Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Neem Ağacı Yağı

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Neem Ağacı Yağı

    Nim ağacı, Nim agaci, Azadirachta indica



    Nim Ağacı
    Botanik: Nim ağacı 40 m boyuna kadar ulaşabilen bir bitkidir ve gövdesi 4 metreye kadar ulaşır ve 200 yıl yaşayabilir.Yaprakları mızrak şeklinde kenarları rertikli 20-40 cm uzunluğunda 3-7 cm genişliğinde, çiçekleri beş kupa yapraktan oluşur ve ortada boru şeklinde taç yaprakları vardır ve pempe renktedir.Meyveleri zeytine benzer 1,5-3 cm uzunluğunda 1-1,5 cm kalınlığında yeşilimsi sarı renkli içerisinde sayısız tohumları mevcuttur.Bitkinin vatanı Hindistan olup, buradan diğer ülkelere yayılmıştır.Türkiye'nin çok sıcak bölgelerinde yetiştirilebilir.

    Birleşiminde: nim ağacının yaprak, gövde ve meyvelerinde Azadirachtin isimli etkili bir medde içerir.Bu madde tohumlarını soğuk presle sıkılması ile elde edilen nim yağının içinde bol miktarda bulunur ayrıca Salannin, Meliantriol, Nimbin und Nimbidin içerir.Hohenheim Üniversitesi bu etken maddenin kimyasal molekül yapsını tesbit etmiş ve Cambrige Üniversitesinden Prof Dr. Steven Ley bu etken maddeyi sentetik olarak imal edilmiştir (2007).

    Kullanılması: Nim ağacı DÜNYA'da bitkileri MANTAR ve BÖCEKLERE karşı korumak ve haşereleri yok etmek için en doğal ve en etkili bir bitkidir.Nim tohumlarından elde edilen nim suyu bitkilere püskürtülürse bitkilere musallat olan haşerelerin nefes alıp-vermeyi egeler ve ölümüne sebep olur ve larvalarının gelişimini engeller.Kimyasal ilaçları bitkilere püskürtmek hem insanlarda başta alerji, deri hastalıkları ve nefes yolları rahatsızlıklarına sebep olur, hemde faydalı böcekleri ve bitkileri de yok eder.Bu nedenle hiç bir yan etkisi olmayan NİM AĞACININ Tohumunu kullanmak en akılıca yoldur.

  • #2
    Neem Ağacı Beyin Sisine Karşı Etkilidir Mide Sağlığı için En etkili Doğal Çözüm Damla Sakızı



    Neem Mix Yağı BEYİN SİSİ ve Candida Mantarına Karşı Etkilidir





    Azadirachta indica
    • Türkçe Adı: Neem ağacı
    • İngilizce Adı: Neem
    • En Sık Bulunduğu Bölgeler ve Genel Özellikleri:Hindistan ve Sri Lanka ormanlarına özgü olan bu ağaç, günümüzde Endonezya, Avustralya ve batı Afrika gibi tropik bölgelerde de yetişmektedir. Yaklaşık 16 metre boylarında odunsu bir bitkidir.




    Kullanılabilir kısımlar: Neem ağacının medikal amaçlar için kullanılan kısmı odunsu gövde kısmı ve dalları, yaprağı, tohumu ve tohumundan elde edilen yağ kısmıdır. Çok nadir olarak olsa da çiçek, kök ve meyve kısımları da kullanılabilmektedir.


    İçeriğindeki Bileşenler: Neem ağacı içerik olarak o kadar zengindir ki bu bitkiden 135’den fazla farklı bileşen izole edilmiştir. Neem tohumu yağında triterpenler ve tetranortriterpenler (limonoidler ve gedunin grubundan protolimonoidler vs..), nimbolin A ve B, nimbin , gedunin maddeleri başta olmak üzere birçok bileşen bulunmaktadır. Neem ağacının odunsu gövdesi ve yaprakları ise uçucu yağ ve tanin açısından zengin olup oldukça fazla bileşen içermektedir.


    Etkileri ve Kullanıldığı Durumlar: Yapılan ilk çalışmalar ışığında neem bitkisinin antienflamatuar, antiartritik (artrit karşıtı), antipiretik (ateş düşürücü), hipoglisemik (kan şekerini düşürücü), antiülser (ülser karşıtı), antibakteriyel, antifungal (mantar öldürücü), antiviral (virüs öldürücü) ve diüretik (idrar söktürücü) etkileri olduğu ortaya çıkmıştır. Neem tohumu yağının içeriğinde bulunan nimbidin ve nimbin maddelerinin ise spermisidal etkisi (sperm öldürücü) olduğu bilinmektedir, ayrıca antidiyabetik etkisi ve immunstimulan etkisi (bağışıklık sistemini uyarıcı) olduğu da düşünülmektedir. Bitkinin içeriğindeki "azadirachtin” maddesi antimalaryal özellik gösterdiğinden sıtma hastalığına karşı kullanılabilir. Bu madde aynı zamanda insektisid özelliği sayesinde böcek öldürücüdür. "Mahmoodin” ise neem ağacının içerdiği, antibakteriyel özellik gösteren diğer bir maddedir.


    Yapılan ilk hayvan deneylerinde, hayvan vajinasına uygulanan neem kökü ekstresinin sperm öldürücü etkisi olduğundan, uzun dönemli ve geri dönüşümlü bir doğum kontrol etkisi sağlamış ve gebeliği önlemiştir.
    Neem ağacı kabuğu, içerdiği taninler ve polisakkaritkler nedeniyle antienflamatuar etki göstermektedir (iltihap karşıtı etki). Ayrıca bazı polisakkaritler de antitümör etkinliğe sahiptir ve bu nedenle tümör büyümesini engellediği düşünülmektedir. Neem kabuğunun içerdiği margolon, margolonon ve isomargolonon maddelerinin Klebsiella, Staphylococcus ve Serrattia cinsi bakterileri öldürücü özellik gösterdiği ortaya çıkmıştır. Neem ağacı kabuğunun sıvı ekstresinin anti-ülser etkisi olduğu da düşünülmektedir.


    Neem yaprakları sülfür içerdiğinden dolayı antifungal etkilidirler (mantar öldürücü). Yaprakların sıvı ekstresinin hipoglisemik etkisi olduğu (kan şekerini düşürücü etki) da düşünülmektedir. Yapılan ilk çalışmalar neem yaprağı ekstresinin, karaciğeri asetaminofen maddesinin toksik etkilerinden koruduğunu göstermiştir. Ayrıca bitkinin yaprak kısımları da tıpkı kök kısmı gibi sperm öldürücü etki göstemektedir.


    Bitkinin meyve kısmının anti-ülser etkili olduğu düşünülmektedir. Tüm bunların yanında, neem tohumu yağı çocuklar ve yenidoğanlar için toksiktir, ancak toksisitenin kaynağının hangi madde olduğu bilinmemektedir. Ayrıca çok acı ve kötü kokulu olan neem tohumu yağının, acı tadını ve kötü kokusunu ortadan kaldırmak için çeşitli yöntemler geliştirlmiştir.

    Halk arasında neem yaprağı,
    • Lepra (cüzam hastalığı) gibi tedavisi zor bazı hastalıklarda,
    • Bazı göz bozukluklarının tedavisine yardımcı amaçlı,
    • Burun kanamalarını dindirmek için,
    • Bağırsak kurtlarını dökmek için,
    • Anoreksiya gibi hastalıkların tedavisine yardımcı olarak,
    • Bazı cilt hastalıklarının ve ülserlerinin tedavisinde,
    • Doğum kontrolü amaçlı,
    • Kardiyovasküler hastalıklarda kalp ve damarları korumak için,
    • Diyabetli hastalarda kan şekerini düşürmeye yardımcı olarak,
    • Diş eti iltihaplanmalarında,
    • Bazı karaciğer hastalıklarında, karaciğeri korumak için oral olarak kullanılmaktadır.
    • Neem kabuğu ise halk arasında,
    • Malarya (sıtma) tedavisinde ateşi düşürmek için,
    • Peptik ülser tedavisinde (mide ülseri),
    • Çeşitli cilt hastalıkları, ağrı ve yüksek ateş gibi farklı hastalıkların tedavisinde oral olarak kullanılmaktadır.
    • Bitkinin çiçek kısmı halk arasında,
    • Safra salgısının baskılanması için, bağırsak kurtlarını düşürmek için ve balgam söktürmek için oral olarak kullanılmaktadır.
    • Bitkinin meyvesi halk arasında,
    • Hemoroid, bağırsak kurtları, bazı idrar yolları rahatsızlıkları, burun kanaması, balgam, bazı göz bozuklukları, diyabet, yaralar ve cüzam gibi bazı hastalıkların tedavisinde veya tedaviye yardımcı amaçlı olarak,
    • Bitkinin küçük ve ince dalları ise halk arasında,
    • Öksürük, astım, hemoroid, bağırsak kurtları, spermatore (uyarılma ya da cinsel birleşme olmaksızın nedensiz sperm boşalması), üriner bazı bozukluklar (idrar yolları ile ilgili bazı hastalıklar) ve diyabet gibi hastalıkların tedavisinde veya tedaviye yardımcı olarak,
    • Bitkinin tohumu veya tohumundan elde edilen yağ halk arasında,
    • Lepra (cüzam hastalığı) gibi tedavisi zor bazı hastalıklarda,
    • Doğum kontrolü veya kürtaj gibi üreme sistemiyle ilgili bazı durumlarda,
    • Bağırsak kurtlarını düşürmek için oral olarak kullanılır.
    • Neem kök kabuğu, gövde kabuğu ve meyvesi kanamayı durdurucu olarak ve tonik olarak (besleyici, canlandırıcı) kullanılmaktadır.
    • Neem bitkisi yukarıda sayılanlardan başka saç bitlerini öldürmek, bazı cilt hastalıklarını tedavi etmek, yaraları ve cilt ülserlerini iyileştirmek, sivrisinek kovucu ve cildi yumuşatıcı etki göstermesi amacıyla topikal olarak (cilt üzerine istenen bölgeye direk uygulanarak) da kullanılmaktadır.
    • Bu bitkinin ekstreleri intravajinal olarak (vajina içerisine) doğum kontrolü amacıyla da uygulanmaktadır.
    • Neem ayrıca insektisid olarak da kullanılmaktadır (böcek öldürücü).


    Etkili Olduğu Durumlar:
    • Dental Plak Oluşumu: Dental plak, dişlerin üzerinde bakteriler ve yiyecek artıklarından oluşan, yapışkan ve renksiz bir bakteri tabakasıdır. Çürüklerin ve dişeti hastalıklarının başlıca sebebi olan plak, her gün temizlenmediği takdirde sertleşerek tartar oluşturabilir. Yapılan ilk klinik araştırmalar sonucu 6 hafta boyunca günde 2 kez neem yaprağı ekstresi içeren bir jeli diş ve dişetlerine uygulayan kişilerde dental plak oluşumu azaldığı görülmüştür. Bu ekstrenin, dental plak oluşumuna neden olan bakteriler arasından Streptococcus ve Lactobacilli türlerinin üremesini azalttığı tesbit edilmiştir.
    • Peptik Ülser: Yapılan ilk klinik çalışmalara göre 10 hafta boyunca, günde iki kez 30-60 mg neem gövdesi kabuğu ekstresi kullanan kişilerde gastroduedonal ülserin (mide ve onikiparmak bağırsağı ülseri) iyileşmesinin hızlandığı görülmüştür.


    Kullanım Şekli ve Dozaj: Bitkinin kullanımıyla ilgili tipik bir dozaj belirtilmemiştir. Ancak bu bitkinin gıda takviyesi formunda satışa sunulan 475 mg.lık kapsül formları mevcuttur. Bazı kaynaklarda bitkinin yapraklarından veya kabuk kısmından çay demlenerek içilebileceğine dair kullanım şekilleri mevcuttur.


    Güvenlik ve Yan Etkileri: Neem kabuğu ekstresi oral olarak ve uygun şekilde kullanıldığında 10 haftaya kadar kullanımı güvenli kabul edilmektedir. Neem yapraklarının ekstresinden elde edilen jelin, topikal olarak ağız içine uygulanması da güvenli kabul edilmektedir.


    Neem bitkisinden çok yüksek dozlarda ve uzun süreli kullanımı güvenli olmayabilir. Yapılan ilk klinik çalışmalar çok yüksek dozda veya çok uzun süreli kullanımının böbrekler veya karaciğer için toksik olabileceğini göstermiştir.


    Neem tohumu yağının veya tohumunun çocuklar veya yenidoğanlar tarafından oral olarak tüketilmesi (ağzıdan alınarak) güvenli kabul edilmemektedir. Bu nedenle zehirlenerek ölen yenidoğan bebeklerin olduğu rapor edilmiştir.


    Neem yaprağı veya tohum yağı gebeler tarafından kullanılmamalıdır. Çünkü bitkinin bu bölümleri abortif olarak (bebek düşürmek için) kullanılabilmektedir. Ayrıca neem bitkisinin emziren kadınlardaki güvenilirliğiyle ilgili çalışma yapılmadığından bu konuda herhangibir bilgi mevcut değildir, kullanılmaması önerilir.


    Diğer Bitkilerle /Gıdalarla / Gıda Takviyeleriyle Etkileşim:
    • Hipoglisemik Etkili Bitkiler: Teorik olarak neem bitkisinin kan şekerini düşüren diğer bitkilerle beraber kullanımı additif etki yaparak kan şekerini beklenenden daha düşük seviyeye çekebilir. Hipoglisemik etkisi olduğu bilinen bazı bitkiler: şeytan pençesi, çemen otu (boy otu), sarımsak, at kestanesi, Panax ginseng, Sibirya ginsengi ve karnıyarık tohumu


    İlaçlarla Etkileşim:
    • Antidiyabetik İlaçlar: Neem bitkisinin hipoglisemik etki (kan şekerini düşürücü) gösterdiğine dair bazı araştırmalar mevcuttur. Bu nedenle bu bitkinin kan şekerini düşüren bazı ilaçlarla beraber kullanılması, kan şekerinin beklenenden daha çok düşmesine neden olabilir. Bahsedilen sebepten dolayı kullanılan antidiyabetik ilaçlarda yeni doz ayarlaması yapılması ve gerekirse dozaj azaltması yapılması gerekebilir. Bahsedilen hipoglisemik etkili ilaçlardan bazıları: insülin, glimepride (Amaryl), glipizide (Glucotrol), glyburide (DiaBeta), tolazamide (Tolinase), tolbutamide (Orinase) vs..
    • Immunsupresan İlaçlar: Bu ilaçlar bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlardır. Yapılan ilk klinik araştırmalara göre Neem bitkisinin immunstimulan özellik göstererek bağışıklık sistemini uyardığı görülmüştür. Bu nedenle, teorik olarak neem bitkisinin bahsedilen ilaçlarla beraber kullanılması, bu ilaçların etkisini azaltabilir.
    • Lityum: Bu bitkinin idrar söktürücü etkileri olduğudüşünülmektedir. Bu özelliğinden dolayı teorik olarak, kandaki lityum oranlarını arttırabileceğisanılmaktadır. Olası bu etki nedeniyle gerektiği takdirde lityum dozunun azaltılması gerekebilir.


    Hastalıklar veya Durumlarla Etkileşimi:
    • Otoimmun Hastalıklar: Yapılan ilk klinik araştırmalara göre Neem bitkisinin immunstimulan özellik göstererek bağışıklık sistemini uyardığı görülmüştür. Bu yüzden otoimmun hastalığı olan kişilerde hastalık semptomlarını daha da şiddetlendirebilir. Multipl skleroz ve sistemik lupus hastalığı gibi otoimmun hastalığı olan kişiler bu bitkiyi kullanmamalıdırlar.
    • Diyabet: Neem bitkisinin hipoglisemik etki (kan şekerini düşürücü) gösterdiğine dair bazı araştırmalar mevcuttur. Bu nedenle bu bitkinin kan şekerini düşüren bazı ilaçlarla beraber kullanılması, kan şekerinin beklenenden daha çok düşmesine neden olabilir. Bahsedilen sebepten dolayı kullanılan antidiyabetik ilaçlarda yeni doz ayarlaması yapılması ve gerekirse dozaj azaltması yapılması gerekebilir.
    • Kısırlık: Yapılan klinik araştırmalar sonucu bu bitkinin kadın ve erkekteki doğurganlığı azalttığı görülmüştür. Neem yaprağının sperm hareketlerini ve canlılığını azalttığı bilinmektedir. Bu nedenlerle kısırlık sorunu yaşayan çiftlerin kullanılmaması önerilir.
    • Oragan Transplantasyonu: Neem bitkisi teorik olarak immun sistemi uyarıcı etki gösterdiğinden, organ bağışı yapılan hastalar için kullanılan immunsupresan ilaçların etkinliğini azaltabilir. Bu nedenle organ bağışı yapılan kişilerin bu bitkiyi kullanmamaları tavsiye edilir.
    • Cerrahi Operasyon: Neem bitkisi cerrahi operasyon öncesindeki 2 haftalık süreçte kullanılmamalıdır.

    Ayurveda’da Kullanılan İsmi: Nimba


    Tadı: Kekremsi


    Kullanılan Kısımları: Kabuk kısmı ve yaprakları (Hindistan’da çok sık kullanılan bir bitki olduğundan Neem yaprakları marketlerde bile satılmaktadır.)


    Enerjetiği: Serinletici


    Sindirim Sonrası Etkisi: Acı


    Doshalar Üzerindeki Etkileri: Pitta ve Kapha’yı azaltırken Vata’yı arttırmaktadır.


    Genel Nitelikleri: Ateş düşürücü, toksin arındırıcı, alteratif (kanı temizleyici), antihelmintik (barsak kurt ve parazitlerini öldürücü), antiseptik ve antiemetik (mide bulantısını giderici)


    Özellikle Etkilediği Sistemler: Özellikle sindirim, dolaşım, solunum ve üriner sistemleri etkiler.


    Kullanım Alanları: Bu bitki Ayurvedaya göre ürtiker (kurdeşen), egzama ve saçkıran gibi çeşitli cilt hastalıklarının, barsak parazitlerinin meydana getirdiği rahatsızlıklar, yüksek ateş, malarya (sıtma), öksürük, mide bulantısı, kusma, diyabet, tümörler, obezite, artrit, romatizma ve sarılık gibi hastalıkların veya rahatsızlıkların tedavisinde kullanılır.


    Neem bitkisi Ayurveda’ya göre en güçlü kan temizleyici ve toksin atıcı bitkilerden biridir. Serinletici özelliği nedeniyle yüksek ateşi düşürür, enflamasyonlu deri hastalıklarının veya ülserli mukoz membranların içindeki toksinleri temizleyerek iyileşmeye yardımcı olur. İyi bir ateş düşürücü olduğundan sıtma ve ateşin nöbetler halinde yükseldiği diğer hastalıklardaki ateşi düşürmeye yardım eder. Yüksek ateşin eşlik ettiği bu gibi hastalıklarda genellikle karabiber ve centiyan gibi bitkilerle kombine edilerek kullanılmaktadır.


    Neem, kan ve vücudun temizlenmesi gereken zamanlarda kullanılabilir. Yabancı maddeleri veya ölü dokuları uzaklaştırarak iyileşmeye yardım eder. Ancak aşırı zayıf veya hastalık nedeniyle bitkin düşmüş kişilerde dikkatle kullanılmalıdır. Neem yağı medikal amaçlı kullanılan bir yağın içerisine ilave edilebilecek en iyi dezenfektan ve iyileştirici maddelerden biridir. Bunların yanı sıra eklem ve kas ağrılarına karşı oldukça iyi bir anti-enflamatuar ajandır.


    Hindistan’da sıklıkla kullanılan bu bitki iyi bir antibakteriyel ve antiviral olmasına rağmen ya çok az bir toksisiteye sahiptir ya da hiç toksisite göstermez. Neem ağacının küçük dallarının çiğnenmesi dişleri etkili bir şekilde temizlerken, dişeti iltihaplarını da önler veya tedavi eder.


    Yapraklar ve kabuk kısmından elde edilen bitkisel ekstre, tarımda böcekler ve zararlılarla savaşmak için kullanılan hem etkili hem de doğal bir insektisiddir. Neem bitkisinden elde edilen sıvı ekstre bitkilerin üzerine sıkıldığında, bitkisel yapılar tarafından emilerek bitkisel sisteme katılır ve bu sayede sıkıldıktan sonra oldukça uzun bir süre etki gösterebilir.

    Yorum yap


    • #3
      Jinekolojik Kanserlerde Azadirachta indica (Neem) 'in Antikanser Aktivitesine Genel Bir Bakış
      Marius Alexandru Moga , 1 Andreea Bălan , 1 Costin Vlad Anastasiu , 1, * Oana Gabriela Dimienescu , 1, * Carmen Daniela Neculoiu , 2 ve Claudia Gavriș 1
      Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk reddi
      Bu makale PMC'deki diğer makaleler tarafından alıntılanmıştır .
      Şuraya gidin:

      Öz
      Son yıllarda, geniş bir çalışma yelpazesi, nutrasötiklerin kanser dahil çeşitli hastalıklar için terapötik bileşiklerin rezervuarı olarak önemine işaret etmiştir. Bu çalışma, bazı nutrasötiklerin antikanser ajanlar olarak rolüne ve onkolojik jinekolojik alanda etkinliklerine odaklanmıştır. Jinekolojik kanserler arasında servikal, yumurtalık ve meme neoplazileri bulunur ve bunlar kadın popülasyonunda morbidite ve mortalitenin başlıca nedenleridir. Servikal neoplazi, 30 ila 40 yaşları arasındaki cinsel olarak aktif kadınları etkiler ve dünya çapında kadınlar için ikinci önde gelen ölüm nedeni olarak kabul edilir. Epidemiyolojik çalışmalar, bu kanserin diğer risk faktörlerinden bağımsız olarak insan papilloma virüsü (HPV) enfeksiyonu ile güçlü bir ilişkisini göstermiştir. Yumurtalık kanseri tüm kadın kanserlerinin yaklaşık% 4'ünü temsil etmektedir ve meme neoplazisi her yıl 100.000 kadına 52,8 yeni vaka kaydetmektedir. Antik çağlardan beri, bitkisel tedaviler çok çeşitli yararlı etkiler ve insan sağlığını korumak için yüksek bir potansiyel göstermiştir.Azadirachta indica (Neem), karsinogenez sürecine müdahale ederek tümör baskılayıcılar olarak önemli bir etki gösteren, 140'tan fazla izole edilmiş bileşiğe ve en az 35 biyolojik olarak aktif ilkeye sahip bir ağaç olan Hint menşeli tıbbi bir bitkidir. Asya'da kanser için doğal bir çare olarak yüzyıllardır kullanılan, ağaç kabuğu, yapraklar, çiçekler ve tohum yağında bulunan neem bileşiklerinin, kemopreventif kapasite, apoptotik aktiviteler, immünomodülatör etkiler ve p53'ten bağımsız apoptoz indüksiyonu gibi özelliklere sahip olduğu gösterilmiştir. Bu çalışma, jinekolojik kanserlerdeki neem bileşiklerinin antikarsinojenik potansiyeline dayanan sistematik bir literatür taramasıdır.
      Anahtar Kelimeler: Azadirachta indica , karsinogenez, rahim ağzı kanseri, yumurtalık kanseri, meme kanseri

      1. Giriş
      Servikal neoplazi, Avrupa'da her yıl yaklaşık 24.400 ölümle kadınlarda ikinci önde gelen ölüm nedeni olarak kabul edilmektedir [ 1 ]. Romanya, Globocan 2012 tarafından her yıl 100.000'de 10,8 ölümle rahim ağzı kanserinden ölümler sıralamasında Avrupa'nın ilk 20 ülkesinden biri olarak tanınmıştır [ 2 ]. Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre Romanya, rahim ağzı kanserine bağlı ölüm oranlarının diğer Avrupa ülkelerine göre 2-2,7 kat fazla olduğu Avrupa'da da birinci sırada yer almaktadır [ 3 ] ve bu değerlerin artması beklenmektedir. 2020, 15 milyon ölüme yükseliyor [ 2 , 4]. Birkaç epidemiyolojik çalışma, servikal neoplazinin gelişimi ile insan papilloma virüsü (HPV) enfeksiyonu arasındaki güçlü ilişkiyi göstermiştir. Tümörlerin% 93'ünde HPV kanseriyle ilişkili birkaç tip keşfedilmiş ve HPV DNA saptanmıştır [ 4 , 5 ]. HPV enfeksiyonunun karsinogenez sürecindeki rolü, diğer risk faktörlerinden bağımsız olarak kabul edilir.

      Yumurtalık kanseri ile ilgili olarak, insidans ve ölüm oranının belirlenmesi de önemlidir. Yumurtalık kanseri, tüm kanserlerin% 4'ü dahil olmak üzere kadınlarda en sık görülen kanserler arasında sekizinci sıradadır [ 6 ]. Her yıl yaklaşık 225.000 kadına yumurtalık kanseri teşhisi konmakta ve her yıl 140.000 kadın ölmektedir. Bu tip neoplazi ile teşhis edilme riski 1: 71 iken, bu nedenden ölme olasılığı 1: 95'tir [ 6 , 7 ]. Yumurtalık kanserinin insidans ve ölüm oranları bile yüksektir ve bu hastalığın patofizyolojisi ve etiyolojisi hala tam olarak bilinmemektedir ve anlaşılamamaktadır [ 8 , 9]. Yumurtalık kanserinin gelişiminde rol oynayan üç faktör kategorisi vardır: koruyucu faktörler (örn. Oral kontraseptif tüketimi), risk faktörleri (örn. Ailede kanser öyküsü, yaş) ve menarş ve menopoz yaşı gibi faktörler, bunlar şunlardır: yumurtalık kanserinin nedenselliğine ilişkin kanıtlanmamış çıkarımlar [ 8 , 10 , 11 , 12 , 13 ].

      2003 Ulusal Kanser Kayıt Raporuna göre, memenin malign patolojisi, 52.8 / 100.000 insidans oranıyla üreme çağındaki kadınları etkileyen en yaygın kanser türlerinden biridir [ 14 ]. Yumurtalık kanserine benzer şekilde, meme kanserini tetikleyen faktörler tam olarak bilinmemekle birlikte, erken menarş veya geç menopoz ve aile öyküsü gibi karsinojenez sürecinin nedenselliğinde bahsedilen bazı risk faktörleri vardır. Bununla birlikte, şimdiye kadar, meme kanserinin birincil önlenmesi için gerçekçi bir seçenek uygulanamamıştır [ 8]. Normal hücrelerin kanser hücrelerine dönüştürülmesiyle ilgili olarak, onkojenler önemli bir role sahip gibi görünmektedir. Onkogenler, hücre döngüsü düzenlemesinde yer alan proteinleri kodlayan ve hücresel transformasyona katılan proteinleri üretebilen genlerdir. Anormal şekilde eksprese edilen veya aşırı eksprese edilen onkojenler normal hücreleri kanserli hücrelere dönüştürebilir [ 15 ].

      Literatürde, kanser önleme ve tedavisinde yüksek potansiyele sahip, karsinojenez sürecine müdahale edebilen biyoaktif bileşikler olan fitokimyasalların önemini vurgulamak için çalışmalar yapılmıştır [ 16]. Fitokimyasallar, terapötik potansiyelleri sayesinde son zamanlarda giderek daha fazla çalışılan bitki biyoaktif bileşikleridir. Fitokimyasalların sınıflandırılması fenolikler, terpenoidler, lif ve alkaloidleri içerir. Bu fitokimyasallar, çöpçü, çeşitli biyokimyasal reaksiyonlar için substratlar, hücre yüzeyini veya hücre içi reseptörleri antagonize eden ligandlar, enzimatik reaksiyonların kofaktörleri gibi davranarak sağlığı iyileştirebilir. antimikrobiyal, antiviral, antiparazitik vb. [ 17 ].

      Karsinogenez süreci ile ilgili olarak, fitokimyasalların, karsinogenez sırasında modifiye edilen geniş bir sinyal yolu yelpazesinde yer alan normal hücre proliferasyonunu ve regülasyonunu değiştirebildiği kanıtlanmıştır [ 18 , 19 ]. Waladkhani [ 20 ] bir çalışmada neoplazinin önlenmesinde fitokimyasalların etki mekanizmasının çeşitli olduğunu ve farklı enzimlerin inhibisyonu veya indüksiyonu ile temsil edildiğini bildirdi: sırasıyla faz I ve faz II enzimler, temizleyici DNA reaktif ajanlar, preneoplastik lezyonların baskılanması, ve kanser hücrelerinin belirli özelliklerinin inhibisyonu [ 21 ].

      Bitki ürünlerinin veya doğal ürünlerin terapötik etkileri, hastalık yönetimi ve önlenmesinde önemli bir rol oynar. Tıbbi bitkilerin ve doğal ürünlerin etkinliği, harika özellikleri ve daha az yan etkileri nedeniyle günümüzde heyecanla araştırılmaktadır. Ayrıca, bitkilerden çok sayıda farmakolojik olarak aktif ilaç elde edilir [ 22 , 23 , 24 ]. Şifalı bitkilerin ve şifalı bitkilerin çok sayıda hastalığın yönetimindeki önemli rolü, çeşitli hastalıkların tedavisinde şifalı otların / meyvelerin kullanımını sürdüren İncil ve Queran gibi bazı dini belgelerde de desteklenmektedir [ 25 ].

      Azadirachta indica (Neem), Meliaceae familyasına ait olan ve Hindistan, Burma [ 26 ], Pakistan, Bangladeş ve Nepal [ 24 ] dahil tropikal ve subtropikal bölgelerde bulunan yaprak dökmeyen bir ağaçtır . Neem'den aktif bileşikler Ayurveda, Unani ve homeopatide uygulanmıştır ve günümüzde modern tıp, enfeksiyonlar, metabolik hastalıklar ve kanser [ 27 ] dahil olmak üzere birçok hastalığın tedavisi için hala bu "ilahi ağacı" [ 26 ] kullanmaktadır .

      A. indica , nimbin, nimbidin, nimbolide ve limonoidler dahil çok çeşitli biyolojik aktif bileşikler içerir. Taze neem yapraklarından elde edilen ilk polifenolik flavonoidler quercetin ve β-sitosteroldür [ 24 ]. Tüm bu bileşikler, antitümör aktivite [ 28 , 29 ], antioksidan aktivite ve hücresel proliferasyon, tümör baskılayıcı genler ve apoptozun modülasyonu yoluyla malign hücrelerin gelişimi üzerinde uygulanan inhibe edici etki yoluyla kanser gelişimi ve yönetiminde önemli yerleri işgal eder [ 30 ].

      Bu makale, düşük jinekolojik kanser riski (servikal, yumurtalık ve meme kanserleri) ile A. indica alımından elde edilen flavonoid arasındaki olası korelasyonla ilgili çalışmaların bir derlemesidir .

      2. Fitokimyasalların Karsinojenez ve Kemopreventif Aktivitesi
      "Kimyasal önleme" terimi, fitokimyasallar olarak adlandırılan doğal ürünler, şifalı bitkiler veya bitkiler kullanılarak kanserin önlenmesi ve kontrolünü ifade etmek için kullanılır. Kanser oluşumunun tamamen önlenebileceği, bloke edilebileceği veya tersine çevrilebileceği varsayımı giderek yaygınlaşmaktadır [ 31 ]. 1948'de Berenblum ve Schubik, daha sonra çeşitli çalışmalarda desteklenen çok aşamalı karsinogenez kavramını önerdiler [ 32 ].

      Normal bir hücrede üretilen değişikliklere, moleküler değişiklikler üreten biyolojik, kimyasal veya fiziksel ajanlar gibi çok sayıda kanserojen çevresel faktör neden olur ve bu da malign tümör gelişimi ile sonuçlanır [ 33 ]. Kötü huylu dönüşüme ulaşmak için normal bir hücre, proto-onkojen anormal aktivasyonu ile tümör baskılama gen inaktivasyonu arasında bir denge gerektirir [ 32]. Proto-onkojenlerin aktif onkojenlere dönüştürülmesi için en az beş mekanizma tarif edilmiştir: yeni bir promoterin edinimini takiben proto-onkojenlerin aşırı ekspresyonu; artan bir transkript ve gen ürününe neden olan gen kopyalarının amplifikasyonu; gen ürünü miktarına neden olan transkripsiyonu etkiler; onkojen ve immünoglobulin alanının yan yana gelmesini sağlayan kromozomal translokasyonun neden olduğu genin deregülasyonu; ve onkojen yapısındaki değişiklikler [ 34 ].

      Karsinojenezin ana evreleri başlama, ilerleme ve ilerlemeden oluşur [ 32 ].Şekil 1normal bir hücreyi premalign bir lezyona ve son olarak da kansere ve invazyon metastazına dönüştürebilen bu sürecin şematik bir temsilidir. Ayrıca,Şekil 1 fitokimyasalların kimyasal önleme üzerindeki yararlı etkilerini ve fitokimyasalların biyoaktif bileşiklerinin tümör başlaması, yükselmesi ve ilerlemesi olaylarını nasıl bloke edebildiğini gösterir.


      Bir resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı ijms-19-03898-g001.jpg'dir.

      Ayrı bir pencerede aç
      Şekil 1
      Karsinogenez mekanizması - çok çeşitli kimyasal, fiziksel ve biyolojik ajanlar tarafından indüklenen ve fitokimyasalların koruyucu ve antikanser aktivitesi ile müdahale edilen çok aşamalı bir süreçtir (Kotecha [ 36 ] ve Harris [ 46 ] 'dan sonra uyarlanmıştır ).

      Neoplazideki ilk adım, geniş bir kanserojen faktör yelpazesi yoluyla birkaç hücresel değişikliği (kendiliğinden veya indüklenmiş) içeren başlatmadır. İlk adımda, hücresel genom mutasyona uğrar ve neoplazi potansiyeli ortaya çıkar. İkinci adım, başlatılan bir hücrenin daha fazla proliferasyona uğraması için uyarılmasıyla karakterize edilen promosyon ile temsil edilir. Başlatılan bir hücrenin neoplastik dönüşümü birden çok adımı içerir ve teşvik edici uyaranlara uzun süre maruz kalmayı gerektirir [ 35 ]. Bu, sonuç olarak, premalign bir lezyona yol açan bir dizi mutasyona sahip olan geri dönüşümlü bir süreçtir. Dönüştürülmüş hücrelerin bölünmesi ve yayılması, yükseltmeden sonra başlar [ 36 , 37 ].

