Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Ruşeym Yağı, wheat germ, BUĞDAY, Weizen, Triticum aestivum

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Ruşeym Yağı, wheat germ, BUĞDAY, Weizen, Triticum aestivum

    BUĞDAY

    Bir Yıllık | 0,5-1,5m | 5-6 Aylar | Ho,Na,La

    Buğday, Weizen, Triticum aestivum
    Syn: Triticum vulgare Vill

    Familyası: Buğdaygillerden, Süssgraeser, Poaceae

    Drugları: Buğday Çimi: Tritici germania
    Buğday Çim yağı: Tritici germania oleum
    Buğday Nişastası: Tritici amylum
    Buğday Kepeği: Tririci furfures
    Genellikle Buğday Kepeği, nadiren de Buğday çimi, Buğday çim yağı ve nişastası natürel ilaç veya ev ilacı olarak kullanılır.

    Botanik: Buğday dünyanın hemen her bölgesinde yetişen bitki olup ayrıca yetiştiği iklime, bölgeye ve toprağa göre de oldukça çok türleri mevcuttur. Uzun ince içi boş narin saplar üzerinde dört köşeli Başakları vardır ve Başakları küçük Çiçekçiklerden oluşur. Yapraklar uzun ince şerit şeklinde, kenarları bütün, ucu sivri açık yeşil veya grimsi yeşil renklidir.

    Birleşimi: Buğday kepeğinin birleşimindeki maddeleri şöyle sıralayabiliriz;
    Buğdayın %83’ü nişasta ve %17’side kepekten (dış kabuk) oluşur. Kepek ise %15 Protein, %10 Su, %5 Yağ ve %63 Karbonhidratlar, %8 Lignin ve %7 Vitamin ve minerallerden oluşur.
    a) Karbonhidratlarda: %25-30 pentozlar, %20-22 sellulozlar ve %9-12 nişastadan oluşur. Pentozların %7-8 çözülen pentozlar ve %20-22 çözülmeyen pentozlardan oluşur. Pentozlar ise; 0-Xylozlar, L-Arabinozlar ve az miktarda D-Glikozlardan oluşur.
    b) Minerallerden; başta %1 potasyum % 0,5 magnezyum, demir, sodyum, kükürt, kobalt, bakır, çinko ve az miktarda selen içerir.
    c) Vitaminlerden başta E-Vitamini, B10-Vitamini (H-Vitamini, Biotin veya Bio-H-tin isimi ile anılır), B9-Vitamini (Folikasit), B3-Vitamini (Niacin), B1, B2 ve B6-Vitaminleri ile β-Karotin (Provitamin A) içerir.
    d) Ayrıca az miktarda Phytin asidi içerir.

    Araştırmalar:
    1) Almanya’da yapılan bir araştırmada kepeksiz un’un E-Vitamini ve Provitamin A içermediği ve diğer vitaminlerden de çok az içerdiği tespit edilmiştir. Kepeksiz un (Beyaz un) B1-Vitamini %86, B2-Vitamini %69, B3-Vitamini (Niacin) %86, E-Vitamini %100, Provitamin A %100, bakır %75, mangan %71, magnezyum %52 ve potasyumu %76 oranında daha aza içerdiğini tespit etmişlerdir. Buda beyaz ekmekle beslenenlerde çeşitli hastalıkların ortaya çıkacağına ibarettir (Nh 7.95. 371) ve bunların başında vitamin yetersizliği, mineral yetersizliği, sindirim bozukluğu, deri hastalıkları, hafıza zafiyeti, cinsel yetersizlik vb. sayabiliriz.
    2) WEINREICH ve ekibi 1978’de divertikül hastası üzerinde buğday kepeği ile 2-4 hafta süren tedavi denemesi yapmışlardır. Hastalara günde 2 defa 12-14g buğday kepeği verilmiş ve bunlardan 62’sinin iyileştiği tespit edilmiştir. (P.P.164)
    3) WICKS ve ekibi 1978’de ve KASPER ve ekibi 1980’de divertikül has-taları üzerinde tedavi yapmışlar ve hastalarına günde 2 defa 15g buğday kepeği vererek tedavi denemesi yapmışlar ve hastaların iyileştiğini tespit etmişlerdir. (P.P.165)

    Tesir şekli: Buğday kepek ve çimi cinsel gücü artırıcı, kalp ve kan dola-şımını kuvvetlendirici, cildi güzelleştirici ve bağırsakları çalıştırıcıdır.

    Kullanılması:
    a) Araştırmalara göre buğday kepeği başta divertikül (Bağırsakta oluşan kör kese), kalın bağırsak iltihaplanması (Morbus Crohn) ve kronik kabızlığa (Obstipation), mineral yetersizliği, vitamin yetersizliği ve Aminoasit yetersizliğine karşı kullanılır. Gökçek Tonik ve iksir daha etkilidir.
    b) Halk arasında buğday kepeği; divertikül, kabızlık, kalın bağırsak ilti-haplanması, ağrılı, sancılı ve kramplı karın ağrılarına karşı kullanılır. Ayrıca cinsel gücü artırır, deriyi güzelleştirir ve vücudun vitamin ve mineral ihtiyacını karşılar.
    Buğday lapa kürü bağırsakları temizler. Romatizma, gut hastalığı (nikris), damar sertliği (arterioskleroz), kronik baş ağrısı ve kabızlığa karşı kullanılır. Ayrıca karaciğeri, böbrekleri, deriyi ve de kanı temizleyici olarak kullanılır.

    Yeme: Buğday Kepeğinden günde 2-3 defa 15-40g yenir. Bu çorba, müsli veya sade olarak yeme şeklinde olabilir.
    Buğday lapası: 400-500g Buğday akşamdan yeterince suya konarak ıslanır sabahleyin ocakta 1-2 Saat kaynatıldıktan sonra buna su ilave edilerek 5-6 saat düşük derecedeki ateşle kaynatmaya devam edilir. Bu süre sonunda koyulaşarak yapış yapış olan lapa soğuduktan sonra günde 3-5 porsiyonda (parçada) yenir ve buna 1-4 hafta devam edilir. Buğday lapası ile yapılan kür sırasında başka yemek yenmez ve sadece tatlı meyveler yenebilir ve meyve suları içilebilir. Bu kür esnasında ilk iki gün baş ağrısı yapabilir. Buğday lapası bağırsak mukozasına yapışan artık maddelerin sökülerek dışarı atılmasını sağlar.

    Açıklama:
    1) Kepek safra yapısını değiştirerek iyileşmesi yani kaliteli safra üretil-mesini sağlar, çünkü safra birleşimindeki Desoxycholasidin oranı azalırken Chenodesoxycholin-asidin arttığı ispatlanmıştır.
    2) Buğday Kepeğinin birleşimindeki phytinasidin demir, potasyum, çinko ve magnezyum gibi minerallerle birleşerek onları faydasız halle getirdiği ve minerallerin absorbesini önlediğine dair görüşlerin doğru olmadığı yapılan ilmi araştırmalarla ispatlanmıştır. Alman beslenme teşkilatı (Deutschen Gesllschaft für Ernaehrung ) tarafından 1995’de Fulda şehrinde yapılan açıklamada phytinasidin antioksidatif olduğu ve bu özelliğinedeniyle bağırsak kanserini dahi önleyici olduğu belirtilmiştir.
    3) Buğday çimi başta E-Vitamini, B-Vitaminleri, doymamış yağ asitleri ve mineraller içermesi nedeniyle oldukça büyük değer içerir. Buğday tohumlarını çimlendirmek için Almanya’da çimlendirme çanakları (Keimschalle) yapılmıştır. Buğday tohumları bu çanaklara bir sıra konur ve üzerine su doldurulur, fazla su çanaklardan dışarı atılacağın-dan tohumları nemli kalır ve 4-5 gün içinde çimlenirler. Bu çimler taze olarak yendiği gibi yıkandıktan sonra dövülerek grimsi beyaz çim sütü elde edilir ve bu süt buzdolabında bekletildikten sonra içilir. Çim veya çim sütündeki vitamin ve mineralleri başka hiç bir bitkide bulmak mümkün değildir. Peygamber Efendimizin (s.a.v) misafir ve torunları için buğday çiminden uhud adı verilen özel bir yemek yaptığını biliyoruz.
    4) Türkiye’de kendi değerlerimiz unutulmuş ve insanlar beyaz undan ya-pılan pide ve francalı ekmek yeme hastalığına kapılmışlardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Unun kepeğini birlikte kulanınız” diyerek asırlarca evvel Müslümanları uyarmıştır. Peygamber Efendimizin bu sözlerine Avrupalılar büyük orada uymuşlardır ve Almanya’ da genellikle kepekli ekmek tüketilir ve de 272 tür ekmek mevcuttur. Un beyazlaştıkça değerini kaybeder ve nihayet bu yanlış beslenme neticesinde insanlarda mineral-, ve vitamin yetersizliği ortaya çıkar ve bunun sonucu çok çeşitli hastalıklar ortaya çıkar. Bu hastalıkların başında cinsiyet yetersizliği (İktidarsızlık), damar sertliği, kalp enfarktüsü, tansiyon yükselmesi, deri hastalıklarından; ekzema, kaşıntı, alerjik, sulu ve kabuklu yaralar, kemiğin-yoğunluğunu kaybetmesi ve karaciğerin enzim yapmada yetersiz kalması gibi hastalıklar ortaya çıkar.
    5) Kanada’nın Otowa şehrindeki Carleton Üniversitesinden Prof. Dr. Keith U. İngold ve ekibi E-Vitamini ile yaptıkları tedavi denemeleri yapılmıştır. Bitkilerden elde edilen E-Vitaminin sentetik E-Vitaminine göre vücut tarafından daha uygun yerlerde kullanıldığı ve daha tesirli olduğunu ve de daha çok kanda kaldığını tespit etmişlerdir. E-Vitaminin romatizmalı ağrıları azalttığı, bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiği (İmmun Sistemi) ve kalbi kuvvetlendirdiği tespit etmişlerdir. (Nhp. 3.97.457) Buğday kepeğinde yüksek aranda E-vitamini olası kepeğin önemini de artırmıştır.

    Yan tesirleri: Sürekli beyaz un mamulleri (Pide, Francalı Ekmek, Makarna, Mantı....) tüketilmesi halinde kişide aminoasit, vitamin, ve mineral yetmezliği (eksikliği) ortaya çıkar ve uzun vadede saymakla bitiremeyeceğim oranda hasatlığın ortaya çıkmasına neden olur. Finlandiya’da prostat büyümesine karşı hastalara sentetik E-Vitamini verilmiş ve bunun prostat kanserine sebep olduğu ortaya çıkmıştır. Oysa bitkisel E-Vitaminin herhangi bir yan tesirinin olmadığı bilinmektedir. (yukarıda)

  • #2
    Ruşeym Yağı, wheat germ oil
    Akson çapı ve aksonal taşınma: Androjenlerin in vivo ve in vitro etkileri


    M Pesaresi , 1 R Soon-Shiong , 1 L French , 1 DR Kaplan , 2 FD Miller , 2 ve T. Paus 1
    Yazar bilgileri Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
    Bu makalenin yayıncının son düzenlenmiş versiyonu Neuroimage'de mevcuttur.
    PMC'de yayınlanan makaleye atıfta bulunan diğer makalelere bakın.
    Git: Soyut


    Testosteron, çoklu moleküler mekanizmalar yoluyla beyin olgunlaşmasında rol oynayan bir seks hormonudur. Önceki insan çalışmaları, erkek ergenliği sırasında beyaz cevherin genel hacminde ve morfolojik özelliklerinde yaşa bağlı değişiklikleri tanımladı. Bu çalışmaya dayanarak, testosteronun radyal büyümede bir artışa neden olabileceğini ve muhtemelen aksonal taşımayı modüle edebileceğini önerdik. Durumun böyle olup olmadığını belirlemek için iki farklı deneysel yaklaşım kullandık. Elektron mikroskobu ile genç sıçanların korpus kallozumunda (splenium) aksonların yapısal özelliklerindeki cinsiyet farklılıklarını değerlendirdik ve sütten kesmeden sonra gerçekleştirilen hadım etmenin sonuçlarını test ettik. Sonra in vitro inceledik.aromatize edilemeyen androjen Miboleronun, kültürlenmiş sempatik nöronların aksonlarında buğday tohumu aglutinin veziküllerinin yapısı ve çift yönlü taşınması üzerindeki etkisi. Elektron mikroskopisi ile aksonal çapta (erkek>dişi) ve g oranında (erkek>dişi) güçlü cinsiyet farklılıkları bulduk. Kastrasyon yoluyla endojen testosteronun çıkarılması, hadım edilmiş (sağlam) erkeklerde daha düşük akson çapı ve daha düşük g oranı ile ilişkilendirildi. In vitro olarak, Mibolerone aksonal taşımayı zamana ve doza bağlı bir şekilde etkiledi ve araçla tedavi edilen nöronlara kıyasla akson kalibresini arttırdı. Bu bulgular, ilk insan çalışmalarında tahmin edildiği gibi, testosteronun radyal büyümesini düzenleyerek aksonu şekillendirmedeki rolüyle tutarlıdır.

    Anahtar Kelimeler: akson, miyelin, testosteron, akson taşınması, beyaz cevher
    Git: giriiş


    Beyaz cevherin olgunlaşması (WM), akson-miyelin sisteminin yapısının ve fonksiyonunun ilerleyici ince ayarı ile akson çapı ve miyelin kalınlığındaki değişiklikleri içeren karmaşık bir süreçtir ( Ullén, 2009 ). Laboratuvarımızdaki önceki çalışmalar, daha etkili androjen reseptörü (AR) formuna sahip ergen erkeklerde testosteron seviyeleri ile WM hacmi arasında pozitif bir ilişki olduğunu göstermiştir. Ayrıca, dolaylı kanıtlar testosteronun erkek ergenlerde WM hacmini miyelinasyonu değil akson çapını artırarak etkileyebileceğini düşündürmektedir ( Perrin ve diğerleri, 2009 ).

