Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Parkinson, paralysis agitans: parkinson tedavisi parkinson belirtileri parkinsonnedir

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Parkinson, paralysis agitans: parkinson tedavisi parkinson belirtileri parkinsonnedir





    Parkinson, paralysis agitans:

    Parkinson hastalığının (Morbus Parkinson) nasıl bir hastalık olduğu konusunda ilk defa ingiliz doktor James Parkinson 1817?de açıklamada bulunduğu için bu hastalık onun adı ile anılır. Hastalık beyinde dopamin salğılayan hücrelerin tahribatı nedeniyle ortaya çıkar. Bu hücrelerin tahribatı nedeniyle yeterince dopamin salğılanamaz ve dopamin yetersizliği ortaya çıkınca insanın normal hareket etmesi mümkün değildir. Parkinson hastasında harket yetersizliği (akinesia), kaslarda sertleşme (rigor), ve titreme (tremor) gibi üç özelkite mutlaka bulunur. Bu hastalığa yaşı 60?ı geçen 100.000 kişide 100 kişi yakalanmakta, yani % 0,1 oranındadır. Dünyada en çok bilinen iki Parkinson hastası Muhammed Ali ve Papa 2. Paul Johannes?dir. Parkinson hastalığı genelikle 60 yaşından sonra ve nadirende 40 yaşından sonrada görülür. Parkinson kadın ve erkeklerde hemen hemen aynı oranda görülmektedir.

    Parkinson nasıl oluşur?
    Parkinson hastalarında beyin yeterince dopamin salğılamaz. Dopamin beyinde haberleşmeyi (signal) sağlar ve bu beyinde siyah madde olarak bilinen substantia nigra beynin talamus, beyin kordeksi, beyin kökü ve omurilikle bağlantıların olduğu noktadır. Buraya basalganglion, yani beynin ana düğüm (nodül) noktasıdır.

    Parkinson hastalığının sebepleri:
    Parkinson hastalığının nedeni bilinmemektedir, fakat substantia nigra yavaş yavaş azalır ve buda daha az dopamin salğılaması (oluşumu) demektir. Dopamin yetersizliği ise vücut hareketlerini yanlış yönlendirme veya yönlendirememe demektir.

    1-) Parkinson hastalığının nedeni bilinmemektedir, fakat substanstia nigranın oluşumunda ana rol oynayn demir ve melanin oranının azalması dikkat çekicidir. Parkinson hastalarının % 90?ının sbebi bilinmediğinden bu tür Parkinsona idiopatik Parkinson denir.
    2-) Kimyasal ilaçlar beyi iltihaplanmasına neden olabilir, buda Parkinsona sebep olur.
    3-) Metabolik bozukluklar sonucu ortaya çıkan artık maddeler substantia nigrayı tahripedebilir.
    4-) Beynin bu bölümünde oluşan kötü huylu ur substantia nigrayı tahripedebilir.
    5-) Beynin her hangi bir kaza sonucu beynin zedelenmesi (travma) Parkinson oluşabilir.
    6-) Yanış beslenme nedeniyle beyin damarlarının daralması ve sertlemesi (arterioskleroz) Parkinsona sebep olabilir.
    7-) Beynin iltihaplanması (ansefalit) Parkinsona sebep olabilir. Buna Muhammed Aliyi örnek gösterebiliriz.

    Parkinsonun belirtileri:
    Hastalık yavaş yavaş ortaya çıktığından çoğunlukla hasta kendi durumunun farkına varamaz ve yakınları durumu daha erken anlarlar. En önemli belirtileri:
    1-) Kasların serleşmesi nedeniyle gerekli hareketleri yapamaması (rigor).
    2-) İstirahat halindeyken eller titrer (tremor).
    3-) Hareketler yavaşlar ve kişi öne doğru eğik yürür (akinesia).
    4-) Mimik hareketleri azalır.
    5-) Şasiyet değişimi (toplumdan kaçma, utanma, çekinme vb.)
    6-) Yavaş ve monoton konuşma
    7-) Yazı yazmada zorlanma
    8-) Depresyon
    Bunlardan ilk üçü Parkinsonun teşhisinde ana rol oynarlar.

    Parkinsonun teşhisi:
    Parkinson hastalığı oluşumu ve devreleri nörolojik muayenelerle tesbitedilir. Kimyasal ilaçlarda kişide Parkinson hastalığına benzer bir rahatsızlık gösterebilir. Bu nedenle ialaç alınmadığının tesbiti şarttır ve ancak bundan sonra muayenelere başlanabilir. En önemli muayeneler Komputer-Tomografi ve EEG ile yapılır. İlaç verilecekse ilacın dozajının ve hastanın buna karşı tepkisinin ölçülmesi gerekir, buda ancak hastahanede mümkündür.

    Hasta ne yapabilir?
    1-) Beslenme: Hasta yerken veya içerken çok beceriksiz olduğundan çevresindekilerin dikkatini çekmemek için az yer ve içer. Bunedenle hasta yakınları buna dikkat etmelidir. Dopaminli hapları alırken proteinlı besin alınırsa hapın değerlendirilmasi, yani bağırsaklar tarafıdan absorbesi engellenebilir.
    2-) Fitnes: Hastanın düzenli hafif fizik terapisine katılması gerekir. Hareket etmeyince hastalık dahada ağırlaşabilir.
    3-) Donukluk: Hasta donmuş gibi olduğu yerde hareketsizce kalabilir, onu harekete geçirmek için önüne bir madde (mendil, anahtar vb.) atılısa harekete geçer.
    4-) Hasta yakınları: Hasta yakınları hastayı harekete geçirmek için zorlamamalıdır. Hastayı çekmek veya yitmek hastanın dahada donuklaşmasına sebep olur.

    Parkinsonun tedavisi:
    Hastanın ne durumda olduğu teşhisedildikten sonra ilaç,amaliyat veya fizik tedavisi uygulanır. Her hastaya aynı tedavi yöntemi uygulanmaz. Bu nedenle her hasta için uygun konsept hazırlanır ve uygulanır. Kişiye özel tedavi yöntemi hastanın işi ve sosyal çevresi ile çok bağlantılıdır.
    1-) Dopamin hap olarak alınırsa bunun bağırsaklardan absorbe olduktan sonra beyine kadar ulaşması ve dopamin yetersizliğini önlemesi mümkün değildir, çünkü beyine geçişi engelenir.
    2-) Mono-Amino-oksidaz-B enzimi dopamini çözücü bir enzimdir, bunun frenlenmesi dopami yetersilzliğini öleyeceği yönündedir.
    3-) Levodopa dopaminin bir ön basamağı olup beyine geçişi engelenmez, fakat buda büyük oranda kanda çözülür, bunedenle komple ürün olarak alınması tavsiyeedilir.
    4-) Dopamin-Agonisten dopamin gibi etki yapan maddelerle tedavi yapılabilir.
    5-) Glutamin?de beyin tarafından salğılanan bir madde olup, frenlenirse dopamin salgılaması artar.
    6-) Kateşol-O-Metil-Transferaz (COMT, Catechol-O-Methyl-Transferase) L-Dopayı çözen bir proteindır. COMT?in frenlenmesi L-Dopanın çözülmesini yavaşlatır.
    7-) Antikolinergika (Anticholinergika) direkt olarak dopamine etkietmez. Antikolinergika asetilkolini frenler. Asetilkolin Parkinsonlu hastalarda aşırı salğılanır. Bunun frenlenmesi hastayı rahatlatır ve titremeyi önler.

