Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Limon Suyu

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Limon Suyu

    LİMON



    Ağaç | 3-5m | 3-9 Aylar | Ar,Ho,Na | Kabuk, Çiçek ve Meyvesi

    Limon, Zitrone, Citrus Limon L.

    Familyası: Sedefotugillerden, Rautengewâchse, Rutaceae

    Drugları: L.Meyve kabuğu: Citri fructus cortex
    L.Meyve kabuk esansı: Citri aetheroleum
    L.Meyve kabuk tentürü: Citriu limon tinctura
    Limon kabuğunun soğuk baskı ile sıkılması ile Eter yağı (Uçucu yağ=esansı) elde edilir veya nadiren de olsa kabuklarının tentürü yapılır.

    Giriş: Asıl vatanının Hindistan olduğu tahmin edilen Limon önce Akdeniz havzasında yetiştirilmeye başlanmış ve sonra Güney Afrika, Güney Amerika. Kuzey Amerika, Avustralya ve dünyanın diğer ülkelerinde yetiş-tirilmeye başlanmıştır. Sedefotugillerin bir alt kolu olan turunçgillerden olan Limonun oldukça çok alt türü mevcuttur. Bizi ilgilendiren, en yoğun olarak kullanılan Citrus Limon türüdür.

    Botanik: Boyu 3-5 cm boyunda da küçük ve kışın yapraklarını dökmeyen bir ağaç olup genellikle tropik ve subtropik iklimlerde yetişir. Yaprakları 10-15 cm uzunluğunda 5-10 cm eninde eliptik şekilde kenarları çok hafif dişli veya kertikli, uca doğru sivrilen derimsi sertlikte, üst yüzeyi koyu ve alt yüzeyi açık yeşil renktedir. Çiçeklerinin beş adet beyaz renkte, dil şeklinde üzeri çizgili taç yaprakları vardır. Taç yaprakları kavrayan kupa yaprakları yeşilimsi mor veya leylaki renkte olabilir ve göbekte 15-20 adet sarımsı başlı beyaz saplı döllenme tozlukları ile ortada topuz başlı bir iğnesi bulunur. Meyvesi 7-14 cm uzunluğunda 5-10 cm çapında oval (eliptik) veya yumurta şeklinde, yüzeyi bazen pürtüklü bazen parlak, sarı veya altın sarısı renkte olup içi sulu beyazımsı sarı ve 10-20 adet küçük sarımsı beyaz çekirdekler içerir.

    Yetiştirilmesi: Evlerde süs bitkisi olarak yetiştirmek sağlık açısından çok faydalıdır. Çünkü eve güzel koku verir. Kışın sert olan bölgelerde oturma odasına alınır ve yazın balkona çıkarılır. Ev kadınlarının yetiştirdiği birçok süs bitkisinin zehirli olması ve başta alerji olmak üzere çeşitli hastalıklara sebep olduğu görülürse limonun değeri de anlaşılır.

    Hasat zamanı: Limon kabuklarının iç yüzeyindeki beyazımsı pamuksu kısım soyularak atılır ve sarımsı veya altın sarısı dış kısmı suda bir ıslatıldıktan sonra soğuk baskı ile sıkılarak Uçucu yağı (Eter yağı=esansı) elde edilir. Soğuk baskı ile elde edilen Limon yağı en kaliteli olanıdır. Su buharı ile damıtılan (destilasyon) Limon yağı ise ikinci kalitedir.

    Birleşimi: Limon meyve dış kabuğunun birleşimindeki en önemli mad-deler şunlardır (olgunlaşmamış Limonun kabukları daha çok Eter yağı içerir);
    a) Eter yağı türevleri %0,3-1,5 arasında olup en önemlileri; Limonen %90, Citral %4-5, Citronellal, α-Terpineol, Linalilasetat ve Geranilasetat
    b) Flavonitler; Hesperidin, Diosmin ve Quercetin
    c) Ayrıca Kumarin türevleri, acı maddeler, Tanin içerir.
    Meyvesinde Sitrik asit (Limon asidi), C-vitamini (Kuşburnu bak.), Pektin, Şekerler ve organik asitler içerir.

    Tesir şekli: Antiseptik (mikropları öldürücü), iltihapları önleyici, tasniyon düşürücü, hafızayı kuvvetlendirici, Konsantrasyonu arttırıcı, vücuda canlılık ve tazelik verici ayrıca uyarıcıdır.

    Araştırmalar:
    1) Kendi tecrübem; Bir iş arkadaşımla konuşurken dişetlerinin sık sık ka-nadığından ve morlaştığından bahsetti. Ben ona, narenciye yiyip yemediğini sordum. O da narenciye ile pek arasının olmadığını söyledi. Moraran dişetlerinin narenciye yemekle geçebileceğini söyledim. Onu bir ay sonra gördüğümde dişeti kanamasının geçtiğinden ve mor-lukların azaldığından sevinçle bahsetti.
    2) 09/23/1994’de yakalandığım gribe karşı çaya bir yemek kaşığı bal ve limon suyu sıkarak bunu günde 3-4 defa tekrar ettim. Bu iyi bir terleme sağlıyor.
    3) Florida’da Üniversitede yapılan bir araştırmada günde düzenli olarak Limon alanların kanındaki kolesterolün düştüğünü tespit etmişlerdir. (NH.11.99.682)
    4) Pektinin pankreası güçlendirdiği, bağırsak kanserini %50 oranında önlediği ve bileşimindeki Quercetin in antihistaminik yani alerjiyi önleyici olduğu belirtilmektedir. (NH.11.99.682) fakat alerjiye karşı çörek otu daha etkilidir.
    5) M.Şamil (3,5 yaşında) kreşte mide-bağırsak gribine yakalandı. Sürekli ne yer ve içerse kusuyordu ve aynı zamanda ishaldi. Hiçbir ilaç fayda etmeyince Limon kabuğu Nane yaprağından çay yaptım ve çocuk içti. Durumu düzeldi (01/10/2000). Bana göre İpeka kökünden elde edilen tentürde aynı şekilde etki eder.
    6) Sürekli yorgun olduğunu söyleyen arkadaşıma Limonlu çay (kabuğu ile birlikte) içmesini tavsiye ettim ve o Limonlu çaydan sonra üzerindeki yorgunluğu attığını söyledi.(eylül 2000)
    7) Üzerimdeki yorgunluk, üşüme ve baş ağrısını bir haftadır ne yapsam atlatamadım. Bunun üzerine Limonlu çayı (Limon kabuğu ile birlikte kullanmak daha netice verir.)içtim ve hemen etkisini gösterdi. Yor-gunluktan kurtuldum fakat başım ve yüzümün ateş gibi yanması ve ayaklarımın donuyormuş gibi üşümesine faydası olmadı (07/11/2000 Şekerci otuna ve Adaçayına bak.)
    8) Ev doktoruma gittim (04/04/2002) ve alerjik astıma karşı ilaçlar yazdı. Tansiyonumu da ölçen doktor bunun 108’e 104 olduğunu ve nabızında 105 olduğunu söyledi. Akşam 1 litre Adaçayı hazırladım ve 1 Limonu (kabuğu ile) ince ince dilimledikten içine kattım ve bu çaydan içtim. Birgün sonra eczaneye gittiğimde tansiyonumu tekrar ölçtürdüm ve 146’ya 90 olduğunu ve nabızında 91 olduğunu söyledi. Böylece birgünde rahat bir nefes aldım.
    9) Limon kabuğunun çayı bağırsak mantar ve bakterilerini etkisiz hale getirir (15/04/2002) bu benim kendi tecrübemdir. Takriben 1 hafta Limon çayı (suyu ve dış kabuğu) içtim ve dilimin üzerindeki beyaz tabaka kayboldu fakat buna karşı Rizol (hint baklası) daha etkilidir. Dil üzerindeki beyaz tabaka mide ve bağırsaklar olmak üzere vücuda iltihapların yayıldığını gösterir (Antliz diagnostik). Ağız kurumasına karşı Limon suyu veya çayı içilirse tükürük salgısı artar(23/01/2003).
    10) 23/10/2002’de üşütme, grip, boğaz iltihabı, bademcik iltihabı (tonsilit), kemik sızlaması ve ayaklarımda buz gibi üşüme sonucu iki takım antrenman elbisesi iki çift çorap giymeme rağmen üşüyordum. Bunun üzerine iki Limonu köşeli (üçgen şeklinde) 10-12 parçaya kestikten, suyunu termosa sıktıktan sonra Limon köşelerini de termosa koyup üzerine 1 litre kaynar su ilave ettim (buna bal ve Papatya çiçeği katılırsa etkisi artar) ve hergün yenileyerek iki gün içtim ve üçüncü gün bütün rahatsızlıklarım geçti. Buna rağmen bademcik şişliği ve iltihaplarının tamamen iyileşmesi için 7-10 gün bu çaya devam edilmelidir. Burada esas etkili olan Limon kabuğundaki Eter yağlarıdır. Limon suyu da ikinci dereceden etkilidir. Yan tesiri 3-4 gün içildikten sonra uyku azalır ve sık sık uyanma hasıl olur. Uyku rahatsızlıklarına karşı Nane, Oğul otu, Kılıç otu, Lavanta veya Çarkıfelek otu ile içilmelidir.

    Limon sirkesi: 5-6 Limonun dış kabuğu soyulur (beyaz etli kısmı ayırmak gerekir) ve bir şişeye konur. Limonlar sıkılır, suları iyice ilave edilir ve üzerine 750 ml üzüm sirkesi (veya elma sirkesi) doldurulur. 50-60˚’ye kadar hafif ısıtılır ve oda sıcaklığında bekletilir. İki günde bir çalkalanır. Bu süre sonunda nesne süzülerek Limon sirkesi elde edilir. Bu sirke başta üşütme hastalıklarına karşı kullanılır. Bu sirkeden 1-2 yemek kaşığı yarım bardak su ile alınır ve buna 3-6 hafta süreyle devam edilir ve günde 3-7 defa tekrarlanır. Bunu yılda iki defa ilkbahar ve sonbahar da tekrarlamak vücudun direncini arttırır. Bu Limon sirkesi salata ve çorbalara da katılırsa güzel bir tat verir. Limon sirkesi üzüm ve elma sirkesine tercih edilir.

    Çayı: Bir Limon ince dilimlenir (kabuğu ile birlikte), bir termosa konur ve üzerine 1 litre kaynar su ilave edilir ve 10-15 dakika demlenmeye bırak-tıktan sonra içilir. İçilen her bardağa iki kahve kaşığı bal katılırsa daha iyi terletir. Limon çayı çok içilirse sık sık uyanma ve uyuyamama görülür.

    Terlemek için çay;
    >40 gr Ihlamur çiçeği
    >30 gr Papatya çiçeği
    >30 gr Mürver çiçeği

    Bu karışımdan yapılan çaya iki kahve kaşığı bal ve yarım limon sıkılarak(kabuğu da katılır) içilirse iyi bir terleme hasıl olur. Bu çaylar bulunamaz ise sade siyah çayda olabilir.

    Kullanılması:
    a) Araştırmalara göre Limon dış kabuğu çayı veya kabuğundan elde edilen Limon Eter yağı (esansı=uçucu yağı) başta üşütme, grip, öksürük, alerji, lipid, trigliserit, kolesterol, immün zafiyeti, dermansız-lık, yorgunluk, ağız kuruluğu, ağız içi, dişeti, yutak ve bademcik ilti-haplanmasına, yüksek tansiyon ve bağırsak bakteri ve mantarlarına karşı kullanılır. Konsantrasyonu ve hafızayı güçlendirir.
    b) Soğuk baskı ile elde edilen Limon eter yağı genellikle Aroma tedavisin-de ağız, dişeti, yutak ve bademcik iltihapları, bronşit, Konsantrasyon zafiyeti, grip, öksürük, dermansızlık, yorgunluk ve immün zafiyetine karşı kullanılır.
    c) E.Ginter, F.Kubel, J.Vozar ve P.Bobek’in 1979 yılında yaptıkları bir araştırmada C-vitamini ve Pektinin kandaki kolesterolü düşürdüğünü tespit etmişlerdir. C-vitamini 7α-hidroksikolesterola, 7α-hidrokoles-teroda safra asidine dönüşür. Yani kolesterol oranı azalır. Normal olarak safra asidi de kolesterole dönüşür. Fakat pektin harici koles-terolün (Exogen Cholesterin) absorbesini bu iki ve de safra asidi ile birleştirerek dışkı ile dışarı atılmasını sağlar, bu üçtür. Böylece C-vitamini ve pektin kolesterolü düşürür. O halde her ikisi de Limonda olduğuna göre her gün bir tane Limon iyi gelir.
    Aroma konisi veya Aroma lambası ve yahut da bir bardak suya 15-20 damla Limon yağı damlatılırsa eve güzel bir koku yayılır. Süpürge makinesi ile evi süpürürken filtreden mikrop ve bakteriler dışarı çıkar. Buna karşı filtre üzerine 3-5 damla esans damlatılırsa mikroplar ölür.

    Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur, şayet uzun süre ve de yüksek dozda çayı içilirse uyku azalır ve sık sık uyanma hasıl olur (05/11/2002 ben)

  • #2
    LİMON OTU ETERİK YAĞI (cymbopogon citratus oil) LİMON OTU Eterik yağı, Limon otunun farklı türlerinden olan Cymbopogon nardus (limon çimeni), Cymbopogon citratus ve Cymbopogon nervatus gibi bitkilerin yaprakları ve saplarından elde edilir. Bu yağın ekstraksiyonu buhar distilasyon işlemi ile yapılır. Bitkiden elde edilen esansiyel bir parfümeri, parfümeri, sabunlar, saç yağları, kozmetikler ve böcek kovucu olarak kullanılır. Yağ esas olarak sitraldan oluşur ve düşük konsantrasyonlarda menekşe kokusuna sahip olan ‘alpha’ ve ‘beta’ iyonlarının üretimi için parfümeri endüstrisinde önemli bir başlangıç malzemesidir .Limon otu eterikyağının içeriğinde başlıca; sardunya (alfa-sitral) , neral (beta-sitral) , mirsen, geranial , citronellal, metil izoüjenol ve citronelol bulunur.
    FAYDALARI:
    • Limon otu eterik yağının ana bileşini olan sardunya, neral ve citronellal güçlü antifungal etkisiye sahiptir.
    • Limon otu eterik, ciltteki çeşitli mantar oluşumunu ortadan kaldırır ve önler.
    • Limon otu eterik yağının bileşenlerinden olan geraniol, alfa-sitral (sardunya) ve beta-sitral (neral) ve metil izoeujenol’ün antimikrobiyal etkisi vardır.
    • Böylelikle aromaterapi uygulamalarında kullanılan citronella bitkisi yağı, havadaki zararlı bakterilerin büyümesini veya yayılmasını yavaşlatır veya önler.
    • Limon otu eterik yağının içeriğindeki bileşenlerinden sardunya, neral, mirsen ve geraniol’in antienflamatuvar ve antioksidan etkisi vardır.
    • Limon otu eterikyağının içeriğindeki citronellal ve limonen’in etkisiyle böcek ve haşereler üzerinde antitrippanozomal ve antiplazmodiyal etkisi vardır.
    • Limon otu eterik yağı, spreyler, losyonlar ve mumlar gibi düzinelerce kayıtlı böcek ilacı ürünlerinde bulunabilir
    • Genel olarak kozmetik olarak veya lokal olarak kullanılan citronella esansiyel yağı, kötü vücut kokularını giderir ve fresh bir koku verir.
    • Yaşlanma görünümünü yavaşlatır, cilt sağlığını arttırır ve cildin nem emilimini iyileştirir.
    • Limon otu eterik yağının akne, siğiller, sivilceler gibi cilt enfeksiyonlarını azaltmada antibakteriyel özellikler sunmaktadır.
    • Aynı zamanda egzama ve dermatitleri iyileştirdiği görülmüştür.
    • Limon otu eterik yağının antiseptik özelliği, yaraları ve yaralanmaların septik olmasını engeller.
    • Aynı zamanda antienflamatuvar ve antioksidan etkisiyle yaraların iyileşmesini sağlar.
    • Limon otu eterik yağının anksiyolitik, yatıştırıcı veya antikonvülsif ajan olarak kullanımlarını araştıran çalışmalar yapılmıştır.
    • Ruh hallerini yükseltmesi, depresyon ve kaygı duygularını ortadan kaldırması, zihinsel yorgunluğu azaltması ve mutlu duygular geliştirmesiyle bilinmektedir.
    • Limon otu eterik yağının rahatlatıcı etkisinden dolayı adet sancılarına iyi geldiği görülmüştür.
    • Limon otu eterik yağının spazmodik etkisinden dolayı kas,kemik ve eklem ağrılarını gidermede kullanılır.
    • Limon otu eterik yağının saç sağlığında olumlu etkileri yapılan çalışmalarda görülmüştür.
    • Saç dökülmesinde,yağlı saç derisinde ve saça hacim kazandırmada kullanılabilir.
    • Limon otu eterik yağının içeriğindeki geraniol’ün antikanser üzerine olan birçok bilimsel çalışması vardır.
    • Bu çalışmalardan özellikle meme, akciğer, kolon kanserine karşı antikanser etkili olduğu görülmüştür.

    Uyuz, özellikle düşük gelirli tropik bölgelerde yüksek prevalansa sahip, yılda yaklaşık 455 milyon insanı etkileyen bir parazit istilasıdır. Hastalık sıklıkla bakteriyel enfeksiyonlarla komplike hale gelir. Halihazırda mevcut tedaviler, mitisitler, yumurta öldürücü, antibakteriyel ve anti-inflamatuar/antipruritik özellikleri içeren ideal profili karşılamamaktadır. Cymbopogon citratus , tropikal ve subtropikal bölgelerde yaygın olarak yetiştirilen bir bitkidir. Elde edilen uçucu yağ C . citratus , bildirilen antimikrobiyal ve anti-inflamatuar özelliklere sahip limon otu yağı olarak bilinir. Limon otu yağının Sarcoptes'e karşı mitisidal ve ovisidal etkinliğini değerlendirmek için deneyler yaptık.Çin'de doğal olarak enfekte olmuş tavşanlardan toplanan akarlar. Sonuçlar, limon otu yağının Sarcoptes akarlarının hareketli aşamalarını etkili bir şekilde öldürebildiğini ve önemli bir yumurta öldürücü aktivite sunduğunu gösterdi. Tüm bu özellikleri göz önüne alındığında, limon otu yağı, uyuza karşı umut vaat eden bir mitisit olarak kabul edilmelidir.

    Tanıtım
    Uyuz, Sarcoptes scabiei akarlarının istilasından kaynaklanan bulaşıcı bir deri hastalığıdır . Klinik semptomlar, yoğun kaşıntı, eritem ve ikincil bakteriyel enfeksiyonlara bağlı daha ciddi komplikasyonları içerir [
    1 ]. Uyuz, özellikle düşük gelirli popülasyonlarda önemli küresel sağlık ve ekonomik yükü vurgulayan 2017 yılında WHO'nun ihmal edilen tropikal hastalıklar listesine eklendi [ 2 , 3 ].

    Uyuz kontrolü ağırlıklı olarak topikal ajanlar (örn. permetrin, benzil benzoat, malathion ve krotamiton) ve oral ivermektin içeren sentetik mitisitlerin kullanımıyla gerçekleştirilir. Ne yazık ki, çoğu kimyasal mitisitler, orta ila şiddetli yan etkilerle ilişkili olduklarından ve/veya sınırlı yumurta öldürücü aktivite nedeniyle birden fazla tedavi gerektirdiğinden , optimal değildir [
    4 , 5 ]. Ayrıca en çok kullanılan mitisidlere karşı direnç ortaya çıkmıştır [ 6 ]. Yeni etki biçimlerine sahip yeni ilaç, mevcut ilaçlarla dönüşümlü olarak kullanıldığında direncin ortaya çıkışını yavaşlatabilir [ 7 ]. Araştırmalar, karanfil, çay ağacı ve palmorosa gibi uçucu yağların Sarcoptes akarlarının hareketli evrelerine karşı etkili olduğunu göstermiştir.8 – 10 ]. Topikal bir tedavi olarak, Avustralya'da uyuz tedavisi için %5 çay ağacı yağı önerilmiştir [ 11 ]. Bununla birlikte, bu çalışmaların hiçbiri bu yağların yumurta öldürücü aktivitesini test etmemiştir.

    Cymbopogon citratus (DC.) Stapf 1906, tropikal ve subtropikal bölgelerde yaygın olarak yetiştirilen bir bitkidir. C. citratus'tan elde edilen uçucu yağ , ana bileşeni sitral olan limon otu yağı olarak bilinir [ 12 ]. Limon otu yağının antiparaziter [ 13 ], antioksidan [ 14 ], antimikrobiyal [ 12 ] ve antienflamatuar [ 15 ] dahil olmak üzere çeşitli farmakolojik özelliklere sahip olduğu bildirilmektedir . Limon otu yağının ayrıca bir bitki patojenine ( Tetranycchus urticae ) [ 16 ] ve ev tozu akarlarına [ 17 ] karşı mit öldürücü etki gösterdiği rapor edilmiştir . Ancak, LİMON OTU YAĞI'NIN S. scabiei'ye (UYUZ Böceği, Akarlar) karşı etkinliği şimdiye kadar anlatılmamış. Bu çalışmada, Güney Çin'de toplanan Cymbopogon citratus uçucu yağını çıkardık ve analiz ettik ve ayrıca tavşanlardan S. scabiei'ye karşı mitisidal ve yumurta öldürücü etkinliğini değerlendirdik .

    https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC7162540/


    NOTLAR: Ctronella uçucu yağının ağızdan tüketimi önerilmez. Limon otu eterikyağı, Amerika Birleşik Devletleri’nde Genel Olarak Güvenli Olarak Tanımlandı (GRAS) statüsüne kavuşmuştur. Limon otu eterikyağı yaygın olarak bir böcek iticisi olarak kullanıldığından topikal olarak kullanılması güvenlidir. Alerjik bir reaksiyona sebep olup olmayacağının küçük bir alanda denenerek görülmesinde fayda var. Çocukların oral olarak sitronella uçucu yağı almaları güvenli değildir. Hamile ve emziren kadınlar için sitronella uçucu yağının güvenliği konusunda yeterli bilgi yoktur; kullanılması önerilmez.