    Aksonlar, toplam hacminin neredeyse %90'ını kaplayan WM'nin ana bileşenleridir ( Wang ve diğerleri, 2008 ). Aksonlar farklı boyutlarda gelir: bazıları ince, diğerleri kalındır ve farklı boyutlar genellikle aynı fasikül içinde karıştırılır ( Peters ve diğerleri, 1991 ). Miyelinli aksonlarda, akson çapı ile lif (akson + miyelin kalınlığı) çapı arasındaki oran - sözde g oranı - akson çapının bir fonksiyonu olarak artıyor gibi görünmektedir, bu da büyük aksonlarda nispeten daha ince bir miyelin kılıfına işaret etmektedir ( Berthold ve ark. , 1983 ; Chatzopoulou ve diğerleri, 2008 ; Gillespie ve Stein, 1983 ). Akson çapının dağılımı, bir sinir demeti veya fasikülünün bilgi transferinin heterojenliği ile ilgili olabilir.Perge ve diğerleri, 2012 ). Aksiyon potansiyellerinin iletkenleri olarak klasik işlevin yanı sıra, aksonlar ayrıca çok çeşitli kargoların sinapsa taşınması için fiziksel bir kanal sağlar. Bu nedenle, aksonal taşıma, sinir sisteminin hücresel ağlarını oluşturmak ve beyin boyunca uygun bir bilgi akışını sağlamak için temel bir süreçtir ( Paus ve ark. 2014'te gözden geçirilmiştir ). Mikrotübül bazlı aksonal taşıma için anahtar moleküller motor proteinler, kinesinlerin üyeleri ve sitoplazmik dinein süper aileleridir. Kinesinler kargoyu anterograd olarak sinapsa doğru taşırken, dyneinler kargoyu hücre gövdesine doğru geriye doğru hareket ettirir ( Hirokawa et al., 2010).). Nöronal homeostazın korunması, motor proteinlerinin ve akson taşınmasına katılan hücre iskeleti bileşenlerinin hassas düzenlenmesine bağlıdır ( Colin ve diğerleri, 2008 ; Morfini ve diğerleri, 2002 ; Perrot ve Julien, 2009 ). Hücre iskeleti elemanlarının akson taşınmasının düzenlenmesinde ikili bir rolü vardır: kargoların taşındığı “yolları” oluştururlar ve aksonun radyal büyümesinden sorumludurlar ( Barry ve diğerleri, 2010 ). Burada açıklanan çalışma bağlamında, aksonal radyal büyümenin akson taşınması üzerinde ve akson taşınmasının aksonal radyal büyüme üzerindeki etkisinin karşılıklı bir etkisinin olması ilgi çekicidir. Bir yandan daha kalın aksonlar, daha yüksek bir aksonal taşıma oranını barındırabilir (Murayama ve diğerleri, 2006 ). Öte yandan, hücre iskeleti elemanlarının (tübülin ve nörofilament proteinleri içeren) taşınması, akson çapının düzenlenmesinde önemli bir rol oynar ( Eyer ve Peterson, 1994 ; Xia ve diğerleri, 2003 ). Bu nedenle, ergenlik ve ergenlik döneminde seks steroidlerinin etkisi altında mikrotübül bazlı aksonal taşınımın modülasyonu, akson çapını ve bunların dağılımını ve dolayısıyla çeşitli WM yollarının performansını cinsiyet-dimorfik bir şekilde etkileyebilir.

    Androjenlerin ergenlik döneminde beynin yeniden düzenlenmesindeki rolü bilinmesine rağmen ( Durdiakova ve diğerleri, 2011 ; Herting ve diğerleri, 2012 ; Peper ve diğerleri, 2011 ), bunların tam olarak etki mekanizması ve bu farklılıkların nasıl sürdürüldüğü mikroyapısal düzeyde yeterince anlaşılmamıştır. Testosteronun akson çapını belirleyen süreçleri etkilediğini ve bunu yaparken MRI ile in vivo olarak değerlendirilen WM'nin makroskopik özelliklerini etkilediğini varsaydık ( Perrin ve ark. 2009, Paus ve Toro 2009). Burada bu hipotezi iki deneysel yaklaşım kullanarak test ediyoruz. İlk olarak, genç erkek ve dişi sıçanların korpus kallozumunun spleniumunda testosteronun akson morfolojisi üzerindeki etkisini değerlendirmek için elektron mikroskobu kullanıyoruz ve erkek (yetişkin) sıçanların gerçek veya sahte kısırlaştırmasından sonra (sütten kesmeden sonra). Model sistem olarak kallosal splenium'u (arka beşinci) seçtik çünkü bu yapı cinsel dimorfizm üzerine daha önceki araştırmaların konusuydu ( Kim ve diğerleri 1996 ; Kim ve Juraska 1997) .). İkincisi, akson taşınması ve akson radyal büyümesi arasındaki yakın ilişki nedeniyle, androjenlerin aksonal taşınma üzerindeki etkilerini, bir non-Mibolerone ile tedavi edilen kültürlenmiş sempatik nöronların aksonlarındaki buğday tohumu aglutinin (WGA) veziküllerinin hareketini ölçerek değerlendirdik. -aromatize edilebilir sentetik androjen. Sonuçlarımız, testosteronun, aksonal yapıdan sorumlu hücre iskeleti matrisinin dinamik cirosunu etkileyen hücresel süreçleri modüle ederek WM yollarının pubertal olgunlaşmasında önemli bir rol oynama olasılığı ile tutarlıdır.

    Git: Malzemeler ve yöntemler

    Hayvanlar


    Deney hayvanları, Charles River'dan (St. Constant, Quebec, Kanada) sipariş edilen genç (doğum sonrası 70 gün) erkek ve dişi vahşi tip Wistar sıçanlarıydı. Sıçanlar aşağıdaki deney gruplarına ayrıldı: Deney 1 (6 bozulmamış erkek, M; ve 6 bozulmamış dişi, F); ve Deney 2 (10 sahte hadım edilmiş M; 10 sahte hadım edilmiş F; ve 10 hadım edilmiş erkek, M gx). Charles River'da puberte öncesi dönemde (doğumdan 21 gün sonra) gerçek veya sahte hadımlar yapıldı; sıçanlar doğum sonrası 65. günde sevk edildi.

    Doğumdan beş gün sonra (70 günlük), sıçanlar tartıldı, izofluran ile derin anestezi uygulandı ve sol kardiyak ventrikülden 37°C'de %0.9 NaCl ile perfüze edildi, ardından kesintisiz olarak %1 taze hazırlanmış para-formaldehit ve %1 glutaraldehit uygulandı. 37°C'de 0.1M fosfat tamponu içinde. Perfüzyondan sonra beyin çıkarıldı ve sağ hemisferin medial bölümünden bir kesit (200 μm kalınlığında) alınarak korpus kallozum (CC) düz görünümde açığa çıkarıldı. Splenium çıkarıldı ve elektron mikroskobu için hazırlandı. Kısaca, dokular osmiyum tetroksitte sonradan sabitlendi, etanol yoluyla propilen okside kurutuldu ve Spurrs reçinesine gömüldü. Doku örneklerini içeren bloklar, bir Ultracut E ultramikrotom (Leica, Nussloch, Almanya) kullanılarak 60 nm'de kesildi ve 200 ağlık bir ızgarada (Agar Scientific, Stansted, UK) toplandı. Morfometrik Analiz


    Splenium alanının tamamını araştırmak için, her sıçanda spleniumun dorsal-ventral uzantısı boyunca sekiz farklı alandan 10,000x büyütmede bir mikrograf alındı; örneklenen bölge hipokampal komissürü içermiyordu (Şekil 1A). Miyelinli aksonlar için çap aşağıdaki gibi hesaplandı. ImageJ yazılımını kullanma ( http://rsb.info.nih.gov/ij/), mikrograflar ikili görüntülere dönüştürüldü: akson beyaz ve miyelin siyah görünüyordu. Ardından, bitişik bir alan oluşturan eşik pikselleri seçmek için değnek (izleme) aracını kullandık: önce bir akson içinde tek bir piksel seçtik ve ardından bu seçimi çevreleyen miyelin tarafından sınırlanan tüm bitişik (beyaz) piksellere genişlettik. Bu piksellerin kesit alanı (yani akson alanı) otomatik olarak ölçülmüştür. Bu şekilde, her sıçanda yaklaşık 1000 miyelinli aksonun kesit alanını hesapladık. Akson çapı ve lif çapı (akson çapı + miyelin kılıfı) arasındaki oran olan g oranı, aynı ImageJ yazılımı kullanılarak her bir aksonun minimum ve maksimum akson çapı ve minimum ve maksimum lif çapı ölçülerek tahmin edildi; g oranı, ortalama akson çapının ortalama lif çapına bölünmesiyle elde edildi. g oranı Deney 1'de her bir hayvan için yaklaşık 400 miyelinli aksonda ve Deney 2'de bir hayvan alt kümesinde (grup başına n=5) hesaplandı. Minimum ve maksimum akson çapının ortalaması olarak tahmin edilen akson çapı da aynı şekilde hesaplandı. Deney 2'de hayvanların bir alt kümesinde (grup başına n=5) her sıçanda yaklaşık 50 miyelinsiz akson ölçüldü. Sadece düzenli şekle sahip aksonlar ölçüldü. Aksonların dağılımı her hayvan için analiz edildi ve çarpıklık şu şekilde hesaplandı: Σ (x−μ)^3/(N−1)σ^3, burada Σ tüm değerlerin toplamı anlamına gelir, μ bir örnek ortalamayı temsil eder ve σ örnek standart sapmadır. Değerlendirici, incelenen aksonların cinsiyeti ve hadım edilme durumu konusunda kördü. g oranı Deney 1'de her bir hayvan için yaklaşık 400 miyelinli aksonda ve Deney 2'de bir hayvan alt kümesinde (grup başına n=5) hesaplandı. Minimum ve maksimum akson çapının ortalaması olarak tahmin edilen akson çapı da aynı şekilde hesaplandı. Deney 2'de hayvanların bir alt kümesinde (grup başına n=5) her sıçanda yaklaşık 50 miyelinsiz akson ölçüldü. Sadece düzenli şekle sahip aksonlar ölçüldü. Aksonların dağılımı her hayvan için analiz edildi ve çarpıklık şu şekilde hesaplandı: Σ (x−μ)^3/(N−1)σ^3, burada Σ tüm değerlerin toplamı anlamına gelir, μ bir örnek ortalamayı temsil eder ve σ örnek standart sapmadır. Değerlendirici, incelenen aksonların cinsiyeti ve hadım edilme durumu konusunda kördü. g oranı Deney 1'de her bir hayvan için yaklaşık 400 miyelinli aksonda ve Deney 2'de bir hayvan alt kümesinde (grup başına n=5) hesaplandı. Minimum ve maksimum akson çapının ortalaması olarak tahmin edilen akson çapı da aynı şekilde hesaplandı. Deney 2'de hayvanların bir alt kümesinde (grup başına n=5) her sıçanda yaklaşık 50 miyelinsiz akson ölçüldü. Sadece düzenli şekle sahip aksonlar ölçüldü. Aksonların dağılımı her hayvan için analiz edildi ve çarpıklık şu şekilde hesaplandı: Σ (x−μ)^3/(N−1)σ^3, burada Σ tüm değerlerin toplamı anlamına gelir, μ bir örnek ortalamayı temsil eder ve σ örnek standart sapmadır. Değerlendirici, incelenen aksonların cinsiyeti ve hadım edilme durumu konusunda kördü. Minimum ve maksimum akson çapının ortalaması olarak tahmin edilen, ayrıca Deney 2'de bir hayvan alt kümesinde (grup başına n=5) her sıçanda yaklaşık 50 miyelinsiz akson ölçülmüştür. Sadece düzenli şekle sahip aksonlar ölçülmüştür. Aksonların dağılımı her hayvan için analiz edildi ve çarpıklık şu şekilde hesaplandı: Σ (x−μ)^3/(N−1)σ^3, burada Σ tüm değerlerin toplamı anlamına gelir, μ bir örnek ortalamayı temsil eder ve σ örnek standart sapmadır. Değerlendirici, incelenen aksonların cinsiyeti ve hadım edilme durumu konusunda kördü. Minimum ve maksimum akson çapının ortalaması olarak tahmin edilen, ayrıca Deney 2'de bir hayvan alt kümesinde (grup başına n=5) her sıçanda yaklaşık 50 miyelinsiz akson ölçülmüştür. Sadece düzenli şekle sahip aksonlar ölçülmüştür. Aksonların dağılımı her hayvan için analiz edildi ve çarpıklık şu şekilde hesaplandı: Σ (x−μ)^3/(N−1)σ^3, burada Σ tüm değerlerin toplamı anlamına gelir, μ bir örnek ortalamayı temsil eder ve σ örnek standart sapmadır. Değerlendirici, incelenen aksonların cinsiyeti ve hadım edilme durumu konusunda kördü. μ bir numune ortalamasını temsil eder ve σ, numunenin standart sapmasıdır. Değerlendirici, incelenen aksonların cinsiyeti ve hadım edilme durumu konusunda kördü. μ bir numune ortalamasını temsil eder ve σ, numunenin standart sapmasıdır. Değerlendirici, incelenen aksonların cinsiyeti ve hadım edilme durumu konusunda kördü.
    Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı nihms687817f1.jpg
    Şekil 1
    A, bir midsagittal bölümde sıçan korpus kallozumunun temsili dijital görüntüsü. Rostral solda. İki kenardaki çizgiler, splenium'u tanımlamak için kullanıldı. Akson çapı, siyah dikdörtgenlerle sınırlanan alan içinde değerlendirildi. HC, dorsal hipokampal komissürü ifade eder. Ölçek çubukları, 1 mm.

