Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Andız, Andız Ağacı, Juniperus drupacea L.

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Andız, Andız Ağacı, Juniperus drupacea L.

    Andız meyvesi (Juniperus drupacea L.) meyvesinin uçucu ekstraktının kimyasal bileşimi ve uçucu ve daha az uçucu ekstraktlarının biyolojik aktiviteleri
    Ahmed El-Ghorab 1, Hamdi Şaban , Khaled F El-Massry , Takayuki Şibamoto
    üyelikler yıkılmak
    üyelik
    • 1Lezzet ve Aroma Departmanı, Ulusal Araştırma Merkezi, Dokki, Kahire, Mısır.
    • PMID: 18547046
    Soyut
    Andız meyvesi meyvesinin (Juniperus drupacea L.) bir buhar distilatından bir diklorometan ekstraktındaki uçucu kimyasallar ve bunun iki kolonlu kromatografik fraksiyonları (heksan ve etil eter ile elüt edilmiş) gaz kromatografisi/kütle spektrometresi ile analiz edildi. Diklorometan ekstraktındaki ana bileşikler alfa-pinen (%23.73), timol metil eter (%17.32) ve kafurdu (%10.12). Heksan ile yıkanan bir fraksiyon, ana bileşen olarak alfa-pinen (%44.24) içeriyordu. Etil eter ile yıkanan bir fraksiyonda ana bileşenler olarak timol metil eter (%22.27) ve kafur (%19.65) vardı. Distilattan hazırlanan üç numune ve doğrudan Andız meyvelerinden petrol eteri ve etanol ekstraksiyonu ile hazırlanan iki ek numune, her ikisinde de doz tepkisi ile birlikte net antioksidan aktiviteler sergiledi. 2-difenil pikrilhidrazil ve beta-karoten deneyleri. Heksan fraksiyonu dışındaki tüm numuneler, iki test sisteminde 200 mikrog/mL seviyesinde sentetik antioksidan t-butil hidrokinonunkiyle karşılaştırılabilir aktiviteler gösterdi. Diklorometan, petrol eteri ve etanol özleri, 0,5 mg/mL (Candida albicans'a karşı uçucu öz) ile 1,2 mg/mL (Aspergillus niger'e karşı etanol özü) arasında değişen minimum inhibitör konsantrasyonlarla altı mikroorganizmaya karşı kayda değer antimikrobiyal aktiviteler sergiledi. Bu çalışmanın sonuçları, bu meyvenin yiyecek ve içecekler için doğal bir antioksidan takviyesi olabileceğini düşündürmektedir. Heksan fraksiyonu dışındaki tüm numuneler, iki test sisteminde 200 mikrog/mL seviyesinde sentetik antioksidan t-butil hidrokinonunkiyle karşılaştırılabilir aktiviteler gösterdi. Diklorometan, petrol eteri ve etanol özleri, 0,5 mg/mL (Candida albicans'a karşı uçucu öz) ile 1,2 mg/mL (Aspergillus niger'e karşı etanol özü) arasında değişen minimum inhibitör konsantrasyonlarla altı mikroorganizmaya karşı kayda değer antimikrobiyal aktiviteler sergiledi. Bu çalışmanın sonuçları, bu meyvenin yiyecek ve içecekler için doğal bir antioksidan takviyesi olabileceğini düşündürmektedir. Heksan fraksiyonu dışındaki tüm numuneler, iki test sisteminde 200 mikrog/mL seviyesinde sentetik antioksidan t-butil hidrokinonunkiyle karşılaştırılabilir aktiviteler gösterdi. Diklorometan, petrol eteri ve etanol özleri, 0,5 mg/mL (Candida albicans'a karşı uçucu öz) ile 1,2 mg/mL (Aspergillus niger'e karşı etanol özü) arasında değişen minimum inhibitör konsantrasyonlarla altı mikroorganizmaya karşı kayda değer antimikrobiyal aktiviteler sergiledi. Bu çalışmanın sonuçları, bu meyvenin yiyecek ve içecekler için doğal bir antioksidan takviyesi olabileceğini düşündürmektedir. 5 mg/mL (Candida albicans'a karşı uçucu ekstrakt) ila 1,2 mg/mL (Aspergillus niger'e karşı etanol ekstraktı). Bu çalışmanın sonuçları, bu meyvenin yiyecek ve içecekler için doğal bir antioksidan takviyesi olabileceğini düşündürmektedir. 5 mg/mL (Candida albicans'a karşı uçucu ekstrakt) ila 1,2 mg/mL (Aspergillus niger'e karşı etanol ekstraktı). Bu çalışmanın sonuçları, bu meyvenin yiyecek ve içecekler için doğal bir antioksidan takviyesi olabileceğini düşündürmektedir.

  • #2




    Andız pekmezinin faydaları! Andız pekmezi nedir, ne işe yarar ve faydaları neler?

    Doğada yer alan gıdalar ve bitkilerden elde edilen şifalı besinler insan sağlığı için çok önemli bir yere sahiptir. Pekmez de çok eski tarihlerden bu yanan lezzetinin yanı sıra sağlık için de tüketilmektedir. Pek çok çeşidi olan pekmez türlerinden biri olan andız pekmezi ile yeni yeni popülerlik kazanmaya başlamıştır. Özellikle karaciğer, böbrek ve mide sorunları olan kişilerin tüketmeyi tercih ettiği andız hakkında bilinenler ise kısıtlıdır.

    Andız pekmezi sağlık için faydalı besinler arasında yer alır. Anız ağacının meyvesinden elde edilen bu pekmez diğer pekmezlerin aksine daha acımsı bir tada sahiptir. Çam türü olan andız ağacının meyvesinden yapılan andız pekmezinin Türkiye’de yetiştiği yerler ise Akdeniz Bölgesi’dir. Toros dağlarının eteklerinde yetişen ve özellikle Kahramanmaraş’ta yaygın olarak görülen andız ağacından elde edilen andız pekmezi tam bir antioksidan deposudur. Andız pekmezi yapılmadan önce toplanan meyveler iki gün boyunca kurutulur ve kaynatma yöntemi ile pekmez haline getirilir.

    Andız pekmezi neye iyi gelir?
    sorusunun cevapları yazımızda.
    Andız Pekmezi Faydaları
    Andız pekmezi faydaları gibi uzmanlar tarafından paylaşıldıkça kişiler tarafından da andız pekmezine olan merak artmıştır. İşte andız pekmezinin bilinmeyen faydaları:
    • Andız pekmezi solunum yolu rahatsızlıklarına iyi gelir. Balgam ve öksürüğü azaltarak boğazda rahatlama sağlar.
    • Nefes darlığı problemi yaşayanlara iyi gelir.
    • Saç dökülmesi sorunu olanlar kullanabilir. Dökülmelerin olduğu bölgelerde yeni saçların çıkmasına yardımcı olur.
    • Vücutta meydana gelen ödem ve şişkinlikleri antioksidan özelliğe ile azaltır.
    • Ağız içi yaraların iyileşmesinde destek olur.
    • Cilt hastalıklarının iyileşmesinde yardımcı olur.
    • Böbrek taşının düşürülme sürecinde etkili bir takviye olabilir.
    • Romatizma ağrılarına iyi gelir.
    • Alerjiler sonucunda meydana gelen cilt sorunlarına iyi gelir.
    • Kan yapıcı özelliği bulunur. Aynı zamanda kanı da temizler. Kalp ve damar sağlığı için faydalıdır.
    • İdrar yollarında meydana gelen enfeksiyonların oluşmasını engeller. Boşaltım sistemini daha sağlıklı bir hale getirir.
    • Sindirim sistemine iyi gelir. Bağırsakların daha düzenli ve hızlı çalışmasını sağlar.
    Andız Pekmezi Zararları
    Andız pekmezi sağlık için her ne kadar faydalı bir besin olsa da fazla tüketimi ile bazı yan etkiler meydana gelebilir. Andız pekmezinin aşırı miktarda, orantısız bir şekilde tüketilmesi mide de bulantıya yol açabilir. Buna ek olarak andız pekmezinin saklanma koşulu çok önemlidir. Eğer andız pekmezi direkt olarak güneş ışığı alan bir yerde durursa içerisinde kanserojen etki taşıyan HMF oranı artar. Bu da sağlık için olumsuz bir durumdur.

    Andız Pekmezini Şeker Hastaları Kullanabilir Mi?
    Andız pekmezi diğer pekmezlerin aksine acımtırak bir tada sahip olsa da içeriğinde yüksek oranda şeker bulunur. Bu yüzden aşırı tüketimi şeker hastaları için olumsuz sonuçlar doğurabilir. Şeker sorunu olan kişiler için andız pekmezinin tüketilen miktarı çok önemlidir. Herhangi bir sorun yaşamamak için günde sadece 1 yemek kaşığı andız pekmezi içilmesi şeker hastaları için yeterli olacaktır.

    Andız Pekmezi Öksürüğe İyi Gelir Mi?
    Andız pekmezi solunum yollarında ve boğazda meydana gelen rahatsızlıklar için oldukça faydalı bir besindir. Gün içinde bir ya da iki yemek kaşığı andız pekmezi içmek öksürüğün azalmasında etkili olur.

    Andız Pekmezinin Akciğere Faydası
    Andız pekmezinin antioksidan özelliği bulunur. Bu yüzden bağışıklık sistemini güçlendirirken vücutta biriken zararlı toksinlerin de dışarıya atılmasında yardımcı olur. Bu özeliği ile akciğerlerin temizlenmesinde de etkilidir.

    Yorum yap


    • #3
      Juniperus_drupacea_1.JPGJuniperus_drupacea_MHNT.BOT.2005.0.1124.jpg
      Andız

      Akdeniz Bölgesi
      Hıdırellez
      Ardıç Andız ya da andız ağacı (Juniperus drupacea, bazen Arceuthos drupacea olarak da sınıflandırılır), servigiller (Cupressaceae) familyasından, 10–15 m boyunda, Juniperus seksiyonunun Caryocedrus alt seksiyonundan ardıç türü. Doğu Akdeniz bölgesinde, güney Yunanistan, güney Türkiye, Batı Suriye ve Lübnan’da 800-1700 m yükseklikteki kayalıklarda dağılım gösterir.

      Juniperus drupacea
      Kışın yapraklarını dökmeyen andızın «andız giliği» denilen meyvelerinden «andız pekmezi», odunundan «andız katranı», kozalaklarından da «andız tespihi» yapılır.

      Adlandırma
      Türkçede andız ya da andız ağacı adıyla yaygındır. Ardıç türünden olduğunu vurgulamak için bazen andız ardıcı dendiği de olur. Kazdağı göknarı (Abies nordmanniana subsp. equi-trojani) için andız çamı adı kullanılır. Papatyagiller familyasından otsu bitki türüne (Inula helenium) ise andız otu adı verilir.

      Arapçada servi ağacı gibi uzun boylu ve konik olmasından ötürü «servi ardıcı» anlamına gelen ar'ar servi (عرعر سوري) adı kullanılır.

      Yunancada Latince bilim adından harfiyen çevrilen «drupalı ardıç» (άρκευθος η δρυπώδης) ya da Batı dillerinden çeviri ile «Suriye ardıcı» (συριακή άρκευθος) adları kullanılır.

      Avrupa dillerinde daha çok «Suriye ardıcı» anlamına gelen adlar (İngilizce Syrian juniper, Almanca syrischer Wacholder, Norveççe syrisk einer, Fransızca genévrier de Syrie, İspanyolca enebro de Siria) kulla

      Morfoloji
      Ortalama 10-15 en fazla 40 m boyunda koni biçimli uzun ardıç türüdür. Gövde 1–2 m kalınlığındadır. Erkek ve dişi ağaçları ayrı olan iki evcikli (dioik) bitkidir. Önce yeşil sonra esmer renkli olan kozalak küremsi ve 20–25 mm çapında.

      Dağılımı
      Doğu Akdeniz bölgesinde, güney Yunanistan, güney Türkiye, Batı Suriye ve Lübnan’da dağılım gösterir.

      Besin olarak kullanımı
      Türkiye'de Adana yöresinde kozalaklarından acımsı tadı olan «andız pekmezi» yapılır. Antalya Manavgat'ta «andız pekmezi» ya da «enek pekmezi» yapılır.

      Tıbbi kullanımı
      Halk tıbbında kullanımı
      Çanakkale ile Balıkesir illerindeki Kaz Dağında kozalağından hazırlanan dekoksiyon astımda içilerek kullanılır. Kahramanmaraş'ta kozalağından hazırlanan dekoksiyon astım ve bronşit için kullanılır.

      Antalya Manavgat'ta Dal ve yaprakları kaynatılarak, buğusu hayvanlarda sancıyı kesmede kullanılır. Kozalakları kaynatılıp içilirse öksürüğü keser. Kaynattıktan sonra üzerine bal katıp, tuz atılırsa balgam söktürür. Andız ya da enek pekmezi nefes darlığına ve basura iyi gelir.

      Kahramanmaraş'ta ve Karaman'da basur için kullanılır.

      Muğla Bodrum'da kozalağı kaynatılıp suyu içilirse idrar yolu ve prostata iyi gelir. Kaynakça
      1. Prof. Dr. Turhan Baytop (1997), Türkçe Bitki Adları Sözlüğü, TDK yayınları: 578, Ankara, 1997
      2. Yaşar Bulut (2006), Manavgat (Antalya) yöresinin faydalı bitkileri, T.C. Süleyman Demirel Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, İzmir 2007
      3. Işıl Sarıkan (2007), Kazdağı yöresinin geleneksel ilaçlarının saptanması, T.C. Ege Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, İzmir 2007
      4. Serpil Demirci & Neriman Özhatay (2012), An ethnobotanical study in Kahramanmaraş (Turkey); wild plants used for medicinal purpose in Andırın, Kahramanmaraş, Turk J. Pharm. Sci. 9 (1), 75-92, 2012
      5. Yaşar Bulut (2006), Manavgat (Antalya) yöresinin faydalı bitkileri, T.C. Süleyman Demirel Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Isparta 2006
      6. Gülin Gürhan & Nurten Ezer (2004), Halk Arasında Hemoroit Tedavisinde Kullanılan Bitkiler-I, Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dergisi, Cilt 24 / Sayı 1 / Ocak 2004 / ss. 37-55
      7. Füsun Ertuğ (2002), Bodrum yöresinde halk tıbbında yararlanılan bitkiler14. Bitkisel İlaç Hammaddeleri Toplantısı, Bildiriler, 29-31 Mayıs 2002, Eskişehir, Eds. K.H.C.Başer ve N.Kırımer

      Yorum yap


      • #4
        Andız Ağacı Nedir, Nerede Ve Nasıl Yetişir? Andız Ağacı Özellikleri, Bakımı Ve Faydaları Hakkında Bilgi

        "Andız, ya da Andız Ağacı, servigiller familyasından olan bir ağaç türüdür. Boyu yaklaşık olarak 15-20 metrelere kadar ulaşabilen bu ağaç, dünya üzerinde de farklı bölgeler üzerinde görülebilmektedir. Doğu Akdeniz, Suriye, Lübnan ve Güney Türkiye üzerinde yer alan bu ağaçlar, aynı zamanda 800-1700 m yüksekliklerde görülebilmektedir. Genellikle kayalık alanlarda görülen bu ağaç türü, farklı alanlar üzerinde de kullanılmaktadır. İşte, merak edilen tüm detaylar. "



        Andız Ağacı, Türkiye içerisinde de oldukça değerli bir ağaç türü olarak bilinmektedir. Güney Türkiye üzerinde çok fazla sayıda Andız Ağacı konumlanmıştır.

        Andız Ağacı Nedir? Andız Ağacı Hakkında Bilgi
        Andız Ağacı, servigiller familyası içerisinde yer alan bir ağaç türüdür. Dünya üzerinde farklı bölgeler üzerinde görülebilen bu ağaç türü, aynı zamanda genellikle yüksek dağlık kayalıklarda görülmektedir. Günümüzde bu ağaç türü birçok farklı alan üzerinde kullanılmakta ve değerlendirilmektedir.

        Andız Ağacı Latince İsmi
        Latince adı Juniperus drupacea Lab olan Andız Ağacı, bilimsel olarak bu isim ile kullanılmaktadır.

        Andız Ağacı Özellikleri
        Andız Ağacı, çok önemli ağaç türlerinden biridir. Andız ağacı üzerinden pekmez yapılabilmekte, kozalakları toplanarak tespih yapılabilmektedir. Bu sebepten dolayı oldukça değerli olan bu ağaç, insanlar tarafından da birçok dekoratif aletler üzerinde kullanılabilmektedir. Boyları 15-20 metreye kadar ulaşabilen bu ağaçlar, genellikle yüksek kayalıklarda yer almaktadır. Türkiye içerisinde sayıca oldukça fazla olan bu ağaç türü, genellikle ülkemizin güney bölgesinde konumlanmıştır.

        Andız Ağacı Ne Zaman Dikilir?
        Andız Ağacı, dünya içerisinde sayılı alanlara yayılmış olan bir ağaç türüdür. Ancak buna rağmen andız tohumları birçok farklı durumda varlık gösterebilmekte ve çimlenebilmektedir. Yazın çok büyük sıcaklıklara kadar dayanabilen ve kışın da çok şiddetli soğuklara karşı hiçbir negatif etki göstermeyen bu ağaç türü, bu sebeplerden dolayı yılın her ayı ve zamanı dikilebilmektedir. Ancak son zamanlarda yapılan birçok uzman yorumuna göre, Andız Ağaçları özellikle yılın en çok yağış alan aylarında dikilmeli ve çimlenilmesi hızlı bir şekilde gerçekleştirilmelidir. Aksi taktirde Andız Ağacı tohumu toprağa tutunamamakta ve toprak içerisinde çimlenmeyi gerçekleştirememektedir.

        Andız Ağacı Nerede Yetişir?
        Andız Ağaçları doğaları gereği yüksek kayalıklarda büyümektedir. Yaklaşık olarak 800-1700 metre yükseklikteki konumlarda varlık gösterebilen bu ağaç türü, dünya üzerinde de çok sınırlı alanlar üzerinde bulunmaktadır. Ekoloji ve çevre biliminin de oldukça gelişmesi ile birlikte farklı alanlar üzerinde de yetiştirilebilmekte olan bu ağaç türü, doğa şartlarında yetiştiği zaman çok daha verimli bir ağaç olmaktadır. Bu sebepten dolayı Andız Ağaçlarının kendi doğası ve alanları üzerinde yetişmesi oldukça büyük bir önem taşımaktadır.

        Andız Ağacı Nasıl Yetiştirilir ve Budanır?
        Andız tohumu ekildiği taktirde, Andız Ağaçları direkt olarak ekilebilmekte ve andız ağaçları oluşabilmektedir. Andız ağacının yetişme süresi içerisinde de budama olayına gerek duyulmamaktadır. Andız Ağacının yetişmesi için tek şart, yılın en çok yağış alan aylarında bu ağacın tohumunu ekmek ve filizlendirmek olmalıdır.

