Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Obezite, Şişmanlık, Kilo Verme, Zayıflama, Diyet, Aşırı Kilolar

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Obezite, Şişmanlık, Kilo Verme, Zayıflama, Diyet, Aşırı Kilolar

    Alkadays Tehlikeli, Obeziteye Bitkisel Destek, Aşırı Kilo Problemlerine Doğal Çözüm, Şişmanlığa Son, Afrika Mangosu Faydasız, Yeşil Kahve Masalı, İnsanları Bitkisel Diye Kimyasal ile Zehirliyorlar, Sibutramin Ölümlere Sebep Olabilir, Konja Forte



    Konja Forte ile Doğal Zayıflama, Konjac Glukomannan İçerir, Glukomannan Zayıflatır, Garsinya Doğal Zayıflatıcı,






    Zayıflamak Çok Çok Kolay, Ekmek Yeme Zayıflarsın, GDO'lu Buğdayı Bırakan Zayıflar, GDO'lu Besinler, GDO'lu Gıdalar, GDO'lu Zararlı Besinler, Para Vermeden Zayıfla, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar.



    Şişmanlık, ebese, obezite, obez, kilo verme, zayıflama, diyet, egzersiz, zayıflık






    Şişmanlık, ebese, obesity, obez
    Yağlanma deyince akla vücudun aşırı miktarda yağ depolaması anlaşılır. Yağlanma sonucu bir çok hastalık ortaya çıkabilir ve yaşamın kalitesi düşer. Şayet kişi harcayabileveğinden fazla kalori, özeliklede hayvansal besinler alıyorsa, o zaman vücut bu enerjiyi harcayamaz ve depolar. Kişin şişman olup olmadiği vücudun ağırlığının (KİTLE) boyunun metre karesine (BEDEN) bölünmesi ile (Beden Kitle İndex =BKI ) eldeedilebilir
    Örneğin 170 cm boyunda olan ve 80 kg gelen bir kişi BKİ si: 80 kg: 1,70m² = 29,066 kg/m²
    Normal ağırlık: BKİ?si 18-24 kg/m²
    Kilolu (Hafif Şişman). BKİ?si 25-29 kg/m²
    Fazlakilolu (Şişman): 29 kg/m² den fazla olanlar.
    Vücut ağırlığıBKİ (kg/m2)Zayıf18Normal18-24Hafif şişman25-291. Derecede Şişman29-342. Derecede Şişman34-393. Derecede Şişman>39

    Yağlanma sebepleri;
    1-) İrisi yani genetik
    2-) Beslneme
    3-) Yetersiz hareketetme
    4-) Psikolojik faktörkler: Stres, yalızlık ve üzülme gibi
    5-) Bazı hastalıklar ki bunun başında Tiroid bezininyetersiz çalışması
    6-) Kortison gibi kimyasal ilaçlar kulanma gibi sebepler şişmanlığa sebep olabilir.
    7-) Yağlı ve karbonhidratlı besinler
    8-) Mide sinirlerinin (sensorlar) hasalaşarak beyne sürekli açlık duygusu uyandıran sinyaler göndermesi kişinin aşırı yemesine sebep olur, çünkü mide sürekli ve aşırı miktarda asit ve enzim salğılamaya başlar.
    Karbonhidratlı besinlerde sağlığa zararlıdır vede şişmanlığa neden olurlar. Burada yağlı besinleri anladıkta karbonhidratlı besinler neden şişmanlığa sebep oluyor diye bir soru akla gelebilir. Karbonhidratlı besinler deyince lifli (sebzeler meyveler) besinler değil, nişastalı besinleri özeliklede kepeksiz un'dan yapılan yiyecekleri kastetmeteyiz. Nişasta bir polisakkarid olup bağırsaklarda disakkaride ve kanda glükoza dönüştürülür. İnsan vücudu glükozu yağa çevirebilmektedir, bunlarsa ekmek, makarna, şeker, tatlılar ve diğer tahıl ürünlerininde oldukca bol vardır. Kanda fazladan bulunan glükoz ileride kulanılmak için yağa dönüştürülerek depolanır. Bu nedenle et, peynir ve yumurta gibi hayvansal besin yemeyenlerde şişmanlarlar ve hatta daha şişman olurlar, çünkü hayvansal besinler aynı zamanda proteinda içerirken nişastalı besinler hemen hemen yok denecek kadar protein içerirler.

    Yağlanma tipleri:
    1-) Bayanlarda görülen ?Armut şekli? yağlanma, genelikle kalça ve yukarı bacaklarda yağlanma daha yoğundur.
    2-) Erkeklerde görülen ?Elma şekli? yağlanma, bu genelikle erkeklerde görülen yağlanma şeklidir ve kişinin genelikle karnı bazende bütün gövdede yağlanma görülür. Şayet kişinin AAİ?si 25?i geçmişse beslenmesine dikkatetmeli ve AAİ?si 30?u gesmişse mutlaka zayiflamalıdır.

    Şişmanlık sonucu hangi hastalıklar ortaya çikabili.
    1-) Nefesdarlığı ve kısa kısa nefesalma
    2-) Ortopedik rahatsızlıklar; Fazla kilolar eklemleri özeliklede bel ve dizeklemleri yıpranır ve ortaya artroz ve artritis çıkar.
    3-) Piskoloji problemler ve bunların başında aşağılık kompleksi vede kendine güvensizlik gibi
    4-) Şişmanlık nedeniyle aşırı yorğunluk
    5-) Kalpkandolaşım rahatsızlıkları bunların başında; Kronar kalpyetersizliği, Kalpenfaktürüsü, Kalpbüyümesi nedeniyle kalpzafiyeti, yüksek tansiyon
    6-) Şekerhastalığı
    7-) Kandaki kolesterol, lipid ve trigliseridin artması
    8-) Bacaklarda tromboz
    9-) Kanserhastalıklar; göğüs-, prosta-, bağırsak-, akciğer ve rahimkanseri
    10-) Doğumda problemler ortaya çikabilir
    11-) Uyurken aniden nefes kesilmesi (apnea)

