Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Zencefil, Ginger, Zingiber officinale

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Zencefil, Ginger, Zingiber officinale

    ZENCEFİL Çok Yıllık | 1-2m | 5-9 Aylar | Ça,Ba,Ho,Na,Ar | Kökü



    Zencefil, Ingwer, Zingiber officinale ROSCOE
    Familyası: Zencefilgillerden, Ingwergewâchse, Zingiberaceae
    Drugları: Zencefil kökü; Zingiberis rhizoma Zencefil esansı; Zingiberis aetheroleumZencefil kökünden çay, esans, tentür ve natürel ilaç yapılır.
    Giriş: Zencefilin asıl vatanı Hindistan olup buradan diğer ülkelere ya-yılmıştır. Günümüzde Jamaika, Çin ve Hint zencefili diye anılan çeşitli türleri vardır ve bunlardan en kalitelisi Jamaika zencefilidir. Mendoza Doğu Hindistan’dan Amerika’ya 1547 yılında getirmiş ve bu tarihten iti-baren burada yetiştirilmeye başlanmıştır. Tarihte baharat olarak kullanılan zencefil pasta, bira ve şarap yapımında kullanılmış, çorba ve etli yemeklere katılmıştır. Zingiber kelimesi Hintçe singovera (boynuz gibi) kelimesinde türemiştir.
    Botanik: Zencefil 1-2m boyunda çok yıllık bitki olup tropik ülkelerde yetişir. Kökleri yumru gibi birbirine bağlı, yatsı, boynuz gibi ve etlimsi olup bu köklerle çevresine yayılır. Oval şekilde kenarları bütün fakat hafif dalgalı, koyu yeşil renklidir. Yaprak bir gövdeye sarılan boru şeklindeki kısım, bir de gövdeye oturmuş olan iki kısımdan oluşur. Yapraklı sürgünler 1-2m boyunda olabilirken çiçek koçanını taşıyan sürgün 20cm boyundadır. Çiçek koçanı 4-6cm büyüklüğünde olup üzeri sıra sıra kiremitlerle dizilmiş gibidir. Bu kiremit şeklindeki esmerimsi yaprakların altından çıkan çiçek sapları üzerinde çiçekleri bulunur.
    Yetiştirilmesi: Tropik ülkelerde yetiştirilen bitki Türkiye’nin sıcak bölge-lerinde yazın dışarıda kışın içerde yetiştirilebilir.
    Hasat zamanı: Sonbaharda yaprakları solup döküldükten sonra kökleri çıkartılarak iyice yıkanır, dış kabuğu soyulup ve bir gece soğuk suda bekletildikten sonra güneşte kurutulur.
    Bileşimi: Zencefil kökünün birleşimindeki maddeleri şöyle sıralayabiliriz;
    a) Eterik yağlar %1-3 arasında olup bunlarda 3 gruba ayrılır. 1)Sesquiterpenler; (-)-α-Zingiberen %30, Sesquiphellandren %15-20 (-)-β-Bisabolen %10-15 (+)-ar-Curcumen, α-Farnesen 2) Sesquiterpenalkoller; β-Sesquiphellandrol, Zingiberol (cis ve trans-β- Eudesmoldan oluşur)
    3) Monoterpenlerler; Neral, Geraniol, Citral ve Campher
    b) Arylalkanlar (Phenylpropanlar) %5-8 oranında olan bu bileşikler uçucu değildir ve 4 gruba ayrılırlar.
    1) Gigerollar [6]-Gingerol en önemlisi olup ayrıca [8]Gingerol, [10]-Gingerol, Gingerolmetileter, Gingerol-asetat ve Gingerolsulfonasit
    2) Shogaoller; [6]-Shogaol en etkili olanı olup bundan daha büyük olanların kalitesi düşüktür. Shogaoller zencefilin depolanması sırasında Gingerollerin parçalanması ile ortaya çıkar.
    3) Zingerollar depolama sırasında Gingerollerin parçalanmasında ortaya çıkar. Fazla olursa kaliteyi düşürür.
    4) Diarylheptanoitler; Gingerenon A ve B c) Hidroksibenzoeasit türevleri; Ferula asit, p-Cumarasit, Sinapinasit, p-hidroksibenzoeasit, Vanillenasit
    d) Ayrıca Sabit yağlar, şeker, müsilaj, şeker ve Antosiyanidinlerden; Cynadin-3-glikozit

    Araştırmalar: Zencefil kökü tozu ile üç önemli alanda arştırmalar ya-pılmıştır. Birinci olarak Kinesiya (bulantı, kusma, baş dönmesi gibi rahatsızlıklara araba veya vapur tutması sonucu) üzerine yapılan araştırma-larda gayet açık ve net olup etkisi ispatlanmıştır. Romatizma ve kansere karşı etkisi üzerine yapılan deneylerde etkili olduğu görülmüş fakat ne-ticeleri henüz netleşmemiştir. Kinesiya ile ilgili deneylerden birkaç örnek verebiliriz;
    1) D.B.Mowrey ve ekibi 1982’de 36 Kinesiya rahatsızlığı (gemi, vapur, tren, uçak veya araba tutması nedeni ile kişide görülen bulantı, kusma kırgınlık ve baş dönmesi gibi haller) olan hasta üzerinde tedavi denemesi yapılmıştır. Bu hastalara Zencefil tozundan günde 1gr 3 defa vermek suretiyle yapılan tedavide hastaların iyileştiği görülmüş-tür. (ZP.4.00.206)
    2) A.Grontued, E.Hentzer ve3 ekibi 1986’da vertigo (baş dönmesi ve bulantı) rahatsızlığı olan 8 hastaya günde 1gr Zencefil tozu vermiş ve hastaların iyileştiğini tespit etmiştir. (ZP.4.00.206). A.Grontued ve ekibi 1988’de 79 deniz subayı üzerinde zencefil tozu ve plasebo ile tedavi denemesi yapmıştır. Zencefil tozu alanların kinesiya rahatsız-lıklarından (kusma, baş dönmesi, bulantı ve aşırı terleme) kurtulduk-larını tespit etmiştir.
    3) MB.Bone, DJ.Wilkinson, JR.Young, J.Mc.Neil, Chartton ve ekipleri 1990’da kusma rahatsızlığı (emetik) olan 60 hasta üzerinde 1gr Zencefil tozu vererek tedavi denemesi yapmışlar ve neticede has-taların iyileştiği görülmüştür. (ZP.4.00.206)
    4) K.C.Srivastava, T.Mustafa ve ekipleri 1989 ve 1992’de toplam 56 romatizmalı hasta üzerinde Zencefil tozu ile tedavi denemesi yapmışlar ve hastaların iyileştiğini tespit etmişlerdir. (ZP.4.00.206)
    5) Hamilelik kusmasına karşı Fischer-Rasmussen ve ekibi 1990 yılında hastalar üzerinde Zencefil tozu ile tedavi denemesi yapmışlar. Bir kısmında kusma tamamen yok olurken bir kısmında da oldukça azalmıştır. (P.T.225)
    6) Londra’nın St.Bartholomes Hospital isimli hastanesinde 1990 yılında ameliyat sonrası bulantı (postoperatif nausea) rahatsızlığı olan hastalar üzerinde Zencefil tozu veya kimyasal ilaçla tedavi denemesi yapılmış ve Zencefil tozu alanlarda çabuk iyileşme görülmüştür. (A.Chevallier.153)
    Tesir şekli: Antiemetik (kusmayı önleyici), bulantı önleyici, salgı artırıcı, şişkinliği önleyici, kalbi kuvvetlendirici ve bağırsakları çalıştırıcı (peristaltik) özelliklere sahiptir.
    Kullanılması:
    a) Araştırmalara göre; yapılan araştırmalarda ispatlanmıştır ki Zencefil kökü tozu, başta kusma, kinesiyaya (vapur, gemi, araba, uçak, tren vb vasıtaların sebep olduğu kusma, bulantı, kırgınlık ve baş dönmesi gibi rahatsızlıkların) etkili olduğu tespit edilmiştir.
    b) Komisyon E’nin 05/05/1988 tarih 85 nolu ve 13/03/1990 tarih ve 50 nolu Monografi bildirisinde hazımsızlık ve kinesiya rahatsızlığına (seyahat hastalığı) karşı etkili olduğu beyan edilmiştir. c) Homeopati’de; Zencefil kökünden elde edilen tentürün başta burun deliklerinin kuruması, öksürük, astım, romatizma, hazım rahatsızlıkları ve gırtlak ağrısına karşı etkili olduğu iddia edilmektedir. d) Aroma tedavisi; Zencefil yağı başta ara doku iltihapları, bademcik iltihapları, iştahsızlık, dermansızlık, hazım rahatsızlıkları (şişkinlik ve kabızlık) seyahat hastalıkları (kinesiya) ve iktidarsızlığa karşı kullanılır. e) Halk arasında; kusma, bulantı, baş dönmesi ve kırgınlık gibi seyahat sırasında çıkan rahatsızlıklar ile hamile kadınlarda kusma, baş ağrısı, migren, kramp, cinsel yetersizlik (iktidarsızlık), kokuşma, şişkinlik, kabızlık, grip, ishal ve terleme gibi rahatsızlıklar, mide ve karaciğer üşütmesi ve de kanı temizlemek ve inceltmek için kullanılır.
    Açıklama: Kimyasal ilaçlarla (dimenhydrinat) ve Zencefil tozu ile ayrı ayrı gruplarla kinesiya hastaları üzerinde yapılan deney ve test sonuçlarından Zencefil tozunun hiçbir yan tesirinin olmadığı ve hastaları iyileştirdiği oysa kimyasal ilaçların hastaların merkezi sinir sistemine zarar verdiği görülmüştür.

    Çayı: Bir kahve kaşığı ince kıyılmış Zencefil kökü demliğe konur. Üzerine 300-400ml kaynar su ilave edilerek 8-10dk demlenmeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir. Zencefil kökü çok acıdır. Bu nedenle genellikle diğer şifalı bitkilerle karıştırılarak çay harmanı yapılır.

    Çay Harmanları:

    Gökçek Kineisya (seyahat hastalığı) çayı;
    50g Zencefil kökü
    40g Nane yaprağı
    10g Lavanta çiçeği
    Gökçek İştah çayı (iştahsızlık, tıkanma ve şişkinlik);
    30g Zencefil kökü
    30g Çentiyan kökü
    30g Pelin otu
    20g Kantaronotu
    Gökçek İştah çayı (hazımsızlık, şişkinlik ve tıkanmagibi ve iştahsızlık);
    30g Melek otu kökü
    30g Pelin otu
    20g Çentiyan kökü
    20g Kantaronotu

    Gökçek Hazım çayı (şişkinlik, tıkanma ve iştahsızlık);
    20g Papatya çiçeği
    20g Kantaron otu
    20g Zencefil kökü
    20g Kimyon tohumu
    20g Rezene tohumu

    Gökçek Sinir ve uyku çayı (sinirsel nedenlerle uyuyama);
    30g Kılıç otu
    20g Kedi otu kökü
    20g Oğul otu yaprağı
    20g Kakule
    10g Zencefil

    Gökçekgip çayı I;
    30g Ekinezya
    20g Mürver çiçeği
    20g Ihlamur çiçeği
    15g Zencefil kökü
    15ggip otu

    Gökçekgip çayı II;
    30g Ekinezya
    20g Ihlamur çiçeği
    20g Zencefil
    15g Mürver çiçeği
    15ggip otu

    Gökçek Öksürük çayı;
    30g Zencefil
    20g Sabun otu kökü
    20g Sinirli ot
    15g Calba çiçeği
    15ggip otu

    Gökçek Üşütme çayı;
    25g Zencefil
    15g Ihlamur çiçeği
    15g Papatya çiçeği
    15g Ebegömeci çiçeği
    15g Kuşburnu
    15ggip otu

    Gökçek enfeksiyonal ve ateşligip çayı;
    30g Zencefil
    20g Mürver çiçeği
    20g Ihlamur çiçeği
    15g Söğüt kabuğu
    15ggip otu

    Gökçek Terleme çayı;
    40g Zencefil
    20g Mürver çiçeği
    20g Ihlamur çiçeği
    10ggrip otu
    10g Papatya çiçeği

    Gip Çayı (Ateşli Üşütme hastalıklarında);
    30g Zencefil
    20g Söğüt kabuğu
    20g Mürver Çiçeği
    10g Ihlamur Çiçeği
    10g Keçi sakalı Çiçeği
    10ggipotu

    Gökçek Ateşli Hastalıklar Çayı
    30g Zencefil
    20g Söğüt kabuğu
    20g Civanperçemi otu
    10ggipotu
    10g Kantaron otu
    10g Çentiyan kökü

    Gip Çayı
    30g Zencefil
    20g Ihlamur Çiçeği
    20g Söğüt kabuğu
    10g Keçi sakalı Çiçeği
    10g Papatya Çiçeği
    10ggipotu

    Baharatı: Zencefil kökünden elde edilen toz veya eter yağı pasta, çorba, sulu yemekler, etli yemeklere aroma ve tat verici olarak katılır.
    Araştırmalar: Zencefil kökü su buharı damıtması (destilasyon) ile elde edilir. Yukarıdaki rahatsızlıklara karşı kullanıldığı gibi kas krampları, bel ağrısı, sinirsel ağrı ve iltihaplar, sindirim bozuklukları ve yorgunluğa karşı kullanılır. Ayrıca parfüm, baharat ve soslara da katılır.
    Homeopati’de: Zencefil kökünden 20gr ince kıyıldıktan sonra bir şişeye konur ve üzerine 80ml %70’lik Alkol ilave edilerek 4-6hafta bekletilir. Sonra süzülerek Homeopati’de ismi ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-5defa 10-15damla alınır.
    Hastalığın belirtileri (semptom): 1) Mide ağır, sanki taş doluymuş gibi 2) Başa kan hücumu nedeniyle baş ağrısı ve migren 3) Baş ağırmış gibi hissedilmesi 4) Eğilince başın içi yere düşecekmiş gibi hissedilmesi 5) Astım ve gırtlak altı yanması 6) Burun kuru hissedilir ve tıkanıksa 7) Burunda kaşıntı olursaBu gibi hallerde Zencefil tentürü kullanılır.
    Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur fakat acı olması nedeniyle fazla kullanılamaz.
    Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
    Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

  • #2
    Baharat olarak kullanılan bitkilerden ekstrakte edilen esansiyel yağların flukonazole dirençli ve flukonazole duyarlı Candida spp'ye karşı in vitro etkinliği

    Patrícia Pozzatti 1, Liliane Alves Scheid , Tatyana Borba Spader , Margareth Linde Atayde , Janio Morais Santurio , Sidney Hartz Alves
    üyelikler yıkılmak üyelik
    • 1Mikrobiyoloji ve Parazitoloji Bölümü, Mikoloji Bölümü, Universidade Federal de Santa Maria, Santa Maria, RS 97105-900, Brezilya.
    Soyut


    Bu çalışmada, baharat olarak kullanılan bitkilerden elde edilen seçilmiş uçucu yağların antifungal aktivitesi, hem flukonazole dirençli hem de flukonazole duyarlı Candida spp.'ye karşı değerlendirildi. İncelenen Candida türleri, Candida albicans, Candida dubliniensis, Candida tropicalis, Candida glabrata ve Candida krusei idi. Karşılaştırma amacıyla C. albicans, C. dubliniensis ve Candida non-albicans olarak gruplara ayrıldılar. Uçucu yağlar Cinnamomum zeylanicum Breyn, Lippia graveolens HBK, Ocimum basilicum L., Origanum vulgare L., Rosmarinus officinalis L., Salvia officinalis L., Thymus vulgaris L. ve Zingiber officinale'den elde edildi. Duyarlılık testleri M27-A2 metodolojisine dayalıdır. Uçucu yağların kimyasal bileşimi, gaz kromatografisi-kütle spektroskopisi ve tutma indeksleri ile elde edildi. Sonuçlar, tarçın, Meksika kekiği, kekik, kekik ve zencefil esansiyel yağlarının farklı seviyelerde antifungal aktiviteye sahip olduğunu gösterdi. Kekik ve zencefil esansiyel yağlarının sırasıyla en fazla ve en az etkili olduğu bulundu. Ana bulgu, flukonazol dirençli C. albicans, C. dubliniensis ve Candida non-albicans'ın Meksika kekik, kekik, kekik ve zencefil esansiyel yağlarına duyarlılıklarının flukonazol duyarlı mayalardan daha yüksek olmasıdır (P<0.05). ). Buna karşılık, flukonazole dirençli C. albicans ve Candida non-albicans, flukonazole duyarlı muadillerine göre tarçın esansiyel yağına karşı daha az duyarlıydı (P<0.05). Mayalar arasındaki ilişki Çalışılan uçucu yağların duyarlılıkları ve kimyasal bileşimleri, bu 2 parametre karşılaştırıldığında belirgindi. Son olarak, fesleğen, biberiye ve adaçayı esansiyel yağları, test edilen konsantrasyonlarda Candida izolatlarına karşı antifungal aktivite göstermemiştir.
    .................................................. ...........................................

    Zencefilin Faydaları Nelerdir?



    Zencefil, düzenli tüketilmesi halinde hazımsızlıktan kalp sağlığına kadar birçok sağlık sorunun rahatlatılmasına katkıda bulunabilir.


    Yazı İçeriği Zencefilin Faydaları

    Zencefilin Yan Etkileri Nelerdir?

    Zencefil Nasıl Tüketilir?

    Zencefil Çayının Faydaları

    Zencefil Nedir?


    İnsan sağlığına katkıları farklı araştırmalarla da desteklenen zencefil ülkemizde de popülerliği artan besinlerden biri. Geçmişi binlerce yıla uzanan bu bitkinin kökü geleneksel tıpta da sıklıkla kullanılır.

    Latince ismi Zingiber Officinale olan zencefil Asya’nın tropik iklim kuşağı altındaki bölgelerinde yetişir ve bolca tüketilir. Mutfaklarda ağırlıklı olarak baharat olarak kullanılan zencefilin çayı da yaygın olarak tüketilir. İnsanlık tarihindeki geçmişi uzun yıllara dayanan bu bitkinin insan sağlığına olası katkılarını şöyle sıralayabiliriz: Zencefilin Faydaları

    Hazımsızlığa İyi Gelebilir
    Birçok kişinin özellikle yemeklerden sonra yaşadığı hazımsızlığa karşı iyi gelebilen zencefil yaşanan ağrı ve rahatsızlığı rahatlatabilir. Zencefilin bu özelliği midedeki besinlerin boşalma sürecini kısaltmasından kaynaklanır. Bu durum, yapılan araştırmalarla da desteklenmiştir ve zencefil tüketiminin mide boşalma süresini yaklaşık yüzde 30 oranında hızlandırdığı ölçülmüştür.

    Ağrılara İyi Gelebilir
    Zencefilin yapısında gingerol adlı bir biyoaktif bileşik bulunur. Bu bileşik sayesinde zencefil, iltihabı azaltarak ağrı kesici etki gösterir. Bu etki özellikle taze zencefilde daha güçlüdür. Bir araştırmada taze zencefilin egzersiz sonrası yaşanan kas ağrılarını yaklaşık yüzde 25 oranında azalttığı ölçülmüştür. Zencefil tüketiminin kadınların adet ağrılarını azaltmada etkili olduğu da araştırmalarla tespit edilmiştir.

    Beyin Sağlığına Katkıda Bulunabilir
    Zencefil, yapısında bulunan antioksidanlar ve bileşikler sayesinde yaşlanmayla ortaya çıkan bilişsel sorunların giderilmesine katkıda bulunabilir. Beyin fonksiyonlarının gelişmesine yarayan zencefilin hafıza üzerinde de olumlu etkileri olduğu düşünülmektedir. 2012 yılında orta yaş grubundaki kadınlar üzerinde yapılan bir çalışma zencefilin bu katkılarını desteklemektedir.

    Kanser Riskini Azaltabilir
    Zencefilin güçlü antioksidan etkisi stresi azaltmada etkilidir. Stres ise vücuttaki toksik maddeler olan serbest radikallerin birikimini artırır. Serbest radikaller, kanser dahil olmak üzere birçok rahatsızlığa neden olabilir. Zencefil tüketimi vücudun serbest radikallerden kurtulmasına katkıda bulunarak kansere yakalanma ihtimalini azaltabilir. 2013 yılında yapılan bir araştırma ile kolorektal kanser riski taşıyan kişilere düzenli olarak zencefil verildi ve bu sürecin ardından deneklerin kolorektal yapısındaki olumsuzlukların azaldığı görüldü. Zencefilin bu olumlu etkilerinin yine yapısında bulunan gingerolden kaynaklandığı öngörülmektedir. Kolorektal kanserlerin dışında zencefilin mide-bağırsak, meme ve yumurtalık kanserlerinde de etkili olduğu düşünülmektedir. Kanser hastalarının zencefil tüketmeden önce hekimlerine danışmaları önerilir.

    Kan Şekerinin Düzenlenmesine Katkıda Bulunabilir
    Zencefilin yapısındaki gingerolün sağlığımıza bir diğer katkısı ise kan şekerinin dengelenmesine olan katkısıdır. Zencefilin Tip 2 diyabet üzerindeki olumlu etkileri 2015 yılında yapılan bir araştırma ile de desteklendi. Bu çalışmada Tip 2 diyabet sorunu olan 41 kişiye düzenli olarak zencefil tozu verildi. Araştırmanın sonuçlarına göre açlık kan şekerinde yüzde 12 oranında düşüş görüldü.

    Kilo Vermeye Destek Olabilir
    Düzenli olarak tüketilmesi halinde zencefil kilo vermeye de yardımcı olabilir. Bilindiği üzere diyabete sıklıkla yüksek kilo eşlik eder. 2016 ve 2019 yıllarında yapılan iki araştırma zencefilin kilo vermede etkili olabileceğini ortaya koymuştur. 2016 yılında obezite sorunu olan kadın hastalarla yapılan çalışmanın sonuçlarına göre zencefil hem vücut kitle endeksinin dengelenmesine hem de kan şekeri seviyesinin düşmesine katkıda bulunabilir. 2019 yılında yapılan araştırmanın sonuçlarına göre ise zencefil kilolu insanlarda yağ miktarının ve bel-kalça ölçülerinin azalmasına katkıda bulunabilmektedir. Zencefilin zayıflamaya yönelik etkilerinin enerji harcamasını artırmasından ve vücuttaki iltihabı azaltmasından kaynaklandığı düşünülmektedir.

    Mide Bulantısına İyi Gelebilir
    Mide bulantılarına olumlu etkileri olan zencefil özellikle hamilelikte yaşanan mide bulantılarını hafifletebilir. Düzenli alınan zencefilin hamilelik sürecinde yaşanan mide bulantılarını azalttığı araştırmalarla da desteklenmiştir. Hamilelik süreci kadın sağlığı üzerinde pek çok değişikliğe neden olabileceği için hamilelerin bulantıya karşı zencefil tüketmeye başlamadan önce doktorlarına danışmaları önerilir. Zencefil, ameliyatlar sonrasında görülen mide bulantılarını da azaltabilir.

    Kolesterolü Düşürebilir
    Düzenli zencefil tüketimi kolesterolün düşmesine olumlu katkılarda bulunabilir. Yüksek kolesterol kalp sağlığı üzerinde olumsuz etkilere neden olduğu için zencefilin kalp sağlığı üzerinde de olumlu etkileri bulunur. Özellikle kötü kolesterol olarak da adlandırılan LDL’nin kalp sağlığına zararları vardır ve zencefil tüketimi kötü kolesterolün düşürülmesinde de etkilidir.

    Zencefilin Yan Etkileri Nelerdir?

    Zencefilin küçük miktarlarda tüketilmesi halinde önemli yan etkileri yoktur. Günlük 5 gramın üzerindeki tüketimi yan etkilerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Zencefilin olası yan etkileri şöyle sıralanabilir:
    • Ağızda tahriş,
    • Mide sorunları ve bulantı,
    • Gaz,
    • Tansiyon düşüklüğü,
    • Kan sulandırması nedeniyle kanama sorunu.

    Zencefil tüketimi, kullanılan ilaçlara bağlı olarak farklı etkileşimlere neden olabilir. Bu nedenle ilaç kullanıyorsanız zencefil tüketimi konusunu doktorunuza danışmalısınız.

    Zencefil Nasıl Tüketilir?

    Zencefil, baharat olarak, çayı demlenerek ve toz halinde tüketilir. Taze haliyle tüketilmesi faydalarını artırır. Tavuk ve balık yemeklerine özellikle yakışan zencefil damak tadına göre farklı yemeklerde de kullanılabilir.

    Zencefil Çayının Faydaları

    Zencefil çayı faydaları, taze zencefilin faydaları ya da diğer tüketim şekillerinden elde edilen faydalara benzer şekildedir. Zencefil çayı hazırlamak için taze zencefili rendeleyerek ya da halkalar halinde doğrayarak kaynayan suya koyun. Ocakta 10 dakika tuttuktan sonra içime hazır hale gelir. İçmeden önce bal, limon, tarçın koyarak tadında değişiklikler yapabilirsiniz. Zencefil çayı haricinde zencefille farklı içecekler hazırlayabilirsiniz. Bunlardan biri de zencefilli kokteyl.

    .................................................. .................................................. .................................................. ..............

    Zencefilin Faydaları Nelerdir? Zencefil Nasıl Tüketilir?

    Bitkisel tedaviler yüzyıllardır alternatif tıbbın bir parçası olarak kullanılıyor. Son yıllarda bitkilerin sağlık üzerine faydaları tüm dünyada daha fazla dikkat çekmeye başladı. Zencefil de sağlığa faydaları bilinen lezzetli bir bitkidir.

    İçindekiler
    • Zencefil Nedir?
    • Zencefilin Faydaları Nelerdir?
    • Zencefil Çayı Nasıl Yapılır?
    • Zencefil Nasıl Tüketilir?
    • Zencefili Kimler Kullanamaz
    • Zencefil Neye İyi gelir?
    • Zencefilin Yan Etkileri Nelerdir?
    • Zencefil Nerelerde Kullanılır?
    • Zencefilde Hangi Vitaminler Var?
    • Zencefil Ne Kadar Tüketilmelidir?
    • Zencefil Nasıl Seçilir ve Saklanır?
    Zencefil Nedir?

    Zencefil kakule ve zerdeçalın içinde olduğu bir bitki ailesine mensuptur. Zencefil bitkisi zingiberaceae familyasına aittir. Temel olarak kökleri tüketilir. Zencefilin esas olarak faydalı olan bileşeni gingerollardır. Zencefilin geleneksel/alternatif tıpta kullanımı çok eskiye dayanmaktadır. Hintlilerin ve Çinlilerin 5000 yıldan fazladır zencefil kökü kullandıklarına inanılıyor. Şu anda zencefilin en büyük üreticisi Hindistan’dır.

    Zencefilin Faydaları Nelerdir?

    Zencefilin faydaları saymakla bitmez. Zencefil yüzyıllardır mide rahatsızlıkları, artrit, astım ve diyabet gibi pek çok hastalığın tedavisinde geleneksel olarak kullanılmaktadır. Zencefil güçlü antioksidan ve antienflamatuar (iltihabı önleyici) özelliklere sahiptir. Vücuttaki oksidatif reaksiyonlar sonucu serbest oksijen radikalleri ortaya çıkmaktadır.

    Zencefilin içindeki aktif bileşenler serbest oksijen radikallerinin vücuda verdiği zararı azaltarak antioksidan etki gösterir.Zencefilin iltihabı, ağrıyı ve şişmeyi azalttığı gözlemlenmiştir. Bu nedenle zencefilin osteoartrit, iltihaplanmaya ve romatizmaya karşı etkili olduğu iddia edilmektedir.Zencefilin yüzyıllar boyunca en önemli kullanım alanlarından biri mide bulantısı ve kusmayı hafifletmek olmuştur. Bu konuda yapılan pek çok bilimsel çalışma bu kullanım şeklini desteklemektedir. Zencefilin mide boşalmasını hızlandırarak bulantı azaltıcı etki gösterdiği düşünülmektedir.

    Zencefilin özellikle deniz ve taşıt tutmasında etkili olduğu gösterilmiştir. Aynı zamanda hamilelikte olan bulantı-kusmalar, kanser tedavisi sırasında görülen bulantılar ve cerrahi işlemler sonrası olan bulantılar için zencefil kullanılması önerilmektedir. Yapılan çalışmalar hamilelikte zencefil kullanımının güvenli olduğunu göstermiştir. Ancak yine de hamilelerin bu ürünü kullanmadan önce hekime danışmaları önerilir. Yapılan insan ve hayvan çalışmalarında zencefilin kanser hücrelerinin çoğalmasına engel olduğuna dair kanıtlar elde edilmiştir. Zencefilin bağırsak, karaciğer, pankreas, yumurtalık ve meme kanseri üzerindeki etkileri araştırılmaktadır. Bu konudaki çalışmalar devam etmektedir.Zencefil ile ilgili olarak yapılan hayvan deneylerinde kalp hastalıklarına karşı koruyucu etkisi olduğu gösterilmiştir. Zencefilin antiinflamatuvar, antioksidan, pıhtılaşmayı önleyici, tansiyonu düşürücü etki göstererek ve kan yağlarını azaltarak kalp-damar sağlığı üzerine faydalı olduğu düşünülmektedir. Bu konuda insanlar üzerinde yapılmış daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.Astım bronş düz kaslarında kasılma ile giden ve yaygın görülen bir hastalıktır.

    Zencefil yüzyıllardır solunum sistemi hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır. Zencefilin alerjik reaksiyonları baskılayarak astımlı hastalarda faydalı olduğu düşünülmektedir.Zencefil ile ilgili yapılan çalışmalarda kan şekerini düşürdüğüne dair kanıtlar vardır. Zencefilin açlık kan şekerini düşürmede etkili olmadığı uzun vadede kan şekerini düşürücü etkiye sahip olduğu gösterilmiştir. Bu nedenle diyabetik hastalarda kullanılmasının faydalı olduğu düşünülmektedir. Zencefil mide boşalmasını hızlandırmakta ve bu şekilde hazımsızlık durumlarında faydalı olmaktadır.Adet döngüsü sırasında ağrı olmasına dismenore denir. Zencefil dismenoreli kadınlarda denenmiş ve ağrı kesiciler kadar ağrı üzerinde etkili olduğu gözlenmiştir.Yapılan bazı çalışmalarda yüksek doz zencefil kullananlarda kandaki kötü huylu yağ olan LDL nin azaldığı gözlenmiştir. Bilindiği üzere oksidatif stres ve oluşan metabolitler yaşlanmayı hızlandırmaktadır. Yapılan hayvan deneylerinde zencefilin yaşlanmaya bağlı beyin fonksiyonlarında gerilemeyi azalttığı görülmüştür. Bu çalışmalar zencefilin Alzheimer hastaları için faydalı olacağına dair umut ışığı doğurmaktadır.Zencefilin antimikrobiyal etkisi iyi bilinmektedir. Özellikle diş eti enfeksiyonlarında iyileştirici etkisi vardır. Zencefil özütünün pek çok bakterinin çoğalmasına engel olduğu düşünülmektedir. Taze zencefilin insan solunum yolu virüsü olan RSV’ye karşı etkili olduğu gösterilmiştir. Taze zencefil faydaları kuru olana göre daha fazladır. Zencefilin yararları araştırılmaya devam etmektedir.

    Zencefil Çayı Nasıl Yapılır?

    Yüksek dozlara çıkmadıktan sonra zencefil çayı içmenin güvenli olduğu düşünülmektedir. Günde 1-2 fincandan fazla tüketmeyi düşünüyorsanız ve özellikle ilaç kullanıyorsanız hekiminize danışmanızda fayda var. Zencefil çayının faydaları taze zencefil kullanmaya benzerdir. Her gün 1 fincan zencefil çayı sindirim sistemini rahatlatır. Hazımsızlığa iyi gelir.Gelelim zencefil çayını nasıl hazırlayacağımıza:
    • Kök zencefil alınır, iyice temizlenir, dilerseniz kabuğunu soyabilirsiniz. Daha sonra ince ince dilimleyin.
    • Hazırlamak istediğiniz miktarda suyu fincanla demliğe koyun ve içine zencefil dilimlerini yerleştirin. Bir fincan çay için 2-3 dilim zencefil koymak uygundur.
    • Suyu 5-10 dakika kadar kaynatın. Daha sonra süzün.
    • Dilerseniz limon veya bal ilave ederek tüketebilirsiniz.
    Zencefil Nasıl Tüketilir?

    ‘’Zencefil nasıl kullanılır? sorusu sıklıkla akıllara takılır. Zencefil çay olarak, toz halinde ve taze olarak tüketilebilir. Zencefilin faydalı bileşenleri en fazla taze kök formunda bulunur. Peki zencefil nasıl tüketilmeli? Zencefili çay olarak tüketebileceğiniz gibi, kek ve kurabiyelere, yemek ve çorbalara ekleyerek de kullanabilirsiniz. Zencefilli kurabiye, zencefilli portakallı tavuk, zencefilli pilav bunlara örnek olarak gösterilebilir.

    Zencefili Kimler Kullanamaz
    • Zencefil çayı 2 yaş altındaki çocuklar için uygun değildir.
    • Zencefilin kan sulandırıcı etkisi vardır. Bu nedenle kan sulandırıcı ilaç kullananlar bu bitkiyi kullanmadan önce hekime danışılmalıdır.
    • Zencefil tansiyonu düşürür. Tansiyon hastası iseniz ve ilaç kullanıyorsanız zencefil kullanmadan önce hekiminizle görüşünüz.
    • Zencefilin hamileler üzerinde bilinen bir yan etkisi gösterilmemiştir. Buna rağmen hamileler kullanmadan önce hekime danışılmalıdır.
    • Bir hastalık durumunda hekiminizin vereceği ilaç tedavisi yerine kullanılmamalıdır.
    Zencefil Neye İyi gelir?
    • Hamilelikte olan mide bulantısı
    • Taşıt ve deniz tutması durumunda
    • Kemoterapi sonrası mide bulantılarında
    • Hazımsızlık durumunda
    • Demans ve Alzheimer hastalarında beyin hasarını azaltmak için
    • Şeker hastalarında kan şekerini düşürüp insülin miktarını artırmak için
    • Yüksek tansiyon hastalarında tansiyonu düşürmek için
    • Kötü huylu kan yağlarını azaltmak için
    • Astımlı hastalarda alerjiyi azaltmak için
    • Adet sancısını azaltmak için
    • Kanser hastalarında hekim gözetiminde ve tedaviye yardımcı olmak için zencefil kullanılabilir.
    Zencefilin Yan Etkileri Nelerdir?

    Zencefil trombositlerin pıhtılaşmasını azaltır bu nedenle kan inceltici etkisi vardır. Kanamaya meyilli insanlarda fazla zencefil tüketimi kanamaya neden olabilir. Hipotansiyon (kan basıncı düşüklüğü) yaşayan insanlarda tansiyonu daha fazla düşürebilir ve halsizliğe yol açabilir.

    Zencefil Nerelerde Kullanılır?

    Hamilelerin ilk aylarında olan mide bulantılarında, deniz ve taşıt tutmasında, kilo vermeye yardımcı olarak, yüksek tansiyonu düşürmek için, şeker hastalarında yardımcı olarak, kanser hastalarında tedaviye ilave olarak kullanılabilir.

    Zencefilde Hangi Vitaminler Var?

    Yapılan çalışmalarla taze ve kuru zencefilin 115 bileşenden oluştuğu ortaya çıkarılmıştır. Zencefilin ana faydalı bileşeni olan gingeroller taze zencefilde kuru olana göre daha fazla bulunur. 1 çay kaşığı kuru zencefilde, 6 cal, 1 gramdan az yağ, 0 protein, 1 gr karbonhidrat ve 1 gramdan az lif bulunur. Kuru zencefilde ayrıca çok az demir vardır.Yarım fincan kadar taze zencefilde; 19 kalori, 1 gramdan az protein, yağ ve lif, 4 gram karbonhidrat vardır. Taze zencefil C vitamini ve demir içerir.

    Zencefil Ne Kadar Tüketilmelidir?

    Zencefil faydalı ve lezzetli bir baharattır ancak önerilenden fazla kullanmak sakıncalı olabilir. Zencefil çayı için önerilen miktar günde 1 veya 2 fincandır. Herhangi bir biçimde günde 4 gramdan fazla zencefil tüketimi önerilmez.

    Zencefil Nasıl Seçilir ve Saklanır?

    Mümkünse toz zencefil yerine taze olanı tercih edilmelidir. Taze zencefil daha fazla gingerol ve antienflamatuar içerir. Taze zencefil marketlerde ve pazarlarda satılmaktadır. Taze zencefil alırken köklerin sert, pürüzsüz ve küfsüz olmasına dikkat edin. Kuru zencefil genellikle marketlerde ve baharatçılarda bulunur. Aldığınız kuru zencefilin taze olduğundan emin olmalısınız. Taze zencefili soyulmadan 3 haftaya kadar buzdolabında saklayabilirsiniz. Derin dondurucuda soyulmadan 6 hafta saklanabilir. Kuru zencefilin nem almamasına dikkat edin. Kuru zencefili cam kavanozda, kuru ve serin bir yerde muhafaza edin.

