Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Hindistan Cevizi Yağı, Coconut Oil, Cocus Yağı, “Doğal Mucize” mi?

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • #16
    Hindistan cevizi yağı ve şaşırtıcı faydaları

    Faydaları saymakla bitmeyecek başka bir besin olan hindistan cevizi yağı ve şaşırtıcı faydaları bugün Jatomi Blog'da!

    Cilt sorunlarını çözebiliyor

    Hindistan cevizi yağı, özellikle kuruyan ciltler konusunda piyasada yer alan kremlerden çok daha kalıcı ve doğal bir çözüm getirebiliyor. Egzema ve sedef hastalığı başta olmak üzere cilt üzerinde yaşanan birçok hastalığın tedavisinde kullanılan hindistan cevizi yağı, mantar enfeksiyonlarına karşı da güçlü bir etki gösterebiliyor.


    Yararlı kolesterollerin artmasını sağlıyor

    Doğal ve işlem görmemiş haliyle tüketilen hindistan cevizi yağı, içerdiği doğal yağlar sayesinde vücudumuzdaki “yararlı kolesterol olarak” bildiğimiz moleküllerin oranının artmasına yardımcı oluyor.


    Diş çürükleriyle savaşıyor

    Dişlerimizin çürümesine neden olan bakterilerden S. mutans'ın üreme ve gelişmesi hindistan cevizi yağı sayesinde durdurulabiliyor. Kullandığımız gargaraların birçoğu ağzımızdaki bütün bakterileri temizliyor. Hindistan cevizi, sadece zararlı bakterileri temizlemek için iyi bir seçim olabilir.


    Daha dinç ve canlı gözükmemizi sağlıyor

    Hindistan cevizi yağının temizleyici etkilerinden bir diğeri ise cildimizdeki solgunluk ve akne gibi sıkıntılara çözüm bulabiliyor olması. Hindistan cevizi yağı, ağzımızdaki bakterilerin temizlenmesine yardımcı olarak vücüdumuzun geri kalanının da daha sağlıklı bir forma bürünmesini sağlıyor.


    Hindistan cevizi yağı ve şaşırtıcı faydaları
    Faydaları saymakla bitmeyecek başka bir besin olan hindistan cevizi yağı ve şaşırtıcı faydaları bugün Jatomi Blog'da!


    Cilt sorunlarını çözebiliyor

    Hindistan cevizi yağı, özellikle kuruyan ciltler konusunda piyasada yer alan kremlerden çok daha kalıcı ve doğal bir çözüm getirebiliyor. Egzema ve sedef hastalığı başta olmak üzere cilt üzerinde yaşanan birçok hastalığın tedavisinde kullanılan hindistan cevizi yağı, mantar enfeksiyonlarına karşı da güçlü bir etki gösterebiliyor.


    Yararlı kolesterollerin artmasını sağlıyor

    Doğal ve işlem görmemiş haliyle tüketilen hindistan cevizi yağı, içerdiği doğal yağlar sayesinde vücudumuzdaki “yararlı kolesterol olarak” bildiğimiz moleküllerin oranının artmasına yardımcı oluyor.


    Diş çürükleriyle savaşıyor
    Dişlerimizin çürümesine neden olan bakterilerden S. mutans'ın üreme ve gelişmesi hindistan cevizi yağı sayesinde durdurulabiliyor. Kullandığımız gargaraların birçoğu ağzımızdaki bütün bakterileri temizliyor. Hindistan cevizi, sadece zararlı bakterileri temizlemek için iyi bir seçim olabilir.


    Daha dinç ve canlı gözükmemizi sağlıyor

    Hindistan cevizi yağının temizleyici etkilerinden bir diğeri ise cildimizdeki solgunluk ve akne gibi sıkıntılara çözüm bulabiliyor olması. Hindistan cevizi yağı, ağzımızdaki bakterilerin temizlenmesine yardımcı olarak vücüdumuzun geri kalanının da daha sağlıklı bir forma bürünmesini sağlıyor.

    Yorum yap


    • #17


      Hindistan Cevizi Yağı

      Her gün Hindistan Cevizi Yağı Kullanmanın 9 Nedeni

      Ayrıca Çok Yaygın Ama Tehlikeli Olan ve Asla Yenmemesi Gereken 4 Yağ Çeşidi.. Tabi Eğer Vücudunuzu Sağlıklı, Güzel Kılmak ve Yenilemek İstiyorsanız
      Eminim bu son dakika haberi si
      zi şaşırtmayacak. Laboratuarda hazırlanan hiçbir şey, doğada bulunan şeyin yerini tutamaz.

      Doğa ana sunduğu şeyler bakımından son derece cömert. Uzun sağlıklı bir yaşam sürebilmeniz için vitamin ve mineral bakımından zengin meyve ve sebzeler, vücudunuzu besleyecek gıdalar…
      Bunlar arasında özellikle bir meyve, hindistan cevizi, sağlık için o kadar faydalı ki, kendisine “yaşam ağacı” deniyor. 2.Dünya Savaşı’ndan önce, Filipinler gibi adalarda yaşayan insanların, özellikle pirinç, kök ürünleri, sebzeler ve ultra şifalı gıda olan Hindistan cevizinden bol tükettikleri bir beslenmeleri vardı.

      Hindistan cevizi mükemmel bir sağlık için gerekli, önemli besin yapı taşları olan vitamin, mineral ve de lif bakımından zengin, fonksiyonel bir besin.
      Nesiller boyu ada insanları onu tüm hastalıkların çaresi olarak gördüler ve günlük olarak et, süt ve de hindistancevizi yağı tükettiler. Bu beslenme doymuş yağ bakımından zengin olsa da, batıda görülen diyabet, kanser ve kalp hastalıkları neredeyse hiç duyulmamıştı.
      Filipinliler ve adalılar, çok hoş, genç bir görünüşe, yumuşak kırışıksız bir tene sahiptiler. Yıl boyunca güneşe aşırı maruz kalmalarına rağmen neredeyse hiç cilt kanseri yoktu. Son derece sağlıklıydılar.
      Bilhassa Hindistan cevizi yağının, sizi virüslerden, bakterilerden, enfeksiyondan, kanserden, tiroitten, beyin ve kalp problemlerinden koruduğu açıklandı. Ayrıca cildinizi güzelleştirir ve hatta yağ bile yakar.
      Doymuş bir yağ olan Hindistan cevizi yağı, sağlığa faydalı özelliklerle doludur. Yüksek kolesterol, obezite, kalp hastalıkları yapmaz ve size inandırılan kötü etkilere asla sahip değildir.
      Son olarak, modern tıp ve bilim bu önemli gerçeğin farkına varmaya başlıyor. Bunu fark etmeleri uzun sürdü. Maalesef kalp hastalıkları, kanser, diyabet, obezite ve diğer felaket hastalıklar da salgın boyutuna geldi.
      Sağlığınızı Elinizden Alan Doymuş Yağ Efsanesi

      2.Dünya Savaşı’ndan önce, mucize şifalı Hindistan cevizi şunları dindirmek için kullanılmıştı: Öksürük, kabızlık, dengesiz beslenme, cilt enfeksiyonları, diş ağrıları, kulak ağrıları, grip ve daha fazlası.
      Ama savaş bittiğinde tüm bunlar değişti ve ABD hidrojene yağların “daha sağlıklı yağlar” olduklarını duyurdu. 1960’larda zayıf bir bilimsel teoriye göre tereyağ, yumurta, süt, kırmızı et ve hindistan cevizinde bulunan doymuş yağlar “kötü” LDL kolesterolü artırıyordu ve tüketilmesi tehlikeliydi.
      Hiçbir şey gerçekten daha ileri değildi. Ama bu sağlık korkusu halkı doymuş yağlardan uzaklaştırmaya ve de işlenmiş bitkisel sıvı yağa itmeye yetti. Bu yağ üreticilerinin çok işine geldi çünkü bunların üretimi çok daha ucuzdu.
      Çok geçmeden batı tarzı beslenme adalara kadar ulaştı ve eski yöntemler unutuldu.
      Daha ucuz, topluca üretilen hidrojene gıdalar, çok yönlü faydaları olan ve ada insanlarını nesiller boyu sağlıklı kılan hindistan cevizi gibi geleneksel gıdaların yerini aldı.
      Amerikalılar arasında çok yaygın olan kalp hastalıkları, diyabet, kanser ve obezite, ilk kez olarak ada insanlarına da bulaştı.

      Yorum yap


      • #18
        Hindistan cevizi yağı Alzheimer hastalığını tedavi edebilir
        mi?
        Alzheimer nörolojik ve psikiatrik bozuklarla ortaya çıkan bunama ile karakterize yozlaştırıcı bir beyin hastalığı. Yaşlanma ile birlikte hastalık riski de artıyor.Öyle ki 80-85 yaş arasındakilerin %20’si ve 85 yaşın yukarısındakilerin yaklaşık yarısı hastalığa yakalanıyor. Çok sayıda ilaca rağmen hastalık hızla ilerliyor. Yani modern tıbbın çare bulamadığı bir hastalık Alzheimer. Son zamanlarda internetteki önemli sağlık sitelerinde Hindistan cevizi yağının Alzheimer hastalığının belirtilerinde bariz düzelme yaptığına dair yazılar çıkıyor. Bültenimizin bu sayısında editörümüz Prof. Dr. Ahmet Aydın ile hindistancevizi yağı-Alzheimer hastalığı arasındaki ilişki hakkında yaptığımız söyleşiyi yayınlıyoruz. Bu söyleşinden sonra editörümüzün son kitabındaki (Yediden Yetmişe Taş Devri Diyeti) ‘Unutkanlık, Bunama, Alzheimer’ bölümünü
        okuyacaksınız.

        Hocam internette Hindistan cevizi yağının Alzheimer hastalığını düzelttiğine dair haberler çıkıyor. Bunlar gerçekten doğru mu?

        Bu haberler benim de ilgimi çekti ve bir hayli okudum. Tedaviyi yapan kişi Dr. Mary Newport Amerikanın bir eyaletinde yenidoğan yoğun-bakım merkezinde başkanlık yapan bir hekim ve 56 yaşında. Tedaviyi yaptığı kişi ise kendisinden 2 yaş büyük olan kocası Steve Newport (Resim 1).

        Steve Newport 50 yaşında iken ‘erken Alzheimer’ (60 yaşından önce başlayan) tanısı almış bir talihsiz. Çok sayıda ilaç almasına rağmen hastalığı hızla ilerlemiş.

        Resim 1. Mary ve Steve Newport. Resmin altındaki karalamalar hastanın tedavi öncesi, tedaviden 14 gün sonra ve 37. gün
        sonra yaptığı saat resimleri.
        Kocasının gittikçe kötülediğini gören Dr. Mary Newport internette çok yoğun bir yayın incelemesi yapmış (1). Sonunda Hindistan cevizi yağının faydalı olabileceğine dair henüz tıp dergilerinde yayınlanmamış araştırma yazılarını okumuş ve bu tedavi aklına yatmış. Zaten yapılabilecek fazla bir şey de olmadığı için bu tedaviyi kocasında denemeye karar vermiş. Bir akşam eve dönerken


        markete uğramış ve oradan sızma Hindistancevizi yağı almış. Ertesi gün kocasının yulaf ezmesine 2 tatlı kaşığı Hindistancevizi yağı koymuş. Daha sonraki günlerde kaşık sayısını giderek artırmış ve 6-7 kaşığa çıkarmış

        Tedavi ilk haftadan itibaren etkili olmaya başlamış. 4 ay sonra;

        ·Görme bozuklukları düzelmiş

        ·Yürümesi düzelmiş, tekrar koşmaya başlamış
        ·Yardımsız evdeki işlerini yapmaya başlamış

        ·Ayakkabılarını bağlamaya başlamış

        ·Uzun Sohbetlere başlamış

        ·Bir yıl önce adını unuttuğu bütün, hısım, akraba ve tanıdıkların isimleirni hatırlıyormuş.

        Resim 1’in altındaki karalamalar hastanın tedavi öncesi, tedaviden 14 gün sonra ve 37. gün sonra yaptığı 3 ayrı saat resmini gösteriyor. Tedavinin ne kadar çarpıcı olduğu aşikar.

        Hocam bu sonuçlar kalıcı mı geçici mi?
        Bu sonuçların kalıcı mı geçici mi olduğunu bilmiyoruz. Hastaya bu tedavi 2008 yılında başlanmış ve belirtilerde geri dönme olmadığı gibi ilerlemeler de saptanmış. Tabii bu düzelmelerin her hastada gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini de bilemiyoruz. Fakat bu tedavinin zararı yok, üstelik klasik tedavilerden çok daha ucuz. Bence denemeye değer.

        Bu tedavi aklınıza yatmış görünüyor, benim bildiğim siz bir konuyu iyi incelemeden bu tarz kararları vermezsiniz. Nedir bu tedavinin bilimsel ilkeleri?

        Beynimizin hayatiyetini sürdürebilmesi için enerjiye ihtiyacı var ve öncelikli olarak kullandığı enerji kaynağı da şeker (glükoz). Fakat beyin hücrelerinin glükozu kandan içerlerine alabilmek için insüline ihtiyacları vardır (Şekil 1). Ama bu insülin pankreastan gelmiyor. Beyin kendi insülinini
        kendisi üretiyor.

        Bildiğiniz gibi unlu-şekerli gıdaları fazla yiyenlerde insülin direnci yani metabolik sendrom gelişir. İnsülin direnci nedeni ile kan glükozu yeteri kadar beyin hücresine geçemez ve beyin hücresi aç kalır (Şekil 2).
        Şekil 1. Glükozun (kırmızı toplar) beyin hücresine geçişi insülin reseptörlerinin açık olmasına bağlıdır.
        Şekil 2. İnsülin reseptörlerindeki direnç nedeniyle glükozun beyin hücresine geçişi azalmıştır.

        Alzheimer gibi hastalıklarda beyin hücresine geçen glükoz azalmıştır. Bunu PET incelemeleri ile de gösterebilmek mümkün (Resim 2 ve 3). Çünkü PET incelemesi glükozun hangi dokuya girdiğini gösteriyor. Nitekim ikinci resimdeki normal beyin dokusuna glükoz yeteri kadar girerken üçüncü Resimdeki Alzheimer’lı beyin dokusuna çok az glükoz giriyor (2).

        Resim 1. Normal bir kişide beyin PET incelemesi
        Resim 3. Alzheimer’lı bir hastada beyin PET incelemesi

        Peki glükoz yeteri kadar beyin dokusuna geçemezse ne oluyor?
        Bu durumda enerji yetersizliğine giren beyin dokusu atrofiye olmaya, yani dumura uğramaya başlayarak küçülüyor (Resim 4).


        10-20 yıl içerisinde bellek, konuşma, hareket ve kişilik bozuklukları karakterize klasik Alzheimer
        tablosu oluşuyor.

        Fazla unlu şekerli gıda yeme insülin direncine yol açtığına ve insülin direnci beyini enerjisiz bıraktığına göre diyetimizden bunları çıkarırsak Alzheimer riskimiz de azalıyor diyebilir miyiz?
        Tabii ki diyebiliriz. Zaten araştırmalara göre diyabetli hastalardaki Alzheimer riski %65 daha fazla.
        Resim 3. Sağda normal bir beyin dokusu, solda Alzheimer’lı bir hastanın dumura uğramış beyni.

        O halde taş devri diyetinin Alzheimer’a karşı da koruduğunu söyleyebilir miyiz? Tabii ki. Ama bazıları için düşük şekerli bir diyetin nasıl oluyor da beyin dokusundaki glükozu artırdığını anlamaları zor.

        Evet ben de iyi anlayamadım.
        Aslında anlaşılmayan şey şu. Siz hiç şeker yemeseniz de vücudunuz yağlardan ve proteinlerden glükoz yapıyor. Buna biyokimya biliminde glükoneogenez deniyor. Üstelik insülin direnci de olmadığı için glükoz kullanılabiliyor.