    Nasil tedavi edilebilir;
    Zayıflamak için yapılan birçok diyet yapılmakta ve diyet bırakıldıktan sonra vücudun metabolik çalışması normale düşmekte ve böylece diyetlerin bir faydasi olmamakta. Kişi beslenmesine dikkat etmeli, hayvansal besinleri ve tatlı vede hamurlu yiyecekleri azaltıp, bitkisel (sebze ve meyve) besinleri artırmalıdı. Yenen her lokma çok çiğnenmeli böylece kişide erken doymuşluk hissi uyanır vede yediği besinleri sindirim organları degerlendireceğinden kişi zamanla az yiyerekde beslenebilir. Yemek ve kahvaltıdan önce iki bardak su içmekte kişide erken doymuşluk hisis uyandırır ve aşırı yemek yemesini önler. Şişmanlık yanlış beslenme tarzını değiştirmek gerekir. Bağırsak florası hayvansal besinler, alkol, sigara, kahve ve siyahçay ile tahrip olur. Bağırsak florasını ve hasaslaşan mide sinirleri (sensorlar) normale dömedikce kişi fazla yemek yemeye devameder. Bağırsakflorası için Gökçek İksiri iyi gelir. Bağırsak florası düzelmedikce vede midedeki aşırı hasasiyet önlenemezse şişmanlıkta önlenemez.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    Aşırı yeme de bir çeşit bağımlılık

    Mehmet Öz'den Zayıflama Teknikleri, Zayıflayım Derken Ölebilirsiniz Dikkat, Sibutramin Sinsi Katil Zayıflatırken Öldürür, Obezite Problemine Çözüm, Şişmanlık Problemi, Aşırı Kilo Sorunları,






    Prof. Dr. Hotamışlıgil ve ekibi karaciğerin metabolik haritası çözdü!

    Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil ve ekibi karaciğerin metabolik haritasını çözdü


    BOSTON - Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil ve ekibi, karaciğer dokusunda metabolizmayı bozarak diyabete yol açan mekanizmanın protein değil ‘yağlar tarafından kontrol edildiği sonucunu ortaya çıkararak’ bu alandaki yerleşik görüşü sarsan yeni bir tedavi yaklaşımına ön ayak olacak önemli bir buluşa imza attı.


    Şişmanlık ve diyabetin tedavisine yönelik çalışmalarıyla tanınan Harvard Üniversitesi Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, şişmanlık ve diyabette karaciğerin rolüne ilişkin yağ ve kalsiyum metabolizması üzerinde şaşırtıcı buluşlar yaptı. Ortaya çıkarılan bu yeni mekanizmalara deneysel ortamda yapılan genetik müdahaleler sonucu insülin direnci ve şeker hastalığı geri döndürülebiliyor. Prof. Dr. Hotamışlıgil, bütün dünyada büyük bir hızla yayılan şişmanlık, diyabet ve karaciğer yağlanması probleminde böyle temel bir bozukluğun ortaya çıkarılmasının yepyeni tedavi olanakları sunabileceğini belirtti. Prof. Dr. Hotamışlıgil ve ekibi, bu heyecan verici çalışmalarını dünyanın en saygın bilim dergisi 'Nature' Mayıs sayısında yayınlayarak bilim camiasına duyurdu.

    Pek çok önemli çalışmaya imza attı
    Hotamışlıgil Laboratuvarı’nda daha önce yapılan çalışmalar, şişmanlık ve diyabet gibi metabolik hastalıklarda kronik iltihabi değişikliklerin anahtar bir mekanizma teşkil ettiğini ortaya çıkarmış ve bu hastalıklara yaklaşımda yeni bir alan açmıştı. Bunun akabinde Prof. Dr. Hotamışlıgil, hem deney hayvanlarında hem de şişman ve diyabeti bulunan insanlarda karaciğer ve yağ hücrelerinde “endoplazmik retikulum” (kısaca ER) adı verilen yapıda stres ortaya çıktığını keşfetmiş ve bu stresin giderilmesinde kullanılabilecek kimyasal maddeleri belirleyerek, hem deneysel ortamda hem de insanlarda çarpıcı tedavi edici etkilerini göstermişti.


    Çalışma ‘Nature’ dergisinde yayınlandı
    Prof. Dr. Hotamışlıgil’in bu buluşuna kadar endoplazmik retikulum sadece hücrede protein sentezini, sentezlenen proteinlerin kalitesini ve trafiğini kontrol eden, bir üretim tesisi gibi çalışan bir sistem olarak biliniyordu. Bu karmaşık sistemin ve ER’ın metabolizmanın kontrolündeki rolü bilinmiyordu. Dolayısıyla, bu önemli organelin şişmanlık ve diyabette neden hatalı çalışmaya başladığı sorusu da hem bilim camiası hem de Prof. Dr. Hotamışlıgil için gizemli bir konu idi. “Nature” dergisinde yayınlanan bu yeni çalışmayla, bilimadamları hem bu büyük sırrı çözmüş oldular, hem de karaciğerin metabolik haritasını gün ışığına çıkardılar.

    Hotamışlıgil ve öğrencisi Dr. Fu, bu sırrı çözebilmek için önce hastalıklı karaciğer dokularından endoplazmik retikulumu saflaştıracak bir yöntem geliştirdiler ve daha sonra bu yapının tüm protein ve yağ haritasını sistematik olarak ortaya çıkardılar. Hotamışlıgil Laboratuvarı, bu haritayı ortaya çıkarabilmek için binlerce protein ve yağ molekülünü sağlıklı ve hasta karaciğer dokusunda tarayarak birer birer inceledi. Elde ettikleri sonuçları “büyük bir sürpriz” olarak değerlendiren Prof. Dr. Hotamışlıgil, şişmanlığın herkesin tahmin ettiğinin tam tersi olarak karaciğer dokusunda protein üretiminden yağ üretimine dönüşü tetiklediğini ve bu organdaki endoplazmik retikulumun normal çalışmasının bu şekilde bozulduğunu gösterdiklerini belirtti.