    KAYNAKLAR: https://www.sciencedirect.com/scienc...78874184900576 https://www.sciencedirect.com/scienc...95764510601290 https://www.thieme-connect.com/produ.../s-2005-837745 https://www.sciencedirect.com/scienc...78874116310546 https://link.springer.com/article/10...033-012-2155-1 https://www.sciencedirect.com/scienc...44711307000712 https://www.sciencedirect.com/scienc...62456206000075 https://www.sciencedirect.com/scienc...00908418300567 https://www.sciencedirect.com/scienc...09279708006613 https://www.jstage.jst.go.jp/article...icle/-char/ja/ https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3217679/ https://www.sciencedirect.com/scienc...44711317301277 https://www.sciencedirect.com/scienc...78874113008210 https://www.frontiersin.org/articles...016.00198/full https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3696851/ https://www.hindawi.com/journals/tswj/2014/492138/ https://www.tandfonline.com/doi/abs/...5.2000.9699510 https://www.mdpi.com/1422-0067/17/8/1252 https://www.sciencedirect.com/scienc...63996912002086
    Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
    Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

    Yorum yap


    • #3
      Güçlü bir anti-inflamatuar ve antifungal ilaç olarak limon otu ( Cymbopogon citratus ) esansiyel yağı Mohamed Nadjib Boukhatem, Muhammed Emin Ferhat, Abdülkrim Kameli, Fairuz Saidi, & Hadjer Tchoketch Kebir
      Makale: 25431 | Alındı ​​10 Tem 2014, Kabul Edildi 27 Ağu 2014, Online Yayınlanma: 19 Eylül 201 https://doi.org/10.3402/ljm.v9.25431

      Soyut
      Arka plan
      Limon otundan elde edilen uçucu yağlar [ Cymbopogon citratus (DC.) Stapf, Poaceae familyası] geleneksel tıpta çeşitli hastalıkların tedavisi için ilaç olarak kullanılmaktadır.

      Amaçları
      Bu çalışmada, limon otu esansiyel yağı (LGEO), in vivo topikal ve oral anti-inflamatuar etkileri ve in vitro antifungal aktivitesi için hem sıvı hem de buhar fazları kullanılarak değerlendirilmiştir.

      yöntemler
      Gaz kromatografisi-kütle spektrometrisi analizi ile belirlenen LGEO'nun kimyasal profili, iki ana bileşeni ortaya çıkardı: geranial (%42,2) ve neral (%31,5). LGEO'nun antifungal aktivitesi, disk difüzyon ve buhar difüzyon yöntemleri kullanılarak çeşitli patojenik mayalara ve filamentli mantarlara karşı değerlendirildi. Sonuçlar


      LGEO , farklı inhibisyon zon çapları (IZD'ler) (35-90 mm) ile Candida albicans , C.tropicalis ve Aspergillus niger'e karşı umut verici antifungal etki sergiledi . Artan yağ hacmi ile IZD arttı. Anlamlı bir şekilde, buhar fazında daha yüksek anti- Candida aktivitesi gözlendi. Anti-inflamatuar etkinin değerlendirilmesi için, LGEO (10 mg/kg, oral olarak uygulanır), pozitif olarak kullanılan oral diklofenak (50 mg/kg) için gözlemlenene benzer bir etki ile karagenan kaynaklı pençe ödemini önemli ölçüde azalttı. kontrol. LGEO'nun oral uygulaması, doza bağlı anti-inflamatuar aktivite gösterdi. Ek olarak, LGEO'nun in vivo topikal uygulamasıkroton yağının neden olduğu kulak ödeminin fare modeli kullanılarak gösterildiği gibi, güçlü bir anti-inflamatuar etki ile sonuçlandı. Bildiğimiz kadarıyla, bu türde yayınlanan ilk rapordur. LGEO'nun 5 ve 10 µL/kulak dozlarında topikal uygulaması, farelerin sırasıyla %62.5 ve %75'inde kroton yağının neden olduğu akut kulak ödemini önemli ölçüde azalttı. Ek olarak, histolojik analiz, LGEO'nun hayvan modellerinde cilt inflamatuar yanıtını inhibe ettiğini açıkça doğruladı.

      Çözüm
      Bu çalışmanın sonuçları, LGEO'nun mantar enfeksiyonlarının ve cilt iltihabının tedavisine yönelik ilaçların geliştirilmesi için dikkate değer bir potansiyele sahip olduğunu ve gelecekteki çalışmalarda araştırılması gerektiğini göstermektedir.

      limon otuesansmantar önleyici aktiviteanti-inflamatuar etkisitralaromaterapi
      Önceki makaleSorunun içindekiler tablosunu görüntüleyinSonraki makale
      Aromatik ve tıbbi bitkiler, gelişmekte olan ülkelerde hala alternatif ve geleneksel tıbbın önemli bir parçasıdır. Çok sayıda bitkisel tedavi şu anda tıpta yaygın olarak kullanılmaktadır ( 1 , 2 ). Şifalı bitkilerin anti-inflamatuar, antifungal ve analjezik ilaçlar olarak kullanımı Cezayir'de yaygındır. Çoğu durumda, bitkilerin aktif molekülleri bilinmemektedir. Tıbbi bitki özlerinin biyolojik ve farmakolojik özelliklerini incelemek, yeni ilaçlar arayışımızda rasyonel bir yaklaşımdır 3 –( 6 ) .

      Şifalı bitkilerin kullanımı, tıbbi yardıma erişimi olmayan veya mütevazı olan kişiler arasında daha yaygındır. Cezayir'de sırasıyla bakteriyel ve fungal enfeksiyonların tedavisinde gül kokulu sardunya ve limon otu, mide ağrısı ve diş ağrısı tedavisinde kullanılmaktadır. Bu nedenle, amacı bu bitkilerin organik veya sulu ekstraktlarının anti-inflamatuar aktivitesini in vitro olarak insan monositleri veya in vivo olarak kemirgenler üzerinde değerlendirmek olan bir dizi çalışma yayınlanmıştır ( 1 , 7 ).

      Cymbopogon citratus (DC.) Halk arasında limon otu olarak bilinen Stapf (Poaceae familyası), ince, uzun yapraklı, çok yıllık bir tropikal çim olup, Cezayir'de yetiştirilen başlıca tıbbi ve aromatik bitkilerden biridir. Ayrıca Asya, Güney Amerika ve Afrika'nın tropikal ve subtropikal bölgelerinde çoğunlukla uçucu yağı (EO) için yetiştirilmektedir ( 8 ).

      Cymbopogon türlerinin EO'su için büyük bir uluslararası talep vardır ( 8 ). Limon otu esansiyel yağı (LGEO), bitkinin kurutulmuş veya taze yapraklarından buhar damıtma ile elde edilir. Buhar distilasyonu, sıklıkla inflamatuar hastalıklara ve mikrobiyal bulaşıcılığa karşı kullanılan EO artı hidrosoller veya aromatik sular üretir 9 –( 11 ) . LGEO, koku, aroma, parfümeri, kozmetik, deterjan ve farmasötiklerin üretiminde kullanıldığı için önemli bir ticari öneme sahiptir ( 12 , 13 ). Biyolojik araştırmalar, EO'daki çeşitli kimyasal bileşiklerin antibakteriyel, antifungal, analjezik ve sivrisinek kovucu özelliklere sahip olduğunu göstermiştir 14–( 17 ) .

      Asya ve Afrika'da LGEO, antiseptik, antitussif ve anti-romatizmal olarak ve sırt ağrısı, burkulma ve hemoptizi tedavisinde kullanılır. Yapraklarının infüzyonları alternatif tıpta yatıştırıcı, antimikrobiyal ve antienflamatuar olarak kullanılır. Bazı Afrika ülkelerinde diyabet tedavisinde kullanılır ( 8 ).

      LGEO'nun farmasötik potansiyeli, kemirgenlerde, EO'nun önemli bir bileşeni olan sitralin, steroid olmayan anti-enflamatuar ilaç, naproksen ile birleştirildiği ve laboratuar farelerine oral yoldan uygulandığı iyi tasarlanmış bir çalışma ile gösterilmiştir. Tek başına naproksen ile karşılaştırıldığında, naproksen-sitral kombinasyonu benzer anti-inflamatuar etki üretti, ancak minimal gastrik yan etkiler gösterdi ( 18 ).

      Geleneksel bitkisel tıbbın geliştiği Cezayir'in Mitidja bölgesi, tıbbi bitki örtüsü açısından zengindir ( 4 , 17 ). Kuzey Cezayir'deki çeşitli kabileler arasında şifalı bitkilere dayalı geleneksel uygulamalar mevcuttur ( 4 ). Literatür taraması, Cezayir'de yetiştirilen limon otu bitkisi üzerinde çok az çalışma yapıldığını göstermiştir. Sonuç olarak, LGEO'nun kimyasal bileşimini araştırmak ve uçucu bileşenlerinin terapötik potansiyelini değerlendirmek esastır.

      LGEO'nun kimyasal bileşimi ve farmakolojik değerlendirmesi, yıllar boyunca çeşitli çalışmaların konusu olmuştur. Bununla birlikte, antifungal aktivitesi hakkında çok az sistematik çalışma vardır. Ayrıca, bildiğimiz kadarıyla, yayınlanmış literatürde LGEO'nun anti-inflamatuar etkisi ile ilgili herhangi bir veri bulunmamaktadır.

      Bu çalışmanın amacı, LGEO'nun çeşitli patojenik mayalara ve filamentli mantarlara karşı antifungal aktivitesini disk difüzyon ve buhar difüzyon yöntemlerini kullanarak değerlendirmekti. Ayrıca, in vivo topikal ve akut anti-enflamatuar etkiler, farelerde sırasıyla kroton yağı kaynaklı kulak ödemi ve karagenan kaynaklı pençe ödemi kullanılarak değerlendirildi. Ek olarak, gaz kromatografisi-kütle spektrometrisi (GC-MS) analizleri ile LGEO'nun kimyasal bileşenlerinin tanımlanmasını açıklıyoruz.

      materyal ve metodlar
      Bitki materyali
      Limon otu, 'Extral Bio' Company'nin (Chiffa, Blida city, Cezayir) Tıbbi ve Aromatik Bitkilerinin tarla istasyonunda yetiştirildi. Yapraklar Mayıs 2013'te toplandı ve oda sıcaklığında gölgede kurutuldu. Türün kimliği, Ulusal Tarım Bilimleri Enstitüsü'ndeki (Cezayir, Cezayir) Botanik Laboratuvarı tarafından doğrulandı. Herbaryum örnekleri aynı bölümde depolanmıştır.

      EO çıkarma
      LGEO, yapraklardan buhar damıtma yoluyla damıtıldı. Kullanılan toplam taze bitki miktarı 550 kg'dır. Bitki materyali, damıtma cihazına yüklendi ve buharın uygun şekilde verilmesine izin vermek için katmanlar halinde istiflendi. Yöntem, aromatik bitkilerle dolu bir imbikten düşük basınçta buhar geçirmekten oluşur. Buhar, tesisteki uçucu bileşenleri yakalar ve daha sonra soğuk su soğutmalı serpantinden geçer. Distilat, bir Florentine vazosu kullanılarak ayrılan bir hidrosol buharı ve EO karışımı içerir. Bu yöntem, LGEO ve hidrosolün (çiçek suyu) toplanmasını ve ayrılmasını sağlar. LGEO daha sonra sodyum sülfat üzerinde kurutulur ve gerekli olana kadar kontrollü bir sıcaklık odasında temiz kahverengi cam şişelerde saklanır. C. citratus'taki yağ içeriği yağın ağırlığının, onu çıkarmak için kullanılan limon otu yapraklarının ağırlığına oranının yüzdesi olarak belirlenen yüzde verim olarak hesaplanmıştır.

      GC-MS analizi
      GC analizi, alev iyonizasyon detektörü ve HP-5MS kapiler kolonu (30 mx0.32 mmi.d., 0.25 µm film kalınlığı) ile donatılmış bir Hewlett-Packard 6870 (Agilent Technologies, Palo Alto, California, ABD) gaz kromatografı kullanılarak gerçekleştirildi. . Fırın sıcaklığı 8 dakika 45°C'de tutuldu ve ardından 2°C/dakika hızında 250°C'ye yükseltildi ve 250°C'de 16 dakika tutuldu. Dedektör ve enjektör sıcaklıkları sırasıyla 280 ve 250°C idi. Taşıyıcı gaz, 1 µl LGEO enjeksiyon hacmi ile 1:20 bölünmüş modda 1.2 ml/dakika akış hızında nitrojendi. Kantitatif veriler, düzeltme faktörleri kullanılmadan alev iyonizasyon dedektörü alan yüzdesi verilerinden elektronik olarak elde edildi.

      GC-MS analizi, bir HP-5MS kapiler kolonu (30 m x 0.32 mm, id 0.25 µm film kalınlıkları). Kolon sıcaklığı 45°C'de 8 dakika tutuldu ve ardından 2°C/dakika hızında 250°C'ye yükseltildi ve 250°C'de 16 dakika tutuldu. GC–MS tespiti için, 29-550 m/z tarama aralığında 70 eV iyonizasyon enerjisine sahip bir elektron iyonizasyon sistemi kullanıldı. Helyum, 1 µl LGEO enjeksiyon hacmi ile 1:20 bölünmüş modda 1 ml/dakika sabit akış hızında taşıyıcı gaz olarak kullanıldı. Dedektör ve enjektör sıcaklıkları sırasıyla 280 ve 250°C idi. İyon kaynağı sıcaklığı 175 °C idi.

      Tanımlama ve nicel belirleme
      EO bileşikleri, doğrusal tutma indeksi (RI) ve kütle spektrumlarının referans bileşiklerin MS verileriyle karşılaştırılması temelinde geçici olarak tanımlandı. Doğrusal RIs homolog dizi ihtiva eden bir çözelti ile numune eş enjeksiyonla Tüm bileşenler için belirlenmiştir , n -alkanların (Cı 8 C 24 , HP-5MS sütununda) (Fluka, Buchs / SG, İsviçre). Bileşenler, kayıtlı kütle spektrumlarını Mass Spectra veri bankası (Wiley 7N ve NIST 2002 kütüphaneleri) ile eşleştirerek tanımlandı ve literatürdeki değerlerle karşılaştırılarak daha da doğrulandı ( 19 ). LGEO'nun kimyasal bileşenlerinin nispi oranları, tepe alanı normalizasyonu ile elde edilen yüzdeler olarak ifade edildi.

      Sıvı ve buhar fazlarında mantar önleyici faaliyetler
      LGEO'nun sıvı ve buhar fazlarındaki farklı mayalara ve filamentli mantarlara karşı antifungal potansiyeli sırasıyla disk difüzyon ve disk buharlaştırma yöntemleri ( 13 ) ile belirlendi.

      Maya ve filamentli mantar türleri
      İn vitro LGEO antifungal aktivitesi sekiz maya ve yedi ipliksi mantar suşlarına karşı değerlendirilmiştir: Sekiz patojenik Candida türü içermesi Candida albicans , C. parapsilosis ve C tropicalis ; beş patojenik Aspergillus suşu ( A. niger , A. terreus , A. flavus ve A. fumigatus ); bir Penicillium sp. Gerginlik; ve bir Mucor sp. Gerginlik. İzolatlar, mukokutanöz ve yüzeyel mantar enfeksiyonu olan hastalardan elde edildi.

      Candida suşları, Auxacolor© maya tanımlama sistemi (Sanofi Diagnostics Pasteur, Paris, Fransa) kullanılarak tanımlandı. Filamentli mantarlar, Sabouraud Dextrose Agar (SDA) besiyerinde alt kültürlemeden sonra makro ve mikroskobik özellikleri temelinde tanımlandı. Mantar izolatları standart mikrobiyolojik yöntemlerle tanımlandı ve 25°C'de SDA'da saklandı. Analizden önce, mantar türleri sporülasyona kadar 25°C'de SDA slantlarında kültürlendi. Duyarlılık testinden önce, optimum büyüme ve saflığı sağlamak için her suş, kloramfenikol ile SDA üzerinde aşılandı. Aşı maya 48 saat kültürlerinden steril tuzlu su içinde hazırlandı ve 10 ihtiva eden süspansiyonlar elde etmek için 2 McFarland Standardı ile standardize edilmiştir 8 CFU / ml.

      Disk difüzyon yöntemi
      LGEO'nun ( 13 ) antifungal özelliklerinin belirlenmesi için agar disk difüzyon yöntemi ( Şekil 1 A) kullanıldı . Tüm maya ve filamentli mantar türleri, 25°C'de eğimli bir agar üzerinde tutuldu. Test edilen suşların kültürü ve çoğaltılması için kullanılan mikrobiyal ortam, kloramfenikol ile SDA'dan oluşuyordu. Mikroorganizmalar steril %0.9 NaCl içinde süspanse edilerek ve yoğunluk 2 McFarland standardına ayarlanarak taze kültürlerden inokulum hazırlandı (10 8)CFU/ml) Densimat (BioMérieux, Fransa) kullanılarak yapılmıştır. Filtre kağıdı diskleri (9 mm çapında, Schleicher ve Schull GmbH, Dassel, Almanya) üç farklı hacimde (disk başına 20, 40 ve 60 ul) LGEO ile emprenye edildi ve aşılanmış SDA plakaları üzerine yerleştirildi. Plakalar 1 saat oda sıcaklığında bırakıldı ve ardından aerobik koşullar altında 25°C'de 72 saat süreyle inkübe edildi.

      Şekil 1 (A) disk difüzyon yöntemi ve (B) buhar difüzyon yöntemi ( 19 ) ile zon inhibisyonunun çapının belirlenmesi .


      Tam boyutu görüntüle
      Antifungal aktivite, test suşları için milimetre cinsinden (9 mm'lik disk çapı dahil) büyüme inhibisyon bölgesinin (DGIZ) çapının kontrollerinkiyle karşılaştırılmasıyla değerlendirildi. Amfoterisin B (disk başına 100 µg) (Bio Rad Laboratories, Fransa) ve Hexomedine ® solüsyonu (%1) (Sanofi Aventis, Fransa) antibiyotik diskleri referans pozitif kontroller olarak kullanıldı. Numune içermeyen diskler negatif kontrol olarak kullanıldı.

      Buhar difüzyon yöntemi
      EO'lar uçucu olduklarından, buhar fazlarında antimikrobiyal aktivitelerini test eden yöntemler özetlenmiş ve modifiye edilmiştir ( 20 ). Tyagi ve Malik ( 13 ) tarafından açıklanan standart bir deney düzeneği kullanıldı.

      LGEO'nun buhar fazındaki mantar önleyici aktivitesi, disk buharlaştırma tekniği ( Şekil 1 B) ile üç farklı dozda (disk başına 20, 40 ve 60 µl) araştırıldı . Kısaca, katılaştırılmış SDA ortamının yüzeyi, 0.1 ml mantar suşları süspansiyonu ile aşılandı ve kurumaya bırakıldı. Üst kapağın iç yüzeyine bir kağıt disk (çap 9 mm, Schleicher ve Schull GmbH, Dassel, Almanya) serildi ve her diske 20, 40 veya 60 µl limon otu uçucu yağı yerleştirildi. Plaka daha sonra anında kapağın üzerine ters çevrildi ve LGEO buharının kaçmasını önlemek için parafilm ile kapatıldı. Plakalar, 25°C'de 72 saat süreyle inkübe edildi. LGEO'nun mantar önleyici etkinliğinin etkinliği, diskin üzerindeki DGIZ (milimetre cinsinden) ölçülerek hesaplandı. Boş diskler negatif kontrol işlevi gördü.

      In vivo anti-inflamatuar aktivite testi
      Hayvanlar
      Toplamda 25-27 g ağırlığındaki 60 erkek ve dişi İsviçre albino faresi kullanıldı. Hayvanlar, Saidal Antibiyotik Şirketi'nin (Medea, Cezayir) Toksikoloji Laboratuvarından elde edildi.

      Hayvanlar deneylerden önce gruplandırılmış ve standart koşullar altında tutulmuştur. Her grupta en az altı hayvan kullanıldı. Standart bir ticari diyete ve ad libitum suya ücretsiz erişimi olan standart kafeslerde barındırıldılar . Hayvanlar standart nem (%40-45), sıcaklık (23-28°C) ve 12 saatlik aydınlık/karanlık döngüsü altında tutuldu. Tüm hayvan deneyleri, Tıp Bilimleri Etik Kurulu yönergelerine göre yapıldı.

