Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Bakla, Vicia faba, Parkinson Hastalığına Bakla Desteği

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Bakla, Vicia faba, Parkinson Hastalığına Bakla Desteği


    Parkinson Hastalığına Bakla Desteği

    Parkinson hastalığı; titreme, sallanma, hareketlerin yavaşlaması, adale denetimlerinin yitirilmesi ve adale sertleşmesi gibi bir dizi nörolojik bozukluklardır.

    Parkinson belirtileri dikkate alınmalıdır. Parkinson yaşa bağlı olarak gelişen bir hastalıktır. Her ne kadar gençlerde de görülse de ortalama 75 yaş civarındaki insanlarda görülmektedir. Parkinson erkeklerde kadınlardan daha çok görülmektedir. Bu rahatsızlıkta doktorunuzun önerilerinin yanı sıra deneyebileceğiniz bazı bitkiler de mevcuttur.
    Bakla(Vicia faba): Bakla, beyindeki dopamin maddesinin doğal öncülü olan ve L-dopa olarak bilinen bileşik bakımından, doğadaki en zengin bitkisel kaynaktır. Parkinsonda genellikle beyindeki dopamin üreten hücrelerin bozulmaları nedeniyle, beyindeki dopamin ve asetilkolin arasında bir dengesizlik oluşur. Eğer beyniniz daha az dopamin üretiyorsa yalnızca L-dopa almak yeterlidir. L-dopa standart Parkinson ilacıdır.

    Parkinson hastaları üzerinde fiziksel etkilerini görmek için gereken miktarda L-dopa’yı yaklaşık 450- 500 gramlık bir kutu bakla konservesinden almak mümkündür. Bakla filizlerinin filizlenmemiş bakladan on kat daha fazla L-dopa içermektedir.
    Bunun dışında, bakla (ve diğer baklagiller) aynı zamanda kolin ve resitin de içerir. Bazı araştırmalar, bu bileşiklerin parkinsondan korunmada ya da bazı parkinson semptomlarını tedavi etmede yararlı olduklarını ortaya koymuştur. Bakla aynı zamanda parkinsonda en sık yaşanan kabızlığın önlenmesi için gerekli lifler bakımından da zengin bir kaynaktır.


  • #2
    Dopamin Üretimi Nasıl Artar?

    Beyinde, dopamin reseptörlerini aktive ederek nörotransmiter olarak görev yapan dopamin, bilgilerin hücreler arasında iletimini sağlayarak vücut hareketlerinin ve denge fonksiyonunun düzgün yapılmasını sağlar. Dopamin yoğun mutluluk, yoksunluk ve bağımlılıkta önemli rol oynar. Dopamin düzeyinin yüksek olması, ruhsal durumun olumlu gelişmesini ve yaratıcılığın güçlü olmasını sağlar.

    Beyinde Substansiya nigra olarak bilinen sinir hücreleri dopamin üretir ve depolar. Bu hücreler korpus striatum adlı bir yapının sinir hücreleriyle bağlantılıdır. Substansiya nigra hücrelerinin ürettiği dopamin, sinir lifleriyle korpus striatuma gelir ve oradaki hücreler arasında kimyasal iletici olarak görev alır. Substansiya nigra hücreleri hasara uğraması halinde dopamin üretip depolayamaz ve striatumda dopamin eksilir.

    Dopamin Üretimi Nasıl Artar?

    •NADH

    NADH, ya da azaltılmış nikontinamit adenin dinukleotid, niasinden sentezlenmiştir ve her hücrede mevcuttur. Enzimlerin besinleri parçalaması ve adenosin trifosfat formunda enerjiye dönüştürmesi anlamına gelen koenzimdir.

    NADH dopamin üretimini uyarır. Tıp bilimi, çoğalmış dopamin üretiminin, aşağıda sözü edilen beyin fonksiyonları üzerinde pozitif etkisi olduğunu kanıtlamıştır: düşünme, hafıza, karar verme gibi bilişsel işlevler, cinsel dürtü, ruh hali, inisiyatif, güç, koordinasyon, hareket, devinim ve daha pek çok fazlası…

    Paris Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, beyin dokusu kültürleri içinde, (nöron hücreleri) kültüre NADH eklenmesiyle, dopamin gibi beyin nörotransmiterlerin üretiminin arttığını göstermiştir.

    Araştırmanın sonuçları, NADH takviyesi ile dopamin nörotransmiterin 6 kat arttığını göstermiştir. Aynı zamanda, NADH koenziminin, dopamin, norepinefrin ya da noradrenalin ve serotonin gibi bir çok farklı beyin nörotransmiteri de uyardığı gözlemlenmiştir.