        İnsülin direnci olan hastalarda beyine enerji verecek başka bir madde var mı?
        Var. Tabii glükoz beyinin birinci öncelikli enerji maddesi ama beyin hücreleri yağ metabolizması sonucu elde edilen keton cisimciklerinden de tıpkı glükoz gibi enerji kaynağı olarak faydalanabiliyor. Bu şekilde hücrelerin canlı kalması sağlanıyor. Zaten keton cisimciklerinin beyin kan akımını artırdığı da gösterilmiştir(3). Şöyle düşünün açlık grevlerine katılan insanlar niçin açlıktan ölmüyorlar? Çünkü depoladıkları yağları yıkarak keton cisimciklerine dönüştürüyor ve glükoz yerine yakıt olarak kullanıyorlar.
        Keton cisimciklerinin hipoglisemili hastalarda bilişsel fonksiyonları düzelttiği de görülmüş (4).

        Kanda keton cisimciklerini artırmanı bir yolu yok mu?
        Ketonlar yağ yıkım ürünleridir. Kandaki keton cisimciklerini iki şekilde artırabilirsiniz;

        1. Aç kalarak: Bu durumda vücut yağlarınız yıkılır ve kandaki keton cisimcikleri artar.
        2. Yağdan zengin, yani taş devri diyeti gibi undan-şekerden fakir bir diyet. Bu tip diyetlere ketojenik diyet de deniyor. Bazı hekimler asidoz yapar diye ketojenik diyetlere karşı çıkıyorlar ama kandaki artan miktar asidoz yapmıyor.

        Peki Hindistancevizi yağının diğer yağlara ne üstünlüğü var?
        Orta zincirli yağ asitleri (MCT) MCT en iyi keton cisimciği kaynağıdır. Yağların içinde en fazla MCT Hindistancevizi yağında vardır. Hindistancevizi yağının yaklaşık üçte ikisi (%60) MCT’dir. Palmiye yağındaki oran %55. Anne sütünde ve tereyağında ise bu oran %12 civarında. Geri kalanın tamamına yakını uzun ya da çok uzun zincirli yağ asitleri. Sıvı yağlardaki MCT oranı ise %10’dan çok daha düşük.

        Tereyağı bu bakımdan da üstün bir yağ, tevekkeli siz boşuna ‘yaşasın tereyağı’
        demiyorsunuz.


        Bu hiç aklıma gelmemişti. Birçok hekimin yaşlı kişilere tereyağı tüketmemelerini söylemeleri bir cinayet. Neyse konumuza dönelim. Orta zincirli yağ asitlerinin (MCT) metabolizması uzun zincirli yağ asitlerininkinden daha faklı. MCT safra asitlerine ihtiyaç olmadan bağırsaktan emilebiliyor. Hatta mideden de direkt emiliyor. Özetle söyleyecek olursak MCT diğer yağlardan farklı olarak depolanmıyor ve daha hızlı bir şekilde keton cisimciklerine ve daha sonra da enerjiye dönüşüyor.
        Bu beyin için çok büyük bir avantaj.

        Hindistancevizi yağı hangi dozda kullanılıyor?
        Hindistancevizi yağında önerilen günlük doz yaklaşık 35mL yani 7 tatlı kaşığı. Bunun karşılığı 20 gram MCT. Bu doz günde 2-4 kez alınır. 1 tatlı kaşığı ile başlayıp zaman içinde 7 kaşığa çıkılabiliyor. Bulantı kusma gibi belirtiler oluşursa bir önceki doz dönülür ve bir müddet sonra tekrar doz
        artırılır.7 tatlı kaşığı bir öğünde de alınabilir. Bu durumda ketonlar 24 saat kanda kalabilir.

        Hindistancevizi yağı doymuş bir yağdır, Yani katı bir yağdır, ama 24oC’de eridiği için sıvılaşır. Zeytinyağı ve diğer sıvı yağlara göre ısıya çok daha dayanıklıdır.

        Alzheimer’n dışında ketojenik diyetin kullanılması gereken hastalıklar var mı?
        Evet çok sayıda hastalık var (5).

        ·Parkinson

        ·Multiple skleroz

        ·Huntington koresi

        ·ALS (Amiyotrofik lateral skleroz)

        ·Duchenne kas distrofisi

        ·Otizm

        ·Down sendromu

        ·Akut beyin hasarı

        ·Diyabet

        ·Maküler dejenerasyon

        ·Glokom

        Hocam son olarak başka bir şey söylemek istiyor musunuz?
        Önümüzdeki yıllarda yapılacak araştırmalarla Hindistan cevizi yağının Alzheimer üzerindeki etkisi daha iyi anlaşılacak. Ama bu arada Alzheimer’lı hastalarda çok sayıda vitamin ve mineral eksiklikleri ile ağır metal ve diğer kimyasalların birikimi olduğu unutulmamalı ve bunlar da tedavi edilmelidir.
        Bu konuda daha fazla bilgi sahibi olmak isteyenlere son kitabındaki (Yediden Yetmişe Taş Servi
        Diyeti) ‘Unutkanlık, Bunama, Alzheimer’ başlıklı yazıyı da okumalarını öneririm

        KAYNAKLAR
        1. Dr. Mary Newport MD. What If There Was a Cure for Alzheimer’s Disease… and No One Knew?http://www.coconutketones.com/
        2. Piert M, Koeppe RA, Giordani B, Berent S, Kuhl DE. Diminished glucose transport and phosphorylation in Alzheimer’s disease determined by
        dynamic FDG-PET. J Nucl Med. 1996;37(2):201-8.
        3. Hasselbalch SG, Madsen PL, Hageman LP, Olsen KS, Justesen N, Holm S, Paulson OB. Changes in cerebral blood flow and carbohydrate metabolism during acute hyperketonemia. Am J Physiol. 1996;270(5 Pt 1):E746-51.
        4. Veneman T, Mitrakou A, Mokan M, Cryer P, Gerich J. Effect of hyperketonemia and hyperlacticacidemia on symptoms, cognitive dysfunction, and counterregulatory hormone responses during hypoglycemia in normal humans. Diabetes. 1994; 43(11):1311-7.
        5. Veech RL. The therapeutic implications of ketone bodies: the effects of ketone bodies in pathological conditions: ketosis, ketogenic diet, redox states, insulin resistance, and mitochondrial metabolism.Prostaglandins Leukot Essent Fatty Acids. 2004;70(3):309-19.


        Kaynak: http://beslenmebulteni.com/beslenme/hindistancevizi-yagi-alzheimer-hastaligini-tedavi-edebilir-mi/

        Devamı: http://beslenmebulteni.com/beslenme/hindistancevizi-yagi-alzheimer-hastaligini-tedavi-edebilir-mi/2/
        https://www.facebook.com/zadevitaldogalbesindestekleri?filter=1

        http://www.zadevital.com/urunler/spesifik/hindistan-cevizi-yagi

        Yorum yap


        • #19
          Hızlı Zayıflamanın Formülü Hindistan Cevizi Yağı
          Hindistancevizi yağı yeni bir trend olarak günümüzde daha çok duyulmaya başlasa da aslında tropik bölgelerde çok uzun zamandır kullanılan bir yağ çeşididir. Endonezya, Filipinler, Hindistan ve Güney Asya ülkelerinde yetişen ve yöre halkının “hayatın ağacı” olarak nitelendirdiği bu enerji yoğunluğu yüksek besin tıpta uzun yıllar boyunca kullanılmıştır. Özellikle Amerika’da 1940’lardan sonra...

          Hindistancevizi yağı yeni bir trend olarak günümüzde daha çok duyulmaya başlasa da aslında tropik bölgelerde çok uzun zamandır kullanılan bir yağ çeşididir. Endonezya, Filipinler, Hindistan ve Güney Asya ülkelerinde yetişen ve yöre halkının “hayatın ağacı” olarak nitelendirdiği bu enerji yoğunluğu yüksek besin tıpta uzun yıllar boyunca kullanılmıştır. Özellikle Amerika’da 1940’lardan sonra kalp hastalıkları oranının artmasıyla beraber bitkisel yağların yerini Hindistancevizi yağı almaya başlamasıyla dünya da yaygınlaşmaya başlamıştır. Fakat daha sonradan insanların düşük yağlı diyetlere yönlendirilmesiyle beraber hindistancevizi yağı kullanımı da buna bağlı olarak git gide azalmıştır.

          Orta zincirli yağ asitlerinin (MCT) genel kaynağı olan Hindistancevizi yağı özellikle klinik hastalarda buna yağ emilim metabolizması hastalıkları ve ciddi sindirim hastalıklarını örnek verebiliriz ki bu alanda kullanılması oldukça önemlidir. Orta zincirli yağ asitlerinin en önemli özelliği diğer yağlar gibi vücutta kullanılması için parçalanmasına gerek yoktur direk ince bağırsağa ulaştıklarında zaten yağ asidi formunda oldukları için hemen bağırsakta emilir ve anında karaciğerlere gider. Karaciğerde de enerji olarak metabolize edilirler. MCT’lerin vücutta diğer yağ çeşitlerinden en belirgin farkı; hücrelerde enerji artışına sebep olup metabolizmayı hızlandırmalarıdır. Bunun nedeni de kendilerine has olan sindirim farklılığından kaynaklanmaktadır.

          Hindistancevizi yağı içerdiği yağ asitleri sayesinde yüksek ısıya maruz kaldıklarında okside olmaması açısından pişirme yağı olarak rahatça kullanılabilir. Aynı zamanda yapılan araştırmalarda MCT’lerin antimikrobiyal özellikleri olduğu da görülmüş, hastalığa sebep olan mantar, bakteri, virüs ve parazitleri öldürmekte etkili oldukları ispatlanmıştır.

          MCT yağların sağlığa birçok faydası olduğu gibi zayıflama üzerinde de etkili sonuçları olduğu görülmüştür. 2008 yılında American Journal of Clinical Nutrition dergisinde yayınlanan bir çalışmada kalori kısıtlı diyet alan iki grubun; bir gruba zeytinyağı diğer gruba MCT içeren yağ verilmiş, MCT yağ çeşidiyle beslenen grupta kilo kaybının daha anlamlı olduğu görülmüştür. MCT yağ çeşidi olan Hindistancevizi yağı kendi özel formuyla uzun zincirli yağ asitlerine göre adipoz dokularda birikmesi daha zor ve vücutta sindirilmesi daha kolay bir yağdır. Bu yüzden kilo verme programlarında tercih edilmesi önerilir. Buna ek olarak yapılan farklı araştırmalarda abdominal (karın içi ve çevresinde) yağlanması olan orta yaşlı 40 kadına 12 hafta boyunca bir gruba soya yağı diğer gruba hindistancevizi yağı verilmiştir. Çalışma sonunda iki grubunda kilo verdiği ama MCT yağ çeşidiyle beslenen grubun bel/kalça oranının diğer gruba göre anlamlı bir şekilde azaldığı ispatlanmıştır. Hindistancevizi yağını kullanan grupta doygunluk hissinin daha fazla olduğu bildirildiği için bunun da kilo kaybına etkisi büyüktür.

          MCT yağ asidi nörolojik hastalıklar içinde kullanılması önemli bir kaynaktır. Bu tip hastalıklarda, karbonhidrat kısıtlı diyetlerde glikoz beyin için gerekli enerjiyi sağlayamadığı zaman keton cisimleri beyin için enerji kaynağı olarak kullanılır. Keton cisimlerinin artışı mitokondriyel aktiviteyi arttırdığı için beyinin glikoza ihtiyacını minimum düzeye indirerek hastalık semptomlarını en aza indirger. Yapılan diğer bir çalışma da hindistancevizi yağı kullanan tip 2 diyabetli hastalarda insülin hassasiyetinde büyük ölçüde kontrol sağlandığı görülmüştür. Katılımcılar üzerinde yapılan çalışmada 5 gün boyunca %77.5’u uzun ve orta zincirli yağ asitleri içeren diyet ile beslendiklerinde insülin hassasiyetinde %17 ile 30 arasında yükselme saptanmıştır. Hindistancevizi yağı aslında hem bir besin hem de bir ilaç olarak kabul edilebilir. Özellikle tüp ile beslenen hastalarda oldukça yararlı olan bu yağ safra tuzlarına gerek olmadan portal sisteme direk karışabildiği için kolayca sindirilir. Faydaları arasında metabolizmayı hızlandırması, hastalıklara karşı koruyucu olması, bağışıklığı arttırması, bakteri ve virüsleri öldürmesi sayılabilir.

          Sonuç olarak yapılan araştırmaların ışığında kendi klinik deneyimlerimden de gözlemlediğim olumlu sonuçlar nedeniyle sadece kolay enerji sağlayan bir yağ çeşidi olmasının yanında kilo vermeye yardımcı, kardiyovasküler ve nörolojik hastalıkların tedavisinde yardımcı olması, kolay sindirilebilirliği açısından sindirim sistemi hastalıklarında huzursuz bağırsak sendromu, reflü, kolesistektomi gibi kullanılan fonksiyonel bir besin olarak kullanmanızı öneririm.

          Yorum yap


          • #20
            NURCAN ARSLAN KANBER - cukurovapress@gmail.com
            LAURİK ASİT İÇEREN HİNDİSTAN CEVİZİ VE YAĞI
            06 Ağustos 2014

