Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Hi̇ndi̇stan cevi̇zi̇ yaği

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Hi̇ndi̇stan cevi̇zi̇ yaği



    Hindistan Cevizi Yağı, Doğal Mucize mi?​​

    Hindistan Cevizi Yağı, Coconut Oil
    Bir grup doktor Hindistan cevizi yağındaki antibakteriyel özellikleri vurgulayıp özellikle mantarsal (CANDİDA, BAĞIRSAK MANTARI) hastalıklarla mücadele edenlerin diyetlerine mutlaka eklemeleri gerektiğini savunuyor. Diyabet, kanser, böbrek, karaciğer sorunlarından tutun da Alzheimer ve Parkinson’a kadar pek çok hastalığa olumlu faydalarını savunan da var, yeterli kanıt yoktur deyip burun kıvıran da. Bir yanda bir grup Doktor Hindistan cevizi yağı ve faydalarını ve mucizesini sonuna kadar savunuyor diğer yanda başka bir grup doktor aynı yağı yüksek doymuş yağ oranı yüzünden eleştiriyor ve uzak durun diyor. Gerçek nedir peki? Hangi grubun sözüne kulak vermeliyiz? Hindistan cevizi yağı binlerce yıldır geleneksel tıpta kullanılmakta olan bir yağdır ve batı tıbbında da son 60 yıldır haklı yerini almaya başlamıştır. Son yıllarda yapılan pek çok araştırmalarla, Hindistan cevizi yağının hem besin olarak hem de doğal deva olarak yıldızı parlamaya başlamış ve kullanan insanların olumlu yorumları ile de desteklenmiş, çeşitli araştırmalar sayesinde de bu yıldız kolay kolay sönmeyecek gibidir. Hindistan cevizi yağının faydası ile ilgili sadece ABD’de yayınlanmış 1000’den fazla bilimsel makale var. Lurik Asit, Kaprik Asit, Kaprilik Asit, ve Orta Zincirli Trigliseridlerle ilgili ise 25,000 den fazla makale var.

    Hindistan Cevizi, Coconut;
    Hindistan cevizi yağının temel kimyası 1920 ve 1930’larda keşfedilmeye başlandı. O yıllarda yapılan araştırmalar sonucu görülmüştür ki diğer bütün yağlara kıyasla Hindistan cevizi yağı belirgin biçimde farklılıklar göstermektedir. Hindistan cevizi yağının ağırlıklı olarak orta zincirli yağ asitleri ailesine ait olduğu ve bu asitlerin Orta Zincirli Trigliserid (MCT = Medium Chain Triglycerides) formunda oldukları o yıllarda yapılan araştırmalarla da tespit edilmiştir. (MCT yağların ile ilgili daha detaylı bilgiyi bu linkten bulabilirsiniz.) 1930 ve 1940’larda ise bazı doktorlar Hindistan cevizi yağının diyete eklendiğinde pek çok besin maddesinin emilimini arttırdığını fark etmişlerdir. Bu keşiften sonra araştırmacılar bebek ve çocuklarda besin emilimi eksikliği ve beslenme bozukluklarına karşı Hindistan cevizi yağının kullanımını araştırmaya yönelmişler ve neticede Hindistan cevizi yağı bebek mamalarına kullanılabilecek en uygun yağ olarak kabul edilmiştir. Bebeklerde, diğer besinsel yağlara kıyasla Hindistan cevizi yağı daha hızlı büyüme, kilo alımı ve genel beslenme durumunda iyileşme sağlamıştır 1. Bugün hala daha Hindistan cevizi yağı bebek mamalarında standart gıda maddesi olarak kullanılmaktadır. Günümüzde hastanelerin Yoğun Bakım odalarında ya da yeni doğan mamalarında Hindistan cevizi yağı ya da MCT’ler kullanılmakta ve hastaların iyileşme zamanını kısalıp, genel besin emilimini artmaktadır.2 MCT’lerin sindirilmesindeki farklılık pek çok hastalığın tedavisine ışık tuttuğu için son derece mühimdir. Bu buluşları müteakip 1960 ve 1970’lerde yoğun araştırmalar ve klinik çalışmalar sonucu da Hindistan cevizi yağının tedavi ettiği hastalıklar listesi uzamaya devam etmiştir. Tıkanma Sarılığı-obstructive jaundice3, Kistik fibroz-cystic fibrosis4, kronik bir gastroenterit olantropical sprue5, a-beta-lipoprotenaemia6, Bağırsak lenfangiektazisi -intestinal lymphangiectasia7, Pankreas Yetmezliği, pancreatic insufficiency8, bu hastalıklardan sadece birkaçıdır, ayrıca yine bağırsak ameliyatlarını müteakip iyileşme dönemini hızlandırmakta da son derece olumlu katkısı vardır.9Hindistan cevizi Yağı kan şekerini dengelediği için diyabet vakalarında da olumlu sonuçlar vermektedir. MCT’ler insülin salgılamasını ve hassasiyetini kontrol edebildikleri için diyabetin asıl altında yatan sebepleri de tersine çevirebilmektedir.10Hindistan cevizi yağının çok güçlü anti-kanserojen özellikleri vardır. Kanserli laboratuvar hayvanları Hindistan cevizi yağı ihtiva eden diyetle beslendiklerinde kanserojen etkilerin tamamen terse döndüğü ispat edilmiştir.11Hindistan cevizi yağı alkol, bakteri, uyuşturucu ve kimyasallar gibi toksik maddelerin sebep olduğu karaciğer hastalıklarını önleyebilir, hatta tedavi edebilir.12 Yine vücuttaki, ince bağırsak, kalın bağırsak, böbrekler ve pankreas gibi diğer organlara da aynı olumlu etkileri vardır.13-15

    Hindistan Cevizi, Coconut;
    Kalp hastalıklarının neticesinde kalpte enerji yetmezliği meydana geldiği dolayısıyla oksijen ve besin tedariki iyileştiğinde de kalbin fonksiyonlarının çarpıcı ölçülerde iyileştiği ispat edilmiştir. 16 Hindistan cevizi yağının kalbe dost olması hatta terapatik özellikler taşıdığı kalp hastalıklarının en az olduğu Hindistan cevizi yiyen toplumlarda yapılan araştırmalarla da doğrulanmıştır. 17 KANSER, DİYABET, KOLİT, KARACİĞER RAHATSIZLIKLARI, SAFRA KESESİ RAHATSIZLIKLARI ve DEMANS (BUNAMA, ALZHEİMER) gibi pek çok dejeneratif hastalıklar da yine düzenli Hindistan cevizi tüketen topluluklarda en az rastlanan hastalıklardır. Tüm bunlar rastlantı mıdır yoksa düzenli olarak tükettikleri Hindistan cevizinden midir acaba? Belgelenmiş, ispat edilmiş antimikrobiyal, antioksidant, antiülseröjen, ağrı kesici, mutasyon önleyici, ateş düşürücü, iltihap önleyici gibi pek çok özelliği bulunan hindistancevizi yağının artık pek çok sağlık sorununu tedavi ettiği kabul görmüştür. 18-19Tüm bu bilgiler ışığında diyebiliriz ki Hindistan cevizi yağı aslında kalbe dost, sağlıklı bir yağdır ve vücudumuzu pek çok açıdan destekleyerek daha düzgün çalışmasına yardımcı olur.

    Hindistan Cevizi Yağının araştırmalarla desteklenmiş faydaları şöyle sıralanabilir :
    1.
    Kan şekerini desteklemeye yardımcı, diyabet hastalarında önleyici ve tedavi edici
    2. Böbrek ve safra kesesi hastalıklarını önleyici ve tedavi edici
    3. Kan lipitlerini normalleştirici
    4. Alkol ve diğer toksinlerin karaciğere yaptığı hasarı önleyici
    5. İltihap önleyici, Ateş düşürücü
    6. Antiviral, antibakterel ve antifungal (CANDİDA) (özellikleri sayesinde pek çok bakteriyel hastalığı önleyici
    7. Kansere karşı mücadele edici
    8. Cildi ve saçları besleyici
    9. Sindirimi kolaylaştırıcı ve teşvik edici

    Referanslar1. Vaidya, U.V., et al. Vegetable oils fortified feeds in the nutrition of very low birthweight babies. Indian Pediatr 1992;29:1519-1527.
    2. Wang, X, et al. Enteral nutrition improves clinical outcome and shortens hospital stay after cancer surgery. J Invest Surg 2010;23:309-313.
    3. Burke, V. and Danks, D.M. Medium-chain triglyceride diet: its use in treatment of liver disease. Brit Med J 1966;2:1050-1051.
    4. Kuo, P.T. and Huang, N.N. The effect of medium chain triglyceride upon fat absorption and plasma lipid and depot fat of children with cystic fibrosis of the pancreas. J Clin Invest 1965;44:1924-1933.
    5. Cancio, M. and Menendez-Corrrada, R. Absorption of medium chain triglycerides in tropical sprue. Proc Soc Exp Biol (NY) 1964;117:182-185.
    6. Isselbacher, K.J., et al. Congenital beta-lipoprotein deficiency: an hereditary disorder involving a defect in the absorption and transport of lipids. Medicine (Baltimore) 1964;43:347-361.
    7. Holt, P.R. Dietary treatment of protein loss in intestinal lymphangiectasia. Pediatrics 1964;34:629-635.
    8. Greenberger, N.J., et al. Use of medium chain triglycerides in malabsorption. Ann Internal Med 1967;66:727-734.
    9. Zurier, R.B., et al. Use of medium-chain triglyceride in management of patients with massive resection of the small intestine. New Engl J Med 1966;274:490-493.
    10. Kono, H., et al. Dietary medium-chain triglycerides prevent chemically induced experimental colitis in rats. Transl Res 2010;155:131-141.
    11. Baba, N., et al. Enhanced thermogenesis and diminished deposition of fat in response to overfeeding with diets containing medium chain triglycerides. Am J Clin Nutr 1982;35:678-682.
    12. Zakaria, A.A., et al. Hepatoprotective activity of dried- and fermented-processed virgin coconut oil.Evidence-Based Complementary and Alternative Medicine2011;2011:142739.
    13. Monserrat, A.J., et al. Protective effect of coconut oil on renal necrosis occurring in rats fed a methyl-deficient diet. Ren Fail 1995;17:525-537.
    14. Mizushima, T., et al. Prevention of hyperlipidemic acute pancreatitis during pregnancy with medium-chain triglyceride nutritional support. Int J Pancreatol1998;23:187-192.
    15. Kono, H., et al. Medium-chain triglycerides enhance secretory IgA expression in rat intestine after administration of endotoxin. Am J Physiol Gastrointest Liver Physiol 2004;286:G1081-G1089.
    16. Labarthe, F., et al. Medium-chain fatty acids as metabolic therapy in cardiac disease. Cardiovasc Drugs Ther 2008;22:97-106.
    17. Prior, I.A., et al. Cholesterol, coconuts, and diet of Polynesian atolls: a natural experiment: the Pukapuka and Tokelau island studies. Am J Clin Nutr 1981;34:1552-1561.
    18. Zakaria, A.A., et al. In vivo antinociceptive and anti-inflammatory activities of dried and fermented processed virgin coconut oil. Med Princ Pract 2011;20:231-236.
    19. Intahphuak, S., et al. Anti-inflammatory, analgesic, and antipyretic activities of virgin coconut oil.Pharm Biol 2010;48:151-157.
    - See more at: Hindistan Cevizi Yağı “Doğal Mucize mi? | Buket Kaptan | Holistik Sağlık


  • #2
    Monolaurinin Candida albicans biyofilmlerine karşı antifungal aktivitesinin in vitro değerlendirilmesi

    Dalia Seleem , # 1 Emily Chen , # 1 Bruna Benso , 2, 3 Vanessa Pardi , 1 ve Ramiro M. Murata 1
    Akademik Editör: Pankaj Goyal
    Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
    1 Herman Ostrow Diş Hekimliği Okulu, Periodontoloji Teşhis Bilimleri, Diş Hijyeni ve Biyomedikal Bilimleri Bölümü, Güney Kaliforniya Üniversitesi, Los Angeles, CA, Amerika Birleşik Devletleri
    2 Piracicaba Dişhekimliği Okulu, Campinas Üniversitesi, Piracicaba, Sao Paulo, Brezilya
    3 Mevcut bağlantı: Diş Hekimliği Fakültesi, Tıp Fakültesi, Universidad Austral de Chile, Valdivia, Şili
    İlgili yazar.
    # Eşit katkıda bulundu.
    Ramiro M. Murata: moc.liamg@poforimar İlişkili Veriler

    Ek Malzemeler Veri Kullanılabilirlik Bildirimi
    Git: Soyut


    Monolaurin (gliserol monolaurat olarak da bilinir) hindistancevizi yağında bulunan doğal bir bileşiktir ve antimikrobiyal ajan olarak koruyucu biyolojik aktiviteleri ile bilinir. Oral kandidiyazisin doğası ve artan antifungal direnç, yeni antifungal terapötik ajanların araştırılmasını gerektirir. Bu çalışmada, monolaurinin Candida albicans biyofilmlerine (ATCC:SC5314/MYA2876 suşu) karşı antifungal aktivitesini in vitro inceliyoruz ve monolaurinin konakçı inflamatuar sitokinler, IL-1 α ve IL-1 β'nın gen ekspresyonunu değiştirip değiştiremeyeceğini araştırıyoruz . Bir ortak kültür modelinde, oral fibroblast hücreleri, C. albicans ile eş zamanlı olarak kültürlendi.24 saat boyunca monolaurin (3.9-2.500 µM), pozitif kontrol flukonazol (32.2 µM) ve monolaurinin fibroblastlar üzerindeki sitotoksisitesini değerlendirmek için kullanılan bir model olan araç kontrol grubu (%1 etanol) tedavilerine maruz bırakılmıştır. floresan mikroskobu ile biyofilmlerin morfolojik özelliklerini analiz etmenin yanı sıra. Ek olarak, ko-kültür modeli, kantitatif gerçek zamanlı PCR kullanılarak konakçı inflamatuar sitokinlerin gen ekspresyonunu değerlendirmek için oral fibroblastların RNA ekstraksiyonu için kullanıldı. Sonuçlarımız, monolaurinin MIC ve MFC'sinin sırasıyla 62.5-125 µM ve 125-250 µM aralığında olduğunu gösterdi. Biyofilm antifungal tahlili, kontrol grupları ile karşılaştırıldığında, 1.250 ve 2.500 uM 1-monolaurin ile tedavi edilen biyofilmlerin Log'unda (CFU/ml) önemli azalma gösterdi. IL-1'in önemli bir aşağı regülasyonu da vardıα ve IL-1 β monolaurin ile işleme tabi tutulmuş ortak kültürde. Monolaurinin, C. albicans'a karşı potansiyel bir antifungal aktiviteye sahip olduğu ve konağın proinflamatuar yanıtını modüle edebileceği sonucuna varılabilir.

    Anahtar Kelimeler: Candida albicans , In vitro , Antimikrobiyal ajan, Monolaurin, Biyofilmler, Virülans faktörleri, Proteolitik enzimler, Oral kandidiyazis, MIC/MFC, Konağın inflamatuar yanıtı
    Git: giriiş


    Candida albicans , bağırsak, oral faringeal, genitoüriner sistem ve deride kommensal olarak yaşayan yaygın bir fırsatçı insan mantar patojenidir. Bununla birlikte, bağışıklığı baskılanmış hastalarda veya rekabet eden bakteriyel mikroflora dengesizliği olan kişilerde patojenik hale gelebilir ( Berman , 2012 ; Dovigo ve diğerleri , 2011b ; Neppelenbroek ve diğerleri , 2006 ). Hastalığın yayılmış formları, bağışıklığı baskılanmış, kanser hastaları veya geniş spektrumlu antibiyotikler, kemoterapi, immünosupresif tedavi ve anti-retroviral tedavi gibi birden fazla tedaviye maruz kalan kişiler arasında %40-60'lık ölüm oranlarıyla yaşamı tehdit edebilir ( Dovigo). et al., 2011a ; Krcmery ve Barnes , 2002 ; Neppelenbroek et al. , 2006 ). Candida türlerinin patojenitesi, yüzeylere yapışma (hem dokularda hem de tıbbi cihazlarda), biyofilm oluşumu, konakçı bağışıklık savunma mekanizmalarından kaçınma ve salgılanan aspartil proteazları ( SAP ) gibi proteolitik enzimlerin salgılanması gibi kritik virülans faktörlerine bağlanır. ) ve fosfolipazlar ( Correia ve diğerleri , 2010 ).

