Duyuru
Collapse
No announcement yet.
Diyet,Peygamber Diyeti, Karatay Diyeti, Dukan Diyeti, Protein Diyeti
Collapse
X
-
Bakla Aşı, Bakla Çorbası, Yoğurtlu Bakla, Zayıflama Çorbası, Yoğurt Çorbası:
Kuru fasulye, nohut, mercimek, bakla ve barbunya eşit oranda bir kapta bir gün önceden suda ıslatılır. Bu karşımı tencereye konur ve çok az su ile kaynatılır ve soğumaya bırakılır. Soğuduktan sonra tekrar kaynatılır ve piştikten sonra soğumaya bırakılır. Çorba'dan yemek istediğinizde istediğin mikarı alıp yoğurtla (yoğurt sarımsaklı olursa daha iyi olur) karıştırarak yiyebilirsiniz. Kesinlikle yağ katılmaz. Çorbaya kekik, nane veya yarpuz katılarak aromatik bir tat katılabilir. Bu zayıflama çorbası her vakit istenildiği kadar tüketilebilir. (İsteyen kinoa, karabuğday, bezelye, kırmızı mercimek, kırmızı fasulye, siyah fasulye, benekli fasulye ve börülce katabilir. Karabuğday bulguru veya tohumun'dan yemek yapmadan önce kısa bir süre haşlanır ise suyun içine kırmızı bir renk karışır. Bu Fagopyrin denen maddedir ve bu madde hafif zehirlidir ve bu kırmızı su atıldıktan sonra diğer normal pişirme işlemleri başlar.)
Son yapılan klinik araştırmalarda mide iştah artırıcı GHRELİN Hormonu, ince bağırsak PYY (PYY3-36, pankreatik peptit tiroizin tiroizin, peptide tyrosine tyrosine) ismi ile anılan hormon, ince bağırsak CCK (Kolesistokinin) ve pankreas, ince bağırsak ve sinir sistemi GLP-1 (Glukagon Like Peptid-1) salgılar. Bu hormonlardan Ghrelin iştah açıcı ve diğer üçü: PYY, CCK ve GLP-1 doymşluk hissi veren hormonlardır. Mide boşaldığında mide aclık duygusu uyandıran hormonu salgılar ve acıkırız. Bağırsaklar dolduğunda doymuşluk hissi uyandıran PYY, CCK ve CCK hormonları devreye girer. Böylece yemeyi içmeyi bırakırız.
Son 50 yılda insanların beslenmesinde ne değişti de insanlar sürekli kilo alıyor ve dünyada bir milyar insan obezite problemi ile uğraşıyor. Çünkü insanlar son 50 yıldır bakliyat tüketmiyor ve aşırı oranda karbonhidrat ve protein ağırlıklı besleniyorlar ve bu problemleri tetikliyor. Son yapılan araştırmalarda bakliyatgilerin FİTOAGLUTİNİNLER içerdiği ve fitoaglutininlerin mide de salğılanan ghrelin hormonu frenlediği ve kişinin iştahını azaltığı tesbitedilmiştir. Barbunya ekstraktının birleşimindeki fitoaglutininlerin iştahı frenlediği ve obeziteyi önldiği tesvit edilmiştir. Şimdi ilim adamları sentetik olarak bir enzim üretmek için çalışmaktadırlar. Oysa Bakliyatgilerde zaten ghrelin hormonunu frenleyen fitoaglutininler mevcuttur. Şimdi bazı firmalar sentetik olarak bir ilaç üretecekler, fakat ne gibi yan etkileri olacağını bilmediğimiz. Bu iştah frenleyici kimyasallar birçok rahatsızlığı tetikleyebilir. Öyleyse kimyaya gerek yok Yoğurt çorbası varken. Hızlı Zayıflamak isteyenle Çorba ve Tonikle daha kısa sürede zayıflar.