            Hindistan cevizi ve Hindistan cevizi yağı süper besinler arasında sıralanmaktadır. 1960- 1970 yıllarında yapılan araştırmalarla hindistancevizinin sağlık açısından faydaları üzerindeki sonuçlar üzerinde durulmaya başlanmış ve bu muhteşem besin kaynağı daha detaylı incelemeye başlanmıştır. Pasifik adaları ve Asya'da yaşayan insanların beslenme seçeneklerin de tercih ettikleri Hindistan ceviz yağı sağlıkları açısından olumlu sonuçlarda göstermiştir. Örneğin bu kişilerin kalp damar rahatsızlıkları, kanser ve diğer dejeneratif hastalıklarından oldukça uzak kalabilecek durumda sağlıklı kişiler olduğu görülmüştür.
            Yine Tokelau ve Pakapuka adalarında yaşayan kişilerin Hindistan cevizini çok tüketmelerinden dolayı bu kişilerin sağlık durumları ciddi ve kapsamlı olanda araştırmaya alınmıştır. Araştırmalar sonucu şaşırtıcı sonuçlar elde edilmiştir. Hindistan cevizinde doymuş yağ oranı oldukça fazla olduğu halde bu kadar yağ oranı yüksek besin ile beslenen Tokelau ve Pakapuka Adalarında yaşayan kişilerde kalp damar rahatsızlığı ve kolon kanseri ve damar sertliği gibi rahatsızlıklardan neredeyse tamamen uzaktır.
            Yarım kase dilimlenmiş Hindistan cevizinde neredeyse 4 gr lif, 142 mg potasyum, 13 mg magnezyum, 3 gr'dan daha az şeker ve en önemlisi 13 gr kadar yeryüzündeki en iyi kalp dostu yağ mevcuttur. Çoğu insanlar yağlı olmasından dolayı Hindistan cevizinde uzak dururlar.
            Daha önemli yağ ile ilgili yağ karmaşası adlı yağı dizimde doymuş ve doymamış yağlardan detaylı bahsettim.
            Şunun altını çizmemiz gerekiyor, insan vücudunun yağa ihtiyacı var. Yağ olmadan yaşayamayız. Yağ hücrelerin yapısını oluşturan moleküllerden biridir. Enerji alabileceğimiz kaynak ve yaşamsal organlarımızı astar gibi sararak korumaktadır. Yağ bizler için çok önemli vitaminlerden A ve D vitaminini almamızı sağlar. Yağlar hakkında doğru bilgiye sahip olduğumuz süreçte doğru besinleri de tercih etmekte korkmamalıyız diye düşünüyorum.
            Hindistan cevizindeki yağın % 50'si laurik asittir. Laurik asit, mikrop öldürücü etkiye sahip etkili antiviral ve antibakteriyaldir, yani çok güçlü bir antibiyotiktir. Laurik asit zararlı bakterileri öldürürken bağırsakların düzgün çalışması için yararlı olan iyimser bakterilere zarar vermemesi oldukça ilginç. Kalsiyum, magnezyum, amino asitlerin emilimlerinin, Hindistan cevizi yağıyla pişirilen yemekler ile beslenen çocuklarda kalsiyum, magnezyumun oldukça fazla olduğu gözlenmiştir.
            1988 yıllarında tropik yağlar konusundaki bir kongrede konuşma yapan Harward Tıp Fakültesinde araştırmacı olan Dr. George Blackburn, Hindistan cevizi yağının kan kolesterolünde nötr bir etkisi olduğunu söylemiştir.
            Birleşik devletlerin en önde gelen lipid biyokimyacılarından biri olan Mayland Üniversitesi eski araştırma görevlisi Mary Enig, tropik yağ hindistancevizi yağlının binlerce yıldır çok faydalı insan topluluğu tarafından diyetlerin temel bir parçası olarak tüketildiğini söylemektedir. Kullanılma aşamasında hiçbir zararlı bir etkiye insan sağlığına zarar verebilecek kötü şeylere rastlanmamıştır.
            Hindistan cevizinin mide ülseri, hazımsızlık, ishal, kusma, kolit, sindirim sistemi rahatsızlıklarında, reflü ve mide rahatsızlıklarına çok iyi geldiği, güçlü bir bağışıklık sistemi dostu, bağırsak çalıştırıcı gibi bir çok faydaları vardır. Hindistan cevizinin suyu iyi bir zayıflatıcı ve güçlü bir potasyum mineral kaynağıdır. Bu içeriğinden dolayı aynı zamanda kişiye tokluk hissi vermektedir.
            Hindistan cevizinin suyu cilt için ten rengini beyazlatıcı ve koltuk altı, bacak içi, genital bölgelerindeki karartıları geçirmek için uygulanıp sonuçlarından memnun olan çok kişi var.
            Hindistan cevizi yağı saçları besleyici, nemlendirici tedavi edici özellikte kullanabileceğimiz bir yağ. Vücudumuzu rahatlatmak, kurumuş, çatlamış olan dirseklerimizi, topuklarımızı yumuşatabilmek adına da rahatlıkla tercih edebileceğimiz doğru bir yağdır.

            Yorum yap


            • #21
              Hindistan cevizi yağı ve laurik asit


              Hindistan cevizi yağında bulunan bazı maddeler sağlığa olan pozitif etkisiyle gerçekten de göze batıyor. Bu maddelerden bir tanesine örnek olarak laurik asiti verebiliriz. Laurik asit hindistan cevizi yağında bulunan orta zincirli bir yağ asitidir. Saf hindistan cevizi yağı yaklaşık olarak yüzde 50 laurik asit içerir. Bu oran doğal olarak ulaşabileceğiniz en yüksek oranlardan biridir.
              Vücut laurik asiti nasıl kullanır?

              Laurik asit vücuda girdiğinde bir tür monogliserit olan monolaurine dönüştürülür. Monolaurin; antiviral, antimikrobiyal, antiprotozoal ve antifungal özellikleriyle öne çıkan bir maddedir. Bahsi geçen hastalık yapıcı organizmaların zarlarında yağ tabakaları vardır. Monolaurin bu canlıların yağ tabakasının yapısını bozarak vücudumuza yardımcı olmaya çalışır. Hücre zarı zarar görmüş bir patojen eninde sonunda yok olaaktır.

              Monolaurin bileşeni candida albicans ve fungal enfeksiyonların tedavisinde iş gören bir maddedir. Bakteri veya virüs kaynaklı olan herpes, kızamık, grip, hepatit C, ve HIV gibi hastalıklara karşı da etkilidir. Hindistan cevizi yağı kuvvetli bir antiviral olduğu için Filipinlerde araştırmacılar hindistan cevizi yağının HIV/AIDS üstüne olan etkisini kanıtlamak için çalışmalara başlamıştır. Laurik asitin dikkate değer bir diğer özelliği ise sıfır toksin içermesidir. Bugün günümüzde kullandığınız ilaçların çoğunun toksin madde içerdiğini düşünürsek bu özellik de yabana atılacak cinsten değil.
              Herhangi bir laurik asit kaynağı yoksa vücut monolaurini kendi kendine üretemez. Eğer laurik asitten faydalanmak istiyorsanız laurik asitçe zengin besinler yemelisiniz. Düzenli olarak hindistan evizi yağı tüketen insanlar daha az hastalık yaşarlar. Laurik asitin anne sütünde de bulunur. Anne sütüyle beslenen bebeklerin güçlü bir bağışıklık geliştirmesinde bu maddenin de etkisi vardır.
              Kaybolan bir madde

              Yiyeceklerde ve bebek mamalarında bulunan laurik asit miktarı yıllar geçtikçe daha da düştü. Üreticiler hindistan cevizi yağı yerine daha ucuz sebze yağlarını tercih ettikçe git gide vücudumuza laurik asit sokamaz olduk.
              Laurik asit için günlük almanız gereken miktar resmi olarak belirlenmiş değil. Ancak Doktor Mary G. Enig yetişkinlere ve büyüme döneminde olan çocuklara günlük 10-20 gram laurik asit almalarını öneriyor.
              Kurutulmuş hindistan cevizinden bir kaşık yiyerek 2 gram laurik asit elde edebilirsiniz. 60 gram hindistan cevizi sütünün karşılığı ise 3.5 gram laurik asittir. Ancak alacağınız en yüksek verim hindistan cevizi yağında olacaktır. Bir kaşıkta tam 7 gram laurik asit. Mary Enig ve Bruce Fife gibi tanınmış uzmanlar normal bir insanın günde 3 kaşık hindistan cevizi yağı yemesini öneriyorlar. Bu miktar sayesinde vücudunuz bakteri ve virüslerle daha iyi savaşacak ve metabolizmanız hızlanacak. Cildiniz ve saçlarınız daha da sağlıklı bir hale gelecek. Hindistan cevizi yağının bu faydalarından yararlanmak istiyorsanız aramanız gereken ürün organik, soğuk preslenmiş, ve extra virgin olmalı.

              Yorum yap


              • #22
                Sivilceler için hindistan cevizi yağı


                Oca 30, 20150 305


                Hindistan cevizi yağı sivilce tedavisinde oldukça iyi sonuç veren bir yağdır, bu yazının devamında da bunun nedenlerini öğreneceksiniz.
                Sivilceler yıllarca gençlerin ve hatta yetişkinlerin problemlerinden olmuştur. Ergenlik bitişinde hormonların etkinliğinin normale dönmesiyle azalmaya başlayan sivilceler yüzde ve vücutta kalıcı izler bırakabilir. Genetik olarak şanslı doğan bazı insanlar zamanlarını, enerjilerini ve paralarını harcamadan sivilcelerinden kurtulabilirken öteki tarafta her şeyi yapmasına rağmen maalesef gözle görülür bir sonuç alamamış insanlar da vardır.
                Bizim önerdiğimiz çözüm ise sivilcelere karşı hindistan cevizi yağının kullanılmasıdır. Bu çözüm size ilk bakışta biraz garip gelebilir çünkü çoğu uzman ilk adım olarak size yediğiniz yağlı yiyecekleri ve yağları azaltmanız gerektiğini söyler. Ancak okumaya devam ettikçe hindistan cevizi yağının neden iyi bir tedavi olduğunu anlayacaksınız . Eğer birçok yolu denemiş ve sonuç alamamışsanız bir de bunu deneseniz ne kaybedersiniz ki?
                Sivilcelere ne neden olur?

                Sivilceler aslında sebum salgılayan bezlerin girişindeki enfeksiyonlar sayesinde oluşur. Bu bezlerin amacı çeşitli yağlar salgılamak, cildi nemli tutmak ve cildin kuruyup çatlamasını önlemektir. Ancak sebum bezleri bakteriler yüzünden kolayca tıkanabilir ve bunun da sonucu olarak cildin o bölgesinde iltihaplar, kızarıklıklar, şişmeler ve acı meydana gelir. Hoşgeldin sivilce!
                Peki neden en çok gençlerde sivilce çıkıyor? Bunun nedeni ergenlik yıllarında yaşanan hormonal değişikliklerdir. Genellikle çoğu ergende sebum üretimi olağandan fazla bir şekilde gerçekleşir ve bu da cilde hafif yağlı bir görünüm verir. Bunun sonucunda sivilceler oluşabilir ancak bahsettiğimiz sivilceler genellikle küçük boyutta olur. Tam da bu noktada gençler maalesef sivilceleri geçirmek için buldukları losyonları ve sabunları bilinçsizce kullanmaya başlar. Ancak bu ürünler yağ salgısını durduramazlar. Bunu yapamadıkları gibi bir de cildin kendi antimikrobiyal korumasını da götürürler. Artık herhangi bir şekilde korunmayan cilt enfeksiyonlara açık hale gelmiştir. Bu aşamadan sonra bakteriler, kir, ve toz sebum bezlerini tıkar. Üretilen sebum bu yüzden cildin altında kalır ve kırmızı, şiş, ve acı verici bir şeye dönüşür.
                Hindistan cevizi yağı ve sivilceler

                Hindistan cevizi yağı içinde bulundurduğu besinsel bileşenlerle sivilcelere karşı size yardım edebilir. Öncelikle yağ asitlerinden başlayalım.
                Yağ asitleri: Hindistan cevizi yağı içinde 2 tane güçlü antimikrobiyal bileşen bulundurur: kaprik asit ve laurik asit. Bu yağ asitleri aynı zamanda anne sütünde de bulunur ve yeni doğmuş bebeğin hastalanmasını önler. Cilde uygulandığında kaprik asit ve laurik asit sırasıyla monokaprine ve monolaurine dönüşür. Oluşan yeni bileşenler ciltte tekrar koruyucu bir tabaka oluşmasına yardım eder. Eğer cildiniz mikroplardan korunuyorsa sivilce oluşamaz! Hindistan cevizi yağını vücuda dışarıdan(sürerek) alabileceğiniz gibi içeriden(yiyerek) de alabilirsiniz. Bu size aynı avantajı sağlayacaktır ancak önerilen dışarıdan almanızdır.
                E vitamini: Yukarıda yazılanlara ek olarak hindistan cevizi yağında bolca E vitamini bulunur. E vitamini ciltle doğrudan alakalı bir vitamindir, sebum bezlerinin doğru çalışmasında görev alır ve halihazırda tıkanmış olan bezlerin açılmasına yardım eder. Yani sivilceyi oluşturan ana nedenle ilgilenir. E vitamini aynı zamanda çeşitli yönlerden hormonları düzenlemesiyle sebum bezlerinin aşırı etkinliğini normale döndürebilir.
                İltihap karşıtı: Hindistan cevizi yağı derinin altına kolayca geçer ve deride dindirici bir etkiye sahiptir. Yani cilde uygulandığında kısa bir sürede cilt tarafından emilir ve sivilceden kaynaklı iltihabı tedavi etmeye çalışır. Bu özelliği sebebiyle sivilcelerden kaynaklı açık yaralarda da kullanılabilir. Tüm bunlara ek olarak hindistan cevizi yağı metabolizmayı hızlandırır, hormonal dengenin ve vücuttaki salgılanmanın düzene girmesine yardım eder. Bunlar da sivilce oluşumunu azaltan etmenlerdir.
                Daha önce de bahsedildiği gibi hindistan cevizi yağını vücudunuza dışarıdan veya içeriden alabilirsiniz. Uzmanlar maksimum fayda için her iki kullanımı da öneriyor. Almanız gereken miktar ise günde 2-5 yemek kaşığı. Yemeklere ekleyebileceğiniz gibi düz de yiyebilirsiniz, tadı hoştur.
                Hangi hindistan cevizi yağı?

                Eğer sivilcelere karşı kullanacaksınız en iyi kaliteden bir hindistan cevizi yağı almalısınız. Almamanız gereken şey ise işlenmemiş ve ham hindistan cevizi yağlarıdır. Bunlar o kadar da hijyenik olmadıkları için sebum bezlerini daha da tıkayabilir.
                Sivilcelere karşı her zaman işlenmiş hindistan cevizi yağını tercih edin.
                Uyarılar
                Hindistan cevizi yağı sivilce üzerinde iyileştirici bir etkiye sahiptir ancak hafif etkili bir antimikrobiyal yiyecektir. Yani ciddi durumlarda tek tedavi seçeneğiniz olmamalıdır. Probleme birçok açıdan yaklaşmak istiyorsanız rahatlıkla deneyebilirsiniz ancak sorununuzun ciddi olduğunu düşünüyorsanız büyük ihtimalle hindistan cevizi yağından daha koruyucu ve daha önleyici yöntemlere ihtiyacınız olacaktır.
                Son
                Sonuçlar kişilerin cilt tipine, yaşına, mesleğine, yaşam tarzına, yeme alışkanlıklarına, hijyenine, ve sıhhatine göre değişiklik gösterebilir. Ayrıca unutulmamalıdır ki hindistan cevizi yağı sivilce için bir çare değil, sadece bir tedavi yöntemidir.
                Fotoğraf: https://www.flickr.com/photos/chris_wilson/123378143/
                Kaynak: https://www.organicfacts.net/health-...-for-acne.html

                Yorum yap


                • #23
                  Hindistan cevizi yağı ve güzellik


                  Mutfakta belki de çoktandır hindistan cevizi yağı kullanıyor olabilirsiniz, ancak bu yağı güzellik için de kullanıyor musunuz? Zengin içeriği sayesinde hindistan cevizi yağı nemlendirici olarak veya makyaj temizleyici olarak kullanılabilir. Bu ikisi aslında sadece başlangıç. Yazının geri kalanında güzellik rutininize ekleyebileceğiniz birbirinden farklı 9 kullanım göreceksiniz.
                  SAÇ MASKESİ

                  Hindistan cevizi yağı oda sıcaklığında kremsi bir katılıktadır ve 25 dereceye ısıtıldığında sıvıya döner. Duşa girdiğinizde birazcık yağı sıcak suyla ısıtıp bir köşede bekletin. Saçınızı şampuanlamanızın ardından avucunuza bir miktar yağ alın ve saçınıza uygulayın. Bu işlemden sonra saçınızı topuz yapın ve durulamadan önce bu halde en az 5 dakika bekletin. Tebrikler, az önce saçınızı nemlendirdiniz ve belki de kim bilir birazcık parlattınız bile!
                  VÜCUT YAĞI

                  Hindistan cevizi yağının katı sıvı arasındaki kıvamı onu vücudunuza sürebileceğiniz mükemmel bir nemlendirici yapmaya yetiyor. Duştan çıktıktan sonra sıcak olan teninize madeni para büyüklüğünde bir parça alıp sürebilirsiniz, bu sıcaklık sayesinde yağ iyice derinize işleyecektir. Birazcık nane yağı veya lavanta yağı karıştırırsanız kendi masaj karışımınızı bile oluşturabilirsiniz.

