Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Mahonia Mix Extract

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Mahonia Mix Extract


    MAHONİYA

    Funda | 0,8-2m | 5-7 Aylar | Ça,Ho,Na | Kabuk, Kökkabuğu | Hafif Zehirli

    Mahoniya, Mahonie Mahonia aquifolium (PURSH) NUTT.
    Mahonya Syn: Berberis aquifolium PURSH
    Karamuk
    Kızılderili Karamuğu
    Sedef Karamuğu
    Şifalı Mahonya

    Familyası: Karamukgillerden, Berberitzengewâchse, Berberidaceae

    Drugları: Mahoniya kabuğu; Mahoniae cortex
    Mahoniya kökü; Mahoniae radix
    Mahoniya kök kabuğu; Mahoniae radicis cortex
    Mahoniya genellikle dal, gövde, sürgün ve nadiren kök kabuğu çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır.

    Giriş: Önce Karamukgillerden sayılan Mahoniya sonra Karamukgillerin bir alt grubu olan Mahoniyagiller (Mahonieae) diye bir grup oluşturulmuştur. Mahoniyagillerin takriben 100 çeşit alt türü olup bunlarda Occidentaes ve Orientales diye ikiye ayrılır. Bunlar içinde en çok kullanılan üzerinde yapılmış olan ve natürel ilaçlar yapılan Şifalı Mahoniya; Mahonie aquifolium olup bunun üzerinde duracağız. Eskiden Kızılderililer tarafından ishal, dispepsi (bağırsakların kokuşması), safra ve idrar yolları rahatsızlıklarına karşı kullanılmıştır.

    Botanik: Vatanı Kuzey Kalifornia’dan Güney Amerika’nın Kuzey batısına kadar Pasifik sahil şeridine yakın olan yörelerde yetişen Mahoniya, günümüzde başta Batı Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülkede kültür bitkisi olarak yetiştirilir. Mahoniya 1-2 m boyunda bir çalı olup gövdesi esmer veya kırmızımsı renktedir. Yaprakları kanat şeklinde olup her ka-natta 5-11 adet yapraktan meydana gelir. Yaprakları 10-20 cm uzunlu-ğunda 5-10 cm eninde, oval şekilde, kenarları küçük dikenlerle donanmış olup derimsi sertlikte ve adeta sapsızdır. Çiçekleri üzüm salkımı gibi topluca 50-100 adeti bir arada olup taç yaprakları 6 adet sarı renkte ve ortada döllenme tozlukları da 6 adet ve sarıdır. Meyveleri küre şeklinde siyahımsı kırmızı veya siyahımsı mor renkte, içinde 2-5 adet tohum bu-lunur.

    Birleşimi: Birleşimindeki en önemli maddeler;
    a)Alkaloitler olup, gövde ve dal kabuklarında %2-5, kök kabuklarında %7-16 arasındadır. Alkaloitleri üç grupta toplayabiliriz;
    1) Chinolizin alkaloitler (Kinolizin alakloitler); Berberin (Amberbaris’e bak) Jatrorrhizin, Palmatin (Amberbaris’e bak), Columbamin, Canadin, Corpylamin ve Oxyberberin
    2) Bisbenzylisochinolin alkaloitler (Bisbenzilizokinolin alkaloitler); Berbamin, Izotetrandin, Aquifolin, Obamegin, Oxyacanthin, Aromolin ve Baluchistin
    3) Aporphin alkaloitler; Cordin, Izocordin, Izoboldin, Mangoflorin (Loğusa otuna bak.) ve Corytuberin
    b) Ayrıca Phytosterol (Fitosterol), Tanin ve şeker içerir.

    Tesir şekli: Bakteiryostatik (bakterileri öldürücü), antimikozit (mantarları yok edici), antimikrobik (mikropları öldürücü), bağışıklık sistemini kuvvetlendirici, safrayı artırıcı, kanı temizleyici ve hafif müshil yapıcı özelliklere sahiptir.

    Araştırmalar: Mahoniya’nın birleşimindeki maddeler yani alkaloit türevleri tek başına pek etkili olmadıkları ve etkilerinin ancak ve ancak toplam ekstrakt veya tentürünün kullanılması halinde çok daha etkili olduğu yapılan araştırmalarda anlaşılmıştır.
    1) Wiesenauer ve ekibi 1990’da sedef hastalığı olan hastalar üzerinde yaptıkları 3-6ay süren tedavi denemesinde hastalardan 11’inin durumu tamamen iyileşmiştir.
    2) Wiesenauer ve ekibi 1991’de sedef hastalığı olan 92 hasta üzerinde yaptıkları tedavi denemesinde hastaları iki gruba ayırmışlardır. A grubu Manoniya tentüründen elde edilen merhemle (rubison) tedavi edilirken B grubundakilere sadece damla (tentür) verilmiştir. Tedavi süresinin sonunda A grubundakilerde %70 iyileşme görülürken B grubunda %30 oranında iyileşme görülmüştür. Uygun olanı ise hem merhem hem de tentürü aynı anda kullanmaktır.
    3) Gieter ve ekibi 433 Sedef hastalığı olan hasta üzerinde 1992’de 82 doktorla (dermatoloji doktoru) 12 hafta süren bir tedavi denemesi yapmışlardır. Sonuçta %81,1’inin durumu iyileşmiştir. (ZP.2.98.107, ZP.495.205)
    4) Wiesenauer ve ekibi 1993’de 82 sedef hastalığı olan denek üzerinde tedavi denemesi yapmışlar ve iyi neticeler elde etmişlerdir.
    5) 06.02.00 tarihinde bir davette Çiğ köfte yedik fakat bu şişkinlik yaptı ve geçmedi de. Bir gün sonra hala şişkinlik devam ediyordu. Bunun üzerine Mahoniya sirkesinden bir kahve kaşığı içtim ve hemen 10dk sonra şişkinlik tamamen geçti.

    Açıklama: Sedef hastalığı pul pul olur, kızarır ve kaşıntı yapar. Bu has-talığın ortaya çıkışı hücrelerin bölünüp çoğalırken normalden daha hızlı bir tempo ile hücrelerin bölünmesi nedeni ile tam teşekkül edemez ve sedef hastalığı ortaya çıkar. Mahoniya tentür ve merhemi hücrelerin hızla bölünerek çoğalmasını (mitoz) yavaşlatarak normale döndürür. Bugüne kadar kimyasal ilaçlardan; Dithranol,Calcipotriol (D-vitaminleri), Retinoit ve Glukokortikoidler (Kortisonlar) ve katranlı ilaçlarla tedavi edilmeye çalışılmıştır. Kimyasal ilaçlar böbrekler, karaciğer, pankreas, mide, bağırsaklar ve kanın yapısını bozmakta, deriyi inceltir, kemikleri eritir. Ayrıca bu kimyasal ilaçların kullanılması bırakıldığında Sedef hastalığı daha kötü ve dirençli bir şekilde ortaya çıkar ve bir daha iyileşmesi imkansızdır. Oysa Mahoniyada bu yan etkiler söz konusu değildir.

    Kullanılması:
    a) Araştırmalara göre Mahoniya deyince akla sedef hastalığı gelmelidir çünkü yapılan araştırmalarda onun bu özelliği belgelenmiştir. Tabii ki bu hastalığın durumuna göre 6-12 hafta sürebilir. Haricen merheminin dahilen damlasının alınması halinde netice daha kısa sürede elde edilir. Bunun haricinde akneye karşı tentürü damla şeklinde, günde 3-4defa 10-15damla 10-12hafta alındığında iyileştirmektedir.
    b) Homeopati’de Mahoniya tentürü safra ve böbrek taşları, basur, fistül, romatizma ve bel ağrısına karşı kullanılır.
    c) Halk arasında kabuğunun çayı ekzema, karaciğer, mide, bağırsak ve idrar yolları rahatsızlıklarına karşı kullanılır. Mahoniya aynı amberbaris gibi kullanılır ondan farklı ve fazla olarak Sedef ve akneyi iyileştirme özelliğine sahiptir. Meyveleri çok olmamak şartı ile (günde 40’dan fazla)yendiğinde susuzluğu giderir. Kişiye tazelik ve canlılık verir.

    Çayı: Mahoniya dalı gövde ve sürgünlerinin kabaklarından (kök kabukları çok alhaolif içermesi nedeni ile çay yapılacak ise daha az alınmalıdır.) ½ kahve kaşığı demliğine konur ve üzerine 200-300 ml kaynarsa ilave ederek haşlanır,5-10 dakika demlenmesini bekledikten sonra süzülerek içilir. Bu dem ile akne, sedef hastalığı ekzama vb. deri hastalıkları yıkanır ve kurulanmaz ise iyi gelir.

    Çay harmanları;

    Gökçek Sedef çayı:
    >20 gr menekşe otu
    >20 gr Pıtrak kökü
    >20 gr Labada kökü
    >20 gr Yoğurt otu
    >20 gr Mahoniya kökü

    Gökçek Sedef çayı;
    >30 gr Mahoniya kabuğu
    >20 gr Menekşe otu
    >20 gr Saparna kökü
    >10 gr Kasık otu
    >20 gr Hamamelis kabuğu

    Gökçek Sedef çayı;
    >20 gr pıtrak kökü
    >20 gr Labada kökü
    >20 gr Sıraca otu
    >20 gr Menekşe otu
    >20 gr Mahoniya kabuğu

    Gökçek Akne çayı;
    >20 gr Menekşe otu
    >20 gr Pıtrak kökü
    >20 gr Huş yaprağı
    >20 gr Ardıç kozağı
    >20 gr Mahoniya kabuğu

    Gökçek Safra rahatsızlıkları çayı
    >20 gr deve dikeni tohumu
    >20 gr Şahtere
    >20 gr Hindibaotu ve kökü
    >20 gr Mahoniya kabuğu
    >20 gr Zerdeçal kökü

    Gökçek Sedef çayı;
    >20 gr Mahoniya kabuğu
    >20 gr Menekşe otu
    >20 gr Ayrık kökü
    >20 gr Saparna kökü
    >10 gr Kasık otu
    >10 gr Sefa çiçeği

    Gökçek Akne çayı (iltihapları önleyici, metabolizmayı kuvvetlendirici, kanı temizleyici ve safrayı azaltıcı);
    >30 gr Mahoniya kabuğu
    >20 gr Ayrık kökü
    >20 gr Şahtere
    >20 gr Menekşe kökü
    >10 gr Sofur sapı

    Gökçek Akne çayı (iltihapları önleyici, metabolizmayı kuvvetlendirici, kanı temizleyici);
    >30 gr Mahoniya kabuğu
    >20 gr Menekşe kökü
    >20 gr Papatya çiçeği
    >20 gr Şahtere
    >10 gr Sefa çiçeği

    Gökçek Akne çayı (genç kadın ve kızlarda görülen akneye karşı);
    >30 gr Mahoniya kabuğu
    >20 gr Menekşe otu
    >20 gr Aslanpençesi otu
    >10 gr Civanperçemi otu
    >20 gr Ayrık kökü

    Gökçek Akne çayı (iltihapları önleyici, metabolizmayı kuvvetlendirici, kanı temizleyici ve antidiskarioz);
    >20 gr Mahoniya kabuğu
    >20 gr Hindiba otu ve kökü
    >20 gr Isırgan otu
    >20 gr Menekşe otu
    >10 gr Ceviz yaprağı
    >10 gr Sefa çiçeği

    Gökçek Akne çayı (iltihapları önleyici, metabolizmayı kuvvetlendirici, kanı temizleyici ve antidiskarioz);
    >20 gr Mahoniya kabuğu
    >20 gr Hindibaotu ve kökü
    >20 gr Isırgan otu
    >20 gr Ayrık kökü
    >20 gr Menekşe otu

    Mahoniya sirkesi: Mahoniya kabuklarından 50gr bir şişeye konur ve üzerine 500ml kaliteli sirke ilave edilir. Bu sirke 4-6hafta sonra süzül-dükten sonra günde 3 defa 1 kahve kaşığı bir miktar su ile içilirse safrayı artırır ve şişkinliği önler.

    Homeopati’de: Mahoniya’nın gövde, dal ve sürgün kabuklarından (kök-lerinin kabukları katılabilir fakat bu biraz sert olabilir) kurutulmuş ve ince kıyılmış 50gr bir şişeye konur ve üzerine %70’lik 500ml alkol ilave edilir. Şişe güneş ışınlarından uzakta muhafaza edilir ve iki günde bir çalkalanır ve de 4-6hafta sonra süzülerek Homeopati’de <<Mahonia aquafolium (Berberis aquafolium)>> ismi ile anılan tentür elde edilir. Bu tentür günde 3-4defa 10-15damla 8-12hafta süreyle alınır.

    Hastalığın belirtileri (semptom):
    1) Açlık, doygunluk, susuzluk ve aşırı su içmiş gibi değişik duygular hakimse
    2) Yüzü, beyaz, soluk, gözlerinin altında mavimsi bir halka varsa
    3) Gözeri kur, yanıyormuş gibi his veya gözlerinin içinde kum veya yabancı madde varmış gibi
    4) Hareket edince ağrılar artıyor, istirahat edince azalıyorsa
    5) Batıcı ve yanıcı bir ağrı şayet safra kesesi ve karaciğerin bulunduğu yerde hissedilirse,
    6) Kişi dişlerini uzunmuş gibi hissederse
    7) Dinin ucu yanmış gibi kırmızı ise Mahoniya tentürü gerekir.

    Yan tesirleri: Şayet tarife uyulursa yan tesiri yoktur. Köklerinin ka-bukları gövde ve dallarının kabuklarından daha çok alkaloit içerdiğinden dikkat etmek gerekir. Meyvelerinden 10-20adet yendiğinde pek bir şey olmaz.

    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    Mahonia aquifolium Ekstraktlarının Antitümoral ve İmmünomodülatör Etkisi

    Andra Diana Andreicuț ,Eva Fischer-Fodor,Alina Elena Pârvu, Adrian Bogdan Ţigu, Mihai Cenariu, Marcel Pârvu, Florinela Adriana Cătoi, ve Alexandru Irimie
    Öz


    Yüzyıllardır geleneksel tıpta kullanılan bir bitki olan Mahonia aquifolium'un ön ilaç potansiyeli , son zamanlarda literatürde görünürlük kazandı ve ekstrelerinden izole edilen birkaç aktif bileşiğin aktivitesi, in vitro ve in vivo biyolojik sistemler üzerinde çalışıldı . M. aquifolium türevli bileşiklerin antioksidatif ve antitümör aktiviteleri bir ölçüde çalışılırken, bunların bağışıklık sistemi ve tümör hücreleri üzerindeki sonuçları hakkında çok az veri vardır. M. aquifolium'u aydınlatmak içinpotansiyel immünomodülatör ve antiproliferatif etkiler, bitkiden kabuk, yaprak, çiçek, yeşil meyve ve olgun meyve özleri, periferal kan mononükleer hücreleri ve tümör hücreleri üzerinde test edildi. Ekstreler, dört farklı insan periferal kan mononükleer hücresi (PBMC) alt popülasyonunda CD25 lenfosit aktivasyon yolunu, interlökin-10 sinyalini ve tümör nekroz-alfa sekresyonunu modüle ederek bağışıklık tepkisi üzerinde ince ayarlı kontrol uygular. M. aquifolium özütleri, orta derecede sitotoksisite ve tümör hücrelerinin hücre yapışması, proliferasyonu, göçü ve apoptozuna bağlı sinyal yollarında değişiklikler gösterir. Bu sonuçlar, M. aquifolium ekstresi ön ilaç potansiyelinin daha fazla araştırılması için perspektifler açmaktadır .

    1. Giriş
    Tümör mikroçevresinde (TME), tümör iç faktörleri ve tümör dış faktörleri, immünosupresyonu indüklemek için birlikte çalışır. TME'nin bileşimi, kanser türlerine ve hastalık aşamalarına bağlıdır. Tümör hücreleri kronik olarak tümöre özgü faktörleri salgılar. Bunlardan bazıları, immün efektör hücre aktivitesinin azalmasını indükler ve antijen sunan moleküllerin ekspresyonunu azaltarak ve neoantijenleri eksprese ederek immün kaçırmayı teşvik eder. Aynı zamanda, tümör hücreleri , bağışıklık hücreleri üzerindeki bağışıklık kontrol noktalarının (IC'ler) [ 1 , 2 ] ekspresyonunu uyarmak ve immünosupresif hücre alımını ve aktivasyonunu [ 3 ] yukarı düzenlemek için otokrin veya parakrin sinyalleri kullanır.]. Tümör hücreleri ayrıca tümör büyümesini, anjiyogenezi ve metastazı teşvik eden sitokinler ve büyüme faktörleri salgılar [ 4 ].

    Tümör dış faktörleri, immün ve immün olmayan hücreler tarafından sağlanır [ 4 ]. TME'nin immün hücreleri, T hücreleri, B hücreleri, makrofajlar, monositler [ 5 ], dendritik hücreler ve NK hücreleridir [ 6 ] ve etkili bir antitümör immün yanıtı, hem yardımcı CD4 + hem de efektör CD8 + T hücrelerinin her birine yakın aktive olduğunu gösterir. diğer [ 7 ]. T düzenleyici hücreler (Treg'ler), IL-2 tüketimi, TGF- β ve IL-10 salınımı ve IC ekspresyonu yoluyla sitotoksik CD8 + T hücrelerini ve efektör CD4 + T hücresi aktivasyonunu inhibe ederek immünosupresif aktiviteye sahip CD4 + T hücrelerinin bir alt kümesidir. yukarı düzenleme [ 4 , 8]. B hücrelerinin bir alt kümesi olan B düzenleyici hücreler (Bregs) ve tümörle ilişkili makrofajlar (TAM'ler), IL-10 gibi anti-inflamatuar sitokinleri serbest bırakarak ve ko-inhibitör molekülleri eksprese ederek sitotoksik CD8 + ve CD4 + T efektör hücrelerinin aktivitesini azaltır [ 9 - 11 ]. TAM'ler ayrıca matriks metaloproteinazları (MMP'ler) ve VEGF gibi proanjiyojenik faktörleri salgılayarak tümör büyümesini ve metastazı uyarır [ 10 ]. Diğer tümör ilişkili bağışıklık hücreleri, miyeloid türevi baskılayıcı hücrelerdir (MDSC'ler) [ 12], sitotoksik CD8 + T hücresini baskılayabilen heterojen bir miyeloid hücre öncüleri popülasyonu; tartışmalı bir immünosupresif rolü olan tümörle ilişkili mast hücreleri (TAMC'ler); ve inhibitör molekülleri eksprese ederek ve IL-10 ve TGF- β salgılayarak sitotoksik CD8 + T hücrelerini inhibe edebilen tümör ilişkili dendritik hücreler (TADC'ler) [ 13 ].

    TME immün olmayan hücrelerden en önemlileri kanserle ilişkili fibroblastlar (CAF'ler) ve tümör endotelyal hücreleridir (TEC'ler) [ 4 ]. TME hipoksisine ve tümör hücresi intrinsik faktör salımına bir yanıt olarak, normal yerleşik fibroblastlar CAF'lere dönüştürülür [ 14 , 15 ]. Tümör büyümesini, invazyonu ve metastazı, MMP'leri, anjiyogenezi ve CD8 + T hücre apoptozunu uyarırlar [ 4 ]. TEC'ler, morfolojik anormallikler nedeniyle normal epitel hücrelerinden farklıdır ve tümör hücresi metastazına izin veren yeni damar oluşumu ile anjiyogenezi indükler. Dahası, aktif TEC'ler kendi büyüme ve anjiyojenik faktörlerini serbest bırakarak komşu tümör hücresi büyümesini daha da uyarır [ 16 , 17 ].

    Bağışıklık sistemi hücreleri, malign hücrelerin tanınması ve çıkarılması yoluyla tümör büyümesini ve ilerlemesini durdurmalıdır [ 18 ]. Bunun yerine, TME'deki immün ve immün olmayan hücreler arasındaki etkileşimin sonucunun tümör aracılı immünosupresyon olduğu bulunmuştur [ 4 , 19 ]. Ayrıca, tümör aracılı immünosupresyon, kanser terapisi etkinliğini de azaltabilir ve tedaviye direnci indükleyebilir.

