Duyuru

Collapse
No announcement yet.

OZON YAĞI, Ozon KND

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • OZON YAĞI, Ozon KND

    GÖKÇEK GÖKÇEK OZON YAĞIHAKKINDA BİLGİ

    Gökçek ozon yağı, piyasada Ozon yağı ve ozon kremi olarak satılmakta olan ürünlerden farklı olarak, kesinlikle ambalajında plastik malzeme içermez, Ozon yağı mutlaka saf zeytin yağından elde edeedilir.Gökçek ozon yağı, cildin tüm bölgelerinde, burun içi ve ağız içinde kullanılabilir. İçilebilirdir ve hiçbir yan etkisi yoktur.Nefes darlığı çekenler, sedef hastaları, sivilce lekeleri, güneş lekeleri, deri ve cilt hastalıkları, saç derisi hastalıkları, saç dökülmesi, selülit, bölgesel incelme, doğum çatlakları, göz hastalıkları, morarmalar, tırnak bozuklukları, tırnak ve ayak mantarı gibi sayısız kullanıma uygundur. Başarı derecesi %100 dür. Hiçbir hastalık yoktur ki oksijen seviyesini arttırmak iyi gelmesin. Ozon terapi bir çok rahatsızlığın semptomatik tedavisine destek olarak kullanıldığında, iyileşme sürecinin ortalama 5 katına kadar çıktığı saptanmıştır. Bir çok cilt rahatsızlığında, kimyasal ilaçların kullanımından doğan fayda ve zararlar göz önüne alındığında, zararları ve yan etkileri daha çok olduğu için kullanımı tercih edilmemektedirler. Gökçek Ozon yağı özellikle cilt hastalıklarında hem tedavi etme hızı hem de hiçbir yan etkisi olmamasından dolayı en çok tercih edilen ürün olmaktadır.Arı ve sinek sokmaları ya da böcek ısırmaları gibi durumlarda bilindiği üzere çok fazla tedavi edici ürün ya da ilaç yoktur. Bunlar çok fazla ciddiye alınan sağlık problemleri olmadığından dolayı bunun için geliştirilmiş çok fazla ürün bulunmamaktadır.Gökçek Ozon yağı ise bu tür arı ve sinek sokmalarında ağrı, kaşıntı ve acı lezyonlarını hemen geçirme etkisine sahiptir. Ozon yağını sürekli olarak kullanmayı gerektirecek bir durum yoksa bile sadece bu tür acil durumlarda kullanılmak üzere buzdolabında 10 yıl bekleme ömrüne sahip olduğu için evimizde sürekli bulunabilecek gerekli bir üründür.

    GÖKÇEK OZON YAĞI NASIL KULLANILIR
    Gökçek Ozon Yağı, istenilen bölgeye birkaç damla damlatılarak masaj yapılır. Aft ve ağız yaralarında bir iki damla ozonlu yağ pamuğa damlatılarak ağız içi silinir yada küp şeker üzerine damlatılıp pastil gibi emilebilir. Selülit ve varis için bileklerden yukarı doğru masaj yapılarak uygulanmalıdır. Uçuk ve dudak çatlakları için ise gece yatmadan önce sürülmelidir. Pişik ve kızarıklıklarda bölgeye uygulanmalı uzun süre su ile temas edilmemesi sağlanmalıdır, uygulama için en ideali gece uygulanmasıdır.Sinir sıkışmaları eklem ve kas ağrılarında yedirilerek masaj yapılmalı gün içerisinde tekrar edilmelidir.Cilt bakımında hücrelerin yenilenme sürecini desteklemesi için gece yatmadan önce birkaç damla ozonlu yağ cilde tatbik edilmeli ve sabaha kadar beklemelidir. Uygulandığı bölgede kan akışını sağladığı için ağrılarda yorgunlukta da uygulanmalıdır.Açık yara ve yanık üzerine uygulamalarda kısa sürede başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Açık yara üzerine tatbiki yine birkaç damla damlatılıp bölgenin sarılması şeklinde olmalıdır.Kızarıklıklar ve alerji içinde kullanılmaktadır. Saç derisinde kaşıntı ve pullanmayı günlük düzenli kullanımlar sonunda gidermektedir. Sedef-egzama gibi birçok alanda kullanımı mevcuttur.Yapılan bilimsel çalışmalara göre “ozonlu yağ” kullanımından sonra en belirgin duygu kişinin kendini daha iyi ve zinde hissetmesidir. Uzun süreli korunabilmesi için her kullanım sonrasında ağzı kapalı olacak şekilde buzdolabında saklanmalıdır. Dondurucu bölüme kesinlikle konulmamalıdır.


    GÖKÇEK OZON YAĞI KULLANIM ALANLARI
    “Ozon kozmetik ve dermatolojik rehabilitasyon yöntemi olarak çok geniş bir ağa sahiptir. Bu nedenle hangi alanlarda ve hangi şekillerde başarı olduğunu yukarıdaki yazımızda anlattık.”
    Kozmetik etkileri olarak, cilde sürüldüğünde cilt hücrelerinin oksijen ihtiyacını karşılar, cilt hücrelerinin doğal yakıtı olan oksijen hücrelerini yeniler, güneş ışınlarına karşı dünyamızı koruduğu gibi cildimizi de korur, bu nedenle güneşten oluşan cilt lekelerini yok eder, güneşin cildi yaşlandırmasına engel olur, hücre bölünmesini arttırması nedeniyle kırışıklıkları azaltır ve uzun süreli kullanımda yok eder.
    Dermatolojik etkileri olarak, tıbbın yılladır yaptığı tüm klinik araştırmalar, ciltte hastalık oluşumuna sebep olan birçok patojenin ‘anaerob’ yani oksijensiz ortamda gelişen bakteriler olduğunu kanıtlamıştır. Bu bakterilerin bulunduğu ortamdaki oksijen seviyesi arttığı zaman yaşayamazlar. Ozon yağının kullanıldığı derideki bakterilere ulaşan oksijen sayesinde bu bakteriler yaşayamaz ve ciltteki hastalık, yara yahut iltihap yok olur. Gökçek Ozon yağı anti bakteriyel ve anti fugnal yapıya sahiptir.Faydaları arasında sivilcelerden sivilce izlerine kadar birçok deri görünümü bozukluğu ve cilt hastalığı kolayca tedavi edilebilmektedir. Tüm bunlara rağmen kimyasal ilaçların tam tersine hiçbir yan etkisi yoktur.
    İyileşmeyen yaralar, (Diabetik Ayak Yaraları): Özellikle şeker hastalarında sebepsiz oluşan ve zor iyileşen yaraların iyileşme süreçlerini hızlandırmakta.
    Kanser: Kanser hastalarının kemoterapiden gördükleri zararları azaltmakta hücre iyileşmesini, hücre yenilenmesini hızlandırmakta.
    Kas, eklem ve Romatizmal hastalıklar: Büyük eklem romatizması, Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF), eklem romatizması, kas yırtılması, kas gerilmesi gibi ağrılı hastalıklara sebep olan iltihapların iyileştirilmesinde.
    Virüs kaynaklı hastalıklar: Virüslerin organizmalara verdiği zararlı etkilerin azaltılmasında ve giderilmesinde.
    Böbrek fonksiyonlarının düzenlenmesi: İdrar zorluğu, mesane iltihabı, sistit gibi idrar yolu ve böbrek enfeksiyonlarının iyileşme süreçlerinin hızlanmasında ve koruma amaçlı kullanımında.
    Cilt hastalıkları: Güneş yanıkları, cilt lekeleri, sivilce izleri, kırışıklıklar, cilt sarkmaları, sedef hastalığı, ürtiker, melenin yapı bozukluğu, ciltte renk farklılıkları ve cildin yenilenmesine ihtiyaç duyan her tip cilt hastalığında.
    Göz hastalıkları: Görme bozuklukları, arpacık, göz iltihabı, kuru göz gibi tüm göz hastalıklarında.
    Bağırsak hastalıkları: Tuvalete çıkma bozukluğu, bağırsak kanseri, kolit, tenya, kıl kurdu, solucan gibi parazitler ve tüm bağırsak fonksiyonlarının tedavisine destek olarak.
    Nörolojik hastalıklar: Sinirsel hastalıklar, buna bağlı gelişen vücut fonksiyon aksaklıkları, kas yapısını bozan sinir hastalıklarında, kasların ve sinir sisteminin güçlenmesinde.
    Yaşlılık: Yaşlanmaya bağlı hücre yenilenmesinin azalması durumunda, ciltte oluşan yaraların daha geç iyileştiği durumlarında, yaşlanmanın etkilerini azaltmakta.
    Selülit: Oksijen seviyesinin artmasına bağlı olarak hücre metabolizmasının hızlanması ve hücrelerinin azalmasını sağlamakta, selülit görünümünü azaltmak ve yok etmekte.
    Kronik yorgunluk: Hücre yaşının ilerlemesi ve buna bağlı olarak gelişen kronik yorgunluk durumunda.
    Stresle mücadele: Stresin neden olduğu kan damarlarının daralması durumunda, damarları gevşetmek ve neticede stresin yarattığı gerginlik etkisini azaltmakta.
    Detoks: Zararlı alerjen ve toksinlerin vücuttan atılmasını sağlamakta.
    Zeka geriliği: Beyin hücrelerinin yenilenmesini hızlandırmakta ve zeka fonksiyonlarını düzenlemekte.
    Diş hastalıkları: Çürüklere neden olan bakterilerin öldürülmesinde, diş eti iltihabı gibi durumlarda iltihabı yok etmekte.
    Cinsel rahatsızlıklar: Cinsel fonksiyonların düzenlenmesinde, cinsel organda oluşabilecek yaraların tedavisinde.

    GÖKÇEK OZON YAĞI HAKKINDA UYARILAR DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
    Hamilelik dahil her dönemde kullanılabilir. Sağlığa hiçbir zararı ya da yan etkisi yoktur. Göz ile temasının hiçbir zararı yoktur. Yutulmasının hiçbir zararı yoktur. Faydasını görmek açısından içilebilir. Fakat bu miktarın yemekte ya da salatada kullanılacak yağ miktarı kadar olmasına gerek yoktur. Birkaç damla Gökçek ozonlu yağ yutularak, akciğer ve mide rahatsızlıkları en aza indirilebilir.
    Gökçek Ozon yağı kesinlikle bir ilaç değildir. Reçeteli olarak satılmaz. Herhangi bir hastalığın direkt tedavisinde kullanılmaz. Basit cilt rahatsızlıklarında direkt, süreklilik ihtiva eden tüm hastalıklarda ise hekimin önerdiği tedaviye destek olarak kullanılır.
    Yeni doğmuş bebeklerde dahi kullanılabilir. Alerjik ve hassas ciltlerde kullanılabilir.
    Kadir Bulut
    hocam kulağım ağrıyordu gece kalktım uyuyamadım. sonra sizden aldığım ozon kandidadan iki damla damlattım. kulak ağrımı şak diye kesti. maşallah çok güzel ürünleriniz var
    KAYNAK

    Mahmut Kaya
    Tırnak mantarı ve dilimde beyaz, sarı ve bazende siyah tabaka oluşuyordu. Ne kullandıysam bir çare olmadı. İbrahim Bey'in tavsiyesi ile 1 tatlı kaşığı Ozon KND, 1 tatlı kaşığı zeytin yağı, yarım limonu 1 bardak ılık suya karıştırıp içmeye başladım. Tırnak mantarından ve dildeki tabakadan kurtuldum. Allah razı olsun
    KAYNAK

    Ertaç Işık
    OZON YAĞI KND kullanıyorum. Tırnaklar için mükemmel bir ürün. Çok güzel besliyor ve TIRNAKLARIN CANLI GÖZÜKMESİNİ sağlıyor. Tavsiye ederim.
    KAYNAK



    GÖKÇEK OZON YAĞI’NIN YAN ETKİLERİ
    Gökçek Ozon yağı tamamen doğaldır, sadece oksijen ihtiva eder. Bu nedenle de hiçbir durumda hiçbir yan etkisi yoktur.
    Konu ozgurcay tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/18435-ozgurcay Saat 10 August 2023, 08:47 ) değiştirilmiştir.

  • #2
    OZON KND (Ozon CND) ile Candida Tedavisi, Genital Bölge, Cilt, Saç Dibi ve Tırnak ve Ağız İçi için



    Tarçın Yağı ve Zeytinyağının Candida Spp.'ye Karşı Antifungal Etkinliği Kan Akımı Enfeksiyonlarından İzole

    Nidhi Göl , 1 Hina Rohilla , 2 Gajender Singh , 3 ve Parul Punia 4
    Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
    1 Profesör, Mikrobiyoloji Bölümü, PGIMS, Rohtak, Haryana, Hindistan.
    2 Kıdemli Asistan, Mikrobiyoloji Bölümü, PGIMS, Rohtak, Haryana, Hindistan.
    3 Kıdemli Profesör ve Bölüm Başkanı, Eczacılık Bölümü, PGIMS, Rohtak, Haryana, Hindistan.
    4 Kıdemli Asistan, Mikrobiyoloji Bölümü, PGIMS, Rohtak, Haryana, Hindistan.
    Sorumlu yazar.
    MUHABİR YAZARIN ADI, ADRESİ, E-POSTA KİMLİĞİ: Dr. Nidhi Goe, Profesör, Mikrobiyoloji Bölümü, 2. Kat , PGIMS ROHTAK, Haryana, Hindistan. E-posta: moc.oohay@3002_leogn
    Git: Soyut

    giriiş


    Son zamanlarda non- albicans Candida, kan dolaşımı enfeksiyonlarında önemli bir morbidite ve mortalite nedeni olarak ortaya çıkmıştır. Candida'nın bazı türleri, ekinokandinler ve flukonazol gibi birinci ve ikinci sıra antifungallere karşı giderek daha dirençli hale gelmektedir. Küresel antifungal direncin artması göz önüne alındığında, doğal bitki ürünleri gibi alternatif ve daha iyi antifungallerin rolünün araştırılması gerekmektedir. Uçucu yağların çeşitli mantarlara karşı antimikrobiyal aktivite gösterdiği bilinmektedir. Bu nedenle tarçın yağı ve zeytinyağının Candida spp.'ye karşı etkinliğini değerlendirdik.

    Amaç
    Zeytinyağı ve tarçın yağının kan dolaşımı Candida izolatlarına karşı in vitro antifungal aktivitesini değerlendirmek.

    Malzemeler ve yöntemler
    Bu prospektif gözlemsel çalışma, Haziran 2011-Temmuz 2012 arasında bir üçüncü basamak eğitim hastanesinin Mikrobiyoloji Bölümünde yürütülmüştür. Klinik olarak fungal septisemi olduğundan şüphelenilen 1376 hastadan kan örnekleri toplanmıştır ve bunların 100'ü (%7,2) Candida elde edilen izolatlar geleneksel yöntemlerle türleştirilmiştir. Tüm izolatların antifungal duyarlılık testleri NCCL (M27-A2) uyarınca flukonazol, vorikonazol ve zeytinyağı ve tarçın yağına karşı agar kuyusu difüzyon yöntemi ile yapıldı.

    Sonuçlar
    Kandidemi prevalansı %7.26 idi. C. albicans (%85,3) ve C. parapsilosis (%85,7) flukonazole en duyarlıydı, bunu C. tropicalis (%67,4) izledi. Tüm izolatlar vorikonazole %100 duyarlıydı. Her iki yağın da Candida izolatlarının yaklaşık %50'sine karşı etkili olduğu bulundu . Flukonazol dirençli C. krusei suşlarının yaklaşık %55,5'i zeytin ve tarçın yağına duyarlıydı.

    Çözüm
    Flukonazole dirençli non- albicans Candida, Candide mia'nın başlıca nedeni olarak ortaya çıkmıştır . Tarçın ve zeytinyağı, albicans ve non- albicans spp.'ye karşı belirgin hassasiyet gösterir.

    Anahtar Kelimeler: Antifungal duyarlılık, Kandidemi, Uçucu yağ, Flukonazol
    giriiş
    İnvaziv mantar enfeksiyonlarında, özellikle Candide mia'daki çarpıcı artış, son birkaç on yıldan beri dünya çapında önem kazanmıştır. Kan dolaşımı enfeksiyonlarına neden olan diğer mikrobiyal patojenlerle karşılaştırıldığında, albicans ve non- albicans Candida spp. kan dolaşımı enfeksiyonlarının en yaygın etkenleri arasında dördüncü sırada yer alırlar ve yüksek mortalite (%30-40) ve morbidite ile ilişkilidirler [ 1]. İnvazif mantar enfeksiyonlarını tedavi etmek için başlıca dört ana antifungal ilaç sınıfı vardır. Bunlar arasında polienler, pirimidin analogları, ekinokandinler ve triazoller bulunur. Tıbbi uygulamada, flukonazol ve vorikonazoller gibi triazoller hala en çok kullanılan antifungallerdir. Ancak, antifungal ilaç tedavisinin kullanımı, bu yaygın ajanlara karşı antifungal direncin gelişmesine yol açmıştır [ 1 , 2]. Bu nedenle, ilaca dirençli mayaların oluşturduğu artan tehditler göz önüne alındığında, yalnızca etkili olmakla kalmayıp aynı zamanda daha az yan etkiye sahip olan alternatif ve daha iyi antifungalleri şiddetle araştırmamız gerekiyor. Geleneksel ilaçların çeşitli sağlık hizmetlerinde önemli bir rol oynadığı bilinmektedir. Zeytinyağı ve tarçın yağı gibi uçucu yağlar gibi çeşitli antibiyotik olmayan maddelerin çeşitli maya ve küflere karşı etkili olduğu bildirilmiştir [ 3 ]. Uçucu yağlar, çeşitli bitki kısımlarından elde edilen ve geniş bir antimikrobiyal aktivite spektrumu gösterdiği bilinen aromatik yağlı sıvılardır [ 3 , 4] .]. Bu yağların antifungal ilaçlar yerine kullanılması daha çok tercih edileceğinden bu yağların etkinliğinin test edilmesi için çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır ve bu amaçla bu çalışma yapılmıştır.

    Malzemeler ve yöntemler
    Bu prospektif gözlemsel çalışma, Haziran 2011-Temmuz 2012 tarihleri ​​arasında bir yıllık süreçte Eczacılık Anabilim Dalı ile işbirliği içinde Mikrobiyoloji Anabilim Dalı'nda yapılmıştır. fungal septisemi şüphesi çalışmaya dahil edildi. Halihazırda antifungal kullanan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Tüm bu hastalar için yaş, cinsiyet, doğum ağırlığı, erken doğum öyküsü, antibiyotik profilaksisi öyküsü, eşlik eden herhangi bir hastalık varlığı ve intravenöz yol varlığı gibi demografik ve klinik veriler not edildi. İki set bifazik Brain Heart Infusion (BHI) ortamında aseptik önlemler altında her hastadan iki kopya halinde ardışık kan örnekleri alındı. Bir BHI seti 25°C'de ve diğeri 37°C'de inkübe edildi ve 24 saat, 48 saat ve 72 saat sonra 7 güne kadar alt kültürler yapıldı. Koloniler standart mikrobiyolojik tekniklerle tanımlandı. toplam 100Candida izolatları germ tüp testi, mısır unu agarda morfoloji, Hi-Chrome Candida agarda üreme, karbonhidrat fermantasyonu ve şeker asimilasyon testi temel alınarak tür düzeyine kadar elde edilmiş ve tanımlanmıştır [ 5 , 6 ].

    duyarlılık testi
    İzole edilen Candida izolatları ayrıca flukonazol (Hi-media), vorikonazol (Pfizer), tarçın yağı ve zeytinyağına karşı antifungal duyarlılık testine tabi tutuldu. Flukonazol ve vorikonazol için duyarlılık testi, RPMI (Roswell Park Memorial Institute) ortamı ve MOPS (3-(N-morfolino) propan sülfonik asit) tamponu kullanılarak sıvı mikrodilüsyon minimum inhibe edici konsantrasyon (BMD-MIC) yöntemiyle yapıldı. MİK sonuçları, NCCL (M-27-A2) yönergelerine göre yorumlandı. Kalite kontrol testi ATCC suşu, C. albicans ATCC 90028, C. parapsilosis ATCC 22019, Candida tropicalisATCC750 ve Candida krusei ATCC 6258 [ 7] kullanılarak yapıldı.]. 100 izolatın tamamı tarçın yağı ve zeytinyağına karşı agar kuyusu difüzyon yöntemi ile duyarlılık testine tabi tutulmuştur. Test edilecek Candida suşu, sterilize edilmiş Sabouraud's Dextrose Agar plakasına inoküle edildi. Agar yüzeyine 6 mm çapında steril bir mantar delicisi ile aseptik olarak bir delik açıldı. Negatif kontrol olarak steril DMSO ile periferik oyukların her birine 50 ul tarçın ve zeytinyağı ilave edildi. Plakalar 28°C'de inkübe edildi. Uçucu yağların antimikrobiyal aktivitesi, inhibisyon bölgesi gözlemlenerek analiz edildi. Sonuçlar <9 mm- aktif değil olarak yorumlandı; 9-12 mm- kısmen aktif; 13-18 mm- aktif; >18 mm- çok aktif [ 8 , 9]. İstatistiksel analiz, SPSS versiyon-16.0 yazılımı kullanılarak ki-kare testi ile yapıldı.

    Sonuçlar
    Çalışma süresi boyunca toplam 100 (%7,26) Candida spp. 1376 hastadan izole edildi. Çocuklarda (1-15 yaş) Candida izolasyon oranı (%89), erişkinlere (>15 yaş) (%11) göre daha yüksekti.

    Candida suşlarının çoğunluğu yenidoğanlardan (%36) izole edilmiştir, bunu bebekler (%28), 1-15 yaş (%25) ve yetişkinler (%11) izlemektedir.Tablo/Şekil-1]. Erkek dişi oranı 3:1 idi. Candida izolasyon oranı ÇYBÜ (Pediatrik Yoğun Bakım Ünitesi) hastalarında (%72) en fazlaydı, bunu servisler (%21) ve OPD'ler (%7) takip etti [Tablo/Şekil-2].

    [Tablo/Şek-1]:
    Çeşitli kandida türlerinin yaşa göre dağılımı .
    < 1 ay 36 19 (%52,78) 10 (%27,78) 4 (%11,11) 3 (%8,33)
    1-12 ay 28 8 (%28,6) 16 (%57,14) 2 (%7,14) 2 (%7,14)
    1-15 yıl 25 11 (%44) 12 (%48) 1 (%4) 1 (%4)
    yetişkinler 11 3 (%27,27) 5 (%45,45) 2 (%18,18) 1 (%9,05)
    Ayrı bir pencerede aç

    [Tablo/Şek-2]:
    Klinik ortamlara göre izolatların dağılımı.
    ÇBÜ 72
    koğuş 21
    OKB 07
    Toplam 100
    Ayrı bir pencerede aç
    100 Candida izolatından C. tropicalis (%43) en sık izolat olurken, bunu C. albicans (%41), C. krusei (%9) ve C. parapsilosis (%7) izledi. Bebeklerden (0-1 ay) C. albicans daha sık izole edilirken, yenidoğanlarda (1-12 ay) C. tropikalis daha sık izole edildi [Tablo/Şekil-1]. Tüm türler erkeklerde dişilerden daha baskındı. Pediatrik yaş grubunda en sık görülen risk faktörü damar yolu (%92) olup bunu erken doğum (%73,03), düşük doğum ağırlığı (%65,17) ve önceden antibiyotik kullanımı (%60,67) izlemiştir.Tablo/Şekil-3,​,4].4]. Erişkinlerde en sık görülen risk faktörü santral venöz yol (%90,9), ardından yoğun bakıma yatış (%63,64), önceden antibiyotik kullanımı (%45,4), ventilatör kullanan hastalar (%36,4) ve immün yetmezlik durumu (18,18) idi. %). Antifungal duyarlılık sonuçları, C. albicans (%85,3) ve C. parapsilosis'in (%85,7) flukonazole en duyarlı olduğu, bunu C. tropicalis'in (%67,4) izlediğini ortaya koydu. Tüm Candida izolatları vorikonazole %100 duyarlıydı. Zeytinyağında duyarlılık C. albicans %53.65, C. tropicalis %48.83, C. krusei %55.55 ve C. parapsilosis %57.12 olarak bulunmuştur. Tarçın yağına duyarlılık %58,83 idi.C. albicans , C. tropicalis için %46.51 , C. krusei için %44.45 ve C. parapsilosis için %57.12 . Albicans olmayan Candida spp.'de flukonazol ile zeytinyağı ve tarçın yağına karşı direnç önemli ölçüde daha yüksekti (p-değeri > 0.05) . C. albicans ile karşılaştırıldığında [Tablo/Şekil-5,​,66Ve​ve77].

    [Tablo/Şek-3]:
    Candide mia'lı pediatrik hastalarda başlıca predispozan faktörler .
    İntravenöz
    hat (82)
    36 (%43,9) 35 (%42,7) 6 (%7,3) 5 (%6,1) 82
    (%92,13)
    Önceki
    antibiyotikler (54)
    25 (%46,3) 22 (%40,7) 4 (%7,4) 3(5.56%) 54
    (%60,67)
    prematüre
    (65)
    27 (%41,5) 30(46.15%) 5 (%7,7) 3 (%4,6) 65
    (%73,03)
    Düşük doğum
    ağırlığı (58)
    26 (%44,8) 25 (%43,1) 5(%8,6) 2 (%3,4) 58
    (%65,17)
    Ayrı bir pencerede aç
    İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı jcdr-10-DC09-g001.jpg'dir.
    [Tablo/Şek-4]:
    Pediyatrik hastalarda predispozan risk faktörleri.

    [Tablo/Şek-5]:
    Çeşitli Candida türleri arasında flukonazol, vorikonazol, zeytinyağı ve tarçın yağına karşı antifungal direnç paterni .
    flukonazol 6 (%14,6) 13 (%30,3) 9 (%100) 1 (%14,3)
    vorikonazol 0 0 0 0
    Zeytin yağı 17 (%41,46) 22 (%51,16) 4 (%44,44) 3 (%42,85)
    tarçın yağı 16 (%39,02) 21 (%48,83) 5 (%55,55) 3(42,85%)
    Ayrı bir pencerede aç
    Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı jcdr-10-DC09-g002.jpg'dir.
    [Tablo/Şek-6]:
    Çeşitli condida izolatlarının antifungal ilaçlara ve yağlara karşı direnç paterni. [Tablo/Şek-7]:


    Candida albicans ve non- albicans Candida'nın antifungal direnç paterninin karşılaştırılması .
    flukonazol 6 (%14,63) 23 (%38,93) 0,238
    vorikonazol 0 0
    Zeytin yağı 17 (%41,46) 29 (%49,15) 0,083
    tarçın yağı 16 (%39,03) 29 (%49,15) 0,593
    Ayrı bir pencerede aç
    Git:

    Tartışma
    Candide mia, sağlık hizmeti ortamlarında son birkaç on yıldan beri artan morbidite ve mortaliteye neden olan endişe verici bir sorun olarak ortaya çıkmıştır [ 10 ]. Çalışmamızda Candida spp. izolasyon oranı; kan dolaşımı enfeksiyonlarından %7.25 idi. Çalışmamız, Candide mia oranını sırasıyla %6.9 ve %6.14 olarak bildiren Hindistan ve Tayland'da yürütülen daha önceki çalışmalarla ilişkilidir [ 11 , 12 ]. Bizim çalışmamızın aksine, Pensilvanya ve Suudi Arabistan'da yapılan az sayıda çalışma sırasıyla %3.5 ve %2.8 gibi düşük izolasyon oranları gösterdi [ 13 , 14]. Bu çalışmalardaki izolasyon oranlarındaki fark, farklı hastanelerdeki antibiyotik politikalarının farklılığından kaynaklanıyor olabilir, çünkü antibiyotiklerin akılsız kullanımı normal floranın baskılanmasına yol açarak hastaları Candide mia geliştirmeye yatkın hale getiriyor. Candide mia'nın edinilmesi için çeşitli risk faktörleri, YBÜ ortamları, aşırı yaş ve önceki antibiyotik tedavisi olabilir [ 15 ]. Çalışmamız yoğun bakım ortamlarında ve yenidoğanlarda (%36) daha yüksek bir Candide mia oranı (%72) gösterdi. Dünya genelindeki çeşitli araştırmalar , YBÜ dışı yerlere kıyasla YBÜ'lerde daha yüksek Candide mia insidansı gözlemlemiştir [ 1 , 15 ]. Bizimki üçüncü basamak bir hastane ve daha yüksek orandaYoğun bakım ünitemizdeki Candide mia, çoğu hastanın zaten antibiyotik kullanıyor olmasıyla açıklanabilir, ayrıca çalışma popülasyonumuzun yaklaşık %48'i genellikle baskılanmış bir bağışıklık sistemine sahip yenidoğanlardan oluşuyordu. Yenidoğanlarda daha yüksek Candide mia oranları, daha önce yapılan çeşitli araştırmalarla da belgelenmiştir [ 16 , 17 ]. Çalışmamızda, albicans'tan non- albicans Candida spp'ye doğru bir kayma eğilimi gösteren diğer çeşitli çalışmalardan elde edilen gözlemlerle örtüşen, en yaygın tür C. tropicalis , ardından C. albicans , C. krusei ve C. parapsilosis olmuştur. [ 1 , 18 , 19 ]. Bu çalışmadaki flukonazol direnci oranı, merkezimizde ve Kuzey Hindistan'ın diğer bazı bölgelerinde yapılan önceki çalışmadan daha yüksektir [ 20 , 21 ]. Azol ajanlarının kullanımının artmasının, artan flukonazol direnci ve aynı zamanda non- albicans Candida türlerinin ortaya çıkışı ile ilişkili olabileceğine dair artan kanıtlar vardır [ 22 ]. Bu çalışmadaki yüksek direnç oranı, flukonazolün irrasyonel ve liberal kullanımına veya uzun süreli azol maruziyetinin ardından C. albicans'ın önceden duyarlı suşlarının direnç kazanmasına bağlı olabilir. Albicans dışı bazı Candida türleri gibiC. krusei ve C. glabrata, flukonazol gibi geleneksel triazol antifungallerine direnç gösterir. C. kruesi ve flukonazole dirençli vorikonazole duyarlı C. glabrata'ya bağlı enfeksiyonlu hastalarda vorikonazol etkili bir şekilde kullanılabilir , ancak bu türler de vorikonazole çapraz direnç göstererek tedavi başarısızlığına neden olabilir [ 23 , 24 ]. Bu tür raporlar, direnç gelişimi için düşük potansiyele sahip alternatif yeni yaklaşımların aranmasını teşvik etmiştir. Tarçın yağı ve zeytinyağının C. krusei dahil Candida türlerine karşı etkinliğini inceledik.Bu, flukonazole doğal olarak dirençlidir. Antimikrobiyal özelliklere sahip olmanın yanı sıra, bu bileşiklerin antioksidan ve antiinflamatuar özellikler dahil olmak üzere diğer yararlı sağlık etkileri vardır ve en önemlisi herhangi bir sistemik yan etki içermez [ 25 ]. Çalışmamızda izolatların %50'si her iki yağa da dirençli olmasına rağmen C. krusei suşlarının yaklaşık %55.5'inin zeytinyağı ve tarçın yağına duyarlı olması sevindirici bir bulgudur. Benzer bir çalışma, tarçın yağı ve zeytinyağının flukonazol dirençli C. albicans suşuna (ATCC-10231) karşı belirgin antimikrobiyal aktiviteye sahip olduğunu da göstermiştir [ 26 ]. Bu çalışmada, Candide kaynaklı tüm C. krusei suşlarımia hastaları vorikonazole duyarlıydı, ancak çapraz direnç vorikonazol direncine yol açarak tedavinin başarısız olmasına neden olabilir [ 23 , 24 ]. Böylece bu bitki yağları , gelecekte azol dirençli suşlara karşı anti- Candida ajanları olarak kullanılabilir .

    sınırlama
    Çalışmanın potansiyel sınırlamalarından biri, in vivo çalışma yapmamış olmamızdır. İn vitro ve in vivo sonuçlar birbiriyle örtüşmeyebilir.