    Daha önce bahsedildiği gibi, biyofilm oluşumu ve proteolitik enzimlerin, örneğin salgılanan aspartik proteazlar ( SAP'ler ), fosfolipaz ve lipaz enzimlerinin salgılanması gibi Candida albicans'ın patojenitesi ile bağlantılı bir dizi virülans faktörü vardır . Olgun mantar biyofilmleri, biyofilmlere yeterli diyetin sağlanmasını sağlayan, atık ürünleri taşıyan ve ayrıca mantarların antifungal direncinde rol oynayabilen kalın bir hücre dışı polimerik madde (EPS) ile kaplanmış hem maya hem de hif yapılarının yoğun bir topluluğu ile karakterize edilir. Candida türleri ( Ramage ve diğerleri , 2001 ). SAP'nin gen ifadesis (1-10) ailesi bir bütün olarak doku hasarı ve patojenik C. albicans'ın konak istilası ile ilişkilendirilmiştir ( Lermann ve Morschhauser , 2008 ; Nailis ve diğerleri , 2010 ). Hifal oluşumu, epitel istilasında ve epitel hücre bağlantı proteinlerinin bozulmasında rol oynayan en kritik faktör olarak kabul edilir ( Naglik ve diğerleri , 2008 ; Villar ve diğerleri , 2007 ).

    İmmün konak savunması, mantar enfeksiyonları sırasında patojenik Candida türlerinin fagositozunda kritik bir rol oynar . CD4+ T hücrelerinin aktivasyonu, IL-1 a , IL-1 p ve TNF- a gibi proinflamatuar kemokinlerin ve sitokinlerin üretimi ile sonuçlanır . Enfeksiyonun sonraki aşamasında dendritik hücreler (DC'ler) yoluyla anti-inflamatuar sitokinler IL-10'un aktivasyonu yoluyla antijen alımı, nihayetinde mantarın ortadan kaldırılmasına yol açar ( Chandra ve diğerleri , 2007 ; Gresnigt ve diğerleri , 2012 ).). Bu nedenle, kandidiyazisin patojenik durumu, pro-inflamatuar yanıtta bir artış ve ardından anti-inflamatuar sitokinlerde bir artış ile işaretlenir.

    C. albicans enfeksiyonu için mevcut tedaviler , topikal ve sistemik farmasötik antifungal ajanlardan oluşur, triazoller çoğu Candida türüne karşı etkili ilk savunma hattıdır ( Samaraayake & Macfarlane , 1990 ). Bununla birlikte, sınırlı sayıda mevcut antifungal tedaviler ve bu tür ajanların yaygın kullanımı nedeniyle, antifungal dirençte bir artış olmuştur ( Hunter ve diğerleri , 1998 ; White, Marr & Bowden , 1998 ).). Örneğin, ilerlemiş HIV enfeksiyonu ve AIDS'li hastalarda orofaringeal kandidiyazis genellikle flukonazol ile tedavi edilir. Bununla birlikte, birkaç ay içinde meydana gelen nüksetmeden enfeksiyonu tamamen ortadan kaldırmak genellikle zordur ( Rex, Rinaldi & Pfaller , 1995 ). Bu nedenle, hem mantar enfeksiyonlarında hem de antifungal direncindeki artış, yeni ve etkili antifungal terapötik ajanların araştırılmasını gerektirmektedir.

    Doğal bileşikler, birçok gıda ve bitki kaynağında kolayca bulunabildikleri ve antimikrobiyal, antienflamatuar ve antioksidan etkileri ile geleneksel tıpta bilindiği için potansiyel antifungal ajanlar olarak mevcuttur ( Martins ve diğerleri , 2009 ). Monolaurin, gliserol ile esterlenmiş laurik asitten oluşan bir monogliserittir ve hindistancevizi yağında bulunur ( Carpo, Verallo-Rowell & Kabara , 2007 ). Monolaurinin, 100 mg/ml'ye kadar topikal dozlarla FDA (Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından bir gıda katkı maddesi olarak GRAS (Genel Olarak Güvenli Olarak Tanınır) olarak kabul edildiğini belirtmek önemlidir (Başlık 21, Federal Düzenlemeler Yasası). , Bölüm 184 ( Peterson & Schlievert , 2006). Çalışmalar, monolaurinin antibakteriyel ve antiviral özellikler gibi geniş biyoaktivitelere sahip olduğunu göstermiştir ( Bergsson ve diğerleri , 2001 ; Carpo, Verallo-Rowell & Kabara , 2007 ; Li ve diğerleri , 2009 ; Peterson & Schlievert , 2006 ). Schlievert ve Peterson ( 2012 ) tarafından yapılan bir in vitro çalışmada , gliserol monoloratın (GML) antibakteriyel aktivitesi, gram pozitif bakteriler Staphylococcus aureus'a karşı test edilmiştir . GML, S. aureus'un biyofilm oluşumunu engelledialt büyüme önleyici konsantrasyonda gelişen ilaç direnci olmadan ( Schlievert & Peterson , 2012 ). GML'nin geniş bir antimikrobiyal aktivite spektrumuna sahip olduğu ve in vivo topikal bir terapötik ajan olarak gelecekteki uygulama potansiyeline sahip olduğu sonucuna varılmıştır . Ancak, bildiğimiz kadarıyla, monolaurinin Candida albicans biyofilmlerine karşı antifungal aktivitesi hiç çalışılmamıştır.

    İlk kez, bu çalışma öncelikle monolaurinin Candida albicans biyofilmlerine karşı antifungal aktivitesini in vitro olarak değerlendirmeyi ve monolaurinin mantar enfeksiyonları sırasında konakçı immün tepkisini modüle edip edemediğini araştırmayı amaçlamaktadır. Ayrıca, oral fibroblast hücreleri üzerindeki monolaurinin sitotoksisitesini değerlendirerek oral kandidiyazis tedavisi için gelecekte yapılacak in vivo çalışmada monolaurin kullanımının güvenliği için doğrulama sağlıyoruz . Son olarak, C. albicans tarafından salgılanan proteolitik enzimlerin sıklıkla konak doku hasarını ortaya çıkardığı ve dolayısıyla C. albicans'ın patojenitesinde anahtar virülans faktörleri olarak kabul edildiği gerçeği göz önüne alındığında, monolaurinin proteinazların ve fosfolipaz enzimlerinin enzimatik aktivite seviyeleri üzerinde herhangi bir modülatör etkisinin olup olmadığını inceledik.

    Git: Malzemeler ve Yöntemler

    duyarlılık testi
    1-monolaurinin (Sigma) antifungal aktivitesi aşağıdaki Candida albicans suşlarına karşı in vitro olarak test edilmiştir : flukonazole dirençli suş 96901, SC5314, ATCC: MYA2876 ve ATCC 90028, NCCLS M27-A protokolüne göre ( National Committee for Clinical Laboratuvar Standartları (NCCLS) , 2002 ; Pasetto, Pardi ve Murata , 2014 ). C. albicans suşları , kanıtlanmış virülent patojenlerdir ve bilinen genomik dizilemeleri için seçilmiştir ( Jones ve diğerleri , 2004 ). Minimum inhibitör konsantrasyon (MIC), 5 x 103 planktonik C. albicans inokulum kullanılarak belirlendi.625 nm'de 0,08-0,10 aralığında bir absorbans ölçülerek bir spektrofotometre kullanılarak doğrulanan CFU/ml. C. albicans inokulum, 96 oyuklu bir plakada RPMI-1640 (Lonza) içinde büyütüldü. 3.9-2.000 uM 1-monolaurin (Sigma'dan satın alınan %99.9 yüksek performanslı sıvı kromatografisi) aralığında seri seyreltmeler hazırlandı. Test edilen C. albicans suşları için bulunan MIC'ye dayanarak , araç kontrolü %1 Etanol (h/h) ile karşılaştırıldığında bu deneyde pozitif kontrol olarak flukonazol (32.2 uM) (Sigma) kullanıldı. Plaka 24 saat 37°C'de %5 CO2 içinde inkübe edildi . Minimum inhibitör konsantrasyon (MIC), C. albicans büyümesinin gözle görülür şekilde inhibe edildiği konsantrasyon olarak 24 saat sonra belirlendi (Ulusal Klinik Laboratuvar Standartları Komitesi (NCCLS) , 2002 ; Pasetto, Pardi ve Murata , 2014 ). Minimum fungisit konsantrasyonu (MFC), Sabouraud Dextrose Agar (BD) üzerinde her bir kuyucuktan 20 µl alt kültür yapılarak bulundu. 24 saatlik inkübasyondan sonra, MFC konsantrasyonu, agar plakalarında görünür hiçbir C. albicans üremesi göstermeyen en düşük 1-monolaurin konsantrasyonu olarak belirlendi ( National Committee for Clinical Laboratory Standards (NCCLS) , 2002 ; Pasetto, Pardi & Murata , 2014 ).

    biyofilm tahlili
    1 x 106 CFU /ml C. albicans (ATCC: SC5314/MYA2876) aşısı, 24 saat boyunca 50 mM glikozlu Maya Nitrojen Baz Ortamı (Difco) kullanılarak steril 24 oyuklu bir plakada 24 saat büyütüldü. %5 CO2'de 37° Cİlk biyofilm büyümesini sağlamak için. Her kuyucuğa toplam 1 ml inokulum hacmi pipetlendi. 24 saatlik inkübasyondan sonra, biyofilmler günde bir kez 1.250 uM ve 2.500 uM (sırasıyla 10xMIC ve 20xMIC'ye eşdeğer) konsantrasyonlarında 100 ul 1-monolaurin ile muamele edildi, bu da ortam içinde süspanse edilmiş biyofilmlerle inkübe edilmiş halde kaldı. bir gecede. Kullanılan araç kontrolü %1 etanol iken pozitif kontrol flukonazoldü (322 uM; MIC'nin on katına eşdeğer). Her işlemden önce, biyofilmler Fosfat Tampon Çözeltisi (PBS) ile yıkandı ve 100 ul karşılık gelen işleme ek olarak 900 ul taze ortam ile dolduruldu ve her bir oyukta toplam 1 ml hacim elde edildi. 72 saatlik tedavilerden sonra, biyofilmler PBS içinde süspanse edildi ve çözelti, 10.000 rpm'de 5 dakika boyunca santrifüjlendi (Santana et al. , 2013 ). Koloni oluşturma birimi (CFU), her bir biyofilm numunesinin 1 ml PBS içinde süspanse edilmesi ve 20 ul süspansiyonun Sabouraud Dextrose Agar plakaları (BD) üzerine kaplanmasıyla belirlendi. 24 saatlik inkübasyondan sonra, C. albicans kolonilerinin sayısı sayıldı ve veriler Log (CFU/ml) olarak ifade edildi.

    Proteinaz ve fosfolipaz enzim salgılama testi
    Proteinaz ve fosfolipaz enzim salgılama deneyleri, daha önce Santana ve ark. ( 2013 ). C. albicans'ın biyofilmleri 24 saat boyunca Maya Nitrojen Bazlı Ortamda (Difco) 50 mM glikoz ile 37°C'de %5 CO2 içinde büyütüldü .ve 1.250 uM ve 2.500 uM'lik 1-monolaurin konsantrasyonları (sırasıyla 10x MIC ve 20x MIC) kullanılarak tedavi edildi. Fosfolipaz A2 (fosfolipaz tahlili için) (Sigma) ve Tripsin (proteinaz tahlili için) (Lonza) standart olarak kullanıldı. Bu tahlilde kullanılan araç kontrolü %1 etanol idi. 72 saatlik biyofilm olgunlaşmasından sonra, enzim salgılama deneyleri, 5 sn ve 10 sn aralıklarla darbelerle %20 genlikte 15 sn süreyle sonike edilen PBS içinde süspanse edilmiş biyofilmler üzerinde gerçekleştirildi (FB120; Fischer Scientific, Pittsburgh, PA, ABD) . Proteinaz enzim aktivitesi, biyofilm çözeltisinin süpernatantı ile 1:9'da (h/h) %1 azokazein ile 1 saat süreyle 37°C'de %5 CO2 içinde karıştırılarak belirlendi .. Daha sonra reaksiyonu durdurmak için 500 µl %10 trikloroasetik asit eklendi. Çözelti, 10.000 rpm'de 5 dakika santrifüjlendi ve 500 ul süpernatan, 500 ul NaOH ile birleştirildi; bu, 15 dakika süreyle 37°C'de %5 C02 içinde inkübe edildi . Absorbans, 440 nm'de bir spektrofotometrede okunmuştur ( Goncalves ve diğerleri , 2012 ; Pande ve diğerleri , 2006 ; Santana ve diğerleri , 2013 ). Fosfolipaz enzim aktivitesi, biyofilm solüsyonunun süpernatantının fosfatidilkolin substratı ile 37 °C'de %5 CO2 içinde 1 saat karıştırılması ve absorbansın 630 nm'de bir spektrofotometrede okunmasıyla belirlendi ( Goncalves ve diğerleri ,2012 ; Santana et al. , 2013 ; Taniguchi et al. , 2009 ).

    Ortak kültür modeli floresan mikroskopisi
    Hücresel canlılığın florometrik kantifikasyonunu kullanan sitotoksisite deneyleri, oral fibroblast hücreleri üzerinde gerçekleştirilmiştir (ATCC: CRL2014). Fibroblast hücreleri (1 x 105 hücre/ml) ilk önce % 10 FBS ile DMEM ortamında 96 oyuklu bir plakaya ekildi ve 24 saat boyunca % 5 CO2 içinde 37°C'de inkübe edildi. Hücreler daha sonra 1-monolaurin (3.9-2000 uM) ile işlendi ve 24 saat daha inkübe edildi. Hücre canlılığı ve morfolojik özellikler sırasıyla florometrik yöntem ve mikroskopla gözlemlendi ( National Committee for Clinical Laboratory Standards (NCCLS) , 2002 ; O'Brien ve diğerleri , 2000 ; Pasetto, Pardi & Murata , 2014). Ortam daha sonra DMEM içinde FBS olmadan büyütülen 5 x 103 ila 2.5 x 103 CFU/ml C. albicans (ATCC: SC5314 ) aşısı ile değiştirildi . Fibroblast hücreleri ve C. albicans , 125 uM ve 250 uM 1-monolaurin ile muamele edildi. Plaka daha sonra 24 saat inkübe edildi. Test edilen araç kontrolü %1 etanol iken, kullanılan pozitif kontrol flukonazol (32.2 uM) idi. Ölü ve canlı fibroblast hücrelerinin dağılımı, bir Calcein AM ve EthDIII karışımı içeren Hayvan Canlı ve Ölü Hücreler için Canlılık/Sitotoksisite Test Kiti (Biotium) kullanılarak incelendi. C. albicans'ı boyamak için kalkoflor beyazı (Sigma) kullanıldı. Çift boyamanın floresan görüntüleri, floresan mikroskobu (EVOS fl mikroskobu AMG, Bothell, WA, ABD) kullanılarak yakalandı.

