Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Safran, Safran, Crocus sativus

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Safran, Safran, Crocus sativus

    SAFRAN



    Çok Yıllık | 0,1-0,3m | 9-11 Aylar | Çiçek Püskülü | Hafif Zehirli

    Safran, Safran, Crocus sativus
    Zaferan Syn: Crocus orientalis
    Zağrefan

    Familyası: Süzengillerden, Schwertliliengewaechse, İridaceae

    Drugları: Çiçek püskülü; Cruci stigma
    Safranın çiçek püskülü çay, baharat, natürel ilaç ve tentür yapımında kullanılır.

    Giriş: Tarihte ilk defa eski Mısırlılar tarafından MÖ: 1600. yıllarında kul-lanıldığını Papyrus Ebers'in yazdıklarından anlaşılmaktadır. Tabii Mısırlılar bütün kültür değerlerini Sümerler'den (Türkler) almış onlarda Türklerin Ota Asyada kurduğu Dünyanın ilk mendeniyeti olan ANUA'dan alıp Orta Doğuya getirmişlerdir. Mısırlılardan'da Flistine ordanda eski Yunan, Roma, Bizans ve Anadolu'daki diğer uygarlıkların bu bitkiyi bildikleri ve kullandıklarıdır. Osmanlılarda çok önemli bir ilaç ürünü olan safranın 1858 yılında sadece İngiltere'ye 10.000kg sattığı bilinmektedir. Günümüzde kendi ihtiyacımız olan 1.000kg safranı dahi dışardan aldığımız düşünülürse nereden nereye gelindiği anlaşılır. Safranın eskiden Latince adı crocus orientalis günümüzde c. sativus diye anılmaktadır. Arapçadan crosus zaferan yani sarı anlamına gelir ve orientte yakın doğu demektir. Günümüzde İspanyol, İran, Keşmir, Fransız, İtalyan ve Türk safranı diye bilinen bir düzine safran çeşidi vardır. Bunlardan İspanyol safranı en kalitesiz olanı ve Keşmir ve de Türk safranı en kaliteli olan türlerdir. Türk safranı maalesef çok kaliteli olmasına rağmen adeta unutulmuştur. Kültür değerlerini böyle çabuk unutan başka bir millet var mı? Tonlarca safran satarken şimdi ithal eder durumdayız.

    Botanik: Safran 10-30cm boyunda uzun bir sap üzerinde 6 oval veya eliptik şekilde, leylaki, açık mor veya pembemsi mor renkli taç yaprak-lardan meydana gelir ve bu taç yaprakların üçü içte, üçü dıştadır. Çiçeğin altın sarısı üç adet döllenme tozluğu ve üç cola ayrılan uzun ince şerit veya kama şeklinde uca doğru genişleyen başlangıç kısmında birleşen kırmızı renkli çiçek püsküllerine sahiptir. Hakiki safranın üçlü püsküllerinin uç kısımları birleşik, yani bütündür ve kurutulunca hafif kıvrılarak uzun bir külaha benzer. Bitkinin kökleri soğan kök olup takriben 3-4cm çapındadır.

    Yetiştirilmesi: Bitkinin yetiştirilmesi ve çoğaltılması yan köklerinin ekilmesi ile olur.

    Hasat zamanı: Süzengillerin aksine bu tür sonbaharda çiçek açar ve sonbaharda çiçekleri veya çiçek püskülleri toplanarak kurutularak kal-dırılır. Bitkinin sadece çiçek püskülü işe yarar, diğer kısımları atılır. Bir kilogram safran elde etmek için 100.000-120.000çiçek toplanır. Bu nedenle dünyanın en pahalı şifalı bitkilerinden biridir. Şayet ucuz safrana rastlarsanız ya kalitesizdir veya katkı maddesi katılmıştır.
    Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutul-malıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş'te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar'da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.

    Birleşimi: Safranın birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıra-layabiliriz;
    a) Renk maddeleri Protocrocin, %2 Crocin, Karotinoitler; β-Karotin (β-Carotin), Lycopin ve Zeaxanthin, Protocrocin, Safran kurutlunca Crocin I, II, III ve IV ve Corcetin'e dönüşür.
    b) Aroma maddeleri; %3-5 Pikrocrocin (Pikrokrokin), %0,4-1,3 Safranol, Hydroxycydocitral, 2-Phenylethanol (Feniletanol), Naphthalin, α-,β-Pinen ve 1,8-Cineol (Sineol) içerir. Pikrocrocin ısıtıldığında özel aroma kokulu Safranol gibi eterik yağlara dönüşür.
    c) Ayrıca; sabit yağlar %5-9, Polisakkaritler %4-6, Pektinler %5-7 ve Vitaminlerden B1 ve B2, Minerallerden Potasyum ve Fosfor içerir.

    Tesir şekli: Teskin edici, kadınlarda adet halini düzenleyici, vücuda canlılık verici, yemeklere aroma katıcı, iştah açıcı ve mideyi kuvvetlendiricidir.

    Kullanılması:
    a) Üniversite kliniklerinde tedavi denemeleri ve araştırmalar yapılma-mıştır. Bu nedenle bugünkü bilgilere göre 2. sınıf bir şifalı bitkidir. Safran yerine daha etkili olan başka bitkiler kullanılmalıdır. Örneğin adet anormalliklerine karşı Hayıt, Kadın kökü, Çörek, Hodan, Işıldak preparatları veya Gökçek İksiri daha etkilidir.
    b) Komisyon E'nin 23.07.1987 tarih ve 76 nolu monografi bildirisine göre başta sinirleri teskin edici, krampları önleyici ve astıma karşı kullanılabileceği beyan edilmektedir.
    c) Homeopati'de başta histeri, adet anormallikleri, adet dışı kanama, iç kanamalar, çırpınma, kramplar ve baş dönmesi gibi rahatsızlıklara karşı kullanılır.
    d) Halk arasında başta kramplar, sinirsel zafiyet, adet anormallikleri, kas krampları, göz rahatsızlıkları, burun kanaması ve rahim kanamasına karşı kullanılır. Günümüzde daha çok baharat olarak sulu yemekler, çorbalar ve pilavlara aroma ve renk vermesi için kullanılır.

    Homeopati'de: Safran'dan 10gr bir şişeye konur ve üzerine 100ml %70'lik Alkol ilave edilir. güneş ışınlarından uzakta 4-6hafta bekletildikten sonra süzülerek Homeopati'de<>adı ile anılan tentür elde edilir. safran tentüründen günde 3-4defa 10-15damla 4-6hafta süreyle alınır.

    Hastalığın belirtileri (semptom):
    1) Vücudun çeşitli kesimlerindeki kanama şayet siyah, koyu ve pıhtılaşıyorsa
    2) Kanayan noktadan kan siyah iplik gibi sarkıyorsa
    3) Hasta karnında veya göğsünde herhangi bir canlı varmış gibi hissediyorsa
    4) Kişi ağlamaklı durumda gülmeye, gülmeden hemen üzüntüye ve pişmanlığa dönüşen haller gösteriyorsa
    5) Kaslarda kasılma (tik); göz kapaklarında veya karında
    Bu gibi hallerde Safran tentürü gerekir.

