Alerji, vücudumuza dışarıdan giren çeşitli maddelere karşı gösterilen anormal bir tepki olarak tanımlanabilir. Burada esas amaç, vücudu yabancı olduğu farkedilen bu maddeye karşı korumaktır. Aslında yabancı olduğu halde, vücudumuza hiçbir zararı dokunmayacak hatta yararları olabilecek bu madde adeta bir düşman işlemi görmekte ve düşmana gösterilen bu aşırı tepki vücutta birtakım hasarlara ve zararlara yol açmakta ve alerjik bir hastalık olarak karşımıza çıkmaktadır. Örneğin, yumurtaya alerjisi olan bir kişiyi ele alalım. Yumurta, normal insanlar için, içerdiği protein, vitamin.. gibi yapı taşları ile çok yararlı bir besin maddesidir. Yumurtaya alerjisi olan kişi, yumurtayı kendine yabancı, hatta düşman gibi görür. Bu kişi yumurta yediğinde bağışıklık sisteminin alarm zilleri çalmaya başlar:
Dikkat, vücuduna bir yabancı girdi. O senin düşmanın, onu yok et. Bağışıklık sistemi de tüm kuvvetleriyle yumurtayla savaşa başlar ve sonuçta hafif kaşıntılardan astıma, saman nezlesinden anafilaksiye kadar çeşitli alerjik tablolar ortaya çıkar. Çok değerli bir besin maddesine gösterilen bu tepki ne kadar haksız değil mi?
Diğer taraftan, arı zehirine alerjik olan bir kişideki aşırı tepkinin ise son derece geçerli bir mantığı vardır. Bu, adı üstünde arı zehiri. Bu zehirden vücudun haberdar olması, ona karşı birtakım tepkiler göstermesi, onu yok etmeye çalışması.. hep vücudun yararı içindir. Ama, bu tepkilerden vücut da bu arada zarar görürmüş, o başka mesele.
Aeroalerjenlerin en önemlileri şunlardır:
Ev akarları,
Polenler,
Bazı evcil hayvanlar (kedi, köpek...)
Küf mantarları..
Bu alerjenlerin, akciğerlerdeki küçük bronşiollere ve hava keseciklerine kadar gelebilmeleri için çaplarının 5 mikron' dan daha küçük olması gerekir. 5 mikrondan daha büyük çaplı alerjenler, boyutlarına göre, burunda veya üst solunum yollarında tutunurlar.
Çapları 20-60 mikron olan polenlerin, astımdan çok alerjik nezleye yol açmalarının nedenlerinden biri de bunların büyüklükleri nedeniyle küçük bronşlara kadar gelememeleri olabilir.
Kimler alerjiye daha yakındır?
Bazı kişiler doğuştan alerjiye daha yatkındırlar. İşte, doğuştan genetik (kalıtsal) olarak alerjiye yatkın olmaya atopi, böyle kişilere de atopik kişi denir. Atopik kişi sahip olduğu kalıtsal özellikler nedeniyle, karşılaştığı bazı maddelere karşı immunglobulin E sınıfından antikorlar üretir ve dolayısıyla da o madde, o kişi için artık herhangi bir madde değil, bir alerjendir.
Atopik kişilerin kanında alerjik oldukları maddelere karşı yüksek miktarda immunglobulin E antikorları vardır ve bunlarda günün birinde bir alerjik hastalık ortaya çıkma riski yüksektir.
Atopik kişilerde alerjik hastalığın ortaya çıkmasında, örneğin astım belirtileri göstermeye başlamasında çevresel faktörlerin çok önemli etkisi vardır. Nitekim, genetik yapıları aynı olan tek yumurta ikizlerinin sadece %'inde aynı alerjik hastalık bulunur. Alerji yalnız kalıtsal faktörlerin etkisiyle ortaya çıkıyor olsaydı, her iki çocuğun da aynı alerjik hastalığa sahip olması gerekirdi.
Alerjik hastalıklar nelerdir?
Alerjik hastalıkların başlıcaları şunlardır:
SAMAN NEZLESİ (Alerjik Nezle)
GÖZ NEZLESİ (Alerjik Konjunktivit)
ASTIM (Alerjik Bronşit)
ÜRTİKER ve EGZEMA (Alerjik Deri Hastalıkları)
Alerjik hastalıklar nasıl ortaya çıkıyor?
Alerjik hastalıkların ortaya çıkması için atopik özelliğe sahip kişinin belirli bir süre allerjenlerle temas etmesi gerekir. Buna duyarlılık kazanma süresi denir ve birkaç haftadan birkaç yıla kadar değişebilir. Bu dönemde, allerjene karşı immunglobulin E (IgE) adı verilen özel antikorlar üretilir ve bunlar da mast hücrelerinin yüzeylerine yapışırlar. Bu kişi tekrar allerjenle karşılaştığında, allerjen ile IgE' nin hücre yüzeyindeki birleşmeleri, mediatör ismi verilen çeşitli maddelerin salınmasına neden olur. Allerjik hastalıkların belirtilerinden bu mediatörler sorumludur.