    Bir çok geniş ve iyi kontrol edilmiş deney, NADH takviyesinin, dopamini yükselttiğini göstermiştir. Dopamin artışı, idrardaki homovanilik asit (dopamin metabolizmasının bir yan ürünü) ölçümü ile belirlenebilmektedir.

    Yapılan araştırmaların büyük çoğunluğu NADH’nin damar ve adale içi enjeksiyonlarıyla uygulanırken, pek azında oral yol tercih edilmiş ve, aynı etkilerle karşılanılmıştır. NADH, gençlerde ve normal dopamin düzeylerine sahip olanlarda daha iyi sonuç vermiştir.

    •Broadbean (BAKLA)

    Bakla (Vicia faba), dopamin öncülü olan levodopa’nın (L-dopa) keşfiyle ilintili olan ilk bitkilerden biridir. L-dopa, baklanın yaprak, çiçek ve tanelerinde bulunur ve dopamin eksikliği hastalıklarında majör tedavi olarak kullanılır. Dopamin nörotransmiteri kan-beyin bariyerini aşamaz ama L-dopa aşar. Beyine ulaştığında, L-dopa, dopamine dönüşür.

    •Metionin

    Vücuda sadece diyetle alınabilen esensiyal bir aminoasit proteinidir. L -Metionin, SAMe, l-sistein, taurin ve sülfatın da öncülüdür.

    •Fenilalalin

    Vücut tarafından dopamin sentezi olan tirosin’e dönüştürülebilen beyin ve kan plazmasında bulunan esensiyal bir amino asittir.

    •Tirosin

    Tirosin, bir çeşit aminoasittir. Nöronlar arasındaki sinyalleri iletmeye yarayan önemli bir nörotransmiter olan dopaminin sentezine yol açar. Dopamin, başta gelen fonksiyonları ve ruh halini düzenler. Dikkat, öğrenme, sosyal etkileşim ve yemek konularına yardım eden bir moleküldür.

    Tirosin, hücrelerdeki özel bir yol boyunca direk olarak dopamine metabolize olur. Bu, tirozin hidroksilaz olarak bilinen enzim aracılığıyla gerçekleşir. Enzimler, kimyasal reaksiyonları kolaylaştıran proteinlerdir.

    •Cowage (Mucuna pruriens)

    Cowage , beyaz, lila ve mor çiçekler açan tropikal bir bitkidir. Sinir hastalıkları için kullanılan popüler bir Ayurvedik ilaçtır. Yaprakları bir MAO inhibitörü olan genistein içerir, ama bitkinin esas tıbbi değerini tohumları sağlar. Cowage tohumlarında, dopaminin öncül maddesi L-dopa vardır ve bitki, L-dopa için en büyük ticari kaynağı oluşturur. 2009’da yapılan Nörotoksisite Araştırmasında; L-dopa ve diğer bileşenleri içeren Cowage tohumlarının ekstresini eşdeğer dozdaki saf L-dopa ile karşılaştırılmıştır. Araştırmacılar, L-dopanın, Cowage tohumu ekstresi kadar etkili olabilmesi için daha yüksek doza gereksinim olduğunu saptamışlardır.

    Yorum yap


    • #3


      Bakla, Parkinson tedavisini olumsuz etkiliyor!

      Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Elibol "Parkinson hastalığının tedavisinde 'Yeşil baklanın kabuğu çok iyi geliyor' diye biliniyor. Tam tersine biz onu önermiyoruz; çünkü ilacın içerisindeki madde baklada da var. Bu nedenle bakla hesabımızı çok bozuyor" dedi


      Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Elibol,parkinson tedavisinin son yıllarda iyi bir noktaya geldiğini belirtti.
      Hastaları uzun süre ilaçla takip ettiklerini, ilaçların yetersiz kaldığı bazı durumlarda cerrahi yöntemleri devreye soktuklarını aktaran Elibol "Beynin içinde bazı hareket devreleriyle cerrahi yöntemlerle oynayabiliyoruz. Bunlar, bizim için çok önemli gelişmelerdir" dedi.
      İlaçların yan etkileri nedeniyle hastaların yakından takip edilmesi ve ilaçların bilinçli kullanılması gerektiğini vurgulayan Elibol, şunları söyledi: "Hastalarımızın yediğine içtiğine dikkat etmesi gerekiyor. Parkinson hastalığının bazı ilaçları bizim için önemli. Örneğin bakla yenmesinden söz ediliyor. Hastalığın tedavisinde ’Yeşil baklanın kabuğu çok iyi geliyor’ diye biliniyor. Tam tersine biz onu önermiyoruz; çünkü ilacın içerisindeki madde baklada da var. Bu nedenle bakla hesabımızı çok bozuyor. Beyne istediğimiz oranda ilacı yollamak istiyoruz. Hastaların bakla dışında hiçbir şey yemelerine karışmıyoruz. İlaçların aç ya da tok olarak alınanı var, bunları öneriyoruz. Hastanın doktora sık gitmesi, ilacı doktoru nasıl öneriyorsa ona uygun olarak alması ve yan etkisini fark ettiği anda doktora sorması gerekiyor."
      Elibol, parkinsonun temelde hareket bozukluğuyla ilgili olduğunu, bu nedenle hastalara fizik tedavi, spor, yürüyüş ve çeşitli egzersizler önerdiklerini, göğüs, sırtı ve bacakları çalıştıracak tüm hareketlere daha çok zaman ayırmalarını istediklerini anlattı.
      'UZUN YILLAR KABIZLIK ÇEKENLERİN PARKİNSONA YAKALANMA OLASILIĞI DAHA FAZLA'

      Parkinsonun beynin ve vücudun başka bölgelerindeki bazı sinir hücrelerinin yavaş yavaş zedelenmesiyle başlayan bir hastalık olduğuna işaret eden Elibol, hastalığın genellikle titreme, yavaşlık, vücudun bir tarafında başlayan ve ilerleyen hareket bozukluğu gibi belirtilerle teşhis edildiğini kaydetti.
      Parkinsonun çok farklı belirtileri olabileceğine dikkati çeken Prof. Dr. Elibol, şöyle devam etti: "Uzun yıllar kabızlık olan hastaların parkinson olma olasılığı daha fazla. Bir başka nadir bulgu ise gece uykuda bağırma, çağırma yani rüyayı hareketli görme, sesli görme. Korkulu bir rüya görülmesi ve çığlık atılması, eşine vurma, kendini yere atma gibi rüya içinde olan hareket bozuklukları da parkinson hastasında nadir belirti olarak ortaya çıkıyor. Koku duygusunda azalma da parkinsonun erken belirtilerden biri oluyor ama bunlardan hiçbiri tek başına çok belirleyici değil. Bu hastalık nedeniyle hücreler yavaş yavaş kaybediliyor. Bu, bildiğimizin çok daha ötesinde karmaşık bir süreç. Onun mekanizmalarını öğrenmek için yıllardır yoğun çalışmalar yapılıyor."
      AA


      Yorum yap


      • #4
        Özel Diyet Parkinson Tedavisi İçin Çok Önemli!

        Parkinson hastaları, hastalığın belirtileri ile birlikte ilaç kullanıma bağlı sindirim problemleri ile de karşılaşıyor. Kabızlık ve protein alımına bağlı problemler bu sorunların başında yer alıyor. Bu nedenle Parkinson hastalarının özel diyetlerine dikkat etmeleri büyük önem taşıyor.

        Parkinson hastası nasıl beslenmeli?

        Parkinson hastalığının erken dönemlerinden itibaren hastalarımız kabızlıktan yakınırlar. Bu hastalık bağırsak kontrolünden sorumlu olan otonomik sinir sistemini de etkilediği için kabızlık oldukça sıktır. Bazı kişilerde ise kabızlık Parkinson bulguları olan titreme ve yavaşlıktan önce başlayabilir. Bu nedenle Parkinson hastalarında dışkı sıklığını ayarlamak ve dışkının sertleşmesini engellemek için belli beslenme kurallarına uymak gerekir. Günaşırı tuvalete çıkmak ve yarı katı – şekilli bir dışkılama normal olarak kabul edilir.

        Parkinson hastalarında Kabızlık nasıl önlenebilir?

        En az 10 bardak su (çay- limonata- soda dahil) içmek gerekir. Özellikle levodopa içeren ilaçlar bir bardak su ile içilirler. Parkinson hastalarının fiziksel egzersiz örneğin yürüyüş yapmaları önemlidir. Günde 30 - 45 dk yürüyüş yapmak kabızlığı kontrol eder. Parkinson hastaları lifli gıdalar tüketilmelidir. Beyaz ekmek yerine tahıllı ekmek yenmeli. Sebze yemekleri her öğüne dağıtılmalıdır. Parkinson hastaları meyve suyu değil, meyvenin kendisini tüketmelidirler. Pirinç, makarna ve patates tüketimini sınırlandırmalıdırlar.