    Çözüm
    Flukonazole dirençli non- albicans Candida'nın, özellikle yenidoğanlarda ve YBÜ hastalarında Candide mia'nın ana nedeni olarak ortaya çıktığı sonucuna vardık . Vorikonazol, merkezimizde halen umut vadeden bir ilaç olmaya devam etmektedir. Tarçın yağı ve zeytinyağı, flukonazol dirençli C. krusei'ye karşı belirgin bir duyarlılık göstermiştir .

    Git: notlar

    Mali veya Diğer Rekabetçi Menfaatler

    Referanslar

    [1] Oberoi JK, Wattal C, Goel N, Raveendran R, Datta S, Prasad K. Yeni Delhi, Hindistan'daki bir üçüncü basamak hastanesinde kan dolaşımı enfeksiyonlarında non- albicans Candida türleri. Indian J Med Res. 2012; 136 :997–1003. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
    [2] Sanglard D. Antifungal Dirençli Fungal Patojenlerde Ortaya Çıkan Tehditler. Tıpta Sınırlar. 2016; 3 :11–13. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
    [3] Upadhyay RK, Dwivedi P, Ahmad S. Altı bitki esansiyel yağının patojen bakteri suşlarına karşı antibakteriyel aktivitesinin taranması. Asya J Med Sci. 2010; 2 :152–58. [ Google Akademik ]
    [4] Rathi SG, Bhaskar VH, Patel PG. EUCAST Metodu ile Embelia ribes Bitki Ekstraktının Invitro Anti-mantar Taraması . Int J Eczacılık ve Araştırma. 2010; 1 :134–38. [ Google Akademik ]
    [5] Milne LJR. Mackie ve McCartney: Pratik Tıbbi Mikrobiyoloji. 14. baskı New York: Churchill Livingstone; 1996. Mantarlar. İçinde: Collee JG, Fraser AG, Marimon BP, Simmons A, editörler; sayfa 714–17. [ Google Akademik ]
    [6] Chander J. Tıbbi Mikoloji Ders Kitabı. 3. baskı. Yeni Delhi: Mehta Yayıncıları; 2009. Mantar kültürü ortamı. İçinde: Chander J, editör; sayfa 508–13. [ Google Akademik ]
    [7] Maya onaylı standardın sıvı seyreltme testi için referans yöntemi. 2. baskı Wayne, PA: NCCLS; 2002. Ulusal Klinik Laboratuvar Standartları Komitesi . M.27-A2
    [8] Fiori ACG, Schwan-Estrada KRF, Stangarlin JR, Vida JB, Scapim CA, Guz MES, Pascholti SF. Bazı Şifalı Bitkilerin Yaprak Ekstraktlarının ve Uçucu Yağlarının Didymellabryonial'e Karşı Antifungal Etkinliği. J. Fitopatol. 2000; 148 :483. [ Google Akademik ]
    [9] Junior A, Zanil C. Brezilya şifalı bitkilerinin Biyolojik Taraması. Sütyen J Sci. 2000; 95 :367–73. [ Google Akademik ]
    [10] Giri S, Kindo AJ. Kan dolaşımı enfeksiyonlarına neden olan Candida türlerinin gözden geçirilmesi . Hint J Med Mikrobiol. 2012; 30 :270–78. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    [11] Xess I, Jain N, Hasan F, Mandal P, Banerjee U. Kuzey Hindistan'ın üçüncü basamak bir bakım merkezinde Candide mia epidemiyolojisi : 5 yıllık çalışma. bulaştırmak. 2007; 35 :256–59. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    [12] Tritipwanit K, Chindamporn A, Suankratay C. Tayland, King Chulalongkorn Memorial Hastanesinde Candide mia Epidemiyolojisi . J Infect Dis Antimikrobiyal Ajanlar. 2005; 22 :59–69. [ Google Akademik ]
    [13] Jose A, Rodrigue N, Kusne S, Manez R, Irish W, Linden P, et al. Karaciğer nakli alıcıları arasında Candide mia ve Candide mia ile ilişkili ölüm gelişimi ile ilişkili faktörler . Cerrahi Annals. 1996; 223 :70–76. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
    [14] Osaba AO, Al-Mowallad AW, McAlear DE, Hussein BA. Candide mia ve Candida izolatlarının kandaki duyarlılık paterni . Suudi Med J. 2003; 24 :1060–63. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    [15] Marchetti O, Bille J, Fluckiger U, Eggimann P, Ruef C, Garbino J, et al. İsviçre üçüncü basamak hastanelerinde Candide mia epidemiyolojisi : Laik eğilimler 1991-2000. Klinik Enfeksiyon Dis. 2004; 38 :311–20. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    [16] Deorukhkar SC, Santosh S. Kan dolaşımı enfeksiyonlarından izole edilen Candida türlerinin tür dağılımı ve antifungal duyarlılık profili. J Evolution Med ve Dental Sci. 2012; 1 :241–43. [ Google Akademik ]
    [17] Amrutkar PP, Rege MD, Chen H, Gentry LO, Garey KW. Hastanede yatan hastalarda Candide mia ve bakteriyemi için risk faktörlerinin karşılaştırılması . enfeksiyon. 2006; 34 :322–27. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    [18] Shivaprakasha S, Radhakrishnan K, Karim PMS. Candida spp. Candida albicans dışında : Üçüncü basamak bir bakım merkezinde önemli bir fungemi nedeni. İJMM. 2007; 4 :405–07. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    [19] Baradkar Başkan Yardımcısı, Mathur M, Kumar S, Rathi M. Candida glabrata: Yenidoğan sepsisinde ortaya çıkan patojen. Ann Tropical Med Halk Sağlığı. 2008; 1 :5–8. [ Google Akademik ]
    [20] Goel N, Ranjan KP, Aggarwal R, Chaudhary U, Nanda S. Neonatal septisemi ve antifungal duyarlılıkta Non- albicans Candida'nın Ortaya Çıkışı : Üçüncü basamak bir bakım merkezinden deneyim. J Laboratuvar Hekimi. 2009; 2 :1–10. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
    [21] Mokaddas EM, Al-Sweih NA, Khan ZU. Kuveyt'teki Candida kan dolaşımı izolatlarının tür dağılımı ve antifungal duyarlılığı : 10 yıllık bir Çalışma. J Med Microbiol. 2007; 56 :255–59. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    [22] Bagg J, Sweeney MP, Davies AN, Jackson MS, Brailsford S. İlerlemiş kanser hastalarının ağızlarından izole edilen mayaların vorikonazol duyarlılığı. J Med Microbiol. 2005; 54 :959–64. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    [23] Magill SS, Shields C, Sears CL, Choti M, Merz WG. Candida türleri arasında triazol çapraz direnci : vaka raporu, kan dolaşımı izolatları arasındaki oluşum ve antifungal tedavi için çıkarımlar. J Clin Microbiol. 2006; 44 :529–35. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
    [24] Panackal AA, Gribskov JL, Staab JF, Kirby KA, Rinaldi M, Marr KA. Candida glabrata'da Azol Antifungal İlaç Çapraz Direncinin Klinik Önemi . J Clin Microbiol. 2006; 44 :1740–43. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
    [25] Pattnaik S, Pradhan DK, Jana GK. Tarçın yağı, nane yağı, kakule yağı ve portakal yağının antimikrobiyal ajan olarak değerlendirilmesi. J Ecz. Res. 2010; 2 :414–16. [ Google Akademik ]
    [26] Devkatte AN, Zore GB, Karuppayil SM. Candida albicans büyümesinin inhibitörü olarak bitki yağlarının potansiyeli . FEMS maya araştırması. 2005; 5 (9):867–73. [ PubMed ] [ Google Akademik ]

    Yorum yap


    • #3
      Zeytinyağı fenolik bileşiklerinin antimikrobiyal özellikleri ve fibroblast hücrelerine karşı rejeneratif kapasiteleri

      Lucia Melguizo-Rodriguez 1, Rebeca Illescas-Montes 2, Victor Javier Costela-Ruiz 3, Javier Ramos-Torrecillas 4, Elvira de Luna-Bertos 5, Olga García-Martínez 6, Concepción Ruiz 7
      üyelikler yıkılmak üyelikler

      • 1Biyomedikal Grup (BIO277), Hemşirelik Bölümü, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Granada Üniversitesi, Avda. Ilustración 60, 18016, Granada, İspanya; Biyosıhhi Araştırma Enstitüsü, Ibs.Granada, C/ Doctor Azpitarte 4, 4(a) Planta, 18012, Granada, İspanya. Elektronik adres: luciamr@ugr.es.
      • 2Biyomedikal Grup (BIO277), Hemşirelik Bölümü, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Granada Üniversitesi, Avda. Ilustración 60, 18016, Granada, İspanya; Biyosıhhi Araştırma Enstitüsü, Ibs.Granada, C/ Doctor Azpitarte 4, 4(a) Planta, 18012, Granada, İspanya. Elektronik adres: rebecaim@ugr.es.
      • 3Biyomedikal Grup (BIO277), Hemşirelik Bölümü, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Granada Üniversitesi, Avda. Ilustración 60, 18016, Granada, İspanya; Biyosıhhi Araştırma Enstitüsü, Ibs.Granada, C/ Doctor Azpitarte 4, 4(a) Planta, 18012, Granada, İspanya. Elektronik adres: vircoss@ugr.es.
      • 4Biyomedikal Grup (BIO277), Hemşirelik Bölümü, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Granada Üniversitesi, Avda. Ilustración 60, 18016, Granada, İspanya; Biyosıhhi Araştırma Enstitüsü, Ibs.Granada, C/ Doctor Azpitarte 4, 4(a) Planta, 18012, Granada, İspanya. Elektronik adres: jrt@ugr.es.
      • 5Biyomedikal Grup (BIO277), Hemşirelik Bölümü, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Granada Üniversitesi, Avda. Ilustración 60, 18016, Granada, İspanya; Biyosıhhi Araştırma Enstitüsü, Ibs.Granada, C/ Doctor Azpitarte 4, 4(a) Planta, 18012, Granada, İspanya. Elektronik adres: elviradlb@ugr.es.
      • 6Biyomedikal Grup (BIO277), Hemşirelik Bölümü, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Granada Üniversitesi, Avda. Ilustración 60, 18016, Granada, İspanya; Biyosıhhi Araştırma Enstitüsü, Ibs.Granada, C/ Doctor Azpitarte 4, 4(a) Planta, 18012, Granada, İspanya. Elektronik adres: ogm@ugr.es.
      • 7Biyomedikal Grup (BIO277), Hemşirelik Bölümü, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Granada Üniversitesi, Avda. Ilustración 60, 18016, Granada, İspanya; Biyosıhhi Araştırma Enstitüsü, Ibs.Granada, C/ Doctor Azpitarte 4, 4(a) Planta, 18012, Granada, İspanya; Nörobilim Enstitüsü, Granada Üniversitesi, Centro de Investigación Biomédica (CIBM), Parque de Tecnológico de La Salud (PTS), Avda. Del Conocimiento S/N, 18016, Armilla, Granada, İspanya. Elektronik adres: crr@ugr.es.
      Soyut

      Bitkisel kökenli bazı mikro besinlerin, fibroblast proliferasyonunu ve farklılaşmasını artırabildikleri için yara iyileştirici maddeler olarak potansiyel olarak faydalı olduğu düşünülmektedir.

      Bu çalışmanın amacı: seçilmiş zeytinyağı fenolik bileşiklerinin kültürlenmiş insan fibroblastları üzerindeki rejeneratif etkilerini değerlendirmek ve antimikrobiyal özelliklerini keşfetmekti.

      Gereç ve yöntemler: CCD-1064Sk fibroblast hattı, 24 saat boyunca 10-6 M luteolin, apigenin, ferulik, kumarik asit veya kafeik asit ile işlendi , 3-(4,5-dimetiltiazol-2 kullanılarak hücre proliferasyonu üzerindeki etkileri değerlendirildi. -il)-2,5-difeniltetrazolyum bromür (MTT) spektrofotometrik deney; çizik testi ile göç kapasitesi ve Fibroblast Büyüme Faktörü (FGF), Vasküler Endotel Büyüme Faktörü (VEGF), Dönüşen Büyüme Faktörü-β1 (TGFβ1), Trombosit Türevli Büyüme Faktörü (PDGF) ve Kolajen Tip I (COL) ifadesinin belirlenmesi -I) gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu ile genler. Polifenollerin antimikrobiyal kapasitesi disk difüzyon yöntemi ile değerlendirildi.

      Bulgular: Ferulik asit dışındaki tüm bileşikler, fibroblastların proliferatif kapasitesini önemli ölçüde uyararak, göçlerini ve yukarıda belirtilen genlerin ekspresyonunu arttırdı. Antimikrobiyal özellikleri açısından, çalışılan bileşiklerle tedavi, Staphylococcus aureus, Staphylococcus epidermidis, Escherichia coli, Proteus spp. ve Candida Albicans'ın büyümesini inhibe etti.

      Sonuçlar: Zeytinyağındaki fenolik bileşikler, fibroblastların rejenerasyon kapasitesi, farklılaşması ve göçü üzerinde biyo-uyarıcı bir etkiye sahiptir ve önemli antibakteriyel aktivite gösterir. Mevcut bulgulara göre, bu bileşikler yara iyileşmesi üzerinde güçlü bir terapötik etkiye sahip olabilir.

      Anahtar Kelimeler: Antimikrobiyal ve migrasyon kapasitesi; fibroblastlar; Zeytinyağı fenolik bileşikleri; Çoğalma.

      Telif Hakkı © 2021 Doku Canlılığı Derneği. Elsevier Ltd. tarafından yayınlanmıştır. Tüm hakları saklıdır.

      Yorum yap


      • #4
        Bal, balmumu ve zeytinyağı karışımı, Staphylococcus aureus ve Candida albicans'ın büyümesini engeller.

        Noori S Al-Waili 1
        üyelikler yıkılmak üyelik

        • 1Dubai Uzmanlaşmış Tıp Merkezi ve Tıbbi Araştırma Laboratuvarları İslami Eğitim Kurumu, Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri. noori786@yahoo.com
        Soyut

        Arka plan: Bal, balmumu ve zeytinyağı karışımı (1:1:1, v/v) bebek bezi dermatiti, sedef hastalığı ve egzamanın tedavisinde faydalıdır. Bu çalışma, insan örneklerinden izole edilen Staphylococcus aureus ve Candida albicans üremesi üzerine bal, zeytinyağı, balmumu ve karışımının etkilerini araştırmak üzere tasarlanmıştır.

        Yöntemler: 1) S. aureus veya C. albicans ekilmiş tabaklara açılan deliklere bal karışımı döküldü, 2) sadece bal karışımı, besleyici agar-bal karışımı ve Sabouraud'dan oluşan besiyerlerinde mikroorganizmalar kültürlendi. glikoz agar-bal karışımı. Nutrient agar veya Sabouraud glukoz agarda bal karışımının konsantrasyonu %12.5, 25, 33, 50 ve 66 (v/v) idi ve 3) Nutrient agar veya Sabouraud glukoz agar üzerine bal, zeytinyağı veya balmumu oranlarında eklendi. 1:2 (v/v) ve ardından S. aureus veya C. albicans ile tohumlandı.

        Bulgular: Bal karışımı ile doldurulmuş deliklerin etrafında net bir inhibisyon bölgesi gözlendi; C. albicans ile tohumlanmış ortamlarda 3,5 mm ve S. aureus ile tohumlanmış ortamlarda 4 mm. Tek başına bal karışımından yapılan besiyerlerinde her iki mikroorganizmanın da üremesi elde edilmemiştir. Besin agar-bal karışımı ortamında S. aureus'u inhibe etmek için gereken minimum bal karışımı konsantrasyonu %50 idi ve Sabouraud glikoz agar-bal karışımı ortamında C. albicans büyümesini engellemek için %66 konsantrasyon gerekliydi. Bal içeren besiyerinde S. aureus veya C. albicans üremesi elde edilmezken, zeytinyağı veya balmumu içeren besiyerlerinde hafif ila orta derecede üreme elde edildi.

        Sonuçlar: Bal ve bal karışımı görünüşe göre S. aureus veya C. albicans'ın büyümesini engelleyebilir.

        Yorum yap


        • #5
          Origanum yağının Candida albicans'a karşı antifungal aktiviteleri

          V Manohar 1, C Ingram , J Gri , NA Talpur , BWEchard , D Bağcı , HG Preuss
          üyelikler yıkılmak üyelik

          • 1Fizyoloji ve Biyofizik Bölümü, Georgetown Üniversitesi Tıp Merkezi, Washington, DC 20007, ABD.
          Soyut

          Tıbbi ve diğer yenilebilir bitkilerden elde edilen uçucu aromatik yağların antimikrobiyal özellikleri antik çağlardan beri bilinmektedir. Bir gıda aroma maddesi olarak kullanılan kekik yağı, karvakrol ve timol gibi yüksek fenolik türevler içeriğine atfedilen geniş bir in vitro antimikrobiyal aktivite spektrumuna sahiptir. Bu çalışmada, origanum yağının antifungal özellikleri hem in vitro hem de in vivo olarak incelenmiştir. Et suyu kültürlerinde Candida albicans ve bir mikro seyreltme yöntemi kullanılarak origanum yağı, karvakrol, nistatin ve amfoterisin B'nin karşılaştırmalı etkinliği in vitro olarak incelenmiştir. 0.25 mg/ml'de Origanum yağının kültürde C. albicans büyümesini tamamen engellediği bulundu. 0,125 mg/ml ve 0,0625 mg/ml seviyesinde sırasıyla %75 ve >%50 büyüme inhibisyonu gözlendi. Ek olarak, C. albicans'ın hem çimlenmesinin hem de misel büyümesinin origanum yağı ve karvakrol tarafından doza bağlı bir şekilde inhibe edildiği bulundu. Ayrıca, origanum yağının terapötik etkinliği, deneysel bir murin sistemik kandidiyaz modelinde incelenmiştir. C. albicans (5 x LD50) ile enfekte olmuş fare grupları (n = 6), son bir hacimde değişen miktarlarda origanum yağı ile beslendi. 0,1 ml zeytinyağı (araç). 30 gün boyunca 100 mikrol zeytinyağı/kg vücut ağırlığı içinde 8.6 mg origanum yağının günlük olarak uygulanması, yalnızca zeytinyağı ile beslenen ve ölen fare grubunun aksine C. albicans'ın renal yükü olmaksızın %80 hayatta kalma oranı ile sonuçlanmıştır. 10 gün içinde. Karvakrol ile benzer sonuçlar elde edildi. Bununla birlikte, origanum yağıyla beslenen fareler, karvakrol ile tedavi edilenlere kıyasla kozmetik olarak daha iyi klinik görünüm sergiledi.

          Yorum yap


          • #6
            Ozonla Modifiye Edilmiş Zeytinyağı ve Uygulaması

            Marta Radzimierska-Kaźmierczak , 1, * Krzysztof Śmigielski , 1, * Magdalena Sikora , 1 Adriana Nowak , 2 Aleksandra Plucińska , 3 Alina Kunicka-Styczyńska , 3 ve Karolina H. Czarnecka-Chrebelska 4
            Roberto Fabiani, Akademik Editör , Alessandra Morana, Akademik Editör ve Giuseppe Squillaci, Akademik Editör
            Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
            1 Doğal Ürünler ve Kozmetik Enstitüsü, Lodz Teknoloji Üniversitesi, Stefanowskiego 4/10, 90-924 Lodz, Polonya; lp.zdol.p@arokis.aneladgam
            2 Çevresel Biyoteknoloji Bölümü, Lodz Teknoloji Üniversitesi, Wolczanska 171/173, 90-924 Lodz, Polonya; lp.zdol.p@kawon.anairda
            3 Fermantasyon Teknolojisi ve Mikrobiyoloji Enstitüsü, Lodz Teknoloji Üniversitesi, Wolczanska 171/173, 90-924 Lodz, Polonya; lp.zdol.p.tkod@aksniculp.ardnaskela (AP); lp.zdol.p@akcinuk.anila (AK-S.)
            4 Biyotıp ve Genetik Bölümü, Biyoloji ve Tıbbi Mikrobiyoloji Kürsüsü, Lodz Tıp Üniversitesi, 251 Pomorska Str., 92-213 Lodz, Polonya; lp.zdol.demu@akcenrazc.anilorak
            * Yazışma: lp.zdol.p.tkod@kazcreimzak-aksreimizdar.atram (MR-K.); lp.zdol.p@iksleigims.fotzsyzrk (K.Ś.); Faks: +48-42-631-28-42 (K.Ş.) İlişkili Veriler

            Veri Kullanılabilirliği Bildirimi
            Git: Soyut

            Kozmetik endüstrisindeki zeytinyağı uygulaması, yeni yağ özellikleri ve artan stabilite sağlayan ozonlama ile genişletilebilir. 0,04 mol O3 veya 0,10 mol O3 ile işlenmiş zeytinyağı100 g başına yağ, gaz kromatografisi-kütle spektrometrisi (GC-MS) ve üst boşluk katı faz mikroekstraksiyon (HS-SPME) GC-MS analizi ile kimyasal parametre değerlendirmesine ve bileşim incelemesine tabi tutuldu. Rafine edilmiş ve ozonlanmış yağın biyolojik aktivitesi, agar difüzyon yöntemiyle antimikrobiyal özelliklerini ve iki normal (LLC-PK1, HaCaT) ve iki kanserli (Caco-2, HeLa) hücre hattına karşı MTT tahliliyle sitotoksisitesini içeriyordu. Yağlar, kozmetik emülsiyonlarda temel görevi gördü. Bu formülasyonların seçilen organoleptik özellikleri, bir meydan okuma testindeki koruyucu etkinliği ve altı aylık kalıcılığı değerlendirildi. Ancak zeytinyağının ozonlanması, doymamış asitlerin azalmasına neden oldu; ozonlanmış yağda fizikokimyasal, duyusal, ve kozmetik emülsiyonların fonksiyonel özellikleri. Ozonlanmış zeytinyağı bazlı emülsiyonlar, rafine zeytinyağı bazlı emülsiyonlara kıyasla özelliklerini daha uzun süre korur. 0.10 mol O ile işlenmiş ozonlanmış yağ3 /100 g yağ, koruyucu olmayan formülasyonun raf ömrünü altı aya kadar artırmaya izin verdi. Tehdit testinde bu emülsiyon için Candida albicans ve Aspergillus brasiliensis'e karşı zayıf bir inhibitör etki de gösterildi. Ayrıca, ilginç bir aroma, Escherichia coli , Staphylococcus aureus , C. albicans , A. brasiliensis'e karşı biraz geliştirilmiş antimikrobiyal aktivite ve 625 µg mL -1 konsantrasyonlarda sitotoksisite eksikliği, ozonlanmış zeytinyağını kozmetikler için umut verici bir hammadde haline getirir ve ilaç endüstrileri.

            Anahtar Kelimeler: ozonlanmış zeytinyağı, kozmetik emülsiyonlar, stabilite, antimikrobiyal aktivite, sitotoksisite
            Git: 1. Giriş

            Zeytinyağı, olgun zeytinlerin preslenmesiyle elde edilen bitkisel bir yağdır. Bu hammadde, zengin kimyasal bileşimi, çekici kullanım ve duyusal özellikleri nedeniyle gıda ve kozmetik endüstrilerinde sıklıkla kullanılmaktadır. Ozonlama işlemi, yağın kimyasal bileşiminde değişikliklere neden olur ve yeni biyolojik özellikler getirir. Ozonlanmış zeytinyağının kozmetik formülasyonlara eklenmesi, doğal bir aroma sağladığı ve aktif bileşenlerin cildin daha derin bölgelerine nüfuz etmesini kolaylaştırdığı, hidrasyon etkisini arttırdığı için yeni, daha çekici özelliklere sahip yenilikçi kozmetiklerin üretilmesini sağlar. kozmetik ürünlerini mikrobiyal kontaminasyondan korur. Zeytinyağı yağ asitlerinin çoğunluğu, baskın olarak (%65-85) oleik asit ile tekli doymamış haldedir. Yağ asitleri hariç,1 ]. Ozon esas olarak doymamış yağ asitlerindeki çift karbon-karbon bağları ile etkileşir ve bu da ozonlanmış yağın biyolojik aktivitesinin artmasından sorumlu olduğu düşünülen peroksitler, aldehitler ve ozonitleri verir. Bu bileşiklerin miktarları ve oranları diğerlerinin yanı sıra ozonlama süresine, işlemin sıcaklığına ve reaktör tipine bağlıdır [ 2,3 ] . Ozonlanmış zeytinyağının Staphylococcus aureus , Escherichia coli , Pseudomonas aeruginosa ve Bacillus subtilis'e karşı antibakteriyel aktivite gösterdiği gösterilmiştir . Ayrıca peroksit sayısı arttıkça ozonlanmış yağın antibakteriyel aktivitesinde de artış gözlenmektedir [ 3] .]. Ozonlanmış zeytinyağı, atopik dermatit, kontakt dermatit, iktiyoz, sedef hastalığı, akne, sürtünme, basınç ülserleri, böcek ısırıklarının neden olduğu kabarcıklar, birinci derece yanıklar, diyabetik gibi çeşitli cilt hastalıklarının ve aşırı duyarlılığın tedavisinde zaten başarıyla kullanılmaktadır. ayak, ayrıca lazer tedavisi, ameliyat ve güneş yanığı sonrası cilt bakımında. Astım, gastrointestinal ülser tedavisinde ve Giardia lamblia'nın neden olduğu olanlar da dahil olmak üzere bağırsak enfeksiyonlarında müshil olarak iyi bir terapötik ajan olduğu bulunmuştur . Son raporlar, ozonlanmış zeytinyağının insan kıl kurdu, genital herpes, insan papilloma virüsü (HPV) ve mantar Candida sp. [ 4]. Organ hareketlerinin ortopedi ve travmatolojisinde adjuvan tedavide de kullanılmaktadır. Ozonlanmış zeytinyağı ciltte topikal olarak [ 4 , 5 ] veya emülsiyon, merhem ve krem ​​gibi uygulaması daha kolay olan formülasyonların bir bileşeni olarak kullanılır. Kozmetik endüstrisi, perakende ticaret ve profesyonel estetik tıp için üretilen krem ​​ve balzamlarda ozonlanmış zeytinyağını giderek daha fazla kullanmaktadır. Yüksek kararlılık, sabit bir peroksit sayısı, yabancı koku izi olmaması veya en az altı ay boyunca yapısında değişiklik olmaması bu yağın diğerlerine göre avantajlarıdır. Ayrıca ozon yağı üretimi ne pahalı ne de zahmetlidir [ 1 , 2 , 4 , 6 , 7 ].

            Araştırmanın temel amacı, ozonlanmış zeytinyağının kozmetik emülsiyonlar için bir hammadde olarak yararlılığını değerlendirmektir. Yağ ozonlaması öncesi ve sonrası yağ asitlerinin bileşimini kontrol etmek için GC-MS analizi yapıldı. Rafine edilmiş ve ozonlanmış zeytinyağının biyolojik aktivitesinin geniş bir değerlendirmesi, bunların antimikrobiyal özellikleri ve dört hücre hattına (normal LLC-PK1, HaCaT ve kanserli Caco-2, HeLa) karşı sitotoksisitesi dahil olmak üzere gerçekleştirildi. Emülsiyonların yapı değerlendirmesinin eşlik ettiği yükleme testindeki kozmetik koruyucu yeteneği tahmin edildi.