    Geleneksel tıp uygulamaları kapsamında birçok bitki günümüzde de kullanılmaya devam etmektedir. Bu bitkilerin kullanımının sizin için uygun olup olmadığı hakkında sağlık kuruluşlarına başvurarak uzman hekimlerden destek alabilirsiniz.
    Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
    Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

    Yorum yap


    • #3
      [6]-Gingerol Kaspaz Bağımlı Apoptozu İndükler ve MAPK/AP-1 Sinyalini Engelleyerek Kolon Kanseri Hücrelerinde PMA'nın İndüklediği Proliferasyonu Önler

      EK Radhakrishnan , # 1 Smitha V. Bava , # 2 Sai Shyam Narayanan , 2 , Lekshmi R. Nath , 2 , Arun Kumar T. Thulasidasan , 2 Eppurathu Vasudevan Soniya , 1 , * ve Ruby John Anto 2 , *
      Rana Pratap Singh, Editör
      Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
      1 Bitki Moleküler Biyolojisi Bölümü, Rajiv Gandhi Biyoteknoloji Merkezi, Thiruvananthapuram, Kerala, Hindistan
      2 Kanser Araştırmaları Bölümü, Rajiv Gandhi Biyoteknoloji Merkezi, Thiruvananthapuram, Kerala, Hindistan
      Jawaharlal Nehru Üniversitesi, Hindistan
      # Eşit katkıda bulundu.
      * E-posta: ni.ser.bcgr@ayinosve (EVS); ni.ser.bcgr@otnajr (RJA)
      İlişkili Veriler

      Tamamlayıcı Malzemeler Veri Kullanılabilirliği Bildirimi
      Git: Soyut


      Tıbbi bitki Ginger'ın ( Zingiber officinale ) ana aktif prensibi olan [6]-gingerol'ün antikanser ve kemopreventif etkinliği için mekanizmaya dayalı kanıtlar sunuyoruz.), kolon kanseri hücrelerinde. Bileşik, sitotoksik etkisi açısından iki insan kolon kanseri hücre hattında değerlendirildi ve en hassas hücre hattı olan SW-480, antikanser ve kemopreventif etkinliğinin mekanik değerlendirmesi için seçildi. [6]-gingerol'ün toksik olmayan doğası, hızla bölünen normal fare kolon hücreleri üzerinde canlılık deneyleri ile doğrulandı. [6]-gingerol, normal kolon hücreleri etkilenmezken SW-480'de fosfatidil serinin dışsallaştırılmasıyla kanıtlandığı gibi hücre proliferasyonunu inhibe etti ve apoptozu indükledi. SW-480 hücrelerinde [6]-gingerol'e duyarlılık, kaspaz 8, 9, 3 ve 7'nin aktivasyonu ve apoptotik hücre ölümünün indüklenmesini kanıtlayan PARP bölünmesiyle ilişkilendirildi. mekanik olarak, [6]-gingerol aşağı regüle edilmiş Phorbol Myristate Acetate (PMA), ERK1/2 ve JNK MAP kinazların fosforilasyonunu ve AP-1 transkripsiyon faktörünün aktivasyonunu indükledi, ancak p38 MAP kinazın fosforilasyonu ve NF-kappa'nın aktivasyonu üzerinde çok az etkisi oldu. B. Ek olarak, SW-480 hücrelerinde PMA kaynaklı hücre proliferasyonunu düşürmede ERK1/2 veya JNK MAP kinaz inhibitörlerini tamamladı. ERK1/2/JNK/AP-1 yolunun inhibisyonunu, antikanserin arkasındaki olası bir mekanizma ve [6]-gingerol'ün kolon kanserine karşı kemopreventif etkinliği olarak rapor ediyoruz.

      Git: Giriş


      Kolon kanseri, Amerika Birleşik Devletleri'nde en çok teşhis edilen üçüncü kanser türüdür ve kansere bağlı ölümlerin üçüncü önde gelen nedenidir. Küresel olarak, kansere bağlı ölümlerin dördüncü en yaygın nedenidir. Diyet modelindeki farklılıklar ve kırmızı ve işlenmiş et tüketimindeki artış, kolon kanseri insidansındaki bu artışa katkıda bulunur [1] , [2] . Cerrahi prosedürler ve kemoterapi, kolon kanseri için başlıca terapötik rejimleri oluşturur [3] . İlaç direncindeki artış, kolon kanserinin tedavisini zorlaştırmakta ve metastaza bağlı sorunlar şiddetini artırmaktadır. Büyümesini ve metastazını durdurmak için kolon kanserinde moleküler sinyal yollarını hedefleyen yeni terapötik ajanlar için araştırma devam etmektedir.

      Zencefil ( Zingiber officinale ) geleneksel tıpta uzun süredir kullanılmaktadır ve Ayurveda'da " büyük ilaç " anlamına gelen " Maha-aushadhi " olarak adlandırılmaktadır [4] . Zencefil köksapı, [6]-gingerol, [6]-shagol, [6]-paradol ve zingerone [5] gibi birçok keskin fenolik bileşik içerir. Bu bileşikler, anti-bakteriyel, anti-oksidan, anti- enflamatuar ve anti-tümör özellikler [6] , [7]. Birçok çalışma, bu fenoliklerin çeşitli orijinli kanserlere karşı anti-kanser özelliklerini kanıtlamıştır. Zencefil köksapı, birçok ülkede günlük diyetlerin bir bileşenidir ve hazımsızlık ve diğer gastrointestinal bozukluklar dahil olmak üzere birçok rahatsızlığı yönetmek için Doğu tıbbı ve Ayurveda gibi birçok geleneksel bitkisel ilaç sisteminde aktif bir bileşendir. Bu geleneksel bilgi, kolorektal kanser veya pankreas kanseri gibi mide kanserlerine karşı bu fenoliklerin kemo-önleyici ve kanser önleyici doğasını karakterize etme konusunda özel bir ilgi uyandırır.

      Bu fenolik bileşikler arasında, [6]-gingerol (1-[4'-hidroksi-3'-metoksifenil]-5-hidroksi-3-dekanon), kolorektal kanser de dahil olmak üzere çeşitli kanser hücre hatlarında sitotoksik etkileri açısından incelenmiştir. [6]-gingerol'ün, kaspaz-3'e bağlı apoptoz ve otofaji ile servikal kanser hücre dizisi HeLa'da hücre ölümünü indüklediği gösterilmiştir [8] . MDA-MB-231 meme kanseri hücrelerinin metastazını inhibe edebilir ve LNCaP prostat kanseri hücrelerinde apoptozu indükleyebilir [9] , [10] . [6]-gingerol uygulaması, tümör infiltre eden lenfositler CD4 ve CD8 T-hücreleri ve B220 + B-hücrelerinin infiltrasyonunu artırarak, melanomlar, renal hücreli karsinomlar ve kolon karsinomları gibi çeşitli fare tümörlerinin büyümesini inhibe etti [11]. [6]-gingerol'ün ICR farelerinde forbol ester kaynaklı deri tümörünün ilerlemesini inhibe ettiği de gösterilmiştir [12] . [6]-gingerol'ün anti-kanser özellikleri ve bunun kolon kanserine karşı etki mekanizması hakkında sadece sınırlı sayıda çalışma yayınlanmıştır [13] , [14] , [15] .

      Bu çalışmada, [6]-gingerol'ün SW-480 kolon kanseri hücreleri üzerindeki sitotoksik etkileri, fareden alınan hızla bölünen normal bağırsak epitel hücreleri üzerindeki etkileri ile karşılaştırıldı. Çalışma ayrıca , [6]-gingerol'ün SW-480 hücrelerinde forbol 12-miristat 13-asetat (PMA) ile indüklenen anti-apoptotik sinyaller üzerindeki inhibitör etkileri üzerinde bir in vitro mekanik değerlendirme gerçekleştirdi.

      Git: Malzemeler ve yöntemler

      2.1. Malzemeler


      Dulbecco'nun değiştirilmiş Eagle ortamı (DMEM), Life Technologies'den (Grand Island, NY, ABD) elde edildi; PAN Biotech'ten (GmbH, Aidenbach, Almanya) fetal sığır serumu (FBS); Invitrogen'den Hank Dengeli Tuz Solüsyonu (HBSS), Epidermal Büyüme Faktörü (EGF) ve İnsülin, Transferrin, Selenyum, Sodyum Piruvat solüsyonu (ITS-A); Fosfo-p38, fosfo-ERK1/2, fosfo-JNK, beta-aktin ve kaspazlara karşı antikorlar, Cell Signaling'den (Beverly, MA, ABD) ve poli ADP riboz polimerazına (PARP) karşı antikorlar, Santa Cruz Biotechnology'den (Santa) satın alınmıştır. Cruz, CA). [6]-gingerol, Biomol'den (Hamburg, Almanya) satın alınmıştır. MAP kinaz inhibitörleri U0126, SP600125, SB203580 ve NF-kappaB inhibitörü SN50, Calbiochem'den (San Diego, CA) temin edildi. Diğer tüm kimyasallar, 2.2. Hücre kültürü


      İnsan kolon kanseri hücre hatları, SW-480 ve HCT116, Ulusal Hücre Bilimleri Merkezi'nden (NCCS), Pune, Hindistan'dan elde edildi. Hücreler, 100 U/ml penisilin, 50 mikrogram/ml streptomisin ve 1 mikrogram/ml amfoterisin B ile birlikte %10 Fetal Sığır Serumu (FBS) ile takviye edilmiş Dulbecco's Modifiye Eagle's Medium (DMEM) içinde kültürlendi. Hücre çizgileri, 37°C'de tutuldu. %5 CO2'lik nemlendirilmiş bir atmosferde °C'de ve haftada iki kez alt kültürlendi.

      Normal intestinal epitelyal hücreler (IEC'ler) fare kolonundan yerleşik protokole göre [16] , [17] izole edildi ve uygun modifikasyonlarla Rajiv Gandhi Biyoteknoloji Merkezi'nin Kurumsal Hayvan Etik Komitesi tarafından Komite kurallarına göre onaylandı . Hayvanlar Üzerinde Yapılan Deneylerin Kontrol ve Denetiminin Amacı , Çevre ve Orman Bakanlığı, Hindistan Hükümeti (Yaptırım No: IAEC/151/RUBY/2012). Kısaca fare ( İsviçre albino, 7 haftalık, IAEC yaptırımı No: IAEC/151/RUBY/2012) kolon diseke edilerek çıkarıldı ve dışkı maddesini uzaklaştırmak için 1× Hank's Balanced Salt Solution (HBSS) ile aseptik olarak temizlendi. Bağırsak uzunlamasına açıldı ve 1 cm'lik parçalar halinde kesildi ve kuvvetli çalkalama ile 30 dakika boyunca tip 1 kollajenaz (200 U/ml) varlığında inkübe edildi. Yerinden çıkan epitel hücreleri, süpernatan santrifüj edilerek izole edildi. Bu hücreler, 10 ng/ml epidermal büyüme faktörü (EGF) ve 5 ug/ml İnsülin-Transferrin-Selenyum-Sodyum Piruvat (ITS-A) (Invitrogen, ABD) içeren %10 FBS ve 2x antibiyotik içeren yüksek glukozlu DMEM içinde kültürlendi. ). Bu hücre çizgisi, %5 C02'lik nemlendirilmiş bir atmosferde 37 °C'de tutuldu ve ayda bir alt kültürlendi. 2.3. İlaç tedavisi


      [6]-gingerol stoğu (20 mg/ml) etanol içinde hazırlandı ve bu stok dimetil sufoksit (DMSO) içinde seyreltilerek çalışma konsantrasyonları hazırlandı. MTT testi için, insan kolon kanseri hücrelerinin 5×10 3 hücre/kuyu ve 10 4fare IEC'lerinin hücreleri/oyukları 96 oyuklu plakalara ekilmiştir. Hücreler, MTT testi yapılmadan önce 48 saat, 72 saat veya 96 saat süreyle ve Annexin-V boyamasından önce 16 saat süreyle [6]-gingerol ile muamele edildi. PMA (5 mg/ml) DMSO içinde hazırlandı ve -20°C'de saklandı. Tüm kombinasyon tedavilerinde [6]-gingerol, PMA ile tedaviden 2 saat önce eklendi. MAP kinaz inhibitörleri (2.5 mikromolar U0126, 5 mikromolar SP600125, 1'mikromolar SB203580) veya NF-kappaB inhibitörü (18 mikromolar SN50) ile kombinasyon tedavileri için hücre canlılığı tahlilinde/Western blot'ta, hücreler önce inhibitörle 1 saat tedavi edildi ve ardından 2 saat boyunca [6]-gingerol ile ön işleme tabi tutuldu, ardından MTT testi yapılmadan önce 48 saat boyunca PMA'ya maruz bırakıldı. Elektroforetik Mobilite Kaydırma Testi (EMSA) için, 10 6SW-480 hücreleri, 60 mm plakalara ekildi ve hücreler, [6]-gingerol ile 2 saat ve ardından 30 dakika PMA ile ön işleme tabi tutuldu. 2.4. Hücre canlılığı deneyi


      [6]-gingerol'ün sitotoksik etkileri, daha önce [18] açıklandığı gibi MTT testi ile belirlendi ve nispi hücre canlılığı yüzdesi [ A570 of işlenmiş kuyucuklar/ A570 of işlenmemiş kuyucuklar x100] olarak ifade edildi. 2.5. Annexin V-Propidium İyot boyama


      [6]-gingerol ile 16 saatlik muamele ile indüklenen membran flip-flop, üreticinin talimatlarına göre hücrelerin flüoresan izotiyosiyanat-konjuge Annexin V/PI (Santa Cruz Biyoteknoloji) ile boyanmasıyla analiz edildi ve apoptotik hücreler, flüoresan mikroskop altında fotoğraflandı. [19] . Mikroskobik alandaki toplam hücre sayısı, bir faz kontrast mikroskobu altında sayıldı ve aynı alandaki floresan hücrelerin sayısı, bir floresan mikroskobu altında sayıldı. Floresan hücrelerin toplam hücre sayısına oranı, apoptotik hücrelerin yüzdesi olarak temsil edilir. Bu, aynı kuyunun birkaç alanında tekrarlandı ve çizim için ortalaması alındı. 2.6. immünoblotlama


      PMA/[6]-gingerol içeren veya içermeyen tedavileri takiben hücrelerden izole edilen toplam protein, daha önce tarif edildiği gibi Western blotlamaya tabi tutuldu [20] . Kısacası, 60 mikrogram tam hücre lizatı, %10-15 poliakrilamid jel üzerinde ayrıldı, bir PVDF zarı üzerinde lekelendi, karşılık gelen antikorla incelendi ve ECL (Millipore, Billerica, MA, ABD) kullanılarak saptandı. 2.7. Elektroforetik Mobilite Kaydırma Testi (EMSA)


      Daha önce tanımlandığı gibi [21] , PMA ve/veya [6]-gingerol ile tedavi edilen hücrelerde NF-kappa B veya AP-1 transkripsiyon faktörlerinin DNA'ya bağlanma aktivitesini değerlendirmek için EMSA uygulandı . Kısaca, ilaç tedavilerini takiben hücrelerden izole edilen 10 mikrogram nükleer protein, NF kappaB ( 5'TTGTTACAAGGGACTTTCCGCTGGGGACTTTCCAGGGAGGCGTGG-3' ; 37°C'de) için 32 P-ucu etiketli çift sarmallı 45-mer oligonükleotid ile 30 dakika süreyle inkübe edildi. ) veya AP-1 için 21-mer oligonükleotid ( 30°C'de 5′-CGCTTGATGACTCAGCCGGAA-3' ) ve DNA protein kompleksi, kurutulan ve Fosfor Görüntüleyicide (Kişisel) görüntülenen %6,6 denatüre olmayan poliakrilamid jel üzerinde çözüldü. Molecular Imager FX; Bio-Rad Laboratories, Hercules, CA, ABD). 2.8. İstatistiksel analiz


      Tüm deneyler en az üç kopya halinde gerçekleştirildi (n = 3). Hata çubukları, deneylerin ± standart sapmasını (SD) temsil eder. İstatistiksel analiz Student's t-testi kullanılarak yapıldı ve *, ** ve *** sembolleri sırasıyla P değerlerini, p≤0.05, p≤0.005 ve p≤0.001'i temsil ediyor.

      Git: Sonuçlar

      3.1. [6]-gingerol, normal bağırsak epitel hücreleri etkilenmezken, kolon kanseri hücrelerinde doza bağlı sitotoksisiteyi indükler


      [6]-gingerol, SW-480 ve HCT116 hücreleri üzerindeki sitotoksik etkileri için 5 mikromolar ila 300 mikromolar arasında değişen çeşitli konsantrasyonlarda, MTT tahlili kullanılarak 72 saat tarandı. Hücre morfolojisindeki doza bağlı değişiklikler, faz kontrast mikroskobu altında açıkça belirgindi (Şekil 1A). Sonuçlar, [6]-gingerol'ün hem SW-480 hem de HCT116 hücrelerine karşı doza bağlı bir şekilde sitotoksik olduğunu ve daha yüksek konsantrasyonlarda belirgin sitotoksisite ile sırasıyla 205±5 mikromolar ve 283±7 mikromolar IC50 değeri ürettiğini göstermektedir (Şekil 1BveŞekil 1C). Etki, SW-480 durumunda HCT116'dan daha belirgindi ve bu nedenle önceki tüm çalışmalarda kullanıldı. Aksine, fare normal IEC'leri ile MTT testinin sonuçları, SW-480'e karşı [6]-gingerolün IC50 konsantrasyonunun iki katında bile yalnızca %10-15 sitotoksisite gösterdi. 500 mikromolar [6]-gingerol (Şekil 2A). Etkili konsantrasyonlarda [6]-gingerol'ün zamana bağlı etkisinin incelenmesi, fare normal IEC'lerinin hücre canlılığı değişmeden kalmasına rağmen, SW-480 hücrelerinin sitotoksisitesinde 48 saatten 96 saate kadar bir artış ortaya çıkardı (Şekil 2B).Bu sonuçlar, [6]-gingerol'ün, daha yüksek konsantrasyonlarda bile normal hücreler için toksik olmadan kanserli hücrelerde sitotoksisiteyi indüklemedeki özgüllüğünü göstermektedir.
      İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı pone.0104401.g001.jpg'dir.
      Şekil 1
      [6]-gingerolün SW-480 kolon kanseri hücreleri üzerindeki sitotoksik etkileri.
      (A) 72 saat boyunca belirtilen konsantrasyonlarda [6]-gingerol ile tedavi edildiğinde SW-480 hücrelerindeki morfolojik değişikliklerin faz kontrast mikroskobu görüntüleri. (B) [6]-gingerol işleminden sonra SW-480 hücrelerinin göreli hücre canlılığı, MTT tahlili ile belirlenir ve işlenmemiş kontrolün yüzdesi olarak ifade edilir. 5000 hücre/oyuk SW-480 hücreleri, MTT tahlilinden önce 72 saat boyunca belirtilen [6]-gingerol konsantrasyonuyla işlendi.(C) [6]-gingerol işleminden sonra HCT-116 hücrelerinin nispi hücre canlılığı. Sonuçlar, üçlü deneylerin ortalaması ± standart sapma (SD) olarak temsil edilir.

      İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı pone.0104401.g002.jpg'dir.
      Şekil 2.Karşılaştırma
      [6]-gingerolün SW-480 kolon kanseri hücreleri üzerindeki sitotoksik etkilerinin fare normal bağırsak epitel hücreleri (IEC'ler) ile karşılaştırılması.
      (A) 72 saat boyunca belirtilen konsantrasyonlarda [6]-gingerol ile tedavi edilen IEC'lerin faz kontrast mikroskobu görüntüleri. (B) [6]-gingerolün SW-480 ve IEC'ler üzerinde 48, 72 ve 96 saatte zamana bağlı sitotoksik etkileri. 5000 hücre/oyuk SW-480 ve 10.000 hücre/oyuk IEC'ler, MTT tahlilinden önce belirtilen [6]-gingerol dozlarıyla 48 ila 96 saat süreyle işlendi. Sonuçlar, üçlü deneylerden elde edilen ortalama ± SD olarak temsil edilir. 3.2. [6]-gingerol, kolon kanseri hücrelerinde apoptozu indükler, ancak normal bağırsak epitel hücrelerinde değil


      [6]-gingerol tarafından sitotoksisitenin indüklenmesine apoptozun aracılık edip etmediğini değerlendirmek için, Annexin-V/PI boyaması gerçekleştirilerek [6]-gingerol ile muamele edilmiş SW-480 hücrelerinde membran flip-flop'u ve fosfotedilserinin dışsallaştırılması izlendi. . Annexin-V/PI boyamasından elde edilen sonuçlar, flüoresan hücrelerde doza bağlı artıştan da anlaşılacağı gibi, [6]-gingerol ile muamele edilmiş SW-480 hücrelerinde erken apoptotis olaylarını doğruladı (Şekil 3A). Fare IEC'leri üzerinde gerçekleştirilen benzer çalışmanın sonuçları, 500 mikromolar [6]-gingerol tedavisinde bile yalnızca ihmal edilebilir sayıda floresan hücre gösterdi.100 mikromolar 5-Fluro Uracil (5-FU), Annexin V boyaması için pozitif kontrol görevi gördü normal IEC'lerde (Şekil 3B).
      İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı pone.0104401.g003.jpg'dir.
      Figür 3
      [6]-gingerol'ün SW-480 hücrelerinde ve IEC'lerde apoptozun indüklenmesi üzerindeki etkileri.
      (A, üst panel) SW-480 hücreleri, belirtilen konsantrasyonlarda [6]-gingerol ile 16 saat süreyle işlendi ve Annexin V/propidyum iyodür (PI) pozitifliği için boyandı. Yeşil floresan erken apoptoz sırasında hasarlı hücre zarına Annexin V bağlanmasını gösterir ve kırmızı floresan geç apoptoz sırasında maruz kalan DNA'ya PI bağlanmasını gösterir. (A, alt panel) Annexin V/PI pozitif SW-480 hücrelerinin yüzdesinin [6]-gingerol konsantrasyonuna göre grafik gösterimi. (B, üst panel) IEC'ler, Annexin V-PI boyaması yapılmadan önce 16 saat boyunca 500 uM'ye kadar [6]-gingerol ile işlendi. 100 uM 5-FU ile tedavi, apoptoz indüksiyonu için pozitif kontrol olarak kullanıldı. (B, alt panel) [6]-gingerol/5-FU tedavisinin ardından Annexin/PI pozitif IEC yüzdesinin temsili histogramı.

      Kaspazlar-8, 9, 3, 7'nin aktivasyonu ve PARP'nin bölünmesi için [6]-gingerol ile işlenmiş SW-480 hücrelerinin hücre özlerini immünoblotlama deneyleri kullanarak analiz ettik. Kaspazlar, apoptotik program sırasında aktive olan bir sistein proteaz ailesidir. Pro-caspase 8'in aktif fragmanlarına (p43/41) ve procaspase-9'un aktif fragmanlarına (p35/37) önemli ölçüde ayrıldığını gözlemledik (Şekil 4A ve 4B). Efektör kaspazlar 3 ve 7'nin aktivasyonu, procaspase-3'ü aktif fragmanlarına bölen (p17/19) ve procaspase-7'nin aktif fragmanına bölünmesini arttıran [6]-gingerol tarafından doza bağlı bir şekilde indüklendi. (s20) (Şekil 4C ve 4D). Son olarak, kaspaz-3'ün bir substratı olan DNA tamir proteini PARP'ın bölünmesini inceledik. Hücreleri 200 ve 300 mikromolar [6]-gingerol ile işledikten sonra, PARP'ın 116-kDa formu 89'a bölündü. kDa parçası (Şekil 4E), kaspaz aracılı bir apoptozu doğrular. 200 mikromolar [6]-gingerol, PARP bölünmesine ve apoptoza yol açan kaspazları etkin bir şekilde aktive ettiğinden, bu konsantrasyon daha sonraki sinyalleme çalışmalarında kullanıldı.
      Resim, çizim vb. tutan harici bir dosya. Nesne adı pone.0104401.g004.jpg'dir.
      Şekil 4
      [6]-gingerol'ün SW-480 hücrelerinde kaspazların aktivasyonu ve PARP bölünmesi üzerindeki etkileri.
      SW-480 hücreleri (106 hücre /kuyu), 48 saat boyunca belirtilen [6]-gingerol konsantrasyonları ile işlendi ve tüm hücre özütleri, PVDF zarı üzerinde Western blotlandı. Kaspazların aktivasyonu ve PARP klevajı, lekelenmiş zarın Kaspaz-3, 7, 8, 9 ve PARP'a karşı antikorlarla araştırılmasıyla saptandı. Lekeler, Gelişmiş Kemilüminesans (ECL) kullanılarak geliştirildi. Kontrol işlemleriyle bantların nispi kat farkları, Biorad-Quantity One yazılımı kullanılarak bantların hacim analizinden belirlendi. β-aktin, her durumda yükleme kontrolü olarak görev yaptı. 3.3. [6]-gingerol, SW-480 hücrelerinde MAP kinazlarının PMA kaynaklı aktivasyonunu inhibe eder


      PMA, mitojenle aktive olan protein (MAP) kinaz yolunun önde gelen yukarı akış düzenleyicileri olan hemen hemen tüm protein kinaz C (PKC) izozimlerini aktive eden iyi bilinen bir tümör promotörüdür [22] , [23] . Ras/ Farklı sürelerde 50 ng/ml (80 nM) PMA ile tedaviye yanıt olarak SW-480 hücrelerinde Raf/hücre dışı sinyalle düzenlenen kinaz (ERK1/2), c-jun NH2 -terminal kinaz (JNK) ve p38 MAP kinaz aralıklarla incelenmiştir. Western blot analizi, ERK1/2, JNK ve p38'in zamana bağlı bir fosforilasyonunu ortaya çıkardı. Her üç durumda da fosforilasyon, PMA işleminden 5 dakika sonra belirgindi ve 30 dakikada zirveye ulaştı ve ardından 120 dakika geriledi (Şekil 5A). [6]-gingerol'ün MAP kinazlarının PMA kaynaklı geçici fosforilasyonu üzerindeki etkisi, 2 saat boyunca 200 mikromolar [6]-gingerol ile ön işleme tabi tutulmuş, 30 dakikalık PMA ile işlenmiş SW-480 hücreleri üzerinde incelenmiştir. İlginç bir şekilde, [6] - gingerol ön işlemi, ERK1/2 ve JNK'nın PMA ile indüklenen geçici fosforilasyonunu neredeyse tamamen ortadan kaldırdı, ancak SW-480 hücrelerinde p38 MAP kinazın fosforilasyonunu yalnızca kısmen ortadan kaldırdı (Şekil 5B).
      Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı pone.0104401.g005.jpg'dir.
      Şekil 5
      SW-480 hücrelerinde [6]-gingerol'ün MAP kinazlarının PMA kaynaklı fosforilasyonu ve AP-1 ve NF-kappaB aktivasyonu üzerindeki etkisi.
      (A) Gece boyunca büyütülen SW-480 hücreleri, farklı zaman aralıklarında (0-120 dakika) 50 ng/ml PMA ile muamele edildi ve tüm hücre lizatı, fosfo-ERK1/2'ye karşı antikorlar kullanılarak problanan PVDF zarı üzerinde immünoblotlandı, fosfo ECL tarafından geliştirilen -JNK ve fosfo-p38. Bu MAP kinazlarının PMA kaynaklı fosforilasyonunun kinetiği bu lekeden takip edildi (B) SW-480 hücreleri, 30 dakika boyunca 50 ng/ml PMA ile işleme tabi tutulmadan önce 200 uM [6]-gingerol ile ön işleme tabi tutuldu ve tamamı hücre lizatları, immünoblotlandı, incelendi ve yukarıdaki gibi tespit edildi. Kontrol işlemlerine sahip bantların nispi kat farkı, her şeridin altında belirtilmiştir. β-aktin, her durumda yükleme kontrolü olarak görev yaptı. (C) Belirtilen konsantrasyonlarda [6]-gingerol ile 2 saat ön işleme tabi tutulan SW-480 hücreleri, 30 dakika PMA (50 ng/ml) ile işlendi. Her muameleden elde edilen nükleer ekstraktlar, AP-1 veya (D) NF-kappaB'nin aktivasyonu için izotop etiketli AP-1/NF-kappaB'ye özgü DNA bağlanma probu üzerinde transkripsiyonel bağlanma tahlili gerçekleştirilerek ve elektroforetik hareketlilik kaymasında analiz edilerek analiz edildi. testi (EMSA). Her durumda ok başı, AP-1/NF-kappaB ve DNA probu arasındaki kompleksleri gösterir. 3.4. [6]-gingerol, SW-480'de PMA kaynaklı AP-1'in transkripsiyonel bağlanma aktivitesini inhibe eder, ancak NF-kappaB'yi inhibe etmez


      PMA, farklı kanser hücrelerinde transkripsiyon faktörleri AP-1 ve NF-kappaB'nin iyi bilinen bir aktivatörüdür [24] , [25] , [26] , [27] . AP-1'in SW-480'de PMA'ya yanıt olarak indüklenen transkripsiyonel bağlanma aktivitesini belirlemek için, EMSA için 50 ng/mikrolitre PMA ile 1 saat tedavi edilen hücrelerden alınan nükleer ekstrakt kullanıldı. PMA tedavisi üzerine SW-480 hücrelerinde AP-1'in net bir doza bağlı aktivasyonu gözlendi (Şekil 5C; Şerit 5). [6]-gingerol (Şekil 5C; Şerit 6–8). [6]-gingerol ön tedavisi, 300 mikromolar [6]-gingerol'de DNA bağlanmasında önemli bir inhibisyon olmasına rağmen, NF-kappaB'nin transkripsiyonel bağlanma özelliği üzerinde şiddetli bir etki göstermedi (Şekil 5D; Şerit 6–8). 3.5. [6]-gingerol, ERK1/2 ve JNK MAP kinaz yollarının inhibisyonu yoluyla SW-480'de PMA kaynaklı hücre proliferasyonunu inhibe eder


      [6]-gingerol'ün SW-480'de PMA ile aktive olan sinyal yolları üzerindeki inhibitör etkilerinin ardındaki mekanik ayrıntıları daha iyi anlamak için, SW-480 hücrelerinin canlılığı ve proliferasyonu, çeşitli kombinasyonlarla tedavi edildikten sonra MTT tahlili ile izlendi. PMA, [6]-gingerol ve MAP kinaz veya NF-kappaB inhibitörleri. Öncelikle, PMA tedavisi SW-480 hücrelerinin çoğalmasını önemli ölçüde arttırdı. Ancak, hücrelerin [6]-gingerol ön işlemi, PMA kaynaklı proliferasyonu büyük ölçüde azalttı. Bununla birlikte, [6]-gingerol tedavisinden sonra SW-480 hücrelerinin canlılığı, PMA varlığında nispeten daha yüksekti (Şekil 6A).
      Resim, çizim vb. tutan harici bir dosya. Nesne adı pone.0104401.g006.jpg'dir.
      Şekil 6
      [6]-gingerol'ün, MAP kinazları ve NF-kappaB inhibitörlerinin varlığında SW-480'de PMA ile indüklenen hücre proliferasyonu üzerindeki etkileri.
      (A) Bir gecede büyüyen SW-480 hücreleri, inhibitörlerle (ERK1/2 için U0126, SP600125, SB203580, sırasıyla JNK ve p38 MAP kinazlar veya NF-kappaB için SN50) 1 saat ön işleme tabi tutuldu ve ardından [6] ile işlendi. 2 saat boyunca -gingerol, ardından MTT kullanarak hücre canlılığı testi gerçekleştirmeden önce 48 saat boyunca PMA'ya maruz bırakma. Her tedavide SW-480 hücrelerinin nispi canlılığı, işlenmemiş kontrolün yüzdesi olarak temsil edildi. Sunulan değerler, üçlü deneylerin ortalaması ± SD'dir. [6]-gingerol ile (B) U0126 ve (C) SP600125 inhibitörlerinin kombinasyonu ile tedavi edilen hücrelerden ve uygun kontrol tedavilerinden elde edilen toplam lizatlar, Western lekelendi ve anti-kaspaz-3 antikoru ile incelendi ve lekeler, ECL kullanılarak geliştirildi. Beta-aktin, yükleme kontrolü olarak görev yaptı.

      Daha sonra, aynı deneyleri MAP kinaz ailesi üyelerinin inhibitörleri ve NF-kappaB ile ön işleme tabi tutulmuş SW-480 hücreleri üzerinde gerçekleştirdik. U0126, ERK1/2 yolunun spesifik bir inhibitörü olarak, SP600125, JNK aktivasyonunun bir inhibitörü olarak ve SB203580, p38 MAP kinaz yolunun inhibitörü olarak kullanıldı. SN50, NF-kappaB transkripsiyon faktörünün bir inhibitörü olarak kullanıldı. Yukarıdaki inhibitörlerin hiçbiri, test edilen konsantrasyonda SW-480 hücreleri üzerinde herhangi bir sitotoksik etkiye sahip değildi (Şekil 6A). Ancak, U0126 ve SP600125 ile ön tedavi, SW-480 hücrelerinin PMA kaynaklı proliferasyonunu, [6]-gingerol ön-muamelesine kıyasla daha az bir ölçüde olsa da, önemli ölçüde azalttı (Şekil 6A). Bu sonuçlar, ERK1/2 ve JNK MAP kinaz yollarının, PMA varlığında SW-480 hücrelerinin proliferasyonunu indüklemedeki temel rolünü kanıtlamaktadır. SB203580 ve SN50 ile ön muamelenin, SW-480 hücrelerinin PMA kaynaklı proliferasyonu üzerinde çok az etkisi oldu (Şekil 6A), p38 MAP kinaz yolunun ve NF-kappaB transkripsiyon faktörünün bu süreçte yer almadığını kanıtlıyor.

      Son olarak, [6]-gingerol tedavisi, PMA ile indüksiyondan önce yukarıdaki inhibitörlerin her biri ile ön işleme tabi tutulmuş SW-480 hücreleri üzerinde gerçekleştirildi. Şaşırtıcı bir şekilde, her durumda hücre canlılığı, PMA tedavisinden önce sadece [6]-gingerol ile yapılan ön tedaviye benzer bir seviyeye düşürüldü. Bu sonuç, U0126'nın varlığında [6]-gingerol'ün, JNK MAP kinazın aktivasyonunu ortadan kaldırarak bu ERK1/2 inhibitörünü tamamladığını ve SP600125'in varlığında ERK1/2 aktivasyonunu inhibe ettiğini ve böylece hücre canlılığını aynı seviyeye düşürdüğünü göstermektedir. her iki durumda da seviye. SB203580 ve SN50 inhibitörleri [6] varlığında -gingerol, hem ERK1/2 hem de JNK MAP kinaz yolakları üzerinde inhibitör etki gösterir, böylece hücre canlılığını yukarıdaki ile aynı seviyeye düşürür. Bu sonuçlar, hem ERK1/2 hem de JNK MAP kinaz yollarının, SW-480'in PMA kaynaklı hücre proliferasyonunun [6]-gingerol aracılı inhibisyonunda eşit katkısını kanıtlamaktadır. Tek başına [6]-gingerol ile ön işleme kıyasla [6]-gingerol ile U0126 veya SP600125 kombinasyonu ile ön işlemden kaynaklanan PMA ile işlenmiş SW-480 hücrelerinin proliferasyonu üzerinde hiçbir aditif veya sinerjistik inhibitör etki olmadığından , ERK1/2 ve JNK MAP kinaz yolu, SW-480'de PMA kaynaklı hücre proliferasyonunun inhibisyonu sırasında [6]-gingerol tarafından etkilenen anahtar sinyal yolları gibi görünmektedir.

      SW-480 hücrelerinin [6]-gingerol ve U0126 veya SP600125 tarafından PMA ile indüklenen hücre proliferasyonu üzerindeki inhibe edici etkilerin apoptoz aracılı olup olmadığını test etmek için, bu tedavilerin her birinden kaspaz 3'ün aktivasyonunu Western lekeleme ile izledik. [6]-gingerol, U0126 veya SP600125 içeren tüm tedavilerde ve [6]-gingerol ve bu inhibitörlerin kombinasyonunda procaspase 3'ün bölünmesini gözlemledik (Şekil 6B ve 6C). İnhibitörler ve zencefilol birlikte kullanıldığında kaspaz 3 ana bandında ek bir bozunmanın üretilmediğini not etmek de ilginçti. Bu, PMA tarafından indüklenen ERK1/2/JNK/AP-1 yolunun aşağı regülasyonunun, [6]-gingerolün SW-480'de PMA ile indüklenen hücre proliferasyonu üzerindeki inhibitör etkilerinden sorumlu olduğunu kanıtlar.