    Yağların metabolizmadaki yeri
    Karaciğer dokusunda binlerce yağ ve protein molekülünü inceleyen ekip, yağların arasında iki molekülde şişmanlığa bağlı çarpıcı bir anormallik tespit etti. Posfatidil-kolin (PC) ve posfatidil-etanoamine (PE) isimli bu yağların ER cidarının mimarisi üzerinde çok önemli etkileri olduğunu belirten Prof. Dr. Hotamışlıgil, tespit ettikleri bu değişimlerin organel fonksiyonunu bozabilec
    eği hipotezine ulaştıklarını ve akabinde bunu ispat ettiklerini belirtti.

    Karmaşık yolaklar söz konusu
    Endoplazmik retikulumu hüc
    re içinde çok çetin ve karmaşık yollarda seyreden 12 silindirli bir yarış arabasının motoruna benzeten Prof. Dr. Hotamışlıgil, şu bilgileri Verdi: “Bu motorun performansı için sadece çok miktarda enerji değil aynı zamanda kalsiyum kullanımı gerekiyor ve hücrenin benzini olan enerji kaynaklarının yanı sıra organel içerisine yüksek miktarda kalsiyum aktarılması da gerekiyor. Kalsiyum hücre içindeki depolardan endoplazmik retikulumu oluşturan tüplere özel kanallar aracılığıyla aktif olarak taşınıyor ve bu fonksiyonun gerçekleşebilmesi için de bu tüplerin cidarındaki yağların belli bir oranda olması gerekiyor. Şişman karaciğer dokusunda meydana gelen değişiklikler, bu tüplerden kalsiyum kaçağına sebep veriyor ve neticede organ fonksiyonunu bozarak diyabet oluşmasına zemin hazırlıyor. Ekip olarak bu kaçağa sebep olan mekanizmanın yağlar içindeki değişiklikler nedeniyle oluştuğunu ve düzeltilebileceğini ortaya çıkararak büyük probleme önemli bir çözüm getirdik.”

    Yeni genetik modeller geliştiriliyor
    Bu mekanizmanın şeker hastalığı ve karaciğer yağlanmasındaki rolünü ortaya çıkarmak için Prof. Dr. Hotamışlıgil ve ekibi iki değişik strateji geliştiriyorlar. Bunlardan birincisinde şişmanlık sırasında yağlarda tespit ettikleri bozukluklardan sorumlu PEMT ismindeki enzimin aktivitesini karaciğer dokusunda ortadan kaldıracak bir genetik müdahale geliştiriyorlar ve bu müdahale sonucunda hem kalsiyum kaçaklarını önlüyor hem de diyabeti ortadan kaldırıyorlar. İkincisinde ise endoplazmik retikuluma kalsiyum aktaran en önemli kanal olan SERCA isimli bir molekülün karaciğerdeki miktarını bir gen tedavisi yöntemiyle yükselterek organele kalsiyum girişini düzeltiyorlar. Bu girişimde, deneysel ortamda, hem şişman dokudaki ER stresini ortadan kaldırdıklarını hem de diyabet ve karaciğer yağlanmasını düzelterek bu hastalıkları etkin bir şekilde tedavi ettiklerini gösteriyorlar.


    Bu çalışmanın sonunda, Prof. Dr. Hotamışlıgil ve ekibi, karaciğer dokusunda metabolizmayı bozarak diyabete yol açan mekanizmanın protein değil “yağlar tarafından kontrol edildiği sonucunu ortaya çıkararak” bu sahada birçok yerleşik görüşü sarsan ve yepyeni tedavi yaklaşımına ön ayak olacak çok önemli bir buluşa imza attılar. Prof. Dr. Hotamışlıgil, çalışmalarının, geliştirdikleri yöntemlerle şimdi şişmanlıkta fonksiyonu bozulan diğer dokulara yöneldiğini, bu araştırmalar sonucunda vücut metabolizmasının en ayrıntılı haritasının ortaya çıkarılacağını ve en etkin tedavi yöntemlerine ışık tutulacağını belirtiyor.

    Prof. Dr. Hotamışlıgil, bu önemli çalışmada yer alan tüm çalışma arkadaşlarının, Dr. Alexander Ivanov ve Dr. Steve Watkins’in katkılarının takdir edilmesi gerektiğinin ve özellikle Dr. Fu’nun fedakarlıklarla gerçekleştirdiği çalışmaların bu buluştaki hayati yerinin altını çiziyor. Prof. Dr. Hotamışlıgil, halen Harvard Üniversitesi’nde, JS Simmons Genetik ve Metabolizma Profesörü ve Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölüm Başkanı olarak görevini sürdürüyor. Şimdiye dek pek çok bilim insanı yetiştiren ve çok sayıda Türk öğrenciyi de laboratuvarına kabul ederek kariyerlerine hazırlayan Prof. Dr. Hotamışlıgil, metabolik hastalıklar konusunda dünyanın en önde gelen bilim insanlarından biri olarak görülüyor.


    Pek çok önemli çalışmaya imza attı
    Prof. Dr. Gökhan S. Hotamışlıgil, 1986 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olduktan sonra Harvard Üniversitesi'nde uzmanlık çalışmalarını tamamlamış ve öğretim üyesi olarak göreve başlamıştır. Genetik ve Metabolizma Profesörü Hotamışlıgil'in Harvard Üniversitesi'nde bir araştırma laboratuvarı bulunmaktadır. Hotamışlıgil, yine bu üniversitede Genetik ve Kompleks Hastalıklar bölümünün başkanlığını yürütmektedir. Vücudun metabolizmasını denetleyen mekanizmaların incelendiği laboratuvarında, genetik bir özelliğin bir hücreden diğerine nakline, ayrıca metabolik dengenin moleküler ve genetik kontrol mekanizmalarına odaklanan biyokimyasal, moleküler ve genetik çalışmalar yapılmakta; insanlardaki metabolik hastalıklarda görülen belli anormalliklerin neden ve çözümleri araştırılmaktadır. Hotamışlıgil'in çalışmaları, günümüzde diyabet, şişmanlık, kalp hastalıkları, karaciğer yağlanması ve astım hastalıklarına yeni yaklaşımların geliştirilmesine yol açmış ve bu hastalıklara karşı hem akademi, hem de endüstride birçok ilaç geliştirme programına temel teşkil etmiştir. Hotamışlıgil'in bu katkıları 2010 yılında Uluslararası Obezite Cemiyeti’nin Wertheimer ve Columbia Üniversitesi’nin Naomie Berrie ödüllerini getirmiştir.