            Git: 2. Sonuçlar ve Tartışma

            2.1. Ozonlama Sonrası Zeytinyağının Kimyasal Bileşimindeki Değişiklikler

            100 g zeytinyağında sırasıyla 2 g ve 5 g ozona karşılık gelen nihai ozon konsantrasyonu 0.04 mol O3/100 g yağ ve 0.10 mol O3/100 g yağ ile iki parti ozonlanmış zeytinyağı hazırlandı . Rafine yağın (ozonlama öncesi yağ) ve ozonlama sonrası kimyasal bileşimini değerlendirmek için esterleşme sonrası yağ asidi profili analizi yapılmıştır. Rafine zeytinyağı, literatürde bildirilen [ 8 , 9 , 10] zeytinyağına benzer bir bileşime sahipti.]. Ozonlamadan önce ve sonra yağın bileşimindeki farklılıklar, işlemin kendi mekanizmasından kaynaklanır. Reaksiyondan önce yağın ana bileşenleri yağ asitleriyken, ozon geçişinden sonra daha kısa karbon zincirlerine sahip olanlar da dahil olmak üzere yeni bileşikler oluşur. Geçişler, çift bağ bölgesindeki yağ asidi moleküllerinin parçalanması, oksijen atomlarının bağlanması, bu kararsız ara maddelerin parçalanması ve farklı özelliklere sahip organik bileşiklerin oksijen türevlerinin oluşmasıyla gerçekleşti. Sistemdeki reaksiyonlar hem ozon hem de radikalleri içeriyordu. sunulan verilertablo 1Ozon konsantrasyonuna bağlı olarak yağın bileşimindeki değişiklikleri gösterir. Hekzadekanoik asit, ( 9Z )-hekzadek-9-enoik asit ve oktadekanoik asit seviyeleri , 0.10 mol O3 / 100 g yağın verilmesinden sonra bile kararlıydı . Ozonlamadan sonra yağda oleik asit ve linoleik asit içeriğinde önemli düşüşler gözlendi (rafine zeytinyağına kıyasla) (sırasıyla p = 0,0273 ve p = 0,0273; Kruskal-Wallis testi). 0.10 mol ozondan sonra sekiz bileşik ve 0.04 mol ozon işleminden sonra beş bileşik oluştu. Beş bileşiğin konsantrasyonunda önemli artışlar gözlendi: nonanal, nonanoic asit, 9-oksonon asit, hekzanal ve nonandioik asit ( psırasıyla = 0,0241, p = 0,0241 , p = 0,0241, p = 0,0241, p = 0,0241; Kruskal-Wallis testi). 0.10 mol O3 /100 g ile sadece ozonlanmış zeytinyağında oluşan üç bileşik istatistiksel olarak önemsiz miktarlarda gösterilmiştir ( p > 0.05; Kruskal-Wallis testi). Ozonlama sonrasında zeytindeki oleik asit miktarının azalması ve buna bağlı olarak nonanal ve nonanoik asit içeriğinin artması, ozonun yağ asidindeki çift bağ ile reaksiyonundan kaynaklanır. Oksonon asit, bir oksijen radikalinin oleik asit molekülü üzerindeki etkisinin sonucudur ve sistemdeki ozon konsantrasyonu ile miktarı artar (Şekil 1Veşekil 2). ( 9Z )-oktadek-9-enoik asit olarak ifade edilen doymamış asit kaybı , 0.04 mol O3 ve 0.10 mol O3/100 g'de sırasıyla %12.3 ve % 29.1 idi . Zeytinyağının nem oranının düşük olması teknolojik proses koşullarından kaynaklanmaktadır. Avrupa Birliği Tüzüğüne göre zeytinyağındaki nem içeriği %1'i geçmemelidir (Komisyon Tüzüğü (EEC) No 2568/91) [ 11 ].
            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-26-03074-g001.jpg'dir.
            Şekil 1
            Rafine zeytinyağının GC-MS yağ asidi profili: Palmitik asit—Hekzadekanoik asit, Stearik asit—Oktadekanoik asit, Oleik asit—(9 Z )-oktadek-9-enoik asit; Linoleik asit—(9Z , 12Z ) -Oktadeka-9,12-dienoik asit.

            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-26-03074-g002.jpg'dir.
            şekil 2
            Ozonlama sonrası zeytinyağının GC-MS analizinin sonuçları (0.1 mol O 3 /100 g yağ). tablo 1

            Rafine ve ozonlanmış zeytinyağının bileşimi.
            heksadekanoik asit 11,81 ± 0,04 11,82 ± 0,07 11,82 ± 0,06 >0,05
            (9Z ) -hekzadek-9-enoik asit 0,81 ± 0,02 0,82 ± 0,04 0,61 ± 0,05 >0,05
            oktadekanoik asit 3,62 ± 0,13 3,60 ± 0,09 3,59 ± 0,13 >0,05
            (9Z ) -oktadek-9-enoik asit 72,24 ± 0,26 63,33 ± 0,22 51,24 ± 0,26 0,0273
            (9Z , 12Z ) -Oktadeka-9,12-dienoik asit 11,58 ± 0,26 9,02 ± 0,07 6,44 ± 0,09 0,0273
            anal olmayan nd 2,31 ± 0,11 6,62 ± 0,13 0,0241
            nonanoik asit nd 2,64 ± 0,14 4,84 ± 0,20 0,0241
            9-Oksonon asit nd 2,09 ± 0,12 5,70 ± 0,05 0,0241
            altıgen nd 1,91 ± 0,05 3,62 ± 0,09 0,0241
            Nonanedioik asit nd 2,63 ± 0,15 5,03 ± 0,12 0,0241
            3-enoik olmayan asit nd nd 0,41 ± 0,04 >0,05
            heksan asit nd nd 0,11 ± 0,03 >0,05
            undekanoik asit nd nd 0,23 ± 0,05 >0,05
            Ayrı bir pencerede aç
            nd—tespit edilmedi; * Kruskal–Wallis testi, ardından çoklu karşılaştırma testi; her değer, üç ayrı çoğaltmanın ortalamasını temsil eder ± SD

            Ozonlanmış zeytinyağı, ilginç, oldukça güçlü bir koku ile karakterize edildi. Ozonlamadan sonra yağın tadından sorumlu olan bileşikler, HS-SPME analizi ile belirlendi (Figür 3). İlginç bir şekilde, zeytinyağının tepe boşluğunda uçucu bileşikler tespit edilmemiştir. Ozonlanmış yağların kokusu esas olarak nonanal ve hexanal gibi aldehitler tarafından belirlendi (Tablo 2). 0.10 mol O 3 /100 g yağ ile ozonlamadan sonra zeytinde non-4-enal, nonanal ve hexanal içeriğinde işlenmemiş yağa kıyasla istatistiksel olarak anlamlı bir artış gözlendi (tümü p = 0.0241, p = 0.0429, sırasıyla p = 0.0429; Kruskal-Wallis testi). Ozonla işlenen yağın yoğun aroması, daha yüksek konsantrasyonla, daha yüksek nonanal içeriğiyle sonuçlandı (şekil 2VeFigür 3). Nonanal, en yüksek seviyesinde, tepe boşluğunda, çok güçlü, yayılan, yağlı-çiçeksi, mumsu bir kokuya sahiptir. Uygun seyreltmede, yağlı notalar daha hoş, çiçeksi-mumsu, daha pembe ve tatlı, neroli kadar taze hale gelir [ 12 ]. Zeytinin nihai aromasını etkileyen bir aldehit olan Hexanal, çok güçlü, nüfuz edici, yağlı, yeşil ve çimenli bir kokuya sahiptir. Düşük konsantrasyonlarda elma ve eriğin taze biçilmiş otunu ve olgunlaşmamış meyvelerini andırır. Yüksek konsantrasyonlu malzemenin sert notası ekşimiş tereyağını andırır [ 12 ].
            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-26-03074-g003.jpg'dir.
            Figür 3
            Zeytinyağı ozonlama (0.10 mol O 3 /100 g yağ) sonrası HS-SPME ve GC-MS analiz sonuçları . Tablo 2

            Kullanılan ozon konsantrasyonuna bağlı olarak zeytinyağının yüzey fazının bileşimi.
            altıgen nd 36,14 ± 0,18 20,63 ± 0,07 0,0241
            sekizli nd nd 0,36 ± 0,06 >0,05
            Ekim-1-ene nd nd 0,08 ± 0,03 >0,05
            4( E )-enal olmayan nd 7,09 ± 0,11 10,81 ± 0,10 0,0429
            anal olmayan nd 56,77 ± 0,18 68,12 ± 0,17 0,0429
            Ayrı bir pencerede aç
            nd—tespit edilmedi; * Kruskal–Wallis testi, ardından çoklu karşılaştırma testi; her değer, üç ayrı çoğaltmanın ortalamasını ± SD temsil eder.

            Ozonlanmış zeytinyağının ilginç kokusu ve potansiyel faydalı özellikleri, kozmetikte uygulanmalarına neden olabilir. 2.2. Ozonlama Öncesi ve Sonrası Yağların Yoğunluğu

            Zeytinyağlarının ozonlama sonrası yoğunluğu, işlenmemiş olana göre istatistiksel olarak farklılık göstermiştir. Ozonlamadan sonra yağ yoğunluğundaki artışlar, hem 20 °C hem de 40 °C'de istatistiksel olarak anlamlıydı (her ikisi de p = 0,0218, Kruskal-Wallis testi). Yağların yoğunluğu, sıcaklık artışıyla hafifçe azalır ( p < 0.05, Kruskal–Wallis testi). Ozonlanmış ve ozonlanmamış yağların yoğunluk değerleri aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.Tablo 3. Yağ yoğunluğu, kozmetik üretiminde ve formülasyonun diğer bileşenleriyle uyumluluğunda yüksek öneme sahip bir parametre olarak kabul edilir. Ayrıca, 40 °C sıcaklıktaki yağın yoğunluğu, insan derisine topikal olarak uygulanan kozmetiğin reolojisini etkileyebilir. Ozonlanmış zeytinyağı yoğunluk değerleri formülasyonda uygun bir parametre olduğunu göstermektedir. Tablo 3

            Sıcaklığın zeytinyağı yoğunluğuna etkisi.
            20 °C 0,9168 ± 0,0001 0,9343 ± 0,0000 0,9647 ± 0,0000 0,0218
            40 °C 0,9041 ± 0,0001 0,9204 ± 0,0000 0,9500 ± 0,0000 0,0218
            Ayrı bir pencerede aç
            * Kruskal–Wallis testi, ardından çoklu karşılaştırma testi; her değer, üç ayrı çoğaltmanın ortalamasını ± SD temsil eder. 2.3. Ozonlama Öncesi ve Sonrası Yağların Karakteristik Parametreleri

            Ozonlama işlemi ile yağın özellikleri önemli ölçüde değişir. Asit ve peroksit değerleri ozonlamadan sonra istatistiksel olarak anlamlı bir artış gösterdi ( sırasıyla p = 0,0338, p = 0,0218; Kruskal-Wallis testi) (Tablo 4). Ozonlanmış yağ peroksit değerindeki artış, oksitleyici potansiyele sahip bileşiklerin varlığını gösterir. Literatür verilerine [ 2 , 3 ] ve sonuçlarımıza göre , ozonlama matrise verilen ozon miktarı ile peroksit değerini arttırmaktadır. Ozonoliz nedeniyle çift bağ sayısındaki azalmanın etkisi olan ozonlama işleminden sonra ( p = 0.0218, Kruskal-Wallis testi) yağda iyot değeri azaldı ve bu da farklı yapıdaki organik bileşiklerin oluşmasına neden oldu. [ 2 , 3 ]. Genel olarak, 0.10 mol O 3 /100 g ile ozonlama sonrası yağda, işlenmemiş yağa göre asit, iyot ve peroksit değerlerinde daha derin değişimler gözlenmiştir (Tablo 4). Tablo 4

            Rafine ve ozonlanmış zeytinyağının karakteristik kimyasal parametreleri.
            Asit değeri (mg KOH g -1 ) 1,12 ± 0,04 1,26 ± 0,04 1,36 ± 0,04 0,0338
            Peroksit değeri (meq O 2 kg −1 ) 0,91 ± 0,07 258,64 ± 0,46 922,59 ± 0,56 0,0218
            İyot değeri (g I 2 /100 g) 80,23 ± 0,27 76,14 ± 0,27 73,42 ± 0,35 0,0218
            Ayrı bir pencerede aç
            * Kruskal–Wallis testi, ardından çoklu karşılaştırma testi; her değer, üç ayrı çoğaltmanın ortalamasını ± SD temsil eder. 2.4. Ozonlanmış Yağların Sitotoksisitesi

            İki normal (HaCaT ve LLC-PK1) ve kanserli (Caco-2 ve HeLa) hücre dizisi, 39 ila 1250 µg mL -1 konsantrasyon aralığında rafine ve ozonlanmış zeytinyağı ile denendi . Test edilen yağ konsantrasyonu ile sitotoksisitesi arasındaki bağımlılık ve ayrıca istatistiksel analiz (ANOVA, p < 0.01) bir tablo şeklinde sunulur (Tablo 5). Rafine yağ , üç hücre hattına (LLC-PK1, Caco-2 ve HeLa) karşı sitotoksisite göstermedi ( p < 0.01). HaCaT hücrelerinin tek hafif sitotoksik etkisi, 312 ve 1250 µg mL -1 konsantrasyonlarında yağ için gözlendi ( p < 0.01). Tablo 5

            Rafine ve ozonlanmış zeytinyağının normal (HaCaT ve LLC-PK1) ve kanserli (Caco-2 ve HeLa) hücre hatlarına karşı 3-(4,5-dimetiltiyazolil-2)-2'de ölçüldüğü üzere 24 saat maruz kaldıktan sonra sitotoksik etkisi, 5-difeniltetrazolyum bromür (MTT) testi, zeytinyağlarına maruz kalmayan hücrelerle karşılaştırıldı. Her değer, dört ayrı kopyanın ortalamasını ± SD temsil eder.
            HaCaT 39 -7,14 ± 0,14 15,05 ± 0,15 * 8,06 ± 0,37
            78 7,14 ± 0,35 25,81 ± 0,00 * 12,10 ± 0,83
            156 9,82 ± 0,95 22,58 ± 0,36 * 13,71 ± 0,43
            312 19,05 ± 0,29 * 24,19 ± 0,07 * 27,42 ± 0,38 *
            625 12,50 ± 0,66 32,26 ± 0,00 * 26,61 ± 0,59 *
            1250 17,86 ± 0,26 * 21,51 ± 0,67 22,58 ± 0,36 *
            LLC-PK1 39 -0,51 ± 1,60 -3,86 ± 2,36 11,29 ± 2,27
            78 5,96 ± 0,39 13,29 ± 3,07 15,00 ± 1,38 *
            156 3,08 ± 0,62 22,29 ± 1,27 * 14,43 ± 2,50 *
            312 4,81 ± 1,04 23,29 ± 2,44 * 13,86 ± 1,08 *
            625 3,85 ± 0,14 15,24 ± 0,21 * 22,71 ± 1,95 *
            1250 4,42 ± 1,07 35,86 ± 0,99 * 36,86 ± 2,22 *
            Kako-2 39 9,87 ± 1,20 14,33 ± 2,76 10,19 ± 2,72
            78 5,73 ± 1,87 14.01 ± 1.18 8,60 ± 1,42
            156 7,96 ± 0,78 10,51 ± 0,99 1,59 ± 0,92
            312 7,22 ± 0,06 0,64 ± 1,23 1,59 ± 0,78
            625 11,78 ± 1,20 6,37 ± 2,83 5,73 ± 3,05
            1250 7,22 ± 0,15 2,71 ± 2,63 1,59 ± 0,35
            HeLa 39 -19,96 ± 0,05 2,31 ± 2,78 -18,15 ± 5,00
            78 7,09 ± 0,20 0,64 ± 7,35 -0,72 ± 6,54
            156 1,06 ± 0,12 6,77 ± 8,22 3,26 ± 4,75
            312 2,76 ± 0,20 12,58 ± 3,81 3,11 ± 4,31
            625 5,31 ± 0,14 11,07 ± 2,55 0,00 ± 2,74
            1250 6,93 ± 0,11 18,23 ± 2,66 15,68 ± 6,13
            Ayrı bir pencerede aç
            * sonuçlar negatif kontrolden (yani hücrelerin kendileri sitotoksik ajana maruz kalmayan) önemli ölçüde farklı (bileşen sonuçları için yürütülen), yalnızca kültür ortamında ANOVA ( p < 0.01); aynı konsantrasyonlarda (her hücre hattı için) rafine ve ozonlanmış yağlar (bileşen sonuçları için yürütülen) arasındaki sitotoksisite karşılaştırıldığında, sonuçlar önemli ölçüde farklı değildir; ANOVA ( p < 0.01).

            Sitotoksisitedeki artış doğrusal değildi, ancak benzer düzeyde devam etti. Kanserli olmayan hücre çizgileri (HaCaT ve LLC-PK1), ozonlanmış yağa karşı kanserli olanlara (HeLa ve Caco-2) ( p < 0,01) göre biraz daha yüksek hassasiyet ( p < 0,01) gösteriyor gibi görünüyordu, ancak genel olarak yağ, hafif sitotoksisite gösterdi. — HaCaT ve LLC-PK1 için sırasıyla en yüksek konsantrasyonda yaklaşık %32 ve %36'ya kadar (Tablo 5). HeLa ve Caco-2 kanserli hücre hatlarının yaşayabilirliği, test edilen tüm yağ konsantrasyonları için kalıcıydı (%80'in üzerinde). Ek olarak, her iki ozonlanmış yağın (0,04 mol O3 ve 0,10 mol O3/100 g) neden olduğu sitotoksisite arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu (p < 0,01) , dolayısıyla ozonlama derecesine bağlı değildi. Her hücre hattı için aynı konsantrasyonlarda rafine ve ozonlanmış yağların sitotoksisitesi karşılaştırıldığında, sonuçlar önemli ölçüde farklı değildi; ANOVA ( p < 0.01).

            ISO 10993-5 standardına [ 9 ] göre ozonlanmış yağların sitotoksik etkilerinin kantitatif değerlendirmesi, hafif (yani, hücrelerin %20'sinden fazlası morfoloji veya büyüme inhibisyonunda değişiklik göstermez) veya sitotoksisite göstermedi (yani, ayrık veya hiç değişiklik göstermedi) morfolojide), ozonlanmış yağ işlemine tabi tutulmamış hücreler üzerindeki testlerle karşılaştırıldığında belirtilen konsantrasyonlardaki hücreler üzerinde. Kanserli hücre hatları (Caco-2 ve HeLa) için hiçbir morfolojik değişiklik gözlenmedi. Test edilen en yüksek konsantrasyonlardaki (625 ve 1250 µg mL -1) ozonlanmış yağlar) normal hücrelere karşı (sırasıyla LLC-PK1 ve HaCaT) hafif sitotoksisite ifade etti (yani, hücrelerin %50'den fazlası morfoloji veya büyüme inhibisyonunda değişiklik göstermedi). Yukarıdakilerden, 625 µg mL -1'in altındaki konsantrasyonlardaki yağların uygulama için güvenli olduğu sonucu çıkar. Bununla birlikte, in vitro hücresel modeller, in vivo testlere eşdeğer değildir ve bunlar yalnızca tahmine dayalı bir modeli temsil eder. 2.5. Zeytinyağının Antimikrobiyal Aktivitesi

            Uyarlanan ölçeğe [ 13 ] göre rafine zeytinyağı, P. aeruginosa ve B. subtilis'e karşı aktif olarak sınıflandırıldı ve B. subtilis'e karşı biraz daha yüksek ancak istatistiksel olarak anlamlı ( p < 0.05) aktiviteye sahipti (Şekil 4). Bozulmamış zeytinyağı, S. aureus ve E. coli bakterilerinin, C. albicans mayasının ve A. brasiliensis küflerinin büyümesini etkilemedi (istatistiksel olarak anlamlı fark yok). 0,04 mol O 3 /100 g yağ dozundaki ozon uygulaması, zeytinyağının P. aeruginosa ve B. subtilis hariç test edilen mikroorganizmalara karşı antimikrobiyal aktivitesini hafifçe arttırmış ve bu da büyümeyi engelleyen bölgelerde istatistiksel olarak anlamlı bir artışa neden olmuştur. 9–11,5 mm. En yüksek ozon dozu, C. albicans dışında zeytinyağının antimikrobiyal etkisini artırmadı . 0.04 mol O3 içeren tek zeytinyağı/100 g yağ ozon tedavisi, test edilen tüm mikroorganizmalara karşı aktif olarak derecelendirildi. Bununla birlikte, çeşitli ozonlanmış bitki yağlarının S. aureus , Enterococcus faecalis , Enterococcus faecium , Streptococcus pyogenes , E. coli , P. aeruginosa ve Mycobacterium spp.'ye karşı antibakteriyel etki gösterdiği kanıtlanmıştır; araştırmaların çoğu ayçiçek yağı ve ticari müstahzarları ile ilgilidir [ 14 , 15 , 16 ]. Ozonlanmış zeytinyağının sıçanlarda S. pyogenes ve S. aureus'a karşı yapılan in vivo çalışmalarda etkili olduğu kaydedilmiştir [ 17]. Çalışmalarımız ayrıca S. aureus'a karşı en yüksek aktiviteyi 0.04 mol O 3 /100 g ozonlanmış zeytinyağında göstermiştir . Ozonlanmış zeytinyağının vajinal mukoza tedavisinde C. albicans'a karşı etkili olduğu bilinmektedir [ 18 , 19 , 20 ] ve bu , ozonla farklı dozlarda tedavi edilen her iki zeytinyağının C. albicans'a karşı sunulan etkinliği ile uyumludur. in vitro testler. Ozon tedavisinden sonra zeytinyağının, Aspergillus fumigatus ve diğer dermatofitlere [ 21 ] karşı antifungal aktivite ifade ettiği kaydedildi;3/100 gr) zeytinyağı araştırmamızda A. brasiliensis üzerine.
            Resim, çizim vb. tutan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-26-03074-g004.jpg'dir.
            Şekil 4
            Agar disk difüzyon yönteminde büyümeyi engelleyen bölgelerle ölçülen zeytinyağının antimikrobiyal aktivitesi: rafine zeytinyağı (noktalı), ozonlanmış zeytinyağı 0,04 mol O3 / 100 g yağ (çapraz); ozonlanmış zeytinyağı 0,10 mol O 3 /100 g yağ (çizgili); aynı harfler istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığını gösterir ( p < 0.05); farklı harfler istatistiksel olarak anlamlı farklılıkları gösterir ( p < 0.05). 2.6. Kozmetik Emülsiyonlar

            Rafine ve ozonlanmış zeytinyağı, kozmetik emülsiyonların ana bileşenleriydi. Uygulanan yağa bağlı olarak emülsiyonların yapıları farklılık göstermiştir (Şekil 5). Rafine zeytinyağı bazlı olan daha az homojendi (Şekil 5A). Test edilen her iki ozonlanmış zeytinyağının uygulanması, formülasyon homojenliğini arttırdı. En yüksek ozon işlemine (0.10 g O 3 /100 g yağ) sahip ozonlanmış zeytinyağı bazlı emülsiyon en homojen olarak not edildi (Şekil 5C).
            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-26-03074-g005.jpg'dir.
            Şekil 5
            Farklı zeytinyağı türlerine dayalı emülsiyonların homojenliği: ( a ) Rafine zeytinyağı; ( b ) Ozonlanmış zeytinyağı 0.04 mol O3 / 100 g yağ; ( c ) 0.10 mol O3 / 100 gr yağ; Taramalı Elektron Mikroskobu JEOL JCM-6000.

            Ozonlanmış zeytinyağına dayalı kozmetik preparatları test eden bir grup gönüllü üzerinde yapılan ön çalışmalar, artan esneklik ve belirgin epidermis hidrasyon hissi gösterdi. Uygulamadan sonra emülsiyonlar ipeksi bir his verdi, cildi pürüzsüzleştirdi ve yapışkanlık etkisi göstermedi. Ayrıca, kullanıcılar formülasyonların ilginç, taze kokusunu takdir ettiler. 2.7. Kozmetik Emülsiyonların Koruyucu Etkinliği

            Rafine edilmiş ve ozonlanmış zeytinyağı bazında formüle edilen kozmetik emülsiyonlar zorlama testlerine tabi tutuldu [ 22 ]. Formülasyonda ozonlanmış zeytinin koruyucu etkinliğini kontrol etmek için hiçbir sentetik koruyucu eklenmemiştir. E. coli ve P. aeruginosa'nın hayatta kalması, zeytinyağı muamelesinden bağımsız olarak formülasyonların hiçbirinde 28 günlük inkübasyon sırasında baskılanmadı (Şekil 6bir,b). Zeytinyağlı formülasyonlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmedi. Rafine yağ ile emülsiyonlarda ve 0,04 mol O 3 /100 g zeytin ile muamele edilen emülsiyonlarda , S. aureus yaşayabilir hücre sayısı kademeli olarak azalmakta ve inkübasyon süresinin sonunda yaklaşık 3 log birim ile maksimum düşüşe ulaşmaktadır (Şekil 6C). 0.04 mol O3 /100 g ozonlanmış zeytinyağı ile emülsiyonun koruyucu aktivitesi inkübasyondan sonraki iki hafta içinde en güçlüydü ve stafilokok seviyesini 2 logaritmik birim CFU azalttı. Test edilen tüm emülsiyonlar, C. albicans'ın büyümesini 14 güne kadar 0,4–1,06 logaritmik birim CFU artırdı (Şekil 6D). Sonraki iki haftadan sonra, 0.10 mol O3 /100 g ile işlenmiş zeytinyağı ile emülsiyonda canlı mayaların sayısı 1.9 logaritmik birim azaldı . Tüm emülsiyon formülasyonları , 21 günlük inkübasyondan sonra A. brasiliensis küflerinin büyümesini sağladı (1,5–1,9 logaritmik birim CFU artış). Kuluçka süresinin sonraki 7 gün uzatılması , yalnızca 0.10 mol O 3 /100 g ile ozonlanmış zeytin içeren emülsiyonda küf gelişiminin 1.9 log birim oranında engellenmesine neden olmuştur (Şekil 6e).
            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-26-03074-g006a.jpg'dir.
            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-26-03074-g006b.jpg'dir.
            Şekil 6
            Rafine zeytinyağı (devam eden çizgi), ozonlanmış zeytinyağı 0,04 mol O 3 /100 g yağ (sonlandırılan çizgi), ozonlanmış zeytinyağı 0,10 mol O 3 /100 g yağ (noktalı çizgi) ile kozmetik emülsiyonlarda mikroorganizma gelişiminin inhibisyonu : ( a ) E. coli ; ( b ) P. aeruginosa ; ( c ) S. aureus ; ( d ) C. albicans ; ( e ) A. brasiliensis ; * istatistiksel olarak anlamlı farklılıkları işaretler ( p < 0.05).

            Zeytinyağı içeren kozmetiklerin koruyucu etkinliğine ilişkin literatür verileri azdır ve öncelikle formülasyonun biyofiziksel ve mikrobiyolojik stabilitesine odaklanmaktadır [ 23 ]. Bir cilt üzerine topikal olarak uygulanan zeytinyağının çeşitli faydalı etkileri in vivo deneylerde gösterilmiştir ve araştırmacılar daha çok kozmetiklerin cilt üzerindeki etkilerine odaklanmaktadır [ 24 , 25 , 26 ]. Bununla birlikte, ana bileşiklerden biri olarak zeytinyağı içeren olea merheminin yanık enfeksiyonlarını önlediği kanıtlanmıştır [ 27 ], bu da antibakteriyel etkinliğine işaret etmektedir. Tarafımızdan test edilen emülsiyonlar, kozmetiklerin koruyucu etkinliğine ilişkin A veya B kriterlerini karşılamasa da, 0,04 mol O 3 ile ozonlanmış zeytin içeren emülsiyon/100 g, canlı anti-stafilokokal aktiviteyi ifade etti. Bu bulgu, 0,04 mol O 3 /100 g ozonlanmış zeytinyağının diğer zeytin örneklerine kıyasla anti-stafilokokal aktivitede istatistiksel olarak anlamlı ( p < 0,05) artış gösterdiği zeytinyağı antimikrobiyal aktivite testleri ile uyumludur . C. albicans ve A. brasiliensis'e karşı zayıf inhibitör etki, en yüksek ozon dozuna sahip zeytinyağı ilaveli emülsiyon için de gösterilmiştir. Rafine ve ozonlanmış zeytinyağı ile emülsiyonların yeterli otokoruyucu özelliğinin bulunmaması nedeniyle, formülasyonların sentetik koruyucularla takviye edilmesi daha sonraki araştırmalarda dikkate alınacak ve kontrol edilecektir. 2.8. Kozmetik Emülsiyonların Kalıcılığı

            Mikrobiyolojik stabilite testi için emülsiyonlar, altı ay boyunca bir ortam sıcaklığında (yaklaşık 20°C) saklandı. Formülasyonlar, kalıcılıklarında farklılıklar gösterdi (Şekil 7). Bir aylık depolamanın ardından Aspergillus sp. Rafine zeytinyağı bazlı kozmetiğin yüzeyinde küflenmeler gözlendi ve dört test örneğinden üçü kontamine oldu (Şekil 7A). Bu küfün görünür büyümesi, düşük dozda ozonla (0.04 mol O3 /100 g yağ) işlenmiş zeytinyağı emülsiyonunun bir test numunesinin yüzeyinde de kaydedildi . En kararlı emülsiyon, 0.10 mol O3 /100 g yağ içeren ozonlanmış zeytinyağına dayanan emülsiyondu (Şekil 7c), altı aylık depolamadan sonra hiçbir mikrobiyal kontaminasyon göstermemektedir. Kalıcılık testinin sonuçları , en yüksek zeytinyağı ozonasyonuna sahip formülasyonda A. brasiliensis'e karşı zayıf inhibitör etkiye sahip zorlama testi sonuçlarıyla uyumluydu (Şekil 6e). Kozmetik ürünün bu mikrobiyolojik stabilitesi, 0.10 mol O 3 /100 g yağ ile ozonlanmış zeytinyağına bağlanabilir .
            Resim, çizim vb. tutan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-26-03074-g007.jpg'dir.
            Şekil 7
            Farklı yağ türleri üzerinde emülsiyonların kalıcılığı: ( a ) Rafine zeytinyağı; ( b ) Ozonlanmış zeytinyağı 0.04 mol O3 / 100 g yağ; ( c ) Ozonlanmış zeytinyağı 0.10 mol O3 / 100 g yağ.

            Git: 3. Malzemeler ve Yöntemler

            3.1. Ozonlama Süreci

            Ozonlama için hammadde rafine zeytinyağıydı (Pol-skór, Łodź, Polonya). Yağ numuneleri (100 g) , reaktörün tabanından sinterlenmiş bir camdan beslenen, m3 cinsinden 100 g ozon içeren gaz halindeki oksijen kullanılarak ozonlandı . Ozon içeren gaz halindeki oksijenin derecelendirme akışı 0,5 dm3 dak - 1 idi ; basınç: 800 hPa. Her parti üç numuneden oluşuyordu. Genel ozon miktarları şu şekildeydi: 0.04 mol ozon/100 g yağa karşılık gelen 100 g zeytinyağında 2 g ozon, ozonlama süresi 40 dakika; 0.10 mol ozon/100 gr yağa karşılık gelen 100 gr zeytinyağında 5 gr ozon, ozonlama süresi 100 dk. Deneylerde kullanılan ozonizer, Lodz Teknoloji Üniversitesi Doğal Ürünler ve Kozmetik Enstitüsü'nde tasarlanan aparattı (Şema 1 ). 3.2. Yağların Bileşiminin Analizi İçin Türevlendirme ile Esterleştirme

            Türevlendirmeli esterleştirmeyi gerçekleştirmek için 20 μL numune, 400 μL tert-bütil metil eter (%99,5, Sigma-Aldrich, St. Louis, MO, ABD) ve 100 μL TMSH (Fluka Analytical, Münih, Almanya) kullanılmış. Numuneler 60 °C'de 30 dakika inkübe edildi. Her deney üç kopya halinde gerçekleştirildi. 3.3. Ozonlama İşlemi Öncesi ve Sonrası Yağın GC-MS Analizi

            GC-MS analizleri, bir DSQ II kütle spektrometresi (Thermo Electron, Waltham, MA, ABD) ile birleştirilmiş ve bir STABILWAX ® -DA (Restek, Bellefonte, PA, ABD) (30) ile donatılmış bir Trace GC Ultra gaz kromatografisi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. m × 0,18 mm × 0,18 μm) sütun. Analizden önce, numuneler türevlendirme ile esterleştirmeye tabi tutuldu. GC-MS koşulları aşağıdaki gibidir: enjeksiyon sıcaklığı: 50 °C, dedektör sıcaklığı: 240 °C, gelişen gaz: He basıncı: 110 kPa, bölünmüş: 50 cm 3 dk -1 , sıcaklık programı: 50 °C ( 2 dk ) ), 10 °C min -1 (230 °C), 230 °C (30 dk). Her numune üç kopya halinde gerçekleştirildi.

