Duyuru
Collapse
No announcement yet.
Anti Aging, Serbest Radikaller ve Antioksidan nedir?
Collapse
X
-
ANTI-AGING
Bilim adamlarınıngençliği korumanın sırrını keşfetmek için uzun yıllardır yaptıkları yoğunaraştırmalar sonucu yeni bir yöntem ortaya çıktı: Anti-Aging.Bu yöntemin hedefi, uzun yıllargençliğinizi korumak ve fit kalmanızı sağlamak! Anti-Aging yöntemine göre, önemli olan ne kadar uzunyaşadığınız değil, bu yaşadığınız süreyi ne kadar kaliteli değerlendirdiğiniz!Artık şunu biliyoruz ki gençliği uzatıp yaşlanmayı geciktirmek mümkün. İnsanömrü 125 yaş sınırlarını zorlayacak yakında. Hem de ileri yaşlarda, ortayaşlıların dinçliği ve zindeliğiyle! Bunu başarmak için yapmanız gereken,bilince dayalı sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemek ve Anti-Aging uzmanı doktorunuzun önerilerini dikkate almak.
Yaşlanmanın pek çok sebebi var, ama en önemli 3faktörü büyük ölçüde kontrol edebiliriz: Serbest radikaller,hormonların azalması ve sağlıksız yaşam. Siz de bu faktörlere savaş açarak,uzun yıllar gençliğinizi koruyabilirsiniz.
SERBEST RADİKALLER
Nefesalıp verirken vücuda giren oksijen,aynı zamanda "serbest radikal" denilen, elektronlarınıkaybetmiş zararlı maddelerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Serbest radikaller,buldukları dokularla birleşerek, onları, fonksiyonlarını yapamaz hale getiriyor.Bu etki 30 yaşında başlıyor, 40´lı yaşlarda artarak ilerliyor ve 50´liyaşlardan itibaren dramatik bir şekilde çoğalarak farkedilen bir yaşlanmaya vepek çok hastalığın ortaya çıkmasına neden oluyor. Glikolizasyon ise konrolsüzşekilde inişler ve çıkışlar göstererek kan şekerinin ve insülinin dokularazarar vermesine yol açıyor. Güçlü bir anti-oksidansisteme sahipolmak, oksijene dayalı bir yaşam için en temel gereksinimdir. Tek hücreliorganizmalar bile eğer serbest radikallere karşı savunma mekanizması geliştirmemişolsalardı, hayatta kalamazlardı. Oksijenle yaşayan her organizma bu tehlikeyietkisizleştirecek sistemlere sahiptir, ancak bunun etkili oluş derecesi büyükfarklılıklar gösterir. Örneğin fareler serbest radikalleri durdurmada pek deiyi değildir. Bunların DNA’larının hergün maruz kaldığı serbest radikal hücumuinsanlardakine oranla on kat daha fazladır. Fareler sadece birkaç yıl yaşarlar.İnsanlar bu açıdan daha iyi durumdadır. Biz daha uzun yaşıyoruz.
NE YAPMALI?
Bedenin serbest radikallerle savaşan üç grup savunma hattı vardır.
1. Birinci hatta enzim sistemleri yer alır.Bunlar DNA’da mevcut olan bilgilere göre beden tarafından üretilen moleküleraraçlardır. Bu enzimler serbest radikalleri uzaklaştırır veya bunların“dikenlerini” köreltirler.
2. İkinci hatta, bedende üretilen çok çeşitlibiyomoleküller yer alır;bunlar kendi elektronlarını vermek suretiyle serbestradikallerin elektron açlığını giderirler. Bu moleküller, hücre dışı serbestradikal etkisizleştiricileri olarak bilinir. Bunlar kendilerini feda ederekhücre içinde yaşamsal önem taşıyan moleküllere, onların olmak üzere birelektron verirler.
3. Savunmanın son hattını besinler–bedenindışardan hazır olarak aldığı maddeler- oluşturur. Bu takviye güçler dekendilerini feda ederek işlev görürler. Birinci gruptaki enzimler vücudumuzundoğal işleyişi içinde yer alırlar eğer dış etkiler sebebiyle (sigara, kirlihava soluma, stres yoluyla biriken toksik yük) yetersiz kalmışsa Bio-Oksidatiftedaviler sınıfına giren ozon/oksijen tedavisi gibi yöntemlerle takviye etmekgerekebilir.