    Buradak kimyasal ilaçların yanında doğal ilaçlarda mevcuttur. ZYE-, hayıt-, jukabaklası-, nergis preparatları, Gökçek Tonik ve Gökçek İksiri Parkinsonun ilerlemesini önlemektedir. Prof. Dr. W. Wulle ve ekibi hayıt ekstreasinin R1-Rezeptorunu (sinir düğüm noktası, nodül) bağlayıcı ve R2-rezeptorunu uyarıcı etkiye sahiptir. Buda asetilkolinin azalması vede dopaminin artması demektir, yani hastanın durumu yavaş yavaş iyileşir.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    babam parkinson hastası

    Babam, 72 yaşında ve parkinson hastası. Bundan 10 yıl ve 12 yıl önce 2 kere beyin kanaması geçirdi. İkincide sol tarafına kısmi felç geldi. Zamanla bu felç düzeldi, neredeyse hiç kalmadı. 10 yıl önce nörolog doktorumuz parkinson'un hissedilmeyecek derecede başlangıcını tespit etti ve Madopar 62.5 (2x1) ile tedavi başlattı. Bu şekilde tedaviye başlayarak hastalığı ilerletmeyelim demişti. Zaman zaman kontrollere gittiğimizde dozlar arttı. En son 2 yıl önce Madopar 125 (3x1) kullanırken doktorumuz emekli oldu gitti. Bu zamana kadar babamda yürüme zorluğu ve unutkanlık problemi arttı. Yerine tavsiye ettiği doktor bize Stalevo 100 adlı yeni bir ilacı 4x1 ile başlattı. Ancak bu ilaç daha yeni ve iyi olmasına rağmen hastalığın ilerleme hızı arttı ve şu an stalevo 100 ilacını 6x1 dozunda kullanıyoruz. Şu an babam yürüme özelliğini kaybetmek üzere. Yürürken ayaklarını sürüyor. 10 m. yüyüyünce nefes nefese kalıyor. Unutkanlık had safhada. Mesela 19.00'ın akşam 7.00 olduğunu, günleri vb. basit günlük şeyleri hatırlamıyor. (Bu özellikle son 20 gündür meydana geldi. Unutkanlık için Alzheimer başlangıcı olabileceği tanısıyla Exelon ve Ebixa ilaçlarını kullanmaya başladık ama nafile, durum daha kötüye gidiyor...) Yine son 10 gündür ağzından hafifçe salya akmaya başladı. Ayrıca aşırı terleme mevcut. Ancak parkinson hastalarında sık görülen titreme hali yok.

    Bu konuda bize yardımcı olabileceğinizi düşündüm. Cevabınızı bekliyorum.

    Yorum yap


    • #3
      Gökçek İksiri vücuttaki

      Gökçek İksiri vücuttaki plakları eritir ve hücrelerin yenilenmesini sağlar. Ayrıca Hayıttan yapılan doğal ilaçlarda iyi gelir. Örneğin Mastodynon damlası iyi gelir.
      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

      Yorum yap


      • #4
        Parkinson hastalığı

        49 yasındayım. 5 yıldır Parkinson için Requip 5 mg (15 mg/gün) dopamin agonisti, depresyon için Paxil ve yüksek tansiyon için Concor 5 kullanıyorum. Gökçek İksiri ve mastodynon damlası ve kullanım dozu ve süresi hakkında hastalığıma yönelik olarak bilgi edinmek istiyorum. Ayrıca yapabileceğim başka şeyler var mı? Saygılar,

        Yorum yap


        • #5
          Merhaba

          Gökçek İksiri yüksek tansiyona karşı etkili olur. Depresyon için ise kılıçotunun haplarını kulanmak gerekir. Mastodynon damlasıda Parkinsona karşı etkilidir.
          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

          Yorum yap


          • #6
            Parkinson

            Sayın Gökçek,

            Abdülkadir Beyden Gökçek İksiri talep ettim. Ancak henüz yanıt gelmedi. Kılıçotunun hapını ve Mastodynon damlasını nasıl temin edebilirim, nasıl ve ne kadar süre kullanmam gerekir. Yardımcı olursanız memnun olurum. Selamlar,

            Yorum yap


            • #7
              Parkinson Hastalığı

              Parkinson hastalığı ilk kez 1817 yılında İngiliz bir hekim olan James Parkinson tarafından tanımlanmıştır. Parkinson hastalığının ileri yaşlarda başlaması ve çok eski çağlarda insan ömrünün nispeten daha kısa olması nedeniyle hastalığın ilk ne zaman görülmeye başlandığı bilinmemektedir.

              Parkinson Hastalığı Nedir?
              Parkinson hastalığı beyinde hareketlerimizden sorumlu olan hücrelerin ufak bir bölümünün hasara uğraması ve eksilmesi, dejenerasyon sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu hücreler dopamin adı verilen kimyasal bir madde salgılar. Dopamin, bilgileri bir sinir hücresinden diğerine gönderir. Beyinde yeterli dopamin yapılamazsa hareket ve denge işlevleri etkilenerek Parkinson hastalığı belirtileri ortaya çıkar.
              Parkinson hastalığı ölümcül olmayan, yaşam beklentisini kısaltmayan ve felce yol açmayan bir hastalıktır.

              Parkinson Hastalığına Yol Açan Nedir?
              Beyinde dopamin hücrelerinin niçin hasara uğradığı henüz bilinmemektedir. Konuyla ilgili yoğun bilimsel araştırmalar sürmektedir. Hastalığın ortaya çıkmasında yaşlanma süreci zemininde olası kalıtsal ve çevresel faktörlerin beraberce rol oynadığı sanılmaktadır.
              Bulaşıcı olmadığı gibi beyin damarlarındaki kireçlenmeye de bağlı değildir.

              Parkinson Hastalığı Kalıtsal mıdır?
              Bu konuda şimdiye kadar yapılan çok sayıdaki araştırmada hastalığın %5 gibi düşük oranda kalıtımla ilişkisi gösterilmiştir.