PEYGAMBER DİYETİ: Peygamber Efendimizin beslenme şekline Peygamber Diyeti denir. Bu diyetin özelikleri: 1- Günde en fazla 2 öğün yemek, 2- En fazla 13 lokma, 3- Lokmaları çok çiğnemek. Bir gün bir kişi Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e ’Ya Resul Allah falanca şahıs lokmalarını çok çiğniyor’’der, Bunun üzerine Efendimiz; ’’O doğrusunu yapıyor.’’ buyurmuşlardır.
Mide ve bağırsakları sobaya benzetelim, şayet kalitesiz kömür kullanırsanız; is olur, borular ve baca tıkanır, hatta zehirlenebilirsiniz. Kaliteli kömürde problem olmaz. Kişi az yer, çok çiğner ve yavaş yerse hastalıklardan hiç biri ile tanışmaz. Kişi hastalansa dahi çok kısa sürede iyileşir. Her lokmayı en az 30 defa çiğnediğinizde 6 hafta sonra ağızda dilcik etrafında bir kas oluşur ve artık sindiriminiz normale dönmüştür demektir. Bu şekilde beslenirseniz, yediklerinizi hazmeder ve hastalığa karşı sizi korur. Bu tarz beslenme ile en ağır hastalıkları bile çok kolay yenebilirsiniz.
........................................
FASULYE
Bir yıllık | 0,5-4m | 6-9 Aylar | Ca,Ho,Na |
Fasulye, Bohne, Phaselus vulgaris
Sırık fasulyesi
Bahçe fasulyesi
Familyası: Baklagillerden, Schmetterlingsblütengewaechse, Fabaceae (Leguminosae)
Drugları: Fasulye kapçığı (kapsülü): Phaseoli pericarpium-frutus phaseoli sinesemine
Fasulye meyvesinin tohumları çıkarıldıktan sonra kapçıkları (kapsülleri) kurutularak, çay, tentür veya natürel ilaç yapımında kullanılır.
Botanik: Fasulyenin asıl vatanı orta ve güney Amerika olup, buradan 1685 yılında İspanyollar tarafından ispanyaya getirilmiş ve oradan önce Avrupa’ya, sonrada bütün dünyaya yayılmıştır. Günümüzde 70’in üzerinde fasulye çeşidi bulunmaktadır. Fasulyenin genellikle beyaz renkte olanı tercih edilmektedir, fakat kırmızı, siyah, kahverengimsi ve üzeri desenli olan çok çeşitleri mevcuttur. Türkiye’de genellikle ayşekadın, barbunya, horoz ve çalı türleri tanınmakta ve yetiştirilmektedir. Fasulyenin yaprakları üçü bir arada uzun bir sap üzerinde olu, her biri yumurta şeklinde, uçlara doğru sivri, kenarları bütün, ortada bir ana ve ondan kenarlara doğru yay şeklinde uzanana yan damarlar bulunur. Yaprakları 7-20cm büyüklüğünde, yeşil renkli ve üzeri hafif tüylüdür. Çiçek sapı yaprak sapının koltuğundan çıkar ve her sapta 2-6adet çiçek bulunur ve taç yaprakları pembe, vişneçürüğü, kırmızı veya eflatun renklerde olabilir. Kupa yaprakları çan şeklinde, yeşil renkli, beş adet irili ufaklı dişlere sahip olup, taç yapraklarını kavramıştır. Olgunlaşan fasulye kapsüllerinde 4-10adet çekirdek bulunur ve kapsülleri (meyveleri) 10-20cm boyunda olur.
Yetiştirilmesi: Mart ve Nisan aylarında saksı, kasa veya seralarda tohumlarından fide elde edilir ve bu fideler Nisan ve Mayıs aylarında bahçe ve tarlalara 6-10cm sıra ve 40cm ara ile ekilir.
Hasat zamanı: Meyveleri olgunlaşan kapsüller sararır ve çatallaşmaya başlayınca toplanarak, içindeki tohumları çıkarılır. Tohum ve kapsülleri ayrı olarak güneşte iyice kurutulduktan sonra kaldırılır.
