ZENCEFİL Çok Yıllık | 1-2m | 5-9 Aylar | Ça,Ba,Ho,Na,Ar | Kökü
Zencefil, Ingwer, Zingiber officinale ROSCOE
Familyası: Zencefilgillerden, Ingwergewachse, Zingiberaceae
Drugları: Zencefil kökü; Zingiberis rhizoma Zencefil esansı; Zingiberis aetheroleumZencefil kökünden çay, esans, tentür ve natürel ilaç yapılır.
Giriş: Zencefilin asıl vatanı Hindistan olup buradan diğer ülkelere ya-yılmıştır. Günümüzde Jamaika, Çin ve Hint zencefili diye anılan çeşitli türleri vardır ve bunlardan en kalitelisi Jamaika zencefilidir. Mendoza Doğu Hindistan’dan Amerika’ya 1547 yılında getirmiş ve bu tarihten iti-baren burada yetiştirilmeye başlanmıştır. Tarihte baharat olarak kullanılan zencefil pasta, bira ve şarap yapımında kullanılmış, çorba ve etli yemeklere katılmıştır. Zingiber kelimesi Hintçe singovera (boynuz gibi) kelimesinde türemiştir.
Botanik: Zencefil 1-2m boyunda çok yıllık bitki olup tropik ülkelerde yetişir. Kökleri yumru gibi birbirine bağlı, yatsı, boynuz gibi ve etlimsi olup bu köklerle çevresine yayılır. Oval şekilde kenarları bütün fakat hafif dalgalı, koyu yeşil renklidir. Yaprak bir gövdeye sarılan boru şeklindeki kısım, bir de gövdeye oturmuş olan iki kısımdan oluşur. Yapraklı sürgünler 1-2m boyunda olabilirken çiçek koçanını taşıyan sürgün 20cm boyundadır. Çiçek koçanı 4-6cm büyüklüğünde olup üzeri sıra sıra kiremitlerle dizilmiş gibidir. Bu kiremit şeklindeki esmerimsi yaprakların altından çıkan çiçek sapları üzerinde çiçekleri bulunur.
Yetiştirilmesi: Tropik ülkelerde yetiştirilen bitki Türkiye’nin sıcak bölgelerinde yazın dışarıda kışın içerde yetiştirilebilir.
Hasat zamanı: Sonbaharda yaprakları solup döküldükten sonra kökleri çıkartılarak iyice yıkanır, dış kabuğu soyulup ve bir gece soğuk suda bekletildikten sonra güneşte kurutulur.
Bileşimi: Zencefil kökünün birleşimindeki maddeleri şöyle sıralayabiliriz;
a) Eterik yağlar %1-3 arasında olup bunlarda 3 gruba ayrılır. 1) Sesquiterpenler; (-)-α-Zingiberen %30, Sesquiphellandren %15-20 (-)-β-Bisabolen %10-15 (+)-ar-Curcumen, α-Farnesen 2) Sesquiterpenalkoller; β-Sesquiphellandrol, Zingiberol (cis ve trans-β- Eudesmoldan oluşur)
3) Monoterpenlerler; Neral, Geraniol, Citral ve Campher
b) Arylalkanlar (Phenylpropanlar) %5-8 oranında olan bu bileşikler uçucu değildir ve 4 gruba ayrılırlar.
1) Gigerollar [6]-Gingerol en önemlisi olup ayrıca [8]Gingerol, [10]-Gingerol, Gingerolmetileter, Gingerol-asetat ve Gingerolsulfonasit
2) Shogaoller; [6]-Shogaol en etkili olanı olup bundan daha büyük olanların kalitesi düşüktür. Shogaoller zencefilin depolanması sırasında Gingerollerin parçalanması ile ortaya çıkar.
3) Zingerollar depolama sırasında Gingerollerin parçalanmasında ortaya çıkar. Fazla olursa kaliteyi düşürür.
4) Diarylheptanoitler; Gingerenon A ve B c) Hidroksibenzoeasit türevleri; Ferula asit, p-Cumarasit, Sinapinasit, p-hidroksibenzoeasit, Vanillenasit
d) Ayrıca Sabit yağlar, şeker, müsilaj, şeker ve Antosiyanidinlerden; Cynadin-3-glikozit
Araştırmalar: Zencefil kökü tozu ile üç önemli alanda araştırmalar yapılmıştır. Birinci olarak kinetozis (bulantı, kusma, baş dönmesi gibi rahatsızlıklara araba veya vapur tutması sonucu) üzerine yapılan araştırmalarda gayet açık ve net olup etkisi ispatlanmıştır. Romatizma ve kansere karşı etkisi üzerine yapılan deneylerde etkili olduğu görülmüştür. Kinetozis ile ilgili deneylerden birkaç örnek verebiliriz;
1) D.B.Mowrey ve ekibi 1982’de 36 kinetozis rahatsızlığı (gemi, vapur, tren, uçak veya araba tutması nedeni ile kişide görülen bulantı, kusma kırgınlık ve baş dönmesi gibi haller) olan hasta üzerinde tedavi denemesi yapılmıştır. Bu hastalara Zencefil tozundan günde 1gr 3 defa vermek suretiyle yapılan tedavide hastaların iyileştiği görülmüştür. (ZP.4.00.206)
2) A.Grontued, E.Hentzer ve3 ekibi 1986’da vertigo (baş dönmesi ve bulantı) rahatsızlığı olan 8 hastaya günde 1gr Zencefil tozu vermiş ve hastaların iyileştiğini tespit etmiştir. (ZP.4.00.206). A.Grontued ve ekibi 1988’de 79 deniz subayı üzerinde zencefil tozu ve plasebo ile tedavi denemesi yapmıştır. Zencefil tozu alanların kinetozis rahatsızlıklarından (kusma, baş dönmesi, bulantı ve aşırı terleme) kurtulduklarını tespit etmiştir.
3) MB.Bone, DJ.Wilkinson, JR.Young, J.Mc.Neil, Chartton ve ekipleri 1990’da kusma rahatsızlığı (emetik) olan 60 hasta üzerinde 1gr Zencefil tozu vererek tedavi denemesi yapmışlar ve neticede has-taların iyileştiği görülmüştür. (ZP.4.00.206)
4) K.C.Srivastava, T.Mustafa ve ekipleri 1989 ve 1992’de toplam 56 romatizmalı hasta üzerinde Zencefil tozu ile tedavi denemesi yapmışlar ve hastaların iyileştiğini tespit etmişlerdir. (ZP.4.00.206)
5)Hamilelik kusmasına karşı Fischer-Rasmussen ve ekibi 1990 yılında hastalar üzerinde Zencefil tozu ile tedavi denemesi yapmışlar. Bir kısmında kusma tamamen yok olurken bir kısmında da oldukça azalmıştır. (P.T.225)
6) Londra’nın St.Bartholomes Hospital isimli hastanesinde 1990 yılında ameliyat sonrası bulantı (postoperatif nausea) rahatsızlığı olan hastalar üzerinde Zencefil tozu veya kimyasal ilaçla tedavi denemesi yapılmış ve Zencefil tozu alanlarda çabuk iyileşme görülmüştür. (A.Chevallier.153)
7) Epiemsiye (Sara Hastalığı, antikonvülzan) karşı etkili olduğu yapılan çalışmalar ile belgelenmiştir.
Tesir şekli: Antiemetik (kusmayı önleyici), bulantı önleyici, salgı artırıcı, şişkinliği önleyici, kalbi kuvvetlendirici ve bağırsakları çalıştırıcı (peristaltik) özelliklere sahiptir.
Kullanılması:
a) Araştırmalara göre; yapılan araştırmalarda ispatlanmıştır ki Zencefil kökü tozu, başta kusma, kinetozis (vapur, gemi, araba, uçak, tren vb vasıtaların sebep olduğu kusma, bulantı, kırgınlık ve baş dönmesi gibi rahatsızlıkların) etkili olduğu tespit edilmiştir.
b) Komisyon E’nin 05/05/1988 tarih 85 nolu ve 13/03/1990 tarih ve 50 nolu Monografi bildirisinde hazımsızlık ve kinesiya rahatsızlığına (seyahat hastalığı) karşı etkili olduğu beyan edilmiştir.
c) Homeopati’de; Zencefil kökünden elde edilen tentürün başta burun deliklerinin kuruması, öksürük, astım, romatizma, hazım rahatsızlıkları ve gırtlak ağrısına karşı etkili olduğu iddia edilmektedir.
d) Aroma tedavisi; Zencefil yağı başta ara doku iltihapları, bademcik iltihapları, iştahsızlık, dermansızlık, hazım rahatsızlıkları (şişkinlik ve kabızlık) seyahat hastalıkları (kinesiya) ve iktidarsızlığa karşı kullanılır.
e) Halk arasında; kusma, bulantı, baş dönmesi ve kırgınlık gibi seyahat sırasında çıkan rahatsızlıklar ile hamile kadınlarda kusma, baş ağrısı, migren, kramp, cinsel yetersizlik (iktidarsızlık), kokuşma, şişkinlik, kabızlık, grip, ishal ve terleme gibi rahatsızlıklar, mide ve karaciğer üşütmesi ve de kanı temizlemek ve inceltmek için kullanılır.
Açıklama: Kimyasal ilaçlarla (dimenhydrinat) ve Zencefil tozu ile ayrı ayrı gruplarla kinesiya hastaları üzerinde yapılan deney ve test sonuçlarından Zencefil tozunun hiçbir yan tesirinin olmadığı ve hastaları iyileştirdiği oysa kimyasal ilaçların hastaların merkezi sinir sistemine zarar verdiği görülmüştür.
Çayı: Bir kahve kaşığı ince kıyılmış Zencefil kökü demliğe konur. Üzerine 300-400ml kaynar su ilave edilerek 8-10dk demlenmeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir. Zencefil kökü çok acıdır. Bu nedenle genellikle diğer şifalı bitkilerle karıştırılarak çay harmanı yapılır.
Çay Harmanları: Gökçek İştah çayı (hazımsızlık, şişkinlik ve tıkanma gibi ve iştahsızlık);>30gr Melek otu kökü>30gr Pelin otu>20gr Çentiyan kökü>20gr Kantaronotu Gökçek İştah çayı (iştahsızlık, tıkanma ve şişkinlik);>30gr Zencefil kökü>30gr Çentiyan kökü>30gr Pelin otu>20gr Kantaronotu Gökçek Hazım çayı (şişkinlik, tıkanma ve iştahsızlık);>20 gr Papatya çiçeği>20 gr Kantaron otu>20 gr Zencefil kökü>20 gr Kimyon tohumu>20 gr Rezene tohumu
Gökçek Sinir ve uyku çayı (sinirsel nedenlerle uyuyama);>30 gr Kılıç otu>20 gr Kedi otu kökü>20 gr Oğul otu yaprağı>20 gr Kakule >10 gr Zencefil
Gökçek Kineisya (seyahat hastalığı) çayı;>50 gr Zencefil kökü>40 gr Nane yaprağı>10 gr Lavanta çiçeği
Baharatı: Zencefil kökünden elde edilen toz veya eter yağı pasta, çorba, sulu yemekler, etli yemeklere aroma ve tat verici olarak katılır.
Araştırmalar: Zencefil kökü su buharı damıtması (destilasyon) ile elde edilir. Yukarıdaki rahatsızlıklara karşı kullanıldığı gibi kas krampları, bel ağrısı, sinirsel ağrı ve iltihaplar, sindirim bozuklukları ve yorgunluğa karşı kullanılır. Ayrıca parfüm, baharat ve soslara da katılır.
Homeopati’de: Zencefil kökünden 20gr ince kıyıldıktan sonra bir şişeye konur ve üzerine 80ml %70’lik Alkol ilave edilerek 4-6hafta bekletilir. Sonra süzülerek Homeopati’de ismi ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-5defa 10-15damla alınır.
Hastalığın belirtileri (semptom): 1) Mide ağır, sanki taş doluymuş gibi 2) Başa kan hücumu nedeniyle baş ağrısı ve migren 3)Baş ağırmış gibi hissedilmesi 4) Eğilince başın içi yere düşecekmiş gibi hissedilmesi 5) Astım ve gırtlak altı yanması 6) Burun kuru hissedilir ve tıkanıksa 7) Burunda kaşıntı olursaBu gibi hallerde Zencefil tentürü kullanılır.
Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur fakat acı olması nedeniyle fazla kullanılamaz.
