Duyuru
Collapse
No announcement yet.
Gastrit, mide mukozası iltihaplanması, ülser, mide yarası, reflü mide yanması
Collapse
X
-
a.kaytaz Nickli öğeden Alıntı Mesajı gösterSayın Gökçeka.kaytaz Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
İki aydır tonik ve iksiri kullanıyorum,çok memnun kaldım ve mide barsak rahatsızlığı olan arkadaş ve akrabalara da tavsiye ediyorum,benim iyileştiğimi görenler derhal ısmarlıyorlar.Sonsuz teşekkürler.
Ancak,sizden ricam;Sipariş veren kişilere,onlar size sormadan daha fazla bilgi vermenizdir.Mesela çok zayıf kilolulara ve şişmanlara,çocuklara ve yaşlılara etraflı bir şekilde durumları sorulup,yeterince bilgi verilirse daha tatmin edici olur.
Saygılarımla. Ayşegül Kaytaz
Ayşe hanım çok sağolun uyarılarda haklısınız, fakat burası genelikle çok kalbalık oluyor ve yetişemiyorum.Bu nedenle çok detaylı konuşma imkanımız olmuyor.Bu nedenle bizim ürünleri kullananların Gökçek Sağlıklı Beslenme Kurallarını da okumaları gerekir. http://www.gokcekaktar.com/saglikli-beslenme.htm/
Yorum yap
-
bahriişildak Nickli öğeden Alıntı Mesajı gösterben mide hastasıydım midemde yanma ekşime gastrit vardı internetten ibrahim gökçek iksirini okudum bir deneyeyeim dedim hocama gittim bana gökçek iksiri ve yanında gökçek tonik verdi kullandım bana çok iyi geldi Allah kendisinden razı olsun daha sonra bir kür daha tedaviye devam ettim. şu anda iyiyim rahatsızlığı olanlara ısrarla tavsiye ederim. Yanlız biraz kokusu var sarımsak gibi kokuyor ama iyileşmek için bence katlanılr. herkese hayırlı şifalarbahriişildak Nickli öğeden Alıntı Mesajı gösterBahri ışıldak
Bahri bey yıllardır yaşadığınız midede yanama, ekşlime ve gastritten kurtuluyorsunuz buna şükretmek gerek.Biraz sarımsak kokusu var.Ne yapalım her güzelin bir hatası olur.Tedavi olmak için biraz kokuya katlanmak gerekir.
Yorum yap
-
Muzaffer bey en ağır gastriti dahi tedavi ederiz, fakat sabretmeniz ve 5-6 hafta devam etmeniz gerekir.Şayet aşırı ilaç kullanmaktan bağırsaklarınıza mantar yerleşmişse bunun tedavisi 3-4 sürebilir.vanli Nickli öğeden Alıntı Mesajı gösterBen Muzaffer takriben 10 yıldır mide ve bağırsak rahatsızlıklarım var.Bu nedenle bir çok doktora gittim ve yüzlerce ilaç kullandım.Bu ilaçlar beni daha çok hastalandırdı.Sonunda Gökçekten iksir, tonik ve lifli detoks aldım ve bir haftadır kullanıyorum.Çok şükür iyileşmeye başladım.İbrahim beye çok çok teşekkürler böyle güzel ürünler ürettiği için
Yorum yap
-
Sindirim kanalında gelişen ülserler (bunlar arasında mide ve duodenum ülserleri ön plandadır), halk arasında büyük bir ilgiyle izlenen hastalık gruplarındandır. Bu konunun ayrıntılarına geçmeden önce Peptik ülser kavramından ve ülserin nasıl bir dokusal bozukluğu yansıttığından söz edeceğiz. Bilindiği gibi mideden Klorhidrik asit ve Pepsin salgılanmaktadır. Bu maddelerin her ikisi de, proteinleri parçalama ve onları belii bir düzeye kadar sindirme etkisine sahiptirler. Yukarıda sözünü ettiğimiz ve mideden salgılanan bu iki maddenin sindirim kanalı boyunca, bu kanalın duvarlarında yol açacağı ülserlere Peptik ülserler denilmektedir. Peptik ülserlere sindirim kanalının herhangi bir bölümünde rastlanabilinir. Fakat daha çok mide ve duode-numda rastlanmaktadır.