    Ortak kültür modeli nicel gerçek zamanlı PCR
    Tüm RNA, fibroblast hücrelerinden ve C. albicans'tan izole edildi . Fibroblast hücre RNA'sı ve C. albicans RNA, RNeasy MiniKit (Qiagen) ve Ribopure Yeast Kit (Life Technology) kullanılarak izole edildi ve saflaştırıldı; sırasıyla. Ekstrakte edilen toplam RNA'yı ölçmek için bir NanoPhotometer P360 (Implen) kullanıldı. RNA'nın cDNA'ya ters transkripsiyonu, RT-qPCR (Biorad) için iScript Advanced cDNA sentez Kiti kullanılarak gerçekleştirildi. Gerçek zamanlı PCR, iQ SYBR Green Supermix (Biorad) kullanılarak yapıldı. Genler için C. albicans primerleri: Salgılanmış Aspartil Proteinaz-1 (SAP-1), Fosfolipaz B-1 (PLB-1) ve ACT-1 (temizlik) kullanıldı ( Nailis ve diğerleri , 2010 ).ACT-1 , SAP-1 ve PLB-1 genlerinin ekspresyonunu normalleştirmek için kullanılan gendi. RT2 Profiler PCR Dizi Kiti (Qiagen) kullanılarak önceki bir analize dayanarak, aşağıdaki konakçı enflamatuar sitokin genleri seçildi: IL1-alfa (Qiagen Gene ID#: 3552; Qiagen, Hilden, Almanya), IL1-beta (Qiagen Gene ID #: 3553; Qiagen, Hilden, Almanya), IL-8 (Qiagen Gene ID#: 3576; Qiagen, Hilden, Almanya) ve GADPH (temizlik) (Qiagen Gene ID#: 2597; Qiagen, Hilden, Almanya). Sitokin gen ekspresyonundan elde edilen tüm veriler, temizlik geni GADPH kullanılarak normalleştirildi. PCR amplifikasyonu, 96 oyuklu bir plakada oyuk başına 20 ul reaksiyon karışımı kullanılarak gerçekleştirildi. Reaksiyonlar 95°C'de 3 dakika, ardından 95°C'de 15 s'lik 40 döngü ve 60°C'de 1 dakika gerçekleştirildi. PCR'den sonra, numuneler 0,5°C'lik artışlarla 55°C'den 95°C'ye inkübe edilerek erime eğrisi elde edildi.

    istatistiksel analiz
    Tüm veriler, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), ardından Dunnett testi kullanılarak ortalama ± SEM olarak ifade edildi. İstatistiksel anlamlılık düzeyi 0.05 olarak belirlendi. p değerleri 0,05'ten küçükse sonuçlar anlamlı kabul edildi.

    Git: Sonuçlar
    1-monolaurinin duyarlılık tahlili, standart bir mantar önleyici madde olan flukonazol ile karşılaştırıldığında flukonazole dirençli bir suş 96901 dahil olmak üzere planktonik formdaki çeşitli C. albicans suşlarına karşı antifungal aktivite göstermiştir (tablo 1). Monolaurinin C. albicans MYA 8276'ya karşı minimum inhibitör konsantrasyonlarının (MIC) ve minimum fungisit konsantrasyonlarının (MFC) aralıkları, flukonazolünkilerle karşılaştırıldı. Monolaurinin MIC ve MFC'si sırasıyla 62,5-125 µM ve 125-250 µM aralığındayken, flukonazolün MIC ve MFC'si; sırasıyla 32.2 uM ve 100 uM idi. Monolaurinin flukonazole dirençli suş 96901'e karşı MIC ve MFC'sinin flukonazolünkinden çok daha düşük olduğu bulundu; 100 µM ve 350 µM flukonazolün MIC ve MFC değerlerine kıyasla 30 µM ve 140 µM, flukonazole dirençli suşlara karşı güçlü bir antifungal potansiyele işaret eder. MIC ve MFC, MIC'nin on katı aralığında olan biyofilmlere uygulanması gereken konsantrasyonları belirlemek için oluşturulmuştur.

    tablo 1
    1-monolaurinin Candida albicans'a karşı minimum inhibitör konsantrasyonu (MIC) ve minimum fungisit konsantrasyonu (MFC) .
    Candida albicans 96901 bir 30 140 100 350
    Candida albicans SC5314 25 100 10 80
    Candida albicans MYA-2876 62,5–125 125–250 32.2 100
    Candida albicans 90028 20 110 20 90
    Ayrı bir pencerede aç
    Notlar.

    Flukonazole dirençli .
    Biyofilm tahlilinde, üst MIC aralığının on katına ve yirmi katına eşdeğer 1.250 uM ve 2.500 uM konsantrasyonlarında monolaurin, C. albicans MYA 8276 üzerinde test edildi. Biyofilm mantar yükü, koloninin Log'u olarak ifade edildi. oluşum birimi (CFU/ml). Sonuçlar, 1.250 uM ve 2.500 uM'de 1-monolaurin ile yapılan tedavilerin, araç kontrol grubuna kıyasla mantar yükünde önemli bir azalmaya (p < 0.05) sahip olduğunu gösterdi (1). Bu tür bulgular, monolaurinin C. albicans biyofilmlerine karşı güçlü bir potansiyel antifungal aktivitesini gösterir. 1-monolaurinin (3.9–2.500 µM) oral fibroblast hücrelerine çok az sitotoksisite gösterdiğine dikkat etmek önemlidir.Şek. 3. Gösterilen 2000 µM'lik en yüksek konsantrasyondaŞek. 3, fibroblast hücrelerinin yaklaşık %50'si canlı idi. Bu nedenle, sitotoksisite testinin bulguları, 3,9-2,500 uM konsantrasyonlarındaki monolaurinin, hücrelerin %0 canlılığı ile sonuçlanmadığını göstermiştir. Bu tür bulgular, özellikle FDA tarafından “GRAS” gıda katkı maddesi olarak onaylandığı için, monolaurinin oral hücrelere güvenliğini doğruladı.
    Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: peerj-04-2148-g001.jpg
    Şekil 1
    Monolaurin ile muamele edilmiş biyofilmlerin mantar yükü ve proteolitik enzimler aktivite seviyesi.
    1-monolaurin ile muamele edilmiş biyofilmlerin mantar yükü. *p < 0.05.

    Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: peerj-04-2148-g003.jpg
    Figür 3
    1-monolaurinonun oral fibroblast hücreleri üzerindeki sitotoksik etkileri.
    Monolaurinin, 100 mg/ml'ye kadar topikal dozlarla FDA (Gıda ve İlaç İdaresi) tarafından bir gıda katkı maddesi olarak GRAS (Genel Olarak Güvenli Olarak Tanınır) olarak kabul edildiğini unutmayın (Başlık 21, Federal Düzenlemeler Yasası, Bölüm 184) .

    Ayrıca, biyofilmlerin proteinaz ve fosfolipaz enzim deneylerinde C. albicans salgılayan proteolitik enzimlerin enzimatik aktivitelerini inceledik , çünkü bu tür enzimler genellikle konak doku hasarı ile ilişkilidir. Amacımız, monolaurinin, C. albicans biyofilmlerinin patojenitesine katkıda bulunan ana virülans faktörü olarak kabul edilen C. albicans biyofilmlerinin enzim aktivite seviyesi üzerindeki modülatör etkilerini belirlemekti . 1.250 uM ve 2.500 uM 1-monolaurin ile işleme tabi tutulan biyofilmlerin toplanan süpernatanları, araç grubu ile karşılaştırıldığında proteinazların veya fosfolipazların enzim aktivitesinde önemli bir fark göstermedi (İncir. 2). Bu nedenle, Birim U/g biyofilm kuru ağırlığı cinsinden ifade edildiği gibi enzim aktivitelerinde herhangi bir azalma olmamıştır. Bu tür bulgular, monolaurinin ne proteinaz ne de fosfolipaz enzimleri üzerinde modülatör etkileri olmadığını düşündürür.
    Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: peerj-04-2148-g002.jpg
    şekil 2
    Monolaurin ile muameleden sonra C. albicans'ın proteolitik enzim aktivitesi .
    1-monolaurin ile tedaviden sonra Candida albicans'ın salgılanan proteolitik enzim aktivitesi ; (A) Proteinaz ve (B) Fosfolipaz enzimleri.

    Ek olarak, 62.5 uM ve 125 uM monolaurin tedavisine maruz bırakılan fibroblastlarla birlikte bulunan Candida'nın olgunlaşmamış biyofilmlerinin ortak kültür modelleri, Salgılanmış Aspartil Proteinazları-1 (SAP-1) ve Fosfolipaz B-1'in (PLB ) gen ekspresyonunun değerlendirilmesinde faydalıydı. -1) , proteinazların ve fosfolipazların yüksek enzimatik aktivitelerinin varlığında sıklıkla yukarı regüle edilen iki yaygın gen. Ortak kültür modelinde Candida'dan izole edilen toplam RNA , bir ev tutma geni olan ACT- 1'e normalleştirilmiş SAP-1 ve PLB-1'in gen ekspresyonunu ölçmek için gerçek zamanlı PCR'de kullanılan cDNA'ya ters kopyalandı.. Biyofilm proteinaz ve fosfolipaz deneylerinden elde edilen sonuçlara benzer şekilde , araç kontrolüne kıyasla 62.5 uM ve 125 uM monolaurin ile tedavi edilen gruplarda SAP-1 veya PLB-1'in önemli bir aşağı regülasyonu yoktu (Fig. 5Ave​ve5B).5B). Bu tür bulgular , monolaurin (62.5 uM ve 125 uM) ile muamele edilmiş olgunlaşmamış C. albicans'ta SAP-1 veya PLB-1'in gen yukarı regülasyonu olmadığını doğrulamaktadır .
    Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: peerj-04-2148-g005.jpg
    Şekil 5
    Araç kontrolü ve pozitif kontrol flukonazole (32.2 uM) kıyasla 62.5 uM ve 125 uM konsantrasyonlarda 1-monolaurin tedavilerinden sonra C. albicans tarafından enfekte edilen oral fibroblast hücrelerinin gerçek zamanlı kantitatif gen ekspresyonu .
    (A) SAP-1 (B) PLB-1 (C) IL-1 α (D) IL-1 β (E) IL-8.

    Ortak kültür modeli aynı zamanda test edilmiş bir mantar önleyici tedavi ile inkübe edilmiş fibroblast hücreleri ile birlikte var olan gerçek bir olgunlaşmamış C. albicans biyofilm modelinin görselleştirilmesinde de yardımcı oldu. Floresan mikroskobu ile elde edilen görüntüler, canlı (yeşil renk) ve ölü (kırmızı renk) fibroblast hücrelerine göre C. albicans'ın (mavi renk) dağılımının kalitatif bir değerlendirmesine izin verdi .Şekil 4monolaurin (125 uM) tedavisi varlığında oral fibroblastlarla birlikte bulunan C. albicans'ın floresan görüntülemesini, fibroblastları ve araç kontrolü (%1) ve pozitif kontrol (flukonazol) ile tedavi edilen C. albicans'ı karşılaştırarak gösterdi. 1-monolaurin (125 uM) ile tedavi edilen ortak kültür modeli (Şekil 4C), bir araç kontrolü, %1 etanol (Şekil 4A). Monolaurin ile tedavi edilen modellerde bazı ölü fibroblast hücrelerinin bulunduğuna dikkat edilmelidir (Şekil 4C) çünkü bu modeldeki hücreler, karmaşık klinik sistemlerde incelenen hücrelere kıyasla maruz kalan ajana karşı daha duyarlı kabul edildi. Monolaurinin ortak kültür modelinde tespit edilen bazı ölü hücrelerin bu şekilde gözlemlenmesi, 125 uM monolaurinde bulunan yaklaşık %80 hücre canlılığının bulunduğu monolaurin için bildirilen sitotoksisite ile uyumludur. Genel olarak, monolaurin varlığında daha az dağılmış C. albicans'ın ortak kültür görüntüleri (Şekil 4C) pozitif kontrol grubuyla (flukonazol 32.2 uM) karşılaştırılabilir düzeydeydi.Şekil 4B, monolaurinin C. albicans biyofilmlerinin büyümesini inhibe etmedeki etkinliğini düşündürür .
    Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: peerj-04-2148-g004.jpg
    Şekil 4
    1-monolaurinin ortak kültür floresan mikroskobu.
    (A) araç kontrolü (%1 etanol), (B) pozitif kontrol (flukonazol) ve (C) 1-monolaurin (125 uM); hayvan Canlı/Ölü hücreleri (Mavi: Candida albicans , Yeşil: canlı fibroblast hücreleri ve Kırmızı: ölü fibroblast hücreleri) için kalkoflor beyazı ve sitotoksisite test kiti ile boyanmıştır . Ölçek çubuğu, 4 × büyütme gücünde 1.000 um'ye ayarlanmıştır.

    Ortak kültür modelinin bir başka avantajı, C. albicans ile enfekte olmuş ve 1-monolaurin tedavilerine maruz bırakılmış konakçı fibroblast hücrelerinin gen ekspresyonu hakkında çok değerli bilgiler sağlamasıydı. Kantitatif Gerçek Zamanlı PCR, araç kontrolüne kıyasla 62.5 uM ve 125 uM MIC konsantrasyonlarında 1-monolaurin ile tedavi edilen numunelerde proinflamatuar sitokinler IL-1alfa, IL-1beta ve IL-8'in konakçı gen ekspresyonunu değerlendirdi ve pozitif kontrol grupları. Konağın sitokin ekspresyonunu incelemenin amacı, monolaurinin mantar enfeksiyonu sırasında konağın proinflamatuar yanıtı üzerinde herhangi bir modülatör etkisinin olup olmadığını test etmekti.Şekil 5C125 uM monolaurinde, araç kontrol grubuna kıyasla IL-1 a'nın önemli ölçüde aşağı regülasyonu olduğunu gösterdi (p < 0.05). Bununla birlikte, 62.5 uM'lik daha düşük bir konsantrasyonda, IL-1 a gen ekspresyonunun aşağı regülasyonu yoktu .Şekil 5D62.5 uM'de, araç kontrol grubuna kıyasla IL-1 p gen ekspresyonunun önemli bir aşağı regülasyonu olduğunu gösterdi. Bununla birlikte, 125 uM'lik daha yüksek bir konsantrasyonda benzer bir aşağı düzenleyici etki yoktu. Monolaurin tedavileri ile bulunan IL-1 a ve IL-1 p'nin proinflamatuar sitokinler gen ekspresyonunun aşağı regülasyonu, monolaurinin, aşağıdaki gibi doza bağımlı bir şekilde olmasa da konakçı inflamatuar yanıtını modüle edebildiğini gösterdi. IL-1 β gen ekspresyonu vakası. IL-8, enfeksiyon bölgesinde nötrofillerin ve fagositozun göçünü indükleyen bir nötrofil kemotaktik faktör olarak bilinen başka bir pro-inflamatuar sitokindir ( Villar ve diğerleri , 2005 ).). Monolaurinin, proinflamatuar IL-8 sitokini, proinflamatuar sitokinler IL-1 a ve IL-1 β'ya benzer şekilde aşağı düzenleyici bir şekilde etkileyebileceğini varsaydık . Yine de,Şekil 5Earaç kontrol grubuna kıyasla 62.5 uM 1-monolaurin ile tedavi edilen grupta önemli bir IL-8 yukarı regülasyonu gösterdi, bu da konakçı hücreler tarafından güçlü bir nötrofilik kemotaktik aktivite olduğunu ortaya koydu. Bu sonuçlar doza bağlı değildi çünkü daha yüksek monolaurin konsantrasyonunda (125 uM), IL-8'in aşağı regülasyonu vardı. Bununla birlikte, 125 uM'de monolaurin tarafından IL-8'in aşağı regülasyonunun sonuçları, araç kontrol grubu ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı değildi.

