Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Buğday, Weizen, Triticum Aestivum

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Buğday, Weizen, Triticum Aestivum

    Malezya Seyahatim ve Gözlemlerim
    Malezya çok çok temiz, bakımlı Avrupa'nın İsviçresini geçmiş. Şeriyat kanunları olduğu için insanlar asla kavga etmiyor, hırsızlık dolandırıcılık vs yok. Sokaklar'da polis yok, çünkü vukuat yok. Herkes güler yüzlü. Sadece Hint ve Çin lokantalarının önünden geçerken kötü bir koku var. Gerisi mükemmel, fakat insanlarda ABD li ve Avrupalılara özelikle de ingilizlere karşı halla bir eziklik var. Trafik çok çok yoğun olduğu saatlerde bile insanlar bekliyor, klakson çalmıyorlar, bağırıp, çağırmıyorlar çok sakinler.
    Malezya Sokaklarda Eczane bulamazsınız çünkü yok. YANİ İNSANLAR HASTA DEĞİL, Onlar yani Güney Doğu Asyalılar hasta değilken Amarikalılar, Avrupalılar, Afrikalılar, Batı Asyalılar neden Çok çok hastalar. Çünkü Buğday ağırlıklı beslenen ve Pirinç AĞIRLIKLI beslenmekteler. BUĞDAYI atalarımız MÖ: 16.000 yılından beri kullanmışlar ve 1950 'li yıllara göre hiç bir problem olmamıştır. Fakat 1950'de ABD 'nin Marshall Planı ile Türkiye ile birlikte 16 ülkeye yardım adı altında verilen HASTALIKLI (GDO) BUĞDAY ile insanlarımız 65 yıldır zehirleniyor.
    Normal Buğday 14 KROMOZOMLU iken şimdi HASTALIKLI (GDO) Buğday 49 kromozomlu olup çok çok tehlikelidir. ABD’li bitki bilimci, tarım uzmanı, kiyager Normen Ernst Borlaug Ford ve Rockefeller gibi Kartellere çalışmış ve buğdayın kromozom yapısını bozarak daha çok buğday elde etmiştir. Bu hastalıklı buğday ile insanlar 1943 yılından beri zehirlenmektedir. ABD’li yahudi firmalarını üretiği hastalıklı buğday ile önce insanları zehirliyorlar son hastalanan insanları tedavi edeceğiz diyerek çok ağır çok çok ağır ilaçlarla insanlar tekar zehirleniyor ve hastalanıyorlar. İnsanlar kimyasal ilaçlar ile sürekli hastalanırken bazıları sürekli zengin oluyor.
    Ben ATALARIMIN EKTİĞİ Türk Buğdayı beslenmek istiyorum, ABD’li yahudilerin üretiği hastalıklı buğday onların olsun.



    esmer pirinç, enzimler, aminoasitler www... paylaşan: igokcek

    BUĞDAY

    Bir Yıllık | 0,5-1,5m | 5-6 Aylar | Ho,Na,La

    Buğday, Weizen, Triticum aestivum
    Syn: Triticum vulgare Vill

    Familyası: Buğdaygillerden, Süssgraeser, Poaceae

    Drugları: Buğday Çimi: Tritici germania
    Buğday Çim yağı: Tritici germania oleum
    Buğday Nişastası: Tritici amylum
    Buğday Kepeği: Tririci furfures
    Genellikle Buğday Kepeği, nadiren de Buğday çimi, Buğday çim yağı ve nişastası natürel ilaç veya ev ilacı olarak kullanılır.

    Botanik: Buğday dünyanın hemen her bölgesinde yetişen bitki olup ayrıca yetiştiği iklime, bölgeye ve toprağa göre de oldukça çok türleri mevcuttur. Uzun ince içi boş narin saplar üzerinde dört köşeli Başakları vardır ve Başakları küçük Çiçekçiklerden oluşur. Yapraklar uzun ince şerit şeklinde, kenarları bütün, ucu sivri açık yeşil veya grimsi yeşil renklidir.

    Birleşimi: Buğday kepeğinin birleşimindeki maddeleri şöyle sıralayabiliriz;
    Buğdayın %83’ü nişasta ve %17’side kepekten (dış kabuk) oluşur. Kepek ise %15 Protein, %10 Su, %5 Yağ ve %63 Karbonhidratlar, %8 Lignin ve %7 Vitamin ve minerallerden oluşur.
    a) Karbonhidratlarda: %25-30 pentozlar, %20-22 sellulozlar ve %9-12 nişastadan oluşur. Pentozların %7-8 çözülen pentozlar ve %20-22 çözülmeyen pentozlardan oluşur. Pentozlar ise; 0-Xylozlar, L-Arabinozlar ve az miktarda D-Glikozlardan oluşur.
    b) Minerallerden; başta %1 potasyum % 0,5 magnezyum, demir, sodyum, kükürt, kobalt, bakır, çinko ve az miktarda selen içerir.
    c) Vitaminlerden başta E-Vitamini, B10-Vitamini (H-Vitamini, Biotin veya Bio-H-tin isimi ile anılır), B9-Vitamini (Folikasit), B3-Vitamini (Niacin), B1, B2 ve B6-Vitaminleri ile β-Karotin (Provitamin A) içerir.
    d) Ayrıca az miktarda Phytin asidi içerir.

    Araştırmalar:
    1) Almanya’da yapılan bir araştırmada kepeksiz un’un E-Vitamini ve Provitamin A içermediği ve diğer vitaminlerden de çok az içerdiği tespit edilmiştir. Kepeksiz un (Beyaz un) B1-Vitamini %86, B2-Vitamini %69, B3-Vitamini (Niacin) %86, E-Vitamini %100, Provitamin A %100, bakır %75, mangan %71, magnezyum %52 ve potasyumu %76 oranında daha aza içerdiğini tespit etmişlerdir. Buda beyaz ekmekle beslenenlerde çeşitli hastalıkların ortaya çıkacağına ibarettir (Nh 7.95. 371) ve bunların başında vitamin yetersizliği, mineral yetersizliği, sindirim bozukluğu, deri hastalıkları, hafıza zafiyeti, cinsel yetersizlik vb. sayabiliriz.
    2) WEINREICH ve ekibi 1978’de divertikül hastası üzerinde buğday kepeği ile 2-4 hafta süren tedavi denemesi yapmışlardır. Hastalara günde 2 defa 12-14g buğday kepeği verilmiş ve bunlardan 62’sinin iyileştiği tespit edilmiştir. (P.P.164)
    3) WICKS ve ekibi 1978’de ve KASPER ve ekibi 1980’de divertikül has-taları üzerinde tedavi yapmışlar ve hastalarına günde 2 defa 15g buğday kepeği vererek tedavi denemesi yapmışlar ve hastaların iyileştiğini tespit etmişlerdir. (P.P.165)

    Tesir şekli: Buğday kepek ve çimi cinsel gücü artırıcı, kalp ve kan dola-şımını kuvvetlendirici, cildi güzelleştirici ve bağırsakları çalıştırıcıdır.

    Kullanılması:
    a) Araştırmalara göre buğday kepeği başta divertikül (Bağırsakta oluşan kör kese), kalın bağırsak iltihaplanması (Morbus Crohn) ve kronik kabızlığa (Obstipation), mineral yetersizliği, vitamin yetersizliği ve Aminoasit yetersizliğine karşı kullanılır. Gökçek Tonik ve iksir daha etkilidir.
    b) Halk arasında buğday kepeği; divertikül, kabızlık, kalın bağırsak ilti-haplanması, ağrılı, sancılı ve kramplı karın ağrılarına karşı kullanılır. Ayrıca cinsel gücü artırır, deriyi güzelleştirir ve vücudun vitamin ve mineral ihtiyacını karşılar.
    Buğday lapa kürü bağırsakları temizler. Romatizma, gut hastalığı (nikris), damar sertliği (arterioskleroz), kronik baş ağrısı ve kabızlığa karşı kullanılır. Ayrıca karaciğeri, böbrekleri, deriyi ve de kanı temizleyici olarak kullanılır.

    Yeme: Buğday Kepeğinden günde 2-3 defa 15-40g yenir. Bu çorba, müsli veya sade olarak yeme şeklinde olabilir.
    Buğday lapası: 400-500g Buğday akşamdan yeterince suya konarak ıslanır sabahleyin ocakta 1-2 Saat kaynatıldıktan sonra buna su ilave edilerek 5-6 saat düşük derecedeki ateşle kaynatmaya devam edilir. Bu süre sonunda koyulaşarak yapış yapış olan lapa soğuduktan sonra günde 3-5 porsiyonda (parçada) yenir ve buna 1-4 hafta devam edilir. Buğday lapası ile yapılan kür sırasında başka yemek yenmez ve sadece tatlı meyveler yenebilir ve meyve suları içilebilir. Bu kür esnasında ilk iki gün baş ağrısı yapabilir. Buğday lapası bağırsak mukozasına yapışan artık maddelerin sökülerek dışarı atılmasını sağlar.