        Andız Ağacı Yaprak Döker mi?
        Andız Ağacı, üzerinden pekmez yapılan ve kozalaklarından tespih yapılabilmekte olan çok faydalı ve çok verimli bir ağaç türüdür. Andız Ağacı zor hava şartlarında yetiştiğinden dolayı yılın farklı aylarında yaprak dökebilmekte ve yaprak kaybı yaşayabilmektedir. Andız Ağaçları birçok farklı hava koşulunda büyüme gösterebilmekte ve ayakta kalabilmektedir.

        Andız Ağacı Bakımı Nasıl Yapılır?
        Andız ağacı, doğa üzerinde kendiliğinden büyüyebilen bir ağaç türü olduğu için fazla bakıma ihtiyaç duymamaktadır. Ancak bu ağaç üzerinden pekmez ve tespih yapılabildiğinden dolayı bazı özel seracılar andız ağacına özel olarak çeşitli bakım işlemleri uygulayabilmektedir. Yılın belirli aylarında Andız Ağaçları ilaçlanmakta ve çeşitli sert dalları budanarak ağacın hiçbir şekilde zarar almaması sağlanmaktadır.

        Andız Ağacı Faydaları Nelerdir?
        Andız ağacının birçok farklı faydası bulunmaktadır. Ancak bilinen en büyük faydası Andız Ağacı üzerinden alınan pekmez olarak bilinmektedir. Andız ağacı pekmezi bilinen en ünlü pekmezlerden birisidir ve birçok farklı hastalığa da şifa olduğu bilinmektedir.


        Andız Ağacının Kullanım Alanları
        Andız ağacı birçok farklı alan üzerinde kullanılabilmektedir. Özellikle tespih severler tarafından çok önemli bir ağaç türü olan Andız Ağacı, ''Kuka'' adı verilen tespih türünün yapımında kullanılan ana etmendir. Kozalakları da çok farklı alanlar üzerinde kullanılabilen bu ağaç türü, aynı zamanda dekorasyon sektörü içerisinde de kullanılabilmektedir.




        Juniperus drupacea - Toros Andızı

        Adına rağmen, bu kendine özgü ardıç popülasyonunun çoğu güney Küçük Asya'da (Türkiye) bulunur ve Lübnan ve Suriye'de yalnızca daha küçük meşcereler veya dağınık bireyler bulunur. Avrupa'da, güney (anakara) Yunanistan'da, aşağıda çok kısaca tartışılan bir dış nüfus da mevcuttur.

        Yorum yap


        • #5
          Juniperus drupacea Labill'in fenolik bileşimi ve biyolojik aktiviteleri. Türkiye'den meyveler

          N Miceli 1, bir Trovato , Bir Marino , V Bellinghieri , Bir Melçin , P Dugo , F Cacciola , P Donato , Mondello , Bir Güvenç , R De Pasquale , MF Taviano
          üyelikler yıkılmak üyelik

          • 1Farmako-Biyoloji Departmanı, Messina Üniversitesi, Vill. SS. Annunziata, 98168 Messina, İtalya. nmiceli@pharma.unime.it
          Soyut

          Bu çalışma, Juniperus drupacea Labill'in meyve metanol ekstraktının fenolik profilini ve biyolojik potansiyelini tanımlamak için tasarlanmıştır. Türkiye'den. Toplam fenolik içerik (Folin-Ciocalteau tahlili) 48.06±0.99mgGAE/g ekstre idi. HPLC-DAD-ESI-MS analizi, J. drupacea meyvelerinin tam fenolik profilinin belirlenmesine olanak sağlamıştır. Fenolik asitler, toplam fenoliklerin %60'ından fazlasını temsil ediyordu ve tirozol en önemli olanıydı (1324±0.64μg/g ekstrakt); flavonoidler içinde ana bileşen olarak amentoflavon tespit edildi (927±0.35μg/g ekstrakt). Ekstrakt, farklı in vitro modellerle belirlendiği üzere iyi antioksidan özellikler sergiledi: DPPH testi (IC(50) 0,38±0,02mg/mL), azaltma gücü (12,63±0,14ASE/mL), Fe(2+) şelatlama yeteneği (IC) (50) 2,26±0,06mg/mL) ve TBA testi (IC(50) 2,47±1,13μg/mL). Artemia salina'ya karşı sitotoksisite vurgulandı (LC(50) 489.47±27.8μg/mL) ve daha yüksek konsantrasyonlarda (5-10μg/mL) HepG2 hücrelerinin canlılığında önemli bir azalma (p⩽0.05; p⩽0.01) gözlendi. Ekstrakt, Gram-pozitif bakterilere karşı iyi antibakteriyel aktivite gösterdi ve özellikle Staphylococcus aureus en hassas suştu (MIC 78.12μg/mL).

          Telif Hakkı © 2011 Elsevier Ltd. Tüm hakları saklıdır.

          Yorum yap


          • #6
            FEMS Immunol Med Microbiol
            .2010 Ağustos;59(3):470-6.
            doi: 10.1111/j.1574-695X.2010.00705.x. Epub 2010 28 Mayıs. Türkiye'den Juniperus türlerinin dal ekstraktlarının Staphylococcus aureus biyofilmi üzerine in vitro etkisi

            Andreana Marino 1, Valentina Bellinghieri , Antonia Nostro , Natalizia Miceli , Maria Fernanda Taviano , Ayşegül Güvenç , Giuseppe Bisignano
            üyelikler yıkılmak üyelik

            ücretsiz makale Soyut

            Beş Juniperus türünün metanol ve sulu dal ekstraktları, Staphylococcus aureus ATCC 6538P ve S. aureus 810 biyofilmi üzerindeki etkileri açısından incelenmiştir. Türkiye bitki materyali Juniperus communis L. var. komün, J. komün L. var. saxatilis Pall., Juniperus drupacea Labill., Juniperus oxycedrus L. ssp. oxycedrus, J. oxycedrus L. ssp. macrocarpa (Sibth. & Sm.) Topu. Juniperus özleri, ince tabaka kromatografisi ile ön fitokimyasal analize tabi tutuldu. Antimikrobiyal aktivite, minimum inhibitör konsantrasyon (MIC) ve minimum bakterisidal konsantrasyon (MBC) kullanılarak değerlendirildi. Ekstrelerin biyofilm oluşumu ve önceden oluşturulmuş biyofilm üzerindeki etkileri, hem biyokütle OD hem de CFU sayma yöntemi ile ölçüldü. Fitokimyasal tarama, polifenollerin, kumarinlerin, lignanlar, steroidler, alkaloidler ve terpenler. Her iki suş için de tüm ekstraktların MİK değerleri 4.88-78.12 mikrog mL(-1) aralığındaydı. S. aureus ATCC 6538P'de, ekstraktların inhibitör altı konsantrasyonunun (0.5 MIC) etkileri, planktonik büyüme ve yapışan hücreler üzerinde minimum düzeydeyken, biyofilm oluşumunda daha fazlaydı. Farklı olarak, S. aureus 810'da, biyofilm oluşumu üzerinde yalnızca oldukça düşük bir etkinlik gösterdiler. 2 MIC'deki ekstraktlar, önceden oluşturulmuş bir S. aureus ATCC 6538P biyofilmi üzerinde iyi bir aktivite gösterdi. Farklı olarak, S. aureus 810'da, biyofilm oluşumu üzerinde yalnızca oldukça düşük bir etkinlik gösterdiler. 2 MIC'deki ekstraktlar, önceden oluşturulmuş bir S. aureus ATCC 6538P biyofilmi üzerinde iyi bir aktivite gösterdi. Farklı olarak, S. aureus 810'da, biyofilm oluşumu üzerinde yalnızca oldukça düşük bir etkinlik gösterdiler. 2 MIC'deki ekstraktlar, önceden oluşturulmuş bir S. aureus ATCC 6538P biyofilmi üzerinde iyi bir aktivite gösterdi.

            Yorum yap


            • #7
              İki Juniperus türünün uçucu yağlarının Aedes (Stegomyia) albopictus'a (Skuse, 1894) karşı mevsimsel değişimi ve biyoaktivitesi

              E Evergetis 1, Bir Michaelakis 2, DP Papachristos 3, E Badieritakis 3, VN Kapsaski-Kanelli 1, SA Harutyunyan 4
              üyelikler yıkılmak üyelikler

              • 1Beslenme Fizyolojisi ve Beslenme Laboratuvarı, Hayvan Bilimleri ve Su Ürünleri Fakültesi, Atina Ziraat Üniversitesi, Iera odos 75, Atina, 11855, Yunanistan.
              • 2Entomoloji ve Tarımsal Zooloji Bölümü, Benaki Fitopatoloji Enstitüsü, 8 S. Delta Str., Atina, 14561, Yunanistan. a.michaelakis@bpi.gr.
              • 3Entomoloji ve Tarımsal Zooloji Bölümü, Benaki Fitopatoloji Enstitüsü, 8 S. Delta Str., Atina, 14561, Yunanistan.
              • 4Beslenme Fizyolojisi ve Beslenme Laboratuvarı, Hayvan Bilimleri ve Su Ürünleri Fakültesi, Atina Ziraat Üniversitesi, Iera odos 75, Atina, 11855, Yunanistan. sehar@aua.gr.
              Soyut

              Yunanistan'a özgü iki Juniperus türünün (Cupressaceae familyası), yani Juniperus drupacea ve Juniperus phoenica'nın çeşitli kısımlarından (yapraklar ve meyveler) izole edilen 24 esansiyel yağın (EO) verimi ve kimyasal bileşimi açısından mevsimsel değişim GC ve GC/MS analizi. Bu EO'ların larva öldürücü özellikleri, bir tarama dozunda (29 mg L(-1)) Aedes (Stegomyia) albopictus'un (Skuse, 1894) 3. ve erken 4. dönem larvalarına karşı değerlendirildi. Ayrıca yetişkin sivrisineklere karşı kovucu aktivite de bir tarama dozunda değerlendirildi. Analitik veriler, EO'ların esas olarak monoterpenlerden oluştuğunu, çoğunlukla döngüsel ve yalnızca ara sıra alifatik ve daha az oranda diterpenlerden oluştuğunu gösterdi. Bitki materyali buharla damıtmadan önce ön işleme tabi tutulduğunda EOs verimi keskin bir şekilde arttı. Son olarak, bitki materyali toplama periyodunun verimleri ve kimyasal içerikleri üzerindeki etkisi de belirlendi. Biyoaktivite değerlendirmeleri, üç EO'nun çok güçlü larva öldürücü özelliklere sahip olduğunu ve 12 EO'nun "DEET-benzeri" oldukları kanıtlandığından önemli itici aktiviteler sergilediğini gösterdi. Bu nedenle, viral enfeksiyonların yayılmasını önlemek için sivrisinek kontrol şemalarında kullanım için uygulama potansiyelleri olan, doğal bileşiklerin larva öldürücü ve kovucu karışımının ucuz bir doğal karışımını temsil ederler. Biyoaktivite değerlendirmeleri, üç EO'nun çok güçlü larva öldürücü özelliklere sahip olduğunu ve 12 EO'nun "DEET-benzeri" oldukları kanıtlandığından önemli itici aktiviteler sergilediğini gösterdi. Bu nedenle, viral enfeksiyonların yayılmasını önlemek için sivrisinek kontrol şemalarında kullanım için uygulama potansiyelleri olan, doğal bileşiklerin larva öldürücü ve kovucu karışımının ucuz bir doğal karışımını temsil ederler. Biyoaktivite değerlendirmeleri, üç EO'nun çok güçlü larva öldürücü özelliklere sahip olduğunu ve 12 EO'nun "DEET-benzeri" oldukları kanıtlandığından önemli itici aktiviteler sergilediğini gösterdi. Bu nedenle, viral enfeksiyonların yayılmasını önlemek için sivrisinek kontrol şemalarında kullanım için uygulama potansiyelleri olan, doğal bileşiklerin larva öldürücü ve kovucu karışımının ucuz bir doğal karışımını temsil ederler.

              Yorum yap


              • #8
                Türkiye'de yetişen beş Juniperus L. (Cupressaceae) taksonunun yaprak ekstraktlarının fenolik profil, antioksidan ve antimikrobiyal aktivitelerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi

                Natalizia Miceli 1, Andreana Marino 1, Ayşegül Köroğlu 2, Francesco Cacciola 3, paola dugo 1 4 5, Luigi Mondello 1 4 5, Maria Fernanda Taviano 1
                üyelikler yıkılmak üyelikler

                • 1Dipartimento di Scienze Chimiche, Biologiche, Farmaceutiche ed Ambientali, Messina Üniversitesi, Messina, İtalya.
                • 2Farmasötik Botanik Anabilim Dalı, Eczacılık Fakültesi, Ankara Üniversitesi, Ankara, Türkiye.
                • 3Dipartimento di Scienze Biomediche, Odontoiatriche ve delle Immagini Morfologiche e Funzionali, Messina Üniversitesi, Messina, İtalya.
                • 4Tıp Departmanı, Roma Üniversite Kampüsü Bio-Medico, Roma, İtalya.
                • 5Chromaleont srl, c/o Dipartimento di Scienze Chimiche, Biologiche, Farmaceutiche ed Ambientali, University of Messina, Messina, İtalya.
                Soyut

                Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de yetişen beş Juniperus taksonunun ( J. communis L. var. komün ( Jcc ), J. komün L. var. saxatilis Pall. ( Jcs ), J. drupacea Labill. ( Jd ), J. oxycedrus L. subsp. oxycedrus ( Joo ), J. oxycedrus L. subsp. macrocarpa (Sibth. & Sm.) Topu. ( Jom ). Antioksidan özellikleri incelendiin vitro ; hem DPPH'de hem de indirgeme gücü testlerinde, Joo metanol ekstresi en aktif sonucu verdi (IC50 = 0.09 ± 0.01mg/mL ve ASE/mL = 2.56 ± 0.06). TBA tahlilinde, Jcs metanol ekstresi en yüksek aktiviteyi sergiledi (IC50 = 4,39 ± 0,47 μg/mL). Ekstraktlar, Staphylococcus aureus'a karşı bakteriyostatik aktivite gösterdi ve Jd metanol ekstraktı en etkili olanı verdi (MIC = 19.53 μg/mL); S. aureus biyofilm oluşumu üzerinde herhangi bir etki gözlemlenmemiştir. Ekstraktlar Artemia salina'da toksik olmamıştır.öldürücü biyoanaliz. Son olarak, metanol özlerinin fenolik profili, HPLC-PDA/ESI-MS ile karakterize edildi.

                Anahtar Kelimeler: Artemia salina Leach; HPLC-PDA/ESI-MS; Ardıç L.; Antimikrobiyal etkinlik; antioksidan aktivite; fenolik bileşikler.

                Yorum yap


                • #9
                  Türk halk hekimliğinde paraziter enfeksiyonlara karşı kullanılan bazı bitkilerin in vivo antelmintik aktiviteleri açısından değerlendirilmesi

                  Esma Kozan 1, Esra Küpeli , Erdem Yeşilada
                  üyelikler yıkılmak üyelik

                  • 1Afyon Kocatepe Üniversitesi Veteriner Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı, Afyonkarahisar, Türkiye.
                  Soyut

                  Citrillus lanatus (Thunb.) Matsum da dahil olmak üzere Türk halk tıbbındaki kullanımlarına göre seçilen yedi familyadan dokuz bitki türünden elde edilen etanolik ve sulu ekstraktlar. (tohum), Jasminum fruticans L. (dallar), Juniperus drupacea Labill. (meyveler), Juniperus nana L. (meyve ve yapraklar), Juniperus oxcycedrus L (meyve ve yapraklar), Mentha longifolia L. (herba), Pinus nigra ssp. pallasiana (Kuzu.) Richt. (meyveler), Plantago lanceolata L. (yapraklar) ve Zea mays L. (tohum), in vivo antelmintik aktiviteleri açısından değerlendirildi. İncelenen bitki özleri arasında Jasminum fruticans, Mentha longifolia ve Pinus nigra ssp.'nin hem etanolik hem de sulu özleri bulunmaktadır. pallasiana, Zea mays'ın sulu özleri, Citrillus lanatus'un etanolik özleri, Juniperus drupacea (meyve), Juniperus oxcycedrus ve Plantago lanceolata, farelerde pinworms, Syphacia obvelata ve Aspiculuris tetraptera'ya karşı önemli antelmintik aktivite göstermiştir. Bitkilerden elde edilen ekstraktların geri kalanı kayda değer bir antelmintik aktivite göstermedi. Sonuçlar p<0.05'te anlamlı kabul edildi.

                  Yorum yap


                  • #10
                    unanistan'da yerli altı Juniperus taksonunun uçucu yağları: Batı Nil virüsü vektörü Culex pipiens'e karşı kimyasal bileşim ve larva öldürücü aktivite

                    F Vourlioti-Arapi 1, Bir Michaelakis , E Evergetis , G Koliopoulos , SA Harutyunyan
                    üyelikler yıkılmak üyelik

                    • 1Kimya Laboratuvarı, Atina Ziraat Üniversitesi, Iera odos 75, Atina, 11855, Yunanistan.
                    Soyut

                    Yunanistan Juniperus familyasına özgü altı taksonun çeşitli kısımlarından (yaprak, meyve, odun) elde edilen 14 uçucu yağın (EO) kimyasal bileşimi GC ve GC/MS analizi ile belirlenmiştir. Bu EO'ların insektisidal özellikleri, EO'ların fitokimyasal içeriği ile larva öldürücü aktiviteleri arasındaki ilişkiyi tasvir etmek için 3. ve erken 4. dönemlerin Culex pipiens L. larvalarına karşı değerlendirildi. Analitik veriler, EO'ların esas olarak monoterpenlerden oluştuğunu, çoğunlukla döngüsel ve yalnızca ara sıra alifatik ve daha az yüzdede diterpenlerden oluştuğunu gösterdi. C. pipiens larvalarına karşı larvisit biyolojik analizler, en aktif EO'nun Juniperus drupacea ağacından türetildiğini ve esas olarak oksijenlenmemiş monoterpenler ve önemli miktarda diterpenler içerdiğini ortaya çıkardı. en yüksek kemoçeşitliliği sergiliyor. Başlangıç ​​LC(50) değeri 26.47 mg L(-1) idi. Aksine, monoterpenlerden (oksijenlenmemiş, siklik) oluşan J. phoenicea meyvelerinden izole edilen EO, 96.69 mg L(-1)'lik bir LC(50) değeri sergileyerek daha az aktifti. İçerdiği fitokimyasallarla ilgili olarak, 33.83 mg L(-1)'lik bir LC(50) değeri sergileyen mirsen en toksik olarak analiz edilirken, pinen'in tüm EO'larda bol miktarda bulunan dört izomeri daha az aktif olup LC(50) değerleri sergilemiştir. 70.40 ile 94.88 mg L(-1) arasında değişmektedir. Buradaki sonuçlar, üzerinde çalışılan Juniperus familyası taksonlarından izole edilen EO'ların ucuz bir doğal sivrisinek kontrol karışımları kaynağı olduğunu ortaya koymaktadır. siklik), 96.69 mg L(-1)'lik bir LC(50) değeri sergileyen daha az aktifti. İçerdiği fitokimyasallarla ilgili olarak, 33.83 mg L(-1)'lik bir LC(50) değeri sergileyen mirsen en toksik olarak analiz edilirken, pinen'in tüm EO'larda bol miktarda bulunan dört izomeri daha az aktif olup LC(50) değerleri sergilemiştir. 70.40 ile 94.88 mg L(-1) arasında değişmektedir. Buradaki sonuçlar, üzerinde çalışılan Juniperus familyası taksonlarından izole edilen EO'ların ucuz bir doğal sivrisinek kontrol karışımları kaynağı olduğunu ortaya koymaktadır. siklik), 96.69 mg L(-1)'lik bir LC(50) değeri sergileyen daha az aktifti. İçerdiği fitokimyasallarla ilgili olarak, 33.83 mg L(-1)'lik bir LC(50) değeri sergileyen mirsen en toksik olarak analiz edilirken, pinen'in tüm EO'larda bol miktarda bulunan dört izomeri daha az aktif olup LC(50) değerleri sergilemiştir. 70.40 ile 94.88 mg L(-1) arasında değişmektedir. Buradaki sonuçlar, üzerinde çalışılan Juniperus familyası taksonlarından izole edilen EO'ların ucuz bir doğal sivrisinek kontrol karışımları kaynağı olduğunu ortaya koymaktadır.

