullanılmış olmasından dolayı bu adı alması tabiidir. Kâşgâr dilindeki yıdıg ot adı da yaydığı koku sebebiyle bitkiye verilmiştir.Yüzerlik ve üzerlik kelimelerinin kökenini aydınlatabilmek için her şeyden önce bitkinin türüne bir açıklık getirmek gerektiği kanaatindeyiz.
    (31) Rusça-Türkmence Sözlük, Moskova, 1986, c. I. I, s. 210; Hauenschild, s. 123
    (32) Kazak Tilinin Tüsindirme Sözdigi, c. I Almatı, 1959, s. 271; Hauenschild, s. 123
    (33) Orusça-Kazakça Sözdik, Almatı, 1981, c. II, s. 292 (34) Hauenschild, s. 123 (35) E. Abduldaev, D. Isaev, Kırgız Tilinin Tüşündürmö Sözdüğü, Frunze, 1969, s.20; Hauenschild, s. 123. (36)

    Kırgızistan'ın Oş ve Özgen şehirlerinden Türkiye'ye akrabalarını ziya rete gelen Kırgızların adıraşman kelimesi yerine ısırık kelimesini kul landığını tespit ettik. Bu kelime, Özbekçedeki isirik şekli ile benzerlik gösteriyor. Nitekim Kırgızcada ıs kökünden türetilmiş kelimeler vardır: ıstaluv «dumana tutularak kurutulmuş»; ıstav < (38) Hauenschild, s. 123
    (39) Hauenschild, s. 123
    (40) Hauenschild, s. 123
    (41) Z. A. Murat, Rusça-Özbekçe Botanik Terminler Sözligi, Taşkent, 1934 -254-
    Üzerlik otunun yabani kimyongillere ait bir bitki olduğunu belirtmiştik. Rutaceae ailesinde yer alan ve sedef otu (ruta) olarak adlandırılan bir başka bitkinin de, üzerlik otuyla yakın ilgisi vardır. Bu benzerlikten dolayı çoğu zaman iki otun birbirine karıştırıldığı görülür. Bu karışıklık sözlüklerde de dikkatimiz çekiyor. Söz gelimi Radloff sözlüğünde üzerlik'e karşılık olarak «ruta» (die Raute) açıklaması verilmiştir (42). Oysa ruta, rue, die Raute gibi adlar sedef otunun karşılıklarıdır. Üzerlik otunun karşılığı ise garmala, steppenraute, syria rue'dir.Aslında bu karışıklığı büyük bir yanlış olarak görmemek gerekir. Çünkü, üzerlik otu, sedef otunu yabani cinsidir (43). Nitekim, üzerlik otuna doğrudan doğruya yabani sedef otu adının da verildiğini belirtmiştik.Bizce, Divan'da Uç ve Barsgan dillerinde geçtiği belirtilen ilrük ve eldrük kelimeleri, aslında sedef otunun adıdır. Divân'ın en son yayımında da ilrük ve elrük kelimelerinin karşılığı çok isabetli bir şekilde «rue» "sedef otu" olarak verilmiştir (44). Yine Drevnetyrsky Slovar'da ilrük ve eldrük kelimelerine karşılık olarak «ruta» "sedef otu"; üzerlik ve yüzerlik kelimelerine karşılık olarak da peganum harmala yani üzerlik karşılığı verilmiştir (45). Clauson da köken bilgisi sözlüğünde yüzerlik kelimesinin açıklamasını yaparken wild rue "yabani sedef otu" adını kullanıyor (46).Oğuzcanın en önemli kolu Türkiye Türkçesinde yabani, vahşi karşılığında kullanılan kelimelerden biri de yozdur. Gerek eski metinlerde, gerek ağızlarda kelimenin yabani anlamında kullanıldığını tespit ediyoruz.
    (42) Radloff, b. 1893
    (43) Hüseyin Kazım Kadri, Türk Lügati, İstanbul, 1928, c. I, s. 384; Hauenschild, s. 123
    (44) Mahmud al-Kaşgari, c. I, s. 134; c. II, s. 361;
    (45) Drevnetyursky Slovar, Leningrad, 1969; eldrük s. 170; elrük s. 171; üzerlik s. 630; yüzerlik s. 288
    (46) Clauson, s. 988 -255-
    Yoz yaşadım nefsim elinden kaçıp Üş dahi kurtulazam ah ah Kemâl Ümmi Dîvânı, 87 Bir yoz kısrak at ve üç re's arvana deve ve iki re's cam us öküz ve...Şeriyye Sicilleri, 6,77 (47) Anadolu ağızlarında yozun yabanıl anlamında kullanıldığını ve değeri düşük niteliksiz, cinsi bozuk karşılığında yoz tavuk "cinsi bozuk tavuk", yoz keçi "cinsi bozuk keçi" şeklinde yaşadığını Derleme Sözlüğü'nden öğreniyoruz (48). Türkçe Sözlük'te de kelimenin; doğada olduğu gibi kalarak işlenmemiş, anlamında kullanıldığını görüyoruz.Sözlükte bu anlam ile ilgili olarak yoz toprak ve yoz bitki gibi örnekler verilmiştir (49).Kanaatimizce üzerlik/yüzerlik kelimesi, birleşik bir kelimedir. Uç ve Barsgan dilinde sedef otu karşılığındaki ilrük/eldrük kelimesini Oğuzlar, peganum harmala için yabani sedef otu anlamına gelmek üzere yoz ilrük (veya yozeldrük) olarak kulanmışlardır. Enkliz olayı ve gerileyici benzeşme sonucunda ilk kelimenin ünlüsü ü'ye dönüşmüştür. Metatez sonucunda I ve r yer değiştirmiş, daha sonra da i genişleme sonucu e'ye dönmüş, böylece kelime yüzerlik şekline gelmiştir. Oğuz grubunda görülen başta y ünsüzü düşmesi olayı sonucunda da üzerlik şekli ortaya çıkmıştır. Ancak, yüzerlik şekli de ağızlarımızda hâlâ yaygın olarak kullanılmaktadır.Çukurova'da Nazara Karşı Üzerlik Tütsüsü Tütsü, Türk topluluklarında eskiden beri görülen bir tedavi ve büyüden, nazardan çeşitli tehlikelerden korunma şeklidir. Aksu'da bir Şaman ayinini seyreden Malov'un tespitlerine göre ayini yöneten bakşı, yaptığı tütsü ile bir hastayı iyileştirmeye çalışmıştır (50).
    (47) Tarama Sözlüğü, c. VI, s.4680
    (48) Derleme Sözlüğü, c. XI, s.4302
    (49) Tarama Sözlüğü, c. II, s. 1642
    (50) A. İnan, Şamanizm, Ankara, s. 111-112
    Çukurova'da tütsü üzerlik ile yapılır. Halk arasında buna üzerlik tüttürmek, tütsü yapmak denir. Tütsü için üzerliğin yanında çörek otu, tuz, kuru karanfil kullanılırsa da tütsünün esas maddesi daima üzerliktir. Adana'da tütsünün sadece üzerlikle yapıldığı da görülmektedir.Ali Rıza Yalman'ın tespitlerine göre Tarsus'ta tütsü için şu nesneler kullanılmaktadır: «en aşağı yedi tane üzerlik, üç tane çörek otu, üç tane kekik otu, üç tane tuz, bir kıymık balmumu». Bu nesneler bal mumu ile ezilmekte, hamur haline getirildikten sonra ateşe atılarak buğusu çıkarılmaktadır. Çıkan buğu ile de hastalar, nazara uğramış, cine periye tutulmuş kişiler tütsülenerek bu dertlerden kurtarılmaya çalışılmaktadır (51).Bazı bölgelerimizde ise, tütsü için üzerlik tohumları tuz ile karıştırılmakta ve bu karışımın tütsüsü nazarlanan kişiye koklatılmakta veya kişi tütsünün üzerinden atlatılmaktadır (52).Adana'da tütsü genellikle tavada yapılmaktadır. Tava ateşe kapalı olarak konulmakta, üzerlik patlamaya başladığı zaman tava ateşten indirilerek kapak açılmakta ve böylece dumanın nazara uğramış kişiye doğrudan yönelmesi sağlanmaktadır. Küçük çocuklar, bebekler tütsünün üzerinden geçirilir veya tütsü kabı onların etrafında dolaştırılır. Kişilerin tütsülenmesinden sonra sıra evin tütsülenmesine gelir. Tütsü kabındaki son dumanla ev tütsülenir. Bunun için kap evin içinde dolaştırılır. Evin tütsülenmesinin amacı sadece nazar değildir. Aynı zamanda evin içinde bir köşede saklanmış olan cinlerin de üzerlik tütsüsü sayesinde evden kaçacağına inanılmaktadır.Üzerliğin tütsüde kullanılmasının amacı dumanın bol olması ve tohumların yanarken çatlayıp ses çıkarmalarıdır. Çıkan bu seslerle nazar eden kişinin nazarının bozulacağına gözlerinin patlayacağına inanılmaktadır. Bu inancı tütsü sırasında söylenen sanakalarla (tekerlemelerle) de dile getirilmektedir.
    (51) A.R. Yalman, Cenupta Türkmen Oymakları, (Haz. S. Emir), Ankara, 1977, c. II, s. 495-496
    (52) Zeki Çıkman, age, s. 58 -257-

    Tütsü sırasında söylenen sanakalar hemen hemen bütün Türk topluluklarında birbirinin aynıdır.Adana'da üzerlik kabının dolaştırılması ve dumanın kişilere yönetilmesi sırasında genellikle şu tekerleme söylenir:Azara bozara Kem gözler karara veya Hazara huzara Öküz gelmiş pazara.....'ye nazar edenin İki gözü bozara Bölgemize göre farklı tekerlemelerden (sanakalardan) örnekler, bildirimizin ekinde yer almaktadır.Tekerlemeler (Sanakalar) Üzerlik ateşe atılırken:Gelsin üzerlik, gitsin nazarlık Üzerlik bin bir erlik (53) Üzerliğin ateşte yakılması sırasında:Çatır çatır çatlasın Çatırtısı patlasın ....a nazar edenin İki gözü patlasın (54)
    (53) Türkiyede Halk Ağzından Söz Derleme Dergisi, TDK yayını, ankara, 1952, c. 6. 127
    (54) Emrak, Nazar ve Söyleme, Başpınar dergisi, yıl 1, sayı 10, aralık, 1939, s. 10
    Üzerliğin tüttürülmesi sırasında:
    Eş eşikten
    Beş beşikten
    Yassı dilden
    Yaman gözden
    Allah saklaya (55) Bir
    başka tekerleme ise:
    Üzerliksin havasın
    Her sayrıya devasın
    Arslan Ali Mürteza'nın zülfikarın kurtaransın
    Bizi yavuz dilden, kem gözden
    Cinlerin, perilerin, devlerin şerlerinden
    Emin eyleyen sensin (56)
    Benzer bir tekerleme:
    Elemtere fiş, kem gözlere şiş
    Üzerlik çatlasın; nazar eden patlasın (57) Azerbaycan'da üzerlik tüttürülürken de benzer tekerleme söylenmektedir:
    Üzerliksen üzerliksen hevasen
    Hezaran derde dermansen devasen (58) veya
    Üzerliksen hevasen
    Her bir yerde sen olasan
    Kada bele savaşan
    Üzerlik dane dane
    Tökülsün hare cane
    Kohum ola yad ola
    Gözü bu oddan yana
    Altundaydı üzerlik
    (55) Türkiyede Halk Ağzından Söz Derleme Dergisi, c. 6, s. 127
    (56) A.R. Yalman, age, s. 496
    (57) M. Halit Bayrı, Nazar ve Nazarlık, Türk Folkloru araştırmaları, c. 3, sayı
    69, Nisan 1955, s. 1107
    (58) H. Kazım Kadri, c. I, s. 383

