ÇEMEN OTU


Özel bir Trigonella foenum-graecum tohumu özütü (EKSTRAKTI) ile çift kör randomize bir klinik çalışmada yaşa bağlı androjen azalması semptomlarını azaltır, testosteron düzeylerini artırır ve sağlıklı yaşlanan erkeklerde cinsel işlevi iyileştirir.
Amanda Rao, Elizabeth Steels, Warrick J Inder, Suzanne Abraham, Luis VitettaÖz
Bu çalışma, özel bir Trigonella foenum-graecum tohumu özütü (EKSTRAKTI) ile, sağlıklı yaşlanan erkeklerde olası androjen eksikliği, cinsel işlev ve serum androjen konsantrasyonları semptomları üzerindeki etkisini incelemiştir. Bu, 43 ila 70 yaşları arasındaki 120 sağlıklı erkeği içeren çift kör, randomize, plasebo kontrollü bir çalışmaydı. Aktif tedavi, 12 hafta boyunca 600 mg / gün dozunda standardize edilmiş Trigonella foenum-graecum tohum özütü idi. Birincil sonuç ölçütü, olası androjen eksikliği semptomlarının bir ölçüsü olan Yaşlanan Erkek Semptom anketindeki (AMS) değişiklikti; ikincil sonuç ölçütleri cinsel işlev ve serum testosteronu idi. AMS skorunda zaman içinde ve aktif ve plasebo grupları arasında önemli bir azalma oldu. Cinsel işlev düzeldi, sabah ereksiyonlarının sayısı ve cinsel aktivite sıklığı dahil. Hem toplam serum testosteronu hem de serbest testosteron, 12 haftalık aktif tedaviden sonra plaseboya kıyasla arttı. Trigonella foenum-graecum çekirdeği özü, sağlıklı orta yaşlı ve yaşlı erkeklerde olası androjen eksikliği semptomlarını azaltmak için güvenli ve etkili bir tedavidir, cinsel işlevi iyileştirir ve serum testosteronunu artırır.
Anahtar Kelimeler: Yaşlanan erkek sendromu; Trigonella foenum-graecum; androjenler; cinsel işlev; testofen; testosteron.
https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/26791805/
Bir Yıllık | 0,2-0,6m | 4-7 Aylar | Ca,La,Na,Ba | Tohumları, Unu
Çemen otu, Bockshornklee, Trigonella foenum-Graecum
Boy otu
Buy otu
Hulebe
Tunus baklası
Familyası: Baklagillerden, Schmertterlingsblütter, Fabaceae
Drugları: Çemen tohumu; Foenugtraeci çemen
Çemen tohumu ve unundan çay, lapa, baharat ev ve natürel ilaçlar ya-pılır.
Giriş:
Çemen otu Baklagillerin bir alt gurubu olan trigenellagillerden olup bu gurubu 60 bitki dahildir, fakat sadece Çemen otu: Trigonella foenum-graecum şifa maksadı ile kullanılır ve bunun haricinde başka tür kul-lanılmaz. Vatanı doğu Akdeniz ülkeleri olup zamanla Fas'tan Çin'e kadar yayılmış ve en son olarak Amerika'da yetiştirilmeye başlanmıştır. Eski Mısır yazıtlarından (Papürüsler) anlaşıldığına göre çemen tohumu baharat olarak MÖ:2000 yıllarından beri iştah açıcı, kuvvet ve zindelik verici olarak kullanılmıştır. Arapça helbah veya helbak olarak anılan bitki Türkçeye hulebe ve Çinceye Hu lu ba olarak geçmiştir. Almanlar keçiboynuzu yoncası anlamına gelen Bockshornklee diye anarlar. Türkçe boyotu diye anılması ise meyvelerinin uzun boylu olması nedeni ile bu isimle anılır.
Botanik: Çemen otu 20-60cm boyunda bir yıllık bir kültür bitkisi olup dikine veya nadiren yatay olarak büyür ve az çatallaşır. Yaprakları yonca yaprağı gibi üçlü şeklinde bir arada kısa bir sap üzerindedir. Yaprağı meydana getiren yaprakçıklar 1-3cm uzunluğunda 0,5-2cm eninde, ters yumurta veya ters mızrak şeklinde, yeşil renkli orta yaprak kısa saplı, yan yaprakçıklar Sapsız 1-2cm büyüklüğünde, tacın ortadaki yaprağı, yan kanat taçyaprakları, büyükçe olup taçyaprakları sarmış, beyaz, veya beyaz renkli ve oldukça kısa sapı veya sapsızdır. Kapsülleri 3-12cm uzunluğunda, 0,5-1cm eninde, Osmanlı kılıcını andırır şeklide hafif yay gibi eğik, uca doğru 2-4cm kuş gagası gibi sivrice ve içinde 5-20 adet tohum bulunur. Tohumları 4-6mm uzunluğunda, 2-3mm eninde üzeri hafif pürtüklü, yumurta veya kare ve yahut ta dört köşeli şeklinde, sarımsı esmer veya kırmızımsı esmer renktedir.
Yetiştirilmesi: Vatanı Türkiye olan bitkinin Türkiye’de yetişmemesi tabi ki doğal değildir, bitki Türkiye’nin hemen her yöresinde rahatlık yetişir.
Hasat zamanı: Çemen kapçıkları Ağustos ve Eylül aylarında sırası ile olgunlaşanları toplanır, kurutulur ve dövülerek tohumları çıkarılır ve to-humları kurutulur. Kurutulan tohumları ya bu şekli ile kullanılmak için muhafaza edilerek veya öğütülerek unu (tozu) elde edilir.
Birleşimi: Çemen tohumunun birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
a) Saponinler% 2-3 arasında olup bu saponinler serbest olarak bulunmazlar. Bunlar furostanolglikozitlerin hidrolizi (Suda çözülmesi) ile C-26’ dahi çözülme sonucu furostanolglikozitler spirostanolglikozitler’e dönüşür.
1) Furostanolglikozitler; Trigofoenosid A, B, C, D, E, F ve G ve de Foenugraecin içerir.
2) Spirostanolglikozitler;%40 diosgenin, %15-17 Yamogenin, %10-14 Gitogenin,, %8-12 Tigogenin, %6-10 Neotigogenin, %5-8 Neogitogenin ve %4-6 Yuccagenin içerir. Diosgenin’in açık formülü yams köküne bak.
b) %25-40 arasında müsilaj içerir ve bu hidroliz (suda çözülür) edilince D-mannozlar, O-galaktozlar ve çok az miktarda D-xylozlar içerir.
c) %7-8 arasında yağ asitleri içerir ve bunun büyük kısmı doymamış yağ asitleri içerir. Yağasitleri; Oleikasit ve Lindasitten oluşur.
d) Proteinler ve aminoasitler %20-30 arasında olup en önemli Aminoasitler; Cystein, Methionin, Lysin ve Tryptophan’dan oluşur.
e) Flavonitler; Orientin, Izoorientin, Izovitexin, Saponaretin, Vicenin-1 ve Vitexin-2 en önemlileridir.
f) Alkaloitler %0,5 arasında olup en önemlisi Trigonellin’dir(N-Metil-betain Nikotinasidi)
g) Birleşiminde %0,01 oranında Eterik yağ içerir ve 50 çeşit madde içerdiği tespit edilmiştir.
h) Birleşimindeki minerallerden en önemlisi selen olup takriben 100g’da 60-70 mikrogram olup en iddialı orandır. Almanya selen minerali bakımından en az olan bir ülke olup, bu ihtiyacı karşılamak için birleşiminde 20-50 mikrogram bulunur.