      Bu ilerleme, kötü huylu bir lezyonda ortaya çıkan ardışık değişikliklerle karakterizedir. Tümör ilerlemesinin moleküler mekanizması tam olarak anlaşılmamıştır. Mutasyonların ve kromozomal anormalliklerin anlamı, tümör ilerlemesi için önemli bir faktör olarak kabul edilir. Lala ve ark. [ 38 ], çok sayıda insan tümörünün ilerlemesinin, nitrik oksit sentetazlar (NOS) tarafından üretilen nitrik oksit adı verilen kısa ömürlü bir molekül tarafından uyarılabileceğini buldu. Nitrik oksit, tümör hücrelerinin göçmen, istilacı ve anjiyojenik potansiyeller gibi çeşitli spesifik yeteneklerini teşvik ederek tümör büyümesini ve metastaz sürecini uyarabilir. Bu nedenle, antioksidan aktiviteleri aracılığıyla fitokimyasallar gibi NOS'un seçici inhibitörleri, kanser tedavisinde gerekli olabilir.

      Servikal neoplazide, karsinojenez süreci sırasında, dönüştürücü büyüme faktörü β1 (TGF-β1), malign tümörlerin gelişiminde, dönüştürülmüş hücrelerin istilasında ve metastaz sürecinde önemli bir rol oynar. TGF-factor1 faktörü, kanser öncesi lezyonlarda bir tümör inhibitörü olarak kabul edilir, ancak TGF-recep1 reseptörlerinin ve SMAD proteinlerinin farklı mutasyonları veya ekspresyon kaybı onu değiştirebilir ve TGF-1, servikal neoplazinin sonraki aşamalarında bir tümör promoterine dönüştürülebilir. Servikal kanserin destekleyicisi olan insan papilloma virüslerinin onkoproteinlerinin, konakçı immün savunmasının baskılanmasında ortaya çıkan TGF-β1 ekspresyonunu uyardığı gösterilmiştir [ 39 ].

      Nükleer faktör kB (NF-κB), büyük bir transkripsiyon faktörleri ailesine ait olan ve aynı zamanda anormal aktivasyon yoluyla kanserin gelişmesinde ve ilerlemesinde rol oynayan önemli bir transkripsiyon faktörüdür. NF-κB, inflamasyon ve immün yanıtın modülasyonunda önemlidir, ancak bu fonksiyon anormal aktivasyonla değişebilir. Dahası, bu mekanizma sayesinde NF-κB proliferasyon, migrasyon ve apoptoz için anahtar olur [ 40 ]. Fitokimyasalların immünomodülatör ve antiinflamatuar aktivitesi kullanılarak, karsinojenezin bu adımı tersine çevrilebilir.

      İstila, karsinojenezin son aşamasıdır. Tümör ilerlemesi ilerledikçe, kötü huylu hücreler yapışma özelliklerini kaybeder ve birincil organdan diğer bölgelere taşınır, bu da uzak metastaza neden olur. Paraneoplastik dokulardaki tümör baskılayıcı genlerin epigenetik modifikasyonları analiz edildikten sonra, karsinojenez ve metastaz süreçlerinin bu modifikasyonlarla hızlandırıldığı bildirilmiştir [ 41 ].

      Tıptaki ilerlemelere rağmen, kanser hala dünya çapında bir sağlık sorunudur ve eski zamanlardan beri, kanseri tedavi etmek ve önlemek için çok çeşitli bitki özleri kullanılmıştır. Saf ekstrakte edilmiş fitomoleküller veya nutrasötikler fonksiyonel gıdalardır [ 42 ] ve hücre proliferasyonunu ve mutajenik aktiviteyi baskılayarak kanserojenlerin tümörijenik etkisine yardımcı olabilir [ 43 ]. Nutrasötikler ayrıca geç evre kanserli hastalarda doğal öldürücü hücre (NK) fonksiyonunu ve tümör nekroz faktörünü (TNF α) artırabilir [ 44 ]. Fitokimyasalların diğer hücresel etkileri şunlardır: tümöral dönüştürülmüş hücrelerin uzaklaştırılması, bağışıklık gözetiminin artırılması ve kanserojenlerin hedeflenen bölgelere ulaşmasının önlenmesi [ 45 ].

      3. Neem bitkisi ( A. indica ) —Botanik Özellikler ve Sağlık ve Hastalık Önlemede Yararlı Rolü
      Neem, doğanın kutsal armağanı olarak da bilinen, antik çağlardan beri terapötik ve etnomedikal değerleri için dağıtılan ve kullanılan güneydoğu Asya'nın yerli bir bitkisidir [ 47 , 48 ]. Neem, Meliaceae familyasına ait Azzadirachta cinsine ait yaprak dökmeyen bir ağaçtır . "Nimba", "kutsal ağaç", "Vembu", "Arishtha", "Hint neem ağacı", "Hint leylak", "harika ağaç", "köy dispanseri", "ilahi ağaç" veya "her derde deva" olarak da adlandırılır. tüm hastalıklar ”. İyi bir büyüme oranına sahiptir ve yaklaşık 15-20 m yüksekliğe, bazen 35-40 m'ye kadar ulaşabilir [ 26 ].

      Neem, tıbbi bir bitki olarak oldukça istismar edilmektedir ve Ayurveda, Unani ve homeopatik tıp gibi farklı sistemlerde kullanılmaktadır ve günümüzde modern tıp tarafından kullanılmaktadır [ 47 ]. Geleneksel tıpta, bitkinin farklı kısımları veya farklı özler kullanılmıştır, ancak neem tohumları, içerdikleri yağlar ve çeşitli biyoaktif bileşikler nedeniyle bitkinin en önemli parçası gibi görünmektedir. Ayrıca tohumların doğal bir böcek ilacı olan azadirachtin içeriği artmıştır [ 49 , 50 ]. Neem tohumlarının lipit içeriği% 20 ile% 32 arasında değişmektedir [ 51 , 52] ve sterollerin, yağ asitlerinin ve proteinlerin içeriği de rapor edilmiştir. Neem tohumu yağı , en önemli biyopestisitlerden biri olan [ 55 , 56 ] , triperpenoidler ve linonoidler adı verilen 100'den fazla aktif bileşik içerir: Saladucin, valassin, meliacin, Nimbin, Nimbicin, geducin ve azadirachtin [ 53 , 54 ].

      Ara ve ark. [ 57 ] neem'de yeni tri- (4-8) terpenoidal ve di- (9) terpenoidal bileşenler gösterdi ve nimbilin adlı yeni bir tetranortriterpen keşfedildi. Trisiklik bir diterpen olan nimonilin de neem'in bir bileşenidir. Tohumlar neem'in en önemli parçası gibi görünmektedir, ancak yapraklar, meyveler, çekirdek kabuğu, çiçekler, kökler, ince dallar ve odun da faydalı faaliyetleri için kullanılabilir.

      Biswas, iki farklı kategoride neem'den izole edilen bileşikler olarak sınıflandırılmıştır: izoprenoidler ve izoprenoidler. Azadiron, protomeliasinler, limonoidler, gedunin, vilasinin ve C-secomeliacins (azadirachtin, nimbin ve salanin) dahil olmak üzere diterpenoidler, triterpenoidler ve steroidler izoprenoid grubuna dahildir. Bu arada, nonisoprenoidler proteinler, amino asitler, polisakkaritler ve polifenolikler (flavonoidler, kumarin, taninler ve alifatik bileşikler) içerir [ 47 ]. Neem'in gövde kabuğu tanenler gibi biyoaktif bileşikler içerir: trisiklik diterpenoidler, NB-II peptidoglikan, gallik asit, epigallocatehin, gallocatehin, catechin, epicatechin, margolone, vb. [ 26 ].

      Kabuk, yapraklar, tohumlar ve neemin diğer kısımlarından elde edilen aktif ilkeler, kanıtlanmış immünomodülatör, antiseptik, diüretik, antipiretik, antiparazitik, antimikrobiyal, analjezik, antifeedant, kontraseptif, pedikulicide, anti-ülser, antimutajenik ve antikanser etkileri için kullanılır [ 58 , 59 , 60 ].şekil 2 neem özütlerinin tüm yararlı etkilerinin sentezini temsil eder.

      Bir resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı ijms-19-03898-g002.jpg'dir.
      Ayrı bir pencerede aç
      şekil 2

      Neem'in genel sağlık, hastalık önleme ve tedavideki yararlı aktivitesi (Tiwari'den [ 26 ] uyarlanmıştır ). Tümörijenez üzerindeki etkilerle ilgili olarak, immünomodülatör ve apoptotik aktiviteler dahil olmak üzere antitümorijenik özellikler, çeşitli kanser türlerinin önlenmesi ve bastırılmasında eski zamanlardan beri kullanılmaktadır. Günümüzde, neem bileşenlerinin sahip olduğu güçlü antikanser etkisini sürdüren birkaç laboratuvar araştırma bulgusu vardır [ 61 ]. İncelememize dahil edilen tüm çalışmalar, antikanser etkilerinin altında yatan mekanizmaları anlamak için neem bitkisinin tohumlar, çiçekler, yapraklar ve meyveler gibi farklı kısımlarını içerir [ 61 ].

      Farklı neem özlerinin skuamöz hücreli karsinomaya karşı koruyucu etkileri olduğu gösterilmiştir. Sarkar ve ark. farelerde, neem yapraklarından sulu bir preparat, karsinoembriyonik antijen (CEA) ile reaksiyona giren bir immün yanıt oluşturdu ve bunun CEA pozitif tümörlerin immünoterapisinde kullanılabileceği sonucuna vardılar [ 62 ].

      4. Neem Bileşenleri ve Kansere Etkileri
      Karsinogenez, prekanseröz lezyonlardan neoplaziye kadar çok sayıda adımla karakterize edilen, normal bir hücreyi artmış invazif ve metastatik potansiyele sahip bir kanser hücresine dönüştüren karmaşık, çok faktörlü bir süreci temsil eder. Kanser hücreleri, kontrol edilemeyen proliferasyon, anjiyogenez, apoptoza direnç ve tümör hücrelerine karşı immün reaksiyonun belirgin bir şekilde baskılanmasıyla karakterizedir [ 63 , 64 , 65 ]. Tümör hücrelerinin, hücre istilasını kolaylaştıran, inflamasyonu artıran ve anjiyogenezi indükleyen çevrelerini modüle etme konusunda özel bir yeteneği vardır [ 66 ].

      Kanserin karmaşıklığını rasyonelleştirmek için Hanahan ve ark. [ 63 ] bir neoplazinin biyolojik yeteneklerini veya ayırt edici özelliklerini tanımladı. Kanserin bu ayırt edici özellikleri arasında apoptoza direnme, proliferatif sinyallemeyi sürdürme, büyüme baskılayıcı moleküllerden kaçınma, kontrolsüz replikatif ölümsüzlüğe izin verme, vasküler oluşumu indükleme, istilayı aktive etme ve metastaz süreci yer alır. Neoplazmaların tüm bu biyolojik yetenekleri, kararsız genomlar tarafından sürdürülür. Tümörler, tüm bu ayırt edici özelliklerle karakterize edilen, bir tümör mikro ortamı oluşturma kapasitesine sahip, görünüşte normal hücrelerden oluşan insüler kitlelerdir.

      Neem bileşenlerinin kanserin önlenmesindeki önemli rolü, anjiyojenezin azaltılması ve hücrenin toksisitesinin artırılması dahil olmak üzere çeşitli eylemlerle tümör ortamını modüle etme kapasitesinden oluşur.

      Mahapatra ve ark. [ 67 ], insan umbilikal veninden kaynaklanan endotel hücrelerinde neem yapraklarının etanol ekstraktının antianjiyojenik etkilerini değerlendirdiler. Elde ettikleri sonuçlar, neem yaprağı özütünün, hücresel gelişim ve fonksiyonlarda yer alan genleri düzenleyebildiğini ve vasküler endotelyal büyüme faktörünün (VEGF) uyarıcı etkisini azaltabildiğini ve güçlü antianjiyojenik etkiler uyguladığını göstermektedir [ 68 ].

      Neem özütleri, seyreltilmiş alkol, eter, petrol eteri ve etil asetattan oluşan bir dizi çeşitli çözücü ile çeşitli şekillerde hazırlanabilir. Neem özütlerinin kanser üzerindeki etkinliğine dayanan çalışmaların çoğu, farklı neem bileşikleri karışımları kullanmıştır ve bu nedenle, tek tek bileşenlerin etkinliği hala yeterince bilinmemektedir [ 69 ].

      Azadirachtin, özellikle neem tohumlarında bulunan neem'in önemli bir bileşenidir. Karmaşık bir yapıya sahip ikincil bir neem metabolitidir ve karmaşıklığı nedeniyle, bu metabolitin ilk sentezi keşfedildikten 22 yıl sonrasına kadar gerçekleştirilememiştir. Azadirachtin, biyosentezi hala iyi bilinmeyen böcekler ve eklembacaklılar için bir beslenme caydırıcıdır, değerli bir pestisittir ve ayrıca kanserin ilerlemesini önlemede çok faydalıdır [ 70 ].

      Nimbolide, neem bitkisinin birçok yerinde bulunur ve ilk olarak yapraklarda ve çiçeklerde tanımlanmıştır. Nimbolide, birçok hastalığın önlenmesinde ve tedavisinde kullanılan, ancak aynı zamanda antikanser aktivitesi için de yararlı olan bir triterpendir. Nimbolidin antikanser aktivitesini kanıtlamak için yapılan birçok preklinik çalışma, tümörijenezini ve metastaz inhibitör etkisini göstermiştir. Neem'in bu bileşeni aynı zamanda normal hücreler için toksik değildir ve komplikasyonlara neden olabilecek yan etkilerden arındırılmıştır. Nimbolidin antikanser etkileri, proinflamatuar yolların baskılanması, artmış apoptoz ve büyümenin durması ve kanserojen aktivasyonun inhibisyonunun yanı sıra antioksidan etkileri olan enzimlerin indüksiyonu ile ilgilidir [ 71 ]. Muhammad vd. [ 72], nimbolide'nin sitotoksisitesini in vitro olarak farklı kanser hücre hatları ve normal hücreler kullanarak kanıtlamak için bir çalışma yürüttüler. Hücreler, 24 ve 48 saat boyunca çeşitli konsantrasyonlarda nimbolid ile tohumlandı. Bu neem bileşiğinin sitotoksik etkisi doza ve zamana bağlıydı ve kanser hücreleri üzerinde normal fibroblastlar üzerinde uygulanan hafif etkiden daha üstün bir etki gösterdi.

      Gedunin, bir D lakton halkası ile neem tohumu yağından izole edilmiş bir tetranortriterpenoiddir. Hint tıbbında aktif ürün gedunin, sıtma gibi bulaşıcı hastalıklar için uygulanmıştır, ancak son çalışmalar bu ürünün yumurtalıklar, kolon ve prostattaki tümör hücrelerine karşı önemli sinyal yollarının düzenlenmesi yoluyla potansiyel antikanser etkinliğini göstermiştir [ 73 , 74 ].

      Gedunin ayrıca göğüs kanserinde önleyici ve tedavi edici bir ajan olarak antikanser aktivitesini de göstermiştir. Bu biyoaktif bileşik, çeşitli ısı şoku proteinlerini modüle ederek, tümör hücrelerinin inhibisyonu yoluyla işlevini yerine getirir. [ 73 , 74 , 75 , 76 ].

      Meliatetraolenone, 24,25,26,27-tetranor-apotirucalla- (apoeupha) -6alpha- O- metil, 7alpha-senecioyl (7-deacetyl) -11alpha, 12alpha, 21,23-tetrahydroxy-21,23- olarak da bilinir. epoksi-2,14,20 (22) -trien-1,16-dion, neem'in taze yapraklarından izole edilmiş yeni bir tetranortriterpenoid bileşiktir, ancak antikanser aktivitesinin daha fazla araştırılması gerekir. Şimdilik, sadece bu neem bileşeninin insektisit aktivitesi rapor edilmiştir [ 77 ].

      Şu anda, neem tohumu özlerinden izole edilen 35 limonoid, sitotoksik aktivitelerini kanıtladı. Neem limonoidler ayrıca şunları içerir:
      • azadiradione tip 1-15
      • gedunin tipi 16–20
      • azadirachtin tipi 21–24
      • nimbin türü 25–33
      • bozulmuş limonoidler 34, 35.
      Kikuchi ve arkadaşları tarafından yapılan bir çalışma. sadece yedi limonoid bileşiğin insan tümör hücre hatları üzerinde antikarsinojenik aktivite sergilediğinin gösterildiğini bildirmiştir. Bu bileşikler 3, 6, 7, 18, 28 ve 29 genotipleri içerir. [ 78 ].

      Figür 3 yararlı antikanser ajanlar olan şematize edilmiş neem bileşiklerini gösterir.

      Bir resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı ijms-19-03898-g003.jpg'dir.
      Ayrı bir pencerede aç
      Figür 3

      Neem bileşenlerinin antikanser ajanları olarak şemalaştırılması. Etkileri arasında anjiyogenez bastırma, çoğalma önleyici etkiler ve NF-KB'nin bastırılması yer alır. Ayrıca, neem'in biyoaktif bileşikleri, dönüştürülmüş hücre ölümünü ve bağışıklık sürveyansını artırır (Hao [ 69 ] ' dan uyarlanmıştır ). Quercetin, sebze ve meyvelerden elde edilen ve neem yapraklarının% 50 etanolik özünden de izole edilebilen bir flavonoiddir [ 79 ]. Quercetin'in yapısı, temel bir difenilpropan C6-C3-C6 iskeleti ile temsil edilir. Bu flavonoid beslenme yoluyla insanlar tarafından günlük olarak tüketilse bile, artık fonksiyonel gıda olarak bilinen diyet takviyelerinde mevcuttur. Bir aylık diyet takviyesinden sonra, plazmadaki quercetin seviyesi 1 g / gün artırılabilir ve plazmatik konsantrasyon 1.5 µM quercetin'e ulaşabilir [ 80 ].

      Quercetin, glukuronid / sülfat konjugatlarının bağırsaktan emilimi sırasında dönüştürülür. Dolaşımdaki kanda quercetin, yalnızca biyolojik etkileri azalmış konjuge metabolitler olarak bulunur ve inflamasyon sırasında, artmış β-glukuronidaz aktivitesi, glukuronid konjugatlarından aktif aglikon oluşturabilir [ 81 ]. Yutulduktan sonra, quercetin bağırsak mikroflorası tarafından emilir, sindirim sisteminde metabolize olur ve glukuronik asit ve metil / sülfat gruplarına konjuge edilir [ 82]. Bu neem bileşiğinin kanserin önlenmesindeki etkinliği ile ilgili olarak, quercetin aglycone, doğrudan karsinogenez ve inflamasyon süreçleriyle bağlantılı farklı sinyal iletim yollarını (Nrf2 / keap1 ve MEK / ERK) değiştiriyor gibi görünmektedir. Quercetin umut verici bir antikanser ajan olsa bile, bu neem flavonoidin potensini aydınlatmak için ileri çalışmalar gereklidir [ 81 ].

      Epoksiazadiradion (EAD), neem meyvelerinde ve sitotoksik aktiviteye sahip tohumlarda bulunan önemli bir limonoiddir [ 83 ]. Neem EAD'nin bir kanser önleme ajanı olarak kullanılıp kullanılamayacağını araştıran birkaç çalışma ve Kikuchi tarafından yapılan bir çalışma, insan hattı 60 hücrelerinde erken apoptozu indüklediğini doğruladı (akış sitometrisi ile gözlemlendi). EAD ayrıca ölüm reseptörünün aracılık ettiği yolaklar yoluyla bu tip hücrelerde apoptotik hücre ölümünü indükleyebilir. Dahası, bu neem bileşiği birkaç lösemi hücresi için yüksek selektif sitotoksisiteye sahiptir [ 78 ].

      5. Jinekolojik Kanserlerde Antikanser Ajanlar Olarak Neem Çalışmaları
      Neem bileşikleri, serbest radikallerin temizlenmesi, programlanmış hücresel ölümün indüksiyonu, antianjiyojenik aktivite, dönüştürülmüş hücre proliferasyonunun inhibisyonu, metastaz sürecinin ve NF-κB faktörünün baskılanması ve insan bağışıklığında artış dahil olmak üzere belirgin biyolojik yetenekler ve antikanser özellikler göstermiştir. gözetim. NF-κB'nin baskılanmasını mitojenle aktive olan proteinler (MAPK'ler), protein kinaz ve büyüme faktörü reseptör aracılı yolakların inhibisyonu izler [ 84 ].

      Kontrolsüz çoğalma ve dönüştürülmüş hücre ölümünün olmaması, tümör gelişimi ve metastaz sürecindeki en önemli işaretlerdir. Bu nedenle, tümör hücrelerinin sürekli çoğalmasının engellenmesi, birçok kemopreventif ajan için anahtardır.

      5.1. Rahim ağzı kanseri
      Rahim ağzı kanseri, tüm dünyada üreme çağındaki kadınlar için önde gelen ölüm nedenidir. A. indica tohumlarından elde edilen neem yağının antiproliferatif aktivitesini kanıtlamak için Ricci ve ark. [ 68 ], MEX olarak tanımlanan neem yağının bir bileşenini metanolik özütleme ile elde etti. MEX'in sitotoksik etkisi, iki hücresel hat kullanılarak in vitro olarak tahmin edilmiştir: stabilize edilmiş bir murin fibroblast çizgisi (3T6 olarak adlandırılır) ve bir insan servikal tümör hücre çizgisi, HeLA. Elde ettikleri sonuçlar, tümör hücre hattının (HeLa) 3T6'ya kıyasla önemli ölçüde artmış bir duyarlılığa sahip olduğunu ve toksisite hedefinin hücresel membran olduğunu gösterdi. Bu nedenle, bu sonuçlar MEX'in servikal neoplazide antiproliferatif tedavi olarak kullanılabileceğini göstermektedir.

      Neem bileşenlerinin ve ekstrelerinin servikal neoplazinin önleyici ve terapötik ajanları olarak etkilerine ilişkin in vitro çalışmaların cesaret verici sonuçlarına rağmen, A. indica'nın kanser üzerindeki yararlı etkilerine odaklanan in vivo çalışmalar hala eksiktir. Şimdiye kadar yapılan araştırmaların çoğunda, neem ekstrelerinin rahim ağzı kanserinin indüksiyonu ve ilerlemesine müdahale edebildiği mekanizmaları araştırmak için servikal tümör hücre dizileri kullanıldı.

      Neem ve bileşenlerinin hücresel proliferasyon ve hücre döngüsü üzerindeki etkinliğine dayanan bir başka çalışma, hedef proteinleri tanımladı. Rahim ağzı kanserinde hedef proteinlerle ilgili olarak, Priyadarsini ve ark. [ 85], insan rahim ağzı kanseri hücre hattı HeLa üzerinde antikarsinojenik ajanlar olarak azadirachtin ve nimbolidin moleküler ve hücresel etki mekanizmalarını göstermek için bir çalışma tasarladılar. Nimbolide ve azadirachtin ile tedavi, siklin B ve siklin D1 seviyesini düşürdü ve CKI p21 ekspresyonunu indükledi, her ikisi de G0 / G1 hücre siklüsünün durmasına yol açtı. HeLa hücre canlılığının bastırılması, doza bağımlı bir şekilde işlev gördü. Ayrıca, neem'in bu iki bileşeni, mitokondriyal transmembran potansiyelini azaltarak ve sitokrom c'yi serbest bırakarak reaktif oksijen türlerinin üretimini arttırdı. Böylece apoptotik sinyal, mitokondriyal yolla iletilir.

      Sitokrom c'nin salınımı, proapoptotik ve antiapoptotik aktivitelerle sırasıyla Bad ve Bcl-xL gibi Bcl ailesine ait bir dizi üye tarafından düzenlenir [ 69 ]. Priyadarsini ve ark. nimbolide ve azadirachtin ile tedavinin, HeLa hücrelerine maruziyet üzerine Bcl-2 ailesinin modülasyonunu indüklediğinden bahsetmiştir.

      HeLa canlılığı üzerindeki etanolik neem yaprakları ekstresinin antiproliferatif aktivitesi ile ilgili in vitro yapılan başka bir çalışma Sharma ve ark. [ 86 ]. Normal ve HeLa hücrelerinde etanolik neem yaprağı ekstresi ile muameleden sonra, hücresel büyüme, apoptoz ile doza ve zamana bağlı bir şekilde farklı şekilde bastırıldı. Etanolik neem yaprağı özütünün hücre apoptozunu indüklediği mekanizma, bax, siklin D1 ve sitokrom P450 monooksijenazların (CYP 1A1 ve CYP 1A2) ekspresyonunun modülasyonu ile temsil edildi.

      Neem'in sulu ve metanolik özütlerinin güçlü sitotoksik aktivitesini göstermek için bir çalışma, TALI görüntü tabanlı bir sitometre kullanarak immünofloresan bazlı bir apoptoz testi gerçekleştirdi. Sonuçlar, 2.68 x 10 ortaya 6 2.68 x 10 Çıkış 6 hücre / ml apoptozu gösteren, yeşil flüoresans göstermiştir. Bu nedenle sonuçlar, HeLa hücre ölümünün% 100'ünün neem'in hem sulu hem de metanolik özütlerinin neden olduğu apoptoza bağlı olduğunu göstermektedir [ 87 ].

      Neem ayrıca rahim ağzı kanserinde etkili bir immünomodülatör ajan olarak bahsedilir. Bir çalışma [ 88] Roy ve ark. neem yaprağı glikoproteininin, artan indolamin 2,3 dioksijenaz seviyesi ile karakterize edilen olgun dendritik hücreler üzerinde aktivite gösteren doğal bir immünomodülatör olduğunu önermektedir. Kanser hastalarında, düzenleyici T hücreleri (Tregler) büyütülür ve bu hücreler, dendritik hücrelerde aşırı tolerans ve immünosupresif olan indolamin 2,3 dioksijenazın hiperakümülasyonunu indükler. Hem dendritik hücreleri hem de Treg'leri içeren bir kültürde, rahim ağzı kanseri evre IIIB olan hastalardan izole edilen neem yaprağı glikoproteini, indolamin 2,3 dioksijenazın indüksiyonunu inhibe etti, Treg'ler üzerinde sitotoksik T-lenfosit antijen 4'ün (CTLA4) ekspresyonunu sınırladı ve indüklendi dendritik hücrelerde normal olgunlaşma. Bu çalışmanın sonucu, neem yaprağı glikoproteininin ümit verici bir immünomodülatör ajan olduğuydu.

      Vasenwala vd. [ 89 ] çalışmalarında neem fraksiyonlarını hastalardan biyopsi ile çıkarılan servikal neoplastik dokular üzerinde nasıl çalıştıklarını göstermek için kullandılar. Ayrıca neem ile etkileşimden sonra rahim ağzı kanseri hastalarının monositlerinde ve kontrollerde kaspaz, TNF-α ve IFN-γ seviyelerinin aktivitesini incelediler. Sonuçlar, etkilenen hastalardan gelen neem ile tedavi edilen monositlerde kaspaz 3, 8 ve 9'un yüksek enzimatik aktivitesini gösterdi. Monositlerin kültür süpernatantında TNF-α azaldı ve IFN-γ arttı ve neem ile tedavi edilen rahim ağzı kanseri hücrelerinin sitomorfolojisi artan bir apoptoz seviyesi gösterdi.

      Rahim ağzı kanserinde ilk adım HPV enfeksiyonudur. HPV'nin bir risk faktörü olarak rahim ağzı kanserindeki rolü belgelenmiştir ve bu bir arada bulunma, dünya çapında rahim ağzı kanseri vakalarında neredeyse her yerde bulunur. Literatürde, HPV DNA'nın, vakaların neredeyse% 90-100'ünde servikal kanser dokusu fragmanlarında saptanabilir olduğunu gösteren birçok çalışma vardır [ 90 ]. Neem, potansiyel anti-HPV aktivitesi için de kullanılır.

      Praneem, aynı zamanda neem özlerini de içeren çok yönlü bir besin takviyesidir. Shukla ve ark. [ 91 ], sağlıklı veya düşük dereceli skuamöz intraepitelyal lezyon (LSIL) olan HPV16 enfeksiyonlu 20 kadını dahil etti. Tüm denekler, adet dönemi hariç 30 gün süreyle topikal intravajinal praneem, tabletler veya plasebo uygulamaları aldı. Sonuçlar, vakaların% 60'ında HPV'nin belirgin bir şekilde ortadan kaldırıldığını ve ayrıca klinik semptomlarda ve sitolojik anormalliklerde iyileşme gösterdi. Bu nedenle neem, rahim ağzı kanserinin öncüsü olan HPV enfeksiyonunun ortadan kaldırılmasında da faydalıdır.

      Pryadarsini [ 92 ] tarafından yapılan bir çalışma, quercetin'in HeLa ölümüne neden olduğu mekanizmayı araştırdı. Elde ettikleri sonuçlar, quercetin'in HeLa hücre ölümü canlılığını baskılayabildiğini gösterdi. Quercetin, doza bağımlı bir şekilde p53 ve G2 / M faz hücre döngüsü tutuklamasına bağlı bir mekanizma yoluyla apoptozu indükler. Üretilen değişiklikler arasında mitokondriyal membran depolarizasyonu, proapoptotik aktiviteye sahip Bcl-2 proteinlerinin yukarı regülasyonu, nükleer morfolojideki değişiklikler ve NF-κB ailesi üyelerinin ve hücre döngüsü düzenleyici proteinlerin modülasyonu yer aldı.

      Quercetin ayrıca rahim ağzı kanserinde antimetastatik bir ajan olarak faydalıdır. Zhang vd. [ 93 ] 2009'da bir çalışma yaptı ve sonuçları, HeLa hücrelerinin yapışmasını, göçünü ve istilasını önleyebildiğini ve ayrıca apoptozu indükleyerek bu hücrelerin üremesini önleyebildiğini gösterdi.

      Neem quercetin'in rahim ağzı kanseri üzerindeki antikarsinojenik etkisi hala tam olarak anlaşılmamış olsa da, HeLa hücreleri üzerinde yapılan bir araştırma, bu flavonoidin antioksidan etkisinin, asetil-coA karboksilazı ( ACC) ve bu rahim ağzı kanseri hücre dizilerini baskılamak için. Ayrıca, PP2a ve SHP-2 gibi birkaç fosfatazın baskılanması yoluyla epidermal büyüme faktörü (EGFR) reseptörünü aktive edebilir ve Cbl tirozin fosforilasyonunu indükleyebilen EGFR ve Cbl arasındaki etkileşimleri artırabilir [ 94 ].

      5.2. Yumurtalık kanseri
      Yumurtalık kanseri, dünya çapında kadınlar arasında beşinci önde gelen ölüm nedenidir. Yumurtalık kanserinin önlenmesinde ve yönetiminde terapötik ajanlar olarak fitokimyasalların (neem özleri veya neem bileşikleri) keşfi esastır çünkü bu tür kansere sahip hastalar için sonucun iyileştirilmesi gerekir.

      Literatürde yumurtalık kanserinde karsinojenez prosesi üzerindeki neem bitki bileşiklerinin etkililiğine dayanan çok sınırlı sayıda çalışma yayınlanmıştır. Ayrıca, mevcut çalışmalar sadece in vitro olarak insan yumurtalık tümör hücre dizileri üzerinde gerçekleştirilmiştir.

      Geduninin yumurtalık hücre hattı (SKOV3, OVCAR4 ve OVCAR8) proliferasyonu üzerindeki etkisi Siddharth ve ark. [ 74 ]. Sonuçları, gedunin tedavisinden sonra% 80'e kadar ( p <0.01) belirgin bir hücre çoğalması düşüşü gösterdi . Ayrıca, karsinojenez süreci, lipid metabolizması ve hücre döngüsü kontrolü ile ilişkili moleküler işlevler için önemli etkileri olan, gedunine duyarlı 52 ilişkili gen keşfettiler.

      Geduninin antiproliferatif potansiyeli de Tharmarajah ve ark. Tarafından araştırılmış ve değerlendirilmiştir. [ 95 ] embriyonal karsinomun insan hücreleri üzerinde (NTERA-2, kanserin bir kök hücre modeli). Gedunin'in ısı şoku proteini 90 (HSP90), Cdc37 (HSP90'ın kokaperonu), AKT, ErbB2 ve HSF1 ekspresyonu üzerindeki etkileri polimeraz zincir reaksiyonu ile değerlendirilmiştir. Sonuçlar, bu fitokimyasalın NTERA-2 hücreleri üzerinde cesaret verici bir etkiye sahip olduğunu ve birincil periferal kan mononükleer hücreleri (PBMC'ler) üzerinde azaltılmış bir etkiye sahip olduğunu gösterdi. Bu arada, HSP90 ekspresyonu gedunin tarafından inhibe edilir ve Bax ve p53 yukarı regüle edilir. Geduninin proapoptotik etkisi, DNA parçalanması ve kaspaz 3 / 7'nin artan enzimatik aktivitesi ile apoptoz ile ilişkili morfolojik değişikliklerle doğrulanmıştır.

      Hsp90 kokaperon p23'ün in vitro gedunin tarafından inaktivasyonu, bu bileşiğin başka bir mekanizmasıdır. Ayrıca, gedunin-p23 kompleksinin yumurtalık kanseri hücreleri üzerindeki öldürücü etkisi, bu etkinin kokaperonun kaspaz-7 aracılı bölünmesiyle arttığı sonucuna varan Patwardhan [ 96 ] tarafından araştırılmış ve bu da apoptotik hücresel ölümün artmasına yol açmıştır.

      Nimbolide neem çiçeklerinde ve yapraklarında bulunur ve insan koryokarsinomu üzerinde potansiyel bir sitotoksik etkiye sahiptir. Kumar vd. insan koryokarsinom (BeWo) hücreleri kullanılarak nimbolidin bu etkisini in vitro araştırdı. Bu limonoid ile hücre soyu muamelesinden sonra, sonuçlar, aynı zamanda doza ve zamana bağlı olan BeWo hücre büyümesinin inhibisyonunu gösterdi. Nükleer morfolojinin incelenmesi, apoptozu gösteren değişiklikleri de ortaya çıkardı. Apaf-1 ve kaspaz-3'ün artan ekspresyonu ile ilişkili azalmış bir Bcl-2 / Bax oranı, mitokondriyal yolların nimbolide bağlı apoptoza aracılık ettiği hipotezini sürdürmektedir [ 97 ].

      Sulu neem yaprağı ekstresinin yumurtalık dokusu üzerindeki ikincil etkisi, oosit apoptozunun indüksiyonudur. Artmış granüloza hücre apoptozu Tripathi ve arkadaşları tarafından kanıtlanmıştır. [ 98 ] sıçan oositleri üzerinde yapılan bir çalışmada. Bu etkiye aynı zamanda gelişmiş p53 ve Bax ekspresyonları, azalmış Bcl2 proteini ekspresyonu, artmış sitokrom c konsantrasyonu ve indüklenen DNA fragmantasyonu eşlik etti. Aynı sonuç elde edildi Chaube ve ark. çalışmalarında. Neem yaprağı ekstraktının memelilerde granüloza hücreleri ve oositler üzerindeki etkisini araştırdılar ve bu çalışmaya dayanarak, neem yaprağı ekstraktının hem granüloza hücrelerinde hem de granüloza hücrelerinde reaktif oksijen türlerinin ve mitokondri aracılı apoptozun üretimini indükleyebileceğini öne sürdüler. foliküler oositler [ 99 ].