    62.5 µM 1-monolaurin ile muamele edilen numunelerde not edilen IL-8'in yukarı regülasyonunun olası bir açıklaması, IL-1'in aşağı regülasyonundan kaynaklanan bir negatif geri besleme inhibisyonuna bağlı olabilir, çünkü IL- 1, fibroblastlarda IL-8 salgılanmasını indükler ( Kaplanski ve diğerleri , 1994 ). Bu nedenle, IL-1 gen ekspresyonunun aşağı regülasyonu ile beklendiği gibi IL-1 üretiminde azalma ile, IL-8'in negatif bir geri besleme inhibisyonu olabilir, bu da IL'nin gen ekspresyonunun yukarı regülasyonu ile sonuçlanır. -8. Bu sitokinlerin mantar enfeksiyonunun erken veya akut fazında analiz edildiğine dikkat edilmelidir. Daha kronik bir enfeksiyon fazını simüle eden gelecekteki bir modelde bu tür sitokinlerin gen ekspresyonunu değerlendirmek ilginç olacaktır.

    Git: Tartışma
    Bu çalışmanın birincil amacı, bir ortak kültür modeli kullanarak monolaurinin C. albicans biyofilmlerine karşı antifungal etkisini in vitro olarak değerlendirmektir. Ek olarak, monolaurinin biyofilm topluluğunun morfolojisini ve ayrıca C. albicans'ın patojenitesi ile ilişkili kritik virülans faktörleri olarak kabul edilen proteinazların ve fosfolipazların proteolitik enzimatik aktivitelerini değiştirip değiştiremeyeceğini araştırdık . Ayrıca, monolaurinin, konakçı fibroblast hücrelerinin proinflamatuar sitokinler gen ekspresyonu üzerindeki modülatör etkilerini araştırdık.

    Monolaurinin C'ye karşı duyarlılık testleri . albicans (MYA2876), 62.5-125 uM MIC aralığında mantar büyümesinin inhibisyonunu gösterirken, MFC 125-250 uM aralığındaydı ve bu, test edilen bu spesifik suşa karşı potansiyel antifungal aktivite gösterdi. Biyofilm tahlil modelinde, yok edilecek biyofilmlerin inatçı doğası nedeniyle MIC konsantrasyonlarının 10x ve 20x aralığında daha yüksek monolaurin konsantrasyonları kullanıldı. Monolaurin ile tedavi edilen biyofilmler, kontrol gruplarına kıyasla Log'daki (CFU/ml) azalma ile gösterildiği gibi mantar yükünde önemli azalma (p < 0.05) gösterdi.

    Benzer şekilde, ortak kültür modelinin floresan mikroskopisi ile elde edilen sonuçlar (Şekil 4C) , 1-monolaurin (125 uM) varlığında oral fibroblastlar arasında dağılan canlı C. albicans'ta büyük bir azalma gösterdi . Flukonazol ile tedavi edilen pozitif kontrol grubunun oral fibroblast hücrelerinde bazı morfolojik değişiklikler olduğunu not etmek önemlidir (Şekil 4B) ve monolaurin ile tedavi edilen grubunkiler (Şekil 4C) araç kontrol grubunun hücreleriyle karşılaştırıldığında. Canlı fibroblastların genel yoğunluğu ve dağılımı (yeşil renk) araç kontrolüne benzer görünse de, monolaurin ve flukonazolden oluşan test edilen 2 grupta fibroblastların kısalmış veya daha az uzamış bir görünümü olabilir. Olası bir açıklama, Candida ile birlikte var olan bir fibroblastların ortak kültür modelinin olmasıdır.ve bir mantar önleyici madde, klinik olarak ilgili koşullar altında test edilen hücrelere kıyasla fibroblast hücrelerinin morfolojisi ve dağılımı üzerinde abartılı, hassas bir etki gösterebilir. Bu nedenle, ortak kültür modelindeki oral fibroblast hücreleri, uygulanan tedavilere daha duyarlı olan “çıplak hücreler” olarak kabul edilir. Bu nedenle hücreler, araç kontrol grubuna kıyasla mantar önleyici bir maddeye maruz kaldıklarında daha fazla stres belirtisi gösterebilir.

    Daha önce bahsedildiği gibi, bir gıda katkı maddesi ve emülgatör olarak monolaurinin güvenliği, FDA (Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından 100 mg/ml'ye kadar GRAS (Genel Olarak Güvenli Olarak Tanınan) olarak kabul edilmiştir ( Peterson & Schlievert , 2006 ). Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, sitotoksisite tahlilimizde 1-monolaurin, oral fibroblast hücrelerine toksisite göstermedi. Bu çalışmada, hiçbir monolaurin konsantrasyonu %0 hücre canlılığı ile sonuçlanmadığından 1-monolaurinin öldürücü dozu bir regresyon analizinden hesaplanamadı. Bu nedenle, 1-monolaurin oral fibroblast hücrelerine hiçbir toksisite göstermedi (2,500 uM'ye kadar) ve bu nedenle gelecekteki in vivo araştırmalarda çalışılması güvenli kabul edildi.

    Ortak kültür modeli tarafından sağlanan önemli bir yardımcı analiz, IL-1 β , IL-6, IL-8, IL-10 ve IL gibi bir enflamatuar belirteç panelinin nicelleştirilmesi yoluyla konağın enflamatuar sitokinlerini incelemekti. -17 ( Arien, Vanham ve Gali , 2011 ). Monolaurin %5 jelinin, maymunlarda vajinal SIV bulaşmasını önlediği için doğuştan gelen inflamatuar yanıtları inhibe ettiği daha önce gösterilmişti ( Li ve diğerleri , 2009 ). Daha spesifik olarak, gliserol monolaurat, MIP-3 a ve diğer proinflamatuar sitokinlerin üretimine karşı inhibitör aktiviteye sahiptir ve mukozal sinyallemeyi inhibe edebilir ve in vitro ve in vivo olarak HIV-1 ve SIV'e karşı inflamatuar yanıtı bloke edebilir (Li ve ark. , 2009 ). Mevcut çalışmamızda, 62.5 uM ve 125 uM'de 1-monolaurin ile tedavilerden sonra proinflamatuar sitokinler, IL-1 a ve IL-1 β gen ekspresyonunu test ettik. Sonuçlarımız , 125 uM'de 1-monolaurin tedavileri ile IL-1 a'nın önemli (p < 0.05) aşağı regülasyonunu gösterdi (Şekil 5C), 62.5 uM'de monolaurin tedavileri ile IL-1 β gen ekspresyonunun aşağı regülasyonu sağlanırken. Bununla birlikte, monolaurin ile tedavi edilen biyofilmlerde IL-8'in gen ekspresyonu aşağı regüle edilmedi. Monolaurinin, IL-1 a ve IL-1 p gibi bazı proinflamatuar sitokinlerin gen ekspresyonunu aşağı regüle ederek konak yanıtını modüle edebileceği sonucuna varılabilir . Gelecekteki araştırma ilgi alanları, ilacın konak yanıtını modüle etme ve belirleme yeteneğinin daha kapsamlı bir analizini sağlamak için aynı ortak kültür modelini kullanarak IL-10 gibi anti-inflamatuar belirteçlerin yanı sıra diğer proinflamatuar belirteçlerin incelenmesini içerebilir. memeli hücrelerinde anti-inflamatuar mekanizmaya katkıda bulunabiliyorsa.

    Proteinazların ve fosfolipazların aktivitesinin incelenmesinin mantığı, literatürde bu tür hidrolitik enzimlerin C. albicans tarafından salgılandığının bildirilmiş olması ve konak doku hasarına yol açtığının bilinmesiydi ( Lermann & Morschhauser , 2008 ). Bu nedenle, bu proteolitik enzimler, C. albicans'ın patojenitesinde anahtar virülans faktörleri olarak kabul edilir . Hipotezimiz, monolaurinin Candida'ya karşı antifungal aktiviteye sahip olmasıydı., bu tür proteolitik enzimleri aşağı regüle ederek bunu yapabilir. Ancak, bulgularımız böyle bir hipotezi doğrulamadı. 1.250 uM ve 2.500 uM'de monolaurin muamelelerinin, ne proteinazların ne de fosfolipazların enzimatik aktivite seviyesinde bir azalma ile ilişkili olmadığı bulundu.Fig. 2Ave​ve2B2B).

    Proteolitik enzim aktiviteleri üzerindeki bulguları doğrulamak için SAP1 (Secreted aspartyl protease) ve fosfolipaz B'nin ( PLB ) gen ekspresyonu değerlendirildi. Mantar enfeksiyonları sırasında, genellikle hifal oluşumu ve epitel hücre birleşiminin ( Naglik ) E-kadherin proteininin bozulmasına aracılık eden bir transkripsiyon faktörü olan rim101p'nin indüksiyonu ile ilişkili olan SAP'lerin (1-10) daha yüksek bir gen ekspresyonu vardır. ve diğerleri , 2008 ). Çalışmamızda 62.5 µM ve 125 µM konsantrasyonlarda 1-monolaurin tedavisi uygulandıktan sonra SAP-1 gen ekspresyonu değerlendirilmiş ve ACT ekspresyonu ile normalize edilmiştir., bir temizlik geni. SAP-1 gen ekspresyonunda kontrol gruplarıyla karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu (Şekil 5A). Bununla birlikte, belirli SAP genlerinin zayıflatılmış fenotiplerindeki rolü henüz açıklığa kavuşturulmamıştır. Ek olarak, monolaurinin SAP ailesinin diğer üyeleri üzerindeki etkilerini araştırmak için daha fazla çalışma yararlı olacaktır.

    Benzer şekilde, C. albicans'ın fosfolipazları B1, B2, C ve D, mantar enfeksiyonu sırasında yüksek gen ekspresyonlarıyla belirtildiği gibi, konakçı dokunun istilasında önemli bir rol oynar ( Samaraayake ve diğerleri , 2006 ). Daha spesifik olarak, fosfolipaz B (PLB) proteinlerinin, fosfolipidler ve lizofosfolipidlerdeki asil ester bağlarını hidrolize ettikleri ve lizofosfolipaz-transasilaz reaksiyonlarını katalize ettikleri için hidrolitik aktiviteye sahip oldukları gösterilmiştir ( Theiss ve diğerleri , 2006 ). Fırsatçı mantar patojeni C'nin PLB multigen ailesinin olduğu belirlendi . bir lbicantahmin edilen bir GPI-ankor bağlantı bölgesine sahip varsayılan bir salgı proteini olan CaPLB5'i kodlar. C. albicans'ın kendisini konakçı dokuya bağlama yeteneği , önemli bir patojenik özellik olarak kabul edilir ve bu nedenle, PLB gibi bağlanma proteinlerini kodlayan genler , potansiyel virülans belirleyicileri olabilir ( Theiss ve diğerleri , 2006 ). Bu çalışmada, fosfolipaz enzim aktivitesi, araç grubu ile karşılaştırıldığında anlamlı bir fark göstermeyen 1-monolaurinin hem 1.250 µM hem de 2.500 µM konsantrasyonları kullanılarak test edildi (Şekil 2B). Fosfolipazlar B2, C ve D gibi diğer fosfolipazların gen ekspresyonu üzerindeki monolaurinin rolünü aydınlatmak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. C tarafından üretilen ilgili enzimlerini kodlayan SAP-1 veya PLB- 1 . albikanlar.

    Sonuç olarak, 1-monolaurin, hem duyarlılık testlerinde hem de biyofilm tahlillerinde Candida albicans'a karşı potansiyel antifungal aktivitelere sahipti . Ayrıca, monolaurin, IL-1 a ve IL-1 p'nin proinflamatuar sitokinler gen ekspresyonunun aşağı regülasyonu ile gösterildiği gibi, konakçı hücreler üzerinde immün modülatör etkilere sahipti . Araştırma için gelecekteki yön, hücresel düzeyde proteaz aktivitesi üzerindeki etkisinin ve bağlanma proteini gen ekspresyonu üzerinde doğrudan bir etkisinin olup olmadığının anlaşılmasını içerebilir. Sonuç olarak, gelecekteki çalışmalar monolaurinin in vivo etkinliğini doğrulayabilir , bu da oral kandidiyazisi önlemek ve/veya tedavi etmek için potansiyel klinik kullanımına dönüşebilir.


    Git: Tamamlayıcı bilgiler

    Ek Bilgiler 1

    Monolaurin tedavileri ile biyofilm mantar yükü sonuçları:
    Ek veri dosyası için buraya tıklayın. (12K, xlsx)Ek Bilgiler 2

    Real-time PCR Monolaurin ile tedaviden sonra C. albicans ve fibroblasts inflamatuar sitokinlerin gen ekspresyonunun virülans faktörlerinin kantitatif analizi :
    Ek veri dosyası için buraya tıklayın. (11K, xlsx)Ek Bilgiler 3

    Monolaurinin fibroblastlar üzerindeki toksisitesi:
    Ek veri dosyası için buraya tıklayın. (14K, xlsx)Ek Bilgiler 4

    Monolaurinin C. albicans üzerindeki minimum inhibitör konsantrasyonu (MIC) :
    Ek veri dosyası için buraya tıklayın. (13K, xlsx)Ek Bilgiler 5

    Monolaurin ile biyofilm muamelelerinden sonra C. albicans proteinaz ve fosfolipazın proteolitik enzim analizi :
    Ek veri dosyası için buraya tıklayın. (24K, xlsx)

    Git: Teşekkür


    Felipe Blanco'ya bu el yazmasındaki rakamları biçimlendirme konusundaki çabaları için minnettarız.

    Git: Finansman Beyanı
    Bu çalışma, Ulusal Sağlık Enstitüleri Ulusal Tamamlayıcı ve Bütünleştirici Sağlık Merkezi tarafından R00AT006507 ödül numarası altında, Brezilya Federal Ajansı CAPES ödül numarası 2317/2014-01 (BB'ye Doktora Bursu) ve NIH/NIDCR Eğitimi tarafından finanse edilmiştir. T90DE021982 ödül numarası altında hibe (DS'ye doktora sonrası burs). İçerik yalnızca yazarların sorumluluğundadır ve fon sağlayan kuruluşların resmi görüşlerini yansıtmak zorunda değildir. Finansörlerin çalışma tasarımı, veri toplama ve analizi, yayınlama kararı veya makalenin hazırlanmasında hiçbir rolü yoktu.

    Git: Ek Bilgi ve Beyanlar
    Rekabetçi İlgi Alanları
    Yazarlar, rekabet eden çıkarların olmadığını beyan eder.

    Yazar Katkıları

    Dalia Seleem deneyleri tasarladı ve tasarladı, verileri analiz etti, makaleyi yazdı, şekiller ve/veya tablolar hazırladı, makalenin taslaklarını gözden geçirdi.

    Emily Chen deneyleri tasarladı ve tasarladı, deneyleri gerçekleştirdi, verileri analiz etti, makaleyi yazdı, şekiller ve/veya tablolar hazırladı, makalenin taslaklarını gözden geçirdi.

    Bruna Benso deneyleri tasarladı ve tasarladı, deneyleri gerçekleştirdi, verileri analiz etti, makalenin taslaklarını gözden geçirdi.

    Vanessa Pardi deneyleri tasarladı ve tasarladı, verileri analiz etti, reaktifler/malzemeler/analiz araçlarına katkıda bulundu, makalenin taslaklarını gözden geçirdi.

    Ramiro M. Murata deneyleri tasarladı ve tasarladı, verileri analiz etti, reaktifler/malzemeler/analiz araçlarına katkıda bulundu, makaleyi yazdı, makalenin taslaklarını gözden geçirdi.
    Veri kullanılabilirliği
    Veri kullanılabilirliği ile ilgili olarak aşağıdaki bilgiler sağlandı:
    Ham veriler Ek Bilgi olarak sağlanmıştır .