Araştırmalar:
1) Şeker hastalığı (Diabetiker) olan 17 Hasta üzerinde Z. Madar, R. Adef, S.Samish ve J. Arad 1988’de 4-7 gün süren Tedavi denemesinde Hastalara günde 3 defa Yemek sırasında 15g Çemen unu verilmiştir. Bu Tedavi süresinde hastaların Kanındaki şeker oranını %25 oranında düşmüştür. (H.H.B.VI 1001)
2) R.D. Sharma, T.C. Raghuram ve ekipleri 1990 yılında diabet (şeker hastası) olan 15 Hasta üzerinde 2 defa 50g çemen unu 10 gün süre vermişler ve kandaki şekerin %20 oranında düştüğünü tespit etmiş-lerdir. (HHB. VI. 1001)
3) R.D.Sharma, T.C.Raghuram ve ekibi 1991’de 10 diyabet hastası (şeker hastaları) üzerinde tedavi denemeleri yapılmış ve bu deneyde kolesterolün %25 ve Trigliseridin %32 oranında düştüğü görülmüştür. (H.H.B.VI.1001)
4) Doktor muayenesi ve kan testi sonucu kanımda demir ve hemoglobin yetersizliği olduğunu Dr.E.A. söyledi. Bunun üzerine Çörek, Çemen ve Limonlu çay içtim. Limonsuz ve sirkesiz Çemen çayı içildiğinde Çemenin midede toplanıp topaç gibi olduğunu ve kusmaya sebep olduğunu gördüm. (04/04/2003) Bu nedenle Çemen tozundan yapılan çay mutlaka limonlu veya sirkeli içilmelidir.
Tesir şekli: Antidiyabetik (kandaki şekeri düşürücü), kandaki kolesterol ve trigliseridi düşürücü, yağ metabolizmasını sağlayıcı, iştah açıcı, sindirim kolaylaştırıcı, hafif müshil yapıcı, balgam söktürücü, göğsü yumuşatıcı, iltihapları önleyici, vücuda zindelik kazandırıcı, kadınlarda süt arttırıcı ve erkeklerde cinsel gücü kuvvetlendiricidir.
Kullanılması:
a) Araştırmalara göre başta şeker hastalığı, lipid, kolesterol, trigliserid, kansızlığa karşı ve kandaki oksijen ve akyuvarları arttırıcı olarak, dermansızlık ve de pankreas zafiyetine karşı kullanılır.
b) Komisyon E’nin 22a nolu ve 01/02/1990 tarihli Monografi bildirisine göre başta dahilen iştahsızlık ve haricen iltihaplı yaralara karşı kullanılır.
c) Halk arasında; İltihaplı müzmin yaralara, şeker hastalığı, kolesterol, lipit, trigliserit, kansızlık, iştahsızlık, unutkanlık, dalak rahatsızlığı, üşütme, öksürük, nevralji, siyatik, eklem iltihaplanması, dermansızlık ve zayıflığa karşı ve de erkeklerde cinsel gücü ve de kadınlarda sütü arttırıcıdır. Ayrıca el ve ayak terlemesi, ağız kokusu (gargara yapılır), verem, yaşlanma zafiyeti, kemik erimesi, kemik iliklerinin iltihaplan-ması, göğüs anormalliği, saç dökülmesi (Almanya gibi soğuk ülkelerde kadınların göğsü pek gelişmez) lenf bezi şişmesi gibi rahatsızlıklarda kullanılır.
Açıklamalar:
1) Çemen tohumu ve unu ile önce fare, kobay, köpek gibi hayvanlar sonrada insanlar üzerinde tedavi denemeleri yapılmıştır. Bu araştırmalardan birinde Çemen tohumunun alyuvarları artırdığı ve oksijen oranını artırdığı ispatlanmıştır. İngiltere’de 34000 doktorun sigara içenler üzerinde yaptığı araştırmada 35 yıl sigara içenlerin yarıdan çoğunun 70 yaşına varmadan öldükleri görülmüştür. Çünkü karbonmonoksit 300 defa daha büyük bir güçle alyuvarlardaki hemoglobinlere (oksijen taşıyıcıları) yapışır ve böylece oksijeni dışlarlar. Buna göre sigara içenlerin kanında içtiği sigaranın oranı göre oksijen oranı düşer. Bu da kişide çeşitli hastalıkların ortaya çıkmasına neden olur. İşte Çemen tohumu alyuvar oranını artırır ve böylece oksijen oranı da artar ve hücrelerin beslenmesini de sağlar. İkinci önemli bir özelliği ise vücudun kendi kortizon hormonunun salgılanarak kana geçmesini sağlar ve bu da iltihapları önler ve ağrıları dindirir. Bu kortizon vücudun kendi hormonu olduğundan herhangi bir yan tesiri de yoktur. (Nhp.1.93103)
2) Çemen tohumunun ekstresi ve çorbası, zayıf, cılız, sıska, cansız diye adlandırılan çocuklar için en ideal ilaç (Çemen çorbası) olduğu gibi kendini halsiz, dermansız ve yorgun hisseden yetişkinler için de iyi bir ilaçtır. Bir an şöyle tarihe bir bakacak olursak atalarımızın Doğu’da Çin Seddi, Batı’da Viyana, Kuzey’de Buz denizi, Güney’de Orta Afrika, Güneydoğu’da Hindistan içlerine kadar binlerce akınlar düzenleyerek buralarda kurdukları binlerce beylik, yüzlerce devlet ve 16 imparatorluk kurmuşlardır. Nedir bu insanların ana besin maddesi diye baktığımızda karşımıza Çemenli pastırma çıkmaktadır. Pastırma deyince Çemensiz pastırma olması asla mümkün olmayan bir şeydir. Oysa diğer ülkelerde pastırma başka metotlarla iste (bacadan çıkan is) veya fırında kurutulmaktadır. Bizde de pastırma çemensiz yapılsa idi o zaman insanlarımızın kanındaki lipit, kolesterol, trigliserit ve şeker oranı yükselecek yani damarlar sertleşecek, yağlanacak ve beyinden ayak parmaklarına kadar kan akışı azalacak ve hastalanacaklardır. Hastalıklı bir insanda bir ömür at üstünde (akıncılar, sipahiler…) akınlara katılamayacaklarından bu savaşları yapmaları da mümkün olmayacaktır. Çemen kan yapıcı, erkeklerde cinsel gücü arttırıcı ve kadınlarda süt yapıcı olması gibi özellikleri ile de çok ideal bir Türk besin maddesidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Çemen ile şifa arayınız” buyurmuşlar ve O’nun ümmeti olmaktan şeref duyanlar buna uymuşlar ve tarihte büyük neticeler elde etmişlerdir. Doğrusu Avrupalı ilim adamları Çemenin bu özelliklerini keşfetmemiş olsalardı bende Çemen yemezdim ve itibar etmezdim. Ama İslam’ın yüce Peygamberi (s.a.v) sağlıklı yaşamak için zamanında her şeyi söylemiş. O’nun gibi yaşamaya çalışanlar (haftada 3-4 gün oruç, az yemek, çok çiğnemek, hayvansal mamülleri özellikle eti az yemek) hiçbir zaman hüsrana uğramamışlar ve sürekli muzaffer olmuşlardır.
Çayı: İki yemek kaşığı Çemen tohumu demliğe konur ve üzerine 800-1000 ml kaynar su ilave edilir ve gün boyu içilir. Çemen çayının hemen bozulması veya top gibi bir yuvarlak olmasına karşı limon suyu veya sirke (3-4 yemek kaşığı) katılmalıdır. Aksi halde çay top gibi yoğunlaşır ve mide rahatsızlığı ve kusmaya neden olabilir.
Çemen çorbası: Şeker hastalarının günde 3 defa yemek veya kahvaltı esnasında 40-50 gr çemen çorbası limon veya sirke ile içmesi ve buna 3-4 hafta devam etmesi gerekir. Çemen lapası hazırlamak içinse 20-30 gr Çemen unu 150-200 ml sıcak su ile 5-10 dk kaynatıldıktan sonra bir parça keten bezin üstüne yayılır ve çıban veya iltihaplı yaralar hatta ülserli yaraların üstüne konur ve bu sarılarak bir gün beklenir ve bir gün sonra yenilenir.