              Nasıl Tanı Koyulur?
              Parkinson hastalığı tanısına varmak için özel bir laboratuvar ya da röntgen tetkiki yoktur. Hekim, hasta veya ailesinden aldığı ayrıntılı bilgi ve muayene bulgularına dayanarak tanı koyar. Deneyimli bir nörolog için tanı koymak güç değildir. Ancak Parkinson hastalığı tanısını koymadan önce onu taklit edebilen diğer nedenleri dışlamak gerekmektedir. Bilinen ve değişik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan bu hastalıklar Parkinson hastalığı ile benzer belirtileri gösterdiği için bazen tanıda karışıklığa yol açabilir. Örneğin psikiyatride kullanılan bazı ilaçlar, çeşitli zehirlenmeler, beynin tümoral veya damar hastalıkları gibi dopamin hücrelerini etkileyen her türlü süreç Parkinson hastalığına benzer tablolara yol açabilir.

              Parkinson Hastalığı'nın Belirtileri nelerdir?
              Hastalık belirtileri oldukça yavaş gelişir. Bazen erken bulgular çok silik olabilir, öyle ki aylarca veya yıllarca farkedilmeyebilir. Söz konusu belirtilerin ortaya çıkmasında belli bir sıra olmadığı gibi her hastada belirtilerin çeşitleri ve hastalığın ilerleme hızı farklıdır. Başlangıçta sıklıkla bir beden yarısında veya yalnızca bir uzuvda ortaya çıkan belirtiler zaman içinde tipik olarak bir beden yarısında belirgin olmak üzere iki yanlı tutulmaya yol açar.

              Başlıca belirti ve bulgular şunlardır:
              - İstirahat halinde uzuvlarda titreme
              - Hareketlerde yavaşlama
              - Bir veya daha fazla uzuvda sertlik
              - Yürürken kolları sallamama, konuşurken yüz ifadesinde donukluk ve eşlik eden doğal el hareketlerinin kaybı
              - Yavaş, küçük adımlarla veya ayak sürüyerek yürüme
              - Vücut duruşunun öne eğik şekil alması
              - Yumuşak ve alçak sesle, monoton konuşma
              - El yazısında küçülme ve yazının okunaksız olması
              - Ağızda salya sızması, yutkunma güçlüğü
              - Halsizlik, yorgunluk
              - Ruhsal çöküntü hali (depresyon), nedensiz sıkıntılar
              - Kabızlık, aşırı terleme, tansiyon düşmesi
              - Ağrı, kas spazmları

              Titreme Parkinson hastalarının yaklaşık olarak %80'inde olur. Genellikle eller dinlenme halinde iken ortaya çıkar, heyecan ve stresle şiddeti artar. Ellerin dışında kollar, ayaklar, çene ve dudakta da titreme olabilir.
              Ancak her titremesi olan kişi Parkinson hastası değildir.
              Titreme başka birçok hastalıkta da ortaya çokabileceği gibi normal insanlarda yavaşlık çok belirgin olduğu zaman hastalar günlük işlerinde zorluk çekebilir ve yakınlarının yardımına gereksinim gösterebilirler.

              Parkinson Hastalığı Tedavi Edilebilir mi?
              Hastalığı tamamen ortadan kaldırıcı bir tedavi henüz bulunamamıştır. Ancak hastaların günlük yaşamını olumsuz yönde etkileyen belirtilerin tedavisi önemli ölçüde mümkündür. Dolayısıyla hastanın yaşam kalitesi yükseltilebilmektedir. İlaçlar kadar egzersizler, psikoterapi, düzgün beslenme ve düzenli yaşam koşullarının da önemi açıktır.

              İlaç Tedavisi
              Parkinson hastalığı, beyinde eksilmiş olan dopamini yerine koyma amacıyla hayat boyu ilaç tedavisi gerektirmektedir. Günümüzde hastalığı ortadan kaldıran kesin bir tedavinin henüz bulunmamasına karşın mevcut ilaçlar belirtileri büyük ölçüde düzeltmekte ve bir çok hastanın aktif ve üretken bir şekilde yaşamını sürdürmesini sağlayabilmektedir. Böylece Parkinson hastalarının çoğu düzenli tedaviye uzun yıllar mutlu olarak yaşarlar.

              İlaç seçiminde hastanın yaşı, hastalığın şiddeti, önde gelen belirti ve hastayı en fazla rahatsız eden şikayet göz önüne alınır. İlaçlara daima ufak dozlarda başlanır, gerekirse doz yavaş yavaş olarak arttırılır. Dopamin beyne geçemediği için onun ön maddesi olan ve beyinde dopamine çevrilen evodopa verilir. Levodopanın en güçlü ilaç olmasına karşın hastalık belirtileri yeni başlamış ya da hafif derecede iken özellikle genç yaştaki hastalara hemen verilmemesi genelde tercih edilir, zira etkinliğinin 5-6 yıl içinde azaldığı veya vücutta istem dışı aşırı hareketlere yol açtığı bilinmektedir. Parkinson hastalığında levodopa dışında dopamine benzer etkiye sahip bir çok ilaç yaygın olarak kullanılmaktadır. Her hastada tedavi seçimi ve dozları farklıdır. Hekim, aynı hastanın tedavisinde uygun ilaç dozlarını buluncaya kadar birçok kez değişiklik yapabilir. Parkinson hastalığının uzun süreli bir hastalık olması nedeniyle hasta ile hekim işbirliği şarttır.

              Cerrahi Tedavi
              Cerrahi girişimler hiçbir zaman Parkinson hastalığında ilk tedavi seçeneği değlildir ve hastalığın ilerlemesini durdurmaz. Hastalık belirtileri ilaç tedavisi ile yeteri kadar kontrol edilemiyorsa veya levodopaya bağlı istem dışı hareketler önlenemiyorsa cerrahi tedaviye başvurulabilir. Cerrahiye aday hastaların nispeten genç yaşta olmaları, hafıza sorunları veya başka hastalıkların olmaması, fiziksel olarak uygun olmaları şarttır. Cerrahi girişim sırasında cilde anestezi uygulanır ve şuuru açık olan hastanın kafatasına açılan ufak bir delikten hareketi kontrol eden merkeze girilir. İki tip ameliyat yapılır. Birincide beynin hedef bölgesindeki hücrelerde hasar oluşturulur. İkincide hasar yapılmaksızın söz konusu merkeze bir elektrod yerleştirilir. Elektrodun ince tel uzantısı köprücük kemiği altına yerleştirilen uyarıcı alete (stimülatör) bağlanır. Hasta stimülatörü örten cilt üzerine mıknatıs dokundurarak sistemi açıp kapatabilir. Hastalık belirtileri hasta stimülatörü açtığı zaman düzelir, kapattığı zaman tekrar ortaya çıkar.

              Egzersiz veya Fizik Tedavi
              Parkinson hastalığı hareketlerde kısıtlanmaya neden olduğu için ilaç tedavisine ek olarak uygulanan egzersizler baş, gövde ve uzuv eklemlerinin bükülebirliğini artırır, sertleşmiş kasları gevşetir, el becerilerinin ve yürümenin iyileştirilmesine yardımcı olur ve dik duruşu sağlar. Evde yapılan sabah ve akşam 10'ar dakikalık egzersizler, günlük kısa yürüyüşler dolaşıma yararlı olacağı gibi kilo almayı da önler. Gerektiğinde bir fizyoterapistin desteğine de başvurulabilir.

