Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Saç problemleri: saçkıran tedavisi, saçkıran nedir, alopesi areta, s

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Saç problemleri: saçkıran tedavisi, saçkıran nedir, alopesi areta, s

    Saçkırana Doğal Çözüm, Sakal Kırana Bitkisel Çözüm, Bıyık Kırana Bitkisel Destek, Karaciğer Yağlanmasına Enginar Forte, Bağırsak Kokuşmasına Enginar, Bağırsak Enfeksiyonuna Boswellia




    Saçkıran Problemine Bitkisel Destek, Sakal Kırana Bitkisel Destek, Bıyık kıranTedavisi, Kansızlık Saçkıranı Tetikler, Sakal Kıran Tedavisi, Sakal Kıran Nasıl Tedaviedilir, Kolesterol Saçkıranı Tetikler

    Saç problemleri: saçkıran tedavisi, saçkıran nedir, alopesi areta, saç dökülmesi




    CaRLioNe Nickli öğeden Alıntı
    Saç Kıran Olan hastalar kesinlikle Endişe yok.
    Benim 28 yerimde vardı hepsi metal para büyüklügünde. Aynaya bakmaya korkuyordum toplumdan soyutlamıştım iyice kendimi ve 'Saçkıran hastalıgı sonrasında önlem alınmazsa saç birdaha çıkmaz' sözü iyice korkutmuştu beni Ne yapacagımı bilmiyordum tabi ibrahim beyle tanışana kadar...
    Sayın ibrahim Gökçek bey sayesinde Gökçek ikisiri ve çayı ile bir adet bile kalmadı artık eski saçlarıma kavuştum hemde çok daha gür Artık çekince bile saçlarım dökülmüyor
    Şuymuş buymuş inanmayın. Gökçek iksiri Kan Çayı bu ikiliden vazgeçmeyin.
    İbrahim bey'e burdan teşekkürlerimi iletmeyi bir borç bilirim.
    Hepinize saglıklı günler.
    Saygılarımla...


    Saç problemleri:
    Peygamber efendimiz sohbetine katılan bir zatın saç ve sakalının dağınık olduğunu görür ve ona ??Tarağın yokmu??? der ve ona kendi tarağını verir, saç ve sakalına bakmasını söyler. Peygamber efendimizin temizlik ve bakımlı olmaya çok önem verdiği bilinmektedir. Her insanın başında 100-150.000 saç bulunur. Sarışınlarda daha çok saç bulunur. Sarışın saçlar daha ince iken siyah saçlar sarışın saçlara göre daha kalıncadır. Saçlar ayda ortalama 1 sm büyür. Bir saç kılının kalınlığı 0,07 mm olup, 10 sm uzunluğundaki bir kıl 0,7 mg ağırlıktadır. Bütün saçların ağırlığı 10 sm olsa toplam saçların ağırlığı 1 kg gelir. Saçları oluşturan kılların her biri birkaç tabakadan oluşur. Kılın dış yüzeyi köknar kozalağının dış yüzeyindeki pul gibi kabuklara benzer pullardan oluşur. Her kılın etrafı pul gibi tabakalardan oluşur ve bına curticuda denir. Kılın ortasında 5 µm (mikrometere) kalınlığında 100 µm uzunluğunda ve iğ şeklindeki hücrelerden oluşur ve hücereler arasında lipo-proteinlar bulunur.

    Saç dökülmesi:
    Günde ortalama 100 tane saç kılının dökülmesi normaldır. Sayet saçlar sıksa, saçı seyrelenler için ise günde 100 saç kılının dökülmesi normal değildir. Saç köklerinin % 85?i aktifse bu normaldir. Saçların kalınlığıda kişiden kişiye değişir. Siyak saçlıların saçları kalınken, sarı saçlıların saçları daha incedir. Saç dökülmesinin erken teşhisi çok çok önemlidir, büylece buna karşı tetbirler alınabilir.

    Saç transplantasyonu:
    Günümüzde saç trasplantasyonu, yani saç ektirme normal bir durum olmaya başlamıştır. Saç ektirenlerin derilerinde bir hisisizlik ve banyodan sonra yanma gibi anormal duygular olmaktadır. Bunedenle saç transplantasyonu yaptıranların çoğu bunu yaptırdıklarına pişman olmaktadırlar. Saçların dolu ve gür olması kişiyi genç ve güçlü göstermekte, bu nedenle saçları dökülenler bu probleme çeşitli çözümler aramaktadırlar. Şimdilik saç ektirmek birçok problemide beraberinde getirmektedir.

    Saçları tarama ve kurutma:
    Tarak ve fırçalar çok önemlidir, metal tarklar keskinse kılın dış yüzeyini tahripeder. Bu nedenle doğru tarak ve fırça seçmek önemlidir. Doğal fırçalar saçların tahrip olmasını önler. Saçları kuruturken önce havlu ile iyice kurulanmalı ve çok kuvvetli olmayan bir ayarda el seşuarı (saç kurutma aleti) ile saçlar kurutulur. Saçları yıkadıktan sonra aşırı sıcağa karşı doğal losyonlar kulanılır. Saçlar düğümlenince zorlamamak gerekir ve bir miktar losyonla çok kolay taranır.

    Saçları boyama, gölgeleme ve mejlemek:
    Saçları boyatma, gölge yaptırma veya mejlemenin çeşitli devreleri vardır.
    1. Devre Boyama: Yıkanabilen hafif boyama, buna gölge?de denir. Bu metot, yeni saç boyasını denemek için idealdir, çünkü boya sadece kılın dış yüzeyindeki pulsu deriye yapışır. Gölge saçın anayapısını bozmaz ve ancak üç yıkamaya kadar dayanabilir. Gölge saçtaki beyazları örtmez.

    2. Devre Boyama: Buna yoğun boyama veya yoğun gölgelemede denir. Bu boyar madde boyamadan önce karıştırılır ve saçlara sürülür. Buradaki boyama yıkanınca çıkmaz ve yavaş yavaş soluklaşır. Bu boya maddesine hidrojen peroksit (oksijenli su) katılabilir ve buda saçları hafif açık renkli yapar. Bu renk saçın kendi doğal rengini örter ve saça yeni bir görünüm verir.

    3. Devre Boyama: Bu metoda kolerasyon denir ve bu boyamada boya saçta kalır. Onu yıkamakla çıkarmak mümkün değildir. Bu boya genelikle oksitleyici madde olan hidrojen peroksit içerir. Buda saç pegmanları tahrip ederek yerine geçer. Kolarasyona amonyakda içirir . Bu amonyak saçların dış yüzeyindeki pulumsu deriden içeri girerek, burada saçın yapısını bozar. Kolarasyonda saça özelikle iyi bakmak gerekir, aksi halde saç kötüleşir ve kırılganlaşır.

    Frisur, saç tuvaleti:
    Bayanların saçlarına verdikleri şekile frisur veya saç tuvaleti denir. Günümüzde moda olan saç tipi omuzlara kadar uzanan parlak ve düz saç şeklidir. Bu tür saç tuvaletide özel bir bakım ister. Saçları yıkadıktan sonra veya nemli saçlara rüzğarda dağılmaması için stiling (jöle veya saç spray) sürülür ve taranır.

    Saç kepeği:
    İnsan derisi sürekli yenilenir, sertleşen deri hücresi atılır ve yerine yeni hücreler göreve başlar. Deri hücreleri 4 haftada bir yenilenir. Şayet bazı faktörler bu hücre yenilenmesini hızlandırırsa ortaya kepek çıkar. Kepek sayıları 1000?e varan baş derisi hücrelerinin birbirine yapışması ile ortya çıkar. Kepeğin saçlar ve gömlek üzerindeki görünümü ise belidir.

    Kepeklenmenin sebepleri: Stres, hormon anormalikleri, yanlış beslenme, yanlış şampuan kulanma vb. faktörlerdir. Birleşiminde izopropilalkol içeren şampuan, jöle (stiling) ve saç sprayleri baş derisini kurutur. Böylece deri hücreleri aşırı çoğalır ve kepek oluşur.

    Kepek ve mantarlar:
    Baş derisinin kepeklenmesi mantarlar için, özeliklede maya mantarları için ideal bir beslenme alanı oluşturur. Mantarların derinin üst tabakasına yerleşmesi iltihaplanmaya sebep olur ve buda kaşıntıya, kaşıntıda mantarlar daha geniş bir alana yayılır. Mantarların yayılması stres, alkol kulanımı, beyaz unlu ve şekerli besinler nedeniyle immün sistemi zayıflar. Böylece mikroplarla mücadele zorlaşır.