Baharatı: Çemen tohumu öğütülerek un haline getirilir ve bu undan az miktarda yemek ve çorbalara katılır. Marmara bölgesinde Çemen tohumu çıkarıldıktan sonra geri kalan kapçık kısmı da kurutulur ve öğütülerek toz haline getirilir ve yemeklere katılır. Bu bölgede kapçık tozuna Poy denir.
Çemen merhemi: İyileşmeyen müzmin yaralar için 1 kahve kaşığı Çemen unu, 1 kahve kaşığı bal ve ½ yemek kaşığı arnika merhemi karıştırıldıktan sonra bir parça keten bez üzerine konur ve yaranın üzerine örtülür. Bunun üzerine de plastik folyo sarılır ve onun üzerine de sargı sarılır ve bu her gün yenilenir. Çemen merhemi 3 günden fazla kullanılmaz ve sargılar 3-6 saatten fazla kalmaz. Çemen merheminden sonra karakafes merhemi kullanmak uygun olur.
Çemen kudret macunu: Halsizlik, dermansızlık ve yaşlılık zafiyetine karşı 20 gr (iki kahve kaşığı) Çemen unu, 10 gr tereyağı (1 kahve kaşığı) ve 10 gr bal (1 kahve kaşığı) karıştırılarak macun haline getirilir, üç porsiyona ayrılır ve sabah-öğle-akşam yenir.
Masaj yağı: İki yemek kaşığı, iki yemek kaşığı zeytinyağı (Mısır yağı veya Ayçiçeği yağı) ile karıştırılarak saç dibine iyice sürülür ve ovalandıktan sonra 1-2 saat tesir etmesi için beklenir. Masaj yağının akmaması için saçlar bir folyo ile örtülür ve üzerine bez sarılır. Bu sürenin sonunda saçlar bitki özlü şampuanla veya bitki özlü sabunla yıkanır.
Yüz maskesi: Çemen unu, Gülsuyu ve az miktarda süzme bal ile krem yapılır ve yüze incecik sürülür. Gündüz 2-3 saat veya gece boyu böyle kalır ve sonra yıkanırsa yüzü temizler.
Saç bakımı: Çemen unu veya tohumundan 10-20 gr kaynatıldıktan sonra soğumaya bırakılır ve sonra saç dipleri bununla ovalanır ve de 30-45 dk sonra yıkanır.
El ve ayak banyosu: El ve ayak terlemesine karşı 30-50 gr Çemen unu 5-10 saat 500-1000 ml soğuk suda bekletildikten sonra kaynatılır ve ılıdıktan sonra önce el sonra ayak banyoları yapılır.
Çay Harmanları;
Gökçek Kemik çayı;
>20 gr Isırgan otu ve kökü
>20 gr Atkuyruğu otu
>20 gr Civanperçemi otu
>20 gr K.hindiba kökü
>10 gr Ayrık kökü
>10 gr Çemen tohumu
Gökçek Diyabet çayı
>30 gr Y. Mersin yaprağı
>20 gr Mübarek otu
>10 gr Pelin otu
>10 gr Kantaron otu
>10 gr K.hindiba kökü
>10 gr Böğürtlen yaprağı
>10 gr Çemen tohumu
Gökçek Öksürük ve bronşit çayı:
>20 gr Meyan kökü
>20 gr Hatmi kökü
>20 gr Sinirli ot
>10 gr Kekik otu
>10 gr Ebemgömeç çiçeği
>10 gr Calba çiçeği
>10 gr Çemen tohumu
H.Ş) Peygamber Efendimiz (s.a.v) Çemen tohumu için “Çemen ile şifa arayın”” buyurmuşlardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) hasta olan Said bin Ebi Vakkas’ı (r.a) ziyarete gider ve ona doktor çağırılmasını söyler. Doktor Haris bin Kelde onu muayene edip “durumu fena değil, ona ferika ilacı (çemen unu ile hurmanın pişirilmesi ile elde edilen yemek) hazırlayıp çorba gibi bunu içirin” der. Onlarda öyle yaparlar ve hasta iyi olur. (Zad’ul-Mead IV.1925)
Yan tesirleri: Çemen merhemini 3 günden fazla ve günde 3-5 saatten fala kullanmamak gerekir. Şayet iltihapları çıkardı ise o zaman bırak-malıdır. Aksi halde alerjiye sebep olabilir. Un ve tohumunun bilinen bir yan tesiri yoktur. Eğer çemen çorbası ve çayı limon ve sirke ile içilmezse aksi halde çemen çorbası veya çayı yoğunlaşarak top gibi bir lop oluşur ve bu da mide rahatsızlıkları ve kusmaya neden olabilir.
Türklerin Ana Gıdası nedir Kanuni Sultan Süleyman Hastalığı Nedir Çemenin Faydaları Nelerdir
Şadiye Çetinkaya
KANSIZLIK ve sürekli ÜŞÜME, TİTREME sorunlarım vardı hocam sizden ÇEMEN SETİ aldım 1 ay kullandım kan testi yaptırdım değerlerim düzelmeye başlamış üşümem azaldı değerlerim normale dönene kadar devam edeceğim hocam sizden allah razı olsun.
KAYNAK
temizligin_adresi_
Uzun zamandır KANSIZLIĞIM vardı ve çok halsizdim. İbrahim beyden ÇEMEN SETİ aldım çok faydasını gördüm. Şimdi kendimi daha iyi hissediyorum ve kansızlığım da hafifledi kullanmaya devam edeceğim çok teşekkür ediyorum.
KAYNAK
Androjen Nedir, Eksikliği Ne Anlama Gelir?
Cinsel farklılaşma, sperm oluşumu, erkeksi davranış, ikincil cinsel organların gelişimi, genetik düzenlenme ve gelişim gibi fizyolojik etkileri bulunan androjen, bir tür hormonal topluluktur. Kadın ve erkekte farklı düzeyde bulunan ve çoğunlukla böbrek üstü bezinden salgılanan androjen; testosteron, dehidroepiandrosteron (DHEA) ve dihidrotestosteron (DHT) gibi, erkeğe ait cinsiyet hormonlarını içerir. Bu hormon türlerinden en aktif olanı testosterondur.
Erkeklerde tüylenme, cinsel performans, kas ve kemik yapısının oluşumu ve gelişiminde etkin rol oynar. Böbrek üstü bezinin yanı sıra erkeklerde testis ve kadınlarda overlerde de üretilir. Cinsiyetler arasında farklı miktarlarda salgılanan androjenlerin etkileri vücudun farklı bölgelerinde farklı şekilde görülür. Kas ve kemik kütlesi, tüylenme, sesin kalınlaşması gibi belirtiler androjenin yarattığı belirgin farklılıklardır. Androjen duyarsızlığı sendromu olarak bilinen rahatsızlığa geçmeden önce androjen nedir bunu iyi anlamak gerekir.
Androjen Nedir?
Bir grup hormon olarak tanımlanan androjenin en iyi bilineni testosterondur ve bu hormon testislerde üretilir. Üreme sisteminin gelişiminde oldukça yüksek paya sahip olan androjenler, cinsiyetten bağımsız olarak vücutta farklı bölgelerde üretilir. Ayrıca bu hormonların salınımı, vücutta yer alan diğer hücrelerin arasındaki iletişimi de kolaylaştırır. Kolesterolün dönüşümü ile oluşan androjen hormonları, yalnızca cinsel sağlık ve gelişim ile alakalı değildir.
Androjen, metabolizmada yer alan insülin duyarlılığı, vücutta bulunan kas ve yağ dokusunun belirlenmesi ve bu dokunun dağılımında da rol oynar. Kemik yoğunluğu ve kardiyovasküler sağlık üzerinde etkisi olduğu düşünülen bu hormonların, beyin fonksiyonları ve kişinin ruh hâli üzerinde de etkisi olduğu düşünülür. Bazı araştırmalarda androjen hormonunun, endometrium olarak tanımlanan rahim içi duvarının fonksiyonelliğini etkilediği de gözlenmiştir. Bu yönüyle potansiyel olarak gebelik üzerinde de etkisi olduğu düşünülür.