    Açıklama:
    1) Kepek safra yapısını değiştirerek iyileşmesi yani kaliteli safra üretil-mesini sağlar, çünkü safra birleşimindeki Desoxycholasidin oranı azalırken Chenodesoxycholin-asidin arttığı ispatlanmıştır.
    2) Buğday Kepeğinin birleşimindeki phytinasidin demir, potasyum, çinko ve magnezyum gibi minerallerle birleşerek onları faydasız halle getirdiği ve minerallerin absorbesini önlediğine dair görüşlerin doğru olmadığı yapılan ilmi araştırmalarla ispatlanmıştır. Alman beslenme teşkilatı (Deutschen Gesllschaft für Ernaehrung ) tarafından 1995’de Fulda şehrinde yapılan açıklamada phytinasidin antioksidatif olduğu ve bu özelliğinedeniyle bağırsak kanserini dahi önleyici olduğu belirtilmiştir.
    3) Buğday çimi başta E-Vitamini, B-Vitaminleri, doymamış yağ asitleri ve mineraller içermesi nedeniyle oldukça büyük değer içerir. Buğday tohumlarını çimlendirmek için Almanya’da çimlendirme çanakları (Keimschalle) yapılmıştır. Buğday tohumları bu çanaklara bir sıra konur ve üzerine su doldurulur, fazla su çanaklardan dışarı atılacağın-dan tohumları nemli kalır ve 4-5 gün içinde çimlenirler. Bu çimler taze olarak yendiği gibi yıkandıktan sonra dövülerek grimsi beyaz çim sütü elde edilir ve bu süt buzdolabında bekletildikten sonra içilir. Çim veya çim sütündeki vitamin ve mineralleri başka hiç bir bitkide bulmak mümkün değildir. Peygamber Efendimizin (s.a.v) misafir ve torunları için buğday çiminden uhud adı verilen özel bir yemek yaptığını biliyoruz.
    4) Türkiye’de kendi değerlerimiz unutulmuş ve insanlar beyaz undan ya-pılan pide ve francalı ekmek yeme hastalığına kapılmışlardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Unun kepeğini birlikte kulanınız” diyerek asırlarca evvel Müslümanları uyarmıştır. Peygamber Efendimizin bu sözlerine Avrupalılar büyük orada uymuşlardır ve Almanya’ da genellikle kepekli ekmek tüketilir ve de 272 tür ekmek mevcuttur. Un beyazlaştıkça değerini kaybeder ve nihayet bu yanlış beslenme neticesinde insanlarda mineral-, ve vitamin yetersizliği ortaya çıkar ve bunun sonucu çok çeşitli hastalıklar ortaya çıkar. Bu hastalıkların başında cinsiyet yetersizliği (İktidarsızlık), damar sertliği, kalp enfarktüsü, tansiyon yükselmesi, deri hastalıklarından; ekzema, kaşıntı, alerjik, sulu ve kabuklu yaralar, kemiğin-yoğunluğunu kaybetmesi ve karaciğerin enzim yapmada yetersiz kalması gibi hastalıklar ortaya çıkar.
    5) Kanada’nın Otowa şehrindeki Carleton Üniversitesinden Prof. Dr. Keith U. İngold ve ekibi E-Vitamini ile yaptıkları tedavi denemeleri yapılmıştır. Bitkilerden elde edilen E-Vitaminin sentetik E-Vitaminine göre vücut tarafından daha uygun yerlerde kullanıldığı ve daha tesirli olduğunu ve de daha çok kanda kaldığını tespit etmişlerdir. E-Vitaminin romatizmalı ağrıları azalttığı, bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiği (İmmun Sistemi) ve kalbi kuvvetlendirdiği tespit etmişlerdir. (Nhp. 3.97.457) Buğday kepeğinde yüksek aranda E-vitamini olası kepeğin önemini de artırmıştır.

    Yan tesirleri: Sürekli beyaz un mamulleri (Pide, Francalı Ekmek, Makarna, Mantı....) tüketilmesi halinde kişide aminoasit, vitamin, ve mineral yetmezliği (eksikliği) ortaya çıkar ve uzun vadede saymakla bitiremeyeceğim oranda hasatlığın ortaya çıkmasına neden olur. Finlandiya’da prostat büyümesine karşı hastalara sentetik E-Vitamini verilmiş ve bunun prostat kanserine sebep olduğu ortaya çıkmıştır. Oysa bitkisel E-Vitaminin herhangi bir yan tesirinin olmadığı bilinmektedir. (yukarıda)

    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2


    SİYEZ BUĞDAYI'nın FAYDALARI
    Siyez nedir sorusunun yanıtı birçok kişi tarafından merak edilen ve sorgulanan konular arasında gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Türkiye’nin korunması ve üretiminin desteklenmesi gereken ilk “Presidium” ürünü olarak ilan edilen siyez, en doğal buğday türü olarak biliniyor. Peki, siyez nedir? Siyez buğdayının besin değerleri nelerdir?

    Siyez, kaplıca ya da einkorn (Triticum monococcum), Fransa, Fas, Yugoslavya ve Türkiye'de yetişen, Triticum boeoticum türünden yabani buğday türünün kültüre alınmış formudur. Triticum dicoccum buğdayı ile birlikte erken dönemde kültüre alınan buğday türlerindendir. İlk kez Güneydoğu Anadolu bölgesinde yer alan Karaca Dağ'da evcilleştirildiği düşünülüyor.

    Tr. monococcum ya da Einkorn olarak da bilinen Siyez buğdayı ilk olarak 10.000 yıl önce Yakın Doğu’da tespit edilmiş olup, kültüre alınmış günümüz buğdayının da atasıdır. Hititler ve Frigler tarafından da tarımı yapılmış olan Siyez buğdayına verilen ilk isim Hititçe bir kelime olan "Zız" iken, daha sonraları "Siyez" ve bazen de "Kaplıca" olarak adlandırılmıştır. Günümüzde halen Kuzey Anadolu’da, Balkan ülkelerinde, Almanya, İsviçre, İspanya ve İtalya’da ekimi yapılmaktadır.

    Siyez buğdayının yapısı
    Siyez Buğdayı 2n kromozom yapısındadır ve yabancı dillerde Emmer olarak adlandırılan ve Türkiye'de Kars yöresinde ekilen Triticum dococcum (Gernik ya da Kavılca)türü buğdaydan farklı bir yapıdadır. Tek başakçıklı olması ve sıkı kavuz yapısı itibarı ile hastalık ve zararlılara dayanıklı, kurak şartlarda ve fakir topraklarda rekabet gücü yüksek bir tür olarak bilinen Siyez Buğdayı'nın, yapılan çalışmalarda yüksek yağ içeriğine ve ekmeklik buğdaya göre daha fazla sarı lutein oranına sahip olduğu ortaya konmuştur. Ayrıca tam tahıl tüketimiyle ilişkili sağlık yararları ve düşük glisemik indekse sahip olmasının yanında, fonksiyonel gıda olarak da protein, fenolikler, tokoferoller ve karotenoidler açısından diğer buğday türlerine göre daha zengin bir yapıda olduğu tespit edilmiştir.

    Besin Değerleri
    Siyezin ortalama besin değerleri şu şekildedir
    Enerji: 340 kcal/100g
    Kül 1,70 g/100 g
    Protein 14-25/100 g (ekmeklik buğdaylarda bu değer 10-12 gr./100 g)
    Karbonhidrat 6,92/100 g
    Diyet lif 9,72/100 g
    Yağ 1,78/100 g
    E Vitamini 0,09 mg/100 g
    B1 Vitamini (tiamin) 0,25 mg/100 g
    B2 Vitamini (Riboflavin) 0,026 mg/100 g
    Niasin 4,21 mg/100 g
    B5 Vitamini 0,208 mg/100 g
    B6 Vitamini 0,41 mg/100 g
    B7 Vitamini 1,66 IU/100 g
    B12 Vitamini 0,091 IU/100 g
    K2 Vitamini 1,23 IU/100 g
    Folik Asit 26 IU/100 g
    Çinko 5,32 mg/100 g
    Demir 4,21 mg/100 g
    Fosfor 159,7 mg/100 g
    Kalsiyum 32,26 mg/100 g
    Magnezyum 93,51 mg/100 g
    Potasyum 403,5 mg/100 g
    Sodyum 3,41 mg/100 g
    Selenyum 11,5 IU/100 g
    Ham lif %0,90
    Nişasta %56,69

    Siyez Bulguru Faydaları Nelerdir?
    • Nuh’un tatları olarak bilinen listeye Türkiye’den seçilen ilk ve tek ürün olmuştur. Siyez bulguru faydası oldukça fazla olan bir üründür. Bu faydalar şu şekilde sıralanabilir:
    • Posalı/Lifli yapısından kaynaklı olarak sindirimi kolaylaştırır ve bağırsakları temizler.
    • İçerdiği yüksek miktardaki selüloz ve mineral sayesinde bağırsak sağlığını korur ve sindirim sistemi kanserlerine karşı önlem almanızı sağlar.
    • Anne sütünü arttırıcı etkisi vardır.
    • Yüksek antioksidan içeriğiyle hücre yapısını koruyarak yaşlanmayı geciktirici etki sağlar. Bozulmaz ve küf yapmaz.
    • Glisemik indeksi düşük olduğu için kan şekeri dengesini korur.
    • Anne karnındaki bebeklerin gelişimi için büyük bir öneme sahip olan folik asit, siyez bulguru içerisinde yüksek miktarda bulunur.
    • Posa ve lif bakımından zengindir.
    • Siyez bulguru gluten oranı oldukça düşüktür.
    • Radyasyon içermez ve radyasyona karşı dayanıklıdır.
    • İçerdiği folik asitten dolayı, çocuk ve hamile kadınlar için çok önemli bir gıda maddesidir.
    • İçerdiği B vitaminleri sayesinde bağırsak florasını koruyucu etkiye sahiptir.
    • Karbonhidrat değeri düşük, protein değeri yüksektir.
    • Doymamış yağa sahiptir ve toplam yağ oranı düşük olduğu için sağlıklı bir besin maddesidir ve Kolesterol içermemektedir.
    • hububat ürünlerinin en büyük dezavantajı olan fitik asit, bulgurun sahip olduğu pişirme ve kurutma işlemlerinden dolayı, bulgurda bulunmamaktadır.
    • Yüksek mineral ve selülozdan dolayı besin emilimini hızlandırır, sindirim sistemini rahatlatır. Radyasyonu emmez ve radyasyona karşı dayanıklıdır. Bu nedenle bazı ülkelerde nükleer savaşlara karşı, askeri ve sivil amaçlar için stokta tutulan ürünlerdendir.