    Mahonia Nuttall cinsinin yaklaşık 70 türü vardır ve Berberidaceae familyasındaki en büyük ikinci cins. Mahonia bitkileri Doğu Asya, Kuzey Amerika ve Orta Amerika'ya özgüdür [ 20 ] ve yüzyıllardır geleneksel tıpta yaygın olarak kullanılmaktadır. Mahonia türlerinin antioksidan, antiinflamatuvar [ 21 , 22 ], antifungal, antimikrobiyal [ 23 ], antiproliferatif, hepatoprotektif ve analjezik etkilere sahip olduğu gösterilmiştir [ 24 ]. Fitokimyasal analiz, alkaloidlerin cinsin ana bileşenlerini temsil ettiğini kanıtladı ve bazı çalışmalar, antikanser etkileri olduğunu bildirdi. Mahonia bealei ve Mahonia oiwakensis için insan kanser hücrelerine karşı sitotoksik aktivite gösterilmiştir [ 24, 25 ]. M. aquifolium'da bulunan önceki çalışmalar, kanser hücreleri üzerinde sitotoksik etkileri olan önemli miktarlarda alkaloidleri çıkarmaktadır [ 26 ]. Bir çalışma, M. aquifolium gövde kabuğu ekstresinin sitotoksik ve antimetastatik etkilerini göstermiştir [ 27 ].

    Bitki özütlerinin fitokimyasal profili, bitkiye ve belirli bir bitkinin belirli bir organına [ 28 ] ve ekstraksiyon yöntemine [ 29]; Çalışmanın amacı, M. aquifolium kabuğu, yaprak, çiçek, yeşil meyve ve olgun meyve özlerinin antitümör tepkilerini arttırmak için TME'yi etkileyip etkilemediğini test etmekti. İlk olarak, M. aquifolium ekstresi immünomodülatör etkileri, adaptif bağışıklıkta anahtar bir role sahip olan dört insan periferik kan mononükleer hücresi (PBMC) alt grubu üzerinde test edildi: CD4 + yardımcı T hücreleri, CD8 + efektör T hücreleri, CD19 + B hücreleri ve CD14 + monositleri. İkinci olarak, M. aquifolium ekstresi antitümoral etkileri, üç kanser hücresi hattı, DLD-1 kolon karsinom hücreleri, A2780 yumurtalık adenokarsinom hücreleri ve A375 habis melanom hücresi ve bir immün olmayan hücre, BJ sağlıklı cilt fibroblastı üzerinde test edildi.

    2. Malzemeler ve Yöntemler
    2.1. Bitki Materyali
    Taze Mahonia aquifolium (Pursh) Nutt. ağaç kabuğu, yapraklar, çiçekler ve meyveler, Romanya, Cluj-Napoca'daki A. Borza Botanik Bahçesi "Babes-Bolyai" Üniversitesi'nden Nisan ve Haziran 2018 arasında satın alındı ​​ve Cluj'daki "Babes-Bolyai" Üniversitesi Mikoloji Laboratuvarı'nda çıkarıldı. -Napoca, Romanya, daha önce% 70 etanol (Merck, Bucuresti, Romanya) ile modifiye edilmiş bir Squibb repercolasyon yöntemiyle açıklandığı gibi, aşağıdaki M. aquifolium ekstraktlarını üretir : kabuk ekstresi 1: 1,5 (g: mL) (1), yaprak özü 1: 1.2 (g: mL) (2), çiçek özü 1: 1 (g: mL) (3), yeşil meyve özü 1: 1 (g: mL) (4) ve olgun meyve özü 1: 1 ( g: mL) (5). Ekstrelerin fitokimyasal analizi gerçekleştirilmiş ve daha önce yayınlanmıştır [ 26 , 30]. Bitkiler taksonomik olarak tanımlandı ve onaylandı ve kupon örnekleri (numara 665978) "Alexandru Borza" Botanik Bahçesi Herbaryumu, Cluj-Napoca, "Babes-Bolyai" Üniversitesi, Romanya'da saklandı. Stok çözeltileri, 500 ila 10, her bir ekstre için stok konsantrasyonları bir dizi elde etmek üzere, (Sigma-Aldrich Company, St. Louis, ABD, PBS), fosfat tamponlu tuz çözeltisi ile seyreltildi  μ g bitki / mL.

    2.2. İmmünomodülatör Etkiler
    2.2.1. PBMC Alt Kümelerinin İzolasyonu
    Test için kullanılan biyolojik sistem, 25 yaşındaki sağlıklı bir erkek gönüllünün kan alma işleminden önce bilgilendirilmiş yazılı onayını veren 25 yaşındaki sağlıklı bir erkek gönüllüden venipunktür yoluyla elde edilen insan PBMC süspansiyonlarıydı. Onkoloji “Prof. Romanya Cluj-Napoca'dan (IOCN) Dr. Ion Chiricuta ”, OECI üyesi. CD4 + yardımcı T hücreleri, CD8 + efektör T hücreleri, CD19 + B hücreleri ve CD14 + monositleri daha önce tarif edildiği gibi ayrıldı [ 31 ] (ek verilere bakın ( burada mevcuttur )).

    2.2.2. PBMC Sitotoksisite Testi
    M. aquifolium ekstraktlarından sitotoksisite seri seyreltilerini değerlendirmek için , 20 μ g / mL ila 1  μ g / mL arasında 5 ardışık konsantrasyon elde etmek için stok çözeltileri hazırlandı  . Ekstraktlar sitotoksisitesi, daha önce tarif edildiği gibi (Promega Corporation, Madison, WI, ABD tarafından imal HücreTiter 96 Proliferasyon Deneyi) MTS canlılığı boya kullanılarak değerlendirilmiştir: [ 31 ] (ek veriler bakınız).

    2.2.3. IL-10-Pozitif ve CD25-Pozitif Hücrelerin Tespiti
    Subsitotoksik konsantrasyonda, CD4 +, CD8 +, CD19 + ve CD14 + hücre aktivasyon yolaklarında 1-5 özütlerine uzun süre maruz kaldıktan sonra, CD25 ve interlökin-10 (IL-10), kanser immünoterapisinde rol oynayan immün aktive edici bir sitokin [ 32 ] , akış sitometrisi ile değerlendirildi (ek verilere bakınız).

    2.2.4. Tümör Nekroz Faktörü Alfa (TNF- α ) Üretimi
    Tümör nekroz faktör alfa (TNF- α ) üretiminin çözünür formu, bu inflamatuvar sitokinin tümör proliferasyonu, metastaz ve neoanjiyogenezde önemli bir role sahip olduğu bilinerek ölçüldü [ 33 ]. ELISA testi (Hycult Biotech, Uden, Hollanda'dan temin edilen kit) yoluyla salgılanan TNF- α seviyesinin değerlendirilmesi , üretici endikasyonuna göre gerçekleştirildi (ek verilere bakınız).

    2.3. Antitümoral Etki Değerlendirmesi
    2.3.1. Hücre Kültürleri
    Mevcut çalışmada kullanılan insan hücre çizgileri, DLD-1 kolon karsinomu ve Avrupa Doğrulanmış Hücre Kültürleri Koleksiyonu'ndan (ECACC) Sigma-Aldrich, St. Louis, ABD; A375 habis melanomu ve BJ sağlıklı deri fibroblast hücre hatları, LGC Standards GmbH, Wesel, Almanya aracılığıyla edinilen Amerikan Tipi Kültür Koleksiyonundan (ATCC) alınmıştır (ek verilere bakınız).

    2.3.2. Sitotoksisite Testi
    Sitotoksisite testi için, mor renkli formazan ürününe tetrazolyum boya 3- (4,5-dimetiltiyazol-2-il) -2,5-difeniltetrazolyum bromür (MTT) indirgemesine dayanan kolorimetrik test kullanıldı. Bu işlem sadece canlı hücrelerin mitokondrilerinde gerçekleştiğinden, canlı hücrelerin miktarı örneklerin renk yoğunluğu ile takip edilebilir. Tüm deneyler, üç kopya halinde gerçekleştirildi. Örnekler daha önce tarif edildiği gibi analiz edildi [ 34 ] (ek verilere bakınız).

    2.3.3. Numunelerin Protein İçeriği
    Proteomik yöntemleri için, tümör ve normal hücreler 10 konsantrasyonunda 6 oyuklu tabaklar üzerinde tohumlandı 5 hücre / ml ve 24 saat sonra, bir 10 ile tedavi edildi  μ her ekstrenin g / mL. Süpernatanlar ve hücre lizatları, analize kadar -20 ° C'de tutulmuştur. Süpernatantları ve hücre homojenat toplam protein içeriğini değerlendirmek için Bradford deneyi kullanıldı. Kalibrasyon eğrisi, 100 μ g / mL proteinlerden 1.56  μ g / mL proteinlere kadar başlayan yedi seri seyreltme kullanılarak hazırlanmıştır  (ek verilere bakınız).

    2.3.4. Hücre içi Kaspaz-3 ve Kaspaz-8
    Hücre içi kaspaz-3 ve kaspaz-8, bir ELISA yöntemi ile ölçüldü ve kantitatif ölçüm (ng / mL) ile sağlanan kaspaz konsantrasyonu, her bir lizat numunesinin toplam protein içeriğine ve bu şekilde kaspaz'a göre normalize edildi. düzey, değerlendirmenin doğruluğunu sağlamak için ng / mg protein olarak ifade edildi (ek verilere bakınız).

    2.3.5. Çözünür Hücre İçi Yapışma Molekülü-1 (ICAM-1) ve Vasküler Hücre Yapışma Molekülü-1 (VCAM-1 / CD106)
    ICAM-1, bir insan ELISA kiti (Elabscience Biotechnology Co. Ltd., Houston, TX, ABD'den E-EL-H2585) kullanılarak belirlendi ve VCAM-1 / CD106, bir insan ELISA kiti (E-EL- H5587, Elabscience Biotechnology Co. Ltd., Houston, Texas'tan) üretici endikasyonlarına göre. ICAM-1 ve VCAM-1 / CD106, ng / mg protein olarak ifade edildi (ek verilere bakınız).

    2.3.6. Matris Metaloproteinaz-9 (MMP-9)
    MMP-9, üreticinin endikasyonlarına göre bir insan MMP-9 Platinum ELISA kiti (MBS2016 / 2, Affymetrix'ten eBioscience aracılığıyla, Viyana, Avusturya) ile değerlendirildi. MMP-9, ng / mg protein olarak ifade edildi (ek verilere bakınız).

    2.4. İstatistiksel analiz
    Değerleri tek yönlü varyans analizi ile karşılaştırmak için GraphPad Prism 5 yazılımı (GraphPad Software Inc., La Jolla, CA, ABD'den) IC50 değerlerini (konsantrasyonun normalleştirilmiş yanıta doğrusal olmayan regresyonu) ve Spearman parametrik olmayan korelasyonlarını hesaplamak için kullanıldı. ardından Bonferroni veya Dunnett çoklu karşılaştırma son testi ve ortalama değerleri ve ortalamanın standart hatasını (SEM) hesaplamak.

    Sonuçlar arasındaki ilişkilerin güçlü yönlerini, özellikle Pearson korelasyonlarını incelemek için Statistica 12.0 for Windows (Stat-soft, Inc., ABD) kullandık. Statistica 12.0 yazılımına dahil edilen PCA (temel bileşen analizi) kullanılarak bu çalışmada belirlenen tüm antioksidan ve hematolojik parametreler üzerinde çok değişkenli veri analizi gerçekleştirildi.

    3. Sonuçlar ve tartışma
    3.1. İmmünomodülatör Etki
    3.1.1. PBMC Sitotoksisite Testi
    Her Mahonia aquifolium ekstresinden, hücre kültürü ortamında 1 ile 20 μ g / mL arasında beş konsantrasyon test edildi  . Bütün konsantrasyonlar 20 de dahil olmak üzere, PBMC karşı düşük sitotoksisite sergiledi  μ gr / ml konsantrasyonda. En yüksek konsantrasyonla tedavi edilen hücrelerin hayatta kalma oranları Şekil 1 (a) ' da gösterilmiştir (ek verilere bakınız Tablo 5 ).

    (a)

    (b)

    (a)
    (b)

    Şekil 1
    (a) Hücre kültürü ortamında 10 μ g / mL konsantrasyonda M. aquifolium ekstraktları 1-5  ile 24 saat tedavi edilen PBMC alt kümeleri CD4 +, CD8 +, CD19 + ve CD14 + 'nin hayatta kalma oranı . (b) Farklı PBMC alt popülasyonlarındaki çıkarım sonuçları arasındaki ilişkiyi tasvir eden korelasyon çemberi (yükleme grafiği) - temel bileşen analizi uygulandıktan sonra elde edilen bir model. Tüm PBMC alt popülasyonlarında, M. aquifolium ekstreleri 1-5 tedavisi benzer bir büyüme inhibisyon modelini indükledi. Ekstrakt 1 en yüksek engelleyici etkiyi uygular, ardından 2'yi izledi (Şekil 1 (b) ), 3, 4 ve 5 ise 24 saatlik maruziyetten sonra% 10'dan daha az hücre kaybına neden oldu. Sonuç olarak, daha ileri testler için tüm özütleri 20 μ g / mL konsantrasyonda kullandık  . Temel bileşen analizi (PCA) , 1 ve 2 etkiler arasındaki benzerlikleri açıkça göstermiştir (Şekil 1 (b) ), bu özütler, 3, 4 ve 5 numaralı özütler grubuna uzakta, yükleme grafiğinin aynı çeyreğinde yer almaktadır, başka bir çeyreğe yerleştirilmiş; ayrıca 1 ve 2, en az aktif olan 3 ve 5 M. aquifolium ekstrelerine 90 dereceden fazla mesafelidir .

    3.1.2. IL-10-Pozitif ve CD25-Pozitif Hücreler
    M. aquifolium özütlerinin immünomodülatör etkisi, 10000 PBMC'lik bir popülasyondaki CD25 + ve IL10 + hücrelerinin sayısı izlenerek değerlendirildi. CD25 ve IL10 membran belirteci ifadesi, akış sitometrisi ile değerlendirildi ve her veri, BD FACSDiva sürüm 6.1 yazılımı tarafından sağlanan 10000 ölçümün medyan değerini temsil ediyor. Her örnek için iki bağımsız değerlendirme yapılmıştır; ortalama değerleri sütun istatistikleri ile hesaplandı ve değerler arasındaki karşılaştırma,% 95 aralığındaki tek yönlü varyans analizi ile sağlandı (Tablo 1 ) (bkz. ek verilere Şekil 10-13 ). tablo 1 İn vitro etkisi , M. aquifolium CD25 membran marköre ve CD4 +, CD8 +, CD14 + ve CD19 + hücreleri, IL-10 ekspresyonu, hücre içi özler 1-5. PBMC alt gruplarının 1-5 M. aquifolium özütlerine 24 saat maruz kalmasının ardından , hem CD25 membran markörü hem de IL-10 intrasitoplazmik markör, her hücre alt popülasyonunda farklı bir şekilde modüle edildi. İşlem görmemiş T hücrelerinde, iki molekülün bazal seviyesi orta seviyedeyken, B lenfositlerinde ve monositlerde bazal değerler daha yüksekti (Tablo 1 ). Kabuk özütü l'in etkisi, CD25 yolu boyunca lenfosit aktivasyonunun önde gelen düzenleyicisiydi. Ekstrakt 1, daha düşük klorojenik asit içeriği (Ek veriler Tablo 7'ye bakınız ) ve berbamin, jatrorrhizin, palmatin ve berberin varlığıyla diğer ekstraktlardan ayrılmaktadır, ekstraktlar 2 ila 5'te bulunmayan dört bileşik [ 26 , 30 ].

    Ekstrakt 1, CD4 + CD25 +, CD8 + CD25 + ve CD14 + CD25 + fenotip ekspresyonunu artırdı ve bu şekilde 1, hem tümör baskılayıcı hem de efektör lenfosit alt kümelerinin ve ayrıca kan monositlerinin ana popülasyonu olan CD14 + CD25 + monositlerinin aktivasyonunu tetikledi. antitümör yanıtla ilişkilendirilmiştir [ 35 ]. CD14 + hücrelerinin, tümör hücrelerine ve metastatik süreçlere karşı, doğrudan antikor aracılı bir mekanizma [ 36 ] ve dolaylı olarak doğal öldürücü hücreleri aktive ederek [ 37 ] etkili olduğu kanıtlanmıştır .

    CD4 + ve CD25 + eksprese eden T hücreleri, kendi kendini tanımada esastır ve T düzenleyici hücreler olarak bilinir [ 38 ] ve enfeksiyonlara, transplantasyon antijenlerine ve tümörle ilişkili antijenlere karşı immün yanıtta kendi kendine tolerans kontrolünü sürdürür [ 39 ]. CD4 + T hücreleri, çeşitli mekanizmalar yoluyla antitümör rolleri oynamaktadır ve bazı çalışmalar, önceden altın standart olarak bilinen CD8 + gibi antitümöral immünoterapide bile etkili olabileceklerini iddia etmektedir [ 40 ]. Tümör infiltre eden CD4 + CD25 + lenfositleri hastalığın ilerlemesine katkıda bulunabilmesine rağmen [ 41 ], tümörlere karşı dolaylı olarak, NK hücrelerinin yardımıyla veya IL-10 yolunu inaktive ederek etki edebilirler [ 42 ].

    CD8 + CD25 + 1 uygulanacaktır ve önemli bir geliştirme, kabuk ekstraktı, antitümör potansiyeline fenotip yakınlaşıyor aktive olması, CD8 + anti-tümör hücresel bağışıklık önemli efektörleri birçok kanser [içinde olduğu için 43 tümör hücrelerinin metastaz potansiyeli [mücadele], 44 ] ve bunların varlığının hastanın sağkalımı ile ilişkili olduğu kanıtlanmıştır [ 45 ]. CD25 + IL-10 + fenotipindeki artış, CD25'i artırabilen tek ekstrakt olan 1 ile muamelelerin ardından veya CD4 + ve CD19 + 'da 2-5'in neden olduğu IL-10 artışıyla eşzamanlı olarak meydana geldi (Tablo 1 ). IL-10, CD8 + hücrelerinde toksisiteyi sürdürür [ 42] ve yüksek konsantrasyonlarda IL-10, anjiyogenezi ve reaktif oksijen türlerinin üretimini inhibe ederek tümör büyümesini inhibe edebilir [ 46 ].

    Ekstreler 2, 3, 4 ve 5, önemli ölçüde CD4 + veya CD8 + hücrelerini etkileyemedi. Bunun yerine, bu iki alt kümede çift pozitif popülasyonları ve IL-10 ekspresyonunu etkilediler. Ekstrakt 2, yardımcı CD4 + aktivasyonunu artırmadan sadece sitotoksik CD8 + T lenfositlerinde CD25 + IL-10 + ekspresyonunu arttırdı. Ekstrakt 3 ve 5, sitotoksik CD8 + hücrelerinde CD25 + IL-10 + aktivasyonunu arttırdı, ancak düzenleyici CD4 + T hücrelerinde paralel oldu. Genel olarak, PCA, özütlerin CD4 + alt popülasyonu üzerindeki sonucunun CD8 + ile karşıt olduğunu ve 1-5'in CD14 + üzerindeki etkisinin CD19 + hücrelerine zıt olduğunu gösterdi (Ek veri Şekil 14 ).