Bu enzimler, üçüncü grupta geçen ve dışardanhazır olarak alınan besinler ve kendilerini feda ederek etki gösterenbiyokimyasal maddelerden (vitaminler gibi) bin kat daha etkilidir. Örneğin, Evitamini yırtıcı bir açlık içinde bulunan bir serbest radikali doyurmak içinbir elektronundan vazgeçer ve böylece aslında kendisi bir serbest radikalhaline gelir. -
Anti-aging nedir?
Anti-aging “Yaşlılığa Karşı” olarak tercüme edilebilir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaşlı popülasyonun her geçen gün artması nedeniyle, Anti-aging uygulamaları koruyucu hekimliğin önemli bir parçası haline gelmiştir. Anti-aging uygulamalarda amaç cilt dokusunu ve bağlayıcı hücreleri yenilemek, hormonal dengesizlikleri erkek ve kadında ayrı ayrı ele alarak yeniden düzenlemek, cinsel gücü ve sağlığı artırmak, yaşlanma sonucu oluşabilecek hastalıklara karşı erken tanı ve tedavi sağlamaktır. Özetle Anti-aging uygulamalarda hedef, yaşlanma sonucu oluşabilecek hastalıkları önlemek, güç kaybını engellemek ve daha uzun süre genç kalmayı sağlamaktır.
Yaşlanmaya neden olan etkenler nelerdir?
Bu bilimsel çalışmalara göre yaşlanmaya neden olan iç ve dış etmenler şunlardır: serbest radikallerin ortaya çıkması, glikozilasyonun artması, hormonların azalması, sağlıksız ve hareketsiz yaşam, sigara, stres, kalitesiz yaşam, sağlıksız beslenme. Buna karşı vücudun geliştirdiği savunma mekanizmaları ise şöyledir: Apoptozis, DNA onarımı, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, longevity (uzun yaşama) geninin varlığı, egzersiz, iyi ve kaliteli yaşam koşulları, diyet, sağlıklı yaşam, Anti-aging vitamin ve besin destekleridir.
Serbest radikal nedir?
Serbest radikallerin vücudumuzda neden olduğu oksidatif stres (modern terminoloji ile reaktif oksijen türevleri) yaşlanmanın en önemli ve ana nedenidir.
Nefes alıp verirken vücuda giren oksijen, aynı zamanda serbest radikal denilen, elektronlarını kaybetmiş zararlı maddelerin ortaya çıkmasına neden olur. Serbest radikaller, buldukları dokularla birleşerek, onları fonksiyonlarını yapamaz hale getirir. Bu etki 30 yaşında başlar, 40'lı yaşlarda artarak ilerler ve 50'li yaşlardan itibaren dramatik bir şekilde fark edilen bir yaşlanmaya ve pek çok hastalığın ortaya çıkmasına neden olur.
Ancak ne kadar şanslıyız ki, vücudumuzda serbest radikallerin verebileceği zarara karşı savunma mekanizmaları vardır. Bunlar antioksidan enzimler, düşük molekül ağırlıklı antioksidanlar ve besinler yani bedenin dışardan hazır olarak aldığı maddelerdir.
Antioksidan terapi neden gereklidir?
Antioksidan tedavide öncellikle vücudun serbest radikallere karşı geliştirdiği savunma mekanizmalarını korumak ve güçlendirmek gerekir. Bedenimizdeki antioksidan enzim sistemleri eğer dış etkiler sebebiyle (sigara, kirli hava soluma, stres yoluyla biriken toksik yük) yetersiz kalmışsa yaşlanma hızlanır.
Anti-aging check-up nedir?
Anti-aging check-up'da amaç organlarımızın sağlık durumlarını tespit edip bedenimizin antioksidan savunma mekanizmalarının yeterince güçlü olup olmadıklarını belirlemektir. Çünkü eğer organlarımız tam sağlıklı değil ise antioksidan savunma mekanizmamız zayıf kalır. Anti-aging check-up'da bir diğer amaç da kişinin doğru beslenip beslenmediğini ortaya koymaktır. Bu sebeple vitamin mineral seviyelerine, kolesterol, trigliserid vs seviyelerine bakılır. Bedenimizdeki hormon değişiklikleri ve endokrin bozukluklar yaşlanmayı hızlandırır. Bu amaçla Anti-aging check-up'da kişinin hormon düzeyleri de tespit edilir.
Hormonal terapi nedir?
