Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Beyin kanaması, apopleksi, apoplexy, hafıza zafiyeti, unutkanlık

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Beyin kanaması, apopleksi, apoplexy, hafıza zafiyeti, unutkanlık

    Beyin kanaması, apopleksi, apoplexy










    Beyinkanaması, apopleksi, apoplexy

    Beyinde bir damarın çatlama veya tıkama sonucu meydana gelen kanamadır. Bu durum sonucu, burada kısmen beyin foksiyonlarında bozukluklar görülebilir ve bazende buradaki beyin hücreleri ölebilir. Beyin kanamasının bilinen üçtürü mevcuttur.

    a-) Beyin içinden kanama (intracerabral hematom), burada beyin kanaması genelikle beyindamarlarının tıkanması sonucu olur ve zararıda oldukca büyüktür. Hastada tek taraflı felç ve bununla birlikte ağız köşesinin (bir tarafı ) sarkması görülür. Ayrıca konuşma-, hissetme-, dokunma-, tatma-, yutkunma-, ve görmebozuklukları vede başdönmesi, bulantı ve kusma hasılolabilir.

    b-) Subarchnoidalkanama: Arachnoidal: beyin ve omuriliği saran üç zardan aradaki olanıdır. Subarchdominal: orta zarın altı anlamına gelir. Bu beyni saran zarlardaki damarların çatlaması veya tıkanması sonucu beyin kanaması olur. Bunun ana belirtisi ise aniden ortaya çıkan başağrısıdır.

    c-) Subduralhematom: Beyin ve omuriliği saran üç zardan en üstte olnının altındaki kanamalar. Dura mater beyin ve omuriliği saran en dıştaki zarın adıdır. Bu zarda yarlanma sonucu kanama oluşur.

    Beyinkanamasının sebepleri:
    1-) Beyinkanamsına etkieden faktörlerden en önemlisi yüksek tansiyondur. Sürekli yüksek tansiyon damarların sertleşmesine neden olur ve şahıs en ufak bir zorlamada tansiyon yükselirse beyinkanaması olur.

    2-) Kanın pıhtılaşmasındaki anormalikler ve kanı inceltici ilaçlar beyinkanamasına sebep olabilir.

    3-) Bazı kişilerde damarhastalığı yanında, yanlış beslenme sonucu damarsertliği oluşur ve hastada sık sık beyin kanamaları görülür ve kişide sürekli beyin hücreleri öldüğünden , sürekli daha kötü duruma doğru sürüklenir.

    Beyin için en iyi ilaç Gökçek İksirikanın pH?sını hafif alkalik faza doğru dönüştürür ve böylece asidozu önler. Böylece başta hipofizgudesi olmak üzere sağlıklı hormon salgılar ve serotonin hormonunun kayıbını önler. Vücudumuz serotonini aminoastlerden trytofandan (tryptophan) eldeeder ve bazı organlarda depolar. Kandaki homocysteın oranını yükselmesi (Methionin aminoasidi proteine dönüşürken ortaya çıkan artık maddedir)damarsertliğine sebep olur. Bu ise beyinkanamasının en öneli faktörlerindendir.Homocysteın B6, B12-Vitaminleri ve folikasittarafından eliminedilir. B12-Vitaminleri ise bağısaklardaki faydalı bakteriler tarafından üretilir. Bağırsakflorasının bozulması (sağlıksız beslenme nedeniyle) ile birlikte homocystein oranı yükselir. Gökçek İksiri ve Gökçek Tonikbağırsak florasını yeniden en ideal konuma getirir ve dolaylı olarak beyin kanamasını önler. Ayrıca Gökçek İksiri, Gökçek Tonik ve ginkgo preparatlarıda beyin rahatsızlıklarına karşı en ideal olan bir doğal ilaçtır. Ayrıca arnika- alıç- ve sarımsak preparatlarıda kulanılır. Gökçek İksiri bağırsak florasını yeniden en ideal konuma getirir ve dolaylı olarak beyin kanamasını önler. Burada en etkili ürün Gökçek İksiridir.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.

