Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Peygamber Süpürgesi, Sıtma otu, Einjahrige beifuss, Arteminisia annua

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Peygamber Süpürgesi, Sıtma otu, Einjahrige beifuss, Arteminisia annua

    SITMA OTU

    Bir Yıllık | 0,5-1,5m | 7-8 Aylar | Ça,Na | Otu

    Sıtma otu, Einjahrige beifuβ, Arteminisia annua L.
    Türkistan Pelin otu
    Peygamber süpürgesi
    Bir yıllık Pelin otu
    Malarya otu

    Familyası: Bileşikgillerden, Korbblütengewâchse, Asteraceae

    Drugları: Sıtma otu; Artemisiae annuae herba
    Sıtma otunun (yaprak, çiçek, gonca ve sürgünleri) çayı içilir ve natürel ilacı yapılır.

    Giriş: Pelinotugillerden (Artemisiagillerden) olan Sıtma otu vatanının Türkistan olması nedeni ile Türkistan Pelin otu, bir yıllık olması nedeniyle Bir yıllık Pelin otu diye de anılır. Fakat çok eskiden beri sıtmaya karşı kullanıldığından Sıtma otu diye de anılır. Çinliler tarafından yaygın olarak kullanıldığın Çin Pelin otu diye de anılmaktadır.

    Botanik: Bitkinin adı üzerinde, bir yıllık pelin otu diye anılır ve bir yıllıktır. Sonbaharda tohumlarının toplanıp ilkbaharda ekilmesi gerekir. Sıtmaotu 50-150cm boyunda dikine yükselen oldukça sık çatallaşan kahverengimsi kızıl renkli bir gövdesi vardır. Alt yaprakları uzun saplı, bir düzine yan yaprakçıklardan oluşur ve yan yapraklarında diş veya tarak gibi yan lopları bulunur. Üst yapraklar ise oldukça küçüktür ve genelde sarımsı yeşil renktedir. Çiçekleri bitkinin üst kısmındaki sürgünlerde salkım gibi bir arada yoğunlaşmıştır. Çiçek başları dikey veya sarkık küre şeklinde ve açık sarımtırak renklidir.

    Yetiştirilmesi: Bir yıllık bitki olması nedeniyle Mart ayında sera, çamlık veya yastıklara ekilir. Nisan ve Mayıs ayında bahçe ve tarlalara fideleri dikilir.

    Hasat zamanı: Çiçek açmaya başladığı andan itibaren Temmuz ve Ağus-tos aylarında toplanarak gölgelik ve havadar bir yerde kurutulur. Kuruturken ısının 35˚'yi geçmemesi gerekir. Aksi halde birleşimindeki eterik yağlar yok olur. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş'te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar'da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.

    Birleşimi: Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
    a) Yabani olarak yetişen sıtma otu %0,05-0,1 arasında Sesquiterpenlakton içerirken Turingen Üniversitesi (Almanya'da) tarafından geliştirilen kültür sıtma otu %2 civarında içermektedir. Sesquiterpenlakton türevleri Artemisinin (3,6,9-Trimetil-octahydro-3,12-Epoxypyrano-[4,3-J]-1,2-Benzodioxepin-10-one), ayrıca Arteanoinasit ve Arteanoin B içerir.
    b) Eterik yağlar; 1) Monoterpenler; en önemli olan terkip Artemisiaketon olup ayrıca α-ve β-Pinen, Kampfer, Campfen, Myrcen, 1,8-Cineol, Bornylasetat, Sabinen, 2) Sesquiterpenler; β-Caryophyllen, Germacren D, β-Cadinen ve Nootkaton
    c) Flavonitler; Artemetin, Eupatorin ve Chrysosplentin

    Araştırmalar: Çin, Vietnam ve Tayland'da binlerce Malarya hastası üze-rinde tedavi denemesi yapılmıştır. Artemisin'den elde edilen yarı sentetik (Semisynthtik) Artemisininmetileter veya ArteannoinB ile yapılan de-neylerin kimyasal ilaçlardan (Chloroquin, Chinin ve Mefloquin) daha etkili olduğu tespit edilmiştir. (ZP.3.94.172)
    1) Çin'de 490 Malaryalı (sıtma) hasta üzerinde yapılan tedavi deneme-sinde hastaların %100'ünün iyileştiği görülmüştür.
    2) Fareler üzerinde yapılan deneylerde %100 Malaryayı iyileştirici özelliği görülmüştür.
    3) Tayland'da Malaryaya karşı yapılan bir tedavi denemesinde sıtma otu preparatlarının (ilaçlarının) kimyasal ilaçlardan daha etkili olduğu ve hastaları %87 oranında iyileştirdiği görülmüştür. (NH.7.94.342)
    4) Çin, Tayland ve Vietnam'da toplam 4000 hasta üzerinde tedavi dene-mesi yapılmış ve aynı şekilde etkileri görülmüştür. (ZP.3.94.172)

    Kullanılması:
    a) Araştırmalara göre Sıtma otu, tozu veya hapı başta sıtmaya (malar-ya) ve diğer bulaşıcı hastalıklara karşı kullanılır.
    b) Halk arasında deri kaşıntısı, sarılık ve ateşli hastalıklara karşı kul-lanılmıştır.
    c) Aşırı sıcaklardan dolayı hastalanan, ateşli baş ağrısı, baş dönmesi ve nefes darlığı çekenlerin sıtma ot çayı içmeleri halinde bu rahatsızlıkları geçer.

    Açıklamalar: Tübingenb Üniversitesi (Pflazenbio chemie institut) tarafından yapılan araştırmalarda yeni bir kültür sıtma otu geliştirilmiştir. Şimdiye kadar ılıman ülkelerde yabani olarak yetişen sıtma otu yerine boyu 4m'yi bulan en az 20-30kat daha Sesquiterpenlakton türevleri içeren ve tropik ülkelerde de yetişen yeni bir tür elde edilmiştir. dünya sağlık teşkilatı tarafından yapılan açıklamada yılda 300-500 milyon insanın Malaryaya yakalandığı ve bunlardan 1,5-2 milyonunun her yıl öldüğü belirtilmektedir. Ölenlerin genellikle %70-90 arasında Afrika'da olduğu tespit edilmiştir. (NH.6.00.6 ve NH.7.94.342)

    Çayı: Sıtma otundan bir kahve kaşığı (2-3gr) 300-500ml kaynar suyla haşlandıktan sonra 5-10dk demlenmeye bırakılır. Sabah, öğle ve akşam içilir. Bu çaydan 3-5gün içmek yeterlidir.

    Ekstresi: Sıtma otu Diklormetan ile veya diklormetan aseton karışımı ile ekstraksiyonu yapılarak ekstresi elde edilir. bu ekstreden hasta günde 3-5defa, 15-20damla, 5-7gün süreyle alır.

    Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur.

    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    Bir Kanser-Savar Daha: Peygamber Süpürgesi otu
    Kanser savar bir ot olarak Peygamber Süpürgesi otu öneriliyor. Nerede ne kadar Peygamber Süpürgesi otu varsa alın! Ahem.. “Malum güçler” hepsini toplayıp yakmadan!
    Şaka bir yana Peygamber Süpürgesi otunun 16 saat içinde kanser hücrelerinin yüzde 98’ini yok ettiği iddia ediliyor. Peygamber Süpürgesi“Artemisia annua” olarak biliniyor. Life Science bilimcileri sonuçları bulgularken Çin tıbbi metodları kullandılar. Fakat klinik çalışma ve deneyler hangi fazları içerdiğini hakkında bilgimiz yok. Bildiğimiz şey, araştırmanın Kaliforniya Üniversitesi Laboratuarlarında gerçekleştirildiğidir. Yayınlanan sonuçlara göre “sweet wormwood” olarak da bilinen Peygamber Süpürgesi otu, kanser-savar bir bitki olarak literatürde yerini aldı.
    Tek başına kullanıldığında akciğer kanserini yüzde 28 oranında düşürdüğü anlaşılan Peygamber Süpürgesi otu; demir bileşikleriyle kullanıldığında kanserli birimleri neredeyse tamamen yok etti. Peygamber Süpürgesikanserli hücreleri yok ederken sağlam hücerelere zarar vermedi.
    Peygamber Süpürgesi otu geçmişte sıtma (malaria) için kullanılan bir ot, fakat en son araştırmaların sonuçları aynı zamanda antikanserojen bir ot olduğunu ortaya çıkardı. Bilimciler pelin otunun demir bileşikleriyle kullanıldığında en kesin sonuçların alınacağını bulguladı. Tümörlere özel bir reseptör gönderen demir bileşikleri, kanserli hücrelerin bölünmesini ve dağılmasını sağlıyor. Gerçekte bu reseptörlerden sağlıklı hücrelerde de var ancak kanserli hücrelerde fazlasıyla bulunuyor. Demir ve Peygamber Süpürgesi otu birlikte verildiğinde, bu bileşim kanserli hücreleri parçalıyor.
    Peygamber Süpürgesi otunun yüksek oranda demir içerdiği, Washington Üniversitesi biyomühendisleri tarafından bulgulanmıştı. İhtiva ettiği demir nedeniyle malaria parazitleri de kısa sürede ortadan kaldırılabiliyor.
    Sıtma parazitlerinden sonra kanser tümörlerine de iyi geldiği bulgulanan Peygamber Süpürgesi otunun en büyük özelliği kanserli hücrelere girdiğinde, hücrelerin kendi kendini yok etmesini sağlaması. Bu ot kendi başına yaralı olur mu olmaz mı bilmiyoruz. Bilmediğimiz diğer bir konu da Peygamber Süpürgesi otunun akciğer kanserinden başka hangi kanserlere iyi geldiği.. Her ne olursa olsun, Sanofi isminde bir Fransız ilaç üreticisi Peygamber Süpürgesiözü yapmış ve kanser-savar olarak satıyor.

    Yorum yap


    • #3
      Scientific Studies Show Amazing Herb Kills 98% of Cancer Cells in 16 Hours

      Taking in consideration it is one of the deadliest diseases, scientists constantly try to find a cure and finally put and end to cancer.

      This herb is one of those cures and it can kill up to 98% of cancer cells in just 16 hours.

      Namely, according to the researches published in “Life Science”, artemisinin, a “Sweet wormwood” or “Artemisia Annua” derivative, was used in Chinese medicine and it can kill 98% of lung cancer cells in less than 16 hours.

      The herb used by itself reduces lung cancer cells up to 28%, but in combination with iron, “Artemisia Annua” successfully and completely “erases” cancer, and in the experiment this herb had no impact on healthy lung cells.



      Artemisinin in past was used as a powerful antimalarial remedy, but now it is proven that this cure is also effective in the fight against cancer.

      When scientists added iron while conducting the study, which later attached to lung tissue, especially to cancer infected cells, artemisinine selectively attacked “bad” cells, and left “good” cells untouched.
      “In general, our results show that artemisinin stops ‘E2F1′ transcription factor and intervenes in destruction of lung cancer cells, meaning it presents a transcription way according to which artemisinin controls reproductive cancer cell growth”, was stated in the conclusion of the researches conducted in the cancer laboratory at the University of California.
      Iron deposits in cancer cells with special receptors which help in cell division. Normal cells also have these receptors, but cancer cells have them in larger amounts and according to this, cancer cells can be target combination of iron and artemisinin.


      There are numerous experiments conducted so far and they all prove that in combination with iron, artemisinin can effectively destroy cancer, and this extract was used in China for thousands of years, as a cure for malaria.

      Malaria parasite can not survive in the presence of artemisinine, because it is rich in iron, and bio-engineers Henry Lai and Narendra Singh from the University of Washington were the first scientists to discover this.

      Their research proved that cancer cells undergo an apoptosis, or self-destruction, and until this moment it was difficult to get the extract for more acceptable prices, but people show more and more interest in this herb, so the prices could get lower.

      French medicine producer, “Sanofi”, announced that they expect production of 50 to 60 tones artemisinin every year, hoping that it will satisfy the needs of the world market.

      By Borce, Healthy Food House; | Image Credit; | Resources: http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/17942255;
      http://humansarefree.com/2014/02/sci...=socialnetwork

      Yorum yap


      • #4
        Prema istraživanjima koja su objavljena u “ Life Science “ , artemisinin – derivat biljke Sweet wormwood ( Artemisia annua L., doslovan prevod sa engleskog – slatki pelin) korišćen u kineskoj medicini – može ubiti 98% ćelija raka grudi za manje od 16 sati.

        Ako se biljka koristi sama uzrokuje 28 – odstotno smanjenje ćelija raka grudi, ali u kombinaciji sa gvožđem, Sweet wormwood je uspeo „izbrisati“ rak gotovo u potpunosti.