    Kepeğe karşı kulanılan şampuanlar:
    Kepeğe karşı sürekli antikepek şampunı kulanmak iyi değildir, çünkü antikepek şampunı mantar ve bakterileri öldürücü özel bir antiseptik (mikropları öldürücü) içerir. Bu ise zamanla baş derisini tahrişeder. Antikepek şampuanları kepeği önlemez, sadece kaşıntıyı hafifletir. Öko-testin Almanyada yaptığı araştırmalarda bu tür şampuanların 30?a varan zararlı madde içerdikleri tesbitedilmiştir. Bu nedenle en ideali Gökçek İksiri,Aloe Vera, Noni, ısırganotu, akhuş, biberiye ve jojoba gibi şifalı bitkilerden eldeedilen şampuanlar kulanılmalıdır. Antikepek şampuanları en fazla 4 hafta kulanılmalıdır, şayet herhangi bir düzelme görülmzse o zaman doktora görünmek gerekir. Kafa derisi tahriş olmuşsa, uzun süre bebek şampuanı kulanmak iyi gelir.

    Kepeğe karşı tetbirler:
    1-) Saçları sıcak yıkama ve kurutma iyi değildir.
    2-) Baş derisini kurutucu şampuan kulanılmamalıdır.
    3-) Baş derisini sıcak şekilde tutacak şapka ve terlik kulanılmamalıdır.
    4-) Çok sert taranmamalı
    5-) Yağlı besinlerden uzak durulmalı
    6-) Tarak veya fırçayı hergün yıkamak gerekir.
    7-) Siyah çay ve kahve yerine şifalı bitki çayları içilmelidir.

    Saçların aklaşması:
    Saçların beyazlaşmasının sebebi melanin üretiminin yavaşlaması sonucu ortaya çıkar. Melaninin azalması nedeniyle pigman oluşmaz. Pigman renk verici maddedir. Melaninin azalması ile pigman yerine hava kesecikleri (oksijen kesesi) oluşur, böylece saçlar beyazlaşır. Melanin azalmasının sebebi ise vitamin-B kompleksinden biri veya bir kaçının azalması veya yetersizliği nedeniyle olur. B-Vitamini yetersizliğinin sebebi ise stres, depresyon, sinirlilik ve benzeri psikolojik rahatsızlıklar, beyaz un mamüleri, aşırı şekerli besinler ve aşırı hayvansal besinleri sayabiliriz. Hayvansal besinler yağlanmaya neden olur ve buda vitaminlerin absorbesini zorlaştırır. B-Vitamin yetersizliği önlenirse saçların beyazlaşmasıda yavaşlıyabilir. Bazı iş adamları ve kadınları işlerine aşırı konsentre olduklarından yani stresli yaşadıklarından saçların beyazlaşması doğaldır.

    Perma:
    Perma çok çeşitli şekillerde yapılmakta ve ayrıca çokta bakım gerektirmektedir. Perma saçın iç yapısını bozar ve yeni bir yapı oluşmasına sebep olur. Saçlar sağlam bağlanmaz ve iyi bakılmzsa kırılgan ve küt bir şekil alır. Bu nedenle permayı yapan kişinin bilgi ve becerisi çok önemlidir. Uzaman olmayan kişiler tarafından yapıln perma saçların kırılgan olmasına vede uclarının çatallaşarak ayrılmasına sebep olur. Perma ve saç boyama aynı gün yapılması uygun değildir. Perma ile boyama arasında bir haftalık bir zaman olması daha uygundur.

    Perma bakımı:
    1-) Saçları yıkadıktan sonra bakımı yapılır.
    2-) Saçların haftada bir kür bakımı yapılmalı
    3-) Doğru şampuan seçilmesi gerekir.
    4-) Saçlar yıkandıktan sonra fırça ile taranmalı veya büyük dişli tarakla taranmalıdır.
    5-) Saçları kuruturken veya kıvırırken aşırı sıcak iyi gelmez, bunun yerine hafif doğal jöle sürülebilir.

    Saçın pulsu dış yüzeyi:
    Saçların dış yüzeyi köknar veya çam kozalağının dışındaki pullar gibi pullardan oluşur. Yani her kılın dış yüzeyi pulpul tabakalardan oluşur ve kılın içini örter ve korur. Aşırı sıcaklar, aşırı sıcak kurulama, kimyasal ilaçlar kulanma, perma ve boyama gibi etkenlerden dolayı saçın dış yüzeyini oluşturan pulsu tabaka tahrip olur. Böylece saçlar parlaklığını kaybeder ve krılgan bir hal alır. Özeliklede yaz aylarında güneş ve deniz suyuna karşı korunmak gerekir. Saçlara sürülen jöle veya saç spray ile yatılmamalı, çünkü gece saçlar kırılabilir. Akşamları saçlardaki jöle veya spray taranmalı veya yıkanmalıdır.

    Saç bakımı:
    1-) Düzensiz saçlara:
    Aloe vera şampoanı saçları besler. Karmaşık ve düzensiz saçlar için hamamelis suyu iyi gelir. Hamamelisin birleşimindeki flavonitler, taninler ve acı maddeler baş derisinin gözeneklerini büzerek, fazla yağ ve kepek üretimini önler. Akhuş ekstraktıda aynı şekilde etkilidir. Bu nedenle 20 ml akhuş ekstraktı, 100 ml hamamelis suyu ile karıştırıldıktan sonra buna 8-10 damla oğulotu ekstresi katılır. Bu iksir püskürtmeli bir şişeye konur ve 3 hafta süreyle sabah ve akşamları bu iksirle saçlar ovalanır. İksirin bozulmaması için buzdolabında kalması gerekir.

    2-) Tahriş olan saçlara:
    Aloe vera şampoanı saçları korur. Sürekli değişik şampuanlar, spayler, jöle kulanma, yanlış beslenme veya bakımsızlık nedeniyle baş derisi kaşınır ve iltihaplanır. Atkuyruğuotundan 100 gram ve 15 gram kekik 500 ml kaynar suda haşlanır. Çay soğuduktan sonra süzülür ve buna 2 yemek kaşığı sirke ilave edilir. Saçlar yıkandıktan sonra bu iksirden saçlara sürülür ve saçlar ovalandıktan sonra taranır. İksirin bozulmaması için buzdolabında kalması gerekir. Kekik dezenfekte edici eterik yağlar içerir. Atkuyruğuotu ise yüksek oranda silisik asit içerir. Silisik asit başın derisindeki kandolaşımını artırır ve deri gözenekleri büzülür.

    3-) Kepeğe karşı:
    Aloe vera şampoanı kepekleri yokeder. Baş derisi aşırı hızlı bölünerek çoğalma nedeniyle kepek oluşur. Bunu normale döndürmek için deri gözeneklerini büzücü sirke (elma-, veya üzüm sirkesi) ve kandolaşımını artırıcı biberiye eteryağı kulanılır. Bir şişe sirkenin içine 1-2 dal biberiye konur ve bir hafta bekledikten sonra kulanılır. Saçları yıkadıktan sonra biberiyeli sirke ile saçlar ovalanır. Biberiye bulunamazsa, 10-15 damla biberiye yağı 200 ml sirkeye katılır ve çalkalandıktan sonra bundan 2-3 yemek kaşığı önceden yıkanmış saçlara sürülür ve ovalanır. Kepeğe karşı ısırgan, akhuş veya biberiye şampuanları kulanılmalıdır.

    4-) Yağlı saçlara:
    Aloe vera şampoanı yağları yokeder. Yeşil çay saçların nemini ayarlayıcıdır ve limon ise saçlardaki yağları yokedicidir. Bir yemek kaşığı yeşil çay demliğe konur ve üzerine 150 ml kaynarsu ilave edildikten sonra 10 dakika beklenir ve süzülür. Deme 50 ml limonsuyu katılır ve bu karışımla saçlar yıkanır. Saçlar başka şampuan veya sabunla yıkanmaz, öylece kurutulur. Buna haftada iki defa 3 hafta devamedilir.