    Dütün ağdı üzerlik
    Müşkil işim düşüpdür
    Hudi hudi üzerlik (59)
    Azerbaycan'da söylenen bir başka tekerleme ise: Üzerlikler çırtdasın Yaman gözler pırtdasın (60) şeklindedir.
    (59) H. Kazım Kadri, c. I. s. 383-384
    (60) Ehliman Ahundov, Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri, (der. S.Tezcan), TDK yayını, Ankara, 1978, s. 51
    ÜZERLİK
    Prof.Dr. Şükrü Halûk Akalın
    Nazar, kaynağı tarihin derinliklerine kadar uzanan bir halk inancıdır. Eski Yunanlılar'dan Romalılar'a, Budistler'den Hindular'a, Moseviler'den Müslümanla'ra kadar bütün topluluklarda bu inancın bulunduğunu görüyoruz (1).Kendisini pek çok tehlikeden korumasını bilen insanoğlu; kaza, hastalık, ölüm getireceğine inandığı nazardan da korunmak amacıyla çeşitli koruyucu nesnelere sarılmıştır. Topluca nazarlık olarak adlandırdığımız koruyucu nesneler, nazara inan bütün topluluklarda hemen hemen birbirinin aynidir.Halkımız tarafından da kullanılan nazarlıklar arasında mavi boncuk, yedi delikli boncuk, kendiliğinden delinmiş taş, eski süpürge, sarımsak, kartal pençesi, hurma çekirdeği, sarı kehribar, yumurta kabuğu, kurban gözü, geyik boynuzu, öküz boynuzu, at kafası, çörek otu, günlük, kuru karanfil ve üzerliği sayabiliriz.Bu sıraladığımız nazarlıkların bazıları evlere asılmakta, bazıları üstte taşınmakta, bazıları da bağ, bahçe ve tarlalarda bulundurulmaktadır. Çörek otu, günlük, kuru karanfil ve üzerlik ise nazara karşı yapılan tütsüde kullanılmaktadır. Ayrıca, üzerlikten yapılan nazarlıklar evlere de asılmaktadır.
    Üzerlik otu (peganum harmala) yabani kimyongiller (zygophyllaceae) familyasına dahil bir bitkidir. Çiçekleri beyaz renktedir. Taç yaprakları 4-5 tane olabilmekte, boyu 60-70 cm. ye kadar çıkabilmektedir. Meyveleri kapsül içindedir. Yaprakları almaşık* ve yapışkandır. Bazı türlerinde yapraklar benekli olabilir. Genellikle kumlu, taşlık ve kurak yerlerde yetişir (2).Halk arasında yaygın bir inanca göre üzerlik otu, şehit kanı dökülmüş topraklarda etişmektedir.Aslında bu inançta biraz
    * Almaşık yaprak: Sapın iki yanında karşılıklı değil de aralıklı olarak bir sağda bir solda bitmiş yapraklar.
    (1) Anabritannica, İstanbul, 1991, c. 16, s.427.
    (2) Türk Ansiklopedisi, Ankara, 1984, c.33, s.226.
    gerçek payı da yok değildir. Üzerlik otu, fosfatlı toprakları çok sever . Bunun için de fosfatlı toprağın bol olduğu mezarlıklarda yetişir.Üzerlik otu eskiden beri çeşitli tedavilerde kullanılan bir bitkidir. Hititlerde ilaç yapımında kullanıldığını biliyoruz (3). I. yüzyılda Dioscorides üzelik otundan yararlanmıştır (4). Çok daha eskiden Hindistan'da üzerlikten solucan düşürücü ilaç yapılmış, üzerlik narkotik olarak kullanılmıştır (5). Zehirlenmelere, yılan sokmasına karşı panzehir yapımında üzerlikten yararlanılmıştır (6). Yunanlılar ve Romalılar üzerlik otunu ishallere karşı mide kuvvetlendirici olarak kullanmışlardır (7). Bugün modern tıpta da üzerlik, solucan düşürücü ve narkotik harmin, merkezi sinir sistemi uyarıcısı olarak kullanılır.
    Çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmasının yanısıra erkekte cinsel gücü artırıcı macunların hazırlanmasında da üzerlikten faydalanılmıştır. Tohumlarının balla karıştırılması sonucu elde edilen bir macun, eski toplumlarda uzun süre cinsel gücü artırıcı madde (afrodizyak) olarak kullanılmıştır (9).Üzerliğin tohumlarında harmalin, harmin, harmalol ve peganin adlı alkaloitler ve eterik yağ bulunmaktadır (10).Ayrıca tohumlarından kırmızı renkli bir boya maddesi elde edilebilmektedir (11).(3) Zeki Çıkman, Folklorumuzda ve Edebiyatımızda Göz, Kültür Bakanlığı yayını, Ankara, 1977, s.57 (4) H. Ertem, Boğazköy Metinlerine Göre Hititler Devri Anadolusunun Flo rası, Ankara, 1974, s. 54
    (5) Müjgan Üçer, Üzerlik, Sivas Folkloru dergisi, yıl I, sayı 6, s. 3
    (6) Üçer, agm, s. 3
    (7) Türk Ansiklopedisi, c. 33, s. 226
    (8) Pars Tuğlacı, Okyanus Ansiklopedik Sözlük, İstanbul, 1971, c. VI, s. 2934
    (9) ; car, agm, s. 3
    (10) Okyanus Ansiklopedik Sözlük, c. VI, s. 2964;
    Anabritannica, c. 16, s. 427; Türk Ansiklopedisi, c.33 s.226
    (11) Okyanus Ansiklopedik Sözlük, c. VI, s. 2964 - 2 4 8 –
    Üzerlik otu ülkemizde en çok Ankara, Kayseri, Niğde, Erzincan v« Konya illerinde yetişir (12). Dünyada en fazla yetiştiği yerler ise Asya, Afrika ve Amerika kıtalarıdır (13).Üzerlik Kelimesinin Kökeni Bildiğimiz kadarıyla bugüne kadar üzerlik kelimesinin kökeni üzerinde ciddi olarak durulmamıştır. Türkçenin köken bilgisi sözlüklerinde de kelimenin nederen geldiğine dair açıklayıca bilgilere rastlamıyoruz.Üzerlik otunun, nazara karşı insan üzerinde taşınması; tütsünün nazar değdiği inanılan kişilerin üzerine tutulması ve küçük çocukların tütsünün üzerinden geçirilmesi sebebiyle *üzeri+lik şeklinden orta hece ünlüsünün düşmesiyle kelimenin türediği düşünülebilir. Nitekim Sivas Folkloru dergisinde yayımlanan bir yazısında Müjgân Üçer, kelimenin bu şekilde türemiş olabileceğini belirtir (14).Ancak, kelimenin eski metinlerimizde yüzerlik (şeklinde geçtiğini görüyoruz:
    Kişi anber yüküne olsa mâlik
    Ayıptır ger dütüzürse yüzerlik
    Işk-nâme, 98-2
    Kızıl üzüm ve büber ve yüzerlik tohumu, her birinden beraber alalar.

    Müntehabü'ş-Şifa, 87
    Harmel (Ar.) : Yüzerliktir, galiz hırıltı keser.
    Müfredat-ı Ibn Baytar Tercümesi, 51
    Sepend (Fa.) : Yüzerlik, harmel mânâsına ki yaramaz gözden ötürü tütsü ederler.
    Camiü'l-Fürs, 84-1
    Espend (Fa.) : Yüzerlik tohumu, sipend dahi derler, isabet-i ayn def'i için ateşte buhur ederler.
    Burhan-ı Katı" Tercümesi,62 (15)
    (12) A. Baytop, Tıbbi Bitkiler Atlası, İstanbul, 1985, s. 150; Türk Ansiklopedisi, c. 33, s. 226
    (13) Türk Ansiklopedisi, c. 33, s. 226Müntehabû'ş-Şifa,87
    (14) Üçer, agm, s.6
    (15) Tarama Sözlüğü, TDK yayını, Ankara, 1972, c. VI, s. 4783 -249-

    Dîvân'da, söz konusu bitkiye sadece Oğuzların yüzerlik adını verdiğini yazan Mahmud-el-Kâşgarî, bitkinin Kâşgar dilinde yıdıg ot, Uç ve Barsgan dillerinde ise eldrük ve ilrük olarak adlandırıldığını belirtmektedir:YIDIG yıdıg "Stinking (muntin), " of anything. YDIG'UT yıdıg ot "Rue (harmal)" dialect of Kâşgar; in the dialect of Uc and Barsgan it is called İDRUK ildrük and in that of Oğuz YUVZ'ARLK yüzerlik (16).
    Bölge ağızlarında kelimenin üzerlik, üzerik, üzerrik, üzeriyh (17) şekillerinin yanı sıra yüzerlik, yüzelik, yüzellik (18) şekillerinde de kullanıldığını görüyoruz.
    Türkiye Türkçesinin de yer aldığı Oğuz grubunda ön seste ytüremesi çok görülen bir ses olayı değildir. Eski Türkçe döneminde ön seste y- türemesi olayı görülmüştür.
    em > yem "ilaç" inçke > yinçke "ince"
    ir > yır "müzik, şarkı" ir > yir "kuzey" (19)
    Ancak, bu türemenin Oğuz grubu için söz konusu olmadığı, Kâşgarlı'dan beri bilinmektedir (20).Bazı bölge ağızlarımızda ön seste y- türemesi olayı görülmektedir. Ancak, bu olay bir kaç örnekle siniridir:inmek > yinmek (21)
    (16) Mahmud al-Kaşgari, Compendium of the Turkic Dialects Divan Lügat at- Turk, (yay. R.Dankoff, J.Kelly), Harvard, 1982, c. II, s. 152
    (17) Derleme Sözlüğü, TDK yayını, Ankara, 1979, c. XI, s. 4085
    (18) Derleme Sözlüğü, c. XII, s. 4336
    (19) A von Gabain, Eski Türkçenin Grameri, (Çev. M. Akalın), TDK yayını, Ankara, 1988, s.39
    (20) Körösi Csoma Archivum, Budapeşte, s.38'den aktaran A.von Gabain, age, s. 128, 20. not
    (21) M. Ergin, Türk Dil Bilgisi, İÜ Edebiyat Fakültesi yayını, İstanbul, 1972, s. 52 -250-

    Türkiye Türkçesi ağızlarında ön seste y- türemesi olayından çok, başta y- düşmesi olayı görülmektedir. Özellikle Güneydoğu ve Doğu Anadolu ağızlarında ve Azeri Türkçesinde ön seste y- düşmesi olayına çok sık rastlanır:
    yüce > üce
    yüz > üz
    yıl > il
    yılan > ilan, ilan (22)
    Şu halde, yüzerlik kelimesindeki ön ses y-'nin türeme bir ses olmadığını açıklıkla söyleyebiliriz. Kelimenin asıl şeklinin eski metinlerimizde geçtiği şekilde yüzerlik olduğu anlaşılıyor. Daha sonraki dönemlerde kelimenin başındaki y- ünsüzü düşmüş, böylece kelime üzerlik şekline gelmiştir.Bu noktada, bir tıp kitabı olan Edviye-i Müfrede'de rastladığımız önemli bir kayıttan söz etmek istiyoruz.Eserin i. bölümünde (1a-46b) tek başına ilaç olarak kullanılabilecek bitkiler, yiyecekler, içecekler alfabetik bir sıralama içerisinde verilmiştir. Bu sıralamada üzerlik otu'nun yeri dikkati çekmektedir. Üzerlik otu, (elif) harfi ile başlayan bitkiler arasında yer almıştır. Bu durumda kelimenin ( dUjjj I ) şeklinde yazılması gerekirken, ( ^jjy. ) şeklinde yazıldığını görüyoruz. Bu değişikliğin müstensih tarafından yapıldığı anlaşılıyor. Müstensih, ( dÜjjj 1 ) şeklinde yazılan ve ilk harfi de (elif) olduğu için (elif) harfi altında sıralanan bitkinin asıl adının yüzerlik olduğunu bildiğinden alfabetik sıralamayı bozma pahasına kelimeyi, doğru şekliyle ( ) yüzerlik olarak yazmıştır (23).

    (22) M. Ergin, Azeri Türkçesi, İÜ Edebiyat Fakültesi yayını, İstanbul, 1971, s. 90-91
    (23) Mustafa Canpolat, Değerli bir tıp eseri Edviye-i Müfrede, DTCF, Türkoloji Dergisi, c. V, sayı 1, s. 27 -251 -

    Bu düzeltme, bize yüzerlik şeklinin yanı sıra üzerlik şeklinin de kullanıldığını gösteriyor. Metinlerimizde pek sık geçen bir kelime olmadığı için, üzerlik şeklinin hangi dönemde ortaya çıktığını söyleyemiyoruz. Ancak, kelimenin uzun süre yüzerlik olarak aslî şekliyle kullanıldığını: sonradan başta y- ünsüzü düşmesiyle üzerlik şeklinin ortaya çıktığını; iki şekil bir arada kullanılırken üzerllk'in yaygınlaştığını buna karşılık yüzerlik'in yaygınlık alanının gittikçe daraldığını söyleyebiliriz. Bugün de iki şeklin bir arada kullanıldığını, fakat üzerlik şeklinin daha yaygın olduğunu görüyoruz.Clauson, köken bilgisi sözlüğünde üzerlik maddesinden yüzerlik maddesine yaptığı göndermede, kelimenin addan veya somut bir varlığın tanımlanmış adı olan yüzer gödeşinden yapıldığını belirtiyor. Ancak, bu gövdenin yüzer (yüz+er) veya yüz- ile açık bir anlam ilişkisi olmadığını da hemen açıklama gereği duyuyor: yü:ze:rlik 'the plant rue, peganon harmala'; Den. N. (Conc. N) fr. yü:ze:r, but there is no obvious semantic connetion w. yüzer or 1 or 2 yüz-. Survives only (?) SW Az. üzerlik; Osm. yüzerlik/üzerlik. Cf. ildrük Oğuz XI Kaş. III 12 (yıdıg) : Kıp. XIV al-harmal 'rue 1 yüzerlük Bul. 7,3; Osm. XIV to XVI yüzerlik occurs in several texts, mostly dict. translating Ar. harmal or Pe. sipand (and the like) 'wild rue' (24).Martti Râsânen'in köken bilgisi sözlüğünde ise kelimenin sadece açıklaması yapılmış, kökeni konusunda bilgi verilmemiştir: Üzârlik, Jüzârlik 'Raute (eine Pflanze)' 'die Samenkörner verschiedener Pflanzen, die zur Raucherung bei der Heilung von Krankheiten verwendet vverden 1
    (25).
    (24) Sir Gerard Clauson, An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth- Century Turkich, Oxford, 1972, s. 988
    (25) Martti Rasanen, Versuch Eines Etymologischen VVörterbuchs Der Türksprachen, Helsinki, 1969, s. 524 -252-
    W. Radloff'un sözlüğünde de kelimenin açıklaması yer almakt;Ruta (rastenıe)- dle Raute (eine Pflanze); üzerlik tokumu simya rutı - der Same der Raute (26).Yüzerlik maddesinde ise kelime yüz+er+lik şeklinde gösterilmiş, kelimenin kökü aydınlatılmamıştır (27).Köken bilgisi sözlüklerinde kelimenin nasıl türediğine dair tatmin edici bir bilgi edinememize rağmen, halk arasında kelimenin kökeni üzerine çeşitli açıklamalarda bulunulduğunu görüyoruz. Otun tütsüsünün insana yüz iyilik getireceğine inanılması sebebiyle kelimenin yüz eyilik; tütsünün yüze ve ele tutulması sebebiyle yüz(lük) ellik; ottan cinsel gücü artırıcı macun yapımında yararlanılması sebebiyle yüz erlik vb... Ancak, bunların birer halk yakıştırması(etymologie popularie ) olduğu açıktır.Kelimenin kökeni üzerinde durabilmek için bölge ağızlarımızdaki ve Türk diyalektlerindeki şekilleri incelemek yararlı olacaktır.Anadolu ve Rumeli ağızlarında üzerlik otu için sipend, sipendan, isfend, mahmurçiçeğl, nazarotu, sarı sarmısak, yabani sedef otu ve ilezik (28) gibi çeşitli adlar kullanılmaktadır. Bu adlardan isfend, sipendan Farsça sipend kelimesinin halk ağzından bozulmuş şeklidir. Bu adlar içerisinde ilezik dikkatimizi çekiyor. Konya'nın Kadınhanı ilçesine bağlı Kurthan köyünden (29) derlenmiş olan bu kelimenin, Divan'da yer alan ilrük ve eldrük kelimeleri ile ilgili olduğu anlaşılıyor.
    Çağdaş Türk diyalektlerinde de bitkinin çeşitli şekillerde adlandırıldığını görüyoruz: Azeri Türkçesinde üzerlik (30), Türmencede üzerlik, isvent
    (26) W. Radloff, Versuch Eines VVörterbuches Der Türk-Dialecte, Petersburg, 1893-1911, b. 1893
    (27) Radloff, c. III
    (28) Ingeborg Hauenschild, Türksprachige volksnamen für Krauter un Stauden, VVİesbaden, 1989, s.123
    (29) Derleme Sözlüğü, c. VII, s. 2521
    (30) Rusça-Azerbaycanca Lügat, c. I, Baku, 1956, s. 209; Azerbaycan Dilinin İzahlı Lügeti, c. IV, s. ; Hauenschild, s. 123 2 5 3 -ve adraspan (31);
    Kazakçada adıraspan (32), andız (33); Doğu Türkistan Kazakçasında ajerek ve tüyejaperak (34); Kırgızcada adıraşaman (35) ; ısırık (36); Kırım Tatarcasında özerlik (37); Uygurcada edrasman (38) ; Doğu Türkistan Uygurcasında adirasman.gül asman (39); Özbekçe'de isirik (40), adrespan, isvent, yuzarlık (41).
    Söz konusu bitki Türkiye Türkçesinden başka Azerice ve Türkmence'de üzerlik, Kırım Tatarcasında özerlik ve Özbekçede yuzarlık olarak adlandırılmaktadır. Kazakça, Kırgızca, Uygurca ve Özbekçede ise adraspan, adıraşman gibi farklı şekiller karşımıza çıkmaktadır.Özbekçedeki isirik şekli is ad kökünden türetilmiştir. Bitkinin tütsü yapılarak kullanılmış olmasından dolayı bu adı alması tabiidir. Kâşgâr dilindeki yıdıg ot adı da yaydığı koku sebebiyle bitkiye verilmiştir.Yüzerlik ve üzerlik kelimelerinin kökenini aydınlatabilmek için her şeyden önce bitkinin türüne bir açıklık getirmek gerektiği kanaatindeyiz.
    (31) Rusça-Türkmence Sözlük, Moskova, 1986, c. I. I, s. 210; Hauenschild, s. 123
    (32) Kazak Tilinin Tüsindirme Sözdigi, c. I Almatı, 1959, s. 271; Hauenschild, s. 123
    (33) Orusça-Kazakça Sözdik, Almatı, 1981, c. II, s. 292 (34) Hauenschild, s. 123 (35) E. Abduldaev, D. Isaev, Kırgız Tilinin Tüşündürmö Sözdüğü, Frunze, 1969, s.20; Hauenschild, s. 123. (36)