    B ve C, sırasıyla Deney 1 ve 2'deki akson çapının sonuçlarını gösteren Barplotlar. C, Miyelinli aksonların ortalama akson çapı erkeklerde kadınlara göre daha büyüktü. Gonadektomili erkekler, sağlam erkeklere kıyasla akson çapında önemli bir azalma gösterdi. *** p<0,001 erkeklere karşı. M = erkekler; F = dişiler; M gx = gonadektomize olan erkekler. Western blot analizi


    Yetişkin sıçanlardan alınan taze superior torasik ganglion ve serebral kortekste ve ayrıca daha önce tarif edildiği gibi Western blot kullanarak P5 sıçanlarından alınan sempatik hücre kültüründe AR proteini konsantrasyonlarını ölçtük ( Vaillant ve diğerleri, 1999 ). Bir tavşan poliklonal AR antikoru, PG-21 (1:200; Upstate Biotechnology, NY, ABD) kullandık. Protein bantları, bir keçi anti-tavşan yaban turpu peroksidazla konjüge edilmiş ikincil antikor (1:10000; Sigma, ON, Kanada) ile görselleştirildi. immünositokimya


    Hücrelerdeki AR dağılımını belirlemek için sempatik hücre kültürleri üzerinde immünohistokimya yaptık. İmmünositokimya daha önce tarif edildiği gibi yapıldı ( Vaillant ve diğerleri, 2002 ). Birincil ve ikincil antikorlar olarak sırasıyla PG-21 (1:20) ve keçi anti-fare Alexa 488 (Life Technologies, Inc., ON, Kanada) kullandık. Aksonal Taşıma: Birincil nöron kültürleri


    Testosteronun aksonal taşımayı etkileyip etkilemediğini belirlemek için, yenidoğan sıçanların üstün servikal gangliyonlarından kültürlenmiş nöronların aksonlarındaki floresan WGA veziküllerinin hızlandırılmış görüntülemesini analiz ettik (PN 5). Bu kültür sistemi daha önce hem hızlı hem de yavaş aksonal taşımayı analiz etmek için kullanılıyordu ( Schwab ve diğerleri, 1979 ; Wang ve Brown, 2001 , 2002 ). Sempatik nöron kültürleri daha önce tarif edildiği gibi hazırlandı ( Vaillant ve diğerleri, 1999).). Kısaca, sempatik nöronlar, Charles River Kanada tarafından sağlanan sıçan yavrularının (doğum sonrası 3 ila 5 gün) üstün servikal gangliyonlarından (SCG) kesildi. Kullanılan ortam, 2 mM L-glutamin (Cambrex, MD, ABD) ve 100 µg/ml penisilin/streptomisin (Cambrex) ile desteklendi. 1. Günde, nöronlar, %3 fetal sığır serumu (FBS; Cambrex) içeren Ultrakültür ortamında (Cambrex) 0.4 gangliyon/kuyu yoğunluğunda kollajen kaplı 8 odacıklı lamel (Nalge Nunc, NY, ABD) üzerine kaplandı, 0.7 mM sitozin arabinosid (Sigma, ON, Kanada) ve 25 ng/ml sinir büyüme faktörü (NGF; CedarLane, ON, Kanada). Nöronlar kuyunun bir köşesine yerleştirildi, böylece aksonlar hücre gövdesinden büyüme konisine kadar izlenebildi, böylece hızlandırılmış filmlerde aksonların yönünü belirlememize izin verdi. 3. Günde, ortam, 20 ng/ml NGF, 0.4 ug/ml WGA Alexa-546-konjuge (Invitrogen-Molecular Probes, ON, Kanada) ve Mibolerone, (Toronto Research Chemicals, ON) dahil olmak üzere Ultraculture (serumsuz) olarak değiştirildi , Kanada) 4nM (4M) veya 10nM (10M) konsantrasyonunda veya etanol araç kontrolü (Ctrl). Aynı gün, WGA içselleştirmesini takiben veziküllerin hareketini gözlemlemek için hücreler, x63 yağa daldırma objektifi ile donatılmış dönen disk konfokal mikroskopisinde (Yokogawa, Japonya) 37°C'lik havayla ısıtılan bir aşamaya aktarıldı. WGA-Alexa-546-konjuge-veziküller, bir floreseinizotio-siyanat (FITC) filtre seti kullanılarak gözlemlendi. Ardışık konfokal görüntüler, 10 kare/sn hızında toplandı. Veriler, her koşul için üç farklı zaman noktasında (WGA ve Mibolerone/Araç uygulamasından 06 saat, 24 saat, 48 saat sonra) toplanmıştır. Aksonal Taşıma: Görüntü İşleme ve Analiz


    Veriler, her biri farklı bir çöpten elde edilen 20 dokudan toplandı. Her doku, üç koşula (4M Mibolerone, 10M Mibolerone, Araç) eşit olarak bölünmüş 360 "deney" (kuyular) için kullanıldı. Bir WGA-vezikül, > 0.1 μm/s hızla iki ardışık çerçeve arasında hareket ederse mobil olarak kabul edildi. Hareket analizi, Image-Pro 3D Analyzer 7.0 yazılımı (Media Cybernetics, Inc) kullanılarak art arda hızlandırılmış görüntü karelerinde vezikülün konumu izlenerek gerçekleştirilmiştir. Değerlendirici, deneysel koşullara kördü. Vezikül izleme verileri, ileriye doğru hareket eden ve hareket etmeyen hareketlerin (yani duraklamaların) dönemleri olarak gruplandırılmıştır. Her ileri hareket periyodu için mesafe (koşu uzunluğu) ve süre hesaplandı. Vezikül başına ortalama hızı (μm/s cinsinden) hesaplamak için ileriye doğru çalışma uzunluğunu süresine böldük. Her vezikül için, hareket etmek için harcanan zaman yüzdesini de hesapladık (Hareket%): hareket süresi/ölçüm süresi X 100. Ek olarak, tepe hızı, maksimum çalışma uzunluğunu ve anterograd ve retrograd harekete oranını ölçtük (Antero /Retro). Vezikül bazlı istatistikler otomatik olarak tablolaştırıldı. Primer nöron kültürlerinde akson çapı


    Akson çapı, yedi litreden türetilen bir deney alt kümesinde değerlendirildi. Akson çapının analizi için, kontrol ve Miboleron ile muamele edilmiş hücreler, gece boyunca %2 formaldehit, %0.1 glutaraldehit içinde sabitlendi. Ertesi gün, hücreler yukarıda tarif edildiği gibi elektron mikroskobu için hazırlandı. Akson çapı, daha önce tarif edildiği gibi kesit alanının otomatik analizleri kullanılarak 20.000x büyütmede alınan mikrograflardan hesaplandı. Akson çapı, her durumda yaklaşık 2.000 aksonda hesaplandı. Hücre kültürlerinde aksonları ve dendritleri ayırt etmek zor olduğundan, gözlem için sadece nöronların kaplandığı köşeden uzak, uzaysal olarak izole edilmiş bölgeler seçildi. Bu, belirsiz nöronal süreçlerin ölçümlerini en aza indirdi. Değerlendirici, deneysel koşullara kördü. istatistiksel analizler


    Veriler JMP yazılımı (SAS Institute Inc) kullanılarak analiz edildi. Özet istatistikleri elde etmek için standart yöntemler kullanıldı. Gruplar arasındaki farklılıklar, sürekli parametreler için ANOVA veya Student t testi, kategorik parametreler için ki-kare testi ile değerlendirildi. Akson çapı ve g oranı için medyan değerlerin yanı sıra M, F ve M gx'den ortalama çarpıklık değerleri, 1-yollu ANOVA'lar ve ardından Student t testleri kullanılarak karşılaştırıldı (çoklu karşılaştırmalar için Bonferroni düzeltildi). Tedavinin ve vezikül hareketlerinin yönlülüğünün öngörülmesi için zamanın katkısını değerlendirmek için lojistik regresyon kullanıldı. Tüm analizler için p< 0.05 (düzeltilmiş) anlamlı kabul edildi.

    Cohen'in d'si de etki büyüklüğünün bir göstergesi olarak hesaplandı (ortalama farkın ortalama SD'ye bölümü).

    Git: Sonuçlar

    I. Genç erkek ve dişi sıçanların spleniumlarında testosteronun akson morfolojisi üzerindeki etkisi


    Hayvan vücut ağırlığı


    Beklendiği gibi, her iki deneyde de vücut ağırlığı erkeklerde kadınlara göre daha yüksekti (Deney 1: E, 380,3 ± 5,2 g; F, 235 ± 6,4 g; grup başına n=6; p=0,001); hadım edilmiş erkekler, sağlam erkeklerden daha az ama kadınlardan daha ağırdı (Deney 2: E, 396 ± 6,6 g; K, 240 ± 7,4 g; M gx 358 ± 5,7 g; grup başına n=10; E'ye karşı K, p= 0,001 ; M - M gx, p= 0.01; M gx - F, p= 0.001).

    Akson çapı ve g oranı


    Deney 1'de, miyelinli akson çapında cinsiyet farklılıkları gözlemledik, erkeklerin aksonları dişilerden daha büyük (E, 529 ± 31.71; F, 456 ± 19.71; grup başına n=6; p=0.001, yüzde farkı = %14.82, Cohen's d etki büyüklüğü = 2,8;Şekil 1C). Bu cinsiyet farkı, Deney 2'de doğrulandı (sahte hadım erkek, E, 563 ± 41.84; sahte hadım dişiler, F, 469 ± 27.37; grup başına n=10; p=0.001, yüzde fark = %18.22, d= 2.7;Şekil 2A[E, F]). Ayrıca, Deney 2'de, kastrasyonun (sütten kesmeden sonra), sağlam erkeklerle (E, 563 ± 41.84; M gx, 502 ± 21.24; n=10 grup başına) karşılaştırıldığında daha küçük akson çapıyla (genç yetişkinlikte) ilişkili olduğunu gözlemledik. p=0,001, yüzde fark = %11,46, d=1,84;Şekil 2A) ancak sağlam dişilerden farklı değildi (F, 469 ± 27.37; M gx, 502 ± 21.24; grup başına n=10; p=0.069;Şekil 2A). Miyelinli aksonların aksine, miyelinsiz aksonların çaplarında cinsiyet farkı yoktu (M, 229 ± 23.90; F 249 ±17.74; M gx, 502 ± 21.24; n=5 grup başına; p=0.5).
    Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı nihms687817f2.jpg
    şekil 2
    A ve B, sırasıyla Deney 1 ve 2'deki g oranı nicelemesinin sonuçlarını gösteren Barplotlar. Varyans analizi için tek tek hayvanlardan elde edilen g oranının medyan değerleri kullanıldı. Sağlam erkek ve dişilerde hesaplanan g oranı, erkeklerde kadınlara göre daha yüksekti. Endojen T'nin çıkarılması, gonadektomize erkeklerde g oranını kadınlara benzer değerlere düşürdü. **p<0.01 ve Erkekler; *p<0,05 vs. Erkekler. M = erkekler; F = dişiler; M gx = gonadektomize olan erkekler.

    C, g oranı ve akson çapının dağılım grafiği. Grafik, bozulmamış erkeklerde (mavi) ve bozulmamış dişilerde (kırmızı) Deney 1'in tüm aksonlarından gruplandırılmış verileri temsil eder. Gölgeli bantlar olarak %95 güven aralığı ile her cinsiyet için bir Lokal Polinom Regresyon eğrisi (LOESS) gösterilmektedir.

    D, g oranı ve akson çapının dağılım grafiği. Grafik, bozulmamış erkeklerde (mavi), gonadektomize erkeklerde (yeşil) ve sağlam dişilerde (kırmızı) Deney 2'nin tüm aksonlarından elde edilen gruplandırılmış verileri temsil eder. Gölgeli bantlar olarak %95 güven aralığı ile her cinsiyet için bir Lokal Polinom Regresyon eğrisi (LOESS) gösterilmektedir. Her iki deneyde de, bozulmamış erkeklerde elde edilen ortalama g oranı, 400-800 nm aralığında çaplara sahip aksonlar için hem dişilerden hem de M gx'den farklı görünmektedir. Grafiklerden görülebileceği gibi, bu aralık aksonların çoğunu içerir.

    Akson çapına ek olarak, bir sıçan alt kümesinde g oranını değerlendirdik. Hem Deney 1 hem de 2'de, g oranı erkeklerde kadınlara göre daha yüksekti. Kastre edilmiş erkeklerin g oranı, sağlam erkeklere göre daha düşüktü ancak bozulmamış dişilerden farklı değildi (Deney 1: E, 0.77 ± 0.01; F, 0.74 ± 0.02, n=6 grup başına, p=0.02, yüzde farkı = %3.97, d= 1.89; Deney 2: E, 0.81 ± 0.02; F, 0.75 ± 0.02; M gx 0.77 ± 0.02; grup başına n=5; M'ye karşı F, p= 0.004, yüzde farkı = %7.69, d=3.6; M'ye karşı M gx p= 0.0195, yüzde farkı = %5.06, d=2.0, M gx'e karşı F, p= 0.209;Rakamlar. 1Bve​ve2B).2B). Son olarak, akson çapı ve g oranı arasındaki ilişkiyi göstermek için her iki deneyden de bireysel gözlemler çizdik (Şekil 2C ve D). İki ölçü arasındaki doğrusal olmayan ilişki, yerel ağırlıklı dağılım grafiği yumuşatma eğrileri (LOESS) ile gösterilir. Beklendiği gibi, hem Deney 1 hem de 2'de g oranı akson çapının bir fonksiyonu olarak artar. Erkeklerin hem dişiler hem de M gx ile karşılaştırılması, çapları 400-800 nm aralığında olan aksonlar için ortalama g oranında farklılık gösterir. Ancak istatistiksel amaçlar için, yalnızcaŞekil 2A ve 2Bbunlar, her bir medyan, sıçan başına yaklaşık 400 miyelinli aksona dayalı olarak, g oranlarının (medyanlar) grup ortalamalarını temsil ettiği için düşünülmelidir.