              Diyet
              Parkinson hastalığı belirtilerini düzeltecek özel bir diyet yoktur. Düzenli ve dengeli beslenme önemlidir. Aşırı derecede kilo almaktan kaçınılmalıdır. Kabızlığa karşı lifli besinlerin yenilmesi ve her gün bol su içlmesi yararlıdır. Özel olarak önerilen bir vitamin tedavisi yoktur. İsteniyosa B6 vitamini dahil her türlü vitamin alınabilir. İlaçlardan sadece levodopa et, süt, yumurta gibi proteinden zengin gıdalardan sonra alınırsa emilimi azalır. Bu nedenle levodopa yemekten yarım veya bir saat önce aç karnına alınmalıdır, böylece beyne daha çok geçer ve etkinliği artar. Parkinson tedavisinde kullanılan diğer ilaçlar tok karnına alınır.

              Parkinson Hastalığı İle Yaşamak
              Parkinson hastalığı tanısı almak başlangıçta hayatınızı alt üst edebilir, hatta depresyona girebilirsiniz. Zamanla bütün kronik hastalıklar gibi onunla yaşamayı, hatta mücadele etmeyi öğrenirsiniz, yaşamınızda belki büyük değişikliklere neden olacak yeni kararlar alırsınız. Hastalık hayat boyu tedavi ve bakım gerektirmesi nedeniyle en az sizin kadar ailenizin de psikolojik ve sosyal durumunu olumsuz yönde etkileyebilir. Aileniz günlük yaşamınızda tartışmasız sizin en büyük desteğinizdir.

              Ancak hareketleriniz yavaş dahi olsa basit işlerinizde yardım istemeyin, kendi hızınızla iş yapmaya gayret gösterin. Böylece güveniniz artar ve daha aktif olursunuz. Mümkün olduğunca zevk aldığınız uğraşlarınızı sürdürmeye çalışın, hastalığın üstesinden geleceğinize inanın, yaşamdaki güzel şeylerden kendinizi soyutlamayın, toplumdan kaçmadan arkadaşlıklarınızı sürdürün ve yalnız olmadığınıza inanın.

              İ.Ü. Hasta Okulu Yayınları

              Yorum yap


              • #8
                Lütfen Yardım!!!

                Slm
                benim bir sorum olacaktı,annem parkinson hastası değil fakat parkinson hastalığı tedavisi için MADOPAR hapı kullanıyor.sadece birkaç belirtisi yani vücutta titreme,fazla yürüyememe,hemen tıkanma vb.. gibi belirtileri var.bikaç doktor ilacı kesmesini farklı hastalıklara yol açabileceiğini söylemişler,birkaçıda ya parkinson hastasısın yada o hsatalığa yakalanmadan önce tedbir diye kullanman gerekir demişler,ne yapılması gerekir,bu ilacın asıl kullanış amacı nedir,hemen bilgilendirirseniz sevinirim.tşkler..

                Yorum yap


                • #9

                  acil Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                  Slm
                  benim bir sorum olacaktı,annem parkinson hastası değil fakat parkinson hastalığı tedavisi için MADOPAR hapı kullanıyor.sadece birkaç belirtisi yani vücutta titreme,fazla yürüyememe,hemen tıkanma vb.. gibi belirtileri var.bikaç doktor ilacı kesmesini farklı hastalıklara yol açabileceiğini söylemişler,birkaçıda ya parkinson hastasısın yada o hsatalığa yakalanmadan önce tedbir diye kullanman gerekir demişler,ne yapılması gerekir,bu ilacın asıl kullanış amacı nedir,hemen bilgilendirirseniz sevinirim.tşkler..
                  Evet ellerinde titreme nedeniyle çay veya çorba içemeyen bir tanıdığımız da Gökçek İksir ve sinir çayı kullandı 3-4 ay sonra rahatszılıkları yok oldu.Enginar Forte, Sarı Kantaron Forte, Spirulina Forte, Karbonat Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Damar çayı ve Sinir Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
                  Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                  Yorum yap


                  • #10
                    Parkinson Hastalığı:Parkinson Belirtileri,Parkinson Tedavisi,Parkinson Pili

                    PARKİNSON HASTALIĞI
                    Parkinson hastalığı görece yavaş, ritmik bir titremeyle kendini belli eder. Titremeyle birlikte ekstrapiramidal sis teme bağlı kaslarda katılaşma, istemli hareketlerde yavaşlama ve konuşma güçlüğü görülür



                    KALITIM
                    Hastaların yaklaşık yüzde 10-15′inin ai lesinde Parkinson hastalığına yakalan mış başka bireyler de bulunur. Ama hastalığın kalıtsal olduğunu gösteren kesin bulgu yoktur. Hastalığın gelişi minde yapısal bir yatkınlığın Önem taşı dığı düşünülmektedir, ama hastaların büyük bölümünde hastalığa özgü gene tik bir neden belirlenememiştir.
                    Araştırma sonuçlan Parkinson has talığının edinilmiş bir hastalık olduğu nu ve ortaya çıkışında çevresel etkenle rin çoğu kez belirleyici rol oynadığım düşündürmektedir.
                    ÇEVRESEL ETKENLER
                    Parkinson sendromunun olası nedenleri arasında başlıca üç çevresel etken üze rinde durulur. Bunlar virüsler, travma lar ve zehirlerdir.
                    • Virüsler – Birçok virüs insanda mer kez sinir sistemine zarar verir. Virüs kökenli beyin iltihabı (virüs ensefaliti) olgularında da sık sık Parkinson hastalı ğına benzer bir klinik tablo ortaya çı kar. Bununla birlikte günümüze değin yapılan testler hastalığın enfeksiyonla geçtiğini doğrulamamıştır.
                    • Travmalar – Parkinson hastalarının büyük bölümünün geçmişinde kafa travmalarına rastlanır, ama kafa trav-malarıyla hastalık arasında dolaysız bir neden-sonuç ilişkisi henüz kurulama mıştır. Travmanın beyindeki bazı yapıla ra zarar verdiği ve doku kaybı kritik dü zeye ulaştığında Parkinson hastalığının ortaya çıkabileceği düşünülmektedir.
                    • Çevredeki zehirler – Parkinson hastalığının çevdeki bir zehirden kay naklanabileceği kuramı son dönemler de Önem kazanmıştır. Bunun bir nede ni 1980′lerin başında ABD'nin Cali-fornia eyaletinde uyuşturucu bağımlı ları arasında görülen, MPTP adlı mad deye bağlı Parkinson hastalığı “salgı nı “dır.
                    MPTP, laboratuvannda uyuşturucu madde üreten bir kimyacının MPPP ad lı uyuşturucu maddeyi bireşimlerken is temeden elde ettiği katışık bir yapay uyuşturucudur. ABD'nin batı kıyısında eroin yerine bu tür kimyasal maddeleri kullanan birçok uyuşturucu bağımlısı vardır.