    5-) Kuru saçlara:
    Aloe vera şampoanı saçları besleyicidir. Zeytinyağı, bademyağı ve jojobayağın?dan (veya hintyağı ) 30?ar gram karıştırılır. Akşamaları saçlar bu yağdan 1-2 yemek kaşığı alınarak ovalanır ve sabahları saçlar yıkanır. Buna haftada iki defa 3-4 hafta devamedilir. Saçlarda yumşama görülürse yeniden tekrarlamaya gerek yoktur. Şayet saçların kuruluğu devam ediyorsa iki hafta bekledikten sonra aynı kür tekrarlanır.

    Her türlü saç problemi bağırsakalrı tedavi edince düzelir, çünkü bağırsakalar besinlerdeki vitaminleri, mineraller, aminoasitler, glukozları vs besleyici maddeleri yeterince alır ve kulanabilirse saç problemi olmaz. Bunun içinde bağırsak florası çok çok önmelidir. Buda sarımsak, ZYEpreparatları, Gökçek Tonik veya Gökçek iksiri ile tedavi edilebilir.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    Saçkırana Bitkisel Destek, Bıyık Kırana Bitkisel Destek, Sakal Kırana Bitkisel Çözüm, Saç Dökülmesine Bitkisel Çözüm, Saç Dökülmesine Doğal Çözüm, Saçkıran tedavisi,




    melek35 Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
    Ben Melek saçkıran nedeniyle çok şey denedim.Hiç bir faydasını görmedim.İnternette araştırırken ibrahim beyin sitesini gördüm.Kendisini aradım buyurun gelin dedi.Yanına gittim.Dilime baktı o sizin bağırsaklarınızda çok mantar var, çok mu ilaç kullandınız dedi.Adam nereden bildi bilmiyorum ama bildi.Bağışıklık siteminiz çökmüş, tedavi olmazsanız ileride alerji de olursunuz dedi.Ben söylmeden bildi, bende alerji başlamıştı.Yüzüm de kaşıntılı kabarcıklar oluşuyordu, yani bir çeşit kronik ürtiker.Gökçek İksir ve Gökçek Tonik aldım kullanmaya başladım.Bir ayda alerjiden kurtuldum ve 50 gün sonrada dökülen saçların yerine yenileri çıkmaya başladı.ibrahim beye ne kadar teşekkür etsem azdır.
    Melek hanım akşam telfon edip acil görüşmemiz gerek durumum kötü diyince tabii buyuurn nedir dedim.Saç kıran dedi, saç kıransa problem değil telaşa gerek yok dediysemde.Bu bir bayan için çok önemli alnımda ve ensemde açılmalar var dedi.Bayanı görünce bende doğrusu gerçekten çok ürkütücü olduğunu farkettim.Dilinin üzeride de sarısı pas gibi bir tabaka vardı.Melek hanım Gökçek İksir ve tonik kullandı, bir ayda kurdeşenden kurtuldu ve 50 günde saçkırandan.Bu kadar kısa sürede iyileşme çok güzel.ENGİNAR FORTE, SİNİRLİ OT FORTE, Gökçek Aloe Vera JEL ve Gökçek İKSİR, DAMAR çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Bağırsaklarınıza mantar yerleşmiş, mantarlar tedavi edilmeden tedavi olmazsınız, çünkü mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa diğer organlara depolar.Hangi organa veya dokuya toksik madde depolanırsa orda problem çıkar.Günümüzde bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Antibiyotikler ve yanlış beslenme (tatlı, peynir türleri, siyah çay, kola vs) mantarları çoğaltır ve daha da kötüleşirsiniz.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme nedeniyle bozulan asit-baz dengesini kurmak gerekir, çünkü mikroplar asidik ortamda daha hızlı çoğalırlar.Her Lokma en az 30 defa çiğnenmeli, doğru ÇİĞNEME den yutulan besinler mide başta olmak üzere diğer organlara zarar verir.Hücre merkezlerinde bulunan mitokondirininleri soba veya mini atom sentraline benzetebiliriz.Sobaya kalitesiz kömürü doldurursanız duman içinde kalırsınız ve aşırı artık madde (kül, duman, is) ortaya çıkar.Çiğnenmeyen besinlerde kalitesiz kömür gibi hücreler, hücre araları, bağ dokuları ve bütün organlarda artık madde (cüruf) yoğunlaşmasına sebep olur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

    Yorum yap


    • #3
      cgtyyy Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
      Merhabalar ben cagatay;hocam benim sac dokulme problemim var,abimlerdede bu durum gecerli ancak babamın sacları normal,ben 15 yasından beri çeşitli ilaçlar ve bitkisel yağlar ve evigen tarzı ilaçlar kullandım...Su an bioxcin kullanıyorum ama bu ilaçların dökülmeyi önlediği ve sac çıkarmadığını biliyorum tek yararı psikolojik olarak kendimi tedavi etmem...Benim sac tipim yağlı fakat saclarım seyrek ne yapmalıyım yardımcı olursanız sevinirim...Simdiden tesekkurler...
      Saçların dökülmesi, yağlanması veya kırılmasının sebebi bağırsak mantarlarının bağırsakalrda yağmış olduğu tahribat nedeniyle damarlar yağlanır ve hücrelere yeterince kan akışı olmaz ve beslenemeyen saç dibindeki hücreler den saçlar dökülür.ENGİNAR FORTE, SİNİRLİ OT FORTE, Gökçek Aloe Vera JEL ve Gökçek İKSİR, DAMAR çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Bağırsaklarınıza mantar yerleşmiş, mantarlar tedavi edilmeden tedavi olmazsınız, çünkü mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa diğer organlara depolar.Hangi organa veya dokuya toksik madde depolanırsa orda problem çıkar.Günümüzde bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Antibiyotikler ve yanlış beslenme (tatlı, peynir türleri, siyah çay, kola vs) mantarları çoğaltır ve daha da kötüleşirsiniz.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme nedeniyle bozulan asit-baz dengesini kurmak gerekir, çünkü mikroplar asidik ortamda daha hızlı çoğalırlar.Her Lokma en az 30 defa çiğnenmeli, doğru ÇİĞNEME den yutulan besinler mide başta olmak üzere diğer organlara zarar verir.Hücre merkezlerinde bulunan mitokondirininleri soba veya mini atom sentraline benzetebiliriz.Sobaya kalitesiz kömürü doldurursanız duman içinde kalırsınız ve aşırı artık madde (kül, duman, is) ortaya çıkar.Çiğnenmeyen besinlerde kalitesiz kömür gibi hücreler, hücre araları, bağ dokuları ve bütün organlarda artık madde (cüruf) yoğunlaşmasına sebep olur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

      Yorum yap


      • #4

        nvz Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
        ibrahim beyin en çok baş belasından biriyimdir.benim sakalımda biraz dökülmeler meydana geldi.ama toplu değil yer yer küçük nohut tanesi veya daha küçük şeklinde.cilt doktoruna gittim alopesi areata teşhisi koydu nette araştırırken ibrahim beyin sitesine rastladım. kendisiyle görüştüm.ürünleri aldım(iksir,tonik ve enfeksiyon çayı)kullanmaya başladı35 gündeçok ince kıllar gelmeye başladığını gördüm.sakal kanalcıkları açıldı.yavaş yavaş birkısmı gelmeye başladı.(2 ay içerisinde)ama ufak ufak dökülmeler var daha.yalnız sakal kanalcıkları kaybolmuyor(10 gün içinde gene gelmeye başlıyor)daha ne kadar gider bilmiyorum allah hepimize şifalar versin.BU ARADA 2 AY İÇERİSİNDE 5 KİLO VERDİM TONİK SAYESİNDE.ilgilenen varsa tavsiye ederim.gerçekten kilo için birebirdir.nevzat/İZMİR
        Nevzat bey sizin ki saç kıran değil saç dökülmesi yani çok daha ağır bir vaka ve tedaviside o oranda ağır bir durum, fakat bugüne kadar çok olumlu gelişmeler olması güzel.Sabredeceksiniz.
        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

        Yorum yap


        • #5
          YusufS Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
          9-10senedir yüzümde saçkıran çıkıyor. Doktorlar malesef birşey yapamadılar ve babamdan sarmısak sürmeyi öğrendim. Sarmısak geçiriyor fakat başka bir yerde tekrar oluşuyordu. Vücudumdada mantarlar çıkmaya başlamıştır. Hatta ilk gördüğümde lekeleri endişelendim tehlikeli birşeymi var diye. Nihayet internetten saçkıranla ilgili araştırma yapayım dedim ve bu siteyi buldum. Okudum ve denemeye karar verdim .
          YusufS Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
          2-3ay geçti şu anda her ay düzenli tonik + iksir kullandım. Enfeksiyon çayını da kullandım. Yüzümde 3 yerde birden saçkıran vardı sağ tarafımdaki 2 saçkrıan tamamen iyileşti. Sol tarafımda ise sakallar çıkmaya başladı. Her gün daha da iyiye gidiyor. İbrahim bey ne kadar daha kullanacağımı yazarsanız memnun olurum.