    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    Progesteron beyin hasarlarını onarıyor


    Progesteron beyin hasarlarını onarıyor

    New York (AA)- Rahmi gebeliğe hazırlayan kadınlık hormonu progesteronun, beyinlerinde hasar meydana gelen kişilerin güvenli bir biçimde ölüm ve sakatlık
    risklerini azalttığı bildirildi.

    Amerikalı bilimadamları, beyin hasarlarında diğer olası tedavilerden avantajlı olan progesteronun, beyne hızlı nüfuz etme ve güvenli bir kullanım geçmişine sahip olduğunu, kolay idare edildiğini ve ucuza mal olduğunu söylediler. Araştırmanın yazarı Atlanta'daki Emory Üniversitesi öğretim görevlisi Dr David W. Wright ve arkadaşlarının, beyinlerinde hasar oluştuktan sonra 11 saat içinde acil servise getirilen 100 yetişkin üzerinde çalıştığı, bu kişilerden bazılarına damardan progesteron hormonu, diğerlerine placebo verildiği belirtildi.

    Bilimadamları, 30 gün içinde progesteron verilen grupta ölüm oranının yüzde 13 olduğunu belirlerken, placebo alanlarda bu oranın yüzde 30 olduğu, bunun
    progesteronun ölüm riskini yüzde 57 oranında düşürdüğü anlamına geldiği kaydedildi. Araştırmacılar, progesteron verildikten sonra bir ay boyunca hayatta kalan
    hastaların yüzde 92'siyle temas kurulabildiğini, bunun da söz konusu kadınlık hormonunun beyin hasarının iyileşmesine yardımcı olduğunu gösterdiğini, ancak
    ciddi beyin hasarı olan hastaların hormondan faydalanamamış göründüğünü söylediler.

    Progesteronun yan etkilerinin placebo ile aynı olduğu, ciddi bir yan etkiye yol açmadığı da ifade edildi.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.
    Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur.

    Yorum yap


    • #3
      serebra vasküler kanama

      selam! annem hipertansiyona bağlıbeyin kanaması geçirdi ve sağ tarafı ve konuşma merkezi etkilendi bununla ilgili alternatif tedavi yöntemlerini bilmek istiyorum yardımlarınız için şimdiden teşekkürler ayrıca bu hastalıktan yakını olanlarla görüşmek istiyorum

      Yorum yap


      • #4
        Beyin kanamasına karşı Gökçek İksir artı ginkgo hapı iyi gelir. Peynir yememsi gerekir, çünkü iltihaplanmaya sebep olur, siyah çay içmemsi gerekir, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin ve mineralleri almasını önler. Et ve et mamülerini 5-6 ay yememek gerekir asidoza sebep olur.
        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

        Yorum yap


        • #5
          selam

          annem beyin kanaması geçirdi ve şu an konuşamıyor yardımlarınızı bekliyorum alternetif tıpta şansımızı denemek istiyorum ltfn bana ayrıntılı bilgi verirmisiniz sağ tarafı felç olan annem dörtbuçuk aydır yatağa bağlı yaşıyor şimdieden tşk

          Yorum yap


          • #6
            şerife Nickli öğeden Alıntı
            annem beyin kanaması geçirdi ve şu an konuşamıyor yardımlarınızı bekliyorum alternetif tıpta şansımızı denemek istiyorum ltfn bana ayrıntılı bilgi verirmisiniz sağ tarafı felç olan annem dörtbuçuk aydır yatağa bağlı yaşıyor şimdieden tşk
            Ginkgo FORTE, SİNİRLİ OT FORTE, Gökçek Aloe Vera JEL ve Gökçek İKSİR, Damar çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Bağırsaklarınıza mantar yerleşmiş, mantarlar tedavi edilmeden tedavi olmazsınız, çünkü mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa diğer organlara depolar.Hangi organa veya dokuya toksik madde depolanırsa orda problem çıkar.Günümüzde bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Antibiyotikler ve yanlış beslenme (tatlı, peynir türleri, siyah çay, kola vs) mantarları çoğaltır ve daha da kötüleşirsiniz.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme nedeniyle bozulan asit-baz dengesini kurmak gerekir, çünkü mikroplar asidik ortamda daha hızlı çoğalırlar.Her Lokma en az 30 defa çiğnenmeli, doğru ÇİĞNEME den yutulan besinler mide başta olmak üzere diğer organlara zarar verir.Hücre merkezlerinde bulunan mitokondirininleri soba veya mini atom sentraline benzetebiliriz.Sobaya kalitesiz kömürü doldurursanız duman içinde kalırsınız ve aşırı artık madde (kül, duman, is) ortaya çıkar.Çiğnenmeyen besinlerde kalitesiz kömür gibi hücreler, hücre araları, bağ dokuları ve bütün organlarda artık madde (cüruf) yoğunlaşmasına sebep olur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

