Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Telomer Nedir ve Neden Kısalır, DNA Hasarı Nasıl Oluşur, Yaşlanma ile ilgisi Nedir

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Telomer Nedir ve Neden Kısalır, DNA Hasarı Nasıl Oluşur, Yaşlanma ile ilgisi Nedir

    Telomer Nedir ve Neden Kısalır?
    Telomer uzunluğunun hücrelerin yaşını gösterdiği fikrini teorik olarak ilk defa 1960’lı yıllarda Leonard Hayflick adlı araştırmacı ileri sürmüş ve biyolojik yaşlanmayla ilgili temel karar vericinin telomerler olduğunu savunmuştur. Telomer teorisine göre; telomer uzunluğu belli bir sınırın altına düştüğünde hücre daha fazla bölünemez ve ölür. Bu sebeple doku eskisi kadar iyi yenilenemez ve yaşlanır. bir hücrenin kaç kez bölüneceği ve kaç defa bölündükten sonra telomerlerin kısalıp yok olacağı hücrenin genetik hafızasında yazılıdır. Bilim adamlarına göre, telomeri kısa olan kişilerin yaşam süresi de kısa olmaktadır.

    Telomer Nedir?
    Hücrenin ve organizmaların yaşlanmasını tetikleyen bir yapı taşı olan telomer, kromozomların en uç kısımlarına verilen addır. Araştırmalar, telomerlerin hayat süresini belirleyen karar vericilerden biri olduğunu göstermektedir. Telomerik yapılar, tekrarlayan TTAGGG ünitelerinden oluşmaktadır. Hücrenin her bölünmesinde telomerik uçlardan bir miktar DNA kaybedilir ve hücre yaşlandıkça telomerler kısalır. Telomerler kısaldıkça hücrelerin bölünmesi zorlaşır, yenilenemeyen hücreler ölür. Bu da, yaşlanma ve yaşlanmaya bağlı hastalıkların ortaya çıkması demek.

    Yaşam Süresinin Sırrı DNA’nın Yapı Taşı Kromozomların Ucundaki Telomerlerde!
    Yaşlanmayla ilgili hücre düzeyindeki metabolik değişimler anne karnındayken başlamaktadır. Son bulgular, anne rahmindeki embriyonik hayatın belli bir döneminden sonra hücrelerdeki kromozomların yavaş yavaş yaşlanmaya başladığını göstermektedir. Hücrelerde yer alan telomerlerdeki kısalma, embriyon dönemin 4. ve 7. aylarında başlayarak, hayat boyu aşamalı olarak sürer. Örneğin yeni doğan bir bebekte telomerler oldukça uzunken, 70 yaşındaki bir insanda ise telomerlerin boyu çok kısadır. Telomerlerin uzunluğu, sperm ve yumurta hücrelerinde 20 kb (kilobaz), fetal ve neonatal hücrelerde 15 kb, yetişkin hücrelerinde 10 kb ve yaşlı hücrelerde 5 kb’dır. Telomerler, ortalama 60 ila 80 hücre bölünmesi sonunda 5 kb’ye kadar kısalır ve hücrelerde yaşlanmanın biyolojik ve fizyolojik belirtileri ortaya çıkmaya başlar. Kısa telomerler, DNA hasarına benzer bir sinyal üreterek, gerek yaşlanmayı gerekse de programlı hücre ölümünü tetikler.

    Araştırmalar
    Dr.Leonard Hayflick, 1961’de insan hücrelerinin bölünerek çoğalmasıyla ilgili araştırmalar yaparken cenin hücrelerinin en fazla 100 kere bölünebildiğini, 70 yaşındaki bir insanın hücrelerinin ise 20 defa bölündükten sonra öldüğünü tespit etti. Dr.Hayflick tarafından keşfedilen bölünme sınır sayısı Hayflick Limiti olarak da bilinir. Dr. Hayflick, hücre içinde bölünmenin ne zaman durdurulacağı konusunda bir çeşit saat olduğunu ileri sürmüş, eğer kültüre alınmış hücreler dondurulursa ve 10 yıl sonra buzları çözülürse hücrenin bölünmesine kaldığı yerden yeniden başlayacağını ifade etmiştir. Bilim adamlarına göre bu biyolojik saat telomerlerdir.
    1990’lı yıllarda Carol Greider ile Calvin Harley adlı Amerikalı araştırmacılar, Leonard Hayflick’in üzerinde durduğuhücrelerin ölüm sebebinin sırrını aydınlatmak için çalışmalara başladılar. İlk olarak insan cildinde bulunan fibroblast olarak bilinen hücrelerle ilgili incelemeler yaptılar. Sözkonusu hücreler güneş yanıklarında, kesilme ya da yaralanma durumunda hücrenin hasara uğrayan kısmını terk edip bölünerek o kısmı onarmaya çalışıyorlardı. İki araştırmacı, bu hücrelerin her birinin kromozomlarının ucunda telomer adlı lifimsi kromozomu keşfettiler. Telomer hücrenin her bölünüşünde kısalıyordu. Hücre 50 defa bölündüğünde artık boyu hücrenin yeniden bölünmesine imkan sağlayacak kadar uzun kalmıyordu ve bu da cildin yaşlanmasına neden oluyordu. Aynı durum damarların çeperlerinde ve eklemlerin kıkırdaklarında da görülüyordu. Greider ve Harley daha sonra kanserli hücreler üzerinde araştırmalarını sürdürdüler. Fakat kanserli hücredeki telomarlar hücreler bölündükçe kısalmıyordu. Tam aksine Kanserli hücrelerdeki telomerler sonsuza dek çoğalmaya devam ediyordu. Kanserin tedavi edilememesinin sebeplerinden birinin de telomerın kısalmaması olduğunu keşfeden araştırmacılar, yaptıkları deneylerde kanserli hücrelerin yüzbinlerce defa bölünmesine rağmen üremeye devam ettiklerini saptadılar. Greider ve Harley, normal bir hücredeki telomerlerin kısalmasını engelleyerek yaşlanmayı önlemek ve kanserli hücrelerdeki telomerlerin kısalmasını sağlayarak hastalığı sona erdirmek için araştırmalarını sürdürdüler. Greider ve Harley’in kuramına göre telomerin kapalı duruma getirilmesi kanserli hücreyi etkisizleştirecek veya telomerin açılması hücrelerin ölümsüzlüğünü sağlayacak. Telomerin 100 bölünme sonunda iyice kısaldığını gören araştırmacılara göre, bunu sağlamak için hücrelerin tam zayıfladığı, telomerlerin de kısaldığı dönemde telomerler laboratuvar ortamında çıkartılarak uzatılacak ve yeniden vücuda enjekte edilecek.

    Telomeraz Enzimi
    • Dr.Elizabeth Blackburn, telomeraz olarak adlandırılan organik maddenin varlığını keşfederek 2009 yılında Nobel Tıp Ödülü‘nü kazanmıştır. Telomer boyu ve telomeraz aktivitesi hücrenin kaç defa bölüneceğini belirleyen mekanizmadır ve bir tür moleküler saat işlevine sahiptir.
    • Telomeraz enziminin görevi kısalan telomerleri onarmaktır. Eğer telomerazlar gerektiği çalışmazsa yaşlanma süreci hızlanır. Telomer zincirlerinin uzun kalması telomeraz enzimi sayesinde gerçekleşir. Telomeraz, bir hücrede ne kadar aktifse telomer uzunluğu da o denli fazla korunur. Telomerlerin uzun olması da hücrelerin bölünme kapasitesini artırır.
    • İspanyol Ulusal Kanser Araştırma Merkezi direktörü Dr. Maria Blasco, vücudun doğal telomeraz seviyesini artırarak onun gençleştirilmesinin mümkün olduğunu, bu konuyla ilgili laboratuar fareleri üzerinde yaptıkları deneyde farelerin yaşam süresinin %40 oranında arttığını ifade etmiştir.
    • Hücre biyoloğu J. Shay ve nörolog W. Write, hücre seviyesindeki yaşlanmayı durduracak bir yöntem bulduklarını açıklamışlardır. Araştırmacılar, alın bölgesinden aldıkları deri hücrelerine, telomeraz enzimin salgılanmasını sağlayan geni eklemişlerdir. Normal koşullarda alın hücreleri 60 kez bölünebilirken, bu durumdaki hücreler herhangi engellemeyle karşılaşmadan 300 defadan daha fazla bölünmüşlerdir. Araştırmacılar, bu yöntemin hücre yaşlanmasını oldukça yavaşlatacağını düşündüklerini belirtmişlerdir.
    • Koreli bilim adamları geliştirdikleri bir modelle ilk kez canlı bir organizma üzerinde kromozom uçlarının gerçekten de uzun yaşamla ilişkili olduğunu göstermişlerdir. Bilim adamları geçici bir gen değişimiyle C.elegans solucanının kromozom uçlarını uzatmışlar ve değişimden geçirilmeyen solucanlarla karşılaştırmışlardır. Araştırma sonucuna göre kontrol grubundaki solucanlar 20 gün yaşarken uzun telomerlilerin ise 24 gün yaşadıkları tespit edilmiştir. Telomerlerin sadece hücrenin bölünmesi üzerinde etkili olmadığını aynı zamanda uzun yaşamın, kromozom uçlarının hücreleri stres ve bozulmaya karşı korumalarıyla da bağlantılı olduğunu ve uzun telomerlerin hücre içindeki belli başlı sinyal yollarını etkileyerek stresten koruduğunu belirtmişlerdir. Söz konusu çalışma Nature Genetics adlı dergide yayınlanmıştır.

    Doly Neden Öldü?
    İskoçya’daki Roslin Enstitüsü tarafından 5 Haziran 1996’da bir koyunun göğüs hücrelerinden klonlanan Doly, Şubat 2003’de koyunlarda sıkça rastlanan bir viral enfeksiyon nedeniyle ölmüştür.
    Bir koyunun yaşam süresi ortalama 12 yıldır. Somatik hücrelerden alınan çekirdekle klonlanan Doly, 6 yaşına geldiğinde 12 yaşındaki bir koyunda görülmesi gereken hastalıklara yakalanmıştır. Doly’nin neden erken yaşlandığı araştırılmış ve bunun sebebinin, telomer uçlarındaki kısalmalar olabileceği düşünülmüştür. Zira, klonlanacak genetik materyalin alındığı koyun 6 yaşındaydı ve telomerlerinde ciddi ölçüde kısalma meydana gelmişti. Diğer bir ifadeyle, Doly doğduğunda 6 yaşındaydı ve 6 yıl daha yaşayarak normal bir koyunun yaşayacağı süreyi tamamlamıştı.

    Telomer Uzunluğunu Etkileyen Faktörler Neler?
    • Bilim adamlarının ifadesine göre telomer uzunluğunu ve telomerlerin kısalma oranını etkileyen temel faktörler genetik yapı, çevre ve yaşam tarzıdır. Sigara, stres, aşırı kilo veya beslenme şekli, egzersiz, uyku gibi etkenler de biyolojik yaşlanmayı etkilemektedir. İnflamasyona yol açan ya da oksidatif stresi artıran beslenme tarzı, telomer boyunun hızlı kısalmasına sebep olur. Karbonhidratlar, şekerli maddeler, işlem görmüş ve saflaştırılmış besinler, asitli içecekler, yapay tatlandırıcılar, trans ve doymuş yağlar telomer boyunun kısalmasına yol açar.
    • Çok sayıda araştırma yoğun stresin telomeri onaran ve kısalmasını yavaşlatan telomeraz adlı enzimi baskılayarak telomer kısalmasını hızlandırdığını göstermektedir.
    • Proceeding of the National Academy of Science adlı dergide yayınlanan araştırmaya göre, annenin hamilelik döneminde yoğun strese maruz kalması çocuğun telomerlerinin kısalmasına neden olmaktadır. Araştırmacıların ifadesine göre bu çocukların hücreleri, annesi hamileliğinde yoğun stres yaşamamış olan yaşıtlarına nazaran 3,5 yıl daha yaşlıdır.
    • California Üniversitesi’nde genç ve orta yaştaki 58 annenin katıldığı bir çalışma, psikolojik stresin doğrudan biyolojik yaş üzerinde etkili olduğunu göstermiştir. Bu kadınların 39’u uzun zamandır, otizm gibi kronik hastalığı bulunan çocuklarına bakıyordu. Annelerin hepsinden kan örnekleri alınarak akyuvarlarının DNA yapıları analiz edilmiştir. İnceleme sonunda, ağır stres altında olan kadınların telomeraz aktivitesinin azaldığı ve telomer adlı DNA zincirlerinin diğer kadınlara göre çok daha kısa olduğu saptanmıştır
    • Almanya’daki Saarland Üniversitesi bilimadamlarınca yapılan ve sonuçları Circulation adlı dergide yayınlanan araştırma, uzun süreli yapılan sporun telomerazı etkinleştirdiği ve akyuvarlardaki kromozomların her iki ucunda bulunan telomerlerin kısalmasını azalttığını göstermiştir.