    CD19 + B hücrelerinde, tüm özler 1-5 aynı şekilde gerçekleştirildi: CD25 + hücreleri üzerinde güçlü bir aşağı düzenleyici etki uyguladılar, ancak CD25 + IL-10 + fenotipi yukarı regüle edildi (Tablo 1 ). CD19 + ekspresyonu, B hücresi aracılı immün yanıtta önemlidir [ 47 ]. CD19 + hücrelerinin artışı ve düzenleyici CD19 + CD25 + IL-10 + B hücre aşırı ekspresyonu, immünoglobulin üretimini arttırır, ancak tümörlerde, Treg hücrelerini kostimüle ederek metastatik büyüme desteğinden de sorumludur [ 48 ]. CD19 + CD25 + IL-10 + fenotipinin inflamasyona karşı koruyucu olduğu [ 49 ] ve transplantasyonda allogreft sağkalımını desteklediği doğrulanmıştır [ 50 ]. CD14 + 'da, monosit 2-5, CD25 ve IL-10 düşüşü (Tablo 1 ) yoluyla güçlü bir aşağı düzenleyici etkiye sahipti ve ekstrakt 1'in tersine hareket etti. IL-10 ekspresyonu, CD4 +, CD8 + T hücreleri ve monositlerde ekstrakt 1 ile tedaviyi takiben azaldı ve CD19 + B hücrelerinde güçlü bir şekilde yukarı regüle edildi (Şekil 2 ). IL-10 modülasyonunda da 2, 3, 4 ve 5 özütleri yakınsak hareket eder: yardımcı CD4 + T hücrelerinde ve CB19 + B hücrelerinde önemli bir IL-10 fenotip artışına ve efektör CD8 + T hücrelerinde ve CD14 + monositlerinde düşüşe neden oldular.

    (a)

    (b)

    (a)
    (b)

    şekil 2
    Ekstrakt yarı inhibitör konsantrasyonları üzerinde temel bileşen analizi: (a) Tümör hücrelerini (IC50) uyguladıktan sonra elde edilen PCA modelinin ilk iki ana bileşenini kullanan korelasyon çemberi (yükleme grafiği) ve (b) ilk üç ana bileşeni kullanarak skor grafiği IC50'ye dayalı 1-5 (tümör hücreleri).
    Tüm alt kümelerde CD25 + ve CD25 + IL-10 + fenotipi arasında güçlü bir korelasyondu (Spearman parametrik olmayan korelasyon, ) bu, iki alt popülasyonun aynı anda artma veya azalma eğiliminde olduğu anlamına gelir. Tüm PBMC alt kümelerinde, 1-5 ile tedavi, CD25 + ve IL-10 + ekspresyonu arasında önemli bir korelasyona neden olmamıştır (parametrik olmayan iki kuyruklu korelasyon, Spearman).

    3.1.3. Tümör Nekroz Faktörü Alfa (TNF- α ) Üretimi
    TNF, hücre hayatta kalması, proliferasyonu, farklılaşması ve ölümünde önemli rollere sahip çok işlevli bir sitokindir. Bir proinflamatuar sitokin olarak TNF, inflamasyonla indüklenen karsinojenezde rol oynayabilir. TNF, işlevlerini farklı nükleer faktör- κ B (NF- κ B), bir antiapoptotik sinyal ve bir hücre ölüm sinyali olan c-Jun N-terminal kinazı (JNK) aktive ederek gerçekleştirir. Dolayısıyla, TNF, pro- veya antitümorijenik etkilere sahip iki ucu keskin bir kılıçtır [ 51 ], erken aşamalarda antitümör yanıt artışına katkıda bulunurken, geç aşamalarda tümör büyümesini koruyabilir [ 52 ]. Tüm PBMC alt kümelerinin belirli bir bazal TNF- α seviyesi vardır (Şekil 3), çünkü CD4 + ve CD8 + T lenfosit alt grupları, B hücreleri ve CD14 + monositleri TNF- α salgılayan hücrelerdir [ 53 ]. İşlemin ardından TNF- a , her bir PBMC popülasyonunda belirgin bir şekilde modüle edildi. Ekstrakt 1 ve 2, T veya B hücreleri üzerinde hiçbir etkiye sahip değildi, ancak CD14 + hücrelerinde TNF- α'yı yukarı doğru düzenlediler . Antitümör yanıtında rol oynayan kan monositlerinin ana popülasyonu olan CD14 + monositlerinde, hedef hücrelere karşı doğrudan sitotoksisiteye TNF- α , IL-12, reaktif oksijen türleri ve reaktif nitrojen türleri aracılık eder [ 35]. 1 ve 2 sadece CD14 + monositlerde sitokin üretimini önemli ölçüde modüle ettiğinden, bu iki ekstraktın CD14 + hücre antitümör kapasitesini artırması beklenir. Ekstrakt 3, PBMC biyolojik sisteminde tamamen eylemsizdi. Şaşırtıcı bir şekilde, yeşil meyvelerden elde edilen özüt 4 , monositlerin TNF- α üretimini önemli ölçüde azaltırken, incelenen diğer tüm alt popülasyonlarda TNF- α'da çok önemli bir artışa neden olur . Yeni çalışmalar , tümörü infiltre eden T hücreleri ve monositler tarafından salgılanan TNF- α artışının, ilişkili sistemik toksisiteler olmaksızın tümör hücresi ölümünü artırabileceğini ileri sürdü [ 52 ]. TNF- αT lenfositler tarafından salgılanan, tümör hücre ölüm mekanizmalarını ve indüklenen oksidatif stresi [ 54 ] güçlendirmek için kemoterapi ile sinerji oluşturabilir ve CD4 + ve CD8 + lenfositlerde TNF- α üretimini artırarak , özüt 4, CD25 yoluyla indüklenen düzenleyici mekanizmaları dengeleyebilir. Ekstrakt 5 , CD4 + T hücrelerinde TNF- a salgılanmasını inhibe etti ve B hücrelerinde bir uyarı gözlendi.


    Figür 3
    İn vitro etkisi , M. aquifolium çözünür TNF-a ile ilgili özler a'ya ordan da subcytotoxic doz için 24 saat maruz bırakıldıktan sonra, CD4 +, CD8 +, CD14 + ve CD19 + hücreleri tarafından salgılanan. Tedavi edilen hücreler ile . işlenmemiş kontrol ; tedavi hücreler arasında çok önemli farklar vs . işlenmemiş kontrol ; tedavi edilen hücreler arasında önemli farklar ile . işlenmemiş kontrol ,.

    Önceki çalışmalar, CD4 + ve CD8 + T hücrelerinde IL-10 + fenotipinin eksojen TNF- α tarafından bastırıldığını bildirmiştir [ 55 ]. Bu, en yüksek TNF- a sekresyonu ile birlikte 4 ile tedavi edilen CD8 + hücrelerinde IL-10 pozitifliğinin azalmasıyla doğrulanmıştır . TNF- α'nın , tümör baskılayıcı CD4 + CD25 + lenfositlerin [ 56 ] fonksiyonunu azalttığı bilinmektedir , ancak genel olarak, TNF- α sekresyonu ile IL-10 + veya CD25 + IL10 + ekspresyonu arasında hiçbir korelasyon bulunamamıştır .

    Sonuç olarak, M. aquifolium özütleri 1-5, çalışılan dört alt kümeden herhangi birine karşı seçicilik olmaksızın PBMC alt popülasyonlarına karşı orta düzeyde toksisite sergiler ve bunların CD25, IL-10 ve TNF- α aracılığıyla modülatör etkileri iyi dengelenmiştir. Kabuk özütü (1) etkisi, sitotoksisite ve yardımcı CD4 + hücrelerini CD25 aktivasyonu yoluyla hazırlama kapasitesi açısından farklıydı, ancak bu, CD8 + sitotoksik T lenfosit aktivitesinin artırılmasıyla telafi edildi. Ayrıca, 1, CD25 ve IL-10 aracılığıyla immünoglobulini (B hücresi sekretoru) uyarmış ve TNF- α'yı tetikleyip yükseltmiştir.sadece CD14 + monositlerde üretim. Klorojenik asit, rutin ve izokersitrin açısından en zengin olan yaprak özütü (2), efektör CD8 + lenfositleri ve B hücrelerini aktive etme, CD14 + monositleri devre dışı bırakma ve aynı zamanda TNF- α üretimini bir kat artırma kapasitesine sahiptir. .

    TNF- a salgılanması, CD25 + ve CD25 + IL-10 + fenotipi ile korelasyon gösterdi, ancak CD25-IL-10 + hücreleri ile korelasyon göstermedi (Ek veri Şekil 15 ). PCA istatistiği, CD25 + ve CD25 + IL-10 + popülasyonlarının güçlü bir şekilde ilişkili olduğunu bir kez daha doğrulamaktadır. Üç boyutlu PCA'da (Şekil 4 ), TNF- α varyasyonları ana bileşen olarak kabul edildi; TNF- a konsantrasyonları , CD25 ve IL-10 parametrelerine karşı farklı renklerle işaretlenmiştir. TNF- a'daki % 100 artışın üzerinde , hem IL-10 hem de CD25 / IL-10 fenotipinin aşırı ifade edildiği sonucuna varabiliriz . TNF- α kontrol değerlerine göre durağandır, bu durumda IL-10, CD25 + ekspresyonu ile negatif olarak ilişkilidir.


    Şekil 4
    Statistica 12 ana bileşen analizi (PCA) ile oluşturulan üç boyutlu bir yüzey grafiği olarak ifade edilen, çalışılan Mahonia özütleri için TNF- α , CD25 ve IL-10 modülasyonunun modülasyonu arasındaki bağımlılık .
    Çiçek özü (3) en orta etkiye sahiptir, T hücrelerini veya monosit aktivasyonunu veya TNF- α üretimini etkilemez ; aktivasyonun tek artışı IL-10 aracılığıyla B hücrelerinde olmuştur; bu nedenle, bu ekstrelerin potansiyel bir kanser tedavisinin bir parçası olarak uygulanması, anti-tümör bağışıklık üzerinde herhangi bir istenmeyen etki sergilememelidir.

    Yeşil meyve özütü 4 ile olgun meyve özütü 5 arasında, bileşimleri oldukça benzer olsa bile [ 26 ] önemli bir fark vardı, tek dikkate değer fark 5'teki daha yüksek klorojenik asit seviyesiydi. Yardımcı lenfositler CD25, efektör lenfositleri ve monositleri deaktive eder. 4 ile aktive edilebilen tek hücre popülasyonu, TNF- a üretiminin de çok yüksek olduğu ve B hücresi tepkisini birlikte uyaran B alt kümesiydi . Ekstrakt 5 ile muameleden sonra, aynı sonuç daha küçük ölçekte meydana geldi.

    3.2. Antitümoral Etki
    3.2.1. Sitotoksisite Testi
    M. aquifolium kabuğu (1), yaprak (2), çiçek (3), yeşil meyve (4) ve olgun meyve (5) ekstrelerinin toksisitesi , matematiksel parametre yarı inhibitör konsantrasyon IC50 kullanılarak değerlendirildi ve ölçüldü. tedaviye tabi tutulan hücrelerden% 50 elimine etmek için gerekli bileşik miktarı. Bu nedenle, küçük bir IC50 değeri toksik bileşikler için bir özelliktir (Tablo 2 ). Tablo 2 M. aquifolium'un yarı inhibe edici konsantrasyonları (IC50), logIC50 olarak ifade edilen, 24 saatlik in vitro tedaviden sonra tümör ve normal hücre çizgileri üzerinde 1-5 özler . Medyan değerler, doz-yanıt sigmoid eğrisinden (konsantrasyona karşı büyüme inhibisyon yüzdesi logaritması, GraphPad Prism 5 yazılımı ile gerçekleştirilen analiz) çıkarıldı (bkz. Ek veriler, Şekil 16 ). In vitro , ekstrakt 1, tüm serideki en küçük IC50 değerine karşılık gelen en iyi sitotoksisiteyi sergiledi (Tablo 2 ). Bu eğilim, tüm hücre çizgilerinde yakınsak, IC50 değerleri, yaklaşık 10 olan olan  μ farmakolojik standartlarına göre olan bir orta sitotoksisite g / mL olduğunu göstermiştir. Yalnızca ekstrakt 1, sigmoidal eğri ile tanımlanabilen bir doz-yanıt ilişkisini gösterir; Ekstrelerin geri kalan tümünde, sigmoidal eğriler bozulmuştur, çünkü test edilen konsantrasyonların hiçbiri hücrelerin% 100'ünü inhibe edememiştir (bkz. ek veriler, Şekil 16 ). Bu etki, M. aquifolium kabuğu ekstraktındaki daha yüksek alkaloid içeriği ile ilişkilendirilebilir [ 26]. Ekstrenin en yüksek konsantrasyonu bile, muamele ekstraktlar 3 (tüm hücre hatlarında), 4 ve 5 (her biri iki hücre hattında) ile yapıldığında hücrelerin% 50'sini inhibe edemedi; bu nedenle, biyoistatistik yazılımı tarafından sağlanan 50 μ g / mL'nin üzerindeki IC50  değerleri, ekstrapolasyonla elde edilen varsayımsal değerlerdir.

    PCA istatistikleri, tüm hücre çizgileri analiz edildiğinde (Şekil 2 (a) ) ekstrakt IC50 değerlerinde birkaç yakınsama gösterdi ; İki değer aynı çeyrekte olduğundan, A2780 ve A375 sonucu iyi korelasyon göstermiştir. Ekstrelerin en iyi seçiciliği DLD-1 ve BJ kontrastında gözlendi (Şekil 2 (b) ). Ekstrakt 2 ikinci en iyi sitotoksisiteye sahipti, ancak IC50 değerleri 1'dekinin iki katı daha büyüktü. Ekstrakt 3 en düşük toksisiteyi sunarken 4 ve 5'in IC50 değerleri arasındaydı. Ekstrakt 2, ancak özellikle 4, tümör hücre çizgilerine karşı iyi bir seçicilik gösterdi, çünkü normal BJ deri hücre çizgisinde, IC50 değeri, uygulamanın ardından normal deri fibroblastlarına karşı daha düşük bir toksisite öngören tümör hücrelerinden daha yüksekti. düşük IC50'ye sahip tümör hücreleri. Sitotoksisite hücre tipine değil ekstraktlara bağlıydı. IC50 değerlerine dayalı olarak (Tablo 2 ), daha ileri testler için, 10  μ g / mL konsantrasyonları her bir ekstrakt için kullanıldı ve bu şekilde, ekstrakt 1 ile muamele edilmiş hücrelerde bile mekanistik çalışmalar için canlı hücrelerin iyi bir oranını sağladı. .

    3.2.2. Numunelerin Protein İçeriği
    Apoptoz, hücre içi iletişim ve tümör yayılmasında rol oynayan belirli moleküllerin ekspresyonunu veya üretimini tanımlamak için, iki tür örnek toplandı: molekülleri tanımlamak için sırasıyla muamele edilen hücreler tarafından salgılanan çözünür proteinleri ve hücre homojenatlarını tanımlamak için süpernatanlar hücre içi sinyallemede yer alır. Süpernatanlardan ve hücre lizatlarından türetilen örneklerin protein içeriği, Materyaller ve Metotlar'da tarif edildiği gibi ölçüldü (Tablo 3 ). Toplam protein konsantrasyonu ( μ g / mL) tek başına sitotoksisitenin bir göstergesi değildir; bunun yerine, immün enzimatik yöntemlerle ölçüldükten sonra hedef proteinlerin miktarını normalleştirmek için kullanıldı (ek verilere bakınız Tablo 7 ve Şekil17 ). Tablo 3 süpernatantların ve hücre lizatlarının protein içeriği ( μ g / mL), 1-5 ile 24 saatlik tedaviden sonra hücre kültürlerinden toplandı.

    3.2.3. Ekstrinsik Apoptoz İndüksiyonu
    Kaspaz kaskadı, hem içsel hem de dışsal apoptozda yer alan temel apoptotik sinyal yoludur. Kaspazlar, apoptotik sürecin temel bileşenleridir. Kaspaz-8, dışsal apoptotik yolun bir başlatıcı kaspazıyken, kaspaz-3, kaspaz-8 veya diğer kaspazlar veya kemokinler tarafından aktive edilen bir efektör rolüne sahiptir.

    İncelenen M. aquifolium ekstrelerinin bazıları, PBMC'de TNF- α ekspresyonunu artırma yeteneğine sahipti . Ekstrinsik apoptotik yolda, TNF- a artışı, kaspaz-3'ün daha da aktive edilebilen kaspaz-8'in proteolizini veya bölünmesini işaret eder. Bu nedenle, bu iki kaspazın hücre içi seviyesi, tümör (A2780, DLD-1 ve A375) ve normal (BJ) hücre hatlarının 1-5 özütleriyle 24 saatlik in vitro tedavisinin ardından değerlendirildi . İki proteinin aktif veya bölünmüş formu apoptotik süreçle ilgilenir ve bölünmüş kaspaz ekspresyonundaki artışın apoptotik sürecin bir göstergesi olduğu bilinmektedir (veriler Clarivate Analytics'ten Metacore tarafından sağlanmaktadır: Apoptosis Yol Haritası,http://pathwaymaps.com/maps/373 ).

    Kaspaz-8 aracılığıyla apoptotik işlem başlangıcı, tüm tümör hücre hatlarında tüm özütler 1-5 için meydana geldi (Şekil 5 ), istatistiksel anlamlılık% 95 güven aralığında (tek yönlü varyans analizi, Dunnett son test). Normal BJ hücrelerinde, yalnızca ekstrakt 1 etkisi önemliydi, ancak ters yönde, yani kaspaz-8 azalması anlamına geliyordu. Bu, hücre ölümü mekanizmasının indüksiyonu ile ilgili olarak özütlerin bir seçiciliğini gösterir.

    (a)

    (b)

    (a)
    (b)

    Şekil 5
    Ekstraktlar 1-5 ile in vitro muameleyi takiben aktif başlatıcı kaspaz-8 ve efektör kaspaz-3'ün hücre içi seviyesi . ↑ Kaspaz-8 veya kaspaz-3 seviyesinde önemli artış; ↓ işlenmemiş kontrole kıyasla kaspaz-8 veya kaspaz-3 seviyesinde önemli düşüş. Kaspaz kaskadı kaspaz-8 yoluyla programlanmış hücre ölümüne doğru gelişiyordu, ancak tüm tedavilerde veya tüm hücre hatlarında proapoptotik sinyal yayıldı. Aktif kaspaz-3, tüm tümör hücre hatlarında 1'e maruz kaldıktan sonra arttı ve DLD-1 ve A375 hücrelerinde 2 indüklendi ve arttı ve bu, kaspaz kaskadının 1 ve 2 tarafından ekstrinsik apoptotik yola doğru geliştiğini gösterir. . DLD-1 kolon karsinomunda 3, 4 ve 5 bile kaspaz-3 bölünmesine neden oldu; bu nedenle, K-ras mutant agresif DLD-1 hücrelerinde 1-5 özütlerinden herhangi biri tarafından tetiklenen dışsal apoptoz çok muhtemeldir. BJ hücrelerinde, kaspaz-3 ekspresyonunu artıran sadece 2 ekstresi.

    M. aquifolium özlerinden elde edilen ana alkaloid olan berberinin, çoğunlukla kabuk özütü, yumurtalık kanseri hücrelerinde kaspaz-3 ve kaspaz-8'in ekspresyonunu ve aktivasyonunu arttırdığı bulunmuştur [ 57 ]. Bu bulgu, en önemli berberin içeriğine sahip ekstrakt 1 ile en yüksek kaspaz aktivasyonu için bir açıklama olabilir [ 30 ]. Bir kez daha, ekstrakt 1 tüm hücre hatlarına karşı sürekli olarak aktifti ve normal BJ hücrelerine karşı seçici idi.

    3.2.4. Yapışma Moleküllerinin Modülasyonu
    Hücre içi yapışma molekülü-1 (ICAM-1) ve vasküler yapışma molekülü-1 (VCAM-1), tümör büyümesi, ekstravazasyonu ve yayılmasında rol oynar. ICAM-1 fibroblastlar, keratinositler, endotel hücreleri ve lökositler üzerinde eksprese edilir, fakat aynı zamanda birçok tümör tipinde de eksprese edilir [ 58 ]. ICAM-1, tümör hücrelerinin endotelyal hücrelere yapışmasını artırarak tümör oluşumunu destekler [ 59 ]. Dahası, tümör nüksü veya ilaç direnci ile ICAM-1 aşırı ekspresyonu arasında bir ilişki olduğu bildirildi [ 60]. Enflamasyonda, VCAM-1 ağırlıklı olarak endotel hücrelerinde eksprese edilir, ancak kanserde ikili bir rol oynar: metastaz yapma yeteneğini artırır ve tümörle ilişkili monositleri ve makrofaj alımını artırır. Göğüs, böbrek ve mide karsinomu gibi tümörlerde, tümörle ilişkili vaskülatürde ve tümör hücrelerinde anormal VCAM-1 ekspresyonu bulundu. Bazı insan malignitelerinin diğer tümör ilişkili damarlarında ICAM-1 ve VCAM-1'in aşağı regülasyonu bildirilmiştir [ 58 ]. İki proteinin çözünür formu, klinik tanı ve tedavi takibinde biyolojik belirteç olarak hareket edebilir ve genellikle yükselen değerler kötü bir prognozu gösterir.