    Kırgızistan'ın Oş ve Özgen şehirlerinden Türkiye'ye akrabalarını ziya rete gelen Kırgızların adıraşman kelimesi yerine ısırık kelimesini kul landığını tespit ettik. Bu kelime, Özbekçedeki isirik şekli ile benzerlik gösteriyor. Nitekim Kırgızcada ıs kökünden türetilmiş kelimeler vardır: ıstaluv «dumana tutularak kurutulmuş»; ıstav < (38) Hauenschild, s. 123
    (39) Hauenschild, s. 123
    (40) Hauenschild, s. 123
    (41) Z. A. Murat, Rusça-Özbekçe Botanik Terminler Sözligi, Taşkent, 1934 -254-
    Üzerlik otunun yabani kimyongillere ait bir bitki olduğunu belirtmiştik. Rutaceae ailesinde yer alan ve sedef otu (ruta) olarak adlandırılan bir başka bitkinin de, üzerlik otuyla yakın ilgisi vardır. Bu benzerlikten dolayı çoğu zaman iki otun birbirine karıştırıldığı görülür. Bu karışıklık sözlüklerde de dikkatimiz çekiyor. Söz gelimi Radloff sözlüğünde üzerlik'e karşılık olarak «ruta» (die Raute) açıklaması verilmiştir (42). Oysa ruta, rue, die Raute gibi adlar sedef otunun karşılıklarıdır. Üzerlik otunun karşılığı ise garmala, steppenraute, syria rue'dir.Aslında bu karışıklığı büyük bir yanlış olarak görmemek gerekir. Çünkü, üzerlik otu, sedef otunu yabani cinsidir (43). Nitekim, üzerlik otuna doğrudan doğruya yabani sedef otu adının da verildiğini belirtmiştik.Bizce, Divan'da Uç ve Barsgan dillerinde geçtiği belirtilen ilrük ve eldrük kelimeleri, aslında sedef otunun adıdır. Divân'ın en son yayımında da ilrük ve elrük kelimelerinin karşılığı çok isabetli bir şekilde «rue» "sedef otu" olarak verilmiştir (44). Yine Drevnetyrsky Slovar'da ilrük ve eldrük kelimelerine karşılık olarak «ruta» "sedef otu"; üzerlik ve yüzerlik kelimelerine karşılık olarak da peganum harmala yani üzerlik karşılığı verilmiştir (45). Clauson da köken bilgisi sözlüğünde yüzerlik kelimesinin açıklamasını yaparken wild rue "yabani sedef otu" adını kullanıyor (46).Oğuzcanın en önemli kolu Türkiye Türkçesinde yabani, vahşi karşılığında kullanılan kelimelerden biri de yozdur. Gerek eski metinlerde, gerek ağızlarda kelimenin yabani anlamında kullanıldığını tespit ediyoruz.
    (42) Radloff, b. 1893
    (43) Hüseyin Kazım Kadri, Türk Lügati, İstanbul, 1928, c. I, s. 384; Hauenschild, s. 123
    (44) Mahmud al-Kaşgari, c. I, s. 134; c. II, s. 361;
    (45) Drevnetyursky Slovar, Leningrad, 1969; eldrük s. 170; elrük s. 171; üzerlik s. 630; yüzerlik s. 288
    (46) Clauson, s. 988 -255-
    Yoz yaşadım nefsim elinden kaçıp Üş dahi kurtulazam ah ah Kemâl Ümmi Dîvânı, 87 Bir yoz kısrak at ve üç re's arvana deve ve iki re's cam us öküz ve...Şeriyye Sicilleri, 6,77 (47) Anadolu ağızlarında yozun yabanıl anlamında kullanıldığını ve değeri düşük niteliksiz, cinsi bozuk karşılığında yoz tavuk "cinsi bozuk tavuk", yoz keçi "cinsi bozuk keçi" şeklinde yaşadığını Derleme Sözlüğü'nden öğreniyoruz (48). Türkçe Sözlük'te de kelimenin; doğada olduğu gibi kalarak işlenmemiş, anlamında kullanıldığını görüyoruz.Sözlükte bu anlam ile ilgili olarak yoz toprak ve yoz bitki gibi örnekler verilmiştir (49).Kanaatimizce üzerlik/yüzerlik kelimesi, birleşik bir kelimedir. Uç ve Barsgan dilinde sedef otu karşılığındaki ilrük/eldrük kelimesini Oğuzlar, peganum harmala için yabani sedef otu anlamına gelmek üzere yoz ilrük (veya yozeldrük) olarak kulanmışlardır. Enkliz olayı ve gerileyici benzeşme sonucunda ilk kelimenin ünlüsü ü'ye dönüşmüştür. Metatez sonucunda I ve r yer değiştirmiş, daha sonra da i genişleme sonucu e'ye dönmüş, böylece kelime yüzerlik şekline gelmiştir. Oğuz grubunda görülen başta y ünsüzü düşmesi olayı sonucunda da üzerlik şekli ortaya çıkmıştır. Ancak, yüzerlik şekli de ağızlarımızda hâlâ yaygın olarak kullanılmaktadır.Çukurova'da Nazara Karşı Üzerlik Tütsüsü Tütsü, Türk topluluklarında eskiden beri görülen bir tedavi ve büyüden, nazardan çeşitli tehlikelerden korunma şeklidir. Aksu'da bir Şaman ayinini seyreden Malov'un tespitlerine göre ayini yöneten bakşı, yaptığı tütsü ile bir hastayı iyileştirmeye çalışmıştır (50).
    (47) Tarama Sözlüğü, c. VI, s.4680
    (48) Derleme Sözlüğü, c. XI, s.4302
    (49) Tarama Sözlüğü, c. II, s. 1642
    (50) A. İnan, Şamanizm, Ankara, s. 111-112
    Çukurova'da tütsü üzerlik ile yapılır. Halk arasında buna üzerlik tüttürmek, tütsü yapmak denir. Tütsü için üzerliğin yanında çörek otu, tuz, kuru karanfil kullanılırsa da tütsünün esas maddesi daima üzerliktir. Adana'da tütsünün sadece üzerlikle yapıldığı da görülmektedir.Ali Rıza Yalman'ın tespitlerine göre Tarsus'ta tütsü için şu nesneler kullanılmaktadır: «en aşağı yedi tane üzerlik, üç tane çörek otu, üç tane kekik otu, üç tane tuz, bir kıymık balmumu». Bu nesneler bal mumu ile ezilmekte, hamur haline getirildikten sonra ateşe atılarak buğusu çıkarılmaktadır. Çıkan buğu ile de hastalar, nazara uğramış, cine periye tutulmuş kişiler tütsülenerek bu dertlerden kurtarılmaya çalışılmaktadır (51).Bazı bölgelerimizde ise, tütsü için üzerlik tohumları tuz ile karıştırılmakta ve bu karışımın tütsüsü nazarlanan kişiye koklatılmakta veya kişi tütsünün üzerinden atlatılmaktadır (52).Adana'da tütsü genellikle tavada yapılmaktadır. Tava ateşe kapalı olarak konulmakta, üzerlik patlamaya başladığı zaman tava ateşten indirilerek kapak açılmakta ve böylece dumanın nazara uğramış kişiye doğrudan yönelmesi sağlanmaktadır. Küçük çocuklar, bebekler tütsünün üzerinden geçirilir veya tütsü kabı onların etrafında dolaştırılır. Kişilerin tütsülenmesinden sonra sıra evin tütsülenmesine gelir. Tütsü kabındaki son dumanla ev tütsülenir. Bunun için kap evin içinde dolaştırılır. Evin tütsülenmesinin amacı sadece nazar değildir. Aynı zamanda evin içinde bir köşede saklanmış olan cinlerin de üzerlik tütsüsü sayesinde evden kaçacağına inanılmaktadır.Üzerliğin tütsüde kullanılmasının amacı dumanın bol olması ve tohumların yanarken çatlayıp ses çıkarmalarıdır. Çıkan bu seslerle nazar eden kişinin nazarının bozulacağına gözlerinin patlayacağına inanılmaktadır. Bu inancı tütsü sırasında söylenen sanakalarla (tekerlemelerle) de dile getirilmektedir.
    (51) A.R. Yalman, Cenupta Türkmen Oymakları, (Haz. S. Emir), Ankara, 1977, c. II, s. 495-496
    (52) Zeki Çıkman, age, s. 58 -257-

    Tütsü sırasında söylenen sanakalar hemen hemen bütün Türk topluluklarında birbirinin aynıdır.Adana'da üzerlik kabının dolaştırılması ve dumanın kişilere yönetilmesi sırasında genellikle şu tekerleme söylenir:Azara bozara Kem gözler karara veya Hazara huzara Öküz gelmiş pazara.....'ye nazar edenin İki gözü bozara Bölgemize göre farklı tekerlemelerden (sanakalardan) örnekler, bildirimizin ekinde yer almaktadır.Tekerlemeler (Sanakalar) Üzerlik ateşe atılırken:Gelsin üzerlik, gitsin nazarlık Üzerlik bin bir erlik (53) Üzerliğin ateşte yakılması sırasında:Çatır çatır çatlasın Çatırtısı patlasın ....a nazar edenin İki gözü patlasın (54)
    (53) Türkiyede Halk Ağzından Söz Derleme Dergisi, TDK yayını, ankara, 1952, c. 6. 127
    (54) Emrak, Nazar ve Söyleme, Başpınar dergisi, yıl 1, sayı 10, aralık, 1939, s. 10
    Üzerliğin tüttürülmesi sırasında:
    Eş eşikten
    Beş beşikten
    Yassı dilden
    Yaman gözden
    Allah saklaya (55) Bir
    başka tekerleme ise:
    Üzerliksin havasın
    Her sayrıya devasın
    Arslan Ali Mürteza'nın zülfikarın kurtaransın
    Bizi yavuz dilden, kem gözden
    Cinlerin, perilerin, devlerin şerlerinden
    Emin eyleyen sensin (56)
    Benzer bir tekerleme:
    Elemtere fiş, kem gözlere şiş
    Üzerlik çatlasın; nazar eden patlasın (57) Azerbaycan'da üzerlik tüttürülürken de benzer tekerleme söylenmektedir:
    Üzerliksen üzerliksen hevasen
    Hezaran derde dermansen devasen (58) veya
    Üzerliksen hevasen
    Her bir yerde sen olasan
    Kada bele savaşan
    Üzerlik dane dane
    Tökülsün hare cane
    Kohum ola yad ola
    Gözü bu oddan yana
    Altundaydı üzerlik
    (55) Türkiyede Halk Ağzından Söz Derleme Dergisi, c. 6, s. 127
    (56) A.R. Yalman, age, s. 496
    (57) M. Halit Bayrı, Nazar ve Nazarlık, Türk Folkloru araştırmaları, c. 3, sayı
    69, Nisan 1955, s. 1107
    (58) H. Kazım Kadri, c. I, s. 383

    Dütün ağdı üzerlik
    Müşkil işim düşüpdür
    Hudi hudi üzerlik (59)
    Azerbaycan'da söylenen bir başka tekerleme ise: Üzerlikler çırtdasın Yaman gözler pırtdasın (60) şeklindedir.
    (59) H. Kazım Kadri, c. I. s. 383-384
    (60) Ehliman Ahundov, Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri, (der. S.Tezcan), TDK yayını, Ankara, 1978, s. 51