          İbrahim beye burdan tekrar teşekkürü borç bilirim.


          Yusuf saç kıran gibi 10 yıldır süren ağır bir rahatsızlığın bu kadar kısa bir çok başarılı bir şekilde tedavi olması çok sevindiricidir.
          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

          Yorum yap


          • #6

            mehmet86 Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
            Ben mehmet vefa öncelikle İbrahim beye sonsuz teşekürlerimi sunarim çünkü beni büyük bir dertten kurtardiği için bende son derecede cidi bir saç dökülmesi vardi İbrahim beye daniştim ve bana önerdiği tedaviyi uyguladim ve bundan kesin sonuç aldim artık saçimda dökülme kalmadiği gibi saçimda son derece güçlendi İbrahim beye teşekür ederim ayni sorunlari yaşayan insanlarin İbrahim beye uğramalarini tavsiye ederim.
            Mehmet bey 2 ay Gökçek Tonik, 4 ay Gökçek İksir ve enfeksiyon çayı kullandı ve şimdi çok çok iyi saçları çok gür ve sık, artık sasç dökülme problemi yok.
            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

            Yorum yap


            • #7

              yasahe Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
              Saçkıran tedavisinde Gökçek İksir gerçekten harikalar yaratıyor. Oğlumun saçkıran tedavisinde 2 aylık kullanım sonucunda mutlu sona ulaştık.Saçkıran hastalarına şiddetle tavsiye ediyorum.Ayrıca Sayın İbrahim Gökçek Bey'e de teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum... Yavuz Salih Helvacı
              Saçkırana karşı dünyada en etkili tek ürün bizim ürünlerimiz, insanları tedavi edebilmek bizi mutlu ediyor.Sizlere sağlılı bir yaşam dilerim.
              Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

              Yorum yap


              • #8
                yardım.

                Sayın İbrahim bey.sizi tv de izledim.konuşmalarınz-tavsiyelerinz bana çok mantıklı geldi. Ne yalan söyliyim kendini herbalist doç dr diye nitelendiren diğer zat-ı muhteremlere güvenememiştim.
                Benim yaşam kalitemi etkileyen bi kaç sorunum var. Açıklayıcı önerilerinizi bekliyorum lütfen.ve kesinlikle denemek istiyorum.

                1-yıllardır midemte sorun var.gastrit ülser. Bi kaç defa endoskopi yaptırdım. Verilen ilaçlar hep aynı..ilaç kullandığım sürece iyi her şey. Bırakınca rahatsızlığım aynı oluyo.e tabi sigaranın da büyük etkisi var ama..lütfen bir öneride bulununuz bana.

                2-bu kullandığım mide ilaçları bende jinekomastiye neden oldu. Bunun bi geri dönüşümü varmıdır..utanç verici bişey bu..

                3-vücudumda hiç kıl yok..sakal ve bıyık da çok az ve düzensiz.hormon hap ı mı yoksa DHEA hapı mı kullanmalıyım bilmiyorum..bu konuda bana yardım edinz ne olur..

                4-saçlarımda iki yıldır çok fazla dökülme var. Klasik erkek tipi dökülmesi.denemediğim ürün kalmadı.biotin de denedim bi ara. Eğer tekrar biotin önerirseniz hangi firma daha iidir sizce.?

                Önerilerinz için şimdiden çok teşekkür ederi.

                Yorum yap


                • #9

                  bencan Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                  Sayın İbrahim bey.sizi tv de izledim.konuşmalarınz-tavsiyelerinz bana çok mantıklı geldi. Ne yalan söyliyim kendini herbalist doç dr diye nitelendiren diğer zat-ı muhteremlere güvenememiştim.
                  Benim yaşam kalitemi etkileyen bi kaç sorunum var. Açıklayıcı önerilerinizi bekliyorum lütfen.ve kesinlikle denemek istiyorum.

                  1-yıllardır midemte sorun var.gastrit ülser. Bi kaç defa endoskopi yaptırdım. Verilen ilaçlar hep aynı..ilaç kullandığım sürece iyi her şey. Bırakınca rahatsızlığım aynı oluyo.e tabi sigaranın da büyük etkisi var ama..lütfen bir öneride bulununuz bana.

                  2-bu kullandığım mide ilaçları bende jinekomastiye neden oldu. Bunun bi geri dönüşümü varmıdır..utanç verici bişey bu..

                  3-vücudumda hiç kıl yok..sakal ve bıyık da çok az ve düzensiz.hormon hap ı mı yoksa DHEA hapı mı kullanmalıyım bilmiyorum..bu konuda bana yardım edinz ne olur..

                  4-saçlarımda iki yıldır çok fazla dökülme var. Klasik erkek tipi dökülmesi.denemediğim ürün kalmadı.biotin de denedim bi ara. Eğer tekrar biotin önerirseniz hangi firma daha iidir sizce.?

                  Önerilerinz için şimdiden çok teşekkür ederi.
                  Gastritin sebebi sadece bakteri olsa iyilşmiş olmanız gerekirdi, iyileşmemenizin sebebi midenizde aynı zamandan virüs ve mantarda var demektir.Kullandığınız ilçlar zaten bağırsaklara mantar yerleşmesine sebep olur.İksir, tonik ve enfeksiyon çayı kullanırsanız yavaş yavaş bütün bu rahatsızlıklardan kurtulursunuz ve saçınızda 3-4 ayda yeniden sıklaşır ve güçlenir.ENGİNAR FORTE, SİNİRLİ OT FORTE, Gökçek Aloe Vera JEL ve Gökçek İKSİR, DAMAR çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Bağırsaklarınıza mantar yerleşmiş, mantarlar tedavi edilmeden tedavi olmazsınız, çünkü mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa diğer organlara depolar.Hangi organa veya dokuya toksik madde depolanırsa orda problem çıkar.Günümüzde bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Antibiyotikler ve yanlış beslenme (tatlı, peynir türleri, siyah çay, kola vs) mantarları çoğaltır ve daha da kötüleşirsiniz.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme nedeniyle bozulan asit-baz dengesini kurmak gerekir, çünkü mikroplar asidik ortamda daha hızlı çoğalırlar.Her Lokma en az 30 defa çiğnenmeli, doğru ÇİĞNEME den yutulan besinler mide başta olmak üzere diğer organlara zarar verir.Hücre merkezlerinde bulunan mitokondirininleri soba veya mini atom sentraline benzetebiliriz.Sobaya kalitesiz kömürü doldurursanız duman içinde kalırsınız ve aşırı artık madde (kül, duman, is) ortaya çıkar.Çiğnenmeyen besinlerde kalitesiz kömür gibi hücreler, hücre araları, bağ dokuları ve bütün organlarda artık madde (cüruf) yoğunlaşmasına sebep olur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
                  Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                  Yorum yap


                  • #10
                    nazar Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                    benimde saclarımda olmuştu demir para büyüklüğünde sac dökülmeleri ve ben bu rahatsızlığımı 10 yıldır cekiyordum gitmediğim doktor kullanmadığım ilac kalmadı bu yüzden pskolojim bile bozulmuştu fakat bir gün tesadüf nette dolaşırken ibrahim beyin sitesine girdim ve g ökcek iksir ve gökcek tonik ve enfeksiyon cayını gönderdi bana kendisiyle telefonda görüştükten sonra ve cok şükür tonikle iksiri kullandıktan kısa bir süre sonra saclarımdaki acık yerler tamamen kapandı


                    Nazar hanım iyileştiğinize çok sevindim, memnun oldum.Saçkıranı tedavi edebilmek çok büyük başarıdır.
                    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                    Yorum yap


                    • #11
                      SAÇ DÖKÜLMESİNİN SEBEPLERİ Olağan Saç Dökülmesi: Genellikle geri dönüşümlü olan bu

                      SAÇ DÖKÜLMESİNİN SEBEPLERİ
                      Olağan Saç Dökülmesi:
                      Genellikle geri dönüşümlü olan bu saç dökülmesi yeni doğan ' bebeklerde görülen ani saç dökülmesi yada kadınlarda doğum sonrası görülen yaygın saç dökülmesini tanımlar. Ömrünü tamamlamış saç kendiliğinden veya dış etkilerle (tarama, şampuanla yıkama, fırçalama, saça şekil verme çalışmaları) dökülür. Bunun yerine yeni saç çıkar. Günde ortalama 100 adet saç dökülür.

