Duyuru

Collapse
No announcement yet.

intihar, intihar yöntemleri, intihara teşebüs, intihar girişimi, intihar resimleri

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • intihar, intihar yöntemleri, intihara teşebüs, intihar girişimi, intihar resimleri



    Özkıyım ( intihar ) "İnsanın kendi kendisini cezalandırma veya kendisini kasıtlı olarak dünyadan ayırmak için girişilen eylem" olarak tanımlanmakta ve "diğer bir deyimle insanın yaşamına son vermek amacı ile yaptığı ve başarı ile sonuçlandırdığı patolojik bir davranış" olarak yorumlanmaktadır.
    Buradaki tanımla günümüz gerçeğine göre doğru (kuşkusuz bunlar ileride değişecektir) yorumlara varabilmek için verilmiştir. Bugün için kabul edilenlere göre bu tanımlarda şöyle değişiklik yapacağız:

    1. İntihar insanın kendisini cezalandırması değil, çaresizliğin bir dışa vurumudur.
    2. İntihar ne kadar planlanmış olsa bile kasıtlı (çaresizliğin bir anlatımı olduğu için) değildir.
    3. İntihar`daki amaç yaşamdan uzaklaşmak değil, kendine acı veren gerçekliğinden uzaklaşmak, kendi gerçekliğini değiştirme konusundaki bir çaresizliğin anlatımıdır.
    4. Özkıyım ( intihar ) patolojik bir davranış değildir, insanın doğasında varolan bir tepki (bir fenomen-görüngü)dir.

    Genel olarak " intihar " deyimiyle; gerçek ölümle sonuçlanan bir " intihar ", ölümle sonuçlanmayan bir girişim, çevreyi intihar`la tehdit, intihar düşüncesi ile ya da böyle bir düşünce olmadan ortaya konan depresif davranışlar sergileme ve kendi kendine zarar verme gibi çeşitli davranış biçimlerinin akla geldiği belirtilmektedir. Diğer yandan bu karmaşıklığı (ancak böyle bir tanım gerçekten karmaşıktır) önlemek için bugün için bu gibi durumları şöyle tanımlamak daha uygun gibi görünmektedir.

    1. Özkıyım (= intihar ) ölümle gerçekleşen kendini öldürme girişimidir.
    2. Özkıyım girişimi (= intihar girişimi) kişi bulunduğunda henüz ölümün oluşmadığı kendini öldürme girişimidir.
    3. Özkıyım ( intihar )ın gerçekleşebileceği davranış ( intihar düşüncesi ile ya da böyle bir düşünce olmadan ortaya konan depresif davranışları sergileme).
    4. Ani gelişen (genelde bir intihar düşüncesi olmadığı halde) o andaki bir intihar duygusuyla ölümle sonuçlanabilecek durumlar (kendi kendine zarar verme gibi çeşitli davranış biçimleri).

    Bu kısa girişle ilgili bir özet yapılacak olursa:

    1. Özkıyım ( intihar ) bir fenomendir (=görüngü) ve her insanda görülebilir, yani bir patoloji değildir.
    2. İster herhangi bir hastalıkla ilgili olsun isterse olmasın belirli bir süreci kapsayan bir düşünme boyutunu içerebilir.
    3.Düşünme boyutunu hiç içermeden ani bir duygusal yaşantı olarak da ortaya çıkabilir.
    4.Düşünmeyi etkileyen (depresif bozukluk gibi) bir hastalığın gidişi nedeniyle kişinin elinde olmadan oluşabilir.
    5.Düşünme boyutunu içerse de, ani bir duygusal yaşantı olarak da ortaya çıksa "mutlak olarak" çaresizlik duygusunu uyandıran bir dizi duygusal yaşantıyı içerir.

    Özkıyım ( intihar )ın Bulunulan Yerde Değerlendirilmesi
    İntihar`ın bulunulan yerde değerlendirilmesi psikiyatride öncelikle sorulan şu sorunun sorulmasını gerektirir: Karşılaşılan durum gerçekten bir intihar mı? Başka bir deyişle "sakın organik bir sürece bağlı olmasın?"