    Yorum yap


    • #3


      14. Bitkisel İlaç Hammaddeleri Toplantısı, Bildiriler, 29-31 Mayıs 2002, Eskişehir, Eds. K.H.C.Başer ve N.Kırımer
      Web’de yayın tarihi: Haziran 2004 ISBN 975-94077-2-8
      Peganum harmala L. (ÜZERLİK) TOHUMLARINDA
      HARMOL, HARMALOL, HARMİN VE HARMALİN
      ALKALOİTLERİNİN YBSK YÖNTEMİ İLE ANALİZİ
      M. Kartal, M. L. Altun, S. Kurucu
      Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, Farmakognozi Anabilim Dalı, 06100 Tandoğan-Ankara
      ÖZET
      Harmol, harmalol, harmin ve harmalin alkaloitlerinin ayırımı ve tayini için basit ve duyarlı bir yöntem
      geliştirilmiş ve geçerliliği kanıtlanmıştır. Bu alkaloitlerin 1.5 ml/dak. akış hızında, Metasil ODS YBSK kolonu
      (5 µm, 150 mm x 4.6 mm I.D.;MetaChem Technologies Inc.) kullanılarak ayırımı sağlanmıştır. Solvan sistemi
      olarak İzopropil alkol- Asetonitril- Su- Formik asit (100:100:300:0.3) (h/h/h/h) kullanılmış ve pH'sı trietilamin
      ile 8.6'ya ayarlanmış olup, UV 330 nm'de ölçüm yapılmıştır. Harmol, harmalol, harmin ve harmalin'in
      kalibrasyon aralığı sırasıyla 9.375- 250 µg/ ml, 30.750- 246 µg/ ml, 31.250- 500 µg/ ml ve 31.000- 248 µg/ ml
      olarak tayin edilmiştir. Bu çalışmada, geliştirilen yönteme göre Peganum harmala L. tohumlarında harmol,
      harmin ve harmalin alkaloitlerinin teşhisi ve miktar tayini yapılmıştır.
      GİRİŞ VE AMAÇ
      Peganum harmala L. (Zygophyllaceae) tohumları halk arasında üzerlik olarak bilinmektedir.
      Ülkemizde halk arasında meyvelerinden nazarlık, tohumlarından ise nazara karşı tütsü
      yapılmaktadır (1, 2).
      Tohumlarda bulunan alkaloitler β-karbolin (trisiklik pyrido[3,4-b]indol) halka yapısı
      taşımaktadır (3). Bu alkaloitler; bazı gıdaların üretimi, işlem görmesi veya depolanması
      sırasında, indolaminler ile aldehit veya α-keto asitler arasında bir kimyasal kondensasyonla
      da oluşabilmektedir. Örneğin; norharman ve harman iyi pişirilmiş balık ve ette ng/g düzeyde;
      bazı alkollü içecekler ve gıda maddelerinde ise minör miktarlarda saptanmıştır (4). β-
      Karbolin türevi alkaloitlerin ayrımları ve analizleri; HPLC floresans veya UV detektör ya da
      bunların HPLC-MS kombinasyonları, GC ve GC-MS kullanılarak yüksek hassasiyet ve
      doğrulukla yapılabilmektedir (4,5). GC veya GC-MS yöntemlerini uygulamadan önce; uçucu
      türev hazırlanması ve türev oluştururken bazı artifact bileşiklerin oluşma ihtimali
      dezavantajdır. Bu nedenle HPLC veya HPLC-MS yöntemleri β-karbolin türevi alkaloitlerin
      analizlerinde daha çok tercih edilmektedir (4).
      Harman ve benzer alkaloitler; seratonin antogonisti, hallüsinojen, merkezi sinir sistemi
      stimulanı, ve kısa süreli MAO inhibitörüdür. 25-50 mg gibi küçük dozlar orta derecede
      merkezi sinir sistemi stimulasyonu ve 1-2 saat boyunca uyku hali ve rüya görmeye neden
      228olur. 750 mg’a kadar büyük dozlar hallüsinojenik etkiler oluşturur ve kişiye bağlı olarak
      şiddeti değişmektedir (6).
      MATERYAL VE YÖNTEM
      Cihaz
      Fakültemiz Merkez Laboratuvar'ında bulunan Yüksek Basınçlı Sıvı Kromatograf; Jasco
      model PU-980 pompa, Jasco UV-975 UV/VIS detektör, 7725 Rheodyne enjektör sisteminden
      (10 µl örnek hacimli) meydana gelmekte olup 330 nm'deki piklerin alanları Borwin software
      programı tarafından otomatik olarak hesaplanmıştır.
      Standartlar
      Harmol (H-1000), harmalol (H-0250), harmin (H-8646) ve harmalin (H-2256) standartları
      Sigma firmasından temin edilmiştir.
      Kromatografik Şartlar
      Mobil Faz: İzopropilalkol- Asetonitril- Su- Formik asit (100:100:300:0.3) (h/h/h/h)
      (Trietilamin ile pH'sı 8.6'ya ayarlanmıştır).
      İzopropilalkol (Merck-101040), Asetonitril (Merck-100030) ve Formik asit (Merck-100264)
      YBSK saflıkta, bidistile su kromatografik saflıkta kullanılmıştır. Solvanlar 0.45 µm filtreden
      (Milipore, Milfod, USA) geçirilip ultrasonik su banyosunda degaze edilmiştir
      Akış Hızı: 1.5 ml/dak.
      Detektör: 330 nm
      Basınç: 350 kg/cm

      Hassasiyet: 0.02 AUFS
      Kolon: Metasil ODS (5 µm, 150 mm x 4.6 mm I.D.;MetaChem Technologies Inc.)
      Analizler eksternal standart yöntemi kullanılarak yapılmıştır.
      Bitki Materyali
      Bitki materyali 01.07.2001 tarihinde Van-Çavuştepe Kalesi'nden toplanmıştır (AEF 21702).
      Ekstrenin Hazırlanışı
      2g kurutulmuş ve toz edilmiş Peganum harmala'nın tohumları 1 saat süre ile 4 defa 50'şer ml
      metanolle, 50 °C'de su banyosunda masere edildi. Tüm metanollü ekstreler birleştirilip
      kuruluğa kadar uçuruldu. Yoğun ekstre 50 ml %2 'lik HCl'de çözüldü ve süzüldü. Süzüntü 2
      kez 20'şer ml petrol eteri ile tüketilip çözeltinin pH'sı NH4OH ile 10'a ayarlandı. Sonra 4 defa
      50'şer ml kloroform ile sıvı-sıvı ekstraksiyona tabi tutuldu ve kloroformlu faz kuruluğa kadar
      uçuruldu. Yoğun ekstre metanolde çözüldü, balonjojede hacim 25 ml'ye tamamlandı ve iyice
      çalkalandı. Bu ekstre 0.45 µm'lik filtreden geçirilip 10 µl miktarda hassas olarak YBSK
      kolonuna enjekte edildi.
      Standart Çözeltilerinin Hazırlanması
      Harmol (12.50 mg), harmalol (12.30 mg), harmin (12.50 mg) ve harmalin (12.40 mg)
      standartları 25 ml'lik balon jojede solvan sisteminde çözüldükten sonra solvan sistemi ile 25
      ml'ye tamamlanarak hazırlanmıştır..
      Standart Çalışma Çözeltisi
      250 µg/ml harmol, 246 µg/ml harmalol, 500 µg/ml harmin ve 248 µg/ml harmalin
      konsantrasyonlarında standart çalışma çözeltileri hazırlandı. Kullanılan yöntemin uygunluğu
      kapasite faktörü (k’), rezolusyon (R), selektivite (α) ve pik asimetrisi (T) hesaplanarak
      kontrol edildi.
      229Kalibrasyon Eğrisi
      Solvan sistemi içinde hazırlanan harmol (9.375-250 µg/ml), harmalol (30.750- 246 µg/ml),
      harmin (31.250-500 µg/ml), harmalin (31.000-248 µg/ml) standartlarına ait kalibrasyon
      grafikleri elde edildi.
      Her bir standardın farklı konsantrasyonlarında 3'er kez 10 µl enjekte edilmesi ile elde edilen
      pik alanları saptandı ve buradan y= mX + n doğru denklemleri bulundu.
      BULGULAR
      Yöntem Geliştirme
      Çeşitli oranlarda İzopropil alkol, asetonitril, su ve formik asitle ile hazırlanan solvan
      sisteminin trietilaminle çeşitli pH'larda denenen tampon çözeltileri arasında en iyi ayırım ve
      hassasiyet gösteren pH, 8.6 olduğu tespit edilmiştir. Buna göre de solvan sistemi olarak
      İzopropil alkol- Asetonitril-Su- Formik asit (100: 100: 300: 0.3) (h/h/h/h) (Trietilaminle pH
      8.6'ya ayarlı) sisteminin en uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
      Akış hızları ile 0.5 ml/dak. ile 1.5 ml/dak arasında çeşitli ayırımlar denenmiş, 1.5 ml/dak.'lık
      akışta optimum ayırım olduğu görülmüştür. Kullanılan ODS ters faz kolonunda harmol,
      harmalol, harmin ve harmalin standartlarının retansiyon zamanlarının ortalaması sırasıyla
      1.620 dak., 2.971 dak., 3.539 dak. ve 10.374 dak. olduğu görülmüş olup toplam analiz süresi
      12 dakikadır.
      Harmol, harmalol, harmin ve harmalin standartlarının UV'de çeşitli dalga boylarında yapılan
      denemelerinde 330 nm'de maksimum bir absorbans gösterdiği ve tüm piklerin tamamen
      ayrıldığı sonucuna varılmıştır (Kromatogram).
      Doğrusallık
      Tablo 1'de her standarda ait korelasyon değeri (r2), eğim ve kesişimin bağıl standart
      sapmaları verilmiştir. Harmol, harmalol, harmin ve harmalin standartlarının sırasıyla 9.375-
      250 µg/ml (r2 = 0.9999), 30.750- 246 µg/ml (r2 = 0.9999), 31.250- 500 µg/ml (r2 = 0.9997) 230ve 31.000- 248 µg/ml (r2 = 0.9999) konsantrasyonlarda elde edilen pik alanları ile mükemmel bir doğrusallık sağlanmıştır.
      Teşhis Limiti ve Miktar Tayini Limitlerinin Saptanması
      Teşhis edilebilecek en düşük miktar (TL) gürültü sinyalinin 3 katı, miktar tayini
      yapılabilecek en düşük miktar (MTL) gürültü sinyalinin 9 katı olarak bulunmuştur. Buna
      göre de harmol, harmalol, harmin ve harmalin için 6 enjeksiyon yapılmış olup teşhis
      edilebilecek en düşük miktarlar sırasıyla 3.125, 10.250, 4.690 ve 10.330 µg/ml; miktar tayini
      yapılacak en düşük miktarlar da 9.375, 30.750, 15.630 ve 31.000 µg/ml olarak hesaplanmıştır
      (Tablo 1).
      Tablo 1. Sonuçların Doğrusallığı, Teşhis Limiti ve Miktar Tayin Limiti
      Bileşik λ Doğru Denklemi r 2 Eğim (%RSD) Kesişim (%RSD) MTL µg/ mL TL µg/ mL
      Harmol 330 Y= 9.929431 X + 16.99812 0.9999 0.383 2.390 9.375 3.125
      Harmalol 330 Y= 6.446235 X - 43.9565 0.9999 0.241 1.539 30.750 10.250
      Harmin 330 Y= 10.966 X - 12.3125 0.9997 0.297 11.486 15.630 4.690
      Harmalin 330 Y= 12.51171 X + 14.57609 0.9999 1.961 2.003 31.000 10.330

      X= Konsantrasyon ( µg/ mL); Y= Alan; λ= Dalga Boyu; r2= Korelasyon değeri; %RSD= % Bağıl standart sapma;
      MTL= Miktar Tayin Limiti TL= Teşhis Limiti %RSD = (Standart Sapma/ Ortalama) x 100
      Metodun Uygunluğu
      Rezolusyon (R), selektivite (α) ve pik asimetrisi (T) gibi kromatografik parametrelerin bu
      bileşikler için uygun olduğu görülmüşür (Tablo 2). İki pik arasındaki rezolusyon değeri
      1.50'den, selektivitesi de 1.20'den düşük değildir. Kapasite faktörü (k’) harmol, harmalol,
      harmin ve harmalin için sırasıyla 1.160, 2.962, 3.718 ve 12.831 olarak hesaplanmıştır.
      Tablo 2. Harmol, Harmalol, Harmin ve Harmalin'in Sistem Performans Parametreleri
      Bileşik tr (n=9, ortalama ) Alan (n=9, ortalama) k' R α T
      Harmol 1.620 (1.043) 1146.4 (3.279) 1.160 5.066 1.062(2.565) 2.553 (1.317)
      Harmalol 2.971 (0.581)606 (4.436)2.962 2.6251.528 (4.503) 1.255
      Harmin 3.539 (1.330)(1.629) 1596.6 (2.662) 3.718 1.754H
      Harmalin 10.374 (1.367)1398.8 (4.790) 12.831 7.202 (3.263) 3.452 (1.338) 2.778
      *%RSD = Parentez içinde % bağıl standart sapma değerleri verilmiştir. 231
      Doğruluk
      Metodun doğruluğu harmol, harmalol, harmin ve harmalin standartlarının miktar tayini
      yapılabilecek en düşük konsantrasyonlarından 9 kez enjekte edilerek kanıtlanmıştır. Ayrıca
      harmol, harmalol, harmin ve harmalin standartlarının miktar tayini yapılabilecek en düşük
      miktarlardaki % bağıl standart sapmaları sırasıyla 1.680, 4.609, 2.711 ve 3.078 olarak
      hesaplanarak kullanılan bu metodun doğruluğu kesinleştirilmiştir (Tablo 3).
      Tablo 3. Geliştirilen Metodun Miktar Tayin Limitindeki Doğruluk Değerleri ( n= 9)
      Bileşik λ Pik Alanı (n=9, ortalama) %RSD
      Harmol 330 102.00 1.680
      Harmalol 330 151.83 4.609
      Harmin 330 138.44 2.711
      Harmalin 330 394.72 3.078
      Kesinlik
      Sırasıyla 125 µg/ml, 100 µg/ml, 150 µg/ml, 112.5 µg/ml konsantrasyonlardaki harmol,
      harmalol, harmin ve harmalin standartlarından hazırlanan karışım test numunesi olarak 9 kez
      enjekte edilmiştir. Pik alanlarından harmol, harmalol, harmin ve harmalin standartlarının
      konsantrasyonları hesaplandı. Hazırlanan konsantrasyonlar ve hesaplanan konsantrasyonların
      % sapmaları da hesaplanarak Tablo 4'de verildi. Sonuçlar ± %5'in üstünde bir sapma
      göstermediğinden bu metodun kesinliği kanıtlanmıştır.
      Tablo 4. Geliştirilen Metodun Kesinlik Değerleri (n=9)
      Bileşik
      Hazırlanan
      Konsantrasyon
      µg/ mL
      Hesaplanan
      Konsantrasyon
      µg/ mL
      Ortalama ± SD
      % RSD % Sapma
      Harmol 125 118.92 ± 4.397 4.397 4.864
      Harmalol 100 100.29 ± 3.876 3.864 0.290
      Harmin 150 148.18 ± 2.926 1.975 1.213
      Harmalin 112.5 112.5 ± 3.897 3.474 0.293
      SD = Standart sapma
      % Sapma = ( Hazırlanan Konsantrasyon - Hesaplanan Konsantrasyon) x 100
      Hazırlanan Konsantrasyon
      Semen Pegani Ekstresi
      Ters faz YBSK ile Van'dan toplanan Semen Pegani'den hazırlanan ekstredeki; harmol,
      harmalol, harmin ve harmalin alkaloitlerinin teşhisi yapılmış ve sonuçta bu alkaloitlerden
      harmol, harmin ve harmalin bulunduğu sonucuna varılmıştır. Ekstreye bu standartlar ayrı ayrı
      ilave edilip ayrı ayrı enjeksiyon yapılarak adı geçen alkaloitlere ait retansiyon
      zamanlarındaki piklerde büyüme olduğu tespit edilmiştir. Böylece harmol, harmin ve
      harmalin alkaloitlerinin Semen Pegani ekstresindeki varlığı kesinleştirilmiştir. Sonuçlar
      istatistiksel olarak ta değerlendirilerek bu alkaloitlere ait doğru denkleminden hareketle %
      alkaloit miktarları her üçü için de hesaplanmıştır (Tablo 5).
      232Tablo 5. Semen Pegani Numunesinde Bulunan % Alkaloit Miktarları
      Bileşik Alan
      (n= 3, ortalama)
      % Alkaloit
      Ortalama ± SD
      Harmol 8705
      (0.463)
      1.094 ± 0.0049
      (0.453)
      Harmin 4163.5
      (1.087)
      0.476 ± 0.0056
      (1.188)
      Harmalin 6132.25
      (2.496)
      0.611 ± 0.0155
      (2.546)
      *%RSD = Parentez içinde % bağıl standart sapma değerleri verilmiştir.
      TARTIŞMA
      Geliştirilen metot; biyolojik materyalden harmol, harmalol, harmin ve harmalin'in teşhisi ve
      miktar tayini için elverişli bulunmuştur. Metodun tekrarlanabilirlik yüzdesinin yüksek
      olması, basit, duyarlı, hızlı ve spesifik olan bu metodun harmol, harmalol, harmin ve
      harmalin içeren kombinasyonlara uygulanabileceği sonucuna varılmıştır.
      Van'dan toplanan Semen Pegani ekstresinde harmol miktarının harmin ve harmalin
      alkaloitlerine göre daha yüksek olduğu görülmektedir. Miktar olarak harmin alkaloitinin
      miktarı diğer ikisine göre daha düşük bulunmuştur. Harmalol çalışma materyalinde
      saptanmamıştır. Bunun nedeni; droğun kurutulması ve ekstraksiyon işlemleri sırasında
      muhtemelen harmalol’un kolayca okside olarak harmol’e dönüşmesidir(5).
      Üzerinde farmakolojik çalışmaların devam ettiği ve her geçen gün yeni aktivitelerin
      saptandığı Peganum harmala bitkisi alkaloitlerinin analizi için geliştirdiğimiz yöntem, bu
      konuyla araştırma yapacak kişilere yol gösterecektir.
      KAYNAKLAR
      1. Baytop, T.: Türkiye'de Bitkilerle Tedavi (Geçmişte ve Bugün), 2. Baskı, s.: 357, Nobel Tıp
      Kitapevleri Ltd. Şti., İstanbul 1999.
      2. Küsmenoğlu, Ş.: FABAD, J. Pharm. Sci., 21(2), 71-75 (1996).
      3. Tanker, M., Tanker, N. :Farmakognozi Ders Kitabı, Cilt 2, s.: 148-149, Ankara
      Üniversitesi Basımevi, Ankara, 1990.
      4. Herraiz, T.: J. Chromatogr. A 881, 483-499 (2000).
      5. Al-Shalmani, S.: Pharmacognostical Researches on the Seeds of Peganum harmala L. of
      East Libya Originated, Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi
      (1999).
      6. http://www.peyote.com/jonstef/maois.htm
      233