Birleşimi: Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
a) Phaseolin ve bunun açık formülüne çok yakın olan Phasin (Toxoalbumin=Phytoalexin) içerir.
b) Aminoasit türevlerden; Arginin ve Lysin
c) Vitaminlerden; B1, B2, B3 (Niacin) ve B6
d) Minerallerden; Demir, Potasyum ve Fosfor
e) Ayrıca; Proteinler, Karbonhidratlar, Flavonitler, Salisilik asit, Allantoin ve Trigonellini içerir.
Tesir şekli: Kapsülleri; idrar artırıcı, müshil yapıcı ve hafif kandaki şekeri düşürücü özelliklere sahiptir.
Kullanılması:
a) Üniversite kliniklerinde tedavi denemeleri ve araştırmalar çok çok yeni olup bu araştırma ve çalışmalar sonucunda: Diyebet ve obeziteye karşı etkili olduğu tesbit edilmiştir.
b) Komisyon E’nin yayınladığı Monografi bildirisine göre Fasulye kapçığı idrar söktürücü olarak kullanılabilir.
c) Fasulye kapçığı halk arasında genellikle Avrupa’da idrar söktürücü, müshil yapıcı ve romatizma çaylarında kullanılır. Türkiye’de ise genellikle hayvan yemi olarak, bazı yörelerde ise yakacak olarak kullanılır. Fasulye kapçığı başta idrar yolları rahatsızlıklarına karşı nadiren de romatizma, gut, siyatik, ödem ve şeker hastalığına karşı kullanılır.
Arştırma ve Açıklama: Fasulye tohumları phasin içerir bu madde zehirli olmasından dolayı taze olarak yenmez. Kuru fasulye olarak bilinen fasulye tohumlarının yemek yapmadan önce mutfakta haşlanması gerekir. Ancak bu şekilde phasin bozulur ve zararsız bir şekle dönüşür. Bazı Alimlere göre fasulye kapçığı çok az miktarda krom içermektedir ve krom kandaki şekeri hafif düşürücü özeliğe sahiptir.
Kuru Fasulye antibiyotik özeliği ile süper besin. Kan şekerini ayarlar ve insülin değerlerini düzenler. Kuru fasulyenin birleşimindeki lifli maddeler’den pektinler, karbonhidratların çözülmesini yavaşlatır, yağ yakımını hızlandırır ve insülin reseptörlerinin üretimin artırır böylece hücrelerin insülin alımını artırır. Reseptörler insülin alımında kapı açıcı görevini görür ve kandaki glikoz hücreler taşınır. Düzenli olarak kuru fasulye tüketildiğinde bu sizi diyabete karşı korur. Hastalığın başlangıç safası ile iyileştirir.
Prof. Dr. Bilgin Timuralp, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi bünyesinde kolesterol ile ilgili yaptıkları uygulamalı çalışmayı da şöyle anlattı: "Üniversitede, 1,5 ay süre ile hastane personelimizin yeşil mercimek yemelerini sağladık. 50'ye yakın personelin önce kanlarındaki yağ miktarlarını ölçtük. Daha sonra günlük yemeklerinin yanında bir miktar yeşil mercimek salatası almalarını sağladık. 1.5 ay sonunda, her gün düzenli olarak yeşil mercimek yenmesinin ardından, kişilerin kanlarındaki yağ miktarlarında önemli oranlarda düşüşler gözledik. Biliyoruz ki, kandaki kolesterol miktarını yüzde 10 azaltırsak, kişilerde kalp krizi riskini yüzde 20 oranında azaltmış oluruz. Bizim çalışmamızda ise 210-220 olan kolesterol miktarı, 190'lara inmiştir. Yani yüzde 20'lik bir azalma sağlamış olduk. Demek ki böyle devam ederse yüzde 40'lık bir kalp krizi azalmasını gerçekleştirmiş olacağız."