    Türkiye'deki siyez buğdayı tarımı
    Siyez buğdayı Türkiye'de sadece Kastamonu yöresinde, özellikle de Taşköprü, İhsangazi, Seydiler ve Devrekani ilçeleri civarında yetiştirilmektedir. Bulgura işlenerek tüketilmektedir. Siyez bulguru, başakcıkları tek taneli olan ve kavuzlu bir yapıya sahip olan Siyez Buğdayı'nın, kaynatıldıktan sonra kurutulması ve tamamen geleneksel yöntemlerle taş değirmenlerde yarılması (kırılma değil) sureti ile elde edilen bir üründür. Kastamonu yöresinde 14000 dekar Siyez buğdayı ekiliş alanı bulunmaktadır. Kastamonu geneli Siyez buğdayın üretim miktarı 3.500 ton, Siyez bulguru üretimi yaklaşık 700 ton iken; İhsangazi İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'nün verilerine göre üretimin en fazla yapıldığı İhsangazi'de 2013 yılı ekilişi 6.750 dekar, Siyez buğdayı üretimi 1.687 ton ve Siyez bulguru üretimi ise 470 tondur.

    Siyez Bulguru Gluten İçerir Mi?
    Siyez bulguru hakkında merak edilen soruların başında ”Siyez bulguru glutensiz mi?” gelir. Bu konu hakkında çeşitli araştırmalar yapılsa da farklı yaklaşımlar vardır. Gluten hassasiyeti olanların bulgur ve türevlerini yememeleri gerekir. Siyez bulgurunun gluten seviyesi oldukça düşüktür ancak; gluten içermez denilemez..

    Siyez Bulguru Nasıl Pişirilir?
    Siyez bulguru yapılışı oldukça pratiktir ve pek çok pişirme yöntemi vardır. Geleneksel yöntemlerin yanı sıra modern mutfak lezzetlerine de ayak uydurabilir. Siyez bulguru tarifi herkes tarafından kolaylıkla uygulanabilir. Siyez bulguru salatası ve Siyez bulguru pilavı herkes tarafından oldukça beğenilen lezzetler arasına girmiştir.
    Siyez buluru İBRAHİM GÖKÇEK'İN önerisi hem sağlıklı hem de pratik bir tarif olmasıyla dikkat çeker. Klasik bulgur pilavına oranla sağlıklı olması bu tarifin başlıca özellikleri arasındadır:
    Malzemeler:
    • 3 su bardağı siyez bulguru
    • 2 yemek kaşığı tereyağı
    • Tuz, karabiber, zerdeçal

    Yorum yap


    • #3
      Siyez nedir? Siyez buğdayının besin değerleri nelerdir?

      Siyez nedir sorusunun yanıtı birçok kişi tarafından merak edilen ve sorgulanan konular arasında gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Türkiye’nin korunması ve üretiminin desteklenmesi gereken ilk “Presidium” ürünü olarak ilan edilen siyez, en doğal buğday türü olarak biliniyor. Peki, siyez nedir? Siyez buğdayının besin değerleri nelerdir?


      Siyez, kaplıca ya da einkorn (Triticum monococcum), Fransa, Fas, Yugoslavya ve Türkiye'de yetişen, Triticum boeoticum türünden yabani buğday türünün kültüre alınmış formudur. Triticum dicoccum buğdayı ile birlikte erken dönemde kültüre alınan buğday türlerindendir. İlk kez Güneydoğu Anadolu bölgesinde yer alan Karaca Dağ'da evcilleştirildiği düşünülüyor.

      Tr. monococcum ya da Einkorn olarak da bilinen Siyez buğdayı ilk olarak 10.000 yıl önce Yakın Doğu’da tespit edilmiş olup, kültüre alınmış günümüz buğdayının da atasıdır. Hititler ve Frigler tarafından da tarımı yapılmış olan Siyez buğdayına verilen ilk isim Hititçe bir kelime olan "Zız" iken, daha sonraları "Siyez" ve bazen de "Kaplıca" olarak adlandırılmıştır. Günümüzde halen Kuzey Anadolu’da, Balkan ülkelerinde, Almanya, İsviçre, İspanya ve İtalya’da ekimi yapılmaktadır.

      Siyez buğdayının yapısı
      Siyez Buğdayı 2n kromozom yapısındadır ve yabancı dillerde Emmer olarak adlandırılan ve Türkiye'de Kars yöresinde ekilen Triticum dococcum (Gernik ya da Kavılca)türü buğdaydan farklı bir yapıdadır. Tek başakçıklı olması ve sıkı kavuz yapısı itibarı ile hastalık ve zararlılara dayanıklı, kurak şartlarda ve fakir topraklarda rekabet gücü yüksek bir tür olarak bilinen Siyez Buğdayı'nın, yapılan çalışmalarda yüksek yağ içeriğine ve ekmeklik buğdaya göre daha fazla sarı lutein oranına sahip olduğu ortaya konmuştur. Ayrıca tam tahıl tüketimiyle ilişkili sağlık yararları ve düşük glisemik indekse sahip olmasının yanında, fonksiyonel gıda olarak da protein, fenolikler, tokoferoller ve karotenoidler açısından diğer buğday türlerine göre daha zengin bir yapıda olduğu tespit edilmiştir.

      Besin Değerleri
      Siyezin ortalama besin değerleri şu şekildedir
      Enerji: 340 kcal/100g
      Kül 1,70 g/100 g
      Protein 14-25/100 g (ekmeklik buğdaylarda bu değer 10-12 gr./100 g)
      Karbonhidrat 6,92/100 g
      Diyet lif 9,72/100 g
      Yağ 1,78/100 g
      E Vitamini 0,09 mg/100 g
      B1 Vitamini (tiamin) 0,25 mg/100 g
      B2 Vitamini (Riboflavin) 0,026 mg/100 g
      Niasin 4,21 mg/100 g
      B5 Vitamini 0,208 mg/100 g
      B6 Vitamini 0,41 mg/100 g
      B7 Vitamini 1,66 IU/100 g
      B12 Vitamini 0,091 IU/100 g
      K2 Vitamini 1,23 IU/100 g
      Folik Asit 26 IU/100 g
      Çinko 5,32 mg/100 g
      Demir 4,21 mg/100 g
      Fosfor 159,7 mg/100 g
      Kalsiyum 32,26 mg/100 g
      Magnezyum 93,51 mg/100 g
      Potasyum 403,5 mg/100 g
      Sodyum 3,41 mg/100 g
      Selenyum 11,5 IU/100 g
      Ham lif %0,90
      Nişasta %56,69

      Türkiye'deki siyez buğdayı tarımı
      Siyez buğdayı Türkiye'de sadece Kastamonu yöresinde, özellikle de Taşköprü, İhsangazi, Seydiler ve Devrekani ilçeleri civarında yetiştirilmektedir. Bulgura işlenerek tüketilmektedir. Siyez bulguru, başakcıkları tek taneli olan ve kavuzlu bir yapıya sahip olan Siyez Buğdayı'nın, kaynatıldıktan sonra kurutulması ve tamamen geleneksel yöntemlerle taş değirmenlerde yarılması (kırılma değil) sureti ile elde edilen bir üründür. Kastamonu yöresinde 14000 dekar Siyez buğdayı ekiliş alanı bulunmaktadır. Kastamonu geneli Siyez buğdayın üretim miktarı 3.500 ton, Siyez bulguru üretimi yaklaşık 700 ton iken; İhsangazi İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'nün verilerine göre üretimin en fazla yapıldığı İhsangazi'de 2013 yılı ekilişi 6.750 dekar, Siyez buğdayı üretimi 1.687 ton ve Siyez bulguru üretimi ise 470 tondur.

      Yorum yap


      • #4
        Siyez Unu, Buğdayı Ve Ekmeği Besin Değerleri Nedir? Siyez Ununun Faydaları Nelerdir?




        Siyez unu, siyez buğdayı ve siyez ekmeği hakkında detaylı bir araştırma sonrası tüm sağlık faydaları, kalori ve besin değerlerini sizin için derledik.
        Siyez, binlerce yıl öncesine dayanan ve ilk ekili tahıl tanelerinden biri olan bir buğday çeşididir. Modern buğdaylardan birkaç yönden farklıdır. Protein açısından daha yüksektir ve karotenoidler bakımından daha zengindir. En önemlilerinden biri de daha az gluten içerir. Ayrıca gluten zincirleri daha kısadır.