    Yan tesirleri: Aşırı dozajda, yani 5-10gram bir defada alınırsa ishal, bulantı, kusma, derinin ve idrarın sararması, iç kanama ve hamile kadınlarda çocuk düşürme gibi haller görülebilir.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    ANADOLU'NUN KÜLTÜREL MİRASI SAFRAN: Crocus sativus L. (Safran)

    ÖZ
    Crocus sativus L., Iridaceae familyasına ait olan, safran adı ile bilinen ve tüm dünyada ve Anadolu’da yaygın bir şekilde baharat olarak kullanılan kıymetli bir bitkidir. C. sativus’un stigmaları, kuru
    stigmalarından elde edilen toz halde baharatı ve bitkinin kendisi safran olarak bilinmektedir. Safran bitkisi tadını pikrokrosin, kokusunu safranal, rengini ise krosin adı verilen sekonder bileşiklerinden almaktadır. Safran Anadolu’da eski çağlardan beri bilinen ve yaygın bir şekilde yetiştirilen, Osmanlılar döneminde ise yurt dışına bile ihraç edilen bir baharattır. Ancak, günümüzde ekimi ve üretimi, ülkemizde çok gerilemiştir. Safran; boya, gıda ve kozmetik gibi çeşitli endüstri dallarında ekonomik olarak geniş kullanım alanının yanı sıra, sahip olduğu önemli farmakolojik etkilerden dolayı da aranan bir tıbbi bitkidir. Geleneksel kullanımının yanı sıra antikanser, antioksidan, antiastmatik, afrodizyak, cilt sorunları üzerine etkileri ve sinir sistemine, özellikle de hafıza üzerine, olumlu etkileri çalışmalarla desteklenmiştir. Bitkinin, yüksek ticari değerine ve kanıtlanmış önemli farmakolojik etkilerine rağmen ülkemizde üretimi giderek azalmakta,
    bu nedenle kullanım alanları da sınırlı kalmaktadır. Bu derlemenin amacı, bu bitkiyi, daha iyi tanımak, daha verimli yetiştirmek ve doğru şekilde kullanmak için neler yapılabileceğini bir kez daha
    vurgulamaktır.

    GİRİŞ
    Crocus sativus L., Iridaceae (Süsengiller) familyasına ait, dünya üzerinde yüksek ekonomik değere sahip çok yıllık bir bitki türüdür. Çiçeklerin stigmaları, ekonomik olarak önemli kısmını oluşturmakta; hem kuru stigmalarından elde edilen drog, hem de bitkinin adı safran olarak isimlendirilmektedir. Dünyanın pek çok dilinde küçük değişikliklerle kullanılmakta, Arapça asıllı zâferân sözü “sarı” anlamına gelmektedir. Bunun yanında, Çincede “Fan hung hua”, Fransızca, Almanca ve Türkçe’ de “Safran”, Yunanca’da “Zaforá”, Japonca’da da “Safuran” kelimeleri bu bitkiyi tanımlama amacıyla kullanılmıştır (Ceylan, 2005). C. sativus, zengin içeriğiyle geleneksel olarak uzun yıllardan beri kullanılmaktadır (Abdullaev ve Espinosa-Aguirre, 2004). Safranın değerli stigmalarında terpenler, terpenik alkoller, terpen esterleri, krosin, krosetin, pikrokrosin, karotenoitler ve flavonoitler (kersetin ve kemferol) bulunmaktadır (Giaccio, 2004). Safranın antispasmodik, sedatif, stomaşik, stimulan, emenegog gibi etkilerinin bilinmesinin yanı sıra hücre büyümesini inhibe ederek antikanser etkisi olduğu yapılan çalışmalarla aydınlatılmıştır (Abdullaev, 1993; Aung ve ark, 2007). Özellikle krosetin ve diglukoz esterinin serbest radikalleri süpürücü etkisiyle hücreleri oksidatif stresten koruduğu, krosinin ise malign tümörlere karşı etkili olduğu kanıtlanmıştır (Bors ve ark., 1982; Erben-Russ ve ark., 1987; Abdullaev, 2002; Aung ve ark., 2007). Boya, gıda ve kozmetik gibi çeşitli alanlarda çok geniş kullanıma sahip olması yanında, önemli farmakolojik etkiler gösteren safranın, yetiştiriciliğinin sürdürülebilir olması çok önemlidir (Hagh Nazari ve Keifi,2007). Safran kısır bir bitki olması nedeniyle tohumla çoğaltılamamaktadır. Bitkinin çoğaltılması kormusları ile vejetatif yolla olmakla birlikte, yetiştirilme süreci gibi toplanma süreci de oldukça zahmetlidir (Göktürk ve Asil, 2018). Ortalama her 150 çiçekten 1 kg safran üretilmektedir. Bir hektar alandan ortalama 6 kg safran elde edilmektedir. Çiçekler sabah erken saatlerde, güneş doğmadan toplanıp, toplayıcılar tarafından gölge, serin bir alanda bırakılarak, çiçeklerin açması sağlanmaktadır. Çiçekler açtıktan sonra belirgin hale gelen stigmalar el, cımbız veya makasla ayrılmaktadır.Safran bitkisinden ayrılan stigmalar 50-80o C’de 30-35 dakika kurutulmaktadır (Baytop, 1999). Drog kendisinin 100.000 katı suyu boyayabilecek kadar güçlü renk verme özelliğine ve keskin-hoş bir kokuya sahiptir (Zheng ve ark., 2016). Safran, pahalı bir drog olması nedeniyle, yerine başka bitkiler de kullanılmaktadır. Safranın yerine kullanılan bu bitkiler arasında, genellikle aspir (Carthamus tinctorius, "Portekiz safranı" ya da "yalancı safran, Amerikan safranı, kır safranı, papağan yemi, boyacı aspiri, haspir) veya zerdeçal (Curcuma longa) bulunmaktadır (Baytop, 1999). Ticari değeri ve etkileri göz önüne alındığında, ülkemizde yıllık üretiminin giderek azalan safranın üretimini arttırmak için bazı adımlar atmak gerektiği açıkça görülmektedir. Bitkinin vejetatif çoğalmasını sağlayan kormusların sayısını artırmak ve kaliteyi yükseltmek amacı ile çeşitli çalışmalar yapılmakta, ancak bu çalışmalar yeterli düzeye erişememektedir.

    Biyoteknolojik yöntemler:
    Safran bitkisi için kısa sürede büyük miktarlarda çoğaltım materyali elde etmeyi sağlamakta, ayrıca, krosin, pikrokrosin ve safranal gibi ticari öneme sahip kimyasal maddelerin üretimi için de imkân sunmaktadır. Bu derlemede, safran bitkisi her yönü ile ele alınacak ve bitkinin önemi bir kez daha vurgulanacaktır. Ayrıca, ülkemizin değerleri arasında yer alan bu bitkiyi, bu makale ile okuyuculara anlatmak ve tanıtmak, gelecekte daha çok üretilmesi için neler yapılabileceği konusunda bilgilendirmek de amaçlanmaktadır.

