Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Retinopati, retinopathy şeker hastalığı

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Retinopati, retinopathy şeker hastalığı




    Retinopati, retinopathy

    Retinopati deyince genelikle diabettik retinopati akla gelir, yani şeker hastalığı sebebi ile ortaya çıkan retina değişimleri anlaşılır. Retinada (retina camsı cismi saran balon gibi bir tabakadır.) görülen diğer önemli rahatsızlıklarsa retinanın çözülmesi, retina damarında görülen çatlama nedeniyle kanama veya sıvı sızması vede retina sinirlerindeki anormalikleri sayabiliriz. Almanyada şeker hastalığı yılda 6000 hastada körlük ortaya çıkmaktadır. Kanda şekerin yükselmesi sonucu şeker retina damarlarında yoğunlaşır.


    Işık göz bebeği, mercek, camsı cisimden geçtikten sonra retina üzeindeki sarı noktada (makula) yoğunlaşır ve buradan sinir hücreleri aracılığı ile beyine iletilir ve burada değerlendirme ile resimler ortaya çıkar. Retina üzerindeki görme hücrelerinin damarlardaki anormalikler nedeniyle yeterince beslenememesi, damarlardan sıvı veya kanın sızması gibi durumlar retinayı tahrip eder. Buda görme kalitesinin düşmesi demektir. Bu nedenle diabet olanların teşhis ve tedavide geçikmemeleri gerekir.

    Retinopati nasıl oluşur?
    a-) Diabetik damar değişiklikleri:
    Retina damarlarında yoğunlaşan şeker nedeniyle retinada kann dolaşımı yetersizliği görülür. Damarların sertleşmesi ve yapısının bozulması nedeniyle çatlama ve yırtılma gibi haller görülür ve damardaki kan ve sıvı sızarak retinada ödemler oluşturur. Retinada görülen bu anormalikler keskin görme noktası olan sarı noktada (makula) tahribat olmazsa görme problemi olmaz.

    b-) Hastalıklı damarların yayılması (proliferasyon):
    Diabet nedeniyle damarların yapısının bozulması nedeniyle retina beslenemez. Retinadaki kann dalaşımı anormalikleri nedeniyle ortaya çıkan problemi aşmak için yeni damarlar retina üzerinde oluşur. Retina üzerinde oluşan yeni damarlar şeker nedeniyle çok narin olduğundan hemen çatlayarak burada sızıntılar görülür. Sızıntılar camsı cisimde tahribata sebep olur ve buda görme bozukluklarına sebep olur. Sızıntılar göz bebeğine kadar yayılırsa aksu oluşur.

    c-) Diabetik makulapati:
    Retinadaki kann dolaşımı yetersizliği ve burada oluşan ödem (sıvı birikintisi) nedeniyle buradaki görme hücreleri ölmeye başlar. Retina üzerindeki sarı nokta (makula) ışığın toplanarak sinir hücrelerine iletildiği hasas noktadır. Bu nedenle makulayı tehtit eden etkenlerin ortadan kaldırılması gerekir.

    d-) Diabetin haricinde retinaya zarar veren başka faktörler vardır.
    1-) Bir kaza nedeniyle retinanın tahrip olması
    2-) Kan dolaşımındaki problemler nedeniyle
    3-) Yüksek tansiyon
    4-) Erginlik sırasında hormon anormalikleri
    5-) Sigara içme
    6-) Kanda kolesterol, lipid ve trigliserid gibi yağlar artarsa
    7-) Kandaki şekerin aniden düşmesi

    Retinopatinin sebepleri:
    Retinopatinin başlangıç safhası pek farkedilmex, yani yavaş yavaş kendini beli etmeden yayılır. Diabetik retinopatide önceleri görme bozuklukları veya başka rahatsızlıkları görülmez. Görme bozuklukları hastalık çok ilerlemişse kendini belieder. Hasta canlı cansız herşeyi (nesneyi) bulanık olarak görülür. Camsı cisim (retinanın içini dolduran jelatinimsi madde) içine sıvı veya kann sızmışsa kişi siyah noktalı görür ve nuna rus yağmuru denir. Görme kayıbı yavaş yavaş zamanla oluşur. Fakat retina çözülmüşse veya retinadan camsı cisim içine aniden büyük miktarda sıvı sızması veya kanamada ani körlüğe sebep olabilir.