                    Bunlardan MPTP bulaşmış MPPP kullanan bir grup insanda geriye dönüşü olmayan ve Parkinson hastalığı na çok benzeyen bir sendrom gelişmiş tir. Sendromun Parkinson hastalığından tek farkı hızlı başlayıp çok şiddetli seyretmesidir.
                    MPTP vücutta sinirleri etkileyen MPP+ adlı zehre dönüşür. Bu zehir Parkin son hastalığında beyin ve sinirlerde oluşan zedelen menin aynısına yol açar.
                    Maymunlara şırıngayla MPTP verildiğinde Parkin son hastalığının ortaya çık tığı görülmüştür. Buna da yanarak yeni ilaçların etki sini maymunlar üzerinde değerlendirmeye yönelik çalışmalar yapılmaktadır.
                    MPTP'nin geniş bir çev reye yayılma olasılığı çok düşüktür. Buna karşılık kimyasal açıdan ona ben*zeyen ve hastalık yapıcı etkileri aynı olan maddeler Parkinson hastalığına yol açabilir. En güçlü olasılık, Parkin son hastalarının beyin biyokimyasında-ki bir bozukluğun MPTP'ye benzer tok-sik maddelerin üretilmesiyle sonuçlan dığıdır.

                    BELİRTİLERİ
                    Belirtisiz başlaması ve birçok başka sınır sistemi hastalığıyla kanştrnlabil-mesi nedeniyle Parkinson hastalığının tanısı güçtür. Pek çok durumda hasta lık belirgin klinik işaretlerin ortaya çıkmasından yıllar önce başlamıştır. Hastanın yakın çevresindeki dikkatli kişiler genellikle yıllardır var olan ve hastalığın işaretleri kabul edilebilecek ani, ilginç davranış değişikliklerini, olağandışı hareket ve duruşları anım sayabilirler.
                    Birçok hasta başlangıçta halsizlik, ağrı ya da ruhsal çöküntü (depresyon) gibi Parkinson hastalığına Özgü olma yan bozukluklardan yakınır.
                    Hekimde genellikle Parkinson kuş kusu yaratan bulgu, bir elin parmakla rında görülen kaba ve yavaş titremeler dir. Titreme genellikle olağan bir tıbbi kontrol ya da küçük bir cerrahi girişim gibi hastaneye kaldırılmayı gerektiren durumlarda fark edilir.
                    Parkinson hastalığı hemen her za man vücudun tek tarafında başlar. Has ta dikkatle sorgulandığında el hareket lerinde gerçek titremelerden birkaç ay önce belli belirsiz güçlüklerin ortaya çıktığı saptanır.
                    Hastalık hareket güçlüğüne, hare ketlerin gittikçe daha sınırlı hale gelme sine ve bir hareketten öbürüne geçişin belirgin ölçüde zorlaşmasına yol açar.
                    Hareket yavaşlaması (bradikinezi) adı verilen bu sorunun başka yansıma ları da vardır. Tipik olarak hastanın yü zü maske gibi ifadesiz ve duyarsızdır; göz hareketleri yavaşlamış, konuşma monotonl aşarak düzensizleşmiş, mi mikler azalmıştır. Yürürken kollarını sallayamaz, bacaklarını sürür ve kısa adımlar atar. Bazı hastalarda hiç titreme bulunmayabilir. Bu olgularda gittikçe artan hareket bozuklukları yanlışlıkla yaygın (multipl) skleroza ya da beyin tümörüne bağlanabilir. Hasta sürekli öne doğru eğik durur. Dik duruşu koru ma ve vücudu dikleştirme refleksleri bozulduğundan sık sık düşer. Bunlar yerleşmiş Parkinson hastalığının işaret leridir.
                    Parkİnsonlu hastanın gövdesi katı dır. Özellikle yürümeye başlayacakken, sanki harekete geçmesi engelleniyor-muş gibi güçlük duyar. Bir kez başla dıktan sonra kısa, ama yavaşlamayan, tam tersine gittikçe hızlanan adımlarla yürür. Gövdesi, kendi kütleçekim mer kezinin ardından koşuyormuşçasma daha fazla öne eğilir. Hastanın harekete geçmesi gibi durması da zordur; bir kez yürümeye başladığında bazen bir engel le karşılaşana değin duramaz. Hasta ge ri geri yürürken de aynı sorunlar ortaya çıkar. Parkinson hastalığında sık görü len bir olay bradikineziyle çelişkiliymiş gibi görünen hızlı harekettir (paradok sal kinezi). Hasta olağan hareketlerin büyük bölümünü yavaş yaparken, Örne ğin koşma gibi bazı hareketleri şaşırtıcı bir hızla gerçekleştirir.
                    Titremenin ritmi yavaş (saniyede 4-6 kez), salınımları geniştir. Biçimi hep aynı kain-. Daha çok kol ve bacaklarda görülür; bazen baş, dudak ve dile yayı lır. Başparmakla işaretparmağının para sayar gibi hareket ederek titremesi ti piktir. Bazı olgularda titreme ve kas sertliği vücudun yalnız bir tarafında gö rülür ya da daha belirgin olur.

                    Parkinson titremesi dinlenme halin de ortaya çıkan titremenin tipik bir ör neğidir; hasta dinlenirken ortaya çıkar ve hareket ederken hafifler. İnce, duyar lı hareketler titremenin belirmesine ya da artmasına yol açar. Dolayısıyla hasta örneğin el becerisi gerektiren hareketle ri yapamaz ya da zor yapar. Enerjik ha reketler sırasında ise titreme kaybolur.
                    Hastanın konuşması belirgin biçim de bozulmuştur. Sabit bakışları ve mas ke yüzü konuşurken değişmez ya da çok az değişir. Sesi Her zaman mono tondur, genellikle zor işitilir, iniş çıkış ları yoktur. Ama konuşmada da para doksal kineziye benzer aykırılık gözle nir. Cümlenin başlangıcında yavaş olan konuşma gittikçe hızlanır ve son söz cükler anlaşılmaz mırıltı halinde çıkar. Konuşmada bir başka tipik bozukluk da bir sözcük ya da cümlenin üç, dört ya da daha çok kez arka arkaya yinelenme-sidir. Yazı titrek ve genellikle küçüktür.

