Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Obezite, depresyon, şizofreni ve çocuklarda otizmin aslında bağırsak bakterilerinden kay

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Obezite, depresyon, şizofreni ve çocuklarda otizmin aslında bağırsak bakterilerinden kay




    İşte şizofreni ve depresyonun asıl nedeni

    Obezite, depresyon, şizofreni ve çocuklarda otizmin aslında bağırsak bakterilerinden kaynaklandığı net olarak ortaya konuldu.

    Bağırsak mikrobiyotası hakkında bilgi veren Prof. Dr. Tarkan Karakan, “Bağırsak mikrobiyotası, bağırsaklarımızda yaşayan çok sayıda bakteriler var. Vücudumuzdaki hücre sayısının on katı kadar bakteri bağırsaklarımızda yaşıyor. Bir insanın 10’da 9’unu bakteriler oluşturuyor.
    Özellikle kalın bağırsakta yetişen bakteri türüne biz mikrobiyotası adı veriyoruz. Son yıllarda özellikle tıp alanında çok önemli gelişmeler kaydedildi. Eskiden bu bakterileri ölçemiyorduk, sayısını, içeriğini bilemiyorduk ama son yıllarda yapılan teknolojik gelişmeler sayesinde genetik olarak bunlar tespit edilebiliyor. İsimlerini bilmediğimiz halde genetik yapılarını ortaya koyuyoruz. Trilyonlarca bakteri şuanda bağırsakta yaşamakta ve yapılan çalışmalarla da bu bakterilerle sağlığımız arasında çok yakın ilişkiler ortaya çıkıyor” ifadelerini kullandı.

    OBEZİTE, DEPRESYON, ŞİZOFRENİ VE ÇOCUKLARDA OTİZMİN ASLINDA BAĞIRSAK BAKTERİLERİNDEN KAYNAKLANDIĞI NET OLARAK ORTAYA KONULDU
    Bağırsak mikrobiyotasının neden olabileceği hastalıkları sıralayan Prof. Dr. Karakan, “Sindirim sistemi hastalıkları olmak üzere karında şişkinlik, kabızlık ve ishalle giden hastalıklarda bağırsak bakteri dengesizliği olduğu net olarak ortaya konuldu. Yine ülkemizde görülme sıklığı hızlı artan genç popülasyon da, üniversite öğrencilerinde giderek sıklığı artan iltihaplı bağırsak hastalığı dediğimiz hastalık, çağımızın vebası olarak tanımlanan obezite, yani şişmanlığın da aslında bağırsak bakterilerinden kaynaklanacağı net olarak ortaya konuldu. Hatta fare çalışmalarında obez fareden zayıf fareye dışkı nakli yapıldığında zayıf farenin aynı diyeti yemesine rağmen şişmanladığı gösterildi. İnsanlarda da buna benzer bulgular ortaya çıkmaya başladı. Yenilen yemeğin içeriğinden bağımsız olarak, bağırsaktaki bakteri yapınız vücut kilonuzu, vücuttaki yağ dağılımınızı belirleyebiliyor. Şeker hastalığında da bağırsak bakteri hastalığının çok önemli olduğu anlaşıldı. Psikiyatrik ve beyin fonksiyonları arasında da çok önemli bulgulara rastlandı. Özellikle depresyon, şizofreni ve çocuklarda otizmde de bağırsak bakteri yapısının bozulduğu ortaya konuldu” şeklinde konuştu.

    SAĞLIKLI BİR İNSANIN DIŞKISINI ÇEŞİTLİ MUAMELELERDEN GEÇİRDİKTEN SONRA HASTA OLAN KİŞİNİN BAĞIRSAKLARINA VERDİĞİNİZDE BAZI HASTALIKLARI İYİLEŞTİRDİĞİ GÖZLENDİ

    Bağırsak mikrobiyotasının tedavi çalışmalarının Amerika, Avrupa’da ve Çin’de devam ettiğini kaydeden Prof. Dr. Karakan, “Probiyotik dediğimiz yararlı bakterilerin verilmesi ile kısmen tedavide başarı elde etmek mümkün. Ama bu ürünlerin hangisi kullanılacak şuanda tam olarak ortaya konulamadı. Son yıllarda ilgi odağı olan bir konu dışkı nakli. Sağlıklı bir insanın dışkısını çeşitli muamelelerden geçirdikten sonra hasta olan kişinin bağırsaklarına verdiğinizde, bazı hastalıkları iyileştirdiği gözlendi. Hatta bu Amerika’da kapsül haline getirilip ağızdan verilmeye başlandı. Beslenme alışkanlığımız çok önemli burada, özellikle bu batı tipi beslenme, yağlı, şekerli gıdaların çok tüketilmesi, özellikle çocukluk çağında kullanılan antibiyotiklerin yetişkin yaşa geldiğinde obezite, iltihaplı bağırsak hastalığı riskini 2-3 kat arttırdığını gösteren çalışmalar var. Bu nedenle bağırsak mikrobiyotası çok önemli ve antibiyotik de günümüzde en çok zarar verenlerden bir tanesi, buna da çok dikkat etmemiz gerekiyor. Gelecekte de şuanda devam eden en az 20 tane hastalık üzerinde de araştırmalar devam ediyor. Gerçekten gelecekte genetikten sonra mikrobiyota konusu tıpta çok önemli olacak. Sanırım bazı hastalıkların altında da bu durum yatmaktadır” diye konuştu.