            Yorum yap


            • #7
              Lütfen çok dikkatle okuyunuz.

              Lütfen çok dikkatle okuyunuz.

              Mangal yaparken aniden Sinem?in ayağı takıldı ve düştü. Hemen Ambulans?a haber vermek istedilerse de Sinem buna karşı çıktı ? kendisini iyi hissettiğini ve düşmesine sepeb olarak da ayakkabılarının yeni olduğunu gösterdi.

              Biraz titrek ve solgun göründüğünden, arkadaşları üstünü başını temizlemeye yardımcı oldular ve önüne dolu bir tabak koydular, çünkü elindeki tabağı düşürmüştü. Sinem akşama kadar diğerleriyle birlikte eğlenmeye devam etti.

              Eşi akşam olduğunda hepimizi arayıp Sinem?in hastaneye kaldırıldığını haber verdi.

              Akşam saat 23:00?te Sinem vefat etmiş. Meğer Mangal yaparken Beyin Kanaması geçirmiş.

              - Eğer herhangi biri bunun bir Beyin kanaması olduğunu anlasaydı Sinem bugün hayatta olurdu.

              Lütfen ekteki yazıyı dikkatle okuyunuz:

              Bir Nöroloji Uzmanı şöyle der: Önemli olan Beyin kanaması teşhisini koymak ve 3 saat içerisinde bunu tedavi ettirmek, ki bu hiç de kolay değil.

              Beyin kanaması olduğunu anlamak için aşağıdaki dört adımı uygulamak gerekir:

              Beyin kanaması semptonlarını anlamak çok zor olabilir. Fakat bu konuda bilgisiz olup beyin kanaması geçiren kişiye müdahale edilmezse, beyini çok ciddi zararlar görebilir.

              Doktorlar, artık herkesin aşağıdaki 4 adımı uygulamakla, bunu kolayca anlayabileceğini söylemektedir.

              ? Kişinin gülümsemesini istemek (eğer yapamazsa = Felç demektir)

              ? Kişinin çok basit bir cümle söylemesini istemek (?Bugün çok güzel bir gün?) gibi.

              ? Kişiden her iki kolunu birden kaldırmasını istemek.

              ? Kişiden dilini dışarı çıkartmasını istemek. Eğer yamulmuşsa bu da felç geçirdiğine işarettir.

              Eğer kişi bu dört adımdan birini yerine getiremiyorsa ? ?lütfen? derhal acil Servise haber veriniz ve Doktora telefonda durumu izah ediniz.

              Ünlü bir Kardiyolog ? ?Eğer bu açıklama 10 kişiye ulaşırsa, emin olun ki en az birkişinin hayatı kurtulur? demiş.

              Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

              Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet
              Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur.

              Yorum yap


              • #8
                Merhaba

                şerife Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                annem Beyin Kanaması Geçirdi Ve şu An Konuşamıyor Yardımlarınızı Bekliyorum Alternetif Tıpta şansımızı Denemek Istiyorum Ltfn Bana Ayrıntılı Bilgi Verirmisiniz Sağ Tarafı Felç Olan Annem Dörtbuçuk Aydır Yatağa Bağlı Yaşıyor şimdieden Tşk

                şerife Hanım Benimde Annemde Aynısı Oldu Ve Yaklaşık 3 Aydır Aynı
                Sonuç Ne Banada Haber Verirmisiniz Teşekkür Ederim
                Geçmiş Olsun

                Yorum yap


                • #9
                  göz kaybı

                  merhaba, benimde babam beyin kanaması geçirdi. 65 yaşında ve doktorlar bir daha göremeyeceğini söylediler.
                  alternatif tıbba inanıyorum ve asla ümidimi kaybetmek istemiyorum.
                  bu konuda bana lütfen yardımcı olabilirmisiniz. yapabileceğim bişey varmı?