    Bunun anlamını şöyle açıklayabiliriz. Çoğu kez karşılaşılacak durum, kişinin bilincinin kendisini ifade edemeyecek kadar bulanık olmasıdır. Bu gibi durumda çağrı yapan kişilerden alınacak bilgiler büyük önem taşısa da ve hatta bir intihar girişimini destekler görünse de, bilinç bulanıklığına yol açabilecek diğer durumlar her zaman akılda tutulmalı

    Yukarıdaki anlatımlardan şu anlamların çıktığını görüyoruz:

    1. Karşılaşılan kişi çoğu kez yarı bilinçli ya da bilinçsiz durumda olacaktır.
    2. Bu durumdaki kişinin derhal gerekli birincil yaşamsal destek girişimlerini gerçekleştirmek üzere ambulansa taşınması ve en kısa sürede acil servise taşınması gerekmektedir. Kişinin bu duruma bir intihar girişimi nedeniyle mi yoksa başka bir nedenle mi girdiğinin (bu destek sağlanmadan) araştırılması onanmaz bir durumdur.
    3. Ambulans ekibindeki bir kişi, bu işlemler yapılırken, çağrıyı yapan kişilerden durumu aydınlatacak bilgileri eş zamanlı olarak alma ve hızla rapor etme durumundadır.
    4. Eğer bu bir intihar girişimiyse bunun adli bir yönü de bulunduğu için bu rapor standart biçimde hazırlanmalı ve kişi acil servise ulaştığında, orada tutulacak dosyaya eklenmelidir (bu metinde böyle bir standart rapor taslağı sunulmuştur).
    5. İntihar için kullanılan ilacın saptanıp gerekirse "toksikoloji" servisine anında başvurulup alınan bilgilerin rapora eklenmesi.

    İntihar İçin Risk Etkenleri
    1. Erkek Cinsiyeti
    2. Yalnız yaşama, yeni ayrılmış ya da boşanmış olma
    3. İleri yaş
    4. Son 6 aydır kişinin sağlığında giderek bozulma
    5. İş kaybı
    6. Depresyon, şizofreni ya da organik beyin rahatsızlığının varlığı
    7. Önceden Özkıyım (intihar) girişimi öyküsünün varlığı

    Edinilmesi Gereken Önemli Bilgiler
    1. Kişinin ne zamandan bu yana bu durumda görüldüğü,
    2. Bir tıbbi rahatsızlığının bulunup bulunmadığı ve bu rahatsızlığın süregenlik ya da ciddiyet derecesi,
    3. Psikiyatrik bir sağıtım altında bulunup bulunmadığı ya da son zamanlarda davranışlarında bir değişiklik gözlenip gözlenmediği,
    4. Bir kriz yaşantısını doğurabilecek yaşamsal bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediği,
    5. (İlaç alarak) intihar düşünülüyorsa kişinin kullandığı ilaçların ve olası intihar gerçekleştirdiği ilacın saptanması.

    Buradaki tanımla günümüz gerçeğine göre doğru (kuşkusuz bunlar ileride değişecektir) yorumlara varabilmek için verilmiştir. Bugün için kabul edilenlere göre bu tanımlarda şöyle değişiklik yapacağız:

    1. İntihar insanın kendisini cezalandırması değil, çaresizliğin bir dışa vurumudur.
    2. İntihar ne kadar planlanmış olsa bile kasıtlı (çaresizliğin bir anlatımı olduğu için) değildir.
    3. İntihar`daki amaç yaşamdan uzaklaşmak değil, kendine acı veren gerçekliğinden uzaklaşmak, kendi gerçekliğini değiştirme konusundaki bir çaresizliğin anlatımıdır.
    4. Özkıyım ( intihar ) patolojik bir davranış değildir, insanın doğasında varolan bir tepki (bir fenomen-görüngü)dir.