        Hamurişi gıdalardan uzak durmalı ve 1 - 2 bardak bitki çayı içmelidirler.

        Parkinson ilaçlarına özel beslenme var mıdır?

        Levo-dopa sindirim sisteminden emilirken eğer proteinler ile karşılaşırsa emilemiyor ve etkisiz hale geliyor. Bu nedenle levodopa preparatı kullanan Parkinson hastalarının aşağıdaki kurallara dikkat etmesi önemlidir:

        • İlaçlarını yemeklerden bir saat önce ve bir saat sonra alacak şekilde ayarlamaları gerekir.
        • İlaçları bir bardak su ile içmek, mümkünse içtikten sonra odada dolaşmak emilimini hızlandırır.
        • İlaç saatlari her gün sabit saatlerde olmalı, yemek saatleri ona göre ayarlanmalıdır.

        Doktorunuz ilaçlardan aldığı verimi arttırmak için size “Parkinson diyeti” önerebilir. Bu diyetin amacı sabah ve öğlen öğünlerinde protein içeren gıdaları tüketmemektir. Et, süt, yumurta, ayran, yoğurt ve sütlü tatlılar akşam öğünlerine kaydırılır. Bu uygulamanın amacı levodopa içeren ilaçlardan faydalanımı arttırmaktır.

        Parkinson hastaları Vitamin kullanmalı mı?

        B12 vitamini levo-dopa kullanımı ile beraber düşmeye meyil eder. B12 düşmesiyle unutkanlıkta önemli olan HOMOSİSTEİN denilen maddenin artması ilişkilidir. Bu nedenle Parkinson hastalarının belli aralıklarla kan B12 ve folik asit ayrıca homosistein düzeyleri ölçülür.

        B12 vitamin takviyesini ayda bir kez kalçadan iğne ile yapmak daha verimlidir. Çünkü ağızdan alınan preparatlarda emilim problemi yaşanabilir. Daha da önemlisi B VİTAMİN KOMPLEKSLERİ LEVO-DOPA İÇEREN İLAÇLARIN ETKİNLİĞİNİ AZALTIR.

        Çalışmalar Co ezim Q 10 ve mavimsi (yaban mersini, siyah üzüm gibi) renkli meyvelerin hücre yaşlanması açısında faydalı olduğunu destekler.

        Parkinson hastalarının Bakla yemeleri zararlı mıdır?

        Yeşil bakla dopamin içerir ve levo-dopa kullanan hastalarda büyük porsiyon ve yoğurt konmadan yenirse zehirlenme benzeri bulgu yapar. İlaç olarak kullanımı zor olan bakla pratikte tedaviye olumlu etki göstermez.

        Yukarıda bahsedilen levo-dopa içeren ilaçlar ile beraber alınan fazla miktardaki bakla aynen zehirlenme bulgularına benzeyen şikayetlere yol açar. Bu nedenle Parkinson hastalarının baklayı tüketirken çok dikkatli ve bilinçli olmaları gerekir. Bakla yaprağının 40 gramında 130 mg saf levo-dopa vardır. PARKİNSON İLAÇLARI İLE BİRLİKTE BİLİNÇSİZCE YENİLEN BAKLA, PARKİNSON HASTALARINI ACİL SERVİSLERE GİDECEK DURUMA GETİREBİLMEKTEDİR. Acil hekimleri detaylı bir sorgulama ile sorunu tespit edebilirler. Parkinson hastalarına önerimiz; bu sebzeyi yerken porsiyonları çok küçük tutmaktır. Baklanın hastalığınıza sağlayacağı fayda sizin ilaçlarınızdan daha mucizevi bir fayda değildir.