    BULGULAR

    Safran ve Botanik Özellikleri

    Crocus sativus L. (Safran), Iridaceae (Süsengiller) familyasından Crocus L. cinsine ait olan çok yıllık bir bitki türüdür (Davis, 1988). Safran, 2-4 cm çapında kahverengi kabukla sarılı soğan köklü, kormusları ile üreyen, bir bitkidir (Baghalian ve ark., 2010). Gövde yaklaşık 20-30 cm boyunda ve 5-11 yapraktan oluşan bir görünüme sahiptir. Çiçek kısmı mor renkli 5-7 petalden oluşur, bir ovaryum, ovaryumdan yukarı uzanan yumurta borusu ve son olarak da stigma denilen tepecik kısmı, çiçeği oluşturan üç bölümdür. Her çiçek ortasında 3 sarı dişi organ ve 3 stigma barındırır. Stigmalar, turuncu-kırmızı renkli 2.5-3.2 cm uzunlukta ve safran bitkisinin drog olarak bilinen kısmıdır (Rezaeieh ve Vaziri, 2012; Pitsikas, 2015). Ağustos ayında ekilen bitkinin çiçeklenme zamanı Ekim ayı olarak bilinmektedir (Davis, 1988; Molina ve ark., 2005). Crocus sativus L.’nin doğada 5 yabani varyetesi bulunmaktadır: -Crocus sativus L. var. orsinii; mor renkli çiçekleri
    ile kültür türlerine benzeyen ve İtalyan formu olarak da bilinmektedir. Kültür türlerinden farklı olarak stigmaları dik ve periantların arasından sarkmamaktadır.
    -Crocus sativus L. var. cartwrightianus; diğer türlere nazaran daha küçük ve daha soluk renkli çiçeklere sahiptir. Yunan formu olarak bilinen tür, stigmaları dik ve stamenlerinden daha uzundur.
    -Crocus sativus L. var. pallasii; Boyutları küçük ve soluk renkli çiçeklere sahip olan türde, stigmaları, stamenlerden kısa ve soğanlar da diğer türlere göre daha küçüktür.
    -Crocus sativus L. var. elvesii; daha çok Anadolu’da yayılış gösteren bu varyetenin, C. sativus var. pallasii’den daha küçük ve daha kısa stigmaları, daha uzun çiçekleri bulunmaktadır.
    -Crocus sativus L. var. hausknechtii ise, uzun stigmalara sahip, periantı genellikle beyaz renkli, İran formu olarak da bilinen bir türdür (Vurdu ve Güney, 2004).

    Safranın Yetişme Koşulları
    Crocus cinsi, dünyada yaklaşık 90 kadar, ülkemizde ise tür ve tür altı seviyede 54 türle temsil edilmektedir (Davis, 1988). Bu türlerden 30 kadar türü, süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir. Crocus sativus L. bitkisinin doğada bulunan öncüsü Crocus cartwrightianus’tur. Yetiştiriciler, aşırı uzun tepeciğe sahip olan örnekleri seçerek yetiştirmiş ve bunun sonucunda C. cartwrightianus’un kısır bir mutant formu olarak C. sativus ortaya çıkmıştır (Goyns, 1999). Daha çok Kuzey yarımkürede tropikal ve subtropikal iklim bölgelerinde yayılış gösteren bir bitki türü olmakla beraber 60’ın üzerinde taksona sahiptir (Davis, 1988; Davis, 2000). Bitkinin kışları ılıman, yazları kuru, rüzgarsız ve rutubetsiz olan iklimlerde yetiştirilmesinin yanısıra, hem kurak iklimlere, hem de -10º C’ye kadar dayanıklı olduğu da bilinmektedir. Çiçek oluşumu için optimum sıcaklık, 23-27 ° C aralığında olsa da, 23 ° C sıcaklık en uygunudur. Sıcaklık derecesine göre, uygun şartlarda, 50-150 gün arasında çiçek açmaktadır. Ayrıca, gevşek, düşük yoğunluklu, iyi sulanmış, yüksek organik içerikli, killi, kalkerli toprakta, bitki veriminin daha yüksek olduğu da vurgulanmaktadır (Molina ve ark., 2005). Tür daha çok İtalya, İspanya, Yunanistan, Fas, Mısır, İsrail ve Türkiye gibi Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerde yetişmekte; Japonya, Çin, Hindistan, Pakistan, İran ve Azerbaycan gibi ülkelerde de kültürü yapılmaktadır (Razavi ve Hosseinzadeh, 2015; Molina ve ark., 2005).

    Safranın Tarihçesi
    Safran, 3000 yıldan beri pekçok uygarlık tarafından bilinen ve kullanılan bir bitkidir. Safran bitkisinin adına ilk defa M.Ö. 7. yy’da yazılan Asurlulardan kalma, Asurbanipalın kaleme aldığı bir botanik kaynakçasında rastlanmıştır (Mousavi ve Bathaie,2011). Ayrıca Zerdüşt dininde safran çiçeği Zamyad adlı meleğe özgü kabul edilirken, İbrani inancında ise Adem cennetten kovulurken yanına almasına izin verilen birkaç bitki arasında adı geçmektedir (Gezgin, 2010). Eski çağlardan beri pek çok kaynakta adı geçen ve hikayelere konu olan safran, baharat olarak kullanımının yanısıra, boya, parfüm ve şifalı bir bitki olarak da değer taşımaktadır (Mousavi ve Bathaie, 2011).

    Mitolojide Safran
    Mitoloji birçok bitki türü gibi safranı da konu almıştır. Yunan mitoloji sözlüğüne göre Crocus çok yakışıklı bir kahramandır ve Smilaks adında bir peri kızına aşık olmuştur, aşkına karşılık alamayınca sararıp solan delikanlı, aşkını sonsuza dek yaşasın diye güzel bir safran çiçeğine dönüşmüştür. Başka bir mite göre ise Crocus, tanrı Hermes’in yakın arkadaşıdır, ancak Hermes gibi ölümsüz değildir. Yiğit bir kahraman olan Crocus bir güç yarışında yaralanarak yenik düşmüş ve düştüğü yerde kan kaybından hayatını yitirmiştir. Ondan süzülen kanların toprağı ıslattığı yerlerde birbirinden güzel çiçekler açmış ve bu çiçeklere “Crocus” adı verilmiştir (Kakisis, 2018). Başka bir hikayede ise, Til adlı kahraman kışın bir yılan sokması sonucu ölmüştür. İlkbahar geldiğinde açan safran çiçeği koklatılınca Til ölüm uykusundan uyanmıştır. Bu hikaye zamanla ritüelleşmiş ve safran çiçeği baharın sembolü olmuştur. Lydia’da (Lidya) her yıl baharın gelişiyle kutlanan “altın çiçek” adlı bir bayrama dönüşmüştür (Gezgin, 2010).

    Anadolu’da Safran
    Safranın çağlar boyunca İran ve Hindistan’ın Kaşmir bölgesinde yetiştirildiği kaydedilmiştir. Hititler döneminden beri Anadolu’da da kullanıldığını bildiğimiz safranı Moğollar Çin’e, Araplar İspanya’ya ve Haçlılar da Batı Avrupa’ya tanıtmışlardır (Mousavi ve Bathaie, 2011). Yunan, Roma ve Osmanlı döneminde safran ticareti büyük önem taşımaktadır. Roma dönemine ait kayıtlara bakıldığında en iyi safranın Silifke’de bulunan cehennem mağarası yakınlarında yetiştiği belirtilmektedir (Gezgin, 2010). Selçuklular ve Osmanlılar zamanında safran geniş ölçüde yetiştirilmiştir. Osmanlılar Dönemi’nde safranın Bolu, İzmir, Adana, Tokat, Şanlıurfa, Mardin gibi illerde yetiştirildiği bilinmektedir. Bugün Mardin yakınlarında bulunan Deyr-ül Zaferan adlı manastır ismini safrandan almıştır (Gezgin, 2010). İngiltere’ye, 1858 yılında, 9705 kg safran satılmış olması, o yıllarda safran üretiminin önemini açıklamak için yeterlidir. Ancak daha sonra üretim hızlı bir şekilde azalmış, Avrupa’dan safran tohumu getirilmiş ancak bunlardan elde edilen tohum miktarının az olması nedeniyle, 1905 yılında 500 kg safran tohumunun satın alınmasına gerek duyulmuştur. Önemini ve üretim miktarını giderek yitiren safran günümüzde Safranbolu ilçesinin Davutobası köyünde iki üretici tarafından 400-500 metrekarelik bir alanda yetiştirilmeye devam edilmektedir. Son verilere bakıldığında ise 14 köyde 44 üretici tarafından toplam 47 dekarlık alanda safran yetiştiriciliği yapılmaktadır. Safranbolu ilçesi dışında, Şanlıurfa’nın Viranşehir ve Hilvan ilçelerinde birkaç çiftçi tarafından sınırlı alanda yetiştirilmektedir (Yıl- 82 Çınar, Önder dırım ve ark., 2017). Bugün toplam olarak en fazla 50 dekarlık alanda, yaklaşık 25-30 kg civarı bir safran üretimimiz bulunmaktadır (Ünaldı, 2007; Vurdu, 2004; www.turktob.org.tr). Türkiye’nin verimli iklim koşullarına rağmen az miktarlarda safran üretiminin olması oldukça üzücüdür. Bugün safran üretimi 19. yy’a kıyasla belirgin derecede azalmış olsa da son yıllarda yapılan çalışmalarla ve projelerle üretimin artması yine de umut vericidir.