    Genel olarak " intihar " deyimiyle; gerçek ölümle sonuçlanan bir " intihar ", ölümle sonuçlanmayan bir girişim, çevreyi intihar`la tehdit, intihar düşüncesi ile ya da böyle bir düşünce olmadan ortaya konan depresif davranışlar sergileme ve kendi kendine zarar verme gibi çeşitli davranış biçimlerinin akla geldiği belirtilmektedir. Diğer yandan bu karmaşıklığı (ancak böyle bir tanım gerçekten karmaşıktır) önlemek için bugün için bu gibi durumları şöyle tanımlamak daha uygun gibi görünmektedir.

    1. Özkıyım (= intihar ) ölümle gerçekleşen kendini öldürme girişimidir.
    2. Özkıyım girişimi (= intihar girişimi ) kişi bulunduğunda henüz ölümün oluşmadığı kendini öldürme girişimidir.
    3. Özkıyım ( intihar )ın gerçekleşebileceği davranış ( intihar düşüncesi ile ya da böyle bir düşünce olmadan ortaya konan depresif davranışları sergileme).
    4. Ani gelişen (genelde bir intihar düşüncesi olmadığı halde) o andaki bir intihar duygusuyla ölümle sonuçlanabilecek durumlar (kendi kendine zarar verme gibi çeşitli davranış biçimleri).

    Bu kısa girişle ilgili bir özet yapılacak olursa:

    1. Özkıyım (intihar) bir fenomendir (=görüngü) ve her insanda görülebilir, yani bir patoloji değildir.
    2. İster herhangi bir hastalıkla ilgili olsun isterse olmasın belirli bir süreci kapsayan bir düşünme boyutunu içerebilir.
    3.Düşünme boyutunu hiç içermeden ani bir duygusal yaşantı olarak da ortaya çıkabilir.
    4.Düşünmeyi etkileyen (depresif bozukluk gibi) bir hastalığın gidişi nedeniyle kişinin elinde olmadan oluşabilir.
    5.Düşünme boyutunu içerse de, ani bir duygusal yaşantı olarak da ortaya çıksa "mutlak olarak" çaresizlik duygusunu uyandıran bir dizi duygusal yaşantıyı içerir.

    Özkıyım (intihar)ın Bulunulan Yerde Değerlendirilmesi
    İntiharın bulunulan yerde değerlendirilmesi psikiyatride öncelikle sorulan şu sorunun sorulmasını gerektirir: Karşılaşılan durum gerçekten bir intihar mı? Başka bir deyişle "sakın organik bir sürece bağlı olmasın?"

    Bunun anlamını şöyle açıklayabiliriz. Çoğu kez karşılaşılacak durum, kişinin bilincinin kendisini ifade edemeyecek kadar bulanık olmasıdır. Bu gibi durumda çağrı yapan kişilerden alınacak bilgiler büyük önem taşısa da ve hatta bir intihar girişimini destekler görünse de, bilinç bulanıklığına yol açabilecek diğer durumlar her zaman akılda tutulmalı

    Yukarıdaki anlatımlardan şu anlamların çıktığını görüyoruz:

    1. Karşılaşılan kişi çoğu kez yarı bilinçli ya da bilinçsiz durumda olacaktır.
    2. Bu durumdaki kişinin derhal gerekli birincil yaşamsal destek girişimlerini gerçekleştirmek üzere ambulansa taşınması ve en kısa sürede acil servise taşınması gerekmektedir. Kişinin bu duruma bir intihar girişimi nedeniyle mi yoksa başka bir nedenle mi girdiğinin (bu destek sağlanmadan) araştırılması onanmaz bir durumdur.
    3. Ambulans ekibindeki bir kişi, bu işlemler yapılırken, çağrıyı yapan kişilerden durumu aydınlatacak bilgileri eş zamanlı olarak alma ve hızla rapor etme durumundadır.
    4. Eğer bu bir intihar girişimiyse bunun adli bir yönü de bulunduğu için bu rapor standart biçimde hazırlanmalı ve kişi acil servise ulaştığında, orada tutulacak dosyaya eklenmelidir (bu metinde böyle bir standart rapor taslağı sunulmuştur).
    5. İntihar için kullanılan ilacın saptanıp gerekirse "toksikoloji" servisine anında başvurulup alınan bilgilerin rapora eklenmesi.