                    Sık rastlanan belirtiler arasında yağ lanma, tükürük salgısının artması, inatçı kabızlık ve ayak parmaklarında kramp lar yer alır. Muayenede hekim tarafın dan hareket ettirilen özellikle bilekteki sertleşmiş kaslar aynı anda değil, kesik kesik aşamalar halinde gevşer; buna dişli çark belirtisi denir. Ayrıca boyun da hareketin bütün evrelerinde eşit bir direnç saptanır.Ruhsal bozukluklar genellikle hafiftir. Kavramada yavaşlama, dikkatte azalma, bunaltı (anksiyete), hastalık hastalığı (hipokondri) ve ruhsal çökün tü görülebilir. Hezeyan ve bilinç bula nıklığı ortaya çıkabilir. Ama bunların ileri yaşlarda ortaya çıkan başka beyin hastalıklarının ve damar sertliğinin de belirtileri olması ayırıcı tanıyı güçleşti rir.

                    TANI
                    Parkinson hastalığı tanısı ne kadar er ken konursa, hasta için o kadar yararlı dır. Böylece gereksiz yere hastaneye kaldırılma, yanlış tam ve tedavi gibi hastanın güvenini sarsan durumlar ön lenir. Ayrıca erken tedavi hastalığın beklenen gidişini olumlu etkileyebilir. Parkinson hastalığına çok benzeyen bir dizi sendrom farklı tedavi gerektirir. Parkinson benzeri denen bu sendromlar yalnızca özel laboratuvar incelemele riyle kesin olarak tanınabilir. Hastanede tedavi yalnızca böyle bir durumdan kuşku duyulduğunda Önerilir.
                    Hareketlerde yavaşlama (bradikine-zi) kesin tam açısından en önemli belir tidir. Hareketlerde yavaşlama yoksa Parkinson hastalığından söz edilemez.
                    Hareketsiz durduğunda ve örneğin ellerini uzattığında kaba titremeler gö rülen, kol ve bacaklarında kasları hafif katılaşmış olan, ama hareketleri yavaş lamış olmayan hastalarda nedeni bilin meyen kötü gidişli titreme söz konusu dur. Genellikle yürüme bozukluğu olan, ayaklarını sürükleyerek yüreyen, ama el işlevleri tam ve yüz ifadeleri normal olan yaşlı kişilere de yanlışlıkla Parkinson hastalığı tanısı konabilir.

                    Oysa bu hastalarda kronik beyin iskemisi (böl gesel kansızlık) ya da beyinde küçük enfarktüs odaklan olabilir.
                    Simetrik hareket yavaşlaması, kas larda katılaşma, hafif titreme görülen ve L-Dopa (levodopa) ilacıyla iyileş meyen hastalarda bilgisayarlı beyin to mografisi ya da magnetik rezonans in celemesi gereklidir. Böylece cerrahi yolla tedavi edilebilen ikincil Parkinson hastalığı olasılığı dışlanabilir. Beyin ka rıncıklarında aşırı beyin-omurilik sıvısı birikmesi (hidrosefali) ve beyindeki dört önemli sinir düğümü olan bazal gangliyonlarda ya da alın lobunda tü mör gelişmesi bu tür ikincil Parkinson durumlarına yol açabilir.

                    İLAÇLARIN ETKİSİ
                    İlaçlara bağlı Parkinson sendromu özel likle yaşlı ve zayıf düşmüş kişilerde sık görülür. Parkinson nedeni olan ilaçların başında baş dönmesinin tedavisinde de kullanılan proklorperazin gelir. Bu ilaç fenotiyazin grubundandır.
                    Psikoza karşı kullanılan başlıca ilaçlann yanı sıra Parkinson sendromuna yol açabilen bir başka ilaç da metoklo-pramittir. Bu ilaç çeşitli üst sindirim sis temi hastalıklarında kullanılır.

                    TEDAVİ
                    Tanıyı izleyen ilk iki-üç yıl boyunca Parkinson hastaları iyi denebilecek du rumdadırlar. Herhangi bir tedaviye ge rek duymadan rahat bir yaşam sürdüre bilirler. Hastanın durumu uzun süreli günlük ilaç tedavisini gerektirecek ka dar kötüleşince bazı genel ilkeler dikka te alınmalıdır.
                    Her şeyden önce uygulanacak teda vinin her hasta için farklı olacağı unu tulmamalıdır. Standart dozajlar ya da tedavi düzenleri yoktur; her olgunun özellikleri dikkatle değerlendirildikten sonra en iyi ilaç dengesine ancak dene yerek ulaşılabilir. Tedaviye başlamadan önce hastalığın tipini ve belirtilerin ağırlığını saptamak gerekir. Örneğin tit remenin önem taşıdığı, buna karşılık belirtilerin hafif ve ilerleme eğiliminin az olduğu bir Parkinson hastasının teda visi daha başlangıçta hareketleri bozul muş, kasları katılaşmış ve belirtileri git tikçe ağırlaşan bir hastanın tedavisinden çok farklı olacaktır.

                    Hastanın yaşı da hekimin tedavi ko nusundaki kararını etkileyebilir. Parkin son hastası gençse genellikle bütün et kinliklerini sürdürmek isteyecektir. Böyle bir hastayla karşı karşıya kalan hekim ilaçlardan en fazla ölçüde yarar lanma karan verebilir. Bu olgularda te davi uzun yıllar süreceğinden, zaman içinde artırma payı bırakmak ve ileride tedaviye bağlı komplikasyonların orta ya çıkmasını önlemek için düşük doz larla başlamak gerekir. Geç başlayan Parkinson hastalığında da yüksek doz kullanmanın başlıca sakıncası özellikle otonom sinir sistemi ve zihinsel işlev lerle ilgili yan etkilerin sık görülmesidir.

                    Önemli olan, hastanın yaşı ve seçi len ilaç ne olursa olsun, tedavide en yüksek dozun değil, en düşük etkili do zun kullanılmasıdır. Dolayısıyla tedavi ye düşük dozlarla başlamak, aşamalı olarak dozu artırarak yeterli bir yanıt al mak uygundur. Hastalarda çok belirgin iniş çıkışlar ve dayanılmaz yan etkiler görülebilir. Bu olguların birçoğunda, hareket yeteneğini azaltacak bile olsa sorunları hafifletmek için ilaç dozlarını düşürmek doğru olur. İlaç tedavisinde gözetilen bazı temel ilkeler şunlardır:
                    • Hastadaki olumlu ya da istenmeyen yan etkileri belirli bir ilaca bağlamanın güçlüğü nedeniyle olanaklar elverdiğin ce tedavi tek bir ilaçla yapılır.
                    • Bilinç bulanıklığı ve varsanılar (halü-sinasyon) gibi yan etkilerin görülme tehlikesini artırması ve Parkinson has talığında zaten sık rastlanan bunamayı kolaylaştırması nedeniyle antikolinerjik ilaçlan kullanmaktan olabildiğince ka çınılmalıdır.