    Retinopatinin teşhisi:
    Göz doktorları retinopati oftalmoskopi (ophthalmoskopie) ile muayene ederek retina hakkında teşhiste bulunabilir, çünkü oftalmoskopi ile retinadaki değişiklikle açıkca gözlemlenebilir. Muayene sırasında göz doktoru göze damlatığı özel bir damalama ile gözbebeği büyür ve böylece muayenede sadece retinopati (retina hastalıkları ) değil aynı zamanda diğer göz rahatsızlıklarıda teşhis edilir. Göz basıncı (glukom) olanların beli aralıklarla doktora giderek göz basınclarını ölçtürmek gerekir.
    1-) Diabet hastalarının yılda en az bir defa göz muayenesinden geçmeleri gerekir.
    2-) Hamile olan diabet hastalarının ise üç ayda bir ve gerekirse ayda bir muayeneleri gerekebilir.

    Alınabilecek tetbirler:
    1-) Retinopatinin daha tehlikeli şekil almaması için kandaki şekerin düzenli olarak konturol edilmesi gerekir.
    2-) Düzenli aralıklarla göz doktoruna gidilmeli ve rahatsızlığın azıp azmadığı takip edilmelidir vede gerektiğinde tedavi yöntemleri değiştirilmelidir.
    3-) Retinopati hastasının çalışmasına dikkat etmesi gerekir, çünkü zorlamalarda, kaza veya kavgada retina damarları çatlayabilir ve buda kanamaya sebep olur.
    4-) Diabet hastalarının buluştuğu merkezlerde buluşup konu hakkında en güncel bilgilere sahip olmak gerekir.
    5-) Avrupada diabetlilerin 1/3?ü 15-20 yıllık hastalık süresinde kör olmaktadır. Bu nedenle erken teşhis ve tedavi çok önemlidir.

    Tedavi:
    Tedavide şeker hastalarının şekerlerine çok dikkat etmeleri ve sürekli konturol altında bulundurmaları gerekir.
    1-) Yüksek tansiyona dikkat edilmeli
    2-) Diabetik nefropatiye (diabet nedeniyle ortaya çıkan böbrek hastalıkları ) dikkat edilmeli
    3-) Kandaki kolesterol, lipid ve trigliserid gibi yağların yağların yükselmemesi için hayvansal besinlerden uzak durulmamalı, çünkü bu illet damarları sertleştirir, daraltır ve böylece hücrelere oksijen akışı azalır.
    4-) Sigaradan uzak durulmalı , çünkü buda damarları sertleştirir ve daraltır.
    5-) Günümüzde modern kliniklerde laserle göz amaliyatı yapılmaktadır. Doğal ilaçlardan Gökçek İksiri, Gökçek Tonik, rezene ve gözotu ilaçları kulanılmalıdır.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    Retina

    Çevreden gelen ışık yansımalarını ve uyarılarını algılayan sinirsel, özel dokuya verilen addır. Retinadaki bazı hücreler, ışık enerjisinin sinirsel uyarılara dönüşmesine katkıda bulunurlar. Bu uyarılar, retina tabakasında çok sayıdaki sinir hücreleri tarafından sinirsel uyarılar biçiminde algılanırlar. Bu sinir hücrelerinin (nöron) “Akson” denilen uzantıları, sinir hücresinin algılamış olduğu uyarıları beynin görme işlemiyle ilgili bölgelerine iletmek amacıyla birleşip, “Optik sinir”i kurarlar. Buradan da anlaşılacağı gibi, görme işleminde retina, ışık enerjisini sinirsel uyarı biçiminde beyne taşımaktadır. Retina gözün en iç tabakasını oluşturur. Dış yüzü koroid ile iç yüzü de göz küresinin iç boşluğunu dolduran “Vitre cismi” denilen bir yapıyla ilişki içindedir. Retina, arkada “Optik sinir”le devam eder. Arkadan öne gelindikçe, retinanın kalınlığı gitgide azalır. “Ora serrata” denilen bir noktadan sonra, öne doğru olan retina bölgesinde sinirsel öğe kalmamaktadır. Silier cismin oluşturduğu halkanın arka kenarı ile koroidin birleştiği bölgeye “Ora serrata” denilmektedir. Retina, Ora serratadan ileriye öne doğru, silier cismi ve irisin arka yüzünü örten bir zar olarak devam eder. Ora serratanın önündeki retina bölümüne “Silier ve iris retinası” denilmektedir. Bu bölüm ışığa duyarlı değildir.