        Štaviše, na normalne ćelije grudi nije gotovo uopšte bilo uticaja u ovom eksperimentu.

        Artemisinin je bio korišćen u prošlosti kao snažno sredstvo antimalarijsko, ali sada je dokazano da je efikasan i protiv raka.

        Kada je subjektima u objavljenoj studiji dodano i gvožđe, koje se često nakuplja u tkivu grudi ali naročito u ćelijama zaraženim rakom, artemisinin je selektivno napadao „loše“ ćelije, dok „dobre“ ćelije nije dirao.

        „Sve zajedno, rezultati dokazuju da artemisininovo ometanje E2F1 transkriptivnog faktora posreduje u zaustavljanju ćelijskog kruga ćelija raka grudi i predstavlja kritični transkripcijski put kojim artemisinin kontroliše rast reproduktivnih ćelija raka.“ – Kažu u zaključku istraživanja laboratorija za rak, Univerziteta u Kaliforniji.



        Gvožđe se skuplja u kancerogenim ćelijama sa posebnim receptorima koje im pomažu u deljenju ćelija (zvanim „transferrin“ receptori).

        Normalne ćelije verovatno imaju ove receptore takođe, ali kancerogene ćelije ih imaju u većim količinama, i prema tome mogu biti ciljane kombinacijom gvožđa i Artemisinina.

        Dosad je bilo puno eksperimenata koji dokazuju da artemisinin može efikasno ukloniti bolest u prisutnosti gvožđa.

        Taj ekstrakt je korišćen hiljadama godina u Kini protiv malarije.

        Parazit malarije ne može da živi u prisustvu Artemisinin jer je pun gvožđa.



        Bioinženjer Henri Lai i Narendra Singh sa Univerziteta u Vašingtonu, Seattle, su naučnici koji su prvi ovo otkrili .

        Njihovo istraživanje dokazuje da kancerogene ćelije doživljavaju apoptozu ili sopstveno uništavanje.

        Dosad je ovaj ekstrakt bilo teško nabaviti po povoljnijim cenama, ali sa povećanim interesom za ovu biljku i cena bi mogla biti prihvatljivija.

        Francuski proizvođač lekova „Sanofi“ očekuje proizvodnju 50-60 tona Artemisinin svake godine, nadajući se da će zadovoljiti potražnju svetskog tržišta.

        (Dnevno)

        Yorum yap


        • #5

          Kansere Karşı En Etkili Şifalı Bitki

          Kansere Karşı En Etkili Şifalı Bitki

          ABD’nin California Üniversitesi onkologları muhteşem bir keşif yaptılar. ABD onkologları vücutta kanser hücrelerinin %98 ini 16 saat içinde yok eden bitki bulmuşlardır. İlginç şu ki, kansere karşı en etkili şifalı bitki hepimizin iyi tanıdığı “Yavşan diğer adı Peygamber Süpürgesi” veya “Artemisia annua” denilen bir ottur.
          Uzmanlara göre 16 saat içinde kanser hücrelerinin %98 ini yok etmeye muktedir olan yavşan oto kötü huylu tümörlerin sadece üçte bir bölümünü imha ediyor, ama demir hapları ile birlikte vücudu tamamen bu hastalıktan temizler.
          Uzmanlar yavşan otunun şifalı özelliklerini akciğer kanserine yakalanan gönüllüler üzerinde test etmişlerdir. Sonuç onları hayrete düşürmüş: yapılan denemelerde tüm katılımcıların sağlıklarını bileşik dahiliyeye geçmeden düzelttiler.
          Bilim adamları vurguluyorlar ki, “artemisia annua” insanlar için tamamen güvenlidir. Sağlıklı organlara ve dokulara dokunmadan doğrudan kötü huylu tümörleri yok ediyor. Bu nedenle yavşan otu kanser tümörünün gelişmesinin her aşamasında hiçbir komplikasyon riski olmadan kabul edilebilir.
          Bilim adamlarının yeni keşfinden sonra dünyanın en büyük ilaç şirketlerinden biri yavşan otunun temel bileşeni olan artemizininin üretimini kat kat artırmayı vaat etti. Bundan sonra eczacılar her yıl yaklaşık kansere karşı 60 ton etkili ilaç üretim yapacaklar. Bu da onkoloji hastalıkların tedavisinde büyük atılım yapmaya ve milyonlarca insanı ölümden kurtarmaya neden olacaktır

          Yorum yap


          • #6
            Combination between antibacterial and antifungal antibiotics with phytocompounds of Artemisia annua L: A strategy to control drug resistance pathogens

            Author links open overlay panelRajanRoltaa1AnshikaSharmaa1AnuradhaSourirajanaP. KumarMallikarjunanbKamalDeva
            Show more
            Add to Mendeley
            Share
            Cite
            https://doi.org/10.1016/j.jep.2020.113420Get rights and content Abstract

            Ethnopharmacological relevance

            Artemisia annua L. is a traditional Chinese medicine used for the treatment of malaria, jaundice and intense fever. Aim of the study

            The aim of the present study was to investigate the phytochemicals, antioxidants, antimicrobial and synergistic potential of methanolic and petroleum ether extracts of A. annua against bacterial and fungal pathogens. Method

            Antioxidant activity of different concentrations of methanolic and petroleum ether extracts of A. annua was determined by DPPH free radical scavenging assay. Antimicrobial activity was determined by agar well diffusion, whereas MIC and synergistic activity was done by broth dilution method.TLC and GC-MS were done to identify active phytocompounds present in methanolic and petroleum ether extracts. Results

            A. annua'nın metanolik özütü, petrol eteri özüne kıyasla daha yüksek antioksidan potansiyel (IC50 37 0.75 ± 0.34 μg ml -1 ) gösterdi. Antimikrobiyal analizde, A. annua'nın metanolik ve petrol eter ekstraktları, bakteri suşlarına kıyasla Candida suşlarına karşı güçlü inhibitör aktivite üretti. A. annua'nın metanolik ve petrol eter ekstreleri, bakteri ( S. aureus ve E. coli) ve Candida'ya karşı MIC'de 4'ten 264 kata düşüşle sinerjik potansiyel üretti .antibakteriyel ve antifungal antibiyotiklerle kombinasyon halinde suşlar. Metanolik ve petrol eter özütlerinin alt fraksiyonu I silika TLC yoluyla izole edildi ve ham özüt ile karşılaştırıldığında 10 kat daha fazla antimikrobiyal aktivite gösterdi. A. annua'nın alt fraksiyonu I'in GC-MS analizi, alanı %1'den fazla olan 13 ana fito-bileşik ortaya çıkardı. İlginç bir şekilde, 2-Propenoik asit ve ridesil ester (%25.88) ana fito-bileşiklerdi. Çözüm

            A. annua'nın fito bileşikleri , ilaç direncini kontrol etmek için antibakteriyel ve antifungal ajanların biyo-arttırıcısı olarak kullanılabilir. grafik soyut

            1. Download : Download high-res image (253KB)
            2. Download : Download full-size image
            Tanıtım

            Antimikrobiyal direnç (AMR), insanlar ve hayvanlar için ciddi bir küresel sağlık tehdidine neden olur. Bunun nedeni, çoklu ilaca dirençli (MDR) bakteriyel ve fungal patojenlerin ortaya çıkmasıdır. Hayvanlarda (gıda, evcil hayvan, sucul) ve insanlarda aşırı antibiyotik kullanımı, reçetesiz antibiyotiklerin bulunabilirliği, artan uluslararası seyahat ve kötü sanitasyon/hijyen ve antibiyotiklerin veya bunların kalıntılarının gübre/dışkı yoluyla çevreye salınması başlıca etkenlerdir. antimikrobiyal direncin gelişmesinin nedenleri (Davies ve Davies, 2010; Aslam ve diğerleri, 2018). Dünya Sağlık Örgütü (WHO) raporuna göre, birden fazla ilaca dirençli bakteri ve mantarların neden olduğu enfeksiyonlar nedeniyle Dünya genelinde her gün 50.000 kişi ölmektedir (Sharma ve ark., 2018). Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) raporuna göre,https://www.cdc.gov/drugresistance/biggest-threats.html ).Hindistan Tıbbi Araştırma Konseyi (ICMR) tedavi kılavuzlarına (2019) göre, Asya'da 2050 yılına kadar 4,7 milyon ölüm yaşanacak. tedavi edilebilir antimikrobiyal dirençli enfeksiyonlar. Hindistan'da antimikrobiyal direnç her geçen gün artmaktadır, E. coli % 12-59'a kadar genişlemiş spektrumlu beta laktamaz (ESMBL) direnci geliştirmiştir ve %30'a kadar karbapenemaz üreticisi (CP). Klebsiella pnömoniayrıca son birkaç yılda Karbapenemlere %50'ye varan direnç ve polimiksinlere karşı hızla artan direnç ile yüksek direnç oranında ortaya çıkmıştır (Li ve ark., 2019). İki veya daha fazla antibiyotiğin (sinerjizm) kombinasyon tedavisi uygulamada olmuştur, ancak bu aynı zamanda patojenler ve ilaç toksisitesi üzerinde seleksiyon baskısı ile sonuçlanmıştır (Dudhatra ve ark., 2012). Çoklu ilaç direnci her geçen gün artmaktadır ve gelişmiş ve yeni antibiyotiklerin keşfi çok nadirdir. Bu nedenle, mevcut araştırma ihtiyacı, kendisi antimikrobiyal olan biyomolekülleri aramaktır veya bu moleküller mevcut antimikrobiyallerin gücünü/erişilebilirliğini iyileştirebilir. Bu tür moleküller toksik olmamalı ve kombinasyon halinde antibiyotiklerin biyoyararlanımını arttırmalı ve sinerjik olarak hareket etmelidir. Biyo-arttırıcı moleküller potansiyel olarak antibiyotik dozunu düşürebilir ve dolayısıyla toksisiteyi azaltabilir. Tıbbi bitkilerin fitokimyasalları, antibiyotiklerin biyo-arttırıcısı olarak geliştirilme potansiyeline sahiptir. Bitkisel ilaçlar antik çağlardan beri dünya genelinde çeşitli hastalıklara çare olarak kullanılmaktadır (Darsanaki ve Lisar, 2014). Bitkiler, tıbbi bileşiklerin kaynağı olarak eski çağlardan beri insan sağlığının korunmasında baskın bir rol oynamaya devam etmiştir (Kirbağ vd., 2009). Ayurveda, Siddha, Unani ve Amchi gibi Hint tıp sistemi şifalı bitkilere dayanmaktadır ve bitkilerin yaklaşık %90'ını oluşturmaktadır (Chakraborty ve Sen, 2014). Hindistan'da geleneksel ilaçlar olarak kullanılan triphala, kayamchurna, Drakeshadi churna vb. gibi bitki ve ağaçlardan çok sayıda ilaç bildirilmiştir. Geleneksel Çin Tıbbı (TCM), aynı zamanda, Çin topluluklarında sağlığı koruma ve hastalıkları tedavi etme aracı olarak ortaya çıkan, sürekli olarak varlığını sürdüren en eski geleneklerden biridir. TCM, yaklaşık 3000 yıl önce Çin'de geliştirilen ve tutarlı bir sonuca ulaşan eksiksiz bir şifa sistemidir. , yaklaşık 2000 yıl önce kodlanmış form (Yu ve diğerleri, 2006). Bitkisel ilaçlar, akupunktur ve masaj vb. içerir. Son yıllarda TCM kullanımı Batı tıbbında tüm dünyada daha popüler hale gelmiştir (Shen ve ark., 2011).

            Birçok şifalı bitki arasında, Artemisia anuua , iki bin yılı aşkın bir süredir TCM uygulamasında reçete edilen en yaygın bitkilerden biridir ve DSÖ, A. annua'yı antimalaryal ilaç olarak tavsiye etmiştir (Pinheiro ve ark., 2018). Artemisia annua L., Çin'e özgü yıllık bir bitkidir ve deniz seviyesinden 1000-1.500 m yükseklikte yetişir. Bu bitki 2,4 m yüksekliğe kadar büyüyebilir. Gövde silindirik ve dallıdır. Yapraklar alternatif, koyu yeşil veya kahverengimsi yeşildir (Tu, 2016). Geleneksel olarak Çin'de ateş ve titreme tedavisinde kullanılır. Etnobotanik uygulamada, A. annua'nın bütün bitkisinin kaynatılmasısıtma, öksürük ve soğuk algınlığı tedavisinde kullanılmıştır. Kuru yaprak tozunun ishal tedavisinde kullanıldığı bildirilmiştir (Sadiq ve ark., 2014). Ayrıca, A. annua'nın bütün bitkisinin kaynatılmasının antelmintik, ateş düşürücü, antiseptik, spazm giderici, gaz giderici, uyarıcı, tonik ve mide özelliklerine sahip olduğu bilinmektedir. Artemisia anuua geleneksel olarak kanı detoksifiye etmek, osteopireksi ve ateşi ortadan kaldırmak, sıtma ateşinin tekrarını önlemek ve sarılığı tedavi etmek için kullanılır (Bilia ve diğerleri, 2014; Geldre ve diğerleri, 2000). Ayrıca mide bulantısı, Astım, göz enfeksiyonu, kolera ve dang hummasını tedavi etmek için kullanılır (Anamed International, 2011). İran'da A. annuaantispazmodik, gaz giderici veya yatıştırıcı/hipnotik ilaç olarak kullanılır (Emadi ve diğerleri, 2011; Sharma ve diğerleri, 2011). A. annua'nın kaynatılması, ishali tedavi etmek için kanama önleyici olarak kullanılmıştır (Mirdeilami ve ark., 2011).