    Telomer Testi
    Testi geliştiren uzmanlara göre, telomerlerin uzunluğu veya kısalığı bir insanın ne kadar hızlı yaşlandığının da en doğru göstergesidir. Bu şekilde insanın biyolojik yaşının, kronolojik yaşından daha fazla olup olmadığı anlaşılabilir.
    Telomer testinde telomer boyu PCR yöntemiyle ölçülür. Test için kan örneği, yanaktan alınan küçük bir doku örneği veya tükürük örneği yeterli olur. Vücudun genel durumunu gösterdiği için bu testte akyuvarlardaki telomer uzunluğu ölçülmektedir. Telomer boyunun uzun çıkması kişinin yaşlanma hızının az olduğunu göstermekle birlikte, bir insanın kaç ay veya kaç yıl ömrü kaldığı kesin olarak tespit edilemez. Testin maliyeti ise 500 euro.

    Telomerler ve Omega-3
    Kalb hastası olan 608 kişinin 6 yıl boyunca izlendiği bir araştırma, kan omega–3 yağ asidi düzeyinin, telomer uzunluğunu etkileyen faktörlerden biri olduğunu göstermiştir. Çalışmanın başlangıcında, hastalardan kan alınarak omega–3 yağ asitlerinin miktarları ve telomer uzunlukları belirlenmiştir. Araştırmaya göre, 6 yıllık sürede oluşan telomer kısalması kandaki omega–3 yağ asidi seviyesiyle ters orantılıdır. Başlangıçta, omega–3 oranı en düşük olanlardaki telomerin kısalma hızı, en yüksek olanlara göre 2,6 kat daha fazlaydı. Söz konusu araştırma Journal of American Medical Association‘da yayınlanmıştır.
    ---------
    Yukarıda yeralan metin haber ve bilgi amaçlı hazırlanmış olup, hekimin uygulayacağı teşhis ve tedavisinin yerine geçmez. Herhangi bir tedavi sürecine başlamadan önce mutlaka sağlık uzmanının görüş ve onayı alınmalıdır.

  • #2
    TELOMER NEDİR?

    Telomer her bir DNA sarmalının ucunda bulunan ve kromozomları koruyan parçalardır. Tıpkı ayakkabı bağcıklarının ucundaki plastik parçalara benzerler. Vücudumuzdaki tüm hücrelerdeki DNA sarmallarının ucunda bulunurlar. Her hücrede 23 kromozom çifti olduğundan, her hücrenin 92 telomeri vardır.



    Hücrelerimiz bizi genç ve sağlıklı tutabilmek için her bölündüğünde, telomerler sürekli kısalır. Ayrıca telomer uzunluğu stres, sigara, obezite, egzersiz eksikliği, kötü beslenme alışkanlıklarının da katkısı ile daha da kısalırlar.



    Embriyonun ilk başlangıçta telomer uzunluğu 15.000 BP (base pair-baz çift) olarak başlar. Anne rahminde o kadar hızlı bir hücre bölünmesi ve çoğalması yaşanır ki bebek doğduğunda telomer uzunluğu 10.000 BP’ye kadar düşmüştür. Genellikle yaşlandığımızda telomer uzunluğumuz 3.000-4.000 BP’ye kadar kısaldığında artık hücrelerimiz görev yapmayı bırakırlar. Tüm yaşamımız boyunca yaklaşık her biri 7.000 BP uzunluğunda telomerimiz vardır ve her yıl yaşam şekline bağlı olarak 50-200 BP/yıl kısalır.




    Hücrenin içinde baktığımızda ise telomer kısalması alttaki gibi görünür.



    Telomerler kritik bir uzunluğa düştüklerinde artık hücrenin bölünmesi sona erer. Bu yüzden bir hücre kendi kendine en fazla 50-60 kez bölünebilir. Hayflick Limiti denen bu durum 1960’larda Dr. Hayflick tarafından tanımlanmıştır. Teoriye göre insanın en iyi koşullarda yaşasa dahi yaklaşık 125 yıl ile sınırlı bir hayatı olmaktadır.
    Hücrenin artık görev yapamamaz hale gelebilmesi için, 92 telomerden sadece 1 tanesinin kritik eşiğe gelmiş olması yeterlidir. Tek bir hücreyi telomerleri kısaldığı için kaybetmek trilyonlarca hücremiz içinde anlamlı gözükmese de yaşımız ilerledikçe telomeri kısa olan bu tip hücrelerin sayısı giderek artmakta ve çoğunluğu oluşturmaktadır. Bu durum yaş ile giderek artan sağlık sorunlarının kaynağını oluşturur.




    Tıp dünyası 1980’lerden bu yana telomerlerin farkındadır ama ne işe yaradığı son zamanlarda anlaşılmıştır. Hatta bir dönem telomerler çöp DNA olarak dahi yorumlanmıştır. Telomer biyolojisi hakkında bugüne dek 10.000’den fazla yayınlaşmış makale vardır ve sürekli yenileri de çıkmaktadır. Yapılan klinik çalışmalarda bir çok hastalığın telomerlerin kısalması ile bağlantılı olduğu saptanmıştır. Telomerlerin uzunluğunun muhafaza edilmesi sağlıklı yaşam anlamına geldiği kadar uzun yaşam da anlamına gelmektedir.
    * Obezite
    * Yüksek kolestrol
    * İnflamasyon ve oksidatif stres
    * Yüksek tansiyon ve kalp rahatsızlıkları
    * Tip 2 diyabet
    * Kanser
    * Osteoporoz
    * Osteoarthirit (damar tıkanıklığı)
    * Alzheimer

    Saç, cilt ve bağışıklık sistemindeki hücreler vücudun diğer bölgelerindeki hücrelere göre daha hızlı yenilendiklerinden telomerleri daha da hızlı kısalma eğilimdedir. Bu yüzden yaşlılık belirtileri dış görünümde daha hızlı belirgin hale gelmektedir.

    Yorum yap


    • #3
      Telomer nedir ve yaşlanmayı nasıl geciktirir?

      Son yıllarda yaşlanma ve yaşlılığa bağlı hastalıklar ile ilgili araştırmalara yapılan yatırım ciddi bir artış gösterdi ve herkes gençlik formülünü gizliden gizliye beklemekte. Açılan gerontoloji bölümleri, yüksek lisans alanları ve Türkiye’nin de yaşlanmakta olan bir nüfusa sahip olduğu göz önüne alınarak açılan yaşlı bakım evleri, üniteleri , kurum ve kuruluşları var. Yaşlanmanın bilinen en temel sebebi telomerlerin kısalarak DNA bölünmelerine izin vermemesi, ve hasta olan hücrelerin bölünememe sebebiyle yenilenememesi ve yaşlanarak ölmesidir. Hatta yaşlılığa bağlı olan rahatsızlıkların , hastalıkların ve hatta ölümün de temel sebebi telomerlerin kısalmasıdır.

      Peki telomer nedir? Telomerler kromozom denilen DNA zincirlerinin uçlarındaki anlamsız nükleotit dizileridir ve asıl anlamlı olan genleri koruyucu bir işlevi vardır. Genç insanlarda 8.000 ila 10000 nükleotitten oluşan telomerler, her hücre bölünmesinde uç kısımdan bir miktar nükleotit kaybederek kısalır. Öyle ki , belli bir eşik değerine geldiğinde hücre bölünemez hale gelir ve ölür. Hatta bu sebeptendir ki, laboratuvar araştırmaları sırasında hücreler bir kaç bölünmeden sonra çok fazla telomer nükleotiti kaybederek ölür ve araştırmayı zora sokar.Toplum içinde ‘ecel’ olarak bilinen bu duruma biyolojiik olarak bir ‘iç saat’ – telomer uzunluğu – karar veriyor.

      Son zamanlarda Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacıları tarafından yapılan bir araştırma ile , insan telomerleri laboratuvar ortamında hızlı ve etkili bir şekilde uzatıldı . Telomerleri uzatılan insan deri hücreleri , diğerlerine göre çok daha genç gibi davrandılar ve ölmek şöyle dursun, 40’dan fazla kez bölünmeye devam ettiler.

      Burada uygulanan prosedürde de kullanılan , birçok ilaçta kullanılan etken maddeyle aynı, ‘ modifiye RNA ‘..

      Bu araştırma ile hücrelerin ömrü uzatılıyor ve bu her şeyden önce ilaç testlerin daha sağlıklı ve uzun süre yapılabileceğini, hastalık modellemelerinin daha kolaylıkla yapılabileceğini gösteriyor. Bulunan yöntem ile telomer uzunluğu 1000 nükleotit kadar uzatıldı ve böylece insan yılıyla bir kaç yıl fazla ömüre tekabül ediyor. Araştırma FASEB Journal ‘de dün yayımlandı.

      Prosedürde mRNA (messenger – mesajcı – RNA )’ nın modifiye bir versiyonu kullanıldı.Bu mRNA hangi proteinin kodunu taşıyor? derseniz, ‘ telomeraz ‘denen, kök hücreler tarafından sentezlenen, telomer uzamasında görev alan , kök hücrelerde çıkça bulunan ve de doğal olarak hücrede bulunan bir enzimin aktif (görev yapan ya da substrata bağlanan ) kısmı olan TERT bileşeninin kodunu taşıyor.

      Burada moleküler biyolojinin cilveleriyle karşı karşıyayız.. TERT , telomerleri uzatan , sonlarına TTAGGG nükleotit dizilimlerini ekleyen , ve bölünme sayısını artıran bir görev yapıyor. Ama telomerlerin sürekli uzaması iyi bir anlam ifade etmez çünkü sürekli bölünme kanserli hücre oluşumuna sebebiyet verir. Bizim modifiye mRNA’mız ise çok avantaj sağlıyor çünkü TERT ‘inhücre içinde biraz daha uzun süre kalıp görev yapmasını sağladıktan sonra (yaklaşık 48 saat ) yok oluyor ve uzatılmış telomerler yeniden sağlıklı bir şekilde hücre bölündükçe kısalmaya devam ediyor.

      Bir kaç gün içinde üst üste 3 ayrı uygulamada insan kas ve deri hücrelerinde sağlıklı bir şekilde telomer uzamasını sağladılar:

      Modifiye RNA ‘yı bir kaç gün içinde bir çalışma için çok küçük bir sayı olan üç uygulamada deneyerek insan kas ve deri hücrelerinde sağlıklı bir şekilde telomer uzatılması başarıldı. 1.000 nükleotit eklenmesiyle yaklaşık %10 luk bir uzama kaydedildi, ve söz konusu hücrelerde , normal telomere sahip hücrelere oranla ortalama 40 bölünme fazladan kaydedildi.

      Tedavi için Potansiyel Kullanım Alanları

      Bu yeni yaklaşım, yaşlılığa bağlı hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde yeni bir yol açmakta. Aynı zamanda, telomer kısalması ile ilişkilendirilen, hastayı elden ayaktan düşüren genetik hastalıklar için de bu potansiyel tedaviden yararlanılabilecek..

      Önceki çalışmalar ise duchenne muskuler distrofi hastası erkeklerin kas kök hücrelerinin sağlıklı erkeklerden çok daha kısa telomere sahip olduğunu gösterdi. Bu sonuç, hücrelerin yeni kaslar yapmak için nasıl çalıştığı ya da çalışmadığını anlayabilmemizi sağlamasının yanı sıra, hasarlı hücrelerin laboratuvar ortamındaki sınırlı büyüme yeteneğinin de açıklanabilmesine yardımcı oldu.

      Araştırmacılar tekniklerinin ve yöntemin diğer hücre çeşitlerinde de çalışıp çalışmayacağını deniyorlar.Bu metodun ve uygulama alanlarının genişletilmesi için araştırmalar başladı bile. Hedefler ise hiç de hayal değil, örneğin Duchenne muskuler (kas) distrofi hastalığını iyileştirmek için , hastalardaki kök hücreler hedeflenerek telomerleri uzatılabilir, yaşlanmaya bağlı şeker ve kalp hastalıkları iyileştirilebilir ve kısacası gençleşilebilir.

      Referans :

      J. Ramunas, E. Yakubov, J. J. Brady, S. Y. Corbel, C. Holbrook, M. Brandt, J. Stein, J. G. Santiago, J. P. Cooke, H. M. Blau. Transient delivery of modified mRNA encoding TERT rapidly extends telomeres in human cells. The FASEB Journal, 2015; DOI

      Yorum yap


      • #4
        Hücresel yaşlanmayı önleyebilirsiniz!

        Son günlerde telomer boyu hakkında İngiltere’de çıkan bir yazı üzerine bütün dünya dikkatini bu konuya verdi.