        Yorum yap


        • #5


          Evin balkonunda saksıda yetiştirdiği baklanın yaprağını yiyerek,

          Tıpta henüz çaresi bulunamayan "Parkinson" hastalığına yakalanan İzmirli İnşaat Yüksek Mühendisi Taner Arda, hastalığını bakla yaprağı yiyerek yendiğini söyledi. Yediği bakla yaprağı ile sağlına kavuştuğunu belirten parkinson hastası, evindeki saksılarda bile bakla yetiştiriyor.
          Dünyada aralarında Muhammed Ali, Michel J. Fox gibi ünlülerin de bulunduğu 2 milyon parkinson hastasından biri olan 66 yaşındaki İzmirli İnşaat Yüksek Mühendisi Taner Arda, 14 yıldır mücadele ettiği parkinson hastalığını saksıda yetiştirdiği bakla sebzesinin yaprağını yiyerek yendi. Yediği bakla yaprağından sonra hastalığının durması üzerine İzmirli parkinson hastası, Kemalpaşa'da bulunan 43 dönüm arazisinin 20 dönümüne bakla ektirdi. Gittiği bütün uzun seyahatlerde saklama kabı içersinde yanında bakla yaprağı taşıdığını belirten Arda, tüm parkinson hastalarına bakla yaprağı yemelerini tavsiye ediyor. İnşaat mühendisliğinin yanı sıra resim ve heykel sanatçısı olan Arda, 14 yıldır parkinson tedavisi gördüğünü ve hastalığının ileri dereceye kadar ulaştığını söyledi. Bundan 2 yıl önce tedavisi sırasında hastanede tanıştığı bir hasta yakını tarafından bakla yaprağının parkinson hastalığına iyi geldiğini öğrendiğini kaydeden Arda, tavsiye üzerine bakla yemeye başladığını ifade etti.

          4 YILDIR BAKLA YAPRAĞI YİYOR
          İlk başlarda bir faydasını göremediğini belirten Arda, "Hastalığıma iyi gelecek tavsiyesi üzerine bakla yemeye başladım. Fakat bakla sebzesini yememe rağmen ilk başlarda bir fayda göremedim. Bu zaman zarfında yemeğinin yanı sıra, tohumunu, kökünü ve tanesini yemeye başladım. Ama yinede bir sonuç alamadım. Sonra bir süre baklaya ara verdim. Tekrardan bir arkadaşımın yaprağını yemeyi dene tavsiyesi üzerine, bakla yaprağı yemeye başladım. Son 4 aydır yediğim bakla yaprağı sayesinde, titremem ve ağrılarım durmaya başladı. Ben de her ilaç alışımın ardından taze bakla yaprağı yiyerek sağlığıma kavuştum" dedi.
          Parkinson tedavisini halen devam ettiğini belirten Arda, şunları söyledi:
          "Öncelikle hayata tutunarak, inanç içersinde mücadele etmek gerekiyor. Ben her gün düzenli bir şekilde ilaçlarımı alırım. Bunun yanında, resim ve heykel çalışırım. Bu çalışmalarım ile hayatla daha barışık oluyorum. 3 saat arayla günde 5 defa aldığım ilacın ardından bakla yaprağı yiyorum. Bu şekilde de hastalığımın verdiği rahatsızlıktan uzak bir şekilde günlük yaşamımı devam ettiriyorum. Şu anda evimin bahçesinde ve balkonunda ki saksılar içersinde bakla yetiştiriyorum. İhtiyaç duydukça saksıdaki bakla yapraklarını kopararak yiyorum."
          Kendisi gibi parkinson hastası olanlara bakla yaprağı yemelerini tavsiye eden Arda, "Parkinson hastalarının muhakkak bakla yaprağı yemelerini tavsiye ediyorum. Yalnız, baklayı yoğurtla yememeleri gerekiyor. Hatta her mevsim bulunamayan bakla sebzesini arazim içersindeki 20 dönüme ektirdim. İsteyenler ücretsiz olarak buradan bakla ve yaprağını alabilirler" diye konuştu.
          Taner Arda'nın 40 yıllık hayat arkadaşı Betül Arda (58) ise eşinin hastalığından dolayı elbiselerini dahi giyemeyecek bir durumda olduğu sırada bakla yaprağı yemeye başladığını dile getirerek, "Eşimin hastalığından dolayı kendisinde aşırı derecede titreme ve kasılmalar oluyordu. İlaçlarını kullanmasına rağmen kısmen kesilse de bunlar devam etti. Fakat bakla sebzesinin yaprağını yemeye başladığından bu yana inanılmaz bir şekilde hepsi son buldu" şeklinde konuştu.

          PARKİNSON HASTALIĞI NEDİR?
          Parkinson hastalığı beyinde hareketlerimizden sorumlu olan hücrelerin ufak bir bölümünün hasara uğraması ve eksilmesi, dejenerasyon sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu hücreler dopamin adı verilen kimyasal bir madde salgılar. Dopamin, bilgileri bir sinir hücresinden diğerine gönderir. Beyinde yeterli dopamin yapılamazsa hareket ve denge işlevleri etkilenerek parkinson hastalığı belirtileri ortaya çıkar. Parkinson hastalığı ölümcül olmayan, yaşam beklentisini kısaltmayan ve felce yol açmayan bir hastalıktır.