      Git: Tartışma


      [6]-gingerol'ün anti-kanser ve antiinflamatuar özellikleri uzun zamandan beri bilinmektedir ve birçok çalışma bu özelliklerin arkasında farklı moleküler mekanizmalar olduğunu bildirmiştir. [6]-gingerol'ün çeşitli orijinli kanserlere karşı inhibe edici etkileri daha önce rapor edilmişti. [6]-gingerol'ün özellikle deri karsinoma karşı etkili olduğu ve endotelyal hücrelerde anjiyojenezi inhibe ettiği gösterilmiştir [28] , [29]. Zencefil, bir besin takviyesi ve birçok geleneksel ilacın önemli bir bileşeni olduğundan, [6]-gingerol'ün kolon kanseri gibi mide-bağırsak sistemi kanseri üzerindeki etkilerini incelemek mantıklıdır. Ayrıca, insanlarda oral olarak uygulanan zencefil özlerinden elde edilen zencefilin aktif bileşenleri üzerindeki farmakokinetik çalışmalar, plazma ve kolon dokularında serbest veya konjuge formda önemli düzeyde [6]-gingerol saptadı [30] , [31] .. Sıçanlarda [6]-gingerol'ün biyoyararlanımı üzerine başka bir çalışma, oral olarak uygulandığında, uygulamadan on dakika sonra plazmada 4.3 ug/ml'lik konsantrasyonlarda tespit edildiğini öne sürdü. Aynı çalışma, dokularda yüksek dağılımını ve en yüksek konsantrasyonunun gastrointestinal sistem dokularında olduğunu da belirlemiştir. [6]-gingerol'ün doku/plazma oranının >1 olduğu bildirildi ve lipofilikliğine bağlandı [32] . Tüm bu gerçekler, [6]-gingerol'ün kolon kanseri üzerindeki kanser önleyici etkileri üzerine yapılan bir çalışmayı desteklemektedir.

      21. yüzyılın ilk on yılında , fitokimyasalların kanser önleyici etkilerinin ardındaki mekanizmaların karakterize edilmesine yönelik artan sayıda çalışma yapılmıştır. Farklı kanser türlerine karşı [6]-gingerol'ün anti-kanser özelliklerinin mekanik değerlendirmesi üzerine yapılan çalışmalar, kanser hücrelerinde sitotoksik veya pro-apoptotik etkilere neden olan çoklu etki mekanizmalarına ilişkin değerli bilgiler sağlamıştır. [6]-gingerol'ün kolon kanserine karşı anti-kanser aktivitelerine ilişkin bazı yeni raporlar, farklı kolon kanseri hücre hatları üzerindeki etkisi için farklı mekanizmalar sunmuştur [13] , [14] , [15] , [33] . SW-480 hücre hattı üzerindeki bu çalışma, in vitro205 mikromolarlık bir IC50 değeri ile [6]-gingerolün sitotoksisitesi . [6]-gingerol'ün SW-480 hücre hattı üzerindeki in vitro sitotoksik etkileri üzerine önceki çalışma , bu konsantrasyonda yalnızca %17 hücre ölümü bildirdi [13] . Etkilerin büyüklüğündeki bu farklılıklar, kullanılan yöntemdeki farklılıklardan kaynaklanıyor olabilir. Sitotoksisiteyi incelerken. Aynı çalışmanın, 72 saat boyunca 200 mikromolar [6]-gingerol ile tedavi edildiğinde LoVo hücrelerinde yalnızca %13 sitotoksisite bildirmesi de dikkate değerdir, bu daha sonra farklı bir çalışmada aynı hücre hattında 50 mikromolarda %75 olarak rapor edilmiştir. 48 saatlik tedaviden sonra [15]. [6]-gingerol ile muameleden sonra SW-480 hücrelerinde apoptotik hücrelerde (Annexin-V/PI pozitif hücreler), 300 uM konsantrasyonda 25 kata kadar doza bağlı artış, sitotoksisitenin esas olarak apoptoz tarafından indüklendiğini kanıtladı. Önceki çalışmalar [6]-gingerol [13] , [34] 'ün etki mekanizması olarak hem hücre siklusu durması hem de apoptozu bildirmiştir . [13] tarafından SW-480'de benzer koşullarda apoptozda iki kat artış rapor edildi , ancak [6]-gingerol tedavisine yanıt olarak hücre döngüsünde önemli G2/M tutuklaması gösterdiler. Önceki birçok rapor, [6]-gingerol'ün kanser hücrelerinde yalnızca 300 mikromolarda veya yakınında apoptozu indüklediğini ileri sürmüştür [13] , [34] , [35] , [36]ve bu konsantrasyonun altında, esas olarak diğer mekanizmalarla sitotoksisiteye neden olur. Bununla birlikte, 100 mikromolar [6]-gingerol ile bile işlenmiş SW-480'de flüoresan hücreler gözlemledik, bu da daha düşük konsantrasyonlarda bile erken apoptoz olaylarını açıkça ortaya koyuyor. Ayrıca, çalışmamızda kaspazlar-8,9, 3 ve 7'nin doza bağlı aktivasyonu, [6]-gingerol ile tedavi edilen SW-480 hücrelerinde hücre ölümünün ana mekanizması olarak apoptozu daha da doğruladı. Kaspaz-9'un [6]-gingerol tarafından aktivasyonu, [6]-gingerol aracılı apoptotiste mitokondriyal yolun dahil olduğunu doğrular. Bununla birlikte, [6]-gingerol tarafından indüklenen kaspaz-8'in bölünmesi, esasen reseptör aracılı yolun tutulumunu önermeyebilir, çünkü mitokondriyal yol aynı zamanda BH3 etkileşimli alan ölüm agonistinin (BID) bölünmesi yoluyla kaspaz-8'in bölünmesine yol açabilir. ) [37]. Bir p53-mutant kolon kanseri hücre dizisi olan SW-480'de [6]-gingerol tarafından apoptozun indüklenmesi, p53-mutant hücrelerin standart kemoterapötiklere ve radyasyona daha dirençli olduğu düşünüldüğünden özellikle ilgi çekicidir [13] , [36] . [6]-gingerol tarafından p53'ten bağımsız apoptoz indüksiyonu, daha önce pankreas kanseri hücre hatlarında rapor edilmişti; burada Sikline bağımlı kinaz inhibitörü p21 cip1'in ifadesi, p53 ifadesinden bağımsız olarak artarak Siklin A ve Sikline bağımlı azalmaya yol açmıştır. kinaz ekspresyonu ve hücre döngüsünün durdurulması [36] .

      [6]-gingerol'ün genellikle normal hücreler için toksik olmadığı kabul edilse de, son çalışmaların bazıları aksini bildirdi. [6]-gingerolün daha yüksek dozlarda genotoksik etkileri, insan hepatom G2 hücrelerinde gösterilmiştir [38] . Başka bir yakın tarihli çalışma, [6]-gingerol tedavisinin, insan saç foliküllerinin dermal papilla hücrelerinin proliferasyonunun ve saç şaftının uzamasının önemli ölçüde doza bağımlı inhibisyonuna yol açtığını bildirdi [39].50 mikromolar [6]-gingerol'ün altında dermal papilla hücrelerinde apoptozu göstermede başarılı oldular. Bu çalışmaların ışığında, [6]-gingerol'ün kültürlenmiş fare bağırsak epitel hücreleri üzerindeki sitotoksik etkilerini inceledik. Sonuçlarımızdan görüldüğü gibi, [6]-gingerol 500 mikromolarda bile önemli bir sitotoksisiteye neden olmadı. Bu konsantrasyonlarda apoptoz indüksiyonunun olmaması, [6]-gingerol'ün mide-bağırsak yolunun normal hücreleri için toksik olmadığını kanıtladı. Sonuçlarımız, 900 mikromolar [6]-gingerolün sıçan bağırsak epitel hücrelerinde yalnızca %50 büyüme inhibisyonu oluşturduğunu [36] bildiren önceki bir raporla uyumludur..Dolayısıyla [6]-gingerol, farklı kökenlerden gelen normal hücrelerin çoğalması üzerinde farklı etkiler gösteriyor olabilir, ancak mide-bağırsak bozukluklarının tedavisinde kullanım için kesinlikle güvenli görünüyor.

      Protein kinaz C (PKC), MAP kinaz ailesinin üyeleri de dahil olmak üzere substratlarını fosforile etme ve aktive etme yetenekleri aracılığıyla hücre büyümesini, farklılaşmasını ve apoptozu düzenlediği bilinen kinazlar grubudur [40] , [41] . Forbol-12-miristat-13-asetat (PMA) gibi forbol esterler, diasilgliserol ve fosfatidilserin gibi fizyolojik aktivatörlerinin ikameleri olarak PKC'yi aktive etmedeki rolleri nedeniyle bilinen tümör promotörleridir [22] , [42] . MAP kinaz yolakları, kolon kanseri hücrelerinde proliferasyon, invazyon ve metastazın düzenlenmesinde yer alır [43] , [44]. Sonuçlarda sunulduğu gibi, SW-480 hücrelerinde PMA tedavisi, Western lekelemede fosforile formlarındaki geçici artıştan da anlaşılacağı gibi, ERK1/2, JNK ve p38 MAPK gibi MAP kinaz ailesinin üyelerini aktive etti. [6]-gingerol ile ön tedavi üzerine bu aktivasyonun dikkate değer şekilde bastırılması, ERK1/2 ve JNK MAP kinazlarda çok belirgindi, ancak p38 MAPK durumunda daha azdı. Western lekelemeden elde edilen sonuçlar, MAP kinaz inhibitörlerinin mevcudiyetinde hücre proliferasyon deneyinden de doğrulandı. U0126 ve SP600125'in varlığında SW-480 hücrelerinin PMA kaynaklı proliferasyonunun tersine çevrilmesi, ERK1/2 ve JNK'nın hücre proliferasyonundaki rolüne dair kanıt sağlar. Ayrıca p38 MAP kinaz inhibitörü SB203580'in etkisinin olmaması, süreçte p38 MAP kinazın rolünü dışlar. [6]-gingerol ve ERK1/2 veya JNK inhibitörleri ile kombinasyon tedavisi, bu MAP kinaz yollarının her birinin PMA ile indüklenen aktivasyonunun, [6]-gingerol ve bunların aditif etkileri tarafından birbirinden bağımsız olarak aşağı regüle edildiğini gösterir. aşağı regülasyon, [6]-gingerol ile görülen inhibitör etkilerle sonuçlanır. SW-480 hücrelerinde hem ERK1/2 hem de JNK yolaklarının inhibisyonunu birlikte gerçekleştirmemiş olmamıza rağmen, bir çift inhibisyonun, tipik olarak tek başına [6]-gingerol ile olduğu gibi PMA kaynaklı hücre proliferasyonunun inhibisyonuyla sonuçlanacağını tahmin ediyoruz. ERK1/2 veya JNK inhibitörleri ile kombinasyon halinde [6]-gingerol'ün ek inhibitör etkisi görülmediğinden, SW-480 hücrelerinde PMA tarafından yukarı regüle edilen başka hiçbir ek faktörün [6]-gingerol tarafından etkilenmediğine inanıyoruz. .[45] , [46] . MAP kinaz yolunun bileşenlerinin inhibisyonu, uzun süredir kolon kanserinin ilerlemesini durdurmak için ideal bir yaklaşım olarak kabul edilmiştir [46] . Epikateşin gallat, kurkumin, silibinin ve kırmızı ginseng gibi diğer doğal bileşiklerin kolon kanseri hücrelerinde apoptozu indüklediğine dair raporlar vardır. MAP kinazların inhibisyonu yoluyla [15] , [47] , [48] , [49] . [6]-gingerol'ün daha önce fare cilt kanseri hücre hatları, hepatokarsinom hücreleri ve pankreas kanseri hücrelerinde ERK1/2, JNK ve p38 MAP kinazlarının fosforilasyonunu inhibe ettiği gösterilmiştir [28] , [34] , [36] , [50]. Ancak, bildiğimiz kadarıyla mevcut çalışma, kolon kanseri hücrelerinde PMA'nın neden olduğu proliferasyonu tersine çevirmede [6]-gingerol'ün etki mekanizması olarak ERK1/2 ve JNK MAP kinazlarının inhibisyonunu ilk kez bildirmektedir.

      NF-kappB ve AP-1 gibi transkripsiyon faktörlerinin, kolon epitel kanserinin tümörijenezi, progresyonu, invazyonu ve metastazındaki rolünü ortaya koyan artan kanıtlar vardır [46] . Kolon kanserinde NF-kappaB, ROS yollarını inhibe ederek, JNK kaskadını inhibe ederek ve anti-apoptotik genler Bcl-2, Bcl-x ve cIAP'lerin ekspresyonunu indükleyerek [51] gibi birçok yolla anti-apoptoz rolü oynar. , [52] . NF-kappaB'nin ayrıca vasküler endotelyal büyüme faktörü (VEGF), siklooksijenaz 2 (COX-2), interlökin (IL)-6 ve matris metaloproteinazları (MMP'ler) yukarı doğru düzenleyerek kolon kanseri tümör hücrelerinde anjiyogenezi, invazyonu ve metastazı kolaylaştırdığı bilinmektedir. [52] , [53]. AP-1 grubu transkripsiyon faktörleri, kolon kanserinin tümörogenezinde daha doğrudan bir role sahiptir. AP-1'in gelişmiş aktivitesi, insan kolon adenokarsinomunda gösterilmiştir ve kolon adenokarsinomunun çoğunluğunun immün-histokimyasal analizi, AP-1'in EGFR ve COX-2 gibi aşağı akış hedeflerinin yüksek ekspresyonu ile ilişkili yüksek seviyeli ekspresyonunu ortaya çıkarmıştır [ 46] . AP-1 aynı zamanda katı tümörlerde karşılaşılan ve onların kemoterapi ve radyoterapiye direncine katkıda bulunan hipoksik koşullara karşı anti-apoptotik cevaba aracılık eder [54] . AP-1, AP-1 proteininin Jun ve Fos bileşenlerini fosforile eden ve hedef bağlanmalarını kolaylaştıran MAP kinazların doğrudan düzenleyici kontrolü altındadır [46] , [54].Yüksek konsantrasyonlarda safra asitlerinin varlığı ayrıca kolon hücrelerinde PKC ve ERK1/2 sinyali yoluyla AP-1 ekspresyonunu indükleyerek tümörün ilerlemesine neden olur [55] . PMA ile tedavi hem NF-kappaB'yi hem de AP-1 transkripsiyon faktörlerini Ras/Raf/ERK1/2, JNK ve fosfoinositise-3-kinaz/Akt sinyal yolakları [56] , [57]. Bizim çalışmamızda da PMA tedavisi, transkripsiyonel bağlanmalarındaki artıştan da anlaşılacağı gibi, SW-480 hücrelerinde hem NF-kappaB'yi hem de AP-1'i yukarı regüle etti. [6]-gingerol ile ön tedavi, yukarı regüle edilmiş AP-1'i büyük ölçüde azalttı ve 300 uM konsantrasyonda transkripsiyonel bağlanmalarını neredeyse tamamen ortadan kaldırdı. Aksine [6]-gingerol, NF-kappaB'nin transkripsiyonel bağlanması üzerinde çok az bir etkiye sahipti. NF-kappa B'nin SN50 ile inhibisyonunun, SW-480'in PMA ile indüklenen hücre proliferasyonu üzerinde herhangi bir önemli etkisi olmadı; bu, PMA ile indüklenen NF-kappaB'nin SW-480 hücrelerinin proliferasyonunu artırmada doğrudan bir rolü olmadığını düşündürür. Bu, [6]-ginerol'ün SW-480 hücrelerinde sitotoksisiteye yol açarken PMA ile indüklenen NF-kappaB üzerinde çok az etkiye sahip olduğu gerçeğiyle birlikte gider. Kafeik asit 3'ün inhibitör özellikleri için daha önce benzer etkiler rapor edilmişti,[57] . CADPE'nin, JNK ve p38 MAP kinazları üzerinde çok az etkiyle, AP-1'in transkripsiyonel bağlanmasını inhibe ederek, ancak NF-kappaB'nin DNA bağlanması üzerinde hiçbir etkisi olmadan, ERK1/2'nin fosforilasyonunu inhibe ettiği bildirildi. SW-480'in PMA ile indüklenen hücre proliferasyonunun inhibisyonunu incelemeye AP-1'in herhangi bir inhibitörünü dahil etmemiş olsak da, sonuçlarımız AP-1'in inhibisyon yoluyla [6]-gingerol tarafından aşağı regüle edildiğini göstermektedir. SW80 hücrelerinde ERK1/2 ve JNK MAP kinazın fosforilasyonu. ERK1/2 yolunun c-Fos bileşeninin aktivasyonunda yer aldığı ve JNK yolunun AP-1'in hem c-Jun hem de c-Fos bileşenlerinin aktivasyonunda yer aldığı iyi bilinmektedir [54] .. Ayrıca kaspaz-3'ün ERK1/2, JNK MAP kinazın inhibisyonu ve [6]-gingerol ile aktive olduğunu ve SW-480 hücrelerinin PMA kaynaklı proliferasyonunun inhibisyonunu sağladığını gördük. Bu nedenle, [6]-gingerol, SW-480 hücrelerinde PMA tarafından aktive edilen Ras/Raf/ERK1/2/JNK/AP-1 yolunun aktivasyonunu inhibe ederek etkisini gösteriyor olmalıdır. MAP kinazlarını, AP-1 dimerizasyonunu veya AP-1 transkripsiyonel bağlanmasını inhibe eden bileşikler ve küçük moleküller, kolon kanseri tedavisi için ideal adaylar olarak kabul edilir [46] . Böylece [6]-gingerol, kolon kanserine karşı bir anti-kanser ajanı olarak geliştirilmek için ideal bir aday olabilir.

      [6]-gingerol'ün kolon kanseri hücreleri üzerindeki etkisine ilişkin önceki çalışmalar, bu çalışmadan farklı moleküler mekanizmaları tanımlamaktadır. Lee ve diğerleri, 2008 [13] , [6]-gingerol'ün proapoptotik etkisi ve hücre döngüsü durmasının ardındaki mekanizma olarak Cyclin D1'in inhibisyonunu ve NAG-1'in aktivasyonunu ortaya çıkardı. Jeong ve diğerleri tarafından yapılan başka bir ilginç çalışma, 2009 [14], Lökoterien B4 sentezindeki terminal enzim olan Lökotrien A4 hidrolazın, kültürde ve ksenogreft modelinde HCT116 kolon kanseri hücrelerinin ankraj bağımlı büyümesinin inhibe edilmesinde [6]-gingerolün etki alanı olarak inhibisyonunu göstermiştir. LoVo hücreleri üzerindeki [6]-gingerol üzerindeki inhibitör etki üzerine yapılan bir başka yakın tarihli çalışma, hücre döngüsü düzenleyicileri Cyclin A, B1 ve CDK1'in aşağı regülasyonunu ve ayrıca etki mekanizması olarak hücre içi reaktif oksijen türlerinin (ROS) oluşumundaki artışı açıklamaktadır . 15] .Mevcut çalışma, kolon kanseri hücrelerinde [6]-gingerol için tamamen farklı bir etki mekanizması tanımlamaktadır.

      [6]-gingerol tarafından AP-1 transkripsiyonel bağlanmasının aşağı regülasyonu, AP-1'in COX-2, MMP'ler ve VEGF gibi efektörlerin transkripsiyonundan sorumlu transkripsiyon faktörü olduğu bilindiğinden, bunun kolon kanserine karşı terapötik potansiyeline doğrudan işaret eder. bunlar kolon kanseri tümörlerinde invazivlik, metastaz ve anjiyogenezden sorumludur [46] , [54] . [6]-gingerol'ün daha önce cilt kanseri modelinde COX-2 ekspresyonunu inhibe ettiği gösterilmiştir [28] , [29] , ancak bugüne kadar bunların kolon kanserinde COX-2 üzerindeki etkileri çalışılmamıştır. Bu çalışmada SW-480, COX-2 negatif bir hücre dizisidir [58][6]-gingerol'den etkilenen MMP-9 veya VEGF gibi AP-1'in diğer aşağı akış efektörlerine sahip olabilir. MMP-9 ve MMP-2'nin [6]-gingerol tarafından aşağı regülasyonu sırasıyla karaciğer kanseri ve meme kanseri hücre dizilerinde rapor edilmiştir [9] , [50] . Zencefil bileşenlerinin ayrıca VEGF'yi inhibe ederek anjiyogenezi inhibe ettiği gösterilmiştir. yumurtalık kanseri hücrelerinde [29] , [59] .Bu çalışma [6]-gingerolün AP-1'in aşağı akış hedefleri üzerindeki etkisini araştırmamış olsa da, bu efektör moleküller üzerindeki etkilerini araştırmak için dikkat gerektirmektedir. kolon kanseri hücrelerinde. Mevcut çalışmadan elde edilen sonuçların in vivo olarak genişletilmesiçalışma, [6]-gingerol'ün biyoyararlanımı ve bunun kolon tümörogenezinin önlenmesindeki mekanik rolü hakkında değerli bilgiler sağlayacaktır.


      Git: Destek Bilgisi

      Sertifika S1


      Kurumsal Hayvan Etik Kurulu yaptırım yazısı.

      (DOCX)
      Ek veri dosyası için buraya tıklayın. (4,7M, docx)
      Git: teşekkürler


      Normal fare kolon hücrelerinin izolasyonunda değerli rehberliği için Dr. KB Harikumar'a ve teknik yardım için Dr. Vinod V, Dr. Vineshkumar TP ve Dr. Vinod Balachandran'a teşekkür ederiz.

      Git: Finansman Tablosu


      Yazarların bildirecek desteği veya finansmanı yok.

      Git: Veri kullanılabilirliği


      Yazarlar, bulguların altında yatan tüm verilerin kısıtlama olmaksızın tamamen mevcut olduğunu onaylar. İlgili tüm veriler kağıt içindedir.

      Git: Referanslar

      1. Chan DS, Lau R, Aune D, Vieira R, Greenwood DC, et al. (2011) Kırmızı ve işlenmiş et ve kolorektal kanser insidansı: ileriye dönük çalışmaların meta-analizi . PLoS Bir 6 : e20456. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
      2. Magalhaes B, Peleteiro B, Lunet N (2012) Diyet kalıpları ve kolorektal kanser: sistematik inceleme ve meta-analiz . Eur J Cancer Önceki 21 : 15–23. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      3. Mayer RJ (2009) İlerlemiş kolorektal kanser için hedefe yönelik tedavi – daha fazlası her zaman daha iyi değildir . N Engl J Med 360 : 623–625. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      4. Krell J, Stebbing J (2012) Ginger: Kanser tedavisinin kökü mü? Lancet Oncol 13 : 235–236. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      5. Surh YJ, Lee E, Lee JM (1998) Kırmızı biber ve zencefilde bulunan bazı keskin içerik maddelerinin kemoprotektif özellikleri . Mutat Res 402 : 259–267. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      6. Baliga MS, Haniadka R, Pereira MM, D'Souza JJ, Pallaty PL, et al. (2011) Zencefilin ve fitokimyasallarının kemopreventif etkileri üzerine güncelleme . Crit Rev Food Sci Nutr 51 : 499–523. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      7. Shukla Y, Singh M (2007) Zencefilin kanseri önleyici özellikleri: kısa bir inceleme . Food Chem Toxicol 45 : 683–690. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      8. Chakraborty D, Bishayee K, Ghosh S, Biswas R, Mandal SK, et al. (2012) [6]-Gingerol, kanser hücrelerinde kaspaz 3'e bağlı apoptozu ve otofajiyi indükler: HeLa hücrelerinde ilaç-DNA etkileşimi ve belirli sinyal genlerinin ekspresyonu . Eur J Pharmacol 694 : 20–29. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      9. Lee HS, Seo EY, Kang NE, Kim WK (2008) [6]-Gingerol, MDA-MB-231 insan meme kanseri hücrelerinin metastazını inhibe eder . J Nutr Biochem 19 : 313–319. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      10. Shukla Y, Prasad S, Tripathi C, Singh M, George J, et al. (2007) [6]-gingerol ile apoptozla ilişkili proteinlerde testosteron aracılı değişikliklerin in vitro ve in vivo modülasyonu . Mol Nutr Food Res 51 : 1492–1502. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      11. Ju SA, Park SM, Lee YS, Bae JH, Yu R, ve diğerleri. (2012) 6-gingerol uygulaması, fare tümörlerinde tümöre sızan lenfositlerin sayısını büyük ölçüde artırır . Int J Cancer 130 : 2618–2628. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      12. Park KK, Chun KS, Lee JM, Lee SS, Surh YJ (1998) Zencefilin önemli bir keskin prensibi olan [6]-gingerol'ün forbol ester kaynaklı inflamasyon, epidermal ornitin dekarboksilaz aktivitesi ve cilt tümörü promosyonu üzerindeki inhibitör etkileri ICR farelerinde . Kanser Lett 129 : 139–144. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      13. Lee SH, Cekanova M, Baek SJ (2008) İnsan kolorektal kanser hücrelerinde 6-gingerol kaynaklı hücre büyümesinin durması ve apoptozda çoklu mekanizmalar rol oynar . Mol Carcinog 47 : 197–208. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
      14. Jeong CH, Bode AM, Pugliese A, Cho YY, Kim HG, et al. (2009) [6]-Gingerol, lökotrien A4 hidrolazını hedefleyerek kolon kanseri büyümesini baskılar . Kanser Res 69 : 5584–5591. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      15. Lin CB, Lin CC, Tsay GJ (2012) 6-Gingerol, G2/M Tutuklamasının İndüksiyonu Yoluyla Kolon Kanseri Hücresi LoVo'nun Büyümesini Engeller . Kanıta Dayalı Tamamlayıcı Alternatif Med 2012 : 326096. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
      16. Whitehead RH, Demmler K, Rockman SP, Watson NK (1999) Hem farelerden hem de insanlardan alınan normal kolonik mukozadan epitelyal hücrelerin klonojenik büyümesi . Gastroenteroloji 117 : 858–865. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      17. Weigmann B, Tubbe I, Seidel D, Nicolaev A, Becker C, et al. (2007) Mürin lamina propria mononükleer hücrelerinin kolonik dokudan izolasyonu ve müteakip analizi . Nat Protokolü 2 : 2307–2311. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      18. Anto RJ, Mukhopadhyay A, Shishodia S, Gairola CG, Aggarwal BB (2002) Sigara dumanı yoğunlaşması, nükleer transkripsiyon faktörü-kappaB'yi fosforilasyon ve IkappaB(alfa) bozunması yoluyla aktive eder: siklooksijenaz-2 indüksiyonu ile korelasyon . Karsinojenez 23 : 1511–1518. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      19. Bava SV, Sreekanth CN, Thulasidasan AK, Anto NP, Cheriyan VT, et al. (2011) Sinerjizmlerine katkıda bulunan kurkumin tarafından aşağı regüle edilen paklitaksel kaynaklı hayatta kalma sinyal olaylarında Akt yukarı ve MAPK'ler NF-kappaB'nin aşağısındadır . Int J Biochem Cell Biol 43 : 331–341. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      20. Bava SV, Puliappadamba VT, Deepti A, Nair A, Karunagaran D, et al. (2005) Zerdeçal tarafından taksol kaynaklı apoptozun hassaslaştırılması, nükleer faktör-kappaB ve serin/treonin kinaz Akt'ın aşağı regülasyonunu içerir ve tübülin polimerizasyonundan bağımsızdır . J Biol Chem 280 : 6301–6308. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      21. Puliyappadamba VT, Cheriyan VT, Thulasidasan AK, Bava SV, Vinod BS, et al. (2010) Akciğer kanseri hücrelerinde nikotin kaynaklı hayatta kalma sinyali, p53 durumlarına bağlıyken, kurkumin tarafından aşağı regülasyonu bağımsızdır . Mol Cancer 9 : 220. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
      22. Rickard KL, Gibson PR, Young GP, Phillips WA (1999) Protein kinaz C'nin aktivasyonu, in vitro olarak insan kolonik epitel hücrelerinde bütiratın neden olduğu farklılaşmayı ve yenilenmeyi arttırır . Karsinojenez 20 : 977–984. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      23. Kudinov Y, Wiseman CL, Kharazi AI (2003) LS1034 kolorektal karsinom hücre hattında MHC sınıf II moleküllerinin Phorbol miristate asetat ve Bryostatin 1 kurtarma IFN-gama indüklenebilirliği . Cancer Cell Int 3 : 4. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
      24. Yu R, Hebbar V, Kim DW, Mandlekar S, Pezzuto JM, et al. (2001) Resveratrol, mitojenle aktive olan protein kinaz yollarına müdahale ederek forbol esteri ve UV kaynaklı aktivatör protein 1 aktivasyonunu inhibe eder . Mol Pharmacol 60 : 217–224. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      25. Mowla S, Pinnock R, Leaner VD, Goding CR, Prince S (2011) TBX3'ün PMA kaynaklı yukarı regülasyonuna AP-1 aracılık eder ve meme kanseri hücre göçüne katkıda bulunur . Biochem J 433 : 145–153. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      26. Lallena MJ, Diaz-Meco MT, Bren G, Paya CV, Moscat J (1999) Protein kinaz C izoformları tarafından IkappaB kinaz beta aktivasyonu . Mol Cell Biol 19 : 2180–2188. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
      27. Park KA, Byun HS, Won M, Yang KJ, Shin S ve diğerleri. (2007) Protein kinaz C'nin sürekli aktivasyonu, insan kolonik epitel hücrelerinde IKK-gama ve Hsp90 kompleksinin ayrışmasıyla nükleer faktör-kappaB sinyalini azaltır . Karsinojenez 28 : 71–80. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      28. Kim SO, Kundu JK, Shin YK, Park JH, Cho MH, et al. (2005) [6]-Gingerol, forbol esterle uyarılan fare derisinde p38 MAP kinaz ve NF-kappaB'nin aktivasyonunu bloke ederek COX-2 ekspresyonunu inhibe eder . Onkojen 24 : 2558–2567. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      29. Kim EC, Min JK, Kim TY, Lee SJ, Yang HO ve diğerleri. (2005) [6] Zencefilin keskin bir bileşeni olan Gingerol, in vitro ve in vivo anjiyogenezi inhibe eder . Biochem Biophys Res Commun 335 : 300–308. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      30. Yu Y, Zick S, Li X, Zou P, Wright B ve diğerleri. (2011) İnsanlarda zencefilin aktif bileşenlerinin farmakokinetiğinin incelenmesi . AAPS J 13 : 417–426. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
      31. Zick SM, Djuric Z, Ruffin MT, Litzinger AJ, Normolle DP, et al. (2008) Sağlıklı insan deneklerde 6-gingerol, 8-gingerol, 10-gingerol ve 6-shogaol ve konjugat metabolitlerinin farmakokinetiği . Kanser Salgını Biyobelirteçleri Önceki 17 : 1930–1936. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
      32. Jiang SZ, Wang NS, Mi SQ (2008) Sıçanlarda [6]-gingerolün plazma farmakokinetiği ve doku dağılımı . Biopharm Drug Dispos 29 : 529–537. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      33. Brown AC, Shah C, Liu J, Pham JT, Zhang JG, et al. (2009) Ginger'in (Zingiber officinale Roscoe) sıçan kolonik adenokarsinom hücrelerinin proliferasyonunu ve in vitro anjiyojenezi inhibe etmesi . Phytother Res 23 : 640–645. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      34. Bode AM, Ma WY, Surh YJ, Dong Z (2001) [6]-gingerol tarafından epidermal büyüme faktörü kaynaklı hücre transformasyonu ve aktivatör protein 1 aktivasyonunun inhibisyonu . Kanser Res 61 : 850–853. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      35. Lee E, Surh YJ (1998) Keskin vanilloidler, [6]-gingerol ve [6]-paradol tarafından HL-60 hücrelerinde apoptozun uyarılması . Kanser Lett 134 : 163–168. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      36. Park YJ, Wen J, Bang S, Park SW, Song SY (2006) [6]-Gingerol, mutant p53 eksprese eden pankreas kanseri hücrelerinin hücre döngüsü durmasını ve hücre ölümünü indükler . Yonsei Med J 47 : 688–697. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
      37. Anto RJ, Mukhopadhyay A, Denning K, Aggarwal BB (2002) Curcumin (diferuloylmethane), kaspaz-8'in aktivasyonu, BID bölünmesi ve sitokrom c salınımı yoluyla apoptozu indükler: Bcl-2 ve Bcl-xl'in ektopik ekspresyonu ile baskılanması . Karsinojenez 23 : 143–150. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      38. Yang G, Zhong L, Jiang L, Geng C, Cao J ve ark. (2010) 6-gingerolün insan hepatomu G2 hücreleri üzerindeki genotoksik etkisi . Chem Biol Interact 185 : 12–17. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      39. Miao Y, Sun Y, Wang W, Du B, Xiao SE ve diğerleri. (2013) 6-Gingerol, kültürlenmiş insan saç foliküllerinde saç gövdesi büyümesini engeller ve farelerde saç büyümesini modüle eder . PLoS Bir 8 : e57226. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
      40. Azzi A, Boscoboinik D, Hensey C (1992) Protein kinaz C familyası . Eur J Biochem 208 : 547–557. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      41. Nishizuka Y (1992) Fosfolipidlerin hidrolizi ve protein kinaz C'nin aktivasyonu ile hücre içi sinyalleşme . Bilim 258 : 607–614. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      42. Meyer E, Vollmer JY, Bovey R, Stamenkovic I (2005) Matrix metalloproteinazlar 9 ve 10, protein kinaz C ile güçlendirilmiş, p53 aracılı apoptozu inhibe eder . Kanser Res 65 : 4261–4272. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      43. Masur K, Lang K, Niggemann B, Zanker KS, Entschladen F (2001) Yüksek PKC alfa ve düşük E-cadherin ekspresyonu, kolon karsinoma hücrelerinin yüksek göç aktivitesine katkıda bulunur . Mol Biol Celi 12 : 1973–1982. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
      44. Heider I, Schulze B, Oswald E, Henklein P, Scheele J, et al. (2004) PAR1 tipi trombin reseptörü, insan kolon karsinomu hücrelerinin PKCepsilon'a bağımlı bir mekanizma ile göçünü ve matris yapışmasını uyarır . Oncol Res 14 : 475–482. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      45. Ashida R, Tominaga K, Sasaki E, Watanabe T, Fujiwara Y, et al. (2005) AP-1 ve kolorektal kanser . Inflammopharmacology 13 : 113–125. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      46.​​Vaiopoulos AG, Papachroni KK, Papavassiliou AG (2010) Colon carcinogenesis: Learning from NF-kappaB and AP-1 . Int J Biochem Cell Biol 42 : 1061–1065. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      47. Cordero-Herrera I, Martin MA, Bravo L, Goya L, Ramos S (2013) Epicatechin gallate, insan kolon kanseri SW480 hücrelerinde p53 aktivasyonu ve p38 ve JNK'nın uyarılması yoluyla hücre ölümünü indükler . Nutr Cancer 65 : 718–728. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      48. Collett GP, Campbell FC (2004) Zerdeçal, HCT116 insan kolon kanseri hücrelerinde c-jun N-terminal kinaz bağımlı apoptozu indükler . Karsinojenez 25 : 2183–2189. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      49. Seo EY, Kim WK (2011) Kırmızı ginseng ekstresi kolon kanseri hücrelerinin metastazını in vitro ve in vivo olarak azaltmıştır . J Ginseng Res 35 : 315–324. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
      50. Weng CJ, Chou CP, Ho CT, Yen GC (2012) 6-shogaol ve 6-gingerol tarafından insan hepatokarsinom hücre istilasını inhibe eden moleküler mekanizma . Mol Nutr Food Res 56 : 1304–1314. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      51. Bubici C, Papa S, Pham CG, Zazzeroni F, Franzoso G (2006) ROS ve JNK sinyalinin NF-kappaB aracılı kontrolü . Histol Histopathol 21 : 69–80. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      52. Chen F, Castranova V (2007) Nuclear factor-kappaB, takdir edilmeyen bir tümör baskılayıcı . Kanser Res 67 : 11093–11098. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      53. Basseres DS, Baldwin AS (2006) Onkojenik başlatma ve ilerlemede nükleer faktör-kappaB ve kappaB kinaz yollarının inhibitörü . Onkogen 25 : 6817–6830. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      54. Shaulian E, Karin M (2002) AP-1 hücre yaşamı ve ölümü düzenleyicisi olarak . Nat Cell Biol 4 : E131–136. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      55. Debruyne PR, Bruyneel EA, Li X, Zimber A, Gespach C, et al. (2001) Safra asitlerinin karsinojenezdeki rolü . Mutat Res 480–481 : 359–369. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      56. Cho HJ, Kang JH, Kwak JY, Lee TS, Lee IS, et al. (2007) Ascofuranone, Ras/Raf/MEK/ERK- ve Ap1'e bağlı mekanizmalar yoluyla PMA aracılı matris metaloproteinaz-9 gen aktivasyonunu baskılar . Karsinojenez 28 : 1104–1110. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      57. Han H, Du B, Pan X, Liu J, Zhao Q ve diğerleri. (2010) CADPE, FAK/MEK/ERK aracılı AP-1 aktivasyonu ile PMA ile uyarılan mide karsinomu hücre invazyonunu ve matris metaloproteinaz-9 ekspresyonunu inhibe eder . Mol Cancer Res 8 : 1477–1488. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      58. Shao J, Sheng H, Inoue H, Morrow JD, DuBois RN (2000) Kolon karsinom hücrelerinde konstitütif siklooksijenaz-2 ekspresyonunun düzenlenmesi . J Biol Chem 275 : 33951–33956. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      59. Rhode J, Fogoros S, Zick S, Wahl H, Griffith KA, et al. (2007) Zencefil, hücre büyümesini inhibe eder ve yumurtalık kanseri hücrelerinde anjiyojenik faktörleri modüle eder . BMC Tamamlayıcı Altern Med 7 : 44. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
      Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
      Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