Allerjik hastalıklar, allerjenle mast hücresi yüzeyindeki antikorların buluşma yerlerine göre farklı hastalıklar olarak karşımıza çıkar. Meselâ, bu buluşma burun zarında oluyorsa saman nezlesi, bronşlarda ise astım ve derimizde ise egzema görülür.
Vücudun tümünü ilgilendiren yaygın allerjik reaksiyonlara ise anafilaksi veya allerjik şok ismi verilir.
Bitkisel Tedavi, İbrahim Gökçek, Bitkisel Ürünler, Gökçek Gıda İlaç, şifa market.
Dikkat, vücuduna bir yabancı girdi. O senin düşmanın, onu yok et. Bağışıklık sistemi de tüm kuvvetleriyle yumurtayla savaşa başlar ve sonuçta hafif kaşıntılardan astıma, saman nezlesinden anafilaksiye kadar çeşitli alerjik tablolar ortaya çıkar. Çok değerli bir besin maddesine gösterilen bu tepki ne kadar haksız değil mi?
Diğer taraftan, arı zehirine alerjik olan bir kişideki aşırı tepkinin ise son derece geçerli bir mantığı vardır. Bu, adı üstünde arı zehiri. Bu zehirden vücudun haberdar olması, ona karşı birtakım tepkiler göstermesi, onu yok etmeye çalışması.. hep vücudun yararı içindir. Ama, bu tepkilerden vücut da bu arada zarar görürmüş, o başka mesele.
Aeroalerjenlerin en önemlileri şunlardır:
Ev akarları,
Polenler,
Bazı evcil hayvanlar (kedi, köpek...)
Küf mantarları..
Bu alerjenlerin, akciğerlerdeki küçük bronşiollere ve hava keseciklerine kadar gelebilmeleri için çaplarının 5 mikron' dan daha küçük olması gerekir. 5 mikrondan daha büyük çaplı alerjenler, boyutlarına göre, burunda veya üst solunum yollarında tutunurlar.
Çapları 20-60 mikron olan polenlerin, astımdan çok alerjik nezleye yol açmalarının nedenlerinden biri de bunların büyüklükleri nedeniyle küçük bronşlara kadar gelememeleri olabilir.
Kimler alerjiye daha yakındır?
Bazı kişiler doğuştan alerjiye daha yatkındırlar. İşte, doğuştan genetik (kalıtsal) olarak alerjiye yatkın olmaya atopi, böyle kişilere de atopik kişi denir. Atopik kişi sahip olduğu kalıtsal özellikler nedeniyle, karşılaştığı bazı maddelere karşı immunglobulin E sınıfından antikorlar üretir ve dolayısıyla da o madde, o kişi için artık herhangi bir madde değil, bir alerjendir.
Atopik kişilerin kanında alerjik oldukları maddelere karşı yüksek miktarda immunglobulin E antikorları vardır ve bunlarda günün birinde bir alerjik hastalık ortaya çıkma riski yüksektir.
Atopik kişilerde alerjik hastalığın ortaya çıkmasında, örneğin astım belirtileri göstermeye başlamasında çevresel faktörlerin çok önemli etkisi vardır. Nitekim, genetik yapıları aynı olan tek yumurta ikizlerinin sadece %'inde aynı alerjik hastalık bulunur. Alerji yalnız kalıtsal faktörlerin etkisiyle ortaya çıkıyor olsaydı, her iki çocuğun da aynı alerjik hastalığa sahip olması gerekirdi.
Alerjik hastalıklar nelerdir?
Alerjik hastalıkların başlıcaları şunlardır:
SAMAN NEZLESİ (Alerjik Nezle)
GÖZ NEZLESİ (Alerjik Konjunktivit)
ASTIM (Alerjik Bronşit)
ÜRTİKER ve EGZEMA (Alerjik Deri Hastalıkları)
Alerjik hastalıklar nasıl ortaya çıkıyor?
Alerjik hastalıkların ortaya çıkması için atopik özelliğe sahip kişinin belirli bir süre allerjenlerle temas etmesi gerekir. Buna duyarlılık kazanma süresi denir ve birkaç haftadan birkaç yıla kadar değişebilir. Bu dönemde, allerjene karşı immunglobulin E (IgE) adı verilen özel antikorlar üretilir ve bunlar da mast hücrelerinin yüzeylerine yapışırlar. Bu kişi tekrar allerjenle karşılaştığında, allerjen ile IgE' nin hücre yüzeyindeki birleşmeleri, mediatör ismi verilen çeşitli maddelerin salınmasına neden olur. Allerjik hastalıkların belirtilerinden bu mediatörler sorumludur.
Allerjik hastalıklar, allerjenle mast hücresi yüzeyindeki antikorların buluşma yerlerine göre farklı hastalıklar olarak karşımıza çıkar. Meselâ, bu buluşma burun zarında oluyorsa saman nezlesi, bronşlarda ise astım ve derimizde ise egzema görülür.
Vücudun tümünü ilgilendiren yaygın allerjik reaksiyonlara ise anafilaksi veya allerjik şok ismi verilir.
Bitkisel Tedavi, İbrahim Gökçek, Bitkisel Ürünler, Gökçek Gıda İlaç, şifa market.