                  DUDAK KREMİ

                  Çatlamış dudakların hindistan cevizi yağına karşı hiçbir şansı yoktur. Küçük bir lens kutusuna bir parça koyarak ve bu lens kutusunu daima çantanızda taşıyarak gün boyu dudaklarınızı rahatlatabilirsiniz.
                  TIRNAK KENARI YUMUŞATICISI

                  Lens kutusuna koyduğunuz hindistan cevizi yağından daha da fazla yararlanalım ve tırnağınızın etrafındaki yırtık pırtık deriye güle güle diyelim. Parmağınıza azıcık bir parça alıp bunu tırnak etrafınıza yedirirseniz tırnaklarınız güçleneceği gibi tırnak deriniz de nemlenmiş olacaktır. Kim ellerinin daha genç görünmesini istemez ki?
                  GÖZ ALTI KREMİ

                  Gözünüzün altında bulunan deri hassas ve incedir. Bu yüzden göz altında kolayca kabarıklıklar, çizgiler, veya morluklar oluşabilir. Pahalı bir göz kremine para saçmak düşüncesi sizi rahatsız ediyorsa, çare hindistan cevizi yağında. Azıcık hindistan cevizi yağını parmaklarınız arasında ısıtarak gözünüze uygulayabilirsiniz.
                  SAÇ KARIŞIKLIĞI

                  Bezelye büyüklüğünde hindistan cevizi yağını parmaklarınızda ısıttıktan sonra saçınızın alt kısmına uygularsanız birbirine girmiş saçlardan gün boyu korunmuş olacaksınız. Daha kalın ve inatçı saçlarınız varsa uyguladığınız bölgeyi alt değil de saçınızın ortasından başlatmak daha iyi olur.
                  AYDINLATICI KALEM

                  Yüzünüzün doğal olarak canlı ve parlak durmasını istiyorsanız elmacık kemiklerinize, dudağınızın üstüne, ve kaşınızın üstüne sıvı haldeki hindistan cevizi yağından sürmeyi deneyebilirsiniz.
                  MAKYAJ TEMİZLEYİCİ

                  Bir çay kaşığı kadar hatta daha az miktarda hindistan cevizi yağı makyajınız ne kadar kalıcı olursa olsun temizlenmenize yetecektir. Isıtılmış ve sıvı haldeki yağdan cildinize sürüp makyajın aktığını gördüğünüzde bana hak vereceksiniz. Bunun sonrasında cildinizi suyla yıkamalısınız.
                  PEELING

                  Yarım bardak deniz tuzu veya şekeri erimiş hindistan cevizi yağı ile karıştırdığınızda bu karışımı vücudunuza peeling yapmak için kullanabilirsiniz. Ölü hücreler vücudunuzdan giderken aynı zamanda vücudunuzu da nemlendirmiş olacaksınız. Sonuç mu? Bebek cildi! Eğer ayağınızdaki veya dirseğinizdeki deriler biraz daha zorlayıcıysa daha fazla tuz veya şeker eklemeyi deneyebilirsiniz. Bu karışım herkesi tatmin etse de birazcık lavanta yağından da zarar gelmez herhalde?
                  Fotoğraf: https://www.flickr.com/photos/mealma...ms/7099855287/


                  Yorum yap


                  • #24
                    Hindistan cevizi yağının faydaları




                    Hindistan cevizi yağının; saça, cilde, strese, kolesterole, kilo vermeye, bağışıklık sistemine, sindirime, ve metabolizmaya olan faydaları biliniyor. Böbrek problemlerine, kalp hastalıklarına, yüksek kan basıncına, diyabete, HIV, ve kansere, ve aynı zamanda dişlere ve kemik sertliğine olan etkileri de pozitif yönde. Hindistan cevizi yağının bu kadar şeye iyi gelmesi laurik asit, kaprik asit, ve kaprilik asitle açıklanabilir. Bu bileşenler antimikrobiyal, antioksidan, antifungal, antibakteriyel, ve sakinleştirici özelliklere sahiptir.
                    Hindistan cevizi yağı genellikle Hindistan, Sri Lanka, Tayland, Filipinler gibi tropikal ülkelerde çokça kullanılır. Bu ülkelerde hindistan cevizi yağının üretimi de fazladır. Zamanında ABD ve Kanada gibi batı ülkelerinde de popüler olan hindistan cevizi yağı, rakibi olan mısır yağı ve soya yağının propagandalarına yenik düşüp çok bir varlık gösterememişti. Barındırdığı yükek doymuş yağ oranından dolayı hindistan cevizi yağı 2000’lere kadar insan sağlığına zararlı kabul ediliyordu. Ancak son 10 yılda insanların yapılan bu propagandayı sorgulamasıyla hindistan cevizi yağının öcü olmadığı ortaya çıktı. Şimdi bu yağın vücudumuzda nasıl çalıştığına bakalım?
                    A) Laurik asit vücutta nasıl kullanılıyor?

                    İnsan vücudu laurik asidi monolaurine dönüştürür. Monolaurin ise herpes, grip, sitomegalovirus, ve hatta HIV gibi bakteri veya virüs kaynaklı hastalıklar ile mücadele etmede vücuda yardımcı olur. Listeriosis, helikobakter pilori, ve giardia lamblia gibi bakterisel hastalıklarla savaşmada da monolaurin görev görür.
                    Bu çeşitli faydalarının sonucu olarak hindistan cevizi yağı Ayurveda’da(geleneksel hint tıbbı) sıkça kullanılmıştır.
                    Hindistan cevizi yağının faydalarını detaylıca incelemeden önce ilk olarak yapısını ve içeriğini anlamalıyız.
                    B) İçeriği

                    Hindistan cevizi yağının yüzde 90’ından fazlası doymuş yağlardan oluşur. Bunun yanında içeriğinde tekli ve çoklu olmak üzere doymamış yağ asitlerinden izler taşır. Sızma hindistan cevizi yağında da herhangi bir farklılık söz konusu değil.

                    Doymuş yağ asitleri: Çoğu orta zincirli trigliseritlerdir. Vücutta sindirimlerinin herhangi bir zorluğu yoktur. Buraya katkı yapan baş madde yüzde 40’dan fazla bulunma oranıyla laurik asittir. Bunu caprik asit, kaprilik asit, miristik asit, ve palmitik takip eder.
                    Çoklu doymamış yağ asitleri: Linoelik asit
                    Tekli doymamış yağ asitleri: Oleik asit
                    Polifenoller: Hindistan cevizi fenolik asit olarak da bilinen gallik asit içerir. Bu polifenoller hindistan cevizi yağının aroması ve tadından sorumludur. Sızma hindistan cevizi yağı polifenoller açısından zengindir.
                    Betaine, ethanolamide gibi bazı yağ asitleri.
                    Vitamin E, vitamin K, ve demir gibi bazı mineraller.
                    C) Yararları

                    1. Saç

                    Hindistan cevizi yağı saçınız için en iyi besinlerden biridir. Saçınızın uzamasını desteklerken parlayıcı bir görünüm kazandırır. Saçınız için sorunlar yaratabilecek olan protein kaybı sorununa da iyi gelir.
                    Hindistan cevizi yağı saç bakımı için Hindistan taraflarında çokça kullanılır. Oralarda yaşayanlar genellikle duş aldıktan sonra veya banyo yaptıktan sonra saçlarına hindistan cevizi yağı sürerler. İyi bir saç kremi olarak görev görmesinin yanında, zarar görmüş saçlarınızı da yeniden uzatma evresine sokar. Bunu yapabilmesini içinde bulundurduğu elzem proteinlerle açıklayabiliriz.
                    Kafa derinizi düzenli olarak hindistan cevizi yağı ile ovalarsanız, kafa derinizde kepek kalmayacağından emin olabilirsiniz, kafa deriniz kronik olarak kuru olsa bile. Aynı zamanda saçınızda bit ve sirke olmamasına da yardımcı olacaktır.
                    Hindistan cevizi yağı bu nedenle saç bakım yağı olarak kullanılıyor ve bazı saç kremlerinin içine konuyor. Ancak normalde hindistan cevizi yağı tek başına saça uygulanabilir ve uygulanmalıdır.
                    2. Kalp

                    Toplum arasında hindistan cevizi yağının kalp için kötü olduğuna dair yanlış bir algı mevcut. Bu inanış içinde bulundurduğu yüksek miktarda doymuş yağlardan dolayı oluşuyor. Ancak aslında hindistan cevizi yağı kalp için yararlıdır. Yüzde 50’ye varan laurik asit içeriğiyle hindistan cevizi yağı, yüksek kolesterol ve yüksek kan basıncı gibi çeşitli kalp problemlerini önlemeye yardımcı olur. Hindistan cevizi yağında mevcut olan doymuş yağlar diğer bitkisel yağlarda bulunanları kadar zararlı değildir. Hindistan cevizi yağı vücutta LDL seviyesini yükseltmeye neden olmaz,.
                    3. Cilt

                    Hindistan cevizi yağı cilt için de mükemmel bir masaj yağıdır. Tüm ciltler için nemlendirici olarak kullanılabilir. Hindistan cevizi yağının yararları mineral yağıyla karşılaştırılabilir. Ancak mineral yağının aksine hindistan cevizi yağının deride herhangi bir kötü etkisi yoktur. Bu yüzden hindistan cevizi yağı deriyi kurumaktan korumada güvenilir bir çözümdür. Yaşlandıkça size eşlik eden kırışıklık ve sarkmayı geciktirir. Egzema ve diğer cilt hastalıklarına da iyi gelir. Bu kadar faydası nedeniyle hindistan cevizi yağı cilt bakım ürünlerinin ana maddesi olmuştur. Sabunlar, losyonlar, ve kremlerde sıkça kullanılır. Bulundurduğu antioksidanlarla erken yaşlanmayı da önlemeye yardım eder.
                    https://www.flickr.com/photos/edsuom/109320441834. Kilo verme

                    Hindistan cevizi yağı kilo vermede epey kullanışlıdır. Kısa ve orta zincirli yağ asitleriyle fazla kiloyu atmaya yardımcı olur. Sindirimi kolaydır, tiroid ve endokrin sistemin sağıklı çalışmasını sağlar. Pankreastaki stresi alarak, vücudun metabolizma hızını artırır. Vücut böylece daha fazla enerji yakar ve bu da kilosunun üstünde olan insanların kilo vermesine yardım eder. Tropikal bölgee yaşayan ve günlük yemeklerinde hindistan cevizi yağı kullanan insanlar bu nedenle obez, veya şişman olmazlar.
                    5. Bağışıklık

                    Hindistan cevizi yağı bağışıklık sistemi için iyidir. Bağışıklık sistemini içinde bulundurduğu antimikrobiyallerle, laurik asitle, ve kaprilik asitle güçlendirir. İnsan vücudunun laurik asidi monolaurine çevirdiğini artık biliyoruz. Araştırmalar gösteriyor ki monolaurin virüsler ve bakterilerle savaşmada etkili bir bileşen.
                    6. Sindirim

                    Hindistan cevizi yağının vücudun içine olan etkisi yemek yağı olarak kullanılmasından gelir. Sindirim sisteminin sıhhatine yardım ettiği için mide ve sindirimle alakalı sorunları önlemede etkilidir. Bulundurduğu doymuş yağların antimikrobiyal özellikleri vardır ve sindirim sorunlarına neden olan bazı bakteriler, fungiler, ve parazitlerle başa çıkmada kişiye yardım edebilir. Vitamin, mineral ve aminoasit gibi besin maddelerinin emilimine de yardımcı olur.
                    7. Candida

                    Hindistan cevizinin candida’yı tedavi edici etkisi bulunmuştur. Candida’dan dolayı oluşan vücuttaki yanma hissini hem içten hem de dıştan azaltır. Nemlendirici etkisiyle hastalığın ciltte çatlak oluşturmasını önler. Hindistan cevizi yağını diğer tedavilerden ayıran şey etkisinin bir anlık değil aşamalı olmasıdır. Bu özelliğiyle de hastaya semptomlar vücuttan çekilirken zaman tanımış olur. Ancak bu hastalığın tedavisinde unutulmamalıdır ki birden büyük bir miktar ile başlamak yerine hindistan cevizi yağının dozu azdan başlayıp azar azar artırılmalıdır.
                    Candida, Candida Albicans denen mayanın midede kontrol edilemeyen bir şekilde çoğalmasıyla oluşan bir hastalıktır. Bu maya aslında herkesin midesinde az ya da çok vardır, ancak, sağlıklı insanlarda kontrol altında tutulduğu için herhangi bir problem oluşturmaz. Bu maya popülasyonunun kontrolsüz çoğalmasıyla ilgili sebepler farklılık göterebilir. Örneğin herhangi başka bir bakterinin bu mayaları yok etmesiyle, veya içilen antibiyotiğin bu mayaları öldürmesiyle vücutta bakteri dengesizliği oluşabilir ve Candida hastalığı ortaya çıkabilir. Mide, ilaçlarla yıkandığında veya kabızlık giderici ilaçların sık kullanıldığında da Candida’nın oluşması için ortam hazırlanmış olabilir.
                    Candida belirtileri: Genital bölgelerde, mesanede, midede & bağırsakta, kulakta, burunda, veya boğazda enfeksiyon, kaşınan ve kuru bir cilt, organlarda ve deride yanma hissi, cildin parçalara ayrılmış olması ve dökülüyor olması, saç ve tırnaklarla ilgili problemler.
                    Bu hastalık Avrupa ve Amerika’da yaygındır. Bunun nedeni yemek kültürleri olabilir. Bu iki kıtanın yedikleri yiyeceklerin çoğu öyle ya da böyle fermente edilmiş veya mayalanmış oluyor. Örneğin ekmek, fırında pişirilen şeyler, peynir, şarap ve diğer içkiler… Bu yiyecekler de Candida Albicans’ın oluşumuna yardımcı olabiliyor. Hindistan cevizi yağında bulunan çeşitli yağ asitleri bu yiyeceklerin güvenle yenmesini sağlayabilir, ve Candida tedavisinde kullanılabilir.
                    Kaprik asit orta zincirli doymuş bir yağ asididir ve hindistan cevizi yağında bulunur. Antimikrobiyal, antiviral, ve antifungal özelliklere sahiptir. Anne sütünde bulunan ve bebeği hastalıklardan koruyan yağ asidiyle aynı yağ asididir. Vücutta bazı enzimlerle reaksiyon vererek çok güçlü bir antimikrobiyal olan monocaprine dönüşür. Candida tedavisinde hindistan cevizi yağı sistematik bir şekilde kullanılırsa, kaprik asidin maya yığınını yok ettiği görülmüştür.
                    Kaprilik asit, kaproik asit, miristik asit, ve laurik asit hindistan cevizi yağında bulunur. Antimikrobiyal ve antifungal özelliklere sahiptir ve bu özellikleriyle candida albicans’ı yenmeye yardımcı olur. Laurik asit doymuş bir yağdır ve orta zincirli yağ asitlerinden oluşur. Enzimlerle reaksiyona girdiğinde monolaurini oluşturur. Monolaurin tesirli bir bakteri ve fungus öldürücüdür.
                    https://www.flickr.com/photos/71804756@N00/3219697198. İyileştirme ve enfeksiyon

                    Enfeksiyonlu bölgeye uygulandığında hindistan cevizi yağı kimyasal bir katman oluşturur ve enfeksiyon kapmış bölgeyi toz, hava, fungi, bakteri ve virüslerden korur. Vücuttaki ezilmiş bölgelerde oldukça efektifdir çünkü hasar görmüş dokunun iyileşme sürecini hızlandırır.
                    Enfeksiyonlar: Hindistan cevizi yağı antifungal, antiviral, ve antibakteriyel olduğundan dolayı çeşitli enfeksiyonlarla savaşmada verimlidir. Coconut Research Center’a göre, hindistan cevizi yağı grip, kızamık, hepatit, ve uçuğa neden olan virüsleri öldürüyor. Aynı zamanda ülser, boğaz enfeksiyonu, idrar yolları enfeksiyonlarına neden olan bakterileri de yok ediyor.
                    9. Diğer