    İntihar İçin Risk Etkenleri
    1. Erkek Cinsiyeti
    2. Yalnız yaşama, yeni ayrılmış ya da boşanmış olma
    3. İleri yaş
    4. Son 6 aydır kişinin sağlığında giderek bozulma
    5. İş kaybı
    6. Depresyon, şizofreni ya da organik beyin rahatsızlığının varlığı
    7. Önceden Özkıyım ( intihar) girişimi öyküsünün varlığı

    Edinilmesi Gereken Önemli Bilgiler
    1. Kişinin ne zamandan bu yana bu durumda görüldüğü,
    2. Bir tıbbi rahatsızlığının bulunup bulunmadığı ve bu rahatsızlığın süregenlik ya da ciddiyet derecesi,
    3. Psikiyatrik bir sağıtım altında bulunup bulunmadığı ya da son zamanlarda davranışlarında bir değişiklik gözlenip gözlenmediği,
    4. Bir kriz yaşantısını doğurabilecek yaşamsal bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediği,
    5. (İlaç alarak) intihar düşünülüyorsa kişinin kullandığı ilaçların ve olası intihar gerçekleştirdiği ilacın saptanması.

  • #2

    İntihar
    İntihar, ölüm sonucunu doğuracağını bilerek canlının kendisinin yaptığı eylem.

    Terminoloji ve anlamı
    Görünüşteki sebebe ve kültürel yapıya bağlı olarak intihar aşağılanabilir ya da yüceltilebilir. İntihar hayali kuran veya kendini ölümcül derecede yaralamayı düşünen kişi, duyulmak ve anlaşılmak istiyor olabileceği gibi gerçekten diğerlerini önemsemiyor da olabilir. İntihar etmeyi düşünen kişi intihar tehditleriyle diğer insanları manipüle etmemek için bu düşüncesini kimseye açmayabilir. Nasıl hissettiğini ya da planladığı eylemi kimseye söylemeden intihar eden kişilerin bu düşünceye sahip oldukları sanılmaktadır.
    İntihar düşüncesi genellikle insanın başa çıkamayacağından daha ağır bir duygusal acıdan kaynaklanır. Bazılarına göre bu acı bireyin kendi kendini disipline etmesindeki isteksizliğe ve kendini diğerlerinden daha çok önemsemesine bağlı olarak artmaktadır, fakat bu düşünce acı çeken ve yoğun umutsuzluğa sürüklenmiş bir kişiye karşı intihara suç veya utanç yüklenerek aile veya etrafındaki bireyler tarafından intihardan kaçması için dile getirildiğinde intihar düşüncesine sahip kişi diğerlerini düşünerek acı çekerek de olsa yaşamaya karar verebilir, fakat bu da gerçek bir çözüm değildir.İntihar algılaması kültüre, dine, sosyal sistemlere bağlı olarak değişkendir. Birçok dinde günah veya etik dışı olarak kabul edilir. Öte yandan bazı kültürlerde utanç verici ve umutsuz bir durumdan çıkışın tek onurlu yoludur (örnek: Seppuku). Genellikle intihar etme girişiminde bulunan kişi arkasında bir not bırakır.İntihar tam manasıyla şöyle tanımlanır, intihar eden kişi politika veya dinin etkilediği ikincil sonuçlardan çok eylemin ana bileşeni ve tek amacı olmalıdır. Buna göre intihar saldırısında bulunan kişi intihar bilincine kavuşmuş hatta intihar etmiş sayılmaz. Fakat bazıları da intihar saldırısında bulunan kişinin de sonunda öleceğini bildiğinden bu tanıma karşı çıkar.
    İnsanların dışında, tutsak balinaların kafalarını duvara vurarak kendilerini öldürmeye çalıştığı gözlenmiştir. Bunun dışında hasta olan ve acısını dindirmek için kendini öldüren organizmaların varlığı bilinmektedir.
    İntihar sebepleri
    Çeşitli intihar yöntemleriyle gerçekleştirilen intiharın evrensel tek bir sebebi yoktur. Çoğunlukla intihar eden kişilerde depresyon genel bir fenomendir. Diğer faktörler aşağıdaki gibi sıralanabilir:

    · Acı (düzelemeyecek fiziksel bir acı)
    · Ruhsal gerilim (bir ölünün ardından yaşanan acı)
    · Suç (vicdan azabı ya da yargısal cezadan kaçmak)
    · Ruh hastalığı (depresyon, şizofreni, travma)
    · Madde kullanımı
    · Finansal kayıplar (kumar bağımlılığı, işten kovulmak, batmak)
    · Çözülemeyen seksüel konular (karşılıksız aşk, aşk acısı, cinsel sorunlar)
    İntiharın katı tanımına uymayan diğer sebeplerde şunlardır:
    · Din (intihar saldırısı, Heaven`s Gate)
    · Politika (Politik intiharlar)
    · Savaş (Kamikaze ve savaş esnasında askerlerin psikolojisinin bozulması)
    · Yaşama bağlayan bir neden olmaması veya yaşamı anlamsız bulmak.
    İntihara tıbbi bakış
    Modern tıp, intiharı ruh sağlığıyla ilgili bir konu olarak görür. Sürekli intihar etmeyi düşünen ve hatta bunun planını da detaylı olarak yapan kişinin tıbbi yardıma ihtiyacı olduğu uzmanlar tarafından dile getirilir. Eğer hasta intihar planında kullanacağı, çekici gelebilecek çeşitli aletlere (tüfek, uyuşturucu) kolayca ulaşabiliyorsa bu durum daha da ciddiyet kazanır. Depresyonda olan insanların intihara daha yatkın olduğu düşünülmektedir.
    Felsefi olarak intihar
    İntihar konusu felsefe tarihi boyunca düşünürlerin ilgisini çekmiş, katı bir şekilde intihara karşı olan ve lanetlenmesini isteyen düşünürlerin yanı sıra, onu savunan ve olumlayan düşünürler de olmuştur. Platon, Aristoteles,Epikür, Kant intihara karşıdır, buna karşılık Zenon, Stoacılar, Seneka,Montaigne, Hume, intiharı savunur.Yaşamın değeri, kişinin kendi yaşamı hakkında söz sahibi olup olmadığı ve bu girişimin erdemli bir tutum olup olmadığı gibi konu başlıkları altında intiharı değerlendirmişlerdir. Bunlarla birlikte, intihar sorununu felsefenin merkezi bir konusu olarak ele alan düşünür varoluşçu Albert Camus olmuştur. Ona göre "tek felsefi sorun intihardır". Camus'nün sorunu, yaşamın yaşamaya değip değmediği sorunsalı üzerine kuruludur. Ancak Camus bir intihar savunusu yapmaz, bunu felsefi bir sorun olarak irdeler; onun görüşü, insanın kendini öldürmesi mümkün olmasına rağmen yaşamak durumunda oluşuyla ilintilidir. Sisypos Söylencesi adlı kitabında Camus, intihar ve saçma kavramları bağlamında yaşamı değerlendirir. Hayat aslında yaşamaya değmeyecek kadar saçmadır, ancak bununla birlikte yaşamak gerekir, der Albert Camus.
    Ayrıca bakınız

    · Toplu intihar
    · Emile Durkheim
    · İntihar yöntemleri
    · Absürdizm
    · Kamikaze
    Kaynakça

    · Sisifos Söylencesi, Albert Camus, çeviren;Tahsin Yücel, Can Yayınları.
    · Felsefi açıdan intihar konusu için bkz.
    · İntiharın Felsefi Nedenleri
    · Camus ve Felsefesi
    · İntiharlar Sözlüğü, Eric Volant, çeviri;Turhan Ilgaz, Sel Yayıncılık.
    · Vikipedi,

    Yorum yap


    • #3

      Yorum yap


      • #4
        Depresyon, Ruhi çöküntü, depresyon testi, depresyon belirtileri, depresyon tedavisi