    Akson çapı dağılımı


    Daha sonra çeşitli çaplardaki aksonların dağılımında cinsiyet farklılıklarının varlığını test ettik. Her sıçan grubu için, bir dağılımın asimetrisinin bir ölçüsü olan çarpıklığı ((çap-m)/SD^3) kullanarak akson çapının dağılımını karakterize ettik.Figür 3iki deneydeki akson çapı dağılımlarına genel bir bakış sağlar. Hem Deney 1 hem de Deney 2'de, bozulmamış erkeklerin akson dağılımı, daha büyük çapa doğru pozitif bir çarpıklıkla oldukça geniş bir aralığı kapsar (Deney 1: M çarpıklığı 1.34; Deney 2: M çarpıklığı 1.36). Dişilerde ise akson dağılımı daha dar ve oldukça simetrik olup, daha büyük aksonlara doğru daha küçük bir eğrilmiştir (Deney 1: F çarpıklığı 0.72; Deney 2: F çarpıklığı 0.58). İlginç bir şekilde, hadım edilmiş erkeklerde akson dağılımı, bozulmamış dişilerde gözlenenle hemen hemen aynıydı; küçük bir çarpıklık (0,55 çarpıklık) ile dar ve oldukça simetrikti.
    Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı nihms687817f3.jpg
    Figür 3
    A, bozulmamış bir erkek, bozulmamış dişi ve gonadektomize erkek sıçanda korpus kallozumun spleniumunun enine kesitlerinde temsili miyelinli aksonları gösteren Elektron mikrografları.

    B ve C, Deney 1 ve Deney 2'de lif çaplarının dağılımı Sağlam erkeklerde dağılım güçlü bir çarpıklıkla daha geniştir. Sağlam dişiler ve gonadektomize erkekler küçük bir çarpıklıkla oldukça simetrik bir dağılım gösterir. *** p<0,001 erkeklere karşı; **p<0.01 ve erkekler. M = erkekler; F = dişiler; M gx = gonadektomize olan erkekler. Ölçek çubukları, 500 um. II. Sentetik testosteron, Mibolerone'nin birincil nöron kültüründe aksonal taşıma üzerindeki etkileri


    AR'nin sempatik nöronlarda ifadesi


    AR varlığı, superior servikal ganglion ve sempatik hücre kültüründen ekstrakte edilen toplam proteinler üzerinde değerlendirildi. Sıçanın serebral korteksi pozitif kontrol olarak kullanıldı ( DonCarlos ve ark. 2006 ).Şekil 4Ainsan AR'nin ilk 21 amino asidini tanıyan PG-21 antikoru kullanılarak gerçekleştirilen Western blotların sonuçlarını gösterir. AR proteini için beklendiği gibi 110 kDa'ya yakın moleküler ağırlığa sahip immünoreaktif bantlar ( Sato ve diğerleri, 1997 ), tüm homojenatlarda mevcuttu. AR'nin fosforile edilmiş ve fosforile edilmemiş formlarını yansıtan SCG ve sempatik nöronlardan (sy) gelen lizatlarda bir çift gözlendi.
    Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı nihms687817f4.jpg
    Şekil 4
    A, AR ifadesini gösteren Western blot. Üstün servikal ganglion ve sempatik hücre kültürü lizatının homojenatları, beyin korteks homojenatının kontrol bandı ile çakışan AR proteini (110 kDa) için beklenen moleküler ağırlıkta bir bant gösterir. α-tubulin, yükleme kontrolü olarak kullanıldı. CTX, korteks; SCG, üstün servikal ganglion; Sy, sempatik nöronlar.

    B, AR epitopu için immün boyama, hücre gövdeleri ve nöritler boyunca AR ekspresyonunu ortaya çıkarır. AR hücre gövdesinde homojen olarak ve sempatik nöronların süreçleri boyunca noktalı bir düzende dağılır. Ölçek çubuğu = 20 μm.

    C, Sempatik nöronlardan temsili aksonal kesiti gösteren elektron mikrografları. Bol yuvarlak mikrotübül, membranöz organellerin yanı sıra görülebilir.

    D, Anterograd yönde hareket eden WGA vezikülleri örneği, boş üçgen işareti ve beyaz ok. Yıldız işareti, sabit bir WGA vezikülünü gösterir. Burada gösterilen görüntüler, görüntülerin saniyede 10 görüntü karesinde alındığı hızlandırılmış bir filmden seçilmiştir.

    E, Sempatik nöronlarda akson çapı ölçümü sonuçlarını gösteren Barplotlar. Miyelinli aksonların ortalama akson çapı, Kontrol (n = 1915 akson) ile karşılaştırıldığında Mibolerone 10nM'de (n = 2065 akson) daha büyüktü, ancak Mibolerone 4nM (n = 1979 aksonları) ile değildi. *p < 0.05, Miboleron 10nM'ye karşı.

    F, Sempatik hücre kültüründe lif çaplarının dağılımı. Her üç koşul da benzer çap dağılımı gösterir. Ctrl = Kontrol; M 4nM = Miboleron 4nM; M 10nM = Miboleron 10nM.

    AR'lerin hücrelerdeki dağılımını değerlendirmek için sempatik hücre kültüründe PG-21 immün algılaması yapıldı (Şekil 4B). Beklendiği gibi, hücre gövdesinde güçlü bir floresan gözlendi. Ayrıca, sempatik nöronlarda hem nükleer AR hem de membran AR'nin varlığını gösteren akson boyunca belirgin şekilde noktalı bir dağılım da mevcuttu.

    WGA-Alexa-546-konjuge-veziküllerin hızlandırılmış görüntülemesi


    Akson boyunca WGA veziküllerinin hareketini saptamak için ince tek aksonlar seçtik; bu, kutuplarını belirlememize ve hem ileri hem de geriye doğru hareketi değerlendirmemize izin verdi. WGA aktarımını ölçmek için, tek bir aksonal segmentten saniyede 10 görüntü karesi alındı ​​ve filmlere dönüştürüldü. Her biri 3 farklı zaman noktasında (06 saat, 24 saat, 48 saat) 20 farklı deneyden 497 vezikülün hızlandırılmış filmlerini kaydettik. Filmlerin süreleri 30 ile 60 saniye arasında değişiyordu.tablo 1vezikül hareketlerinin özetlenmiş ölçümleri. tablo 1
    anterograd 06h 24 saat 48 saat 00
    00
    06h 24 saat 48 saat 00
    00
    06h 24 saat 48 saat
    sayı vezikülleri 13 18 16 3 26 17 4 28 35
    Hareket halinde (%) 51 70 58 51 69 70 45 79 69
    Maksimum çalışma uzunluğu (μm) 14,5±9,7 16.8±9.0 14,1±4,8 18.9±6.5 16,36±6,9 18.9±8.2 # 19,53±26 23,7±11 ## 18.6±8.3 #
    Ortalama hız (μ/sn) 1±0.9 1,5±0,6 1,3±0,5 0,6±0,1 1.5±0.7 1,5±0,6 0,4±0,6 1,6±0,6 *** 1,4±0,5 **
    Tepe hız (μ/sn) 1,4±1,2 1.8±0.7 1,7±0,7 0,7±0,2 1,9±0,6 1,9±0,6 1.0±0.3 1,9±0,6 1,7±0,7
    retrograd 06h 24 saat 48 saat 06h 24 saat 48 saat 06h 24 saat 48 saat
    sayı vezikülleri 60 27 38 46 26 26 66 21 23
    Hareket halinde (%) 53 55 59 56 55 60 52 21 23
    Maksimum çalışma uzunluğu (μm) 12,7±6,9 13.4±7.3 14,5±8,1 12,9±8,1 12.2±6.1 16,1±9,7 14,4±10,5 15.0±10 15,5±9,7
    Ortalama hız (μ/sn) 0,8±0,4 0,9±0,3 0,8±0,4 0,7±0,2 0,7±0,2 0,7±0,3 0,8±0,4 0,9±0,3 0,9±0,4
    Tepe hız (μ/sn) 1,2±0,8 1,3±0,4 1,1±0,4 1,1±0,5 1.0±0.3 1.0±0.4 1,1±0,6 1,2±0,3 1,2±0,6

    Ön/Retro 0,2 0,6 0,4 0.07 1 0,6 0.06 1.3 1.5
    Ayrı bir pencerede aç
    *** p<0,001'e karşı 06h aynı koşulda;
    ** aynı koşulda p<0.01 vs. 06h
    ## p<0.01 ve Ctrl aynı zaman noktasında;
    # p<0.05 - aynı zaman noktasında Ctrl
    İlk olarak, aksondaki WGA veziküllerinin hareketini inceledik. İn vivo çalışmalarla uyumlu olarak , WGA-veziküllerin hareketi her iki yönde de meydana geldi ( Gibson ve diğerleri, 1984 ). Hızlandırılmış görüntüleme, genellikle membranöz organellere özgü uzun süreli duraklamalarla kesintiye uğrayan WGA veziküllerinin hızlı bir hareketini ortaya çıkardı ( Lasek ve diğerleri, 1984 ). Örneğin,Şekil 4Dbir WGA keseciğinin durakladığını ve iki tanesinin farklı hızlarda anterograd yönde hareket ettiğini gösterir. Birkaç WGA-vezikül kısa yön ters dönüşleri sergiledi, ancak bunlar nadir olduğundan ve 1 saniyeden daha kısa bir süre boyunca sürdürüldüğünden (ve üç koşul arasında eşit olarak dağıldığından), bu tür ters dönüş dönemlerini analizden hariç tuttuk.

    İkinci olarak, Mibolerone'nin vezikül hareketlerinin yönlülüğü üzerindeki etkisini analiz ettik. Lojistik regresyon analizi, yönlülük üzerinde önemli bir koşul x zaman etkileşimi (χ 2 = 16.4, p= 0.0026) ortaya çıkardı. Özellikle, Mibolerone'nin her zaman noktasında vezikül hareketlerinin yönlülüğü üzerindeki etkisi aşağıdaki gibidir. İlk zaman noktasında (06 saat), Miboleron, kontrol koşuluna göre hem M4 hem de M10 koşullarında anterograd hareketin retrograd harekete oranını (neredeyse 10 kat) azalttı (Ctrl=0.2; M4=0.07; M10=0.06;tablo 1); yönlülüğün beklenmedik durum analizi, üç koşul üzerinde önemli bir farklılık gösterdi (χ 2 = 6.9, p = 0.03). İkinci zaman noktasında (24 saat), tüm gruplar Antero/Retro oranını 06 saate (Ctrl= 0.6; M4= 1; M10= 1.3) kıyasla artırdı, ancak üç koşul arasında aşağıdakilere göre hiçbir farklılık gözlenmedi. yönlülük (χ 2 = 2,8, p = 0,25). 48 saatte sadece M10 tedavisi yüksek bir Antero/Retro hareket oranını sürdürmüştür (Ctrl= 0.4; M4= 0.6; M10= 1.5, χ 2 = 11.2, p = 0.004).

    Daha sonra, tedavinin kat edilen en uzun mesafe üzerindeki etkisini hesapladık (maksimum çalışma uzunluğu,Şekil 5) veziküller tarafından.Şekil 5Afarklı çalışma uzunlukları sergileyen üç temsili anterograd hareket eden vezikülün hareketli davranışını gösterir. Kontrol ile karşılaştırıldığında hem M4 hem de M10 koşullarında 48 saatte anterograd hareket eden veziküller tarafından maksimum çalışma uzunluğunda bir artış bulduk (Figür. 5C; M4 ve Ctrl p= 0.048; M10 - Ctrl p= 0.032). Maksimum çalışma uzunluğu, M4 ve kontrol ile karşılaştırıldığında M10 koşulunda 24 saatte de daha yüksekti (Figür. 5B; M10'a karşı M4 p= 0.006; M10 - Ctrl p= 0.036). Çalışma uzunluğu, motor proteinlerin işlenebilirliğinin bir ölçüsüdür ( Thorn ve diğerleri, 2000 ). Bu nedenle, burada gözlemlenen artan çalışma uzunluğu, Mibolerone tedavisinin, kinesin proteinlerinin işlenebilirliğini doza bağlı bir şekilde artırabildiğini gösterir. 10 nM dozda Miboleron ile tedavi, 06 saate kıyasla hem 24 hem de 48 saatte WGA-veziküllerinin anterograd hareketinin ortalama hızını arttırdığı görülmüştür (tablo 1). Anterograd taşımada tedavi ve zamana bağlı değişikliklerle ilgili yukarıdaki gözlemlerin aksine, retrograd yönde hareket eden veziküllerin sayısı, maksimum çalışma uzunlukları ve ortalama hızları, her bir zaman noktasında üç tedavi koşulunda oldukça homojendi. androjenlerin aksonal taşımanın etkinliğini yalnızca anterograd yönde düzenlediğini (tablo 1).
    Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı nihms687817f5.jpg
    Şekil 5
    A, 48 saatte üç temsili vezikülün anterograd hareketinin grafiksel gösterimi. Y ekseni, keseciğin başlangıç ​​konumundan uzaklığını temsil eder. X ekseni, filmin zamanını temsil eder. Bazı durumlarda, vezikül görüntülenen bölgenin dışına hareket ettiğinden edinim aralığı 60 saniyeden azdı.

    B, 24 saatte anterograd yönde ortalama maksimum çalışma uzunluğunun (iki duraklama arasında veziküllerin kat ettiği en uzun mesafe) Barplot. Kontrol (n = 18); Miboleron 4nM (n = 26); Miboleron 10nM (n = 28). **p< 0.01 vs. Miboleron 10nM; *p < 0.05, Miboleron 10nM'ye karşı.