Ergenlik döneminden itibaren boyun uzaması, eklem kıkırdaklarının kaynaşması ve cinsel olgunlaşma üzerinde etkili rol oynayan androjen, yetişkinlerde ise cinsel istek olarak bilinen libidoyu kontrol eder. Erkek üreme hücresi olan sperm üretiminde de rol oynayan androjenler, erkeklerde günlük olarak genellikle 4 ile 8 mg. arasında salgılanırken; kadınlarda bu oran daha düşüktür.
Androjen hormonu erkeklerde prostat ve sperm kanallarının üzerinde etkiliyken, kadınlarda da vajinanın gelişiminde rol oynar. Ses tonunun kalınlaşması, her iki cinsiyette de libidonun seviyesi, üreme bezlerine ait fonksiyonların devamlılığı, vücut tüylerinin uzaması gibi etkilere sahip olan androjen, hem kadın hem de erkeklerde östrojen üretimi için de gereklidir. Androjen hormonu nedir sorusuna bu şekilde yanıt verilebilir. Dehidroepiandrosteron (DHEA) beyinde yer alan hipofiz bezinin kontrolünde olan zayıf bir erkeklik hormonu olmasına rağmen, erkek vücudunda salgılandığında erkek hormonuna dönüşür. Bu hormon erkeklerdeki kıllanmanın, ses kalınlaşmasının, pubik bölgede kıllanmanın başlamasında ve penisin gelişiminde de etkilidir.
Kadınlarda ise tam tersine salgılandığında kadınlık hormonuna dönüşür. Ancak kadınlarda aşırı miktarda DHEA salgılanması durumunda aşırı kıllanma, sivilcelenme, adet düzensizliği, amenore ve kısırlık gibi sonuçlara neden olabilir. DHEA hormonu doğumda düşmesine rağmen kişinin ergenlik dönemine girmesi ile birlikte tekrar yükselişe geçer. Yaşın ilerlemesiyle birlikte tekrar düşer. Örnek vermek gerekirse; yeni doğanlarda maksimum 3600 ng/ml olan DHEA hormon düzeyi, ergenlikten önce maksimum 3350 ng/ml düzeyindedir. Yetişkinlerde en yüksek olarak 1400 ng/ml olması beklenen DHEA düzeyi ise menopoz döneminden sonra en yüksek olarak 600 ng/ml düzeyine geriler.
DHEA düzeyinin referans aralığından düşük olması, böbrek üstü bezi tümörü gibi ciddi rahatsızlıklara işaret ederken, yüksek düzeyde seyretmesi, cushing sendromu, böbrek üstü bezi tümörü ve hipertiroidi belirtisi olarak görülür. DHT hormonu ise ana rahminde yer alan fetusun, cinsel organlarının gelişimi ve diğer cinsel kimlik özelliklerinin gelişimi üzerinde etkilidir. Ergenlik döneminde ise DHT hormonu, ikincil seks karakterinin gelişiminde rol oynar. Böylece erkek çocuklarının, kız çocuklarından fiziksel olarak farklılaşmasını sağlar. Sesin kalınlaşması, kas kütlesinin artması, sakallarının çıkması bu değişime örnek gösterilebilir. Erkek üreme hücresi olan sperm üretiminde de etkili olan DHT hormonu, prostat dokusunun fonksiyonel devamlılığını sağlamasında da etkin rol oynar. Androjen ne demek sorusu bu şekilde yanıtlanabilir.
Androjen Eksikliği Ne Anlama Gelir?
Ergenlik dönemi ile birlikte sesin kalınlaşması ve sakalların çıkması gibi ikincil seks özelliklerinin oluşumunda rol oynayan androjenler, büyümeyi hızlandırır ve kas kütlesinin artmasını sağlar. Ergenlik döneminin sona ermesi ile birlikte yaşam süresi boyunca androjen seviyesi azalmaya devam eder. Ancak bazı durumlarda vücutta androjen eksikliği görülebilir. Ses incelmesi, vücut kıllarında azalma, genital ve kas gelişiminin az olması, cinsel istekte azalma gibi belirtilerle görülen androjen eksikliği, konsantrasyon kaybı, yorgunluk, depresyon gibi rahatsızlıklara yol açabilir.
Ayrıca yağ yakımında etkin rol oynayan androjen hormonu, obezite, karaciğer yağlanması gibi sorunlara da yol açabilir. Yaşın ilerlemesi ile birlikte düşen androjen seviyesi, impotans olarak tanımlanan seksüel fonksiyonda gerileme, libido düşüşü, kemik yoğunluğunda azalma gibi andropoz gelişiminde rol oynar. Androjen düşüklüğünün nedeni multidisipliner bir yaklaşım ile saptandıktan sonra, nedene bağlı olarak pek çok farklı tedavi şekli arasından seçim yapılarak tedaviye başlanır.
Androjen Yüksekliği Ne Anlama Gelir?
Androjen hormon grubunda görülen yükseliş, kadınlarda seste kalınlaşma, amenore olarak tanımlanan adet görememe, erkek tipi saç dökülmesi, kol ve bacak kaslarında artış, klitoriste büyüme gibi sorunlara yol açar. Yumurtalık tümörü gibi rahatsızlıklardan kaynaklanabilen kadınlarda androjen yüksekliği mutlaka tedavi edilmesi gereken bir rahatsızlıktır. Erkeklerde androjen hormonlarının normal değerlerin üzerinde seyretmesi ise erkek çocuklarında erken gelişime neden olurken erişkin erkeklerde, erkeğe ait fiziksel özelliklerin belirginleşmesine yol açar.
Testis tümörü gibi hastalıklardan kaynaklanan erkek cinsine ait androjen yüksekliği de kadınlarda olduğu gibi mutlaka tedavi edilmelidir. Androjen yüksekliği çoğunlukla ilaçla tedavi edilir. Oral ya da enjeksiyon ile vücuda verilen ilaçların, jel gibi cilt üzerine uygulanan türleri de bulunur. Multidisipliner bir yaklaşım ile androjen hormon yüksekliğine yol açan etken saptandıktan sonra uygun tedavi hekim tarafından düzenlenir.
Androjen Duyarsızlığı Sendromu
Androjen insensitivite sendromu olarak tıp literatüründe yer alan androjen duyarsızlığı sendromu, bir tür hormonal bozukluktur. XY kromozomuna sahip erkek bireylerin, hormonu tanımaması ile ortaya çıkan bu durumda androjenin vücutta yarattığı etkiler görülmez. Feminen görünüme sahip olan androjen duyarsızlığı sendromuna sahip erkek bireyler, penis yerine vajina ile dünyaya gelir. Kadın üreme organlarına da sahip olmayan bu bireylerin vajinaları kör nokta ile sonlanır. Kişi ve ailesi bu durumu çoğunlukla kişinin ergenlik çağına gelmesine rağmen adet görmemesi üzerine hekime başvurması sonucu yapılan muayene ile öğrenir.
Ancak bazı vakalarda doğum sırasında yapılan hekim kontrolü ile de androjen duyarsızlığı sendromu ortaya çıkarılabilir. Erkek ya da kadın üreme organlarına sahip olmadıkları için üreme kabiliyeti bulunmayan bu bireyler, cinsel hayatlarına devam edebilir. Görünür testise sahip olabilecekleri gibi bu yumurtalıklar vücut içinde de yer alabilir. Ancak testislerin ilerleyen yaşlarda tümöre dönüşme riski bulunduğundan, saptanır saptanmaz operasyon ile alınır. Androjen ve androjen duyarsızlığı sendromu hakkındaki tüm sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.