                    Hindistan cevizi yağı aşağıda açıklanan diğer yararlarıyla da şiddetle tavsiye ediliyor.
                    Karaciğer: Orta zincirli trigliseritlerin varlığı karaciğer hastalıklarını önlüyor. İçinde bulundurduğu bileşenlerin karaciğere gelişiyle parçalanması bir olduğundan dolayı, karaciğerin yükü azalmış oluyor ve yağ birikimini önlüyor.
                    Böbrek: Böbrek ve safra kesesi hastalıkları da hindistan cevizi yağı tarafından önleniyor. Böbrek taşlarını çözmede de etkili.
                    Pancreatitis: Pancreatitis tedavisinde etkili olduğuna inanılıyor.
                    Stres: Hindistan cevizi yağı rahatlatıcıdır ve bu nedenle stresi azaltmaya yardımcı olur. Kafaya uygulanıp masaj yapılmasıyla mental yorgunluğu vücuttan atar.
                    Diyabet: Hindistan cevizi yağı vücut şekerini kontrol altına almada etkilidir ve insülin salgısını artırır. Kan şekerinin kullanımını da desteklediğinden diyabeti önlemede ve tedavi etmede kullanılır.
                    Kemikler: Hindistan cevizi yağı vücudun mineralleri absorbe etme becerisini geliştirir. Kalsiyum, magnezyum gibi minerallerin emiliminin artması kemik gelişimini olumlu etkiler. Orta yaşı geçmiş kadınlar osteoporozdan korunmak için hindistan cevizi yağını kullanabilirler.
                    Dişler: Kalsiyum dişlerimizi oluşturan önemli bir bileşendir. Hindistan cevizi yağı kalsiyumu daha fazla absorbe ettirmesiyle daha güçlü dişlerin gelişimine neden olur. Diş çürüklerini de durdurur.
                    Son olarak, hindistan cevizi yağı; atletler, vücut geliştiriciler, ve diyet yapan insanlar tarafından da sıkça kullanılır. Bunun nedeni diğer yağlardan daha az kalori içermesi, içerdiği yağın kolayca enerjiye dönüşmesi ve kalpte ve atardamarlarda yağ birikimine neden olmamasıdır. Atletlerin dirençlerini ve enerjilerini artırarak performanslarını geliştirmelerine yardım eder.
                    Hindistan cevizi yağı neden sıvı değil?: Diğer yağların aksine hindistan cevizi yağının erime noktası yüksektir. Bu yüzden oda sıcaklığında katı haldedir ve ancak ısıtıldığında erir. Bir gün bir şişe alıp içinin katı olduğunu gördüğünüzde bozuk veya problemli bir ürün olduğunu düşünmeyin. Hindistan cevizi yağı genelde bu formdadır, ve buzdolabında saklanmaz.
                    Nasıl kullanılır?: Saç bakımı gibi sebeplerle kullanmak istiyorsanız, şişedeki yağı güneşte veya sıcak suyun içinde tutarak eritin. Aynı zamanda katı haldeki yağın birazını bir kaseye koyup kaseyi de ısıtabilirsiniz(Mikrodalga kullanmayın). Sonrasında yağı elinize alıp saçınıza uygulayın. Eğer hindistan cevizi yağını yemeklerde kullanmak istiyorsanız sadece normal tarifinizdeki yağ yerine hindistan cevizi yağı koyun. Ancak şunu unutmayın, yemeklerde sadece hindistan cevizi yağı kullanmak zorunda değilsiniz ve eğer bunu yaparsanız diğer geleneksel yağların faydalarından yararlanamazsınız.
                    Yemeklerde kullanılır mı?: Evet, tropikal bölgelerde insanlar yemek pişirmede bu yağı kullanıyorlar.
                    Tadını beğenmedim, ne yapmalıyım?: Hindistan cevizi yağını kullandığınız tarifi değiştirip bir daha deneyebilirsiniz. Yedikten sonra mide bulantısı hissediyorsanız kendinizi yemeye zorlamayın. Tüm yiyeceklerde olabileceği gibi vücudunuz belki de hindistan cevizi yağına alerjik olabilir, böyle bir durumda yememek en iyisidir.
                    D) Çeşitleri

                    6 farklı çeşitte hindistan cevizi yağını satın alabilirsiniz. Saf, işlenmiş, organik, virgin, organik virgin, ve extra virgin hindistan cevizi yağının çeşitleridir.
                    Saf hindistan cevizi yağı: En çok bilinen çeşididir. Copra denilen kurutulmuş hindistan cevizi çekirdeklerinden elde edilir. Ham ve işlenmemiştir. Copra’nın hayvan veya öküz yardımıyla değirmende sıkıştırılmasıyla elde edilir. Ancak daha çok tercih edileni öküzün çektiği değirmende oluşan yağdır. Saf hindistan cevizi yağı yenebilir, saçta ve masajda kullanılabilir. Kozmetik, tıbbi, ve endüstriyel kullanımı da mevcuttur.
                    İşlenmiş hindistan cevizi yağı: Bu tip yağ ise işlenmemiş hindistan cevizi yağının mekanik ve kimyasal olarak işlenip, ağartılıp kokusunun giderilmesiyle elde edilir. Bu sayede ince, renksiz, kokusuz bir yağ elde edilmiş olur. Burda elde edilen yağ saf doymuş yağdır.
                    Virgin hindistan cevizi yağı: Taze hindistan cevizinin etli kısmındaki sütten elde edilir, copradan değil. Fermantasyon, santrifüj, ve enzimlerle bir takım işlemlerden geçer. Yağı elde etme sırasında çok az ısı kullanmaya, veya hiç kullanmamaya özen gösterilir. Bu şekilde üretilen hindistan cevizi yağının tadı ve kokusu çok güzeldir. İçeriğinde bolca antioksidan ve orta zincirli yağ asitleri bulundurur. Kayda değer antimikrobiyal özellikleri de vardır. En güvenilir ve saygı duyulur hindistan cevizi yağı çeşitlerinden biridir.
                    Organik hindistan cevizi yağı: Organik gübrede yetiştirilmiş ağaçlarından koparılan hindistan cevizlerinden elde edilmiş yağdır. Aynı zamanda elde etme veya işlenme sürecinde de hiçbir kimyasal bulunmaz. Bu da saygı duyulur hindistan cevizi yağı çeşitlerindendir. Organik sabun, cilt kremi, losyonlar, yiyecekler, ve bunlara benzer ürünlerde kullanılabilir.
                    Organik virgin hindistan cevizi yağı: Virgin hindistan cevizi yağının organik hindistan cevizlerinden üretilmesidir. En iyi ve en saf formdaki hindistan cevizi yağı budur, ancak çok da bulunmaz.
                    Ekstra virgin hindistan cevizi yağı: Diğer tüm hindistan cevizi yağları arasında tartışmaya en açık olan çeşit budur. Çünkü varlığından şüphe edilmektedir, ve ekstra virgin diye bir şeyin olamayacağı söylenmektedir. Hindistan cevizi yağının virgin’liğini ölçen herhangi bir standart mevcut değil. İtibarlı firmalar da bu konuda herhangi bir şey demiyor, ve satmıyorlar. Kısacası bu konuda daha fazla araştırma yapılması gerekiyor.
                    Hindistan cevizi yağının özellikleri çeşidine göre çok da fark etmiyor. Az ya da çok hepsi birbirine benziyor. Bu yüzden paranızı harcamadan önce seçiminizi gözden geçirip yapıyor olmalısınız.
                    E) Hindistan cevizi yağını elde etme

                    Genellikle tercih edilen yöntem soğuk prestir. Yağın kalitesini belirleyen elde etme işleminde kullanılan metottur. İki ana yöntemin varlığından söz edebiliriz. İlk metot copra’nın soğuk preslenmesi, ikinci metot ise taze hindistan cevizi sütünün kaynatılmasıdır. Kaynatma ve ısıtma birçok besin maddesini ve değerli bileşenleri öldürdüğünden bu yöntem soğuk pres kadar iyi bulunmuyor. Soğuk pres ya makina ile ya da öküzler ile olur.
                    Makinayla pres: Bu yöntemde yağ elektrikli, veya dizel bir motor ile elde edilir. dünyadaki çoğu soğuk pres yağ bu yöntemle elde edilir.
                    Öküzlerle pres: Bu metotla elde edilmiş yağın tadı ve kokusu daha güzeldir, ve üretim sınırlı olacağı için daha pahalıdır. Daha fazla zaman ve enerji gerektirir. Zayiat daha fazladır. Yani daha yüksek bir fiyatta, daha iyi bir kalitededir, ve aynı zamanda bulması da zordur.
                    https://www.flickr.com/photos/inottawa/3081850854F) Hindistan cevizi yağı almak

                    Öncelikle karar vermeniz gereken şey hindistan cevizi yağına neden ihtiyacınız olduğudur. Yani nerede kullanacaksınız? Yemek,masaj, kilo verme, tıbbi amaçlar bunların hepsini düşünmelisiniz. Yukaırda yazıldığı gibi farklı amaçlara hizmet eden farklı çeşitte hindistan cevizi yağları mevcut. Aşağıdaki listede hangi amaç için hangi hindistan cevizi yağını almanız gerektiğini göreceksiniz.
                    Yemek — İşlenmiş
                    Kilo verme — Virgin
                    Sağlık — Virgin, Organik
                    Masaj — Saf, işlenmiş
                    Saç — Saf, işlenmiş
                    Tıbbi kullanım — Virgin, organik virgin
                    Herhangi bir ürün almadan önce yemek ve terapik kullanımlar için işlenmiş hindistan cevizinin en iyisi olduğunu unutmayın. Hijyenik ve temizdir. İşlenmemiş hindistan cevizi yağı ise saç ve cilt gibi vücudun daha çok dışına iyi gelir.
                    Fotoğraf: https://www.flickr.com/photos/tony_donnelly/5414291088
                    Kaynak: https://www.organicfacts.net/organic...conut-oil.html

                    Yorum yap


                    • #25
                      LAURİK ASİT CH3(CH2)10COOH
                      CH3(CH2)10COOH


                      Tanımı : Hafif kokulu katı beyaz kristal ürün.
                      Ambalaj birimi : 25 kg.
                      CAS No : 143-07-7
                      Kimyasal adı : Dodekanoik asit.
                      Spesifikasyonlar :
                      Asit değeri : 281 mg KOH/g İyod değeri, I2 : % 0,1
                      Titer : 43,4 oC Renk, Lovibond 5 ¼ : 0,1 R, 0,6 Y
                      Renk, APHA : 30 Molekül ağırlığı : 200,32 g/mol
                      Zincir dağılımı; C10
                      : % 0,4 Sabunlaşma değeri : 278-284 mgKOH/g
                      C12
                      : % 99,4 Su içeriği : < % 0,2
                      C14
                      : % 0,2



                      Özellikleri: Laurik asit, doymuş yağ asidi grubunun 12 karbonlu bir üyesidir. Lauraceae tohumunda (laurus nobilis) yaygın olarak bulunur. Laurik asidin insan gıdası için en büyük kaynağı Hindistan cevizi ve palmlardır. Cinnamon yağında % 80-90, hindistan cevizi yağında % 40-60 oranında baskındır. Mükemmel renk stabilitesi gösterir.
                      Kullanım alanları: Reçinelerde, yardımcı kimyasallarda, kozmetiklerde, lateks ve eldivenlerde geniş kullanım alanı bulur. Son zamanlarda laurik asidin kullanımı sabun, şampuan ve diğer yüzey aktiflerin üretimi ve özel yağlayıcıların üretimidir. İlaç endüstrisinde iyi antimikrobiyal özellikleri ile bilinir. Lipit kaplı RNA ve DNA virüslerine mücadelede bir rol alabilir. Genel olarak anyonik ve noniyonik yüzey aktiflerin üretiminde, tekstil kimyasallarında, gıdada emülsifiyerler için hammadde olarak, kişisel bakım ürünlerinde emülsifiye edici olarak, kauçukta aktivatör/hızlandırıcı-plastikleştirici-yumuşatıcı olarak ve sabun-deterjan üretiminde kullanılmaktadır. Gıdalarda bakteri ve maya karşıtı etkisi bulunmaktadır.
                      Depolama: 35 oC’nin altında yaklaşık 2 yıl stabildir.

                      Yorum yap


                      • #26

                        NURCAN ARSLAN KANBER
                        LAURİK ASİT İÇEREN HİNDİSTAN CEVİZİ VE YAĞI
                        06 Ağustos 2014

                        Hindistan cevizi ve Hindistan cevizi yağı süper besinler arasında sıralanmaktadır. 1960- 1970 yıllarında yapılan araştırmalarla hindistancevizinin sağlık açısından faydaları üzerindeki sonuçlar üzerinde durulmaya başlanmış ve bu muhteşem besin kaynağı daha detaylı incelemeye başlanmıştır. Pasifik adaları ve Asya'da yaşayan insanların beslenme seçeneklerin de tercih ettikleri Hindistan ceviz yağı sağlıkları açısından olumlu sonuçlarda göstermiştir. Örneğin bu kişilerin kalp damar rahatsızlıkları, kanser ve diğer dejeneratif hastalıklarından oldukça uzak kalabilecek durumda sağlıklı kişiler olduğu görülmüştür.
                        Yine Tokelau ve Pakapuka adalarında yaşayan kişilerin Hindistan cevizini çok tüketmelerinden dolayı bu kişilerin sağlık durumları ciddi ve kapsamlı olanda araştırmaya alınmıştır. Araştırmalar sonucu şaşırtıcı sonuçlar elde edilmiştir. Hindistan cevizinde doymuş yağ oranı oldukça fazla olduğu halde bu kadar yağ oranı yüksek besin ile beslenen Tokelau ve Pakapuka Adalarında yaşayan kişilerde kalp damar rahatsızlığı ve kolon kanseri ve damar sertliği gibi rahatsızlıklardan neredeyse tamamen uzaktır.
                        Yarım kase dilimlenmiş Hindistan cevizinde neredeyse 4 gr lif, 142 mg potasyum, 13 mg magnezyum, 3 gr'dan daha az şeker ve en önemlisi 13 gr kadar yeryüzündeki en iyi kalp dostu yağ mevcuttur. Çoğu insanlar yağlı olmasından dolayı Hindistan cevizinde uzak dururlar.
                        Daha önemli yağ ile ilgili yağ karmaşası adlı yağı dizimde doymuş ve doymamış yağlardan detaylı bahsettim.
                        Şunun altını çizmemiz gerekiyor, insan vücudunun yağa ihtiyacı var. Yağ olmadan yaşayamayız. Yağ hücrelerin yapısını oluşturan moleküllerden biridir. Enerji alabileceğimiz kaynak ve yaşamsal organlarımızı astar gibi sararak korumaktadır. Yağ bizler için çok önemli vitaminlerden A ve D vitaminini almamızı sağlar. Yağlar hakkında doğru bilgiye sahip olduğumuz süreçte doğru besinleri de tercih etmekte korkmamalıyız diye düşünüyorum.
                        Hindistan cevizindeki yağın % 50'si laurik asittir. Laurik asit, mikrop öldürücü etkiye sahip etkili antiviral ve antibakteriyaldir, yani çok güçlü bir antibiyotiktir. Laurik asit zararlı bakterileri öldürürken bağırsakların düzgün çalışması için yararlı olan iyimser bakterilere zarar vermemesi oldukça ilginç. Kalsiyum, magnezyum, amino asitlerin emilimlerinin, Hindistan cevizi yağıyla pişirilen yemekler ile beslenen çocuklarda kalsiyum, magnezyumun oldukça fazla olduğu gözlenmiştir.
                        1988 yıllarında tropik yağlar konusundaki bir kongrede konuşma yapan Harward Tıp Fakültesinde araştırmacı olan Dr. George Blackburn, Hindistan cevizi yağının kan kolesterolünde nötr bir etkisi olduğunu söylemiştir.
                        Birleşik devletlerin en önde gelen lipid biyokimyacılarından biri olan Mayland Üniversitesi eski araştırma görevlisi Mary Enig, tropik yağ hindistancevizi yağlının binlerce yıldır çok faydalı insan topluluğu tarafından diyetlerin temel bir parçası olarak tüketildiğini söylemektedir. Kullanılma aşamasında hiçbir zararlı bir etkiye insan sağlığına zarar verebilecek kötü şeylere rastlanmamıştır.
                        Hindistan cevizinin mide ülseri, hazımsızlık, ishal, kusma, kolit, sindirim sistemi rahatsızlıklarında, reflü ve mide rahatsızlıklarına çok iyi geldiği, güçlü bir bağışıklık sistemi dostu, bağırsak çalıştırıcı gibi bir çok faydaları vardır. Hindistan cevizinin suyu iyi bir zayıflatıcı ve güçlü bir potasyum mineral kaynağıdır. Bu içeriğinden dolayı aynı zamanda kişiye tokluk hissi vermektedir.
                        Hindistan cevizinin suyu cilt için ten rengini beyazlatıcı ve koltuk altı, bacak içi, genital bölgelerindeki karartıları geçirmek için uygulanıp sonuçlarından memnun olan çok kişi var.
                        Hindistan cevizi yağı saçları besleyici, nemlendirici tedavi edici özellikte kullanabileceğimiz bir yağ. Vücudumuzu rahatlatmak, kurumuş, çatlamış olan dirseklerimizi, topuklarımızı yumuşatabilmek adına da rahatlıkla tercih edebileceğimiz doğru bir yağdır.