                    Yorum yap


                    • #11
                      Ardıç Berry ( Juniperus drupacea L.) Meyvesinin Uçucu Ekstraktının Kimyasal Bileşimi ve Uçucu ve Az Uçucu Ekstraktlarının Biyolojik Aktiviteleri

                      Soyut

                      Ardıç meyvesi meyvesinin ( Juniperus drupacea ) buhar distilatından elde edilen bir diklorometan ekstraktındaki uçucu kimyasallarL.) ve bunun iki sütunlu kromatografik fraksiyonları (heksan ve etil eter ile elüt edilmiş) gaz kromatografisi/kütle spektrometresi ile analiz edildi. Diklorometan ekstraktındaki ana bileşikler a-pinen (%23.73), timol metil eter (%17.32) ve kafurdu (%10.12). Hekzan ile ayrıştırılan bir fraksiyon ana bileşen olarak a-pinen (%44.24) içeriyordu. Etil eter ile yıkanan bir fraksiyonda ana bileşenler olarak timol metil eter (%22.27) ve kafur (%19.65) vardı. Distilattan hazırlanan üç numune ve doğrudan ardıç meyvelerinden petrol eteri ve etanol ekstraksiyonu ile hazırlanan iki ek numune, hem 1,2-difenil pikrilhidrazil hem de β-karoten tahlillerinde doz tepkisi ile birlikte net antioksidan aktiviteler sergiledi. Heksan fraksiyonu dışındaki tüm numuneler, sentetik antioksidanınkiyle karşılaştırılabilir aktiviteler gösterdi.iki test sisteminde 200 µg/mL düzeyinde t -butil hidrokinon. Diklorometan, petrol eteri ve etanol özleri, 0,5 mg/mL ( Candida albicans'a karşı uçucu öz ) ile 1,2 mg/mL ( Aspergillus niger'e karşı etanol özü ) arasında değişen minimum inhibitör konsantrasyonlarla altı mikroorganizmaya karşı kayda değer antimikrobiyal aktiviteler sergiledi. Bu çalışmanın sonuçları, bu meyvenin yiyecek ve içecekler için doğal bir antioksidan takviyesi olabileceğini düşündürmektedir.

                      Yorum yap


                      • #12
                        Türkiye'den beş Juniperus türünün dal ekstraktlarının antioksidan ve antimikrobiyal aktiviteleri

                        Maria Fernanda Taviano, Andreana Marino, Ada Trovato, Valentina Bellinghieri, Tommaso Massimo La Barbera, Ayşegül Güvenç
                        ,Hepsini Göster ↓
                        Sayfalar 1014-1022 | 14 Ekim 2010'da alındı, 23 Ocak 2011'de kabul edildi, Çevrimiçi yayınlandı: 19 Mayıs 2011Soyut
                        Bağlam : Çeşitli Juniperus türleri (Cupressaceae) halk hekimliğinde enfeksiyon ve deri hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır.
                        Amaç : Bu çalışma, Türkiye'den Juniperus türü Juniperus communis L. var. komün ( Jcc ), Juniperus komün L. var. saxatilis Pall. ( Jcs ), Juniperus drupacea Labill. ( Jd ), Juniperus oxycedrus L. subsp. o xycedrus ( Joo ), Juniperus oxycedrus L. subsp. macrocarpa (Sibth. & Sm.) Topu. ( Jom ).

                        Gereç ve Yöntemler : Toplam fenolikler, toplam flavonoidler ve yoğunlaştırılmış tanenler spektrofotometrik olarak belirlendi. Antioksidan özellikler farklı in vitro sistemler kullanılarak incelenmiştir . Toksisite, Artemia salina öldürücülük testi ile tayin edildi. Bakterilere ve mayalara karşı antimikrobiyal potansiyel, minimum inhibitör konsantrasyon ve minimum bakterisidal konsantrasyon (MIC/MBC) ölçümleri kullanılarak değerlendirildi. Bakteri biyofilmleri üzerindeki etki, mikrotiter plaka deneyi ile test edildi.

                        Sonuçlar : Hem DPPH (1,1-difenil-2-pikrilhidrazil) hem de TBA (tiyobarbitürik asit) testinde Jom en aktif olarak sonuçlandı (IC50 =  0,034 ± 0,002 mg/mL ve 0,287 ± 0,166 µg/mL). Joo, en yüksek indirgeme gücünü (1,78 ± 0,04 ASE/mL) ve Fe2 + şelatlama aktivitesini (IC50 =  0,537 ± 0,006 mg/mL) sergiledi. Birincil antioksidan aktivite ile fenolik içerik arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Özler , Artemia salina'ya karşı potansiyel olarak toksik değildi . S. aureus'a karşı en iyi antimikrobiyal (MIC = 4.88-30.10 µg/mL) ve anti-biyofilm aktiviteyi (%60-84) gösterdiler .

                        Tartışma ve sonuç : Sonuçlar, bu Juniperus türlerinin geleneksel kullanımına bilimsel bir temel sağlamakta ve ayrıca doğal antioksidan ve antimikrobiyal bileşiklerin kaynakları olarak potansiyellerini göstermektedir.

                        giriiş
                        Son zamanlarda, kanserojenlik gibi yan etkileri nedeniyle kısıtlanan sentetik antioksidanların yerini alacak gıdalarda veya tıbbi materyallerde kullanım için doğal olarak oluşan antioksidanların bulunmasına olan ilgi önemli ölçüde artmıştır.AlıntıKumaran ve Karunakaran, 2007 ). İzole edilmiş bileşikler arasında polifenoller, doğal antioksidanların ana sınıfını temsil eder. Fenolik bileşikler, çeşitli şekillerde antioksidan görevi görür; Fenolik gruplar mükemmel nükleofiller olduğundan ve ayrıca lipid peroksidasyonu yoluyla üretilen serbest radikallerle bağlanarak oksidasyon reaksiyonunu bozan unsurlar olarak işlev görerek lipid peroksidasyonunu inhibe edebildikleri için radikal süpürücüdürler; ek olarak, oksidasyonu indükleyen metal iyonlarının şelatörleri olarak hareket edebilirler (AlıntıHan & Baik, 2008 ).

                        Şu anda, bulaşıcı hastalıkların tedavisinde yaygın olarak kullanılan ticari antimikrobiyal ilaçların gelişigüzel kullanılması nedeniyle insan patojenik mikroorganizmalarında çoklu ilaç direnci gelişmiştir; bu nedenle binlerce yıldır geleneksel tıpta kullanılan bitkiler gibi çeşitli kaynaklardan yeni antimikrobiyal maddelerin tanımlanması için çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bitkiler, antimikrobiyal özelliklere sahip çok çeşitli ikincil metabolitler açısından zengindir; polifenollerin çok sayıda patojenik bakteriye karşı mikrop öldürücü aktiviteye sahip olduğu belgelenmiştir (AlıntıCowan, 1999 ).

                        Bu ifadelere dayanarak, birçok araştırmacı bitki kaynaklı doğal ürünlerin antioksidan ve antimikrobiyal özelliklerine odaklanmaktadır.

                        Birinci basamak sağlık hizmetleri için geleneksel şifalı bitkilerin kullanımı son yıllarda dünya çapında istikrarlı bir şekilde artmıştır. Juniperus cinsi (Cupressaceae), Kuzey yarımkürede dağılmış yaklaşık 60 tek evcili veya iki evcikli yaprak dökmeyen tür, ağaç veya çalı içerir (AlıntıWelch, 1986 ). Cins genellikle üç ayrı bölüme veya alt türe ayrılır: Juniperus (syn: Oxycedrus , 9 veya 10 tür), Caryocedrus (bir tür, J. drupacea Labill.) ve Sabina (~50 tür) (AlıntıAdams, 1998 ). Ancak, bu cinsle ilgili olarak Türkiye Florası, Juniperus ve Sabina olmak üzere sadece iki seksiyon bildirmektedir ve J. drupacea , Juniperus seksiyonuna dahil edilmiştir(AlıntıCoode ve Cullen, 1965 ).

                        Halk hekimliğinde hem insanlar hem de evcil hayvanlar için çok sayıda Juniperus türü kullanılmaktadır. J. communis L., ortak ardıç, Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'da yaygın olan aromatik bir çalı veya ağaçtır. Türkiye Florasına göre J. communis'in iki çeşidi vardır, var. komün ve var. saxatilis Pall. (AlıntıFarjon, 2000 ). Halk hekimliğinde ve resmi tıpta J. communis idrar söktürücü, antiseptik, mide ve gaz giderici özelliklere sahip bir ilacı temsil eder (AlıntıStanić ve diğerleri, 1998 ). Dalın çilek ile kaynatılması böbrek enfeksiyonlarını hafifletmek için kullanılır (AlıntıRitch-Krc ve diğ., 1996 ).

                        J. oxycedrus L. Akdeniz ve Yakın Doğu ülkelerinin taşlık yerlerinde yabani olarak yetişen bir çalı veya küçük ağaçtır. Türkiye Florası'na göre J. oxycedrus L. iki alt tür içerir: subsp. oxycedrus ve subsp. macrocarpa (Sibth. & Sm.) Topu. (AlıntıFarjon, 2000 ). J. oxycedrus, insan ve veteriner dermatolojisinde yaygın olarak kullanılan Cade yağı olarak adlandırılan, dalların ve ahşabın yıkıcı damıtılmasıyla ampirömatik yağ hazırlamak için kullanılır (AlıntıKaraman ve diğerleri, 2003 ). Ayrıca J. oxycedrus , halk hekimliğinde hiperglisemi, obezite, tüberküloz, bronşit ve pnömoni gibi çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde; yaprak ve meyveler parazit hastalığı için haricen uygulanır (AlıntıLoizzo ve diğerleri, 2007 ;AlıntıSezik ve arkadaşları, 1997 ). J. oxycedrus'un yaprakları, reçinesi, kabuğu ve meyve özlerininçok sayıda mikroorganizmanın büyümesini engellediği bulundu (AlıntıKaraman ve diğerleri, 2003 ). J. drupacea, Doğu Akdeniz bölgesinde sınırlı bir dağılıma sahiptir. Türk halk hekimliğinde J. drupacea antelmintik olarak kullanılmaktadır (AlıntıYeşilada ve diğerleri, 1993 ).

                        Bu çalışma , Türkiye'den toplanan Juniperus şubesine ait beş Juniperus türünün dallarının metanol ve su ekstraktlarının karşılaştırmalı olarak incelenmesi amacıyla tasarlanmıştır . Toplam fenolikler, toplam flavonoidler ve yoğunlaştırılmış tanenler belirlendi. Juniperus spp.'nin antioksidan özellikleri . ekstraktlar farklı in vitro sistemlerde incelendi ve fenolik içerikle ilişkilendirildi. Ekstrelerin toksisitesine ilişkin bir ön değere sahip olmak için Artemia salina öldürücülük testi yapılmıştır. Juniperus spp.'nin antimikrobiyal potansiyeli . bakteri ve mayalara karşı ekstraktlar değerlendirildi; ayrıca, bakteri biyofilmleri üzerindeki etki değerlendirildi.

                        Malzemeler ve yöntemler
                        Kimyasallar
                        Tripton Soya Broth (TSB), Sabouraud Dextrose Agar (SDA), Müeller Hinton Broth (MHB) ve Müeller Hinton Agar (MHA), Oxoid'den (Basingstoke, BK) temin edildi. NaOH, HCI ve n- bütanol, Merck Chemicals'tan (Milano, İtalya) satın alınmıştır. FeCl2 , Carlo Erba'dan (Milano, İtalya) temin edildi. Aksi belirtilmedikçe, tüm kimyasallar Sigma-Aldrich'ten (Milano, İtalya) satın alınmıştır.

                        Bitki materyali ve ekstraksiyon
                        Seçilen bitkilerin dalları, Juniperus communis L. var. komün ( Jcc ), Juniperus komün L. var. saxatilis Pall. ( Jcs ), Juniperus drupacea Labill. ( Jd ), Juniperus oxycedrus L. subsp. oxycedrus ( Joo ), Juniperus oxycedrus L. subsp. macrocarpa (Sibth. & Sm.) Topu. ( Jom), 2004 yılında Türkiye'nin farklı bölgelerinden toplanmıştır. Bitki materyallerinin taksonomik tanımlaması Ankara Üniversitesi Farmasötik Botanik Anabilim Dalı'ndan Prof. Ayşegül Güvenç tarafından doğrulanmıştır. Makbuz numuneleri Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Herbaryumunda (AEF) saklanmaktadır. Örneklerin toplanma yerleri ve herbaryum numaraları aşağıda listelenmiştir.tablo 1.
                        Tablo 1.  Bitki örneklerinin toplanma yerleri ve herbaryum sayıları ve Juniperus spp. verim yüzdeleri. dal özleri.

                        CSV'yi indirTeşhir Tablosu
                        Dallar, oda sıcaklığında kurutuldu ve orta derecede kaba bir toz haline getirildi. Ekstraktlar aşağıda tarif edildiği gibi hazırlandı.

                        Metanol özleri: Toz haline getirilmiş dallar (20 g), 50°C'de sürekli çalkalama (700 rpm/dak) altında 8 saat boyunca metanol (MeOH) (200 mL) ile iki kez özümlendi. Her ekstraktın süzüntüleri birleştirildi ve vakumda 40°C'de kuruyana kadar buharlaştırıldı.

                        Su özleri: Toz haline getirilmiş dallar (20 g), 50°C'de damıtılmış su (200 mL) ile sürekli çalkalama (700 rpm/dak) altında 8 saat süreyle iki kez özümlendi. Her ekstraktın süzüntüleri birleştirildi ve ardından liyofilize edildi.

                        Ekstrakt verimleri (%), kurutulmuş dallara göre verilmiştir.tablo 1.

                        Toplam fenolik içeriğin belirlenmesi
                        Jcc , Jcs , Jd , Joo ve Jom ekstraktlarının toplam fenolik içeriği Folin-Ciocalteu reaktifi (AlıntıGao ve diğ., 2000 ). Her numune solüsyonu (100 μL), 0,2 mL Folin-Ciocalteu reaktifi, 2 mL distile su ve 1 mL %15 Na2C03 ile karıştırıldı ve odada 2 saat inkübasyondan sonra 765 nm'de absorbans ölçüldü. sıcaklık, bir model UV-1601 spektrofotometre (Shimadzu, Milano, İtalya) ile. Standart olarak gallik asit kullanıldı ve toplam fenolikler mg gallik asit eşdeğerleri (GAE)/g ekstrakt (dw) ± standart sapma (SD) olarak ifade edildi. Toplam fenolik içeriğin ortalama değeri, üçlü deneylerden elde edildi.

                        Toplam flavonoid içeriğinin belirlenmesi
                        Jcc , Jcs , Jd , Joo ve Jom ekstraktlarının toplam flavonoid içeriği, alüminyum klorür kolorimetrik tahlil kullanılarak ölçüldü (AlıntıChang ve arkadaşları, 2002 ). Uygun şekilde seyreltilmiş örnek solüsyondan (0.5 mL) bir kısım, 1.5 mL MeOH, 0.1 mL %10 AlCl3 , 0.1 mL 1 M CH3COOK ve 2.8 mL damıtılmış suile karıştırıldıOda sıcaklığında 30 dakika inkübasyonun ardından reaksiyon karışımının absorbansı 415 nm'de spektrofotometrik olarak ölçüldü. % 10 AlCl3 miktarıkör olarak aynı miktarda distile su ile ikame edildi. Kalibrasyon eğrisini yapmak için quercetin kullanıldı ve toplam flavonoidler, mg quercetin eşdeğerleri (QE)/g ekstrakt (dw) ± SD olarak ifade edildi. Toplam flavonoid içeriğinin ortalama değeri, üçlü deneylerden elde edildi.

                        Yoğunlaştırılmış tanen içeriğinin belirlenmesi
                        Jcc , Jcs , Jd , Joo ve Jom ekstraktlarının kondense tanen içeriği aşağıdaki metoda göre belirlendi:AlıntıJulkunen-Titto (1985) . Her örnek solüsyondan (50 uL) bir alikot, MeOH içinde 1.5 mL %4 vanilin karıştırıldı ve ardından 750 uL konsantre HCI eklendi. İyi karıştırılmış çözelti, oda sıcaklığında karanlıkta 20 dakika süreyle inkübe edildi; reaksiyon karışımının absorbansı 500 nm'de spektrofotometrik olarak ölçüldü. %4 vanilin miktarı kör olarak aynı miktarda MeOH ile ikame edildi. (+)-Kateşin, kalibrasyon eğrisini oluşturmak için kullanıldı ve yoğunlaştırılmış tanenler, mg kateşin eşdeğerleri (CE)/g ekstrakt (dw) ± SD olarak ifade edildi. Yoğunlaştırılmış tanen içeriğinin ortalama değeri, üçlü deneylerden elde edildi.

                        antioksidan aktivite
                        Serbest radikal temizleme aktivitesi
                        Jcc , Jcs , Jd , Joo ve Jom ekstraktlarının serbest radikal yakalama aktivitesi, DPPH (1,1-difenil-2-pikrilhidrazil) yöntemi kullanılarak belirlendi (AlıntıOhnishi ve diğerleri, 1994 ). Ekstreler farklı konsantrasyonlarda (0.07, 0.14, 0.21, 0.35, 0.49 ve 0.7 mg/mL) test edildi. Her numune çözeltisinden bir alikot (0.5 mL), günlük hazırlanan 3 mL metanol DPPH çözeltisine (0.1 mM) ilave edildi. 517 nm'deki optik yoğunluk değişimi, ilk karıştırmadan 20 dakika sonra bir model UV-1601 spektrofotometre (Shimadzu) ile ölçüldü. Bütillenmiş hidroksitoluen (BHT) referans standardı olarak kullanıldı. Atma aktivitesi, DPPH kontrol solüsyonuna karşı numunelerin absorbansındaki azalma olarak ölçüldü. Radikal süpürme aktivitesi yüzdesi (%) [(A o - Ac )/Ao] × 100 formülü ile hesaplandı, burada A o , kontrolün absorbansı ve A c'dir.numune veya standart varlığındaki absorbanstır. Tahliller üç kopya halinde gerçekleştirildi ve sonuçlar, Litchfield ve Wilcoxon testi (1949) kullanılarak hesaplanan ortalama %50 inhibe edici konsantrasyon (ICso) ± SD olarak ifade edildi.