    Ekstreler, tümör hücreleri tarafından salgılanan ICAM-1'e karşı aynı şekilde hareket etmedi (Şekil 6 ). Ekstrakt 1 yalnızca DLD-1 hücrelerinde etki eder ve önemli bir ICAM-1 düşüşü oluşturur; 3, yalnızca A375 hücre çizgisini etkilerken, 4 ve 5, DLD-1 hücrelerinde etkiliydi.

    (a)

    (b)

    (a)
    (b)

    Şekil 6
    Yapışma molekülleri ICAM-1 ve VCAM-1'in modülasyonu, kanser hücresi ekstravazasyonu ve metastazında rol oynadı. Tedavi edilmeyen kontrole kıyasla 1-5 ile 24 saatlik tedaviyi takiben ICAM-1 veya VCAM-1'de önemli azalma. Ekstraktlar 1-5, VCAM-1'e karşı daha aktifti ve bu durumda, ekstrakt 1, tüm tümör hücre hatlarında (A2780, DLD-1 ve A375) VCAM-1 salgılanmasını azaltabildi. DLD-1 ve A375 hücrelerinde 2 ve hatta daha az aktif ekstrakt 3 indirgenmiş VCAM-1'i ekstrakte edin.

    İlginç bir şekilde, tüm ekstreler, in vitro BJ normal fibroblastlar tarafından salgılanan ICAM-1 ve VCAM-1'e karşı inhibe edici bir etkiye sahipti . Bu özellik, yüksek ICAM-1 veya VCAM-1 seviyeleri, iyi huylu cilt bozukluklarının bir özelliği olduğundan, daha ileri çalışmaları başlatmak için kullanılabilir; bu nedenle, M. aquifolium özleri gelecekteki uygulamalar için yeni bir bakış açısı kazanır.

    PCA modeli, birçok doğal özün çok yönlü biyolojik etkisini incelemek için yararlı bir araçtır [ 61 ]. Bu yöntem, apoptozu tetikleme ve tümör hücrelerine göç etme kapasitesi veren adezyon moleküllerini etkileme için 1-5 özütleme kapasitesi arasındaki ilişkiyi vurguladı (Şekil 7 ): güçlü VCAM-1 artışı için, 380 birime kadar, ekspresyon kaspaz-3 ve ICAM-1 doğru orantılıyken, VCAM-1'in orta dereceli bir artışıyla, iki parametre farklıydı. ICAM-1 ve kaspaz-3 arasındaki korelasyon dolaylı olarak kalırken, VCAM-1 400 birime kadar artabilir veya farklı tümör hücre tiplerinde tedavi edilmemiş kontrollere karşı 800 birim ağırlığa kadar azaltılabilir (Ek veri Şekil 18 ).


    Şekil 7
    Mahonia aquifolium ekstreleri 1 ila 5 için apoptotik etki ile hücre yapışması üzerindeki etki arasındaki ilişki, 1 ila 5 özütleri için temel bileşen analizi ile belirlenir.

    3.2.5. Matrix Metalloprotease-9 (MMP-9) Üzerindeki Etki
    Neoplastik ve stromal hücreler tarafından sentezlenen MMP'ler, hücre dışı matrisin yeniden şekillenmesinde ve kanser ilerlemesinde, yayılmasında ve metastazında rol oynayan çinkoya bağımlı proteazlardır. MMP-9, tümör dokularında komşu tümör olmayan dokulara kıyasla aşırı eksprese edildiği için, prognostik bir moleküler biyobelirteç olabilir [ 62 ]. MMP-9 aşırı ekspresyonuna karşı, en iyi sitotoksik ekstreler 1 ve 2, önemli bir şekilde hareket etmez ve 3'ün de hiçbir etkisi yoktur (Şekil 8). Tek istisna, melanom hücresi A375'te MMP-9'u inhibe edebilen 1'dir. Bunun yerine, özüt 4 ve 5 MMP-9 aşırı büyümesine karşı daha aktifti. Ekstrakt 5, tüm tümör hücre çizgilerinde MMP-9'u inhibe ederken, 4 sadece A2780'de aktifti. Normal BJ hücrelerinde, tedavilerin hiçbiri MMP-9 seviyelerinde önemli bir düşüşe neden olmadı.


    Figür 8
    MMP-9'un 1-5 özütleri ile muamele ile modülasyonu. ↓ Muamele edilmemiş kontrole kıyasla MMP-9'da önemli düşüş.
    1-5 ile muameleden sonra MMP-9 değerleri büyütüldüyse (12 birimin üzerinde), ICAM-1 ve VCAM-1'in her ikisi de yükseldi (Şekil 9 ). Bunun yerine, MMP-9 salgılanması orta düzeyde ise, 10 birimin altında ise, ICAM-1 ve VCAM-1 değişkenlerinden biri diğer parametrelerin düşüşüyle ​​eş zamanlı olarak artmıştır.


    Figür 9
    İncelenen Mahonia aquifolium ekstraktları 1-5 için matris metaloproteinaz MMP-9'a karşı ICAM-1 ve VCAM-1 adhezyon molekülleri arasındaki bağımlılığa ilişkin üç boyutlu PCA modeli .

    4. Sonuç
    Sonuç olarak, 1-5 özütleri , immünomodülatör ve antitümöral etkiler nedeniyle daha önce tarif edilen diğer Mahonia özütlerine [ 27 ] benzer şekilde TME modülatör ajanları olma potansiyeline sahiptir . Ekstrakt 1 dikkatli bir şekilde kullanılmalı ve düzenleyici yardımcı CD4 + hücre seviyesindeki artışın in vivo tümör baskılayıcı mekanizmalarla dengelenip dengelenmediğini tahmin etmek için daha fazla test edilmelidir . Ekstraktlar 2, 4 ve 5, efektör CD8 + hücrelerini, monositleri ve B hücrelerini aktive etmek için daha uygundur ve 3'ün kullanılması, diğer aktif bileşiklerle birlikte önemli ölçüde fayda sağlayacaktır, çünkü standart antitümör ilaçlarla birlikte veya tek başına sistemik uygulama durumu. M. aquifoliumekstreler ayrıca tümör hücreleri üzerinde orta düzeyde bir sitotoksisite sergiledi. Bunların arasında ekstrakt 1, antiproliferatif kapasite açısından öne çıktı. Subsitotoksik konsantrasyonlarda, 1-5'e maruz kalan tümör hücre hatlarının, hücre yapışması, proliferasyonu, göçü ve apoptoz ile bağlantılı sinyal yollarında değişikliklere uğradığını ilk kez gösterdik (Tablo 4 , Şekil 9 ). Bu sonuçlar, M. aquifolium ekstresi ön ilaç potansiyelinin daha fazla araştırılması için perspektifler açmaktadır .
    Tablo 4
    M. aquifolium ekstraktları 1-5 ile tümör hücre popülasyonlarının in vitro tedavisini takiben antitümör sinyallemesinin önemli modülasyonları .

    Veri kullanılabilirliği
    Veriler el yazmasında ve tamamlayıcı veri dosyasında mevcuttur.

    Çıkar çatışmaları
    Yazarlar çıkar çatışması olmadığını beyan ederler.

    Teşekkürler
    Yazarlar, Cluj-Napoca (INCDTIM) İzotopik ve Moleküler Teknolojiler Araştırma ve Geliştirme Ulusal Enstitüsü'nden Anca-Daniela Farcaş'a PCA istatistiksel veri analizine yaptığı cömert katkılarından dolayı şükranlarını ifade ediyorlar.

    Tamamlayıcı Malzemeler
    Yöntemler, malzemeler ve sonuçlar hakkında daha fazla bilgi, ana metinde belirtildiği gibi Ek veri klasöründe bulunabilir. ( Tamamlayıcı Malzemeler )

    Referanslar
    1. R. Ruiu, L. Tarone, V. Rolih ve diğerleri, "Kanser kök hücre immünolojisi ve immünoterapi: Bağışıklık sisteminin kanser kaynağına karşı kullanılması", Progress in Molecular Biology and Translational Science , Elsevier Inc., 1. baskı, 2019 .Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    2. N. Curdy, O. Lanvin, C. Laurent, J.-J. Fournié ve D.-M. Franchini, "İnhibitör immün kontrol noktası reseptör ekspresyonunun düzenleyici mekanizmaları," Trends in Cell Biology , cilt. 29, hayır. 10, sayfa 777–790, 2019.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    3. DS Vinay, EP Ryan, G. Pawelec ve diğerleri, "Kanserde bağışıklıktan kaçınma: mekanik temel ve terapötik stratejiler," Seminars in Cancer Biology , cilt. 35, s. S185 – S198, 2015.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    4. R. Saleh ve E. Elkord, "Kanser immünoterapisine kazanılmış direnç: tümör aracılı immünosupresyonun rolü", Seminars in Cancer Biology , 2019.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    5. C. Liu, CJ Workman ve DAA Vignali, "Tümörlerde düzenleyici T hücrelerini hedefleme," The FEBS Journal , cilt. 283, hayır. 14, sayfa 2731–2748, 2016.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    6. S. Paul, S. Chhatar, A. Mishra ve G. Lal, "Doğal öldürücü T hücresi aktivasyonu iNOS + CD206- M1 makrofajını arttırır ve katı tümör büyümesini kontrol eder," Journal for Immunotherapy of Cancer , cilt. 7, hayır. 1, sayfa 208–213, 2019.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    7. AY Huang, P. Golumbek, M. Ahmadzadeh, E. Jaffee, D. Pardoll ve H. Levitsky, "MHC sınıf I-kısıtlı tümör antijenlerinin sunulmasında kemik iliğinden türetilmiş hücrelerin rolü", Science , cilt. 264, hayır. 5161, s. 961–965, 1994.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    8. K. Shitara ve H. Nishikawa, "Düzenleyici T hücreleri: kanser immünoterapisinde potansiyel bir hedef," Annals of the New York Academy of Sciences , cilt. 1417, hayır. 1, sayfa 104–115, 2018.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    9. A. Sarvaria, JA Madrigal ve A. Saudemont, "Kanserde B hücre düzenlemesi ve anti-tümör bağışıklığı," Cellular & Molecular Immunology , cilt. 14, hayır. 8, sayfa 662–674, 2017.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    10. MR Räihä ve PA Puolakkainen, "Mide kanseri için biyobelirteçler olarak tümöre bağlı makrofajlar (TAM'ler): bir inceleme," Kronik Hastalıklar ve Çeviri Tıp , cilt. 4, hayır. 3, sayfa 156–163, 2018.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    11. AA Wolf, A. Yáñez, PK Barman ve HS Goodridge, "Monosit alt kümelerinin ontogenisi", Frontiers in Immunology , cilt. 10, 2019.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    12. TUVALET. Wu, HW Sun, J. Chen ve diğerleri, "İmmünosupresif olgunlaşmamış miyeloid hücre üretimi, insan kanserinde glutamin metabolizması tarafından kontrol edilir," Cancer Immunology Research , cilt. 7, hayır. 10, s. 1605–1618, 2019.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    13. J. Patel, EN Bozeman ve P. Selvaraj, "Dendritik hücreleri TIM-3 ile evcilleştirmek: tümörler tarafından kullanılan başka bir immünosupresif strateji," Immunotherapy , cilt. 4, hayır. 12, sayfa 1795–1798, 2012.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    14. B. Farhood, M. Najafi ve K. Mortezaee, "Kanserle ilişkili fibroblastlar: sekresyonlar, etkileşimler ve terapi," Journal of Cellular Biochemistry , cilt. 120, hayır. 3, sayfa 2791–2800, 2019.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    15. V. Petrova, M. Annicchiarico-Petruzzelli, G. Melino ve I. Amelio, "Hipoksik tümör mikro ortamı" Oncogenesis , cilt. 7, hayır. 1, s. 10, 2018.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    16. N. Maishi ve K. Hida, "Tümör endotel hücreleri tümör metastazını hızlandırır" Cancer Science , cilt. 108, hayır. 10, sayfa 1921–1926, 2017.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    17. K. Hida, N. Maishi, D. Annan ve Y. Hida, "Tümör endotel hücrelerinin kanserin ilerlemesine katkısı", International Journal of Molecular Sciences , cilt. 19, hayır. 5, p. 1272, 2018.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    18. BF Zamarron ve W. Chen, "Bağışıklık hücrelerinin ikili rolü ve kanser gelişimi ve ilerlemesindeki faktörleri", International Journal of Biological Sciences , cilt. 7, hayır. 5, s. 651–658, 2011.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    19. MWL Teng, J. Galon, WH Fridman ve MJ Smyth, "Farelerden insanlara: kanser immünoeditingindeki gelişmeler," The Journal of Clinical Investigation , cilt. 125, hayır. 9, sayfa 3338–3346, 2015.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    20. MW Dulin ve BK Kirchoff, "Bitkilerde Paedomorphosis, ikincil ağaçlık ve insüler ağaçlık" The Botanical Review , cilt. 76, hayır. 4, sayfa 405–490, 2010.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    21. L. Zhang, AS Ravipati, SR Koyyalamudi ve diğerleri, "Fenolik ve flavonoid bileşikler içeren seçilmiş şifalı bitkilerin antioksidan ve anti-enflamatuar aktiviteleri," Journal of Agricultural and Food Chemistry , cilt. 59, hayır. 23, sayfa 12361–12367, 2011.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    22. A.-D. Cecan, AE Pârvu, M. Pârvu ve diğerleri, “Mahonia aquifolium çiçekleri akut deneysel inflamasyonda etkileri ekstrakte eder”, Cluj-Napoca Üniversitesi Ziraat Bilimleri ve Veterinerlik Bülteni. Gıda Bilimi ve Teknolojisi , cilt. 75, hayır. 2, sayfa 189–199, 2018.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    23. AR Li, Y. Zhu, XN Li ve XJ Tian, ​​"Dört Berberidaceae türünün antimikrobiyal aktivitesi," Fitoterapia , cilt. 78, hayır. 5, sayfa 379–381, 2007.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    24. W. Hu, L. Yu ve MH Wang, “Mahonia bealei'den (Fort.) Su ekstraktının antioksidan ve çoğalmayı önleyici özellikleri Carr. yapraklar, ” Food and Chemical Toxicology , cilt. 49, hayır. 4, sayfa 799–806, 2011.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    25. BS Wong, YC Hsiao, TW Lin ve diğerleri, " Mahonia oiwakensis'in insan akciğer kanseri hücreleri üzerindeki in vitro ve in vivo apoptotik etkileri," Chemico-Biological Interactions , cilt. 180, hayır. 2, s. 165–174, 2009.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    26. A.-D. Andreicut, AE Pârvu, AC Mot ve diğerleri, " Mahonia aquifolium Çiçek ve Meyve Özlerinin Anti-Enflamatuar ve Antioksidan Etkilerinin Fitokimyasal Analizi ", Oksidatif Tıp ve Hücresel Uzun Ömür , cilt. 2018, 12 sayfa, 2018.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    27. D. Gođevac, A. Damjanović TP Stanojkovic, B. Andjelkovic, ve G. Zdunić, “sitotoksik metabolitleri tanımlanması Mahonia aquifolium kullanılarak 1 H NMR tabanlı metabolomiks yaklaşım,” Journal of Farmaceutical ve Biyomedikal Analiz , Cilt. 150, s. 9–14, 2018.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    28. W. Zhu, J. Hu, X. Wang, J. Tian ve S. Komatsu, "Jel içermeyen / etiketsiz proteomik teknik kullanılarak mahonia'nın organa özgü analizi," Journal of Proteome Research , cilt. 14, hayır. 6, s. 2669–2685, 2015.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    29. M. Pârvu, AE Pârvu, L. Barbu-Tudoran ve diğerleri, "Allium obliquum ekstresinin Botrytis paeoniae'nin büyümesi ve ultra yapısı üzerindeki in vitro etkileri," Tıbbi Bitkiler Araştırmaları Dergisi , cilt. 7, hayır. 17, sayfa 1138–1145, 2013.Şurada görüntüle: Google Scholar
    30. AD Andreicuţ, AE Parvu, AC Moț ve diğerleri, "Mahonia aquifolium yapraklarının ve kabuk özlerinin anti-enflamatuar ve antioksidan etkileri", Farmácia , cilt. 66, hayır. 1, sayfa 49–58, 2018.Şurada görüntüle: Google Scholar
    31. E. Fischer-Fodor, A. Mot, F. Deac, M. Arkosi ve R. Silaghi-Dumitrescu, "Hemeritrin bazlı kan ikamelerine doğru: insan lökositlerinde ve umbilikal ven endotel hücrelerinde hemoglobine karşılaştırmalı performans," Journal of Biosciences , cilt. 36, hayır. 2, s. 215–221, 2011.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    32. H. Zhang, Y. Wang, ES Hwang ve YW He, "Interleukin-10: kanser immünoterapisinde immün aktive edici bir sitokin," Journal of Clinical Oncology , cilt. 34, hayır. 29, sayfa 3576–3578, 2016.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    33. Y. Wu ve BP Zhou, "TNF- α / NF- κ B / Salyangoz yolu, kanser hücresi göçü ve istilasında" British Journal of Cancer , cilt. 102, hayır. 4, s. 639–644, 2010.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    34. M. Perde-Schrepler, A. Florea, I. Brie ve diğerleri, " In Vitro Koklear Hücrelerde Gümüş Nanopartiküllerin Boyuta Bağlı Sitotoksisitesi ve Genotoksisitesi ", Journal of Nanomaterials , cilt. 2019, 12 sayfa, 2019.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    35. A. Szaflarska, M. Baj-Krzyworzeka, M. Siedlar ve diğerleri, "CD14 + / CD16 + monosit alt popülasyonunun antitümör tepkisi " Deneysel Hematoloji , cilt. 32, hayır. 8, sayfa 748–755, 2004.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    36. IO Gordon ve RS Freedman, "Epitelyal yumurtalık kanseri hastalarından alınan monosit türevi makrofajların kusurlu antitümör işlevi," Clinical Cancer Research , cilt. 12, hayır. 5, s. 1515–1524, 2006.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    37. RN Hanna, C. Çekiç, D. Sag ve diğerleri, "Devriye gezen monositler akciğere tümör metastazını kontrol eder", Science , cilt. 350, hayır. 6263, s. 985–990, 2015.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    38. AM Wolf, D. Wolf, M. Steurer, G. Gastl, E. Gunsilius ve B. Grubeck-loebenstein, "Kanser hastalarının periferik kanında düzenleyici T hücrelerinin artışı", Clinical Cancer Research , cilt. 9, hayır. 2, s. 606–612, 2003.Şurada görüntüle: Google Scholar
    39. S. Chattopadhyay, S. Mehrotra, A. Chhabra, U. Hegde, B. Mukherji ve NG Chakraborty, "CD4 + CD25 + ve CD4 + CD25 - T düzenleyici hücrelerin bir kendine sitolitik T hücresi tepkisi oluşumu üzerindeki etkisi ancak insan tümörüyle ilişkili epitop in vitro, ” Journal of Immunology , cilt. 176, hayır. 2, sayfa 984–990, 2006.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    40. A. Perez-Diez, NT Joncker, K. Choi ve diğerleri, "CD4 hücreleri tümör reddinde CD8 hücrelerinden daha etkili olabilir" Blood , cilt. 109, hayır. 12, sayfa 5346–5354, 2007.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    41. TJ Curiel, G. Coukos, L. Zou ve diğerleri, "Yumurtalık karsinomunda düzenleyici T hücrelerinin spesifik olarak toplanması bağışıklık ayrıcalığını teşvik eder ve azalmış hayatta kalmayı öngörür" Nature Medicine , cilt. 10, hayır. 9, s. 942–949, 2004.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    42. M. Oft, "IL-10: tümörü teşvik eden iltihaplanmadan antitümör bağışıklığına ana geçiş," Cancer Immunology Research , cilt. 2, hayır. 3, s. 194–199, 2014.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    43. SMA Mahmoud, EC Paish, DG Powe ve diğerleri, "Tümör infiltre eden CD8 + lenfositler meme kanserinde klinik sonucu öngörür," Journal of Clinical Oncology , cilt. 29, hayır. 15, s. 1949–1955, 2011.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    44. J. Galon, A. Costes, F. Sanchez-Cabo ve diğerleri, "İnsan kolorektal tümörleri içindeki bağışıklık hücrelerinin tipi, yoğunluğu ve konumu klinik sonucu öngörür", Science , cilt. 313, hayır. 5795, s. 1960–1964, 2006.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    45. ME Dudley, JR Wunderlich, PF Robbins ve diğerleri, "Antitümör lenfositlerle klonal repopülasyondan sonra hastalarda kanser gerilemesi ve otoimmünite," Science , cilt. 298, hayır. 5594, s. 850–854, 2002.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    46. S. Mocellin, FM Marincola ve HA Young, "Interleukin-10 ve kansere karşı bağışıklık tepkisi: bir kontrpuan," Journal of Leukocyte Biology , cilt. 78, hayır. 5, s. 1043–1051, 2005.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    47. D. Depoil, S. Fleire, BL Treanor ve diğerleri, "CD19, zara bağlı liganda yanıt olarak B hücresi reseptörü-antijen mikroküme oluşumunu teşvik ederek B hücresi aktivasyonu için gereklidir," Nature Immunology , cilt. 9, hayır. 1, s. 63–72, 2008.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    48. PB Olkhanud, B. Damdinsuren, M. Bodogai ve diğerleri, "Tümörle uyarılmış düzenleyici B hücreleri, dinlenme CD4 + T hücrelerini T düzenleyici hücrelere dönüştürerek meme kanseri metastazını teşvik eder," Cancer Research , cilt. 71, hayır. 10, s. 3505–3515, 2011.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    49. S. Sattler, GS Ling, D. Xu ve diğerleri, "IL-33 (Breg IL-33 ) tarafından indüklenen IL-10 üreten düzenleyici B hücreleri , bağırsaktaki mukozal enflamatuar tepkileri etkili bir şekilde zayıflatır," Journal of Autoimmunity , cilt. 50, s. 107–122, 2014.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    50. Y. Wei, D. Zheng, X. Li ve diğerleri, "8-Metoksipsoralen ve Ultraviyole A Işıkla Tedavi Edilen Donör Lenfositleri Taşıyan Dendritik Hücrelerin İnfüzyonu CD19 + IL-10 + Düzenleyici B hücrelerini ve Deri Allogreft Sağkalımını Teşvik Eder," Transplantasyon Bildiriler , cilt. 46, hayır. 10, sayfa 3641–3646, 2014.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    51. X. Wang ve Y. Lin, "Tümör nekroz faktörü ve kanser, arkadaşlar mı yoksa düşmanlar mı?" Açta Pharmacologica Sinica , cilt. 29, hayır. 11, sayfa 1275–1288, 2008.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    52. SF Josephs, TE Ichim, SM Prince ve diğerleri, "Bir kanser immünoterapötik olarak endojen TNF-alfa'yı serbest bırakmak", Journal of Translational Medicine , cilt. 16, hayır. 1, sayfa 242–248, 2018.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    53. A. Bojarska-Junak, J. Rolinski, E. Wasik-Szczepaneko, Z. Kaluzny ve A. Dmoszynska, "B hücreli kronik lenfositik lösemide T ve B hücreleri tarafından hücre içi tümör nekroz faktörü üretimi", Haematologica , cilt . 87, s. 490–499, 2002.Şurada görüntüle: Google Scholar
    54. PE Bunney, AN Zink, AA Holm, CJ Billington ve CM Kotz, "Oreksin aktivasyonu, yüksek yağlı diyetin neden olduğu egzersiz dışı aktivite termojenezindeki (NEAT) azalmaları engeller," Physiology & Behavior , cilt. 176, hayır. 2, sayfa 139–148, 2017.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    55. CA Roberts, LE Durham, V. Fleskens, HG Evans ve LS Taams, "TnF blokajı, insan efektör cD4 + ve cD8 + T hücrelerinde bir il-10 + fenotipini korur," Frontiers in Immunology , cilt. 8, sayfa 1–14, 2017.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    56. X. Valencia, G. Stephens, R. Goldbach-mansky, M. Wilson, EM Shevach ve PE Lipsky, "TNF, insan CD4 + CD25 hi T-düzenleyici hücrelerin işlevini aşağı modüle eder ," Blood , cilt. 108, hayır. 1, s. 253–261, 2006.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    57. L. Liu, J. Fan, G. Ai ve diğerleri, "Cisplatin ile kombinasyon halinde Berberin, yumurtalık kanseri hücrelerinde nekroptozu ve apoptozu indükler", Biological Research , cilt. 52, hayır. 1, s. 37, 2019.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    58. H. Harjunpää, M. Llort Asens, C. Guenther ve SC Fagerholm, "Hücre yapışma molekülleri ve bunların immün ve tümör mikroçevresindeki rolleri ve regülasyonu," Frontiers in Immunology , cilt. 10, 2019.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    59. S. Wang, C. Yin, Y. Zhang ve diğerleri, "ICAM-1'in aşırı ifadesi, yüksek dereceli seröz yumurtalık karsinomunda zayıf sağkalımı öngörüyor: TCGA ve GEO veri tabanlarına ve doku mikrodizisine dayalı bir çalışma," BioMed Research International , cilt . 2019, 9 sayfa, 2019.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    60. Y. Vedvyas, JE McCloskey, Y. Yang ve diğerleri, "Gelişmiş tiroid kanseri tedavisi için ICAM-1'i hedefleyen CAR T hücrelerinin üretimi ve preklinik doğrulaması," Scientific Reports , cilt. 9, hayır. 1, sayfa 1–15, 2019.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    61. A. Saplonţai-Pop, A. Moţ, M. Moldovan ve diğerleri, "Allium cepa L'nin yedi çeşidinin özütünün antiplatelet ve antioksidan aktivitesinin test edilmesi," Open Life Sciences , cilt. 10, hayır. 1, sayfa 89–98, 2015.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    62. W. Wang, D. Li, L. Xiang ve diğerleri, "TIMP-2 metastazı inhibe eder ve MMP-9'u düzenleyerek kolorektal kanserin prognozunu tahmin eder," Cell Adhesion & Migration , cilt. 13, hayır. 1, sayfa 273–284, 2019.Şurada görüntüle: Yayıncı Sitesi | Google Scholar
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