Erkek farelerde zencefil ( Zingiber officinale ) ekstresinin kronik uygulanmasıyla pentilentetrazol kaynaklı nöbet eşiğinin değiştirilmesi
Abdülkerim Hüseyni
&
Naser Mirazi
Sayfalar 752-757 | Alındı 12 Mart 2014, Kabul Edildi 02 Tem 2014, Online Yayınlandı: 22 Ocak 2015Soyut
Bağlam : Geleneksel Çin tıbbında kullanılan Zingiber officinale Roscoe (Zingiberaceae) veya zencefil, antioksidan aktiviteye ve nöroprotektif etkilere sahiptir. Bu bitkinin klonik nöbet üzerindeki etkileri henüz araştırılmamıştır.
Amaç : Bu çalışma, erkek farelerde pentilentetrazol (PTZ) ile oluşturulan bir klonik nöbet modelinde zencefilin antikonvülsan etkisini değerlendirdi.
Gereç ve yöntem :Z. officinale'nin antikonvülsan etkisi, farelerde iv PTZ ile indüklenen nöbet modelleri kullanılarak araştırıldı. Z. officinale'nin hidroetanol ekstraktının farklı dozları (25, 50 ve 100 mg/kg) , PTZ indüksiyonundan 1 hafta önce her gün intraperitonal ( ip ) uygulandı. Bir referans standardı olan fenobarbital sodyum (30 mg/kg) da karşılaştırma için test edilmiştir. Zencefilin üç ayrı nöbet son noktasının, örneğin miyoklonik, jeneralize klonik ve tonik uzatma fazının ortaya çıkması üzerindeki etkisi kaydedildi.
Sonuçlar : Z. officinale'nin hidroetanol özütü, 25-100 mg/kg dozlarında (55.33 ± 1.91'e karşı 24.47 ± 1.33 mg/kg, p < 0.001) miyoklonik nöbetin başlama süresini önemli ölçüde artırdı ve jeneralize klonik (74.64 ± 3.52) önemli ölçüde önledi . 47.72 ± 2.31 mg/kg, p < 0.001) ve kontrol grubu ile karşılaştırıldığında PTZ tarafından indüklenen nöbetin ön ayak tonik uzantısı (102.6 ± 5.39'a karşı 71.82 ± 7.82 mg/kg, p < 0.01) eşiğini artırdı.
Tartışma ve sonuç : Sonuçlara göre, zencefilin hidroetanol özütü, muhtemelen inhibitör ve uyarıcı sistemler, antioksidan mekanizmalar ve oksidatif stres inhibisyonu ile etkileşim yoluyla antikonvülsan etkilere sahiptir.
Önceki makaleSorunun içindekiler tablosunu görüntüleyinSonraki makale giriiş
Epilepsi, yaklaşık %1 prevalans oranıyla tekrarlayan, önceden tahmin edilemeyen nöbetlerle karakterize yaygın bir nörolojik bozukluktur (McNamara, 1986 ). Günümüzde epilepsinin altında yatan mekanizmaları ortaya çıkarmak ve epilepsi tedavisi için daha etkili ilaçlar bulmak için çok sayıda araştırma yapılmaktadır. Mevcut antiepileptik ilaçlar, vakaların sadece yaklaşık %40'ında nöbetlerde etkili olabilir ve diğer vakalarda sadece konvülsiyon sıklığını azaltır (Delgado-Escueta ve ark., 1999 ). Ne yazık ki, çeşitli anti-epileptik ilaçların (AED'ler) mevcudiyetine rağmen, modern AED'lerle tedavi edilen hastaların yaklaşık yarısı nöbet geçirmeye devam ediyor (Pitkanen, 2002 ).). Ayrıca klinikte sıklıkla kullanılan ilaçların istenmeyen yan etkileri tedaviyi zorlaştırmaktadır; yeni antikonvülzan türleri için bir talep mevcuttur. Yeni antiepileptik ilaçları aramaya yönelik yaklaşımlardan biri, yeni yapısal sınıflara ait doğal olarak oluşan bileşiklerin araştırılmasıdır (Sayyah ve ark., 2011 ).
Beslenme antioksidanları ile diyet zenginleştirmenin beyin hasarını ve bilişsel işlevi iyileştirebileceğine dair kanıtlar vardır (Bisson ve diğerleri, 2008 ; Head, 2009 ). Zingiber officinale Roscoe (Zingiberaceae) veya zencefil, baharat olarak yaygın olarak kullanılmaktadır. Hintlilerin ve Çinlilerin 5000 yılı aşkın bir süredir birçok rahatsızlığı tedavi etmek için tonik kök olarak zencefil ürettiklerine inanılıyor ve bu bitki şu anda Hindistan'ın en büyük üretici olduğu nemli tropik bölgelerde yetiştiriliyor (Benzie & Sissi, 2011 ).). Zencefilin rizomlarından elde edilen oleoresin, çeşitli dikkate değer farmakolojik ve fizyolojik aktiviteler uyguladığına inanılan birincil keskinleştirici bileşen olan 6-gingerol gibi birçok biyoaktif bileşen içerir. Zencefil, soğuk algınlığı, artrit, migren ve hipertansiyon gibi çok sayıda rahatsızlığın tedavisinde binlerce yıldır kullanılmaktadır (Benzie & Sissi, 2011 ). Geleneksel Asya tıbbında mide ağrılarının (Mascolo ve diğerleri, 1989 ), mide bulantısının, ishalin ve eklem ve kas ağrılarının (Ojewole, 2006 ) tedavisinde kullanılmaktadır. Son zamanlarda, birkaç araştırma grubu zencefilin anti-inflamatuar etkilere sahip olduğunu göstermiştir (Chang ve diğerleri, 1995 ; Lantz ve diğerleri, 2007 ).), antioksidan aktivite (Kuo ve diğerleri, 2005 ; Nanjundaiah ve diğerleri, 2011 ) ve bir nöroprotektif etkiler (Shanmugam ve diğerleri, 2011 ; Waggas, 2009 ). Zencefildeki antioksidanlar arasında gingeroller, shogaoller ve bazı fenolik keton türevleri bulunur. Zencefildeki anti-inflamatuar ve antioksidan özellikler, gut, osteoartrit ve romatoid artrit gibi çeşitli inflamatuar bozuklukların hafifletilmesine yardımcı olur. Enflamasyonun neden olduğu ağrıda önemli bir rahatlama sağlar ve şişlik ve sabah tutukluğunun azaltılmasına yardımcı olur (Habib ve ark., 2008 ). Başka bir çalışma, zencefilin bir sıçan omurilik yaralanmasında hücre ölümünü azaltabileceğini ve motor fonksiyonunu eski haline getirebileceğini düşündürmektedir (Kyung ve diğerleri, 2006 ).
Epilepsi indüksiyonu için laboratuvar modelleri, epilepsinin mekanizmalarını ve predispozan faktörlerini analiz etmeyi ve antikonvülsif ilaçları ve tedavi yöntemlerini değerlendirmeyi mümkün kılar. Bu modellerden biri, farelerde kuyruk damarından (Nutt ve diğerleri, 1986 ; Orloff ve diğerleri, 1949 ) sabit bir akış hızına sahip bir intravenöz PTZ (iv PTZ) infüzyonu veya sıçanlarda juguler ven kateteridir (Pollack & Shen) . , 1985 ) nöbet yanıtını güvenilir, tekrarlanabilir ve hızlı bir şekilde ortaya çıkarır. Doza bağlı olarak, PTZ miyoklonik ani hareketler, klonik konvülsiyonlar veya ön ayaklar/arka uzuvlar tonik ekstansör üretebilir (Snead, 1992 ; Swinyard ve diğerleri, 1989 ).). Bu çalışmanın amacı, farelerde zamanlı iv PTZ nöbet testinde Z. officinale'nin hidroetanol özütünün antikonvülsan aktivitesini değerlendirmekti. Malzemeler ve yöntemler
Bitki materyali ve ekstraktın hazırlanması
Z. officinale'nin (herbaryum kod no. 1483) taze rizomları, Ekim 2012'de Tahran, İran'daki Tıbbi Bitkiler Enstitüsü'nden satın alındı ve Dr. R. Kalvandi tarafından Botanik Laboratuvarı, Biyoloji, Hamedan, İran'da doğrulandı. Köksapın bir örneği, İran Bu-Ali Sina Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü'nün yerel herbaryumunda saklandı. Z. officinale'den yaklaşık 200 g havada kurutulmuş rizom tozu , oda sıcaklığında süzme yöntemi kullanılarak 3 L %80 sulu etanol ile özümlendi. Ekstraktlar filtre kağıdından süzüldü ve bir döner buharlaştırıcı kullanılarak maksimum 45 °C'de azaltılmış basınç altında kuruyana kadar buharlaştırıldı. Zingiber officinale , %33.28 kuru ekstrakt verdi.Zingiber officinale özü (ZOE), %50 a/h stok konsantrasyonuna kadar normal tuzlu su içinde çözündürüldü ve daha sonra 4 °C'de saklandı. Dozaj hesaplamaları, hayvanların vücut ağırlığına dayanıyordu. İlaçlar
Kullanılan ilaçlar PTZ (Sigma, Bristol, İngiltere'den satın alındı) ve fenobarbital (PB) Na (Chemidaru Industrial Company, Tahran, İran'dan satın alındı) idi. PTZ, %1 w/v solüsyonu olarak tuzlu su içinde hazırlandı. PB'nin doz-yanıtına ilişkin önceki çalışmaya dayanarak (Markowitz ve diğerleri, 2011 ), bu araştırma için uygun bir doz olarak 30 mg/kg (fizyolojik salin solüsyonunda çözülmüş) doz seçilmiştir. deney hayvanları
Çalışmada 30 ± 5 g (Razi Enstitüsü, Karadj, İran) ağırlığındaki yetişkin erkek İsviçre fareleri kullanıldı. Hayvanlar, 12 saat aydınlık/karanlık döngüsünde 22 ± 2 °C sıcaklıkta, yiyecek ve suya serbest erişimi olan standart polikarbonat kafeslerde barındırıldı ve deneylerden en az 1 hafta önce iklime alıştırıldı. Deneyler 09:00 - 15:00 saatleri arasında gerçekleştirilmiştir. Hayvanlar, Laboratuar Hayvanlarının Bakımı ve Kullanımı Kılavuzu'nda (Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) yayın 86-23; revize 1985) ana hatlarıyla belirtilen kriterlere uygun olarak işlendi. Tüm protokoller Bu-Ali Sina Üniversitesi kurumsal etik kurulu tarafından da onaylandı. Her fare sadece bir kez kullanıldı ve her tedavi grubu en az altı hayvandan oluşuyordu. Hayvanlar rastgele aşağıdaki gruplara ayrıldı:
Grup I: farelere PTZ enjeksiyonundan 1 hafta önce normal kontrol olarak araç (normal salin 1 ml/kg, ip ) verildi. Grup II: fareler, PTZ enjeksiyonundan önce 1 hafta boyunca günlük olarak PB Na (30 mg/kg, ip ) aldı. Grup III: fareler, PTZ enjeksiyonundan önce 1 hafta boyunca her gün zencefil özütü (25 mg/kg, ip ) ile tedavi edildi. Grup IV: fareler, PTZ enjeksiyonundan önce 1 hafta boyunca her gün zencefil özütü (50 mg/kg, ip ) ile tedavi edildi. Grup V: fareler, PTZ enjeksiyonundan önce 1 hafta boyunca günlük zencefil özütü (100 mg/kg, ip ) ile tedavi edildi. Farelerde zamanlı iv PTZ infüzyon testi
Test, daha önce bildirilen bir yönteme dayalı olarak farelerde gerçekleştirildi (Mandhane ve diğerleri, 2007 ).). PTZ solüsyonu ile önceden doldurulmuş bir insülin şırıngasına takılan bir kelebek kanül (iğne boyutu 30G, DENTSPLY MPL Technologies, İngiltere) kullanıldı. İnfüzyon amacıyla hayvan zaptedildi ve kuyruk damarına iğne sokuldu. İğne, şırınga pompasına (GMS Syringe Pump, JMS Singapore Pvt Ltd., Singapur) yerleştirilen plastik bir şırınga ile polietilen boru ile bağlandı. Damardaki iğne yerleşiminin doğruluğu, kanülde kan görülmesiyle doğrulandı. İğne, özel bir bantla kuyruğa sabitlendi. Hayvan, havalandırma için delikleri olan şeffaf bir Perspex kutuda tutuldu. Bu sayede hayvan, takılı kanül üzerinde herhangi bir zorlama olmaksızın, şiddetli bir mücadele olmaksızın kutu içinde serbestçe hareket edebilmiştir. Şırınga, salin içinde %1 PTZ çözeltisi içeriyordu, bu, 1 ml/dk'lık sabit bir hızda kısıtlanmamış hayvanın damarına uygulandı. PTZ solüsyonunun infüzyonunun başlangıcından üç ayrı son noktanın, yani ilk miyoklonik seğirmenin, doğrulma refleksinin kaybıyla birlikte genelleştirilmiş klonun ve ön ayak/arka uzuvların tonusunun ortaya çıkmasına kadar geçen zaman aralıkları kaydedildi. Eşikler, aşağıdaki formüle göre her son nokta için ayrı ayrı hesaplandı: PTZ eşik dozu (mg/kg) = (infüzyon süresi (s) x infüzyon hızı (ml/s) x PTZ konsantrasyonu (mg/ml) x 1000)/ vücut ağırlığı kg. istatistiksel analiz
İstatistiksel analiz, SPSS yazılımı (Sürüm 21; SPSS Inc., Chicago, IL) kullanılarak yapıldı. Nöbet eşikleri, her son noktanın ilk belirgin işaretini üretmek için gereken PTZ miktarı (mg/kg olarak) ± SEM (ortalamanın standart hatası) olarak ifade edildi ve ardından tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile analiz edildi. Türkiye'nin post hoc testi. p < 0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Sonuçlar
Farelerde sabit bir akış hızına sahip intravenöz bir PTZ infüzyonu, aşağıdaki sırayla klişeleşmiş nöbet tepkisini ortaya çıkardı: miyoklonik seğirme, doğrulma refleksinin kaybıyla birlikte genelleştirilmiş klonus ve ön ayak tonusu. İnfüzyon ilerledikçe nöbet tezahürü bir aşamadan diğerine ilerledi. İnfüzyonu kontrol ederek nöbet aktivitesini sınırlamak mümkün oldu. PTZ çözeltisinin konsantrasyonu ve infüzyon hızı sabitti. Bu nedenle, hayvanın vücut ağırlığı ve infüzyon süresi, tek bir hayvan için eşik dozunun hesaplanmasında kullanılması gereken tek değişkendi. Farklı dozlarda zencefilin miyoklonik nöbet eşiğine etkisi
Zencefilin farelerde iv PTZ nöbet eşiği testinde ilk miyoklonik seğirme için nöbet eşikleri üzerindeki etkisi Şekil 1'de gösterilmektedir ( F (4, 29) = 26.992, p < 0.001). 25 ila 100 mg/kg arasında değişen dozlarda zencefil, farelerde zamanlı iv PTZ infüzyon testinde miyoklonik nöbetler için eşikleri etkiledi ( Şekil 1 ) (41.36 ± 2.81'e karşı 24.47 ± 1.34, 50.19 ± 2.31'e karşı 24.47 ± 1.34 ve 55.33 ± 1.91) karşı 24,47 ± 1,34 mg/kg, p < 0,001).