    Git: Referanslar

    Arien, Vanham & Gali (2011) Arien KK, Vanham G, Gali Y. Aday anti-HIV mikrobisitlerinin epitelyal toksisitesini değerlendirmek için kadın genital yolunun çift odacıklı modeli. Hücre Biyolojisinde Güncel Protokoller, Bölüm. 2011; 26 (Ünite 26):13. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    Bergson et al. (2001) Bergsson G, Arnfinnsson J, Steingrimsson O, Thormar H. Candida albicans'ın yağ asitleri ve monogliseritler tarafından in vitro öldürülmesi . Antimikrobiyal Ajanlar ve Kemoterapi. 2001; 45 (11):3209-3212. doi: 10.1128/AAC.45.11.3209-3212.2001. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Berman (2012) Berman J. Candida albicans. Güncel Biyoloji. 2012; 22 (16):R620–R622. doi: 10.1016/j.cub.2012.05.043. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Carpo, Verallo-Rowell & Kabara (2007) Carpo BG, Verallo-Rowell VM, Kabara J. Monolaurinin deri enfeksiyonlarından kaynaklanan organizmalara karşı geleneksel antibiyotiklerle karşılaştırıldığında yeni antibakteriyel aktivitesi: bir in vitro çalışma. Dermatolojide İlaç Dergisi. 2007; 6 (10):991–998. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    Chandra et al. (2007) Chandra J, McCormick TS, Imamura Y, Mukherjee PK, Ghannoum MA. Candida albicans'ın yapışık insan periferik kan mononükleer hücreleri ile etkileşimi, C. albicans biyofilm oluşumunu arttırır ve pro- ve anti-inflamatuar sitokinlerin farklı ekspresyonu ile sonuçlanır. Enfeksiyon ve Bağışıklık. 2007; 75 (5):2612–2620. doi: 10.1128/IAI.01841-06. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Correia ve ark. (2010) Correia A, Lermann U, Teixeira L, Cerca F, Botelho S, Da Costa RM, Sampaio P, Gärtner F, Morschhäuser J, Vilanova M, Pais C. Candida albicans virülansında sekrete aspartil proteinaz Sap1 to Sap6'nın sınırlı rolü ve murin hematojen olarak yayılmış kandidiyazda konakçı bağışıklık tepkisi. Enfeksiyon ve Bağışıklık. 2010; 78 (11):4839-4849. doi: 10.1128/IAI.00248-10. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Dovigo et al. (2011a) Dovigo LN, Pavarina AC, Carmello JC, Machado AL, Brunetti IL, Bagnato VS. Candida'nın klinik izolatlarının kurkuminin fotodinamik etkilerine duyarlılığı. Cerrahi ve Tıpta Lazerler. 2011a; 43 (9):927-934. doi: 10.1002/lsm.21110. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Dovigo et al. (2011b) Dovigo LN, Pavarina AC, Ribeiro AP, Brunetti IL, Costa CA, Jacomassi DP, Bagnato VS, Kurachi C. Kurkuminin Candida albicans'a karşı fotodinamik etkilerinin araştırılması . Fotokimya ve Fotobiyoloji. 2011b; 87 (4):895–903. doi: 10.1111/j.1751-1097.2011.00937.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Goncalves et al. (2012) Goncalves LM, Del Bel Cury AA, Sartoratto A, Garcia Rehder VL, Silva WJ. Protez astarından salınan undesilenik asidin Candida biyofilmleri üzerindeki etkileri. Diş Araştırmaları Dergisi. 2012; 91 (10):985-989. doi: 10.1177/0022034512458689. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Gresnigt et al. (2012) Gresnigt MS, Joosten LA, Verschueren I, Van der Meer JW, Netea MG, Dinarello CA, Van de Veerdonk FL. Proinflamatuar sitokin yanıtlarının nötrofil aracılı inhibisyonu. İmmünoloji Dergisi. 2012; 189 (10):4806-4815. doi: 10.4049/jimmunol.1103551. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Avcı ve ark. (1998) Hunter KD, Gibson J, Lockhart P, Pithie A, Bagg J. Flukonazole maruz kalan HIV pozitif hastaların oral florasındaki flukonazole dirençli Candida türleri. Ağız Cerrahisi, Ağız Tıbbı, Ağız Patolojisi, Ağız Radyolojisi ve Endodontoloji. 1998; 85 (5):558-564. doi: 10.1016/S1079-2104(98)90291-8. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Jones ve ark. (2004) Jones T, Federspiel NA, Chibana H, Dungan J, Kalman S, Magee BB, Newport G, Thorstenson YR, Agabian N, Magee PT, Davis RW, Scherer S. Candida albicans'ın diploid genom dizisi . Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Bilimler Akademisi Tutanakları. 2004; 101 (19):7329-7334. doi: 10.1073/pnas.0401648101. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Kaplanski ve ark. (1994) Kaplanski G, Farnaier C, Kaplanski S, Porat R, Shapiro L, Bongrand P, Dinarello CA. İnterlökin-1, bir jukstakrin mekanizması ile endotel hücrelerinden interlökin-8 salgılanmasını indükler. Kan. 1994; 84 (12):4242-4248. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    Krcmery & Barnes (2002) Krcmery V, Barnes AJ. Albicans olmayan Candida spp. mantara neden olan: patojenite ve antifungal direnç. Hastane Enfeksiyonu Dergisi. 2002; 50 (4):243–260. doi: 10.1053/jhin.2001.1151. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Lermann & Morschhauser (2008) Lermann U, Morschhauser J. Candida albicans tarafından yeniden yapılandırılmış insan epitelinin istilası için salgılanan aspartik proteazlar gerekli değildir . Mikrobiyoloji. 2008; 154 (Pt 11):3281–3295. doi: 10.1099/mic.0.2008/022525-0. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Li ve ark. (2009) Li Q, Estes JD, Schlievert PM, Duan L, Brosnahan AJ, Southern PJ, Reilly CS, Peterson ML, Schultz-Darken N, Brunner KG, Nephew KR, Pambuccian S, Lifson JD, Carlis JV, Haase AT. Gliserol monolaurat, mukozal SIV geçişini önler. Doğa. 2009; 458 (7241):1034-1038. doi: 10.1038/nature07831. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Martins et al. (2009) Martins CVB, Da Silva DL, Neres ATM, Magalhães TFF, Watanabe GA, Modolo LV, Sabino AA, De Fátima A, De Resende MA. Kurkumin, klinik ilginin umut verici bir antifungal olarak. Antimikrobiyal Kemoterapi Dergisi. 2009; 63 (2):337–339. doi: 10.1093/jac/dkn488. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Naglik et al. (2008) Naglik JR, Moyes D, Makwana J, Kanzaria P, Tsichlaki E, Weindl G, Tappuni AR, Rodgers CA, Woodman AJ, Challacombe SJ, Schaller M, Hube B. Salgılanan aspartil proteinaz gen ailesinin Candida albicans'ın kantitatif ifadesi insan oral ve vajinal kandidiyazis. Mikrobiyoloji. 2008; 154 (Pt 11):3266-3280. doi: 10.1099/mic.0.2008/022293-0. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Nailis et al. (2010) Nailis H, Kucharikova S, Ricicova M, Van Dijck P, Deforce D, Nelis H, Coenye T. Candida albicans biyofilmlerinde potansiyel virülans faktörlerini kodlayan genlerin gerçek zamanlı PCR ekspresyon profili : modele bağlı ve bağımsız tanımlama gen ifadesi. BMC Mikrobiyoloji. 2010; 10 :114. doi: 10.1186/1471-2180-10-114. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Ulusal Klinik Laboratuvar Standartları Komitesi (NCCLS) (2002) Klinik Laboratuvar Standartları Ulusal Komitesi (NCCLS) Maya mantarlarının et suyu seyreltme antifungal duyarlılık testi için referans yöntemi. Onaylı standart M38-A2. Wayne: Klinik Laboratuvar Standartları Ulusal Komitesi; 2002. [ Google Akademik ]
    Neppelenbroek et al. (2006) Neppelenbroek KH, Campanha NH, Spolidorio DM, Spolidorio LC, Seo RS, Pavarina AC. C. albicans ve C. dubliniensis arasındaki ayrım için moleküler parmak izi yöntemleri . Ağız Hastalıkları. 2006; 12 (3):242–253. doi: 10.1111/j.1601-0825.2005.01189.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    O'Brien et al. (2000) O'Brien J, Wilson I, Orton T, Pognan F. Alamar Blue (resazurin) floresan boyasının memeli hücre sitotoksisitesinin değerlendirilmesi için araştırılması. Avrupa Biyokimya Dergisi. 2000; 267 (17):5421-5426. doi: 10.1046/j.1432-1327.2000.01606.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Pande et al. (2006) Pande M, Dubey VK, Yadav SC, Jagannadham MV. Cryptolepis buchanani'den yeni bir serin proteaz kriptolepain: saflaştırma ve biyokimyasal karakterizasyon. Tarım ve Gıda Kimyası Dergisi. 2006; 54 (26):10141–10150. doi: 10.1021/jf062206a. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Pasetto, Pardi ve Murata (2014) Pasetto S, Pardi V, Murata RM. Çift odacıklı bir in vitro modelde flavonoid mirisetin HIV-1 enfeksiyonu üzerindeki anti-HIV-1 aktivitesi. PLoS BİR. 2014; 9 (12):e2148. doi: 10.1371/journal.pone.0115323. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Peterson & Schlievert (2006) Peterson ML, Schlievert PM. Gliserol monolaurat, Gram pozitif seçici ajanların ökaryotik hücreler üzerindeki etkilerini inhibe eder. Biyokimya. 2006; 45 (7):2387–2397. doi: 10.1021/bi051992u. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Ramage et al. (2001) Ramage G, Vandewalle K, Wickes BL, Lopez-Ribot JL. Candida albicans tarafından biyofilm oluşumunun özellikleri . Revista Iberoamericana de Micologia. 2001; 18 (4):163–170. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    Rex, Rinaldi & Pfaller (1995) Rex JH, Rinaldi MG, Pfaller MA. Candida türlerinin flukonazole direnci . Antimikrobiyal Ajanlar Chemother. 1995; 39 (1):1–8. doi: 10.1128/AAC.39.1.1. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Samaranayake et al. (2006) Samaranayake YH, Dassanayake RS, Cheung BP, Jayatilake JA, Yeung KW, Yau JY, Samaranayake LP. Yapay ortamda ve kültürlenmiş insan oral epitelinde Candida albicans tarafından diferansiyel fosfolipaz gen ekspresyonu . Apmis. 2006; 114 (12):857-866. doi: 10.1111/j.1600-0463.2006.apm_479.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Samaranayake & Macfarlane (1990) Samaranayake LP, MacFarlane TW. Oral kandidoz . Wright-Butterworth; Londra: 1990. [ Google Akademik ]
    Santana et al. (2013) Santana IL, Goncalves LM, De Vasconcellos AA, Da Silva WJ, Cury JA, Del Bel Cury AA. Diyet karbonhidratları , protez yüzeyinde Candida albicans biyofilm gelişimini modüle eder. PLoS BİR. 2013; 8 (5):e2148. doi: 10.1371/journal.pone.0064645. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Schlievert ve Peterson (2012) Schlievert PM, Peterson ML. Et suyu ve biyofilm kültürlerinde gliserol monolaurat antibakteriyel aktivite. PLoS BİR. 2012; 7 (7):e2148. doi: 10.1371/journal.pone.0040350. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Taniguchi et al. (2009) Taniguchi L, De fatima Faria B, Rosa RT, De Paula ECA, Gursky LC, Elifio-Esposito SL, Parahitiyawa N, Samaranayake LP, Rosa EA. Planktonik ve biyofilm fazlarında yetiştirilen Candida albicans tarafından salgı fosfolipazının kolorimetrik yarı nicelleştirilmesi için düşük maliyetli bir protokol önerisi. Mikrobiyolojik Yöntemler Dergisi. 2009; 78 (2):171–174. doi: 10.1016/j.mimet.2009.05.012. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Theiss ve ark. (2006) Theiss S, Ishdorj G, Brenot A, Kretschmar M, Lan CY, Nichterlein T, Hacker J, Nigam S, Kohler GA. Yabani tip Candida albicans'ta fosfolipaz B geni PLB5'in etkisizleştirilmesi, hücre ile ilişkili fosfolipaz A2 aktivitesini azaltır ve virülansı azaltır. Uluslararası Tıbbi Mikrobiyoloji Dergisi. 2006; 296 (6):405–420. doi: 10.1016/j.ijmm.2006.03.003. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Villar et al. (2005) Villar CC, Kashleva H, Mitchell AP, Dongari-Bagtzoglou A. Candida albicans'ın invaziv fenotipi, enfeksiyona karşı konakçı proinflamatuar yanıtını etkiler. Enfeksiyon ve Bağışıklık. 2005; 73 (8):4588–4595. doi: 10.1128/IAI.73.8.4588-4595.2005. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    Villar et al. (2007) Villar CC, Kashleva H, Nobile CJ, Mitchell AP, Dongari-Bagtzoglou A. Candida albicans tarafından mukozal doku istilası , E-kadherin yıkımı, aracılı transkripsiyon faktörü Rim101p ve proteaz Sap5p ile ilişkilidir. Enfeksiyon ve Bağışıklık. 2007; 75 (5): 2126-2135. doi: 10.1128/IAI.00054-07. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    White, Marr & Bowden (1998) White TC, Marr KA, Bowden RA. Antifungal ilaç direncine katkıda bulunan klinik, hücresel ve moleküler faktörler. Klinik Mikrobiyoloji İncelemeleri. 1998; 11 (2):382-402. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]

    Yorum yap


    • #3
      Azadirachta indica , Melaleuca alternifolia ve Cocos nucifera'nın doku düzenleyicide değişen zaman aralıklarında Candida albicans suşu üzerindeki etkisi

      Preeti Satheesh Kumar
      Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
      Git: Soyut

      Amaç:


      Oral kandidiyazis için alternatif tedavi arayışları bir zorunluluktur ve şifalı bitkilerin kullanımı bu tür umut verici çözümlerden biri gibi görünmektedir. Fitoterapötik ajanlar, Azadirachta indica (neem yağı), Melaleuca alternifolia yağı (çay ağacı yağı) ve Cocos nucifera yağı (hindistan cevizi yağı), Candida albicans'a karşı antifungal ajanlar olarak etkinlikleri açısından test edildi . Daha sonra, bu üç antifungal ajanın, minimum inhibitör konsantrasyonda (MIC) bir yumuşak astar malzemesine dahil edildiğinde etkinliği değerlendirildi. Ayarlar ve Tasarım:


      Değerlendirici - İn vitro çalışma tasarımı. Malzemeler ve yöntemler:


      C. albicans ATCC 24433'e karşı MIC , et suyu mikrodilüsyon yöntemi kullanılarak M. alternifolia yağı, A. indica yağı ve C. nucifera yağı için hesaplandı. MIC için ön tarama sonuçlarına dayanarak, inhibisyon bölgesini (ZOI) ve MIC'yi değerlendirmek için doku düzenleyici numuneler hazırlandı. Üç yağın MIC'sinin antifungal aktivitesi değerlendirildi ve ortalama ZOI ölçülerek karşılaştırıldı. Üç yağın antifungal aktivitesi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve post hoc testi kullanılarak değerlendirildi. Kullanılan İstatistiksel Analiz:


      Oneway ANOVA ve post hoc Tukey dürüstçe anlamlı fark testi. Sonuçlar:


      C. albicans'a karşı inhibisyon , sırasıyla %20 v/v, %25 v/v ve %15 v/v C. nucifera yağı, M. alternifolia yağı ve A. indica yağı kullanıldığında sergilendi. 48 saat ve 7 günün sonunda ANOVA ve post hoc testinin sonuçları, her üç yağın da birbirinden önemli ölçüde farklı olduğunu ( P = 0.000) ve % 15 konsantrasyonlu A. indica /neem yağının en iyi antifungal aktiviteye sahip olduğunu gösterdi. 48 saat ve 7 günün sonunda. Çözüm:


      Visco-jel doku düzenleyici ile karıştırılmış M. alternifolia , C. nucifera ve A. indica'nın antimikotik aktivitesi, protez stomatit için alternatif bir tedavi olarak kullanılabilir.