Sindirim kanalında gelişen ülserde, mideden salgılanan asit ve pepsin bu kanahn iç yüzünü örten mukoza tabakasındaki hücreleri öldürür, adeta onları sindirir ve bu bölgede krater biçiminde bir çukur, bir yara oluşturur. Bu yara gitgide derinleşebüir. Daha ağır vakalarda ise, ülser yarası sindirim kanalı duvarını tümüyle delebilir. Bu olaya Perforasyon denilmektedir. Peptik ülserler kendiliklerinden iyileşebilecekleri gibi, tam tersi bir gidişle daha da ağırlaşıp, delinmeye kadar gidebilen ciddi bir seyir de gösterebilirler.
Yakın bir geçmişe kadar midedeki peptik ülserlerin, yani mide ülserlerinin kansere dönüşebileceği düşüncesi egemendi. Son çalışmalar mide ülserlerinin mide kanserine dönüşmedikleri gerçeğini ortaya koymuştur. Ancak midede gelişen bazı kanserler ülserleşebilir. Peptik ülserler nedbe dokusu ile iyileşmektedirler. Bu nedbe dokusunun üzeri ise ülserin bulunduğu bölgenin normal mukozası ile örtülmektedir.
PEPTİK ÜLSERLERE GENEL BİR BAKIŞ:
Midenin iç yüzünü örten mide mukozası, mide tarafından salgılanan asit pepsin maddesinin sindirici ve zedeleyici etkisinden başlıca iki mekanizma ile kurtulmaktadır. Bunlardan ilki mide tarafından salgılanan ve Mukus denilen maddedir. Bu madde, midenin iç yüzünü bir sıva gibi örter ve midenin kendi kendisini sindirmesine engel olur. İkincisi ise mide mukozasının en iç tabakasını oluşturan midenin epitel tabakası-dır.
Mide mukozasında, mukus maddesini hazırlayan hücreler, mide mukozasının her yerine yayılmıştır. Bu hücrelerin herhangi bir nedenle kaybolmaları halinde, yaklaşık olarak 36-48 saat sonra yerlerine aynı türden yeni hücreler gelir. Kortizol ve kortizollü ilaçlar aspirin midede salgılanan ve mukozayı korumakla görevli olan mukusun kalitesini, ve dayanıklılığım bozarlar. Bu durumda mide pepsini, mukusu parçalar. Mukusun parçalanması ise mideyi koruyan iki mekanizmadan birinin bozulması anlamına gelir. Diğer yandan kortizol ve aspirin, mukus yapımını da azaltıcı etkiye de sahiptir. Aspirin, alkol, duodenumdan mideye kaçmış olan safra tuzları mide mukozasının en iç tabakasını oluşturan epitel hücrelerinin koruyucu görevini aksatırlar. Bu durumda midede salgılanmakta olan asit ve pepsin mide mukozasının derin katlarına işleyip korunmasız olan bu tabakaları sindirip ülser yarasının gelişmesine neden olurlar.
Çay, kahve gibi maddeler, sinirlilik, üzüntü, heyecan gibi psikolojik uyarılar midenin asit salgısını artırıcı etkiye sahiptirler. Midenin asit salgısının artması ise özellikle duodenum ülserlerine yol açmaktadır.