    Geleneksel Kullanımı
    Safran, yüzyıllardan beri halk arasında kullanılan bir bitki olarak bilinmekte ve birçok rahatsızlığa iyi geldiği için yararlanılan bir bitkidir. Antik Akdeniz halkı, parfümcüler, doktorlar, kasabalılar ve saray insanları; merhemlerde, potpurilerde, maskaralarda, kutsal sunaklarda, mutfakta ve tıbbi tedavilerde safranı kullanmışlardır. Lübnan’da bulunan Sidon ve Tyre gibi antik şehirlerde, safran, kumaşların boyanmasında kullanılmıştır. Safranın yaygın kullanım amaçlarını bir kez daha vurgularsak; vücuda zindelik ve ferahlık verme, uykuyu düzenleme, sinir sistemini yatıştırma ve uyarma, gaz problemlerini iyileştirme, kalp çarpıntılarını giderme, mideyi rahatlatma ve hazmı kolaylaştırma, kaşıntıyı ve öksürüğü kesme, kulak ağrısını geçirme, çiğnendiğinde diş etlerini, sürme gibi sürüldüğünde gözleri kuvvetlendirme, koku yoluyla afrodizyak etki gösterme, kadınlarda adet söktürme ya da düzenleme gibi önemli etkilerinin olduğunu sayabiliriz (Ceylan, 2005).

    Safranın Kimyasal İçeriği
    Safranın 150’den fazla uçucu ve uçucu olmayan bileşik içerdiği bilinmektedir. Bugüne kadar bunların ancak 50 kadarı tespit edilebilmiştir. İçeriğinde, terpenler, terpenik alkoller ve terpen esterleri, karotenoitler (krosin, krosetin), pikrokrosin, safranal ve flavonoitler (kersetin ve kemferol) sekonder bileşikleri olarak bilinmektedir (Pitsikas, 2016). Stigmanın kimyasal içeriği; %0.3-0.8 uçucu yağ, %5.8 sabit yağ, %12-13 protitler ve %11-12 nişasta ve glikozitten oluşmaktadır (Molina ve ark., 2005). Safranın altın sarısı-turuncu rengini α-krosin (8,8-diapo-8,8-karotenoik asit) vermektedir. Krosin (Şekil 1), krosetinin digentiobioz esteridir. Krosinler, krosetin esterlerinin monoglikozil ya da diglikozil olmayan hidrofilik karotenoitleridir (Abdullaev, 2002). Krosetin (Şekil 2), hidrofobik ve yağda çözünen konjuge bir polien dikarboksilik asittir. Krosetin iki kısım suda çözünen gentiobioz ile birleşince ortaya çıkan ürün yani krosin suda çözünür ve kuru safranın kütlesinin %10’undan fazlasını oluşturan bir karotenoit pigmentidir. Bu durum safranı yemekleri renklendirmek için ideal bir ürün yapmaktadır. Safranın keskin tadı, safranal ile glikozun bileşiminden oluşan pikrokrosin (Şekil 3) (4-(β-D-glukopiranosiloksi)- 2,6,6-trimetilsiklohekz-1-en-1 karboksaldehit)’den gelmekte ve kuru safranın %4’ünü oluşturmaktadır. Safranal (Şekil 4), aldehit yapısında, safranın uçucu yağının ana bileşenidir. Ayrıca, uçucu yağın karakteristik kokusundan sorumludur (Kanakis ve ark., 2004). Safranın kimyasal bileşiminin, kalitesi üzerine önemli katkıları bulunmaktadır. Bunun yanında safsızlık testleri de droğun kalitesini belirlemekte temel bazı yöntemleri içermektedir. Kül miktarının %7.5’dan fazla olmaması, kuruluk tayininin %12.5’dan fazla olmaması, pestisit miktarinin 0.05 mg/kg dan fazla olmaması, ağır metal içermemesi ve radyoaktif içeriğinin hiç olmaması, WHO’ya göre droğun kalitesini belirlenen faktörler arasındadır (WHO Monograph, 2007).





    Safranın Biyolojik Etkileri
    Safran gerek halk hekimliğinde, gerekse modern tıpta tedavi amacı ile kullanılan tıbbi bitkidir. Sinir sistemi rahatsızlıklarında ve uykusuzlukta yatıştırıcı, solunum sistemi rahatsızlıklarında (astıma karşı, öksürük kesici), sindirim sistemi rahatsızlıklarında (mide hastalıklarında, antikolik ve karminatif olarak), genital sistem rahatsızlıklarında (adet düzensizlikleri ve ağrılarında, afrodizyak), dolaşım sistemi rahatsızlıklarında (kalp kuvvetlendirici), gut hastalığında ve göz hastalıklarında tedavi amacı ile kullanılmaktadır (İpek ve ark, 2009). Yapılan bir çok çalışma göstermiştir ki, safran, antioksidan, anti-kanser, antienflamatuvar, anti-depresan etkilere sahip; karaciğere ait rahatsızlıklar, insülin direnci ve hafıza üzerine güçlü olumlu etkileri olan bir bitkidir (Abdullaev ve Espinosa-Aguirre 2004; Soeda ve ark., 2007; Ochiai ve ark., 2007; Dhar ve ark., 2009; Ghadrdoost ve ark., 2011; Umigai ve ark., 2011; Sanchez-Vioque ve ark., 2012; Mashmoul ve ark., 2013; Khorasany ve ark., 2016).

    Safran Üzerinde Yapılan Farmakolojik Araştırmalar ve Sonuçları
    Antioksidan Etki
    Safran polifenolik ve flavonoit bileşikler bakımından zengin bir bitkidir. Yapılan bir çalışmada safrandan %80’lik etanol ile hazırlanan yapıdaki ekstre, 300 mg/kg dozda oral olarak sıçanlara verilmiştir. Bu çalışma safranın karaciğer kanserine yol açan oksidatif hasarı baskılayarak antioksidan etki gösterdiğini kanıtlanmıştır (Amin ve ark., 2011). Başka bir çalışmada ise antioksidan özelliğiyle bilinen beyaz üzüm suyuna karşı safran kullanılarak yapılan deneylerde safran çiçeklerinden elde edilen 0.45 mg/mL konsantrasyona sahip ekstrenin, karaciğer, böbrek, akciğer ve kalp gibi önemli organlar üzerinde oluşan oksidatif hasara karşı koruyucu özelliğinin beyaz üzüm suyundan daha fazla olduğu ispatlanmıştır (Makhlouf ve ark., 2011; Rahaiee ve ark., 2013). Son yıllarda yapılan başka bir çalışmada 72.5 ve 145 mg/kg dozlarda safranal intraperitonal olarak sıçanlara uygulanmış, toplam sülfidril içeriği ve antioksidan kapasite şeklinde oksidatif stres belirteçleri değerlendirilmiştir. Safranal uygulamayı takiben total sülfidril içeriği ve antioksidan kapasite, anlamlı olarak dozla beraber artmış, nörolojik skorda belirgin azalmalar gözlenmiştir. Bu çalışmada, safranalın serbest radikallerin üretimini baskılayarak ve antioksidan aktiviteyi arttırarak iskemik reperfüzyon hasarı üzerinde koruyucu etkisi olduğu sonucuna da varılmıştır (Sadeghnia ve ark., 2017).