      Farelerde karagenan kaynaklı pençe ödemi
      LGEO'nun anti-inflamatuar potansiyeli, karagenan kaynaklı pençe ödemi testi ile değerlendirildi ( 21 ). Bu yöntem, sol arka patinin alt-plantar bölgesine fare başına 0.1 ml'lik bir dozda enjekte edilen izotonik tuzlu su (a/h) içinde %1 karagenan süspansiyonu tarafından indüklenen pençe ödemini kullanır. LGEO, %0.1 Tween 80 içinde seyreltildi ve karagenan enjeksiyonundan 30 dakika önce uygulandı. Kontrol grubu, aracın eşdeğer bir hacmini aldı. 10, 40, 100 veya 200 mg/kg dozlarında EO ve araç (%0.9 NaCl solüsyonunda %0.1 Tween 80), ödematojenik ajanın uygulanmasından 30 dakika önce oral yoldan uygulandı. Pozitif kontrol grubu olarak diklofenak (50 mg/kg, oral yol) kullanıldı. Enflamatuar maddenin uygulanmasından önce ve akut inflamasyonu indükledikten sonra 4 saat boyunca her saatte bir pençe ödemi belirlendi. Ayak pedi kalınlığı bir mastar kaliperleri (Ozaki Co., Tokyo, Japonya) ile tahmin edilmiştir. Tedavi edilen grupların ortalama değerleri, bir kontrol grubununkilerle karşılaştırıldı ve istatistiksel olarak analiz edildi. Sonuçlar, milimetre cinsinden ortalama±standart sapma (SD) olarak rapor edilir. Enflamatuar yanıtın yüzde inhibisyonu, her fare için negatif kontrolle karşılaştırılarak hesaplandı ve aşağıdaki formülle hesaplandı: burada I (%)=ödem inhibisyonu yüzdesi, ΔPt ilaçla tedavi edilen gruptaki pençe kalınlığındaki fark ve ΔPc kontrol grubundaki pençe kalınlığındaki farktır.





      Kroton yağına bağlı kulak ödemi
      Topikal anti-inflamatuar aktivite, farelerde kroton yağının neden olduğu kulak ödeminin inhibisyonu olarak değerlendirildi ( 21 ). Bu test için her biri dört fareden oluşan dört grup kullanıldı. Sol kulakta ödem, her farenin sol kulağının dorsal ve ventral yönlerine %5 kroton yağı içeren 10 ul asetonun topikal uygulanmasıyla indüklendi. Sağ kulak tedavi edilmeden kaldı. Araç (10 ml/kg), farklı dozlarda LGEO (kulak başına 5−10 µl) veya Voltaren ®Kroton yağı tedavisinden yaklaşık 30 dakika önce sol kulağa topikal olarak %1 emulgel (diklofenak sodyum topikal jel (Novartis, Fransa; kulak başına 5 mg)) uygulandı. Diklofenak sodyum referans olarak kullanılmıştır. Reaksiyon, zamanla kulak kalınlığındaki artış ölçülerek değerlendirildi. Maksimum ödematöz yanıtta, 4 saat sonra fareler öldürüldü ve hem tedavi edilen (sol) hem de tedavi edilmeyen (sağ) kulaklardan bir tıkaç (5 mm çapında) çıkarıldı. Ödem yanıtı, iki tıkaç arasındaki ağırlık farkı olarak ölçülmüştür.

      LGEO anti-inflamatuar aktivite, kontrol grubuna kıyasla tedavi edilen farelerde ödem ağırlığındaki azalma yüzdesi olarak ifade edildi ve aşağıdaki formülle hesaplandı: burada I (%)=ödem inhibisyonu yüzdesi, ΔWt tedavi edilen farelerde kulak dokusunun ağırlığındaki değişiklik ve ΔWc kontrol farelerinde kulak dokusunun ağırlığındaki değişikliktir.






      Kulak dokusunun histopatolojisi
      Ortaya çıkan enflamatuar reaksiyon, mikroskobik inceleme ile de değerlendirildi. Deri iltihabının morfolojik değerlendirmesi için, deneyin sonunda kontrol ve tedavi edilen fare kulaklarından biyopsiler toplandı. Numuneler %10 nötr tamponlu formalin içinde sabitlendi, rutin olarak işlendi, bir mikrotom (LEICA RM 2125RT, Nussloch, Almanya) kullanılarak 6 um'de kesildi ve Hematoksilen ve Eosin (H & E) ile boyandı. Dokular ışık mikroskobunda (Olympus CX41) incelendi ve inflamasyon hafif (+), orta (++) ve şiddetli (+++) olarak derecelendirildi. Sızma ve polimorfonükleer (PMN) hücre birikimi de incelendi.

      istatistiksel analiz
      Pençe ve kulak ödemi verileri ortalama±SD olarak rapor edilmiştir. Gruplar arası karşılaştırma, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve ardından Tukey'nin post hoc çoklu karşılaştırma testi ile yapıldı. P <0.05 olan gruplar arasındaki farklar istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. İstatistiksel analiz, XLStats 2013 yazılımı (Pros istatistik yazılımı, Addinsoft, Paris, Fransa) kullanılarak probit analizi yöntemiyle yapıldı.

      Sonuçlar ve tartışma
      EO'nun kimyasal bileşimi
      Aromaterapide yaygın olarak kullanılan aromatik bir bitki olan limon otundan elde edilen uçucu EO'yu değerlendirdik. LGEO, bu çalışmada yapıldığı gibi, bitkinin taze hava kısımlarından damıtıldığında açık sarı bir renge, bir limon kokusuna ve %0,6 (h/a) ekstraksiyon verimine sahiptir. Çim bitkilerinin, kimyasal bileşimlerine bağlı olarak tıbbi, endüstriyel ve parfümeri olarak gruplandırılabilen terpenoidal hidrokarbonlar ve EO'lar ürettiği iyi bilinmektedir.

      GC-MS analizleri, toplam yağın %90.6'sını temsil eden 23 bileşiğin varlığını ortaya çıkardı. Ana bileşenler geranial (%42,2), neral (%31,5) ve β-mirsen (%7,5) idi. Geranil asetat (%4.3) ve izopulegol (%1.4), küçük fakat önemli bileşenlerdi ( Tablo 1 ). Limon otunun kalitesi genellikle sitral içeriği ile belirlenir. Sitral (3,7-dimetil-2,6-oktadiyenal) oluşur , cis -izomer geranial ve trans--izomer neral. Bu iki oksijenli monoterpen, LGEO'muzda yaklaşık %73.3 oranında mevcuttur. Ayrıca, LGEO yüksek oranda oksijenli monoterpen içeriğine ve düşük miktarlarda monoterpen hidrokarbonlara (%9,54), seskiterpen hidrokarbonlara (%0,79) ve oksijenli seskiterpenlere (%0,33) sahipti. Bu nedenle, buhar damıtma ile ekstrakte edilen LGEO, bir 'Sitral Kemotip' olarak sınıflandırılabilir. Bu LGEO'nun kimyasal bileşenleri yayınlanmış verilerle (15−17) karşılaştırıldığında, bileşimi, aynı neral ve sardunya içeriğine sahip Hint yağlarınınkine benzer görünürken, Afrika yağları yüksek düzeyde mirsen içerir. Bhattacharya et al. ( 22 ) EO kimyasal bileşimi limon otu birkaç türden elde geçme ( Cymbopogon flexuosus , Cı . Pendulus, Ç . sarkaç ). Analiz edilen türler arasında neral miktarı benzerdi (%33-36), geranial miktarı ise %45,0 ila %54,5 arasında değişiyordu.
      Tablo 1 Cymbopogon citratus'tan buhar damıtma yoluyla ekstrakte edilen uçucu yağın kimyasal bileşimi

      CSVEkran Tablosu
      Kozmetik ve kimya endüstrileri için özellikle sitral açısından zengin bitki klonları geliştirilmiştir. Akhila'ya göre ( 8 ), EO'nun nispi bileşimi temelinde bu aromatik bitki türünün iki türü veya klonu vardır - yüksek miktarlarda mirsen (% 38) ve düşük sitral (≈ 7) içeren Doğu Hint tipi ve çok az mirsen (%0-12) ve yüksek sitral içerik (%86'ya kadar) içeren Batı Hint tipi. Kimyasal bileşimdeki bu tür farklılıklar, coğrafi konum, iklim koşulları, hasat zamanı, bitkinin yaşı ve damıtma yöntemi gibi bir dizi faktöre bağlanmıştır ( 14 ).

      antifungal aktivite
      Disk difüzyon deneyi
      Agar disk difüzyon yöntemi, antiseptik etkiler için doğal özlerin ve EO'nun hızlı taranması için yaygın olarak kullanılan standart bir tekniktir. Bildiğimiz kadarıyla, Cezayir bitkisinden elde edilen LGEO'nun antifungal aktivitesi bu çalışmadan önce hiç rapor edilmemiştir. LGEO'nun antifungal aktivitesini in vitro olarak üç farklı hacimde 15 maya ve filamentli mantar suşu izolatına karşı değerlendirdik . Maya ve filamentli mantarlar için elde edilen DGIZ Tablo 2'de verilmektedir . Negatif kontrol diskleri, test edilen mikroorganizmaların hiçbirine karşı antifungal inhibitör göstermedi. Amfoterisin B ve heksomedin solüsyonu ile karşılaştırıldığında LGEO, Candida türlerine, özellikle de C. albicans'a karşı güçlü bir inhibitör etki göstermiştir .(Ca2) ve C. parapsilosis (Cp1). Kalıplardan A. niger ve Penicillium sp. en duyarlı suşlardı: 20 µl LGEO uygulaması, 90 mm'lik bir DGIZ ile sonuçlandı. Büyüme inhibisyonu bölgesi, artan LGEO hacmi ile genişledi. 60 µl LGEO kullanıldığında, C. albicans (Ca4), A. niger (As2) ve A. fumigatus durumunda DGIZ sırasıyla 45, 59 ve 90 mm idi. Öte yandan C. parapsilosis (Cp2) en dirençli suştu. Tablo 2 Filamentli mantar ve mayaların Limon otu uçucu yağına ve klasik mantar önleyici ilaçlara duyarlılığı

      CSVEkran Tablosu
      Birkaç rapor, bir EO'nun antimikrobiyal aktivitesinin kimyasal bileşimi ile ilgili olduğunu göstermektedir ( 23 ). Mevcut çalışmada, LGEO'nun antifungal özelliği, iki ana monoterpenik aldehitten (geranial ve neral) kaynaklanıyor olabilir. Bu oksijenli bileşiklerden zengin diğer ot yağlarının daha önce etkili mantar önleyici etkilere sahip olduğu bulunmuştur ( 14 , 15 ) ( 17 ). Ayrıca, önceki çalışmalar, uçucu yağların mantar öldürücü etkisinin yüksek miktarlarda oksijenli monoterpenlerin varlığıyla açıklanabileceğini de ileri sürmektedir ( 23).). Geranial ve neral, LGEO'nun en aktif bileşenleridir ve Gram-pozitif ve Gram-negatif bakteri ve mantarlara karşı geniş bir antimikrobiyal özellik yelpazesine sahiptir. Bununla birlikte, bir EO'nun karmaşık bir karışımındaki belirli bileşiklere antifungal aktiviteyi bağlamak zordur. Bazı yazarlar, LGEO'nun Candida türlerine karşı güçlü inhibitör etkisinin , monoterpenler ve EO'da bulunan simen, terpinen ve linalool gibi diğer önemli bileşikler arasındaki sinerjizmden kaynaklanabileceğini öne sürmektedir ( 2 , 16 ) ( 24 ).


      Buhar difüzyon deneyi
      LGEO'nun mantar önleyici potansiyeli de buhar fazında değerlendirildi. LGEO buharları ile temastan kaynaklanan DGIZ, Tablo 2'de rapor edilmektedir . Sıvı fazda gözlemlendiği gibi, LGEO'nun artan miktarı ile LGEO'nun buharlarından kaynaklanan DGIZ artmıştır. Test edilen tüm mantar türleri için, LGEO buharlarına maruz kalmadan kaynaklanan DGIZ, sıvı fazda benzer miktarda LGEO'dan kaynaklanandan önemli ölçüde üstündü ( Şekil 2 ). Bu özellikle daha yüksek dozlarda (disk başına 60 µl) belirgindi. Bu bulgular ışığında, LGEO'nun sıvı fazdaki mantar önleyici aktivitesi hakkında birkaç önemli makalenin yayınlanmasına rağmen, buhar fazının mantar önleyici potansiyelinin büyük ölçüde göz ardı edilmesi şaşırtıcıdır. Mayalar C. albicansve C tropicalis disk başına 60 ul LGEO buhar tamamen engellenmiştir. Sonuçlarımız, LGEO'nun buhar fazında üstün antifungal etkinliğini açıkça göstermektedir. Bu, buhar fazının daha uçucu bileşiklerden daha zengin olmasıyla, iki fazın bileşimlerindeki farklılıkla ilgili olabilir ( 13 ).

      Şekil 2 Limon otu yağının mantar türlerine karşı (A) disk difüzyon ve (B) buhar difüzyon yöntemleri ile inhibitör etkisi.

      DGIZ: Büyüme inhibisyon bölgesinin çapı; LGEO: limon otu esansiyel yağı.


      Tam boyutu görüntüle
      Buhar fazının kullanılması, uygulama kolaylığı ve yağ ile doğrudan temas ihtiyacını ortadan kaldırma gibi ek avantajlara sahiptir. Ayrıca, aynı seviyede inhibisyona ulaşmak için daha küçük bir LGEO hacmi gereklidir. Bulgularımız önceki yayınlarla uyumludur ( 25 ). Bir LGEO karışımının buharları bir koku üreteci tarafından 20 saat boyunca sürekli olarak dağıtıldığında, havadaki mikroorganizmalarda %80'lik bir azalma elde edildi, bu da hastanelerde hava dekontaminantı olarak kullanım potansiyelini ortaya koydu. Abe ve ark. ( 12 ), LGEO'nun patojenik maya C. albicans'ın misel büyümesini önemli ölçüde azalttığını ortaya koydu., kutanöz kandidiyaz tedavisinde LGEO'nun potansiyel değerini düşündürür. LGEO buharlarının , mantar hücresel yapılarındaki toksik morfolojik değişikliklere ve hücre yüzeyi değişikliklerine ek olarak C. albicans büyümesine karşı güçlü bir inhibitör etkiye sahip olduğu gösterilebilir . Bu tür yüzey değişiklikleri ve deformiteleri, mantar hücrelerinin cilde yapışma kabiliyetini azaltır ve sonuç olarak bulaşıcılık ve virülansını azaltır ( 12 , 13 ) ( 15 ). In vivo anti-inflamatuar aktivite testi

      Karagenan kaynaklı pençe ödemi


      Karagenan kaynaklı fare pençe ödemi, bitki özleri ve EO gibi çeşitli biyoaktif bileşiklerin anti-inflamatuar aktivitesini belirlemek için sıklıkla kullanılır ( 3 , 7 ). Ayrıca proinflamatuar ajanların inflamasyonun akut fazı üzerindeki etkisini değerlendirmek için yeni ilaçların geliştirilmesinde de kullanılır. Oral olarak uygulanan LGEO'nun (10-200 mg/kg) anti-inflamatuar etkisi, aynı pençe ödemi modeli kullanılarak değerlendirildi. Tablo 3'te gösterildiği gibi, LGEO önemli anti-inflamatuar aktivite gösterdi. LGEO'nun oral uygulamasından 90 dakika sonra, ödem inhibisyonunun derecesi 10 ve 100 mg/kg için benzerdi (sırasıyla %82.75 ve %86.2). Bu ödem inhibisyonu seviyesi, standart referans ilaç diklofenak'ın (%86.2) 50 mg/kg oral dozları kullanılarak gözlemlenen seviye ile karşılaştırılabilirdi. Bununla birlikte, 240 dakikada LGEO, referans ilaç diklofenak (50 mg/kg) kullanılarak elde edilen %88.9'a kıyasla, sırasıyla 10 ve 40 mg/kg'da %96.8 ve %95.2'lik inhibisyonla, karagenan kaynaklı pençe ödeminin daha güçlü inhibisyonu sergilemiştir. , ağızdan uygulanır).
      Tablo 3 Limon otu uçucu yağının farelerde karagenan kaynaklı pençe ödemi üzerindeki etkisi

      CSVEkran Tablosu
      LGEO'nun anti-inflamatuar etkisinin kesin mekanizması belirsizdir. Bununla birlikte, birkaç molekülün, enflamasyon aracı maddelerinin salınımının kısmi inhibisyonuna katkıda bulunduğu öne sürülmüştür. Bazı bitki bileşenlerinin, özellikle aldehit monoterpenlerin (geranial ve neral) inflamatuar süreçlerin yönetiminde faydalı olduğu bildirilmiştir ( 26 ). Bulgularımız, olağanüstü güçlü bir anti-ödemojenik özellik gösteren monoterpenik aldehitler açısından zengin diğer uçucu yağlar için literatürde yayınlananlarla uyumludur ( 7 ).

      LGEO'nun önemli bir bileşeni olan sitralin, normal farelerin lipopolisakarit (LPS) ile uyarılan alveolar makrofajlarında IL-1β ve IL-6 üretimini engellediği gösterilmiştir ( 11 ). Ana bileşenleri sitral, geranial, neral ve karvonu içeren EO'ların, tümör nekroz faktörü alfa (TNF-a) gibi proinflamatuar sitokinlerin üretimini engellediği bulunmuştur. Maruyama ve iş arkadaşları ayrıca, EO'nun TNF-a ile indüklenen nötrofil yapışma tepkilerini baskılama yeteneğini de gösterdi ( 9 ). Başka bir çalışma ( 27 ), sitralin LPS tarafından uyarılan RAW 264.7 hücrelerinde TNF-a'yı inhibe ettiğini ileri sürdü. Verilerimizle uyumlu olarak, çeşitli fitokimyasal ekstraktlar, polifenolik fraksiyonlar ve diğer bazı uçucu yağlar için anti-inflamatuar ve analjezik etkiler de önerilmiştir.Cymbopogon türleri ( 8 ).

      Sonuç olarak, mevcut araştırmanın sonuçları, farmasötik potansiyelini daha iyi değerlendirmek ve etki mekanizmasını anlamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmasına rağmen, LGEO'nun bir anti-inflamatuar ajan olarak geleneksel kullanımını desteklemektedir. Kroton yağına bağlı kulak ödemi


      Birçok şifalı bitki, topikal anti-inflamatuar özelliklere sahiptir. Bu etki, birçok oksijenli monoterpenin ortak bir özelliğidir ( 9 , 10 ). LGEO , izole hücre tahlilinde in vitro anti-inflamatuar aktivite gösterdiğinden , bu özellik ayrıca farelerde kroton yağının neden olduğu kulak ödeminin inhibisyon derecesinin tahmin edilmesiyle değerlendirildi. Kroton yağının farelerin sol kulaklarına topikal olarak uygulanması, araçla tedavi edilen sağ kulağa kıyasla sol kulağın kulak tıkacı ağırlığındaki artışın gösterdiği gibi gözle görülür ödeme neden oldu (veriler gösterilmemiştir). LGEO ile topikal ön tedavinin sonuçları, kroton yağının neden olduğu kulak ödeminde doza bağlı azalmaları ortaya çıkardı ( Tablo 4). Diklofenak topikal jel ile karşılaştırıldığında LGEO, deneysel hayvan modelimizde daha güçlü ve daha etkili bir anti-inflamatuar aktivite üretti. LGEO'nun önceden topikal uygulaması, kulak başına 5 µl LGEO için ödem yanıtını %62,5 ve 10 µl için %75 azaltmıştır. Diklofenak sodyum (kulak başına 5 mg), kroton yağının neden olduğu iltihaplanmayı %56.2 oranında engelledi ve bu etki, maksimum LGEO dozu ile gözlemlenenlerden istatistiksel olarak farklı değildi ( Tablo 4 ). Bildiğimiz kadarıyla, bu, LGEO'nun in vivo olarak önemli bir topikal anti-inflamatuar aktiviteye sahip olduğunu gösteren ilk rapordur . Bulgularımıza göre Abe ve ark. ( 9) topikal EO uygulamasının ödem ve nötrofil birikiminin inflamatuar semptomlarını sınırlayabileceğini bildirdi.
      Tablo 4 Limon otu aromatik yağı , in vivo olarak kroton yağının neden olduğu kulak ödemini önler

      CSVEkran Tablosu
      Deri iltihabının, lökotrien, prostaglandinler ve sitokinler gibi çözünür pro-inflamatuar mediatörlerin salınımına yanıt olarak inflamasyon bölgesine göç eden çeşitli inflamatuar hücre popülasyonlarının etkileşimi tarafından tetiklendiği ve sürdürüldüğü iyi bilinmektedir ( 3 , 7 ). . Aromaterapide, tüm vücut masajında ​​veya vücudun sınırlı bölgelerine uçucu yağların cilde uygulanması oldukça arzu edilir. Birçok EO, lezyonel nötrofil birikimi olan inflamatuar semptomlar için iyileştirici bir tedavi olarak kullanılır: aftöz stomatit (aftlar), romatoid artrit ve lezyonel mantar veya bakteriyel bulaşmalar ( 1 ). Fare kulak dokusu morfolojisi


      Kroton yağının neden olduğu hayvanlardan H&E lekeli kulak bölümlerini araştırdık. Kroton yağı uygulaması, eşlik eden bağ dokusu bozulması ile birlikte ödem, epidermal hiperplazi ve dermiste önemli inflamatuar hücre infiltrasyonunun açık kanıtı ile kulak kalınlığında belirgin bir artışa neden oldu ( Şekil 3C ve D). LGEO'nun topikal uygulaması, kulak kalınlığını ve ilişkili patolojik göstergeleri, pozitif kontrol diklofenak ile karşılaştırılabilir bir düzeye indirdi ( Şekil 3 A ve B). Bu bulgular, LGEO'nun kroton yağının neden olduğu kulak ödemini ve kontakt dermatiti azalttığına dair doğrudan kanıt teşkil etmektedir.