      Literatürde kuersetinin yumurtalık neoplazileri üzerindeki yararlı etkisine dayanan birçok çalışma bulunmaktadır. Gao vd. [ 100 ] bu etkiyi in vitro olarak A2780S yumurtalık kanseri hücrelerini kullanarak araştırdı. Tedaviden sonra, quercetin, kaspaz-3 ve kaspaz-9'un artan aktivitesi, MCL-1 ve Bcl-2'nin aşağı regülasyonu ve Bax'ın yukarı regülasyonu ile ilişkili A2780S hücrelerinin apoptozunu indükledi. Ayrıca quercetin, fosforile p44 / 42 mitojenle aktive olan protein kinazı ve fosforile Akt'yi düşürdü. Bu, A2780S hücre proliferasyonunun inhibisyonuna katkı yöntemidir.

      Quercetin ayrıca yumurtalık kanseri hücrelerinde, OVCA 433 hücre hattında büyümeyi inhibe edici aktiviteyi indükleyebilir. Bu aktivite, TGF-21 üretiminin modülasyonu ile mümkündür [ 101 ].

      5.3. Meme kanseri
      Meme kanseri üreme çağındaki kadınlar arasında tüm etnik gruplarda en sık görülen kanserdir ve genç kadınlar arasında görülme sıklığı artmıştır [ 102 ]. A. indica , göğüs kanserine karşı yararlı özellikleri nedeniyle son yıllarda giderek daha fazla odaklanmaktadır.

      Son raporlar, neem yaprağı ekstraktının MCF-7 meme kanseri hücresel hattında [ 103 ] apoptozu indükleyebildiğini gösterdi ve etanolik neem yaprağı ekstraktlarının kanser tedavisi için sulu ekstraktlara kıyasla artmış etkinliğini gösteren birçok çalışma vardır [ 104 ].

      Neem yaprağı ekstresinin meme kanseri üzerindeki etkisini araştırmak için Othman ve ark. [ 105 ], 4T1 meme kanseri hücreleri ile BALB / c farelerinin c-Myc onkojeninin ekspresyonunun, etanolik neem yaprağı ekstresi uygulamasından sonra muhtemelen aşağı regüle edilebileceğini kanıtladı.

      Arumugan ve ark. [ 106 ], etanolik neem yaprağı özütünün uygulanmasının sıçanlarda kimyasal kanserojen kaynaklı meme tümör oluşumunun ilerlemesini inhibe edip edemeyeceğini belirlemek için in vivo gerçekleştirildi. Sıçanlara intraperitoneal olarak N -metil- N enjekte edildikten sonra-nitrosourea ve göğüs tümörleri ortaya çıktı, etanolik neem yaprağı ekstresi ile tedavi uygulandı. Neem özütünün meme tümörü hacmini azaltmada ve ilerlemeyi bastırmada oldukça etkili olduğu kanıtlandı. Tedavi, proapoptotik etkilere sahip genleri geliştirdi ve ayrıca Bcl-2 ile ilişkili ölüm destekleyici protein (Kötü) kaspazları, p53, fosfataz ve tensin homolog geni (PTEN), B hücresi lenfoma-2 proteini (Bcl-2) ile ilişkili X proteinini ( Bax) ve c-Jun N-terminal kinazı (JNK). Ayrıca anjiyopoietin ve vasküler endotelyal büyüme faktörü A'nın (VEGF-A), hücre döngüsü düzenleyici proteinlerin (siklin D1, sikline bağımlı kinaz 2 (Cdk2) ve Cdk4), NFκB ve mitojenle aktive olan protein kinaz 1'in (MAPK1) aşağı regülasyonuna neden oldu. ).

      Etanolik neem yaprağı özütünün moleküler mekanizması da iki meme kanseri hücre dizisi kullanılarak in vitro araştırılmıştır - östrojene bağlı meme kanseri hücre dizisi (MCF-7) ve östrojenden bağımsız meme kanseri hücre dizisi (MDA-MB-231) - bu farklı konsantrasyonlarda etanolik neem yaprağı ekstresine maruz bırakıldı. Sonuçlar, neem yaprağının proapoptotik protein seviyesini artırdığını ve antiapoptotik proteinleri azalttığını gösterdi. Ayrıca, biyoaktif özüt, her iki hücre hattında da apoptozu indükledi. Bu ekstraktın bir başka etkisi, insülin benzeri büyüme faktörü (IGF) sinyal molekülleri IGF-1R, Ras, Raf, p-Erk, p-Akt ve siklin D1 ekspresyonunun azalmasıydı. Bu nedenle, etanolik neem yaprağı özütünün antikanser aktivitesi, apoptoz indüksiyonu ve antiproliferatif etkisi ile temsil edilir.107 ].

      Neem yaprağı etanolik ekstraktının antineoplastik aktivitesinin, alkali bir pH'ta daha spesifik olduğu kanıtlanmıştır. Ahmad vd. Neem yaprağı ekstraktının farklı pH değerlerinde insan meme kanseri hücre çizgisi MDA-MB-231 üzerindeki etkisini değerlendirdi. Düşük bir pH'ta (6.2) 1600 μg / mL neem yaprağı ekstresi konsantrasyonunun hücrelerin% 95,7'sinin ölümüne neden olduğunu bulmuşlardır. Bu arada, pH 7.1'de, sadece 200 μg / mL neem yaprağı ekstresi konsantrasyonuyla güçlü sitotoksisite uygulandı. Bu nedenle, asit pH'ı kanser hücresi canlılığını teşvik etse de, düşük pH değerlerinde neem yaprağının varlığı bu fitokimyasalın sitotoksik etkisini güçlendirir [ 108 ].

      Etanolik neem yaprağı özleri, yalnızca bir antikanser ajan olarak yararlı değildir. Mandal-Ghosh ve diğerleri tarafından ileriye dönük bir çalışma. göğüs kanseri immün aktivasyonunda olası faydasını göstermek için sulu bir neem yaprağı preparatı kullandı. Moleküler ağırlığı 85 kDa olan göğüs tümörüyle ilişkili bir antijen (BTAA) yakın zamanda tanımlanmıştır. BTAA ve neem yapraklı sulu aşılamadan sonra üretilen antikorlar, yalnızca BTAA ile tek bağışıklama ile üretilen antikorlara kıyasla, BTAA ifade eden MCF-7 hücrelerine karşı sitotoksisite ve sitotoksik T-hücresi tepkisi oluşturabilmiştir. sitotoksik yanıt. Yazarların vardığı sonuç, neem yaprağı özütünün, bağışıklaştırılmış farelerde IFN-gama salgılanması ve daha fazla IgG2a antikor üretimi ile kanıtlandığı üzere bir Th1 yanıtını indüklediğiydi [109 ].

      Bir sıçan modelinde kullanılan diğer neem fraksiyonları, etil asetat fraksiyonu (EAF) ve metanolik fraksiyon (MF) ile temsil edildi. Vinothini ve ark. Tarafından kullanılan kimyasal önleme belirteçleri. Bu neem fraksiyonlarının kemopreventif etkinliği üzerine yaptıkları çalışmada, östradiol ve östrojen reseptör durumu, ksenobiyotik metabolize edici enzim aktiviteleri, redoks durumu, DNA ve protein modifikasyonları ve hücre proliferasyonunun ekspresyonu ile temsil edilmiştir. 10 mg / kg MF veya EAF dozunun uygulanması, hormonal durumun modülasyonu, birkaç metabolize edici enzimin modülasyonu, antioksidanların güçlendirilmesi, lipid oksidasyonu, protein modifikasyonları, oksidatif DNA hasarının inhibisyonu, apoptoz indüksiyonu ve hücresel ile ilişkilendirilmiştir. çoğalma. Her iki fraksiyonun etkinliğine rağmen,110 ].

      Nimbolide ayrıca insan meme kanseri hücreleri üzerinde antikarsinojenik bir etki uygular ve bir antikanser terapötik ajan olarak etkinliği için yeni perspektifler ortaya çıkarır. Nimbolide'nin proapoptotik aktivitesinin moleküler yolu, Elumalai ve diğerleri tarafından MCF-7 ve MDA-MB-231 insan meme kanseri hücre hatları üzerinde in vitro çalışılmıştır. [ 111 ]. MCF-7 ve MDA-MB-231 hücre büyümesinin inhibisyonu, doz ve uygulama zamanına bağlıydı ve apoptoz, dışsal ve içsel apoptotik sinyal molekülü ekspresyonu ile doğrulandı. Ayrıca nimbolide, pro-kaspaz-3, pro-kaspaz-8 ve PARP'ın bölünmesini indükleyebildiğini kanıtladı.

      Nimbolide'nin, IGF sinyal moleküllerinin modülasyonu yoluyla meme neoplastik hücreler üzerinde antiproliferatif etkilere sahip olduğuna dair kanıt sağlayan başka bir çalışma, Elumalai ve ark. [ 112 ] 2014 yılında. 231 hücre. Elde ettikleri sonuçlar, IGF sinyal moleküllerinin ekspresyonunun nimbolide ile tedavi edilen göğüs kanseri hücrelerinde önemli ölçüde azaldığını gösterdi.

      Son zamanlarda geduninin anti-meme kanseri aktivitesinin, moleküler ağırlığı 90 kDa olan bir protein olan Hsp90'ın inhibisyonu yoluyla ortaya çıktığı gösterilmiştir. Gedunin'in meme kanserinin önlenmesinde etkili olduğu gerçek moleküler mekanizma hala çok iyi bilinmemektedir, ancak şimdiye kadar in vitro olarak MCF-7 ve SkBr3 meme kanseri hücreleri üzerinde yapılan çalışmalar bu doğal ürünün etkinliğini göstermiştir [ 113 ].

      Quercetin ayrıca meme kanserinin önlenmesi ve tedavisi için de faydalıdır. MCF-7 insan meme kanseri hücrelerinde büyüme inhibisyon mekanizmasını keşfetmek için yapılan bir çalışma, Choi ve ark. [ 114 ]. Kuersetin ile 24 saatlik tedaviden sonra yazarlar, hücrelerin hücre döngüsünün G2 / M fazında spesifik olarak biriktiğini ve siklin B1 seviyelerinin ve Cdc2 kinaz aktivitesinin arttığını fark ettiler. 48 saat veya daha uzun bir süre sonra, Cdk-inhibitörü p21CIP1 / WAF1 protein seviyesi arttı ve p21CIP1 / WAF1 indüksiyonu, Cdc2-siklin B1 kompleksi ile ilişkisini artırdı. Bu nedenle, quercetin, kanser hücresi büyümesinin inhibisyonunda iki mekanizma yoluyla etkilidir: apoptoz indüksiyonu ve hücre döngüsü ilerlemesinin inhibisyonu ve ardından G2 durması.

      Meme kanseri apoptozunda quercetin'in kesin moleküler mekanizması hala tam olarak bilinmemektedir. İnsan meme kanseri hücreleri üzerinde yapılan bir başka quercetin çalışması, bu flavonoidin, uygulama dozuna ve zamanına bağlı olarak canlı hücrelerin yüzdesini azaltabildiği ve ayrıca hücre döngüsü durması ve apoptoz sürecini etkilediği sonucuna varmıştır. Reaktif oksijen türlerinin arttığı tarif edilmedi, ancak tedaviden sonra artmış sitozolik Ca2 + seviyeleri ve azalmış mitokondriyal membran potansiyeli keşfedildi. Kaspaz-3, kaspaz-8 ve kaspaz-9'un aktivasyonu, MDA-MB-231 hücrelerinde flavonoid tarafından desteklendi. Quercetin ayrıca Bax proteini bolluğunu artırdı ve antiapoptotik protein Bcl-2 düzeyini düşürdü [ 115 ].

      Quercetin'in MDA-MB-453 hücrelerinde antikarsinojenik etkisini destekleyen moleküler mekanizmayı aydınlatmak için, Choi ve ark. 24 saat boyunca bu hücreleri 100 μM quercetin'e maruz bıraktı. Maruz kaldıktan sonra, yazarlar quercetin'in sub-G1 faz hücrelerinin sayısını artırdığını belirtti. Qurcetin ayrıca Bax, bölünmüş kaspaz-3 ve PARP ekspresyonunu artırdı, ancak azalmış Bcl-2 ekspresyonu gözlendi [ 116 ].

      MCF-7 insan meme kanseri hücrelerine artan konsantrasyonlarda (12.5, 25, 50, 100 ve 200 uM) kuersetin uygulandıktan sonra Duo ve ark. 50–200 µM'lik dozlarda quercetin'in MCF-7 hücrelerinin proliferasyonunu inhibe edebildiği sonucuna varmıştır. Yazarlar ayrıca 48 saatlik maruziyetten sonra artan apoptoz fark ettiler ( p <0.05). Bcl-2 protein ekspresyonunun aşağı regülasyonu ve Bax ekspresyonunun yukarı regülasyonu, bahsedilen tüm etkilerin arkasındaki mekanizmaların temelini oluşturabilir [ 117 ].

      tablo 1 Neem'in farklı bileşiklerinin ve ekstrelerinin antitümöral özellikleri ile ilgili literatürde bulduğumuz çalışmaları, farklı hücre tipleri üzerindeki etki mekanizmalarını vurgulayarak özetlemektedir. tablo 1


      Jinekolojik kanserlerdeki neem fraksiyonlarının ve bileşiklerinin in vitro çalışmalara göre karşılaştırmalı antikarsinojenik özellikleri.
      1 Azadirachtin HeLa Hücre apoptozu CKI p21 ekspresyonunu artırır, siklin B ve siklin D1 seviyelerini azaltır, her ikisi de G0 / G1 hücre döngüsü tutuklamasına yol açar [ 85 ]
      Hücre döngüsü kesintisi Maruz kalma üzerine Bcl-2 protein ailesinin modülasyonunu uyarır
      HeLa Hücre apoptozu ve tümör hacminde azalma Siklin E ile etkileşime girer, fosforilasyonuna neden olur, G1 / S fazında protein ekspresyonunu engeller. [ 131 ]
      2 Nimbolide HeLa Hücre apoptozu Bcl-2 protein ailesinin modülasyonunu uyarır [ 85 ]
      Hücre döngüsü kesintisi CKI p21 ekspresyonunu indükler, siklin B ve siklin D1 seviyesini düşürür, her ikisi de G0 / G1 hücre döngüsü tutuklamasına yol açar
      BeWo Hücrelerin apoptozu ve BeWo hücre döngüsü ilerlemesinin bozulması Bcl-2 / Bax raporunu azaltır ve Apaf-1 ve kaspaz-3 ifadesini artırır [ 97 ]
      MDA-MB-231, MCF-7 İnhibe eden hücre çoğalması (IC 50 1.97 ± 0.24 ve 5.04 ± 0.25 uM değerleri) indükler otofajinin Bcl-2'yi azaltır, Bax'ı indükler ve HDAC-2 ve H3K27Ac ekspresyonunun modülasyonu ile protein ekspresyonunu tetikler. Otofaji sinyali Beclin 1, LC3B'yi artırarak ve p62 ve mTOR ifadesini azaltarak indüklenir. [ 132 ]
      MCF-7, MDA-MB-231 Hücre apoptozu Pro-kaspaz-3, pro-kaspaz-8 ve PARP'ın bölünmesini indükler; IGF sinyal moleküllerinin modülasyonu [ 111 ]
      3 Gedunin SKOV3, OVCAR4 ve OVCAR8 Hücre çoğalmasını engeller Hücre çoğalmasında% 80'e varan azalma [ 74 ]
      NTERA-2 Hücre çoğalmasını engeller Induces the inhibition of Hsp90, cochaperone Cdc37, and HSP proteins (AKT, ErbB2, and HSF1) and upregulation of Bax and p53 [95]
      SKOV3, OVCAR4, and OVCAR8 Cell apoptosis Caspase-7-mediated cleavage of the cochaperone p23 [96]
      MCF-7 and SkBr3 Inhibits cell proliferation Inhibition of Hsp90 [113]
      4 Quercetin HeLa Cell apoptosis Induces G2/M phase interruption during the cellular cycle and mitochondrial apoptosis through a mechanism dependent of p53; also induces modulation of NF-κB family members [92]
      HeLa Antimetastatic function Inhibits adhesion, migration, and invasion of tumor cells [93]
      HeLa Antioxidant effect Increases AMPK phosphorylation to downstream acetyl-coA carboxylase. Activates EGFR by suppressing PP2a and SHP-2, and induces the tyrosine phosphorylation of Cbl by increasing the interaction between EGFR and Cbl [94]
      OVCA 433 Cell-growth-inhibitory activity Modulation of transforming growth factor β1 (TGF-β1) production [101]
      MCF-7 Cell-growth-inhibitory activity Inhibition of cell cycle progression and subsequent G2 arrest [114]
      MDA-MB-231 Cell apoptosis Activation of caspase-3, caspase-8, and caspase-9, increasing the abundance of Bax protein and decreasing the level of antiapoptotic protein Bcl-2 [115]
      5 Ethanolic/methanolic/aqueous neem leaf extract HeLa Cell apoptosis Modulation of the expression of bax, cyclin D1, and cytochrome P450 monooxygenases (CYP 1A1 and CYP 1A2) [87]
      HeLa Cell apoptosis Intrinsic: cytochrome c, Bcl-2 proteins
      Extrinsic: death receptors
      [86]
      Rats oocytes Granulosa cell apoptosis Increases p53, Bax, and p53 expression, decreases Bcl2 expression, increases cytochrome c concentration, and induces DNA fragmentation [99]
      MCF-7 and MDA-MB-231 Cell apoptosis and cell-growth-inhibitory activity Decreases the protein expression of insulin-like growth factor (IGF) signaling molecules IGF-1R, Ras, Raf, p-Erk, p-Akt, and cyclin D1. [107]
      MDA-MB-231 Cell-growth-inhibitory activity, antioxidant activity Decreases the growth of cancer cells at a concentration of 1600 μg/mL and pH 8.6. Alkaline pH increases the cytotoxic potential of neem [133]
      MCF-7 Immunomodulatory effect Induces Th1 immune response as evidence of the secretion of IFN-gamma and increases the production of IgG2a antibody in immunized mice [109]
      6 Neem leaf glycoprotein cervical cancer stage IIIB cells Relieves tumor immune suppression Inhibits the induction of indoleamine 2,3 dioxygenase, limits the expression CTLA4 on Tregs, and induces normal maturation of dendritic cells [88]
      7 Epoxyazadiradione TNBC MDA-MB-231 and ER+ MCF-7 breast cancer cells Cell apoptosis, antimetastatic, and antiangiogenic Inhibits the expression of proangiogenic and prometastatic genes Cox2, OPN, VEGF, and MMP-9. Attenuates PI3K/Akt-mediated AP-1 activation [134]
      8 Copper oxide nanoparticles of neem (CuONPs) MCF-7 and HeLa Hücre apoptozu Proinflamatuar sitokin seviyesini ve proapoptotik protein ekspresyonunu azaltır, kanser hücrelerinde ROS oluşturur ve DNA fragmantasyonunu indükler [ 135 ]
      Ayrı bir pencerede aç
      Tablo 2 Jinekolojinin onkolojik alanındaki neem fraksiyonlarının ve bileşiklerinin karşılaştırmalı antikarsinojenik özelliklerini içeren in vivo çalışmaları özetler. Tablo 2


      Jinekolojik kanserlerdeki neem özütlerinin in vivo çalışmalara göre karşılaştırmalı antikarsinojenik özellikleri.
      Meme kanseri
      Etanolik yaprak özütü 4T1 ile indüklenen meme kanseri olan BALB / c dişi fareler Tümör geliştikten sonra 4 hafta boyunca her 48 saatte bir 500 mg / kg neem özütünün intratümoral enjeksiyonları C-Myc onkojen ekspresyonunun bastırılması [ 105 ]
      Etanolik yaprak özütü NMU kaynaklı karsinojenezli Sprague Dawley dişi sıçanlar 4 mg / kg (po) günlük, 4 hafta Kaspaz ekspresyonunu ve p53, Bax ve Bad proteinlerini artırır ve MAPK1, Bcl-2, siklin D1 ve Cdk 2 aktivitesini azaltır Bastırılmış tümör ilerlemesi [ 106 ]
      Sulu yaprak özütü BTAA ile indüklenen karsinojenezden sonra İsviçre fareleri ve Balb / c fareleri 1 birim / hafta, 4 hafta Th1 bağışıklık hücrelerini ve Il-10'u azaltır ve NK hücrelerini ve IFN-gamayı artırır Tümör aşısına gelişmiş bağışıklık tepkisi [ 109 ]
      Metanolik yaprak özütü ve etil asetat yaprak fraksiyonu DMBA ile indüklenen karsinojenezli Sprague Dawley dişi sıçanlar 1–10 mg / kg (po), 12 hafta boyunca haftada üç kez Artmış Bcl-2, NF-κB ve estradiol ekspresyonu yoluyla apoptozu artırır ve SOD, CAT ve kaspaz-3 aktivitesini azaltır. Bastırılmış tümör ilerlemesi [ 108 ]
      Sulu yaprak özütü Ehrlich karsinomalı İsviçreli dişi fareler 1 birim / hafta (po), 4 hafta İmmünomodülasyon Bastırılmış tümör büyümesi [ 136 ]
      Etanolik yaprak özütü 4T1 ksenograftlı Balb / c dişi fareler 4 hafta boyunca günde iki kez 250.5 mg / kg C-Myc onkojen ekspresyonunun bastırılması [ 105 ]
      Yaprak glikoproteini Ehrlich karsinomalı İsviçreli dişi fareler 4 hafta boyunca günde 0.25 mg Azaltılmış tümör hacmi [ 137 ]
      Yaprak glikoproteini Ehrlich karsinomalı İsviçreli dişi fareler 25 µg (sc) haftada bir kez, 4 hafta VEGF ve VEGFR2 ifadesinin bastırılması Normalleştirilmiş anjiyogenez ve baskılanmış tümör büyümesi [ 138 ]
      Rahim ağzı kanseri
      Neem limonoidlerin ve diğer bileşenlerin karışımı LSIL ve HPV 16 enfeksiyonu olan hastalar Adet dönemi hariç 30 gün süreyle intravajinal praneem tablet veya plasebo uygulaması HPV DNA'sının ortadan kaldırılması İyileştirilmiş sitolojik anormallikler ve klinik semptomlar, vakaların% 60'ında HPV enfeksiyonunu ortadan kaldırdı [ 91 ]
      Ayrı bir pencerede aç


      6. A. indica Ekstraktları ve Klasik Antikanser Tedavisi arasındaki Faydalı Kombinasyon
      Jinekolojik kanserlerde standart tedavi, tümör derecelendirmesine bağlı olarak genellikle kemoterapi ve radyoterapi ile temsil edilir. Bu tedavilerle ilgili en ciddi sorunlardan biri kemoterapi ve radyoterapiye direnç ve kemoterapötik ajanların ikincil etkileridir.

      Rahim ağzı kanseri ile ilgili olarak, ne cerrahi ne de radyasyon tedavisi stratejilerinin hayatta kalma oranlarında üstün olduğu kanıtlanmıştır. Neoadjuvan kemoterapinin cerrahi veya radyoterapi öncesinde servikal tümör hacmini azaltmada yararlı olduğu düşünülmüştür [ 118 ].

      Meme kanseri vakalarında, neoadjuvan kemoterapi, hastalığın ileri evrelerinde ve ameliyat edilemeyen vakalarda cerrahi rezeksiyonu sağlamak ve bu vakaları aşağı evreleme yoluyla cerrahiyi kolaylaştırmak için ameliyat edilebilir vakalara genişletmek için kullanılır [ 119 ].

      Neem özleri, kemopreventif ajanlar olarak faydalıdır, ancak bunların standart antikanser tedavileriyle birleştirilen etkileri de vurgulamak için önemlidir. Literatürde, neem ekstrelerinin tümör hücrelerinin kemosensitizasyonunu indükleyebildiğini ve bu kimyasal ajanların yan etkilerini ve toksisitesini azaltabildiğini kanıtlamak için çeşitli çalışmalar yapılmıştır.

      Kamath vd. [ 74 ], geduninin epitelyal yumurtalık kanseri üzerindeki etkinliğini tek başına ve sisplatin ile birlikte kanıtlamak için in vitro bir çalışma yürüttüler. In vitro olarak gedunin eklenerek gerçekleştirilen SKOV3, OVCAR4 ve OVCAR8 yumurtalık kanseri hücre dizilerinin tedavisi, hücre çoğalmasını% 80'e varan oranda azaltmıştır. Yazarlar, gedunin ve cisplatini birleştirerek ve bunu tek başına sisplatin ile karşılaştırarak, hücre proliferasyonunda% 47'ye varan bir azalma gösterdi. Dolayısıyla gedunin, sisplatinin yumurtalık tümör hücreleri üzerindeki etkisini artırabilen neem bileşiklerinden biridir.

      Serviks kanseri için, etanolik neem yaprağı özütünün sisplatinin terapötik gücünü artırabildiği kanıtlanmıştır [ 86 ]. MCF-7, HeLa hücreleri ve normal hücrelerin etanolik neem yaprağı ekstresi ile in vitro tedavisi, rahim ağzı kanseri hücrelerinde apoptozu indükledi ve ayrıca daha düşük dozda etanolik ekstrakt ve cisplatin kombinasyonu, tek tek ilaçlara kıyasla sinerjistik büyüme inhibisyonu ile sonuçlandı. Bu nedenle, neem özütünün tek başına veya kemoterapötik tedavi ile birlikte normal hücrelerin tümöral dönüşümünü azaltabildiği ve aynı zamanda daha düşük dozlarda etkinliklerinin etkinliğini artırabildiği sonucuna varabiliriz.

      Göğüs kanseri ile ilgili olarak, Scambia ve ark. [ 120 ], quercetin'in çoklu ilaca dirençli bir MCF-7 insan meme kanseri hücre hattında Adriamisin tedavisi üzerindeki aditif etkisini kanıtlamak için bir çalışma yürüttü. Bu kanser hücre hattındaki Adriamisin direnci, yüksek seviyelerde P-glikoprotein ekspresyonu ile ilişkilidir ve yazarlar, quercetin'in MCF-7 ADR'ye dirençli hücrelerde P-glikoprotein ekspresyonunu azaltabileceğini gösterdi. Bu nedenle, bu neem ekstrakte edilmiş flavonoid, etkisini güçlendirmek için tek başına veya Adriamisin ile kombinasyon halinde olası bir antikanser ilaç olabilir.

      Kemoterapinin kanser üzerindeki olumlu etkisine rağmen bu ajanların da yan etkileri vardır. Sisplatin, rahim ağzı kanserinde neoadjuvan bir ajan olarak yararlıdır, ancak nefrotoksisite üretebilir. Neem, sisplatin kaynaklı nefrotoksisiteye karşı koruma için umut verici bir ajan olarak kabul edilir. Metanolik neem yaprağı ekstresinin sisplatin ile indüklenen böbrek toksisitesi üzerindeki etkilerini araştıran ve sıçanlarda oksidatif stres seviyesini artıran bir çalışma. Beş günlük sisplatin enjeksiyonundan sonra, yazarlar böbrek dokusunda yaralanmalar (histopatolojik hasarlar ve artmış serum ürik asit, üre ve kreatinin) ve artmış nitrik oksit seviyeleri gözlemlediler. Metanolik neem yaprağı ekstresinin beş gün boyunca oral uygulamasından sonra,121 ].

      Sisplatinin bir başka yan etkisi hepatotoksisitedir ve neem takviyeleri klasik antikanser tedavisi ile birleştirildiğinde neem yaprağı ekstresi bu etkiye karşı önemli koruma göstermiştir. Neem'in koruyucu aktivitesi, yükselmiş serum aspartat aminotransferaz, alanin aminotransferaz, alkalin fosfataz, toplam bilirubin, üre, ürik asit ve kreatinin azalması ile kanıtlanmıştır. Bu bulgular, sisplatin ile klasik antikanser tedavisi öncesinde, sonrasında veya sırasında uygulanan neem yaprağı takviyelerinin, karaciğer hasarlarını önleyebildiğini göstermektedir. [ 122 ]

      Neem bileşiklerinin radyosensitize edici etkisiyle ilgili olarak, bu hala tam olarak anlaşılamamıştır ve tüm radyosensitize etme mekanizmasını keşfetmek ve kanser hücrelerinin radyorezistansının üstesinden gelmek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. Lin ve ark. [ 123 ], quercetin'in farklı kanser hücre hatlarının radyosensivitesi üzerindeki etkisini hem in vitro hem de in vivo analiz etmek için yapıldı. DLD1, HeLa ve MCF-7 hücrelerindeki hassaslaştırıcı güçlendirme oranları sırasıyla 1.87, 1.65 ve 1.74 idi ve quercetin ve radyoterapinin kombinasyonunun, ATM aracılı yolu bir yanıt olarak hedefleyerek radyoterapiye karşı tümör duyarlılığını artırabildiği kanıtlandı. radyasyona.

      7. A. indica'nın Toksisite Profili
      Neem, insanlar tarafından faydalı etkilerinden dolayı yüzyıllardır kullanılmaktadır ve tüketimi kesinlikle zararsızdır. Neem, kanser de dahil olmak üzere çeşitli hastalıkları tedavi etmek veya önlemek için özler olarak daha konsantre bir formda da kullanılabilir. Bu fitokimyasalın toksisite profili, konsantre fraksiyonlar elde etmek için bitkiyi işlemek için kullanılan çözücüye göre özetlenmiştir [ 124 ].

      Hayvan modellerinde (fareler), çalışmalar, bir LD göstermiştir 50 13 ug / kg [metanolik yaprak ekstreleri için 125 ] ve metanolik ekstreleri için Azadirachta çiçekler, LD 50 12 ug / kg [oldu 126 ]. Metanolik ekstresi aksine, sulu neem fraksiyonları, toksik olmayan olarak kabul edilir ve LD 50 daha yüksek 2.5 g / kg bir [ 127 ].

      Tarbousch ve ark. [ 128 ], oral azadirachtin dozlarının yan etkiler yaratabildiğini gösterdi. Elde ettikleri sonuçlar, bu fitokimyasalın ağızdan uygulanmasının fare fetüsleri üzerinde morfolojik sonuçlar üretmediğini gösterdi. Ayrıca, günlük 5-50 mg / kg azadiraktin uygulaması, üreme sistemi veya fetüs gelişimi üzerinde olumsuz etkilere neden olmamıştır [ 129 ].

      Amerika Birleşik Devletleri'nde, azadirachtin toksik olmayan bir pestisit olarak kabul edilir. Bu damar içine veya periton içine uygulanabilir ve LD sahiptir Ayrıca, eğer neem tohumlarından çıkarılan yağ sıçanlarda ölüme neden edebilmektedir 50 , 14 ml / kg [ 130 ].

      İnsanlar için, günlük 15 mg / kg'lık bir doz toksik olabilir ve susuz özütler, alerjenik aktivite için deri delme testinde alerjenlerin varlığını göstermiştir [ 124 ].

      8. Sonuçlar
      Bu yazıda, jinekolojik alandan A. indica takviyesi kullanılarak önlenebilen ve tedavi edilebilen birkaç neoplazi ortaya çıkardık . Bu doğal ajan, geleneksel kemoterapötik ajanlar kadar etkili olmayabilir, ancak kanserin önlenmesindeki potansiyeli bir gerçektir ve birçok yazar tarafından geniş çapta kanıtlanmıştır. Ayrıca, bu fitokimyasalın kanserin önlenmesinde kullanımı çok çekicidir çünkü neem özleri yaygın olarak bulunur, pahalı değildir ve yan etkileri kanıtlanmamıştır.

      Bu yazıda incelediğimiz makalelerden, neem ağacı özlerinin ve bileşiklerinin kanserin önlenmesi için büyük bir potansiyele sahip olduğu sonucuna vardık. Moleküler etki mekanizması, hücresel proliferasyon, farklılaşma, apoptoz, anjiyogenez ve metastaz süreçlerinin modülasyonunu içerir. Şimdiye kadar, kanser hücre dizileri üzerinde birkaç in vitro çalışma yapılmıştır, ancak daha fazla in vivo çalışma, kullanımıyla üretilebilecek yararlı ve muhtemelen olumsuz etkilerin daha iyi anlaşılması için çok önemlidir.

      Hem neem ekstraktları hem de cisplatin veya diğer kemoterapötik ajanlar kullanılarak tümör hücrelerinin kemosensitizasyonu da dikkat çekmiştir, ancak bu bitki ile klasik antikanser tedavisi arasındaki etkileşimler daha fazla analiz edilmelidir. Bu birleşik yaklaşım, azaltılmış kemoterapi dozlarına izin vererek standart kanser tedavilerinin etkinliğini artırabilir ve neem özütlerinin kemoterapi ilaçlarının toksisitesini azaltmada da yararlı olduğu kanıtlanmıştır.

      Sonuç olarak, bu inceleme A. indica'nın jinekolojik kanser önleme ve tedavisindeki etkinliğini vurguladı ve kanser tedavisinde etkili olan doğal kaynaklardan elde edilen bir terapötik ilacın hem hastalar hem de doktorlar için altın madeni olabileceğini düşünüyoruz.