    Ora serratanın arkasında kalan retina bölgesine “Optik retina” denir. Işık enerjisini biyoeletriksel-sinirsel enerjiye, uyarıya çeviren retina bölgesi bu bölgedir. Gözün ön küresiyle arka küresinin tepe noktalarını birleştiren tasarımsal çizgiye “Optik aks” denir. Optik aksın arka kutuptaki noktasının biraz dış yan tarafında, sarı renkte bir alan görülür. Bu alana “Maküla lutea” denir. Maküla luteanın ortası hafifçe çukurdur. Bu çukura “Fovea sentralis” adı verilir. Fovea sentralis bölgesinde retina çok ince olmakla birlikte, gözün en keskin görebildiği retina alanı burasıdır.Optik sinir, maküla luteanın, 3 mm. iç yan (burun) tarafından retinaya açılmaktadır. Optik sinirin retinaya açıldığı bu noktaya, “Optik disk” (papilla) denir. Optik disk 1.5 mm. çapındadır ve ışığa duyarsızdır. Bu nedenle optik diske “Kör nokta” da denir. Optik sinirin ortasında ilerleyip göze gelen “Arteria sentralis retina” (atardamar) ve “Vena sentralis retina” (toplardamar), optik diskin merkezinden retinaya yayılır. Bu damarlar oftalmoskop denilen” ve göz küresinin içini görmeye yarayan bir aygıt yardımıyla görülebilir. Retin başlıca 10 tabakadan kurulmuştur. Bu tabakalar dıştan içe doğru şöyle sıralanmaktadır:

    1) Retinanın pigment epiteli

    2) Çomak ve koni hücrelerinin uzantıları

    3) Dış limitans zar

    4) Dış nükleer tabaka

    5) Dış pleksiform tabaka

    6) İç nükleer tabaka

    7) İç pleksiform tabaka t&t

    8 ) Ganglion hücreleri tabakası

    9) Sinir lifleri tabakası

    10) îç limitans tabaka

    RETİNA DEKOLMANI: Anımsanacağı gibi retina, 10 tabakadan oluşmuş bir yapıdır. En dış tabaka olan “Retinanın pigment epiteli” tabakasının, kendisinin hemen iç tarafında bulunan retinanın diğer tabakalarından ayrılması olayına “Retina dekolmanı” denilmektedir. Retinanın ayrılmış olan katları arasında sıvı toplanır. Bu sıvı retinadaki bir delikten geçerek ayrılmış olan katlar arasına sızmaktadır. Sıvının kaynağı önce retinada bir yırtığın ortaya çılcması gerekmektedir. Retinanın yırtılması büyük bir çoğunlukla vitrenin retinayı mekanik olarak çekmesi sonucudur.

    Bilindiği gibi vitre belli bölgelerde retinaya yapışık durumdadır. Vitrenin, retinayı mekanik olarak çekmesi şu durumlarda ortaya çıkabilir. Göze gelen delici ya da küt darbeler, şeker hastalığı vitrede nedbe dokusunun gelişmesine yol açabilir. Vitredeki nedbe bandları, vitreyle retinanın birbirlerine yapışık oldukları normal ve anormal bölgelerde retinayı sürekli olarak mekanik bir biçimde çekerler. Bu çekme kuvveti retinada yırtılmaya yol açabilir. Retinadaki bu yırtık tam bir parça kopması biçiminde olabileceği gibi, yırtık bir kapak biçiminde de olabilir. Bu son durumda, yırtık retina tamamen kopmuş değildir. Retina yırtığına neden olan bir diğer olay da “Sinerazis” denilen bir çeşit vitre dejenerasyonudur. Bilindiği gibi vitre sıvısı normalde “Gel” halindedir. Sinerezis olayında vitre sıvısında yer yer “Sol” biçiminde bir sıvı gelişmekte ve vitre cismi de büzüşmeye başlamaktadır. Daha sonra soî halindeki sıvı, vitre cismiyle retina arasına sızmakta ve vitre cismi de aşırı bir biçimde büzüşerek normalde retinaya yapışık olduğu noktalardan kopmaktadır. Bu kopuşa “Vitre dekolmanı” denilmektedir. Vitre dekolmanı sırasında vitre cismi retinadan kopup ayrılırken retinaya yapışık olduğu bölgelerden retinayı yırtmakta ve böylece retinanın delinmesine yol açmaktadır.