        Konu, telomer testinin Türkiye’ye gelmesiyle burada da yankı buldu. Bu alanla yakından ilgilenen 24 yıllık mesai arkadaşım, nükleer tıp uzmanı Dr. Mari Benli’den konuya açıklık getirmesini istedim. İşte Dr. Benli’nin anlattıkları:

        “Telomer; kromozomların ucunda yer alan, herhangi bir genetik bilgi taşımayan, hücre bölünmesi sırasında kromozomların aşınmasını önleyen bir bölüm. Her hücre bölünmesinde telomerlerden bir parça eksilir ve hücre yaşlandıkça telomerler kısalır. Telomerler çok kısalınca hücre bölünmesi durur, yani hücre ölür.

        Biyolojik ve kronolojik yaş
        Telomer testinde telomer boyu PCR yöntemiyle ölçülür. Telomer boyunun uzun çıkması kişinin biyolojik yaşının kronolojik yaşından daha uzun olduğunu, diğer bir deyişle kişinin yaşlanma hızının az olduğunu gösterir. Telomer boyunun zaman içindeki değişimi ölçülerek kişinin yaşıtlarına oranla daha mı hızlı, yoksa daha yavaş mı yaşlandığı hesaplanabilir. Telomer boyu kısalmasını önleyen tedavilerle yaşlanma yavaşlatılabilir.

        Beslenme tarzının etkisi
        İnflamasyona sebep olan veya oksidatif stresi artıran diyetler, telomer boyunun hızlı kısalmasına yol açar. Karbonhidratlar, şekerli maddeler, fast food tarzı yiyecekler, işlem görmüş ve saflaştırılmış gıdalar, asitli içecekler, yapay tatlandırıcılar, trans ve doymuş yağlar telomer boyunun kısalmasına neden olur. Bunu önlemek için anti-oksidan olarak bilinen taze meyvelerden ve pişmemiş veya az pişmiş sebzelerden karışık olarak her gün 10 porsiyon tüketmek gerekiyor.

        Ayrıca lifli gıdalar, tekli doymamış yağlar, omega-3 yağ asitleri, yağlı ve soğuk su balıkları, bitkisel kaynaklı proteinler almak da telomer boyunun kısalmasını önleyen etkenlerden. Günlük toplam kalori alımını sınırlamak, düzenli egzersiz yapmak, her gün en az 7-8 saat uyumak, stresten uzak durmak ve mümkünse haftada dört gün akşamları 12 saat aç kalmak telomer boyu kısalmasını önleyen diğer faktörler.

        Kilosu fazla olanların ideal vücut kitle indeksine inmeleri de önemli. Bel çevresi ve karın içi yağ oranının azaltılması daha da gerekiyor. Sigara ve tütün de kullanmamakta fayda var.

        Telomer boyu ölçümü kısa çıkarsa
        Bu kişiler, doktorlarının ve diyetisyenlerinin yardımıyla doğru beslenme, yaşam tarzı ve zihin yapısına kavuştuklarında, telomer boylarında meydana gelen değişikliği hemen görecekler. Telomer boyu ölçümü kişilere uzatılmış bir ayna. Doğru ve sağlıklı yaşam kurallarına daha önce önem vermeyen kişiler teomer boylarını ölçtürerek neyi doğru ya da yanlış yaptıklarını anlayabilir.

        Beslenme düzeni bozuk olanlarda oksidatif stresi azaltmak için anti-oksidan takviyesi yapmak gerekebilir. Oksidatif stresin azaltılması, vücudun savunma mekanizmasını güçlendirecek, inflamasyonu ve damarsal yaşlanmayı azaltacaktır. Anti-oksidan takviyesi verirken hedefe yönelik hareket etmek çok önemli. Anti-oksidanlar birbirlerinin etkisini ve dengesini azaltmayacak şekilde, kişinin ihtiyaçlarına göre verilmeli. Aksi takdirde oksidasyon azalacağına artırılmış olur.

        Hücresel düzeyde anti-oksidan kapasitesini artırmak, telomer boyunu korumak için elzem. Dozu ayarlı ve kaliteli multivitaminler de telomer boyunu korumada rol oynar. Çalışmalar, yeterli C, D ve Evitamini, omega-3 yağ asitleri, resveratrol alımıyla telomer boyunun uzunluğu arasında doğru orantı olduğunu gösteriyor.

        Kanda homosistein düzeyinin yüksek olması da telomer boyu kısalığıyla ilişkilendiriliyor. Homosistein düzeyinin yükselmesini önlemek için B vitaminleri ve özellikle folik asidi yeterli miktarda almak gerekiyor. Kalp-damar ve şeker hastalığı, insülin direnci, yaşlılığa bağlı hafıza kaybıyla telomer boyu arasında var olan ilişki de biliniyor.” Dr. Hasan İnsel

        Yorum yap


        • #5
          Uzun ömrün sırrı ‘telomer’de gizli

          ‘Neden ölüyoruz?’ sorusuna cevap bulmaya çalışan çok sayıda bilimci ve araştırma merkezi var. Bu sorunun yanıtı onlara göre en azından şimdilik kromozomlarda gizli. Kısacası, ‘Ölümsüzlüğün ya da ölümün şifresi’ büyük bir olasılıkla kromozomların uçlarında bulunan ve hücrelerin çoğalma kapasitelerini belirleyen‘telomer’ adı verilen alanda saklı.
          VÜCUDUMUZ milyarlarca hücreden oluşuyor. Hücrelerimizin ortak veya farklı özellikleri var. Özellikleri aynı olan hücreler bir araya gelerek doku ve organları oluşturuyor. Hücreleri yöneten talimatlar ise “DNA” denilen yapının içindeki şifrelerde muhafaza ediliyor. Hücrelerimizi, yani bizi işte bu şifreler yönetiyor. Bu şifrelerin verdiği kararlarla yiyor, içiyor, düşünüyor, seviniyor, üzülüp ağlıyor ya da mutlu oluyoruz. Yine bu şifrelerin verdiği kararlarla acıkıp doyuyor, susuyor, sevişiyoruz. Kısacası her şey DNA’mızdaki o şifrelerde gizli.


          DNA: KARAR VERİCİ
          DNA denilen bu “büyük karar verici” gücün yapısı bir merdivene benziyor. Bu merdivenin basamakları Adenin, Timin, Cytosin ve Guanin adı verilen kimyasallardan oluşuyor. Yalnızda dört kelimeden oluşan bu dünyanın en basit ama en büyük, en güçlü ve en karmaşık merdiveni bize, bedenimize her gün yüzlerce, binlerce talimat veriyor. Bu talimatlardaki bir hata bazen daha siz doğmadan hayatınıza ciddi darbeler indirebiliyor. Ya da bu talimatların içine gizlenmiş küçük hatacıklar ileri yaşlarda kan basıncınızı, kan şekerinizi, kan kolesterolünüzü yükseltiyor, kalp krizi, felç geçirmenize sebep olabiliyor. Ayrıca DNA’nızın bütünlüğünün korunması doğumdan ölüme kadar zorunlu olan bir süreç. Onda meydana gelebilecek en ufak herhangi bir hasar bağışıklık sisteminizin çökmesine, alerjik problemlere yol açabiliyor, kanserle sonuçlanabiliyor. Özetle DNA’mız çok ama çok önemli.


          TELOMER NEYİN NESİ
          Genetik kodlarımızın yer aldığı DNA’nın içine sıkıştırıldığı biyolojik materyallere ise kromozom deniyor. Her bir DNA bir kromozomun içine sıkıştırılıyor. Her hücrede aynı sayıda, yani 46 kromozom var. Kromozomları bugün basit tetkiklerle bile gözlemek, resimlemek ve onlarda meydana gelen kırılmaları, kopmaları belirlemek mümkün olabiliyor. Kromozomların en uç kısımları ise “telomer” adını alıyor. Son zamanlarda yapılan birçok çalışmada bilimciler hayatımızın süresini belirleyen temel karar vericinin işte bu telomer isimli yapıyla alakalı olabileceğini ortaya koydu.


          Aslında daha altmışlı yıllarda Amerikalı bir araştırmacı Leonard Hayflick hücresel yaşlanmanın temel belirleyicisinin telomer olabileceğini ileri süren bir görüş ortaya atmıştı. Anatomist Hayflick araştırmaları sonucunda “biyolojik yaşlanmanın temel karar vericisinin kromozomların ucundaki telomer isimli bölümler” olduğunu ileri sürmüştü. Bu yıl Nobel ödülünü alan araştırmacının çalıştığı alan ve ona ödül kazandıran alan da telomerle ilgili. Bu yılın tıp Nobel’ini kazanan Dr. Elizabeth Blackburn yaptığı çalışmalarla DNA’nın işte bu en gizemli bölümünün telomerlerin yapısını aydınlatan önemli bulgulara ulaştı. Dr. Blackburn ve arkadaşlarının yaptığı çalışmalar telomer yapısının bütünlüğünü korumaya yarayan “telomeraz” maddesinin gençlik iksiri olabileceği ya da kanserle mücadelede önemli bir unsur olarak kullanılabileceği yönündeki düşünceleri iyice güçlendirdi. Nedeni şu:


          TELOMERAZ’IN ÖNEMİ
          Kromozomların ucundaki telomer bölümünün uzunluğu hücrelerin yaşını gösteriyor. En azından teorik olarak böyle kabul ediliyor. Hücre bölündükçe telomer bölümü kısalıyor. Örneğin yeni doğan bir bebekte telomerler oldukça uzunken, 60-70 yaşındaki birinde telomerlerin boyu çok ama çok kısa bulunuyor. Telomerler tamamen ortadan kalktığında durum iyice tatsızlaşıyor. Çünkü bu telomerler ayakkabı bağınızın ucundaki plastik kaplamalar gibi bir şey. Nasıl ki o plastik bölüm kaybolunca bağınızın ucu püsküllenip bütünlüğü bozuluyorsa, telomeri ortadan kalkmış kromozom da aynı duruma düşüyor. Teoriye göre her hücrenin kaç defa bölündükten sonra telomerinin kısalıp kaybolacağı, yani hücrenin kendi kendine ölümü ne zaman gerçekleştireceği aslında genetik hafızasında yazılı. Kısacası telomerlerin kısalmasını önleyen telomeraz isimli enzime hükmetmek demek, gençlik iksirini de bulmak anlamına geliyor. Yani bu telomer enzimi fevkalade önemli. Yalnız uzun yaşamak adına değil, “ölümsüz ve sonsuz çoğalma yeteneğine sahip bir hücre” anlamına gelen kanser problemine çözmek söz konusu olduğunda da durum aynı. Kısacası telomeraz konusu çok ama çok önemli.

          ÖMÜR MÜ KANSER Mİ
          KANSER hücrelerinin kontrol edilemeyecek bir süratle çoğalmasına dur diyebilecek yollardan birinin bu enzimin aktivitesini baskılamak olduğunu düşünenler var. Onlar bu yönde atılabilecek olumlu bir adımın kansere çare bile olabileceği düşüncesindeler. Telomeraz aktivitesini engelleyen –ve böylelikle kanser hücresinin sonsuza kadar bölünebilme yeteneğini kontrol altına alan- ilaç ve aşılar da tartışılıyor.Kısacası telomer konusu çok ama çok önemli. Ömrü uzatmanın da, kanserle mücadeleyi daha başarılı bir zemine çekmenin de anahtarı telomerler ve telomeraz enzimi olabilir.

          Stress telomer törpüsü
          LEONARD Hayflick kırk yıl önce yaptığı araştırmalar sonucu geliştirdiği teorisinde “hücresel yaşlanmanın telomerlerin kısalmasıyla ilgili bir süreç olduğunu” ileri sürdü. Daha sonra yapılan birçok araştırmada bu gözlemi doğrulayan bulgulara ulaşıldı. “Neden yaşlanıyoruz?” sorusunun yanıtı muhtemelen telomerlerde gizli. Mesela stresin başlı başına bir “telomer törpüsü” olduğunu gösteren bulgular var. Stresin telomerazı baskıladığı ve telomerlerin kısalmasını hızlandırdığı, yani daha hızlı yaşlandırdığı anlaşılıyor. Dr. Leonard Hayflickgöre insan ömrünün ulaşabileceği maksimum süre 125 yılı geçmiyor. Günümüz bilimcileri de hücrelerin “kendi yaşamını sona erdirme” özelliklerine yürekten inanıyor.