    http://www.hsph.harvard.edu/research/gsh-lab

    Yorum yap


    • #3
      Uzmanlardan obez uyarısı

      Alkadays Nedir, Alkadays Zayıflatmaz Öldürür, Alkadays Kullananlarda Saç Dökülmesi, Alkadays Tehlikeli, Alkadays Kullananlarda Mide Kanaması, Alkadays Kullananlarda Bağışıklık Sistemi Çöker, Obeziteye Bitkisel Destek, Aşırı Kilo Problemlerine Doğal Çözüm, Şişmanlığa Son, Afrika Mangosu Faydasız, Yeşil Kahve Masalı, İnsanları Bitkisel Diye Kimyasal ile Zehirliyorlar, Sibutramin Ölümlere Sebep Olabilir, Konja Forte



      Uzmanlardan obez uyarısı

      VAN (İHA) - Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Sait Uçar, obezite hastalığının çağın önemli ve ciddi bir hastalığı olduğunu belirterek çocukların düzenli beslenmesine daha dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

      Van Özel Hayat Divan Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Sait Uçar, obezitenin çocukluk çağında en önemli sebebinin yanlış beslenmeden kaynaklandığını söyledi. Uçar, yanlış beslenmede ağırlıklı olarak yağlı ve şekerli besinlerle beslenen çocuklarda sık göründüğü, özellikle fast-food türü beslenme çeşidinden dolayı obeziteye sık sık rastlandığını belirtti. Diğer küçük hastalık guruplarında hormonel bozukluklar ile ilgili obeziteye rastladıklarını ifade eden Uçar, şöyle konuştu: "Bir yaşında çocuğun ortalama kilosunun 8 ile 12 kilogram arasında olması gerekiyor. Bu tür hastaların teşhisini koyabilmemiz için herhangi hormonal bir bozukluğu var mı yok mu diye tetkikler gerekiyor. Obezitenin ileride açacağı problemler arasında damar hastalıkları, şeker hastalıkları ve ileride kanser çeşitlerinin de obez hastalarda daha fazla görüldüğü tesbit edilmiştir. Obezite çağımızın önemli ve ciddi bir hastalığıdır."

      Bu hastalık için yapabileceğimiz ve alabileceğimiz önlemler neler olabilir konusunun önemli olduğunu anlatan Dr. Uçar, şöyle konuştu: "Çocuklarımızı düzenli beslemeliyiz. Düzenli ana ve ara öğünlerle beslenmeli. Özellikle ara öğünlerde hazır yiyeceklerden unlu, şekerli ve yağlı gıdalardan uzak tutmalıyız. Örneğin okul beslenmesine hamburger koyacağımıza meyve, sebze koyarsak hem daha dengeli beslenmesine yardımcı oluruz hem de obezitenin önüne geçmiş oluruz. Bu yüzden anne ve babalara tavsiyemiz, bu tür bir hastalıktan kaçınmak için çocuklarının dengeli beslenmesine dikkat etsinler ve sebze ve meyve yemelerine dikkat etsinler"

      Yorum yap


      • #4
        Fastfood şişmanlatıyor



        Fastfood şişmanlatıyor

        NEW YORK (AA)- Fastfood türü yiyeceklerin şişmanlattığı yeni bir araştırmayla daha güçlü şekilde kanıtlandı.

        Kuzey Carolina Üniversitesi'nden Dr. Barry Popkin ile ekibi, yaklaşık 3400 kişi üzerinde uzun süreli bir araştırma yaptı.

        Araştırmacılar, fastfood lokantaları ile geleneksel lokantalarda yenen yemeklerin etkisini saptamak için, araştırmanın 7. ve 10. yıllarında, araştırmaya katılan kişilerin yeme alışkanlıklarına (geleneksel ve fastfood lokantaları) ve vücut kütle endekslerine (VKE) baktılar.

        American Journal of Clinical Nutrition'da yayınlanan araştırmada, daha çok fastfood türü gıdalarla beslenenlerin VKE'lerinin daha fazla olduğu saptandı.

        Araştırmanın 7. yılında, haftada yenilen her fazladan fastfood yemeğinin VKE'nin 0,13 puan artmasına yol açtığı, 10. yılda ise haftada yenilen her fazladan fastfood'un VKE'nin 0,24 puan artmasına sebep olduğu belirlendi.

        Bununla birlikte araştırmacılar, geleneksel lokantalarda yenen yemeklerle VKE artışı arasında bağlantı bulamadılar.

        Popkin, yaptıkları araştırmanın ne kadar çok fastfood türü yiyecekler yenilirse o kadar çok kilo alındığını kanıtladığını söyledi.
        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

        Yorum yap


        • #5
          sevgi gül Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
          hayırlı günler, eşim 2 ay önce size sipariş vermişti iksir, tonik ve çaylardan.Gökçek iksir o zaman dikkatimi çekmemiş çünkü şişmanlamaktan öte ben tiroit bezlerimle uğraşıyordum. Hatta bir kaç kez sizi telefonla da rahatsız etmiştik. İksiri methetmemden dolayı kayınvalidemlerle başlayan maratonda tek başıma devam ediyorum. Çünkü tadı iksirin gerçekten kötü. Bu konuda sizi tebrik edemeyeceğim. Şaka bir yana ben çevreme iksiri övedurayım eşim 20 günde 5 kilo verdi, midesi için içiyordu. ben guatr için içiyordum ama 2 kilo verdim ve günde 5 kaşık içmiyoruz hem sabahtan okuldayız sarımsak kokmamak için hem de sadece 1 kere içecek isteği bulabiliyoruz kendimizde. Bu itiraftan sonra sadede geleyim, herkes zayıflamak istediği halde başaramadığı için bir de söylemesi zahmetli geldiğinden biz şimdi iksiri başka bir aileye verdik, o da sizden bana gökçek iksir sipariş edecek. boyum 170 kilom 48 bir çocuk annesiyim. metobolizmam hızlı çalışıyo, prematüreyim, abartarak yemiyorum farkındayım benim sorum şu bu gökçek iksir bana kilo aldırır mı ve de tiroit hormonları ve boğazımdaki lenf bezleri için faydası olur mu? Hani sarımsaksız ya merak ettim. Mektup gibi oldu kusura bakmayın.
          Mrb
          Garsinya Forte, Tiroid Forte, Spirulina Forte, Karbonat Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Zayıflama çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.