    Yorum yap


    • #3

      Hassasiyet Candida albicans berberin ve berberrubine tarafından terbinafin

      PIKLING LAM , STANTON HON LUNG KOK , KENNETH KA HO LEE , KIM HUNG LAM , DESMOND KWOK PO HAU , WAI YEUNG WONG ,ZHAOXIANG BIAN , ROBERTO GAMBARI ve CHUNG HIN CHUI

      Öz
      Candida albicans ( C. albicans ), özellikle bağışıklığı baskılanmış hastalarda gözlenen fırsatçı bir mantar patojenidir. C. albicans , klinik ortamların çoğunda invaziv kandidiyaz vakalarının% 50-70'inden sorumludur. Alilamin antifungal bir ilaç olan terbinafin, daha önce mantar enfeksiyonlarını tedavi etmek için kullanılmıştır. C. albicans'a karşı fungistatik aktiviteye sahiptir . Geleneksel Çin ilaçları, çeşitli rahatsızlıkları ve hastalıkları tedavi etmek için geleneksel ilaçlara tamamlayıcı ilaçlar olarak kullanılabilir. Berberin, geleneksel Çin bitkisi Coptidis Rhizoma'dan izole edilen kuaterner bir alkaloid iken , berberrubin tıbbi bitki Berberis vulgaris'ten izole edilmiştir.ancak piroliz yoluyla berberinden kolaylıkla türetilir. Bu çalışma, C. albicans'a karşı terbinafin ile berberin ve berberrubinin olası tamamlayıcı kullanımını göstermektedir . Deneysel bulgular, standart ilacın azaltılmış dozajı ile birlikte bu alkaloidlerin potansiyel uygulamasının ortaya çıkan antifungal gücü artıracağını varsaymaktadır.

      Anahtar Kelimeler: antifungal, berberin, berberrubin, C. albicans , terbinafin
      Giriş
      İmmünsüpresif tedavi, kanser kemoterapisi ve transplantasyon alan hastalarda Candida enfeksiyonlarının görülme sıklığı artmıştır. Candida türleri arasında Candida albicans ( C. albicans ), klinik ortamların çoğunda invaziv kandidiyaz vakalarının% 50-70'inden sorumludur ( 1 , 2 ). Normalde gastrointestinal ve dişi genital yolların mukoza zarlarında yaşayan fırsatçı bir mantar patojeni olan C. albicans ( 3 ), bağışıklık sistemi baskılanmış hastalara saldırabilir ( 4 ). Normal mikrobiyal bariyer bozulduğunda, C. albicansbağırsak ve dişi genital mukozal bariyerleri istila ederek kandidiyazis ve kandidemiye neden olabilir ( 5 , 6 ). Kesitsel bir çalışmada, vajinal mukozadan Candida türlerinin izolasyonunun, enfekte olmayan kadınlara (% 14,5) kıyasla insan immün yetmezlik virüsü (HIV) ile enfekte hastalarda (% 29,7) daha sık olduğu bildirilmiştir . C. albicans , HIV ile enfekte (% 52,9) ve enfekte olmayan kadınlarda (% 85,7) izole edilen en yaygın patojendir ( 7 ). Önceki bir çalışmada Güney Afrika'dan 128 Candida izolatı ve 126 Kamerunlu Candida izolatı incelenmiştir. Bunlardan C. albicansGüney Afrika izolatlarının% 82,8'i ve Kamerunlu izolatlarının% 73,0'ı ile bunların en yüksek oranından sorumluydu ( 8 ). Başka bir çalışmada, HIV hastalarında tespit edilen 103 Candida türü ile enfekte oral mukozal izolattan C. albicans Candida türlerinin çoğunluğunu (% 77.7) oluşturmuştur ( 9 ). İleriye dönük bir gözlemsel çalışma, Ekim 2012 ile Mart 2013 arasında Çin'deki kanser hastaları arasında oral Candida kolonizasyonu oluşumunu da inceledi. C. albicanshastalardan izole edilen en yaygın tür olup, akciğer kanserli hastalarda% 30,8 (n = 78), sindirim sistemi malign tümörü olan hastalarda% 33,7 (n = 101) ve hematopoietik sistem tümörü olan hastalarda% 12,7 (n = 79). Kanser hastaları, Candida kolonizasyonu için yüksek riskli bir popülasyondur ( 10 ).

      Geleneksel Çin ilaçları (TCM'ler), uzun klinik uygulama geçmişleri ve güvenilir terapötik etkinlikleri nedeniyle çeşitli hastalıkların tedavisinde temel bir rol olmaya devam etmektedir. Berberin (Şekil 1A), Coptis chinensis French, Coptis deltoidea ve Coptis teetoides ( 11 , 12 ) gibi birkaç türü içeren geleneksel Çin bitkisi Coptidis Rhizoma'dan (Huanglian olarak da bilinir) izole edilen bir izokinolin dörtlü alkaloiddir ( 11 , 12 ). Berberrubin (Şekil 1B) şifalı bitki Berberis vulgaris'ten ( 13 ) izole edilir , ancak piroliz yoluyla berberinden kolayca türetilir ( 14 ). Kim ve arkadaşları ( 15 ) berberin, berberrubin, 9- O- asilberberrubinler ve 9- O- alkilberrubinlerin antimikrobiyal aktivitesini inceledi. Berberrubin , berberine (MIC = 128 µg / ml) göre nispeten daha zayıf bir anti- C. albicans aktivitesi [minimum inhibitör konsantrasyon (MIC)> 128 µg / ml] sergilerken, bazı açil türevleri (dekanoil ve lauroil berberrubin klorürler) ve alkil türevleri (heptil, oktil, nonil, desil ve undesil), C. albicans'a karşı çok daha güçlü büyüme inhibisyonu göstermiştir .1-4 µg / ml arasında değişen MIC'ler ile. Park ve arkadaşları ( 16 ), 13- (ikame edilmiş benzil) berberin ve berberrubin türevlerinin antifungal aktivitesini bildirdi. Bunlar arasında, 13- (4-tertbutilbenzil) ve 13- (4-izopropil benzil) berberin türevleri , berberine (MIC = 128 µg / ml) kıyasla C. albicans'a (MICs = 4 µg / ml) karşı en güçlü antifungal aktiviteyi sergiledi. . 13- (4-tertbutilbenzil) ve 13- (4-izopropil benzil) berberrubinler, berberrubin (MIC> 128 ug / ml) ile karşılaştırıldığında daha iyi bir anti- C. albicans aktivitesi ( MICs = 16 ug / ml) gösterdi.
      Bir resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı br-04-04-0449-g00.jpg'dir.

      (A) berberin ve (B) berberrubinin kimyasal yapısı.

      TCM'ler, çeşitli hastalık tedavileri için geleneksel ilaçlara tamamlayıcı ilaçlar olarak kullanılabilir. Önceki çalışmamız, Phyllanthus urinaria dahil olmak üzere çok sayıda bitkide tanımlanan bir gallotannin olan corilaginin, bu iki ajanın çalışma konsantrasyonunu düşürmek ve antikanser etkisinde bir artış elde etmek için iki kemoterapötik ilaç, sisplatin ve doksorubisin ile tamamlayıcı kullanımını bildirdi. . IC 50 değerleri ~ olan 3-kat Sisplatin için düşük ve yaklaşık 4 kat (corilagin varlığında Hep3B hepatom hücrelerinde doksorubisin azalma 17 ). Bakteri suşlarına karşı Standart antibiyotiklerin etkinliği bitkisel maddelerin (kullanımı ile iyileştirildi 18 - 21). Mantar patojenlerine karşı standart antifungal ilaçlarla tamamlayıcı bir terapi olarak TCM'ler, bulaşıcı hastalıkların tedavisi için yeni bir seçenek olarak ortaya çıkmıştır. Mevcut çalışma , mantar enfeksiyonlarının artmış insidansından sorumlu en yaygın Candida türleri olan C. albicans'a karşı standart antifungal ilaç olan terbinafin ile tamamlayıcı ajanlar olarak TCM'ler, berberin ve berberrubini kullanmaktadır .

      Malzemeler ve yöntemler
      Kimyasal analiz
      Nükleer manyetik rezonans (NMR) spektrumları, bir Bruker / Varian 500 MHz Fourier dönüşüm spektrometresinde (Agilent Technologies, Santa Clara, CA, ABD) kaydedildi. 1H ve 13C-NMR spektrumları, kalıntı protiatlı solvente göre kaydedildi; kimyasal kaymanın pozitif bir değeri, tetrametilsilandan (TMS, dahili standart) bir rezonans alt alanını gösterdi. J değerleri Hz. Tüm kimyasallar ticari tedarikçilerden satın alındı ​​ve daha fazla saflaştırılmadan kullanıldı. Tüm reaksiyonlar, etanol veya% 5 (w / v) ninhidrin içinde% 5 (w / v) dodesamolibdofosforik asit püskürtülerek saptama ile Merck alüminyum önceden kaplanmış silika jel 60 F254 plakaları üzerinde analitik ince tabakalı kromatografi (TLC) ile izlendi. etanolde ve ardından ısıtmada.

      Doğal berberrubin sentezi
      Doğal berberrubin, bildirilen prosedüre göre sentezlendi ( 22 ). Berberin klorür (2.01 g, 5.4 mmol), 2 saat süreyle indirgenmiş basınç altında 190 ° C'de ısıtıldı ve ham ürün, koyu kırmızı bir çökelti halinde% 83 verimle başlıktaki berberrubini verecek şekilde kloroform ve heksandan yeniden kristalleştirildi: Rf = 0.29 (diklorometan-metanol, 15: 1); 1 H-NMR (CDC! 3 ) d9.20 (s, 1 H), 7.58 (s, 1 H), 7.30-7.24 (m, 2 H), 6.75 (s, 1 H), 6,51-6,49 (m, 1 H), 6.06 ( s, 2H), 4.42 (s, 2H), 3.89 (s, 3H), 3.09 (s, 2H); 13C-NMR (CDC! 3 ) d167.7, 150.3, 149.1, 148.2, 145.9, 133.1, 131.5, 128.3, 122.2, 120.7, 120.2, 117.7, 108.4, 104.6, 103.3, 101.9, 56.2, 53.4, 28.6.

      MIC ve minimum fungisidal konsantrasyonun (MFC) belirlenmesi
      C. albicans , American Type of Culture Collection'dan (Manassas, VA, ABD) elde edildi. C. albicans üzerindeki berberin, berberrubin (nazikçe Profesör KKH Lee tarafından sağlanmıştır) ve terbinafinin (her ikisi de Sigma-Aldrich, St. Louis, MO, ABD) MIC değerleri , sıvı dilüsyon yöntemi ile belirlendi. Kısaca, araç olarak% 1 dimetilsülfoksit (DMSO) içeren 100 ug / ml'lik bir başlangıç ​​konsantrasyonundan farklı berberin, berberrubin ve terbinafin konsantrasyonları yüklendi ve bunlar seri olarak seyreltildi. Araç kontrolü olarak DMSO (% 1) kullanıldı. Mantar örnekleri daha sonra 48 saat 35 ° C'de inkübe edildi. Tam bir büyüme inhibisyonuna neden olan minimum berberin, berberrubin ve terbinafin konsantrasyonları, MIC değerleri olarak kaydedilecektir ( 16 ,23 ). MFC'nin belirlenmesi için, 48 saat inkübe edilmiş ortamdan 10 ul çıkarıldı ve kaplandı. MFC, mantar büyümesi kolonisinin gözlenmediği bir konsantrasyonda kaydedildi. MFC / MIC <4 olduğunda, bileşik veya kombinasyon fungisidal olarak kabul edilirken, MFC / MIC ≥4 olduğunda bileşik veya kombinasyon fungistatik olarak kabul edilir. Her durumda, üç bağımsız deney yürütüldü ve her deney üç kopya halinde gerçekleştirildi.

      Duyarlılık testi
      Hassaslaştırma araştırma deneyi için, (3- (4,5-dimetiltiyazol-2-il) -5- (3-karboksimetoksi-fenil) -2- (4-sülfofenil) -2H-tetrazolyum) (MTS) deneyi kullanıldı ( 24 ). Kısaca, C. albicanhücreler, 96 oyuklu mikroplakada 0. günde tohumlandı. Sırasıyla 25, 12.5, 6.25, 3.13, 1.56, 0.78, 0.39 ve 0.2 ug / ml'de terbinafin ilave edilirken, terbinafin ile birlikte 100 ug / ml'de berberin ve berberrubin ilave edildi. 48 saat inkübasyondan sonra, elektron birleştirme ajanı karışık çözelti olarak MTS (Promega, Madison, WI, ABD) / fenazin metosülfat (PMS) ilave edildi. Son olarak, üreticinin protokolüne göre bir mikroplaka okuyucusu (Perkin Elmer Victor V) kullanılarak 490 nm'de optik absorbans belirlendi. Duyarlılaştırma testinden MIC ve MFC değerlerini belirlemek için, MTS / PMS eklenmemiş ve deneysel prosedürler daha önce belirtildiği gibi yürütülmüştür. Her durumda, üç bağımsız deney yürütüldü ve her deney üç kopya halinde gerçekleştirildi.

      İnhibisyon bölgesi çalışması
      C. albicans , tek başına berberin (100 µg), berberin (100 µg) artı terbinafin (6 µg), tek başına berberrubin (100 µg) ve berberrubin (100 µg) artı terbinafin (6 µg) 'nın buna karşı etkililiğini incelemek için kullanılmıştır. kültürde büyüme. C. albicans , maya kalıbı et suyu ile seyreltildi ve maya kalıbı agar plakasına kaplandı ve delikler, steril bir transfer pipeti kullanılarak agar üzerinde oluşturuldu. Test edilen örnekler için% 1 DMSO (negatif kontrol olarak) ve 6 ug terbinafin (pozitif kontrol olarak) agarın deliklerine yerleştirildi. Plakalar daha sonra 35 ° C'de 48 saat süreyle inkübe edildi ve agar plakaları üzerindeki mantarların inhibisyon bölgeleri (mm, çap olarak) kaydedildi ( 23 , 25 , 26 ).