                      Anagen Effluvium :
                      Radyasyona veya bazı kimyasal maddelere maruz kalındıktan sonra görülen ani saç kaybıdır. Bu tip saç dökülmesi en çok kanser nedeniyle kemoterapi ve radyoterapi uygulanan hastalarda görülür. lşleme maruz kalınmasını takiben 1-3 hafta içinde ani saç kaybı meydana gelir. Kemoterapiye bağlı saç dökülmeleri genellikle geri dönüşümlü iken radyoterapinin neden olduğu dökülmelerde geri dönüş imkansız gibidir.

                      Telogen Effluvium :
                      Sağlıklı bir kişide saçların %85-90'ı anagen fazda iken %10-15'i dinlenme fazındadır (telogen faz). Yani saçlarımızın bir kısmı dökülürken bir kısmı yenilenir. Bu olağan saç siklusu esnasında günde ortalama 50-1 00 saç teli normal olarak dökülür. Bazen dış etkenlere bağlı olarak dinlenme fazına giren saç oranı artar. Böylece telogen effluvium olarak adlandırılan ve uzun bir süre boyunca saçın yaygın bir şekilde incelip döküldüğü dönem başlar. Telogen effluviumun nedenleri kısaca şu şekilde sınıflandırılabilir:


                      a) Tiroid anormallikleri: Hipo veya hipertroidizm
                      b) Proteinden yoksun ağır diyetler
                      c) Fiziksel veya duygusal stres
                      d) Geçirilen büyük ameliyatlar
                      e) Demir eksikliği anemisi
                      f) Menapoz
                      g) Bazı ilaçlar: Heparin, beta blokerlar, vitamin A, warfarin, doğum kontrol hapları....

                      Bazı araştırmalar ise saç siklusunun farklı fazlarında gelişen değişiklikler temelinde tanımlama yapmıştır.


                      1. Erken anajen terk. Normal anajen faz 2.7 yıl sürer. Bu tip saç dökülmelerinde ise saç folikülleri bu süreyi doldurmadan telojen faza girer. İlaç alımında, yüksek ateş esnasında oluşan saç dökülmeleri bu tiptir.
                      2. Gecikmiş anajen terk. Burada anajen faz uzun sürer. Normalde belli bir sayıda saç folikülü anajen fazdan telojen faza geçmesi gerekiyorken, bu işlem gerçekleşmez ve neden ortadan kalkınca normalden çok fazla saç kökü telojene geçer (Birikmiş anajen fazdaki saç folikülü nedeniyle) ve bir anda çok miktarda saç dökülür. Gebelik sonrası saç dökülmesi bu tiptir.
                      3. Kısa anajen. Bazı vakalarda anajen faz kısa sürer bu da anajen/telojen oranını yükseltir. Bir anda dökülen saç sayısı artar.
                      4. Erken telojen terk.
                      5. Gecikmiş telojen terk. Mevsimsel saç dökülmesi bu yolla olmaktadır.

                      Telojen effluvium daha sıklıkla kadınlarda görülür. Akut telojen effluvium 2-6 ay sürer ve tam iyileşir.

                      Trikotillomani (Saç yolma takıntısı):
                      Psikolojik kökenli olan bu rahatsızlıkta kişi kendi saçını yolma eğilimindedir. Tipik olarak saç yamalar halinde görünmektedir. Kalıcı saçsız alanlara neden olan bu durumda mutlaka psikoterapiye ihtiyaç vardır. Aksi taktirde saç ekimi sonuç vermez.

                      Traksiyon Alopesisi:
                      Saçın sıkı şekilde geriye doğru bağlanması sonucunda kıl foliküllerinde oluşan hasara bağlı olarak ortaya çıkan kalıcı saç dökülmesidir.

                      Alopesi Areata:
                      Nedeni tam bilinmemekle birlikte otoimmün kökenli (vücudun savunma sistemi hastalığı) olduğu düşünülen bir rahatsızlıktır. Saçlı derınin herhangi bir bölümünde dairesel alanlar halinde saç dökülmeleri meydana gelir.Halk dilinde saç kıran olarak adlandırılır. Bazen de bütün kafa derisindeki saçın, hatta bütün vücuttaki kılların kaybıyla seyreder. Bunların dışında yara dokusu oluşturmayan, geri dönüşümlü, ve yaş, cinsiyet ve ırk tercihi olmayan bir hastalık olarak tanımlanır. Çocuk ve erişkin her yaşta görülebilir.

                      Diffüz alopesi :
                      Diffüz alopesi, bütün kafa derisi üzerinde yayılan jeneralize veya global saç dökülmesidir. Ciddi boyutlarda saç kaybı olana kadar genellikle farkedilmez. Diffüz alopesinin gidişatı değişkendir ve nedene bağlı olarak devamlı veya dönem dönem artan şekilde olmaktadır.

                      Sikatrisiyel alopesi :
                      Sikatsiriyel alopesi saç foliküllerinin kalıcı yıkımından ve fibrozisinden (yara dokusu oluşumu) kaynaklanmaktadır. Genellikle dairesel şekilde oluşurken, yaygın bir şekilde de olabilir.

                      Herediter ve konjenital alopesi :
                      Bu tip saç dökülmeleri çeşitli kalıtımsal hastalıklardan veya gebelik ve doğuma bağlı hastalık veya komplikasyonlardan kaynaklanmaktadır. saç dökülmesinin genetik nedenlerini, genetik yatkınlık zemininde başka nedenlerin eklenmesiyle oluşan bir durum mu yoksa tamamen genetik dışı başka nedenlerle mi geliştiği konusu son derece önemlidir. Zira tamamen genetik nedenli bir saç dökülmesinin tedavisi farklı olacak, salgı sistemine bağlı bir nedenle oluşan saç dökülmesi tedavisi farklı olacaktır. Anemiye veya salgı sistemine bağlı bir hastalığa veya ağır geçirilmiş ateşli hastalığa bağlı saç dökülmesinin tedavi yaklaşımı ayrı ayrı olacaktır. Androgenetik Alopesi (erkeksi saç dökülmesi) cinsiyetten etkilenen Otosomal dominant bir durumdur. Erkekler hastalık genini sadece tek ebeveynlerinden de alsalar hastalığı gösterirler, ancak kadınlar androjen hormonları erkeklerden daha az olduğundan heterozigot durumunda hastalığı göstermezler. Kadınlar ancak homozigot olurlarsa (her iki ebeveynden de geni alırlarsa) hastalığı gösterirler.

                      Androjenik Saç Dökülmesi:
                      Androgenetik alopesi erkeklik hormonuna bağlı genetik saç dökülmesi olarak ta adlandırılmaktadır. Bu sex hormonuna bağlı genetik durum sadece erkeklerin değil kadınlarında en sık saç dökülmesi nedenleri arasındadır.Onlu yaşların ortalarından itibaren, testesteronun DHT'a dönüşümü ile başlar. Miniatürizasyon ile başlayan süreç saç foliküllerinin dökülmesi ve kellikle sonuçlanır. Androgenetik saç dökülmesi genetik olarak meyilli saç folikülleri üzerinde sex hormon etkileri sonucu meydana gelir.

                      Saç dökülmesi birbirinden bağımsız 3 ayrı etki ile oluşur. Aşağıda bu etkileri ayrı ayrı inceleyeceğiz.


                      Genler:
                      Spesifik genlerin varlığı olmadan yaygın kellik gerçekleşmez.Bu genler anne ya da babadan geçebilir.

                      Hormonlar:
                      Tüm normal erkek ve kadınlar erkeklik hormonu üretirler.Bunlar daha sık olarak Testesteron, androstenodione ve Dihidrostestesterondur. Erkeklerde testis ve adrenaller, kadınlar da over ve adrenal gland tarafından üretilir. Bu hormonlar her iki seks içinde önemli olup, farklı konsantrasyonda bulunur. Erkeklerde daha dominant bir role sahip olup cinsiyet farklılaşmasından sorumludur.Testesteron 5-alfa-redüktaz isimli enzim aracılığı ile Dihidrotestesterona(DHT) dönüştürülür. DHT, genetik olarak yatkın kişilerde belli bir zaman sonra androgenetik saç dökülmesinin kadın veya erkek paterninin oluşumundan sorumludur.İşte kafamızın arka ve yan bölümlerinde yerleşmiş olan saç köklerimizin bu hormondan etkilenen reseptörleri (algılayıcıları) içermemesi estetik cerrahi saç ekiminin gelişmesinin temelini oluşturmaktadır. Genetik olarak saç azalmasına meyilli insanlar için saç ekimi sevindirici bir durum oluşturur.