          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

          Yorum yap


          • #6
            türkali Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
            on yıl önce evlendiğimde 53 kiloydum iki hamileliğimden sonra 79 kiloya kadar çıktım doğum yapalı on ay oldu iki aydır gökçek diyet kullanıyorum ve şu an 69 kiloyum iki ayda 10 kilo vermiş olmam kendime olan güvenimi yerine getirdi evet hedeflediğim kiloya düşeceğime inanıyorum tabiki gökçek diyet sayesinde ve hiçbir yan etkisi yok tanıdığım herkeze tavsiye ediyorum
            Buna çok sevindim, zayıflıyanlar çok ama yazı yazmaya gelince üye olmak ve yazı yazmak vatandaşa zor geliyor. teşekkürler. Önce kendi üzerimde denedim 17 kg verdim sonra Nurettin beyin komşusu 240 kg geliyordu onun üzerinde denedik bayan bir ayda 20 kg verdi. Gökçek Diyet çok etkili.Kulanlar hep memun.Kilo vermek için en ideal ürün Gökçek Diyet veya Gökçek Tonik ile çünkü bağırsaklar çalışmaya başlar ve yediğiniz besinleri değerlendirir. Böylece fazla besine gerek kalmaz.Sizin takriben 2-3 ay daha Garsinya Forte, Acai Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek Tonik, Zayıflama çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar. Artı her lokma en az 30 defa çiğnemeli, aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.

            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

            Yorum yap


            • #7
              SİNAN1 Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
              Merhaba İbrahim bey.Yaklaşık 3.5 aydır ürünlerinizi kullanıyorum.Peynir salam sucuk siyah çay tüketmedim.Et şeker ve hamur işini çok az kullanıyorum.3 şişe iksir 7 şişe tonik bitirdim.Kemik kabızlık ve basur çaylarına devam ediyorum.3 Ayda 14 kilo verdim.Saçlarımdaki kepeklenme ve yağlanma geçti.Artık uykudan yorgun uyanmıyorum.Vucudum dinç.Karnımdaki şişkinlik yok kabızlık yok.İnanılmaz ama artık geçti.Basur ağrımda azalma var, artık basur akıntısıda geçti.Sadece dilimin arka tarafında küçük bir beyazlık var inşalla oda geçer.Teşekkürler İbrahim bey.


              Sinan bey iyileştiğinize çok sevindim.Burada tabii siz kendi doktorunuzsunuz.Gönderdiğim iksir ve tonikleri düzenli alıyorsunuz, beslenmenize dikkat ediyorsun.Bütün hastalar siznin gibi olsalar tedavi olmaları çok kolaylaşır.Sizin takriben 3 ay daha Garsinya Forte, Acai Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek Tonik, Zayıflama çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar. Artı her lokma en az 30 defa çiğnemeli, aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.

              Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

              Yorum yap


              • #8
                atiye Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                Sevgili İbrahim Bey
                atiye Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                Bundan bir ay önce sizden tonik almıştım rahatsızlığım şişkinlik ve kabızlıktı daha önce farklı bitki çayları kullanmış ve bir sonuç alamamıştım.Şu anda çok rahat ve şişkinlik adına bir rahatsızlık adına hiç bir yakınmam yok. Ve on kilo verdim.
                saygılarımla
                Atiye Hanım sizin adınıza sevindim, sizin takriben 3 ay dahaGarsinya Forte, Acai Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek Tonik, Zayıflama çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar. Artı her lokma en az 30 defa çiğnemeli, aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.

                Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                Yorum yap


                • #9
                  OsmanGürol Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                  Sayın İbrahim Bey,

                  Sizin internet sitenizle 6 ay kadar önce tanıştım. Sağlıkla ilgili tespitleriniz ve web stenizde yer alan açıklamalar bana çok mantıklı geldi. Çünkü kendimi çok sağlıklı besleniyor sanıyorken, aşırı yemek yemediğimi düşünmeme rağmen giderek artan bir kilo problemi ile karşılaştım. Ne kadar çaba göstersemde kilo veremiyordum. Bunun üzerinde son zamanlarda özellikle sabahları vücüdümda büyük bir ağırlık oluşmaya başladı işe giderken merdivenleri bile güçlükle çıkmaya başladım. Hatta yaşlı ama dinç insanlara çok özenmeye başlamıştım. Nasıl bu kadar dinç olabiliyorlar diye. Üstüne üstlük karaciğerimde yağlanma tespiti ile birlikte aniden karaciğerimin üzerinde ağrı yapan kırmızı renkli bir ben oluştu. Bir şekilde tahlil ettirmeye kalksam iyi huylu da olsa kötü huylu da olsa kesip alacağız diyeceklerdi.