    C, 48 saatte anterograd yönde ortalama maksimum çalışma uzunluğunun Barplot'u. Ctrl (n = 16); Miboleron 4nM (n = 17); Miboleron 10nM (n = 35). *p < 0.05, Miboleron 10nM'ye karşı. Ctrl = Kontrol; M 4nM = Miboleron 4nM; M 10nM = Miboleron 10nM.

    akson çapı


    Aksonal taşıma, akson çapının düzenlenmesinde önemli bir rol oynadığından ( Eyer ve Peterson, 1994 ; Xia ve diğerleri, 2003 ), 4nM'de etanol (Ctrl) veya Miboleron varlığında 48 saatlik tedaviden sonra sempatik nöronların akson çapını ölçtük. ve 10nM. Yaklaşık 2000 kesit alanının kantitatif morfometrisi, M10 durumunda Ctrl ile karşılaştırıldığında akson çapında önemli bir artış ortaya çıkardı. (Ctrl, 237 ± 28.67; M10, 273 ± 26.88, grup başına n=7, p=0.03, yüzde fark = %14.12, d=1.28;Şekil 4C). 4nM'de Mibolerone ile tedavi aksonal kalibreyi etkilemedi. Bu dozun, ortalama hız ve Antero/Retro oranı üzerinde hiçbir etkisi olmaksızın, yalnızca 48 saat sonra WGA aksonal transportunun (maksimum çalışma uzunluğu) etkinliğini arttırdığı göz önüne alındığında bu şaşırtıcı değildir. Yalnızca yüksek doz (10 nm), çalışma uzunluğunu 24 saatte ve hareketin ortalama hızını ve Antero/Retro oranını 48 saatte artırdı. 10 nm Miboleron dozu ile gözlemlenen akson radyal büyümesi üzerindeki etki, en azından sempatik nöronlarda androjenlerin östrojene aromatize olmadan aksonal radyal büyümeyi etkilediğini göstermektedir.

    Akson çapı dağılımı


    Son olarak, aksonların dağılımını üç koşulda değerlendirdik. Üç koşul için akson çaplarının dağılımları esasen üst üste biner (4). Hepsi 250 nm civarında pik yapar ve benzer eğriliğe sahiptirler (Ctrl= 2.45; M4= 2.34 ve M10= 3.32)

    Git: Tartışma


    WM'nin olgunlaşmasında cinsel dimorfizmin altında yatan mekanizmalar, ergenlik döneminde psikopatolojiye karşı cinsiyete özgü güvenlik açıkları nedeniyle büyük ilgi görmektedir. İnsanlarda daha önceki çalışmalarımızda gösterildiği gibi, WM cinsel dimorfizmleri, testosteronun etkisi altında ergenlik döneminde daha belirgin hale gelir ( Perrin ve diğerleri, 2008 , 2009 ).

    WM olgunlaşmasının biyolojik olarak kullanılabilir testosteron seviyelerine olan bu bağımlılığı göz önüne alındığında, burada bu farkın mikroyapısal düzeyde nasıl sürdürüldüğünü anlamaya çalıştık. Miyelinli ve miyelinsiz aksonların çapını ve sağlam erkek ve dişi sıçanların spleniumundaki miyelinli aksonların g oranını ve sütten kesmeden sonra gerçekleştirilen gerçek veya sahte kastrasyondan sonra ölçmek için elektron mikroskobu kullanıyoruz. Sonuçlarımız, erken yetişkinlik döneminde miyelinli aksonal çapta bir cinsiyet farkı ortaya koydu (M>F; Cohen's d = 2.7). Ayrıca g oranında bir cinsiyet farkı bulduk (M>F; d = 3.7). Ayrıca, ergenlikten önce kastrasyon yoluyla endojen T'nin çıkarılması, sağlam erkeklere kıyasla daha düşük miyelinli akson çapı ve g oranı ile ilişkilendirildi (akson çapı için d = 1.84 ve g oranı için d = 2.0).

    Bildiğimiz kadarıyla, bu gözlemler miyelinli aksonların çap ve g oranındaki cinsiyet farklılıklarını gösteren ilk gözlemlerdir. Önceki çalışmalar, genç yetişkin sıçanlarda miyelinli aksonların çapında bu tür cinsiyet farklılıklarını bildirmemiştir ( Kim ve Juraska, 1997 ; Kim ve diğerleri, 1996).). Bu tutarsızlığın olası bir nedeni, akson çapını ölçmek için kullanılan strateji olabilir. Önceki çalışmalarda, ortalama akson çapı, her bir aksonun yalnızca en kısa çapı ölçülerek (hayvan başına ~ 600 akson olarak) tahmin edilmiştir. Ancak aksonlar tam olarak dairesel olmadığı için gerçek çapı ölçmek akson boyutunun doğru tahminlerini sağlamayabilir. Bu nedenle her aksonun kesit alanını otomatik olarak ölçtük ve ardından eşdeğer dairenin çapını hesapladık; bunu hayvan başına yaklaşık 1.000 aksonda yaptık. Çalışmamızın göreceli gücü ve bu cinsiyet farklılıklarının Deney 2'de tekrarlanması, bulgularımızın geçerliliği konusunda bize biraz güven veriyor. Alternatif bir açıklama, incelenen farelerin farklı yaşlarında olabilir. Kim ve Juraska 60 günlükken cinsiyet farklılıklarını analiz ettiler, 70 günlük sıçanları kullandık. Normalde, testosteron seviyeleri doğum sonrası gün (PND) 20'den 40'a kademeli olarak yükselir ve PND 50 ile aniden ikiye katlanır (Matsumoto ve diğerleri, 1986 ; Monosson ve diğerleri, 1999 ), 50-60 günlük yaşlarda meydana gelen bir testosteron konsantrasyonu zirvesi ile ( Ojeada ve Urbansky 1994 ). Bu nedenle, bu çalışmalarda, sinir devrelerinin organizasyonu üzerinde testosteronun maksimum etkisi gerçekleşmeden önce hayvanlar analiz edilmiş olabilir. Androjenler testis ve adrenallerde üretilir; dahası, beyinde de novo olarak da sentezlenebilirler ( Baulieu, 1998 ).). Bu çalışmada, kastrasyondan sonra androjen seviyelerindeki değişiklikleri analiz etmedik. Önceki bir çalışmada, diğerleri gonadektominin, sağlam hayvanlarla karşılaştırıldığında hem plazma hem de merkezi sinir sistemindeki testosteron ve metaboliti dihidrotesteron düzeylerini önemli ölçüde azaltabildiğini göstermiştir ( Caruso ve diğerleri, 2010 ).

    Erkeklerde bulunan daha kalın aksonların, miyelin kalınlığından ziyade aksonların radyal büyümesinin altında yatan hücresel süreçleri modüle etmede testosteronun rolünü yansıttığını düşünüyoruz.

    Yüzeyde, bu bulgu, miyelinasyonu modüle etmede androjenlerin güçlü bir etkisini bildiren önceki sonuçlarla tutarsız görünmektedir ( Cerghet ve diğerleri, 2006 ; Hussain ve diğerleri, 2013 ). Ancak bu çalışmalar miyelin miktarını g oranını ölçmek yerine miyelinli aksonların, oligodentrositlerin veya miyelin proteinlerinin ekspresyonunun sayısıyla tahmin etti. Çalışmamızda testosteronun miyelin hacmi üzerindeki etkisini akson hacmine göre değerlendirdik. Yukarıda bahsedildiği gibi, g oranı akson çapının bir fonksiyonu olarak artar, bu da miyelin kalınlığının akson çapı ile lineer olarak ölçeklenmediğini gösterir ( Berthold ve diğerleri, 1983 ; Chatzopoulou ve diğerleri, 2008 ; Gillespie ve Stein, 1983) .). Burada, bu bulguyu doğruluyor ve ortalama g oranlarının hem kadınlara hem de hadım edilmiş erkeklere kıyasla erkeklerde daha yüksek olduğunu göstererek genişletiyoruz (Şekil 2A ve B), bu süreci düzenlemede eksojen testosteronun rolünü daha da gösterir.

    Verilerimiz, androjenlerin akson kalibresini düzenlediği olası mekanizmalar sorusuyla ilgili değil. Bir dizi olasılık mevcuttur. Androjenler, aksonal yapıdan sorumlu olan hücre iskeleti matrisinin dönüşümünü etkileyebilir. Bu bağlamda, nörofilamentlerin hem C-terminal bölgelerinin hem de baş bölgesinin fosforilasyonunun, nörofilamentlerin birbirleriyle, nörofilamentlerin mikrotübüllerle ve mikrotübüller ve motor proteinler arasındaki etkileşimlerin düzenlenmesine katkıda bulunduğu bilinmektedir. aksonal taşımadan sorumludur ( Julien ve Mushynski, 1998 ). Bu süreçler, olgun aksonları destekleyen nörofilament bazlı hücre iskeleti kafesinin oluşum dinamiklerini modüle edebilir ( Shea ve Chan, 2008 ; Yuan ve diğerleri, 2012).). Androjenler, mitojenle aktive olan protein kinazın (MAPK/ERK) sinyal transdüksiyonunun AR'ye bağlı aktivasyonu ile protein aktivitesinde fosforilasyona bağlı değişiklikleri modüle edebilir ( Nguyen ve diğerleri, 2005 ). Androjen reseptörleri ayrıca hücre içi kalsiyum konsantrasyonunun (Ca2 + ) hızlı yükselmesi yoluyla hızlı genomik olmayan etkiler de gösterebilir ( Foradori ve diğerleri, 2008 ; Sarkey ve diğerleri, 2008 ). Bu iki farklı mekanizma aracılığıyla androjen akson uzamasını, akson dallanmasını ve aksonal radyal büyümeyi uyarabilir ( Estrada ve diğerleri, 2006 ; Marron ve diğerleri, 2005 ; Shughrue ve Dorsa, 1994) .). Androjenlerin tercihen akson çapını ve muhtemelen farklı efektör yolakların aktivasyonu ile akson dallanmasını etkilediği görülmektedir ( Lustig ve diğerleri, 1994 ; Markus ve diğerleri, 2002 ; Sun ve diğerleri, 2003 ). Testosteronun, nörofilament fosforilasyonunu indükleyerek, aksonal taşınmaya maruz kalan nörofilamentlerin miktarından ve bunu yaparken aksonal radyal büyümeden sorumlu hücre iskeleti matrisinin devrinden kısmen sorumlu olabileceğini düşünüyoruz. Ayrıca, nörofilamentlerin fosforilasyonu, miyelin kaynaklı sinyallerle de yukarı doğru düzenlenir ( Nixon ve diğerleri, 1994 ; Sánchez ve diğerleri, 2000 ; Starr ve diğerleri, 1996).); bu, gelişim sırasında akson çapının genişlemesinden sorumlu mekanizmalardan biri olabilir. Ancak in vitro sonuçlarımız, androjenle ilişkili aksonal büyüme için miyelinin varlığının gerekli olmadığını göstermektedir. Bu nedenle, aromatize edilemeyen Miboleron ile tedavi edilen kültürlenmiş sempatik nöronlarda bulunan daha yüksek çaptaki aksonlar (araçla tedavi edilen kontrollere kıyasla), en azından in vitro olarak, aksonal radyal büyüme üzerindeki etkinin, doğrudan aktivasyon yoluyla androjenler tarafından modüle edilebileceğini düşündürmektedir. AR, glial hücrelerle etkileşimi olmadan. Öte yandan, in vivo olarak gözlenen miyelinsiz aksonların çapı üzerinde androjenle ilgili etkilerin olmamasıdeneyler, miyelinli aksonlarda androjenlerin akson çapını hem doğrudan (hücre iskeleti üzerinde etki eden AR yoluyla) hem de dolaylı olarak (hücre iskeleti üzerinde etki eden miyelin yoluyla) etkileyebileceğini düşündürmektedir.

    Geniş bir literatür, yumurtalık hormonlarının miyelin oluşumu, miyelin proteininin sentezi ve miyelin kalınlığı üzerinde olumlu bir etkisi olduğunu da gösterir. Bu etkiler sırayla g oranını etkileyebilir ( Baulieu ve Schumacher, 2000 ; Crawford ve diğerleri, 2010 ; Garcia-Segura ve Melcangi, 2006 ; Marin-Husstege ve diğerleri, 2004 ). Bu nedenle, östrojen aracılı miyelinasyon artışının, ergenlik sırasında WM olgunlaşmasındaki cinsiyet farklılığından kısmen sorumlu olabileceği olasılığını göz ardı edemeyiz.

    Akson çapındaki testosterona bağlı artış akson çapı dağılımını etkileyebilir mi? Üç grup (M, F, M gx) arasındaki dağılımı karşılaştırdığımızda, sonuçlar şaşırtıcıydı: erkekler miyelinli lif yollarının çoğu için tipik olan çarpık bir dağılım gösterirken ( Olivares ve diğerleri 2000 ; Wang ve diğerleri. 2008 ; Perge ) ve diğerleri 2012 ), kadınlarda dağılım oldukça simetrikti. Akson çaplarının böyle bir çarpık dağılımı, daha önce erkek maymunların korpus kallozumunda gözlemlenmiştir (Macaca fascicularis ve Macaca mulatta; Tomasi ve ark. 2012 ).). Çalışmamızda, kastrasyon yoluyla endojen testosteronun uzaklaştırılması, bu erkeklerde dişi benzeri bir dağılım ile sonuçlanmıştır. Bu nedenle, dolaşımdaki testosteron, ortalamayı daha yüksek değerlere kaydırmak yerine, farklı çaptaki (yani, büyük bir akson kuyruğu) aksonların dağılımını şekillendiriyor gibi görünmektedir. Akson çapı, iletim hızları spektrumunun genişlemesine bağlantı uzunluğundan daha fazla katkıda bulunduğundan ( Caminiti ve diğerleri, 2013 ), akson çapı dağılımlarında gözlenen cinsiyet farklılıklarının daha geniş iletim aralığında yansıtılabileceğini tahmin ediyoruz. Erkeklerde kadınlara göre hızlar. Bu hipotezi daha fazla açıklamak için gelecekteki çalışmalar gereklidir. Canlılarda gözlemlediklerimizden farklı olarak, miboleron sempatik nöronlarda akson çapı dağılımlarını etkilemedi. Sinir fasikülleri içindeki akson çapı dağılımı, anatomik kısıtlamalardan, yani mevcut bir hacimdeki sabit sayıda liflerden etkilendiğinden ( Pajevic ve Basser, 2013 ), böyle bir kısıtlamanın olmamasının, akson çapının dağılımını etkilemesi olasıdır. Düşük yoğunluklu kültürde gelişen nöronlar.