            Veritabanından GC-MS analizine: The NIST Library, Wiley 8. baskı, Adams 4. baskı. 3.4. HS-SPME tarafından Ozonlanmış Yağ Üst Boşluğu Aşamasının Analizi

            Yağ yüzeyinin üzerindeki fazın bileşimini incelemek için 3,0 g numune 40 °C'de 20 dakika inkübe edildi. Her parti üç numuneden oluşuyordu. HS-SPME analizi, bir üçlü fiber Divinilbenzen/Karboksen/Polidimetilsiloksan (DVB/CAR/PDMS) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Ekstraksiyon süresi: 10 dakika, sıcaklık: 40 °C. Gaz Kromatografisi, bir DSQ II kütle spektrometresi (Thermo Electron, Waltham, MA, ABD) ile birleştirilmiş ve bir STABILWAX ® -DA (30 m x 0.18 mm x 0.18 um) kolonu ile donatılmış bir Trace GC Ultra kromatograf kullanılarak gerçekleştirilmiştir. HS-SPME koşulları aşağıdaki gibidir: enjeksiyon sıcaklığı: 50 °C, dedektör sıcaklığı: 240 °C, gelişen gaz: He, basınç: 110 kPa, bölünmüş: 50 cm 3 dk -1 , sıcaklık programı: 50 ° C ( 2 dk), 10 °C dk −1(230 °C) ve 230 °C (30 dakika). Her deney üç kopya halinde gerçekleştirildi. 3.5. Yoğunluk Tayini

            Yağların yoğunluk tayini, Otomatik Yoğunluk Ölçer DDM 2910 (Rudolph Research Analytical, Hackettstown, NJ, ABD) kullanılarak yapıldı. 3.6. Asit, Peroksit ve İyot Değerlerinin Tayini

            Asit sayısı, peroksit sayısı ve iyot sayısı geçerli PN-ISO standartlarına [ 28 , 29 , 30 ] göre belirlendi . Her deney üç kopya halinde gerçekleştirildi.

            Asit değeri: İlk olarak, 10 g yağ numunesi bir etanol/etil eter (1:1) karışımı (Sigma-Aldrich, St. Louis, MO, ABD) içinde çözüldü; Titrasyon için 0.1 N KOH (Sigma-Aldrich, St. Louis, MO, ABD) kullanıldı. Kör numune benzerdi ancak yağ yoktu. Asit değeri (AV), Denklem (1)'e göre belirlendi.
            bir v=56 . 1 ⋅ ( V-V0) ⋅ çM [MGKO HG] ,
            (1)


            V — yağ numunesi titrasyonu için kullanılan 0,1 N KOH hacmi; V 0 — kör numune titrasyonu için kullanılan 0,1 N KOH hacmi; c —KOH konsantrasyonu (0.1 N); m —yağ örneğinin kütlesi; gram ( g) .

            Peroksit değeri: İlk olarak 2 gr yağ numunesi 10 mL kloroform (Sigma-Aldrich, St. Louis, MO, ABD) içinde çözüldü. Daha sonra 15 mL asetik asit (Sigma-Aldrich, St. Louis, MO, ABD) ve 1 mL potasyum iyodür çözeltisi (Sigma-Aldrich, St. Louis, MO, ABD) ilave edilerek karıştırıldı ve bir süre karanlıkta bekletildi. 5 dakika. İnkübasyon sonrası 75 mL distile su eklendi ve örnek 0,002 N sodyum tiyosülfat solüsyonu (Sigma-Aldrich, St. Louis, MO, ABD) ile titre edildi. Kör numune benzerdi ancak yağ yoktu. Peroksit değeri (PV), Denklem (2)'ye göre belirlendi.
            PV=( V-V0) ⋅ 0,002M⋅ 1000 [ m EQÖkilo _] ,
            (2)


            V — yağ numunesi titrasyonu için kullanılan 0,002 N sodyum tiyosülfat hacmi; V 0 — kör numune titrasyonu için kullanılan 0,002 N sodyum tiyosülfat solüsyonunun hacmi; m —yağ örneğinin kütlesi; aktif oksijenin milieşdeğerleri ( mEqO) .

            İyot değeri: İlk olarak 0,13 g yağ örneği 20 mL sikloheksen/asetik asit (1:1) karışımı (Sigma Aldrich, St. Louis, MO, ABD) ve 25 mL Wijs solüsyonu (Sigma-Aldrich, Louis, MO, ABD) ilave edildi, karıştırıldı ve 1 saat karanlıkta bırakıldı. Daha sonra 20 mL potasyum iyodür çözeltisi ve 150 mL distile su eklendi. Daha sonra titrasyon için 0,1 N sodyum tiyosülfat (Sigma-Aldrich, St. Louis, MO, ABD) kullanıldı. Kör numune benzerdi ancak yağ yoktu. İyot sayısı (IV), Denklem (3)'e göre belirlendi.
            BENV=(V0-V1) ⋅ K⋅ 12 . 69M [GBENo dben _ _ 100 gr ] ,
            (3)


            V 0 — kör numune titrasyonu için kullanılan 0,1 N sodyum tiyosülfat hacmi; V 1 — yağ numunesi titrasyonu için kullanılan 0,1 N sodyum tiyosülfat solüsyonunun hacmi; N — sodyum tiyosülfat çözeltisinin normalliği (0.1 N); m —yağ örneğinin kütlesi; gram iyot ( g İyot ) . 3.7. Sitotoksisite Testi

            3.7.1. Kimyasallar ve tepkimeler

            HEPES tamponu, Dulbecco's Modified Eagle's Medium (DMEM), DMEM:Ham's F12 medium, streptomisin/penisilin karışımı, fosfat tamponlu salin (PBS, pH 7.2), tripan mavisi boyası, 3-(4,5-dimetiltiazol-2-il) Sigma-Aldrich'ten (St. Louis, MO, ABD) türetilen -2,5-difeniltetrazolyum bromür (MTT), dimetil sülfoksit (DMSO). Fetal sığır serumu (FBS), GlutaMAX TM , Invitrogen Thermo Fisher Scientific (ABD) kaynaklı TrypLE TM Express; 0.22 um gözenek boyutlu şırınga filtreleri Merck Millipore'dan (Almanya) alınmıştır.

            3.7.2. Stok Çözeltiler Yağların Hazırlanması

            Ozonlanmış ve rafine edilmiş yağların stok çözeltileri, PBS içerisinde %5 etanol içerisinde çözündürüldükten sonra taze olarak hazırlandı. Steril filtreden geçirildiler (0.22 um gözenek boyutu), PBS içinde 10x stok konsantrasyonlarına seyreltildi ve oda sıcaklığında saklandı. Hücrelerin maruz kaldığı maksimum nihai etanol konsantrasyonu %0,5 idi ve bu, test edilen hücre hatları için toksik değildi (yayınlanmamış veriler).

            3.7.3. Hücre Kültürü

            Araştırmada iki normal (LLC-PK1 ve HaCaT) ve iki kanserli (Caco-2 ve HeLa) hücre hattı uygulandı. İnsan kolon adenokarsinomu hücre dizisi Caco-2 (41. geçiş), domuz böbrek epitel hücre dizisi LLC-PK1 (38. geçiş) ve insan keratinosit hücre dizisi HaCaT (31. geçiş), Cell Line Service GmbH'den (Eppelheim, Almanya) satın alınmıştır. HaCaT, Prof. Dr. Petra Boukamp ve Dr. Norbert Fusenig [ 31 ] tarafından oluşturulan orijinal materyaldir . İnsan serviks adenokarsinomu hücre dizisi HeLa, adının gizli kalmasını isteyen bir profesörün hediyesiydi. Caco-2, HeLa ve HaCaT hücreleri, %10 FBS, 4 mM GlutaMAX TM , 25 mM HEPES tamponu ve 100 ug/mL streptomisin/100 IU/mL penisilin karışımı ile 5-7 takviye edilmiş DMEM'de T75 şişelerinde kültürlendi. 37 °C'de %5 CO2 atmosferinde günler2 . LLC-PK1 durumunda, DMEM/Ham's F12 ortamı ve %5 FBS kullanıldı. Her 2-3 günde bir, hücreler PBS ile yıkandı ve ortam yenilendi. Konfluent hücreler , hücre hattına bağlı olarak 5-10 dakika boyunca TrypLE TM Express ile ayrıldı . Hücre süspansiyonları, santrifüjlendi (182 x g , 3-5 dakika), boşaltıldı ve topaklar, taze DMEM içinde yeniden süspanse edildi. Hemositometre ile hücre sayımı ve tripan mavi dışlama ile hücre canlılığı belirlendikten sonra, hücreler kullanıma hazırdı.

            3.7.4. MTT Testi

            Sitotoksisite, MTT (3-(4,5-dimetiltiazol-2-il)-2,5-difeniltetrazolyum bromür) testinin indirgenmesiyle kantitatif olarak değerlendirildi. İlk olarak, logaritmik büyüme fazındaki 1 x 104 hücre , tam kültür ortamında 96 oyuklu bir plakanın her bir oyuğuna ekildi ve gece boyunca (37 °C, %5 C02 ) inkübe edildi. Daha sonra ortam aspire edildi ve 39'dan 1250 µg mL -1'e kadar nihai konsantrasyonlar elde etmek için test edilen yağlar eklendi . Negatif kontrol, DMEM'de hücreler içeriyordu. Hücreler, 24 saat (37 °C, %5 C02 ) için ekstraktlara maruz bırakıldı . İnkübasyondan sonra örnekler aspire edildi, MTT (0,5 mg mL -1PBS içinde) ilave edildi ve 3 saat daha inkübe edildi. Daha sonra çıkarıldı ve formazan çökeltileri, DMSO ile çözündürüldü. Absorbans, bir mikroplaka okuyucu (TriStar 2 LB 942, Berthold Technologies GmbH & Co. KG, Almanya) kullanılarak 550 nm'de (620 nm'lik bir referans filtre ile) ölçülmüştür .

            Kontrol örneğinin (işlenmemiş hücreler) absorbansı, %100 hücre canlılığını temsil ediyordu. Hücre canlılığı (%) şu şekilde hesaplandı: (örnek OD/kontrol OD) x %100; ve sitotoksisite (%) şu şekilde hesaplandı: 100—hücre canlılığı. Sonuçlar, dört bireysel değerlendirmenin ortalaması ± standart sapma (± SD) olarak sunuldu. Sitotoksisite yanıtları, ISO 10993-5:2009(E) [ 9 ] uyarınca değerlendirildi . MTT yönteminin ortalama hatası %10'a kadardır. 3.8. Kozmetik Formülasyon

            Su içinde yağ emülsiyonunu yapmak için kullanılan bileşikler, sinerjistik olarak hareket edecek şekilde seçildi. Emülsiyonları elde etme yönteminin patenti alınmıştır [ 32 , 33 , 34 ]. Formülasyon bileşenleri şu şekilde sunulur:Tablo 6. Tablo 6

            Kozmetik bileşenleri [ 32 , 33 , 34 ].
            Ozonlanmış zeytinyağı ile değiştirilebilir sızma zeytinyağı (Pol-skór, Łódź, Polonya) Olea Europaea (Zeytin) Yağı değiştirilebilir Ozonlanmış Olea Europaea (Zeytin) Yağı yumuşatıcı
            Olivem 1000 (Hallstar, Darien, IL, ABD) Cetearyl Olivate ve Sorbitan Olivate emülgatör/yumuşatıcı
            Karite yağı (Pol-skór, Łódź, Polonya) Butyrospermum Parki (Shea) Yağı yumuşatıcı
            İzopropil miristat (Overlack, Ozorków, Polonya) Izopropil miristat yumuşatıcı
            Cetiol LC (BASF, Ludwigshafen, Almanya) Coco-Caprylate/Caprate yumuşatıcı
            Salatalıktan glikolik ekstrakt (Naturex, Jasło, Polonya) Cucumis Sativus Özü aktif madde
            D-pantenol (BASF, Ludwigshafen, Almanya) pantenol aktif madde
            su su çözücü
            Ayrı bir pencerede aç
            * INCI—Kozmetik Bileşenlerin Uluslararası Terminolojisi. 3.9. mikroorganizmalar

            Deneyler sırasında aşağıdaki suşlar kullanılmıştır: Gram-negatif bakteri E. coli ATCC 8739, P. aeruginosa ATCC 9027; Gram pozitif bakteri S. aureus ATCC 6538, B. subtilis ATCC 6633; maya C. albicans ATCC 10231 ve küfler A. brasiliensis ATCC 1640. Tüm mikroorganizmalar, American Type Culture Collection ATCC kaynaklı referans suşlardı. Bakteriler, Trypticase Soy Agar'da (TSA, Oxoid, Basingstoke, UK) kültürlendi ve maya ve küfler, Sabouraud Dextrose Agar'da (SDA, bioMerieux, Varşova, Polonya) kültürlendi. Tüm mikroorganizmalar, her deneyden önce ilgili ortamda iki kez alt kültürlendi. Aşılanmış E. coli'nin et suları, S. aureus ve P. aeruginosa 37 °C'de 24 saat inkübe edildi, B. subtilis 30 °C'de 24 saat inkübe edildi ve maya ve küfler 25 °C'de 24–72 saat inkübe edildi. Her suşun inokulum hazırlanması için fizyolojik tuz solüsyonu (%0.85 NaCl) kullanıldı. 3.10. Zeytinyağının Antimikrobiyal Aktivitesinin Tayini

            Rafine edilmiş ve ozonlanmış zeytinyağının antimikrobiyal aktivitesini tahmin etmek için agar disk difüzyon yöntemi kullanılmıştır. 6 mm çapında steril kağıt diskler (Whatman No. 40, Lab-System-Service, Szczecin, Polonya) yağa batırıldı. Diskler, mikroorganizmaların spesifik suşu ile önceden aşılanmış uygun ortamın yüzeyine yerleştirildi. Besiyeri, mikroorganizmaların optimal büyümesini sağlayan bakteri ve mantarlar için sırasıyla TSA ve SDA uygulandı. Standartlaştırılmış süspansiyonların 0,1 mL miktarı (10 8 CFU mL -1) test edilen mikroorganizmaların agar besiyerine aktarıldı. Petri kutuları 4 °C'de 2 saat tutuldu ve ardından 24-72 saat boyunca spesifik mikroorganizmalar için en uygun sıcaklıklarda inkübe edildi ve inhibisyon bölgeleri ölçüldü. Zeytinyağı örneklerinin spesifik mikroorganizmalara karşı antimikrobiyal aktivitesi, inhibisyon bölgelerinin çapına göre şu şekilde sınıflandırılmıştır: 8 mm'den küçük çaplar için aktif değil, 9–14 mm çaplar için aktif, 15–19 mm çaplar için çok aktif [ 13 ]. Sonuçlar, standart sapma ile altı belirlemenin aritmetik ortalaması olarak sunuldu ve p < 0.05 güven seviyesinde 3 yollu ANOVA testi kullanılarak analiz edildi . 3.11. Zorluk Testi

            Kozmetiklerin zorlama testleri, Avrupa Farmakopesi 7.0 ile uyumlu olarak ISO 11930:2012 düzenlemelerine göre yapılmıştır. 100 mL kozmetik ürüne, fizyolojik bir tuz solüsyonunda 1 mL aktif bakteri (10 7 –10 8 CFU mL -1 ) veya maya (10 6 –10 7 CFU mL -1 ) süspansiyonu eklendi. Küf süspansiyonu (10 6 –10 7 CFU mL -1 ) fizyolojik tuz solüsyonunda 0,5 g L -1 ilavesiyle hazırlandı.polisorbat 80. İyice karıştırıldıktan sonra kozmetikler karanlıkta 20 °C'de inkübe edildi. Aşılamadan hemen sonra ve 2, 7, 14 ve 28. günlerde formülasyonlardaki canlı hücre sayısının belirlenmesi için sayım plakası yöntemi kullanıldı. 10 mL'lik bir kozmetik örneği, 90 mL süspansiyon sıvısına (pepton K 5,0 g L -1 , NaCl 8,5 g L -1 , pH 7,2 ± 0,2) aktarıldı ve TSA (bakteri) ve SDA plakalarına (mantar) aşılandı. Plakalar bakteri ve mantarlar için sırasıyla 37 °C ve 28 °C'de inkübe edildi. Sonuçlar log CFU mL -1 olarak ifade edildi .

            Kozmetikler, topikal preparatlar için ISO kabul kriterlerine göre değerlendirildi [ 22]. Bakteriler için Kriter A, 28. güne kadar herhangi bir artış olmaksızın, yükleme testinin 7 ve 14. günleri içinde mikroorganizma inokulumunun 3 logaritmik birim azalmasıyla karşılanmıştır. Kriter A, mayalar için inokulumun 7 gün içinde 1 logaritmik birim azalması, 28. güne kadar artış olmaması ve küfler için 14 gün içinde artış olmaması ve 28 gün içinde 1 logaritmik birim azalma olmasıdır. Bakteriler için Kriter B, 28. güne kadar herhangi bir artış olmaksızın, bir yükleme testinin 7 ve 14. günleri içinde inokulumun 3 logaritmik birim azalmasıyla sağlandı; mayalar için, 28. güne kadar herhangi bir artış olmadan 7 gün içinde inokulumda 1 logaritmik birim azalma oldu; ve küfler için, 28 gün içinde aşı artışı olmamıştır.p < 0.05. 3.12. Kozmetik Kalıcılık Testi

            Kozmetiklerin mikrobiyolojik kalıcılığı, yaklaşık 20 °C'lik ortam sıcaklığında altı aylık kozmetik saklama süresince değerlendirildi. Her iki haftada bir, kozmetikler mikrobiyolojik kontaminasyonları kontrol etmek için aseptik koşullarda incelendi. Mikrobiyal üreme durumunda, numune yüzeylerinde gelişen mikroorganizmaların makroskobik ve mikroskobik gözlemleri yapılmıştır. Test edilen her zeytinyağına dayalı dört kozmetik emülsiyon numunesi, sıkıca kapatılmış kaplarda saklandı. 3.13. İstatistiksel analiz

            Sonuçlar ortalama değer ± SD olarak sunuldu. Zeytinyağı değişkenlerine göre farklılıklar; yani ozonlama işleminden önce ve sonra yoğunluk ve karakteristik sayılar (yani asit sayısı, peroksit sayısı, iyot sayısı) Kruskal-Wallis testi (KWW testi) kullanılarak test edildi ve ardından çoklu karşılaştırma testi (MCT) kullanılarak test edildi. p < 0.05'teki gruplar . Sitotoksisite testi verileri, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılarak analiz edildi. Ortalamalar arasındaki önemli farklar, p < 0.01'de Scheffe çoklu karşılaştırma testi kullanılarak karşılaştırıldı. Antimikrobiyal aktivitelerin sonuçları, p güven seviyesinde 3 yollu ANOVA testi kullanılarak analiz edildi.< 0,05. Tüm istatistiksel analizler, Statistica ver. 13.1 (StatSoft, Tulsa, Oklahoma, ABD).

            Git: 4. Sonuçlar

            Zeytinyağının ozonlanması, kimyasal bileşiminde değişikliklere neden oldu. Doymamış asitlerde azalma gözlenmekle birlikte, ozonlanmış zeytinyağında tespit edilen birkaç ilave bileşik, kozmetik emülsiyonların fizikokimyasal, duyusal ve fonksiyonel özelliklerini olumlu yönde etkilemektedir. Ozonlanmış zeytinyağı bazlı emülsiyonlar, rafine zeytinyağı bazlı emülsiyonlara kıyasla özelliklerini çok daha uzun süre korur. 0.10 mol O3 /100 g yağ ile işlenmiş ozonlanmış zeytinyağı, koruyucu olmayan formülasyonun raf ömrünün altı aya kadar artmasına olanak sağlamıştır. C. albicans ve A. brasiliensis'e karşı da zayıf bir inhibitör etki bu emülsiyon için yükleme testinde gösterilmiştir. 625 µg mL konsantrasyonlarda ilginç bir aroma ve sitotoksisite eksikliği−1 ozonlanmış zeytinyağını kozmetik ve ilaç endüstrileri için umut verici bir hammadde haline getirir.

            ​
            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-26-03074-sch001.jpg'dir.
            şema 1
            Deneylerde kullanılan ozonizatör: ( 1 ) Oksijen kaynağı; ( 2 ) Ozon jeneratörü (BMT 803 N, BMT Messtechnik, Berlin, Almanya); ( 3 ) Sinter camlı cam reaktör G4; ( 4 ) kurutucu (DH3, BMT Messtechnik, Berlin, Almanya); ( 5 ) Ozon konsantrasyonu ölçer (BMT 964, BMT Messtechnik, Berlin, Almanya); ( 6 ) Düzenleyici sistem; ( 7 ) Laboratuarda ozon konsantrasyonunun izlenmesi (ECOZONE TM ).

            Git: Yazar Katkıları

            Kavramsallaştırma, MR-K. ve K.Ş.; metodoloji, MR-K., AN, AK-S.; doğrulama, MR-K., AN, AP, AK-S., K.Ş. ve MS; resmi analiz, MR-K. ve K.Ş.; soruşturma, MR-K., AP; kaynaklar, MR-K.; el yazması, MR-K. ve AK-S.; sitotoksisite testi, makale yazma ve düzenleme, AN; yağların, AP ve AK-S'nin yükleme testi ve antimikrobiyal aktivitesi; kozmetik kütle MR-K'nın hazırlanması. ve MS; istatistiksel analiz, AN, AK-S., KHC-C., süpervizyon, K.Ş. Tüm yazarlar makalenin yayınlanan versiyonunu okudu ve kabul etti.

            Git: Finansman

            Bu araştırmanın hiçbir dış finansmanı yoktu.

            Git: Kurumsal İnceleme Kurulu Beyanı

            Uygulanamaz.

            Git: Bilgilendirilmiş Onam Beyanı

            Uygulanamaz.

            Git: Veri Kullanılabilirliği Bildirimi

            Bu çalışmada sunulan veriler, ilgili yazardan istek üzerine temin edilebilir.

            Git: Çıkar çatışmaları

            Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir.

            Git: Örnek Durumu

            Bileşiklerin ve kozmetik formülasyonların örnekleri yazarlardan temin edilebilir.

            Git: Dipnotlar


            Yayıncının Notu: MDPI, yayınlanan haritalardaki ve kurumsal bağlantılardaki yetki iddiaları konusunda tarafsız kalır.



            Git: Referanslar

            1. Rodrigues: F., Pimentel FB, Oliveira MBPP Zeytin yan ürünleri: Kozmetik endüstrisinde zorlu uygulama. End. Mahsul. Üretim 2015; 70 :116–124. doi: 10.1016/j.indcrop.2015.03.027. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            2. Georgiev VF, Batakliev TT, Anachkov MP, Rakovski SK Ozonlanmış Zeytinyağı Çalışması: Ozon Absorpsiyonunun İzlenmesi ve Elde Edilen Fonksiyonel Grupların Analizi. Ozon: Sci. Müh. 2015; 37 :55–61. doi: 10.1080/01919512.2014.904736. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            3. Díaz MF, Hernández R., Martínez G., Vidal G., Gómez M., Fernández H., Garcés R. Ozonlanmış zeytinyağı ve ozonlanmış ayçiçeği yağının karşılaştırmalı çalışması. Braz. kimya Sos. 2006; 17 :403–407. doi: 10.1590/S0103-50532006000200026. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            4. De Almeida NR, Beatriz A., Micheletti AC, de Arruda EJ Ozonize bitkisel yağlar ve terapötik özellikler: Bir inceleme. Yörünge: Elektron. J. Chem. 2013; 4 :313–326. doi: 10.17807/orbital.v4i4.467. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            5. Liu J., Zhang P., Tian J., Li L., Li J., Tian JH, Yang K. Diyabetli kişilerde ayak ülserlerini tedavi etmek için ozon tedavisi. Cochrane Veritabanı Sist. Rev. 2015; 10 :11–41. doi: 10.1002/14651858.CD008474.pub2. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            6. Travagli V., Zanardi I., Valacchi G., Bocci V. Cilt Hastalıklarında Ozon ve Ozonlanmış Yağlar: Bir İnceleme. medyat. İltihap 2010; 2010 : 1–9. doi: 10.1155/2010/610418. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            7. Cirlini M., Caligiani A., Palla G., De Ascentiis A., Tortini P. Özel Peroksit Değeri Tayini ile Ozonize Ayçiçek Yağı ve Zenginleştirilmiş Kozmetiklerin Stabilite Çalışmaları. Ozon: Sci. Müh. 2012; 34 :293–299. doi: 10.1080/01919512.2012.692992. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            8. Ouni Y., Flamini G., Zarrouk M. Oueslati Çeşitlerinden Sızma Zeytinyağının Kimyasal Özellikleri ve Uçucu Bileşikleri: Zeytinlerde Olgunluk Aşamalarının Etkisi. J. Am. Yağ Kimyası Sos. 2016; 93 :1265–1273. doi: 10.1007/s11746-016-2863-0. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            9. ISO 10993-5:2009 Tıbbi Cihazların Biyolojik Değerlendirmesi—Bölüm 5: İn Vitro Sitotoksisite Testleri 2009. [(8 Mayıs 2021'de erişildi)];Çevrimiçi olarak kullanılabilir: https://www.iso.org/standard/36406.html
            10. Dağ Ç., Demirtaş İ., Özdemir İ., Bekiroğlu S., Ertaş E. Özdeş Yetiştirme Koşullarına Sahip Altı Farklı Zeytin Çeşitinden Türk Natürel Sızma Zeytinyağlarının Biyokimyasal Karakterizasyonu. J. Am. Yağ Kimyası Sos. 2015; 92 :1349–1356. doi: 10.1007/s11746-015-2691-7. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            11. Zeytinyağı ve Zeytin Kalıntı Yağının Özellikleri ve İlgili Analiz Yöntemlerine ilişkin 11 Temmuz 1991 tarih ve 2568/91 sayılı Komisyon Yönetmeliği (AET). s. 1–127.
            12. Arctander S. Parfüm ve Tat Kimyasalları. Cilt 2. Allured Publishing Corporation; Montclair, NJ, ABD: 1969. s. 34. [ Google Akademik ]
            13. Ponce AG, Fritz R., del Valle CE, Roura SI Uçucu yağların organik İsviçre pazısının doğal mikroflorası üzerindeki antimikrobiyal aktivitesi. LWT. 2003; 36 :679–684. doi: 10.1016/S0023-6438(03)00088-4. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            14. Song M., Zeng Q., Xiang Y., Gao L., Huang J., Wu K., Lu J. MRSA cilt enfeksiyonunun tedavisinde topikal ozonun antibakteriyel etkisi. Mol. Med. 2017 ; 17 :2449–2455. doi: 10.3892/mmr.2017.8148. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            15. Serio F., Pizzolante G., Cozzolino G., D'Alba M., Bagordo F., De Giorgi M., Grassi T., Idolo A., Guido M., De Donno A. Ozonlanmış Ayçekirdeği Yağı: In Vitro Antibakteriyel ve Güvenlik Değerlendirmesi. Ozon: Sci. Müh. 2017; 39 :139–147. doi: 10.1080/01919512.2016.1272405. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            16. Sechi LA, Lezcano I., Nunez N., Espim M., Dupre I., Pinna A., Molicotti P., Fadda G., Zanetti S. Antibakteriyel aktivite ozonlanmış ayçiçek yağı (Oleozon) J. Appl . Mikrobiyoloji. 2001; 90 :279–284. doi: 10.1046/j.1365-2672.2001.01235.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            17. Varol K., Birdane FM, Keles I. Sıçanlarda Streptococcus pyogenes ve Staphylococcus aureus tarafından deneysel olarak indüklenen deri enfeksiyonuna ozonlanmış zeytinyağının etkisi . San. J. Uzm. Biol. 2018; 56 :657–664. [ Google Akademik ]
            18. Rodriguez BRVL, Menéndez S., Gómez M. Karbohidratları tolere edemeyen hastalarda vulvovajinit tedavisi olarak ozonlanmış yağın uygulanması; 1. İberolatinoamerika Ozon Uygulamaları Kongresi Bildirileri; Havana, Küba. 31 Ekim–3 Kasım 1990. [ Google Scholar ]
            19. Battinelli L., Daniele C., Cristiani M., Bisignano G., Saija A., Mazzanti G. Olea europaea L. meyvesinden bazı alifatik aldehitlerin in vitro antifungal ve anti-elastaz aktivitesi. Bitki ilacı. 2006; 13 :558–563. doi: 10.1016/j.phymed.2005.09.009. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            20. Ugazio E., Tullio V., Binello A., Tagliapietra S., Dosio F. Topikal Uygulamalarda Antimikrobiyal Sistemler Olarak Ozonlanmış Yağlar. Karakterizasyonları, Mevcut Uygulamaları ve Geliştirilmiş Teslimat Tekniklerindeki Gelişmeler. Mol. 2020; 25 :334. doi: 10.3390/moleküller25020334. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            21. Ouf SA, Moussa TA, Abd-Elmegeed AM, Eltahlawy SR Ozonun bazı dermatofitlere karşı anti-fungal potansiyeli. Braz. J. Mikrobiyoloji. 2016; 47 :697–702. doi: 10.1016/j.bjm.2016.04.014. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            22. ISO 11930:2019 Cosmetics—Microbiology—Bir Kozmetik Ürünün Antimikrobiyal Korumasının Değerlendirilmesi 2019. [(erişim tarihi: 19 Nisan 2021)];Çevrimiçi olarak erişilebilir: https://www.iso.org/standard/75058.html
            23. Smaoui S., Hlima HB, Jarraya R., Kamoun NG, Ellouze R., Damak M. Sızma zeytinyağından kozmetik emülsiyon: Formülasyon ve biyo-fiziksel değerlendirme. Afr. J. Biyoteknoloji. 2012; 11 :9664–9671. doi: 10.5897/AJB12.163. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            24. Karagounis TK, Gittler JK, Rotemberg V., Morel KD Nemlendirme için "doğal" yağların kullanımı: Zeytin, hindistancevizi ve ayçiçeği çekirdeği yağının gözden geçirilmesi. Pediatr. Dermatol. 2019; 36 :9–15. doi: 10.1111/pde.13621. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            25. Donato-Trancoso A., Monte-Alto-Costa A., Romana-Souza B. Zeytinyağı kaynaklı oksidatif hasarın ve iltihaplanmanın azaltılması, farelerde basınç ülserlerinin yara iyileşmesini destekler. J. Dermatol. bilim 2016; 83 :60–69. doi: 10.1016/j.jdermsci.2016.03.012. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            26. Edraki M., Akbarzadeh A., Hosseinzadeh M., Tanideh N., Salehi A., Koohi-Hosseinabadi O. Deniz İğdesi, Zeytinyağı ve Karışımlarının Tam Kat Yanık Yaralarında İyileştirici Etkisi. Av. Kayak. Yara bakımı. 2014; 27 :317–323. doi: 10.1097/01.ASW.0000451061.85540.f9. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            27. Zahmatkesh M., Manesh MJ, Babashahabi R. Ole merhem ve asetat mafenidin yanık yaraları üzerindeki etkisi—Rastgele bir klinik çalışma. İran J. Nurs. Ebelik Arş. 2015; 20 :599–603. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
            28. N-ISO 660:2020 Hayvansal ve Bitkisel Katı ve Sıvı Yağlar—Asit Değerinin ve Asitliğin Belirlenmesi. Polonya Standardizasyon Komitesi; Varşova, Polonya: 2020. [ Google Akademik ]
            29. PN-EN ISO 3960:2017 Bitkisel ve Hayvansal Sıvı ve Katı Yağlar—Peroksit Değerinin Belirlenmesi—İyodometrik (Görsel) Bitiş Noktası Tayini. Polonya Standardizasyon Komitesi; Varşova, Polonya: 2017. [ Google Akademik ]
            30. PN-EN ISO 3961:2018-09 . Hayvansal ve Bitkisel Katı ve Sıvı Yağlar—İyot Değerinin Belirlenmesi. Polonya Standardizasyon Komitesi; Varşova, Polonya: 2018. [ Google Akademik ]
            31. Boukamp P., Petrussevska RT, Breitkreutz D., Hornung J., Markham A., Fusenig NE Normal keratinizasyon içinde kendiliğinden ölümsüzleştirilmiş bir anöploid insan keratinosit hücre hattı. J. Hücre Biol. 1988; 106 :761–771. doi: 10.1083/jcb.106.3.761. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
            32. Śmigielski K., Sikora M., Radzimierska M. Hassas, Tahriş Edilmiş Ciltler İçin Doğal Cilt Bakım Kremi. P.422266. Polonya Patenti. 19 Temmuz 2019;
            33. Śmigielski K., Sikora M., Radzimierska M. Seboreik ve Akneli Ciltler İçin Doğal Cilt Bakım Kremi. P.422821. Polonya Patenti. 19 Temmuz 2019;
            34. Śmigielski K., Sikora M., Radzimierska M. Kuru, Hasarlı Ciltler İçin Doğal Bir Cilt Bakım Losyonu. P.42282. Polonya Patenti. 2019 5 Eylül;