Şekil 1. Farelerde iv PTZ nöbet eşiği testinde farklı dozlarda zencefilin (25–100 mg/kg) ilk miyoklonik seğirme eşiği üzerindeki etkisi. Veriler, her gruptaki altı farenin ortalama ± SEM'si olarak sunulur. Verileri analiz etmek için tek yönlü ANOVA ve ardından Tukey'in post hoc çoklu karşılaştırma testi kullanıldı (PB, fenobarbital; ZOE: Zingiber officinale özü). *** p < 0,001 araç kontrolüne (tuzlu su) karşı.

Tam boyutu görüntüle
Jeneralize klonik nöbetler için farklı dozlarda zencefilin eşik üzerindeki etkisi
Şekil 2'de gösterildiği gibi , zencefil , farelerde iv PTZ infüzyonu tarafından tetiklenen genelleştirilmiş klonik nöbetler ( F (4, 29) = 9.416, p < 0.001) için eşikleri etkiler. 50 (63.89 ± 3.29'a karşılık 47.72 ± 2.32 mg/kg, p < 0.01) ve 100 mg/kg'lık (74.64 ± 3.52'ye karşı 74.64 ± 3.52'ye karşı) zencefil ile tedavi edilen hayvan gruplarında klonik nöbet eşiğinde istatistiksel olarak anlamlı bir artış gözlendi. 47.72 ± 2.31 mg/kg, p < 0.001) kontrol grubu ile karşılaştırıldığında.
Şekil 2. Farelerde iv PTZ nöbet eşiği testinde farklı dozlarda zencefilin (25-100 mg/kg) jeneralize klonik nöbet eşiği üzerindeki etkisi. Veriler, her gruptaki altı farenin ortalama ± SEM'si olarak sunulur. Verileri analiz etmek için tek yönlü ANOVA ve ardından Tukey'in post hoc çoklu karşılaştırma testi kullanıldı (PB, fenobarbital; ZOE: Zingiber officinale özü). ** p < 0.05 ve *** p < 0,001 vehikül kontrolüne (tuzlu su) karşı.

Tam boyutu görüntüle
Farklı dozlarda zencefilin ön/arka ekstremite tonik uzatma eşiği üzerindeki etkisi
Şekil 3'te , farelerde zamanlanmış iv PTZ infüzyon testinde ön ayak/arka ayaklar tonik uzantısı ( F (4, 29) = 5.209, p < 0.01) için kontrol (tuzlu su ile tedavi edilen) grubu ile karşılaştırıldığında zencefil eşiği önemli ölçüde arttırdı . Tek yönlü ANOVA, zencefilin istatistiksel olarak anlamlı tonik nöbet eşiğini yükselttiğini ve post hoc analizin 50 (98.59 ± 4.56'ya karşı 71.82 ± 7.82 mg/kg, p < 0.01) ve 100 mg/kg (98.59 ± 4.56'ya karşı) ve 100 mg/kg ( 102.6 ± 5.39'a karşı 71.82 ± 7.82 mg/kg, p < 0.01) kontrol grubu ile karşılaştırıldığında.
Şekil 3. Farelerde iv PTZ nöbet eşiği testinde farklı dozlarda zencefilin (25–100 mg/kg) ön/arka ekstremite tonik uzantısı eşiği üzerindeki etkisi. Veriler, her gruptaki altı farenin ortalama ± SEM'si olarak sunulur. Verileri analiz etmek için tek yönlü ANOVA ve ardından Tukey'in post hoc çoklu karşılaştırma testi kullanıldı (PB, fenobarbital; ZOE: Zingiber officinale özü). * p < 0.05 ve ** p < 0.01 vehikül kontrolüne (tuzlu su) karşı.

Tam boyutu görüntüle
Tartışma
Bu çalışma , farelerde zamanlı PTZ infüzyon testinde Z. officinale'nin antikonvülsan aktivitesini araştırdı . Bu test, hem pro- hem de antikonvülzanlar olmak üzere farklı etki mekanizmalarına sahip çeşitli ajanların taranmasını sağlayan çok hassas bir akut nöbet modeli olarak kabul edilir. Ek olarak, incelenen bileşiklerin nöbet davranışının ayrı bileşenleri üzerindeki etkisini değerlendirmeyi mümkün kılar. PTZ ile indüklenen nöbetler, nöbetlerin en yaygın deneysel modellerinden biri olmasına rağmen, PTZ'nin konvülsiyonlara neden olduğu mekanizma(lar) tam olarak bilinmemektedir. Prokonvülsan aktivitesinin, en azından kısmen, γ-aminobütirik asit (GABA) tip A reseptörleri kompleksindeki klorür iyon kanalı ile etkileşimlerin aracılık ettiği yaygın olarak kabul edilmektedir (Mandhane ve diğerleri, 2007 ).). Ayrıca deneysel kanıtlar, PTZ'nin serebral korteks, hipokampus, striatum ve serebellum dahil olmak üzere birçok beyin bölgesinde cGMP seviyesini arttırdığını göstermiştir (Ferrendelli ve diğerleri, 1980 ).
Zencefil ve bileşiklerinin yüksek antioksidan aktivitesi çok sayıda raporda gösterilmiştir (Ghasemzadeh ve diğerleri, 2010 ; Rehman ve diğerleri, 2011 ). Zencefilin biyoaktif bir bileşeni olan 6-Gingerol'ün doza bağlı olarak nitrik oksit (NO) üretimini engellediği ve lipopolisakkarit (LPS) ile uyarılan fare makrofajlarında indüklenebilir nitrik oksit sentazı (iNOS) azalttığı rapor edilmiştir (Ippoushi ve diğerleri, 2003 ).). NO gibi reaktif nitrojen türleri, sinyal iletimini etkiler ve nöbet gibi hastalık süreçlerine katkıda bulunan DNA hasarına neden olur. Nitrik oksit, çeşitli streslere yanıt olarak uyarılan iNOS tarafından üretilir. NO, yukarıdaki bulgulara ek olarak, nöbet eşiğinin düzenlenmesi de dahil olmak üzere çok çeşitli fizyolojik fonksiyonları etkileyen çözünür guanilil siklazın (sGC) aktivasyonu yoluyla siklik guanozin monofosfat (cGMP) seviyesini de arttırır (Ni Dhi ve ark., 1999 ). Çok sayıda deneysel çalışma ve klinik gözlem, zencefilin bazı merkezi sinir sistemi etkilerini etkilediğini göstermektedir (Felipe ve ark., 2008 ).), ancak etkisinin kesin mekanizmaları tam olarak bilinmemektedir. Gözlenen etkilerin yüksek hücre içi cGMP seviyesinden kaynaklanması oldukça olasıdır. PDE'ler, cGMP'ye bağlı kanallar ve PKG dahil olmak üzere cGMP ve aşağı akış hedeflerinin, nörotransmisyon, uzun vadeli güçlendirme, gen ekspresyonu, nörotoksisite ve nörodejeneratif süreçleri düzenlediği kaydedildi (Wang & Robinson, 1997 ). NO/cGMP yolunun bileşenleri, merkezi sinir sisteminde hem uyarıcı hem de engelleyici amino asitlerin salınımını modüle eder (Prast ve Philippu, 2001 ; Yu ve Eldred, 2005 ). Epileptik deşarjların ana nedeni eksitatör ve inhibitör nörotransmisyon arasındaki dengesizlik olduğundan, cGMP beyindeki konvülzan aktiviteyi etkileyebilir (Garthwaite & Boulton,1995 ). Bu nedenle, zencefilin antioksidan özelliği ve nitrik oksit sentaz inhibitör etkisinin, bu çalışmada bu tür inhibitör yanıttan en azından kısmen sorumlu olabileceği görülmektedir.
Çoğu AED, farmakolojik etkinin üç ana mekanizmasıyla hareket eder. GABAerjik sistemin inhibitör potansiyelini yoğunlaştırırlar, uyarıcı sinir iletimini azaltırlar ve/veya başta kalsiyum, sodyum ve potasyum olmak üzere voltaja bağlı iyon kanallarını etkilerler (Lasoń ve diğerleri, 2011 ). PB gibi AED'lerin farmakolojik etkisi, her şeyden önce GABAerjik sistem üzerindeki etkiye bağlıdır. PB, GABA'nın bir agonistidir ve gelişimi, epilepsinin GABAerjik hipotezi ile sıkı bir şekilde ilişkilendirilmiştir. GABA A üzerindeki etkilere ek olarakreseptörleri, barbitüratlar, AMPA reseptörlerini bloke eder ve yüksek voltajla aktive olan kalsiyum kanalları üzerindeki bir etki yoluyla glutamat salınımını inhibe ederler. Bu kanallar, elektrofizyolojik özelliklerine göre çeşitli alt tipler-L, N, P/Q ve R-tipi olarak sınıflandırılır (Armijo ve diğerleri, 2005 ). Barbitüratlar, GABA A reseptörleri üzerindeki etkilerinin yanı sıra AMPA/kainat reseptörlerini bloke eder ve P/Q tipi yüksek voltajla aktive olan kalsiyum kanallarına etki ederek glutamat salınımını engeller ve bu sayede nöronlara kalsiyum girişini azaltır. daha sonra nöronal hücrelerde aksiyon potansiyellerinin oluşumunu azaltır (Czapiński ve diğerleri, 2005 ; Lason ve diğerleri, 2011 ). Ca 2+ BlokajıBir dizi in vivo ve in vitro çalışmada gösterilen kanallar, zencefilin önemli bir farmakolojik etkisidir (Ghayur ve diğerleri, 2008a , b ; Heinemann ve diğerleri, 1977 ). Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, zencefil gibi Ca2 + kanal bloke etme özelliklerine sahip bitkiler bu tür gözlenen etkileri gösterebilir. Bu nedenle veriler, zencefil özü ile PTZ kaynaklı nöbetin önlenmesinin altında yatan mekanizmanın, en azından kısmen, nöbet eşiğinin kalsiyum kanalı inhibisyonu ve kalsiyum homeostaz bozukluğu üzerindeki etkisini azaltarak aracılık içerdiğini göstermektedir.