Dr. James Anderson (Lexington Kentucky Üniversitesi) ve ekibi diyabet olma riski olan 3234 hastayı 3 gruba ayrımış: 1. Grubtakilere sadece plesabo hapı (etkisiz denek ilacı), 2. Gruba metformin ilacı ve 3. Gruba sağlıklı yaşam tarzı beslenme uygulanmıştır. 3 yıl sonra Sağlıklı yaşam tarzı beslenenlerde % 58 daha az vaka kimyasal ilaç alanlarda % 31 iyileşme ve plaseboda değişim olmamıştır. Bundan da anlaşılan sağlıklı beslenenlerin ilaç alanalra göre daha iyi duruma geldikleri görülmüştür.Dr. James Anderson Kuru fasulye lifinin yararları ile ilgili Diyabet Tip 1 hastaları üzerinden bir klinik çalışma yapmış ve hastaların % 38 ile az insüline ihtiyaç duyduklarını belgeledi. Ve Tip 2 hastaları şayet rahatsızlık yeni başlamışsa iyileştirdiği geç kalınmışsa insülin dozajı azalttığı tesbit edildi.
Kuru fasulyenin ince bağırsaklarda çok yavaş absorbe edilir ve büyük bir kısmı kalın bağırsağa geçer. Kuru fasulye glikoz düzeyini düzenler ve insülin artışını sınırlayıcı bir diyet lifi gibi davranır. Kuru fasulyedeki glukokininler insülin gibi bir maddede olup şekerin karaciğerde çözülmesini sağlar.
Kuru fasulyenin içerdiği dayanıklı nişastalar yavaş yavaş zayıflatıcı özelliğe sahiptir. Kuru fasulye diyabet hastaları için çok önemli bir yağ yakıcıdır. Avusturya’da yapılan bir klinik araştırmasında kuru fasulyenin birleşimindeki nişastanın vücuttaki yağ yakımın oranını 24 saatte % 23 oranında artırdığı tesbit edildi.
Toronto Üniversitesinde yapılan klinik araştırmalarda bakliyatların kan şekerini dengede tuttuğu ve yüksek tansiyonu önlediği tesbit edildi. Bu klinik araştırma Archives of Internal Medicine isimli ilmi uzman dergide yayınlanmıştır. Prof. Dr. David Jenkins 121 Tip 2 diyabet hastası üzerinde bir beslenme planı yapmıştır. A Grubu 3 ay süreyle en az günde bir porsiyon bakliyat verilmiş, B Grubu ise tahıl ağırlıklı beslenmiş ve bakliyat verilmemiştir. 3 Aylık tedavi denemesi sonucunda her gün en az bir porsiyon bakliyat yiyenlerde kan şekeri ve tansiyonun çok büyük bir fakla tahıl ağırlıklı beslenenlere göre düştüğü tesbit edilmiştir. Araştırmacılar bakliyat ağırlıklı beslenenlerde kalp krizi riskinin azaldığı ve yüksek tansiyonu önlediği ispatlanmıştır.
Kuru fasulye siyah fasulye, mercimek, bezelye, barbunya, nohut gibi tüm baklagiller Glisemik İndeks: Tercih edilen gıdaların tüketildikten sonra, kan şekeri seviyesi (Gİ: kandaki glikoz seviyesi ) ne kadar çabuk arttıracağını belirten bir ölçümdür. Glisemik İndeksi en düşük olanlar barbunya, nohut ve mercimektir. Kuru fasulye, fasulye salatası, haşlama ve pişirme gibi çeşitli formlarda hazırlanır. Tüm bakliyat türleri zayıflatıcı, yağ yakıcı, kan şekerini düzenleyici ve insülin ayarlayıcı olarak idealdirler .
Son yapılan klinik araştırmalarda mide iştah artırıcı GHRELİN Hormonu, ince bağırsak PYY (PYY3-36, pankreatik peptit tiroizin tiroizin, peptide tyrosine tyrosine) ismi ile anılan hormon, ince bağırsak CCK (Kolesistokinin) ve pankreas, ince bağırsak ve sinir sistemi GLP-1 (Glukagon Like Peptid-1) salgılar. Bu hormonlardan Ghrelin iştah açıcı ve diğer üçü: PYY, CCK ve GLP-1 doymuşluk hissi veren hormonlardır. Mide boşaldığında mide açlık duygusu uyandıran hormonu salgılar ve acıkırız. Bağırsaklar dolduğunda doymuşluk hissi uyandıran PYY, CCK ve CCK hormonları devreye girer. Böylece yemeyi içmeyi bırakırız.