        DNA parmak izi, siyez buğdayının evcilleştirilmesinin Türkiye'nin Güneydoğu bölgesinde bulunan Karaca Dağ (Şanlıurfa) yakınlarında yapıldığını gösteren kanıtlar içeriyor. Her ne kadar siyez buğdayı bin yıl önce bol miktarda bulunsa da bugünlerde nerede yetişir diye soracak olursanız ekimi sadece birkaç bölgeyle sınırlıdır. Son zamanlarda ise süper yiyecek olarak yeniden popüler hale gelmiştir. Neden sağlıklı buğday elde etmek bu kadar zor? Eğer siz daha çok mahsul veren, hiç bir zararlının yemek istemeyeceği, daha az su isteyen ve daha kısa sürede olgunlaşan bir buğday elde ederseniz, tüm buğday çiftçileri gelip sizin buğdaydan satın alıp ekimini yaparlar. Bir de buğday ürün verdiğinde kısır olursa, yani çiftçiler her yıl gelip sizden tohum almak durumunda kalırsa… Parayı koyacak yer bulamazsınız. İşte bu kadar kolay. Bu durumu fark eden gıda mühendisleri buğdayın genetiğini değiştirip yukarıdaki özelliklere en yakın buğdayı ürettiler. Bu kadar karlı olan bir ürünün ekimini yapmak çiftçi için daha mantıklı dolayısıyla diğer buğdayları bulmak daha da zorlaşıyor. Çünkü her çiftçi daha çok mahsul veren buğdayı ekiyor. Buğdayı bu hale getiren de daha çok para kazanıyor. Peki, bu buğday sağlıklı mı? Orasını düşünen mi var? Üç gün sonra vücutta oluşturacağı hastalıkları tedavi etmek için servet harcamışım ne olacak? İşte durumumuz böyle... Huffington Post’ta paylaşılan Dr. Mark Hyman ve arkadaşlarının yaptığı bir araştırmaya göre, Amerikalılar ortalama her yıl yaklaşık 55 kilo buğday unu tüketiyor. Bizim ülkemiz için böyle bir araştırma yok ama biz de bu değerlere yakın olabiliriz. Çünkü obezitede Avrupa birincisiyiz ve dünya sıralamamız Amerika’ya oldukça yakın. Türkiye Dünya obezite sıralamasında 10. Amerika 5. sırada, aramızda sadece %3’lük bir fark var. Endişe konusu sadece tüketilen buğday miktarı değil, aynı zamanda genetiği ile oynanan bu buğdayın içinde bulunan, kilo almaya ve birçok hastalığa neden olabilen gizli bileşenlere de sahip olmasıdır. ( 1 ) Bu yüzden hepimizde buğday göbeği var. Hatta Buğday Göbeği isimli bir kitap var okumanızı öneriyorum. Bugün tükettiğimiz buğday ürünlerinin çoğu, büyük dedelerimizin kullandığı buğday olmasa da daha sağlıklı, sindirimi kolay ve açık bir şekilde üstün bir alternatif olan siyez gibi bazı antik tahıllar var. Siyez Unu, Siyez Buğdayı Nedir?

        Diğer iki eski buğday, emmer ( farro ) ve kavuzlu buğday gibi siyez buğdayı da kabuklu bir buğdaydır. Bu antik tahıllar geleneksel tam buğdaydan daha az gluten ve daha fazla besleyici özelliğe sahiptir. ( 2 ) Bu nedenle siyez unu, tam buğdaydan daha sağlık bir tahıldır. Siyet Unu Besin Değerleri ve Kalori
        Kalori 333
        Yağdan Gelen Kalori: 15
        Toplam Yağ: 1.67 g %2,57
        Doymuş Yağ A: 0.0 g %0
        Sodyum: 1 mg %0,04
        Karbonhidrat: 66.67 g %21,57
        Lif: 6.7 g %26,80
        Protein: 13.33 g %26,66
        Vitamin B1: 0.50 g · Vitamin B2: 0.45 g
        Vitamin B3: 4 mg · Demir: 4.59 mg
        *Günlük alınması gereken 2000 kalorilik diyet için geçerlidir. Siyez Unu
        Siyez Ununun Faydaları Nelerdir?

        Eski tahıllar, birçok açıdan modern buğday çeşitlerinden daha besleyicidir. Siyez unu, büyük bir protein, demir, diyet lifi, tiamin ve B Vitamin kaynağıdır. Ayrıca makarnalık buğday ve ekmeklik buğdaydan daha yüksek antioksidan seviyesine sahip güçlü bir antioksidan olan lutein içerir. Ancak siyez buğdayı ve unu için henüz yeterli bilimsel çalışma ve besin değerlerinin tümünün tespiti için yeterli çalışma yapılmamıştır. Siyez buğdayının işlenmesi sırasında besin kaybının çok daha düşük bir yüzdesi vardır ve çoğu tarifte tam buğday unu yerine ikame edilebilir, ancak farklı bir dokuya sahiptir. Her şeye rağmen, özellikle besinsel yararların diğer seçeneklerden daha ağır basması nedeniyle, sonuçları keşfetmeye değerdir ( 3 )

        1. Göz Sağlığını Destekler
        Çimlenme süreci, gıdalarımızın çoğuna önemli yararlar sağlayabilir. Tarım ve Gıda Kimyası Dergisi'nde yayınlanan bir çalışmada yazılmakta olan karotenoidlerin çimlenme zamanları ve aydınlatma koşullarında durum, emmer ve siyez incelenmiştir. Bazı diğer lipofilik antioksidanların konsantrasyonları daha küçük bir etki oluştursa da filizlenme sırasında karotenoid seviyelerinin, özellikle de ışığa maruz kaldığında önemli ölçüde arttığını ortaya koydu. ( 4 ) Diyet karotenoidlerinin bazı hastalıkların riskini azaltmada sağlık yararları sağladığı, makula dejenerasyonu gibi göz hastalıklarını içerdiği düşünülmektedir. Çünkü karotenoidlerin yararlı etkilerinin antioksidanlar gibi rollerinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Siyez buğdayında bulunan Lutein, zeaksantin ve β-karoten göz hastalığında koruyucu olabilir, çünkü göze giren zararlı ışığı emebilirler. Bu bilgi, buğday filizlerinin, tahıl ürünlerinin besin değerini artırmak için potansiyel bir fonksiyonel bileşen olabileceği fikrine yol açmaktadır. ( 5 )

        2. Alerji Belirtilerini Sınırlar






        Son yıllarda buğday alerjisi (gluten alerjisi) olan hasta sayısı artmıştır. Bu da daha az alerjenik buğday çeşitleri için ihtiyaç ve arzuyu ortaya koymaktadır. Beslenme Bilimi ve Vitaminoloji Dergisi'nde yayınlanan son bir çalışmanın amacı, dünyanın çeşitli yerlerinden seçilen 324 çeşit buğday incelemek oldu. En iyi taramayı sağlamak için testlerde glutenin ve gliadin dahil olmak üzere ana buğday alerjenleri veya gluten bileşenleri beraber incelenmiştir. Hastaların antikorlarının bu üç alerjene reaksiyon göstererek daha az alerjenik buğday çeşitleri için primer taramaya uygun olmalarını sağladı, böylece güvenilir bir karşılaştırma yapıldı. Siyez buğdayı dahil olmak üzere birkaç çeşit buğday türünün daha daha az alerjik etkiye sahip olduğu bulundu. Bu bulgular, daha az alerjenik buğday seçeneklerinin daha fazla araştırılmasına yol açacak ve buğday alerjisi olan hastalara gıda alerjilerinin ortadan kaldırılması veya tedavi edilmesinde yardımcı olmak amacıyla ıslah için ana bitki haline gelecektir ( 6 ).

        3. Kilo Vermenize Yardımcı Olur
        Düzenli çalışan bir sindirim sistemi kilo vermek için ihtiyaç duyduğunuz en önemli detaydır. Bu nedenle prebiyotikler kilo vermemizi kolaylaştırır. Eğer sindirim organlarımız düzenli çalışıyor ise sağlıklı kilo verebiliriz. Dünyada yetersiz beslenmeye göre obez olan kısım yüzde 30 daha fazla bir nüfusu kapsar. Son yıllarda özellikle buğday ürünlerinin yüksek glisemik indekse sahip olması artan obezitenin bir nedeni olarak görülüyor. Siyez unu daha sağlıklı bir seçimdir ve modern buğday yerine siyez ve antik tahıllarının seçilmesi obezite riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Özellikle kilo vermenize yardımcı olabilir, çünkü araştırmalar siyez buğdayının kalitesinin diğer buğdayları aştığını göstermektedir. Siyez kepekli diyet lifi ile sarılı iken, proteinler ve doymamış yağ asitleri, fruktanlar, çinko ve demir gibi iz elementler bakımından zengindir. Bu iz elementlerle birleştirilmiş birçok antioksidan bileşiğin iyi konsantrasyonu, siyez ununun mükemmel besinsel özelliklerine katkıda bulunur. Her durumda, faydaları elde etmek için, siyez ürününün en saf halde olduğundan ve kimyasal maddeler veya çeşitli bileşenlerle birlikte olmadığından emin olun. ( 7 ) Siz de obeziteye yakalanmamak ve zayıflamak için online diyetisyenlerden online diyet listesi satın alabilirsiniz (Satın al).

        4. Tip 2 Diyabetin Başlamasını Geciktirmeye Yardımcı Olabilir
        Danimarka'daki Aarhus Üniversitesi Hastanesi Endokrinoloji ve İç Hastalıkları Anabilim Dalı'nda yapılan bir araştırma, eski buğday tam tahıl unu diyetlerinin özellikle glisemik tepkilere bakmak için tip 2 diyabetin gelişimi ve ilerlemesi üzerindeki fizyolojik etkilerini araştırdı. Dokuz hafta boyunca, emmer, siyez, kavuzlu, çavdar unu ve rafine buğday dahil beş farklı diyetin tüketilmesini içeren bir deneysel çalışması yapılmıştır.

        Test, hepatik genlerin bir aşağı regülasyonunu ortaya çıkardı; bu, bir hücrenin, harici bir değişkene cevap olarak hücresel bir bileşenin miktarını azalttığı süreçti. Çavdar düşük bir akut glisemik tepkiye neden oldu.
        • Buğday grubu, HDL kolesterolü ve toplam kolesterol seviyesini yükseltti.
        • Çalışma, eski buğday diyetlerinin, diyabet gelişiminin önlenmesine veya gecikmesine eşdeğer, glukoz ve yağ metabolizmasına ilişkin hücre üretimini azalttığı sonucuna varmıştır. ( 8 )

          Bu nedenle, eski tahılları ve siyez unu gibi unları herhangi bir diyabet diyet planına dahil etmek iyi bir fikirdir.