        Depresyon, Ruhi çöküntü
        Depresyona eskiden ruhi çöküntü , bitkinlik, yorğunluk, gevşeme ve cesareti kırılma gibi kelimelerde tarif edilebilirdi. Depresyon psikolojik bir rahatsızlık olup haftalarca, aylarca ve hatta yıllarca sürebilir. Almanyada 4 milyon kişinin depresyon rahatsızlığı olduğu düşünülürse işin önemi anlaşılır.Depresyonun sepeplerinden en önemlisi sağlıklı insanlarda normal çalısan serotonin ve noradrenalin gibi nörotransmitik maddelerin (sinir uclarından dokulara haber veya uyarı taşıyan madde) normal üretim ve elimine şeklinin bozulması sonucu ortaya çıkar.
        Beyindeki serotonin ve noradrenalin gibi hormonlarda azalma görülür. Buda depresyona sebep olur. Avupa ülkeleindeki iş krizi nedeniyle işçi hakaları 50-60 yılın gerisine döndü ve işyerlerinde işçi ve memurlar uygulanan baskılar insanların psikolojisini bozdu. Molalar azldı, ücretler düştü ve yeni işcilerin artık yıllık çalışma planlarıda yok işverenin çağrı güçü (abruf Kraft) adını verdiği bu işciler birgün sabahcı, birgün ögleci ve birgün gececi olarak işe gelmekteler. Sürkli vardiye değişimi, çok çok düşük üçret ve ağır baskılar insanların morallerini bozmakta insanlar sinirsel gerilimle yaşamaka ve depresyona yakalanmaktadırlar. Çin, Hindistan, Malezya ve Endoneya gibi güney doğu ülkelerinin son 30 yıldır dormayan kalkınışları başta ABD ve Avrupa ülkelerinin rekabet güçünü düşürmekte ve işvernleri işcilere baskıya zorlamaktadır. Çare işcinin işyerine ortak olmasıdır. Ortak olan insanlar daha verimli ve kaliteli ürün üreteceklerinden bu heme işvereni hemde işcileri memun edecektir. İşciler arasında veya şefleri ile sürtüşmeler minimuma düşecektir. Ortaklık sistemine geçenler, çağı yakalıyark çok, kaliteli üretim ve dayanışma ile problemler aşılacak ve işcilerde hem bedenen, hemde ruhen rahatlıyacaklar.

        Depresyonun belirtileri: Kişinin kendini bazen yorğun, bitkin ve ümitsiz hissetmesi normaldir. Normal olan bu durumla, hafif depresyon arasındaki fark birbirine çok yakındır. Buna ancak aşağıdaki rahatsızlıklar ortaya çıkıyorsa o zaman depresyon diyebiliriz.
        1-) Ürkek davranışlar
        2-) Normal eğlence ve toplantılara karşı isteksiz, ilgisiz ve sevincle katılamama
        3-) İştahsızlık çekme, zayıflama ve nadirende aşırı yiyerk şişmanlama
        4-) Uykurahatsızlıkları
        5-) Acıverici huzursuzluk, hedeflerinden tavizverme meyli, düşünememe, konsentre olamama, kararsızlık vb..
        6-) Cinsel arzularda azalma
        7-) Enerjisizlik ve yorğunluk
        8-) İkidebir ölümü düşünme veya intihar etmeyi düşünme, intihar teşebbüsü
        9-) Çok sevdiğini kaybetme
        10-) Hayat şartlarını çekilemez bulma ve anlamsız bulma
        11-) Beyindeki bazı hormonların yetersiz salğılanması
        Bunlar depresyonun belirtileridir.

        Depresyonu önlemek için serotonin içeren hapların kulanmanılması mahzurludur, çünkü sayılmayacak kadar çok yantesiri vardır. Bunedenle serotonin salğılamasını doğal olarak artıran Gökçek İksirive Kılıçotu preparatları kulanılır. Ayrıca günde bir tane turunç veya greyfurt yenirse buda iyi gelir. Dresyonla basğırsak florasının ne ilgisi var diyenler olacaktır? Bağırsaklardaki zararlı bakteriler ve mantarlar sürekli toksik maddeler üretir ve bu toksik maddeler absorbe edildikten sonra beyine olumsuz etkiler yapar. Ve depresyona sebep olabilir.
        Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.