Son 50 yılda insanların beslenmesinde ne değişti de insanlar sürekli kilo alıyor ve dünyada bir milyar insan obezite problemi ile uğraşıyor. Çünkü insanlar son 50 yıldır bakliyat tüketmiyor ve aşırı oranda karbonhidrat ve protein ağırlıklı besleniyorlar ve bu problemleri tetikliyor. Son yapılan araştırmalarda bakliyatgilerin FİTOAGLUTİNİNLER içerdiği ve fitoaglutininlerin mide de salğılanan ghrelin hormonu frenlediği ve kişinin iştahını azaltığı tesbitedilmiştir. Barbunya ekstraktının birleşimindeki fitoaglutininlerin iştahı frenlediği ve obeziteyi önldiği tesvit edilmiştir. Şimdi ilim adamları sentetik olarak bir enzim üretmek için çalışmaktadırlar. Oysa Bakliyatgilerde zaten ghrelin hormonunu frenleyen fitoaglutininler mevcuttur. Şimdi bazı firmalar sentetik olarak bir ilaç üretecekler, fakat ne gibi yan etkileri olacağını bilmediğimiz. Bu iştah frenleyici kimyasallar birçok rahatsızlığı tetikleyebilir. Öyleyse kimyaya gerek yok Yoğurt çorbası varken.
Yan tesirleri: Fasulyenin tohumlarının, yani kuru fasulye haşlanmadan yemeği yenmez. Şayet haşlamadan yemeği yapılır ise zehirlenmelere ne-den olur. Birleşimindeki phasin (fasin) haşlanınca değişerek zararsız hale gelir.Yorum yap
-
EKMEK DEĞİL, PLASTİK YİYORUZ
Ekmek Hz. Adem’den beri insanların tüketiği ana gıda olup, insanın ihtiyacı olan besleyici ve her türlü vitamin, mireal, enzim, lifl ve probiyotik (canlı faydalı bakteri) içerir. Kişi sadece su içse ve ekmek yese vücunun ihtiyacı olan her türlü besleyici maddeyi hemen hemen alır. Fakat son 50-60 yıldır üretilen beyaz Ekmek yapımında kullanılan HAZIR MAYA ekmeği öldürmüştür. Hazır maya laktobasilus bakterisi içermez ve hatta tehlikeli olan candida mantarı içerir. Kandida (candida) Mantarı glikoz içeren herşeyi toksik maddeye dönüştür. Bu toksik maddelerden metan gazı şişkinlik yapar kişinin karnı davul gibi şişer veya metik alkol ise karaciğer yaplanması, damar tıkanıklığı, kalp krizi, beyin kanaması, obezite, diyabet, kemik erimesi, avitaminoz, mineral yetersizliği, enzim yetersizliği, aminoasit yetersizliği, alerji ve cilt hastalıklarını tetikler, çünkü bağırsakalr yağlandıkca az enzim salğılar, enzim azaldıkca histamin çoğalır ve hastalıklar katlanarak artar. Fareler üzerinde yapılan deneyelerde Beyaz eklemk ile beslene Farelerin 3. Nesilden ihtibaren kısırlaştıkları görülmüştür. Bu da sürekli beyaz ekmek ile beslenen insaların b2-3 nesil sonra kısırlaşacağı anlamına gelir.