încebağırsaklardan salgılanan Enterogastron ve Kolesistokinin gibi maddeler mideden asit salgılanmasını azaltıcı bir etkiye sahiptirler, înceb ağır s akların büyük bir bölümünün cerrahi olarak çıkartıldığı bazı durumlarda, bu maddelerin eksikliği gelişeceğinden midenin asit salgısı belli bir frenlemeden kurtulmuş olacaktır. Bu gibi durumlarda midenin asit salgısı artmakta ve peptik ülserlerin gelişme sıklığı yükselmektedir. Vagus sinirinin kesilmesi halinde, midenin antrum bölgesinin kasılma-gevşeme hareketlerinde ve pilor sfinkterinin normal açılıp kapanma ritminde bozukluklar gelişmektedir. Bu durumda ise besinlerin mideyi terketmesi gecikmekte ve midede ülser riski artmaktadır. Paratiorit hormonunun fazla salgılandığı Hiper-paratiroidizm denilen bir hormonal hastalıkta, peptik ülserlere sık rastlanmaktadır. Bu hastaların kan dolaşımında sıklıkla kalsiyum fazlalığı (hiperkalsemij bulunmaktadır. Midenin salgılama işlevini yerine getirebilmesi için, belli miktarda kalsiyuma gereksinim vardır. Hiperparatiroidizm vakalarında, kandaki kalsiyum fazlalığı hastaların kanında Gastrin denüen hormonun fazlalığına neden olmaktadır. Bilindiği gibi gastrin hormonu midenin asit salgısını arttırıcı etkiye sahiptir.
Siroz ya da karaciğer yetmezliği vakalarında karaciğerin mideyi salgılamaya yönelten bazı hormonları parçalayamaması nedeniyle, bu hormonların kandaki düzeyleri yükselir ve böylece midenin asit salgısı dolaylı bir nedene bağlı olarak artmış olur.
Romatoid artrit vakalarında peptik ülsere sık rastlanmaktadır. Fakat bunun kesin nedeni henüz bilinmemektedir.
Pankreasda duodenuma, Pankreas sıvısı denilen bir . sıvı salgılamaktadır. Pankreas sıvısı kimyasal yapısıyla, mideden duodenuma geçmiş olan asiditesi yüksek, sindirilmiş besin ve mide salgısı karışımının asitliğini giderir. Böylece duoaemım mukozası ülsere karşı korunmuş olur. Kistik fibrozis, kronik pankreas iltihabı gibi hastalıklarda pankreas sıvısı duodenuma salgıla-namaz ve böylece duodemum mideden gelen asidin etkisine karşı korunmasız kalır. Geniş yanıklar, sepsis gibi durumlarda vücutta Kortizol deşarjı artar. Bu ise peptik ülserlere yol açar. Addison hastalarında ise pratikte peptik ülserlere hemen hiç rastlanmamaktadır. Kronik akciğer hastalarında kanın yeterince oksijenlenememesi nedeniyle peptik ülser gelişme riskinin yükseldiği bildirilmektedir. Diğer yandan bu hastalarda kalsiyum fazlalığı da bulunabilmektedir. Mide ve duodenum ülserlerine kan grubu O olan insanlarda daha sık rastlanmaktadır. Asit olmaksızın peptik üslerlerin gelişmesi söi. konusu değildir. Duodenum ülserleri çoğunlukla mideden fazla asit salgılanması ile birlikte bulunurlarken, mide ülserlerinde asit salgısı normal ya da hafif azalmış olabilmektedir.
PEPTİK ÜLSERLERDE TEŞHİS:
Peptik ülserlerin teşhisinde belki de en değerli araç hastaların hastalıklarıyla ilgili öyküleri ve yakınmalarıdır. Bunun yanı sıra hastalara özel bir radio-opak madde içirilerek, hastaların mide ve duodenumlarının röntgenlerinin çekilmesiyle ülserli bölge saptanabilir. Son yıllarda geliştirilen Fiberoptik gastroskop denilen bir optik aygıt yardımıyla hastanın mide ya da duodenumundaki ülserler doğrudan doğruya görülebilmektedir. Mideden alınan mide suyunun asit miktarının ölçülmesi de teşhis yönünden yararlı olmaktadır. Hastaların dışkısında kan aranması ile de teşhise doğru adım atılabilmektedir. Sindirim .kanalındaki ülser yarası anormal olarak dışkı içinde kan bulunmasına neden olur.