      Yorum yap


      • #4
        Zencefilin ( Zingiber officinale Roscoe ) vasküloprotektif etkileri ve altta yatan moleküler mekanizmalar

        Chao Li 1, Jie Li 1, Feng Jiang 2, Nikolay Tzvetkov 3, Jaroslaw O Hurbanczuk 4, Yunlun Li 5, Atanas G Atanasov 6, Dong Dong Wang 7
        üyelikler yıkılmak üyelikler
        • 1Deneysel merkez, Shandong Geleneksel Çin Tıbbı Üniversitesi, Jinan, 250355, Çin. yunlun.lee@hotmail.com.
        • 2Kardiyoloji Bölümü, Geleneksel Çin Tıbbı Shandong Üniversitesi Bağlı Hastanesi, Jinan, 250000, Çin.
        • 3Moleküler Biyoloji Enstitüsü "Roumen Tsanev", Biyokimyasal Farmakoloji ve İlaç Tasarımı Bölümü, Bulgaristan Bilimler Akademisi, Sofya, Bulgaristan. atanas.atanasov@univie.ac.at.
        • 4Moleküler Biyoloji Anabilim Dalı, Polonya Bilimler Akademisi Genetik ve Hayvan Yetiştiriciliği Enstitüsü, ul. Postepu 36A, 05-552 Jastrzębiec, Polonya.
        • 5Deneysel merkez, Shandong Geleneksel Çin Tıbbı Üniversitesi, Jinan, 250355, Çin. yunlun.lee@hotmail.com ve Kardiyoloji Bölümü, Geleneksel Çin Tıbbı Shandong Üniversitesi Bağlı Hastanesi, Jinan, 250000, Çin.
        • 6Moleküler Biyoloji Anabilim Dalı, Polonya Bilimler Akademisi Genetik ve Hayvan Yetiştiriciliği Enstitüsü, ul. Postepu 36A, 05-552 Jastrzębiec, Polonya ve Ludwig Boltzmann Dijital Sağlık ve Hasta Güvenliği Enstitüsü, Viyana Tıp Üniversitesi, Spitalgasse 23, 1090 Viyana, Avusturya ve Nörobiyoloji Enstitüsü, Bulgaristan Bilimler Akademisi, 23 Acad. G. Bonchevstr., 1113 Sofya, Bulgaristan ve Farmakognozi Bölümü, Viyana Üniversitesi, Althanstrasse 14, 1090 Viyana, Avusturya.
        • 7Metabolizma, Obezite ve Diyabet Araştırma Merkezi, Tıp Bölümü, McMaster Üniversitesi, Main Street West 1280, L8S4L8 Hamilton, Ontario, Kanada. dongdong.wang@usz.ch.
        Soyut


        Zencefil (Zingiber officinale Roscoe) yaygın ve yaygın olarak kullanılan bir baharattır. Fenolik bileşikler, terpenler, polisakkaritler, lipitler, organik asitler ve ham lifler dahil olmak üzere çeşitli kimyasal bileşenler açısından zengindir. Burada vasküler sistem üzerindeki etkilerini gözden geçirdik. Hücre kültürlerini veya hayvan modellerini kullanan araştırmalar, zencefil bileşenlerinin oksidatif stresi ve iltihabı hafiflettiğini, nitrik oksit sentezini artırdığını, vasküler düz kas hücresi çoğalmasını baskıladığını, makrofajlardan kolesterol akışını desteklediğini, anjiyogenezi inhibe ettiğini, voltaja bağlı Ca2+ kanallarını bloke ettiğini ve otofajiyi indüklediğini göstermiştir. Klinik deneylerde zencefilin serum lipidleri, enflamatuar sitokinler, kan basıncı ve trombosit agregasyonu üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu gösterilmiştir. Birlikte alındıklarında,
        Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
        Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

        Yorum yap


        • #5
          Antidislipidemik, antihipertansif ve endotel modüle edici aktivitelerinin karşılaştırılması için iki poliherbal formülasyon (ZPTO ve ZTO) üzerine çalışmalar

          Nauman Aziz , 1, 2 Malik Hassan Mehmood , 2 ve Anwarul-Hassan Gilani 2, 3
          Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
          1 Eczacılık Anabilim Dalı, Eczacılık Fakültesi, Karaçi Üniversitesi, Karaçi, Pakistan
          2 Doğal Ürün Araştırma Bölümü, Biyolojik ve Biyomedikal Bilimler Bölümü, Aga Khan Üniversitesi Tıp Fakültesi, Karaçi 74800, Pakistan
          3 Eczacılık Bölümü, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Mekelle Üniversitesi, Mekelle Etiyopya
          Sorumlu yazar.
          Nauman Aziz: moc.liamg@irtahknamuan ; Malik Hassan Mehmood: ude.uka@doomhem.nassah ; Anwarul-Hassan Gilani: moc.oohay@inalighrawna
          Git: Soyut

          Arka plan


          Kardiyovasküler bozukluklar (KVH'ler) dünya çapında hastalık yükünün önde gelen nedenidir. CVD'lerde kullanılan mevcut sentetik ilaçlar dışında, POL-10 (10 bitki içeren) dahil olmak üzere hayvan çalışmalarında etkili olduğu gösterilen ancak POL-10'un yan etkisi olarak kemirgenlerde taşikardiye neden olduğu bulunan birçok bitkisel formülasyon vardır. Bu çalışma, CVD'lerde daha iyi etkinlik ve/veya güvenlik profili için POL-10'un bileşimini değiştirmek üzere tasarlanmıştır.

          Yöntemler
          Z: Zingiber officinalis , P: Piper nigrum, T: Terminalia belerica ve O: Orchis mascula içeren iki bitkisel formülasyonun (ZPTO ve ZTO) antidislipidemik, antihipertansif ve endotel modülatör özelliklerini değerlendirmek için, tyloxapol ve yüksek yağ içeren farklı hayvan modelleri diyete bağlı dislipidemi ve spontan hipertansif sıçanlar (SHR) kullanıldı. Endotel fonksiyonu üzerindeki etki, PowerLab veri toplama sistemi ile birleştirilmiş izole doku banyosu kurulumu kullanılarak incelenmiştir. Antioksidan aktivite, DPPH radikal yakalama deneyi kullanılarak gerçekleştirilmiştir.

          Sonuçlar
          Tyloxapol kaynaklı hiperlipidemik sıçanlarda POL-10 bileşenlerinin ön taramasına dayanarak, dört aktif bileşen içeren ZPTO ve ZTO; Daha ileri çalışmalar ve karşılaştırma için Z, P, T ve O tanımlandı. Tyloxapol ile indüklenen hiperlipidemik sıçanlarda, hem ZPTO hem de ZTO, serum trigliserit (TG) ve toplam kolesterolde (TC) önemli azalmaya neden oldu. Yüksek yağlı diyetle beslenen sıçanlarda ZPTO, TC'yi, düşük yoğunluklu lipoproteinler kolesterolü (LDL-C) ve aterojenik indeksi (AI) düşürdü. ZTO ayrıca, AI'yı, vücut ağırlığını azaltmada ve daha da önemlisi yüksek yoğunluklu lipoproteinleri yükseltmede daha etkili olmanın ek yararları ile ZPTO'nunkine benzer etkiler gösterdi. SHR'de her iki formülasyon da sistolik kan basıncını, AI ve TG düzeylerini önemli ölçüde azalttı; ZTO, kardiyak uyarıcı etkiden yoksunken endotel disfonksiyonunu tersine çevirmede daha güçlüydü. Ek olarak, ZTO ayrıca LDL-C'yi azalttı ve SHR'de glikoz seviyelerini iyileştirdi. DPPH radikal yakalama aktivite testinde de ZTO, ZPTO'dan daha güçlüydü.

          Çözüm
          Değiştirilmiş formülasyon olan ZTO, yalnızca kardiyovasküler anormallikleri düzeltmede ZPTO veya POL-10'dan daha etkili bulunmadı, aynı zamanda ZPTO'da Piper nigrum varlığından dolayı gözlemlenebilen taşikardiyak yan etkiden arınmış oldu.

          Anahtar Kelimeler: Poliherbal formülasyon, Endotel disfonksiyonu, Antihipertansif antidislipidemik, Antioksidan
          Git: Arka plan


          Kardiyovasküler hastalıklar (CVD'ler) insanlığı etkileyen önemli bir sağlık yükü taşımaktadır [ 1 ]. Hipertansiyon, dislipidemi, endotel disfonksiyonu ve oksidatif stres, KVH'lerde yer alan başlıca patolojilerdir ve büyük bir risk oluştururlar [ 2 ]. Bu patolojileri kontrol altına almak için kullanılan sentetik ilaçların yanı sıra, dünya çapında çeşitli kültürlerde bir dizi geleneksel bitkisel ilaç kullanılmaktadır. 10 şifalı bitki (POL-10) içeren poliherbal bir formülasyon, Pakistan halk tıbbında kalp rahatsızlıkları için kullanılmıştır. Hayvan çalışmalarında, POL-10'un SHR'de antihipertansif, endotel modüle edici ve antidislipidemik aktivitelere sahip olduğu bildirilmiştir [ 3]. Bununla birlikte, KVH'lerde zararlı yan etkiler olarak kabul edilen, tedavi edilen hayvanlarda kalp atış hızında ve vücut ağırlığında artışa neden olmuştur. Bu çalışma, CVD'lerde kullanımı için daha iyi etkinlik ve/veya güvenlik profili için POL-10'un bileşimini değiştirmek üzere tasarlanmıştır. Tyloxapol kaynaklı hiperlipidemik sıçanlarda POL-10 bileşenlerinin ön taramasına dayanarak, dört aktif bileşen içeren iki formülasyon; Z: Zingiber officinalis (Zencefil), P: Piper nigrum (Karabiber), T: Terminalia belerica (Balela) ve O: Orchis mascula(Saalab misri), ZPTO olarak etiketlendi ve ZTO olarak etiketlenen üç bileşen (P hariç), yüksek yağlı diyetle indüklenen dislipidemi, spontan hipertansif sıçanlarda yüksek tansiyon (SHR), vücut ağırlığı, sıçanların izole vasküler preparasyonunda endotel fonksiyonu ve DPPH radikal süpürme deneyi kullanılarak antioksidan etki.

          Bu seçilmiş formülasyonların, T. belerica [ 4 , 5 ]; Z. officianlis ve P. nigrum'un [ 6 ] diğer şifalı bitkilerle kombinasyon halinde kullanıldıklarında sinerjistik aktivitelere sahip oldukları bildirilmiştir. Güney Asya'daki kültürel bir inanca göre, bileşik müstahzarlar tek bir bitkiden daha etkili ve daha güvenli olarak kabul edilmektedir [ 7 ] . ) temel bileşendir [ 4 ].

          Seçilen poliherbal formülasyonların bireysel bileşenleri hakkında mevcut veriler; Z. officinalis [ 8 , 9 ], P. nigrum [ 10 , 11 ] , T. belerica [ 5 , 12 ] ve O. mascula [ 13 ] spesifik olmayan deneysel modeller kullanarak kardiyovasküler anormalliklerdeki etkinliklerine dair dolaylı bir kanıt sağlar. Ek olarak, Z. officinalis [ 14 , 15 ] ve O. mascula [ 16 ] da bir dizi in vitro kullanılarak laboratuvarımızda bireysel olarak çalışılmıştır.Kardiyovasküler bozukluklardaki etkinlikleri için tahliller ve hayvan modelleri. Bununla birlikte, tek bir bileşenin daha uzun süre yüksek dozda tek başına alınması aksi takdirde zararlı olabileceğinden, seçilmiş şifalı bitki kombinasyonlarının CVD'lerde sinerjistik ve/veya yan etkileri nötralize etme potansiyeline sahip etkinliğini gösteren kapsamlı bir çalışma neredeyse yoktur [ 17 ]. ].

          Git: Yöntemler
          Bitki materyali ve ekstraksiyon
          Tüm malzemeler ( Zingiber officinalis (Z), Piper nigrum (P), Terminalia belerica (T), Orchis mascula(O) ZPTO, Pakistan, Karaçi'deki yerel bir bitki deposundan satın alındı. Numuneler, Karaçi'deki Hamdard Üniversitesi'nde bir botanikçi olan Bay M. Afzal Rizvi tarafından doğrulandı. Bireysel numuneler, Aga Khan Üniversitesi, Karaçi, Pakistan, Biyolojik ve Biyomedikal Bilimler Departmanındaki Doğal Ürünler Araştırma Bölümü'nün herbaryumuna ZO-RZ-03-06-75, PN-FT- olarak atanan ilgili kupon numaralarıyla bırakıldı. 03-06-72, TB-FT-03-06-74 ve OM-RT-03-06-70. ZPTO'nun bileşenleri ayrı ayrı ince toz haline getirildi ve son olarak eşit oranlarda (her biri 50 g) birlikte karıştırıldı. Kronik çalışma için ZPTO ve toz formdaki P'nin ZPTO'dan çıkarılmasıyla hazırlanan hafif modifiye edilmiş formu ZTO diyete karıştırıldı. Serbest radikal yakalama ve akut toksisite testleri için ZPTO ve ZTO, sulu metanol (30: 70) ara sıra sallayarak üç gün boyunca. Bir tülbent bezinden ve ardından Whatman kalitatif dereceli No.1 filtre kağıdından [18 ]. Bu prosedür üç kez tekrarlandı ve süzüntüler birleştirildi ve yaklaşık %10 (ağırlık/ağırlık) verecek şekilde kalın koyu kahverengi ham özü elde etmek için döner buharlaştırıcıda buharlaştırıldı. İlaçlar ve standartlar


          Asetilkolin klorür, kolesterol, kolik asit, fenilefrin, potasyum klorür ve tiloksapol (triton WR-1339), Sigma Chemical Company, St. Louis, MO, ABD'den alınmıştır. Serum analizi için Randox teşhis kitleri Randox Laboratories Ltd., Co.'dan alınmıştır. .Antrim, Birleşik Krallık. Kullanılan tüm kimyasallar en yüksek saflıktaydı. Fizyolojik tuz çözeltileri deney günü distile suda taze olarak hazırlanırken, tüm ilaçların ve ekstraktların stok çözeltileri distile su/salin içinde yapılarak -20°C'de saklandı ve dilüsyonlar deney günü taze olarak hazırlandı. . Hayvanlar


          Kendiliğinden Hipertansif Sıçanlar (Suş: SHR/NCrlBR; hipertansif, stroksuz) ve normotansif kontrolleri Wistar Kyoto Sıçanları (WKY), 4 haftalıkken Avustralya Hayvan Kaynakları Merkezi'nden ithal edildi. Sprague-Dawley (SD) sıçanları (170–200 g) ve Balb/c fareleri (20–25 g) gibi diğer hayvanlar yerel olarak tedarik edilmiş ve Aga Khan Üniversitesi'nin hayvan evinde barındırılmıştır. Hayvanlar, gerektiğinde talaşlı (her 48 saatte bir yenilenen) kendi kafeslerinde tutuldu, 23–25°C'de tutuldu ve yiyecek ve suya serbest erişimleri sağlandı. Yapılan deneyler Laboratuvar Hayvanları Kaynakları Enstitüsü, Yaşam Bilimleri Komisyonu, Ulusal Araştırma Konseyi kararlarına uygun yapılmıştır [ 19] ve bu çalışma, Karaçi Üniversitesi, Karaçi, Pakistan İleri Araştırmalar ve Araştırma Kurulu tarafından onaylanan Dr. Nauman Aziz'in doktora önerisinin bir parçasıydı.

          Diyetlerin hazırlanması
          Diyetler (AD) şu şekilde hazırlandı;

          A. Normal diyet: Normal diyet, daha önce Harkness [ 20 ] tarafından Karaçi'deki Aga Khan Üniversitesi'nin (AKU) hayvan evinde açıklandığı gibi hazırlandı . Un (5 Kg), çokar (5 Kg), pekmez (150 g), tuz (75 g), nutrivet L (33 g), potasyum meta bisülfat (15 g), sıvı yağ (500 g), balık unu (2.25 Kg) ve süt tozu (2 Kg) olmak üzere toplam yaklaşık 13 Kg gıda maddesi.

          B. Tedavi diyetleri: Diyet A'ya karıştırılmış ZPTO veya ZTO (%3 w/w).

          C. Yüksek yağ/Aterojenik diyet: Kolesterol (%2 w/w), kolik asit (%0.5 w/w) ve tereyağı (%5 w/w) A'ya [ 21 ] eklenmiştir .

          D. Tedavi diyeti: Diyet C'ye karıştırılmış ZPTO veya ZTO (%3 w/w).

          Yoğurma öncesinde katkı maddelerinin ve ZPTO veya ZTO tozunun rasyonun kuru bileşenlerinde üniform olarak karışmasını sağlamak için tüm önlemler alınmıştır.

          Farmakolojik parametreler
          Tyloxapol kaynaklı hiperlipidemi üzerine çalışma
          Tyloxapol ile indüklenen hiperlipideminin [ 22 ] daha önce tarif edilen bir hayvan modeli hafif modifikasyonlarla takip edildi. 160-180 g ağırlığındaki erkek Sprague-Dawley (SD) sıçanlar rastgele 14 gruba ayrıldı (her biri 6'şar adet), grup 1 ve 2'ye diyet A (normal diyet), grup 3 ve 4'e diyet B (normal diyet ile) verildi. ZPTO veya ZTO), 5-8. gruplardaki hayvanlara Z, P, T veya O ile normal diyet verilirken, kalan altı gruba kalan 6 bileşen uygulandı; Aristolochia rotunda, Cinnamomum officinalis , Emblica officinalis , Matricaria papatya , Piper longum ve Plumbago zeylanica, orijinal poliherbal formülasyon POL-10. 10 günlük tedaviden sonra, tüm hayvanlar 7 saat aç bırakıldı ve grup 1 salin (10 ml/kg; ip), grup 2-14 ise tiloksapol (500 mg/kg; ip) aldı. Ertesi gün, hayvanlara dietil eter ile anestezi uygulandı ve " Lipit profili ve glikozun tahmini " bölümünde açıklandığı gibi serum toplam kolesterol (TC) ve trigliseritlerin (TG) analizi için kan alındı .

          Yüksek yağlı diyetle beslenen sıçanlarda lipit profili, diyet tüketimi ve vücut ağırlığı üzerine çalışma
          Hem ZPTO hem de ZTO, Berroughui ve ark. [ 23 ] pilot çalışmalardan sonra küçük değişikliklerle. Yetişkin SD sıçanlar (12-14 haftalık, 140-160 g ağırlığında) rastgele 4 gruba ayrıldı (her grupta 7-10 hayvan), grup 1'e diyet A (normal kontrol olarak sunuldu) ve diyet C (aterojenik) verildi. kontrol), grup 2'ye, grup 3 ve 4'e 8 hafta diyet D (tedavi) verildi. Tüm hayvanların suya ve diyete ücretsiz erişimi vardı. Diyet tüketimi günlük olarak izlendi ve vücut ağırlığındaki değişim 8 hafta boyunca haftalık olarak ölçüldü [ 23]. Tedavinin 8. haftasının sonunda, hayvanlar kan alımından 16 saat önce aç bırakıldı ve örnekler " Lipid profili ve glikozun tahmini " bölümünde ayrıntılı olarak açıklandığı gibi serum lipidleri ve glikoz için analiz edildi.

          SHR'de kan basıncı, kalp hızı ve lipid profili üzerine çalışma
          20-24 haftalık Erkek Kendiliğinden Hipertansif Sıçanlar (SHR), rastgele 3 gruba ayrıldı (her birinde n = 7-8). Grup 1'e diyet A (normal diyet) ve grup 2 ve 3'e 8 hafta boyunca diyet B (ZPTO veya ZTO ile normal diyet) verildi. Wistar Kyoto Sıçanları (WKY), normotansif kontrol olarak görev yaptı ve aynı süre boyunca diyet A verildi. Sistolik kan basıncı, tedavinin başlangıcından önce ve tedavinin 8 haftası boyunca, çalışan bir bilgisayara bağlı PowerLab 4/25 veri toplama sistemine bağlı bir tail-cuff pletismografı (Model 92, IITC Inc., Woodland Hills, ABD) kullanılarak tahmin edildi. Chart 5.3 yazılımı (ADInstruments, Sidney, Avustralya). Kalp atış hızı, Chart yazılımının döngüsel ölçümler seçeneği kullanılarak çevrimiçi olarak hesaplanmıştır. Deneye başlamadan önce sıçanlar kan basıncı ölçümü açısından on gün boyunca günlük olarak eğitildiler. Kan basıncı ölçüm prosedürü ile alıştırmadan sonra, bilinçli her hayvanın sistolik kan basıncının 6-8 okuması kaydedildi ve maksimum ve minimum atıldıktan sonra medyan değerler hesaplandı. Sistolik kan basıncı, tedavinin 0, 4 ve 8. haftalarında ölçüldü. Açıklanan non-invaziv kan basıncı ölçümünün doğrudan kan basıncı ile %96 korelasyona sahip olduğu rapor edilmiştir [24 ]. Tüm hayvanlar, çalışma süresi boyunca suya ve diyete ücretsiz erişime sahipti. Tedavinin 8. haftasının sonunda, hayvanlar kan alımından 16 saat önce aç bırakıldı ve numuneler “ Lipit profili ve glukozun tahmini ” bölümünde bahsedildiği gibi serum lipitleri ve glukoz için analiz edildi.

          SHR'nin sıçan aortunda vasküler reaktivite üzerine çalışma
          Tedavinin sonunda, SHR ve WKY 16 saat aç bırakıldı, dietil eter ile inhalasyon yoluyla anestezi uygulandı, kardiyak ponksiyon yoluyla kan alındı ​​​​ve lipit profili ve glikoz için serum analiz edildi. Torasik aort izole edildi ve endotelyal reaktivite açısından incelendi. İnen torasik aorta hemen Kreb tamponuna (bileşim mmol/L cinsinden: NaCl 118.4, KCl 4.7, CaCl2 2.5 , KH2P04 1.2 , MgS04 1.2 , NaHCO3 25 ve glukoz 11 cinsinden) aktarıldı, adventisyal dokudan temizlendi ve enine olarak halka segmentleri (3 mm uzunluğunda) halinde kesildi. Her halka, karbojen (%95 O2 ve %5 C02 ) ile köpürtülmüş Kreb tamponu (37°C) ile doldurulmuş bir doku banyosuna yerleştirildi.) ve izometrik gerilimin ölçümü için bir Trans-bridge'e (model TBM4M, World Precision Instruments, Hertfordshire, BK) ve PowerLab veri toplama sistemine bağlı bir kuvvet dönüştürücüye (model FORT100) bağlıdır. Aortik halkaların, her 15 dakikada bir tampon değişiklikleriyle 2 g'lık bir dinlenme geriliminde en az 60 dakika dengelenmesine izin verildi. İzometrik gerilim stabilize olduğunda, asetilkolinin (ACh) 1 x 10 -9 -10 -5 mol/L inhibitör konsantrasyon-yanıt eğrileri (CRC'ler), maksimum altı fenilefrin dozu (1 x 10 -6 mol/ ) ile indüklenen kasılmalara karşı oluşturuldu. L; PE) [ 25 ].

          Lipit profili ve glikoz tahmini
          Kan, gece boyunca aç bırakılan anestezi uygulanmış sıçanlardan kardiyak ponksiyon yoluyla vacuutainer içinde toplandı. 3000 devirde 10 dakika santrifüj edildikten sonra serum ayrıldı. Serum lipitleri ve glukoz, ticari olarak temin edilebilen Randox Laboratories kitleri kullanılarak enzimatik olarak test edildi, Serum toplam kolesterolü (TC), yüksek yoğunluklu lipoproteinler (HDL-C), trigliserid (TG) ve glukoz, imalatçı tarafından açıklanan yöntemlerle belirlendi (Randox Laboratories Ltd). ., Co. Antrim, BK). Düşük yoğunluklu lipoproteinler kolesterol (LDL-C), şu formül kullanılarak dolaylı olarak tahmin edilmiştir: LDL = Toplam Kolesterol – HDL – TG/5). Aterojenik indeks, aşağıdaki formül kullanılarak hesaplandı: Aterojenik indeks = TC-HDL/HDL) [ 26 ].

          Serbest radikal temizleme aktivitesi
          Misbah ve ark.'nın daha önceki bir yönteminde küçük değişikliklerle. [ 27 ] çalışmasında metanol içinde 0.1 mM 1,1-difenil-2-pikril-hidrazil (DPPH) radikali çözeltisi hazırlandı ve bu çözeltinin 1 ml'si metanol içindeki 3 ml ekstrakt çözeltisine farklı konsantrasyonlarda ilave edildi ve ardından absorbans 30 dakika sonra 517 nm'de ölçülmüştür. DPPH solüsyonunun absorbansındaki azalma, DPPH radikal yakalama aktivitesinde bir artışa işaret eder. DPPH radikal yakalama aktivitesi yüzdesi aşağıdaki denklemle hesaplandı:
          %DPPHradikalsüpürme= ( 1 -KontrolDevamsızlık - ÖrnekAbsorbansKontrolAbsorbans)× 100


          DPPH solüsyonu kontrol olarak alındı. CRC'ler, % 95 güven aralığı ile birlikte medyan etkili konsantrasyonların (EC50) hesaplanması için serbest radikal süpürme aktivitesinin yüzdesine karşı μg/ml cinsinden ekstrakt konsantrasyonları olarak çizildi .

          Akut toksisite testi
          BALB/c fareleri, her biri 5'erli 4 gruba ayrıldı ve 10 ml/kg'lık bir hacimde artan dozlarda ZPTO ve ZTO ham özütleri (1, 2 ve 3 g/kg) verildi. Farelerden oluşan bir negatif kontrol grubuna salin (10 ml/kg, po) uygulandı. Hayvanlar, yiyecek ve suya serbest erişime sahipti ve ölüm değerlendirmesi için 24 saat gözlem altında tutuldu [ 28 ].

          istatistiksel analiz
          Ortalama ± SEM ve EC50 değerleri olarak ifade edilen tüm veriler, % 95 güven aralıkları (CI) ile geometrik ortalama olarak sunulur. Eşleştirilmemiş iki grubun ortalamaları arasındaki karşılaştırma için Student t-testi, kontrol grubu ile ikiden fazla grubun ortalamalarındaki farklılıkların karşılaştırılmasında ise One-way Varyans Analizi (One-way ANOVA) ve ardından Dunnett çoklu karşılaştırma testi kullanıldı. Konsantrasyon-yanıt eğrileri (CRC'ler), doğrusal olmayan regresyon analizi kullanılarak analiz edildi. İki yönlü ANOVA ve ardından Bonferroni'nin test sonrası düzeltmesi, ilgili kontrol ile CRC'lerin çoklu karşılaştırması için kullanıldı. 0,05'ten küçük P değerleri (p < 0,05) istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Tüm grafikler, hesaplamalar ve istatistiksel analizler, Windows için GraphPad Prism yazılımı sürüm 4.00 (GraphPad Software, San Diego California ABD, http://www.graphpad.com ) kullanılarak yapıldı.

          Git: Sonuçlar
          ZPTO, ZTO ve bileşenlerinin tiloksapol kaynaklı hiperlipidemi üzerindeki etkileri
          Daha iyi etkililik ve/veya güvenlik profiline sahip yeni bir formülasyon oluşturma girişiminde, daha önce üzerinde çalışılan bir poliherbal formülasyon [ 3 ] olan POL-10'un ayrı bileşenleri bu modelde tarandı. Tyloxapol'ün sıçanlara uygulanması, serum trigliseritlerinde (TG) 6295 ± 499,30'a karşı 71,56 ± 2,69 mg/dl'ye (p < 0,001; n = 8-10) ve toplam kolesterolün (TC) 531,6 ± 30,01'e karşı 89,51'e yükselmesine neden oldu Tedavi edilmemiş hayvanlarla karşılaştırıldığında ± 2,31 mg/dl (p < 0,001; n = 8-10). POL-10'un 10 bileşeninden sadece 4'ü serum TG ve TC seviyeleri üzerinde pozitif etki gösterirken, geri kalan 6 bileşen bu modelde inaktif bulunmuştur (veriler gösterilmemiştir). Hayvanların yeni tasarlanan ZPTO formülasyonunun ayrı ayrı bitkileri ile ön tedavisi 3075 ± 119 mg/dL (Z. officinalis ), 3536 ± 897,2 mg/dL ( P. nigrum ), 3588 ± 150,7 mg/dL ( T. belerica ) ve 2823 ± 114 mg/dL ( O. mascula ) ile karşılaştırıldığında 6295 ± 499,30 mg/dL ( tyloxapol) -yönetilen kontrol). Benzer şekilde, ZPTO (2336 ± 574 mg/dL) ve ZTO (2499 ± 633,6 mg/dL) formülasyonlarının her ikisi de tiloksapol uygulanan kontrole kıyasla serum TG seviyelerinde belirgin bir azalma (p < 0,01) üretti. Hem ZPTO hem de ZTO , tek tek bileşenlerle karşılaştırıldığında TG'yi azaltmada daha etkili (1/ 4'üncü ve 1 / 3'üncü dozlarda) bulundu.

          Tyloxapol kaynaklı hiperkolesterolemide, hayvanlara Z. officinalis (295.4 ± 99.92 mg/dL), O. mascula (277.6 ± 84.74 mg/dL), P. nigrum (373 ± 66.09 mg/dL), ZPTO (319.3) ile ön tedavi ± 61,29 mg/dL) ve ZTO (341,9 ± 70,91 mg/dL), tiloksapol kaynaklı TC düzeylerindeki artışı önemli ölçüde (p < 0,01) önledi. Ancak T. belerica'nın (466.6 ± 23.69 mg/dL) TC seviyeleri üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığı (p > 0.05) bulundu. Hem ZPTO hem de ZTO, tek tek bileşenlerine kıyasla TC seviyelerinde benzer derecede azalma gösterdi, ancak dozların 1/ 4'ünde ve 1/3'ünde .

          ZPTO ve ZTO'nun yüksek yağlı diyetle beslenen sıçanlarda lipid profili, diyet tüketimi ve vücut ağırlığı üzerindeki etkileri
          8 hafta süreyle beslenen aterojenik diyet, normal diyetle beslenen hayvanlardan elde edilen verilere göre SD sıçanların vücut ağırlığında artışla birlikte TC, LDL-C, aterojenik indeks ve glukoz düzeylerinde önemli bir artışa neden olmuştur. Aterojenik diyetle beslenen sıçanlara %3 ZPTO ve %3 ZTO takviyesi, TC, LDL-C, aterojenik indeks ve günlük diyet tüketiminde önemli bir azalmaya (p < 0.001) neden oldu. Ancak ZTO ile tedavi, HDL-C'nin yükseltilmesi açısından ek faydalar sağladı. ZTO, aterojenik indeks üzerinde ZPTO'dan nispeten daha iyi (p < 0.05) etki gösterirken, ZPTO glikoz seviyeleri üzerinde daha güçlü etkiye (p < 0.5) neden oldu.

          Aterojenik diyetle beslenen obez sıçanlarda kilo alımı üzerindeki etkileri araştırıldığında, ZPTO'nun hiçbir etkisi olmadı, ancak ZTO ile tedavi edilen hayvanların vücut ağırlığında belirgin bir azalma (p < 0.01) gözlendi. Hem ZPTO hem de ZTO, TG seviyeleri üzerinde herhangi bir etki göstermedi (Tablo 1). tablo 1


          Poliherbal formülasyonların (ZPTO ve ZTO) aterojenik diyetle beslenen Sprague Dawley sıçanlarında serum lipidleri ve glikoz seviyeleri üzerindeki etkileri
          Toplam Kolesterol (mg/dl)
          74,62 ± 3,9
          390,5 ± 3,09 ###
          110,3 ± 12,14***
          110,7 ± 10,24***
          HDL-K (mg/dl)
          38,54 ± 1,7
          27,82 ± 2,97
          30,91 ± 3,1
          82,6 ± 11,45***
          LDL-K (mg/dl)
          24,9 ± 2,8
          304 ± 35,7 ###
          74,5 ± 9,4***
          57,24 ± 10,8***
          Trigliseritler (mg/dl)
          59,7 ± 4,2
          65,2 ± 6,4
          71,6 ± 11,6
          49,5 ± 11,8
          Aterojenik İndeks
          0,92 ± 0,12
          16,96 ± 3,15 ###
          3,53 ± 0,813**
          0,7 ± 0,155***
          Glikoz (mg/dl)
          95,6 ± 7,2
          147,5 ± 4,8 ###
          94,18 ± 6,96***
          130,3 ± 3,15**
          Günlük diyet tüketimi (g/Kg/gün)
          186,5 ± 11,8
          161,8 ± 12,4 #
          78,9 ± 10,8***
          121,9 ± 7,1***
          Vücut ağırlığındaki değişim % 33,33 ± 1,6 56,8 ± 1,97 ### 53,2 ± 0,8 46,51 ± 1,61**
          Ayrı bir pencerede aç
          Normal Diyet (ND) uygulanan Sprague Dawley sıçanlarına (SD), Aterojenik Diyet (AD) uygulanan SD sıçanlara; Poliherbal formülasyonlar, ZTO ve ZPTO, Zingiber officinalis (Z), Terminalia belerica (T), Orchis mascula ve/veya Piper nigrum'dan (P) oluşur ; Gösterilen değerler, 7–10 belirlemenin Ortalama ± SEM'sidir.

          ND (Student t -test) ile karşılaştırıldığında # p <0,05 ve ### p <0,001.

          AD ile karşılaştırıldığında ** p <0,01 ve *** p <0,001 (Tek yönlü ANOVA ve ardından Dunnett'in çoklu karşılaştırma testi).

          ZPTO ve ZTO'nun SHR'de kan basıncı ve lipid profili üzerindeki etkileri
          SHR'nin %3 ZPTO veya %3 ZTO ile 8 hafta süreyle tedavisi, tedavi edilmemiş hipertansif kontrol ile karşılaştırıldığında sistolik kan basıncını önemli ölçüde azalttı. ZPTO ve ZTO ile tedavi, SHR'de sistolik kan basıncını önemli ölçüde (p < 0.01) düşürdü. Hayvanların ZPTO ile tedavisi de SHR'de kalp hızını artırırken (p < 0.001) ZTO bunu değiştirmedi (p > 0.05). ZPTO veya ZTO ile tedavi edilen hayvanların serum örneklerinde HDL-C seviyelerinde herhangi bir değişiklik fark edilmezken, sadece ZTO ile tedavi edilen hayvanların LDL-C seviyelerinde önemli bir azalma (p < 0.05) gözlendi. Her iki preparat da SHR kontrolü ile karşılaştırıldığında TG seviyelerinde (p < 0.001) ve aterojenik indekslerde (p < 0.01) önemli bir azalma sağladı. Glikoz seviyelerinde, ZPTO tedavisi herhangi bir etki yaratmazken (p > 0.05), ZTO uygulaması önemli ölçüde (p < 0.0. 2. Tablo 2


          Poliherbal formülasyonların (ZPTO ve ZTO), SHR'de kan basıncı, serum lipidleri ve glikoz seviyeleri üzerindeki etkileri
          Sistolik KB (mmHg)
          141,7 ± 2,4
          200,9 ± 10,4 ###
          174,4 ± 4,49**
          173,3 ± 5,4**
          Nabız (BPM)
          312.0 ± 22.2
          342,9 ± 6,1 #
          383 ± 18,9***
          349,1 ± 23,9
          Toplam Kolesterol (mg/dl)
          117,3 ± 5,1
          93,3 ± 8,1 #
          76,8 ± 11,2
          82,83 ± 5,3
          HDL-K (mg/dl)
          98,28 ± 5,8
          70,15 ± 7,7 ##
          66,5 ± 8,3
          71,14 ± 4,5
          LDL-K (mg/dl)
          19,1 ± 3,4
          23,13 ± 3,8
          18,4 ± 3,6
          12,3 ± 3*
          Trigliseritler (mg/dl)
          82,85 ± 3,7
          98.0 ± 4.4 #
          60,5 ± 5,3***
          64,2 ± 6,7***
          Aterojenik İndeks
          0,20 ± 0,04
          0,37 ± 0,09 ###
          0,15 ± 0,04**
          0,17 ± 0,03**
          Glikoz (mg/dl) 113,4 ± 6,1 88 ± 13,6 # 80,8 ± 7,8 130,3 ± 17,6**
          Ayrı bir pencerede aç
          Wistar Kyoto Sıçanları (WKY), Spontan Hipertansif Sıçanlar (SHR).

