Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Zufa Otu, Ysop, Hyssopus Officinalis

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Zufa Otu, Ysop, Hyssopus Officinalis

    ZUFA OTU



    Çok Yıllık | 0,3-1m | 6-9 Aylar | Ca,Na,Ar | Otu

    Zufa Otu, Ysop, Hyssopus Officinalis
    Zulfa otu
    Arı otu
    Kutsal ot
    Sirke otu

    Familyası: Ballıbabagillerden, Lippenblütenqewachse, Lamiaceae(Labiatae)

    Drugları: Zufa otu: Hyssopi herba
    Zufaot eteryağı: Hyssopi atheroleum
    Zufa otunun yaprak, çiçek ve taze sürgünleri çay, natürel ilaç ve eter yağı elde etmek için kullanılır.

    Giriş: Zufa otu ballıbabagillerin bir alt grubu olan Hyssopusgillerdendir. Bu gruptan sadece bu türü tanımaktayız ve bu tür en yaygın olarak kullanılanlardır. Bu nedenle bu bitkiyi inceleyeceğiz. Zufa otunun eski mısırlılar tarafından şifa maksadı ile kullanıldığı ve bunun Mısırlılardan kullanıldığı ve ondan eski yunanlılara ve oradan da Romalılara geçtiği ve oradan da Avrupa'nın batısından doğu Türkistan'a kadar çok geniş bir alana yayılmıştır. Bitki eskiden öksürük, bronşit, bronşitli astıma ve ses kısıklığına karşı kullanılmıştır. Hyssopus kelimesi eski İbranicede “esow1 kelimesinden türemiş olup, kutsal ot anlamına gelir. Türkçe arı otu veya sirke otu diye de anılır, çünkü arılar bu bitkiye aşırı şekilde ilgi duyar, bu nedenle de arı otu diye de anılır. Sirkenin içine birkaç dal atılarak aromalı bir sirke yaptığından, sirke otu diye de anılır.

    Botanik: Zufa otu 30-100cm boyunda dikine yükselen ve çok çatallaşan bir bitki olup yarı odunsudur. Bitkinin üst kısımları kışın kururken ana kütükten, yazın yen dallar, sürgünler çıkar. Don tehlikesine karşı bitinin üzeri kışın örtülür. Kökleri ana kazık kökler ve ondan çevresine yayılan saçak köklerden oluşur. Yaprakları karşılıklı mızrak şeklinde 1-4cm uzunluğunda 0,5-1cm eninde, koyu yeşil renkli kenarları bütün, sapsız veya çok kısa saplı ve ayrıca her yaprağın dibinde iki adet yaprakçık bulunur. Çiçekleri zurna şeklinde ağız kısmı üst ve alt dudaklardan meydana gelir. Üst dudağı iki loplu, alt dudağı ise üz lopludur. Fakat alt dudağın orta lopu oldukça büyüktür. Çiçeklerin taç yaprakları leylaki veya morumsu renkli olabilir ve ortasında ucu topuzlu döllenme tozlukları oldukça dışarı doğru çıkar ve 3-7 çiçek bir arada çelenk gibi yaprak diplerine dizilmişlerdir. Çiçekleri yaprak diplerine sırayla dizilmiş olup geriden başak şeklinde görülür.

    Yetiştirilmesi: Mart ve nisan aylarında saksı, yastık, kasa veya cam-lıklara ekilen Zufa tohumlarının üzerine cam konulur veya folyo geçirilir. Zufa otunun fideleri bahçe veya tarlalara 30x40 cm aralıklarla ekilir. Zufa otu taşlık, kumluk, kayalık topraklarda ve güneşli yerlerde daha gür yetişir.

    Hasat Zamanı: Hazirandan ekime kadar yaprak, çiçek ve sürgünleri toplanır. Gölgede, havalı bir yerde kurutulur ve kaldırır. Şayet eter yağı (=uçucu yaprağı=esansı) elde edilmek isteniyorsa su buharı ile damı-tılır(destilasyon). Elde edilen eter yağı aroma tedavisinde kullanılır. Maale-sef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kuru-tulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş'te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar'da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.

    Birleşimi: Zufa otunun birleşimindeki maddeleri önemine göre
    a) Eter yağ türevleri %0,3-1 arasında olup en önemlileri; Pinocamphen, Pinocamphenol, Pinen, Camphen ve Cineol'u sayabiliriz. Pinocamphen ve pinocamphenol birlikte %50'nin üzerindedir.
    b) Flavonglikozitlerden; Hesperidin ve diosmin en önemlileridir.
    c) Tanin oaranı %5-8 arasındadır.
    d) Ayrıca Ursolasidi, elma asidi(malikasit), reçine, zamk, şeker ve acı madde Marubiin(bozotu) içerir.

    Tesir Şekli: Balgam sökücü, kramp çözücü, iştah açıcı, insana kuvvet verici, damarları büyütücü, terlemeyi önleyici ve aynı zamanda terletici iltihapları önleyici ve detansiyonu hafif yükseltir.

    Kullanılması:
    a) Komisyon E'ye göre başta bağırsak nezlesi, nefes yolları hastalıkları, üşütme hastalıkları, akciğer rahatsızlıkları, sindirim rahatsızlıkları, adet anormallikleri, kalp ve göz ağrısı gibi rahatsızlıklara karşı ve kan dolaşımını düzenleyici olarak kullanılır.
    b) Halk arasında; öksürük, bronşit, bronşitli astım, mukoza iltihap-lanması, mide ve bağırsak üşütmesi, iştahsızlık, alçak tansiyon ve de hem terlemek için hem de terlemeye karşı kullanılır.
    c) Aroma tedavisinde; Zufa otundan elde edilen eter yağı (=uçucu yağ =esans) öksürük, bronşit, bronşitli astım, boğmaca, kramplı öksürük, nezle ve mukoza kurumasına karşı kullanılır.

    Açıklama: Bir gurup ilim adamı Zufa otunun terletici olduğunu iddia ederken, diğer bir gurup terlemeyi önlediğinden bahsetmektedirler. Bu zufa otunun hazırlanması ile ilgili bir durumdur. Bilindiği gibi Zufa otunun birleşiminde eter yağ türevleri, Flavonglikozitler ve Taninler mevcuttur. Şayet Zufa otu İnfus(haşlama) ile çayı demlenir ve 2-3 dakika süzülerek içilirse demde eter yağ türevleri yoğunlukta olacağından daha çok terletici özelliğe sahip olur. Bir diğer çay demleme tarzı ise dekoktur. Şayet Zufa otu 5-10 dakika kaynadıktan sonra 10-15 dakika demlenmeye bırakılır ve sonra süzülerek içilirse bu durumda da demde eterik yağ olmaz ve genellikle Flavonglikozit ve Tanin türevleri içerir. Bu tarz hazırlanan çay ise terlemeyi önler. Bu bitkiyi iki maksatla da kullanılması mümkündür ve hem yazın hararetine, hem de kışın soğuğuna karşı içebiliriz.

    Çay:
    1) iki kahve kaşığı Zufa otu demliğe koyulur ve üzerine 300-500ml kay-nar su ilave edilerek 3-5 dakika demleye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir. Bu çay terleticidir.
    2) İki kahve kaşığı Zufa otu demliğe koyulur ve üzerine 300-500ml kay-nar su ilave ettikten sonra 5-10dakika kaynatılır.10-15 dakika demlemeye bıraktıktan sonra süzülerek içilir. Bu çay terlemeyi(harareti) önleyicidir.

    Çay harmanları:

    Gökçek Bronşit çayı
    >30g Sinirli ot
    >30g Kekik otu
    >20g Zufa otu
    >10g Rezene tohumu
    >10g Hatmi kökü

    Gökçek Balgam söktürücü çay
    >30g Zufa otu
    >30g Hatmi kökü
    >20g Meyan kökü
    >20g Sinirliot

    Gökçek Alçak tansiyon çayı
    >20g Zufa otu
    >20g Biberiye yaprağı
    >30g Alıç yap+çiçeği
    >20g Lavanta çiçeği
    >10g Arnika çiçeği

    Gökçek terlemeyi önleyici çay
    >40g Adaçayı yaprağı
    >30g Zufa otu
    >10g Civanperçemi otu
    >10g Atkuyruğuotu

    Baharat: Zufa otu kurutulduktan sonra ince ince kıyılır ve bir kavanoza koyulur. Zufa otu genellikle çorbalar, sulun yemekler, dana eti ve koyun etine katılırsa güzel bir aroma verir.

    Aroma Tedavisi: Zufa otunun taze sürgünleri, yaprakları ve çiçekleri su buharı ile damıtılarak(destilasyonu) eter yağı(=uçucu yağ=esans) elde edilir. Zufa otunun eter yağı açık renkli, hoş tatlımsı, baharatlı bir tadı ve kafur gibi özel bir kokusu vardır. Zufa yağından 2-3 damla bir parça ekmeğe veya bir kesme şekere veya bir kahve kaşığı bala karıştırılarak alınır. Zufa yağından 10-15 damla aroma lambasına, lambaya, aroma konisine veya 100ml suya katılır. Aroma lambası yanınca çevreye güzel bir koku yayar.

    Yan Tesiri: Bilinen bir yan tesiri yoktur, şayet tarife uyulur ise. Fakat Zufa yağı oldukça serttir, bu nedenle dikkatli olmak gerekir.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    Hyssopus officinalis'in sulu ekstraktının sıçanlarda pentylenetetrazol ve hipokampus mRNA iNOS seviyesinin neden olduğu nöbetler üzerindeki etkileri

    Masoumeh Gholami , 1, 2 Faranak Jafari , 1, 2 Zahra Baradaran , 3 Jamal Amri , 4 Hassan Azhdari-Zarmehri , 1, 2 ve Mehdi Sadegh 4, 5, *
    Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
    1 Nörobilim Araştırma Merkezi, Torbat Heydariyeh Tıp Bilimleri Üniversitesi, Torbat Heydariyeh, İran.
    2 Fizyoloji Anabilim Dalı, Paramedikal Bilimler Okulu, Torbat Heydariyeh Tıp Bilimleri Üniversitesi, Torbat Heydariyeh, İran.
    3 Öğrenci Araştırma Komitesi, Torbat Heydariyeh Tıp Bilimleri Üniversitesi, Torbat Heydariyeh, İran.
    4 Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Araştırma Merkezi, Arak Tıp Bilimleri Üniversitesi, Arak, İran.
    5 Arak Tıp Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı, Arak, İran.
    * Sorumlu Yazar: Tel: +98-8634173502(352), Faks: +98-8634173521, m.sadegh@arakmu.ac.ir
    Git: Soyut

    Amaç:

    Hyssopus officinalis (çördük) sulu ekstraktının pentilentetrazol (PTZ) ile indüklenen akut nöbetler üzerindeki etkinliğini ve etkilerin potansiyel bir aracısı olarak hipokampus iNOS (uyarılabilir nitrik oksit sentazları) gen ekspresyonunu inceledik. Malzemeler ve yöntemler:

    Yetişkin erkek Wistar sıçanları kullanıldı. Tonik-klonik nöbetler, intraperitoneal (ip) PTZ (80 mg/kg) enjeksiyonu ile indüklendi, ardından 30 dakika boyunca davranışsal profil, nöbet skorları olarak tanımlanan aşamalarla karakterize edildi. Çördük özütü hazırlandı ve nöbet indüksiyonundan 15 dakika önce 50, 100 ve 200 mg/kg'lık üç dozda (ip) enjekte edildi. Deney grupları aşağıdaki gibidir: (1) salin+PTZ (n=5); (2) Çördük 50mg/kg+PTZ (n=10); (3) Çördük 100mg/kg+PTZ (n=10); (4) Çördük 200 mg/kg+PTZ (n=8). Deneysel işlemden iki saat sonra tüm hayvanlar dekapite edildi, beyinleri çıkarıldı ve sağ hipokampus hızla diseke edildi. Toplam RNA ekstraksiyonu ve cDNA sentezinden sonra, iNOS'un gen ekspresyonu için kantitatif PCR kullanıldı . Sonuçlar:

    Sonuçlarımız, 100 mg/kg çördük özütü dozunda tonik-klonik nöbetin 5. ve 6. evrelerine ulaşma gecikmesinde önemli bir artış (p<0.05) gösterdi. Ayrıca bu doz hipokampusta iNOS'un gen ekspresyonunda önemli artışa neden oldu . Çözüm:

    100 mg/kg dozda çördük özütü antikonvülsan etkilere sahip olabilir gibi görünüyor. Bununla birlikte, bu antikonvülzan etkiler, iNOS gen ekspresyonu yoluyla ortaya çıkmayabilir .

    Anahtar Kelimeler: Antikonvülsif, Epilepsi, Sulu ekstrakt, Nitrik oksit, Hyssopus officinalis
    Git: giriiş

    Epilepsi, ani elektrik boşalmasına bağlı olarak ortaya çıkan kronik, ilerleyici ve periyodik nörolojik bir hastalıktır (Vezzani ve ark., 2011 ▶ ). Hastalık dünya çapında 70 milyon insanı etkiliyor ve bunların yaklaşık %80'i gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor (Auditeau ve diğerleri, 2018 ▶ ; Ngugi ve diğerleri, 2010 ▶ ). Epileptik nöbetler, ani ve spontan tahliye olarak ortaya çıkan serebral alanların uyarılabilirlik derecesindeki bir dengesizliğin sonucudur. Travma ve enfeksiyondan kaynaklanan beyin dokusu hasarı ve inflamatuar süreçlerin başlaması bu dengesizliğin nedeni olabilir. Temporal lob ve özellikle hipokampus, epilepsinin neden olduğu hasara daha duyarlıdır. Temporal lob epilepsisi en sık görülen epilepsi tipidir (Ahmadi ve ark., 2013 ▶). Yeni antiepileptik ilaçların bulunması asıl endişe konusudur çünkü mevcut ilaçların maliyeti yüksektir, ilaç direnci gösterir ve bilinç kaybı, uyuşukluk, azalmış beyaz kan hücresi sayımı, karaciğer toksisitesi ve teratojenik etkiler gibi yüksek komplikasyonlara neden olur (Theodore ve Fisher, 2004). ▶ ; Wlodarczyk ve diğerleri, 2012 ▶ ; Tolou-Ghamari ve diğerleri, 2013 ▶ ). Bu nedenle, daha az komplikasyonlu, uygun maliyetli ve ulaşılabilir tıbbi bitkilerin kullanılması uygun bir alternatif olabilir (Auditeau ve ark., 2018 ▶ , Sucher ve Carles, 2015 ▶ ).