          FATİH HAYTA /İHA

          Yorum yap


          • #6
            Taze bakla ilaç gibi


            Nöroloji Profesörü Aytekin Akyüz, Parkinson hastalığı için yararlı bir besin olduğu belirtilen ve mevsimi başlayan taze baklanın tüketimine dikkat çekti.


            Baklanın, eksikliği Parkinson hastalığına yol açan dopamin açısından zengin bir gıda olduğunu belirten Prof.Dr. Akyüz, "Baklada, tedavide kullanılan ilaçların etken maddesi bulunuyor. O nedenle bakla, hastalığın belirtilerinde geçici düzelme sağlayabiliyor. Ama ilaçla birlikte fazla tüketildiğinde fazla doz alınmış ilaç etkisi yapıyor, vücutta istemsiz kasılmalara yol açıyor. Aşırı tüketime dikkat" dedi.

            İzmir Kent Hastanesi Nöroloji Kliniği’nden Prof. Dr. Aytekin Akyüz, 11 Nisan’nın ’Dünya Parkinson Günü’ ilan edildiğini hatırlatırken, hastalığın ölümcül olmadığını, ancak yaşam kalitesini bozduğunu söyledi. Prof.Dr. Akyüz, Parkinson’un, beyinde dopamin adlı maddenin yapıldığı sinir hücrelerinin kaybı veya bozulmasıyla ortaya çıktığını, kronik bir hareket bozukluğu hastalığı olduğunu kaydetti. Tıbbın hala Parkinson’un kesin tedavisini bulamadığı belirten Prof.Dr. Akyüz, önleyici aşı çalışmalarının olumlu sonuçlarının umutla beklendiğini ifade etti. Nörolog Akyüz, "Hastalığı tamamen düzelten bir tedavi yok. Öncelikle ilaç tedavisi başlanıyor. Erken başlanan ilaç tedavisi, düzenli fiziksel egzersiz ve yürüyüşler hastalığın seyrini olumlu etkiliyor. Hastaların yaşam kalitesini artırıyor, yaşam sürelerini uzatıyor. İlaç tedavisiyle hareketlerdeki yavaşlama, kas sertliği, titremelerin düzelme ihtimali yükseliyor" diye konuştu.

            HASTALIK BELİRTİLERİ

            Prof.Dr. Akyüz, küçük adımlarla, ayakları sürüyerek yürümenin, istirahat halindeyken el, parmak, çene, dudak ve bacaklarda titreme ile koku alma duygusunun kaybedilmesinin Parkinson hastalığının belirtilerinden bir kaçı olduğunu ifade etti. Donuk yüz hali, öne eğik durma, konuşurken sesin kısık hal almasının da hastalığın işaretlerinden olduğunu belirten Prof.Dr. Akyüz, "Türkiye’de 120 bine yakın Parkinson hastası var. Ve her yıl 10 bin yeni hasta bu sayıya ekleniyor. Hastalığın genel başlama yaşı 60-62. 40 yaş altında da görülebiliyor. Anne, baba, kardeşte hastalık bulunanlarda risk üç kat artıyor" dedi ve tedavi- beslenme ilişkisiyle ilgili şu uyarılarda bulundu:

            BESLENMEYE DİKKAT

            "Taze baklada dopaminin öncül maddesi olan L-Dopa var. Yani baklada tedavide kullanılan ilacın etken maddesi bulunuyor. Yenildiğinde hastanın bozulan hareketlerinde düzelmeler olabiliyor. Ama bakla asla tek başına ilaç kabul edilemez ve ’nasılsa bakla tüketiyorum’ diyerek ilaç alımı kesilmemelidir. Bakla ilaç diye yenmemeli, ilaç tedavisi sürerken dengeli, sağlıklı beslenme programı içinde uygun miktarda tüketilmelidir. İlaç tedavisiyle birlikte bakla çok tüketilirse vücutta fazla doz alınmış ilaç etkisi yapar. Fazlalığında da vücutta istem dışı kasılmalar meydana gelir. Parkinson hastalarından bir başka isteğimiz ise ilaçların emilimini bozması, beyinde etkilerini azaltması nedeniyle et, süt, yoğurt, yumurta gibi hayvansal proteinleri akşam yemeklerinde, ilaç alımından 1-1.5 saat sonra yemeleridir. Hastalığın şikayetlerinden biri inatçı kabızlıktır. O nedenle hastalarımızdan bol posalı yiyecekler ve sıvı tüketmelerini istiyoruz. Hastaların yürümesini kolaylaştırmak için zeminde kareler, çizgiler bulunması önemli. Hasta bu çizgilerin üzerinden ayağını kaldırarak geçmek isteyeceği için yürümesi kolaylaşacaktır. Işıklı Parkinson bastonları da benzer desteği sağlayabilir."