            Artemisinin antibakteriyel özellikleri, Escherichia coli (Sack, 1975), Staphylococcus aureus , Pseudomonas aeruginosa ve Mycobacterium hücre içi (Slade ve diğerleri, 2009) gibi çok çeşitli bakteriler üzerinde test edilmiştir . Klorokine dirençli ve serebral sıtmanın tedavisinde en önemli bitki türevli ilaçlardan biri olan benzersiz seskiterpen endoperoksit lakton artemisinin (Qinghaosu) varlığı nedeniyle, A. annuaÇin, Vietnam, Türkiye, İran, Afganistan ve Avustralya'da geniş çapta araştırılmıştır. Hindistan'da, Himalaya bölgelerinin yanı sıra ılıman ve subtropikal koşullarda deneysel olarak yetiştirilmektedir (Bhakuni ve diğerleri, 2001). A. annua'nın hava kısmında geniş spektrumlu sekonder metabolitlerin biriktiği gözlemlenmiştir . Bununla birlikte, ikincil metabolit içerikleri genellikle çevresel streslerden etkilenir (Booker, 2000; Payyavula ve diğerleri, 2012). Himalayaların coğrafi benzersizliği, bitkilerde ikincil metabolitlerin birikimi üzerinde büyük etkiye sahiptir. Bu nedenle, A. annua'nın özlerini incelemeye karar verdik.geleneksel antibiyotiklerin etkinliğini artırabilecek biyoaktif moleküller için. Bu nedenle, mevcut çalışma, Himalaya bölgesinden toplanan A. annua'nın metanolik ve petrol eter ekstraktlarının, bakteri ve mantar patojenlerine karşı antibiyotiklerin biyoyararlanım arttırıcısı olarak potansiyelini araştırmak için tasarlanmıştır . Fraksiyon I'in fito-bileşikleri, biyoaktif bileşiklerin tanımlanması için GC-MS analizine tabi tutuldu.Bölüm snippet'leri

            Kimyasallar ve çözücüler

            Bakteri ve mantar türlerini kültürlemek için kullanılan büyüme ortamı, vankomisin, eritromisin, kloramfenikol, tetrasiklin, kanamisin, flukonazol ve amfoterisin B, Himedia Labs, Mumbai, Hindistan'dan temin edildi. 2, 2-Difenil-1-(2, 4,6-trinitrofenil) hidrazil (DPPH) ve çözücüler (metanol, kloroform, etil asetat ve dimetil sülfoksit) gibi kimyasallar LobaChemie Pvt. Ltd., Bombay, Hindistan.A. annua'nın alansal kısmının ekstraktlarının numune toplanması, işlenmesi ve hazırlanması

            A. annua'nın hava kısımları (çiçekler ve yapraklar) ayında toplanmıştır.Shoolini Üniversitesi'nin bitki bahçesinden toplanan A. annua özütünün hazırlanması

            A. annua'nın metanolik ve petrol eter ekstreleri soğuk maserasyon yöntemiyle hazırlanmış ve verim sırasıyla %20 ve %12 olmuştur. Zhao ve diğerleri, 2017a, Zhao ve diğerleri, 2017b; Zhao ve diğerleri, 2020a, Zhao ve diğerleri., 2020b, ön işlemlerin (HP işlemi, AFEX işlemi, HAFEX ve sıvı amonyak) farklı lignin türlerinin (C,H,O,N) ekstraksiyon verimi üzerindeki etkisini bildirdi. mısır sobası. Zhang et al. (2019), yakın kızılötesi kullanarak mısır sobası silajındaki su içeriğini belirlemek için bir yöntem bildirmiştir.Çözüm

            ME, PE ve A. annua'nın bölgesel bölümlerinin alt fraksiyonu I'in antimikrobiyal ve sinerjistik potansiyeline dayanarak, ilaca dirençli bakteri ve mantar patojenlerini tedavi etmek için daha güçlü antibiyotik formülasyonları geliştirmek için büyük bir potansiyel vardır. ME, PE ve alt fraksiyon I'in antioksidan aktivitenin yanı sıra antimikrobiyal aktiviteye sahip olması gerçeği, bu tür fito-bileşenler, patojenlerin farklı hedeflerinde hareket ederek daha güçlü antimikrobiyaller olarak hizmet edebilir. Bu fito-bileşenler,Yazarların katkısı

            Tüm deneyler Er tarafından yapıldı. Rajan Rolta ve Bayan Anshika Sharma. Dr Anuradha Sourirajan ve Dr Kamal Dev bu fikri tasarladı ve araştırma projesini yürütmek için rehberlik etti. Dr. Mallikarjuan, veri analizi için uzman tavsiyesi ve rehberlik sağladı.Rekabetçi çıkar beyanı

            Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması olmadığını beyan eder.Teşekkür

            Yazarlar, araştırma çalışmasını yürütmek için altyapı desteği sağladığı için Shoolini Üniversitesi, Solan'a teşekkür eder. Yazarlar ayrıca Maya Biyoloji Laboratuvarı, Biyoteknoloji Okulu, Shoolini Üniversitesi, Solan, Hindistan tarafından sağlanan desteği de kabul etmektedir.Referanslar (82)

            Yorum yap


            • #7
              Trichinelloz için potansiyel bir bitkisel terapötik

              Asmaa M. El-kady , 1 , * Iman AM Abdel-Rahman , 2 Eman Sayed , 3 Majed H. Wakid , 4 , 5 Hussah M. Alobaid , 6 Khalil Mohamed , 7 Eman Abdullah Alshehri , 6 Hayam Elshazly , 8 , 9 Wafa Abdullah I. Al-Megrin , 10 Furhan Iqbal , 11 Hatem A. Elshabrawy , 12 , * ve Ashraf G. Timsah 13 , 14
              Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi İlişkili Veriler

              Veri Kullanılabilirliği Bildirimi
              Git: Soyut

              Arka plan


              Trichinellosis, Trichinella spiralis'in enfekte hayvanların çiğ veya az pişmiş etlerinin yenilmesi yoluyla neden olduğu helmintik bir hastalıktır . Mevcut tahminler, dünya çapında 11 milyon insanın trişinelloza sahip olduğunu göstermektedir. Anti-trişinella ilaçlarının etkili kullanımı, özellikle şifalı bitkilerden elde edilenler olmak üzere güvenli ve etkili ilaçlara olan kritik ihtiyacı vurgulayan yan etkiler ve dirençle sınırlıdır. Bu nedenle, bu çalışmada, deneysel olarak indüklenen trişinelloz tedavisinde Artemisia annua'nın ( A. annua ) etanolik ekstraktının etkinliğini değerlendirmeyi amaçladık . Malzemeler ve yöntemler


              Trişinelloz deneysel olarak erkek 6-8 haftalık BALB/c farelerinde indüklendi. BALB/c fareleri, her biri 10 fare olmak üzere dört gruba ayrıldı. Bir grup enfekte edilmedi ve tedavi edilmedi, oysa üç grup T. spiralis ile enfekte oldu. Enfekte bir fare grubu tedavi edilmeden bırakıldı (negatif kontrol), geri kalan iki enfekte grup ya 300 mg/kg A. annua'nın etanolik ekstraktı ya da 50 mg/kg albendazol (pozitif kontrol) aldı. Tüm tedaviler, birbirini izleyen 3 gün boyunca enfeksiyondan sonraki üçüncü günden (dpi) başladı. Tüm hayvanlar, tedavi etkinliğinin değerlendirilmesi için 7. dpi'de öldürüldü. Sonuçlar


              Bulgularımız, A. annua tedavisinin, enfekte hayvanların bağırsaklarındaki T. spiralis yetişkin solucan sayısını azalttığını gösterdi. Ayrıca, A. annua ile tedavi , enfekte tedavi edilmemiş hayvanlara kıyasla A. annua ile tedavi edilen hayvanların bağırsak dokularında azalan enflamatuar sızıntı ve TGF-P ekspresyonu ile gösterildiği gibi normal bağırsak mimarisini geri kazandırdı, ödemi azalttı, enflamasyonu hafifletti . Sonuçlar


              Bulgularımız, A. annua özütünün , A. annua'nın bağırsak trişinellozu için terapötik potansiyelini vurgulayan, deneysel olarak indüklenen trişinelloz tedavisinde etkili olduğunu göstermektedir.

              Anahtar Kelimeler: Artemisia annua , T. spiralis , goblet hücreleri, TGF-β, trişinelloz
              Git: giriiş


              Trichinellosis, Trichinella spiralis nematodunun ( T. spiralis ) neden olduğu bir helmint hastalığıdır . Enfekte hayvanların çiğ veya az pişmiş etinin yenilmesi , dünya çapında yaklaşık 11 milyon insanı enfekte etmiş olan T. spiralis'in bulaşmasının ana kaynağıdır ( 1 ). 2014 yılında, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO), T. spiralis'i , sonunda ciddi sağlık sorunlarına yol açan en yaygın gıda kaynaklı 10 parazit arasında listeledi. Trişinelloz bir halk sağlığı sorunu haline geldi ve 55 ülkede bildirilen son salgınlarla yeniden ortaya çıkan bir hastalık olarak kabul ediliyor ( 2 – 6 ).

              Trişinellozun erken klinik belirtileri, genellikle çiğ veya az pişmiş et tüketiminden 2-7 gün sonra başlayan karın ağrısı, ishal, mide bulantısı ve kusma gibi gastrointestinal problemlerdir (7 ) . Bu belirtiler, bağırsak epitel hücrelerinin T. spiralis larvaları tarafından istila edilmesinden kaynaklanmaktadır; burada yetişkinlere dönüşürler, çiftleşirler ve enfeksiyondan 3-7 gün sonra yenidoğan larvaları üretirler (dpi) ( 7 ). Çalışmalar, yetişkin T. spiralis'in enfeksiyonu takip eden 10-17 gün içinde bağırsaktan atıldığını göstermiştir; bu, bağırsak fazının (ilk 17 dpi) hastalığın ilerlemesini ve sonucunu belirleyen kritik trişinelloz aşaması olarak kabul edildiğini göstermektedir ( 8 , 9).

              T. spiralis yetişkin solucanlarının, bir dizi bağırsak patolojik değişikliğine yol açan akut inflamatuar yanıtları tetiklediği gösterilmiştir ( 10 ). Önceki çalışmalar, Th2, dendritik hücreler (DC'ler), eozinofiller ve mast hücrelerinin T. spiralis'e karşı bağışıklık yanıtlarında yer alan anahtar hücreler olduğunu göstermiştir . T. spiralis enfeksiyonunda, sonunda geçici bir enflamatuar reaksiyona ve solucanın atılmasına yol açan güçlü bir Th2 yanıtı gösterildi ( 11 – 14 ). Th2 bağışıklık tepkisine, mast hücrelerinden salınan histamin ve antikorlara (IgE ve IgG1) ek olarak yetişkin solucanın atılmasına neden olan IL-4, IL-5, IL-9, IL-13 gibi çözünür aracılar aracılık eder ( 15 , 16). Atma mekanizmaları temel olarak Th2 sitokinlerine bağlı olmakla birlikte; ancak, bu süreçten sorumlu yollar ve mekanizmalar belirsizliğini koruyor ( 15 , 16 ).

              Bugüne kadar albendazol ve mebendazol, trişinelloz tedavisinde kullanılan ana antelmintik ilaçlardır ( 17 ). Bununla birlikte, terapötik faydaları, ortaya çıkan direnç ve akut karaciğer hasarı, anemi, lökopeni, hiperkolesterolemi , proteinüri, hemolitik anemi ve nadir durumlarda böbrek ve beyin yaralanmaları gibi bildirilen yan etkilerle sınırlıdır (18-22 ) . Ayrıca, hamile kadınlar ve 3 yaşın altındaki çocuklar için güvenlik endişe kaynağı olmaya devam ediyor ( 23 ). Bu nedenle, güvenli ve etkili anti-trişinelloz ilaçlarının geliştirilmesi bir zorunluluktur ( 24 ).