    Hyssopus officinalis (çördük), Lamiaceae familyasından Hyssopus cinsinin bir türüdür. Çördük özü, pinocamphone, isopinocamphone, β-pinene ve 1,8-sineole içerir (Ma ve diğerleri, 2014 ▶ ; Miyazaki ve diğerleri, 2003 ▶ ). Çördük, geleneksel tıpta solunum yolu, idrar yolu ve gastrointestinal enfeksiyonları tedavi etmek için kullanılmıştır (Javadi ve diğerleri, 2017 ▶ ). Bu bitkinin antioksidan ve antienflamatuar etkileri hakkında raporlar var. Çördük otunun IL-1 ve 17 gibi bazı inflamatuar sitokinlerin ve ayrıca TNF-α'nın ekspresyonunu azalttığı gösterilmiştir (Özer ve ark., 2005 ▶ ). Çördük özütünün bir monoamin oksidaz-B inhibitörü olduğu ve depresif davranışlarda etkili olduğu bildirilmiştir (Frazer ve ark., 2005).▶ ; Mazzio ve diğerleri, 2013 ▶ ). Ayrıca merkezi sinir sistemi, yüksek oksijen tüketimi nedeniyle oksidatif strese karşı yüksek duyarlılığa sahiptir (Li ve ark., 2013 ▶ ). Mevcut kanıtlara dayanarak, oksidatif stres epilepsi patogenezinde anahtar bir mekanizma olarak kabul edilmektedir (Shin ve ark., 2011 ▶ ). Oksidasyon stresi, reaktif oksijen türlerinin (ROS) ve reaktif nitrojen türlerinin (RNS) üretimini arttırır. Peroksinitrit (ONOO - ) gibi RNS'ler , yüksek emisyon gücüne sahip olan ve beyinde biyolojik bir haberci görevi gören nitrik oksitten (NO) üretildikleri için daha önemlidir (Rutkowski ve diğerleri, 2007 ▶ ; Banach ve diğerleri, 2011 ▶). Nitrik oksit (NO), nitrik oksit sentaz enzimi (NOS) tarafından L-argininden üretilir. Bu enzimin beyin tipi (nNOS), endotel tipi (eNOS) ve indüklenebilir tip (iNOS) olmak üzere immün hücrelerde, astrositlerde, mikroglia ve nöronlarda olmak üzere üç izoformu vardır (Gonzalez-Hernandez ve diğerleri, 2000 ▶ ; Murashima ve diğerleri ., 2000 ▶ ). Aminoguanidin, L-N6- (1-iminoetil) lisin ve (-) - epigallokateşin gallat gibi seçici iNOS inhibitörlerinin epilepsiyi azalttığı gösterilmiştir (Park ve diğerleri, 2001 ▶ ; Byun ve diğerleri, 2009 ▶ ).

    Bu çalışmanın amacı, çördük sulu ekstraktının pentilentetrazol (PTZ) ile indüklenen akut nöbetler ve bu etkilerin potansiyel bir aracısı olarak hipokampus iNOS mRNA ekspresyonu üzerindeki etkilerini araştırmaktı.

    Git: Malzemeler ve yöntemler

    Hayvanlar

    Bu çalışmada, 32 yetişkin erkek Wistar sıçanı (170-200 g), 12 saatlik aydınlık/karanlık döngüsünde tutuldu. Yiyecek ve su ücretsiz olarak sağlandı. Tüm deneyler ve hayvan çalışmaları, Laboratuar Hayvanlarının Bakımı ve Kullanımı Kılavuzu (8. baskı; National Academies Press; 2011) dikkate alınarak yapıldı ve Arak Tıp Bilimleri Üniversitesi İnceleme Kurulu ve Etik Kurulu tarafından onaylandı (IR.ARAKMU.REC. 1397.372). Hayvanların sayısını ve acılarını azaltmak için tüm girişimlerde bulunuldu. Deney grupları aşağıdaki gibidir: (1) salin+PTZ (n=5); (2) Çördük 50 mg/kg+PTZ (n=10); (3) Çördük 100 mg/kg+PTZ (n=10); (4) Çördük 200 mg/kg+PTZ (n=8).

    Bitki malzemeleri

    Çördük bitkisinin havayla kurutulmuş hava kısımları (çiçekler, yapraklar ve saplar) Sabzevar Tıp Bilimleri Üniversitesi'nin (Sabzevar, İran) herbaryumu tarafından satın alınmış ve doğrulanmıştır. Kurutulmuş bitki materyali (50 g), su (250 mi) içinde süspanse edildi ve sarımsı bir yağ elde etmek için 2 saat hidro damıtıldı. Distilattan sulu tabaka ekstre edildi ve daha fazla ekstraksiyon için bir döner buharlaştırıcı aparata aktarıldı. Ekstraktın nihai hacmi neredeyse 125 ml idi, bu da her bir ml'nin 400 mg kurutulmuş materyal içerdiği anlamına geliyordu. Çördük özü seyreltildi ve test gününde damıtılmış su kullanılarak taze yapıldı. Ekstrakt (50, 100 ve 200 mg/kg), nöbet indüksiyonundan 15 dakika önce enjekte edildi (0.5 ml/rat; ip) (Zareie ve diğerleri, 2018 ▶ ; Sadegh ve Sakhaie, 2018 ▶ ).

    PTZ kaynaklı tonik klonik nöbetler

    Akut tonik-klonik konvülsiyonlar, intraperitoneal (ip) PTZ (80 mg/kg) enjeksiyonu ile provoke edildi. Hemen ardından ratlar bir pleksiglas kutuya (40×40×40 cm) hayvanlar gözükecek şekilde konuldu ve davranışsal nöbetler 30 dakika kör olarak izlendi. Bu amaçla deney gruplarında tüm enjeksiyonlar ve nöbet aşamaları puanlaması iki farklı kişi tarafından yapılmıştır. Sonuçsal konvulsif davranışlar şu şekilde kategorize edilmiştir (Luttjohann ve ark., 2009 ▶): aşama 1, Ani davranışsal durma ve/veya hareketsiz bakma; 2. aşama, Yüz mastürbasyonu; Aşama 3, Boyun gerizekalı; evre 4, oturma pozisyonunda klonik nöbet; Evre 5, Karın üstü yatarken klonik ve/veya tonik-klonik nöbetleri içeren konvülsiyonlar; ve evre 6, Yan yatarken ve/veya çılgınca zıplarken klonik ve/veya tonik-klonik nöbetleri içeren konvülsiyonlar. Her aşamayı gösterme gecikmesi ve her aşamanın süresi gelecekteki analizler için kaydedildi. Ayrıca, konvülsiyonları sırasında sıçanlar ölüm oranı açısından gözlemlendi.

    moleküler analiz

    Her bir hayvan için nöbet aşamalarının izlenmesinden iki saat sonra, eğer konvülsiyonların 6. aşamalarını takiben hayatta kaldıysa, hayvana dietil eter kullanılarak anestezi uygulandı ve başı kesildi. Beyin çıkarıldı ve soğutulmuş 100 mM PBS (pH 7.4) içinde tutuldu ve sağ hipokampus hızla diseke edildi. Toplam RNA, üreticinin talimatlarına göre bir Trizol RNA ekstraksiyon kiti (DNAbiotech) kullanılarak ekstre edildi. Üreticinin protokolüne dayalı olarak, oligo-dT primerleri (GeneOn, Almanya) ve ters transkriptaz (Fermentas, GMBH, Almanya) kullanılarak ters transkripsiyon reaksiyonu için numuneler hemen kullanıldı. Reaksiyon karışımları 25°C'de 10 dakika ve ardından 47°C'de 60 dakika inkübe edildi. Reaksiyon, 85°C'de 5 dakika ısıtılarak durduruldu. Daha sonra 4°C'de soğutuldular. Bir Roche cihazında (Roche, Almanya) bir SYBER Green Master Mix Kiti (Sigma,) kullanılarak kantitatif gerçek zamanlı PCR (q-PCR) için cDNA kullanıldı. q-PCR için, aşağıdaki koşullar uygulandı: 95°C'de 10 dakika süreyle ilk ısıtma, 40 döngü amplifikasyon, her biri 95°C'de 60 saniye, tavlama sıcaklığında 60 saniye ve 72°C'de 60 saniye. Tavlama sıcaklıkları, gliseraldehit 3-fosfat dehidrojenaz için 55°C ve 60°C idi (GAPDH ) ve iNOS sırasıyla. Sonuçlar üzerindeki örnek varyasyonlarının etkilerini azaltmak için, endojen bir kontrol olarak GAPDH kullanıldı. Göreceli değişiklikler karşılaştırmalı Cq yöntemiyle hesaplandı. Amplifikasyon için kullanılan primer dizileri, AlleleID 7 yazılımı kullanılarak tasarlandı (tablo 1). tablo 1

    Gen ekspresyonu çalışmasında kullanılan primerler
    GAPDH F: TCCCATTCTTCCACCTTTGATGCT
    R: ACCCTGTTGCTGTAGCCATATTCAT
    101 NM-017008.4
    iNOS F: ACCCAAGGTCTACGTTCAAGACA
    R: CACATCCCCGAGCCATGC
    121 NM-012611.3
    Ayrı bir pencerede aç
    istatistiksel analiz

    Veriler ortalama±SEM olarak temsil edilir. GraphPad Prizma 5.0. Verileri analiz etmek için yazılım kullanılmıştır. Verilerin normal dağılımı D'Agostino-Pearson normallik testi ile test edildi ve ardından ikiden fazla grup arasındaki istatistiksel olarak anlamlı farklılıkları değerlendirmek için Tek Yönlü ANOVA ve ardından Bonferroni son testi uygulandı. Önem düzeyi p<0.05 olarak ayarlandı.

    Git: Sonuçlar

    5. ve 6. aşamaları takip eden her deney grubundaki 5-6. aşamaların insidansı ve ölüm sayısı,Tablo 2tanımlayıcı veri olarak Tablo 2

    Deney gruplarında evre 5-6 prevalansı ve ölüm sayısı
    Tuzlu+PTZ 5 5 2
    Çördük 50 mg/kg+PTZ 10 10 5
    Çördük 100 mg/kg+PTZ 10 10 2
    Çördük 200 mg/kg+PTZ 8 8 8
    Ayrı bir pencerede aç
    Çördük özütünün nöbet evrelerinin gecikmesi ve süresine etkisi

    Deney grupları arasında nöbet evreleri 4-6'ya girme gecikmesi ve evre 4 ve 5'in sürelerinin ortalama değerlerini karşılaştırmak için tek yönlü ANOVA ve ardından Bonferroni son testi kullanıldı. Da gösterildiği gibiŞekil 1, çördük özütünün farklı dozları (50, 100 ve 200 mg/kg), PTZ grubuna kıyasla nöbet evre 4 ve 5'e girme gecikmesi ve evre 4 süresi üzerinde önemli bir etkiye sahip değildi.
    Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı AJP-10-213-g001.jpg'dir.
    Şekil 1
    Deney gruplarında nöbet evrelerinin latansı (S4L, S5L ve S6L) ve süresinin (S4D ve S5D) karşılaştırılması. Tek yönlü ANOVA'nın ardından Bonferroni son testi, 100 mg/kg çördük özütünün, tuzlu su ile karşılaştırıldığında, evre 5'in (S5D) süresini artırma ve ardından nöbet evre 6'ya (S6L) girme gecikmesini artırma üzerinde önemli etkileri olduğunu doğruladı. +PTZ grubu (p<0.05). Tüm veriler ortalama±SEM olarak sunulmuştur; * salin+PTZ ile karşılaştırıldığında p<0.05 ve **p<0.01. S4L: 4. aşama gecikme, S5L: 5. aşama gecikme, S6L: 6. aşama gecikme, S4D: 4. aşama süre ve S5D: 5. aşama süresi

    Ancak, 100 mg/kg dozundaki çördük özütü, tuzlu su+PTZ grubu ile karşılaştırıldığında, evre 5'in süresini (p<0.05) ve daha sonra nöbet evre 6'ya girme gecikmesini artırmada anlamlı derecede etkiliydi (p<0.01). Ayrıca, ölüm oranları için tanımlayıcı veriler (Tablo 2) diğer dozlara kıyasla 100 mg/kg dozun uygulanmasından sonra daha iyi sonuçlar ortaya koydu. Ayrıca 200 mg/kg dozunda çördükten ölüm oranları 5-6. evrelerde %100 olmuştur.

