Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Damla sakizi yaği

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Damla sakizi yaği

    KULLANILMASI; KLİNİK ARAŞTIRMALARA GÖRE; GATRİT, ÜLSER, KOLİT, ENTERİT, DUODENİT ve KOLON KANSERİNE karşı etkili olduğu belgelenmiştir.

    Araştırmalar:
    Klinik Araştırmalar;
    1984 yılında Musul Üniversitesin’de AL-HABBAL ve ekibi yaptıkları araştırmalarda DUODENİT (Onikiparmak bağırsağı ülseri) oluşum sürecini takip etmişlerdir. Bu çalışma için seçilen 38 gonullu hastayi 2 gruba ayırmış, 1. Gruba damla sakızı (mastic gum) 2. Gruba ise laktoz 2 hafta boyunca günlük 1 gr olalarak verilmiştir. 2 hafta sonunda gonulluler endoskopi ile ülser olusumu izlenmiştir. Sonuçlara gore damla sakızı (mastic gum) kullanan gruptaki %80 gonullunun rahatsızlıkları azaldığı oniki parmak bağırsağındaki ülserli bölgenin %70 nin düzeldiği gözlenmiş olup Damla sakızı’nın (mastic gum) her hangi bir yan etkisi olmadiginin kanisinada varmışlardır. Klinik çalışmaların MİDE ve Oniki Parmak Ülserine karşı güçlündirici, iyileştirci ve dindirici olduğu için damla sakızı (mastic gum) kullanılmasını tavsiye etmiştir. Diğer önemli sonuç , damla sakızının üretmiş olduğu herhangi bir yan etkisinin olmadığını araştırmalar göstermiştir. [1]

    Aynı araştırma grubunun yayınladığı Notingen ing. F.HUWEZ ve ekibi. 1986 iyi huylu GASTRİK ÜLSERLİ hastaların üzerinde yeni bulgular elde etmişlerdir. Bu amaç için, 4 hafta boyunca günlük 2 gr (1 gr kahvaltıdan önce, 1 gr yatmadan önce) damla sakızı (mastic gum) alan gastroskopi ile ülser teşhisi konan 6 hasta üzerinde uygulanmıştır. Klinik çalışmalar baslamadan en az iki ay önceden Hasta olmayan birine farmasotik işlemin diğer turu uygulanmıştır. Damla sakızı (mastic gum) gastroskopi etki değerleri yani sıra rutin laboratuvar kan kontrolu, idrar kontrolu ve biyo kimyasal veriler muamele işlemi başlamadan önce, iki hafta sonra, 4 hafta sonra ve damla sakızı (mastic gum) verilmeye başlandıktan 2 ay sonra kayıt altına alınmıştır. Sonuçlar gösteriyor ki damla sakızı (mastic gum) alan 6 hasta katılımcıdan 5’nin ağrısının azaldığı ayrıca endoskopi cihazıyla bulgular doğrulanmıştır. Çalışma boyunca ayrıca istenmeyen yan etkisi iki ay sonunda bulunmamıştır. [2]

    2002 ROE ve ekibi, KİM ve LEE Yayınlanmış bir klinik çalışmada Damla sakızı (mastic gum) MİDE KANSERİNE sebep olan H. pylori bakterilerine karşı etkisi ile ilgili araştırma South Korea Society of Gastroenterology dergisinde yer verilmiştir. Guney Kore DAN-KOOK Universitesi Tip fakultesinde yapilan çalışmaya katılan 48 gönüllüye H.pilori bakterisinin bulaştigi UBT (idrar-nefes testi tekniği) testiyle bulunmuştur. Katılımcılar iki gruba ayrılmıştır. Birinci grup damla sakızı (mastic gum) ikinci gruba ise laktoz gum verilmiştir.sonuçlara göre damla sakızı (mastic gum) kullanan hastaların midesinde ki h.pilori bakterilerinde azalma olduğu tespit edilmiştir. [3]

    2007 yılında araştırmacı dr. Asterios, Theodoros Sergentianis, TRİANTAFYLLU ve ekibi 133 kişiyi (50 yaş ve üzeri) rastgele 2 gruba ayırarak test uyguladı. 1.gruba (yuksek doz), günlük 5 gr damla sakızı (mastic gum) tozu verildi. 2. Gruba (yüksek doz), günlük damla sakızı (mastic gum) solusyonu verilmiştir. Sonuçlara gore; 1. Grupta kandaki toplam KOLESTEROL’UN azaldigi belirledi. 2. Grupta ise, erkeklerde,KANDAKİ GLUKOZ seviyesinin azaldi gözlemlenmiştir. [4]

    2010 yılında araştırmaci Dr. K.J. DABOS ve ekibi Atina Üni. damla sakızı (mastic gum) MİDE AĞRISI ve MİDE YANMASINA iyi geldigini mide ust duvarindaki yanmaların 3 hafta boyunca gunde 1 gr damla sakızı (mastic gum) kullanan 54 hastanin %75 nin şikayetlerinin azaldığını gözlemlemişlerdir. Ayrıca Damla sakızı’nın (mastic gum) mide kanserine neden olan Helikobakteri pilori bakterilerinide araştırmalarında takip etmiştir. Klinik çalışmalarına katılan 52 hastadan rastgele secilmişlere 14 gün boyunca günde 3 defa 350 mg saf damla sakızı (mastic gum) verilmiştir. Uygulanan bu yontemin sonuçunda bakterilerin giderek azaldığı gözlemlenmiştir. [5]

    Atina üni 2007 yılında, araştırmacı dr. A. C. KALİORA ve ekibi, CHRON hastası (kolon kanseri olma ihtimali yüksek iltihaplı bağırsak hastalığı) olan hastalar uzerinde damla sakızının (mastic gum) etkisi uzerine bir çalışma gercekleştirdiler. Bu çalışma, chron hastaları uzerinde sağlık kontrolleri şeklinde, belli bir dereceye kadar tekrar edilmiştir. 10 hastaya 4 hafta boyunca damla sakızı (mastic gum) kapsulu (günlük 6 kapsul, 1 kapsul 0,37 gram) verilmiştir. 10 hastanın damla sakızı (mastic gum) kapsül kullanmadan önceki ve kullandıktan sonraki TNF-alfa (kanda) ölçümleri yapılmıştır. Ve chron hastasi olan bu 10 hastanın damla sakızı (mastic gum) uygulanmasiyla TNF-alfa salgisinin azalmasina cozum bulundugu gözlemlenmiştir. Bu bulgular gösteriyor ki, damla sakızı (mastic gum)kullanımı, CHRON hastalığına karşı bir bağışıklık kazandırabilir. [6]

    Miami Üniversitesin’den Balan, J. Prince, Z. Han, Atina Üniversitesin’den Dr. K. Dimas, Dr. Sitaras ve P. Pantazis, SelanikÜniversitelerinden Dr. M. Cladaras, Sakız ağacının sakız reçinesi in vitro ortamdaki HCT116 insan kolon kanseri hücrelerinin çoğalmasını engellediği ve bu hücrelerin ölümünü başlatan bileşimleri içerdiği bilinmektedir [7]


    NOT: TNF-alfa= hücre tarafından salğılanan , kanserli hücrelerin yıkımını sağlayan bir sitokindir (hücre etkileşimini sağlayan bir tür protein)
    [1] Al Habbal M, et al. A double-blind controlled clinical trial of mastic and placebo in the treatment of duodenal ulcer. Clin Exp Pharmacol Physiol . 1984;11(5):541-544.
    [2] Huwez et al. (1998) Mastic gum kills helicobacter pylori. N Engl J Med. 399:194-196
    [3] Roe IH, Kim JT, Lee HS, Lee JH. Detection of Helicobacter DNA in bile from bile duct diseases. J Korean Med Sci. 1999;14:182–186.
    [4] Triantafyllou A, Chaviaras N, Sergentanis TN, Protopapa E, Tsaknis J: Chios mastic gum modulates serum biochemical parameters in a human population. J Ethnopharmacol 2007, 111:43–49
    [5] K J Dabos et. Al Phytomedicine, 17(3-4), 296-299 (2010)
    [6] Kaliora AC, Mylona A, Chiou A, Petsios DG, Andrikopoulos NK. Detection and identification of simple phenolics in Pistacia lentiscus resin. J Liq Chrom Rel Technol. 2004;27:289–300.
    [7] K.V. Balana, J. Princea, Z. Hana, K. Dimasb, M. Cladarasc, J.H. Wychea, N.M. Sitarasd, P. Pantazisa,b, aDepartment of Biology, University of Miami, Coral Gables, Miami, FL, USA
    bLaboratory of Pharmacology–Pharmacotechnology, Foundation for Biomedical Research, Academy of Athens, Greece cSchool of Biology, Aristotle University of Thessaloniki, Greece
    dDepartment of Pharmacology, Medical School, University of Athens, Greece

    Bileşimi:
    Sakız reçinesinin kimyasal analizi sonucu, mastikte % 1-3 arasında mastik yağı, %4 oranında a ve b mastisinik asit, % 0.5 mastikhonik asit, % 20 a-mastikonik asit, % 18 b-mastikonik asit, % 30 a-mastik rezinesi ve % 20 b-mastik rezinesi bulunmuştur [51]. Sakız reçinesi, % 1-3 oranında uçucu yağ içerir. Sakız bitkisinin yapraklarından da % 0,8 oranında uçucu yağ elde edilebilir. Bu uçucu yağın en önemli bileşenleri alfa pinen, mirsen, beta karyofillen, limonen, anetol ve alfa humulen‘dir [19]. Mastikten elde edilen uçucu yağ bileşenleri çoğunlukla monoterpenik ve seskiterpenik yapıdadır. Monoterpenler sekrolitik, ekspektoran, sedatif ve tonik etkileriyle bilinirler. Seskiterpenler, yapıdaki fonksiyonel gruba bağlı olarak değişkenlik göstermekle birlikte, anti enflamasyon etkidir.


    Sevim Selen
    TONİK SETİ kullanıyorum MİDEM için çok çok faydasini gördüm herkese tavsiye ederim
    KAYNAK

    ‎İbrahim Yıkılmaz‎
    Bende REFLÜ ve ÜLSER vardı. Belki çok iddialı olacak ama 2 günde midedeki ağrı ,siskinlik yanmalar gitti. Tabiki İbrahim Bey'in şunları yemeyin dediği faydasi olmayan besinleri bıraktım DAMLA SAKIZI SETİ kullandım. Teşekkürler sayın Gökçek.
    KAYNAK

    Mehmet Erarslan
    Evet bu DAMLA SAKIZI SETİNDEKİ ilaçları MİDEMDEKİ REFLÜ, ÜLSER, GASTRİTE iyi geliyor
    KAYNAK

    Zafer Çil
    Geçtiğimiz çarşamba günü TONİK SETİ aldım sette 6 tane olduğu için denemek istedim aslında tek satılmıyordu ancak benim için istisna olarak gönderdiler tereddütlü olduğum için denemek istedim 4-5 gündür 1 şişe toniği kullanıyorum tadı alışık olduğumuz bir tat değil ilk başlarda zor olabilir ama şifa için sabrettim ve yavaş yavaş alıştım bu kısa sürede MİDEMDEKİ YANMADA AZALMA oldu hazımsızlık kısmen geçti. toniği isteyen sulandırıp incelterek kullanabilir ben öyle yaptım yarın 1 set sipariş vereceğim sabırla devam edersem gastritimin tamamen geçeceğini umuyorum bittiğinde sonucu yorum olarak paylaşacağım
    KAYNAK

    Zafer Çil
    Yaklaşık iki haftadır TONİK SETİ kullanıyorum yarın bir set sipariş daha vereceğim artık korkarak yemek yeme işkence günleri geride kaldı zira TONİK SETİ ile en sevdiğim yemekleri rahatla yiyorum hem yemekten önce hem yemek sırasında tonik içiyorum özellikle lahmacunun yayında şalgam suyu niyetine içilebilir midemdeki gastritten ötürü her şeyi yiyemiyordum şiddetli ağrı hazımsızlık şişkinlik oluyordu ama şimdi TONİK SETİ İLE MİDE AĞRILARIM AZALDI yediklerimi daha kolay hazmediyorum ve şişkinlikte yok denecek kadar azaldı. İbrahim beye teşekkür ederim...
    KAYNAK

    ‎Seyfullah Gümüşhan
    İbrahim Gökçek hocama teşekkür ediyorum 5 yıldır doktor doktor gezmeme rağmen bir teşhis konamadı. Umudumu yitirmiştim son bir özel doktora gitmem neticesinde MİDEMDE PANGASTRİT HELİCOBAKTERİ POZİFİT göründü. Keza mantarda (CANDİDA MANTARI) çok yoğundu. Antibiyotik surecine girdim bu süre de iyice kötü bir hal almış bulundum bakteriye direnç kazandı. Taki ibrahim hocayla tanışana kadar bilgisi tecrübesi ile beni aydınlattı kullanmam gereken MASTİK GUM - BT SETİ ürününü söyledi şuan çok şükür iyiye gidiyorum vücudum adeta kendini yeniliyor saygılar sevgiler dilerim hocama
    KAYNAK

    Ismail Özdemir
    Selam ibrahim bey GASTRİT REFLÜ ile ilgili bir vidyonuzu izledim söylediğiniz DAMLA SAKIZI MACUNU SETİ tavsiyelere uydum işeyaramaya başladı doktorların yazdığì ilaclardan daha etkili.
    KAYNAK

    Aydın Ercik
    MİDE RAHATSIZLIKLARIM için DAMLA SAKIZI MACUN SETİNİ daha önce kullanarak ÇOK İYİ olmuştum ve çokta faydasını gördüm
    KAYNAK

    Aysel Dogan
    MİDEMDEKİ EKŞİME-YANMA için DAMLA SAKIZLI MACUN kullandım midemdeki ekşime ve yanma kalmadı silip süpürdü çok şükür.
    KAYNAK

    Levent Ebrar
    Allah razı olsun hocam bende DAMLA SAKIZI MACUN SETİ kullandım MİDE RAHATSIZLIKLARIM için çok faydasını gördüm Allah sizden razı olsun hocam.
    KAYNAK

    Mahmut Guler
    MİDEMDEKİ EKŞİME-YANMA için DAMLA SAKIZI MACUN SETİ kullandım midemde ekşime yanma kalmadı silip süpürdü çok şükür.
    KAYNAK

    Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
    Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

  • #2
    Damla Sakızı, Çitlembik, Çitenbik, Menegiş, Sakız Ağacı, Pistacia lentiscus L,


    Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
    Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

    Yorum yap


    • #3
      Sakız sakızının antikanser potansiyeline dair güncel kanıtlar

      Constantinos Giaginis 1, Stamatios Theocharis
      üyelikler yıkılmak üyelik
      • 1Adli Tıp ve Toksikoloji Anabilim Dalı, Tıp Fakültesi, Atina Üniversitesi, Atina, Yunanistan. cgiaginis@yahoo.gr
      • PMID: 22044444
      • DOI: 10.1080/01635581.2011.607546
      Soyut


      Pistacia lentiscus L. varyasyon chia bitkisinden elde edilen sakız sakızının, çok çeşitli insan hastalıkları üzerinde yararlı etkiler gösterdiği gösterilmiştir. Şimdiye kadarki en kapsamlı veriler, sakız sakızının mide-bağırsak bozukluklarına ve bakteriyel enfeksiyonlara karşı koruma sağladığını göstermiştir. Önemli kanıtlar, sakız sakızının hepatoprotektif ve kalp koruyucu, antiinflamatuar/antioksidan ve antiaterojenik özellikler sergilediğini de öne sürdü. Son on yılda, artan sayıda çalışma, sakız sakızının çeşitli insan neoplazisi türlerine karşı potansiyel antiproliferatif özelliklerini daha fazla değerlendirdi. Bu derleme, sakız sakızı ve ana bileşenlerinin antikanser aktiviteleri ile ilgili mevcut verileri özetlemeyi amaçlamaktadır. antikanser işlevi uyguladıkları moleküler mekanizmaları da vurgulamaktadır. Triterpenoidlerin kimyasal sınıfına ait sakız sakızı bileşenleri, antikanser potansiyelinden esas olarak sorumlu görünmektedir. Bu nedenle, sakız sakızı bileşenlerine benzer kimyasal yapıya sahip sentetik ve doğal olarak oluşan triterpenoid analoglarının antikanser aktivitesine kısa bir tartışma ayrılmıştır. Şimdiye kadar eldeki veriler göz önüne alındığında, Sakız sakızı, etkili antikanser ilaçların bir araya gelmesi olarak düşünülebilir. kısa bir tartışma, sakız sakızı bileşenlerine benzer kimyasal yapıya sahip sentetik ve doğal olarak oluşan triterpenoid analoglarının antikanser aktivitesine adanmıştır. Şimdiye kadar eldeki veriler göz önüne alındığında, Sakız sakızı, etkili antikanser ilaçların bir araya gelmesi olarak düşünülebilir. kısa bir tartışma, sakız sakızı bileşenlerine benzer kimyasal yapıya sahip sentetik ve doğal olarak oluşan triterpenoid analoglarının antikanser aktivitesine adanmıştır. Şimdiye kadar eldeki veriler göz önüne alındığında, Sakız sakızı, etkili antikanser ilaçların bir araya gelmesi olarak düşünülebilir.
      Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
      Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

      Yorum yap


      • #4
        Damla Sakızının Üretimi
        Doğal damla sakızı her yıl Haziran’dan Eylül’e, hava şartları iyi gittiğinde Ekim ayına kadar üretilir. Ancak doğal damla sakızı Eylül’den Ekim ayının 15′ine kadar, sertleşmesi düzenli bir hale geldiğinde toplanır. Son toplama tarihi iki hafta daha uzayabilir; ancak bu Sakız Adası Valiliği’nin iznine tabidir. Haziran ortasından Temmuz ayının başına kadar doğal damla sakızının
        Damla Sakızı Toplamadan Önce
        toplanmasından önce tablalar hazırlanır. Bu işlem doğal damla sakızı ağacının etrafını çevreleyen alanın temizlenmesi ve düzleştirilmesidir. Hava şartlarına bağlı olarak, doğal damla sakızı yetiştiricileri, doğal damla sakızı ağaçlarını temizlemek için, özel olarak dizayn edilmiş kürekler, malalar ve kazıma aletleri kullanırlar. Bu iş en zor ve en masraflı olanıdır. Mala daha kesin ve uzun vadede en iyi sonuç verdiği için, bu aletler içerisinde en yaygın olarak kullanılanıdır. Daha sonra, temizlenen alan süpürge ile veya doğal damla sakızıağacının yeşil yaprakları ile süpürülür. Bundan sonraki faaliyet Yunanca’da yeri beyaz kille aynı seviyeye getirmek anlamına gelen “asprochomastrima”dır. Kil, yüzeyi tamamen pürüzsüz hale getirmek için iyice elenir, yayılır ve basılır. Beyaz kilin tercih edilmesinin sebebi, doğal damla sakızı üzerine düştüğünde, daha parlak hale gelmesi ve rahat kurumasıdır.
        Damla Sakızının Üretimi İşlem Sırası
        İlk Kesim
        Başlangıç faaliyetleri tamamlandığında, “riniasma” denilen, ağaç gövdesi üzerindeki ilk kesim başlar. Bu işlem “keditiri” denilen ve kesmeye yarayan özel bir aletle veya

        Damla Sakızı İlk Kesim İşlemler
        küçük bir çekiçle 10- 15 mm uzunluğunda, 4- 5 mm derinliğinde yarıklar açmaktır. Bu sabah saatlerinde yapılır. Bu yolla, ağacın kabuğu açılarak doğal damla sakızının dışarı sızması sağlanır. Kesim gövdenin dibinden başlar ve yukarı dallara doğru yaz boyunca devam eder. Yarıkların sayısı ağacın boyutuna ve yaşına bağlıdır ve bütün kesme işlemi boyunca20′den 100′e ulaşır. Bu işlem haftada iki kez tekrarlanır ve 5-6 hafta sürer. Şu da belirtilmelidir ki düzeltilmesi kolay olduğundan üreticiler tarafından çapraz kesim tercih edilmektedir.
        Son Toplama
        İlk kesimden sonra 5-6 hafta boyunca ikinci kesim gerçekleşir. Bu sırada her ağaç 10-12 kez kesilmelidir. Doğal damla sakızı sertleştikten 15-20 gün sonra Eylül ayını ikinci yarısında, ikinci doğal damla sakızı toplam işlemi gerçekleşir ve bu sırada üreticiler, sakız ağacınıngövdesindeki ve yerdeki sakız damlalarını bir araya getirmek için özenle çalışırlar. Doğal damla sakızının çıkarılması ve toplanması geleneksel metotlarla yapılır. Ancak bu metot son zamanlarda nadir kullanılmaktadır. Bunun sebebi; zor olması ve çok sayıda çalışanı gerektirmesi dolayısıyla da üretim maliyetlerini yükseltmesidir. Üreticiler bu olumsuzluktan kurtulmak için çok çeşitli teknikler ve materyallerden yaralanmak istemişler ancak hiç bir başarı elde edememişledir. Bu da, bu güne kadar geleneksel metodun uygulana gelmesi ve doğal damla sakızı üretiminde sürekli bir düşüş sonucunu getirmiştir.
        İlk İşlemden Geçirilmesi
        Doğal damla sakızının en son toplanmasından sonra bütün üreticiler “Tahtatrisma” denilen işlemi uygularlar. (Tahtarisma: Doğal damla sakızının yapraklardan ve

        İlk Kesim İşlemi Uygulanması
        topraktan arınması için elenmesi işlemidir.) Daha sonra sabunu soğuk suda çözerek, bol sabun köpüğü ile, doğal damla sakızını yıkarlar ve iyice durularlar. Bu işlem bir kaç kez tekrarlandıktan sonra, doğal damla sakızı, evlerde iyice kuruması için serilir. Doğal damla sakızı kuruduğunda evin kadınları, yazın evin dışında oturarak, kışın ise şirketlerin içinde “Tsibima veya pecking” tabir edilen işlemle meşgul olurlar. Tsibima veya Pecking sırasında doğal damla sakızı damlalarına yapışmış olabilecek bütün yabancı maddeler ayıklanır.
        Ticari İşlemler İlk temizleme tamamlandıktan sonra, her üretici bütün ürettiğini Doğal Damla Sakızı Üreticileri Birliği’ne götürür. Orada Birliğ’in teknik elemanları bütün kategorilerin kontrolünü yapar. Daha sonra Birlik, ağırlık listesini yayınlar ve doğal damla sakızının alım ve pazarlama işlerini üstlenir.
        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Si
        Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
        Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

        Yorum yap


        • #5
          DAMLA SAKIZI İle Gastrit Ve Mide Kanseri



          DAMLA SAKIZI İle Mide Ülseri Ve Gastrit

          Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
          Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

          Yorum yap


          • #6
            Sakız sakızı, influenza A virüs replikasyonunu ve viral patojeniteyi inhibe eder

            Dong In Kim 1, Yong Bin Cho 1, Young Hyun Lim 1, So Hee Hong 2, Bumsuk Hahm 3, Sang-Myeong Lee 4 5, Se Chan Kang 6, Young-Jin Seo 1
            üyelikler yıkılmak üyelikler
            • 1Yaşam Bilimleri Bölümü, Chung-Ang Üniversitesi, Seul, Kore Cumhuriyeti.
            • 2Biyoteknoloji Bölümü, Kore Katolik Üniversitesi, Bucheon, Kore Cumhuriyeti.
            • 3Cerrahi ve Moleküler Mikrobiyoloji ve İmmünoloji Bölümleri, Missouri Üniversitesi, Columbia, MO 65212, ABD.
            • 4Veteriner Fakültesi, Chungbuk Ulusal Üniversitesi, Cheongju, Kore Cumhuriyeti.
            • 5Biyoteknoloji Bölümü, Çevre ve Biyolojik Kaynaklar Koleji, Jeonbuk Ulusal Üniversitesi, Iksan, Kore Cumhuriyeti.
            • 6Doğu Tıbbı Biyoteknoloji Bölümü, Yaşam Bilimleri Fakültesi, Kyung Hee Üniversitesi, Yongin, 17104, Kore Cumhuriyeti.
            • PMID: 33416468
            • DOI: 10.1099/jgv.0.001550
            Soyut


            Sakız ağacı sakızı (CMG), sakız ağacının bir reçinesi ( Pistacia lentiscusvar. chia), 2500 yılı aşkın bir süredir gastrointestinal bozuklukların ve bakteriyel enfeksiyonların neden olduğu birçok bozukluğu tedavi etmek için kullanılmaktadır. Bununla birlikte, CMG'nin antiviral aktivitesi hakkında çok az şey bilinmektedir. CMG'nin hücre proliferasyonu, farklılaşması ve apoptoz gibi çoklu hücresel süreçleri etkilediği bilinmektedir. Virüs replikasyonu büyük ölçüde konak hücre metabolizmasına bağlı olduğundan, CMG'nin virüs enfektivitesini düzenlediği düşünülebilir. Bu nedenle, bu çalışmada CMG'nin influenza A virüsü (IAV) enfeksiyonunu tedavi etme potansiyelini bir antiviral ilaç olarak değerlendirdik. CMG tedavisi, IAV'nin sitopatojenik etkisini ve RNA'ların, proteinlerin ve bulaşıcı parçacıkların üretimini önemli ölçüde azalttı. İlginç bir şekilde CMG, viral bağlanmadan sonra virüs yaşam döngüsünün erken aşamasına müdahale etti. Daha da önemlisi, CMG uygulaması, IAV ile enfekte olmuş farelerde morbidite ve mortaliteyi büyük ölçüde iyileştirmiştir. Sonuçlar, CMG'nin viral replikasyonun erken evresini bloke ederek güçlü bir anti-IAV aktivitesi gösterdiğini göstermektedir. Böylece sakız sakızı, IAV enfeksiyonuna karşı yeni bir terapötik ajan olarak kullanılabilir.

            Anahtar Kelimeler: Sakız sakızı; anti-virüs; grip A virüsü; viral giriş; viral patoloji.
            Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
            Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

            Yorum yap


            • #7
              DAMLA SAKIZI İle Ülser Ve Gastrit



              DAMLA SAKIZI İle Kolon Kanseri Ve Gastrit


              Tırnak plağı hasarlarının tedavisi için Pistacia lentiscus ve hyaluronik asit içeren yeni bir kozmetik topikal tedavinin etkinliği ve güvenliğine ilişkin literatürün gözden geçirilmesi

              Michela Starace 1, Corinne Granger 2, Miriam Anna Karpanese 1, Aurora Alessandrini 1, Francesca Bruni 1, Bianca Maria Piraccini 1
              üyelikler yıkılmak üyelikler
              • 1IRCCS Dermatoloji, Policlinico di Sant'Orsola-Malpighi, Deneysel, Teşhis ve Özel Tıp Bölümü, Bologna Üniversitesi, Bologna, İtalya.
              • 2İnovasyon ve Geliştirme ISDIN, Barselona, ​​İspanya.
              • PMID: 35962760
              • DOI: 10.1111/jocd.15302
              Soyut


              Amaç: Çalışmamızın amacı, tırnak plağı hastalıklarının iyileştirilmesinde kullanılan hyaluronik asit ve Pistacia lentiscus içeren suda çözünür yeni bir güçlendirilmiş tırnak (WSNS) ürününün etkinlik ve güvenilirliğine ilişkin literatürün gözden geçirilmesidir.

              Gereç ve yöntemler: Hyaluronik asit ve P. lentiscus'un tırnak değişikliklerinin iyileştirilmesinde kullanıldığını bildiren tüm çalışmaları belirlemek için PubMed/MEDLINE'da literatür araştırması yaptık.

              Bulgular: Literatürde yayınlanmış P. lentiscus ve hyaluronik asit içeren WSNS ile tedavi edilen 96 hastayı açıklayan iki rapor ve iki poster bulduk. 83 hasta kırılgan tırnaklardan ve 13 hasta onikomikozdan etkilenmiştir.

              Sonuçlar: Bu inceleme, P. lentiscus ve hyaluronik asit içeren bu yeni ürünün günlük uygulamasının, tırnak kırılganlığı ve onikomikoz (TIRNAK MANTARI) gibi yaygın tırnak hastalıklarını iyileştirmek için kozmetik bir adjuvan olarak kullanılabileceğini ve tırnak kalitesi ve görünümü üzerinde önemli sonuçlar elde edebileceğini göstermektedir. Hastalar herhangi bir yan etki bildirmemiştir ve uygulama kolaylığı ve kozmetik nitelikleri tedaviye büyük uyum sağlamasına katkıda bulunmaktadır.

              Anahtar Kelimeler: kırılgan tırnaklar; kozmetik uygulama; tırnak kırılganlığı; onikomikoz; terapi.

              © 2022 Wiley Süreli Yayınlar LLC.
              Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
              Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

              Yorum yap


              • #8
                DAMLA SAKIZI İle Ülseratif Kolit Ve Kolon Kanseri



                Damla Sakızı ile Yapılan Klinik Araştırmalar, Damla Sakızı ile Gastrit Tedavisi


                Pistacia lentiscus var. chia, deneysel kolon kanseri modellerinde tümör büyümesini baskılar

                Katerina Spyridopoulou 1, Angeliki Tiptiri-Kourpeti 1, Evangeli Lampri 2, Eleni Fitsiou 1, Stavros Vasileiadis 1, Manolis Vamvakias 3, Haido Bardouki 3, Anna Goussia 2, Vasiliki Malamou-Mitsi 2, Mihalis I Panayiotidis 4, Alex Galanis 1, Aglaya Pappa 1, Katerina Chlichlia 5
                üyelikler yıkılmak üyelikler
                • 1Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü, Trakya Demokritos Üniversitesi, Üniversite Kampüsü-Dragana, Dedeağaç, 68100, Yunanistan.
                • 2Sağlık Bilimleri Fakültesi, Patoloji Anabilim Dalı, Yanya Üniversitesi, Üniversite Kampüsü, Yanya, 45110, Yunanistan.
                • 3VIORYL SA, 28th km National Road Athens - Lamia, Afidnes, 19014, Yunanistan.
                • 4Uygulamalı Bilimler Bölümü, Sağlık ve Yaşam Bilimleri Fakültesi, Northumbria Üniversitesi, Ellison Building A516, Newcastle Upon Tyne, NE1 8ST, Birleşik Krallık.
                • 5Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü, Trakya Demokritos Üniversitesi, Üniversite Kampüsü-Dragana, Dedeağaç, 68100, Yunanistan. achlichl@mbg.duth.gr.
                • PMID: 28630399
                • PMCID: PMC5476564
                • DOI: 10.1038/s41598-017-03971-8
                Ücretsiz PMC makalesi Soyut


                Bitki kaynaklı biyoaktif bileşikler, potansiyel kemopreventif antikanser ajanları olarak büyük ilgi görmektedir. Pistacia lentiscus var. chia ve kolon karsinomu proliferasyonu üzerindeki etkilerini, a) kolon kanseri hücre dizilerine karşı in vitro ve b) oral uygulamayı takiben farelerde tümör büyümesi üzerindeki in vivo etkilerini karşılaştırmalı olarak araştırdı. Sakız yağı, ana bileşenlerinden daha etkili bir şekilde, kolon kanseri hücrelerinin in vitro çoğalmasını, zayıflatılmış migrasyonu ve survivin'in (BIRC5a) aşağı regüle edilmiş transkripsiyonel ifadesini inhibe etti. Oral olarak uygulandığında, sakız yağı farelerde kolon karsinom tümörlerinin büyümesini inhibe etti. Gözlenen etkilere, tümör dokularında Ki-67 ve survivin ekspresyonunun azalması eşlik etti. özellikle, sadece %67,7 α-pinen ve %18,8 mirsenden oluşan sakız yağı farelerde istatistiksel olarak anlamlı bir anti-tümör etkisi oluşturdu, ancak α-pinen, mirsen veya bunların bir kombinasyonunu oluşturmadı. Bu nedenle, terpenlerin bir kombinasyonu olarak mastik yağı, kolon kanserine karşı büyümeyi inhibe edici etkiler göstererek, kolon kanserine karşı mücadelede nutrasötik bir potansiyel olduğunu düşündürür. Bildiğimiz kadarıyla bu, oral olarak uygulanan sakız yağının deneysel kolon kanserine karşı tümör baskılayıcı etkilere neden olduğunu gösteren ilk rapordur. kolon kanserine karşı mücadelede nutrasötik bir potansiyel olduğunu düşündürmektedir. Bildiğimiz kadarıyla bu, oral olarak uygulanan sakız yağının deneysel kolon kanserine karşı tümör baskılayıcı etkilere neden olduğunu gösteren ilk rapordur. kolon kanserine karşı mücadelede nutrasötik bir potansiyel olduğunu düşündürmektedir. Bildiğimiz kadarıyla bu, oral olarak uygulanan sakız yağının deneysel kolon kanserine karşı tümör baskılayıcı etkilere neden olduğunu gösteren ilk rapordur.
                Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                Yorum yap


                • #9
                  DAMLA SAKIZI İle Mide Ve Kolon Kanseri



                  DAMLA SAKIZI İle Kolit Ve Ülseratif Kolit


                  Pistacia lentiscus sulu ekstraktının deneysel kolitte yararlı rolü: antiinflamatuar ve potansiyel terapötik etkiler

                  Insaf-Meriem Boutemine 1, manel amri 1, Karim Dorgham 2, Zine-Charaf Amir 3, Sara Benazzouz 1, Fahima Ameur 1, Karim Layaida 4, Hans Yssel 2, Chafia Touil-Boukoffa 5
                  üyelikler yıkılmak üyelikler
                  • 1Ekip "Sitokinler ve NO Sentazları", LBCM (Hücresel ve Moleküler Biyoloji Laboratuvarı), FSB (Biyolojik Bilimler Fakültesi), USTHB (Bilimler ve Teknoloji Üniversitesi Houari Boumediene), BP 32, El-Alia, 16111, Cezayir, Cezayir.
                  • 2İmmünoloji ve Bulaşıcı Hastalıklar Merkezi, Inserm U1135 CERVI La Pitié-Salpétrière Hastanesi, Paris, Fransa.
                  • 3Patoloji Bölümü, Mustapha Pacha Hastanesi, Cezayir, Cezayir.
                  • 4Gastroenteroloji Bölümü, Mustapha Pacha Hastanesi, Cezayir, Cezayir.
                  • 5Ekip "Sitokinler ve NO Sentazları", LBCM (Hücresel ve Moleküler Biyoloji Laboratuvarı), FSB (Biyolojik Bilimler Fakültesi), USTHB (Bilimler ve Teknoloji Üniversitesi Houari Boumediene), BP 32, El-Alia, 16111, Cezayir, Cezayir. touilboukoffa@yahoo.fr.
                  • PMID: 34115225
                  • DOI: 10.1007/s10787-021-00831-w
                  Soyut


                  Arka plan: Pistacia lentiscus L. (PL), gastrointestinal bozuklukların tedavisinde geleneksel olarak kullanılan çiçekli bir bitkidir. Bu bitkinin özleri, güçlü farmakolojik aktivitelerle donatılmıştır. Mevcut çalışmamızın amacı, PL yapraklarının sulu ekstraktının (PLAE) Dekstran Sülfat Sodyum (DSS) kaynaklı akut kolite karşı anti-enflamatuar ve potansiyel terapötik etkilerini araştırmaktı.

                  Gereçler ve yöntemler: PLAE'nin terapötik etkisi, tek başına veya PLAE (50, 100 veya 200 mg/Kg) ile birlikte %3 DSS'nin oral olarak uygulanmasından sonra değerlendirildi. Mukozal lezyonlar makroskobik ve histopatolojik inceleme ile değerlendirildi. Bu kapsamda deney boyunca günlük olarak kanama, ishal, kilo kaybı ve hastalık aktivite indeksi (DAI) belirlendi. Aynı şekilde, kolon mukozasının hematoksilen-eozin ve Alcian blue boyaması sırasıyla mukozal hasarları ve mukus üretimini değerlendirmek için kullanıldı. Ayrıca nitrik oksit (NO) ve proinflamatuar sitokinlerin [tümör nekroz faktörü-a (TNF-a) ve interlökin-6 (IL-6)] seviyeleri plazmada ve ayrıca kolonik eksplantlarda ve peritoneal makrofaj kültürleri süpernatanlarında ölçüldü.

                  Bulgular: DSS + PLAE uygulaması, tek başına DSS uygulamasına kıyasla akut kolit DAI'nin klinik skorunda önemli bir düşüş gösterdi. İlginç bir şekilde, mukozanın histolojik analizi, DSS + PLAE ile tedavi edilen grupların, bozulmamış bir epitel yapısı ve mukozada daha az enflamatuar hücre infiltrasyonu ile kanıtlanan neredeyse normal histoloji sergilediğini gösterdi. Alcian bleu boyama, DSS + PLAE ile tedavi edilen grupların neredeyse normal mukus üretimi sergilediğini ortaya çıkardı. Daha da önemlisi, DSS + PLAE ile tedavi edilen farelerdeki kolonik eksplantların ve peritoneal makrofajların plazma ve kültür süpernatanlarında doza bağlı bir şekilde pro-inflamatuar mediatörler (NO, IL-6 ve TNF-a) seviyelerinde önemli bir azalma bildirilmiştir. DSS grubu ile karşılaştırıldığında.

                  Sonuç: Sonuçlarımız, PL'nin sulu yaprak ekstraktının sistemik ve lokal antiinflamatuar aktivitelerinin akut kolitin klinik belirtilerini iyileştirdiğini gösterdi. Verilerimiz, PLAE'nin yararlı etkileri olduğunu ve düzensiz bağışıklık tepkisini hedefleyerek akut ülseratif kolite karşı umut verici bir yaklaşım oluşturabileceğini göstermektedir.

                  Anahtar Kelimeler: Akut kolit; sulu ekstrakt; sitokinler; DSS; mukus; HAYIR; Menengiç lentiskus.

                  © 2021. Yazar(lar), Springer Nature Switzerland AG'nin münhasır lisansı altındadır.

                  .................................................. ...................

                  Seçilmiş 10 Hint bitkisinin anti-kandidal aktivitesinin incelenmesi ve Lawsonia inermis ekstraktının Candida albicans'ta mikrop tüpü oluşumu, proteaz, fosfolipaz ve aspartat dehidrogenaz enzim aktivitesi üzerindeki etkisinin araştırılması

                  Sripathy Ravichandranve Sundararaman Muthuraman
                  Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                  Deniz Biyoteknolojisi Bölümü, Bharathidasan Üniversitesi, Tiruchirappalli, Tamil Nadu, Hindistan
                  Yazışma: Dr. Sundararaman Muthuraman, E-posta: ni.ca.udb@radnus
                  Git: Soyut

                  Amaç:
                  Çalışmanın amacı, doğal kaynaklardan potansiyel anti-kandidal ajanları belirlemek ve Lawsonia inermis ekstraktının Candida albicans'ın başlıca öldürücü faktörleri üzerindeki etkisini aydınlatmaktır .

                  Malzemeler ve yöntemler:
                  Çeşitli biyoaktif maddelerin en bol bulunan ve kolayca bulunabilen kaynağı olan bitkiler, anti-kandidal tarama çalışması için seçilmiştir. Bu çalışma için antimikrobiyal aktiviteye sahip olduğu kanıtlanmış ancak anti-kandidal aktivite için fazla araştırılmamış on farklı bitki seçildi. Bu bitki yapraklarının etil asetat özü, anti-kandidal aktivite açısından test edildi. İyi anti-kandidal aktiviteye sahip ekstraktlar, C. albicans germ tüpü oluşumu ve enzim (proteaz, fosfolipaz ve aspartat dehidrogenaz) aktivitesindeki etkisi açısından ayrıca tarandı .

                  Sonuçlar:
                  Taranan 10 bitki arasında, L. inermis ekstresi, C. albicans'ın tamamen inhibisyonunu gösterdi . Daha fazla değerlendirmede, bu ekstrakt serumda C. albicans mikrop tüpü oluşumunu inkübasyon süresinin sonuna kadar (3 saat) tamamen inhibe etti. Bu ekstrakt aynı zamanda C. albicans'ın iki ana öldürücü enzimi olan proteazlara (%27-33) ve fosfolipazlara (%44.5) karşı doza bağımlı inhibitör aktivite sergilemiştir. Ek olarak, bu ekstrakt konstitütif kandidal enzim aspartat dehidrojenazın her iki izoformunu da tamamen inhibe ederek amino asit biyosentezini etkiler.

                  Çözüm:
                  Bu nedenle, bu çalışma L. inermis'in anti-kandidal potansiyelini doğrulamaktadır ve bu nedenle anti-kandidal ilacın geliştirilmesi için daha fazla düşünülebilir.

                  ANAHTAR KELİMELER: Anti-kandidal aktivite, Candida albicans , enzim inhibisyonu, germ tüpü inhibisyonu, Lawsonia inermis
                  Git: giriiş


                  Fırsatçı mantar enfeksiyonları arasında, özellikle kandidiyaz, invaziv kandidiyaz, küresel olarak yüksek morbidite ve mortalite oranlarına yol açan mantar enfeksiyonlarının en yaygın nedenini oluşturur. Kandidiyazis, toplam sistemik nozokomiyal enfeksiyonun %8-10'unu oluşturur. Oral kandidiyaz, HIV ile enfekte hastalarda görülen en yaygın fırsatçı enfeksiyondur. İnvaziv kandidiyazis, 100.000 popülasyonda 0.4 ölümle 1997'den beri önde gelen ölüm nedeni olmaya devam ediyor.[ 1 ] Etken ajan Candida spp. vajina, deri, oral kavite ve gastrointestinal kanalda kommensal olarak oluşur. Candida'nın dimorfizmive değişen ortamı (özellikle bağışıklığı baskılanmış durumda) hızlı bir şekilde algılayarak ve uyum sağlayarak patojenik forma nüks etme yeteneği, bu fırsatçı mantar patojeninin benzersiz özelliklerinden biridir. Bu adaptasyon fazı sırasında, hiphal spesifik genlerin ve ayrıca adezinler, proteazlar, fosfolipazlar ve metiltransferazlar gibi hayati virülans faktörlerini kodlayan genlerin ekspresyonuna yol açan bir dizi reaksiyon başlatıldı. Bu enzimler, Candida türlerinin hayatta kalmasında ve virülansında hayati bir rol oynamaktadır.[ 2 ] Candida'da azoller, polienler ve ekinokandinler gibi halihazırda mevcut ilaçlara karşı yüksek derecede direnç gözlenmiştir.spp. ve dayanıklılık derecesi türden türe değişir. İlaç direncindeki artış, yeni türlerin ortaya çıkması ve kesilen ilaçların toksisitesi, kandidiyazis ile mücadele için yeni ilaçların geliştirilmesi ihtiyacını doğuran başlıca faktörlerdir.

                  Doğal kaynaklar, çeşitli biyoaktif bileşikler açısından zengindir. Bu tür fitokimyasalların terapötik uygulamaları, Hint geleneksel tedavi sistemlerinde binlerce yıldır uygulanmaktadır. Göze çarpan yapısal varyasyonların bol mevcudiyeti, güçlü biyoaktivite ve fitokimyasalların nispeten daha az veya hiç toksisitesi olmaması, ilaç geliştirme için sentetik bileşikler yerine bu doğal kaynaklı bileşiklerin tercih edilmesinin ana nedenleridir. Piyasadaki onaylı ilaçların yaklaşık %50'si doğal kaynaklı veya türevlerindendir. Antibiyotikler (örn. penisilin, tetrasiklin, eritromisin), antiparazitikler (örn. avermektin), antimalaryaller (örn. kinin, artemisinin), lipid kontrol ajanları (örn. lovastatin ve analogları), organ nakilleri için immünosupresanlar (örn. siklosporin, rapamisinler), antikanser ilaçlar (örn. taksol, doksorubisin),3 ] Doğal kaynaklardan ilaç geliştirmedeki artışla birlikte, bitkilerden antimikrobiyal veya anti-enfektif bileşenlerin taranmasına yönelik ilgide eşzamanlı artış gözlemlendi . Antimikrobiyal özellikleri ile iyi bilinen bitkiler. Hindistan'da bulunan 17.000 yüksek bitki türünden 7500'ü tıbbi kullanımlarıyla iyi bilindiğinden, Hint şifalı bitkileri yeni kurşunun tanımlanması ve geliştirilmesi için en umut verici kaynaklar olmaya devam etmektedir. Bu zengin doğal kaynak havuzuyla Hindistan, bitkisel ilaç geliştirme merkezi olmaya devam ediyor.[ 5 ] Tüm bunlar dikkate alındığında, bu çalışmada, 10 farklı Hint bitkisinden potansiyel kandida karşıtı özellikler tarandı.

                  Mevcut araştırmada, Tridax procumbence , Adhatoda vasica , Azadirachta indica , Ocimum sanctum , Lawsonia inermis , Acacia cavena , Pongamia pinnata , Eucalyptus spp., Solanum trilobatum ve Acalypha indica'nın yaprak özlerinin anti-kandidal aktivitesi değerlendirildi. Bu 10 bitki antimikrobiyal ve tıbbi özellikleriyle iyi biliniyordu.[ 6 , 7 , 8 , 9 ] Bu bitkiler antimikrobiyal özellikleriyle bilinmesine rağmen, Candida'nın kontrolündeki spesifik etkisispp. birkaç ön anti-kandidal tarama dışında pek araştırılmadı. Bu bitkilerin farklı çözücü türleri ve sulu özleri, başka bir yerde anti-kandidal aktivite açısından test edildi. Sulu ekstraktların çoğu, anti-kandidal aktivite göstermede başarısız oldu. Bu bitkilerden anti-kandidal biyoaktif maddelerin bu şekilde ekstraksiyonu için kullanılan solventler arasında alkol (metanol, etanol), kloroform, benzen, eter ve heksan yer alır. Bunların arasında, bazı bitkilerin alkollü ekstraktları bir miktar umut vaat etti[ 10 , 11 , 12 ] yine de bu ön tarama dışında, Candida spp . üzerindeki spesifik etkisi için daha fazla test edilmediler . Bildiğimiz kadarıyla bu bitkilerin etil asetat ekstraktının insan sağlığı üzerine etkisine dair kapsamlı bir çalışma bulunmamaktadır.Candida spp. Bu nedenle, bu çalışma için bu bitkilerin etil asetat özleri seçilmiştir.

                  Git: Malzemeler ve yöntemler
                  Candida Suşları (Standart Suş)
                  Ulusal Endüstriyel Mikroorganizmalar Koleksiyonu, Ulusal Kimya Laboratuvarı, Pune, Hindistan'dan elde edilen Candida albicans NCIM 3074 suşları, standart test organizması olarak kullanıldı.

                  Bitki Özü Hazırlama
                  Seçilen bitkilerden yapraklar ayrı ayrı toplandı, gölgede kurutuldu ve ince toz haline getirildi. Fitokimyasalların ekstraksiyonu için etil asetat kullanılmıştır. Toz haline getirilmiş yaprak, 3 saat boyunca eşit hacimde etil asetat ile ıslatıldı ve daha sonra gerekli miktarda etil asetat (güçlendirilmiş yaprağın hacminin yaklaşık iki katı) ile havan ve tokmak kullanılarak iyice öğütüldü ve daha sonra Whatman No. 1 filtre kağıdı kullanılarak süzme işlemine tabi tutuldu. Süzülen ekstraktlar havayla kurutuldu. Tartılan miktarda hava ile kurutulmuş bitki ekstraktları, ölçülen miktarda dimetil sülfoksit (DMSO) içinde eritildi ve daha ileri çalışmalar için kullanıldı.