              Geleneksel tıpta şifalı bitkiler uzun süredir kullanılmaktadır. Sıtma özellikleriyle bilinen bir bitki olan Artemisia annua (A. annua) , antikanser, antidiyabetik ve antibakteriyel özellikler dahil olmak üzere çeşitli biyolojik aktiviteler için araştırılmıştır ( 25 – 32 ). Giardiasis ( 33 ), toksoplazmoz ( 34 ) ve leishmaniasis ( 35 ) gibi çeşitli parazitik hastalıkların tedavisine ek olarak . A. annua çok çeşitli kimyasal bileşikler içerir ( 36 , 37 ). Bu bitkiden birçok biyoaktif bileşik izole edilmiştir; ancak artemisinin bu bileşiklerden en aktif olanıdır ( 38 –40 ). A. annua'daki diğer önemli bileşenler arasında spesifik seskiterpen laktonlar, uçucu yağlar ( 41 ), tanenler, saponinler ( 42 ), polialkenler ( 43 ), fitosteroller, yağ asitleri ( 42 ) ve proteinler ( 42 ) bulunur.

              Bu çalışmada, A. annua'nın etanolik özütünün, deneysel olarak T. spiralis ile enfekte edilmiş BALB/c farelerinin tedavisindeki etkinliğini değerlendirdik . Parazitolojik ve histopatolojik analizlere dayanarak, A. annua'nın intestinal trişinelloz tedavisinde yüksek etkinliğini rapor ediyoruz. Sonuçlarımız, A. annua etanolik özütünün trişinelloz için potansiyel bir doğal terapötik olduğunu göstermektedir.

              Git: Malzemeler ve yöntemler

              A. annua ekstraktının hazırlanması


              A. annua'nın yaprakları, Qena, Mısır'daki South Valley Üniversitesi yakınlarındaki bir çiftlik tarlasından çiçeklenme aşamasında elde edildi. Bitki, Prof. Naglaa Lofty tarafından tanımlanmıştır; South Valley Üniversitesi, Qena, Mısır Fen Fakültesi'nde Botanik doçenti. Bitkinin kupon örneği (kod: Aa.78), taksonomik tanımlamalarının ardından South Valley Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Farmakognozi Bölümü, Qena, Mısır'ın herbaryumunda saklandı. Taze toplanan bitki, ince toz haline getirilmeden önce oda sıcaklığında kurumaya bırakıldı. A. annua etanolik özü daha sonra daha önce tarif edildiği gibi hazırlandı ( 44). Kısaca, 200 g toz 1L %95 etanol içinde 25°C'de 16 saat yumuşatıldı, süzüldü ve süzüntü, 40°C'de düşük basınç altında bir döner buharlaştırıcıda kurutuldu (45 ) . Kurutulmuş öz, fare deneyleri için 300 mg/kg dozun hazırlanmasında kullanılana kadar 4°C'de saklandı ( 46 , 47 ). Referans ilaç albendazol, Mısır International Pharmaceutical Industries Co, Kahire, Mısır'dan bir süspansiyon (20 mg/mL) halinde elde edildi. Enfektif T. spiralis larvalarının hazırlanması


              T. spiralis ile enfekte edilmiş BALB/c fareleri, Mısır Assiut'taki Assiut Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden temin edildi. Larvalar, daha önce tarif edildiği gibi enfekte kaslardan elde edildi ( 48 ). Kısaca, enfekte olmuş kaslar, mekanik bir karıştırıcı üzerinde 37°C'de 12 saat boyunca bir sindirim solüsyonuna (20 mL konsantre HCI ve 20 g Pepsin içeren 1,000 ml salin) daldırılarak sindirildi. Larvaları serbest bırakmak için süspansiyon 1000 rpm'de 2 dakika santrifüjlendi. Materyal normal tuzlu su (%0.9 NaCl) ile durulandı ve yeniden santrifüjlendi. Larvalar, fareleri enfekte etmek için gereken inokulum boyutunu belirlemek için hemasitometre kullanılarak sayıldı. Larvaları içeren tortu daha sonra hayvan deneylerinde kullanımları için %1.5 jelatin içeren salin içinde yeniden süspanse edildi. Deneysel tasarım


              Parazit içermeyen 6-8 haftalık erkek BALB/c fareleri ( N = 40), 25-30 g ağırlığında, Theodor Biharz Araştırma Enstitüsü, Giza, Mısır'dan satın alındı ​​ve Veterinerlik Fakültesinde sıhhi koşullarda tutuldu. , South Valley Üniversitesi, Qena, Mısır tüm deney boyunca. Fareler, su ve standart kemirgen diyeti, ad libitum ile kontrollü sıcaklık ve ışık koşulları altında barındırıldı .

              Fareler, her biri 10 fare olacak şekilde dört gruba ayrıldı. Grup A, enfekte olmamış fareleri (negatif kontrol) temsil ederken, Grup B, C ve D, 12 saat aç bırakıldı ve ardından bir şırınga kullanılarak her biri 300 T. spiralis larvası ile ağızdan enfekte edildi ( 24 ). Grup B herhangi bir tedavi görmedi (enfekte tedavi edilmemiş fareler), oysa Grup C ve D enfekte fareler sırasıyla 50 mg/kg albendazol ( 49 ) ve 300 mg/kg A. annua etanolik özü ( 18 , 33 ) ile tedavi edildi. . Tüm tedaviler enfeksiyondan sonraki üçüncü günden itibaren (3 dpi) arka arkaya üç gün boyunca başladı ( 18 , 50 ). Tüm hayvanlar, tedavi etkinliğinin değerlendirilmesi için 7. dpi'de öldürüldü (24 , 49 , 51 ). A. annua özütünün bağırsak trişinellozunda terapötik etkinliğinin değerlendirilmesi


              Farklı fare gruplarının bağırsaklarında T. spiralis erişkin solucanlarının izolasyonu ve sayımı


              T. spiralis yetişkin solucanları, her farenin ince bağırsağından izole edildi ve daha önce Denham ( 52 ) tarafından tarif edildiği gibi sayıldı. Her hayvanın ince bağırsağı uzunlamasına bölündü, 5 cm'lik parçalar halinde kesildi ve 2 saat 37°C'de %0.9 salin içinde inkübe edildi (53 ) . Daha sonra bağırsak, 5°C'de 6 saat sodyum hidroksit (%0.05) içinde inkübe edildi. Solucanlar daha sonra bağırsakları suyla yıkayarak ve yıkama suyunu 200 gözenekli bir elekten geçirerek alındı ​​( 52). Toplanan materyal, damıtılmış suyla yıkandı ve bir Pasteur pipeti kullanılarak 2-x3 inçlik slaytlar boyunca çizildi. Tüm bağırsak 5 cm'lik parçalar/hayvandaki toplam solucan sayısı, bir diseksiyon mikroskobu altında sayıldı ve farklı gruplar arasında karşılaştırma için ortalama solucan/grup sayısı hesaplandı.

              Farklı grup farelerin ince bağırsaklarının histopatolojik incelenmesi


              Hematoksilen ve eozin boyama


              Farklı hayvan gruplarında histopatolojik değişikliklerin saptanması için, 7. dpi'de kurban edilen farelerin bağırsağının proksimal (1/3) ve distal (2/3) bölümlerinin birleşiminden 1 cm'lik örnekler kullandık. Bağırsak örnekleri %10 formalinde sabitlendi ve parafine gömüldü ( 54 ). 3 mm kalınlığındaki kesitler, daha önce tarif edildiği gibi hematoksilen ve eozin (H&E) ile boyandı ( 54 , 55) .) ve bağımsız bir kör patolog tarafından değerlendirildi. İnflamasyonun yoğunluğunu değerlendirmek için bağırsak dokusundaki histopatolojik değişiklikler kullanıldı ve 0'dan 4'e kadar puanlandı (0, normal; 1, mukozal hiperplazi; 2, tüm mukozayı ve/veya submukozal kalınlığı içermeyen inflamatuar hücrelerin lekeli infiltrasyonu; 3) , mukozanın tüm kalınlığını ve/veya submukozal kalınlığı içeren enflamatuar hücrelerde belirgin artış; 4, hem mukozada hem de submukozada enflamatuar hücrelerde belirgin artış).

              Villus uzunluğu, villusun ucundan mukozal yüzeydeki tabanına kadar ölçüldü. Kript derinliği villus tabanından muskularis mukoza başlangıcına kadar ölçüldü. Eozinofillerin saptanması için en az üç kesit/hayvan 400X büyütmede ışık mikroskobu altında incelenmiştir.

              Bağırsak mukozasında goblet hücre sayılarının belirlenmesi


              Carnoy solüsyonu ile duodenum, jejunum ve ileumdan 2 cm'lik sabit kesitler kullandık. Dokular parafine gömüldü, mikrotomla kesildi ve Periodic Acid Schiff (PAS) boyası ile boyandı. Karşıt leke olarak hematoksilen kullanıldı. 3 yüksek güçlü alanda (HPF; 400X) mukozal astarlardaki goblet hücrelerinin sayısı sayıldı ve ortalama sayı ± SD hesaplandı ( 56 ).

              İmmünohistokimya


              Parafine gömülü ince bağırsak kesitleri, immünohistokimyasal (IHC) boyama için 4 μm kalınlığında kesitler halinde kesildi. Kesitler parafinize edildi ve azalan etanol dereceleriyle yeniden hidratlandı. Kesitler, sitrat tamponuna (pH 6.0) yerleştirildi ve epitop alımı için mikrodalgada ısıtıldı. Endojen peroksidazlar daha sonra %3 H 2 O 2 kullanılarak bloke edildi.etanol içinde (10 dakika süreyle) ve birincil anti-TGF-p tavşan poliklonal antikoru (ABklonal ABD, Katalog No.: A16640) ile oda sıcaklığında 1 saat süreyle inkübe edildi. Kesitler, %0.05 Tween-20 (TBS-T) içeren TBS ile yıkandı ve HRP-konjuge keçi anti-tavşan sekonder antikoru ile 1 saat oda sıcaklığında inkübe edildi (Abcam, Cambridge, MA, ABD. Katalog No.: HRP ab6728). Son olarak lamlar TBS-T ile yıkandı ve doku kesitleri %0,05 diaminobenzidin (DAB) ve %0,01 H202 ile inkübe edilerek renk geliştirildi .3 dakika Kesitler nihayet dehidrasyon ve montajdan önce 1 dakika boyunca hematoksilin ile karşı lekelendi. Primer antikor eklenmemiş kesitler negatif kontrol olarak kullanıldı. Görüntüler, dijital kamera (Olympus, Japonya, BX53) ile donatılmış bir Olympus ışık mikroskobu kullanılarak alınmıştır. 400x'te çekilen 10 görüntüde TGF-β-pozitif mukozal glandüler ve stromal hücreler ile submukozal stromal hücrelerin sayısı sayıldı ve yüzdeleri hesaplandı (57 ) . istatistiksel analiz


              Sonuçlar, Windows için Statistical Package for Social Sciences (SPSS) sürüm 20 kullanılarak analiz edildi. Tüm değerler ortalama ± Standart sapma (SD) olarak ifade edilmiştir. Tüm hayvan grupları arasında bağırsak duvarındaki ortalama yetişkin solucan, goblet hücresi ve eozinofil sayısının karşılaştırılması için ANOVA testi kullanıldı. P -değerleri < 0.05, istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.

              Git: Sonuçlar

              A. annua ekstresi ile tedavi, enfekte hayvanların bağırsaklarındaki yetişkin T. spiralis solucanlarının sayısını etkili bir şekilde azaltmıştır.