          Poliherbal formülasyonlar, ZTO ve ZPTO, Zingiber officinalis (Z), Terminalia belerica (T), Orchis mascula veya/veya Piper nigrum'dan (P) oluşur.

          Gösterilen değerler, 7–8 tespitin Ortalama ± SEM'sidir.

          # p <0,05; ## p <0.01; ### p <0.001, WKY'ye (Student t-testi) kıyasla.

          * p <0,05; ** p <0,01; *** SHR ile karşılaştırıldığında p <0,001 (Tek yönlü ANOVA ve ardından Dunnett'in çoklu karşılaştırma testi).

          ZPTO ve ZTO'nun SHR'nin izole edilmiş sıçan aortunda vasküler reaktivite üzerindeki etkisi
          Hayvanların 8 hafta süreyle %3 ZPTO veya %3 ZTO ile tedavisi, tedavi edilmemiş kontrollere kıyasla izole aortta PE kaynaklı kasılmaların asetilkolin (ACh) aracılı endotel bağımlı gevşemesini iyileştirdi. Farklı hayvan gruplarının aortlarındaki ACh aracılı endotel bağımlı gevşemenin karşılaştırmalı CRC'leri Şekil'de sunulmuştur. 1. ZTO ile tedavi edilen hayvanların aortik dokuları, ZPTO'ya [0,25 μM (0,10-0,29, n = 7-) kıyasla 0,06 μM (0,03-0,07, n = 7-10) EC50 değeri ile ACh uygulamasına daha fazla gevşetici yanıt üretti. 10)], ZTO'nun vasküler reaktivite üzerinde daha güçlü bir etkisi olduğunu gösterir (Şekil 1).
          Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı 1472-6882-13-371-1.jpg
          Şekil 1
          Spontan hipertansif sıçanlar (SHR) ve Wistar Kyoto sıçanları (WKY) ve %3 ZTO (A) ve ZPTO ile tedavi edilen SHR'den izole edilen aortta fenilefrin kaynaklı (PE: 1 uM) vazokonstriksiyon üzerindeki asetilkolinin vazorelaksan etkilerini gösteren doz-yanıt eğrileri (B) iki aylık süre için. Eğriler, 5-10 hayvandan alınan yanıtların ortalama ± SEM'sini temsil eder. (#p <0,05, ###p <0,001, WKY'nin SHR ile karşılaştırmasını gösterir, öğrenci t testi *p <0,05, ***p <0,001, SHR + %3 ZTO veya ZPTO'nun SHR ile karşılaştırmasını gösterir; İki yönlü ANOVA, Bonferroni son testi).

          antioksidan aktivite
          ZPTO ve ZTO'nun ham metanolik ekstraktları, DPPH serbest radikal yakalama deneyinde antioksidan aktiviteleri açısından incelenmiştir. Her iki formülasyon da EC50 değerleri (%95 CI; n = 3-6) ve R2 (korelasyon katsayısının bir karesi, 1'e yakın değeri konsantrasyon ve aktivite arasında daha iyi korelasyon gösterir ve ayrıca iyiliği olarak ifade edilir) ile önemli bir etki göstermiştir . konsantrasyon eğrisi uyumu) ​​ZPTO: 11,44 μg/mL (6,53-20,04; n = 3-6, 0,991) ve ZTO: 4,33 μg/mL (3,98-4,71; n = 3-6, 0,996) olarak. Bu etkilerin , 2,11 μg/mL (1,97-2,26; n = 3-6, 0,999) EC50 değeriyle antioksidan etki sergileyen, pozitif kontrol olarak kullanılan bütil hidroksitoluenin (BHT)kine benzer olduğu bulundu . ZTO'nun ZPTO'dan neredeyse üç kat daha güçlü olduğu açıktır.

          Akut toksisite testi
          Fareler üzerinde yapılan akut toksisite çalışmalarında, ağız başına 3 g/kg'a (po) kadar ZPTO ve ZTO, 48 saatte ölüm üretmedi. 6-8 haftalık kronik tedavi sırasında ZPTO, SHR'nin kalp hızında artışa neden olurken, ZTO bu etkiden yoksundu. Hem ZPTO hem de ZTO, normotansif sıçanlarda ve SHR'de herhangi bir ölüme veya davranış değişikliğine neden olmadı.

          Git: Tartışma
          Bir poliherbal formülasyonun (POL-10) tedavi edilen hayvanlarda kalp atış hızını ve vücut ağırlığını artıran bir yan etki gösterdiği bildirilmiştir [ 3 ]. Bu çalışmanın amacı, CVD'lerde kullanımı için bileşimi daha iyi etkinlik ve/veya güvenlik profili ile değiştirmekti. Hiperlipidemi KVH'lerin ana risk faktörüdür. Tyloxapol kaynaklı hiperlipidemi modeli, lipit düşürücü ilaçların etki mekanizmasını taramak ve araştırmak için yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu tahlilde, POL-10'un 10 bileşeninden sadece dört Zingiber officinalis , Piper nigrum , Terminalia belerica ve Orchis mascula aktif bulundu. Bu nedenle, dört bileşenin hepsinin (ZPTO) bir kombinasyonu daha ayrıntılı olarak incelenmiştir. Ayrıca, P. nigrumayrıca SHR'de aterojenik indeks ve trigliserit düzeylerinde artış gibi bazı olumsuz etkiler de göstermiştir. İkinci bir kombinasyon olan ZTO ( P. nigrum içermeyen ), geliştirilmiş versiyon olarak çalışmaya dahil edildi.

          Normotansif SD sıçanlarda, sıçanlara 500 mg/kg dozunda tiloksapol uygulamasının, özellikle HMG Co-A aktivitesinde [ 29 ] ve plazma lipidlerinin hidrolizinden sorumlu olan lipoprotein lipazın inhibisyonu [ 30 ]. Bu hiperlipidemi modelinde, hem ZPTO hem de ZTO, ana formülasyon olan POL-10'dan daha iyi etkinlikle TG ve TC seviyelerinde önemli bir azalma gösterdi [ 3]. Benzer şekilde, TG düzeylerini düşürmede, tek tek bileşenleriyle karşılaştırıldığında daha etkiliydiler (dozun 1/4'ü ila 1/3'ü), bu formülasyonların TG düzeyleri üzerinde sinerjistik etkisine işaret ediyor. Bu sonuçlar ayrıca, yeni formülasyonların, muhtemelen lipid biyosentezinin inhibisyonunu içeren lipid düşürücü etkilere sahip olduğunu da gösterdi.

          Yüksek kolesterol ve kolik asit içeren yüksek yağ/aterojenik diyet, endotel disfonksiyonuna, ateroskleroza [ 31 ] neden olur ve Elk-1 ve p-CREB [ 32 ] gibi oksidasyona duyarlı genlerin ekspresyonunu artırarak oksidatif stresi artırır . Kolik asit içeren yüksek kolesterol diyetinin bağırsak emilimini ve sekresyonunu artırarak ve kolesterol katabolizmasını azaltarak TC, LDL-C, aterojenik indeksi arttırdığı ve HDL-C'yi düşürdüğü de bilinmektedir.]. Sıçanların ZTO veya ZPTO ile tedavi edilmesi serum TC ve LDL-C düzeylerini düşürürken TG düzeylerinde herhangi bir değişiklik gözlenmedi. ZTO, HDL-C'yi yükseltme açısından ZPTO'dan üstün bulundu. Benzer şekilde, ZTO aterojenik indeksi düşürmede daha iyi etkinlik gösterirken, ZPTO sadece glikoz seviyelerini düşürmede daha etkiliydi, bu da daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyuyor. Yüksek yağlı diyet alımının karakteristik bir özelliği olan obeziteye yol açan kilo alımı ve diyet tüketimindeki artışın dikkate alınması [ 34], her iki formülasyon da diyet tüketimi ve kilo alımı üzerindeki etkileri açısından karşılaştırıldı. ZPTO'nun diyet tüketimini azaltmada daha etkili olduğu (P < 0.01) bulunurken, yalnızca ZTO, aterojenik diyetle obez farelerin kilo alımını azalttı ve ZPTO'da görülmeyen ek ağırlık azaltma potansiyelini gösterdi. Bu veriler, aterojenik diyetle beslenen hayvan modelinde ZTO'nun, ZPTO veya POL-10'dan [ 3 ] daha faydalı olduğunu açıkça göstermektedir. ZTO aynı zamanda aterojenik indekste azalmaya neden oldu ve koroner kalp hastalığı riskinin bireysel lipoprotein konsantrasyonundan daha iyi göstergeleri olarak kabul edilen HDL-C'yi yükseltti [ 35 ], böylece özellikle lipit düşürücü kimyasal ilaçlar HDL--'yi düzeltmede sınırlı başarıya sahip olduğunda ek fayda gösterdi. C anormalliği [ 36]. SHR modeli, belirli bir etiyoloji olmaksızın yüksek tansiyona genetik yatkınlık, hacim artışı olmadan artan toplam periferik direnç, endotelyal fonksiyon bozukluğu ve ilaç tedavilerine benzer tepkilerdeki benzerlikleri nedeniyle insan esansiyel hipertansiyonu ile eşitlemek için en yaygın kullanılan hayvan modelidir. [ 37 ]. Vasküler endotel, çeşitli vazoaktif maddelerin sentezi ve salgılanması yoluyla kan basıncının düzenlenmesinde önemli bir rol oynar. SHR'de vasküler endotel disfonksiyonuna hipertansiyon [ 38 ], hipertrigliseridemi [ 39 ] ve aşırı oksidan üretimi ve/veya antioksidan sistemlerin eksikliği [ 40 ] gibi çeşitli faktörler neden olur.]. SHR'nin ZPTO veya ZTO ile tedavisi sistolik kan basıncını, TG'yi ve aterojenik indeksi karşılaştırılabilir etkinlikle düşürürken ZTO, endotel disfonksiyonunu iyileştirmede ZPTO'dan daha etkiliydi. ZPTO'nun önemli bir sınırlaması, SHR'de kalp atış hızını artırma yeteneğiydi, ZTO ise bu zararlı etkiden yoksundu. ZPTO'dan farklı olarak, aynı zamanda LDL-C'yi azalttı ve hiperglisemiyi iyileştirdi, bu da ZTO'nun ZPTO veya POL-10'a göre daha üstün olduğunu gösterir [ 3 ].

          Yüksek yağlı diyetin sıçanlarda oksidatif strese (enzimatik ve enzimatik olmayan) neden olduğu bilinmektedir, bu durum tiobarbitürik asit reaktif maddelerinin, konjuge dienlerin yüksek seviyeleri ve önemli ölçüde azalmış süperoksit dismutaz, katalaz, glutatyon peroksidaz, glutatyon-S-transferaz ve karaciğer, kalp, böbrek, bağırsak ve aortta azaltılmış glutatyon. Antioksidanlar, bu tür hücresel hasarları etkili bir şekilde önler [ 41 ]. İlginç bir şekilde, DPPH tahlilinde test edildiğinde ZPTO ve ZTO, yüksek kolesterolün neden olduğu oksidatif stresle mücadelede ek fayda sağlayabilecek güçlü antioksidan aktivite sergiledi. SHR'de oksidatif stres, endotel hücrelerinden nitrik oksidin (NO) sentezi ve salınması için gerekli olan kalsiyum homeostazında bozulmaya neden olur [ 42]. Yeni formülasyonların antioksidan özellikleri, endotel modülasyon potansiyellerinde dolaylı olarak gözlemlendiği gibi, NO salınımını ve sentezini iyileştirmede rol oynamış olabilir. ZTO'nun antioksidan etkisinde ZPTO'dan daha etkili olduğu bulundu, bu da ZTO'nun ZPTO'ya göre bir başka üstünlüğünü düşündürüyor.

          Daha önceki bir çalışmada, POL-10'un SHR'de [ 3 ] kalp hızını artırdığı , ZPTO'da gözlendiği ancak bu çalışmada ZTO'da gözlenmediği bildirilmiştir. Piper nigrum , ZTO'yu ZPTO'dan farklı kılan ve aynı zamanda POL-10'un bir bileşeni olan tek bileşendir. P. nigrum ve onun ana alkaloid bileşeni olan piperinin monoamin oksidaz inhibe edici (MAOI) aktiviteye sahip olduğu bildirilmiştir [ 43 ]. MAOI'lerin serotonin, dopamin ve norepinefrin gibi monoaminlerin oksidatif deaminasyonunun inhibisyonuna neden olduğu ve sonunda yarı ömürlerini ve aktivitelerini arttırdığı bilinmektedir. Artan norepinefrin seviyeleri, SHR'de ZPTO'nun neden olduğu kalp hızındaki artıştan sorumlu olabilir, ancak diğer mekanizma(lar) göz ardı edilemez.

          Birlikte ele alındığında, aterojenik diyetle beslenen sıçan modelindeki önemli farklılıklar; ZTO, aterojenik indeksi ve HDL-C'yi düzeltmede ZPTO'dan daha etkiliydi. Benzer şekilde SHR modelinde, ZTO ve ZPTO'nun antihipertansif etkilerinde POL-10'dan [ 3 ] eşit derecede etkili ve nispeten daha etkili (p < 0.05) olduğu, ZTO'nun ise endotelyal vasküler reaktivite üzerindeki olumlu etkisi açısından daha etkili olduğu ve ayrıca serbest olduğu bulundu. ZPTO veya POL-10 ile karşılaştırıldığında taşikardiyak yan etkiden [ 3 ]. Ayrıca, ZTO, LDL-C ve glikoz seviyelerini düşürdü, ancak ZPTO tarafından paylaşılmadı. CVD'lerde ZTO'nun kümülatif daha iyi etkili profili, bileşenlerinin bireysel yararlı etkilerinden kaynaklanıyor olabilir; Z. officinalis [ 14 , 15 ,44 ], T. belerica [ 45 , 46 ] ve O. mascula [ 16 ].

          Tek tek şifalı bitkilere kıyasla poliherbal formülasyonların kullanımı sadece Indo-Pak alt kıtasında [ 17 ] kültürel olarak teşvik edilmekle kalmaz, aynı zamanda sinerjistik etkileşimlere sahip kanıtlarla da desteklenir, böylece tek tek bileşenlerin daha uzun süre daha düşük dozlarda alınması sağlanır, Aksi takdirde zararlı olabilecek. Ayrıca, ZPTO ve ZTO'nun seçilmiş bileşenleri , hiperkolesterolemideki etkinliği nedeniyle popüler bir bitkisel formülasyon olan, bileşenlerinden biri T. belerica içeren Trifla gibi diğer şifalı bitkilerle kombinasyon halinde kullanıldıklarında sinerjistik terapötik etkileriyle bilinirler [ 4 ] T. belerica'nın bireysel hipolipidemik potansiyeline kıyasla [ 5]. Benzer şekilde, poliherbal bir formülasyon olan Trikatu, Z. officinalis [ 8 , 9 ] ve P. nigrum [ 10 , 11 ] ile karşılaştırıldığında bozulmuş lipidi daha iyi bir şekilde düzeltir [ 6 ]. Mevcut çalışma ayrıca O. mascula'nın bireysel etkilerine kıyasla karışım formundaki etkinliğinin ve güvenliğinin daha iyi olduğunu kanıtlamaktadır [ 16 ].

          Git: Çözüm
          Bu bulgular, Zingiber officinalis , Terminalia belerica ve Orchis mascula'yı içeren değiştirilmiş formülasyonun antidislipidemik, antihipertansif, antioksidan ve endotel modüle edici ajan olarak nispeten daha etkili olduğunu ve ana formülasyonları ZPTO veya POL-10'a kıyasla daha iyi güvenlik profili sunduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, ZTO'nun klinik denemeler için kullanılabilir hale getirilmeden önce fitokimyasal, toksikolojik ve farmakolojik yönleri hakkında daha ayrıntılı çalışmaların yapılması gerekmektedir.

          Git: Kısaltmalar
          ZPTO: (Z) Zingiber officinalis ; P: Piper nigrum ; T: Terminalia belerica ; O: Masküla orkidesi ; SHR: Kendiliğinden hipertansif sıçanlar; WKY: Wistar Kyoto fareleri; SD: Sprague – Dawley Sıçanları; EC50: %50 etki üreten etkili konsantrasyon; PE: Fenilefrin; ACh: Asetilkolin; CRC'ler: Konsantrasyon-tepki eğrileri; DPPH: 1,1-difenil-2-pikril-hidrazil; AI: Aterojenik indeks.

          Git: Rekabet eden çıkarlar
          Yazarlar, rekabet eden çıkarları olmadığını beyan eder.

          Git: Yazar katkıları
          AHG projeyi tasarladı, çalışmayı denetledi ve taslağın son halini inceledi. NA literatür taraması yaptı ve deneysel çalışma yürüttü. NA ve MHM verileri topladı ve analiz etti, istatistiksel analiz gerçekleştirdi ve son taslağı hazırladı. Tüm yazarlar, yayınlanmak üzere son taslağı okudu ve onayladı.

          Git: yazarların bilgileri
          NA, Karaçi Üniversitesi, Karaçi, Pakistan, Eczacılık Fakültesi, Farmakoloji Anabilim Dalı Doktora Bursiyeriydi; Şu anda NA, Karaçi, Pakistan merkezli ADInstruments Australia'nın Pakistan için Ülke Müdürüdür.

          MHM, Ağa Han Üniversitesi Tıp Fakültesi, Karaçi-74800, Pakistan, Biyolojik ve Biyomedikal Bilimler Bölümü, Doğal Ürün Araştırma Bölümü'nde Yardımcı Doçenttir.

          AHG, The Aga Khan University Medical College, Karachi-74800, Pakistan, Biyolojik ve Biyomedikal Bilimler Bölümü, Doğal Ürün Araştırma Bölümü'nde Profesördür (izinli izinlerde); AHG şu anda Mekelle Üniversitesi, Mekelle, Etiyopya Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde Tandem Dekanı olarak görev yapmaktadır.

          Git: Yayın öncesi tarih
          Bu makalenin yayın öncesi geçmişine buradan erişilebilir:

          http://www.biomedcentral.com/1472-6882/13/371/prepub

          Git: Teşekkür
          Bu çalışma, Pakistan Bilim Vakfı tarafından PSF/P&D/A.Sc araştırma hibeleri aracılığıyla desteklenmiştir. (104) ve PSF/R&D/S-AKU/Bio (377).

          Git: Referanslar
          • Kearney PM, Whelton M, Reynolds K, Muntner P, Whelton PK, J H. Küresel hipertansiyon yükü: dünya çapındaki verilerin analizi. Lancet. 2005; 13 :217–223. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Whelton PK, He J, Appel LJ. et al. Ulusal Yüksek Tansiyon Eğitim Programı Koordinasyon Komitesi: Hipertansiyonun birincil önlenmesi: Ulusal Yüksek Tansiyon Eğitim Programından klinik ve halk sağlığı danışmanlığı. JAMA. 2002; 13 :1882–1888. doi: 10.1001/jama.288.15.1882. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Aziz N, Mehmood MH, Mandukhal SR, Bashir S, Raoof S, Gilani AH. Bir poliherbal formülasyonun (POL-10) antihipertansif, antioksidan, antidislipidemik ve endotel modüle edici aktiviteleri Vascul Pharmacol. 2009; 13 :57–64. doi: 10.1016/j.vph.2008.09.003. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Saravanan S, Srikumar R, Manikandan S, Jeya Parthasarathy N, Sheela Devi R. Triphala'nın deneysel olarak indüklenen hiperkolesteremik sıçanlarda hipolipidemik etkisi. Yakugaku Zasshi. 2007; 13 :385–388. doi: 10.1248/yakushi.127.385. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Shaila HP, Udupa SL, Udupa AL. Deneysel olarak indüklenen aterosklerozda üç yerli ilacın hipolipidemik aktivitesi. Int J Cardiol. 1998; 13 :119–124. doi: 10.1016/S0167-5273(98)00281-2. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Sivakumar V, Sivakumar S. Yerli bir bitkisel bileşik preparasyonu 'Trikatu'nun aterojenik diyetin ve standart diyetle beslenen Rattus norvegicus'un lipid profilleri üzerindeki etkisi . Fitoterapi Arş. 2004; 13 :976–981. doi: 10.1002/ptr.1586. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • dedi. Doğu ilaçlarının Hamdard farmakopesi. Karaçi, Pakistan: Times basını; 1970. [ Google Akademik ]
          • Ranilla LG, Kwon YI, Apostolidis E, Shetty K. Latin Amerika'da yaygın olarak kullanılan şifalı bitkiler, şifalı bitkiler ve baharatların hiperglisemi ve hipertansiyonu ile ilgili anahtar enzimlere karşı fenolik bileşikler, antioksidan aktivite ve in vitro inhibe edici potansiyel. Bioresource Technol. 2010; 13 :4676–4689. doi: 10.1016/j.biortech.2010.01.093. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Saraswat M, Suryanarayana P, Reddy PY, Patil MA, Balakrishna N, Reddy GB. Zingiber officinalis'in antiglikasyon potansiyeli ve sıçanlarda diyabetik kataraktı geciktirme. Mol Vis. 2010; 13 :1525–1537. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
          • Gülçin I. Karabiber ( Piper nigrum ) tohumlarının antioksidan ve radikal süpürücü aktiviteleri. Int J Food Sci Nutr. 2005; 13 :491–499. doi: 10.1080/09637480500450248. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Kaleem M, Sheema H, Sarmad H, Bano B. Alloxan ile indüklenen diyabetik sıçanlarda Piper nigrum ve Vinca rosea'nın koruyucu etkileri . Indian J Physiol Pharmacol. 2005; 13 :65–71. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Nampoothiri SV, Binil Raj SS, Prathapan A, Abhilash PA, Arumughan C, Sundaresan A. Terminalia bellerica'nın meyve perikarpından elde edilen metanol ekstraktının ve bunun farklı çözücü fraksiyonlarının in vitro antioksidan aktiviteleri . Nat Ürün Arş. 2011; 13 :277–287. doi: 10.1080/14786419.2010.482053. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Pahuja M, Mehla J, Kumar Gupta Y. Pentilentetrazolde Orchis mascula yumrusunun hidro-alkolik ekstraktının antikonvülsan ve antioksidatif aktivitesi ve sıçanlarda maksimum elektroşok kaynaklı nöbetler. J Etnofarmakol. 2012; 13 :23–27. doi: 10.1016/j.jep.2012.04.006. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Ghayur MN, Gilani AH. Zencefil, voltaja bağlı kalsiyum kanallarını bloke ederek kan basıncını düşürür. J Cardiovasc Pharmacol. 2005; 13 :74–80. doi: 10.1097/00005344-200501000-00013. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Ghayur MN, Gilani AH, Afridi MB, Houghton PJ. Zencefil sulu ekstraktının ve fenolik bileşenlerinin kardiyovasküler etkilerine birden fazla yoldan aracılık edilir. Vaskül Eczacılık. 2005; 13 :234–241. doi: 10.1016/j.vph.2005.07.003. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Aziz N, Mehmood MH, Siddiqi HS, Mandukhail SU, Sadiq F, Maan W, Gilani AH. Orchis mascula'nın antihipertansif, antidislipidemik ve endotel modüle edici aktiviteleri . Hipertans Res. 2009; 13 :997–1003. doi: 10.1038/hr.2009.148. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Gilani AH, Atta-ur-Rahman. Etnofarmakolojideki eğilimler. J Etnofarmakol. 2005; 13 :43–49. doi: 10.1016/j.jep.2005.06.001. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Williamson EM, Okpako DT, Evans FJ. Fitoterapi araştırmalarında farmakolojik yöntemler. 1. Chichester: John Wiley ve Oğulları; 1996. Bitki materyalinin seçimi, hazırlanması ve farmakolojik değerlendirmesi; s. 15–23. [ Google Akademik ]
          • Ulusal Araştırma Konseyi. Laboratuvar hayvanlarının bakımı ve kullanımı için kılavuz. Washington: Ulusal Akademi Basını; 1996. sayfa 1–7. [ Google Akademik ]
          • Harkness JE, Wagner JE. Tavşan ve kemirgenlerin biyolojisi ve tıbbı. 4. Hagerstown: Williams ve Wilkins; 1995. [ Google Akademik ]
          • Ichihashi T, Izawa M, Miyata K, Mizui T, Hirano K, Takagishi Y. S-8921'in sıçanlarda hipokolesterolemik etkisinin mekanizması: S-8921, ileal safra asidi emilimini inhibe eder. J Pharmacol Uzm. 1998; 13 :43–50. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Khanna AK, Rizvi F, Chander R. Phyllanthus niruri'nin hiperlipemik sıçanlarda lipit düşürme aktivitesi . J Etnofarmakol. 2002; 13 :19–22. doi: 10.1016/S0378-8741(02)00136-8. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Berroughui H, Ettaib A, Herrera Gonzalez MD, Alvarez de Sotomayor M, Bennari-Kabchi N, Hmamouchi M. Argan yağının ( Argan spinosa L.) Meriones Shawi sıçanlarında hipolipidemik ve hipokolesterolemik etkisi. J Etnofarmakol. 2003; 13 :15–18. doi: 10.1016/S0378-8741(03)00176-4. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Mandukhail SU, Aziz N, Gilani AH. Morinda citrifolia (Noni) meyvesinin, yapraklarının ve kök özlerinin antidislipidemik etkileri üzerine araştırmalar . Lipitler Sağlık Dis. 2010; 13:88 . doi: 10.1186/1476-511X-9-88. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Furchgott RF, Zawadski JV. Asetilkolin ile arteriyel düz kasın gevşemesinde endotel hücrelerinin zorunlu rolü. Doğa. 1980; 13 :373–376. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Siddiqi HS, Mehmood MH, Rehman NU, Gilani AH. Viola odorata ekstresinin antihipertansif ve antidislipidemik aktiviteleri üzerine çalışmalar . Lipitler Sağlık Dis. 2012; 13 :6. doi: 10.1186/1476-511X-11-6. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Misbah H, Aziz AA, Aminudin N. Ficus deltoidea meyve özlerinin ve fraksiyonlarının antidiyabetik ve antioksidan özellikleri. BMC Tamamlayıcı Altern Med. 2013; 13 :118. doi: 10.1186/1472-6882-13-118. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Teke GN, Elisée KN, Roger KJ. Cupressus lusitanica Mill. uçucu yağının kimyasal bileşimi, antimikrobiyal özellikleri ve toksisite değerlendirmesi . Kamerun'dan ayrıldı. BMC Tamamlayıcı Altern Med. 2013; 13 :130. doi: 10.1186/1472-6882-13-130. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Kuroda M, Tanzawa K, Tsujita Y, Endo A. Triton WR-1339 kaynaklı hiperlipidemide hepatik kolesterol sentezinin ve serum kolesterol düzeylerinin yükselmesi için mekanizma. Biochimica Biophysica Açta. 1977; 13 :119–125. doi: 10.1016/0005-2760(77)90238-7. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Schotz MC, Scanu A, Sayfa IH. Triton'un sıçan plazmasının lipoprotein lipazı üzerindeki etkisi. Ben J Physiol. 1957; 13 :399–402. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • NndeNigris F, Lerman A, Ignarro LJ, Williams-Ignarro S, Sica V, Baker AH, Lerman LO, Geng YJ, Napoli C. Oksidasyona duyarlı mekanizmalar, vasküler apoptoz ve ateroskleroz. Trendler Mol Med. 2003; 13 :351–359. doi: 10.1016/S1471-4914(03)00139-4. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Hayashi T, Ishikawa T, Naito M, Kuzuya M, Funaki C, Asai K, Kuzuya F. Düşük seviyeli hiperlipidemi, domuz koroner arterlerinin endotele bağımlı gevşemesini iki mekanizma ile bozar. Endotelde fonksiyonel değişiklik ve endotele bağlı gevşemenin iki aracı tarafından bozulması. ateroskleroz. 1991; 13 :23–33. doi: 10.1016/0021-9150(91)90229-V. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Heuman DM, Vlahcevic ZR, Bailey ML, Hylemon PB. Safra asidi sentezinin düzenlenmesi.II. Safra asidi beslemesinin sıçanlarda hepatik kolesterol ve safra asidi sentezini düzenleyen enzimler üzerindeki etkisi. hepatoloji 1988; 13 :892–897. doi: 10.1002/hep.1840080431. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Thounaojam M, Jadeja R, Ansarullah Devkar R, Ramachandran AV. Yüksek yağlı diyetle beslenen hiperlipidemik Sıçanlarda lipid ve kolesterol metabolizmasının düzensizliği: Sida rhomboidea roxb'nin koruyucu etkisi. yaprak özü. J Sağlık Bilimleri 2009; 13 :413–420. doi: 10.1248/jhs.55.413. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
          • Kinosian B, Glick H, Preiss L, Puder KL. Kolesterol ve koroner kalp hastalığı: erkeklerde riskleri düzey ve oranlardaki değişikliklerle tahmin etmek. J Investing Med. 1995; 13 :443–450. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Wagner AM, Jorba O, Bonet R, Ordonez-Llanos J, Perez A. Diyabetik dislipidemi tedavisinde tek başına ve düşük doz kombinasyonunda atorvastatin ve gemfibrozilin etkinliği. J Clin Endocrinol Metab. 2003; 13 :3212–3217. doi: 10.1210/jc.2003-030153. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Mulvany MJ, Halpern W. Kendiliğinden hipertansif ve normotansif sıçanlarda küçük arteriyel dirençli damarların kasılma özellikleri. Sirk Res. 1977; 13 :19–26. doi: 10.1161/01.RES.41.1.19. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Vanhoutte PM, Boulanger CM. Hipertansiyonda endotele bağımlı yanıtlar. Hipertans Res. 1995; 13 :87–98. doi: 10.1291/hypres.18.87. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Bartus M, Lomnicka M, Lorkowska B, Franczyk M, Kostogrys RB, Pisulewski PM, Chlopicki S. Hipertrigliseridemi, hiperkolesterolemi değil, sıçanda endotel disfonksiyonuna neden olur. Pharmacol Rep. 2005; 13 :127–137. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          • Akpaffiong MJ, Taylor AA. Spontan hipertansif sıçanlarda antioksidanların antihipertansif ve vazodilatör etkileri. Ben J Hypertens. 1998; 13 :1450–1460. doi: 10.1016/S0895-7061(98)00183-6. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Vijayakumar RS, Surya D, Nalini N. Karabiberin ( Piper nigrum L.) ve yüksek yağlı diyet kaynaklı oksidatif strese sahip sıçanlarda piperinin antioksidan etkinliği. Redox Rep. 2004; 13 :105–110. doi: 10.1179/135100004225004742. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Pogan L, Garneau L, Bissonnette P, Wu L, Sauve R. Kendiliğinden hipertansif sıçanlardan vasküler endotel hücrelerinde anormal Ca ++ sinyali: serbest radikallerin rolü. J Hipertens. 2001; 13 :721–730. doi: 10.1097/00004872-200104000-00009. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Lee SA, Hong SS, Han XH, Hwang JS, Oh GJ, Lee KS, Lee MK, Hwang BY, Ro JS. Monoamin oksidaz ve antidepresan benzeri aktivite üzerinde inhibitör etkisi olan Piper longum meyvelerinden elde edilen piperin . Kimya Eczanesi Bull. 2005; 13 :832–835. doi: 10.1248/cpb.53.832. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Bhandari U, Kanojia R, Pillai KK. Zingiber officinale'nin etanolik ekstraktının diyabetik sıçanlarda dislipidemi üzerindeki etkisi. J Etnofarmakol. 2005; 13 :227–230. doi: 10.1016/j.jep.2004.11.011. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
          • Latha PCR, Daisy P. Terminalia belerica roxb'nin Etkisi. streptozotosin diyabetik sıçanlarda biyokimyasal parametreler üzerine meyve özü. Int J Pharmacol. 2010; 13 :89–96. [ Google Akademik ]
          • Khan AU, Gilani AH. Antihipertansif etkisi için Terminalia belerica'nın farmakodinamik değerlendirmesi . J Gıda İlaç Anal. 2008; 13 :6–14. [ Google Akademik ]
          Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
          Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

          Yorum yap


          • #6


            Kanser 'de Zerdeçal Mucizesi
            Zerdeçal; Hindistan ve Asya'da baharat, tıbbi ilaç ve kozmetik sektöründe; iltihaplarda, cilt yara ve tümörlerinde, zihinsel fonksiyonları arttırmada kullanılan polifenolik bileşimi olan çok güçlü bir bitki olarak bilinmektedir. Polifenolik yapıdaki etken madde olan curcuminin içeriğindeki hidroksil grupları zerdeçala antioksidan özellik kazandırmaktadır. Curcuminin antioksidan, antitümöral, antiinflamatuar, antikarsinojenik, antialerjik, antidemans etkileri ve serbest radikal çöpçüsü olduğu yapılan birçok çalışmayla gösterilmiştir. Tabi etki mekanizmasının daha etkili olabilmesi ve hedefe daha kolay ulaşılabilmesi için bu bitkinin bitkisel sıvı ekstratları üretilmektedir. Bitkisel sıvı ekstratlar ile bitkileri doğal yollardan tüketip yarar sağlama mekanizmasını arttırmak amaçlanmıştır. Bitkinin tek bir etken maddesi yerine tamamını almak etkisini arttırmakla birlikte, sıvı şekliyle tüketmek en mükemmel faydaya ulaşmamızı sağlamaktadır.

            Curcuminin antikanserojenik etkisi bilimsel kaynaklarla da desteklenmektedir…
            Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Biyokimya Anabilim Dalının yapmış olduğu bir çalışmada curcuminin çok güçlü antikanserojenik etkisinin olduğu kanıtlanmıştır. Ayrıca meme bezi, ağız, özafagus, mide, bağırsak, kolon, akciğer, prostat ve karaciğerin tümör genesisini baskıladığını ortaya koymaktadırlar. Curcuminin farklı tümörler üzerinde de çok farklı mekanizmalarla etki gösterdiği ifade edilmektedir. İnflamasyonu baskılar, hücre poliferasyonunu inhibe eder ve belli onkogenleri baskılayarak, tümör implantasyonunu ve karsinojenlerin biyotransformasyonunu inhibe ettiği çeşitli çalışmalarla ortaya konulmuştur. Yani bu demek oluyor ki zerdeçal mükemmel bir anti-tümöral ajandır.Curcumin, GST adı verilen kanserojen maddelerin vücuttan atılmasında görev alan ve DNA zararına karşı dokuları koruduğu düşünülen enzimi faaliyete geçirir. Böylece ilaçlar, yiyecek bileşenleri veya gıda katkı maddeleri ile vücuda alınan toksik ve kanserojenik bileşiklere karşı dokuları korur. Çeşitli araştırmacılar tarafından tümör hücrelerinin ölümünü teşvik ettiği dolayısıyla kansere karşı ajan olduğu dile getirilmiştir.

            Meme kanserli hayvanlarda uygulanan curcumin tedavisi kanser hücrelerinin ölümsüzlüğünü sağlayan telomeraz aktivitesini azaltarak kanser oluşumunu önleme yolunda çok etkili bir uygulama olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca denekler iki gruba ayrılıp birinci gruba kanserli hücreden önce curcumin, ikinci gruba kanserli hücreden sonra curcumin verilmiştir. Önce verilen curcuminin daha etkili olduğu saptanmıştır yani besinler ile günlük diyette almak kanser oluşumunu önlemede çok önemli bir faktör olarak değerlendirilmektedir. Yine Tayvan ve Hindistan da yapılan bir takım klinik çalışmalarda mesane, yumuşak damak, mide, serviks ve ciltte kansere dönüşen lezyonlarda iyileşmeler tespit edilmiştir. Hayvan deneylerinde ise meme kanserli vakaların akciğer metaztasını engellediği, kemoterapi ilaçlarının kanserli hücreleri öldürme etkisini de arttırdığı gözlenmiştir. Pankreas kanseri hücrelerinde de öldürücü etkisi olduğu gözlenmiştir. Bağırsak epiteli ve karaciğerde metabolize olmasından dolayı da kalın bağırsak kanserinin gelişimini engeller.