            Yorum yap


            • #7
              Türk Origanum acutidens ve üç bileşeni olan karvakrol, timol ve p-simenden izole edilen esansiyel yağın antifungal, fitotoksik ve insektisidal özellikleri

              Şaban Kordalı 1, Ahmet Çakır , Hakan Özer , Ramazan Çakmakçı , Memiş Kesdek , Ebru Mete
              üyelikler yıkılmak üyelik

              • 1Atatürk Üniversitesi, Bitki Koruma Bölümü, 25240 Erzurum, Türkiye.
              Soyut

              Origanum acutidens'in toprak üstü kısımlarından hidrodistilasyonla izole edilen uçucu yağın kimyasal bileşimi GC-MS ile analiz edildi. Ana bileşenler olarak karvakrol (%87,0), p-simen (%2,0), linalool asetat (%1,7), borneol (%1,6) ve beta-karyofilen (%1,3) olduğu tespit edildi. Yağın ve aromatik monoterpen bileşenleri, karvakrol, p-simen ve timolün antifungal, fitotoksik ve böcek öldürücü aktiviteleri de belirlendi. Antifungal deneyler, O. acutidens yağı, karvakrol ve timolün 17 fitopatojenik mantarın misel büyümesini tamamen inhibe ettiğini ve bunların antifungal etkilerinin ticari fungisit benomilden daha yüksek olduğunu gösterdi. Bununla birlikte, p-simen daha düşük antifungal aktiviteye sahipti. Yağ, karvakrol ve timol, Amaranthus retroflexus'un tohum çimlenmesini ve fide büyümesini tamamen engelledi. Chenopodium album ve Rumex Cripus ve ayrıca bu bitkilere karşı güçlü bir fitotoksik etki göstermiştir. Ancak p-cymene herhangi bir fitotoksik etki göstermemiştir. Ayrıca O. acutidens yağı, Sitophilus granarius ve Tribolium confusum yetişkinlerine karşı sırasıyla %68,3 ve %36,7 ölüm oranı gösterdi. Bu çalışmanın bulguları, yağın antifungal ve herbisidal özelliklerinin ana bileşeni olan karvakrole atfedilebileceğini ve bu ajanların fungisit, herbisit ve insektisit olarak kullanılma potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir.

              Yorum yap


              • #8
                Psödokrup, Astım, Ülser, Pemfigus Vulgaris için Doğal Çözümler Ozon KND ve Ozon UYZ ile Tedaviler.



                Candida Mantarına Karşı En Etkili Bitkilerin Karışımı OZON Yağı KND

                Konu ozgurcay tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/18435-ozgurcay Saat 06 June 2023, 13:46 ) değiştirilmiştir.

                Yorum yap


                • #9
                  Entegre bir Silico ve Biyolojik Tarama Platformu Kullanılarak Sesamum indicum'dan Sesamin'in Güçlü Bir Antifungal Ajan Olarak Tanımlanması

                  Khushbu Wadhwa , Metodoloji , Doğrulama , Biçimsel analiz , Araştırma , Veri kürasyonu , Yazma - gözden geçirme ve düzenleme , 1 Hardeep Kaur , Metodoloji , Doğrulama , Biçimsel analiz , Araştırma , Yazma - orijinal taslak , Yazma - gözden geçirme ve düzenleme , 1 Neha Kapoor , Kavramsallaştırma , Metodoloji , Yazılım , Doğrulama , Biçimsel analiz, Soruşturma , Veri iyileştirme , Yazma - orijinal taslak , Yazma - gözden geçirme ve düzenleme , Denetim , 2, * ve Simone Brogi , Kavramsallaştırma , Metodoloji , Yazılım , Doğrulama , Biçimsel analiz , İnceleme , Veri iyileştirme , Yazma - orijinal taslak , Yazma - gözden geçirme ve düzenleme , Denetim 3, *
                  Francisco Torrens, Akademik Editör
                  Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                  1 Fungal Biyoloji Laboratuvarı, Ramjas College, Delhi Üniversitesi, Delhi 110007, Hindistan
                  2 Kimya Bölümü, Hindu Koleji, Delhi Üniversitesi, Delhi 110007, Hindistan
                  3 Eczacılık Bölümü, Pisa Üniversitesi, Via Bonanno 6, 56126 Pisa, İtalya
                  * Yazışma: ni.ca.ud.udnih@roopakahen (NK); ti.ipinu@igorb.enomis (SB); Tel.: +91-011-27667184 (NK); +39-050-2219613 (SB) İlişkili Veriler

                  Tamamlayıcı Malzemeler Veri Kullanılabilirliği Bildirimi
                  Git: Soyut


                  Antifungal ilaçların sınırlı mevcudiyeti ve ilgili yan etkileri nedeniyle ve ilaca dirençli suşların isyanı göz önüne alındığında, yeni antifungal ajanlara acilen ihtiyaç duyulmaktadır. Bu tür etkenleri belirlemek için entegre bir hesaplamalı ve biyolojik tarama platformu geliştirdik. Antifungal ilaç keşfinde umut verici bir ilaç hedefi olarak değerlendirdik ( ekzo-1,3-β-glukanaz) ve biyoaktif doğal ürünlerden oluşan bir fitokimyasal kütüphane kullanılmıştır. Bu ürünler, ilaç benzeri profilin değerlendirilmesiyle birlikte moleküler yerleştirme ve moleküler dinamik teknikleri kullanılarak seçilen hedefe karşı hesaplamalı olarak tarandı. Potansiyel bir antifungal profil ve tatmin edici ilaç benzeri özelliklere sahip en umut verici fitokimyasal olarak sesamini seçtik. Sesamin , MIC/MFC'yi hesaplayarak ve pazarlanan ilaç flukonazol ile sinerjistik deneyler yaparak birkaç Candida türünün büyümesini engelleme kabiliyetini test etmek için bir ön biyolojik değerlendirmeye tabi tutuldu . Tarama protokolünün ardından, sesamin'i potansiyel bir ekzo olarak belirledik.-1,3-β-glukanaz inhibitörü, Candida türlerinin büyümesini doza bağımlı bir şekilde inhibe etme potansiyeline sahip (sırasıyla MIC ve MFC 16 ve 32 µg/mL). Ayrıca, sesaminin flukonazol ile kombinasyonu, ilgili sinerjistik etkileri vurguladı. Açıklanan tarama protokolü, mantar enfeksiyonlarına karşı yenilikçi terapötiklerin geliştirilmesine giden yolu açan, ilginç bir tahmin edilen farmakolojik profil gösteren, potansiyel yeni bir antifungal ajan olarak doğal ürün sesamin'i ortaya çıkardı. Özellikle, tarama protokolümüz antifungal ilaç keşfinde yardımcı olabilir.

                  Anahtar Kelimeler: sanal tarama, bilgisayar destekli ilaç keşfi, antifungal ajanlar, Candida türleri, ekzo -1,3-β-glukanaz, sinerjizm
                  Git: 1. Giriş


                  Candida , diyabet, kanser, AIDS, organ nakli ve diğer bağışıklık sistemini baskılayan durumlardan muzdarip bağışıklığı baskılanmış hastalarda dünya çapında önemli miktarda ölüme neden olan fırsatçı bir mantar patojenidir. Candida , hem yüzeysel hem de sistemik enfeksiyonlarda yer alan en baskın mantar patojenidir ve hastanede yatan hastalarda en sık izole edilen üçüncü kan dolaşımı patojenidir [ 1 ]. Candida albicans ve C. glabrata , C. parapsilosis , C. tropicalis ve C. krusei gibi gelişmekte olan albicans dışı Candida (NAC) türlerioral ve vajinal mukozanın yüzeysel enfeksiyonlarının yanı sıra yayılmış kan dolaşımı ve derin doku enfeksiyonlarına neden olabilir [ 2 ]. Azoller ve polienler gibi antifungal ajanlar konakçıda ciddi yan etkiler ve toksisite sergiler; bu nedenle, yeni antifungal ajanları keşfetmeye acil bir ihtiyaç vardır. Şu anda, mantar enfeksiyonlarının tedavisi için sınırlı antifungal ilaçlar mevcuttur ve ilaca dirençli suşların ortaya çıkışı artmaktadır [ 3 ]. Antifungal ilaç keşfinde ümit verici bir ilaç hedefi, ekzo -1,3-β-glukanaz [ 4 ] tarafından temsil edilmektedir . Bu enzim, Candida spp.'nin hücre duvarının yeniden şekillenmesinde yer alır . [ 5 ]. Candida'nın hücre duvarıspp. doğada oldukça dinamiktir ve hücrenin en dış tabakasını oluşturur. Hücrenin şeklini ve bütünlüğünü korumaya yardımcı olur ve konakçı hücrelerle çeşitli etkileşimler oluşturur [ 6 ]. Candida türlerinin hücre duvarı . esas olarak dış fibriler tabakayı oluşturan polisakkaritler, glukan, kitin ve mannandan oluşur. Hücre duvarının merkezi çekirdeği, kitin ve galaktomannan'ın kovalent olarak bağlandığı β-1,6 dal noktalarına sahip dallı bir glukan olan bir β-1,3-glukan polimerinden oluşur. Mannanlar genellikle proteinler ve lipidlerle ilişkilidir ve toplam hücre duvarı polisakkaritlerinin %30-35'ini temsil eder [ 7 , 8].]. Hücre duvarı montajı sırasındaki hücre duvarı proteini işlevi, konakçı hücreye yeniden şekillenme ve yapışma, abiyotik yüzey, biyofilm oluşumu, epitel dokularının istilası için çok önemlidir ve ayrıca konakçı bağışıklık sistemlerinin mekanizmasından kaçmada çok önemlidir. Buna ek olarak, hücre duvarı, genellikle hücre duvarının yeniden modellenmesinde yer alan kitinazlar, glukanazlar, peptidazlar ve glikosiltransferazlar dahil olmak üzere çeşitli enzimler içerir, böylece hücre büyümesi veya oksidatif strese yanıt olarak lizis sırasında esneklik ve mekanik güç sağlar [8 ] . β-1,3-glukan ve β-1,6-glukan, hücre duvarının ana bileşenleridir ve toplam bileşenin sırasıyla %40 ve %20'sini oluşturur. β-1,3-glukan hidrolize edici enzimler, ekzo -1,3-β-glukanazlar gibi iki tipte sınıflandırılır veendo -1,3-β-glukanazlar. endo -1,3-β-Glukanaz, küçük oligosakkaritleri serbest bırakmak için bir glukan zinciri içinde bölünürken, ekzo -1,3-β-glukanaz, tek bir ürün olarak indirgeyici olmayan uçtan glikoz monomerlerini serbest bırakır [ 5 ]. C. albicans'ta , üç ilişkili ekzo -1,3-β-glukanaz, yani Xog1p, Exg2p ve Spr1p, glikozu hücre duvarı glukanlarının uçlarından hidrolitik olarak uzaklaştırır [ 9 , 10 ]. C. albicans Spr1p'nin mekanizması tam olarak anlaşılamamıştır, ancak özellikle Saccharomyces cerevisiae'de sporlanma sırasında eksprese edilmektedir [ 11 ]. Exg2p, C. albicans sırasında mevcutturhücre duvarı rejenerasyonu. Xog1p, C. albicans periplazmik hücre duvarı ile ilişkili başlıca ekzo -1,3-β-glukanazdır . Molekül kütlesi ~45 kDa [ 12 ] olan glikosile edilmemiş bir proteindir . Uzun β-1,3 glukan zincirlerinin bölünmesi, hücre duvarının yumuşamasına neden olur. Bu enzim , konidyumların şişmesi ve çimlenmesi veya hiflerin dallanması sırasında ortaya çıkan Candida'nın hücre duvarı yeniden modellenmesinde yer alır [ 13 ]. Protein, hidrolaz ve transglikosidaz aktiviteleri yoluyla β-D-glukan metabolizması ve morfogenezde yer alır [ 14 ]. Bu enzimin sesamin ile hedeflenmesi, Candida'nın morfogenetik geçişini engelleyebilir.spp. öldürücü olmayan mayadan öldürücü hif formuna [ 14 , 15 ]. Hücre duvarı bileşenlerinin yapısal karmaşıklığı, Candida türlerinin fizyolojisini sürdürmek için gereklidir . Yazarların , farklı konsantrasyonlarda susam yağının misel ve maya formları üzerindeki etkisini belirleyerek yenilebilir susam yağının Candida albicans'a karşı antifungal aktivitesini bildirdiği bir çalışma yapılmıştır [ 15 ].]. Hücre duvarının işlevini ve bütünlüğünü hedeflemek, hücre yapışması gibi enfeksiyon süreçlerinin gelişimini kısıtlamak için umut verici bir yaklaşım olarak kabul edilir. Doğal ürünler, düşük toksisite ve yan etkileri, düşük ilaç direnci, yüksek biyoyararlanım (oral alım) ve daha iyi iyileştirici etkileri nedeniyle ilaçların geliştirilmesi için önemli tıbbi adaylar olarak kabul edilir [16 ] .

                  Buna göre, bu çalışmada yenilikçi antifungal bileşikleri belirlemek için fitokimyasalların farklı Candida türlerine karşı taranmasını birleştirdik . Moleküler yerleştirme ve moleküler dinamik (MD) simülasyon tekniklerini kullanarak, sesamin'i ekzo -1,3-β-glukanaz ile potansiyel olarak etkileşime girebilen umut verici bir bileşik olarak tanımladık . Sesamin, bir antikanser, antienflamatuar, antiviral, antioksidan ve antimikrobiyal ajan olarak muazzam bir terapötik potansiyele sahiptir [ 17 , 18 , 19 ]. susam indicumL. (Pedaliaceae) (susam) dünyanın en önemli mahsullerinden biridir. Susam yağı, büyük miktarlarda çoklu doymamış yağ asitleri, proteinler, karbonhidratlar, sesamin, sesamolin, sesamol, tokoferol, fitosteroller, vitaminler ve mineraller içerir [ 20 , 21 ]. Önceki çalışmalar, doğal ürün sesamol'ü farklı Candida türlerine karşı araştırmıştır . kalsinörin sinyal yolu üzerindeki etkisini bildirerek [ 22 ]. Bazı araştırmacılar ayrıca susam yağı kekinden sentezlenen gümüş nanopartiküllerin antikanser ve antimikrobiyal aktivitelerde kullanıldığını bildirmiştir [ 23 ]. Sesamin'in yalnızca C. albicans'a karşı antifungal aktivitesine dair bir rapor vardı.MİK değerinin çok yüksek olduğu bildirilmiş olsa da [ 24 ].

                  Bu çalışma, hesaplama tekniklerini ve biyolojik deneyleri birleştirerek, sesamin'in birkaç Candida suşuna karşı bir antifungal ajan olarak bir ön değerlendirmesini sağlamıştır. Tarama iş akışı şurada rapor edilir:Şekil 1.

                  İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-28-04658-g001.jpg'dir.

                  Şekil 1
                  Yeni antifungal ajanları belirlemek için tarama iş akışı.

                  Git: 2. Sonuçlar ve Tartışma

                  2.1. Hesaplamalı Ayrıntılar


                  Uygun ilaç benzeri profillere ( Tablo S1 ) sahip 40 fitokimyasal içeren kitaplığın hazırlanmasından sonra , bileşiklerin ekzo -1,3-p-glukanaz bağlayıcılar gibi davranıp davranmadığını belirlemek için sanal bir ligand taraması gerçekleştirdik . Candida spp.'den ekzo -1,3 - β-glukanaz (Exg) . 438 amino asitlik bir preproenzimi kodlayan EXG geninin ürünüdür [ 25 ]. Olgun protein 400 amino asit içerir ve β-1,3-glukanın indirgeyici olmayan ucundan bir glikoz kalıntısının ve çok daha az ölçüde β-1,6-glukanın hidrolitik olarak uzaklaştırılmasıyla mantarların hücre duvarı β-glukanının metabolizmasında yer alır [ 12]. Glukanlar, genellikle sertlik ve dayanıklılık sağlayan diğer polimerlerle kombinasyon halinde mantar hücre duvarlarının yapısal bileşenleri olarak tanımlanır. Glukanların çeşitli sitoplazmik ve hücre dışı işlevlere sahip olduğuna inanılmaktadır. β-glukanlar muhtemelen, karbon sınırlama koşulları altında kullanılabilen karbon depolama materyalleri olarak işlev görürler ve bu da hayatta kalmada önemli bir role işaret eder [ 26 ]. Glukanazın en yaygın kabul gören biyolojik rolü, morfogenetik olaylar sırasında hücre duvarı glukanının hidrolizi ile sınırlıdır. β-glukanazın C. albicans hücre duvarı ile ilişkili olduğu tarif edilmiştir [ 14 ]. C. albicans'ta , ekzo -1,3 -β-glukanazın, esas olarak germ tüpü oluşumu sırasında salgılandığı ve ihraç edildiği bulundu [27 ]. Ekzo -1,3-β-glukanaz, Candida hücre duvarında bulunan glukanaz aktivitesinin çoğundan sorumludur ; bu nedenle ekzo -1,3-β-glukanaz, Candida enfeksiyonlarına karşı olası bir ilaç hedefi olarak kabul edilebilir . β-glukanazlar, Uluslararası Biyokimya ve Moleküler Biyoloji Birliği (IUBMB) (IUB, 1992) tarafından hidrolize ettikleri β-glukosidik bağların tipine ve spesifik substratlara karşı hidrolitik etkilerine göre sınıflandırılır. Cutfield ve arkadaşları Candida albicans'tan ekzo -1,3-β-glukanazın yapısını doğal ve bağlı formlarda çözmelerine rağmen, bu enzimin incelenmesi için çok az kristalografik veri mevcuttur [ 14]. Enzimin aktif cebi, Arg92 (β2 sarmalından), His135 (β3), Asn191, Glu192 (β4 ve α4 arasında, His253, Tyr255 (β6'nın sonu), Glu292 (β7) ve Trp363 (β8'in sonu) gibi glikosil hidrolaz ailesi 5'in (GH5) aktif bölgesini tanımlayan yüksek düzeyde korunmuş sekiz kalıntıdan oluşur [1 4] Son aktif bölge etiketleme ve mutagenez deneyleri, enzimin katalitik kalıntılarını tanımlamıştır (proton donörleri olarak Glu192 ve nükleofil olarak Glu292) [28] Buna göre, aktif bölge, bir nükleofil ve asit/baz grubu olarak işlev gören )iki glutamat kalıntısı içerir [ 14 ] .-1,3-β-glukanaz enzimi, glukozil hidrolaz ve transglikosilaz aktiviteleri yoluyla hücre duvarı β-glukan yeniden modellenmesinde yer alır. Exg, su dışındaki bir akseptörün glikosil-enzim ara maddesinden [ 12 ] glikozu geri kazanabildiği transferaz aktivitesini temsil eder. Bu aktiviteler, morfogenez sırasında hücre duvarını şekillendirmek için çok önemli olabilir. Bir çift yer değiştirme reaksiyonu, bir glikosil-enzim ara ürününün oluşumunu içerir ve müteakip hidroliz (veya transglikosilasyon), bir oksokarbenyum iyon benzeri geçiş durumları yoluyla ilerler [29 ] . Katalitik alan, (β/α) 8 tarafından desteklenen uzatılmış bir bağlanma yarığı veya oluğu sergiler.varil yapısı. Enzim, katalitik merkezin etrafındaki bu sekiz korunmuş tortunun yanı sıra, β-1,3-glukan zinciriyle etkileşime giren aromatik tortular da içerir [ 29 ]. β-1,3-glukan zincirinin ekzo -1,3-β-glukanaz enziminin cebine girmesi, terminal glikoz kalıntısının -1 konumunda koltuktan bükülmüş tekneye konformasyonunda bir değişikliğe neden olur. Bununla birlikte, cebin geometrisi, β-1,4-glikosidik bağın ayrılması için pek uygun değildir [ 14 ]. Özellikle, iki glikoz bağlama bölgesi tanımlanmıştır. Birincisi Glu27'yi, ikincisi ise Phe144 ve Phe258'i içerir. Mutajenezin sonucu ayrıca, fenilalanin kalıntılarının sağladığı aromatikliğin, k katını değiştirerek sıkıştırmak için çok önemli bir özellik sağladığını gösterir.ve km . Phe144 ve Phe258 kalıntı çiftinin, enzimin hem hidroliz hem de transferaz aktivitesi olan aktif bölgeden hem girişi hem de salınımı kontrol ettiği bulundu. Enzimin boş bir kelepçesi, hidrolize glikozun hızlı difüzyonuna izin verirken, dolu bir kelepçe, alıcının, enzim ara maddesinde bulunan terminal glikozu yakalamasına izin verir. Her iki Phe kalıntısı da tüm mantar ekzo -1,3-β-glukanazları arasında yüksek oranda korunur ve enzimin özgüllüğü ve katalitik etkinliği ile ilişkilidir. Phe-Phe ağ geçidinin mutagenezinden elde edilen sonuçlar, bunun sadece giriş yolunun aromatik doğasını korumakla kalmayıp, aynı zamanda indirgeyici olmayan uçta glikosidik bağ bölünmesi için tam polar olmayan ve daha az hacimli çiftleşme substratı sağladığını göstermektedir [14] ., 29 ]. Bu bilgileri göz önünde bulundurarak, söz konusu kalıntıların enzime güçlü bağlanma ve potansiyel inhibisyonu elde etmek için potansiyel ligandlar tarafından hedeflenmesinin çok önemli olduğunu düşündük. Buna göre görsel inceleme, hidrofobik temaslarda Phe kalıntılarını içeren bu tür olası etkileşim modeli dikkate alınarak gerçekleştirildi. Tablo S1'de bildirilen sanal taramanın sonuçları, ekzo -1,3-β-glukanaz enzimi ile potansiyel olarak etkileşime girebilen en umut verici bileşikleri vurguladı .

                  Moleküler yerleştirmenin amacı, bir arama algoritması kullanarak bir ligandın bir proteine ​​potansiyel bağlanma modunu belirlemektir. AutoDock 4.2, en düşük bağlanma enerjilerine dayanan protein-ligand konformasyon çalışmasına yardımcı olan Lamarck Genetik Algoritması (LGA) prensibi üzerinde çalışır [ 30 ]. Moleküler yerleştirme çalışmaları tarafından sağlanan tahminin ardından ve daha önce belirtildiği gibi yerleştirilmiş pozların görsel incelemesinden sonra, Tablo S1'de gösterildiği gibi bileşikleri hesaplama puanına göre sıraladık.. Ligandın seçilen reseptör ile en düşük hesaplama puanı, ligandın dikkate alınan enzim ile tatmin edici bir şekilde etkileşime girebileceğini gösterir. Her fito bileşik, inhibisyon sabiti ve enzimin aktif bölgesi ile kurulabilen hidrojen bağlarının sayısı açısından analiz edildi.tablo 1fito bileşiklerin adını, kimyasal yapıyı, inhibisyon sabitini ve hidrojen bağı oluşumunda yer alan etkileşimli kalıntıların sayısını bildirir. Bağlanma enerjisi ne kadar negatif olursa, bağlanma etkinliği o kadar yüksek olur; böylece dikkate alınan ligand, seçilen ilaç hedefini etkili bir şekilde bağlayabilir. tablo 1


                  Dört potansiyel yeni ekzo -1,3-β-glukanaz inhibitörünün yerleştirme sonuçlarının karşılaştırılması .
                  Sesamin
                  (Lignan)
                  -12.21 1.11 His254, Asn146, Gly306
                  Pinoresinol
                  (Lignan)
                  -11.50 3.71 Asp145, Asn146, His254
                  Kaflanon
                  (Flavonoid)
                  -11.48 3.80 Asp145, Tyr255
                  Herbaketin
                  (Flavonoid)
                  -11.03 8.21 Glu27, Glu192, Ser292, Leu304
                  Ayrı bir pencerede aç
                  Hesaplama sonuçlarına dayanarak, sesamin (tablo 1), hedeflenen enzimin seçilen bağlanma bölgesi içindeki güçlü etkileşimi ve önemli hesaplama puanı nedeniyle en umut verici bileşiklerden biri olarak. Seçilen mantar proteini ile bir hit bileşik olarak sesamin'in çeşitli kenetlenme pozları Tablo S2'de açıklanmaktadır .

                  Tablo 2ekzo -1,3-β-glukanazın aktif bölgesi içinde bulunan ana etkileşimlerle birlikte hesaplama parametrelerini gösterir ve en umut verici taranan fitobileşiklerden biri olan sesamin göz önünde bulundurulur. İnhibisyon sabiti, bir enzimin bir bileşik tarafından maksimum yarı yarıya inhibisyonu olarak tanımlanır ve genellikle substrat veya inhibitörün enzimlerin biyolojik aktivitesini artırma/engelleme potansiyelini belirlemek için kullanılır. Sonuçlardan, sesaminin 1.11 nM'lik bir tahmin edilen inhibisyon sabit değerine sahip olduğu bulundu. Özellikle, 100 uM'den düşük bir inhibisyon sabit değerine sahip bileşikler, potansiyel inhibitörler olarak tanımlanırken, 100 uM'den daha yüksek değerler gösteren bileşikler, güçlü olmayan inhibitörler olarak kabul edilir [31 ] . Tablo 2


                  Yeni inhibitörün (sesamin) ekzo -1,3-β-glukanaz'a (PDB ID: 4M80) karşı yerleştirme sonuçları.
                  sesamin Izgara kutusu merkez koordinatları
                  Merkez-x = 4,075
                  Merkez-y = 64,791
                  Merkez-z = 9,706
                  Izgara kutusu Boyut
                  x boyutu = 48
                  boyut-y = 62
                  boyut z = 46
                  -12.21 1.11 Phe144, Asp145, Asn146, Glu192, Phe229, Tyr255, Phe258, Gly306
                  Ayrı bir pencerede aç
                  Daha önce tartışılan ekzo -1,3-β-glukanaz enzim mekanizması göz önüne alındığında ,şekil 2sesamin tarafından enzimin bağlanma bölgesi içinde kurulan olası etkileşimlerin şematik gösterimi. Phe144 ve Phe258 kalıntılarının, Trp363 tarafından tanımlanan cebin tabanından yaklaşık 10 Å yukarıda farklı bir geçit oluşturduğu düşünülürse, bu aromatik geçit, β-1,3-glukan substratının girişini ve serbest glukoz ürününün çıkışını veya alternatif olarak bir akseptöre glukozil transferini kontrol etmek için bir kıskaç görevi görür [29 ] . Ekzo -1,3-β-glukanaz enziminin Phe-Phe kelepçesindeki karbonhidrat-protein etkileşimleri, geçiş durumu etkileşim enerjisinde önemli bir katkı sağlar. Bu şeker bağlama bölgesi, substrat tanıma için çok önemlidir. Yerli exo'da-1,3-β-glukanaz yapısı, fenilalanin halkaları arasındaki boşluk, büyük ölçüde düzensiz bir dizi su molekülü tarafından işgal edilir. Sandalye konformasyonunda 4 Cı'deki şeker parçası, Phe144 ve Phe258 kalıntıları arasında paralel uzanır. Bu cep, sesamin (şekil 2VeFigür 3). Son olarak, +1 alt bölgesinin önemi, kinetik çalışmalardan türetilen bağlanma enerjilerinde yer alan iki fenilalanin kalıntısının bölgeye yönelik mutajenez çalışmaları yoluyla gözlemlendi [29 ] .