11.09.2019


Özel bir Trigonella foenum-graecum tohumu özütü (EKSTRAKTI) ile çift kör randomize bir klinik çalışmada yaşa bağlı androjen azalması semptomlarını azaltır, testosteron düzeylerini artırır ve sağlıklı yaşlanan erkeklerde cinsel işlevi iyileştirir.
Amanda Rao, Elizabeth Steels, Warrick J Inder, Suzanne Abraham, Luis VitettaÖz
Bu çalışma, özel bir Trigonella foenum-graecum tohumu özütü (EKSTRAKTI) ile, sağlıklı yaşlanan erkeklerde olası androjen eksikliği, cinsel işlev ve serum androjen konsantrasyonları semptomları üzerindeki etkisini incelemiştir. Bu, 43 ila 70 yaşları arasındaki 120 sağlıklı erkeği içeren çift kör, randomize, plasebo kontrollü bir çalışmaydı. Aktif tedavi, 12 hafta boyunca 600 mg / gün dozunda standardize edilmiş Trigonella foenum-graecum tohum özütü idi. Birincil sonuç ölçütü, olası androjen eksikliği semptomlarının bir ölçüsü olan Yaşlanan Erkek Semptom anketindeki (AMS) değişiklikti; ikincil sonuç ölçütleri cinsel işlev ve serum testosteronu idi. AMS skorunda zaman içinde ve aktif ve plasebo grupları arasında önemli bir azalma oldu. Cinsel işlev düzeldi, sabah ereksiyonlarının sayısı ve cinsel aktivite sıklığı dahil. Hem toplam serum testosteronu hem de serbest testosteron, 12 haftalık aktif tedaviden sonra plaseboya kıyasla arttı. Trigonella foenum-graecum çekirdeği özü, sağlıklı orta yaşlı ve yaşlı erkeklerde olası androjen eksikliği semptomlarını azaltmak için güvenli ve etkili bir tedavidir, cinsel işlevi iyileştirir ve serum testosteronunu artırır.
Anahtar Kelimeler: Yaşlanan erkek sendromu; Trigonella foenum-graecum; androjenler; cinsel işlev; testofen; testosteron.
https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/26791805/
Bir Yıllık | 0,2-0,6m | 4-7 Aylar | Ca,La,Na,Ba | Tohumları, Unu
Çemen otu, Bockshornklee, Trigonella foenum-Graecum
Boy otu
Buy otu
Hulebe
Tunus baklası
Familyası: Baklagillerden, Schmertterlingsblütter, Fabaceae
Drugları: Çemen tohumu; Foenugtraeci çemen
Çemen tohumu ve unundan çay, lapa, baharat ev ve natürel ilaçlar ya-pılır.
Giriş:
Çemen otu Baklagillerin bir alt gurubu olan trigenellagillerden olup bu gurubu 60 bitki dahildir, fakat sadece Çemen otu: Trigonella foenum-graecum şifa maksadı ile kullanılır ve bunun haricinde başka tür kul-lanılmaz. Vatanı doğu Akdeniz ülkeleri olup zamanla Fas'tan Çin'e kadar yayılmış ve en son olarak Amerika'da yetiştirilmeye başlanmıştır. Eski Mısır yazıtlarından (Papürüsler) anlaşıldığına göre çemen tohumu baharat olarak MÖ:2000 yıllarından beri iştah açıcı, kuvvet ve zindelik verici olarak kullanılmıştır. Arapça helbah veya helbak olarak anılan bitki Türkçeye hulebe ve Çinceye Hu lu ba olarak geçmiştir. Almanlar keçiboynuzu yoncası anlamına gelen Bockshornklee diye anarlar. Türkçe boyotu diye anılması ise meyvelerinin uzun boylu olması nedeni ile bu isimle anılır.
Botanik: Çemen otu 20-60cm boyunda bir yıllık bir kültür bitkisi olup dikine veya nadiren yatay olarak büyür ve az çatallaşır. Yaprakları yonca yaprağı gibi üçlü şeklinde bir arada kısa bir sap üzerindedir. Yaprağı meydana getiren yaprakçıklar 1-3cm uzunluğunda 0,5-2cm eninde, ters yumurta veya ters mızrak şeklinde, yeşil renkli orta yaprak kısa saplı, yan yaprakçıklar Sapsız 1-2cm büyüklüğünde, tacın ortadaki yaprağı, yan kanat taçyaprakları, büyükçe olup taçyaprakları sarmış, beyaz, veya beyaz renkli ve oldukça kısa sapı veya sapsızdır. Kapsülleri 3-12cm uzunluğunda, 0,5-1cm eninde, Osmanlı kılıcını andırır şeklide hafif yay gibi eğik, uca doğru 2-4cm kuş gagası gibi sivrice ve içinde 5-20 adet tohum bulunur. Tohumları 4-6mm uzunluğunda, 2-3mm eninde üzeri hafif pürtüklü, yumurta veya kare ve yahut ta dört köşeli şeklinde, sarımsı esmer veya kırmızımsı esmer renktedir.
Yetiştirilmesi: Vatanı Türkiye olan bitkinin Türkiye’de yetişmemesi tabi ki doğal değildir, bitki Türkiye’nin hemen her yöresinde rahatlık yetişir.
Hasat zamanı: Çemen kapçıkları Ağustos ve Eylül aylarında sırası ile olgunlaşanları toplanır, kurutulur ve dövülerek tohumları çıkarılır ve to-humları kurutulur. Kurutulan tohumları ya bu şekli ile kullanılmak için muhafaza edilerek veya öğütülerek unu (tozu) elde edilir.
Birleşimi: Çemen tohumunun birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
a) Saponinler% 2-3 arasında olup bu saponinler serbest olarak bulunmazlar. Bunlar furostanolglikozitlerin hidrolizi (Suda çözülmesi) ile C-26’ dahi çözülme sonucu furostanolglikozitler spirostanolglikozitler’e dönüşür.
1) Furostanolglikozitler; Trigofoenosid A, B, C, D, E, F ve G ve de Foenugraecin içerir.
2) Spirostanolglikozitler;%40 diosgenin, %15-17 Yamogenin, %10-14 Gitogenin,, %8-12 Tigogenin, %6-10 Neotigogenin, %5-8 Neogitogenin ve %4-6 Yuccagenin içerir. Diosgenin’in açık formülü yams köküne bak.
b) %25-40 arasında müsilaj içerir ve bu hidroliz (suda çözülür) edilince D-mannozlar, O-galaktozlar ve çok az miktarda D-xylozlar içerir.
c) %7-8 arasında yağ asitleri içerir ve bunun büyük kısmı doymamış yağ asitleri içerir. Yağasitleri; Oleikasit ve Lindasitten oluşur.
d) Proteinler ve aminoasitler %20-30 arasında olup en önemli Aminoasitler; Cystein, Methionin, Lysin ve Tryptophan’dan oluşur.
e) Flavonitler; Orientin, Izoorientin, Izovitexin, Saponaretin, Vicenin-1 ve Vitexin-2 en önemlileridir.
f) Alkaloitler %0,5 arasında olup en önemlisi Trigonellin’dir(N-Metil-betain Nikotinasidi)
g) Birleşiminde %0,01 oranında Eterik yağ içerir ve 50 çeşit madde içerdiği tespit edilmiştir.
h) Birleşimindeki minerallerden en önemlisi selen olup takriben 100g’da 60-70 mikrogram olup en iddialı orandır. Almanya selen minerali bakımından en az olan bir ülke olup, bu ihtiyacı karşılamak için birleşiminde 20-50 mikrogram bulunur.