                  Disk Agar Silindir Yöntemi
                  Tüm bitki ekstraktlarının taranması disk agar silindir yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Kısaca Sabouraud dekstroz agar (SDA) kullanılarak C. albicans şeridi hazırlandı ve steril delici kullanılarak agar silindirleri yapıldı. Bitki özleri (500 μg/ml) içeren steril disk, taze steril SDA plakalarına yerleştirildi ve üstte kültür içeren silindirler, ilgili kontrollerle diskin üzerine yerleştirildi ve 48-72 saat inkübe edildi ve disk etrafındaki büyüme gözlendi.

                  Mikrop Tüpü İnhibisyon Testi
                  Bitki ekstraktlarının germ tüpü inhibe edici aktivitesi, Kretschmar ve diğerleri [ 13 ] tarafından küçük modifikasyonla açıklanan yöntem kullanılarak tarandı . Disk agar silindir yönteminde anti-kandidal aktivite gösteren kurutulmuş bitki ekstraktı 500 µg/ml konsantrasyonda test tüpüne alınarak 10 µl DMSO içerisinde süspansiyon haline getirildi. Buna 990 µl sığır serumu eklendi ve orta log fazı (10 5 – 10 7 hücre/ml) ile dolu öze C. albicans kültürü seruma aşılandı ve 3 saat 37°C'de inkübe edildi. İnkübasyondan sonra mikroskop altında germ tüpü oluşumu gözlendi. Kontrol tüpleri, ekstrakt muamelesi yapılmadan benzer şekilde muhafaza edildi ve mikrop tüpü oluşumunun karşılaştırılması için gözlendi.

                  Salgılanmış Aspartil Proteinaz Plaka Deneyi
                  C. albicans'ın durağan faz kültürü, Kumar ve diğ . (2006). 100 µl mid-log faz C. albicans , L. inermis ile aşılanmış Sabouraud Dextrose (SD) suyunailgili test tüplerinde 0.5 mg/ml ve 0.75 mg/ml konsantrasyonunda ekstraktlar eklendi. Toplam hacim, SD besiyeri kullanılarak bir ml'ye tamamlandı. Test tüpleri 37°C'de 6 saat 140 rpm'de inkübe edildi. İnkübasyondan sonra peletler toplandı ve üç kez fosfat tamponlu tuzlu su (pH 7.2) ile yıkandı. Yıkanan pelet, 100 ul SD besiyerinde yeniden süspanse edildi. Yeniden süspanse edilmiş pelet, SAP indüksiyon ortamı (%23.4 Maya Karbon Bazı, %2 maya özütü ve %4 BSA, pH 5.0) üzerine yerleştirilmiş steril diske yüklendi. Plakalar 37°C'de 3-5 gün inkübe edildi. İnkübasyondan sonra, plakalar %20 TCA (10 dakika) ile sulandırıldı, %10 asetik asitle asitleştirilmiş (10 dakika) metanol içinde çözülmüş %1.25 amido siyahı ile boyandı ve %15 asetik asitle (10 dakika) lekesi giderildi (10 dakika) ve şeffaf olduğu gözlendi diskin etrafındaki bölge.

                  Proteaz Aktivitesi
                  C. albicans'ta L. inermis ekstraktının proteaz inhibe edici aktivitesi, küçük bir modifikasyonla Schmidt ve diğerleri [ 15 ] tarafından açıklanan zimogram yöntemi kullanılarak değerlendirildi . C. albicans NCIM 3074'ün orta-log faz kültürü peleti iki kez normal salinle yıkandı ve peletleri toplamak için santrifüjlendi. 100 μL C. albicanshücre süspansiyonu, %1 glikoz, %3 maya karbon bazı ve %1 sığır serum albümini (BSA) içeren proteaz indüksiyon ortamında aşılandı. Kültür aşılandıktan hemen sonra ilgili test tüplerine 500 μg mL-1 etil asetat ekstraktı eklendi. Karışım 24-48 saat 37°C'de 150 rpm'de çalkalayıcıda inkübe edildi. İnkübasyondan sonra, hücreler topaklandı ve ultrasonikatör kullanılarak parçalandı. Lowry ve ark .[ 16] kullanılarak protein tahmini sonrasında hücre lizatı], proteaz aktivitesini kontrol etmek için zimografik çalışmalarda kullanıldı. Proteaz inhibisyon aktivitesini saptamak için akrilamid jele dahil edilen %1 kazein ile zimogram yapıldı. Proteaz inhibe edici aktivite, kazeinin bölünmesinin olmaması (bant oluşumu olmaması) ile gösterildi ve kontrol gruplarında proteazlar tarafından tamamen kazein bölünmesi (beyaz bant oluşumu) ile karşılaştırılabilir.

                  Fosfolipaz İnhibitör Aktivitesi
                  L. inermis ekstresi (300 μg/ml) ile muamele edilmiş C. albicans'ın fosfolipaz aktivitesinin taranması, Leidich ve ark .[ 17] protokolü kullanılarak yapılmıştır.] Kısaca, 1 ml numune (hücre lizatı) ve 1 ml %60 perklorik asit içeren tahlil karışımı, çözelti renksiz hale gelinceye kadar 200°C'de bir kum banyosunda ısıtıldı. Ardından 1 ml %60'lık perklorik asit ilave edildi ve distile su kullanılarak nihai hacim 9.1 ml'ye tamamlandı. Buna 0,5 ml molibdat II reaktifi ve 0,4 ml ANSA reaktif karışımı eklendi. Tüpler iyice çalkalandı ve 8 dakika kaynar su banyosunda ısıtıldı. Oluşan mavi renk 680 nm'de spektrofotometre kullanılarak okunmuştur. Fosfolipaz aktivitesindeki yüzde değişim, kontrol ve tedavi edilen grupların absorbansı karşılaştırılarak hesaplandı.

                  Aspartat Dehidrojenaz Aktivitesi
                  Analiz, Gennady tarafından tarif edilen yöntem kullanılarak yapıldı.[ 18 ] Bu çalışma için 0.5 mg/ml konsantrasyonda L. inermis özleri ile işlenmiş C. albicans'ın orta-log fazlı SD besiyeri kültürü kullanıldı. Muamele edilmemiş kültür ve DMSO ile muamele edilmiş kültürler, sırasıyla kontrol ve DMSO kontrol numuneleri olarak kullanıldı. İnkübasyon süresinden sonra hücreler peletlendi, yıkandı ve buz soğukluğunda ekstraksiyon tamponunda (62.5 mM tris-Cl, pH 6.8) yeniden süspanse edildi. Toplam çözünür proteinler, sonikasyon yoluyla özümlendi ve enzim deneyi için kullanıldı.

                  Doğal jel elektroforezi, standart denatüre olmayan ve indirgeyici olmayan doğal koşullar altında çalışan tampon (pH 8.3) olarak tris-glisin kullanılarak 15 ± 1°C'de gerçekleştirildi. Elektroforez uygulanmış numuneler, 0,015 M sodyum fosfat tamponu pH 7,0–50 ml, L-aspartik asit (sodyum tuzu) - 50 mg, %1,25 MTT 1 ml, %1 PMS 0,5 ml ve %1 NAD 2 içeren boyama solüsyonu kullanılarak boyamaya tabi tutuldu. ml. Jel, koyu mavi bantlar görünene kadar karanlıkta 37°C'de boyama solüsyonunda inkübe edildi. Lekeli jel, %25 etanol kullanılarak sabitlendi ve aspartat dehidrojenaz aktivitesi gösteren bantlar için gözlendi.

                  Git: Sonuçlar
                  Bitki Ekstraktlarının Anti-kandidal Aktivitesinin Taranması
                  Tüm bitkilerin etil asetat ekstraktları, disk agar silindir yöntemi kullanılarak C. albicans'a karşı anti-kandidal aktivite açısından tarandı . Taranan 10 bitki özü arasında, beş bitkiden, L. inermis (BDUE0110), A. indica , S. trilobatum , A. indica ve A. vasica'dan elde edilen özler , disk agar silindiri kullanılarak yapılan ön taramada önemli ölçüde anti-kandidal aktivite gösterdi. yöntem [Şekil 1]. Bunlar arasında L. inermis (BUDUE0110) ve A. indica özleri, disk üzerinde kandidal büyümenin tamamen engellendiğini gösterdi. Şaşırtıcı bir şekilde, Eucalyptus spp . dahil olmak üzere iyi bilinen antimikrobiyal aktiviteye sahip diğer bitki özleri . ve O. sanctum ümit verici anti-kandidal aktivite göstermedi.

                  Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: IJPharm-48-47-g001.jpg

                  Şekil 1
                  Candida albicans'ta bitki özlerinin anti-kandidal aktivitesinin taranması Germ Tüpü İnhibitör Aktivitesi


                  Tüm bitki ekstraktlarının germ tüpü inhibitör aktivitesi, 500 μg/ml konsantrasyonda C. albicans'a karşı test edildi. Altı bitki ekstresi L. inermis , Eucalyptus spp., A. indica , S. trilobatum , A. indica ve P. pinnata , test edilen konsantrasyonda C. albicans'a karşı mikrop tüpü inhibe edici aktivite gösterdi . Test edilen bitki özlerinden L. inermis , inkübasyon süresinin (3 saat) sonuna kadar üreme tüpü oluşumunun tamamen engellendiğini gösterdi [şekil 2Vetablo 1]. Diğer bitki ekstraktları inkübasyonun ilk saatinde C. albicans üzerinde germ tube inhibitör aktivite göstermiş ve inkübasyon süresinin sonunda (üçüncü saat) germ tube indüksiyonu gözlenmiştir.
                  Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: IJPharm-48-47-g002.jpg
                  şekil 2
                  Candida albicans'ta bitki ekstraktlarının germ tüpü inhibitör aktivitesinin taranması tablo 1


                  Bitki özlerinin konsolide anti-kandidal aktivite tarama sonuçları




                  Salgılanmış Aspartil Proteaz Plaka Deneyi
                  L. inermis ekstraktının C. albicans proteaz enzim aktivitesi üzerindeki etkisi 500 μg/ml ve 750 μg/ml olmak üzere iki farklı konsantrasyonda test edildi. SAP tahlili, L. inermis ekstresi muamelesinde C. albicans'ta doza bağlı proteaz inhibe edici aktivite gösterdi . Kontrol ile karşılaştırıldığında, ekstrakt tedavisi, ekstraktların 500 μg/ml ve 750 μg/ml konsantrasyon tedavisinde sırasıyla %27 ve %33 proteaz inhibisyonu ile sonuçlanmıştır [Tablo 2]. Tablo 2


                  Candida albicans'ta Lawsonia inermis özlerinin proteaz inhibitör aktivitesi



                  Proteaz İnhibitör Aktivite Taraması


                  De olduğu gibiFigür 3, Zymogram sonuçları, kontrol numunelerinde kazeinin (kalın beyaz bant oluşumu) ve işlenmiş numunelerde sağlam kazeinin (daha az yoğun bant oluşumu) bozunmasını gösterir. Bu, L. inermis özütünün aktivitesinin proteaz inhibe edici aktivitesini gösterir .


                  İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: IJPharm-48-47-g005.jpg


                  Figür 3
                  Candida albicans'ta Lawsonia inermis ekstresi tedavisinin proteaz inhibitör aktivitesi

                  Fosfolipaz İnhibitör Aktivitesi
                  L. inermis ekstraktının işlenmesi üzerine C. albicans'ın fosfolipaz aktivitesindeki değişikliğin spektroskopik analizi şu tabloda verilmiştir:Tablo 3. Kına özü tedavisi fosfolipaz inhibitör aktivite gösterir. Kına ekstraktı ile tedavi edilen C. albicans'ta fosfolipaz aktivitesinin, tedavi edilmeyen kontrol grubu ile karşılaştırıldığında yüzde inhibisyonu, 300 μg/ml uygulamasında %44,5 olarak bulunmuştur.

                  Tablo 3
                  Lawsonia inermis ekstraktlarının Candida albicans'ta fosfolipaz
                  inhibitör aktivitesi



                  Aspartat Semialdehit Dehidrogenaz İnhibitör Aktivitesi
                  L. inermis ekstraktının C. albicans'ta aspartat semialdehit dehidrojenaz (ASADH) aktivitesini tamamen inhibe ettiği bulundu . Tedavi edilmemiş kontrol ve DMSO kontrolü C. albicans grubu, sırasıyla Rm 0.422 ve 0.672'de iki ayrı bant gösterdi. Bunlar arasında Rm 0.672 olan bandın öne çıkan bant olduğu görülmüştür. Şaşırtıcı bir şekilde L. inermis (500 μg/ml) tedavisi, C. albicans'ta ASADH ekspresyonunu tamamen inhibe etti [Şekil 4] tedavi grubunda her iki izoformun (bant) olmamasından da anlaşılacağı gibi.

                  Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: IJPharm-48-47-g007.jpg

                  Şekil 4
                  Kontrol ve dimetil sülfoksit kontrol gruplarıyla karşılaştırmalı olarak Lawsonia inermis ile işlenmiş Candida albicans'ın aspartat dehidrojenaz aktivitesinin doğal jel-PAGE profili

                  Git: Tartışma
                  Kandidiyazis, bağışıklığı baskılanmış hastaları etkileyen en yaygın ve iyi karakterize edilmiş dimorfik mantar enfeksiyonudur. Farklı ilaç duyarlılığı, yeni ilaca dirençli türlerin ortaya çıkışı ve Candida spp.'nin farklı genotipik ve fenotipik ifadesi. diyabet, kanser ve AIDS gibi bağışıklığı baskılanmış durumlarda tedavi zorluğunu abartır.[ 19 , 2 , 20 ] Bu daha sonra yeni anti-kandidal ilaçların geliştirilmesi ihtiyacını güçlendirir. Muhtemelen, bu tür zorlukların bir sonucu olarak, doğal kaynaklardan, özellikle bitkilerden antimikrobiyal veya anti-enfektif bileşenlerin taranmasında artış vardır.[ 4] Benzer bir ilgiyle, bu çalışmada, 10 farklı bitkinin anti-kandidal potansiyel(ler)ini taramak ve belirlemek için çaba gösterilmiştir. Bu bitkilerin antimikrobiyal özelliklere sahip olduğu zaten kanıtlanmıştır, ancak anti-kandidal özelliklerine dair ikna edici herhangi bir kanıt veya ayrıntılı çalışma yoktur. Bu bitkiler kullanılarak yapılan bu tür araştırmalar, anti-kandidal tarama için fitokimyasalları çıkarmak için ortam olarak su, alkol (etanol, metanol) ve kloroform ve heksan gibi organik çözücüler kullandı.[ 10 , 11 , 12] Bu bitkilerden antimikrobiyal potansiyelin ekstraksiyonu için ekstraksiyon ortamı olarak etil asetatın değerlendirilmesi çok seyrekti. Etil asetat, ilaç geliştirmede ilaç endüstrisinde kullanım için nispeten güvenli ve metanol, etanol, kloroform ve hekzana göre daha çok tercih edilen Sınıf III bir çözücüdür. Bu solvent, anti-kandidal aktiviteyi taramak için araştırılmadığından, bu çalışmada, seçilen bitkilerden potansiyel anti-kandidal kurşunların ekstraksiyonu için tercih edilen solvent olarak etil asetat seçildi.

                  Disk Agar Silindir Difüzyon Yöntemi
                  Hem hidrofobik hem de hidrofilik bileşiklerin antimikrobiyal potansiyelini etkili bir şekilde taramak için disk agar silindir yöntemi kullanıldı. Bu yöntem, ortamda yayılamayan hidrofobik bileşiklerin antimikrobiyal aktivitelerini taramak için uygundur. Diske yüklendiğinde, bu bileşikler disk yüzeyinde sıkışıp kalacaktır. Agar silindiri içeren tohum aşıları, bu hapsolmuş hidrofobik bileşiklerin antimikrobiyal özelliklere sahip olması koşuluyla, disk üzerine yerleştirildiğinde disk üzerinde büyümeyecektir. Test edilen 10 bitki özü arasında L. inermis ve A. indicaekstraktlar, bu ekstraktlarda potansiyel anti-kandidal bileşiklerin olası varlığını gösteren tam bir büyüme inhibisyonu gösterdi. Bu, spesifik anti-kandidal ajanların varlığını doğrulamak için daha fazla fitokimyasal profilleme çalışmasını garanti eder.

                  Germ Tüpü İnhibitör Aktivitesi
                  Bu en hızlı, basit ve etkili maya tarama yollarından biri küf kayması inhibitörü germ tüpü inhibitör çalışmasıdır. Bu çalışmada L. inermis ekstraktının C. albicans'ta germ tüpü oluşumunu inkübasyon süresinin sonuna kadar tamamen engellediğini tespit ettik. Diğer bitki özleri Eucalyptus spp., S. trilobatum , A. indica , P. pinnata ve A. indica kısmi veya geçici germ tüpü inhibitör aktivite göstermiş ancak tam inhibisyon gösterememiştir. Bildiğimiz kadarıyla bu, L. inermis'in germ tüpü inhibitör aktivitesini bildiren ilk çalışmadır.çıkarmak. Bu ekstrakt germ tüpü oluşumunu tamamen engelleyebildiğinden, hif geçişini engelleme potansiyeli açısından bu daha fazla araştırılabilir ve bu nedenle invaziv enfeksiyonların önlenmesinde kullanılabilir. tartışıldığı gibit ablo 1, taranan 10 bitki arasında sadece L. inermis germ tüpü oluşumunun ve kandidal büyümenin tamamen engellendiğini gösterdi. Bu nedenle, bu bitki özü kullanılarak ileri çalışmalar yapılmıştır.

                  Proteaz İnhibitör Aktivite
                  Candida türleri tarafından üretilen hücre dışı proteaz . patogenezi için gerekli olan en önemli virülans faktörlerinden biri olduğu kanıtlanmıştır.
                  Bu çalışmada L. inermis ekstraktının proteaz inhibe edici aktiviteye sahip olduğu bulundu. Bildiğimiz kadarıyla bu, L. inermis ekstraktının C. albicans üzerindeki proteaz inhibitör etkisine ilişkin ilk rapordur . Proteaz üretimi , hif oluşumu, adezyon ve fenotipik geçiş dahil olmak üzere C. albicans'ın bir dizi başka varsayılan virülans özelliği ile ilişkilidir .[ 21 , 22] Bu ekstraktın, kandidal patogenez için önemli bir virülans faktörü olan proteazı inhibe ettiği bulunduğundan, bu, anti-kandidal kurşun gelişimi için potansiyel bir kaynak olabilir. Bu ön araştırmaya ek olarak, L. inermis ekstraktının proteaz inhibisyonunun tam mekanizması ve kapsamı hakkında daha fazla çalışmanın değerlendirilmesi gerekmektedir.

                  Fosfolipaz İnhibitör Aktivitesi
                  Fosfolipaz , fosfolipidleri hidrolize ederek istilacı enfeksiyona neden olan C. albicans'ta kanıtlanmış öldürücü enzimlerden biridir . C. albicans , fosfolipaz B, D ve lizofosfolipazlar dahil olmak üzere farklı tipte fosfolipazlardan oluşur.[ 23 ] Bu çalışmada, L. inermis ekstresi, genel fosfolipaz inhibe edici aktivite açısından değerlendirildi. Spektrofotometrik analiz, L. inermis'in fosfolipaz inhibe edici aktivitesini doğrular . Literatür araştırmamızın en iyisine göre bu, L. inermis'in C. albicans üzerindeki fosfolipaz inhibitör aktivitesine ilişkin ilk rapordur.. Bu ön araştırmaya ek olarak, L. inermis ekstraktının fosfolipaz inhibisyonunun tam mekanizması ve kapsamı hakkında daha fazla çalışmanın değerlendirilmesi gerekmektedir.

                  Aspartat Semialdehit Dehidrogenaz İnhibitör Aktivitesi
                  L. inermis ekstresi tedavisi, ASADH'nin ifadesini tamamen engeller. L. inermis'in bu tür ASADH inhibe edici aktivitesi başka yerde bildirilmemiştir. ASADH, aspartat biyosentetik yolunda beta-aspartil fosfatın L-aspartat-β-semialdehide indirgeyici defosforilasyonunu katalize ettiği mikroorganizmalarda ve bitkilerde bulunan bir oksidoredüktaz enzimidir. İnsanlarda ve diğer ökaryotik organizmalarda aspartat yolunun olmaması, ASADH'yi yeni mantar öldürücü bileşiklerin geliştirilmesi için çekici bir hedef haline getirir. Bu enzimin [aspartat semialdehit dehidrojenaz (ASADH)] inhibisyonu, (metiyonin, treonin ve izolösin) amino asit sentezinin inhibisyonuna ve hücre duvarı biyosentezinde kusura yol açar, bu da sonuçta ölüme yol açar.[24 , 25 ] Böylece , L. inermis ASADH inhibe edici aktiviteye sahip ekstrakt, anti-kandidal ilaç gelişimi için potansiyel bir kaynak olabilir.

                  Git: Çözüm
                  Bu çalışmada antimikrobiyal özellik gösteren 10 bitki anti-kandidal aktivite açısından tarandı. Organik tuzların özütlenmesinde yararlı bir polar aprotik çözücü olan etil asetat, bu bitkilerden anti-kandidal kurşunların özütlenmesi için kullanıldı. Bunların arasında L. inermis çok etkili anti-kandidal aktivite göstermiştir. Bu ekstraktın germ tüpü inhibisyonu, proteaz, fosfolipazlar ve aspartat dehidrojenaz inhibitör aktivitesi dahil olmak üzere birden fazla etki alanına sahip olduğu bulunmuştur. L. inermis'in etil asetat ekstraktının , etkili anti-kandidal ilaç geliştirme için potansiyel bir lider olabileceği sonucuna vardık .

                  Mali Destek ve Sponsorluk
                  sıfır. Çıkar çatışmaları
                  Herhangi bir çıkar çatışması yoktur.
                  Git: Referanslar

                  1. Pfaller MA, Diekema DJ. İnvaziv kandidiyazis epidemiyolojisi: Kalıcı bir halk sağlığı sorunu. Clin Microbiol Rev. 2007; 20 :133–63. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                  2. Kahverengi AJ, Odds FC, Gow NA. Candida albicans'ta enfeksiyonla ilişkili gen ekspresyonu . Curr Opin Microbiol. 2007; 10 :307–13. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  3. Dahanukar SA, Kulkarni RA, Rege NN. Tıbbi bitkilerin ve doğal ürünlerin farmakolojisi. Hintli J Pharmacol. 2000; 32 :S81–118. [ Google Akademik ]
                  4. Rios JL, Recio MC. Şifalı bitkiler ve antimikrobiyal aktivite. J Etnofarmakol. 2005; 100 :80–4. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  5. Kala CP, Dhyani PP, Sajwan BS. Kuzey Hindistan'da şifalı bitkiler sektörünün geliştirilmesi: Zorluklar ve fırsatlar. J Ethnobiol Etnomed. 2006; 2:32 . [ Google Akademik ]
                  6. Taddei A, Rosas-Romero AJ. Tridax procumbens'ten ekstraktların biyoaktivite çalışmaları . Bitki ilacı. 2000; 7 :235–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  7. Parthasarathy H, Thombare S. Azadirachta indica , Syzygium aromaticum ve Cinnamomum zeyalnicum'un oral mikrofloraya karşı antimikrobiyal aktivitesinin değerlendirilmesi . Asya J Uzm Sci. 2013; 27 :13–6. [ Google Akademik ]
                  8. Pathak AK. Bazı bitkilerin sulu ekstraktlarının anti- Candida aktivitesi. Indian J Fundam App Life Sci. 2012; 2 :1–6. [ Google Akademik ]
                  9. Kumar A, Bhatii V, Kumar A, Patil S, Bhatia V, Kumar A. Candida türlerine karşı antifungal aktivite için çeşitli bitki özlerinin taranması. Dünya J Sci Technol. 2011; 1 :43–7. [ Google Akademik ]
                  10. Dinesh BP, Subhasree RS. Lawsonia inermis'in antimikrobiyal aktiviteleri – Bir inceleme. Acad J Bitki Bilimi 2009; 2 :231–2. [ Google Akademik ]
                  11. Habbal OA, Al-Jabri AA, El-Hag AH. Lawsonia inermis'in (kına) antimikrobiyal özellikleri : Bir gözden geçirme. Aust J Med Herb. 2007; 19 :173–6. [ Google Akademik ]
                  12. Habbal OA, Al-Jabri AA, El-Hag AH, Al-Mahrooqi ZH, Al-Hashmi NA. Lawsonia inermis Linn'in (kına) in vitro antimikrobiyal aktivitesi . Umman kınası üzerine bir pilot çalışma. Suudi Med J. 2005; 26 :69–72. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  13. Kretschmar M, Hube B, Bertsch T, Sanglard D, Merker R, Schröder M, et al. Germ tüpleri ve proteinaz aktivitesi, fare peritonitinde Candida albicans'ın virülansına katkıda bulunur . Bağışıklık bulaştırın. 1999; 67 :6637–42. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                  14. Kumar CPG, Kumar SS, Menon T. Bağışıklığı baskılanmış hastalardan elde edilen klinik Candida izolatlarının fosfolipaz ve proteinaz aktiviteleri . Mikopatoloji. 2006; 161 :213–8. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  15. Schmidt TM, Bleakley B, Nealson KH. Böcek patojeni Xenorhabdus luminescens'ten hücre dışı bir proteazın karakterizasyonu . Uygulama Ortamı Mikrobiol. 1988; 54 :2793–7. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                  16. Lowry OH, Rosebrough NJ, Farr AL, Randall RJ. Folin fenol maddesi ile Protein ölçümü. J Biol Chem. 1951; 193 :265–75. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  17. Leidich SD, İbrahim AS, Fu Y, Koul A, Jessup C, Vitullo J, et al. Candida albicans'ın patojenitesinde yer alan bir fosfolipaz B geni olan caPLB1'in klonlanması ve bozulması . J Biol Chem. 1998; 273 :26078–86. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  18. Gennady PM. Washington, DC: CRC Basını; 2003. Elektroforetik Jellerde Enzimlerin Saptanması El Kitabı; P. 113. [ Google Akademik ]
                  19. Pfaller MA, Diekema DJ. Nadir ve ortaya çıkan fırsatçı mantar patojenleri: Candida albicans ve Aspergillus fumigatus'un ötesinde direnç endişesi . J Clin Microbiol. 2004; 42 :4419–31. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                  20. Antony G, Saralaya V, Gopalkrishna Bhat K, Shalini Shenoy M, Shivananda PG. Fenotipik geçişin , diyabetik hastalarda kandidiyaza neden olan Candida albicans tarafından virülans faktörlerinin ekspresyonu üzerindeki etkisi . Rahip Iberoam Micol. 2009; 26 :202–5. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  21. Aboellil AH, Al-Tuwaijri MM. Suudi Arabistan'da Candida albicans üzerine bazı alternatif tıp ve biyolojik faktörlerin etkisi . J Maya Mantarı Arş. 2010; 1 :100–7. [ Google Akademik ]
                  22. Rayavarapu KA, Kaladhar DS, Kumar SS. Lawsonia inermis'in (Kına) su patojenleri üzerindeki antimikrobiyal aktivitesinin değerlendirilmesi . J Pharm Biomed Sci. 2011; 7 :1–3. [ Google Akademik ]
                  23. Ghannoum MA. Fosfolipazların virülans ve mantar patogenezindeki potansiyel rolü. Clin Microbiol Rev. 2000; 13 :122–43. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                  24. Hadfield A, Shammas C, Kryger G, Ringe D, Petsko GA, Ouyang J, et al. Potansiyel antimikrobiyal hedef aspartat semialdehit dehidrojenazın aktif bölge analizi. Biyokimya. 2001; 40 :14475–83. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  25. Viyola RE. Amino asit biyosentezinin aspartat ailesinin merkezi enzimleri. Acc Chem Res. 2001; 34 :339–49. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                  Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                  Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                  Yorum yap


                  • #10
                    DAMLA SAKIZI'nın Önemi Ve Üniversitelerin Durumu



                    DAMLA SAKIZI İle Reflü, Gastrit Ve Ülser



                    Entegre bir Silico ve Biyolojik Tarama Platformu Kullanılarak Sesamum indicum'dan Sesamin'in Güçlü Bir Antifungal Ajan Olarak Tanımlanması

                    Khushbu Wadhwa , Metodoloji , Doğrulama , Biçimsel analiz , Araştırma , Veri kürasyonu , Yazma - gözden geçirme ve düzenleme , 1 Hardeep Kaur , Metodoloji , Doğrulama , Biçimsel analiz , Araştırma , Yazma - orijinal taslak , Yazma - gözden geçirme ve düzenleme , 1 Neha Kapoor , Kavramsallaştırma , Metodoloji , Yazılım , Doğrulama , Biçimsel analiz, Soruşturma , Veri iyileştirme , Yazma - orijinal taslak , Yazma - gözden geçirme ve düzenleme , Denetim , 2, * ve Simone Brogi , Kavramsallaştırma , Metodoloji , Yazılım , Doğrulama , Biçimsel analiz , İnceleme , Veri iyileştirme , Yazma - orijinal taslak , Yazma - gözden geçirme ve düzenleme , Denetim 3, *
                    Francisco Torrens, Akademik Editör
                    Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                    1 Fungal Biyoloji Laboratuvarı, Ramjas College, Delhi Üniversitesi, Delhi 110007, Hindistan
                    2 Kimya Bölümü, Hindu Koleji, Delhi Üniversitesi, Delhi 110007, Hindistan
                    3 Eczacılık Bölümü, Pisa Üniversitesi, Via Bonanno 6, 56126 Pisa, İtalya
                    * Yazışma: ni.ca.ud.udnih@roopakahen (NK); ti.ipinu@igorb.enomis (SB); Tel.: +91-011-27667184 (NK); +39-050-2219613 (SB) İlişkili Veriler

                    Tamamlayıcı Malzemeler Veri Kullanılabilirliği Bildirimi
                    Git: Soyut


                    Antifungal ilaçların sınırlı mevcudiyeti ve ilgili yan etkileri nedeniyle ve ilaca dirençli suşların isyanı göz önüne alındığında, yeni antifungal ajanlara acilen ihtiyaç duyulmaktadır. Bu tür etkenleri belirlemek için entegre bir hesaplamalı ve biyolojik tarama platformu geliştirdik. Antifungal ilaç keşfinde umut verici bir ilaç hedefi olarak değerlendirdik ( ekzo-1,3-β-glukanaz) ve biyoaktif doğal ürünlerden oluşan bir fitokimyasal kütüphane kullanılmıştır. Bu ürünler, ilaç benzeri profilin değerlendirilmesiyle birlikte moleküler yerleştirme ve moleküler dinamik teknikleri kullanılarak seçilen hedefe karşı hesaplamalı olarak tarandı. Potansiyel bir antifungal profil ve tatmin edici ilaç benzeri özelliklere sahip en umut verici fitokimyasal olarak sesamini seçtik. Sesamin , MIC/MFC'yi hesaplayarak ve pazarlanan ilaç flukonazol ile sinerjistik deneyler yaparak birkaç Candida türünün büyümesini engelleme kabiliyetini test etmek için bir ön biyolojik değerlendirmeye tabi tutuldu . Tarama protokolünün ardından, sesamin'i potansiyel bir ekzo olarak belirledik.-1,3-β-glukanaz inhibitörü, Candida türlerinin büyümesini doza bağımlı bir şekilde inhibe etme potansiyeline sahip (sırasıyla MIC ve MFC 16 ve 32 µg/mL). Ayrıca, sesaminin flukonazol ile kombinasyonu, ilgili sinerjistik etkileri vurguladı. Açıklanan tarama protokolü, mantar enfeksiyonlarına karşı yenilikçi terapötiklerin geliştirilmesine giden yolu açan, ilginç bir tahmin edilen farmakolojik profil gösteren, potansiyel yeni bir antifungal ajan olarak doğal ürün sesamin'i ortaya çıkardı. Özellikle, tarama protokolümüz antifungal ilaç keşfinde yardımcı olabilir.

                    Anahtar Kelimeler: sanal tarama, bilgisayar destekli ilaç keşfi, antifungal ajanlar, Candida türleri, ekzo -1,3-β-glukanaz, sinerjizm
                    Git: 1. Giriş


                    Candida , diyabet, kanser, AIDS, organ nakli ve diğer bağışıklık sistemini baskılayan durumlardan muzdarip bağışıklığı baskılanmış hastalarda dünya çapında önemli miktarda ölüme neden olan fırsatçı bir mantar patojenidir. Candida , hem yüzeysel hem de sistemik enfeksiyonlarda yer alan en baskın mantar patojenidir ve hastanede yatan hastalarda en sık izole edilen üçüncü kan dolaşımı patojenidir [ 1 ]. Candida albicans ve C. glabrata , C. parapsilosis , C. tropicalis ve C. krusei gibi gelişmekte olan albicans dışı Candida (NAC) türlerioral ve vajinal mukozanın yüzeysel enfeksiyonlarının yanı sıra yayılmış kan dolaşımı ve derin doku enfeksiyonlarına neden olabilir [ 2 ]. Azoller ve polienler gibi antifungal ajanlar konakçıda ciddi yan etkiler ve toksisite sergiler; bu nedenle, yeni antifungal ajanları keşfetmeye acil bir ihtiyaç vardır. Şu anda, mantar enfeksiyonlarının tedavisi için sınırlı antifungal ilaçlar mevcuttur ve ilaca dirençli suşların ortaya çıkışı artmaktadır [ 3 ]. Antifungal ilaç keşfinde ümit verici bir ilaç hedefi, ekzo -1,3-β-glukanaz [ 4 ] tarafından temsil edilmektedir . Bu enzim, Candida spp.'nin hücre duvarının yeniden şekillenmesinde yer alır . [ 5 ]. Candida'nın hücre duvarıspp. doğada oldukça dinamiktir ve hücrenin en dış tabakasını oluşturur. Hücrenin şeklini ve bütünlüğünü korumaya yardımcı olur ve konakçı hücrelerle çeşitli etkileşimler oluşturur [ 6 ]. Candida türlerinin hücre duvarı . esas olarak dış fibriler tabakayı oluşturan polisakkaritler, glukan, kitin ve mannandan oluşur. Hücre duvarının merkezi çekirdeği, kitin ve galaktomannan'ın kovalent olarak bağlandığı β-1,6 dal noktalarına sahip dallı bir glukan olan bir β-1,3-glukan polimerinden oluşur. Mannanlar genellikle proteinler ve lipidlerle ilişkilidir ve toplam hücre duvarı polisakkaritlerinin %30-35'ini temsil eder [ 7 , 8].]. Hücre duvarı montajı sırasındaki hücre duvarı proteini işlevi, konakçı hücreye yeniden şekillenme ve yapışma, abiyotik yüzey, biyofilm oluşumu, epitel dokularının istilası için çok önemlidir ve ayrıca konakçı bağışıklık sistemlerinin mekanizmasından kaçmada çok önemlidir. Buna ek olarak, hücre duvarı, genellikle hücre duvarının yeniden modellenmesinde yer alan kitinazlar, glukanazlar, peptidazlar ve glikosiltransferazlar dahil olmak üzere çeşitli enzimler içerir, böylece hücre büyümesi veya oksidatif strese yanıt olarak lizis sırasında esneklik ve mekanik güç sağlar [8 ] . β-1,3-glukan ve β-1,6-glukan, hücre duvarının ana bileşenleridir ve toplam bileşenin sırasıyla %40 ve %20'sini oluşturur. β-1,3-glukan hidrolize edici enzimler, ekzo -1,3-β-glukanazlar gibi iki tipte sınıflandırılır veendo -1,3-β-glukanazlar. endo -1,3-β-Glukanaz, küçük oligosakkaritleri serbest bırakmak için bir glukan zinciri içinde bölünürken, ekzo -1,3-β-glukanaz, tek bir ürün olarak indirgeyici olmayan uçtan glikoz monomerlerini serbest bırakır [ 5 ]. C. albicans'ta , üç ilişkili ekzo -1,3-β-glukanaz, yani Xog1p, Exg2p ve Spr1p, glikozu hücre duvarı glukanlarının uçlarından hidrolitik olarak uzaklaştırır [ 9 , 10 ]. C. albicans Spr1p'nin mekanizması tam olarak anlaşılamamıştır, ancak özellikle Saccharomyces cerevisiae'de sporlanma sırasında eksprese edilmektedir [ 11 ]. Exg2p, C. albicans sırasında mevcutturhücre duvarı rejenerasyonu. Xog1p, C. albicans periplazmik hücre duvarı ile ilişkili başlıca ekzo -1,3-β-glukanazdır . Molekül kütlesi ~45 kDa [ 12 ] olan glikosile edilmemiş bir proteindir . Uzun β-1,3 glukan zincirlerinin bölünmesi, hücre duvarının yumuşamasına neden olur. Bu enzim , konidyumların şişmesi ve çimlenmesi veya hiflerin dallanması sırasında ortaya çıkan Candida'nın hücre duvarı yeniden modellenmesinde yer alır [ 13 ]. Protein, hidrolaz ve transglikosidaz aktiviteleri yoluyla β-D-glukan metabolizması ve morfogenezde yer alır [ 14 ]. Bu enzimin sesamin ile hedeflenmesi, Candida'nın morfogenetik geçişini engelleyebilir.spp. öldürücü olmayan mayadan öldürücü hif formuna [ 14 , 15 ]. Hücre duvarı bileşenlerinin yapısal karmaşıklığı, Candida türlerinin fizyolojisini sürdürmek için gereklidir . Yazarların , farklı konsantrasyonlarda susam yağının misel ve maya formları üzerindeki etkisini belirleyerek yenilebilir susam yağının Candida albicans'a karşı antifungal aktivitesini bildirdiği bir çalışma yapılmıştır [ 15 ].]. Hücre duvarının işlevini ve bütünlüğünü hedeflemek, hücre yapışması gibi enfeksiyon süreçlerinin gelişimini kısıtlamak için umut verici bir yaklaşım olarak kabul edilir. Doğal ürünler, düşük toksisite ve yan etkileri, düşük ilaç direnci, yüksek biyoyararlanım (oral alım) ve daha iyi iyileştirici etkileri nedeniyle ilaçların geliştirilmesi için önemli tıbbi adaylar olarak kabul edilir [16 ] .

                    Buna göre, bu çalışmada yenilikçi antifungal bileşikleri belirlemek için fitokimyasalların farklı Candida türlerine karşı taranmasını birleştirdik . Moleküler yerleştirme ve moleküler dinamik (MD) simülasyon tekniklerini kullanarak, sesamin'i ekzo -1,3-β-glukanaz ile potansiyel olarak etkileşime girebilen umut verici bir bileşik olarak tanımladık . Sesamin, bir antikanser, antienflamatuar, antiviral, antioksidan ve antimikrobiyal ajan olarak muazzam bir terapötik potansiyele sahiptir [ 17 , 18 , 19 ]. susam indicumL. (Pedaliaceae) (susam) dünyanın en önemli mahsullerinden biridir. Susam yağı, büyük miktarlarda çoklu doymamış yağ asitleri, proteinler, karbonhidratlar, sesamin, sesamolin, sesamol, tokoferol, fitosteroller, vitaminler ve mineraller içerir [ 20 , 21 ]. Önceki çalışmalar, doğal ürün sesamol'ü farklı Candida türlerine karşı araştırmıştır . kalsinörin sinyal yolu üzerindeki etkisini bildirerek [ 22 ]. Bazı araştırmacılar ayrıca susam yağı kekinden sentezlenen gümüş nanopartiküllerin antikanser ve antimikrobiyal aktivitelerde kullanıldığını bildirmiştir [ 23 ]. Sesamin'in yalnızca C. albicans'a karşı antifungal aktivitesine dair bir rapor vardı.MİK değerinin çok yüksek olduğu bildirilmiş olsa da [ 24 ].

                    Bu çalışma, hesaplama tekniklerini ve biyolojik deneyleri birleştirerek, sesamin'in birkaç Candida suşuna karşı bir antifungal ajan olarak bir ön değerlendirmesini sağlamıştır. Tarama iş akışı şurada rapor edilir:Şekil 1.

                    İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-28-04658-g001.jpg'dir.

                    Şekil 1
                    Yeni antifungal ajanları belirlemek için tarama iş akışı.

                    Git: 2. Sonuçlar ve Tartışma

                    2.1. Hesaplamalı Ayrıntılar


                    Uygun ilaç benzeri profillere ( Tablo S1 ) sahip 40 fitokimyasal içeren kitaplığın hazırlanmasından sonra , bileşiklerin ekzo -1,3-p-glukanaz bağlayıcılar gibi davranıp davranmadığını belirlemek için sanal bir ligand taraması gerçekleştirdik . Candida spp.'den ekzo -1,3 - β-glukanaz (Exg) . 438 amino asitlik bir preproenzimi kodlayan EXG geninin ürünüdür [ 25 ]. Olgun protein 400 amino asit içerir ve β-1,3-glukanın indirgeyici olmayan ucundan bir glikoz kalıntısının ve çok daha az ölçüde β-1,6-glukanın hidrolitik olarak uzaklaştırılmasıyla mantarların hücre duvarı β-glukanının metabolizmasında yer alır [ 12]. Glukanlar, genellikle sertlik ve dayanıklılık sağlayan diğer polimerlerle kombinasyon halinde mantar hücre duvarlarının yapısal bileşenleri olarak tanımlanır. Glukanların çeşitli sitoplazmik ve hücre dışı işlevlere sahip olduğuna inanılmaktadır. β-glukanlar muhtemelen, karbon sınırlama koşulları altında kullanılabilen karbon depolama materyalleri olarak işlev görürler ve bu da hayatta kalmada önemli bir role işaret eder [ 26 ]. Glukanazın en yaygın kabul gören biyolojik rolü, morfogenetik olaylar sırasında hücre duvarı glukanının hidrolizi ile sınırlıdır. β-glukanazın C. albicans hücre duvarı ile ilişkili olduğu tarif edilmiştir [ 14 ]. C. albicans'ta , ekzo -1,3 -β-glukanazın, esas olarak germ tüpü oluşumu sırasında salgılandığı ve ihraç edildiği bulundu [27 ]. Ekzo -1,3-β-glukanaz, Candida hücre duvarında bulunan glukanaz aktivitesinin çoğundan sorumludur ; bu nedenle ekzo -1,3-β-glukanaz, Candida enfeksiyonlarına karşı olası bir ilaç hedefi olarak kabul edilebilir . β-glukanazlar, Uluslararası Biyokimya ve Moleküler Biyoloji Birliği (IUBMB) (IUB, 1992) tarafından hidrolize ettikleri β-glukosidik bağların tipine ve spesifik substratlara karşı hidrolitik etkilerine göre sınıflandırılır. Cutfield ve arkadaşları Candida albicans'tan ekzo -1,3-β-glukanazın yapısını doğal ve bağlı formlarda çözmelerine rağmen, bu enzimin incelenmesi için çok az kristalografik veri mevcuttur [ 14]. Enzimin aktif cebi, Arg92 (β2 sarmalından), His135 (β3), Asn191, Glu192 (β4 ve α4 arasında, His253, Tyr255 (β6'nın sonu), Glu292 (β7) ve Trp363 (β8'in sonu) gibi glikosil hidrolaz ailesi 5'in (GH5) aktif bölgesini tanımlayan yüksek düzeyde korunmuş sekiz kalıntıdan oluşur [1 4] Son aktif bölge etiketleme ve mutagenez deneyleri, enzimin katalitik kalıntılarını tanımlamıştır (proton donörleri olarak Glu192 ve nükleofil olarak Glu292) [28] Buna göre, aktif bölge, bir nükleofil ve asit/baz grubu olarak işlev gören )iki glutamat kalıntısı içerir [ 14 ] .-1,3-β-glukanaz enzimi, glukozil hidrolaz ve transglikosilaz aktiviteleri yoluyla hücre duvarı β-glukan yeniden modellenmesinde yer alır. Exg, su dışındaki bir akseptörün glikosil-enzim ara maddesinden [ 12 ] glikozu geri kazanabildiği transferaz aktivitesini temsil eder. Bu aktiviteler, morfogenez sırasında hücre duvarını şekillendirmek için çok önemli olabilir. Bir çift yer değiştirme reaksiyonu, bir glikosil-enzim ara ürününün oluşumunu içerir ve müteakip hidroliz (veya transglikosilasyon), bir oksokarbenyum iyon benzeri geçiş durumları yoluyla ilerler [29 ] . Katalitik alan, (β/α) 8 tarafından desteklenen uzatılmış bir bağlanma yarığı veya oluğu sergiler.varil yapısı. Enzim, katalitik merkezin etrafındaki bu sekiz korunmuş tortunun yanı sıra, β-1,3-glukan zinciriyle etkileşime giren aromatik tortular da içerir [ 29 ]. β-1,3-glukan zincirinin ekzo -1,3-β-glukanaz enziminin cebine girmesi, terminal glikoz kalıntısının -1 konumunda koltuktan bükülmüş tekneye konformasyonunda bir değişikliğe neden olur. Bununla birlikte, cebin geometrisi, β-1,4-glikosidik bağın ayrılması için pek uygun değildir [ 14 ]. Özellikle, iki glikoz bağlama bölgesi tanımlanmıştır. Birincisi Glu27'yi, ikincisi ise Phe144 ve Phe258'i içerir. Mutajenezin sonucu ayrıca, fenilalanin kalıntılarının sağladığı aromatikliğin, k katını değiştirerek sıkıştırmak için çok önemli bir özellik sağladığını gösterir.ve km . Phe144 ve Phe258 kalıntı çiftinin, enzimin hem hidroliz hem de transferaz aktivitesi olan aktif bölgeden hem girişi hem de salınımı kontrol ettiği bulundu. Enzimin boş bir kelepçesi, hidrolize glikozun hızlı difüzyonuna izin verirken, dolu bir kelepçe, alıcının, enzim ara maddesinde bulunan terminal glikozu yakalamasına izin verir. Her iki Phe kalıntısı da tüm mantar ekzo -1,3-β-glukanazları arasında yüksek oranda korunur ve enzimin özgüllüğü ve katalitik etkinliği ile ilişkilidir. Phe-Phe ağ geçidinin mutagenezinden elde edilen sonuçlar, bunun sadece giriş yolunun aromatik doğasını korumakla kalmayıp, aynı zamanda indirgeyici olmayan uçta glikosidik bağ bölünmesi için tam polar olmayan ve daha az hacimli çiftleşme substratı sağladığını göstermektedir [14] ., 29 ]. Bu bilgileri göz önünde bulundurarak, söz konusu kalıntıların enzime güçlü bağlanma ve potansiyel inhibisyonu elde etmek için potansiyel ligandlar tarafından hedeflenmesinin çok önemli olduğunu düşündük. Buna göre görsel inceleme, hidrofobik temaslarda Phe kalıntılarını içeren bu tür olası etkileşim modeli dikkate alınarak gerçekleştirildi. Tablo S1'de bildirilen sanal taramanın sonuçları, ekzo -1,3-β-glukanaz enzimi ile potansiyel olarak etkileşime girebilen en umut verici bileşikleri vurguladı .