                  İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-28-04658-g002.jpg'dir.

                  şekil 2
                  Phe – Phe kelepçesini ve Phe229'u gösteren aktif bölge cebinde sesamin bağlanması. β-1,3-glukan zincirinin karbonhidrat bağlanması bu −1, +1 alt sitesinde ve +2 alt sitesinde meydana gelirken, glikosidik bağ bölünmesi -1 ve +1 alt sitesinde meydana gelir.


                  İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-28-04658-g003.jpg'dir.

                  Figür 3
                  Sesaminin ekzo -1,3-β-glukanaz bağlama bölgesi içindeki ana etkileşimleri. ( A ) 3 boyutlu etkileşim modeli. ( B ) ekzo -1,3-p-glukanazın seçilen bağlanma bölgesi içinde sesamin tarafından kurulan ana etkileşimlerin 2B şematik gösterimi .

                  Buna göre bileşik, bir ekzo -1,3-p-glukanaz enzim bağlayıcısı gibi davranabilir . Aslında, bildirildiği gibiTablo 2, sesamin, seçilen mantar proteini ile ilgili bir kenetlenme skoru gösterdi. Kısaca sesamin, H bağları ile Phe144, Asn146 ve Gly306 gibi bağlanma bölgesindeki önemli kalıntıları hedefleyebilirken, Phe229 ve Tyr255 ile π-π istifleme oluşturabilen güçlü hidrofobik etkileşimler kurabilirken, Phe258 ile bir π-alkil etkileşimi tespit ettik (Figür 3). Ayrıca, sesamin, gösterildiği gibi π-alkil ve karbon-hidrojen bağları yoluyla Phe-Phe kelepçesi ile etkileşime girebildi.Figür 3. Bununla birlikte sesamin, potansiyel bağlanma enerjisine en büyük katkıyı sağlayan Phe229 kalıntısı ile de etkileşime girebildi (Figür 3B). Buna göre, moleküler kenetlenme çalışmalarından, sesamin'in Phe144:Phe258 kıskacına ve Phe229 kalıntılarına bağlanarak Candida türlerinin ekzo -1,3-β-glukanazının aktif bölgesini hedefleyebildiği, böylece potansiyel olarak β-1,3-glukan zincirinin girişini bloke ettiği ve böylece morfogenetik anahtarlamayı inhibe ettiği gözlemlenmiştir .

                  Yerleştirme sonuçlarını doğrulamak ve sesaminin bağlanmasının ekzo -1,3-β-glukanazın konformasyonel dinamikleri üzerindeki etkisini değerlendirmek, kompleksin kararlılığını ve ilgili zaman çizelgesi davranışını belirlemek için, ekzo -1,3 -β-glukanaz/sesamin kompleksi üzerinde 100 ns MD simülasyon çalışması gerçekleştirdik. Elde edilen yörünge, her bir omurga atomu ve ligandı için kök-ortalama-kare sapması (RMSD) değerlendirmesi ve her protein kalıntısının kök-ortalama-kare dalgalanması (RMSF) dahil olmak üzere farklı standart simülasyon parametreleri kullanılarak değerlendirildi. Bu çalışmanın sonuçları şu şekilde gösterilmektedir:Şekil 4A, B. Sonuç analizi, sistemin oldukça kararlı olduğunu gösterdi (Şekil 4A), sesaminin enzime bağlanması üzerine gözlenen yapısal stabilitede önemli bir değişiklik olmadan. İlginç bir şekilde, sesamin, moleküler yerleştirme çalışmalarında bulunan etkileşimleri, bağlanma bölgesi içinde ilgili bir hareket olmadan, etkileşimli konformasyonları koruyarak sürdürdü (Şekil 4A). RMSF değeri, protein atomik Ca koordinatları ile MD çalışması boyunca ortalama konumu arasındaki sapmayı temsil eder. RMSF değeri, spesifik protein omurga amino asitlerinin esnekliğini belirlemek için kullanışlıdır. bildirildiği gibiŞekil 4B, C-terminal bölgesinde bulunan bazı kalıntıların hariç tutulmasıyla enzimde küçük bir dalgalanma saptadık.

                  İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-28-04658-g004.jpg'dir.

                  Şekil 4
                  ( A ) Protein/ligand kompleksi (protein için mavi çizgi ve ligand için kırmızı çizgi) ile ilgili kök ortalama kare sapması (RMSD); ( B ) proteinin tüm kalıntılarının ortalama karekök dalgalanması (RMSF). Resimler, Desmond'da bulunan Simulation Event Analysis tarafından oluşturulmuştur.

                  Sesamin'in seçilen bağlanma bölgesi içindeki dinamik davranışını daha iyi tanımlamak için aktif bölge içerisinde ligand tarafından oluşturulan ana temas noktalarını analiz ettik ve MD simülasyonunun zaman çizelgesi analizini bildirdik (Şekil 5, panel A ve B). Asp145 ve Asn146 ile kenetlenme çalışmaları ile bulunan H bağları, sporadik olarak su aracılı olmasına rağmen korunur. Ligand tarafından Tyr29, Phe144, Phe229, Tyr255 ve Phe258 ile kurulan hidrofobik temaslar, birkaç π – π istifleme dahil olmak üzere güçlü hidrofobik ağ temasları sağlayan simülasyon sırasında korunmuştur. Ayrıca, MD simülasyonu sırasında, ligandın Tyr255'in yan zinciri ile yeni bir önemli H bağı kurduğunu ve alınan bağlama modunun stabilize edilmesine katkıda bulunduğunu gözlemledik. Genel olarak, seçilen bağlanma bölgesi içindeki ligandın hesaplama sonucu, sesamin'in seçilen enzimin potansiyel bir ligandı gibi davranabileceğini gösterdi.

                  İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-28-04658-g005.jpg'dir.

                  Şekil 5
                  ( A ) MD simülasyonu boyunca izlenen protein-ligand etkileşimleri. Etkileşimler dört tipte gruplandırılabilir: H bağları (yeşil), hidrofobik (gri), iyonik (macenta) ve su köprüleri (mavi). ( B ) Diyagram, ana etkileşimlerin bir zaman çizelgesi açıklamasını göstermektedir. Daha koyu bir turuncu tonu, bazı kalıntıların ligandla birçok farklı temas kurduğunu gösterir.

                  Diğer üst sıradaki bileşikler (pinoresinol, caflanon ve herbacetin) için kısa bir tartışma boyunca hesaplama çıktısı, Ek Malzemeler dosyasında açıklanmıştır . Özellikle, Şekil S1–S3'te ekzo -1,3-β-glukanaz bağlama bölgesi içindeki pinoresinolün in silico değerlendirmesi rapor edilmiştir, Şekil S4–S6'da kaflanon ile ilgili hesaplamalı araştırmanın sonucu gösterilmektedir ve Şekil S7–S9'da herbasetin ile ilgili hesaplamalı çalışmaların sonucu rapor edilmektedir.

                  Ayrıca, sesamin ve diğer üst sıradaki bileşiklerin bir ekzo -1,3-β-glukanaz bağlayıcı olarak hareket edebilme olasılığına ilişkin daha fazla kanıt sağlamak için , MD çalışmalarından elde edilen tüm yörüngeyi kullanarak fito bileşiklerin ekzo -1,3-β-glukanaza ΔG bağlanmasını hesapladık . Bu hesaplamanın çıktısı şu şekilde rapor edilir:Tablo 3. Elde edilen verilere dayanarak, sesamin'in tatmin edici bir ΔG bağı göstererek ekzo -1,3-β-glukanaz enzimini hedefleyebileceğini ve hesaplanan ΔG bağına ana katkının ΔG vdw ve ΔG Pack parametreleri tarafından önerildiği gibi hidrofobik etkileşimlerden temsil edildiğini doğruladık . Ek olarak, üst sıradaki bileşikler, bağlanma enerjileri açısından tatmin edici parametreler gösterdi. Tablo 3


                  MM-GBSA hesaplamasından tahmin edilen serbest bağlanma enerjileri (ΔG bağı ) ve ekzo -1,3-β-glukanaz ile kompleks halinde en üst sıradaki bileşiklerin enerji bileşenleri .
                  sesamin -45.74 -14.29 -1.14 -29,53 -4.91 26.31 -61,67
                  Pinoresinol -43,91 -12.11 -1.07 -26.82 -2.11 24.67 -59,31
                  kaflanon -35.17 -9.23 -1.04 -27.14 -0,73 19.16 -53,22
                  Herbaketin -34,28 -13,48 -3.22 -28,79 -4.31 20.37 -58,87
                  Ayrı bir pencerede aç
                  a van der Waals etkileşim enerjisinin bağlayıcı serbest enerjiye katkısı; b Coulomb enerjisinin bağlayıcı serbest enerjiye katkısı; c bağlayıcı serbest enerjiye hidrojen bağı katkısı; d lipofilik enerjinin bağlayıcı serbest enerjiye katkısı; e π−π paketleme enerjisinin bağlayıcı serbest enerjiye katkısı; f genelleştirilmiş Born elektrostatik çözme enerjisinin bağlayıcı serbest enerjiye katkısı; g toplam bağlanma serbest enerjisi.

                  Sesamin ve diğer bitkisel bileşiklerin çeşitli özellikleri, İsviçre ADME sunucusu kullanılarak analiz edildi (Tablo 4). Bahsedilen araç sayesinde, moleküler ağırlık, ağır atom sayısı, dönebilen bağlar, H-bağı vericisi, H-bağı alıcıları, aromatik ağır atomlar, Csp 3 gibi çeşitli parametrelerfraksiyon, molar kırılma ve toplam polar yüzey alanı (TPSA) belirlendi. Farmakokinetik özellikler, genel ilaç benzerliğini oluşturmak için seçilen bileşikler için belirlendi. İnsanlar tarafından pasif olarak gastrointestinal absorpsiyonun ve kan-beyin bariyerini geçme yeteneğinin incelenmesi, ilaçların gereksinim yerine verilmesi için önemlidir ve SwissADME aracılığıyla hesaplanır. Bileşiklerin metabolizması, P-gp'nin ve CYP450'nin beş ana izoformunun (CYP1A2, CYP2C9, CYP2C19, CYP2D6 ve CYP3A4) rolü dikkate alınarak değerlendirildi. Bu izoformlardan herhangi birinin inhibisyonu, ilacın klirensinde ve metabolizmasında azalmaya bağlı olarak ilaç birikimine yol açacaktır. SwissADME aracı, molekülün CYP450 izoformlarının olası bir inhibitörü ile birlikte bir P-gp substratı olma olasılığının yüksek olup olmadığını gösteren 'evet' veya 'hayır' şeklinde bilgi sağlar. İlaç benzerliği, beş farklı filtre aracılığıyla belirlendi. Filtreler arasında Lipinski (ilaçta daha az başarısızlıkla sonuçlanan preklinik gelişimi belirlemeye yardımcı olur), Ghose (ilaç benzeri özellikleri nicel olarak tahmin eder), Veber (ilaç molekülünün oral biyoyararlanımını bulmaya yardımcı olur), Egan (hidrojen bağı vericisini bulmak için kullanılır) ve Muegge (ilaç benzeri olmayan moleküller için kullanılır) bulunur. Ayrıca, biyoyararlanım skoru, izin verilen aralıkta yer alan ve 0,55 değerini gösteren bir sıçan modelinde ilacın oral biyoyararlanımını belirler ( İlaç benzerliği, beş farklı filtre aracılığıyla belirlendi. Filtreler arasında Lipinski (ilaçta daha az başarısızlıkla sonuçlanan preklinik gelişimi belirlemeye yardımcı olur), Ghose (ilaç benzeri özellikleri nicel olarak tahmin eder), Veber (ilaç molekülünün oral biyoyararlanımını bulmaya yardımcı olur), Egan (hidrojen bağı vericisini bulmak için kullanılır) ve Muegge (ilaç benzeri olmayan moleküller için kullanılır) bulunur. Ayrıca, biyoyararlanım skoru, izin verilen aralıkta yer alan ve 0,55 değerini gösteren bir sıçan modelinde ilacın oral biyoyararlanımını belirler ( İlaç benzerliği, beş farklı filtre aracılığıyla belirlendi. Filtreler arasında Lipinski (ilaçta daha az başarısızlıkla sonuçlanan preklinik gelişimi belirlemeye yardımcı olur), Ghose (ilaç benzeri özellikleri nicel olarak tahmin eder), Veber (ilaç molekülünün oral biyoyararlanımını bulmaya yardımcı olur), Egan (hidrojen bağı vericisini bulmak için kullanılır) ve Muegge (ilaç benzeri olmayan moleküller için kullanılır) bulunur. Ayrıca, biyoyararlanım skoru, izin verilen aralıkta yer alan ve 0,55 değerini gösteren bir sıçan modelinde ilacın oral biyoyararlanımını belirler ( ve Muegge (ilaç benzeri olmayan moleküller için kullanılır). Ayrıca, biyoyararlanım skoru, izin verilen aralıkta yer alan ve 0,55 değerini gösteren bir sıçan modelinde ilacın oral biyoyararlanımını belirler ( ve Muegge (ilaç benzeri olmayan moleküller için kullanılır). Ayrıca, biyoyararlanım skoru, izin verilen aralıkta yer alan ve 0,55 değerini gösteren bir sıçan modelinde ilacın oral biyoyararlanımını belirler (Tablo 4). Tablo 4


                  En üst sıradaki fito bileşiklerin ilaca benzerliği ve ADME profili.
                  fizikokimyasal parametre
                  Moleküler formül C 20 H 22 O 6 C 21 H 20 O 6 C 15 H 10 O 7 C 20 H 18 O 6 C 13 H 12 F 2 N 6 O
                  Dönebilen bağ sayısı 4 4 1 5
                  Molar kırılma 94.90 104.20 78.03 90.00 70.71
                  Kesir Csp 3 0.40 0.19 0.00 0.40 0.23
                  ağır atom sayısı 26 27 22 26 22
                  Aromatik ağır atom sayısı 12 16 16 12 16
                  TPSA 77,38 Å 2 100,13 Å 2 131,36 Å 2 55,38 Å 2 81.65 Å 2
                  lipofiliklik
                  Günlük G o/w (iLOGP) 2,67 3.29 1.50 3.46 0,41
                  Günlük Güç ( XLOGP3) 2.28 5.03 2.17 2,68 0,35
                  Günlük G o/w (WLOGP) 2.54 4.09 1.99 2,57 1.47
                  Günlük G o/w (MLOGP) 1.17 1.31 -0,56 1.98 1.47
                  Günlük Güç ( SILICOS-IT) 2,66 4.28 1.54 3.25 0,71
                  Mutabakat Günlüğü P o/w 2.26 3.60 1.33 2,79 0,88
                  Farmakokinetik
                  GI emilimi Yüksek Yüksek Yüksek Yüksek Yüksek
                  BBB geçirgen Evet HAYIR HAYIR Evet HAYIR
                  P-gp substrat Evet HAYIR HAYIR HAYIR Evet
                  CYP1A2 inhibitörü HAYIR HAYIR Evet HAYIR HAYIR
                  CYP2C19 inhibitörü HAYIR HAYIR HAYIR Evet Evet
                  CYP2C9 inhibitörü HAYIR Evet HAYIR HAYIR HAYIR
                  CYP2D6 inhibitörü Evet HAYIR Evet Evet HAYIR
                  CYP3A4 inhibitörü Evet HAYIR Evet Evet HAYIR
                  Günlük K p (cilt geçirgenliği) −6,87 cm/sn −4,98 cm/sn −6,60 cm/sn −6,56 cm/sn −7,92 cm/sn
                  Uyuşturucu benzerliği
                  Lipinski Evet; 0 ihlal Evet; 0 ihlal Evet; 0 ihlal Evet; 0 ihlal Evet: 0 ihlal
                  kaz Evet Evet Evet Evet Evet
                  Veber Evet Evet Evet Evet Evet
                  Egan Evet Evet Evet Evet Evet
                  Müge Evet HAYIR; 1 ihlal: XLOGP3>5 Evet Evet Evet
                  biyoyararlanım puanı 0,55 0,55 0,55 0,55 0,55
                  Ayrı bir pencerede aç
                  Sesamin'in biyoyararlanım radar grafiğiŞekil 6pembe bölgenin oral biyoyararlanım için uygun bir fizikokimyasal alan olduğunu göstermektedir. Uygun fizikokimyasal alanın renkli bölgesi LIPO (lipofilisite) değerini gösterir; Sesamin için XLOGP3 (2,68), SIZE (moleküler ağırlık 354,35 g/mol), POLAR (polarite 55,38), INSOLU (çözünmezlik, -3,93) ve FLEX (esneklik, dönebilen bağ sayısı 6).

                  İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-28-04658-g006.jpg'dir.

                  Şekil 6
                  Sesamin'in biyoyararlanım radar grafiği; pembe alan oral biyoyararlanım için uygun fizikokimyasal boşluktur LIPO (lipofilisite): -0,7 < XLOGP3 < +5,0, BOYUT: 150 g/mol < MW < 500 g/mol, POLAR (polarite): 20 < TPSA < 130, INSOLU (çözünmezlik): -6 < Log S (ESOL) < 0, INSATU (doymamışlık): 0,25 < Fra Csp 3 < 1, FLEX (esneklik): 0 < Num . dönebilen bağlar < 9. 2.2. Biyolojik Değerlendirme


                  2.2.1. Disk Difüzyon Yöntemiyle İlaç Duyarlılık Testi


                  İnsan mantar patojeninin sesamine ilaç duyarlılığı disk difüzyon yöntemi kullanılarak belirlendi (Şekil 7). İnhibisyon bölgesinin çapı hesaplandı ve deneyler üç kopya halinde gerçekleştirildi. Candida glabrata için sırasıyla 16 μg/mL ve 32 μg/mL sesamin konsantrasyonunda inhibisyon zonu 5 mm ve 5,2 mm olarak bulundu . Bu sırada flukonazol (10 μg/mL) ile Candida glabrata için 4,8 mm'lik bir inhibisyon zonu gözlemledik .

                  İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-28-04658-g007.jpg'dir.

                  Şekil 7
                  İnsan mantar patojeni Candida glabrata'ya karşı ilaç molekülünün oluşturduğu inhibisyon bölgesi . A, 32 μg/mL sesamin konsantrasyonundaki inhibisyon bölgesini temsil eder, B ve C, 16 μg/mL sesamin konsantrasyonundaki inhibisyon bölgesini temsil eder ve D, pozitif kontrol flukonazol ilacını (10 μg/mL) temsil eder.

                  2.2.2. Minimum Engelleyici Konsantrasyon


                  Sesamin'in Candida spp.'ye karşı MİK ve MFC değerleri . sırasıyla 16 ve 32 µg/mL bulundu (Tablo 5). Sesamin'in özellikle in vitro antifungal duyarlılığı C. albicans (ATCC 90028), C. parapsilosis (ATCC 22019), C. krusei (ATCC 6258) ve C. glabrata'ya (ATCC 15545) karşı değerlendirildi . Tablo 5


                  Sesaminin in vitro antifungal duyarlılığı (değerler μg/mL cinsinden).
                  C. albicans (ATCC 90028) 16 32 2 4 1 2
                  C. glabrata (ATCC 15545) 16 32 1 2 0,5 2
                  C. krusei (ATCC 6258) 16 32 16 32 1 2
                  C. parapsilosis (ATCC 22019) 16 32 1 2 0,5 2
                  Ayrı bir pencerede aç
                  Muamele edilmemiş kontrol hücreleri, sesamin ile muamele edilmiş hücreler ile karşılaştırıldığında normal büyüme gösterdi.

                  2.2.3. Nokta Tahlili


                  Antifungal duyarlılık, katı besiyerinde spot deneyi ile incelenmiştir (Şekil 8, panel A ve B) doğrulama yöntemlerinden biri olarak. Candida hücreleri YEPD agarda 30 °C'de 48 saat büyütüldü. Yatay yöndeki beş nokta, hücre kültürünün seri seyreltilmesini temsil eder. Sesamin konsantrasyonuna bağlı olan Candida hücrelerinin büyümesinde önemli bir azalma olmuştur .

                  İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-28-04658-g008.jpg'dir.

                  Şekil 8
                  ( A ) C. parapsilosis (ATCC 22019), C. glabrata (ATCC 15545), C. krusei (ATCC 6258), C. albicans (ATCC 90028) hücrelerinin MIC sesamin konsantrasyonu ve negatif kontrol olarak işlenmemiş C. parapsilosis (ATCC 22019) varlığında nokta tahlili profili .

                  ( B ) Sesaminin MİK konsantrasyonunun (16 μg/mL'de) ( x ekseni - Candida spp. (dilüsyon) ve y ekseni - koloni sayısı) varlığıyla nokta analizi sonuçlarının grafiksel gösterimi .

                  2.2.4. Sinerjik Çalışma

                  Sinerjizm, tek başına hareket ettiğinde her ilacın etkilerinin toplamından daha büyük bir etki sergileyen iki veya daha fazla bileşik arasındaki etkileşim olarak tanımlanabilecek ilaç kombinasyonlarına uygulanır. Sinerjistik ilaç kombinasyonu, ilaç etkinliğini artırarak ve ilaç toksisitesini azaltarak tek ilaç kullanımının dozunu azaltır. Ayrıca, ilaç direncinin ortaya çıkmasıyla ilgili sorun, çoklu hedef stratejisi ile azaltılabilir. Şiddetli invaziv fungal enfeksiyonlarla mücadelede iki veya daha fazla antifungal ilacın kullanılması uzun süredir kliniklerde daha iyi bir alternatif olarak kabul edilmektedir. İnvaziv kandidiyazis için sinerjistik tedavinin ilk bildirilen uygulaması flusitozin ve amfoterisin B'dir [ 32]. Mevcut çalışmada, farklı Candida türlerine karşı flukonazol kullanılarak sesamin ile sinerjik deneyler yapılmıştır. Sesamin ile birlikte flukonazolün (Hindistan'da ana pazarlanan antifungal ilaç) hesaplanan FICI değeri 0.5'ten düşüktü, bu da iki ilaç arasında sinerjistik bir etkileşim modu olduğunu düşündürür.Tablo 6). Tablo 6


                  Tanımlanan bileşik sesamin ile pazarlanan ilaç flukonazolü dikkate alan sinerjistik çalışma.
                  C. albicans (ATCC 90028) 16 2 0,125 0,125 0.07 sinerjik
                  C. parapsilosis (ATCC 22019) 16 2 0,125 0,125 0.07 sinerjik
                  C. krusei (ATCC 6258) 16 16 0,5 0,125 0.03 sinerjik
                  C. glabrata (ATCC 15545) 16 1 0,125 0,125 0.13 sinerjik
                  Ayrı bir pencerede aç
                  Git: 3. Malzemeler ve Yöntemler

                  3.1. Hesaplamalı Ayrıntılar


                  3.1.1. Fitokimyasal Kitaplık Hazırlama


                  Uygun fitokimyasallar, 'fitokimyasallar' ve 'mantar önleyici aktivite' gibi anahtar kelimeler kullanılarak PubChem, Google Scholar ve ScienceDirect'ten seçildi. Bu arama yöntemini takiben, uygun Lipinski kuralıyla (Tablo S1) fenoller, flavonoidler, tanenler, terpenoidler, alkaloitler, kinonlar, kumarinler ve lignanlar gibi farklı sınıflara ait 40 doğal fito bileşik içeren küçük bir kitaplık oluşturduk (Tablo S1) [ 33 ] .

                  3.1.2. Moleküler Yerleştirme


                  Mantar proteini ekso -1,3-β-glukanazın (PDB ID 4M80) 3 boyutlu yapısı Protein Veritabanı Bankasından alınmıştır [ 34 ]. Seçilen kütüphanedeki tüm bileşiklerin 3 boyutlu yapıları MGL araçları kullanılarak pdbqt dosyalarına dönüştürüldü. Moleküler yerleştirme, AutoDock Tools-1.5.7 aracılığıyla AutoDock 4.2 yazılımı kullanılarak gerçekleştirildi [ 30]. Kısaca, protein PDB dosyası AutoDock Araçlarında açıldı. Su molekülleri ve herhangi bir bağlı ligand silindi, ardından protein molekülüne Kollmann yükleri eklendi. Izgara parametresi, analiz için aktif protein bölgesini kapsayacak şekilde seçildi. Bu çalışmada ızgara aralığı 0,375 Å (varsayılan) olarak ayarlanmıştır ve merkez ızgara kutusu değerleri sırasıyla x = 4,075, y = 64,791 ve z = 9,706 olarak ayarlanmıştır. x, y ve z boyutları boyunca ızgara noktalarının sayısı 48 × 62 × 46 olarak ayarlandı. Autogrid'in başarıyla tamamlanmasının ardından, Genetik Algoritma (GA) varsayılan olarak şu şekilde ayarlandı: (1) GA çalıştırma sayısı, 50; (2) nüfus büyüklüğü, 100; (3) enerji değerlendirmesi sayısı, 2,5 milyon (2,0 Å kümelenmiş tolerans); ve (4) nesil sayısı, 27000. Bundan sonra, yerleştirme kompleksi, AutoDock Araçlarından pdbqt dosya biçiminde alındı. Ligandlar ve seçilen protein arasındaki etkileşimler, etkileşen protein kalıntılarıyla birlikte kenetlenme skoru (yani bağlanma enerjisi, kcal/mol) ve inhibisyon sabiti (nM) temelinde hesaplandı. Proteinlerin Yüzey Topografisi için Bilgisayarlı Atlas (CASTp) [35 ] ve Biovia Discovery Studio (Discovery Studio, sürüm 4.5, San Diego: Dassault Systèmes, Biovia, 2019), proteinin aktif bölgesinde bulunan amino asitleri belirlemek için kullanıldı.

                  3.1.3. Moleküler Dinamik (MD)


                  MD simülasyonları, daha önce tarafımızdan [ 36 , 37 ] açıklandığı gibi Desmond 5.6 akademik versiyonu (Desmond Molecular Dynamics System, versiyon 5.6, DE Shaw Research, New York, NY, 2018. Maestro-Desmond Interoperability Tools, Schrödinger, New York, NY, ABD, 2018) kullanılarak yapıldı . Moleküler yerleştirme araştırmasından elde edilen kompleks, Desmond sistem oluşturucu kullanılarak suyla dolu ortorombik bir kutuya (TIP3P modeli) çözüldü. MD simülasyonu, tek değerlikli iyonlar (Na + ve Cl -) kullanılarak OPLS'yi kuvvet alanı olarak benimseyerek gerçekleştirildi., 0,15 M'lik fizyolojik konsantrasyon, sabit sıcaklıkta (310 K) ve basınçta (1,01325 bar), topluluk sınıfı NPT (sabit sayıda parçacık, basınç ve sıcaklık) ile. Hareket denklemlerini entegre etmek için bir RESPA entegratörü uygulandı (2.0 fs'lik iç zaman adımı). Sabit bir simülasyon sıcaklığını korumak için Nose-Hoover termostatları kullanıldı ve basıncı kontrol etmek için Martyna-Tobias-Klein yöntemi uygulandı. Uzun menzilli elektrostatik etkileşimler, van der Waals ve kısa menzilli elektrostatik etkileşimler için 9.0 Å ile parçacık ağlı Ewald yöntemi (PME) ile hesaplandı. Sistemin dengelenmesi, Desmond'da sağlanan varsayılan protokol kullanılarak gerçekleştirildi. Sonuç olarak, 100 ns'lik bir bireysel yörünge hesaplandı. Daha güvenilir çıktı sağlamak için MD simülasyon deneyleri iki kez tekrarlandı. Yörünge dosyaları, bu çalışmada sunulan MD simülasyon deneyine ilişkin tüm çizimleri oluşturmak için de kullanılan Desmond paketinde uygulanan Simulation Event tarafından analiz edildi. Ayrıca, bağlanma enerjisini hesapladık (ΔGDesmond'da bulunan termal MM-GBSA komut dosyasını ( thermal_mmgbsa.py ) kullanarak Desmond tarafından elde edilen yörüngeden hedef protein içindeki sesaminin bağlanması ). Bu araç, Desmond MD yörüngesini kullanır, onu ayrı çerçeve anlık görüntülerine böler ve her birini MM-GBSA analizi yoluyla yürütür. MM-GBSA hesaplaması sırasında, ortalama bağlanma serbest enerjisini hesaplamak için girdi olarak 100 ns MD simülasyonundan 1000 anlık görüntü kullanıldı. Değerlendirilen ΔG bağı, hesaplamada kullanılan enerji bileşenleriyle birlikte Bölüm 2'de ortalama değer olarak rapor edilir .

                  3.1.4. ADMET/Farmakokinetik Öngörüleri ve Biyoaktif Değerlendirme


                  En umut verici fito bileşik sesamin'in ADMET özellikleri, İsviçre ADME aracı [ 38 ] kullanılarak değerlendirildi . Ligandın enzim veya protein ile etkileşimi, etkili bir ilaç olmasını sağlayamaz. İlaca benzerlik çalışmaları, bir molekülün biyoyararlanımı açısından oral bir ilaç gibi davranma olasılığını ölçmemize yardımcı olur. Çeşitli özelliklerin bilgisi, ilaç tasarımı süreci için esastır ve kabul edilemez ADMET özelliklerinin varlığı, ilacın klinik deneylerde başarısız olmasına yol açar. ADMET, fito bileşiğin ilaca benzer doğasının doğru özelliklerini verir ve kan-beyin bariyeri geçirgenliği, gastrointestinal absorpsiyon gibi parametrelerin sayısal değerlerini sağlar ve Ames testi, fare karsinojenitesi ve h gibi toksisite testleri hakkında bilgi sağlar .ERG inhibisyonu. 3.2. Bir Antifungal Ajan Olarak Sesamin'in Biyolojik Değerlendirmesi


                  3.2.1. Büyüme Ortamı ve Kullanılan Suşlar


                  Bu çalışmada kullanılan Candida suşları C. krusei (ATCC 6258), C. albicans (ATCC 90028), C. parapsilosis (ATCC 22019) ve C. glabrata (ATCC 15545) idi. Tüm Candida suşları -80 °C'de %30 ( v / v ) gliserol stokunda saklandı . Hücreler, Sabouraud dekstroz agar (SDA) plakasında taze olarak canlandırıldı ve YEPD suyuna aktarıldı. Hücreler, suşların canlanmasını sağlamak için her çalışmadan önce agar plakasında 30 °C'de büyütüldü. Tüm Candida suşları, %1 maya ekstraktı ( ağırlık / hacim ), pepton %2 ( ağırlık) bileşimi ile YEPD suyu içinde kültürlendi./ v ) ve dekstroz %2 ( w / v ). Agar plakaları için, ortama %2 ( w / v ) agar (HiMedia, Mumbai, Hindistan) eklendi. Sesamin ticari olarak Combi Blocks'tan (Saflık %98) satın alınmıştır.