        5. Hastalık Riskini ÖnleR
        Bütün buğday unu ve siyez unu fenolik asit bakımından zengindir. Fenolik asitler, bazı bitkilerin, meyvelerin ve sebzelerin tüketilmesi yoluyla vücudumuzu oksidatif hasar ve koroner kalp hastalığı, felç ve kanserler gibi hastalıklardan korur. Gıda Bilimi ve Teknolojisi Dergisi'nde yayınlanan araştırma, tam buğday unu su bisküvilerinin, siyez ve ekmeklik buğdayın kabarık çekirdeklerinin antioksidan aktivitesinin etkisi ve fenolik asit içeriğini araştırdı. Genel olarak, undan su bisküviye, toplam çözünebilir konjuge fenolik asitler siyezde artmış, bazı fenolik asitler, bileşenler eklendikçe azalmıştır. Sonuçlar, antioksidan aktivitesinin işleme sırasında arttığını, siyez ve ekmeklik buğdayın en sert kabarma koşullarında en yüksek olduğunu doğruladı. İyi haber şu ki siyez, şişirilmiş haldeyken meydana gelen değişiklik boyunca bile besinsel değerini korudu. ( 9 )

        6. Daha Az Gluten İçerir






        Siyez unu glutensiz mi sorusunun cevabı: Hayır. Sadece gluten hassasiyeti olanlar için, siyez gibi eski buğday formlarının, gluten seviyelerinin düşük olması nedeniyle, özellikle kitlesel üretilen modern buğdaylara göre sindirimi ve sindirim sistemini desteklediği biliniyor. Bu, dayanıklılık sporcuları için de iyi bir haber çünkü yarıştan önce sindirimi kolay olan tahıl benzeri bir karbonhidrat arıyorlar. ( 10 ) Farklı buğday türlerinde farklı sayıda kromozom bulunur. Bazı çalışmalar, daha az kromozomlu eski buğdayların daha düşük gluten seviyelerine sahip olma eğiliminde olduğunu ve glutenin birçok kişi için hassasiyete neden olduğunu göstermektedir. Günümüzde bilinen en eski buğday çeşidi olan siyez, diploid buğdaydır ve 14 kromozom içermektedir. Durum buğdayı ve emmer en sık kullanılan makarnalık buğdaylar, 28 kromozom içeren tetraploid buğdaylardır. Modern buğday ve kavuzlu heksaploid buğday olarak bilinir ve 42 kromozoma sahiptirler. Ancak, çölyak hastalığı sizin için bir sorun ise siyez unu tüketim için hala güvenli değildir. ( 11 ) Siyez Buğdayı Kalori ve Besin Değerleri

        100 gram siyez buğdayı 333 kalori içerir. Sizez buğdayının 100 gramında 6,2 gram lif, 16,67 gram protein ve 2,08 gram yağ vardır.

        1 bardak siyez buğdayı (182 gram) 606,06 kaloridir. Siyez Buğdayı Besin Değerleri

        Siyez Unu Kalori
        Kalori 333
        Yağdan Gelen Kalori: 18
        Toplam Yağ 2.08 g %3,2
        Doymuş Yağ A: 0.0 g %0
        Sodyum: 42 mg %1,75
        Karbonhidrat: 64.58 g %20,83
        Lif: 6.2 g %24,80
        Protein 16.67 g %33,34
        Vitamin B1: 0.50 g · Vitamin B2: 0.45 g
        Vitamin B3: 3.10 mg · Demir: 4.48 mg
        *Günlük alınması gereken 2000 kalorilik diyet için geçerlidir. Siyez Buğdayı
        Siyez Ekmeği Kalori ve Besin Değerleri

        Siyez unu ekmek, özellikle ekşi mayalı siyez ekmeği birçok online mağazada satılmaktadır. Örneğin siyez unu Migros'da satılmaktadır ve Migros'daki siyez unu fiyatı 14.95 liradır. Siyez unu Halk ekmekte de satılmaktadır. Halk ekmekteki siyez unu fiyatı 12 liradır. Buğday unu yerine siyez unundan kek yapabilirsiniz, fiyat farkı çok olmayacaktır. Biz sizin için ev yapımı siyez ekmeğinin kalorisini hesapladık.

        100 gram siyez ekmeği 241 kaloridir. Daha fazla detay siyez ekmeği sayfasında. Modern Buğday Neden Siyez Buğdayından Daha Kötü?

        Buğday bugünlerde oldukça tartışmalı bir yiyecek.

        Birçok insan buğdayın zararlı olduğuna inanıyor, diğer yanda birçok doktor modern buğdaya zehir demeye başladı.

        Öte yandan, diyetisyenler var ve hükümet bize tam buğdayın "dengeli" bir diyetin önemli bir parçası olduğunu söylüyor.

        Kaçınılmaz bir gerçek şu ki, insanlar binlerce yıldır buğdayı farklı biçimlerde tüketiyor.

        Bu eski bir besindir ... ve diyetle ilgili hastalıkların çoğu nispeten yenidir.

        Bu nedenle, bu yeni sağlık sorunları için eski buğdayı suçlamak mantıklı değil.

        Ancak ... bugün buğdayın bin, yüz hatta 60 yıl önceki ile aynı olmadığını anlamak önemlidir.

        Buğday Nasıl Değişti?

        Günümüzde buğday, dün dedelerimizin tükettiği buğdaydan tamamen farklı.

        Her şeyden önce, buğday artık farklı işleniyor. Tahıl işlemede 19. yüzyılın sonlarındaki yeni teknikler düşük maliyetle büyük miktarda rafine buğday üretilmesini mümkün kılmıştır.

        Artık tahılların (kepek ve tohumu) besleyici bileşenlerini, nişastalı karbonhidratların çoğunun bulunduğu endospermden ayırabiliyoruz. Kepeği ayrı, ruşeymi ayrı, nişastalı kısmı ayrı satıyor ve tüketiyoruz.

        Bu, besin yoğunluğunda bariz bir azalmaya yol açtı ve rafine buğdaylara kan şekerini çok hızlı bir şekilde yükseltme yeteneği verdi.

        Buğday bugün farklı şekillerde işlenmekte ve geleneksel olarak hazırlanan buğdaydan daha az besleyici ve daha zararlı olmaktadır.

        Günümüz Buğdayı Genetik ve Biyolojik Olarak Farklı

        Tüm buğday türleri aynı değildir. Birçok farklı buğday türleri mevcuttur.

        Eskiden Emmer, Siyez ve Horasan buğdayı gibi eski çeşitler kullanırdık (genellikle Kamut ticari markası olarak anılırlar).

        Bununla birlikte, bugün yenen buğdayın neredeyse tamamı, 1960 yıllarında çapraz üreme ve ham genetik manipülasyon ile geliştirilen yüksek verimli cüce buğdaydır.

        Cüce buğday daha kısa saplara ve çok daha yüksek verime sahiptir. Bu nedenle eski çeşitlerden çok daha ucuz ve daha ekonomiktir.

        Yüksek verimli bir mahsulün faydaları açıktır, ancak şimdi bunun da bazı önemli olumsuzlukları olduğunu öğreniyoruz.

        Spesifik olarak, modern buğdayın besin ve protein bileşiminde bazı ince fakat önemli farklılıkları vardır.


        Modern Buğday Daha Az Besleyicidir

        Broadbalk'taki Buğday Deneyi tarihin en uzun soluklu bilimsel çalışmalardan biridir.

        1843 yılından bu yana, bilim adamları farklı buğday türleri yetiştirmiş ve besin bileşimi dahil çeşitli faktörleri analiz etmişlerdir.

        1843'ten 1960'a kadar, buğdaydaki besinler fazla değişmedi.

        Bununla birlikte, 1960 yılından itibaren modern buğdayın tanıtımıyla çakışan besin içeriğinde azalma olduğu görülmeye başlar.

        Çinko, bakır, demir ve magnezyum konsantrasyonları, 1968-2005 yıllarında 1845-1967'ye göre %19-28 daha düşüktü ( 12 ).

        Aynı zamanda, toprağın değiştiğine dair hiçbir kanıt yoktu. Bu nedenle, modern buğdayın doğası hakkında, onu eski çeşitlerden daha az besleyici kılan, açıkça bir değişim olduğu gerçeğidir.

        Farklı buğday türlerini de karşılaştıran bir başka çalışma, eski çeşitlerin önemli ölçüde daha fazla selenyum içerdiğini ortaya koymuştur.

        Buğday tüketiminin ne kadar yaygın olduğu göz önüne alındığında, bunun besin eksikliklerine nasıl katkıda bulunduğunu görmek daha kolaydır.
        Özet: Modern buğday 1960 yılında tanıtıldı. Bitkinin besin ve protein bileşimini değiştiren çapraz üreme ve ham genetik manipülasyon yoluyla geliştirilmiştir. Geliştirilen bu buğday atalarından daha az besleyici ve daha çok gluten içeren yepyeni bir türdür.




        Bütün bunların yanı sıra kilo vermek ve sağlıklı bir bedene kavuşmak için diyetinize eklediğiniz tek bir değişiklikten mucize beklemek yerine kendinize sağlıklı beslenme programı oluşturmanız daha kolay olacaktır. Sağlıklı ve dengeli beslenmeye adım atmak için online diyetisyenler tarafından sizin için hazırlanmış online diyet imkanlarından faydalanabilirsiniz. Şimdi zayıflamaya başlamak için sizin özel hazırlanmış uygun online diyet ücreti ile online diyet satın alabilirsiniz.

        Yorum yap


        • #5
          Siyez Buğdayı Nedir Siyez Buğdayının Faydaları Nelerdir

          Siyez Buğdayı Nedir Siyez Buğdayının Faydaları Nelerdir


          Siyez doğal bir buğday türüdür. Yerli bir tohum olup, Bu toprakların ürünüdür. Geçmişi en az 10 bin yıl önceye dayanan siyez buğdayı günümüz buğdayının atası denilmektedir. Siyez buğdayı faydaları, çeşitleri ve kullanım alanlarının neler olduğunu sizler için araştırdık. Siyez binlerce yıl önce de kullanıldığını yapılan kazılarla gün yüzüne çıkmıştır. Hititler ve Frigler tarafından tarımı yapılmış olan Siyez buğdayına verilen ilk isim Hititçe bir kelime olan 'zız' olduğu belirlenmiştir. Daha sonraki dönemlerde 'Siyez ‘ve ‘Kaplıca ‘ olarak adlandırılmıştır.