                    Moleküler yerleştirmenin amacı, bir arama algoritması kullanarak bir ligandın bir proteine ​​potansiyel bağlanma modunu belirlemektir. AutoDock 4.2, en düşük bağlanma enerjilerine dayanan protein-ligand konformasyon çalışmasına yardımcı olan Lamarck Genetik Algoritması (LGA) prensibi üzerinde çalışır [ 30 ]. Moleküler yerleştirme çalışmaları tarafından sağlanan tahminin ardından ve daha önce belirtildiği gibi yerleştirilmiş pozların görsel incelemesinden sonra, Tablo S1'de gösterildiği gibi bileşikleri hesaplama puanına göre sıraladık.. Ligandın seçilen reseptör ile en düşük hesaplama puanı, ligandın dikkate alınan enzim ile tatmin edici bir şekilde etkileşime girebileceğini gösterir. Her fito bileşik, inhibisyon sabiti ve enzimin aktif bölgesi ile kurulabilen hidrojen bağlarının sayısı açısından analiz edildi.tablo 1fito bileşiklerin adını, kimyasal yapıyı, inhibisyon sabitini ve hidrojen bağı oluşumunda yer alan etkileşimli kalıntıların sayısını bildirir. Bağlanma enerjisi ne kadar negatif olursa, bağlanma etkinliği o kadar yüksek olur; böylece dikkate alınan ligand, seçilen ilaç hedefini etkili bir şekilde bağlayabilir. tablo 1


                    Dört potansiyel yeni ekzo -1,3-β-glukanaz inhibitörünün yerleştirme sonuçlarının karşılaştırılması .
                    Sesamin
                    (Lignan)
                    -12.21 1.11 His254, Asn146, Gly306
                    Pinoresinol
                    (Lignan)
                    -11.50 3.71 Asp145, Asn146, His254
                    Kaflanon
                    (Flavonoid)
                    -11.48 3.80 Asp145, Tyr255
                    Herbaketin
                    (Flavonoid)
                    -11.03 8.21 Glu27, Glu192, Ser292, Leu304
                    Ayrı bir pencerede aç
                    Hesaplama sonuçlarına dayanarak, sesamin (tablo 1), hedeflenen enzimin seçilen bağlanma bölgesi içindeki güçlü etkileşimi ve önemli hesaplama puanı nedeniyle en umut verici bileşiklerden biri olarak. Seçilen mantar proteini ile bir hit bileşik olarak sesamin'in çeşitli kenetlenme pozları Tablo S2'de açıklanmaktadır .

                    Tablo 2ekzo -1,3-β-glukanazın aktif bölgesi içinde bulunan ana etkileşimlerle birlikte hesaplama parametrelerini gösterir ve en umut verici taranan fitobileşiklerden biri olan sesamin göz önünde bulundurulur. İnhibisyon sabiti, bir enzimin bir bileşik tarafından maksimum yarı yarıya inhibisyonu olarak tanımlanır ve genellikle substrat veya inhibitörün enzimlerin biyolojik aktivitesini artırma/engelleme potansiyelini belirlemek için kullanılır. Sonuçlardan, sesaminin 1.11 nM'lik bir tahmin edilen inhibisyon sabit değerine sahip olduğu bulundu. Özellikle, 100 uM'den düşük bir inhibisyon sabit değerine sahip bileşikler, potansiyel inhibitörler olarak tanımlanırken, 100 uM'den daha yüksek değerler gösteren bileşikler, güçlü olmayan inhibitörler olarak kabul edilir [31 ] . Tablo 2


                    Yeni inhibitörün (sesamin) ekzo -1,3-β-glukanaz'a (PDB ID: 4M80) karşı yerleştirme sonuçları.
                    sesamin Izgara kutusu merkez koordinatları
                    Merkez-x = 4,075
                    Merkez-y = 64,791
                    Merkez-z = 9,706
                    Izgara kutusu Boyut
                    x boyutu = 48
                    boyut-y = 62
                    boyut z = 46
                    -12.21 1.11 Phe144, Asp145, Asn146, Glu192, Phe229, Tyr255, Phe258, Gly306
                    Ayrı bir pencerede aç
                    Daha önce tartışılan ekzo -1,3-β-glukanaz enzim mekanizması göz önüne alındığında ,şekil 2sesamin tarafından enzimin bağlanma bölgesi içinde kurulan olası etkileşimlerin şematik gösterimi. Phe144 ve Phe258 kalıntılarının, Trp363 tarafından tanımlanan cebin tabanından yaklaşık 10 Å yukarıda farklı bir geçit oluşturduğu düşünülürse, bu aromatik geçit, β-1,3-glukan substratının girişini ve serbest glukoz ürününün çıkışını veya alternatif olarak bir akseptöre glukozil transferini kontrol etmek için bir kıskaç görevi görür [29 ] . Ekzo -1,3-β-glukanaz enziminin Phe-Phe kelepçesindeki karbonhidrat-protein etkileşimleri, geçiş durumu etkileşim enerjisinde önemli bir katkı sağlar. Bu şeker bağlama bölgesi, substrat tanıma için çok önemlidir. Yerli exo'da-1,3-β-glukanaz yapısı, fenilalanin halkaları arasındaki boşluk, büyük ölçüde düzensiz bir dizi su molekülü tarafından işgal edilir. Sandalye konformasyonunda 4 Cı'deki şeker parçası, Phe144 ve Phe258 kalıntıları arasında paralel uzanır. Bu cep, sesamin (şekil 2VeFigür 3). Son olarak, +1 alt bölgesinin önemi, kinetik çalışmalardan türetilen bağlanma enerjilerinde yer alan iki fenilalanin kalıntısının bölgeye yönelik mutajenez çalışmaları yoluyla gözlemlendi [29 ] .

                    İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-28-04658-g002.jpg'dir.

                    şekil 2
                    Phe – Phe kelepçesini ve Phe229'u gösteren aktif bölge cebinde sesamin bağlanması. β-1,3-glukan zincirinin karbonhidrat bağlanması bu −1, +1 alt sitesinde ve +2 alt sitesinde meydana gelirken, glikosidik bağ bölünmesi -1 ve +1 alt sitesinde meydana gelir.


                    İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-28-04658-g003.jpg'dir.

                    Figür 3
                    Sesaminin ekzo -1,3-β-glukanaz bağlama bölgesi içindeki ana etkileşimleri. ( A ) 3 boyutlu etkileşim modeli. ( B ) ekzo -1,3-p-glukanazın seçilen bağlanma bölgesi içinde sesamin tarafından kurulan ana etkileşimlerin 2B şematik gösterimi .

                    Buna göre bileşik, bir ekzo -1,3-p-glukanaz enzim bağlayıcısı gibi davranabilir . Aslında, bildirildiği gibiTablo 2, sesamin, seçilen mantar proteini ile ilgili bir kenetlenme skoru gösterdi. Kısaca sesamin, H bağları ile Phe144, Asn146 ve Gly306 gibi bağlanma bölgesindeki önemli kalıntıları hedefleyebilirken, Phe229 ve Tyr255 ile π-π istifleme oluşturabilen güçlü hidrofobik etkileşimler kurabilirken, Phe258 ile bir π-alkil etkileşimi tespit ettik (Figür 3). Ayrıca, sesamin, gösterildiği gibi π-alkil ve karbon-hidrojen bağları yoluyla Phe-Phe kelepçesi ile etkileşime girebildi.Figür 3. Bununla birlikte sesamin, potansiyel bağlanma enerjisine en büyük katkıyı sağlayan Phe229 kalıntısı ile de etkileşime girebildi (Figür 3B). Buna göre, moleküler kenetlenme çalışmalarından, sesamin'in Phe144:Phe258 kıskacına ve Phe229 kalıntılarına bağlanarak Candida türlerinin ekzo -1,3-β-glukanazının aktif bölgesini hedefleyebildiği, böylece potansiyel olarak β-1,3-glukan zincirinin girişini bloke ettiği ve böylece morfogenetik anahtarlamayı inhibe ettiği gözlemlenmiştir .

                    Yerleştirme sonuçlarını doğrulamak ve sesaminin bağlanmasının ekzo -1,3-β-glukanazın konformasyonel dinamikleri üzerindeki etkisini değerlendirmek, kompleksin kararlılığını ve ilgili zaman çizelgesi davranışını belirlemek için, ekzo -1,3 -β-glukanaz/sesamin kompleksi üzerinde 100 ns MD simülasyon çalışması gerçekleştirdik. Elde edilen yörünge, her bir omurga atomu ve ligandı için kök-ortalama-kare sapması (RMSD) değerlendirmesi ve her protein kalıntısının kök-ortalama-kare dalgalanması (RMSF) dahil olmak üzere farklı standart simülasyon parametreleri kullanılarak değerlendirildi. Bu çalışmanın sonuçları şu şekilde gösterilmektedir:Şekil 4A, B. Sonuç analizi, sistemin oldukça kararlı olduğunu gösterdi (Şekil 4A), sesaminin enzime bağlanması üzerine gözlenen yapısal stabilitede önemli bir değişiklik olmadan. İlginç bir şekilde, sesamin, moleküler yerleştirme çalışmalarında bulunan etkileşimleri, bağlanma bölgesi içinde ilgili bir hareket olmadan, etkileşimli konformasyonları koruyarak sürdürdü (Şekil 4A). RMSF değeri, protein atomik Ca koordinatları ile MD çalışması boyunca ortalama konumu arasındaki sapmayı temsil eder. RMSF değeri, spesifik protein omurga amino asitlerinin esnekliğini belirlemek için kullanışlıdır. bildirildiği gibiŞekil 4B, C-terminal bölgesinde bulunan bazı kalıntıların hariç tutulmasıyla enzimde küçük bir dalgalanma saptadık.

                    İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-28-04658-g004.jpg'dir.

                    Şekil 4
                    ( A ) Protein/ligand kompleksi (protein için mavi çizgi ve ligand için kırmızı çizgi) ile ilgili kök ortalama kare sapması (RMSD); ( B ) proteinin tüm kalıntılarının ortalama karekök dalgalanması (RMSF). Resimler, Desmond'da bulunan Simulation Event Analysis tarafından oluşturulmuştur.

                    Sesamin'in seçilen bağlanma bölgesi içindeki dinamik davranışını daha iyi tanımlamak için aktif bölge içerisinde ligand tarafından oluşturulan ana temas noktalarını analiz ettik ve MD simülasyonunun zaman çizelgesi analizini bildirdik (Şekil 5, panel A ve B). Asp145 ve Asn146 ile kenetlenme çalışmaları ile bulunan H bağları, sporadik olarak su aracılı olmasına rağmen korunur. Ligand tarafından Tyr29, Phe144, Phe229, Tyr255 ve Phe258 ile kurulan hidrofobik temaslar, birkaç π – π istifleme dahil olmak üzere güçlü hidrofobik ağ temasları sağlayan simülasyon sırasında korunmuştur. Ayrıca, MD simülasyonu sırasında, ligandın Tyr255'in yan zinciri ile yeni bir önemli H bağı kurduğunu ve alınan bağlama modunun stabilize edilmesine katkıda bulunduğunu gözlemledik. Genel olarak, seçilen bağlanma bölgesi içindeki ligandın hesaplama sonucu, sesamin'in seçilen enzimin potansiyel bir ligandı gibi davranabileceğini gösterdi.

                    İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-28-04658-g005.jpg'dir.

                    Şekil 5
                    ( A ) MD simülasyonu boyunca izlenen protein-ligand etkileşimleri. Etkileşimler dört tipte gruplandırılabilir: H bağları (yeşil), hidrofobik (gri), iyonik (macenta) ve su köprüleri (mavi). ( B ) Diyagram, ana etkileşimlerin bir zaman çizelgesi açıklamasını göstermektedir. Daha koyu bir turuncu tonu, bazı kalıntıların ligandla birçok farklı temas kurduğunu gösterir.

                    Diğer üst sıradaki bileşikler (pinoresinol, caflanon ve herbacetin) için kısa bir tartışma boyunca hesaplama çıktısı, Ek Malzemeler dosyasında açıklanmıştır . Özellikle, Şekil S1–S3'te ekzo -1,3-β-glukanaz bağlama bölgesi içindeki pinoresinolün in silico değerlendirmesi rapor edilmiştir, Şekil S4–S6'da kaflanon ile ilgili hesaplamalı araştırmanın sonucu gösterilmektedir ve Şekil S7–S9'da herbasetin ile ilgili hesaplamalı çalışmaların sonucu rapor edilmektedir.

                    Ayrıca, sesamin ve diğer üst sıradaki bileşiklerin bir ekzo -1,3-β-glukanaz bağlayıcı olarak hareket edebilme olasılığına ilişkin daha fazla kanıt sağlamak için , MD çalışmalarından elde edilen tüm yörüngeyi kullanarak fito bileşiklerin ekzo -1,3-β-glukanaza ΔG bağlanmasını hesapladık . Bu hesaplamanın çıktısı şu şekilde rapor edilir:Tablo 3. Elde edilen verilere dayanarak, sesamin'in tatmin edici bir ΔG bağı göstererek ekzo -1,3-β-glukanaz enzimini hedefleyebileceğini ve hesaplanan ΔG bağına ana katkının ΔG vdw ve ΔG Pack parametreleri tarafından önerildiği gibi hidrofobik etkileşimlerden temsil edildiğini doğruladık . Ek olarak, üst sıradaki bileşikler, bağlanma enerjileri açısından tatmin edici parametreler gösterdi. Tablo 3


                    MM-GBSA hesaplamasından tahmin edilen serbest bağlanma enerjileri (ΔG bağı ) ve ekzo -1,3-β-glukanaz ile kompleks halinde en üst sıradaki bileşiklerin enerji bileşenleri .
                    sesamin -45.74 -14.29 -1.14 -29,53 -4.91 26.31 -61,67
                    Pinoresinol -43,91 -12.11 -1.07 -26.82 -2.11 24.67 -59,31
                    kaflanon -35.17 -9.23 -1.04 -27.14 -0,73 19.16 -53,22
                    Herbaketin -34,28 -13,48 -3.22 -28,79 -4.31 20.37 -58,87
                    Ayrı bir pencerede aç
                    a van der Waals etkileşim enerjisinin bağlayıcı serbest enerjiye katkısı; b Coulomb enerjisinin bağlayıcı serbest enerjiye katkısı; c bağlayıcı serbest enerjiye hidrojen bağı katkısı; d lipofilik enerjinin bağlayıcı serbest enerjiye katkısı; e π−π paketleme enerjisinin bağlayıcı serbest enerjiye katkısı; f genelleştirilmiş Born elektrostatik çözme enerjisinin bağlayıcı serbest enerjiye katkısı; g toplam bağlanma serbest enerjisi.

                    Sesamin ve diğer bitkisel bileşiklerin çeşitli özellikleri, İsviçre ADME sunucusu kullanılarak analiz edildi (Tablo 4). Bahsedilen araç sayesinde, moleküler ağırlık, ağır atom sayısı, dönebilen bağlar, H-bağı vericisi, H-bağı alıcıları, aromatik ağır atomlar, Csp 3 gibi çeşitli parametrelerfraksiyon, molar kırılma ve toplam polar yüzey alanı (TPSA) belirlendi. Farmakokinetik özellikler, genel ilaç benzerliğini oluşturmak için seçilen bileşikler için belirlendi. İnsanlar tarafından pasif olarak gastrointestinal absorpsiyonun ve kan-beyin bariyerini geçme yeteneğinin incelenmesi, ilaçların gereksinim yerine verilmesi için önemlidir ve SwissADME aracılığıyla hesaplanır. Bileşiklerin metabolizması, P-gp'nin ve CYP450'nin beş ana izoformunun (CYP1A2, CYP2C9, CYP2C19, CYP2D6 ve CYP3A4) rolü dikkate alınarak değerlendirildi. Bu izoformlardan herhangi birinin inhibisyonu, ilacın klirensinde ve metabolizmasında azalmaya bağlı olarak ilaç birikimine yol açacaktır. SwissADME aracı, molekülün CYP450 izoformlarının olası bir inhibitörü ile birlikte bir P-gp substratı olma olasılığının yüksek olup olmadığını gösteren 'evet' veya 'hayır' şeklinde bilgi sağlar. İlaç benzerliği, beş farklı filtre aracılığıyla belirlendi. Filtreler arasında Lipinski (ilaçta daha az başarısızlıkla sonuçlanan preklinik gelişimi belirlemeye yardımcı olur), Ghose (ilaç benzeri özellikleri nicel olarak tahmin eder), Veber (ilaç molekülünün oral biyoyararlanımını bulmaya yardımcı olur), Egan (hidrojen bağı vericisini bulmak için kullanılır) ve Muegge (ilaç benzeri olmayan moleküller için kullanılır) bulunur. Ayrıca, biyoyararlanım skoru, izin verilen aralıkta yer alan ve 0,55 değerini gösteren bir sıçan modelinde ilacın oral biyoyararlanımını belirler ( İlaç benzerliği, beş farklı filtre aracılığıyla belirlendi. Filtreler arasında Lipinski (ilaçta daha az başarısızlıkla sonuçlanan preklinik gelişimi belirlemeye yardımcı olur), Ghose (ilaç benzeri özellikleri nicel olarak tahmin eder), Veber (ilaç molekülünün oral biyoyararlanımını bulmaya yardımcı olur), Egan (hidrojen bağı vericisini bulmak için kullanılır) ve Muegge (ilaç benzeri olmayan moleküller için kullanılır) bulunur. Ayrıca, biyoyararlanım skoru, izin verilen aralıkta yer alan ve 0,55 değerini gösteren bir sıçan modelinde ilacın oral biyoyararlanımını belirler ( İlaç benzerliği, beş farklı filtre aracılığıyla belirlendi. Filtreler arasında Lipinski (ilaçta daha az başarısızlıkla sonuçlanan preklinik gelişimi belirlemeye yardımcı olur), Ghose (ilaç benzeri özellikleri nicel olarak tahmin eder), Veber (ilaç molekülünün oral biyoyararlanımını bulmaya yardımcı olur), Egan (hidrojen bağı vericisini bulmak için kullanılır) ve Muegge (ilaç benzeri olmayan moleküller için kullanılır) bulunur. Ayrıca, biyoyararlanım skoru, izin verilen aralıkta yer alan ve 0,55 değerini gösteren bir sıçan modelinde ilacın oral biyoyararlanımını belirler ( ve Muegge (ilaç benzeri olmayan moleküller için kullanılır). Ayrıca, biyoyararlanım skoru, izin verilen aralıkta yer alan ve 0,55 değerini gösteren bir sıçan modelinde ilacın oral biyoyararlanımını belirler ( ve Muegge (ilaç benzeri olmayan moleküller için kullanılır). Ayrıca, biyoyararlanım skoru, izin verilen aralıkta yer alan ve 0,55 değerini gösteren bir sıçan modelinde ilacın oral biyoyararlanımını belirler (Tablo 4). Tablo 4


                    En üst sıradaki fito bileşiklerin ilaca benzerliği ve ADME profili.
                    fizikokimyasal parametre
                    Moleküler formül C 20 H 22 O 6 C 21 H 20 O 6 C 15 H 10 O 7 C 20 H 18 O 6 C 13 H 12 F 2 N 6 O
                    Dönebilen bağ sayısı 4 4 1 5
                    Molar kırılma 94.90 104.20 78.03 90.00 70.71
                    Kesir Csp 3 0.40 0.19 0.00 0.40 0.23
                    ağır atom sayısı 26 27 22 26 22
                    Aromatik ağır atom sayısı 12 16 16 12 16
                    TPSA 77,38 Å 2 100,13 Å 2 131,36 Å 2 55,38 Å 2 81.65 Å 2
                    lipofiliklik
                    Günlük G o/w (iLOGP) 2,67 3.29 1.50 3.46 0,41
                    Günlük Güç ( XLOGP3) 2.28 5.03 2.17 2,68 0,35
                    Günlük G o/w (WLOGP) 2.54 4.09 1.99 2,57 1.47
                    Günlük G o/w (MLOGP) 1.17 1.31 -0,56 1.98 1.47
                    Günlük Güç ( SILICOS-IT) 2,66 4.28 1.54 3.25 0,71
                    Mutabakat Günlüğü P o/w 2.26 3.60 1.33 2,79 0,88
                    Farmakokinetik
                    GI emilimi Yüksek Yüksek Yüksek Yüksek Yüksek
                    BBB geçirgen Evet HAYIR HAYIR Evet HAYIR
                    P-gp substrat Evet HAYIR HAYIR HAYIR Evet
                    CYP1A2 inhibitörü HAYIR HAYIR Evet HAYIR HAYIR
                    CYP2C19 inhibitörü HAYIR HAYIR HAYIR Evet Evet
                    CYP2C9 inhibitörü HAYIR Evet HAYIR HAYIR HAYIR
                    CYP2D6 inhibitörü Evet HAYIR Evet Evet HAYIR
                    CYP3A4 inhibitörü Evet HAYIR Evet Evet HAYIR
                    Günlük K p (cilt geçirgenliği) −6,87 cm/sn −4,98 cm/sn −6,60 cm/sn −6,56 cm/sn −7,92 cm/sn
                    Uyuşturucu benzerliği
                    Lipinski Evet; 0 ihlal Evet; 0 ihlal Evet; 0 ihlal Evet; 0 ihlal Evet: 0 ihlal
                    kaz Evet Evet Evet Evet Evet
                    Veber Evet Evet Evet Evet Evet
                    Egan Evet Evet Evet Evet Evet
                    Müge Evet HAYIR; 1 ihlal: XLOGP3>5 Evet Evet Evet
                    biyoyararlanım puanı 0,55 0,55 0,55 0,55 0,55
                    Ayrı bir pencerede aç
                    Sesamin'in biyoyararlanım radar grafiğiŞekil 6pembe bölgenin oral biyoyararlanım için uygun bir fizikokimyasal alan olduğunu göstermektedir. Uygun fizikokimyasal alanın renkli bölgesi LIPO (lipofilisite) değerini gösterir; Sesamin için XLOGP3 (2,68), SIZE (moleküler ağırlık 354,35 g/mol), POLAR (polarite 55,38), INSOLU (çözünmezlik, -3,93) ve FLEX (esneklik, dönebilen bağ sayısı 6).

                    İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-28-04658-g006.jpg'dir.

                    Şekil 6
                    Sesamin'in biyoyararlanım radar grafiği; pembe alan oral biyoyararlanım için uygun fizikokimyasal boşluktur LIPO (lipofilisite): -0,7 < XLOGP3 < +5,0, BOYUT: 150 g/mol < MW < 500 g/mol, POLAR (polarite): 20 < TPSA < 130, INSOLU (çözünmezlik): -6 < Log S (ESOL) < 0, INSATU (doymamışlık): 0,25 < Fra Csp 3 < 1, FLEX (esneklik): 0 < Num . dönebilen bağlar < 9. 2.2. Biyolojik Değerlendirme


                    2.2.1. Disk Difüzyon Yöntemiyle İlaç Duyarlılık Testi


                    İnsan mantar patojeninin sesamine ilaç duyarlılığı disk difüzyon yöntemi kullanılarak belirlendi (Şekil 7). İnhibisyon bölgesinin çapı hesaplandı ve deneyler üç kopya halinde gerçekleştirildi. Candida glabrata için sırasıyla 16 μg/mL ve 32 μg/mL sesamin konsantrasyonunda inhibisyon zonu 5 mm ve 5,2 mm olarak bulundu . Bu sırada flukonazol (10 μg/mL) ile Candida glabrata için 4,8 mm'lik bir inhibisyon zonu gözlemledik .

                    İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-28-04658-g007.jpg'dir.

                    Şekil 7
                    İnsan mantar patojeni Candida glabrata'ya karşı ilaç molekülünün oluşturduğu inhibisyon bölgesi . A, 32 μg/mL sesamin konsantrasyonundaki inhibisyon bölgesini temsil eder, B ve C, 16 μg/mL sesamin konsantrasyonundaki inhibisyon bölgesini temsil eder ve D, pozitif kontrol flukonazol ilacını (10 μg/mL) temsil eder.

                    2.2.2. Minimum Engelleyici Konsantrasyon


                    Sesamin'in Candida spp.'ye karşı MİK ve MFC değerleri . sırasıyla 16 ve 32 µg/mL bulundu (Tablo 5). Sesamin'in özellikle in vitro antifungal duyarlılığı C. albicans (ATCC 90028), C. parapsilosis (ATCC 22019), C. krusei (ATCC 6258) ve C. glabrata'ya (ATCC 15545) karşı değerlendirildi . Tablo 5


                    Sesaminin in vitro antifungal duyarlılığı (değerler μg/mL cinsinden).
                    C. albicans (ATCC 90028) 16 32 2 4 1 2
                    C. glabrata (ATCC 15545) 16 32 1 2 0,5 2
                    C. krusei (ATCC 6258) 16 32 16 32 1 2
                    C. parapsilosis (ATCC 22019) 16 32 1 2 0,5 2
                    Ayrı bir pencerede aç
                    Muamele edilmemiş kontrol hücreleri, sesamin ile muamele edilmiş hücreler ile karşılaştırıldığında normal büyüme gösterdi.

                    2.2.3. Nokta Tahlili


                    Antifungal duyarlılık, katı besiyerinde spot deneyi ile incelenmiştir (Şekil 8, panel A ve B) doğrulama yöntemlerinden biri olarak. Candida hücreleri YEPD agarda 30 °C'de 48 saat büyütüldü. Yatay yöndeki beş nokta, hücre kültürünün seri seyreltilmesini temsil eder. Sesamin konsantrasyonuna bağlı olan Candida hücrelerinin büyümesinde önemli bir azalma olmuştur .

                    İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı moleküller-28-04658-g008.jpg'dir.

                    Şekil 8
                    ( A ) C. parapsilosis (ATCC 22019), C. glabrata (ATCC 15545), C. krusei (ATCC 6258), C. albicans (ATCC 90028) hücrelerinin MIC sesamin konsantrasyonu ve negatif kontrol olarak işlenmemiş C. parapsilosis (ATCC 22019) varlığında nokta tahlili profili .

                    ( B ) Sesaminin MİK konsantrasyonunun (16 μg/mL'de) ( x ekseni - Candida spp. (dilüsyon) ve y ekseni - koloni sayısı) varlığıyla nokta analizi sonuçlarının grafiksel gösterimi .

                    2.2.4. Sinerjik Çalışma

                    Sinerjizm, tek başına hareket ettiğinde her ilacın etkilerinin toplamından daha büyük bir etki sergileyen iki veya daha fazla bileşik arasındaki etkileşim olarak tanımlanabilecek ilaç kombinasyonlarına uygulanır. Sinerjistik ilaç kombinasyonu, ilaç etkinliğini artırarak ve ilaç toksisitesini azaltarak tek ilaç kullanımının dozunu azaltır. Ayrıca, ilaç direncinin ortaya çıkmasıyla ilgili sorun, çoklu hedef stratejisi ile azaltılabilir. Şiddetli invaziv fungal enfeksiyonlarla mücadelede iki veya daha fazla antifungal ilacın kullanılması uzun süredir kliniklerde daha iyi bir alternatif olarak kabul edilmektedir. İnvaziv kandidiyazis için sinerjistik tedavinin ilk bildirilen uygulaması flusitozin ve amfoterisin B'dir [ 32]. Mevcut çalışmada, farklı Candida türlerine karşı flukonazol kullanılarak sesamin ile sinerjik deneyler yapılmıştır. Sesamin ile birlikte flukonazolün (Hindistan'da ana pazarlanan antifungal ilaç) hesaplanan FICI değeri 0.5'ten düşüktü, bu da iki ilaç arasında sinerjistik bir etkileşim modu olduğunu düşündürür.Tablo 6). Tablo 6


                    Tanımlanan bileşik sesamin ile pazarlanan ilaç flukonazolü dikkate alan sinerjistik çalışma.
                    C. albicans (ATCC 90028) 16 2 0,125 0,125 0.07 sinerjik
                    C. parapsilosis (ATCC 22019) 16 2 0,125 0,125 0.07 sinerjik
                    C. krusei (ATCC 6258) 16 16 0,5 0,125 0.03 sinerjik
                    C. glabrata (ATCC 15545) 16 1 0,125 0,125 0.13 sinerjik
                    Ayrı bir pencerede aç
                    Git: 3. Malzemeler ve Yöntemler

                    3.1. Hesaplamalı Ayrıntılar


                    3.1.1. Fitokimyasal Kitaplık Hazırlama


                    Uygun fitokimyasallar, 'fitokimyasallar' ve 'mantar önleyici aktivite' gibi anahtar kelimeler kullanılarak PubChem, Google Scholar ve ScienceDirect'ten seçildi. Bu arama yöntemini takiben, uygun Lipinski kuralıyla (Tablo S1) fenoller, flavonoidler, tanenler, terpenoidler, alkaloitler, kinonlar, kumarinler ve lignanlar gibi farklı sınıflara ait 40 doğal fito bileşik içeren küçük bir kitaplık oluşturduk (Tablo S1) [ 33 ] .

                    3.1.2. Moleküler Yerleştirme


                    Mantar proteini ekso -1,3-β-glukanazın (PDB ID 4M80) 3 boyutlu yapısı Protein Veritabanı Bankasından alınmıştır [ 34 ]. Seçilen kütüphanedeki tüm bileşiklerin 3 boyutlu yapıları MGL araçları kullanılarak pdbqt dosyalarına dönüştürüldü. Moleküler yerleştirme, AutoDock Tools-1.5.7 aracılığıyla AutoDock 4.2 yazılımı kullanılarak gerçekleştirildi [ 30]. Kısaca, protein PDB dosyası AutoDock Araçlarında açıldı. Su molekülleri ve herhangi bir bağlı ligand silindi, ardından protein molekülüne Kollmann yükleri eklendi. Izgara parametresi, analiz için aktif protein bölgesini kapsayacak şekilde seçildi. Bu çalışmada ızgara aralığı 0,375 Å (varsayılan) olarak ayarlanmıştır ve merkez ızgara kutusu değerleri sırasıyla x = 4,075, y = 64,791 ve z = 9,706 olarak ayarlanmıştır. x, y ve z boyutları boyunca ızgara noktalarının sayısı 48 × 62 × 46 olarak ayarlandı. Autogrid'in başarıyla tamamlanmasının ardından, Genetik Algoritma (GA) varsayılan olarak şu şekilde ayarlandı: (1) GA çalıştırma sayısı, 50; (2) nüfus büyüklüğü, 100; (3) enerji değerlendirmesi sayısı, 2,5 milyon (2,0 Å kümelenmiş tolerans); ve (4) nesil sayısı, 27000. Bundan sonra, yerleştirme kompleksi, AutoDock Araçlarından pdbqt dosya biçiminde alındı. Ligandlar ve seçilen protein arasındaki etkileşimler, etkileşen protein kalıntılarıyla birlikte kenetlenme skoru (yani bağlanma enerjisi, kcal/mol) ve inhibisyon sabiti (nM) temelinde hesaplandı. Proteinlerin Yüzey Topografisi için Bilgisayarlı Atlas (CASTp) [35 ] ve Biovia Discovery Studio (Discovery Studio, sürüm 4.5, San Diego: Dassault Systèmes, Biovia, 2019), proteinin aktif bölgesinde bulunan amino asitleri belirlemek için kullanıldı.

                    3.1.3. Moleküler Dinamik (MD)


                    MD simülasyonları, daha önce tarafımızdan [ 36 , 37 ] açıklandığı gibi Desmond 5.6 akademik versiyonu (Desmond Molecular Dynamics System, versiyon 5.6, DE Shaw Research, New York, NY, 2018. Maestro-Desmond Interoperability Tools, Schrödinger, New York, NY, ABD, 2018) kullanılarak yapıldı . Moleküler yerleştirme araştırmasından elde edilen kompleks, Desmond sistem oluşturucu kullanılarak suyla dolu ortorombik bir kutuya (TIP3P modeli) çözüldü. MD simülasyonu, tek değerlikli iyonlar (Na + ve Cl -) kullanılarak OPLS'yi kuvvet alanı olarak benimseyerek gerçekleştirildi., 0,15 M'lik fizyolojik konsantrasyon, sabit sıcaklıkta (310 K) ve basınçta (1,01325 bar), topluluk sınıfı NPT (sabit sayıda parçacık, basınç ve sıcaklık) ile. Hareket denklemlerini entegre etmek için bir RESPA entegratörü uygulandı (2.0 fs'lik iç zaman adımı). Sabit bir simülasyon sıcaklığını korumak için Nose-Hoover termostatları kullanıldı ve basıncı kontrol etmek için Martyna-Tobias-Klein yöntemi uygulandı. Uzun menzilli elektrostatik etkileşimler, van der Waals ve kısa menzilli elektrostatik etkileşimler için 9.0 Å ile parçacık ağlı Ewald yöntemi (PME) ile hesaplandı. Sistemin dengelenmesi, Desmond'da sağlanan varsayılan protokol kullanılarak gerçekleştirildi. Sonuç olarak, 100 ns'lik bir bireysel yörünge hesaplandı. Daha güvenilir çıktı sağlamak için MD simülasyon deneyleri iki kez tekrarlandı. Yörünge dosyaları, bu çalışmada sunulan MD simülasyon deneyine ilişkin tüm çizimleri oluşturmak için de kullanılan Desmond paketinde uygulanan Simulation Event tarafından analiz edildi. Ayrıca, bağlanma enerjisini hesapladık (ΔGDesmond'da bulunan termal MM-GBSA komut dosyasını ( thermal_mmgbsa.py ) kullanarak Desmond tarafından elde edilen yörüngeden hedef protein içindeki sesaminin bağlanması ). Bu araç, Desmond MD yörüngesini kullanır, onu ayrı çerçeve anlık görüntülerine böler ve her birini MM-GBSA analizi yoluyla yürütür. MM-GBSA hesaplaması sırasında, ortalama bağlanma serbest enerjisini hesaplamak için girdi olarak 100 ns MD simülasyonundan 1000 anlık görüntü kullanıldı. Değerlendirilen ΔG bağı, hesaplamada kullanılan enerji bileşenleriyle birlikte Bölüm 2'de ortalama değer olarak rapor edilir .

                    3.1.4. ADMET/Farmakokinetik Öngörüleri ve Biyoaktif Değerlendirme


                    En umut verici fito bileşik sesamin'in ADMET özellikleri, İsviçre ADME aracı [ 38 ] kullanılarak değerlendirildi . Ligandın enzim veya protein ile etkileşimi, etkili bir ilaç olmasını sağlayamaz. İlaca benzerlik çalışmaları, bir molekülün biyoyararlanımı açısından oral bir ilaç gibi davranma olasılığını ölçmemize yardımcı olur. Çeşitli özelliklerin bilgisi, ilaç tasarımı süreci için esastır ve kabul edilemez ADMET özelliklerinin varlığı, ilacın klinik deneylerde başarısız olmasına yol açar. ADMET, fito bileşiğin ilaca benzer doğasının doğru özelliklerini verir ve kan-beyin bariyeri geçirgenliği, gastrointestinal absorpsiyon gibi parametrelerin sayısal değerlerini sağlar ve Ames testi, fare karsinojenitesi ve h gibi toksisite testleri hakkında bilgi sağlar .ERG inhibisyonu. 3.2. Bir Antifungal Ajan Olarak Sesamin'in Biyolojik Değerlendirmesi


                    3.2.1. Büyüme Ortamı ve Kullanılan Suşlar


                    Bu çalışmada kullanılan Candida suşları C. krusei (ATCC 6258), C. albicans (ATCC 90028), C. parapsilosis (ATCC 22019) ve C. glabrata (ATCC 15545) idi. Tüm Candida suşları -80 °C'de %30 ( v / v ) gliserol stokunda saklandı . Hücreler, Sabouraud dekstroz agar (SDA) plakasında taze olarak canlandırıldı ve YEPD suyuna aktarıldı. Hücreler, suşların canlanmasını sağlamak için her çalışmadan önce agar plakasında 30 °C'de büyütüldü. Tüm Candida suşları, %1 maya ekstraktı ( ağırlık / hacim ), pepton %2 ( ağırlık) bileşimi ile YEPD suyu içinde kültürlendi./ v ) ve dekstroz %2 ( w / v ). Agar plakaları için, ortama %2 ( w / v ) agar (HiMedia, Mumbai, Hindistan) eklendi. Sesamin ticari olarak Combi Blocks'tan (Saflık %98) satın alınmıştır.

                    3.2.2. Aşı Hazırlama


                    Süspansiyonlar, taze Candida kültürlerinden hazırlandı, agar plakalarına kaplandı ve 35 °C'de 24-48 saat inkübe edildi. İnkübasyondan sonra, kabaca 4-5 maya kolonisini (steril öze ile) 3 mL %0,85 salin solüsyonu içeren bir test tüpüne aktardık. Ortaya çıkan süspansiyonlar 15 saniye vortekslendi. Elde edilen son konsantrasyon 1-5 x 106 koloni idi .

                    3.2.3. Disk Difüzyon Deneyi


                    Disk difüzyon testi tarif edildiği gibi yapıldı [ 39 ]. İlaçlar, istenen konsantrasyonda 10 uL'lik bir hacimde lekelendi ve ilgili inhibisyon bölgelerinin çapları, plakaların 30 °C'de 48 saat inkübasyonundan sonra ölçüldü.

                    3.2.4. Nokta Tahlili


                    Nokta tahlili için, her bir maya kültürünün (her biri 0.1'lik bir OD 600 nm'ye kadar normal salin içinde süspanse edilmiş hücrelere sahip) beş katlı seri dilüsyonlarının 5 uL'si, ilaçların yokluğunda (kontrol) ve varlığında YEPD plakalarına lekelendi. Büyüme farkı, 30 °C'de 48 saat inkübasyondan sonra ölçüldü [ 40 ].

                    3.2.5. Minimum İnhibitör Konsantrasyon (MIC) ve Minimum Fungisidal Konsantrasyon (MFC) Tayini


                    MIC, daha önce NCCLS [ 41 ] olan Clinical and Laboratory Standards Institute (CLSI)'nin M27-S4 yönteminde tarif edildiği gibi sıvı besiyeri seyreltme yöntemiyle belirlendi . Kısaca, ilacın geri kalan ortamla birlikte eklenmesinin ardından 96 oyuklu plakanın her bir oyuğuna 100 uL ortam yerleştirildi ve ardından seri olarak seyreltildi. Toplam 100 µL hücre süspansiyonu (normal salin içinde OD 600'e kadar)0.1) plakanın her bir oyuğuna eklendi. Paralel olarak, maya canlılığı ve flukonazol ve amfoterisin B'ye duyarlılık için kontroller oluşturuldu. Plakalar, 24-48 saat 35 °C'de inkübe edildi. Kuluçka süresinden sonra, üremenin varlığı veya yokluğu görsel olarak gözlendi. MIC, maya büyümesinin gözle görülür bir şekilde engellenmesini sağlayan en düşük konsantrasyon olarak tanımlandı. MFC, maya büyümesini tamamen engelleyen veya üçten az koloni oluşturan birimin (CFU) oluşmasına neden olarak mantar öldürücü aktiviteye neden olan test bileşiğinin en düşük konsantrasyonu olarak tanımlandı.

                    3.2.6. Sinerjik Çalışma/Dama Tahtası Mikrodilüsyon Testi


                    Standart bir antifungal ilaç olan flukonazol ile kombinasyon halinde sesamin'in antifungal aktivitesi, sinerjistik bir çalışma ile değerlendirildi. Bir mikrotitre plakasına toplam 50 uL sesamin (64 ila 0.5 ug/mL) ve 50 uL flukonazol (64 ila 0.125 ug/mL) ilave edildi. Her oyuk, 200 uL'lik bir nihai hacim oluşturmak için 100 uL mantar süspansiyonu ile aşılandı. Elde edilen dama tahtası plakaları, gece boyunca 37 °C'de inkübe edildi. Fraksiyonel inhibitör konsantrasyon indeksi (FICI), aşağıdaki denklem [ 42 ] kullanılarak hesaplandı :
                    FIC Endeksi =Kombinasyon halinde Sesamin MİK'si _ Tek başına Sesamin'in MIC'si +Kombinasyon halinde Flukonazol MİK'si _ Tek başına Flukonazol MİK'si



                    "Sinerji ve düşmanlık" sırasıyla FICI ≤ 0.5 ve > 4 ile tanımlandı. Bu arada, 'kısmi sinerjistik', 0,5 < FICI < 1 ile tanımlanırken, 'kayıtsızlık', 1 < FICI ≤ 4 ile tanımlandı.

                    Git: 4. Sonuçlar


                    Mantar hücre duvarı esas olarak adezyon için gerekli kitin, glukanlar, mannanlar ve glikoproteinlerden oluşur. Aynı zamanda koruyucu bir bariyer görevi görür. Hücre duvarı bileşenlerini ve enzimlerini hedeflemek, yeni antifungal ajanlar geliştirmek için çekici ilaç hedefleri olabilir. Bu çalışmada, yeni antifungal ajanları tanımlamak için in silico yöntemlere ve kapsamlı biyolojik değerlendirmeye dayalı entegre bir tarama platformu geliştirdik. Candida spp.'de bulunan ekzo -1,3-β-glukanaz enzimini hedefleyerek antifungal ajanlar olarak hareket edebilen doğal ürünleri seçmek için bu platformu kullandık . ekzo _-1,3-β-glukanaz enzimi, hidrolaz ve transglikosidaz aktiviteleri yoluyla β-D-glukan metabolizmasında ve nihai mantar morfogenezinde yer alır. Maya hipha morfolojik geçişi, konakçı dokuların mantar patogenezinde yer alan oldukça öldürücü bir özellik olarak tanımlanır. Moleküler yerleştirme, MD ve bileşiklerin ilaç benzeri profillerinin değerlendirilmesine dayalı hesaplama protokolümüzün ardından, sesamini olası bir antifungal profil ile donatılmış potansiyel bir ekzo -1,3-β-glukanaz bağlayıcı olarak tanımladık. Sesamin'in farklı Candida'ya karşı etkinliğini değerlendirmek için bir dizi in vitro test gerçekleştirerek in silico bulguları daha da doğruladık.türler. Sesamin, 16 μg/mL MİK değeri ile ilginç bir antifungal profil gösterdi. Agbo ve ark. Candida albicans'a (256 μg/mL) karşı çok daha yüksek bir sesamin MİK değeri belirlemiştir [ 24 ], bu da mevcut çalışmayı son derece alakalı kılmaktadır. Sesaminin referans ilaç flukonazol ile sinerjistik çalışmalarını da gerçekleştirdik ve ilginç sonuçlar elde ettik. Buna göre, mevcut çalışma, düşük toksisitesi, kolay bulunabilirliği ve önemli antifungal aktivitesi nedeniyle mantar enfeksiyonlarına karşı yeni terapötik ajanlar geliştirmek için ilginç bir iskele olarak doğal ürün sesamin'i vurgulamaktadır.

                    Git: teşekkürler


                    Yazarlar sürekli destek ve teşvikleri için Müdür, Ramjas Koleji ve Delhi Üniversitesi Hindu Koleji'ne şükranlarını sunarlar. KW ayrıca Genç Araştırma Bursları (JRF) şeklinde mali destek için Üniversite Hibe Komisyonu'na (UGC) teşekkür etmek ister. Yazarlar, deneylerin gerçekleştirilmesindeki değerli yardımları için Rijul Tandon'a teşekkür eder.

                    Git: Tamamlayıcı Malzemeler


                    Aşağıdaki destekleyici bilgiler şu adresten indirilebilir: https://www.mdpi.com/article/10.3390...les28124658/s1 , Şekiller S1–S9, en üst sıradaki bileşik (pinoresinol, kaflanon ve herbasetin) için hesaplama çıktısını açıklamaktadır; Tablolar S1 ve S2 yanaşma sonuçları.
                    Ek veri dosyası için buraya tıklayın. (2,2M, zip)
                    Git: Finansman Tablosu


                    Bu araştırma herhangi bir dış finansman almamıştır.

                    Git: Yazar Katkıları


                    Kavramsallaştırma, NK ve SB; metodoloji, KW, HK, NK ve SB; yazılım, NK ve SB; doğrulama, KW, HK, NK ve SB; resmi analiz, KW, HK, NK ve SB; soruşturma, KW, HK, NK ve SB; veri iyileştirme, KW, HK, NK ve SB; yazma—orijinal taslak hazırlama, KW, NK ve SB; yazma—inceleme ve düzenleme, KW, HK, NK ve SB; süpervizyon, HK, NK ve SB Tüm yazarlar makalenin yayınlanan versiyonunu okumuş ve kabul etmiştir.

                    Git: Kurumsal İnceleme Kurulu Beyanı


                    Uygulanamaz.

                    Git: Bilgilendirilmiş Onam Beyanı


                    Uygulanamaz.

                    Git: Veri Kullanılabilirliği Bildirimi


                    Uygulanamaz.

                    Git: Çıkar çatışmaları


                    Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir.

                    Git: Örnek Durumu


                    Uygulanamaz.

                    Git: Dipnotlar




                    Sorumluluk Reddi/Yayıncının Notu: Tüm yayınlarda yer alan ifadeler, görüşler ve veriler yalnızca bireysel yazar(lar)a ve katkıda bulunan(lar)a aittir ve MDPI ve/veya editör(ler)e ait değildir. MDPI ve/veya editör(ler), içerikte atıfta bulunulan herhangi bir fikir, yöntem, talimat veya üründen kaynaklanan kişi veya mülk yaralanmalarından sorumluluk kabul etmez.