      Şekil 3 Keratin, epidermal, dermal, kas ve kıkırdak katmanlarını gösteren fare kulak biyopsilerinin histopatoloji bölümleri.

      Hematoksilen-eozin ile boyanmış kesitler, dermis inflamasyon fazında ödem ve önemli inflamatuar polimorfonükleer (PMN) hücre infiltrasyonu için hafif (+), orta (++) ve şiddetli (+++) olarak puanlandı. (A) Limon otu esansiyel yağı (LGEO) tedavisi (kulak başına 5 µl); (B) Pozitif kontrol (kulak başına 5 mg diklofenak sodyum %1 jel, Voltaren Emulgel (Novartis, Fransa)) tedavisi: ödem (±); inflamatuar hücre infiltrasyonu (+), inflamasyon fazı (±). (C) ve (D) kroton yağı: ödem (++); inflamatuar hücre infiltrasyonu (+++), inflamasyon fazı (++). Büyütme × 100.

      Ke: keratin; Ep: epidermal tabaka; De: dermal tabaka; Mü: kas; Ca: kıkırdak tabakası; Od: ödem; Pc: PMN hücrelerinin infiltrasyonu.


      Tam boyutu görüntüle
      Mikroskobik inceleme, LGEO ile topikal tedavinin yararlı anti-inflamatuar etkilerini doğruladı. Kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, LGEO ile önceden yapılan topikal tedavi ile ödem çarpıcı biçimde azaldı ( Şekil 3C ve A). Bildiğimiz kadarıyla bu, LGEO'nun histopatoloji araştırması ile doğrulanan önemli bir topikal antiinflamatuar aktiviteye sahip olduğunu gösteren ilk rapordur.

      Histopatoloji analizimizin verileri, karagenan ve kroton yağının neden olduğu ödem yöntemlerini kullanan daha önce bildirilen bulgularla uyumludur ( 7 , 10 ) ( 21 ). Ayrıca, sonuçlarımız Boukhatem ve ark. ( 21 ) histolojik analizi, gül kokulu sardunya yağının in vivo cilt iltihabı sürecini inhibe ettiğini ortaya koydu . Sonuçlar


      Önceki çalışmalarla birlikte bulgularımız, akut inflamatuar cilt durumlarının önlenmesi ve tedavisi için potansiyel olarak değerli bir antifungal ve anti-inflamatuar ajan olarak LGEO'nun değerlendirilmesine güçlü destek vermektedir. Ayrıca, buhar fazındaki LGEO'nun, aynı etki için daha düşük dozların gerekli olması nedeniyle daha yüksek etki gibi sıvı faza göre çeşitli avantajlara sahip etkili bir mantar önleyici sistem olduğuna dair artan kanıtlar vardır. Buhar fazı, LGEO'nun hastanelerde hava dekontaminantı olarak kullanılmasını mümkün kılar. Mevcut çalışma, LGEO'nun terapötik özelliklerinden sorumlu aktif kimyasal bileşenlerinin yanı sıra spesifik etki mekanizmalarını belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Çıkar çatışması ve finansman


      Yazarlar, bu çalışmayı yürütmek için endüstriden veya başka bir yerden herhangi bir fon veya fayda almamıştır.

      Önceki makaleSorunun içindekiler tablosunu görüntüleyinSonraki makale Referanslar
      • Edris AE . Uçucu yağların farmasötik ve terapötik potansiyelleri ve bunların bireysel uçucu bileşenleri: bir inceleme . Fitoter Araş. 2007 ; 21: 308 – 23 . [ PubMed Özeti ]. [Google Akademik]
      • BAKKALI F , Averbeck S , Averbeck D , Idaomar M . Uçucu yağların biyolojik etkileri – bir inceleme . Gıda Kimyasal Toksikol. 2008 ; 46: 446 – 75 . [ PubMed Özeti ]. [Google Akademik]
      • Yuan G , Wahlqvist ML , He G , Yang M , Li D . Doğal ürünler ve anti-inflamatuar aktivite . Asya Pac J Clin Nutr. 2006 ; 15: 143 . [Web of Science ®], [Google Akademik]
      • Boukhatem MN , Saidi F , Hamaidi MS , Hakim Y , Mekarnia M . Kültür ve sömürü industrielle du géranium rosat ( Pelargonium graveolens ) en Cezayir: etat des lieux et perspektifler . Fitoterapi. 2011 ; 9: 304 – 9 . [Çapraz referans], [Google Akademik]
      • Tahir YA . Farelerde Mentha piperita yaprağı sulu ekstraktının antinosiseptif aktivitesi . Libya J Med. 2012 ; 7: 16205 . [Taylor & Francis Online] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
      • Dub AM , Dugani AM . Tavşanlarda yerel zeytin ( Olea europaea L.) yapraklarının etanolik ekstraktının tekrarlanan dozlarının antitrombotik etkisi . Libya J Med. 2013 ; 8: 20947 . [ PubMed Özeti ]. [Google Akademik]
      • Miguel MG . Uçucu yağların antioksidan ve antienflamatuar aktiviteleri: kısa bir inceleme . Moleküller. 2010 ; 15: 9252 – 87 . [ PubMed Özeti ]. [Google Akademik]
      • Akhila A . Uçucu yağ içeren otlar: Cymbopogon cinsi . 2010 ; New York : CRC Basın . [Google Akademik]
      • Abe S , Maruyama , N , Hayama K , Ishibashi , H , Inoue S , Oshima , H , Yamaguchi , H . Uçucu yağlar tarafından tümör nekroz faktörü-alfa kaynaklı nötrofil yapışma tepkilerinin baskılanması . Med Inflamm. 2003 ; 12: 323 – 8 . [Crossref] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
      • Alitonou GA , Avlessi F , Sohounhloue DK , Agnaniet H , BESSIERE JM , Menut Cı . Bir anti-inflamatuar ajan olarak potansiyel kullanımı için Benin'den Cymbopogon giganteus'un uçucu yağı üzerinde araştırmalar . Inter J Aromather. 2006 ; 16: 37 – 41 . [Çapraz referans], [Google Akademik]
      • Tiwari M , Dwivedi BM , Kakkar P . Cymbopogon citratus DC tarafından oksidatif stres ve proinflamatuar mediatörlerin baskılanması . Lipopolisakkaritte uyarılan murin alveolar makrofajlardaki stapf özü . Gıda Kimyasal Toksikol. 2010 ; 48: 2913 – 19 . [ PubMed Özeti ]. [Google Akademik]
      • Abe S , Sato Y , Inoue S , Ishibashi H , Maruyama N , Takizawa T , et al. Limon otu ( Cymbopogon citratus ) yağı ve bileşeni Citral dahil olmak üzere uçucu yağların Anti- Candida albicans aktivitesi . Japon J Med Mycol. 2002 ; 44: 285 – 91 . [Çapraz referans], [Google Akademik]
      • Tyagi AK , Malik A . Limon otu yağı ve buharı nedeniyle gıdaları bozan bakterilerde morfolojik hasar: SEM, TEM ve AFM incelemeleri . Kanıta Dayalı Tamamlayıcı Alternatif Med. 2012 ; 692625 . [ PubMed CentralTam Metin ] 2012. [Google Akademik]
      • Negrelle RRB , Gomes EC . Cymbopogon narenciye DC. Stapf: kimyasal bileşim ve biyolojik aktiviteler . Rev Bras Pl Med. 2007 ; 9: 80 – 92 . [Google Akademik]
      • Silva CDBD , Guterres SS , Weisheimer V , Schapoval EE . Karşı Limon otu yağı ve sitralin Antifungal aktivite Candida spp . Braz J Infect Dis. 2008 ; 12: 63 – 6 . [Crossref] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
      • Tyagi AK , Malik A . Candida albicans'a karşı seçilen uçucu yağların sıvı ve buhar fazlı antifungal aktiviteleri : Cymbopogon citratus'un mikroskobik gözlemleri ve kimyasal karakterizasyonu . BMC Tamamlayıcı Alternatif Med. 2010 ; 10: 65 . [Crossref] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
      • Boukhatem MN , Kameli A , Ferhat MA , Saidi F , Tayebi K . Uçucu yağların gıda koruyucu potansiyeli: Cevap limon otu mu? . J Verbr Lebensm. 2014 ; 9: 13 – 21 . [Çapraz referans], [Google Akademik]
      • Ortiz MI , Gonzales-Garcia MP , Ponce-Monte HA . Naproksen ve Citral arasındaki etkileşimin sıçanlarda iltihaplanma üzerindeki sinerjik etkisi . Bitkisel ilaç. 2010 ; 18: 74 – 9 . [ PubMed Özeti ]. [Google Akademik]
      • Adamsın RP . Gaz Kromatografisi-dört kutuplu Kütle Spektroskopisi ile uçucu yağ bileşenlerinin tanımlanması . 2007 ; Illinois : Çekici . [Google Akademik]
      • Zaika LL . Baharatlar ve otlar: antimikrobiyal aktiviteleri ve belirlenmesi . J Gıda Saf. 1988 ; 9: 97 – 118 . [Crossref] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
      • Boukhatem MN , Kameli A , Ferhat MA , Saidi F , Mekarnia M . Yeni ve güvenli bir anti-inflamatuar ilaç kaynağı olarak gül sardunya esansiyel yağı . Libya J Med. 2013 ; 8: 22520 . [ PubMed Özeti ]. [Google Akademik]
      • Bhattacharya AK , Kaul PN , Rajeswara Rao BR , Mallavarapu GR , Ramesh SI . Limon otunun uçucu yağ profillerinde spesifik ve çeşitler arası varyasyonlar . J Essent Oil Res. 1997 ; 9: 361 – 4 . [Taylor ve Francis Çevrimiçi], [Google Akademik]
      • Dorman HJD , Dekanlar SG . Bitkilerden antimikrobiyal ajanlar: bitkisel uçucu yağların antibakteriyel aktivitesi . J Appl Mikrobiyol. 2000 ; 88: 308 – 16 . [ PubMed Özeti ]. [Google Akademik]
      • Inouye S , Takizawa , T , Yamaguchi , H . Uçucu yağların ve ana bileşenlerinin gaz temasıyla solunum yolu patojenlerine karşı antibakteriyel aktivitesi . J Antimicrob Chemother. 2001 ; 47: 565 – 73 . [ PubMed Özeti ]. [Google Akademik]
      • Laird K , Phillips Cı . Buhar fazı: uçucu yağlar için antimikrobiyaller olarak gelecekte potansiyel bir kullanım mı? . Lett Appl Mikrobiyol. 2012 ; 54: 169 – 74 . [ PubMed Özeti ]. [Google Akademik]
      • Pérez GS , Zavala SM. , Arias GL , Ramos LM . Bazı uçucu yağların anti-inflamatuar aktivitesi . J Essent Oil Res. 2011 ; 23: 38 – 44 . [Taylor & Francis Online] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
      • Lin CT , Chen CJ , Lin TY , Tung JC , Wang SY . Cinnamomum insularimontanum Hayata'dan elde edilen meyve esansiyel yağının iltihaplanma önleyici aktivitesi . Bioresour Technol. 2008 ; 99: 8783 – 7 . [ PubMed Özeti ]. [Google Akademik]

      İlgili araştırmaLimon Otu Esansiyel Yağının Antibakteriyel Aktivitesi Üzerine Bir Araştırma (Cymbopogon citratus (DC.) Stapf)
      Grace O. Onawunmi ve ark.
      Uluslararası Ham İlaç Araştırmaları Dergisi
      Çevrimiçi yayın tarihi: 27 Eylül 2008
      Yeni ve güvenli anti-inflamatuar ilaçların kaynağı olarak gül sardunya esansiyel yağı
      Mohamed Nadjib Boukhatem et al.
      Libya Tıp Dergisi
      Çevrimiçi yayın tarihi : 7 Ekim 2013
      Bazı Uçucu Yağların Anti-inflamatuar Aktivitesi
      Salud Pérez G et al.
      Esansiyel Yağ Araştırmaları Dergisi
      Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
      Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

      Yorum yap


      • #4
        Cymbopogon citratus (limon otu) esansiyel yağının Candida tropikalis izolatlarının oluşturduğu biyofilm üzerindeki antifungal ve biyofilm önleyici etkisi ; Bir in-vitro çalışma

        Yazar bağlantıları bindirme panelini açarGulcan Sahal veHerman J. Woerdenbag bWouter LJ Hinrichs bAnita Visser cPieter G. Tepper dWim J. Quax dHenny C. van der Mei eIsil Seyis Bilkay a
        https://doi.org/10.1016/j.jep.2019.112188Hakları ve içeriği alın

        Soyut
        etnofarmakolojik alaka düzeyi
        Cymbopogon citratus (limon otu) esansiyel yağı, geleneksel bir ilaç olarak yaygın olarak kullanılmaktadır ve antimikrobiyal özellikleriile iyi bilinmektedir. Bu nedenle,Candida tropikalisenfeksiyonlarınakarşı güçlü bir anti-enfektif ve biyofilm inhibitörü olabilir. Şimdiye kadar, silikon kauçuk maksillofasiyal protezler, ses protezleri veC.tropicalisenfeksiyonlarınaduyarlı tıbbi cihazlarüzerindeCandidasuşlarınınbiyofilm oluşumunu önlemek için uçucu bir yağa dayalı ideal bir kaplama veya temizleme yöntemi tarif edilmemiştir.

        Çalışmanın amacı
        Cymbopogon citratus yağının antifungal ve biyofilm önleyici etkilerini araştırmak . Klinik izolatlar C. tropicalis , farklı biyolojik maddeler üzerindeki biyofilm önleyici etkisini incelemek için kullanılmıştır.

        Malzemeler ve yöntemler
        Cymbopogon citratus, Cuminum cyminum, Citrus limon ve Cinnamomum verum'un etkinliğiyağ kaplı silikon kauçuk yüzeyler kullanılarak hazırlanmıştır.

        Sonuçlar
        C.tropicalis suşları hidrofobik malzemeler üzerinde hidrofilik camdan daha fazla biyofilm oluşturmuştur. C citratus yağı tüm karşı yüksek bir mantar öldürücü etki göstermiştir C tropicalis suşları. Karşılaştırma için, C. limon yağı ve C. cyminum yağı, C. tropikalis suşlarına karşı çok az veya hiç öldürme etkisi göstermedi . C citratus yağı, test edilen tüm uçucu yağlar ve inhibe biyofilm düşük minimum önleyici konsantrasyonu vardı C tropicalis suşları. C citratus silikon kauçuk yağ kaplama, tüm biyofilm oluşumunda 45-76% azalma ile sonuçlandı C. tropicalis suşları.

        Çözüm
        Cymbopogon citratus yağı üzerinde silikon kauçuk protezleri ve tıbbi cihazlar, bir antifungal ve antibiofilm madde olarak kullanılmak üzere iyi bir potansiyele sahip C. tropicalis biyofilm deri enfeksiyonları için ciddi bir risk teşkil protezin daha kısa bir ömrü neden olabilir.
        grafik soyut



        Tanıtım
        Candida türleri insanlar için ortak mayalardır ancak aynı zamanda fırsatçı patojenler olarak da tanınırlar. Deride veya mukozada hasar olması veya bağışıklık sisteminin tehlikeye girmesi durumunda Candida türleri hem lokal hem de sistemik enfeksiyonlara neden olabilir (Silva ve ark., 2009). Son on yılda Candida enfeksiyonlarının oluşumu artmaktadır (Sanguinetti ve diğerleri, 2015; Silva ve diğerleri, 2009). Bunun başlıca nedeni, artan tıbbi implant ve cihaz kullanımı, artan sayıda bağışıklığı baskılanmış hasta (örneğin diyabet, böbrek yetmezliği, akciğer hastalığı, AIDS ve organ nakli) ve kanserde immünosupresif tedavi gören hastalardan kaynaklanmaktadır (Araújo ve ark., 2017; Ramage ve diğerleri, 2006; Sardi ve diğerleri, 2013; Silva ve diğerleri, 2009). Bu enfeksiyonların yanı sıra Candidasilikon kauçuk sesin ve çene-yüz protezlerinin bozulması gibi tıbbi implantlara ve cihazlara da zarar verebilir (Ariani ve diğerleri, 2013; Neu ve diğerleri, 1993; Visser ve diğerleri, 2008). Maksillofasiyal silikon kauçuk protezlerin (Ariani ve ark., 2013; Visser ve ark., 2008) kullanım ömürlerinin nispeten kısa olduğu (ortalama 1,5 yıl) ve ses protezlerinin (Neu ve ark., 1993) hatta olduğu bildirilmiştir. daha kısa (ortalama 3-6 ay), çoğunlukla Candida suşlarının içe büyümesinin neden olduğu silikon kauçuğun erken bozulması nedeniyle . Son zamanlarda, örneğin, non-albicans suşları, baskınlığı C. tropicalis arızalı ses protezi ile ilgili olarak tarif edilmiştir (Somogyi-Ganss ve ark. 2017). Önemli bir özelliği, C. tropicalisenfeksiyonlar, biyofilmler olarak bilinen yüzeye bağlı mikrobiyal toplulukların oluşumudur (Ramage ve diğerleri, 2006). Kateter, ses protezleri, yapay kalp kapakçıkları, maksillofasiyal protezler, kalp pilleri, protez eklemler ve kontakt lensler gibi tıbbi cihaz ve implantların yüzeyinde biyofilm oluşumu fonksiyonel, tıbbi ve estetik sorunlar için ciddi riskler oluşturmaktadır (Chen ve ark., 2013; Swartjes ve diğerleri, 2015). Uzun süreli hastanede kalışlar, ameliyatların revizyonu, protezlerin sık sık yeniden yapılması ve klinik ziyaretler nedeniyle sağlık bakım maliyetlerinde önemli bir artışa neden olurlar (Salwiczek ve diğerleri, 2014; Soto, 2014). Bu nedenle, enfeksiyon oranını ve protezlerin bozulmasını azaltmayı amaçlayan antibiyofilm stratejileri çok önemlidir ve genellikle şunları ele alır: (1) mikrobiyal yapışmanın önlenmesi, (2) biyomateryal üzerindeki mikroorganizmaların öldürülmesi, (3) çekirdek algılamanın inhibisyonu ve (4) erken biyofilm oluşumunun bozulması (Bruellhoff ve diğerleri, 2010). Son yıllarda, biyomateryalle ilişkili enfeksiyonları önlemek için yapışma önleyici ve biyofilm önleyici biyomateryal yüzeylerin geliştirilmesine artan bir odaklanma vardır (Ariani ve diğerleri, 2015; Campoccia ve diğerleri, 2013).

        Literatürde biyomalzemeler üzerinde biyofilm oluşumunu önlemek için çeşitli stratejiler tanımlanmıştır. Ancak şu ana kadar hastanın günlük kullanımı için kullanılabilecek ucuz, etkili ve kolay bulunabilen bir çözüm mevcut değildir. Mikroorganizmaların antimikrobiyal ilaçlara karşı artan direnci ve biyofilm büyüme modunda mikroorganizmaları yok etmedeki yetersizlik, doğal antimikrobiyal ürünler üzerine araştırmaları artırmıştır (Saharkhiz ve ark., 2012). Çeşitli aromatik bitkilerden elde edilen uçucu yağların, çeşitli patojenik mikroorganizmalara karşı antimikrobiyal özellikler gösterdiği bildirilmiştir (Adukwu ve diğerleri, 2012; Bazargani ve Rohloff, 2016). Cymbopogon citratus , Cuminum cyminum, Citrus limon ve Cinnamomum verum gibi uçucu yağlar geleneksel olarak dünyanın farklı yerlerinde çeşitli mikrobiyal hastalıkları tedavi etmek için kullanılmıştır (Chaturvedi ve diğerleri, 2016; Khan ve Ahmad, 2012; Rana ve diğerleri, 2018; Mtambo ve diğerleri, 1999; Prabuseenivasan ve diğerleri, 2006; Rattanachaikunsopon ve Phumkhachorn, 2010). Cymbopogon citratus , ince, uzun yaprakları olan tropikal bir çimdir . Poaceae ailesine aittir. Asya, Güney Amerika ve Afrika'nın tropikal ve subtropikal bölgelerinde daha çok uçucu yağı için yetiştirilen en önemli tıbbi ve aromatik bitkilerden biri olarak bilinir. C. citratus uçucu yağındaki çeşitli kimyasal bileşiklerin antibakteriyel, antifungal ve analjezik özelliklere sahip olduğu bildirilmiştir (Boukhatem ve ark., 2014). C. narenciyeyağ geleneksel olarak romatizma, soğuk algınlığı ve grip ile boğaz, idrar ve vajinal yoldaki bakteriyel ve mantar enfeksiyonları ile ilişkili iltihabı azaltmak için kullanılır (Boukhatem ve diğerleri, 2014; Khan ve Ahmad, 2012).