Çalışmamızda sunulan veriler, zencefilin farelerde iv PTZ enjeksiyonu ile indüklenen hem miyoklonik hem de genelleştirilmiş klonik nöbetler için eşiği arttırdığını göstermiştir. PTZ ile indüklenen nöbetleri takiben NO'daki artış, hücre içi cGMP seviyesinde artışa yol açar ve ardından cGMP için önemli bir hücre içi reseptör olan PKG'yi aktive edebilir. PKG beyinde sadece düşük seviyelerde not edilmesine rağmen, nöronlardaki kalsiyum konsantrasyonunun düzenlenmesinde, aksiyon potansiyellerinin üretilmesinde ve nörotransmitterlerin salınımında önemli bir rol oynar. Bu sonuçlara, PKG'nin kalsiyum kanalları da dahil olmak üzere bazı iyon kanalları üzerindeki etkisi aracılık ediyor olabilir. Kalsiyum kanallarının bu enzim tarafından fosforilasyonu onların bloke olmasına, hücre içi kalsiyum seviyesinin düşmesine ve nöronal uyarılabilirliğin azalmasına yol açar (Wang & Robinson,1997 ). NO/cGMP/PKG yolunun ayrıca nöronlarda nörotransmitter salınımını azaltabilen N- ve P/Q tipi voltaja bağlı kalsiyum kanallarının aktivitesini inhibe ettiği rapor edilmiştir (Yu & Eldred, 2005 ). Ayrıca, PKG'nin kalsiyumla aktive olan potasyum kanallarını modüle ettiği de rapor edilmiştir. Bu kanallar, potasyum akışının modülasyonu ile membran potansiyellerini düzenleyen ana bileşenlerdir ve bunların fosforilasyonu, sonuç olarak nöronların hiperpolarizasyonuna ve voltaj kapılı kalsiyum kanallarının inhibisyonuna yol açar (Wang & Robinson, 1997 ).). 6-shogaol, 1-dehidro-10-gingerdion ve 10-gingerdion gibi zencefil biyoaktif bileşenlerinin ayrıca LPS kaynaklı NO üretimini azalttığı ve 6-shogaol ve 1-dehidro-10-gingerdion'un etkili bir şekilde bildirildiği bildirilmiştir. iNOS ifadesini azaltır (Koh ve diğerleri, 2009 ). Bu kanıtlar, zencefilin ve bazı bileşenlerinin in vitro olarak etkili antioksidanlar olduğunu ve antikonvülsan etkiler ve dolayısıyla nöbet eşiğinin yükselmesi nedeniyle NO/cGMP/PKG yolunu engelleyebileceğini düşündürmektedir.
Yüksek dozlarda glutamat, nöroendokrin anormallikler (Moreno ve diğerleri, 2005 ), nörodejenerasyon, nörotoksisite (Chapano-Hue ve diğerleri, 2002 ) ve farklı organlarda oksidatif hasar (Farombi ve Onyema, 2006 ; Pavlovic ve diğerleri, 2007 ) üretti.). mGluRI olarak bilinen glutamat reseptörleri, normal nöronal korteksin, nöbet deşarjlarının üretimi için daha düşük bir eşik ile kalıcı bir hipereksiz durumuna dönüştürüldüğü bir epileptojenik sürecin başlamasını kuvvetle düşündürdü. Bu epileptogenez formunun, tetikleyici ajanın glutamat reseptörleri üzerinde etkili olması nedeniyle klinik olarak anlamlı olduğu öne sürülmüştür ve glutamat, uzun süredir nöbet deşarjlarının ifadesinin altında yatan CNS'de anahtar uyarıcı verici olarak kabul edilmiştir (Anwyl, 2009 ; Merlin & Wong, 1997). Zencefilin, antikonvülsan aktiviteden ve nöbet deşarjlarının önlenmesinden sorumlu olabilecek glutamat reseptörleri üzerinde nöroprotektif ve inhibitör etkileri olduğu gösterilmiştir (Shanmugam ve diğerleri, 2011 ; Waggas, 2009 ). Çözüm
Sonuç olarak, bu çalışmada, farelerde zamanlı PTZ infüzyon testinde zencefil ekstraktının antikonvülsan etkisi olduğunu gösterdik. Özetle, zencefilin antikonvülzan etkisine antioksidan mekanizmalar, oksidatif stres inhibisyonu ve farklı kalsiyum kanalları ve hem uyarıcı hem de inhibitör nörotransmisyon sistemleri üzerindeki eşzamanlı etki aracılık etmiş olabileceğini varsayabiliriz. AED'ler ve zencefil arasındaki etkileşimlerin kesin moleküler mekanizması, ileri deneylerde araştırılmalıdır. Sonuçlarımız epileptik nöbetli hastalarda zencefil kullanan yeni tedavi yöntemlerini destekleyebilir. Olumlu farmakodinamik özellikler ve akut yan etkilerin olmaması nedeniyle, test edilen etkileşimler faydalı olabilir ve klinik deneylerde test için dikkate alınmaya değer olabilir. İlgili Araştırma Verileri
Erkek Wistar sıçanlarında deneysel pentilentetrazol kaynaklı nöbet modeline karşı Tanacetum Polycephalum hidroalkolik özütünün antikonvülsan ve nöroprotektif etkileri.
Kaynak: Wiley
Buxus hyrcana Pojark hidroetanol özütünün erkek sıçanlarda pentilentetrazol ile indüklenen nöbet modeline karşı antiepileptik ve nöroprotektif etkisi.
Kaynak: Informa UK Limited
tarafından sağlanan bağlantı
Teşekkür
Bu araştırma projesinde yardımları için Sayın Ali Gomar'a teşekkür ederiz. çıkar beyanı
Yazarlar, rekabet eden çıkarları olmadığını beyan eder.
Önceki makaleSorunun içindekiler tablosunu görüntüleyinSonraki makale Referanslar
Zencefil, Ingwer, Zingiber officinale ROSCOE
Familyası: Zencefilgillerden, Ingwergewachse, Zingiberaceae
Drugları: Zencefil kökü; Zingiberis rhizoma Zencefil esansı; Zingiberis aetheroleumZencefil kökünden çay, esans, tentür ve natürel ilaç yapılır.
Giriş: Zencefilin asıl vatanı Hindistan olup buradan diğer ülkelere ya-yılmıştır. Günümüzde Jamaika, Çin ve Hint zencefili diye anılan çeşitli türleri vardır ve bunlardan en kalitelisi Jamaika zencefilidir. Mendoza Doğu Hindistan’dan Amerika’ya 1547 yılında getirmiş ve bu tarihten iti-baren burada yetiştirilmeye başlanmıştır. Tarihte baharat olarak kullanılan zencefil pasta, bira ve şarap yapımında kullanılmış, çorba ve etli yemeklere katılmıştır. Zingiber kelimesi Hintçe singovera (boynuz gibi) kelimesinde türemiştir.
Botanik: Zencefil 1-2m boyunda çok yıllık bitki olup tropik ülkelerde yetişir. Kökleri yumru gibi birbirine bağlı, yatsı, boynuz gibi ve etlimsi olup bu köklerle çevresine yayılır. Oval şekilde kenarları bütün fakat hafif dalgalı, koyu yeşil renklidir. Yaprak bir gövdeye sarılan boru şeklindeki kısım, bir de gövdeye oturmuş olan iki kısımdan oluşur. Yapraklı sürgünler 1-2m boyunda olabilirken çiçek koçanını taşıyan sürgün 20cm boyundadır. Çiçek koçanı 4-6cm büyüklüğünde olup üzeri sıra sıra kiremitlerle dizilmiş gibidir. Bu kiremit şeklindeki esmerimsi yaprakların altından çıkan çiçek sapları üzerinde çiçekleri bulunur.
Yetiştirilmesi: Tropik ülkelerde yetiştirilen bitki Türkiye’nin sıcak bölgelerinde yazın dışarıda kışın içerde yetiştirilebilir.
Hasat zamanı: Sonbaharda yaprakları solup döküldükten sonra kökleri çıkartılarak iyice yıkanır, dış kabuğu soyulup ve bir gece soğuk suda bekletildikten sonra güneşte kurutulur.
Bileşimi: Zencefil kökünün birleşimindeki maddeleri şöyle sıralayabiliriz;
a) Eterik yağlar %1-3 arasında olup bunlarda 3 gruba ayrılır. 1) Sesquiterpenler; (-)-α-Zingiberen %30, Sesquiphellandren %15-20 (-)-β-Bisabolen %10-15 (+)-ar-Curcumen, α-Farnesen 2) Sesquiterpenalkoller; β-Sesquiphellandrol, Zingiberol (cis ve trans-β- Eudesmoldan oluşur)
3) Monoterpenlerler; Neral, Geraniol, Citral ve Campher
b) Arylalkanlar (Phenylpropanlar) %5-8 oranında olan bu bileşikler uçucu değildir ve 4 gruba ayrılırlar.
1) Gigerollar [6]-Gingerol en önemlisi olup ayrıca [8]Gingerol, [10]-Gingerol, Gingerolmetileter, Gingerol-asetat ve Gingerolsulfonasit
2) Shogaoller; [6]-Shogaol en etkili olanı olup bundan daha büyük olanların kalitesi düşüktür. Shogaoller zencefilin depolanması sırasında Gingerollerin parçalanması ile ortaya çıkar.
3) Zingerollar depolama sırasında Gingerollerin parçalanmasında ortaya çıkar. Fazla olursa kaliteyi düşürür.
4) Diarylheptanoitler; Gingerenon A ve B c) Hidroksibenzoeasit türevleri; Ferula asit, p-Cumarasit, Sinapinasit, p-hidroksibenzoeasit, Vanillenasit
d) Ayrıca Sabit yağlar, şeker, müsilaj, şeker ve Antosiyanidinlerden; Cynadin-3-glikozit
Araştırmalar: Zencefil kökü tozu ile üç önemli alanda araştırmalar yapılmıştır. Birinci olarak kinetozis (bulantı, kusma, baş dönmesi gibi rahatsızlıklara araba veya vapur tutması sonucu) üzerine yapılan araştırmalarda gayet açık ve net olup etkisi ispatlanmıştır. Romatizma ve kansere karşı etkisi üzerine yapılan deneylerde etkili olduğu görülmüştür. Kinetozis ile ilgili deneylerden birkaç örnek verebiliriz;
1) D.B.Mowrey ve ekibi 1982’de 36 kinetozis rahatsızlığı (gemi, vapur, tren, uçak veya araba tutması nedeni ile kişide görülen bulantı, kusma kırgınlık ve baş dönmesi gibi haller) olan hasta üzerinde tedavi denemesi yapılmıştır. Bu hastalara Zencefil tozundan günde 1gr 3 defa vermek suretiyle yapılan tedavide hastaların iyileştiği görülmüştür. (ZP.4.00.206)
2) A.Grontued, E.Hentzer ve3 ekibi 1986’da vertigo (baş dönmesi ve bulantı) rahatsızlığı olan 8 hastaya günde 1gr Zencefil tozu vermiş ve hastaların iyileştiğini tespit etmiştir. (ZP.4.00.206). A.Grontued ve ekibi 1988’de 79 deniz subayı üzerinde zencefil tozu ve plasebo ile tedavi denemesi yapmıştır. Zencefil tozu alanların kinetozis rahatsızlıklarından (kusma, baş dönmesi, bulantı ve aşırı terleme) kurtulduklarını tespit etmiştir.