                    Git: Referanslar

                    1. Talapko J., Juzbasic M., Matijevic T., Pustijanac E., Bekic S., Kotris I., Skrlec I. Candida albicans—The Virulans Factors and Clinical Manifestations of Infection. J. Mantarlar. 2021; 7:79 . doi: 10.3390/jof7020079. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    2. Whaley SG, Berkow EL, Rybak JM, Nishimoto AT, Barker KS, Rogers PD Candida albicans ve Emerging Non-albicans Candida Türlerinde Azol Antifungal Direnç. Ön. Mikrobiyoloji. 2017; 7 :2173. doi: 10.3389/fmicb.2016.02173. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    3. Prasad R., Kapoor K. Candida mayasında çoklu ilaç direnci. Int. Cytol. 2005; 242 :215–248. doi: 10.1016/S0074-7696(04)42005-1. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    4. Nakatani Y., Larsen DS, Cutfield SM, Cutfield JF Candida albicans'tan elde edilen ekzo -1,3-beta-glukanazın bir glikosenteze dönüştürülmesinin ardından bölgesel özgüllükte büyük değişiklik . Biyokimya. 2014; 53 :3318–3326. doi: 10.1021/bi500239m. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    5. Mouyna I., Hartl L., Latge JP Aspergillus fumigatus'ta β-1,3-glukan değiştirici enzimler. Ön. Mikrobiyoloji. 2013; 4 :81. doi: 10.3389/fmicb.2013.00081. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    6. Latge JP Hücre duvarı: Mantar hücresi için bir karbonhidrat zırhı. Mol. Mikrobiyoloji. 2007; 66 :279–290. doi: 10.1111/j.1365-2958.2007.05872.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    7. Brown JA, Catley BJ Candida albicans'ta polisakarit sentezinin izlenmesi. Karbonhidrat. Res. 1992; 227 :195–202. doi: 10.1016/0008-6215(92)85071-7. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                    8. Rast DM, Baumgartner D., Mayer C., Hollenstein GO Mantarlarda hücre duvarı ile ilişkili enzimler. fitokimya. 2003; 64 :339–366. doi: 10.1016/S0031-9422(03)00350-9. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    9. Adams DJ Fungal hücre duvarı kitinazları ve glukanazlar. Mikrobiyoloji. 2004; 150 :2029–2035. doi: 10.1099/mic.0.26980-0. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    10. Larriba G., Andaluz E., Cueva R., Basco RD Maya eksoglukanazlarının moleküler biyolojisi. FEMS Mikrobiyoloji. Letonya 1995; 125 :121–126. doi: 10.1111/j.1574-6968.1995.tb07347.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    11. San Segundo P., Correa J., Vazquez de Aldana CR, del Rey F. SSG1, Saccharomyces cerevisiae'de bir sporülasyona özgü 1,3-beta-glukanazı kodlayan bir gen. J. Bacteriol. 1993; 175 :3823–3837. doi: 10.1128/jb.175.12.3823-3837.1993. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    12. Stubbs HJ, Brasch DJ, Emerson GW, Sullivan PA Candida albicans'ın beta-1,3-ekzoglukanazının hidrolaz ve transferaz aktiviteleri. Avro. J. Biochem. 1999; 263 :889–895. doi: 10.1046/j.1432-1327.1999.00581.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    13. Xu H., Nobile CJ, Dongari-Bagtzoglou A. Glucanase, mantar patojeni Candida albicans'ın filamentleşmesini indükler. PLoS BİR. 2013; 8 :e63736. doi: 10.1371/journal.pone.0063736. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    14. Cutfield SM, Davies GJ, Murshudov G., Anderson BF, Moody PC, Sullivan PA, Cutfield JF Candida albicans'tan ekzo -beta-(1,3)-glukanazın doğal ve bağlı formlardaki yapısı : 5 glikosil hidrolaz ailesindeki bir cep ve oluk arasındaki ilişki. J. Mol. Biol. 1999; 294 :771–783. doi: 10.1006/jmbi.1999.3287. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    15. Ogawa T., Nishio J., Okada S. Yenilebilir susam yağının Candida albicans'ın klinik izolatlarının büyümesi üzerindeki etkisi. Biol. Res. hemşireler. 2014; 16 :335–343. doi: 10.1177/1099800413501539. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    16. Nasim N., Sandeep IS, Mohanty S. İlaç keşfi için bitki kaynaklı doğal ürünler: Mevcut yaklaşımlar ve beklentiler. çekirdek. 2022; 65 :399–411. doi: 10.1007/s13237-022-00405-3. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    17. Harikumar KB, Sung B., Tharakan ST, Pandey MK, Joy B., Guha S., Krishnan S., Aggarwal BB Sesamin, NF-kappa B ile düzenlenen hücre sağkalımını, proliferasyonunu, istilasını ve anjiyojenik gen ürünlerini baskılayarak kemopreventif etkiler gösterir. Mol. Kanser Arş. 2010; 8 :751–761. doi: 10.1158/1541-7786.MCR-09-0565. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    18. Kumar A., ​​Mishra DC, Angadi UB, Yadav R., Rai A., Kumar D. Susamdan Türetilmiş Fitokimyasalların SARS-CoV-2 Ana Proteazına Karşı İnhibisyon Potansiyelleri: Bir Moleküler Yerleştirme ve Simülasyon Çalışması. Ön. kimya 2021; 9 :744376. doi: 10.3389/fchem.2021.744376. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    19. Mahendra Kumar C., Singh SA Susamdan elde edilen biyoaktif lignanlar ( Sesamum indicum L.): Gıda uygulamaları için antioksidan ve antibakteriyel etkilerinin değerlendirilmesi. J. Gıda Bilimi Teknoloji 2015; 52 :2934–2941. doi: 10.1007/s13197-014-1334-6. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    20. Andargie M., Vinas M., Rathgeb A., Moller E., Karlovsky P. Lignans of Susam ( Sesamum indicum L.): Kapsamlı Bir İnceleme. moleküller. 2021; 26 :883. doi: 10.3390/moleküller26040883. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    21. Michailidis D., Angelis A., Aligiannis N., Mitakou S., Skaltsounis L. Katı Desteksiz Sıvı-Sıvı Ekstraksiyonu ve Kromatografi Teknikleri Kullanılarak Susam Yağından Sesamin, Sesamolin ve Minör Lignanların Geri Kazanımı ve Bunların Enzimatik İnhibisyon Özelliklerinin Değerlendirilmesi. Ön. Eczane. 2019; 10 :723. doi: 10.3389/fphar.2019.00723. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    22. Ansari MA, Fatima Z., Hameed S. Sesamol: Gelecek vadeden antikandidal potansiyele sahip doğal bir fenolik bileşik. J. Pathog. 2014; 2014 :895193. doi: 10.1155/2014/895193. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    23. Alfuraydi AA, Devanesan S., Al-Ansari M., AlSalhi MS, Ranjitsingh AJ Susam yağı küspesinden gümüş nanopartiküllerin çevre dostu yeşil sentezi ve potansiyel antikanser ve antimikrobiyal aktiviteleri. J. Fotokim. Fotobiyol. B.2019 ; 192 :83–89. doi: 10.1016/j.jphotobiol.2019.01.011. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    24. Agbo J., Mpetga JDS, Bikanga R., Tchuenguem RT, Tsafack RBN, Awouafack MD, Dzoyem JP, Ito T., Morita H., Tane P. Caloncoba glauca'dan Yeni Bir Benzophenanthridine Alkaloid. Nat. Üretim komün. 2017; 12 :367–368. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                    25. Chambers RS, Broughton MJ, Cannon RD, Carne A., Emerson GW, Sullivan PA Candida albicans'ın bir ekzo -beta-(1,3)-glukanazı: Enzimin saflaştırılması ve genin moleküler klonlanması. J. Gen. Microbiol. 1993; 139 :325–334. doi: 10.1099/00221287-139-2-325. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    26. Pitson SM, Seviour RJ, McDougall BM Selülolitik olmayan fungal beta-glukanazlar: Fizyolojileri ve düzenlemeleri. enzim. Mikrob. Teknoloji 1993; 15 :178–192. doi: 10.1016/0141-0229(93)90136-P. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    27. Chaffin WL, Lopez-Ribot JL, Casanova M., Gozalbo D., Martinez JP Candida albicans'ın hücre duvarı ve salgılanan proteinleri: Tanımlama, işlev ve ifade. Mikrobiyoloji. Mol. Biol. Rev. 1998; 62 :130–180. doi: 10.1128/MMBR.62.1.130-180.1998. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    28. Chambers RS, Walden AR, Brooke GS, Cutfield JF, Sullivan PA Candida albicans'ın ekzo -beta-(1,3) -glukanazında varsayılan bir aktif bölge tortusunun tanımlanması . FEBS Letonya 1993; 327 :366–369. doi: 10.1016/0014-5793(93)81022-R. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    29. Patrick WM, Nakatani Y., Cutfield SM, Sharpe ML, Ramsay RJ, Cutfield JF Candida albicans exo -beta-1,3- glucanase'de karbonhidrat bağlanma bölgeleri ve aktif bölge girişinde Phe-Phe "kelepçesinin" rolü. FEBS J.2010 ; 277 :4549–4561. doi: 10.1111/j.1742-4658.2010.07869.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    30. Morris GM, Huey R., Lindstrom W., Sanner MF, Belew RK, Goodsell DS, Olson AJ AutoDock4 ve AutoDockTools4: Seçici reseptör esnekliği ile otomatik yerleştirme. J. Bilgisayar. kimya 2009; 30 :2785–2791. doi: 10.1002/jcc.21256. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    31. Zheng X., Polli J. Çözünen taşıyıcı taşıyıcılara karşı inhibisyon Ki değerlerini verimli bir şekilde taramak ve ölçmek için inhibitör konsantrasyonlarının tanımlanması. Avro. J. Ecz. bilim 2010; 41 :43–52. doi: 10.1016/j.ejps.2010.05.013. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    32. Hatipoğlu N., Hatipoğlu H. Çocuklarda ve yetişkinlerde invaziv mantar enfeksiyonları için kombinasyon antifungal tedavi. Uzman Rev. Bulaştır. 2013; 11 :523–535. doi: 10.1586/eri.13.29. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    33. Lipinski CA, Lombardo F., Dominy BW, Feeney PJ İlaç keşfi ve geliştirme ortamlarında çözünürlüğü ve geçirgenliği tahmin etmeye yönelik deneysel ve hesaplamalı yaklaşımlar. Av. Uyuşturucu Dağıtımı Rev. 2001; 46 :3–26. doi: 10.1016/S0169-409X(00)00129-0. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    34. Berman HM, Westbrook J., Feng Z., Gilliland G., Bhat TN, Weissig H., Shindyalov IN, Bourne PE The Protein Data Bank. Nükleik Asitler Res. 2000; 28 :235–242. doi: 10.1093/nar/28.1.235. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    35. Tian W., Chen C., Lei X., Zhao J., Liang J. CASTp 3.0: Proteinlerin yüzey topografisinin bilgisayarlı atlası. Nükleik Asitler Res. 2018; 46 :W363–W367. doi: 10.1093/nar/gky473. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    36. Kapoor N., Ghorai SM, Khuswaha PK, Bandichhor R., Brogi S. SARS-CoV-2 girişine müdahale etmek için insan ACE2 reseptörünün potansiyel bir bağlayıcısı olarak Butein: Bilgisayar destekli bir analiz. J. Mol. modeli. 2022; 28 :270. doi: 10.1007/s00894-022-05270-0. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    37. Sirous H., Chemi G., Campiani G., Brogi S. p53-MDM2 etkileşiminin gelecek vaat eden bozucularını belirlemek için entegre bir in silico tarama stratejisi. bilgisayar. Biol. kimya 2019; 83 :107105. doi: 10.1016/j.compbiolchem.2019.107105. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    38. Daina A., Michielin O., Zoete V. SwissADME: Küçük moleküllerin farmakokinetiğini, ilaca benzerliğini ve tıbbi kimya dostluğunu değerlendirmek için ücretsiz bir web aracı. bilim 2017 ; 7 :42717. doi: 10.1038/srep42717. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    39. Hudzicki J. Kirby-Bauer Disk Difüzyon Duyarlılık Testi Protokolü. Amerikan Mikrobiyoloji Derneği; Washington, DC, ABD: 2009. [(15 Ocak 2023'te erişildi)]. Çevrimiçi olarak erişilebilir: https://www.asm.org/Protocols/Kirby-Bauer-Disk-Diffusion-Susceptibility-Test-Pro [ Google Scholar ]
                    40. Prasad T., Chandra A., Mukhopadhyay CK, Prasad R. Candida spp.'nin demir ve ilaç direnci arasındaki beklenmeyen bağlantı : Demir tükenmesi, zar akışkanlığını ve ilaç difüzyonunu artırarak ilaca duyarlı hücrelere yol açar. Antimikrob. Ajan Chemother. 2006; 50 :3597–3606. doi: 10.1128/AAC.00653-06. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    41. Mayaların Broth Dilution Antifungal Duyarlılık Testi için CLSI (Klinik ve Laboratuvar Standartları Enstitüsü) Referans Yöntemi. Klinik ve Laboratuvar Standart Enstitüsü; Wayne, PA, ABD: 2012. Dördüncü Bilgi Eki M27-S4.Wayne. [ Google Akademik ]
                    42. Marques MB, Brookings ES, Moser SA, Sonke PB, Waites KB Acinetobacter baumannii nozokomiyal izolatlarının karşılaştırmalı in vitro antimikrobiyal duyarlılıkları ve dokuz antimikrobiyal kombinasyonun sinerjistik aktiviteleri. Antimikrob. Ajan Chemother. 1997; 41 :881–885. doi: 10.1128/AAC.41.5.881. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                    Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                    Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                    Yorum yap


                    • #11
                      DAMLA SAKIZI İle Gastrit




                      Erkek Sıçanların Peptik Mukozasının Soğuk Kısıtlama Stresine Karşı Korunmasında Omeprazol'e Karşı Pistacia Lentiscus Chia Reçinesinin Kullanımı

                      Despoina Kakagia , *, 1 Apostolos Papalois , 2 Maria Lambropoulou , 3 Fotini Papachristou , 1 Gregory Trypsiannis , 4 Constantinos Anagnostopoulos , 5 Mike Pitiakoudis , 1 ve Alexandra Tsaroucha 1
                      Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                      1 Demokritos Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Dedeağaç, Dedeağaç Yunanistan
                      2 Elpen Araştırma Merkezi, Elpen İlaç, Yunanistan
                      3 Histoloji- Embriyoloji Anabilim Dalı, Trakya Demokritos Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dedeağaç, Yunanistan
                      4 Tıbbi İstatistik Anabilim Dalı, Trakya Demokritos Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Alexandropoulis, Yunanistan
                      5 Biyokimya Anabilim Dalı, Trakya Demokritos Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dedeağaç, Yunanistan
                      * E-posta: moc.oohay@aigakakaniopsed
                      Git: Soyut

                      giriiş


                      Akut stresin neden olduğu peptik mukozal hasar, kritik hastalarda ciddi bir morbidite ve mortalite nedenidir. Bu çalışma, doğal olarak Pistacia Lentiscus var. Sıçan mide ve kolon mukozasında soğuk kısıtlama stresinin (CRS) etkilerine karşı, gastritin önlenmesi ve tedavisinde kullanılan standart bir ilaç olan Omeprazol ile Chia'nın karşılaştırılması.

                      Yöntemler
                      Yirmi bir erkek Wistar rat ön tedavi rejimine göre rastgele üç gruba ayrıldı: Kontrol (K), Omeprazol (O) ve CMG (M) ve 4 0 C'de 3 saat CRS'ye tabi tutuldu . Mide ve kolonik mukozal lezyonlar histolojik olarak değerlendirildi. ELISA, TNF-α, IL-1β, peroksidaz, süperoksit dismutaz (SOD) ve toplam antioksidan kapasitenin (TEAC) kan konsantrasyonlarını ölçmüştür.

                      Sonuçlar
                      Her iki grupta da O ve M'de gastrik mukozal hiperemi, hemorajik infiltrasyon ve mukozal ödem ile kolonik mukozal hiperemi ve hemorajik infiltrasyon kontrollere göre anlamlı olarak azaldı (p<0.05). Grup O ve M arasında anlamlı fark gözlenmedi. TNF-α seviyeleri Grup M'de Grup O'ya göre anlamlı olarak düşüktü (p=0,013). IL-1β seviyeleri M ve O gruplarında kontrol ile karşılaştırıldığında anlamlı olarak azaldı (p≤ 0.001). Hem peroksidaz hem de SOD enzimlerinin aktivitesi grup M'de, grup O (sırasıyla p= 0.043 ve p=0.047) ve kontrole (sırasıyla p=0.018 ve p< 0.001) göre azaldı. Sonuçlar


                      Doğal Sakız sakızı, peptik mukozayı CRS'ye karşı koruyucu özelliklere sahip, anti-enflamatuar ve antioksidan etkiler sergileyen umut verici bir besin takviyesidir.

                      Anahtar Kelimeler: soğuk tutma stresi, kolit, mide ülseri, oksidatif stres, Pistacia Lentiscus Chia, Omeprazol
                      Git: giriiş


                      Stres gastrit ve daha az sıklıkla stres kolit, diğer konuların yanı sıra travma, sepsis, şok, çoklu organ yetmezliği veya uzun süreli cerrahi tedavi gören kritik hastalarda görülür [1 , 2 , 3 , 4 ] . Mide mukozasının lezyonları fokal veya yaygın, yüzeysel olabilir veya potansiyel olarak ülserasyon veya önemli morbidite ve mortalite ile ilişkili mide kanamasına neden olabilir. Stresin neden olduğu gastrik mukozal hasarın patogenezinin baskın teorisi, yakın zamana kadar, mideyi gastrik sıvılara karşı savunmasız hale getiren iskemiye bağlı gastrik mukozal bariyerin yıkımıydı [1 , 2 , 3 ] .

                      Ya soğuğa [ 4 , 5 , 6 , 7 , 8 ] veya suya daldırmayı [ 9 , 10 , 11 , 12 , 13 , 14 , 15 , 16 , 17 , 18 , 19 , 20 , 21 , 22 , 23 , 24 , 25 içeren deneysel immobilizasyon modelleri , 26 , 27 , 28], kemirgenlerde gastrik mukozal lezyonlara neden olduğu iyi belgelenmiştir. Her modelin sempatik adrenomedüller sistemi hızla aktive eden, mide mukozasına kan akışını azaltarak lokal hipoksi ve iskemi, epitelyal nekroz ve hemorajik gastrik mukozal korozyona neden olan bir uyarı ürettiği bulunmuştur [5 , 6 , 7 , 8 , 9 , 10 , 11 , 12 , 13 , 14 , 15 , 16 , 17 , 18 , 19 , 20 , 21 ,22 , 23 , 24 , 25 , 26 , 27 , 28 ].

                      Soğuk kısıtlama stresinin (CRS), azalmış veya normal asit sekresyonu seviyeleri ile ilişkili gastrik lezyonları indüklediği bulunmuştur [ 27 , 29 ]. Salgılanan asidi nötralize etmek için antasitlerin uygulanması, stres ülserini önlemez [ 30 ], bu da ülser oluşumunda gastrik asit dışındaki faktörlerin rol oynadığını düşündürür. · O2- ve ·OH gibi reaktif oksijen türlerinin (ROS) artık oksidatif hasar yoluyla mukozal lezyonlar için başlıca nedensel faktörler olduğu düşünülmektedir [ 21 , 22 , 27 , 31 , 32 , 33 ].

                      Strese bağlı kolit, ağır hastalarda daha az görülür ve kolorektal lezyonlar genellikle ilaç hasarına veya ilacın neden olduğu kolonik flora bozukluklarına bağlı olduğu için klinik olarak araştırılmamıştır.

                      Deneysel kemirgen modellerinde, hareketsiz kalmanın neden olduğu stresin kolit gelişimine katkıda bulunduğu bildirilmiştir [ 4 ]. Bildiğimiz kadarıyla, CRS deneysel modellerinin hiçbiri, kemirgenlerde stres kaynaklı kolonik mukozal değişiklikleri incelemek için kullanılmamıştır [ 4 , 5 , 29 ].

                      Sakız sakızı (CMG), Kuzey Ege Denizi'ndeki Yunanistan'ın Sakız adasının güney bölgesinde, Pistacia lentiscus var. Chia. Bu geleneksel sakız, kendine özgü özü nedeniyle, Doğu Akdeniz ve Arap ülkelerinde bir besin maddesi olarak çok popülerdir. Dioscurides ve Galen tarafından belgelendiği gibi, özellikle mide-bağırsak bozuklukları için yararlı sağlık etkileri 2500 yıldan fazla bir süredir bilinmektedir.

                      Önceki çalışmalar, CMG'nin anti-ülser aktivitelerine sahip olduğunu [ 2 , 3 ] gösterirken, CMG'nin antibakteriyel, antioksidan ve kemopreventif özellikleri de belgelenmiştir [ 22 , 34 , 35 , 36 , 37 , 38 ]. Terpenoidler, CMG'nin antiinflamatuar ve ayrıca antioksidan etkiler sergileyen aktif bileşikleridir [ 36 , 37 ].

                      Sakız sakızı sıçanlarda ilaca bağlı gastroduodenal ülser ve kolit tedavisinde etkilidir [ 22 , 36 , 37 ], ancak Helicobacter pylori'ye karşı in vivo monoterapi olarak herhangi bir etkisi yoktur [ 38 , 39 ].

                      Omeprazol, 1989'dan beri peptik ülser hastalığı için standart bir önleme ve tedavi ilacı olmuştur. Endikasyonları arasında gastroözofageal reflü hastalığı, Zollinger-Elisson sendromu ve eozinofilik gastrit yer alır. Ayrıca, yüksek risk altındaki ancak belirli yan etkiler ve ilaç etkileşimleri ile ilişkili olan kişilerde üst gastrointestinal kanamayı önlemek için kullanılır [ 40 , 41 ].

                      Sakızın birçok ülkede yaygın olarak kullanılan doğal bir ürün olduğu göz önüne alındığında, mide ve kolon mukozası üzerindeki potansiyel koruyucu etkisi, onu kritik hastaların farmakolojik yönetimi için önemli bir hedef haline getirebilir. Mide ve kolon mukozasında strese bağlı değişikliklerin beslenme müdahaleleri yoluyla önlenmesi, kritik hastalarda morbidite ve mortaliteyi önemli ölçüde azaltabilir.

                      Bu çalışma, sıçan mide ve kolonik mukozasında indüklenen KRS etkileri üzerinde Omeprazol'e karşı CMG ön tedavisinin koruyucu, antioksidan ve antienflamatuar etkisini araştırmayı amaçladı.

                      Sıfır hipotezi, CMG'nin sıçan peptik mukozası üzerinde CRS'ye karşı koruyucu etkisinin olmadığıdır.

                      Git: Malzemeler ve yöntemler


                      Bu çalışmada 12-14 aylık ve 320-380 g ağırlığında 21 erkek Wistar sıçanı kullanıldı [ 42 ].

                      Hayvanlar standart laboratuar koşullarında tel kafeslerde barındırıldı. Laboratuvarda deneyden önce iki hafta süreyle ortama alıştırıldılar. Koşullar, 12 saatlik aydınlık-karanlık döngüleri, 22–25 0 Croom sıcaklığı ve %55–58 nem idi. Hayvanlar, standart bir laboratuvar olağan pelet diyeti ve su alımı ile serbestçe beslendi.

                      Bu çalışmadaki tüm deneysel prosedürler, Bölgesel Devlet Lisansı 1635/1503-2016 altında ve deneysel ve diğer bilimsel amaçlar için kullanılan hayvanların korunması ve refahına ilişkin 86/609/EEC sayılı Direktifin Avrupa yönergelerine uygun olarak yürütülmüştür.

                      Örnek büyüklüğü güç analizi ile belirlendi.

                      Hayvanlar, her biri yedi hayvandan oluşan şu üç gruba rastgele ayrıldı: Kontrol (C), Omeprazol (O) ve CMG (M). Uygulanan maddelerin hazırlanması

                      Kullanılan maddeler şunlardı:
                      1. Omeprazol süspansiyonu (Omeprazol & SyrSpend ® SF Alka Convenience Pack 2 mg/mL, Fargon Hellas-Kertus ICSA, Trikala, Hellas)
                      2. Sakız Sakız Sakızı mikropartikül formda öğütülmüş doğal reçine (Sakız Sakız Sakız Üreticileri Derneği, Sakız, Yunanistan), kimyasal olarak analiz edilmiş ve çalkalanarak suda süspansiyon haline getirilmiştir.
                      3. Kontrol grubu hayvanlarına aktif maddeler yerine musluk suyu verildi.

                      Tüm maddeler kullanımdan hemen önce hazırlandı ve bir orogastrik tüp aracılığıyla uygulandı.

                      deneysel protokol
                      İndüklenen stresten iki gün önce, hayvanlara günde bir kez orogastrik tüp ile aşağıdakiler uygulandı.

                      Grup C, ilave su 10 mL;[ 26 ].

                      Grup O, omeprazol 20 mg/kg su;[ 21 ].

                      Grup M, Sakız sakızı tozu 500 mg suda süspansiyon haline getirilmiş mikro partikül formunda [ 22 , 23 ]. Deneyden bir gün önce, koprofajiyi önlemek için, hayvanlar tel tabanlı kafeslere yerleştirildi ve 24 saat boyunca gıdadan mahrum bırakıldı, ancak musluk suyuna serbestçe erişimleri sağlandı ve yukarıda belirtilen rejime göre ön tedavi uygulandı.

                      Deney gününde, hayvanlar Bollmann kafeslerine aktarıldı, hareketsiz hale getirildi ve üç saat süreyle 4°C'de tutuldu [ 8 ].

                      Deney sonunda hayvanlara ketamin 100 mg/kg BW (Ketamin, IFET , Athens, Greece) ve ksilazin 20 mg/kg BW (Xylamed, Bimeda INC, Oakbrook Terrace, IL, ABD) ile anestezi uygulandı. Daha sonra her hayvanın karnı açıldı ve ELISA ile oksidatif stres ve enflamasyon belirteçlerinin ölçümü için abdominal aorttan 1,5-2,5 mL kan alındı ​​[ 12 ].

                      Daha sonra histolojik inceleme için tüm mide ve çıkan kolon çıkarıldı. Kör değerlendirmeyi sağlamak için tüm kan ve doku örnekleri uygun şekilde kodlanmıştır. Hayvanlar, 0.6 mg/kg BW pentobarbital sodyum BP20% (Dolethal, Vetoquinol Ltd, UK) intrakardiyak infüzyonu ile ötenazi edildi.

                      Serum antioksidan ve antiinflamatuar parametrelerin belirlenmesi

                      Oksidatif durum, oksidatif stres belirteçleri peroksidaz, Troloks eşdeğerlerinde toplam antioksidan kapasite (TEAC) ve süperoksit dismutaz (SOD) belirlenerek değerlendirildi. Anti-enflamatuar özellikler, tümör nekroz faktörü-alfa (TNF-a) ve interlökin-1 beta (IL-1β) ölçümü ile değerlendirildi. Serum numunelerindeki her markörün konsantrasyonu, enzime bağlı immünosorbent deneyi (ELISA) ile ölçüldü.

                      Serum süperoksit dismutaz aktivitesini (U/mL) belirlemek için Süperoksit Dismutaz Aktivitesi (SOD) yalnızca araştırma amaçlı kit (Cayman Chemical Company, Ann Arbor, MI, ABD) kullanıldı .

                      Tahlil, üreticinin talimatlarına göre yapıldı. Sıçan serum numuneleri, numune tamponu ile 1:5 oranında seyreltildi ve absorbans, 450 nm'de ölçüldü.

                      TNF-a ve IL-1β serum seviyeleri (pg/mL), üreticinin talimatlarına göre (sıçan TNF-alfa ELISA kiti ve sıçan IL-1 beta ELISA kiti, Raybiotech, Norcross, GA, ABD) ELISA ile belirlendi. Sıçan serum numuneleri tahlil seyreltici A ile 1:2 seyreltildi. Absorbans 450 nm'de ölçüldü.

                      Serum örneklerinde toplam antioksidan kapasite ve peroksit konsantrasyonunu belirlemek için antioksidan ve peroksit tahlil kitleri (Sigma-Aldrich, St. Louis, MO, ABD) kullanıldı. Her iki deney de üreticinin talimatlarına göre yapıldı. Test tamponu ile 1:20 seyreltilmiş serum örneklerinde toplam antioksidan kapasitesi (mM Trolox eşdeğerleri) belirlendi ve absorbans 405 nm'de ölçüldü.

                      Peroksit konsantrasyonu (uM H 2 O 2 ) ultra saf su ile 1:2 oranında seyreltilmiş serum örneklerinde (Cayman chemic company, Ann Arbor, MI, ABD) belirlendi ve absorbans 592 nm'de ölçüldü.

                      Absorbans ölçümleri, Εxpertplus (ASYS GmBH, Avusturya) mikrotiter plaka okuyucu kullanılarak yapıldı.

                      Dokuların patolojik değerlendirmesi
                      Çıkarıldıktan hemen sonra, mideler bir mL %2 formalin enjekte edilerek şişirildi, ardından %2 formalin içinde on dakika sabitlendi, ardından büyük kurvatür boyunca açıldı ve %10 formalin solüsyonunda stabilizasyondan önce mide içeriğini ve pıhtıları çıkarmak için salinle durulandı. 5 mikron kalınlığında kesitler bir mikrotom (HIRAX M60, Carl Zeiss, Almanya) üzerinde kesildi ve hematoksilen ve eozin (HE) ile boyandı.

                      Gastrik mukozal lezyonlar diseksiyon mikroskopisi ile incelendi ve lezyon skoru hesaplandı.

                      Hasar puanları şu şekilde kategorize edildi:
                      • Her histolojik bölümün bir cm'lik bölümü aşağıdakiler için değerlendirildi:
                        • –
                          hiperemi (puan: 0–3)
                        • –
                          epitel hücrelerinin kaybı (EC) (puan: 0-3)
                        • –
                          üst mukozada ödem (puan: 0-3)
                        • –
                          hemorajik infiltrasyon (puan: 0-3)
                        • –
                          enflamatuar hücrelerin varlığı (IC) (skor: 0-3) [ 19 , 21 ].
                      • Her hayvan grubunda mide mukozal lezyonlarının ortalama skoru hesaplandı ve sonuçlar istatistiksel olarak analiz edildi.
                      • Çıkan kolon daldırıldı ve durulandı. Hazırlanan kolon mukozal kesitleri %10'luk formalin solüsyonu ile stabilize edildi; parafin blokları oluşturuldu ve HE ve Periodic acid-Schiff ( PAS) ile boyandı . Müsin içeren hücre yüzeyi hücrelerinin sayısı, on paralel kript içeren bir bölgede ölçüldü [ 4 , 43 ].
                      • Sonuçlar, kolonun 100 epitel hücresi başına mukus içeren çanak hücre sayısı olarak ifade edildi [ 4 ]. Kolonik müsinin kantitatif ölçümü yapılmadı.
                      • Belirlenen kolonik mukozal histolojik hasarlar şunlardı:
                        • –
                          hiperemi (puan: 0–3) ve
                        • –
                          hemorajik infiltrasyon (puan: 0-3)
                      • Her hayvan grubunda kolonik mukozal lezyonların ortalama skoru hesaplandı ve sonuçlar istatistiksel olarak analiz edildi.
                      • Aynı patolog, kodlanmış tüm preparatları körü körüne taradı.
                      istatistiksel analiz


                      Verilerin istatistiksel analizi SPSS versiyon 19.0 (IBM, Corp.) kullanılarak yapıldı.

                      Kantitatif değişkenlerin normalliği Kolmogorov-Smirnov testi ile test edildi.

                      Tüm serum antioksidan ve antiinflamatuar parametreler, ortalama ve standart sapma, [ortalama(SD)] olarak ifade edildi.

                      Bu parametrelerin üç grup arasındaki farklılıkları, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile değerlendirildi.

                      Üç farklı deney grubu arasındaki kesin farkları göstermek için, anlamlılık düzeyinde herhangi bir ayarlama yapılmadan En Az Önemli Fark (LSD) testi kullanılarak çoklu karşılaştırmalar yapıldı.

                      Dokuların patolojik değerlendirmesinin tüm indeksleri, hiperemi, hemorajik infiltrasyon, EC kaybı, gastrik mukoza için mukozal ödem ve IC varlığı ve kolon mukozası için hiperemi ve hemorajik infiltrasyon, kalitatif değişkenler olarak kabul edildiğinde mutlak frekanslar ve yüzdeler (%) olarak, nicel değişkenler olarak kabul edildiğinde Ortalama (SD) ve Medyan (min-maks) değerleri olarak ifade edildi.

                      Sırasıyla ki-kare testi, ANOVA ve Kruskal-Wallis testi kullanılarak analiz edildi.

                      Tüm testler iki kuyrukluydu ve anlamlılık düzeyi α=0.05 olarak ayarlandı.

                      Git: Sonuçlar

                      Sakız Sakızı Analizi
                      Tedarik edilen reçine kimyasal olarak analiz edildi ve şunları içerdiği bulundu: doğal Polimer – cis-1,4 poli-β-mirsen (%25-30 a/a), mastik yağı (%2-3 a/a), toplam sakız özütü (%70 a/a), asit fraksiyonu (%38-42 a/a) ve nötr fraksiyon (%28-32 a/a).

                      CRS'ye gastrik mukozal yanıt
                      KRS'yi takiben, sıçanlarda her üç grupta da hiperemi, hemorajik infiltrasyon, mukozal ödem, EC kaybı ve IC ile infiltrasyon gibi gastrik mukozal lezyonlar gelişti (Şekil 1).
                      İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı jccm-06-100-g001.jpg'dir.
                      Şekil 1
                      Mide mukozası bölümleri. HE x 200. Mukozal değişiklikler: a. Sakız sakızı grubu: minimal hiperemi ve ödem, nadir inflamatuar hücreler, b. Omeprazol grubu: hafif hiperemi ve ödem, minör enflamatuar hücre birikintileri c. kontrol: daha yaygın hiperemi ve ödem ve enflamatuar hücre birikintileri, orta derecede hemorajik infiltrasyon ve epitel hücrelerinin belirgin kaybı.

                      Bu lezyonların şiddeti, önceden omeprazol veya mastik tozunun uygulanmasından etkilenmiştir.

                      Da gösterildiği gibitablo 1, hiperemi, hemorajik infiltrasyon ve mukozal ödem ölçümleri Grup O ve M'de sırasıyla kategorik veya sürekli değişkenler için Grup C'ye göre (ki-kare testi; p<0.05), (ANOVA; p<0.05), (Kruskal-Wallis testi; p<0.05) daha az belirgindi (şekil 2). Aynısı EC kaybı için de geçerliydi. (ki-kare testi; p=0,084.) Grup O ve M arasında bu parametrelerin hiçbirinde istatistiksel fark yoktu (LSD testi ve Mann-Whitney U testi; p>0,05). tablo 1


                      Üç grupta gastrik mukozal lezyonlar
                      hiperemi 0,001 bir
                      Olumsuz 0 (0.0) 2 (28,6) 1 (14.3)
                      Düşük 0 (0.0) 5 (71,4) 6 (85,7)
                      Ilıman 6 (85,7) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Yüksek 1 (14.3) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Ortalama değer (SD) 2,14 (0,38) 0,71 (0,49) 0,86 (0,38) <0,001 milyar <0,001 c <0,001 c 0,530 c
                      Medyan değer (min-maks) 2 (2 – 3) 1 (0 – 1) 1 (0 – 1) <0,001 gün 0,001 e 0,001 e 0,530 gün

                      Hemorajik infiltrasyon 0,001
                      Olumsuz 0 (0.0) 7 (100.0) 6 (85,7)
                      Düşük 4 (57,1) 0 (0.0) 1 (14.3)
                      Ilıman 3 (42,9) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Yüksek 0 (0.0) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Ortalama değer (SD) 1,43 (0,54) 0,0 (0,0) 0,14 (0,38) <0,001 <0,001 <0,001 0,489
                      Medyan değer (min-maks) 1 (1 – 2) 0 0 (0 – 1) <0,001 0,001 0,002 0,317

                      EC kaybı 0,084
                      Olumsuz 0 (0.0) 4 (57,1) 3 (42,9)
                      Düşük 5 (71,4) 3 (42,9) 4 (57,1)
                      Ilıman 2 (28,6) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Yüksek 0 (0.0) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Ortalama değer (SD) 1,29 (0,49) 0,43 (0,54) 0,57 (0,54) 0,014 0,006 0,019 0,613
                      edian değeri (min-maks) 1 (1 – 2) 0 (0 – 1) 1 (0 – 1) 0,026 0,015 0,030 0,606

                      Ödem 0,017 bir
                      Olumsuz 0 (0.0) 5 (71,4) 4 (57,1)
                      Düşük 7 (100.0) 2 (28,6) 3 (42,9)
                      Ilıman 0 (0.0) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Yüksek 0 (0.0) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Ortalama değer (SD) 1.00 (0.0) 0,29 (0,49) 0,43 (0,54) 0,012 b 0,005 c 0,020 c 0,530 c
                      Medyan değer (min-maks) 1 0 (0 – 1) 0 (0 – 1) 0,020 gün 0,007 e 0,023 e 0,591 e

                      Sızma IC 0,466
                      Olumsuz 3 (42,9) 5 (71,4) 3 (42,9)
                      Düşük 4 (57,1) 2 (28,6) 4 (57,1)
                      Ilıman 0 (0.0) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Yüksek 0 (0.0) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Ortalama değer (SD) 0,57 (0,54) 0,29 (0,49) 0,57 (0,54) 0,507 0,317 1.000 0,317
                      Medyan değer (min-maks) 1 (0 – 1) 0 (0 – 1) 1 (0 – 1) 0,483 0,298 1.000 0,298
                      Ortalama histolojik skor, ortalama (SD) 6.43 (1.13) 1,71 (0,95) 2,57 (1,62) <0,001 <0,001 <0,001 0,221
                      Ayrı bir pencerede aç
                      bir ki-kare testi; b ANOVA; c LSD testi; d Kruskal-Wallis testi; e Mann-Whitney Testi U testi. C: Kontrol O: Omeprazol M: Sakız.

                      İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı jccm-06-100-g002.jpg'dir.
                      İncir. 2
                      Üç grup arasında gastrik mukozal lezyonların istatistiksel karşılaştırması için grafik.

                      IC varlığı açısından üç grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmedi. (p>0,05; ki-kare testi, ANOVA ve Kruskal-Wallis testi. Ayrıca ortalama total histolojik skor Grup O'da (p<0,001;LSD testi ve Grup M (p<0,001;LSD testi) Grup C'ye göre anlamlı olarak düşüktü. Grup O ve M arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p=0,221; LSD testi).

                      Omeprazol ve sakız sakızının kolon mukozası üzerindeki etkileri
                      Her üç hayvan grubunda da, sıçanların 4 0 C'de üç saat süreyle soğuk tutulması, çıkan kolonun kesitlerinde histolojik olarak gözlemlendiği gibi mukozal değişikliklere neden oldu.

                      İncelenen kesitlerde hiperemi ve hemorajik infiltrasyon gibi mukozal değişiklikler gözlendi. Kolonik mukozanın stres uyaranına tepkisi, müsin içeren Goblet hücrelerinin sayısı ile hesaplandı (Figür 3) [ 43 ].

                      Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı jccm-06-100-g003.jpg'dir.

                      Şek. 3
                      Çıkan kolonun histolojik kesitlerinde müsin içeren mukozal Goblet Hücreleri, pembe çiçek yaprakları olarak kendini gösterir. Periyodik asit–Schiff ( PAS ) X 200. a. CMG ile ön tedaviden sonra, b. Omeprazol ile ön tedaviden sonra ve c. kontrol grubunda .

                      Kolonik mukozal lezyonların hiperemi ve hemorajik infiltrasyon ölçümleri Grup O ve M'de Grup C'ye göre daha az belirgindi (sırasıyla p=0,001 ve p=0,002; Ki-kare testi) veya (p<0,001; ANOVA) ve (p<0,001; Kruskal-Wallis testi (Tablo 2VeŞekil 4).


                      Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı jccm-06-100-g004.jpg'dir.
                      Şekil 4
                      Üç gruptaki kolonik mukozal lezyonların istatistiksel karşılaştırma grafiği Tablo 2


                      Üç grupta çıkan kolonda görülen mukozal lezyonlar
                      hiperemi 0,001 bir
                      Olumsuz 0 (0.0) 3 (42,9) 0 (0.0)
                      Düşük 1 (14.3) 4 (57,1) 7 (100.0)
                      Ilıman 3 (42,9) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Yüksek 3 (42,9) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Ortalama değer (SD) 2,29 (0,76) 0,57 (0,54) 1.00 (0.0) <0,001 milyar <0,001 c <0,001 c 0,151 c
                      Medyan değer (min-maks) 2 (1 – 3) 1 (0 – 1) 1 0,001 gün 0,003 e 0,003 e 0,060 e

                      Hemorajik infiltrasyon 0,002
                      Olumsuz 0 (0.0) 7 (100.0) 5 (71,4)
                      Düşük 3 (42,9) 0 (0.0) 2 (28,6)
                      Ilıman 4 (57,1) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Yüksek 0 (0.0) 0 (0.0) 0 (0.0)
                      Ortalama değer (SD) 1,57 (0,54) 0,0 (0,0) 0,29 (0,49) <0,001 <0,001 <0,001 0,217
                      Medyan değer (min-maks) 2 (1 – 2) 0 0 (0 – 1) <0,001 0,001 0,004 0,141
                      Ortalama Histolojik Skor,ortalama (SD) 3,86 (1,22) 0,57 (0,54) 1,29 (0,49) <0,001 <0,001 <0,001 0,119
                      Kadeh hücresi sayısı 50,54 (3,56) 52,71 (2,84) 52,51 (2,83) 0,370 0,206 0,249 0,905
                      Ayrı bir pencerede aç
                      bir ki-kare testi; b ANOVA; c LSD testi; d Kruskal-Wallis testi; e Mann-Whitney Testi U testi. C: Kontrol O: Omeprazol M: Sakız.
                      Grup O ve M arasında hem hiperemi hem de hemorajik infiltrasyon benzerdi (p>0.05; LSD testi ve Mann-Whitney U testi). Ayrıca ortalama total histolojik skor Grup O ( p<0,001;LSD testi) ve Grup M'de (p<0,001;LSD testi) Grup C'ye göre anlamlı olarak düşüktü. Grup O ve M arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p=0,119; LSD testi). Üç grup arasında kolonik Goblet hücrelerinin sayısı açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmedi (p=0.370;ANOVA)Tablo 2.

                      Omeprazol ve sakız reçinesinin antioksidan ve antiinflamatuar özellikleri
                      Tablo 3hem birlikte hem de çiftler halinde üç grup arasında anti-inflamatuar ve oksidatif stres belirteçlerinin karşılaştırılmasına yönelik sonuçları içerir (Şekil 5).
                      İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı jccm-06-100-g005.jpg'dir.
                      Şekil 5
                      Üç grup arasında antioksidan ve antiinflamatuar belirteçlerin istatistiksel karşılaştırmasının grafikleri Tablo 3


                      Üç grupta serum antioksidan ve antiinflamatuar belirteçler
                      μΜ Peroksidaz/mg protein 0,151 (0,039) 0,144 (0,027) 0,110 (0,016) 0,039 0,666 0,018 0,043
                      mM TEAC/mg protein 0,024 (0,006) 0,028 (0,004) 0,031 (0,009) 0,277 0,386 0,114 0,450
                      SOD U/mg protein 0,156 (0,012) 0,104 (0,016) 0,087 (0,016) <0,001 <0,001 <0,001 0,047
                      pg TNFa/mg protein 0,999 (0,437) 1,202 (0,396) 0,653 (0,264) 0,040 0,322 0,100 0,013
                      pg IL1β/mg protein 4.399 (1.450) 2,426 (0,762) 1,587 (0,291) <0,001 0,001 <0,001 0,120
                      Ayrı bir pencerede aç
                      gruplar arasında bir karşılaştırma (tek yönlü ANOVA); b gruplar arasında ikili karşılaştırmalar (LSD testi). C: Kontrol O: Omeprazol M: Sakız. TEAC: Trolox Eşdeğeri antioksidan kapasitesi, SOD: Süperoksit dismutaz.
                      Üç grup arasında istatistiksel olarak anlamlı peroksidaz seviyeleri farklılıkları gözlendi (p=0.039; ANOVA).

                      Post-hoc analiz, Grup M'de Grup C'ye göre %27,2 (p=0,018; LSD testi) ve Grup O'da %23,6 (p=0,043;LSD testi) %23,6 daha düşük gözlendiğini ortaya koydu.

                      Peroksidaz seviyeleri C ve O gruplarında anlamlı farklılık göstermedi (p=0,666;LSD testi).

                      Üç grup arasında TEAC düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmedi (p=0.277;ANOVA)

                      Varyans analizi, üç grup arasında SOD düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğunu ortaya koydu (p<0.001). LSD testi kullanılarak yapılan post-hoc analiz, grup C'ye göre SOD düzeylerinin Grup O'da %33,3 (p<0,001) ve Grup M'de %44,2 (p<0,001) daha düşük olduğunu gösterdi. Ayrıca SOD düzeyleri Grup M'de Grup O'ya göre anlamlı olarak %16,3 oranında daha düşüktü (p=0,047).

                      Anti-enflamatuar özelliklerle ilgili olarak, varyans analizi, üç grup arasında TNF-α ve IL-1β seviyelerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar gösterdi (Tablo 3).

                      TNF-α düzeyleri Grup M'de Grup C'ye göre %34,6 (p=0,100) ve Grup O'ya göre %45,7 (p=0,013) anlamlı olarak düşüktü.

                      Grup C'ye göre Grup O'da %44,9 (p=0,001) ve Grup M'de %63,9 (p<0,001) oranında daha düşük IL-1β seviyeleri gözlendi.

                      Ayrıca Grup M'de Grup O'ya göre %34,6 daha düşük IL-1β düzeyi vardı (p=0,120), ancak bu fark istatistiksel anlamlılığa ulaşmadı.

                      Git: Tartışma


                      Çok sayıda çalışma, CRS'nin, önemli ölçüde _OH üretiminin neden olduğu oksidatif hasarın bir sonucu olarak gastrik mukozal lezyonları indüklediğini belgelemiştir [ 13 , 22 , 28 , 29 , 30 ].

                      Bu çalışmada CMG, hafif şiddette bir protokol tarafından indüklenen KRS'ye karşı gastrik ve kolonik mukozanın korunması olarak Omeprazol'e karşı test edilmiştir. İki ajanın antioksidan ve antiinflamatuar etkileri de değerlendirildi.

                      Omeprazol , gastrik pariyetal hücrelerin salgı yüzeyinde bulunan H + /K + -ATPaz sisteminin spesifik inhibisyonu yoluyla mide asidi sekresyonunu baskılayan, seçici ve geri dönüşümsüz bir proton pompası inhibitörüdür [ 40 , 41 ]. Biswas ve ark. (2003), Omeprazol'ün sadece gastrik asit sekresyonunu azaltarak etki etmediğini göstermiştir [ 44 ].

                      Strese bağlı artan ·OH üretimini ve ilişkili lipid peroksidasyonu ve protein oksidasyonunu bloke ederek, antioksidan rolünün oksidatif hasarı önlemede önemli bir rol oynadığını gösterir. Omeprazol, in vitro olarak ·OH'nin neden olduğu stres kaynaklı DNA fragmantasyonunu da önler [ 44 ]. Bununla birlikte, Omeprazol ile ilişkili ciddi yan etkiler , pnömoni veya kemik kırılma riskinde artış olan Clostridium difficile koliti içerebilir . Ayrıca, CYP2C19 ve CYP3A4 enzimlerinin bir inhibitörü olarak hareket eden Omeprazol, antikoagülanların, antidepresanların, analjeziklerin ve bazı antibiyotiklerin emilimini ve plazma seviyelerini değiştirebilir [40 , 41 ] .

                      Daha önceki deneysel bulgularla uyumlu olarak, buradaki çalışmada mide mukozasında hiperemi, hemorajik infiltrasyon, EC kaybı, mukozal ödem ve her üç hayvan grubunda da IC varlığı gibi histolojik değişiklikler gözlenirken gerçek ülserler saptanmadı. Kontrol grubuyla karşılaştırıldığında Omeprazol veya sakız sakızının yararlı önleyici etkisi, hiperemi, hemorajik infiltrasyon, EC kaybı ve ödem için daha belirgindi ve IC varlığı için neredeyse yoktu. Bununla birlikte, beş histolojik parametrenin herhangi biri için Omeprazol ve sakız sakızı karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir etki görülmedi.

                      Bu sonuçlar, CMG'nin (Sakız Ağacı Recinesi) , KRS'nin neden olduğu sıçanların mide mukozasında hiperemi ve hemorajik infiltrasyon, ödem ve EC kaybının önlenmesinde Omeprazol kadar etkili olduğunu göstermektedir.

                      Kolonik mukozanın hiperemi ve hemorajik infiltrasyonu, kontrol grubuyla karşılaştırıldığında omeprazol veya sakız sakızı uygulamasından sonra daha az belirgindi, ancak iki ajan arasında anlamlı bir fark yoktu. Sonuçlara göre CMG, CRS'nin neden olduğu kolon mukozasında hiperemi ve hemorajik infiltrasyonu önler.

                      Kantitatif olarak değerlendirilen kolonik müsin içeren çanak hücreler, gastrointestinal (GI) sistem boyunca koruyucu bir tabaka oluşturan müsinleri, yüksek moleküler ağırlıklı glikoproteinleri sentezler ve salgılar. Bu tabaka, GI yolunun enflamatuar durumlarında müsinlerdeki değişiklikler, mikropsuz hayvanlarda değişen Goblet hücre tepkisi ve enfeksiyonlara yanıt olarak görülen artan mukus sekresyonu ile gösterildiği gibi etkili bir bariyer görevi görür [4 , 43 ] . Müsinin kantitatif ve kalitatif değerlendirmesi bu çalışmada değerlendirilmemiştir.