        Cinnamomum verum , tropikal Asya ve Afrika'dan yaprak dökmeyen bir ağaçtır ve Lauraceae ailesine aittir. Ondan ekstrakte edilen uçucu yağın antibakteriyel, antifungal, antiviral, antidiyabetik ve antioksidatif özelliklere sahip olduğu bildirilmiştir. Ek olarak, C. verum yağı bel soğukluğu, tifo ve diğer mikrobiyal hastalıkların tedavisinde kullanılmıştır (Rattanachaikunsopon ve Phumkhachorn, 2010). Narenciye limon , tropikal ve subtropikal Güneydoğu Asya'nın önemli şifalı bitkilerinden biri olarak bilinir ve Rutaceae familyasına aittir. Farklı kısımlarının (gövde, kök, yaprak ve çiçek) klinik olarak önemli bakteri suşlarına karşı antibakteriyel aktiviteye sahip olduğu bildirilmiştir (Chaturvedi ve ark., 2016). Bunların dışında C. limonanti-inflamatuar, antialerjik, antiviral, antikanserojenik ve uyarıcı olarak da bilinir (Campêlo ve diğerleri, 2011) ve geleneksel olarak boğaz ve idrar yolu enfeksiyonlarından muzdarip insanları tedavi etmek için kullanılmıştır (Chaturvedi ve diğerleri, 2016). C. cyminumArabistan, Hindistan, Çin ve Akdeniz'e kıyısı olan ülkelerde yetiştirilen küçük, narin ve tek yıllık bir bitki olarak bilinir. Apiaceae familyasına aittir ve kimyon tohumlarının uçucu yağlarının önemli antibakteriyel aktivitelere sahip olduğu bildirilmektedir (Hajlaoui vd., 2010; Rana vd., 2018). Ek olarak, geleneksel olarak cilt bozuklukları, bronşit, diş ağrısı, ishal, hazımsızlık ve epilepsi hastalıklarını tedavi etmek için kullanılmıştır (Hajlaoui ve diğerleri, 2010; Rana ve diğerleri, 2018). Tüm bu öncüller göz önüne alındığında, bu çalışmanın amacı, Cymbopogon citratus , Cuminum cyminum , Citrus limon ve Cinnamomum verum yağlarının üç C. tropikalis üzerindeki antimikrobiyal ve biyofilm önleyici etkisini araştırmaktı.Farklı biyomalzemeler üzerindeki suşlar. Buna ek olarak, silikon kauçuk ihtiva eden bir hidrofilik merhem ile kaplanmış C citratus ait önleyici bir etki yapmak üzere, biyofilm oluşumunu inhibe üzerinde araştırılmıştır yağ C citratus karşı bir yağ C. tropicalis silikon kauçuk ana malzemesi olarak klinik açıdan daha anlamlı maksillofasiyal ve ses protezleri.

        Bölüm snippet'leri
        Uçucu yağlar
        C. citratus yağı ( C. citratus'tan (Nees ex Steud.) JF Watson (Poaceae)) (limon otu yağı) Yantra, Groningen, Hollanda'dan satın alındı. Karşılaştırma için çalışmaya dahil diğer uçucu yağlar, idi C. verum (yağ C verum (tarçın yağı), J. Presl (Lauraceae)) C cyminum (petrol C cyminum L. (Apiaceae)) (kimyon yağı) ve C. limon yağı ( Citrus limon (L.) Osbeck (Rutaceae)) (limon yağı), Lokmanhekim, Ankara, Türkiye'den satın alındı.

        Protezler ve tıbbi cihazlar için kullanılan malzemeler
        Protez ve medikal amaçlı kullanılan dört farklı malzeme
        Sonuçlar
        Tablo 1'de ultra saf suyun üç farklı biyomateryal ve cam üzerinde sabit damla ile belirlenen denge temas açıları listelenmiştir. Cam en hidrofilik malzeme iken, politetrafloroetilen ve silikon kauçuk en hidrofobiktir.

        Biyofilm oluşumunu C. tropicalis , farklı biyolojik maddeler üzerindeki suşları normal dağıtılacak (bulunmuştur p  = 0.508) ve varyans varsayımı homojenliği karşılandı. ( p  = 0,316). Bu nedenle, iki faktörlü deneysel

        Tartışma
        Candida türleri özellikle hastalar için önemli bir enfeksiyon yükü oluşturmaktadır. Hastane kaynaklı kan akımı enfeksiyonlarının yanı sıra tıbbi cihazlarda ve protezlerde biyofilm oluşumu meydana gelebilir (Ariani ve ark., 2013; Rajendran ve ark., 2016; Ramage ve Williams, 2013; Silva-Dias ve ark., 2015). Biyofilmle kontamine olmuş cihazlar ve protezler nadiren antimikrobiyal tedavi ile tedavi edildiğinden, bunların çıkarılması biyofilmle ilişkili biyomateryal enfeksiyonları ortadan kaldırmak için tek geçerli seçenek olarak kabul edilir (Bink ve ark.,

        Çözüm
        Sonuç olarak, limon otu yağı gösterir önemli inhibisyon C. tropicalis da silikon protezleri veya tıbbi cihazlar için kullanılan silikon kauçukları muhafaza etmek için klinik bir potansiyele sahip gelişim ve biyofilm. Uçucu yağ, genellikle güvenli olarak kabul edilen FDA GRAS listesindedir.

        Finansman
        Bu çalışmanın çoğu, ilk yazarın doktora projesinin bir parçasıydı ve Hacettepe Üniversitesi, Ankara, Türkiye Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi'nden (hibe numarası: FDK-2016-10821 ) sağlanan fonla desteklendi .

        Çıkar çatışmaları
        Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması olmadığını beyan eder.

        Teşekkür
        Bu çalışmayı desteklediği için Hacettepe Üniversitesi, Ankara, Türkiye Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi'ne teşekkür ederiz (Hibe No: FDK-2016-10821 ).

        Referanslar (54)Daha fazla referans görüntüle (14) tarafından alıntılanmıştırScopus ile ilgili tüm alıntı makaleleri görüntüleyinÖnerilen makaleler (6)
        Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
        Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

        Yorum yap


        • #5
          Biyofilm oluşumu, Candida albicans kan dolaşımı enfeksiyonu olan hastalarda mortalite için bir risk faktörüdür —İskoçya, 2012–2013

          Yazar bağlantıları bindirme panelini açarR. Rajendran 1L. Sherry 1C.J. Nil 1A. Sherriff 1E.M. Johnson 2M.F. Hanson 3C. Williams 4C.A. Munro 5BJ Jones 6G. Ramage 1
          Daha fazla göster
          Mendeley'e ekle
          Paylaş
          Anmak
          https://doi.org/10.1016/j.cmi.2015.09.018Hakları ve içeriği alın
          Creative Commons lisansı altında
          açık Erişim Soyut


          Candida türlerinin neden olduğu kan dolaşımı enfeksiyonları , hastanede yatan hastalarda önemli bir morbidite ve mortalite nedeni olmaya devam etmektedir. Candida türleri tarafından biyofilm oluşumu, hastalık patogenezi için önemli bir virülans faktörüdür . İskoçya'da (2012–2013) Candida kan dolaşımı enfeksiyonu olan ( n = 217) hastaların prospektif bir analizi, hasta mortalitesi ile ilişkili risk faktörlerini, özellikle biyofilm oluşumunun etkisini değerlendirmek için yapılmıştır. Candida kan dolaşımı izolatları ( n = 280) ve 157 hasta için klinik kayıtlar İskoçya genelinde 11 farklı sağlık kurulu aracılığıyla toplandı. Klinik izolatlar tarafından biyofilm oluşumu değerlendirildistandart biyokütle deneyleriyle in vitro . Biyofilm fenotipinin tedavi etkinliği üzerindeki rolü, önceden oluşturulmuş biyofilmlerin sabit konsantrasyonlarda farklı antifungal sınıfları ile muamele edilmesiyle in vitro olarak da değerlendirildi . 134 hasta için mevcut mortalite verileri , hastanın yaşı ve kateterin çıkarılması gibi predispozan faktörlerle birlikte 30 günlük kandidemi vakası ölüm oranının %41 olduğunu göstermiştir . 42 hasta için çok değişkenli Cox regresyon sağkalım analizi, Candida albicans enfeksiyonu için Candida glabrata enfeksiyonundan önemli ölçüde daha yüksek bir ölüm oranı gösterdi . Biyofilm oluşturma yeteneği, C. albicans ile önemli ölçüde ilişkiliydimortalite (34 hasta). Son olarak, in vitro antifungal duyarlılık testi, düşük biyofilm oluşturucuların ve yüksek biyofilm oluşturucuların azoller ve ekinokandinlerden farklı şekilde etkilendiğini , ancak polienlerden etkilenmediğini gösterdi . Bu çalışma, biyofilm fenotipinin önemli bir klinik varlığı temsil ettiğine ve bu fenotipe sahip izolatların in vitro antifungal tedaviye farklı şekilde yanıt verdiğine dair daha fazla kanıt sağlar . Toplu olarak, bu bulgular, Candida biyofilm enfeksiyonları ve izole heterojenitesinin etkileri ile ilgili daha fazla klinik anlayışın gerekli olduğunu göstermektedir .anahtar kelimeler

          mantar önleyici
          biyofilm
          Candida albicans
          kandida glabrata
          kandidemi
          kateterler
          İlaç direnci Tanıtım


          Candida türleri kan dolaşımı enfeksiyonu (BSI), önemli bir morbidite ve mortalite nedeni olmaya devam etmektedir [1] , [2] . ABD'de Candida türleri, tüm BSI'lerden sorumlu dördüncü en yaygın organizmalar ve intravasküler hatlara yüksek oranda bağımlı bir klinik ortam olan yoğun bakım ünitesinde [2] en yaygın üçüncü organizma olarak sıralanır . Candida BSI genellikle Candida'nın santral venöz kateterler (CVC'ler) ve protezler gibi kalıcı tıbbi cihazlarda biyofilm oluşturma yeteneği ile ilişkilidir [3] , [4] . Candida albicanskısmen biyofilm oluşturma kapasitesi [5] nedeniyle bu bağlamda en önemli aday patojenlerden biri olmaya devam etmektedir ve bunun BSI'nin klinik sonucu için derin sonuçları vardır. Bu nedenle, güncel kılavuzlardan elde edilen meta-analiz kanıtlarına dayanarak, kateterlerin çıkarılmasının hayatta kalma oranlarını artırması savunulmaktadır [6] , [7] .

          Geriye dönük çalışmalar, Candida BSI hastalarıyla ilişkili risk faktörlerini analiz etmeye çalışmak için çok değişkenli yaklaşımlar kullanmıştır . Biyofilm oluşumunun, yetersiz antifungal tedavi ve APACHE III skorlarına ek olarak, mortalitenin bağımsız bir belirleyicisi olduğu bildirilmiştir [8] . Her iki göstermiştir biyofilm oluşturan yeteneği ile mortalite birlikte analizi C. albicans ve Candida parapsilosis artan mortalite ile ilişkilidir. Sonraki bir prospektif vaka-kontrol çalışması Candida BSI biyofilm oluşturan izolatların SVK, üriner kateter, total parenteral nütrisyon varlığı ile bağımsız olarak tahmin edilebileceğini göstermiştir.ve diyabet [9] . Ayrıca, biyofilm oluşturan izolatları olanlarda hastanede kalış süresi ve antifungal tedavi maliyeti de daha yüksekti ve bu hastalarda hastane mortalitesi daha yüksekti (OR 1.77). Bununla birlikte, bu çalışmalarda, biyofilm oluşumunun, yani biyofilm oluşturanlar veya oluşturmayanlar gibi, in vitro biyoanalizler temelinde ikili kategorizasyonu kullanılmıştır . Grubumuz yakın zamanda C. albicans tarafından biyofilm oluşumunun heterojen olduğunu ve biyofilm oluşumunun ikili bir işlev olmaktan ziyade bir spektrumda veya tanımlanmış kategoriler içinde değerlendirilebileceğini bildirmiştir [10].. Bu nedenle, spektrum içinde düşük biyofilm oluşturucular (LBF'ler) veya yüksek biyofilm oluşturucular (HBF'ler) olarak tanımlanan izolatları olan hastaların farklı klinik sonuçlara sahip olup olmadığı konusunda bilgimizde bir boşluk bulunmaktadır. Bu nedenle bu çalışmanın amacı, tanımlanmış bir İskoç kohortunda Candida türleri tarafından biyofilm oluşumunun BSI'nin klinik sonuçları üzerindeki etkisini araştırmaktı .Hastalar ve Yöntemler

          Hastalar ve değişkenler


          Mart 2012'den Şubat 2013'e kadar NHS Caldicott Guardian onayı altında İskoçya'da tüm Candida BSI vakalarının retrospektif bir çalışması yapılmıştır. Candida BSI, 11 farklı sağlık kurulundan 217 hastada rapor edilmiştir; 157 hastadan klinik veriler elde edildi. Hasta demografisinin eksiksiz veri kümeleri, altta yatan tıbbi durumlar ve antimikrobiyal tedavinin ayrıntıları, her bir sağlık kurulundaki tıbbi vaka notlarının gözden geçirilmesi yoluyla toplanmıştır. Mümkün olduğunda (134 hasta), ilk pozitif kan kültüründen 30 güne veya ölüme kadar hasta sonuçları ve Candida'nın saptanmasından önceki 30 gün içinde kalıcı tıbbi cihazların varlığı da dahil olmak üzere klinik ayrıntılar izlendi.BSI da toplandı. Tüm veriler elektronik olarak bir veri tabanında (Excel, Microsoft) toplandı ve saklandı.İzole toplama


          217 hastadan alınan kan kültürleri, sevk eden laboratuvarların her birinde rutin standart operasyon prosedürlerine göre işlendi. Mümkün olduğunda, bu hastaların bazılarından 30 günlük gözlem süresi içinde çoklu izolatlar toplanmıştır. Bu süre boyunca elde edilen tüm klinik izolatlar , matris destekli lazer desorpsiyon iyonizasyonu ile onaylandığı üzere Colorex Candida kromojenik plakaların (E&O Laboratories, Bonnybridge, UK) kullanımıyla bağımsız olarak tanımlandı.Public Health England Southwest Laboratory'de (Bristol) uçuş süresi kütle spektrometrisi kullanıldı ve bir sonraki kullanıma kadar -80°C'de Microbank şişelerinde (Pro-Lab Diagnostics, Bromborough, UK) saklandı. Bu izolatlar, Sabouraud dekstroz agarında (Sigma-Aldrich, Poole, UK) alt kültürlendi. Plakalar 30°C'de 48 saat inkübe edildi ve 4°C'de tutuldu.biyofilm oluşumu


          Candida türü biyofilmleri, 24 saat boyunca yerleşik protokollerimize göre büyütüldü [11] ve her izolatın biyokütlesi , daha önce bildirildiği gibi kristal mor (CV), XTT ve SYTO9 tahlilleri ile değerlendirildi [10] , [12] , [ 13] ; izolatlar, biyokütle dağılım seviyelerine göre gruplandırıldı (optik yoğunluk (OD) 570 nm değerleri). İlk çeyrekteki (Q1) izolatlar LBF'ler olarak sınıflandırıldı, biyokütlesi üçüncü çeyrekten (Q3) daha büyük olan izolatlar HBF'ler olarak sınıflandırıldı ve aradakiler ara biyofilm oluşturucular (IBF'ler) (ikinci çeyrek (Q2)) olarak sınıflandırıldı. [10] . duyarlılıklarıFarklı antifungal sınıflarına karşı C. albicans biyofilm oluşumu da değerlendirildi, 24 saatlik biyofilmler 2 mg/L veya 200 mg/L vorikonazol , kaspofungin veya amfoterisin B ile 24 saat tedavi edildi . Tedaviyi takiben, orantılı canlılık, bir XTT metabolik tahlili [13] kullanılarak tedavi edilmemiş kontrol ile karşılaştırıldı .istatistiksel analiz


          Başlangıçta tüm veriler sayısal olarak kodlanmış ve her değişken için etiketlenmiş ve SPSS yazılımı (SPSS, Chicago, IL, ABD) ile analiz edilmiştir. Kategorik değişkenler, uygun olduğu şekilde iki kuyruklu χ 2 testi veya Fisher'in kesin testi kullanılarak gruplar arasında karşılaştırıldı . Herhangi bir sürekli değişkenden oluşan iki grup, uygun olduğu şekilde Student's t- testi veya Mann-Whitney U -testi kullanılarak karşılaştırıldı . Biyofilm deneyleri arasındaki ikili korelasyonlar, iki kuyruklu Pearson korelasyon katsayıları hesaplanarak belirlendi. Hayatta kalma dağılım fonksiyonu Kaplan-Meier yöntemiyle tahmin edildive farklı gruplar arasında hayatta kalma eğrilerini karşılaştırmak için parametrik olmayan bir log-sıra testi kullanıldı. Student t testi veya χ 2 testine göre hayatta kalma ile anlamlı bir ilişki gösteren değişkenler , hayatta kalma eğrilerini, tehlike oranlarını (HR'ler) ve %95 CI'leri oluşturmak için sonraki tek değişkenli ve çok değişkenli Cox regresyon analizlerine dahil edildi .Sonuçlar

          Candida türleri ile ilişkili insidans ve mortalite


          En son (2011) nüfus sayımından elde edilen veriler ( http://www.scrol.gov.uk/scrol/common/home.jsp ) İskoçya'nın nüfusunu 5 295 403 olarak listeler. İskoçya'da nüfusa dayalı BSI insidansı bu nedenle 100.000 nüfus başına 4,1 olarak hesaplanmalıdır. Bu çalışmada 217 hastadan toplanan 280 izolattan 115'inin C. albicans ve 98'inin Candida glabrata olduğu bulundu . Hasta ölüm verilerinin mevcut olduğu 134 vakanın genel kaba ölüm oranı %41 idi ve bu oran öncelikle C. albicans (%47,3) ile ilişkiliydi , bunu C. glabrata (%34,5) ve diğer türler (%18,2) izledi. .Hasta mortalitesini etkileyen klinik parametreler


          Başlangıçta, farklı klinik değişkenlerin ve altta yatan koşulların hasta mortalitesi üzerindeki etkisini değerlendirdik ( Tablo 1 ). Sonuçlar, hasta yaşının mortalite ile anlamlı şekilde ilişkili olduğunu gösterdi (p 0.023). Altta yatan klinik durumlar, yani diyabet, karaciğer hastalığı, otoimmün bozukluklar ve diğerleri de dahil olmak üzere diğer değişkenler de değerlendirildi ve istatistiksel olarak hasta mortalitesi ile ilişkili olmadığı bulundu. Ayrıca, CVC'li hastaların %93'ü dahil olmak üzere, hastaların %96,4'ünde in situ hatlar vardı . Daha ileri analizler, Candida BSI tanısından sonra çizginin çıkarılması ile mortalite arasında bir ilişki olduğunu gösterdi (p 0.032).

          Tablo 1 . Çalışılan 134 hasta için 30 günlük sonlanım noktasında sağkalım veya ölüm durumuna göre sınıflandırılan değişkenler
          Yaş (yıl), ortalama ± SD 58,6 ± 20,7 (79) 66,9 ± 20,0 (55) 0.023
          erkek seks 48.1 (79) 83,6 (55) 0.096
          Şeker hastalığı 25,6 (78) 32,7 (55) 0.437
          Ameliyat 63.6 (22) 50.0 (18) 0,523
          Radyoterapi 37,5 (16) 30,8 (13) 1
          Kemoterapi 64.3 (14) 56.3 (16) 0.722
          Katı organ nakli 5.1 (79) 0,0 (55) 0.144
          metastatik 61.1 (18) 85,7 (14) 0.235
          katı tümör 32.1 (78) 38,9 (54) 0.460
          Otoimmün veya genetik bozukluk 11.4 (79) 7.4 (54) 0,559
          Böbrek yetmezliği 32,9 (73) 42,2 (45) 0.330
          Karaciğer hastalığı 8.3 (72) 14.3 (49) 0.374
          alkol kötüye kullanımı 10.5 (76) 15.4 (52) 0.428
          yoğun bakıma kabul 19,7 (76) 28,8 (52) 0,289
          parenteral beslenme 43.1 (72) 37,3 (51) 0,579
          Satır kaldırıldı 82,2 (45) 55.0 (20) 0.032
          Önceki 3 ayda antifungaller 27,5 (69) 14.0 (50) 0.115
          Parantez içindeki değerler toplam sayıyı göstermektedir. Her bir değişken için değerlendirilen hasta sayısı. Kalın yazı, önemli bir sonucu gösterir.