  • #2


    Otizm, Otizm Nedir?, Otizm'in Belirtileri, Otizm Tedavisi

    OTİZM

    Otizm, yaşamın ilk üç yılında fark edilen ciddi bir gelişim bozukluğudur. Ömür boyu süren ve sosyal etkileşim ve iletişime zarar veren bir hastalıktır. Beynin yapısını ve işleyişini etkileyen sinir sistemindeki sorunlardan kaynaklandığı düşünülmektedir. Genellikle ebeveynler, çocuklarının yaşamının ilk iki yılında fark ederler. Çaresi olmayan bir hastalıktır ve kalıtımsal kökenlidir. Otizmli çocukların, dış görünümleri diğer çocuklardan farklı değildir. Ancak, davranışlarında farklılık görülmektedir. Otizm hastalığının bağlantılı olduğu diğer durumlar ise şöyledir. Genetik bozukluklar, zeka geriliği, epilepsi, metobolizma bozukluklarıdır. Ayrıca, otizme yakalanma riski erkek çocuklarında daha yüksek orandadır. 1980 yılından bu yana otizm vakalarında artış görülmektedir.

    Otizm Belirtileri

    Otizmli çocuklarda bir dizi belirtiler gözlemlenir. Çevreye ilgisizlik, aşırı hareketlilik ya da hareketsizlik, göz kontağı kurmada zorluk, çoğunlukla cansız varlıklarla ilgilenme, yalnız kalmayı tercih etme gibi belirtiler görülür. El çırpma, kafa ve vücut sallama, sessiz kalma, zeka geriliği, öğrenmede güçlük, sosyal etkileşim bozuklukları, iletişim sorunları, sınırlı davranış, yineleyici davranışlar, kendini yaralama, rutin davranış, ihtiyaçlarını belirtmekte zorlanma, atipik yemek yeme davranışları da diğer belirtiler arasında görülmektedir.

    Otizm tanısı, davranışlara göre yapılmaktadır. Dolayısıyla otizm teşhisi laboratuvar sonuçlarıyla konulamaz. Erken tanının hayati önemi vardır, çünkü erken tanı konulan çocuklar çok hızlı ilerleyebilirler. Teşhis ancak uzmanlar tarafından, çocuğun doğrudan gözlemlenmesi ve aileye sorulan birtakım sorular ve gelişim testleri sonucunda konulabilir. Otizm tanısı, 12. aydan itibaren konulabilir. Çocuk hekimi, çocuğun gelişim tarihçesine bakar. Fiziksel muayeneyle bir ön inceleme yapar.

    Otizm Tedavisi

    En önemli ve en gerekli otizm tedavi yöntemi eğitimdir. Bilimsel araştırmalar sonucunda, otizmli eğitim alan çocukların çok iyi ilerleme gösterdikleri saptanmıştır. Bunun yanında diğer yöntemler ise destekleyicidir. Özel eğitimin en büyük faydası, otizmli çocuklarda sosyal ilişkileri geliştirmesi ve problemli davranışları azaltmasıdır. Eğitimin yoğun ve kesintisiz olması gerekir. Otizmli çocukların, haftada en az 20 saat birebir eğitim alması gerekmektedir. Yıl boyunca, otizmli çocukların eğitim alması gerekir. Erken eğitimin 5 yaşından önce başlaması şarttır. Her otistik çocuk bireysel açıdan farklılık gösterir. Öncelikle otizmli çocuğun incelenmesi ve ölçüm araçlarıyla performansı gözlemlenir. Özel eğitim programlarıyla, göz teması kurabilme ve yerinde oturabilme, komut alabilme davranışları geliştirilir. Aşırı hareketli olan, sinirlendiğinde kendine ve etrafındakilere zarar veren, komut alamayan çocuklara ilaç tedavisi uygulanır. İletişim kurma, duyguları ifade etme ve sosyal içerikli davranışlar edinebilmesi için özel eğitim programları uygulanır.
    Bitkisel Ürünler
    Gökçek Şifa
    Şifalı Bitkiler

    Yorum yap


    • #3

      Yorum yap

      Hazırlanıyor...
      X