      Kısaltmalar
      AKT protein kinaz B
      AMPK AMP ile aktive olan protein kinaz
      Apaf-1 apoptotik proteaz aktive edici faktör 1
      ATM kinaz protein kinaz ataksi-telanjiektazi mutasyona uğramış
      BALB / c albino, ev faresinin laboratuvarda yetiştirilmiş suşu
      Bax B hücre lenfoma-2 proteini ile ilişkili X proteini
      Bcl-2 B hücreli lenfoma-2 proteini
      BTAA meme tümörü ile ilişkili antijen
      KEDİ kloramfenikol asetiltransferaz
      Cdc37 CDC37 geni tarafından kodlanan Hsp90 ko-şaperon
      Cdk2 sikline bağımlı kinaz 2
      CEA karsinoembriyonik antijen
      CKI s21 sikline bağımlı kinaz inhibitörü 1
      CTLA4 sitotoksik T-lenfosit antijen 4
      CuONP'lar bakır oksit nanopartiküller
      Siklin D1 hücre döngüsü düzenleyici protein
      CYP 1A1 sitokrom P450 süper ailesinin bir üyesini kodlayan gen
      DNA dezoksiribonuicleik asit
      EAD epoksiazadiradion
      EAO etil asetat fraksiyonu
      EGFR Epidermal büyüme faktörü reseptörü
      ERK hücre dışı sinyalle düzenlenen kinazlar
      HDAC-2 histon deasetilaz 2
      HeLA insan rahim ağzı kanseri hücre hattı
      HL60 insan lösemi hücre dizisi
      HPV insan papilloma virüsü
      HSF1 ısı şok faktörü 1
      HSP90 ısı şoku proteini 90
      H3K27Ac DNA paketleme proteini histon H3'e modifikasyon
      IFN-γ interferon gama
      IGF insülin benzeri büyüme faktörü
      JNK c-Jun N-terminal kinaz
      keap1 Kelch benzeri ECH ile ilişkili protein 1
      LD 50 ortalama öldürücü doz
      LSIL düşük dereceli skuamöz intraepitelyal lezyon
      MAPK1 mitojenle aktive olan protein kinaz 1
      HARİTALAR mitojenle aktive olan protein kinaz
      MCF-7 meme kanseri hücre hattı östrojene bağımlı
      MCL-1 indüklenmiş miyeloid lösemi hücre farklılaşma proteini
      MDA MB-231 meme kanseri hücre hattı östrojenden bağımsız
      MEX neem yağının metanolik özütü
      MF metanolik fraksiyon
      NF-κB nükleer faktör κB
      HAYIR nitrik oksit
      NOS nitrik oksit sentaz
      Nrf2 nükleer faktör (eritroid türevi 2) -like 2
      NTERA-2 insan embriyonal karsinom hücreleri
      OVCAR4 Cellosaurus hücre hattı
      s53 protein 53
      PARP poli ADP riboz polimeraz enziminin farmakolojik inhibitörleri
      PI3K fosfoinositid 3-kinaz
      PP2a fosfataz 2a
      PTEN fosfataz ve tensin homolog geni
      SKOV3 yumurtalık kanseri hücre dizisi
      SMAD dönüştürücü büyüme faktörü beta üst ailesinin reseptörleri için ana sinyal dönüştürücüleri olan yapısal olarak benzer proteinler ailesi
      SOD süperoksit dismutaz
      TGF-β1 Dönüştürücü büyüme faktörü
      Th1 T yardımcı 1
      TNF α tümör nekroz faktörü
      TNBC üçlü negatif meme kanseri hücreleri
      ER + östrojen reseptörleri için pozitif
      VEGF vasküler endotelyal büyüme faktörü
      DSÖ Dünya Sağlık Örgütü
      Çıkar çatışmaları
      Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir.

      Şuraya gidin: Referanslar

      1. Ferlay J., Steliarova-Foucher E., Lortet-Tieulent J., Rosso S., Coebergh JWW, Comber H., Forman D., Bray F.Avrupa'da kanser vakaları ve ölüm oranları: 2012'de 40 ülke için tahminler . Eur. J. Cancer. 2013; 49 : 1374–1403. doi: 10.1016 / j.ejca.2012.12.027. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      2. Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı Globocan 2012: 2012'de Dünya Çapında Tahmini Kanser İnsidansı, Mortalite ve Prevalans. [(2 Ekim 2018'de erişildi)];Çevrimiçi erişilebilir: http://publications.iarc.fr/Database...2012-V1.0-2012 .
      3. Arbyn M., Antoine J., Mägi M., Smailyte G., Stengrevics A., Suteu O., Valerianova Z., Bray F., Weiderpass E. Baltık ülkelerinde servikal kanser insidansı ve mortalitesinde trendler, Bulgaristan ve Romanya. Int. J. Cancer. 2011; 128 : 1899–1907. doi: 10.1002 / ijc.25525. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      4. Balalau DO, Sima RM, Bacalbasa N., Banu P., Bălălău C., Ples L., Stanescu AD Gebelikte yüksek dereceli servikal displazi - psikolojik ve tıbbi zorluklar. J. Mind Med. Sci. 2017; 4 : 24–30. doi: 10.22543 / 7674.41.P2430. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      5. Bosch FX, Manos MM, Munoz N., Sherman M., Jansen AM, Peto J., Schiffman MH, Moreno V., Kurman R., Shan KV Rahim ağzı kanserinde insan papilloma virüsünün prevalansı: Dünya çapında bir perspektif. J. Nat. Cancer Inst. 1995; 87 : 796–802. doi: 10.1093 / jnci / 87.11.796. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      6. Ferlay J., Shin HR, Bray F., Forman D., Mathers C., Parkin DM 2008'de dünya çapında kanser yükü tahminleri: GLOBOCAN 2008. Int. J. Cancer. 2010; 127 : 2893–2917. doi: 10.1002 / ijc.25516. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      7. Stănescu AD, Pleş L., Edu A., Olaru GO, Comănescu AC, Potecă AG, Comănescu MV Yumurtalık karsinomunda farklı heterojenlik modelleri. ROM. J. Morphol. Embryol. 2015; 56 : 1357–1363. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      8. Razi S., Ghoncheh M., Mohammadian-Hafshejani A., Aziznejhad H., Mohammadian M., Salehiniya H. Yumurtalık kanserinin insidansı ve mortalitesi ve bunların Asya'daki İnsani Gelişme Endeksi ile ilişkisi. Ecancermedicalscience. 2016; 10 : 628. doi: 10.3332 / ecancer.2016.628. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      9. Ionescu CA, Vlădăreanu S., Pleş L., Dimitriu MCT, Furău GO, Vlădescu TC, Calin AM, Oprescu ND Senkron bilateral primer yumurtalık karsinomu vaka sunumu. ROM. J. Morphol. Embryol. 2017; 58 : 219–223. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      10. Beral V. Yumurtalık kanseri ve oral kontraseptifler: Yumurtalık kanserli 23.257 kadın ve 87.303 kontrol dahil 45 epidemiyolojik çalışmadan elde edilen verilerin ortak yeniden analizi. Lancet. 2008; 371 : 303–314. doi: 10.1016 / s0140-6736 (08) 60167-1. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      11. Poorolajal J., Jenabi E., Masoumi SZ Yumurtalık kanseri riski üzerindeki vücut kitle indeksi etkileri: Bir meta-analiz. Asya Pac. J. Cancer Prev. 2014; 15 : 7665–7671. doi: 10.7314 / APJCP.2014.15.18.7665. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      12. Riman T., Nilsson S., Persson IR Epitelyal yumurtalık maligniteleri riskiyle ilişkili olarak üreme ve hormonal faktörlere ilişkin epidemiyolojik kanıtların incelenmesi. Açta Obstet. Gynecol. Scand. 2004; 83 : 783–795. doi: 10.1111 / j.0001-6349.2004.00550.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      13. Tsilidis KK, Allen NE, Key TJ, Dossus L., Lukanova A., Bakken K., Lund E., Fournier A., ​​Overvad K., Hansen L., vd. Avrupa Kanser ve Beslenme Prospektif Araştırmasında oral kontraseptif kullanımı ve üreme faktörleri ve yumurtalık kanseri riski. Br. J. Cancer. 2011; 105 : 1436–1442. doi: 10.1038 / bjc.2011.371. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      14. Chye GLC, Yahaya H. İkinci Ulusal Kanser Kayıt Merkezi Raporu, Malezya'da Kanser İnsidansı 2003. Ulusal Kanser Kayıt Merkezi; Kuala Lumpur, Malezya: 2004. [(2 Ekim 2018'de erişildi)]. Çevrimiçi erişilebilir : http://www.nilaimc.com/downloads/Mal...eport_2003.pdf . [ Google Scholar ]
      15. Weber J., McClure M. Onkojenler ve kanser. Br. Med. J. 1987; 296 : 1246–1248. doi: 10.1136 / bmj.294.6582.1246. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      16. Howes MJ, Simmonds MS Sağlık ve hastalıkta mikro besin olarak fitokimyasalların rolü. Clin. Nutr. Metab. Bakım. 2014; 17 : 558–566. doi: 10.1097 / MCO.0000000000000115. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      17. Dillard CJ, German JB Phytochemicals: Nutraceuticals ve insan sağlığı. J. Sci. Gıda Tarımı. 2000; 80 : 1744–1756. doi: 10.1002 / 1097-0010 (20000915) 80:12 <1744 :: AID-JSFA725> 3.0.CO; 2-W. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      18. Surh YJ Cancer'ın diyet fitokimyasalları ile kimyasal önleme. Nat. Rev. Cancer. 2003; 3 : 768–780. doi: 10.1038 / nrc1189. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      19. Priyadarsini RV, Nagini S. Diyet fitokimyasalları ile kanserin kemoprevansiyonu: Vaatler ve tuzaklar. Curr. Ecz. Biotechnol. 2012; 13 : 125–136. doi: 10.2174 / 138920112798868610. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      20. Waladkhani AR, Clemens MR Diyet fitokimyasallarının kanser gelişimi üzerindeki etkisi (inceleme) Int. J. Mol. Med. 1998; 1 : 747–800. doi: 10.3892 / ijmm.1.4.747. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      21. Ogbuewu IP Yüksek Lisans Tezi. Federal Teknoloji Üniversitesi; Owerri, Nijerya: 2008. Neem Dereceli Düzeyleri ( Azadirachta indica ) ile beslenen Tavşanların Fizyolojik Tepkileri Yaprak unu. [ Google Scholar ]
      22. Zong A., Cao H., Wang F. Doğal kaynaklardan antikanser polisakkaritleri: Son araştırmaların bir incelemesi. Karbonhidr. Polym. 2012; 90 : 1395–1410. doi: 10.1016 / j.carbpol.2012.07.026. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      23. Efferth T., Koch E. Fitokimyasallar arasındaki karmaşık etkileşimler. Çok Hedefli Terapötik Fitoterapi konsepti. Curr. İlaç Hedefleri. 2011; 12 : 122–132. doi: 10.2174 / 138945011793591626. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      24. Alzohairy AM Azadirachta indica'nın (Neem) terapötik rolü ve bunların hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde aktif bileşenleri. Kanıt. Tabanlı Tamamlayıcı. Alternat. Med. 2016; 2016 doi: 10.1155 / 2016/7382506. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      25. Al-Buhari MI, Al-Buhari S. Peygamber Muhammed'in Otantik Sözleri Koleksiyonu, Tıp Üzerine Bölüm 71. 2. baskı Hilal Yayınları; Ankara, Türkiye: 1976. [ Google Akademik ]
      26. Tiwari R., Verma AK, Chakraborty S., Dhama K., Vir Singh S. Neem ( Azadirachta indica ) ve hayvanların ve insanların sağlığını koruma potansiyeli: Bir inceleme. J. Biol. Sci. 2014; 14 : 110–123. doi: 10.3923 / jbs.2014.110.123. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      27. Brahmachari G. Neem — Her şeye gücü yeten bir bitki: Geçmişe bakış. Chem. Biol. Chem. 2004; 5 : 408–421. doi: 10.1002 / cbic.200300749. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      28. Sultana B., Anwar F., Przybylski R. Azadirachta indica , Terminalia arjuna, Acacia nilotica ve Eugenia jambolana Lam'ın kabuklarında bulunan fenolik bileşenlerin antioksidan aktivitesi . ağaçlar. Food Chem. 2007; 104 : 1106–1114. doi: 10.1016 / j.foodchem.2007.01.019. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      29. Atawodi SE, Atawodi JC Azadirachta indica (neem): Çok sayıda biyolojik ve farmakolojik aktiviteye sahip bir bitki. Phytochem. Rev. 2009; 8 : 601–620. doi: 10.1007 / s11101-009-9144-6. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      30. Rahmani AH, Alzohairy MA, Khan MA, Aly SM Çörek otu ve onu oluşturan timokinonun moleküler yolların inaktivasyonu ve aktivasyonu yoluyla kanserin önlenmesinde terapötik etkileri. Kanıt. Tabanlı Tamamlayıcı. Alternat. Med. 2014; 2014 doi: 10.1155 / 2014/724658. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      31. Ahmad N., Feyes DK, Nieminen AL, Agarwal R., Mukhatar H. Yeşil Çay Oluşturucu Epigallocatechin-3-Gallate ve İnsan Karsinoma Hücrelerinde Apoptoz ve Hücre Döngüsü Tutukluğunun İndüksiyonu. J. Natl. Cancer Inst. 1997; 89 : 1881–1886. doi: 10.1093 / jnci / 89.24.1881. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      32. Devi PU Karsinojenezin temeli. Sağlık Yöneticisi. 2018; 17 : 16–24. [ Google Scholar ]
      33. Loeb LA, Harris CC Kimyasal karsinojenezde gelişmeler: Tarihsel bir inceleme ve ileriye dönük. Cancer Res. 2008; 68 : 6863–6872. doi: 10.1158 / 0008-5472.CAN-08-2852. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      34. Land H., Parada LF, Weinberg RA Hücresel onkojenler ve çok aşamalı karsinojenez. Bilim. 1983; 222 : 771–778. doi: 10.1126 / science.6356358. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      35. Farede Upton AC, Jenkins VK, Conklin JW Myeloid lösemi. Ann. NY Acad. Sci. 1964; 114 : 189. doi: 10.1111 / j.1749-6632.1964.tb53574.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      36. Kotecha R., Takami A., Espinoza JL Diyet fitokimyasalları ve kanser kemoprevansiyonu: Klinik kanıtların bir incelemesi. Oncotarget. 2016 doi: 10.18632 / oncotarget.9593. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      37. Bıldırcın DF, Joyce JA Tümör ilerlemesi ve metastazının mikro çevresel düzenlemesi. Nat. Med. 2013; 19 : 1423–1437. doi: 10.1038 / nm. 3394. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      38. Lala PK, Chakraborty C. Karsinogenez ve tümör ilerlemesinde nitrik oksidin rolü. Lancet Oncol. 2001; 2 : 149–156. doi: 10.1016 / S1470-2045 (00) 00256-4. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      39. Zhu H., Luo H., Shen Z., Hu X., Sun L., Zhu X. Serviks kanserinde karsinojenez, ilerleme ve terapide büyüme faktörü-β1'i dönüştürme. Tumor Biol. 2016; 37 : 7075–7083. doi: 10.1007 / s13277-016-5028-8. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      40. Dolcet X., Llobet D., Pallares J., Matias-Guiu X. İnsan kanserinin gelişimi ve ilerlemesinde NF-kB. Virchows Archiv. 2005; 446 : 475–482. doi: 10.1007 / s00428-005-1264-9. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      41. Solomon H., Brosh R., Buganim Y., Wishlist V. p53 tümör baskılayıcı genin inaktivasyonu ve Ras onkogeninin aktivasyonu: Tümörijenezde kooperatif olaylar. Discov. Med. 2010; 9 : 448–454. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      42. Roudebush P., Davenport DJ, Novotny BJ Kanser tedavisinde nutrasötiklerin kullanımı. Veteriner. Clin. N. Am. 2004; 34 : 249–269. doi: 10.1016 / j.cvsm.2003.09.001. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      43. Moga MA, Dimienescu OG, Arvatescu CA, Mironescu A., Dracea L., Ples L. Doğal Polifenollerin Rahim Ağzı Kanserinin Önlenmesi ve Tedavisindeki Rolü - Genel Bir Bakış. Moleküller. 2016; 21 : 1055. doi: 10.3390 / molecules21081055. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      44. Bakınız D., Mason S., Roshan R. Geç evre kanserlerinde bütünleyici bir yaklaşım kullanarak artan tümör nekroz faktörü alfa (TNF-alfa) ve doğal öldürücü hücre (NK) fonksiyonu. Immunol. Yatırım yapın. 2002; 31 : 137–153. doi: 10.1081 / IMM-120004804. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      45. Maru GB, Hudlikar RR, Kumar G., Gandhi K., Mahimkar MB Diyet fitokimyasalları ile kanserden korunmanın moleküler mekanizmalarını anlamak: Deneysel modellerden klinik araştırmalara. World J. Biol. Chem. 2016; 7 : 88–99. doi: 10.4331 / wjbc.v7.i1.88. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      46. Harris CC Kimyasal ve fiziksel karsinojenez: 1990'lar için gelişmeler ve perspektifler. Cancer Res. 1991; 51 : 5023'ler - 5044'ler. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      47. Biswas KI, Chattopadhyay RK, Bandyopadhyay U. Neem ( Azadirachta indica ) Curr. Sci. 2002; 82 : 1336–1345. [ Google Scholar ]
      48. Drabu S., Khatr S., Babu S. Neem: Tüm hastalıkların iyileştiricisi. Res. J. Pharm. Biol. Chem. Sci. 2012; 3 : 120–126. [ Google Scholar ]
      49. Butterworth JH, Morgan FD Çekirgelerde beslenmeyi baskılayan bir maddenin izolasyonu. J. Chem. Soc. Chem. Commun. 1968: 23–24. doi: 10.1039 / C19680000023. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      50. Isman MB, Koul O., Luczynski A., Kaminski J. Neem yağlarının insektisidal ve antifeedant biyoaktiviteleri ve bunların azadirachtin içeriği ile ilişkisi. J. Agric. Food Chem. 1990; 38 : 1406–1411. doi: 10.1021 / jf00096a024. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      51. Kaura SK, Gupta SK, Chowdhury JB Azadirachta indica A., Juss tohumlarında morfolojik ve yağ içeriği varyasyonu . (Neem) Hindistan'ın kuzey ve batı kaynaklarından. Bitki Gıdaları Hum. Nutr. 1998; 52 : 293–298. doi: 10.1023 / A: 1008013424150. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      52. Sidhu OP, Kumar V., Behl HM Azadirachtin içeriğine göre neemde ( Azadirachta indica ) değişkenlik . J. Agric. Food Chem. 2003; 5 : 910–915. doi: 10.1021 / jf025994m. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      53. Uko OJ, Kamalu NT Neem ağacının kullanımları ve potansiyelleri. Nijer. J. Exp. Appl. Biol. 2001; 2 : 223–229. [ Google Scholar ]
      54. Lale NES Böcek zararlılarının yönetimi için neem ürünlerinin yaygın kullanımına karşı Biyo-aktivite ve Sınırlama. Nijer. J. Appl. Biol. 2002; 3 : 115–125. [ Google Scholar ]
      55. Djibril D., Mamadou F., Gerard V., Geuya MDC, Oumar S., Luc R. Senegal'de toplanan Neem tohumlarının ( Azadirachta indica A. Juss) bileşenlerinin fiziksel özellikleri, kimyasal bileşimi ve dağılımı . Res. J. Chem. Sci. 2015; 5 : 52–58. [ Google Scholar ]
      56. Djenontin Tindo S., Amusant N., Dangou J., Wotto DV, Avlessi F., Dahouénon-Ahoussi E., Lozano P., Pioch D., Sohounhloué KCD Tahta üzerinde kovucu, termitisidal ve önleyici faaliyetlerin taranması, Azadirachta indica ve Carapa procera (Meliaceae) tohum yağları. ISCA J. Biol. Sci. 2012; 1 : 25–29. [ Google Scholar ]
      57. Ara I., Siddiqui S., Faizi S., Siddiqui S. Azadirachta indica'nın kök kabuğundan iki yeni terpenoid . J. Nat. Üretim 1989; 52 : 1209–1213. doi: 10.1021 / np50066a002. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      58. Subapriya R., Nagini S. Neem yapraklarının tıbbi özellikleri: Bir inceleme. Curr. Med. Chem. 2005: 149–156. doi: 10.2174 / 1568011053174828. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      59. Xu J., Song X., Yin ZQ, Cheng AC, Jia RY, Deng YX, Ye KC, Shi CF, Lv C., Zhang W. Ördek vebasına karşı neem tohum çekirdeğinden elde edilen ekstraktların antiviral aktivitesi ve etki şekli in vitro virüs. Palaz. Sci. 2012: 2802–2807. doi: 10.3382 / ps.2012-02468. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      60. Waheed A., Miana GA, Ahmad SI Tip 2 (NIDDM) diabetes mellitusta Azadirachta indica tohumlarının hipoglisemik etkisinin klinik araştırması . Pak. J. Pharm. Sci. 2006; 19 : 322–325. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      61. Paul R., Prasad M., Sah NK Azadirachta indica L (neem) 'nin Antikanser biyolojisi : Bir mini inceleme. Ücretsiz Radic. Res. 2011; 12 : 467–476. doi: 10.4161 / cbt.12.6.16850. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      62. Sarkar K., Bose A., Laskar S., Choudhuri S., Dey S., Roychowdhury PK, Baral R. Neem yaprağının hazırlanmasına karşı antikor tepkisi, karsinoembriyonik antijeni tanır. Int. Immunopharmacol. 2007; 7 : 306–312. doi: 10.1016 / j.intimp.2006.10.014. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      63. Hanahan D., Weinberg RA Kanserin ayırt edici özellikleri: Yeni nesil. Hücre. 2011; 144 : 646–674. doi: 10.1016 / j.cell.2011.02.013. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      64. Hanahan D., Weinberg RA Kanserin ayırt edici özellikleri. Hücre. 2000; 100 : 57–70. doi: 10.1016 / S0092-8674 (00) 81683-9. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      65. Warburg O. Kanser hücrelerinin kökeni üzerine. Bilim. 1956; 123 : 309–314. doi: 10.1126 / science.123.3191.309. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      66. Spano D., Zollo M. Tümör mikroçevresi: Metastaz sürecindeki ana aktör. Clin. Tecrübe. Metastaz. 2012; 29 : 381–395. doi: 10.1007 / s10585-012-9457-5. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      67. Mahapatra S., Young CY, Kohli M., Karnes RJ, Klee EW, Holmes MW, Tindall DJ, Donkena KV Endotel Hücrelerinde Azadirachta indica Yaprak Ekstraktının Antianjiyojenik Etkileri ve Terapötik Hedefleri . Kanıt. Tabanlı Tamamlayıcı. Alternat. Med. 2012; 2012 : 303019. doi: 10.1155 / 2012/303019. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      68. Ricci F., Berardi V., Risuleo G. MEX'in diferansiyel sitotoksisitesi: Eylemi hücre zarı seviyesinde uygulanan neem yağının bir bileşeni. Moleküller. 2008; 14 : 122–132. doi: 10.3390 / molecules14010122. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      69. Kanserin önlenmesi ve tedavisi için potansiyel ajanlar olarak Hao F., Kumar S., Yadav N., Chandra D. Neem bileşenleri. Biochim. Biophys. Açta. 2014; 1846 : 247–257. doi: 10.1016 / j.bbcan.2014.07.002. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      70. Morgan ED Azadirachtin, bilimsel bir altın madeni. Bioorg. Med. Chem. 2009; 17 : 4096–4105. doi: 10.1016 / j.bmc.2008.11.081. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      71. Bodduluru LN, Kasala ER, Thota N., Barua CC, Sistla R. Kanserde nimbolidin kemopreventif ve terapötik etkileri: Altta yatan mekanizmalar. Toxicol. Laboratuvar ortamında. 2014; 28 : 1026–1035. doi: 10.1016 / j.tiv.2014.04.011. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      72. Kashif M., Hwang Y., Hong G., Kim G. Nimbolide'nin in vitro karşılaştırmalı sitotoksik etkisi: MTT deneyi ile kanser hücre hatları ve normal hücre hatları üzerinde Azadirachta indica'dan (Neem ağacı) bir limonoid . Pak. J. Pharm. Sci. 2017; 30 : 967–973. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      73. Xylocarpus granatum'dan bir limonoid olan Uddin SJ, Nahar L., Shilpi JA, Shoeb M., Borkowski T., Gibbons S., Middleton M., Byres M., Sarker SD Gedunin, CaCo-2 kolonunun büyümesini inhibe eder. kanser hücre hattı. In Vitro Phytother. Res. 2007; 21 : 757–761. doi: 10.1002 / ptr.2159. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      74. Yeni bir doğal madde olan Kamath SG, Chen N., Xiong Y., Wenham R., Apte S., Humphrey M., Cragun J., Lancaster JM Gedunin, yumurtalık kanseri hücresi çoğalmasını inhibe eder. Int. J. Gynecol. Kanser. 2009; 19 : 1564–1569. doi: 10.1111 / IGC.0b013e3181a83135. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      75. Antikanser ajanlar olarak Nagini S. Neem limonoidler: kanser özelliklerinin modülasyonu ve onkojenik sinyal. Enzimler. 2014; 36 : 131–147. doi: 10.1016 / B978-0-12-802215-3.00007-0. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      76. Subramani R., Gonzalez E., Nandy SB, Arumugam A., Camacho F., Medel J., Alabi D., Lakshmanaswamy R. Gedunin, sonik kirpi sinyal yolunu değiştirerek pankreas kanserini inhibe eder. Oncotarget. 2017; 8 : 10891–10904. doi: 10.18632 / oncotarget.8055. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      77. Siddiqui BS, Afshan F., Gulzar T., Sultana R., Naqvi SN, Tariq RM Azadirachta indica yapraklarından tetrasiklik triterpenoidler ve bunların böcek öldürücü aktiviteleri. Chem. Ecz. Boğa. 2003; 51 : 415–417. doi: 10.1248 / cpb.51.415. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      78. Kikuchi T., Ishii K., Noto T., Takahashi A., Tabata K., Suzuki T., Akihisa T. Azadirachta indica (neem) J. Nat. Üretim 2011; 74 : 866–870. doi: 10.1021 / np100783k. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      79. Pandey G., Verma KK, Singh M. Azadirachta indica (neem) yapraklarının fitokimyasal, antibakteriyel ve serbest radikal temizleme özelliklerinin değerlendirilmesi . Int. J. Pharm. Ecz. Sci. 2014; 6 : 444–447. [ Google Scholar ]
      80. Conquer JA, Maiani G., Azzini E., Raguzzini A., Holub BJ Quercetin ile Supplementation, sağlıklı deneklerde kalp hastalığı için seçilen risk faktörleri üzerinde etki olmaksızın, plazma quercetin konsantrasyonunu önemli ölçüde arttırır. J. Nutr. 1998; 128 : 593–597. doi: 10.1093 / jn / 128.3.593. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      81. Murakami A., Ashida H., Terao J. Quercetin ile çok hedefli kanser önleme. Cancer Lett. 2008; 269 : 315–325. doi: 10.1016 / j.canlet.2008.03.046. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      82. Harwood M., Danielewska-Nikiel B., Borzelleca JF, Flamm GW, Williams GM, Lines TC Genotoksik / kanserojen eksikliği dahil olmak üzere, quercetin güvenliği ve in vivo toksisite kanıtının bulunmaması ile ilgili verilerin eleştirel bir incelemesi özellikleri. Food Chem. Toxicol. 2007; 45 : 2179–2205. doi: 10.1016 / j.fct.2007.05.015. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      83. Malathi R., Rajar SS, Kumar RM, Narasimhan S., Ravikumar K. Epoxyazadiradione. Açta Crystallogr. 2007; E63 : o2483 – o2485. doi: 10.1107 / S1600536807016923. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      84. Rodriguez-Mateos A., Vauzour D., Krueger CG, Shanmuganayagam D., Reed J., Calani L., Mena P., Del Rio D., Crozier A. Biyoyararlanım, biyoaktivite ve diyet flavonoidlerinin sağlığı üzerindeki etkisi ve ilgili bileşikler: Bir güncelleme. Arch. Toxicol. 2014; 88 : 1803–1853. doi: 10.1007 / s00204-014-1330-7. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      85. Priyadarsini RV, Murugan RS, Sripriya P., Karunagaran D., Nagini S. Neem limonoidler azadirachtin ve nimbolide, insan servikal kanser (HeLa) hücrelerinde hücre döngüsü tutuklamasını ve mitokondri aracılı apoptozu indükler. Ücretsiz Radic. Res. 2010; 44 : 624–634. doi: 10.3109 / 10715761003692503. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      86. Sharma C., Vas A., Goala P., Gheewala TM, Rizvi TA, Hussain A. Ethanolic Neem ( Azadirachta indica ) Yaprak Ekstresi MCF-7 ve HeLa Hücrelerinin Büyümesini Önler ve Cisplatin'in Terapötik Endeksini Güçlendirir. J. Oncol. 2014; 2014 : 321754. doi: 10.1155 / 2014/321754. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      87. Shukla DP, Shah KP, Rawal RM, Jain NK Antikanser ve Zerdeçalın Sitotoksik Potansiyeli (Curcuma longa), Neem ( Azadirachta indica ), Tulasi (Ocimum sanctum) ve Zencefil (Zingiber officinale) HeLa Cell hattında Ekstraktlar. Int. J. Life Sci. Sci. Res. 2016; 2 : 309–315. doi: 10.21276 / ijlssr.2016.2.4.2. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      88. Soumyabrata R., Subhasis B., Saptak B., Avishek B., Smarajit P., Parthasarathi B., Jaydip B., Shyamal G., Tathagata C., Anamika B., vd. Neem yaprağı glikoproteini, rahim ağzı kanseri evre IIIB hastalarında hiperaktif düzenleyici T hücrelerini zayıflatarak dendritik hücrelerde indolamin 2,3 dioksijenaz aracılı toleransın üstesinden gelir. Hum. Immun. 2013; 74 : 1015–1023. doi: 10.1016 / j.humimm.2013.04.022. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      89. Vasenwala SM, Seth R., Haider N., Islam N., Kan T., MAheshwari V., Rehman S. Servikal kanser vakalarında Azadirachta indica'nın (neem) antioksidan ve apoptotik etkisi üzerine bir çalışma . Arch. Gynecol. Obstet. 2012; 286 : 1255–1259. doi: 10.1007 / s00404-012-2428-x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      90. Bosch FX, Lorincz A., Munoz N., Meijer CJLM, Shah KV İnsan papilloma virüsü ile rahim ağzı kanseri arasındaki nedensel ilişki. J. Clin. Pathol. 2002; 55 : 244–265. doi: 10.1136 / jcp.55.4.244. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      91. Shukla S., Bharti AC, Hussain S., Mahata S., Hedau S., Kailash U., Kashyap V., Bhambhani S., Roy M., Batra S., vd. Erken servikal intraepitelyal lezyonu olan kadınlarda yüksek riskli insan papillomavirüs tipi HPV16 enfeksiyonunun ′ Praneem ′ poliherbal tablet ile ortadan kaldırılması. J. Cancer Res. Clin. Oncol. 2009; 135 : 1701–1709. doi: 10.1007 / s00432-009-0617-1. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      92. Priyadarsini RV, Murugan RS, Maitreyi S., Ramalingam K., Karunagaran D., Nagini S. Flavonoid kuersetin, p53 indüksiyonu ve NF-κB inhibisyonu yoluyla insan servikal kanser HeLa hücrelerinde hücre döngüsü tutuklamasını ve mitokondri aracılı apoptozu indükler. Avro. J. Pharmacol. 2010; 649 : 84–91. doi: 10.1016 / j.ejphar.2010.09.020. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      93. Zhang W., Zhang F. Quercetin'in HeLa hücrelerinin proliferasyonu, apoptozu, adezyonu ve göçü ve istilası üzerindeki etkileri. Avro. J. Gynecol. Oncol. 2009; 30 : 60–64. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      94. Jung JH, Lee JO, Kim JH, Lee SK, You GY, Park SH, Park JM, Kim EK, Suh PG, An JK, vd. Quercetin, AMPK ile indüklenen HSP70 ve EGFR aşağı regülasyonu yoluyla HeLa hücre canlılığını baskılar. J. Celi Physiol. 2010; 223 doi: 10.1002 / jcp.22049. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      95. Tharmarajah L., Samarakoon SR, Ediriweera MK, Piyathilaka P., Tennekoon KH, Senathilake KS, Rajagopalan U., Galhena PB, Thabrew I. Gedunin'in İnsan Teratokarsinomal (NTERA-2) Kanser Kökü Üzerindeki İn Vitro Antikanser Etkisi Hücreler. BioMed. Res. Int. 2017; 2017 doi: 10.1155 / 2017/2413197. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      96. Patwardhan CA, Fauq A., Peterson LB, Miller C., Blagg BSJ, Chadli A. Gedunin, apoptoz yoluyla kanser hücresi ölümüne neden olan ko-şaperon p23'ü inaktive eder. J. Biol. Chem. 2013: 1–26. doi: 10.1074 / jbc.M112.427328. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      97. Kumar GH, Chandra Mohan KPV, Jagannadha Rao A., Nagini S. Nimbolide, Azadirachta indica'dan bir limonoid proliferasyonu inhibe eder ve insan koryokarsinoma (BeWo) hücrelerinin apoptozunu indükler. Yatırım yapın. Yeni İlaçlar. 2009; 27 : 246–252. doi: 10.1007 / s10637-008-9170-z. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      98. Tripathi A., Shrivastav TG, Chaube SK Granüloza hücre apoptozundaki bir artış, sıçanda sulu neem ( Azadirachta indica ) yaprak özütü ile indüklenen oosit apoptozuna aracılık eder . Int. J. Appl. Temel. Med. Res. 2013; 3 : 27–36. doi: 10.4103 / 2229-516X.112238. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      99. Chaube SK, Shrivastav TG, Tiwari M., Prasad S., Tripathi A., Pandey AK Neem ( Azadirachta indica L.) yaprak özütü, memelilerde ROS aracılı apoptozu indükleyerek oosit kalitesini bozar . SpringerPlus. 2014; 3 : 464. doi: 10.1186 / 2193-1801-3-464. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      100. Gao X., Wang B., Wei XW, Men K., Zheng F., Zhou Y., Zheng Y., Gou M., Huang M., Guo G., vd. Polimer misel ile kapsüllenmiş kuersetinin yumurtalık kanseri üzerindeki antikanser etkisi ve mekanizması. Nano ölçek. 2012; 22 doi: 10.1039 / c2nr32181e. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      101. Scambia G., Panici PB, Ranelletti FO, Ferrandina G., de Vincenzo R., Piantelli M., Masciullo V., Bonanno G., Isola G., Mancuso S. yumurtalık kanseri hücreleri. Int. J. Cancer. 1994; 57 doi: 10.1002 / ijc.2910570214. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      102. Shoemaker ML, White MC, Wu M., Weir HK, Romieu I. Aşama ve tümör özellikleri, yaş, ırk ve etnik kökene göre 20-49 yaş arası genç kadınlar arasında meme kanseri insidansındaki farklılıklar, 2004–2013. Meme Kanseri Arş. Tedavi etmek. 2018; 169 : 595–606. doi: 10.1007 / s10549-018-4699-9. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      103. Krisnaveni P., Ajantha S., Narayani M., Suherman J., Susi E., Asmah R. Proc. Mikroskopi ve Mikroanaliz Serdang üzerine Seminer Güncellemesi. UPM Press; Selangor, Malezya: 2002. Neem yaprağı ekstresinin MCF-7 meme kanseri hücre dizileri üzerindeki etkisi üzerine konfokal mikroskopi; sayfa 48–49. [ Google Scholar ]
      104. Subapriya R., Kumaraguruparan R., Abraham SK, Nagani S. Etanolik neem yaprağı ekstresinin N-Metil-N-nitro-N-nitrosoguanidin ile indüklenen genotoksisite ve farelerde oksidatif stres üzerindeki koruyucu etkileri. Drug Chem. Toxicol. 2004; 27 : 15–26. doi: 10.1081 / DCT-120027894. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      105. Othman F., Motalleb G., Peng SL, Rahmat A., Basri R., Pei Pei C. Neem Yaprak Ekstraktının ( Azadirachta indica ) BALB / c Farelerinin 4T1 Meme Kanseri Hücrelerinde c-Myc Onkogen Ekspresyonu Üzerindeki Etkisi . Cell J. 2012; 14 : 53–60. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      106. Arumugam A., Agullo P., Boopalan T., Nandy S., Lopez R., Gutierrez C., Narayan M., Rajkumar L. Neem yaprak özütü, hücre çoğalmasını, apoptozu ve anjiyogenezi değiştirerek meme karsinojenezini inhibe eder. Cancer Biol. Ther. 2014; 15 : 26–34. doi: 10.4161 / cbt.26604. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      107. Elumalai P., Gunadharini DN, Senthilkumar K., Banudevi S., Arunkumar R., Benson CS, Sharmila G., Arunakaran J. Ethanolic neem ( Azadirachta indica A. Juss) yaprak özütü apoptozu indükler ve IGF sinyal yolunu inhibe eder meme kanseri hücre hatlarında. Biomed. Önceki Nutr. 2012; 2 : 59–68. doi: 10.1016 / j.bionut.2011.12.008. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      108. Ahmad R., Misra A., Trivedi A., Khan MA Azadirachta indica yapraklarının etanolik ekstraktının in vitro sitotoksik aktivitesinin , insan göğüs kanseri hücre hattı MDA-MB 231. J. Basic Clin. Ecz. 2017; 8 : S72 – S79. doi: 10.1016 / j.eujim.2018.10.004. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      109. Mandal-Ghosh I., Chattopadhyay U., Baral R. Neem yaprak preparasyonu, Thl tipi bağışıklık tepkisini ve göğüs tümörü ile ilişkili antijene karşı anti-tümör bağışıklığını arttırır. Cancer Immun. 2007; 30 : 7-8. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      110. Vinothini G., Manikandan P., Anandan R., Nagini S. Azadirachta indica yaprak fraksiyonları ile sıçan meme karsinojenezinin kimyasal önlenmesi : Hormon durumunun modülasyonu, ksenobiyotik metabolize edici enzimler, oksidatif stres, hücre proliferasyonu ve apoptoz. Food Chem. Toxicol. 2009; 47 : 1852–1863. doi: 10.1016 / j.fct.2009.04.045. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      111. Elumalai P., Gunadharini DN, Senthilkumar K., Banudevi S., Arunkumar R., Benson CS, Sharmila G., Arunakaran J. İnsan göğüs kanseri hücrelerinde apoptozun nimbolid tarafından dışsal ve içsel yolla indüksiyonu. Toxicol. Lett. 2012; 215 : 131–142. doi: 10.1016 / j.toxlet.2012.10.008. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      112. Elumalai P., Arunkumar R., Benson CS, Sharmila G., Arunakaran J. Nimbolide, insan göğüs kanseri hücre hatlarında (MCF-7 ve MDA-MB-231) IGF-I aracılı PI3K / Akt ve MAPK sinyallemesini inhibe eder Cell Biochem. Funct. 2014; 32 : 476–484. doi: 10.1002 / cbf.3040. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      113. Brandt GE, Schmidt MD, Prisinzano TE, Blagg BSJ Gedunin, Yeni Bir Hsp90 İnhibitörü: Türevlerin Yarı Sentezi ve Ön Yapı − Aktivite İlişkileri. J. Med. Chem. 2008; 51 : 6495–6502. doi: 10.1021 / jm8007486. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      114. Choi JA, Kim JY, Lee JY, Kang CM, Kwon HJ, Yoo YD, Kim TW, Lee YS, Lee SJ Quercetin tarafından insan meme kanseri hücrelerinde hücre döngüsü tutuklaması ve apoptozun indüksiyonu. Int. J. Oncol. 2001; 19 : 837–844. doi: 10.3892 / ijo.19.4.837. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      115. Chien SY, Wu YC, Chung JG, Yang JS, Lu HF, Tsou MF, Wood WG, Kuo SJ, Chen DR Quercetin kaynaklı apoptoz, insan meme kanserinde mitokondriyal ve kaspaz-3 bağımlı yolaklar aracılığıyla etki eder MDA-MB -231 hücre. Hum. Tecrübe. Toxicol. 2009; 28 : 493–503. doi: 10.1177 / 0960327109107002. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      116. Choi EJ, Bae SM, Ahn WS İnsan meme kanseri MDA-MB-453 hücrelerinde hücre döngüsü durdurma ve apoptoz yoluyla kuersetinin antiproliferatif etkileri. Arch. Ecz. Res. 2008; 31 : 1281. doi: 10.1007 / s12272-001-2107-0. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      117. Duo J., Ying GG, Wang GW, Zhang L. Quercetin, insan göğüs kanseri hücre proliferasyonunu inhibe eder ve Bcl-2 ve Bax regülasyonu yoluyla apoptozu indükler. Mol. Med. Rep. 2012; 5 : 1453–1456. doi: 10.3892 / mmr.2012.845. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      118. Moore DH Servikal kanser için Neoadjuvan kemoterapi. Tecrübe. Opin. Pharmacother. 2003; 4 : 859–867. doi: 10.1517 / 14656566.4.6.859. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      119. Charfare H., Limongelli S., Purushotham AD Kanserde Neoadjuvan kemoterapi. BJS. 2005; 92 : 14–23. doi: 10.1002 / bjs.4840. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      120. Scambia G., Ranelletti FO, Panici PB, De Vicenzo R., Bonano G., Ferrandina G., Piantelli M., Bussa S., Rummi C., Cianfriglia M., et al. Quercetin, adriamisinin etkisini çok ilaca dirençli bir MCF-7 insan meme kanseri hücre dizisi olan P-glikoproteini olası bir hedef olarak güçlendirir. Cancer Chemother. Pharmacol. 1994; 34 : 459–464. doi: 10.1007 / BF00685655. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      121. Moneim AEA, Othman MS, Aref AM Azadirachta indica Cisplatin Kaynaklı Nefrotoksisiteyi ve Oksidatif Stresi Azaltır . Biol. Med. Res. Int. 2014; 2014 doi: 10.1155 / 2014/647131. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      122. Shareef M., Akhatar MD Neem ( Azadirachta indica ) ve sağlığı koruma, hastalıkların önlenmesi ve tedavisi için potansiyeli. Matrix Sci. Med. 2018; 2 : 4–8. doi: 10.26480 / msm.01.2018.04.08. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      123. Lin C., Yu Y., Zhao HG, Yang A., Yan H., Cui Y. Quercetin'in radyoterapi ile kombinasyonu, in vitro ve in vivo olarak tümör radyosensitivitesini arttırır. Radyatör. Oncol. 2012; 104 : 395–400. doi: 10.1016 / j.radonc.2011.10.023. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      124. Boeke SJ, Boersma MG, Alink GM, Van Loon JJA, Van Huis A., Dicke M., Rietjens IMCM Neem ( Azadirachta indica ) türevi pestisitlerin güvenlik değerlendirmesi . J. Ethnopharmacol. 2004; 94 : 25–41. doi: 10.1016 / j.jep.2004.05.011. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      125. Okpanyi SN, bir Ezeukwu GC anti-enflamatuar ve antipiretik faaliyetleri Azadirachta indica . Planta Med. 1981; 41 : 34–39. doi: 10.1055 / s-2007-971670. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      126. Kupradinun P., Tepsuwan A., Tanthasri N., Meesiripan N., Tunsakul S., Tompat W., Jarratwisarutporn Y., Kusamran WR Neem ağacının çiçeklerinin toksisite testi. Thai J. Vet. Med. 2010; 40 : 47–55. [ Google Scholar ]
      127. Dorababu M., Joshi MC, Bhawani G., Kumar MM, Chaturvedi A., Goel RK Neem ( Azadirachta indica ) sulu ekstresinin etkisi, sıçanlarda saldırgan ve yaygın mide mukozal faktörleri üzerinde bırakır. Indian J. Physiol. Pharmacol. 2006; 50 : 241–249. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      128. Tarboush FMA, Ashamoui HME Neemix-4.5'in Azadirachtin'in SWR / J farelerinin fetüsleri ve yavruları üzerindeki toksik ve teratojenik etkileri. Eyg. J. Hosp. Med. 2004; 15 : 30-39. [ Google Scholar ]
      129. Srivastava MK, Raizada RB Sıçanların doğum sonrası gelişimi sırasında teknik azadirachtinin toksik etkilerinin olmaması. Food Chem. Toxicol. 2007; 45 : 465–471. doi: 10.1016 / j.fct.2006.09.010. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      130. Glinsukon T., Somjaree P., Piyachaturawat P., Thebtaranonth Y. Farelerde, sıçanlarda ve hamsterlarda nimbolide ve nimbik asidin akut toksisitesi. Toxicol. Lett. 1986; 30 : 159–166. doi: 10.1016 / 0378-4274 (86) 90098-6. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      131. Singh T., Saini HS, Ranganayakulu SV, Ravi S., Sudhakar K. Azadirachta indica Ekstresinin Servikal Kansere Karşı Tohumlarından Azadirachtin-A'nın Moleküler Yerleştirme Destekli İzolasyonu . Ind. J. Sci. Technol. 2017; 10 doi: 10.17485 / ijst / 2017 / v10i12 / 106476. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      132. Pooladanda V., Bandi S., Mondi SR, Gottumukkala KM, Godugu C. Nimbolide, meme kanserinde otofajiyi ve apoptozu epigenetik olarak düzenler. Toxicol. Laboratuvar ortamında. 2018; 51 : 114–128. doi: 10.1016 / j.tiv.2018.05.010. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      133. Trivedi A., Sahabjada RA, Misra A. Alkalin pH'ın meme kanseri hücre hattı MDA-MB-231'e karşı neem ( Azadirachta indica ) etanolik ekstraktının sitotoksisite profili üzerindeki etkisi . Avro. J. Integr. Med. 2018; 24 : 1–7. doi: 10.1016 / j.eujim.2018.10.004. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      134. Kumar D., Haldar S., Gorain M., Kumar S., Mulani FA, Yadav AS, Miele L., Thulasiram HV, Kundu GC Epoxyazadiradione, PI3K / Akt yolu. BMC Kanseri. 2018; 18 doi: 10.1186 / s12885-017-3876-2. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
      135. Dey A., Manna S., Chattopadhyay S., Mondal D., Chattopadhyay D., Raj A., Das, S., Torba BG, Roy S Azadirachta indica yaprak kaynaklı yeşil Sentezlenen bakır oksit nanopartiküller aktivasyonu yoluyla apoptoz indükleyen TNF-α ve kaspaz sinyal yolu kanser hücrelerine karşı. J. Saudi Chem. Soc. 2018 doi: 10.1016 / j.jscs.2018.06.011. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      136. Baral R., Chattopadhyay U. Neem ( Azadirachta indica ) yaprak aracılı bağışıklık aktivasyonu, murin Ehrlich karsinomunun ve B16 melanomunun profilaktik büyüme inhibisyonuna neden olur. Int. Immunopharmacol. 2004; 4 : 355–366. doi: 10.1016 / j.intimp.2003.09.006. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      137. Kundu P., Barik S., Sarkar K., Bose A., Baral R., Laskar S. Tümör büyüme kısıtlaması için immünoprofilaktik ajanlar olarak kullanılan neem yaprak glikoproteininin kimyasal araştırması. Int. J. Pharm. Ecz. Sci. 2015; 7 : 195–199. [ Google Scholar ]
      138. Banerjee S., Ghosh T., Barik S., Das A., Ghosh S., Bhuniya A., Bose A., Baral R. Neem yaprak glikoprotein profilaksisi, tümör mikro ortamı içinde tümör anjiyojenik anahtar için bağışıklığa bağlı durdurma sinyalini dönüştürür. PLoS ONE. 2014; 9 : e110040. doi: 10.1371 / journal.pone.0110040. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]