Yaşlanmanın en önemli faktörlerinden bir diğeri de zamanla vücutta oluşan hormonal dengesizliklerdir. Örneğin insan büyüme hormonu (HGH), dehidroepiandosteron sülfat (DHEA-SO4), testesteron, melatonin ve östrojen hormonlarının eksikliklerinde yaşlanmanın hızlandığı bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Özellikle insan büyüme hormonu (HGH) düzeyi gençlik çağındaki seviyenin 1/5'ine düşmekte ve bu nedenle hücreler yaşlanmaktadır. Erişkinlerde insan büyüme hormonu yetmezliği sonucu kilo artışı, yağlanma, kas kitlesinde azalma, egzersiz kapasitesinde azalma, kas gücünde azalma, kalp faaliyetinde zayıflama, kemik yapısında zayıflama, uyku bozuklukları ve genel olarak kendini iyi hissetme duygusunda azalma görülmektedir. IGF-1 (Insulin Growth Factor 1) ise beyinden salgılanan insan büyüme hormonunun karaciğerde dönüştüğü aktif metaboliti olup kan tahlillerinde büyüme hormonunun vücuttaki seviyesini değerlendirmemizi sağlar.
Bedene yapılan uyarılar ile Anti-aging nasıl yapılır?
Son yıllarda yaşlanmanın en önemli mekanizmalarından birinin vücudun kendi kendini tamir etme ve onarma yetisindeki noksanlık olduğu ve yaşlanmayla vücudun dengesini sağlamada güçlük çektiği savından yola çıkılarak yeni tedavi yöntemleri geliştirilmeye çalışılmaktadır. Bu amaçla hücreler ve organizma kısa süreli strese maruz bırakılarak gen regulasyonunun strese yanıtından faydalanılmak istenmektedir. Kısacası zararsız küçük uyarılar ile vücudun kendi kendini onarma yetisi sürekli uyarılmakta ve gen regülasyonu artırılmaktadır. Bunun adı hormezisdir. Örneğin ısı şoku, ışınlama (UV, gamma, x-ray), egzersiz, alkol, asetilaldehid, ağır metaller, pro-oksidanlar ve kalori kısıtlaması gibi pek çok hormezis yöntemi vardır.Yorum yap
-
Uzun Yaşamın Sirlari
Antiaging kelime anlamı olarak yaşlılığıönlemek olsa da, yaşlanmayı önlemek şu andaki bilimsel gelişme düzeyi ileimkansızdır. Herkes yaşlanacak ve ölecektir ve bundan kaçmamız olanaksızdır. Bunedenle ‘’Anti-aging’’ kelimesini sağlıklı yaşlanmak ve yaşlılıkta sağlıklıolmak için yapılması gerekenler olarak anlamak yerinde olacaktır. Yaşıileri olmadığı ve genç yaşta olduğu halde vücudu yaşlı olan insanlar vardır.Bunlara biyolojik olarak erken yaşlanma diyebiliriz.
40 yaşında olduğunuz halde kemikleriniz 65 yaşındaki gibi olabildiği gibi 70yaşında olduğunuz halde kalbiniz 30 yaşındaki gibi olabilir.
Yaşlanmanın Nedenleri?
Yaşlanmayı artıran nedenler şunlardır:
Hücrelerin oksidatif stres denen vücutta oluşan serbest oksijen radikallericehasara uğraması ve vücudun bunu koruyan anti-oksidan sisteminin yetersizliği
Kromozomlarda bulunan DNA’nın hasar görmesi
Genetik miras veya genlerdeki değişiklikler
Hücrede bulunan mitokondrium isimli organcığın hasar görmesi
Vücutta bulunan yağların hasar görmesi
Proteinlerin glikozillenmesi
Hormonal bozukluklar
Beslenme bozuklukları
Hücrede otofaji denen hücreyi tamir eden mekanizmanın bozulması
Yaşamı Uzatma-AntiAging İle İlgili Bilimsel Çalışmalar:
Bilimsel çalışmalar yaşam süresini uzatmayla ilgili olarak sadece hayvanlardayapılmış ve kalori kısıtlamasının hayvanlarda yaşam süresini % 60 oranındauzattığı ve yaşlanmayı yavaşlattığı gösterilmiştir. Kalori azalmasının vücuttasirtuin (SIRT) proteinlerini artırarak bu etkiyi sağladığıdüşünülmektedir..