          İyi yaşlanmanın şifreleri
          NE süre ile yaşayacağımız yalnız genetik mirasımız tarafından belirlenmiyor. Bu mirasın nasıl yönetildiği de önemli. Sağlık kontrollerini düzenli yaptıran, sağlık sorunlarını çözmede geç kalmayan, beslenmede, uykuda, stres yönetiminde ve bedensel aktivitesinde dikkatli davranıp ciddi hatalar yapmayan, eğitim düzeyi iyi kişilerin ömrü daha uzun oluyor. Yaşanılan çevre de önemli. Temiz bir çevrede yaşamak ömrü uzatıyor. Güçlü dostluk ve arkadaşlık bağlarına sahip olmak ise son derece etkili bir özellik. Ayrıca sağlam ve sıcak aile ilişkileri de fevkalade önemli sayılıyor. İnançlı olmak, inanç zenginliği ve gücüne sahip olmak değeri son yıllarda çok daha iyi anlaşılan bir “ömür uzatıcı faktör” olarak ortaya çıktı. Aidiyet duygularının sağlamlığı, hoşgörüyü, affediciliği, sevmeyi, merhamet etmeyi, paylaşmayı, bölüşmeyi, gerektiğinde kabullenmeyi, “bu da geçer” diyebilmeyi kolaylaştırıyor. Yani uzun ömrün sırrı sadece yaban mersini, brokoli ya da üzüm çekirdeğinin içine sıkıştırılmış değildir. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu

          Yorum yap


          • #6
            TELOMERLERİN YAŞLANMA VE KANSER İLİŞKİSİNDEKİ ROLÜ

            The Role of Telomeres in Aging and Cancer Relationships
            Merve GÜNERİ YILDIZ1, Sümer ARAS1, Demet CANSARAN DUMAN2
            ÖZET
            Telomerlerin yaşlanma ve kanser ilişkisindeki rolü oldukça önemlidir. Kanser tedavisinde ve teşhisinde geleneksel yöntemlerin yanı sıra telomeraz aktivitesinin ölçümü özgün bir belirteç olarak kullanılabilir. Telomeraz enzimleri ile ilgili yapılmış olan çalışmalar kanser tedavisinde etkili bir şekilde kullanılabileceklerini göstermektedir. Ayrıca telomerlerin yaşlanma üzerindeki rolleri de birçok araştırmanın odak noktası olmuştur. Telomer kısalmasının insan hücresinin ömür uzunluğunun kısalmasında evrensel bir rol oynadığı yapılan çalışmalarla doğrulanmıştır. Telomerlerin, kanser tedavisinde ve yaşlanmayı geciktirici olarak kullanıma geçmiş olması umut verici bir gelişme olmuştur.

            Anahtar Sözcükler: Telomer, yaşlanma, kanser

            ABSTRACT
            Telomeres have a major role in aging and cancer relationships. In cancer treatment and diagnosis, in addition to the traditional methods, the measurement of telomerase activity would be used as specific markers. The studies conducted on telomerase enzymes showed that they would be used effectively in the treatment of cancer. The role of telomeres in aging has also been the focus of many researches. It has been confirmed that telomere shortening plays universal role in shortening of the life of the human cells. Recent applications in the usage of teleomeres as a retardant in aging and also in cancer treatment are happened to be a promising development in this area.

            Key Words: Telomere, aging, cancer

            GİRİŞ

            1. KROMOZOMLARDA TELOMER BÖLGELERİ
            1.1. Telomer Nedir?

            Telomerler, kromozomların DNA ve protein içeren terminal (uç) bölgeleridir. Diğer kromozomal DNA dizilerinden hem yapısal hem de fonksiyonel olarak farklıdırlar. Telomer sentezinden telomeraz (telomer terminal transferaz veya revers transkriptaz) enzimi sorumludur (1). Sentromer
            Telomer kavramı, 1930’lu yıllardan bu yana bilinmektedir. Bu yıllarda Hermann J. Müler Drosophila melanogaster ve Barbara Mc Clintock Zea mays kromozomları üzerinde çalışmışlardır. Müler, X radyasyonundan sonraki yapı değişiklikleri ve bu değişikliklerin görülme sıklığını incelemiştir. Çalışmalarının sonucunda, terminal bölgelerdeki delesyonların ve inversiyonların çok az görüldüğünü bildirmiştir. Araştırmalar ilerledikçe kırık uçlu kromozomların daha kolay birleştiği ve normal kromozomların telomer yapılarının kararlı olduğu, ne kırık uçlu kromozomların uçları ile ne de diğer telomerlerle birleşmediği görülmüştür. Bu bilgilerden sonra kromozomların bütünlüğünü sağlayan özel terminal (uç) yapıların varlığı kabul edilmiştir (1-4). Telomerler iki problemi çözmek için bulunmaktadırlar. Birincisi; kromozom uçlarının replikasyonlarının tamamlanmasına olanak vermek; ikincisi ise bu uçların birbirleri ile karışmasını ya da kromozomların iç kısımları ile reaksiyon vermelerini önlemektir (1, 2). Son yıllarda yapılan çalışmalarda telomerlerde bulunan G4-DNA yapıları keşfedilmiştir. G4-DNA guanin bakımından zengin nükleik asit dizileri olup G- kuadrupleks (G-tetrad veya G4- DNA) adı verilen guaninlerin oluşturduğu dört zincirli bir yapıyı ifade etmektedir. G-4 DNA’yı stabilize eden ve telomeraz aktivitesini durdurabilen bileşikler kanser terapisinde ilgi çekmeye başlamıştır. Bu bileşikler G-4 kuadrupleks yapıyı stabilize etmek suretiyle telomeraz enziminin telomerlere ulaşmasını engellemektedir (5).

            1.2. Telomerlerin Fonksiyonları
            Telomeraz enzimi ile gerçekleştirilen telomer sentezi kromozomların uç bölgesinin bütünlüğünün korunması için gereklidir. Telomer içermeyen kırık uçlar disentrik, halkalı veya diğer kararsız kromozom yapıları oluşturacak şekilde uç uca eklenebilirler. Bu kararlı ve kararsız yapılar arasındaki farklılıklar, telomerlerin normal kromozom uçlarında bulunan özel yapılar olduğunu ve bu yapılar olmadığı zamanlarda kromozomların dayanıksız olduğunu göstermiştir. Telomerler DNA replikasyonunun düzgünlüğü konusunda sentromer bölgeleri ile aynı derecede önemlidir. Ayrıca interfaz çekirdeğinin üç boyutlu yapısının kurulmasında da etkili olduğu düşünülmektedir (1, 2, 4). Hücre içinde telomer çekirdekleri zara yakın konumda olup sentromerlerle 180° açı oluştururlar. Telomerler homolog kromozomlarla homolog olmayan kromozomlar arasında geçiş sağlarlar (4). Telomerlerin organizmalarda az miktarda bulunması nedeni ile -total DNA’nın yaklaşık. %0.003’ü telomerik DNA’dır- bunların fonksiyonlarının ve sentezlenmelerinin anlaşılması ancak yakın zamanlarda başarılabilmiştir. Bu alandaki çalışmalar daha sonraları kısa ve doğrusal DNA’ları olan silli protozoalar üzerinde yoğunlaşmıştır. Günümüzde telomerlerin yapı, fonksiyon ve sentez mekanizmaları; protozoalarda, küf mantarlarında, bitki ve hayvan hücrelerinde incelenmeye devam etmektedir (1, 2). Bugüne kadar çalışılan tüm organizmalarda kromozom uçlarının G ve T’den oluşan kısa, basit ve tekrar eden zincirler olduğu bilinmektedir. Tekrar edilen bu zincirlerin sayısı kazanılan ve kaybedilen zincirlerle belirlenir (2, 4).

            1.3. Telomerik Proteinler
            Kromozomal DNA’nın ucunda bulunan yapıları ile etkileşen kısımlar, telomeraz enzimi ve telomer yapısal proteinleridir. Telomerik DNA tekrarlarına tutunan özel amino asit dizisine sahip olan proteinler, telomerik kararlılığın sağlanmasına ve telomer uzunluklarının düzenlenmesine yardım ederler. Telomerlerin, TTAGGG dizi tekrarları ve telomer bağlayıcı proteinlerden oluşan kısmına “telesom” denilmektedir (4).

            2. TELOMERİK DİZİLERİN DÜZENLENMESİ
            2.1. Telomerik Diziler
            Aralarında önemli evrimsel farklılıklar bulunan ökaryotik organizmaların telomer bölgelerindeki DNA dizileri ve yapıları benzerdir. Bu telomer bölgeleri, oldukça basit olan ve arka arkaya tekrar eden özel diziler içerir. DNA ipliklerinden bir tanesi guanin yönünden zengindir; 5´ yönüne doğru uzar ve sitozin yönünden zengin olan iplikten daha uzundur. Dışarıya doğru uzantı yapan bu tek iplik kendi üzerinde kıvrılıp, Watson-Crick eşleşmesi göstermeyen, saç tokası şeklinde ve guanozin-guanozin eşleşmesi yapan bir yapı oluşturur (1, 2, 4). Telomer bölgelerinde, bir anlamda düzenli bir düzensizlik olduğu söylenebilir. Bu farklı yapılar, tek iplikli kırılmalara neden olabilir. Sonuçta, DNA’daki açık noktalarda çalışabilen ligaz enzimi bağlanamaz ve bu bölgelerin nükleazlar tarafından tanınması önlenir. Saç tokası yapısı ve telomerik dizisi olmayan kırık uçlu kromozomlar, serbest DNA uçları ile birleşebilirler. Bu yapılar, aynı zamanda ekzonükleotik yıkıma karşı da duyarlıdırlar. Telomerlerin telomerik proteinleri sayesinde yıkımdan kurtuldukları bilinmektedir. Telomerlerin kendilerine özgü yapıları sayesinde; disentrik kromozomların oluşması, kromozom birleşmeleri ve kromozomun alt telomerik bölgelerinden genetik bilgi kaybı önlenmiş olur (4-6). Telomerik diziler tanımlanırken, iki nokta üzerinde önemle durmakta fayda vardır: Bu diziler kromozomların uç noktalarında bulunmalıdır ve doğrusal DNA molekülüne dayanıklılık sağlamalıdır (6). Telomer bölgesinin kararlılığının sağlanabilmesi için, bu tekrarlayan dizilerden, maya ve diğer bazı tek hücreli canlılarda bir kaç yüz ve omurgalılarda bir kaç bin baz çifti kadar bulunması gereklidir (2, 4, 6).

            2.2. Telomer Uzunluğu ve Telomer Kaybı
            Telomer uzunluğunu etkileyen değişik bir çok genetik ve fizyolojik faktör vardır. Dengeleyici bir mekanizma olmasaydı yarı korumalı (semi konservatif) DNA replikasyonu sonucunda kromozomlar giderek uç kısımlarından kısalacaklardı. Hücre kültüründeki ölü hücrelere ait telomerlerin birinci jenerasyon başına 65 baz çifti (bp) kadar kısaldığı bildirilmektedir. İnsana ait üreme dizisi hücrelerinin kromozomal uçlarında 10 kb’lık telomerik AGGGTT tekrarları vardır. Telomer uzunluğu ile yaş arasındaki ilişkiyi aydınlatmak amacı ile farklı yaşlardaki insanlara ait hücrelerde, insan fibroblastlarının ön kültürlerinde ve bazı kanser hücrelerinde çalışmalar yapılmış; telomer uzunluğunun artan hücre bölünme hızı veya yaşı ile azaldığı anlaşılmıştır. Ölümsüz HeLa doku kültürü hücrelerinde telomeraz aktivitesi saptanmaktadır. Aynı bulgular maya, Tetrahymena hücreleri ve insan üreme hücreleri için de geçerlidir. İnsan somatik hücrelerinde ise, telomeraz enzim aktivitesi tespit edilememiş ve bu hücrelerin telomerlerinin daha kısa olduğu görülmüştür. Tek istisna fare telomerleri için bilinmektedir: fare telomerleri insan telomerlerinin 5-10 katıdır ve yaşlı ile genç farelerin telomerleri arasında dikkate değer bir farklılık yoktur. İlk defa 1973 yılında Olovnikov adlı bir araştırmacı, telomer kısalmasının ileride ölüme yol açabileceğini, somatik hücrelerde çoğalmayı sınırlayıp hücre yaşlanmasına neden olabileceğini bildirmiştir (7). Daha sonra yapılan araştırmalar Olovnikov’un bulgularını destekler niteliktedir. Telomerik tekrarlar her hücre döngüsünde kaybedilir; ancak bu tekrarlar telomeraz enziminin etkisiyle kazanılır. Telomeraz, telomerik tekrarları 3’ ucundan ekleyerek işlev görür. Bazı durumlarda ise rekombinasyonel replikasyon mekanizması ile tekrarları bir kromozom telomerinden diğer kromozoma kopyalayabilir. Telomeraz yokluğunda telomerlerde meydana gelen kayıpları azaltmak için kromozomların 3’ ucundaki TnGn zincirlerinin DNA polimeraz enzimleri için iyi kalıp olmaları gereklidir. Bu husus tekrar eden telomerik dizilerin DNA polimeraz tarafından öncelikle belirlendiği olasılığını güçlendirmektedir (6). DNA replikasyonu sonucu telomer dizilerinde kayıp olduğu takdirde telomeraz enzimi bu bozuklukları düzeltebilir. Düzeltmediğinde telomer bölgelerinin koruyuculuğu kaybolur. Son yıllarda telomer bölgelerinin yapılarının ve telomeraz aktivitesinin hücre yaşlanması ve kanser oluşumu üzerinde etkili olduğu görülmüştür (4, 6). Telomerlerin keşfi ile kromozom uçlarının kararlı yapıda olmadığı kesinleşmiştir. Kırılan uçlar uç uca kaynaşabilirler ya da diğer kararlı olmayan kromozom formlarını meydana getirebilirler. Moleküler analizler telomerlerin her bir DNA zincirinin 5’ ucunda terminal noktasında kayıp olmadan lineer kromozomal DNA ucunun replikasyonuna izin verdiğini göstermiştir. Böyle bir kaybın, geleneksel yarı korunumlu replikasyon mekanizmasının bir özelliği olduğu tahmin edilmektedir (4). Hücre bölünmesi sırasında meydana gelen telomerik zincirlerin kaybı kromozomal anomalilere sebep olabilir. Örneğin mayadaki “est1” mutasyonu ile meydana gelen telomer uzunluğunun kısalması, kromozom kaybına ve ölümüne sebep olmaktadır (2, 6). Eşey hücreleri yavru hücrelere uzunluğu tam olan kromozomları transfer etmek zorundadırlar. Fakat telomer hipotezi somatik dokularda yaşlanmayla telomer uzunluğunun azaldığını ileri sürmektedir. Sperm hücreleri uzun telomer dizilerine sahiptir ve telomer uzunluğu istikrarlı bir biçimde korunmaktadır. Buna karşın kan hücrelerinde telomer uzunluğunun yaşlanma ile azaldığı anlaşılmıştır. Bu sonuçlar, eşey hücrelerinin telomer bütünlüğünü sağladığını fakat somatik dokuların bunu yapamadıklarını göstermektedir (8).