              A. annua ekstraktının, enfekte farelerin bağırsaklarındaki yetişkin T. spiralis solucanlarına karşı antelmintik etkinliğini değerlendirmeyi amaçladık . A. annua ve albendazol ile tedavi edilen hayvanların (pozitif kontrol) ince bağırsaklarının incelenmesi, tedavi edilmemiş enfekte hayvanlara kıyasla yetişkin T. spiralis solucanlarının sayısında önemli bir azalma ortaya çıkardı ( P = 0.004) (Şekil 1). Bununla birlikte, A. annua'daki yetişkin solucanların sayısı ile ed farelerdeki albendazole-tre arasında anlamlı bir fark yoktu ( P = 0.19). Sonuçlarımız, A. annua ekstraktının , enfekte farelerin ince bağırsağında yetişkin T. spiralis solucanlarının sayısını azaltmada etkili olduğunu gösterdi.
              Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı fvets-09-970327-g0001.jpg'dir.
              Şekil 1
              A. annua tedavisinin , enfekte farelerin ince bağırsağında yetişkin T. spiralis kurdu sayısına etkisi . A. annua ekstresi ile tedavi, enfekte farelerin bağırsağında solucan sayısını önemli ölçüde azalttı; bu, albendazol (pozitif kontrol) ile karşılaştırılabilir bir etkiydi. Veriler, ortalama ± SD ( N = 10) olarak ifade edilir ve post hoc test olarak ANOVA ve ardından LSD kullanılarak analiz edilir . Yıldız işareti (*) anlamlı farkı gösterir; p < 0.05. A. annua tedavisi, bağırsağı enfeksiyon kaynaklı patolojik değişikliklere karşı korumuştur.


              Daha sonra, A. annua'nın T. spiralis enfeksiyonuna bağlı patolojik değişiklikleri azaltmadaki terapötik etkisini değerlendirmek için farklı fare gruplarının bağırsak kesitlerini inceledik . Enfekte olmamış tedavi edilmemiş farelerin bağırsak bölümlerinin H&E boyaması, uzun, düzenli, parmak benzeri bağırsak villusları (siyah oklar), sığ bağırsak kriptleri ve seyrek goblet hücreleri (kırmızı oklar) gösterdi (Şekil 2A). Bununla birlikte, enfekte tedavi edilmemiş farelerin bağırsak kesitleri, bazı alanlarda tam villöz atrofi (siyah oklar) ve önemli mukozal iltihaplanma (kırmızı oklar) gösteren kısaltılmış, yaprak şeklinde, dejenere, bozuk ve ödemli bağırsak villusları gösterdi (Şekil 2B). Daha yüksek büyütme (400x), villus çekirdeklerinde ve lamina propriada (mavi oklar) ödem ve goblet hücre sayısında artış (siyah oklar) gösterdi (Şekil 2C). Ayrıca, esas olarak eozinofillerden (kırmızı oklar) oluşan lamina propriada enflamatuar hücresel infiltrat tespit edildi. T. spiralis yetişkin kurtları da (kırmızı oklar) bozulmuş bağırsak villüsünün (siyah oklar) yüzeyinde uzanırken gözlemlendi (Şekil 2D). Tersine, A. annua ekstraktı ile tedavi edilen farelerin bağırsak kesitlerinde, azalmış ödem (siyah oklar) ve solucanların yokluğu ile birlikte villi dış hatlarında belirgin bir iyileşme görüldü (Şekil 2E). Daha yüksek büyütme (400x), goblet hücrelerinin benzer frekansta olduğunu (siyah oklar), ancak enflamatuar sızıntının (kırmızı oklar) azaldığını gösterdi (Şekil 2F) enfekte tedavi edilmemiş farelerle karşılaştırıldığında. Benzer şekilde, albendazol tedavisi villus yapısını ve uzunluğunu hafif ödemli çekirdeklerle korumuştur (siyah oklar) (Şekil 2G), enflamatuvar hücresel infiltratları (kırmızı oklar) azaltırken, enfekte tedavi edilmemiş farelere (siyah oklar) kıyasla goblet hücrelerinin sayısında önemli bir değişiklik yoktur (Şekil 2H).
              İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı fvets-09-970327-g0002.jpg'dir.
              şekil 2
              A. annua ile yapılan tedavi, T. spiralis ile enfekte olmuş farelerin bağırsak dokularında villi mimarisini restore etti ve enflamasyonu hafifletti . (A) H&E ile boyanmış enfekte olmamış farelerin ince bağırsak dokusunun temsili görüntüsü, tek tip villi ve goblet hücreleri (100x) gösteriyor. (B) Önemli mukozal iltihaplanma (kırmızı oklar) (100x) ile bozuk dejenere ödematöz villiyi (siyah oklar) gösteren T. spiralis ile enfekte tedavi edilmemiş farelerin ince bağırsak dokusunun temsili görüntüsü . (C) (B)' nin daha yüksek büyütme oranı(400x) villi ve lamina propriada ödem (mavi oklar) ve ayrıca yüksek goblet hücre sayıları (siyah oklar) ve esas olarak eozinofillerden (kırmızı oklar) oluşan enflamatuar infiltratı gösterir (D) Parazit ile (B) (400x ) daha yüksek büyütme bozulmuş villusun (siyah oklar) yüzeyi (kırmızı oklar). (E) A. annua ekstresi ile tedavi edilen enfekte farelerin ince bağırsak dokusunun temsili görüntüsü, villi anahattının restorasyonunu ve azalmış ödemi (siyah oklar) gösteriyor. ( F) Benzer sayıda goblet hücresi (siyah oklar) ve enfekte tedavi edilmemiş farelere (kırmızı oklar) göre daha düşük enflamatuar sızıntı ile (E) 'nin daha yüksek büyütmesi (400x) . (G). Albendazol ile tedavi edilen enfekte farelerin ince bağırsak dokusunun temsili görüntüsü, enfekte tedavi edilmemiş farelere kıyasla korunmuş villus ve azalmış ödem (siyah oklar) gösteriyor. (H) Enfekte tedavi edilmemiş farelere kıyasla azaltılmış inflamatuar sızıntı (kırmızı oklar) ve goblet hücresi sayısının benzer sıklığını (siyah oklar) gösteren (G) 'nin daha yüksek büyütmesi (400x) .

              İlginç bir şekilde, eozinofillerin, T. spiralis ile enfekte olmuş tüm farelerde, enfekte olmayan farelere kıyasla önemli ölçüde yükseldiğini bulduk ( P = 0.007) (Figür 3). Ayrıca enfekte olmayan hayvanlara kıyasla tüm enfekte hayvan gruplarında goblet hücre sayısında artış saptadık ( P = 0.003). Gözlemimizi daha da doğrulamak için goblet hücrelerinin görselleştirilmesi için periyodik asit Schiff boyaması kullandık. Enfekte olmayan farelerde, goblet hücreleri, villusları kaplayan epitel hücreleri arasında dağılmıştır. T. spiralis ile enfekte olmuş hayvanlardan alınan bağırsak kesitlerinde, enfekte olmayan hayvanlara kıyasla önemli ölçüde daha yüksek sayıda goblet hücresi gözlendi ( P < 0.003). A. annua veya albendazol ile tedavi edilmiş fareler ile enfekte, tedavi edilmemiş fareler arasında goblet hücrelerinin sayısında anlamlı bir fark yoktu (Şekiller 4,​,55).
              İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı fvets-09-970327-g0003.jpg'dir.
              Figür 3
              Farklı fare gruplarının bağırsak dokularındaki eozinofil hücre sayıları. Farelerin T. spiralis ile enfeksiyonu , enfekte olmamış farelere kıyasla bağırsak dokusunda/yüksek güç alanında (HPF) eozinofil hücre sayısını önemli ölçüde artırdı. A. annua veya albendazol (pozitif kontrol) ile tedavi, enfekte tedavi edilmemiş farelere kıyasla ince bağırsağın mukozasına ve submukozasına sızan eozinofil hücre sayılarında önemli bir değişikliğe (ns) neden olmadı. Yıldız işareti (*), enfekte olmamış ve enfekte, tedavi edilmemiş fareler arasındaki anlamlı farkı gösterir ( p < 0.007), oysa ns, anlamlı değildir.

              İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı fvets-09-970327-g0004.jpg'dir.
              Şekil 4
              Kadeh hücrelerini gösteren farklı fare gruplarının bağırsak dokularının temsili mikrofotoğrafları. Bağırsak dokularında goblet hücrelerini göstermek için periyodik Asit Schiff (PAS) boyaması yapıldı. (A) Enfekte olmamış fareler. (B) Enfekte tedavi edilmemiş fareler. (C) A. annua etanolik ekstresi ile tedavi edilen farelerin bağırsak dokusu . (D) Albendazol ile tedavi edilen farelerin bağırsak dokusu (pozitif kontrol). Siyah oklar kadeh hücrelerini gösterir. Büyütme, 400x.

              İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı fvets-09-970327-g0005.jpg'dir.
              Şekil 5
              Farklı fare gruplarının bağırsak dokularındaki goblet hücre sayıları. Goblet hücrelerini saymak için PAS ve hematoksilin ile boyanmış bağırsak dokularının yüksek büyütmeli görüntüleri (400x) kullanıldı. Tüm enfekte fare grupları (tedavi edilmiş ve edilmemiş), enfekte edilmemiş fare grubuna kıyasla önemli ölçüde yüksek sayıda goblet hücresi/HPF göstermiştir. Yıldız işareti (*) anlamlı farkı gösterirken, ns anlamlı değildir. A. annua tedavisi, T. spiralis ile enfekte olmuş farelerin bağırsak dokularında TGF-β ekspresyonunu azaltmıştır.


              Bağırsak dokularının immünohistokimyasal boyaması, enfekte olmamış farelerin bağırsak dokularında zayıf TGF- β ekspresyonu gösterdi (siyah oklar) (Şekil 6A). Buna karşılık, enfekte tedavi edilmemiş hayvanlarda submukozal enflamatuar hücrelere (siyah oklar) uzanan mukozal stromal hücrelerde (ok başları) TGF-β'nın yüksek ekspresyonu tespit edildi (Şekil 6B). İlginç bir şekilde, albendazol ve A. annua ile tedavi edilen fareler, önemli ölçüde daha düşük sayıda pozitif hücre (siyah oklar) gösterdi (sırasıyla %35.70 ve %20.75) (tablo 1;Şekil 6C,D).
              Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı fvets-09-970327-g0006.jpg'dir.
              Şekil 6
              A. _ yıllık tedavi, T. spiralis ile enfekte olmuş farelerin bağırsak dokularında TGF-β ekspresyonunu önemli ölçüde azalttı. ( A – D) Farklı fare grupları A'nın bağırsak dokularında TGF-β'nın immünohistokimyasal boyanması. TGF-β'nın (siyah oklar) zayıf ifadesini gösteren, enfekte olmamış farelerin bağırsak dokusunun temsili görüntüsü. (B) Submukozal enflamatuar hücrelerde (siyah oklar) ve mukozal stromal hücrelerde (ok başları) yüksek TGF-β ekspresyonu gösteren enfekte tedavi edilmemiş hayvanların bağırsak dokusunun temsili görüntüsü. (C)Albendazol ile tedavi edilen hayvanların bağırsak dokusunun TGF-β-pozitif mukozal stromal hücrelerde (siyah oklar) azalma gösteren temsili görüntüsü. (D) A. annua ile tedavi edilen farelerin bağırsak dokusunun temsili görüntüsü, TGF-β-pozitif mukozal stromal hücrelerde (siyah oklar) belirgin azalma gösteriyor. Büyütme 200x'tir. tablo 1


              Farklı fare gruplarının bağırsak dokusundaki TGF-β pozitif hücrelerin yüzdesi (%).
              T. spiralis enfekte olmamış fareler %10
              T. spiralis ile enfekte tedavi edilmemiş fareler %80,20
              Albendazol ile tedavi edilen fareler %35,70
              A. annua ile tedavi edilen fareler %20.75
              Ayrı bir pencerede aç
              Git: Tartışma


              Trichinelloz, albendazol de dahil olmak üzere yaygın olarak benzimidazol türevleri ile tedavi edilen dünya çapında paraziter zoonotik bir hastalıktır. Toksisite, yan etkiler, düşük biyoyararlanım ve ilaç direnci, bu anti-trişinella ilaçlarının terapötik faydasını sınırlar. Bu nedenle, trişinelloz tedavisi için yeni ve güvenli alternatiflerin geliştirilmesi bir zorunluluktur. Son zamanlarda yapılan birkaç araştırma, şifalı bitkilerin trişinelloz tedavisi için güvenli ve etkili alternatif terapötikleri temsil edebileceğini göstermiştir ( 23 , 58 – 60 ). Mevcut çalışmamızda, A. annua'nın etanolik ekstraktının deneysel olarak enfekte olmuş farelerde intestinal trişinelloz tedavisinde etkinliğini değerlendirmeyi amaçladık.

              Sonuçlarımız, A. annua ekstresi ile yapılan tedavinin, enfekte tedavi edilmemiş hayvanlara kıyasla ince bağırsaktaki yetişkin solucan sayısını önemli ölçüde azalttığını gösterdi. Benzer şekilde, Abo Rayia ve ark. ( 61 ) , enfekte farelerin artemisinin ile tedavisinden sonra T. spiralis yetişkin solucan sayısında %75 azalma bildirdi ; A. annua'nın ana aktif bileşeni . Ayrıca Caner ve ark. ( 18 ) , A. vulgaris ve A. absinthium ekstraktlarının kaslardaki T. spiralis larva evrelerine karşı iyi bir terapötik etkisi olduğunu bildirmiştir .