      Sonuçlar ve tartışma
      MIC, MFC ve duyarlılık testinin belirlenmesi
      Terbinafin, geniş bir antifungal aktivite spektrumuna sahip bir allilamin ajanıdır. Fungal enzim skualen epoksidazın inhibisyonu yoluyla fungal hücre zarlarının önemli bir bileşeni olan ergosterolün biyosentezine müdahale eder. In vitro duyarlılık testlerinde, terbinafinin öncelikle dermatofitler, küfler ve bazı dimorfik mantarlara karşı fungisidal aktiviteye sahip olduğu, ancak C. albicans'a karşı sadece fungistatik aktiviteye sahip olduğu gösterilmiştir ( 27 ). Berberinin C. albicans'a karşı hücre ölüm mekanizmalarıönceki çalışmalarda tam olarak ele alınmıştır. Mitokondriyal işlevi bozma, reaktif oksijen türlerinin üretimi, hücre duvarı bütünlüğü yolunu hedefleme ve ayrıca ısı şoku transkripsiyon faktörünü, HSF1'i ( 28 ) etkileme yeteneğini içeriyorlardı . C. albicans'a karşı terbinafinin MİK ve MFC değerleri sırasıyla 6 ve 24 µg / ml olarak belirlendi. MFC / MIC 4'e eşit olduğundan fungistatik olarak kabul edildi. Berberin ve berberrubin için MIC değerleri> 100 µg / ml idi. MFC değeri belirlenmedi. Bu bulgular daha önce bildirilen sonuçlarla uyumluydu ( 16 ). Bununla birlikte, 100 µg / ml'deki berberin ve berberrubin, MFC'yi iyileştiremedi ve terbinafinin MFC'si, terbinafinin antifungal aktivitesiniC. albicans , MTS / PMS testi ile belirlendiği şekliyle. 100 µg / ml'de berberin ve berberrubin, terbinafinin antifungal potansiyeline etkili bir şekilde yardımcı olabilir.İncir. 2). Özellikle, terbinafin 3.13, 1.56, 0.78, 0.39 ve 0.2 ug / ml'den yüklendiğinde, berebinin terbinafin ile tamamlayıcı aktivitesi berberrubininkinden çok daha güçlüydü. Bu nedenle, berberin, terbinafinin antifungal etkisini, analoğu berberrubine kıyasla güçlendirmede daha etkiliydi.

      Bir resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı br-04-04-0449-g01.jpg'dir.

      Hassasiyet Candida albicans berberin ve berberrubine tarafından terbinafin. Berberin ve berberrubin, standart antifungal ilaç olan terbinafinin antifungal etkisine yardımcı olabilir. Berebinin terbinafin ile tamamlayıcı aktivitesi, berberrubine göre çok daha güçlüydü. Her durumda, üç bağımsız deney yapıldı ve bir ortalama değer elde edildi. Her deney üç kopya halinde gerçekleştirildi. Sonuçlar, üç bağımsız deneyden ortalama ± standart sapma olarak gösterilir.

      İnhibisyon bölgesi çalışması
      Önceki çalışmalar, flukonazol veya mikonazol ile kombinasyon halinde berberinin agar difüzyon testlerinde daha büyük inhibisyon zonları olan C. albicans'a karşı sinerjik bir antifungal aktivite gösterdiğini bildirmiştir ( 29 - 31 ). C. albicans'ın terbinafin ve berberin veya berberrubin kombinasyonuna duyarlılığını değerlendirmek için , agar plakaları üzerindeki inhibisyon bölgelerini belirlemek için agar difüzyon testleri yapıldı. 6 ug'de tek başına terbinafin, C. albicans'a (inhibisyon bölgesi, 14.67 ± 3.06 mm) karşı belirli fungistatik etkiye sahipken, tek başına berberin veya berberrubin, mantarlarda küçük düzeyde büyüme inhibisyonu göstermiş veya hiç göstermemiştir (Şek. 3). 100 ug berberin ve 6 ug terbinafin kombinasyonu, tek başına terbinafin ile karşılaştırıldığında boyut olarak artan bir inhibisyon bölgesi (inhibisyon bölgesi, 25.67 ± 2.52 mm) gösterdi. Sonuç , bu kombinasyonun MIC ve MFC'si iyileştirilmemiş olsa bile, kombine ilaçlar arasında C. albicans'a karşı sinerjistik bir fungistatik aktivitenin meydana gelebileceğini düşündürebilir . Bununla birlikte, 100 ug berberrubin ve 6 ug terbinafin kombinasyonu, inhibisyon bölgesinin boyutunda önemli bir genişleme olmadan mantar duyarlılığını artırmadı. % 1 DMSO'da (araç kontrolü) C. albicans'ın büyüme inhibisyonu bulunamamıştır.

      Bir resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı br-04-04-0449-g02.jpg'dir.

      İnhibisyon bölgesi (mm, ortalama çap ± standart sapma cinsinden).
      Sonuç olarak, bu çalışma berberin ve berberrubinin fırsatçı mantar patojeni C. albicans'a karşı terbinafin ile tamamlayıcı uygulamasını bildirmektedir . Yakın zamanda yapılan bir çalışma, berebinin flukonazole flukonazole dirençli C. albicans'ı öldürmesine yardımcı olabileceğini göstermiştir ( 32 ). Mevcut sonuçlar ayrıca, antifungal etkide bir artış elde etmek amacıyla çeşitli patojenik mantarların diğer standart ilaçlara karşı berberin ve berberrubin ile olası duyarlılaşmasına işaret etmektedir.

      Teşekkürler
      Bu çalışma, İnovasyon Teknolojisi Komisyonu tarafından ABCT ve HKPU'ya [FRG / 14-15 / 021, 30-14-121 ve 38-40-116 (Dr CHC) hibe kodları ile] desteklenmiştir ve hibe no. 03-16-176 (Profesör ZXB). Profesör RG, AIRC'den bir hibe aldı (sözleşme no. IG 13575).

      Referanslar

      1. Sanguinetti M, Posteraro B, Lass-Flörl C. Candida türleri arasında antifungal ilaç direnci : Mekanizmalar ve klinik etki. Mikozlar. 2015; 58 (Ek 2): 2–13. doi: 10.1111 / myc.12330. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      2. Arendrup MC. İnvaziv kandidiyazın epidemiyolojisi. Curr Opin Crit Care. 2010; 16 : 445–452. doi: 10.1097 / MCC.0b013e32833e84d2. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      3. Richards MJ, Edwards JR, Culver DH, Gaynes RP. Ulusal Hastane Enfeksiyonları Sürveyans Sistemi: Amerika Birleşik Devletleri'ndeki koroner bakım birimlerindeki hastane enfeksiyonları. Ben J Cardiol. 1998; 82 : 789–793. doi: 10.1016 / S0002-9149 (98) 00450-0. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      4. Pu Y, Liu A, Zheng Y, Ye B. Kitosan tarafından Candida albicans biyofilmlerinin in vitro hasarı . Exp Ther Med. 2014; 8 : 929–934. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      5. Schulze J, Sonnenborn U. Bağırsaktaki mayalar: Ortaktan bulaşıcı ajanlara. Dtsch Arztebl Int. 2009; 106 : 837–842. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      6. Nenoff P, Krüger C, Schaller J, Ginter-Hanselmayer G, Schulte-Beerbühl R, Tietz HJ. Mikoloji - bir güncelleme bölümü 2: dermatomikozlar: klinik tablo ve teşhis. J Dtsch Dermatol Ges. 2014; 12 : 749–777. doi: 10.1111 / ddg.12420. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      7. Oliveira PM, Mascarenhas RE, Lacroix C, Ferrer SR, Oliveira RP, Cravo EA, Alves AP, Grassi MF. Salvador, Bahia, Brezilya'daki HIV ile enfekte kadınların vajinal mukozasından izole edilen Candida türleri. Braz J Infect Dis. 2011; 15 : 239–244. doi: 10.1016 / S1413-8670 (11) 70182-9. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      8. Dos Santos, Abrantes PM, McArthur CP, Africa CW. Güney Afrika ve Kamerun'daki HIV pozitif hastalardan izole edilen çoklu ilaca dirençli oral Candida türleri. Microbiol Infect Dis. 2014; 79 : 222–227. doi: 10.1016 / j.diagmicrobio.2013.09.016. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      9. Ribeiro RAL, de Alencar Menezes TO, de Melo Alves-Junior S, de Menezes SA, Marques-da-Silva SH, Rosário Vallinoto AC. Brezilya, Belém'de yüksek düzeyde aktif antiretroviral tedavi (HAART) sırasında HIV ile enfekte hastalarda Candida türlerinin oral taşınması . Oral Surg Oral Med Oral Pathol Oral Radiol. 2015; 120 : 29–33. doi: 10.1016 / j.oooo.2015.03.008. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      10. Sun H, Chen Y, Zou X, Li H, Yin X, Qin H, Liu R, Yu C, Li Q, Yu K, et al. Çin'deki malignite hastalarında oral Candida kolonizasyonu oluşumu ve risk faktörleri. Clin Oral Investig. 30 Temmuz 2015; (Epub önce baskı) [ PubMed ] [ Google Scholar ]
      11. Yeni antineoplastik ajanlar olarak Tang J, Feng Y, Tsao S, Wang N, Curtain R, Wang Y. Berberine ve Coptidis rhizoma : Geleneksel kullanım ve biyomedikal araştırmaların bir incelemesi. J Ethnopharmacol. 2009; 126 : 5–17. doi: 10.1016 / j.jep.2009.08.009. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      12. Liu R, Zhang X, Zhang L, Gao X, Li H, Shi J, Li X. Elektronik bir dil ve bir GA-BP sinir ağı kullanarak berberin hidroklorürün acılık yoğunluğu tahmini. Exp Ther Med. 2014; 7 : 1696–1702. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      13. Kobayashi Y, Yamashita Y, Fujii N, Takaboshi K, Kawakami T, Kawamura M, Mizukami T, Nakano H. Coptis rizomlarından izole edilmiş DNA topoizomeraz I ve II inhibitörleri. Planta Med. 1995; 61 : 414–418. doi: 10.1055 / s-2006-958127. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      14. Iwasa K, Kamigauchi M, Ueki M, Taniguchi M. Berberin analoglarının antibakteriyel aktivitesi ve yapı-aktivite ilişkileri. Eur J Med Chem. 1996; 31 : 469–478. doi: 10.1016 / 0223-5234 (96) 85167-1. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      15. Kim SH, Lee SJ, Lee JH, Sun WS, Kim JH. 9-O-asil- ve 9-O-alkilberrubin türevlerinin antimikrobiyal aktivitesi. Planta Med. 2002; 68 : 277–281. doi: 10.1055 / s-2002-23128. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      16. Park KD, Lee JH, Kim SH, Kang TH, Moon JS, Kim SU. Antifungal ajanlar olarak 13- (ikame edilmiş benzil) berberin ve berberrubin türevlerinin sentezi. Bioorg Med Chem Lett. 2006; 16 : 3913–3916. doi: 10.1016 / j.bmcl.2006.05.033. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      17. Gambari R, Hau DK, Wong WY, Chui CH. Hep3B hepatom hücrelerinin, corilagin tarafından sisplatin ve doksorubisine duyarlılaştırılması. Phytother Res. 2014; 28 : 781–783. doi: 10.1002 / ptr.5049. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      18. Darwish RM, Aburjai T, Al-Khalil S, Mahafzah A. İki farklı Staphylococcus aureus suşuna karşı yerel bitki materyallerinden antibiyotiğe dirençli inhibitörlerin taranması . J Ethnopharmacol. 2002; 79 : 359–364. doi: 10.1016 / S0378-8741 (01) 00411-1. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      19. Yang ZC, Wang BC, Yang XS, Wang Q, Ran L. İki farklı Staphylococcus aureus suşuna karşı sekiz geleneksel Çin ilacı ile birlikte antibiyotiklerin sinerjistik aktivitesi . Kolloidler Surf B Biointerfaces. 2005; 41 : 79–81. doi: 10.1016 / j.colsurfb.2004.10.033. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      20. Mandal S, DebMandal M, Pal NK, Saha K. DebMandal M, Pal NK ve Saha K: Emblica officinalis ve Nymphae odorata ekstraktları ile kombinasyon halinde amoksisilinin sinerjistik anti- Staphylococcus aureus aktivitesi . Asya Pac J Trop Dis. 2010; 3 : 711–714. doi: 10.1016 / S1995-7645 (10) 60171-X. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      21. Mandal S, Mandal MD, Pal NK. Ocimum sanctum Linn ile kloramfenikol ve trimetoprim in vitro aktivitesini artırır . (Lamiaceae) yaprak ekstresi Salmonella enterica serovar Typhi'ye karşı . Asya Pac J Trop Med. 2012; 5 : 220–224. doi: 10.1016 / S1995-7645 (12) 60028-5. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      22. Bodiwala HS, Sabde S, Mitra D, Butani KK, Singh IP. Anti-HIV ajanları olarak 9-ikameli berberin türevlerinin sentezi. Eur J Med Chem. 2011; 46 : 1045–1049. doi: 10.1016 / j.ejmech.2011.01.016. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      23. Mayaların Et Suyu Seyreltme Antifungal Duyarlılık Testi için Referans Yöntemi; Onaylanmış Standart. 2. M27-A2. Ulusal Klinik Laboratuvar Standartları Komitesi; Wayne, PA: 2002. NCCLS. [ Google Scholar ]
      24. Zhu J, Krom BP, Sanglard D, Intapa C, Dawson CC, Peters BM, Shirtliff ME, Jabra-Rizk MA. Candida albicans'ta farnesol kaynaklı apoptoz, Cdr1-p ekstrüzyonu ve hücre içi glutatyonun tükenmesi ile gerçekleşir. PLoS One. 2011; 6 : e28830. doi: 10.1371 / journal.pone.0028830. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      25. Chung PY, Gambari R, Chen YX, Cheng CH, Bian ZX, Chan AS, Tang JC, Leung PH, Chui CH, Lam KH. 8-benziloksi ikameli kinolin eterlerinin geliştirilmesi ve antimikrobiyal aktivitelerinin değerlendirilmesi. Med Chem Res. 2015; 24 : 1568–1577. doi: 10.1007 / s00044-014-1217-4. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      26. Lam PL, Gambari R, Kok SH, Lam KH, Tang JC, Bian ZX, Lee KK, Chui CH. Antifungal uygulama için gallik asit içeren toksik olmayan agaroz / jelatin bazlı mikrokapsülleme sistemi. Int J Mol Med. 2015; 35 : 503–510. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      27. McClellan KJ, Wiseman LR, Markham A. Terbinafine. Yüzeysel mikozlarda kullanımıyla ilgili bir güncelleme. İlaçlar. 1999; 58 : 179–202. doi: 10.2165 / 00003495-199958010-00018. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      28. Dhamgaye S, Devaux F, Vandeputte P, Khandelwal NK, Sanglard D, Mukhopadhyay G, Prasad R. Candida albicans'ta bitkisel antifungal alkaloid berberinin moleküler etki mekanizmaları . PLoS One. 2014; 9 : e104554. doi: 10.1371 / journal.pone.0104554. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      29. Wei GX, Xu X, Wu CD. Planktonik ve biyofilm Candida kültürlerine karşı berberin ve mikonazol arasında in vitro sinerji . Arch Oral Biol. 2011; 56 : 565–572. doi: 10.1016 / j.archoralbio.2010.11.021. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      30. Iwazaki RS, Endo EH, Ueda-Nakamura T, Nakamura CV, Garcia LB, Filho BP. Berberinin in vitro antifungal aktivitesi ve flukonazol ile sinerjizmi. Antonie van Leeuwenhoek. 2010; 97 : 201–205. doi: 10.1007 / s10482-009-9394-8. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      31. Quan H, Cao YY, Xu Z, Zhao JX, Gao PH, Qin XF, Jiang YY. Flukonazole dirençli klinik Candida albicans izolatlarına karşı flukonazol ve berberin klorürün güçlü in vitro sinerjizmi . Antimicrob Agents Chemother. 2006; 50 : 1096–1099. doi: 10.1128 / AAC.50.3.1096-1099.2006. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      32. Li DD, Xu Y, Zhang DZ, Quan H, Mylonakis E, Hu DD, Li MB, Zhao LX, Zhu LH, Wang Y, vd. Flukonazol, flukonazole dirençli Candida albicans'ı öldürmek için berberine yardımcı olur . Antimicrob Agents Chemother. 2013; 57 : 6016–6027. doi: 10.1128 / AAC.00499-13. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

      Yorum yap


      • #4
        Berberis vulgaris ve aktif bileşeni olan berberinin in vitro biyolojik değerlendirmesi : antioksidanlar, anti-asetilkolinesteraz, anti-diyabetik ve antikanser etkileri
        Abeer E Abd El-Wahab ,Doaa A Ghareeb ,Eman EM Sarhan ,Marwa M Abu-Serie veMaha A El Demellawy


        Öz
        Berberis vulgaris , geleneksel bitkisel tıbbi geçmişi olan iyi bilinen bir bitkidir. Bu çalışmanın amacı , yabanmersini ham özütü ve berberin aktif bileşiğinin in vitro biyolojik aktivitesini (antioksidan, kolinerjik, antidiyibetik ve antikanser) biyo- taramak ve karşılaştırmaktı .

        Yöntemler
        Etkisi B. vulgaris, hücresel tiobarbitürik asit reaktif türlere ekstresi ve berberin klorür (TBARS) oluşumu, diphenyle-α-picrylhydrazyl (DPPH) oksidasyonu, hücre nitrik oksit (NO) radikal süpürücü özelliği, süperoksit dismutaz (SOD), glutatyon peroksidaz ( GPx), asetilkolinesteraz (AChE) ve α-gulcosidase aktiviteleri spektrofotometrik olarak belirlendi. Öte yandan, ekstrakt ve berberinin antikanser olarak etkisi, kontrol normal hücrelerine (PBMC) kıyasla nötr kırmızı alım testi kullanılarak MCF-7, HepG-2 ve Caco-2 hücreleri olan üç farklı hücre hattı üzerinde tahmin edilmiştir. .

        Sonuçlar
        Sonuçlarımız, kızamık ham özütünün 0.6 mg berberin / mg ham özüt içerdiğini gösterdi. Kızamık özü, GPx ve SOD hiperaktivasyonu ile ilişkili TBARS, NO ve DPPH oksidasyonunu azaltarak güçlü antioksidatif kapasite gösterdi. Berberisin inhibe edici etkisia-glukosidaz üzerindeki ham özüt, berberin klorürinkinden daha güçlü iken, her ikisi de aynı AChE önleyici etkiye sahipti. Ayrıca, hem berberin klorür hem de kızamık etanolik özütünün farklı konsantrasyonlarının normal kan hücreleri (PBMC) üzerinde büyümeyi engelleyici bir etkisi olmadığını göstermiştir. Aksi takdirde, hem berberin klorür hem de kızamık etanolik özütü, 24 saatten başlayarak 72 saate kadar farklı inkübasyon sürelerinde göğüs, karaciğer ve kolon kanseri hücre hatlarının (sırasıyla MCF7, HepG2 ve CACO-2) büyümesini inhibe edici etkiye sahip olduğunu göstermiştir. önleyici etki doza bağlı bir şekilde zamanla arttı.

        Sonuç
        Bu çalışma, kızamıkçık ham özünün ve aktif alkaloid berberinin lipid peroksidasyonunu bastırma potansiyelini ortaya koyuyor ve hepatik oksidatif stres, Alzheimer ve idiyopatik erkek faktör kısırlığının tedavisinde umut verici bir kullanım öneriyor. Ayrıca berberis vulgaris etanolik özütü, güçlü antioksidan aktivitesine geri dönebilen kanser hücresi ölümüne neden olabilecek PBMC'nin büyümesini engellemediği için güvenli, toksik olmayan bir özdür.