          Siyez buğdayının en belirgin ve diğer buğdaylardan ayırt edici özelliği nedir diye bakacak olursak;

          1) Genetik yapısı ile oynanmamış olması
          2) Hibrit tohum olmayışı ve
          3) Yerli tohum oluşudur.
          Siyez unundan ekmek yapımı tarif

          Siyez, genetiği bozulmamış en doğal buğday türü olarak biliniyor. Kastamonu da yetiştirilen siyez buğdayı, 14 kromozom sayısıyla genetik olarak dünyadaki ilk buğday çeşidi olarak tanınmaktadır. Geçmişi yaklaşık 10 bin yıl öncesine dayanan ve dağlık arazilerde yetiştirilen siyez buğdayı, günümüz buğdayının atası kabul ediliyor. Türkiye’de ağırlıklı olarak Kastamonu yöremizde yetişen Siyez Buğday’ı; siyez bulguru, siyez buğdayı makarna, siyez buğday ezmesi ve siyez unu haline getirilmektedir.

          Kastamonu üniversitesinden Siyez buğdayı için yapılan açıklamada"Bilimsel çalışmalarda glisemik indeksinin (karbonhidratların kandaki glukoz düzeylerine olan etkisini ölçme sistemi) çok düşük, protein, lif değerlerinin ise çok yüksek olduğu belirlendi. 'Antioksidan' dediğimiz yaşlanmayı ve kanseri engelleyen içeriklerden bahseden oldukça fazla yabancı yayınlar var’’ belirtilmektedir. Siyez buğdayının faydaları?
          • Siyez posa/lif bakımından oldukça zengin bir gıda olduğundan dolayı sindirimi kolaylaştırır.
          • Yüksek antioksidan içeriğine sahiptir. Bozulmaz ve küf yapmaz.
          • Karbonhidrat değeri düşük, protein değeri yüksektir.
          • İçerdiği folik asitten dolayı, çocuk ve hamile kadınlar için çok önemli bir gıda maddesidir.
          • Doymamış yağa sahiptir ve toplam yağ oranı düşük olduğu için sağlıklı bir besin maddesidir ve Kolesterol içermemektedir.
          • Glisemik endeksi insanlara en uygun gıdaların başında gelmektedir.
          • hububat ürünlerinin en büyük dezavantajı olan fitik asit, bulgurun sahip olduğu pişirme ve kurutma işlemlerinden dolayı, bulgurda bulunmamaktadır.
          • Yüksek mineral ve selülozdan dolayı besin emilimini hızlandırır, sindirim sistemini rahatlatır. Radyasyonu emmez ve radyasyona karşı dayanıklıdır. Bu nedenle bazı ülkelerde nükleer savaşlara karşı, askeri ve sivil amaçlar için stokta tutulan ürünlerdendir.
          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

          Yorum yap


          • #6


            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

            Yorum yap


            • #7


              EKMEKTEKİ BÜYÜK TEHLİKE!
              GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLEN (GDO) ve TARIM İLAÇLARINA maruz kalan tahıllar ZEHİRE dönüşüyor. Bu tahıllar işlenirken katkı maddeleriyle daha da tehlikeli hale geliyor. Bu kimyasallar da kalp hastalıklarını, diyabeti, felci ve kanseri tetikliyor...

              En önemli besin kaynaklarından…
              Tahıllar, tüm canlıların en önemli besin kaynakları arasında yer alır. Tahıllar işlenerek, un, nişasta, yağ, kepek ve şeker olarak da kullanılır. Ülkemizde en çok tüketilen tahıllar buğday, pirinç ve mısırdır. Ancak günümüzde pek çok besin gibi genetiğiyle oynanan, tarım ilaçlarına maruz kalan ve katkı maddelerine boğulan tahıllar da sağlık açısından çok tehlikelidir.

              Obeziteye yol açar
              Beyaz un, işlem sonrası vitamin, mineral, antioksidan ve esansiyel yağ asitlerini kaybettiği için bozulmayan, raf ömrü oldukça uzun, kolay saklanabilen bir gıdadır. Lif barındırmaz ve tazeliğini uzun süre korur. İşlenmiş tahıllardan üretilen beyaz ekmek, beyaz pirinç ve makarna tatlı kategorisinde değerlendirilmelidir. Buğday ve buğday ürünleri kandaki küçük LDL partiküllerini çoğaltarak bunların oksitlenmesini kolaylaştırır. Felci ve damar sertliğini tetikler. Beyaz un, glisemik indeksi ve glisemik yükü fazla olan bir gıdadır. Kan şeker düzeyini, insülin seviyesini artırarak obezite, diyabet ve kalp hastalıklarına yol açar.

              Bağımlılık yapar
              Buğdayda yer alan bileşikler, beyin hücrelerinin üzerinde var olan morfin reseptörlerine bağlanıp bir tür morfin etkisi yaratarak kişide haz, mutluluk ve bağımlılık duygusuna neden olur. Bu nedenle buğday, arpa ve çavdarda var olan gliadin proteinlerine ‘ekzomorfinler' adı da verilmektedir.

              Ölçüyü kaçırmayın!
              Tam tahıllar ancak ölçülü miktarda tüketildiklerinde şeker hastalığı, kalp hastalıkları, kanser ve kabızlığa karşı olumlu etkilere yol açar. Hijyen kurallarına bağlı kalınarak hazırlanan, hiçbir katkı maddesi içermeyen, tam buğday unundan yapılmış, ambalajlı ekmek tüketimi sağlık açısından önemlidir. Tam tahıllar ancak ölçülü miktarda tüketildiklerinde zararsızdır.

              Beyaz un rafine şekere benzer
              Tam tahıl, çeşitli işlemlerden geçirilerek beyaz una dönüştürülürse yararlı tüm özelliklerini kaybeder. Beyaz un elde etmek için tam tahılın besinden zengin kabuğu soyulur Tam tahılda bulunan lifler, kalsiyum, magnezyum, çinko, kobalt, folik asit, B ve E vitaminleri, fitoostrojenler, indoller, fenolik bileşikler ve esansiyel yağ asitleri işlem sonrası büyük ölçüde ortadan kalkar. Ekmek üretimi aşamasında unu beyazlatmak, tat vermek, lezzet artırmak, doygunluk ve elastikiyet sağlamak amacıyla 20 kadar katkı maddesi kullanılmaktadır. İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Osman ERK
              ............................

              EKEMEK Mİ ZEHİR Mİ?

              Beyaz ekmeğin içinde domuz ve tavuk tüyünden elde edilen E 920 sistain maddesi bulunduğu iddia edildi. İnsan sağlığına etkileri neler? Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı’ya göre beyaz ekmeğe, beyazlatmak ve dayanıklılık süresini artırmak amacıyla üretim aşamasında çok yoğun biçimde katkı maddeleri ekleniyor ve sağlıkta önemli sorunlar çıkartıyor. Beyaz ekmek tüketiminin şeker hastalığının ortaya çıkmasında da birinci derecede etken olduğunu belirten Prof Kaymakçı, “Şeker hastalığı yanı sıra obeziteye de neden oluyor” diye konuştu. Beyaz ekmeğe on kadar kimyasal madde konuluyor.

              E 170 kalsiyum karbonat. Yüksek dozlarda zehirleyici. Safra, böbrek taşı, hemoroit, müzmin kabızlık, fistül kanaması gibi hastalıklara neden olabiliyor.

              E 471, E 477 mono ve di-gliseridler ve modifiye edilmiş fırkaları. Bitkisel ve hayvansal olabilir. Domuzdan elde edilenleri de var.

              E 280 propiyonik asit, E 281 sodyum propiyonat, E 282 kalsiyum propiyonat, E 283 potasyum sorbat. Koruyucu olarak kullanılır. Migren ağrılarına neden olabilir. Ekmeklerde yaygın olarak kullanılıyor.

              E 200 sorbik asit. Cilt kaşıntılarını ortaya çıkartıyor.

              E 420 sorbital. Kıvam artırıcı, tatlandırıcı, nem tutucu… Bebek ve küçük çocuk gıdalarında kullanılması yasaktır.

              Fazla miktarlarda alınırsa baş ağrısı, susuzluk, bulantı ve kan şekerinin yükselmesine neden oluyor.

              E 920 sistain: İnsan saçından, başta domuz olmak üzere hayvan kılından, tavuk tüyünden elde edilir.

              E 924 potasyum: Un işleme ajanıdır. Fazla miktarda alınırsa bulantı, kusma, ishal ve sancı yapıyor. *E 928 benzoil peroksit: Unu beyazlatmak için kullanılıyor. Ekmeklere bunları dışında çeşitli boyalar konuluyor.
              Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

              Yorum yap


              • #8
                ..................