Araştırmalar:
1) Şeker hastalığı (Diabetiker) olan 17 Hasta üzerinde Z. Madar, R. Adef, S.Samish ve J. Arad 1988’de 4-7 gün süren Tedavi denemesinde Hastalara günde 3 defa Yemek sırasında 15g Çemen unu verilmiştir. Bu Tedavi süresinde hastaların Kanındaki şeker oranını %25 oranında düşmüştür. (H.H.B.VI 1001)
2) R.D. Sharma, T.C. Raghuram ve ekipleri 1990 yılında diabet (şeker hastası) olan 15 Hasta üzerinde 2 defa 50g çemen unu 10 gün süre vermişler ve kandaki şekerin %20 oranında düştüğünü tespit etmiş-lerdir. (HHB. VI. 1001)
3) R.D.Sharma, T.C.Raghuram ve ekibi 1991’de 10 diyabet hastası (şeker hastaları) üzerinde tedavi denemeleri yapılmış ve bu deneyde kolesterolün %25 ve Trigliseridin %32 oranında düştüğü görülmüştür. (H.H.B.VI.1001)
4) Doktor muayenesi ve kan testi sonucu kanımda demir ve hemoglobin yetersizliği olduğunu Dr.E.A. söyledi. Bunun üzerine Çörek, Çemen ve Limonlu çay içtim. Limonsuz ve sirkesiz Çemen çayı içildiğinde Çemenin midede toplanıp topaç gibi olduğunu ve kusmaya sebep olduğunu gördüm. (04/04/2003) Bu nedenle Çemen tozundan yapılan çay mutlaka limonlu veya sirkeli içilmelidir.
Tesir şekli: Antidiyabetik (kandaki şekeri düşürücü), kandaki kolesterol ve trigliseridi düşürücü, yağ metabolizmasını sağlayıcı, iştah açıcı, sindirim kolaylaştırıcı, hafif müshil yapıcı, balgam söktürücü, göğsü yumuşatıcı, iltihapları önleyici, vücuda zindelik kazandırıcı, kadınlarda süt arttırıcı ve erkeklerde cinsel gücü kuvvetlendiricidir.
Kullanılması:
a) Araştırmalara göre başta şeker hastalığı, lipid, kolesterol, trigliserid, kansızlığa karşı ve kandaki oksijen ve akyuvarları arttırıcı olarak, dermansızlık ve de pankreas zafiyetine karşı kullanılır.
b) Komisyon E’nin 22a nolu ve 01/02/1990 tarihli Monografi bildirisine göre başta dahilen iştahsızlık ve haricen iltihaplı yaralara karşı kullanılır.
c) Halk arasında; İltihaplı müzmin yaralara, şeker hastalığı, kolesterol, lipit, trigliserit, kansızlık, iştahsızlık, unutkanlık, dalak rahatsızlığı, üşütme, öksürük, nevralji, siyatik, eklem iltihaplanması, dermansızlık ve zayıflığa karşı ve de erkeklerde cinsel gücü ve de kadınlarda sütü arttırıcıdır. Ayrıca el ve ayak terlemesi, ağız kokusu (gargara yapılır), verem, yaşlanma zafiyeti, kemik erimesi, kemik iliklerinin iltihaplan-ması, göğüs anormalliği, saç dökülmesi (Almanya gibi soğuk ülkelerde kadınların göğsü pek gelişmez) lenf bezi şişmesi gibi rahatsızlıklarda kullanılır.
Açıklamalar:
1) Çemen tohumu ve unu ile önce fare, kobay, köpek gibi hayvanlar sonrada insanlar üzerinde tedavi denemeleri yapılmıştır. Bu araştırmalardan birinde Çemen tohumunun alyuvarları artırdığı ve oksijen oranını artırdığı ispatlanmıştır. İngiltere’de 34000 doktorun sigara içenler üzerinde yaptığı araştırmada 35 yıl sigara içenlerin yarıdan çoğunun 70 yaşına varmadan öldükleri görülmüştür. Çünkü karbonmonoksit 300 defa daha büyük bir güçle alyuvarlardaki hemoglobinlere (oksijen taşıyıcıları) yapışır ve böylece oksijeni dışlarlar. Buna göre sigara içenlerin kanında içtiği sigaranın oranı göre oksijen oranı düşer. Bu da kişide çeşitli hastalıkların ortaya çıkmasına neden olur. İşte Çemen tohumu alyuvar oranını artırır ve böylece oksijen oranı da artar ve hücrelerin beslenmesini de sağlar. İkinci önemli bir özelliği ise vücudun kendi kortizon hormonunun salgılanarak kana geçmesini sağlar ve bu da iltihapları önler ve ağrıları dindirir. Bu kortizon vücudun kendi hormonu olduğundan herhangi bir yan tesiri de yoktur. (Nhp.1.93103)
2) Çemen tohumunun ekstresi ve çorbası, zayıf, cılız, sıska, cansız diye adlandırılan çocuklar için en ideal ilaç (Çemen çorbası) olduğu gibi kendini halsiz, dermansız ve yorgun hisseden yetişkinler için de iyi bir ilaçtır. Bir an şöyle tarihe bir bakacak olursak atalarımızın Doğu’da Çin Seddi, Batı’da Viyana, Kuzey’de Buz denizi, Güney’de Orta Afrika, Güneydoğu’da Hindistan içlerine kadar binlerce akınlar düzenleyerek buralarda kurdukları binlerce beylik, yüzlerce devlet ve 16 imparatorluk kurmuşlardır. Nedir bu insanların ana besin maddesi diye baktığımızda karşımıza Çemenli pastırma çıkmaktadır. Pastırma deyince Çemensiz pastırma olması asla mümkün olmayan bir şeydir. Oysa diğer ülkelerde pastırma başka metotlarla iste (bacadan çıkan is) veya fırında kurutulmaktadır. Bizde de pastırma çemensiz yapılsa idi o zaman insanlarımızın kanındaki lipit, kolesterol, trigliserit ve şeker oranı yükselecek yani damarlar sertleşecek, yağlanacak ve beyinden ayak parmaklarına kadar kan akışı azalacak ve hastalanacaklardır. Hastalıklı bir insanda bir ömür at üstünde (akıncılar, sipahiler…) akınlara katılamayacaklarından bu savaşları yapmaları da mümkün olmayacaktır. Çemen kan yapıcı, erkeklerde cinsel gücü arttırıcı ve kadınlarda süt yapıcı olması gibi özellikleri ile de çok ideal bir Türk besin maddesidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Çemen ile şifa arayınız” buyurmuşlar ve O’nun ümmeti olmaktan şeref duyanlar buna uymuşlar ve tarihte büyük neticeler elde etmişlerdir. Doğrusu Avrupalı ilim adamları Çemenin bu özelliklerini keşfetmemiş olsalardı bende Çemen yemezdim ve itibar etmezdim. Ama İslam’ın yüce Peygamberi (s.a.v) sağlıklı yaşamak için zamanında her şeyi söylemiş. O’nun gibi yaşamaya çalışanlar (haftada 3-4 gün oruç, az yemek, çok çiğnemek, hayvansal mamülleri özellikle eti az yemek) hiçbir zaman hüsrana uğramamışlar ve sürekli muzaffer olmuşlardır.
Çayı: İki yemek kaşığı Çemen tohumu demliğe konur ve üzerine 800-1000 ml kaynar su ilave edilir ve gün boyu içilir. Çemen çayının hemen bozulması veya top gibi bir yuvarlak olmasına karşı limon suyu veya sirke (3-4 yemek kaşığı) katılmalıdır. Aksi halde çay top gibi yoğunlaşır ve mide rahatsızlığı ve kusmaya neden olabilir.
Çemen çorbası: Şeker hastalarının günde 3 defa yemek veya kahvaltı esnasında 40-50 gr çemen çorbası limon veya sirke ile içmesi ve buna 3-4 hafta devam etmesi gerekir. Çemen lapası hazırlamak içinse 20-30 gr Çemen unu 150-200 ml sıcak su ile 5-10 dk kaynatıldıktan sonra bir parça keten bezin üstüne yayılır ve çıban veya iltihaplı yaralar hatta ülserli yaraların üstüne konur ve bu sarılarak bir gün beklenir ve bir gün sonra yenilenir.