      Yorum yap


      • #4
        SYRIAN RUE Synonym of: Peganum harmala - L.
        The most ancient used plant in global folk medecine is the Soma plant, the original Rue, called Assyrian Rue, or latin Pegunam Harmala. It has been widely used in the Ayurvedi medecine of the Rg Veda, as the Soma plant, and mixed with gold and metorite and special elements. It is the plant of life of the great Zoroaster (Zurathustra), where it was called Haoma, in the Avesta Veda, and was given to him by the "god" Masda, the Wise God of Light, just as Soma was given by Brahma-Manu in the Rg Veda. Since Zoroaster is in the line of ancesters of Gilgamesh known in the actual Sumerian Kings list as King Etana or Atun, who saught the bush of life, the very ancient plant of life may here have been partially identified. It was the most sacred plant of Mohamad, who took the Esphand (Arabic/Persian name for the plant) before receiving the Koran from "God", it is so sacred that 7 angels are placed above its branches. The Holy Esphand castes out the evil spirits, and cures feavour and maleria, in their traditions.
        Physical Characteristics: Perennial growing to 0.6m by 0.5m. The fruits are globose capsules with 3 chambers containing many angular blackish seeds. The seeds ripen in September.The flowers are hermaphrodite (have both male and female organs). The plant prefers light (sandy) and medium (loamy) soils and requires well-drained soil. The plant prefers acid, neutral and basic (alkaline) soils and can grow in saline soil. It cannot grow in the shade. It requires dry or moist soil.
        Active Constituents: The pharmacologically active compounds of P. harmala are several alkaloids, which are found especially in the seeds and the roots. These include β-carbolines such as: harmine, harmaline (identical with harmidine), harmalol and harman and quinazoline derivatives: vasicine, vasicinone , peganole, peganidine, desoxypeganine, , The alkaloidal content of the unripe seeds is less than the ripe ones.
        Harmaline (harmidine). C13H15ON2 - First isolated by Göbel from the seeds and roots of P. harmala, this is the major alkaloid of this plant. It crystallizes in colorless or pale yellow prisms and is optically inactive. This compound is slightly soluble in water, alcohol and ether, quite soluble in hot alcohol and dilute acids. Its hydrochloride dihydrate, which crystallizes as yellow needles, is moderately soluble in water and alcohol.
        Harmine (banisterine). C13H12ON2 - It is present in P. harmala and in some species of Banisteia, viz., B. caapi, Spruce., B. lutea and B. metallicolor. The alkaloid is optically inactive and forms colorless rhombic prisms from methanol. It is slightly soluble in water, alcohol or ether. Solutions of its salts show a deep blue fluorescence. The hydrochloride has been found to be highly active against Mycobacterium tuberculosis [7].
        Harmalol. C12H12ON2 - Which occurs in P. harmala crystallizes from water as the trihydrate. It is freely soluble in hot water, acetone or chloroform but only sparingly soluble in benzene. The alkaloid is unstable when exposed to air. Its methyl ether is harmaline [7].
        Harman. C12H10N2 - This related β-carboline alkaloid, which is first isolated from the bark of Arariba rubra, indigenous to Brazil; however its existence in P. harmala is not reported. This alkaloid is crystallized from several organic solvents as colorless prisms. It is readily soluble in methanol, alcohol, acetone, chloroform, or ether but only moderately so in hot water. It dissolves in mineral acids and exhibits a blue-violet fluorescence [7].
        Vasicine (peganine). C13H15ON2 - This quinazoline alkaloid was first isolated from the leaves of Adhatoda vasica Nees by Hooper and subsequently discovered in P. harmala under the name of Peganine. The base is optically inactive although the isolation of (-)-form from the fresh leaves of A. vasica and flowers and stems of P. harmala has been reported. The salts are readily obtained as crystals. The crude drug from A. vasica is used in India as a remedy for asthma and the pure alkaloid acts as a bronchodilator [8].
        Vasicinone. C11H10O2N2 - A further alkaloid present in Adhatoda vasica Nees and P. harmala. The base forms colorless crystals from 95% alcohol. It has [α]22 -100° (c = 0.5 in CHCl3) and the UV spectrum has absorption maxima at 227, 272, 302 and 315 nm. The alkaloid yields crystalline salts with mineral acids. It is an active bronchodilator [8].
        In the Petra mystery rites and schools of alchemy, the plant was central in their beverage of illumination and restoration, which again was mixed with gold and other alchemical bu-products, as with Zoroaster, who was also known as Chem the original Alchemist and CHEMist. And with the modern discoveries now of the importance of beta carbolines, in elimenating disease causing organisms, much of this is coming into the light of a form of science confirmation. In the last few years leaps and bounds have been made in the analysis of the Pinoline and harmine (a related beta carboline with a 7 methoxy postion rather than a 6 methoxy position), in it s affect on the body. Here follow some examples. It was found that:

        PINOLINE CURES DERMATOSIS IS ANTI-FUNGAL & ANTI BACTERIAL
        The extract of Peganum harmala (Rutaceae) was used topically to treat certain dermatoses of inflammatory nature. Results were encouraging and proved the antibacterial, antifungal, antipruritic and probably antiprotozoal effects of the extract.
        -Peganum harmala: its use in certain dermatoses. El-Saad El-Rifaie M


        EFFECT OF PEGANUM HARMALA EXTRACT ON ROOT TIPS OF ALLIUM CEPA
        Treatment with Peganum harmala extract remarkably increased the mitotic index in Allium cepa root tips with increasing treatment duration at all exposure times used and with almost all concentrations. The extract caused a relatively high increase in the mitotic index after a long period of treatment with some low concentrations.
        Dr. SM Abderrahman, Department of Biological Sciences, The Hashemite University, Zarqa, Jordan.Cytobios 1997;90(362-363):171-4

        Here now follow further remarkable anti-parasitical and anti-microbial tests on animals, which demonstrate the curative power of Soma. Since these living organisms, are a prime contributer, if not instigator of immiune break down and disease's in general, now well popularised by Dr. Hulda Clark et al, and pioneering by the late scientists Dr. William Rife, and his Rife frequency generator, to eliminate parasites and bacterieas.
        It appears that Pinoline and the beta carbolines act like a Rie generator produced by the body itself, and in the plant resonating with the body. Since 8 Hz gathers all wave lengths, long and short , into a Golden Mean alignment, or frequency cascade, that includes the entire spectrum, when maintianed for any length of time, and hence eliminates the MHZ range bacterias and parasites, coherently, whilst bridging it to the * hz pulse of the planet and universe. This is much more natural and interactive medecine, that requires conscious participation.
        Look at these astounding cases for the evidence of the Third Eye's own nano molecul Rife generator, that is interactive with * Hz Alpha Brain Waves, induced by cardio rythms of coherence (compassionate love):
        Trop Anim Health Prod 1997 Nov;29(4 Suppl):72S-76S

        OBSERVATIONS ON THE TREATMENT OF NATURAL HAEMOSPORIDIA INFECTIONS BY TOTAL ALKALOID OF PEGANUM HARMALA L. IN CATTLE.
        Eighty two cattle naturally infected with haemosporidians were treated with total alkaloid hydrochloride of Peganum harmale L. (0.5 mg/kg/day).
        Fifty eight cases with Theileria sergenti showed a cure rate of 86%; thirteen cases with Theileria annulata showed a cure rate of 85%; eight cattle infected with Babesia bigemina showed a cure rate of 88% and three cases of Anaplasma marginale were completely cured.
        The results suggested that the curative effect of total alkaloid of P. harmale was better than that of diminazene aceturate and produced minimal side effects. The alkaloid could also be administered to pregnant animals. It was concluded that the total alkaloid of P. harmale showed a marked effect as a treatment for haemosporidican infections in cattle.
        -Hu T, Fan B, Liang J, Zhao S, Dang P, Gao F, Dong M, Institute of Traditional Chinese Veterinary Medicine, Chinese Academy of Agricultural Sciences, Lanzhou, People's Republic of China. PMID: 9512749, UI: 98173905

        EFFECT OF TOTAL ALKALOID OF PEGANUM HARMALA L. IN THE TREATMENT OF EXPERIMENTAL HAEMOSPORIDIAN INFECTIONS IN CATTLE.
        Cattle experimentally infected with Babesia bigemina or Theileria sergenti or mixed infestations of the two parasites were treated with Total Alkaloid of Peganum harmala L.
        The results showed that treatment was effective against B. bigemina infection, had a marked effect on the course of infection with T. sergenti and some effect on the course of the mixed infection.
        -Fan B, Liang J, Men J, Gao F, Li G, Zhao S, Hu T, Dang P, Zhang L. Institute of Traditional Chinese Veterinary Medicine, Chinese Academy of Agricultural Sciences, Lanzhou, People's Republic of China. Trop Anim Health Prod 1997 Nov;29(4 Suppl):77S-83S

        Anti-microbial properties were also demonstrated in the paper :

        ANTIMICROBIAL AGENTS FROM HIGHER PLANTS. ANTIMICROBIAL AGENTS FROM PEGANUM HARMALA SEEDS.
        -Al-Shamma A, Drake S, Flynn DL, Mitscher LA, Park YH, Rao GS, Simpson A, Swayze JK, Veysoglu T, Wu ST
        With what follows, the alchemical tradition which asserted that the Rue was a neutraliser of snake poisen, can be confirmed. Rue,s beta carbolines demonstrate neutrality against poisen. It was upheald for a long time, in the alchemical traditions, that Christ was given Gal or snake poisen, which is also mentioned in the Nag Hammadi Gnostic gospells, found in Egypt. And that the vinagger he received on the cross, before "giving up his Spirit", was the Vinagger of the Four Theifs, famous in ALchemy, and named after Christ, whose central ingedrient is Pegunam Harmala.
        It was also the major treatment and protections against the plague, with the above points, and wha now follows, this anti-plague protection and snake poisen neutralisation properties of the Soma plant (Soma = body, Christ body is Soma in Greek, "eat my body"), are even more astounding. Perhaps all of these elements may aid to explain my the early Gnostic based art, had the apostles throwing our demons from people, after giving them something to drink, and they are shown vomiting out the demons (parasites), just as larger doses of Harmala induce, when one's stomach in invested with toxins, and micro-invaders. Such an plant could be seen as an exorcists par se, and it was precisely used as such, and is to this day, in the Koran Islamic traditions.