                Yorum yap


                • #9
                  Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                  Yorum yap


                  • #10
                    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                    Yorum yap


                    • #11
                      BUĞDAY ÇİMİ İLE GELEN SAĞLIK


                      Prof.Dr. Erkan TOPUZ, buğday çimi suyunun düzenli kullanılmasını öneriyor, İnsanlığın temel besin kaynağı olan buğday, evinize sadece beyaz ekmek ve aşurelik tane olarak giriyorsa çok şey kaçırıyorsunuz demektir. Çünkü buğday, ev ortamında çok basit yöntemlerle çimlendirilerek tanesiyle veya uzayan çimlerinin tüketilmesiyle bağışıklık sistemini güçlendiriyor, hücreleri yeniliyor. Özellikle buğday çimi suyunun 'şifa içeceği' olduğu belirtiliyor. Çimlenmiş buğdayın sağlığa etkilerini İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü Müdürü Prof.Dr. Erkan TOPUZ'a sorduk. Kendisinin de evde buğday çimi üretip sofrasında bulundurduğunu belirten Prof.Dr. Erkan TOPUZ, buğday çimi suyunun mikropları öldürücü etkisiyle kanı temizlediğini belirtiyor. Bununla birlikte, kardiyovasküler sistemde de damarların açılmasını sağlıyor.
                      Buğday çiminin "Allah'ın verdiği çok büyük bir potansiyel" olduğunu ifade eden Prof. Dr. Topuz'un aktardığı bilgilere göre, buğday çiminin gençlik verici, imnün sistemi (bağışıklık) güçlendirici ve kansere karşı koruyucu etkileri var. Aynı şekilde saç dökülmelerine faydalı olduğu iddia ediliyor. Buğday çimi suyunun kimyasal bileşimi kana çok benziyor. İçeriğinde antiseptik temizleme özelliği olan klorofil yüzde 70 oranında bulunuyor. Mükemmel bir protein kaynağı ve bol miktarda beta karoten içeriyor. Yüksek oranda B1, B6, B12 vitaminleri, C, E, K vitaminleri ihtiva ediyor. Ispanaktan daha çok demire sahip olduğu için anemi (demir eksikliğine bağlı kansızlık) hastalarının kullanması tavsiye ediliyor. Başta magnezyum olmak üzere çok çeşitli mineraller içeriyor. Besin öğeleri vücudu besliyor ve gerçek bir denge sağlıyor.
                      Buğday çimi suyunun faydalı olduğunu ilk keşfeden kişinin Boston'da Hipokratlar sağlık kuruluşunun kurucusu Dr. Ann Wigmore olduğunu belirten Prof. Topuz, Wigmore'un hikayesini şöyle anlattı: "Dr. Wigmore, bacaklarındaki kangreni bununla tedavi etmiş. Doktorların bacaklarını kesme kararı üzerine buğday çimi suyunu içmeye başlamış. Çimlerden yaptığı lapayı da bacaklarına uygulamış. Bu şekilde tedavi olmakla kalmamış, iyileştikten sonra Boston maratonuna katılmış. O zamandan beri, tedavisi imkansız denilen hastalar buğday çimi suyu kullanıyor. Bitkisel tedavileri devamlı yapmak gerekir. İmkanı olan, her gün iki bardak içebilir. Bu suyu buğdaya karşı alerjisi olanlar da kullanabilir. Buğdayın birkaç gün nemli ortamda bekletilip filizlendirilerek tanesiyle tüketilmesi de çok faydalı. Böylece buğdayın hem çok faydalı olan kabuğu, hem de rüşeym denilen besin değeri çok yüksek embriyo kısmı alınmış olur. Bu filiz bebek gibi büyük bir güçle doğar. Bütün filizlerde, ama özellikle buğdayda büyük potansiyel var. Vitamin, mineral, antioksidan bakımından müthiş zengin. Çünkü çoğalıp yeni bir bitki üretecek. Gençlik sırrıdır. Çimi çok üretebilirseniz suyunu için. Azsa her gün koparıp salatanıza katın."
                      Buğday nasıl çimlendirilir?
                      Buğday çimi üretimini Türkiye'de 25 sene önce ilk kez başlatan Kırkambar Baharat'ın sahibi Bahri Kılıç'ın üretim önerileri şöyle: Öncelikle doğal, ilaçlanmamış buğday alın. Zirai buğdaylar zararlılara karşı ilaçlanmış olabileceği için dikkatli olun. Aşurelik buğday çimlenmez. Bir avuç buğdayı oda sıcaklığındaki içme suyu ile ıslatıp bir gece bekletin. Ertesi sabah şişen buğdayların suyunu süzüp genişçe bir tepsiye üst üste gelmeyecek şekilde yayın. Üzerini nemli bir bezle örtüp evin en sıcak ve karanlık yerine bırakın. Bez ve buğdaylar kurudukça nemlendirin. Buğdaylar 3-4 gün sonra filizlenmeye başlar. Filizleri 2 cm uzayınca dolaba alıp, her gün 1-2 kaşık salatalara katabilir, yoğurtla veya zeytinyağı, limon, nar ekşisi gibi karışımlarla tüketebilirsiniz. Çok dayanıklı olmadığı için azar azar çimlendirme yapılmalı.
                      Buğday çimi üretmek için de, yine bir gece suda beklemiş buğday tanelerini yayvan bir saksıya veya varsa bahçeye ekip üzerini toprakla örtün. Çimler 10-15 cm uzayınca 1 cm yukarıdan makasla kesin. Kestikçe uzayan çimlerden her gün salatanıza katın. Çok ektiyseniz mutfak robotundan geçirip suyunu çıkararak kullanın. Marketlerde satılan hazır çimler, büyümesini hızlandırmak için katkı maddesi katılabildiği için çok güvenli olmayabilir.

                      Yorum yap


                      • #12
                        Çim Adam Nasıl Büyütülür ? , Çim Adam ,
                        Çim Adam Büyütme , Çim Adam Nasıl Sulanır ? ,

                        Çim adam hepimizin çocukken yaptığı ve en çok sevdiği bir etkinlikti

                        Çim adamları önceleri kendimiz evde yapıyorduk, daha sonra birileri yapıp satmaya başlamıştı
                        Ama dışarıdan alınanlar kendi yaptıklarımız kadar bize heyecan vermezdi
                        Çünkü kendi yaptıklarımız bizim eserimizdi ve onun büyüdüğünü görmek bizi daha çok mutlu ederdi
                        Çim adamların içindeki tohumların zamanla yeşerip dışarı çıkması ve çimlerin uzamasını sabırsızla beklerdik
                        Çim adam
                        büyütmek çocuklar için vazgeçilmez bir etkinlikti




                        Çim Adam Nasıl Büyütülür; Onu her gün düzenli sulayarak, uzayan çimleri keserek büyütebiliriz
                        Tabii aşağıdaki kurallarıda göz önünde bulunmak çim adamımızın daha uzun süre yaşamasını sağlayabiliriz

                        * Çim adamını sabah ve akşam, günde 2 kez sulamak

                        * Çimleri çok uzatmamak, çok uzun olursa solabilir

                        * Çimlerin en fazla yarısını kesmek yoksa çimler sararabilir

                        * Sabahları güneşe koymamız renklerini daha canlı tutar

                        Yorum yap


                        • #13

                          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                          Yorum yap


                          • #14
                            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                            Yorum yap


                            • #15
                              Beyaz ekmekte kansorajen madde tehlikesi!!

                              Beyaz ekmekte kansorajen madde tehlikesi!!

                              GİRİŞ
                              Günümüzde katkı maddeleri her tür pişirilmiş unlu mamulde değişik amaçlarla kullanılmaktadır. Un işleme ajanları ile ürün kalitesinde istenilen gelişmeler sağlanmakta ve tüketime sunulan ürünün değeri artmaktadır. Un işleme ajanları hamurun kıvamının ve gelişmesini olumlu yönde etkileyerek, farklı üretim çeşitlerine hamurun adapte olmasını sağlamaktadır. Bu maddeler hamurun pH'sını ve enzim aktivitesini düzenleyerek, fermentasyonu hızlandırmakta ve işlenmeye karşı dayanıklılığını artırmaktadır. Un işleme ajanları kapsamına giren katkı maddelerinden biri de ''benzoil peroksit''tir. Günümüzde ABD'de en fazla kullanılan un ağartma ajanı benzoil peroksit (C14H10O4)'dir.

                              Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Başkan Yardımcısı Sıtkı Yılmaz, kanserojen etkisi nedeniyle tüm AB ülkelerinde kullanımı yasak olan 'Benzoil peroksit'in, Türkiye'de unların beyazlatılmasında yoğun olarak kullanıldığını bildirdi. Yılmaz, yaptığı yazılı açıklamada, hormon ve zirai mücadele ilaçlarının, yasal sınırlarla belirlenen miktarlarda, gerekli zamanlarda, tekniğine ve gereğine uygun, bilinçli şekilde kullanılması gerektiğini belirtti.

                              UN AĞARTICILAR
                              Öğütme işleminde, hububat taneleri iki taş arasında ezilerek öğütülmektedir. Bu basit işlem taneden kepek, alöron, tohum, endosperm gibi kısımların ayrılmasını sağlamaktadır. Una ilk öğütüldüğünde daha açık bir renk vermek amacıyla kepek parçacıkları elenerek uzaklaştırılmaktadır. Günümüzde kullanılan öğütme işlemleri ile unun elenmesi çok daha kolay ve ekonomik olmaktadır. Bütün bu kolaylıklara rağmen değirmencilerin istenilen kalitede beyaz un elde edebilmeleri amacıyla yapılan çalışmalarda, una renk veren maddelerin lipitler olabileceği saptanmış ve hegzan gibi çözgen sistemleri ile unun ekstrakte edilmesi sonucunda elde edilen ilk bileşenin karoten olduğu, ekstraktın geri kalanını ise ksantofillerin oluşturduğu belirtilmiştir. Günümüzde unu ağartmak için kullanılan yükseltgenler lipofiliktir.

                              Çizelge: Bazı yükseltgen maddelerin kimyasal yapıları ve reaksiyon ürünleri (Stauffer, 1990).