                        Azaltma gücünün ölçümü
                        Jcc , Jcs , Jd , Joo ve Jom ekstraktlarının indirgeme gücü aşağıdaki yönteme göre belirlendi:AlıntıOyaizu (1986) . 1 mL çözücü içindeki her ekstraktın farklı miktarları (0.07, 0.14, 0.21, 0.35, 0.49 ve 0.7 mg/mL), 2.5 mL fosfat tamponu (0.2 M, pH 6.6) ve 2.5 mL %1 K3Fe ile karıştırıldı. (CN) 6 . Karışım 50°C'de 20 dakika inkübe edildi. Nihai çözelti hızla soğutuldu, 2.5 mL %10 trikloroasetik asit ile karıştırıldı ve 3000 rpm'de 10 dakika santrifüjlendi. Solüsyonun üst tabakası (2,5 mL), 2,5 mL damıtılmış su ve 0,5 mL %0,1 taze FeCl3 ile karıştırıldı .ve absorbans 10 dakika sonra 700 nm'de ölçüldü; reaksiyon karışımının artan absorbansı, artan indirgeme gücünü gösterdi. Kör olarak, eşit hacimde (1 mL) çözücü, yukarıda tarif edildiği gibi hazırlanan bir çözelti ile karıştırıldı. Askorbik asit ve BHT referans standart olarak kullanılmıştır. Tahliller üç kopya halinde gerçekleştirildi ve sonuçlar askorbik asit eşdeğeri (ASE/mL) ± SD (AlıntıApáti ve diğ., 2003 ).

                        Demirli iyonlar (Fe 2+ ) şelatlama aktivitesi
                        Jcc , Jcs , Jd , Joo ve Jom ekstraktlarının Fe 2+ şelatlama aktivitesi aşağıdaki yöntemle tahmin edilmiştir:AlıntıDinis ve ark. (1994) . Kısaca, 0.4 mL çözücü içindeki her özütten farklı miktarlarda (0.07, 0.14, 0.21, 0.35, 0.49 ve 0.7 mg/mL), 2 mM FeCl2 (0.05 mL)çözeltisine ilave edildi. Reaksiyon, 5 mM ferrozin (0.2 mL) ilave edilerek başlatıldı ve toplam hacim, MeOH ile 4 mL'ye ayarlandı. Karışım kuvvetlice çalkalandı ve oda sıcaklığında 10 dakika beklemeye bırakıldı; absorbans daha sonra 562 nm'de spektrofotometrik olarak ölçüldü. Kontrol, kompleks oluşum molekülleri olan FeCl2 ve ferrozin içerir.

                        Etilendiamintetraasetik asit (EDTA) referans standardı olarak kullanıldı. Ferrozin-(Fe 2+ ) kompleksi oluşumunun inhibisyon yüzdesi, [(A o − A c )/A o ] × 100 formülüyle hesaplandı ; burada A o , kontrolün absorbansıdır ve A c absorbanstır numune veya standart varlığında. Tahliller üç kopya halinde gerçekleştirildi ve sonuçlar ortalama %50 inhibe edici konsantrasyon (ICso ) ± SD (AlıntıLitchfield & Wilcoxon, 1949 ).

                        TBA testi
                        Lipozomları lipit peroksidasyonundan korumak için Jcc , Jcs , Jd , Joo ve Jom ekstrelerinin etkinliğini değerlendirmek için tiyobarbitürik asit (TBA) testi kullanıldı (AlıntıConforti ve diğ., 2002 ). Ekstreler farklı konsantrasyonlarda (1.625, 3.125, 6.25, 12.5, 25 ve 50 µg/mL) test edildi. Lipozomlar, fosfat tamponlu salin (PBS) (5 mg/mL) içinde sığır beyni ekstraktından hazırlandı. Reaksiyon karışımı (ET), 0.2 mL lipozom, 0.1 mL sulu FeCl3 ( 1 mM), 0.1 mL sulu askorbik asit (1 mM), 0.5 mL PBS ve 0.1 mL numune çözeltisinden oluşuyordu. 37°C'de 20 dakika inkübasyondan sonra, etanol içinde 0,1 mL %2 BHT, ardından 50 mM NaOH içinde 0,5 mL %1 w/v TBA ve 0,5 mL %25 HCI eklenerek TBA testi yapıldı. Tüpler 90°C'de 30 dakika ısıtıldı. Soğutulduktan sonra, kromojenler 2.5 mL n ile ekstrakte edildi.-butanol. Karışım, kromojenin tamamen çıkarılmasını sağlamak için vortekslendi ve daha sonra oda sıcaklığında 15 dakika 3500 rpm'de santrifüjlendi.

                        Üst katmandaki malondialdehit (MDA)-TBA kompleksinin absorbansı 532 nm'de spektrofotometrik olarak belirlendi. Lipid peroksidasyon inhibisyonunun yüzdesi, aşağıdaki formül kullanılarak değerlendirildi: [(FRM - B) - (ET - B - EA)/(FRM - B)] x 100, burada FRM, kontrol reaksiyonunun absorbansıdır ve ET, örnek varlığında absorbans. Tek başına lipozomların (B) ve tek başına ekstraktın (EA) absorbansı da hesaba katılmıştır. Referans bileşik olarak propil galat kullanıldı. Tahliller üç kopya halinde gerçekleştirildi ve sonuçlar ortalama %50 inhibe edici konsantrasyon (ICso ) ± SD (AlıntıLitchfield & Wilcoxon, 1949 ).

                        Artemia salina öldürücülük testi
                        Orta öldürücü konsantrasyon (LC50 ) tayini, aşağıdaki metoda göre gerçekleştirilmiştir:AlıntıMeyer ve ark. (1982) . Belirleme için farklı miktarlarda Jcc , Jcs , Jd , Joo ve Jom ekstraktları uygun bir şekilde çözündürüldü ve daha sonra yapay deniz suyunda seyreltildi, 10, 100, 500 ve 1000 µg/mL nihai konsantrasyonlar elde etmek için şişelere aktarıldı. Yapay deniz suyunda kuluçkanın başlamasından 48 saat sonra alınan on salamura karides larvası ( Artemia salina Leach), her numune şişesine aktarıldı ve 5 mL'lik nihai bir hacim elde etmek için yapay deniz suyu eklendi. 25-28°C'de 24 saatlik inkübasyonun ardından şişeler bir büyüteç kullanılarak gözlendi ve hayatta kalan larvalar sayıldı. Tahlil üç kopya halinde gerçekleştirildi. LC 50tarafından açıklanan probit analiz yöntemi kullanılarak belirlendi.AlıntıFinney (1971) . Ardıç spp. 1000 µg/mL'de sitotoksisite göstermeyen ekstrakt dilüsyonlarının toksik olmadığı kabul edildi.

                        Antimikrobiyal etkinlik
                        Aşağıdaki suşlar, antimikrobiyal test için gösterge olarak kullanılmış ve Farmako-Biyoloji Bölümü'nün (Messina Üniversitesi, İtalya) kurum içi kültür koleksiyonundan elde edilmiştir: Staphylococcus aureus suşu ATCC 6538P, Staphylococcus epidermidis G1 , Enterococcus hirae V3 , Bacillus subtilis P3 , Escherichia coli ATCC 25922, Pseudomonas aeruginosa ATCC 9021, Proteus mirabilis G4, TSB'de 37°C'de büyütüldü; Candida albicans ATCC10231 ve Candida parapsilosis P7, SDA üzerinde 35°C'de büyütüldü.

                        Jcc , Jcs , Jd , Joo ve Jom ekstraktlarının minimum inhibe edici konsantrasyonları (MIC'ler), Ulusal Klinik Laboratuvar Standartları Komitesi'ne göre polistiren mikrotitre plakalarında bir et suyu seyreltme mikro yöntemi kullanılarak MHB'de belirlendi (AlıntıNCCLS, 2008 ). Mikroplakalar, çökelmeyi önlemek ve havalanmayı artırmak için çalkalama koşulları altında tutuldu. Antibakteriyel aktiviteyi değerlendirmek için benimsenen ekstraktların son konsantrasyonları 1.22–2500 μg/mL idi. Pozitif referans standart ilaçlar olarak ofloksasin (0,2 ila 0,3 μg/mL aralığında) ve tetrasiklin (2 ila 8 μg/mL aralığında) kullanıldı. MHB ortamı ve MHBMeOH'den oluşan iki büyüme kontrolü dahil edildi. Mikrobiyal büyüme, Microplate Reader, Model 550 (BIO-RAD Laboratories Milano, İtalya) kullanılarak görsel okumalar ve spektrofotometrik değerler (550 nm) ile belirlendi. MIC, 24 saatlik inkübasyondan sonra mikrobiyal büyümenin olmadığı her ekstraktın en düşük konsantrasyonu olarak kabul edildi.

                        Bakteri gelişiminin bir göstergesi olarak kuyucuklara suda çözünmüş 20 µL 2,3,5-trifenil-2H-tetrazolyum klorür (TTC) eklendi ve 37°C'de 30 dakika inkübe edildi. Bakteriyel büyümenin engellendiği durumlarda, kuyucuktaki çözelti TTC ile inkübasyondan sonra temiz kaldı. Minimum bakterisidal konsantrasyonlar (MBC'ler), tüm şeffaf MIC kuyucuklarından MHA plakalarına 20 uL ekilerek belirlendi (AlıntıNCCLS, 2008 ). MBC, 24 saatlik inkübasyondan sonra son inokulumların %99,9'unu öldüren en düşük ekstrakt konsantrasyonu olarak tanımlandı. En az üç kopyadan elde edilen veriler değerlendirildi ve modal sonuçlar hesaplandı.

                        Juniperus türlerinin MİK'leri . mayalar üzerindeki ekstraktlar , Ulusal Klinik Laboratuvar Standartları Komitesine göre 3-( N -morfolino) propansülfonik asit (MOPS) ile pH 7.0'a tamponlanmış RPMI1640'ta belirlendi (AlıntıNCCLS, 2002 ). Mikroplakalar, çökelmeyi önlemek ve havalanmayı artırmak için çalkalama koşulları altında tutuldu. Aktiviteyi değerlendirmek için benimsenen ekstraktların son konsantrasyonları 1.22–2500 μg/mL idi. Pozitif referans standart ilaç olarak amfoterisin B (0.15 μg/mL) kullanıldı. RPMI 1640 ortamı ve RPMI1640MeOH'den oluşan iki büyüme kontrolü dahil edildi. Mikrobiyal büyüme, mikroplaka okuyucu (BIO-RAD) kullanılarak görsel okumalar ve spektrofotometrik değerler (550 nm) ile belirlendi. MIC, 24-48 saatlik inkübasyondan sonra mikrobiyal büyümenin olmadığı her ekstraktın en düşük konsantrasyonu olarak kabul edildi.

                        Minimum fungisidal konsantrasyonlar (MFC'ler), tüm berrak MIC kuyucuklarından SDA plakalarına 20 uL ekilerek belirlendi (AlıntıNCCLS, 2002 ). MFC, 24-48 saatlik inkübasyondan sonra son inokulumların %99,9'unu öldüren en düşük ekstrakt konsantrasyonu olarak tanımlandı. En az üç kopyadan elde edilen veriler değerlendirildi ve modal sonuçlar hesaplandı.

                        Dal ekstraktlarının biyofilm oluşumu üzerindeki etkisi, tarif edildiği gibi değerlendirildi.AlıntıCramton ve ark. (1999) bazı değişikliklerle. 10 mL %1 glukoz (TSBG) glukoz içinde gecelik kültür, her suşun süspansiyonunu 1 x 106 CFU mL'lik standardize etmek için seyreltildi. 100 uL'lik alikotlar, her Juniperus'un 100 uL alt inhibe edici konsantrasyonu (0.5 MIC) varlığında steril düz tabanlı 96 oyuklu polistiren mikrotiter plakaların (Corning Inc., Corning, NY) her bir oyuğuna dağıtıldı.ekstrakt veya 100 μL ortam (kontrol). Her kuyudaki son hacim 200 uL idi. Mikrotitre plakaları, özüt çökelmesini önlemek ve havalanmayı artırmak için 24 saat 37°C'de çalkalama koşulları altında inkübe edildi. TSBG ortamı ve TSBGMeOH'den oluşan iki biyofilm kontrolü dahil edildi. Ortam daha sonra aspire edildi ve kuyucuklar, iki kez PBS ile durulandı ve 1 saat süreyle kurutularak sabitlendi. Kuyucuklar tamamen kuruduktan sonra kuyucuklara 2 dakika süreyle 200 uL %0.1 safranin eklendi. Kuyuların içerikleri daha sonra aspire edildi ve su ile durulandıktan sonra 200 uL asetik asit %30 (v/v) spektrofotometrik analiz (OD 492 nm ) için yuvalara eklendi .

                        Sonuçlar üç ayrı deneyden elde edildi. Ekstraktlar olmadan elde edilen OD 492 nm değeri, kontrol olarak kullanıldı. Farklı Juniperus türlerinin varlığında biyofilm oluşumunun azalma yüzdesi . özütler , özler içeren ve içermeyen OD 492 nm değerleri arasındaki oran kullanılarak, aşağıdaki formül benimsenerek hesaplandı : [100 - ( Özüt ile OD 492 nm / özütsüz OD 492 nm ) x 100]. Veriler ortalama değerler ± SD olarak ifade edildi.

                        Sonuçlar ve tartışma
                        Toplam fenolik içerik
                        Fenolik bileşikler, serbest radikalleri ve singlet oksijen, süperoksit serbest radikalleri ve hidroksil radikalleri gibi aktif oksijen türlerini süpürme yeteneklerinden dolayı yüksek seviyeli antioksidanlar olarak adlandırılırlar.AlıntıJayabalan ve arkadaşları, 2008 ). Bitki özlerinin antioksidan aktiviteleri genellikle toplam fenolik içerikleri ile iyi bir korelasyonla açıklanır; bu nedenle, çalışma için kullanılan ekstraktlardaki toplam miktarını belirlemek faydalı olacaktır.

                        Jcc , Jcs , Jd , Joo ve Jom şube özlerinin fenolik içeriğinin tahmini, Folin-Ciocalteu fenol reaktifi kullanılarak yapıldı; metanol ekstraktlarında toplam fenolikler su ekstraktlarına göre daha yüksek bulunmuştur. Metanol ekstraktları arasında, toplam fenolik içerik 170.43 ± 2.13 mg GAE/g ekstrakt ( Jcc ) ile 253.29 ± 3.16 mg GAE/g ekstrakt ( Joo ) arasında değişmiştir ve şu sırayla azalmıştır: Joo > Jom > Jcs > Jd > Jcc . Su ekstraktları arasında, toplam fenoliklerin miktarı 98.74 ± 0.49 mg GAE/g ekstrakt ( Jd) 212,88 ± 2,95 mg GAE/g ekstraktına ( Jom ) ve şu sırayla azaldı: Jom > Jcs > Joo > Jcc > Jd (Tablo 2).
                        Tablo 2.  Juniperus spp.'nin toplam fenoliklerinin (gallik asit olarak hesaplanmıştır), toplam Flavonoidlerin (kuersetin olarak hesaplanmıştır) ve Yoğun Tanenlerin (kateşin olarak hesaplanmıştır) nicel tayini . dal özleri.

                        CSV'yi indirTeşhir Tablosu T
                        oplam flavonoid içeriği

                        Su ekstraktlarında toplam flavonoid içeriği metanol ekstraktlarına göre daha yüksek bulunmuştur. Metanol ekstraktları arasında, flavonoid içeriği 6.60 ± 0.08 mg QE/g ekstrakt ( Jom ) ile 14.44 ± 1.05 mg QE/g ekstrakt ( Jcc ) arasında değişmiştir ve şu sırayla azalmıştır: Jcc > Jcs > Joo > Jd > Jom . Su ekstraktları arasında, toplam flavonoidler 10.50 ± 0.43 mg QE/g ekstrakt ( Jcs ) ile 26.70 ± 0.50 mg QE/g ekstrakt ( Jcc ) arasında değişmiştir; toplam flavonoid içeriği şu sırayla azaldı: Jcc > Jd > Joo > Jom > Jcs(Tablo 2).

                        Yoğun tanen içeriği
                        Vanilin konsantre HCl testi, kateşinler ve proantosiyanidinler dahil olmak üzere flavanollerin tahmini için oldukça tekrarlanabilir ve hassas bir testtir (AlıntıJulkunen-Titto, 1985 ). Sonuçlar, fenolik bileşikler arasında Juniperus spp. dal özleri, su özlerine göre metanol özlerinde daha yüksek olduğu bulunan, dikkate değer düzeyde yoğunlaştırılmış tanenler içeriyordu. Metanol ekstraktları arasında, tanen içeriği 125.34 ± 3.35 mg CE/g ekstraktı ( Joo ) ile 188.44 ± 12.21 mg CE/g ekstraktı ( Jcs ) arasında değişmiştir ve şu sırayla azalmıştır: Jcs > Jom > Jcc > Jd > Joo . Su ekstraktları arasında yoğunlaştırılmış tanenlerin miktarı 51.22 ± 1.14 mg CE/g ekstrakt ( Jd ) ile 155.03 ± 7.88 mg CE/g ekstrakt ( Jom) ve sırayla azaldı: Jom > Jcs > Jcc > Joo > Jd (Tablo 2).

                        antioksidan aktivite
                        Antioksidan aktivite, zincir başlangıcının önlenmesi, peroksitlerin ayrışması, sürekli hidrojen soyutlanmasının önlenmesi, serbest radikal yakalama, indirgeme kapasitesi ve geçiş metali iyonu katalizörlerinin bağlanması gibi farklı mekanizmalarla gerçekleşir.AlıntıBounatirou ve diğerleri, 2007 ). Bu nedenle, çeşitli analitik yöntemler ve farklı substratlar kullanarak antioksidanların etkinliğini değerlendirmek önemlidir.