                  Sonuçta sağlığımla ilgili olarak bir şeylerin yanlış gittiği belliydi ve sanırım yanlış besleniyorum diye düşünmeye başladım ancak hatalar nedir bunları anlayamıyorum . Tesadüfen bulduğum sitenizdeki yazılarınızı ve tespitlerinizi okuyunca anlatılanların benim yaşadığım rahatsızlıklarla uyduğunu gördüm. Ben işyerinde çok siyah çay içiyordum ve peyniri çok seviyor , her sabah mutlaka peynirli sandviç yiyor sağlıklı olduğuna da çok inandığım ve de sevdiğim için için bol bol peynir tüketmekte bir sakınca görmüyordum. Hatta çok sevdiğim için akşam yemeklerinde bile yemeklerin yanında bile peynir alıyordum. Ancak çok faydasını gördüğüm (!) için bu alışkanlıklarımı bıraktım.2 şişe Gökçek Tonik ve 1 şişe Gökçek İksir ve 2 şişe Tentürü bitirdiğimde bana sürekli kilo vermelisin diyen arkadaşlarımın epey zayıfladın dediğini gördüm. Tabi ki manken gibi olmak için değil ama fazla kilo her türlü hastalığın sebebi olduğuna göre neden bu ağırlıkları fazladan hayatımız boyunca taşımak zorunda olalım . Ayrıca Tonik ve İksiri kullandıktan sonra karaciğerimin üzerinde ortaya çıkan benin de kurumaya başladığını ve küçüldüğünü gördüm. Toniği ve iksiri kimi zaman sizin önerdiğiniz dozdan daha fazla dozlarda da denedim hiç bir zararını görmediğim gibi tam tersine faydasını gördüm. Tonik ortaya çıkan yalancı açlık hissini yok ediyor ve gereksiz yere abur cubur alma isteğini yok ediyor. Ancak diğer perhiz çayları gibi güçten düşürmüyor. Tüm bu etkiler kesinlikle onun doğal ve faydalı olduğunu kanıtlıyor. Daha az ve öz yemek yiyorsunuz ve öğün aralarında kesinlikle acıkmadığınız gibi dayanıklılığınızda artıyor.Tabi ki sağlığımdaki izlediğim tüm bu olumlu değişikiliklerden dolayı çok sevindim. Dolayısıyla çok faydasını gördüğüm bu tedaviye devam edeceğim.


                  Saygılarımla,

                  Osman Gürol
                  Osman bey sizin sağlığınız da çok olumlu gelişmelerin olması beni çok sevindirdi.Tabii sabırlı azimli olmanız ve beslenmenize dikkat etminz çok çok önmelidir.Garsinya Forte, Acai Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek Tonik, Zayıflama çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar. Artı her lokma en az 30 defa çiğnemeli, aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.


                  Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                  Yorum yap


                  • #10
                    airforce19 Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                    Ben askeri personel mensubuyum 21 kasim 2008 den beri kurdeşen hastasiyim 2 ay boyunca doktor doktor gezdim gerek askeriyenin doktorlari olsun gerekse sivil doktorlara gittim bana perhiz yapmami ve allarji yapan Şeyleri yemememi söyledİler bir sürü antihistaminik ve kortizonlu İlaç verdiler 2 ay kullandim fakat hastaliğim daha kötüye gitti ve bu işin böyle olmayacağna karar vererek internette araştirmalara başladim ve İbrahim gökçek'in sayfasi İle karşilaştim ilaçlari 2 aydir kullaniyorum ve 2 ayda 15 kg. Verdim İbrahim beyin sayesinde hem kilo verdim hemde hastaliğim eskisine göre çok çok iyi ilileşeceşime kanaatim kesin insallah ibrahim beyin yardimi ile herkeze allah acil şifalar versin
                    Mrb
                    Kurdeşeni tedavi süreci her insanda aynı sürede olmaz, çünkü her bünye farklıdır.Mesela Ali abi 35 günde iyileşti, bir subayımız 70 günde iyileşti,Yani tedavi süreci 2-3 ay ortalama bu böyledir.Fakat kimya mühendisi olan ibrahim beyin tedavisi 5 ay olmasına rağmen henüz % 90 iyileşti.İbrahim beyin tedavisi neden böyle çok uzadı, çünkü tam 30 yıl kimyasal ilaç üretimi ile uğraşıyor.Tabii ki deri, nefes, ve sindirim yollu ile aldığı toksik maddeleri vücuda o kadar yerleşmiş ki bizim ürünlerin etkisi kolay kolay tepki vermiyor.Özeliklede bağırsak mukozası tahrip olmuş ve çok yoğun mantar yerleşmiş.Sizde çok ağır ve uzun süre antibiyotik kullanmışsınız.Bu nedenle sizin tedaviniz 3-4 ay sürebilir.Biliyorsunuz rahmetli Bület Ecevite kortizonlu ilaçlar vermişlerdi ve adamın kemikleri cam gibi kırılgan olmuş ve sürekli çelik korse giyinmek zorunda klamış ve hafızası sıfırlanmıştı.Bu nedenle mümkünse kimyasal ilaç kullanmayalım, mecbur kalırsanızda çok az ve kısa bir süre kullanmalısınız.Zaten her türlü alerjik hastalıkta kullanılan antihistaminik ve kortizonlu ilaçlar tedavi edici değil ve kısa süreliğine sadece baskı altına alıcıdır ve uzun süre kullanıldığında daha ağır felaketleri tetiklerler.Yani Gökçek İksir, Gökçek Tonik ve kurdeşen çayı tek çözümdür.Bu da biraz zaman alan bir iş o kadar.Bu normal bir süreçtir.Gökçek Tonikin zayıflatıcı özeliğide kilolu bay ve bayanlar için mükemmel bir artı değerdir.Sizin 2 ayda 15 kg vermeniz çok güzel.Garsinya Forte, Acai Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek Tonik, Zayıflama çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar. Artı her lokma en az 30 defa çiğnemeli, aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.