    Çördük özütünün iNOS'un hipokampus mRNA düzeyine etkisi

    Deney gruplarında nöbetin 6. evresinden sonra iNOS'un hipokampus mRNA düzeyi değerlendirildi. PCR reaksiyonunu gerçekleştirdikten sonra, amplifiye fragman ürünleri, iNOS mRNA durumunun güvenilirliğini ve kalitesini belirlemek için %1.5 agaroz jel ile analiz edildi (Şekil 2A). Ek olarak, hipokampustaki iNOS'un mRNA seviyesini nicel olarak ölçmek için RT-PCR yapıldı (Şekil 2B). Verileri karşılaştırmak için tek yönlü ANOVA ve ardından Bonferroni'nin son testi kullanıldı. Gösterildiği gibiŞekil 2B, epileptik sıçanların 100 mg/kg çördük özütü ile tedavisi, hipokampus iNOS mRNA seviyesinde salin+PTZ grubuna kıyasla önemli bir artışa yol açtı (p<0.001). Bununla birlikte, 50 mg/kg çördük özütü, hipokampus iNOS mRNA düzeyi üzerinde salin+PTZ grubu ile karşılaştırıldığında önemli bir etkiye sahip değildi . Ek olarak, 200 mg/kg çördük ile tedavi edilen gruptaki tüm sıçanlar, nöbet aşaması 6 sona ermeden öldüğünden, bu grup için gen ekspresyonu verilerine ulaşılamadı.
    Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı AJP-10-213-g002.jpg
    şekil 2
    Hipokampus iNOS mRNA seviyesinin ortalama değerlerinin karşılaştırılması . Örnek bir agaroz jeli (%1.5) , deney gruplarının (A) hipokampus dokularında iNOS ve GAPDH için PCR reaksiyon ürünlerini karşılaştırdığını göstermiştir . iNOS ve GAPDH'nin moleküler ağırlıkları sırasıyla 250 ve 104 bps'dir. Hipokampus iNOS mRNA seviyeleri, PTZ enjeksiyonundan önce 100 mg/kg çördük özü verilen sıçanlarda salin+PTZ grubuna kıyasla önemli ölçüde arttı. Bununla birlikte, 50 mg/kg çördük özütü önemli bir etkiye sahip değildi (B). Nöbet evreleri sırasında 200 mg/kg çördükte ölüm oranı %100 olduğundan, bu grup için gen ekspresyonu verilerine ulaşılamadı.

    Tek yönlü ANOVA ve ardından Bonferroni'nin son testi kullanıldı. Tüm veriler ortalama±SEM olarak sunulmuştur. *** salin+PTZ ile karşılaştırıldığında p<0,001.

    Git: Tartışma

    Farklı dozlarda çördük sulu özütünün etkileri, PTZ ile indüklenen akut nöbetler ve hipokampus iNOS gen ekspresyonu üzerinde değerlendirildi. Sonuçlarımız gösterdi

    100 mg/kg ekstraktın tonik-klonik ataklarla birlikte görülen evre 5 ve 6 nöbet oluşumunu erteleyebildiği görülmüştür. Ayrıca bu dozda iNOS gen ekspresyonunda önemli artışlar gözlendi.

    PTZ enjeksiyonu ile indüklenen akut nöbetlerin indüksiyonu, antiepileptik ilaçların ve kimyasal bileşiklerin etkilerini araştırmak için yaygın bir yöntemdir (Löscher, 2011 ▶ ). PTZ bir antagonist olarak çalışır ve merkezi sinir sisteminde GABA A inhibitör reseptörlerini inhibe eder , bu da CNS nöronlarının uyarılabilirliğinin artmasına neden olur. Bu nedenle, bu artan uyarılabilirliği azaltabilen bileşikler veya inhibitör etkileri olan bileşikler, bu modelde antikonvülsif ve anti-epileptik ajanlar olarak işlev görebilir (Schmidt ve Schachter, 2014 ▶ ). Önceki çalışmalar, çördük özütlerinin, sulu veya alkollü özütleme yönteminden özütlenen izo-pinokamfon (cis- ve trans-) adı verilen yüksek oranda kimyasal bir bileşik içerdiğini göstermiştir (Millet ve diğerleri, 1981).▶ ). Hold ve meslektaşları (2002) ▶ pinokamfonun GABA A reseptörüne karşı bir antagonist olarak çalıştığını buldu (Hold ve diğerleri, 2002 ▶ ), bu nedenle beyin uyarılabilirliğini ve nöbet duyarlılığını artırabiliyor. Hem sulu hem de alkollü çördük özütlerinde pinokamfonu bir bileşik olarak bildirenlerle ilgili olarak, çalışmamızdaki çördük bitkisinin sulu özütü pinokamfon içerebilir. Bununla birlikte, nöbet önleyici etkileri, GABA A reseptörünü antagonist olarak bağlamak için PTZ ve pinokamfon arasındaki farmakolojik rekabetle ilişkili olabilir . Çalışmamızda ekstrakt, PTZ'den 15 dakika önce enjekte edildi ve hem pinocamphone hem de PTZ, antagonize GABA A'ya çalışıyor.bu nedenle, pinokamfon, PTZ'nin gelmesinden önce GABA A reseptörüne eklenebilir ve PTZ bağlanma yerlerini işgal edebilir veya reseptörün PTZ için afinitesini değiştirebilir. Sonuç olarak ekstrakt alan gruptaki PTZ etkileri salin+PTZ grubuna göre daha düşük olacak ve 5. ve 6. aşamaların oluşmasını geciktirecektir. bir PTZ modelinde veya nöbet indükleyen modellerde (Millet ve diğerleri, 1979 ▶ ). Dolayısıyla PTZ ile rekabetinin farklı bir etki göstermesi olasıdır.

    Millet ve meslektaşları (Millet ve diğerleri, 1979 ▶) çördük özütü toksik olmayan dozunun yaklaşık 80 mg/kg olduğunu ve özütün 130 mg/kg üzerindeki dozlarının konvülsif ve toksik etkilere sahip olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, 100 mg/kg sulu çördük özütünün nöbet evre 1-4'ü etkilemediğini bulduk. Ancak, 5. ve 6. aşamalara ulaşmak için gecikme süresini arttırdı, bu da tonik-klonik atakların gecikmesini arttırmak anlamına geliyor. Bu nedenle, 100 mg/kg çördük özütünün tonik-klonik nöbetlerin yayılmasını azaltabildiği görülüyor. Ancak 200 mg/kg dozunda bu antikonvülsif etkiler ortadan kalktı ve nöbet evrelerinin gecikme süresi ve süresine ilişkin veriler değişti ve salin+PTZ grubunun verilerine daha çok benziyordu. Ekstraktın, düşük dozlarda ekstraktlarda etkili olmayan az miktarda başka kimyasallar içermesi mümkündür,▶ ) ve ekstraktın antikonvülsif etkisi ile etkileşime girebilirler. Dolayısıyla, sonuçlarımıza dayanarak, çördük sulu özütünün etkili antikonvülsif dozunun 100 mg/kg olduğu ve daha önce Millet ve ark. 1979 ▶ ; Millet ve diğerleri, 1981 ▶ ).

    Çördük özü önemli miktarda linalool içerir (Özer ve ark., 2005 ▶ ). Çalışmalar, linaloolün antikonvülsif etkilerinin, glutamat sinir iletimini değiştirerek ve sistem uyarılabilirliğini azaltarak üretildiğini göstermiştir (Elisabetsky ve diğerleri, 1999 ▶ ; de Almeida ve diğerleri, 2009 ▶ ). Bu nedenle, en azından kısmen, çalışmamızda gözlemlenen yanıt, çördük özütünün linalool içeriği ile ilgili olabilir. Çördük özü ayrıca flavonoid bileşikleri içerir (Ma ve diğerleri, 2014 ▶ ; Özer ve diğerleri, 2005 ▶ ). Flavonoidlerin GABA A reseptörü için bir ligand görevi görebildiği ve nöronların uyarılmasını azalttığı gösterilmiştir (de Almeida ve ark., 2009 ▶; Wasowski ve Marder, 2012 ▶ ). Bu nedenle, çalışmamızın sonuçları için başka bir açıklama, çördük özünde flavonoidlerin varlığı olabilir.

    Çalışmamızda hipokampus iNOS mRNA düzeyi sonuçları, 100 mg/kg çördük özütü dozunun iNOS mRNA ekspresyonunu önemli ölçüde artırdığını göstermiştir. 200 mg/kg dozu için gen ekspresyonu verileri bu gruptaki tüm sıçanlar 5-6. aşamalarda öldüğü için verilmemiştir. Bununla birlikte, iNOS, nöbetler ve epilepsi sırasında indükleyen bir proinflamatuar faktör olarak bilinir (Murashima ve ark., 2000 ▶ ). Çalışmalar, iNOS'un baskılanmasının nöbet gelişimi üzerinde engelleyici etkileri olduğunu göstermiştir (Banach ve ark., 2011 ▶). Ayrıca çeşitli çalışmalar flavonoidler ve linalool ile bu iki bileşiği içeren bitki ekstraktlarının iNOS üzerinde inhibitör etkileri olduğunu ve NO üretimini azaltarak antiinflamatuar etkiler sergilediğini göstermiştir (Peana ve ark., 2006 ▶ ). Bu nedenle, sonuçlarımız önceki raporlarla çelişkili bulgular gösterdi ve özütün antikonvülsif etkilerine rağmen, hipokampus iNOS gen ekspresyonu arttı. Bu beklenmedik çelişkili etkiler, ekstrede bulunan farklı kimyasallar tarafından üretilebilir. Ayrıca, çördük özütünün gözlenen antikonvülsif etkilerinin ve daha önce tartışılan GABA A ile olası etkileşiminin, çördük özü enjeksiyonundan 15 dakika sonra PTZ'yi enjekte ettiğimizde hızlı bir şekilde meydana geldiği bildirilmelidir. Fakat,iNOS gen ekspresyonu verileri, çördük özü enjeksiyonundan yaklaşık 3 saat sonra toplandı. Bildiğimiz gibi, gen ifadesinin uyarılması zamana ihtiyaç duyar ve bu gen ifadesinin fizyolojik sonuçlara dönüştürülmesi de zamana ihtiyaç duyar. Dolayısıyla bu iki çelişkili veri, antikonvülsif etki ve iNOS gen ekspresyonunun artması, aynı anda olmadığı için etkileşime girmeyebilir. Bununla birlikte, çördükün antikonvülsif etkisinin zamana bağlı olup olmadığı ve iNOS gen ekspresyonundaki değişiklikler nedeniyle uzun bir zaman çizelgesinde veya kronik uygulamada olası bir konvülsif etki olup olmadığı araştırılmalıdır.

    100 mg/kg çördük özütü antikonvülsif etkilere sahip gibi görünüyor. Bununla birlikte, bu antikonvülsan etkilere iNOS gen ekspresyonunun inhibisyonu aracılık etmez .

    Git: teşekkür

    Bu çalışma Arak Tıp Bilimleri Üniversitesi tarafından desteklenmiştir.

    Git: Çıkar çatışmaları

    Yazarlar için herhangi bir çıkar çatışması yoktur.