          YBÜ, yoğun bakım ünitesi; SD, standart sapma.Biyofilm oluşumu ve ölüm arasındaki ilişki


          Farklı Candida türleri tarafından biyofilm oluşumu (biyokütle) , C. albicans ( n = 107), C. glabrata ( n = 96), C. parapsilosis ( n = 32) ve Candida tropikalis ( n = 107) CV, XTT ve SYTO9 testleri ile değerlendirildi ( n = 10). Farklı biyokütle tahlilleri karşılaştırıldığında, C. albicans için CV ve XTT arasında ( r = 0.8), CV ve SYTO9 arasında ( r = 0.6) ve XTT ile SYTO9 arasında ( r = 0.4) anlamlı pozitif korelasyonlar bulundu ( Şekil 1a ) . S1). Buna dayanarak, izolatların daha fazla kategorize edilmesi için CV kullanıldı. Şekil 1 , test edilen türden bağımsız olarak farklı Candida türleri tarafından biyofilm oluşumunun heterojen olduğunu göstermektedir . İzolatlar, CV absorbansları sırasıyla Q1'den düşük (OD 570 nm = 0.15) veya Q3'ten (OD 570 nm = 0.3) büyükse LBF'ler veya HBF'ler olarak kategorize edildi. Q1 ve Q3 arasındaki bu izolatlar IBF'ler olarak tanımlandı. C. albicans , C. parapsilosis ve C tropicalis (HBFs olduğu bulunmuştur , n = 35, n = 16 ve n, (IBFs sırasıyla = 5) , n = 36 Sırasıyla n = 3 ve n = 5) veya LBF'ler (sırasıyla n = 35 n = 13 ve n = 0), C. glabrata organizmalarının ise yalnızca LBF'ler olduğu ( n = 98) bulundu.
          1. İndir : Yüksek çözünürlüklü görüntüyü indir (111KB)
          2. İndir : Tam boyutlu resmi indir

          Şekil 1 . Candida türlerine göre biyofilm oluşumu . Candida kan dolaşımı izolatları, standart yöntemlerle biyofilm oluşumu açısından değerlendirildi. Candida (1 x 10 standart izolatları 6 RPMI-1640 hücre / ml) 37 ° C'de 24 saat süre ile, dibi düz 96 oyuklu mikrotiter plakalar içinde büyütülmüştür ° C. Olgun biyofilmler, fosfat tamponlu tuzlu su ile dikkatlice yıkandı ve havada kurumaya bırakıldı ve %0.05 w/v kristal viyole solüsyonu ile boyanarak biyokütle miktarı belirlendi . Biyofilmler yıkandı ve %100 etanol ile boyandı. Biyokütle, optik yoğunluk okunarak spektrofotometrik olarak ölçülmüştür.(OD) 570 nm'de bir mikrotitre plaka okuyucusunda (FluoStar Omega BMG Labtech, Aylesbury, BK). Her izolat için altı kopya kullanıldı ve her birinin ortalaması temsil edildi. ***p <0,0001.
          C. albicans ve C. glabrata arasındaki biyofilm oluşumundaki önemli farklılık göz önüne alındığında (p <0.0001), ilk pozitif kan kültüründen 30 günlük sağkalım temelinde bu iki gruba göre hasta mortalitesini ( n = 95) analiz ettik. ( Şekil 2 ). Bunların yaşa göre ayarlanmış Cox regresyon analizi kullanılarak karşılaştırılması, C. albicans'ta C. glabrata'ya göre daha yüksek ölüm oranı eğilimi gösterdi (p 0.260) ( Şekil 2 a) ve hastalardan kateter hattının çıkarılması için düzeltme yapıldıktan sonra ( n = 42), bu eğriler arasında önemli bir fark gösterdi ( Şekil 2B; p 0.048, HR 3.4, %95 GA 0.99-11.47). Daha sonra, LBF'ler ( n = 17) ve HBF'ler ( n = 17) olarak tanımlanan izolatları spesifik olarak değerlendirerek, C. albicans tarafından biyofilm oluşum seviyelerinin mortalite ile bir ilişki gösterip göstermediğini araştırdık . Yaşa göre ayarlanmış Cox regresyon grafikleri, HBF'lerde LBF'lere göre daha yüksek bir ölüm oranı eğilimi gösterdi (p 0.192) ( Şekil 3a ). Önceki bir çalışma, parenteral beslenme uygulamasının C. albicans'ın çimlenmesini ve biyofilm oluşumunu indüklediğini göstermiştir [14]. Bu nedenle, parenteral nütrisyon uygulaması için ayarlamalar içeren bir analiz gerçekleştirdik ve bunlar, LBF ve HBF grupları arasında hayatta kalma açısından önemli bir fark ortaya çıkardı ( Şekil 3b; p 0.024, HR 5.99, %95 CI 1.3–28.3).
          1. İndir : Yüksek çözünürlüklü görüntüyü indirin (246KB)
          2. İndir : Tam boyutlu resmi indir

          Şekil 2 . Candida albicans ve Candida glabrata enfeksiyonu olan hastaların sağkalımı . C. albicans (düz çizgi) ve C. glabrata (noktalı çizgi) ile enfekte hastaların hayatta kalması , ilk Candida pozitif kan kültüründen itibaren 30 günlük bir süre boyunca izlendi . C. albicans ve C. glabrata hastalarında yalnızca hasta yaşı ( n = 95) (a) veya yaş ve kateter çıkarılması ( n = 42) (b) için ayarlanmış Cox regresyon grafiklerienfeksiyon gösterilmiştir. Bu eğriler arasındaki karşılaştırma, (b)'deki ölüm oranında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdi (p <0.05).
          1. İndir : Yüksek çözünürlüklü görüntüyü indirin (222KB)
          2. İndir : Tam boyutlu resmi indir

          Şekil 3 . Candida albicans yüksek biyofilm oluşturucuları (HBF'ler) ve düşük biyofilm oluşturucuları (LBF'ler) olan hastaların hayatta kalması. C. albicans HBF'leri ( n = 17) ve LBF'ler ( n = 17) ile enfekte olan hastaların hayatta kalması , ilk Candida pozitif kan kültüründen itibaren 30 günlük bir süre boyunca izlendi . C. albicans'lı hastalarda (a) sadece yaş ( n = 34) veya (b) yaş ve parenteral beslenme ( n = 28) için ayarlanmış Cox regresyon grafikleriHBF'ler (düz çizgi) ve LBF'ler (noktalı çizgi) gösterilmiştir. Bu eğriler arasındaki karşılaştırma, (b)'deki ölüm oranında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdi (p <0.05).Antifungallere biyofilm duyarlılığı


          Bu verilere dayanarak, ve biyofilm ve mortalite arasında verilen pozitif korelasyon üzerine, test C. albicans LBFs ( n = 10) ve HBFs ( n tepki açısından = 10) azoller (vorikonazol), polienler (B amfoterisin) ve düşük (2 mg/L) ve yüksek (200 mg/L) konsantrasyonlarda ekinokandinler (kaspofungin). Hem 2 mg/L hem de 200 mg/L vorikonazol olgun HBF ve LBF biyofilmlerine karşı eşit derecede etkisiz olmasına rağmen ( Şekil 4a,b), hem 2 mg/L'de HBF'ler hem de LBF'ler arasında genel aktivitede önemli bir fark gözlendi (p <0.05) ve 200 mg/L (p <0.001). Buna karşılık kaspofungin veamfoterisin B hem HBF'lere hem de LBF'lere karşı etkiliydi, ancak biyofilm oluşum seviyeleri kaspofungin duyarlılığını önemli ölçüde etkiledi (2 mg/L, p <0.05; 200 mg/L, p <0.001). Ayrıca, 200 mg/L'nin 2 mg/L'den önemli ölçüde daha az etkili olduğu, HBF'li kaspofungin için paradoksal bir etki bulunmuştur (p <0.05). Tersine, LBF'lerde böyle bir etki bulunmadı. Amfoterisin B'nin LBF'lere ve HBF'lere karşı eşit derecede etkili olduğu gösterildi, ancak 2 mg/L ile 200 mg/L arasında anlamlı bir fark bulundu (HBF'ler, p <0.0005; LBF'ler, p <0.005).
          1. İndir : Yüksek çözünürlüklü görüntüyü indirin (187KB)
          2. İndir : Tam boyutlu resmi indir

          Şekil 4 . Candida albicans biyofilm oluşumunun antifungal duyarlılık üzerine etkisi . On düşük biyofilm oluşturucular (LBFs) ve yüksek biyofilm oluşturucular (HBFs) 1 x 10 standardize edildi 6 RPMI-1640 hücre / ml, ve 24 saat boyunca dipli düz 96 oyuklu mikrotiter plakalar içinde biyofilm olarak yetiştirilir. Biyofilmler, 2 mg/L (a) veya 200 mg/L (b) vorikonazol (VRZ), kaspofungin (CAS) ve amfoterisin B (AMB) ile işlenmeden önce fosfat tamponlu salin ile yıkandı . 24 saat inkübasyondan sonra , optik yoğunluk ile XTT testi ile metabolik aktivite ölçüldü.492 nm'de okunuyor. Yüzde canlılık, tedavi edilmemiş kontrollere göre hesaplandı ve veriler, ortalama ± standart sapma olarak sunuldu. Her izolat için sekiz kopya kullanıldı ve iki ayrı durumda tekrarlandı. *p <0,05, ***p <0,001.Tartışma


          Tanımlanan hasta kohortunda mortalite ile ilişkili risk faktörlerini belirlemek için İskoçya'da Candida BSI'lı hastaların retrospektif bir analizi yapıldı . Candida türleri tarafından biyofilm oluşumunun C. albicans BSI hastalarının klinik sonuçları üzerinde olumsuz bir etkisi olduğunu bildiriyoruz .

          2012-2013'teki bu çalışmadaki Candida BSI insidansı ( yılda 100.000 nüfus başına 4.1 vaka), 2005-2006'daki ile karşılaştırılabilir (yılda 100.000 nüfus başına 4.8 vaka) [15] . Fark, artan nüfusla ve vakaların yanlış bildirilmesiyle açıklanabilir ve bu nedenle , İskoçya'da Candida BSI insidansının minimum bir tahminini temsil etmesi muhtemeldir . Önceki çalışmamız , popülasyonda en yaygın olarak C. albicans olduğunu (%50), bunu C. glabrata'nın (%21) izlediğini bildirdi [15] . Bu çalışmadan elde edilen veriler , C. albicans insidansında dikkate değer bir azalma ile değişen bir epidemiyolojiyi göstermektedir .(%41) ve C. glabrata insidansında eş zamanlı artış (%35). Bunun nedeni belirsizdir, ancak azollerin aşırı kullanımı, yanlışlıkla flukonazole duyarlılığı azaltan C. glabrata'yı seçmiş olabilir . Kullanımı matris destekli lazer desorpsiyon iyonizasyon standart laboratuar kimlik ek olarak time-of-flight kütle spektrometresi, bu organizmanın izolasyon oranını sahip olabilir [16] , [17] , [18] .

          BSI'li hastalar arasında, bir dizi risk faktörünün tanımlandığı %41'lik bir ölüm oranı bulduk. Nötropeni, glukokortikosteroidler , parenteral beslenme ve SVK kullanımı gibi risk faktörlerinin Candida BSI ile ilişkili olduğu bildirilmiştir [19] . Candida enfeksiyonuna ek olarak , hasta yaşı değişkeninin hasta mortalitesi üzerinde önemli bir etkisi vardı. Bununla birlikte, verilerimizin kandidemi tanısı konulduktan sonra kateter hatlarının çıkarılmasının klinik sonucu önemli ölçüde iyileştirdiğini göstermesi önemlidir (p 0.032). Bu veriler, kateterle ilişkili enfeksiyonun yönetimi için mevcut kılavuzları desteklemektedir.ve bunların klinik yönetimi; yani, mümkünse, nötropenik olmayan hastalarda kateter çıkarılmalıdır [7] , [20] , [21] . Prospektif randomize bir çalışmada, kandidemiden sonraki ilk 24 saat içinde bir kateterin çıkarılmasının daha kısa kandidemi süresi ile sonuçlandığı gösterilmiştir [22] . Ayrıca, yakın tarihli bir meta-analiz, CVC'nin çıkarılmasının mortalitenin azalmasıyla ilişkili olduğunu bildirmiştir [6] . Biyofilmler antifungal tedaviye nispeten dirençlidir [3] , [11]; bu nedenle, şaşırtıcı olmayan bir şekilde, yetersiz antifungal tedavi (OR 2.35, p 0.03) ve biyofilm oluşumunun (OR 2.33, p 0.007) kandidemi hastalarında mortalitenin bağımsız öngörücüleri olduğu rapor edilmiştir [8] . Farklı Candida türlerinin klinik izolatları ile biyofilm oluşumunun , özellikle C. albicans ve C. glabrata arasında oldukça değişken olduğu bulundu . Biyofilm oluşumlarının klinik sonuç üzerindeki etkisini araştırmak için hayatta kalma analizi yapıldı ve Cox regresyonu C. albicans için bir eğilim gösterdi .mortalite ile daha fazla ilişkili olması (p 0.026). Çizgilerin çıkarılması için ayarlamadan sonra, mortalitede önemli bir fark gözlemlendi (p <0.05). Bu veriler, C. glabrata'lı ve C. albicans BSI'lı hastalar arasında sağkalım açısından önemli bir farkın gözlemlenmediği daha önce bildirilenlerden farklıdır [23] . Ek olarak, hasta yaşına göre ayarlanmış C. albicans HBF (%41,2 mortalite) ve LBF (%35,2 mortalite) gruplarıyla yapılan Cox regresyon analizi , önceki bir biyofilm oluşturmayan gruptaki %31,7 ile karşılaştırıldığında biyofilm oluşturan grupta %51,2 ölüm oranı gösteren çalışma (p 0,004) [9]. Lipid emülsiyonu dahil parenteral beslenmenin C. albicans çimlenmesini indüklediği ve kalıcı kateterlerde biyofilm oluşumunu arttırdığı gösterilmiştir [14] . Bu nedenle, parenteral beslenme için ayarlamalı Cox regresyon analizi yapıldı ve biyofilmle ilişkili mortalite üzerinde önemli bir etki ortaya çıktı. Ancak, bu verilerin yorumlanmasında bir uyarı, eksiksiz veri setlerinin mevcudiyeti nedeniyle düşük örnek sayılarıdır.

          Klinik izolatlar tarafından biyofilm oluşumunun heterojen olduğu ve hasta mortalitesi üzerinde bir etkisi olduğu göz önüne alındığında , etkilenip etkilenmediğini belirlemek için mantar önleyici duyarlılıklarını test ettik . Biyofilmler ile muamele edildi anti-fungal maddeler , 2 mg / L'lik bir klinik açıdan önemli konsantrasyonu ve anti-mantar kilit tedavisi (200 mg / L) potansiyel olarak yararlı olan başka bir konsantrasyonda [24] . Verilerimiz, vorikonazol ve kaspofungin duyarlılığında HBF'ler ve LBF'ler arasında önemli bir fark olduğunu göstermektedir . Ancak amfoterisin Bher iki gruba karşı eşit derecede etkilidir. Klinik veriler, bu çalışmadaki hastaların %82.2'sini tedavi etmek için azollerin yaygın olarak kullanıldığını gösterirken, verilerimiz bu antifungal sınıfının olgunlaşmış biyofilmlere karşı daha az etkili olduğunu göstermektedir. Tüm ekinokandinler karşılaştırılmıştır polienlerin , kateterin çıkarılması nedeniyle muhtemelen biyofilmlere karşı hem antifungal ajanların etkinliğinin, mikolojik yok edilmesi için bir geliştirilmiş bir zaman gösterdi [25]. Ayrıca, HBF'lerle,in vitroolarak 2 mg/L'ye kıyasla daha yüksek kaspofungin konsantrasyonu (200 mg/mL) ile daha düşük yüzde öldürmenin paradoksal bir etkisini bulduk(Şekil 4B). HBF'lerle bu paradoksal etkiye neden olan kesin mekanizma ve klinik önemi bilinmemektedir.

          Özetle, C. albicans , kandidemi hastalarında yüksek mortalite ile ilişkili baskın bir Candida türü olmaya devam etmektedir ve bu tür içinde biyofilm heterojenliğinin, in vitro çalışmalara dayalı olarak hastanın sağkalımı ve potansiyel olarak antifungal duyarlılıkları üzerinde doğrudan etkisi vardır . Bu bulgular, kandidemi vakalarının klinik yönetiminde, bunların azoller veya diğer mantar öldürücü antifungal ajan sınıfları ile yönetilmesi gerekip gerekmediğini belirlemek için biyofilm tabakalaşmasının önemini vurgulamaktadır. Ayrıca, bu izolatların genetik temelini anlamak, biyofilmle ilişkili Candida için bir biyobelirteç tasarlamamızı ve geliştirmemizi sağlayacaktır. BSI ve toplu olarak iyileştirilmiş klinik sonuçları kolaylaştıracak daha uygun antifungal tedaviler oluşturmak.şeffaflık beyanı


          G. Ramage, BJ Jones ve C. Williams araştırma hibeleri aldı ve Gilead, MSD ve Astellas için konuşmacı olarak görev yaptı.Teşekkür


          Bu çalışma, Tıbbi Mikoloji ve Mantar İmmünolojisi için Wellcome Trust Stratejik Ödülü 097377/Z/11/Z tarafından desteklenmiştir . Veri toplama, Pfizer'den bir hibe ile desteklenmiştir . G. Ramage, Gilead Sciences'tan bir araştırma bursu ile de desteklenmiştir . İzolatları gönderdikleri için İskoçya'daki mikrobiyoloji meslektaşlarına minnettarız.Ek A . Yardımcı veriler


          Bu makaleyle ilgili ek veriler aşağıdadır:İndir : Word belgesini indirin (54KB)Referanslar

          [1] J. Mensa , C. Pitart , F. Marco
          Kandidemisi olan kritik hastaların tedavisi
          Int J Antimicrob Agents , 32 ( Ek 2 ) ( 2008 ) , s. S93 - S97
          MaddePDF İndirScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [2] H. Wisplinghoff , T. Bischoff , SM Tallent , H. Seifert , RP Wenzel , MB Edmond
          ABD hastanelerinde nozokomiyal kan dolaşımı enfeksiyonları: Ülke çapında ileriye dönük bir sürveyans çalışmasından 24.179 vakanın analizi
          Clin Infect Dis , 39 ( 2004 ) , s. 309 - 317
          Görünüm PDF
          Scopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [3] EM Kojic , RO Daruiche
          Tıbbi cihazların Candida enfeksiyonları
          Clin Microbiol Rev , 17 ( 2004 ) , s. 255 - 267
          Görünüm PDF
          Scopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [4] AS Lynch , GT Robertson
          Bakteriyel ve fungal biyofilm enfeksiyonları
          Annu Rev Med , 59 ( 2008 ) , s. 415 - 428
          Görünüm PDF
          Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [5] JC Sardi , L. Scorzoni , T. Bernardi , AM Fusco-Almeida , MJ Mendes Giannini
          Candida türleri: Mevcut epidemiyoloji, patojenite, biyofilm oluşumu, doğal antifungal ürünler ve yeni tedavi seçenekleri
          Microbiol , 62 ( Pt 1 ) ( 2013 ) , s. 10 - 24
          Görünüm PDF
          Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [6] DR Andes , N. Safdar , JW Baddley , G. Playford , AC Reboli , JH Rex , et al.
          Kandidemi ve diğer invaziv kandidiyaz formları olan hastalarda tedavi stratejisinin sonuçlar üzerindeki etkisi: Randomize çalışmaların hasta düzeyinde nicel bir incelemesi
          Clin Infect Dis , 54 ( 2012 ) , s. 1110 - 1122
          Görünüm PDF
          Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [7] OA Cornely , M. Bassetti , T. Calandra , J. Garbino , BJ Kullberg , O. Lortholary , et al.
          Candida hastalıklarının teşhisi ve tedavisi için ESCMID* kılavuzu 2012: Nötropenik olmayan yetişkin hastalar
          Clin Microbiol Infect , 18 ( Ek 7 ) ( 2012 ) , s. 19 - 37
          MaddePDF İndirÇapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [8] M. Tumbarello , B. Posteraro , EM Trecarichi , B. Fiori , M. Rossi , R. Porta , et al.
          Candida türleri tarafından biyofilm üretimi ve kandidemili hastalarda mortalitenin belirleyicileri olarak yetersiz antifungal tedavi
          J Clin Microbiol , 45 ( 2007 ) , s. 1843 - 1850
          Görünüm PDF
          Scopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [9] M. Tumbarello , B. Fiori , EM Trecarichi , P. Posteraro , AR Losito , A. De Luca , et al.
          Üçüncü basamak bir hastanede biyofilm oluşturan izolatların neden olduğu kandidemi risk faktörleri ve sonuçları
          PLoS One , 7 ( 2012 ) , s. e33705
          Görünüm PDF
          Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [10] L. Sherry , R. Rajendran , DF Lappin , E. Borghi , F. Perdoni , M. Falleni , et al.
          Candida albicans kan dolaşımı izolatları tarafından oluşturulan biyofilmler , direnç ve patojenite ile ilişkili fenotipik ve transkripsiyonel heterojenite sergiler.
          BMC Mikrobiol , 14 ( 2014 ) , s. 182
          Görünüm PDF
          Scopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [11] G. Ramage , K. Vande Walle , BL Wickes , JL Lopez-Ribot
          Candida albicans biyofilmlerinin in vitro antifungal duyarlılık testi için standartlaştırılmış yöntem
          Antimicrob Agents Chemother , 45 ( 2001 ) , s. 2475 - 2479
          Görünüm PDF
          Scopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [12] K. Honraet , E. Goetghebeur , HJ Nelis
          Süspansiyonda ve CDC reaktöründe büyütülmüş biyofilmlerde Candida biyokütlesinin miktar tayini için üç tahlilin karşılaştırılması
          J Microbiol Methods , 63 ( 2005 ) , s. 287 - 295
          MaddePDF İndirScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [13] CG Pierce , P. Uppuluri , AR Tristan , FL Wormley Jr. , E. Mowat , G. Ramage , et al.
          Mantar biyofilmlerinin oluşumu için basit ve tekrarlanabilir 96 oyuklu plaka bazlı bir yöntem ve bunun antifungal duyarlılık testine uygulanması
          Nat Protoc , 3 ( 2008 ) , s. 1494 - 1500
          Scopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [14] K. Swindell , AA Lattif , J. Chandra , PK Mukherjee , MA Ghannoum
          Parenteral lipid emülsiyonu, Candida albicans'ın çimlenmesini indükler ve tıbbi kateter yüzeylerinde biyofilm oluşumunu arttırır
          J Infect Dis , 200 ( 2009 ) , s. 473 - 480
          Görünüm PDF
          Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [15] FC Odds , MF Hanson , AD Davidson , et al.
          İskoçya'da Candida kan dolaşımı enfeksiyonlarının bir yıllık ileriye dönük araştırması
          J Med Microbiol , 56 ( Pt 8 ) ( 2007 ) , s. 1066 - 1075
          Görünüm PDF
          Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [16] I. Das , P. Nightingale , M. Patel , P. Jumaa
          Kandideminin epidemiyolojisi, klinik özellikleri ve sonucu: Birleşik Krallık'ta üçüncü basamak bir sevk merkezinde deneyim
          Int J Infect Dis , 15 ( 2011 ) , s. e759 - e763
          MaddePDF İndirScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [17] L. Parmeland , M. Gazon , C. Guerin , L. Argaud , JJ Lehot , O. Bastien , et al.
          On yıl boyunca kurumsal bir hastanede Candida albicans ve Candida olmayan albicans fungemisi
          Med Mycol , 51 ( 2013 ) , s. 33 - 37
          Görünüm PDF
          Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [18] MC Arendrup , E. Dzajic , RH Jensen , HK Johansen , P. Kjaeldgaard , JD Knudsen , et al.
          Fungemiye yönelik antifungal reçete önerileri için potansiyel etkisi olan epidemiyolojik değişiklikler: Ülke çapında bir mantar enfeksiyonu sürveyans programından elde edilen veriler
          Clin Microbiol Infect , 19 ( 2013 ) , s. E343 - E353
          Görünüm PDF
          Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [19] G. Dimopoulos , F. Ntziora , G. Rachiotis , A. Armaganidis , ME Falagas
          Candida albicans ve albicans olmayan yoğun bakım ünitesi kaynaklı kan dolaşımı enfeksiyonları: Risk faktörleri ve sonuçlarındaki farklılıklar
          Anesth Analg , 106 ( 2008 ) , s. 523 - 529
          içindekiler
          Görünüm PDF
          Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [20] LA Mermel , M. Allon , E. Bouza , DE Craven , P. Flynn , NP O'Grady , et al.
          İntravasküler kateterle ilişkili enfeksiyonun teşhisi ve yönetimi için klinik uygulama kılavuzları: Amerika Enfeksiyon Hastalıkları Derneği tarafından 2009 Güncellemesi
          Clin Infect Dis , 49 ( 2009 ) , s. 1 - 45
          Görünüm PDF
          Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [21] P. Koehler , D. Tacke , OA Cornely
          2014 yılı adaylık yaklaşımımız
          Mikozlar , 57 ( 2014 ) , s. 581 - 583
          Görünüm PDF
          Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [22] JH Rex , JE Bennett , AM Sugar , PG Pappas , J. Serody , JE Edwards , et al.
          İntravasküler kateter değişimi ve kandidemi süresi. NIAID Mycoses Çalışma Grubu ve Kandidemi Çalışma Grubu
          Clin Infect Dis , 21 ( 1995 ) , s. 994 - 996
          Görünüm PDF
          Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [23] SY Ruan , YT Huang , CC Chu , CJ Yu , PR Hsueh
          Tayvan'da üçüncü basamak bir merkezde Candida glabrata mantarı: Antifungal duyarlılık ve sonuçlar
          Int J Antimicrob Agents , 34 ( 2009 ) , s. 236 - 239
          MaddePDF İndirScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [24] CJ Walraven , SA Lee
          Antifungal kilit tedavisi
          Antimicrob Agents Chemother , 57 ( 2013 ) , s. 1 - 8
          Görünüm PDF
          Scopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik [25] M. Nucci , E. Anaissie , RF Betts , BF Dupont , C. Wu , DN Buell , et al.
          Kandidemili hastalarda santral venöz kateterin erken çıkarılması sonucu iyileştirmez: 2 randomize klinik çalışmadan 842 hastanın analizi
          Clin Infect Dis , 51 ( 2010 ) , s. 295 - 303
          Görünüm PDF
          Çapraz ReferansScopus'ta Kaydı GörüntüleGoogle Akademik
          Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
          Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