        Yorum yap


        • #5
          2012'de 3 binden fazla kişi intihar etti

          Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) tarafından ilk kez hazırlanan intihar istatistiklerine göre 2012 yılında 3 bin 225 intihar vakası gerçekleşti.
          Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) verilerine göre ölümle sonuçlanan intihar sayısı, 2012 yılında 3 bin 225. İntihar edenlerin yüzde 72'sini erkekler, yüzde 28'ini kadınlar oluşturdu.
          Yüzbin nüfus başına düşen intihar sayısını ifade eden kaba intihar hızı, 2012 yılında yüzbinde 4,29. Diğer bir ifade ile her yüzbin kişiden dördü intihar etti.
          Kaba intihar hızı illere göre incelendiğinde, 2012 yılında kaba intihar hızının en yüksek olduğu il yüzbinde 8,5 ile Uşak. Uşak ilini yüzbinde 8,06 ile Kastamonu, yüzbinde 7,38 ile Iğdır ve yüzbinde 7,28 ile Aydın izledi. Kaba intihar hızının en düşük olduğu il ise yüzbinde 1,6 ile Bartın. Bartın ilini yüzbinde 1,7 ile Batman, yüzbinde 2,22 ile Van ve yüzbinde 2,24 ile Gümüşhane izledi.
          İNTİHARLAR EN FAZLA YAŞLI NÜFUSTA GÖRÜLÜYOR
          Yaşa özel intihar hızları incelendiğinde, yüzbinde 8,54 ile en fazla intihar olayı "75+" yaş grubunda görülürken en az intihar olayı yüzbinde 4,73 ile "35-39" yaş grubunda görüldü.
          İntiharlar yaş grubu ve cinsiyete göre incelendiğinde, yaş grupları arasındaki cinsiyet farklılığının belirgin olduğu görüldü. Tüm yaş gruplarında erkek intiharlarının kadın intiharlarından daha fazla olduğu görüldü. Cinsiyetler arasındaki farklılığın en yüksek olduğu yaş grubu "55-59", en az olduğu yaş grubu ise "15-19". Kaba intihar hızının en yüksek olduğu yaş grubu erkeklerde yüzbinde 15,22 ile "75+" yaş grubu iken kadınlarda yüzbinde 5,58 ile "15-19" yaş grubu.
          2012 yılında intihar eden kişilerin yüzde 53,1'inin intihar nedeni bilinmiyor. İntihar eden kişilerin yüzde 17,3'ü "hastalık", yüzde 7,8'i "aile geçimsizliği", yüzde 7,6'sı "geçim zorluğu", yüzde 4'ü "hissi ilişki ve istediği ile evlenememe", yüzde 2,1'i "ticari başarısızlık" ve yüzde 0,6'sı ise "öğrenim başarısızlığı" nedeniyle intihar etti.
          İntihar nedenleri cinsiyete göre incelendiğinde, her iki cinsiyette de "hastalık" (erkek yüzde 15,9, kadın yüzde 20,9) birinci sırada yer alırken erkeklerde yüzde 10 ile "geçim zorluğu", kadınlarda yüzde 9,1 ile "aile geçimsizliği" ikinci sırada yer aldı.
          İNİHARE DENLERİN YÜZDE 50,7'Sİ KENDİSİNİ ASARAK İNTİHAR EDİYOR
          2012 yılında intihar edenlerin yüzde 50,7'si kendini asarak intihar etti. İntihar şekilleri arasında yüzde 24,9 ile "ateşli silah kullanmak" ikinci sırada, yüzde 10,3 ile "yüksekten atlamak" üçüncü sırada, yüzde 5,1 ile "kimyevi madde kullanmak" dördüncü sırada geldi.
          İntihar şekilleri cinsiyete göre incelendiğinde, erkeklerin yüzde 51,5'i "kendini asarak", yüzde 28,8'i "ateşli silah kullanarak", yüzde 7,5'i "yüksekten atlayarak" intihar ederken, kadınların yüzde 48,6'sı "kendini asarak", yüzde 17,3'ü "yüksekten atlayarak", yüzde 15,1'i ise "ateşli silah kullanarak" intihar ettiği görüldü.
          İNTİHAR EDENLERİN YÜZDE 31,7'Sİ İLKOKUL MEZUNU
          2012 yılında intihar eden kişilerin yüzde 31,7'si "ilkokul mezunu. İlkokul mezunlarını yüzde 20,6 ile "ilköğretim", yüzde 16,4 ile "lise ve dengi okul" ve yüzde 7,7 ile "yükseköğretim" mezunları takip etti.
          2012 yılında intihar edenlerin yüzde 50'si "evli, yüzde 36,7'si "hiç evlenmemiş", yüzde 5,9'u ise "boşanmış" kişiler. İntihar edenlerin medeni durumu ve cinsiyete göre dağılımı incelendiğinde, erkeklerde en fazla "evli" olanların intihar ettiği görülürken, kadınlarda "evli" olanların yanında "hiç evlenmemiş" kadın intiharlarının da yüksek olduğu görüldü.
          (İHA)