    Git: Referanslar

    • Ahmadi A, Sayyah M, Khoshkholgh-Sima B, Choopani S, Kazemi J, Sadegh M, Moradpour F, Nahrevanian H. Lipopolisakkaritin intra-hipokampal enjeksiyonu, yetişkin sıçanlarda tutuşan nöbetleri engeller ve tutuşma oranını geciktirir. Exp Beyin Arş. 2013; 226 :107–120. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Auditeau E, Moyano L, Bourdy G, Nizard M, Jost J, Ratsimbazafy V, Preux P, Boumediene F. Epilepsili insanları tedavi etmek için bitkisel ilaç kullanır: Kuzey Peru'nun kırsal topluluklarında bir araştırma. J Etnofarmakol. 2018; 215 :184-190. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Banach M, Piskorska B, Czuczwar S, Borowicz K. Nitrik oksit, epileptik nöbetler ve antiepileptik ilaçların etkisi. CNS Nörol Bozukluğu İlaç Hedefleri. 2011; 10 :808-819. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Byun J, Lee S, Jeon S, Kwon Y, Lee H, Kim S, Kim Y, Kim M, Chun W. Kainik asit kaynaklı nöronal ölüm, aminoguanidin tarafından zayıflatılır, ancak fare hipokampüsünde L-NAME tarafından ağırlaştırılır. Kore J Physio Pharma. 2009; 13 :265-271. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • De Almeida ER, Rafael KR, Couto GB, Ishigami AB. Cissus sicyoides L (Vitaceae) J Biomed Biotechnol yapraklarının özünde bulunan flavonoidler, linalool ve alfa-tokoferolün fareler üzerinde anksiyolitik ve antikonvülsan etkileri. 2009; 2009 :274740. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Elisabetsky E, Brum L, Souza D. Glutamatla ilişkili nöbet modellerinde linaloolün antikonvülsan özellikleri. Bitkisel ilaç. 1999; 6 :107–113. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Frazer CJ, Christensen H, Griffiths KM. Yaşlılarda depresyon tedavilerinin etkinliği. Med J Aust. 2005; 182 :627-632. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Gonzalez-Hernandez T, Garcia-Marin V, Perez-Delgado M, Gonzalez-Gonzalez M, Rancel-Torres N, Gonzalez-Feria L. Epilepsili hastaların serebral korteksinde nitrik oksit sentaz ifadesi. epilepsi. 2000; 41 :1259–1268. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • KM, Sirisoma NS, Sparks SE, Casida JE'yi tutun. Cis- ve trans-3-pinanonların (çördük yağının aktif bileşenleri) Xenobiotica'nın metabolizması ve etki şekli . 2002; 32 :251–265. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Javadi B, Sahebkar A, Emami S. Astım tedavisi için şifalı bitkiler: Geleneksel bir İran tıbbı perspektifi. Curr Ecz. 2017; 23 :1623-1632. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Li J, OW, Li W, Jiang ZG, Ghanbari HA. Oksidatif stres ve nörodejeneratif bozukluklar. Int J Mol Sci. 2013; 14 :24438–24475. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Löscher W. Yeni antiepileptik ilaçların keşfinde ve geliştirilmesinde kullanılan mevcut nöbet ve epilepsi hayvan modellerinin eleştirel incelemesi. Nöbet. 2011; 20 :359–368. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Luttjohann A, Fabene PF, Van Luijtelaar G. Sıçanlarda PTZ kaynaklı nöbetler için revize edilmiş Racine ölçeği. Fizyol Davranışı. 2009; 98 :579–586. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Ma X, Ma X, Ma Z, Sun Z, Yu W, Wang J, Li F, Ding J. uygur bitkisi Hyssopus officinalis L'nin astımlı farelerde hava yolu yeniden şekillenmesi süreci üzerindeki etkileri. Kanıta Dayalı Komple Alter Med. 2014 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Mazzio E, Deiab S, Park K, Soliman KF. Doğal insan monoamin oksidaz B inhibitörlerini belirlemek için yüksek verimli tarama. Fitoter Araş. 2013; 27 :818–28. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Darı Y, Jouglard J, Steinmetz Md, Tognetti P, Joanny P, Arditti J. Bazı uçucu bitki yağlarının toksisitesi Klinik ve deneysel çalışma. Klinik Toksikol. 1981; 18 :1485–1498. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Darı Y, Tognetti P, Lavaire-Perlovisi M, Steinmetz Md, Arditti J, Jouglard J. [Adaçayı ve çördük esanslarının ticari preparatlarının toksik konvülzan özelliklerinin deneysel çalışması (yazarın çevirisi)] Rev Electroencephalogr Neurophysicl Clin. 1979; 9 :8–12. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Miyazaki H, Matsuura H, Yanagiya C, Mizutani J, Tsuji M, Ishihara C. Çördük (Hyssopus of ficinalis) ekstraktlarının bağırsak α-glncosidase aktivitesi ve tokluk hiperglisemi üzerindeki inhibitör etkileri. J Nutr Bilim Vitamini. 2003; 49 :346–349. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Murashima Y, Yoshii M, Suzuki J. EL farelerinin epileptogenezinde nitrik oksitin rolü. epilepsi. 2000; 41 Ek 6 :S195–S199. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Ngugi A, Bottomley C, Kleinschmidt I, Sander J, Newton C. Aktif ve yaşam boyu epilepsi yükünün tahmini: bir meta-analitik yaklaşım. epilepsi. 2010; 51 :883-890. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Özer H, Şahin F, Kılıç H, Güllüce M. Türkiye'den Hyssopus officinalis L subsp angustifolius (Bieb) Arcangeli'nin uçucu yağ bileşimi. Flavo Frag J. 2005; 20 :42–44. [ Google Akademik ]
    • Park K, Reuben J, Soliman K. İndüklenebilir nitrik oksidin kokainin neden olduğu çıradaki rolü. Exper Bio Med. 2001; 226 :185–190. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Peana A, Marzocco S, Popolo A, Pinto A. (-)-Linalool in vitro NO oluşumunu inhibe eder: bu monoterpen bileşiğinin antinosiseptif aktivitesine olası katılım. Hayat Bilimi. 2006; 78 :719–723. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Rutkowski R, Pancewicz S, Rutkowski K, Rutkowska J. [inflamatuar süreçte reaktif oksijen ve nitrojen türleri] Pol Merkur Lekarski. 2007; 23 :131-136. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Sadegh M, Sakhaie M. Carvacrol, muhtemelen hipokampal siklooksijenaz-2 inhibisyonu yoluyla lipopolisakkaritin prokonvülsif etkilerini hafifletir. Metab Beyin Dis. 2018; 33 :2045-2050. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Schmidt D, Schachter S. Yetişkinlerde epilepsinin ilaç tedavisi. BMJ. 2014; 348 :354. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Shin E, Jeong J, Chung Y, Kim W, Ko K, Bach J, Hong J, Yoneda Y, Kim H. Epileptik nöbetlerde oksidatif stresin rolü. Nörokimya İnter. 2011; 59 :122–137. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Sucher N, Carles M. Epilepsi için bitkisel ilaçların farmakolojik temeli. Epilepsi Davranışı. 2015; 52 :308–318. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Theodore W & Fisher R. Epilepsi için beyin stimülasyonu. Lancet Nörol. 2004; 3 :111–118. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Tolou-Ghamari Z, Zare M, Habibabadi J, Najafi M. Antiepileptik ilaçlar: epilepsili hastalarda klinik ve biyokimyasal sonuçların değerlendirilmesi. Inter J Preven Med. 2013; 4 :S330–S337. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Vezzani A, French J, Bartfai T, Baram T. Epilepside inflamasyonun rolü. Doğa incelemeleri. Nörol. 2011; 7 :31-40. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Wasowski C, Marder M. GABAA reseptör ligandları olarak flavonoidler: tüm hikaye? J Exp Pharmacol. 2012; 4 :9–24. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Wlodarczyk B, Palacios A, George T, Finnell R. Antiepileptik ilaçlar ve gebelik sonuçları. Ameri J Med Gen. Kısım A. 2012; 158A :2071–2090. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Zareie P, Sadegh M, Palizvan M, Moradi-Chameh H. Endokannabinoidlerin antikonvülsif etkileri; Pentilentetrazolün neden olduğu tonik-klonik nöbetlerde endokannabinoid metabolizmasının düzenleyici bileşenlerinin rolünü belirlemek için bir araştırma. Metab Beyin Dis. 2018; 33 :939-948. [ PubMed ] [ Google Akademik ]

    Yorum yap


    • #3
      Hyssopus officinalis , GSK-3β , C-fos, NF-κB , ABCA1 ve ABGA1 gen ekspresyonunu modüle ederek streptozotosin ile indüklenen diyabetik sıçanlar üzerinde hipoglisemik etkiler gösterir.

      Rehab M Abdel-Megeed1, Samah A El Newary2, Mai O Kadry1, Hassan Z Ghanem1, Rabeh A El-Shesheny3, Hüseyin AH Said-Al Ahl2, Abdülhamid Z Abdülhamid1
      Bağlantılar yıkılmak Bağlantılar
      • 1Terapötik Kimya Bölümü, İlaç ve İlaç Endüstrileri Bölümü, Ulusal Araştırma Merkezi, El Buhouth St., Dokki, Kahire, 12622 Mısır.
      • 2Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Araştırmaları Bölümü, İlaç ve İlaç Endüstrileri Bölümü, Ulusal Araştırma Merkezi, El Buhouth St., Dokki, Kahire, Mısır.
      • 3Grip Virüsleri Bilimsel Mükemmeliyet Merkezi, Çevresel Araştırma Bölümü, Ulusal Araştırma Merkezi, El Buhouth St., Dokki, Kahire, Mısır.
      Ücretsiz PMC makalesiSoyut


      Amaç: Tip 2 diabetes mellitus (DMT2), çevresel faktörler ve belirli genetik faktörler arasındaki ikili etkileşimlere katkıda bulunur. Bu, yeni tedavi stratejisi için büyük bir ihtiyacı etkiledi. Bununla birlikte, karasal bir bitki olarak Hyssopus officinalis ( H. officinalis) önemli bir doğal antioksidan kaynağı olarak kabul edilir, bir anti-hiperglisemik ajan olarak değerlendirilebilir.

      Yöntemler: Mevcut çalışmada, HPLC , toplam polifenoller ve flavonoidler dahil olmak üzere H. officinalis'in aktif bileşenlerini tanımladı. Tip 2 diabetes mellitus, erkek Wistar albino sıçanlarında tek bir ip doz streptozotosin (STZ) (35 mg/kg BW) yoluyla indüklenmiştir. Diyabet indüksiyonundan bir hafta sonra, sıçanlara bir ay boyunca ağızdan H. officinalis (500 mg/kg vücut ağırlığı) uygulandı. H. officinalis'in ATP bağlayıcı kaset taşıyıcı A1 ( ABCA1 ) ve G1 ( ABCG1 ) genlerinin yanı sıra apoptotik biyobelirteçler, glikojen sentaz kinaz-3β ( GSK-3β ) modülasyonu üzerindeki etkinliğini araştırmak için moleküler analiz değerlendirildi.) ve hücresel onkogen-fos ( C-fos ) genleri. Ayrıca, enflamatuar biyobelirteçler, nükleer faktör kappa-B ( NF-κB ) ve tümör nekroz faktör-a ( TNF-a ) gen ekspresyonu da değerlendirildi.

      Sonuçlar: H. officinalis alkollü özütü, birçok aktif bileşene ek olarak gallik asit olarak polifenollerin ve kuersetin olarak flavonoidlerin varlığını bildirmiştir. Apigenin-7-glukozit ve Klorjenik asit, ekstrakttaki en yaygın bileşenlerdi. RT-PCR sonuçları, H. officinalis tedavisi üzerine ABCA1 ve ABCG1'in mRNA gen ekspresyonunda önemli bir yukarı regülasyon ilan etti . Bu arada, C-fos gen ekspresyonu hafif bir aşağı regülasyon kaydetti. Apoptotik biyobelirteç GSK-3β'nin gen ekspresyonu, enflamatuar biyobelirteçler NF-κB ve TNF-a'nın yanı sıra önemli bir aşağı düzenleme gösterdi .

      Sonuç: Kaydedilen verilerden, H. officinalis'in C-fos , GSK-3β, NF-κB , TNF-α, ABCA1 ve ABCG1 gen ekspresyonunu ve sinyal yolaklarını modüle ederek büyük bir hipoglisemik potansiyel uyguladığı sonucuna varılabilir ve değerlendirilebilir. DMT2 tedavisi için etkili bir aday olarak.

      Anahtar Kelimeler: ABCA1 geni; ABCG1 geni; C-fos & GSK-3p; Hyssopus officinalis; NF-KB; T2DM; TNF-a.

      © Springer Nature Switzerland AG 2020.

      Yorum yap


      • #4
        Hyssopus officinalis , GSK-3β , C-fos, NF-κB , ABCA1 ve ABGA1 gen ekspresyonunu modüle ederek streptozotosin ile indüklenen diyabetik sıçanlar üzerinde hipoglisemik etkiler gösterir.

        Rehab M. Abdel-Megeed , 1 Samah A. El Newary , 2 Mai O. Kadry , 1 Hassan Z. Ghanem , 1 Rabeh A. El-Shesheny , 3 Hussein AH Said-Al Ahl , 2 ve Abdel-Hamid Z. Abdel -Hamid 1
        Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
        1 Terapötik Kimya Departmanı, Farmasötik ve İlaç Endüstrileri Bölümü, Ulusal Araştırma Merkezi, El Buhouth St., Dokki, Kahire, 12622 Mısır
        2 Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Araştırmaları Bölümü, İlaç ve İlaç Endüstrileri Bölümü, Ulusal Araştırma Merkezi, El Buhouth St., Dokki, Kahire, Mısır
        3 Grip Virüsleri Bilimsel Mükemmeliyet Merkezi, Çevresel Araştırma Bölümü, Ulusal Araştırma Merkezi, El Buhouth St., Dokki, Kahire, Mısır
        İlgili yazar.
        Git: Soyut

        Hedefler


        Tip 2 diabetes mellitus (DMT2), çevresel faktörler ve belirli genetik faktörler arasındaki ikili etkileşimlere katkıda bulunur. Bu, yeni tedavi stratejisi için büyük bir ihtiyacı etkiledi. Bununla birlikte, karasal bir bitki olarak Hyssopus officinalis ( H. officinalis) önemli bir doğal antioksidan kaynağı olarak kabul edilir, bir anti-hiperglisemik ajan olarak değerlendirilebilir. yöntemler


        Mevcut çalışmada, HPLC , toplam polifenoller ve flavonoidler dahil olmak üzere H. officinalis'in aktif bileşenlerini tanımladı . Tip 2 diabetes mellitus, erkek Wistar albino sıçanlarında tek bir ip doz streptozotosin (STZ) (35 mg/kg BW) yoluyla indüklenmiştir. Diyabet indüksiyonundan bir hafta sonra, sıçanlara bir ay boyunca ağızdan H. officinalis (500 mg/kg vücut ağırlığı) uygulandı. H. officinalis'in , apoptotik biyobelirteçler, glikojen sentaz kinaz-3β ( GSK-3β ) ve hücresel onkojen -e ek olarak ATP-bağlayıcı kaset taşıyıcı A1 ( ABCA1 ) ve G1 ( ABCG1 ) genlerini modüle etmedeki etkinliğini araştırmak için moleküler analiz değerlendirildi. fos ( C-fos) genler. Ayrıca, enflamatuar biyobelirteçler, nükleer faktör kappa-B ( NF-κB ) ve tümör nekroz faktör-a ( TNF-a ) gen ekspresyonu da değerlendirildi. Sonuçlar


        H. officinalis alkollü özütü, birçok aktif bileşene ek olarak gallik asit olarak polifenollerin ve kuersetin olarak flavonoidlerin varlığını ilan etti. Apigenin-7-glukozit ve Klorjenik asit, ekstrakttaki en yaygın bileşenlerdi. RT-PCR sonuçları, H. officinalis tedavisi üzerine ABCA1 ve ABCG1'in mRNA gen ekspresyonunda önemli bir yukarı regülasyon ilan etti . Bu arada, C-fos gen ekspresyonu hafif bir aşağı regülasyon kaydetti. Apoptotik biyobelirteç GSK-3β'nin gen ekspresyonu, enflamatuar biyobelirteçler NF-κB ve TNF-a'nın yanı sıra önemli bir aşağı düzenleme gösterdi . Çözüm


        Kaydedilen verilerden, H. officinalis'in C-fos , GSK-3β, NF-κB , TNF-α, ABCA1 ve ABCG1 gen ekspresyonunu ve sinyal yolaklarını modüle ederek büyük bir hipoglisemik potansiyel uyguladığı sonucuna varılabilir. DMT2 tedavisi için etkili aday.