Eşki Maya Mucizesi; Eskiden Atalarımız Ekmek yapınında Eşki Maya kullanmışlardır. Eşki Maya Ekmeğe aromatik, lezzet, tazelik, elastiklik verir ve kanın glisemik endeksini düşürür. Eşki Maya folik asit (B6-Vitamini), Tiamin (B1-Vitamini) ve E-Vitamini üretirler. Fitata bağlı olan demir, çinko, magnesyum ve kalsiyum’un gibi mineralleri çözer ve böylece bağırsakalr bu mineralleri absorbe edebilir. Eşki Maya alerjik hastalıklar, cilt hastalıkları, mide-bağırsak rahatsızlıklarını oluşmasını önler. Napoli ve Bari Üniversitelerin’de Çölyak hastası 13 kişiye 60 gün ekşi mayalı hamur’dan yapılan ekmek ve tatlı yedirilmiş hastalara rahatsızlık vermediği tesbit edilmiştir. Amarikalı biyolog Jesica Gore Ekşi Mayanın birleşiminde ki laktobasilus bakterisinin glüten oranını çok çok düşürdü ve hidrolize ettiği ve böylece glüten entoleransın (gliadin entolaransı) önlenebileceği beyan edilmiştir. Bazı ilim adamları ise hiperaktivite rahatsızlığı olan çocuklarda çölyak bağırsak sorunları olduğu tahmin edilmektedir.
Ekşi Maya’ın Faydaları; Eşki maya ile yapılan ekmek, börek, çörek, mantı, makarna vb faydalı ve besleyici iken Hazır maya (Endürsti mayası) bir çok hastalığı tetikleyebilir. Eşki mayayı maya yapan birleşiminde ki laktobasilus bakterileridir.
1. Laktobasilus bakterileri vitamin üretir
2. Laktobasilus bakterisi mineralleri fitik asitten çözer ve emilimini sağlar
3. Laktobasilus bakterisi hamurdaki enzimleri çalıştırır
4. Laktobasilus bakterisi sindirilmesi zor polisakkaritleri küçük molekükllere dönüştürür
5. Laktobasilus bakterisi küf manatarı ve basilleri yok eder
6. Laktobasilus Fitaz enzimini aktifleştirir ve artırır
7. Laktobasilus Beta-Glıkan’ın yok olmasını önler ve korur.
8. Laktobasilus bakterileri mide yanması, eşkimesi, şişmesi ve bağırsak gazlarını önler
9. Laktobasilus bakterileri safra artırıcıdır
10. Laktobasilus bakterileri büyük protein moleküllerini küçük moleküllere dönüştür
ÇÖZÜM SAADET DEVRİ DİYETİ, PEYGAMBER DİYETİ, Gökçek Diyet: Peygamber Diyeti ile 3 ay da15-20 kg vermek mümkün.
1-) Her öğün sadece bir gıda tüketmek gerekir, Örneğin; kahvaltıda sadece bir gıda süt veya bir portakal, elma veya çorba, ÖĞLE YEMEĞİ YOK, Akşam sadece bir yiyecek türü tüketilmelidir.
2-) Günde 2 öğüt en iddialı
3-) Her lokmayı en az 30 defa çiğneyeceksin,
4-) Kahvaltı ve Yemekten önce sıvı tüketilebilir, yemek ve kahvaltıdan sonra alına sıvıda mide asidini bozar. Bu nedenle Kahvaltı ve yemekten 2 saat sonra sıvı alınmalıdır.
5-) Kahvaltı veya yemekten sonra herhangi bir katı gıda ancak 4 saat sonra tüketilmelidir.
6-) Haftanın 2 günü sünnete uygun olarak Pazartesi ve Perşembe günleri Oruç tutmak.
7-) Hatta hızlı kilo vermek isteyenler 2-3 Ay da bir 3-4 günlük açlık orucu tutulmalıdır.
PEYGAMBER DİYETİ: Peygamber Efendimizin beslenme şekline Peygamber Diyeti denir. Bir gün bir kişi Peygamber Efendimiz (sav) Ya Resul Allah falanca şahıs lokmalarını çok çiğniyor der, Bunun üzerine Efendimiz; O doğrusunu yapıyor. Buyurmuşlar. Mide ve bağırsakları sobaya benzetelim, şayet kalitesiz kömür kullanırsanız; is olur, borular ve baca tıkanır, hatta zehirlenebilirsiniz. Kaliteli kömürde problem olmaz. Kişi az yer, çok çiğner ve yavaş yerse hastalıklardan hiç biri ile tanışmaz. Kişi hastalansa dahi çok kısa sürede iyileşir. Her lokmayı en az 30 defa çiğnediğinizde 6 hafta sonra ağızda dilcik etrafında bir kas oluşur ve artık sindiriminiz normale dönmüştür demektir. Bu şekilde beslenirseniz, yediklerinizi hazmeder ve hastalığa karşı sizi korur. Bu tarz beslenme ile en ağır hastalıkları bile çok kolay yenebilirsiniz.