                  3.2.2. Aşı Hazırlama


                  Süspansiyonlar, taze Candida kültürlerinden hazırlandı, agar plakalarına kaplandı ve 35 °C'de 24-48 saat inkübe edildi. İnkübasyondan sonra, kabaca 4-5 maya kolonisini (steril öze ile) 3 mL %0,85 salin solüsyonu içeren bir test tüpüne aktardık. Ortaya çıkan süspansiyonlar 15 saniye vortekslendi. Elde edilen son konsantrasyon 1-5 x 106 koloni idi .

                  3.2.3. Disk Difüzyon Deneyi


                  Disk difüzyon testi tarif edildiği gibi yapıldı [ 39 ]. İlaçlar, istenen konsantrasyonda 10 uL'lik bir hacimde lekelendi ve ilgili inhibisyon bölgelerinin çapları, plakaların 30 °C'de 48 saat inkübasyonundan sonra ölçüldü.

                  3.2.4. Nokta Tahlili


                  Nokta tahlili için, her bir maya kültürünün (her biri 0.1'lik bir OD 600 nm'ye kadar normal salin içinde süspanse edilmiş hücrelere sahip) beş katlı seri dilüsyonlarının 5 uL'si, ilaçların yokluğunda (kontrol) ve varlığında YEPD plakalarına lekelendi. Büyüme farkı, 30 °C'de 48 saat inkübasyondan sonra ölçüldü [ 40 ].

                  3.2.5. Minimum İnhibitör Konsantrasyon (MIC) ve Minimum Fungisidal Konsantrasyon (MFC) Tayini


                  MIC, daha önce NCCLS [ 41 ] olan Clinical and Laboratory Standards Institute (CLSI)'nin M27-S4 yönteminde tarif edildiği gibi sıvı besiyeri seyreltme yöntemiyle belirlendi . Kısaca, ilacın geri kalan ortamla birlikte eklenmesinin ardından 96 oyuklu plakanın her bir oyuğuna 100 uL ortam yerleştirildi ve ardından seri olarak seyreltildi. Toplam 100 µL hücre süspansiyonu (normal salin içinde OD 600'e kadar)0.1) plakanın her bir oyuğuna eklendi. Paralel olarak, maya canlılığı ve flukonazol ve amfoterisin B'ye duyarlılık için kontroller oluşturuldu. Plakalar, 24-48 saat 35 °C'de inkübe edildi. Kuluçka süresinden sonra, üremenin varlığı veya yokluğu görsel olarak gözlendi. MIC, maya büyümesinin gözle görülür bir şekilde engellenmesini sağlayan en düşük konsantrasyon olarak tanımlandı. MFC, maya büyümesini tamamen engelleyen veya üçten az koloni oluşturan birimin (CFU) oluşmasına neden olarak mantar öldürücü aktiviteye neden olan test bileşiğinin en düşük konsantrasyonu olarak tanımlandı.

                  3.2.6. Sinerjik Çalışma/Dama Tahtası Mikrodilüsyon Testi


                  Standart bir antifungal ilaç olan flukonazol ile kombinasyon halinde sesamin'in antifungal aktivitesi, sinerjistik bir çalışma ile değerlendirildi. Bir mikrotitre plakasına toplam 50 uL sesamin (64 ila 0.5 ug/mL) ve 50 uL flukonazol (64 ila 0.125 ug/mL) ilave edildi. Her oyuk, 200 uL'lik bir nihai hacim oluşturmak için 100 uL mantar süspansiyonu ile aşılandı. Elde edilen dama tahtası plakaları, gece boyunca 37 °C'de inkübe edildi. Fraksiyonel inhibitör konsantrasyon indeksi (FICI), aşağıdaki denklem [ 42 ] kullanılarak hesaplandı :
                  FIC Endeksi =Kombinasyon halinde Sesamin MİK'si _ Tek başına Sesamin'in MIC'si +Kombinasyon halinde Flukonazol MİK'si _ Tek başına Flukonazol MİK'si



                  "Sinerji ve düşmanlık" sırasıyla FICI ≤ 0.5 ve > 4 ile tanımlandı. Bu arada, 'kısmi sinerjistik', 0,5 < FICI < 1 ile tanımlanırken, 'kayıtsızlık', 1 < FICI ≤ 4 ile tanımlandı.

                  Git: 4. Sonuçlar


                  Mantar hücre duvarı esas olarak adezyon için gerekli kitin, glukanlar, mannanlar ve glikoproteinlerden oluşur. Aynı zamanda koruyucu bir bariyer görevi görür. Hücre duvarı bileşenlerini ve enzimlerini hedeflemek, yeni antifungal ajanlar geliştirmek için çekici ilaç hedefleri olabilir. Bu çalışmada, yeni antifungal ajanları tanımlamak için in silico yöntemlere ve kapsamlı biyolojik değerlendirmeye dayalı entegre bir tarama platformu geliştirdik. Candida spp.'de bulunan ekzo -1,3-β-glukanaz enzimini hedefleyerek antifungal ajanlar olarak hareket edebilen doğal ürünleri seçmek için bu platformu kullandık . ekzo _-1,3-β-glukanaz enzimi, hidrolaz ve transglikosidaz aktiviteleri yoluyla β-D-glukan metabolizmasında ve nihai mantar morfogenezinde yer alır. Maya hipha morfolojik geçişi, konakçı dokuların mantar patogenezinde yer alan oldukça öldürücü bir özellik olarak tanımlanır. Moleküler yerleştirme, MD ve bileşiklerin ilaç benzeri profillerinin değerlendirilmesine dayalı hesaplama protokolümüzün ardından, sesamini olası bir antifungal profil ile donatılmış potansiyel bir ekzo -1,3-β-glukanaz bağlayıcı olarak tanımladık. Sesamin'in farklı Candida'ya karşı etkinliğini değerlendirmek için bir dizi in vitro test gerçekleştirerek in silico bulguları daha da doğruladık.türler. Sesamin, 16 μg/mL MİK değeri ile ilginç bir antifungal profil gösterdi. Agbo ve ark. Candida albicans'a (256 μg/mL) karşı çok daha yüksek bir sesamin MİK değeri belirlemiştir [ 24 ], bu da mevcut çalışmayı son derece alakalı kılmaktadır. Sesaminin referans ilaç flukonazol ile sinerjistik çalışmalarını da gerçekleştirdik ve ilginç sonuçlar elde ettik. Buna göre, mevcut çalışma, düşük toksisitesi, kolay bulunabilirliği ve önemli antifungal aktivitesi nedeniyle mantar enfeksiyonlarına karşı yeni terapötik ajanlar geliştirmek için ilginç bir iskele olarak doğal ürün sesamin'i vurgulamaktadır.

                  Git: teşekkürler


                  Yazarlar sürekli destek ve teşvikleri için Müdür, Ramjas Koleji ve Delhi Üniversitesi Hindu Koleji'ne şükranlarını sunarlar. KW ayrıca Genç Araştırma Bursları (JRF) şeklinde mali destek için Üniversite Hibe Komisyonu'na (UGC) teşekkür etmek ister. Yazarlar, deneylerin gerçekleştirilmesindeki değerli yardımları için Rijul Tandon'a teşekkür eder.

                  Git: Tamamlayıcı Malzemeler


                  Aşağıdaki destekleyici bilgiler şu adresten indirilebilir: https://www.mdpi.com/article/10.3390...les28124658/s1 , Şekiller S1–S9, en üst sıradaki bileşik (pinoresinol, kaflanon ve herbasetin) için hesaplama çıktısını açıklamaktadır; Tablolar S1 ve S2 yanaşma sonuçları.
                  Ek veri dosyası için buraya tıklayın. (2,2M, zip)
                  Git: Finansman Tablosu


                  Bu araştırma herhangi bir dış finansman almamıştır.

                  Git: Yazar Katkıları


                  Kavramsallaştırma, NK ve SB; metodoloji, KW, HK, NK ve SB; yazılım, NK ve SB; doğrulama, KW, HK, NK ve SB; resmi analiz, KW, HK, NK ve SB; soruşturma, KW, HK, NK ve SB; veri iyileştirme, KW, HK, NK ve SB; yazma—orijinal taslak hazırlama, KW, NK ve SB; yazma—inceleme ve düzenleme, KW, HK, NK ve SB; süpervizyon, HK, NK ve SB Tüm yazarlar makalenin yayınlanan versiyonunu okumuş ve kabul etmiştir.

                  Git: Kurumsal İnceleme Kurulu Beyanı


                  Uygulanamaz.

                  Git: Bilgilendirilmiş Onam Beyanı


                  Uygulanamaz.

                  Git: Veri Kullanılabilirliği Bildirimi


                  Uygulanamaz.

                  Git: Çıkar çatışmaları


                  Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir.

                  Git: Örnek Durumu


                  Uygulanamaz.

                  Git: Dipnotlar




                  Sorumluluk Reddi/Yayıncının Notu: Tüm yayınlarda yer alan ifadeler, görüşler ve veriler yalnızca bireysel yazar(lar)a ve katkıda bulunan(lar)a aittir ve MDPI ve/veya editör(ler)e ait değildir. MDPI ve/veya editör(ler), içerikte atıfta bulunulan herhangi bir fikir, yöntem, talimat veya üründen kaynaklanan kişi veya mülk yaralanmalarından sorumluluk kabul etmez.



                  Git: Referanslar

                  1. Talapko J., Juzbasic M., Matijevic T., Pustijanac E., Bekic S., Kotris I., Skrlec I. Candida albicans—The Virulans Factors and Clinical Manifestations of Infection. J. Mantarlar. 2021; 7:79 . doi: 10.3390/jof7020079. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  2. Whaley SG, Berkow EL, Rybak JM, Nishimoto AT, Barker KS, Rogers PD Candida albicans ve Emerging Non-albicans Candida Türlerinde Azol Antifungal Direnç. Ön. Mikrobiyoloji. 2017; 7 :2173. doi: 10.3389/fmicb.2016.02173. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  3. Prasad R., Kapoor K. Candida mayasında çoklu ilaç direnci. Int. Cytol. 2005; 242 :215–248. doi: 10.1016/S0074-7696(04)42005-1. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  4. Nakatani Y., Larsen DS, Cutfield SM, Cutfield JF Candida albicans'tan elde edilen ekzo -1,3-beta-glukanazın bir glikosenteze dönüştürülmesinin ardından bölgesel özgüllükte büyük değişiklik . Biyokimya. 2014; 53 :3318–3326. doi: 10.1021/bi500239m. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  5. Mouyna I., Hartl L., Latge JP Aspergillus fumigatus'ta β-1,3-glukan değiştirici enzimler. Ön. Mikrobiyoloji. 2013; 4 :81. doi: 10.3389/fmicb.2013.00081. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  6. Latge JP Hücre duvarı: Mantar hücresi için bir karbonhidrat zırhı. Mol. Mikrobiyoloji. 2007; 66 :279–290. doi: 10.1111/j.1365-2958.2007.05872.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  7. Brown JA, Catley BJ Candida albicans'ta polisakarit sentezinin izlenmesi. Karbonhidrat. Res. 1992; 227 :195–202. doi: 10.1016/0008-6215(92)85071-7. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                  8. Rast DM, Baumgartner D., Mayer C., Hollenstein GO Mantarlarda hücre duvarı ile ilişkili enzimler. fitokimya. 2003; 64 :339–366. doi: 10.1016/S0031-9422(03)00350-9. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  9. Adams DJ Fungal hücre duvarı kitinazları ve glukanazlar. Mikrobiyoloji. 2004; 150 :2029–2035. doi: 10.1099/mic.0.26980-0. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  10. Larriba G., Andaluz E., Cueva R., Basco RD Maya eksoglukanazlarının moleküler biyolojisi. FEMS Mikrobiyoloji. Letonya 1995; 125 :121–126. doi: 10.1111/j.1574-6968.1995.tb07347.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  11. San Segundo P., Correa J., Vazquez de Aldana CR, del Rey F. SSG1, Saccharomyces cerevisiae'de bir sporülasyona özgü 1,3-beta-glukanazı kodlayan bir gen. J. Bacteriol. 1993; 175 :3823–3837. doi: 10.1128/jb.175.12.3823-3837.1993. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  12. Stubbs HJ, Brasch DJ, Emerson GW, Sullivan PA Candida albicans'ın beta-1,3-ekzoglukanazının hidrolaz ve transferaz aktiviteleri. Avro. J. Biochem. 1999; 263 :889–895. doi: 10.1046/j.1432-1327.1999.00581.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  13. Xu H., Nobile CJ, Dongari-Bagtzoglou A. Glucanase, mantar patojeni Candida albicans'ın filamentleşmesini indükler. PLoS BİR. 2013; 8 :e63736. doi: 10.1371/journal.pone.0063736. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  14. Cutfield SM, Davies GJ, Murshudov G., Anderson BF, Moody PC, Sullivan PA, Cutfield JF Candida albicans'tan ekzo -beta-(1,3)-glukanazın doğal ve bağlı formlardaki yapısı : 5 glikosil hidrolaz ailesindeki bir cep ve oluk arasındaki ilişki. J. Mol. Biol. 1999; 294 :771–783. doi: 10.1006/jmbi.1999.3287. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  15. Ogawa T., Nishio J., Okada S. Yenilebilir susam yağının Candida albicans'ın klinik izolatlarının büyümesi üzerindeki etkisi. Biol. Res. hemşireler. 2014; 16 :335–343. doi: 10.1177/1099800413501539. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  16. Nasim N., Sandeep IS, Mohanty S. İlaç keşfi için bitki kaynaklı doğal ürünler: Mevcut yaklaşımlar ve beklentiler. çekirdek. 2022; 65 :399–411. doi: 10.1007/s13237-022-00405-3. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  17. Harikumar KB, Sung B., Tharakan ST, Pandey MK, Joy B., Guha S., Krishnan S., Aggarwal BB Sesamin, NF-kappa B ile düzenlenen hücre sağkalımını, proliferasyonunu, istilasını ve anjiyojenik gen ürünlerini baskılayarak kemopreventif etkiler gösterir. Mol. Kanser Arş. 2010; 8 :751–761. doi: 10.1158/1541-7786.MCR-09-0565. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  18. Kumar A., ​​Mishra DC, Angadi UB, Yadav R., Rai A., Kumar D. Susamdan Türetilmiş Fitokimyasalların SARS-CoV-2 Ana Proteazına Karşı İnhibisyon Potansiyelleri: Bir Moleküler Yerleştirme ve Simülasyon Çalışması. Ön. kimya 2021; 9 :744376. doi: 10.3389/fchem.2021.744376. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  19. Mahendra Kumar C., Singh SA Susamdan elde edilen biyoaktif lignanlar ( Sesamum indicum L.): Gıda uygulamaları için antioksidan ve antibakteriyel etkilerinin değerlendirilmesi. J. Gıda Bilimi Teknoloji 2015; 52 :2934–2941. doi: 10.1007/s13197-014-1334-6. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  20. Andargie M., Vinas M., Rathgeb A., Moller E., Karlovsky P. Lignans of Susam ( Sesamum indicum L.): Kapsamlı Bir İnceleme. moleküller. 2021; 26 :883. doi: 10.3390/moleküller26040883. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  21. Michailidis D., Angelis A., Aligiannis N., Mitakou S., Skaltsounis L. Katı Desteksiz Sıvı-Sıvı Ekstraksiyonu ve Kromatografi Teknikleri Kullanılarak Susam Yağından Sesamin, Sesamolin ve Minör Lignanların Geri Kazanımı ve Bunların Enzimatik İnhibisyon Özelliklerinin Değerlendirilmesi. Ön. Eczane. 2019; 10 :723. doi: 10.3389/fphar.2019.00723. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  22. Ansari MA, Fatima Z., Hameed S. Sesamol: Gelecek vadeden antikandidal potansiyele sahip doğal bir fenolik bileşik. J. Pathog. 2014; 2014 :895193. doi: 10.1155/2014/895193. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  23. Alfuraydi AA, Devanesan S., Al-Ansari M., AlSalhi MS, Ranjitsingh AJ Susam yağı küspesinden gümüş nanopartiküllerin çevre dostu yeşil sentezi ve potansiyel antikanser ve antimikrobiyal aktiviteleri. J. Fotokim. Fotobiyol. B.2019 ; 192 :83–89. doi: 10.1016/j.jphotobiol.2019.01.011. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  24. Agbo J., Mpetga JDS, Bikanga R., Tchuenguem RT, Tsafack RBN, Awouafack MD, Dzoyem JP, Ito T., Morita H., Tane P. Caloncoba glauca'dan Yeni Bir Benzophenanthridine Alkaloid. Nat. Üretim komün. 2017; 12 :367–368. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  25. Chambers RS, Broughton MJ, Cannon RD, Carne A., Emerson GW, Sullivan PA Candida albicans'ın bir ekzo -beta-(1,3)-glukanazı: Enzimin saflaştırılması ve genin moleküler klonlanması. J. Gen. Microbiol. 1993; 139 :325–334. doi: 10.1099/00221287-139-2-325. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  26. Pitson SM, Seviour RJ, McDougall BM Selülolitik olmayan fungal beta-glukanazlar: Fizyolojileri ve düzenlemeleri. enzim. Mikrob. Teknoloji 1993; 15 :178–192. doi: 10.1016/0141-0229(93)90136-P. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  27. Chaffin WL, Lopez-Ribot JL, Casanova M., Gozalbo D., Martinez JP Candida albicans'ın hücre duvarı ve salgılanan proteinleri: Tanımlama, işlev ve ifade. Mikrobiyoloji. Mol. Biol. Rev. 1998; 62 :130–180. doi: 10.1128/MMBR.62.1.130-180.1998. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  28. Chambers RS, Walden AR, Brooke GS, Cutfield JF, Sullivan PA Candida albicans'ın ekzo -beta-(1,3) -glukanazında varsayılan bir aktif bölge tortusunun tanımlanması . FEBS Letonya 1993; 327 :366–369. doi: 10.1016/0014-5793(93)81022-R. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  29. Patrick WM, Nakatani Y., Cutfield SM, Sharpe ML, Ramsay RJ, Cutfield JF Candida albicans exo -beta-1,3- glucanase'de karbonhidrat bağlanma bölgeleri ve aktif bölge girişinde Phe-Phe "kelepçesinin" rolü. FEBS J.2010 ; 277 :4549–4561. doi: 10.1111/j.1742-4658.2010.07869.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  30. Morris GM, Huey R., Lindstrom W., Sanner MF, Belew RK, Goodsell DS, Olson AJ AutoDock4 ve AutoDockTools4: Seçici reseptör esnekliği ile otomatik yerleştirme. J. Bilgisayar. kimya 2009; 30 :2785–2791. doi: 10.1002/jcc.21256. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  31. Zheng X., Polli J. Çözünen taşıyıcı taşıyıcılara karşı inhibisyon Ki değerlerini verimli bir şekilde taramak ve ölçmek için inhibitör konsantrasyonlarının tanımlanması. Avro. J. Ecz. bilim 2010; 41 :43–52. doi: 10.1016/j.ejps.2010.05.013. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  32. Hatipoğlu N., Hatipoğlu H. Çocuklarda ve yetişkinlerde invaziv mantar enfeksiyonları için kombinasyon antifungal tedavi. Uzman Rev. Bulaştır. 2013; 11 :523–535. doi: 10.1586/eri.13.29. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  33. Lipinski CA, Lombardo F., Dominy BW, Feeney PJ İlaç keşfi ve geliştirme ortamlarında çözünürlüğü ve geçirgenliği tahmin etmeye yönelik deneysel ve hesaplamalı yaklaşımlar. Av. Uyuşturucu Dağıtımı Rev. 2001; 46 :3–26. doi: 10.1016/S0169-409X(00)00129-0. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  34. Berman HM, Westbrook J., Feng Z., Gilliland G., Bhat TN, Weissig H., Shindyalov IN, Bourne PE The Protein Data Bank. Nükleik Asitler Res. 2000; 28 :235–242. doi: 10.1093/nar/28.1.235. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  35. Tian W., Chen C., Lei X., Zhao J., Liang J. CASTp 3.0: Proteinlerin yüzey topografisinin bilgisayarlı atlası. Nükleik Asitler Res. 2018; 46 :W363–W367. doi: 10.1093/nar/gky473. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  36. Kapoor N., Ghorai SM, Khuswaha PK, Bandichhor R., Brogi S. SARS-CoV-2 girişine müdahale etmek için insan ACE2 reseptörünün potansiyel bir bağlayıcısı olarak Butein: Bilgisayar destekli bir analiz. J. Mol. modeli. 2022; 28 :270. doi: 10.1007/s00894-022-05270-0. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  37. Sirous H., Chemi G., Campiani G., Brogi S. p53-MDM2 etkileşiminin gelecek vaat eden bozucularını belirlemek için entegre bir in silico tarama stratejisi. bilgisayar. Biol. kimya 2019; 83 :107105. doi: 10.1016/j.compbiolchem.2019.107105. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  38. Daina A., Michielin O., Zoete V. SwissADME: Küçük moleküllerin farmakokinetiğini, ilaca benzerliğini ve tıbbi kimya dostluğunu değerlendirmek için ücretsiz bir web aracı. bilim 2017 ; 7 :42717. doi: 10.1038/srep42717. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  39. Hudzicki J. Kirby-Bauer Disk Difüzyon Duyarlılık Testi Protokolü. Amerikan Mikrobiyoloji Derneği; Washington, DC, ABD: 2009. [(15 Ocak 2023'te erişildi)]. Çevrimiçi olarak erişilebilir: https://www.asm.org/Protocols/Kirby-Bauer-Disk-Diffusion-Susceptibility-Test-Pro [ Google Scholar ]
                  40. Prasad T., Chandra A., Mukhopadhyay CK, Prasad R. Candida spp.'nin demir ve ilaç direnci arasındaki beklenmeyen bağlantı : Demir tükenmesi, zar akışkanlığını ve ilaç difüzyonunu artırarak ilaca duyarlı hücrelere yol açar. Antimikrob. Ajan Chemother. 2006; 50 :3597–3606. doi: 10.1128/AAC.00653-06. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                  41. Mayaların Broth Dilution Antifungal Duyarlılık Testi için CLSI (Klinik ve Laboratuvar Standartları Enstitüsü) Referans Yöntemi. Klinik ve Laboratuvar Standart Enstitüsü; Wayne, PA, ABD: 2012. Dördüncü Bilgi Eki M27-S4.Wayne. [ Google Akademik ]
                  42. Marques MB, Brookings ES, Moser SA, Sonke PB, Waites KB Acinetobacter baumannii nozokomiyal izolatlarının karşılaştırmalı in vitro antimikrobiyal duyarlılıkları ve dokuz antimikrobiyal kombinasyonun sinerjistik aktiviteleri. Antimikrob. Ajan Chemother. 1997; 41 :881–885. doi: 10.1128/AAC.41.5.881. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]

                  Yorum yap


                  • #10
                    Seçilmiş 10 Hint bitkisinin anti-kandidal aktivitesinin incelenmesi ve Lawsonia inermis ekstraktının Candida albicans'ta mikrop tüpü oluşumu, proteaz, fosfolipaz ve aspartat dehidrogenaz enzim aktivitesi üzerindeki etkisinin araştırılması

                    Sripathy Ravichandranve Sundararaman Muthuraman
                    Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                    Deniz Biyoteknolojisi Bölümü, Bharathidasan Üniversitesi, Tiruchirappalli, Tamil Nadu, Hindistan
                    Yazışma: Dr. Sundararaman Muthuraman, E-posta: ni.ca.udb@radnus
                    Git: Soyut

                    Amaç:
                    Çalışmanın amacı, doğal kaynaklardan potansiyel anti-kandidal ajanları belirlemek ve Lawsonia inermis ekstraktının Candida albicans'ın başlıca öldürücü faktörleri üzerindeki etkisini aydınlatmaktır .

                    Malzemeler ve yöntemler:
                    Çeşitli biyoaktif maddelerin en bol bulunan ve kolayca bulunabilen kaynağı olan bitkiler, anti-kandidal tarama çalışması için seçilmiştir. Bu çalışma için antimikrobiyal aktiviteye sahip olduğu kanıtlanmış ancak anti-kandidal aktivite için fazla araştırılmamış on farklı bitki seçildi. Bu bitki yapraklarının etil asetat özü, anti-kandidal aktivite açısından test edildi. İyi anti-kandidal aktiviteye sahip ekstraktlar, C. albicans germ tüpü oluşumu ve enzim (proteaz, fosfolipaz ve aspartat dehidrogenaz) aktivitesindeki etkisi açısından ayrıca tarandı .

                    Sonuçlar:
                    Taranan 10 bitki arasında, L. inermis ekstresi, C. albicans'ın tamamen inhibisyonunu gösterdi . Daha fazla değerlendirmede, bu ekstrakt serumda C. albicans mikrop tüpü oluşumunu inkübasyon süresinin sonuna kadar (3 saat) tamamen inhibe etti. Bu ekstrakt aynı zamanda C. albicans'ın iki ana öldürücü enzimi olan proteazlara (%27-33) ve fosfolipazlara (%44.5) karşı doza bağımlı inhibitör aktivite sergilemiştir. Ek olarak, bu ekstrakt konstitütif kandidal enzim aspartat dehidrojenazın her iki izoformunu da tamamen inhibe ederek amino asit biyosentezini etkiler.

                    Çözüm:
                    Bu nedenle, bu çalışma L. inermis'in anti-kandidal potansiyelini doğrulamaktadır ve bu nedenle anti-kandidal ilacın geliştirilmesi için daha fazla düşünülebilir.

                    ANAHTAR KELİMELER: Anti-kandidal aktivite, Candida albicans , enzim inhibisyonu, germ tüpü inhibisyonu, Lawsonia inermis
                    Git: giriiş


                    Fırsatçı mantar enfeksiyonları arasında, özellikle kandidiyaz, invaziv kandidiyaz, küresel olarak yüksek morbidite ve mortalite oranlarına yol açan mantar enfeksiyonlarının en yaygın nedenini oluşturur. Kandidiyazis, toplam sistemik nozokomiyal enfeksiyonun %8-10'unu oluşturur. Oral kandidiyaz, HIV ile enfekte hastalarda görülen en yaygın fırsatçı enfeksiyondur. İnvaziv kandidiyazis, 100.000 popülasyonda 0.4 ölümle 1997'den beri önde gelen ölüm nedeni olmaya devam ediyor.[ 1 ] Etken ajan Candida spp. vajina, deri, oral kavite ve gastrointestinal kanalda kommensal olarak oluşur. Candida'nın dimorfizmive değişen ortamı (özellikle bağışıklığı baskılanmış durumda) hızlı bir şekilde algılayarak ve uyum sağlayarak patojenik forma nüks etme yeteneği, bu fırsatçı mantar patojeninin benzersiz özelliklerinden biridir. Bu adaptasyon fazı sırasında, hiphal spesifik genlerin ve ayrıca adezinler, proteazlar, fosfolipazlar ve metiltransferazlar gibi hayati virülans faktörlerini kodlayan genlerin ekspresyonuna yol açan bir dizi reaksiyon başlatıldı. Bu enzimler, Candida türlerinin hayatta kalmasında ve virülansında hayati bir rol oynamaktadır.[ 2 ] Candida'da azoller, polienler ve ekinokandinler gibi halihazırda mevcut ilaçlara karşı yüksek derecede direnç gözlenmiştir.spp. ve dayanıklılık derecesi türden türe değişir. İlaç direncindeki artış, yeni türlerin ortaya çıkması ve kesilen ilaçların toksisitesi, kandidiyazis ile mücadele için yeni ilaçların geliştirilmesi ihtiyacını doğuran başlıca faktörlerdir.

                    Doğal kaynaklar, çeşitli biyoaktif bileşikler açısından zengindir. Bu tür fitokimyasalların terapötik uygulamaları, Hint geleneksel tedavi sistemlerinde binlerce yıldır uygulanmaktadır. Göze çarpan yapısal varyasyonların bol mevcudiyeti, güçlü biyoaktivite ve fitokimyasalların nispeten daha az veya hiç toksisitesi olmaması, ilaç geliştirme için sentetik bileşikler yerine bu doğal kaynaklı bileşiklerin tercih edilmesinin ana nedenleridir. Piyasadaki onaylı ilaçların yaklaşık %50'si doğal kaynaklı veya türevlerindendir. Antibiyotikler (örn. penisilin, tetrasiklin, eritromisin), antiparazitikler (örn. avermektin), antimalaryaller (örn. kinin, artemisinin), lipid kontrol ajanları (örn. lovastatin ve analogları), organ nakilleri için immünosupresanlar (örn. siklosporin, rapamisinler), antikanser ilaçlar (örn. taksol, doksorubisin),3 ] Doğal kaynaklardan ilaç geliştirmedeki artışla birlikte, bitkilerden antimikrobiyal veya anti-enfektif bileşenlerin taranmasına yönelik ilgide eşzamanlı artış gözlemlendi . Antimikrobiyal özellikleri ile iyi bilinen bitkiler. Hindistan'da bulunan 17.000 yüksek bitki türünden 7500'ü tıbbi kullanımlarıyla iyi bilindiğinden, Hint şifalı bitkileri yeni kurşunun tanımlanması ve geliştirilmesi için en umut verici kaynaklar olmaya devam etmektedir. Bu zengin doğal kaynak havuzuyla Hindistan, bitkisel ilaç geliştirme merkezi olmaya devam ediyor.[ 5 ] Tüm bunlar dikkate alındığında, bu çalışmada, 10 farklı Hint bitkisinden potansiyel kandida karşıtı özellikler tarandı.

