Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Chron Hastalığı, Chron Hastalığı Nedir?, Chron Hastalığının Tedavisi

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Chron Hastalığı, Chron Hastalığı Nedir?, Chron Hastalığının Tedavisi


    Crohn hastalığı nedir ?

    Crohn hastalığı sindirim sisteminin ciddi bir inflamatuvar hastalığıdır. İnflamatuvar hastalık dediğimizde muhtemelen mikrobik olmayan iltihabi bir hastalığı anlıyoruz. Crohn hastalığı sindirim sisteminin herhangi bir bölgesini tutabilir, ancak en sıklıkla resimde işaretli alan olarak gösterilen terminal ileum denilen ince barsakların son kısmı ile çekum denilen kalın barsağın başlangıcını tutar. Seyrek olarak cilt, eklem, göz, akciğer, karaciğer, safra yolları ve pankreasın da hastalanması söz konusu olabilir.
    Başlıca belirtileri ishal, kramp tarzında karın ağrısı, bazen kanama ve ateştir. Ayrıca iştahsızlık, kilo kaybı görülebilir ve çocuklarda gelişme geriliği nedeni olabilir. Şikayetlerin varlığı ve derecesi kişiden kişiye değişkenlikler gösterebilir. Kişinin yaşam kalitesini önemli derecede düşüren bir hastalıktır.
    Crohn hastalığı kronik bir hastalıktır. Dolayısıyla hiçbir tedavi yöntemi hastalığı tamamen bitiremez ama hastalığın kontrol altına alınması ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi mümkündür.
    Ne kadar sıklıkta görülen bir hastalıktır ?
    Ülkemiz için kesin bir rakam vermek mümkün olmayabilir, ancak dünya verilerine göre 100.000 kişinin 1-7’sinde görülebilen bir hastalıktır. Gelişmiş kuzey ülkelerinde daha sık görülmektedir. Kadın ve erkeklerde eşit oranda görülür. Her yaş gurubunda görülür ancak en sıklıkla 30 yaşından önce görülür. Ancak hastalığın 60-70’li yaşlardan sonra da görülmesi mümkündür.
    Crohn hastalığı genetik bir hastalık mıdır ?
    Bazı ırklarda hastalığın daha sık olduğu ve bazı ailelerde birden fazla bireyde hastalığın bulunduğu bilinmektedir. Crohn hastalarında bazı genetik değişkenlikler gösterilmiştir. Ancak günümüzde Crohn hastalığı olan bir bireyin ailesindeki bireylerde hastalığın gelişip gelişmiyeceğini kesin gösteren bir genetik gösterge mevcut değildir.
    Crohn hastalığının belirtileri nelerdir ?
    Hastalığın en sık ve erken belirtisi karın ağrısı ile ishaldir. Karın ağrısı yemek sonrası, göbek çevresi veya göbek altı bölgesinde olur. İştahsızlık, kilo kaybı, çocuklarda gelişme geriliği ve izahsız ateş diğer görülebilecek belirtilerdir. Anal bölge tutulumu olduğunda anüste ağrı, apse, akıntı görülebilir. Bazen bu şikayetler karın ağrısı ve ishal olmadan da görülebilir. Bu durumda teşhis güç olabilir. Hastalığın tuttuğu bölgeye bağlı olmak üzere hastalarda cilt, eklem, göz, akciğer, karaciğer ve pankreas ile ilgili şikayetler de gelişebilir.
    Crohn hastalığı nasıl teşhis edilir ?
    Hastanın tipik şikayetleri hastalığı akla getirir, bazı hastalarda ise hastanın öyküsü ile teşhis koymak mümkün olabilir. Ancak teşhisin doğrulanması ve/veya hastalığın hangi bölgeleri tuttuğunu ve hastalığın şiddetini görmek için bir dizi tetkik gereklidir. Kan tahlilleri ile kolonoskopi her hastada uygulanan tetkiklerdir. Bazı hastalarda dışkı tetkiki, gastroskopi, ince barsakların tetkiki, bilgisayarlı tomografi veya MR zaman zaman gerekli görülen araştırmalardır. Hangi hastada hangi tetkikin yapılmasına gastroenterolog karar vermelidir.
    Crohn hastalığının tedavisinde hangi ilaçlar kullanılır ?
    Crohn hastalığında şifa yani tedavi ile hastalığın bitmesi söz konusu olmadığından amaç hastanın şikayetlerinin kontrol altına alınmasıdır. Bu nedenle; inflamasyonu baskılamak, yara iyileşmesini sağlamak, ateş, ishal ile karın ağrısını kontrol etmek ve cerrahi riskini azaltmak tedaviden beklenen amaçlardır. Bu amaçlarla, aminsalisilik asid bileşekleri (Salozoprin, Salofalk, Asacol vb), kortizon, antibiyotikler ve immun sistem düzenleyicileri (azatiopurin, 6-merkaptorurin, metorexate ve benzerleri) sıklıkla kullanılan ilaçlardır. Son yıllarda kullanıma giren infliximab (Remicade) ise çok etkin ancak seçilmiş vakalarda kullanılması gereken bir ilaçtır.
    Crohn hastası kim tarafından tedavi edilmelidir ?
    Crohn hastası mutlaka bu konuda deneyimli bir gastroenteroloji merkezi veya gastroenterolog tarafından tedavi ve takip edilmelidir. Çünkü bu hastalıkta hastaya reçete yazmak ile sorun çözülememektedir. Gerektiğinde ve zaman kaybetmeden tedavi değişiklikleri yapmak ve kullanılan tüm ilaçların tüm özelliklerini bilmek çok önemlidir. Çünkü kullanılan ilaçların önemli yan etkileri mevcuttur. Bu nedenle hastayı takip eden hekimin bu konuda sadece bilgili değil, aynı zamanda deneyimli olması gerekir.
    Hastalığın tedavisinde cerrahinin yeri nedir ?
    Hastaların çoğunda yaşamları boyunca cerrahi tedavi gerekli olabilmektedir. Ancak cerrahi tedavi hastalığı bitirmediğinden, hastalar mümkün olduğunca cerrahiden uzak tutulmağa çalışılır. Cerrahinin mutlak gerekli olduğu durumlarda ise bundan kaçınmak sorunların artmasına neden olabilir. Bu nedenle cerrahi gereksinimi ortaya çıktığında bu durum gastroenterolog ve Crohn hastalığı konusunda deneyimli bir cerrah tarafından birlikte değerlendirilerek karar verilmelidir.
    Hastalıkta yaşam tarzı, beslenme şeklinin önemi nedir ?