      Yorum yap


      • #4
        Neem ve Karanfil Ekstraktının Streptococcus mutans ve Candida albicans'a Karşı Antimikrobiyal Etkinliğinin Değerlendirilmesi : Bir In vitro Çalışma

        Vaibhav Bansal , 1 Manoj Gupta , 2Tapas Bhaduri , 3 Sufiyan A. Shaikh , 4 Fazlur Rahman Sayed , 4 Vkalp Bansal , 5 ve Ankita Agrawal 3
        Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
        Git: Soyut

        Arka fon:

        Bulaşıcı hastalıkların tedavisi için şifalı bitkiler gibi alternatif kaynaklardan antimikrobiyal yardımcılar geliştirmeye artan bir ilgi vardır. Neem ve karanfilin antimikrobiyal özelliklere sahip olduğu bilinmektedir. Nişan almak:

        Çalışma, neem ve karanfil ekstraktının Streptococcus mutans ve Candida albicans'a karşı antibakteriyel ve antifungal aktivitesini tespit etmeyi amaçladı . Malzemeler ve yöntemler:

        S. mutans ve C. albicans suşları ve mikroorganizmaları büyütmek için seçici besiyerleri temin edildi. Antimikrobiyal aktivite, broth seyreltme yöntemi kullanılarak minimum inhibitör konsantrasyonu (MIC) belirlenerek ve C. albicans için S. mutans ve Saboraud's dekstroz agar plakaları için seçici mitis salivarius basitrasin üzerinde kuyu difüzyon yöntemi kullanılarak inhibisyon bölgesi belirlenerek iki yöntem kullanılarak değerlendirildi . . Ekstraktların ve %0.2 klorheksidinin antimikrobiyal aktivitesini karşılaştırmak için post hoc analizli tek yönlü ANOVA yapıldı. Sonuçlar:

        Neem ekstraktının MİK değeri S. mutans ve C. albicans'a karşı sırasıyla 4.2 mg/ml ve 5.0 mg/ml olarak bulundu. Karanfil için ise her ikisi için 5.5 mg/ml idi. Neem, ortalama 11.4 mm inhibisyon zonu ile en yüksek antibakteriyel aktiviteye sahipti, bunu klorheksidin ve karanfil izledi, antifungal aktivite ise klorheksidin (14.4 mm) ve ardından neem ve karanfil için en yüksekti. Çözüm:

        Çalışmanın sonucu, her iki bitki özünün de ağız boşluğunda bulunan yaygın mikroplara karşı antimikrobiyal aktiviteye sahip olduğunu ortaya koydu.

        Anahtar Kelimeler: Karanfil, minimum inhibitör konsantrasyonu, neem, inhibisyon bölgesi
        Git: giriş _

        Günümüzde, birçoğu olumsuz yan etkilere sahip olan pahalı sentetik ilaçlardan daha güvenli ve daha güvenilir olan geleneksel veya "yeşil ilaca" olan ilgi yeniden canlanmıştır. 1

        Gelişmekte olan ülkelerde hastalıkların güvenli, etkili ve ekonomik bir şekilde kontrol altına alınması için alternatif tedavi ve önleme seçenekleri için artan hastalık insidansı ve ekonomik hususlar. 2 Ayrıca, uzun süreli antibiyotik kullanımı mikrobiyal direnç oluşturduğundan ve bağışıklığı baskılanmış olanları çeşitli fırsatçı enfeksiyonlara maruz bıraktığından. Bu nedenle yeni ilaç moleküllerine acilen ihtiyaç duyulmaktadır.

        Azadirachta indica olarak da bilinen Neem ağacı, Meliaceae botanik ailesine aittir ve genellikle “Köy Dispanseri” olarak anılır. 3 Neem'in farklı kısımları antioksidan, antimutajenik, antiinflamatuar, antikanserojenik, antidiyabetik özellikler gibi çeşitli farmakolojik aktiviteleri için kullanılmıştır. 4 Neem'in, bir kemik ve mine bileşimi olan tükürükle koşullandırılmış hidroksiapatite bakteriyel yapışmayı engellediği bilinmektedir. Neem özü ayrıca çözünmeyen glukan sentezini inhibe ederek streptokokların diş yüzeylerine yapışmasını azaltır. Neem'in temel bileşeni olan terpenoid olan Azadirachtin, esas olarak neem'in antibakteriyel özelliklerinden sorumludur. 5Değişken konsantrasyondaki neem ekstraktının antibakteriyel aktivitesi, daha önce rapor edilen literatürde değişken sonuçlar gösteren disk difüzyon yöntemi ve inhibisyon bölgesini ölçerek değerlendirildi.

        Karanfil ( Syzygiumaromaticum ) Myrtaceae familyasına ait kurutulmuş aromatik açılmamış çiçek tomurcuklarıdır . Karanfil, geniş antibakteriyel, antifungal, antiviral ve antimikozal aktiviteye sahip doğal bir antibiyotiktir. 6 Diş hekimleri tarafından diş hekimliğinde küçük yaralar için pansuman ve ağız boşluğunun ağrılı ve enfektif hastalıklarında analjezik olarak kullanılmıştır. Ayrıca tıbbi ve dişçilik uygulamalarında analjezik, antispazmodik ve genel bir antiseptik olarak kullanılmıştır. 7

        Bu tıbbi bitkilerin biyoaktif bileşikler için taranması, daha düşük maliyetli yeni antimikrobiyal ajanların geliştirilmesine ve daha iyi güvenlik ve etkinliğe sahip olmasına yol açabilir. Bu iki bitki, Hindistan'ın kırsal ve kentsel bölgelerinde yaygın olarak bulunur ve geleneksel olarak insanların çoğunluğu tarafından kabul edilir.

        Erişkinlerdeki diş çürükleri Streptococcus mutans ile ilişkili olduğundan ve Candida albicans erken çocukluk çağı çürüklerinde rol oynadığından, bu araştırma neem ve karanfilin antibakteriyel ve antifungal özelliklerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı neem ve karanfilin S. mutans ve C. albicans'a karşı antibakteriyel ve antifungal aktivitesini belirlemek ve %0,2 klorheksidin ile karşılaştırmaktır.

        Git: MALZEMELER ve YÖNTEMLER _

        Bu çalışma, kurumun kurumsal etik kurulundan etik izin alındıktan sonra Halk Sağlığı Diş Hekimliği Anabilim Dalı'nda 3 aylık bir süre boyunca (Mart 2018-Mayıs 2018) yürütülmüştür.

        Neem yaprakları ve karanfil tomurcukları tanımlandı ve bir botanik bahçesinden toplandı, güneş ışığında yıkandı ve kurutuldu ve ardından toz haline getirildikten sonra 500 g'lık ince bir toz elde edildi. Kurutulmuş tozun 1000 ml damıtılmış su içinde ısıtılmasıyla sulu bir ekstrakt hazırlandı. Daha sonra ekstrakt 4 numaralı Whitman filtre kağıdından süzüldü ve 15.000 rpm'de 15 dakika santrifüj edildi. Bu süzüntü tozlarının art arda konsantrasyonu, filtrasyonu ve ekstraksiyonu Soxhlet aparatı yardımıyla yapıldı. Konsantre ekstrakt, daha fazla kullanım için hava geçirmez şişelerde 4°C'de saklandı. Mikrop temini ve mikroorganizmaların canlandırılması

        S. mutans (ATCC 25175) ve C. albicans suşları Mumbai'deki laboratuvardan temin edilmiş ve bu çalışmanın amacı doğrultusunda Selective besiyerinde taze olarak kültürlenmiştir. Şişe içeren S. mutans kırıldı ve Laminar Hava Akışı bölmesinde otoklavlanmış zenginleştirilmiş besin suyu içeren şişeye toz içeren liyofilize bakteri ilave edildi. Şişe daha sonra inkübatörde 37°C'de 48 saat tutuldu. 48 saat sonra, bakterilerin canlandığının ve büyümesinin göstergesi olan yüzeyde bulanıklık açısından kontrol edildi. Basit besin suyu ile C. albicans'ın canlandırılması için de benzer prosedür uygulandı . Bakterilerin tanımlanması

        Bakteri ve mantar izolatları pepton broth içinde süspanse edildi ve inokula olarak 37°C'de 3-4 saat inkübe edildi. Bir ilmek dolu S. mutans kolonisi, aşılama büyüteçleri kullanılarak toplandı ve soğutulmuş mitis tükürük basitrasin (MSB) plakalarının yüzeyi üzerinde sürme ile kaplandı ve ardından plakalar, 24 saat boyunca anaerobik gaz paketleri kullanılarak anaerobik gaz kavanozuna yerleştirildi. Benzer şekilde, C. albicans kolonileri steril gazlı bez çubukları kullanılarak toplandı ve Saboraud's Dextrose agarın slantları üzerine yayıldı ve bir inkübatörde aerobik olarak 48 saat inkübe edildi. Daha sonra morfolojik ve kolonyal özellikler temelinde doğrulandılar. Antimikrobiyal aktivitenin belirlenmesi

        Ekstraktların S. mutans ve C. albicans'a karşı antimikrobiyal ve antifungal aktivitesi, minimum inhibitör konsantrasyon (MIC) ve oluşturulan inhibisyon bölgesi kullanılarak belirlendi. MIC, bir gecelik inkübasyondan sonra bir mikroorganizmanın görünür büyümesini engelleyen bir antimikrobiyalin en düşük konsantrasyonudur. 6

        MIC, et suyu seyreltme yöntemi kullanılarak belirlendi. Ekstraktın seri seyreltmesi, %70 ila %10 arasında değişen bir konsantrasyonda yapıldı. S. mutans'ın bir öze tam kolonisi , hazırlanan kültürden aşılama özesi kullanılarak alındı ​​ve seri seyreltme için hazırlanan tüm test tüplerine aşılandı. Plakalar üzerinde büyümeden 106 CFU/ml'de et suyu içinde saf kolonilerin süspansiyonları, McFarland'ın bulanıklık standartları kullanılarak yapılmıştır. Daha sonra tüm tüpler steril bir odada 10 saniye vortekslendi. Daha sonra bir test tüpü rafına yerleştirildiler ve inkübatörde 37°C'de 48 saat beklemeye bırakıldılar ve yüzeyde bulanıklık olup olmadığı kontrol edildi. Minimum bulanıklık gösteren test tüpü, S. mutans ve C. albicans için neem ve karanfilin MIC'si olarak kaydedildi.. Ekstraktın bu özel konsantrasyonu korundu ve inhibisyon bölgesini klorheksidin ile karşılaştırmak için kullanıldı. inhibisyon bölgesi

        Bakteri ve mantarlara karşı inhibisyon bölgesini belirlemek için kuyu difüzyon yöntemi kullanılmıştır. Neem ve karanfilin MIC'sini taşıyan ekstraktların ortalama inhibisyon bölgesini %0.2 klorheksidin ile karşılaştırarak değerlendirmek için her bir MSB ve SDA'dan oluşan toplam 5 plaka hazırlandı. Bakteri ve mantar süspansiyonuna steril bir pamuklu çubuk yerleştirildi, döndürüldü ve daha sonra herhangi bir fazla sıvıyı ifade etmek için test tüpünün duvarına bastırıldı. Swab daha sonra tek tip, birleşik bir büyüme sağlamak için agar plakasının yüzeyine iki veya üç kez sürme işlemine tabi tutuldu.

        Agar plakalarının kurumasına izin verildi ve aşılanmış agarda steril bir delici ile her plaka üzerinde üç kuyu (6 mm çapında) açıldı. Kuyucuklara 100 µl neem ve karanfil özü dökmek için bir mikropipet kullanıldı. Pozitif kontrol olarak %0.2 klorheksidin kullanıldı ve üçüncü kuyuya döküldü. Kolonilerin daha sonra anaerobik olarak S. mutans için ve aerobik olarak C. albicans için büyümesine izin verildi . İnhibisyon bölgesinin çapı ölçülür ve özütün antimikrobiyal aktivitesi buna göre rapor edilir. istatistiksel analiz

        Veri girişi, geçerlilik kontrolleri ve istenen sonuçların oluşturulması (analiz planına göre) işi IBM SPSS sürüm 22.0 (IBM Corporation, Statistical Package for the Social Sciences. NY, ABD) kullanılarak yapıldı. Ortalama ve standart sapma , ekstraktların ve kontrol klorheksidinin antimikrobiyal aktivitesi için post hoc Tukey analizi ile tek yönlü ANOVA kullanılarak karşılaştırıldı . P < 0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.

        Git: SONUÇLAR _

        Neem'in MİK değeri, S. mutans'a (4,2 mg/ml) kıyasla Candida (5 mg/ml) için daha fazlaydı. Karanfilin MIC'si, her iki test organizmasına karşı eşitti (5.5 mg/ml).

        Ortalama inhibisyon bölgesi (11.4 ± 4.03 mm), ardından klorheksidin (9.2 ± 1.095 mm) ve Karanfil (3.8 ± 3.633 mm) ile Neem, S. mutans'a karşı en yüksek antibakteriyel aktiviteye sahipti ve aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu ( P = 0,008) [tablo 1]. Post hoc testi, klorheksidin ve neem ekstraktının antibakteriyel aktivitesinin karşılaştırılabilir olduğunu ortaya çıkardı, ancak karanfil ve neem ile karanfil ve klorheksidinin antibakteriyel aktivitesi arasında önemli bir fark bulundu.Tablo 2]. tablo 1

        Neem, karanfil ve klorheksidinin ortalama inhibisyon bölgesinin (mm olarak) Streptococcus mutans'a karşı karşılaştırılması
        CHX 5 9.2 1.095 7.47 0,008*
        neem 5 11.4 4.037
        karanfil 5 3.8 3.633
        Ayrı bir pencerede aç
        *Önemli. CHX – Klorheksidin; SD – Standart sapma Tablo 2

        Üç grup arasında Streptococcus mutans'a karşı antibakteriyel aktiviteyi karşılaştıran Post hoc Tukey testi
        CHX neem -2.20 0.89
        karanfil 5.40 0.02*
        neem CHX 2.20 0.89
        karanfil 7.60 0.02*
        karanfil CHX -5.40 0.02*
        neem -7.60 0.02*
        Ayrı bir pencerede aç
        *Önemli. CHX – Klorheksidin

        Candida'ya karşı antifungal aktivitede anlamlı fark üç grup arasında bulundu ( P = 0.004). Ortalama inhibisyon bölgesi (14.4 ± 5.55 mm) ile Klorheksidin için en yüksekti, bunu neem (5,8 ± 4,26 mm) ve Karanfil (3,88 ± 2,28 mm) izledi [Tablo 3]. Post hoc test, karanfil ve klorheksidin ve neem ve klorheksidinin antifungal aktivitesi arasında anlamlı bir fark olduğunu ve karanfil ve neem arasında anlamlı bir fark bulunmadığını ( P = 0.78) ortaya çıkardı [Tablo 4]. Tablo 3

        Candida albicans'a karşı neem, karanfil ve klorheksidinin ortalama inhibisyon bölgesinin (mm olarak) karşılaştırılması
        CHX 5 14.4 5.550 8.78 0,004*
        neem 5 5.8 4.266
        karanfil 5 3.8 2.280
        Ayrı bir pencerede aç
        *Önemli. CHX – Klorheksidin; SD – Standart sapma Tablo 4

        Üç grup arasında Candida albicans'a karşı mantar önleyici aktiviteyi karşılaştıran Post hoc Tukey testi
        CHX neem 8.60 0.02*
        karanfil 10.60 0,01*
        neem CHX -8.60 0.02*
        karanfil 2.00 0.74
        karanfil CHX -10.60 0,01*
        neem -2,00 0.74
        Ayrı bir pencerede aç
        *Önemli. CHX – Klorheksidin

        Git: TARTIŞMA _

        Bitkisel tedavi çağı geri dönüyor ve dünya çapında bitkisel “rönesans” yaşanıyor. Bunlar sadece bulaşıcı hastalıkların tedavisinde etkili olmakla kalmaz, aynı zamanda sentetik antimikrobiyallerle sıklıkla ilişkili yan etkilerin çoğunu da hafifletir. 8

        Çalışma , diş çürümesinde hayati bir rol oynayan S. mutans ve C. albicans'ın büyümesinin inhibisyonunda bitki kökenli neem ve karanfil ekstraktının etkinliğini değerlendiriyor .

        Bu çalışmada, neem ve karanfil, S. mutans ve C. albicans'a karşı antibakteriyel ve antifungal aktivite sergilemiştir . Neem ve karanfilin MİK değeri Candida ile karşılaştırılabilirdi , yani her iki grup için 5 mg/ml. Sulu neem özütü, ortalama inhibisyon bölgesi 9.2 mm olan ve karanfil için sadece 3.8 mm olan klorheksidin ile karşılaştırıldığında S. mutans'a karşı 11.4 mm'lik en yüksek ortalama inhibisyon bölgesini sergiledi . Klorheksidin, 5,8 mm'lik neem ve 3,8 mm'lik karanfil ile karşılaştırıldığında, 14,4 mm'lik bir ortalama inhibisyon bölgesi ile daha iyi bir mantar önleyici aktivite sergilemiştir.

        Bu çalışmada, neem ve karanfil, S. mutans ve C. albicans'a karşı antibakteriyel ve antifungal aktivite sergilemiştir . Neem ve karanfilin MİK değeri Candida ile karşılaştırılabilirdi , yani her iki grup için 5 mg/ml. Sulu neem özütü, ortalama inhibisyon bölgesi 9.2 mm olan ve karanfil için sadece 3.8 mm olan klorheksidin ile karşılaştırıldığında S. mutans'a karşı 11.4 mm'lik en yüksek ortalama inhibisyon bölgesini sergiledi . Klorheksidin, 5,8 mm'lik neem ve 3,8 mm'lik karanfil ile karşılaştırıldığında, 14,4 mm'lik bir ortalama inhibisyon bölgesi ile daha iyi bir mantar önleyici aktivite sergilemiştir.

        Bu çalışma, Sedighinia ve arkadaşlarının çalışmalarına benzer şekilde hem inhibisyon bölgesini hem de MİK'i ölçmüştür . ve Shafiee ve diğerleri . 9 , 10 Rai ve Joshi 11 tarafından yapılan bir çalışmada , karanfil ve karanfil tomurcuk yağının antimikrobiyal aktivitesi, karanfil ve karanfil yağının MIC'sinin 12.5 ve 3.5 mg/ml olduğunu bildiren mikroorganizmalara neden olan beş diş çürüğüne karşı agar kuyu difüzyon yöntemi ile araştırılmıştır. sırasıyla mevcut çalışmadan daha azdır. Bu çalışmanın sonuçları, Karanfil için S. mutans'a karşı inhibisyon bölgesinin, karanfil ekstraktının S. mutans'a karşı daha etkili olduğunu bulan Sweta ve Geetha'nın sonucundan daha az buldu .daha yüksek bir inhibisyon bölgesi ile. Karanfilde bulunan kaempferol ve mirisetin, periodontal patojenlere karşı önemli büyüme engelleyici etkilere sahip olduğu varsayılmaktadır. 12 Bu çalışmalar arası varyasyon, ideal olarak S. mutans öldürmenin özütlerini veya daha yüksek doğal özelliğini hazırlamak için kullanılan yöntemler olabilir . İn vitro testler için karanfil veya karanfil tomurcuk yağının yanı sıra neem bitki özlerini hazırlamak için aynı yöntem kullanılmalıdır . Ayrıca, etkinlik karşılaştırmasını test etmek için aynı konsantrasyonlar kullanılmalıdır.

        Dalirsani ve diğerleri tarafından yapılan çalışmalarda , 13 Sedighinia ve diğerleri . 9 ve Shafiee ve diğerleri , 10 klorheksidin ağız gargarası, neem'in daha yüksek bir inhibisyon bölgesine sahip olduğunu gösteren çalışmamızdan farklı olarak, bitkisel ağız gargarasından nispeten daha büyük bir inhibisyon bölgesine sahipti. Agarwal ve diğerleri , 14 Hegde ve Vasavi 15 de bitkisel grup için Klorheksidin grubuyla karşılaştırılan çalışmamızdan daha az inhibisyon bölgesi bulmuşlardır. Sajankumar ve arkadaşlarının çalışmasında daha yüksek bir ortalama inhibisyon bölgesi bulundu ., 16%0,2 klorheksidin ile karşılaştırıldığında neem özü (15.6 mm) için, çalışmamız ise S. mutans'a karşı 11.4 mm ortalama inhibisyon bölgesi buldu . Neem'in antimikrobiyal aktivitesi, nimbidin, nimbolid, mahmoodin, margolone, margolonone ve isomargolonone gibi biyoaktif bileşiklere atfedilebilir.

        Neem'in temel bir bileşeni olan Nimbidin, antibakteriyel ve antienflamatuar etkisinden sorumludur. Nimbolid, mahmoodin, margolone, margolonone ve isomargolonone gibi diğer biyoaktif bileşikler de Neem'in antimikrobiyal ve antifungal özelliklerinde belirli bir rol oynar. 17 Ekstrakta bulunan polifenolik tanenler, yüzeyle ilişkili bakteriyel proteinlere etkili bir şekilde bağlanır ve bakteriyel agregasyona ve glukosiltransferaz aktivitesinin kaybına neden olur. Bu bakteri topluluğu, S. mutans sayısını etkili bir şekilde azaltır . 18

        Hegde ve Kesaria da bu çalışmaya benzer şekilde Neem ekstraktının C. albicans'a karşı önemli bir etkinliğe sahip olduğunu bulmuşlardır . 19 Klorheksidin, geniş spektrumlu antimikrobiyal aktivite sergileyen katyonik bir ajandır. Hücre zarını bozarak bakterileri öldürür. 20

        Mevcut araştırmada, klorheksidinin antibakteriyelden daha iyi bir mantar önleyici olduğu kanıtlanmıştır. On yıllardır diş çürüklerini önlemek için kullanılmasına rağmen, dişlerin boyanması ve bağımlılık gibi bazı yan etkileri ile ilişkilidir. Bu nedenle, şimdiye kadar diş çürüklerini önleyecek mükemmel bir antimikrobiyal ajan yoktur.

        Diş hekimliğinde A. indica , oral mikroorganizmalara karşı antimikrobiyal potansiyeli nedeniyle araştırılmıştır. Ayrıca, bakteri yapışmasını ve organizmanın kolonize olma yeteneğini değiştirerek yapışma önleyici bir aktiviteye de sahiptir. Neem'in endodontik irrigasyon maddesi olarak kullanılması, biyouyumlu bir antioksidan olduğu ve bu nedenle hastalarda NaOCl kazaları yoluyla meydana gelebilecek ciddi yaralanmalara neden olmayacağı için avantajlı olabilir.