      Anahtar Kelimeler: Antifungal, Candida albicans , Cocos nucifera yağı, protez stomatit, Melaleuca alternifolia yağı ve Azadirachta indica yağı
      Git: GİRİİŞ


      Protez stomatit, yaşlı protez kullananlarda damakta en sık görülen oral fırsatçı enfeksiyondur. Aynı zamanda hareketli protezlerle ilişkili en yaygın mukozal lezyondur ve sıklıkla tekrarlayıcıdır ve protez taşıyan mukozanın oral mukozasında inflamasyon veya eritem ile karakterizedir. Bu vakaların çoğunda, protez kullanıcısı altta yatan herhangi bir sorunun farkında değildir.[ 1 , 2 , 3 , 4 , 5 ]

      Candida ile ilişkili protez stomatitinin başlangıcı ve şiddeti multifaktöriyel kökenlidir.[ 1 , 6 , 7 , 8 ] Tükürük akışı, protez temizliği, protez yaşı, protez kaide materyali, protez travması gibi lokal ve sistemik faktörlerden etkilenir. , sürekli protez takma, sigara içme, ilaç, endokrinopatiler, immünosupresyon ve metabolik ve beslenme alımı. Candida ile ilişkili protez stomatiti, ağız ortamının koşulları mayanın büyümesi ve yapışması için uygun olduğunda ve ayrıca konakçının sistemik faktörleri savunma mekanizmasının depresyonuna neden olduğunda ortaya çıkar.[ 9 , 10 , 11, 12 , 13 ]

      Protez kaynaklı stomatit, öncelikle fırsatçı mantar patojeni Candida albicans'tan kaynaklanır . Yaşlı protez kullananların en az %65'i Candida taşır ve bu mayalar protez stomatitli hastaların %93'ünden izole edilmiştir. Candida'nın akrilik reçineli protezlere yapışabildiğini gösteren kanıtlar vardır .[ 14 , 15 , 16 ] Bu, enfeksiyöz sürecin gelişmesine yol açabilecek ilk adımdır ve sonuçta değişen derecelerde protez stomatitiyle sonuçlanabilir. bitişik mukoza.[ 11 , 17 , 18 ] Candidadoğrudan veya takma diş plağı tabakası yoluyla protez tabanına (polimetilmetakrilat) yapışır.[ 11 , 19 ] Bu yapışma olmazsa, tükürük veya yiyecek yutulduğunda mikroorganizmalar ağız boşluğundan uzaklaştırılır.

      Candida ile ilişkili protez stomatitinin tedavisi , multifaktöriyel etiyolojisi nedeniyle karmaşıktır.[ 9 , 20 ] Uygulanan terapötik strateji, titiz protez temizliğinden sistemik ve topikal antifungal ajanların kullanımına kadar uzanır.[ 20 , 21 , 22 ] Zayıf yanıt tükürük, yutma ve dil hareketlerinin seyreltici etkisi nedeniyle topikal antifungal ilaçlara sık rastlanır. Çoklu topikal uygulamalar gereklidir; bu nedenle hasta uyumu önemlidir. Sistemik ilaçların yaygın kullanımı toksisite, ilaç etkileşimleri ve dirençli türlerin gelişimi ile sonuçlanmıştır.[ 22 , 23 , 24 ]

      Bu eksikliklerin üstesinden gelmenin bir yöntemi, protez astarlarına ilaç eklemekti.[ 22 ] Antifungallerin doku düzenleyicilere veya protez astarlarına dahil edilmesi, etkili bir sonuç elde etmek için doku düzenleyiciler aracılığıyla antimikrobiyallerin kademeli olarak salınması nedeniyle geleneksel topikal antifungallerden farklıdır. tükürüğün seyreltici etkileri altında bile enfekte bölgelerdeki terapötik konsantrasyon.[ 8 , 17 ] Antifungaller yoluyla doku iyileşmesinin ek avantajına ek olarak, doku düzenleyiciler ayrıca travmayı en aza indirir ve alttaki enfekte dokuları yastıklar.

      Bu nedenle, bu mikroorganizmalara karşı, ancak seçici ve düşük toksisiteli bir şekilde hareket edecek yeni bileşiklerin araştırılması gerekmektedir. Bu nedenle, tıbbi bitkilerin ve ekstraktlarının bu mikroorganizmalara karşı etkinliği konusunda çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bitkisel ilaçların kullanımı terapötik tedavilerde anlam kazanabilir. Ayrıca bu şifalı bitkiler protez stomatit tedavisinde çok önemli bir rol oynayabilir.[ 21 , 23 , 25 , 26 ]

      Tıbbi bitkiler benzersiz, karmaşık ve çeşitli kimyasal yapıların zengin bir kaynağıdır ve ağız içi kullanımlarıyla ilgili sınırlı literatür olduğundan, potansiyel bir yeni mantar önleyici madde kaynağı olarak kapsamlı bir şekilde araştırılmasını garanti eder. Bitkisel esansiyel yağların kullanıldığı çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Çay ağacı yağı, limon otu yağı, sitronella yağı gibi uçucu yağlar ve bunların bazı bileşenleri , C. albicans'ın in vitro büyümesine karşı test edilmiş ve Candida'ya karşı etkili olduğu bulunmuştur . Cocos nucifera (hindistan cevizi yağı), Azadirachta indica (neem yağı) ve Melaleuca alternifolia'nın etkisi(çay ağacı yağı) ve in vitro oluşan C. albicans'ı yok etmek için gereken minimum inhibitör konsantrasyonu belirlemek ve bu yağların doku düzenleyicilerdeki etkilerini incelemek.

      Git: MALZEMELER VE YÖNTEMLER

      Minimum inhibisyon Konsantrasyonunun (MIC) hesaplanması


      C. albicans'ın liyofilize kültürü Tryptone Soya Broth içinde aşılandı ve gece boyunca 37°C'de inkübe edildi. Kültürün bulanıklığı, 600 nm'de 0.5 McFarland standardına ayarlandı. M. alternifolia yağı, A. indica ve C. nucifera yağları (tıbbi sınıf; Sigma-Aldrich) , et suyu mikrodilüsyon yöntemi kullanılarak C. albicans ATCC 24433'e karşı minimum inhibitör konsantrasyonu (MIC) hesaplanarak mantar önleyici aktiviteleri için taranmıştır . 96 oyuklu bir plakada, 150 ul ortam eklendi, buna 1.5 ul kültür ve 7.5 ul farklı yağ konsantrasyonları aşağıda belirtildiği gibi desende eklendi [tablo 1veŞekil 1]. tablo 1


      Numunelerin kodlanması
      %0 yağ + 150 µl ortam + 1.5 µl kültür M-pozitif kontrol A-pozitif kontrol C-pozitif kontrol
      %5 yağ + 150 µl ortam + 1.5 µl kültür M-1 A-1 C-1
      %10 yağ + 150 µl ortam + 1.5 µl kültür M-2 A-2 C-2
      %15 yağ + 150 µl ortam + 1.5 µl kültür M-3 A-3 C-3
      %20 yağ + 150 µl ortam + 1.5 µl kültür M-4 A-4 C-4
      %25 yağ + 150 µl ortam + 1.5 µl kültür M-5 A-5 C-5
      %30 yağ + 150 µl ortam + 1.5 µl kültür M-6 A-6 C-6
      %35 yağ + 150 µl ortam + 1.5 µl kültür M-7 A-7 C-7
      %40 yağ + 150 µl ortam + 1.5 µl kültür M-8 A-8 C-8
      %40 yağ + 150 µl ortam + 0 µl kültür M-negatif kontrol A-negatif kontrol C-negatif kontrol
      Ayrı bir pencerede aç
      Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı JIPS-20-171-g001.jpg'dir.
      Şekil 1
      Deneysel kurulum. A1, A2: A-pozitif kontrol; A3, A4: A-1; A5, A6: A-2; A7, A8: A-3; A9, A10: A-4; A11, A12: A-5; B1, B2: A-6; B3, B4: A-7; B5, B6: A-8; B7, B8: A-Negatif kontrol; B9, B10: M-Pozitif kontrol; B11, B12: M-1; C1, C2: M-2; C3, C4: M-3; C5, C6: M-4; C7, C8: M-5; C9, C10: M-6; C11, C12: M-7; D1, D2: M-8; D3, D4: M-Negatif Kontrol; D5, D6: C-Pozitif kontrol; D7, D8: C-1; D9, D10: C-2; D11, D12: C-3; E1, E2: C-4; E-3, E-4: C-5; E-5, E-6: C-6; E-7, E-8: C-7; E-9, E-10: C-8; E-11, E-12: C- Negatif Kontrol; F1, F2: Boş

      Sonuçlar, 37°C'de 48 saatlik inkübasyondan sonra gözlemlendi. Absorbans 600 nm'de hesaplandı. Pozitif kontrol kültürüne kıyasla mikrobiyal büyümeyi engellemek için gereken en düşük yağ konsantrasyonu MIC olarak tanımlandı.

      MIC için ön tarama sonuçlarına dayanarak, inhibisyon bölgesini (ZOI) ve MIC'yi değerlendirmek için doku düzenleyici numuneler hazırlandı. Doku düzenleyici numunelerin hazırlanması


      Deney grupları için ticari olarak temin edilebilen ısıyla sertleşen akrilik reçine (Trevalon) ve tıbbi dereceli M. alternifolia yağı, A. indica yağı ve C. nucifera yağı (Sigma-Aldrich Enterprises) kullanılarak numuneler hazırlandı .

      1.8 g sıvıya karşı 2.2 g polimer standart bir miktar kullanılmıştır. Yağsız (kontrol) ve üç yağdan ( M. alternifolia , A. indica ) sekiz farklı konsantrasyonda (%5, %10, %15, %20, %25, %30, %35 ve %40) sıvı monomer , ve C. nucifera) daha sonra otopolimerize doku düzenleyici numuneleri (Visco-jel) formüle etmek için üretici tarafından önerilen oranda toz ile karıştırıldı. Özelleştirilmiş şişe tasarlanmış ve inşa edilmiştir. Bu balon, içerisinde ısı ile polimerize edilmiş akrilik reçine numunelerinin yapıldığı, istenilen 5 mm derinlik ve 30 mm çap boyutlarına sahip altı disk aralığından oluşmaktadır. Tasarlanan şişe, otopolimerize edici doku hazırlayıcı ve modifiye edilmiş doku hazırlayıcının birleştirildiği ve sertleşmesine izin verilen, 3 mm derinlikte ve 30 mm çapta bir ölçüme sahip disk boşluklarına sahip bir üst elemandan oluşuyordu. Daha sonra, her biri 3 mm kalınlığında doku yumuşatıcı numuneler, ısıyla sertleştirilmiş protez kaide reçinesinin bir tarafına uygulandı. inhibisyon bölgesi


      Candida albicans ile agar plakalarının aşılanması


      Seyreltilmiş C. albicans solüsyonu (0.5 mi) her steril Tripton Soya agar plakasına damlatıldı ve bir çim kültürü yapıldı. Test edilecek tüm malzeme konsantrasyonları için her agar plakasında üç kuyu (7 mm derinliğinde, 5 mm çapında) oluşturulmuştur. Bu çalışmada saf M. alternifolia yağı, A. indica yağı ve C. nucifera yağı (antifungal ajanlar olarak) Visco-jel doku düzenleyicide karıştırılmış ve ısıyla kürlenmiş protez kaidesi reçinesi üzerine kaplanmıştır. Kontrol diski steril distile suya batırıldı.

      Visco-jel ile karıştırılmış Melaleuca alternifolia yağı


      Doku düzenleyicide karıştırılan ve ısıyla sertleştirilmiş protez kaidesi reçinesi üzerine kaplanan yağın farklı konsantrasyonları, aşılanmış petri plakalarındaki delme deliklerine (5 mm çapında) yerleştirildi. Plakalar, 7 gün boyunca 37°C'de inkübe edildi. Her test zımba deliği için ortalama engelleme çapı, metal dereceli bir cetvel kullanılarak 48. saatte ve 7. günde zımba deliği boyunca milimetre cinsinden ölçülmüştür.

      Visco-jel ile karıştırılmış Azadirachta indica yağı


      A. indica yağının farklı konsantrasyonlarda Visco-jel ile kombinasyonları için benzer bir prosedür izlendi .

      Visco-jel ile karıştırılmış Cocos nucifera yağı


      Farklı konsantrasyonlarda C. nucifera yağı ile Visco-jel kombinasyonları için benzer bir prosedür izlendi .

      Üç yağ grubunun her birindeki MIC değerlendirildi ve doğrulandı. Üç yağın MIC'sinin antifungal aktivitesi, her gün izleme yapılırken 48 saat ve 7. günde parametre olarak ortalama ZOI ölçülerek değerlendirildi ve karşılaştırıldı.

      Git: SONUÇLAR


      C. nucifera yağı, M. alternifolia yağı ve A. indica yağı için MIC , et suyu mikrodilüsyon yöntemi kullanılarak hesaplandı. C. nucifera /hindistan cevizi yağı, M. alternifolia yağı ve A. indica yağının %20 v/v, %25 v/v ve %15 v/v'si mevcut olduğunda C. albicans'a karşı inhibisyonun sergilendiği bulundu. medyada sırasıyla [Şekiller​[Şekiller22-​-44].
      Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı JIPS-20-171-g002.jpg'dir.
      şekil 2
      Besiyerinde %25 çay ağacı yağı bulunduğunda Candida albicans'a karşı minimum inhibitör konsantrasyonu gözlemlenmiştir.

      Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı JIPS-20-171-g004.jpg'dir.
      Şekil 4
      Besiyerinde %20 hindistancevizi yağı bulunduğunda Candida albicans'a karşı minimum inhibitör konsantrasyonu gözlemlendi

      Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı JIPS-20-171-g003.jpg'dir.
      Figür 3
      Besiyerinde %15 neem yağı bulunduğunda Candida albicans'a karşı minimum inhibitör konsantrasyonu gözlemlendi Melaleuca alternifolia /çay ağacı yağı


      C. albicans'ın doku düzenleyicide karıştırılmış en etkili M. alternifolia yağı konsantrasyonuna karşı duyarlılığını test etmek için , doku düzenleyicide M. alternifolia yağının farklı konsantrasyonlarının (% v/v) ortalama ZOI'si ( her biri n = 20) kaydedildi ve analiz edildi. Ortalama ZOI'deki %20'den %25'e kadar olan konsantrasyon artışının en yüksek (%137.50) olduğu gözlendi. Varyans analizi (ANOVA) ve ardından post hoc testi, 48 saatte %25 konsantrasyonun, test edilen diğer tüm konsantrasyonlardan önemli ölçüde ( P = 0,000) daha etkili olduğunu gösterdi [Tablo 2]. 7 günün sonunda, farklı konsantrasyonların ortalama ZOI'leri bir kez daha analiz edildi. İlgili konsantrasyonların ortalama ZOI'sinde bir azalma olmasına rağmen, aynı aralıkta tutulduğu kaydedildi, bu da mantar önleyici aktivitenin 7 günün sonunda bile mevcut olduğunu düşündürdü. Ayrıca, ortalama ZOI'deki %20'den %25'lik konsantrasyona artış yüzdesinin yine en yüksek (%134.45) olduğu bulundu. ANOVA'nın ardından post hoc testi, %25 konsantrasyonun, test edilen diğer tüm konsantrasyonlardan önemli ölçüde ( P = 0,000) daha etkili olduğunu gösterdi [Tablo 3]. Tablo 2


      M. alternifolia yağının ortalama inhibisyon bölgesindeki artış yüzdesi 48 saatte
      5 5 100.00
      10 5 100.00
      15 5.2 104.00
      20 6.4 123.08
      25 8.8 137.50
      30 10.6 120.45
      35 13 122.64
      40 15.35 118.08
      Ayrı bir pencerede aç Tablo 3