        SYNTHESIS AND PHARMACOLOGICAL EVALUATION OF 1,2,3,4-TETRAHYDRO-BETA-CARBOLINE DERIVATIVES.:
        A series of 1,2,3,4-tetrahydro-beta-carbolines has been synthesized and evaluated for cerebral protecting effects against lipid peroxidation and potassium cyanide intoxication in mice. Most of the compounds synthesized had potent effects against lipid peroxidation. Among them, 1- (3,5-dimethoxyphenyl)-2-propyl-1,2,3,4-tetrahydro-beta- carboline was found to have a combination of potent effects against both lipid peroxidation and potassium cyanide intoxication. Structure-activity relationships are discussed.
        -Kawashima Y; Horiguchi A; Taguchi M; Tuyuki Y; Karasawa Y; Araki H; Hatayama K: A-4627. Chem Pharm Bull (Tokyo): 43:5:783-7 (1995)


        Furthermore, the Soma Harmal plant, also was found to contain very important flavinoids for health and healing:

        FOUR FLAVONOID GLYCOSIDES FROM PEGANUM HARMALA
        The aerial parts of Peganum harmala yielded four new flavonoids: acacetin 7-O-rhamnoside,7-O-[6"-O-glucosyl-2"-O-(3'''-acetylrhamnosyl)glucoside and 7-O-(2'''-O-rhamnosyl-2"-O-glucosylglucoside), and the glycoflavone 2'''-O-rhamnosyl-2"-O-glucosylcytisoside.
        -Sharaf M, el-Ansari MA, Matlin SA, Saleh NA, National Research Centre, Cairo, Egypt. PMID: 9014375, UI: 97166655

        Not only does harmine and Pinoline instigate all of the above, but it is the perfect anit-depresent, without the dangerous side affects of Prozac and other serotonine based drugs. Hence, healthy pineal gland activity, by practise of Apha wave entrainment, at 8 Hz, instigated by superlearning techniques, Sylva Mind Method, Mental Photography, Einstein Focusing Technique and its expanded daughter field Image Streaming, along with mediation and Taoist martial arts such as Tai Chi and Chi Kung, and coherent emotion and breath patterns, aid in pineal gland Pinoline turn-over.
        "Meditation" is simply an alpha brain wave entrainment technique, which synchronises the two brain heme-spheres into 8 Hz, but the additional afect is that the closing of the eyes, stops Melatonin flow leakage to the body, and makes it saturate the neo-cortex, and hence there is an increased production of Meltaonin and Pinoline. Note that this does not stop flow to the body, but instigates flow to the brain.
        This gives an extra impetous to Meditation, several times a day, as an essential health excercise, appart from an energiser, a coffee of its own, and an aidive tool for mental integration of daily duties. The extra Pinoline and other beta carboline levels that results, aid the body cells to replicate, and micro-organisms, parasites, fungoids, and bacteria's, and related harmfull invaders, to be neutralised.
        Appart from the extra melatonin and Pinoline giving the beneficent anti-oxident properties to the body. The most superior anti-oxidents the body can produce. So this is not only a rest break, an excercise sesion, and integration session, an energiser, and a body tuner, it is also a vitamine break, since most vitamins like C, A and E, act as anti-oxidents.
        Furthermore, it is an anti-depressent, increasing Serotonin (5-HT) tunrover, and recycling other essential neurotransmitters. Hence an ecological green agent in the brain and body, aiding the recycling of essential neurotranmitter hormones:

        BINDING OF PINOLINE ON THE 5-HYDROXYTRYPTAMINE TRANSPORTER: COMPETITIVE INTERACTION WITH [3H] CITALOPRAM
        Pinoline (6-methoxy-1,2,3,4-tetrahydro-beta-carboline) is a naturally occurring compound in the mammalian body which inhibits 5-hydroxytryptamine (5-HT) uptake and exerts antidepressant-like behavioural effects in rats.
        The present study investigates the effects of pinoline on [3H] citalopram binding to the 5-HT transporter on rat brain. Our experiments revealed that pinoline inhibits [3H] citalopram binding with IC50 1255 +/- 167 nM and Ki 572 +/- 76 nM; Hill coefficient for inhibition was close to 1. In saturation experiments, pinoline co-incubated with [3H] citalopram, increased dose-dependently the Kd value but had no effect on the Bmax value of [3H] citalopram binding.
        Micromolar concentrations of pinoline did not have influence on the dissociation rate of specifically bound [3H] citalopram.
        Binding parameters of [3H] citalopram did not differ significantly in cerebral cortex and hippocampus of rats treated for 10 days with pinoline or vehicle. These results indicate that pinoline did not have any modulative influence on the activity of 5-HT transporter and it interacts competitively with citalopram on the substrate recognition site of the 5-HT transporter.
        -Pähkla R; Rägo L; Callaway JJ; Airaksinen MM: A-4626. Pharmacol Toxicol: 80:3:122-6 (1997)

        Another test result demonstrated similar affects on Serotonin 5-hydroxy-Tryptamine (5-HT), as further evidence of its anti-depresent properties:

        MAJOR PHARMACOLOGICAL EFFECTS OF 6-METHOXYTETRAHYDRO-BETA- CARBOLINE, A DRUG ELEVATING THE TISSUE 5-HYDROXYTRYPTAMINE LEVEL.
        Major pharmacological effects of 6-methoxy-1,2,3,4- tetrahydro-beta-carboline (6-methoxytryptoline, 6-MeOTHBC) are described. It seemed to have a weak effect of its own on 5-HT-receptors.
        It is concluded that most of the effects, like the increase of rectal temperature after peripheral administration and decrease and then increase after intrahypothalamic application as well as the antagonism of the group toxicity of amphetamine without effect on norepinephrine toxicity or barbiturate sleeping time, can result from the increase of tissue 5-HT-concentration and/or inhibition of 5-HT-uptake.
        -Airaksinen MM; Ho BT; An R; Taylor D: A-4634. Arzneimittelforschung: 28:1:42-6 (1978)

        RADIOPROTECTIVE EFFECT OF GAMMA-HARMINE AND ITS CARBOLINE ANALOGUES
        Gamma-Harmine (I), harmine (II) and harmaline (III) were isolated from Peganum harmala L. (Zygophylaceae).
        Tests were conducted with mice to detect whether gamma-harmine (a new compound), harmine, harmol (IV) and harmalol (V) are effective radioprotective compounds against gamma-ray irradiation.
        Intraperitoneal injection of the hydrochlorides of the four alkaloids 50-80 mg.kg-1 X 1 in NIH male mice 30-45 minutes before 8.6-9.7 Gy whole body 60Co irradiation significantly increased the survival effects (1.33-2.61) and 30-day survival survival rate in comparison with control mice.
        The results indicate that gamma-harmine exhibited relatively good radioprotective effect. gamma-harmine is the first alkaloid isolated from a plant having protective effects against whole-body lethal irradiation in mice.
        -Yao Hsueh Hsueh Pao 1995;30(9):715-7. [Article in Chinese] Li GW, Liang PG, Pan GY Cancer Center, Sun Yat-Sen University of Medical Sciences, Guangzhou.
        HARMALA & LEUKEMIA

        This study was conducted to, one, establish a program to study by in vitro and/or in vivo techniques, the antineoplastic activity of natural plant products and two, to utilize these techniques to study the extracts of two plants, Prunus armeniaca (PA) and Peganum harmala (PH).
        Three in vitro procedures,
        (a) The growth inhibition of murine P388 leukemia cells in culture,
        (b) the assay of cytotoxicity utilizing Cr51 labeled P388 cells and
        (c) the assay of P388 colony forming units (CFU) in soft agar were employed and compared with in vivo studies conducted in CD2F1 mice implanted with P388 or L1210 leukemia cells.
        The seeds of Pegunam Harmala were extracted into 70% ethanol and then either extracted into chloroform :
        (Phase I) or ultracentrifuged and fractionated
        (Phase II) into three fractions:
        (a) crude
        (b) less than 300,000 MW ('300M') and
        (c) less than 100,000 MW ('100M').

        When assayed for inhibition of P388 colony forming units (CFU) in soft agar, PH [Pegunam Harmala] Phase II '300M' showed a marked decrease in CFU with a greater than 98% reduction of CFU at a concentration of 5 ug/ml.
        This method was more indicative of followup in vivo studies in that it measures both direct cytotoxicity and inhibition of replication. Phase I extracts of PH showed marked increases in lifespan (ILS) of CD2F1 mice bearing p388 tumors (ILS of 36% at a total dose of 300 mg/kg) and L1210 tumors (ILS of 33% at a total dose of 300 mg/kg). Testing of the fractionated Phase II extract of PH gave evidence to show that the active ingredient is less than 300,000 MW and!/reater than 100,000 MW.
        --DISS ABSTR INT (SCI), Adams SM THE ANTINEOPLASTIC EFFECTS OF PRUNUS ARMENIACA AND PEGANUM HARMALA IN MURINE P388 AND L1210 LEUKEMIA MODELS In: Diss Abstr Int (Sci) (1983) 44(4):1052-B 1983

        PEGANUM HARMALA: ITS USE IN CERTAIN DERMATOSES
        The extract of Peganum harmala (Rutaceae) was used topically to treat certain dermatoses of inflammatory nature. Results were encouraging and proved the antibacterial, antifungal, antipruritic and probably antiprotozoal effects of the extract. Registry Numbers: 304-21-2 (harmaline) 442-51-3 (harmine).
        -INTERNATIONAL JOURNAL OF DERMATOLOGY, El-Saad El-Rifaie M , In: Int J Dermatol (1980 May) 19(4):221-2
        ISSN: 0011-9059

        ABORTIFACIENT POTENTIAL FOR THE EPIGEAL PARTS OF PEGANUM HARMALA.
        The effect of methanol and acetone extracts of the epigeal parts of Peganum harmala, a common medicinal plant among Bedouins in Israel, was studied on several parameters of reproduction in female rats.
        The methanol extract at a dose of 2.5 g/kg/day, offered in food or in drinking suspension for 30 days, significantly prolonged diestrus by 1.0 day. The methanol extracts at doses of 2.0, 2.5 and 3.5 g/kg/day appeared to produce a dose-dependent significant decrease in litter size. No change in the physical and nutritional status of the animals and no adverse toxicological effects were observed.
        -JOURNAL OF ETHNOPHARMACOLOGY Shapira Z Terkel J Egozi Y Nyska A Friedman J, In: J Ethnopharmacol (1989 Dec) 27(3):319-25 ISSN: 0378-8741.

        This is just a good selection of a mountain of other astonishing facts, now gathered. Including harmine as an NMDA antogonist, and hence an anti-strok medecine, which is used to this day by the Mandean Gnostic Christians, the Gnostics simulated death, a prevented death by taking Harmala. In palestine, including by the village north of Bethlahem, called Harmala, they still use Harmala as an anti-stroke medecine. It prevents calcium ions from flooding the brain, and hence prevents cell death, thus one does not die on the cross, which is death by stroke, through calcium inflooding through the NMDA sites.

        L-deprenyl, structurally related both to harmala alkaloids, has shown promise in experiments to reverse aging, extend life-span to 160 years (in animal studies) and heighten cognitive function, and very well might out-perform AZT, etc. for HIV-infected individuals who are asymptomatic. Researchers have discovered endogenous harmala alkaloids a number of times, notably McIsaac in 1961 and Linneas of NYU again in the early '80's, although "he never published because he couldn't figure out what it did," according to Molliver. They are beta-carbolines; some, like nor-harmane, and may play a role in delerium tremens., as well as acting like a natural MK801 to prevent ischemia during the NDE.
        Making the statement "This is my blood" literally true.

        Edible Uses
        Edible Uses: Condiment; Oil.
        Seed - used as a spice and purifying agent[105, 177, 183, 238]. Some caution is advised because the seed has narcotic properties, inducing a sense of euphoria and releasing inhibitions[169]. An edible oil is obtained from the seed[46, 61].
        Medicinal Uses
        The fruit and seed are digestive, diuretic, hallucinogenic, narcotic and uterine stimulant[192, 238]. They are taken internally in the treatment of stomach complaints, urinary and sexual disorders, epilepsy, menstrual problems, mental and nervous illnesses[238]. The seed has also been used as an anthelmintic in order to rid the body of tapeworms[240]. This remedy should be used with caution and preferably under the guidance of a qualified practitioner since excessive doses cause vomiting and hallucinations[238]. The seeds contain the substance 'harmine'(Other Names: 9H-Pyrido[3,4-b]indole, 7-methoxy-1-methyl-; Banisterin; Banisterine; Garmin; Harmin; Leucoharmine; Telepathien; Telepathin; Telepathine; Yagein; Yageine; Yajeine; 6-Methoxyharman; 7-Methoxy-1-methyl-9H-pyrido(3,4-b)indole; 1-Methyl-7-methoxy-β-carboline; 7-Methoxy-1-methyl-9H-beta-carboline) which is being used in research into mental disease, encephalitis and inflammation of the brain[192]. Small quantities stimulate the brain and are said to be therapeutic, but in excess harmine depresses the central nervous system[192]. A crude preparation of the seed is more effective than an extract because of the presence of related indoles[192]. Consumption of the seed in quantity induces a sense of euphoria and releases inhibitions. It has been used in the past as a truth drug[169, 187]. The oil obtained from the seed is said to be aphrodisiac[192]. The oil is also said to have galactogogue, ophthalmic, soporific and vermifuge properties[192]. The seed is used externally in the treatment of haemorrhoids and baldness[238]. The whole plant is said to be abortifacient, aphrodisiac, emmenagogue and galactogogue[240]. A decoction of the leaves is used in the treatment of rheumatism[240]. The root has been used as a parasiticide in order to kill body lice[240]. It is also used internally in the treatment of rheumatism and nervous conditions[254].
        Other Uses
        A red dye is obtained from the seed[46, 61]. It is widely used in Western Asia, especially as a colouring for carpets[192]. The ripe seed contains 3.8 - 5.8% of the alkaloids harmine, harmaline, harmalol and peganine[240]. Ineffective as a contact poison, they are active in vapour form where they are effective against algae, in higher concentrations to water animals and lethal to moulds, bacteria and intestinal parasites[240]. The seed is used as an incense[145].

        References
        [7]Glasby JS. Encyclopedia of the alkaloids. London: Plenum Press; 1978. p. 58-661.
        [8]Glasby JS. Encyclopedia of the alkaloids. London: Plenum Press; 1978. p. 1367.
        [46] Uphof. J. C. Th. Dictionary of Economic Plants. Weinheim 1959
        An excellent and very comprehensive guide but it only gives very short descriptions of the uses without any details of how to utilize the plants. Not for the casual reader.
        [50] ? Flora Europaea Cambridge University Press 1964
        An immense work in 6 volumes (including the index). The standard reference flora for europe, it is very terse though and with very little extra information. Not for the casual reader.
        [61] Usher. G. A Dictionary of Plants Used by Man. Constable 1974 ISBN 0094579202
        Forget the sexist title, this is one of the best books on the subject. Lists a very extensive range of useful plants from around the world with very brief details of the uses. Not for the casual reader.
        [105] Tanaka. T. Tanaka's Cyclopaedia of Edible Plants of the World. Keigaku Publishing 1976
        The most comprehensive guide to edible plants I've come across. Only the briefest entry for each species, though, and some of the entries are more than a little dubious. Not for the casual reader.
        [145] Singh. Dr. G. and Kachroo. Prof. Dr. P. Forest Flora of Srinagar. Bishen Singh Mahendra Pal Singh 1976
        A good flora of the western Himalayas but poorly illustrated. Some information on plant uses.
        [169] Buchanan. R. A Weavers Garden. 0
        Covers all aspects of growing your own clothes, from fibre plants to dyes.
        [177] Kunkel. G. Plants for Human Consumption. Koeltz Scientific Books 1984 ISBN 3874292169
        An excellent book for the dedicated. A comprehensive listing of latin names with a brief list of edible parts.
        [183] Facciola. S. Cornucopia - A Source Book of Edible Plants. Kampong Publications 1990 ISBN 0-9628087-0-9
        Excellent. Contains a very wide range of conventional and unconventional food plants (including tropical) and where they can be obtained (mainly N. American nurseries but also research institutes and a lot of other nurseries from around the world.
        [187] Phillips. R. & Rix. M. Perennials Volumes 1 and 2. Pan Books 1991 ISBN 0-330-30936-9
        Photographs of over 3,000 species and cultivars of ornamental plants together with brief cultivation notes, details of habitat etc.
        [192] Emboden. W. Narcotic Plants Studio Vista 1979 ISBN 0-289-70864-8
        A lot of details about the history, chemistry and use of narcotic plants, including hallucinogens, stimulants, inebriants and hypnotics.
        [200] Huxley. A. The New RHS Dictionary of Gardening. 1992. MacMillan Press 1992 ISBN 0-333-47494-5
        Excellent and very comprehensive, though it contains a number of silly mistakes. Readable yet also very detailed.
        [238] Bown. D. Encyclopaedia of Herbs and their Uses. Dorling Kindersley, London. 1995 ISBN 0-7513-020-31
        A very well presented and informative book on herbs from around the globe. Plenty in it for both the casual reader and the serious student. Just one main quibble is the silly way of having two separate entries for each plant.
        [240] Chopra. R. N., Nayar. S. L. and Chopra. I. C. Glossary of Indian Medicinal Plants (Including the Supplement). Council of Scientific and Industrial Research, New Delhi. 1986
        Very terse details of medicinal uses of plants with a wide range of references and details of research into the plants chemistry. Not for the casual reader.
        [254] Chevallier. A. The Encyclopedia of Medicinal Plants Dorling Kindersley. London 1996 ISBN 9-780751-303148
        An excellent guide to over 500 of the more well known medicinal herbs from around the world.
        The contents of this site are strictly for informational purposes only.