                        Antioksidan aktivitenin birincil ve ikincil olabileceği bilinmektedir: birincil antioksidanlar, zincir başlangıcını engellemek ve zincir yayılımını kırmak için radikalleri temizler; ikincil antioksidanlar radikal oluşumunu baskılar ve oksidatif hasara karşı korur (AlıntıMiceli ve diğerleri, 2009 ). Bu çalışmada, ekstraktın radikale hidrojen verme yeteneğini ölçen DPPH testi ve ekstraktın Fe (III)'e elektron verme yeteneğini ölçen indirgeyici güç testi ile birincil antioksidan özelliklerini değerlendirdik; ikincil antioksidan yetenek, Demir iyonları şelatlama aktivitesi ile test edildi. Ayrıca ekstraktların anti-lipid peroksidasyon aktivitesini değerlendirmek için TBA testi yapılmıştır.

                        Antioksidan özellikler, özellikle radikal yakalama aktiviteleri, serbest radikallerin gıdalardaki ve biyolojik sistemlerdeki zararlı rolü nedeniyle çok önemlidir. Bu çalışmada Juniperus spp.'nin serbest radikal yakalama aktivitesi incelenmiştir. dal ekstraktları DPPH testi kullanılarak belirlendi. Yöntem, analiz için gereken nispeten kısa süre nedeniyle, tek bileşiklerin yanı sıra farklı bitki özlerinin antioksidan aktivitelerini tahmin etmek için yaygın olarak kullanılmıştır; ek olarak, tekrarlanabilir ve fenolik bileşiklerle güçlü bir şekilde ilişkilidir (AlıntıMaisuthisakul ve diğerleri, 2008 ).

                        Sonuçlar, ekstraktların serbest radikalleri temizlemede gözle görülür bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir; ayrıca, Jom hariç tüm Juniperus türlerinin metanol özleri, su özlerinden daha güçlü DPPH süpürme aktivitesi gösterdi . Metanol ekstraktları arasında Joo en yüksek süpürme etkisini sergiledi (IC50 =  0,046 ± 0,004 mg/mL); metanol ekstraktlarının aktivitesi Jcc dışında BHT'ninkinden daha güçlüydü ve şu sırayla azaldı: Joo > Jom > Jcs > Jd > BHT > Jcc . Su ekstraktları arasında en yüksek aktivite Jom'da gözlemlendi (IC 50 = 0,034 ± 0,003 mg/mL); ek olarak, su ekstraktlarının ve BHT'nin DPPH radikali üzerindeki süpürücü etkisi şu sırayla azaldı: Jom > Jcs > BHT > Joo > Jcc > Jd (Tablo 3). Son olarak, hem metanolde ( r 2  = 0.8303) hem de su özütlerinde ( r 2  = 0.7154) toplam fenolik içerik ile DPPH radikal yakalama aktivitesi arasında pozitif bir korelasyon bulundu.
                        Tablo 3.  Juniperus spp.'nin serbest radikal yakalama aktivitesi (DPPH testi), indirgeme gücü, demir iyonları (Fe 2+ ) şelatlama aktivitesi ve anti-lipid peroksidasyon aktivitesi (TBA tahlili) . dal özleri.

                        CSV'yi indirTeşhir Tablosu
                        Farklı çalışmalar, biyoaktif bileşiklerin indirgeme gücünü yansıtan elektron verme kapasitesinin antioksidan aktivite ile ilişkili olduğunu göstermiştir.AlıntıSiddhuraju ve diğerleri, 2002 ). Juniperus spp.'nin indirgeyici yetenekleri. ekstraktlar, güç testinin azaltılmasıyla değerlendirildi. Tüm metanol ekstraktları, su ekstraktlarından daha güçlü indirgeme gücü sergilemiştir; bu nedenle, metanol ekstraktlarının, serbest radikallerle reaksiyona girerek onları daha kararlı ürünlere dönüştürebilen ve radikal zincir reaksiyonunu bloke edebilen daha yüksek miktarlarda indirgeyici içerdiği varsayılabilir. Ayrıca, radikal yakalama aktivitesi gibi, Joo'nun indirgeme gücü metanol ekstraktları arasında en yüksek (1,781 ± 0,040 ASE/mL) ve Jom'un indirgeme gücü, su ekstraktları arasında en yüksekti (3,486 ± 0,010 ASE/mL). Metanol ekstraktlarının ve standardın indirgeme gücü şu sırayla azaldı: BHT > Joo >Jom > Jcs > Jd > Jcc . Su ekstraktlarının ve BHT'nin indirgeme gücü şu sırayla azaldı: BHT > Jom > Jcs > Jcc > Joo > Jd (Tablo 3). Hem metanolde ( r2  = 0.8004) hem de su özütlerinde ( r2  = 0.9244) fenolik içerik ve indirgeme gücü arasında güçlü bir pozitif korelasyon bulundu .

                        Geçiş metalleri arasında demir, yüksek reaktivitesinden dolayı en güçlü lipid oksidasyon pro-oksidanı olarak bilinir.AlıntıGülçin, 2006 ). Demir iyonlarının en aza indirilmesi, ROS üretimini ve lipid peroksidasyonunu engelleyerek canlı organizma içindeki oksidatif hasara karşı koruma sağlayabilir. Bir metal ile σ-bağları oluşturan şelatlayıcı ajanların, redoks potansiyelini azalttıkları ve böylece iyonların oksitlenmiş formunu stabilize ettikleri için ikincil antioksidanlar olarak etkili oldukları bildirilmiştir.AlıntıKumaran ve Karunakaran, 2007 ). Bu nedenle, maddelerin demiri şelatlama yeteneği, değerli bir antioksidan kapasite yöntemi olabilir. Demir iyonları (Fe 2+ ) şelatlama aktivitesinin sonuçları,hem metanol hem de su ekstraktlarının kompleks oluşumuna müdahale ettiğini gösterir, bu da bunların şelatlama aktivitesine sahip olduklarını ve ferrozinden önce demir iyonlarını yakalayabildiklerini düşündürür. Ek olarak, tüm Juniperus türlerinin su özleri, metanol olanlardan daha belirgin bir demir bağlama kapasitesi göstermiştir.

                        Metanol ekstraktları arasında Jom en yüksek aktiviteyi sergiledi (IC50 =  1.408 ± 0.240 mg/mL); metanol ekstraktlarının ve EDTA'nın metal şelatlama etkisi şu sırayla azaldı: EDTA > Jom > Jd > Joo > Jcs > Jcc . Su ekstraktları arasında Joo en aktif olanı verdi (IC50 =  0.537 ± 0.006 mg/mL); su ekstraktlarının ve standardın aktivitesi şu sırayla azaldı: EDTA > Joo > Jom > Jd > Jcs > Jcc (Tablo 3). Metal şelatlama aktivitesi ile toplam fenolik içerik arasında bir ilişki bulunmadı.

                        Lipit peroksidasyonu, biyolojik sistemlerde oksidatif streste önemli bir rol oynayan hücresel bileşenleri inaktive edebilir. Ayrıca, peroksidasyonun birkaç toksik yan ürünü, üretildikleri yerden uzaktaki DNA da dahil olmak üzere diğer biyomoleküllere zarar verebilir. Bu nedenle, anti-lipid peroksidasyon aktivitesine sahip bileşikler, sağlık yararları ve gıda muhafazası için gerçekten önemlidir.AlıntıRatee ve diğerleri, 2006 ). Anti-lipid peroksidasyon aktivitesinin belirlenmesi sonuçları, tüm Juniperus türlerinin metanol ekstraktlarının su ekstraktlarına göre daha belirgin bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Metanol ekstraktları arasında Jom, en yüksek anti-lipid peroksidasyon kabiliyetini sergiledi (IC50 =  0,287 ± 0,166 μg/mL); metanol ekstraktlarının ve standardın aktivitesi şu sırayla azaldı: propil galat > Jom > Joo > Jcs > Jcc > Jd . Su ekstraktları arasında en yüksek etki Jom'da dagözlenmiştir (IC 50 = 6,302 ± 0,586 μg/mL); su ekstraktlarının ve standardın aktivitesi şu sırayla azaldı: propil galat > Jom > Joo > Jcs > Jcc > Jd (Tablo 3). Ek olarak, hem metanol ( r 2  = 0.8208) hem de su ekstraktlarında ( r 2  = 0.6786) toplam fenolik içerik ile anti-lipid peroksidasyon aktivitesi arasında pozitif bir korelasyon bulundu .

                        Elde edilen sonuçlara göre Juniperus spp. dal özleri hem birincil hem de ikincil antioksidanlar olarak hareket edebilir.

                        Bu çalışmada, belirleme katsayısının ( r2 ) gösterdiği gibi, birincil antioksidan aktivite ile toplam fenolik içerik arasında pozitif bir korelasyon bulundu . Ayrıca, daha yüksek miktarlarda toplam fenolikler içeren metanol ekstraktlarının, su ekstraktlarına göre daha güçlü birincil antioksidan özellikler sergiledikleri gözlenmiştir. Juniperus'un kimyasal bileşimiekstraktlar flavonoidlerin ve yoğunlaştırılmış tanenlerin varlığını gösterir. Flavonoidler ve fenolik asitler dahil olmak üzere küçük fenoliklerin antiradikal ve antioksidan aktiviteleri üzerine kapsamlı araştırmalar rapor edilmiştir; ayrıca yüksek moleküler ağırlıklı fenolikler (tanenler) serbest radikali söndürme yeteneği göstermiştir ve bunların etkinliği moleküler ağırlığa, aromatik halkaların sayısına ve hidroksil gruplarının sübstitüsyonunun doğasına ve spesifik fonksiyonel gruplara bağlıdır.AlıntıSiddhuraju ve Manian, 2007 ). Bu nedenle, birincil antioksidan aktivitenin bu fenolik bileşiklerin sinerjik etkisi ile ilişkili olduğu varsayılabilir.

                        İkincil antioksidan özelliklerle ilgili olarak, sonuçlarımız Juniperus spp. ekstraktlar, şelatlama özellikleri sayesinde oksidatif hasara karşı koruma sağlayabilir. Bununla birlikte, metal şelatlama aktivitesi ile toplam fenolik içerik arasında bir korelasyon olmadığı belirtilmelidir. Ayrıca fenolik içeriği daha düşük olan su ekstraktları metanole göre daha fazla aktivite göstermiştir. Ekstraktların birçok farklı bileşiğin çok karmaşık karışımları olduğu ve fenolik olmayan antioksidanların antioksidan aktivitelerine katkıda bulunabileceği bilinmektedir; bu nedenle, gözlemlenen aktivitenin fenolikler ile birlikte ekstrakte edilen diğer fitokimyasallara bağlı olabileceği tahmin edilebilir.

                        Anti-lipid peroksidasyon aktivitesinin belirlenmesinin sonuçları, ekstraktların fenolik içeriği ile pozitif olarak ilişkilidir. Bu testte, daha yüksek seviyelerde fenolik bileşikler içeren metanol ekstraktları, su ekstraktlarından daha aktif sonuç verdi. Çoğu lipid oksidasyonu önleme testi, geçiş metali (genellikle demir) şelatlama ve radikal yakalama özelliklerinin bir kombinasyonunu ölçer (AlıntıJayabalan ve arkadaşları, 2008 ). Elde edilen sonuçlara dayanarak, Juniperus spp.'nin anti-lipid peroksidasyon aktivitesinin olduğu varsayılabilir. ekstraktlar esas olarak fenolik bileşiklerin radikal süpürücü özellikleri ile ilgilidir.

                        Artemia salina öldürücülük testi
                        Tuzlu su karidesi larvası ( Artemia salina ), toksisitenin ön değerlendirmesi için yararlı bir araç olarak kabul edilen alternatif öldürücülük biyotahlilinde kullanılan bir omurgasızdır; mantar toksinlerinin, bitki özü toksisitesinin, ağır metallerin ve böcek ilaçlarının tespiti için kullanılmıştır. Bu bioassay, hızlı, ucuz ve basit olma avantajına sahiptir.AlıntıKrishnaraju ve diğerleri, 2005 ).

                        Testin sonuçları, tüm Juniperus spp. zayıf bir toksisite (LC 50 = 658.6 µg/mL) gösteren Jcs metanol ekstresi dışında, dal özleri salamura karideslerine (LC 50 > 1000 µg/mL) karşı herhangi bir toksisite göstermedi  .

                        Antimikrobiyal etkinlik
                        Juniperus spp . çeşitli konsantrasyonlarda (1,22–2500,00 μg/mL) test edildi ve MIC değerleri ≤ 250,00 μg/mLTablo 4A. Ardıç spp. ekstraktlar, yalnızca Gram-pozitif bakterilere karşı orta ila iyi inhibitör aktivite gösterdi. En duyarlı tür S. aureus'tur , ardından S. epidermidis ve E. hirae gelirken , B. subtilis ekstraktlara karşı daha az duyarlıdır. Ekstraktların test edilen tüm suşlara karşı inhibe edici etkisi, test edilen konsantrasyon aralığında bakterisidal olmaktan çok bakteriyostatiktir.
                        Tablo 4.  Juniperus spp.'nin MİK değerleri (A) ve biyofilm azaltma yüzdesi (B) . dal özleri.

                        CSV'yi indirTeşhir Tablosu
                        Özellikle Jcc , S. epidermidis (MBC 78,12 μg/mL ile), Jcc ve Jcs'ye karşı S. aureus (MBC 1250,00 μg/mL ile), Jd ( MBC 78,12 μg/mL ile) ve Joo ve Jom'a ( E. hirae'ye karşı MBC 312,50 μg/mL ile , Jom'a karşı B. subtilis (MBC 2500,00 μg/mL ile). Jcc ve Jd metanol ekstraktlarının MIC ve MBC konsantrasyonları (78.00 μg/mL), sırasıyla S. epidermidis ve E. hirae'ye karşı eşdeğer etki göstermiştir. Ekstraktlar arasında,Sırasıyla Jd (MIC 9.76 ve MBC 625.00 μg/mL ile) ve Jom (MIC 4.88 ve MBC 625.00 μg/mL ile) metanol ve su ekstraktları, S. aureus'a karşı en etkili olanlardı . Ekstraktların B. subtilis'e karşı MİK değerleri >250.00 μg/mL idi. Gram negatif suşlar ve mayalara karşı antimikrobiyal aktivite gözlenmedi. Metanol (maksimum %1 v/v) içeren negatif kontrollerin sonuçları, test edilen tüm suşlarda inhibisyonun tamamen olmadığını gösterdi (veriler gösterilmemiştir).

                        İçindeTablo 4Bbiyofilm azaltma yüzdesi rapor edilir. Alt inhibitör ekstrakt konsantrasyonları (0.5 MIC), S. aureus biyofilm oluşumu üzerinde (%60-84 azalma ile) iyi bir inhibe edici aktivite göstermiştir . Özellikle, metanol ekstraktları ile muamele edilmiş S. aureus için bu yöntemle ölçülen ortalama biyofilmler, 0.11 ± 0.02 ila 0.20 ± 0.06 aralığında 0.15 ± 0.03 iken, su ekstraktları ile muamele edilmiş suş için ortalama biyofilmler 0.09 ± 0.01 idi. 0,08 ± 0,01 ila 0,11 ± 0,02 aralığı. S. aureus kontrol değeri 0,55 ± 0,03 idi. Diğer suşlara kıyasla biyofilm oluşumunda herhangi bir engelleme kaydedilmemiştir.

                        Bu sonuçlar, ekstraktların test edilen diğer mikroorganizmalara kıyasla S. aureus'un hem büyümesi hem de biyofilm oluşumu üzerindeki en iyi aktivitesini vurgulamaktadır. Sonuçlarımızda gösterildiği gibi Juniperus spp. dal özleri, flavonoidler ve yoğunlaştırılmış tanenler dahil olmak üzere fenolik bileşikler içerir. Çoğu bitki ekstraktının antimikrobiyal aktivitesinden sorumlu olduğuna inanılan ana bileşik grubu fenolikler (fenolikler).AlıntıCowan, 1999 ). Aktivite mekanizmalarının araştırılması, bu bileşiklerin belirli bir etki alanından ziyade çoklu hücresel hedeflere sahip olduğunu göstermiştir.AlıntıCushnie ve Kuzu, 2005 ). Fenolik bileşikler, potansiyel olarak bakteri hücre zarlarının işlevini bozarak bakterilerin büyümesinin ve çoğalmasının gecikmesine neden olur. Fenolik bileşikler, patojenlerin inaktivasyonu sırasında adezyon bağlama, protein ve hücre duvarı bağlama, enzim inaktivasyonu, hücre duvarı ve/veya DNA'ya interkalasyonda yer alır.AlıntıDavidson, 2001 ).

                        Çözüm
                        Elde edilen sonuçlar, Juniperus bölümünde yer alan bu Türk Juniperus türlerinin enfeksiyon ve deri hastalıklarının tedavisinde etnofarmakolojik kullanımlarını desteklemekte ve bu bitkilerin doğal antioksidan ve antimikrobiyal bileşik kaynakları olarak potansiyellerini ortaya koymaktadır. Aktif bileşenleri karakterize etmek ve izole etmek için biyoanaliz kılavuzlu fraksiyonlama prosedürleri gereklidir.

                        ilgi beyanı
                        Yazarlar mali destek için Federfarma Messina'ya minnettardır.