        Anahtar Kelimeler: T2DM, Hyssopus officinalis , ABCA1 geni, ABCG1 geni, NF-κB , TNF-α, C-fos & GSK-3β
        Git: giriiş


        Tip 2 diabetes mellitus, dünyanın hızla büyüyen hastalıklarından biridir [ 1 ] ve insülin direncinin ardından insülin sekresyonunda ilerleyici azalma ve devre dışı bırakan mikro ve makro-vasküler komplikasyonlarla karakterize bir durum olarak kabul edilir [ 2 ]. T2DM küresel olarak artmaktadır ve şu anda dünya yetişkin nüfusunun %8.5'inden fazlasını, yaklaşık 422 milyon yetişkini etkilemektedir [ 3 ]. Diyabet prevalansı son 30 yıldır istikrarlı bir şekilde artmaktadır ve en hızlı şekilde düşük ve orta gelirli ülkelerde büyümektedir. Uluslararası Diyabet Federasyonu, 2008 yılında Mısır'daki diyabet hastalarının 8,2 milyondan fazla olduğunu bildirdi.

        Diyabet, kalıcı hipergliseminin bir sonucu olarak pankreas adacıkları üzerinde oksidatif stres uygular, antioksidan aktivitelerinde azalmaya katkıda bulunur ve böylece ROS oluşumunu teşvik eder [ 4 , 5 ]. Streptozotosin (STZ), toksik etkileri ve pankreas β-hücrelerinin DNA hasarı ve potansiyel bir oksidatif stres indükleyicisi olarak hayvan modellerinde diyabet indüksiyonu için en yaygın olarak kullanılan kimyasal ajandır [ 5 ].

        Hyssopus officinalis L. ( H. officinalis ) Lamiaceae familyasına aittir ve Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika'da yetiştirilmektedir [ 4 ]. H. officinalis uçucu yağ, polifenoller, flavonoidler, tanenler ve murrain bakımından zengindir. Türk geleneksel tıbbında H. officinalis sindirim bozuklukları, larenjit, yara iyileşmesi, sinir bozuklukları, diş ağrısı tedavisinde kullanılmıştır. Balgam söktürücü, gaz giderici, iltihap önleyici, periferik kan damarlarını gevşetici, terlemeyi teşvik edici ve spazm önleyici olduğu bildirilmiştir [ 5 ]. H. officinalissoğuk algınlığı, öksürük, boğaz ağrısı, bronşit, astım ve insan immün yetmezlik virüsü gibi farklı enfeksiyon türlerinde virüs tedavisi olarak belgelenmiştir. Yağı, antimikrobiyal bir ajan olarak kabul edilir ve antiprotozoal, antifungal, anti-leishmanial ve antikarsinojenik etkilerine ek olarak HIV'e karşı güçlü antiviral aktivite sergilemiştir [ 6 ].

        Çeşitli kanıtlar, H. officinalis yağının antioksidan özelliklerini ve farklı tahliller kullanan ekstraktları desteklemiştir. Ayrıca, daha önce anti-hiperglisemi olarak kullanılmış olup, intestinal alfa-glukosidaz aktivitesinde ve tokluk hiperglisemideki rolünü gösterir [ 7 ].

        ATP bağlayıcı kaset taşıyıcı A1 ( ABCA1 ) ve G1 ( ABCG1 ) genleri, tip 2 diabetes mellitus patogenezinde hayati taşıyıcılar ve kolesterol taşıma proteinleri, lipid metabolizması, glukoz homeostazı, insülin sekresyonu, hücre sağkalımı, apoptoz gibi çok sayıda süreçte yer alır. ve anti-inflamatuar fonksiyonlar [ 6 ]. Tip 2 diabetes mellitusta ABCA1 ve ABCG1 gen ekspresyonu, periferik monositlerde veya monosit türevli makrofajlarda aşağı regüle edilmiştir [ 7 ].

        Serin/treonin kinaz glikojen sentaz kinaz-3β ( GSK-3β ) başlangıçta tanımlanmış ve glikojen metabolizması, hücre döngüsü ilerlemesi, hücre iskeleti düzenlemesi, gen transkripsiyonu, mRNA translasyonu ve apoptozun düzenlenmesinde incelenmiştir [ 8 ]. Geniş kanıtlar , diyabet, kanser ve Alzheimer hastalığının patogenezinde GSK-3β'nın işlev bozukluğunu ortaya çıkardı [ 9 ]. Farelerde GSK-3β geninin yoksunluğu, etkilenmiş TNF-α duyarlılığının bir sonucu olarak abartılı karaciğer apoptozisi nedeniyle geç embriyogenezde ölüme yol açar [ 9 ]. Aç kalmış hiperglisemik sıçanlar, vagusun nöronlarında ve dorsal motor çekirdeğinde c-Fos çekirdek seviyesinde önemli bir yükselme olduğunu ortaya çıkardı [10 ]. Hiperglisemi ve plazmadaki yüksek serbest yağ asitleri ROS'u artırır [ 11 ] ve bu da NF-κB gibi inflamatuar yolları uyararak insülin direncine yol açar [ 12 ]. Daha sonra, NF-KB , TNF-a gibi inflamatuar mediatörleri kodlayan birkaç genin transkripsiyonunu destekler [ 13 , 14 ].

        Bu çalışmada, H. officinalis'in anti-hiperglisemik potansiyel olarak değerlendirilmesi araştırılmıştır. Bu bitkisel ilaç testinin T2DM ile ilişkili genetik arızayı düzenleme yeteneğine ek olarak.

        Git: Malzemeler ve yöntemler

        Bitki materyali ve ekstraksiyon


        H. officinalis tohumları HEM ZADEN BV -Hemmerbuurt'tan elde edilmiştir. H. officinalis ID 802000'dir. Tohumlar 2016 yılında Kahire Üniversitesi, Giza Eczacılık Fakültesi deney çiftliğine ekilmiştir. Taze bitki Temmuz 2016 sonunda toplanmıştır. Hollanda'dan ithal edilmiştir. Kültüre alınan H. officinalis bitkisi , Ulusal Araştırma Merkezi'nin (CAIRC) herbaryumunda M524 No'lu Fiş Örneği altında depolanmıştır. H. officinalis bitkisi, fitokimyasalları dönüştürebilecek enzimlerin aktivitesini durdurmak için 100 o C/1 dk ısı şokuna maruz bırakılmış ve daha sonra 40 o fırında tam kuruyana kadar hava ile kurutulmuştur.C. Kurutulmuş toz (500 g), oda sıcaklığında ıslatma yoluyla %70 etanol (10 L) ile kapsamlı bir şekilde özümlendi. Toplanan süzüntü, kuruyana kadar düşük basınç altında buharlaştırıldı. Ekstrakt liyofilize edildi ve kalan toz (200 g) kullanılıncaya kadar -20 o C'de tutuldu. H. officinalis özündeki toplam polifenol ve flavonoidleri belirleyin


        H. officinalis özütünün toplam fenolleri, hafif modifikasyonla Folin Ciocalteu kullanılarak spektrofotometrik olarak (Shimadzu UV/Vis-240IPC) [ 15 ] ölçüldü. Toplam fenol konsantrasyonları, gallik asit eşdeğerleri (GAE) olarak ifade edildi. H. officinalis bitki özütünün toplam flavonoidleri , alüminyum klorür kullanılarak Lin ve Tang [ 16 ] tarafından açıklanan yönteme göre spektrofotometri ile belirlendi . Toplam flavonoid konsantrasyonları, kersetin /100 g kuru ağırlık olarak ifade edildi. H. officinalis özündeki fenolik bileşiklerin Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi analizi


        Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi (HPLC) analizi Kim ve arkadaşlarına göre gerçekleştirilmiştir [ 17] bir otomatik örnekleyici ve bir diyot dizisi detektörü ile donatılmış bir Agilent Technologies 1 100 serisi sıvı kromatografisi kullanan bazı modifikasyonlarla. Analitik kolon, bir C18 koruma kolonu ile Agilent Eclipse XDB C18 (150 x 4.6 um; 5 um) idi. Mobil faz, asetonitril (çözücü A) ve su içinde %2 asetik asitten (h/h) (çözücü B) oluşuyordu. Akış hızı, toplam 70 dakikalık çalışma süresi için 0.8 mL/dak'da tutuldu ve gradyan programı şu şekildeydi: 30 dakikada %100 B ila %85 B, 20 dakikada %85 B ila %50 B, %50 5 dakikada B ila %0 B ve 5 dakikada %0 B ila %100 B. Yenileme için çalıştırma sonrası 10 dakika vardı. Enjeksiyon hacmi 10 uL idi ve benzoik asit, sinnamik asit türevleri ve flavonoidler bileşiği için sırasıyla 280, 320 ve 360 ​​nm'de pikler eş zamanlı olarak izlendi. Tüm numuneler 0'dan süzüldü. Enjeksiyondan önce 45 µm Acrodisc şırınga filtresi (Gelman Laboratuvarı, MI). Zirveler, uyumlu alıkonma süreleri ve UV spektrumu ile tanımlandı ve standartlarınkilerle karşılaştırıldı. Hayvan deneyi


        180-200 g ağırlığındaki erkek albino sıçanlar, Ulusal Araştırma Merkezi hayvan evinden elde edildi. Hayvanlar standart koşullarda [(22 ± 5) o C (55 ± 5) % nem ve 12 saat aydınlık/karanlık döngüsünde tutulan kafeslerde barındırıldı . Suya ve peletlenmiş standart yem diyetine serbest erişimlerine izin verildi.

        Hayvan bakımı ve tedavileri ile ilgili tüm prosedürler, Ulusal Araştırma Merkezi No. 19094 ve ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından yayınlanan Laboratuvar Bakım ve Kullanım Kılavuzuna uygundur. Akut toksisite çalışması


        Olası toksisiteyi belirlemek için H. officinalis alkollü özütü için akut toksisite testi yapıldı. Erkek albino sıçanlara ( n  = 08 ) ekstraktın farklı dozları [ 18 ] oral yoldan uygulanarak aşılandı. 500 mg/kg vücut ağırlığı, kontrol grubu ise sadece normal salin aldı. LD50 , BioStat programı (BioStat 2009 Build 5.8.4.3) kullanılarak belirlendi. Deneysel tasarım


        Otuz erkek albino Wister rat, her birinde 10 rat olacak şekilde 3 gruba ayrıldı. İklimlendirmeden bir hafta sonra. Birinci grup sitrat tamponu aldı ve negatif kontrol grubu olarak görev yaptı. İkinci ve Üçüncü gruplar, %20 fruktozun iki hafta süreyle içme suyunda çözülmesi ve ardından streptozotosin (STZ) uygulaması (Sigma, St. Louis, Missouri, ABD) ile diyabet indüksiyonuna tabi tutuldu [ 19]. STZ, 0.05 mol/L sitrat tamponu, ardından pH 4.5, ardından 2 saatlik STZ enjeksiyonundan sonra ağızdan 5 mL %40 glukoz ve içme sırasında %20 glukoz içinde çözülen tek bir intraperitoneal dozda (35 mg/kg BW) enjekte edildi. hipoglisemiyi önlemek için gece boyunca su. Diyabet indüksiyonundan 1 hafta sonra, One-Touch aleti kullanılarak kandaki glikoz seviyesi ölçüldü. 300 mg/dL'den fazla glikoz seviyesi kaydeden sıçanlar diyabetik olarak kabul edildi. İkinci grup pozitif kontrol olarak görev yaptı. Üçüncüsü, bir ay boyunca H. officinalis (500 mg/kg VA) ile tedavi edildi . Deneyin sonunda, tüm gruplar öldürüldü ve dil altı damarının delinmesiyle steril heparinize tüplere her hayvandan tam kan örnekleri alındı, ardından moleküler analiz için RNA ekstraksiyonuna tabi tutuldu. RNA ekstraksiyonu ve Gerçek Zamanlı PCR


        Toplanan tam kan örneklerinden RNA ekstrakte edildi ve hedef genlerin ekspresyonu, ABCA1 , ABCG1 , C-fos , GSK-3 , TNF-α ve NF-κB için spesifik ileri ve geri primerlere göre gerçek zamanlı PCR kullanılarak tespit edildi. (tüm primerler dizisi Tablo'da listelenmiştir.​Tablo 1).1). İlk olarak, toplam RNA, SV toplam RNA izolasyon sistemi (Qiagen, ABD) kullanılarak her bir numuneden ayrı ayrı taze tam kandan özütlendi, ardından Ekstre Edilmiş RNA, Termo-bilimsel kit kullanılarak cDNA'ya ters kopyalandı ve RT-PCR kiti (Stratagene) kullanılarak PCR ile amplifiye edildi. , AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ). Reaksiyonlar, 50 uL'lik bir son hacimde [25 uL SYBR GreenMix (2x), 1 uL cDNA, 2 uL primer çifti karışımında (her primer 5 pmol/uL), 22.5 uL H20 ] içinde gerçekleştirilmiştir. PCR reaksiyonu: 50 o C 2 dakika (1 döngü), 95 o C 10 dakika (1 döngü) ve ardından her döngü üç aşamadan oluşan 40 döngü [95 o C 15 saniye, 45 ila 60 o C için 30 s (her primer için optimum tavlama sıcaklığına göre) ve 30 s için 72 o C] sonra 72o C 10 dakika (1 döngü). Gerçek zamanlı deneylerden elde edilen veriler, Sekans Tespit Yazılımı sürüm 1.7 (PE Biosystems, Foster City, ca., ABD) [ 20 – 23 ] ile hesaplanmıştır. tablo 1


        ABCA1 , ABCG1 , GSK-3β , C-fos , TNF-α , NF-KB ve GAPDH'nin ileri ve geri primerlerinin sekansı
        ABCA1 5'-GGGTGGCTCTCGCCTACTTG-3' 5'-GACGCCCGTTTTCTTCTCTCAG-3'
        ABCG1 5'-GTACTGACACACCTGCGAATCAC-3' 5'-TCGTTCCCAATCCCAAGGTA-3'
        GSK-3β 5'-GGAACTCCAACAAGGGAGCA- 3' 5'-TTCGGGGTCGGAAGACCTT A-3'
        C-fos 5′- GGGACAGCCTTTCCTACTACC-3′ 5′- GATCTGCGCAAAAGTCCTGT-3
        TNF-α 5'-CCAGACCCTCACACTCAGATCA-3' 5'-TCCGCTTGGTGGTTTGCTA-3'
        NF-KB 5'-CATGAAGAGAAGACACTGACCATGGAAA-3' 3'-TGGATAGAGGCTAAGTGTAGACA-3'CG-5'
        GAPDH 5'-TGGAGTCTACTGGCGTCTT-3' 5'- TGTCATATTTCTCGTGGTTCA-3'
        Ayrı bir pencerede aç istatistiksel analiz


        Veriler, ortalama ± SD olarak ifade edildi. İstatistiksel analiz, Instat-3 bilgisayar programı (Graph Pad Software Inc., San Diego, ca.) kullanılarak yapıldı. Tek yönlü varyans analizi, SPSS 12 ve ardından post-hoc testi ile yapıldı. Anlamlılık düzeyi  Tukey testi kullanılarak P < 0.05 olarak belirlendi.