            Radyasyona karşı zerdeçal ve C vitamin kompleksi…
            Radyasyon, hücre içi moleküllerde ve daha önemlisi genetik materyal olan kromozomlarda (DNA), kimyasal bağların kopmasına neden olmaktadır. Mutasyon olarak adlandırılan bu genetik hasarlar hücre tarafından tamir edilemez ise hücreyi ölüme götüren metabolik süreci başlatan değişiklikler meydana gelir. Ancak sağlam doku hücrelerindeki genetik hasar hücrenin ölümüyle sonuçlanmaz ise yıllar sonra kansere neden olabilmektedir.Curcumin ise serbest radikalleri tutarak DNA'yı oksidatif hasardan korur. Radyasyona karşı koruyucu etkisi, antioksidan özelliğinden kaynaklanmaktadır. C vitamini ile birlikte radyasyon hasarında ortaya çıkan serbest radikalleri bağlar. Bu şekliyle kanseri önlerken sağlıklı nesiller yetiştirilmesine de olanak sağlar. Radyasyon kaynaklı hasarlar nedeni ile insan neslinin zarar görmesi çok büyük bir global sorundur, curcumin ile genetik hasarlara karşı önlem alınabilir.

            Zencefil+zerdeçal ayrılmaz ikilisi…
            Zencefil ve zerdeçal yüzyıllardır birlikte kullanılmışlardır. Özellikle mide ülserleri ve gastritte kombinasyon tedavisi çok mükemmel sonuç vermektedir. Bitki kombinasyonların da iki bitkinin faydasındansa iki bitkinin bir araya gelmesiyle elde edilen farklı faydaları da ortaya çıkar. Bitkilerde bir + bir, iki etmez kuralı geçerlidir. İki bitki birlikteyken ayrı, ayrı kullanılmalarından daha fazla yarar sağlarlar. Zencefil mide bulantısı ve kusmayı da engellemektedir. Ayrıca kemoterapi sonrasında da oluşan bulantı ve kusma yakınmalarını azalttığı bilinmektedir. Hamilelik, cerrahi girişim sonrası veya duygusal bozukluklara bağlı bulantı ve kusmada da faydalı olduğu klinik çalışmalarla gösterilmiştir.




            Zencefil ekstratı (ZİNGİBER OFFİCİNALE) mide problemlerinde en etkili çözüm mü?
            Zencefil yüzyıllar boyunca geleneksel tıpta kullanılmış, günümüzde de yapılan araştırmalar ve geliştirmeler neticesinde ilgi odağı olmuş bir bitkidir. 16.yy dan beri Ayurvedik tıpta ve geleneksel Çin tıbbında mide-bağırsak yakınmalarının tedavisi için kullanılmaktadır. En önemli kullanım sahası bulantı; Bulantı ve kusmanın tedavisi, ishal, mide ve bağırsak gazı, hazımsızlık, kasılma tarzı ağrıların giderilmesinde, iştah açıcı, idrar miktarını arttırıcı, romatroid, artrit ve kanser tedavisidir.

            Zencefil'in Roma, Çin, Yunan ve Osmanlı tıp tarihindeki kaynaklarda bile kullanıldığıyla ilgili bilgiler mevcuttur. Günümüzde de Avusturya, Çin, Mısır, Almanya, İngiltere, Japonya, İsviçre gibi sağlık sektöründe öncü ülkelerin farmakopelerinde kolit, ülser, gastrit ve midedeki gaz problemlerine çözüm olarak yer almaktadır. Ayrıca içeriğindeki olerezin, gingeroller, sabit yağlar, mumlar ile hazmı kolaylaştırır, bulantıya karşı birebirdir, nezle ve gripte harika bir takviyedir. Ayrıca United States Pharmakopeia'ya kilo kaybı, el ve ayaklardaki soğukluğa iyi geldiğiyle kayıtlıdır. Bunların dışında zencefilin pozitif inotropik etki (kalbin kasılabilirliğinin düzenlenmesi), antitrombotik etki(kanın pıhtılaşmasını önleyen), antioksidan, antimigren ve antilipidemik (kandaki lipid-yağ oranını düşürücü) etkileri olduğu saptanmıştır. Hindistan da farenjit, hazımsızlık ve iştahsızlıkta, Çin de bulantı, kusmanın yanında nefes darlığında ve osteroaritritli dizlerdeki ağrıyı önemli ölçüde azaltıcı olarak kullanılmaktadır. Yapılan klinik çalışmalar ve hayvan deneyleri de bunları desteklemektedir. Amerika'daki Ulusal Kanser Enstitüsü tarafından desteklenen bir çalışmada kemoterapiye bağlı bulantı ve kusmanın tedavisinde olumlu sonuç alındığı belirtilmiştir.


            Ekstrakt kullanmanın avantajları nelerdir?
            Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Biyoloji Bölümü'nün yürüttüğü bir çalışmada zencefilin doza bağımlı olarak(yüksek dozlarda)güçlü antibakteriyel etkisinin olduğu gözlenmiştir. Yani yüksek miktarda bitki kullanmayı gerektirmektedir ki bunu bitkisel sıvı ekstratlarla doğal yoldan sağlayabilmekteyiz. Bilimsel yolla yapılan bu denemeler bitkinin ekstratları ile yapılmaktadır çünkü bitki sudan ziyade farklı çözücüler de etken maddesini daha kolay verebilmektedir. Bu yolla bitki posası yerine bitkinin ihtiyacımız olan tarafını daha yüksek oranda elde edebilmekteyiz. Yine zencefilin bitkisel ekstraktıyla yapılan deneylerde antifungal, antiviral, antienflamatuar etkileri ve önemli derecede antimikrobiyal olduğu, bütün gram(+), gram (-) bakterilere karşı etkili olduğu gösterilmiştir. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Farmakoloji ve Toksikoloji ana bilim dalının yaptığı bir araştırma sonucu bu etkiyi siklooksijenaz ve 5-lipoksijenaz enzimlerinin inhibisyonu sonucu lökotrin ve prostaglandin sentezini azaltarak gösterdiği bildirilmektedir. Farelere oral yolla uygulanan zencefil ekstraktının ödemi azalttığı da gözlenmiştir.

            Kansere damgasını vuran zencefil mucizesi…
            Kanserli hastalıklarda zencefil ekstraktının kullanımı M.Ö. yıllara dayanmaktadır. Antitümör etki kansere karşı da koruyucu olduğunu göstermektedir. Amerika'da Michigan Üniversitesi'nde yapılan araştırmaya göre Amerikalı bilim adamları, zencefilin yumurtalık kanserinin tedavisinde kullanılabileceğini duyurdu. Zencefil ekstresinin kanserli hücreye uyguladıklarını, mucize bitkinin kanser hücresini öldürdüğünü ve bu hücrelerin kemoterapiye karşı direnç kazanmasını önlediği görüldüğünü belirttiler. Yumurtalık kanserli hücrelerle yapılan çalışmalarda damarlanmayı azalttığı, tümörün çoğalmasını da baskıladığı gözlenmiştir. Ayrıca Chicago Üniversitesi kan kanseri uzmanlarından Dr.Richard Schilsky zencefilin kanser hastalarının acılarını da azalttığını ve antikanserojen olarak çok iyi sonuç verdiğini kaydetti. Yine başka bir klinik deney sonucunda akciğer, adenokanserler, meme, mide, karaciğer, pankreas, yumurtalık ve kalın bağırsak kanseri, melanom, lösemi ve lenfoma hücrelerini öldürdüğü saptanmıştır..
            Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
            Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

            Yorum yap


            • #7
              Kanserde zencefil (Zingiber officinale) özü ve [6] -gingerolün koruyucu ve terapötik potansiyeli
              Haziran 2018 Fitoterapi Araştırmaları
              Rosália Maria Tôrres de Lima,Antonielly Campinho dos Reis,Ag ‐ Anne Pereira Melo de Menezes , Jose Victor de Oliveira Santos , Universidade Federal do Piau

              Özet ve Şekiller
              Doğal diyet ajanları, sağlığı geliştirmedeki ve kanser dahil hastalık riskini azaltmadaki rollerinden dolayı büyük ilgi görmüştür. Bilinen en eski baharatlardan biri olan zencefil, çeşitli sağlık yararları olan biyoaktif bileşikler içerir. [6] -Gingerol, bu tür bileşikler arasında farmakolojik olarak en aktif olanı oluşturur. Bu çalışmanın amacı, zencefil ekstresi ve [6] -gingerol'ün kanserle ilişkili tümörijenik ve oksidatif ve enflamatuar süreçlere karşı kullanımına ilişkin literatürü ve sinyal yollarında yer alan altta yatan etki mekanizmalarını gözden geçirmektir. Bu, zencefil türevlerinin metabolik bozukluk sırasında oksidatif ve inflamatuar düzenlemelerde koruyucu / terapötik rolüne ve antiproliferatif ve antikanser özelliklerine biraz ışık tutacaktır. Bu derlemede tartışılan deneysel (in vitro / in vivo) ve klinik çalışmalardan toplanan veriler, zencefil ekstresi ve [6] -gingerolün, Bax / Bcl2, p38 / MAPK, Nrf2 dahil olmak üzere, hücre sinyallemesinin önemli aracıları ve yolları aracılığıyla etkisini gösterdiğini göstermektedir. , p65 / NF-Kβ, TNF-α, ERK1 / 2, SAPK / JNK, ROS / NFKβ / COX-2, kaspaz-3, -9 ve p53. Bu, bir özüt veya izole edilmiş bileşikler formundaki zencefil türevlerinin, ilgili antiproliferatif, antitümör, invazif ve anti-enflamatuar aktiviteler sergilediğini gösterir.


              Tümör mikroçevresinin gelişimine katkıda bulunan inflamatuar mediyatörlerin anormal aktivasyonunu içeren mekanizmalar

              Zencefilin koruyucu ve tedavi edici potansiyeli ( Zingiberofficinale ) özü ve [6] - kanserde gingerol: Kapsamlıgözden geçirmek
              Rosália Maria Tôrres de Lima1,2| Antonielly Campinho dos Reis2|Ag - Anne Pereira Melo de Menezes1,2| José Victor de Oliveira Santos2|José Williams Gomes de Oliveira Filho1,2| José Roberto de Oliveira Ferreira3|Marcus Vinícius Oliveira Barros de Alencar1,2| Ana Maria Oliveira Ferreira da Mata1,2|Ishaq N. Khan4| Amirul İslam5| Şeyh Jamal Uddin5| Eunüs S. Ali6|Muhammed Torequl İslam7,8| Swati Tripathi9| Siddhartha Kumar Mishra10|Mohammad S. Mubarak11| Ana Amélia de Carvalho Melo - Cavalcante1,2
              Kuzeydoğu Biyoteknoloji Ağı (RENORBIO), Biyoteknoloji Yüksek Lisans Programı, Federal UnivPiauí, Teresina, Brezilya'nın ersity2Genetik Toksikoloji Laboratuvarı, Pharmaceu'da Lisansüstü Programıtical Sciences, Federal Piauí Üniversitesi, Teresina, Brezilya3Deneysel Kanseroloji Laboratuvarı, Farmasötik Bilimler Yüksek Lisans Programı, Federal Piauí Üniversitesi, Teresina, Brezilya4Temel Tıp Bilimleri Enstitüsü, Khyber Tıp Üniversitesi, Peşaver, Pakistan5Eczacılık Disiplini, Yaşam Bilimleri Okulu, Khulna Üniversitesi, Khulna, Bangladeş6Gaco İlaç ve Araştırma Laboratuvarı, Dakka - 1000, Bangladeş; Tıp ve Halk Sağlığı Fakültesi, Flinders Üniversitesi, Bedford Park, Avustralya7Bilim ve Teknoloji Geliştirme Yönetimi Bölümü, Ton Duc Thang Üniversitesi, Ho Chi Minh City, Vietnam8Fakülte Pha rmacy, Ton Duc Thang Üniversite, Ho Chi Minh Kent, Vietnam9Amity Mikrobiyal Teknoloji Enstitüsü, Amity Üniversitesi, Noida, India10Kanser Biyolojisi Laboratuvarı, Biyolojik Bilimler Okulu (Zooloji), Dr.Harisingh Gour Merkez Üniversitesi, Sagar, Hindistan11Kimya Bölümü, Ürdün Üniversitesi, Amman, Ürdü

              Doğal diyet ajanları, pro-diyette oynadıkları rol nedeniyle büyük ilgi görmüştür.sağlığı korumak ve kanser dahil hastalık riskini azaltmak. Ginger, birien eski bilinen baharatlar, çeşitli sağlık yararları olan biyoaktif bileşikler içerir.[6] - Gingerol, bu tür bileşikler arasında farmakolojik olarak en aktif olanı oluşturur.Bu çalışmanın amacı, zencefil kullanımına ilişkin literatürü gözden geçirmekti.özü ve [6] - tümörijenik ve oksidatif ve inflamatuar süreçlere karşı gingerolkanserle ilişkili, altta yatan etki mekanizmalarıyla birlikteSinyal yolları. Bu, koruyucu veya tedavi edici rolüne biraz ışık tutacaktır.metabolik bozukluklar sırasında oksidatif ve inflamatuar düzenlemelerde zencefil türevleribance ve antiproliferatif ve antikanser özellikleri. Toplanan verilerbu derlemede tartışılan deneysel (in vitro veya in vivo) ve klinik çalışmalar,zencefil özü ve [6] - gingerol, önemli aracılar veBax / Bcl2, p38 / MAPK, Nrf2, p65 / NF - κ B, TNF - α dahil hücre sinyalleme yolları ,ERK1 / 2, SAPK / JNK, ROS / NF - κ B / COX - 2, kaspazlar - 3, - 9 ve p53. Bu şunu önerir

              Ekstre veya izole edilmiş bileşikler formundaki zencefil türevleri, ilgiliantiproliferatif, antitümör, invazif ve anti - inflamatuar aktiviteler.
              ANAHTAR KELİMELER[6] - zencefilol, antikanser aktivitesiity, zencefil özü, beneylem şansı

              1-Giriş
              Kanser, çeşitli hastalıkların ortaya çıkmasına rağmen küresel bir yük olmaya devam ediyor.son iki yılda teknolojik ve farmasötik gelişmeleron yıllar (Seyed, Jantan, Buhari ve Vijayaraghavan, 2016). GöreInstituto Nacional de Câncer José Alencar tarafından yayınlanan istatistiklereGomes da Silva (INCA), 600.000 yeni can-cer, 2016 ve 2017 arasında Brezilya'da raporlanacak (INCA, 2016).Melanom dışı cilt kanseri vakaları hariç, en sık görülen tiplererkeklerde prostat (% 28,6), akciğer (% 8,1), bağırsak (% 7,8), mide(% 6.0) ve ağız boşluğu (% 5.2), kadınlarda ise meme karsinomu(% 28.1), bağırsak (% 8.6), serviks (% 7.9), akciğer (% 5.3) ve mide(% 3,7; INCA, 2016). Kanser bir dizi heterojen genetik istikrarsızlıktır.Birden çok hücre sinyal yolundaki ortak değişikliklerle bağlantılı olanlar(Luo, Solimini, Elledge ve Stephen, 2009). Bu bağlamda çok sayıdabelirteçler kanser hücrelerinde önemli aracılar olarak tanımlanmıştır,apoptotik kaçınma iletümör büyümesini belirler (Hanahan ve Weinberg, 2011). Ek olarak,Diğer özellikleri, benlik gibi dahil edilebilir - büyümede yeterliliğinin sin-naling, hücresel enerji uyumsuzluğu, sürekli anjiyogenez, kaçınmabağışıklık tespiti ve metastaz (Hanahan & Weinberg, 2000; Luovd., 2009). Kanser tedavi yöntemleri arasında ameliyat, radyoterapi,ve antikanser ilaçları (kemoterapi), diğer uzmanlık alanlarına ek olarakteknikleri. Yayınlanan raporlar, yaklaşık% 90 -Tüm kanserlerin% 95'i alkol tüketimi gibi yaşam tarzına bağlıdır,obezite, kirlilik, alkol tüketimi ve gıda katkı maddeleri ve5 geri kalan% - (. Rauf ve arkadaşları, 2018) kusurlu genlere% 10.Tedavinin optimal etkisi, yaşam kalitesinin iyileştirilmesini içerir,hayatta kalma süresini uzatmak ve yan etkileri azaltmak. Böylece kavramve “ kanserli hayatta kalma ” ortaya çıkmıştır (Qi ve ark., 2015). Yıllarca,insanlar şifalı otları tamamlayıcı tedavi veya diyet ajanları olarak kullandılarfarklı kanser türlerini tedavi etmek ve hücresel sinyali etkilemek için(Martin, 2006). Bu bağlamda, doğal bileşikler veya doğal diyetajanlar, özellikle baharatlar ve şifalı bitkiler,sağlığı geliştirmedeki çeşitli özelliklerinden dolayı bilim adamları vekanser tedavisinde alternatif ilaç olarak kullanılmıştır(Kaefer ve Milner, 2008). Bu bağlamda, çok sayıda rapor,zencefilde bulunan bileşiklerin zayıflatmada etkili olabileceğini belirtti.kronik enflamatuar bozuklukların yanı sıra antitümör semptomları,antioksidan, bakterisidal ve antiviral ajanlar (Manasa, Srinivas veSowbhagya, 2013). Böylelikle çok çeşitli önleyici tedbirler sağlayabilirler.ve farklı kanser türlerine karşı tedavi seçenekleri. Ek olarak,zencefille hazırlanan infüzyonlar, birçok alanda popüler halk ilaçlarıdır.çok çeşitli hastalıklar için ülkeler (Khaki & Fathiazad, 2012).Alternatif ve tamamlayıcı tıp, kullanımı içerentedavi edici madde kaynağı olarak şifalı bitkiler.yaşlar. Ayrıca şifalı bitkilerden elde edilen fitokimyasallar,çeşitli ülkelerde kapsamlı bir şekilde çalışılmış veiltihaplanma, hipertansiyon, böbrek gibi çeşitli bozuklukları tedavi etmeksorunlar, bağışıklık yetersizliği ve kanser (Cragg ve Newman, 2013).Gelecek vaat eden başlıca fitokimyasal bileşenlerfaaliyetler ikincil metabolitlerdir. Yaygın olarak dağıtılırlarbitki krallığıdır ve önleyici ve önleyici faaliyetlerde büyük bir kaynak olmuştur.antikanser ilaç molekülleri dahil olmak üzere terapötik tıp. Bu bağlamdametin, kanser önleme konusundaki son eğilimler, zencefilin,özü ve tekli bileşikler umut verici biyomedikal etkilere sahiptir.Gıdalarda yaygın olarak kullanılan bir baharat olan zencefil ( Zingiber officinale ) bilinmektedir.geleneksel tıpta iyileştirici özellikleri nedeniyle. Zencefil köksaparomatik ve keskin bileşenleri için baharat olarak yaygın bir şekilde yetiştirilir,uçucu yağ ve oleoresinler dahil (Kaur, Deol, Kondepudi veBishnoi, 2016). Geleneksel tıpta tedavide kullanıldımide bulantısı, kusma, karın gibi çeşitli gastrointestinal hastalıklarınson rahatsızlıklar ve ishal ve artrit tedavisi için, romatizmamatizm, ağrı, kas rahatsızlığı, kardiyovasküler ve metabolikhastalıklar. Bu belgelenmiş özelliklere ek olarak, çalışmalarzencefilin çok çeşitli antikanser özellikler sergilediğini ortaya çıkardı.deneysel modellerin (Tuntiwechapikul ve diğerleri, 2010). Yüzden fazlazencefilden bileşikler bildirilmiştir. Bu bileşikleralkolsüz içecekler gibi çeşitli gıda ürünlerinde kullanılmış veayrıca birçok farmasötik formülasyon tipinde. Bunların arasında,[6] - zencefil rizomlanndaki ana bileşen olan gingerol, sev-eral ilginç farmakolojik ve fizyolojik aktiviteler. Sergiledi-anti - enflamatuar, analjezik ve kardiyotonik etkiler (Kubra &Rao, 2012). Zencefilin biyolojik olarak aktif bileşenleri şunları içerir:gingerol, shogaol, paradol ve zingerone. Gingerol veya en iyi bilinen adıyla[6] - Gingerol (Şekil 1), ana aktif bileşen olarak tanımlanmıştır.taze zencefil ve taze rhi-zome. Farmakolojik faaliyetlerinin çoğundan sorumludur.zencefil daha önce tarif edilmiştir (Chang & Kuo, 2015; Young & Chen, 2002).Öte yandan, shogaol, elimina ile gingerollerden elde edilebilir.C - 5 hidroksilin iyonu ve bunun sonucunda bir C - 4 oluşumu veC - 5 çift bağ (Benzie & Wachtel - Galor, 2011; Jiang, 2005; Shukla& Singh, 2007). Ju ve çalışma arkadaşları,[6] - Gingerol, çeşitli murin tümör tiplerinde tümör büyümesini inhibe eder,B16F1 melanomları, Renca renal hücreli karsinomlar ve CT26 gibifarelerde kolon karsinomları (Ju ve diğerleri, 2012). Sulu karışım zerdeçal, zencefil ve sarımsak özleri, serbest radikal temizliği gösterdi. İnsan meme kanserine karşı potansiyel ve antikanser özellikleri geliştirmek hücre hatları (MCF - 7, ZR - 75 ve MDA - MB 231) (Vemuri ve diğerleri, 2017). Ekstrakt ayrıca tüm meme kanserinde apoptozu indükledi. apoptotik belirteçlerin ekspresyonunu değiştirerek hücre çizgileri (p53 ve kaspaz 9). Dahası, bu özüt, sinerjik olarak geliştirilmiş bir tamoksifen ile kombinasyon halinde kullanıldığında proapoptotik etki tek başına ekstraktla karşılaştırıldığında (Vemuri ve diğerleri, 2017). Bileşenler yeni ürünlerin formülasyonlarında kullanıldığında zencefilin hastalıkların farmakolojik önlenmesinin amacı. Öte yandan, hücre sinyal yollarının deregülasyonu, protein bileşenlerinin artan veya azalan ekspresyonu ile, fizyolojik olayların kontrolsüz olmasına yol açar ve çeşitli türleri tetikler. kanser dahil hastalıklar. Sinyal iletimi, sinyal aracılığıyla gerçekleşir Genellikle dahil olan proteinlerden oluşan yolaklar hücre çoğalması, göç gibi hücresel olayların düzenlenmesi, ve farklılaşma (Souza, Araujo, Junior ve Morgado, 2014). Tabanlı yukarıdaki tartışmada ve çok çeşitli önleyici maddeler sayesinde ve çeşitli kanser türlerine karşı zencefilin tedavi seçenekleri, bu kemoterapi ile ilgili güncel bilgilere odaklanır - önleyici ve zencefil ekstraktlarının (EG'ler) ve [6] - gingerol'ün terapötik yeteneği
              etki mekanizmalarıyla birlikte farklı kanser türleri. İçinde Ek olarak, mevcut inceleme olası antioksidanı değerlendirir ve tümör gelişimi ile ilişkili anti - inflamatuar etkiler.

              2- YÖNTEMLER
              2.1 | Arama stratejisi

              Arama stratejisEG'ler ve [6] - gingerol ile ilgili yakın zamandaki ilgili referanslarScience Direct gibi farklı veritabanlarından elde edilmiştir,PubMed, Web of Knowledge, Medline ve ScopusOcak-Ekim 2017, aşağıdakileri içeren arama tanımlayıcılarını kullanarak:" Kanser " "Antioksidan, ” ve ‘ enflamasyon ’ ile birlikte “ gingerol. "Başlıklarında yukarıda açıklanan terimlere sahip yayınlar veyaanahtar kelimeler dahil edildi.

              2.2 | Dahil edilecek çalışmaların seçimisistematik inceleme
              Aşağıdaki çalışma türleri ve araştırmalar buna dahil edildigözden geçirme: (a) deneysel in vitro / in vivo, (b) klinik, (c)EG ve / veya [6] - gingerol kullanımını içerir , (d)kullanılan konsantrasyonlar veya dozlar ve uygulama şekli,ve (e) ilişkili etki mekanizmalarına işaret eden çalışmalarözü işleme ve izole edilmiş zencefil türevleri ile

              2.3 | Veri çıkarma
              Dahil etme kriterlerini karşılayan her yayının verileriilk yazarın soyadına, yayın yılına göre çıkarılmış,çalışma türü ve yöntemi, izole edilmiş bileşik ve / veya EG, konsantratest edilenler, ilgili moleküler mekanizma ve ana sonuçlarElde edilen

              3 | SONUÇLAR VE TARTIŞMA
              Arama stratejisi, PubMed'den 5.082 yayın belirledi(1,606), Science Direct (2,099), Bilgi Ağı (595), Medline(204) ve Scopus (578) veritabanları. Üç bin sekiz yüzyetmiş dokuz (3.879) madde,tanımlayıcı kombinasyonuna uygundur, oysa 667 hariç tutulmuşturçoğaltma nedeniyle.Sistematik derlemede (nitel sentez), 131 yayıntam olarak okundu, 96 tanesi okuduğu için yeterli değilditedavisi ile ilişkili etki mekanizmaları mevcut değilözü ve zencefil ve [6] - gingerol, oysa 35 makalemevcut inceleme. Değerlendirilen çalışmalar 2000 yılları arasında yayınlandıve 2017 ve belirlenen kriterleri karşılayanlar süreyi kapsar2005'ten 2017'ye kadar olan dönem; bunlar artan sırada listeleniryayın yılına göre.Zencefil için yaygın ekstraksiyon prosedürleri hidrodistilasyon içerir,buhar damıtma ve çözücü ekstraksiyonu. As ile çözücü ekstraksiyonu-ton, yüksek zencefil oleoresin içeriği ile sonuçlandı.uçucu yağların yanı sıra keskin prensipler ve diğer uçucu olmayanzencefilde bulunan bileşikler (McLaughlin, 2005). Ek olarak, zencefilaseton veya etanolde rizom ekstraksiyonu,Gingeroller (yaklaşık% 33); ancak zencefilin etil eterle ekstraksiyonu,aseton ve heksan çözücüler oluşturulmuştur ve tercih edilmektediryöntem. Öte yandan, etil asetat ekstrakte edilmiş zencefil gösterildi.güçlü antioksidan aktiviteye sahip olmak. Benzer şekilde, mikrodalga - destekliGingerol ekstraksiyonu da etkili bir süreçtir ve sonuçtaartan toplam polifenol içeriği. Mikrodalga - kurutulmuş ekstrakt gösterdithe en yüksek miktar (1.5 katlama) TPP'de, [6] - gingerol içeriği ve antioksı-Çapraz kıyasla DanT aktivite - akışı, kurutuldu ekstraktı (Kübra& Rao, 2012a). Ayrıca, ekstraksiyon prosedürlerine odaklanan bir çalışmaGingerol için ekstraksiyon sıcaklığının (50 - 80 ° C) veekstraksiyon süresi (2 - 4 saat), aynı zamanda Ghasemzadeh önemli yönleri (vardırJaafar ve Rahmat, 2015

              3.1 | ROS'un vücuttaki rolü ve oksidatif stres
              Reaktif oksijen türleri (ROS), normal hücrelerde ilgi çekici bir rol oynar.ve bir dizi mekanizma yoluyla hastalıklı fenotip. Normalin altındakötü fizyolojik koşullar, sınırlı ROS üretimi anainsülin, sitokinler vebirçok büyüme faktörü (Sundaresan, Yu, Ferrans, Irani ve Finkel, 1995),hücre dışı gibi klasik sinyal kaskadlarının düzenlenmesine yol açarlar ERK, JNK ve mitojen - protein kinaz (MAPK) devreye dahil olmak üzerePI3 - K / Akt, PLC - γ 1 ve JAK / STAT yolları (Droge, 2002). Bunlaryollar, sırayla, fenotipik etkilerini, büyük ölçüde, modüle ederek uygular.NF - κ B dahil merkezi transkripsiyon faktörlerinin faaliyetlerini ,AP1, Nrf2, FoxOs, HIF - 1 a ve p53 (Hamanaka ve Chandel, 2010;Trachootham, Lu, Ogasawara, Valle ve Huang, 2008). Ayrıca,Katalaz, glutatyon peroksidaz gibi enzimlerin aktiviteleri vekinazlar ve fosfatazlar tarafından düzenlenen peroksiredoksinler duyarlıdıroksidatif modifikasyona, böylece bir düzenleyici ağ (Flohe,2010; Yu, 1994). Yüksek seviyelerde, ROS birkaç kişiye zarar verebilir.kanserojen gelişmeleri tetikleyebilecek DNA dahil moleküller(Liou ve Storz, 2010; Sundaresan ve diğerleri, 1995; Waris ve Ahsan, 2006)Kanser hastalarında oksidatif stres, genlerin ifadesini değiştirirhücre döngüsü ilerlemesini inhibe eden (tümör baskılayıcı genler olarak adlandırılır) veböylece kanser hücrelerinin çoğalmasını arttırır (Afanas, 2014). Bunlara ek olarak,ROS, inflamasyonun kontrolünde yer alan proteinlerin ekspresyonunu destekler.çiftleşme, hücre dönüşümü, tümör hücresi hayatta kalma, proliferasyon, istila,anjiyogenez ve metastaz. Ayrıca önemli bir rol oynarlar.normal hücrelerin kanserojenlere dönüşümü. Bu açıdan daha yüksekROS seviyeleri, normal hücrelere göre tümör hücrelerinde belirlendi.Reaktif oksijen türleri toplu olarak ikili bir rol oynar, öldürebilirler.kanser hücreleri veya tümörün hayatta kalmasını teşvik eder (Gupta ve diğerleri, 2012; Krystona,Georgieva, Pissis ve Georgakilas, 2011). Yüksek miktarda ROShemen hemen tüm kanser türlerinde tespit edildi ve birçoktümör gelişimi ile ilgili yönler (Liou & Storz,2010). ROS protumorijenik olmasına rağmen, yüksek konsantrasyonlarıkanser hücreleri için bile toksik olabilir. Bununla birlikte, kanser hücreleri de korurFazlalığı detoksifiye eden yüksek seviyelerde antioksidan protein ekspresyonuROS. Bu, hücre içi ROS cinslerinin gerekli bir dengesini gösterir.su verme ve söndürme süreçleri (Nogueira & Hay, 2013)

              3.2 | [6] - gingerol ve EG'nin antioksidan etkisi
              Antioksidanlar, düşük konsantrasyonlarda bulunan maddelerdir.Oksitlenmesini geciktiren veya inhibe eden oksitlenebilir substrat ile karşılaştırıldığındadation. Bu antioksidanlar, vücudu neden olduğu hasarlardan korur.serbest radikallerin etkisi (Dias, Moura ve D'Angeliz, 2011; Machado,Nagem, Peters, Fonseca ve Oliveira, 2010). Antioksidanlar,aşağıdakileri içeren farklı eylem mekanizmaları yoluyla eylemserbest radikal oluşumunun engellenmesi (önleme sistemleri),bu reaktif türlerin (süpürme sistemleri) hareketini önlemek veyabiyolojik hasarın yapılarını bile onarır ve yeniden oluşturur (onarımsistemler; Clarkson & Thompson, 2000; Koury ve Donangelo, 2003).Antioksidanlardan üretilen serbest radikaller o noktaya kadar reaktif değildirzincirleme reaksiyonun yayılması. Diğer radikallerle reaksiyona girerler vekararlı ürünler oluşturur veya diğer antioksidanlar tarafından geri dönüştürülebilir(Barreiros, David ve David, 2006; Omoni ve Aluko, 2005).Etki tarzlarına göre, antioksidanlar yine de sınıflandırılabilirler.birincil ve ikincil olarak sınıflandırıldı. Birincil antioksidanlar şu şekilde hareket eder:elektron veya hidrojen vererek reaksiyon zincirini kesintiye uğratmakatomları serbest radikallere dönüştürür, böylece onları termodinamik olarak dönüştürürstabil ürünler ve / veya antioksiyi oluşturmak için serbest radikallerle reaksiyona girendiğer serbest radikallerle reaksiyona girebilen dant lipit kompleksi. Diğer yandanikincil antioksidanlar, hastalığın başlangıç ​​aşamalarını geciktirerek etki eder.metal kompleksini içeren farklı mekanizmalarla otoksidasyonhidroperoksitlerin oluşması için oksijen sekestrasyonu, ayrışmasıradikal olmayan türler, ultraviyole radyasyonun emilimi ve deaktivasyontekli oksijenin iyonu (Sousa ve diğerleri, 2007). Enzimatik antioksidandasavunma sistemi, süperoksit dismutaz enzimleri, glutatyonperoksidaz ve katalazlar mevcuttur. Bu maddeler çıkarabiliroksijen veya oldukça reaktif bileşikler, oksitleyici bileşik ile reaksiyona girer.kilo alır ve hücreleri ve dokuları oksidatif stresten korur (Giustarini,Dalle - Donne, Tsikas ve Rossi, 2009). Enzimatik olmayan bileşenleriantioksidan savunma, (a) bakır, manga gibi mineralleri içerir.nese, çinko, selenyum ve demir; (b) askorbik asit gibi vitaminler,E vitamini ve A vitamini; (c) beta - karoten gibi karotenoidler ikopen ve lutein; (d) genistein ve kuersetin gibi biyoflavonoidler;ve (e) kateşinler gibi tanenler (Papas, 1999).Doğal ürünler çok sayıda fitokimyasal içerir vedüşük kan oranıyla ilişkili fenolik bileşiklerinsanlarda cer. Çok sayıda çalışma, gıda tüketimininantioksidanlar açısından zengin oksidatif süreçlere karşı koruma sağlar(Yıldız, Mavi ve Kara, 2001). Ham ve fitokimyasal kullanımışifalı bitkilerden izole edilen özler popülerlik kazanıyor vemuhtemelen maliyet nedeniyle daha kabul edilebilir ve tercih edilir hale gelirüretim, kullanılabilirlik ve erişilebilirliğin yanı sıra daha düşük toksisiteçoğu durumda (Yehya ve diğerleri, 2017). Çok sayıda doğal antioksıdantlar, farklı bitki materyallerinden izole edilmiştir.yağlı tohumlar, tahıllar, sebzeler, meyveler, yapraklar, kökler, baharatlar, aromatik olarakotlar, diğerleri arasında (Jayakumar, Thomas ve Geraldine, 2009). Bundabağlam, [6] - edi'den elde edilen doğal olarak oluşan bir fenol olan gingerolble zencefil ( Z. officinale ), antioksidan, anti sergiler - serbest, enflamatuarradikal süpürücü, antitümör ve antiendokrin aktivite. Ek olarak,bir immünomodülatör, antiosteoartrit ve antimikrobiyal olarak işlev görüraracı (Oyagbemi, Saba ve Azeez, 2010; Prasad ve Tyagi, 2015a;Srinivasan, 2014)

              Antioksidan mekanizmalara dayalı olarak Tablo 1, korumayı göstermektedir.EG ve / veya [6] - gingerolün deneysel olarak (in vivo vein vitro) ve antioksidan olarak klinik çalışmalar. Lee, Park, Kim ve Jang(2011) [6] - gingerol'ün insan nöroblast hattı üzerindeki etkisini değerlendirdi-Yaş (SHSY5Y) maruz p - amiloit peptit (A P 25 - 35) olanyaşlılık plaklarının oluşumunda rol oynar ve tipik bir nöro-Alzheimer hastalığı için patolojik belirteç. Bu araştırmacılar[6] - gingerol (10 μ M) ile ön muamelenin önemli ölçüde olduğunu gösterdidüşük bir p 25 - 35 - kaynaklı sitotoksisite; seviyelerini düşürmekmalondialdehit (MDA), ROS ve peroksinitrit (ONOO - ); vehücre içi glutatyon (GSH) seviyesini arttırdı, böylece bastırın-ing oksitleyici ve / veya fazla A ile uyarılan nitrozatif hasar β 25 -35. Ayrıca [6] - gingerol ile ön muameleninBax / Bcl2 oranındaki artışı etkili bir şekilde bastırır ve azaltırkaspaz - 3 aktivasyonu, fosforilasyonu, nükleer translokayı arttırıryon ve müteakip nükleer eritroidin transkripsiyonel aktivasyonu2 faktör 2 ile ilgilidir (Nrf2; Lee vd., 2011). Bu sonuçlar şunu gösteriyor:bu [6] - Gingerol, koruyucu ve tedavi edici potansiyele sahiptir.Alzheimer hastalığının yönetimi için kullanılabilirantioksidan aktivitesi.Bazal koşullar altında, Nrf2 esas Kelch düzenlenir - gibiECH - ilişkili protein 1 (Keap1), Culina'nın bir adaptör alt birimi (Cul3) -Rbx 1 E3 ubikuitin ligaz, proteazomal bozunmaya aracılık eder.Nrf2. Oksidatif stres, Nrf2'de konformasyonel değişikliklere yol açar -Keap1 - Nrf2'yi aktive eden Cul3 kompleksi. Etkinleştirilmiş Nrf2 translokatlarıçekirdeğe bağlanır ve antioksidan yanıt elemanına (ARE) bağlanırNrf2 hedef genlerinin promoter bölgesinde. Nrf2'nin ARE'ye bağlanmasıbir detoksifikasyon pilinin senkronize aktivasyonu ile sonuçlanırenzimler ve antioksidanlar. Gıdalarda bulunan fitokimyasallar,Keap1'in sistein kalıntıları ile özellikleNrf2 etiketlemesinin azalmasına neden olanproteoliz (Duan ve diğerleri, 2016; Niture ve Jaiswal, 2012). Bu içerikte,Nrf2 ve aşağı akım genlerinin ekspresyonu dramatik bir şekildezencefil fenollerle (gingerol / shogaol; Bak,Tamam, Haz ve Jeong, 2012)