    Crohn hastalığında iştahın azalması, barsaklarda emilimin bozulması ve ishal gibi nedenlerle, sıvı, besinler, vitaminler ve minerallerin eksikliği söz konusu olmaktadır. Bu nedenle hastaların iyi beslenmesi ve tedavileri süresince bu durumun da göz önünde tutulması önemlidir.
    Diyetin hastalıkta önemli bir rolü olmadığına inanılır. Ancak hastalığın aktif olduğu dönemlerde fazla posalı besinler (çiğ sebze ve meyveler gibi) ve baharatlardan kaçınmak uygun olur. Crohn hastalarında normal kişilere oranla laktoz entoleransının (süte tahammülsüzlük) daha fazla olduğuna inanılır. Bu nedenle hasta eğer bir büyük bardak süt içtikten sonra karın ağrısı, gaz, işhal veya şişkinlik gibi şikayetler tanımlar ise süt ve süt ürünlerinden kaçınması uygun olur.
    Crohn hastasının dikkat etmesi gereken bir konu da sigaradan kaçınmasıdır. Sigara Crohn hastasında, hastalığın şiddetlenmesine ve kontrolünün güçleşmesine neden olmaktadır.
    Crohn hastası çocuk sahibi olabilir mi ?

    Gerek anne ve gerekse de baba adayında Crohn hastalığının varlığı üretkenliği tamamen ortadan kaldırmaz ancak hastalığın aktif döneminde bu olasılık düşebilir. Bu nedenle gebelik planlı ve hastalığın kontrol altına alındığı dönemde olmalıdır. Baba adayının planlanan bir gebelik öncesi bazı ilaçları belli süre kesmiş olması gerekir. Anne adayı için çoğu ilaçta böyle bir tedbir gerekmez, ancak bu kullanılmakta olan ilaca göre değişkenlik gösterebilir. Gebelikte hastalığın ortaya çıkması ya da hastalığın alevlenmesi düşük ve erken doğum riskini arttırır.Crohn hastası mutlaka bu konuda deneyimli bir gastroenteroloji merkezi veya gastroenterolog tarafından tedavi ve takip edilmelidir. Çünkü bu hastalıkta hastaya reçete yazmak ile sorun çözülememektedir. Gerektiğinde ve zaman kaybetmeden tedavi değişiklikleri yapmak ve kullanılan tüm ilaçların tüm özelliklerini bilmek çok önemlidir. Çünkü kullanılan ilaçların önemli yan etkileri mevcuttur. Bu nedenle hastayı takip eden hekimin bu konuda sadece bilgili değil, aynı zamanda deneyimli olması gerekir.
    Hastalığın tedavisinde cerrahinin yeri nedir ?
    Hastaların çoğunda yaşamları boyunca cerrahi tedavi gerekli olabilmektedir. Ancak cerrahi tedavi hastalığı bitirmediğinden, hastalar mümkün olduğunca cerrahiden uzak tutulmağa çalışılır. Cerrahinin mutlak gerekli olduğu durumlarda ise bundan kaçınmak sorunların artmasına neden olabilir. Bu nedenle cerrahi gereksinimi ortaya çıktığında bu durum gastroenterolog ve Crohn hastalığı konusunda deneyimli bir cerrah tarafından birlikte değerlendirilerek karar verilmelidir.
    Hastalıkta yaşam tarzı, beslenme şeklinin önemi nedir ?