        Bitkisel ilaçlar uygun konsantrasyonlarda kullanıldığında doğal florayı bozmaz veya değiştirmez. Bu nedenle bitkisel antimikrobiyallerin seçiminde bitkilerin ağız dokularındaki etkisi, etki mekanizması ve yan etkileri göz önünde bulundurularak dikkatli olunmalıdır. Bitkisel ilaç, yaklaşımında hem destekleyici hem de önleyici kapsamlı bir sistem oluşturur. Ağız boşluğundaki mikrobiyal sayımı iyileştirmenin ve azaltmanın yanı sıra, genel bağışıklığı güçlendirmeye de yardımcı olurlar.

        Git: sonuç _

        Neem ve karanfil güçlü antifungal ve antibakteriyel aktivite göstermiştir. Neem'in antibakteriyel ve antifungal özellikleri klorheksidin ile karşılaştırılabilirdi ve karanfilin antimikrobiyal özellikleri daha düşüktü. Bu çalışmada gözlemlenen neem ve karanfil ekstraktının mikrobiyal inhibitör potansiyeli, antimikrobiyal ağız yıkama için kapıyı açmaktadır.

        Neem'in bir antimikrobiyal gargara olarak kesin olarak önerilebilmesi için biyouyumluluk ve güvenliği değerlendirmek için klinik öncesi ve klinik araştırmalara ihtiyaç vardır. Mali destek ve sponsorluk

        sıfır. Çıkar çatışmaları

        Herhangi bir çıkar çatışması yoktur.

        Git: Teşekkür

        Yazarlar, çalışma için kültür ortamı ve test organizmaları sağladığı için HiMedia Lab, Pvt Ltd, Bombay'a ve neem ve karanfil özlerini sağladığı için Peekay Pharmaceuticals, Indore'a teşekkür eder.

        Git: REFERANSLAR _

        1. Nagarajappa R, Batra M, Sharda AJ, Asawa K, Sanadhya S, Daryani H, et al. Jasminum grandiflorum L. ve Hibiscus rosa -sinensis L. ekstraktlarının patojenik oral mikroorganizmalara karşı antimikrobiyal etkisi – In vitro karşılaştırmalı bir çalışma. Ağız Sağlığı Prev Dent. 2015; 13 :341–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        2. Salam R, Sarker BK, Razwanur Haq Md, Khokon JU. Ağız sağlığı ve hijyeni için şifalı bitkinin antimikrobiyal aktivitesi. Stajyer J Nat Soc Sci. 2015; 2 :01–12. [ Google Akademik ]
        3. Mistry KS, Sanghvi Z, Parmar G, Shah S. Azadirachta indica , Mimusops elengi , Tinospora cardifolia , Ocimum sanctum ve % 2 klorheksidin glukonatın yaygın endodontik patojenler üzerindeki antimikrobiyal aktivitesi: Bir in vitro çalışma. Eur J Dent. 2014; 8 :172–7. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        4. Biswas K, Ishita C, Ranajit K, Bandhyopadhyay U. Neem'in biyolojik aktiviteleri ve tıbbi özellikleri ( Azadirachtaindica ) Curr Sci. 2002; 11 :1336–45. [ Google Akademik ]
        5. George SS, Shetty A, Hegde A. Ham neem özütünün neem gargarasına karşı antifungal özelliklerinin değerlendirilmesi – Bir in vitro çalışma. IOSR J Dent Med Sci. 2016; 15 :101–5. [ Google Akademik ]
        6. Ay SE, Kim HY, Cha JD. Karanfil yağı ve ana bileşikleri arasındaki sinerjik etki ve oral bakterilere karşı antibiyotikler. Arşivler Oral Biol. 2011; 56 :907–16. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        7. Cai L, Wu CD'si. Syzygium aromaticum'dan elde edilen, oral patojenlere karşı büyümeyi inhibe edici aktiviteye sahip bileşikler . J Nat Prod. 1996; 59 :987-90. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        8. Raghvendra SS, Balsaraf KD. Azadirachtaindica'nın (neem) antifungal etkinliği – Bir in vitro çalışma. Braz J Oral Sci. 2014; 13 :242–5. [ Google Akademik ]
        9. Sedighinia F, Safipour Afshar A, Soleimanpour S, Zarif R, Asili J, Ghazvini K. Glycyrrhiza glabra'nın oral patojenlere karşı antibakteriyel aktivitesi: Bir in vitro çalışma. Avicenna J Phytomed. 2012; 2 :118–24. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        10. Shafiee H, Mortazavi H, Baharvand M, Eslami G, Bakhtiari S, Taheri S, et al. İran geleneksel tıbbı: ANNAS %0.2 ve klorheksidin %0.2 Afr J Micro Resear'ın antibakteriyel etkisinin karşılaştırılması. 2012; 6 :3600–3. [ Google Akademik ]
        11. Rai K, Joshi R. Syzygium aromaticum ve tomurcuk yağının diş bakımına neden olan mikroorganizmalara karşı antimikrobiyal aktivitesi . Etnobotanik Broşürler. 2010; 14 :960–75. [ Google Akademik ]
        12. Sweta VR, Geetha RV. Karanfil ve biberin Streptococcus mutans üzerindeki in vitro antibakteriyel aktivitesi . Asya J Pharm Clin Arş. 2015; 8 :269–70. [ Google Akademik ]
        13. Dalirsani Z, Aghazadeh M, Amirchaghmaghi M, Pakfetrat A. On bitki ekstraktının klorheksidin ile Streptococcus mutans'a karşı antimikrobiyal aktivitesinin in vitro karşılaştırılması . J Appl Sci. 2011; 11 :878–82. [ Google Akademik ]
        14. Agarwal P, Nagesh L. Streptococcus mutans'a karşı Tulsi (Ocimum sanctum) ekstraktının çeşitli konsantrasyonlarının antimikrobiyal aktivitesinin değerlendirilmesi : Bir in vitro çalışma. Hint J Dent Res. 2010; 21 :357–9. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        15. Hegde V, Vasavi V. Triphala churna'nın Streptococcus mutans'a karşı antibakteriyel etkisini değerlendirmek için bir çalışma – Bir in vitro çalışma. J Postgrad Dent. 2011; 1 :13–4. [ Google Akademik ]
        16. Sajankumar RP, Hegde V, Shetty PJ. Neem ( Azadirachta indica ) ve Babool'un ( Acacia nilotica ) Streptococcus mutans üzerindeki antimikrobiyal etkinliği : Bir in vitro çalışma. J Indian Assoc Pub Health Dent. 2015; 13 :517–20. [ Google Akademik ]
        17. Biswas K, Chattopadhyay I, Banerjee RK, Bandyopadhyay U. Neem'in biyolojik aktiviteleri ve tıbbi özellikleri ( Azadirachta indica ) Curr Sci. 2002; 82 :1336–45. [ Google Akademik ]
        18. Barnes J, Anderson LA, Phillipson JD, Newall CA. Bitkisel ilaçlar. Londra: Pharmaceutical Press; 2007. s. 84–6. [ Google Akademik ]
        19. Hegde V, Kesaria DP. E. faecalis ve C. albicans'a karşı kök kanal irritanları olarak neem, propolis, zerdeçal, meyan kökü ve sodyum hipokloritin antimikrobiyal aktivitesinin karşılaştırmalı değerlendirilmesi – Bir in vitro çalışma. Endodontoloji. 2013; 25 :38-45. [ Google Akademik ]
        20. Ruiz-Linares M, Ferrer-Luque CM, Arias-Moliz T, de Castro P, Aguado B, Baca P. Aleksidin, klorheksidin ve setrimidin Streptococcus mutans biyofilmine karşı antimikrobiyal aktivitesi. Ann Clin Microbiol Antimicrob. 2014; 13:41 . [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]

        Yorum yap


        • #5
          Azadirachta indica , Melaleuca alternifolia ve Cocos nucifera'nın doku düzenleyicide değişen zaman aralıklarında Candida albicans suşu üzerindeki etkisi
          Soyut
          Nişan almak:

          Oral kandidiyaz için alternatif tedavi arayışları bir zorunluluktur ve şifalı bitkilerin kullanımı bu tür umut verici çözümlerden biri gibi görünmektedir. Fitoterapötik ajanlar, Azadirachta indica (neem yağı), Melaleuca alternifolia yağı (çay ağacı yağı) ve Cocos nucifera yağı (hindistan cevizi yağı), Candida albicans'a karşı mantar önleyici ajanlar olarak etkinlikleri açısından test edildi . Daha sonra, bu üç antifungal ajanın, minimum inhibitör konsantrasyonda (MIC) bir yumuşak astar malzemesine dahil edildiğinde etkinliği değerlendirildi.

          Ayarlar ve Tasarım:
          Değerlendirici - İn vitro çalışma tasarımı.

          Malzemeler ve yöntemler:

          C. albicans ATCC 24433'e karşı MIC , et suyu mikrodilüsyon yöntemi kullanılarak M. alternifolia yağı, A. indica yağı ve C. nucifera yağı için hesaplandı. MIC için ön tarama sonuçlarına dayanarak, inhibisyon bölgesini (ZOI) ve MIC'yi değerlendirmek için doku düzenleyici numuneler hazırlandı. Üç yağın MIC'sinin antifungal aktivitesi değerlendirildi ve ortalama ZOI ölçülerek karşılaştırıldı. Üç yağın antifungal aktivitesi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve post hoc testi kullanılarak değerlendirildi.

          Kullanılan İstatistiksel Analiz:

          Oneway ANOVA ve post hoc Tukey dürüstçe anlamlı fark testi.

          Sonuçlar:

          C. albicans'a karşı inhibisyon , sırasıyla %20 v/v, %25 v/v ve %15 v/v C. nucifera yağı, M. alternifolia yağı ve A. indica yağı kullanıldığında sergilendi. 48 saat ve 7 günün sonundaki ANOVA ve post hoc testinin sonuçları, üç yağın da birbirinden önemli ölçüde farklı olduğunu ( P = 0,000) ve % 15 konsantrasyonlu A. indica /neem yağının en iyi antifungal aktiviteye sahip olduğunu gösterdi. 48 saat ve 7 günün sonunda.

          Çözüm:

          Visco-jel doku düzenleyici ile karıştırılmış M. alternifolia , C. nucifera ve A. indica'nın antimikotik aktivitesi, protez stomatit için alternatif bir tedavi olarak kullanılabilir.

          Anahtar Kelimeler: Antifungal, Candida albicans , Cocos nucifera yağı, protez stomatit, Melaleuca alternifolia yağı ve Azadirachta indica yağı
          Git: GİRİŞ


          Protez stomatit, yaşlı protez kullananlarda damakta en sık görülen oral fırsatçı enfeksiyondur. Ayrıca hareketli protezlerle ilişkili en yaygın mukozal lezyondur ve sıklıkla tekrarlayan ve protez içeren mukozanın oral mukozasında inflamasyon veya eritem ile karakterizedir. Bu vakaların çoğunda, protez kullanıcısı altta yatan herhangi bir sorunun farkında değildir.[ 1 , 2 , 3 , 4 , 5 ]

          Candida ile ilişkili protez stomatitinin başlangıcı ve şiddeti multifaktöriyel kökenlidir.[ 1 , 6 , 7 , 8 ] Tükürük akışı, protez temizliği, protez yaşı, protez kaide materyali, protez travması gibi lokal ve sistemik faktörlerden etkilenir. , sürekli protez takma, sigara içme, ilaç tedavisi, endokrinopatiler, immünosupresyon ve metabolik ve beslenme alımı. Candida ile ilişkili protez stomatit, ağız ortamının koşulları mayanın büyümesi ve yapışması için uygun olduğunda ve ayrıca konakçının sistemik faktörleri savunma mekanizmasının depresyonuna neden olduğunda ortaya çıkar.[ 9 , 10 , 11, 12 , 13 ]

          Protez kaynaklı stomatit, öncelikle fırsatçı mantar patojeni Candida albicans'tan kaynaklanır . Yaşlı protez kullananların en az %65'i Candida taşır ve bu mayalar protez stomatitli hastaların %93'ünden izole edilmiştir. Candida'nın akrilik reçineli protezlere yapışabildiğini gösteren kanıtlar vardır .[ 14 , 15 , 16 ] Bu, enfeksiyöz sürecin gelişmesine yol açabilecek ilk adımdır ve sonuçta değişen derecelerde protez stomatitiyle sonuçlanabilir. bitişik mukoza.[ 11 , 17 , 18 ] Candidadoğrudan veya bir protez plağı tabakası yoluyla protez tabanına (polimetilmetakrilat) yapışır.[ 11 , 19 ] Bu yapışma olmazsa, tükürük veya yiyecek yutulduğunda mikroorganizmalar ağız boşluğundan uzaklaştırılır.

          Candida ile ilişkili protez stomatitinin tedavisi , multifaktöriyel etiyolojisi nedeniyle karmaşıktır.[ 9 , 20 ] Uygulanan terapötik strateji, titiz protez temizliğinden sistemik ve topikal antifungal ajanların kullanımına kadar uzanır.[ 20 , 21 , 22 ] Zayıf yanıt tükürük, yutma ve dil hareketlerinin seyreltici etkisi nedeniyle topikal antifungal ilaçlara sık rastlanır. Çoklu topikal uygulamalar gereklidir; bu nedenle hasta uyumu önemlidir. Sistemik ilaçların yaygın kullanımı toksisite, ilaç etkileşimleri ve dirençli türlerin gelişimi ile sonuçlanmıştır.[ 22 , 23 , 24 ]

          Bu eksikliklerin üstesinden gelmenin bir yöntemi, protez astarlarına ilaç eklenmesiydi.[ 22 ] Antifungallerin doku yumuşatıcılara veya takma diş astarlarına dahil edilmesi, etkili bir sonuç elde etmek için doku hazırlayıcılardan kademeli olarak antimikrobiyal salınımı olduğundan, geleneksel topikal mantar önleyicilerden farklıdır. tükürüğün seyreltici etkileri altında bile enfekte bölgelerdeki terapötik konsantrasyon.[ 8 , 17 ] Antifungaller yoluyla doku iyileşmesinin ek avantajına ek olarak, doku düzenleyiciler ayrıca travmayı en aza indirir ve alttaki enfekte dokuları yastıklar.

          Bu nedenle, bu mikroorganizmalara karşı, ancak seçici ve düşük toksisiteli bir şekilde hareket edecek yeni bileşiklerin araştırılması gerekmektedir. Bu nedenle, tıbbi bitkilerin ve ekstraktlarının bu mikroorganizmalara karşı etkinliği konusunda çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bitkisel ilaçların kullanımı terapötik tedavilerde anlam kazanabilir. Ayrıca bu şifalı bitkiler protez stomatit tedavisinde çok önemli bir rol oynayabilir.[ 21 , 23 , 25 , 26 ]

          Tıbbi bitkiler benzersiz, karmaşık ve çeşitli kimyasal yapılara sahip zengin bir kaynaktır ve ağız içi kullanımlarına ilişkin sınırlı literatür olduğundan, yeni mantar önleyici ajanların potansiyel bir kaynağı olarak kapsamlı bir şekilde araştırılmasını garanti eder. Bitkisel esansiyel yağların kullanıldığı çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Çay ağacı yağı, limon otu yağı, sitronella yağı gibi uçucu yağlar ve bunların bazı bileşenleri , C. albicans'ın in vitro büyümesine karşı test edilmiş ve Candida'ya karşı etkili olduğu bulunmuştur . Cocos nucifera (hindistan cevizi yağı), Azadirachta indica (neem yağı) ve Melaleuca alternifolia'nın etkisi(çay ağacı yağı) ve in vitro oluşan C. albicans'ı yok etmek için gereken minimum inhibitör konsantrasyonu belirlemek ve bu yağların doku düzenleyicilerdeki etkilerini incelemek.

          Git: MALZEMELER VE YÖNTEMLER
          Minimum inhibisyon Konsantrasyonunun (MIC) hesaplanması

          C. albicans'ın liyofilize kültürü Tryptone Soya Broth içinde aşılandı ve gece boyunca 37°C'de inkübe edildi. Kültürün bulanıklığı, 600 nm'de 0.5 McFarland standardına ayarlandı. M. alternifolia yağı, A. indica ve C. nucifera yağları (tıbbi sınıf; Sigma-Aldrich) , et suyu mikrodilüsyon yöntemi kullanılarak C. albicans ATCC 24433'e karşı minimum inhibitör konsantrasyonu (MIC) hesaplanarak mantar önleyici aktiviteleri için taranmıştır . 96 oyuklu bir plakada, 150 ul ortam eklendi, buna 1.5 ul kültür ve 7.5 ul farklı yağ konsantrasyonları aşağıda belirtildiği gibi desende eklendi [tablo 1veŞekil 1]. tablo 1


          Numunelerin kodlanması
          %0 yağ + 150 µl ortam + 1.5 µl kültür M-pozitif kontrol A-pozitif kontrol C-pozitif kontrol
          %5 yağ + 150 µl ortam + 1.5 µl kültür M-1 A-1 C-1
          %10 yağ + 150 µl ortam + 1.5 µl kültür M-2 A-2 C-2
          %15 yağ + 150 µl ortam + 1.5 µl kültür M-3 A-3 C-3
          %20 yağ + 150 µl ortam + 1.5 µl kültür M-4 A-4 C-4
          %25 yağ + 150 µl ortam + 1.5 µl kültür M-5 A-5 C-5
          %30 yağ + 150 µl ortam + 1.5 µl kültür M-6 A-6 C-6
          %35 yağ + 150 µl ortam + 1.5 µl kültür M-7 A-7 C-7
          %40 yağ + 150 µl ortam + 1.5 µl kültür M-8 A-8 C-8
          %40 yağ + 150 µl ortam + 0 µl kültür M-negatif kontrol A-negatif kontrol C-negatif kontrol
          Ayrı bir pencerede aç
          Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı JIPS-20-171-g001.jpg'dir.
          Şekil 1
          Deneysel kurulum. A1, A2: A-pozitif kontrol; A3, A4: A-1; A5, A6: A-2; A7, A8: A-3; A9, A10: A-4; A11, A12: A-5; B1, B2: A-6; B3, B4: A-7; B5, B6: A-8; B7, B8: A-Negatif kontrol; B9, B10: M-Pozitif kontrol; B11, B12: M-1; C1, C2: M-2; C3, C4: M-3; C5, C6: M-4; C7, C8: M-5; C9, C10: M-6; C11, C12: M-7; D1, D2: M-8; D3, D4: M-Negatif Kontrol; D5, D6: C-Pozitif kontrol; D7, D8: C-1; D9, D10: C-2; D11, D12: C-3; E1, E2: C-4; E-3, E-4: C-5; E-5, E-6: C-6; E-7, E-8: C-7; E-9, E-10: C-8; E-11, E-12: C- Negatif Kontrol; F1, F2: Boş

          Sonuçlar, 37°C'de 48 saatlik inkübasyondan sonra gözlemlendi. Absorbans 600 nm'de hesaplandı. Pozitif kontrol kültürüne kıyasla mikrobiyal büyümeyi engellemek için gereken en düşük yağ konsantrasyonu MIC olarak tanımlandı.

          MIC için ön tarama sonuçlarına dayanarak, inhibisyon bölgesini (ZOI) ve MIC'yi değerlendirmek için doku düzenleyici numuneler hazırlandı.

          Doku düzenleyici numunelerin hazırlanması

          Deney grupları için ticari olarak temin edilebilen ısıyla sertleşen akrilik reçine (Trevalon) ve tıbbi dereceli M. alternifolia yağı, A. indica yağı ve C. nucifera yağı (Sigma-Aldrich Enterprises) kullanılarak numuneler hazırlandı .

          1.8 g sıvı için standart bir miktarda 2.2 g polimer kullanıldı. Yağsız (kontrol) ve üç yağdan ( M. alternifolia , A. indica ) sekiz farklı konsantrasyonda (%5, %10, %15, %20, %25, %30, %35 ve %40) sıvı monomer , ve C. nucifera) daha sonra otopolimerize doku düzenleyici numuneleri (Visco-jel) formüle etmek için üretici tarafından önerilen oranda toz ile karıştırıldı. Özelleştirilmiş şişe tasarlanmış ve inşa edilmiştir. Bu balon, içerisinde ısı ile polimerize edilmiş akrilik reçine numunelerinin yapıldığı, istenilen 5 mm derinlik ve 30 mm çap boyutlarına sahip altı disk aralığından oluşmaktadır. Tasarlanan şişe, otopolimerize edici doku hazırlayıcı ve modifiye edilmiş doku hazırlayıcının birleştirildiği ve sertleşmesine izin verilen, 3 mm derinlik ve 30 mm çap ölçümüne sahip disk boşluklarına sahip bir üst elemandan oluşuyordu. Daha sonra, her biri 3 mm kalınlığında olan doku yumuşatıcı numuneler, ısıyla sertleştirilmiş protez kaide reçinesinin bir tarafına uygulandı.

          inhibisyon bölgesi

          Candida albicans ile agar plakalarının aşılanması

          Seyreltilmiş C. albicans solüsyonu (0.5 mi) her steril Tripton Soya agar plakasına damlatıldı ve bir çim kültürü yapıldı. Test edilecek tüm malzeme konsantrasyonları için her agar plakasında üç kuyu (7 mm derinliğinde, 5 mm çapında) oluşturulmuştur. Bu çalışmada saf M. alternifolia yağı, A. indica yağı ve C. nucifera yağı (antifungal ajanlar olarak) Visco-jel doku düzenleyicide karıştırılmış ve ısıyla sertleştirilmiş protez kaidesi reçinesi üzerine kaplanmıştır. Kontrol diski steril distile suya batırıldı.

          Visco-jel ile karıştırılmış Melaleuca alternifolia yağı

          Doku düzenleyicide karıştırılan ve ısıyla sertleştirilmiş protez kaidesi reçinesi üzerine kaplanan yağın farklı konsantrasyonları, aşılanmış petri plakalarındaki delme deliklerine (5 mm çapında) yerleştirildi. Plakalar, 7 gün boyunca 37°C'de inkübe edildi. Her test zımba deliği için ortalama engelleme çapı, metal dereceli bir cetvel kullanılarak 48. saatte ve 7. günde zımba deliği boyunca milimetre cinsinden ölçülmüştür.

          Visco-jel ile karıştırılmış Azadirachta indica yağı

          A. indica yağının farklı konsantrasyonlarda Visco-jel ile kombinasyonları için benzer bir prosedür izlendi .

          Visco-jel ile karıştırılmış Cocos nucifera yağı

          Farklı konsantrasyonlarda C. nucifera yağı ile Visco-jel kombinasyonları için benzer bir prosedür izlendi .

          Üç yağ grubunun her birindeki MIC değerlendirildi ve doğrulandı. Üç yağın MIC'sinin antifungal aktivitesi, her gün izleme yapılırken 48 saat ve 7. günde parametre olarak ortalama ZOI ölçülerek değerlendirildi ve karşılaştırıldı.

          Git: SONUÇLAR

          C. nucifera yağı, M. alternifolia yağı ve A. indica yağı için MIC , et suyu mikrodilüsyon yöntemi kullanılarak hesaplandı. C. nucifera /hindistan cevizi yağı, M. alternifolia yağı ve A. indica yağının %20 v/v, %25 h/v ve %15 h/v oranlarında C. albicans'a karşı inhibisyonun sergilendiği bulundu. medyada sırasıyla [Şekiller​[Şekiller22-​-44].
          Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı JIPS-20-171-g002.jpg'dir.
          şekil 2
          Besiyerinde %25 çay ağacı yağı bulunduğunda Candida albicans'a karşı minimum inhibitör konsantrasyonu gözlemlenmiştir.

          Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı JIPS-20-171-g004.jpg'dir.
          Şekil 4
          Besiyerinde %20 hindistancevizi yağı bulunduğunda Candida albicans'a karşı minimum inhibitör konsantrasyonu gözlemlendi

          Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı JIPS-20-171-g003.jpg'dir.
          Figür 3
          Besiyerinde %15 neem yağı bulunduğunda Candida albicans'a karşı minimum inhibitör konsantrasyonu gözlemlendi

          Melaleuca alternifolia /çay ağacı yağı

          C. albicans'ın doku düzenleyicide karıştırılmış en etkili M. alternifolia yağı konsantrasyonuna karşı duyarlılığını test etmek için , doku düzenleyicide M. alternifolia yağının farklı konsantrasyonlarının (% v/v) ortalama ZOI'si ( her biri n = 20) kaydedildi ve analiz edildi. Ortalama ZOI'deki %20'den %25'e kadar olan konsantrasyon artışının en yüksek (%137.50) olduğu gözlendi. Post hoc testi takip eden varyans analizi (ANOVA) 48 saatte %25 konsantrasyonun test edilen diğer tüm konsantrasyonlardan önemli ölçüde ( P = 0,000) daha etkili olduğunu gösterdi [Tablo 2]. 7 günün sonunda, farklı konsantrasyonların ortalama ZOI'leri bir kez daha analiz edildi. İlgili konsantrasyonların ortalama ZOI'sinde bir düşüş olmasına rağmen, aynı aralıkta tutulduğu kaydedildi, bu da mantar önleyici aktivitenin 7 günün sonunda bile mevcut olduğunu düşündürdü. Ayrıca, ortalama ZOI'deki %20'den %25'lik konsantrasyona artış yüzdesinin yine en yüksek (%134.45) olduğu bulundu. ANOVA'nın ardından post hoc testi, %25 konsantrasyonun test edilen diğer tüm konsantrasyonlardan önemli ölçüde ( P = 0,000) daha etkili olduğunu gösterdi [Tablo 3].

          Tablo 2


          M. alternifolia yağının ortalama inhibisyon bölgesindeki artış yüzdesi 48 saatte
          5 5 100.00
          10 5 100.00
          15 5.2 104.00
          20 6.4 123.08
          25 8.8 137.50
          30 10.6 120.45
          35 13 122.64
          40 15.35 118.08
          Ayrı bir pencerede aç Tablo 3


          M. alternifolia yağının ortalama inhibisyon bölgesindeki artış yüzdesi 7 günde
          5 5 100
          10 5 100
          15 5 100.00
          20 5,95 119.00
          25 8 134.45
          30 9,75 121.88
          35 12.55 128.72
          40 14.75 117.53
          Ayrı bir pencerede aç

          Azadirachta indica /neem yağı

          Benzer şekilde, farklı A. indica /neem yağı konsantrasyonları için ortalama ZOI ölçüldü ve analiz edildi. Ortalama ZOI'deki %10'dan %15'e konsantrasyon artışının en yüksek (%146.11) olduğu gözlendi. ANOVA'yı takiben post hoc testi, 48 saatte %15 konsantrasyonun, test edilen diğer tüm A. indica yağı konsantrasyonlarından önemli ölçüde ( P = 0,000) daha etkili olduğunu gösterdi [Tablo 4]. Tablo 4


          48 saatte A indica yağının ortalama inhibisyon bölgesindeki artış yüzdesi
          5 6.35 127.00
          10 8.35 131.50
          15 12.20 146.11
          20 13.60 111.48
          25 15.20 111.76
          30 17.00 111.84
          35 19.20 112.94
          40 20.10 104.69
          Ayrı bir pencerede aç
          A. indica yağı grubu, ilgili konsantrasyonların ortalama ZOI'sinde bir düşüş olmasına rağmen, 7 günün sonunda önemli antifungal aktivite gösterdi. Farklı konsantrasyonların ortalama ZOI'leri bir kez daha analiz edildi. Ortalama ZOI'deki %10'dan %15'e konsantrasyon artışının hala en yüksek (%147.40) olduğu gözlendi. ANOVA'nın ardından post hoc testi, 7 günün sonunda, %15 konsantrasyonun, test edilen diğer tüm konsantrasyonlardan önemli ölçüde ( P = 0,000) daha etkili olduğunu gösterdi [Tablo 5]. Tablo 5


          7 günde A indica yağının ortalama inhibisyon bölgesindeki artış yüzdesi
          5 6.10 122.00
          10 7.70 126.23
          15 11.35 147.40
          20 12.90 113.66
          25 14.60 113.18
          30 15.95 109.25
          35 18.75 117.55
          40 19.15 102.13
          Ayrı bir pencerede aç

          Cocos nucifera /hindistan cevizi yağı

          Benzer şekilde, ortalama ZOI'deki %15'ten %20 konsantrasyona artış yüzdesi en yüksekti (%152.78). ANOVA'nın ardından post hoc testi, 48 saatte %20 C. nucifera /hindistan cevizi yağı konsantrasyonunun, test edilen diğer tüm konsantrasyonlardan önemli ölçüde ( P = 0,000) daha etkili olduğunu gösterdi [Tablo 6].

          Tablo 6

          48 saatte C. nucifera yağının ortalama inhibisyon bölgesindeki artış yüzdesi
          5 5.00 100.00
          10 5.20 104.00
          15 7.20 138.46
          20 11.00 152.78
          25 12.30 111.82
          30 13.75 111.79
          35 14.40 104.73
          40 16.55 114.93
          Ayrı bir pencerede aç
          C. nucifera grubu da 7 günün sonunda antifungal aktivite gösterdi. Ortalama ZOI'deki %15'ten %20'ye konsantrasyon artışının en yüksek (%149.23) olduğu gözlemlendi. ANOVA'nın ardından post hoc testi, 7 günün sonunda bile %20 konsantrasyonun, test edilen diğer tüm konsantrasyonlardan önemli ölçüde ( P = 0,000) daha etkili olduğunu gösterdi [Tablo 7].

          Tablo 7

          C nucifera yağında yağın ortalama inhibisyon bölgesindeki artış yüzdesi 7 gün
          5 5 100.00
          10 5 100.00
          15 6.5 130.00
          20 9.7 149.23
          25 11.8 121.65
          30 13.3 112.71
          35 13.15 98.87
          40 16.2 123.19
          Ayrı bir pencerede aç
          Doku düzenleyici ile karıştırılan üç yağın antifungal aktivitesini karşılaştırmak için, her bir yağın MIC'sinin ortalama ZOI'si 48 saatte parametre olarak alındı ​​[Tablo 8] ve 7. günde [Tablo 9] her gün izlemeyi gerçekleştirirken. 48 saat ve 7 günün sonundaki ANOVA ve post hoc testinin sonuçları, üç yağın da birbirinden önemli ölçüde farklı olduğunu ( P = 0,000) ve % 15 konsantrasyonlu A. indica /neem yağının en iyi antifungal aktiviteye sahip olduğunu gösterdi. 48 saatin sonu ve ayrıca 7 gün [Tablo 10].

          Tablo 8

          48 saatte minimum inhibitör konsantrasyonun ortalama inhibisyon bölgesi
          C.Nucifera yağı (%20) 11.000
          A.Indica yağı (%15) 12.200
          M. alternifolia yağı (%25) 8.800
          Ayrı bir pencerede aç
          ZOI: İnhibisyon bölgesi

          Tablo 9

          7. günde minimum inhibitör konsantrasyonun ortalama inhibisyon bölgesi
          C.Nucifera yağı (%20) 9.7
          A.Indica yağı (%15) 11.35
          M. alternifolia yağı (%25) 8.000
          Ayrı bir pencerede aç

          Tablo 10

          7 günün sonunda üç yağın minimum en etkili konsantrasyonunun mantar önleyici aktivitesi
          C.Nucifera yağı -1.650* 1.700*
          A.Indica yağı 3.350*
          Ayrı bir pencerede aç
          *%5 seviyesinde önemli

          istatistiksel analiz

          Melaleuca alternifolia yağı

          48 saatte İstatistiksel araç tek yönlü ANOVA kullanıldı. MIC'yi doğrulamak için ortalama ZOI'deki yüzde artış hesaplandı ve sonuçlarTablo 2. Maksimum artış yüzdesi %25 konsantrasyon seviyesi için kaydedildiğinden, M. alternifolia yağı için MIC'nin %25 olduğu doğrulanmıştır . 7 gün sonra MIC'yi doğrulamak için ortalama inhibisyon bölgesindeki artış yüzdesi hesaplandı ve sonuçlarTablo 3. Maksimum artış yüzdesi %25 konsantrasyon seviyesi için kaydedildiğinden, 7 gün sonra M. alternifolia yağı için MIC seviyesinin %25 olduğu doğrulandı .

          Azadirachta indica yağı

          48 saatte MIC'yi doğrulamak için ortalama inhibisyon bölgesindeki artış yüzdesi hesaplandı ve sonuçlarTablo 4. Maksimum artış %10'dan %15'e (%146.11) gerçekleşti ve A. indica yağı için MIC'nin %15 olduğunu doğruladı. 7 gün sonra MIC'yi doğrulamak için ortalama inhibisyon bölgesindeki artış yüzdesi hesaplandı ve sonuçlarTablo 5. Maksimum artış %10'dan %15'e (%147,40) gerçekleşmiş olup, 7 günün sonunda A. indica yağı için minimum en etkili konsantrasyon seviyesinin %15 olduğunu doğrulamıştır.

          Cocos nucifera yağı

          48 saatte MIC'yi doğrulamak için ortalama inhibisyon bölgesindeki artış yüzdesi hesaplandı ve sonuçlarTablo 6. Ortalama minimum inhibitör bölgede %15'ten %20'ye artış yüzdesi en yüksekti (%152.78) ve %20'de meydana geliyordu. Böylece C. nucifera yağı için MIC seviyesinin %20 olduğu doğrulanmıştır .
          7 gün sonra MIC'yi doğrulamak için ortalama inhibisyon bölgesindeki artış yüzdesi hesaplandı ve sonuçlarTablo 7. Ortalama minimum inhibitör bölgede %15'ten %20'ye artış yüzdesi en yüksekti (%149.23) ve %20'de meydana geliyordu. Böylece 7 gün sonunda C. nucifera yağı için minimum en etkili konsantrasyon seviyesinin %20 olduğu doğrulanmıştır . Doku düzenleyici ile karıştırılan üç yağın antifungal aktivitesini karşılaştırmak için, her gün izleme yapılırken her yağın MIC'sinin ortalama ZOI'si 48 saat ve 7. günde parametre olarak alındı. ANOVA yapıldı ve anlamlılık değeri ( P değeri) 0,000 olduğu için ölçüm düzeyinde anlamlı bir fark olduğunu gösteriyor ki bu da 0,05 anlamlılık düzeyinden küçük. Bu üç yağın 48 saatteki MIC seviyelerindeki ortalama ZOI'si şu şekilde verilmiştir:Tablo 8. Tablo 8%15 konsantrasyona sahip A. indica /neem yağının 48 saat sonunda en iyi antifungal aktiviteye sahip olarak kabul edilebileceğini göstermektedir. Bu üç yağın 7. günde MIC seviyelerindeki ortalama ZOI'si şu şekilde verilmiştir:Tablo 9. 48 saat ve 7 gün sonunda yapılan ANOVA ve post hoc test sonuçları, her üç yağın da birbirinden önemli ölçüde farklı olduğunu ve %15 konsantrasyonlu Azadirachta indica / Neem yağının 48 saat sonunda en iyi mantar önleyici aktiviteye sahip olduğunu gösterdi. ve ayrıca 7 gün

          TARTIŞMA

          Başarılı bir tedavi, “doğru organizmayı uygun dozda tedavi etmek için reçete edilen uygun bir ajan” olarak tanımlanabilir. Yeni ajanların araştırılması için en umut verici kaynaklardan biri, çeşitli araştırmacılar tarafından araştırılan antimikrobiyal özelliklere sahip bileşiklere sahip bitkilerde bulunur, ancak bu bileşiklerin çoğu henüz bilinmemektedir. Bu aktif ilkelerin araştırılması, kullanımda olan antifungalde bulunan farklı hedeflere sahip olduklarında, üzerinde çalışılması gereken potansiyel bir alandır.[ 26 ] Bu nedenle, bu çalışma, C. nucifera , A. indica , ve M. alternifolia'nın herhangi bir antifungal potansiyeli vardır.