                              Un Ağartıcılar Kimyasal Yapısı Reaksiyon Ürünü
                              Benzoil peroksit C6H5C(=O)OOC(=O)C6H5 C6H5COOH
                              Klor Cl2 Cl-
                              Aseton peroksit (CH3)2C(OH)(OOH) CH3C(=O)CH3

                              Un Ağartma maddelerinin kullanımı açısından muhtemel tehlikeleri şöyle sıralayabiliriz:

                              1) Katılan miktarı kontrol etmek mümkün değildir.Türkiye'de 1000'den fazla un fabrikası yanında küçük kapasiteli imalathane tipi tesisler de oldukça fazladır. Pek çok firmada eğitimli teknik eleman yerine ustalar görev yapmaktadır. Pazarlayıcı firmaların teşviki ile bu tesisler kalitesiz unların düzelteceği ümidiyle gelişi güzel, gereksinimden fazla ağartıcı kullanarak un niteliğini bozabilirler.

                              2) Makarnalık buğdaylardan yan ürün olarak elde edilen irmik altı unlarının sarımsı rengini gidererek, daha pahalı olan ekmeklik un yapabilmek için un ağartıcılarını bol miktarda katarak rengini beyazlatmaya caIışabi1irIer.

                              3) Ağartıcı kullanmadan belirli süre bekleterek kaliteli özel un üreten firmalar ile ağartıcı kullanarak tüketiciyi yanıltan ve haksız kazanç sağlamaya çalışanlar piyasaların dengesini bozup, güvenini kötüye kullanabilirler.

                              4) Ülkemize dışarıdan ithal edilecek bu maddelere gereksiz yere döviz ödeneceği gibi iç piyasada haksız rekabet ve tüketiciyi aldatmak amacıyla (kalitesiz ve zararlı katkı maddesi üretip ucuz pazarlayanlar gibi) satıcılar ve yeni problemler ortaya çıkacaktır. Bunların kontrolü ve önlenmesi bugün olduğu gibi hemen hemen imkansız görülmektedir.
                              Avrupa Birliğinin listelerinde bu maddeler yer almamaktadır. Un ağartma maddesi olan ''Benzoil peroksit'' ile ''Azodikarbonamid'' ve ''Potasyum bromat''ın Türkiye'de unlara katılması için hiçbir makul ve geçerli sebep olmadığı yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak un tebliğinde yer verilmemesi gerektiği kanısındayız.
                              Söz konusu maddenin Codex Alimentarius' ta kullanım değeri olduğu halde, A.E.T Codex' inde bu maddeye yer verilmemektedir. Kaldı ki bu ülkelerde ilgili sağlık kuruluşları her iki madde içinde onay vermemektedir.
                              Bazı A.E.T ülkelerinde üretimi olan bu maddelerin kullanımı sadece ihraç kayıtlı buğday unları için serbesttir ve çok sık denetlenmektedir.

                              Benzoil peroksit (E928): Dünya'daki bazı ülkelerce, un üretiminde beyazlatıcı olarak kullanımına izin verilen bir katkı maddesidir. Ancak AB ülkelerinde kullanımı yasaktır. Avrupa Birliği ülkelerinde kullanımı yasaklanmış olan bu maddenin Amerika Birleşik Devletleri'nde Gıda ve İlaç İdaresinin (FDA) onayı ile halen beyazlatıcı olarak kullanımına izin verildiği de bilinmektedir.
                              Ülkemizde ise AB ile uyumlu olan Türk Gıda Kodeksi - Renklendiriciler ve Tatlandırıcılar Dışındaki Katkı Maddeleri Tebliği'nde izin verilen katkı maddeleri arasında benzoil peroksit bulunmamaktadır. Bu nedenle Benzoil peroksit' in sadece ekmekte değil, tüm gıdalarda kullanımı yasaktır.
                              Geçmiş yıllarda "Benzoil Peroksit" konusunda yapılan ihbar ve şikayetler ile yazılı basında yer alan haberler nedeniyle, Bakanlığımızca, unlarda beyazlatıcı olarak kullanımına izin verilmeyen bu katkı maddesinin kullanımını kontrol etmek amacıyla denetimler artırılmıştır.
                              Yapılan denetimde alınan un numunelerinin analiz sonucuna göre Benzoil peroksite rastlanmamıştır.
                              TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Petek Ataman, uluslararası kodekste limitler dahilinde bu maddenin kullanımına izin verildiğini, ABD'de kullanıldığını, ancak AB ve Türkiye'nin kullanımını uygun bulmadığını belirtti.

                              Ekmeğin Türkiye için çok önemli bir ürün olduğuna ve ciddi bir rant kavgası yaşandığına, bu konuda bilimsel verilere dayanmayan haberler yapılmasının halkta gereksiz paniklere yol açtığına işaret eden Ataman, yapılan uluslararası toksikoloji araştırmalarında da bu maddenin kanserojen etkisi olduğuna dair bir tespit bulunmadığını vurguladı.

                              KULLANILMAMASI GEREKİR

                              Katkılar ve bulaşanlar konusunda, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Teşkilatı FAO'nun ortak uzmanlık komitesi JECFA' nın toksikolojik çalışmalar yaptığını anlatan Ataman, şu bilgiyi verdi:

                              "Merkezi Roma'da olan bu komitenin uzmanlık alanı, katkılar ve bulaşanlar. Bunlarla ilgili kısa ve uzun vadeli toksikolojik çalışmalar yapıyorlar. Sonuçta da alınabilir güvenli dozları tespit ediyorlar. Bu dozları dikkate alarak her ülke kendi limitlerini belirliyor. Uluslararası kodeks standartlarına girerseniz, halen benzoil peroksitin uluslararası ticarette yasal olarak kullanılabileceğini görürsünüz. JECFA çalışmalarını yeniliyor. ABD Gıda Dairesi FDA, benzoil peroksit kullanımını uygun buluyor. Ama Avrupa her konuda biraz daha temkinli olduğu için kullanmamış. Türkiye de AB'ye uyum çerçevesinde kullanımını yasaklamış. Dolayısıyla kullanılmaması gerekir."

                              Söz konusu maddenin "un muamele ajanı" olarak değerlendirildiğini, ekmeği beyazlatma yanında, hamurun yapısını değiştirerek kalitesiz buğdaydan daha kaliteli görünen ekmek yapma olanağı verdiğini belirten Ataman, şöyle devam etti:

                              "Türkiye'de yıllardır bu katkı maddesinin kaçak olarak kullanıldığı söylene gelir. Tarım Bakanlığı'nın bir tespiti var mı bilemiyorum. Bakanlığın laboratuvar olanakları bu maddenin tespiti için yeterli, ama bu bütçe, bu kadro ve bu olanaklar ile yeterli denetim yapmasına zaten olanak yok. Rutin analiz yapılamıyor."

                              TERCİH: ESMER EKMEK...

                              Buğday kalitesinde yaşanan sorunlar ve tüketici beklentileri nedeniyle ekmekte katkı maddesinin kullanımının kaçınılmaz hale geldiğine işaret eden Ataman, limitler dahilinde kullanımı halinde hiç bir katkı maddesinin insan sağlığına olumsuz etkilemesinin mümkün olmadığını vurguladı.

                              Diğer taraftan ekmeğin beyazlatılması ile buğdayda faydalanılması gereken besin öğelerinin kaybolduğunu da belirten GMO Başkanı Petek Ataman, tüketicilere, daha lifli, kepek içeren esmer ekmeği tercih etmelerini önerdi.

                              TÜRK TOKSİKOLOJİ DERNEĞİ: KANSEROJEN ETKİSİ YOK !

                              Türk Toksikoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nurşen Başaran da benzoil peroksitin kanserojen etkisi olduğuna ilişkin herhangi bir bulguya rastlanmadığını bildirdi.

                              Başaran, yanlış bilgi nedeniyle C vitamininin bilimsel kod adının bile kanserojen madde olarak kamuoyuna sunulduğuna işaret ederek, benzoil peroksitin, halen ABD, Güney Amerika, İngiltere, Kanada'da un ve peynir beyazlatma işinde kullanıldığını ve tavsiye edildiğini söyledi. Bu maddenin ağartma işinde kullanılırken benzoik asite dönüştüğünü ve tamamen güvenli hale geldiğini anlatan Başaran, aynı maddenin polimer üretiminde, gıda ağartıcısı olarak, lastik sanayiinde, peroksit taşıyan diş ürünlerinde, akne ilaçlarında da bulunduğunu belirtti.

                              Başaran, şu bilgiyi verdi:

                              "Benzoil peroksit, Uluslararası Kanser Birliği olarak 3. grupta değerlendiriliyor. İnsanlarda kanser yapıcı olarak sınıflandırılmıyor. Deney hayvanlarında da çalışmalar çok sınırlı. Almanya'da deriyi çok hafif etkilediğine ilişkin kayıtlar var, ama kanserojen etkilerine rastlamadık. Türkiye'de mevzuat izin vermediği sürece kullanılmamalı. Başka etki yaptığı için kullanımına izin verilmemiştir. Ama kanseryapıyor diye sansasyon yaratmamak lazım."

                              SONUÇ

                              ''Kanserojen etkisi nedeniyle tüm AB ülkelerinde kullanımı yasak olan benzoil peroksit, ülkemizde unların beyazlatılmasında yoğun olarak kullanılmaktadır. Bu maddenin kullanımı, hem sağlık açısından tehlikeli hem de rekabet açısından büyük haksızlık yaratıyor. Yapılan uluslararası toksikoloji araştırmalarında bu maddenin kanserojen etkisi olduğuna dair bir tespit bulunamamıştır.

                              KAYNAKLAR
                              Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Web Sitesi.htm
                              Adapazarı Fırıncılar Odası
                              Prof. Dr. Tomris ALTUĞ, Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü , Gıda Katkı Maddeleri , İzmir-2001.


                              Berna Kocabıyık
                              Gıda Mühendisi
                              ​​​​​​​faydalı bilgileriniz icin cok tesekkurler hocam.
                              [URL="http://www.vpillssatis.gen.tr/"]v-pills[/URL]

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X