    Crohn hastalığında iştahın azalması, barsaklarda emilimin bozulması ve ishal gibi nedenlerle, sıvı, besinler, vitaminler ve minerallerin eksikliği söz konusu olmaktadır. Bu nedenle hastaların iyi beslenmesi ve tedavileri süresince bu durumun da göz önünde tutulması önemlidir.
    Diyetin hastalıkta önemli bir rolü olmadığına inanılır. Ancak hastalığın aktif olduğu dönemlerde fazla posalı besinler (çiğ sebze ve meyveler gibi) ve baharatlardan kaçınmak uygun olur. Crohn hastalarında normal kişilere oranla laktoz entoleransının (süte tahammülsüzlük) daha fazla olduğuna inanılır. Bu nedenle hasta eğer bir büyük bardak süt içtikten sonra karın ağrısı, gaz, işhal veya şişkinlik gibi şikayetler tanımlar ise süt ve süt ürünlerinden kaçınması uygun olur.
    Crohn hastasının dikkat etmesi gereken bir konu da sigaradan kaçınmasıdır. Sigara Crohn hastasında, hastalığın şiddetlenmesine ve kontrolünün güçleşmesine neden olmaktadır.
    Crohn hastası çocuk sahibi olabilir mi ?

    Gerek anne ve gerekse de baba adayında Crohn hastalığının varlığı üretkenliği tamamen ortadan kaldırmaz ancak hastalığın aktif döneminde bu olasılık düşebilir. Bu nedenle gebelik planlı ve hastalığın kontrol altına alındığı dönemde olmalıdır. Baba adayının planlanan bir gebelik öncesi bazı ilaçları belli süre kesmiş olması gerekir. Anne adayı için çoğu ilaçta böyle bir tedbir gerekmez, ancak bu kullanılmakta olan ilaca göre değişkenlik gösterebilir. Gebelikte hastalığın ortaya çıkması ya da hastalığın alevlenmesi düşük ve erken doğum riskini arttırır.

  • #2


    Crohn Hastaligi ve ülseratif kolit mide-bagirsak kanalinin süregen (kronik), tekrarlayici hastaliklaridir ve genel olarak inflamatuvar bagirsak hastaliklari olarak adlandirilirlar. Sanayilesmis toplumun bir yan ürünü olarak tanimlanan bu hastaliklarin tüm dünyada oldugu gibi ülkemizde de sikliklari, son yillarda önemli artis göstermektedir.
    Crohn ve ülseratif kolit hastalarina multidisipliner ve bilimsel bir yaklasimla, konusunda uzman gastroenterolog, radyolog, patolog, cerrah ve hemsirelerden olusan bir ekiple ayaktan ve yatarak tani ve tedavi imkani sunmaktayiz.
    Merkezimizde inflamatuvar bagirsak hastaligi tanisi, deneyimli ekibimiz tarafindan en son teknolojik yöntemlerle konulmaktadir. Bugün dünyada uygulanan her türlü medikal ve cerrahi tedavi seçenegi eszamanli olarak hastalarimiza sunulmaktadir.