              Not .Aβ 25 - 35: β - amiloid; GSH: Glutatyon; GSx: glutatyon peroksidaz; GST: Glutatyon S - transferaz; GR: glutatyon redüktaz; SOD: süperoksitdismutaz; MDA: malondialdehit; ONOO - : peroksinitrit; Nrf2: Faktör 2 eritroid - ilgili Faktör 2, LDH: laktat dehidrojenaz; G6Pase: glikoz- 6 -fosfataz; AP: asit fosfataz, 5 ' ' NT 5 ' nükleotidaz; AST: aspartat aminotransferaz; ALT: alanin aminotransferaz; GPx - 1: fosfataz glutati-bir peroksidaz - 1; MLCK: miyosinaz kinaz; GSTP1: glutatyon S - transferaz P1; CAT: katalaz; ROS: Reaktif oksijen türleri; ARE: antioksidan yanıteleman; SDH: sorbitol dehidrojenaz; ALP: alkalin fosfataz; GGT: gama - glutamil transferaz; DOX: doksorubisin; GSSG: glutatyon disülfür Schadich ve meslektaşları fenollerin etkilerini değerlendirdiNrf2 - ARE yolunun aktivasyonunda EG'de mevcut vefaz II detoksifikasyon enzimi glutatyon - S - trans- ekspresyonuölümsüzleştirilmiş keratinosit hücrelerinde (HaCa) feraz P1 (GSTP1)T) ve önderi fibroblastları. Bu araştırmacılar,Nrf2 aktivitesi seviyesi ve tedavi edilenlerde artan Nrf2 seviyesiHaCaT hücreleri, bir artan GSTP1 enzim seviyesi(Schadich ve diğerleri, 2016). HaCaT hücrelerinde, Nrf2 bağımsız regülasyonuGSTP1 ekspresyonu, yüksek ölümsüzleşme sırasında çoğalma kapasitesi (çoğalma yeteneği)sınırsız sayıda). Ölümsüzleştirme arabanın ilk adımı olduğu için-sinogenez, meme, kolon dahil olmak üzere çeşitli insan kanser hücreleri,böbrek, akciğer ve yumurtalık kanseri hücreleri, genomik kararsızlığı paylaşır,yaşlanma genleri, p53 mutasyonu ve yüksek GSTP1 ifadesi(Howells ve diğerleri, 2004; Tidefelt ve diğerleri, 1992; Yamamoto ve diğerleri, 2013).Ek olarak, GSTP1'in HaCaT hücrelerindeki rolü,normal hücreler (Schadich ve diğerleri, 2016). Zencefil pek çok biyolojikfarmakolojik aktiviteleri olan bileşikler, bunlardan sadece birkaçı kemoterapiye dirençli hücrelerdeki aktiviteleri için test edilmiştir. Proteinçoklu ilaç direnci ile ilişkili protein 1 (MRP1) ekspresyonuve glutatyon - S - transferaz (GST π ), kemoterapiye dirençli profesyonellerde daha yüksektir.tate kanser hücresi PC3R, PC3'tekinden daha fazladır. Liu, Kao, Tseng, Lo ve Chen(2017) izole edilmiş [6] - gingerol, [10] - gingerol, [4] - shogaol, [6] - shogaol,[10] - shogaol ve [6] - zencefilden dehidrogingerdione ve bunlarındosetakselde antikanser özellikleri - dirençli (PC3R) ve duyarlı (PC3)insan prostat kanseri hücreleri. Bu bileşikler önemli ölçüde inhibe ettiMRP1 ve GST'nin aşağı regülasyonu yoluyla hücrelerin çoğalması π(Liu ve diğerleri, 2017).Nrf2'nin aktivasyonu ile sağlanan sitoproteksiyon önemli olsa danormal ve premalign kanserin kemoprevansiyonu içintamamen kötü huylu hücrelerdeki dokularda, Nrf2 aktivitesi büyümeyi sağlarkanser kemorezistansını artırarak ve artırarak avantajtümör hücresi büyümesi. Yapısal olarak bol miktarda Nrf2 proteini neden olurilaç metabolizmasına karışan genlerin ekspresyonunun artması, dolayısıylakemoterapötik ilaçlara ve radyoterapiye karşı artan direnç. İçindeEk olarak, yüksek Nrf2 proteini seviyeleri hücre çoğalmasını şu şekilde etkiler:glukoz ve glutamini hedeflemek, pürin sentezini artırmak vehücre çoğalmasını teşvik etmek için pentoz fosfat yolunu etkileyen(Mitsuishi ve diğerleri, 2012).Öte yandan, intra-hücresel ortam, antioksidan enzimler tarafından da korunur.hem oksijenaz gibi faz II detoksifikasyon enzimleri olarak bilinir1 (HO - 1). Bu enzimlerin üretimi,Nrf2 / ARE antioksidan sinyal yolu, birkaç altantioksidan potansiyeli ile araştırılan duruşlar (Lee ve diğerleri, 2015; Xia,Liu, Xie, Wu ve Li, 2015). Vipin, Raksha Rao, Kurrey, Anu Appaiah,ve Venkateswaran (2017),EG aflatoksin B1 karşı HepG2 hücreleri korur - kaynaklı sitotoksisiteROS oluşumunun, DNA hasarının ve hücre ölümünün engellenmesi yoluyla.Benzer şekilde, fare modeli deneyleri de koruyucu etkileri ortaya çıkardıAFB1'e karşı EG'nin - antioksidanı iyileştirerek indüklenen hepatotoksisiteenzim seviyeleri ve Nrf2 / HO - 1 yolunun yukarı regülasyonu ile . EG'nin hepatoprotektif özellikleri sinerjik etkilere bağlı olabilirorada bulunan farklı fenolik bileşikler. Wang'a göreet al. (2016), antioksidan maddeler, AŞIRIROS üretimi.Nrf2 sinyalinin indüksiyonu, hepa'nın önlenmesi ile ilişkilidir.hem in vivo hem de in vitro toksisite. Nrf2 esas olarak meta olarak ifade edilirbolik olarak aktif böyle organlar olarak karaciğer. İştere, Nrf2 kabul edilirbir anahtarpr için utic hedefitiraz ve hazinekaraciğer hastalığıases(Eggler, Gay ve Mesecar, 2008; Lee & Surh, 2005; Zhu vd., 2016). İçindeayrıca, Nrf2, chroni'de önemlidirc hastalıklarg oksidatif stresiltihap gibimatory, nörodegenerji ve cancer hastalıkları (Kaspar,Niture ve Jaiswal, 2009; KenslWakabayasmerhaba ve Biswal, 2007).Ayrıca, oksidatif stres bağırsak H / R'sinde önemli bir rol oynar.yaralanma (Wen ve diğerleri, 2013). ROS hasarlı dokularda üretilir vehücreler ve çeşitli sinyal yollarının aktivasyonunu tetikler, teşvikiltihaplanma reaksiyonu ve bağırsak mukozal bariyerine zarar vermeH / R sürecindeki işlev (Bhattacharyya, Chattopadhyay, Mitra veCrowe, 2014). Mitojenin sinyal yolu - aktive p38 pro-tein kinaz (p38 MAPK) inflamatuar, apoptotik yanıta aracılık eder,H / R lezyonları dahil olmak üzere stres koşulları altında farklılaşma(Coulthard, White, Jones, Mcdermott ve Burchill, 2009; Yong, Koh ve Ay, 2009; Zhang, Shen ve Lin, 2007). Stres koşulları altında,hücresel p38, çekirdeğe aktarılabilir ve genlerin ekspresyonutranskripsiyon faktörlerinin düzenlenmesinde yer alan tarafından düzenlenirfosforilasyon (Wehner ve diğerleri, 2009; Yang ve diğerleri, 2015). Benzermoda, miyozin hafif zincir kinaz (MLCK) bir protein kinazbariyer işlevi ile ilgili. MLCK - aracılı miyozin hafif zincirifosforilasyon, hücre iskeleti kasılması ve sızıntı ile ilişkilidir.yaş kavşağı (sıkı bağlantı [TJ]) disfonksiyonu,bağırsak mukozal bariyer işlevi (Al - Sadi ve diğerleri, 2013; Cunningham& Turner, 2012; Su ve diğerleri, 2013). Benzer şekilde, p38 MAPK yoluMLCK - bariyer işlevinde aracılık edilen modülasyona dahil(Al - Sadi ve diğerleri, 2013; Araki ve diğerleri, 2005; Zou ve diğerleri, 2015).Caco2'de (insan kolon adenokarsinomu) ve IEC6'da (fare normalbağırsak epitel) H / R koşulları altında hücreler, NF - κ B ekspresyonu ,MAPK ve MLCK proteinleri önemli ölçüde artmıştır. Ancak, önceden[6] ile tedavi - gingerol, aşağıdakilere bağlı olarak inhibitör etkiler yarattı:Konsantrasyon. Ek olarak, [6] - gingerol, fosforilatayı bastırdıNF - κ B'nin modülasyonunda kritik bir alt birim olan p65'innükleer translokasyon ve azalmış MLCK protein ekspresyonu vebir konsantrasyonda, p38 MAPK fosforilasyonu - bağımlı bir şekilde,[6] - gingerol - indüklenen baskılamadaki önemli rolü vurgulayaraks38 H / R modelinde MAPK. Ayrıca, araştırma bulguları şunu göstermiştir ksidatif stresi iyileştiren, iltihabı ve ağrıyı azaltan ilaçlar,bakteri üremesini engeller ve bariyer disfonksiyonunu modüle etmek faydalıdırbağırsak lezyonunun iyileştirilmesi için kial (Li ve ark., 2017).Li ve arkadaşları [6] - gingerol'ün sıçan üzerindeki etkisini araştırdılarbağırsak iskemik - reperfüzyon (I / R) hasarı. Bu işçiler şunu buldusıçanların bu bileşik ile tedavisi, I /R yaralı fareler. Bu, önemli ölçüde artırılarak elde edildi.süperoksit dismutaz (SOD), GSH ve glutatyon peroksidaz veMDA seviyesini önemli ölçüde düşürerek. Bu sonuçlar şunu gösteriyor:bu [6] - gingerol, I / R - indüklenen bağırsaklara karşı koruyucu etkiler sağlar.ROS ve p38 MAPK oluşumunu engelleyerek tinal mukoza hasarıaktivasyon, bu terapötik mekanizmaların içgörüler sağlamasıbağırsak yaralanmasının tedavisi için aday (Li ve diğerleri, 2017). AçıkÖte yandan, karbon tetraklorür (CCl4) bilinen bir hepatotoksindirlaboratuar hayvanlarında toksik karaciğer hasarının indüksiyonunda yaygın olarak kullanılır(Lee ve diğerleri, 2007; Pereira - Filho ve diğerleri, 2008). İlk aşamaCCl metabolizmasını içerir4sitokrom P - 450'den triklorometileradikal (CCl3•). Bu triklorometil radikallerinden bazıları,triklorometil peroksil radikali (OOCCl3•), bu da lipid peroksiye yol açardation. Bu bağlamda Motawi, Hamed, Shabana, Hashem ve Naser(2011), hepatik fibrozlu sıçanların tedavisinin indüklediğini bildirmiştir.karbon tetraklorür ile, EG ile önemli bir artış gösterdiGSH, SOD, SDH, LDH, G6Pase, AP ve 5'NT. Bununla birlikte, MDA, AST,ALT ALP, GGT ve toplam bilirubin önemli ölçüde azaldı.Benzer şekilde, başlangıçta ve sonrasında zencefil takviyesi1,2 - dimetilhidrazin ile indüklenen kolon karsinojenezinin aşamalarıönemli ölçüde artan enzimatik olmayan ve enzimatik antioksidannonginger takviyeli gruba kıyasla konsantrasyonlar(Manju ve Nalini, 2005).Yakın zamanda yayınlanan bir klinik araştırmada, antioksidan aktivitesiYeni teşhis edilen kanser hastalarında EG oral takviyesiPlasebo ile karşılaştırıldığında adjuvan kemoterapi incelendi.Sonuçlar, SOD dahil antioksidan aktivite parametrelerinin CAT, GPx ve GSH / GSSG, 64. günde önemli ölçüde arttı:5 mg [6] ile standardize edilmiş iki EG kapsülü alan hastalar -Gingerol (% 1.4 w / w EG) kemoterapinin ilk döngüsünden 3 gün önceapy ve dördüncü döngüye kıyasla bu ek üzerinde devam ettiplasebo grubu ile. Öte yandan, MDA ve NO2-/HAYIR3-seviyeleri tedavi edilen gruptan önemli ölçüde daha düşüktü (Danwilai,Konmun, Sripanidkulchai ve Subongkot, 2017).Benzer şekilde, doksorubisin (DOX) önemli bir bileşendir.çeşitli kombine antineoplastik protokollerin multimodal tedavisikemoterapi. Bununla birlikte, yüksek etkinliğine rağmen, DOX'un ana tarafıkardiyotoksisitenin etkisi, uzun süre klinik kullanımını büyük ölçüde engeller.dönemler. Doğal ürünlerin koruyucu etkilerinin olduğuna dair pek çok kanıt var.kardiyotoksisiteye karşı bileşikler oksidatif hasar ile ilgilidir.Bu bileşikler, kemoterapötik ilaçların bazı yan etkilerini azaltır.normal hücrelerdeki ajanlar ve böylece genotoksisitelerini azaltır (Bryantvd., 2007; Wu ve diğerleri, 2002). Araştırma bulguları gösterdi kiEG DOX karşı koruyucu bir rol oynaması - kaynaklı toksisitekardiyomiyositler (H9c2), başına lipit seviyesinde azalma ile gösterildiği gibidoksorubisin ile indüklenen oksidasyon, ROS ve apoptozun baskılanmasıH9c2'de (Hosseini, Shafiee - Nick ve Mousavi, 2014 hayatta kalma, istila, anjiyogenez ve metastaz (Aggarwal, Shishodia, Sandur, Pandey ve Sethi, 2006; Demaria ve diğerleri, 2010). Enflamasyon ek olarak kanser oluşumuna katkıda bulunduğu bilinmektedir. Tümörde DNA'ya zarar verebilecek ROS ve reaktif nitrojen türleri site (Ohnishi ve diğerleri, 2013). Ayrıca, inflamatuar ortam pro- Genomik büyümeyi destekleyen hücresel bir mikro çevreyi bozar anormallikler ve karsinojenez başlangıcı (Mantovani, 2009). Etütler kanserlerin yaklaşık% 25'inin inflamatuar etiyolojik olduğunu ileri sürmektedir. ve / veya kronik enfeksiyon (Kundu & Surh, 2012). Tumo içinder microenvdemir, iltihapmatory hücreleri indüktekanseri hızlandırmak için cedee progressimetastazve bağışıklık tepkileri aradyasyon kazanmaker- apy, kemoterapi ve immünoterapi (Gajewski, Schreiber ve Fu, 2013). Bu nedenle, enflamatuar mikro ortamın yönü kanser tedavisi için makul bir yöndür (Q. Zhang, Zhu ve Li, 2017)

              3.3 | İltihap ve kanser
              Enflamasyon, vasküler bir organizmanın koruyucu bir bağışıklık tepkisidiriç ve / veya dış zararlı uyaranların ortadan kaldırılmasına yardımcı olandoku homeostazını sürdürmek için çalışır (Serhan, 2014). Theinflamatuar reaksiyon temelde iki savunma mekanizmasından oluşur:spesifik olmayan bir yanıt (doğuştan gelen yanıt) ve spesifik bir bağışıklıkyanıt (alınan yanıt; Coutinho, Muzitano ve Costa, 2009).Doku agresine bağlı enflamatuar bir yanıtın başlangıcında-invaziv enflamatuar hücreler birkaç proinflamatuar üretir.lokal ve sistemik inflamasyon derecesini artıran aracılar(Melo, Yugar - Todelo, Coca, & Júnior, 2007), türüne bağlı olarakenfeksiyon: bakteriyel, viral veya parazitik (Medzhitov, 2010).Herhangi bir dokudaki enfeksiyon, beyaz kan hücrelerini hızlailtihaplı tepkinin bir parçası olarak etkilenen bölge,enfeksiyonla mücadele ve yara iyileşmesinde (Alberts ve diğerleri, 2010). Ancak,ilk enflamatuar yanıt her zaman yeterli değildir ve pro-kesilme, kronik iltihaplanma durumuna ilerleyebilir (Coutinho ve ark.,2009). Enfeksiyona neden olan ajan tarafından tamamen temizlenmemişseakut enflamatuar yanıt veya herhangi bir nedenle devam ederse,kronik iltihaplanma ortaya çıkabilir. Bu duruma neden olabilirkronik enfeksiyonlar, kalıcı alerjenler ve yabancı partiküller veya endog-büyük kristaller (Medzhitov, 2010). Dahası, iltihaplandığındatepki kontrolsüz ise vücuda zararlı hale gelir. olmasına rağmenkronik inflamasyonun semptomları ve bulguları kadar şiddetli değildirakut inflamasyon olanlar, kronik inflamasyon tipik olarak daha fazladırfibroz gibi ek hasara neden olabileceğinden risklidir veromatoid artrit, astım gibi kronik ve sistemik hastalıklar,diyabet, iltihaplı bağırsak hastalıkları, kardiyovasküler hastalıklar, nöro-Mantıksal bozukluklar (Alzheimer), yaş - ilgili kas dejenerasyonu, vekanser (Mantovani, Allavena, Sica ve Balkwill, 2008; Serhan & Petasis,2011).Kronik iltihaplanma, tümörijenezin çeşitli aşamalarıyla bağlantılıdır.hücre çoğalması, dönüşümü, apoptozdan kaçınma gibi

              3.4 | Enflamatuar sürecin aracılarıtümör mikro ortamı
              Akut inflamasyon, hasarlı doku için hücresel onarım yanıtını tetikler.doku homeostazına yol açan davalar. Normal koşullar altında bağışıklıkmakrofajlar, granülositler, mast hücreleri, dendritik hücreler dahil hücreler,doğuştan gelen lenfositler ve doğal öldürücü hücreler bir cephe hattı görevi görürpatojenlere karşı savunma (Coussens, Zitvogel ve Palucka, 2013;Serhan, 2014). Bununla birlikte, tümör mikroçevresinde kronik enflamasyonve mation “ hasar ” (tümör), doku neden olabilir. Böylece, akut ikeniltihaplanma normalde iki karşıt ihtiyacı destekler ve dengelerhasarlı dokuların onarımı için (apoptoz ve yara iyileşmesi),kronik inflamasyon, bu dengenin kaybını temsil eder (Khatami, 2009).Enflamasyonun katkıda bulunduğu çeşitli mekanizmalar vardır.yüksek gibi değiştirilmiş biyokimyasal süreçler dahil olmak üzere karsinojenezbirkaç iltihabın ifadesi, aşırı üretimi veya anormal aktivasyonusitokinler, kemokinler, siklooksijenaz - 2 ile matory aracıları(NOS), nitrik oksit (NO) ve gelişmiş glikosilasyon ürünleri (Kundu& Surh, 2012). Kronik inflamatuar hücreler genomik dengesizliğe neden olabilir.ity, epigenetik olaylarda değişiklikler ve uygun olmayan gen ekspresyonu(Colotta, Allavena, Sica, Garlanda ve Mantovani, 2009; Kundu ve Surh,2008). Tümör progresyonu sırasında üretilen sitokinler ve kemokinlerimmün ve inflamatuar hücreler tarafından hayatta kalmayı ve proliferasyonu kolaylaştırır.kanser hücrelerinin tedavisi ve anjiyojenik tümör büyümesini teşvik eder (Mantovani,2005). Sitokinler ve kemokinler ayrıca ek alımlara neden olur.ve tümör mikro ortamında bağışıklık hücrelerinin farklılaşması(Lin ve Karin, 2007). Salgılanmasına yol açan genetik düzenlemeçeşitli hücrelerden proinflamatuar sitokinler genellikle bağımlıdırnükleer faktörün transkripsiyonel aktivasyonunda çöküntü - kappa B(NF - κ B; Freire ve Van Dyke, 2014). Bu faktör düşünülebilirhücresel yaşlanmayı birbirine bağlayan tümör oluşumunda bir " çekirdek " olarak,iltihap ve kanser (Aggarwal & Gehlot, 2009). Enflamasyonplazma seviyelerinde ve hücreselde genel bir artış ile karakterizeinterlökin gibi proinflamatuar sitokinler üretme kapasitesi(IL) 6, IL - 1, tümör nekroz faktörü (TNF) - α ve müteakip bir artışC - reaktif protein gibi ana enflamatuar belirteçlerde veserum amiloid A (Franceschi, 2007; Franceschi ve diğerleri, 2000). TNF,tümör sitotoksisitesiyle bilinen, sistemikakut faz reaksiyonunun iltihaplanması ve uyarılması (Sedger &Mcdermott, 2014). Öte yandan, COX'ten türetilen ürünler -

              2, esas olarak prostaglandin (PG) E2 (majör tümörijenik olduğu düşünülmektedir)COX - 2 ürünü), sadece klasik yollarla değil,tümör hücrelerinde ve aynı zamanda kanser oluşumunu teşvik etmek için kanser sinyaliçoklu yerleşik ve infilleri içeren tümör mikro ortamıTrating hücreler (bağışıklık hücreleri dahil) ve ayrıca büyüme faktörlerive onlar tarafından salınan sitokinler (Bonaccio ve diğerleri, 2014; Hanahan &Weinberg, 2011). Sonuç olarak, iltihaplanma arasındaki ilişkiTümörleri destekleyen kanser ve kanserin dikkate alınması önemlidir.Genel olarak, enflamatuarın anormal aktivasyonunu içeren mekanizmalartümör mikro ortamının gelişimine katkıda bulunan aracılarŞekil 2'de gösterilmektedir. Bu bakımdan makrofaj göçüinhibitör faktör, COX - 2, NF - κ B, TNF - α , indüklenebilir nitrik oksitsentaz (iNOS) ve Akt ve kemokinler önemli hedeflerdir.çok yönlü bir terapötik yaklaşım için uygun olabilir.inflamasyonu bastırmak (Block ve diğerleri, 2015).Anti raporlara dayanarak - inflamatuar mekanizmalar, Tablo 2EG ve / veya [6] - gingerol'ün inflamasyon üzerindeki baskılayıcı etkilerini gösterirkronik ve sistemik hastalıklarla ilişkili çirkin yanıtlar,karsinojenez ve deneysel ve klinik çalışmalara vurgukronik iltihaplanma sırasında salınan faktörler karşısında. Ek olarak,EG, yüksek NF - κ B ve TNF - α ekspresyonunu önemli ölçüde azalttıKaraciğer kanseri olan sıçanlarda, zencefilin bir antikanser ve anti - enflamatuar ajan; NF'yi etkisizleştirir - κ Bbyproinflamatuar TNF - α'nın bastırılması . Bu faktör olmasına rağmenÇoğu hücrede inaktif durumda ifade edilen kanser hücreleri,çeşitli inflamatuar ve karsino- tarafından indüklenen aktive edilmiş NF - κ B formugenik uyaranlar (Lin ve Karin, 2003). Ayrıca TNF - α , interlökinler,COX - 2 ve diğer kemokinler de NF - κ B tarafından düzenlenebilirtranskripsiyon faktörü (Balkwill, 2002). Bu bağlamda çok sayıda çalışmaNF - κ B sinyal yolu ve regülasyonunuinflamatuar yanıt (Escarcega, Fuentes - Alexandro, Garcia -Carrasco, Gatica ve Zamora, 2007; Lin ve Karin, 2003). NF - κ B şu şekilde davranır:Bcl - 2 apoptozla ilişkili potein ailesi için transkripsiyonel regülatör .Kanserojen bir süreçte, değişen ifadeye aracılık eder. proapoptotik ve antiapoptotik Bcl - 2 ailesi proteinler. Bu gözlemcilerNF - κ B sinyal yolunun inhibisyonununkemo kullanımıyla bağlantılı olarak terapötik bir strateji olabilir.zencefil gibi koruyucu ajanlar (Kim, Chun, Kundu ve Surh, 2004;Surh, 2003).Dış hücrenin ana bileşeni olan lipopolisakkarit (LPS)Gram et - negatif bakteriler, yaygın olarak incelemek için kullanılmıştırtipik hepatik nekroz üreten inflamasyon mekanizmalarıardından fulminan karaciğer yetmezliği (Vincent, Sun ve Dubois, 2002).LPS'nin uyarımı altında Kupffer hücrelerinin pro-inflamatuar sitokinler (Bølling, Samuelsen, Morisbak, Ansteinsson veBecker, 2013). LPS aktivasyonu - NF neden - κ B aracılık eden MAPK 'ler,ve daha sonra COX - 2 ifadesini ve indüklenebilir ifadeyi düzenlernitrik oksit sentaz bölümleri (iNOS; Mestre ve diğerleri, 2001). Ek olarak,COX - 2 ve iNOS ifadeleri enflamatuar hastalıklara katkıda bulunur(Jacobs ve Ignarro, 2001). Bu nedenle, bu sitokinler bir ideali temsil ederLPS'nin nötralizasyonu için hedef (Wyckoff, Raetz ve Jackman, 1998).Ayrıca, anti - enflamatuar ilaçların uzun süreli kullanımı ilişkilidir.ateş, kızarma ve ağrılı kaslar gibi yan etkilerle. Bu durumda,enflamatuar hastalıkları tedavi etmek için doğal bir ürünün kullanımı,daha az yan etki ile daha etkilidir (Wong ve diğerleri, 2003).Dokudaki yüksek prostaglandin E (PGE) seviyeleriCOX, kolorektal kanserde (CRC) erken bir olaydır. Jiang vd. (2013)COX - 1 protein ifadesinde önemli bir fark gözlemlenmedinormal risk altındaki katılımcıların zencefil ve plasebo grupları arasında.Ancak sonuçlar, yüksek kolo riski olan hastalar içinrektal kanser, kolon biyopsilerinde COX - 1 protein ekspresyonu anlamlıydı28 gün sonra zencefil kökü ekstresi tüketimi ileplasebo grubuna kıyasla müdahale. Sağlıklı ve tümörhücreler aynı kökeni paylaşır; bu nedenle seçici geliştirmek zordurkanser ve arasındaki biyokimyasal farklılıklara dayanan ilaçlarsağlıklı hücreler. Sonuç olarak, araştırmacıların ve klinisyenlerin yeni birperspektif ve bu nedenle sinyal yolları yoğunlaşmaktadır.kanserle mücadelede zemin kazanmak için kapsamlı bir şekilde araştırıldı.



              ŞEKİL 2
              Anormal içeren mekanizmalarinflamatuar aracıların aktivasyonutümör gelişimine katkıda bulunurmikro çevre [Renkli şekil olabilirwileyonlinelibrary.com'da görüntülendi]




              Prostaglandin E2 sentaz - 1 mikrozomal (mPGES1) ve reseptörPGE2 ürününün antagonizması potansiyel terapötik olarak kabul edilirCOX - 2 ifade eden kanser hücreleri için hedefler (Reader, Holt ve Fulton,2011). Sonunda, karsinogenez, GSK - 3 β / yoluyla PGE 2 tarafından teşvik edilir.β - katenin. Bu nedenle, mPGES - 1 kullanarak PGE2 seviyesini düşürmekinhibitörlerin antikanser etki göstermesi beklenebilir veterapötik ajanlar olarak parlak bir gelecek (Ruana & So, 2014).Li ve ark. (2013), insan HuH7 hepatosit hücreleri -diin vitro hepatik inflamatuar oluşturmak için IL - 1 β ile uyarılırmodel, [6] - gingerol zayıflatılmış IL - 1 β - indüklenen inflamasyon ve oksida-Bu hücrelerde tive stres. Bu, seviyelerdeki düşüşle kanıtlandıinflamatuar faktörlerin IL - 6, IL - 8 ve SAA1'i baskılamaya ek olarakROS üretimi. Ek olarak, [6] - gingerol, IL - 1 β - 'yi düşürdüCOX - 2'nin yanı sıra NF - κ B aktivitesinin pozitif regülasyonunu indükledi . koruyucu etki [6] - IL ile gingerol - 1 β - enflamatuar kaynaklıtepkisi, bir ROS temizleyicisi olan bütillenmiş hidroksitoluene benzerdir.enger. Böylece [6] - gingerol, HuH7 hücrelerini enflamasyona karşı koruyabilir-ROS / NF - κ B / COX - 2'yi inhibe ederek IL - 1 β tarafından tetiklenen tory hasarıyol (Li ve diğerleri, 2013).Fan, Yang ve Bi (2015) benzer bir şekilde,[6] - gingerolün osteoblastlarda IL - 6 üretimi üzerindeki etkisi . Sonuçlarortaya çıkardı [6] - gingerol düşürür derece iltihaplanma TNF'de - α -tedavi edilen MG - 63 hücreleri. Ek olarak, [6] - gingerol ile tedavi arttıMG ALP enzimi aktivitesi - bir dozda 63 hücreleri - bağımlı insan-ALP aktivitesi önemli ölçüde azaldı.TNF - α'nın uyarılması . [6] - Gingerol'un bir umut olduğu bildirildi.osteoporoz veya kemik iltihabı tedavisi için aday (Fanvd., 2015). Zencefilin etkisi diyabetik hastalıklarda bile ilginçti.EG'nin% 5 [6] ile standardize edildiği durumlar - gingerol retinayı zayıflattıStreptozotosin mikrovasküler değişiklikleri - deneysel diyabet Wistaralbino fareler. Ek olarak, ağızdan uygulanan [6] - zencefilol ekstresi dia-betik sıçanlar, proinflamatuar belirteç TNF - α seviyelerini düşürdüve NF - κ B ve vasküler endotelyal büyüme faktörünün ekspresyonuretina dokusu (Dongare ve diğerleri, 2016).Çeşitli proinflamatuar sitokinler ve kemokinler türlerikarsinojenez sırasında üretilir. Tümör hücresinin hayatta kalmasını etkiler,büyüme, mutasyon, proliferasyon, farklılaşma ve hareket. Exper-Karsinojenezin imental modelleri, bu sitokinlerin vekemokinler NF - κ B transkripsiyon faktörünü ve TNF - α'yı da aktive eder ,tümör gelişiminde yer alan (Aggarwal, 2003; Philip,Rowley ve Schreiber, 2004). [6] - gingerol'ün koruyucu etkileriProinflamatuar sitokinler böyle TNF olarak - α , IL- 6 ve IL - 1 β ve nötro-I / R hasarlı bağırsak dokularında phil infiltrasyonu incelendi. Ön[6] - gingerol ile tedavi, bu sitokinleri önemli ölçüde zayıflatmıştır.doza - bağımlı bir şekilde, iltihaplı ekspresyonunu inhibemediatörler, bastırılmış p38 fosforilasyonu ve aktive edilmiş NF - κ BbyMLCK ifadesini olumsuz düzenleyen (Li ve diğerleri, 2017).Diyet bitkileri ve / veya fitokimyasallara dayalı kimyasal önlemekontrol için mevcut ve ümit verici bir strateji olarak ortaya çıktı vedahil olmak üzere çeşitli mekanizmalarla kanserin yönetimilökotrien A4 hidrolazın hedeflenmesi (LTA4H; Badria, 1994; Houssenve diğerleri, 2010; Surh, 2003). Bu bağlamda, [6] - gingerol geniş birbiyokimyasal ve farmakolojik faaliyetlerin aralığı (Afzal, Al - Hadidi,Menon, Pesek ve Dhami, 2001; Ali, Blunden, Tanira ve Nemmar,2008; Bode ve Dong, 2011). LTA4H, çinkoya bağlı iki işlevli bi epoksit hidrolaz ve aminopep aktiviteleri ile metaloenzimtidase. Bir epoksit hidrolaz olarak LTA4H, son hızı katalize eder - sınırlayıcıgüçlü bir lökotrien B 4 biyosentezinde (LTB 4) adımşiddetli bir enflamatuar tepkiye neden olan kemoatraktan vekanserin gelişimi ile ilgilidir (Chen, Wang, Wu ve Yang,2004; Jeong ve diğerleri, 2009). [6] - gingerol'ün LTA4H inhibitör aktivitesitürevleri ayrıca El - Naggar ve ark. (2017). Yerleştirmeçalışmalar [6] - gingerol'ün fenolik - OH gruplarınınşelasyonlarından dolayı LTA4H'nin aktivitelerini inhibe etmek için gereklidirmetalik çinko ile amino- inhibisyonunu açıklayabilecek bir faktörenzimin peptidaz aktivitesi (El - Naggar ve diğerleri, 2017)

              3.5 | Şifalı Bitkiler
              Tıbbi bitkiler, ilaç keşfi için bir kaynak olarak kullanılmıştır1805'ten beri, morfin farmakolojik olarak ilk aktif hale geldiğindebir bitkiden saf halde izole edilecek bileşik, ancakyapı 1923 yılına kadar açıklanmadı (Salim, Chin ve Kinghorn,2008). Doğal ilaçlar nüfusun büyük bir kısmı tarafından kullanılmaktadır.iltihaplanma, hipertansiyon gibi hastalıkları tedavi etmek için birkaç ülke,böbrek sorunları, bağışıklık eksikliği ve kanser (Cragg & Newman,2013). Ek olarak, mevcut ilaçların çoğu bitkilerden elde edilmektedir.veya bunların türevleri (Kinghorn, Pan, Fletcher ve Chai, 2011; Newman &Cragg, 2012). Ayrıca polifenoller, ikincil metabolitlerbitki aleminde yaygın olarak dağılmış,patojenlere ve parazitlere karşı koruma ve riski azaltmakanser dahil kronik ve oksidatif hasarın neden olduğu hastalıklar(Aboul - Enein, Berczynski ve Kruk, 2013).Tıbbi maddeden izole edilmiş ham ve fitokimyasal özütlerin kullanımıbitkiler muhtemelen daha kabul edilebilir ve tercih edilir hale geliyor.üretim, kullanılabilirlik ve erişilebilirlik maliyeti ve toksin azaltılmasıçoğu durumda buz. Bununla birlikte, moleküler yolların aydınlatılması veklinik ortamdan önce yan etkiler çok önemlidir. Bu bağlamda, zorluklenge, fitokimyasalların yapısal olarak karmaşık olması vesaf aktif bileşiklerin ekstraksiyonu oldukça zahmetlidir. Orada-birçok sentetik ilaç, aktif bitkinin yapısından ilham alır.moleküller, gelişimindeki muazzam potansiyeli vurgulamaktadır.Bitki - Kansere karşı terapötik eylemlerle dayalı ilaçlar (Yehyavd., 2017). Araştırma bulguları 5.000'den fazla indi-bireysel fitokimyasallar ve bu sayı,mevcut ve verimli izolasyon tekniklerinin tanıtımı vekarakterizasyon. Bu yeni ajanlar yaygın olarak fenolik olarak sınıflandırılırbileşikler, alkaloidler, karotenoidler, organosülfür ve nitrojen - kon-lekeleme bileşikleri (Asif ve diğerleri, 2016). Bu tür moleküller, anti-oksidanlar, enzimatik aktiviteyi uyarır, hormonları taklit eder, müdahale ederDNA replikasyonu ile ve hücreleri radyasyondan ve diğerlerinden korurtümör oluşumu sırasında anormal süreçler. Ek olarak, çalışmalar varaynı zamanda, bitki sinerjistik etkileri vurgulanan - göre tıbbi com-diğerleriyle kombinasyon halinde kullanıldığında antianjiyojenik ajanlar olarak poundantineoplastik ilaçlar (Lachumy ve diğerleri, 2013).Kanser, karmaşık ve çok faktörlü bir patolojidir; etiyolojisi öncesihücre çoğalması için sınırsız kapasite sağlayan genetik mutasyonları özetler.erasyon, büyüme inhibe edici faktörlere yanıt kaybı,apoptoz, diğer vücut dokularını istila etme olasılıkları (metastazlar) veyeni kapların üretimi (angiogenesis; Araújo & Galvão, 2010; Hercos ve diğerleri, 2014; INCA, 2014). Bazı fitokimyasalların şeytani varNispeten düşük yan etkilere sahipti ve hatta insidansı sınırladıkemoterapötik veya antianjiyojenik ile ilişkili yan etkilerinajanlar (Wang ve diğerleri, 2014). Bu bağlamda, baharatlar önemli bir rol oynar.Diyette aromatik ajanlar olarak rol oynar ve çeşitli bölgelerde kullanılır.gezegen. Baharatlarda bulunan bir dizi fitokimyasal madde,sağlığın teşviki ve geliştirilmesi yararları olduğu ve önleyici bir rol oynadığı için tanınmıştır.kronik hastalıklardaki rolü (Ferrucci vd., 2010; Kaefer ve Milner, 2008).Bu fitokimyasalların çoğu umut verici geniş bir spektrum sergiledi.in vitro ve in vivo modellerde antianjiyojenik aktiviteler (AmerikanToraks Derneği, 2000)