            2.3 Telomeraz ve Yapısı
            Telomeraz, kromozomal uçlardaki TTAGGG tekrarlarının sentezinden sorumlu olan ribonükleoprotein yapıda özel bir DNA polimerazdır. İlk defa Tetrahymena’da tanımlanan telomeraz enzimi, daha sonraları insanlarda HeLa hücrelerinde gösterilmiştir. Embriyonik hücreler ve erişkin kök hücrelerinde aktif olan bu enzim, normal somatik hücrelerde saptanmamakta, kanser hücrelerinde yeniden aktive olmaktadır (8).

            2.3.1. Telomerazın Fonksiyonu
            Ökoryatik hücrelerdeki DNA replikasyonunda lider zincirdeki sentez tek RNA primeri kullanılarak 5’ yönünde kesintisiz olarak tamamlanırken, kesikli zincirdeki sentez 8-12 bp’lik RNA primerleri kullanılarak ‘Okazaki fragmanları’ şeklinde gerçekleşmektedir. Terminal RNA primerlerinin uzaklaşmasına bağlı olarak yeni sentezlenen yavru zincirin 5’ ucunda, -12 bp’lik bir boşluk oluşmaktadır. Kalıp DNA’nın 3’ ucunun normal replikasyon mekanizmasıyla kopyalanamamasına “replikasyon sonu problemi” denmektedir. Bunu telafi edecek moleküler mekanizmaların yokluğunda, her hücre bölünmesinde kromozomal DNA’nın 3’ ucunda, yaklaşık 50-200 nükleotidlik kayıp olmakta ve hücresel yaşlanma gelişmektedir. Telomerlerin 3’ ucunda bulunan guanin ve timin yönünden zengin 12-16 nükleotidlik uzantının, uzama evresinde kalıp görevi gördüğü düşünülmektedir. İnsan telomeraz enzimi (hTR), telomerik DNA dizisine komplomenter olan 8-30 bazlık kısa bir segmentini, zincirin 3’ ucunun uzatılmasında kalıp olarak kullanmaktadır. Telomerazın katalitik alt birimi olan insan telomeraz katalitik alt ünitesi (hTERT), bu diziye komplementer GGTTAG dizi tekrarlarını sentezleyerek guanin yönünden zengin olan 3’ ucuna ekler. RNA kalıbı, yeni sentezlenen telomerik dizinin 3’ ucuna doğru kayar ve DNA polimeraz, telomeraz enziminin sentezlediği bu diziyi kalıp olarak kullanarak, karşı tamamlayan zincirin sentezini gerçekleştirir (2, 9).

            3. TELOMERLER ve YAŞLANMA
            Normal dokulardaki telomerin uzatılmasından sorumlu sistemler bölünme sırasında etkinliklerini sürdürmezler. Bu nedenle telomerler hücre bölünmesi sırasında kısalırlar. Telomer uzunluğu hücrelerin replikatif yaşama süresini belirler. Telomerler kritik uzunluğa kadar kısaldıklarında yaşlanma programı aktive olur. Bundan sonra hücre bölünmesi durur. Fakat yaşamaya ve fonksiyon görmeye devam ederler. Eşey hücrelerinde telomerlerin bakımı aktif olarak yapılmaktadır. Bunun sebebi, bir sonraki nesle kromozom transferi yapılma zorunluluğudur. Bu durum telomer replikasyonunda görevli olan telomeraz enzimi aktivitesi ile gerçekleşmektedir (1).

            3.1. Hücre Yaşlanmasında Telomer Hipotezi
            Telomer kısalmasının replikatif yaşam uzunluğunu kontrol edebileceği ve zamanı ayarlayabileceği ilk kez Olovkinov 1973’de tespit edilmiştir (7). Fakat telomer yapısı ve fonksiyonu ile ilgili halen günümüzde geçerli olan bilgiler 1990 yılında Harley tarafından açıklanmıştır (10). Genel olarak incelendiğinde, insan hücrelerinde yaşlanma ve ölüm iki evrede gerçekleşir: M1 evresi; “Mortalite 1 Evresi” olarak adlandırılır. Bu evrede telomerlerin kısalması ile kromozomlar kritik boya ulaşırlar. Kritik nokta Hayflick and Moorhead tarafından “Hayflick Limiti (Proliferasyon Limiti)” olarak adlandırılmıştır. Bu olay hücre döngüsünü durdurur ve yaşlılık programını başlatır. M1 noktası replikatif hayat uzunluğunu temsil eder. Eğer bir hücre bu noktayı atlarsa, özellikle onkogenik transformasyonla telomerleri M2 noktasına kadar kısalırlar. M2 noktası da “kriz noktası” olarak adlandırılır. M2 noktasında büyük hücre ölümü meydana gelir. Bu, zayıflayan telomer fonksiyonuna bağlı olarak kromozom ölümünden dolayı olabilir. Bu krizi aşmak için telomeraz aktivitesine ihtiyaç vardır. Böylelikle telomer uzunluğu ve yapısı yeniden sağlanabilir ve devam ettirilebilir. M2 noktasında ortaya çıkan hücreler sınırsız şekilde bölünebilir. Normal somatik dokular ya da hücreler sadece senesens durumuna ulaşabilirler; yalnızca eşey hücreleri ya da dönüşüm yapabilen hücreler limitsiz hücre bölünme yeteneğine sahiptirler (11). Böylece telomerlerin telomerazın ve telomer proteinlerinin yaşlılık ve kanser mekanizmaları belirleyici ve geçerli modeller olarak kabul edilebilirler.
            Simian virüs 40 (SV 40), insan papilomavirüs (HPV), adenovirüs gibi DNA tümör virüsleri ile transformasyon sonucu hücre yaşlanmasının üstesinden gelinebilir. Bir çok durumda, transforme olan hücre kültürleri uzamış bir yaşam döngüsüne sahip olurlar. Tümör virüsleri p53 ve p110RB hücresel tümör baskılayıcı proteinlere bağlanan ve onları inaktive eden proteinlere sahiptirler. Bu bulgu aynı zamanda viral transforme hücrelerin uzun hayat döngüsünün bu moleküllerin inaktivasyonu ile meydana geldiğini belirtmek için iyi bir kanıt oluşturmaktadır. Pek çok ölümsüz hücre, mutasyonlar ve gen delesyonları sonucu p53 ve p110RB bulundurmazlar (12).

            4. TELOMERLER ve KANSER
            Kanser vakalarında, hücrenin telomer uzunluğu ve telomeraz aktivitesi incelendiğinde bazı önemli bulgular elde edilmiştir. Örnek olarak in vivo ortamda tümör oluşumu ve telomeraz aktivitesinin birbiri ile ilintiliolduğunadairipuçlarıvardır.İyihuylut� �mörlerde telomeraz aktivitesi yoktur ve telomerazları kısaldıkça erken evrelerine geri dönmektedirler. Daha saldırgan seyreden metastatik tümörlerde ise yüksek telomeraz aktivitesi gösterilmiştir. Telomeraz inhibitörü ilaçlar telomerlere karşı etkili ajanlar olarak önerilebilmektedir (1).

            4.1. Kanser Tanısında Belirleyici Olarak Telomeraz
            Kim ve arkadaşları (1994) hücre ve dokulardaki telomeraz aktivitesinin tayininde kullanılmak üzere TRAP (Telomeric Repeat Amplification Protocol- Telomerik Tekrarların Çoğaltılması) yöntemi geliştirmiş ve 24 farklı kanser türünde çalışarak, kanser ile telomeraz ekspresyonu arasında bir korelasyon olduğunu rapor etmişlerdir. Bugüne kadar incelenen farklı tip tümörlerin % 85’inden fazlasında telomeraz aktivitesinin tespit edilmesi, ölümsüz hücrelerde telomerazın tekrar aktive olduğunu göstermektedir (13).
            TRAP metodunun geliştirilmesi ile dokulardaki telomeraz aktivitesinin belirlenmesi, çok sayıda kanser türünde telomeraz ekspresyonunun araştırılmasını sağlamıştır. Günümüzde çok sayıda tümörde telomeraz ekspresyon çalışmaları yapılmaktadır. Bu sonuçlar telomerazın en yaygın olarak bilinen kanser belirleyicisi olduğunu göstermektedir. Shay ve Wright’in 1996 yılında yaptıkları bir çalışmaya göre habis tümörlerin % 85’inin telomeraz aktivitesi gösterdiği bulunmuştur. Habis dokularda tespit edilen bu bulgu, telomerazın tanısal kanser için oldukça önemli bir gösterge olduğunu düşündürmektedir (14). Tüm eşeysel dokularda telomeraz aktivitesi bulunmaktadır. Bununla beraber periferal kan lökositlerinde ve bazı vücut hücre popülasyonlarında zayıf telomeraz aktivitesi bulunmaktadır. Bazı normal dokularda da (% 6) tümörlerde olduğu gibi telomeraz pozitif olarak belirlenmiştir. TRAP metodunun telomeraz aktivitesini tespit etmek için yeterince hassas olması tümörlü olması muhtemel dokuları belirlemeyi de sağlamaktadır. Son dönemlerde gerçekleştirilen bir çalışmada 266 premalignant dokunun 38’inin (% 14) telomeraz aktivitesine sahip olduğu bulunmuştur (14). Kanser teşhisi için standart histopatolojik tekniklerle biyopsi yapılarak tanı konmaktadır. Bu geleneksel yöntemlerin yanı sıra telomeraz aktivitesinin ölçümü oldukça özgün bir gösterge olarak kullanılabilir. Telomerazın en önemli klinik yararı idrar, kan, tükürük gibi vücut sıvılarından tespit edilebilmesidir. Örneğin; kan kanseri için yapılan çeşitli tanılar çok kesin sonuçlar verememektedir. Bu nedenle daha duyarlı belirteçler kan kanserini tespit etmek için önemli bulgular sunmaktadır. Kan kanseri olan bir hastanın idrarından ya da kan hücrelerinden telomeraz aktivitesi belirlenebilir (15).
            Beyin tümörlerinin telomerazla ilişkisini araştıran Nakatani ve arkadaşları, normal beyin dokusunda telomeraz aktivitesi saptayamazken habis tümörlerde % 81, metastatik tümörlerde % 100 aktivite tespit etmişlerdir. Telomeraz (+) olan hastaların prognozunun, telomeraz (-) olanlara göre daha kötü, yaşam sürelerinin ise daha kısa olduğunu belirleyen araştırmacılar, telomeraz aktivitesinin beyin tümörlerinin teşhisinde ve prognoz tayininde kullanılabileceğini ileri sürmektedirler (16). Bednarek ve arkadaşları meme kanserlerinin % 95 (99/104)’ini, fibroadenomların ise % 20’sinde telomeraz aktivitesi bulmuşlardır. Enzim aktivitesi ile tümörün boyutu, evresi, lenf nodu metastazı, östrojen-progesteron reseptör miktarı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon saptayamadıklarından, prognoz tayininde güvenilir olmadığını düşünmektedirler (17). Yoshida ve arkadaşları, mesane doku örneklerinin % 86’sında telomeraz aktivitesini (+) bulurken, tümör evresiyle telomeraz aktivitesi arasında korelasyon saptayamamıştır (18). Tümörlü ve komşu normal dokuları RT-PCR (ters transkriptaz- polimeraz zincir reaksiyonu) ile inceleyen Ito ve arkadaşları telomeraz aktivitesiyle hTERT mRNA ekspresyonu arasında belirgin bir ilinti bulunduğunu ve hTERT ekspresyonunun telomeraz aktivitesinin hız sınırlayıcısı olduğunu ileri sürmüşlerdir (19). Endometrium kanseri, ABD’li kadınlarda sık görülen bir kanser tipi olup, özellikle menapoz sonrası dönemde zirveye çıkmaktadır. Kyo ve arkadaşları endometriumdaki telomeraz aktivitesi ile hücrelerin çoğalma kapasitesinin ilişkili olduğunu ve hTERT ekspresyonunun menstrüel döngü fazlarında karakteristik olarak değiştiğini saptamışlardır (20). Bu nedenle telomeraz aktivitesinin, post menopozal kadınlardaki endometrial kanserin erken dönemde teşhisinde belirleyici olması mümkündür. Ayrıca 2008 yılında Akbay ve arkadaşlarının gerçekleştirdikleri bir çalışmada da meme kanseri ve telomer kısalması arasında ilişki olduğu gösterilmiştir (21). Over kanserleri, kadın genital sistem tümörleri içerisinde en kötü prognoza sahip olan tümörlerdir. Epitelyal over tümörlerinin ayırıcı tanısının doğru yapılması, özellikle üreme çağındaki kadınların tedavilerinin planlanmasında çok önemlidir.