    Ülseratif kolit nedir?Kalin bagirsagin iç yüzeyini döseyen tabakanin (kolon mukozasi) iltihabidir. Mukozada iltihap ve kanayan yaralara (ülser) yol açar.Hastalarin hemen hepsinde bagirsagin son bölümü (rektum) hastadir. Hastalarin bir kisminda bagirsagin daha büyük bölümü, bazi hastalarda da tüm kalin bagirsak hastadir. Yani hastaligin tutulumu hastadan hastaya degisir.
    Hastalarin bir kisminda baslangiç döneminde kabizlik olabilirse de, genellikle ishal vardir. Diski kanlidir. Kanla birlikte mukus denilen parlak, kaygan barsak salgisi ve cerahat de diski içinde görülür.
    Ülseratif kolit süregen bir hastaliktir, yillarca devam eder. Tedavi ile hastanin yakinmalari bagirsaktaki hastalik hali düzelir. Ancak zaman zaman tekrarlamalar gösterir. Hastanin ilaçlarini doktor kontrolü altinda önerilen sürede ve bazen sürekli olarak kullanmasi gerekir.
    Ülseratif kolitin nedenleri nedir?Hastaligin nedeni bugün için bilinmemektedir. Gidalarimizla mide-barsak kanalina giren çesitli maddeler, bakteri toksinleri ve virüsler hastaligin ortaya çikmasinda rol oynayabilir. Ancak sorumlu hiçbir gida maddesi veya mikroorganizma bulunmus degildir. Etken ne olursa olsun, bu zararli faktöre karsi barsak mukozasinda yanit olarak iltihap hücreleri artar, inflamasyon ve ülserler gelisir.Ülseratif kolitin belirtileri nelerdir?
    1. Kanli ishal,
    2. Makattan kan ve sümüksü madde gelmesi,
    3. Karin agrisi,
    4. Halsizlik yorgunluk,
    5. Istahsizlik ve kilo kaybi,
    6. Kansizlik, solukluk,
    7. Bazi hastalarda, gözde kizariklik ve yanma, eklemlerde agri, ciltte döküntüler ve karaciger fonksiyon testlerinde bozukluklar.
    Ülseratif kolit tanisi nasil konulur?
    Hastanin hikayesinde kalin bagirsaktan olan kanama, birlikte olan ishal ve karin agrisi ülseratif kolit olabilecegini düsündürür. Yapilan diski ve kan tetkikleri ile bagirsak infeksiyonu olmadigi anlasildiktan sonra taniyi kesinlestirmek için kolonoskopi yapilmasi gereklidir. Kalin bagirsaklar ve ince bagirsagin son bölümü kolonoskopi adi verilen optik ve bükülebilir bir aletle ayrintili olarak görüntülenebilir. Bagirsak kanali biyopsi alinmasina duyarli olmadigi için hasta hiç bir sey hissetmeden hasta bölgelerden parça alinabilir. Bu parçalarin patolojide degerlendirilmesi ile tani konulmaktadir.Ülseratif kolit nasil tedavi edilir?
    Nedeni tam bilinmeyen, kronik bir hastalik olmasina ragmen ülseratif kolit hastaligi günümüzde basari ile tedavi edilebilmektedir. Tedavide sürekli doktor kontrolünde olmak esastir. Ülseratif kolit tedavisi hastaligin siddetine ve etkiledigi barsak alanina göre hekim tarafindan planlanmalidir. Genellikle agizdan alinan haplar (Salozoprin EN tb, Salofalk tb, Asacol tb, Pentasa tb ) ve makattan verilen lavmanlar ile tedaviye baslanir. Bu ilaçlarin yetersiz kaldigi ya da hastaligin en basindan siddetli seyrettigi olgularda tedaviye agizdan veya damar yolu ile kortikosteroid ilaçlar eklenmektedir. Gereginde agir hastalar hastanede yatirilarak damar yolundan beslenmelidir. Kimi agir kolitlerde tedaviye bagisikligi baskilayan ilaçlar verilebilir. Bazi durumlarda ise hastalar ancak cerrahi yolla tedavi edilebilmektedirler. Kortikosteroid ilaçlarla tedavi süresi asla 3 ayi geçmemeli ve hastalar asla ilaci aniden kendileri kesmemelidir. Ülseratif kolitte hastaliga bagli yakinmalar geçtikten sonra salofalk, asacol ve salozopyrin gibi ilaçlar ile idame tedavisine devam edilmesi önerilir. Kimi zaman kortikosteroid ilaçlara dirençli ya da bagimli hastalarda immunomodülatör (immuran, 6-merkaptopurin) ilaçlar ya da yeni biyolojik tedaviler uygulanabilir. Bu sayede hastaligin tekrar alevlenmesi engellenebilir. Hastaligin tümüyle ortadan kalkmasi kalin bagirsagin tamaminin cerrahi (total kolektomi) olarak çikarilmasi ile mümkün olmaktadir. Ülseratif kolitte diyetin faydasi var mi?