        Git: Sonuçlar

        Toplam fenoller, flavonoidler ve fenolik bileşiklerin HPLC analizi


        HPLC sonuçları, H. officinalis alkollü özütünün yaklaşık yüzde yetmişinin, 45.09 mg kersetin/g özütünün toplam flavonoidlerine ek olarak yüksek oranda toplam fenol (69.7 mg gallik/g özü) içerdiğini ortaya koydu. HPLC ile ayrılan ana ayrılmış fenolik bileşikler Tablo'da gösterilmektedir.​Tablo 22ve Şek.​Şekil 1.1. Ana bileşik, 8703.751 µg/g özüt konsantrasyonuna sahip Apigenin-7-glukozit, ardından Klorojenik asit (780.854 ug/g özüt) ve ardından Siringik asit (459.278 ug/g özüt) olarak tanımlandı. Tablo 2


        H. officinalis bitkisinin alkollü ekstraktının fenolik bileşiklerinin HPLC analizi
        p - hidroksibenzoik asit ( C7H6O3 ) _ _ 11.000 27.100 138.12
        Kateşin (C 15 H 14 O 6 ) 12.604 242.008 290.26
        Klorojenik asit (C 16 H 18 O 9 ) 13.561 780.854 354.31
        Kafeik asit (C 9 H 8 O 4 ) 14.536 388.541 180.16
        Siringik asit (C 9 H 10 O 5 ) 15.390 459.278 198.17
        Ferulik asit (C 10 H 10 O 4 ) 26.442 273.661 194.18
        Sinapik asit (C 11 H 12 O 5 ) 28.282 154.711 224.21
        p -kumarik (C 9 H 8 O 3 ) 30.865 229.923 164.05
        Rutin ( C 27 H 30 O 16 ) 32.580 100.788 610.52
        Naringenin ( C 15 H 12 O 5 ) 35.253 141.561 272.25
        Apigenin-7-glukozit (C 21 H 20 O 11 ) 36.827 8 703.751 448.37
        Sinnamik asit (C 9 H 8 O 2 ) 41.330 44.610 148.16
        Apigenin (C 15 H 10 O 5 ) 48.156 14.175 270.05
        Kaempferol ( C 15 H 10 O 6 ) 48.758 10.686 286.23
        Ayrı bir pencerede aç
        Ortalama ± SD ve ortalama ± SEM olarak sunulan veriler silinir

        Rakamlar tablolar haline getirildi ve tablolar sunuldu

        Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı 40200_2020_535_Fig1_HTML.jpg
        1
        H. officinalis bitkisinin alkollü ekstraktının fenolik bileşiklerinin HPLC analizi Akut toksisite deneyi


        H. officinalis ekstraktının 500 mg/kg'dan başlayıp 6000 mg/kg'a kadar artan dozlarda oral uygulaması daha sonra BioStat programı kullanılarak LD 50 tayini yapılmıştır. Kaydedilen veriler, 5 000 mg/kg vücut ağırlığının, test edilen hayvanların yarısının öldürülen dozu (LD50 ) olduğunu göstermiştir . Bu nedenle, ham özütün in-vivo çalışmasına seçilen doz, LD50'nin onda biri olarak 500 mg/kg vücut ağırlığı/gün olmuştur . Farklı gruplarda kan şekeri ölçümü


        Deney süresince her haftanın sonunda ayrı ayrı farklı gruplarda kan şekeri ölçülmüştür. İlk haftadan itibaren, STZ enjekte edilen gruplarda açlık kan şekeri seviyesi, sağlıklı kontrol gruplarına göre önemli ölçüde yükseldi. Bu arada, H. officinalis uygulaması üzerine yüksek kan şekeri seviyesinde aşağı regülasyon bildirildi (Tablo​(Tablo 33). Tablo 3


        Farklı haftalarda farklı gruplarda açlık kan şekeri seviyesi
        Kontrol grubu 107,74 ± 7,86 bir 107,74 ± 7,86 bir 109,89 ± 8,61 bir 101,87 ± 4,51 bir 106.907 ± 3.98 bir
        diyabetik grup 415,54 ± 15,63 b 410,54 ± 15,63 b 402,38 ± 20,14 b 419,31 ± 17,36 b 422,52 ± 14,81 b
        H. officinalis ile tedavi edilen grup 405.54 ± 15.63 b 288,29 ± 19,51 b 203.64 ± 14.78 c 184,74 ± 8,73 bir 172.01 ± 9.34 bir
        Ayrı bir pencerede aç
        Veriler, ortalama ± SD ( n  = 10) olarak ifade edilir. P  < 0.05 anlamlı kabul edilir. Aynı harfe sahip gruplar birbirinden önemli ölçüde farklı değilken, farklı harflere sahip gruplar birbirinden önemli ölçüde farklıdır. ABCA1 ve ABCG1 genlerinin modülasyonu


        Kaydedilen verilerden, STZ'nin neden olduğu diyabet , sağlıklı kontrol grubuna kıyasla hem ABCA1 hem de ABCG1 mRNA gen ekspresyonlarını yaklaşık 5 kat s önemli ölçüde aşağı regüle etti. Bununla birlikte, grupların uygulanan H. officinalis tedavisinde, seviyelerinin kontrol değerine yakın olduğu durumlarda önemli bir yukarı regülasyon bildirildi (Şekil 1a).​(İncir. 22).
        Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı 40200_2020_535_Fig2_HTML.jpg
        İncir. 2
        H. officinalis tedavisinin T2DM indüksiyonunu takiben ABCA1 ve ABCG1 genlerinin mRNA ekspresyonu üzerindeki etkisi . GAPHD, mRNA kat değişikliklerini hesaplamak için dahili kontrol olarak kullanıldı. Veriler, ortalama ± SEM (n = 10) olarak ifade edilir. P-değeri < 0.05 anlamlı olarak kabul edilir. Aynı harfe sahip gruplar birbirinden önemli ölçüde farklı değilken, farklı harflere sahip gruplar birbirinden önemli ölçüde farklıdır. C-fos ve GSK-3β'nin gen ifadesi


        STZ diyabet indüksiyonu sonrası tam kan apoptotik işaretleyici C-fos gen ekspresyonunda önemli bir artış kaydedildi. Bununla birlikte, H. officinalis uygulaması, C-fos gen ekspresyonunu önemli ölçüde düşürmedi. Bu arada, tam kan numunelerinde GSK-3β gen ekspresyonu, diyabet indüksiyonu üzerine 1.3 kat fazla eksprese edildi. Bununla birlikte , diyabetik grupla karşılaştırıldığında H. officinalis tedavisi sonrası önemli bir aşağı regülasyon bildirildi ( Şekil 1).​Şek. 33) .
        Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı 40200_2020_535_Fig3_HTML.jpg
        Şek. 3
        H. officinalis tedavisinin T2DM indüksiyonunu takiben C-fos ve GSK-3β genlerinin mRNA ekspresyonu üzerindeki etkisi . GAPHD, mRNA kat değişikliklerini hesaplamak için dahili kontrol olarak kullanıldı. Veriler, ortalama ± SEM (n = 10) olarak ifade edilir. P-değeri < 0.05 anlamlı olarak kabul edilir. Aynı harfe sahip gruplar birbirinden önemli ölçüde farklı değilken, farklı harflere sahip gruplar birbirinden önemli ölçüde farklıdır. Anti-inflamatuar biyobelirteçlerin modülasyonu


        Diyabet indüksiyonu üzerine inflamatuar biyobelirteçler TNF-a gen ekspresyonunda önemli bir yükselme , kontrol değerine kıyasla neredeyse 5 kat kaydedildi. Bununla birlikte, TNF-a gen ekspresyonu, özütün işlenmesi üzerine önemli ölçüde aşağı regüle edildi. Bununla birlikte, diyabet indüksiyonundan sonra inflamatuar biyobelirteçler NF-κB gen ekspresyonunda önemli bir yükselme, kontrol değerine kıyasla neredeyse 2,05 kat kaydedilmiştir. Ayrıca, H. officinalis'in uygulanması , kontrol değerine kıyasla neredeyse 1,4 kat önemli bir aşağı regülasyon ortaya çıkardı ( Şekil 1).​Şekil 44) .
        Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı 40200_2020_535_Fig4_HTML.jpg
        4
        H. officinalis tedavisinin T2DM indüksiyonunu takiben TNF-α ve NF-κB genlerinin mRNA ekspresyonu üzerindeki etkisi . GAPHD, mRNA kat değişikliklerini hesaplamak için dahili kontrol olarak kullanıldı. Veriler, ortalama ± SEM (n = 10) olarak ifade edilir. P-değeri < 0.05 anlamlı olarak kabul edilir. Aynı harfe sahip gruplar birbirinden önemli ölçüde farklı değilken, farklı harflere sahip gruplar birbirinden önemli ölçüde farklıdır.

        Git: Tartışma


        Tip 2 Diyabet (T2DM), ölüm oranını artıran bir dizi mikro ve makrovasküler komplikasyonla ilişkili kronik bir hastalıktır. Diyabet komplikasyonlarının güçlü genetik kanıtları vardır [ 24 ] mevcut çalışmanın ana hedefi, H. offecinalis ekstraktının sıçan modelinde STZ ile indüklenen T2DM üzerindeki etkisini araştırmak ve bunlarla ilgili sinyal yollarını incelemektir [ 8 ].

        H. offecinalis özütünün HPLC analizi, polifenollerin ve flavonoidlerin ana hipoglisemik bileşenler olduğunu açıkladı.

        Polifenolik bileşikler, α-amilaz ve α-glukosidaz inhibisyonunun bir sonucu olarak karbonhidrat sindiriminin inhibisyonu, glukoz emilimini baskılama, glikasyonu inhibe etme, insülin sekresyonunu modüle etme ve pankreastaki Langerhans adalarının β-hücrelerini hücre içi modifiye ederek glukotoksisiteye karşı koruma dahil olmak üzere çok sayıda hipoglisemik aktiviteye sahiptir. sinyalizasyon. Polifenoller karaciğerde glukoz sentezini baskılamış ve periferik dokular tarafından glukoz emilimini arttırmıştır [ 25 ]. Mevcut ekstrakt, gallik asit olarak toplam 69.70 mg∕g polifenoller ve bir kersetin olarak 45.09 mg/g ekstrakt toplam flavonoidler içerir.

        Apigenin, 8 703.751 µg/g özütünü temsil eden H. officinalis özütünün ana bileşeniydi . Apigenin'in, glikoz taşıyıcı tip 4(GLUT-4) translokasyonunu desteklediği ve diyabeti indüklemek için CD38 (farklılaşma kümesi 38) enzimini aşağı regüle ettiği ve DPP-IV (Dipeptidil peptidaz-4) enzimini önemli ölçüde baskıladığı gösterilmiştir [ 26 ]. Apigenin'in, glukoz metabolizmasını iyileştirmeye yol açan hepatik glukoneojenik enzim aktivitelerini inhibe ettiği bildirilmiştir [ 27 ]. Apigenin'in insülin sekresyonunu ve glikojen üretimini teşvik ettiği bildirilmiştir [ 28 ]] ek olarak, hasarlı pankreas β-hücreleri üzerinde önemli koruyucu aktivite ve ardından STZ indüksiyonu. Ayrıca, Apigenin'in sitokinleri ve proinflamatuar ajanları kemokinleri azalttığı ve hiperglisemi, hiperinsülinemi ve insülin direncini iyileştirdiği bildirilmiştir [ 27 ].

        Kontrol değeri ile karşılaştırıldığında, STZ diyabet indüksiyonundan sonra NF-κB ve TNF-a gen ekspresyonu dahil inflamatuar biyobelirteçlerde önemli bir yükselme gözlendi. Bununla birlikte, H. officinalis , bu inflamatuar biyobelirteçlerde önemli bir aşağı regülasyon ilan etti. Apigenin dahil flavonoidlerin anti-inflamatuar etkisi daha önce bildirilmiştir [ 29 ]. Flavonoidler ayrıca NF-κB inhibitörleri olarak rapor edilmiştir. Flavonoidler, bu transkripsiyon faktörünü etkileyerek TNF-α ile indüklenen ICAM-1 ekspresyonunu inhibe eder [ 29 ]. Ayrıca flavonoidler, c-fos mRNA gen ekspresyonunu düzenler.