            4.2. Kanser Tedavisinde Telomeraz
            Telomeraz enzimleri kanserin tedavisinde iyileştirici etkiye sahiptirler. Kanser, vücutta belirli hücre populasyonunun kontrolsüz çoğalması ile karakterize bir hastalıktır. Günümüze kadar yapılan çalışmalar kanserin hücre büyümesinin kontrolü ve hücre çoğalma mekanizmalarını anlamaya yöneliktir. Bu çalışmalar çok sayıda onkogenlerin keşfini sağlamış ve hücre bölünmesi kontrolünün düzensiz mekanizmalar ile meydana geldiği belirlenmiştir. Kanser çalışmalarında sınırsız replikasyon kapasitesi ya da malignant hücrelerin ölümsüz yapıları üzerine odaklanılmıştır (15). Somatik hücrelerin sınırlı bölünme potansiyelleri telomerlere bağlıdır. Bu bir tümör baskılayıcı mekanizma olarak düşünülebilir. Ökaryotik canlılar hücre bölünmelerini sınırlandırarak kontrolsüz hücre çoğalmasını denetleyebilirler. Fakat kanser hücreleri bu engeli aşmış ve hücresel ölümsüzlüğü başlatabilmek için büyük ve önemli bir yol bulmuşlardır: telomeraz enziminin aktivasyonu. Habis hücrelerin ölümsüz yapılarını hedefleyen tedavi ve tanıya yönelik ilerlemeler diğer uygulamalara nazaran kanser tanısı ve tedavisinde daha etkili bir yöntem olabilmektedir (14,15). Mc Clintock’un 1941’de yapmış olduğu orijinal çalışmadan beri, telomer yapılarının kromozomal bütünlüğün sağlanması için önemli olduğu bilinmektedir (3). Omurgalılarda telomerazın telomer kaybını dengede tutan bir mekanizma olduğu hakkında bir çok çalışma mevcuttur. Telomerazlar bu nedenle kanser tedavisinde olağanüstü ilgi görmektedir. Telomerazların inhibisyonu kritik önemi olan telomerlerin kısalmasına yol açar; bu kısa kromozomlar kararsızlığa ve hücre ölümüne neden olur. Telomeraz ekspresyonu hücresel ölümsüzlük ve hücresel farklılaşmanın erken evreleri ile yakından alakalıdır fakat çoğalma oranı ile ilişkili değildir. Diğer bir deyişle, ölümsüz hücreler telomeraz ekspresyonunu düzenler. Bu olay hücre bölünmesinin telomeraz aktivasyonu için önemli olduğunu gösterir (2). Hızlı bölünen iyi farklılaşmış hücreler genelde telomeraz aktivitesi göstermezler. Bu tip hücreler TRAP metodu ile de belirlenemezler. Yapılan çalışmalarda telomeraz inhibisyonunun habis hücreler için rastgele ve çoğalmış hücrelere etki yapan geleneksel kanser tedavilerine göre daha etkili bir uygulama olduğu gösterilmektedir (15). Geçtiğimiz yıllarda yapılan çalışmalarda telomerlerde G4-DNA (G-kuadrupkeks veya G-tetrad) adı verilen yapıların varlığı bulunmuştur. G4-DNA, guanince zengin diziler olup, guaninlerin oluşturduğu dört zincirli bir yapıyı ifade etmektedir. G-4 DNA’yı kararlı hale getirebilen, bunu yaparken telomeraz enziminin telomere ulaşmasını engelleyen ve telomeraz aktivitesini durdurabilen bileşikler de kanser terapisi için umut ışığı olmaktadır (5).

            4.2.1. Telomeraz İnhibitörlerinin Kanser Tedavisindeki Yeri
            Henüz spesifik inhibitörleri bulunmamış olmakla beraber, telomerazın DNA ile bağlantısını sağlayan kısmın bloke edilmesi kanser tedavisinde yeni bir umut kaynağı olarak düşünülmektedir. Telomeraz inhibitörleri, dirençli kanser hücrelerinin yeniden çoğalmasını önlemek için diğer tedavilerle bir arada veya onları takiben kullanılabilir. Tümöre özel olan ilk tedavi şekli olmakla birlikte, özellikle telomeraz aktivitesi gösteren hücrelerde (hematopoetik hücreler, üreme hücreleri, aktive T ve B lenfositler, proliferatif hücreler) yan etkileri görülebilir (14, 15).

            5. SONUÇ
            5.1. Yaşlanma ve Telomeraz
            Telomer-yaşlanma ilişkisinin tam olarak açıklığa kavuşabilmesi için çok sayıda yeni araştırmaya ihtiyaç vardır. Hatırı sayılır bir ilerlemeye karşın alınacak yol epeyce uzundur. Cevaplanması gereken üç önemli soru bulunmaktadır:
            1.Transplantasyon yapılmış dokularda, telomerazın dışarıdan ekspresyonu ile yaşlanma önlenebilir mi?
            2.Telomeraz ekspresyonu, transplantasyon yapılmış dokularda hassas onkogenik değişikliklerin oluşma olasılığını artırabilir mi?
            3. Telomer artışı yapay olarak sağlanırsa ne olur?

            Telomeraz aktivitesi, TTAGGG tekrarlarının normal insan kromozomlarının ucuna eklenmesi ile gerçekleşir. Hücrelere yapay olarak telomer eklenmesi ile büyüme potansiyelinde çok büyük artışlar gözlenmiştir. İnsan primer hücrelerinin kullanıldığı deneylerde, belli sayıdaki hücre bölünmesinden sonra yaşlanmanın görüldüğü fakat telomeraz pozitif olan hücrelerde, yaşlanma özelliğinin ortadan kalktığı ve bölünmeye devam ettiği görülmüştür. Bazı hücre hatları, normal yaşlanma noktalarından sonra 20 populasyon boyunca incelenmiş ve sadece büyümelerine devam etmekle kalmadıkları, aynı zamanda normal bir karyotip ve genç bir morfoloji gösterdikleri görülmüştür. Retinal epitelyal hücreler, fibroblastlar gibi farklı hücre tiplerinde yapılan denemeler de benzer sonuçlar vermiş ve telomer kısalmasının insan hücrelerinin ömür uzunluğunun kısalmasında evrensel bir rol oynadığı doğrulanmıştır. Telomeraz holoenziminin katalitik alt ünitesi olan hTERT’nin ekspresyonunun insan hücrelerinin sonsuz sayıda çoğalmasını sağlayabileceği düşünülmüştür. Ayrıca, hTHRT’nin ekspresyonuna izin veren retinal pigment epiteli hücreleri ve fibroblastlar üzerinde yapılan çalışmalarda yaşlanmanın, telomerlerin tükenme noktaları olan kriz aşamalarında atlatıldığı gözlenmiştir (2, 6, 14).
            Telomer uzunluğu artırılarak sonsuz gençliğe ve canlılığa sahip olunabilir mi? Yapılan son çalışmalar, hücre içindeki telomeraz miktarının yapay olarak arttırılması ile yaşlanmanın tersine çevrilebileceğini göstermiştir. Kültüre edilmiş insan hücrelerindeki telomeraz genlerini klonlayan araştırmacılar; 1000 baz çifti uzayan telomerlerle hücrenin, yaşlanma noktasından sonra bile bölünmeye devam ettiğini göstermişlerdir. Fakat böyle bir işlemin yüksek oranda kanser riski taşıdığını da belirtmek gerekir (1, 2).

            5.2. Kanser ve Telomeraz
            Farklı kanser tiplerinde yapılan çalışmalar, telomeraz aktivitesinin tanısal bir belirteç olarak kullanılabileceğini göstermektedir. Küçük miktardaki örneklerin ve vücut sıvılarının (idrar örnekleri, plevra/ bronko alveoler lavaj sıvıları, asit sıvısı, pelvik/ periton yıkama sıvıları) bu yöntemle incelenebilmesi, telomerazın belirteç olarak kullanım değerini arttırmaktadır.
            Telomeraz inhibisyonu ile özellikle kısa telomerli tümör hücrelerinde yaşam süresinin kısalması, ölümsüzleşmede ve kanser gelişiminde telomeraz reaktivasyonunun rol aldığını desteklemektedir. Ancak bazı insan tümörleri ve ölümsüz hücre serilerinin, telomeraz aktivitesi göstermemelerine rağmen uzun telomerlere sahip olmaları, telomer uzamasını sağlayan alternatif mekanizmaların bulunduğunu düşündürmektedir. İnsan telomerazının alt birimlerinin klonlanması, telomeraz aktivitesini düzenleyen genlerin keşfedilmesi ve telomerazın dışında ölümsüzleşmeye yol açan diğer mekanizmaların aydınlatılmasıyla, gerontolojide ve kanser tedavisinde sürpriz gelişmelerin olması beklenmektedir (1, 2, 9).
            Tüm bu bilgeler ışığında, kromozomların ‘mutlu sonlarını’ oluşturan bu yapıların insanlık için de mutlu bir geleceğe imza atabilecek potansiyele sahip olduklarını söylemek yerinde olacaktır.

            KAYNAKLAR
            1. Atlı K, Bozcuk AN. Telomerler ve Hücresel Yaşlanma. Geriatri 2002; 5: 111-4.
            2. Blasco MA. Telomeres and Human Disease: Aging, Cancer and Beyond. Nature Reviews: Genetics 2005; 6: 611-22.
            3. Mc Clintock B. The Stability of Broken Ends of Chromosomes in Zea mays. Genetics 1941; 41: 234-82.
            4. Blackburn E. Structure and Function of Telomeres. Nature 1991; 350; 569-72.
            5. Smith JS, Johnson FB. Isolation of G-Quadruplex DNA Using NMM-Sepharose Affinity Chromatography. In Baumann P. (eds), G-Quadruplex DNA: Methods and Protocols, Methods in Molecular Biology, vol. 608 DOI 10.1007/978-1-59745-363-9_13, Humana Press; 2010.
            6. Murray A. All’s Well That Ends Well. Nature 1990; 797-8.
            7. Olovnikov A. Theory of Marginotomy. J. Theor. Biol. 1973; 41:181-90.
            8. Morin GB. Telomere Control of Replicative Lifespan. Exp Gerontol 1997; 32: 375-82.
            9. Dikmen G, Doğan P. Telomeraz ve Kanser. Türkiye Klinikleri J. Med. Sci. 2003; 23: 334-41.
            10. Harley CB, Futcher AB, Greider CW. Telomeres Shorten During Ageing of Human Fibroblasts. Nature 1990; 345: 458-60.
            11. Hayflick L, Moorhead PS. The Serial Cultivation of Human Telomerase Activity Diploid Cell Strains. Exp Cell Res 1961; 25: 585-621.
            12. Bryan TM, Reddel RR. Telomere Dynamics and Telomerase Activity in In vivo Immortalised Human Cells. Europ J Canc 1997; 33(5): 767-73.
            13. Kim NW, Piatyszek MA, Prowse KR, Harley CB, West MD, Ho PL, Coviello GM, Wright WE, Weinrich SL, Shay JW. Specific Association of Human Telomerase Activity with Immortal Cells and Cancer. Science 1994; 266: 2011-5.
            14. Shay JW, Wright WE. Telomerase Activity in Human Cancer. Curr Opin Oncol 1996; 8(1): 66-71.
            15. Kim NW. Clinical Implications of Telomerase in Cancer. Europ J Canc 1997; 33(5): 781-6.
            16. Nakatani K, Yoshimi N, Mori H, Yoshimura S, Sakai H, Shinoda J, Sakai N. The significant role of Telomerase Activity in Human Brain Tumors. Cancer 1997; 80(3): 471-6.
            17. Bednarek AK, Sahin A, Brenner AJ, Johnston DA, Aldaz CM. Analysis of Telomerase activity levels in Breat Cancer. Clin Canc Resear 1997; 3(1): 11-6.
            18. Yoshida K, Sugino T, Tahara H, Woodman A, Bolodeoku J, Nargund V. Telomerase activity in Bladder Carcinoma and its implication for noninvasive diagnosis by detection of exfoliated cancer cells in urine. Cancer 1997; 79: 362-9.
            19. Ito H, Kyo S, Kanaya T, Takakura M, Koshida K, Namiki M, Inoue M. Cancer Research Detection of Human Telomerase Reverse Transcriptase Messenger RNA in Voided Urine Samples as A Useful Diagnostic Tool for Bladder Cancer. Clin Canc Resear 1998; 4(11): 2807-10.
            20. Kyo S, Takakura M, Kohama T, Inoure M. Telemerase Activity in Human Endometrium. Canc Resear 1997; 57: 610-4.
            21. Akbay, E.,Contreras, C.M, Perera, S.A., Sullivan, J.P, Broaddus, R.R., Schorge, J.O., Raheela A., Saboorian, H., Wong, K.K, Castrillon, H.D. Differential Roles of Telomere Attrition in Type I and II Endometrial Carcinogenesis. Am J Pathol 2008;173: 536-44.