                    zayıflığın sırrı hormonlarda
                    Almanya'da "fitness papazı" olarak ünlenen Dr. Ulrich Strunz, beslenmeyle ilgili yapılan araştırmaların sonuçlarını ve en yeni bilgileri değerlendirerek, kısazamanda 10 kilo verileceğini iddia ettiği "dünyanın en akıllı rejimini" üretti. Bu reçete sayesinde kalori saymanın gereksiz olduğunu belirten uzman, şişmanlığın çok yemekten değil, sadece az Hormon üretmekten kaynaklandığını söyledi.
                    Hormonların, alınan gıdaların bir ürünü olduğuna dikkat çeken Dr. Strunz, yenilenlerin, şişman veya zayıf olmanın yanı sıra, insan duygu ve düşüncelerini de etkilediğine dikkat çekti. Dolayısıyla Hormonlar alt üst olduğundan, yağ bezlerinde yağ depolandığını kaydeden Dr. Strunz, bu nedenle hormonların, hareket yapma isteğimizin de azalmasına neden olduğunu vurguladı.
                    İYİ VE KÖTÜ HORMONLAR
                    Bünyede sayısız miktarda hormon bulunduğunu, ancak bunlardan önemli olanın genç ve zayıf kalmayı sağladığından "iyi" olarak nitelendirilebilen testosteron ve HGH Hormonlarının tanınması gerektiğini belirten Dr. Strunz, "Testosteron, gıda üzerinden alınabilen çinko, mangan ve Albümin alma yoluyla üretilebildiği gibi, bazı kas hareketleri, koşma, yürüme ve mutluluk verici düşüncelerle harekete geçebilirler. Büyüme Hormonu olan HGH insan vücudundaki en güçlü yağ yakıcıMadde. Halk dilinde gençlik Hormonu olarak da adlandırılan HGH'yi bünye, en fazla derin uykudayken üretiyor. Gündüzleri kas egzersizleri yaparak, hayal görerek veya meditasyon yaparak rahatlama yoluyla bu uyku dönemi taklit edilerek bu hormon çoğaltılabilir" dedi.

                    Dr. Strunz, kötü Hormonların ise kortisol ve ensülin olduğuna dikkat çekerek, bunların yaşlandırdığını, şişmanlattığını ve hasta yaptığını belirtti. Dr. Strunz, stres hormonu olarak nitelendirilen kortisolun, işyerindeki ve evdeki sinir bozucu olaylar karşısında çoğaldığını, kas oranını azaltırken yağ depolarını artırdığını söyledi.
                    Yaşlanmayı ve hastalanmayı hızlandıran ensülinin de, yağ hücrelerindeki yağın birikmesinin ana sorumlusu olduğuna işaret eden Dr. Strunz, insanları şişmanlatan bu maddenin, kola, çikolata patates ve beyaz ekmekte bulunduğunu belirtti.

                    ZAYIFLATAN HORMON
                    Yemek yenildiğinde, kan şeker oranı yükseldiğini vurgulayan Dr. Strunz, "Midenin arkasında olan, boşaltıcı kanallarıyla onikiparmak bağırsağına bağlı, iç ve dış salgıları olan iri bir bez olan pankreas, ensülini kandaki şekeri, hücreleri taşıması için görevlendirir. Orada kaslar, beyin ve kalp için şekere ihtiyaç var. Ancak, şişmanlatıcı hormon ensülin kanda yüzdüğü sürece, yağlar sökülemez, aksine yağ bezlerine bile sokulur. Ensülin kandan kaybolduğunda, zayıflama hormonu glukagon devreye girerek, depolardaki yağı hareketlendirerek, yakılması için kaslara nakliye eder" dedi.

                    Dr. Ulrich Strunz, sürekli bünyenin yakması için ensülin üretmesi gereken besinleri yiyenlerin, ister istemez kilo aldığına işaret ederek bu nedenle yiyeceklerin kalori miktarından ziyade besinlerin şeker endeksine dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
                    AKILLI DİYET İÇİN TAVSİYELER

                    Az yemenin yan etkileri: Kalori sayanlar, kilo alır. Çünkü 1200-kalori-rejimi uygulayan kişi, yağ metabolizmasını harekete geçirmek için zayıflatıcı hormonları üreten besinleri alamıyor.
                    Albümin yağları söker: Ayrıca zayıflamak isteyenler, Günde üç-dört kez 30'ar gram kalori ve yağ yakıcı albümine ihtiyacı var. Üstelik bünye albümini yağa çevirerek depolamıyor. Bunun için albümin tozundan hazırlanan içecekler tavsiye edilir. Aksi takdirde gerekli miktarı almak için çok yemek gerekir.
                    Şeker endeksi: Ensülinin kandan kaybolması için şeker endeksi düşük olan sebze, meyve, tavuk eti, balık, az pişmiş makarna, kaba öğütülmüş buğdaydan veya çavdardan yapılmış ürünleri ve süt ürünleri gibi gıda maddelerini tüketilmesi tavsiye edilir.
                    Makarna patatesten iyi: Patatesin, özellikle yağda kızartılmış olanının, şeker endeksi yüksek olduğundan, makarnaya nazaran daha çok şişmanlatıyor. Yalnız makarnanın da endeksi artmaması için çok yumuşayıncaya kadar pişirilmemesine dikkat edilmeli.
                    Herkes gençleşebilir: Vücudun her iki senede bir cildini yeniliyor. Dolayısıyla yeni cildin yanı sıra kendine yeni kas ve yeni bir bağışıklık sistemi inşa ediyor. Bu arada kendisine doğru besinler verilirse, hormonların yardımıyla da genç ve Sağlıklı bir vücut üretir. Buna herkes kavuşabilir, hangi yaşta olursa olsun.
                    KOŞMAYIN YÜRÜYÜN
                    Yürümek koşudan faydalı:
                    Hareket ayrıca mutlu yaptığından, aşırı olmaması şartıyla düzenli spor hem kilo vermeye yardımcı olur, hem kendimizi genç ve dinamik hissetmemizi sağlar. İlk günlerde egzersizlerin ağır ağır yapılmasına ve en iyisi uzun yürüyüşlerle başlanmasına dikkat edilmeli. Çünkü koşu, yanlış yapıldığında, ayakların terlemesinden ve dizlerin aşınmasını başka bir şey getirmez. Örneğin hızlı yüründüğünde veya koşulduğunda, nabız deli gibi atar. Kas hücrelerine yeterince Oksijen gelmediğinden vücut yağ yerine karbonhidrat yakar.