        STZ diyabet indüksiyonu sonrası tam kan apoptotik biyobelirteç C-fos gen ekspresyonunda önemli bir artış kaydedildi. Bununla birlikte, H. officinalis uygulaması, C-fos gen ekspresyonunu önemli ölçüde düşürmedi. Bu arada, tam kan örneklerinde GSK-3β gen ekspresyonu aşırı eksprese edildi. Bununla birlikte, H. officinalis tedavisinden sonra önemli bir aşağı regülasyon ilan edildi .

        BxPC-3 hücrelerinin apigenin ile tedavi edilmesi , mRNA düzeyinde GSK- 3β'yi önemli ölçüde azalttı. Ayrıca apigenin, GSK-3β / NF-κB sinyal yolaklarını inhibe ederek ve hücre döngüsünü G2/M fazında durdurarak apoptoza yol açarak pankreas hücrelerinin ölümünü indüklemiştir . Daha önce gösterildiği gibi, apigenin, NF-KB'nin baskılanmasına yol açan GSK-3β'nın protein ekspresyonunu azaltmıştır [ 30 ].

        Klorojenik asit, özütte yaklaşık 780.854 µg/g özüt ile mevcut olan ikinci ana polifenolik bileşendi. Klorojenik asit, çeşitli mekanizmalar yoluyla bir anti-diyabetik bileşen olarak rapor edilmiştir. Klorojenik asit, en spesifik T1 (G-6-Pase taşıyıcı) inhibitörüdür ve glukoneogenezde rol oynayan sınırlayıcı enzim olan hepatik G-6-Pase'i seçici olarak inhibe edebilir. GLUT 4'ün ekspresyonunu ve translokasyonunu arttırdığı ve iskelet kası glukoz kullanımında iyileşmeye neden olduğu gösterilmiştir. Ayrıca, AMP-5' ile aktive olan protein kinazların (AMPK'ler) aktivasyonu ile kaslarda glikoz taşınmasını arttırır [ 31 ]. Bağırsakta sodyum gradyanına bağlı glikoz taşınmasını azalttığı doğrulanmıştır [ 32 ].]. Daha önce, klorojenik asidin insülin sekresyonunu uyardığı gösterilmişti [ 33 ]. İnsanlarda, CGA'nın glukoz absorpsiyonunun bir modülatörü, bir gastrointestinal hormon ve insülin atılımı olarak rapor edilmiştir. CGA, 훼-amilaz ve 훼-glukosidaz aktiviteleri üzerinde inhibitör bir etkiye sahiptir ve tokluk kan şekeri seviyesini düşürür [ 34 ]. CGA'nın, GLUT4 ve PPAR-훾 transkript ekspresyonunu yükselterek miyotüplerde glikoz taşınmasını desteklediği bildirilmiştir.

        Mevcut sonuç, ekstrakttaki üçüncü ana bileşen olan siringik asidin varlığını ortaya çıkardı (459.278 µg/g ekstrakt). Hipoglisemik bir ajan olarak rapor edilmişti [ 35 ].

        Ayrıca, ferulik asit de ekstrakttaki en önemli bileşen olarak rapor edilmiştir (273.661 µg/g ekstrakt). Ferulik asidin anti-diyabetik aktivitesi ve alloksan kaynaklı diyabet tarafından hasarlı karaciğer, böbrek ve pankreas üzerindeki etkisi, oksidatif stres biyobelirteçlerine ek olarak NF-KB'yi baskılama yeteneğine atıfta bulunur [ 36 , 37 ].

        Kafeik asit, mevcut ekstraktta bulunan en yaygın bileşendir (388.541 µg/g ekstrakt) insülin seviyesini, glukokinaz aktivitesini ve mRNA gen ekspresyonunu ve glikojen içeriğini arttırdığı bildirilmiştir. Burada, diyabet indüksiyonu üzerine TNF-a gen ekspresyonunda kontrol değerine kıyasla neredeyse 5 kat önemli bir yükselme gözlemlendi. H. officinalis özütünün uygulanması , kontrol değerine kıyasla TNF-a gen ekspresyonunda önemli bir aşağı regülasyon ortaya çıkardı . Daha önce bildirildiği gibi, kafeik asit, TNF-α konsantrasyonunu aşağı regüle etti ve serebral insülin sinyal yolaklarını yukarı regüle etti ve insülini parçalayan enzim proteinlerinin ekspresyonunu uyardı [ 38 ].

        Ekstrakt karakterizasyonu, p-kumarik asit ve Sinapik asit (sırasıyla 229.923 µg/g, 154.711 µg/g ekstrakt) varlığını beyan etti. Lipid ve glukoz metabolizmasını ve trigliserit birikimini düzenleyerek insülin direncini iyileştirdiği bildirilmiştir [ 39 ]. Sinapik asit, anti-inflamatuar etki gösterir. TNF-α dahil olmak üzere proinflamatuar sitokinlerin ekspresyonunu azaltmıştır [ 40 ].

        Farklı çalışmalar, ABCA1 ve ABCG1'in , glukoz homeostazını ve insülin sekresyonunu düzenleyen kolesterol taşıma proteinleri olduğunu beyan etmiştir [ 41 , 42 ]. Lipit taşıma aktivitelerinden dolayı ABCA1 ve ABCG1'in anti-inflamatuar görevi vardı. Bu nedenle, mevcut çalışma, H. officinalis'in T2DM '' ABCA1 ve ABCG1 '' 'de en sık etkilenen genleri modüle etmedeki etkinliğini değerlendirmek için de genişletildi . Kaydedilen veriler, H. officinalis tedavisinden sonra her iki gende de önemli bir yukarı regülasyon ilan etti .

        Daha önce, DMT2 hastalarında periferik monositlerde veya monosit türevli makrofajlarda ABCA1 ve ABCG1 gen ekspresyonu azalmıştı [ 43 , 44 ]. Bu bulgu, DMT2 sıçanlarının ince bağırsağında da araştırılmıştır [ 45 ].

        DMT2'nin pankreas β-hücrelerini yok eden bir otoimmün hastalık olduğu iyi bilinmektedir. Bu nedenle, polifenoller ve flavonoidler dahil olmak üzere doğal ürünler, glukoz metabolizmasını etkileyen ve nitrik oksit sentazı inhibe eden glukoz fosforilasyonunu artırabilir, böylece transkripsiyon faktörü NF-kB'nin aktivitesini inhibe edebilir ve beta hücre aktivitesinin adacıkını muhafaza edebilir [ 46 ]. Polifenolik bileşikler ayrıca tokluk glikoz seviyesini düzenleyebilir ve glikoz emilimini etkilemek için bağırsak glikoz taşınmasının modülasyonu yoluyla glikoz intoleransını inhibe edebilir [ 47 ]. kaydedildi [ 48 ].

        On yıllar boyunca H. officillalis'in kimyasal ve biyolojik yönleri bildirilmiştir [ 5 – 7 , 25 ]. Önceki çalışmalar, H. officillalis'in klorojenik olarak fenolik bileşiklere ek olarak flavonoidler apigenin ve kersetin dahil olmak üzere çeşitli polifenolik bileşikleri ve kafeik asitleri içerdiğini göstermiştir [ 27 – 33 , 38 ]. H. officialis'in antioksidan aktiviteye sahip olduğu bildirilmiştir [ 5 ]. Deney hayvanları üzerinde yapılan farklı çalışmalar, hiperglisemiyi modüle eden α-glukozidaz inhibitör aktiviteleri göstermiştir [ 4 , 25]. Oysa bazı klinik araştırmalar, H. officillalis'in antidiyabetik aktivitesini bildirmiştir, ancak bu umut verici adayın güvenlik marjını göstermek için daha ileri çalışmalar yapılabilir [ 49 , 50 ].

        Git: Sonuçlar


        Doğal bir ürün olarak H. officinalis , DMT2'den sorumlu farklı sinyal yollarının modüle edilmesinde etkili görünmektedir. Ayrıca, serumdaki glikoz seviyesini düşürmede güçlü bir ajan olarak kaydedildi. Bu nedenle, mevcut çalışma, DMT2 tedavisi için yeni ve güvenli bir strateji geliştirmenin büyük önemini araştırdı.

        Git: Teşekkür


        Yazarlar, bu araştırmayı tamamlamaya verdiği destek için Ulusal Araştırma Merkezi'ne minnettardır.

        Git: Etik standartlara uygunluk

        Çıkar çatışması
        Yazarların beyan edecekleri herhangi bir çıkar çatışması yoktur.

        Git: Dipnotlar




        yayıncının notu

        Springer Nature, yayınlanan haritalarda ve kurumsal bağlantılarda yargı yetkisi iddiaları konusunda tarafsız kalır.