    Antikanser Etki
    Safran yapılan birçok çalışma ile desteklenmiş, antikanser özelliği öne çıkmış bir bitkidir. İçerdiği krosin ve krosetinden ileri gelen apoptozisi uyarıcı, hücre yenilenmesini inhibe edici etkisi bulunmaktadır (Zhang ve ark., 2013; Zheng ve ark., 2016). Akciğer kanseri için yapılan bir çalışmada, etanol ve sulu ekstresi kullanılmış ve apoptotik etki gösterdiği ispatlanmıştır. Sulu ekstresi düşük dozda (100 μg/mL) bile akciğer kanseri hücrelerinde etkili olurken, yüksek dozda ise (400-800 μg/mL) hücre canlılığını önemli ölçüde azaltmıştır (Samarghandian ve ark., 2011). Meme kanserinde safrandan elde edilen krosetinin 24 saat inkübasyondan sonra, hem proliferasyonu hem de invazyonu 10 μM konsantrasyonda inhibe ettiği gözlenmiştir (Chryssanthi ve ark., 2011). Mide kanserinde krosinin 2.2, 2.5, 3 ve 3.5mg/mL dozlarda artan olumlu antioksidatif etkisi ile, hücre yenilenmesini önleyici ve apoptotik etkiler gösterdiği tespit edilmiştir (Hoshyar ve ark., 2013). Kolon kanserinde yine krosinin (10 mM) apoptozis etkisi göze çarpmış (Amin ve ark., 2015), prostat kanserinde ise hem krosin hem de ektresi kullanılarak sırasıyla 0.29-0.95 mM/mL ve 0.4-4 mg/mL konsantrasyon aralığında hücre yenilenmesi ve yayılmasını önleyici etkileri kanıtlanmıştır (D’Alessandro ve ark., 2013). Ayrıca topikal uygulamalarda 100 mg/kg dozunda %95’lik etanol kullanılarak hazırlanan ekstresi kullanılmış ve farelerdeki kanserli deri hücresinde iyileşme gözlenmiştir (Salomi, 1991). 84 Çınar, Önder

    Afrodizyak Etki
    Geleneksel kullanımının dışında günümüzde de C. sativus stigmalarının sulu ekstresi ile, safranal ve krosin bileşenlerinin afrodizyak aktiviteleri değerlendirilmiştir. Safranal (0.1, 0.2 ve 0.4 mL/kg), sildenafil (60 mg/kg), krosin (100, 200 ve 400 mg/kg), sulu ekstre (80, 160 ve 320 mg/kg), erkek sıçanlara intraperitonal olarak uygulanmış, ereksiyon ve ejekülasyon verimi değerlendirilmiştir. Yükselme, cinsel birleşme, sertleşme sıklığını artırmış, ancak sürelerinde bir uzamaya neden olamamıştır. Krosinin, bu etkileşimlerde oldukça etkili olduğu (özellikle 160-320 mg/kg dozda) bulunmuştur. Safranal ise, afrodizyak etki göstermemiştir (Hosseinzadeh ve ark., 2006; Mokhtari-Zaer ve ark., 2015).

    Solunum Yolları Üzerine Etkisi
    Deney hayvanı olarak seçilen, domuzlarla yapılan bir çalışmada C. sativus'un sulu etanollü ekstresi (0.15-0.60 %g), safranal ve teofilin, soluk borusu üzerinde denenmiş, 3 grupta da soluk borusu üzerinde gevşeme tespit edilmiştir. Sonuçlara bakıldığında safranalin etkiden kısmen sorumlu olduğu anlaşılmaktadır (Boskabady ve Aslani, 2006).

    Cilt Üzerine Etki
    Son yıllarda yapılan çalışmalarda safran çiçeklerinin stigmalarından, yağ içinde su emülsiyonu şeklinde hazırlanan %3’lük konsantrasyondaki kremin ciltteki su kaybını kontrol ederek cildi nemlendirici etkisinin yüksek olduğu, böylelikle yaşlanma karşıtı bir özelliği bulunduğu saptanmıştır (Akhtar ve ark., 2014; Jadoon ve ark., 2015).

    Sinir Sistemi Üzerine Etki (Hafıza Üzerine Etki)
    Parkinson ve Alzheimer gibi bellek sorunlarına neden olan hastalıklar günümüzde oldukça yaygındır. Safranın kurutulmuş stigmaları ve bileşenlerinin denendiği bir çalışmada, bunların hafıza üzerinde bilme yetisi üzerindeki etkisinin umut verdiği açıkça vurgulanmıştır. Çalışmalardan elde edilen sonuçlarda, safran ve onun öncü bileşiği olan krosin önemli ölçüde bilme yetisi ile ilişkilendirilmiştir. Krosin 50 mg/kg dozda anksiyolitik etki ve 30-50 mg/kg arası dozda obsesif kompulsif bozukluk üzerinde olumlu etkiler göstermiştir. Safranın sulu ekstresinin ise çok yüksek dozlarda (320-560 mg/kg) sedasyon gösterdiği de yine aynı çalışmada tespit edilmiştir. Klinik öncesi çalışmalarda hayvan deneyleri sonucunda Alzheimer, serebral hafıza bozuklukları ve şizofreni de oluşan hafıza problemlerini hafiflettiği kanıtlanmıştır (Pitsikas, 2015; Khazdair ve ark., 2015).

    Kalp ve Damar Sağlığı Üzerine Etkisi
    Safranın iskemik kalp hastalığını korumadaki rolü de biyokimyasal ve histopatolojik bulgularla kanıtlanmıştır (Sadati ve ark., 2016). Bir ay boyunca krosetinin intramüsküler enjeksiyonu ile yapılan deneylerde kolestrol değeri %50 den %30 civarına düşmüştür (Gainer ve Chisolm, 1974). Başka bir çalışmada, 10 sağlıklı gönüllü, 10 koroner arter hastası ve 10 kişilik kontrol grubu üzerinde yapılan çalışmalarda ise hasta ve gönüllü grup 6 hafta boyunca günde 2 kez sütle birlikte 50 mg safran kullanmış, kontrol grubu ise sadece süt kullanmıştır. Sonuçta kontrol grubuyla karşılaştırıldığında gönüllülerde lipoprotein oksidasyonu % 42.2’ye düşerken koroner arter hastası grupta bu değer % 37.9’a düşmüştür (Xuan, 1999). Göz tansiyonu üzerindeki etkisi %1’lik sulu çözeltisi ile denenmiş ve uygulama sonrasında retinal fonksiyonlarında artış görülmüştür (Jabbarpoor Bonyadi, 2014).