                    Cinsellikle de testosteron üretilebilir: Testosteron hormon oranı vücutta git gide azalır. Bu nedenle yaş ilerledikçe kendimizi daha yorgun ve isteksiz hisseder, hatta zaman zaman depresif bile oluruz. Ancak 90 yaşında bir adam bir delikanlıda olan testosterona sahip olabilir. Çinko artı albümin artı vitamin B6 bol miktarda testosteron eder. Bol miktarda mantar, kabak çiçeği, tahıl, soya ürünleri ve karides yenmeli, çay içilmeli.
                    Zayıflığın baş düşmanı: Mutlaka kaçınılması gerekenler arasında kortisol ve Adrenalin hormonları salgılayan, dolayısıyla testosteronun dozunu düşüren stres ve alkol.
                    iha
                    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                    Yorum yap


                    • #11
                      nvz Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                      ibrahim beyin en çok baş belasından biriyimdir.benim sakalımda biraz dökülmeler meydana geldi.ama toplu değil yer yer küçük nohut tanesi veya daha küçük şeklinde.cilt doktoruna gittim alopesi areata teşhisi koydu nette araştırırken ibrahim beyin sitesine rastladım.kendisiyle görüştüm.ürünleri aldım(iksir,tonik ve enfeksiyon çayı)kullanmaya başladı35 gündeçok ince kıllar gelmeye başladığını gördüm.sakal kanalcıkları açıldı.yavaş yavaş birkısmı gelmeye başladı.(2 ay içerisinde)ama ufak ufak dökülmeler var daha.yalnız sakal kanalcıkları kaybolmuyor(10 gün içinde gene gelmeye başlıyor)daha ne kadar gider bilmiyorum allah hepimize şifalar versin.BU ARADA 2 AY İÇERİSİNDE 5 KİLO VERDİM TONİK SAYESİNDE.ilgilenen varsa tavsiye ederim.
                      gerçekten kilo için birebirdir.nevzat/İZMİR
                      Sağlıklı zayıflama çok önemlidir, bazıları zayıflamak için çeşitli diyet yöntemleri deniyorlar ve zayıflarken sağlıksız zayıfladıklarından yüz, kol, bacak ve karın kasları sarkıyor ve çirkinleşiyorlar.Siz ise sağlıklı bir şekilde zayıflıyorsunuz üstelik aynı zamanda tedavi oluyorsunuz.Garsinya Forte, Acai Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek Tonik, Zayıflama çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar. Artı her lokma en az 30 defa çiğnemeli, aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
                      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                      Yorum yap


                      • #12
                        mehmet86 Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                        Ben vefa İbrahİm beye fazla kİlolarimdan dolayi baŞ vurmruŞtum ve bana gÖkÇek tonİk kulanmami ÖnermİŞtİ benİm kİlom 93 kİloydum ve ÜÇay tonİk kulandiktan sonra 84 kİloya dÜŞtÜm ve tam İdeal bİr kİloya kavuŞtum Şuan tam formumdayim buluŞlarindan dolayi İbrahİm beye Çok teŞekÜr ederİm fazla kİlolarindan dert Çekenlerİn İbrahİm beye uĞramalarini tavsİye ederİm.
                        Mehmet bey Gökçek Tonik, Gökçek Zayıflama çayı ile birlikte diyette yapasaydınız 10 günde 10 kg verebilirdiniz.Beni bir kdın programına çağırdılar.Baktım bende hafif kilo var.7 gün tatlı hamurlu ve peynirli yemedim ve günde 4-5 defa bir su bardağı Gökçek Tonik içtim ve 7 günde 7 kg verdim.Yani daha kısa sürede daha çok kilo verebilirsiniz beslenmenizi değiştirebilirsiniz.Garsinya Forte, Acai Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek Tonik, Zayıflama çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar. Artı her lokma en az 30 defa çiğnemeli, aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.

                        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                        Yorum yap


                        • #13
                          merhaba hocam 30 yıldır bu kilolardan tiksindim taşıya taşıya bir aydır omer coşkunun bıtkı kapsülünü kulanıyorum 4 kılo verdim 8kilo gerı aldım lütfen bir çare seker tansuyon kolysturol boyun fıtıgı bel kayması yok yok hepisi var 108 kiloyum yasamaktan bıktım ALLAHIN adıyla ne olur bana care SAYGILAR

                          Yorum yap


                          • #14
                            salihaulku Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                            merhaba hocam 30 yıldır bu kilolardan tiksindim taşıya taşıya bir aydır omer coşkunun bıtkı kapsülünü kulanıyorum 4 kılo verdim 8kilo gerı aldım lütfen bir çare seker tansuyon kolysturol boyun fıtıgı bel kayması yok yok hepisi var 108 kiloyum yasamaktan bıktım ALLAHIN adıyla ne olur bana care SAYGILAR
                            Saliha hanım problem yok, iksir, tonik ve zayıflama çayı ile 3-4 ayda 90 kg ınaltına inersiniz inş.Tabii ki tatlı ve hamurlu yememeniz, asitli ve tatlı içmemeniz.Çay, kahve kola, ve peyniri unutmalısınız.Bu kurallara uyarsanız kısa sürede ZAYIFLARSINIZ.Ben sayın doçentin konuşmalarına balkıp gülüyorum zaten bundan bir kaç yıl önce onu bir programda izlemiştim.Altınbaşak otu diye Altın otundan bahsetmesi çok komik bir durumdu.Bu konularda hiç bir bilgisi olmayan bir kişidir.Garsinya Forte, Acai Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek Tonik, Zayıflama çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar. Artı her lokma en az 30 defa çiğnemeli, aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.

                            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                            Yorum yap


                            • #15
                              sayın hocam ben kronik kabızlık,bağırsak gazları,midede şişkinlik ve yanma çekiyorum.Fazla yemek yemememe rağmen kiloda veremiyorum.Artık bu kilolardan kurtulmak ve mide ağrılarından kurtulmak istiyorum.ne önerirsiniz?çalışıyorum

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X