    Akson büyümesi, aksonal yapısal bileşenlerin sentezini ve taşınmasını modüle etmek için yeterince yönlendirilmek üzere uyaranların ince bir orkestrasyonunu gerektiren karmaşık bir mekanizmadır ( Goldberg, 2003 ). Birkaç kanıt dizisi, aksonal radyal büyümenin anahtar bileşenlerinden biri olarak aksonal taşıma mekanizmasını desteklemiştir ( Eyer ve Peterson, 1994 ; Hoffman, 1995 , 1985 ; Hoffman ve diğerleri, 1984 ; Medori ve diğerleri, 1985 ; Xia ve diğerleri. , 2003 ). Bu nedenle, Miboleronun aksonal taşımayı düzenlemedeki olası etkisini de değerlendirmeye çalıştık. Miboleron, testosteron gibi, AR'nin bir ligandı olan, oldukça spesifik, aromatize edilemeyen bir androjendir.Markiewicz ve Gurpide, 1997). Testosteronun estradiole aromatizasyonunun aracılık ettiği olası herhangi bir etkiyi dışlamak için AR için sentetik bir ligand kullanmaya karar verdik. AR'nin hem hücre gövdelerinde hem de sıçan sempatik nöronlarının aksonlarında bulunduğunu gösterdik, bu da androjenlerin bu hücreler üzerindeki etkilerini genomik ve genomik olmayan yollar yoluyla gösterebileceğini gösterdi. Mibolerone'nin canlı nöronlarda WGA veziküllerinin çift yönlü taşınması üzerindeki etkisini ölçmek için hızlandırılmış mikroskopi kullandık. Veziküllerin davranışının detaylı ölçümü, muhtemelen sırasıyla genomik olmayan ve genomik yolakların aracılık ettiği iki farklı fenomeni ortaya çıkardı: 1) İlk zaman noktasında (06 saat) anterograd yönde hareketin bir depresyonu bulduk; ve 2) 48 saatte 10 nM Miboleron ile tedavi edilen hücrelerde veziküllerin anterograd hareketi doza bağlı bir şekilde artmış ve retrograd taşınmaya göre daha güçlü bir şekilde tercih edilmiştir. Kısa zaman ölçeğinde aksonal taşınım depresyonunun altında yatan olası bir mekanizma, genellikle hücre içi serbest kalsiyum (Ca2+) akışını indükleyen varsayılan membranla ilişkili androjen reseptörlerinin (mAR) aktivasyonunu içerebilir.Estrada ve diğerleri, 2006 ). Bu kalsiyum salınımları, protein kinaz C (PKC) ve Ca2+/kalmodulin bağımlı protein kinaz II (CaMKII) dahil olmak üzere spesifik sensör molekülleri tarafından tespit edilir, sinyal iletim kaskadını indükleyebilir ve birçok hücresel süreçte yer alan transkripsiyon aktivitesini modüle edebilir ( Mellström ve Naranjo , 2001 ; Pelley ve diğerleri, 2006 ). Memeli nöronlarında yapılan son çalışmalar, yerel Ca2+ konsantrasyonundaki değişikliklerin yanı sıra CaMKII aktivasyonunun, kinesinlerin mikrotübülden veya yüklerinden ayrılmasını düzenlemede önemli bir rol oynadığını ve motorların yüklerinden uygun uzaysal ve zamansal ayrılmasını kolaylaştırdığını göstermektedir ( Guillaud ve ark. , 2008 ; Wang ve Schwarz, 2009). Miboleron aracılı Ca2+ seviyelerinin aktivasyonunun, uygulamadan sonraki ilk altı saat boyunca Mibolerone tarafından indüklenen anterograd hareketteki depresyondan sorumlu olabileceğini düşünüyoruz. Şaşırtıcı bir şekilde, Mibolerone'ye uzun süreli maruz kalma (48 saat) ters bir etkiyle sonuçlandı: retrograd olana göre anterograd taşımayı artırmak. Yüksek konsantrasyonda (10 nM), anterograd yönde hareket eden veziküllerin yüzdesinin, kontrol koşulu ve düşük Miboleron konsantrasyonu (4 nM) ile karşılaştırıldığında sırasıyla %68 ve %42 daha yüksek olduğunu bulduk. Ayrıca, kontrol ile karşılaştırıldığında, 24 saatte Miboleron 10 nM ve 48 saatte hem 10 nM hem de 4 nM tedavilerde tedavi edilen hücrelerde anterograd hareket eden veziküller tarafından katedilen mesafede bir artış bulduk. Laboratuvar ortamındaÇalışmalar, birden fazla motor proteinine bağlı kargoların, sadece bir motora bağlı kargolardan daha fazla ve daha hızlı hareket edebildiğini göstermektedir ( Derr ve diğerleri, 2012 ; Reis ve diğerleri, 2012 ). Klasik nükleer AR'nin aktivasyonu yoluyla Mibolerone'ye uzun süreli maruz kalmanın, kinesin motor proteinlerinin ekspresyonunu arttırabilmesi mümkündür. Bu, birden fazla kinesin motorunun tek bir kargo üzerine alınmasına izin vererek hem ileriye doğru taşıma hızında hem de kesintisiz ileriye doğru hareketlerin uzunluğunda (çalışma uzunluğu) artışlara neden olabilir. Kinesinlerin kuvveti, dinein motorlarının karşıt kuvvetinden daha güçlü olduğu için, kinesinlerin sayısındaki küçük bir artış, taşıma yönünü anterograd taşıma lehine değiştirmek için yeterli olacaktır (Holzbaur ve Goldman, 2010 ). Yukarıda bahsedildiği gibi, hücre iskeleti elemanlarının, mRNA'nın, lipidlerin ve kofaktörlerin aksonal taşınması akson büyümesi için esastır ( Martenson ve diğerleri, 1993 ; McQuarrie ve Grafstein, 1982 ; Vance ve diğerleri, 2000 ; Zhang ve diğerleri, 2001 ). Özellikle, aksonlar içindeki ana hücre iskeleti proteini olan nörofilamentlerin ekspresyonu ve taşınması ( Lee ve Cleveland, 1996 ), akson çapının içsel belirleyicileri gibi görünmektedir; bu süreçlerin düzensizliği, aksonun bozulmuş bir radyal büyümesiyle sonuçlanır ( Cleveland ve diğerleri, 1991 ; Eyer ve Peterson, 1994 ; Hoffman, 1995 ; Hoffman ve diğerleri, 1984; Xia ve diğerleri, 2003 ). Mevcut kanıtlar, nörofilamentlerin, kinesin ve dynein motor proteinleri ile doğrudan etkileşimler yoluyla hem anterograd hem de retrograd yönlerde taşındığını göstermektedir ( Jung ve diğerleri, 2005 ; Wagner ve diğerleri, 2004 ). ( Jung ve diğerleri, 2005 ; Wagner ve diğerleri, 2004 ). Dynein-dynactin kompleksi, nörofilamentlerin mikrotübüller üzerindeki retrograd (eksi uca yönelik) hareketinden sorumludur, kinesin ile ilgili bir dizi protein ise nörofilamentleri anterograd (artı uç) yönde taşır ( Shah ve diğerleri, 2000).). Kinesin-I, kinesin-I ağır zincir (KIF5A) nakavt farelerin çalışmaları ve kinesin-I mutasyonunun nörofilament üzerindeki etkisinin analizleri tarafından önerildiği gibi, nörofilamentlerin akson boyunca anterograd yönde hareket etmesinde rol oynayan kinesin-ailesi proteinlerinden biridir. kültürlenmiş nöronlarda taşıma ( Wang ve Brown, 2010 ; Xia ve diğerleri, 2003 ). Bu klasik motor proteinlere ek olarak, mikrofilament bazlı miyozin VA, onları mikrotübül yollarına ileterek nörofilament taşınmasında önemli bir rol oynuyor gibi görünmektedir. Bu süreç, duraklamaların süresini azaltabilir ve buna bağlı olarak aksonlarda nörofilament taşınmasının etkinliğini artırabilir ( Alami ve ark., 2009 ).). Nörofilamentlerin çoğu, 0.14 ila 1.4 um/sn arasında değişen bir hareket hızıyla anterograd yönde hareket eder ( Roy ve diğerleri, 2000 ; Wang ve Brown, 2001 ); anterograd motor proteinlerinin (kinesinler) bir inaktivasyonu, nörofilamentlerin aksonal taşınmasında eksiklik ve düşük sayıda büyük kalibreli (duyusal) akson ile sonuçlanır ( Xia ve diğerleri, 2003 ). Öte yandan, nörofilamentlerin fosforilasyonu, bunların kinesin ile olan ilişkilerini azaltabilir ( Yabe ve diğerleri, 2000 , 1999 ), böylece nörofilamentlerin birikmesine ve ardından aksonun radyal büyümesine neden olabilir ( Nixon ve diğerleri, 1994 ; Sánchez ve diğerleri . ., 2000). Yukarıdaki gözlemler, aksonal radyal büyümenin düzenlenmesinde nörofilamentlerin kinesin aracılı taşınmasının bir rolünü ortaya koymaktadır. Bu çalışma, testosteronun akson çapı üzerindeki etkisinin altında yatan moleküler mekanizmaları ele almasa da, bulgularımız, hem kadınlara hem de hadım edilmiş erkeklere kıyasla erkeklerde bulunan daha büyük çapın yanı sıra Mibolerone 10 ile tedavi edilen sempatik nöronda bulunan daha büyük çap olduğunu göstermektedir. nM, kısmen testosteronun motor proteinlerin ekspresyon seviyeleri ve hücre iskeleti bileşenlerinin dinamikleri üzerindeki modülatör etkisinin bir sonucu olabilir. Bu olasılığı incelemek için daha ileri çalışmalar gerekli olacaktır.

    AR ifadesinin, erkeklerde ve kadınlarda doğum sonrası gelişim dönemi boyunca farklı ifade kalıplarıyla beynin farklı nöronal popülasyonu arasında değişiklik gösterdiğini hatırlamakta fayda var. Bu spesifik bağlam, aksonal taşıma üzerinde farklı bir etki ile sonuçlanan androjen eylemlerine spesifik nöronal popülasyonların seçici duyarlılığını belirleyebilir ( Fernández-Guasti ve diğerleri, 2000 ; Ravizza ve diğerleri, 2002 ; Sheng ve diğerleri, 2004 ). Ek olarak, varsayılan membran AR ve klasik nükleer AR'nin nispi oranına bağlı olarak androjenler, farklı ve potansiyel olarak rekabet eden sinyal yolları yoluyla akson taşınmasını düzenleyerek farklı etkilere neden olabilir.

    Genel olarak, bu bulgular, akson biyolojisini düzenlemede testosteronun rolüne ilişkin önceki hipotezimizi desteklemektedir. Özellikle, testosteronun etkilerini iki düzeyde uyguladığı görülüyor: (1) yapısal - hücre iskeletini etkileyen hücresel süreçleri modüle etme ve buna bağlı olarak aksonun radyal büyümesini; (2) moleküler - akson taşınmasının yönlülüğünü zamana ve doza bağlı bir şekilde modüle etme. İkinci fenomen - özellikle testosteronun neden olduğu baskılama ve anterograd taşımanın arttırılması arasındaki hızlı geçiş - androjenlerin ergenlik sırasında davranış ve zihinsel sağlık üzerindeki bilinen bazı etkilerinin altında yatan bir mekanizmayı temsil edebilir ( Patton ve Viner, 2007 ).

    ​ Öne Çıkanlar
    • İnsanlarda, erkek ergenlik döneminde beyaz cevherin hacmi ve özellikleri değişir.
    • Burada aksonların erkeklerde dişi farelere göre daha kalın olduğunu gösteriyoruz.
    • Sütten kesmede hadım etme bu yapısal cinsiyet farkını ortadan kaldırır
    • Sentetik testosteron, in vitro aksonal taşımayı etkiler

    Git: Teşekkür


    Bu çalışma Ulusal Sağlık Enstitüleri (5R01MH085772) tarafından finanse edildi. Toronto Üniversitesi Mikroskopi Görüntüleme Laboratuvarı'ndan Bay Battista Calvieri ve Bay Steven Doyle'un elektron mikroskobu ile mükemmel teknik desteğini takdir ediyoruz. Ayrıca tavsiye, teknik yardım ve çeşitli deneysel prosedürlerde yardım için Celine Bourdon, Yimiao Ou ve Mei Huang'a teşekkür ederiz.

    Git: Dipnotlar




    Çıkar Çatışması: Yazarların rapor edilen çalışma ile ilgili herhangi bir çıkar çatışması yoktur.





    Yayıncının Sorumluluk Reddi: Bu, yayına kabul edilmiş, düzenlenmemiş bir makalenin PDF dosyasıdır. Müşterilerimize bir hizmet olarak, el yazmasının bu erken versiyonunu sunuyoruz. Makale, alıntı yapılabilir son haliyle yayınlanmadan önce, kopya düzenleme, dizgi ve ortaya çıkan kanıtın gözden geçirilmesinden geçecektir. Lütfen, üretim sürecinde içeriği etkileyebilecek hataların keşfedilebileceğini ve dergi için geçerli olan tüm yasal uyarıların geçerli olduğunu unutmayın.