                        Önceki makaleSorunun içindekiler tablosunu görüntüleyinsonraki makale

                        Referanslar
                        • Adams RP. (1998) . Juniperus mezhebinin yaprak uçucu yağı ve kemotaksonomisi . ardıç. Biochem Syst Ecol, 26, 637 – 645 . [Crossref] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
                        • Apáti P , Szentmihályi K , Kristó ST , Papp I , Vinkler P , Szoke E , Kéry A . (2003) . Solidago'nun bitkisel ilaçları – fitokimyasal özelliklerin ve antioksidan özelliklerin korelasyonu . J Pharm Biomed Anal, 32, 1045 – 1053 . [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
                        • Bounatirou S , Smiti S , Miguel MG , Faleiro L , Rejeb MN , Neffati M , Costa MM , Figueiredo AC , Barroso JG , Pedro LG. (2007) . Tunus Thymus capitatus Hoff'tan izole edilen uçucu yağların kimyasal bileşimi, antioksidan ve antibakteriyel aktiviteleri . ve Bağlantı . Gıda Kimyası, 105, 146 – 155 . [Crossref] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
                        • Chang CC , Yang MH , Wen HM , Chern JC. (2002) . İki tamamlayıcı kolorimetrik yöntemle propolisteki toplam flavonoid içeriğinin tahmini . J Food Drug Anal, 10, 178 – 182 . [Bilim Ağı ®], [Google Akademik]
                        • Conforti F , Statti GA , Tundis R , Menichini F , Houghton P . (2002) . Hypericum triquetrifolium Turra toprak üstü kısmının metanolik ekstraktının antioksidan aktivitesi . Fitoterapi, 73, 479 – 483 . [Çapraz ref] , [PubMed], [Google Akademik]
                        • Coode MJE , Cullen J. _ (1965) . Ardıç L. _ İçinde: Davis PH , ed. Türkiye Florası ve Doğu Ege Adaları. Cilt 1. Edinburgh, Birleşik Krallık : Edinburgh, Üniversite basınında , 78 – 84 . [Google Akademik]
                        • Cowan MM . (1999) . Antimikrobiyal maddeler olarak bitki ürünleri . Clin Microbiol Rev, 12, 564 – 582 . [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
                        • Cramton SE , Gerke C , Schnell NF , Nichols WW , Götz F . (1999) . Hücreler arası adezyon (ica) lokusu, Staphylococcus aureus'ta mevcuttur ve biyofilm oluşumu için gereklidir . Infect Immun, 67, 5427 – 5433 . [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
                        • Cushnie TP , Kuzu AJ . (2005) . Flavonoidlerin antimikrobiyal aktivitesi . Int J Antimicrob Agents, 26, 343 – 356 . [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
                        • Davidson PM . (2001) . Kimyasal koruyucular ve doğal antimikrobiyal bileşikler . İçinde: Doyle MP , Beuchat LR , Montville TJ , editörler. Gıda Mikrobiyolojisi. Temeller ve Sınırlar. Washington DC, ABD : ASM Press , 611 – 616 . [Google Akademik]
                        • Diniş TC , Maderia VM , Almeida LM . (1994) . Fenolik türevlerin (asetaminofen, salisilat ve 5-aminosalisilat) membran lipid peroksidasyonunun inhibitörleri ve peroksil radikal temizleyiciler olarak etkisi . Arch Biochem Biophys, 315, 161 – 169 . [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
                        • Farjon A. _ (2000) . Ardıç L. _ İçinde: Güner A , Özhatay N , Ekim T , Başer KHC , eds. Türkiye Florası ve Doğu Ege Adaları. cilt 11. Edinburgh, Birleşik Krallık : University Press'te Edinburgh , 8 – 10 . [Google Akademik]
                        • Finney DJ . (1971) . Probit Analizi (3. baskı). Cambridge, BK : Cambridge University Press . [Google Akademik]
                        • Gao X , Ohlander M , Jeppsson N , Björk L , Trajkovski V . (2000) . Olgunlaşma sırasında deniz topalak meyvelerinde ( Hippophae rhamnoides L.) antioksidan etkilerdeki değişiklikler ve fitobesinlerle ilişkileri . J Tarım Gıda Kimyası, 48, 1485 – 1490 . [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
                        • Gülçin ben ,. (2006) . L-karnitinin antioksidan ve antiradikal aktiviteleri . Hayat Bilimi, 78, 803 – 811 . [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
                        • Han H , Bayk BK . (2008) . Mercimek ( Lens culinaris ), nohut ( Cicer arietinum L. ), bezelye ( Pisum sativum L. ) ve soya fasulyesinin ( Glycine max ) antioksidan aktivitesi ve fenolik içeriği ve bunların işleme sırasındaki kantitatif değişimleri . Int J Food Sci Tech, 43, 1971 – 1978 . [Crossref] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
                        • Jayabalan R , Subathradevi P , Marimuthu S , Sathishkumar M , Swaminathan K. _ (2008) . Fermantasyon sırasında kombucha çayının serbest radikal temizleme kabiliyetindeki değişiklikler . Gıda Kimyası, 109, 227 – 234 . [Google Akademik]
                        • Julkunen- Titto R. (1985) . Kuzey söğütlerinin yapraklarındaki fenolik bileşenler: Bazı fenoliklerin analizi için yöntemler . J Tarım Gıda Kimyası, 33, 213 – 217 . [Crossref] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
                        • Karaman I , Şahin F , Güllüce M , Ögütçü H , Şengül M , Adıgüzel A . (2003) . Juniperus oxycedrus L' nin sulu ve metanol özlerinin antimikrobiyal aktivitesi . J Ethnopharmacol, 85, 231 – 235 . [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
                        • Krishnaraju AV , Rao TVN , Sundararaju D , Vanisree M , Tsay HS , Subbaraju GV . (2005) . Tuzlu su karidesi ( Artemia salina ) öldürücülük deneyi kullanılarak Hint şifalı bitkilerinin biyoaktivitesinin değerlendirilmesi . Int J Appl Sci Eng, 3, 125 – 134 . [Google Akademik]
                        • Kumaran A , Karunakaran RJ . (2007) . Hindistan'dan beş Phyllanthus türünün metanol özlerinin in vitro antioksidan aktiviteleri . LWT-Gıda Bilimi Teknolojisi, 40, 344 – 352 . [Crossref] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
                        • Litchfield JT Jr , Wilcoxon F. _ (1949) . Doz-etki deneylerini değerlendirmenin basitleştirilmiş bir yöntemi . J Pharmacol Exp Ther, 96, 99 – 113 . [PubMed] , [Web of Science®], [Google Akademik]
                        • Loizzo MR , Tundis R , Conforti F , Saab AM , Statti GA , Menichini F. (2007) . Juniperus oxycedrus ssp.'nin karşılaştırmalı kimyasal bileşimi, antioksidan ve hipoglisemik aktiviteleri . Lübnan'dan oxycedrus L. dut ve odun yağları . Gıda Kimyası, 105, 572 – 578 . [Crossref] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
                        • Maisuthisakul P , Pasuk S , Ritthiruangdej P. (2008) . Bazı Tayland bitkilerinin antioksidan özellikleri ile kimyasal bileşimleri arasındaki ilişki . J Food Comp Anal, 21, 229 – 240 . [Crossref] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
                        • Meyer BN , Ferrigni NR , Putnam JE , Jacobsen LB , Nichols DE , McLaughlin JL . (1982) . Tuzlu su karidesi: Aktif bitki bileşenleri için uygun bir genel biyoanaliz . Planta Med, 45, 31 – 34 . [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
                        • Miceli N , Trovato A , Dugo P , Cacciola F , Donato P , Marino A , Bellinghieri V , La Barbera TM , Güvenç A , Taviano MF . (2009) . Juniperus communis L. var . meyvelerinin flavonoid profili, antioksidan ve antimikrobiyal aktivitelerinin karşılaştırmalı analizi . communis ve Juniperus communis L. var. saxatilis Pall. Türkiye'den. J Tarım Gıda Kimyası, 57, 6570 – 6577 . [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
                        • NCCLS. (2002) . Mayaların Broth Dilution Antifungal Duyarlılık Testi için Referans Yöntemi . NCCLS belgesi M27-A2. Ulusal Klinik Laboratuvar Standartları Komitesi , Wayne, PA . [Google Akademik]
                        • NCCLS. (2008) . Antimikrobiyal Duyarlılık Testi için Performans Standartları; Dokuzuncu bilgilendirme eki . NCCLS belgesi M100-S9. Ulusal Klinik Laboratuvar Standartları Komitesi , Wayne, PA . [Google Akademik]
                        • Ohnishi M , Morishita H , Iwahashi H , Shitzuo T , Yoshiaki S , Kimura M , Kido R . (1994) . Klorojenik asidin linoleik asit, perossidasyon ve hemoliz üzerindeki inhibitör etkileri . Fitokimya, 36, 579 – 583 . [Crossref] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
                        • Oyaizu M . (1986) . Esmerleşme reaksiyon ürünleri üzerine araştırmalar: Glukozaminden hazırlanan esmerleşme reaksiyon ürünlerinin antioksidan aktiviteleri . JPN J Nutr, 44, 307 – 315 . [Crossref] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
                        • Rathee JS , Patro BS , Mula S , Gamre S , Chattopadhyay S. _ (2006) . Piper betel yaprağı ekstresinin ve bileşenlerinin antioksidan aktivitesi . J Tarım Gıda Kimyası, 54, 9046 – 9054 . [Crossref] , [PubMed] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
                        • Ritch-Krc EM , Thomas S , Turner NJ , Towers GH . (1996) . Taşıyıcı bitkisel ilaç: Geleneksel ve çağdaş bitki kullanımı . J Ethnopharmacol, 52, 85 – 94 . [Google Akademik]
                        • Sezik E , Yeşilada E , Tabata M , Honda G , Takahishi Y , Fujita T , Tanaka T , Takeda Y . (1997) . Türkiye'de geleneksel tıp. 8. Doğu Anadolu'da Halk Hekimliği: Erzurum, Erzincan, Ağrı, Kars, Iğdir İlleri . Ekonomi Botu, 51, 195 – 211 . [Crossref] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
                        • Siddhuraju P , Mohan PS , Becker K. _ (2002) . Hint Laburnumunun ( Cassia fistula L.) antioksidan aktivitesi üzerine araştırmalar: Gövde kabuğu, yapraklar, çiçekler ve meyve özünden elde edilen ham ekstraktların bir ön değerlendirmesi . Gıda Kimyası, 79, 61 – 67 . [Crossref] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
                        • Siddhuraju P , Manian S. _ (2007) . At gramı ( Macrotyloma uniflorum (Lam.) Verdc.) tohumlarından elde edilen diyet fenolik ekstraktların antioksidan aktivitesi ve serbest radikal temizleme kapasitesi . Gıda Kimyası, 105, 950 – 958 . [Crossref] , [Web of Science ®], [Google Akademik]
                        • Stanić G , Samaržija ve Blažević N . _ (1998) . Ardıç meyvesi müstahzarları ile tedavi edilen sıçanlarda zamana bağlı diüretik tepkisi . Phytother Res, 12, 494 – 497 . [Google Akademik]
                        • Welch HJ . (1986) . Ardıç Linnaeus . İçinde: Walters SM , Brady A , Brickell CD , Cullen J , Green PS , Lewis J , Matthews VA , Webb DA , Yeo PF , Alexander JCM , editörler. Avrupa Bahçe Bitkileri, cilt. I. Cambridge, Birleşik Krallık : Cambridge University Press , 84 – 85 . [Google Akademik]
                        • Yeşilada E , Honda G , Sezik E , Tabata M , Goto K , Ikeshiro Y . (1993) . Türkiye'de geleneksel tıp. IV. Akdeniz altbölümünde halk hekimliği . J Ethnopharmacol, 39, 31 – 38 . [Çapraz ref] , [PubMed], [Google Akademik]

                        Yorum yap


                        • #13
                          Türkiye'den beş Juniperus türünün dal ekstraktlarının antioksidan ve antimikrobiyal aktiviteleri

                          Maria Fernanda Taviano 1, andreana marino Ada Trovato , Valentina Bellinghieri , Tommaso Massimo La Barbera , Ayşegül Güvenç , Muhammed Mesud Hürkul rita de pasquale , Natalizia Miceli
                          üyelikler yıkılmak üyelik

                          • 1Farmako-Biyoloji Anabilim Dalı, Eczacılık Fakültesi, Messina Üniversitesi, Messina, İtalya. mftaviano@pharma.unime.it
                          Soyut

                          Bağlam: Çeşitli Juniperus türleri (Cupressaceae) halk hekimliğinde enfeksiyon ve cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır.

                          Amaç: Bu çalışma, Türkiye'den Juniperus türü Juniperus communis L. var. komün (Jcc), Juniperus komün L. var. saxatilis Pall. (Jcs), Juniperus drupacea Labill. (Jd), Juniperus oxycedrus L. subsp. oxycedrus (Joo), Juniperus oxycedrus L. subsp. macrocarpa (Sibth. & Sm.) Topu. (Jom).

                          Gereç ve yöntemler: Toplam fenolikler, toplam flavonoidler ve yoğunlaştırılmış tanenler spektrofotometrik olarak belirlendi. Antioksidan özellikler farklı in vitro sistemler kullanılarak incelenmiştir. Toksisite, Artemia salina öldürücülük testi ile tayin edildi. Bakterilere ve mayalara karşı antimikrobiyal potansiyel, minimum inhibitör konsantrasyon ve minimum bakterisidal konsantrasyon (MIC/MBC) ölçümleri kullanılarak değerlendirildi. Bakteri biyofilmleri üzerindeki etki, mikrotiter plaka deneyi ile test edildi.

                          Sonuçlar: Hem DPPH (1,1-difenil-2-pikrilhidrazil) hem de TBA (tiyobarbitürik asit) testinde Jom en aktif olarak sonuçlandı (IC(50) = 0,034 ± 0,002 mg/mL ve 0,287 ± 0,166 µg/mL). Joo, en yüksek indirgeme gücünü (1,78 ± 0,04 ASE/mL) ve Fe(2+) şelatlama aktivitesini (IC(50) = 0,537 ± 0,006 mg/mL) sergiledi. Birincil antioksidan aktivite ile fenolik içerik arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Özler, Artemia salina'ya karşı potansiyel olarak toksik değildi. S. aureus'a karşı en iyi antimikrobiyal (MIC = 4.88-30.10 µg/mL) ve anti-biyofilm aktiviteyi (%60-84) gösterdiler.

                          Tartışma ve sonuç: Sonuçlar, bu Juniperus türlerinin geleneksel kullanımına bilimsel bir temel sağlamakta ve aynı zamanda doğal antioksidan ve antimikrobiyal bileşiklerin kaynakları olarak potansiyellerini göstermektedir.

                          Yorum yap


                          • #14
                            ANDIZ (Juniperus drupacea) PEKMEZİ ÜRETİM TEKNİĞİNİN
                            GELİŞTİRİLMESİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA*


                            A STUDY ON IMPROVING PROCESS TECHNIQUES of
                            Juniperus drupacea's FRUIT PEKMEZ


                            Ferámuz ÖZDEMİR, Ayhan TOPUZ, Muharrem GÖLÜKCÜ, Hilal ŞAHİN
                            Akdeniz Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Gıda Mühendisliği Bölümü, 07059, Antalya






                            ÖZET: Andız (Juniperus drupacea Lind.) ülkemizde Toros dağları üzerinde doğal olarak yetişen bir orman ağacı olup, meyvelerinden yerel halk tarafından şifa amaçlı pekmez üretilmektedir. Araştırmada farklı durultma (fiziksel ve kimyasal) ve pişirme (açık ve vakum) teknikleri uygulanarak üretilen andız pekmezleri ile geleneksel yöntemle üretilen andız pekmezinin bazı kimyasal ve duyusal özellikleri karşılaştırılarak, uygun üretim yöntemi belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre kimyasal durultma işleminden sonra kül suyu eklenip açıkta (atmosfer basıncında) konsantre edilerek üretilen andız pekmezlerinin daha üstün kimyasal ve duyusal özelliklere sahip olduğu görülmüştür.

                            ABSTRACT: Juniperus drupacea is a naturally grown tree in the forest on the Taurus Mountains and fruit of the tree is processed into pekmez to cure some illness by villagers. In present study, some chemical and sensory properties of both traditional pekmez and laboratuary scale produced ones, which were processed by using different clarification (physical and chemical) and concentration (under vacuum and atmopheric pressure) methods, were compared to determine the most appropriate processing method. According to the anlysed quality parameters, the pekmez processed by addition ash water into the chemically clarified extract and then concentrated under atmospheric pressure was more acceptable.

                            GİRİŞ

                            Andız, Cupressaceae familyasının Juniperus drupacea L. türüne ait çok yıllık bir bitkidir (KAYACIK 1967, BAYTOP 1994). Bitkinin, olgunlaşmasından önce yeşil, olgunlaştıktan sonra puslu görünümlü, kahverengi veya mavimsi siyah 2-2.5 cm boyunda, 1.5-2.5 cm çapında kozalakları vardır (BAKTIR 1991).
                            Ülkemizde andız Toroslarda çeşitli ardıçlar, Toros Göknarı ve Toros Sediri ile karışık bulunmaktadır. Ülkemiz dışında yayılış alanları ise Suriye ve Lübnan'dır (YALTIRIK 1993).
                            İki yılda bir olgunlaşan ve oldukça etli olan bu kozalakların içerisinde genellikle üç olmak üzere 1-6 arasında değişen tohum bulunabilmektedir. Andız ağacının odunundan antiseptik bir madde olan katran, kozalakların etli kısmından ise pekmez yapılmaktadır (YALTIRIK 1993). Bu amaçla kozalaklar yılın hemen her mevsiminde ağaçtan elle ya da örtüler üzerine düşürülerek hasat edilebilmekte ise de (SAATÇİOĞLU 1971), genelde olgunlaşıp ağaçtan düşen kozalaklar bulundukları yerden toplanarak pekmez üretiminde kullanılmaktadır. Geleneksel bir ürünümüz olan pekmez, ülkemizde başta üzüm olmak üzere elma, incir, keçiboynuzu (harnup), dut, erik ve kayısıdan üretilmektedir. Bölgelerimizin iklim ve diğer koşullarına bağlı olarak her bölgede pekmeze işlenen bir meyve bulunmaktadır. Bu meyvelerden biri de Toros dağları üzerindeki bazı bölgelerde bol miktarda bulunan ve bölge halkı tarafından pekmeze işlemekte olan andızdır. Önemli geleneksel gıdalarımızdan olan ve yaygın olarak üretilen pekmezler üzerinde pekçok araştırma yapılmış ve bunların çeşitli özellikleri ortaya konulmuştur (KAYAHAN 1982, EKŞİ ve ARTIK 1986, NAS ve NAS 1987, KARAKAYA ve ARTIK 1990, BATU ve AKTAN 1992, YURDAGEL ve DAVARPANAH 1993, AKSU ve NAS 1996, ÖZDEMİR ve ark. 1997). Ancak andız pekmezi üzerine yapılmış herhangi bir çalışmaya rastlanılamamıştır.
                            Pekmez, Gıda Maddeleri Tüzüğünün 406. maddesinde "üzüm ve buna benzer şekerli meyvelerin ve usarelerinin mahalli usul ve adaletlere göre kaynatılarak koyulaştırılması ile elde edilen koyu renkli ve koyu


                            *Bu çalışma, Akdeniz Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Yönetim Birimi tarafından desteklenmiştir.

                            34 GIDA YIL: 29 SAYI : 1 OCAK-ŞUBAT 2004

                            kıvamdaki madde" olarak tanımlanmaktadır. Pekmez tüketildikten hemen sonra kana geçen şekerleri yüksek oranda içerdiği için acil enerji ihtiyacını karşılayan önemli bir besidir (ARIKAN ve ŞANLIER 2000).
                            Geçmişte insanların temel besin kaynaklarından biri olan pekmez değişen tüketim alışkanlıkları içinde daha az tüketilen ürün haline gelmiştir. Ancak pekmezin beslenmedeki önemi azalmamıştır. Aksine yapılan araştırmalarla önemli bir besin kaynağı olduğu daha çok kavranmıştır (BATU ve AKTAN 1992). Pekmezler bunun yanında şıra, pestil, sucuk, pekmez lokumu gibi değişik gıdalara işlenerek de tüketilebilmektedir (ARIKAN ve ŞANLIER 2000).
                            Pekmez ülkemizde üretimi binlerce yıldır yapılan önemli besin kaynaklarımızdan biridir. İlkel yöntemlerle pekmez üretiminde ateş üzerinde açık kazanlarda yapılan kaynatma sırasında önemli oranda besin kaybı olmaktadır. Ayrıca kişisel üretim farklılıkları nedeniyle standart bir üretim yapılamamaktadır. Daha verimli ve besin değeri daha yüksek pekmez üretmek için üretimin uygun tekniklerin kullanıldığı modern işletmelerde yapılmasının daha sağlıklı olacağı belirtilmektedir (YAZICIOĞLU ve GÖKÇEN 1984, ÖZDEMİR 1996).
                            Bu çalışma ile andız meyvesinin ve bu meyvelerden değişik tekniklerle üretilen pekmezlerin bazı fiziksel, kimyasal ve duyusal özellikleri belirlenerek en uygun üretim yöntemi belirlenmeye çalışılmıştır.