          Yorum yap


          • #6
            Limon otu ( Cymbopogon citratus ) yağı: Sarcoptes scabiei'ye (AKARLAR, Uyuz Böceği) karşı umut verici bir mit öldürücü ve yumurta öldürücü ajan

            Meilin Li , Resmi analiz , Yazma - orijinal taslak , 1 Buming Liu , Resmi analiz , 2 Charlotte Bernigaud , Yazma - inceleme ve düzenleme , 3, 4 Katja Fischer , Yazma - inceleme ve düzenleme , 5 Jacques Guillot , Yazma - inceleme ve düzenleme , 3 ve Fang Fang , Finansman temini , Soruşturma , Proje yönetimi , Denetim , Yazma - orijinal taslak1, *
            Ayşegül Taylan Özkan, Editör

            İlişkili Veriler
            Soyut
            Arka plan
            Uçucu yağlar, Sarcoptes scabiei türünden akar istilasının neden olduğu ihmal edilmiş bir tropikal hastalık olan uyuz kontrolü için alternatif bir stratejiyi temsil edebilir . Limon otu ( Cymbopogen citratus ) yağının antiparazit, antioksidan, antimikrobiyal ve antiinflamatuar gibi farmakolojik özelliklere sahip olduğu bildirilmektedir. Bu çalışmanın amacı, limon otu yağının Sarcoptes scabiei akarlarına ve yumurtalarına karşı potansiyel etkinliğini değerlendirmektir .

            Metodoloji/Temel bulgular
            Kütle spektrometrisi analizi, limon otu yağında sunulan ana bileşenin sitral olduğunu doğruladı. Limon otu yağı %10 ve %5 konsantrasyonlarındaki tüm Sarcoptes akarlarını sırasıyla 10 ve 25 dakika içinde öldürdü . Medyan öldürücü konsantrasyon değeri 1, 3, 6, 12 ve 24 saatte sırasıyla %1,37, %1,08, %0,91, %0,64 ve %0,48 idi. Limon otu yağı tüm konsantrasyonlarda (%10, %5, %1, %0,5, %0,1) Sarcoptes yumurtalarının kuluçka oranını önemli ölçüde azaltabilmiştir .

            Sonuçlar/Önem
            Limon otu yağı, uyuz kontrolü için umut verici bir mitisidal ve ovisidal ajan olarak düşünülmelidir.

            Git: Yazar özeti
            Uyuz, özellikle düşük gelirli tropik bölgelerde yüksek prevalansa sahip, yılda yaklaşık 455 milyon insanı etkileyen bir parazit istilasıdır. Hastalık sıklıkla bakteriyel enfeksiyonlarla komplike hale gelir. Halihazırda mevcut tedaviler, mitisitler, yumurta öldürücü, antibakteriyel ve anti-inflamatuar/antipruritik özellikleri içeren ideal profili karşılamamaktadır. Cymbopogon citratus , tropikal ve subtropikal bölgelerde yaygın olarak yetiştirilen bir bitkidir. Elde edilen uçucu yağ C . citratus , bildirilen antimikrobiyal ve anti-inflamatuar özelliklere sahip limon otu yağı olarak bilinir. Limon otu yağının Sarcoptes'e karşı mitisidal ve ovisidal etkinliğini değerlendirmek için deneyler yaptık.Çin'de doğal olarak enfekte olmuş tavşanlardan toplanan akarlar. Sonuçlar, limon otu yağının Sarcoptes akarlarının hareketli aşamalarını etkili bir şekilde öldürebildiğini ve önemli bir yumurta öldürücü aktivite sunduğunu gösterdi. Tüm bu özellikleri göz önüne alındığında, limon otu yağı, uyuza karşı umut vaat eden bir mitisit olarak kabul edilmelidir.

            Git: Tanıtım
            Uyuz, Sarcoptes scabiei akarlarının istilasından kaynaklanan bulaşıcı bir deri hastalığıdır . Klinik semptomlar, yoğun kaşıntı, eritem ve ikincil bakteriyel enfeksiyonlara bağlı daha ciddi komplikasyonları içerir [ 1 ]. Uyuz, özellikle düşük gelirli popülasyonlarda önemli küresel sağlık ve ekonomik yükü vurgulayan 2017 yılında WHO'nun ihmal edilen tropikal hastalıklar listesine eklendi [ 2 , 3 ].

            Uyuz kontrolü ağırlıklı olarak topikal ajanlar (örn. permetrin, benzil benzoat, malathion ve krotamiton) ve oral ivermektin içeren sentetik mitisitlerin kullanımıyla gerçekleştirilir. Ne yazık ki, çoğu kimyasal mitisitler, orta ila şiddetli yan etkilerle ilişkili olduklarından ve/veya sınırlı yumurta öldürücü aktivite nedeniyle birden fazla tedavi gerektirdiğinden , optimal değildir [ 4 , 5 ]. Ayrıca en çok kullanılan mitisidlere karşı direnç ortaya çıkmıştır [ 6 ]. Yeni etki biçimlerine sahip yeni ilaç, mevcut ilaçlarla dönüşümlü olarak kullanıldığında direncin ortaya çıkışını yavaşlatabilir [ 7 ]. Araştırmalar, karanfil, çay ağacı ve palmorosa gibi uçucu yağların Sarcoptes akarlarının hareketli evrelerine karşı etkili olduğunu göstermiştir.8 – 10 ]. Topikal bir tedavi olarak, Avustralya'da uyuz tedavisi için %5 çay ağacı yağı önerilmiştir [ 11 ]. Bununla birlikte, bu çalışmaların hiçbiri bu yağların yumurta öldürücü aktivitesini test etmemiştir.

            Cymbopogon citratus (DC.) Stapf 1906, tropikal ve subtropikal bölgelerde yaygın olarak yetiştirilen bir bitkidir. C. citratus'tan elde edilen uçucu yağ , ana bileşeni sitral olan limon otu yağı olarak bilinir [
            12 ]. Limon otu yağının antiparaziter [ 13 ], antioksidan [ 14 ], antimikrobiyal [ 12 ] ve antienflamatuar [ 15 ] dahil olmak üzere çeşitli farmakolojik özelliklere sahip olduğu bildirilmektedir . Limon otu yağının ayrıca bir bitki patojenine ( Tetranycchus urticae ) [ 16 ] ve ev tozu akarlarına [ 17 ] karşı mit öldürücü etki gösterdiği rapor edilmiştir . Ancak, LİMON OTU YAĞI'NIN S. scabiei'ye (UYUZ Böceği, Akarlar) karşı etkinliği şimdiye kadar anlatılmamış. Bu çalışmada, Güney Çin'de toplanan Cymbopogon citratus uçucu yağını çıkardık ve analiz ettik ve ayrıca tavşanlardan S. scabiei'ye karşı mitisidal ve yumurta öldürücü etkinliğini değerlendirdik .

            Git: yöntemler
            etik beyanı
            Çalışmaya başlamadan önce çiftlik sahipleriyle iletişime geçtik ve enfekte tavşanların dahil edilmesi için izinlerini aldık. Çalışma protokolü Guangxi Üniversitesi etik kurulu tarafından onaylandı (onay no: GXU2019-019). Hayvanlar, bilimsel amaçlarla hayvanların bakımı ve kullanımına ilişkin Fransız ve Avrupa yönetmelikleri tarafından belirlenen yönergelere uygun olarak ele alındı.

            Bitki materyali ve ekstraksiyon
            Cymbopogon citratus bitkileri, Çin'in Guangxi eyaletinin Tianlin İlçesinden toplandı. Limon otu yağı, bitkiden taze yaprakların hidrodistilasyonu ile elde edildi ve susuz sodyum sülfat ile kurutuldu. Hidrodistilasyon için 250 g taze limon otu yaprağı küçük parçalar halinde kesildi ve 400 mL distile su içeren 1 L'lik bir şişeye yerleştirildi. Günther (1950)[ 18 ] tarafından açıklanan yönteme göre bir Clevenger tipi aparat kullanılarak 5 saat süreyle hidrodamıtıldılar . Uçucu yağ verimi aşağıdaki formül kullanılarak hesaplandı: Uçucu yağ verimi (%) = yağların net ağırlığı (g) / taze yaprakların toplam ağırlığı (g) x 100. Ekstraksiyon verimi %0.4 idi. Yağ koyu renkli cam şişelerde saklandı ve kullanılıncaya kadar 4°C'de tutuldu.

            Uçucu yağ analizi
            Limon otu yağı bileşenleri, bir Agilent 5977A Serisi GC/MSD Sistemi kullanılarak gaz kromatografisi/kütle spektrometrisi (GC/MS) ile analiz edildi. Analitler, bir HP-5MS kuvars kapiler kolonu (30 mx 0.25mm x 0.25um) ile ayrıldı. Analiz, aşağıdaki sıcaklık programı kullanılarak yapıldı: 60°C'de başlangıç ​​sıcaklığı, 2 dakika tutuldu; ve 5°C/dk'lık bir oranda 90°C'ye yükseltilir, 2 dakika tutulur; ve 5°C/dakika oranında 130°C'ye yükseltildi; daha sonra 10°C/dakika hızında 150°C'ye yükseltilir, 1 dakika tutulur; ve 2 dakika boyunca tutularak 10°C/dk ila 200°C oranında artırıldı; sonunda 10°C/dk'dan 240°C'ye yükseltildi. Taşıyıcı gaz olarak (1 mL/dak) helyum, 200:1'lik bir bölünmüş oranda kullanıldı. İyon kaynağı sıcaklığı 250°C idi ve 70 eV elektron enerjisinde EI-tarama modunda kütle spektrumları elde edildi. Sektör kütle analizörü 35 ila 500 amu arasında tarama yapacak şekilde ayarlandı. Bileşiklerin tanımlanması, her pikin kütle spektrumlarının bir kütle spektrumu kitaplığındaki otantik numunelerinkilerle karşılaştırılmasına dayanıyordu. Bileşiklerin yüzdeleri alan normalleştirme yöntemiyle hesaplandı.

            Akarların ve yumurtaların toplanması
            Sarcoptes scabiei akarları ve yumurtaları, Çin'in Guangxi Eyaleti, Nanning'deki bir tavşan çiftliğinde doğal olarak istila edilmiş Yeni Zelanda beyaz tavşanlarının kabuklarından toplandı. Kabuklar Petri kaplarına yerleştirildi ve 1 saat içinde laboratuvara taşındı. Tüm evrelerdeki canlı akarlar (yetişkinler, nimfler ve larvalar) ve yumurtalar stereomikroskop altında test edilmek üzere tek tek bir iğne ile izole edildi.

            Böcek öldürücü aktivitenin in vitro değerlendirilmesi
            Limon otu yağı, parafin yağı ile beş konsantrasyona (%10, %5, %1, %0.5 ve %0.1) seyreltildi. Daha önce tarif edilen bir yönteme göre bir temas biyo-tahlili yapıldı [ 10]. Tüm hareketli aşamalardan (yetişkinler, nimfler ve larvalar) yirmi akar, plastik steril bir Petri kabına (3 cm çapında) yerleştirildi. Daha sonra her çözeltiden 0,5 mL Petri kaplarına eklendi. Negatif kontrol tabakları, 0.5mL parafin yağı ile muamele edildi ve pozitif kontrol tabakları, 0.5mL %25 benzil benzoat (Aladdin, Çin) ile muamele edildi. Tüm Petri kapları, oda sıcaklığında (25°C) ve %70 bağıl nemde tutuldu. Negatif ve pozitif kontrollerin yanı sıra her bir limon otu yağı konsantrasyonu için toplam beş tekrar gerçekleştirilmiştir. Akar ölümleri, 1 saat boyunca her on dakikada bir ve daha sonra tedaviye maruz kaldıktan 3 saat, 6 saat, 12 saat ve 24 saat sonra bir stereomikroskop altında izlendi ve değerlendirildi. Bir iğne ile tekrarlanan ajitasyondan sonra bile kalıcı hareketsizlik gösteren akarlar ölü olarak kabul edildi.

            Ovisidal aktivitenin in vitro değerlendirilmesi
            Sarcoptes'e karşı aktiviteyi test etmek için limon otu yağı beş konsantrasyonda (%10, %5, %1, %0.5 ve %0.1) kullanıldı. yumurtalar. Bir Petri kabının dibine bir filtre kağıdı yerleştirildi ve her bir çözelti (0.3 mL) ile emprenye edildi. Negatif kontrol filtre kağıtları 0,3 mL parafin yağı ile ve pozitif kontrol filtre kağıtları 0,3 mL %25 benzil benzoat (Aladdin, Çin) ile işlemden geçirildi. 10 dakika davlumbazda kurutulduktan sonra, gelişimin erken evrelerindeki 20 yumurta filtre kağıdına yerleştirildi. Tüm Petri kapları, 35°C'de bir nem odasına (≥%70 bağıl nem) yerleştirildi. Negatif ve pozitif kontrollerin yanı sıra her bir limon otu yağı konsantrasyonu için toplam üç tekrar yapılmıştır. Yumurtaların kuluçka randımanı, muamelelerden 5 gün sonra bir stereomikroskop altında belirlendi [ 5 ]. 5 gün sonra yumurtadan çıkamayan yumurtalar ölü olarak kabul edildi.

            Veri analizleri
            Yukarıdaki deneylerin verileri SPSS 20.0 yazılımı ile analiz edildi ve ortalama ± SD olarak ifade edildi. Veriler, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve ardından LSD (En Az Önemli Fark) ile analiz edildi. Probit regresyon analizi orta öldürücü konsantrasyon değeri (LC hesaplamak için kullanılmıştır 50 ) ve medyan öldürücü zaman değerini (LT 50 ).

            Git: Sonuçlar

            Uçucu yağ analizi
            Limon otu yağının kimyasal bileşimi şu şekilde sunulmaktadır: tablo 1. GC-MS analizi, ana bileşiklerin geranial (trans-sitral, sitral A) (%37.40), neral (cis-citral, sitral B) (%31.97) ve mirsen (%15.65) olduğunu gösterdi. tablo 1

            Çin'in Guangxi kentinde toplanan limon otu ( Cymbopogon citratus ) yağının kimyasal bileşimi .
            Bileşenler, bir Agilent 5977A Serisi GC/MSD Sistemi ile gaz kromatografisi/kütle spektrometrisi (GC/MS) ile analiz edildi.
            6-Metil-5-Hepten-2-Bir 5.9 0.76
            Myrcene 6.0 15.65
            limonen 6.9 0.65
            oktatrien 7.1 0.61
            β-oktatrien 7.4 0.36
            piperitenon 8.7 0.12
            Linalol 8.9 1.12
            β-sitronellen 10.6 0.14
            sitronelal 10.8 0.16
            Cis-Carveol 11.7 0.15
            Trans-Karveol 11.8 1. 55
            sitronelol 12.3 1.10
            Geraniol 13.4 1.55
            sinir 13.9 31.97
            nerol 14.3 2.66
            Geranial 14.9 37.40
            2-undekanon 15.5 0.67
            karyofillen 19.0 0.30
            α-Bergamoten 19.3 0.17
            2-tridekanon 20.6 0.89
            kadinen 21.0 0.10
            aromadendren 21.2 0.13
            izoaromadendren 22.8 0.11
            Selina-6-tr-4-ol 23.0 0,54
            kadinol 23.7 0.10
            2-pentadekanon 24.2 0.17
            Böcek öldürücü aktivitenin in vitro değerlendirilmesi
            Parafin yağı (negatif kontrol) ile karşılaştırıldığında, limon otu yağı Sarcoptes akarlarına karşı doza ve zamana bağlı bir şekilde önemli bir etki göstermiştir . %10 ve %5 konsantrasyonunda, limon otu yağı tüm akarları sırasıyla 10 ve 25 dakika içinde öldürdü. Mitisidal etkinlik, ortalama ölüm oranı 66 dakika olan %25 benzil benzoatın pozitif kontrolünden önemli ölçüde daha iyiydi. 24 saatteki ortalama ölüm oranları %1, %0,5 ve %0,1 sırasıyla %100, %48,3 ve %12 idi (Tablo 2). Limon otu yağının tüm konsantrasyonları, negatif kontrollere kıyasla iyi bir mit öldürücü etkinlik gösterdi (P<0.01). Diğer analizler , limon otu yağının 1 saat, 3 saat, 6 saat, 12 saat ve 24 saatte LC 50 değerinin sırasıyla %1,37, %1,08, %0,91, %0,64 ve %0,48 olduğunu göstermiştir (Tablo 3). Limon otu yağı için %10, %5, %1, %0,5 ve %0,1 konsantrasyonundaki LT 50 değeri sırasıyla 4 dakika, 9 dakika, 4 saat, 25,5 saat ve 42,5 saattir (Tablo 4) Tablo 2