Yıllar önce Almanya da staj yaparken bir sabah kahvaltı yaparken, ben sofrayı donatmışım tereyağı, bal, salatalık, ekmek, çay domates, biber vs. Almanlar ise 2 dilim ekmek ve bir dilim salam yiyorlardı. Yıllarca düşündüm bu Almanları adam eden Kanuni Sultan Süleyman’ın gönderdiği 400 sipahi, Almanları insan etmiş onları eğitmiş ve bu günkü medeniyette yer almalarını sağlamıştı. Oysa biz kendi değerlerini unutmuş Batıyı örnek almaya çalışan MANKURTLARA dönmüşüz. 300 senedir taklit ediyoruz ve hep batıyoruz. Oysaki onları insan yapan bizim kültürümüz. Onlar Müslüman gibi yiyip içiyorlar, BİZ MÜSLÜMANLAR FİRAVUN GİBİ YİYİP İÇİYORUZ.
Neden bir öğünde bir tür yiyecek yemek gerekir? Diyelim ki et yiyorsunuz et çiğnerken beyine sinyaller gider ve beyin sindirim organlarını uyarır. Böylece mide Hidroklorik asit, pepsin, pankreas lipaz, karaciğer safra ve ince bağırsaklar ona uygun enzimler salgılamaya başlar. Fakat kişi aynı anda ekmek, salata, bakliyat, pilav ve yemekten sonra tatlı ve hatta çay ve hatta bazı misafirlikler de çerez tüketince sindirim sistemi hangi asidi, bazı, enzimi salığasın. Çok ve karışık yiyecekler sindirilmez ise ASİDOZA ve HOMOSİSTEİNE sebep olur, asidoz ve homosistein hastalıkları tetikler, çünkü vücut çöplüğe döner. Böylece bağırsaklarda mantarlar çoğalır, mantarlar zehirli gazlar ve zehirli alkoller üretir ve kokuşma meydan gelir. Bu da bakteri, virüs ve mantarlar için ideal bir ortam oluşturur. Vücutta biriken asidi atmak için kişi çok uyumak zorunda kalır, çok uyumak ise önce halsizlik dermansızlık, unutkanlık vb çeşitli rahatsızlıklara ilerleyen zamanlarda ise cilt hastalıkları, alerjik hastalıklar, depresyon, panik atak vb., hastalıkları tetikler. İşte bu nedenle Peygamber Efendimiz ümmetine örnek olmak için günde sadece 2 öğün yemiş ve HER ÖĞÜNDE SADECE BİR GIDA TÜRÜ İLE BESLENMİŞTİR. Biz sözde Müslümanız, ama beslenmemiz hiçte İslama göre değil.
Not; Her öğünde Tek bir yiyecek türü tüketilirse sindirim sistemi besinde ki vitamin, mineral, enzim vs yi absorbe eder ve kişide halsizlik dermansızlık, baş ağrısı vs., gibi rahatsızlıklar olmaz. Bir öğünde birden fazla yiyecek tüketilir ise sindirim sistemi gıdaları, bağırsaklar çöplüğe döner ve burada ortaya çıkan zehirli gazlar ve alkoller önce halsizlik dermansızlık, yorgunluk sonrada alerjik hastalıklar, cilt hastalıkları, romatizma, bağışıklık sisteminin çökmesi, depresyon, panik atak vb. hastalıklara sebep olur. MÜSLÜMANLAR PEYGAMBER EFENDİMİZ GİBİ DEĞİL FİRAVUN GİBİ BESLENİYOR. ALLAH BİZİ ISLAH ETSİNYorum yap

Yorum yap