                            MATERYAL ve YÖNTEM

                            Materyal

                            Araştırmada kullanılan andız meyveleri 2000 yılında Antalya'dan Akseki ilçesinin Toros dağları üzerinde bulunan Gümüşdamla köyü hudutlarındaki orman alanlarından temin edilmiştir. Ayrıca karşılaştırma yapmak amacıyla kullanılacak andız pekmezi de aynı köyden geleneksel üretim yapan kişilerden temin edilmiştir.

                            Andız pekmezi üretimi

                            1/3 andız meyvesi/su oranında oda sıcaklığında, 4 meyve yükleme ve 4 kademeli olarak gerçekleştirilen özütleme sonucu elde edilen ekstraktlar (8.5° briks), kaba filtre kağıdından süzülüp kimyasal ve fiziksel olmak üzere iki farklı yöntem ile durultma işlemine tabi tutulmuştur. Fiziksel durultma işlemi özütün oda sıcaklığında 3 saat süreyle pet şişelerde bekletildikten sonra, kaba filtre kağıdından süzülmesiyle yapılmıştır. Kimyasal durultma işlemi ise yapılan ön denemelerden sonra 8.5° briksteki 5 litre ekstrak için 50°C de 90 dakika 2 ml pektineks AR ve 2 ml pektineks smesh, oda sıckalığında 30 dakika 6 ml %5'lik jelatin, 6 ml %5 İlk bentonit ve 5 ml %15 lik kizelzol uygulaması ile gerçekleştirilmiştir. Bu ekstraktlara geleneksel üretimde de kullanılan mineral madde bileşimi Çizelge 1'de verilmiş olan kül (meşe ağacı külü) suyundan 0 (külsüz) ve 5ml/litre ekstrat olacak şekilde eklenmiştir. Kül suyu 75 g meşe külünün 500 ml ye saf su ile tamamlanıp 20 dakika kaynatıldıktan sonra kaba filtre kağıdından süzülmesiyle elde edilmiştir. Durutulmuş olan ekstraktlar vakum altında (600 mmHg) döner buharlaştırıcıda ve atmosfer basıncında (açık) beko elektrikli ocak seti üzerinde 1 litrelik beherlerde ortalama 68° brikse kadar konsantre edilerek pekmeze işlenmiştir. Üretim yöntemleri ayrıca Çizelge 2 'de verilmiştir. Üretilen pekmezler analiz edilinceye kadar buzdolabı koşullarında (4°C) cam kavanozlar içinde depolanmıştır.

                            Analizler

                            Andız meyvesinin fiziksel özelliklerinden ortalama meyve ağırlığı 30 adet andız meyvesinin ağırlığın ortalaması, meyve boyu çekirdek eksenine paralel uzunluğun ölçülmesi ve meyve çapı da bu meyvelerin 3

                            Çizelge 1. Ekstraktlara Eklenen Kül Suyunun Mineral Madde Bileşimi (mg/kg)
                            K Ca Na Mg P Mn Fe Zn Cu
                            5552 54.0 53.0 te* te 0.12 0.68 te te
                            * Uygulanan analiz yöntemi ile tespit edilememiştir.


                            Çizelge 2. Ekstraktlardan Pekmez Üretim Yöntemleri
                            Kimyasal Durultma Fiziksel Durultma
                            Küllü Külsüz Küllü Külsüz
                            Açık Vakum Açık Vakum Açık Vakum Açık Vakum
                            F. ÖZDEMİR - A. TOPUZ - M. GÖLÜKCÜ - H. ŞAHİN35

                            değişik açıdan eksene dik olarak ölçülen boyutun ortalaması alınarak belirlenmiştir. Boyut ölçümleri kumpasla yapılmıştır. Üretilen pekmezlerde toplam kurumadde örneklerin 70°C'de sabit tartıya gelene kadar kurutulmasıyla (AOAC 1990), çözünür kuru madde miktarı Abbe tipi refraktometre ile pH pH metre (WTW, pH 537) ile ve titrasyon asitliği pH 8.1'e kadar titre edilerek (CEMEROĞLU 1992) belirlenmiştir. Örneklerin protein. miktarı Mikro-Kjeldal yöntemi (EGAN ve ark. 1981) ile belirlenen azotun 6.25 faktörü ile çarpılması ile, kül miktarı 525+10°C'de kül fırınında yakılmasıyla, 5-hidroksimetil furfural miktarı ise spektrofotometre (shimadzu UV 160 A) ile 765 nm de okunan absorbansın kurve faktörü ile çarpılmasıyla (ANON. 1983) belirlenmiştir. Mineral madde içeriği, yaş yakma yöntemi ile yakılan örneklerin (KACAR 1972) atomik absorpsiyon spektrofotometresinde (VARIAN SPEKTRA A-400 plus) absorbanslarının okunmasıyla (ANON. 1989), fosfor içeriği de Barton çözeltisi ile renklendirilen örneklerin spektrofotometrede 430 nm dalga boyunda absorbans değerinin okunmasıyla saptanmıştır (KACAR ve KOVANCI 1982).
                            Örneklerin şeker kompozisyonunu belirlemek için, 5 g pekmez örneği saf su ile 50 ml ye seyreltildikten sonra santrifüj edilerek (6000 devir/dakika) berraklaştırılmıştır. 2.5 ml berrak filtrat Sep-Pack C18 den süzülerek 7.5 ml asetonitril ile karıştırıldıktan sonra tekrar 0.45 µm membran filtreden süzülerek HPLC cihazına enjekte edilmiştir (TOPUZ 1998).

                            Analiz şartları: Hareketli faz: Asetonitril: Su (75:25), akış hızı: 1.5 m' dakika, kolon sıcaklığı: 25°C, analiz süresi: 18 dakika, enjeksiyon miktarı: 20 ul, kolon: SGE exil amino (250*4.6 mm ID), koruyucu kolon: SGE exil amino (240*4.6 mm ID), dedektör: refraktif indeks.
                            Ayrıca üretilmiş olan ürünler eğitilmiş 10 panelist tarafından duyusal olarak (ALTUĞ 1993) değerlendirilmiştir. Duyusal analizlerde puanlama Çizelge 3'e göre yapılmıştır.
                            Deneme iki tekerrürlü, analizler ise paralelli olarak yürütülmüş ve elde edilen sonuçlara SAS paket programi kullanılarak Varyans Analizi ve Duncan Çoklu Karşılaştırma Testi (DÜZGÜNEŞ ve ark. 1987) uygulanmıştır.

                            BULGULAR ve TARTIŞMA

                            Pekmez üretiminde kullanılan andız meyveleri ortalama 5.55 g ağırlığında, 24.87 mm boy ve 22.74 mm çapında olup kahverengi ve puslu bir görünümdedir.
                            Bu meyvelerden farklı durultma ve pişirme yöntemleri uygulanarak üretilen pekmezlerin briks derecesi, % kurumadde miktarı, % protein, % kül, pH değeri ve % asitlik miktarı (sitrik asit olarak) belirlenmiş olup bu değerlerin Duncan Çoklu Karşılaştırma Testi sonuçları ile standard sapma değerleri Çizelge 4'de verilmiştir.

                            Çizelge 3. Örneklerin Duyusal Analiz Değerlendirilmesi
                            Özellikler Tanım Puan
                            Aşırı buruk, yanık ve arzı edilmeyen lezzet 1
                            Lezzet Hafif buruk, kablu edilebilir ancak geliştirilmesi gereken lezzet 3
                            Meyveye has lezzet ve aromaya sahip, kabul edilebilir burukluk, hoşa giden lezzet 5
                            Sünen, aşırı kıvam ve hoşa gitmeyen bir yapı 1
                            Kıvam Kabul edilebilir ancak gelişTRilmesi gereken yapı 3
                            Arzu edilen pekmez kıvamında 5
                            Beğenilmeyen renk 1
                            Renk Kabul edilebilir renk 3
                            Tercih edilen renk 5
                            Bulanık ve mat 1
                            Beraklık Kabul edilebilir, ancak yetersiz berraklık 3
                            Arzu edilen berraklık 5
                            Başarısız bir ürün 1
                            Genel Kabul edilebilir ancak geliştirilmesi gereken bir ürün 3
                            Başarılı ticari bir ürün 5
                            36 GIDA YIL: 29 SAYI : 1 OCAK-ŞUBAT 2004

                            Çizelge 4. Andız Pekmezinin Bazı Kimyasal Özelliklerinin Ortalaması (Ortalama±SS, n = 8)
                            Uygulama Briks %KM %Protein %Kül pH %Asitlik
                            Durultma KD 67.96±0.40b 68.39±0.30b 0.52±0.12a 4.05±0.47a 5.62±0.09a 0.83±0.07a
                            FD 68.73±0.86a 68.91±0.81a 0.52±0.18a 3.80±0.28b 5.57±0.16a 0.75±0.08b
                            Pişirme Vakum 68.11±0.77b 68.47±0.68a 0.52±0.10a 4.23±0.32a 5.68±0.10a 0.75±0.09b
                            Açık 68.58±0.72a 68.83±0.61a 0.52±0.19a 3.61±0.13b 5.51±0.08b 0.83±0.05a
                            Kül Küllü 68.23±0.74a 68.57±0.68a 0.56±0.12a 4.03±0.43a 5.65±0ç12a 0.76±0.09a
                            Külsüz 68.46±0.80a 68.73±0.65a 0.47±0.16b 3.82±0.35b 5.53±0.10b 0.82±0.07a
                            Geleneksel 72.85±1.34 72.91±1.29 0.72±0.04 3.79±0.01 5.31±0.06 0.97±0.07

                            Farklı indeksleri p<0.05 sevyesinde ortalamalar arasında fark olduğunu göstermektedir. Durultma yöntemleri (KD, FD), pişirme yöntemleri (vakum, açık) ve kül suyu (küllü, külsüz) uygulamaları kendi aralarında karşılaştırılmıştır. KD: Kimyasal durultma, FD: Fiziksel durultma, SS: Standart sapma, %KM: % Kurumadde

                            Enzim, jelatin, bentonit ve kizelzol uygulaması içeren kimyasal durultma ve ekstrakt içindeki büyük partiküllerin zamana bağlı olarak çökmesini ifade eden fiziksel durultma uygulamasının pekmez örneklerinin briks, kurumadde, kül ve asitlik değerleri üzerine istatistiki olarak önemli (p<0.05) etkisi olmuştur (Çizelge 4). Açıkta ve vakum altında pişirmenin ise pekmez örneklerinin briks, kül, pH ve asitlik özellikleri üzerinde önemli etkisi (p<0.05) olmuştur. Kırsal kesimde geleneksel olarak üretilen pekmezlere proseste bilinen usullerde kimyasal bir durultma uygulanmamaktadır. Durultma işlemi yörelere bağlı olarak pekmez toprağı ve meşe odunu külü ile yapılmaktadır. Denemede de meşe odunu külü suyu kullanılmış ve bu işlemin etkisinin de pekmezi protein, kül içeriği ve pH değeri üzerine etkisinin önemli olduğu belirlenmiştir (Çizelge 4).
                            Üzüm, dut, incir ve keçiboynuzu pekmezlerinin bileşimi üzerine yapılan çalışmada pekmezlerin briks derecelerinin 66.50 ile 74.32, kuru madde miktarının ise %69.70 ile %77.12, kül içeriğinin %1.45 ile %3.72 değerleri arasında değişim gösterdiği tespit edilmiştir (ŞİMŞEK 2000). Andız pekmezi içerdiği yüksek orandaki kül oranı ile toplam besin elementlerince diğer pekmezlere oranla daha zengin bulunmuştur. Andız pekmezinin protein içeriğinin üzüm pekmezi (%0.627) ile benzerlik gösterirken dut ve harnup pekmezinden daha düşük olduğu belirlenmiştir (EKŞİ ve ARTIK 1986, KARAKAYA ve ARTIK 1990, AKSU ve NAS 1996).

                            TS 3792 üzüm pekmezi standardına göre pH değeri 5.00-6.00 arasında olan pekmezler tatlı pekmez sınıfına girmektedir (ANON. 1982). Andız pekmezi de pH değerine göre tatlı pekmez sınıfına dahildir. Ancak andız pekmezi diğer pekmezlerden farklı olarak buruk bir tada sahiptir. Bu burukluğun pekmezin polifenolik maddelerinden ileri geldiği düşünülmektedir. Nitekim yaptığımız araştırma kapsamında andız pekmezinin polifenolik madde dağılımı da belirlenmiş olup sonuçlar yayın haline getirilme aşamasındadır. Üzüm pekmezi üzerine yapılan bir araştırmada %69 kuru madde içeriğine sahip pekmezlerden vakum uygulanarak üretilen pH değeri (4.96) açık kazanda pişirilenin pH değerinden (4.72) daha yüksek bulunmuştur (BATU ve AKTAN 1993). Halihazırdaki araştırmada da vakum uygulanarak üretilen pekmezin pH değeri açıkta (atmosfer basıncı) üretilen örneğin pH değerinden daha yüksek bulunmuştur. Kül suyu uygulaması da örneğin pH değerini artırıcı yönde etkiye sahip olmuştur (Çizelge 4).
                            Andız pekmezinin asit içeriğinin üzüm pekmezinden daha yüksek incir pekmezinden ise daha düşük olduğu belirlenmiştir. Kimyasal yöntemle durultulan örneğin asitliği (sitrik asit olarak) fiziksel yöntemle durultulana kıyasla daha yüksek olmuştur. Atmosfer basıncında (açık) pişirilen örneğin asitliği de vakumda pişirilene oranla daha yüksek olmuştur. BATU ve AKTAN (1993) tarafından yapılan çalışmada da açıkta pişirilen pekmezin vakumda pişirilene oranla asitliğinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (Çizelge 4).
                            Üretilen pekmezlerin lezzet, kıvam, renk, berraklık ve genel görünüş gibi nitelikleri analiz edilerek ürünün duyusal özellikleri belirlenmiştir. Duyusal özellikler ürünün tüketilebilirliğini belirleyen en önemli faktörlerden biridir. Örneklerin duyusal özelliklerinin ortalama değerlerine ait Duncan Çoklu Karşılaştırma Testi sonuçları ile standard sapma değerleri Çizelge 5'te verilmiştir.


                            F. ÖZDEMİR - A. TOPUZ - M. GÖLÜKCÜ - H. ŞAHİN 37

                            Fiziksel durultma yöntemi ile üretilen örneğin lezzeti panelistler tarafından (2.55), kimyasal yöntem ile durultulana (2.20) oranla daha yüksek puan almıştır. Pişirme yöntemlerinin etkisi incelendiğinde ise açıkta pişirilen pekmez 2.95 lezzet puanı ile vakum uygulanarak pişirilen pekmez'e göre (1.80) önemli (p<0.05) farklılık göstermiştir. Bu da tüketicinin atmosfer basıncında üretilen pekmezi vakumda pişirilene göre daha fazla tercih ettiğini göstermektedir. Gida proseslerinde oluşan lezzet bileşenlerinin büyük bir bölümünün yüksek sıcaklıklarda oluştuğu bilinmektedir. Nitekim atmosfer basıncında üretilen örnek vakum uygulanana göre daha yüksek sıcaklıklara maruz kalmaktadır. Kül suyu uygulamasının ise üretilen örneklerin lezzeti üzerine istatistiksel olarak önemli (p<0.05) bir etkisi olmamıştır (Çizelge 5).

                            Çizelge 5. Andız Pekmezinin Duyusal Özellik Puanı Ortalamaları (Ortalama+SS, n = 80).
                            Uygulama Uygulama Lezzet Kıvam Renk Berraklık Genel
                            Durultma KD 2.20±1.26b 3.05±1.65b 3.75±0.97a 4.50±0.87a 2.68±0.74a
                            FD 2.55±1.10a 3.83±1.04a 3.88±1.00a 3.98±1.01b 2.85±0.89a
                            Pişirme Vakum 1.80±0.99b 2.55±1.27b 3.80±0.99a 4.65±0.77a 2.58±0.82b
                            Açık 2.95±1.10a 4.33±0.95a 3.83±0.99a 3.83±0.99a 2.95±0.78a
                            Kül Küllü 2.18±1.18a 3.28±1.38b 3.70±0.96a 3.70±0.96a 2.78±0.84a
                            Külsüz 2.58±1.18a 3.60±1.47a 3.93±1.00a 4.15±0.95a 2.75±0.84a
                            Geleneksel 3.40±0.98 4.30±0.98 3.70±1.01 4.10±1.01 2.90±0.82
                            Farklı harf indeksleri p<0.05 seviyesinde ortalamalar arasında fark olduğunu göstermektedir. Durultma yöntemleri (KD, FD), pişirme yöntemleri (vakum, açık) ve kül suyu (küllü, külsüz) uygulamaları kendi aralarında karşılaştırılmıştır. KD: Kimyasal durultma, FD: Fiziksel durultma, SS: Standart sapma

                            Pişirme yöntemlerinin kıvam üzerine olan etkisi incelendiğinde de, vakumda pişirilen örneğin kıvamının atmosfer basıncında üretilenden çok daha düşük puan aldığı görülecektir. Nitekim gözlemlerimiz sonucunda vakumda pişirilen örneklerde sünme görülmüştür. Bunun da yine proses sıcaklıklarındaki farklılıktan dolayı üründe meydana gelen farklı reaksiyonlar sonucunda ortaya çıktığı düşünülmektedir. Etkisi incelenen bir diğer parametre olan kül suyu uygulamasının kıvam üzerinde önemli (p>0.05) etkiye sahip olmadığı görülmüştür (Çizelge 5). Ürünlerin renk, berraklık ve genel değerlendirme puan değerleri üzerine ise uygulanan varyasyon kaynaklarından hiç birinin istatistiksel olarak önemli (p>0.05) bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Ancak duyusal değerlendirmede durultma yöntemlerinden fiziksel yöntem, kimyasal durultma yöntemi ile durultulan ve pişirme yöntemlerinden atmosfer basıncında konsantre edilen vakum uygulanarak konsantre edilene göre renk yönünden daha yüksek puan almıştır (Çizelge 5). Bu durum vakum ve atmosfer basıncı altında konsantrasyon işlemlerindeki sıcaklık farklılığından kaynaklanabilir. Araştırmanın gerçekleştirilmesi sırasında açıkta ve dolayısıyla daha yüksek sıcaklıklarda konsantre edilen ürünlerin renginin arzu edilen parlak kırmızı rengi daha çok kazandırdığı gözlenmiştir.
                            Pekmezlerin beslenmedeki önemi yüksek enerjili bir gıda olmasının yanında besin elementlerince zengin olmasından da ileri gelmektedir. Pekmez örneklerinin makro ve mikro besin elementleri içeriği ortalamalarına ait Duncan testi sonuçları ile standard sapma değerleri Çizelge 6'da verilmiştir.