          Mevcut in vitro çalışmanın sonuçları, doku düzenleyici Visco-gel'in tek başına C. albicans büyümesinin inhibisyonunu göstermediğini ortaya koydu . Bu, Kulak-Özkan ve diğerleri [ 13 ] ve Catalan [ 31 ] tarafından yapılan çalışmalarla tutarlıdır . Çoğu doku düzenleyici, 24 ile 72 saat arasında maksimum etkiye sahiptir. Doku düzenleyicilerin 7 gün boyunca akmaya devam ettiği bildirilmiş ve bu süre boyunca klinik olarak etkili oldukları ileri sürülmüştür. Bu nedenle, 48 saat ve 7. gün çalışma süresi parametreleri seçilmiştir,[ 27 , 28 ] ve çalışmada yaygın olarak kullanılan bir doku düzenleyici olan Visco-jel kullanılmıştır.[ 28 ]

          M. alternifolia bitkisi , onlarca yıldır antiseptik bir ilaç olarak kullanılmıştır. Çay ağacı yağı olarak adlandırılan M. alternifolia'nın uçucu yağı , çoğunluğu monoterpenler ve ilgili alkoller olan neredeyse yüzlerce bileşen içerir. Minimum %30 terpinen-4-ol içeriğine ve maksimum %15 1,8-cineole içeriğine sahiptir. Terpinen-4-ol, önemli bir M. alternifolia bileşenidir ve güçlü antimikrobiyal ve antienflamatuar özellikler sergiler. Ön denemelerde, de Campos Rasteiro ve ark .[ 28 ] M. alternifolia'nınformülasyonlar akne, mantar enfeksiyonları, püstüller, tekrarlayan herpes labialis tedavisinde ve bakteriyel patojen dekolonizasyon protokollerinde etkili olabilir. M. alternifolia'nın antimikrobiyal aktivitesi, proteinleri denatüre etme ve hücre duvarı zarının özelliklerini ve işlevini değiştirerek hücre içi bileşenlerin kaybına ve nihayetinde hücre ölümüne yol açma yeteneğine bağlanır.[ 29 , 30 ] Çay ağacı yağı kullanılabilir. geleneksel ilaçlara alternatif olarak veya bunlarla kombinasyon halinde (antibiyotikler ve kemoterapötik ajanlar dahil).[ 30 ] Bu çalışmanın bulguları, M. alternifolia yağının, C. albicans'ın güçlü ve inhibitör fungisidal aktivitesini gösterdiğini göstermektedir.ve bu, Sharma ve Hegde, Mertas ve diğerleri , Catalán ve diğerleri ve Rawat ve diğerleri tarafından yürütülen çalışmalara uygundur .[ 28 , 30 , 31 , 32 ]

          Önemli antifungal aktivite gösteren çay ağacı yağının MIC'sinin 48 saat ve 7 günde %25 h/h çay ağacı yağında olduğu bulundu.

          Ortalama ZOI'deki %20'den %25'e kadar olan konsantrasyon artışının en yüksek olduğu gözlendi. 7 günün sonunda, ilgili konsantrasyonların ortalama ZOI'sinde bir azalma olmasına rağmen, aynı aralıkta tutulduğu kaydedildi, bu da mantar önleyici aktivitenin 7 günün sonunda bile mevcut olduğunu düşündürdü.

          Mevcut mikrobiyolojik in vitro çalışmanın sonuçları, Visco-jel ile karıştırıldığında %20 v/v hindistancevizi yağının önemli antifungal aktivite gösterdiğini ve bunun 24 saat sonra C. albicans büyümesinin tamamen inhibisyonu ile sonuçlandığını göstermektedir ( P < 0.001). Bu nedenle, Visco-jel içindeki %20 hindistancevizi yağı MIC idi ve daha fazla karşılaştırma için düşünüldü. Bu, hindistancevizi yağının antimikrobiyal özelliklerini inceleyen Oğbolu ve ark .,[ 33 ] tarafından yürütülen çalışma ile uyumludur ; Hindistan cevizi yağının erken çocukluktaki çürükler üzerindeki etkisini araştıran ve ketokonazolünkine benzer antifungal aktivite gösterdiği sonucuna varan Shino ve diğerleri ,[ 34 ]; ve Kannan ve Muhammed,[35 ] hindistancevizi yağının ağız boşluğunda antifungal aktivitesini araştırdı. Çalışmanın önemli bir bulgusu, mantar önleyici aktivitenin 7 günün sonunda bile azalmadan devam etmesi ve %20 konsantrasyonun, test edilen diğer tüm konsantrasyonlardan önemli ölçüde daha etkili olmasıydı ( P = 0,000), bu da doku düzenleyicisi içinde aktif kaldığı anlamına gelir. en az 7 gün boyunca polimerik yapı.

          Bu çalışmanın sonuçları, Krishnamoorthy ve ark .,[ 36 ] tarafından yürütülen ve 24 saat ile karşılaştırıldığında tüm antifungal ajanlarda C. albicans kolonizasyonunda kademeli bir azalma olduğunu ortaya koyan çalışma ile uyumludur. kuluçka dönemi ve 5. günlük kuluçka dönemi. Bu, antifungal ajanlarla birleştirildiğinde doku düzenleyicinin süzülmesinin yavaş, tutarlı ve kademeli olduğunu açıkça kanıtlamaktadır; bu, Graham ve ark .,[ 37 ] tarafından yapılan in vitro çalışmada doku düzenleyicilerin akar. 7 günlük bir süre ve bu süre boyunca klinik olarak etkili oldukları.

          Hint yarımadasındaki tropik bir ağaç olan A. indica (Neem), tıbbi özellikleri nedeniyle Ayurveda tıbbında 4000 yıldan fazla bir süredir kullanılmaktadır.[ 38 , 39 ]

          Başka bir çalışmada, neem yaprağı ve üzüm ekstraktları gibi doğal ekstraktların antibakteriyel aktiviteleri sodyum hipoklorit ile karşılaştırılmış ve neem yaprağı ekstraktlarının ve üzüm çekirdeği ekstraktlarının antimikrobiyal özelliklere sahip olduklarını düşündüren inhibisyon bölgeleri gösterdiği sonucuna varılmıştır.[ 37 , 39 ]

          Bu durum çalışmamızın sonuçları ile uyumludur. Yerima et al . A. indica'nın (neem) farklı kısımlarını kullanarak ağızdan izole edilen bakterilerin etkisini araştırmışlar ve ağaç kabuğu ve yaprak ekstraktlarının kullanılan tüm test bakterilerine karşı antibakteriyel aktivite gösterdiği sonucuna varmışlardır.[ 40 ] Bu, çalışmamızın sonuçları ile uyumludur. , burada antifungal aktiviteyi değerlendirmek için neem kabuğu özütü (Sigma-Aldrich) kullanıldı. Tyagi ve diğerleri .[ 41 ] ve Hegde ve Kesaria[ 42 ] kök kanal irrigantları üzerine yaptıkları bir çalışmada neem yaprağı ekstraktının C. albicans'a karşı önemli bir etkiye sahip olduğu sonucuna varmışlardır . Kumar ve diğerleri .[ 43] bu çalışmanın bulgularını doğruladı ve antifungal maddelerle birleştirilmiş yumuşak astar malzemelerinin C. albicans'a karşı hareket etme potansiyeline sahip olduğunu belirtti .

          Her üç yağ da karşılaştırıldığında, 48 saat ve 7 günde neem yağının en iyi antifungal aktiviteye sahip olduğu bulundu. Bu çalışma ile diğerleri arasındaki MIC farkı, yağları değerlendirmek için kullanılan mikrobiyolojik yönteme ve çalışmayı yürütmek için sulu veya etanol özütünün kullanılıp kullanılmadığına atfedilebilir.

          Bu çalışma kontrollü laboratuvar koşullarında gerçekleştirilmiştir; bu nedenle, sonuçları doğrulamak için in vivo çalışmalar önerilmektedir. Bu antifungallerin doku düzenleyicinin fiziksel ve mekanik özellikleri üzerindeki etkisini test etmek için daha ileri çalışmalar yapılmalıdır. Bu bileşiklerin biyoaktivitesini, etki mekanizmasını ve farmakokinetiğini araştırmak için daha fazla ilaç geliştirme programları gerçekleştirilebilir.

          ÇÖZÜM

          Mantar öldürücü bileşiklerin doğrudan doku düzenleyicilere eklenmesi, Candida ile ilişkili protez stomatitinin tedavisi için bir yöntem olarak in vivo olarak incelenebilir . Visco-jel doku düzenleyici ile karıştırılmış M. alternifolia , C. nucifera ve A. indica'nın antimikotik aktivitesi, protez stomatit için alternatif bir tedavi olarak kullanılabilir. Doku düzenleyicilerin fiziksel özelliklerinde meydana gelebilecek değişiklikleri belirlemek için gelecekteki araştırmalar yapılmalıdır.

          Mali destek ve sponsorluk
          Bu proje, Rajiv Gandhi Sağlık Bilimleri üniversitesi tarafından Üniversite Sipariş No.D-36:2015-16 aracılığıyla yayınlanan hibe yoluyla finanse edilmiştir.

          Çıkar çatışmaları
          Herhangi bir çıkar çatışması yoktur.

          Git: Teşekkür

          Rajiv Gandhi Sağlık Bilimleri Üniversitesi'ne bu projeye başlamama yardım etme fırsatı verdiği için teşekkür ederim.

          Git: REFERANSLAR

          1. Jose A, Coco BJ, Milligan S, Young B, Lappin DF, Bagg J, et al. Protez stomatit insidansını azaltmak: Protez temizleyiciler yeterli mi? J Protez. 2010; 19 :252–7. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          2. Gleiznys A, Zdanavicčienė E, Žilinskas J. Candida albicans'ın protez kullanıcıları için önemi: Bir literatür taraması. Stomatologija, Balt Dent Maxillofac J. 2015; 17 :54-66. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          3. Bulad K, Taylor RL, Verran J, McCord JF. Protez yumuşak astar malzemelerinin Candida albicans tarafından kolonizasyonu ve penetrasyonu . Dent Mater. 2004; 20 :167–75. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          4. Cannon RD, Holmes AR, Mason AB, Monk BC. Oral Candida : Klerans, kolonizasyon veya kandidiyaz? J Dent Arş. 1995; 74 :1152–61. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          5. Wilson J. Protez stomatitinin etiyolojisi, teşhisi ve tedavisi. Br Dent J. 1998; 185 :380–4. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          6. Webb BC, Thomas CJ, Willcox MD, Harty DW, Knox KW. Candida ile ilişkili protez stomatit Etiyoloji ve yönetim: Bir gözden geçirme Bölüm 1 Candida türlerinin ağız boşluğunda dağılımını etkileyen faktörler . Aust Dent J. 1998; 43 :45–50. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          7. Araújo de Vasconcellos A, Araújo de Vasconcellos A, Chagas RB, Gonçalves LM. Candida ile ilişkili protez stomatit: Klinik açıdan ilgili yönler? Klinik Mikrobiyal. 2014; 3 :4. doi: 10.4172/2327-5073.1000160. [ Google Akademik ]
          8. Skupien JA, Valentini F, Boscato N, Pereira-Cenci T. Protez gömleklerinde Candida kolonizasyonunun önlenmesi ve tedavisi : Sistematik bir derleme. J Protez Dent. 2013; 110 :356-62. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          9. Salerno C, Pascale M, Contaldo M, Esposito V, Busciolano M, Milillo L, et al. Candida ile ilişkili protez stomatit. Med Oral Patol Oral Çır Bucal. 2011; 16 :e139–43. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          10. Bilhan H, Sulun T, Erköse G, Kurt H, Erturan Z, Kutay O, et al. Protez ilişkili stomatitte Candida albicans hyphae ve Lactobacillus'un rolü . Clin Oral Araştırma. 2009; 13 :363–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          11. Pereira-Cenci T, Del Bel Cury AA, Crielaard W, Ten Cate JM. Candida ile ilişkili protez stomatitinin gelişimi : Yeni anlayışlar. J Appl Oral Sci. 2008; 16 :86-94. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          12. Emami E, Kabawat M, Rompre PH, Feine JS. Protez stomatit tedavisine kanıtları bağlamak: Randomize kontrollü çalışmaların bir meta-analizi. J Dent. 2014; 42 :99–106. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          13. Kulak-Özkan Y, Kazazoğlu E, Arıkan A. Yaşlılarda ağız hijyeni alışkanlıkları, protez temizliği, maya ve stomatit varlığı. J Oral Rehabilitasyon. 2002; 29 :300–4. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          14. Coco BJ, Bagg J, Cross LJ, Jose A, Cross J, Ramage G. Protez stomatitinin patogenezi ile ilişkili Karışık Candida albicans ve Candida glabrata popülasyonları. Oral Mikrobiol İmmünol. 2008; 23 :377-83. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          15. Kulak Y, Arıkan A. Protez stomatit etiyolojisi. J Marmara Üniv Dent Fak. 1993; 1 :307–14. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          16. Figueiral MH, Azul A, Pinto E, Fonseca PA, Branco FM, Scully C. Protez ile ilgili stomatit: Etiyolojik ve predispozan faktörlerin belirlenmesi – Geniş bir kohort. J Oral Rehabilitasyon. 2007; 34 (Ek 6):448–55. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          17. Chandra J, Mukherjee PK, Leidich SD, Faddoul FF, Hoyer LL, Douglas LJ, et al. Protez akrilik üzerinde oluşturulan kandidal biyofilmlerin in vitro antifungal direnci . J Dent Arş. 2001; 80 :903–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          18. Ramage G, Tomsett K, Wickes BL, López-Ribot JL, Redding SW. Protez stomatit: Candida biyofilmlerinin rolü. Oral Surg Oral Med Oral Pathol Oral Radiol Endod. 2004; 98 :53–9. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          19. Samaranayake LP, MacFarlane TW. Candida albicans'ın akrilik yüzeylere yapışmasının in vitro çalışması . Arch Oral Biol. 1980; 25 :603–9. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          20. Webb BC, Thomas CJ, Willcox MD, Harty DW, Knox KW. Candida ile ilişkili protez stomatit Etiyoloji ve yönetim: Bir gözden geçirme Bölüm 3 Oral kandidoz tedavisi. Aust Dent J. 1998; 43 :244–9. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          21. Petrović M, Kostić M, Kostić M, Krunicć N, Igicć M, Pešicć Z, et al. Candida ile ilişkili protez stomatit tedavisinde doğal bileşiklerin terapötik alternatifleri . Acta Medica Medianae. 2014; 53 :73–9. [ Google Akademik ]
          22. Chopde N, Pharande A, Khade MN, Khadtare YR, Shah SS, Apratim A. Candida albicans'a karşı nistatin, mikonazol ve flukonazol ile birleştirilmiş iki doku düzenleyicinin in vitro antifungal aktivitesi . J Contemp Dent Pract. 2012; 13 :695–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          23. Mima EG, Vergani CE, Machado AL, Massucato EM, Colombo AL, Bagnato VS, et al. Protez stomatit tedavisi için Fotodinamik Tedavi ile geleneksel antifungal tedavinin karşılaştırılması: Randomize bir klinik çalışma. Clin Mikrobiyol Enfeksiyonu. 2012; 18 :E380–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          24. Perchyonok T. Tasarımdan uygulamaya biyoaktif protez yumuşak astar malzemeleri: İn vitro yaklaşım? J Dent Health Ağız Bozukluğu Ther. 2017; 6 :101–5. doi: 10.15406/jdhodt. 2017.06.00206. [ Google Akademik ]
          25. Casaroto AR, Lara VS. Candida ile ilişkili protez stomatit için bitkisel ilaçlar. Fitoterapi. 2010; 81 :323–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          26. Anibal PC, de Cássia Orlandi Sardi J, Peixoto IT, de Carvalho Moraes JJ, Höfling JF. Oral kandidiyaz için geleneksel ve alternatif antifungal tedaviler. Braz J Mikrobiol. 2010; 41 :824–31. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          27. Dorocka-Bobkowska B, Medyński D, Pryliński M. Protez tedavisi için doku düzenleyicilerdeki son gelişmeler: Bir inceleme. Adv Clin Exp Med. 2017; 26 :723–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          28. Sharma S, Hegde V. Doku düzenleyiciye dahil edildiğinde melaleuca yağı ve flukonazolün antifungal aktivitesinin karşılaştırmalı değerlendirmesi: Bir in vitro çalışma. J Protez. 2014; 23 :367-73. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          29. de Campos Rasteiro VM, da Costa AC, Araújo CF, de Barros PP, Rossoni RD, Anbinder AL, et al. Bağışıklığı baskılanmış bir fare modelinde indüklenen oral kandidiyazisin tedavisi için Melaleuca alternifolia esansiyel yağı . BMC Tamamlayıcı Alter Med. 2014; 14 :489. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          30. Mertas A, Garbusińska A, Szliszka E, Jureczko A, Kowalska M, Król W. Çay ağacı yağının ( Melaleuca alternifolia ) flukonazole dirençli Candida albicans suşlarına karşı flukonazol aktivitesi üzerindeki etkisi . Biomed Arş. 2015; 2015 :590470. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          31. Catalán A, Pacheco JG, Martínez A, Mondaca MA. Candida albicans üzerinde doku düzenleyici ile karıştırılmış Melaleuca alternifolia'nın in vitro ve in vivo aktivitesi . Oral Surg Oral Med Oral Pathol Oral Radiol Endod. 2008; 105 :327–32. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          32. Rawat P, Agarwal S, Tripathi S. Çeşitli mantar önleyici ajanların eklenmesinden sonra bir doku düzenleyicinin mantar önleyici ve viskoelastik özelliklerinin karşılaştırmalı bir değerlendirmesi: Bir in vitro çalışma. Eur J Ecz Med Arş. 2017; 4 :515–20. [ Google Akademik ]
          33. Oğbolu DO, Oni AA, Daini OA, Oloko AP. Ibadan, Nijerya'daki Candida türleri üzerinde hindistancevizi yağının in vitro antimikrobiyal özellikleri. J Med Gıda. 2007; 10 :384–7. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          34. Shino B, Peedikayil FC, Jaiprakash SR, Ahmed Bijapur G, Kottayi S, Jose D. Klorheksidin, hindistancevizi yağı, probiyotikler ve ketokonazolün erken çocukluk çağı çürüğü olan çocuklarda izole edilen Candida albicans üzerindeki antimikrobiyal aktivitesinin karşılaştırılması: Bir in vitro çalışma . Scientifica (Kahire) 2016; 2016 :7061587. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          35. Kannan N, Mohammed A. Cocos nucifera yağının Candida albicans'a karşı antifungal aktivitesinin karşılaştırmalı değerlendirmesi . Uluslararası Fitoterapi Araştırmaları Dergisi, 2014; 4 (2):27–31. [ Google Akademik ]
          36. Krishnamoorthy G, Narayana AI, Peralam PY, Balkrishanan D. Cocos nucifera yağının doku düzenleyiciye dahil edildiğinde gerilme mukavemeti ve antifungal aktivitesi üzerindeki etkisini incelemek için: Bir in vitro çalışma. J Hint Protez Soc. 2019; 19 :225–32. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          37. Graham BS, Jones DW, Sutow EJ. Esnek protez kaplama malzemesi araştırmalarının klinik etkileri. Bölüm II: Doku düzenleyicilerin jelleşme ve akış özellikleri. J Protez Dent. 1991; 65 :413–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          38. Alzohairy MA. Azadirachta indica'nın (Neem) Terapötik Rolü ve hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde aktif bileşenleri. Kanıta Dayalı Tamamlayıcı Alternatif Med. 2016; 2016 : 7382506. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          39. Ghonmode WN, Balsaraf OD, Tambe VH, Saujanya KP, Patil AK, Kakde DD. Neem yaprağı ekstreleri, üzüm çekirdeği ekstreleri ve %3 sodyum hipokloritin E. feacalis'e karşı antibakteriyel etkinliğinin karşılaştırılması - Bir in vitro çalışma. J Int Ağız Sağlığı. 2013; 5 :61–6. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          40. Yerima MB, Jodi SM, Oyinbo K, Maishanu HM, Farouq AA, Junaidu AU, et al. Neem ekstraktlarının ( Azadirachta indica ) yetişkin ağzından izole edilen bakteriler üzerindeki etkisi. Nijer J Temel Uygulama Sci. 2012; 20 :64–7. [ Google Akademik ]
          41. Tyagi SP, Sinha DJ, Garg P, Singh UP, Mishra CC, Nagpal R. Diş substratı üzerinde oluşturulan Candida albicans biyofilminde propolis, Morinda citrifolia, Azadirachta indica (Neem) ve %5 sodyum hipokloritin antimikrobiyal etkinliğinin karşılaştırılması : Bir in vitro çalışma. J Conserv Dent. 2013; 16 :532–5. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          42. Hegde V, Kesaria DP. Kök kanal irrigasyonu olarak neem, propolis, zerdeçal, meyan kökü ve sodyum hipokloritin antimikrobiyal aktivitesinin E faecalis ve C albicans'a karşı karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi – Bir in vitro çalışma. Endodontoloji. 2013; 25 :38-45. [ Google Akademik ]
          43. Kumar SM, Kumar VA, Natarajan P, Sreenivasan G. Sarımsak ve neem eklendikten sonra Candida albicans'a karşı yumuşak astarların antifungal etkinliği ve mekanik özellikleri : Bir in vitro çalışma. J Int Soc Prev Topluluk Dent. 2018; 8 :212–7. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]

          Yorum yap


          • #6
            Neem ve Zerdeçal ile Güçlendirilmiş Kompozit Polietilen Malzemelerin Antibakteriyel ve Antifungal Özellikleri

            Thefye PM Sunthar , 1, 2 Elia Marin , 1, 3, * Francesco Boschetto , 1, 2, 3 Matteo Zanocco , 1, 2 Hirofumi Sunahara , 4 Raviduth Ramful , 5, 6 Kaeko Kamei , 4 Wenliang Zhu , 1 ve Giuseppe Pezzotti 1, 2, 7, 8
            Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
            Bu makale, PMC'deki diğer makaleler tarafından alıntılanmıştır . İlişkili Veriler

            Ek Malzemeler
            Git: Soyut

            Yeşil teknolojilere artan bilimsel ilgiyle birlikte, birçok araştırma, doğal olarak oluşan takviye partikülleri içeren polimerik kompozitlerin üretimine odaklanmıştır. Artan mekanik özelliklerin yanı sıra, bu ilaveler, bakteri ve mantar kolonizasyonuna karşı direnci artırmak gibi çok çeşitli ilginç etkilere sahip olabilir. Bu çalışmada, gıda paketleme uygulamaları için doğal bir antibakteriyel ve antifungal ürün olarak işlev görmek üzere polietilene neem ve zerdeçal olmak üzere iki farklı doğal ürün farklı miktarlarda eklenmiştir. Mikroskopik ve spektroskopik karakterizasyon, bu ürünlerin %5'e kadar olan kısımlarının düşük moleküler ağırlıklı polietilene dağılabileceğini, daha yüksek miktarların ise düzgün bir şekilde dağılamayacağını ve homojen olmayan, kırılgan bir kompozit ile sonuçlandığını gösterdi.Escherichia coli , Staphylococcus aureus ve Candida albicans , polietilen referanslarıyla karşılaştırıldığında patojenlerin çoğalmasında azalma gösterdi. Özellikle zerdeçal, S. aureus'a karşı benzer performans gösterirken, neem ile karşılaştırıldığında E. coli'ye karşı daha etkili sonuç verdi . C. albicans'a karşı sadece neem yüksek konsantrasyonlarda iyi bir mantar önleyici davranış gösterebilmiştir. Çekme testi, takviye partiküllerinin eklenmesinin polietilenin mekanik özelliklerini azalttığını ve zerdeçal durumunda UV ışıması ile daha da azaldığını gösterdi.

            Anahtar kelimeler: zerdeçal, neem, antibakteriyel, antifungal, polietilen
            Git: 1. Giriş

            Gıda kaynaklı hastalıklar dünya çapında ciddi bir sorundur. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinden alınan istatistikler, her altı Amerikalıdan birinin her yıl Salmonella, Norovirüs, Listeria ve Escherichia coli gibi gıda kaynaklı hastalıklardan muzdarip olduğunu bildiriyor [ 1 ], bu da yaklaşık 3000 ölüme [ 2 ] ve binlerce kronik ve böbrek yetmezliği, felç veya romatoid artrit gibi zayıflatıcı kalıcı durumlar [ 3 ].

            Dünya çapında gıda zehirlenmesi vakalarına ilişkin yıllık raporlar, iklim [ 4 ], ortalama gelir [ 5 ] ve gıda milleri [ 6 ] gibi çeşitli faktörlerle ilişkilendirilebilir . Daha yüksek gelirli ülkelerde, gıda kalite kontrolleri genellikle daha katıdır ve görünüm veya kokudaki küçük değişiklikler bile kolayca geri çekilmeyle sonuçlanabilir [ 7 ].

            Dördüncü bir anahtar parametre, büyük ölçüde eğitime bağlı olan “gıda hijyeni” ile temsil edilir. 2016'da Sri Lanka'nın plantasyon sektöründeki gıda işleyicileri üzerinde yürütülen bir anket, görüşülen 375 kişiden sadece yaklaşık %60'ının gıda uygulaması ve hijyen konusunda iyi bilgiye sahip olduğunu ve bu sonuçların eğitim seviyeleri ile iyi bir şekilde ilişkilendirilebileceğini gösterdi [ 8 ]. Sokak gıda araştırmaları [ 9 ] üzerine 2018 tarihli sistematik bir inceleme, toplam 441 makaleden (3/4'ü Afrika veya Asya'dan), 376'sının kısmen veya tamamen gıda güvenliğine odaklandığını gösterdi. İnceleme ayrıca, bu konuda yapılan araştırma miktarının son 20 yılda nasıl sürekli arttığını da gösterdi. Bununla birlikte, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki süpermarketler ve mağazalarda da benzer sorunlar gözlendi [10 ].

            Eğitim dışında, risk algısı da önemli bir rol oynar: üreticiler genellikle ürünleri tarafından temsil edilen risk seviyelerini hafife alma eğilimindedir, kaliteye daha fazla odaklanırken [ 11 ], işletmeleri sınırlı bir bütçeyle yöneten yöneticiler zamanı kısaltmaya çalışırlar. ve eğitim ve gıda güvenliği için harcanan kaynaklar [ 12 ].

            Gıda hijyeni sorunu işletmelerle sınırlı değildir: tüketicilerin, kendi hazırladıkları gıdalardan gıda zehirlenmesi olasılığını değerlendirirken iyimser bir şekilde önyargılı oldukları gösterilmiştir [ 13 ]. Gıda hijyeni ile ilgili genel yönergeler , Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü tarafından dağıtılan “ Codex Alimentarius ”ta bulunabilir [ 14 ].

            Gıda zehirlenmesinin en yaygın kaynaklarından biri, kıyma makinesi, dilimleyici, çatal bıçak takımı, mutfak robotu gibi yanlış temizlenen ve kurutulan ekipmanlardan [ 15 ] ve ayrıca gıda ambalaj malzemelerinden kaynaklanır [ 16 ].

            Polietilen, toplam plastik pazarının (yıllık 100 milyon ton) yaklaşık %34'ünü oluşturan, dünyada kullanılan en yaygın sentetik plastik malzemedir. Bunun nedeni, etilen gruplarından (C) oluşan temel kimyasal yapısının basit doğasıdır.2H4) ve düşük bir erime sıcaklığı (yaklaşık 115∘C) [ 17 ].

            Polietilenin mukavemeti, sertliği ve sertliği düşüktür, ancak çoğu malzemeye karşı yüksek süneklik ve darbe mukavemeti ve düşük sürtünme katsayısı vardır. Sabit yük altında düşük ergime sıcaklığından dolayı kolayca yüksek sürünmeye maruz kalır.

            Yapısına bağlı olarak düşük (LDPE) ile orta (MDPE) ve hatta yüksek yoğunluklu (HDPE) arasında değişen birçok polietilen sınıfı endüstride yaygın olarak kullanılmaktadır.

            LDPE, 0,917–0,930 g/ cm3 yoğunluk aralığı ile tanımlanır . HDPE'den daha fazla dallanma (karbon atomlarının yaklaşık %2'si) vardır, bu da daha zayıf moleküller arası kuvvetler, daha düşük gerilme mukavemeti ve daha yüksek esneklik ile sonuçlanır. Ayrıca, molekülleri daha az sıkı paketlendiğinden ve yan dallar nedeniyle daha az kristalli olduğundan yoğunluğu daha düşüktür. Esas olarak kaplarda, korozyona dayanıklı yüzeylerde, kaynak yapılabilir parçalarda, meyve suyu ve süt kartonlarında (film olarak uygulandığı yerlerde), plastik sargılarda ve oyuncaklarda uygulanır.

            Uzun yıllardır ambalaj malzemeleri sadece üç kriter kullanılarak seçilmiştir; gıda ile uyumluluk, çeşitli koşullarda stabilite ve üretim maliyetleri [ 18 ].

            Daha yeşil teknolojilere yönelik son eğilimler, plastik şirketlerini ve araştırmacıları biyolojik olarak parçalanabilen [ 19 ], kompostlanabilen [ 20 ] veya geri dönüştürülebilen [ 21 ] daha çevre dostu ürünler geliştirmeye itmiştir . Bu çözümler genellikle daha düşük mekanik özelliklere veya daha yüksek maliyetlere sahip olduğundan, üreticiler antibakteriyel özellikler gibi ek özellikler ekleyerek telafi etmeye çalışıyorlar [ 22 ].]. Antibakteriyel (veya bakteriyostatik) paketleme, ürünlere uygulandığında hem raf ömrünü hem de gıda kilometresini artırabilir. Zerdeçal, köksapı yemeklik baharat olarak kullanılan zencefil familyasından Zingiberaceae'den Curcuma longa çiçekli bir bitkidir. Zerdeçaldaki ana biyoaktif molekül kurkumin ((1E,6E)-1,7-Bis(4-hidroksi-3-metoksifenil)hepta-1,6-dien-3,5-dion) olup, şu şekilde araştırılmıştır. doğal bir antibakteriyel, antiviral ve antifungal ajan [ 23 , 24 ]. Kurkumin , ana zincir boyunca üç (veya iki) karbon çift bağının varlığı nedeniyle farklı renklere sahip olan diketon ve keto-enol olmak üzere iki ana forma sahiptir ( Şekil S1 ) [ 24 ].

            Neem, Meliaceae maun ailesindeki Azadirachta indica ağacının ortak adıdır. Neem tipik olarak geleneksel tıpta kullanıldığı tropik ve subtropikal bölgelerde ve ayrıca böcek saldırılarına karşı korunmak için giysilerde yetiştirilir. Sadece ikisinin antibakteriyel ve antifungal özelliklere sahip olduğu bildirilen çeşitli biyoaktif kimyasallar içerir, yani quercetin [ 25 ] ve sitosterol [ 26 ] ( Şekil S1 ).

            Bu araştırmada, antibakteriyel ve antiviral özelliklere sahip biyoaktif kompozitler üretmek için polietilene zerdeçal ve neem tozları eklenmiştir. Biyoaktif etkiler Gram pozitif ( S. aureus ) ve Gram negatif ( E. coli ) bakterilere ve C. albicans mantarlarına karşı test edildi . Partiküllerin polietilenin mukavemeti üzerindeki etkilerini ve UV ışığına maruz kalmaya karşı malzeme reaksiyonunu değerlendirmek için mekanik testler de yapıldı.

            Git: 2. Malzemeler ve Yöntemler

            2.1. Numune Üretimi

            Malezya'daki ilgili bitkilerin hasat edilmesiyle hem zerdeçal hem de neem tozları elde edildi. Hammaddeler daha sonra ortalama parçacık boyutu 50 olana kadar mekanik olarak öğütüldü.μm elde edildi. Polietilen peletler bir endüstriyel üreticiden (Sigma-Aldrich, Tokyo, Japonya) elde edildi. İki malzeme, 30 dakika boyunca 0,5 Hz hızda mekanik bir karıştırıcı kullanılarak karıştırıldı. Karıştırılan tozlar daha sonra silikon kalıplara konuldu ve 200°C sıcaklıktaki bir vakumlu fırında eritildi.∘C.

            Numunelerin bileşimi aşağıda listelenmiştir:tablo 1. tablo 1

            Numunelerin bileşimi.
            ağırlıkça % ağırlıkça %
            %0 (referans)
            %0.5 %0.5
            %1.0 %1.0
            %2,5 %2,5
            5.0% 5.0%
            Ayrı bir pencerede aç 2.2. Numunelerin Karakterizasyonu

            2.2.1. lazer mikroskopisi

            Biyolojik testten önce ve sonra numunelerin yüzey morfolojisi, konfokal taramalı lazer mikroskobu (Lazer Mikroskop 3D ve Profil ölçümleri, Keyence, VK × 200 Serisi, Osaka, Japonya) kullanılarak analiz edildi. Tüm görüntüler, 10× ila 150× arasında değişen çeşitli büyütmelerde toplanmıştır. İlk pürüzlülük değerleri 10 rastgele 100 × 100 üzerinde ölçülmüştür.μörnek başına m kare alan.

            2.2.2. Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi

            Fourier Dönüştürülmüş Kızılötesi spektroskopisi (FTIR) spektrumları, 250.000 ile 250.000 arasında bir aralığı kapsayan, köşe-küp aynaları olan bir Michelson 28 derece interferometre ile donatılmış bir FTIR spektrometresi (FT/IR-4000 JASCO, Tokyo, Japonya) kullanılarak oda sıcaklığında toplanmıştır. 5 cm- 1. Açıklık boyutu 200 × 200 idiμm 2 ve edinme süresi 30 s olarak ayarlandı. Cihaz, özel yazılım (Spectra Manager, JASCO, Tokyo, Japonya) kullanılarak çalıştırıldı. Biyolojik testten önce ve sonra her numune için on farklı spektrum elde edildi. Ortalama spektrumlar, aksi belirtilmedikçe sunulur.