                      Yaş:
                      Saç dökülmesinin kesin bir başlama yaşı yoktur. Bu basit, fakat göz ardı edilmemesi gereken bir süreçtir. Yavaş yada hızlı olabilir. Onlu yaşlarda başlayabildiği gibi hayatın sonunda da başlayabilir. Belli bir hızla ilerleyebilen ya da bir miktar stabilize olup tekrar hızlanabilen dinamik bir süreçtir. Görüldüğü gibi genler ve hormonlar tek başına yeterli değildir.

                      Yaşlanan organizmanın dayanıklılığı azalır. Saç da bir organizma parçası olduğundan, geçen yıllar saçların da dayanıklılıgını azaltır. Genetik olarak yatkınlığı olan kişilerde geçen zaman içerisinde saç dökülmesi oranı artar.

                      Kelleşme ile erkeklik hormonu arasında bir ilişki vardır. Androgen hormonu erkeklik hormonudur. Bir androgen hormonu olan testeron Alfa-5 redüktaz isimli enzim tarafından dihidrotestosterona (DHT) dönüştürülür. DHT de saç kökleri üzerindeki reseptörlere baglanarak etkisini gösterir. Alfa-5 redüktaz enzim eksikliği olan erkeklerde saç dökülmesi oluşmaz. DHT genetik olarak yatkınlığı olan kişilerde anagen faz süresini kısaltır. Bu durum her saç yaşam döngüsünde anajen fazın daha da kısalmasına yol açar. Bu saçın maulaşabileceği maksimum saç uzunluğunun azalması ve saçların genel görünümünde anagen fazında olan saçların göreceli olarak azalması demektir.

                      Katajen ve telojen faz (ara faz ve dinlenme fazı) saçın dökülmesi ile sonlanır. Bu fazlarda süre olarak değişiklik olmaz. Ancak anajen faz kısaldığında herhangi bir anda tüm saç kütlelerindeki oranlar göreceli olarak artmış olur. Bu da orantısal olarak daha fazla saçın dökülmesi demektir.

                      Anajen fazda normalde iki tip saç üretilir: 1. Terminal(kalın ve renkli)saçlar 2. Vellus (ince ve renksiz) saçlar. Bilindiği gibi vellus saçlar daha çabuk dökülen saçlardır. Yine Androgenetik Alopesi kişilerde hormonların ve genlerin etkisiyle terminal saç köklerinde gittikçe hızlanan bir biçimde küçülme (minyatürizasyon) oluşur. Bunun sonucu terminal saçlar vellus saçlara benzemeye başlar. Minyatürize olmuş köklerde zayıf, ince ve renksiz (vellus) saçlar üremeye başlar. Küçülmeye devam eden kökler bir süre sonra mikroskopla incelendiğinde hücre kılıfının bir kalıntısı haline döndüğü görülür ve saç kökü böylelikle yok olur.
                      Hem erkekler hem de kadınlar androjen hormonu taşırlar. Herkeste bu hormonlar olduğuna göre niçin herkesin saçının dökülmediği sorulabilir. Burada genetik taşıyıcılık olması yanında aşağıda belirtilen hususlar da önemlidir:

                      1. Androgenetik Alopesi olanların saçındaki androjen reseptörlerinin sayısı fazladır. Hormon normal düzeyde olsa onu bağlayan reseptör çok olduğundan hormonun saç üzerine etkisi çok olmaktadır.

                      2. Androgenetik Alopesili kişilerin reseptörleri daha hasastır.

                      3. Androgenetik Alopesili vakalarının Alfa-5 redüktaz enzimi aktivitesi daha fazladır.

                      Stres ve Saç Dökülmesi :
                      Deri hastalıkları ile stres ve ruhsal olaylar arsındaki ilişki öteden beri bilinir. Kişi psikolojik sıkıntılarını kişisel yada ailsel sorunlarını bir dermatolojik problem halinde yansıtabilmektedir. Ayrıca kendiliğinden oluşmuş bir deri problemi (saç dökülmesi) kişide vücut imajını zedeleyecek bireysel, psikolojik bozukluklara ve hatta psikososyal olumsuzluklara yol açabilmektedir. Kısaca anlatılmak istenirse, saç dökülmesi ve stres arasında iki çeşit ilişki söz konusudur:

                      1. Birinci ilişki nörotik bir ruhsal yapının desteklediği görünürde organik bir neden olmaksızın, stresin körüklediği saç dökülmeleri oluşabilir.

                      2. İkinci ilişki ise saç dökülmesi sonucu oluşan görünüme karşı kişinin geliştirdiği psikolojik reaksiyonlardır.

                      Stres zemininde gelişen saç dökülmelerine ilişkin çeşitli önlemler çok eski tarihe dayanır. Tıp literatürü ani, ciddi stres sonucu ortaya çıkan dramatik saç kayıpları örnekleri ile doludur. Sevilen birinin ölümü, sevgiliden ayrılık, iş kaybı,? gibi akut, ciddi stres halleri çarpıcı, hızlı, şiddetli saç dökülmelerine yol açabilir ve bu duruma stresle tetiklenen telojen effluvium denir.

                      Kronik, sinsi, yavaş gidişli saç dökülmelerinde, dış etkilerin yanında psikonevrozlar ve kronik anksiyete de etkilidir. Burada saç köklerinin anajen evreden telojen evreye prematür presipitasyonu yoluyla strese yanıt oluştuğu düşünülmektedir.

                      Alopesi areata (Saç Kıran): Madeni para büyüklüğünde, yani 2-2,5 cm çapında dairesel ? oluşan saç dökülmesidir. Her iki cinste oluşabilir. Çoğu vaka kendiliğinden geçer. Bu hastalığın ortaya çıkışında psikososyal streslerin etkili olduğu gösterilmiştir. Özellikle çocuk hastalarda yapılan incelemeler saç dökülmesi öncesi dönemde çocukların negatif yaşam olaylarıyla karşı karşıya kaldıkları tespit edilmiştir.

                      Psikolojik stres sonrası olan saç dökülmelerinin altında yatan esas olay psiko-nöroendokrin sistem ile immun sistem arasındaki karmaşık etkileşmedir. Yani immun sistem psikolojik olayların etkisiyle harekete geçer ve sonuçta saç dökülmesi meydana gelir.

                      Stres ile saç dökülmesi arasındaki ikinci ilişki saç dökülmesinin yarattığı psikolojik sorunlar (stres)dır.

                      Saçı dökülen insanlarda yapılan çeşitli psikolojik ölçümler benlik duygusu, vücut imajı, öz saygı, kendine güven gibi duyguları etkilediği ortaya çıkmıştır.

                      Saç dökülmesi yaşayan kadın ve erkeklerde yapılan çalışmalarda erkeklerde saç kaybının artmasıyla depresyon, içe dönüklük, aşırı sinirlilik, özbenlik duygusunda azalma gibi olumsuz sonuçlar çıkarken, kadınların da günlük yaşamlarını negatif etkilediği ve sosyal problemler yaşadıkları görülmüştür. Erkeklerin aktif olarak bu durumla başa çıkabildikleri ancak kadınlarda saça cinsel kimlik, seksüalite, çekicilik gibi kültürel ve kişisel özel anlamlar verildiğinden başa çıkmaları daha zor olmaktadır. Bu tip kişiler toplum içersinde daha gergin, utangaç davranmakta, boyunlarını daha dik tutmakta (boyun ağrısına yol açan), sık sık saçını yıkamak, kurutmak gibi yöntemlere başvurmaktadırlar. Sonuç olarak stresli, gergin, psikolojik problemleri olan bireyler olmaktadırlar. Tedavi konseptinde bu durum dikkate alınmalıdır. Tedavide bilgilendirme, empatik dinleme ve davranışları iyileştirme gibi psikosoyal destek gerekirse ilaç tedavisi uygulanabilir.