                  Yorum yap


                  • #10
                    queniee Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                    merhaba, benimde babam beyin kanaması geçirdi. 65 yaşında ve doktorlar bir daha göremeyeceğini söylediler.
                    alternatif tıbba inanıyorum ve asla ümidimi kaybetmek istemiyorum.
                    bu konuda bana lütfen yardımcı olabilirmisiniz. yapabileceğim bişey varmı?
                    Ginkgo FORTE, SİNİRLİ OT FORTE, Gökçek Aloe Vera JEL ve Gökçek İKSİR, Damar çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Bağırsaklarınıza mantar yerleşmiş, mantarlar tedavi edilmeden tedavi olmazsınız, çünkü mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa diğer organlara depolar.Hangi organa veya dokuya toksik madde depolanırsa orda problem çıkar.Günümüzde bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Antibiyotikler ve yanlış beslenme (tatlı, peynir türleri, siyah çay, kola vs) mantarları çoğaltır ve daha da kötüleşirsiniz.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme nedeniyle bozulan asit-baz dengesini kurmak gerekir, çünkü mikroplar asidik ortamda daha hızlı çoğalırlar.Her Lokma en az 30 defa çiğnenmeli, doğru ÇİĞNEME den yutulan besinler mide başta olmak üzere diğer organlara zarar verir.Hücre merkezlerinde bulunan mitokondirininleri soba veya mini atom sentraline benzetebiliriz.Sobaya kalitesiz kömürü doldurursanız duman içinde kalırsınız ve aşırı artık madde (kül, duman, is) ortaya çıkar.Çiğnenmeyen besinlerde kalitesiz kömür gibi hücreler, hücre araları, bağ dokuları ve bütün organlarda artık madde (cüruf) yoğunlaşmasına sebep olur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.

                    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                    Yorum yap


                    • #11
                      mide bağırsak sorunu yok

                      mide ve bağırsaklarında sorun yok,doktorların söylediği diğer konu beyin komut alma sisteminin de hasarlandığı.Ancak size yazdığım günden beri babamı hastaneden çıkardık.şu anda ufak ufak yürümeyede başladı, morali çok yerinde, gözlerininde iyileşeğini ümit ediyor bizde sürekli bu yönde motivasyonda bulunuyoruz.

                      Yorum yap


                      • #12
                        Beynin damar kökenli hastalıkları

                        :Beynin damar kökenli hastalıkları beyin damarlarının lezyonlan sonucun da sinir dokusunun yıkıma uğradığı bo zukluklardır.