    Klinik Kullanımı ve Toksikolojik Araştırmalar
    Safranın halk arasındaki kullanımı yapılan birçok bilimsel çalışmalayla desteklenmiş olsa da, modern tıpta her etkisinden yararlanılmamaktadır. Safranın, LD50 değerinin 20.7 g/kg olduğu, %95’lik etanolle hazırlanan ekstrenin LD50 değerinin ise fareler üzerinde yapılan deneylerde >600 mg/kg olduğu ispatlanmıştır. Bu da safranın kullanım miktarı düşünüldüğünde düşük bir toksisitesinin olduğunu bize gösterebilmektedir (WHO Monograph, 2007). Birçok in vitro çalışma safranın ve bileşenlerinin kanser hücresi proliferasyonunu seçici olarak inhibe ettiğini ve normal hücreler üzerinde toksik etki göstermediğini göstermektedir (Bostan ve ark., 2017). Klinikte anti-aterosklerotik etkisi, antikoagulan etkisi, hücre proliferasyonu inhibisyonu, merkezi sinir sistemi üzerine etkisi, kimyasal karsinojenezis inhibisyonu, dolaşıma etkisi, norotropik etkisi üzerine çalışmalar yapılmıştır. (WHO Monograph, 2007).

    TARTIŞMA VE SONUÇ
    Crocus sativus, gerek zengin fitokimyasal içeriği gerekse önemli biyolojik ve farmakolojik etkileri ile öne çıkan ve değerlendirilmesi gereken bir bitkidir. Tarihsel olarak, bu bitkinin, 3000 yıldır süregelen kullanım alanları gıda endüstrisinde ve boyacılıkta ön plana çıkmış olsa da, hem geleneksel kullanımı incelediğinde hem de klinik deneyler göz önünde bulundurulduğunda, aslında önemli etki ve kullanım alanlarına sahip olduğu görülmektedir. Safranın, antikanser, antioksidan, aterosklerotik, afrodizyak, yaşlanma karşıtı ve hafıza, özellikle de bilme yetisi üzerine olumlu etkileri çalışmalarla ispatlanmıştır. Son yıllarda, bu etkilerin arasında antikanser ve antioksidan etkileri göze çarpmakta ve bu konularda yapılan çalışmaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Safranın içerdiği krosin ve krosetinin, apoptozisi uyarma ve hücre yenilenmesini inhibe etmesi gibi etkileri pek çok deneyle ispatlanmıştır. Akciğer, meme, kolon, prostat, mide ve cilt kanseri olan deneklerde antikanser aktivitesi net bir şekilde gözlenmiştir. Hem safran hem de safranal kullanılarak, yüksek antioksidan etkisi bilinen besinlerle karşılaştırmalı olarak yapılan deneylerde alınan sonuçlar, safranalın antioksidan etkiden sorumlu olduğunu göstermiştir. Safran, 1900’lü yıllarda ülkemizde önemini kaybetmiş olsa da, hem sağlık alanında hem de ticarette ülkemize kazanç sağlayabilecek bu değerli bitkinin tekrar ilgi görmesi gerektiği düşünülmektedir. Bugün az miktarlarda da olsa Karabük ilinin Safranbolu ilçesi, Şanlıurfa’nın Viranşehir ve Hilvan ilçelerinde birkaç çiftçi tarafından sınırlı alanda yetiştirilmektedir. Üretimin desteklenmesinde amaç, sadece üretim miktarını arttırmak değil, dikiminden toplamasına kadar zahmetli bir süreci bulunan safranın en verimli şekilde elde edilmesi olmalıdır. Bunun için de yapılan çalışmalar göz önüne alındığında; dikim yapıldıktan sonra en az iki yıl süreyle bitkilerin tarlada söküm yapılmadan bırakılmasının gerekli olduğu, kormusların her yıl söküm yapılmasının pek uygun olmadığı, derine dikilen kormusların irileştiği, yüzeye dikilen büyük boy kormusların ise daha fazla yavru kormus oluşturduğu bilinmelidir. Bu bilgiler gerek elde edilen çiçek ve safran verimi açısından, gerekse kormus sayısı ve verimi açısından oldukça önemlidir. Son yıllarda Anadolu’nun kültürel mirası olan safranın üretimi çeşitli etkinlik ve çalışmalarla desteklenmeye başlamıştır. Safranbolu’ da üretim “İlçe Tarım Müdürlüğü ve Safranbolu Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı” tarafından desteklenmektedir. Kaymakamlık Hizmet Birliği Kültür Yayınları tarafından, “Safran”, “Safran ve Safranlı Yemek Tarifleri” isimli kitaplar yayınlanmıştır. “Safranbolu Safranı” 2010 yılında Safranbolu Kaymakamlığı ve Esnaf Odası girişimiyle Türk Patent Enstitüsü 144 tescil numarasıyla tescil edilmiştir. Bunun yanında her yıl Ekim-Kasım aylarında “Safran Hasat Şenliği” düzenlenmekte ve bu etkinlik turistik katılım sağlayarak safranın tanınmasını sağlamaktadır. Ayrıca 2017 yılında ilçeye oldukça dikkat çekici ve Safranbolu adına yakışır bir safran heykeli de yapılmıştır. Yapılan tüm bu özverili çalışmaların yanında farklı uygulama koşullarında verim ve kalite artışının yanısıra üretim maliyetini düşürmek için çalışmalar başlatılmıştır. Gıda Tarım ve Hayvancılık Karabük İl Müdürlüğünden gelen açıklamalara göre bu amaçla “Tıbbi Bitkiler ile Aromatik Bitkileri Yetiştiriciliğinin Geliştirilmesi” adı altında 4 farklı uygulama denenmektedir. Projelerin hedef sonuçlara ulaşması halinde dünyadaki en kıymetli, en pahalı ürünlerden bir tanesi olan, tıbbi ve aromatik bitkilerin vazgeçilmezi, aynı zamanda Safranbolu’ya adını vermiş olan safran bu bölgede daha fazla üretilebilecektir. Bir başka proje ise safran üretim miktarının yanında üreticilerimizin mesleki bilgi ve deneyimlerini biraz daha arttırmayı hedefleyen, "Dünyanın En Pahalı Baharatı Safranbolu Safranı Yayım Projesi"dir. Son olarak 2018 yılında Sosyal Kalkınma Mali Destek Programı kapsamında, Safranbolu Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğünce projelendirilen “Dünya Miras Kenti’nin Kırmızı Altını Safran” projesi faaliyete geçirilmiştir. Bu derleme ile, dünyada bazı ülkelerde ve ülkemizde üretilen, üretim miktarı sınırlı, ancak kullanım alanı gıdadan sanayiye kadar oldukça geniş olan, hem baharat hem de tıbbi olarak kullanılan safran bitkisinin yetiştirilmesi için uygun iklim ve toprak özelliklerine sahip olan ülkemizde bu eksikliğe yeniden ilgi çekilmiştir. Ayrıca, safranın değeri bir kez daha vurgulanmış, çeşitli yönleri ile bitki bir kez daha ayrıntılı olarak ve üzerinde yapılmış son çalışmalarla tanıtılmıştır.