                      Kozmetik Uygulamaların Ortaya Çıkardığı Saç Problemleri :
                      Uzun yıllardır temel amaç olarak saçı düzenli tutmak ve görünümünü güzelleştirmek için değişik yöntemler uygulanagelmektedir. Bunlar kimyasal maddeler, kozmetik ürünler vs. dir. Ancak bu maddeler ve yöntemler saç ve saçlı deri için fiziksel bir travma nedeni olur ve bazen istenilmeyen yada kalıcı olabilen değişikliğe yol açar. Uygulamaların yalnış yapılması, kimyasal maddelerin içindeki etken maddeler ve uygulama yapılan saçın kalitesi bu olumsuz değişmelere katkıda bulunur.

                      Yapılan kozmetik uygulamalar:

                      1. Saçı temizlemek için kullanılan şampuanlar: Piyasada var olan bir çok şampuan türü farklı şekillerde formüle edilir ve ticari olarak normal, kuru, yağlı, harap olmuş saçlar ve boyalı saçlar için formüle edilmiş olarak satılırlar. Yağlı saçlar için kullanılan şampuanlar eğer günlük olarak kullanılırsa saçta kurumaya yol açarlar. Yine şampuanlar içindeki maddelere karşı irriten veya allerjik dermatitlerin gelişmesi mümkündür.

                      2. Saç Boyaları: Tedrici renklendirme yapan saç boyalarının kontak dermatit yapma özelliği azdır ancak sert, kırılgan, cansız saça neden olduklarından zararlı olabilirler. Ayrıca saçta kalan metal artıkları kalıcı boya ve perma solüsyonunun uygulamasını zorlaştırır. Böyle bir uygulamada yapılırsa saçın kırılmasına neden olur.
                      Yarı kalıcı boyaların saç şaftında oluşturdukları hasar azdır ancak içerdikleri boya nedeniyle kontak allerjik dermatit yapabilirler.
                      Kalıcı boya uygulamalrı iki türlü olabilir. Daha koyu bir renk isteniyorsa tek bir işlem yapılır. Ancak daha açık renge boyama isteniyorsa iki aşamalı bir süreç yaşanır. Önce mevcut saçın soldurulması gereklidir. Soldurma işlemi için hidrojen peroksit yada amonyak kullanılır. Bu esnada saç kırılgan, kırışmaya müsait ve cansız bir görünüm alır. Saç şaftına oldukça zarar veren bu işlem sonucunda saç gövdesinden %?.3 oranında ağırlık kaybı olur ve böylece saç zayıflar ve kırılabilir hale gelir.

                      Saçı şekillendirmek için, saçın taranması, fırçalanması, jel, sprey, köpük sürülmesi gibi işlemler yapılmaktadır. Saçın arka bölgeye sıkı bir şekilde toplanması yada kıvırarak saçın düzleştirme çabası ile sıkça taranması travmatik alopesi denen bir durumu ortaya çıkarabilir.

                      Yuvarlak fırça alopesisi bu tür fırçaların sık ver sert biçimde uygulanması ile ortaya çıkar. Burada mevcut bir anomali sonucu zaten kırılgan olan bir saçta kuvvetlı fırçalamalar saça zarar vererek fırça alopesisini oluştururlar.

                      Masaj alopesisi: Saçlı deriye ilaçların masaj yoluyla uygulanması sonucu oluşur.

                      Saçı şekillendiren sprey, jel, parlatıcı gibi maddelerin aşırı kullanımı saç şaftında şişliklere yol açan ve boncuk saç diye tanımlanan bır durum yaratabilir.

                      Travmayla birleşince kuru, cansız ve kırılmaya müsait saçlar oluşabilmektedir. Burada özellikle polyvinylpyrrolidone, vinil asetat ve sertleştirici polymerler suçlanmaktadırlar.

                      Tedavisi:

                      1. Uygun bir şampuan önerilir. Kimyasal işleme tabi olmuş saç kuru, statik elektriklenmeye daha müsaittir. Sağlıklı, düzgün görünen bir saçta nem, nemi tutan ve saçın temel yapısını oluşturan protein en üst düzeydedir be bu özellik saçın mekanik travmaya karşı koymasını sağlar. Bu tarz kimyasal travmaya uğramış saçlarda dimethicone içeren şampuanlar kullanılmalıdır.

                      2. Fizik yada kimyasal zarar görmüş saç süratle bu etkilerden uzaklaştırılmalı, kalıcı perma, fırçalama, tarama gibi işlemler en aza indirilmelidir. Sıkı saç tokaları ve bantları kullanılmamalı. Bigudi ve benzer şeylerle yatmamalı, saçlar taranırken künt uçlu ve çok sert olmayan fırçalar kullanılmamalıdır. Saçlar mümkün olduğunca kısa ve düz tutulmalıdır.



                      İlaçlara Bağlı Saç Dökülmeleri :
                      Pek çok ilaç saç büyümesi üzerine baskılayıcı tarzda etki yapabilir. Saç folikülleri yüksek oranda kan alan bölgelerdir. Vücuda giren herhangi bir ilaç kan yoluyla saç köküne gelir. Eğer ilaç uzun süre alınır ve yoğun bir biçimde saç köküne gelirse tüm saçlar dökülebilir(diffuz alopesi).

                      1. Kanser ilaçları,

                      2. Yanlışlıkla yada intihar amacıyla alınan talyum,

                      3. A vitamini fazla alınımı,

                      4. Sentetik ağızdan alınan retinoidler,

                      5. Heparin,

                      6. Flucunazole,

                      7. Doğum kontrol hapları

                      en sık saç dökülmesi yapan ilaçlardır.