      M. alternifolia yağının ortalama inhibisyon bölgesindeki artış yüzdesi 7 günde
      5 5 100
      10 5 100
      15 5 100.00
      20 5,95 119.00
      25 8 134.45
      30 9,75 121.88
      35 12.55 128.72
      40 14.75 117.53
      Ayrı bir pencerede aç Azadirachta indica /neem yağı


      Benzer şekilde, farklı A. indica /neem yağı konsantrasyonları için ortalama ZOI ölçüldü ve analiz edildi. Ortalama ZOI'deki %10'dan %15'e konsantrasyon artışının en yüksek (%146.11) olduğu gözlendi. ANOVA ve ardından post hoc testi, 48 saatte %15 konsantrasyonun, test edilen diğer tüm A. indica yağı konsantrasyonlarından önemli ölçüde ( P = 0,000) daha etkili olduğunu gösterdi [Tablo 4]. Tablo 4


      48 saatte A indica yağının ortalama inhibisyon bölgesindeki artış yüzdesi
      5 6.35 127.00
      10 8.35 131.50
      15 12.20 146.11
      20 13.60 111.48
      25 15.20 111.76
      30 17.00 111.84
      35 19.20 112.94
      40 20.10 104.69
      Ayrı bir pencerede aç
      A. indica yağı grubu, ilgili konsantrasyonların ortalama ZOI'sinde bir azalma olmasına rağmen, 7 günün sonunda önemli antifungal aktivite gösterdi. Farklı konsantrasyonların ortalama ZOI'leri bir kez daha analiz edildi. Ortalama ZOI'deki %10'dan %15'e konsantrasyon artışının hala en yüksek (%147.40) olduğu gözlendi. ANOVA'nın ardından post hoc testi, 7 günün sonunda, %15 konsantrasyonun, test edilen diğer tüm konsantrasyonlardan önemli ölçüde ( P = 0,000) daha etkili olduğunu gösterdi [Tablo 5]. Tablo 5


      7 günde A indica yağının ortalama inhibisyon bölgesindeki artış yüzdesi
      5 6.10 122.00
      10 7.70 126.23
      15 11.35 147.40
      20 12.90 113.66
      25 14.60 113.18
      30 15.95 109.25
      35 18.75 117.55
      40 19.15 102.13
      Ayrı bir pencerede aç Cocos nucifera /hindistan cevizi yağı


      Benzer şekilde, ortalama ZOI'deki %15'ten %20 konsantrasyona artış yüzdesi en yüksekti (%152.78). ANOVA ve ardından post hoc testi, 48 saatte %20 C. nucifera /hindistan cevizi yağı konsantrasyonunun, test edilen diğer tüm konsantrasyonlardan önemli ölçüde ( P = 0.000) daha etkili olduğunu gösterdi [Tablo 6]. Tablo 6


      48 saatte C. nucifera yağının ortalama inhibisyon bölgesindeki artış yüzdesi
      5 5.00 100.00
      10 5.20 104.00
      15 7.20 138.46
      20 11.00 152.78
      25 12.30 111.82
      30 13.75 111.79
      35 14.40 104.73
      40 16.55 114.93
      Ayrı bir pencerede aç
      C. nucifera grubu da 7 günün sonunda antifungal aktivite gösterdi. Ortalama ZOI'deki %15'ten %20'ye konsantrasyon artışının en yüksek (%149.23) olduğu gözlemlendi. ANOVA'nın ardından post hoc testi, 7 günün sonunda bile %20 konsantrasyonun, test edilen diğer tüm konsantrasyonlardan önemli ölçüde ( P = 0.000) daha etkili olduğunu gösterdi [Tablo 7]. Tablo 7


      C nucifera yağında yağın ortalama inhibisyon bölgesindeki artış yüzdesi 7 gün
      5 5 100.00
      10 5 100.00
      15 6.5 130.00
      20 9.7 149.23
      25 11.8 121.65
      30 13.3 112.71
      35 13.15 98.87
      40 16.2 123.19
      Ayrı bir pencerede aç
      Doku düzenleyici ile karıştırılan üç yağın antifungal aktivitesini karşılaştırmak için, her bir yağın MIC'sinin ortalama ZOI'si 48 saatte parametre olarak alındı ​​[Tablo 8] ve 7. günde [Tablo 9] her gün izlemeyi gerçekleştirirken. 48 saat ve 7 günün sonunda ANOVA ve post hoc testinin sonuçları, her üç yağın da birbirinden önemli ölçüde farklı olduğunu ( P = 0.000) ve % 15 konsantrasyonlu A. indica /neem yağının en iyi antifungal aktiviteye sahip olduğunu gösterdi. 48 saatin sonu ve ayrıca 7 gün [Tablo 10]. Tablo 8


      48 saatte minimum inhibitör konsantrasyonun ortalama inhibisyon bölgesi
      C.Nucifera yağı (%20) 11.000
      A.Indica yağı (%15) 12.200
      M. alternifolia yağı (%25) 8.800
      Ayrı bir pencerede aç
      ZOI: İnhibisyon bölgesi Tablo 9


      7. günde minimum inhibitör konsantrasyonun ortalama inhibisyon bölgesi
      C.Nucifera yağı (%20) 9.7
      A.Indica yağı (%15) 11.35
      M. alternifolia yağı (%25) 8.000
      Ayrı bir pencerede aç Tablo 10


      7 günün sonunda üç yağın minimum en etkili konsantrasyonunun mantar önleyici aktivitesi
      C. Nucifera yağı -1.650* 1.700*
      A.Indica yağı 3.350*
      Ayrı bir pencerede aç
      *%5 seviyesinde önemli istatistiksel analiz


      Melaleuca alternifolia yağı


      48 saatte

      İstatistiksel araç tek yönlü ANOVA kullanıldı. MIC'yi doğrulamak için ortalama ZOI'deki yüzde artış hesaplandı ve sonuçlarTablo 2.

      Maksimum artış yüzdesi %25 konsantrasyon seviyesi için kaydedildiğinden, M. alternifolia yağı için MIC'nin %25 olduğu doğrulanmıştır .

      7 gün sonra

      MIC'yi doğrulamak için ortalama inhibisyon bölgesindeki artış yüzdesi hesaplandı ve sonuçlarTablo 3.

      Maksimum artış yüzdesi %25 konsantrasyon seviyesi için kaydedildiğinden, 7 gün sonra M. alternifolia yağı için MIC seviyesinin %25 olduğu doğrulandı .

      Azadirachta indica yağı


      48 saatte

      MIC'yi doğrulamak için ortalama inhibisyon bölgesindeki artış yüzdesi hesaplandı ve sonuçlarTablo 4.

      Maksimum artış %10'dan %15'e (%146.11) gerçekleşti ve A. indica yağı için MIC'nin %15 olduğunu doğruladı.

      7 gün sonra

      MIC'yi doğrulamak için ortalama inhibisyon bölgesindeki artış yüzdesi hesaplandı ve sonuçlarTablo 5.

      Maksimum artış %10'dan %15'e (%147,40) gerçekleşmiş ve 7 günün sonunda A. indica yağı için minimum en etkili konsantrasyon seviyesinin %15 olduğunu doğrulamıştır.

      Cocos nucifera yağı


      48 saatte

      MIC'yi doğrulamak için ortalama inhibisyon bölgesindeki artış yüzdesi hesaplandı ve sonuçlarTablo 6.

      Ortalama minimum inhibitör bölgede %15'ten %20'ye artış yüzdesi en yüksek (%152.78) idi ve %20'de meydana geliyordu. Böylece, C. nucifera yağı için MIC seviyesinin %20 olduğu doğrulanmıştır .

      7 gün sonra

      MIC'yi doğrulamak için ortalama inhibisyon bölgesindeki artış yüzdesi hesaplandı ve sonuçlarTablo 7.

      Ortalama minimum inhibitör bölgede %15'ten %20'ye artış yüzdesi en yüksekti (%149.23) ve %20'de meydana geliyordu. Böylece 7 gün sonunda C. nucifera yağı için minimum en etkili konsantrasyon seviyesinin %20 olduğu doğrulanmıştır .

      Doku düzenleyici ile karıştırılan üç yağın antifungal aktivitesini karşılaştırmak için, her gün izleme yapılırken her yağın MIC'sinin ortalama ZOI'si 48 saat ve 7. günde parametre olarak alındı. ANOVA yapıldı ve anlamlılık değeri ( P değeri) 0,000 olduğu için ölçüm düzeyinde anlamlı bir fark olduğunu gösteriyor ki bu da 0,05 anlamlılık düzeyinden küçük.

      Bu üç yağın 48 saatteki MIC seviyelerindeki ortalama ZOI'si şu şekilde verilmiştir:Tablo 8.

      Tablo 8%15 konsantrasyona sahip A. indica /neem yağının 48 saat sonunda en iyi antifungal aktiviteye sahip olarak kabul edilebileceğini göstermektedir.

      Bu üç yağın 7. günde MIC seviyelerindeki ortalama ZOI'si şu şekilde verilmiştir:Tablo 9.

      48 saat ve 7 gün sonunda yapılan ANOVA ve post hoc test sonuçları, her üç yağın da birbirinden önemli ölçüde farklı olduğunu ve %15 konsantrasyona sahip Azadirachta indica / Neem yağının 48 saat sonunda en iyi mantar önleyici aktiviteye sahip olduğunu gösterdi. ve ayrıca 7 gün

      Git: TARTIŞMA


      Başarılı bir terapi, “doğru organizmayı uygun dozda tedavi etmek için reçete edilen uygun bir ajan” olarak tanımlanabilir. Yeni ajanların araştırılması için en umut verici kaynaklardan biri, çeşitli araştırmacılar tarafından araştırılan, antimikrobiyal özelliklere sahip bileşiklere sahip bitkilerde bulunur, ancak bu bileşiklerin çoğu henüz bilinmemektedir. Bu aktif ilkelerin araştırılması, kullanımda olan antifungalde bulunan farklı hedeflere sahip olduklarında, üzerinde çalışılması gereken potansiyel bir alandır.[ 26 ] Bu nedenle, bu çalışma C. nucifera , A. indica , ve M. alternifolia'nın herhangi bir antifungal potansiyeli vardır.

      Mevcut in vitro çalışmanın sonuçları, doku düzenleyici Visco-gel'in tek başına C. albicans büyümesinin inhibisyonunu göstermediğini ortaya koydu . Bu, Kulak-Özkan ve diğerleri [ 13 ] ve Catalan[ 31 ] tarafından yapılan çalışmalarla tutarlıdır . Çoğu doku düzenleyici, 24 ile 72 saat arasında maksimum etkiye sahiptir. Doku düzenleyicilerin 7 gün boyunca akmaya devam ettiği bildirilmiş ve bu süre boyunca klinik olarak etkili oldukları ileri sürülmüştür. Bu nedenle, 48 saat ve 7. gün çalışma süresi parametreleri seçilmiştir,[ 27 , 28 ] ve çalışmada yaygın olarak kullanılan bir doku düzenleyici olan Visco-jel kullanılmıştır.[ 28 ]

      M. alternifolia bitkisi , onlarca yıldır antiseptik bir ilaç olarak kullanılmıştır. Çay ağacı yağı olarak adlandırılan M. alternifolia'nın uçucu yağı , çoğunluğu monoterpenler ve ilgili alkoller olan neredeyse yüzlerce bileşen içerir. Minimum %30 terpinen-4-ol içeriğine ve maksimum %15 1,8-cineole içeriğine sahiptir. Terpinen-4-ol, önemli bir M. alternifolia bileşenidir ve güçlü antimikrobiyal ve antienflamatuar özellikler sergiler. Ön denemelerde, de Campos Rasteiro ve ark .[ 28 ] M. alternifolia'nınformülasyonlar akne, mantar enfeksiyonları, püstüller, tekrarlayan herpes labialis tedavisinde ve bakteriyel patojen dekolonizasyon protokollerinde etkili olabilir. M. alternifolia'nın antimikrobiyal aktivitesi, proteinleri denatüre etme ve hücre duvarı zarının özelliklerini ve işlevini değiştirerek hücre içi bileşenlerin kaybına ve nihayetinde hücre ölümüne yol açma yeteneğine bağlanır.[ 29 , 30 ] Çay ağacı yağı kullanılabilir. geleneksel ilaçlara alternatif olarak veya bunlarla kombinasyon halinde (antibiyotikler ve kemoterapötik ajanlar dahil).[ 30 ] Bu çalışmanın bulguları, M. alternifolia yağının, C. albicans'ın güçlü ve inhibitör fungisidal aktivitesini gösterdiğini göstermektedir.ve bu, Sharma ve Hegde, Mertas ve diğerleri , Catalán ve diğerleri ve Rawat ve diğerleri tarafından yürütülen çalışmalara uygundur .[ 28 , 30 , 31 , 32 ]

      Önemli antifungal aktivite gösteren çay ağacı yağının MIC'sinin 48 saat ve 7 günde %25 h/h çay ağacı yağında olduğu bulundu.

      Ortalama ZOI'deki %20'den %25'e kadar olan konsantrasyon artışının en yüksek olduğu gözlendi. 7 günün sonunda, ilgili konsantrasyonların ortalama ZOI'sinde bir azalma olmasına rağmen, bunun aynı aralıkta tutulduğu kaydedildi, bu da antifungal aktivitenin 7 günün sonunda bile mevcut olduğunu düşündürdü.

      Mevcut mikrobiyolojik in vitro çalışmanın sonuçları, Visco-jel ile karıştırıldığında %20 v/v hindistancevizi yağının önemli antifungal aktivite gösterdiğini ve bunun 24 saat sonra C. albicans büyümesinin tamamen inhibisyonu ile sonuçlandığını göstermektedir ( P < 0.001). Bu nedenle, Visco-jel içindeki %20 hindistancevizi yağı MIC idi ve daha fazla karşılaştırma için düşünüldü. Bu, hindistancevizi yağının antimikrobiyal özelliklerini inceleyen Oğbolu ve ark .,[ 33 ] tarafından yürütülen çalışma ile uyumludur ; Hindistan cevizi yağının erken çocukluk çağı çürükleri üzerindeki etkisini araştıran ve ketokonazolünkine benzer antifungal aktivite gösterdiği sonucuna varan Shino ve ark .,[ 34 ]; ve Kannan ve Muhammed,[35 ] hindistancevizi yağının ağız boşluğunda antifungal aktivitesini araştırdı. Çalışmanın önemli bir bulgusu, mantar önleyici aktivitenin 7 günün sonunda bile azalmadan devam etmesi ve %20 konsantrasyonun, test edilen diğer tüm konsantrasyonlardan önemli ölçüde daha etkili olmasıydı ( P = 0,000), bu da doku düzenleyicisi içinde aktif kaldığını ima ediyor. en az 7 gün boyunca polimerik yapı.

      Bu çalışmanın sonuçları, Krishnamoorthy ve ark .,[ 36 ] tarafından yürütülen ve 24 saat ile karşılaştırıldığında tüm antifungal ajanlarda C. albicans kolonizasyonunda kademeli bir azalma olduğunu ortaya koyan çalışma ile uyumludur. kuluçka dönemi ve 5. günlük kuluçka dönemi. Bu, antifungal ajanlarla birleştirildiğinde doku koşullandırıcının sızmasının yavaş, tutarlı ve kademeli olduğunu açıkça kanıtlamaktadır; bu, Graham ve ark .,[ 37 ] tarafından yapılan in vitro çalışmada doku koşullandırıcıların aşağıdakiler için aktığını belirten çalışma ile uyumludur. 7 günlük bir süre ve bu süre boyunca klinik olarak etkili oldukları.