    Git: Referanslar
    • Alami NH, Jung P, Brown A. Myosin Va, uzun süreli duraklamaların süresini azaltarak nörofilament taşınmasının verimliliğini artırır. J Neurosci. 2009; 29 :6625–34. doi: 10.1523/JNEUROSCI.3829-08.2009. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Barazany D, Basser PJ, Assaf Y. Sıçan beyninin korpus kallozumunda akson çapı dağılımının in vivo ölçümü. Beyin. 2009; 132 :1210–20. doi: 10.1093/beyin/awp042. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Barry DM, Carpenter C, Yager C, Golik B, Barry KJ, Shen H, Mikse O, Eggert LS, Schulz DJ, Garcia ML. Nörofilament ortamı KSP'nin varyasyonu, memeli türleri arasında alt etki alanını tekrar eder: aksonal yapının değiştirilmesi için çıkarımlar. J Exp Biol. 2010; 213 :128–36. doi: 10.1242/jeb.033787. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Baulieu E, Schumacher M. Progesteron, nöroaktif bir nörosteroid olarak, progesteronun miyelinasyon üzerindeki etkisine özel atıfta bulunur. Steroidler. 2000; 65 :605–12. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Baulieu EE. Nörosteroidler: beynin yeni bir işlevi. Psikonöroendokrinoloji. 1998; 23 :963-87. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Berthold CH, Nilsson I, Rydmark M. Yetişkin ve gelişmekte olan kedinin yedinci lomber sinirinin ventral spinal kökünün sinir liflerinde akson çapı ve miyelin kılıf kalınlığı. J Anat. 1983; 136 :483–508. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Caminiti R, Carducci F, Piervincenzi C, Battaglia-Mayer A, Confalone G, Visco-Comandini F, Pantano P, Innocenti GM. Makak maymunlarında ve insanlarda kallozal aksonların çapı, uzunluğu, hızı ve iletim gecikmesi: histoloji ve manyetik rezonans görüntüleme difüzyon traktografisinden elde edilen verilerin karşılaştırılması. J Neurosci. 2013; 33 :14501–11. doi: 10.1523/JNEUROSCI.0761-13.2013. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Caruso D, Pesaresi M, Maschi O, Giatti S, Garcia-Segura LM, Melcangi RC. Erkek ve dişi sıçanların merkezi ve periferik sinir sisteminde kısa ve uzun süreli gonadektominin nöroaktif steroid düzeyleri üzerine etkisi. J Nöroendokrinol. 2010; 22 :1137–47. doi: 10.1111/j.1365-2826.2010.02064.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Cerghet M, Skoff RP, Bessert D, Zhang Z, Mullins C, Ghandour MS. Oligodendrositlerin ve miyelin proteinlerinin çoğalması ve ölümü, erkek ve dişi kemirgenlerde farklı şekilde düzenlenir. J Neurosci. 2006; 26 :1439–47. doi: 10.1523/JNEUROSCI.2219-05.2006. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Chatzopoulou E, Miguez A, Savvaki M, Levasseur G, Muzerelle A, Muriel MP, Goureau O, Watanabe K, Goutebroze L, Gaspar P, Zalc B, Karagogeos D, Thomas JL. Fare optik sinirindeki retina ganglion hücre aksonları ve miyelin için TAG-1'in yapısal gereksinimi. J Neurosci. 2008; 28 :7624–36. doi: 10.1523/JNEUROSCI.1103-08.2008. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Ciccolini F, Collins TJ, Sudhoelter J, Lipp P, Berridge MJ, Bootman MD. Yerel ve küresel spontan kalsiyum olayları, nöral öncü farklılaşması sırasında nörit büyümesini ve GABAerjik fenotipin başlangıcını düzenler. J Neurosci. 2003; 23 :103–11. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Cleveland DW, Monteiro MJ, Wong PC, Gill SR, Gearhart JD, Hoffman PN. Aksonların radyal büyümesinde nörofilamentlerin rolü. J Cell Sci Suppl. 1991; 15 :85-95. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Colin E, Zala D, Liot G, Rangone H, Borrell-Pagès M, Li XJ, Saudou F, Humbert S. Huntingtin fosforilasyonu, nöronlarda ileri/geri taşıma için moleküler bir anahtar görevi görür. EMBO J. 2008; 27 :2124–34. doi: 10.1038/emboj.2008.133. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Crawford DK, Mangiardi M, Song B, Patel R, Du S, Sofroniew MV, Voskuhl RR, Tiwari-Woodruff SK. Östrojen reseptörü beta ligandı: endojen fonksiyonel remiyelinizasyonu arttırmak için yeni bir tedavi. Beyin. 2010; 133 :2999–3016. doi: 10.1093/beyin/awq237. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Derr ND, Goodman BS, Jungmann R, Leschziner AE, Shih WM, Reck-Peterson SL. Programlanabilir bir DNA origami iskelesi ile ortaya çıkan motor protein topluluklarındaki halat çekme çalışması. Bilim. 2012; 338 :662–5. doi: 10.1126/science.1226734. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • DonCarlos LL, Sarkey S, Lorenz B, Azcoitia I, Garcia-Ovejero D, Huppenbauer C, Garcia-Segura LM. Ön beyinde androjen etkisi için yeni hücresel fenotipler ve hücre altı bölgeler. Sinirbilim. 2006; 138 :801–7. doi: 10.1016/j.neuroscience.2005.06.020. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Durdiakova J, Ostatnikova D, Celec P. Testosteron ve metabolitleri - beyin fonksiyonlarının modülatörleri. Acta Neurobiol Exp (Savaşlar) 2011; 71 :434–54. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Estrada M, Uhlen P, Ehrlich BE. Testosteron tarafından indüklenen Ca2+ salınımları nörit büyümesini arttırır. J Hücre Bilimi. 2006; 119 :733-43. doi: 10.1242/jcs.02775. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Eyer J, Peterson A. Nörofilament-eksik aksonlar ve bir nörofilament-beta-galaktosidaz füzyon proteini ifade eden canlı transgenik farelerde perikaryal agregalar. Nöron. 1994; 12 :389–405. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Fernández-Guasti A, Kruijver FP, Fodor M, Swaab DF. İnsan hipotalamusunda androjen reseptörlerinin dağılımındaki cinsiyet farklılıkları. J Comp Neurol. 2000; 425 :422–35. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Foradori C, Weiser M, Handa R. Androjenlerin genomik olmayan eylemleri. Ön Nöroendokrinol. 2008; 29 :169–181. doi: 10.1016/j.yfrne.2007.10.005.Genomik olmayan. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Garcia-Segura LM, Melcangi RC. Steroidler ve glial hücre fonksiyonu. glia. 2006; 54 :485–98. doi: 10.1002/glia.20404. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Gatson JW, Singh M. Zarla ilişkili bir androjen reseptörünün aktivasyonu, birincil kortikal astrositlerde hücre ölümünü teşvik eder. Endokrinoloji. 2007; 148 :2458-64. doi: 10.1210/tr.2006-1443. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Gibson AR, Hansma DI, Houk JC, Robinson FR. CNS'de WGA-HRP'nin gösterilmesi için hassas bir düşük artefakt TMB prosedürü. Beyin Araş. 1984; 298 :235–41. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Gillespie MJ, Stein RB. Memeli periferik sinirlerinin atrofisi sırasında akson çapı, miyelin kalınlığı ve iletim hızı arasındaki ilişki. Beyin Araş. 1983; 259 :41–56. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Goldberg JL. Bir akson nasıl büyür? Genler Dev. 2003; 17 :941–58. doi: 10.1101/gad.1062303. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Guillaud L, Wong R, Hirokawa N. KIF17-Mint1 etkileşiminin CaMKII'ye bağlı fosforilasyonla bozulması: kinesin-kargo salınımının moleküler bir modeli. Nat Cell Biol. 2008; 10 :19–29. doi: 10.1038/ncb1665. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Herting MM, Maxwell EC, Irvine C, Nagel BJ. Ergenlerde cinsiyet, ergenlik ve hormonların beyaz cevher mikro yapısı üzerindeki etkisi. Sereb Korteks. 2012; 22 :1979–92. doi: 10.1093/cercor/bhr246. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Hirokawa N, Niwa S, Tanaka Y. Nöronlardaki moleküler motorlar: beyin fonksiyonu, gelişimi ve hastalığında taşıma mekanizmaları ve rolleri. Nöron. 2010; 68 :610–38. doi: 10.1016/j.neuron.2010.09.039. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Hoffman PN. Nörofilament taşınmasındaki değişiklikler, yenilenen motor liflerindeki aksonların kalibresindeki değişikliklerle geçici olarak çakışır. J Cell Biol. 1985; 101 :1332-1340. doi: 10.1083/jcb.101.4.1332. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Hoffman PN. Gözden Geçirme: Nörofilamentlerin Sentezi, Aksonal Taşınması ve Fosforilasyonu Miyelinli Sinir Liflerinde Akson Kalibresini Belirler. Nörobilim. 1995; 1 :76-83. doi: 10.1177/107385849500100204. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Hoffman PN, Griffin JW, Fiyat DL. Nörofilament taşıma ile aksonal kalibrenin kontrolü. J Cell Biol. 1984; 99 :705–14. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Holzbaur ELF, Goldman YE. Moleküler motorların koordinasyonu: in vitro analizlerden hücre içi dinamiklere. Curr Opin Cell Biol. 2010; 22 :4-13. doi: 10.1016/j.ceb.2009.12.014. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Hussain R, Ghoumari AM, Bielecki B, Steibel J, Boehm N, Liere P, Macklin WB, Kumar N, Habert R, Mhaouty-Kodja S, Tronche F, Sitruk-Ware R, Schumacher M, Ghandour MS. Nöral androjen reseptörü: kronik demiyelinizasyonda miyelin onarımı için terapötik bir hedef. Beyin. 2013; 136 :132–46. doi: 10.1093/beyin/aws284. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Julien JP, Mushynski WE. Sağlık ve hastalıkta nörofilamentler. Prog Nükleik Asit Res Mol Biol. 1998; 61 :1–23. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Jung C, Lee S, Ortiz D, Zhu Q, Julien JP, Shea TB. Yüksek ve orta moleküler ağırlıklı nörofilament alt birimleri, nörofilamentlerin kinesin ile ilişkisini düzenler: yüksek moleküler ağırlıklı alt birimin fosforilasyonuyla inhibisyon. Brain Res Mol Brain Res. 2005; 141 :151–5. doi: 10.1016/j.molbrainres.2005.008.009. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Kampa M, Papakonstanti EA, Hatzoglou A, Stathopoulos EN, Stournaras C, Castanas E. İnsan prostat kanseri hücre hattı LNCaP, PSA salgısını artıran ve aktin hücre iskeletini değiştiren fonksiyonel membran testosteron reseptörlerine sahiptir. FASEB J. 2002; 16 :1429–31. doi: 10.1096/fj.02-0131fje. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Kim JH, Juraska JM. Doğum sonrası 15. günden 60. güne kadar sıçan korpus kallozumunun spleniumundaki akson sayısının gelişiminde cinsiyet farklılıkları. Brain Res Dev Brain Res. 1997; 102 :77-85. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Kim JHY, Ellman A, Juraska JM. Sıçan korpus kallozumunun splenyumundaki akson yoğunluğu ve sayısındaki cinsiyet farklılıklarının yeniden incelenmesi. 1996; 740 :47-56. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Lasek RJ, Garner JA, Brady ST. Sitoplazmik matrisin aksonal taşınması. J Cell Biol. 1984; 99 :212s–221s. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Lee MK, Cleveland DW. Nöronal ara filamentler. Annu Rev Neurosci. 1996; 19 :187–217. doi: 10.1146/annurev.ne.19.030196.001155. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Lustig R, Hua P, Smith L. Androjenin, Androjen Reseptörü İle Transfekte Edilmiş PC12 Hücreleri Kullanan Nöronlar Üzerindeki Etkileri için In Vitro Modeli. Mol Cell … 1994 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Marin-Husstege M, Muggironi M, Raban D, Skoff RP, Casaccia-Bonnefil P. Oligodendrocyte progenitör proliferasyonu ve olgunlaşması, erkek ve dişi cinsiyet steroid hormonları tarafından farklı şekilde düzenlenir. Dev Neurosci. 2004; 26 :245–54. doi: 10.1159/000082141. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Markiewicz L, Gurpide E. Fizyolojik ve sentetik androjenlerin östrojenik ve progestajenik aktiviteleri, in vitro biyoanalizlerle ölçülmüştür. Yöntemler Exp Clin Pharmacol'u bulun. 1997; 19 :215–22. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Markus A, Zhong J, Snider WD. Raf ve akt, duyusal akson büyümesinin farklı yönlerine aracılık eder. Nöron. 2002; 35 :65-76. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Marron TU, Guerini V, Rusmini P, Sau D, Brevini TaL, Martini L, Poletti a. Androjen kaynaklı nörit büyümesine motor nöronlarda nöritin aracılık eder. J Neurochem. 2005; 92 :10–20. doi: 10.1111/j.1471-4159.2004.02836.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Martenson C, Stone K, Reedy M, Sheetz M. Büyüme konisi ilerlemesi için hızlı aksonal taşıma gereklidir. Doğa. 1993; 366 :66–9. doi: 10.1038/366066a0. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Matsumoto AM, Karpas AE, Southworth MB, Dorsa DM, Bremner WJ. Erkek sıçanda ergenlik döneminde gonadotropin salgılanması için merkezi sinir sistemi-hipofiz mekanizmasının aktivasyonuna dair kanıt. Endokrinoloji. 1986; 119 :362–9. doi: 10.1210/endo-119-1-362. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • McQuarrie IG, Grafstein B. Japon balığı retina ganglion hücrelerinde protein sentezi ve aksonal taşınma, rejenerasyon sırasında bir şartlandırma lezyonu tarafından hızlandırıldı. Beyin Araş. 1982; 251 :25–37. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Medori R, Autilio-Gambetti L, Monaco S, Gambetti P. Deneysel diyabetik nöropati: akson kesit alanındaki değişikliklerle yavaş taşımanın bozulması. Proc Natl Acad Sci US A. 1985; 82 :7716–20. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Mellström B, Naranjo JR. Ca(2+)-bağımlı transkripsiyonun mekanizmaları. Curr Opin Neurobiol. 2001; 11 :312–9. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Midorikawa R, Takei Y, Hirokawa N. KIF4 motoru, PARP-1 enzimatik aktivitesini baskılayarak aktiviteye bağlı nöronal sağkalımı düzenler. Hücre. 