                        Yorum yap


                        • #27
                          Her Derde Deva 'Hindistan Cevizi Yağı'



                          Asya ve Pasifik ülkeleri halkların bildiği gerçeklerin, batılılarca ilk kabulü 1930 yılında Dr. Weston Price'ın Pasifik Adalarına seyahati ile ortaya çıktı. Asya Pasifik ülkeleri halkı neden bu kadar sağlıklı ve batılı toplumların hastalıklarına neden yakalanmıyorlar konulu araştırmanın sonucunda batılıların kullanmadığı, hindistan cevizi yağı bu şekilde ortaya çıkmış oldu.


                          Sonrasında da unutuldu veya toplum içine yayılmadı diyebiliriz.


                          Ülkelerin laurik asit kullanımına bakacak olur isek; 1985 yılı verilerine göre Filipinler 7.3 gram, Endonezya 4,7 gram ve Sri Lanka 4.9 gram, ve Singapur 2.8 gr, 1995 verilerine göre Hindistan 12-20 gr'dır.


                          Hinditan cevizi yağının tekrar hatırlanması 2008 yılında ev içi deneysel bir çalışmaya dayanıyor.


                          Tedaviyi yapan kişi Dr. Mary Newport Amerikanın bir eyaletinde yenidoğan yoğun-bakım merkezinde başkanlık yapan bir hekim ve 56 yaşında. Tedaviyi yaptığı kişi ise kendisinden 2 yaş büyük olan kocası Steve Newport.


                          Steve Newport 50 yaşında iken 'erken Alzheimer' hastalığına yakalanmış. Çok sayıda ilaç almasına rağmen hastalığı hızla ilerlemiş.



                          Resim 1. Mary ve Steve Newport. Resmin altındaki karalamalar hastanın tedavi öncesi, tedaviden 14 gün sonra ve 37. gün sonra yaptığı saat resimleri.


                          Kocasının gittikçe kötülediğini gören Dr. Mary Newport internette çok yoğun bir yayın incelemesi yapmış. Sonunda Hindistan cevizi yağının faydalı olabileceğine dair henüz tıp dergilerinde yayınlanmamış araştırma yazılarını okumuş ve bu tedavi aklına yatmış. Zaten yapılabilecek fazla bir şey de olmadığı için bu tedaviyi kocasında denemeye karar vermiş. Bir akşam eve dönerken markete uğramış ve oradan sızma Hindistancevizi yağı almış. Ertesi gün kocasının yulaf ezmesine 2 tatlı kaşığı Hindistancevizi yağı koymuş. Daha sonraki günlerde kaşık sayısını giderek artırmış ve 6-7 kaşığa çıkarmış


                          Tedavi ilk haftadan itibaren etkili olmaya başlamış. 4 ay sonra;


                          Görme bozuklukları düzelmiş
                          Yürümesi düzelmiş, tekrar koşmaya başlamış
                          Yardımsız evdeki işlerini yapmaya başlamış
                          Ayakkabılarını bağlamaya başlamış
                          Uzun Sohbetlere başlamış


                          Bir yıl önce adını unuttuğu bütün, hısım, akraba ve tanıdıkların isimlerini hatırlıyormuş.



                          Bu tedavi 2008 yılında başlanmış ve belirtilerde geri dönme olmadığı gibi ilerlemeler de saptanmış. Tabii bu düzelmelerin her hastada gerçekleşip gerçekleşmeyeceği maalesef bilinmiyor.


                          Beynimizin hayatiyetini sürdürebilmesi için enerjiye ihtiyacı var ve öncelikli olarak kullandığı enerji kaynağı da şeker (glükoz). Fakat beyin hücrelerinin glükozu kandan içerlerine alabilmek için insüline ihtiyacları var ama bu insülin pankreastan gelmiyor. Beyin kendi insülinini kendisi üretiyor.


                          Bildiğiniz gibi unlu-şekerli gıdaları fazla yiyenlerde insülin direnci yani metabolik sendrom gelişir. İnsülin direnci nedeni ile kan glükozu yeteri kadar beyin hücresine geçemez ve beyin hücresi aç kalır.


                          Alzheimer gibi hastalıklarda beyin hücresine geçen glükoz azalmıştır.


                          Glükoz yeteri kadar beyin dokusuna geçemezse, enerji yetersizliğine giren beyin dokusu atrofiye olmaya, yani dumura uğramaya başlayarak küçülüyor.


                          10-20 yıl içerisinde bellek, konuşma, hareket ve kişilik bozuklukları karakterize klasik Alzheimer tablosu oluşuyor.


                          Glukoz beyinin birinci öncelikli enerji maddesi ama beyin hücreleri yağ metabolizması sonucu elde edilen keton cisimciklerinden de tıpkı glukoz gibi enerji kaynağı olarak faydalanabiliyor. Bu şekilde hücrelerin canlı kalması sağlanıyor. Zaten keton cisimciklerinin beyin kan akımını artırmaktadır.


                          Keton cisimciklerinin hipoglisemili hastalarda bilişsel fonksiyonları düzelttiği de görülmüştür.


                          Ketonlar yağ yıkım ürünleridir. Kandaki keton cisimciklerini iki şekilde artırabilirsiniz;


                          Aç kalarak: Bu durumda vücut yağlarınız yıkılır ve kandaki keton cisimcikleri artar.
                          Yağdan zengin, yani taş devri diyeti gibi undan-şekerden fakir bir diyet.


                          Bu tip diyetlere ketojenik diyet de deniyor.Bazı hekimler asidoz yapar diyeketojenik diyetlere karşı çıkıyorlar ama kandaki artan miktar asidoz yapmıyor.


                          Hindistancevizi yağı; orta zincirli yağ asitleri (MCT) MCT en iyi keton cisimciği kaynağıdır. Yağların içinde en fazla MCT Hindistancevizi yağında vardır. Hindistancevizi yağının yaklaşık üçte ikisi (%60) MCT'dir.


                          Hindistancevizi yağında önerilen günlük doz yaklaşık 35mL yani 7 tatlı kaşığı. Bunun karşılığı 20 gram MCT. Bu doz günde 2-4 kez alınır. 1 tatlı kaşığı ile başlayıp zaman içinde 7 kaşığa çıkılabiliyor. Bulantı kusma gibi belirtiler oluşursa bir önceki doz dönülür ve bir müddet sonra tekrar doz artırılır.7 tatlı kaşığı bir öğünde de alınabilir. Bu durumda ketonlar 24 saat kanda kalabilir.


                          Hindistancevizi yağı doymuş bir yağdır, Yani katı bir yağdır, ama 24oC'de eridiği için sıvılaşır. Zeytinyağı ve diğer sıvı yağlara göre ısıya çok daha dayanıklıdır.


                          Alzheimer'n dışında ketojenik diyetin kullanılması gereken hastalıklar :


                          Parkinson
                          Multiple skleroz
                          Huntington koresi
                          ALS (Amiyotrofik lateral skleroz)
                          Duchenne kas distrofisi
                          Otizm
                          Down sendromu
                          Akut beyin hasarı
                          Diyabet
                          Maküler dejenerasyon
                          Glokom




                          Saç:Hindistancevizi yağı saçlar için en iyi ve doğal besleyicilerden biridir. Hindistancevizi yağı ile saça düzenli olarak masaj yapıldığında ya da duştan sonra saç şekillendirici olarak kullanıldığında saç derisini kuru bile olsa kepek ve bitlerden arındırır, saçların uzun ve güçlü olmasına katkı sağlar.


                          Cilt Bakımı:Hindistancevizi yağı cilt için mükemmel bir masaj yağıdır. Tüm cilt tipleri için etkili bir nemlendirici olarak kullandırılabilir ve tüm kış boyunca kuruyan cilt oluşumuna karşı faydalıdır. Yağın, birçok anti bakteriyel ve antiseptik özelliği vardır. Bu sebeple, ciltte oluşan kızarıklık, döküntü, isilik ve kabarmaların azalmasına yardımcı olur. Ayrıca, psoriyazis (sedef), dermatit (cilt iltihabı), egzama ve diğer cilt enfeksiyonların tedavisine yardımcıdır.


                          Kalp Hastalıkları:Hindistancevizi yağında bulunan yüksek miktardaki doymuş yağ asidi oranı ilk etapta yanlış bir anlamaya yol açarak yağın kalp için iyi olmadığını akla getirebilir. Ne var ki; bu yanlış anlamanın tam aksine, %50 oranındaki laurik asit ihtiva ederek yüksek tansiyon, yüksek kolesterol seviyesi de dâhil olmak üzere çeşitli kalp problemlerinin önlenmesine yardımcı olur. Laurik asit orta zincir uzunluğuna sahip olan bir yağ asididir, yağın yapısındaki diğer yağ asitleri ise kısa zincir uzunluğundaki yağ asitleridir. Bu tür yağ asitlerinden meydana gelen yağların da erime noktaları diğer yağlara göre daha düşük olmaktadır. Palm çekirdeği yağında olduğu gibi, Hindistancevizi yağında bulunan doymuş yağ asitleri LDL seviyesinin yükselmesine yol açmaz, arter damarlarda tahribat oluşma riskini azaltarak; bu sayede koroner arter hastalığı ve damar sertleşmesinin önlenmesinde yardımcı olur.


                          Kilo verme: Hindistancevizi yağında bulunan kısa ve orta zincirli yağ asitleri birçok açıdan faydalıdır. Daha az enerji içerirler ve kan dolaşımına karışmadan doğrudan karaciğer gönderilerek enerjiye dönüştürülür. Ayrıca sindirimi de kolaydır ve tiroit sistemi ile enzimlerin çalışmasında yardımcı olur. Bu yağ asitleri aynı zamanda vücut metabolizmasını hızlandırıp, daha çok kalori yakılmasını sağlayan yağ asitleri olarak da bilinir.


                          Sindirim:Hindistancevizi yağı tüketmek sindirime yardımcı olur ve bu sayede “Irritabl Bağırsak Sendromu” da dâhil olmak üzere mide ve sindirim ile ilgili birçok rahatsızlığın ortaya çıkmasını engeller. Hindistancevizi yağının içerdiği doymuş yağların antimikrobiyal özellikleri hazımsızlığa yol açan çeşitli bakteri, mantar ve parazit ile mücadelede yardımcı olur.


                          Bağışıklık:Hindistancevizi yağı bağışıklık sistemini güçlendirir; çünkü içerdiği lipidler, laurik asit, kaprik asit ve kaprilik asit; antifungal (mantar önleyici), antibakteriyel, antiviral (virüs önleyici) özelliktedir. Laurik asit vücut tarafından monolaurine dönüştürülür. Monolaurin, vücudun herpes, gribal enfeksiyon ve hatta HIV de dahil olmak üzere çeşitli virüslere karşı mücadelede kullandığı antiviral ve anti bakteriyel monogliserid olup bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar.


                          Enfeksiyon:Hindistancevizi yağı yapısındaki laurik asit ve kaprilik asit sayesinde tüm bakteri ve virüslerle mücadelede eşsiz bir şekilde etkinlik gösterir. Özellikle Kaprilik asit muhtelif mantar hastalıklarını yok edici gücü ile bilinir.


                          Hindistancevizi yağı, gribal enfeksiyon, kızamık, herpes, hepatit, SARS ve diğer birçok hastalığın nedeni olan virüslere karşı direnç sağlar. Hindistan cevizi yağı yaraların iyileşmesini hızlandırmak için de kullanılır. Enfeksiyon üzerine sürüldüğünde bakteri, toz, kir gibi dışsal tahriş edici etkenlere karşı kimyasal bir tabaka oluşturarak koruma sağlar. Ayrıca, hasar görmüş hücre ve dokular üzerinde iyileştirici özellikleri olduğu da bilinmektedir.



                          Hindistan Cevizi Yağının 80 kullanım alanı


                          Kişisel Temizlik ve Vücut:

                          1. Nemlendirici – kaşıkla kavanozun içinden alıp yüzünüz ve boynunuz dahil tüm vücudunuza sürunuz.
                          2. Göz kremi – gözaltına uygulama gözaltı şişlikleri, torbaları ve kırışıklıkları azarltır. Geceleri gözkapaklarınıza uygulayın.
                          3. Traş öncesi – cildi traşa ve traş sırasında oluşabilecek yaralanmalardan korunmaya hazırlar.
                          4. Traş sonrası – Traştan sonra cildin iyileşmesine yardımcı olur, gözenekleri tıkamaz.
                          5. Deodorant – kendi başına kullanılabileceği gibi, mısır nişastası ve “arrowroot” tozu ve kabartma tozu ve karbonat ile daha da kuvvetli hale getirilebilir.
                          6. Saç kremi – bir kaşık hindistancevizi yağını saçınıza döküp, parmaklarınıza masaj yaparak dağıtın. Daha derin bir iyileştirme için, saçınız kuruyken uygulayın ve bone takıp bir gece kalın.
                          7. Saç jölesi – avucunuza biraz döküp saçınıza uygulayın.
                          8. Diş macunu – Hindistancevizi ve karbonat karıştırıp diş firçanızın üstüne sürün.
                          9. Makyaj çıkarıcı – makyaj pamuğunuzun üstüne sürüp uygulayın, ne kadar çabuk çıkardığına şaşıracaksınız.
                          10. Dudak çatlaması – Dudaklarınıza sürünüz, sadece yumuşatmakla kalmayıp, SPF 4 korumasıyla güneşten de koruyacaktır.
                          11. Masaj Yağı – al ve uygula
                          12. Yağlama (Lubricant) – tamamen doğal ve kesinlikle zararsız kişisel lubricant. Latex ile kullanılmaz!
                          13. Güneş kremi –
                          14. Yara izleri için – zarar görmüş cildi beslemede muhteşemdir. Yara izlerini mucizevi bir şekilde geçirmeyebilir ama yardım edecektir.
                          15. Memeucu kremi – Çatlamış, acıyan, kuru memeuçlarını beslemede harikadır. Emzirme aralarında uygulayınız.
                          16. Pişiklerde – Bebek bezinden kayaklanan pişikleri iyileştirmede hiçbir kimyasala gerek kalmadan popoyu rahatlatır.
                          17. Konak – bebeğinizin kafasındaki kuru cildiyle sorun yaşıyorsanız, hindistancevizi yağı buna yardım edecektir. Gunde bir çay kaşığı kullanarak başını ovun.
                          18. Vücudu ovalamak (body scrub) – hindistancevizi yağı ile şekeri karıştırıp vücudunuzu ovun, sonra durulanın. Cildiniz yumuşacık olacak. Eğer özel bir koku istiyorsanız başka yağları da karıştırabilirsiniz.
                          19. İyileştirme – Kesik ve sıyrıklara uygulanan hindistancevizi yağı ince kimyasal bir katman oluşturur ve yarayı dışarıdan gelecek toz, bakteri ve virüslere karşı korur. Yaraların ve çürüklerin iyileşme sürelerini kısaltır.Ve eczaneden alacağınız herşeyden de çok daha güzel kokar.
                          20. Böcek ısırıkları – böceğin ısırdığı yere direk uygulandığında kaşınmayı ve yanma hissini geçirir ve iyileşme sürecini hızlandırır.
                          21. Cilt problemleri – Sedef, egzama ve dermatit gibi cilt sorunlarını azaltır.
                          22. Yüzücü kulağı – Sarımsak yağını ve hindistancevizi yağını karıştırıp iltihaplanmış kulağa bir iki damla damlatarak 10 dakika bekleyiniz. Bunu günde 2-3 kere tekrarlayınız.Genelde bir veya iki gün içinde sorun çözülür.