Midedeki bir ülser ile, ülserleşmiş bir mide kanseri vakasının birbirinden ayırt edilmesi bazen güç olmaktadır. Röntgen incelemesiyle mide ülseri görüldüğünde, bunun ülserleşmiş bir mide kanserinden ayırt edilmesi güçlük yaratır. Bu ayırımı yapmaya yarayacak olan çeşitli yöntemler vardır. Bu konuda pratik bir yöntem de şudur: Mide ülseri klasik ilaç tedavisine alındığında 2-3 hafta içinde belirli bir biçimde geriler, iyileşir. Bu iyileşme röntgenle ortaya konulabilir. Eğer midedeki ülser 2-3 haftalık klasik Ülser tedavisine karşın bir ölçüde iyileş-miyorsa, o zaman midedeki ülserin, ülserleşmiş bir mide kanseri yönünden ileri araştırma yöntemleriyle incelenmesi gerekmektedir.
PEPTİK ÜLSERLERİN CERRAHİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ:
Mide ve duodenumdaki peptik ülserlerin cerrahi tedaviyi gerektirdiği bazı durumlar vardır. Eğer yoğun ilaç tedavisine karşın ülser 6 hafta boyunca iyileşmeden kalmışsa, kanama gelişmişse, ülserde delinme olmuşsa, cerrahi tedavi zorunluğu doğmaktadır. Cerrahi tedavinin çeşitli yöntemleri vardır. Bunlar başlıca üç grup içinde incelenebilir. A) Vagotomi B) Gastrojejunostomi ve C) Subtotal gastrektomidir.
Vagotomi, vagus sinirinin kesilmesi işlemine verilen addır. Vagus siniri midenin asit salgısını uyardığı gibi, pilor kasının da gevşemesini sağlamaktadır. Bu sinirin kesilmesiyle, midenin asit salgılama işlevi baskı altına alınmış olur. Fakat aynı zamanda pilor kasının gevşemesi de önlenmiş olur. Bu ise besinlerin mideden duodenuma geçişini engeller. Bu engelin ortadan kaldırılması için Piloroplasti denilen bir işlem de gerçekleştirilir. Piloroplastide midenin pilor kası uzunlamasına kesilip, enlemesine dikilmektedir. Böyece pilor bölgesindeki geçiş kolaylaştırılmaktadır. Günümüzde cerrahi, tekniklerinin ve anatomi bilgisinin gelişmesi sonucu Süperselektif vagotomi denilen bir ameliyat türü geliştirilmiştir. Bu yöntemle vagus sinirinin pilor kasına giden dalları kesilmemektedir. Böylece Piloroplasti işlemine gerek kalmamaktadır.
Gastroenterostomi denilen cerrahi teknik genellikle yaşlı, genel durumu iyi olmayan hastalara uygulanmaktadır. Bu teknikte mide jejunumla ağızlaştırılmaktadır. Bu arada midenin diğer anatomik ilişkilerine dokunulmamaktadır. Subtotal gastrektomi denilen cerrahi tekniğin ise iki ana tipi vardır. Bunlardan ilkine Billroth I, ikincisine ise Billroth IIdenilmektedir. Billroth I tipi ameliyatta, midenin ve duodenumun bir bölümü çıkartılıp geri kalan parçalar birbirleriyle ağızlaştırılmaktadır. Günümüzde bu teknik fazla uygulanmamaktadır. Billroth II tipi ameliyatta ise midenin ve duodenumun bir bölümü çıkartılmaktadır. Duodenumun açık kalan ağzı dikilerek, kapatılmaktadır. Midenin açık kalan kesik ağzı ise jejunumla ağızlaştırılmaktadır.