    Ülseratif kolit hastalarinda herhangi özel bir diyet uygulamasinin faydali oldugu ya da her hangi bir gidanin ülseratif kolitte zararli oldugu bilimsel olarak gösterilememistir. Toplumda (% 5-10) sikliginda görülen süt tahammülsüzlügü (laktoz intoleransi) zaten var olan ishale katkida bulunabilir. Bu durumlarda süt ve süt ürünlerinden uzak durulmasi veya marketlerde bulunan laktazli sütlerin tüketilmesi önerilebilir. Aspirin ve romatizma ilaçlari ülseratif koliti alevlendirilebileceginden bu ilaçlarin kullanimindan kaçinilmalidir. Genel olarak temiz, dengeli ve saglikli beslenmeye dikkat edilmesi yeterlidir.Ülseratif kolit kansere neden olur mu?
    Ülseratif kolit varliginda hastaligin 9-10. yillarindan itibaren kalin barsak kanseri gelisim riski normal popülasyona göre artmistir. Bu risk artisi hastalikla geçen süreye ve ülseratif kolitin kalin barsagin ne kadar bir bölümünü etkiledigine bagli olarak degismektedir. Ancak, ülseratif kolit hastalarinda kalin barsak kanseri gelisiminden evvel kalin barsak yüzeyinde displazi adi verilen bir takim öncü degisiklikler olmaktadir ve bu degisiklikler erken dönemde yapilan kolonoskopi ve biyopsi ile saptanabilmektedir. Iste bu nedenden ötürü ülseratif koliti olan hastalar eger tüm bagirsagi tutan hastaliklari var ise 9. yildan sonra, sadece kalin bagirsagin sol tarafini tutan hastaliklari var ise 15. yildan sonra yillik tarama kolonoskopileri yaptirmalidir. Öncü lezyonlar saptandiginda kanser gelismeden kalin bagirsagin cerrahi olarak çikarilmasi mümkün olmaktadir.Ülseratif kolit hayatimi nasil etkiler?
    Yapilan çalismalar ülseratif kolitli hastalarin yasam sürelerinin normal popülasyondan farki olmadigini göstermistir. Bir baska deyisle ülseratif kolit ömrü kisaltmamaktadir. Hastalar genellikle kontrollerini ve tedavilerini aksatmadiklari sürece normal hayatlarini sürdürebilirler. Ülseratif kolit hastaligi ve hastalikta uygulanan tedavilerin çogu anne-baba olmaya engel yaratmamaktadir. Sadece kadinlarda kalin bagirsagin tam çikarilmasinin (total kolektomi ve pos olusturulmasi) gebe kalma sansini azalttigi bilinmektedir. Bu nedenle dogurgan yastaki kadinlarda cerrahi karari alinmadan önce iyi düsünülmelidir.Ülseratif Kolit hastaliginin cerrahi tedavisi nasil yapilir?
    Ülseratif kolit için günümüzde geçerli tedavi yöntemi kalin barsak ve rektumun tamamen çikarilmasina dayanan ameliyattir (Total proktokolektomi). 1980 yili baslarina kadar bu ameliyatin uygulanmasindan sonra hastanin ince bagirsaginin karnina baglanmasi zorunlu oluyordu (ileostomi). Son yillarda ince bagirsagin son kismindan rezervuar (depo) kapasitesi olan pos yapilmaya baslandi (Ileal pos). Böylece hastanin normal yoldan tuvalet ihtiyacini yapmasi mümkün olmaktadir. Restoratif proktokolektomi ameliyati uygun hastalarda Crohn hastalari, kronik konstipasyonu olan hastalar ve bazi kanser kanser hastalarinda uygulanabilir. Laparoskopik yöntemle bu ameliyat yapilabilir, böylece çok daha az iz kalir ve böylesi büyük bir ameliyatin hasta üzerinde yarattigi kötü etkiler en aza indirilmis olur. Crohn hastaligi nedir?
    Crohn hastaligi sindirim sistemini olusturan agiz, yemek borusu, mide, ince ve kalin bagirsaklardaki bir veya birkaç bölümü tutabilen, tutulan bölümde kalinlasma ve ülserler olusturan bir hastaliktir. Bagirsaktaki kalinlasma bu bölgelerde darliklarin olusmasina yol açabilir. Hastalikli alan birkaç santimetre uzunlugunda olabilecegi gibi bir metreyi asan uzunlukta da olabilir. Agizdan anüse kadar bagirsagin herhangi bir yerini tutabilirse de en sik ince bagirsagin son bölümü ve kalin bagirsakta hastaliga neden olmaktadir. Anüs bölgesinde “fistül” olarak isimlendirilen, iltihabin aktigi delikler bulunabilir. Crohn hastaligi uzun süreli, süregen ancak tedavisi mümkün bir hastaliktir. Kimi yönleri ile Crohn hastaligina benzeyen ancak yalnizca kalin barsakta tutulum yapan ülseratif kolit ile birlikte inflamatuvar bagirsak hastaliklarinin önemli bir kismini olustururlar.Crohn hastaligi kimlerde görülür?