              A. annua'nın trypanosomiasis ( 62 ), schistosomiasis ( 62 ), toksoplazmoz ( 34 ), leishmaniasis ( 34 ), giardiasis ( 33 ) ve koksidiyoz ( 63 ) gibi birçok paraziter hastalığa karşı etkili olduğunu gösteren birkaç çalışma dikkat çekicidir. .

              Verilerimiz ayrıca A. annua ile yapılan tedavinin , enfekte farelerde T. spiralis'in neden olduğu histopatolojik değişiklikleri iyileştirdiğini gösterdi. Enfekte tedavi edilmemiş hayvanlarda, nötrofiller, lenfositler ve makrofajlardan oluşan belirgin kronik inflamatuar hücre infiltratları ile belirgin villöz atrofi gözlemledik. A. annua ve albendazolün T. spiralis ile enfekte olmuş farelere uygulanması, normal villi yapısını eski haline getirdi ve enflamatuar hücresel infiltrasyonu azalttı.

              Tedavilerimiz enflamatuar hücresel infiltrasyonu azaltsa da, tedavi edilen hayvanlar da dahil olmak üzere tüm enfekte hayvan gruplarında yüksek eozinofilik infiltrasyon hala fark edildi. A. annua ile tedavi edilen farelerdeki yüksek eozinofil sayısının tedaviden kaynaklanmadığına inanıyoruz, çünkü tedavi edilmemiş enfekte grup da dahil olmak üzere tüm enfekte hayvanlarda yüksek eozinofil sayısı fark edildi. Spekülasyonumuz, A. annua'nın schistosomiasis tedavisi için kullanıldığında eozinofil sayısında %27 azalmaya neden olduğunu ( 64 ) ve epidermise mast hücreleri ve eozinofillerin infiltrasyonunu baskıladığını ( 65 ) gösteren önceki çalışmalarla desteklenmektedir. atopik dermatit tedavisi. Ayrıca T. spiralis enfeksiyonueozinofil sayısında bir artışı tetiklediği gösterilmiştir ( 66 ). Eozinofillerin, T. spiralis'inki de dahil olmak üzere parazitik enfeksiyonlara karşı dirençte ve bu parazitin yeni doğan larvalarını (NBL) öldürmede önemli bir rol oynadığı bildirilmiştir ( 13 ). Ek olarak, IL5'e bağlı eozinofiller, T. spiralis enfeksiyonu sırasında solucanın atılmasını destekler ( 67 ). Eozinofillerin rolü, şiddetli trişinellozdan ölen bir hastanın miyokardiyal dokusunda zengin bir eozinofil infiltratı saptayan bir çalışmayla daha da doğrulanmıştır ( 68) .). Buna karşılık, diğer çalışmalar, eozinofillerin NBL'nin korunması için gerekli olduğunu öne sürdü. Huang ve ark. eozinofillerin enfeksiyon bölgesine alınmasının, makrofajların ve nötrofillerin (NO kaynağı) aktivasyonunu önleyen ve ardından NO üretimini önleyen DC'lerden ve CD4+ T hücrelerinden IL-10 üretimini uyararak NBL'yi koruyabileceğini öne sürdü . spiralis larva hayatta kalma ( 69 ). Bu, eozinofille kesilen farelerin T. spiralis yetişkin solucanlarını normal olarak temizlediği gözlemiyle de desteklenir ( 70 , 71 ). Yukarıdaki tüm bulgulara rağmen, eozinofillerin T. spiralis'e karşı konak savunmasındaki rolüveya parazit büyümesinin ve hayatta kalmasının desteklenmesi henüz belirlenmemiştir.

              Histolojik verilerimiz ayrıca, enfekte olmayan farelere kıyasla tüm enfekte fare gruplarının bağırsak bölümlerinde artmış goblet hücresi sayımlarını gösterdi. Goblet hücrelerinin, bağırsak nematodları da dahil olmak üzere istilacı organizmalara karşı koruyucu bir viskoz bariyer oluşturan müsin salgılayarak bağırsak epitelinin bağırsak patojenlerinden korunmasında önemli bir rolü olduğu belgelenmiştir (72 , 73 ) . PAS kullanarak, enfekte, tedavi edilmemiş ve tedavi edilmiş hayvan gruplarının daha yüksek sayıda goblet hücresine sahip olduğunu fark ettik, bu genellikle T. spiralis istilasına eşlik eden bir olgudur ( 8 , 12 , 14 , 74 , 75). Goblet hücreleri, solucanların yakalanmasına ve konakçıdan atılmasına neden olan epitel hücrelerinin yüzeyini kaplayan mukusun oluşumu için gerekli olan müsin glikoproteinleri dahil olmak üzere çeşitli aktif molekülleri salgılar ( 76-78 ) . Bu, T. spiralis ile enfekte Stat6- veya IL-4Ra-eksikliği olan farelerde goblet hücresi hiperplazisi geliştiremedikleri için solucan atılımının gecikmesinin gözlemlenmesiyle doğrulanmıştır ( 12 , 79 ). Mukusa ek olarak, goblet hücreleri tarafından mukozadaki bozuklukları önlemeye yardımcı olan ve rejenerasyonu iyileştiren TFF3 (yonca faktörü) üretilir ( 80 ).

              Birkaç rapor, TGF-β'nın intestinal trişinelloz sırasında yetişkin kurtların dışarı atılmasındaki önemli rolünü tartışmıştır ( 81 – 83 ). Bu nedenle, bu çalışmada, T. spiralis ile enfekte olmuş farelerin bağırsak dokularında TGF-β ekspresyonunu ölçmek için immünohistokimyasal boyama kullandık . Sonuçlarımıza göre, enfekte tedavi edilmemiş farelerde TGF-β üretimi artarken, tedavi edilen hayvanlarda daha az sayıda TGF-β-pozitif hücre gözlendi. TGF-β'nın solucan çıkarmadaki rolünü destekleyen önceki çalışmalarda da benzer bulgular rapor edilmiştir ( 81 – 84 ). Akiho ve ark. T. spiralis sırasında bağırsak kasılmasının olduğunu bildirdienfeksiyon, sırasıyla STAT6 ve COX-2 yoluyla Th2 sitokinleri ve TGF-β tarafından tahrik edilir ( 85 , 86 ). Ayrıca, Steel ve ark. TGF-β'nın bağırsak kasılması ve kurtçuk atılmasında ana oyuncu olduğunu belirtmiştir ( 87 ). Deneysel intestinal trişinelloz modelinde TGF-β üretme yeteneğinden yoksun fareleri kullanarak, farelerin bağırsak kaslarını kasma ve paraziti dışarı atma yeteneğinden yoksun olduğunu gözlemlediler ( 16 , 87 ).

              Git: Sonuçlar


              A. annua ekstraktının, T. spiralis ile enfekte olmuş farelerin bağırsaklarındaki yetişkin kurtları ortadan kaldırdığını gösterdik . Ayrıca, ekstrakt tedavimiz normal bağırsak mimarisini, villi uzunluğunu geri kazandırdı ve enflamatuar hücresel infiltrasyonu azalttı. Ayrıca, tedavi edilen fareler, solucanın dışarı atılmasında önemli bir rol oynadığı kanıtlanmış olan TGF-β'nın mütevazı bir ifadesini gösterdi. A. annua ekstraktının terapötik etkisi albendazol ile kıyaslanabilirdi; bununla birlikte, yan etkiler ve albendazol dahil benzimidazol türevlerine karşı bildirilen direnç, A. annua'nın daha ileri düzeyde test edilmesini desteklemektedir.trichinelloz tedavisi için umut verici bir tamamlayıcı bitkisel ürün olarak ekstrakt. A. annua'nın anti-trichinella aktif bileşenlerini araştırmak ve direnç gelişimini sınırlamak için kombinasyon halinde kullanılabilecek daha etkili ve daha güvenli türevler geliştirmek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

              Git: Veri kullanılabilirliği bildirimi


              Çalışmada sunulan orijinal katkılar makaleye/ek materyale dahil edilmiştir, daha fazla araştırma ilgili yazara/yazarlara yönlendirilebilir.

              Git: Etik bildirimi


              Hayvan çalışması, Mısır South Valley Üniversitesi Veteriner Fakültesi Araştırma Etik Kurulu tarafından incelendi ve onaylandı (Protokol kodu 20-4-9-2021).

              Git: Yazar Katkıları


              Tüm yazarlar makalenin kavramsallaştırılmasına, deneysel tasarımına, veri analizine, yazılmasına, gözden geçirilmesine ve düzenlenmesine katkıda bulunmuştur. Ayrıca, HE ve AE-k araştırma ekibine liderlik etti, çalışmayı denetledi, verileri eleştirel bir şekilde analiz etti ve taslağı revize etti. Tüm yazarlar makaleye katkıda bulundu ve gönderilen sürümü onayladı.

              Git: Çıkar çatışması


              Yazarlar, araştırmanın olası bir çıkar çatışması olarak yorumlanabilecek herhangi bir ticari veya finansal ilişki olmaksızın yürütüldüğünü beyan eder.

              Git: yayıncının notu


              Bu makalede ifade edilen tüm iddialar yalnızca yazarlara aittir ve bunların bağlı kuruluşlarının veya yayıncının, editörlerin ve hakemlerin iddialarını mutlaka temsil etmez. Bu makalede değerlendirilebilecek herhangi bir ürün veya üreticisi tarafından ileri sürülebilecek herhangi bir iddia, yayıncı tarafından garanti edilmemekte veya onaylanmamaktadır.

              Git: teşekkürler


              Princess Nourah bint Abdulrahman University Researchers Supporting Project numarası (PNURSP2022R39), Princess Nourah bint Abdulrahman University, Riyad, Suudi Arabistan ve Researchers Supporting Project (Proje numarası RSP-2021/174), King Saud Üniversitesi, Riyad, Suudi Arabistan.