                      Triantafyllou ve ark. (2011), CMG'nin anti-enflamatuar aktivitesinin, antioksidan aktivitesi ile ilişkili olduğunu göstermiştir [ 37 ]. Proinflamatuar sitokinler, NADPH oksidazlar tarafından süperoksit üretimini uyarır, böylece inflamatuar yolların ileri beslemeli aktivasyonunu sağlar. Bu süperoksit üretimi sakız sakızı tarafından inhibe edilir. Son çalışmalar, CMG'nin bir peroksizom proliferatör-aktive edilmiş reseptör (PPAR) modülatörü olarak hareket ettiğini öne sürmektedir [ 45 ]. PPAR'lar, metabolik sendrom, inflamasyon, ateromatozis ve kanser yollarında yer alan gen ekspresyonu seviyesinde transkripsiyon yoluyla hücresel fonksiyonları kontrol eden nükleer reseptörlerdir [36 , 45 ] .

                      Bu çalışmada, sakız sakızının antioksidan enzimler peroksidaz ve SOD'u etkilediği açıktı.

                      Damla sakızı uygulaması, Omeprazol uygulamasıyla gözlemlenen seviyelere kıyasla her iki enzimin aktivitesini önemli ölçüde azaltmıştır. SOD, ancak peroksidaz değil, kontrol grubu ile karşılaştırıldığında Omeprazol için önemli ölçüde azaldı.

                      CMG'nin anti-inflamatuar özellikleri ile ilgili olarak, prostaglandin E2 (PGE2) ve nitrik oksit (NO) gibi proinflamatuar sitokinlerin inhibisyonu, esas olarak NO'nun temizlenmesinden ziyade aktif makrofajlar tarafından iNOS ve COX-2 protein ekspresyonunun inhibisyonuna bağlanır [46 ] .

                      Ayrıca, deneysel kolit ile ilgili çalışmalarda, CGM uygulaması, TNF-a, IL-6 ve ICAM-1 gibi inflamatuar belirteçlerde ve aşağı regüle edilmiş NF-jB p65 [37 , 38 ] gibi önemli bir azalma ile sonuçlanmıştır . Papalois ve ark. [ 36 ] Sakız sakızının asidik, nötr bileşenleri veya oleanolik asit yerine bir bütün olarak farelerde NF-jB regülasyonu yoluyla trinitrobenzen sülfonik asit (TNBS) ile indüklenen kolitte kolonik mukoza üzerinde anti-enflamatuar bir etki gösterdiğini göstermiştir.

                      Bu çalışmada sakız sakızı, proinflamatuar sitokin TNF-α için Omeprazole kıyasla ve IL-1β için kontrol grubuna kıyasla daha düşük değerler göstermiştir.

                      Git: Sonuçlar


                      Akut stresin neden olduğu peptik mukozal hasar, kritik hastalarda ciddi bir morbidite ve mortalite nedenidir. Bu çalışmada hafif bir CRS protokolü, önceden CMG (Sakız Ağacı Recinesi) veya Omeprazol ile tedavi edilen hayvanlarda azalan peptik mukozal değişiklikleri indüklemiştir. Ayrıca, CMG'nin mide mukozasında hiperemi, hemorajik infiltrasyon, ödem ve epitel hücrelerinin kaybını ve ayrıca kolon mukozasında hiperemi ve hemorajik infiltrasyonu önemli ölçüde azalttığı görülmüştür. Aynı zamanda, çeşitli belirteçlerle test edilen antioksidatif ve antiinflamatuar özellikleri, Omeprazol'ünkilerle karşılaştırılabilir bulunmuştur. Sakız sakız reçinesinin sıçanlarda CRS'nin neden olduğu peptik mukozal hasara karşı etkili olduğu sonucuna varıldı. Çalışma, Sakız sakızının bir besin takviyesi olarak kullanımının ve bunun klinik uygulamada terapötik araştırma protokollerine dahil edilmesinin umut verici sonuçlarını gösterdi.

                      Git: teşekkürler


                      Bu çalışma, aynı zamanda bu proje için araştırma olanakları sağlayan, Atina, Yunanistan'daki ELPEN İlaç Deneysel Araştırma Merkezi'nde (ERCE hibe numarası 1503, 2016) yapılmıştır.

                      Yazarlar, deneyler sırasındaki önemli yardımları için ERCE personeli A. Zacharioudaki DVM, MLAS, E. Karampela, MSc, M. Karamperi, K. Tsarea, N. Psychalakis, A. Karaiskos, S. Gerakis ve E. Gerakis'e teşekkür eder.

                      Git: Referanslar

                      1. Guth PH. Kısıtlama stresinde mide kan akımı. Dig Dis Sci. 1972; 17 :807–13. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      2. Abdel-Salam OM, El-Batran S. Kemirgenlerde iltihaplanma, ağrı ve mide hasarı modellerinde trimetazidinin farmakolojik araştırması. Farmakoloji. 2005; 75 :122–32. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      3. Castagliuolo I, Lamont JT, Qi B. Akut stres, sıçan kolonundan müsin salınımına neden olur: kortikotropin salma faktörü ve mast hücrelerinin rolü. Ben J Physiol. 1996; 271 :884–92. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      4. Sutanto W, de Kloet ER. Stres ve stresle ilgili fenomenlerin incelenmesinde çeşitli hayvan modellerinin kullanılması. Laboratuar Animasyonu 1994; 28 :293–306. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      5. Takeuchi K, Amagase K. Gastrointestinal Sistemde Mukozal Koruma ve Ülser İyileşmesinde Siklooksijenaz, Prostaglandin E2 ve EP Reseptörlerinin Rolleri. Curr Ecz. Des. 2018; 24 :2002–11. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      6. Amagase K, Izumi N, Takahira Y, Wada T, Takeuchi K. Stres koşulları altında gastrik mukozal bütünlüğü modüle etmede siklooksijenaz-1/prostasiklinin önemi. J Gastroenterol Hepatol. 2014; 4 :3–10. 29 Ek [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      7. Takeuchi K, Kato S, Ogawa Y, Kanatsu K, Umeda M. Mide ülserojenik ve iyileşme tepkilerinde endojen prostasiklin rolü - IP reseptörü devre dışı bırakılmış fareler kullanılarak yapılan bir çalışma. J Physiol. 2001; 95 :75–80. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      8. Hayase M, Takeuchi K. Suya daldırma stresi altındaki sıçanlarda mide asidi salgılanması ve lezyon oluşumu. Dig Dis Sci. 1986; 31 :166–71. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      9. Kitagawa H, Fujiwara M, Osumi Y. Sıçanlarda suya daldırma stresinin gastrik sekresyon ve mukozal kan akışı üzerindeki etkileri. Gastroenterol. 1979; 77 :298–302. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      10. Zhong C, Zhan P, Tian H, Wang P, Lei F. Sıçanlarda Ferula lehmannii Boiss yaprağının üç farklı özünün anti-ülser aktivitesi. Pak J Eczacılık Sci. 2019; 32 (6):2625–32. Kasım [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      11. Adzu B, Balogun SO, Pavam E. Copaifera malmei Harms'ın standardize yaprak infüzyon ekstraktının güvenlik, gastroprotektif aktivitesi ve etki mekanizmasının değerlendirilmesi. J Etnofarmakol. 2015; 22 :152–5. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      12. Wang FY, Liu JM, Luo HH. Clostridium butyricum'un farelerde deneysel mide ülserleri üzerindeki potansiyel koruyucu etkileri. Dünya J Gastroenterol. 2015; 8 :340–51. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      13. Batista LM, de Almeida AB, Lima GR. Syngonanthus macrolepsis'ten elde edilen flavonoid açısından zengin bir fraksiyonun gastroprotektif etkileri (kemirgenlerde). J Pharm Pharmacol. 2014; 66 :445–52. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      14. Balogun SO, Damazo AS, de Oliveira Martins DT. Helicteres sacarolha A. deney hayvanlarında gastroprotektif ve olası etki mekanizması. J Etnofarmakol. 2015; 26 :176–84. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      15. Park CH, Son HU, Son M, Lee SH. Acer mono Max'in koruyucu etkisi. suya daldırma kısıtlama stres kaynaklı mide ülserasyonu üzerinde özsuyu. Exp Ther Med. 2011; 2 :843–8. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      16. Takahashi T, Suzuki G, Nibuya M. Paroksetin'in farelerde stres kaynaklı gastrik lezyonlar üzerindeki terapötik etkisi. Prog Neuropsychopharmacol Biol Psikiyatri. 2012; 36 :39–43. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      17. Zhao J, Harada N, Sobue K. İnsülin benzeri büyüme faktörü-I, farelerde nötrofil aktivasyonunu inhibe ederek stres kaynaklı gastrik mukozal hasarı azaltır. Büyüme Hormu IGF Res. 2009; 19 :136–45. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      18. Shah PJ, Gandhi MS, Shah MB. Deneysel mide ülserlerinde Mimusops elengi kabuğunun incelenmesi. J Etnofarmakol. 2003; 89 :305–11. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      19. Yeşilada E, Gürbüz Ö, Toker G. Anti-ülserojenik aktivite ve aktif ilkelerin Sambucus ebulus L. yapraklardan çözülmesi. J Etnofarmakol. 2014; 153 :478–83. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      20. Arun LB, Arunachalam AM, Arunachalam KD, Annamalai SK, Kumar KA. Gymnema sylvestre R Br'den izole edilen gymnemik asidin in vivo anti-ülser, anti-stres, anti-alerjik ve fonksiyonel özellikleri. BMC Tamamlayıcı Altern Med. 2014; 22 :14–70. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      21. Al-Said MS, Ageel AM, Parmar NS, Tariq M. Pistacia lentiscus'tan elde edilen ham bir ilaç olan sakızın gastrik ve duodenal anti-ülser aktivitesi açısından değerlendirilmesi. J Etnofarmakol. 1986; 15 :2718. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      22. Katsanou ES, Kyriakopoulou K, Emmanouil C, Fokialakis N, Skaltsounis AL, Machera K. Erkek Wistar Sıçanlarına Sakız Sakızı Sakızının Oral Uygulanmasından Sonra CYP1A1 ve CYP1A2 Hepatik Enzimlerin Modülasyonu. PLOS Bir. 2014; 9 :e 100190. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      23. Amang PA, Tan PV, Patamaken SA, Mefe MN. Sıçanlarda Eremomastax speciosa'nın metanol ekstraktının sitoprotektif ve antioksidan etkileri. Afr J Geleneksel Tamamlayıcı Altern Med. 2013; 11 :165–71. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      24. Chul-Hong P, Hyung-U S, Minsik S. Acer mono Max'in koruyucu etkisi. suya daldırma kısıtlama stres kaynaklı mide ülserasyonu üzerinde özsuyu. Uzman Ther Med. 2011; 2 :843–8. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      25. Takagi K, Susumu O. Sıçanlarda stres ülseri oluşturmak için basit bir yöntem. Jpn J Pharmacol. 1968; 18 :9–18. [ Google Akademik ]
                      26. Guo S, Gao X, Cao JM. Suya daldırma stresinde mide mukozal hasarı: GHRP-6 ile mekanizma ve önleme. Dünya J Gastroenterol. 2012; 18 :3145–55. et al. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      27. Jia YT, Wei W, Ma B. p38 MAPK'nin reaktif oksijen türleri tarafından aktivasyonu, stres kaynaklı gastrik mukozal hasarın sıçan modelinde esastır. J İmmunol. 2007; 179 :7808–19. et al. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      28. Das D, Banerjee RK. Stresin antioksidan enzimler ve mide ülserasyonu üzerindeki etkisi. Mol Hücre Biyokimyası 1993; 125 :115–25. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      29. Ye B, Zhou PY, Jia M. NF-κB alt birimi p50'nin olmaması, soğuk immobilizasyon stresinin neden olduğu mide ülserlerini iyileştirir. Biochem Biophys Res Kom. 2013; 10 :547–51. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      30. Yoshikawa T, Naito Y, Kishi A. Sıçanlarda indometasinin neden olduğu gastrik mukozal hasarın patogenezinde aktif oksijen, lipid peroksidasyonu ve antioksidanların rolü. Bağırsak. 1993; 34 :732–7. et al. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      31. Van Hecke T, Basso V, De Smet S. Helicobacter pylori Gastrit Koşullarında Domuzun İn Vitro Gastrointestinal Sindirimi Sırasında Lipid ve Protein Oksidasyonu. J Tarım Gıda Kimyası 2018; 66 :13000–10. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      32. Bhattacharjee M, Bhattacharjee S, Gupta A, Banerjee RK. H. pylori aracılı ve aracısız mide ülserinde oksidatif hasarı kontrol etmede endojen bir mide peroksidazının kritik rolü. Serbest Radik Biol Med. 2002; 32 :731–43. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      33. Bandyopadhyay D, Biswas K, Bhattacharyya M, Reiter RJ, Banerjee RK. Oksijen türevli reaktif türlerin neden olduğu mide toksisitesi ve mukozal ülserasyon: melatonin ile koruma. Cur Mol Med. 2001; 1 :501–13. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      34. Andreadou I, Mitakou S, Paraschos S, Efentakis P, Magiatis P, Kaklamanis L, Halabalaki M, Skaltsounis L, Iliodromitis EK. Pistacia lentiscus L., normal beslenen anestezi uygulanmış tavşanlarda enfarktüs boyutunu azaltır ve kolesterolle beslenen tavşanlarda antiateromatik ve hipolipidemik aktiviteye sahiptir. Bitki ilacı. 2016; 23 :1220–6. 15. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      35. Kaliora AC, Kountouri AM. Kanseri Önleme—Mekanizmalardan Translasyonel Faydalara (Georgakilas A, ed.) InTech, Rijeka, Hırvatistan: 2012. Akdeniz şifalı bitkilerinin kemopreventif aktivitesi; sayfa 261–84. [ Google Akademik ]
                      36. Papalois A, Gioxari A, Kaliora AC. Deneysel kolitte sakız sakızı fraksiyonları: kültürlenmiş HT29 hücrelerinde nükleer faktör κB yolunun anlamı. J Med Gıda. 2012; 15 :974–83. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      37. Triantafyllou A, Bikineyeva A, Dikalova A. Sakız sakızının anti-enflamatuar aktivitesi, TNF-alfa kaynaklı oksidatif stresin inhibisyonu ile ilişkilidir. Beslenme J. 2011; 10 :64–73. et al. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      38. Bebb JR, Bailey-Flitte N, Ala'Aldeen D, Atherton JC. Sakız sakızının in vivo Helicobacter pylori yükü üzerinde etkisi yoktur. J Antimikrob Kemoterapi. 2003; 52 :522–3. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      39. Loughlin MF, Ala'Aldeen DA, Jenks PJ. Mastik ile yapılan monoterapi, farelerde H. pylori enfeksiyonunu ortadan kaldırmaz. J Antimikrob Kemoterapi. 2003; 51 :367–71. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      40. Bavishi C, Dupont HL. Sistematik inceleme: proton pompası inhibitörlerinin kullanımı ve enterik enfeksiyona karşı artan duyarlılık. Alim Eczacılık Ter. 2011; 34 (11–12):1269–81. Aralık [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      41. Shirasaka Y, Sager J E., Lutz J D., Davis C, Isoherranen N. Inhibition of CYP2C19 and CYP3A4 by Omeprazole Metabolites and Their Contribution to Drug-Drug Interactions” Drug Metab. İmha 2013; 41 (7):1414–24. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                      42. Shimozawa N, Okajima K, Harada N. Farelerde stres kaynaklı gastrik mukozal hasarın gelişiminde duyu nöronlarının cinsiyet farklılığına katkısı. Gastroenteroloji. 2006; 131 :1826–34. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      43. Kakagia DD, Tsaroucha A, Lambropoulou MA. Çiçek Bağırsakları. Int J Surg Pathol. 2018 doi: 10.1177/1066896918776800. 1066896918776800. doi. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                      44. Biswas K, Bandyopadhyay U, Chattopadhyay I. Omeprazolün hidroksil radikalini temizleyerek mide ülserini bloke etmede yeni bir antioksidan ve antiapoptotik rolü. J Biol Chem. 2003; 278 :10993–11001. et al. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      45. Georgiadis I, Karatzas T, Korou LM. Sakız Sakızı Sakızı ve peroksizom proliferatörle aktive olan reseptörlerin sağlığa yararlı etkileri: ortak mekanizmaların göstergeleri. J Med Gıda. 2015; 18 :1–10. et al. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      46. ​​Zhou L, Satoh K, Takahashi K, Watanabe S. Aktive edilmiş makrofajlar kullanılarak mastiğin anti-enflamatuar aktivitesinin yeniden değerlendirilmesi. Vivo'da. 2009; 23 :583–90. et al. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                      Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                      Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                      Yorum yap


                      • #12
                        Damla Sakızı İle Gastrit




                        Pistacia lentiscus'tan elde edilen ham bir ilaç olan sakızın gastrik ve duodenal anti-ülser aktivitesi açısından değerlendirilmesi

                        Yazar bağlantıları bindirme panelini açarMansur S. Al-Said,AM Ageel,NS Parmar,M. Tarık Departments of Pharmacology & Pharmacognosy and the Research Centre, College of Pharmacy, King Saud University, P.O. Box 2457, Riyadh-11451 Saudi Arabia
                        Accepted 25 November 1985, Available online 6 November 2002.
                        https://doi.org/10.1016/0378-8741(86)90165-0Haklar ve içerik alın Soyut


                        Pistacia lentiscus ağacının gövdesinden elde edilen beton reçineli bir sızıntı olan sakızın etkisi ,Sıçanlarda deneysel olarak indüklenen mide ve duodenal ülserler üzerinde çalışılmıştır. 500 mg/kg'lık bir oral dozda sakız, pilor ligasyonu, aspirin, fenilbutazon, reserpin ve kısıtlama + soğuk stresinin neden olduğu gastrik mukozal hasarın yoğunluğunda önemli bir azalma sağladı. 6 saatlik pilorla bağlanmış farelerde serbest asitlikte önemli bir azalma ve farelerde %50 etanole karşı belirgin bir sitoprotektif etki üretmiştir; bu etki, önceden indometasin tedavisiyle tersine çevrilebilir. Fenilbütazon ve kısıtlama + soğuk stresi modellerinde intraperitoneal verildiğinde koruyucu etki görülmedi. Sisteamin ile indüklenen duodenal ülserlerde ülserasyon yoğunluğundaki azalma, mastik ile önceden tedavi edilmiş sıçanlarda istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. Sonuçlar, anti-ülser aktivitesinden hafif salgı önleyici ve lokalize adaptif bir sitoprotektan etkisinin sorumlu olabileceğini düşündürmektedir. Bu gözlemler, onikiparmak bağırsağı ülserinin tedavisinde sakızın klinik etkinliğine ilişkin daha önceki bir çalışmanın sonuçlarını desteklemektedir.

                        Referanslar (24)
                        A. Robert ve ark. Sıçanlarda prostaglandinler tarafından sitoproteksiyon Gastroenteroloji (1979)
                        M. Tarık ve ark. Sıçanlarda aspirin, fenilbutazon ve reserpin tarafından indüklenen gastrik mukozal hasar üzerine nikotin ve kafein ön tedavisinin etkisi toksikoloji ve Uygulamalı Farmakoloji (1985)
                        MJ Al-Habbal ve ark. Duodenal ülser tedavisinde mastik (saladin) ve plasebonun çift kör denemesi R. Bentley ve ark. Şifalı Bitkiler G. Bucciarelli ve ark. Fenilbütazonun gastrik antrum hücrelerinin mitotik aktivitesi üzerindeki etkisi Deneysel (1968)
                        M. Dass ve ark. Sıçanlarda aspirinin neden olduğu mide ülserasyonunun patogenezinde biyojenik aminler Indian Journal of Medical Research (1977)
                        HW Davenport Mide mukozal bariyerinde salisilat hasarı New England Tıp Dergisi (1967)
                        S. Emas ve ark. Reserpin sonrası kedilerde gastrinin vagal salınımı Acta Physiologica İskandinavya (1965)
                        MB Gupta ve ark. Albino sıçanlarda reserpinin ülserojenik aktivitesinin mekanizması Avrupa Farmakoloji Dergisi (1974)
                        H. Hemmati ve ark. Alfa metildopa ve disülfiram ile sıçanlarda aspirin kaynaklı ülserasyonun önlenmesi Farmakoloji (1973
                        Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                        Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                        Yorum yap


                        • #13
                          DAMLA SAKIZI MACUNU İle Reflü



                          Sakız Esansiyel Yağının Kimyasal Bileşimi ve İlaca Dirençli Helicobacter pylori'ye Karşı Antibakteriyel Aktivitesi

                          Tomofumi Miyamoto , 1 Tadayoshi Okimoto , 2 ve Michihiko Kuwano 3
                          Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                          1 Doğal Ürünler Kimyası Bölümü, Eczacılık Bilimleri Enstitüsü, Kyushu Üniversitesi, Fukuoka, Japonya
                          2 Gastroenteroloji Bölümü, Oita Üniversitesi Tıp Fakültesi, Oita, Japonya
                          3 Moleküler Kanser Biyoloji Laboratuvarı, Farmasötik Bilimler Enstitüsü, Kyushu Üniversitesi, Fukuoka, Japonya
                          Tomofumi Miyamoto, Telefon: 092-642-6636, E-posta: pj.ca.u-uhsuyk.rahp@otomayim .
                          Katılımcı Bilgileri .
                          Sorumlu yazar.
                          Git: Grafik Özeti
                          Sakız , sadece Yunanistan'ın Hios Adası'nda yetişen Pistacia lentiscus adlı ağaçtan elde edilir . Mastik'in Helicobacter pylori'yi ( H. pylori ) öldürdüğü ilk kez 1998'de bildirildiğinden , mastiğin hangi bileşeninin spesifik olarak H. pylori'ye karşı antimikrobiyal aktivite gösterdiğini aydınlatmak için başka bir çalışma yapılmadı . Bu çalışmada, sakız sakızının hangi bileşeninin anti- H. pylori aktivitesinden sorumlu olduğunu inceledik . Sakız sakızı esansiyel yağını hazırladık ve GC-MS analizi ile 20 bileşen belirledik. Anti- H. pylori aktivitesi için on standart bileşen test edildi ve a -terpineol ve ( E)-metil izoöjenol , gastrit, mide ülseri ve mide kanseri olan hastalardan elde edilen dört farklı H. pylori suşuna karşı anti- H. pylori aktivitesi göstermiştir. Bu bileşenler, midede ilaca dirençli H. pylori büyümesinin üstesinden gelmek için faydalı olabilir .







                          Anahtar Kelimeler: Damla sakızı, Pistacia lentiscus , Anti- Helicobacter pylori , α -terpineol, ( E )-metil izoöjenol
                          Git: giriiş

                          Helicobacter pylori ( H. pylori ), gram-negatif bakteri, dünya nüfusunun yarısında kronik gastrik enfeksiyona neden olur. H. pylori enfeksiyonu sıklıkla duodenal ülser, gastrik ülser ve gastrik karsinomun yaşayabilir bir oranı ile ilişkilidir [ 1 , 2 ]. H. pylori'nin onlarca yıllık kronik enfeksiyon sürecinde , bakteri enfeksiyonu önce kronik gastriti indükler ve atrofik gastrit ve metaplaziye ve ardından kansere ilerler [ 3 ]. Bağırsak tipi mide kanseri, atrofik gastritten bağırsak metaplazisine ve displaziye kadar çok aşamalı bir karsinojenik süreç gösterir. Japonya'da, Fukase ve ark. [ 4] , çok merkezli bir randomize kontrollü çalışmada mide kanserinin post-endoskopik gastrik mukozal rezeksiyonunda H. pylori eradikasyonu ile mide kanserinin inhibe edildiğini bildirmiştir . Mide kanserinin önlenmesine yönelik bir yaklaşım olarak, H. pylori enfeksiyonu, çeşitli antimikrobiyal ajanlar ve proton pompası inhibitörleri ile kombine tedavi ile ortadan kaldırılmıştır. Ancak bu yaklaşım, terapötik ajanların yüksek maliyeti ve antibiyotik direncinin ortaya çıkması nedeniyle tüm popülasyon için her zaman tatmin edici faydalar sağlamaz [ 5 ]. Anti- H. pylori için yeni bir yaklaşımaşıların yakın zamanda geliştirildiği görülmüştür ve bu aşılardan bazıları eradikatif hayvan modellerinde bir miktar başarı elde etmiştir ve bu aşıların etkinliğini insan aşı denemelerinde kanıtlama çabaları devam etmektedir [6 ] .

                          Güçlü antimikrobiyal ilaçların daha fazla geliştirilmesinin, H. pylori'nin patogenezine karşı terapötik ve önleyici etkileri iyileştirmesi beklenmektedir . Zaidi ve ark. [ 7 ] Mallotus philippinenesis adlı bitkiden, Japon ve Pakistan H. pylori'nin klaritromisine ve metronidazole dirençli suşlarına karşı etkili izole edilmiş bakterisidal bileşenlere sahiptir . Öte yandan Pistacia lentiscus'un sapından salgılanan bir reçine olan sakız sakızının H. pylori'ye karşı etkili olduğu bulunmuştur [ 8 ]. Bu çalışmamızda sakız sakızından hazırlanan uçucu yağın hangi bileşeninin sakız büyümesini engelleyebileceğini inceledik.H. pilori. Mastik bileşenlerinin bakterisidal aktivitesi, ilaç direncini tersine çeviren etkileri ile bağlantılı olarak tartışılacaktır.

                          Git: Sonuçlar ve tartışma
                          Sakız Esansiyel Yağının Kimyasal Bileşimi
                          Sakız sakızı esansiyel yağının GC-MS analizi, Tabloda listelenen bileşenlerin tanımlanmasına yol açtı. 1. Sakız sakızı esansiyel yağının tipik bir GC-MS kromatogramı, Şekil 1'de gösterilmektedir. 1. Bileşenlerin tanımlanması, kütle spektrumlarının NIST ve Wiley kitaplıklarınınkilerle karşılaştırılmasının yanı sıra tutulma sürelerinin [ 9 , 10 ] ve analiz edilen standart bileşenlerin karşılaştırılmasına dayanıyordu. Uçucu yağın ana bileşeni α -pinen (Peak 1; %82.26) olup, damla sakızı uçucu yağından toplam 20 bileşen tespit edilmiştir.

                          tablo 1
                          Damla sakızı uçucu yağının kimyasal bileşimi
                          1 α -pinen 5.4 82.26 11 α -terpineol 13.8 0,77
                          2 β -pinen 6.4 2,96 12 p -cymene-8-ol 14.1 0,54
                          3 β -mirsen 6.7 1.92 13 myrtenal 14.2 0.29
                          4 p -cymene 7.8 0.41 14 mine çiçeği 14.7 1.50
                          5 limonen 7.9 0,84 15 ( E )-carveol 15.0 0.23
                          6 linalol 10.4 1.50 16 2-undekanon 17.9 0,16
                          7 kampüs 11.4 0.31 17 β -karyofilen 22.7 0,73
                          8 pinokarvenal 12.0 1.25 18 α -karyofillen 24.0 0.09
                          9 verbenol 12.2 0,71 19 ( E )-Me izoöjenol 25.6 0.07
                          10 mirenol 13.2 0.43 20 karipilen oksit 28.5 0,14
                          İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2014_33_Article_Fig1_HTML.jpg

                          Sakız sakızı esansiyel yağının GC – MS kromatogramı

                          Mastik Bileşenlerinin Antibakteriyel Etkinliği
                          Daha sonra hangi bileşenin H. pylori'nin büyümesini engellediğini inceledik . Ticari olarak temin edilebilen 10 bileşik, H. pylori klinik suşlarına karşı antibakteriyel aktiviteler açısından test edilmiştir . Sonuçlar Tabloda özetlenmiştir 2. Şaşırtıcı bir şekilde, bazıları klaritromisin (CAM)- ve/veya metronidazole (MNZ) dirençli suşlara karşı antibakteriyel aktivite gösterdi. Figür 2( E )-metil izoöjenol ve a -terpineolün en güçlü anti-piloritik aktivitesini sadece ilaca duyarlı suşlara (#09-292) karşı değil, aynı zamanda ilaca dirençli suşlara (#09-87, #09-224 ve #09-243) karşı da gösterir. Bu 10 bileşik ayrıca üç farklı suşa ( E. coli, S. aureus, B. subtilis ) karşı antibakteriyel aktivite göstermiştir [ 9 ].

                          Tablo 2
                          Damla sakızı esansiyel yağının seçilmiş bileşiklerinin antibakteriyel aktivitesi (inhibisyon bölgeleri, mm)
                          α -pinen 10 – – – –
                          100 10 12 – 13
                          β -pinen 10 – – – –
                          100 – – – –
                          β -mirsen 10 – – 10 –
                          100 – – – –
                          p -cymene 10 – – – –
                          100 11 11 – –
                          limonen 10 – – – –
                          100 11 11 11 12
                          linalol 10 – – – –
                          100 15 14 14 14
                          α -terpineol 10 – – – –
                          100 17 20 18 22
                          mine çiçeği 10 – – – –
                          100 11 11 – 11
                          β -karyofilen 10 – – – –
                          100 12 10 – –
                          ( E )-metil izoöjenol 10 – 10 – 15
                          100 25 23 35 35
                          sakız sakızı esansiyel yağı 10 – – – –
                          100 – 11 10 –
                          a 1 μg/disk dozunda antibakteriyel aktivite gözlenmedi ve veriler silindi

                          b #09-87: CAM'a duyarlı, MNZ'ye dirençli suş; #09-224: CAM'ye dirençli, MNZ'ye duyarlı suş; #09-243: CAM'ye dirençli, MNZ'ye dirençli tür; #09-292: CAM'ye duyarlı, MNZ'ye duyarlı suş

                          Resim, çizim vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: 13659_2014_33_Article_Fig2_HTML.jpg
                          İncir. 2
                          ( E )-metil izoöjenol ve a -terpineolün #09-292 H. pylori klinik suşuna karşı antibakteriyel aktivitesi . a kontrol, b 100 μg/disk ( E )-metil izoöjenol

                          Sakız sakızının antibakteriyel aktivitesi ilk olarak yaklaşık yirmi yıl önce rapor edilmiştir [ 11 ]. 2007'de Paraschos ve ark. sakız sakızının asidik fraksiyonunun H. pylori klinik suşlarına karşı güçlü bakterisidal aktivite gösterdiğini ve en aktif bileşiğin isomastikadienolik asit olduğunu bildirmiştir [ 12 ]. Damla sakızı esansiyel yağına ilişkin tarama analizimizde, 20 kimyasal bileşim belirledik ve bir ( E )-metil izoöjenolün, CAM- ve MNZ-dirençli suş da dahil olmak üzere dört H. pylori suşuna karşı güçlü antibakteriyel aktivite gösterdiği bulundu . Başka bir bileşik olan a -terpineol de antibakteriyel aktivite gösterdi, ancak etkisi ( E)-metil izoöjenol. Önceki raporda [ 9 ], verbenon, a -terpineol ve linalool, diğer tüm bileşenlerden daha yüksek antibakteriyel aktivite gösterdi ve ( E )-metil izoöjenol, E. coli , S. aureus , B. subtillis'e karşı orta düzeyde aktivite gösterdi . ( E )-metil izoöjenol ve a -terpineol, uçucu yağın iz bileşenleridir. Bununla birlikte, bu çalışmamızda, bu bileşenler ilk önce H. pylori'ye karşı aynı dozda uçucu yağ ile karşılaştırıldığında çok daha yüksek antibakteriyel aktivite göstermiştir.

                          H. pylori enfeksiyonunun mide ve duodenum ülseri, gastrit ve metaplazi , mide kanseri ve MALT lenfoması ile ilişkili olduğu bilinmektedir [ 13-17 ]. H. pylori enfeksiyonu, çeşitli antimikrobiyal ajanlar ve proton pompası inhibitörleri ile kombine tedavi ile ortadan kaldırılabilir. Fukase ve ark. H. pylori'nin ortadan kaldırılmasının mide kanseri insidansını azalttığını bildirmişlerdir [ 4 ]. Japonya'da, birinci basamak eradikasyon tedavisi olarak proton pompa inhibitörü (PPI), amoksisilin (AMPC) ve CAM ile kombine tedavi uygulandı ve ikinci basamak eradikasyon tedavisi olarak MNZ, CAM'ın yerini aldı [ 18]. Bununla birlikte, Japonya'da CAM'a karşı bakteri direncindeki müteakip artış, birinci basamak tedavinin eradikasyon oranında bir düşüşe neden olmuştur [ 19 ]. Mevcut çalışmamız, ( E )-metil izoöjenol ve a -terpineolün CAM- ve MNZ-dirençli H. pylori suşlarına karşı antibakteriyel etkilerini gösterdi (Tablo 2). Sakız sakızından türetilen bu bileşikler, ilaca dirençli H. pyroli de dahil olmak üzere H. pylori'nin yok edilmesi için daha fazla yararlı olabilir .

                          Git: Deneysel Bölüm
                          Malzeme ve Kimyasallar
                          Sakız, Sunsho Pharmaceutical Co. Ltd.'den (Fujinomiya, Japonya) satın alınmıştır. Standart bileşikler, a -pinen, β -pinen, β -karyofillen, terpineol, Sigma Aldrich Japonya'dan (Tokyo, Japonya), β -myrcene, p -cymene, linallol, anethole, verbenone, Wako Pure Chemical Industries, Ltd.'den (Osaka, Japonya), limonen ve ( E )-metil izoöjenol, Tokyo Chemical Industry Co. Ltd.'den (Tokyo, Japonya) satın alınmıştır.

                          Sakız Esansiyel Yağının Hazırlanması
                          Uçucu yağ, Japon Farmakopesindeki üretim protokolüne göre hazırlandı. 300 mL'lik yuvarlak dipli bir şişe içindeki sakız sakızları (30 g), öngörülen bir damıtma aparatına ayarlandı ve 300 mL damıtılmış su ile 5 saat süreyle geri akıtılarak 0.9 mL uçucu yağ (731.2 mg, %2.4 verim) elde edildi.

                          Sakız Esansiyel Yağının Kimyasal Bileşimi
                          Uçucu yağın GC-MS analizi, 70 eV iyonizasyon enerjisi ile elektron iyonizasyon (EI) modunda çalışan bir Shimadzu QP-5050A GC-MS sistemi (Kyoto, Japonya) kullanılarak yapılmıştır. Alet, taşıyıcı gaz olarak 1,4 mL/dak akış hızında helyum içeren bir INERTCAP-5MS/SIL kapiler kolon (30 m, id 0,25 mm, GL Sciences, Tokyo Japonya) ile donatıldı. Sütun sıcaklığı başlangıçta 2 dakika tutuldu. 60 °C'de kademeli olarak 3,5 °C/dk hızla 180 °C'ye yükseltilir, ardından 10 °C/dk hızla 280 °C'ye yükseltilir ve 5 dakika tutulur. Enjektör ve arayüz, sırasıyla 300 ve 280 °C'ye ayarlandı. Kütle spektrumu , m/z 40'ta başlayan ve m/z'de biten izlendi500, 0,5 s tarama aralığı ile. ve eşik 1000'dir ve solvent kesimi 2 dakikaya ayarlanmıştır. Enjeksiyon hacmi 1 μL idi. Enjeksiyon solüsyonu aseton (%50 v/v) içinde uçucu yağdı. Uçucu yağın kimyasal bileşimi, kütle spektral verilerinin (Shimadzu Corporation) NIST ve Wiley kaydı kullanılarak analiz edildi.

                          H. pylori Klinik Suşları
                          Bu çalışmada, Oita, Japonya'daki Oita Üniversite Hastanesinde endoskopik inceleme yapılan hastalardan elde edilen dört klinik H. pylori izolatı kullandık . İlaç duyarlılığı için Epsilometer testine (E testi) dayalı olarak, bu suşlar sırasıyla 1 µg/mL (CAM) ve 16 µg/mL veya daha yüksek (MNZ) minimum inhibitör konsantrasyonda (MIC) klaritromisin (CAM) ve metronidazole (MNZ) karşı duyarlı veya dirençli olarak değerlendirilmiştir. 4 suşun klinik arka planı ve ilaç duyarlılığı takip edildi. atrofik gastritten türetilen CAM'ye duyarlı, MNZ'ye dirençli suş #09-87; mide ülserinden CAM'ye dirençli, MNZ'ye duyarlı suş #09-224; atrofik gastritten CAM'ye dirençli, MNZ'ye dirençli suş #09-243; Mide kanserinden CAM'ye duyarlı, MNZ'ye duyarlı suş #09-292.


                          Antibakteriyel Aktivite Testi
                          Plakaları aşılamak için H. pylori kültür süspansiyonu kullanıldı ve kültür plakalarına 1, 10, 100 μg bileşik içeren diskler uygulandı. Plakalar mikroaerofilik koşullar altında 37 °C'de 3 gün süreyle antibiyotiksiz %7 at kanı eklenmiş Mueller Hinton II Agar (Becton Dickinson, Franklin Lakes, NJ, ABD) plakasında inkübe edildi. Antibakteriyel aktiviteler, inhibisyon halkasının çapı ölçülerek değerlendirildi.



                          Git: teşekkürler
                          Bize sakız sakızı sağladığı ve verimli tartışma için Bay Hideo Minobe'ye (Alliance Co., Ltd, Fukuoka, Japonya) teşekkür ederiz.

                          Çıkar çatışması
                          Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir.

                          Git: Katılımcı Bilgileri
                          Tomofumi Miyamoto, Telefon: 092-642-6636, E-posta: pj.ca.u-uhsuyk.rahp@otomayim .
                          Tadayoshi Okimoto, E-posta: pj.ca.u-atio@otomiko .
                          Michihiko Kuwano, E-posta: pj.ca.u-uhsuyk.rahp@onawuk .

                          Git: Referanslar

                          1. Herrera V, Parsonnet J. Clin. Mikrobiyoloji. bulaştırmak. 2009; 15 :971–976. doi: 10.1111/j.1469-0691.2009.03031.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          2. Wroblewski LE, Peek RM, Jr, Wilson KT. klinik Mikrobiyoloji. Rev. 2010; 23 :713–739. doi: 10.1128/CMR.00011-10. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          3. Kabir S. Helicobacter. 2009; 14 :159–171. doi: 10.1111/j.1523-5378.2009.00677.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          4. Fukase K, Kato M, Kikuchi S, Inoue K, Uemura N, Okamoto S, Terao S, Amagai K, Hayashi S, Asaka M. Lancet. 2008; 372 :392–397. doi: 10.1016/S0140-6736(08)61159-9. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          5. Suzuki H, Nishizawa T, Hibi T. Future Microbiol. 2010; 5 :639–648. doi: 10.2217/fmb.10.25. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          6. Hernández-Hernández Ldel C, Lazcano-Ponce EC, López-Vidal Y, Aguilar-Gutiérrez GR. Selam. kamu. Meksika 2009; 51 :447–454. doi: 10.1590/S0036-36342009000900010. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          7. Zaidi SFH, Yoshida I, Butt F, Yusuf MA, Usmanghani K, Kadowaki M, Sugiyama T. Biol. eczane Boğa. 2009; 32 :631–636. doi: 10.1248/bpb.32.631. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          8. Huwez FU, Thirlwell D, Cockayne A, Ala'Alden DAA. Yeni Müh. J.Med. 1998; 339 :1946. doi: 10.1056/NEJM199812243392618. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          9. Koutsoudaki C, Krsek M, Rodger A.J. Agri. Gıda Kimyası 2005; 53 :7681–7685. doi: 10.1021/jf050639s. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          10. Magiatis P, Melliou E, Skaltsounis AK, Chinou IB, Mitaku S. Planta Med. 1999; 65 :749–752. doi: 10.1055/s-2006-960856. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          11. Lauk L, Ragusa S, Rapisadra A, Franco S, Nicolosi VM. J. Kimyager. 1996; 8 :207–209. doi: 10.1179/joc.1996.8.3.207. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          12. Paraschos S, Magiatis P, Mitakou S, Petraki K, Kalliaropoulos A, Maragkoudakis P, Mentis A, Sgouras D, Skaltsounis AL. Antimikrob. Ajan Chemother. 2007; 51 :551–559. doi: 10.1128/AAC.00642-06. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          13. Uemura N, Okamoto S, Yamamoto S, Matsumura N, Yamaguchi S, Yamakido M, Taniyama K, Sasaki N, Schlemper RJ. Yeni Müh. J.Med. 2001; 345 :784–789. doi: 10.1056/NEJMoa001999. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          14. Ohkusa T, Takashimizu I, Fujiki K, Suzuki S, Shimoi K, Horiuchi T, Sakurazawa T, Ariake K, Ishii K, Kumagai J, Tanizawa T. Ann . Stajyer. Med. 1998; 129 :712–715. doi: 10.7326/0003-4819-129-9-199811010-00006. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          15. Stolte M, Eidt S. Lancet. 1993; 342 :568. doi: 10.1016/0140-6736(93)91404-A. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          16. Wotherspoon AC, Doglioni C, Diss TC, Pan L, Moschini A, de Boni M, Isaacson PG. Lancet. 1993; 342 :575–577. doi: 10.1016/0140-6736(93)91409-F. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          17. El-Omar EM, Penman ID, Ardill JES, Chittajallu RS, Howie C, McColl KEL. Gastroenteroloji. 1995; 109 :681–691. doi: 10.1016/0016-5085(95)90374-7. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          18. Helicobacter pylori enfeksiyonu için terapötik kılavuz 2009. Jpn. J. Helicobacter Res. 10 ek, 1–25. http://www.jshr.jp/ . 15 Mart 2009'da erişildi
                          19. Rimbara E, Noguchi N, Tanabe M, Kawai T, Matsumoto Y, Asatsu SM. klinik Mikrobiyoloji. bulaştırmak. 2005; 11 :307–311. doi: 10.1111/j.1469-0691.2005.01099.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                          Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                          Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                          Yorum yap


                          • #14
                            DAMLA SAKIZI MACUN İle Gastrit


                            Pistacia lentiscus L. Türevlerinin Oral Biyofilmle İlişkili Hastalıklara Karşı Antimikrobiyal Etkinliği —Anlatısal Bir İnceleme

                            Egle Patrizia Milia , 1, 2, * Luigi Sardellitti , 1, 2, * ve Sigrun Eick 3
                            Paola Angelini, Akademik Editör , Roberto Venanzoni, Akademik Editör ve Giancarlo Angeles Flores, Akademik Editör
                            Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                            1 Tıp, Cerrahi ve Eczacılık Bölümü, Sassari Üniversitesi, Viale San Pietro 43, 07100 Sassari, İtalya
                            2 Diş Ünitesi, Azienda Ospedaliero-Universitaria di Sassari, 07100 Sassari, İtalya
                            3 Periodontoloji Bölümü, Diş Hekimliği Fakültesi, Bern Üniversitesi, Freiburgstrasse 3, 3010 Bern, İsviçre; hc.ebinu@kcie.nurgis
                            * Yazışma: ti.ssinu@aitime (EPM); ti.ssinu.itneduts@ittiledras.l (LS); Tel.: +39-328-4145203 (EPM); +39-348-4001335 (LS) İlişkili Veriler

                            Veri Kullanılabilirliği Bildirimi
                            Git: Soyut


                            Pistacia lentiscus L. (PlL) geleneksel tıpta yüzyıllardır kullanılmaktadır. Pll türevlerinin antimikrobiyal biyomoleküllerindeki zenginlik, oral enfeksiyonlara karşı kullanılan kimyasal olarak formüle edilmiş ajanlara bir alternatif teşkil edebilir. Bu gözden geçirme, oral biyofilm ile ilişkili hastalıklarda ilgili olan mikroorganizmalara karşı PlL esansiyel yağının (EO), ekstraktlarının ve sakız reçinesinin antimikrobiyal aktivitesi hakkındaki bilgileri özetlemektedir. Sonuçlar, PiL polifenol ekstraktlarının potansiyelinin bilimsel ilginin artmasına yol açtığını göstermiştir. Aslında özler, diğer PIL türevlerinden önemli ölçüde daha etkili bir ajandır. Periodontal patojenlerin ve C. albicans'ın inhibisyonuna ilişkin olumlu bulgular, antioksidan aktivite ve enflamatuar yanıtların azaltılması ile birlikte, ekstraktların ağız içi disbiyozun önlenmesinde ve/veya tersine çevrilmesinde kullanılmasını önermektedir. Diş macunu, ağız gargaraları ve lokal dağıtım cihazları bu ağız hastalıklarının klinik yönetiminde etkili olabilir.

                            Anahtar Kelimeler: bitki kaynaklı ürünler, polifenol ekstraktları, şifalı bitkiler, periodontal hastalık, çürük, Candida
                            Git: 1. Giriş


                            En yaygın ağız hastalıkları, mikrobiyal homeostaz kaybı ve biyofilm gelişimi ile güçlü bir şekilde ilişkilidir.

                            Karbonhidratları fermente eden Streptococcus mutans ve Actinomyces , Lactobacillus , Dialister , Eubacterium , Olsenella , Bifidobacterium , Atopobium , Propionibacterium , Scardovir , Abiotrophia , Selenomonas , Veillonella ve Candida albicans cinsi türleri içeren bir mikrobiyota nedeniyle diş yüzeylerinde oluşan biyofilmler diş çürüğüne neden olabilir [ 1]. Dişeti ve subgingival kenarlarda biyofilm birikimi, konağın bağışıklık tepkisindeki dengesizliğin bir sonucu olarak enflamatuar bir sızıntı olarak ortaya çıkan diş eti iltihabına yol açabilir. Öbiyozisin kaybı proteolitik ve anaerobik bakterilerin yüzdesini artırabilir, örneğin Porphyromonas gingivalis , Tannerella forsythia , Treponema denticola , Prevotella intermedia , tümü periodontal hastalığı karakterize eder [ 2 , 3 , 4 ]. Ayrıca bakteri birikimine bağlı olarak implant çevresi hastalıklar gelişebilir [ 5 ]. Ayrıca Porphyromonas , Fusobacterium vePrevotella ssp. Tannerella forsythia ve Veillonella spp . uçucu kükürt bileşiklerinin (VSC'ler) üretimi ile ağız içi halitozda en ilişkili oral bakterileri temsil eder [ 6 ]. Gram-negatif anaerobik bakterilerin aktivitesinden türetilen bileşikler, Gram-pozitif bakteri ve mantarlar tarafından desteklenir [ 7 , 8 ]. Karşılaştırıldığında, Gram-negatif anaerobik çubuklar ve proteolitik bakteri biyofilmi, pulpa nekrozu ile ilişkili endodontik ve periapikal enfeksiyonlarda tekrar eder [ 9 ]. Maya ile ilgili olarak, C. albicans ve/veya C. glabrata'nın yüksek prevalansına sahip Candida biyofilmibağışıklığı baskılanmış hastalarda, bu patolojik koşullar altında ciddi sonuçlara yol açabilen oral kandidiyazise yol açar [ 10 ]. Son olarak, Primer Herpetik Gingivostomatit (PHG) ve herpes labialis, Herpes Simplex Virus tip-1 (HSV-1) tarafından gerçekleştirilen oral viral enfeksiyonların en yaygın klinik kanıtını temsil eder [11 ] .