    Hastalik yüksek sosyoekonomik gruplarda ve kentsel bölgelerde yasayanlarda daha sik olarak görülür. Anne-babadan çocuga dogrudan geçis olmamakla birlikte inflamatuvar barsak hastaligi (Crohn Hastaligi ve ülseratif kolit) olanlarin akrabalarinda bu hastaliklardan birinin görülebilme sikligi % 5 ile % 20 arasinda degismektedir.Crohn hastaligi neden olur?
    Yogun arastirmalara karsin, Crohn hastaliginin nedeni halen bilinmemektedir. Bulasici hastalik degildir. Hastalikli kisiden saglikli kisiye geçmemektedir. Günümüzde kabul edilen görüse göre, genetik olarak hastaliga yatkin bireylerde bilinmeyen çevresel veya mikrobik bir faktörün gastrointestinal kanalda anormal bir iltihabi yaniti tetikledigi ileri sürülmektedir. Etken ne olursa olsun, bu zararli faktöre karsi barsak mukozasinda cevap olarak iltihap hücreleri artar, inflamasyon ve ülserler gelisir.
    Bugün için tedavide kullanilan ilaçlar; hastaligin nedeni bilinmedigi için, sebebe yönelik degil, iltihabin gerilemesini saglayan anti-inflamatuvar ilaçlardir. Sigara içmenin, romatizmal ilaç ve aspirin kullaniminin, hormonal degisiklerin ve enfeksiyonlarin Crohn hastaliginin alevlenmesine neden olduklari iyi bilinmektedir.
    Crohn hastaliginin belirtileri nelerdir?
    Crohn hastaligi bulgulari tutulan yere ve hastalik aktivitesine bagli olarak degisiklik göstermektedir. Sik görülen bulgulara göre siraladigimizda;
    1. Karin agrisi,
    2. Ishal , kalin barsagin tutuldugu hastalarda diski ile kan gelmesi,
    3. Istahsizlik, kilo kaybi,
    4. Halsizlik yorgunluk, ates (hastaligin aktif döneminde),
    5. Kansizlik, solukluk,
    6. Barsakta ciddi daralmanin olustugu hastalarda bulanti, kusma, siskinlik, agri, ve kabizlik,
    8. Agizda yaralar, gözde kizariklik ve yanma, eklemlerde agri, ciltte döküntüler ve karaciger fonksiyon testlerinde bozukluklar,
    9. Hastalarin bir kisminda bagirsaklar ile diger organlar, cilt veya makat arasinda kanallarin açilmasi (fistüller), buralardan akintilarin gelmesi ve makatta sislikler (abse) ve yaralarin olmasi
    Crohn Hastaligi Tanisi Nasil Konulur?
    Siklikla haftalar-aylar süren karin agrisi, ishal, kilo kaybi yakinmalari olan hastada Crohn hastaligindan süphe edilir. Basit kan tetkikleri kansizlik ve iltihaplanmanin bazi bulgularini gösterebilir. Daha ileri tetkikler ince ve kalin bagirsak filmleridir. Tani için en önemli tetkiklerden biri kolonoskop adi verilen bükülebilir cihazlarla kalin bagirsagin ve ince bagirsagin son kisminin incelenmesidir. Bu inceleme sirasinda tanida önemli olabilecek biyopsiler alinarak patolojik inceleme için gönderilebilir.
    Mide- bagirsak kanali biyopsi alinmasina duyarli olmadigi için biyopsi alinma islemini hasta hissetmez. Alinan parçalarin patolojik açidan mikroskop ile degerlendirilmesi hastaligin taninmasini saglar. Ayrica ince barsagin radyolojik tetkiki, karin bölgesinin bilgisayarli tomografisi ve manyetik rezonansi da (MR) taniya yardimci olan tetkiklerdir.
    Hastaligin bütün bulgulari ayni anda görülmeyebilir. Bazen gizli kansizliga bagli sadece halsizlik ve yorgunluk yakinmalari ya da eklemlerde sismeler ile baslayabilir. Bazi hastalarda hastaligin ilk baslangici apendisit semptomlarina benzer ve tani apendisit düsünülerek yapilan ameliyat sirasinda konulur.
    Crohn hastaligi nasil tedavi edilir?
    Boswellia ile klinik araştımlar yapılmış ve etkisi ispatlanmıştır
    Crohn hastaliginda diyet
    Diyetin hastalikta önemli bir rolü olmadigina inanilir. Ancak hastaligin aktif oldugu dönemlerde fazla posali besinlerden (çig sebze ve meyveler gibi) kaçinmak uygun olur. Crohn hastalarinda normal kisilere oranla laktoz entoleransinin (süte tahammülsüzlük) daha fazla olduguna inanilir. Bu nedenle hasta eger bir büyük bardak süt içtikten sonra karin agrisi, gaz, ishal veya siskinlik gibi sikayetler tanimlar ise süt ve süt ürünlerinden kaçinmasi uygun olur.
    Crohn hastasinin dikkat etmesi gereken bir konu da sigaradan kaçinmasidir. Sigara Crohn hastasinda, hastaligin siddetlenmesine ve kontrolünün güçlesmesine neden olmaktadir.
    Genel olarak temiz, dengeli ve saglikli beslenmeye dikkat edilmesi yeterlidir.