            Yorum yap


            • #7
              Parkinson Hastalığına Bakla ile Destek

              Parkinson sinsi ve yavaş seyreden bir hastalıktır. 40 yaşından sonra görülen bu hastalık, ne ölümcüldür ne de felce uğratır.

              Parkinson hastalığı, beyinde dopamin salgılayan hücrelerin hasarı sonucu ortaya çıkar. Bu hasarın neden olduğu bilinmemektedir. Dopamin, bilgilerin hücreler arasında iletimini sağlayarak vücut hareketlerinin ve denge işlevinin düzgün yapılmasını sağlar. Bu nedenle tedavisi dopamin eksikliğinin ilaçlarla yerine konmasıdır.
              Bu hastalığın oluşumuna genetik veya çevresel faktörler etken olur.
              Parkinson belirtileri: Başlangıcında, elde veya vücutta titremeler başlar. Hastalık ilerlemeye başladıkça, hem hareket halindeyken hem de istirahat halindeyken eller titrer. Dinlendikçe geçer. Her titreme parkinson değildir. İnsanın gün içerisinde heyecandan sinirden titremeler olabilir. Parkinson hastalığında, zaman geçtikçe hareketlerde yavaşlama olur. Hayat kalitesini düşürür. Hasta günlük işlerini yaparken, yemek yerken, zorlanır. Parkinson hastalarının kasları gergindir. Hasta yavaş yürümeye başlar, ayaklarını sürterek yürür, küçük okunması zor yazılar yazar. Konuşma bozukluğu, yürürken kolların sallanması, donuk yüz ifadesi, terleme yutma zorluğu, gibi belirtiler gösterir.
              Parkinson tedavisi: Her parkinson hastasına aynı tedavi uygulanmaz. Hastanın yaşına, hastalığın hangi safhada başladığına, hastada görülen belirtilere göre farklı tedavi uygulanır. Uygulanacak ilaç dozu yaşa göre değişir. Parkinson hastalığında sınırlı sayıda ilaç vardır. Bu ilaç tedavisinde kas sertliği, titreme, hareketlerdeki yavaşlık, tamamen düzelmese de azalmasını sağlayacaktır. Parkinson hastalığında dengeli beslenmek de sağlık açısından önemlidir.
              Bitkisel öneri: Parkinson hastaları bakla yemelidir. Bakla beyindeki dopamin maddesinin doğal öncülü olan L-dopa olarak bilinen bileşik bakımından doğadaki en zengin bitkisel kaynaktır. Parkinsonlular da genellikle beyindeki dopamin ve asetil kolin arasında bir dengesizlik oluşur. Eğer beyniniz daha az dopamin üretiyorsa yalnızca L- dopa almak yeterlidir. Parkinson hastaları 450-500 gramlık bir kutu bakla konservesinden almak mümkün. Bu miktar parkinson hastasının semptonlarını tedavi etmekte yardımcı olur. Ayrıca ginko bilobada kullanılabilir. Ginko beyne giden kan miktarını arttırarak L-dopanın gerekli yerlere ulaşmasını sağlar.

              Yorum yap


              • #8
                Özel diyet Parkinson tedavisi için çok önemli!



                Parkinson hastaları, hastalığın belirtileri ile birlikte ilaç kullanıma bağlı sindirim problemleri ile de karşılaşıyor. Kabızlık ve protein alımına bağlı problemler bu sorunların başında yer alıyor. Bu nedenle Parkinson hastalarının özel diyetlerine dikkat etmeleri büyük önem taşıyor. KadıköyŞifa Ataşehir Hastanesi Parkinson ve Hareket Hastalıkları Kliniği doktorlarından Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Dilek İnce Günal, Parkinson hastalığında etkili bir tedavinin en önemli faktörlerinden biri olan beslenme hakkında bilgi veriyor!


                Parkinson hastası nasıl beslenmeli?

                Parkinson hastalığının erken dönemlerinden itibaren hastalarımız kabızlıktan yakınırlar. Bu hastalık bağırsak kontrolünden sorumlu olan otonomik sinir sistemini de etkilediği için kabızlık oldukça sıktır. Bazı kişilerde ise kabızlık Parkinson bulguları olan titreme ve yavaşlıktan önce başlayabilir. Bu nedenle dışkı sıklığını ayarlamak ve dışkının sertleşmesini engellemek için belli beslenme kurallarına uymak gerekir. Günaşırı tuvalete çıkmak ve yarı katı – şekilli bir dışkılama normal olarak kabul edilir.
                Kabızlık nasıl önlenebilir?