İnsanlarda ise devamlı kalori kısıtlaması yapmanın pratikimkanı yoktur. Ayrıca vücudun ihtiyacından az kalori almak üremefonksiyonlarını bozar, adetler bozulur, tansiyon yükselir, libido azalır,kuvvet azalır, yara iyileşmesi bozulurdepresyon artar. Bununla birliktesağlıklı beslenmenin ve aşırı kalorili beslenmemenin obezite, diyabet ve kansergelişimini önlediğini söyleyebiliriz. Belirli aralıklarla aç kalmak veya oruçtutmak bu yönden faydalı olabilmektedir. Hayvan çalışmalarında kalorikısıtlaması ile metilgluoksal denen mitokondriuma zararlı bir maddeninmiktarında azalma olmaktadır. Metilglioksal ayrıca hücrede oluşan AGE denenzararlı glikasyon son ürünlerini artırmaktadır. Belirli aralıklarla aç kalmakmetilgliaksolü azaltarak faydalı olmaktadır. İnsanlarda ise gece uyku boyuncaoluşan açlık süresince glikolitik mekanizma baskılanmakta ve metilglioksaloluşumu azalmakta ve otofaji denen mekanizma artmaktadır. Bu nedenle ilave biraçlığın bu mekanizmalar yoluyla faydalı olmayacağı düşünülmektedir. Aralıklarlaaç kalmanın yaşam süresi üzerine ne kadar etkili olacağı ve açlık süresinin nekadar olması gerektiği hususunda ileri çalışmalara gerek vardır. Akşam yatmadanönce alınan fazla karbonhidrat da gece oluşan faydalı açlık süresinikısalttığından vücuda zararlı olmaktadır. Akşamları erken saatte yemek geceoluşan açlığı artırdığından zararlı metilglioksal üretimini azaltacağından dahafaydalı olmaktadır. Bu da bize gün içinde yediğimiz gıdaları sabahtan akşamerken saate kadar yememiz gerektiğini göstermektedir. Bilim adamları bu konuüzerinde çalışmalarına devam etmektedir.
Yaşlanmayla ilgili olarak bazı gen mutasyonları da saptanmıştır. Bunlardan enönemlilerinden birisi klotho genmutasyonudur. Klotho gen mutasyonu olanfarelerin hızla yaşlandığı saptanmıştır. Bu gen hayvana verildiğindeyaşlanmanın azaldığı ve yaşam süresini % 20-30 uzattığı gösterildi. Yaşlandıkçaklotho proteinin azaldığı da saptanmıştır. Bundan başka birçok genin yaşın uzunolmasında etkili olduğu bilinmektedir. Solucanlarda veya kurtçuklarda yapılangenetik çalışmalarda bu genlerde yapılan değişikliklerle solucanların veyakutçukların yaşam süreleri 2-3 kat artmıştır.
Üzerinde en çok çalışılan ise SIRT proteinleridir. Bunlar insanda 9 adettir vemeyve sineklerinde yaşamı uzattığı gösterilmiştir. İnsanlardaki rolleri tamolarak bilinmemektedir. 2005 de yapılan bir çalışmada SIRT3 geninin insan yaşamsüresiyle ilgili olduğu ileri sürülmüştür. Senescence marker protein-30 (SMP30)isimli bir protein de yaşlanmayla ilişkili olduğu saptanmıştır. Yine TORproteinlerinin yaşlanmayla ilgili olduğu da saptanmıştır. TOR genininsupresyonunun yaşamı uzattığı iddia edilmiştir. Resveretrolün de bumekanizmayla faydalı olduğu ileri sürülmüştür.
Yaşlanmayla ilgili bir mekanizma otofaji mekanizmasıdır. Hücrede oluşan vehasara uğrayan parçacıklar otofaji ile yok edilir. Otofaji bir hücre tamirmekanizmasıdır ve hücredeki zararlı maddeleri temizler. Yaşlandıkça otofaji azalırve yaşam süresini belirler. Otofajiyi artıracak veya uyaracak tedaviler deartık anti-aging tedavilerin amacı olmuştur. Bu konuda da çalışmalarsürmektedir. Kandaki insülin hormon yüksekliği, kan şekeri yüksekliği otofajiyiazaltır. Kalori kısıtlaması ise otofajiyi artırır.
Vücut ısısının azaltılmasının da hayvan çalışmalarında yaşam süresini uzattığısaptanmıştır.
Japonya’nınOkinawa adasında yaşayan kişilerin uzun süre yaşadıkları 100 yaşınüzerindeki kişi sayısının Batı ülkelerine göre 4 kat fazla olduğu saptanmıştır.Bu kişilerin çok az et tükettikleri, sebze ile daha çok beslendikleri, azyedikleri, hareketli oldukları ve stresden uzak yaşadıkları saptanmıştır. Buörnek bize çevresel etkenlerinm çok önemli olduğunu göstermektedir. Doğal gıdaile beslenmek, temiz çevre ve stres önemli faktörlerdir.Yorum yap

Yorum yap