                    • İlaç seçiminde hastalığın evresine bağlı olarak çeşitli ilaçlann belirtiler üzerindeki etkisi de göz önüne alınma lıdır.
                    • Hastalık saptandığında belirtiler ge nellikle başlangıç evresindedir. Bu du rumda Parkinson hastalığına özgü teda viyi hemen başlatmakla olabildiğince geciktirmek arasında zor bir seçim yap*mak gerekir. Bazı uzmanlar birkaç yıl lık tedaviden sonra ortaya çıkan komp-likasyonlar nedeniyle L-Dopa (levodo-pa) tedavisine geç başlamaktan yanadır. Buna karşılık son klinik kanıtlara ve MTPT zehirlenmesine bağlı Parkinson sendromuyla ilgili deneysel verilere ba kılarak L-Dopa'nm geç yan etkileri ile hastalığın doğal gidişi karşılaştırılmış ve hastalık ilerledikçe kronik ilaç alımından daha ağır bir tablo oluştuğu sonucuna vanlmıştır. Bu nedenle bazı uz manlar hastalığa özgü tedaviye erken başlanmasını önermekte, en olumlu ya nıtın alınabileceği dönemde hastanın bu tedaviden yoksun bırakılmaması ge rektiğini vurgulamaktadır.

                    UZUN DÖNEMLİ TEDAVİ
                    Levodopa tedavisine karşın hastalığın ilerlemesi durmaz ve ilacın belirtileri denetleyici etkisi aşamalı olarak azalır. Levodopanın etki süresi görece kısa, üç-dört saat kadardır; etkili olabilmesi İÇİn de gittikçe daha yüksek dozda ve rilmesi gerekir. Tedavi süresi uzadıkça belirtileri tümüyle ortadan kaldıracak kadar etkili bir doza ulaşmak güçleşir.

                    Bu durum hareketle ilgili belirtiler de değişken dalgalanmalara yol açar. Hasta normde yakın bir hareket yetene ğiyle Parkinson hastalığına özgü belirti ler arasında gidip gelir. Hastada görü len bu göreli iyilik-kötülük dönemleri ne “on-off sendromu” adı verilir.Uzun süreli levodopa tedavisi ge nellikle göreli iyilik dönemlerinde dal galanır ve sıçrar gibi istemsiz hareketle re yol açar. “On-off sendromu” levodo-panın daha sık ve düşük dozda verilme si, beslenmede levodopanın beyne ulaşmasını engelleyen proteinlerin sınırlan ması, levodopayla birlikte ya da onun yerine bromokriptin ya da amantadin gibi ilaçların kullanılmasıyla bir süre için denetim altına alınabilir.
                    Bütün bu önlemler yalnızca geçici bir iyileşme sağlar ve genellikle uzun dönemde etkisiz kalır.

                    Günümüzde bu sorunu çözmek için eskiden kusma Önleyici olarak kullanı lan apormorfin adlı ilacın derialtına uy gulanması, aynı zamanda kanda dopa-min alıcılarını engelleyerek bu madde nin beyne ulaşmasını sağlayan domperi-donun da ağızdan verilmesi önerilmek tedir.

                    AİLENİN ROLÜ

                    Günümüzde Parkinson hastalığı belirti lerinin giderilmesinde kullanılan çok sayıda ilaç vardır, ama gene de doğru ve etkili tedavi için ilaç dışında bazı ön lemler gerekir. Tam kesinleştikten son ra hekim, hastayla ailesine dürüst ve ay rıntılı bir açıklama yapmalıdır. Kronik bir hastalık gerçeğini göğüslemek ve bu gerçekle yüz yüze gelmek genellikle in sanları sarsar. Bu dönemde hekimin öneri ve yardımları çok büyük önem taşir.
                    Hasta, bedensel durumu elverdiği öl çüde etkinliklerini sürdürmeye özendi rilmelidir. Aile, hastayı aşırı koruyarak ona düşkün bir insan gibi davranmama lı, cesaret vererek desteklemelidir.

                    Tedaviden Sonra İnsanların Görüşleri









                    BELİRTİLERE YÖNELİK TEDAVİLER
                    Ruhsal çöküntü, kabızlık, yağlanma, kas krampları ve uykusuzluk için aynca Özel tedavi gerekebilir. Parkinson hasta lığına bağlı ruhsal çöküntü ilaç tedavisi ne iyi yanıt verir. Ruhsal çöküntüye karşı kullanılan ilaçların Parkinson has talığına karşı da hafif bir etkisi vardır.
                    Parkinson hastalığı ve tepkisel dep resyonu olan hastalarda psikoterapi de yararlı olur.

                    Kas krampları akşam saatlerinde ve rilen kinin sülfatla ve yatmadan önce yapılan basit kas esnetme hareketleriyle tedavi edilebilir.
                    Yağbezlerinin etkinliğindeki artış, hastanın yüz ve ahunda derinin yağlan masına yol açar; bazen gerçek bir sebo-reik dermatit ortaya çıkar.
                    Derideki yağlanma genellikle basit bir sorundur; yüzü her gün uygun bir sabunla yıkayarak denetim altına alına bilir. Akne tedavisinde kullanılan bazı sabunlar iyi sonuç verebilir. Ağır der matit olgularında özel losyonlar ve şampuanlar yararlı olabilir.

                    FİZYOTERAPİ
                    Parkinson hastalığı olan kişinin rehabi litasyonunda karşılaşılan ilk sorun psi kolojiktir. Ruhsal çöküntünün ve bazı yönleriyle hareket bozukluğunun dene timinde hastada bir ilaç tedavisinden başka bir yolla güdü ve amaç yaratıl masının katkısı vardır. Bu arada Par kinson hastalığında hareket ve davra nışların felçten çok, bir yorgunluk du rumuna benzediği unutulmamalıdır.
                    İkinci sorun, Parkinson sendrornu-nu felç gibi başka merkez sinir sistemi hastalıklarından ayıran öğrenme güçlüğüdür. Hasta istemli bir etkinlikle hare ketlerini denetleyebilir ve duruş deği şikliklerini düzeltebilir; ama otomatiz mini kaybetmiştir. Yanı edinilmiş bir dizi hareket kalıbı değil, hareketin ken diliğinden olma Özelliği ortadan kalk mıştır. Oysa fiziksel egzersiz insanın becerilerini seçici olarak geliştirir; yazı makinesi kullanmak da, piyano çalmak da parmakları çalıştırır, ama birincisini bilmek ikincisini öğrenmeyi kolaylaştırmaz.
                    Parkinson hastalığında birlikte gö rülen iki zihinsel değişiklik, yani ruhsal çöküntü ve bunama pek çok tartışmaya konu olmaktadır. Bunların hastalıkla ilişkisi, örneğin hastalığın ilerlemesine ve farklı tiplerine özgü etkenlere, ayn ca uzun süreli ilaç kullanımına ne ölçü de bağlı olduğu tartışılmaktadır. Ama Öğrenme ilkelerinin temel alınacağı bir yeniden eğitim programında bu iki bo zukluğun önemi tartışmasız çok büyük tür.
                    Fiziksel egzersizin yararlan şöyle özetlenebilir:
                    • Kas gerginliği dengesizliğinden kay naklanan biçim bozukluğunun, özellik le de bacaklardaki duruş ve yürümeyi bozan değişikliğin düzeltilmesinde etki lidir. İlaç tedavisinin başarısız olduğu ya da belirtiyi ağırlaştırdığı bu noktada fizyoterapi yararlı olur.
                    • Dengenin sağlanmasına yardımcı olur. Levodopa tedavisinin başlangıcın da hareket bozulduğuyla ilgili belirtiler birbirinden ayrışır ve hasta duruşunu düzeltemeden önce hareket girişiminde bulunur. Bu evrede sık görülen düşme ler tedaviden iyi sonuç alınmasını zor laştırır.
                    • Bunlardan sonra hastanın kişisel uya ranlardan, özellikle de görsel nitelikte olanlardan daha çok yararlanmasına ça lışılır. Örneğin hasta kapıdan geçerken hareketsiz kalırsa, gözlerini uzak bir noktaya dikerek bu engelden kurtulabi lir. Benzer biçimde ayaklarım yere ça kılmış hissettiğinde gözlerini yerdeki “engel”e dikerek ya da gövdesini biraz döndürerek yürümeye başlayabilir.
                    • Hareketlerindeki eksikliğin “meka nik” yapısını anlamak hastanın bu güç lüğü aşmaya yönelik yöntemleri öğren mesine yardım eder. Hasta hareket ya vaşlamasını gidermek için kol ve bacak larını kaldıraç ve yük gibi kullanabilir.
                    Parkinson hastalığı olan insan genel likle gerçek yeteneklerinin altında bir etkinlik düzeyinde yaşar. Hastanın ilaca bağımlılığını artırmak yerine bu yetene ğini anlamasını sağlamak gerekir. Bu konu tedavinin bilinen komplikasyonla-nnın önlenmesinde de önem taşır. Bir çok hastada eğitimin ilaçlarda hiçbir de ğişildik yapılmadan işlevsel ilerlemeye yol açtığı görülmüştür.