    KAYNAKLAR
    Abdullaev, F.I. (1993), Biological Effects of Saffron.BioFactors, 4, 83-86.
    Abdullaev, F.I. (2002), Safranın Özellikleri KanserinÖnlenmesi ve Tümör Hücreleri Öldürme,Experimental Biology and Medicine, 227 (1), 20-25.
    Abdullaev, F.I., Espinosa-Aguirre, J.J. (2004),Biomedical Properties Of Saffron And Its PotentialUse in Cancer Therapy and ChemopreventionTrials,
    Cancer Detection and Prevention, 28, 426-432.
    Akhtar, H.M., Khan, S., Ashraf, I.S., Mohammad N,Bashir K. (2014), Moisturizing Effect of StableCream Containing Crocus sativus Extracts,
    Pakistan Journal of Pharmaceutical Sciences, 27(6),1881-1884.
    Amin A, Bajbouj K, Koch A; Gandesiri M, SchneiderStock R. (2015), Defective AutophagosomeFormation in P53-Null Colorectal CancerReinforces Crocin-İnduced Apoptosis,
    International Journal of Molecular Sciences, 16,1544-1561.
    Amin, A., Hamza, A.A., Bajbouj, K., Ashraf, S., Daoud,S. (2011), Saffron: A Potential Candidate for ANovel Anticancer Drug Against Hepatocellular Carcinoma, Hepatology, 54(3), 857-867.
    Arslan, N. Penceremden Tıbbi Bitkiler: Safran ÜzerineDüşünceler, Türkiye Tohumcular Birliği Dergisihttp://www.turktob.org.tr/dergi/makaleler/dergi20/66-69.pdf, 2016
    Aung, H.H., Wang, C.Z., Ni, M., Fishbein, A.,Mehendale, S.R., Xie, J.T., Shoyama, C.Y., Yuan,C.S. (2007), Crocin from Crocus sativus PossessesSignificant Anti-proliferation Effects on Human
    Colorectal Cancer Cells, Experimental Oncology,29, 175-180.
    Baghalian, K., Shabani Sheshtamand, M., Jamshidi,A.H. (2010), Genetic Variation and Heritabilityof Agro-morphological and Phytochemical Traitsin Iranian Saffron (Crocus sativus L.) Populations,Industrial Crops and Products, 31, 401-406.
    Baytop, T. (1999), Türkiye’de Bitkiler ile TedaviGeçmişte ve Bugün, 2. Baskı, İstanbul, Nobel Tıp Kitapevleri, s.20-30.
    Bhandari, P.R. (2015), Crocus sativus L. (saffron) forCancer Chemoprevention: A Mini Review, JournalTraditional Complement Medicine, 5(2), 81-87.
    Bors, W., Saran, M., Michel, C. (1982), RadicalIntermediates Involved in the Bleaching of theCarotenoid Crocin. Hydroxyl Radicals, Superoxide
    Anions and Hydrated Electrons, InternationalJournal of Radiation Biology and Related Studies inPhysics, Chemistry and Medicine, 41, 493-501.
    Boskabady, M.H., Aslani, M.R. (2006), RelaxantEffect of Crocus Sativus (Saffron) on Guinea-PigTracheal Chains and Its Possible Mechanisms,
    Journal Pharmacy Pharmacology, 58, 1385 -1390.
    Bostan, H.B., Mehri, S., Hosseinzadeh, H. (2017),Toxicology Effects of Saffron and Its Constituents:A Review, The Iranian Journal of Basic MedicalSciences, 20(2), 110-121.
    Ceylan, Ö. (2005), Taşranın Altın Çiçeği Safran, OsmanlıTarihi Araştırmaları XXVI, Prof. Dr. MehmetÇavuşoğlu’na Armağan II, İstanbul. s. 2-11.
    Chryssanthi, D.G., Dedes, P.G., Karamanos, N.K.,Cordopatis, P., Lamari, F.N. (2011), CrocetinInhibits Invasiveness of MDA-MB-231 BreastCancer Cells Via Downregulation of MatrixMetalloproteinases, Planta Medica, 77, 146-151.
    D’Alessandro, A.M, Mancini, A., Lizzi, A.; De Simone,A., Marroccella, C.E., Gravina, G.L., Tatone,C., Festuccia, C. (2013), Crocus sativus StigmaExtract and Its Major Constituent Crocin PossessSignificant Antiproliferative Properties AgainstHuman Prostate Cancer, Nutrition and Cancer, 65,930-942.
    Davis, P.H; Güner, A; Özhatay, N; Ekim, T; Başer,K.H.C. (2000), Flora of Turkey and The East AegeanIslands, University of Edinburgh, Edinburgh, 10,431-438.
    Davis, P.H; Mill R.R; Kit, T. (1988), Flora of Turkey andThe East Aegean Islands. University of Edinburgh,Edinburgh,10, s. 228.
    Dhar, A., Mehta, S., Dhar, G., Dhar, K., Banerjee,S., Veldhuizen, P.V., Campbell, D.R., Banerjee,S.K. (2009), Crocetin İnhibits Pancreatic CancerCell Proliferation And Tumor Progression İn
    A Xenograft Mouse Model, Molecular CancerTherapeutics, 8(2), 315-322.
    Erben-Russ, M., Michel, C., Bors, W., Saran, M.(1987), The Reaction of Sulfite Radical Anion withNucleic Acid Components, Free Radical ResearchCommunications, 2, 289-294.
    Gainer, J.W., Chisolm, G.M. (1974), Oxygen Diffusionand Atherosclerosis, Atherosclerosis, 19, 135-138.
    Gezgin, D. (2010), Bitki Mitosları, Sel yayıncılık,İstanbul, s. 161-162
    Ghadrdoost, B., Vafaei, A.A., Rashidy-Pour, A.,Bandegi, A.R., Motamedi, F., Haghighi, S., Samani,H.R., Pahlvan, S.H. (2011), Protective Effectsof Saffron Extract and Its Active Constituent
    CrocinAgainst Oxidative Stress and SpatialLearning and Memory Deficits Induced by ChronicStress in Rats, European Journal of Pharmacology,667(3), 222-229.
    Giaccio, M. (2004), Crocetin from Saffron: An ActiveComponent of An Ancient Spice. Critical ReviewsFood Science Nutrition. 44, 155-172.
    Goyns, M.H., (1999), Saffron, Taylor & Francis,Abingdon, Oxforshire.
    Göktürk, E., Asil H. (2018), Hatay/Kırıkhan’daYetiştirilen Safran (Crocus sativus L.) StigmasınınEkstraktının GC-MS Analizi, Türk Tarım ve Doğa Bilimleri Dergisi, 5(3), 317 – 321.
    Hagh Nazari, S., Keifi, N. (2007). Saffron and VariousFraud Manners in Its Production and Trades, Saffron Biology and Technology, s.1.
    Hoshyar, R., Bathaie, S.Z., Sadeghizadeh, M. (2013),Crocin Triggers The Apoptosis Through İncreasingThe Bax/Bcl-2 Ratio And Caspase Activation in Human Gastric Adenocarcinoma, AGS, Cells.DNA Cell Biology, 32, 50-57.
    Hosseinzadeh, H., Ziaei, T., Sadeghi, A. (2006),Effects of Crocus sativus Stigma Extract and Its Constituents, Crocin and Safranal, on Intact Memory and Scopolamine-Induced Learning
    Deficits in Rats Performing The Morris Water Maze Task, Journal of Medicinal Plants, 5, 40 - 50.
    İpek, A., Arslan, N., Sarıhan, O.E. (2009), Farklı Dikim Derinliklerinin ve Soğan Boylarının Safranın (Crocus sativus L.) Verim ve Verim Kriterlerine Etkisi, Tarım Bilimleri Dergisi, 15(1), 38 – 46.
    Jabbarpoor Bonyadi, M.H., Yazdani, S., Saadat, S. (2014), The Ocular Hypotensive Effect of Saffron Extract in Primary Open Angle Glaucoma: A Pilot Study, BMC Complement Alternative Medicine, 14, s. 399.