        Yorum yap


        • #5


          Sorumlu araştırmacı (Corresponding author): Ali ŞAHİN 27
          Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Veteriner Fak, Farmakoloji ve Toksikoloji AD. Kampus, Van, Türkiye. Tel: +90 432 2251024 Fax: +90 432 2251127,
          e-mail: alisahin@yyu.edu.tr * Bu araştırma, aynı isimli Yüksek Lisans Tezinden özetlenmiştir
          Y.Y.U. Veteriner Fakultesi Dergisi, 2009, 20 (1) 27 - 30 ORİJİNAL MAKALE
          ISSN: 1017-8422; e-ISSN: 1308-3651
          Peganum harmala L. (Üzerlik) Tohum Ekstresinin Analjezik Aktivitesi ve Akut
          Toksisitesinin Fareler Üzerinde Belirlenmesi*
          Yılmaz KOÇAK1 Ali ŞAHİN2
          1
          Sağlık Bakanlığı, Muradiye Devlet Hastanesi, VAN, Türkiye
          2 Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Farmakoloji ve Toksikoloji AD, Van, Türkiye
          Geliş tarihi: 27.02.2009 Kabul Tarihi: 10.03.2009
          ÖZET Bu çalışmada P. harmala tohum ekstresinin medyan letal dozu (LD50) ve analjezik aktivite yönünden
          incelenmesi amaçlandı. Tohum ekstresinin LD50 dozu 0,178 ml/kg olarak bulundu. Analjezik aktivite
          deneylerinde ise, her bir gruba sırasıyla serum fizyolojik, DMSO, P. harmala tohum ekstresi, aspirin ve
          morfin uygulandı. Asetik asit ile ağrı oluşturma deneyinde, P. harmala tohumları 30 ve 60 mg/kg
          dozlarında aspirine göre anlamlı, 90 mg/kg dozunda aspirine göre çok anlamlı bir etki gösterdi. Tail
          Flick deneyinde, P. harmala tohumlarının 30 ve 60 mg/kg dozlarında analjezik etkisi 100 mg/kg
          aspirine denk bulundu ve 10 mg/kg morfine göre ise istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunmadı.
          Anahtar Kelimeler Peganum harmala L, Üzerlik, Analjezik Aktivite, Medyan Letal Doz, Fare
          Analgesic Activity and Acute Toxicity Determination of Peganum harmala L.
          Seeds Extract in Mice
          SUMMARY The aim of this study was extract of P. harmala seed to investigate its median lethal dose (LD50) and
          possible analgesic effects. The LD50 dose was found to be 0,178 ml/kg. In the analgesic experiments,
          animals in the each groups were serum physiologic, DMSO, extract of P. harmala seeds, aspirin, and
          morphine. In the experiment of antinociceptive activity with acetic acid, the seed of P. harmala had an
          analgesic effect which were expressive to that of aspirin at 30 and 60 mg/kg and more expressive to
          that of aspirin at 90 mg/kg doses. In the experiment of Tail Flick 30 and 60 mg/kg doses of P. harmala
          seeds had an analgesic effect which was equal to that of 100 mg/kg aspirin and statistically no
          difference was found to that of 10 mg/kg morphine.
          Key Words Peganum harmala L, Turkish Rue, Analgesic Activity, Median Lethal Dose, Mice
          GİRİŞ
          Günümüzde tıbbi bitkiler geleneksel tedavi yöntemlerinin en aktif unsurları olarak bilinmektedir. Dünya Sağlık
          Örgütü (WHO) verileri gelişmekte olan ülkelerde insanların % 80’nin bu tedavi yöntemlerini kullandığını
          ve 3,3 milyar insanın da tıbbi bitkilerden sağaltım aracı olarak yararlandığını ortaya koymuştur. Türkiye onbine
          yakın bitki türü ile dünyanın en zengin florasına sahip ülkelerden biri olmanın yanı sıra köklü bir tıbbi bitkilerle
          tedavi kültürüne de sahiptir. Bitkisel ilaçlar daha az toksik ve daha ekonomik olması özellikleriyle sentetik ilaçlara
          alternatif olarak kullanılmaktadırlar (Keleş ve ark. 2001). P. harmala L. (Zyophylaceae); çok yıllık tüysüz dik bir
          bitkidir. Mayıs-temmuz aylarında çiçek açan üzerlik daha sonra tohuma durur. Sonbahara doğru olgunlaşan
          kapsüllerin içinde 3-5 mm uzunlukta, üçgen piramit şeklinde, kahverengi-siyah renkte, üzeri pürtüklü ve
          kanatlı tohumlar bulunur. Aktif bileşenleri özellikle tohumlarda ve köklerde bulunan alkaloitlerdir. Total
          alkaloit oranı (% 4-7) kadardır. Alkaloitleri arasında harmin, harmalin, harmol ve harman önemlidir. Bu
          halkalar indol halkasıyla, doymamış 6’lı bir heterosiklik yapının kondenzasyonundan meydana gelen β-karbolin
          halkası taşır (Baytop 1984; Mahmoudian ve ark. 2002; Davis 1967). P. harmala tohumlarından elde edilen
          alkaloidlerin geniş bir farmakolojik etki spektrumu vardır. Bu etkiler: Monoamin oksidaz (MAO) inhibisyonlarıdır. Bu nedenle benzodiazepin reseptörlerine bağlanarak, konvülzif ve konvülzif olmayan etkiler, tremor yapıcı etkiler, anksiyolitik ve davranışsal etkileri, antioksidan ve immunmodülatör etkilerinin yanında, harmala alkaloidlerinin
          kardiyovasküler etkileri bildirilmiştir (Abdel-Fattah ve ark. 1995). Son yıllarda bitkisel ilaçlarla tedavi (fitoterapi) yöntemlerine ilginin artması, P. harmala’nın geleneksel halk tıbbındaki kullanımı yukarıda verilen bilgiler göz önüne alındığında, bitkilerde etken madde izolasyonu, kimyasal analizleri, biyolojik, farmakolojik ve toksik etkilerinin belirlenmesini zorunlu kılmıştır. Bu çalışma geleneksel halk tıbbında analjezik amaçla da kullanılan P. harmala’nın böyle bir etkisinin var olup olmadığını deneysel olarak belirlemek için planlanmıştır.
          MATERYAL ve METOT
          Bitki Materyali P. harmala bitkisinin tohumları Van çevresinden toplandı. Örneklerin otentikasyonu Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nde yapıldı. Herbaryumda bir örneği (No: B-9) saklandı.[Yılmaz KOÇAK ve Ali ŞAHİN] YYU Vet Fak Derg 28 Bitki Ekstraksiyonu Kurutulmuş 150 gr P. harmala tohumları, elektrikli değirmende öğütülüp tartıldıktan sonra metanol ile ekstre edildi. Whatman paper no:1 filtre kâğıdından geçirilerek metanol rotary evaporatörde uçuruldu. Kalan alkaloidik metanol ekstresi, 0.25 cc dimetil sülfoksid (DMSO) ile çözdürüldükten sonra deneysel amaçla kullanıldı. Kimyasallar Metanol (Sigma, Germany), Dimetil sülfoksid (DMSO) (Merck, Germany), Asetik asit (Sigma, Germany), Asetilsalisilik asit (Aspirin 500 mg Tablet, Bayer, Germany), Morfin hidroklorür (Türkiye).Deney Hayvanları Çalışmamızda Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Neuroscience Araştırma Birimi Deney Hayvanları Ünitesi’ nden Mus Musculus Swiss albino fareler temin edildi. Standart kafeslerde (48x35x22cm), oda sıcaklığında tutulan fareler, şehir şebeke suyu ve standart pellet yem (Van Yem Fabrikası) ile beslendi.
          Medyan Letal Doz (LD50) Çalışması Her birinde altışar fare içeren yedi ayrı çalışma grubu, toplam 42 adet fare kullanılarak oluşturuldu.
          Gruplar ve verilen ekstre miktarları aşağıda
          gösterilmiştir.
          Grup 1: 0.2 ml ip yolla serum fizyolojik (Kontrol I),
          Grup 2: 0.2 ml ip yolla DMSO (Kontrol II),
          Grup 3: 0.100 ml/kg ip P.harmala ekstresi (DMSO’de
          çözündürülerek),
          Grup 4: 0.200 ml/kg ip P.harmala ekstresi (DMSO’de
          çözündürülerek),
          Grup 5: 0.300 ml/kg ip P.harmala ekstresi (DMSO’de
          çözündürülerek),
          Grup 6: 0.400 ml/kg ip P.harmala ekstresi (DMSO’de
          çözündürülerek),
          Grup 7: 0.800 ml/kg ip P.harmala ekstresi (DMSO’de
          çözündürülerek),
          Çalışma grupları üç gün süreyle (72 saat) gözlendi ve her bir grupta ölen fare sayısı sayılıp, logaritma 10 tabanına
          göre probit analizi yapılarak P. harmala tohumlarının metanol ekstresinin LD50 dozu hesaplandı (Hunskaar ve ark. 1985; Koster ve ark. 1959). Dozun belirlenmesinden sonra, farelere analjezik aktivite için yeterli dozlar ayarlanılarak deneysel çalışma yapıldıAsetik Asit ile Ağrı Oluşturma Testi Her iki cinsten 36 Swiss albino fare alındı. Fareler altı
          gruba ayrıldı. Çalışma gruplarına, LD50 çalışmasının sonuçlarına göre üç farklı doz ekstresi uygulanarak analjezik etkinlik incelendi. Çalışma grupları ve uygulanan dozlar aşağıda verilmiştir.

          Grup 1: Serum fizyolojik 0,2 ml (i.p.) yolla (kontrol I),
          Grup 2: DMSO 0,2 ml (i.p.) yolla (kontrol II),
          Grup 3: Aspirin (referans) 300 mg/kg dozunda serum
          fizyolojik içinde),çözdürülerek (Tanker ve Tanker. 1996),
          Grup 4: P. harmala ekstresi 30 mg/kg (i.p.) yolla,
          Grup 5: P. harmala ekstresi 60 mg/kg (i.p.) yolla,
          Grup 6: P. harmala ekstresi 90 mg/kg (i.p.) yolla,
          Çalışmaya başlamadan önce hayvanlar tartıldı; ağırlıklarına göre verilecek ilaç dozları hesaplandı. Enjeksiyonlar yapıldıktan sonra ağrı oluşturmak amacıyla asetik asit (%6), farelere 60ml/kg dozda intraperitonal (i.p.) yolla verildi. 5 dakikalık bekleme süresinden sonra 10 dakika içinde gelişen gerilmeler sayıldı (Matsumoto ve ark. 2004).
          Sonuçlar, grup başına oluşan ortalama gerilme sayısı hesap edilerek değerlendirilip, yüzde analjezik aktivite aşağıdaki formüle göre hesaplandı (D’amour ve Smith 1941). % Analjezik aktivite=((n-n')/n)×100 n: Kontrol grubundaki ortalama kıvranma sayısın': Deney grubundaki ortalama gerilme sayısı Tail-flick Testi Her iki cinsten 36 swiss albino fare alındı. Fareler 6 gruba ayrıldı. Çalışma gruplarına LD50 çalışmasının sonuçlarına göre iki farklı doz özütü uygulanarak analjezik etkinlik incelendi. Ç

          alışma grupları ve uygulanan dozlar aşağıda verilmiştir.
          Grup 1: Serum fizyolojik 0,2 ml (i.p.) yolla (kontrol I),
          Grup 2: DMSO 0,2 ml (i.p.) yolla (kontrol II),
          Grup 3: Aspirin (referans) oral yolla 100 mg/kg dozunda serum fizyolojik içinde çözündürülerek,
          Grup 4: Morfin (referans) (i.p.) yolla 10 mg/kg dozunda (Sümbüloğlu ve Sümbüloğlu. 1998),
          Grup 5: P. harmala ekstresi 30 mg/kg (i.p.) yolla,
          Grup 6: P. harmala ekstresi 60 mg/kg (i.p.) yolla,
          Çalışmaya başlamadan önce hayvanlar tartıldı, ağırlıklarına göre verilecek ilaç dozları hesaplanıp enjekte edildikten sonra hayvanlara zarar verilmeden eldiven kullanılarak hareketsiz hale getirildiler. Ağrı oluşturmak amacıyla radyant ısısı farelerin kuyruk ucundan 1-2 cm uzaklıktaki işaretlenmiş siyah noktaya odaklanıldı. Işın dozu, kontrol hayvanlarında kuyruk sallamanın 2-3 saniyede kaybolacağı şekilde ayarlanıldı. Doku hasarından sakınmak için 20 saniyenin sonunda cevap alınamazsa ölçüm sonlandırıldı. Bütün deneylerde hayvanlar, ilaç alımından önce bir kez, ilaç alımından 30, 60 ve 90 dakika sonra olmak üzere toplam dört kez test edildi (Budavari ve O’Nenil 1996).
          İstatistiksel Analiz Elde edilen veriler “ortalama standart hata ortalaması” (mean+s.e.m.) şeklinde ifade edildi. Gruplar arasındaki farklılıklar varyans analizi (ANOVA) ile test edilerek istatistiksel yönden anlamlı fark bulunanlar (p<0.05) post-hoc Tukey ve Dunnet testleri ile değerlendirildi. İstatistiksel anlamlılık için (p<0.05) dikkate alındı (Shi ve ark. 2001).B