                    CERRAHİ TEDAVİ
                    Levodopanın kullanılmaya başlamasıy la Parkinson hastalığı tedavisinde cerra hi yaklaşımlara ilgi çok azalmışın-. Ge ne de beynin talamus bölgesinde küçük lezyonlar üretmek için kullanılan son*dalar dinlenme sırasında tek taraflı şid detli titreme görülen ve ilaç tedavisine yanıt vermeyen az sayıda hastada yarar lıdır.
                    Son yıllarda dölütün sinir hücreleri nin nakliyle hayvanlarda Parkinson has talığından kaynaklanan davranışsal ve biyokimyasal bozukluğun gerilediğinin gösterilmesiyle cerrahi yöntemlere ye niden ilgi doğmuştur.
                    BEKLENEN GİDİŞİ (PROGNOZ)
                    20. yüzyılın ikinci yarısında Parkinson hastalarının yazgısında olumlu gelişme görülmüştür. Var olan ilaçların akılcı bir biçimde kullanılması hastanın ya şam süresini uzatabilmektedir. Levodo pa kullanılmaya başlamadan önce Par kinson hastalığında* yaşam beklentisi ortalama dokuz yıl, ölüm oranı da nor malin üç katı kadardı.Levodopa tedavisi, ortalama ömrü iki yıl uzatmış, özellikle erken Ölümleri önlemiş ve asıl Önemlisi Parkinson has talığıyla yaşamın niteliğini yükseltmiş tir.

                    Gene de Parkinson hastalığı gerek hasta ve ailesi, gerekse aile hekimi ve nörolog için hâlâ bilinmeyenlerle dolu dur. On yıllık hastalıktan sonra hastanın günlük yaşamını zorlaştıran bir düşkün lük söz konusu olabilir. Hareket bozuk luğunun konuşma, yürüme, el becerisi, yemek yeme, yıkanma ve giyinme üze rinde olumsuz etkileri vardır. Gece ya takta dönme ve kalkma, bacak ve sut ağrıları büyük sorun yaratabilir. Ayrıca gece sık idrar yapma gereksinimi uyku yu ve dinlenmeyi önemli ölçüde aksata bilir. Hastalığın geç evrelerinde hasta yavaş ve zor yürümeye başlar; sık sık kendini yere çivilenmiş gibi hisseder; geri geri ve öne doğru yürüme girişim-teri sık sık düşmeye yol açar. Genellik le zihinsel sorunları da vardır. Bir dü şünceden öbürüne hızla geçmede güç lük çeker. Bununla birlikte ağır bunama durumu ender görülür.Parkinson hastalığının nedeni yakın gelecekte aydınlatılamasa da, tedavide ki gelişmeler sayesinde hastaların ya şam beklentisinde belirgin bir iyileşme sağlanabilir.

                    Yorum yap


                    • #11
                      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                      Yorum yap


                      • #12
                        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                        Yorum yap


                        • #13
                          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                          Yorum yap


                          • #14
                            Parkinson Hastalığına Bakla Desteği

                            Parkinson hastalığı; titreme, sallanma, hareketlerin yavaşlaması, adale denetimlerinin yitirilmesi ve adale sertleşmesi gibi bir dizi nörolojik bozukluklardır.

                            Parkinson belirtileri dikkate alınmalıdır. Parkinson yaşa bağlı olarak gelişen bir hastalıktır. Her ne kadar gençlerde de görülse de ortalama 75 yaş civarındaki insanlarda görülmektedir. Parkinson erkeklerde kadınlardan daha çok görülmektedir. Bu rahatsızlıkta doktorunuzun önerilerinin yanı sıra deneyebileceğiniz bazı bitkiler de mevcuttur.
                            Bakla(Vicia faba): Bakla, beyindeki dopamin maddesinin doğal öncülü olan ve L-dopa olarak bilinen bileşik bakımından, doğadaki en zengin bitkisel kaynaktır. Parkinsonda genellikle beyindeki dopamin üreten hücrelerin bozulmaları nedeniyle, beyindeki dopamin ve asetilkolin arasında bir dengesizlik oluşur. Eğer beyniniz daha az dopamin üretiyorsa yalnızca L-dopa almak yeterlidir. L-dopa standart Parkinson ilacıdır.
                            Parkinson hastaları üzerinde fiziksel etkilerini görmek için gereken miktarda L-dopa'yı yaklaşık 450- 500 gramlık bir kutu bakla konservesinden almak mümkündür. Bakla filizlerinin filizlenmemiş bakladan on kat daha fazla L-dopa içermektedir.
                            Bunun dışında, bakla (ve diğer baklagiller) aynı zamanda kolin ve resitin de içerir. Bazı araştırmalar, bu bileşiklerin parkinsondan korunmada ya da bazı parkinson semptomlarını tedavi etmede yararlı olduklarını ortaya koymuştur. Bakla aynı zamanda parkinsonda en sık yaşanan kabızlığın önlenmesi için gerekli lifler bakımından da zengin bir kaynaktır.

                            Yorum yap


                            • #15
                              Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                              Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X