Böylece safra ve pankreas salgısının sindirim kanalına salgılanması korunmuş olmaktadır. Burada anlattığımız Billroth II tekniğinde, eğer mideyle jejunum arasındaki ağızlaşma midenin kesilmiş ağzının tümü boyunca yapılıyorsa, Polya tipi adını almaktadır. Bu tipte ileride değineceğimiz Dumping sendromu gelişme riski daha fazladır. Billroth II tekniğinde, eğer midenin kesik ağzı biraz daraltıldıktan sonra jejunumla ağızlaştırılacak olursa bu tip ameliyata da Hofmeister-Finsterer ameliyatı denilmektedir. Hofmeister-Finsterer ameliyatı Dumping send-romunun gelişmesini engellemektedir.
PEPTİK ÜLSER AMELİYATLARINDAN SONRA GELİŞEN BOZUKLUKLAR:
Yukarıda ayrıntılarım verdiğimiz cerrahi girişimlerden bir süre sonra hastalarda bazı bozukluklar gelişmektedir. Bu bozuklukların tanınmasında yarar vardır.
Bazı kimselerde ameliyattan sonra mide jejunuma fıtıklaşabilmektedir. Bunun yeniden düzeltilmesi gerekir. Bazı hastalarda da safra jejunumdan ya da duodenumdan mideye kaçarak gastrite yol açmaktadır (Alkalen reflux gastriti). Vagus siniri tümüyle kesilen hastalarda ise midenin duode-numa boşalmasında güçlükler ortaya çıkmaktadır. Ancak süperselektif vagotomi ameliyatı bu etkiyi yaratmamaktadır.
Midenin bir bölümünün çıkartıldığı ameliyatlar sonrasında en sık gelişen bozukluklardan biri de anemilerdir (kansızlık). Ameliyat olmuş hastaların %2O-5Osinde anemiye rastlanabilir. Bu bozukluğun nedeni midenin küçültülmüş hacmi nedeniyle HC1 ve intrensek faktör salgısındaki azalmadır.
Steatorea denilen yağlı bir dışkı gelişmesi de bazı hastaları etkileyen bir diğer bozukluktur. Steatorea daha çok Billroth II ameliyatlarından sonra gelişmektedir. Bunun nedeni, duodenuma uğrayamadan mideden doğrudan jejunuma geçen besinlerin safra ile pankreas salgısına yeterince temas edememeleridir. Bilindiği gibi safra ve pankreas salgısı yağların sindirilmesinde çok önemlidir. Bu durumda yağlar emilmeksizin bağırsaklardan geçerler ve yağlı bir dışkı çıkar. Steatorea, hastaların % 50sinde gelişir. Blaynd loop sendromu denilen bir diğer bozukluk da Billroth II ameliyatlarında gelişebilmektedir. Bu olayda kesik ağzı kapatılmış olan duodenumda bakteriler üremektedir. Bu bakteriler, safranın yapısını bozmaktadır. Yapısı bozulmuş olan safra ise bağırsakları tahriş edip, ishale yol açtığı gibi yağ sindirimini de bozup steatoreye neden olmaktadır. Hastalarda gelişen bir diğer bozukluk Dumping sendromu denilen durumdur.
PEPTİK ÜLSERLERİN YARATTIKLARI KOMPLİKASYONLAR:
Peptik ülserler, Kanama, Delinme, Darlık ve Tıkanma olmak üzere üç komplikasyon yaratmaktadırlar. Ülserlerin derinleşip, damar duvarını da harap-laması sonucu kanama gelişir. Sindirim kanalının üst bölümlerinden kaynaklanan kanamaların yaklaşık % 45′inden, duodemımdaki peptik ülserler sorumludur. Kanama sonucu hastada hematemez ve melena gelişir. Eğer kanama hızlı ve fazlaysa hasta şoka girebilir. Ülser kanamasında, hastanın midesine bir tüp indirilerek sürekli olarak midenin boşaltılması gerekir. Hastanın kaybetmekte olduğu kan fazlaysa, hastaya kan verilmelidir. Buna ek olarak, serum ya da uygun vakalarda yalnız serum verilmesi yeterli olabilir. Mideye gönderilen tüpten (buna Nazogastrik tüp denilmektedir, burundan mideye kadar uzatılmış olan ince bir hortumdur) hastaya antiasit ya da süt vermek gerekir. Bazı mide kanaması vakalarında Gast-rik cooling denilen bir yöntem uygulanmaktadır. Bu yöntemde mideye buzlu su gönderilmektedir. Soğuk aracılığıyla mide damarlarının büzülüp kanamanın azaltılması ve durdurulmasına çalışılmaktadır. Hastaların yatıştırıcı ilaçlarla da kontrol altına alınmalarında yarar vardır. Bazı kanama vakalarında ise cerrahi girişim gerekli olmaktadır. Cerrahi girişimle ya kanayan bölge ve damar dikilmektedir ya da ülser bölgesi çıkartılmaktadır.