                            Buna göre antiseptikler, yukarıda belirtilen durumları önlemek ve tedavi etmek için yaygın olarak kullanılmaktadır. Klorheksidin diglukonat hala antiseptikler arasında altın standarttır [ 12 ]. Bununla birlikte, klorheksidin kullanıldığında diş lekelenmesi, taş oluşumu ve insan fibroblastları ve osteoblastlarına karşı yüksek sitotoksisite yan etkiler olarak tanımlanmıştır [ 13 , 14 ]. Antibiyotikler, örneğin , amoksisilin, metronidazol ve azitromisin, ciddi periodontal hastalık vakalarında uygulanmakta ve mide bulantısı, kusma, ishal ve diğerleri gibi yan etkiler bildirilmektedir [15 ] . Bununla birlikte, bu maddelerin kullanımı ile ilişkili olan antimikrobiyallere direnç, küresel bir sorun haline gelmiştir.

                            Bitki kaynaklı maddelerin antiseptik ve antibiyotik sorunlarının üstesinden geldiği düşünülmüştür, bitki kaynaklı maddeler oldukça tartışılmaktadır [ 16 ]. Anacardiaceae familyasına [ 17 ] ait olan PL, geleneksel tıpta yüzyıllardır kullanılmaktadır. Yaprakları, meyveleri, odunu ve sakız reçinesi dahil olmak üzere bitkinin hemen hemen tamamı, çok çeşitli hastalıklara çare olarak kullanılmıştır.Şekil 1). Antimikrobiyal ve antiinflamatuar biyomoleküllerdeki zenginlik, kimyasal olarak formüle edilmiş tedavilere bir alternatif teşkil edebilir.
                            İçinde resim, çizim vb. bulunan harici bir dosya. Nesne adı, mikroorganizmalar-11-01378-g001.jpg'dir.
                            Şekil 1
                            Yabani bir çalı olan Pistacia lentiscus L.'nin dişi bitkisi.

                            Sert yetiştirme koşulları, kuruluk ve sıcak bir ortam, PL'nin ikincil metabolitlerinin genotipi ve zenginliği üzerinde etkilidir. Esas olarak EO'da terpenoidler ve ekstraktların polifenol karışımında flavonoidler, fenolik asitler ve türevleri ile temsil edilirler [ 17 , 18 ].

                            Etno-farmakolojide, EO, kaynatılmış özler, çiçek ve yaprak kümes hayvanları, ağaç yamaları ve sakız reçinesi dahil olmak üzere farklı popüler PL formülasyonları kullanılmıştır [19 , 20 , 21 , 22 , 23 , 24 , 25 ] . Ayrıca, PIL, özellikle osteoartrit, bronşit ve alerji durumlarında, yumuşak odun ve yaprakların yakılması veya kaynatılmasıyla elde edilen duman şeklinde uygulanmıştır [21 , 25 ] . Ayrıca, içecekler ve gargara için yaprak özlerinin kullanılması veya yumuşak sapların, yaprakların veya sakızın doğrudan çiğnenmesi, diş ağrısı ve diş eti iltihabını antagonize etmek için hala kullanılmaktadır [24] ., 25 , 26 , 27 ]. Ek olarak, toz mastik, yara iyileşmesine izin vermek [ 19 , 20 ] ve Staphylococcus aureus metisiline dirençli türler [ 28 ] dahil olmak üzere gram-pozitif bakterileri antagonize etmek için uygulanabilirken , yapraklar EO, ​​Escherichia coli ve Pseudomonas aeruginosa gibi gram-negatif çubuklara karşı yüksek antibakteriyel kapasite ile etki eder [ 29 ].

                            Enflamasyon ile ilgili olarak, PL'nin yararlı etkisi, antioksidan kapasite [ 30 , 31 , 32 , 33 ] ve inflamatuar sitokinlere, yani interlökin (IL)-1β, IL-6 ve tümör nekroz faktörü-α (TNF-α) [ 32 , 34 ] antagonizmiyle ilişkili olabilir . Ek olarak, araşidonik asit zincirine, özellikle COX'lere ve 5-LOX enzimlerine karşı kanıtlanmış aktivite de gösterilmiştir [ 35 , 36 ].

                            Anti-inflamatuar ve anti-ROS gücü ve oral bakterileri hedefleme kapasitesi, PL türevlerinin oral hastalıklara karşı doğal bir antimikrobiyal ajan olarak önerilmesine yol açmıştır [18 , 36 , 37 , 38 ] .

                            Yukarıdaki düşünceler göz önüne alındığında, PlL'nin ana kimyasal bileşenlerini tanımladıktan sonra, aşağıdaki genel bakış, oral biyofilmle ilişkili hastalıklarda ilgili olan mikroorganizmalara karşı EO, ekstraktlar ve mastiğin antimikrobiyal aktivitesi hakkındaki in vitro çalışmaları tartışır. Ek olarak, PL'nin bilimsel değerini belirlemek için yapılan klinik çalışmalar özetlenmiştir. Son olarak, bir oral ajan olarak PIL sekonder metabolitlerinin potansiyelini ve bunların oral hastalıkları önleme ve tedavi etmede sahip olabilecekleri daha büyük endikasyonları tartıştık.

                            Git: 2. Pistacia lentiscus'un Fitokimyasal Bileşenleri


                            Büyüme ortamı, hasadın mevsimselliği ve materyal türü (bitkinin yenilebilir veya yenilebilir olmayan kısımları), Akdeniz bölgeleri arasındaki PL yağlarının ve ekstraktlarının kimyasal farklılıklarını etkiler [17 ] (tablo 1).

                            PIL EO, başta monoterpenler ve seskiterpenler olmak üzere terpenler ve terpenoidlerin bir karışımından oluşur. Bitki ve türevlerinin karakteristik kokusundan ve aromasından sorumludurlar [ 39 ]. Bunların arasında a -pinen, terpinen, karyofilen, limonen ve mircen, yaprakların PL EO'sunda en çok tekrar eden bileşiklerdir [ 17 , 40 , 41 , 42 , 43 ]. Ek olarak, yaprakların EO parmak izinde, aralarında bazı terpenoidlerin Cannabis sativa'yı oluşturan fraksiyonlar olduğu 64'e kadar fraksiyon tanımlanmıştır [ 44] ve "kanabinoid olmayan terpenoidler" olarak rapor edilir. İmmün aracılı inflamatuar ve otoimmünite hastalıklarda, nöroinflamatuar, nörolojik ve nörodejeneratif durumlarda kanabinoid benzeri özellikleri indükleyebilirler ve anti-enfektif ve anti-kanser özellikleri gösterebilirler [45 , 46 ] . Ayrıca, monoterpenlerin ve oksijenli seskiterpenlerin yaygın fraksiyonları göz önüne alındığında, bölgelerde farklı EO kemotipleri birleşir [ 17 , 36 ]. İtalya, Kuzey Sardinya'da, diğer bileşiklerle karşılaştırıldığında tekrarlayan yüksek miktarda a -pinen (%16.9–19.5) ve terpinen-4-ol (%7.7–16.5), EO yapraklarının a -pinen/terpinen-4-ol kemotipi [ 36]. Yağın Korsika kemotipi üç ana fenotip ile ifade edilirken: ilki α -pinen/terpinen-4-ol; ikincisi terpinen-4-ol/limonendir; ve üçüncüsü mirsen açısından zengindir (%88) [ 17 ].

                            Mısır'dan gelen PL EO, δ-3-caren (%65) [ 47 ] açısından zenginken , monoterpen terpinen-4-ol, a -pinen ve seskiterpen mirsen ile birlikte İspanya, Fas ve Türkiye'den gelen EO'nun kimyasında daha yüksek temsil edilen fraksiyonlar arasındadır [ 40 , 41 , 43 ].

                            Mastik reçine yağları ile ilgili olarak, α -pinen (%65-86) ve β -mirsen (%3) ana fraksiyonlardır [ 27 , 48 , 49 , 50 ]. ????-pinene ek olarak limonen, sabinen ve myrcene, EO meyvelerini temsil eden başlıca bileşiklerdir [ 51 ]. antosiyaninlerdeki zenginlik, maddenin antioksidan kabiliyetine uygun olarak, böğürtlen yağında oldukça karakteristiktir [ 52 ].

                            Kimyasal özelliklerinin araştırılmasının yanı sıra, PL yapraklarının metanol ve alkol özleri üzerinde kapsamlı çalışmalar yapılmıştır. Ekstrakttaki yüksek polifenol konsantrasyonu, faydalı bir bakış açısından son derece çekicidir. Polifenoller, kardiyovasküler, hepatoprotektif ve osteoporotik önleyici etkilerle daha da artan anti-kanser, anti-obezite ve anti-diyabetik karakter uygulayarak oksidatif stresi ve enflamasyonu antagonize edebilir [53 , 54 ] . Ek olarak, polifenoller anti-enfektif bileşikler olarak yüksek değere sahiptir [ 32 , 55 , 56 , 57 ].

                            Cezayir'de yetişen bitkilerden alınan PIL yapraklarının metanol ekstraktlarında 46 farklı molekül tanımlanmıştır [ 58 ]. Flavonoidler, fenolik asitler ve mirisetin glikozit, kateşin, β -glukogallin ve quercitrin gallate dahil olmak üzere türevleri en bol bulunanlardı . Yaprakların etil asetat ve metanol özlerinde yüksek dozlarda polifenoller, Romanlar ve çalışma arkadaşları tarafından bulundu [ 59]. Bu araştırmada, PL polifenolleri yaprak kurusunun %7,5'ine kadar ulaştı. Ek olarak, ekstrede üç ana ikincil metabolit sınıfı tespit edildi (i) hem glukoz hem de kinik asidin gallik asit ve galloil türevleri; (ii) flavonol glikozitler, yani mirisetin ve kersetin glikozitler; ve (iii) antosiyaninler, yani delfinidin 3-O-glukozit ve siyanidin 3-O-glukozit. Yaprak ekstraktı, tersine daha yüksek sayıda tanen sergileyen meyveninkinden daha fazla fenol ve flavonoid içeriğine sahipti. Polifenol içeriği ile PlL ​​ekstraktlarının biyolojik kapasitesi arasındaki ilişki Garofulić ve çalışma arkadaşları tarafından gelişmiş bir mikrodalga destekli ekstraksiyon (MAE) kullanılarak daha da güçlendirilmiştir [ 60]. MAE ile yazarlar, malzemenin antioksidan kapasitesini orantılı olarak artıran flavonoid glikozitler, prosiyanidinler ve tanenlerin ısıya daha duyarlı karmaşık yapıları dahil olmak üzere artan oranda biyomolekül izole edebildiler. Çok yakın bir zamanda, bir fitokimyasal çalışma, fenol, flavonoid ve tanen içeriği ile ekstraktın antioksidan aktivitesi arasındaki bağlantıyı daha da doğrulamıştır [ 61 ].

                            Antimikrobiyal mekanizma ile ilgili olarak, polifenollerin aktivitesinin, hücre zarı sentetazlarının, nükleik asit sentetazlarının, bakteriyel virülansın, akış pompasının, NADH-sitokrom C redüktazın ve ATP sentetazın inhibisyonu ile birlikte bir membran bozucu mekanizma içerdiği öne sürülmüştür. Quorum Sensing'in bozulmasıyla daha da artan tüm bu hücre bozuklukları, mikroorganizmaların biyofilm oluşturamamasına yol açar [ 62 , 63 , 64 ]. tablo 1


                            Pistacia lentiscus L.'nin kimyasal profilleri Milia ve diğerleri, 2021'den uyarlanmıştır [ 18 ].
                            Esans
                            bitki materyali Menşei Ana bileşenler Test Tahlilleri Ref.
                            Yapraklar Sardunya (İtalya) α -pinen (%14,8–22,6), terpinen-4-ol (%14,2–28,3), β -mirsen (%1,0–18,3) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-MS [ 17 ]
                            damla sakizi Yunanistan α -pinen (%65–86) ve β -mirsen (%3) GC-MS [ 27 ]
                            Yapraklar Doğu Fas Taforalt ve Saidia alanları: limonen, a -pinen, a -terpineol ve β -karyofillen.
                            Laayoune ve Jerada bölgeleri: mirsen ve β -karyofillen.
                            GC-MS [ 29 ]
                            Kurumuş yapraklar δ-kadinen (%17,04), a -amorfen (%10,32), δ-germacren (%9,01) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-MS
                            Yapraklar Sardunya (İtalya) a -pinen, a -thujen, kamhen, sabinen, β -pinen, myrcen, a -phellandren, α -terpinen, para -cymen , β -phellandren, trans -oksemen, γ -terpen, terpinolen, 2 -nonanon, lopentil, 2 -nonanon, liyol, izopinolen, 2 -nonanon, lokenolen, 2 -nonanon, lokenolen, 2 -nonanon, lokentil, 2 -nonanon, lokentil, terin, -lainolen, 2 -nonanon, liyol, izopinolen, 2 -nonanon, lokenolen, 2 -nonanon, liyol, izopinolen, 2 -nonanon, lokenolen, 2 -nonanon, lokentil, 2 -nonanon, lokent, izopinolen, 2 -nonanon, lokenolen, diğerleri . GC-MS [ 34 ]
                            Yapraklar Sardunya (İtalya) Germacrene D (%19.9), β -karyofillen (%6.6), a -pinen (%6.3) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-MS [ 35 ]
                            Yapraklar Sardunya (İtalya) a -pinen (%16.9), terpinen-4-ol (%16.5), sabinen (%7.8) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-MS [ 36 ]
                            Yapraklar Türkiye Terpinen-4-ol (%29,9), a -terpineol, (%11,6), limonen (%10,6) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-MS [ 40 ]
                            Yapraklar Fas Mirsen (%39,2), limonen (%10,3), β -gurjunen (7,8) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-FID; GC-MS [ 41 ]
                            Yapraklar Yunanistan α -pinen (%9,4–24,9), terpinen-4-ol (%6,8–10,6), limonen (%9,0–17,8) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-MS [ 42 ]
                            Yapraklar ispanya β -mirsen (%19), a -terpineol + terpinen-4-ol (%15) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-MS [ 43 ]
                            olgunlaşmamış meyve β -mirsen (%54), a -pinen (%22). GC-MS
                            olgun meyve β -mirsen (%19), a -pinen (%11), δ-3-karen. GC-MS
                            Yapraklar Mısır δ-3-karen (%65), seskiterpen alkoller (%4). GC-MS [ 47 ]
                            damla sakizi Yunanistan α -pinen (%41–67), limonen, β -linalool ve perilen GC-MS [ 48 ]
                            Damla sakizi Türkiye α -pinen (%56,2–70) mirsen (%2,5–20,1) ve β -pinen (%2,5–3,1) GC-FID, GC-MS, Kiral GC [ 49 ]
                            Yapraklar Yunanistan Myrcene (%20,6), germacren D (%13,3), E-karyofilen (%8,3) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-MS [ 65 ]
                            Yapraklar ve dallar Sardunya (İtalya) Terpinen-4-ol (%25,2), α -felandren (%11,9), β -felandren (%10,2) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-FID, GC-MS [ 66 ]
                            dişi çiçekler α -limonen (%28,7), germacren-D (%23,7), elemol (%6,7) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-MS
                            Çiçeklenme sırasında erkek bitkilerin yaprakları α -limonen (%18,8), germacren-D (%13,1), β -karyofilen (%8,8) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-MS
                            Çiçeklenme sırasında dişi bitkilerin yaprakları Germacrene-D (%20.7), δ-cadinene (%15.6), β -karyofilen (%12.1) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-MS
                            olgun meyveler β -mirsen (%75.6), a -pinen (%12.6), a -limonen (%3.2) ve diğer küçük fraksiyonlar. GC-MS
                            özler
                            Bitki materyali Menşei Ana bileşenler Test Tahlilleri Ref.
                            Yapraklar/metanol-su Cezayir Toplam fenolik asitler 429,58 ± 3,26 (mg CatE/g E), toplam flavonoidler 139,38 ± 3,11 (mg RutE/g E), toplam tanen 142,56 ± 2,60 (mg TAE/g E). UPLC-BABA [ 32 ]
                            Hava parçaları/metanol suyu Yunanistan Toplam fenolik asitler (mg gallik asit/g bitki) 483 ± 2,7 (kış mevsimi), 588 ± 32,7 (Bahar mevsimi), 581(a) ± 14,0 (Yaz mevsimi) Folin-Ciocalteu [ 42 ]
                            Yapraklar/etil asetat ve metanol İtalya 3,5-O-digalloil kinik asit (26,8 ± 0,15 mg/g DA), 3,4,5-O-trigalloil kinik asit (10,3 ± 2,45 mg/g DA), 5-O-galloil kinik asit (9,6 ± 2,45 mg/g DA) ve diğer küçük fraksiyonlar. HPLC-DAD, HPLC-MS, NMR [ 59 ]
                            Yapraklar/su etanol Hırvatistan Toplam Fenolik İçerik (mg/g) 108,14 ± 2,12 Folin ciocalteu yöntemi [ 60 ]
                            Meyveler/su etanol Toplam Fenolik İçerik (mg/g) 41,14 ± 0,76
                            Meyveler/metanol-su Tunus Gallik asit, Tirosol, 4-hidroksifenilasetik asit, Vanilik asit, p-kumarik asit, Ferulik asit, Trans-4-hidroksi-3-metoksisinnamik asit, o-kumarik asit, Oleuropein aglikon, Luteolin, Kaempferol, Naftoresorsinol, Salisilik asit, Pinoresinol, Apigenin, Kumarin, Karnosik asit ve Trans sinnamik asit. HPLC-BABA [ 54 ]
                            Meyveler/metanol-su Toplam fenolik asitler 205,79 ± 6,51 (mg CatE/g E), toplam flavonoidler 6,28 ± 1,04 (mg RutE/g E), toplam tanen 216,74 ± 2,605,31 (mg TAE/g E).
                            Yapraklar ve gövdeler/metanol suyu Cezayir Toplam fenolik asitler 114,95 ± 6,25 (mg GAE/1 g özü), toplam flavonoidler 25,212 ± 2,13 (mg QE/g özü) Folin-Ciocalteu, ACCM, TLC [ 67 ]
                            Ayrı bir pencerede aç
                            Kısaltmalar. Gaz kromatografisi-alev iyonlaşma tespiti (GC-FID); Gaz kromatografisi–kütle spektrometresi (GC-MS); Diyot Dizisi Tespiti (UPLC-DAD) ile Ultra Performanslı Sıvı Kromatografisi; Diyot Dizisi Tespiti (HPLC-DAD) ile Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi; Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografi-Kütle Spektrometresi (HPLC-MS); Nükleer Manyetik Rezonans (NMR); Alüminyum klorür kolorimetrik yöntem (ACCM); İnce Katman Kromatografisi (TLC).

                            Git: 3. Oral Planktonik Mikroorganizmalar Üzerine In-Vitro Veriler


                            Birçok laboratuvar çalışması, PL türevlerinin antimikrobiyal aktivitesini doğrulamaktadır. Agar disk difüzyon testi (ADD) ve minimum inhibitör konsantrasyonu (MIC) belirleyen mikro-broth seyreltme yöntemi genellikle bu kapasiteyi ölçmek için uygulanmıştır. Daha nadiren, antimikrobiyal gücü ölçmek için minimum bakterisidal/fungisidal konsantrasyon (MBC/MFC) ve zaman öldürme testi seçildi.

                            Yaygın olarak incelenen oral mikroorganizmalar, Gram-pozitif bakterilerden ( Streptococcus spp., Enterococcus faecalis ) Gram-negatif bakterilere ( Porphyromonas gingivalis , Fusobacterium nucleatum , Actinomyces spp. Tannerella forsythia ), Candida albicans ve C. glabrata mayalarına ve bazen esas olarak herpes simpleks virüsü ile temsil edilen virüslere kadar çeşitlilik gösterir. Streptococcus sp. ile ilgili birçok çalışma, S. mutans'ın PlL'ye karşı yüksek duyarlılığını göstermiştir [ 37 , 68 ]. Ayrıca, periodontal patobiontlar, ajan tarafından güçlü bir şekilde inhibe edilmiştir.36 ]. Tersine , klinik izolat sp . _ _ _ _ _ _ _ _ _ EO [ 36 ] yaprakları kullanılarak çok yakın zamanda gösterilmiştir .

                            Berry yağı ile ilgili olarak Orrù ve arkadaşları [ 37 ], MIC ve MBC/MFIC kullanarak ajanın farklı Streptococcus türlerine karşı seçici bir inhibisyonunu buldular. S. agalactiae , S. intermedius , S. mutans , S. pyogenes oldukça hassastır ve bu, bakterilerin patojenik profili ile ilişkilidir.

                            Git: 4. Biyofilm Deneyleri Üzerine In-Vitro Veriler


                            Orrù ve çalışma arkadaşları ayrıca PL meyve yağının Streptococcus sp. biyofilmde [ 37 ]. Sonuçlar, bakterilerin duyarlılığının türe özgü olduğunu gösterdi. S. salivarius K12/M18'in iki probiyotik suşu yağa duyarlı değildi. Tersine, S. agalactiae , S. intermedius , S. mutans ve S. pyogenes patojenlerinin duyarlılığıyağın yağ asidi profili ile ilişkilendirilmiştir. Yağ içeren büyütme ortamının kromatografik analizi, halihazırda antimikrobiyal kapasiteleriyle bilinen oleik, palmitik ve linoleik asitlerde önemli bir artış gösterdi. Bu bağlamda, PIL berry yağının, yararlı bakterilerin canlılığını korurken, yağ asidi metabolik yolu ile patojenlerin büyümesini seçici olarak engellediği söylenmiştir.

                            Git: 5. Diş Çürükleri İle İlgili Araştırmalar


                            Birçok çalışma, in vitro ve in vivo araştırmalar yaparak, PL'nin karyojenik biyofilme karşı etkinliğine işaret etmiştir.Tablo 2,Tablo 3VeTablo 4). Çoğu çalışma , demineralizasyon sürecine yol açan çok yönlü olaylarda anahtar bir bakteri olarak S. mutans'ı antagonize etme kapasitesine odaklanmıştır [ 73 , 74 ]. Ek araştırma, asitojenik mikroorganizmaları, yani Lactobacillus'u , mutan olmayan Streptokokların asidik suşlarını ve Actinomyces'i içermiştir [ 73 ]. Bu bakteriler birlikte, karyojenik biyofilmi oluşturan biyokütle ve hücre dışı polimerik maddede (EPS) bir artışa katkıda bulunur. Tablo 2


                            Pistacia lentiscus L. yağlarının oral patojenlere karşı antimikrobiyal aktivitesi .
                            Yunanistan Sakız Yağı Escherichia coli verilmedi EKLEMEK Aktif [ 27 ]
                            Doğu Fas Hava araçları parçaları Streptokok spp. verilmedi EKLEMEK Aktif [ 29 ]
                            E. coli verilmedi Aktif
                            Pseudomonas spp. verilmedi Aktif
                            Sardunya (İtalya) Yapraklar Streptokok gordonii ATCC 10558 MİK Aktif [ 36 ]
                            Actinomyces naeslundii ATCC 12104 Aktif
                            Fusobacterium nucleatum ATCC 25586 Aktif
                            Porfiromonas diş eti ATCC 33277 Aktif
                            P. dişeti Klinik ( n = 2) Aktif
                            Tannerella hor çiçeği ATCC 43300 Aktif
                            hor çiçeği Klinik ( n = 2) Aktif
                            Candida albicans Laboratuvar Aktif
                            C. albicans Klinik ( n = 2) Aktif
                            candida glabrata Laboratuvar Aktif
                            C. glabrata Klinik ( n = 2) Aktif
                            Sardunya (İtalya) meyveler Streptokok pyogenes Klinik EKLE, MİK Aktif değil [ 37 ]
                            Streptokok mutans Toplamak Aktif değil
                            E. coli ATCC 25922 Düşük aktivite
                            C. albicans Klinik Aktif değil
                            C. glabrata Klinik Aktif değil
                            Yunanistan Reçine, yapraklar, dallar E. coli ATCC25922 EKLE, MİK Aktif [ 65 ]
                            C. albicans verilmedi Aktif
                            Tunus meyveler E. coli verilmedi EKLE, MİK, MBC Aktif değil [ 71 ]
                            C. albicans verilmedi Aktif değil
                            Ayrı bir pencerede aç Tablo 3


                            Pistacia lentiscus L. özlerinin oral patojenlere karşı antimikrobiyal aktivitesi .
                            Yunanistan Sakız/etanol E. coli verilmedi EKLEMEK Aktif değil [ 27 ]
                            Libya Yapraklar ve gövdeler/su özü/etil asetat/etanol C. albicans Laboratuvar EKLEMEK Aktif [ 75 ]
                            Sicilya (İtalya) Hava parçaları/etanol ve su E. coli ATCC 35218 MİK, MBC, MFC Aktif [ 69 ]
                            C. albicans Klinik ( n = 18) Aktif
                            C. glabrata Klinik ( n = 11) Aktif
                            Toskana (İtalya) Yapraklar/etil asetat ve metanol C. albicans Klinik EKLE, MİK, MFC Aktif değil [ 70 ]
                            C. glabrata Klinik Aktif değil
                            Tunus Meyveler/su metanol E. coli verilmedi EKLE, MİK, MBC Aktif [ 71 ]
                            Pseudomonas aeruginosa verilmedi Aktif
                            C. albicans verilmedi Aktif değil
                            Cezayir Yapraklar ve gövdeler/su metanol E. coli verilmedi EKLE, MİK Aktif değil [ 67 ]
                            Cezayir Yapraklar/etanol ve etil asetat Enterococcus faecalis ATCC 49452 MİK, MBC, EKLE Düşük aktivite [ 72 ]
                            E. coli ATCC 25922 Düşük
                            P. aeruginosa ATCC 27853 Aktif
                            C. albicans ATCC1024 Aktif
                            Türkiye Mastik/kloroform; aseton/
                            petrol eteri/etanol
                            S. mutanlar ATCC27351 EKLE, MİK Aktif [ 76 ]
                            Yunanistan Mastik/etanol; metanol/dikloro-metan/
                            sikloheksan
                            S. mutanlar DSM 20523 MİK, MBC Aktif [ 77 ]
                            Streptokok sobrinus DSM 20381 Aktif
                            E. dışkı ATCC 29212 Aktif
                            E. coli ATCC25922 Aktif
                            P. dişeti W381 Aktif
                            Prevotella intermedia ATCC 25611 Aktif değil
                            F. nükleatum ATCC 25586 Aktif
                            C. albicans Laboratuvar Aktif
                            Almanya sakız/etanol P. dişeti DSMZ 20709 EKLEMEK Aktif [ 78 ]
                            Aggregatibacter actino - mycetemcomitans DSMZ No.11123 Aktif
                            P. intermedia DSMZ No. 20706 Aktif
                            F. nükleatum DSMZ No. 20482 Aktif
                            S. mutanlar DSMZ No. 20523 Aktif
                            İsrail mastik/metanol P. dişeti ATCC 53977 EKLEMEK Aktif [ 79 ]
                            Cezayir Yapraklar/etanol P. aeruginosa 22212004 EKLEMEK Aktif [ 80 ]
                            E. coli 5044172 Aktif
                            C. albicans 444 Aktif
                            Cezayir Yapraklar/etanol C. albicans Klinik EKLE, MİK Aktif [ 81 ]
                            Sudan Yapraklar ve gövde/su, etanol, petrol eteri, etil asetat, n-bütanol E. coli ATCC 25922 EKLEMEK Aktif [ 82 ]
                            P.aeruginosa ATCC 27853 Aktif
                            C. albicans ATCC 7596 Aktif
                            Fas Yapraklar/diklorometan-etilasetat etanol-metanol-su E. coli verilmedi EKLE, MİK Aktif [ 83 ]
                            Ayrı bir pencerede aç Tablo 4


                            Pistacia lentiscus L. türevlerini ağız hastalıklarına karşı değerlendiren klinik deneyler .
                            [ 65 ] Diş macunu bazlı mastik ve kontrol S. mutans ve Lactobacillus'un tükürük CFU'su , plak
                            indeksi
                            60 sağlıklı denek 4 hafta Gruplarda herhangi bir farklılık
                            [ 72 ] Mastik sakız ve kontrol Tükürük toplam CFU, plak indeksi, dişeti indeksi 20 sağlıklı genç denek 10 dk Daha büyük antibakteriyel ve antiplak etkiler
                            [ 76 ] Mastik sakız kontrolü Tükürük S. mutans CFU ve mutans Streptococci 25 sağlıklı genç denek 7 gün S. mutans ve
                            Mutans streptokoklara karşı daha fazla antibakteriyel etki
                            [ 84 ] damla sakizi S. mutans, lactobacilli, canlı bakterilerin tükürük CFU'su Ortodontik sabit apareyli 25 kişi 15 dakika S. mutans
                            ve Mutans streptokoklara karşı daha fazla antibakteriyel etki
                            [ 85 ] Sakız ve kontrol S. mutans'ın tükürük CFU'su 60 sağlıklı denek 15 dakika Önemli antikaryojenik etki
                            [ 86 ] Damak tabletleri ve kontrol Koku yargıç puanı,
                            sülfür monitörü
                            56 sağlıklı genç denek 60–120 dk Sakız içeren tabletler
                            kötü koku ve VSCs seviyesinde etkili olmuştur.
                            Ayrı bir pencerede aç
                            Bu bağlamda üzerinde en çok çalışılan malzemelerden biri de popüler tıpta diş ağrısına karşı yaygın olarak kullanılan sakız reçinesi olmuştur. Sakızın oral streptokoklara karşı yeteneği esas olarak ADD, MIC ve MBC kullanılarak değerlendirildi (Tablo 2VeTablo 3).

                            Bu alanda, Aksoy ve arkadaşları [ 76 ], sakız çiğnemenin Mutans streptokok ve Lactobacillus spp. tükürükte [ 76 , 84 ]. Sakız çiğnemeden sonra tükürük örneklerinde kontrole kıyasla önemli ölçüde daha düşük bakteri bulundu ( p < 0.001). Sonuçlar , reçineye ilgili biyolojik özellikler kazandıran sakız sakızındaki terpinen-4-ol ve a -terpineolün kimyasal içeriği ile ilgiliydi . Sonuç, sakızın hastalığı önlemede yararlı bir ajan olduğunu ileri sürdü.

                            Sakız çiğnemenin S. mutans'ın tükürük sayımlarına karşı etkinliği , reçineli sakızın kapasitesini ksilitollü sakızla karşılaştıran bir grup çocukta test eden Preethi [ 85 ] tarafından da rapor edilmiştir . Sakız sakızı, ksilitol sakızına kıyasla tükürükteki bakteride istatistiksel olarak anlamlı bir azalma gösterdi. Tükürükteki karyojenik bakteri sayısını düşürme özelliği, bitkisel diş macununun bir bileşeni olarak PL ekstraktının varlığına da atfedilmiştir [ 87 ].

                            Daha ileri çalışmalar konuyu araştırdı. Karygianni ve arkadaşları [ 77 ], PlL reçine ekstraktından türetilen üç terpenoid asidin antibakteriyel aktivitesini kanıtladı: 24Z-izomastikadienolik asit, oleanolik asit ve oleanonik aldehit. Yazarlar, asitlerin S. mutans ve diğer streptokoklara ( S. sobrinus , S. oralis ) karşı inhibe edici bir etkiye sahip olduğunu gösterdi. Üç bileşik arasında en aktif olanı, sadece S. mutans'a karşı en büyük etkiye sahip olmakla kalmayan, aynı zamanda karyojenik biyofilmde artan saldırganlığın bir nedeni olarak C. albicans mayasını da inhibe eden pentasiklik triterpenoid oleanolik asitti [ 74]. Oleanolik asidin antimikrobiyal mekanizmasının, hücre ölümüne yol açan hücre zarfını bozduğu gösterilmiştir. Doğal bileşikler ve Candida arasındaki etkileşim, transmisyon elektron mikroskobu (TEM) kullanılarak daha da aydınlatılmıştır [ 88 , 89 ].

                            Bu çalışma, Orrù ve çalışma arkadaşları tarafından planktonik ve biyofilm kültürlerinde rapor edildiği gibi, PL yağının yağ asitlerinin anti-kariyojenik etkisini daha da desteklemektedir [ 37 ].

                            Daha fazla analiz, E. faecalis ve F. nucleatum'a ek olarak S. mutans ve Lactobacillus acidophilus'u hedefleyen yaprakların PlL EO'sunun antimikrobiyal aktivitesini doğrulamıştır [ 90 ].

                            Git: 6. Periodontal Hastalıklarla İlgili Araştırmalar


                            Pek çok çalışma, PlL türevlerinin periodontal patojenlere karşı kapasitesini inceledi (Tablo 2,Tablo 3VeTablo 4). Bunlar arasında, sakızın periodontal hastalıkta anahtar bir bakteri olarak P. gingivalis'e karşı antagonizmasını aydınlatmayı amaçlayan birkaç çalışma vardır [ 77 , 91 , 92 ]. Mastiğin su-eter ekstraktlarının antimikrobiyal aktivitesi, üç majör triterpenoid asidin mevcudiyeti ile ele alınmıştır [ 77 ]. Bunu doğrulamak için 24Z-izomastikadienolik asit, oleanolik asit ve oleanonik aldehit izole fraksiyonlar olarak P. gingivalis'e karşı tarandı . F. nucleatum ve Parvimonas micra. Asitler, bakterilere karşı farklı engelleme kapasiteleri gösterdi, en etkili olanı oleanolik asit oldu.

                            Ayrıca, sakız çiğnemenin tükürükteki toplam anaerobik bakteriye karşı kapasitesi plasebo sakızınkiyle karşılaştırıldı [ 93 ]. Çalışma 20 genç, sağlıklı denek üzerinde gerçekleştirildi. Uyarılmamış tükürük, temel örnek olarak toplandı. Daha sonra her grup kendisine verilen sakızı 10 dakika kullanmış ve çiğnemeden 1, 2, 3 ve 4 saat sonra tekrar tükürük toplanmıştır. Kültürlenmiş tükürük numuneleri, kontrol grubuna kıyasla mastik grubundaki toplam anaerobik bakteri miktarında önemli bir azalma gösterdi.

                            Ek olarak, P. gingivalis'in PL meyve özüne ve yaprak özüne duyarlılığı bir araştırmada gerçekleştirilmiştir [ 94 ]. Sonuçlar, meyve ekstraktının bakteriye karşı yaprak ekstraktından daha yüksek inhibisyon aktivitesi olduğunu gösterdi. Aynı çalışmada yazarlar, esas olarak gallik asit, kateşin, 3,4-dihidroksihidro-sinamik asit, benzoik asit, salisilik asit ve luteolin'den oluşan meyve parmak izindeki daha güçlü antimikrobiyal fraksiyonu belirlemeye çalıştılar. Bununla birlikte, tüm fraksiyonlar arasındaki sinerjik aktivitenin, meyve ekstraktının antimikrobiyal gücünden sorumlu olduğu kanıtlanmıştır.

                            EO ile ilgili olarak, P. gingivalis'e karşı ve T. forsythia ve F. nucleatum'a karşı PL yaprak yağının antimikrobiyal aktivitesi yakın zamanda bildirilmiştir [ 36 ]. Özellikle, P. gingivalis , T. forsythia'ya karşı PlL'nin MIC'si EO bırakır 3.13 mg/mL arasında değişmiştir. Sonuç, limonen (%3,89) β -mirsen (%0,87), seskiterpenler (Z)-karyofillen (%1,39) ve (E)-karyofilen (%0,07) mevcudiyetine ek olarak a -pinen (%16,89) ve terpinen-4-ol (%16,49) içeren yağ kemotipini karakterize eden terpenlerin farmakolojik fraksiyonları arasında ayrım yapmaya yöneliktir . .

                            Birkaç çalışma ayrıca, antimikrobiyal bileşikler olarak PIL ekstraktlarının ve yağlarının biyouyumluluğu hakkında da rapor vermektedir. Sitotoksisite testi çeşitli hücreler için gerçekleştirilmiştir, yani, insan ölümsüzleştirilmiş keratinositleri [ 94 ], insan dişeti, periodontal bağ fibroblastları, dişeti keratinositleri ve displastik oral keratinositleri [ 36 ], insan osteoblastik hücre dizileri ve fare fibroblast hücre dizileri [ 78 ]. Bununla birlikte, yapılan değerlendirmelerde antimikrobiyal kapasiteye ek olarak PL türevlerine hücre dizileri üzerindeki herhangi bir potansiyel toksik etki atfedilmiştir. Tersine, WST-1 metabolik tahlil testi PL EO tarafından fibroblastların canlılığında bir artış rapor edildi [ 33]. Bu nedenle, tüm raporlar, PL türevlerinin yüksek biyolojik karakterinin oral antimikrobiyal olarak kullanıldığında ortaya çıktığını göstermektedir.

                            Git: 7. Oral Ağız Kokusu


                            Sakız, periodontal hastalık, ağız kuruluğu, sigara, alkol tüketimi ve stresin yaygın bir klinik belirtisi olan ağız kokusuna [ 79 ] karşı eski bir ilaçtır [ 74 , 95 ]. Ağız kokusu, Gram-pozitif bakteriler tarafından desteklenen Gram-negatif anaerobik bakteriler tarafından büyük ölçüde üretilen VSC'lerden kaynaklanır [ 7 ]. Ayrıca, C. albicans , ağız yüzeylerinde birikmesi kanser gelişimine katkıda bulunabilecek olan VSC'lerin [ 8 ] üretimine dahil olabilir [ 96 ].

                            Birkaç araştırmacı, VSC'lerin üretiminden sorumlu oral bakterileri inhibe etmede sakız sakızının aktivitesine odaklandı.Tablo 2VeTablo 3). Bu bağlamda, Sterer ve arkadaşları [ 86 ], oral kötü koku ve VSC düzeylerini antagonize etmek üzere formüle edilmiş damak mukozasına yapışan tabletlerin bir bileşeni olarak sakız sakızının kapasitesini araştırdı. ADD'yi kullanan yazarlar, sakızın oral ağız kokusuyla ilgili patojenler olarak P. gingivalis , C. albicans ve S. mutans'a karşı gücünü gösterdiler .

                            Git: 8. Kandida Enfeksiyonu


                            PlL'nin aktivitesi, genel olarak mayalara ve Candida sp. özellikle, geniş çapta araştırılmıştır (Tablo 2VeTablo 3).

                            Ekstreler incelenerek C. albicans üzerinde yüksek bir inhibe edici etki bildirilmiştir. Bu bağlamda, antifungal güç, ekstraktın anti-antioksidan gücü ile ilişkilendirildi, bu da flavanol konsantrasyonundaki artışla daha da ilişkiliydi [ 66 , 71 , 72 , 80 , 81 , 82 , 83 ]. Daha fazla kanıt, tanik asit miktarıyla ilgilidir. Bu fenol, genellikle antifungal ajanlar olarak kullanılan nistatin ve amfoterisin'den daha etkiliydi. Ayrıca, linalool ve a -terpineol, sakız reçinesinin buharla damıtılmasıyla elde edilen sakız suyunda güçlü antifungaller olarak tanımlandı [ 97]. Ayrıca ekstraksiyon çözücüsünün, ajanın antifungal ve antioksidan kapasitesini artırmada çok önemli olduğu bildirilmiştir [ 82 ].

                            C. albicans'a karşı ek aktivite, macunun bir bileşeni olarak PIL su ekstraktının dahil edildiği bir poli-bitkisel karışım tarafından rapor edilmiştir. Bu durumda, önemli kapasite flukonazolünkiyle karşılaştırılabilirdi [ 98 ].

                            PlL EO'nun antifungal gücü ile ilgili çelişkili veriler [ 37 , 71 ]. Bununla birlikte, klinik izolat sp. olan C. albicans ve glabrata'ya karşı düşük MİK'ler , PIL'nin EO bıraktığını tahlil ederek fark edildi [ 36 ]. Yazarlar bu aktiviteyi, %0.05'in üzerinde bir konsantrasyonda geri kazanılan altı farmakolojik terpenin varlığına bağladılar. Aynı araştırmada, yazarlar, EO'nun PGE2 seviyesini antagonize etme kapasitesini varsayarak, yağın COX2'yi inhibe etme ve LOX'u düşürme kapasitesini gösterdiler. Aslında, Candida'nın agresifliği, aynı zamanda konağınkiyle çapraz reaktivite sergileyen yüksek miktarda fungal PGE2 üretme yeteneği ile güçlü bir şekilde ilişkilidir [ 99, 100 , 101 ]. Veriler, Candida'nın biyofilm gelişimini, direncini ve istilasını antagonize etmek için COX-2 ve LOX inhibitörleri önerildiğinden, yapraklar EO'nun mayaya karşı önemli özelliklerini doğrulayabilir .

                            Git: 9. Oral Virüs Enfeksiyonu


                            Sadece iki çalışma, PIL türevlerinin HSV'lere karşı kapasitesini değerlendirdi. Etil asetat özü dışında, Suzuki ve meslektaşları [ 102 ] farklı PIL özütlerinin kapasitesini bildirdiler. Ayrıca Bouslama [ 103 ], PIL sapının metanol ekstraktının HSV-2'ye karşı önemli bir etkinliği tanımlamıştır. Bu verilerin bir açıklaması, PlL ekstraktlarının polifenollerinin zenginliğinde ve hormesis mekanizmalarını geri kazanma kapasitelerinde bulunabilir.

                            Git: 10. Klinik Çalışmalar


                            Birkaç çalışma, PL türevlerinin klinik olarak etkinliğini belgelemiştir. Sakızın diş ağrısı ve diş eti iltihabını antagonize etme konusundaki popüler kapasitesini doğrulamak için işaret edildi. Bu amaçla, çift kör, randomize, plasebo kontrollü bir çalışmada Takahashi ve arkadaşları, sakız sakızının diş plağı oluşumuna ve dişeti iltihabına karşı yeteneğini incelediler [ 93]. Çalışma sağlıklı dişeti olan 20 genç gönüllü üzerinde yürütülmüştür. Plak ve diş eti indeksleri, tek ağız hijyeni aracı olarak bir sakız sakızı veya plasebo sakızının çiğnendiği çalışmanın başlangıcında ve sonunda kaydedildi. Klinik veriler, kontrol grubuna kıyasla sakız çiğneyen grupta plak birikimi ve diş eti iltihabı derecesinin anlamlı derecede düşük olduğunu göstermiştir.

                            Sakız reçinesi ayrıca oral kötü koku üretimine ve VSC'lere antagonizmada palatal mukoadhezif tabletler oluşturan bitkisel polimerlerin bir karışımına dahil edilmiştir [ 86 ]. Sonuçlar, kontrol grubuyla karşılaştırıldığında deney grubunda kötü koku skorlarında ve VSC seviyelerinde önemli bir azalma olduğunu gösterdi.

                            Git: 11. Tartışma


                            Bu gözden geçirme, PL biyomoleküllerinin oral biyofilmle ilişkili hastalıklara yönelik antimikrobiyal kapasitesi hakkındaki bilimsel bilgileri özetlemeyi amaçladı. Veriler ışığında, bu çalışmanın ikinci bir amacı, PL türevlerinin bir sağlık iyileştirme ajanı olarak olası bir kullanımını önermekti. Bu, dirençli bakteri ve hastalıklara neden olan biyofilmlerle savaşabilecek yeni ajanlar bulma ihtiyacına uygundur.

                            Araştırmamızla ilgili olarak, antimikrobiyal kapasite ile birlikte, aynı anda geniş biyouyumluluk ve PL biyomoleküllerinin sahip olduğu harika antioksidan ve antienflamatuar özellikler hakkında rapor veren çok sayıda araştırma bulduk. Doğal moleküllerin aynı anda birçok fayda sağlayabildiğine dair kanıtlar, kimyasal olarak formüle edilmiş antimikrobiyal ajanlara kıyasla çeşitli çalışma yeteneklerini güçlü bir şekilde göstermektedir. Aslında, doğal antimikrobiyaller patojenleri antagonize edebilir ve değişen çevreyi düzenleyecek şekilde davranabilir. Ayrıca, doğal bileşikler, kimyasal ajanlar kullanılırken yer alan süreçlerden ziyade biyosit içermeyen etkilere sahip virülans/zararlı faktörler yoluyla bakterileri hedefleyebilir ve bu da biyofilm zorluklarının sürdürülebilir yönetimine yol açar. Oyle bir sekilde,

                            Polifenol özlerinin potansiyel gücü, bilimsel ilginin artmasına neden olmuştur. Birkaç deneme, hücre homeostatik sistemlerinin yönetimi nedeniyle sağlıklı durumu koruma ve iyileştirmede bu moleküllerin değerini doğrulamaktadır. Polifenoller, redoks ortamını, proteostatik ve metabolik homeostazı, organel dönüşümünü ve enflamatuar yanıtı kontrol etmek için hücre savunma sistemlerini aktive eden maruz kalan hayvan hücrelerine stres etkeni olarak davranır [103] .]. Homeostazdaki bozulma aynı zamanda ağız hastalıklarının gelişimi ile güçlü bir şekilde ilişkili olduğundan, PL ekstraktlarının yüksek polifenol içeriği, yeni tip ağız sağlığı bakım maddeleri arayışında özellikle çekicidir. Ekstraktlar, elde edildikleri bitkinin kısımlarından bağımsız olarak literatürde tanımlanan polifenoller açısından en zengin ekstraktlar arasındadır. Yaprak ekstraktında, moleküller yaprağın kuru ağırlığının %7,5'i kadar bir aralığa sahipti; burada antosiyaninlere ek olarak flavonol glikozitlerle birlikte büyük ölçüde mirisetin türevleri tarafından temsil edilen galloil kinik asit türevleri ve kuersetin ana ifade edilen maddelerdir. Antimikrobiyal özelliklere ek olarak, bu kimyasal fraksiyonlar ekstraktlara yüksek antioksidan ve antiinflamatuar kapasite, antikanser, hepatoprotektif,

                            Literatürü gözden geçirdiğimizde, çalışmaların çoğunun C. albicans'a ek olarak PiL türevlerinin karyojenik ve periodontal bakterilere karşı inhibe edici etkisine dikkat çektiğini gördük . S. mutans ve diğer karyojenik mikroorganizmalar ile ilgili uyumsuzluk verileri toplanmıştır . Mastik reçinesi ve EO'lar genel olarak S. mutantlarına ve karyojenik bakterilere karşı en aktif bileşiklerdi. Sakız ekstraktı dışında, yapraklardaki ve meyvelerdeki polifenoller bakterileri engelleyemedi.

                            Çeşitli türevlerin tümü kullanılarak P. gingivalis ve diğer periodontal patojenlere karşı önemli antiseptik aktivite rapor edilmiştir . Birkaç çalışma, P. gingivalis'e karşı en aktif biyomolekülleri izole etmeye çalıştı., ancak bakterinin canlılığını durdurmak için tüm fraksiyonlar arasında sinerjik bir etki gerekliydi. Ekstrakt ile ilgili olarak, laboratuvar çalışmaları, meyve ekstraktının yapraklara kıyasla daha fazla etkili olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, ikincisi, flavonoidlerin ana içeriği ile ilişkili olan en yüksek antioksidan kapasiteyi göstermiştir. Yüksek bir anti-ROS özelliği ve anti-enflamatuar yetenek, periodontal disbiyoz nedeniyle değişen oral homeostazı iyileştirmek için hala gereklidir ve bu yeteneklerin her ikisi de MIC'den bağımsız olarak çalışır. Aslında, tespit edilen MIC'den daha düşük doz aralıklarında, gallik asit açısından zengin ekstrakt, P. gingivalis tarafından gingipains ekspresyonunu aşağı regüle edebildi ve enflamatuar genlerin (yani, COX-2) salınımını önemli ölçüde etkiledi [ 104]. Bu veriler, ölümcül olmayan polifenol konsantrasyonlarının uygun bir zamana bağlı antibiyofilm etkisine sahip olduğu bulgusuyla tutarlıdır [ 60 , 105 ].