Baharatı: Çemen tohumu öğütülerek un haline getirilir ve bu undan az miktarda yemek ve çorbalara katılır. Marmara bölgesinde Çemen tohumu çıkarıldıktan sonra geri kalan kapçık kısmı da kurutulur ve öğütülerek toz haline getirilir ve yemeklere katılır. Bu bölgede kapçık tozuna Poy denir.
Çemen merhemi: İyileşmeyen müzmin yaralar için 1 kahve kaşığı Çemen unu, 1 kahve kaşığı bal ve ½ yemek kaşığı arnika merhemi karıştırıldıktan sonra bir parça keten bez üzerine konur ve yaranın üzerine örtülür. Bunun üzerine de plastik folyo sarılır ve onun üzerine de sargı sarılır ve bu her gün yenilenir. Çemen merhemi 3 günden fazla kullanılmaz ve sargılar 3-6 saatten fazla kalmaz. Çemen merheminden sonra karakafes merhemi kullanmak uygun olur.
Çemen kudret macunu: Halsizlik, dermansızlık ve yaşlılık zafiyetine karşı 20 gr (iki kahve kaşığı) Çemen unu, 10 gr tereyağı (1 kahve kaşığı) ve 10 gr bal (1 kahve kaşığı) karıştırılarak macun haline getirilir, üç porsiyona ayrılır ve sabah-öğle-akşam yenir.
Masaj yağı: İki yemek kaşığı, iki yemek kaşığı zeytinyağı (Mısır yağı veya Ayçiçeği yağı) ile karıştırılarak saç dibine iyice sürülür ve ovalandıktan sonra 1-2 saat tesir etmesi için beklenir. Masaj yağının akmaması için saçlar bir folyo ile örtülür ve üzerine bez sarılır. Bu sürenin sonunda saçlar bitki özlü şampuanla veya bitki özlü sabunla yıkanır.
Yüz maskesi: Çemen unu, Gülsuyu ve az miktarda süzme bal ile krem yapılır ve yüze incecik sürülür. Gündüz 2-3 saat veya gece boyu böyle kalır ve sonra yıkanırsa yüzü temizler.
Saç bakımı: Çemen unu veya tohumundan 10-20 gr kaynatıldıktan sonra soğumaya bırakılır ve sonra saç dipleri bununla ovalanır ve de 30-45 dk sonra yıkanır.
El ve ayak banyosu: El ve ayak terlemesine karşı 30-50 gr Çemen unu 5-10 saat 500-1000 ml soğuk suda bekletildikten sonra kaynatılır ve ılıdıktan sonra önce el sonra ayak banyoları yapılır.
Çay Harmanları;
Gökçek Kemik çayı;
>20 gr Isırgan otu ve kökü
>20 gr Atkuyruğu otu
>20 gr Civanperçemi otu
>20 gr K.hindiba kökü
>10 gr Ayrık kökü
>10 gr Çemen tohumu
Gökçek Diyabet çayı
>30 gr Y. Mersin yaprağı
>20 gr Mübarek otu
>10 gr Pelin otu
>10 gr Kantaron otu
>10 gr K.hindiba kökü
>10 gr Böğürtlen yaprağı
>10 gr Çemen tohumu
Gökçek Öksürük ve bronşit çayı:
>20 gr Meyan kökü
>20 gr Hatmi kökü
>20 gr Sinirli ot
>10 gr Kekik otu
>10 gr Ebemgömeç çiçeği
>10 gr Calba çiçeği
>10 gr Çemen tohumu
H.Ş) Peygamber Efendimiz (s.a.v) Çemen tohumu için “Çemen ile şifa arayın”” buyurmuşlardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) hasta olan Said bin Ebi Vakkas’ı (r.a) ziyarete gider ve ona doktor çağırılmasını söyler. Doktor Haris bin Kelde onu muayene edip “durumu fena değil, ona ferika ilacı (çemen unu ile hurmanın pişirilmesi ile elde edilen yemek) hazırlayıp çorba gibi bunu içirin” der. Onlarda öyle yaparlar ve hasta iyi olur. (Zad’ul-Mead IV.1925)
Yan tesirleri: Çemen merhemini 3 günden fazla ve günde 3-5 saatten fala kullanmamak gerekir. Şayet iltihapları çıkardı ise o zaman bırak-malıdır. Aksi halde alerjiye sebep olabilir. Un ve tohumunun bilinen bir yan tesiri yoktur. Eğer çemen çorbası ve çayı limon ve sirke ile içilmezse aksi halde çemen çorbası veya çayı yoğunlaşarak top gibi bir lop oluşur ve bu da mide rahatsızlıkları ve kusmaya neden olabilir.
Türklerin Ana Gıdası nedir Kanuni Sultan Süleyman Hastalığı Nedir Çemenin Faydaları Nelerdir
Şadiye Çetinkaya
KANSIZLIK ve sürekli ÜŞÜME, TİTREME sorunlarım vardı hocam sizden ÇEMEN SETİ aldım 1 ay kullandım kan testi yaptırdım değerlerim düzelmeye başlamış üşümem azaldı değerlerim normale dönene kadar devam edeceğim hocam sizden allah razı olsun.
KAYNAK
temizligin_adresi_
Uzun zamandır KANSIZLIĞIM vardı ve çok halsizdim. İbrahim beyden ÇEMEN SETİ aldım çok faydasını gördüm. Şimdi kendimi daha iyi hissediyorum ve kansızlığım da hafifledi kullanmaya devam edeceğim çok teşekkür ediyorum.
KAYNAK
Androjen Nedir, Eksikliği Ne Anlama Gelir?
Cinsel farklılaşma, sperm oluşumu, erkeksi davranış, ikincil cinsel organların gelişimi, genetik düzenlenme ve gelişim gibi fizyolojik etkileri bulunan androjen, bir tür hormonal topluluktur. Kadın ve erkekte farklı düzeyde bulunan ve çoğunlukla böbrek üstü bezinden salgılanan androjen; testosteron, dehidroepiandrosteron (DHEA) ve dihidrotestosteron (DHT) gibi, erkeğe ait cinsiyet hormonlarını içerir. Bu hormon türlerinden en aktif olanı testosterondur.
Erkeklerde tüylenme, cinsel performans, kas ve kemik yapısının oluşumu ve gelişiminde etkin rol oynar. Böbrek üstü bezinin yanı sıra erkeklerde testis ve kadınlarda overlerde de üretilir. Cinsiyetler arasında farklı miktarlarda salgılanan androjenlerin etkileri vücudun farklı bölgelerinde farklı şekilde görülür. Kas ve kemik kütlesi, tüylenme, sesin kalınlaşması gibi belirtiler androjenin yarattığı belirgin farklılıklardır. Androjen duyarsızlığı sendromu olarak bilinen rahatsızlığa geçmeden önce androjen nedir bunu iyi anlamak gerekir.
Androjen Nedir?
Bir grup hormon olarak tanımlanan androjenin en iyi bilineni testosterondur ve bu hormon testislerde üretilir. Üreme sisteminin gelişiminde oldukça yüksek paya sahip olan androjenler, cinsiyetten bağımsız olarak vücutta farklı bölgelerde üretilir. Ayrıca bu hormonların salınımı, vücutta yer alan diğer hücrelerin arasındaki iletişimi de kolaylaştırır. Kolesterolün dönüşümü ile oluşan androjen hormonları, yalnızca cinsel sağlık ve gelişim ile alakalı değildir.
Androjen, metabolizmada yer alan insülin duyarlılığı, vücutta bulunan kas ve yağ dokusunun belirlenmesi ve bu dokunun dağılımında da rol oynar. Kemik yoğunluğu ve kardiyovasküler sağlık üzerinde etkisi olduğu düşünülen bu hormonların, beyin fonksiyonları ve kişinin ruh hâli üzerinde de etkisi olduğu düşünülür. Bazı araştırmalarda androjen hormonunun, endometrium olarak tanımlanan rahim içi duvarının fonksiyonelliğini etkilediği de gözlenmiştir. Bu yönüyle potansiyel olarak gebelik üzerinde de etkisi olduğu düşünülür.