                            Çizelge 6. Andız Pekmezlerinin İçerdiği Bazı Makro ve Mikro Elementlere Ait Ortalamalar (Ortalama±SS mg/kg, n=8)
                            Durultma Durultma Pişirme Pişirme Kül Kül Geleneksel
                            KD FD Vakum Açık Küllü Külsüz
                            K 18846±646a 17963±377b 18500±730a 18309±673a 18419±761a 18390±652a 18838±719
                            Ca 1587±124a 1423±80b 1583±129a 1428±83b 1546±143a 1465±114b 1499±34.65
                            P 1298±92a 1305±32a 1342±39a 1262±65b 1284±73a 1320±59a 1445±28
                            Mg 824.3±101a 661.2±130b 799.8±145a 685.8±118b 754.5±124a 731.1±163a 843.8±4.4
                            Na 279.8±25.9a 134.5±29.3b 214.4±78.7a 199.9±85.2a 218.4±71.0a 195.9±90.8a 35.5±1.0
                            Zn 31.5±4.5a 26.0±1.5b 31.3±4.7a 26.2±1.7b 28.9±4.1a 28.6±4.9a 12.79±2.8
                            Mn 7.96±0.85a 7.12±0.34b 8.04±0.77a 7.03±0.25b 7.52±0.78a 7.55±0.79a 10.71±0.06
                            Fe 7.06±1.18a 4.35±1.25b 6.28±2.03a 5.13±1.50b 6.28±1.64a 5.13±1.92b 6.91±0.39
                            Cu 1.03±0.47b 2.27±0.13a 1.82±0.65a 1.48±0.79b 1.74±0.70a 1.55±0.78b 3.73±0.81
                            Farklı harf indeksleri p < 0.05 seviyesinde ortalamalar arasında fark olduğunu göstermektedir. Durultma yöntemleri (KD, FD), pişirme yöntemleri (vakum, açık) ve kül suyu (küllü, külsüz) uygulamaları kendi aralarında karşılaştırılmıştır. KD: Kimyasal durultma, FD: Fiziksel durultma, SS: Standart apma

                            38 GIDA YIL: 29 SAYI : 1 OCAK-ŞUBAT 2004

                            Pekmez örneklerinin potasyum, kalsiyum, magnezyum ve sodyum içerikleri kimyasal yöntem ile urultulanlarda fiziksel yöntemle durultulanlara oranla daha yüksek bulunmuştur. Bu da kimyasal durultma ajanlarının bu mineralleri bağlayıcı etkilerinin olmadığını göstermektedir. Konsantre etme metotlarının potasyum ve sodyum içeriği üzerine istatistiksel olarak önemli bir etkisi söz konu değilken, kalsiyum fosfor ve magnezyum içerikleri vakum uygulanarak konsantre edilen örneklerde atmosfer basıncında konsantre edilenlere oranla daha yüksek düzeyde tespit edilmiştir. Ancak istatistiksel olarak önemli görülen bu farklılık beslenme açısından önemlilik arz edecek düzeyde sayısal bir farklılık göstermemiştir. Nitekim bu etki mikro element miktarlarında da gözlenmiştir. Kül suyu uygulaması ise örneklerin potasyum, fosfor, magnezyum e sodyum içeriği üzerine istatistiksel olarak önemli etkiye sahip değilken (p<0.05), kalsiyum içeriğinde istatistiksel olarak önemli etkiye (p<0.05) sahip olmuştur (Çizelge 6).
                            Andız pekmezinin potasyum, kalsiyum, fosfor, magnezyum ve sodyum içeriği üzüm, harnup ve incir pekmezlerine göre oldukça zengin bulunmuştur (EKŞİ ve ARTIK 1986, BATU 1993, ŞİMŞEK 2000).
                            Örneklerin mikro element içerikleri diğer bazı pekmezlerle karşılaştırıldığında; andız pekmezinin çinko, mangan ve bakır mikro elementleri bakımından harnup pekmezine göre daha zengin iken demir elementince daha fakir (EKŞİ ve ARTIK 1986) üzüm pekmezine göre de yine mangan ve bakır bakımından daha zengin (BATU 1993) bulunmuştur. Bu da andız pekmezinin besin elementleri ihtiyacını karşılama açısından genel olarak üzüm, harnup ve incir pekmezine göre daha iyi bir kaynak olduğunu ortaya koymuştur.
                            Örneklerde en yüksek bakır ve mangan içeriği geleneksel yöntemle Gümüşdamla köyünde üretilen pekmezde tespit edilmiştir (Çizelge 6). Pekmez yapımında kullanılan pişirme kaplarının bakır kazanlar olması bunun başlıca nedeni olabilir. Nitekim geleneksel olarak pekmezler bakır kazanlar içinde kaynatılarak yapılmaktadır.
                            Çinko, mangan ve demir içeriği bakımından kimyasal yöntemlerle durultulan örnekler fiziksel yöntem ile durultulanlara göre daha zengin bulunmuştur. Fiziksel yöntemle durultulan örneğin bakır içeriği ise kimyasal yöntemle durultulan örneğe oranla daha yüksek bulunmuştur (Çizelge 6). Bunun durultma yöntemlerinde uygulanan farklı proseslerden ileri geldiği düşünülmektedir. Pişirme yöntemleri incelendiğinde ise bütün mineral maddeler açısından vakumda konsantre edilenlerin atmosfer basıncında işlenenlere oranla daha zengin olduğu görülmektedir (Çizelge 6). Üretim sırasındaki gözlemlerimiz bunun atmosfer basıncında konsantre etme esnasında ürünün kaynatma kaplarının çeperlerine ve dip kısmına yapışmasından kaynaklanabileceğini düşündürmekle beraber yine de sayısal olarak farklılıklar büyük değildir. Kül suyu uygulaması ise bazı mineral madde miktarlarında farklılıklara neden olabilmektedir. Bu farklılığın kül suyunun mineral içeriğinden değil, daha çok kül suyunun fiziksel ve kimyasal etkisinden ileri gelebileceği düşünülmektedir. Nitekim, kül suyunun örneklerin berraklığının artmasına neden olduğu görülmektedir (Çizelge 5). Örneklerin mineral içeriğindeki bu farklılığın kül suyunun bileşiminden ileri geldiğini düşünmek hatalı olur. Çünkü eklenen kül suyu miktarı oldukça düşük düzeydedir. Ayrıca kül suyu tüm elementler açısından da pekmeze göre daha fakirdir.
                            Pekmezlerin yüksek enerjili olmaları şeker içeriklerinden ileri gelmektedir. Ancak şeker kompozisyonu pekmezin üretildiği meyveye göre farklılık göstermekte olup ürüne özgüdür. Bu nedenle ürünün şeker kompozisyonunun bilinmesi oldukça önemlidir. HMF miktarı da şeker içeren gıdalarda önemli kalite karakteristiklerinden biridir. Farklı metotlar uygulanarak üretilen andız pekmezlerinin şeker ve HMF içeriği ortalamalarına ait Duncan testi ile standard sapma sonuçları Çizelge 7'de verilmiştir.
                            Pekmez örnekleri %19.42 ile %22.29 arasında değişen oranlarda invert şeker ve %31.99 ile %34.97 arasında değişen oranlarda toplam şeker içermektedir. Kimyasal yöntemle durultulan pekmez örneğinin früktoz, glikoz, sakkaroz ve dolayısıyla da toplam şeker içeriği fiziksel yöntemle durultulana oranla daha yüksek seviyede olmuştur. Ancak bu fark sakkaroz için önemsiz seviyede (p> 0.05) iken diğer şeker bileşenleri için önemli (p<0.05) seviyede olmuştur. Pişirme yöntemlerinin etkisi incelendiğinde ise atmosfer basıncında konsantre edilen örneğin glikoz içeriği vakum uygulanarak konsantre edilene oranla önemli (p<0.05) seviyede yüksek olmuştur. Ancak pişirme yönteminin diğer şeker içerikleri üzerindeki etkisi önemsiz (p>0.05) düzeyde olmuştur (Çizelge 7).


                            F. ÖZDEMİR - A. TOPUZ - M. GÖLÜKCÜ - H. ŞAHİN 39

                            Çizelge 7. Andız Pekmezinin Şeker Bileşimi (Ortalama±SS g/100 g Pekmez, n = 8).
                            Uygulama Uygulama Früktoz Glikoz Sakaroz T.Şeker HMF
                            Durultma KD 12.65±0.56a 8.55±0.87 12.59±0.82a 33.80±1.11a 1.44±1.08a
                            FD 11.77±0.43b 7.65±0.73b 12.65±0.96a 31.99±1.77b 1.61±1.09a
                            Pişirme Vakum 12.15±0.84a 7.54±0.67b 12.75±0.73a 32.44±1.74b 1.10±1.12b
                            Açık 12.27±0.48a 8.66±0.76a 12.40±1.00a 32.34±1.65a 1.94±0.84a
                            Kül Küllü 12.20±0.61a 8.18±1.03a 12.47±0.94a 33.85±1.84a 1.18±0.85b
                            Külsüz 12.22±076a 8.02±0.82a 12.69±0.82a 32.93±1.69a 1.87±1.17a
                            Geleneksel 13.93±0.26 8.36±0.33 12.68±0.62 34.97±1.20 1.25±0.14
                            Farklı harf indeksleri p<0.05 seviyesinde ortalamalar arasında fark olduğunu göstermektedir. Durultma yöntemleri (KD, FD), pişirme yöntemleri (vakum, açık) ve kül suyu (küllü, külsüz) uygulamaları kendi aralarında karşılaştırılmıştır. KD: Kimyasal durultma, FD: Fiziksel durultma, SS: Standart sapma, T. Şeker: Toplam Şeker

                            Andız pekmezinin toplam şeker içeriği üzüm, harnup, incir ve dut pekmezlerine göre daha düşük bulunmuştur. Aynı şekilde toplam invert şeker ve sakkaroz miktarları da bu pekmezlere oranla daha düşük olmuştur (EKŞİ ve ARTIK 1986, BATU 1993, AKSU ve NAS 1996, ŞİMŞEK 2000). Bu özellik andız pekmezinin en önemli ayırt edici kalite karakteristiklerinden biridir. Genelde pekmezlerin şeker içerikleri briks derecesi değerine yakındır. Bazı meyvelerden üretilen pekmezlerde bu fark biraz belirgin ise de andız pekmezinde olduğu gibi çok farklı değildir. Bunun da andız meyvesinden üretilen pekmezde kırılma indisini etkileyen ancak şeker olmayan bileşenlerin (şeker alkoller, polifenoller, asitler, mineral maddeler vb) yüksek oranda olmasından ileri geldiği düşünülmektedir. Nitekim duyusal olarak andız pekmezi örneklerinin tatlılık dereceleri diğer pekmezlere göre daha düşük bulunmuştur.
                            Ürünlerin tamamında tespit edilen HMF değerleri ısıl işlem görmüş şekerli ürünlere göre oldukça düşük düzeylerde kalmıştır. Bunun andız meyvesinin bileşiminden ileri geldiği düşünülmektedir. Durultma işleminin örnekerin HMF değerleri üzerine herhangi bir etkisi yok iken pişirme yöntemlerinden atmosfer basıncında konsantre edilen vakumda konsantre edilene kıyasla önemli düzeyde daha yüksek ve kül suyu uygulamasının örneklerin HMF değeri ise külsüz olana oranla daha düşük tespit edilmiştir (Çizelge 7). Andız pekmezinin HMF içeriği dut, üzüm ve incir pekmezlerine kıyasla oldukça düşük bulunmuştur (KARAKAYA ve ARTIK 1990, AKSU ve NAS 1996, ŞİMŞEK 2000).
                            Sonuç olarak bu araştırma ile geleneksel olarak üretilen yöresel ürünlerimizden biri olan andız pekmezinin ve pekmez üretiminde kullanılan andız meyvesinin bazı özellikleri ortaya konularak gerek sağlık amacıyla ve gerekse de besin olarak değerlendirilen bu ürünün bileşim unsurları hakkında detaylı veriler ortaya konmuştur. Andız pekmezi özellikle mineral içeriği açısından oldukça zengin bir üründür. Araştırmada ayrıca kimyasal yolla durultma, açıkta konsantre etme ve kül suyu uygulamalarının genel olarak daha iyi ürün özellikleri elde edilmesinde başarılı bulunduğu söylenebilir.

                            KAYNAKLAR

                            AKSU, M.İ. ve NAS, S. 1996. Dut Pekmezi Üretim Tekniği ve Çeşitli Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri. Gıda 21 (2) 83-88. ALTUĞ, T. 1993. Duyusal Test Teknikleri. E.Ü. Mühendislik Fakültesi Ders Kitapları, Yayın No: 28, İzmir. ANONİM 1982. Üzüm Pekmezi Standardı. TS 3792. TSE, Ankara.
                            ANONİM 1993. Gıda Maddeleri Muayene ve Analiz Yöntemleri. T.C. Orman ve Köyişleri Bakanlığı, Gıda İşleri Genel Müdürlüğü, Genel Yayın No: 65, Ankara.
                            ANONYMOUS 1989. Analytical Methods Varian Australia Pty. Ltd. Mutgrave Victoria, Publication No: 85, Australia. AOAC 1990. Offical Methods of Analysis, 17th Ed., Assoc. of Offical Analytical Chemists, Washington.
                            ARIKAN, B. ve ŞANLIER, N. 2000. Toplumumuzun Beslenmesinde Pekmezin Kullanılması ve Önemi. TSE Tüketici Bülteni, 139: 8.
                            BAKTIR, İ. 1991. Ağaçlar ve Çalılar. Akdeniz Üniversitesi Yayın No: 39, Akdeniz Üniversitesi Basımevi, Antalya.



                            40 GIDA YIL: 29 SAYI : 1 OCAK-ŞUBAT 2004

                            BATU, A. ve AKTAN, N. 1992. Kuru Üzümlerden Pekmez Yapılmasında Şıraya Uygulanan Asit Gidericilerin Miktarları Üzerinde Bir Araştırma. Gıda 17 (2) 143-150.
                            BATU, A. 1993. Kuru Üzüm ve Pekmezinin İnsan Sağlığı ve Beslenmesi Açısından Önemi. Gıda 18 (5) 303-307.
                            BAYTOP, T. 1994. Türkçe Bitki Adları Sözlüğü. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Dil Kurumu Yayınları No: 578, Ankara.
                            CEMEROĞLU, B. 1992. Meyve ve Sebze İşleme Endüstrisinde Temel Analiz Metotları. Arsu Ofset, Ankara. DÜZGÜNEŞ, O. KESİCİ, T. KAVUNCU, O. ve -----GÜRBÜZ, F. 1987. Araştırma ve Deneme Metotları. Ankara Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Yayınları No: 1021, Ankara.
                            EGAN, H. KIRK, R.S. and SAWYER, R. 1981. Person's Chemical Analysis of Foods, Longman Inc., New York. EKŞİ, A. ve ARTIK, N. 1986. Harnup (Keçiboynuzu) Meyvesi ve Pekmezinin Kimyasal Bileşimi. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yıllığı, Cilt 36, Fasikül 1'den Ayrı Basım. Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara.
                            KACAR, B. 1972. Bitki ve Toprağın Kimyasal Analizleri II. Bitki Analizleri. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yayınları No: 453, Ankara.
                            KACAR, B. ve KOVANCI, I. 1982. Bitki, Toprak ve Gübrelerde Kimyasal Fosfor Analizleri ve Sonuçların Değerlendirilmesi. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yayınları No: 453, İzmir.
                            KARAKAYA, M. ve ARTIK, N. 1990. Zile Pekmezi Üretim Tekniği ve Bileşim Unsurlarının Belirlenmesi. Gıda 15 (3) 151-154. KAYACIK, H. 1967. Orman ve Park Ağaçlarının Özel Sistematiği. İstanbul Üniversitesi, Orman Fak. Yayınları No: 98, Dizerkonca Matbaası, İstanbul.
                            KAYAHAN, M. 1982. Üzüm Şırasının Pekmeze İşlenmesinde Meydana Gelen Terkip Değişmeleri Üzerinde Araştırmalar. Ankara Üniversitesi, Ziraat Fak. Yayınları No: 797. Ankara.
                            NAS, S. ve NAS, M. 1987. Pekmez ve Pestilin Yapılışı, Bileşimi ve Önemi. Gıda 12(6) 347-352.
                            ÖZDEMİR, F. 1996. Geleneksel Yöntemle Üretilen Çeşitli Meyve Suyu Konsantreleri (Ekşi) Üretim Tekniği ve Bazı Özellikleri. Akdeniz Üniversitesi, Ziraat Fak. Dergisi 9: 101-107.
                            ÖZDEMİR, F. NAS, S. and TOPUZ, A. 1997. Traditional Turkish Food Made From Fruit. Fruit Processing 9: 360-363. SAATÇİOĞLU, F. 1971. Orman Ağacı Tohumları. İstanbul Üniversitesi, Orman Fakültesi Yayınları No: 173, Semet Matbaası, İstanbul.
                            ŞİMŞEK A. 2000. Farklı Hammaddelerden Üretilen Pekmezlerin Bileşimi Üzerine Araştırma (Yüksek Lisans Tezi) Ankara Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Ankara.
                            TOPUZ, A. 1998. Yenidünya Çeşitlerinin (Eribotrya japonica L.) Bazı Fiziksel, Kimyasal Özellikleri ile Marmelat, Nektar ve Konserveye İşlenebilme Olanaklarının Belirlenmesi (Yüksek Lisans Tezi). Akdeniz Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüü, Antalya.
                            YALTIRIK, F. 1993. Dendroloji Ders Kitabı | Gymnospermae (Açık Tohumlular). İstanbul Üniversitesi, Orman Fak. Yayınları, İ.Ü. Yayın No: 3443, İstanbul.
                            YURDAGEL, Ü. ve DAVARPANAH, S. 1993. İncir Pekmezi Eldesinde Kalitesine Etki Eden Unsurların Araştırılması. Ege Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi Dergisi Seri: B Gıda Mühendisliği Dergisi 11 (1) 97-103.
                            YAZICIOĞLU, T. ve GÖKÇEN, J. 1984. Pekmez imalat Tekniği Geliştirme Olanakları. Gıda Sanayinde Teknolojik Gelişmeler Sempozyumu, 18 Mayıs, Ege Üni. Mühendislik Fak., Gıda Mühendisliği Bölümü, Bornova.
                            Konu ahmetkirmizi tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/18434-ahmetkirmizi Saat 28 April 2023, 16:32 ) değiştirilmiştir.

                            Yorum yap


                            • #15
                              MAZI çok çok Tehlikeli Olabilir, Andız Balgam Söktürücü, Öksürük ve Bronşite karşı Etkilidir



                              Candida Mantarına Karşı Andız Pekmezi ve Kefirin Mucize Etkileri

                              Konu ozgurcay tarafından (https://bitkiara.com/vb5/member/18435-ozgurcay Saat 06 June 2023, 12:17 ) değiştirilmiştir.

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X