    Yorum yap


    • #3




      Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde hastalığa yol açan hücreleri kandan temizleyen "aferez" yöntemiyle 1 yıldır yoğun bakımda yatan ve ilaç tedavilerine yanıt vermeyen hasta, tekrar gündelik hayatına döndü.

      Hastanın tedavisini yürüten Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Törüner, "kolit"
      olarak bilinen "İltihabi Bağırsak Hastalığı"nın, "ülseratif kolit" ve "Crohn hastalığı" adı altında iki alt türü bulunduğunu söyledi.

      Bu hastalığın mevcut yöntemlerle tedavisinin mümkün olmadığını, zaman zaman uykuya geçen hastalığın, bazen de alevlendiğini ifade eden Törüner, şu bilgileri aktardı:
      "Bazı hastalarda uyku durumu şans eseri uzun sürüyor. Tedavide ilk aşamada yan etkisi az ve daha uzun süre kullanılabilen ilaçlar kullanılıyor. Hastalığın ilerlemesi halinde ise yan etkisi daha fazla ilaçlara başvuruluyor. Hastalığın mekanizması çok iyi bilinmemekle birlikte, vücut, bağırsakları düşman olarak görüyor ve bu durumda bağırsaklarda iltihabi durum gelişiyor. Bu nedenle ileri safhada bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullanılması gerekiyor. Bu ilaçların uzun süre kullanılması halinde de ağır yan etkiler ortaya çıkabiliyor. Bu yan etkiler, ağır enfeksiyonlar şeklinde görülebiliyor."
      Daha çok 30-40 yaşlarında, hem kadın hem de erkeklerde ortaya çıkan hastalığın görülmesinde genetik yatkınlığın etkili olduğunu ifade eden Törüner, "Bazı kişilerde hastalık 70 yaşında bile görülebiliyor" dedi.
      Ülseratif kolitin kanlı ishal, Crohn’un ise ishal ve karın ağrısıyla belirti verdiğini, bazı hastalarda ağız, cinsel organ, deri gibi yerlerden dışkı gelebildiğini kaydeden Törüner, hastalığa karşı özel bir ilaç olmadığı için yüzde 100 tedavi imkanı bulunmadığını, ileri vakalarda, başlarda yüzde 80’ler civarında başarı sağlanan kortizon tedavisinde bile başarının daha sonraları düştüğünü vurguladı.
      Hastalarda ağır psikolojik sorunlara yol açan iltihabi bağırsak hastalığına karşı deneysel tedavi yöntemlerine başvurulduğunu ifade eden Törüner, hastalığa yol açan hücreleri kandan temizleyen "aferez" yönteminin de bu deneysel tedavilerden biri olduğunu bildirdi.
      Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde aferez yapılan 20 yaşlarındaki Crohn hastasının, 1 yıldır yoğun bakımda tutulmasına rağmen hiçbir tedaviye yanıt vermediğini anlatan Prof. Dr. Murat Törüner, söz konusu uygulamayla ilgili şu bilgileri aktardı:
      "Hastaya uyguladığımız aferez yöntemi ile bağırsakları düşman olarak gördüğü için hastanın kanında aşırı ve anlaşılamayan bir tepkiye yol açan hücreleri dolaşım sisteminden filtreleme yaparak temizledik. Bu hücreler temizlendiği için de hastadaki iltihabi bağırsak hastalığı belirtileri ortadan kalkmış oldu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Türkiye’nin en ileri tedavi merkezlerinden birisi. Terapötik Aferez Merkezi ise ameliyathane şartlarına sahip ülkenin en ileri merkezlerinden birisi. Aferez yönteminin başarılı olması için hem gastroenteroloji, hem de aferez konusunda gelişmiş şartlara sahip merkezlerde yapılması büyük önem taşıyor."
      Törüner, tedavisi tamamlanan Crohn hastasının bağırsaklarında açılan fistüllerin tamamen kapandığını, hastalık belirtilerinin ortadan kalkmasıyla hastanın tekrar gündelik yaşamına döndüğünü ve bağışıklık sistemini baskılayan ilaçların en aza indirildiğini belirterek, "Ancak bu, hastanın tamamen sağlığına kavuştuğu anlamına gelmiyor. Takibinin sürmesi gerekiyor. Aferez işleminin belirli bir süre sonra tekrarlanması gerekebilir" dedi.
      Ülseratif kolit hastası bir başka kişiye de aynı tedavinin başlandığını belirten Törüner, "Bu hastanın da ilaca bağlı sıkıntıları vardı. Geçen hafta ilk işlemi uyguladık. Bunu 4 kez daha tekrarlamak gerekiyor. Sonuçları ancak 3. işlemden sonra almaya başlıyoruz. Her işlem sonrası hastadaki gelişmeyi takip ediyoruz. Hastalığın bu alt türünde başarı oranı yüzde 50’nin üzerinde. Almanya’da yapılan bir araştırmadan iyi sonuçlar alındı" şeklinde konuştu.
      "YÖNTEMİN YAN ETKİSİ YOK"
      Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Terapötik Aferez Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Osman İlhan da aferez yönteminin hiçbir yan etkisi bulunmadığını bildirdi.
      Bu yöntemin her hastada uygulanmasının mümkün olmadığını, gastroenteroloji uzmanlarından oluşan bir heyetin raporuyla Sağlık Bakanlığı’nın Aferez Komisyonu’nun onay verdiği hastalara uygulanabileceğini ifade eden İlhan, şunları anlattı:
      "Yöntemle bağırsaklarda iltihap yapan savunma hücreleri toplanıyor. Aferez tekniğiyle hastadan toplanan kan filtreden geçiriliyor, hastalık yapan lökositler ayrılıyor ve bu hücrelerden temizlenen kan hastaya tekrar veriliyor. İşlem haftada bir kez olmak üzere 5 hafta üst üste yapılıyor."
      Aferez yöntemine hangi hastalarda başvurulabileceğini ilişkin bir metin hazırlanmasının söz konusu olduğunu belirten İlhan, bu konunun Sağlık Bakanlığı’nın Aferez Komisyonu’nda da ele alınacağını söyledi.
      "İltihabi Bağırsak Hastalığı"nın mezankimal kök hücre nakliyle tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmaların da devam ettiğini bildiren İlhan, bu tedaviyle hastalığa karşı yüzde 100 başarı elde edilmesinin mümkün olabileceğini söyledi.
      Mezankimal kök hücre nakliyle hastanın kemik iliğindeki, hastalığa yol açan hücrelerin tamamen yok edilerek dolaşıma verilmesinin önüne geçilmesinin hedeflendiğini anlatan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan, şunları söyledi:
      "Mezankimal kök hücre nakli ile ilgili dünyada da bazı araştırmalar yürütülüyor. Bu araştırmalardan biri, 3. kişiden alınan kök hücrenin hastalara nakledilmesi nedeniyle başarılı olamadı. Oysa hastanın kendisinden ya da doku uyumu olan yakınından alınan kök hücre nakledilmeli. Yakın bir gelecekte bu tedavi yöntemiyle iltihabi bağırsak hastalığının tamamen ortadan kaldırılması söz konusu olabilir."

      İLTİHABİ BAĞIRSAK HASTALIĞI NEDİR?
      Sindirim kanalında görülen, sıklıkla kronik seyirli (uzun süreli) iltihap olan iltihabi bağırsak hastalığı, bağırsak duvarında ülser, şişme, yaralanma, kanama ve zedelenme ile seyreder.
      Ana hatları ile iltihabi bağırsak hastalığının, "ülseratif kolit" ve "Crohn hastalığı" olmak üzere iki farklı tipi bulunur. Buna ek olarak iltihabi bağırsak hastalığının tam olarak ülseratif kolit veya crohn hastalığına benzemeyen, arada kalan tipi, yani tam belirlenemeyen şekli de vardır.
      Kalın bağırsağın en önemli görevi, bağırsak içindeki suyun kana geri emilimidir. Ülseratif kolit hastalığında suyun geri emilmesini sağlayan tabakada inflamasyon (iltihap) olması nedeni ile bu işlev gerçekleşemez. Böylece hastalığın en önemli bulgusu ishal gelişir. Bu mukozal örtü tabakasındaki inflamasyon (iltihap), doku zedelenmesine, dolayısıyla ülserlere ve kanamaya neden olur.
      İshal, bağırsak hareketlerinde artışa ve karın ağrısına neden olur. Böylece hastalarda kanlı dışkılama, rektal kanama (makattan kan gelmesi), dışkılama sırasında ağrı, acil dışkılama ihtiyacı, devam eden ishal, karın ağrısı (çoğu zaman kramplar tarzında), kilo kaybı ve ateş gibi belirtiler meydana gelir.
      Hastalık, zaman zaman alevlenmeler ve sakin dönemler gösterir. Ömür boyu devam eden bir hastalık olmakla birlikte tedavi ile normal aktif yaşam mümkündür.
      Ülseratif kolit sıklıkla crohn hastalığı ile karışır. Ülseratif kolit hastalığında, sadece kalın bağırsağın (kolon ve rektum) içini örten yüzeyel
      tabaka (mukoza ve submukoza) hasta iken, Crohn hastalığında ise, ağızdan anüse (makata) kadar sindirim kanalının herhangi bir yerinde bu olabilir. Ülseratif kolitin aksine Crohn hastalığında, hastalığın görüldüğü bağırsak kısmında, bağırsak duvarının sadece yüzeyel tabakası değil, tüm tabakaları hastadır.