        Git: Referanslar

        1. Fowler MJ. Diyabetin mikrovasküler ve makrovasküler komplikasyonları. Klinik Diyabet. 2008;26(2):77-82.
        2. Arber DA, Orazi A, Hasserjian R, Thiele J, Borowitz MJ, Le Beau MM, et al. Dünya Sağlık Örgütü'nün miyeloid neoplazmalar ve akut lösemi sınıflandırmasında 2016 revizyonu. Kan. 2016; 127 (20):2391–405. doi: 10.1182/kan-2016-03-643544. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        3. Kızıl S, Toncer O, İpek A, Arslan N, Sağlam S, Mahmood Khawar K. Türk çördük ( Hyssopus officinalis L.) çiçek açma evreleri uçucu yağ bileşimini etkiler. Acta Agric Scand Sect B Toprak Tesisi Sci. 2008; 58 (3):273–9. [ Google Akademik ]
        4. Miyazaki H, Matsuura H, Yanagiya C, Mizutani J, Tsuji M, Ishihara C. Çördük ( Hyssopus officinalis ) ekstraktının bağırsak alfa-glukozidaz aktivitesi ve tokluk hiperglisemi üzerindeki önleyici etkileri. J Nutr Sci Vitaminol (Tokyo) 2003; 49 (5):346–9. doi: 10.3177/jnsv.49.346. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        5. Akbarzadeh A, Norouzian D, Mehrabi MR, Jamshidi S, Frahangi A, Alla, et al. sıçanlarda streptozotosin ile diyabetin indüklenmesi. IJCB. 2007; 22 :60–4. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        6. Patti ME. Tip 2 diabetes mellitus patofizyolojisinde gen ekspresyonu. Curr Diab Temsilcisi 2004; 4 (3):176–81. doi: 10.1007/s11892-004-0020-x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        7. Tang C, Kanter JE, Bornfeldt KE, Leboeuf RC, Oram JF. Diyabet , fare makrofajlarında ve böbreklerinde kolesterol ihracatçısı ABCA1'i azaltır. J Lipid Res. 2010; 51 (7):1719–28. doi: 10.1194/jlr.M003525. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        8. Alharbi KK, Khan IA, Al-Daghri NM, Munshi A, Sharma V, Mohammed AK, et al. Bir Suudi popülasyonunda ABCA1 C69T gen polimorfizmi ve tip 2 diabetes mellitus riski. J Biosci. 2013; 38 (5):893–7. doi: 10.1007/s12038-013-9384-x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        9. MacAulay K, Woodgett JR. Tip 2 diyabet tedavisinde hedeflenen glikojen sentaz kinaz-3 (GSK-3). Uzman Görüşü Hedefler. 2008; 12 (10):1265–74. doi: 10.1517/14728222.1.10.1265. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        10. Hu P, Thinschmidt JS, Yan Y, Hazra S, Bhatwadekar A, Caballero S, et al. Tip 1 Diyabette Merkezi Sinir Sistemi İltihabı ve Kemik İliği Nöropatisi Tip 1 Diyabette Merkezi Sinir Sistemi İltihabı ve Kemik İliği Nöropatisi. J Pathol'um. 2014; 183 (5):1608–20. doi: 10.1016/j.ajpath.2013.07.009. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        11. Saiedullah M. Diyabet olgusu, obezite ile birlikte tip 2 diabetes mellitusta insülin duyarlılığı veya direncini bildiriyor 2016; 1(2): 10000.
        12. Sigala I, Zacharatos P, Toumpanakis D, et al. MAPK'ler ve NF-κB, dirençli solunuma yanıt olarak diyaframdaki sitokin ekspresyonunu farklı şekilde düzenler: oksidatif stresin rolü. J Physiol Regul Integr Comp Physiol. 2011; 300 (5):1152-62. doi: 10.1152/ajpregu.00376.2010. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        13. Hoffmann A, Levchenko A, Scott ML, Baltimore D. IkappaB-NF-kappaB sinyalleme modülü: Geçici kontrol ve seçici gen aktivasyonu. Bilim. 2002; 298 (5596):1241–5. doi: 10.1126/bilim.1071914. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        14. Reyna SM, Ghosh S, Tantiwong P, Meka CSR, Eagan P, Jenkinson CP, et al. Yüksek ücretli benzeri reseptör 4 ekspresyonu ve insüline dirençli deneklerden kasta sinyalleşme. Diyabet. 2008; 57 (10):2595-602. doi: 10.2337/db08-0038. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        15. Gorinstein S, Zachwieja Z, Katrich E, Pawelzik E, Haruenkit R, Trakhtenberg S. Ana antioksidan bileşiklerin içeriğinin ve beyaz üzüm meyvesinin antioksidan aktivitesinin ve yeni melezinin karşılaştırılması. Leb Wiss Technol. 2004; 37 :337-43. doi: 10.1016/j.lwt.2003.10.005. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        16. Lin JY, Tang CY. Seçilen meyve ve sebzelerde toplam fenolik ve flavonoid içeriğinin yanı sıra fare splenosit proliferasyonu üzerindeki uyarıcı etkilerinin belirlenmesi. Gıda Kimyası 2007; 101 (1):140–7. doi: 10.1016/j.foodchem.2006.01.014. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        17. Kim KH, Tsao R, Yang R, Cui SW. Buğday kepeği ekstraktlarının fenolik asit profilleri ve antioksidan aktiviteleri ve hidroliz koşullarının etkisi. Gıda Kimyası 2006; 95 :466-73. doi: 10.1016/j.foodchem.2005.01.032. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        18. Bruce RD. Akut toksisite testi için yukarı ve aşağı bir prosedür. Fon Uygulaması Tox. 1985; 5 :151–7. doi: 10.1016/0272-0590(85)90059-4. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        19. Wilson RD, İslam MS. Fruktozla beslenen streptozotosin enjekte edilen sıçan: tip 2 diyabet için alternatif bir model. Pharmacol Temsilcisi 2012; 64 (1):129–39. doi: 10.1016/S1734-1140(12)70739-9. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        20. Salama MF, Bayele HK, Srai SSK. Tümör nekroz faktörü alfa, promotörü içindeki yeni bir yanıt elemanı aracılığıyla insan hemojuvelin ekspresyonunu azaltır. J Biomed Sci. 2012; 19 (1):83. doi: 10.1186/1423-0127-19-83. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        21. Yokoyama K, Hiyama A, Arai F, Nukaga T, Sakai D, Mochida J. C-Fos regülasyonu intervertebral disk hücrelerinde MAPK ve PKC yolları. PLoS Bir. 2013; 8 (9):1–14. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        22. Nazarian H, Ghaffari Novin M, Jalili MR, Mirfakhraie R, Heidari MH, Hosseini SJ, et al. Azospermik erkeklerde Glikojen sentaz kinaz 3-β (GSK3-β) geninin ekspresyonu. İran J Reprod Med. 2014; 12 (5):313–20. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        23. Lou J, Zhou H, Li C, Hu L, Lu X, Li J, et al. Tip 2 Diyabetik Sıçanların İnce Bağırsaklarında ABCA1 ve ABCG1 Ekspresyonu. Laboratuvar Med. 2014; 45 (1):17–24. doi: 10.1309/LMO485SPYXBQANXJ. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        24. Montesanto A, Bonfigli AR, Crocco P, Garagnani P, De Luca M, Boemi M, Marasco E, Pirazzini C, Giuliani C, Franceschi C, Passarino G, Testa R, Olivieri F, Rose G. Tip 2 ile ilişkili genler Diyabet ve vasküler komplikasyonlar. yaşlanma 2018; 10 :178-96. doi: 10.18632/yaşlanma.101375. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        25. Kim Y, Keogh JB, Clifton PM. Polifenoller glisemik kontrol besinleri. 2016;8:17; 1-27. 10.3390/nu8010017.
        26. Hossain C, Ghosh M, Satapathy BS, Dey NS, Mukherjee B. Apigenin, deneysel diyabet 2014'te diyabeti iyileştirmek ve bazı hayati organların hasarlarını korumak için biyokimyasal modülasyon, GLUT4 ve CD38 değişikliklerine neden olur; 9(2): 39–52.
        27. Bumke-Vogt C, Osterhoff MA, Borchert A, Guzman-Perez V, Sarem Z, Birkenfeld AL, et al. Flavonlar apigenin ve luteolin, FOXO1 translokasyonunu indükler, ancak insan hücrelerinde glukoneojenik ve lipojenik gen ekspresyonunu inhibe eder. PLoS Bir. 2014; 9 :e104321. doi: 10.1371/journal.pone.0104321. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        28. Ohno M, Shibata C, Kishikawa T, Yoshikawa T, Takata A, Kojima K, et al. Flavonoid apigenin, miRNA103 transgenik farelerde mikroRNA olgunlaşmasının inhibisyonu yoluyla glikoz toleransını geliştirir. Bilim Temsilcisi 2013; 3 :2553. doi: 10.1038/srep02553. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        29. Chen BC, Chang YS, Kang JC, Hsu MJ, Sheu JR, Chen TL, et al. Peptidoglikan, RAW 264.7 makrofajlarında Ras, Raf-1 ve ERK yoluyla nükleer faktör-kappaB aktivasyonunu ve siklooksijenaz-2 ekspresyonunu indükler. J Biol Chem. 2004; 279 (4):20889–97. doi: 10.1074/jbc.M311279200. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        30. Tuorkey MJ. Kanserde luteolin moleküler hedefleri. Eur J Kanser Önceki. 2016; 25 (1):65–76. doi: 10.1097/CEJ.0000000000000128. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        31. Maalik A, Buhari SM, Zaidi A, Shah KH, Khan FA. Klorojenik asit: farmakolojik olarak güçlü bir molekül. Acta Pol Ecz. 2016;73(4):851–4. [ PubMed ]
        32. Vinayagam R, Jayachandran M, Xu B. Basit fenolik asitlerin antidiyabetik etkileri: kapsamlı bir inceleme. Fitoter Araş. 2016;30(2):184–99. [ PubMed ]
        33. Tousch D, Lajoix AD, Hosy E, Azay-Milhau J, Ferrare K, Jahannault C, et al. Chicoric asit, insülin salınımını ve glikoz alımını artırabilen yeni bir bileşik. Biochem Biophys Res Komün. 2008; 377 (1):131–5. doi: 10.1016/j.bbrc.2008.09.088. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        34. Ong KW, Hsu A, Tan BKH. Klorojenik asit, AMPK Aktivasyonu yoluyla iskelet kasında glikoz taşınmasını simüle eder: kahvenin diyabet üzerindeki faydalı etkilerine katkıda bulunan bir faktör. PLoS Bir. 2012;7(3):e32718. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ]
        35. Subhasree N, Kamella A, Kaliappan I, Agrawal A, Dubey GP. Yüksek yağlı dietstreptozotosin ile indüklenen diyabetik sıçan modelinde yeni bir poliherbal formülasyonun antidiyabetik ve antihiperlipidemik aktiviteleri. Hint J Pharmacol. 2015; 47 (5):509–13. doi: 10.4103/0253-7613.165200. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        36. Ramar M, Manikandan B, Raman T, Priyadarsini A, Palanisamy S, Velayudam M, et al. Farelerde alloksan kaynaklı diyabete karşı ferulik asit ve resveratrolün koruyucu etkisi. Eur J Pharmacol. 2012; 690 (1–3):226–35. doi: 10.1016/j.ejphar.2012.05.019. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        37. Han M, Wen JK, Zheng B, Zhang DQ. Asetilbritannilaton, iNOS ve COX-2 gen ekspresyonunun inhibisyonu yoluyla RAW 264.7 makrofajlarında NO ve PGE2 sentezini bastırır . Hayat Bilimi. 2004; 75 :675–84. doi: 10.1016/j.lfs.2003.12.022. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        38. Chang WC, Kuo PL, Chen CW, Wu J, Shen SC. Kafeik asit, yüksek yağlı diyete bağlı hiperinsülinemik sıçanlarda serebral insülin ve leptin sinyal yollarını iyileştirerek hafıza bozukluğunu ve beyin glikoz metabolizmasını iyileştirir. Gıda Arş. 2015; 77 (1):24–33. doi: 10.1016/j.foodres.2015.04.010. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        39. Yoon SA, Kang SI, Shin HS, Kang SW, Kim JH, Ko HC, et al. p-Kumarik asit, L6 iskelet kası hücrelerinde AMP ile aktive olan protein kinaz yoluyla glikoz ve lipid metabolizmasını modüle eder. Biochem Biophys Res Komün. 2013; 432 (4):553–7. doi: 10.1016/j.bbrc.2013.02.067. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        40. Eizirik DL, Miani M, Cardozo AK. Sinyal tehlikesi: endoplazmik retikulum stresi ve pankreatik adacık iltihabında katlanmamış protein yanıtı. diyabetoloji. 2013; 56 (2):234–41. doi: 10.1007/s00125-012-2762-3. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        41. Olivier M, Bott GR, Frisdal E, Nowic M, Plengpanich W, Desmarchelier C, et al. ABCG1 , E vitamini akışına katılır. Biochim Biophys Acta. 2014; 1841 (12):1741–51. doi: 10.1016/j.bbalip.2014.10.003. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        42. Cavelier C, Ohnsorg PM, Rohrer L, von Eckardstein A. F(0)F(1) ATPase hücre yüzeyinin beta zinciri, aort endotel hücreleri yoluyla apoA-I ve HDL transsitozunu modüle eder. Arterioscler Tromb Vasc Biol. 2012; 32 (1):131–9. doi: 10.1161/ATVBAHA.111.238063. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        43. Fitzgerald ML, Mujawar Z, Tamehiro N. ABC taşıyıcıları, ateroskleroz ve inflamasyon. Ateroskleroz. 2010; 211 (2):361–70. doi: 10.1016/j.ateroskleroz.2010.01.011. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        44. Pagler TA, Wang M, Mondal M, Murphy AJ, Westerterp M, Moore KJ, et al. ABCA1 ve ABCG1'in silinmesi, artan Rac1 sinyali nedeniyle makrofaj göçünü bozar. Çevre Res. 2011; 108 (2):194–200. doi: 10.1161/CIRCRESAHA.110.228619. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        45. Lou J, Zhou H, Li C, Hu L, Lu X, Li J, et al. Tip 2 Diyabetik Sıçanların İnce Bağırsaklarında ABCA1 ve ABCG1 Ekspresyonu. Laboratuvar Med. 2014;45(1):17–24. [ PubMed ]
        46. ​​Kawser Hossain M, Abdal Dayem A, Han J, Yin Y, Kim K, Kumar Saha S, Yang GM, Choi HY, Cho SG. Flavonoidlerin anti-obezite ve anti-diyabetik özelliklerinin moleküler mekanizmaları. Int J Mol Sci. 15 Nisan 2016; 17(4):569. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ]
        47. Johnston K, Sharp P, Clifford M, Morgan L. Diyet polifenolleri, insan bağırsak Caco-2 hücreleri tarafından glikoz alımını azaltır. FEBS Lett. 2005; 579 :1653–7. doi: 10.1016/j.febslet.2004.12.099. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        48. Mccue P, Shetty K. Rosmarinik asit ekstraktlarının domuz pankreas amilaz üzerinde in vitro inhibitör etkileri. Asia Pac J Clin Nutr. 2004; 13 :101–6. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        49. Akram M. Diabetes mellitus tip-II: tedavi stratejileri ve seçenekleri: bir derleme. J Diyabet Metab. 2013; 4 :1–9. doi: 10.4172/2155-6156.1000304. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        50. Tahir M, Khushtar M, Fahad M, Rahman A. Geleneksel olarak kullanılan şifalı bitki Hyssop'un (Hyssopus officinalis L.) fitokimyası ve farmakolojik profili J App Pharm Sci. 2018; 8 (07):132–40. doi: 10.7324/JAPS.2018.8721. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]

        Yorum yap


        • #5
          Hyssopus Officinalis Hidroalkol Ekstraktının Sıçanlarda Pentilentetrazol Kaynaklı Konvülsif Nöbetler Üzerine Etkileri

          neda fatahinezhad 1, Zehra Lorigooini 1, mehran arabi 2, Zehra Rabii 1, Sedighe Kazemi Şeyhşabani 3, Mahmoud Rafieian-Kopaei 4
          üyelikler yıkılmak üyelikler

          • 1Tıbbi Bitkiler Araştırma Merkezi, Temel Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Shahrekord Tıp Bilimleri Üniversitesi, Shahrekord, İran.
          • 2Biyoloji Bölümü, Shahrekord Üniversitesi, Shahrekord, İran.
          • 3Hücresel ve Moleküler Araştırma Merkezi, Temel Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Shahrekord Tıp Bilimleri Üniversitesi, Shahrekord, İran.
          • 4Tıbbi Bitkiler Araştırma Merkezi, Temel Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Shahrekord Tıp Bilimleri Üniversitesi, Shahrekord, İran. rafieian@skums.ac.ir.
          Soyut

          Hyssopus officinalis L., geleneksel tıpta nöbet tedavisinde kullanılan en önemli şifalı bitkilerden biridir. Bu çalışmada sıçanlarda pentilentetrazol (PTZ) ile indüklenen nöbetlere karşı H. officinalis hidroalkolik ekstresinin etkilerini değerlendirdik. Ekstraktın anti-nöbet aktivitesi, 25, 50 ve 100 mg/kg'lık üç dozda değerlendirildi. Kindling, her 48 saatte bir intraperitoneal PTZ (35 mg/kg) enjeksiyonu ile indüklendi ve günlük olarak H. officinalis özü uygulandı ve davranış testleri yapıldı. Ekstrakt aktivitesine GABA reseptörlerinin olası katılımı, flumazenil kullanılarak araştırıldı. Tonik nöbet eşiği ve ölüm oranı, H. officinalis hidroalkolik ekstraktın 14. gününde intraperitoneal 60 mg/kg PTZ enjeksiyonunu takiben 14. günde ölçüldü. Beyin ve serum antioksidan kapasitesi, malondialdehit (MDA) ve nitrik oksit (NO) ölçmek için kan ve hipokampus örnekleri hazırlandı. Son olarak GABA reseptör geninin beyin dokusundaki ifadesi araştırıldı. H. officinalis ekstresi, tonik nöbet eşiğini yükseltti ve PTZ'ye bağlı ölüm oranını azalttı. Flumazenil, bir GABA reseptörü antagonisti olarak tonik nöbet eşiğini düşürür. Ekstrakt tedavisi, hafızayı ve öğrenmeyi önemli ölçüde iyileştirdi, beyin antioksidan kapasitesini artırdı, tutuşturulmuş farelerde beyin MDA ve NO'yu azalttı. Negatif kontrol grubuna kıyasla önceden tedavi edilmiş gruplarda GABA reseptörü gen ekspresyonunu da arttırdı. H. officinalis ekstresi muhtemelen GABAerjik sistem yoluyla potansiyel antiepileptik etkiler gösterir. Ayrıca, H.

          Yorum yap

          Hazırlanıyor...
          X