        Arka fon
        Günümüzde geleneksel ilaçların dünya çapında daha popüler hale geldiğine giderek daha fazla inanıldığından, şifalı bitkilerin sınırsız ilaç rezervuarı olduğuna dair kanıtlar artmaktadır. Aktif bileşenleri arasındaki şaşırtıcı yapısal çeşitlilik, onları yeni terapötik maddeler için yararlı bir kaynak haline getirir. Doğal ürünlere ilgi duyan araştırmacılar, geleneksel ilaçların bilimsel değerlendirmesine yönelik çabalarını yoğunlaştırdılar. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), daha iyi kültürel kabul edilebilirlik ve insan vücuduyla daha iyi uyumluluk nedeniyle, bitkisel ilaçların, dünya nüfusunun yaklaşık% 75-80'inin, özellikle gelişmekte olan ülkelerde, temel sağlık hizmetleri için hala en yaygın kaynak olduğunu tahmin etmektedir. ve daha az yan etki [ 1 ].

        Berberis vulgaris , orta ve güney Avrupa, kuzeybatı Afrika ve batı Asya'ya özgü Berberidaceae familyasında bir çalıdır. Çeşitli topraklarda yetişir, ancak öncelikle daha soğuk bölgelerde yetiştirilir [ 2 - 4 ]. Meyvesi, 7-10 mm uzunluğunda ve 3–5 mm genişliğinde dikdörtgen kırmızı bir dut olup, yaz sonunda veya sonbaharda olgunlaşır; Yenilebilir, ancak çok ekşi ve C vitamini bakımından zengindir. Kızamık, yaygın olarak gıda katkı maddesi olarak kullanılır ve suyu kolesititi tedavi etmek için tavsiye edilir [ 5 ].

        Barberry'nin geleneksel doğu ve batı şifalı bitkilerde uzun bir kullanım geçmişi vardır [ 6 ].

        Berberis vulgaris ve diğer berberin (BER) içeren bitkiler [ 7 ] neredeyse tüm geleneksel tıbbi sistemlerde tıbbi olarak kullanılmaktadır ve Ayurvedik, İran ve Çin tıbbında en az 3000 yıl öncesine dayanan bir kullanım geçmişine sahiptir [ 8 ]. Eski Mısırlılar, haşere ateşini önlemek için rezene tohumlarıyla birlikte kızamık meyvesi kullandılar [ 6 ]. Hintli ayurveda doktorları dizanteri tedavisinde kızamık kullandı ve geleneksel İran tıbbı meyvesini yatıştırıcı olarak kullanıyor [ 6 , 9 ]. Kuzey Avrupa'da kızamık, safra kesesi ve karaciğer problemlerini tedavi etmek için kullanılırken, Rusya ve Bulgaristan'da anormal uterin kanamaları ve romatizma tedavisinde kullanıldı [ 10 ,11 ]. Kuzey Amerika'da Eklektikler, sıtma tedavisi için ve genel bir tonik olarak kızamık kullanmışlardır [ 12 ]. Ayrıca, Amerikan Kızılderilileri iştahı artırmada etkili buldular ve kurutulmuş meyvesini gargara olarak kullandılar [ 13 , 14 ].

        B. vulgaris'in kök, gövde veya kabuk özütünün fitokimyasal analizi, anti-enflamatuar ve immüno-baskılayıcı aktivitelerin de iyi bir şekilde kurulmuş olduğu protoberberinler ve bisbenzil-izokinolin alkaloidlerin (berbamin, tetrandrin ve kondokurin (Tablo 1 ) varlığını göstermiştir [ 15 ]. Bitkinin tonik, antimikrobiyal, antiemetik, antipiretik, antipruritik, antioksidan, antiinflamatuar, hipotansif, antiaritmik, yatıştırıcı, antinosiseptif, antikolinerjik ve kolagog etkileri dahil olmak üzere tüm kısımları için tıbbi özellikler bildirilmiş ve kullanılmıştır. kolesistit, kolelitiyazis, sarılık, dizanteri, leishmaniasis, sıtma ve safra taşları gibi bazı durumlarda [ 16 ] (Tablo 2). Ayrıca, bir izokinolin alkaloidi ve bu bitkinin ana bileşeni olan BER, uzun süredir ishal ve sindirim sistemi bozukluklarının tedavisinde kullanılmaktadır [ 17 , 18 ]. Aşağıdakiler dahil birçok farmakolojik etkiye sahiptir; 54 mikroorganizmaya karşı antimikrobiyal aktivite [ 19 - 21 ], intestinal iyon sekresyonunun inhibisyonu ve düz kas kontraksiyonu, ventriküler taşiaritminin inhibisyonu, inflamasyonun azalması, safra sekresyonunun uyarılması ve bilirubin deşarjı [ 22 ]. Kapsamlı uygulamalara ve çok sayıda özelliğe rağmen, etkilerinin çoğunda etki mekanizması tam olarak net değildir. Bu özelliklerden bazıları antihistaminik ve antikolinerjik etkilerden kaynaklanabilir.

        Berberinin çoklu farmakolojik etkileri arasında, anti-inflamatuar aktivite kapsamlı bir şekilde çalışılmıştır [ 23 ]. Berberin sülfatın antipiretik aktivitesi, sıçanlarda deneysel olarak indüklenen bir ateş modeli kullanılarak Sabir ve Bhide 1971 tarafından da gösterilmiştir [ 22 ]. Bu etkinin sodyum salisilattan yaklaşık üç kat daha fazla olduğu bulunmuştur. Anti-kolit özelliği berberin için Zhou ve Mineshita tarafından gösterilen başka bir farmakolojik etkidir [ 24 ].

        Kızamık fenolik bileşikler, antosiyaninleri ve karotenoid pigmentleri içerir [ 22 - 26 ]. Antosiyaninler ve yaban mersini ekstresi (BFE) için antioksidan ve sitoprotektif [ 27 ], kapiler geçirgenlik [ 28 ] ve epidermal büyüme faktörü [ 29 ] antikolinerjik ve antihistaminerjik [ 27 ] üzerindeki inhibitör etkiler gibi çeşitli farmakolojik etkiler gösterilmiştir.

        Bu çalışmanın amacı , kızamık ham özütü ve berberin aktif bileşiğinin in vitro biyolojik aktivitesini (antioksidan, kolinerjik, antidiyabetik ve antikanser) karşılaştırmaktı.

        Yöntemler
        İnsan ve hayvan biyolojik örnekleri
        İnsan katılımcılar ve biyolojik materyalleri (kan), ulusal düzenleyici kurumların gerektirdiği bağışçı onayı için etik standartları karşıladı. On sağlıklı kişiden, bu çalışmada kanlarının kullanımına ilişkin onayını imzaladıktan sonra kan örnekleri alındı ​​Onayların onayı ve bu çalışmada yer alan hayvan ve biyolojik doku örnekleri tedavisine yönelik tüm çalışma protokolleri, Animal tarafından özetlenen etik talimatlara sıkı bir şekilde tabi tutuldu. Mısır Sağlık ve Nüfus Bakanlığı, Tıpta Uzmanlık Yüksek Komitesi, Mısır Arap Cumhuriyeti tarafından tavsiye edilen Ulusal Sağlık ve Tıbbi Araştırma Konseyi (NHMRC) politikaları ve yönergeleri aracılığıyla yayınlanan Etik Komiteler (AEC) [ 30]. Bu çalışma, İskenderiye Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Araştırma Etik Kurulu'nun onayını takiben, Biyomedikal teknoloji, SRAT-şehir ve Biyokimya Bölümü, İskenderiye Üniversitesi Fen Fakültesi'nden izin almıştır.

        Kızamık, Berberis vulgaris
        Barberry'nin kökleri İskenderiye Üniversitesi Fen Fakültesi Botanik Bölümü'nden Prof. Salma El-dareir tarafından satın alındı ​​ve onaylandı. İlk olarak, bu sınıflandırma Dargon Herbarium'da [ 31 ] yayınlanan bitki hakkındaki verilere bağlıydı . Sınıflandırmadan sonra bitki kökleri ayrıldı, ardından oda sıcaklığında kurutuldu, toz haline getirildi, elendi ve daha sonraki kullanımdan önce saklandı. Kurutulmuş kızamık kökleri, alkaloidler, fobatanninler, saponninler, flavonoidler, steroidler, terpenoidler ve kardiyak glikozitler için fitokimyasal olarak tarandı [ 1 ].

        Kızamık ham özü hazırlama
        Kızamıkçıkların kurutulmuş toz halindeki kökleri, petrol eteri ile iyice yağdan arındırıldı, ardından çözücüyü buharlaştırmak için temiz havada kurutuldu. Kurutulmuş kökler, tozun cam yüksük içerisine ilave edildiği ve kaynatılmış etanolün aktif bileşikleri 8 saat süreyle özütlediği Soxhlet cihazı kullanılarak buharla damıtma yöntemine tabi tutularak etanolik ham özü hazırlamak için kullanıldı. Etanolik özüt, 60 ° C'de ve 100 rpm'de (Büchi, İsviçre) döner buharlaştırıcı kullanılarak minimum hacme konsantre edildi ve ardından bir toz kızamık özü elde etmek için liyofilize edildi (DISHI, DS-FD-SH10, Xi'an Heb Biotechnology Co, Çin) (% 25). Kızamık özü toz formu, ileri biyokimyasal analize tabi tutulana kadar -20 ° C'de tutuldu.

        HPLC analizi
        Etanolik ekstrakt, ekstraktaki berberin konsantrasyonunu belirlemek için HPLC (Series 500 Bio-Tek Instrument, Milano, İtalya) kullanılarak analiz edildi. Analitler, bir Zorbax Eclipse XDB-C18 (250 × 4.6 mm id, 5 um partikül boyutu) kolonuyla (Agilent, Santa Clara, CA, ABD) ayrıldı.

        Dondurularak kurutulmuş Berberis vulgaris özleri, eşit hacimde su: etanol çözeltisi (1 mg / ml) içerisinde çözündürüldü ve HPLC analizinden önce 0.22 um'lik bir şırınga filtresinden süzüldü. Çalışma sıcaklığı 30 ° C'de tutuldu ve detektör 254 nm dalga boyunda çalıştırıldı. Mobil faz, iki çözücü bileşiminin, çözücü A (deiyonize su) ve çözücü B'nin (metanol) bir karışımıydı. Program 0,8 ml / dk çözücü akışında ve 20 μl enjeksiyon hacminde [ 32 ] % 40 çözücü A ve% 60 çözücü B ile başlatıldı .

        Berberin klorürün hazırlanması
        Berberin klorür, Sigma-Aldrich'ten ticari olarak temin edildi; burada, 1 ml% 10 etanolde belirli ağırlıklarda çözündürülerek farklı berberin klorür konsantrasyonları hazırlandı.

        Karaciğer homojenatının hazırlanması
        İskenderiye Üniversitesi tıbbi araştırma enstitüsünün hayvan evinden altı Balb / c faresi elde edildi. Anesteziden sonra karaciğer izole edildi ve soğuk salin içinde yıkandı ve ardından her bir karaciğerden bir gram 9 mL fosfat tamponlu salin içinde homojenize edildi. Homojenat, 3000 ° C'de santrifüjlendi ve süpernatan içeren metabolitler, ileri biyokimyasal tahminler için boşaltıldı.

        Biyokimyasal tahliller
        1.
        Asetilkolinesteraz (AChE) aktivitesinin belirlenmesi

        AChE aktivitesi, Ellman ve diğerlerinin yöntemine göre ölçülmüştür . [ 33 ]. 130 uL fosfat tamponu (0.1 M pH 7.4), 20 uL karaciğer homojenatı ve 20 uL kızamık özütü (test) veya organik çözücü (kontrol) karışımına ilave edildi, daha sonra 37 ° C'de 45 dakika inkübe edildi. 5 uL substrat ACTI (75 mM) eklendi, iyice karıştırıldı ve 37 ° C'de 15 dakika inkübe edildi. 60 uL DTNB (0.32 mM) eklendi ve 5 dakika bırakıldı. Absorbans 405 nm'de ölçüldü ve spesifik aktivite hesaplandı.

        2.
        Α-glukozidaz aktivitesinin belirlenmesi

        Han ve Srinivasan [ 34 ] tarafından bahsedilen yöntem , kızamık özütünün α-glukozidaz (EC 3.2.1.20) aktivitesi üzerindeki etkisini tahmin etmek için küçük bir modifikasyonla gerçekleştirildi. 100 uL kızamık özü (test), organik çözücüler (kontrol) veya dH2O (boş) 2.5 mL 0.1 M fosfat tamponu, pH 7.4 ile seyreltildi. 100 uL karaciğer homojenatı eklendi, iyice karıştırıldı ve reaksiyon karışımı ile bir su banyosunda 30 ° C'de 5 dakika inkübe edildi. 500 uL PNPG, 5 mM ilave edildi ve reaksiyonun 15 dakika devam etmesine izin verildi. Reaksiyon 2 ml 1 M Na ilavesiyle durduruldu 2 CO 3 . Üreten renk, 400 nm'de spektrofotometrik olarak tespit edildi. Bir birim enzim aktivitesi, salınan nmol p-nitrofenol / dakika olarak tanımlandı.

        3.
        İndüklenmiş lipid peroksidasyon modelinde tiyobarbatürik asit reaktif madde (TBARS) seviyesinin belirlenmesi

        Barberis ekstraktı veya berberin klorür (test), organik bir çözücü (kontrol) ya da damıtılmış su (dH iki mL 2 O) (boş) 37 ° C'de yaklaşık 45 dakika boyunca karaciğer homojenatı eşit hacimde inkübe edildi ° C. İn vitro doku lipid peroksidasyonu H eklenerek uyarılmıştır 2 O 2 ve demir sülfat (FeSO 4 .7H 2O) hem test hem de kontrol reaksiyon karışımlarında sırasıyla 1 mM ve 0.5 mM nihai konsantrasyonda. 37 ° C'de yaklaşık 30 dakikalık bir inkübasyon süresinden sonra,% 0.02'lik bir nihai konsantrasyonda bütillenmiş hidroksil toluen (BHT) ilave edildi ve peroksidasyon reaksiyonunu durdurmak için dikkatlice karıştırıldı. Karışımlar 3000 rpm'de 15 dakika santrifüj edildi ve sonra ortaya çıkan süpernatan 1 mL% 15 trikloroasetik asit (TCA) ile karıştırıldı, ardından 3000 rpm'de 10 dakika santrifüj edildi [ 1 ].

        Daha sonra TBARS, Wills [ 35 ] tarafından açıklanan yönteme göre önceki çözümde belirlendi . 1 mL proteinsiz süpernatan 500 μL% 0,7 tiobarbitürik asit (TBA) ile karıştırıldı, 45 dakika kaynar su banyosunda ısıtıldı, soğutuldu ve süpernatanttaki renk 532 nm'de tespit edildi. TBARS seviyesi, aşağıdaki denkleme göre bir kontrole karşı hesaplanmıştır: TBARS seviyesi (nmol / ml) = At ​​/ 0.156

        4.
        Difenil-α-pikrilhidrazil (DPPH) radikal süpürücü tayini

        Süpürme yüzdesi = [ ( Akontrol - Aörnek ] /Akontrol×100
        Toplam ekstraktın DPPH radikal temizleme deneyi, Choi ve diğerleri tarafından önceden oluşturulmuş ve değiştirilmiş metodoloji kullanılarak gerçekleştirilmiştir . [ 36 ]. Deneyler, düz tabanlı polistiren 96 oyuklu mikrotiter plakalarda yapıldı. EtOH içindeki her numuneden (1-6 mg / ml) 100 uL'ye etanol içinde 25 uL DPPH (1 mM) eklendi. Elde edilen karışım kısa bir süre çalkalandı ve oda sıcaklığında karanlıkta 30 dakika tutuldu. Bu sürenin sonunda, karışımın absorbansı (A) ELISA kullanılarak 490 nm'de ölçüldü. DPPH tahlilinin süpürme oranı aşağıdaki şekilde hesaplanmıştır:

        5.
        Nitrik oksit temizleme aktivitesinin belirlenmesi

        HAYIRatılmış = [ ( Akontrol - Atest ) /Akontrol ]× 100
        Nitrik oksit, Green ve ark . [ 37 ], sodyum nitroprusitten nitrik oksit üretildi ve Griess reaksiyonu ile ölçüldü. Nitrik oksit tutucusu, oksijenle rekabet ederek nitrik oksit üretiminin azalmasına neden olur. Fosfat tamponlu salinde (pH 7.2) sodyum nitroprusit (5 mM), ekstraktın farklı konsantrasyonları (1-6 mg / mL) ile karıştırıldı ve 25 ° C'de inkübe edildi. Yukarıdan alınan numuneler Griess reaktifi (% 1 sülfanilamid,% 2 fosforik asitler ve% 0,1 Naftiletilendiamin hidroklorür) ile reaksiyona sokulmuştur. Nitritin sülfanilamid ile diazotizasyonu ve ardından naftiletilendiamin ile birleştirme sırasında oluşan kromoforun (A) absorbansı 546 nm'de okundu. Temizlenen NO oranı aşağıdaki şekilde hesaplanmıştır:

        6.
        SOD aktivitesinin belirlenmesi

        1 mL tampon çözeltisine yirmi mikrolitre karaciğer homojenat süpernatantı (test) veya tampon (referans) ve 20 ul özüt veya berberin klorür farklı konsantrasyonlarda ilave edildi ve 37 ° C'de 45 dakika inkübe edildi. Önceki çözeltiye 10 ul pirogallol (HCl içinde 20 mM, 10 mM) ilave edildi ve testin (At) veya referansın (Ar) absorbansı, 30 ve 90 saniye sonra 420 nm'de havaya karşı ölçüldü. Pirogallol otoksidasyonunun süpernatan tarafından yüzde inhibisyonu, aşağıdaki denkleme göre hesaplandı:

        Theyüzdeengelleme= 100 - [ ( At / dak / mlörnek ) /( Ar / dak / mlreferans )×100 ]
        Serum SOD'nin ng / dak / mg protein olarak spesifik aktivitesi, ng / dak / ml cinsinden SOD değerinin numunedeki protein konsantrasyonuna bölünmesiyle hesaplandı.

        Bir birim SOD aktivitesi, pirogallolün oto-oksidasyon oranını% 50 oranında inhibe eden enzim miktarı olarak tanımlanır. Standart eğriden, bir birimin 153 ng'ye eşit olduğu bulundu. U / mg protein içindeki örnek enzim aktivitesi, 153 [ 38 ] ng / dak / mg protein cinsinden dalış değeriyle elde edilmiştir .

        7.
        Karaciğer glutatyon peroksidaz (GPx) aktivitesinin belirlenmesi

        Elli mikrolitre karaciğer homojenatı, 37 ° C'de 45 dakika süreyle eşit hacimde farklı ekstrakt veya berberin klorür farklı konsantrasyonlarda inkübe edildi, ardından 100 μl GSH, 100 μl cummen H 2 O 2 ve 750 μl Tris – HCl, pH 7,6 (test) ve 37 ° C'de 10 dakika inkübe edildi. Kontrol için, 750 µl Tris – HCl, pH 7.6'ya 50 µl seyreltilmiş süpernatan ve 100 µl GSH ilave edildi, sonra 37 ° C'de 10 dakika inkübe edildi. Bir mililitre TCA olarak test ve kontrol ilave edildi de 100 ul cummen H 2 O 2 daha sonra her ikisi de 20 dakika süre ile 3000 rpm'de santrifüje tabi tutuldu ve daha sonra sıvı üst fazları ayrıldı kontrol etmek için ilave edildi. 2 ml Tris – HCl, pH 8.9 ve 100 µl DTNB'ye bir mililitre süpernatan eklendikten sonra 5 dakika inkübe edildi [ 39]. Test ve kontrolün (Ac) absorbansları, damıtılmış suya karşı 412 nm'de okundu. Karaciğer GPx aktivitesi aşağıdaki denklem ile hesaplandı;

        GPxaktivite( U/ gıslakdoku )= E× 6.2 × 10 × 10 / 13.1 × 0.05 × 10
        In Vitro antikanser testi
        İn Vitro hücre kültürü için kullanılabilecek hem kızamık etanolik ekstraktının hem de berberin standardının güvenli konsantrasyonlarını belirlemek için ; normal periferal kan mononükleer hücreleri (PBMC), sağlıklı bir kişiden Ficoll-Hypaque (yoğunluk 1.077 g / L, Lonza, ABD) gradyan santrifüjü ile izole edildi. PBMC toplandı ve HBSS kullanılarak yıkandı, ardından hücre canlılığı ve sayımı, Tripan mavi dışlama testi kullanılarak belirlendi. PBMC topladıktan sonra, hücreler, 1 x 10 konsantrasyonda süspanse edildi 6 RPMI 1640 (Lonza), 25 mM hücre / ml  , N -2-hydroxyethylpiperazine- N ` -2-etansülfonik asit (HEPES) (Lonza), 4 mM L- glutamin (Lonza), 100U penisilin ve 100 μg streptomisin (Lonza) ve% 10 FBS (Lonza). 96 oyuklu plakada, 1 × 105 hücre / oyuk, 0 ila 100 μg / ml (20, 40, 60, 80, 100 μg / ml) arasında değişen farklı konsantrasyonlarda kızamık etanolik özütü veya% 95 ile 37 ° C inkübatörde 72 saat berberin standardı ile tohumlandı nem ve% 5 CO 2 .