                          Genel Sağlık:

                          23. Stres düşürücü – Başa yuvarlak daireler yaparak uygulanacak hindistancevizi yağıyla yapılan masaj zihinsel yoğunluğu azaltır. Hindistancevizinin doğal aroması yükselen stres seviyenizi yumuşatmakta birebirdir.
                          24. Hazımsızlık – Hindistancevizinin içindeki doymuş yağ antibakteriyel özelliğe sahip olduğundan parazit, mantar kaynaklı hazımsızlık problemlerinin giderilmesinde yardımcı olur. Ayrıca içeriğindeki yağ vitaminlerin, minerallerin ve aminoasitlerin daha iyi emilimine yardımcı olur ve sizi daha sağlıklı kılar.
                          25. Fitness – Hindistancevizi yağı metabolizmayı hızlandırır, tiroid fonksiyonlarını arttırır, enerji seviyenizi yükseltir. Bütün bunlar istenmeyen yağları azaltırken, kas oranınızı yükseltir.
                          26. Burun kanaması – Hindistancevizi yağı aşırı sıcak veya aşırı soğuktan kaynaklanabilecek burun kanamalarını önler. Bu sorun buruniçi mukozanınzın kurumasından kaynaklanır. Bunu önlemek için burun deliklerinizin içine parmağınıza sürdügünüz hindistancevizi yağını koyun. C vitamini de bu kanamaları önlemekte yararlıdır.
                          27. Emziren anneler için; günde 3,5 kaşık hndistancevizi yağı tüketimi sütünüzü arttıracaktır.
                          28. Zayıflamada iştahınızı körelterek yardımcı olur.
                          29. Kan şekeri seviyenizi sabitleştirir veya diyabet hastalarında iştahı keser.

                          Sağlık Problemleri
                          (hindistancevizi yağının yardım ettiği, hafiflettiği, geçirdiği hatta tümden şifalandırdığı durumlar)

                          30. Egzama – Yiyerek tüketiminin yanısıra egzamalı bölgeye sürerek de kullanılır.
                          31. Cilt problemleri
                          32. Ayaktırnağı mantarı
                          33. Ateş basmaları
                          34. Kanayan hemoroitler (Dışarıdan günde iki kere sürülerek de uygulanır)
                          35. HIV
                          36. Bitlenme
                          37. Adet döneminde iyileştirme (ağrılar, kramplar ve aşırı kanama)
                          38. Migren (devamlı kullanımında)
                          39. Mononucleosis
                          40. Parazitler
                          41. Pamukçuk
                          42. Safra kesesi ağrısının giderilmesi
                          43. Bazı insanların underactive tiroid bezlerinin semptomlarının iyileştirmesinde etkili oldu. Bir sonraki tiroid kan testlerinde sonuçların normale döndüğü gözlendi.
                          44. Enerji yükseltme
                          45. Pul pul ve kuru cilt
                          46. Her yemekte alındığında asit reflü ve hazımsızlığı giderir
                          47. Adrenal yorgunluğu
                          48. Alzheimer
                          49. H. pylori
                          50. Kandidiyaz
                          51. Astım, (çocuklarda bile)
                          52. Otizm
                          53. Kolestrol – yuksek kolestrolu olan insanlarda HDL ('iyi' kolestrol)'un HDL ('kötü' kolestrol)'a oranını iyileştirir
                          54. Kronik yorgunluk
                          55. Kan dolaşımı / her zaman üşüme hissi
                          56. Daha kuvvetli bağışıklık sistemi
                          57. Zihinsel berraklık
                          58. Depresyon
                          59. Crohn hastalığında iltihaplanmayı düzenler
                          60. Atletlerin ayakları
                          61. Bel ağrısı ve ağrıyan kaslar
                          62. Aft
                          63. Akne
                          64. Selülit
                          65. Uçuk (dıştan uygulama ve içsel tüketim)
                          66. Genital siğiller (6 haftadan fazla dıştan uygula)
                          67. Sünnetli yerin iyileşmesi


                          Pişirme:

                          68. Diğer yağların ve terayağının kullanıldığı ölçülerde.
                          69. Tavayı yağlama, tart hamurunda vs katı formdaki diğer yağlarin yerine kullanabilirsiniz.
                          70. Akışkan formdaki fırında, ocakta, veya sote olarak pişirilecek herşeyin içinde kullanabilirsiniz.
                          71. Beslenme katkısı olarak – eritin ve smoothileriniz içine ekleyin.

                          Diğer kullanımlar:

                          72. Böceksavar – Hindistancevizi yağını nane yağı ile birleştirip görünen cildinize sürünüz.
                          73. Kedi ve köpeklerin genel sağlıkları için muhteşem. Tabaklarına günde bir çay kaşığı eklemeniz yeterli.
                          74. Yapışkan Çıkarıcı - eşit oranda hindistancevizi yağını ve karbonatı karıştırıp macun kıvamına getirin.Yapışkan olan yere uygulayın ve bir dakka bekleyin. Daha sonra eski bir dişfirçasıyla fırçalayıp süngerle temizleyin.
                          75. Saça yapışmış sakız – Yapışan sakızı hindistancevizi yağıyla ovalayın. 30 dakika bekletin, daha sonra sakızı parmaklarınız arasında yuvarlayın. İşte çıktı!
                          76. Mobilya cilası – Hindistancevizi yağı ile çok az limon suyunu karıştırıp mobilyalarınızı cilalayın. Bütün alana uygulamadan önce küçük bir alanda denemenizi ve sonra mobilyanın tamamına uygulamanızı tavsiye ederim.
                          77. Bronzların cilalanması – Bir miktar pamuk ve hindistancevizi yağıyla heykellerinizi ovalayın. Temizlemekle kalmayıp bronzlarınızın rengini de derinleştirecektir.
                          78. Hayvan derisinden yapılmış davul (drum) bakımında
                          79. Tencere tava bakımında
                          80. Derilerinizin yumuşatılması ve temizliğinde






                          Sağlıcakla Kalın.....

                          Yorum yap


                          • #28
                            SOĞUK PRES Hindistan Cevizi Yağı Faydaları

                            Saç: Hindistancevizi yağı saçlar için en iyi ve doğal besleyicilerden biridir. Hindistancevizi yağı ile saça düzenli olarak masaj yapıldığında ya da duştan sonra saç şekillendirici olarak kullanıldığında saç derisini kuru bile olsa kepek ve bitlerden arındırır, saçların uzun ve güçlü olmasına katkı sağlar.Cilt Bakımı: Hindistancevizi yağı cilt için mükemmel bir masaj yağıdır. Tüm cilt tipleri için etkili bir nemlendirici olarak kullandırılabilir ve tüm kış boyunca kuruyan cilt oluşumuna karşı faydalıdır. Yağın, birçok anti bakteriyel ve antiseptik özelliği vardır. Bu sebeple, ciltte oluşan kızarıklık, döküntü, isilik ve kabarmaların azalmasına yardımcı olur. Ayrıca, psoriyazis (sedef), dermatit (cilt iltihabı), egzama ve diğer cilt enfeksiyonların tedavisine yardımcıdır.Kalp Hastalıkları: Hindistancevizi yağında bulunan yüksek miktardaki doymuş yağ asidi oranı ilk etapta yanlış bir anlamaya yol açarak yağın kalp için iyi olmadığını akla getirebilir. Ne var ki; bu yanlış anlamanın tam aksine, %50 oranındaki laurik asit ihtiva ederek yüksek tansiyon, yüksek kolesterol seviyesi de dâhil olmak üzere çeşitli kalp problemlerinin önlenmesine yardımcı olur. Laurik asit orta zincir uzunluğuna sahip olan bir yağ asididir, yağın yapısındaki diğer yağ asitleri ise kısa zincir uzunluğundaki yağ asitleridir. Bu tür yağ asitlerinden meydana gelen yağların da erime noktaları diğer yağlara göre daha düşük olmaktadır. Palm çekirdeği yağında olduğu gibi, Hindistancevizi yağında bulunan doymuş yağ asitleri LDL seviyesinin yükselmesine yol açmaz, arter damarlarda tahribat oluşma riskini azaltarak; bu sayede koroner arter hastalığı ve damar sertleşmesinin önlenmesinde yardımcı olur.Kilo verme: Hindistancevizi yağında bulunan kısa ve orta zincirli yağ asitleri birçok açıdan faydalıdır. Daha az enerji içerirler ve kan dolaşımına karışmadan doğrudan karaciğer gönderilerek enerjiye dönüştürülür. Ayrıca sindirimi de kolaydır ve tiroit sistemi ile enzimlerin çalışmasında yardımcı olur. Bu yağ asitleri aynı zamanda vücut metabolizmasını hızlandırıp, daha çok kalori yakılmasını sağlayan yağ asitleri olarak da bilinir.Sindirim: Hindistancevizi yağı tüketmek sindirime yardımcı olur ve bu sayede “Irritabl Bağırsak Sendromu” da dâhil olmak üzere mide ve sindirim ile ilgili birçok rahatsızlığın ortaya çıkmasını engeller. Hindistancevizi yağının içerdiği doymuş yağların antimikrobiyal özellikleri hazımsızlığa yol açan çeşitli bakteri, mantar ve parazit ile mücadelede yardımcı olur. Bağışıklık: Hindistancevizi yağı bağışıklık sistemini güçlendirir; çünkü içerdiği lipidler, laurik asit, kaprik asit ve kaprilik asit; antifungal (mantar önleyici), antibakteriyel, antiviral (virüs önleyici) özelliktedir. Laurik asit vücut tarafından monolaurine dönüştürülür. Monolaurin, vücudun herpes, gribal enfeksiyon ve hatta HIV de dahil olmak üzere çeşitli virüslere karşı mücadelede kullandığı antiviral ve anti bakteriyel monogliserid olup bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar.Enfeksiyon: Hindistancevizi yağı yapısındaki laurik asit ve kaprilik asit sayesinde tüm bakteri ve virüslerle mücadelede eşsiz bir şekilde etkinlik gösterir. Özellikle Kaprilik asit muhtelif mantar hastalıklarını yok edici gücü ile bilinir. Hindistancevizi yağı, gribal enfeksiyon, kızamık, herpes, hepatit, SARS ve diğer birçok hastalığın nedeni olan virüslere karşı direnç sağlar. Hindistan cevizi yağı yaraların iyileşmesini hızlandırmak için de kullanılır. Enfeksiyon üzerine sürüldüğünde bakteri, toz, kir gibi dışsal tahriş edici etkenlere karşı kimyasal bir tabaka oluşturarak koruma sağlar. Ayrıca, hasar görmüş hücre ve dokular üzerinde iyileştirici özellikleri olduğu da bilinmektedir.Hindistancevizi ve Yağının Faydaları Hakkında Bilimsel Makale ve Kaynaklar· What If There Was a Cure For Alzheimer’s Disease and No One Knew?
                            A Case Study by Dr. Mary Newport, July 22, 2008
                            · Case Study: Dietary Intervention Using Coconut Oil to Produce Mild Ketosis in A 58 Year Old Apoe4+ Male with Early Onset Alzheimer`s Disease· Coconut Oil And Heart Disease· The Coconut Oil Miracle: Where is the Evidence· Coconut: In Support of Good Health in the 21st Century· Hindistancevizi Yağı Alzheimer Hastalığını Tedavi Edebilir mi?
                            Beslenme Bülteni, Mart 5, 2011

                            Yorum yap


                            • #29
                              'Hindistan Cevizi, Cocus nucifera L' kriteri ile arama sonuçları (1 Adet) :
                              Hindistan Cevizi, Cocus nucifera L

                              Tanım : Avrupa Farmakopesinin 5. baskısında Cocois oleum rafinatum (Rafine Hindistan Cevizi Yağı) olarak kayıtlıdır. Cocus nucifera L. Bitkisinin (Arecaceae) meyve endospermlerinin preslenmesi yolu ile elde edilmektedir.
                              Açıklama :Hindistan cevizi çok amaçlı kullanılabilen bir meyvedir. Meyvesi, kabukları ve lifleri çeşitli şekillerde değerlendirilerek fayda sağlamaktadır. Hindistan cevizi yağı genellikle beyaz veya beyazımsı, kaygan bir kütle halinde bulunmaktadır. Suda az, metilen klorür ve petrol eterinde kolay, alkolde de orta derecede çözünür. Erime noktası ve yağ asitleri bileşimi testleri ile standardize edilir. Erime noktası 23-26 °C dir. İyi kapalı kaplarda ve ışıktan korunarak saklanmalıdır.

                              Bileşiminde bulunan maddeler; kaproik asit, kaprilik asit, laurik asit, miristik asit, palmitik asit, stearik asit, oleik asit ve izomerleri, araşidik asit, linolenik asit, linoleik asit, eikosenoik asittir.

                              H. Zevenbergen 2009 yılında yaptığı araştırmalar sonucu Cocoıs oleum rafinatum un yağ asitlerince zengin olduğunu bulmuştur. Yine Welsch C. W. 1992’ de bir araştırma yapmış Cocoıs oleum rafinatum’ un doymuş yağlarca zengin olduğunu ortaya koymuştur.

                              Cocois oleum rafinatum bileşimindeki laurik asit nedeni ile antiviral (virüs kaynaklı hastalıklara karşı) ve antibakteriyal (bakteri kaynaklı hastalıklara karşı) özelliklere sahiptir.

                              Araştırmalar anne sütünde bulunan laurik asitin yalnızca hindistancevizi gibi tropik kökenli yağlarda yüksek yoğunlukla bulunduğunu göstermiştir

                              Yağda bulunan polifenollerin LDL oksidasyonunu azaltabildiği de belirlenmiştir. Yapılan araştırmalarda bu yağın toplam kolesterol, trigliserit, fosfolipit, LDL (kötü kolesterol), seviyelerini azaltabildği, HDL(iyi kolesterol) seviyelerini serumda ve dokularda arttırabildiği bulunmuştur.
                              Ayrıca saç dökülmelerine karşı da yararları olabilmektedir.

                              M. A. Williams ve arkadaşları Cocois oleum rafinatum un cilt koruyucu özelliğinin bulunduğunu 1972 yılında yaptıkları araştırmalarıyla ortaya koymuşlardır. Bu araştırmalardan yola çıkarak Hindistan cevizi yağının doğal cilt koruyucu ve çatlakları iyileştirici özelliği vardır diyebiliriz. Yağın uygulaması masaj yöntemi ile yapılabilir. Hindistancevizi yağı kuru, sert, rengi kaçmış ve pul pul dökülen cilde sürüldüğünde, cildi birkaç haftada yumuşak ve sağlıklı bir görünüme kavuşturur. Antimikrobik özelliğe sahip hindistancevizi yağı her cilde uygundur. Bütün cilt enfeksiyonlarında, madura ayağı, ve egzama gibi rahatsızlıklarda kolaylıkla kullanılır.