              3.6 | Z. officinalle Roscoe ve kanser
              Zencefil ( Z. officinale ), en eski evcilleştirilmiş baharatlardan biridir.tory. Yaygın olarak bir gıda katkı maddesi (baharat) ve anahtar bir bileşen olarak kullanılır.potansiyelinin olduğu geleneksel bitkisel tıpta ponentsağlık yararlarında yoğun şekilde istismar edilmektedir. Ayrıca zencefil de düşünülmektedir.farklı düzenleyici otoriteler tarafından bitkisel bir takviye olarak güvenlidir(Butt & Sultan, 2011; Shukla & Singh, 2007; Al - Suhaimi, Al - Riziza, &Al - Essa, 2011). Zencefilin biyoaktif bileşenleri arasında uçucubilinen yağlar, antosiyaninler, tanenler ve keskin fenolik bileşiklerGingeroller, shogaoller ve seskiterpenler olarak (Semwal, Semwal,Combrinck ve Viljoen, 2015). Antitümör aktivitesi üzerine yapılan araştırmaların çoğuGingerollerin içeriği [6] - Gingerol'e odaklanmıştır , ancak çok az ilgi görmüştür.daha uzun dallanmamış alkil yan zincirlere sahip gingerollere ödenmiştir(Semwal ve diğerleri, 2015). Araştırmalar, zencefil ve keskin biyolojikGingerolleri ve shogaolleri içeren aktif bileşenler kullanılabilirkanserin önlenmesi ve tedavisinde (Wang ve diğerleri, 2014).Deneysel (in vitro / in vivo) ve klinik denemeler, EGve [6] - gingerol antiproliferatif, antitümör ve anti - invaziv sergilerNF - κ B, STAT3, Rb, MAPK dahil olmak üzere çeşitli mekanizmalar yoluyla etkiler ,PI3K, AKT A siklin ERK cIAP1 siklin - bağımlı kinaz (CDK), cathep-günah D ve kaspaz - 3/7 (Prasad & Tyagi, 2015, 2015). Listelenmiş masada 3tümör baskılamasında rol oynayan moleküler mekanizmalarfarklı türlerde hücre sinyal yollarında yer alan aracılar olarakkarsinomlar ve tümör hücre hatları. Yusof vd. (2009) değerlendirdiHepatik karsinomlu sıçanlarda EG'nin antikanser etkisietiyonin ile birlikte kolin eksikliği olan diyet. Bu araştırmacılarzencefil ile tedavi edilen hayvanların önemli bir azalma gösterdiğini buldutümör boyutunda. Ek olarak, zencefil takviyesi önemli ölçüdeMDA seviyelerini düşürdü ve katalaz aktivitesi arttı.Öte yandan, kanser metastazı karmaşık bir kasadan oluşur.Sonuçta tümör hücrelerinin kaçmasına izin veren olaylar dizisi veektopik ortamların oluşturulması (Yoon, Kim ve Chung, 2001).Bununla birlikte, [6] - gingerol'ün meme kanseri hücrelerinde metastaz üzerindeki etkisiiyi anlaşılmadı. Bu bağlamda [6] - gingerol'ün etkisiMDA'da yapışma, istila ve hareketlilik - MB - 231 insan meme kanserindehücreler, konsantrasyonda hücre yapışması üzerinde bir etki olmadığını gösterdi.5 μM'ye kadar varan ancak konsantrasyonu artırıldığında% 16'lık bir azalma ile sonuçlandı.10 μ M'ye yükseltildi.Ayrıca , artan miktarlarda[6] - gingerol bir konsantrasyona yol - hücreye bağlı bir azalmayı migrasyonu-hareket ve hareketlilik. Artan MDA - MB - 231 hücrelerinin tedavisi[6] ve miktarları - gingerol bir konsantrasyona yol - bağımlı azalmahücre göçü ve hareketliliğinde. Ayrıca, matrisin faaliyetler metaloproteinaz (MMP) 2 veya MMP - 9, olası ortam olarak tanımlanırMDA - MB - 231 hücrelerinde kanserlerdeki invazyon ve metastaz faktörleribir doz içinde azalmıştır - ile işlenmesi üzerine bağlı bir şekilde[6] - gingerol (Lee ve diğerleri, 2008).Lin ve arkadaşları [6] - gingerol'ün antikanser etkilerini inceledilerinsan kolon kanseri hücresinde (LoVo) ve önemli birbir doz içinde hücre canlılığında tion - bağımlı bir şekilde. Sonuçlar gösterdi ki[6] - Gingerol, G2 / M fazında hücre döngüsü tutuklanmasını önemli ölçüde indükler;alt - G1 aşaması üzerinde çok az etkiye sahiptir ; ve seviyelerini azaltırsiklin A, siklin B1 ve CDK1. Bununla birlikte, [6] - gingerol ile tedavinegatif hücre döngüsü düzenleyicilerinin artan seviyeleri p27Kip1 vep21Cip1 ve geliştirilmiş ROS seviyeleri ve p53'ün fosforilasyonu. Bunlarsonuçlar [6] - gingerol'ün tedavisinde önemini vurgulamaktadır .kolon kanseri (Lin ve diğerleri, 2012). Öte yandan, ROS üretimi[6] tarafından indüklenen - Gingerolün kanserde DNA'ya zarar verdiği bilinmektedirhücreler (Oyagbemi ve diğerleri, 2010; Lin ve diğerleri, 2012). Molekülü araştırmak için-[6] 'nın apoptotik etkilerine aracılık eden mekanizmalar - gingerol inmiyeloid lösemi hücreleri, Rastogi ve ark. (2014) kronik miyelogu seçtibüyük lösemi (K562) ve akut (U937) suşları. Sonuçlar gösterdi ki[6] - Gingerol, inhibe ederek her iki hücrede ROS oluşumunu indükledimitokondriyal solunum kompleksi I ve aracılıklı hücre ölümümiR - 27b ekspresyonunda ve DNA hasarında bir artış yoluyla . Bunlarveriler açıkça göstermektedir ki [6] - gingerol ile tedavinin hücreseloksidan durum; mitokondriyal ROS oluşumuna neden olarakG2 / M hücre döngüsü bozulması; ve protein ekspresyonunu azaltır (siklinB1, Cdk1, Cdc25B ve Cdc25C),döngüsü (Rastogi ve diğerleri, 2014).Karna ve meslektaşları benzer şekilde EG'nin maddeyi sergilediğini gösterdi.tial büyüme - bir prostat panelinde inhibitör etki ve indüklenen ölümkanser hücreleri. Ek olarak, EG hücre döngüsü ilerlemesini azalttı,üreme kapasitelerinin azalması ve kaspaz başlattığı - , tahrikmitokondri aracılı apoptoz (Karna ve diğerleri, 2012). Son günlerde,[6] - gingerol'ün insan papilloma virüsü pozitif servikal üzerindeki etkisikanser hücreleri (HeLa, CaSki ve SiHa) değerlendirildi. Sonuçlar gösterdibu [6] - Gingerol, test edilen soylarda hücre canlılığının inhibisyonunu indüklerdoz ve zamanda - bağımlı moda. 50 μ M konsantrasyonda ,[6] - Gingerol, HeLa'nın büyümesini ve çoğalmasını inhibe etti (% 20),24 saatlik tedaviden sonra CaSki (% 23) ve SiHa (% 28) hücreleri,apoptotik hücre ölümü. Tümör olmayan hücrelerde HACAT, HEK293 ve insanperiferik kan monositleri (PBMC'ler), [6] - bir dozda gingerol50 μ M (normal soylar olarak sitotoksisiteye indüklememiştir Rastogi ve ark.,2015). Araştırma bulguları, p53 işlevinin restorasyonununEtkili terapötik hedefleme ve yönetim için kritiktir.servikal kanser (Horner, Defilippis, Manuelidis ve Dimaio, 2004).Rastogi ve arkadaşları, 2015 [6] - gingerol'ün proteazomu inhibe ettiğini bildirdi.ve servikal kanada p53 reaktivasyonu ve apoptotik hücre ölümüne neden olducer hücreleri. [6] - Gingerol ek olarak sitotoksik etkilerini güçlendirdi.geleneksel bir kemoterapötik ajan olan cisplatin. Bu sonuçlar[6] - gingerolün tek bir ajan olarak veya kombinasyon halinde kullanılabileceğini önermektedir.konvansiyonel kemoterapötik ilaçlarla tedavi edilir ve biryönetimi ve tedavisi için umut verici tedavi stratejisiservikal kanserler (Rastogi ve diğerleri (2015).İnsan papilloma virüsü, E6 ve E7'nin transkripsiyonel susturulmasıonkoproteinlerin rahim ağzı kanseri hücresi çoğalmasını engellediği bilinmektedir.(Tan, De Vries, Van Der Zee ve De Jong, 2012). [6] - Gingerol yapmadı

              HeLa ve CaSki hücrelerinde E6 ve E7 seviyelerinin ekspresyonunu etkiler; Nasıl-hiç, her iki hücrede de p21 seviyeleri önemli ölçüde artmıştır,Bu hücrelerdeki apoptotik süreçte p53'ün rolünü açıklar.Ek olarak, [6] - gingerol rahim ağzı kanserinde ROS üretimini arttırdıhücreler. [6] oluşturulması - gingerol - kaynaklı hücre altı ROS uçlarınaapoptotik hücre ölümü, DNA hasarı, ve p53 / p21 - aracılı G2 / M hücredöngü durdurma (Rastogi ve diğerleri, 2015). Ayrıca, tedavi edilen hayvanlar[6] - 6 hafta süreyle gingerol (2.5 ve 5.0 mg / kg vücut ağırlığı),tümör hacminde önemli azalma (yaklaşık% 65). İle tutarlıin vitro sonuçlar, proteazomal inhibisyon ve artmış p53 seviyeleritedavi edilen farelerin ksenograftlarında gözlemlendi. Hücrenin ifadesidöngü düzenleyicileri ve diğer apoptotik belirteçler de gözlendiin vitro çalışmalara göre. [6] 'nın güçlü antiproliferatif etkisi -Gingerol in vivo proteazomal inhibisyon ve reaktivasyon aracılığıyla gerçekleşirp53 ile proliferasyonun inhibisyonuna ve apo-ptotik hücre ölümü (Rastogi ve diğerleri, 2015). [6] - Gingerol bulunduGösterildiği gibi HeLa (insan servikal karsinomu) hücrelerinin canlılığını azaltmakhücrelerdeki morfolojik değişikliklerle. [6] ile tedavi edilen HeLa hücreleri - gingeroldeğişen nükleer ve hücresel morfoloji, hücre küçülmesi veapoptotik hücre ölümünün özellikleri olan membran kabarması.Ek olarak, kromatin yoğunlaşması ve parçalanmasında bir artışHeLa hücrelerinin sayısı, [6] - gingerol dozunun artmasıyla gözlenmiştir.tedavi (Chakraborty ve diğerleri, 2012).Metastaz, istila ve göçü içeren çok aşamalı bir süreçtirve kanser hastalarında önde gelen ölüm nedenidir. Kanserde degra-aktivasyon yoluyla hücre dışı matris ve bazal membranın dasyonuMMP'lerin oluşumu ve doku kaybı yoluyla yeniden şekillenmesi, TJ,tümör hücrelerinin göçü. [6] - gingerol'ün transepitelyal üzerindeki etkisipankreas kanserinin elektriksel direnci ve hücre içi geçirgenliğihücreler, PANC - 1 hücre çizgisi kullanılarak incelenmiştir . Sonuçlar belirtildişu [6] - gingerol TJ'yi geri yükler oluşum ve bastırır paraselülerişlenmemiş hücreler ile karşılaştırıldığında geçirgenlik. Ayrıca,önemli ölçüde artan transepitelyal elektrik direnci ve azaldıklaudin - 4 ve MMP - 9. Ayrıca, [6] - gingerol ile zenginleştirilmiş TJ proteinizonula oklütenleri (ZO - ) 1, okludin ve E - kaderin dahil olmak üzere seviyeler ,bu azalmış paraselüler akı ve MMP - 2 ile ilişkilidir veMM - 9 etkinliği. [6] ile tedavi - gingerol, nükleer trans-ERK yolunun aşağı regülasyonu ile NF - κ B / Snail'in konumu . Bunlarsonuçlar, [6] - gingerol'ün invaziv aktivitesini baskılayabildiğini göstermektedir.PANC - 1 hücre (Kim & Kim, 2013).Elkady ve meslektaşlarının yaptığı bir araştırma, insan göğsününkanser hücre hatları MCF - 7 ve MDA - MB - 231 önemli ölçüde daha duyarlıdırnormal meme çizgisi MCF - 10A'dan daha fazla büyüme bastırmaya uygunEG ile tedavi edildiğinde. EG (0.1 mg / ml) ile tedavi bir 25 -ve 20 - etiketli apoptotik hücre yüzdesinde kat artışSırasıyla MCF - 7 ve MDA - MB - 231. Öte yandan tedaviBir 0.2 mg / ml dozu EG tetiklenen 40 - 30 - kat artışsırasıyla MCF - 7 ve MDA - MB - 231'de apoptoz . Anti-prolifer-Zencefilin atif potansiyeli, apoptoz indüksiyonuna bağlanabilir.Bax / Bcl - 2 oranını artırarak . Ayrıca, zencefil - bağımlıbüyüme inhibe edici mekanizmalar, en azından kısmen, aşağıNF - κ B, Bcl - X, Mcl - 1 dahil olmak üzere büyük hücre moleküllerinin düzenlenmesi ,survivin, siklin D1, CDK - 4, proto - onkogen proteinleri (c - Myc), hTERT,ve I κ B α ve p21'in yukarı regülasyonu . C - Myc vehTERT, kanser tedavisinde spesifik bir hedeftir, EG iyi olabilir meme kanseri için kemopreventif veya terapötik ajan olarak aday(Elkady ve diğerleri, 2012).Benzer şekilde, gingerolün hassaslaştırıcı bir ajan olarak işlev gördüğü bulunmuştur.tümör nekroz faktörünü - ilgili apoptoz endükleyen ligand(TRAIL) - dirençli glioblastoma hücrelerinde aracılı apoptozTRAIL'e - (Lee ve diğ., 2014) tarafından başlatılan apoptosis, TRAIL sinyal ile. Buetki, ölüm reseptörünün yüksek ekspresyon seviyesi ile kanıtlanmıştır.tor 5, survivin gibi antiapoptotik proteinlerin ekspresyonunun azalması,cFLIP Bcl2 ve X - apoptoz inhibitörü bağlı kromozom (XIAP),ve artan proapoptotik protein seviyeleri ile Bax veTeklif, ROS üretiminin neden olduğu. Bu sonuçlar, zencefilolünkombinasyon halinde hizmet edebilecek bir antitümör ajan olarak kullanılabilirterapiler TRAIL ile içinde TRAIL ile hastalar - dirençli glioblastoma(Lee ve diğerleri, 2014).İnsan glioblastoma hücrelerinin (U251) azaltılmış EG ile tedavisihücre canlılığı, sitokrom c'nin aracılık ettiği indüklenmiş apoptoz - mitokon-drial sürüm, artan Bax: Bcl - 2 oranı ve kaspaz - 3 aktivitesi vePARP1 bölünmesine neden oldu. Ek olarak, EG ifadeyi azalttınükleer NF seviyeleri - κ Bp65, survivin, XIAP ve siklin D1 veproapoptotik proteinler p53 ve p21'in artan ekspresyon seviyeleri(Elkady ve diğerleri, 2014a). Öte yandan, insanın tedavisiEG'li HCT116 (kolorektal) kanser hücreleri morfolojik veapoptotik hücre ölümünün biyokimyasal özellikleri. Apo- indüksiyonupitoz, mitokondriyal sitokrom c salınımı ile ilişkiliydi,artan Bax: Bcl2 oranı, kaspaz - 3 ve - 9'un aktivasyonu vePARP bölünmesi. Ayrıca, EG (a) ifade seviyelerini düşürdüBcl2, BclX, Mcl - 1, survivin dahil olmak üzere antiapoptotik proteinlerinve XIAP; (b) onkompresifin yüksek ekspresyon seviyeleriproteinler, p53, p21 ve p27; (c) siklin ekspresyonunu azalttıD1 ve siklin / Cdk - 4; ve (d) azalmış c - Myc (Elkadyve diğerleri, 2014b).Yakın tarihli bir yayında, Danciu ve çalışma arkadaşları şunu gösterdi:EG, sıçangillerde antiproliferatif ve proapoptotik aktivite sergiler.melanoma B164A5 hücre çizgisi (Danciu ve diğerleri, 2015). Diğer yandan,araştırma bulguları EG'nin Raji'ye karşı yüksek sitotoksik etkisini gösterdiİnsan (dışı türetilmiş hücreler - Burkitt lenfoma, Hodgkin)(Parvizzadeh ve diğerleri, 2014). Benzer bir şekilde Rastogi ve ark. (2014)[6] - gingerolün miyeloid lösemi hücreleri üzerindeki etkilerini incelediin vitro ve in vivo. Bu araştırmacılar, [6] - gingerol, con-merkezleme ve zamana bağlı olarak miyeloidin yayılmasını engellerlösemi hücre dizileri ve normal periferik kanı etkilemezmononükleer hücreler. Ek olarak ve U937 ve K562 hücre hatlarını kullanarak,[6] - Gingerol,ifadeyi artıran mitokondriyal solunum kompleksi Ioksidatif stres tepkisinin - bağlantılı microRNA miR - 27b veDNA hasarı. MiR - 27b'nin artan ifadesi ,inhibisyona neden olan peroksizom proliferatör - aktive reseptör γonko ile bağlantılı inflamatuar sitokin gen ekspresyonunungenik NF - κ B yolu. Öte yandan, artan DNA hasarıG2 / M hücre döngüsü tutuklamasına yol açar. Kısaca, [6] - gingerol - indüklenmişmiyeloid lösemi hücrelerinde ROS tarafından tetiklenen ve aracılık edilen ölümmiR - 27b ekspresyonunda bir yükselme ve DNA hasarı (Rastogivd., 2014).Araştırma bulguları, doğal bileşiklerinbirincil lösemi hücrelerinin inhibisyonu (Sharif ve diğerleri, 2012). Rastogi vd

              (2014), [6] - gingerolün periferik büyümeyi etkilediğini göstermiştir.Akut hastalığı olan 40 hastadan elde edilen kan mononükleer hücreleri PBMC'lerimiyeloid lösemi (AML), kronik miyeloid lösesi olan yedi hastamia (CML) ve altı sağlıklı donör. Bu birincil kültürlerin her birilösemi 50 maruz bırakılmıştır μ ait M [6] - 48 saat boyunca gingerol, veanneksin V (apoptoz işaretleyici) bağlanması, akış yoluyla ölçüldütek başına sitometri. Sonuçlar, [6] 'nın optimal etkilerinin -AML ve CML hücrelerinde apoptoz indüksiyonu üzerine gingeroltedavi sonrası 48 saat ile elde edildi. Öte yandan, [6] - gingerol -40 AML örneğinin 30'unda aracılı apoptoz gözlendi vetest edilen yedi KML örneğinden altısı. Ayrıca [6] ile tedavi -Gingerol, normal PBMC'lerin canlılığını belirgin bir şekilde etkilememiştir. Bunlarsonuçlar [6] - gingerolün apopto-hem AML hem de CML hücrelerinde sis. Oksidatif stresinROS birikimi nedeniyle ifadede değişikliklere neden olurBirkaç hücre tipinde miRNA (Lin ve diğerleri, 2009; Simone ve diğerleri, 2009; Wangvd., 2010); Lee vd., 2009). Rastogi vd. (2014) değerlendirdiK562 ve U937 miyeloid lösemi hücresinde miRNA ekspresyonundaki değişikliklersonra hat [6] - gingerol - ROS neden birikimi. Sonuçlar gösterdimiR27b ekspresyon 4.8 yükseltildi ve 4.9 olduğu - K562 katlayın veSırasıyla [6] - gingerol ile tedavi edilen U937 hücreleri ,işlenmemiş hücreler. Bu, miR27b'nin aşağıdakilerle ilişkili olabileceğini gösterir:[6] - gingerol'ün proapoptotik etkileri, miR27b'nin eksprese edildiğini düşündürmektedir.sion, lösemi hücrelerindeki proapoptotik etkilerine aracılık etmede kritik öneme sahiptir.In vitro elde edilen sonuçları daha da doğrulamak için,[6] - Gingerol bir faregillerde tümör gelişimini engelleyebilirksenograft tümör modeli in vivo. Sonuçlar, tedavi olduğunu ortaya koydu[6] - gingerol, prolif gibi antiapoptotik proteinleri önemli ölçüde azaltmıştır.hücre nükleer antijeni, Bcl2, BclXL ve XIAP'ı oluşturmak ve arttırmakBax, Bak ve PARP bölünmesi ve aktif dahil proapoptotik proteinlerkaspaz vation - 3. Ancak, [6] - gingerol olumsuz etkilemedikemoterapisini gösteren hematolojik parametreler veya vücut ağırlıklarıpeutik potansiyel (Rastogi ve diğerleri, 2014).[6] - Gingerol, hem SW - 480 hem de HCT116'da toksisite gösterdibir dozda tümör hücreleri - bağımlı bir şekilde, en belirgin etkiye sahipIC ile daha yüksek konsantrasyonlar50205 ± 5 ve 283 ± 7 μ M değerleri,sırasıyla; normal hücrelerdeki hücre canlılığı değişmeden kaldı. Bunlarsonuçlar [6] - gingerolün sitotoksisiteyi indüklemede özgüllüğünü ortaya koymaktadırnormal hücrelere toksik olmadan kanser hücrelerinde, daha yüksek koşullarda bilesantrasyonlar. [6] - gingerol ile tedavi edilen SW - 480 hücrelerinde , önemliprocaspase - 8 ve - 9'un aktif fragmanlarına p43 / 41 bölünmesi,sırasıyla p35 / 37 gözlendi. Efektör kaspazının aktivasyonu - 3ve - 7 aynı zamanda [6] ile indüklendi - bir dozda gingerol - , bağımlı bir şekildeprocaspase - 3 ve - 7a'nın kendi aktiflerine bölünmesi ileparçalar p17 / 19 ve p20. Benzer şekilde, PARP proteininin bölünmesi,bir kaspaz - 3 substratı olan, aynı zamanda birkaspaz - (. Radhakrishnan ve arkadaşları, 2014) apoptozun.Son zamanlarda, Akimoto ve ark. (2015) antikanser aktivitesini incelediin vitro / in vivo olarak pankreas kanseri hücrelerine karşı EG'ninpotansiyel mekanizması. Bu araştırmacılar, tümörünpankreas hücrelerinde büyüme ve hücre canlılığı esas olarak aracılık edilirHücre ölümünü karakterize etmenin bir yolu olan ROS tarafından otomatik hale getirilerek. Benzer şekilde,Panc1 hücrelerinin 20 saat boyunca EG ile muamelesi, bir hücre döngüsüG0 / G1 aşamasında tutuklama. HUVEC gibi normal hücreler veHPAEpiC, Panc hücrelerine göre EG'ye daha dirençliydi,inin inhibisyonu (Sharif ve diğerleri, 2012). Rastogi vd EG seçiciliğini ortaya çıkarır. Panc1'in hücre ölümünün sonraki aşamalarındahücreler, plazma zarının fokal yırtılması ve büzülmeçekirdek gözlendi. EG, LC3 - II / LC3 - I'i önemli ölçüde artırdıoran, bir dozda otofagozom oluşumunun bir göstergesi - veZaman - bağımlı bir şekilde. Panc - 1 hücrelerinde EG ek olarak azaldıSpesifik substratlardan biri olan SQSTM1 / p62 proteini seviyeleriotofajik - lizozomal yolla bozuldu . Dahası,Otofajinin pozitif bir düzenleyicisi olan EG aktive MAPK veengellenmiş mNegatif bir otofaj regülatör olan TOR. 3'ün inhibitörleri -metiladenin ve klorokin otofajisi hücreyi kısmen engellediölüm. Morfolojik olarak, EG ile tedavi edilen hücreler büyüktedaviden yaklaşık 24 saat sonra sitoplazmanın vakuolizasyonu.Bu sitoplazmik vakuoller muhtemelen otofagozomlardı çünküGFP - LC3 ucu EG ile tedaviden sonra ortaya çıktı. İçindeki değişikliklerPanc - 1 hücrelerinin tedavisinin ardından ROS üretimiEG, iki fazlı bir model gösterdi. İlk aşamalarda (yaklaşık olarak10 saat), ROS oluşumu EG tarafından engellendi. Ancak uzamıştedavi, ROS oluşumunda güçlü bir artışla sonuçlandı vemitokondriyal süperoksit üretiminde bir artış. Bu sonuçlarEG bir nedeni olarak ROS üretimini göstermektedir - yol açtığı hücre ölümü(Akimoto ve diğerleri, 2015).Obezite, metabolik sendrom ve dis-yeni yağ asidi sentezinin düzenlenmesi, çok sayıda sonuca yol açar.tümörijenez ve tümör ilerlemesi dahil olmak üzere sekanslar (Ameer,Scandiuzzi, Hasnain, Kalbacher ve Zaidi, 2014). Sayısız çalışmalardoğal polifenollerin hepatiği azaltmadaki etkisine odaklanmıştır.kanser riskini azaltmak için yağ birikimi, aşırı kilo ve obeziteyiyecek iştahını bozmadan nogenez (Figarola ve diğerleri, 2013;Huang ve diğerleri, 2014; Kang vd., 2013). Hızlı üretkenlik sağlamak içinerasyon ve hayatta kalma, kanser asetilkoenzim A'yı oksidatife yeniden yönlendirirde novo sentezinin aşırı ifadesini geliştirmek için fosforilasyonyağ asitlerinin yolu (Rodriguez - Enriquez, Marin - Hernandez,Gallardo - Perez ve Moreno - Sanchez, 2009). Katılan enzimleryeni yağ asitlerinin sentezinde düzenlenir veya yapısal olarakçoğu kanser hücresinde ifade edilir (Ferreira, 2010; Hopperton,Duncan, Bazinet ve Archer, 2014; Zaidi ve diğerleri, 2013). Bu konuda,Impheng vd. (2015) [6] - gingerolün yağı azalttığını göstermiştir.mitokondriyal disfonksiyon ve indüksiyonla sonuçlanan asit senteziHepG2 hücrelerinde hücre ölümü. Ek olarak, [6] - gingerol ile indüklenen inhibeyağ asidi sentaz (FASN) ekspresyonunun, FASN'nin bir[6] 'nın ana hedefi - Gingerolün HepG2 hücrelerinde apoptozu indüklemesiartan ROS nesli ile desteklenmiştir. Ayrıca, bir azalmayağ asidi seviyeleri ve apoptozun başlaması inhibisyonla restore edildiasetil - CoA karboksilaz aktivitesi. Bu, birikim olduğunu gösterir.malonil - CoA seviyesi, apoptotik indüksiyonun ana nedeni olabilir.[6] - HepG2 hücrelerinde zencefilol. [6] 'nın bulguları - bir roman olarak gingerolFASN inhibitörü, antikanser ve lipo hakkında potansiyel bir perspektif sağlar.obeziteyi korumak için genetik inhibitör tedavileri - kaynaklı karsinojen-sis (Impheng ve diğerleri, 2015). Bulgular toplu olarak şunu göstermektedir: oHeLa hücrelerinin [6] - gingerol ile tedavisi büyüme inhibisyonuna neden oldu,G0 / G1 fazında hücre döngüsü tutuklaması ve apoptoz. Ek olarak, (a)siklin ekspresyonunu azalttı (A, D1, E1); (b) biraz azaldıCDK - 1, p21 ve p27; ve (c) Bax / Bcl - 2 oranının artması ,sitokrom c ve kaspaz - 3, - 8, - 9 ve fosforibosil bölünmesipirofosfat (F. Zhang ve diğerleri, 2017)

              4 | SONUÇLAR
              Ekstrakte edilmiş doğal ürünler gibi geleneksel tedavilerin kullanımıbitkilerden, kanser gibi hastalıklarla mücadeledebilimsel ve tıbbi toplulukların ilgisi nedeniyledaha az yan etki ve maliyet. Bu bağlamda, [6] - gingerol, bir flavonoidantioksidan ve taze zencefilin ana aktif bileşeni,farklı tedavilerde alternatif bir ilaç olarak tanınmış ve kullanılmıştır.tek başına veya diğer kemoterapötik ilaçlarla kombinasyon halinde kanserler.Önemli antioksidan ve / veya anti görüntüler - inflamatuar etkileri olduğukanserin önlenmesi ve tedavisinde kullanılabilir. Elde edilen verilerdeneysel (in vitro / in vivo) ve klinik çalışmalardan,EG ve / veya [6] - gingerol sergi antiproliferatif, anti-tümör, anti- - inva-kronik hastalıklar ve karsinomda sive ve anti - inflamatuar etkiler.[6] - Gingerol, çeşitli kanser hücre dizileri üzerinde sitotoksik etkiler uygular.0,01 nM ila 300 μ M, farelerde ise antikanser etkiler sergilemiştir.5, 25 ve 45 mg / kg'da (ip).Bu doğal bileşikler etkilerini farklı yollarla gösterirlermekanizmalar ve hücre sinyalleme yolları. Kısacası, ham petrol kullanımışifalı bitkilerden izole edilen fitokimyasal özlergiderek daha yaygın ve kabul edilebilir; ancak, kimlik vemoleküler yolların ve aracıların anlaşılması, elü-koruyucu veya terapötik potansiyeli ve ayrıca dozu belirtmekyanıt, toksisite ve biyolojik yanıt. Özetle, bu inceleme[6] - gingerolün önemli bir tamamlayıcı ilaç olabileceğini ortaya koymaktadırfarklı kanser türlerinin önlenmesi ve tedavisi içindoğal kökeni, güvenliği ve sentetik kansere göre düşük maliyetiilaçlar. Ancak, bu doğal bileşik üzerinde daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.Ek olarak, çünkü bu konudaki sonuçların ve sonuçların çoğuİnceleme, in vitro ve in vivo çalışmalardan geldi, daha fazla çalışma içerengelecekte farklı farmakokinetik parametreler önerilmektedirbu madde reçeteli bir ilaç haline gelmeden önce. Dahası, geliştirin-Standartlaştırılmış özüt veya dozaj da takip edilebilir.klinik denemeler.

              ÇIKAR ÇATIŞMASI
              Yazarların ifşa etmesi gereken herhangi bir çıkar çatışması yoktur

              KISALTMA LİSTESİ
              5 ′ NT 5 ′ - nükleotidaz
              5FU 5 - florourasil
              ACC Asetil - CoA karboksilaz
              AFB1 Aflatoksin B1
              Akt / PKB Protein kinaz B
              ALP Alkalin fosfataz
              ALT Alanin aminotransferaz
              AML Akut miyeloid lösemi
              AP Asit fosfataz
              AP - 1 Asit fosfataz 1
              A - SAA Serum amiloid A
              AST Aspartat aminotransferaz
              Bir ββ- amiloid
              Bax (B - hücreli lenfoma) - ilişkili X
              Bcl2 B - hücreli lenfoma 2
              BHT Butillenmiş hidroksitoluen
              BJ Sünnet derisi fibroblastları
              Caco2 İnsan kolon adenokarsinomu
              CAT Katalaz
              Cdk - 4 Sikline - bağımlı kinaz 4
              c - ÇEVİRME FLICE inhibitör proteini
              CML Kronik miyelojen lösemi
              c - Myc Proto - onkogen proteinleri
              COX Siklooksijenaz
              COX - 1 Siklooksijenaz 1
              COX - 2 Siklooksijenaz 2
              CRC Kolorektal kanser
              CRP C - reaktif protein
              DMH 1,2 - dimetilhidrazin
              DOX Doksorubisin
              DR5 Ölüm reseptörü 5
              ECH Enoyl - CoA hidrataz
              ÖRNEĞİN Zencefil özü
              ERK Ekstrasellular sinyal - düzenlenmiş kinaz
              FASN Yağ asidi sentazı
              FoxO'lar Çatal kutusu protein Os
              G6Pase D - glikoz - 6 - fosfat fosfohidrolaz
              GFP - LC3 Yeşil floresan protein - hafif zincir 3
              GGT Gamma - glutamil transferaz
              GPx Glutatyon peroksidazı
              GPx - 1 Fosfataz glutatyon peroksidaz 1
              GR Glutatyon redüktaz
              GSH Glutatyon
              GSK3 β Glikojen sentaz kinaz 3 beta
              GSSG Glutatyon disülfür
              GST Glutatyone S transferleri
              GSTP1 Glutatyon S - transferaz P1
              HIF - 1 α Hipoksi - indüklenebilir faktör 1 - alfa
              HO - 1 Hem oksijenaz 1
              HPV İnsan papilloma virüsü
              hTERİM İnsan telomeraz ters transkriptaz
              IEC6 Bağırsak epitel hücre hattı 6
              IFN - γ İnterferon - gama
              IL - 1 İnterlökin 1
              IL - 1 β Interleukin 1 beta
              IL - 6 İnterlökin 6
              IL - 8 İnterlökin 8
              INCA Instituto Nacional de Câncer José
              Alencar Gomes da Silva
              iNOS Uyarılabilir nitrik oksit sentaz
              I / R İskemik - reperfüzyon hasarı
              I κ B α İnhibitör kappa B
              JAK Janus ile ilişkili kinazlar
              JNK Jun N - terminal kinaz
              LDH Laktat dehidrogenaz
              LPS Lipopolisakkarit
              LTA4H Lökotrien A4 hidrolaz
              LTB 4 Lökotrien B 4 biyosentezi
              MAPK Mitogen - aktive protein kinaz
              Mcl - 1 Miyeloid hücreli lösemi 1
              MDA Malondialdehit
              MG - 63 İnsan osteoblast - hücreler gibi
              MLCK Miyosin hafif - zincir kinaz
              MMP - 2 Matris metaloproteinaz 2
              MMP - 9 Matris metaloproteinaz 9
              mPGES Prostaglandin E2 sentaz - 1 mikrozomal
              NF - κ B Nükleer faktör kappa beta
              HAYIR Nitrik oksit
              Nrf2 Faktör 2'ye bağlı nükleer eritroid 2
              s38 Protein 38
              s53 Protein 53 (tümör)
              PARP Poli (ADP - riboz) polimeraz 320
              PBMC'ler Periferik kan monositleri
              PCNA Çoğalan hücre nükleer antijeni
              PG Prostaglandin
              PGE Prostaglandin E
              PGE2 Prostaglandin E2
              PI3 - K Fosfatidilinositol 3 - kinaz
              PLC - γ 1 Fosfolipaz C gama 1
              PPAR γ Peroksizom proliferatörü - aktive edilmiş reseptör γ
              PRPP Fosforozil pirofosfat
              Ptx Paklitaksel
              ROS Reaktif oksijen türleri
              SAPK Stres - aktive edilmiş protein kinaz
              SDH Sorbitol dehidrojenaz
              SOD Süperoksit dismutaz
              STAT Sinyal dönüştürücü ve transkripsiyon aktivatörü
              STZ Streptozotosin
              TER Transepitelyal elektrik direnci
              TJ T Sağ kavşak
              TNF - α Tümör nekroz faktörü alfa geni
              TRAIL Tümör nekroz faktörü - ligand uyarılması ile ilgili apoptoz
              VEGF Vasküler endotel büyüme faktörü
              XIAP X - kromozomu apoptoz inhibitörüne bağladı

              Referanslar
              https://www.researchgate.net/publica...erol_in_cancer
              Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
              Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

              Yorum yap


              • #8




                Araba Tutmasına Ne İyi Gelir Uzun Yolculukta Mide Bulantısına Ne İyi Gelir







































                Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                Yorum yap

                Hazırlanıyor...
                X