          BULGULAR
          Medyan Letal Doz (LD50) Çalışması Sonuçları Medyan öldürücü doz (LD50) Çalışması sonuçları Tablo 1’ de verildi. Buna göre P. harmala’nın medyan öldürücü dozu (LD50 dozu) 0.178 ml/kg (0.117-0.243 ml/kg) olarak belirlendi.[Üzerlik Tohum Ekstresi Analjezik Aktivitesi] YYU Vet Fak Derg
          29
          Tablo 1. Peganum harmala’nın medyan letal doz sonuçları
          Table 1. Median lethal dose of Peganum harmala
          Letal Doz Doz (ml/kg) Alt sınır (ml/kg) Üst sınır (ml/kg)
          LD1 0.06882 0.01151 0.10872
          LD10 0.10569 0.03480 0.14673
          LD50 0.17890 0.11764 0.24366
          LD90 0.30281 0.22632 0.71093
          LD99 0.46506 0.31123 2.10996
          Asetik Asit ile Ağrı Oluşturma Test Yöntemi Sonuçları Analjezik aktivite deneyinde P. harmala’nın üç ayrı dozu ile birlikte kontrol ve referans gruplarından oluşturulan çalışmanın sonuçları Tablo 2’de, kontrol ve deney gruplarının kıvranma sayıları Şekil 1’de gösterildi.Kıvranma sayısı serum fizyolojik verilen grupta (Kontrol I) 17.66  2.52 iken DMSO verilen grupta (kontrol II) 20.00  1.91 olarak bulundu. Bu iki grup arasında istatistiksel açıdan bir farklılık görülmediği için deney grupları ile karşılaştırma DMSO II. grup arasında da yapıldı (P > 0,05).30 mg/kg dozunda P. harmala tohum ekstresi verilen grupta kıvranma sayısı 3.50  0.76 ve analjezik aktivite (% 82.50 inhibisyon), 60 mg/kg dozunda P. harmala tohum ekstresi verilen grupta kıvranma sayısı 4.33  1.22 ve analjezik aktivite (%78.35 inhibisyon) ve 90 mg/kg dozda P. harmala ekstresi verilen grupta ise kıvranma sayısı 2.83  1.13 ve analjezik aktivite (% 85.85 inhibisyon) olarak bulundu. 300 mg/kg dozda aspirin referans grup olarak çalışılan farelerde kıvranma sayısı 9.83  0.60’ a düşerken analjezik aktivite (% 44.33) yükseldiği bulundu. Bu dört grup ile SF ve DMSO kontrol grupları arasında istatistiksel olarak farklılık bulundu. Bu farklılık kıvranma sayısını azaltma şeklinde gözlendi.
          Tablo 2. P. harmala ekstresinin asetik asit ile kıvranma
          testi sonuçları
          Table 2. The results of acetic acid writhing test with P.
          Harmala extract
          Gruplar (n=6) Doz Kıvranma sayısı (Ort  SHO) İnhibisyon (%)
          Kontrol I (SF) 0.2 mL 17.66  2.52 -
          Kontrol II (DMSO) 0.2 mL 20.00  1.91 -
          Aspirin 300 mg/kg a 9.83  0.60 44.33
          P. harmala 30 mg/kg bc 3.50  0.76 82.50
          P. harmala 60 mg/kg bc 4.33  1.22 78.35
          P. harmala 90 mg/kg bd 2.83  1.13 85.85
          F değeri 33.42
          P değeri 0.001
          Veriler “Ortalama  Standart Hata Ortalaması” şeklinde ifade edilmiştir.
          a: p  0.01 (Kontrol I (SF) grubuna göre karşılaştırma)
          b: p  0.001 (Kontrol II (DMSO) grubuna göre karşılaştırma)
          c : p  0.05 (Aspirin referans grubuna göre karşılaştırma)
          d : p  0.01 (Aspirin referans grubuna göre karşılaştırma)
          P. harmala tohum ekstresinin tüm dozları DMSO kontrol’e göre anlamlı derecede daha çok, 30 mg/kg ve 60 mg/kg
          dozları aspirin’e göre anlamlı, 90 mg/kg dozu istatistiksel olarak aspirin’e göre çok anlamlı analjezik etkinlik göstermiştir.
          Çalışma grupları
          Kıvranma sayısı
          0
          5
          10
          15
          20
          25
          Kontrol I (SF)
          Kontrol II (DMSO)
          Aspirin
          P. harmala 30 mg/kg
          P. harmala 60 mg/kg
          P. harmala 90 mg/kg
          Şekil 1. Kontrol ve deney gruplarının kıvranma sayıları Figure 1. Writhing counts of control and treated groups Tail-Flick Test Sonuçları P. harmala’nın iki ayrı dozu ile kontrol ve referans gruplarından oluşturulan analjezik etki çalışmasının sonuçları Tablo 3’te uygulanan dozlardan sonraki kuyruk kaldırma süresi (% standardize edilmiş) ise Şekil 2’de gösterildi.Birinci referans grup olarak çalışılan morfin kontrol gruplarına göre anlamlı derecede analjezik etkinlik gösterdiği ve deneysel amaçla oluşturulan radiant ısıya karşı 30 dk. ve 90 dk. zaman aralıklarında kuyruk
          kaldırma süresini uzattığını ancak 150 dk ise analjezik etkisinin geçtiğini, ikinci referans grup olarak çalışılan aspirinin ise morfine göre anlamlı derecede daha zayıf, buna karşılık 150 dk anlamlı derecede analjezik etkinlik gösterdiği, kuyruk kaldırma süresini uzattığı gözlendi.Tablo 3. Tail-flick test sonuçları (Ortalama ± Standart Hata Ortalaması).
          Table 3. Tail-flick test results (Mean ± Standard error mean)

          Gruplar (n=6) Standardize edilmiş veriler (%)
          30. dk 90. dk 150. dk
          SF (kontrol I) 2.03 ± 01.45 3.26 ± 04.26 1.21 ± 04.98
          DMSO
          (kontrol II) 0.36 ± 10.11 8.45 ± 07.88 3.52 ± 10.53
          Aspirin
          (100 mg/kg) 22.02 ± 06.16 22.12 ± 07.63 ab 32.11 ± 07.80
          Morphine
          (10 mg/kg) ac 46.31 ± 10.99 abc69.38 ± 12.28 c 0.00 ± 7.09
          P. harmala
          (30 mg/kg) d 12.58 ± 06.44 d 23.05 ± 14.90 abd 39.89 ± 07.17
          P. harmala
          (60 mg/kg) d 22.14 ± 17.12 ad 33.67 ± 15.93 abd 39.47 ± 14.14
          F-değerleri 3.545 5.649 5.210 P-değerleri 0.010 0.001 0.001 a : P<0.05 (SF) kontrol grubu ile karşılaştırma,
          b : P<0.05 (DMSO) kontrol grubu ile karşılaştırma,c : P<0.05 Aspirin referans grubu ile karşılaştırma, d : P<0.05 Morfin referans grubu ile karşılaştırma,P. harmala tohum ekstresinin verilen dozlarının 30 dk sonraki ölçüm sonuçlarına baktığımızda istatistiksel açıdan analjezik etkisinin başladığını 90 dakikada bu etkisinin görülmediğini, 150 dk tekrar analjezik etkinliği başladığı gözlendi. Morfin ile P. harmala tohum ekstrelerinin analjezik etki gösterdikleri ortak dönem 30. dakikadır. Bu dönemde anlamlı bir fark bulunamamıştır. Ayrıca P. harmala ile morfin’in bu dönemdeki ortalama [Yılmaz KOÇAK ve Ali ŞAHİN] YYU Vet Fak Derg 30 değerleri birbirinden oldukça uzaktır. Bu iki grup arasında istatistiksel bir fark gözlenmedi. İkinci referans grup olarak kullanılan aspirin ile P. harmala bütün test
          dönemlerinde birbirine yakın derecede analjezik etki göstermiştir. Bu dönemlerde aspirin ile ekstrenin birbirleriyle karşılaştırıldığında aralarında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ayrıca her iki grubun ortalamaları da birbirine yakındır. 150. dk’da her ikisinin göstermiş oldukları analjezik etki birbirine denk olduğu gözlendi.


          TARTIŞMA ve SONUÇ
          Analjezik aktivitenin araştırılması için yapılan çalışmalardan biri olan asetik asit ile ağrı oluşturma testinde P. harmala’nın tohum ekstresi üç ayrı dozu, aspirin gibi analjezik etkisi bilinen referans grup ve çalışma gruplarının çözücülerinden oluşan serum fizyolojik ve DMSO kontrol grupları oluşturuldu ve çalışma fareler üzerinde gerçekleştirildi.Elde edilen sonuçlar, fareler üzerinde P. harmala tohum ekstresinin tüm dozları kontrol ve referans gruplarına göre anlamlı derecede analjezik etkisi olduğu, bu etkinin doza bağımlı olarak 30 mg/kg ve 60 mg/kg dozları aspirin’e göre anlamlı, 90 mg/kg dozu istatistiksel olarak aspirin’e göre çok anlamlı analjezik etkinlik göstermiştir (Tablo 2, Şekil 1).Tail flick testi ile elde edilen sonuçlar, fareler üzerinde P. harmala ekstresinin iki ayrı dozu, aspirin ve morfin gibi referans gruplar ile serum fizyolojik ve DMSO kontrol grubları oluşturuldu. Bu yönteme göre elde edilen sonuçlarda, farklı zaman aralıklarında yapılan ölçümlerde verilen dozlarda aspirin referans grubuna göre analjezik etkisi istatistiksel açıdan denk, morfin referans grubuna göre analjezik etkisi ise istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunmamıştır (Tablo 3, Şekil 2). Bu farklılık ağrının kaynağı ve iletim yollarındaki (visseral ağrı gibi)
          farlılıktan olabilir.P. harmala tohum ekstresinden elde edilen alkaloidlerin β-karbolin bileşikleri içermesi bu analjezik etkinliği β-karbolinin genellikle opoid deltası ve mu reseptörlerine eğilimi (Airaksinen 1984) olduğundan dolayı göstermiş olabileceği veya aspirin gibi analjeziklerin pek çoğunda bulunan ortak özellik dokularda araşidonik asitten
          prostoglandinlerin ve prostanoidlerin sentezini katalize eden siklooksijenaz enzimini inihibe etmeleridir (Surdarsky 1990). P. harmala’nın analjezik etkisi bu mekanizmalara bağlı olabilir. Ancak tohum ekstresinin içinde bulunan bileşiklerden hangisinin bu etkiyi yaptığını söyleyebilmek için bu moleküllerin ayrı ayrı izole edilerek çalışılması gerekmektedir.Bu çalışmalar ile P. harmala’nın bilinen hipotermik, hallusinojenik, antibakteriyel, antifungal, antiviral, antitümöral, vazoreleksan etkilerinin yanı sıra analjezik etkisinin de olduğu gösterildi (Kartal ve ark. 2003). Bu bulgular P. harmala’nın önemli bir tıbbi bitki olduğunu teyit eder. Yukarıda sayılan özellikleri ve halk hekimliğinde kullanımları daha ayrıntılı biçimde incelenerek gelir kaynağı oluşturabilecek bitkisel hammadde olarak değerlendirilebilir. P. harmala tohum ekstresinin iki ayrı analjezik etki test yöntemiyle belirlenen analjezik etkinliği, bu tohumla ilgili yapılacak ilaç araştırmaları için ümit vericidir.
          KAYNAKLAR
          1.Abdel-Fattah MAF, Matsumoto K, Gammaz HAK and Watanabe H (1995). Hypotermic effect of harmala alkaloid
          in rats: Invovement of seretonergic mechanism. Pharmacol Biochem Behavior, 52 (2), 421-426.
          2.Airaksinen MM, Saano V, Steidel E, juvonen H, Huhtikangas A, Gynther J (1984). Binding of beta-carbolines and
          tetrahydroisoquinolines by opiate receptors of the deltatype. Acta Pharmacol Toxicol, 55, 380-385.
          3.Baytop T (1984). Türkiye’de Bitkilerle Tedavi (Geçmişte ve Bugün), İÜ yayınları. İstanbul, 402.
          4.Budavari S, O’Nenil MJ (1996). The merk index. CRC Press, New Jersey, 12th, 4644-4645.
          5.D’amour FE and Smith DL (1941). A method for determining loss of pain sensation. J Pharmac Exp Ther, 72, 74-79.
          6.Davis PH (1967). ‘flora of Turkey and the East Aegeam Islands. Vol II, Endinburgh University Pres.
          7.Hunskaar S, Fasmer OB, Hole K (1985). Formalin test in mice, a useful technique for evaluating mild analgesics. J Neurosci Methods, 14 (1), 69-76.
          8. Kartal M, Altun ML and Kurucu S (2003). HPLC medhod for the analysis of harmol, harmalol, harmine and harmaline in the seeds of Peganum harmala L. J Pharmaceut Biomedical Analysis, 31, 263-69.
          9. Keleş O, Ak S, Bakırel T, Alpınar K (2001). Türkiye’de yetişen bazı bitkilerin antibakteriyel etkisinin incelenmesi. Turk J Vet Anim Sci, 25, 559-565.
          10. Koster RM, Anderson M and De Beer AJ (1959). Acetic Acid for Analgesic. Screening, Fed Proc, 18, 412.
          11. Mahmoudian M, Jalilpour H, Salehian P (2002). Toxicity of Peganum harmala: Review and a Case Report. IJPT, 1, 1-4.
          12. Matsumoto K, Horie S, Ishikawa H, Takayama H, Aimi N, Ponglux D, Watanabe K (2004). Antinociceptive effect of 7-hydroxymitragynine in mice: Discovery of an orally active opioid analgesic from the Thai medicinal herb Mitragyna
          speciosa. Life Sciences, 74, 2143-2155.
          13.Shi CC, Liao JF, Chen CF (2001). Spasmolytic effect of three harmala alkaloids on guinea-pig isolated trachea. Pharmacol Toxicol, 89, 259-264.
          14. Sümbüloğlu K ve Sümbüloğlu V (1998). Biyoistatistik. Sekizinci baskı, Şahin Matbaası, Ankara.
          15. Surdarsky L (1990). Pathophysiology of the Nervous System. Little, Brown and Company, 88-89.
          16. Tanker M, Tanker N (1990). Farmakognozi Cilt 2, Ankara Üniv. Eczacılık Fak. Yayınları Ankara, 65, 148-149.

          Yorum yap


          • #6
            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

            Yorum yap


            • #7
              Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

              Yorum yap


              • #8
                Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                Yorum yap


                • #9
                  Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                  Yorum yap


                  • #10
                    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                    Yorum yap


                    • #11
                      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                      Yorum yap


                      • #12
                        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                        Yorum yap


                        • #13
                          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                          Yorum yap


                          • #14
                            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                            Yorum yap


                            • #15
                              Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X