                En az 10 bardak su (çay- limonata- soda dahil) içmek gerekir. Özellikle levodopa içeren ilaçlar bir bardak su ile içilirler. Fiziksel egzersiz örneğin yürüyüş önemlidir. Günde 30 – 45 dk yürüyüş yapmak kabızlığı kontrol eder. Lifli gıdalar tüketilmelidir. Beyaz ekmek yerine tahıllı ekmek yenmeli. Sebze yemekleri her öğüne dağıtılmalıdır. Meyve suyu değil meyvenin kendisini tüketin. Pirinç, makarna ve patates tüketimini sınırlandırın.
                Hamurişi gıdalardan uzak durun. 1 – 2 bardak bitki çayı için.
                İlaçlara özel beslenme var mıdır?

                Levo-dopa sindirim sisteminden emilirken eğer proteinler ile karşılaşırsa emilemiyor ve etkisiz hale geliyor. Bu nedenle levodopa preparatı kullanan hastalarımızın aşağıdaki kurallara dikkat etmesi önemlidir:
                • İlaçlarını yemeklerden bir saat önce ve bir saat sonra alacak şekilde ayarlamaları gerekir.
                • İlaçları bir bardak su ile içmek, mümkünse içtikten sonra odada dolaşmak emilimini hızlandırır.
                • İlaç saatlari her gün sabit saatlerde olmalı, yemek saatleri ona göre ayarlanmalıdır.

                Doktorunuz ilaçlardan aldığı verimi arttırmak için size “Parkinson diyeti” önerebilir. Bu diyetin amacı sabah ve öğlen öğünlerinde protein içeren gıdaları tüketmemektir. Et, süt, yumurta, ayran, yoğurt ve sütlü tatlılar akşam öğünlerine kaydırılır. Bu uygulamanın amacı levodopa içeren ilaçlardan faydalanımı arttırmaktır.
                Vitamin kullanalım mı?

                B12 vitamini levo-dopa kullanımı ile beraber düşmeye meyil eder. B12 düşmesiyle unutkanlıkta önemli olan HOMOSİSTEİN denilen maddenin artması ilişkilidir. Bu nedenle hastalarımızın belli aralıklarla kan B12 ve folik asit ayrıca homosistein düzeylerini ölçeriz.
                B12 vitamin takviyesini ayda bir kez kalçadan iğne ile yapmak daha verimlidir. Çünkü ağızdan alınan preparatlarda emilim problemi yaşanabilir. Daha da önemlisi B VİTAMİN KOMPLEKSLERİ LEVO-DOPA İÇEREN İLAÇLARIN ETKİNLİĞİNİ AZALTIR.
                Çalışmalar Co ezim Q 10 ve mavimsi ( yaban mersini, siyah üzüm gibi) renkli meyvelerin hücre yaşlanması açısında faydalı olduğunu destekler.
                Bakla yemek zararlı mıdır?

                Yeşil bakla dopamin içerir ve levo-dopa kullanan hastalarda büyük porsiyon ve yoğurt konmadan yenirse zehirlenme benzeri bulgu yapar. İlaç olarak kullanımı zor olan bakla pratikte tedaviye olumlu etki göstermez.
                Yukarıda bahsedilen levo-dopa içeren ilaçlar ile beraber alınan fazla miktardaki bakla aynen zehirlenme bulgularına benzeyen şikayetlere yol açar. Bu nedenle Parkinson hastalarının baklayı tüketirken çok dikkatli ve bilinçli olmaları gerekir. Bakla yaprağının 40 gramında 130 mg saf levo-dopa vardır. PARKİNSON İLAÇLARI İLE BİRLİKTE BİLİNÇSİZCE YENİLEN BAKLA HASTALARIMIZI ACİL SERVİSLERE GİDECEK DURUMA GETİREBİLMEKTEDİR. Acil hekimleri detaylı bir sorgulama ile sorunu tespit edebilirler. Benim hastalarıma önerim bu sebzeyi yerken porsiyonları çok küçük tutmaktır. Baklanın hastalığınıza sağlayacağı fayda sizin ilaçlarınızdan daha mucizevi bir fayda değildir.

                Yorum yap

                Hazırlanıyor...
                X