3) MB.Bone, DJ.Wilkinson, JR.Young, J.Mc.Neil, Chartton ve ekipleri 1990’da kusma rahatsızlığı (emetik) olan 60 hasta üzerinde 1gr Zencefil tozu vererek tedavi denemesi yapmışlar ve neticede has-taların iyileştiği görülmüştür. (ZP.4.00.206)
4) K.C.Srivastava, T.Mustafa ve ekipleri 1989 ve 1992’de toplam 56 romatizmalı hasta üzerinde Zencefil tozu ile tedavi denemesi yapmışlar ve hastaların iyileştiğini tespit etmişlerdir. (ZP.4.00.206)
5)Hamilelik kusmasına karşı Fischer-Rasmussen ve ekibi 1990 yılında hastalar üzerinde Zencefil tozu ile tedavi denemesi yapmışlar. Bir kısmında kusma tamamen yok olurken bir kısmında da oldukça azalmıştır. (P.T.225)
6) Londra’nın St.Bartholomes Hospital isimli hastanesinde 1990 yılında ameliyat sonrası bulantı (postoperatif nausea) rahatsızlığı olan hastalar üzerinde Zencefil tozu veya kimyasal ilaçla tedavi denemesi yapılmış ve Zencefil tozu alanlarda çabuk iyileşme görülmüştür. (A.Chevallier.153)
7) Epiemsiye (Sara Hastalığı, antikonvülzan) karşı etkili olduğu yapılan çalışmalar ile belgelenmiştir.
Tesir şekli: Antiemetik (kusmayı önleyici), bulantı önleyici, salgı artırıcı, şişkinliği önleyici, kalbi kuvvetlendirici ve bağırsakları çalıştırıcı (peristaltik) özelliklere sahiptir.
Kullanılması:
a) Araştırmalara göre; yapılan araştırmalarda ispatlanmıştır ki Zencefil kökü tozu, başta kusma, kinetozis (vapur, gemi, araba, uçak, tren vb vasıtaların sebep olduğu kusma, bulantı, kırgınlık ve baş dönmesi gibi rahatsızlıkların) etkili olduğu tespit edilmiştir.
b) Komisyon E’nin 05/05/1988 tarih 85 nolu ve 13/03/1990 tarih ve 50 nolu Monografi bildirisinde hazımsızlık ve kinesiya rahatsızlığına (seyahat hastalığı) karşı etkili olduğu beyan edilmiştir.
c) Homeopati’de; Zencefil kökünden elde edilen tentürün başta burun deliklerinin kuruması, öksürük, astım, romatizma, hazım rahatsızlıkları ve gırtlak ağrısına karşı etkili olduğu iddia edilmektedir.
d) Aroma tedavisi; Zencefil yağı başta ara doku iltihapları, bademcik iltihapları, iştahsızlık, dermansızlık, hazım rahatsızlıkları (şişkinlik ve kabızlık) seyahat hastalıkları (kinesiya) ve iktidarsızlığa karşı kullanılır.
e) Halk arasında; kusma, bulantı, baş dönmesi ve kırgınlık gibi seyahat sırasında çıkan rahatsızlıklar ile hamile kadınlarda kusma, baş ağrısı, migren, kramp, cinsel yetersizlik (iktidarsızlık), kokuşma, şişkinlik, kabızlık, grip, ishal ve terleme gibi rahatsızlıklar, mide ve karaciğer üşütmesi ve de kanı temizlemek ve inceltmek için kullanılır.
Açıklama: Kimyasal ilaçlarla (dimenhydrinat) ve Zencefil tozu ile ayrı ayrı gruplarla kinesiya hastaları üzerinde yapılan deney ve test sonuçlarından Zencefil tozunun hiçbir yan tesirinin olmadığı ve hastaları iyileştirdiği oysa kimyasal ilaçların hastaların merkezi sinir sistemine zarar verdiği görülmüştür.
Çayı: Bir kahve kaşığı ince kıyılmış Zencefil kökü demliğe konur. Üzerine 300-400ml kaynar su ilave edilerek 8-10dk demlenmeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir. Zencefil kökü çok acıdır. Bu nedenle genellikle diğer şifalı bitkilerle karıştırılarak çay harmanı yapılır.
Çay Harmanları: Gökçek İştah çayı (hazımsızlık, şişkinlik ve tıkanma gibi ve iştahsızlık);>30gr Melek otu kökü>30gr Pelin otu>20gr Çentiyan kökü>20gr Kantaronotu Gökçek İştah çayı (iştahsızlık, tıkanma ve şişkinlik);>30gr Zencefil kökü>30gr Çentiyan kökü>30gr Pelin otu>20gr Kantaronotu Gökçek Hazım çayı (şişkinlik, tıkanma ve iştahsızlık);>20 gr Papatya çiçeği>20 gr Kantaron otu>20 gr Zencefil kökü>20 gr Kimyon tohumu>20 gr Rezene tohumu
Gökçek Sinir ve uyku çayı (sinirsel nedenlerle uyuyama);>30 gr Kılıç otu>20 gr Kedi otu kökü>20 gr Oğul otu yaprağı>20 gr Kakule >10 gr Zencefil
Gökçek Kineisya (seyahat hastalığı) çayı;>50 gr Zencefil kökü>40 gr Nane yaprağı>10 gr Lavanta çiçeği
Baharatı: Zencefil kökünden elde edilen toz veya eter yağı pasta, çorba, sulu yemekler, etli yemeklere aroma ve tat verici olarak katılır.
Araştırmalar: Zencefil kökü su buharı damıtması (destilasyon) ile elde edilir. Yukarıdaki rahatsızlıklara karşı kullanıldığı gibi kas krampları, bel ağrısı, sinirsel ağrı ve iltihaplar, sindirim bozuklukları ve yorgunluğa karşı kullanılır. Ayrıca parfüm, baharat ve soslara da katılır.
Homeopati’de: Zencefil kökünden 20gr ince kıyıldıktan sonra bir şişeye konur ve üzerine 80ml %70’lik Alkol ilave edilerek 4-6hafta bekletilir. Sonra süzülerek Homeopati’de ismi ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-5defa 10-15damla alınır.
Hastalığın belirtileri (semptom): 1) Mide ağır, sanki taş doluymuş gibi 2) Başa kan hücumu nedeniyle baş ağrısı ve migren 3)Baş ağırmış gibi hissedilmesi 4) Eğilince başın içi yere düşecekmiş gibi hissedilmesi 5) Astım ve gırtlak altı yanması 6) Burun kuru hissedilir ve tıkanıksa 7) Burunda kaşıntı olursaBu gibi hallerde Zencefil tentürü kullanılır.
Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur fakat acı olması nedeniyle fazla kullanılamaz.
Erkek farelerde zencefil ( Zingiber officinale ) ekstresinin kronik uygulanmasıyla pentilentetrazol kaynaklı nöbet eşiğinin değiştirilmesi
Abdülkerim Hüseyni
&
Naser Mirazi
Sayfalar 752-757 | Alındı 12 Mart 2014, Kabul Edildi 02 Tem 2014, Online Yayınlandı: 22 Ocak 2015Soyut
Bağlam : Geleneksel Çin tıbbında kullanılan Zingiber officinale Roscoe (Zingiberaceae) veya zencefil, antioksidan aktiviteye ve nöroprotektif etkilere sahiptir. Bu bitkinin klonik nöbet üzerindeki etkileri henüz araştırılmamıştır.
Amaç : Bu çalışma, erkek farelerde pentilentetrazol (PTZ) ile oluşturulan bir klonik nöbet modelinde zencefilin antikonvülsan etkisini değerlendirdi.
Gereç ve yöntem :Z. officinale'nin antikonvülsan etkisi, farelerde iv PTZ ile indüklenen nöbet modelleri kullanılarak araştırıldı. Z. officinale'nin hidroetanol ekstraktının farklı dozları (25, 50 ve 100 mg/kg) , PTZ indüksiyonundan 1 hafta önce her gün intraperitonal ( ip ) uygulandı. Bir referans standardı olan fenobarbital sodyum (30 mg/kg) da karşılaştırma için test edilmiştir. Zencefilin üç ayrı nöbet son noktasının, örneğin miyoklonik, jeneralize klonik ve tonik uzatma fazının ortaya çıkması üzerindeki etkisi kaydedildi.
Sonuçlar : Z. officinale'nin hidroetanol özütü, 25-100 mg/kg dozlarında (55.33 ± 1.91'e karşı 24.47 ± 1.33 mg/kg, p < 0.001) miyoklonik nöbetin başlama süresini önemli ölçüde artırdı ve jeneralize klonik (74.64 ± 3.52) önemli ölçüde önledi . 47.72 ± 2.31 mg/kg, p < 0.001) ve kontrol grubu ile karşılaştırıldığında PTZ tarafından indüklenen nöbetin ön ayak tonik uzantısı (102.6 ± 5.39'a karşı 71.82 ± 7.82 mg/kg, p < 0.01) eşiğini artırdı.
Tartışma ve sonuç : Sonuçlara göre, zencefilin hidroetanol özütü, muhtemelen inhibitör ve uyarıcı sistemler, antioksidan mekanizmalar ve oksidatif stres inhibisyonu ile etkileşim yoluyla antikonvülsan etkilere sahiptir.
- Antikonvülsan etki
- antioksidan aktivite
- klonik nöbet
- ön ayak/arka ayaklar tonik uzatma
- nöroprotektif etki
- PTZ kaynaklı nöbet
- Geleneksel Çin Tıbbı
Önceki makaleSorunun içindekiler tablosunu görüntüleyinSonraki makale giriiş
Epilepsi, yaklaşık %1 prevalans oranıyla tekrarlayan, önceden tahmin edilemeyen nöbetlerle karakterize yaygın bir nörolojik bozukluktur (McNamara, 1986 ). Günümüzde epilepsinin altında yatan mekanizmaları ortaya çıkarmak ve epilepsi tedavisi için daha etkili ilaçlar bulmak için çok sayıda araştırma yapılmaktadır. Mevcut antiepileptik ilaçlar, vakaların sadece yaklaşık %40'ında nöbetlerde etkili olabilir ve diğer vakalarda sadece konvülsiyon sıklığını azaltır (Delgado-Escueta ve ark., 1999 ). Ne yazık ki, çeşitli anti-epileptik ilaçların (AED'ler) mevcudiyetine rağmen, modern AED'lerle tedavi edilen hastaların yaklaşık yarısı nöbet geçirmeye devam ediyor (Pitkanen, 2002 ).). Ayrıca klinikte sıklıkla kullanılan ilaçların istenmeyen yan etkileri tedaviyi zorlaştırmaktadır; yeni antikonvülzan türleri için bir talep mevcuttur. Yeni antiepileptik ilaçları aramaya yönelik yaklaşımlardan biri, yeni yapısal sınıflara ait doğal olarak oluşan bileşiklerin araştırılmasıdır (Sayyah ve ark., 2011 ).
Beslenme antioksidanları ile diyet zenginleştirmenin beyin hasarını ve bilişsel işlevi iyileştirebileceğine dair kanıtlar vardır (Bisson ve diğerleri, 2008 ; Head, 2009 ). Zingiber officinale Roscoe (Zingiberaceae) veya zencefil, baharat olarak yaygın olarak kullanılmaktadır. Hintlilerin ve Çinlilerin 5000 yılı aşkın bir süredir birçok rahatsızlığı tedavi etmek için tonik kök olarak zencefil ürettiklerine inanılıyor ve bu bitki şu anda Hindistan'ın en büyük üretici olduğu nemli tropik bölgelerde yetiştiriliyor (Benzie & Sissi, 2011 ).). Zencefilin rizomlarından elde edilen oleoresin, çeşitli dikkate değer farmakolojik ve fizyolojik aktiviteler uyguladığına inanılan birincil keskinleştirici bileşen olan 6-gingerol gibi birçok biyoaktif bileşen içerir. Zencefil, soğuk algınlığı, artrit, migren ve hipertansiyon gibi çok sayıda rahatsızlığın tedavisinde binlerce yıldır kullanılmaktadır (Benzie & Sissi, 2011 ). Geleneksel Asya tıbbında mide ağrılarının (Mascolo ve diğerleri, 1989 ), mide bulantısının, ishalin ve eklem ve kas ağrılarının (Ojewole, 2006 ) tedavisinde kullanılmaktadır. Son zamanlarda, birkaç araştırma grubu zencefilin anti-inflamatuar etkilere sahip olduğunu göstermiştir (Chang ve diğerleri, 1995 ; Lantz ve diğerleri, 2007 ).), antioksidan aktivite (Kuo ve diğerleri, 2005 ; Nanjundaiah ve diğerleri, 2011 ) ve bir nöroprotektif etkiler (Shanmugam ve diğerleri, 2011 ; Waggas, 2009 ). Zencefildeki antioksidanlar arasında gingeroller, shogaoller ve bazı fenolik keton türevleri bulunur. Zencefildeki anti-inflamatuar ve antioksidan özellikler, gut, osteoartrit ve romatoid artrit gibi çeşitli inflamatuar bozuklukların hafifletilmesine yardımcı olur. Enflamasyonun neden olduğu ağrıda önemli bir rahatlama sağlar ve şişlik ve sabah tutukluğunun azaltılmasına yardımcı olur (Habib ve ark., 2008 ). Başka bir çalışma, zencefilin bir sıçan omurilik yaralanmasında hücre ölümünü azaltabileceğini ve motor fonksiyonunu eski haline getirebileceğini düşündürmektedir (Kyung ve diğerleri, 2006 ).