Ergenlik döneminden itibaren boyun uzaması, eklem kıkırdaklarının kaynaşması ve cinsel olgunlaşma üzerinde etkili rol oynayan androjen, yetişkinlerde ise cinsel istek olarak bilinen libidoyu kontrol eder. Erkek üreme hücresi olan sperm üretiminde de rol oynayan androjenler, erkeklerde günlük olarak genellikle 4 ile 8 mg. arasında salgılanırken; kadınlarda bu oran daha düşüktür.
Androjen hormonu erkeklerde prostat ve sperm kanallarının üzerinde etkiliyken, kadınlarda da vajinanın gelişiminde rol oynar. Ses tonunun kalınlaşması, her iki cinsiyette de libidonun seviyesi, üreme bezlerine ait fonksiyonların devamlılığı, vücut tüylerinin uzaması gibi etkilere sahip olan androjen, hem kadın hem de erkeklerde östrojen üretimi için de gereklidir. Androjen hormonu nedir sorusuna bu şekilde yanıt verilebilir. Dehidroepiandrosteron (DHEA) beyinde yer alan hipofiz bezinin kontrolünde olan zayıf bir erkeklik hormonu olmasına rağmen, erkek vücudunda salgılandığında erkek hormonuna dönüşür. Bu hormon erkeklerdeki kıllanmanın, ses kalınlaşmasının, pubik bölgede kıllanmanın başlamasında ve penisin gelişiminde de etkilidir.
Kadınlarda ise tam tersine salgılandığında kadınlık hormonuna dönüşür. Ancak kadınlarda aşırı miktarda DHEA salgılanması durumunda aşırı kıllanma, sivilcelenme, adet düzensizliği, amenore ve kısırlık gibi sonuçlara neden olabilir. DHEA hormonu doğumda düşmesine rağmen kişinin ergenlik dönemine girmesi ile birlikte tekrar yükselişe geçer. Yaşın ilerlemesiyle birlikte tekrar düşer. Örnek vermek gerekirse; yeni doğanlarda maksimum 3600 ng/ml olan DHEA hormon düzeyi, ergenlikten önce maksimum 3350 ng/ml düzeyindedir. Yetişkinlerde en yüksek olarak 1400 ng/ml olması beklenen DHEA düzeyi ise menopoz döneminden sonra en yüksek olarak 600 ng/ml düzeyine geriler.
DHEA düzeyinin referans aralığından düşük olması, böbrek üstü bezi tümörü gibi ciddi rahatsızlıklara işaret ederken, yüksek düzeyde seyretmesi, cushing sendromu, böbrek üstü bezi tümörü ve hipertiroidi belirtisi olarak görülür. DHT hormonu ise ana rahminde yer alan fetusun, cinsel organlarının gelişimi ve diğer cinsel kimlik özelliklerinin gelişimi üzerinde etkilidir. Ergenlik döneminde ise DHT hormonu, ikincil seks karakterinin gelişiminde rol oynar. Böylece erkek çocuklarının, kız çocuklarından fiziksel olarak farklılaşmasını sağlar. Sesin kalınlaşması, kas kütlesinin artması, sakallarının çıkması bu değişime örnek gösterilebilir. Erkek üreme hücresi olan sperm üretiminde de etkili olan DHT hormonu, prostat dokusunun fonksiyonel devamlılığını sağlamasında da etkin rol oynar. Androjen ne demek sorusu bu şekilde yanıtlanabilir.
Androjen Eksikliği Ne Anlama Gelir?
Ergenlik dönemi ile birlikte sesin kalınlaşması ve sakalların çıkması gibi ikincil seks özelliklerinin oluşumunda rol oynayan androjenler, büyümeyi hızlandırır ve kas kütlesinin artmasını sağlar. Ergenlik döneminin sona ermesi ile birlikte yaşam süresi boyunca androjen seviyesi azalmaya devam eder. Ancak bazı durumlarda vücutta androjen eksikliği görülebilir. Ses incelmesi, vücut kıllarında azalma, genital ve kas gelişiminin az olması, cinsel istekte azalma gibi belirtilerle görülen androjen eksikliği, konsantrasyon kaybı, yorgunluk, depresyon gibi rahatsızlıklara yol açabilir.
Ayrıca yağ yakımında etkin rol oynayan androjen hormonu, obezite, karaciğer yağlanması gibi sorunlara da yol açabilir. Yaşın ilerlemesi ile birlikte düşen androjen seviyesi, impotans olarak tanımlanan seksüel fonksiyonda gerileme, libido düşüşü, kemik yoğunluğunda azalma gibi andropoz gelişiminde rol oynar. Androjen düşüklüğünün nedeni multidisipliner bir yaklaşım ile saptandıktan sonra, nedene bağlı olarak pek çok farklı tedavi şekli arasından seçim yapılarak tedaviye başlanır.
Androjen Yüksekliği Ne Anlama Gelir?
Androjen hormon grubunda görülen yükseliş, kadınlarda seste kalınlaşma, amenore olarak tanımlanan adet görememe, erkek tipi saç dökülmesi, kol ve bacak kaslarında artış, klitoriste büyüme gibi sorunlara yol açar. Yumurtalık tümörü gibi rahatsızlıklardan kaynaklanabilen kadınlarda androjen yüksekliği mutlaka tedavi edilmesi gereken bir rahatsızlıktır. Erkeklerde androjen hormonlarının normal değerlerin üzerinde seyretmesi ise erkek çocuklarında erken gelişime neden olurken erişkin erkeklerde, erkeğe ait fiziksel özelliklerin belirginleşmesine yol açar.
Testis tümörü gibi hastalıklardan kaynaklanan erkek cinsine ait androjen yüksekliği de kadınlarda olduğu gibi mutlaka tedavi edilmelidir. Androjen yüksekliği çoğunlukla ilaçla tedavi edilir. Oral ya da enjeksiyon ile vücuda verilen ilaçların, jel gibi cilt üzerine uygulanan türleri de bulunur. Multidisipliner bir yaklaşım ile androjen hormon yüksekliğine yol açan etken saptandıktan sonra uygun tedavi hekim tarafından düzenlenir.
Androjen Duyarsızlığı Sendromu
Androjen insensitivite sendromu olarak tıp literatüründe yer alan androjen duyarsızlığı sendromu, bir tür hormonal bozukluktur. XY kromozomuna sahip erkek bireylerin, hormonu tanımaması ile ortaya çıkan bu durumda androjenin vücutta yarattığı etkiler görülmez. Feminen görünüme sahip olan androjen duyarsızlığı sendromuna sahip erkek bireyler, penis yerine vajina ile dünyaya gelir. Kadın üreme organlarına da sahip olmayan bu bireylerin vajinaları kör nokta ile sonlanır. Kişi ve ailesi bu durumu çoğunlukla kişinin ergenlik çağına gelmesine rağmen adet görmemesi üzerine hekime başvurması sonucu yapılan muayene ile öğrenir.
Ancak bazı vakalarda doğum sırasında yapılan hekim kontrolü ile de androjen duyarsızlığı sendromu ortaya çıkarılabilir. Erkek ya da kadın üreme organlarına sahip olmadıkları için üreme kabiliyeti bulunmayan bu bireyler, cinsel hayatlarına devam edebilir. Görünür testise sahip olabilecekleri gibi bu yumurtalıklar vücut içinde de yer alabilir. Ancak testislerin ilerleyen yaşlarda tümöre dönüşme riski bulunduğundan, saptanır saptanmaz operasyon ile alınır. Androjen ve androjen duyarsızlığı sendromu hakkındaki tüm sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.
11.09.2019

















Yorum yap