                        NEDENLERİ
                        Halk arasında inme ya da felç olarak bi linen apopleksi (ya da Latince adıyla ic-uts cerebrale) beyin atardamarlarının yırtılmasıyla oluşan beyin kanaması so nucunda gelişir. Damar sertliği (arteri-yoskleroz) gelişmiş bir beyin atardama rında oluşan bir pıhtının damarı tıkama sı da (tromboz) başka bir inme nedeni*dir. Aym biçimde, beyin embolisi adı verilen ve vücudun başka bir yerinden kan dolaşımjna karışan pıhtı parçasının beyne ulaşarak damarı tıkaması ile ortaya çıkan olay da inmeye neden olabilir. Ayrıca beyin atardamarlarının sinirsel uyanlar la kasılması da (spazm) beyin dokusu nun kanlanma yetersizliği sonucunda felce neden olur.
                        Söz edilen felç nedenleri bazen tansi yonun yükselmesi ya da aniden düşmesi gibi kan basıncı dengesizlikleri, bazen de yemek sonrasında kanın sindirim siste minde toplanması ya da sıcaklık değişi minde ve alkol alındığında önemli mik tarda kanın deride birikmesi gibi kan da ğılım dengesizlikleri olabilir. Bu neden ler arasında emboli oluşumunu kolaylaştıran kalp hastalıkları ile pıhtı oluşumuy la seyreden kan hastalıkları da sayılabilir. Felç, çok sigara içilen, bol yemek yenen yoğun bir işgününden sonra, gece saatlerinde ya da sabah yataktan kalkıl dığında, ayakkabı bağlamak ya da yüz yıkamak için eğilme durumunda ortaya çıkabilir. Belirgin iklim ve mevsim deği*şiklikleriyle hava basıncındaki önemli oynamalar da felç gelişimini kolaylaştı rabilir. Felçten önceki günlerde hastada genellikle baş ağrısı, yüzde kanlanma ar-ş tısı, baş dönmesi ve sinirlilik gözlenebil ir.
                        GÖRÜLME SIKLIĞI
                        Damar kökenli beyin hastalığı 40 yaşın altında oldukça seyrektir. En sık görü len neden pıhtı ile damar tıkanması (yüzde 80), daha az olarak da kanama dır (yüzde 15). Dolaşım sistemi hasta*lıklarının birçok nedene bağlı olarak arttığı günümüzde, beyin atardamarları nın hastalıkları da oldukça yaygmdır. Bu yaygınlığın önemli bir nedeni yaşlı nüfusun artması ise de, lezyonların yal nız yaşlılarda görülmediği unutulmama lıdır. Hastaların üçte biri orta yaş üze rinde, üretken ve çalışma yaşamı için deki kişilerdir.
                        BELİRTİLERİ
                        Az da görülse, beyin hastalığının ön belirtileri arasında baş ağrısı, baş dön mesi, uyku eğilimi ve bilinç bulanıklı ğından söz etmek gerekir. Beyindeki doku yıkımının yerine göre, hafif ko nuşma, hareket ve görme bozuklukları görülür. Bilincin açık olduğu bu dö nemde söz konusu belirtiler birkaç sa niye ya da dakika, bazen de daha uzun sürer. Ağır olgularda ise beyindeki olay şiddetli bir tablo ile ortaya çıkabi lir. Artık gerçek bir inme ya da ictus cerebrale tablosu oluşmuştur. Hasta yere düşer, hareketsizdir; bilinç kay bolmuş ve yüz kanlanması artmıştır. Önceleri yüzeyel ve aralıklı iç çekme biçimindeki solunum daha sonra derin leşir. Nabız yavaş ancak dolgundur. Felç vücudun yansına yerleşmiştir. Özellikle beyin kanaması sonucu geli-§en felçlerde ateş, mide bulantısı, kus*ma, çırpınma nöbetleri ve koma sık gö rülür. Genel belirtilerle birlikte, lezyo-nun yerine göre değişebilen sinir siste mi belirtileri de ortaya çıkar. Doku yı kımının fazla olmadığı olgularda felç hiçbir iz bırakmadan iyileşebilir. EEG (elektroensefalografi), psikometri (zi hinsel ve ruhsal yeteneklerin ölçümü) vb özel yöntemlerle bile hastalık izleri ortaya çıkarılamaz. Ama olguların bü*tünü söz konusu olduğunda, genellikle kalıcı hareket ve konuşma bozuklukla rı ortaya çıkar. Komanın birkaç gün içinde çözülmediği olgularda hastalı ğın kötü gidişli olduğu düşünülür. Has ta, ölümle sonuçlanabilen bronkopnömoni (bronş-akciğer iltihabı) ya da Öteki enfeksiyonlara karşı büyük Ölçü de savunmasız durumdadır.