            2.2.3. In Vitro Bakteri ve Mantar Kültürleri

            S. aureus (NBRC 13276), E. coli (E1 NBRC 3972) ve C. albicans (NBRC 1594), sürme plaka yöntemiyle kültürlendi. İlk plaka, agar plakasındaki bakteri boncukları kullanılarak hazırlandı. İkinci plaka, birinci plakadan bir koloni kullanılarak dört sektör kadran çizgisinden hazırlandı. Her iki plaka 37 altında inkübe edildi∘24 saat C. Daha sonra ikinci plakadan toplanan bir koloni alınmış ve 5 mL Luria broth (LB Broth, Sigma-Aldrich, Tokyo, Japonya) ve glukoz, pepton, maya özütü, malt özütü karışımı ile formüle edilen Et suyu n°108 ile karıştırılmıştır. damıtılmış su (NBRC, NITE biyolojik kaynak merkezi, Shibuya-ku, Tokyo, Japonya). S. aureus ve E. coli için LB broth kullanıldı ve C. albicans için 108 broth kullanıldı , ardından 37°C'de çalkalayıcı bir inkübatörde (Southwest Science, Hamilton, NJ, ABD) inkübe edildi.∘C ve 175 rpm 24 saat. Son olarak, yüz mikrolitre bakteri solüsyonu yeni LB et suyuna pipetlendi ve seyreltme adımları, minifoto 518R fotometre (TAITEC CORPORATION, Tokyo, Japonya) kullanılarak 0.3 OD absorbans elde edilene kadar tekrarlandı. 2.3. Biyolojik Karakterizasyon

            Koloni Oluşturan Birimler

            Örneklerin yüzeyine (5 cm x 5 cm) iki yüz mikrolitre bakteri ve mantar solüsyonu damlatıldı ve parafilm (4 cm x 4 cm) ile kaplandı. Ortalamayı hesaplamak için her numune üç kez tekrarlandı. Daha sonra örnekler bir kap içerisine yerleştirilerek 37°C'de 24 saat inkübe edildi.∘C. İnkübasyon süresinden sonra numuneler 5 mL sterilize edilmiş fosfat tamponlu salin (PBS) (Fujifilm WakoCo, Osaka, Japonya) ile yıkandı. Daha sonra karışımdan 100 mikrolitre alınarak 10 kat seri seyreltme için mikrosantrifüj tüpüne yerleştirildi.- 110'a kadar-7 _PBS tarafından. Son olarak, her seyreltmeden yüz mikrolitre bir agar plakasına yayıldı ve 37°C'de 24 saat inkübe edildi, ardından ilgili seyreltmenin koloni sayısı sayıldı. CFU/mL şu formül kullanılarak hesaplandı: CFU/mL = (koloni sayısı x seyreltme faktörü) x 10. Daha sonra CFU değerleri polietilen yüzeyi ile çarpıldı ve kullanılan parafilm alanına bölündü. 2.4. Yaşlanma ve Mekanik Test

            2.4.1. UV Yaşlanma

            1 cm x 1 cm boyutlarındaki numuneler, 405 nm'de 13 LED ile donatılmış UV Form Küründe (Formlabs, Somerville, MA, ABD) işlendi. Sıcaklık 25'te tutuldu∘0 saat, 15 dakika, 1 saat, 6 saat, 24 saat ve 1 hafta boyunca C. Numunenin rengindeki değişiklikler gözlemlendi ve FTIR analizi yapıldı. Ortalama değeri hesaplamak için her numune üç kez tekrarlandı.

            2.4.2. Mekanik Test

            Dambıl şeklindeki numunelerin çekme testi, 50 mm/dk'lık bir uzama hızında MCT 2150 Masaüstü Gerilme-Sıkıştırma Test Cihazı (AND Discover Precision, Tokyo, Japonya) kullanılarak yapıldı. Çekme özellikleri, her konsantrasyondan üç numune için belirlendi.

            Git: 3. Sonuçlar

            Yüzey Karakterizasyonu

            Şekil 1lazer mikroskopisi ile gerçekleştirilen yüzey karakterizasyonunun sonuçlarını gösterir. Üç malzemenin de, onları üretmek için kullanılan silikon kalıpların yüzeyindeki izlerden kaynaklanan benzer çiziklere sahip olduğu gözlemlenebilir. %5'e kadar güçlendirici partiküllerin varlığı (Şekil 1b,c) optik mikroskopi ile gözlemlenebilir yüzey morfolojisini etkilemedi.
            Bir resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: antibiyotikler-09-00857-g001.jpg
            Şekil 1
            ( a ) kontrol PE'nin, ( b ) %5 zerdeçal içeren PE'nin ve ( c ) %5 neem içeren PE'nin optik mikrografları . ( d ) farklı numunelerin yüzey pürüzlülüğünü gösterir.

            Şekil 1d, referans polietilen numunesi ve en yüksek takviye oranına sahip iki kompozit üzerinde gerçekleştirilen yüzey pürüzlülük ölçümlerinin sonuçlarını göstermektedir. Ortalama pürüzlülük (Ra) değerleri biraz yükselse bile standart sapmanın hala büyük olduğu ve üç grup arasındaki farkların önemli olmadığı ( p > 0.05) görülebilir. Benzer şekilde, maksimum pürüzlülük genliğinin (Rt) toplam yüksekliği, takviye partiküllerinin eklenmesiyle artar, ancak referans ve %5 neem numuneleri arasındaki farklar istatistiksel olarak anlamlı olsa bile, artış nispeten küçüktür (yaklaşık %20) .

            şekil 2polietilen referansına ve saf zerdeçal tozuna kıyasla zerdeçal içeren numuneler için FTIR spektroskopik testinin sonuçlarını gösterir. Spektrumlara polimerin nispeten güçlü bantlarının hakim olduğu ve 2, 4 ve 6. bölgelerde zerdeçal varlığından dolayı sadece küçük sinyallerin ortaya çıktığı gözlemlenebilir.
            Bir resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: antibiyotikler-09-00857-g002.jpg
            şekil 2
            Polietilen referansına kıyasla zerdeçal içeren numunelerin FTIR spektrumları.

            Polietilen ile ilgili bantlar yaklaşık 2920 cm'de görünüyor- 1(CH 2 asimetrik germe), 2850 cm- 1(CH 2 simetrik germe), 1475 cm- 1(bükülme deformasyonu) 1465 cm- 1(bükülme deformasyonu), 1375 cm- 1(CH 3 simetrik deformasyon), 1365 cm- 1(sallanma deformasyonu), 1350 cm- 1(sallanma deformasyonu) ve 730 cm- 1(sallanma deformasyonu) [ 27 ].

            Zerdeçal spektrumu, saf kurkumin için literatürde daha önce bildirilenlere benzerdir [ 28 ] ve yaklaşık 3510 cm'de nispeten güçlü bir bant içerir.- 1(fenolik OH germe titreşimi) ardından yaklaşık 1630 cm'de diğer yoğun bantlar- 1(aromatik kısım C=C germe), 1600 cm- 1(benzen halkası germe titreşimleri), 1510 cm- 1(C=O ve C=C titreşimleri), 1430 cm- 1(olefinik CH bükme titreşimleri), 1280 cm- 1(aromatik CO germe titreşimleri) ve 1025 cm- 1(COC germe titreşimleri). Yaklaşık 3400 cm'de ek bir geniş bant- 1su moleküllerinin varlığından kaynaklanır.

            Polietilen spektrumu, yaklaşık 1630 cm'de bulunanlar gibi çeşitli yoğun bantlar halinde zerdeçal tozlarının varlığından fazla etkilenmez.- 1ve 1600 cm- 1ve benzen halkası titreşimleriyle ilgili olarak, zerdeçal içeriği %5,0 olduğunda bile tespit edilemez. Öte yandan, yaklaşık 1000 cm'lik bantlar- 1ve zerdeçal miktarı ile birlikte COC esneme artışı ve 2300 cm bölgesindeki bantlarla ilgili- 1ve CO2'nin asimetrik gerilmesi ile ilişkilidir .

            CO2 , havaya maruz kaldığında veya kurkumin ile polietilen arasındaki etkileşimden dolayı kompozit tarafından absorbe edilebilir .

            Figür 3aynı polietilen referansına ve saf neem tozuna kıyasla neem içeren numuneler üzerinde FTIR spektroskopi analizinin sonuçlarını gösterir. Kurkuminin aksine, kompozitlerde neem varlığı, tümü konsantrasyonla birlikte artan 2, 4 ve 6 bölgelerindeki bantların varlığı gözlemlenerek belirlenebilir.
            Bir resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı antibiyotiklerdir-09-00857-g003.jpg
            Figür 3
            Polietilen referansına kıyasla neem içeren numunelerin FTIR spektrumları.

            Neem tozunun spektrumu, zerdeçal referansına oldukça benzer.şekil 2ancak zerdeçalın aksine neem, klorofil, selüloz, kersetin, izomeldenin, nimbin, nimbinen, 6-desasetil nimbinen, nimbandiol, hareketsiz, nimokinol ve beta-sitosterol gibi FTIR spektrumuna katkıda bulunabilecek birçok farklı maddeden oluşur. .

            Sistemin karmaşıklığı nedeniyle, spektrumu temel bileşenlerine ayırmak imkansızdır. Bununla birlikte, aromatik CO germe titreşimleri ile ilgili üç bölgenin (yaklaşık 1280 cm'de) gözlemlenebilir.- 1) ve KOK germe (yaklaşık 1025 cm- 1), aromatik parçaya C=C gerdirme (yaklaşık 1630 cm'de- 1ve 1600 cm- 1) ve yavaş yavaş suya, neem tozu fraksiyonu ile artırın.

            Şekil 410 düşürülerek gerçekleştirilen basit bir testin sonuçlarını gösterirμNumunelerin yüzeyinde m 0.1 M NaOH çözeltisi. Alkali çözelti, kurkuminin diketondan keto-enol formuna dönüşümünü indükler ve rengini kırmızıya dönüştürür. Bu deney, çevreye maruz kaldığında takviye tozunun çözelti içindeyken kompozitten sülük yapıp yapamayacağını doğrulamak için kullanıldı.
            Bir resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı antibiyotiklerdir-09-00857-g004.jpg
            Şekil 4
            10 damla damlatılarak yapılan basit bir testin sonuçlarıμZerdeçal konsantrasyonunun bir fonksiyonu olarak numunelerin yüzeyinde 0.1 M NaOH çözeltisinin m'si.

            Düşük konsantrasyonlarda (ağırlıkça %0.5) bile, polietilen matrisine karıştırılan kurkuminin, alkali çözeltiye tepkimeye devam edebildiği gözlemlenebilir. Ayrıca, kurkumin, kompozit polimerden çözeltiye salınır ve bu da kırmızı olur.

            Hem bileşik hem de çözelti için rengin yoğunluğu, kurkumin fraksiyonunun bir fonksiyonudur.

            Şekil 5kontrol kültürüyle karşılaştırıldığında, 24 saat boyunca E. coli'ye karşı test edilen kompozitler için CFU sayım sonuçlarını gösterir . Nispeten düşük konsantrasyonlarda bile zerdeçalın antibakteriyel etkisinin neemden daha güçlü olduğu gözlemlenebilir. Neem için sadece ağırlıkça yaklaşık %5.0'lık bir konsantrasyon. CFU'da istatistiksel olarak anlamlı bir düşüş gösterebildi.
            Bir resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: antibiyotikler-09-00857-g005.jpg
            Şekil 5
            24 saat boyunca E. coli ile in vitro test edildikten sonra çeşitli numuneler üzerinde gerçekleştirilen CFU sayımı .

            Şekil 6S. aureus'a karşı test edilen kompozitler için CFU sayım sonuçlarını gösterir . Hem neem hem de zerdeçal, bu spesifik suşa karşı karşılaştırılabilir antibakteriyel özellikler gösterir ve etkiler, düşük konsantrasyonlarda zaten istatistiksel olarak anlamlıdır. Genel olarak, zerdeçal, özellikle daha düşük konsantrasyonlarda neemden daha etkili görünüyor.
            Bir resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı antibiyotiklerdir-09-00857-g006.jpg
            Şekil 6
            24 saat boyunca S. aureus ile in vitro test edildikten sonra çeşitli numuneler üzerinde gerçekleştirilen CFU sayımı .

            Şekil 7C. albicans'a karşı test edilen kompozitler için CFU sayım sonuçlarını gösterir . Bakterilere karşı önceki sonuçların aksine, düşük konsantrasyonlarda neem ve zerdeçal istatistiksel olarak anlamlı bir mantar önleyici etkiye sahip görünmüyor ve sadece neem yüksek konsantrasyonlarda C. albicans'a karşı güçlü bir etkiye sahip gibi görünüyor.
            Bir resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: antibiyotikler-09-00857-g007.jpg
            Şekil 7
            24 saat boyunca C. albicans ile in vitro test edildikten sonra çeşitli numuneler üzerinde gerçekleştirilen CFU sayımı .

            Şekil 8UV ışımasından sonra farklı örneklerin görüntülerini gösterir. Hem neem hem de zerdeçal bileşiklerinin renginin, özellikle daha düşük içerikler için, maruz kalma ile solma eğiliminde olduğu gözlemlenebilir. Zerdeçal için bu etki iki aşamada gerçekleşir; ilki, literatürde daha önce tarif edildiği gibi kurkuminin polietilen ile çapraz bağlanmasıdır [ 29 ], ardından kurkumin molekülünün bisiklopentadion, vanilin, ferulik asit ve feruloilmetan üretmek için bozunması [29]. 30 , 31 ].
            Bir resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: antibiyotikler-09-00857-g008.jpg
            Şekil 8
            Biyoaktif bileşenlerin konsantrasyonunun ve UV'ye maruz kalma süresinin bir fonksiyonu olarak UV işleminden sonra farklı numunelerin renginin değişmesi.

            Bu bozulma sırasında, merkezi zincirdeki CC bağlarının kırılması renk emisyonundaki kayıptan sorumludur.

            Neem için, yapraklarda bulunan klorofil a'nın neden olduğu orijinal yeşil pigmentasyon da fotokimyasal olarak hidroksi-feofitin a , feofitin a ve hidroksi-lakton-feofitin a'ya [ 32 ] ayrışır ve böylece renk bozulmasına yol açar.

            Şekil 9%5 zerdeçal tozu içeren numuneler üzerinde UV yaşlandırma sonrası yapılan FITR testinin sonuçlarını gösterir. Spektrumların genel şekli burada sunulanlardan çok farklı olmasa daşekil 2, 1250 ile 1550 cm arasındaki bölge- 1bazı küçük değişiklikler sunar. Bantların yaklaşık 1340, 1360 ve 1390 cm'de olduğu gözlemlenebilir.- 1ve 1500 ile 1550 cm arasında- 130 dakika ve 1 saatlik UV tedavisinden sonra başlangıçta nispi yoğunlukta artış, daha sonra azalır ve nihayet bir hafta sonra kaybolur. Bu, kurkuminin bu bölgelerde nispeten daha yoğun bantlara sahip olan ferulik aside bozunmasından kaynaklanır [ 33 ]. Ferulik asit daha sonra daha küçük alt ürünlere indirgenir.
            Bir resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: antibiyotikler-09-00857-g009.jpg
            Şekil 9
            Saf polietilen referansları ile karşılaştırıldığında, muamele süresinin bir fonksiyonu olarak UV'ye maruz kaldıktan sonra zerdeçal numunesi için FTIR sonuçları.

            En yüksek takviye tozu oranına sahip numuneler üzerinde bir çekme konfigürasyonunda gerçekleştirilen mekanik test sonuçları, aşağıdaki tabloda sunulmaktadır.Şekil 10. UV işleminin polietilen üzerinde başlangıçta hiçbir etkisi olmadığı gözlemlenebilir, ancak üç günlük sürekli işlemden sonra maksimum deformasyonu yaklaşık %27'den %22'ye düşürür.
            Bir resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: antibiyotikler-09-00857-g010.jpg
            Şekil 10
            Polietilen referanslarına kıyasla UV işleminin bir fonksiyonu olarak %5 takviye edici partikül içeren numuneler için mekanik özellikler (çekme).

            Zerdeçal eklenmesi hem maksimum yükü (5,5 MPa'dan 4,7 MPa'ya) hem de deformasyonu (%27'den %18'e) azaltmakla kalmaz, aynı zamanda kompoziti UV'ye maruz kalmaya karşı çok daha duyarlı hale getirir. Sadece bir saatlik işlemden sonra, yük yaklaşık 4,5 MPa'ya ve uzama yaklaşık %15'e düşer; bununla birlikte, özellikler daha sonra stabilize olur ve daha uzun maruz kalma süreleri için daha fazla azalma gözlenmez.

            Neem, mekanik özellikler üzerinde en büyük etkiye sahip gibi görünüyor, uzamayı %27'den yaklaşık %15'e düşürüyor, ancak değerler UV maruziyetinden fazla etkilenmez.

            Git: 4. Tartışma

            Zerdeçaldaki biyolojik etkilerin çoğundan sorumlu olan biyoaktif molekül, literatürde belirtildiği gibi kurkumindir. Küçük kurkumin molekülünün hem Gram pozitif hem de Gram negatif bakterilere nüfuz edebildiği ve membranda kalıcı bir hasara yol açarak sızıntıya neden olduğu varsayılmıştır [ 34 ]. Ayrıca, kurkuminin , Z halkasındaki FtsZ proteininin ( ffsZ geni tarafından kodlanan) birleşim dinamiklerini inhibe ederek bakteriyel hücre proliferasyonunu baskılayabildiği gösterilmiştir [ 35 ].

            E. coli (Gram negatif) ve S. aureus (Gram pozitif) olmak üzere iki bakteri suşu farklı zar yapılarına sahip olsa bile, Şekil S2'deki basit testin önerdiği gibi kurkumin her ikisine de nüfuz edebilmiştir. Örnekleri yıkamak için beş mililitre PBS kullanıldı ve küçük bir miktar (100μL) CFU sayımı için kullanıldı. Bakteriyel solüsyonlar durumunda, hacmin geri kalanı üç farklı mikrosantrifüj tüpünde (her biri 5 mL) toplandı. Santrifüj, yüksek hızlı soğutmalı santrifüj, CR-GIII (Hitachi Ltd, Tokyo, Japonya) kullanılarak 4°C'de iki kez gerçekleştirildi.∘C ve 10.000 rpm'de yüzeyden salınan zerdeçal veya neem tozlarını uzaklaştırmak için 1 dk. Santrifüjleme ve tekrarlanan yıkamadan sonra, bakteri peletleri hala zerdeçal parçacıkları içeriyordu, bu da yıkanamayan ve NaOH içeren çözeltilere maruz kaldığında kırmızıya dönmeyen sarı bir renkle sonuçlandı. Bu, bakterilerin zerdeçalı örneklerden nasıl emdiğini gösterir.

            Neem ile güçlendirilmiş kompozitler için antibakteriyel etkinin hem kersetin hem de sitosterol varlığının sonucu olduğu varsayılmıştır [ 36 ]. Neem özütleri, Gram pozitif türlere karşı antibakteriyel ajanlar olarak başarılı bir şekilde kullanılsa da [ 37 ], önceki literatür sonuçları, bunların Gram negatif türlere karşı [ 38 ] kadar etkili olmadığını göstermiştir .Şekil 5veŞekil 6.

            Öte yandan neem, C. albicans'ın mantar enfeksiyonuna karşı daha fazla etkinlik göstermiştir . Neem tozunun antifungal etkisi, çeşitli Candida suşlarına karşı etkiler gösteren kuersetin varlığı ile de ilişkilidir [ 39 ].

            Bir polimer matris kompoziti üretmek için neem veya zerdeçal tozlarının kullanılmasının dezavantajı, mekanik özelliklerin azalmasıdır. Hem zerdeçal hem de neem, literatürdeki diğer polimer matrisli kompozitlerle karşılaştırılabilir bir mukavemet ve uzama kaybıyla, özellikle uzama olmak üzere mekanik özelliklerde bir azalmaya neden olur [ 40 ].

            Zerdeçal takviyeli polietilenin neem takviyeli ile karşılaştırıldığında daha iyi performansları, kurkuminin polietilen zincirlerine bağlanma kabiliyeti dikkate alınarak açıklanabilir, bu da partiküller ve matris arasında daha yüksek bir arayüz yapışması sağlar.

            Polietileni zerdeçal ile birleştirmek, kompozit malzemeyi UV ışınlarına karşı daha hassas hale getirerek zamanla mekanik özelliklerin azalmasına yol açar. Mekanik özelliklerin kaybı bir şekilde sınırlı olsa bile, kısa süreli UV ışıması, saf polietilen durumunda olduğu gibi mekanik performansları iyileştirmedi.

            Mekanik testler, zerdeçal-polietilen kompozitlerin yapısının UV'ye maruz kalma ile bozulabileceğini kanıtladı, ancak bozulma, ayrışmaya yol açacak kadar güçlü değildi.

            Git: 5. Sonuçlar

            Bu araştırmada, kompozit bir malzeme elde etmek için, zerdeçal ve neem tozları gibi doğal ürünlerin %5'e kadarı başarıyla polietilene eklenmiştir.

            Hem neem hem de zerdeçal tozları, hem Gram pozitif hem de negatif suşlara karşı etkinlik gösteren zerdeçal ile polietilenin antibakteriyel etkinliğini artırır.

            Neem bazlı kompozitler ise C. albicans mantar kolonizasyonuna karşı daha etkiliydi .

            Polietilenin mekanik mukavemeti, güçlendirici parçacıkların mevcudiyeti, maksimum yükün azalması ve daha spesifik olarak uzama ile tehlikeye girmiştir.

            Git: Ek Malzemeler

            Aşağıdakiler çevrimiçi olarak https://www.mdpi.com/2079-6382/9/12/857/s1 adresinde mevcuttur .
            Ek veri dosyası için buraya tıklayın. (215K, pdf)
            Git: Yazar Katkıları

            Kavramsallaştırma, EM ve TPMS; metodoloji, KK ve HS; doğrulama, KK, GP ve EM; resmi analiz, TPMS ve HS; soruşturma, FB, TPMS ve MZ; kaynaklar, TPMS; veri iyileştirme, EM ve WZ; yazma, orijinal taslak hazırlama, EM; yazma, inceleme ve düzenleme, GP ve RR; görselleştirme, KK; gözetim, WZ ve GP; proje yönetimi, GP Tüm yazarlar, makalenin yayınlanan versiyonunu okudu ve kabul etti.

            Git: Finansman

            Bu araştırma, kamu, ticari veya kar amacı gütmeyen sektörlerdeki finansman kuruluşlarından herhangi bir özel hibe almamıştır.

            Git: Çıkar çatışmaları

            Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir.

            Git: Dipnotlar


            Yayıncının Notu: MDPI, yayınlanan haritalarda ve kurumsal bağlantılarda yargı yetkisi iddiaları konusunda tarafsız kalır.



            Git: Referanslar

            1. Cogan JA, Jr. Gıda Güvenliği Sorumluluk Sigortası İçin Huzursuz Vaka. Brook. L. Rev. 2015; 81 :1495. [ Google Akademik ]
            2. Amerika Birleşik Devletleri'nde Gıda Kaynaklı Hastalık Tahminleri, Hastalık Kontrol ve Önleme için CTRS (8 Ocak 2014) [Bundan böyle Gıda Kaynaklı Hastalık Tahminleri] [(29 Eylül 2020'de erişildi)];Çevrimiçi olarak erişilebilir: http://www.cdc.gov/foodborneburden ; https://perma.cc/986Y-VPZC .
            3. E. coli , Salmonella, Norovirus ve Listeria gibi "Enterik enfeksiyonlar" , "Vücuda Ağız ve Bağırsak Yoluyla Girer ve Genellikle Kontamine Gıda ve Su Yoluyla veya Kusma veya Dışkı ile Temas Yoluyla Yayılır." Bağırsak Hastalıkları Epidemiyoloji Şubesi, CTRS. Hastalık Kontrol ve Önleme için (23 Nisan 2013) [(29 Eylül 2020'de erişildi)];Çevrimiçi olarak erişilebilir: http://www.cdc.gov/ncezid/dfwed/edeb/ ; http://perma.cc/7FK6-KK9X .
            4. Kovats RS, Edwards SJ, Hajat S., Armstrong BG, Ebi KL, Menne B. Sıcaklığın gıda zehirlenmesi üzerindeki etkisi: On Avrupa ülkesinde bir zaman serisi salmonelloz analizi. Epidemiol. Bulaş. 2004; 132 :443–453. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            5. Grace D. Düşük ve orta gelirli ülkelerde gıda güvenliği. Int. J. Çevre. Araş. Halk Sağlığı. 2015; 12 :10490–10507. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            6. James SJ, James C. Gıda soğuk zinciri ve iklim değişikliği. Gıda Araş. Int. 2010; 43 : 1944–1956. [ Google Akademik ]
            7. Martins Alves M. Ph.D. Tez. Plymouth Üniversitesi; Plymouth, Birleşik Krallık: 2018. Kıymada Renk Solması Şikayetleri. Yemek Milleri Seyahat Etmek Müşteri Şikayetlerini Etkiler mi? [ Google Akademik ]
            8. Galgamuwa LS, Iddawela D., Dharmaratne SD Plantasyon sektöründe gıda işleyicileri arasında gıda hijyeni bilgisi ve uygulamaları, Sri Lanka. Int. J. Sci. 2016 ; 2 :304–311. [ Google Akademik ]
            9. Abrahale K., Sousa S., Albuquerque G., Padrão P., Lunet N. Dünya çapında sokak gıda araştırması: Kapsam belirleme incelemesi. J. Hım. Nutr. Diyet. 2019; 32 :152–174. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            10. Cavico FJ, Mujtaba BG, Muffler S., Samuel M., Polito NM Üretici, süpermarket ve bakkal ihmal, garanti ve sorumluluk yasaları nedeniyle kontamine yiyecek ve içecekler için sorumluluk. Ekonomi. 2018; 5 :17–39. [ Google Akademik ]
            11. Worsfold D., Worsfold PM, Griffith CJ Çiftçi pazarlarında gıda hijyeni ve güvenliğinin değerlendirilmesi. Int. J. Çevre. Sağlık Araş. 2004; 14 :109–119. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            12. Mortlock MP, Peters AC, Griffith CJ Birleşik Krallık gıda endüstrisinde gıda hijyeni eğitimi ve yeterlilik düzeylerine ilişkin ulusal bir anket. Int. J. Çevre. Sağlık Araş. 2000; 10 :111–123. [ Google Akademik ]
            13. Redmond EC, Griffith CJ Tüketicilerin gıda güvenliği risk, kontrol ve sorumluluk algıları. İştah. 2004; 43 :309–313. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            14. Ortak FAO/WHO Codex Alimentarius Komisyonu . Codex Alimentarius. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü; Roma, İtalya: 1992. [ Google Akademik ]
            15. Legnani P., Leoni E., Berveglieri M., Mirolo G., Alvaro N. Toplu yemek işletmelerinin hijyenik kontrolü, gıda ve ekipmanların mikrobiyolojik izlenmesi. Gıda Kontrolü. 2004; 15 :205–211. [ Google Akademik ]
            16. Betta G., Barbanti D., Massini R. Aseptik işleme ve paketleme sisteminde gıda hijyeni: İtalyan gıda endüstrisinde bir araştırma. Trendler Gıda Bilimi Teknoloji. 2011; 22 :327–334. doi: 10.1016/j.tifs.2011.02.006. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            17. Galotto MJ, Ulloa PA, Hernández D., Fernández-Martín F., Gavara R., Guarda A. Esnek gıda paketleme polimerik film malzemelerinin yüksek basınç/sıcaklık işlemleri altında mekanik ve termal davranışı. Paket. Teknoloji. bilim Int. 2008 ; 21 :297–308. [ Google Akademik ]
            18. Pearce D., Turner RK Ambalaj atıkları ve kirleten öder ilkesi: Bir vergilendirme çözümü. J. Çevre. Plan. Yönet 1992; 35 :5–15. doi: 10.1080/09640569208711905. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            19. Siracusa V., Rocculi P., Romani S., Dalla RM Gıda ambalajları için biyolojik olarak parçalanabilen polimerler: Bir inceleme. Trendler Gıda Bilimi Teknoloji. 2008; 19 :634-643. doi: 10.1016/j.tifs.2008.07.003. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            20. Kosior E., Braganca RM, Fowler P. Hafif kompostlanabilir ambalaj: Literatür taraması. Atık Kaynağı. Eylem Programı. 2006; 26 :1–48. [ Google Akademik ]
            21. Grigore ME Geri dönüştürülmüş termoplastik polimerlerin geri dönüşüm yöntemleri, özellikleri ve uygulamaları. Geri dönüşüm. 2017; 2:24 . [ Google Akademik ]
            22. Cha DS, Chinnan MS Biyopolimer bazlı antimikrobiyal paketleme: Bir inceleme. Kritik. Rev. Gıda Bilimi. Nutr. 2004; 44 :223–237. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            23. Zorofchian Moghadamtousi S., Abdul Kadir H., Hassandarvish P., Tajik H., Abubakar S., Zandi K. Kurkuminin antibakteriyel, antiviral ve antifungal aktivitesi üzerine bir inceleme. BioMed Arş. Int. 2014; 2014 yılı: 10.1155/2014/186864. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            24. Akram M., Shahab-Uddin AA, Usmanghani KHAN, Hannan ABDUL, Mohiuddin E., Asif M. Curcuma longa ve curcumin: Bir derleme makalesi. ROM. J. Biol. Bitki Biol. 2010; 55 :65–70. [ Google Akademik ]
            25. Jaisinghani RN Quercetin'in antibakteriyel özellikleri. Mikrobiyol. Araş. 2017; 8 gün: 10.4081/mr.2017.6877. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            26. Ododo MM, Choudhury MK, Dekebo AH Malva parviflora'nın kök kabuğundan antibakteriyel aktiviteye sahip β -sitosterolün yapı açıklaması. SpringerPlus. 2016; 5 :1–11. doi: 10.1186/s40064-016-2894-x. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            27. Gulmine JV, Janissek PR, Heise HM, Akcelrud L. FTIR ile polietilen karakterizasyonu. Polim. Ölçek. 2002; 21 :557-563. doi: 10.1016/S0142-9418(01)00124-6. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            28. Chen X., Zou LQ, Niu J., Liu W., Peng SF, Liu CM Kurkumin nanolipozomlarının stabilitesi, sürekli salımı ve hücresel antioksidan aktivitesi. Moleküller. 2015; 20 :14293–14311. doi: 10.3390/moleküller200814293. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            29. Manohar CM, Prabhawathi V., Sivakumar PM, Doble M. Çapraz bağlayıcı olarak kurkumin içeren bir papain immobilize antimikrobiyal gıda paketinin tasarımı. PLoS BİR. 2015; 10 :e0121665. doi: 10.1371/journal.pone.0121665. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            30. Gordon ON, Schneider C. Vanilin ve ferulik asit: Kurkuminin başlıca bozunma ürünleri değildir. Trendler Mol. Med. 2012; 18 :361-363. doi: 10.1016/j.molmed.2012.04.011. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            31. Gordon ON, Luis PB, Sintim HO, Schneider C. Çözülen kurkumin bozunması otooksidasyonu, ana bisiklopentadion yolunda spiroepoksit ve vinileter ara maddeleri yoluyla ilerler. J. Biol. Kimya 2015; 290 :4817–4828. doi: 10.1074/jbc.M114.618785. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            32. Petrović S., Zvezdanović J., Marković D. Işık ve UV-B ışınlaması ile indüklenen sulu ortamlarda klorofil bozunması: Bir UHPLC-ESI-MS çalışması. Radyasyon. Fizik Kimya 2017; 141 :8–16. doi: 10.1016/j.radphyschem.2017.05.024. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            33. Aarabi A., Honarvar M., Mizani M., Faghihian H., Gerami A. Alkali hidroliz ile şeker pancarı küspesinden bir antioksidan olarak ferulik asidin ekstraksiyonu ve saflaştırılması. İtalyan. J. Gıda Bilimi. 2016; 28 :362. [ Google Akademik ]
            34. Tyagi P., Singh M., Kumari H., Kumari A., Mukhopadhyay K. Kurkumin I'in bakterisit aktivitesi, bakteri zarının zarar görmesiyle ilişkilidir. PLoS BİR. 2015; 10 :e0121313. doi: 10.1371/journal.pone.0121313. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            35. Praditya D., Kirchhoff L., Brüning J., Rachmawati H., Steinmann J., Steinmann E. Altın baharat kurkuminin anti-enfektif özellikleri. Ön. Mikrobiyol. 2019; 10 :912. doi: 10.3389/fmicb.2019.00912. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            36. Alzohairy MA Azadirachta indica'nın (Neem) terapötik rolü ve aktif bileşenlerinin hastalıkların önlenmesi ve tedavisindeki rolü. Kötü. Temelli Tamamlayıcı. Alternatif. Med. 2016; 2016 yılı: 10.1155/2016/7382506. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            37. Sarmiento WC, Maramba CC, Gonzales MLM Neem (Azadirachta indica) yaprağı ekstraktının metisiline duyarlı ve Metisiline dirençli Staphylococcus aureus üzerindeki antibakteriyel etkisi üzerine bir in vitro çalışma. PIDSP J. 2011; 12 :40–45. [ Google Akademik ]
            38. Afrose R., Saha SK, Banu LA, Ahmed AU, Shahidullah AS, Gani A., Ali MY Curcuma longa'nın (Zerdeçal) Staphylococcus aureus ve Escherichia coli'ye Karşı Antibakteriyel Etkisi. Mymensingh Med. J.MMJ. 2015; 24 :506–515. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            39. Rocha MFG, Sales JA, da Rocha MG, Galdino LM, de Aguiar L., Pereira-Neto WDA, Brilhante RSN Kaempferol ve kersetin flavonoidlerinin antifungal etkileri: Mantar biyofilmlerinin kontrolü için olası bir alternatif. Biyolojik kirlilik. 2019; 35 :320–328. doi: 10.1080/08927014.2019.1604948. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
            40. Fu SY, Feng XQ, Lauke B., Mai YW Parçacık boyutunun, parçacık/matris arayüzey yapışmasının ve parçacık yüklemesinin parçacık-polimer kompozitlerinin mekanik özellikleri üzerindeki etkileri. Kompozisyonlar. Bölüm B Müh. 2008; 39 :933-961. doi: 10.1016/j.compositesb.2008.01.002. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]

            Yorum yap

            Hazırlanıyor...
            X