      Hint yarımadasındaki tropikal bir ağaç olan A. indica (Neem), tıbbi özellikleri nedeniyle Ayurveda tıbbında 4000 yıldan fazla bir süredir kullanılmaktadır.[ 38 , 39 ]

      Başka bir çalışmada, neem yaprağı ve üzüm ekstraktları gibi doğal ekstraktların antibakteriyel aktiviteleri sodyum hipoklorit ile karşılaştırılmış ve neem yaprağı ekstraktlarının ve üzüm çekirdeği ekstraktlarının antimikrobiyal özelliklere sahip olduklarını düşündüren inhibisyon bölgeleri gösterdiği sonucuna varılmıştır.[ 37 , 39 ]

      Bu durum çalışmamızın sonuçları ile uyumludur. Yerima et al . A. indica'nın (neem) farklı kısımlarını kullanarak ağızdan izole edilen bakterilerin etkisini araştırmışlar ve ağaç kabuğu ve yaprak ekstraktlarının kullanılan tüm test bakterilerine karşı antibakteriyel aktivite gösterdiği sonucuna varmışlardır.[ 40 ] Bu, çalışmamızın sonuçları ile uyumludur. , burada antifungal aktiviteyi değerlendirmek için neem kabuğu ekstresi (Sigma-Aldrich) kullanıldı. Tyagi ve ark .[ 41 ] ve Hegde ve Kesaria[ 42 ] kök kanal irrigantları üzerine yaptıkları bir çalışmada, neem yaprağı ekstraktının C. albicans'a karşı önemli bir etkiye sahip olduğu sonucuna varmışlardır . Kumar ve diğerleri .[ 43] bu çalışmanın bulgularını doğruladı ve mantar önleyici maddelerle birleştirilmiş yumuşak astar malzemelerinin C. albicans'a karşı hareket etme potansiyeline sahip olduğunu belirtti .

      Her üç yağ karşılaştırıldığında, neem yağının 48 saat ve 7 günde en iyi antifungal aktiviteye sahip olduğu bulundu. Bu çalışma ile diğerleri arasındaki MIC farkı, yağları değerlendirmek için kullanılan mikrobiyolojik yönteme ve çalışmayı yürütmek için sulu veya etanol özütünün kullanılıp kullanılmadığına atfedilebilir.

      Bu çalışma kontrollü laboratuvar koşullarında gerçekleştirilmiştir; bu nedenle, sonuçları doğrulamak için in vivo çalışmalar önerilmektedir. Bu antifungallerin doku düzenleyicinin fiziksel ve mekanik özellikleri üzerindeki etkisini test etmek için daha ileri çalışmalar yapılmalıdır. Bu bileşiklerin biyoaktivitesini, etki mekanizmasını ve farmakokinetiğini araştırmak için daha fazla ilaç geliştirme programları gerçekleştirilebilir.

      Git: ÇÖZÜM


      Mantar öldürücü bileşiklerin doğrudan doku düzenleyicilere eklenmesi, Candida ile ilişkili protez stomatitini tedavi etmek için bir yöntem olarak in vivo olarak incelenebilir . Visco-jel doku düzenleyici ile karıştırılmış M. alternifolia , C. nucifera ve A. indica'nın antimikotik aktivitesi, protez stomatit için alternatif bir tedavi olarak kullanılabilir. Doku düzenleyicilerin fiziksel özelliklerinde meydana gelebilecek değişiklikleri belirlemek için gelecekteki araştırmalar yapılmalıdır. Mali destek ve sponsorluk


      Bu proje, Rajiv Gandhi Sağlık Bilimleri Üniversitesi tarafından Üniversite Sipariş No.D-36:2015-16 aracılığıyla yayınlanan hibe yoluyla finanse edilmiştir. Çıkar çatışmaları


      Herhangi bir çıkar çatışması yoktur.

      Git: Teşekkür


      Rajiv Gandhi Sağlık Bilimleri Üniversitesi'ne bu projeye başlamama yardım etme fırsatı için teşekkür etmek istiyorum.

      Git: REFERANSLAR

      1. Jose A, Coco BJ, Milligan S, Young B, Lappin DF, Bagg J, et al. Protez stomatit insidansını azaltmak: Protez temizleyicileri yeterli mi? J Protez. 2010; 19 :252–7. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      2. Gleiznys A, Zdanavicčienė E, Žilinskas J. Candida albicans'ın protez kullanıcıları için önemi: Bir literatür taraması. Stomatologija, Balt Dent Maxillofac J. 2015; 17 :54-66. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      3. Bulad K, Taylor RL, Verran J, McCord JF. Protez yumuşak astar malzemelerinin Candida albicans tarafından kolonizasyonu ve penetrasyonu . Dent Mater. 2004; 20 :167–75. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      4. Cannon RD, Holmes AR, Mason AB, Monk BC. Oral Candida : Klerans, kolonizasyon veya kandidiyazis? J Dent Arş. 1995; 74 :1152–61. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      5. Wilson J. Protez stomatitinin etiyolojisi, teşhisi ve yönetimi. Br Dent J. 1998; 185 :380–4. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      6. Webb BC, Thomas CJ, Willcox MD, Harty DW, Knox KW. Candida ile ilişkili protez stomatit Etiyoloji ve yönetim: Bir gözden geçirme Bölüm 1 Candida türlerinin ağız boşluğunda dağılımını etkileyen faktörler . Aust Dent J. 1998; 43 :45–50. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      7. Araújo de Vasconcellos A, Araújo de Vasconcellos A, Chagas RB, Gonçalves LM. Candida ile ilişkili protez stomatit: Klinik açıdan ilgili yönler? Klinik Mikrobiyal. 2014; 3 :4. doi: 10.4172/2327-5073.1000160. [ Google Akademik ]
      8. Skupien JA, Valentini F, Boscato N, Pereira-Cenci T. Protez gömleklerinde Candida kolonizasyonunun önlenmesi ve tedavisi : Sistematik bir derleme. J Protez Dent. 2013; 110 :356-62. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      9. Salerno C, Pascale M, Contaldo M, Esposito V, Busciolano M, Milillo L, et al. Candida ile ilişkili protez stomatit. Med Oral Patol Oral Çır Bucal. 2011; 16 :e139–43. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      10. Bilhan H, Sulun T, Erköse G, Kurt H, Erturan Z, Kutay O, et al. Protez ilişkili stomatitte Candida albicans hyphae ve Lactobacillus'un rolü . Clin Oral Araştırma. 2009; 13 :363–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      11. Pereira-Cenci T, Del Bel Cury AA, Crielaard W, Ten Cate JM. Candida ile ilişkili protez stomatitinin gelişimi : Yeni anlayışlar. J Appl Oral Sci. 2008; 16 :86-94. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      12. Emami E, Kabawat M, Rompre PH, Feine JS. Protez stomatit tedavisine kanıtları bağlamak: Randomize kontrollü çalışmaların bir meta-analizi. J Dent. 2014; 42 :99–106. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      13. Kulak-Özkan Y, Kazazoğlu E, Arıkan A. Yaşlılarda ağız hijyeni alışkanlıkları, protez temizliği, maya ve stomatit varlığı. J Oral Rehabilitasyon. 2002; 29 :300–4. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      14. Coco BJ, Bagg J, Cross LJ, Jose A, Cross J, Ramage G. Protez stomatitinin patogenezi ile ilişkili Karışık Candida albicans ve Candida glabrata popülasyonları. Oral Mikrobiol İmmünol. 2008; 23 :377-83. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      15. Kulak Y, Arıkan A. Protez stomatit etiyolojisi. J Marmara Üniv Dent Fak. 1993; 1 :307–14. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      16. Figueiral MH, Azul A, Pinto E, Fonseca PA, Branco FM, Scully C. Protez ile ilgili stomatit: Etiyolojik ve predispozan faktörlerin tanımlanması – Geniş bir kohort. J Oral Rehabilitasyon. 2007; 34 (Ek 6):448–55. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      17. Chandra J, Mukherjee PK, Leidich SD, Faddoul FF, Hoyer LL, Douglas LJ, et al. Protez akrilik üzerinde oluşturulan kandidal biyofilmlerin in vitro antifungal direnci . J Dent Arş. 2001; 80 :903–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      18. Ramage G, Tomsett K, Wickes BL, López-Ribot JL, Redding SW. Protez stomatit: Candida biyofilmlerinin rolü. Oral Surg Oral Med Oral Pathol Oral Radiol Endod. 2004; 98 :53–9. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      19. Samaranayake LP, MacFarlane TW. Candida albicans'ın akrilik yüzeylere yapışmasının in vitro çalışması . Arch Oral Biol. 1980; 25 :603–9. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      20. Webb BC, Thomas CJ, Willcox MD, Harty DW, Knox KW. Candida ile ilişkili protez stomatit Etiyoloji ve yönetim: Bir gözden geçirme Bölüm 3 Oral kandidoz tedavisi. Aust Dent J. 1998; 43 :244–9. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      21. Petrović M, Kostić M, Kostić M, Krunicć N, Igicć M, Pešicć Z, et al. Candida ile ilişkili protez stomatit tedavisinde doğal bileşiklerin terapötik alternatifleri . Acta Medica Medianae. 2014; 53 :73–9. [ Google Akademik ]
      22. Chopde N, Pharande A, Khade MN, Khadtare YR, Shah SS, Apratim A. Candida albicans'a karşı nistatin, mikonazol ve flukonazol ile birleştirilmiş iki doku düzenleyicinin in vitro antifungal aktivitesi . J Contemp Dent Pract. 2012; 13 :695–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      23. Mima EG, Vergani CE, Machado AL, Massucato EM, Colombo AL, Bagnato VS, et al. Protez stomatit tedavisi için Fotodinamik Tedavi ile geleneksel antifungal tedavinin karşılaştırılması: Randomize bir klinik çalışma. Clin Mikrobiyol Enfeksiyonu. 2012; 18 :E380–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      24. Perchyonok T. Tasarımdan uygulamaya biyoaktif protez yumuşak astar malzemeleri: İn vitro yaklaşım? J Dent Health Ağız Bozukluğu Ther. 2017; 6 :101–5. doi: 10.15406/jdhodt. 2017.06.00206. [ Google Akademik ]
      25. Casaroto AR, Lara VS. Candida ile ilişkili protez stomatit için bitkisel ilaçlar. Fitoterapi. 2010; 81 :323–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      26. Anibal PC, de Cássia Orlandi Sardi J, Peixoto IT, de Carvalho Moraes JJ, Höfling JF. Oral kandidiyaz için geleneksel ve alternatif antifungal tedaviler. Braz J Mikrobiol. 2010; 41 :824–31. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      27. Dorocka-Bobkowska B, Medyński D, Pryliński M. Protez tedavisi için doku düzenleyicilerdeki son gelişmeler: Bir inceleme. Adv Clin Exp Med. 2017; 26 :723–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      28. Sharma S, Hegde V. Doku düzenleyiciye dahil edildiğinde melaleuca yağı ve flukonazolün antifungal aktivitesinin karşılaştırmalı değerlendirmesi: Bir in vitro çalışma. J Protez. 2014; 23 :367-73. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      29. de Campos Rasteiro VM, da Costa AC, Araújo CF, de Barros PP, Rossoni RD, Anbinder AL, et al. Bağışıklığı baskılanmış bir fare modelinde indüklenen oral kandidiyazisin tedavisi için Melaleuca alternifolia esansiyel yağı . BMC Tamamlayıcı Alter Med. 2014; 14 :489. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      30. Mertas A, Garbusińska A, Szliszka E, Jureczko A, Kowalska M, Król W. Çay ağacı yağının ( Melaleuca alternifolia ) flukonazole dirençli Candida albicans suşlarına karşı flukonazol aktivitesi üzerindeki etkisi . Biomed Arş. 2015; 2015 :590470. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      31. Catalán A, Pacheco JG, Martínez A, Mondaca MA. Candida albicans üzerinde doku düzenleyici ile karıştırılmış Melaleuca alternifolia'nın in vitro ve in vivo aktivitesi . Oral Surg Oral Med Oral Pathol Oral Radiol Endod. 2008; 105 :327-32. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      32. Rawat P, Agarwal S, Tripathi S. Çeşitli mantar önleyici ajanların eklenmesinden sonra bir doku düzenleyicinin mantar önleyici ve viskoelastik özelliklerinin karşılaştırmalı bir değerlendirmesi: Bir in vitro çalışma. Eur J Ecz Med Arş. 2017; 4 :515–20. [ Google Akademik ]
      33. Oğbolu DO, Oni AA, Daini OA, Oloko AP. Hindistan , Ibadan, Nijerya'daki Candida türleri üzerinde hindistancevizi yağının in vitro antimikrobiyal özellikleri. J Med Gıda. 2007; 10 :384–7. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      34. Shino B, Peedikayil FC, Jaiprakash SR, Ahmed Bijapur G, Kottayi S, Jose D. Klorheksidin, hindistancevizi yağı, probiyotikler ve ketokonazolün erken çocukluk çağı çürüklü çocuklarda izole edilen Candida albicans üzerindeki antimikrobiyal aktivitesinin karşılaştırılması: Bir in vitro çalışma . Scientifica (Kahire) 2016; 2016 :7061587. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      35. Kannan N, Muhammed A. Cocos nucifera yağının Candida albicans'a karşı antifungal aktivitesinin karşılaştırmalı değerlendirmesi . Uluslararası Fitoterapi Araştırmaları Dergisi, 2014; 4 (2):27–31. [ Google Akademik ]
      36. Krishnamoorthy G, Narayana AI, Peralam PY, Balkrishanan D. Cocos nucifera yağının doku düzenleyiciye dahil edildiğinde gerilme mukavemeti ve antifungal aktivitesi üzerindeki etkisini incelemek için: Bir in vitro çalışma. J Hint Protez Soc. 2019; 19 :225–32. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      37. Graham BS, Jones DW, Sutow EJ. Esnek protez kaplama malzemesi araştırmalarının klinik etkileri. Bölüm II: Doku düzenleyicilerin jelleşme ve akış özellikleri. J Protez Dent. 1991; 65 :413–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      38. Alzohairy MA. Azadirachta indica'nın (Neem) Terapötik Rolü ve hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde aktif bileşenleri. Kanıta Dayalı Tamamlayıcı Alternatif Med. 2016; 2016 : 7382506. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      39. Ghonmode WN, Balsaraf OD, Tambe VH, Saujanya KP, Patil AK, Kakde DD. Neem yaprağı ekstreleri, üzüm çekirdeği ekstreleri ve %3 sodyum hipokloritin E. feacalis'e karşı antibakteriyel etkinliğinin karşılaştırılması - Bir in vitro çalışma. J Int Ağız Sağlığı. 2013; 5 :61–6. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      40. Yerima MB, Jodi SM, Oyinbo K, Maishanu HM, Farouq AA, Junaidu AU, et al. Neem ekstraktlarının ( Azadirachta indica ) yetişkin ağzından izole edilen bakteriler üzerindeki etkisi. Nijer J Temel Uygulama Sci. 2012; 20 :64–7. [ Google Akademik ]
      41. Tyagi SP, Sinha DJ, Garg P, Singh UP, Mishra CC, Nagpal R. Propolis, Morinda citrifolia, Azadirachta indica (Neem) ve %5 sodyum hipokloritin diş substratı üzerinde oluşturulan Candida albicans biyofilminde antimikrobiyal etkinliğinin karşılaştırılması: An in vitro çalışma. J Conserv Dent. 2013; 16 :532–5. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      42. Hegde V, Kesaria DP. Kök kanal irrigasyonu olarak neem, propolis, zerdeçal, meyan kökü ve sodyum hipokloritin antimikrobiyal aktivitesinin E faecalis ve C albicans'a karşı karşılaştırmalı değerlendirilmesi – Bir in vitro çalışma. Endodontoloji. 2013; 25 :38-45. [ Google Akademik ]
      43. Kumar SM, Kumar VA, Natarajan P, Sreenivasan G. Sarımsak ve neem eklendikten sonra Candida albicans'a karşı yumuşak astarların antifungal etkinliği ve mekanik özellikleri : Bir in vitro çalışma. J Int Soc Prev Topluluk Dent. 2018; 8 :212–7. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]

      Yorum yap

      Hazırlanıyor...
      X