                        İNCELEMELER
                        Anjiyografi ile yapılan radyolojik ince lemede beynin damar ağı görüntülene rek damar sertliği, damar keçeleşmesi, tıkanma vb değişimler saptanabilir. Ta nıya çok yardımcı olan bir başka ince leme yöntemi de bilgisayarlı tomogra fidir. Bu yöntem özellikle beyindeki kanama ve doku Ölümü alanlarının be lirlenmesinde kullanılır. Elektroensefa-logram ve sintigrafi ile hem lezyonun yeri, hem de hastalığın gidişi hakkında geniş bilgi sağlanabilir. Gene son yıl larda geliştirilen magnetik rezonans, tanıda çok önemli veriler sağlayan bir yöntemdir. Kanamalı olgularda belden beyin-omurilik sıvısı çekilerek (lomber ponksiyonu) sıvıda kanın varlığı saptanabilir. Ama bu yöntem olası tehlikele ri nedeniyle ancak tam için zorunlu du rumlarda uygulanmalıdır.
                        TEDAVİ
                        Damar kökenli beyin hastalığı genellik le acil girişim gerektiren bir durumdur. İlkyardım uygulaması oldukça kolay dır: Hasta yan yatar bir duruma getiri lip solunumun rahatlaması sağlanır. Gömlek yakası, kemer vb gevşetilerek alna ve yüze soğuk kompres uygulanır. Hasta kusuyorsa, kusmuğun soluk bo rusuna kaçması önlenmelidir. Çırpınma nöbeti olan hastaların dillerini ısırmala-n, dişler araşma sağlam ama sert olma yan bir cisim konarak önlenebilir. Ayn-ca bu durumdaki hastalar, kendilerini yaralamamalan için yakın gözetimde tutulmalıdır.
                        Hasta hastaneye yatırıldıktan sonra, tedavi tanıya göre belirlenir. Hastalık nedeni geçici iskemi (kanlanma eksikli ği) nöbeti olduğunda, tedavinin amacı beyinde ileri derecede doku yıkımını önlemek olmalıdır. Tedavide öncelikle pıhtılaşma önleyici ilaçlar kullanılır. Ayrıca tehlikedeki beyin dokularının kanlanması cerrahi girişim ile yeniden düzenlenir. Bu tedavi yaklaşımlarının hangisinin önce uygulanacağı her olgu da değişebilir. Damar sertliği, şeker hastalığı, kan basmcı yüksekliği gibi tehlike etkenlerinin yaygm olarak gö rüldüğü yaşlı hastalara günde 0,5 gr asetilsali silik asit (aspirin) ağız yoluyla verilir. Beyin dokusunda oksijen yeter sizliği olduğunda pıhtılaşma önleyici ilaçlar kullanılır. Felç kanamaya bağlı ise bu ilaçlar kesinlikle verilmemelidir.Asetilsalisilik asit ya da pıhtılaşma ıleyici ilaçlarla yapılan tedavinin esas ıacı pıhtı oluşumunu önlemektir. Felçten sorumlu olan damar tıkanıklığı nın yeri ve niteliği radyolojik incele meyle belirlenerek cerrahi tedavi plan lanabilir. İç şahdamarmın (karotis atar damarı) kafatası dışı bölümünün tıkan dığı ya da bir darlığın geliştiği olgular da cerrahi girişimle pıhtının çıkarılması son derece olumlu sonuçlar vermekte dir. Şahdamarmın kafatası içi bölümü nün tıkanıklıklarında ise, pıhtıya ulaşıl ması güç ya da olanaksız olduğundan yüzeyel şakak atardamarı (arteria tem-poralîs superficialis), orta beyin atarda marına (arteria cerebri media) bağlanır. İleri derecede ayrıntılı damar cerrahisi yöntemlerinin uygulanmasını gerekti ren bu ameliyatlar ancak geniş mikro-cerrahi olanaklara sahip büyük merkez*lerde gerçekleştirilebilir. Tüm vücudu tutan felçlerde tedavi olanakları geniş değildir. Yatalak hastanın yatış durumu sık sık değiştirilerek zatürree ya da ya tak (dekubitus) ülseri (hastanın vücudu nun yatağa değen yüzeyinde sürekli yatma sonucu gelişen yaralar) oluşumu önlenmeye çalışılır. Hastanın hareket ettirilmesi kol ve bacaklann işlevlerini belli bir ölçüde de olsa yeniden kazan masına yardımcı