              Git: Referanslar

              1. Luis Muñoz-Carrillo J, Maldonado-Tapia C, López-Luna A, Jesús Muñoz-Escobedo J, Armando Flores-De La Torre J, Moreno-García A. Trişinellozdaki güncel yönler . İçinde: Parazitler ve Paraziter Hastalıklar 2018 5 Kasım. Londra, BK: IntechOpen; (2019). P. 175–216. [ Google Akademik ]
              2. Ribicich M, Gamble HR, Rosa A, Bolpe J, Franco A. Arjantin'de Trichinelloz: tarihsel bir inceleme . Veteriner Parazitol. (2005) 132 :137–42. 10.1016/j.vetpar.2005.05.042 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              3. Tada K, Suzuki H, Sato Y, Morishima Y, Nagano I, Ishioka H, ​​ve ark.. Japonya'da ayı eti tüketimi ile ilişkili Trichinella T9 enfeksiyonları salgını . Emerg Infect Dis. (2018) 24 :1532–5. 10.3201/eid2408.172117 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              4. Murrell KD, Pozio E. İnsan Trişinellozunun dünya çapında oluşumu ve etkisi, 1986-2009 . Emerg Infect Dis. (2011) 17 :2194–202. 10.3201/eid1712.110896 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              5. Barruet R, Devez A, Dupouy-Camet J, Karadjian G, Plavsa D, Chydériotis G, et al.. Salgınlar, 2017'de Fransa ve Sırbistan'da bildirilen bir Trişinelloz salgını için ortak bir kaynaktır . Eurosurveillance. (2020) 25 :1–7. 10.2807/1560-7917.ES.2020.25.24.1900527 [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              6. Rózycki M, Korpysa-Dzirba W, Bełcik A, Pelec T, Mazurek J, Cencek T. Yaban domuzu etinden yapılan sosis tüketiminden sonra Polonya'da bir Trichinelloz salgınının analizi . J Clin Med. (2022) 11 :485. 10.3390/jcm11030485 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              7. Rawla P, Sharma S. Trichinella spiralis . Treasure Island, FL: StatPearls Yayıncılık. (2022). [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              8. Piekarska J, Miśta D, Houszka M, Króliczewska B, Zawadzki W, Gorczykowski M. Trichinella spiralis : kısa zincirli yağ asitlerinin lenfositlerin proliferasyonu, goblet hücresi sayısı ve fare bağırsağında apoptoz üzerindeki etkisi . Exp Parazitol. (2011) 128 :419–26. 10.1016/j.exppara.2011.05.019 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              9. Ding J, Bai X, Wang XL, Wang YF, Shi HN, Rosenthal B, ve diğerleri. Bağırsak fazı sırasında Trichinella spiralis ile enfekte olmuş farelerde seçilmiş bağışıklık hücrelerinin gelişimsel profili . Veteriner Parazitol. (2016) 231 :77–82. 10.1016/j.vetpar.2016.07.019 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              10. Khan WI, Collins SM. Bağırsak fizyolojisinde immün aracılı değişiklik ve nematod enfeksiyonunda konak savunmasındaki rolü . Parazit İmmünol. (2004) 26 :319–26. 10.1111/j.0141-9838.2004.00715.x [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              11. Knight PA, Brown JK, Pemberton AD. Bağırsak epitelindeki doğal immün yanıt mekanizmaları: yetişkin Trichinella spiralis'in atılmasında mast hücreleri ve goblet hücrelerinin potansiyel rolleri . parazitoloji. (2008) 135 :655–70. 10.1017/S0031182008004319 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              12. Khan WI, Blennerhasset P, Ma C, Matthaei KI, Collins SM. Bağırsak nematod enfeksiyonu sırasında Stat6 bağımlı goblet hücresi hiperplazisi . Parazit İmmünol. (2001) 23 :39–42. 10.1046/j.1365-3024.2001.00353.x [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              13. Kazura JW, Aikawa M. Farede Trichinella spiralis enfeksiyonuna karşı konakçı savunma mekanizmaları : in vitro yenidoğan larvalarının eozinofil aracılı yıkımı . J İmmunol. (1980) 124 :355–61. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              14. Ishikawa N, Wakelin D, Mahida YR. Trichinella spiralis ile enfekte olmuş farelerde bağırsak goblet hücresi hiperplazisinde T helper 2 hücrelerinin rolü . Gastroenteroloji _ (1997) 113 :542–9. 10.1053/gast.1997.v113.pm9247474 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              15. Worthington JJ, Klementowicz JE, Rahman S, Czajkowska BI, Smedley C, Waldmann H, ve diğerleri. Dendritik hücrelerde TGFβ aktive edici integrin αvβ8'in kaybı, fareleri tip 2 bağışıklığın kontrolü yoluyla kronik bağırsak parazit enfeksiyonundan korur . PLoS Hastalığı. (2013) 9 :e1003675. 10.1371/journal.ppat.1003675 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              16. Ding J, Bai X, Wang X, Shi H, Cai X, Luo X, ve diğ.. Trichinella spiralis ile enfekte olmuş farelerin bağırsaklarında immün hücre tepkileri ve sitokin profili . Ön Mikrobiyol. (2017) 8 :2069. 10.3389/fmicb.2017.02069 [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              17. Gottstein B, Pozio E, Nöckler K. Trişinellozun epidemiyolojisi, teşhisi, tedavisi ve kontrolü . Klinik Microbiol Rev . (2009) 22 :127–45. 10.1128/CMR.00026-08 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              18. Caner A, Döşkaya M, Değirmenci A, Can H, Baykan S, Üner A, et al.. Batı Anadolu'da büyüyen Artemisia vulgaris ve Artemisia absinthium'un ratlarda trichinelloza ( Trichinella spiralis ) karşı etkilerinin karşılaştırılması . Exp Parazitol. (2008) 119 :173–9. 10.1016/j.exppara.2008.01.012 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              19. Prichard RK. İnsan parazit nematodlarında benzimidazol direnci için belirteçler? parazitoloji. (2007) 134 :1087–92. 10.1017/S003118200700008X [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              20. Piloiu C, Dumitrascu DL. Albendazol kaynaklı karaciğer hasarı . Ben J Ther. (2021) 28 :e335–40. 10.1097/MJT.0000000000001341 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              21. Hogan J, Dehoux L, Niel O, Elenga N, Deschênes G, Dauger S. Bir bebekte albendazol süspansiyonunun yanlışlıkla intravenöz enjeksiyonundan sonra hemolitik anemi ve geri dönüşümsüz böbrek ve beyin yaralanmaları . Klinik Toksikol. (2016) 54 :72–3. 10.3109/15563650.2015.1114626 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              22. Dayan AD. Albendazol, mebendazol ve prazikuantel. Klinik dışı toksisite ve farmakokinetiğin gözden geçirilmesi . Açta Trop. (2003) 86 :141–59. 10.1016/S0001-706X(03)00031-7 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              23. Shalaby MA, Moghazy FM, Shalaby HA, Nasr SM. Balanites aegyptiaca meyvelerinin metanolik ekstraktının sıçanlarda Trichinella spiralis'in enteral ve parenteral aşamalarına etkisi . Parazitol Res. (2010) 107 :17–25. 10.1007/s00436-010-1827-9 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              24. Basyoni MMA, El-Sabaa A-AA. Farelerde deneysel Trichinella spiralis enfeksiyonuna karşı mür ve ivermektinin terapötik potansiyeli . Korece J Parasitol. (2013) 51 :297–304. 10.3347/kjp.2013.51.3.297 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              25. Abd-Elrahman SM, Dyab AK, Mahmoud AE, Mostafa SM, Elossily NA. Mür ham özütünün ve mür uçucu yağının in vitro Trichinella spiralis kas larvalarına karşı albendazol ile karşılaştırıldığında antiparazitik aktivitesi . J Egypt Soc Parasitol. (2020) 50 :307–14. 10.21608/jesp.2020.113052 [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              26. Efferth T. Antik bitkiden modern ilaca: kanser tedavisi için Artemisia annua ve artemisinin . Semin Kanser Biol. (2017) 46 :65–83. 10.1016/j.semcancer.2017.02.009 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              27. Elfawal MA, Towler MJ, Reich NG, Golenbock D, Weathers PJ, Rich SM. Sıtma tedavisi için kurutulmuş bütün Artemisia annua bitkisi . PLoS BİR. (2012) 7 :e52746. 10.1371/journal.pone.0052746 [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              28. Towler MJ, Weathers PJ. Potansiyel terapötik kullanım için Artemisia annua L. bitki gelişimi boyunca anahtar artemisinik ve diğer metabolitlerdeki varyasyonlar . End Bitkileri Prod . (2015) 67 :185–91. 10.1016/j.indcrop.2015.01.007 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              29. Li KM, Dong X, Ma YN, Wu ZH, Yan YM, Cheng YX. Artemisia annua kaynaklı antifungal kumarinler ve lignanlar . fitoterapi . (2019) 134 :323–8. 10.1016/j.fitote.2019.02.022 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              30. Bilia AR, Santomauro F, Sacco C, Bergonzi MC, Donato R. Esansiyel yağ of Artemisia annua L.: Çok sayıda antimikrobiyal özelliğe sahip olağanüstü bir bileşen . Kanıta Dayalı Tamamlayıcı Alternatif Med . (2014) 2014 :159819. 10.1155/2014/159819 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              31. Gupta P, Dutta B, Pant D, Joshi P, Lohar D. Artemisia annua linn'in in vitro antibakteriyel aktivitesi . Hindistan'da büyüyor . Int J Green Pharm . (2009) 3 :255–58. 10.22377/ijgp.v3i3.96 [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              32. Viuda-Martos M, El Gendy AE-NGS, Sendra E, Fernández-López J, Abd El Razik KA, Omer EA, et al.. Bazı Mısır bitkilerinden elde edilen uçucu yağların kimyasal bileşimi ve antioksidan ve anti-Listeria aktiviteleri . J Tarım Gıda Kimyası (2010) 58 :9063–70. 10.1021/jf101620c [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              33. Abd-Elhamid TH, Abdel-Rahman IAM, Mahmoud AR, Allemailem KS, Almatroudi A, Fouad SS, et al.. Giardiasis'i kontrol etmek için tamamlayıcı bir bitkisel ürün . antibiyotikler _ (2021) 10: 477. 10.3390/antibiyotikler10050477 [ ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              34. de Oliveira TC, Silva DA, Rostkowska C, Bela SR, Ferro EA, Magalhaes PM, et al.. Toxoplasma gondii: Artemisia annua L.'nin deneysel modellerde in vitro ve in vivo enfeksiyona yatkınlık üzerindeki etkileri . Exp Parazitol. (2009) 122 :233–41. 10.1016/j.exppara.2009.04.010 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              35. Islamuddin M, Chouhan G, Tyagi M, Abdin MZ, Sahal D, Afrin F. Visseral Leishmaniasis'e karşı Artemisia annua yaprak uçucu yağının Leishmanicidal aktiviteleri . Ön Mikrobiyol. (2014) 5 :626. 10.3389/fmicb.2014.00626 [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              36. Hwang D. Il, Won KJ, Kim D, Yoon SW, Park JH, Kim B, Lee HM . Anti-adiposit farklılaşma aktivitesi ve Artemisia annua'dan elde edilen uçucu yağın kimyasal bileşimi . Nat Ürün Kom . (2016) 11 :539–42. 10.1177/1934578X1601100430 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              37. Marinas IC, Oprea E, Chifiriuc MC, Badea IA, Buleandra M, Lazar V. Romanya'dan Artemisia annua uçucu yağının kimyasal bileşimi ve antipatojenik aktivitesi . Kimya Biyoçeşitlileri. (2015) 12 :1554–64. 10.1002/cbdv.201400340 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              38. Brisibe EA, Umoren UE, Brisibe F, Magalhäes PM, Ferreira JFS, Luthria D, et al.. Artemisia annua L' nin farklı dokularının beslenme karakterizasyonu ve antioksidan kapasitesi . Gıda Kimyası (2009) 115 :1240–6. 10.1016/j.foodchem.2009.01.033 [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              39. Carbonara T, Pascale R, Argentieri MP, Papadia P, Fanizzi FP, Villanova L, et al.. Artemisia annua L bitki çayının fitokimyasal analizi . J Pharm Biomed Anal. (2012) 62 :79–86. 10.1016/j.jpba.2012.01.015 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              40. Dong Y, Liu L, Han J, Zhang L, Wang Y, Li J, ve diğerleri. Artemisinin dünya çapında araştırma eğilimleri: 2000'den 2021'e kadar bir bibliyometrik analiz . Ön Med. (2022) 9 :868087. 10.3389/fmed.2022.868087 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              41. Willcox ML, Bodeker G. Sıtma için geleneksel bitkisel ilaçlar . BMJ. (2004) 329 :1156–9. 10.1136/bmj.329.7475.1156 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              42. Abate G, Zhang L, Pucci M, Morbini G, Mac Sweeney E, Maccarinelli G, ve diğerleri. Artemisia annua L' nin farklı etanolik fito-ekstraktlarının fitokimyasal analizi ve anti-enflamatuar aktivitesi . biyomoleküller _ (2021) 11 :975. 10.3390/biom11070975 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              43. Mohammed S, Dekabo A, Hailu T. Artemisia spp.'nin fitokimyasal analizi ve anti-mikrobiyal aktiviteleri. ve artemisinin hızlı izolasyon yöntemleri . AMB İbr. (2022) 12:17 . 10.1186/s13568-022-01346-5 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              44. Tariq KA, Chishti MZ, Ahmad F, Shawl AS. Artemisia absinthium özlerinin küçükbaş nematodlara karşı antelmintik aktivitesi . Veteriner Parazitol. (2009) 160 :83–8. 10.1016/j.vetpar.2008.10.084 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              45. Kim MH, Seo JY, Liu KH, Kim JS. Artemisia annua L. ekstraktının farelerde galaktoza bağlı oksidatif strese karşı koruyucu etkisi . PLoS BİR. (2014) 9 :3–9. 10.1371/journal.pone.0101486 [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              46. ​​Alara OR, Abdurahman NH, Olalere OA. İki seviyeli faktör tasarımı kullanılarak Vernonia amigdalina yaprağından flavonoidlerin, fenoliklerin ve antioksidanların etanolik ekstraksiyonu . J King Saud Üniv - Sci. (2020) 32 :7–16. 10.1016/j.jksus.2017.08.001 [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              47. Manzoor F, Nasim G, Saif S, Asma Malik S. Etanolik bitki ekstraktlarının ekonomik öneme sahip üç depolama tahıl zararlısı üzerindeki etkisi . Pakistan J Bot. (2011) 43 :2941–6. [ Google Akademik ]