                      A. Androjenler

                      1. Danozol

                      B. Antifungaller

                      1. Flukonazol

                      2. Itrakonazol

                      C. Antihipertansifler

                      1. ACE inhibitörleri

                      2. potasyum tiosiyanad

                      D. Antiinflamatuarlar

                      1. Proksikam

                      2. tenoksikam

                      3. ibuprofen

                      4. naproksen

                      E. Antikoagülanlar

                      1. Kumarin

                      2. heparin

                      3. heparinoidler

                      F. Antikolesterolemikler

                      1. Klobifrat

                      2. gemfibrozil

                      G. Antikonvülzanlar

                      1. Dilantin

                      2. karbamezapin

                      3. valporik asit

                      4. trimetadion

                      H. Antineoplazikler

                      1. Altretamin

                      2. amsakrin

                      3. bleomisin

                      4. karboplatin

                      5. siklofosfamid

                      6. sisplatin

                      7. sitoksan

                      8. sitarabin

                      9. daktinomisin

                      10. daunorubisin

                      11. dakarbazin

                      12. doksetaksel

                      13. etoposid

                      14. gemsitabin

                      15. gahapentin

                      I. Antitrioid ajanlar

                      1. Tiourasil

                      2. karbimazol

                      3. tiosiyanat

                      4. iodin

                      J. Antülserler

                      1. Simetidin

                      2. ranitidin

                      3. famodin

                      4. omeprazol

                      K. Antiviraller

                      1. Lamivudin

                      2. zidovudin

                      L. ß-blokerler

                      1. Propranolol

                      2. atenolol

                      3. metapronol

                      4. limolol

                      M. Psikotroplar

                      1. Amfetamin

                      2. antidepresanlar

                      3. diksirazin

                      4. lityum

                      5. tranilsiprimin

                      6. flurobutirofenon

                      N. Retinoidler

                      1. İzotretionin

                      2. etretinat

                      3. asitretin

                      O. Diğer

                      1. Talyum

                      2. bizmut

                      3. boratlar

                      4. bromokriptin

                      5. gentamisin

                      6. kolşisin

                      7. levo dopa

                      8. minoksidil

                      9. iv immünglobulin

                      10. oral kontraseptifler

                      .Diffüz alopesi yapan ilaçlar

                      İlaçlara bağlı saç dökülmeleri genellikle geri dönüşümlüdür

                      Yorum yap


                      • #12

                        egoist_38 Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                        ibrahim beye teşekkürlerimi iletiyorum!yaklaşık 6 ay önce benim yüzümün alt ve üst yanında sakalkıran denilen alopesi area hastalığı mevcuttu.Bu hastalıkla mücadele için yapmadığım tedavi, yöntemi kalmadı.biraz gelişme göstersede hiç bir şekilde bu uğraşlarımdan fayda göremedim.Yine bu konuyla ilgili yapmış olduğum araştırmalar neticesinde gökçek iksir,gökçek tonik ve bu hastalıkla alakalı olarak içilmesi gereken çayı nette görüp telefonla durumumu ibrahim beye anlattım....kargoyla bu ürünler elime geçtikten sonra içmeye başladım ve 3 hafta içinde sakalkıran olan bölgelerde küçük sarı sarı kılların geldiğini gördüm ve devam ettim yaklaşık 2 ay içinde yüzüm ve en önemlisi psikolijim o kadar düzeldiki minnettarlığımı herkesle paylaşmama rağmen birde buradaki arkadaşlara anlatmaya karar verdim....Sonuç itibari ile hocamıza bir vefa borcu olan insanlardan biride benim.Ama sakalkırandan ziyade bende mevcut olan karaciğer yağlanması verdiğim son tam kan sayımında gözükmedi.Bu hastalığada kullandığım bu iksir ve toniğin neden olduğunu düşünüyorum.Bu arada bu ürünleri kullanmaya devam etmelimiyim sayın hocam?hem ürünler tükendi hem iyileştim?sadece ensemde ve altında az bir yer kaldı.onuda saçımı çok kısa kestirince anladım.Ama eski halimden eser yok!Bu konu hakkında neler yapmalıyım açıklarsanız eski bir hastanız olarak sevinirim?
                        Egoist bey sizideki ağır bir rahatsızlık 3 ay tonik ve 4-5 ay iksir ve çay kullanmalısınız, ancak bu şekilde bağırsaklarınız temizlenir.İiyileşmenize sevindim, fakat tedavi zaman ister.
                        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                        Yorum yap


                        • #13

                          m.ozdemir Nickli öğeden Alıntı
                          ibrahim bey merhaba benim hastalığım ne bielemiyoırum.. 10 yaşındayken başımın sağ tarafında sivilce gibi bişey çıktı. çok kaşınıyoordu ağrıda oluyordu bi süre sonra yara haline dönüştü çok zor günlerdi valla en son şişli devlet hastanesinde mantar denildi nekadar doğru bilmiyorum ordadki tedavi yarayı kapattı fakat bidaha saç çıkmadı bölge avuç içi kadar vesaçımın ortasında 50 kuruş büyüklündde var .. ben şimdi 30 yaşındayım. en son 2006 da protez saç yaptırdım fakat doğal gibi olmuyor inanaaın saçlarımı yapmak uzun zaman aalıyor psikolojim bozulcak az kaldı.. 3-4 saat saçımla uğraşıyorum ne olur yardım edin.. hergün zamanımı saça vermekten bıktım arızalı bölgede saç lrım olsa yani normal olsam okadar uzun süre saçımla uğraşmam.. askere giderken saçlarım uzundu kapatıyordu fakat kesildikten sonra herşey meydana çıkmıştı ne olur yardımcı olu n.. istedğim gibi saçları mı kestiremiyorum,denize giremiyorum , cevap verirseniz menun olurum
                          iksir, tonik, damar çayı ve enfeksiyon çayı ile iyileşirsiniz
                          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                          Yorum yap


                          • #14
                            Merhabalar İbrahim Bey. Ben 27 yaşındayım, yaşıtlarımda 1 günde çıkan sakal bende 5-6 günde ancak çıkıyor, o da yüzümdeki her bölgede çıkmıyor (bıyıkların birleştiği yer gibi, yanakların elmacık kemiği kısmına doğru olan bölge çevreleri gibi). Vücudumda geri kalan kısımlarda kıllanma konusunda çok da sıkıntı yok.

                            Devlet Hastanesi'nde muayene olmak için Endokrinoloji polikliniğine gittim.

                            Önce derdimi anlattım. Sonra bana "sertleşme sorunu var mı, cinsel isteksizlik var mı?" gibi sorular sordu. Ben de "sorun yok" cevabını verdim. Doktor; "O zaman hemen kan değerlerini ölçtür de öyle görüşelim" dedi, ben de "tamam" dedim.

                            Ben kan testine gittim, 10-15 saniyelik bir işlemle 3 küçük tüp kan alındı.

                            Öğleden sonra sonuçları almak için tekrardan doktorun yanına girdim. İki sayfalık bir rapor çıktı. İlk sayfadaki tüm veriler "maaşallah" tam yerinde, bir tanesinde bile sorun yoktu. Ama ikinci sayfayı çeviren doktor, "sende galiba tiroid problemi var" dedi bana. O an annem aklıma geldi, onun da nodüllü guatr rahatsızlığı var. Ablamda da küçük de olsa hormonal bir sıkıntı vardı diye hatırlıyorum.

                            Tiroidin üzerinde epeyce durduktan sonra "Son kez emin olma adına, son bir tahlil daha gerekiyor" dedi doktorum. Bu test sadece hormon ölçmeye yönelikmiş. Ertesi gün de tahlili yaptırdım. Ben "sakallarımın yavaş ve ince bir hattan seyrekçe çıkması" sorunundan doktora gittim ama o bana Euthyrox 50mg isimli bir ilaç verdi, bu ilaç da sakalla ilgili değilmiş.


                            Bu arada, problemli hormonal değerleri de yazayım sizlere.

                            Serbest T4 hormonum düşük çıktı. (Normal değeri: 0,61 - 1,12 arası, bende 0,60)
                            TSH hormonum yüksek çıktı. (Normal değeri: 0,34 - 5,60 arası, bende 6,40)

                            Testosteron Hormonu değeri de 3,02 çıktı. 1,75-7,81 arası normalmiş.

                            Sayın İbrahim Bey, bu bilgiler ışığında bana ilaç ya da yan tedavi olarak neyi ve neleri önerirsiniz? ömrüm boyunca bu sorunla mı yaşayacağım?

                            Hoşçakalınız.

                            Yorum yap


                            • #15

                              Snoopy Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                              Merhabalar İbrahim Bey. Ben 27 yaşındayım, yaşıtlarımda 1 günde çıkan sakal bende 5-6 günde ancak çıkıyor, o da yüzümdeki her bölgede çıkmıyor (bıyıkların birleştiği yer gibi, yanakların elmacık kemiği kısmına doğru olan bölge çevreleri gibi). Vücudumda geri kalan kısımlarda kıllanma konusunda çok da sıkıntı yok.

                              Devlet Hastanesi’nde muayene olmak için Endokrinoloji polikliniğine gittim.

                              Önce derdimi anlattım. Sonra bana "sertleşme sorunu var mı, cinsel isteksizlik var mı?" gibi sorular sordu. Ben de "sorun yok" cevabını verdim. Doktor; "O zaman hemen kan değerlerini ölçtür de öyle görüşelim" dedi, ben de "tamam" dedim.

                              Ben kan testine gittim, 10-15 saniyelik bir işlemle 3 küçük tüp kan alındı.

                              Öğleden sonra sonuçları almak için tekrardan doktorun yanına girdim. İki sayfalık bir rapor çıktı. İlk sayfadaki tüm veriler "maaşallah" tam yerinde, bir tanesinde bile sorun yoktu. Ama ikinci sayfayı çeviren doktor, "sende galiba tiroid problemi var" dedi bana. O an annem aklıma geldi, onun da nodüllü guatr rahatsızlığı var. Ablamda da küçük de olsa hormonal bir sıkıntı vardı diye hatırlıyorum.

                              Tiroidin üzerinde epeyce durduktan sonra "Son kez emin olma adına, son bir tahlil daha gerekiyor" dedi doktorum. Bu test sadece hormon ölçmeye yönelikmiş. Ertesi gün de tahlili yaptırdım. Ben "sakallarımın yavaş ve ince bir hattan seyrekçe çıkması" sorunundan doktora gittim ama o bana Euthyrox 50mg isimli bir ilaç verdi, bu ilaç da sakalla ilgili değilmiş.


                              Bu arada, problemli hormonal değerleri de yazayım sizlere.

                              Serbest T4 hormonum düşük çıktı. (Normal değeri: 0,61 - 1,12 arası, bende 0,60)
                              TSH hormonum yüksek çıktı. (Normal değeri: 0,34 - 5,60 arası, bende 6,40)

                              Testosteron Hormonu değeri de 3,02 çıktı. 1,75-7,81 arası normalmiş.

                              Sayın İbrahim Bey, bu bilgiler ışığında bana ilaç ya da yan tedavi olarak neyi ve neleri önerirsiniz? ömrüm boyunca bu sorunla mı yaşayacağım?

                              Hoşçakalınız.
                              İksir, tonik, damar çayı enfeksiyon çayı kullanın, tiroid bezesinde nodül varsa erir.
                              Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X