Eğer tüm cerrahi dışı tıbbi uygulamalara karşın, kanama durdurulamıyor ve 24 saatten beri sürüyorsa, şoka girmiş olan ve şoktan bir türlü kurtarüamayan hastalar, daha önce ülser kanaması geçirmiş olan hastalar, hastanede kanaması kontrol altına alınmış, fakat taburcu edilmeden kanaması yeniden başlamış hastalar, arterosklerozlu hastalar ve hastanede yeterince kan bulunmadığında kanamakta olan peptik ülseri vakalarının cerrahi tedaviye alınmaları zorunluluğu doğmaktadır.
Peptik ülserler genellikle duodenumda delinirler. -Duodenumun ise ön duvarındaki ülserler daha sık delinirler. Ön duvardaki delmme buraya komşu olan büyük bir damarı da zedeleyip, büyük kanamaya yol açabilir. Daha az rastlanan duodenumun arka duvar delinmeleri, bazen buraya komşu pankreasa açılırlar. Bu biçimdeki delinmeye Penetrasyon denilmektedir. Yani duodenumun delinmiş olan bölgesinin zemininde pankreas dokusu görülür. Bu delinme pankreası da haraplar.
Peptik ülser delinmesi ani bir ağrı ile kendisini belli eder. Ağrı genellikle epigastrium bölgesindedir. Hasta hareket ettiğinde, öksürüp, ıkındığında ağrısı artar. Bu nedenle yatakta bacaklarını karnına toplayıp hareketsiz yatar, yürümeye kalktığında ikibüklüm yürür. Karnı ellendiğinde, tahta gibi sert olduğu görülür. Bu sertliğe Karın ribaundu denir. Delinme kanamaya da yol açabilir. Bu ise şoka neden olabilecek kadar fazla olabilir. Hastanın karın bölgesinin röntgeni çekildiğinde, özellikle sağda diyafragma altında hava biriktiği görülür. Hastanın kanında Amilaz miktarı yüksek bulunur.
Tedavi cerrahi olarak, delinen bölgenin kapatılmasıdır. Bu sırada şok tehdidi ile de mücadele edilmelidir.