          Yorum yap


          • #6
            Almanya’da 10.144 kişi intihar ederek, 4.336 kişi trafik kazasında yaşamını yitirdi.

            Münih Schwabing Kliniği’nde “Depresyon” konusunda konferans veren Psikolog Seher Asar “Türk hastalar vatan özleminden dolayı kendilerini yalnız hissedip, depresyona giriyorlar” dedi. Deprasyonların intihara kadar sürüklediğini söyleyen Asar “Almanya’da geçtiğimiz yıl trafik kazalarından sadece 4.336 kişi yaşamını yitirirken, 10 bin 144 kişi intihar etti” dedi.Almanya’da yaşayan Türklerin rahatsızlıkları arasında en başlarda olan depresyon, Münih Schwabing Kliniği’nde düzenlenen “Türkçe Sağlık Bilgilendirme Toplantıları Serisi” nin konusu oldu. “Münihliler Depresyona Karşı Birliği” kuruluşundan Psikolog Seher Asar yurttaşlarımızı bilgilendirdi. “Depresyon, şeker hastalığı veya yüksek tansiyon rahatsızlığı gibi bir hastalıktır” diyen Asar ”kişiyi rencide edici bir rahatsızlık değildir, Almanya’da teşhis konulan 4 milyon deprasyon hastası varken bu rakkamın bilinmiyen hastalarla birlikte 8 milyona çıktığı takmin edilmektedir. 2012 yılı itibarıyla her 22 kişiden birinde bu sorun vardır” dedi. Türk hastalarda psikomatik rahatsızları son yıllarda daha da arttığına dikkati çeken psikolog Asar “Türk hastalar özellikle vatan hasretine bağlı olarak kendilerini yalnız hissedip, depresyona girerek acı çekiyorlar”dedi.10.144 kişi intihar ettiDeprasyonun zamanında teşhis edilip tedavi edilmemesinin vahim sonuçlara sebeb olacağı uyarısında bulunan Seher Asar “geçtiğimiz yıl Almanya’da 10.144 kişi intihar etmiştir. Oysaki trafik kazalarından 4.336, uyuşturucuya bağlı olarak 986, cinayete kurban 431 ve AİDS yüzünden 463 kişi yaşamını yitirmiştir. İntihar edenlerin çoğunluğunu da erkekler oluşturmaktadır, çünkü rahatsızlıklarını kabullenmek onlara daha zor gelmektedir” dedi.Salonu dolduran Türk katılımcılar, toplantı sonunda psikoloğa özel sorularını sorma olanağı bulurken, bu konuyu işleyen toplantıların saha sık yapılmasını istediler.

            Yorum yap

            Hazırlanıyor...
            X