    Jadoon, S., Karim, S., Bin Asad, M.H., Akram, M.R., Khan, A.K., Malik, A., Chen, C., Murtaza, G. (2015), Anti-aging Potential of Phytoextract Loaded-Pharmaceutical Creams for Human Skin
    Cell Longetivity, Oxidative Medicine and Cellular Longevity, 2015, 709628.
    Kakisis, J.D., (2018), Saffron: From Greek Mythology to Contemporary Anti-atherosclerotic Medicine, Atherosclerosis, 268, 193 – 195.
    Kanakis, C.D., Daferera, D.J., Tarantilis, P.A, Polissiou, M.G. (2004), Qualitative Determination of Volatile Compounds and Quantitative Evaluation of Safranal and 4-hydroxy-2,6,6- trimethyl1-cyclohexene-1-carboxaldehyde (HTCC) in Greek Saffron, Journal of Agricultural and Food Chemistry, 52(14), 4515-4521.
    Khazdair, M.R., Boskabady, M.H., Hosseini, M., Rezaee, R., Tsatsakis, A. (2015), The Effects Of Crocus Sativus (Saffron) and Its Constituents on Nervous System: A Review, Avicenna Jorunal of Phytomedicine, 5(5), 376-91.
    Khorasany, A.R., Hosseinzadeh, H. (2016), Therapeutic Effects of Saffron (Crocus sativus L.) in Digestive Disorders: A Review, Iran Journal Basic Medical Sciences, 19(5), 455 - 69.
    Makhlouf, H., Saksouk, M., Habib, J., Chahine, R. (2011), Determination of Antioxidant Activity of Saffron Taken from The Flower of Crocus sativus Grown in Lebanon, The African Journal of
    Biotechnology, 10(41), 8093-8100.
    Mashmoul, M., Azlan, A., Khaza'ai, H., Yusof, B.N., Noor, S.M. (2013), Saffron: A Natural Potent Antioxidant as A Promising Antiobesity Drug, Antioxidants (Basel), 2(4), 293-308.
    Mokhtari-Zaer, A., Khazdair, M.R., Boskabady, M.H. (2015), Smooth Muscle Relaxant Activity of Crocus sativus (saffron) and Its Constituents: Possible Mechanisms. Avicenna Journal of Phytomedicine, 5(5), 365-75.
    Molina, R.V., Valero, M., Navarro ,Y., Guardiola, J.L., Garcı´a-Luis, A. (2005), Temperature Effects on Flower Formationin Saffron (Crocus sativus L.), Scientia Horticulturae, (103), 361-379.
    Mousavi, S., Bathaie, Z. (2011), Historical Uses of Saffron: Identifying Potential New Avenues for Modern Research, Avicenna Journal of Phytomedicine, 1(2), 57 - 66.
    Ochiai, T., Shimeno, H., Mishima, K., Iwasaki, K., Fujiwara, M. (2007), Protective Effects of Carotenoids from Saffron on Neuronal Injury in Vitro and in Vivo, Biochimica et Biophysica Acta,
    1770, 578-584.
    Pitsikas, N. (2015), The Effect of Crocus sativus L. and Its Constituents on Memory: Basic Studies and Clinical Applications, Evid Based Complement Alternatative Medicine, 2015, 926284.
    Pitsikas, N. (2016), Constituents of Saffron (Crocus sativus L.) as Potential Candidates for The Treatment of Anxiety Disorders and Schizophrenia, Molecules, 21(3), s. 303.
    Rahaiee, S., Moini, S., Hashemi, M., Shojaosadati, S.A. (2015), Evaluation of Antioxidant Activities of Bioactive Compounds and Various Extracts Obtained from Saffron (Crocus sativus L.):
    A Review, Journal Food Science Technology, 52(4), 1881-8
    Razavi, B.M., Hosseinzadeh, H. (2015), Saffron as An Antidote or A Protective Agent Against Natural or Chemical Toxicities, Daru, 1(23), 31.
    Rezaeieh, K.A.P., Vaziri, P. (2012), Safran (Crocus sativus L.)’ın Farklı Eksplantlarından İn Vitro Koşullarda Bitki Çoğaltımı Kakkında Derleme ve Beklentiler,
    Türk Bilimsel Derlemeler Dergisi, 5(2), 29-31.
    Sadati, S.N., Ardekani, M.R., Ebadi, N., Yakhchali, M., Dana, A.R., Masoomi, F., Khanavi, M., Ramezany F. (2016), Review of Scientific Evidence of Medicinal Convoy Plants in Traditional Persian Medicine, Pharmacognosy Review, 10(19), 33-8.
    Sadeghnia, H.R., Shaterzadeh, H., Forouzanfar, F., Hosseinzadeh, H. (2017), Neuroprotective Effect of Safranal, An Active Ingredient of Crocus sativus, in A Rat Model of Transient Cerebral Ischemia, Folia Neuropathology, 55 (3), 206-213.
    Salomi, M.J., Nair, S.C., Panikka, K.R. (1991), Inhibitory Effects of Nigella sativa and Saffron (Crocus sativus) on Chemical Carcinogenesis in Mice, Nutrition and Cancer, 16(1), 67-72.
    Samarghandian, S., Afshari, J.T, Davoodi, S. (2011), Suppression of Pulmonary Tumor Promotion and Induction of Apoptosis by Crocus sativus L. Extraction, Applied Biochemistry. Biotechnolocy,. 164, 238-247.
    Sanchez-Vioque, R., Rodrigues-Conde, M.F., ReinaUrena, J.V., Escolano-Tercero, M.A., HerraizPenalver D., Santana-Meridas O. (2012), In Vitro Antioxidant and Metal Chelating Properties of Corm, Petal and Leaf from Saffron (Crocus sativus L.), Industrial Crops and Products, 39, 149-153.
    Soeda, S.H., Ochiai, T., Shimeno, H., Saito, H., Abe, K., Tanaka, H., Shoyama, Y. (2007), Pharmacological Activities of Crocin in Saffron, Journal of Natural Medicines, 61, 102-111.
    Umigai, N., Murakami, K., Antonio, L.S., Shirotori, M., Morikawa, H., Nakano, T. (2011), The Pharmacokinetic Profile of Crocetin in Healthy Adult Human Volunteers After A Single Oral
    Administration, Phytomedicine, 18, 575-578.
    Ünaldı, Ü.E., (2009), Tehdit ve Tehlike Altında Bir Kültür Bitkisi: Safran (Crocus sativus L.), Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 17(2), 53-67.
    Vurdu, H, Güney, K. (2004), Safran-Kırmızı Altın, Kastamonu, s. 124.
    WHO Monographs on Selected Medicinal Plants, (2007), Stigma Croci, 3, 126-136.
    Yıldırım, M.U., Asil, H., Sarıhan, E.O. (2017), Farklı Söküm Süresi Ve Dikim Derinliğinin Safran (Crocus sativus L.) Bitkisinin Gelişimine ve Bazı Tarımsal Özelliklerinin Üzerine Etkisi, Tarla
    Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü Dergisi, 26, 142 – 148.
    Zhang, Z., Wang, C.Z., Wen, X.D., Shoyama, Y., Yuan, C.S. (2013), Role of Saffron and Its Constituents on Cancer Chemoprevention, Pharmaceutical Biology, 51(7), 920-924.
    Zheng, J., Zhou, Y., Li, Y., Xu, D.P., Li, S., Li, H.B. (2016), Spices for Prevention and Treatment of Cancers, Nutrients, 12 (8), s.8.
    Konu ismailv tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/15852-ismailv Saat 07 December 2020, 10:25 ) değiştirilmiştir.

    Yorum yap

    Hazırlanıyor...
    X