        Ekstraktın ve standardın farklı konsantrasyonlarının sitotoksik etkisi, nötr kırmızı alım testi kullanılarak belirlendi [ 40 ]. Kısaca, Nötr kırmızı çalışma solüsyonu (80 ug / ml) (Serva, Avusturya) gece boyunca 37 ° C'de inkübe edildi. İnkübe edilmiş hücrelerin her bir oyuğunda, kültür ortamı çıkarıldı ve 100 ul nötr kırmızı ortam ilave edildikten sonra canlı hücrelere yaşamsal boya katılmasına izin vermek için 3 saat süreyle inkübe edildi. Nötr kırmızı ortam çıkarıldı ve 150 ul HBSS ile hızlı bir şekilde durulandı. % 50 etanol (% 96): * H deiyonize% 49 boya (% 1 asetik asit, 150 ul ekstraksiyon tamponu ilave edilerek hücreler elde edildi 2O) ardından mikrometre plaka çalkalayıcıda en az 10 dakika süreyle hızlı çalkalama. Ekstrakt nötr kırmızı renk yoğunluğu, bir mikro titre plaka okuyucu spektrofotometrede 490 nm'de ölçüldü.

        Kullanılan konsantrasyon ve nötr kırmızı yoğunluk değeri arasındaki ilişkiyi kullanarak, IC 50 amberbaris etanol ekstraktı ve standart berberin klorür hesaplandı.

        Aynı yöntemi takiben, hem kızamık etanolik ekstraktının hem de standart berberin klorürün seçilen konsantrasyonları, farklı kanser hücre hatları üzerindeki etkilerini incelemek için kullanıldı. 96 kuyucuklu bir doku kültürü plakalarında, MCF-7, HepG-2, Caco-2 ve EL4 hücrelerinin her biri, 3000 hücre / kuyucuk, 11000 hücre / kuyucuk, 6000 hücre / kuyucuk yoğunlukta ilgili kültür ortamında kaplanmıştır. ve sırasıyla 15000 hücre / kuyu. Hücreler, 37 ° C'de,% 95 nemde ve% 5 CO 'de 24 saat boyunca inkübasyon ile yapışmaya bırakılmıştır 2 . Bunu takiben, etanolik özütün veya standardın seçilen konsantrasyonu ilave edildi ve hücre canlılığı, daha önce tarif edildiği gibi nötr kırmızı alım deneyi kullanılarak maksimum 72 saat boyunca 24 saatlik aralıklarla ölçüldü.

        istatistiksel analiz
        Tüm veriler ortalama ± standart sapma (SD) olarak ifade edilir. Farklar, P <0.05'te istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. İstatistiksel analizler, eşleştirilmemiş Student t-testi ve tek yönlü varyasyon analizi (ANOVA) analizi için Primer of Biostatistics programı V5 kullanılarak gerçekleştirildi.

        Sonuçlar
        Kızamık köklerinin ön fitokimyasal taraması, alkaloidler, flavonoidler, saponin, fenolik içerikler, terpenoidler ve kardiyak glikozitlerin varlığını ortaya çıkardı. Ancak steroid ve fobatanninler tespit edilmedi. Alkaloidlerin, flavonoidlerin, saponin ve toplam fenolik içeriğin yüzdesi sırasıyla 4, 1.9, 0.35 g / 100 g bitki dokusu ve 100 mg / ml etanolik ekstrakttı (Tablo 3 ). Tablo 3 ve Şekil 1 , 1 mg berberis etanolik özütünün 0.6 mg berberin aktif bileşiği içerdiğini gösterdi.



        Şekil 2 , Berberis vulgaris ve berberin klorürün farklı konsantrasyonlarının, p <0.05'te yüzde (%) olarak aynı AChE inhibe etme kabiliyetini sergilediğini , bu inhibitör etkinin, Berberis vulgaris ve berberin klorür konsantrasyonu arttıkça arttığını gösterdi.



        Hem Berberis vulgaris hem de berberin klorür, a-glukozidaz inhibe edici etkiye sahipti, ancak Berberis ham özütünün etkisi, Şekil 3'te gösterildiği gibi berberin klorürinkinden daha güçlü idi . Ayrıca, bu önleyici etki, p  <0.05'teki bu bileşen konsantrasyonu ile doğru orantılıydı .



        Berberis vulgaris ham ekstraktının ve berberin klorürün antioksidan etkisi Tablo 4te gösterilmiştir.. Sonuçlarımız, GPx ve SOD hiperaktivasyonu ile ilişkili TBARS, NO üretimini ve DPPH oksidasyonunu inhibe ettikleri için hem ham ekstraktın hem de aktif bileşenin güçlü antioksidan özelliklere sahip olduğunu gösterdi. Bu biyokimyasal özellikler, konsantrasyona bağlı bir şekilde uygulandı, burada TBARS üretimi 9 ± 0.3 nmol / g'den 4 ± 1.1 nmol / g'ye düştü ve berberis ham ekstraktının konsantrasyonu 0.2 mg / ml'den 1 mg / ml'ye çıktı. Aynı model ve aynı önleyici etki, farklı konsantrasyonlarda berberin klorür ile gösterilmiştir. Her iki berberisEkstrakt ve berberin klorür farklı konsantrasyonları 0.2-1 mg / ml arasında değişmiştir ve NO seviyesini sırasıyla% 16 ile 25 aralığında düşürmüştür, p  <0.05. Ayrıca, test edilen aynı B. vulgaris veya berberin klorür konsantrasyonları , DPPH oksidasyonunu p  <0.05'teki kontrol seviyesinden% 13 ila 46 aralığında inhibe etti . Öte yandan, Berberis vulgaris veya berberin klorür konsantrasyonu 0.2 mg / ml'den 1 mg / ml'ye yükseldiğinde GPx ve SOD aktiviteleri sırasıyla% 10-70 ve% 55-270 aralığında artmıştır. kontrol seviyeleri.



        Her ikisi için PBMC üzerinde yapılan sitotoksisite çalışması b. vulgaris ekstresi ve berberin klorür, ana alkaloid bileşen, önemli bir proliferatuar etkiye sahipken her ikisinin de belirtilen herhangi bir hücresel toksisiteye sahip olmadığını göstermiştir. Hem berberin klorür hem de kızamık etanolik özütün farklı konsantrasyonları (20, 40, 60, 80 ve 100 μg / ml) normal kan hücrelerinin (PBMC) büyüme hızı sürdürülmesi üzerinde inhibe edici etkiye sahip olduğunu gösterdiği için, aksine, PBMC (Şekil 4 ) özellikle 72 saat inkübasyondan sonra. Şekil 5'te gösterildiği gibi aynı zamanda 1 μg / ml'den başlayarak 100 μg / ml'ye kadar hem berberin klorür hem de kızamık etanolik özütün konsantrasyonları, göğüs, karaciğer ve kolon kanseri hücre hatlarının (sırasıyla MCF7, HepG2 ve CACO-2) büyümesi üzerinde inhibe edici etkiye sahip olduğunu göstermiştir. 24 saatten 72 saate kadar farklı inkübasyon sürelerinde ve önleyici etki doza bağlı bir şekilde zamanla artmıştır. Zamanla hem berberin klorür hem de kızamık etanolik özütünün inhibitör dozunun normal hücreler (PBMC) durumunda zamanla arttığını ve kanser hücreleri durumunda zamanla önemli ölçüde azaldığını fark etmek ilginçti (Tablo 5 ).




        Farklı Berberin klorür (Bi) ve Berberis vulgaris özütünün (ex) konsantrasyonlarının 24, 48 ve 72. saatlerde normal periferik kan mono nükleer hücrelerinin (PBMC) proliferasyonu üzerindeki etkisi. Veriler, stimülasyon indeksi (SI) olarak temsil edildi.



        Berberin klorür (Bi) ve Berberis vulgaris özütünün (örn.) Üç insan kanser hücre dizisinin canlılığı üzerindeki etkisi. Her iki Berberin klorür farklı konsantrasyonu ve vulgaris 10 ile inkübe edildi Berberilere 5 hücre / meme kanseri mi (MCF7), karaciğer kanseri (HepG2) ve kolon kanseri (CACO-2) hücre hatları (ATTC, Methods bakınız) 24 için, 48 ve 72 saat, hücre canlılığı nötral kırmızı hücre stainig kullanılarak değerlendirildi.



        Tartışma
        B. vulgaris'in fitokimyasal bileşenleri, antioksidan, antimikrobiyal, antikolinerjik, anti-diyabetik vb. Gibi kızamık biyoaktivitesini artırmak için sinerjizm içinde hareket eder [41]. Daha önce yayınlanmış çalışmamızda, B. vulgaris etanolik özütünün, demans hastalarında AChE'nin aşırı aktivitesini hafifletmek için kullanılmasını öneren rekabetçi bir AChE inhibitör kabiliyetine sahip olduğundan bahsetmiştik [42]. Bu bulguyla uyumlu olarak, verilerimiz AChE enzimine karşı aynı önleyici etkiyi gösterdi. Bu inhibe edici etki, bileşenlerinin% 60'ını temsil ettiği etanolik ham ekstraktta berberin varlığına geri döndürülebilir. Berberine, enzim konformasyonel değişikliğine yol açan ve entropi değerini artıran rekabetçi inhibitör olarak hareket ettiği için AChE aktif bölgesini bağlar. AChE esas olarak merkezi sinir sisteminde bulunur ve temel görevi, nörotransmiter asetilkolinin (ACh) koline hidrolizini katalize etmektir. Bu süreç, aktifleştirilmiş bir kolinerjik nöronu dinlenme durumuna geri döndürebilir. AD'nin patogenezi beyin ACh'deki bir eksiklikle bağlantılıdır [32]. Bu nedenle, AChE, AD'nin önemli bir patojenik faktörüdür ve AD ile mücadele için ajan taramasına yönelik çoğu farmakolojik çalışma, kolinerjik açığı hafifletmek ve nörotransmisyonu iyileştirmek için AChE inhibitörlerine odaklanmıştır [43]. B. vulgaris inhibe edilmiş a-glukosidaz enzim aktivitesi, diyabet tedavisi için etkili bir yol sağlar. A-glukosidaz aktivitesinin inhibisyonu, postprandiyal hiperglisemiyi azaltmak için terapötik yaklaşımlardan biridir. α-Glukozidaz inhibitörü, karbonhidratların emilimini geciktirmede ve hemoglobin A1C'deki (HbA1c) azalmaya katkıda bulunan yemek sonrası hiperglisemiyi baskılamada etkilidir. HbA1c'nin azalması, diyabetik hastalarda kronik vasküler komplikasyon insidansını azaltabilir [44]. SOD ve GPx aktivitelerinin yanı sıra hem TBARS hem de DPPH testleri B. vulgaris etanolik ekstraktlarının toplam antioksidan kapasitesi hakkında tam bir resim verir. Ekstrenin nispi antioksidan kapasitesinin belirlenmesi önemlidir, çünkü vücuttaki serbest radikaller ve oksidanlar genellikle sulu bazlı hücresel yapılara ve organellere zarar verir ve lipidlerin peroksidasyonuna yol açar [45]. Berberis vulgaris etanolik özütü, Fe2 + ve H2O2 ile indüklenen hepatositlerin lipid peroksidasyonu için güçlü bir inhibitördü. Bu bulgu, daha önce asidik ve metanolik kızamık özleri [1] üzerinde kanıtlanmıştır; burada berberin ve kızamık ham özütü, özellikle hidroksil ve DPPH radikalleri üzerinde önemli bir indirgeme yeteneği ve radikal temizleme etkileri göstermiştir. Ayrıca, SOD ve GPx aktivitelerini artırma kabiliyetine sahiptirler. Ekstraktın toplam fenolik içeriğine katkıda bulunabilen asitler, şekerler veya glikozitler gibi farklı polaritelere sahip birkaç bileşiği çözen en polar çözücünün yüksek antioksidan özellikleri temsil ettiği bildirilmiştir. Buna bağlı olarak, asetik asit ekstresi preparatlarının hücresel oksitlenmiş lipid partiküllerinin oluşumuna karşı kayda değer antioksidan aktivite sergilediğini tahmin ettik [1].Nitrik oksit, nöral sinyal iletimi, bağışıklık tepkisi, kontrol vazodilatasyonu ve kan basıncının kontrolü gibi çeşitli fizyolojik süreçler için gerekli olan temel bir biyo-düzenleyici moleküldür. Ancak NO yükselmesi kanser dahil çeşitli patolojik durumlarla sonuçlanır [46]. Bitki / bitki ürünleri NO oluşumunun etkisine karşı koyma özelliğine sahip olabilir ve dolayısıyla in vivo aşırı NO oluşumunun kötü etkilerinin önlenmesinde önemli bir ilgi olabilir [46] B. vulgaris özütü, konsantrasyona bağlı bir şekilde in vitro ortamda NO oluşumunu azaltmıştır. Bu bitki eski çağlardan beri birçok ülkede kullanıldığından, bu bulguların sonuçları insan sağlığı için çok önemli olabilir. Ayrıca, yüksek temizleme aktivitesi, fazla NO'nun bağışıklık sistemine zarar verdiği bilindiği için insan sağlığına zararlı olan aşırı NO üretimi tarafından başlatılan reaksiyon zincirinin durdurulmasına da yardımcı olabilir.Kemoterapötik ilaçlar, yüksek etkinliklerine rağmen genellikle düşük güvenirliğe sahiptir. Bunun nedeni, genellikle hemen hemen tüm kemoterapötik ilaç türleriyle ilişkili olan toksisite ve yan etkilerin yanı sıra, hastaları daha da zorlaştıran bu terapötik ilaç grubuna karşı üretilen direncin yanı sıra olabilir. 1982 ve 2002 arasında, yeni anti-kanser kimyasal bileşiklerin yarısından fazlası, mikroorganizmalardan, bitkiden veya her ikisinden de doğrudan veya dolaylı olarak doğal kaynaklardan türetildi [47, 48]. Farklı bitki türlerinden izole edilmiş bir izokinolin alkaloid olarak berberin, çeşitli farmakolojik etkileri ile tanınmaktadır, örneğin Coptidis Rhizoma'dan (Huanglian) saflaştırılmış berberin, Çin tıbbında ısı dağıtımı ve detoksifikasyon için kullanılmaktadır [49], dahası, berberin üyelerden saflaştırılmıştır. Berberidaceae familyasının diğer farmakolojik aktivitelerinin yanı sıra antiinflamatuvar ve immünsüpresif kapasitesi ile iyi bilinir [50-56]. Berberine ayrıca anti-kanser aktivitesiyle de tanınır [56-64]. Belirli bileşiklerin antikanser etkisinin değerlendirilmesi için, güvenli dozu hesaplamak için birincil normal hücre kültürü üzerindeki sitotoksisite oluşturulmalıdır. Birkaç tip birincil hücre kullanılabilir; bunlardan biri PBMC'dir [65]. Dahası, sitotoksisite çalışması için nötr kırmızı testine dayandık çünkü nötr kırmızı ve MTT testinin sitotoksik olayları saptamada LDH sızıntısı ve protein testi ile karşılaştırıldığında en duyarlı olduğu bildirildi [66]. Dahası, berberinin Th2 ve Th1 arasındaki dengeyi değiştirdiği, IL 12 üretimini artırdığı ve sitokin profilini değiştirdiği iyi bilinmektedir [67]. Bu nedenle, PHA yanıtını taklit eder ve bu gibi durumlarda PHA hücre uyarımı yapmak için kullanılmaz çünkü aşırı hücre uyarımı nedeniyle hücre ölümüne neden olabilir [68, 69].Bu çalışmada, berberin klorürün anti-kanser aktivitesi ve B. vulgaris'ten elde edilen toplam etanolik ekstrakt incelenmiştir; bu bitkide Berberidaceae ailesinin bir üyesi olarak bu bitkinin kanser önleyici aktivitesi daha önce tanımlanmamıştır. İlk olarak, bu in vitro test için doz, sağlıklı PBMC kullanılarak belirlendi ve Şekil 3'te gösterildiği gibi, berberin klorür ve B. vulgaris etanolik özütleri için, her ikisi de hafifçe bağışıklık hücrelerini uyarır ve hem berberin klorür hem de B'nin güvenlik marjı konsantrasyonlarıdır. vulgaris etanolik özütleri önemli ölçüde yüksektir (IC50 = 0.66649, 5.568 ve 883.994 mg / ml, 24, 48 ve 72. saatlerde inkübasyondan sonra). Ardından 1, 5, 10, 50 ve 100 μg / ml berberin klorür ve b. vulgaris, 24, 48 ve 72 saat inkübasyondan sonra meme, hepatik, kolon ve serviks kanseri hücre hatlarının canlılığı üzerine ekstreler. Bu çalışmada kullanılan tüm kanser hücre çizgisinin hücre canlılığı, hem berberin klorür hem de berberis vulgaris etanolik özütleri ile önemli ölçüde ve doza bağımlı bir şekilde azalmıştır (Şekil 5 ve Tablo 4). Bu veriler berberidaceae familyasının diğer üyeleri hakkında yayınlanan verilerle uyumludur [56, 58-60, 64]. Hem berberin klorürün hem de b. vulgaris etanolik ekstraktları bu çalışma sırasında tespit edilmemiştir, ancak laboratuvarımızda yapılan başka bir çalışmada (veriler gösterilmemiştir) p53 ekspresyonunun hem berberin klorür hem de b. vulgaris etanolik özler. Bu, b. vulgaris etanolik özütü, bu etki şekli yoluyla kanser hücresi ölümüne (apoptoz) neden olabilir. Öte yandan, antioksidan aktivite, bu tür ekstrelerin kanser hücrelerini öldürme ve normal hücreleri koruma etkinliğini artırmada önemli bir rol oynayabilir.

        Sonuç
        Bu çalışma, kızamıkçıktaki biyoaktif bileşenlerin lipid peroksidasyonunu bastırma potansiyelini ortaya koymakta ve hepatik oksidatif stres, Alzheimer ve idiyopatik erkek faktör kısırlığının tedavisinde umut verici bir kullanım önermektedir. Ayrıca, berberis vulgaris etanolik özütü, güçlü antioksidan aktivitesine geri dönebilen kanser hücresi ölümüne neden olabilir. B'nin önemli iyileştirici potansiyeli olmasına rağmen. vulgaris birçok hastalığa karşı, henüz halka açık bir herbaryumda depolanmadı. Bu nedenle, daha ileri deneysel araştırmalar için, yöntemler bölümünde belirtilen bileşenlerin ekstraksiyonu için protokolün izlenmesi tavsiye edilir. Ayrıca, bitki birkaç herbaryuma kaydedildi ve bunu referans olarak kullanıyoruz, ayrıca ABD pazarından da kökü satın aldık, bu yüzden nasıl olur da Mısır'da yetiştirilmediği için herbaryumumuza kaydederiz, ancak bittikten sonra özü kaydedeceğiz toksikolojik çalışmayı tamamlayın [31, 70, 71].

        Yorum yap


        • #5








































































          Konu mert tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/685-mert Saat 21 September 2022, 07:50 ) değiştirilmiştir.

          Yorum yap

          Hazırlanıyor...
          X