      Yorum yap


      • #4




        Crohn Hastalığı, Crohn Hastalığı Nedir? Crohn Hastalığı Belirtileri, Crohn Hastalığı Tedavisi

        CROHN HASTALIĞI

        Crohn hastalığı, sindirim sisteminin herhangi bir bölgesini tutabilen, iltihabi ve kronik bir bağırsak hastalığıdır. Ağızdan anüse kadar sindirim sisteminin herhangi bir bölümünde ya da farklı bölümlerinde aralıklı iltihaplarla kendini gösteren bir hastalıktır. Kronik bir hastalık olduğu için, hiçbir tedavi yöntemi hastalığın tamamen çözüm yöntemi olmasa da, yaşam kalitesinin yükseltilmesi sağlanabilir. Çünkü, kişinin yaşam kalitesini oldukça olumsuz etkileyen bir hastalıktır. Her yaş grubunda görülülebilir. Ancak 30 yaşından önce sıklıkla görülmektedir. Crohn hastalığı, bazı ırklarda ve bazı ailelerde birden fazla bireyde görülebilir. Bazı genetik değişkenlikler gözlemlense de, ailedeki bireylerde hastalığın gelişeceğine dair genetik bir gösterge yoktur. Bağışıklık sisteminde meydana gelen hasarlar da, hastalığa yakalanmada bir diğer etkendir.


        Crohn Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

        Başlıca belirtisi, karın ağrısı ve ishaldir. Karın bölgesinde özellikle sağ alt tarafında ağrı görülmektedir. Kramp tarzında karın ağrısı, bazen kanama ve ateş görülür. İştahsızlık, kilo kaybı, kusma, kabızlık, yorgunluk, karında şişlik, çocuklarda gelişme geriliği oluşabilir. Şikayetler kişiden kişiye değişiklikler gösterir. Karın bölgesinde iltihap oluşumunda ise hastada ateş yükselmesi görülür. Kalın bağırsak etkilendiğinde, dışkıda kan görülebilir. Anüs bölgesi etkilendiğinde ise, iltihap ve çatlak oluşabilir.

        Crohn hastalarının beslenme şekli ve yaşam tarzının önemi

        Crohn hastalığında iştahın azalması ve ishal nedeniyle, vitamin ve minerallerin eksikliği söz konusu olmaktadır. Hastaların bu nedenle iyi beslenmesi ve tedavi boyunca bu durumun da göz önünde tutulması gerekir. Ayrıca, bu hastalıkta diyet önemli bir rol üstlenir. Crohn hastalığının aktif olduğu dönemlerde, posalı, baharatlı, çiğ sebze ve meyvelerden, süt ve süt ürünlerinden uzak durmak gerekir. Hatta Crohn hastası sigaradan kaçınmalıdır. Çünkü sigara hastalığın şiddetlenmesine neden olarak, tedaviyi olumsuz etkiler.

        Crohn Hastalığı Tedavisi

        Crohn hastasının Gastroenteroloji merkezi ya da, Gastroenterelog tarafından tedavisi gerçekleştirilmelidir. Çünkü bu hastalarda takip oldukça önemlidir. Hastaya reçete yazmakla problem çözülememektedir. Gerekli görüldüğü takdirde tedavi değişikliği yapılmalı ve kullanılan tüm ilaçların bilinmesi gerekmektedir. Kullanılan ilaçların yan etkisi olduğu için, hastayı takip eden hekiminde bu konuda oldukça deneyimli ve bilgili olması gerekir. Crohn hastalarının birçoğunda cerrahi tedaviye gerek duyulmaktadır. Ancak cerrahi yöntemle hastalık tedavi edilemez. Bu yüzden hekimler, hastaları cerrahiden uzak tutmaya çalışırlar. Crohn hastalığı tedavisinde, hastanın şikayetlerinin azaltılması ve kontrol altına alınması amaçlanır. İnflamasyonu baskılamak, yara iyileşmesini sağlamak, ateş, ishal ve karın ağrısını kontrol altına alarak, hastanın cerrahi riskini azaltmaya çalışılır. Bu nedenle hastaya antibiyotikler, immün sistemi düzenleyici ilaçlar ve kortizon tedavisi uygulanması söz konusu olabilir.

        Yorum yap

        Hazırlanıyor...
        X