2006; 125 :371–83. doi: 10.1016/j.cell.2006.02.039. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Monosson E, Kelce WR, Lambright C, Ostby J, Gray LE. Antiandrojenik fungisit olan vinclozolin'e peripubertal maruziyet, erkek sıçanda ergenliği geciktirir, androjene bağımlı dokuların gelişimini engeller ve androjen reseptör fonksiyonunu değiştirir. Toksikol Ind Sağlık. 1999; 15 :65-79. doi: 10.1177/074823379901500107. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Morfini G, Szebenyi G, Elluru R, Ratner N, Brady ST. Glikojen sentaz kinaz 3, kinesin hafif zincirlerini fosforile eder ve kinesine dayalı hareketliliği negatif olarak düzenler. EMBO J. 2002; 21 :281–93. doi: 10.1093/emboj/21.3.281. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Murayama Y, Weber B, Saleem KS, Augath M, Logothetis NK. Mn ile geliştirilmiş MRI ile in vivo nöral devrelerin izlenmesi. Magn Reson Görüntüleme. 2006; 24 :349–58. doi: 10.1016/j.mri.2005.2.031. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Nguyen T-VV, Yao M, Pike CJ. Androjenler, mitojenle aktive olan protein kinaz sinyalini aktive eder: nöroproteksiyondaki rol. J Neurochem. 2005; 94 :1639–51. doi: 10.1111/j.1471-4159.2005.03318.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Nixon RA, Paskevich PA, Sihag RK, Thayer CY. Retina ganglion hücre nöronlarında in vivo olarak nörofilament proteinlerinin karboksil terminal alanlarındaki fosforilasyon: bölgesel nörofilament birikimi, internörofilament aralığı ve akson kalibresi üzerindeki etkiler. J Cell Biol. 1994; 126 :1031–46. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Olivares R, Michalland S, Aboitiz F. Korpus kallozumun türler arası ve tür içi morfometrik analizi. Beyin Davranışı Evrim. 2000; 55 :37-43. 6640. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Olivares R, Montiel J, Aboitiz F. Memeli korpus kallozumun ince yapısındaki tür farklılıkları ve benzerlikleri. Beyin Davranışı Evrim. 2001; 57 :98–105. 47229. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Ojeda SR, Urbanski HF. Sıçandaki ergenlik. İçinde: Knobil E, Neill JD, editörler. Üreme Fizyolojisi. 2. Raven Press, Inc; New York, NY: 1994. s. 363–409. [ Google Akademik ]
    • Pajevic S, Basser PJ. Optimum bir ilke, normal beyaz cevherdeki akson çaplarının dağılımını tahmin eder. PLoS Bir. 2013; 8 :e54095. doi: 10.1371/journal.pone.0054095. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Patton GC, Viner R. Sağlıkta ergenlik geçişleri. Lancet. 2007; 369 :1130–9. doi: 10.1016/S0140-6736(07)60366-3. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Paus T. Ergen beyninde beyaz cevher büyümesi: miyelin mi akson mu? Beyin Bilinci. 2010; 72 :26–35. doi: 10.1016/j.bandc.2009.06.002. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Paus T, Pesaresi M, French L. Bir taşıma sistemi olarak beyaz madde. Sinirbilim. 2014 doi: 10.1016/j.neuroscience.2014.01.055. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Pelley RP, Chinnakannu K, Murthy S, Strickland FM, Menon M, Dou QP, Barrack ER, Reddy GPV. Kalmodulin-androjen reseptörü (AR) etkileşimi: LNCaP prostat kanseri hücrelerinde AR'nin kalsiyum bağımlı, kalpain aracılı yıkımı. Kanser Araş. 2006; 66 :11754-62. doi: 10.1158/0008-5472.CAN-06-2918. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Peper JS, Hulshoff Pol HE, Crone EA, van Honk J. Pubertal erkek ve kızlarda seks steroidleri ve beyin yapısı: Nörogörüntüleme çalışmalarının mini bir incelemesi. Sinirbilim. 2011; 191 :28–37. doi: 10.1016/j.neuroscience.2011.02.014. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Perge Ja, Niven JE, Mugnaini E, Balasubramanian V, Sterling P. Aksonların kalibresi neden farklıdır? J Neurosci. 2012; 32 :626–38. doi: 10.1523/JNEUROSCI.4254-11.2012. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Perrin JS, Hervé PY, Leonard G, Perron M, Pike GB, Pitiot A, Richer L, Veillette S, Pausova Z, Paus T. Ergen beyninde beyaz maddenin büyümesi: testosteron ve androjen reseptörünün rolü. J Neurosci. 2008; 28 :9519–24. doi: 10.1523/JNEUROSCI.1212-08.2008. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Perrin JS, Leonard G, Perron M, Pike GB, Pitiot a, Richer L, Veillette S, Pausova Z, Paus T. Ergenlik döneminde beyaz maddenin büyümesinde cinsiyet farklılıkları. Nörogörüntü. 2009; 45 :1055–66. doi: 10.1016/j.neuroimage.2009.01.023. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Perrot R, Julien JP. Gerçek zamanlı görüntüleme, ara filamentlerin düzensizliğinin neden olduğu hızlı aksonal taşıma kusurlarını ortaya çıkarır. FASEB J. 2009; 23 :3213–25. doi: 10.1096/fj.09-129585. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Peters A, Palay SL, de Webster HF. Sinir Sisteminin İnce Yapısı: Nöronlar ve Destekleyici Hücreleri. Oxford Üniversitesi Yayınları; ABD: 1991. [ Google Akademik ]
    • Ravizza T, Galanopoulou AS, Velísková J, Moshé SL. Gelişim sırasında sıçan substantia nigra'da androjen ve östrojen reseptörü ekspresyonundaki cinsiyet farklılıkları: bir immünohistokimyasal çalışma. Sinirbilim. 2002; 115 :685-96. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Reis GF, Yang G, Szpankowski L, Weaver C, Shah SB, Robinson JT, Hays TS, Danuser G, Goldstein LSB. Drosophila'da genetik ve hesaplamalı analizle incelenen in vivo aksonal taşımada moleküler motor fonksiyonu. Mol Biol Hücresi. 2012; 23 :1700–14. doi: 10.1091/mbc.E11-11-0938. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Roy S, Kahve P, Smith G, Liem RK, Brady ST, Black MM. Nörofilamentler aksonlarda hızla ancak aralıklı olarak taşınır: yavaş aksonal taşınmanın etkileri. J Neurosci. 2000; 20 :6849–6861. [pii] [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Sanchez I, Hassinger L, Sihag RK, Cleveland DW, Mohan P, Nixon Ra. Miyelinizan aksonların in vivo radyal büyümesi sırasında nörofilament birikiminin lokal kontrolü. Bölgeye özgü fosforilasyonun seçici rolü. J Cell Biol. 2000; 151 :1013–24. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Sarkey S, Azcoitia I, Garcia-Segura LM, Garcia-Ovejero D, DonCarlos LL. Beyindeki klasik olmayan bölgelerdeki klasik androjen reseptörleri. Horm Davranışı. 2008; 53 :753-64. doi: 10.1016/j.yhbeh.2008.02.015. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Sato N, Sadar MD, Bruchovsky N, Saatcioglu F, Rennie PS, Sato S, Lange PH, Gleave ME. Prostata özgü antijen geninin androjenik indüksiyonu, insan prostat kanseri hücre hattı LNCaP'de androjen reseptörü ve AP-1/c-Jun arasındaki protein-protein etkileşimi tarafından bastırılır. J Biol Chem. 1997; 272 :17485–94. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Schwab ME, Suda K, Thoenen H. Bir proteinin seçici retrograd transsinaptik transferi, tetanoz toksini, retrograd aksonal taşınmasının ardından. J Cell Biol. 1979; 82 :798-810. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Shah JV, Flanagan LA, Janmey PA, Leterrier JF. Kısmen dynein/dynactin'in aracılık ettiği mikrotübüller boyunca nörofilamentlerin çift yönlü translokasyonu. Mol Biol Hücresi. 2000; 11 :3495–508. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Shea TB, Chan WKH. Fosforilasyon ile nörofilament dinamiğinin düzenlenmesi. Eur J Neurosci. 2008; 27 :1893–901. doi: 10.1111/j.1460-9568.2008.06165.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Sheng Z, Kawano J, Yanai A, Fujinaga R, Tanaka M, Watanabe Y, Shinoda K. Sıçan ve fare dorsal raphe çekirdeklerinin serotonin nöronlarında östrojen reseptörlerinin (alfa, beta) ve androjen reseptörünün ekspresyonu; cinsiyet ve tür farklılıkları. Nörobilim Araş. 2004; 49 :185-96. doi: 10.1016/j.neures.2004.02.011. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Shughrue PJ, Dorsa DM. Östrojen ve androjen, doğum sonrası sıçan beyninde büyüme ile ilişkili protein GAP-43 (nöromodulin) haberci ribonükleik asidi farklı şekilde modüle eder. Endokrinoloji. 1994; 134 :1321–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Simerly RB, Chang C, Muramatsu M, Swanson LW. Sıçan beyninde androjen ve östrojen reseptörü mRNA içeren hücrelerin dağılımı: yerinde hibridizasyon çalışması. J Comp Neurol. 1990; 294 :76-95. doi: 10.1002/cne.902940107. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Starr R, Attema B, DeVries GH, Monteiro MJ. Nörofilament fosforilasyonu, miyelinasyon ile modüle edilir. J Neurosci Res. 1996; 44 :328–37. doi: 10.1002/(SICI)1097-4547(19960515)44:4<328::AID-JNR3>3.0.CO;2-E. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Steinsapir J, Socci R, Reinach P. Androjenin LNCaP hücrelerinin hücre içi kalsiyumu üzerindeki etkileri. Biochem Biophys Res Komün. 1991; 179 :90–6. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Sun M, Yang L, Feldman RI, Sun XM, Bhalla KN, Jove R, Nicosia SV, Cheng JQ. p85α, androjen reseptörü ve Src etkileşimi yoluyla androjen tarafından fosfatidilinositol 3-kinaz/Akt yolunun aktivasyonu. J Biol Chem. 2003; 278 :42992-43000. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Thorn KS, Ubersax JA, Vale RD. Kinesin motorunun işlemsel çalışma uzunluğunun mühendisliği. J Cell Biol. 2000; 151 :1093–100. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Tomasi S, Caminiti R, Innocenti GM. Kortikofugal projeksiyonların çap ve uzunluklarındaki alansal farklılıklar. Sereb Korteks. 2012; 22 :1463–72. doi: 10.1093/cercor/bhs011. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Ullén F. Geç miyelinasyonun aktivite regülasyonu insan sinir sisteminde plastik bir mekanizma mıdır? Nöron Glia Biol. 2009; 5 :29–34. doi: 10.1017/S1740925X09990330. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Vaillant AR, Mazzoni I, Tudan C, Boudreau M, Kaplan DR, Miller FD. Depolarizasyon ve nörotrofinler, nöronal sağkalımı sinerjik olarak düzenlemek için fosfatidilinositol 3-kinaz-Akt yolunda birleşir. J Cell Biol. 1999; 146 :955-66. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Vaillant AR, Zanassi P, Walsh GS, Aumont A, Alonso A, Miller FD. Geri dönüşümlü, aktiviteye bağlı dendrit oluşumunun altında yatan sinyal mekanizmaları. Nöron. 2002; 34 :985–98. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Vance JE, Campenot RB, Vance DE. Aksonal büyüme ve sinir rejenerasyonu için lipidlerin sentezi ve taşınması. Biochim Biophys Acta. 2000; 1486 :84-96. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Wagner OI, Ascaño J, Tokito M, Leterrier JF, Janmey PA, Holzbaur ELF. Nörofilamentlerin mikrotübül motor sitoplazmik dinein ile etkileşimi. Mol Biol Hücresi. 2004; 15 :5092–100. doi: 10.1091/mbc.E04-05-0401. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Wang L, Brown a. Floresan fotoağartma ile gözlemlenen aksonal nörofilamentlerin hızlı aralıklı hareketi. Mol Biol Hücresi. 2001; 12 :3257-67. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Wang L, Brown A. Aksonlarda mikrotübüllerin hızlı hareketi. Curr Biol. 2002; 12 :1496–1501. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Wang L, Brown A. Kinesin-1A/KIF5A'daki kalıtsal bir spastik parapleji mutasyonu, nörofilament taşınmasını bozar. Mol Nörodejener. 2010; 5:52 . doi: 10.1186/1750-1326-5-52. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Wang SSH, Shultz JR, Burish MJ, Harrison KH, Hof PR, Towns LC, Wagers MW, Wyatt KD. Beyaz cevher aksonal ölçeklemesinde fonksiyonel değiş tokuşlar. J Neurosci. 2008; 28 :4047-56. doi: 10.1523/JNEUROSCI.5559-05.2008. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Wang X, Schwarz TL. Kinesin aracılı mitokondriyal motilitenin Ca2+'ya bağlı regülasyonu mekanizması. Hücre. 2009; 136 :163–74. doi: 10.1016/j.cell.2008.11.046. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Xia CH, Roberts EA, Her LS, Liu X, Williams DS, Cleveland DW, Goldstein LSB. Nöronal kinesin ağır zinciri KIF5A'nın hedeflenen bozulmasının neden olduğu anormal nörofilament taşınması. J Cell Biol. 2003; 161 :55-66. doi: 10.1083/jcb.200301026. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Yabe JT, Jung C, Chan WK, Shea TB. Nörofilament proteinlerinin kinesin in situ ile fosfo bağımlı ilişkisi. Hücre Motil Hücre İskeleti. 2000; 45 :249-62. doi: 10.1002/(SICI)1097-0169(200004)45:4<249::AID-CM1>3.0.CO;2-M. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Yabe JT, Pimenta A, Shea TB. Büyüyen aksonlarda nörofilament protein oligomerlerinin kinesin aracılı taşınması. J Hücre Bilimi. 1999; 112 (Pt 2):3799-814. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    • Yuan A, Rao MV, Veeranna, Nixon Ra. Bir bakışta nörofilamentler. J Hücre Bilimi. 2012; 125 :3257-63. doi: 10.1242/jcs.104729. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    • Zhang HL, Eom T, Oleynikov Y, Shenoy SM, Liebelt DA, Dictenberg JB, Şarkıcı RH, Bassell GJ. Bir beta-aktin mRNP kompleksinin nörotrofin kaynaklı taşınması, beta-aktin seviyelerini arttırır ve büyüme konisi hareketliliğini uyarır. Nöron. 2001; 31 :261–75. [ PubMed ] [ Google Akademik ]

    Yorum yap

    Hazırlanıyor...
    X