                            Candida sp. ile ilgili olarak , çok sayıda referans, PIL özlerini anti- Candida ajanları olarak belirtirken, EO'lar ve mastik reçine zıt veriler gösterdi. Ekstrakttaki yüksek flavonoid içeriğinin mayayı elimine etmede belirleyici olduğu bildirilmektedir. Bu biyomoleküller arasında fenol tanik asit, genellikle kemoterapi ajanları olarak uygulanan kimyasallardan daha yüksek antifungal aktivite göstermiştir. Çok sayıda çalışma, polifenollerin kültüre alınmış Candida türlerine karşı MIC kapasitesinin doğrulandığını vurgulamıştır.. Çalışmalarda klinik türler nadiren değerlendirilirken, hepsinde biyofilm analizi yapılmıştır. Bu, konakçı bağışıklık yanıtına ve antimikrobiyal ilaçlara karşı içsel direnç ile karakterize edilen bu tür karmaşık topluluklardaki biyomoleküllerin kapasitesini araştırma ihtiyacını ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, hücre büyümesi inhibisyonuna ek olarak, polifenol özellikleri de dikkate alınmalıdır. Kateşin ve proantosiyanidinlerin, çekirdek algılama davranışına müdahale ederek patojenik mantarların sporları ve hifleriyle reaksiyona girdiği bulundu. Ek olarak, doğal fenoller, anti-enflamatuar maddeler olarak, COX enzimlerinin seviyesini azaltabilir, böylece biyofilm oluşumunda Candida için gerekli olan prostaglandin E2 (PGE2) ekspresyonunun salınmasına müdahale edebilir [106] .]. Bu kanıt göz önüne alındığında, çifte etki, PlL polifenollerini kullanarak Candida oral enfeksiyonlarını antagonize edebilir: mayaya karşı doğrudan bir aktivite ve onun virülansına karşı dolaylı bir etkinlik ve ayrıca çalışmalarda büyük ölçüde doğrulandığı üzere sitotoksisitenin olmaması.

                            Son olarak, bu gözden geçirme, PL türevlerinin etkinliğine ilişkin birkaç klinik çalışmayı belgelemiştir. Bununla birlikte, klinik bilgiyi artırma ihtiyacı, PL polifenollerinin ağız sağlığı ve hastalıklarındaki davranışını daha iyi anlamak için denemeler yapılmasını gerektirir.

                            Git: 12. Sonuçlar


                            Antioksidan aktivite ve inflamatuar yanıtların azaltılması ile birlikte periodontal patojenlerin ve C. albicans'ın inhibisyonuna ilişkin olumlu bulgular , intraoral disbiyozun önlenmesi ve/veya tersine çevrilmesinde PL polifenollerinin kullanımını kuvvetle önerir. Aslında ekstrakt, diğer PIL türevlerinden önemli ölçüde daha etkili bir ajan gibi görünmektedir.

                            Diş macunu, ağız gargaraları ve lokal dağıtım cihazları bu ağız hastalıklarının klinik yönetiminde etkili olabilir. Nanoteknoloji kapsülleme, ağız hastalıklarının önlenmesi ve tedavisinde PIL türevlerinin farmasötik kapasitesini aktarabilen stabil bileşiklerin elde edilmesinde faydalı olacaktır.

                            Git: Finansman Tablosu


                            Bu araştırma herhangi bir dış finansman almamıştır.

                            Git: Veri Kullanılabilirliği Bildirimi


                            Veriler makale içinde yer almaktadır.

                            Git: Çıkar çatışmaları


                            Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir.

                            Git: Dipnotlar




                            Sorumluluk Reddi/Yayıncının Notu: Tüm yayınlarda yer alan ifadeler, görüşler ve veriler yalnızca bireysel yazar(lar)a ve katkıda bulunan(lar)a aittir ve MDPI ve/veya editör(ler)e ait değildir. MDPI ve/veya editör(ler), içerikte atıfta bulunulan herhangi bir fikir, yöntem, talimat veya üründen kaynaklanan kişi veya mal yaralanmalarından sorumluluk kabul etmez.



                            Git: Referanslar

                            1. Aas JA, Griffen AL, Dardis SR, Lee AM, Olsen I., Dewhirst FE, Leys EJ, Paster BJ Çocuklarda ve genç erişkinlerde süt ve kalıcı dişlerde diş çürüğü bakterileri. J. Clin. Mikrobiyoloji. 2008; 46 :1407–1417. doi: 10.1128/JCM.01410-07. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            2. Slots J. Periodontitis: Gerçekler, yanlışlar ve gelecek. periodontal. 2000. 2017; 75 :7–23. doi: 10.1111/prd.12221. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            3. Sanz M., Beighton D., Curtis MA, Cury JA, Dige I., Dommisch H., Ellwood R., Giacaman RA, Herrera D., Herzberg MC, et al. Ağız sağlığının korunmasında ve diş çürüğü ve periodontal hastalıkların gelişiminde mikrobiyal biyofilmlerin rolü. Çürük ve periodontal hastalık arasındaki sınırlarla ilgili Ortak EFP/ORCA çalıştayının 1. grubunun fikir birliği raporu. J. Clin. periodontal. 2017; 44 :S5–S11. doi: 10.1111/jcpe.12682. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            4. Murakami S., Mealey BL, Mariotti A., Chapple ILC Diş plağı kaynaklı dişeti koşulları. J. Periodontol. 2018; 89 :S17–S27. doi: 10.1002/JPER.17-0095. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            5. Fu JH, Wang HL Peri-implantitis dalgasını kırmak. periodontal. 2000. 2020; 84 :145–160. doi: 10.1111/prd.12335. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            6. Hampelska K., Jaworska MM, Babalska Z.Ł., Karpiński TM The Role of Oral Microbiota in Intra-Oral Halitosis. J. Clin. Med. 2020; 9 :2484. doi: 10.3390/jcm9082484. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            7. Sterer N., Rosenberg M. Streptococcus salivarius, Porphyromonas gingivalis tarafından müsin çürümesini ve kötü koku üretimini teşvik eder. J. Dent. Res. 2006; 85 :910–914. doi: 10.1177/154405910608501007. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            8. Tiso M., Schechter AN Fizyolojik koşullar altında bağırsak bakterileri tarafından nitratın nitrit, nitrik oksit ve amonyağa indirgenmesi. PLoS BİR. 2015; 10 :e0119712. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                            9. Larsen T., Fiehn NE Dental biyofilm enfeksiyonları—Bir güncelleme. Apmis. 2017; 125 :376–384. doi: 10.1111/apm.12688. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            10. Richardson JP, Moyes DL, Ho J., Naglik JR Mukozada Candida doğuştan gelen bağışıklık. Semin. Hücre Dev. Biol. 2019; 89 :58–70. doi: 10.1016/j.semcdb.2018.02.026. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            11. Kolokotronis A., Doumas S. Herpes simpleks virüs enfeksiyonu, özellikle primer herpetik gingivostomatitin ilerlemesi ve komplikasyonlarına atıfta bulunularak. klinik Mikrobiyoloji. bulaştırmak. 2006; 12 :202–211. doi: 10.1111/j.1469-0691.2005.01336.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            12. Takenaka S., Ohsumi T., Noiri Y. Dental biyofilmler için kanıta dayalı strateji: Dental biyofilm ve diş eti iltihabında gargaraların mevcut kanıtı. Jpn. Diş. bilim Rev. 2019; 55 :33–40. doi: 10.1016/j.jdsr.2018.07.001. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            13. Mummolo S., Severino M., Campanella V., Barlattani A., Jr., Quinzi V., Marchetti E. Periodontal ceplerde antiseptik olarak kullanılan klorheksidin jeli. J. Biol. Regl. Homeost. Ajanlar. 2019; 33 :83–88. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            14. Zanatta FB, Antoniazzi RP, Rösing CK Plaksız ve plak kaplı yüzeylerde %0,12 klorheksidin durulamalarından sonra lekelenme ve taş oluşumu: Randomize bir çalışma. J. Uygulama Sözlü Bilim 2010; 8 :515–521. doi: 10.1590/S1678-77572010000500015. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            15. Khattri S., Kumbargere Nagraj S., Arora A., Eachempati P., Kusum CK, Bhat KG, Johnson TM, Lodi G. Periodontitisin cerrahi olmayan tedavisi için yardımcı sistemik antimikrobiyaller. Cochrane Database Syst Rev. 2020; 11 :CD012568. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                            16. Dünya Sağlık Örgütü . Antimikrobiyal Direnç: Küresel Gözetim Raporu. Dünya Sağlık Örgütü; Cenevre, İsviçre: 2014. [ Google Scholar ]
                            17. Barra A., Coroneo V., Dessì S., Cabras P., Angioni A. Farklı kökenlerden Pistacia lentiscus L.'nin uçucu yağındaki uçucu bileşenlerin ve bunun antifungal ve antioksidan aktivitesinin karakterizasyonu . J. Agric. Gıda Kimyası 2007; 22 :7093–7098. doi: 10.1021/jf071129w. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            18. Milia E., Bullitta SM, Mastandrea G., Szotáková B., Schoubben A., Langhansová L., Quartu M., Bortone A., Eick S. Pistacia lentiscus L.'nin Yaprakları ve Meyveleri Hazırlamaları: Enflamasyon ve Enfeksiyonda Etnopharmakolojik Kullanımlar ve Etkileri Üzerine Bir İnceleme. antibiyotikler. 2021; 10 :425. doi: 10.3390/antibiyotikler10040425. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            19. Camarda I. Ricerche etnobotaniche nel comune di Dorgali (Sardegna centro-orientale) Boll. Della Sok. Sarda Sci. Nat. 1990; 27 :147–204. [ Google Akademik ]
                            20. Loi MC, Frailis L., Maxia A. Gesturi (Sardegna centro-meridionale) Bölgesinde Kullanılan Tıbbi Cihazlar Atti Soc. Tosc. bilim Nat. Mem. Sör. B.2002 ; 109 :167–176. [ Google Akademik ]
                            21. Ballero M., Poli F., Sacchetti G., Loi MC Fluminimaggiore (güneybatı Sardunya) Fitoterapia bölgesinde etnobotanik araştırma . 2001; 72 :788–801. doi: 10.1016/S0367-326X(01)00334-3. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            22. Loi MC, Poli F., Sacchetti G., Selenu MB, Ballero M. Ethnopharmacology of ogliastra (villagrande strisaili, sardunya, İtalya) Fitoterapia. 2004; 75 :277–295. doi: 10.1016/j.fitote.2004.01.008. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            23. Sanna C., Ballero M., Maxia A. Ogliastra'da (sardegna centro-orientale) patologie epidermiche'nin kontrol edici tıbbi kullanımı Atti Soc. Tosc. bilim Nat. Mem. Sör. B.2006 ; 113 :73–82. [ Google Akademik ]
                            24. Leporatti ML, Ghedira K. İtalya ve Tunus'ta geleneksel tıpta kullanılan şifalı bitkilerin karşılaştırmalı analizi. J. Ethnobiol. Etnomed. 2009; 5:31 . doi: 10.1186/1746-4269-5-31. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            25. Di Rosa A. İçinde: Sardegna'da Erbe e Piante Medicinali. 3. baskı Delfino C., editör. Ilisso; Sassari, İtalya: 2018. [ Google Akademik ]
                            26. Dimas KS, Pantazis P., Ramanujam R. Gözden Geçirme: Sakız sakızı: Çok çeşitli farmasötik ve biyomedikal özellikler sergileyen, bitkilerden üretilen bir reçine. Vivo. 2012; 26 :777–785. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            27. Koutsoudaki C., Krsek M., Rodger A. Pistacia lentiscus Var. Uçucu Yağın ve Sakızın Kimyasal Bileşimi ve Antibakteriyel Aktivitesi . chia. J. Agric. Gıda Kimyası 2005; 53 :7681–7685. doi: 10.1021/jf050639s. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            28. La Camera E., Bisignano C., Crisafi G., Smeriglio A., Denaro M., Trombetta D., Mandalari G. Staphylococcus türlerinin Klinik Suşlarının Biyokimyasal Karakterizasyonu. ve Antep Fıstığından ( Pistacia vera L.) Patojenlerden Polifenollerce Zengin Ekstraktlara Duyarlılıkları . 2018; 7:82 . doi: 10.3390/pathogens7040082. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            29. Aouinti F., Zidane H., Tahri M., Wathelet JP Ali El Bachiri1Doğu Fas'tan Pistacia lentiscus L. meyvelerinin kimyasal bileşimi, mineral içerikleri ve antioksidan aktivitesi . J. Mater. çevre. bilim 2014; 5 :199–206. [ Google Akademik ]
                            30. Atmani D., Chaher N., Berboucha M., Ayouni K., Lounis H., Boudaoud H., Debbache N., Djebbar Atmani D. Seçilen Cezayir şifalı bitkilerinin antioksidan kapasitesi ve fenol içeriği. Gıda Kimyası 2009; 112 :303–309. doi: 10.1016/j.foodchem.2008.05.077. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            31. Bullitta S., Piluzza G., Manunta MDI Etnobotanik geleneklerle ilgili on bir Akdeniz bitki türünün hücre içi Reaktif Oksijen Türlerinin üretimini modüle etme yeteneğinin hücre bazlı ve kimyasal analizleri. Genet. kaynak. Mahsul. Evrim. 2013; 60 :403–412. doi: 10.1007/s10722-012-9842-6. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            32. Remila S., Atmani-Kilani D., Delemasure S., Connat JL, Azib L., Richard T., Atmani D. Pistacia lentiscus (Anacardiaceae) yaprak ve meyve özlerinin antioksidan, sitoprotektif, antiinflamatuar ve antikanser aktiviteleri. Avro. J. Entegre Med. 2015; 7 :274–286. doi: 10.1016/j.eujim.2015.03.009. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            33. Khedir SB, Mzid M., Bardaa S., Moalla D., Sahnoun Z., Rebai T. Pistacia lentiscus meyve yağının antiinflamatuar etkisinin ve oksidatif stres üzerindeki etkilerinin in vivo değerlendirilmesi. Kanıta Dayalı Tamamlayıcı. Altern. Med. 2016; 2016 :6108203. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                            34. Maxia A., Sanna C., Frau MA, Piras A., Karchuli MS, Kasture V. Pistacia lentiscus esansiyel yağının anti-enflamatuar aktivitesi: IL-6 ve TNF-alfa katılımı. Nat. Üretim komün. 2011; 6 :1543–1544. doi: 10.1177/1934578X1100601033. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            35. Quartu M., Poddighe L., Melis T., Serra MP, Boi M., Lisai S., Carta G., Murru E., Muredda L., Collu M., et al. Endokannabinoid sistemin geçici ortak karotid arter oklüzyonu ve reperfüzyonuna fizyolojik yanıtta yer alması. Lipitler Sağlık Dis. 2017; 16:14 . doi: 10.1186/s12944-016-0389-y. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            36. Milia E., Usai M., Szotáková B., Elstnerová M., Králová V., D'hallewin G., Spissu Y., Barberis A., Marchetti M., Bortone A., et al. Pistacia lentiscus L. Yaprak Uçucu Yağının Periodontal Bakteriler ve Candida sp. ve Antiinflamatuar Potansiyeli. antibiyotikler. 2020; 9 :281. doi: 10.3390/antibiyotikler9060281. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            37. Orrù G., Demontis C., Mameli A., Tuveri E., Coni P., Pichiri G., Coghe F., Rosa A., Rossi P., D'hallewin G. The Selective Interaction of Pistacia lentiscus Oil vs. Human Streptococci, an Old Functional Food with New Tools. Ön. Mikrobiyoloji. 2017; 8 :2067. doi: 10.3389/fmicb.2017.02067. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            38. Siano F., Cutignano A., Moccia S., Russo GL, Volpe MG, Picariello G. Mercimek ( Pistacia lentiscus ) Berry Oil: A Revalued Source of Phenolics'in Fitokimyasal Karakterizasyonu ve Hücre Çoğalması Üzerindeki Etkileri . Bitki Besinleri Hum. Nutr. 2020; 75 :487–494. doi: 10.1007/s11130-020-00835-x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            39. Quartu M., Serra MP, Boi M., Pillolla G., Melis T., Poddighe L., Del Fiacco M., Falconieri D., Carta G., Murru E., et al. Pistacia lentiscus L. esansiyel yağının akut uygulamasının, geçici iki taraflı ortak karotid arter tıkanıklığını takiben sıçan serebral korteksi üzerindeki etkisi. Lipitler Sağlık Dis. 2012; 11 :8. doi: 10.1186/1476-511X-11-8. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            40. Duru ME, Çakır A., ​​Kordalı S., Zengin H., Harmandar M., İzumi S., Hirata T. Üç Pistacia türünün uçucu yağlarının kimyasal bileşimi ve antifungal özellikleri. Fitoterapi. 2003; 74 :170–176. doi: 10.1016/S0367-326X(02)00318-0. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            41. Zrira S., Elamarani A., Benjilali B. Fas'tan Pistacia lentiscus L.'nin uçucu yağının kimyasal bileşimi -mevsimsel bir değişim. Lezzet Kokusu J.2003 ; 18 :475–480. doi: 10.1002/ffj.1221. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            42. Gardeli C., Papageorgiou V., Mallouchos A., Theodosis K., Michael K. Pistacia lentiscus L. ve Myrtus communis L.'nin uçucu yağ bileşimi : Metanolik özlerin antioksidan kapasitesinin değerlendirilmesi. Gıda Kimyası 2008; 107 :1120–1130. doi: 10.1016/j.foodchem.2007.09.036. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            43. Boelens MH, Jemenez R. Sakızdan ve Pistacia lentiscus L.'nin (Sakız Sakız Ağacı) çeşitli kısımlarından elde edilen esansiyel yağın kimyasal bileşimi Lezzet Fragr. J.1991 ; 6 :271–275. doi: 10.1002/ffj.2730060406. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            44. Russo EB, Marcu J. Esrar Farmakolojisi: Olağan Şüpheliler ve Umut Veren Birkaç Lider. Av. Eczane. 2017; 80 :67–134. doi: 10.1016/bs.apha.2017.03.004. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            45. Catalani S., Palma F., Battistelli S., Benedetti S. Pistacia lentiscus hava parçalarından elde edilen uçucu yağa maruz kalan insan tiroid karsinoma hücrelerinde oksidatif stres ve apoptoz indüksiyonu . PLoS BİR. 2017; 12 :e0172138. doi: 10.1371/journal.pone.0172138. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            46. ​​Gonçalves ECD, Baldasso GM, Bicca MA, Paes RS, Capasso R., Dutra RC Terpenoids, Cannabimimetic Ligands, Beyond the Cannabis Plant. moleküller. 2020; 25 :1567. doi: 10.3390/molecules25071567. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            47. De Pooter HL, Schamp NM, Aboutabl EA, Tohamy SF, Doss SL Mısır'da yetişen üç Pistacia türünün yapraklarının esansiyel yağı. Lezzet Kokusu J.1991 ; 6 :229–232. doi: 10.1002/ffj.2730060313. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            48. Rigling M., Fraatz MA, Trögel S., Sun J., Zorn H., Zhang Y. Sakız Sakızı Sakızının ( Pistacia lentiscus Variety Chia ) Aroma İncelemesi, Koku Tespiti ve Kiral Analizle Birleştirilmiş Headspace Gaz Kromatografisi Kullanılarak. J. Agric. Gıda Kimyası 2019; 67 :13420–13429. doi: 10.1021/acs.jafc.9b00143. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            49. Tabanca N., Nalbantsoy A., Kendra PE, Demirci F., Demirci B. Pistacia lentiscus Var. Türkiye'den Chia . moleküller. 2020; 25 :2136. doi: 10.3390/moleküller25092136. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            50. Paraschos S., Mitakou S., Skaltsounis AL Chios sakız sakızı: Biyolojik aktivitelerinin gözden geçirilmesi. Curr. Med. kimya 2012; 19 :2292–2302. doi: 10.2174/092986712800229014. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            51. Bozorgi M., Memariani Z., Mobli M., Salehi Surmaghi MH, Shams-Ardekani MR, Rahimi R. Beş Pistacia türü (P. vera , P. atlantica , P. terebinthus , P. khinjuk ve P. lentiscus ): Geleneksel kullanımları, fitokimyası ve farmakolojisi üzerine bir inceleme. bilim Dünya J.2013; 2013 :219815. doi: 10.1155/2013/219815. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            52. Vogelman TC Bitki doku optiği. Rev. Bitki Fizyol. Bitki Mol. Biol. 1993; 44 :231–251. doi: 10.1146/annurev.pp.44.060193.001311. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            53. Imran M., Saeed F., Hussain G., Imran A., Mehmood Z., Gondal TA, El-Ghorab A., Ahmad I., Pezzani R., Arshad MU, et al. Myricetin: Biyolojik potansiyelleri üzerine kapsamlı bir inceleme. Gıda Bilimi Nutr. 2021; 9 :5854–5868. doi: 10.1002/fsn3.2513. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            54. Mezni F., Slama A., Ksouri R., Hamdaoui G., Khouja ML, Khaldi A. Fenolik profil ve yetiştirme alanının Pistacia lentiscus tohum yağı üzerindeki etkisi. Gıda Kimyası 2018; 257 :206–210. doi: 10.1016/j.foodchem.2018.03.019. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            55. Jiang F., Chen W., Yi K., Wu Z., Si Y., Han W., Zhao Y. Potansiyel HIV-1 bütünleştirici inhibitörleri olarak bir galloil parçası içeren kateşinlerin değerlendirilmesi. klinik immünol. 2010; 137 :347–356. doi: 10.1016/j.clim.2010.08.007. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            56. Zhao Y., Jiang F., Liu P., Chen W., Yi K. Potansiyel anti-HIV-1 bileşikleri olarak bir galloil parçası içeren kateşinler. İlaç Keşfi Bugün. 2012; 17 :630–635. doi: 10.1016/j.drudis.2012.02.015. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            57. Zhou Y., Zheng J., Li Y., Xu D.-P., Li S., Chen Y.-M., Li H.-B. Kanserin Önlenmesi ve Tedavisinde Doğal Polifenoller. Besinler. 2016; 8 :515. doi: 10.3390/nu8080515. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            58. Rodríguez-Pérez C., Quirantes-Piné R., Amessis-Ouchemoukh N., Madani K., Segura-Carretero A., Fernández-Gutierrez A. Bir metabolit profili oluşturma yaklaşımı, Pistacia lentiscus yapraklarından yeni bileşiklerin tanımlanmasına olanak tanır . J. Ecz. Biyomed. Anal. 2013; 77 :167–174. doi: 10.1016/j.jpba.2013.01.026. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            59. Romani A., Pinelli P., Galardi C., Mulinacci N., Tattini M. Pistacia lentiscus L. Phytochem. Anal. 2002; 13 :79–86. doi: 10.1002/pca.627. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            60. Garofulić EI, Kruk V., Martić A., Martić I., Zorić Z., Pedisić S., Dragović S., Dragović-Uzelac V. Pistacia lentiscus L. Yapraklar ve Meyve Ekstraktının Optimize Edilmiş Mikrodalga Destekli Ekstraksiyonla Elde Edilen Polifenolik Profilinin ve Antioksidan Aktivitesinin Değerlendirilmesi . yiyecekler. 2020; 9 :1556. doi: 10.3390/foods9111556. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            61. Souilah N., Amina B., Hamdi B., Miara MD, Daoud N., Mustafa AM, Yılmaz MA, Öztürk M., Caprioli G., Maggi F. El Kala'da (Cezayir) yetiştirilen Pistacia lentiscus L.'nin etnobotanik araştırması ve uçucu yağının ve özlerinin fitokimyasal çalışması ve antioksidan aktivitesi. Nat. Üretim Res. 2023; 37 :1583–1588. doi: 10.1080/14786419.2021.2024825. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            62. Huber B., Eberl L., Feucht W., Polster J. Polifenollerin bakteriyel biyofilm oluşumu ve çekirdek algılaması üzerindeki etkisi. Z. Naturforsch. C J. Biosci. 2003; 58 :879–884. doi: 10.1515/znc-2003-11-1224. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            63. Bouarab-Chibane L., Forquet V., Lantéri P., Clément Y., Léonard-Akkari L., Oulahal N., Degraeve P., Bordes C. Polifenollerin Antibakteriyel Özellikleri: Karakterizasyon ve QSAR (Kantitatif Yapı-Aktivite İlişkisi) Modelleri. Ön. Mikrobiyoloji. 2019; 10 :829. doi: 10.3389/fmicb.2019.00829. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            64. Christodoulou MS, Villa F., Pinto A., Cappitelli F. Ölümcül Olmayan Konsantrasyonlarda Fitokimyasalların Redoks Homeostazının Bozulması ile Antibiyofilm Kapasitesi Arasındaki Korelasyon. antioksidanlar. 2022; 11 :2451. doi: 10.3390/antiox11122451. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            65. Magiatis P., Melliou E., Skaltsounis AL, Chinou IB, Mitaku S. Pistacia lentiscus var. chia. Bitki Med. 1999; 65 :749–752. doi: 10.1055/s-2006-960856. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            66. Marengo A., Piras A., Falconieri D., Porcedda S., Caboni P., Cortis P., Foddis C., Loi C., Goncalves MJ, Salgueiro L., et al. Sardunya Adası'ndan (İtalya) Pistacia cinsine ait üç taksonu ve bunların antifungal aktivitelerini ayırt etmek için kimyasal ve biyomoleküler analizler. Nat. Üretim Res. 2018; 32 :2766–2774. doi: 10.1080/14786419.2017.1378211. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            67. Missoun F., Bouabedelli F., Benhamimed E., Baghdad A., Djebli N. Cezayir'in batısındaki Dahra bölgesinden toplanan Pistacia lentiscus L' nin farklı özlerinin fitokimyasal çalışması ve antibakteriyel aktivitesi . J. Fundam. Uygulama bilim 2017; 9 :669–684. doi: 10.4314/jfas.v9i2.4. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            68. Suzuki Y., Nagasawa R., Senpuku H. Fruktanazın Streptococcus mutans'ta yetkinliği uyaran peptit bağımlı çekirdek algılama sistemi üzerindeki etkilerinin engellenmesi. J. Bulaş. kimyager. 2017; 23 :634–641. doi: 10.1016/j.jiac.2017.06.006. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            69. Iauk L., Ragusa S., Rapisarda A., Franco S., Nicolosi VM Pistacia lentiscus L. ekstrelerinin in vitro antimikrobiyal aktivitesi : Ön rapor. J. Kimyager. 1996; 8 :207–209. doi: 10.1179/joc.1996.8.3.207. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            70. Turchetti B., Pinelli P., Buzzini P., Romani A., Heimler D., Franconi F., Martini A. Bazı bitki özlerinin maya ve maya benzeri suşlara karşı in vitro antimikotik aktivitesi. fitoter. Res. 2005; 19 :44–49. doi: 10.1002/ptr.1622. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            71. Mezni F., Aouadhi C., Khouja ML, Khaldi A., Maaroufi A. Pistacia lentiscus L. yenilebilir yağ ve fenolik ekstraktın in vitro antimikrobiyal aktivitesi. Nat. Üretim Res. 2015; 29 :565–570. doi: 10.1080/14786419.2014.952232. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            72. Bakli S., Harzallah D., Zerroug A., Sadrati N., Bouguerra A., Gaamoune S., Naili O. Pistacia lentiscus L.'den Ekstrakte Edilen Flavonoidlerin Antimikrobiyal ve Antioksidan Aktiviteleri, Yapraklar . J. İlaç Teslimi. Terapi 2020; 10 :82–89. doi: 10.22270/jddt.v10i1-s.3895. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            73. Marsh PD, Baş DA, Devine DA Oral biyofilmlere ekolojik yaklaşımlar: Öldürmeden kontrol. Çürük Res. 2015; 49 :46–54. doi: 10.1159/000377732. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            74. Pinna R., Usai P., Filigheddu E., Garcia-Godoy F., Milia E. Adeziv rezin restorasyonlarının başarısızlığında adeziv materyallerin ve oral biyofilmin rolü. Am. J. Dent. 2017; 30 :285–292. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            75. Elgubbi H., Alfageih L., Zorab A., Elmeheshi F. Pistacia lentiscus ağacı ve bazı çevre kirleticilerinden kurtulmadaki rolü. EC Nutr. 2017; 10 :8–14. [ Google Akademik ]
                            76. Aksoy A., Duran N., Köksal F. Mastik sakızın Streptococcus mutans ve mutans streptokoklara karşı in vitro ve in vivo antimikrobiyal etkileri. Ark. Oral Biol. 2006; 51 :476–481. doi: 10.1016/j.archoralbio.2005.11.003. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            77. Karygianni L., Cecere M., Argyropoulou A., Hellwig E., Skaltsounis AL, Wittmer A., ​​Tchorz JP, Al-Ahmad A. Olea europaea ve Pistacia lentiscus'tan elde edilen bileşikler oral mikrobiyal büyümeyi engeller. BMC Tamamlayıcı. Altern. Med. 2019; 19:51 . doi: 10.1186/s12906-019-2461-4. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            78. Koychev S., Dommisch H., Chen H., Pischon N. Mastik Ekstraktının Oral ve Periodontal Patojenlere Karşı Antimikrobiyal Etkileri. J. Periodontol. 2017; 88 :511–517. doi: 10.1902/jop.2017.150691. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            79. Sterer N. Sakız sakızı metanolik özütünün Porphyromonas gingivalis'e karşı antimikrobiyal etkisi. J.Med. Yiyecek. 2006; 9 :290–292. doi: 10.1089/jmf.2006.9.290. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            80. Nabila B., Fawzia AB, Tatjana KP Pistacia lentiscus ve Pistacia atlantica ekstraktlarının antioksidan ve antimikrobiyal aktiviteleri . Afr. J. Ecz. Eczane. 2008; 2 :022–028. [ Google Akademik ]
                            81. Mansour-Djaalab H., Kahlouche-Riachi F., Djerrou Z., Serakta-Delmi M., Hamimed S., Trifa W., Djaalab I., Pacha YH Lawsonia inermis, Pistacia lentiscus ve Juglans regia'nın antifungal etkilerinin in vitro değerlendirilmesi. Int. J.Med. Aromat. Bitkiler. 2012; 2 :263–268. [ Google Akademik ]
                            82. Alhadi EA, Hamdi OAA, Ayoub SMH, Yagi S. Pistacia lentiscus , Phyllanthus anderssonii ve Cinnamomum verum ham ekstrelerinin ve fraksiyonlarının in vitro antioksidan ve antimikrobiyal aktiviteleri . J.Med. Bitkiler Arş. 2018; 12 :186–193. [ Google Akademik ]
                            83. Salhi A., Bellaouchi R., El Barkany S., Rokni Y., Bouyanzer A., ​​Asehraou A., Amhamdi H., Hammouti B. Pistacia lentiscus yapraklarından ekstraktların toplam fenolik içeriği, antioksidan ve antimikrobiyal aktiviteleri . Casp. J. Çevre. bilim 2019; 17 :189–198. [ Google Akademik ]
                            84. Aksoy A., Duran N., Toroğlu S., Köksal F. Ortodonti hastalarında sakız sakızının tükürükteki karyojenik bakteri konsantrasyonları üzerine kısa vadeli etkisi. Açı Ortodu. 2007; 77 :124–128. doi: 10.2319/122205-455R.1. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            85. Preethi N., Chikkanarasaiah N., Bethur S., Umapathy T. Sakız Çiğneme Sakızlarının Tükürük Streptococcus Mutans Sayısı Üzerindeki Etkisi. Int. J. Önceki klinik Diş. Res. 2015; 2 :9–15. [ Google Akademik ]
                            86. Sterer N., Nuas S., Mizrahi B., Goldenberg C., Weiss EI, Domb AJ, Davidi MP Bitkisel formülasyon içeren bir damak mukoadhezif tablet ile oral kötü koku azaltma. J. Dent. 2008; 36 :535–539. doi: 10.1016/j.jdent.2008.04.001. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            87. Biria M., Mohtavipour S., Eslami G., Akbarzadeh Baghban A. Tükürük ve plak indeksinin Streptococcus mutans ve Lactobacillus üzerindeki etkilerinin karşılaştırılması. JIDA. 2017; 29 :29–35. doi: 10.30699/jidai.29.1.29. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            88. Pinna R., Filigheddu E., Juliano C., Palmieri A., Manconi M., D'hallewin G., Petretto G., Maioli M., Caddeo C., Manca ML, et al. Thymus capitatus ve Citrus limon var. Ham Ekstraktlar ve Nanoveziküller olarak pompia. Eczacılık. 2019; 11 :234. doi: 10.3390/eczacılık11050234. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            89. Stähli A., Schröter H., Bullitta S., Serralutzu F., Dore A., Nietzsche S., Milia E., Sculean A., Eick S. Propolis'in Oral Mikroorganizmalar ve Biyofilmler Üzerindeki İn Vitro Etkinliği. antibiyotikler. 2021; 10 :1045. doi: 10.3390/antibiyotikler10091045. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            90. Pinna R., Usai M., Szotáková B., Marchetti M., Juliano C., Eick S., Hromčík F., Usai P., Spano G., Bortone A., et al. Pistacia lentiscus L. Essential Oil—Ağız Sağlığı Bakımında Potansiyel Yeni Bir Antimikrobiyal; 2018 IADR/PER Genel Oturum Tutanakları; Londra, Birleşik Krallık. 25–28 Temmuz 2018. [ Google Scholar ]
                            91. Karygianni L., Cecere M., Skaltsounis AL, Argyropoulou A., Hellwig E., Aligiannis N., Wittmer A., ​​Al-Ahmad A. Temsili Akdeniz doğal bitki özlerinin oral mikroorganizmalara karşı yüksek düzeyde antimikrobiyal etkinliği. Biyomed. Res. Int. 2014; 2014 :839019. doi: 10.1155/2014/839019. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            92. Karygianni L., Al-Ahmad A., Argyropoulou A., Hellwig E., Anderson AC, Skaltsounis AL Natural Antimicrobials and Oral Microorganisms: A Systematic Review on Herbal Interventions for the Eradication of Multispecies Oral Biofilms. Ön. Mikrobiyoloji. 2016; 6 :1529. doi: 10.3389/fmicb.2015.01529. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            93. Takahashi K., Fukazawa M., Motohia H., Ochiai K., Nishikawa H., Miyata T. Ağız boşluğunda sakız sakızının antiplak etkileri üzerine bir pilot çalışma. J. Periodontol. 2003; 74 :501–505. doi: 10.1902/jop.2003.74.4.501. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            94. Carrol DH, Chassagne F., Dettweiler M., Quave CL Ağız sağlığı için kullanılan bitki türlerinin Porphyromonas gingivalis'e karşı antibakteriyel aktivitesi . PLoS BİR. 2020; 15 :e0239316. doi: 10.1371/journal.pone.0239316. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            95. De Geest S., Laleman I., Teughels W., Dekeyser C., Quirynen M. Ağız kokusu kaynağı olarak periodontal hastalıklar: Diş hekimleri ve diş hijyenistleri için kanıt ve tedavi yaklaşımlarının gözden geçirilmesi. periodontal. 2000. 2016; 71 :213–227. doi: 10.1111/prd.12111. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            96. Karpinski TM Oral Mikrobiyotanın Kanser Gelişimindeki Rolü. mikroorganizmalar. 2019; 7:20 . doi: 10.3390/microorganisms7010020. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            97. Paraschos S., Magiatis P., Gousia P., Economou V., Sakkas H., Papadopoulou C., Skaltsounis A.-L. Sakız suyunun ve ana bileşenlerinin kimyasal araştırması ve antimikrobiyal özellikleri. Gıda Kimyası 2011; 129 :907–911. doi: 10.1016/j.foodchem.2011.05.043. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            98. Raslin A., Rajkumar J. Poliherbal formülasyon Ambrex'in antimikrobiyal aktivitesi. Int. J. Mater. Üretim Teknoloji 2017; 55 :286–295. doi: 10.1504/IJMPT.2017.084976. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
                            99. Ohshima T., Ikawa S., Kitano K., Maeda N. Candida'nın Neden Olduğu Ağız Hastalıkları İçin Çözüm Önerisi: Mini Bir İnceleme. Ön. Mikrobiyoloji. 2018; 9 :1522. doi: 10.3389/fmicb.2018.01522. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            100. Zhou Y., Wang G., Li Y., Liu Y., Song Y., Zheng W., Zhang N., Hu X., Yan S., Jia J. Candida albicans ve C. parapsilosis'in planktonik hücrelerine ve biyofilm hücrelerine karşı aspirin ve amfoterisin B arasındaki in vitro etkileşimler . Antimikrob. Ajan Chemother. 2012; 56 :3250–3260. doi: 10.1128/AAC.06082-11. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            101. Liu X., Wang D., Yu C., Li T., Liu J., Sun S. Araşidonik asit kademesindeki bir enzime dayalı bir Candida biyofilmine karşı potansiyel antifungal hedefler — Bir inceleme. Ön. Mikrobiyoloji. 2016; 7 :1925. doi: 10.3389/fmicb.2016.01925. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            102. Suzuki R., Sakagami H., Amano S., Fukuchi K., Sunaga K., Kanamoto T., Terakubo S., Nakashima H., Shirataki Y., Tomomura M., et al. Sakız Ekstraktlarının Biyolojik Aktivitesinin Kemoterapötik İndekslere Göre Değerlendirilmesi. Vivo. 2017; 31 :591–598. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                            103. Bouslama L., Benzekri R., Nsaibia S., Papetti A., Limam F. Pistacia lentiscus'tan izole edilen bir antiviral bileşiğin tanımlanması . Ark. Mikrobiyoloji. 2020; 202 :2569–2578. doi: 10.1007/s00203-020-01980-2. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            104. Leri M., Scuto M., Ontario ML, Calabrese V., Calabrese EJ, Bucciantini M., Stefani M. Bitki Polifenollerinin Sağlıklı Etkileri: Moleküler Mekanizmalar. Int. J. Mol. bilim 2020; 21 :1250. doi: 10.3390/ijms21041250. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            105. Bunte K., Hensel A., Beikler T. Periodontal hastalığın önlenmesi ve tedavisinde polifenoller: In vivo, ex vivo ve in vitro çalışmaların sistematik bir incelemesi. Fitoterapi. 2019; 132 :30–39. doi: 10.1016/j.fitote.2018.11.012. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            106. de Oliveira Caleare A., Hensel A., Mello JC, Pinha AB, Panizzon GP, ​​Lechtenberg M., Petereit F., Nakamura CV Limonium brasiliense'den Flavan-3-oller ve proantosiyanidinler, Porphyromonas gingivalis'in ginpains ile etkileşime girerek epitel konakçı hücrelere yapışmasını engeller. Fitoterapi. 2017; 118 :87–93. doi: 10.1016/j.fitote.2017.03.002. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
                            Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                            Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                            Yorum yap


                            • #15
                              DAMLA SAKIZI MACUN Faydaları Ve Klinik Araştırmalar


                              Temsili Akdeniz Doğal Bitki Özlerinin Oral Mikroorganizmalara Karşı Yüksek Düzey Antimikrobiyal Etkinliği

                              Lamprini Karygianni , 1 Manuel Cecere , 1 Alexios Leandros Skaltsounis , 2 Aikaterini Argyropoulou , 2 Elmar Hellwig , 1 Nektarios Aligiannis , 2 Annette Wittmer , 3 ve Ali Al-Ahmad 1 , *
                              Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                              1 Operatif Diş Hekimliği ve Periodontoloji Bölümü, Diş Hekimliği Merkezi, Freiburg Üniversitesi, Hugstetter Straße 55, 79106 Freiburg, Almanya
                              2 Farmakognozi ve Doğal Ürün Kimyası Anabilim Dalı, Eczacılık Fakültesi, Atina Ulusal ve Kapodistrian Üniversitesi, 15771 Atina, Yunanistan
                              3 Hijyen ve Mikrobiyoloji Bölümü, Albert-Ludwigs Üniversitesi, 79104 Freiburg, Almanya
                              *Ali Al-Ahmad: ed.grubierf-kinilkinu@damha-la.ila
                              Akademik Editör: Nikos Chorianopoulos
                              Git: Soyut


                              Doğa, yeni fitofarmasötiklerin keşfedilmemiş bir deposudur. Biyofilmle ilişkili ağız hastalıkları genellikle antibiyotik direnci ile ilişkili olduğundan, bitki kaynaklı antimikrobiyal ajanlar mevcut tedavi seçeneklerini geliştirebilir. Bu nedenle, bu raporun gerekçesi, Akdeniz doğal özlerinin oral mikroorganizmalar üzerindeki antimikrobiyal etkisini incelemekti. Olea europaea , sakız sakızı ve Inula viscosa'dan elde edilen beş farklı ekstrakt , on bakteri ve bir Candida albicans'a karşı test edilmiştir.gerilmek. Ekstraksiyon protokolleri yerleşik deneysel prosedürlere göre yürütülmüştür. Minimum inhibitör konsantrasyon (MIC) testi ve minimum bakterisidal konsantrasyon (MBC) testi olmak üzere iki antimikrobiyal test uygulandı. Taranan ekstraktların, test edilen mikroorganizmaların her birine karşı aktif olduğu bulundu. O. europaea sırasıyla 0,07–10,00 mg mL -1 ve 0,60–10,00 mg mL -1 MIC ve MBC aralıkları sundu . Sakız sakızı ve I. viscosa için ortalama MBC değerleri sırasıyla 0,07–10,00 mg mL -1 ve 0,15–10,00 mg mL -1 idi. Ekstraktlar C. albicans'a karşı daha az etkiliydive katı anaerobik bakteriler ( Porphyromonas gingivalis, Prevotella intermedia, Fusobacterium nucleatum ve Parvimonas micra ) üzerinde 0,07–5,00 mg mL -1 konsantrasyon aralığında bakterisidal etkiler uyguladı . Etil asetat I. viscosa ekstraktı ve toplam sakız ekstraktı, oral mikroorganizmalara karşı önemli antimikrobiyal aktivite gösterdi ve bu nedenle alternatif doğal anti-enfeksiyöz ajanlar olarak kabul edilebilir.

                              Git: 1. Giriş


                              Hipokrat'ın "Doğa, talimat veya bilgi olmadan gerekli olanı yapar" ifadesi, bitkiler aleminin çeşitli hastalıkların tedavisine sağaltıcı katkısını akıllıca kabul eder. Doğal bitki özlerinin küçük bir kısmının insan vücudundaki ciddi enfeksiyonları tedavi etme potansiyeli bugüne kadar iyi bir şekilde kanıtlanmıştır [ 1-4 ]. Özellikle, çeşitli Akdeniz doğal bitki ürünleri, antioksidan ve antimikrobiyal etkileri açısından karlı bir şekilde taranmıştır [ 5 – 8 ]. Origanum dictamnus , Olea europaea , Sakız sakızı , Inula viscosa , Petroselinum crispum ve Sideritisspp. en iyi bilinen örneklerden bazılarıdır [ 7 , 9 , 10 ]. Bununla birlikte, mevcut 300.000'den fazla bitki türünün biyolojik davranışının daha fazla çalışılması gerekmektedir [ 11 ].

                              Birkaç bitki türünün dikkat çekici immün sistemi uyarıcı aktivitesi, aynı zamanda, vahşi benzerlerinde enfeksiyöz süreçlerin düşük oranda ortaya çıkmasından da sorumludur. Bitki kaynaklı antimikrobiyal ajanların en bilinen geniş spektrumlu savunma mekanizmaları, “fitoaleksinlerin” varlığı ile ilgilidir. İkincisi küçük moleküllü antibiyotiklerdir (moleküler ağırlık: MW < 500) ve sınıflandırmalarına göre polifenoller, flavonoidler, terpenoidler ve glikosteroidleri içerir [ 12 ]. Patojenik saldırganları yenmek için, yukarıda belirtilen hafif antimikrobiyaller genellikle sinerjistik olarak hareket eder. Ayrıca, (1–3)- β içeren bir şeker polimeri olan kalloz üretimi-D-glukan alt birimleri, bitki hücre duvarındaki mikrobiyal istila bölgelerinde, bitkisel organizmaların tipik bir patojene özgü tepkisini oluşturur [ 13 ]. Saldıran mikroorganizmaların mevcudiyetinde avirülans (Avr) genleri tarafından tetiklenen direnç ( R ) proteinlerinin salgılanması da bitkilerin mikroplara özgü başka bir savunmasıdır [ 14 ].

                              Bakteriler, virüsler ve mantarlar çok sayıda bulaşıcı hastalığın nedenidir. İnsan vücudunun resmi sakinleridirler ve insan substratları üzerinde biyofilmler, dinamik mikrobiyal ağlar oluşturma yeteneğine sahiptirler [ 15 ]. Özellikle ağız boşluğunda, ya planktonik formda ya da polisakkarit zengini hücre dışı bir katmana gömülmüş 700'den fazla mikrobiyal tür geri kazanılmıştır [16 ] . Diş yüzeyleri ve diş eti dokuları üzerindeki olumsuz koşullara rağmen, oral mikroorganizmalar, oral substratlar ile karmaşık fizikokimyasal iletişim paternleri yoluyla hayatta kalma konusunda yeteneklidirler [ 17 ]. Bu yüzeyler üzerindeki zararlı mikrobiyal etki, çürük, diş eti iltihabı veya periodontitis oluşumuna neden olur.

                              Son yıllarda, biyofilmle ilişkili diş hastalıklarının aydınlatılması ve ortadan kaldırılması üzerine oral mikrobiyoloji araştırmalarında bir odak görüldü [ 18 , 19 ]. Mikrobiyal biyofilm topluluklarının, eşdeğer planktonik kültürlerine karşı antibiyotiklere 1000 kata kadar daha dirençli olduğu bulunurken, çoklu ilaca dirençli oral mikroorganizmalar tanımlanmıştır [ 19 ]. Vankomisine dirençli enterokokların (VRE) ve metisiline dirençli Staphylococcus aureus'un (MRSA) varlığı, ağız boşluğuyla ilgili bu birincil sağlık tehlikesiyle karşı karşıya kalan antibiyotiklerin sınırlarını vurgulamaktadır [ 20 ]. Ayrıca, endokarditle ilişkili bir Enterococcus faecalisefaA adlı virülans geni, kök kanallarındaki tedaviye dirençli suşlardan elde edilmiştir [ 21 ].

                              Oral mikrobiyal türlere karşı yeni etkili tedavi stratejileri keşfetme ihtiyacı, doğal bitkisel kaynaklara olan ilgiyi artırmıştır. Bitki kökenli yeni antimikrobiyal ajanlar, geleneksel tedavi paradigmalarını modern tıbba yeniden kazandırmayı amaçlamaktadır. Aslında bitkiler, çeşitli mikroorganizmalara ikincil metabolizma aracılı kimyasal tepkileri ve geliştirdikleri sinerjistik paradigmalar nedeniyle dikkate değer bir farmasötik aralık sergiler. İkincisi, mikropların antibiyotik monoterapisine direnmesini ve dolayısıyla tedavi edilemez hale gelmesini önler.