olabilir. Bu hastalar burundan mideye sokulan tüp ya da da mar yolundan verilen serum ile beslen melidir. Gerekirse idrar sonda ile alınır ve soluk borusunda açılan bir delik ile rahat solunum sağlanır. Hastanın huzur suz olduğu üum: ilarda sakinleştirici ilaçlar yararlıdır. Felç gelişiminden 2-3 gün sonra salisilîk asit tedavisine ve radyolojik incelemelere başlanır. Beyin kanamalarında uygulanan cerrahi teda vi hastanın yaşamını kurtaran ancak ge nellikle sinir sisteminin bütünlüğünü korumada başarısız kalan bir yöntem dir. Bazı beyin kanaması olgularında hastalar rehabilitasyon ile felci büyük ölçüde yenerek kendi kendine yetebilir duruma gelirler. Çoğunlukla anevriz maya (damarlarda balonlaşma), anjiyo-ma (damar tümörü) ve atardamar-toplardamar oluşum bozukluklarına (AVM) bağlı olarak gelişen örümceksi-zar altı (subaraknoit) kanamalarda cerrahi girişim, büyük tehlikeleri olsa da, olumlu sonuçlar verir. Bu cerrahi giri-. şim hastanın bilinç durumuna göre he men (erken cerrahi) ya da birkaç hafta sonra (geç cerrahi) yapılabilir.
                        REHABİLİTASYON “'
                        Felç olgularmda akut dönem sonrasın da, hastaya eski hareket yeteneklerini yeniden kazandırmak amacıyla çalış malara gecikmeden başlanmalıdır. Özellikle vücudun bir yansını tutan felçlerde hastaların önemli bir bölümü eski hareket yeteneklerini büyük oranda kazanabilirler.
                        Yarım felç görülen olgularda, hastalığın ilk günlerinde, hastanın genel du-i rumuna göre düzenlenen ve adım adım ilerleyen bir rehabilitasyon programına başlanır. Erken dönemde başlanan rehabilitasyonun yeni embolilere ya da kan basıncı yükselmesine neden olacağı en dişesi son derece yersizdir.
                        Eski felç olgularında da rehabilitas yon denenmelidir. Bir süre sonra özel likle bacaklarda eski hareket yeteneği nin şaşırtıcı bir biçimde yeniden kazanıldığı görülecektir. İyileşme, yedek si-i nir hücrelerinin (nisanlar beyin hücrele rinin yalnızca küçük bir bölümünü kul lanırlar) ölü hücrelerin yerini almasıyla gerçekleşir. Canlılığım yitirmiş beyin sinir hücrelerinin kendini yenilemesi olanaklı değildir.
                        Eskiden felçli hastaların hareket ye teneklerini yeniden kazanabilmeleri için yalnızca elektrik uyaranları ve ma saj uygulanır, ama çok başarılı sonuçlar alınamazdı.Felcin bacakları tuttuğu hastalarda bacaklar doğru duruşa getirilerek, bu durumda tutulmalıdır. Bu yapılmadı ğında bacaklar normal dışı bir konumda kalacağından tedavi güçleşir. Daha son ra pasif hareketlerle eklemlerin sertleş mesi ve bacaklann “hareket belleğini” yitirmesi önlenir.Bu aşamada tedavi programı bireysel olarak, yani her hastanın durumuna göre hazırlandığından tedavi karmaşık bir hal alır. Kural olarak basit hareket lerden zora doğru gidilir: Hasta önce yatakta, sonra yatak kenarında ve te kerlekli sandalyede oturtulur. Sonraki aşamada ayakta durma alıştırmalarına geçilir. Daha sonra hastanın, Önceleri düz bir yerde ayna önünde ve duvara tutunarak yürümesi, ardından birkaç basamak inip çıkmaya başlaması sağla nır.Aynı genel rehabilitasyon programı kollar için de geçerlidir. Ama yapısı da ha karmaşık olan el hareketlerinin reha bilitasyonu özel bir program gerektirir. Çalışma yaşamına geri dönme, evde ve toplumsal ortamda kendine yetme bütü nüyle rehabilitasyon programının başa*rısına bağlıdır. Başarılı bir sonuç için tedaviyi uygulayanların çabalarının ya nı sıra hastanın da katılımı gerekir. He kim ve teknik yardımcıları hasta üzerin de değil, hasta ile birlikte çalışma anla yışı taşımalıdır. Hastalar gerekirse eg zersizleri her gün tek başlarına da sür dürebilirler. Organ hareketlerinde belli bir düzeye ulaşıldıktan sonra tedavi ev de devam edebilir.