Epilepsi indüksiyonu için laboratuvar modelleri, epilepsinin mekanizmalarını ve predispozan faktörlerini analiz etmeyi ve antikonvülsif ilaçları ve tedavi yöntemlerini değerlendirmeyi mümkün kılar. Bu modellerden biri, farelerde kuyruk damarından (Nutt ve diğerleri, 1986 ; Orloff ve diğerleri, 1949 ) sabit bir akış hızına sahip bir intravenöz PTZ (iv PTZ) infüzyonu veya sıçanlarda juguler ven kateteridir (Pollack & Shen) . , 1985 ) nöbet yanıtını güvenilir, tekrarlanabilir ve hızlı bir şekilde ortaya çıkarır. Doza bağlı olarak, PTZ miyoklonik ani hareketler, klonik konvülsiyonlar veya ön ayaklar/arka uzuvlar tonik ekstansör üretebilir (Snead, 1992 ; Swinyard ve diğerleri, 1989 ).). Bu çalışmanın amacı, farelerde zamanlı iv PTZ nöbet testinde Z. officinale'nin hidroetanol özütünün antikonvülsan aktivitesini değerlendirmekti. Malzemeler ve yöntemler
Bitki materyali ve ekstraktın hazırlanması
Z. officinale'nin (herbaryum kod no. 1483) taze rizomları, Ekim 2012'de Tahran, İran'daki Tıbbi Bitkiler Enstitüsü'nden satın alındı ve Dr. R. Kalvandi tarafından Botanik Laboratuvarı, Biyoloji, Hamedan, İran'da doğrulandı. Köksapın bir örneği, İran Bu-Ali Sina Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü'nün yerel herbaryumunda saklandı. Z. officinale'den yaklaşık 200 g havada kurutulmuş rizom tozu , oda sıcaklığında süzme yöntemi kullanılarak 3 L %80 sulu etanol ile özümlendi. Ekstraktlar filtre kağıdından süzüldü ve bir döner buharlaştırıcı kullanılarak maksimum 45 °C'de azaltılmış basınç altında kuruyana kadar buharlaştırıldı. Zingiber officinale , %33.28 kuru ekstrakt verdi.Zingiber officinale özü (ZOE), %50 a/h stok konsantrasyonuna kadar normal tuzlu su içinde çözündürüldü ve daha sonra 4 °C'de saklandı. Dozaj hesaplamaları, hayvanların vücut ağırlığına dayanıyordu. İlaçlar
Kullanılan ilaçlar PTZ (Sigma, Bristol, İngiltere'den satın alındı) ve fenobarbital (PB) Na (Chemidaru Industrial Company, Tahran, İran'dan satın alındı) idi. PTZ, %1 w/v solüsyonu olarak tuzlu su içinde hazırlandı. PB'nin doz-yanıtına ilişkin önceki çalışmaya dayanarak (Markowitz ve diğerleri, 2011 ), bu araştırma için uygun bir doz olarak 30 mg/kg (fizyolojik salin solüsyonunda çözülmüş) doz seçilmiştir. deney hayvanları
Çalışmada 30 ± 5 g (Razi Enstitüsü, Karadj, İran) ağırlığındaki yetişkin erkek İsviçre fareleri kullanıldı. Hayvanlar, 12 saat aydınlık/karanlık döngüsünde 22 ± 2 °C sıcaklıkta, yiyecek ve suya serbest erişimi olan standart polikarbonat kafeslerde barındırıldı ve deneylerden en az 1 hafta önce iklime alıştırıldı. Deneyler 09:00 - 15:00 saatleri arasında gerçekleştirilmiştir. Hayvanlar, Laboratuar Hayvanlarının Bakımı ve Kullanımı Kılavuzu'nda (Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) yayın 86-23; revize 1985) ana hatlarıyla belirtilen kriterlere uygun olarak işlendi. Tüm protokoller Bu-Ali Sina Üniversitesi kurumsal etik kurulu tarafından da onaylandı. Her fare sadece bir kez kullanıldı ve her tedavi grubu en az altı hayvandan oluşuyordu. Hayvanlar rastgele aşağıdaki gruplara ayrıldı:
Grup I: farelere PTZ enjeksiyonundan 1 hafta önce normal kontrol olarak araç (normal salin 1 ml/kg, ip ) verildi. Grup II: fareler, PTZ enjeksiyonundan önce 1 hafta boyunca günlük olarak PB Na (30 mg/kg, ip ) aldı. Grup III: fareler, PTZ enjeksiyonundan önce 1 hafta boyunca her gün zencefil özütü (25 mg/kg, ip ) ile tedavi edildi. Grup IV: fareler, PTZ enjeksiyonundan önce 1 hafta boyunca her gün zencefil özütü (50 mg/kg, ip ) ile tedavi edildi. Grup V: fareler, PTZ enjeksiyonundan önce 1 hafta boyunca günlük zencefil özütü (100 mg/kg, ip ) ile tedavi edildi. Farelerde zamanlı iv PTZ infüzyon testi
Test, daha önce bildirilen bir yönteme dayalı olarak farelerde gerçekleştirildi (Mandhane ve diğerleri, 2007 ).). PTZ solüsyonu ile önceden doldurulmuş bir insülin şırıngasına takılan bir kelebek kanül (iğne boyutu 30G, DENTSPLY MPL Technologies, İngiltere) kullanıldı. İnfüzyon amacıyla hayvan zaptedildi ve kuyruk damarına iğne sokuldu. İğne, şırınga pompasına (GMS Syringe Pump, JMS Singapore Pvt Ltd., Singapur) yerleştirilen plastik bir şırınga ile polietilen boru ile bağlandı. Damardaki iğne yerleşiminin doğruluğu, kanülde kan görülmesiyle doğrulandı. İğne, özel bir bantla kuyruğa sabitlendi. Hayvan, havalandırma için delikleri olan şeffaf bir Perspex kutuda tutuldu. Bu sayede hayvan, takılı kanül üzerinde herhangi bir zorlama olmaksızın, şiddetli bir mücadele olmaksızın kutu içinde serbestçe hareket edebilmiştir. Şırınga, salin içinde %1 PTZ çözeltisi içeriyordu, bu, 1 ml/dk'lık sabit bir hızda kısıtlanmamış hayvanın damarına uygulandı. PTZ solüsyonunun infüzyonunun başlangıcından üç ayrı son noktanın, yani ilk miyoklonik seğirmenin, doğrulma refleksinin kaybıyla birlikte genelleştirilmiş klonun ve ön ayak/arka uzuvların tonusunun ortaya çıkmasına kadar geçen zaman aralıkları kaydedildi. Eşikler, aşağıdaki formüle göre her son nokta için ayrı ayrı hesaplandı: PTZ eşik dozu (mg/kg) = (infüzyon süresi (s) x infüzyon hızı (ml/s) x PTZ konsantrasyonu (mg/ml) x 1000)/ vücut ağırlığı kg. istatistiksel analiz
İstatistiksel analiz, SPSS yazılımı (Sürüm 21; SPSS Inc., Chicago, IL) kullanılarak yapıldı. Nöbet eşikleri, her son noktanın ilk belirgin işaretini üretmek için gereken PTZ miktarı (mg/kg olarak) ± SEM (ortalamanın standart hatası) olarak ifade edildi ve ardından tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile analiz edildi. Türkiye'nin post hoc testi. p < 0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Sonuçlar
Farelerde sabit bir akış hızına sahip intravenöz bir PTZ infüzyonu, aşağıdaki sırayla klişeleşmiş nöbet tepkisini ortaya çıkardı: miyoklonik seğirme, doğrulma refleksinin kaybıyla birlikte genelleştirilmiş klonus ve ön ayak tonusu. İnfüzyon ilerledikçe nöbet tezahürü bir aşamadan diğerine ilerledi. İnfüzyonu kontrol ederek nöbet aktivitesini sınırlamak mümkün oldu. PTZ çözeltisinin konsantrasyonu ve infüzyon hızı sabitti. Bu nedenle, hayvanın vücut ağırlığı ve infüzyon süresi, tek bir hayvan için eşik dozunun hesaplanmasında kullanılması gereken tek değişkendi. Farklı dozlarda zencefilin miyoklonik nöbet eşiğine etkisi
Zencefilin farelerde iv PTZ nöbet eşiği testinde ilk miyoklonik seğirme için nöbet eşikleri üzerindeki etkisi Şekil 1'de gösterilmektedir ( F (4, 29) = 26.992, p < 0.001). 25 ila 100 mg/kg arasında değişen dozlarda zencefil, farelerde zamanlı iv PTZ infüzyon testinde miyoklonik nöbetler için eşikleri etkiledi ( Şekil 1 ) (41.36 ± 2.81'e karşı 24.47 ± 1.34, 50.19 ± 2.31'e karşı 24.47 ± 1.34 ve 55.33 ± 1.91) karşı 24,47 ± 1,34 mg/kg, p < 0,001).
Şekil 1. Farelerde iv PTZ nöbet eşiği testinde farklı dozlarda zencefilin (25–100 mg/kg) ilk miyoklonik seğirme eşiği üzerindeki etkisi. Veriler, her gruptaki altı farenin ortalama ± SEM'si olarak sunulur. Verileri analiz etmek için tek yönlü ANOVA ve ardından Tukey'in post hoc çoklu karşılaştırma testi kullanıldı (PB, fenobarbital; ZOE: Zingiber officinale özü). *** p < 0,001 araç kontrolüne (tuzlu su) karşı.

Tam boyutu görüntüle
Jeneralize klonik nöbetler için farklı dozlarda zencefilin eşik üzerindeki etkisi
Şekil 2'de gösterildiği gibi , zencefil , farelerde iv PTZ infüzyonu tarafından tetiklenen genelleştirilmiş klonik nöbetler ( F (4, 29) = 9.416, p < 0.001) için eşikleri etkiler. 50 (63.89 ± 3.29'a karşılık 47.72 ± 2.32 mg/kg, p < 0.01) ve 100 mg/kg'lık (74.64 ± 3.52'ye karşı 74.64 ± 3.52'ye karşı) zencefil ile tedavi edilen hayvan gruplarında klonik nöbet eşiğinde istatistiksel olarak anlamlı bir artış gözlendi. 47.72 ± 2.31 mg/kg, p < 0.001) kontrol grubu ile karşılaştırıldığında.
Şekil 2. Farelerde iv PTZ nöbet eşiği testinde farklı dozlarda zencefilin (25-100 mg/kg) jeneralize klonik nöbet eşiği üzerindeki etkisi. Veriler, her gruptaki altı farenin ortalama ± SEM'si olarak sunulur. Verileri analiz etmek için tek yönlü ANOVA ve ardından Tukey'in post hoc çoklu karşılaştırma testi kullanıldı (PB, fenobarbital; ZOE: Zingiber officinale özü). ** p < 0.05 ve *** p < 0,001 vehikül kontrolüne (tuzlu su) karşı.

Tam boyutu görüntüle
Farklı dozlarda zencefilin ön/arka ekstremite tonik uzatma eşiği üzerindeki etkisi
Şekil 3'te , farelerde zamanlanmış iv PTZ infüzyon testinde ön ayak/arka ayaklar tonik uzantısı ( F (4, 29) = 5.209, p < 0.01) için kontrol (tuzlu su ile tedavi edilen) grubu ile karşılaştırıldığında zencefil eşiği önemli ölçüde arttırdı . Tek yönlü ANOVA, zencefilin istatistiksel olarak anlamlı tonik nöbet eşiğini yükselttiğini ve post hoc analizin 50 (98.59 ± 4.56'ya karşı 71.82 ± 7.82 mg/kg, p < 0.01) ve 100 mg/kg (98.59 ± 4.56'ya karşı) ve 100 mg/kg ( 102.6 ± 5.39'a karşı 71.82 ± 7.82 mg/kg, p < 0.01) kontrol grubu ile karşılaştırıldığında.
Şekil 3. Farelerde iv PTZ nöbet eşiği testinde farklı dozlarda zencefilin (25–100 mg/kg) ön/arka ekstremite tonik uzantısı eşiği üzerindeki etkisi. Veriler, her gruptaki altı farenin ortalama ± SEM'si olarak sunulur. Verileri analiz etmek için tek yönlü ANOVA ve ardından Tukey'in post hoc çoklu karşılaştırma testi kullanıldı (PB, fenobarbital; ZOE: Zingiber officinale özü). * p < 0.05 ve ** p < 0.01 vehikül kontrolüne (tuzlu su) karşı.