              48. Kumar İK. Domuzlarda Trişinellozun yapay sindirim ve enzim immunoassay ile saptanması . J Gıda Koruma (1996) 59 :295–8. 10.4315/0362-028X-59.3.295 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              49. Attia RAH, Mahmoud AE, Farrag HMM, Makboul R, Mohamed ME, Ibraheim Z. Farelerde indüklenebilir nitrik oksit ekspresyonu ile mür ve kekiğin Trichinella spiralis enteral ve parenteral fazları üzerindeki etkisi . Mem Inst Oswaldo Cruz. (2015) 110 :1035–41. 10.1590/0074-02760150295 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              50. Shoheib Z, Abdin A, Shamloula M. El–Segaey O. Deneysel müsküler Trişinellozda adjuvan tedavi olarak a-kimotripsin ve kolşisinin rolü: parazitolojik, biyokimyasal ve immünohistokimyasal çalışma . Mısır J Bacteriol. (2006) 15 :773–90. [ Google Akademik ]
              51. Salama MAM, Mostafa NE, Abd El-Aal NF, Moawad HSF, Hammad SK, Adel R, ve diğerleri. Deneysel Trichinella spiralis enfeksiyonuna karşı Zingiber officinale ve Cinnamomum zeylanicum ekstrelerinin etkinliği . J Parazit Dis. (2022) 46 :24–36. 10.1007/s12639-021-01412-y [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              52. Denham DA. Metiridin1 1 2-(β-metoksietil) piridin ile çalışmalar . ICI “Promintic” ve Trichinella spiralis I Farelerde bağırsak fazına etkisi . Exp Parazitol. (1965) 17 :10–4. 10.1016/0014-4894(65)90003-2 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              53. Sadaow L, Intapan PM, Boonmars T, Morakote N, Maleewong W. Laboratuvar kemirgenlerinin Trichinella papuae'ye duyarlılığı . Korece J Parasitol. (2013) 51 :629–32. 10.3347/kjp.2013.51.6.629 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              54. Nashaat EN, Amira FA. Solucan ve larva yükü, ham solucanlar ve/veya larva antijenleri kullanılarak T spiralis aşılamasının histopatolojik ve ultrastrüktürel değerlendirmesi : deneysel çalışmalar . (2010). [ Google Akademik ]
              55. Carleton HM, Drury RA, Wallington EA. Carleton'ın Histolojik Tekniği . Oxford, NY: Oxford University Press; (1980). [ Google Akademik ]
              56. Hwang H. Bin, Kim HS. Ameliyat mikroskobunun oküler yüzey ve gözyaşı filmi üzerindeki fototoksik etkileri . Kornea. (2014) 33 :82–90. 10.1097/ICO.0000000000000001 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              57. Schneider CA, Rasband WS, Eliceiri KW. NIH Image to imageJ: 25 yıllık görüntü analizi . Nat Yöntemleri. (2012) 9 :671–5. 10.1038/nmeth.2089 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              58. García D, Escalante M, Delgado R, Ubeira FM, Leiro J. Mangifera indica L.'nin antelmintik ve antialerjik aktiviteleri gövde kabuğu bileşenleri Vimang ve mangiferin . Fitoterapi Arş. (2003) 17 :1203–8. 10.1002/ptr.1343 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              59. Bany J, Zdanowska D, Zdanowski R, Skopińska-Rózewska E. Bitkisel ilacın farelerde Trichinella spiralis enfeksiyonunun gelişimi üzerindeki etkisi . Pol J Vet Sci. (2003) 6 :6–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              60. Ebu El Ezz NMT. Deneysel olarak enfekte olmuş sıçanlarda Nigella sativa ve Allium cepa yağlarının Trichinella spiralis üzerindeki etkisi . J Egypt Soc Parasitol. (2005) 35 :511–23. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              61. Abou Rayia DM, Saad AE, Ashour DS, Oreiby RM. Artemisinin nematocidal aktivitesinin deneysel trichinelloz üzerindeki etkisi: In vitro ve in vivo çalışmalar . Parazitol Uluslararası (2017) 66 :56–63. 10.1016/j.parint.2016.11.012 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              62. Mishina YV, Krishna S, Haynes RK, Meade JC. Artemisinins, Trypanosoma cruzi ve Trypanosoma brucei rhodesiense in vitro büyümesini inhibe eder . Antimikrob Ajanlar Chemother. (2007) 51 :1852–4. 10.1128/AAC.01544-06 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              63. Jiao J, Yang Y, Liu M, Li J, Cui Y, Yin S, ve diğerleri. Artemisinin ve Artemisia annua yaprakları , konakçı hücrelerin apoptozunu kolaylaştırarak ve inflamatuar yanıtı baskılayarak Eimeria tenella enfeksiyonunu hafifletir . Veteriner Parazitol. (2018) 254 :172–7. 10.1016/j.vetpar.2018.03.017 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              64. Munyangi J, Cornet-Vernet L, Idumbo M, Lu C, Lutgen P, Perronne C, ve diğerleri. Büyük bir klinik çalışmada Artemisia annua ve Artemisia afra çay infüzyonlarının şistozomiyaz üzerindeki etkisi . Bitki ilacı. (2018) 51 :233–40. 10.1016/j.phymed.2018.10.014 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ] Geri Çekildi
              65. Han X, Chen Z, Yuan J, Wang G, Han X, Wu H, ve diğ.. Artemisia annua su özütü, BALB/c farelerinde Th2 hücresi aracılı enflamatuvar tepkileri sınırlayarak DNCB'nin neden olduğu atopik dermatiti hafifletir. J Etnofarmakol . (2022) 291 :115160. 10.1016/j.jep.2022.115160 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              66. Herndon FJ, Kayes SG. Trichinella spiralis ile enfekte farelerin anti-IL-5 monoklonal antikor tedavisi ile eozinofillerin tükenmesi, parazit yükünü veya yeniden enfeksiyona karşı immünolojik direnci değiştirmez . J İmmunol. (1992) 149 :3642–7. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              67. Vallance BA, Blennerhassett PA, Deng Y, Matthaei KI, Young IG, Collins SM. IL-5, birincil T'de solucan atılmasına ve kas hiperkontraktilitesine katkıda bulunur . spiralis enfeksiyonu Ben J Physiol. (1999) 277 :G400–8. 10.1152/ajpgi.1999.277.2.G400 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              68. Bruschi F, Korenaga M, Watanabe N. Eozinofiller ve Trişinella enfeksiyonu: parazit ve konakçı için toksik mi? Trendler Parazitol. (2008) 24 :462–7. 10.1016/j.pt.2008.07.001 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              69. Huang L, Gebreselassie NG, Gagliardo LF, Ruyechan MC, Lee NA, Lee JJ, ve diğerleri. Eozinofilden türetilen IL-10, kronik nematod enfeksiyonunu destekler . J İmmunol. (2014) 193 :4178–87. 10.4049/jimmunol.1400852 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              70. Gebreselassie NG, Moorhead AR, Fabre V, Gagliardo LF, Lee NA, Lee JJ, ve diğerleri. Eozinofiller, yerel bağışıklığı düzenleyerek parazitik nematod larvalarını korurlar . J İmmunol. (2012) 188 :417–25. 10.4049/jimmunol.1101980 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              71. Fabre V, Beiting DP, Bliss SK, Gebreselassie NG, Gagliardo LF, Lee NA, ve diğerleri. Eozinofil eksikliği, kronik nematod enfeksiyonunda parazitin hayatta kalmasını tehlikeye atar . J İmmunol. (2009) 182 :1577–83. 10.4049/jimmunol.182.3.1577 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              72. Birchenough GM, Johansson ME, Gustafsson JK, Bergstrom JH, Hansson GC. Kadeh hücresi mukus salgılanması ve işlevinde yeni gelişmeler . Mukozal İmmunol. (2015) 8 :712–9. 10.1038/mi.2015.32 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              73. Deplancke B, Gaskins HR. Doğuştan gelen savunmanın mikrobiyal modülasyonu: goblet hücreleri ve bağırsak mukus tabakası . Ben J Clin Nutr. (2001) 73 :1131S–41S. 10.1093/ajcn/73.6.1131S [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              74. Sagar M, Padol I, Khan WI, Bonin RP, Blennerhassett PA, Hunt RH. Enterik enfeksiyonun T-Helper-2 bağışıklık tepkisine dayalı gerbil modelinin kurulması . J Gastroenterol'ü tarayın. (2004) 39 :668–73. 10.1080/00365520410005315 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              75. Chen Y, Huang B, Huang S, Yu X, Li Y, Song W, ve diğ.. Clonorchis sinensis ile birlikte enfeksiyon, Trichinella spiralis enfeksiyonuna karşı kemirgen konak yanıtını modüle eder . Parazitol Res. (2013) 112 :3167–79. 10.1007/s00436-013-3493-1 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              76. Miller HR, Huntley JF, Wallace GR. Nippostrongylus brasiliensis'in prime edilmiş sıçanlardan hızlı bir şekilde atılması sırasında immün dışlama ve mukus yakalama . İmmünoloji. (1981) 44 :419. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
              77. Newlands GF, Gibson S, Knox DP, Grencis R, Wakelin D, Miller HR. Trichinella spiralis ile enfekte farelerin bağırsaklarından izole edilen kimotripsin benzeri bir proteinazın karakterizasyonu ve mast hücre orijini . İmmünoloji _ (1987) 62 :629. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
              78. Shekels LL, Anway RE, Lin J, Kennedy MW, Garside P, Lawrence CE, ve diğ.. Vahşi tipte ve sitokin eksikliği olan farelerde Trichinella spiralis enfeksiyonunda koordineli Muc2 ve Muc3 müsin gen ifadesi . Dig Dis Sci. (2001) 46 :1757–64. 10.1023/A:1010622125040 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              79. Horsnell WGC, Cutler AJ, Hoving JC, Mearns H, Myburgh E, Arendse B, ve diğ.. Gecikmiş goblet hücresi hiperplazisi, asetilkolin reseptörü ifadesi ve SMC'ye özgü IL-4Ralfa eksikliği olan farelerde solucan atılması . PLoS Hastalığı. (2007) 3 :e1. 10.1371/journal.ppat.0030001 [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              80. Dehlawi MS, Mahida YR, Hughes K, Wakelin D. Trichinella spiralis enfeksiyonunun interlökin-4 (IL-4) veya bağırsak yonca faktörü (ITF/TFF3) olmayan farelerde bağırsak patolojisi üzerindeki etkileri . Parazitol Uluslararası (2006) 55 :207–11. 10.1016/j.parint.2006.05.002 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              81. Gawaziuk JP. X, Şeyh F, Cheng ZQ, Cattini PA, Stephens NL. Kültürlenmiş düz kas hücreleri için farklılaştırıcı bir faktör olarak büyüme faktörü-beta'nın dönüştürülmesi . Eur Respir J. (2007) 30 :643–52. 10.1183/09031936.00141805 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              82. Lee BS, Nowak RA. İnsan leiomyoma düz kas hücreleri, transforme edici büyüme faktörü-beta 3'ün (TGF beta 3) ekspresyonunda artış ve TGF beta'nın antiproliferatif etkilerine karşı değişen tepkiler gösterir . J Clin Endocrinol Metab. (2001) 86 :913–20. 10.1210/jc.86.2.913 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              83. Moore-Olufemi SD, Olsen AB, Hook-Dufresne DM, Bandla V, Cox CSJ. Dönüşen büyüme faktörü-beta 3, bağırsak düz kas fonksiyonunu değiştirir: gastroşizis ile ilişkili bağırsak disfonksiyonu için çıkarımlar . Dig Dis Sci. (2015) 60 :1206–14. 10.1007/s10620-014-3439-1 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              84. Shao J, Xia Z, Li Y, Yu S, Deng W. [TGF-beta1 stimülasyonundan sonra in vitro insan hava yolu düz kas hücrelerinin hücresel fenotip değiştirme belirteçleri-matriks proteini Gla, mRNA ve kollajen I, III ve V'nin ifadesi ]. Çene J Pediatr. (2006) 44 :531–4. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
              85. Akiho H, Deng Y, Blennerhassett P, Kanbayashi H, Collins SM. Bir postenfektif bağırsak disfonksiyonu modelinde kas hiperkontraktilitesinin korunmasının altında yatan mekanizmalar . Gastroenteroloji. (2005) 129 :131–41. 10.1053/j.gastro.2005.03.049 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              86. Akiho H, Blennerhassett P, Deng Y, Collins SM. IL-4, IL-13 ve STAT6'nın murin düz kas hücrelerinin iltihaplanma kaynaklı hiperkontraktilitesindeki rolü . Am J Physiol Gastrointest Liver Physiol. (2002) 282 :G226–32. 10.1152/ajpgi.2002.282.2.G226 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              87. Steel N, Faniyi AA, Rahman S, Swietlik S, Czajkowska BI, Chan BT, et al.. Dendritik hücreler tarafından TGFβ aktivasyonu, Th17 indüksiyonunu ve bağırsak kontraktilitesini harekete geçirir ve parazit Trichinella spiralis'in farelerde atılmasını arttırır . PLoS Hastalığı. (2019) 15 :e1007657. 10.1371/journal.ppat.1007657 [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]

              Yorum yap

              Hazırlanıyor...
              X