            Yorum yap


            • #7

              Yorum yap


              • #8
                Telomer disfonksiyonu sonucu görülen hastalıklar
                Z. Günnur Dikmen1, ‹lgen Mender2, Pakize Do¤an3
                1Yrd. Doç. Dr., Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı, Ankara, 2Yüksek Lisans Öğrencisi, Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi

                Biyokimya Anabilim Dalı, Ankara
                3Prof. Dr., Hacettepe
                Üniversitesi Tıp Fakültesi
                Biyokimya Anabilim Dalı,
                Ankara
                ÖZET
                Telomer dinamiği, hem yaşlanma hem de kanser etyopatogenezinin anlaşılmasında önemlidir. Telomerler, kromozomal uçların DNA kırığı gibi algılanmasını önleyen koruyucu yapılardır ancak replikasyon sonu problemi nedeniyle her hücre bölünmesinde bir miktar kısalarak replikatif yaşlanmaya yol açar. Telomerik dizileri sentezleyen telomeraz, başlıca iki komponentten oluşmaktadır: Telomerik DNA sentezinde kalıp olarak kullanılan RNA komponenti (hTR/hTERC) ve kromozomal uçlara telomerik tekrarları ekleyen katalitik komponent (hTERT). Telomeraz aktivitesi, hücrelerin sonsuz proliferasyonları ve tümörogenez için gereklidir. Bununla birlikte, son yıllarda diskeratozis kongenita, idiyopatik pulmoner fibrozis ve kemik iliği yetmezliği sendromlarında, telomerazın komponenti olan TERT ve TERC genlerindeki heterozigot mutasyonlar tanımlanmıştır. Kısa telomerlerle karakterize olan bu hastalıklarda, telomerik kısalık hastalığın erken başlaması ve ciddiyeti ile korelasyon göstermektedir. Kısa ve disfonksiyonel telomerleri hedef alan tedavi stratejileri, kalıtsal erken yaşlanma sendromları ve yaşa bağlı hastalıklarda umut verici olabilir.
                Anahtar Kelimeler: Telomer, telomer disfonksiyonu, telomeraz.
                ABSTRACT
                Diseases related with dysfunctional telomers
                Telomere dynamics are a critical component of both aging and cancer. Telomeres prevent the ends of linear chromosomes from appearing as DNA doublestrand breaks but shorten with each cell division due to end replication problem resulting in replicative senescence. The synthesis of telomere sequences is achieved by telomerase, which is composed of two essential components: the RNA component (hTR or hTERC) that serves as a template for telomeric DNA synthesis; and the catalytic protein component (hTERT) that adds the telomeric repeats onto the chromosomal ends. Telomerase activiy is essential for unlimited cellular proliferation and tumorigenesis. Additionally, in recent years, heterozygous mutations of the genes encoding TERT and TERC have been described for patients with dyskeratosis congenita, bone marrow failure and idiopathic pulmonary fibrosis. All these diseases are characterised with short telomeres, the shorter telomeres are associated with earlier onset and disease severity. Targeting short or dysfunctional telomeres in inherited premature aging syndromes and age-related diseases may be promising for therapeutic potential.
                Key Words: Telomere, telomeric dysfunction, telomerase.
                Dikmen, Mender ve Doğan


                Telomerler, kromozomların ucunda yer alan
                DNA/protein yapısında özelleşmiş koruyucu yapılardır [1]. Yapılan çalışmalar, bu koruyucu telomerik yapıların kaybının, genomik instabiliteye neden olarak belli kanserlere ve yaşla ilişkili rahatsızlıklara yol açtığını ortaya koymaktadır [2,3].
                Telomerlerin 3’ ucunda guaninden zengin tek zincirli uç, kendi üzerinde katlanarak kement benzeri t-loop yapısı oluşturur [4]. T-loop yapısıyla birlikte telomerik uçlara bağlanan proteinler de kromozomal uçları koruyarak, bu uçların DNA hasarı olarak algılanmasını engeller [5]. T-loop yapısının oluşturulmasında ve stabilitesinde rol alan 6 telomer spesifik protein “Shelterin” kompleksini meydana getirir, bu proteinlerden TRF1, TRF2 ve POT1 direkt TTAGGG tekrarlarına tutunur, birbirlerine TIN2, TPP1 ve Rap1 proteinleri ile bağlanırlar [6]. TRF1, TRF2 ve Tin2 ise telomerazın tutunmasını bloke ederek telomerik kısalmaya neden olduklarından, telomerlerin negatif regülatörleri olarak kabul edilmektedir. POT1 ve TTP1, telomerlerin pozitif regülatörleridir [7].
                Belli bir kısalığın altındaki telomerlerde t-loop konformasyonu değişir. Telomer bozukluğu sonucunda kromozomal uçlarda füzyonlar oluşabilir ve/veya bu uçlar çift zincir kırıkları gibi algılanabilir ve DNA tamir mekanizmaları devreye girer. DNA hasarını gösteren 53BP1, γH2AX, BRCA1 ve Mre11 komplekslerinin de telomerik uçlara lokalize olması bu görüşü desteklemektedir [8].

                Telomeraz, replikatif yaşlanma ve kanser

                Somatik hücreler nedeniyle karşıt zincirin tam kopyalanamaması sonucu her replikasyonda 50-200 bp telomerik DNA kaybederler, sonuçta kısalan disfonksiyonel telomerler hasarlı DNA olarak algılanır ve “replikatif yaşlanma” olarak bilinen kalıcı büyüme duraklaması izlenir. Ancak hücre siklusunu kontrol altında tutan proteinlerin (p53/p21 ve pRB/p16) inaktive olduğu durumlarda, hücreler yaşlanma aşamasını atlayarak prolifere olmaya devam ederler ki, bu da genomik instabiliteye ve hücre ölümüne yol açar. Az sayıdaki hücre (105-10-7), telomeraz reaktivasyonu ile telomerik uzunluklarını korumayı başarıp bu kriz periyodunu aşabilir [9]. Telomeraz, ters transkriptaz aktivite gösteren katalitik alt ünite (hTERT) ve RNA alt ünitesi (hTR) içeren ribonükleoprotein yapıda bir komplekstir [10,11]. hTR, telomerik DNA sentezi için kalıp görevi görürken hTERT telomerik tekrarları (TTAGGG) kromozomal uçlara ekler [12]. Somatik hücrelerin çoğunda, embriyonik dönemde hTERT’in transkripsiyonu represe olduğundan, telomeraz aktivitesi izlenmemekte ancak tümörlerin %90’ında yüksek düzeyde telomeraz aktivitesi saptanmaktadır [13]. Tümör gelişimi sürecinde, telomeraz aktivitesindeki artışta farklı mekanizmaların rol oynadığı düşünülmektedir; ancak somatik hücrelerde inaktif durumdaki enzimin reaktive olarak aktif forma mı geçtiği yoksa kök hücre ya da öncü hücrelerdeki enzimin aktivitesine belirgin artış sonucu yüksek bir düzeye mi ulaştığı henüz kesin olarak bilinmemektedir [14]. Tümörlerin geri kalan %10’luk kısmında ise telomerik uzunluklar alternatif yollarla (ALT: alternative lengthening of telomeres) korunmaktadır [15].

                Telomer disfonksiyonu

                Telomer disfonksiyonu, telomer homeostazının bozulmasıdır. Replikatif yaşlanmaya bağlı izlenen telomerik kısalma, t-loop yapısı ve/veya telomerik proteinlerin harabiyeti veya regülasyonundaki bozukluk, telomerik disfonksiyona yol açmaktadır. Yaşlanmanın, genetik ve çevresel faktörlerinde telomer disfonksiyonuna neden olduğu yeni yeni anlaşılmaktadır. Hücreler disfonksiyonel telomerlere cevap olarak yaşlanmaya veya apopitozise gidebilir ya da genomik instabilite gelişir (Şekil 1) [16].
                Telomerlerin kritik bir kısalığa ulaşması yaşlanmayı başlatan faktörlerden birisidir. Telomerik kısalma sonucunda hücre bölünmesinin kısıtlanması, premalign hücrelerin çoğalmasını ve tümörogenezis için gerekli ilave mutasyonların kazanılmasını engeller. Bu nedenle, telomerik kısalma, tümörden koruyucu bir mekanizma olarak kabul edilmektedir [17]. Kök hücrelerle yapılan çalışmalar da DNA hasarını takiben aktive olan hücre siklusu kontrol noktalarının hücreleri apopitozise ve yaşlanmaya yönlendirdiğini, bu kontrol mekanizmalarının inaktivasyonunun genomik instabiliteye yol açarak tümör oluşumunu tetiklediğini desteklemektedir [18].
                Genomik instabilite, kanser gelişiminde en erken izlenen neoplastik değişimlerden birisidir [19]. Telomerik disfonksiyon hipotezi, kromozomal uçlar telomerik yapılar ile korunmadığında telomerlerin kısaldığını, telomerik füzyonların oluştuğunu ve bunun da genomik instabiliteye yol açtığını ileri sürmektedir (Şekil 1). Sonuç olarak genomik bütünlük kaybı, hücre büyümesini kontrol altında tutan hTERT gibi birtakım genlerin regülasyonunda bozukluğa yol açmakta ve sonuçta tümör oluşumuna neden olmaktadır [20,21]. Ancak genomik instabilitenin tek nedeni telomer disfonksiyonu değildir; DNA tamir mekanizmalarındaki hatalar, kontrol noktalarındaki defektler, kromozomal segregasyon
                HACETTEPE TIP DERG‹S‹


                Telomer disfonksiyonu sonucu görülen hastalıklar
                defektleri ve viral infeksiyonlar, genomik instabiliteye yol açan diğer faktörlerdir [22].
                Kanser gibi yaşlanma ile ortaya çıkan hastalıklarda risk faktörü kabul edilen çevresel faktörlerin, kısa telomerlerle korelasyon gösterdiği tespit edilmiştir. Beyaz kan hücrelerinin telomer uzunluklarında saptanan azalmanın, oksidatif hasar veya strese yanıt olarak hücre yaşam döngüsündeki azalmayı yansıttığı düşünülmektedir. Kronik strese maruz kalan kadınların daha kısa telomerlere ve düşük telomeraz aktivitesine sahip oldukları saptanmıştır [23]. İnsan immünyetmezlik virüsü (HIV) infeksiyonunun da CD8+ T lenfositlerindeki telomeraz aktivitesini azalttığı ve telomerlerde kısalmaya yol açtığı bildirilmektedir [24]. Sisplatin tedavisi alan yaşlı hastaların da telomer uzunluklarında kısalma olduğu rapor edilmektedir [25]. Ayrıca sigara içimi, telomerik kısalmaya yol açarak telomerik disfonksiyona yol açabilmektedir. Valdes ve arkadaşları kadınlarda sigara içimi ile beyaz kan hücrelerindeki telomer kısalması arasında doz bağımlı bir ilişki olduğunu ve sigara içiminin yaşlanmayı hızlandırdığını ileri sürmektedir [26].

                Telomerazın telomerik uçları korumaktan başka fonksiyonları var mıdır?