Tam boyutu görüntüle
Tartışma
Bu çalışma , farelerde zamanlı PTZ infüzyon testinde Z. officinale'nin antikonvülsan aktivitesini araştırdı . Bu test, hem pro- hem de antikonvülzanlar olmak üzere farklı etki mekanizmalarına sahip çeşitli ajanların taranmasını sağlayan çok hassas bir akut nöbet modeli olarak kabul edilir. Ek olarak, incelenen bileşiklerin nöbet davranışının ayrı bileşenleri üzerindeki etkisini değerlendirmeyi mümkün kılar. PTZ ile indüklenen nöbetler, nöbetlerin en yaygın deneysel modellerinden biri olmasına rağmen, PTZ'nin konvülsiyonlara neden olduğu mekanizma(lar) tam olarak bilinmemektedir. Prokonvülsan aktivitesinin, en azından kısmen, γ-aminobütirik asit (GABA) tip A reseptörleri kompleksindeki klorür iyon kanalı ile etkileşimlerin aracılık ettiği yaygın olarak kabul edilmektedir (Mandhane ve diğerleri, 2007 ).). Ayrıca deneysel kanıtlar, PTZ'nin serebral korteks, hipokampus, striatum ve serebellum dahil olmak üzere birçok beyin bölgesinde cGMP seviyesini arttırdığını göstermiştir (Ferrendelli ve diğerleri, 1980 ).
Zencefil ve bileşiklerinin yüksek antioksidan aktivitesi çok sayıda raporda gösterilmiştir (Ghasemzadeh ve diğerleri, 2010 ; Rehman ve diğerleri, 2011 ). Zencefilin biyoaktif bir bileşeni olan 6-Gingerol'ün doza bağlı olarak nitrik oksit (NO) üretimini engellediği ve lipopolisakkarit (LPS) ile uyarılan fare makrofajlarında indüklenebilir nitrik oksit sentazı (iNOS) azalttığı rapor edilmiştir (Ippoushi ve diğerleri, 2003 ).). NO gibi reaktif nitrojen türleri, sinyal iletimini etkiler ve nöbet gibi hastalık süreçlerine katkıda bulunan DNA hasarına neden olur. Nitrik oksit, çeşitli streslere yanıt olarak uyarılan iNOS tarafından üretilir. NO, yukarıdaki bulgulara ek olarak, nöbet eşiğinin düzenlenmesi de dahil olmak üzere çok çeşitli fizyolojik fonksiyonları etkileyen çözünür guanilil siklazın (sGC) aktivasyonu yoluyla siklik guanozin monofosfat (cGMP) seviyesini de arttırır (Ni Dhi ve ark., 1999 ). Çok sayıda deneysel çalışma ve klinik gözlem, zencefilin bazı merkezi sinir sistemi etkilerini etkilediğini göstermektedir (Felipe ve ark., 2008 ).), ancak etkisinin kesin mekanizmaları tam olarak bilinmemektedir. Gözlenen etkilerin yüksek hücre içi cGMP seviyesinden kaynaklanması oldukça olasıdır. PDE'ler, cGMP'ye bağlı kanallar ve PKG dahil olmak üzere cGMP ve aşağı akış hedeflerinin, nörotransmisyon, uzun vadeli güçlendirme, gen ekspresyonu, nörotoksisite ve nörodejeneratif süreçleri düzenlediği kaydedildi (Wang & Robinson, 1997 ). NO/cGMP yolunun bileşenleri, merkezi sinir sisteminde hem uyarıcı hem de engelleyici amino asitlerin salınımını modüle eder (Prast ve Philippu, 2001 ; Yu ve Eldred, 2005 ). Epileptik deşarjların ana nedeni eksitatör ve inhibitör nörotransmisyon arasındaki dengesizlik olduğundan, cGMP beyindeki konvülzan aktiviteyi etkileyebilir (Garthwaite & Boulton,1995 ). Bu nedenle, zencefilin antioksidan özelliği ve nitrik oksit sentaz inhibitör etkisinin, bu çalışmada bu tür inhibitör yanıttan en azından kısmen sorumlu olabileceği görülmektedir.
Çoğu AED, farmakolojik etkinin üç ana mekanizmasıyla hareket eder. GABAerjik sistemin inhibitör potansiyelini yoğunlaştırırlar, uyarıcı sinir iletimini azaltırlar ve/veya başta kalsiyum, sodyum ve potasyum olmak üzere voltaja bağlı iyon kanallarını etkilerler (Lasoń ve diğerleri, 2011 ). PB gibi AED'lerin farmakolojik etkisi, her şeyden önce GABAerjik sistem üzerindeki etkiye bağlıdır. PB, GABA'nın bir agonistidir ve gelişimi, epilepsinin GABAerjik hipotezi ile sıkı bir şekilde ilişkilendirilmiştir. GABA A üzerindeki etkilere ek olarakreseptörleri, barbitüratlar, AMPA reseptörlerini bloke eder ve yüksek voltajla aktive olan kalsiyum kanalları üzerindeki bir etki yoluyla glutamat salınımını inhibe ederler. Bu kanallar, elektrofizyolojik özelliklerine göre çeşitli alt tipler-L, N, P/Q ve R-tipi olarak sınıflandırılır (Armijo ve diğerleri, 2005 ). Barbitüratlar, GABA A reseptörleri üzerindeki etkilerinin yanı sıra AMPA/kainat reseptörlerini bloke eder ve P/Q tipi yüksek voltajla aktive olan kalsiyum kanallarına etki ederek glutamat salınımını engeller ve bu sayede nöronlara kalsiyum girişini azaltır. daha sonra nöronal hücrelerde aksiyon potansiyellerinin oluşumunu azaltır (Czapiński ve diğerleri, 2005 ; Lason ve diğerleri, 2011 ). Ca 2+ BlokajıBir dizi in vivo ve in vitro çalışmada gösterilen kanallar, zencefilin önemli bir farmakolojik etkisidir (Ghayur ve diğerleri, 2008a , b ; Heinemann ve diğerleri, 1977 ). Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, zencefil gibi Ca2 + kanal bloke etme özelliklerine sahip bitkiler bu tür gözlenen etkileri gösterebilir. Bu nedenle veriler, zencefil özü ile PTZ kaynaklı nöbetin önlenmesinin altında yatan mekanizmanın, en azından kısmen, nöbet eşiğinin kalsiyum kanalı inhibisyonu ve kalsiyum homeostaz bozukluğu üzerindeki etkisini azaltarak aracılık içerdiğini göstermektedir.
Çalışmamızda sunulan veriler, zencefilin farelerde iv PTZ enjeksiyonu ile indüklenen hem miyoklonik hem de genelleştirilmiş klonik nöbetler için eşiği arttırdığını göstermiştir. PTZ ile indüklenen nöbetleri takiben NO'daki artış, hücre içi cGMP seviyesinde artışa yol açar ve ardından cGMP için önemli bir hücre içi reseptör olan PKG'yi aktive edebilir. PKG beyinde sadece düşük seviyelerde not edilmesine rağmen, nöronlardaki kalsiyum konsantrasyonunun düzenlenmesinde, aksiyon potansiyellerinin üretilmesinde ve nörotransmitterlerin salınımında önemli bir rol oynar. Bu sonuçlara, PKG'nin kalsiyum kanalları da dahil olmak üzere bazı iyon kanalları üzerindeki etkisi aracılık ediyor olabilir. Kalsiyum kanallarının bu enzim tarafından fosforilasyonu onların bloke olmasına, hücre içi kalsiyum seviyesinin düşmesine ve nöronal uyarılabilirliğin azalmasına yol açar (Wang & Robinson,1997 ). NO/cGMP/PKG yolunun ayrıca nöronlarda nörotransmitter salınımını azaltabilen N- ve P/Q tipi voltaja bağlı kalsiyum kanallarının aktivitesini inhibe ettiği rapor edilmiştir (Yu & Eldred, 2005 ). Ayrıca, PKG'nin kalsiyumla aktive olan potasyum kanallarını modüle ettiği de rapor edilmiştir. Bu kanallar, potasyum akışının modülasyonu ile membran potansiyellerini düzenleyen ana bileşenlerdir ve bunların fosforilasyonu, sonuç olarak nöronların hiperpolarizasyonuna ve voltaj kapılı kalsiyum kanallarının inhibisyonuna yol açar (Wang & Robinson, 1997 ).). 6-shogaol, 1-dehidro-10-gingerdion ve 10-gingerdion gibi zencefil biyoaktif bileşenlerinin ayrıca LPS kaynaklı NO üretimini azalttığı ve 6-shogaol ve 1-dehidro-10-gingerdion'un etkili bir şekilde bildirildiği bildirilmiştir. iNOS ifadesini azaltır (Koh ve diğerleri, 2009 ). Bu kanıtlar, zencefilin ve bazı bileşenlerinin in vitro olarak etkili antioksidanlar olduğunu ve antikonvülsan etkiler ve dolayısıyla nöbet eşiğinin yükselmesi nedeniyle NO/cGMP/PKG yolunu engelleyebileceğini düşündürmektedir.
Yüksek dozlarda glutamat, nöroendokrin anormallikler (Moreno ve diğerleri, 2005 ), nörodejenerasyon, nörotoksisite (Chapano-Hue ve diğerleri, 2002 ) ve farklı organlarda oksidatif hasar (Farombi ve Onyema, 2006 ; Pavlovic ve diğerleri, 2007 ) üretti.). mGluRI olarak bilinen glutamat reseptörleri, normal nöronal korteksin, nöbet deşarjlarının üretimi için daha düşük bir eşik ile kalıcı bir hipereksiz durumuna dönüştürüldüğü bir epileptojenik sürecin başlamasını kuvvetle düşündürdü. Bu epileptogenez formunun, tetikleyici ajanın glutamat reseptörleri üzerinde etkili olması nedeniyle klinik olarak anlamlı olduğu öne sürülmüştür ve glutamat, uzun süredir nöbet deşarjlarının ifadesinin altında yatan CNS'de anahtar uyarıcı verici olarak kabul edilmiştir (Anwyl, 2009 ; Merlin & Wong, 1997). Zencefilin, antikonvülsan aktiviteden ve nöbet deşarjlarının önlenmesinden sorumlu olabilecek glutamat reseptörleri üzerinde nöroprotektif ve inhibitör etkileri olduğu gösterilmiştir (Shanmugam ve diğerleri, 2011 ; Waggas, 2009 ). Çözüm
Sonuç olarak, bu çalışmada, farelerde zamanlı PTZ infüzyon testinde zencefil ekstraktının antikonvülsan etkisi olduğunu gösterdik. Özetle, zencefilin antikonvülzan etkisine antioksidan mekanizmalar, oksidatif stres inhibisyonu ve farklı kalsiyum kanalları ve hem uyarıcı hem de inhibitör nörotransmisyon sistemleri üzerindeki eşzamanlı etki aracılık etmiş olabileceğini varsayabiliriz. AED'ler ve zencefil arasındaki etkileşimlerin kesin moleküler mekanizması, ileri deneylerde araştırılmalıdır. Sonuçlarımız epileptik nöbetli hastalarda zencefil kullanan yeni tedavi yöntemlerini destekleyebilir. Olumlu farmakodinamik özellikler ve akut yan etkilerin olmaması nedeniyle, test edilen etkileşimler faydalı olabilir ve klinik deneylerde test için dikkate alınmaya değer olabilir. İlgili Araştırma Verileri
Erkek Wistar sıçanlarında deneysel pentilentetrazol kaynaklı nöbet modeline karşı Tanacetum Polycephalum hidroalkolik özütünün antikonvülsan ve nöroprotektif etkileri.
Kaynak: Wiley
Buxus hyrcana Pojark hidroetanol özütünün erkek sıçanlarda pentilentetrazol ile indüklenen nöbet modeline karşı antiepileptik ve nöroprotektif etkisi.
Kaynak: Informa UK Limited
tarafından sağlanan bağlantı
Bu araştırma projesinde yardımları için Sayın Ali Gomar'a teşekkür ederiz. çıkar beyanı
Yazarlar, rekabet eden çıkarları olmadığını beyan eder.