                              Hindistan cevizi yağı yemek pişirmede, pasta yapmada aroma kullanılır. Ayrıca bir tereyağı alternatifidir
                              Hindistancevizi yağı, pek çok diğer yağ ile kıyaslandığında okside olmaya karşı son derece dayanıklıdır. Isıtıldığında, hücrelere zarar veren ve yaşlanmaya neden olan serbest radikallerin oluşumuna neden olmaz. Antioksidan özelliğe sahiptir. Piot 2000 yılında yaptığı araştırma ile bu sonucu elde etmiştir.

                              Hindistancevizi yağı MCT'lerden oluşmuştur (orta zincir yağ asidleri). MCT ler yağa vücut tarafından çok kolaylıkla sindirilebilir ve kullanılabilir özellik kazandırmaktadır. Anında yakıt görevi gören bu yağlar, yağ hücrelerinde depolanmazlar. Günlük toplam kalori alımı yükseltilmediği sürece, kilo artışına sebep olmazlar. Ayrıca diğer yağlardan çok daha tatmin edici olduğu için vücudun toplam besin ve kalori tüketimini azaltmaya yardımcı olabilir.Hindistan cevizi yağındaki MCTler laurik asitten yapılmıştır. Laurik asit vücudun bağışıklık sistemini inşa eden ve koruyan en önemli temel yağ asididir. Hindistan cevizi yağında bulunan MCTler kalp krizlerine karşı kişiyi korur ve hatta günlük dozlarda bir tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır. Yüksek miktarlarda hindistancevizi tüketen kişilerde kardiyovasküler sağlığın dikkat çekici derecede iyi olduğu saptanmıştır

                              Charlotte Cox 1995 yılında bir araştırma yapmış ve Hindistan cevizi yağının ineklerde süt sekresyonunu arttırdığını bulmuştur. Genel anlamda bakıldığında memelilerin mekanizmalarının aynı olduğunu düşünürsek Cocois oleum rafinatum’ un anne süt sekresyonunu arttırdığını da söylememiz mümkündür.Ancak gebelikte kullanılmaması gerekmektedir.
                              Kullanımı: Mükemmel bir pişirme yağıdır. Vücuttaki yağların azalmasında gözle görülür bir etki yapar. Kalp krizine karşı kuvvetli bir silahtır. Virüsleri öldürür ve özellikle prematüre çocuğun sağlıklı beslenmesini sağlar. Birkaç hafta içerisinde yumuşak, sağlıklı bir cilt sağlar.

                              Trans yağların zararlarının görülmesiyle, yemek firmaları hindistan cevizi yağı veya palmiye yağı gibi tropikal yağlara yönelmeye başladı. Bu yağlar özellikleri bakımından trans yağlara benzer ve raf ömürleri uzundur. Amerikada doğal mucize olarak ünlendi.

                              Dikkat edilmesi gereken hususlar: Gebelikte kullanılmaması gerekmektedir. Süt sekresyonunu etkilerken prolaktin hormonunu da aktive edebilme durumu sözkonusudur.Bu da gebelik döneminde tekrar gebe kalma riskini ortaya çıkarır.
                              ( Prolaktin hormonu gebelik boyunca tekrar gebe kalmayı önleyici etkiye sahiptir.)

                              Kaynakça:
                              1. European pharmacopoeia 5.0 (2008) Europoean Directorate for the quality of Medicines – Healtcare (EDQM) Publication.
                              2. Welsch C. W. , 1992, Dietary fat, calories, and mammary gland tumorigenesis, Adu Exp Wed Biol, 322; 203-222.
                              3. Storry J. E., Hall A. J., and Johnson V. W., 1971, The effects of increasing amounts of dietary coconut oil on milk-fat secretion in the cocu, Journal of Dairy Research, 38; 73-77.
                              4. Wiegand R.D., Koutz C.A., Chen H., Anderson R.E., Effect of dietary fat and enuironmental lighting on the phospholipid molecular species of rat photoreceptör membranes, Exp Eye Res., 60(3); 291-306.
                              5. Cox Charlotte, 1995, Effects of coconut oil, butter, and safflower oil on lipids and lipoproteins in persons with moderately elevated cholesterol levels 36; 1787-1795.
                              6. Piot Ce´cile, 2000, Dietary coconut oil affects more lipoprotein lipase activity than the mitochondria oxidative capacities in muscles of preruminant calves, 11; 231-238.
                              7. Williams M. A., 1972, Hydrogenated Coconut Oil and Tissue Fatty Acids in EFA-depleted and EFA-supplemented Rats 102; 847-856.
                              8. Zevenbergen H., 2009, Foods with a High Fat Quality Are Essential for Healthy Diets, 54(suppl 1); 15–24.
                              9. BAŞER, K.Hüsnü CanB; KIRIMER, Neş’ e, Farmakognozi 3, Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Yayınları, Eskişehir, 2010.
                              10. Hindistan cevizi - Vikipedi
                              11. http://www.haber7.com/haber/20090322/Hindistan-cevizi-yagi-zararli.php
                              12. http://www.saclarimiz.com/sac-bakimi...vizi-yagi.html

                              Endikasyon : Kardiyovasküler sistem hastalıkları, cilt çatlamaları, dökülmeleri, tahriş, enfeksiyon, madura ayağı, egzama, ayakta oluşan mantar hastalıkları, süt salgısında azalma, yüksek kolesterol.
                              Kullanım :2-3 Damla yağ bir fincan suya damlatılarak kullanılır. Uygulanacak yer defne sabunu ile temizlenir. Bol miktarda, masaj yoluyla tatbik edilir. (haricen)
                              Günde 2 defa bir çay bardağı suya veya şekere 2-3 damla damlatılarak alınır. (dahilen)

                              Saç bakımı için
                              Hindistan cevizini rendelenir, sütü çıkartılır. Hindistan cevizinden çıkan süt kaynatılır, sıvının su olan kısmı sadece yağı kalana kadar buharlaştırılır. Yağ saçlara ve saç derisine güzelce masaj yaparak uygulanır. Aradan bir saat geçtikten sonra şampuan kullanarak saçlar güzelce yıkanır ve sonrasında iyice durulanır.


                              Hazırlayan: Zeynep AKBEY
                              Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğ.


                              Yorum yap


                              • #30
                                'Hindistan Cevizi, Cocus nucifera L' kriteri ile arama sonuçları (1 Adet) :

                                Hindistan Cevizi, Cocus nucifera L

                                Tanım : Avrupa Farmakopesinin 5. baskısında Cocois oleum rafinatum (Rafine Hindistan Cevizi Yağı) olarak kayıtlıdır. Cocus nucifera L. Bitkisinin (Arecaceae) meyve endospermlerinin preslenmesi yolu ile elde edilmektedir.
                                Açıklama :Hindistan cevizi çok amaçlı kullanılabilen bir meyvedir. Meyvesi, kabukları ve lifleri çeşitli şekillerde değerlendirilerek fayda sağlamaktadır. Hindistan cevizi yağı genellikle beyaz veya beyazımsı, kaygan bir kütle halinde bulunmaktadır. Suda az, metilen klorür ve petrol eterinde kolay, alkolde de orta derecede çözünür. Erime noktası ve yağ asitleri bileşimi testleri ile standardize edilir. Erime noktası 23-26 °C dir. İyi kapalı kaplarda ve ışıktan korunarak saklanmalıdır.

                                Bileşiminde bulunan maddeler; kaproik asit, kaprilik asit, laurik asit, miristik asit, palmitik asit, stearik asit, oleik asit ve izomerleri, araşidik asit, linolenik asit, linoleik asit, eikosenoik asittir.

                                H. Zevenbergen 2009 yılında yaptığı araştırmalar sonucu Cocoıs oleum rafinatum un yağ asitlerince zengin olduğunu bulmuştur. Yine Welsch C. W. 1992' de bir araştırma yapmış Cocoıs oleum rafinatum' un doymuş yağlarca zengin olduğunu ortaya koymuştur.

                                Cocois oleum rafinatum bileşimindeki laurik asit nedeni ile antiviral (virüs kaynaklı hastalıklara karşı) ve antibakteriyal (bakteri kaynaklı hastalıklara karşı) özelliklere sahiptir.

                                Araştırmalar anne sütünde bulunan laurik asitin yalnızca hindistancevizi gibi tropik kökenli yağlarda yüksek yoğunlukla bulunduğunu göstermiştir

                                Yağda bulunan polifenollerin LDL oksidasyonunu azaltabildiği de belirlenmiştir. Yapılan araştırmalarda bu yağın toplam kolesterol, trigliserit, fosfolipit, LDL (kötü kolesterol), seviyelerini azaltabildği, HDL(iyi kolesterol) seviyelerini serumda ve dokularda arttırabildiği bulunmuştur.
                                Ayrıca saç dökülmelerine karşı da yararları olabilmektedir.

                                M. A. Williams ve arkadaşları Cocois oleum rafinatum un cilt koruyucu özelliğinin bulunduğunu 1972 yılında yaptıkları araştırmalarıyla ortaya koymuşlardır. Bu araştırmalardan yola çıkarak Hindistan cevizi yağının doğal cilt koruyucu ve çatlakları iyileştirici özelliği vardır diyebiliriz. Yağın uygulaması masaj yöntemi ile yapılabilir. Hindistancevizi yağı kuru, sert, rengi kaçmış ve pul pul dökülen cilde sürüldüğünde, cildi birkaç haftada yumuşak ve sağlıklı bir görünüme kavuşturur. Antimikrobik özelliğe sahip hindistancevizi yağı her cilde uygundur. Bütün cilt enfeksiyonlarında, madura ayağı, ve egzama gibi rahatsızlıklarda kolaylıkla kullanılır.

                                Hindistan cevizi yağı yemek pişirmede, pasta yapmada aroma kullanılır. Ayrıca bir tereyağı alternatifidir
                                Hindistancevizi yağı, pek çok diğer yağ ile kıyaslandığında okside olmaya karşı son derece dayanıklıdır. Isıtıldığında, hücrelere zarar veren ve yaşlanmaya neden olan serbest radikallerin oluşumuna neden olmaz. Antioksidan özelliğe sahiptir. Piot 2000 yılında yaptığı araştırma ile bu sonucu elde etmiştir.

                                Hindistancevizi yağı MCT'lerden oluşmuştur (orta zincir yağ asidleri). MCT ler yağa vücut tarafından çok kolaylıkla sindirilebilir ve kullanılabilir özellik kazandırmaktadır. Anında yakıt görevi gören bu yağlar, yağ hücrelerinde depolanmazlar. Günlük toplam kalori alımı yükseltilmediği sürece, kilo artışına sebep olmazlar. Ayrıca diğer yağlardan çok daha tatmin edici olduğu için vücudun toplam besin ve kalori tüketimini azaltmaya yardımcı olabilir.Hindistan cevizi yağındaki MCTler laurik asitten yapılmıştır. Laurik asit vücudun bağışıklık sistemini inşa eden ve koruyan en önemli temel yağ asididir. Hindistan cevizi yağında bulunan MCTler kalp krizlerine karşı kişiyi korur ve hatta günlük dozlarda bir tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır. Yüksek miktarlarda hindistancevizi tüketen kişilerde kardiyovasküler sağlığın dikkat çekici derecede iyi olduğu saptanmıştır

                                Charlotte Cox 1995 yılında bir araştırma yapmış ve Hindistan cevizi yağının ineklerde süt sekresyonunu arttırdığını bulmuştur. Genel anlamda bakıldığında memelilerin mekanizmalarının aynı olduğunu düşünürsek Cocois oleum rafinatum' un anne süt sekresyonunu arttırdığını da söylememiz mümkündür.Ancak gebelikte kullanılmaması gerekmektedir.
                                Kullanımı: Mükemmel bir pişirme yağıdır. Vücuttaki yağların azalmasında gözle görülür bir etki yapar. Kalp krizine karşı kuvvetli bir silahtır. Virüsleri öldürür ve özellikle prematüre çocuğun sağlıklı beslenmesini sağlar. Birkaç hafta içerisinde yumuşak, sağlıklı bir cilt sağlar.

                                Trans yağların zararlarının görülmesiyle, yemek firmaları hindistan cevizi yağı veya palmiye yağı gibi tropikal yağlara yönelmeye başladı. Bu yağlar özellikleri bakımından trans yağlara benzer ve raf ömürleri uzundur. Amerikada doğal mucize olarak ünlendi.

                                Dikkat edilmesi gereken hususlar: Gebelikte kullanılmaması gerekmektedir. Süt sekresyonunu etkilerken prolaktin hormonunu da aktive edebilme durumu sözkonusudur.Bu da gebelik döneminde tekrar gebe kalma riskini ortaya çıkarır.
                                ( Prolaktin hormonu gebelik boyunca tekrar gebe kalmayı önleyici etkiye sahiptir.)

                                Kaynakça:
                                1. European pharmacopoeia 5.0 (2008) Europoean Directorate for the quality of Medicines – Healtcare (EDQM) Publication.
                                2. Welsch C. W. , 1992, Dietary fat, calories, and mammary gland tumorigenesis, Adu Exp Wed Biol, 322; 203-222.
                                3. Storry J. E., Hall A. J., and Johnson V. W., 1971, The effects of increasing amounts of dietary coconut oil on milk-fat secretion in the cocu, Journal of Dairy Research, 38; 73-77.
                                4. Wiegand R.D., Koutz C.A., Chen H., Anderson R.E., Effect of dietary fat and enuironmental lighting on the phospholipid molecular species of rat photoreceptör membranes, Exp Eye Res., 60(3); 291-306.
                                5. Cox Charlotte, 1995, Effects of coconut oil, butter, and safflower oil on lipids and lipoproteins in persons with moderately elevated cholesterol levels 36; 1787-1795.
                                6. Piot Ce´cile, 2000, Dietary coconut oil affects more lipoprotein lipase activity than the mitochondria oxidative capacities in muscles of preruminant calves, 11; 231-238.
                                7. Williams M. A., 1972, Hydrogenated Coconut Oil and Tissue Fatty Acids in EFA-depleted and EFA-supplemented Rats 102; 847-856.
                                8. Zevenbergen H., 2009, Foods with a High Fat Quality Are Essential for Healthy Diets, 54(suppl 1); 15–24.
                                9. BAŞER, K.Hüsnü CanB; KIRIMER, Neş' e, Farmakognozi 3, Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Yayınları, Eskişehir, 2010.
                                10. http://tr.wikipedia.org/wiki/Hindistan_cevizi
                                11. http://www.haber7.com/haber/20090322/Hindistan-cevizi-yagi-zararli.php
                                12. http://www.saclarimiz.com/sac-bakimi/hindistan-cevizi-yagi.html

                                Endikasyon : Kardiyovasküler sistem hastalıkları, cilt çatlamaları, dökülmeleri, tahriş, enfeksiyon, madura ayağı, egzama, ayakta oluşan mantar hastalıkları, süt salgısında azalma, yüksek kolesterol.
                                Kullanım :2-3 Damla yağ bir fincan suya damlatılarak kullanılır. Uygulanacak yer defne sabunu ile temizlenir. Bol miktarda, masaj yoluyla tatbik edilir. (haricen)

                                Günde 2 defa bir çay bardağı suya veya şekere 2-3 damla damlatılarak alınır. (dahilen)

                                Saç bakımı için
                                Hindistan cevizini rendelenir, sütü çıkartılır. Hindistan cevizinden çıkan süt kaynatılır, sıvının su olan kısmı sadece yağı kalana kadar buharlaştırılır. Yağ saçlara ve saç derisine güzelce masaj yaparak uygulanır. Aradan bir saat geçtikten sonra şampuan kullanarak saçlar güzelce yıkanır ve sonrasında iyice durulanır.


                                Hazırlayan: Zeynep AKBEY
                                Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğ.


                                Yorum yap

                                Hazırlanıyor...
                                X