Peptik ülserlerin yol açabilecekleri üçüncü komplikasyon darhk ve tıkanmadır. Midenin pilor bölgesine ya da duodenuma yerleşmiş olan ülserler, ülserin aktif döneminde bulundukları bölgede yol açtıkları ödem nedeniyle pilorun ya da duodenumun tıkanmasına neden olurlar. Ülser nedbe dokusu ile iyileştiğinde ise, bu dokunun büzücü etkisiyle de tıkanmagelişebilmektedir.Bu tıkanıklık sonucu midedeki besinlerin duodenuma geçişi engellenmekte, güçleşmektedir. Bu durumda midede dolgunluk hissi, bulantı, kusma gibi belirtiler gelişmektedir. Sürekli kusma sonucu ise kilo kaybı, kabızlık, hipokalemi ve hipokloremik alkaloz gelişebilmektedir. Zamanla mide genişlemekte ve kasılma gücünü kaybetmektedir. Bu durumda ise kusma da gelişememektedir. Tıkanma ve darlıkların tedavisi cerrahidir.Yorum yap
-
Turhan bey iyileştiğinize çok sevindim.Maşallah çok kısa sürede gastrit, mide ekşimesi ve yanmasını iyileşmesi mükemmel.Turhan02 Nickli öğeden Alıntı Mesajı gösterArkadaşlar bende şiddetli mide yanması ekşimesi vardı. Adıyaman ilinde ikamet ediyorum ve bizim burda sıklıkla yenilen bugun artık herkesin aşağı yukarı bildiği çiğköfte denillen yemek türü vardır. İşte ben bu çiğköfteyi çok sevdiğim halde yiyemezdim. Bir seferinde bir arkadaşta çiğköfte yemiştim. Midemde müthiş bir yanma olmuştu dakilalarca kıvranmıştım. Biraz süt içmemle ağrısı hafiflemişti. Dahileye doktoruna da gitmiştim bana bir takım haplar ile bir şurup vermişti bir süre kullandım hiç bir yararını görmedim. Hulasa en son iksirle tanıştım. Ve şimdiye kadar 4-5 şişe iksir ve bir şişede tonik kullandım. Her ne kadar ibrahim bey iksir, tonik ve reflü çayı diyorsa da ben ağırlıklı olarak iksir kullandım çay ise hiç kullanmadım. Allaha hamdolsun şimdi midemde yanma ekşime vs kalmadı. İstediğimide yiyiyorum içiyorum. Bu tür doğal tedavi üsüllerine para tuzağı kandırmaca şarlatanlık vs diyenlere de rastladım. Sapla samanı karıştırmamak lazım. Bu işte ehil olup bunu az bir kazançla yapanda var üç beş otu dünyanın parasına başkalarına kakalamaya çalışanda var. Benim yazımı okuyan arkadaşlara tavsiyem şu; Gökçek iksir ve toniği mutlaka kullanın. Mutlaka faydasını görürsünüz.
Yorum yap
-
Çok kısa sürede gastritten kurtulmanız güzel fakat neden hala antibiyotik kullanıyorsunuz dikkat edin bu sefer bağırsaklarınıza mantar yerleşir ve bir çok alerjik hastalıklar, deri rahatsızlıkları ve mide-bağırsak rahatsızlıklarını tetikler.Yıllar önce Almanya'da bir Alman doktor bana sizde Kalp var demiş ve uyanınca hemen kakma yarım saat bekle yarım saatte traş ol yarım saatte giyin demişti, bende bu yaşta böyle yaşıyacaksam öleyim dedim ve 2 gün sonra TekwanDo kursuna başladım ve yaşamış olduğum vucut ısısı dengesizliği problemi ortadan kalktı.O gün o Alman doktoru dinleseydim bugün kötürüm olmuştum.Yani bazen doktorunuzu dinlemeniz size çok pahalıya mal olur, başka bir doktora gidin, daha tecrübeli biri olsun.Tonik de lahana suyu var lahana suyunda metilmetionin sulfoniyum bromit var bu bir aminoasit bakteriyi zehirliyor bize bir zararı yok, fakat sadece lahana suyu içilirse bu sefer guatır problemi ortaya çıkar, bizim tonikin içinde 19 çeşit şifalı bitki var ve bu nedenle guatır tehlikesi yok, artı iksir tiroid bezesinde ki nodülleri eritici özeliğe sahiptir.av.osman Nickli öğeden Alıntı Mesajı göstermerhaba..lr ..öncelikle Allah yardımcınız olsun ..hizmet büyük ..merak ettiğim şu ben iksir, tonik, enfeksiyon çayı ve damar çayı ile h.bakteri tedavisi gördüm..midemde sıkıntı yok gibi lakin geğirme bitmek bilmiyor...toniki kullandım cok güzel fakat bu antibiyotikler halen verilmeye devam ediyor..doktorlar bu halin farkında değilmi...doktorların net olmayan bilgi ve tedavilerinden cok rahtsızım ..ürününüz mide altına yerleşen bu bakteriyi nasıl yok ediyor ...bilgi verirseniz sevinirim.av.osman
Yorum yap

Yorum yap