Önceki makaleSorunun içindekiler tablosunu görüntüleyinSonraki makale Referanslar
- Anwyl R. _ ( 2009 ). Metabotropik glutamat reseptörüne bağlı uzun vadeli güçlenme . Nörofarmakoloji 56: 735 – 40 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Armijo JA , Shushtarian M , Valdizan EM , et al. ( 2005 ). İyon kanalları ve epilepsi . Curr Ecz Des 11: 1975 – 2003 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Benzie IFF , Sissi WG. ( 2011 ). Bitkisel Tıp Biyomoleküler Klinik Yönler, 2. baskı . New York, ABD : Taylor & Francis Group, LLC [Çapraz referans], [Google Akademik]
- Bisson JF , Nejdi A , Rozan P , et al. ( 2008 ). Kakao polifenolik özütünün (Acticoa tozu) uzun süreli uygulamasının yaşlı sıçanlarda bilişsel performanslar üzerindeki etkileri . Br J Nutr 100: 94 – 101 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Chang CP , Chang JY , Wang FY , Chang JG . ( 1995 ). Çin şifalı bitkisi Zingiberis rizoma özütünün insan periferik kan mononükleer hücreleri tarafından sitokin salgılanması üzerindeki etkisi . J Ethnopharmacol 48: 13 – 19 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Chapano-Hue V , Rwera-Cemantes MC , Tomes-Mendoza BM , Beas-Zarate C . ( 2002 ). Neonatal sıçanların serebral korteksinde glutamat kaynaklı eksitotoksisiteye nöronal ölüm ve tümör nekroz faktörü-alfa yanıtı . Neurosci Lett 333: 95 – 8 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Czapiński P , Błaszczyk B , Czuczwar SJ . ( 2005 ). Antiepileptik ilaçların etki mekanizmaları . Curr Top Med Chem 5: 3 – 14 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Delgado-Escueta AV , Wilson WA , Olsen RW , Porter RJ . ( 1999 ). Epilepsilerde yeni araştırma dalgaları: Üçüncü binyıla geçiş . Adv Neurol 79: 3 – 58 [PubMed], [Google Akademik]
- Farombi EO , Onyema OO . ( 2006 ). Sıçanlarda monosodyum glutamat kaynaklı oksidatif hasar ve genotoksisite: C vitamini, E vitamini ve kersetin modülatör rolü . Hum Exp Toksikol 25: 251 – 9 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Felipe CFB , Fonêca KS , dos Reis Barbosa AL , et al. ( 2008 ). Farelerde Zingiber officinale Roscoe (zencefil) esansiyel yağının neden olduğu davranış ve hafıza değişiklikleri kolinerjik bağımlıdır . J Med Tesisleri Res 2: 163 – 70 [Google Akademik]
- Ferrendelli JA , Boş AC , Brüt RA . ( 1980 ). Beyindeki nöbet aktivitesi ile siklik nükleotid seviyeleri arasındaki ilişkiler . Beyin Çözünürlüğü 200: 93 – 103 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Garthwaite J , Boulton CL . ( 1995 ). Merkezi sinir sisteminde nitrik oksit sinyali . Annu Rev Physiol 57: 683 – 706 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Ghasemzadeh A , Cafer HZ , Rahmat A. _ ( 2010 ). Malezya genç zencefilinin iki çeşidinde ( Zingiber officinale Roscoe) antioksidan aktiviteler, toplam fenolik ve flavonoid içeriği . Moleküller 15: 4324 – 33 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Ghayur MN , Gilani AH , Ahmed T , et al. ( 2008a ). Kurutulmuş zencefil ekstraktının muskarinik, Ca2 + antagonisti ve spesifik butirilkolinesteraz inhibitör aktivitesi, demansta kullanımını açıklayabilir . J Pharm Pharmacol 60: 1375 – 83 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Ghayur MN , Gilani AH , Janssen LJ . ( 2008b ). Zencefil , murin hava yolu düz kas hücrelerinde asetilkolin kaynaklı kasılmayı ve Ca2 + sinyalini hafifletir . Can J Physiol Pharmacol 86: 264 – 71 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Habib SH , Makpol S , Abdul Hamid NA , et al. ( 2008 ). Zencefil özütü ( Zingiber officinale ), etiyonin kaynaklı hepatoma sıçanları üzerinde anti-kanser ve anti-inflamatuar etkilere sahiptir . Klinikler 63: 807 – 13 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- kafa E. _ ( 2009 ). Oksidatif hasar ve bilişsel işlev bozukluğu: Sağlıklı beyin yaşlanmasını teşvik etmek için antioksidan tedaviler . Neurochem Res 34: 670 – 8 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Heinemann U , Lux HD , Gutnick MJ . ( 1977 ). Kedinin serebral korteksindeki parokssmal aktivite sırasında hücre dışı serbest kalsiyum ve potasyum . Exp Brain Res 27: 237 – 43 [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Ippoushi K , Azuma K , Ito H , et al. ( 2003 ). [6]-Gingerol, aktive edilmiş J774.1 fare makrofajlarında nitrik oksit sentezini inhibe eder ve peroksinitrit kaynaklı oksidasyon ve nitrasyon reaksiyonlarını önler . Yaşam Bilimi 73: 3427 – 37 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Koh EM , Kim HJ , Kim S , et al. ( 2009 ). Zingiber officinale'den izole edilen bileşiklerle makrofaj fonksiyonlarının modülasyonu . Planta Med 75: 148 – 51 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Kuo PC , Damu AG , Cherng CY , et al. ( 2005 ). Doğal bir antioksidan olan dehidrozingeronun Zingiber officinale'den izolasyonu ve etkili antioksidan ve antitirozinaz ajanlarının tanınması için analoglarının sentezi . Arch Pharm Res 28: 518 – 28 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Kyung KS , Gon JH , Geun KY , et al. ( 2006 ). Doğal bir ürün olan 6-Shogaol, sıçan omurilik yaralanmasında hücre ölümünü azaltır ve motor fonksiyonunu geri kazandırır . Eur J Neurosci 24: 1042 – 52 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Lantz RC , Chen GJ , Sarihan M , et al. ( 2007 ). Zencefil köksapından elde edilen ekstraktların inflamatuar aracı üretimi üzerindeki etkisi . Bitkisel Tıp 14: 123 – 8 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Lason W , Dudra-Jastrzębska M , Rejdak K , Czuczwar SJ . ( 2011 ). Antiepileptik ilaçların temel mekanizmaları ve farmakokinetik/farmakodinamik etkileşimleri: Bir güncelleme . Pharmacol Temsilcisi 63: 271 – 92 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Mandhane SN , Aavula K , Rajamannar T. _ ( 2007 ). Zamanlanmış pentilentetrazol infüzyon testi: Farelerde antikonvülsan taramanın scPTZ ve MES modelleri ile karşılaştırmalı bir analiz . Nöbet 16: 636 – 44 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Markowitz GJ , Kadam SD , Smith DR , et al. ( 2011 ). Yüksek ve düşük doz fenobarbitalin olgunlaşmamış CD1 farelerinde inme sonrası nöbet baskılanması ve iyileşme üzerindeki farklı etkileri . Epilepsi Res 94: 138 – 48 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Mascolo N , Jain R , Jain SC , Capasso F. _ ( 1989 ). Zencefilin ( Zingiber officinale ) etnofarmakolojik incelenmesi . J Ethnopharmacol 27: 129 – 40 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- McNamara JO . ( 1986 ). Kindling epilepsi modeli . Adv Nörol 44: 303 – 18 [PubMed], [Google Akademik]
- Merlin LR , Wong RKS . ( 1997 ). İn vitro epileptiform aktivitelerin modellenmesinde grup I metabotropik glutamat reseptörlerinin rolü . J Nörofizyol 78: 539 – 44 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Moreno G , Perello M , Gaillard RC , Spinedi E. _ ( 2005 ). Orexin a, hipotalamik-hipofiz-adrenal (HPA) eksen fonksiyonunu uyarır, ancak tam hipotalamik NPY-ergic aktivitesinin yokluğunda gıda alımını uyarmaz . Endokrin 26: 99 – 106 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Nanjundaiah SM , Annaiah HN , Dharmesh SM . ( 2011 ). Zencefil köksapının ( Zingiber officinale ) özütünün mide koruyucu etkisi: H + , K + -ATPase/ H. pylori inhibisyonu ve anti-oksidatif mekanizmada gallik asit ve sinnamik asidin rolü . Kanıta Dayalı Tamamlayıcı Alternatif Med 2011: Makale Kimliği 249487, 13 sayfa [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Ni Dhi G , Balakri Shnan S , Pandhi P. ( 1999 ). Sıçanlarda elektroşok ve pentilentetrazol nöbet eşiğinde nitrik oksidin rolü. Met. Bul . Exp Clin Pharmacol 21: 609 – 12 [Google Akademik]
- Nutt DJ , Taylor SC , Küçük HJ . ( 1986 ). Nöbet eşiği ölçümü için pentetrazol infüzyon testinin optimize edilmesi . J Pharm Pharmacol 38: 697 – 8 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Ojewole JA . ( 2006 ). Farelerde ve sıçanlarda Zingiber officinale (Roscoe) rizomlarının (Zingiberaceae) etanol ekstraktının analjezik, antiinflamatuar ve hipoglisemik etkileri . Phytother Res 20: 764 – 72 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Orloff MJ , Williams HL , Pfeiffer CC . ( 1949 ). Antikonvülsan ilaçları test etmek için zamanlanmış intravenöz metrazol ve striknin infüzyonu . Proc Soc Exp Biol Med 70: 254 – 7 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Pavloviç V , Pavloviç D , Kocic G , et al. ( 2007 ). Sıçan timusunda monosodyum glutamatın oksidatif stres ve apoptoz üzerindeki etkisi . Mol Cell Biochem 303: 161 – 6 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Pitkanen A. _ ( 2002 ). Epilepsi modellerinde nörodejenerasyonu önlemek için mevcut antiepileptiklerin etkinliği . Epilepsi Res 50: 141 – 60 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Pollack GM , Shen DD . ( 1985 ). Sıçanlarda valproik asidin antikonvülsan etkisini ölçmek için zamanlı bir intravenöz pentilentetrazol infüzyon nöbet modeli . J Pharmacol Methods 13: 135 – 46 [Crossref] , [PubMed], [Google Akademik]
- Prast H , Philippu A. _ ( 2001 ). Nöronal fonksiyonun modülatörü olarak nitrik oksit . Prog Neurobiol 64: 51 – 68 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Rehman R , Akram M , Akhtar N , et al. ( 2011 ). Zingiber officinale Roscoe (farmakolojik aktivite) . J Med Tesisleri Res 5: 344 – 8 [Google Akademik]
- Sayyah M , Khodaparast A , Yazdi A , Sardari S. _ ( 2011 ). Fabaceae familyasından bazı bitkilerin antikonvülsan aktivitesinin farelerde deneysel nöbet modellerinde taranması . Daru 19: 301 – 5 [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Shanmugam KR , Mallikarjuna K , Kesireddy N , Reddy KS . ( 2011 ). Streptozotosin kaynaklı diyabetik sıçanlarda zencefilin antioksidan enzimler üzerindeki nöroprotektif etkisi . Gıda Kimyasal Toksikol 49: 893 – 7 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Snead OC . ( 1992 ). Kemirgenlerde genelleştirilmiş yokluk nöbetlerinin farmakolojik modelleri . J Sinirsel İletim Desteği 35: 7 – 19 [PubMed], [Google Akademik]
- Swinyard EA , Woodhead JH , Beyaz HS , Franklin MR . ( 1989 ). Antikonvülzanların deneysel seçimi, miktarı ve değerlendirilmesi . İçinde: Levy R , Mattson R , Meldrum B , ve diğerleri, ed. Antiepileptik İlaçlar. 3. baskı . New York : Raven Press , 85 – 102 [Google Akademik]
- Waggas AM . ( 2009 ). Farklı beyin bölgelerinde erkek albino sıçanlarda monosodyum glutamat kaynaklı toksisitede zencefil ( Zingiber officinale ) kökünün nöroprotektif değerlendirmesi . Pak J Biol Sci 12: 201 – 12 [Crossref] , [PubMed], [Google Akademik]
- Wang X , Robinson PJ . ( 1997 ). Sinir sisteminde döngüsel GMP'ye bağlı protein kinaz ve hücresel sinyalleşme . J Neurochem 68: 443 – 56 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
- Yu D , Eldred WD . ( 2005 ). Nitrik oksit, gama-aminobütirik asit salınımını uyarır ve retinada glisin salınımını engeller . J Comp Neurol 483: 278 – 91 [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]














Yorum yap