    Retina dekolmanına neden olan bir başka hastalık ise diabetes mellitustur (Şeker hastalığı). Bu oluşumun büimsel adı “Diabetik Retinitis Proliferanstır.Her ne biçimde olursa olsun, retinada yırtık-delik oluştuğunda, vitreden kaynaklanan sıvı zamanla retinada dekolmana yol açabilir. Hastalığın belirtilerini şöyle özetleyebüiriz. Hastalar ışıklı, parlak çizgi ya da noktalar gördüklerinden ya da şimşek çakması gibi parlak ışıklar gördüklerinden söz ederler.

    Bu görüntüler birkaç dakikalık aralıklarla yinelenir ve birkaç saat ya da gün sonra kaybolurlar. Bu parlak ışıklar daha çok göz hareketleri sırasında ve karanlıkta fark edilirler. Vitreyle retina arasındaki anormal yapışıklıkların bulunması, vitrede gelişen nedbe bantların retinayı girmeleri ya da vitre dekolmanı sonucu retinanın uyarılması parlak ışık görüntülerinin nedenidir. Parlak ışıkların görülmesi halinde, hastaların kesinlikle bir göz doktoruna başvurmaları gerekmektedir.

    Parlak ışıkların tedavisi her zaman için gerekli değildir. Bu belirtiler kendiliğinden geçebilir. Fakat retina dekolmanı, retina yırtılması, vitre kanaması riskini akıldan çıkarmamak gerekir. Retina dekolmanı geliştiğinde, hastalar katları birbirinden ayrılmış olan retina bölgesindeki yeteneklerini kaybederler. Bu durumu hastalar “Gözüme perde iniyor” diye anlatırlar. Retina deklomanı alanı genişledikçe, görme kaybı alanı da buna paralel olarak büyümektedir. Retinanın “Maküla” bölgesinde oluşan retina dekolmanı hastanın keskin görme yeteneğini bozar. Ancak bu bölgedeki dekolmanlar çoğunlukla kendiliğinden iyileşirler.

    Retina dekolmanı gelişirken, yani retinanın pigment tabakası diğer tabakalardan ayrılırken, bazı küçük retina damarları da yırtılabilir ve buralardan kanamalar olabilir. Kanama sonucu vitrenin gerisine düşen alyuvar kümelerinin gölgeleri retinaya düştüğünde, hasta bunları uçuşan siyah noktalar biçiminde tanımlar. Kanama fazla olduğundan vitrenin arkasına toplanan kan bir süre için görmeyi engelliyebilir.Retina dekolmanının tedavisi göz cerrahisinin sorumluluk alanına girmektedir. Çünkü bu yırtıkların kendiliğinden iyileşmesi çok ender rastlanan bir olaydır.Ameliyatla retinanın sürekliliği sağlanır ve deliğin çevresinde kalıcı nedbeler oluşturmak amacıyla fotokoagülasyon, diatermi ya da kriotermi uygulanır. Retina dekolmanlanna uygulanan bu cerrahi girişimler sonucu % 90 vakada iyileşme sağlanmaktadır. Ameliyattan 6 ay sonra retinada aynı yerde dekolman oluşmamışsa, artık o bölgede dekolman yinelenmez

    Yorum yap


    • #3
      gözde uçuşan cisimler

      hocam gözümde uçuşan sineğe benzer cisimler var aynı zaman ışık parıltıları oluyor bunun tedavisi nedir?

      Yorum yap


      • #4
        entel_84 Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
        hocam gözümde uçuşan sineğe benzer cisimler var aynı zaman ışık parıltıları oluyor bunun tedavisi nedir?
        iksir, tonik, damar çayı ve enfeksiyon çayı kullanın
        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

        Yorum yap

        Hazırlanıyor...
        X