                              Bu raporun amacı, Akdeniz kökenli doğal bitki ve meyve özlerinin çeşitli mikrobiyal türlere karşı antimikrobiyal aktivitesini incelemektir. Daha spesifik olarak, zeytin yaprağı, sofralık zeytin, sakız sakızı ve Inula viscosa'dan (Syn. Dittrichia viscosa ) beş farklı ekstrakt, bir Candida albicans suşu da dahil olmak üzere oral mikrofloranın tipik sakinlerini oluşturan dokuz ilgili patojenik mikroorganizma paneline karşı tarandı . Ayrıca Staphylococcus aureus ve Escherichia colinormalde deri ve bağırsak florasının bir parçası olan , referans bakteri suşları olarak görev yaptı. Bu raporun sıfır hipotezi, yukarıda belirtilen ekstraktların test edilen mikroorganizmalar üzerinde antimikrobiyal etkisinin olmadığıydı. Bu amaçla, minimum inhibitör konsantrasyon (MIC) testi ve minimum bakterisidal konsantrasyon (MBC) testi olmak üzere iki antimikrobiyal test kullanıldı.

                              Git: 2. Malzemeler ve Yöntemler

                              2.1. Ekstraksiyon Süreci


                              2.1.1. Zeytin yaprağı


                              Olea europaea yaprakları iyi havalandırılan gölgeli bir yerde kurutuldu ve ardından karanlık bir odada saklandı. Yapraklar ekstraksiyondan önce, 3 mm'lik bir elekle Allen West tipi bir SCIS öğütücü kullanılarak öğütüldü. Yapraklar (3.5 Kg), aseton (2 x 2.5 L) ile 12 saat mekanik karıştırma ile özümlendi. Ekstrakt tamamen buharlaştırıldı ve bir CH2CI2 / MeOH 98:2 (3 L) karışımı ile yıkandı . Çözünmeyen malzeme ayrıldı ve indirgenmiş basınç altında kurutularak %60 oleuropein [ 22 ] içeren sarı bir toz (360 g) üretildi.

                              2.1.2. Sofralık Zeytin İşleme Atıksuları


                              Zeytin meyveleri, sulu bir %8 NaCl (w/v) solüsyonu kullanılarak 4 aylık bir süre boyunca kürlenmiştir. Su ekstraktı (400 mL), Amberlite XAD-4 reçinesine uygulandı ve kolon, %96 etanol ile yıkandı. Desorpsiyondan sonra, etanol 40°C'de kurutularak buharlaştırıldı ve fenolik fraksiyon (1.34 g) geri kazanıldı [ 22 , 23 ].

                              2.1.3. Sakız Sakızının Geleneksel Ekstraksiyonu


                              Bir miktar damla sakızı (500 g) etil asetat (500 mL) içinde seyreltildi. Daha sonra 1,500 mL metanol eklendi. 2 günlük bir sürenin ardından, bir poli- p -mirsen tabakası (150 g) boşaltıldı. Berrak bir süpernatan solüsyonu elde etmek için süzme uygulandı ve çözücü karışımı, 45°C'de 80 kPa vakumla (ekstraksiyon A) bir döner buharlaştırıcıda buharlaştırıldı. Nihai yarı katı tortu, bir desikatörde 70°C'de ve 1.000 mbar vakumda kurutuldu ve beyaz bir toz (350 g) [ 24 ] ile sonuçlandı.

                              2.1.4. Inula viskoz


                              Inula viscosa (Asteraceae) basınçlı sıvı ekstraksiyonu ile ekstre edildi. Bu amaçla, 100 mL paslanmaz çelik kaplara sahip bir Dionex hızlandırılmış solvent ekstraksiyonu (ASE) 300 Sistemi (Dionex, Sunnyvale, CA) kullanıldı. Spesifik olarak, 20 g öğütülmüş I. viskoz hava parçaları boru şeklindeki ekstraksiyon hücrelerine yerleştirildi. Bunlar daha sonra karusele yerleştirildi ve numuneler belirtilen koşullar altında özümlendi: sıcaklık: 70°C, basınç: 120 bar (cihaz tarafından önceden ayarlanmıştır), ön ısıtma süresi: 1 dakika, ısıtma süresi: 5 dakika, her biri 5 dakikalık statik süreli 2 ekstraksiyon döngüsü, yıkama hacmi: %100 ve boşaltma: 120 saniye. Etil asetat ekstraktları ve metanol ekstraktlarının ayrı preparasyonları yapıldı. Analitik dereceli etil asetat ve metanol kullanıldı ve 40°C'de bir döner buharlaştırıcı (Buchi Rotavapor R-200) kullanılarak indirgenmiş basınç altında kuruyana kadar buharlaştırıldı. Elde edilen verimler, etil asetat ekstraksiyonu için 2.08 gr ve metanol için 3.51 gr idi. 2.2. Ekstraktların Kimyasal Analizi


                              Test edilen ekstraktların (zeytin yaprakları, sofralık zeytin işleme atıksuyu ve Inula viscosa ) kalitatif ve kantitatif tayini, bir HPLC-DAD sisteminde gerçekleştirildi: Spectral System UV6000LP PDA detektörü ile birleştirilmiş Thermo Finnigan HPLC sistemi (Thermo Finnigan, San Jose, CA). İki solventli bir gradyan yöntemi kullanıldı: (A) H20 ve (B) asetonitril. Akış hızı 1 mL/dak'ya ayarlandı ve aşağıdaki elüsyon programı uygulandı: %0 A'dan %50 B'ye 0–60 dakikalık doğrusal gradyan; %100 B'ye 60–65 dakikalık doğrusal gradyan; 65–70 dakika %100 B izokratik; %0 B'ye 70–75 dk doğrusal gradyan; 75–85 dakika %0 B izokratik. Analiz 25°C'de yapıldı ve enjeksiyon hacmi 20  μ idi.L. Tespit 280 nm'de yapılmıştır ve kullanılan kolon Supelco Analytical Discovery HS C18'dir (25 cm x 4,6 mm iç çap, 5,0  μm ). Oleuropein ve hidroksitirosolün standart çözeltileri hazırlandı ve zeytin yaprağı ve sofralık zeytin işleme atıksu özlerinde aynı koşullar altında çalıştırıldı [ 22 , 23 ].

                              Damla sakızı ile ilgili olarak, test edilen ekstrakt, asidik ve nötr olmak üzere iki fraksiyona ayrıldı. Birkaç kromatografik ayırmadan sonraki asidik fraksiyon, başlıca triterpenik asitleri verdi: oleanonik asit, moronik asit, 24Z-masticadienonic asit, 24Z-izomastikadienonik asit, 24Z-masticadienolik asit ve 24Z-izomastikadienolik asit. Nötr fraksiyon, beş nötr triterpenik bileşik verdi: tirucallol, dammaradienone, 28-norolean-12-en-3-one, oleanonic aldehit ve oleanolic aldehyde. Yukarıdaki tüm bileşenler, NMR (1H, 13C, COSY, HMQC ve NOESY) ve MS ile ve literatürdeki verilerle karşılaştırılarak tanımlandı. Nükleer manyetik rezonans (NMR) spektrumları, 295 K'de Bruker DRX 400 ve Bruker AC 200 (13C NMR için 50.3 MHz) cihazlarına kaydedildi.22 ]. 2.3. Bakteriyel ve Mantar Suşları


                              Sekiz farklı türden toplam on bakteri suşu ve bir Candida albicans suşu incelenmiştir. Test edilen bakteri suşlarının sekizi ve C. albicans oral florada bulunurken, Staphylococcus aureus ve Escherichia coli sırasıyla deri ve bağırsak florasından elde edilir. Son ikisi, doğal ekstrelerin oral inhibitör etkisini genel antimikrobiyal aktiviteleriyle spesifik olarak karşılaştırmak için referans mikroorganizmalar olarak kullanıldı. Özellikle Streptococcus mutans DSM 20523, Streptococcus sobrinus DSM 20381, Streptococcus oralis ATCC 35037, Enterococcus faecalis ATCC 29212 veS. aureus ATCC 25923 fakültatif anaerobik Gram-pozitif türlerdir, oysa E. coli ATCC 25922 de fakültatif anaerobiktir ancak Gram-negatif hücre duvarına sahiptir. Porphyromonas gingivalis W381, Prevotella intermedia ATCC 25611, Fusobacterium nucleatum ATCC 25586 ve Parvimonas micra ATCC 23195 zorunlu anaeroblardır. Tüm bakteri ve mantar suşları, Freiburg'daki Albert-Ludwigs Üniversitesi'nin Bulaşıcı Hastalıklar Bölümü ve Tıbbi Mikrobiyoloji ve Hijyen Enstitüsü tarafından sağlandı. Mikroorganizmalar, kullanımlarına kadar -80°C'de %15 (v/v) gliserol içeren bazik büyüme ortamında biriktirildi. 2.4. Minimum İnhibitör Konsantrasyonun (MIC) Tayini


                              İlk olarak, CLSI yönergelerine [ 25 , 26 ] göre her bakteri ve mantar suşunun bir gecelik kültürü hazırlandı . Her dilüsyon, Columbia kanlı agar (CBA) plakalarına veya maya-sistein kan agarı (HCB) plakalarına kaplandı. Fakültatif anaerobik bakteriler ve C. albicans, CBA agar plakalarında 37°C'de ve %5-%10 CO2 atmosferinde 24 saat süreyle inkübe edildi . Anaerobik bakteriler, 37°C'de 48 saat boyunca HCB agar plakalarına yerleştirildi (anaerobik oda, Genbox BioMérieux SA, Marcy/Etoile, Fransa). Mikrodilüsyon tahlili için, tüm fakültatif anaerobik suşlar Mueller-Hinton suyu (MHB), anaerobik bakteriler Wilkins-Chalgren suyu (WCB) içinde ve C. albicans Sabouraud dekstroz suyu (SDB) içinde aşılandı, her biri 10°C'de test edilecek6 koloni oluşturan birim (CFU) mL -1 . Daha sonra, uygun hacimlerde MHB/WCB/SDB mikrobiyal kültürleri, çok kanallı bir pipet kullanılarak 96 oyuklu bir mikrotitre plakasına aktarıldı. Hazırlanan doğal ekstraktlar daha sonra dimetil sülfoksit (DMSO, Sigma, Steinheim, Almanya) içerisinde çözündürüldü ve aqua destillata içerisinde seyreltildi. DMSO'daki tüm özüt çözeltileri , 2 kattan 512 kata kadar başlayan seyreltme seviyelerinde 10 mg mL -1 ila 0.02 mg mL -1 arasında değişen bir konsantrasyon serisinde tarandı . Deneyler iki kopya halinde gerçekleştirildi. Sırasıyla bakteri ve mantarlar için normal salin içinde 0.5/1 A McFarland standart süspansiyonu hazırlandı. 96 oyuklu mikrotitre plakasının her oyuğunun toplam hacmi 200  μ idiL. DMSO kalıntılarının potansiyel antimikrobiyal etkilerini hariç tutmak için, paralel olarak bir DMSO seyreltme serisi incelenmiştir. Yalnızca MHB/WCB/SDB veya %0,2 klorheksidin (CHX) içeren kuyular, bakteri üremesi için sırasıyla pozitif ve negatif kontroller olarak görev yaptı. Steril MHB/WCB/SDB kullanılarak kontaminasyon olasılığı en aza indirildi. Daha sonra fakültatif anaerobik bakteriler ve C. albicans 37°C'de ve %5–%10 CO2'de inkübe edildi .atmosferde 24 saat, anaerobik bakteriler ise 37°C'de 48 saat tutuldu (anaerobik oda, Genbox BioMérieux SA, Marcy/Etoile, Fransa). Her bir bakteri ve mantar suşu için tüm deneyler, en azından iki kopya halinde gerçekleştirildi. Spesifik bir suşun MİK değerlerinin aynı olmaması durumunda en yüksek minimum inhibitör konsantrasyon (MİK) değerleri dikkate alınmıştır. MIC, her bir doğal ekstraktın, bakteri büyümesinin gözle görülür inhibisyonunun indüklendiği en düşük konsantrasyonu olarak tanımlandı ve bu nedenle, söz konusu konsantrasyonda bakteri büyümesinin yüzdesi ile ifade edildi. Ortak test edilen DMSO seyreltme serilerinde bakteri üremesi gözlemlenirse, DMSO'nun inhibe edici etkisi göz önünde bulundurulmuştur. 2.5. Minimum Bakterisidal Konsantrasyonun (MBC) Tayini


                              Minimum bakterisidal konsantrasyon (MBC) da CLSI yönergelerine [ 25 , 26 ] göre değerlendirildi . MIC testinin tamamlanmasından sonra, yukarıda bahsedilen 96 oyuklu mikrotiter plakalar, MBC testi için tekrar inkübe edildi. Kısaca, test edilen doğal ekstrakt konsantrasyon serisini içeren her kuyudan 10  uL , Columbia kanlı agar (CBA) veya maya-sistein kanlı agar (HCB) plakalarına kaplanmıştır. Özellikle fakültatif anaerobik bakteriler ve C. albicans, CBA plakalarında 37°C'de ve %5–%10 CO2'de inkübe edildi .2 gün boyunca atmosfer. Kesinlikle anaerobik bakteriler, 37°C'de 5 gün boyunca HCB plakalarında yetiştirildi (anaerobik oda, Genbox BioMérieux SA, Marcy/Etoile, Fransa). Koloni oluşturan birimler (CFU) görsel olarak belirlendi. MBC, pozitif kontrol ile karşılaştırıldığında bakteri büyümesinde üç günlük bir düşüşün (= %99.9) saptandığı konsantrasyon olarak tanımlandı.

                              Git: 3. Sonuçlar

                              3.1. Olea europaea


                              Zeytin işleme yan ürünlerinden üretilen iki ekstrakt test edildi. Zeytin yapraklarının aseton ile özütlenmesi , bir CH2CI2 /MeOH 98:2 karışımı ile yağı alınmış bir polar fraksiyon verdi. Elde edilen öz, %60 oleuropein içeriyordu . Sofralık zeytin işleme atık suyundan gelen ekstrakt, ana bileşik olarak yaklaşık %15 oranında oleuropeinin bozunma ürünü olan hidroksitirosol içermektedir.

                              O. europaea ekstraktlarının her biri için ortalama MIC ve MBC değerleri ve ayrıca test edilen bakteri/mantar suşları,tablo 1. tablo 1


                              Zeytin yaprağı ve sofralık zeytin ekstraktlarının ( O. europaea ) mg mL −1 cinsinden antimikrobiyal aktivitesi .
                              Streptococcus mutans DSM 20523 1.25 yok 1.25 5.00 5.00 40.00
                              Streptococcus sobrinus DSM 20381 2.50 yok 2.50 5.00 20.00 20.00
                              Streptokok oral ATCC 35037 0.07 yok 1.25 2.50 10.00 20.00
                              Enterococcus faecalis ATCC 29212 0.60 yok 5.00 yok 20.00 80.00
                              Candida albicans DSM 1386 yok yok yok yok 10.00 10.00
                              Escherichia coli ATCC 25922 yok yok 5.00 yok 20.00 40.00
                              Staphylococcus aureus ATCC 25923 2.50 5.00 2.50 2.50 20.00 40.00
                              Porphyromonas gingivalis W381 0.30 0.60 0,15 1.25 5.00 20.00
                              Prevotella intermedia ATCC 25611 2.50 5.00 0.30 0.60 2.50 5.00
                              Fusobacterium nucleatum ATCC 25586 0.60 1.25 0.60 2.50 10.00 10.00
                              Parvimonas micra ATCC 23195 0.30 1.25 0,15 0.60 10.00 20.00
                              Ayrı bir pencerede aç
                              NA: etkinlik gözlemlenmedi; MIC veya MBC 10.00 mg mL- 1'de ölçüldü .

                              *MIC: optik yoğunluk (OD) ölçümünün minimum bakteri üremesi gösterdiği ekstrakt konsantrasyonu.

                              **MBC: bakteri üremesinde üç log azalmanın (%99,9) indüklendiği ekstrakt konsantrasyonu.

                              Genel olarak sofralık zeytin özü, zeytin yaprağı özünden daha aktifti. 0,15 mg mL -1 ( Porphyromonas gingivalis, Parvimonas micra ) ila 10,00 mg mL -1 ( Candida albicans ) ortalama konsantrasyon aralığı ile test edilen mikroorganizmaların neredeyse tamamına karşı etkili olmuştur . Fakültatif anaerobik bakteriler için MİK değerleri 1,25 mg mL -1 ( Streptococcus mutans , Streptococcus oralis ) ile 5,00 mg mL -1 ( Enterococcus faecalis ) arasında değişmektedir. Sofralık zeytin ekstraktının MBC değerleri 0,60 ile 10,00 mg mL -1 arasında değişmektedir . Zorunlu anaeroblar ( Prevotella intermedia ,P. micra ), E. faecalis ve C. albicans'a (10,00 mg mL -1 ) kıyasla daha kolay eradike edilmiştir (0,60 mg mL -1 ).

                              Zeytin yaprağı özleri, oral patojenlere karşı daha hafif bir inhibitör etki göstermiştir. Eradike edilen mikrobiyal suşların MİK değerleri 0,07 mg mL -1 ( S. oralis ) ile 10,00 mg mL -1 ( C. albicans , Escherichia coli ) arasındaydı. MBC değerleri, O. europaea yaprak ekstraktlarının (10.00 mg mL -1 ) varlığında fakültatif anaerobların kalıcılığını göstermiştir . Bununla birlikte, P. gingivalis özün 0,60 mg mL -1'i tarafından inhibe edilirken , 1,25 mg mL -1'i , Fusobacterium nucleatum ve P. micra'nın %99,9'unu öldürdü . 3.2. Damla sakizi


                              Tablo 2taranan tüm mikrobiyal suşlar için test edilen sakız sakızı ekstraktının MIC ve MBC değerlerini özetler. İçerilen çözünmeyen polimerin uzaklaştırılmasından sonra, polimersiz bir toplam mastik özü hazırlandı. Ekstraktın NMR ve MS ile kapsamlı karakterizasyonu, bunun triterpenik asitler, triterpenik alkoller ve aldehitler içerdiğini ortaya çıkardı. Tablo 2


                              Dört sakız sakızı ekstraktının mg mL -1 cinsinden antimikrobiyal aktivitesi .
                              Streptococcus mutans DSM 20523 yok yok 5.00 40.00
                              Streptococcus sobrinus DSM 20381 yok yok 10.00 20.00
                              Streptokok oral ATCC 35037 2.50 5.00 10.00 20.00
                              Enterococcus faecalis ATCC 29212 yok yok 10.00 80.00
                              Candida albicans DSM 1386 yok yok 10.00 10.00
                              Escherichia coli ATCC 25922 yok yok 10.00 10.00
                              Staphylococcus aureus ATCC 25923 2.50 5.00 20.00 80.00
                              Porphyromonas gingivalis W381 0.02 0.07 10.00 20.00
                              Prevotella intermedia ATCC 25611 0.07 0.30 2.50 5.00
                              Fusobacterium nucleatum ATCC 25586 2.50 2.50 10.00 20.00
                              Parvimonas micra ATCC 23195 0.60 0.60 2.50 10.00
                              Ayrı bir pencerede aç
                              NA: etkinlik gözlemlenmedi; MIC veya MBC 10.00 mg mL- 1'de ölçüldü .

                              *MIC: bakteri üremesinde üç log azalmanın (%99,9) indüklendiği ekstrakt konsantrasyonu.

                              **MBC: bakteri üremesinde üç log azalmanın (%99,99) indüklendiği ekstrakt konsantrasyonu.

                              Total sakız ekstraktı MİK değerleri 0,02 mg mL -1 ( P. gingivalis ) ile 10 mg mL -1 arasında değişen tüm mikroorganizmalara karşı etkili olmuştur . Ortalama MBC değerleri 0,07 mg mL -1 ( P. gingivalis , P. micra ) ile 10,00 mg mL -1 ( S. mutans , S. sobrinus , E. faecalis , C. albicans ve E. coli ) arasındaydı. 0,07 ile 2,50 mg mL -1 arasındaki ekstrakt konsantrasyonları , esas olarak katı anaerobik, Gram-negatif bakteriler ( P. gingivalis , P. intermedia) üzerinde bakterisidal etki göstermiştir.ve F. nucleatum ). 3.3. Inula viskoz


                              Tablo 3seçilen oral bakteri/mantar suşlarına karşı test edilen iki I. viscosa ekstraktının MIC ve MBC değerlerinin aralığını özetler . I. viscosa'nın havadaki kısımları , ayrı bir özütlemenin ardından farklı polariteye sahip iki çözücü ile özümlendi. Etil asetat ekstraktı, orta polariteli bileşikler, esasen 3-0 - asetilpadmatin, 7- O -metilaromadendrin, hispidulin, apigenin, luteolin, seskiterpenik bileşikler ve triterpenoidler gibi flavonoidler verdi. Metanol ekstraktı, etil asetat ekstraktı ile bazı ortak bileşikler içerirken, fenolik asitler ve flavonoidler de tespit edildi. Tablo 3


                              mg mL −1 cinsinden antimikrobiyal aktivite I . viskoz özleri.
                              Streptococcus mutans DSM 20523 0,15 1.25 1.25 5.00 5.00 40.00
                              Streptococcus sobrinus DSM 20381 2.50 2.50 2.50 5.00 20.00 20.00
                              Streptokok oral ATCC 35037 0.30 0.30 0.60 0.60 10.00 20.00
                              Enterococcus faecalis ATCC 29212 2.50 5.00 5.00 5.00 20.00 80.00
                              Candida albicans DSM 1386 1.25 2.50 5.00 5.00 10.00 10.00
                              Escherichia coli ATCC 25922 2.50 5.00 yok yok 20.00 40.00
                              Staphylococcus aureus ATCC 25923 0.60 1.25 1.25 2.50 20.00 40.00
                              Porphyromonas gingivalis W381 0.07 0,15 0,15 0.30 5.00 20.00
                              Prevotella intermedia ATCC 25611 0,15 0.30 0.30 0.60 2.50 5.00
                              Fusobacterium nucleatum ATCC 25586 0.30 0.60 0.60 1.25 10.00 10.00
                              Parvimonas micra ATCC 23195 0,15 0.60 0.60 1.25 10.00 20.00
                              Ayrı bir pencerede aç
                              NA: etkinlik gözlemlenmedi; MIC veya MBC 10.00 mg mL- 1'de ölçüldü .

                              *MIC: optik yoğunluk (OD) ölçümünün minimum bakteri üremesi gösterdiği ekstrakt konsantrasyonu.

                              **MBC: bakteri üremesinde üç log azalmanın (%99,9) indüklendiği ekstrakt konsantrasyonu.

                              İki I. viscosa ekstraktı arasında, etil asetat ekstraktı, metanol ekstraktına kıyasla taranan mikroorganizmalara karşı daha güçlü bir antimikrobiyal etki gösterdi. Etkisi altında, 0,07 mg mL -1 ( P. gingivalis ) ila 2,50 mg mL -1 ( S. sobrinus , E. faecalis ve E. coli ) arasında bir ortalama inhibitör konsantrasyon aralığı gözlendi. Etil asetat ekstraktının MBC değerleri 0,15 ila 5,00 mg mL -1 arasında değişmiştir . P. gingivalis (0,15 mg mL -1 ) gibi zorunlu anaeroblar, daha kalıcı olanlara kıyasla azaltılmış ekstrakt konsantrasyonları ile verimli bir şekilde ortadan kaldırılmıştır.E. faecalis ve E. coli suşları (5,00 mg mL -1 ).

                              I. viscosa metanol ekstraktı ayrıca oral bakteri ve mantarlar üzerinde önemli bir inhibitör etkiye sahipti. Eradike edilen mikroorganizmaların MİK değerleri 0,15 mg mL -1 ( P. gingivalis ) ile 10,00 mg mL -1 ( E. coli ) arasında değişmektedir. MBC değerleri 0,30 ile 10,00 mg mL -1 arasında değişmektedir . Bu nedenle, P. gingivalis, 0,30 mg mL -1 ekstrakt ile elimine edilirken , 0,60 mg mL -1 , P. intermedia ve S. oralis için bakteri üremesinde üç logluk bir azalmaya neden oldu .

                              Git: 4. Tartışma


                              Oral biyofilmlerin antibiyotik direncini dikkate alan bu çalışma, tedaviye dirençli diş hastalıklarının tedavisinde yeni bitki kaynaklı antimikrobiyal ajanları tanıtmayı amaçladı. Bu nedenle, beş farklı Akdeniz doğal bitki ve meyve özünün antimikrobiyal etkisi, temsili oral bakteri suşları ve C. albicans üzerinde araştırıldı . Bildiğimiz kadarıyla bu, ağız boşluğunun kommensal florasına ait mikroorganizmalara karşı Olea europaea , sakız sakızı ve Inula viscosa'nın antimikrobiyal etkinliğine ilişkin ilk rapordur.

                              Bu çalışmada, test edilen O. europaea ekstraktlarının özellikle Porphyromonas gingivalis , Prevotella intermedia ve Fusobacterium nucleatum gibi Gram-negatif, anaerobik periodontal patojenlere karşı etkili olduğu bulundu . Aslında, O. europaea ekstraktlarının ve çeşitli mikrobiyal türleri kullanan saf bileşiklerin mükemmel antibakteriyel aktivitesi hakkında birkaç rapor vardır [ 7 , 27 – 29 ]. Sudjana ve ark. ticari zeytin yaprağı ekstraktının Campylobacter jejuni , Helicobacter pylori ve Staphylococcus aureus'a karşı dar spektrumlu antibakteriyel etkisini doğrulamıştır ,yanı sıra metisiline dirençli S. aureus'a (MRSA) karşı [ 30 ]. Bu, O. europaea ekstraktlarının C. jejuni ve H. pylori gibi gastrik Gram-negatif mikroorganizmalar ile düzenleyici girişimini vurgulamaktadır . Başka bir raporda, zeytin yaprağı özleri Gram-negatif Escherichia coli , Pseudomonas aeruginosa ve Klebsiella pneumoniae'yı ortadan kaldırmayı başardı [ 31 ]. Bununla birlikte, Gram-negatif mikroorganizmalar, aktif akış pompalarının ekspresyonu nedeniyle, geleneksel antimikrobiyal ilaçlara genellikle dirençlidir [ 32] .]. İnatçı doğaları, bozundurucu enzimlerin salınması ve antibiyotik hedeflerinin moleküler başkalaşımı ile de desteklenir [ 33 ]. Ayrıca, hücre duvarı ile dış zar arasındaki yapısal farklılıkları içeren Gram-negatif bakterilerin aşırı hassas yapısı, çeşitli antimikrobiyal maddelere duyarlılıklarını etkiler [ 34 ].

                              Ayrıca, sofralık zeytin özü, daha hafif antistafilokokal aktivite sunarak, Gram-pozitif bakteriler üzerinde ek bir etki olduğunu düşündürmektedir. Önceki bir rapor, O. europaea yapraklarının Gram-pozitif Bacillus cereus'a karşı antimikrobiyal etkinliğini tanımlamıştır [ 27 ]. O. europaea ekstraktlarının Gram-pozitif hücre duvarına tam sızma ve yıkım mekanizması, muhtemelen antiquorum sensing (QS) bileşiklerinin varlığını ima eder [ 35 ]. S. aureus gibi Gram-pozitif mikroorganizmaların patojenitesi, agr operon veya analog QS iletişim kalıpları tarafından tetiklenen "quormones" adlı küçük peptitlere dayandığından , O. europaeavarsayımsal olarak eylemlerine müdahale edebilir [ 36 ]. Daha önceki bir çalışmanın sonuçlarının aksine, Candida albicans sofralık zeytin ekstraktına duyarlı bulunmamıştır [ 27 ]. Çelişkili sonuçlar, kaynatma da dahil olmak üzere kullanılan farklı ekstraksiyon yöntemlerine bağlanabilir. Bununla birlikte, sayısız fenolik veya diğer bileşiklerden hangisinin bu olumlu etkiden sorumlu olduğu bilinmemektedir. Bu çalışmada, ekstraktların iki ana bileşiği zeytin yaprağındaki oleuropein ve sofralık zeytin işleme atık suyundaki hidroksitirosol olmuştur. Birçok çalışma, iki bileşiğin güçlü antimikrobiyal aktivitesini iddia etmektedir [ 22 , 37 ].

                              Sakız sakızı, Akdeniz ağacı Pistacia lentiscus var. chia. P. gingivalis , P. intermedia , F. nucleatum ve P. micra incelenen sakız sakızı ekstraktlarının tamamına karşı yüksek duyarlılık göstermiştir. Sakız sakızının olumlu antimikrobiyal özelliklerine ilişkin çok sayıda rapor, çeşitli patojenlere karşı etkinliğinin de altını çizmektedir [ 6 , 24 , 38 – 40 ]. Daha spesifik olarak, sıvı formda (%2) mastik içeren ticari bir ürün, Gram-negatif P. gingivalis'e karşı dar bir antibakteriyel spektrum göstermiştir vePrevotella melaninogenica [ 40 ]. Gram-pozitif bakteriler ( Streptococcus mutans , S. aureus ) ve mantarlar ( C. albicans ) etkilenmedi. Takahashi ve ark. 4 saatlik sakız sakızından sonra bakteriyel tükürük kolonilerinin toplam sayısında bir azalma olduğunu doğruladı [ 41 ]. Klorheksidin (CHX) gibi geleneksel oral antibakteriyel kimyasalların uygulanmasına diş renginin solması ve artan hücre toksisitesi gibi yan etkiler eşlik ettiğinden, sakızdan türetilen ağız çalkalama sularının kullanılması minimum dezavantajla antiplak aktiviteyi destekleyebilir.

                              Genel olarak sakız sakızı, en önemlileri a -pinen, β -mirsen, β -karyofillen, β -pinen ve limonen olan çeşitli uçucu bileşenlerden oluşur [ 6 ]. Bununla birlikte, burada test edilen ekstrakt, çoğunlukla aktif prensipler olabilecek triterpenik asitler içeriyordu. Çoğunlukla majör triterpenik asitler içeren polimer içermeyen toplam mastik ekstraktının, H. pylori gibi diğer kalıcı mikroorganizmaları etkili bir şekilde ortadan kaldırdığı daha önce bulunmuştu . Triterpenik alkoller ve aldehitler için azaltılmış aktivite gözlendi [ 24]. Ek olarak bulunan triterpenik alkoller ve aldehitler, ilgili bir antimikrobiyal etki göstermemiştir. Koutsoudaki ve ark. B. subtilis ve S. aureus'un β -myrcene'e karşı orta ila yüksek duyarlılığı tespit edilirken , E. coli bu maddeye karşı hiçbir duyarlılık göstermedi [ 39 ]. Ayrıca, β -pinene'in E. coli ve S. aureus'a karşı etkisiz olduğu kanıtlanırken , B. subtilissadece hafif bir tepki gösterdi. Bu değişken sonuçlar, sakız sakızı ekstraktlarının farklı bileşenlerinin sinerjistik bir aktivitesinin, antimikrobiyal etkisinden sorumlu olabileceğini düşündürmektedir. Bu nedenle, mevcut çalışmanın sonuçları, belirli sakız bileşenlerinin birbirine bağlı antimikrobiyal aktivitesinin, tedaviye dirençli Gram-negatif oral mikroorganizmaların yok edilmesine odaklandığını göstermektedir.

                              Bu çalışmada I. viscosa , yalnızca Gram-negatif anaerobik patojenlere karşı değil, aynı zamanda streptokoklara ( S. mutans , S. oralis ) karşı da oldukça etkiliydi . Oral kavitedeki avantajlı etkileri ilk kez burada gösterilmiş olmasına rağmen, genel antibakteriyel, antifungal ve antiviral özelliklerini değerlendiren birçok rapor bulunmaktadır .]. İki ekstraktın aktiviteleri arasındaki fark, farklı kimyasal profillere bağlanabilir. Genellikle iki ekstrakt pek çok ortak metabolit içerir; ancak, en polar olanlar metanol ekstraktında bulunur. Önceki bir raporda, bitkinin metanol ekstraktlarının S. aureus gibi Gram-pozitif bakterilere karşı etkili antimikrobiyal davranış gösterdiği ve E. faecalis , C. albicans ve Candida tropicalis'in de I. viscosa'ya duyarlı olduğu , oysa Gram-negatif bakterilerin daha az duyarlı olduğu bulunmuştur [ 45 ]. I. viscosa'nın antimikrobiyal etkisi Bacillus cereus üzerinde de gözlemlendi veSalmonella typhimurium . Ek olarak, bitkinin 3,3'-di-O-metilquercetin adlı bir bileşiğinin, çeşitli bakteri hücre duvarlarına nüfuz ettikten sonra sitoplazmik zarları bozabileceği ortaya çıktı [ 44 ]. Ayrıca, Wang ve ark. I. viscosa'nın Oomycetes, Ascomycetes ve Basidiomycetes familyalarının patojenlerine karşı fungisidal özellikler gösterdiğini bildirmiştir [ 46 ]. Bu, I. viscosa'nın C. albicans'a karşı 2,50–5,00 mg mL -1 konsantrasyon aralığında bakterisidal etkiler gösterdiği bu çalışmanın bulgularıyla uyumludur .

                              Şifalı bitkilerin, gelişmiş antibakteriyel özelliklere sahip çok sayıda biyolojik olarak aktif bileşenin bol miktarda rezervuarı olduğu kanıtlanmıştır. Diş macunları ve ağız gargaraları gibi dişçilik ürünlerinde yaygın olarak kullanılan sentetik kimyasalların dişlerde renk bozulmasına, hücre toksisitesine, kusmaya veya ishale neden olabileceği iyi bilinmektedir [ 47 , 48]. Bu nedenle, bitki özleri, yeni nesil oral farmasötikler için güçlü alternatif bileşikler olarak kabul edilir. Aslında, dental kemoterapötiklerin yeni bitki kaynaklı bileşenleri (ağız çalkalama suları, irrigasyon solüsyonları ve intrakanal ilaçlar), antibiyotiğe dirençli patojenler, bağışıklığı baskılanmış bireyler ve mali açıdan zayıf gelişmekte olan ülkeler için etkili tedaviye olanak sağladıklarından, plak kontrol stratejilerinde uzmanlaşmış dişçilik endüstrisinin gelecekteki çok önemli kaynaklarıdır.

                              Git: 5. Sonuç


                              Sonuç olarak, bu raporun sonuçları, tedaviye dirençli oral mikroorganizmalara karşı antimikrobiyal aktiviteye sahip alternatif doğal bileşiklerin keşfine olan ilgiyi artırmaktadır. Genel olarak, O. europaea , sakız sakızı ve I. viscosa'dan elde edilen ekstraktlar, test edilen oral patojenlere, özellikle Gram-negatif anaerobik bakterilere karşı aktifti ve bu nedenle periodontite karşı kullanılabilecek alternatif doğal anti-enfeksiyöz ajanlar olarak düşünülebilir.

                              Git: Çıkar Çatışması


                              Yazarlar bu makalenin yayınlanmasıyla ilgili herhangi bir çıkar çatışması olmadığını beyan ederler.

                              Git: Referanslar

                              1. Sofrata A, Santangelo EM, Azeem M, Borg-Karlson A, Gustafsson A, Pütsep K. Salvadora persica'nın köklerinden elde edilen önemli bir bileşen olan Benzyl isothiocyanate, Gram-Negatif bakterilere karşı oldukça aktiftir. PLoS BİR . 2011; 6 (8) e23045 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                              2. Paddon CJ, Westfall PJ, Pitera DJ ve diğerleri. Güçlü antimalaryal artemisinin yüksek düzeyde yarı sentetik üretimi. Doğa _ 2013; 496 (7446):528–532. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              3. Takebe Y, Saucedo CJ, Lund G ve ark. Kırmızı ve mavi-yeşil alglerden elde edilen antiviral lektinler, hepatit C virüsüne karşı güçlü in vitro ve in vivo aktivite gösterir. PLoS BİR . 2013; 8 (5) e64449 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                              4. Trentin DS, Silva DB, Amaral MW, et al. Bakteriyostatik etkiye sahip tanenler, Pseudomonas aeruginosa adezyonunu ve biyofilm oluşumunu bozar. PLoS BİR . 2013; 8 (6) e66257 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                              5. Spanou C, Stagos D, Tousias L, et al. Eşsiz Yunan Leguminosae bitki çeşitlerinden ekstraktların antioksidan aktivitesinin in vitro analizler kullanılarak değerlendirilmesi . Antikanser Araştırması . 2007; 27 (5A):3403–3410. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              6. Paraschos S, Mitakou S, Skaltsounis AL. Sakız sakızı: biyolojik aktivitelerinin gözden geçirilmesi. Güncel Tıbbi Kimya . 2012; 19 (14):2292–2302. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              7. Odiatou EM, Skaltsounis AL, Constantinou AI. Zeytin polifenolleri oleuropein ve hidroksitirosolün in vitro pro-oksidan ve sitotoksik aktivitelerinden sorumlu faktörlerin belirlenmesi. Kanser Mektupları . 2013; 330 (1):113–121. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              8. Silva N, Alves S, Goncalves A, Amaral JS, Poeta P. Akdeniz aromatik bitkilerinden elde edilen uçucu yağların çeşitli gıda kaynaklı ve bozulmaya neden olan bakterilere karşı antimikrobiyal aktivitesi. Uluslararası Gıda Bilimi ve Teknolojisi . 2013; 19 (6):503–10. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              9. Liolios CC, Graikou K, Skaltsa E, Chinou I. Girit Dittany: botanik ve etnofarmakolojik inceleme. Etnofarmakoloji Dergisi . 2010; 131 (2):229–241. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              10. González-Burgos E, Carretero ME, Gómez-Serranillos MP. Sideritis spp.: kullanımlar, kimyasal bileşim ve farmakolojik aktiviteler—bir inceleme. Etnofarmakoloji Dergisi . 2011; 135 (2):209–225. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              11. Ngo LT, Okogun JI, Halk WR. 21. Yüzyıl doğal ürün araştırmaları ve ilaç geliştirme ve geleneksel ilaçlar. Doğal Ürün Raporları . 2013; 30 (4):584–592. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                              12. Hemaiswarya S, Kruthiventi AK, Doble M. Enfeksiyon hastalıklarına karşı doğal ürünler ve antibiyotikler arasındaki sinerji. Bitki ilacı 2008; 15 (8):639–652. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              13. Maor R, Shirasu K. Silahlanma yarışı devam ediyor: Bitkiler ve mantar patojenleri arasındaki savaş stratejileri. Mikrobiyolojide Güncel Görüş . 2005; 8 (4):399–404. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              14. Dangl JL, Jones JDG. Bitki patojenleri ve enfeksiyona karşı entegre savunma tepkileri. Doğa _ 2001; 411 (6839):826–833. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              15. Battin TJ, Sloan WT, Kjelleberg S, et al. Mikrobiyal manzaralar: Biyofilm araştırmasına yeni yollar. Doğa İncelemeleri Mikrobiyoloji . 2007; 5 (1):76–81. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              16. Keijser BJ, Zaura E, Huse SM, et al. Sağlıklı yetişkinlerin oral mikroflorasının Pyrosequencinq analizi. Diş Araştırma Dergisi . 2008; 87 (11):1016–1020. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              17. Socransky SS, Haffajee AD. Dental biyofilmler: zor terapötik hedefler. Periodontoloji 2000 . 2002; 28 (1):12–55. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              18. Al-Ahmad A, Wunder A, Auschill TM, et al. Streptococcus spp., Actinomyces naeslundii , Fusobacterium nucleatum ve Veillonella spp.'nin in vivo dinamikleri . beş renkli multipleks floresan in situ hibridizasyon ile analiz edildiği gibi diş plağı biyofilminde . Tıbbi Mikrobiyoloji Dergisi . 2007; 56 (5):681–687. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              19. Karygianni L, Follo M, Hellwig E, et al. Oral biyofilmlerin büyük ölçekli analizi için mikroskop tabanlı görüntüleme platformu. Uygulamalı ve Çevresel Mikrobiyoloji . 2012; 78 (24):8703–8711. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                              20. Smith K, Robertson DP, Lappin DF, Ramage G. Ticari gargaralar oral MRSA biyofilmlerine karşı etkisizdir. Oral Cerrahi, Oral Tıp, Oral Patoloji ve Oral Radyoloji . 2013; 115 (5):624–629. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              21. Al-Ahmad A, Ameen H, Pelz K, et al. Kök dolgulu dişlerle ilişkili endodontik enfeksiyonlardan izole edilen farklı bakterilerin antibiyotik direnci ve biyofilm oluşturma kapasitesi. Endodonti Dergisi . 2014; 40 (2):223–230. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              22. Kyriazis JD, Aligiannis N, Polychronopoulos P, Skaltsounis A, Dotsika E. Zeytin ağacı özlerinin Leishmanicidal aktivite değerlendirmesi. Bitki ilacı 2013; 20 (3-4):275–281. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              23. Agalias A, Magiatis P, Skaltsounis AL, et al. Zeytinyağı fabrikası atık suyunun yönetimi ve doğal antioksidanların geri kazanımı için yeni bir süreç. Tarım ve Gıda Kimyası Dergisi . 2007; 55 (7):2671–2676. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              24. Paraschos S, Magiatis P, Mitakou S ve ark. Sakız sakızı ekstraktlarının ve bileşenlerinin Helicobacter pylori'ye karşı in vitro ve in vivo aktiviteleri . Antimikrobiyal Ajanlar ve Kemoterapi . 2007; 51 (2):551–559. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                              25. NCCLS. Ulusal Klinik Laboratuvar Standartları Komitesi . Wayne, Pa, ABD: NCCLS; 1999. [ Google Akademik ]
                              26. NCCLS. Ulusal Klinik Laboratuvar Standartları Komitesi . 6. baskı. Villanova, Pa, ABD: NCCLS; 2003. [ Google Akademik ]
                              27. Pereira AP, Ferreira ICFR, Marcelino F, et al. Zeytin ( Olea europaea L. Cv. Cobrançosa) yapraklarının fenolik bileşikleri ve antimikrobiyal aktivitesi . moleküller _ 2007; 12 (5):1153–1162. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                              28. Lee OH, Lee BY. Olea europaea yaprak ekstraktındaki bireysel ve kombine fenoliklerin antioksidan ve antimikrobiyal aktiviteleri . Biyokaynak Teknolojisi . 2010; 101 (10):3751–3754. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              29. Zoidou E, Melliou E, Gikas E, Tsarbopoulos A, Magiatis P, Skaltsounis A. Geleneksel bir Yunan sofralık zeytin çeşidi olan throuba thassos'un besleyici açıdan zengin bir oleuropein kaynağı olarak tanımlanması. Tarım ve Gıda Kimyası Dergisi . 2010; 58 (1):46–50. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              30. Sudjana AN, D'Orazio C, Ryan V, et al. Ticari Olea europaea (zeytin) yaprağı ekstraktının antimikrobiyal aktivitesi. Uluslararası Antimikrobiyal Ajanlar Dergisi . 2009; 33 (5):461–463. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              31. Markín D, Duek L, Berdícevsky I. Zeytin yapraklarının in vitro antimikrobiyal aktivitesi. mikozlar _ 2003; 46 (3-4):132–136. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              32. Pagès J, Amaral L. İlaç akışının mekanizmaları ve bunlarla mücadele stratejileri: Gram-negatif bakterilerin akış pompasına meydan okumak. Biochimica ve Biophysica Açta . 2009; 1794 (5):826–833. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              33. Piddock LJV. Bakterilerde klinik olarak ilgili kromozomal olarak kodlanmış çoklu ilaç direnci akış pompaları. Klinik Mikrobiyoloji İncelemeleri . 2006; 19 (2):382–402. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                              34. Friedman M, Henika PR, Mandrell RE. Bitki esansiyel yağlarının ve izole edilmiş bazı bileşenlerinin Campylobacter jejuni , Escherichia coli , Listeria monocytogenes ve Salmonella enterica'ya karşı bakterisidal aktiviteleri . Gıda Koruma Dergisi . 2002; 65 (10):1545–1560. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              35. Gray B, Hall P, Gresham H. Çoklu gram-pozitif bakteriyel enfeksiyonları tedavi etmek için ortak terapötiklerin geliştirilmesi için agr- ve agr-benzeri çekirdek algılama sistemlerini hedefleme. sensörler _ 2013; 13 (4):5130–5166. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                              36. Wright JS, III, Traber KE, Corrigan R, Benson SA, Musser JM, Novick RP. Agr radyasyonu : stafilokokların evriminde erken bir olay. Bakteriyoloji Dergisi . 2005; 187 (16):5585–5594. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                              37. Obied HK, Prenzler PD, Omar SH, et al. Zeytin biyofenollerinin farmakolojisi. Moleküler Toksikolojideki Gelişmeler . 2012; 6 :195–242. [ Google Akademik ]
                              38. Magiatis P, Melliou E, Skaltsounis A, Chinou IB, Mitaku S. Pistacia lentiscus var. chia _ Planta Medica . 1999; 65 (8):749–752. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              39. Koutsoudaki C, Krsek M, Rodger A. Pistacia lentiscus Var. chia. Tarım ve Gıda Kimyası Dergisi . 2005; 53 (20):7681–7685. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              40. Sakagami H, Kishino K, Kobayashi M, et al. Mastiğin seçici antibakteriyel ve apoptoz modüle edici aktiviteleri. Vivo'da . 2009; 23 (2):215–224. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              41. Takahashi K, Fukazawa M, Motohira H, Ochiai K, Nishikawa H, Miyata T. Sakız sakızının ağız boşluğunda plak önleyici etkileri üzerine bir pilot çalışma. Periodontoloji Dergisi . 2003; 74 (4):501–505. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              42. Maoz M, Neeman I. Inula viscosa özütünün dermatofitlerde ve Candida albicans'ta kitin sentezi üzerindeki etkisi . Etnofarmakoloji Dergisi . 2000; 71 (3):479–482. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              43. Sassi AB, Harzallah-Skhiri F, Bourgougnon N, Aouni M. Bazı Tunus şifalı bitkilerinin Herpes simpleks virüsü tip 1'e karşı antiviral aktivitesi. Doğal Ürün Araştırması . 2008; 22 (1):53–65. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              44. Talib WH, Abu Zarga MH, Mahasneh AM. Inula viscosa'dan izole edilen bileşiklerin antiproliferatif, antimikrobiyal ve apoptozu indükleyici etkileri. moleküller _ 2012; 17 (3):3291–3303. [ Ücretsiz PMC makalesi ] [ PubMed ] [ Google Scholar ]
                              45. Gökbulut A, Özhan O, Satılmış B, Batçioğlu K, Günal S, Şarer E. Türkiye'den seçilmiş inula türlerinin antioksidan ve antimikrobiyal aktiviteleri ve fenolik bileşikleri. Doğal Ürün İletişimi . 2013; 8 (4):475–478. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              46. ​​Wang W, Ben-Daniel BH, Cohen Y. Inula viscosa özleri ile bitki hastalıklarının kontrolü . fitopatoloji _ 2004; 94 (10):1042–1047. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              47. Chung JY, Choo JH, Lee MH, Hwang JK. Myristica fragrans'tan (hindistan cevizi) izole edilen macelignan'ın Streptococcus mutans'a karşı antikariyojenik aktivitesi. Bitki ilacı 2006; 13 (4):261–266. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              48. Neumegen RA, Fernández-Alba AR, Chisti Y. Aktif çamurda triklosan, fenol ve bakır sülfatın toksisiteleri. Çevresel Toksikoloji . 2005; 20 (2):160–164. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                              Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                              Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X