                    Mevcut araştırmada, Tridax procumbence , Adhatoda vasica , Azadirachta indica , Ocimum sanctum , Lawsonia inermis , Acacia cavena , Pongamia pinnata , Eucalyptus spp., Solanum trilobatum ve Acalypha indica'nın yaprak özlerinin anti-kandidal aktivitesi değerlendirildi. Bu 10 bitki antimikrobiyal ve tıbbi özellikleriyle iyi biliniyordu.[ 6 , 7 , 8 , 9 ] Bu bitkiler antimikrobiyal özellikleriyle bilinmesine rağmen, Candida'nın kontrolündeki spesifik etkisispp. birkaç ön anti-kandidal tarama dışında pek araştırılmadı. Bu bitkilerin farklı çözücü türleri ve sulu özleri, başka bir yerde anti-kandidal aktivite açısından test edildi. Sulu ekstraktların çoğu, anti-kandidal aktivite göstermede başarısız oldu. Bu bitkilerden anti-kandidal biyoaktif maddelerin bu şekilde ekstraksiyonu için kullanılan solventler arasında alkol (metanol, etanol), kloroform, benzen, eter ve heksan yer alır. Bunların arasında, bazı bitkilerin alkollü ekstraktları bir miktar umut vaat etti[ 10 , 11 , 12 ] yine de bu ön tarama dışında, Candida spp . üzerindeki spesifik etkisi için daha fazla test edilmediler . Bildiğimiz kadarıyla bu bitkilerin etil asetat ekstraktının insan sağlığı üzerine etkisine dair kapsamlı bir çalışma bulunmamaktadır.Candida spp. Bu nedenle, bu çalışma için bu bitkilerin etil asetat özleri seçilmiştir.

                    Git: Malzemeler ve yöntemler
                    Candida Suşları (Standart Suş)
                    Ulusal Endüstriyel Mikroorganizmalar Koleksiyonu, Ulusal Kimya Laboratuvarı, Pune, Hindistan'dan elde edilen Candida albicans NCIM 3074 suşları, standart test organizması olarak kullanıldı.

                    Bitki Özü Hazırlama
                    Seçilen bitkilerden yapraklar ayrı ayrı toplandı, gölgede kurutuldu ve ince toz haline getirildi. Fitokimyasalların ekstraksiyonu için etil asetat kullanılmıştır. Toz haline getirilmiş yaprak, 3 saat boyunca eşit hacimde etil asetat ile ıslatıldı ve daha sonra gerekli miktarda etil asetat (güçlendirilmiş yaprağın hacminin yaklaşık iki katı) ile havan ve tokmak kullanılarak iyice öğütüldü ve daha sonra Whatman No. 1 filtre kağıdı kullanılarak süzme işlemine tabi tutuldu. Süzülen ekstraktlar havayla kurutuldu. Tartılan miktarda hava ile kurutulmuş bitki ekstraktları, ölçülen miktarda dimetil sülfoksit (DMSO) içinde eritildi ve daha ileri çalışmalar için kullanıldı.

                    Disk Agar Silindir Yöntemi
                    Tüm bitki ekstraktlarının taranması disk agar silindir yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Kısaca Sabouraud dekstroz agar (SDA) kullanılarak C. albicans şeridi hazırlandı ve steril delici kullanılarak agar silindirleri yapıldı. Bitki özleri (500 μg/ml) içeren steril disk, taze steril SDA plakalarına yerleştirildi ve üstte kültür içeren silindirler, ilgili kontrollerle diskin üzerine yerleştirildi ve 48-72 saat inkübe edildi ve disk etrafındaki büyüme gözlendi.

                    Mikrop Tüpü İnhibisyon Testi
                    Bitki ekstraktlarının germ tüpü inhibe edici aktivitesi, Kretschmar ve diğerleri [ 13 ] tarafından küçük modifikasyonla açıklanan yöntem kullanılarak tarandı . Disk agar silindir yönteminde anti-kandidal aktivite gösteren kurutulmuş bitki ekstraktı 500 µg/ml konsantrasyonda test tüpüne alınarak 10 µl DMSO içerisinde süspansiyon haline getirildi. Buna 990 µl sığır serumu eklendi ve orta log fazı (10 5 – 10 7 hücre/ml) ile dolu öze C. albicans kültürü seruma aşılandı ve 3 saat 37°C'de inkübe edildi. İnkübasyondan sonra mikroskop altında germ tüpü oluşumu gözlendi. Kontrol tüpleri, ekstrakt muamelesi yapılmadan benzer şekilde muhafaza edildi ve mikrop tüpü oluşumunun karşılaştırılması için gözlendi.

                    Salgılanmış Aspartil Proteinaz Plaka Deneyi
                    C. albicans'ın durağan faz kültürü, Kumar ve diğ . (2006). 100 µl mid-log faz C. albicans , L. inermis ile aşılanmış Sabouraud Dextrose (SD) suyunailgili test tüplerinde 0.5 mg/ml ve 0.75 mg/ml konsantrasyonunda ekstraktlar eklendi. Toplam hacim, SD besiyeri kullanılarak bir ml'ye tamamlandı. Test tüpleri 37°C'de 6 saat 140 rpm'de inkübe edildi. İnkübasyondan sonra peletler toplandı ve üç kez fosfat tamponlu tuzlu su (pH 7.2) ile yıkandı. Yıkanan pelet, 100 ul SD besiyerinde yeniden süspanse edildi. Yeniden süspanse edilmiş pelet, SAP indüksiyon ortamı (%23.4 Maya Karbon Bazı, %2 maya özütü ve %4 BSA, pH 5.0) üzerine yerleştirilmiş steril diske yüklendi. Plakalar 37°C'de 3-5 gün inkübe edildi. İnkübasyondan sonra, plakalar %20 TCA (10 dakika) ile sulandırıldı, %10 asetik asitle asitleştirilmiş (10 dakika) metanol içinde çözülmüş %1.25 amido siyahı ile boyandı ve %15 asetik asitle (10 dakika) lekesi giderildi (10 dakika) ve şeffaf olduğu gözlendi diskin etrafındaki bölge.

                    Proteaz Aktivitesi
                    C. albicans'ta L. inermis ekstraktının proteaz inhibe edici aktivitesi, küçük bir modifikasyonla Schmidt ve diğerleri [ 15 ] tarafından açıklanan zimogram yöntemi kullanılarak değerlendirildi . C. albicans NCIM 3074'ün orta-log faz kültürü peleti iki kez normal salinle yıkandı ve peletleri toplamak için santrifüjlendi. 100 μL C. albicanshücre süspansiyonu, %1 glikoz, %3 maya karbon bazı ve %1 sığır serum albümini (BSA) içeren proteaz indüksiyon ortamında aşılandı. Kültür aşılandıktan hemen sonra ilgili test tüplerine 500 μg mL-1 etil asetat ekstraktı eklendi. Karışım 24-48 saat 37°C'de 150 rpm'de çalkalayıcıda inkübe edildi. İnkübasyondan sonra, hücreler topaklandı ve ultrasonikatör kullanılarak parçalandı. Lowry ve ark .[ 16] kullanılarak protein tahmini sonrasında hücre lizatı], proteaz aktivitesini kontrol etmek için zimografik çalışmalarda kullanıldı. Proteaz inhibisyon aktivitesini saptamak için akrilamid jele dahil edilen %1 kazein ile zimogram yapıldı. Proteaz inhibe edici aktivite, kazeinin bölünmesinin olmaması (bant oluşumu olmaması) ile gösterildi ve kontrol gruplarında proteazlar tarafından tamamen kazein bölünmesi (beyaz bant oluşumu) ile karşılaştırılabilir.

                    Fosfolipaz İnhibitör Aktivitesi
                    L. inermis ekstresi (300 μg/ml) ile muamele edilmiş C. albicans'ın fosfolipaz aktivitesinin taranması, Leidich ve ark .[ 17] protokolü kullanılarak yapılmıştır.] Kısaca, 1 ml numune (hücre lizatı) ve 1 ml %60 perklorik asit içeren tahlil karışımı, çözelti renksiz hale gelinceye kadar 200°C'de bir kum banyosunda ısıtıldı. Ardından 1 ml %60'lık perklorik asit ilave edildi ve distile su kullanılarak nihai hacim 9.1 ml'ye tamamlandı. Buna 0,5 ml molibdat II reaktifi ve 0,4 ml ANSA reaktif karışımı eklendi. Tüpler iyice çalkalandı ve 8 dakika kaynar su banyosunda ısıtıldı. Oluşan mavi renk 680 nm'de spektrofotometre kullanılarak okunmuştur. Fosfolipaz aktivitesindeki yüzde değişim, kontrol ve tedavi edilen grupların absorbansı karşılaştırılarak hesaplandı.

                    Aspartat Dehidrojenaz Aktivitesi
                    Analiz, Gennady tarafından tarif edilen yöntem kullanılarak yapıldı.[ 18 ] Bu çalışma için 0.5 mg/ml konsantrasyonda L. inermis özleri ile işlenmiş C. albicans'ın orta-log fazlı SD besiyeri kültürü kullanıldı. Muamele edilmemiş kültür ve DMSO ile muamele edilmiş kültürler, sırasıyla kontrol ve DMSO kontrol numuneleri olarak kullanıldı. İnkübasyon süresinden sonra hücreler peletlendi, yıkandı ve buz soğukluğunda ekstraksiyon tamponunda (62.5 mM tris-Cl, pH 6.8) yeniden süspanse edildi. Toplam çözünür proteinler, sonikasyon yoluyla özümlendi ve enzim deneyi için kullanıldı.

                    Doğal jel elektroforezi, standart denatüre olmayan ve indirgeyici olmayan doğal koşullar altında çalışan tampon (pH 8.3) olarak tris-glisin kullanılarak 15 ± 1°C'de gerçekleştirildi. Elektroforez uygulanmış numuneler, 0,015 M sodyum fosfat tamponu pH 7,0–50 ml, L-aspartik asit (sodyum tuzu) - 50 mg, %1,25 MTT 1 ml, %1 PMS 0,5 ml ve %1 NAD 2 içeren boyama solüsyonu kullanılarak boyamaya tabi tutuldu. ml. Jel, koyu mavi bantlar görünene kadar karanlıkta 37°C'de boyama solüsyonunda inkübe edildi. Lekeli jel, %25 etanol kullanılarak sabitlendi ve aspartat dehidrojenaz aktivitesi gösteren bantlar için gözlendi.

                    Git: Sonuçlar
                    Bitki Ekstraktlarının Anti-kandidal Aktivitesinin Taranması
                    Tüm bitkilerin etil asetat ekstraktları, disk agar silindir yöntemi kullanılarak C. albicans'a karşı anti-kandidal aktivite açısından tarandı . Taranan 10 bitki özü arasında, beş bitkiden, L. inermis (BDUE0110), A. indica , S. trilobatum , A. indica ve A. vasica'dan elde edilen özler , disk agar silindiri kullanılarak yapılan ön taramada önemli ölçüde anti-kandidal aktivite gösterdi. yöntem [Şekil 1]. Bunlar arasında L. inermis (BUDUE0110) ve A. indica özleri, disk üzerinde kandidal büyümenin tamamen engellendiğini gösterdi. Şaşırtıcı bir şekilde, Eucalyptus spp . dahil olmak üzere iyi bilinen antimikrobiyal aktiviteye sahip diğer bitki özleri . ve O. sanctum ümit verici anti-kandidal aktivite göstermedi.

                    Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: IJPharm-48-47-g001.jpg

                    Şekil 1
                    Candida albicans'ta bitki özlerinin anti-kandidal aktivitesinin taranması Germ Tüpü İnhibitör Aktivitesi


                    Tüm bitki ekstraktlarının germ tüpü inhibitör aktivitesi, 500 μg/ml konsantrasyonda C. albicans'a karşı test edildi. Altı bitki ekstresi L. inermis , Eucalyptus spp., A. indica , S. trilobatum , A. indica ve P. pinnata , test edilen konsantrasyonda C. albicans'a karşı mikrop tüpü inhibe edici aktivite gösterdi . Test edilen bitki özlerinden L. inermis , inkübasyon süresinin (3 saat) sonuna kadar üreme tüpü oluşumunun tamamen engellendiğini gösterdi [şekil 2Vetablo 1]. Diğer bitki ekstraktları inkübasyonun ilk saatinde C. albicans üzerinde germ tube inhibitör aktivite göstermiş ve inkübasyon süresinin sonunda (üçüncü saat) germ tube indüksiyonu gözlenmiştir.
                    Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: IJPharm-48-47-g002.jpg
                    şekil 2
                    Candida albicans'ta bitki ekstraktlarının germ tüpü inhibitör aktivitesinin taranması tablo 1


                    Bitki özlerinin konsolide anti-kandidal aktivite tarama sonuçları




                    Salgılanmış Aspartil Proteaz Plaka Deneyi
                    L. inermis ekstraktının C. albicans proteaz enzim aktivitesi üzerindeki etkisi 500 μg/ml ve 750 μg/ml olmak üzere iki farklı konsantrasyonda test edildi. SAP tahlili, L. inermis ekstresi muamelesinde C. albicans'ta doza bağlı proteaz inhibe edici aktivite gösterdi . Kontrol ile karşılaştırıldığında, ekstrakt tedavisi, ekstraktların 500 μg/ml ve 750 μg/ml konsantrasyon tedavisinde sırasıyla %27 ve %33 proteaz inhibisyonu ile sonuçlanmıştır [Tablo 2]. Tablo 2


                    Candida albicans'ta Lawsonia inermis özlerinin proteaz inhibitör aktivitesi



                    Proteaz İnhibitör Aktivite Taraması


                    De olduğu gibiFigür 3, Zymogram sonuçları, kontrol numunelerinde kazeinin (kalın beyaz bant oluşumu) ve işlenmiş numunelerde sağlam kazeinin (daha az yoğun bant oluşumu) bozunmasını gösterir. Bu, L. inermis özütünün aktivitesinin proteaz inhibe edici aktivitesini gösterir .


                    İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: IJPharm-48-47-g005.jpg


                    Figür 3
                    Candida albicans'ta Lawsonia inermis ekstresi tedavisinin proteaz inhibitör aktivitesi

                    Fosfolipaz İnhibitör Aktivitesi
                    L. inermis ekstraktının işlenmesi üzerine C. albicans'ın fosfolipaz aktivitesindeki değişikliğin spektroskopik analizi şu tabloda verilmiştir:Tablo 3. Kına özü tedavisi fosfolipaz inhibitör aktivite gösterir. Kına ekstraktı ile tedavi edilen C. albicans'ta fosfolipaz aktivitesinin, tedavi edilmeyen kontrol grubu ile karşılaştırıldığında yüzde inhibisyonu, 300 μg/ml uygulamasında %44,5 olarak bulunmuştur.

                    Tablo 3
                    Lawsonia inermis ekstraktlarının Candida albicans'ta fosfolipaz
                    inhibitör aktivitesi



                    Aspartat Semialdehit Dehidrogenaz İnhibitör Aktivitesi
                    L. inermis ekstraktının C. albicans'ta aspartat semialdehit dehidrojenaz (ASADH) aktivitesini tamamen inhibe ettiği bulundu . Tedavi edilmemiş kontrol ve DMSO kontrolü C. albicans grubu, sırasıyla Rm 0.422 ve 0.672'de iki ayrı bant gösterdi. Bunlar arasında Rm 0.672 olan bandın öne çıkan bant olduğu görülmüştür. Şaşırtıcı bir şekilde L. inermis (500 μg/ml) tedavisi, C. albicans'ta ASADH ekspresyonunu tamamen inhibe etti [Şekil 4] tedavi grubunda her iki izoformun (bant) olmamasından da anlaşılacağı gibi.

                    Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: IJPharm-48-47-g007.jpg

                    Şekil 4
                    Kontrol ve dimetil sülfoksit kontrol gruplarıyla karşılaştırmalı olarak Lawsonia inermis ile işlenmiş Candida albicans'ın aspartat dehidrojenaz aktivitesinin doğal jel-PAGE profili

                    Git: Tartışma
                    Kandidiyazis, bağışıklığı baskılanmış hastaları etkileyen en yaygın ve iyi karakterize edilmiş dimorfik mantar enfeksiyonudur. Farklı ilaç duyarlılığı, yeni ilaca dirençli türlerin ortaya çıkışı ve Candida spp.'nin farklı genotipik ve fenotipik ifadesi. diyabet, kanser ve AIDS gibi bağışıklığı baskılanmış durumlarda tedavi zorluğunu abartır.[ 19 , 2 , 20 ] Bu daha sonra yeni anti-kandidal ilaçların geliştirilmesi ihtiyacını güçlendirir. Muhtemelen, bu tür zorlukların bir sonucu olarak, doğal kaynaklardan, özellikle bitkilerden antimikrobiyal veya anti-enfektif bileşenlerin taranmasında artış vardır.[ 4] Benzer bir ilgiyle, bu çalışmada, 10 farklı bitkinin anti-kandidal potansiyel(ler)ini taramak ve belirlemek için çaba gösterilmiştir. Bu bitkilerin antimikrobiyal özelliklere sahip olduğu zaten kanıtlanmıştır, ancak anti-kandidal özelliklerine dair ikna edici herhangi bir kanıt veya ayrıntılı çalışma yoktur. Bu bitkiler kullanılarak yapılan bu tür araştırmalar, anti-kandidal tarama için fitokimyasalları çıkarmak için ortam olarak su, alkol (etanol, metanol) ve kloroform ve heksan gibi organik çözücüler kullandı.[ 10 , 11 , 12] Bu bitkilerden antimikrobiyal potansiyelin ekstraksiyonu için ekstraksiyon ortamı olarak etil asetatın değerlendirilmesi çok seyrekti. Etil asetat, ilaç geliştirmede ilaç endüstrisinde kullanım için nispeten güvenli ve metanol, etanol, kloroform ve hekzana göre daha çok tercih edilen Sınıf III bir çözücüdür. Bu solvent, anti-kandidal aktiviteyi taramak için araştırılmadığından, bu çalışmada, seçilen bitkilerden potansiyel anti-kandidal kurşunların ekstraksiyonu için tercih edilen solvent olarak etil asetat seçildi.

                    Disk Agar Silindir Difüzyon Yöntemi
                    Hem hidrofobik hem de hidrofilik bileşiklerin antimikrobiyal potansiyelini etkili bir şekilde taramak için disk agar silindir yöntemi kullanıldı. Bu yöntem, ortamda yayılamayan hidrofobik bileşiklerin antimikrobiyal aktivitelerini taramak için uygundur. Diske yüklendiğinde, bu bileşikler disk yüzeyinde sıkışıp kalacaktır. Agar silindiri içeren tohum aşıları, bu hapsolmuş hidrofobik bileşiklerin antimikrobiyal özelliklere sahip olması koşuluyla, disk üzerine yerleştirildiğinde disk üzerinde büyümeyecektir. Test edilen 10 bitki özü arasında L. inermis ve A. indicaekstraktlar, bu ekstraktlarda potansiyel anti-kandidal bileşiklerin olası varlığını gösteren tam bir büyüme inhibisyonu gösterdi. Bu, spesifik anti-kandidal ajanların varlığını doğrulamak için daha fazla fitokimyasal profilleme çalışmasını garanti eder.

                    Germ Tüpü İnhibitör Aktivitesi
                    Bu en hızlı, basit ve etkili maya tarama yollarından biri küf kayması inhibitörü germ tüpü inhibitör çalışmasıdır. Bu çalışmada L. inermis ekstraktının C. albicans'ta germ tüpü oluşumunu inkübasyon süresinin sonuna kadar tamamen engellediğini tespit ettik. Diğer bitki özleri Eucalyptus spp., S. trilobatum , A. indica , P. pinnata ve A. indica kısmi veya geçici germ tüpü inhibitör aktivite göstermiş ancak tam inhibisyon gösterememiştir. Bildiğimiz kadarıyla bu, L. inermis'in germ tüpü inhibitör aktivitesini bildiren ilk çalışmadır.çıkarmak. Bu ekstrakt germ tüpü oluşumunu tamamen engelleyebildiğinden, hif geçişini engelleme potansiyeli açısından bu daha fazla araştırılabilir ve bu nedenle invaziv enfeksiyonların önlenmesinde kullanılabilir. tartışıldığı gibit ablo 1, taranan 10 bitki arasında sadece L. inermis germ tüpü oluşumunun ve kandidal büyümenin tamamen engellendiğini gösterdi. Bu nedenle, bu bitki özü kullanılarak ileri çalışmalar yapılmıştır.

                    Proteaz İnhibitör Aktivite
                    Candida türleri tarafından üretilen hücre dışı proteaz . patogenezi için gerekli olan en önemli virülans faktörlerinden biri olduğu kanıtlanmıştır.
                    Bu çalışmada L. inermis ekstraktının proteaz inhibe edici aktiviteye sahip olduğu bulundu. Bildiğimiz kadarıyla bu, L. inermis ekstraktının C. albicans üzerindeki proteaz inhibitör etkisine ilişkin ilk rapordur . Proteaz üretimi , hif oluşumu, adezyon ve fenotipik geçiş dahil olmak üzere C. albicans'ın bir dizi başka varsayılan virülans özelliği ile ilişkilidir .[ 21 , 22] Bu ekstraktın, kandidal patogenez için önemli bir virülans faktörü olan proteazı inhibe ettiği bulunduğundan, bu, anti-kandidal kurşun gelişimi için potansiyel bir kaynak olabilir. Bu ön araştırmaya ek olarak, L. inermis ekstraktının proteaz inhibisyonunun tam mekanizması ve kapsamı hakkında daha fazla çalışmanın değerlendirilmesi gerekmektedir.

                    Fosfolipaz İnhibitör Aktivitesi
                    Fosfolipaz , fosfolipidleri hidrolize ederek istilacı enfeksiyona neden olan C. albicans'ta kanıtlanmış öldürücü enzimlerden biridir . C. albicans , fosfolipaz B, D ve lizofosfolipazlar dahil olmak üzere farklı tipte fosfolipazlardan oluşur.[ 23 ] Bu çalışmada, L. inermis ekstresi, genel fosfolipaz inhibe edici aktivite açısından değerlendirildi. Spektrofotometrik analiz, L. inermis'in fosfolipaz inhibe edici aktivitesini doğrular . Literatür araştırmamızın en iyisine göre bu, L. inermis'in C. albicans üzerindeki fosfolipaz inhibitör aktivitesine ilişkin ilk rapordur.. Bu ön araştırmaya ek olarak, L. inermis ekstraktının fosfolipaz inhibisyonunun tam mekanizması ve kapsamı hakkında daha fazla çalışmanın değerlendirilmesi gerekmektedir.

                    Aspartat Semialdehit Dehidrogenaz İnhibitör Aktivitesi
                    L. inermis ekstresi tedavisi, ASADH'nin ifadesini tamamen engeller. L. inermis'in bu tür ASADH inhibe edici aktivitesi başka yerde bildirilmemiştir. ASADH, aspartat biyosentetik yolunda beta-aspartil fosfatın L-aspartat-β-semialdehide indirgeyici defosforilasyonunu katalize ettiği mikroorganizmalarda ve bitkilerde bulunan bir oksidoredüktaz enzimidir. İnsanlarda ve diğer ökaryotik organizmalarda aspartat yolunun olmaması, ASADH'yi yeni mantar öldürücü bileşiklerin geliştirilmesi için çekici bir hedef haline getirir. Bu enzimin [aspartat semialdehit dehidrojenaz (ASADH)] inhibisyonu, (metiyonin, treonin ve izolösin) amino asit sentezinin inhibisyonuna ve hücre duvarı biyosentezinde kusura yol açar, bu da sonuçta ölüme yol açar.[24 , 25 ] Böylece , L. inermis ASADH inhibe edici aktiviteye sahip ekstrakt, anti-kandidal ilaç gelişimi için potansiyel bir kaynak olabilir.

                    Git: Çözüm
                    Bu çalışmada antimikrobiyal özellik gösteren 10 bitki anti-kandidal aktivite açısından tarandı. Organik tuzların özütlenmesinde yararlı bir polar aprotik çözücü olan etil asetat, bu bitkilerden anti-kandidal kurşunların özütlenmesi için kullanıldı. Bunların arasında L. inermis çok etkili anti-kandidal aktivite göstermiştir. Bu ekstraktın germ tüpü inhibisyonu, proteaz, fosfolipazlar ve aspartat dehidrojenaz inhibitör aktivitesi dahil olmak üzere birden fazla etki alanına sahip olduğu bulunmuştur. L. inermis'in etil asetat ekstraktının , etkili anti-kandidal ilaç geliştirme için potansiyel bir lider olabileceği sonucuna vardık .

                    Mali Destek ve Sponsorluk
                    sıfır. Çıkar çatışmaları
                    Herhangi bir çıkar çatışması yoktur.
                    Git: Referanslar

                    1. Pfaller MA, Diekema DJ. İnvaziv kandidiyazis epidemiyolojisi: Kalıcı bir halk sağlığı sorunu. Clin Microbiol Rev. 2007; 20 :133–63. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                    2. Kahverengi AJ, Odds FC, Gow NA. Candida albicans'ta enfeksiyonla ilişkili gen ekspresyonu . Curr Opin Microbiol. 2007; 10 :307–13. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    3. Dahanukar SA, Kulkarni RA, Rege NN. Tıbbi bitkilerin ve doğal ürünlerin farmakolojisi. Hintli J Pharmacol. 2000; 32 :S81–118. [ Google Akademik ]
                    4. Rios JL, Recio MC. Şifalı bitkiler ve antimikrobiyal aktivite. J Etnofarmakol. 2005; 100 :80–4. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    5. Kala CP, Dhyani PP, Sajwan BS. Kuzey Hindistan'da şifalı bitkiler sektörünün geliştirilmesi: Zorluklar ve fırsatlar. J Ethnobiol Etnomed. 2006; 2:32 . [ Google Akademik ]
                    6. Taddei A, Rosas-Romero AJ. Tridax procumbens'ten ekstraktların biyoaktivite çalışmaları . Bitki ilacı. 2000; 7 :235–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    7. Parthasarathy H, Thombare S. Azadirachta indica , Syzygium aromaticum ve Cinnamomum zeyalnicum'un oral mikrofloraya karşı antimikrobiyal aktivitesinin değerlendirilmesi . Asya J Uzm Sci. 2013; 27 :13–6. [ Google Akademik ]
                    8. Pathak AK. Bazı bitkilerin sulu ekstraktlarının anti- Candida aktivitesi. Indian J Fundam App Life Sci. 2012; 2 :1–6. [ Google Akademik ]
                    9. Kumar A, Bhatii V, Kumar A, Patil S, Bhatia V, Kumar A. Candida türlerine karşı antifungal aktivite için çeşitli bitki özlerinin taranması. Dünya J Sci Technol. 2011; 1 :43–7. [ Google Akademik ]
                    10. Dinesh BP, Subhasree RS. Lawsonia inermis'in antimikrobiyal aktiviteleri – Bir inceleme. Acad J Bitki Bilimi 2009; 2 :231–2. [ Google Akademik ]
                    11. Habbal OA, Al-Jabri AA, El-Hag AH. Lawsonia inermis'in (kına) antimikrobiyal özellikleri : Bir gözden geçirme. Aust J Med Herb. 2007; 19 :173–6. [ Google Akademik ]
                    12. Habbal OA, Al-Jabri AA, El-Hag AH, Al-Mahrooqi ZH, Al-Hashmi NA. Lawsonia inermis Linn'in (kına) in vitro antimikrobiyal aktivitesi . Umman kınası üzerine bir pilot çalışma. Suudi Med J. 2005; 26 :69–72. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    13. Kretschmar M, Hube B, Bertsch T, Sanglard D, Merker R, Schröder M, et al. Germ tüpleri ve proteinaz aktivitesi, fare peritonitinde Candida albicans'ın virülansına katkıda bulunur . Bağışıklık bulaştırın. 1999; 67 :6637–42. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                    14. Kumar CPG, Kumar SS, Menon T. Bağışıklığı baskılanmış hastalardan elde edilen klinik Candida izolatlarının fosfolipaz ve proteinaz aktiviteleri . Mikopatoloji. 2006; 161 :213–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    15. Schmidt TM, Bleakley B, Nealson KH. Böcek patojeni Xenorhabdus luminescens'ten hücre dışı bir proteazın karakterizasyonu . Uygulama Ortamı Mikrobiol. 1988; 54 :2793–7. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                    16. Lowry OH, Rosebrough NJ, Farr AL, Randall RJ. Folin fenol maddesi ile Protein ölçümü. J Biol Chem. 1951; 193 :265–75. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    17. Leidich SD, İbrahim AS, Fu Y, Koul A, Jessup C, Vitullo J, et al. Candida albicans'ın patojenitesinde yer alan bir fosfolipaz B geni olan caPLB1'in klonlanması ve bozulması . J Biol Chem. 1998; 273 :26078–86. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    18. Gennady PM. Washington, DC: CRC Basını; 2003. Elektroforetik Jellerde Enzimlerin Saptanması El Kitabı; P. 113. [ Google Akademik ]
                    19. Pfaller MA, Diekema DJ. Nadir ve ortaya çıkan fırsatçı mantar patojenleri: Candida albicans ve Aspergillus fumigatus'un ötesinde direnç endişesi . J Clin Microbiol. 2004; 42 :4419–31. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                    20. Antony G, Saralaya V, Gopalkrishna Bhat K, Shalini Shenoy M, Shivananda PG. Fenotipik geçişin , diyabetik hastalarda kandidiyaza neden olan Candida albicans tarafından virülans faktörlerinin ekspresyonu üzerindeki etkisi . Rahip Iberoam Micol. 2009; 26 :202–5. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    21. Aboellil AH, Al-Tuwaijri MM. Suudi Arabistan'da Candida albicans üzerine bazı alternatif tıp ve biyolojik faktörlerin etkisi . J Maya Mantarı Arş. 2010; 1 :100–7. [ Google Akademik ]
                    22. Rayavarapu KA, Kaladhar DS, Kumar SS. Lawsonia inermis'in (Kına) su patojenleri üzerindeki antimikrobiyal aktivitesinin değerlendirilmesi . J Pharm Biomed Sci. 2011; 7 :1–3. [ Google Akademik ]
                    23. Ghannoum MA. Fosfolipazların virülans ve mantar patogenezindeki potansiyel rolü. Clin Microbiol Rev. 2000; 13 :122–43. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                    24. Hadfield A, Shammas C, Kryger G, Ringe D, Petsko GA, Ouyang J, et al. Potansiyel antimikrobiyal hedef aspartat semialdehit dehidrojenazın aktif bölge analizi. Biyokimya. 2001; 40 :14475–83. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    25. Viyola RE. Amino asit biyosentezinin aspartat ailesinin merkezi enzimleri. Acc Chem Res. 2001; 34 :339–49. [ PubMed ] [ Google Akademik ]

                    Yorum yap

                    Hazırlanıyor...
                    X