                Son yıllarda yapılan araştırmalar, telomerazın telomer devamlılığını sağlamaktan başka apopitoz regülasyonunda, DNA tamirinde, kök hücre fonksiyonunda rolü olduğunu ortaya koymaktadır [27]. Ayrıca, yapılan mikroarray analizler, telomerazın hücre siklusu, metabolizma, diferansiyasyon ve sinyal iletiminde görevli genlerin ekspresyonunu regüle ettiğini göstermektedir [28,29].
                Son yıllardaki araştırmalar, telomerik kısalma ile karakterize olan diskeratozis kongenita (DKC), kemik iliği yetmezliği sendromları ve idiyopatik pulmoner fibrozis (İPF)’in, telomerazın alt ünitelerini kodlayan genlerdeki mutasyonlar sonucu ortaya çıktığını göstermiştir [30] ( Şekil 2). DKC, X’e bağlı veya otozomal dominant geçiş gösteren, cilt pigmentasyonu, tırnak bozuklukları ve ağızda lökoplaki ile karakterize bir erken yaşlanma sendromudur. Ortalama görülme yaşı 16 olup, görülme sıklığı 1/1,000,000’dur [31]. DKC klinik bulguları, dokuların proliferatif kapasitelerindeki bozulma ile ilişkilidir; yenilenmeye ihtiyaç duyan cilt, oral mukoza ve kemik iliği DKC’de en çok etkilenen dokulardır. En sık ölüm sebebi ise kemik iliği yetmezliği, akciğer hastalıkları ve kanserdir [32].
                DKC’nin X’e bağlı geçiş gösteren formunda, hTR/ hTERT ile birlikte bulunan ve nükleoler bir protein olan diskerini kodlayan DKC1 geninde mutasyon saptanmıştır. Bu hastaların hücrelerinde telomerler kısadır ve hTR düzeyi düşüktür [33,34]. DKC’nin daha nadir görülen otozomal dominant geçişli formunda ise, hTR’yi kodlayan TERC veya hTERT’i kodlayan TERT geninde mutasyon mevcuttur. DKC’de genellikle “missense” (yanlış anlamlı) mutasyonlara rastlanmaktadır. Hastalığın her iki formu da telomerik kısalma ile karakterize olup, daha kısa telomerli hastalarda klinik tablo daha ağır seyretmektedir [35,36].
                DKC’li olguların %80’inde genellikle aplastik anemi şeklinde kemik iliği yetmezliği görülmektedir. Bu nedenle DKC, kalıtsal kemik iliği yetmezliği sendromlarından birisi sayılabilir [37]. Ayrıca aplastik anemi, miyelodisplastik sendrom, paroksismal noktürnal hemoglobinüri ve esansiyel trombositoz gibi kemik iliği yetmezliği sendromlarında da TERC ve TERT genlerinde çeşitli mutasyonlar ve bu hastaların lökositlerinde telomerik kısalık saptanmıştır [30].Dikmen, Mender ve Doğan

                kansere neden olan faktörler (30 no’lu kaynaktan alınmıştır).
                İPF, skar dokusu oluşumu ve akciğer fonksiyon testlerinde bozulma ile karakterize ilerleyici bir akciğer hastalığıdır. Genellikle 50 yaşın üzerindeki erişkinleri etkiler. Spontan remisyon göstermeyen, tedavisi olmayan öldürücü bir hastalıktır [38]. Olguların yaklaşık %0.52.2’si aileseldir, bunların da %20’sinde otozomal dominant geçiş saptanmıştır [39]. Ailesel İPF’de, genellikle TERT geninde nükleotid delesyonu, “missense” ve “splice site” (kesim bölge) mutasyonlarına rastlanmaktadır [30]. Akciğerler, yenilenmek için telomeraz eksprese eden kök hücrelere ihtiyaç duyduğundan, telomeraz eksikliği fibrozise yol açmaktadır. Pulmoner fibrozisli hayvan modellerinde, akciğer epitelyum hücre hasarında telomeraz ekspresyonunda artış izlenmesi, telomerazın bu hastalıktaki koruyucu rolünü ortaya koymaktadır [40].
                Tablo 1’de DKC, İPF ve kemik iliği yetmezliği sendromlarının klinik özellikleri ile izlenen mutasyonlar verilmektedir. TERC mutasyonları genelde DKC veya kemik iliği yetmezliğinde izlenirken, TERT mutasyonları genelde İPF ve kemik iliği yetmezliğinde izlenmektedir. Telomerik kısalık her 3 hastalıkta ortak bir bulgu olup, hastaların fibroblastlarının, lenfoblastlarının ve lökositlerinin telomerleri belirgin şekilde kısadır. Telomerik kısalık erken başlangıç ve hastalığın ciddiyeti ile korelasyon göstermektedir. Aynı genlerdeki mutasyonların farklı klinik tablolara yol açması, genotip farklılığına, yaşa ve çevresel faktörlere bağlanmaktadır [30].
                DKC, kemik iliği yetmezliği sendromları ve İPF, telomerlerin uzatılmasıyla tedavi edilebilir mi?
                Tablo 1. Diskeratozis kongenita (DKC), kemik iliği yetmezliği sendromları ve idiyopatik pulmoner fibroziste görülen klinik bulgular ve mutasyonlar*
                Kemik iliği İdiyopatik pulmoner
                DKC yetmezliği fibrozis
                Kalıtım X-res, OD, OR OD, OR, sporadik OD, sporadik
                Başlangıç yaşı 10-30 Tüm yaşlar > 40
                Cilt anomalileri + - -
                Kemik iliği yetmezliği + + Anemi
                Somatik anomaliler + Nadir Osteoporoz
                Kanser + + ?
                Kromozomal instabilite + + ?
                Kısa telomerler (+) (+) (+)
                Gen mutasyonu DKC1, TERC, TERT TERC, TERT TERC, TERT
                * 30 no’lu kaynaktan alınmıştır.
                OD: Otozomal dominant, OR: Otozomal resesif.
                166 HACETTEPE TIP DERG‹S‹
























                Telomer kökenli replikatif yaşlanmaya bağlı görülen hastalıkların tedavisinde, in vitro şartlarda üretilmiş hücre ve dokuların kullanılabileceği ileri sürülmektedir. Bunu test edebilmenin en iyi yöntemi, kişiden izole edilen kısa telomerli hematopoietik hücrelerin izole edilmesi, in vitro ortamda büyütülmesi, adenoviral hTERT ile transfekte edilmesi ve telomerlerin belli bir uzunluğa eriştikten sonra tekrar hastaya verilmesidir. Bu yaklaşımın en büyük avantajı, hastanın kendi hücreleri kullanıldığı için rejeksiyon olmaması ve kemik iliği hücrelerinin ablasyonuna gerek kalmamasıdır [30,41]. Sonuç olarak, telomeraz ve telomerik uzunlukların regülasyonu, hem kanser hem de yaşa bağlı izlenen hastalıkların tedavisinde önemli bir hedef olarak karşımıza çıkmaktadır.

                Kaynaklar
                1. Blackburn EH. Switching and signaling at the telomere. Cell 2001; 10:661-73.
                2. Cheung AL, Deng W. Telomere dysfunction, genome instability and cancer. Front Biosci 2008; 13:2075-90.
                3. Murnane JP, Sabatier L. Chromosome rearrangements resulting from telomere dysfunction and their role in cancer. Bioessay 2004; 26:1164-74.
                4. Griffith JD, Comeau L, Rosenfield S, et al. Mammalian telomeres end in a large duplex loop. Cell 1999; 97:503-14.
                5. De Lange T. Protection of mammalian telomeres. Oncogene 2002; 21:532-40.
                6. De Lange T. Shelterin: the protein complex that shapes and safeguards human telomeres. Genes Dev 2005; 19: 2100-10.
                7. Smogorzewska A, De Lange T. Regulation of telomerase by telomeric proteins. Annu Rev Biochem 2004; 73:177-208.
                8. Ferreira MG, Miller KM, Cooper JP. Indecent exposure: when telomeres become uncapped. Molecular Cell 2004; 16:7-18.
                9. Stewart SA, Weinberg RA. Telomeres: cancer to human aging. Annu Rev Cell Dev Biol 2006; 22:531-57.
                10. Greider CW, Blackburn EH. Identification of a specific telomere terminal transferase activity in tetrahymena extracts. Cell 1985; 43:405-13.
                11. Greider CW, Blackburn EH. Tracking telomerase. Cell 2004; 116:83-6.
                12. Cong YS, Wright WE, Shay JW. Human telomerase and its regulation. Microbiol Mol Biol Rev 2002; 66:407-425.
                13. Blackburn EH. Telomere states and cell fates. Nature 2000; 408:53-6.
                14. Armanios M, Greider CW. Telomerase and cancer stem cells. Cold Spring Harb Symp Quant Biol 2005; 70:205-8.
                15. Muntoni A, Reddel RR. The first molecular details of ALT in human tumor cells. Hum Mol Genet 2005; 14:191-6.
                16. Gilley D, Tanaka H, Herbert BS. Telomere dysfunction in aging and cancer. The International Journal of Biochemistry and Cell Biology 2005; 37:1000-13.
                17. Campisi J. Cellular senescence as a tumor-suppressor mechanism. Trends in Cell Biology 2001; 11:27-31.
                18. Pelicci PG. Do tumor-suppressive mechanisms contribute to organism aging by inducing stem cell senescence? J Clin Invest 2004; 113:4-7.
                19. Hanahan D, Weinberg RA. The hallmarks of cancer. Cell 2000; 100:57-70.
                20. DePinho RA. The age of cancer. Nature 2000; 408:248-54.
                21. Artandi SE, DePinho RA. Mice without telomerase: what can they teach us about human cancer? Nature Medicine 2000; 6:852-5.
                22. Gilley D, Herbert BS, Huda N, Tanaka H, Reed T. Factors impacting human telomere homeostasis and age-related disease. Mechanisms of Ageing and Development 2008; 129:27-34.
                23. Epel ES, Blackburn EH, Lin J, et al. Accelerated telomere shortening in response to life stress. Proc Natl Acad Sci USA 2004; 101:17312-5.

                Telomer disfonksiyonu sonucu görülen hastal›klar
                24. Dagarag M, Evazyan T, Rao N, Effros RB. Genetic manipulation of telomerase in HIV-specific CD8+ T cells: enhanced antiviral functions accompany the increased proliferative potential and telomere length stabilization. J Immunol 2004; 173:6303-11.
                25. Unryn BM, Hao D, Gluck S, Riabowol KT. Acceleration of telomere loss by chemotherapy is greater in older patients with locally advanced head and neck cancer. Clin Cancer Res 2006; 12:6345-50.
                26. Valdes AM, Andrew T, Gardner JP, et al. Obesity, cigarette smoking, and telomere length in women. Lancet 2005 ; 366:662-4.
                27. Cong Y, Shay JW. Actions of human telomerase beyond telomeres. Cell Research 2008; 18:725-32.
                28. Perrault SD, Hornsby PT, Betts DH. Global gene expression response to telomerase in bovine adrenocortical cells. Biochem Biophys Res Commun 2005; 335:925-36.
                29. Santos JH, Meyer JN, Van Houten B. Mitochondial localization of telomerase as determinant for hydrogen peroxideinduced mitochondrial DNA damage and apoptosis. Hum Mol Genet 2006; 15:1757-68.
                30. Garcia CK, Wright WE, Shay JW. Human diseases of telomerase dysfunction: insights into tissue aging. Nucleic Acids Research 2007; 35:7406-16.
                31. Drachtman RA. Alter BP. Dyskeratosis congenita. Dermatol Clin 1995; 13:33-9.
                32. Dokal I. Dyskeratosis congenita in all its forms. Br J Haematol 2000; 110:768-79.
                33. Heiss NS, Knight SW, Vulliamy TJ, et al. X-linked dyskeratosis congenita is caused by mutations in a highly conserved gene with putative nucleolar functions. Nat Genet 1998; 19:32-8.
                34. Wong JM, Collins K. Telomerase RNA level limits telomere maintenance in X-linked dyskeratosis congenita. Genes Dev 2006; 20:2848-58.
                35. Vulliamy T, Marrone A, Goldman F, et al. The RNA component of telomerase is mutated in autosomal dominant dyskeratosis congenita. Nature 2001; 413:432-5.
                36. Armanios M, Chen JL, Chang YP, et al. Haploinsufficiency of telomerase reverse transcriptase leads to anticipation in autosomal dominant dyskeratosis congenita. Proc Natl Acad Sci USA 2005; 102:15960-4.
                37. Dokal I, Vulliamy T. Dyskeratosis congenita: its link to telomerase and aplastic anaemia. Blood Rev 2003; 17:217-25.
                38. Gross TJ, Hunninghake GW. Idiopathic pulmonary fibrosis. N Engl J Med 2001; 345:517-25.
                39. Marshall RP, Puddicombe A, Cookson WO, Laurent GJ. Adult familial cryptogenic fibrosing alveolitis in the United Kingdom. Thorax 2000; 55:143-6.
                40. Driscoll B, Buckley S, Bui KC, Anderson KD, Warburton D. Telomerase in alveolar epithelial development and repair. Am J Physiol Lung Cell Mol Physiol 2000; 279:1191-8.
                41. Shay JW, Wright WE. Hallmarks of telomeres in ageing research. J Pathol 2007; 211:114-23.

                Yorum yap


                • #9
                  Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                  Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                  Yorum yap

                  Hazırlanıyor...
                  X