            Limon otu ( Cymbopogon citratus ) yağının in vitro Sarcoptes scabiei'ye karşı öldürücü etkisi .
            %10 100 bir 100 bir 100 bir 100 bir 100 bir
            %5 100 bir 100 bir 100 bir 100 bir 100 bir
            %1 11,9±7,9 c 37,5±20,7 b 63,9±13,5 b 100 bir 100 bir
            %0.5 0 gün 3.4 ± 3.9 ° C 3.4 ± 3.9 ° C 18,3±6,4 b 48,3±11,4 b
            %0.1 0 gün 0 gün 0 gün 0 gün 12.0±8.4 c
            parafin yağı 0 gün 0 gün 0 gün 0 gün 0 gün
            %25 benzil benzoat 78±8.4 b 100 bir 100 bir 100 bir 100 bir
            a,b,c,d Aynı sütunda farklı harflerle takip edilen değerler istatistiksel olarak anlamlıdır (P<0.01). Tablo 3

            Limon otu ( Cymbopogon citratus ) yağının Sarcoptes scabiei'ye karşı in vitro toksisitesinin (LC 50 ) probit regresyon analizi .
            1 saat Y = 3.107X-4.267 1.373 (1.144–73.927) 2.568
            3 saat Y = 2.908X-3.151 1.084 (0.970–1.295) 9.015
            6h Y = 3.736X-3.390 0,907 (0,830–1.002) 5.308
            12 saat Y = 6.845X-4.352 0,636 (0,581-0,727) 1.607
            24 saat Y = 3.347X-1.620 0,484 (0,410–0,564) 8.022
            Tablo 4

            Limon otu ( Cymbopogon citratus ) yağının Sarcoptes scabiei'ye karşı in vitro toksisitesinin (LT 50 ) probit regresyon analizi .
            %10 Y = 33.879x-2.107 4.040 dk # 7.230
            %5 Y = 18.124x-2.614 8.926 dk # 4.980
            %1 Y = 0.293x-1.186 4.047 sa (3.528–4.548) 32.604
            %0.5 Y = 0.061x-1.566 25.512 sa (23.015–28.480) 13.350
            %0.1 Y = 0.052x-2.224 42.478 sa# 0.480
            *%95 güven sınırları

            # %95 güven sınırı yok Ovisidal aktivitenin in vitro değerlendirilmesi
            Negatif kontrol gruplarındaki tüm Sarcoptes yumurtaları yumurtadan çıktı. Pozitif kontrol gruplarının yumurtadan çıkma oranı %8.3 idi (Şekil 1). Limon otu yağına %10, %5, %1, %0,5 ve %0,1 konsantrasyonunda maruz bırakılan Sarcoptes yumurtalarının kuluçka oranları sırasıyla %5, %20, %23,3, %55 ve %60 olmuştur. Limon otu yağı tüm konsantrasyonlarda Sarcoptes yumurtalarının kuluçkada negatif kontrole göre önemli ölçüde azalmasına neden olmuştur (P<0.01). %10 (p = 0.719), %5 (p = 0.220) ve %1 (p = 0.121) konsantrasyonlarında pozitif kontrol ve limon otu yağı arasında önemli bir fark yoktur.
            Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı pntd.0008225.g001.jpg
            Ayrı bir pencerede aç
            Şekil 1
            Laboratuvar koşullarında (35°C ve ≥%70 bağıl nem) %10, %5, %1, %0,5 ve %0,1 konsantrasyonlarında limon otu ( Cymbopogon citratus ) yağına maruz bırakılan Sarcoptes yumurtalarının kuluçka oranları .
            *Parafin yağına kıyasla limon otu yağının farklı konsantrasyonları (negatif kontrol) (p<0.01). # %25 benzil benzoat ile karşılaştırıldığında limon otu yağının farklı konsantrasyonları (pozitif kontrol) (p>0.05).

            Git: Tartışma
            Bu çalışmada limon otu yağı analizinin kimyasal profili, daha önce Kamerun'da toplanan bitkilerden açıklananla karşılaştırılabilir [ 19 ]. Sonuçlar, iki izomerik aldehitin, geranial (trans-citral, sitral A) ve neral (cis-citral, sitral B)'nin doğal bir karışımı olan sitralin büyük bir bölümünü ortaya çıkardı [ 20 ]. Önceki raporlar, sitralin Candida mayalarına karşı antifungal aktiviteye [ 21 ] ve Leishmania amazonensis'e karşı anti-protozoan aktiviteye [ 20 ] sahip olduğunu göstermiştir. Bir çalışma, sitralin Tetranycchus urticae'ye karşı en iyi osidal ve mitisidal aktiviteye sahip olduğunu göstermiştir., iki benekli örümcek akarı, 33 ticari uçucu yağ ve bileşikle karşılaştırıldığında [ 16 ].

            Parafin yağı, biyo-tahlilde uçucu yağların çözülmesi için tatmin edici bir çözücü olarak kabul edilir. Mevcut çalışmada, tüm Sarcoptes akarları 24 saat parafin yağına daldırıldıktan sonra canlıydı ve tüm yumurtalar sadece parafin yağı ile muamele edildiğinde yumurtadan çıktı. Kulak akarına ( Otodectes cynotis ) karşı monoterpenler üzerine bir çalışmada , Olivier [ 22 ] üç solventi (aseton, parafin yağı ve %20 gliserol) test ederek parafin yağının sadece iyi çözünme kabiliyeti, iyi viskozite ve uçuculuk özellikleri sergilediğini değil, aynı zamanda akarların en uzun ortalama hayatta kalma süresini indüklemiştir.

            Bu çalışma, limon otu yağının, S'nin tüm yaşam evrelerine karşı önemli bir konsantrasyona bağlı mit öldürücü etki gösterdiğini ortaya koydu . uyuz . %10 ve %5 konsantrasyondaki limon otu yağı, sırasıyla 10 dakika ve 25 dakika içinde tüm akarları öldürdü. Daha önceki bir çalışmada %10 ve %5 çay ağacı yağının öldürücü süresinin sırasıyla 30 ve 90 dakika olduğu bildirilmiştir [ 10 ]. Sonuçlar, mitisit olarak kullanıldığında limon otu yağının çay ağacı yağından daha iyi olmasa da karşılaştırılabilir olabileceğini gösterdi.

            Tüm konsantrasyonlarda limon otu yağına maruz kalan Sarcoptes yumurtalarının kuluçka oranında önemli bir azalma olmuştur . Baş biti ( Pediculus humanus capitis ) [ 23 , 24 ] ve kırmızı kanatlı akarının ( Dermanyssus gallinae ) [ 25 ] yumurtalarına karşı farklı uçucu yağların yumurta öldürücü aktivitesi gösterilmiştir . Bir çalışma karşı limon yağı ovisidal aktivitesi değerlendirildi Haemonchus contortus bir AB sonuçlanan (geviş getiren hayvanlarda bir nematod parazit) yumurta 50 0.14 mg / mL değerine [ 26]. Yazarların bilgisine göre, bu çalışma bir uçucu yağın Sarcoptes yumurtalarına karşı ovisidal aktivitesinin araştırılmasını bildiren ilk çalışmadır . Sarcoptes akarlarına [ 5 ] karşı az sayıda mevcut akar öldürücü etkinliğe sahip olduğundan , limon otu yağı, yumurtadan yeni çıkmış larvaları öldürmek için birden fazla tedaviye olan ihtiyacı azaltacağından, uyuz kontrolünde özellikle faydalı olabilir.

            Topikal bir tedavi olarak kullanıldığında, uçucu yağların potansiyel yan etkileri de dikkate alınmalıdır. Yama testleri üzerine yapılan bir inceleme, katılımcıların %1.8'inin limon otu yağının %2'sine karşı pozitif alerjik reaksiyonlara sahip olduğunu göstermiştir [ 27 ]. Limon otu yağı bir karışımdır (tablo 1), hiçbir çalışma, alerjik reaksiyonlardan hangi bileşiklerin sorumlu olduğunu açıkça göstermedi. Geraniol ve sitronelol gibi bileşikler, potansiyel cilt hassaslaştırıcıları olarak tanımlanmıştır. Bununla birlikte, hem geraniol hem de sitronelol, duyarlılık sıklığı [ 28 , 29 ] açısından daha az önemli veya zayıf duyarlılaştırıcı olarak kabul edildi ve her iki bileşik de bütün yağda çok küçük bir yüzdeye (%1.55 ve %1.10) karşılık geldi. Çalışmamızın sonuçlarına göre %5 konsantrasyonundaki limon otu yağı hem akarlara hem de yumurtalara karşı etkilidir. Sitral için eşik (bu çalışmada 69,37% için önemli bir bileşeni muhasebe) insan dermal hassasiyet indükleme göstermiştir daha kapsamlı bir özeti 1,4 mg / cm 2 [ 30], bu amaç için limon otu yağının (1 mL %5 limon otu yağı yaklaşık 35 μg sitral içerir) güvenli kullanımını garanti eder.

            Bir sınırlama, bu çalışmadaki tüm testlerin S kullanılarak yapılmış olmasıdır . uyuz var. var yerine cuniculi . hominis . Bununla birlikte, yaygın uyuzlu hastalardan in vitro testler yapmak için yeterli akar elde etmek mümkün değildir. Tavşan ve domuzun deneysel modelleri, çok sayıda akarın toplanması için uygundur ve araştırma amacı için oldukça kabul edilebilir modellerdir [ 10 ]. Yaratılan türler tek S . uyuz İnsanlar ve tavşanlar dahil olmak üzere 17 ailede ve 7 takımda farklı memeli konakçıları istila eder. Farklı konakçılardan gelen akarlar, morfolojileri ve konak tercihleri ​​açısından çok az farklılıklar gösterebilirler ancak aynı biyolojiyi paylaşırlar [ 31 ]. Önceki çalışmalardan, test edilen koşullar altında tavşanlardan ve insanlardan akarların hayatta kalma oranlarında hiçbir fark olmadığı varsayılabilir.

            Şu anda, topikal permetrin ve oral ivermektin, uyuz için en sık kullanılan iki tedavidir [ 32 ]. Bununla birlikte, her iki ilaç da dünyadaki sınırlı sayıda ülkede uyuz için mevcuttur ve her iki ilaç da pahalıdır [ 2 , 33 ]. Uyuz, aşırı kalabalık ve yoksulluğun yaygın olduğu ve tedaviye erişimin sınırlı olduğu tropik gelişmekte olan ülkelerde salgındır [ 34 ]. Tropik bölgelerde yaygın olarak yetiştirilen bir bitkiden elde edilen limon otu yağı, sınırlamaları ve olası yan etkileri hakkında eğitimle birlikte, her iki Sarcoptes'e karşı önemli aktiviteye sahip olduğu düşünüldüğünde, uyuza karşı umut verici bir mitisit olarak kabul edilmelidir.akarlar ve yumurtalar. Daha ileri çalışmalar, aktif bileşikleri belirlemek için izole edilmiş ana bileşenlerin Sarcoptes akarlarına ve yumurtalarına karşı etkinliğini test etmeyi düşünmelidir . Aktif bileşiklerin etki mekanizması da araştırmaya değerdir. Ayrıca, uyuz tedavisinde kullanımını hızlandırabilecek limon otu yağının etkinliğini ve güvenliğini doğrulamak için in vivo çalışmalar gereklidir.

            Git: Teşekkür


            Yazarlar, gözden geçirme ve düzeltme için Dr. Jair L. Siqueira-Neto'ya teşekkür eder.

            Git: Finansman Beyanı


            Bu çalışma, Çin Ulusal Doğa Bilimleri Vakfı (31902293) ve Guangxi Doğa Bilimleri Vakfı (2018JJB130197) tarafından kurulmuştur. Finansörlerin çalışma tasarımı, veri toplama ve analizi, yayınlama kararı veya makalenin hazırlanmasında hiçbir rolü yoktu.

            Git: Veri kullanılabilirliği


            İlgili tüm veriler el yazması ve Destekleyici Bilgi dosyalarındadır.

            Git: Referanslar

            1. Hoy WE, White AV, Dowling A, Sharma SK, Bloomfield H, Tipiloura BT, et al. Streptokok sonrası glomerülonefrit, sonraki yaşamda kronik böbrek hastalığı için güçlü bir risk faktörüdür . Böbrek İnt . 2012; 81 : 1026-1032. 10.1038/ki.2011.478 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            2. Engelman D, Cantey PT, Marks M, Solomon AW, Chang AY, Chosidow O, et al. Uyuzun halk sağlığı kontrolü: araştırma ve eylem için öncelikler . Lancet . 2019; 394 : 81-92. 10.1016/S0140-6736(19)31136-5 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            3. Chosidow O, Hay RJ. Uyuz ve ikincil impetigo kontrolü: endemik ortamlarda tedavi etkinliğini optimize etmek . Lancet Infect Dis . 2019; 19 : 454-456. 10.1016/S1473-3099(19)30068-4 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            4. Chosidow O. Uyuz . N Engl J Med . 2006; 354 : 1718-1727. 10.1056/NEJMcp052784 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            5. Bernigaud C, Fernando DD, Lu H, Taylor S, Hartel G, Guillot J, et al. Mevcut ve az gelişmiş uyuz öldürücülerin in vitro yumurta öldürücü aktivitesi-hangi tedaviler uyuz yumurtalarını öldürür? BrJ Dermatol . [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            6. Mounsey KE, Holt DC, McCarthy J, Currie BJ, Walton SF. Uyuz: ortaya çıkan ilaç direnci karşısında moleküler perspektifler ve terapötik uygulamalar . Geleceğin Mikrobiyol . 2008; 3 : 57-66. 10.2217/17460913.3.1.57 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            7. Bernigaud C, Samarawickrama G, Jones MK, Gasser RB, Fischer K. Uyuz için tek doz tedavi geliştirmenin zorluğu . Trendler Parazitol . 2019. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            8. Pasay C, Mounsey K, Stevenson G, Davis R, Arlian L, Morgan M, et al. Öjenol bazlı bileşiklerin uyuz akarlarına karşı akarisit aktivitesi. Munayco CV, editör. PLoS BİR . 2010; 5 : e12079 10.1371/journal.pone.0012079 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            9. Walton SF, McKinnon M, Pizzutto S, Dougall A, Williams E, Currie BJ. Melaleuca alternifolia (çay ağacı) yağının akarisit aktivitesi : sarcoptes scabiei var hominis'in terpinen-4- ol'e karşı in vitro duyarlılığı . Ark Dermatol . 2004; 140 : 563–566. 10.1001/archderm.140.5.563 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            10. Fang F, Candy K, Melloul E, Bernigaud C, Chai L, Darmon C, et al. On esansiyel yağın Sarcoptes scabiei'ye karşı in vitro aktivitesi . Parazit Vektörler . 2016; 9 10.1186/s13071-016-1889-3 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            11. Thomas J, Carson CF, Peterson GM, Walton SF, Hammer KA, Naunton M, et al. Çay ağacı yağının uyuz için terapötik potansiyeli . J Trop Med Hyg mıyım ? 2016; 94 : 258–266. 10.4269/ajtmh.14-0515 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            12. Saddiq AA, Khayyat SA. Monoterpenin kimyasal ve antimikrobiyal çalışmaları: Citral . Pestic Biochem Physiol . 2010; 98 : 89-93. 10.1016/j.pestbp.2010.05.004 [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            13. Meabed EMH, Abou-Sreea AIB, Roby MHH. Kimyasal analiz ve sulu özütün giardicidal etkinliği Cymbopogon citratus Stapf . Parazitol Res . 2018; 117 : 1745-1755. 10.1007/s00436-018-5855-1 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            14. Cheel J, Theoduloz C, Rodriguez J, Schmeda-Hirschmann G. Limon otundan serbest radikal temizleyiciler ve antioksidanlar ( Cymbopogon citratus (DC.) Stapf.) . J Tarım Gıda Kimya . 2005; 53 : 2511–2517. 10.1021/jf0479766 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            15. Costa G, Ferreira JP, Vitorino C, Pina ME, Sousa JJ, Figueiredo IV, et al. Cymbopogon citratus'tan elde edilen polifenoller, topikal anti-inflamatuar ajanlar olarak bırakır . J Etnofarmakol . 2016; 178 : 222–228. 10.1016/j.jep.2015.12.016 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            16. Lim EG, Roh HS, Coudron TA, Park CG. Uçucu yağların iki benekli örümcek akarına (Acari: Tetranychidae) karşı sıcaklığa bağlı fumigant aktivitesi. J Econ Entomol . 2011; 104 : 414-419. 10.1603/ec10249 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            17. Hanifah AL, Awang SH, Ming HT, Abidin SZ, Omar MH. Cymbopogon citratus ve Azadirachta indica'nın ev tozu akarlarına karşı akarisidal aktivitesi . Asya Pac J Trop Biomed . 2011; 1 : 365–369. 10.1016/S2221-1691(11)60081-6 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            18. Günther E. Uçucu Yağlar , Cilt. IV Essent Yağları Cilt IV. 1950 [ Google Akademik ]
            19. Akono Ntonga P Baldovini N, Mouray E Mambu L P Ait, Grellier S. Faaliyet Ocimum basilicum, Ocimum Canum ve Cymbopogon citratus karşı uçucu yağlar , Plasmodium falciparum ve Anopheles funestus ss olgun aşamalı larvaları . Parazit . 2014; 21 : 33 10.1051/parasite/2014033 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            20. Santin MR, dos Santos AO, Nakamura CV, Dias Filho BP, Ferreira ICP, Ueda-Nakamura T. Cymbopogon citratus uçucu yağının ve onun ana bileşeninin (citral) Leishmania amazonensis üzerindeki in vitro aktivitesi . Parazitol Res . 2009; 105 : 1489–1496. 10.1007/s00436-009-1578-7 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            21. Silva C de B da, Guterres SS, Weisheimer V, Schapoval EES. Limon otu yağı ve sitralin Candida spp'ye karşı antifungal aktivitesi . Braz J Infect Dis . 2008;12 10.1590/S1413-86702008000100014 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            22. Traina O, Cafarchia C, Capelli G, Iacobellis NS, Otranto D. Dört monoterpen ve çözücünün Otodectes cynotis'e (Acari: Psoroptidae) karşı in vitro akarisit aktivitesi . Exp Appl Acarol . 2005; 37 : 141–146. 10.1007/s10493-005-0359-y [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            23. Priestley CM, Burgess IF, Williamson EM. Uçucu yağ bileşenlerinin insan biti, Pediculus humanus ve yumurtalarına karşı öldürücülüğü . Fitoterapi . 2006; 77 : 303–309. 10.1016/j.fitote.2006.04.005 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            24. Soonwera M, Wongnet O, Sittichok S. Zingiberaceae bitkilerinden ve Eucalytus globulus'tan elde edilen uçucu yağların baş biti yumurtaları üzerindeki yumurta öldürücü etkisi , Pediculus humanus capitis De Geer . bitki tıbbı . 2018; 47 : 93–104. 10.1016/j.phymed.2018.04.050 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            25. George DR, Sparagano O a. E, Port G, Okello E, Shiel RS, Guy JH. Bitki esansiyel yağlarının kanatlı kırmızı akarı, Dermanyssus gallinae ve hedef olmayan omurgasızların farklı yaşam evrelerine toksisitesi . Med Veteriner Entomol . 2010; 24 : 9–15. 10.1111/j.1365-2915.2009.0856.x [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            26. Macedo ITF, Oliveira LMB de, Ribeiro WLC, Santos JML dos, Silva K das C, Araújo Filho JV de, et al. Cymbopogon citratus'un Haemonchus contortus'a karşı antelmintik aktivitesi . Rev Bras Parazitol Veterinerlik . 2015; 24 : 268-275. 10.1590/S1984-29612015059 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            27. Uter W, Schmidt E, Geier J, Lessmann H, Schnuch A, Frosch P. Uçucu yağlara karşı temas alerjisi: Dermatoloji Bölümleri Bilgi Ağı'ndan (IVDK) güncel yama testi sonuçları (2000–2008) . Kontakt dermatit . 2010; 63 : 277-283. 10.1111/j.1600-0536.2010.01768.x [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            28. Schnuch A, Geier J, Uter W, Frosch PJ. Koku alerjilerine başka bir bakış: koku karışımına ve bileşenlerine karşı duyarlılık sıklıkları . Exog Dermatol . 2002; 1 : 231–237. 10.1159/000068797 [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            29. Hostınek JJ, Maibach HI. Sitronellolün duyarlılaştırma potansiyeli . Exog Dermatol . 2004; 3 : 307–312. 10.1159/000092445 [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            30. Lalko J, API AM. Sitral: Dermal duyarlılığın indüklenmesi için bir eşiğin belirlenmesi . Regül Toksikol İlaç . 2008; 52 : 62-73. 10.1016/j.yrtph.2008.01.06 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            31. Arlian LG. Sarcoptes scabiei'nin biyolojisi, konukçu ilişkileri ve epidemiyolojisi . Annu Rev Entomol . 1989; 34 : 139-161. 10.1146/annurev.en.34.010189.001035 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            32. Chandler DJ, Fuller LC. Uyuz Hakkında Bir İnceleme: Derinin ötesinde bir istila . Dermatol Basel İsviçre . 2019; 235 : 79-90. 10.1159/000495290 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            33. Mounsey KE, Bernigaud C, Chosidow O, McCarthy JS. İnsan uyuzları için yeni bir oral tedavi olarak moksidektin beklentileri . PLoS Negl Trop Dis . 2016;10 10.1371/journal.pntd.0004389 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            34. Hay RJ, Steer AC, Engelman D, Walton S. Gelişmekte olan dünyada uyuz - yaygınlığı, komplikasyonları ve yönetimi . Clin Mikrobiyol Enfeksiyonu . 2012; 18 : 313-323. 10.1111/j.1469-0691.2012.03798.x [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
            Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

            Yorum yap

            Hazırlanıyor...
            X