                        Felçli hastalar konuşma yeteneğini yeniden kazanmada oldukça güçlük çe kerler. Konuşma rehabilitasyonuna er ken başlanması gerekir. Özel ilgi, uz manlık, sabır, kararlılık ve uzun alıştır*malar gerektiren bu tedavi oldukça ba şarılı sonuçlar verebilir. Yaşlılar da da hil olmak üzere hastaların çoğu birkaç yüz kelimeden oluşan bir sözcük dağar cığı geliştirerek günlük yaşamları için gerekli iletişimi kurabilirler.
                        Felçli hastaların rehabilitasyonu uz manlaşmış merkezlerde yapılmalıdır. İstatistikler, felç geçiren hastaların yüz de 90 oranında aile ortamında kendileri ne yettiğini, yüzde 30 oranında da üret ken iş yaşamma geri dönebildiğini gös terir. Bu nedenle yarım felçli hastalan yazgılarına terk etmek yanlış bir tutum dur.
                        KORUNMA
                        Daha 18. yüzyıl tıbbında felcin genel olarak kısa boyunlu, kırmızı yüzlü, ka nama eğilimi olan ve kan basıncı yük sek kimselerde görüldüğü belirlenmişti. Felcin kan basıncı yüksekliği (yüksek tansiyon) ve şişmanlıkla yakın ilişkisi olduğu düşüncesi yaygm olsa da, tüm kan basıncı yüksek ve şişman kişilerin felç adayı olduğunu söylemek abartılı olur.Öte yandan kan basmcı düşüklüğü de (düşük tansiyon) felce yol açabilir. Bu nedenle kan basıncmı düşürücü ilaç ların doktor denetiminde alınması zo runludur.
                        Önemli bir nokta da felç oluşumun da kalıtsal etkenlerin belirleyiciliğidir. Kan basıncı yükseldiğinde kalıtsal et kenler oldukça önemlidir (organik bo zukluklara bağlı olmayan ve “esansiyel kan basmcı yüksekliği” adı verilen tab lo); ama bunların tek başına felç nedeni olduğunu söyleyemeyiz. Bu nedenle felcin kalıtsal olduğu söylenemez. Yal nızca, felci kolaylaştıran kan basmcı yüksekliği, damar sertliği gibi etkenle rin kalıtsal yanı olduğu söylenebilir. Yapısal etkenlerin felç oluşumundaki öneminin yanı sıra çevre koşullarını da göz ardı etmemek gerekir.Öte yandan kan basıncı yüksek ki şilerde felç oranının çok yüksek olma dığı da bir gerçektir. Dolayısıyla hastalıktan en çok kimlerin etkilendiği sorusunun yanıtı kolaylıkla verilemez. Şişman kişilerde ve menopoz döne minde görülen ya da başka nedenler den kaynaklanan kan basmcı yüksekli ği tipleriyle felç arasında doğrudan bir ilişki kurulamaz. Kan basıncı yüksekli ği esas olarak tedavi edilebilen hasta lıktır. Günümüzde kan basıncını düşü ren etkili ilaçlar kullanılmaktadır. Ge ne de kan basıncını yükselten ani sı caklık değişiklikleri, uzun süre güneşte kalma, aşın güç harcama, uzun süreli kas çalışması, fazla yemek yeme,«alkol ve sigara kullanımı, heyecanlanma, uzun süreli bunaltı, dışa vurulan ya da saklanan öfke gibi etkenlerden korun mak gerekir.Hastaların çoğu bedensel ve ruhsal olarak yorucu işlerde çalışmaktadır. Gergin iş ortamından uzaklaşmanın fel ci önleyebildiği kesin olsaydı tedavi çok daha kolay olurdu. Ama ne yazık ki, böyle bir kesinlik yoktur. Gene de, iş ortamındaki gerilimlerden korunma ve daha sakin bir yaşam her zaman yar dımcı olur.

                        Yorum yap


                        • #13
                          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                          Yorum yap


                          • #14
                            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                            Yorum yap


                            • #15
                              Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X